Moral values
94 theses under this subject heading
Râtib en-Nâbulsî'nin tefsirinde ahlâkî değerler
Ahlâk, tarih boyunca bireysel ve toplumsal yaşamda önemli yer tutmuş ve toplumların huzurunu sağlama adına üzerinde çalışılan konulardan biri olmuştur. Allah, insanlara akıl vererek doğru yolu bulmaları için peygamberler aracılığıyla ilâhî mesajlar göndermiştir. Kur'ân, her âyetiyle ahlâkî meselelere çözümler sunar ve insanları erdemli bir yaşam sürmeye teşvik eder. Âyetlerin doğru şekilde anlaşılması ve hayata geçirilmesi büyük önem taşır. Bu maksada matuf telif edilen tefsirler, aynı zamanda Kur'ân'ın evrensel ahlâkî ilkelerini günün koşullarında yeniden yorumlama imkânı da sağlayabilir. Bu bağlamda dikkat çeken eserlerden birisi, ictimâî-edebî tefsir özelliğiyle öne çıkan Tefsîru'n-Nâbulsî'dir. Çağdaş bir müfessir olan Nâbulsî'ye ait bu eser, Kur'ân'ın ahlâkî ilkelerini modern toplumların ihtiyaçlarına uyarlamada değerli bir referans niteliğindedir. Bu çalışmanın amacı, Kur'ân'da geçen ahlâkî değerlere dair Tefsîru'n-Nâbulsî'de yer alan izahları ve bunların bugünün dünyasında uygulanabilirliği konusunu incelemektir. Yine Nâbulsî'nin yorumları çerçevesinde, İslâm ahlâkının çağdaş toplumlarda üstlendiği rolü anlamaya yönelik, küreselleşme ile teknolojinin getirdiği ahlâkî sorunlar hakkında çözüm önerilerini ele almaktır. Çalışmada önce Nâbulsî'nin hayatı, ailesi, eğitimi ve ilmî kariyeri ile ahlâkın tanımı, kaynağı, imanla ilişkisi ve modern dönemdeki ahlâk krizleri konu edilmiştir. Daha sonra Nâbulsî'nin tefsirinde bireysel, ailevî, toplumsal ve yönetimle ilgili ahlâkî prensipler ele alınmıştır. Yine Nâbulsî'nin tefsirindeki ahlâkî prensiplerin, bireysel ve toplumsal sorunlarına pratik çözümler sunma ve İslâm ahlâkının güncel sorunlarla başa çıkmada etkili bir yol olabileceği düşüncesi tartışılmıştır. Kur'ân'ın evrensel ahlâkî mesajlarının doğru bir şekilde anlaşılması ve uygulanmasının, birey ve toplum yaşamında etkili rol oynadığı sonucuna varılmıştır.
Lise öğrencilerinin ahlâkî değerlerinin kelâmî açıdan değerlendirilmesi (Diyarbakır örneği)
İnsanlık tarihi boyunca ahlâk, toplumların düzeni, bireylerin hem dünyevî hem de uhrevî mutluluğu açısından vazgeçilmez bir unsur olmuştur. Disipliner bir yapıya sahip olmasa da teorik anlamda en eski toplumlarda bile bazı ahlâkî değerlerin var olduğu kabul edilmektedir. Günümüz dünyasında ve yaşadığımız toplumda da farklı ahlâk anlayışları ve değer alanlarının olduğunu görebilmekteyiz. Özellikle gençlerimizin ahlâkî tavırlarının bazı dış etkenler sonucunda yaşadığımız toplumun inanç, gelenek ve görenekleriyle şekillenmiş ahlâk anlayışından uzaklaşmakta olduğu gözlemlenmektedir Bu çalışmada liseli gençlerin eğitim gördükleri okul türlerine göre ahlâk anlayışları mukayese edilip aldıkları eğitimin pratikte ne derece uygulandığı araştırılmıştır. Aynı zamanda gençlerin ahlâk anlayışlarını analiz etmek için hazırlanan mülâkat sorularına verilen cevapların Kelâm ilmine göre değerlendirilmesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ahlâk, Gençler, İmam Hatip Lisesi, İslâm Ahlâkı, Kelâm
Televizyon haberciliğine alternatif bir mecra: Etik değerler,yurttaş gazeteciliği, dijital gazetecilik, medya ekonomisi ekseninde Youtube haberciliği
Bu araştırmanın konusu televizyon haberciliğine alternatif bir mecra: etik değerler, yurttaş gazeteciliği, dijital gazetecilik, medya ekonomisi ekseninde youtube haberciliği olarak belirlenmiştir. Günümüz toplumunda sosyal medya çok sık kullanılan bir alan olarak karşımıza çıkıyor. Toplum bilgiyi ve haberi ilk olarak sosyal medya aracılığıyla öğreniyor. Durum böyle olunca haberciliğin etik değerleri görmezden geliniyor. Ayrıca asparagas haberler ile takipçiler yanlış yönlendiriliyor. Bununla beraber artık Youtube üzerinden profesyonel habercilik de gelişiyor. Bu çalışma, giderek büyüyen Youtube haberciliğinin ekonomik boyutlarının televizyon haberciliği ile arasındaki durumu, kısacası Youtube haberciliğinin televizyon haberciliğine bir alternatif olup olmadığı araştırılarak, gelecekte hangi mecranın daha popüler olacağı düşüncesinden hareketle yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Gazetecilik, Yurttaş gazeteciliği, Dijital gazetecilik, Youtube
Değerler eğitiminde çocuklar için felsefe (P4C) yaklaşımının kullanım imkânı ve sınırlılıkları
Bu çalışma, değerler eğitiminde Çocuklar İçin Felsefe (P4C) yaklaşımının kullanım imkânlarını ve karşılaşılan problemleri incelemektedir. P4C, Matthew Lipman tarafından geliştirilen ve çocuklarda eleştirel, yaratıcı ve etik düşünme becerilerini teşvik eden bir eğitim yaklaşımıdır. Araştırma, P4C'nin değerler eğitiminde nasıl kullanılabileceğini analiz etmekte ve bu yaklaşımın değerler eğitiminde kullanımının imkânını, sınırlılıklarını ve karşılaşılan zorlukları ele almaktadır. Nitel araştırma yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen çalışmada, doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Bulgular, P4C'nin değerler eğitimi açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu, ancak bu yaklaşımın uygulanmasında belirli sınırlılıkların ve zorlukların bulunduğunu göstermektedir. Özellikle öğretmen eğitimi, kültürel farklılıklar, uygulama materyallerinin uygunluğu ve eğitim politikalarının yetersizliği gibi konular, P4C'nin etkin bir şekilde uygulanmasını engelleyen başlıca problemler olarak ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, P4C'nin değerler eğitimine katkı sağlama potansiyeli vurgulanmakla birlikte, değerler eğitiminde kullanımıyla ilgili daha fazla eleştirel çalışmaya ihtiyaç duyulduğu belirtilmiş, bu yaklaşımın değerler eğitiminde kullanımında karşılaşılan zorluklara öneriler sunulmuştur.
Doğa temelli eğitim yaklaşımının erken çocuklukta değer kazanımına ilişkin durum çalışması
Bu araştırma, doğa temelli eğitim yaklaşımının erken çocuklukta değer kazanımına etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışması esas alınarak yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubu doğa temelli eğitim veren, İstanbul ilinde bulunan iki anaokulu, Kocaeli ilinde bulunan bir anaokulu ve Yalova ilinde bulunan bir anaokulundaki veliler ve öğretmenlerden oluşturmaktadır. Her okuldan 3 öğretmen ve 3 veli olmak üzere toplam 12 öğretmen ve 12 veli ile çalışma yürütülmüştür. Verilerin toplanması amacıyla nitel ölçme araçlarından görüşme türü tercih edilmiştir. Araştırmacı tarafından doğa temelli eğitimin değer kazanımıyla ilişkisini ortaya çıkarmak amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. Veriler İstanbul, Kocaeli ve Yalova ilinden seçilen doğa temelli eğitim veren anaokullarındaki öğretmen ve veliler ile yüz yüz görüşülerek elde edilmiştir. Görüşmeler okullar ziyaret edilerek yüz yüze gerçekleştirilmiş ve katılımcıların izni dahilinde kayıt altına alınmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiş; analiz sürecinde MAXQDA nitel veri analiz programından yararlanılmıştır. Görüşme sonucundan elde edilen bulgular alt problemler göz önüne alınarak kategorileştirilmiş; öğretmen ve velilerin görüşleri iki ayrı başlık altında incelenmiştir. Araştırma bulguları, doğa temelli eğitimin, çocuklarda sosyal-duygusal, fiziksel, bilişsel alanları kapsayan bütüncül bir gelişimi desteklediğini ortaya koymaktadır. Öğretmen ve veli görüşleri, bu eğitim modelinin değer aktarımında geleneksel yöntemlere kıyasla daha kalıcı ve içselleştirilmiş deneyimler sunduğunu göstermektedir. Bu durumun temel nedeni, doğanın, soyut kavramların somutlaştırılabildiği uygun ortamı sağlayarak, çocukların değerleri doğrudan deneyimleyerek kazanmaları için önemli bir fırsat sunmasıdır. Elde edilen bulgular doğrultusunda, doğa temelli eğitim yaklaşımının erken çocukluk dönemi değer kazanımında etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırmanın sonucu doğrultusunda, anaokulu bahçelerinin doğal unsurlar barındırmasına özen gösterilmesi ve çocukların okul ortamında da doğayla doğrudan temas kurabilecekleri doğal öğrenme alanları oluşturulması önerilmektedir.
Akademisyenlerin çevre algısı ve çevreye dini ve manevi yaklaşımları
Bu çalışmanın amacı, akademisyenlerin çevreyi nasıl algıladıkları ve çevreye yönelik dini ve manevi açıdan nasıl bir yaklaşıma sahip olduklarını analiz etmektir. Çalışma kapsamında kavram olarak çevre, çevre algısı ve çevre sorunları, sorunların kaynağındaki nedenler, olası çözüm önerileri, çevre algısı ve çevre sorunlarının dini inançla olan ilişkisi, akademide ve eğitimde çevrenin önemi, modernite ve teknolojik gelişmelerin etkisinde insan ve çevre ilişkisi ve korona virüs tecrübesi ile insan ve çevre ilişkisi akademisyenlerin görüşlerine başvurularak mukayeseli bir biçimde incelenmektedir. Bugün, fen bilimlerinin yanı sıra sosyal bilimlerde farklı açılardan araştırma konusu yapılan çevre ile ilgili hemen her gün yeni bir çalışma yapılmaktadır. Ancak literatürde çevre algısına yönelik akademisyenlerin yaklaşımlarına başvurularak yürütülen herhangi bir araştırmaya rastlanamamıştır. Mevcut çalışmada, akademisyenlerin çevreyi ve çevre sorunlarını algılayışlarında dini ve manevi değerlerin etkisi sorgulanmıştır. Sahip olunan çevre algısında dinin yegâne etken olduğu söylenememekle birlikte, dinden bağımsız bir çevre anlayışının da mümkün olamayacağı bulgusuna rastlanmıştır. Söz konusu çalışma, akademisyenlerle yapılan derinlemesine mülakatlardan elde edilen nitel verilerin yanı sıra çevre ile ilgili bugüne dek yürütülen çalışmalara ve geliştirilen teorilere dayanmaktadır. Bu açıdan araştırmanın sosyolojik bir nitelik taşıdığı ifade edilmelidir. Çalışmada çevrenin ele alınış şekli bakımından daha çok beşerî yönü üzerinde durulmuş olup toplumsal bir olgu olarak insan ve çevre ilişkisine odaklanılmıştır. Ayrıca, araştırmada fiziki çevreye yönelik değerlendirmeler yer almakla birlikte, çevrenin sosyal ve manevi yönüne de vurgu yapılmaktadır. Bu araştırmanın evrenini akademisyenler oluşturmakta olup örnekleminde ise sosyal bilimler alanı ağırlıklı olmak üzere İstanbul'da bulunan ve farklı bölümlerde görevli olan 13 akademisyen yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Akademisyenler, Çevre algısı, Çevre sorunları, Çevre ve Din, İnsan ve Çevre.
Gezi parkı olayları ve 15 temmuz darbe girişimi haberlerinin kriz haberciliği kapsamında etik açısından karşılaştırılması
Bu çalışmada, Gezi Parkı Olayları ve 15 Temmuz Darbe Girişimi haberleri, kriz haberciliği ve etik unsurlar çerçevesinde analiz edilip değerlendirilmiştir. Kavramsal açıdan bağlantılı şekilde ilerleyen çalışmada, televizyon haberciliğindeki örnekler incelenmiştir. Çalışmada, içerik analizi yöntemi uygulanmıştır. Kriz haberciliği, medyanın yönetmekte güçlük çektiği bir alan olduğundan, etik açıdan sorunlar doğurabilmektedir. Bu çalışmada da, ilgili sorunlar ön görülmektedir. Kuramsal olarak kriz haberciliği ve etik gibi kavramların karşılığının, uygulamada ne denli yer bulabildiği, analizler sonucunda ortaya çıkarılmıştır. Gezi Parkı ve 15 Temmuz süreçlerinin, Kanal D ile NTV haberlerinde ne şekilde yer bulduğu, bu çıkarımları oluşturmaktadır.
Erol Güngör'de ahlak ve değerler alanına ait kavramların felsefi tahlili
Ahlak ve değerler konusu insanlığın bütün dönemlerinde, toplumun her kesimini ilgilendiren tartışmalı konulardan biri olmuştur. Günümüzde ahlak ve değerler konusu teorikte herkes tarafından bilinen ancak uygulamada ihmal edilen ve davranışlara yansımayan bir hal almıştır. Yakın tarihimizin düşünürlerinden Erol Güngör dönemin getirisi olan ve milleti etkileyen her sorunla yakından ilgilenmiştir. Bu açıdan ahlak ve değerler konusundaki görüşlerini, sorunların tespiti ve durum tahlilleri ile ortaya koymuştur. Çalışmamızın amacı; Erol Güngör'ün ahlak konusundaki görüşlerini ve değerler alanıyla ilgili tavsiyelerini bütün bir şekilde incelemektir. Çalışmamızın giriş bölümünde; konuya temel oluşturması açısından ilk olarak ahlakın ve ahlak felsefesinin önemi konusuna değinilmiş, sonrasında Erol Güngör'ün ahlak düşüncesini daha iyi anlayabilmek amacıyla genel düşünce yapısına yer verilmiştir. Birinci bölümde; Güngör'ün hayatına dair bilgiler verilmiş ve ahlak düşüncesi farklı noktalarıyla ele alınmıştır. İkinci bölümde ise Güngör'ün düşüncelerinde yer alan bazı değerler; felsefi temeller ve farklı görüşler ışığında incelenmiştir. Güngör'ün bu alana katkıları ve değerler hakkındaki görüşleri ortaya konulmuştur. Sonuç kısmında Güngör'ün değerler hakkındaki görüşleri değerlendirilmiştir. Ahlak ve değerler konusundaki tespitlerinin günümüzde geçerliliğini koruyan problemler olduğu görülmüştür. Bu açıdan sunduğu çözüm ve tavsiyeleri anlamanın büyük ölçüde gerekli ve önemli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Erol Güngör, Değer, Ahlak, Kişilik, Eğitim
Üniversite öğrencilerinin pazarlama ahlakı ve etiği perspektifinden ürün ve reklam algısına ilişkin bir uygulama
Rekabetin arttığı, tüketici istek ve ihtiyaçlarının sürekli yenilendiği günümüz ekonomik ortamında, işletmelerin tüketiciye en yakın fonksiyonu olan pazarlamanın görev ve sorumlulukları hem tüketicilerin hem de toplumun nezdinde artmaktadır. Gün geçtikçe bilinçlenen tüketiciler, işletmeler üzerinde bir baskı unsuru oluşturmaktadır. Geçmişte sadece ihtiyaç duyulan mal ve hizmetleri sağlama görevini üstlenen işletmeler; artık doğal, sosyal ve ekonomik çevreye karşı da birtakım sorumluluklar yüklenmektedir. Ancak işletmelerde etik değerlerin yeterince gelişmemiş olması, duyarlılık eksikliği, kâr odaklı düşüncenin ağırlıkta olması bir güvensizlik ortamı meydana getirebilmektedir. İşletmeler genel olarak kâr elde amacında olan kurumlar olmakla birlikte, aynı zamanda topluma karşı sorumlulukları da olduğundan; etik davranmak onların topluma karşı bir borcudur. Özellikle pazarlama sürecinde etik ile ilgili sorunların yaşanmaması ve etik sorumlulukla bilinç oluşturulmasının ilk adımı; bireylerin var olan etik sorunları algılayabilme düzeylerini belirlemekten geçmektedir. Bu çalışmada öncelikle; etik, ahlak, pazarlama etiği ile etik yaklaşımlara değinilmiştir. Son bölümde Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğrencilerinin; işletmelerin pazarlama sürecinde etik konusundaki tutumları, sosyal sorumlulukları ve yaptığı reklamlara ilişkin algıları araştırılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin işletmelerin faaliyetlerini sürdürürken etik ilkeleri göz ardı ettikleri yönünde olumsuz bir kanaate sahip oldukları tespit edilmiştir.
Cumhuriyet Dönemi milli eğitim şuralarında din ve değer eğitimi (2010-2021)
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan itibaren Milli Eğitim Şuraları toplumun çeşitli çevrelerinden aydınları bir araya toplayarak birçok konuda fikir alışverişi yapılmasını sağlamış ve Türk Eğitim Tarihini değiştirebilecek nitelikte kararlar almıştır. Tavsiye niteliğinde olan bu kararlar ise çoğu zaman hayata geçirilmiştir. Bu yönüyle MEŞ'ler Türk Eğitimi için çok önemli bir görev gerçekleştirmektedir. Din eğitimi Cumhuriyet'in kuruluşundan itibaren ülke gündeminde olan bir alandır. Dönem dönem öğretim programındaki yeri ve niteliği değişse de şuan için örgün eğitimde Türkiye'de din eğitiminin göz ardı edilmesi mümkün görünmemektedir. Değer eğitimi ise eğitim var olduğundan beri gerçekleştirilen bir eylem olarak düşünüldüğünde Türkiye Cumhuriyeti'nde değer eğitimi onun tarihiyle başlar, denilebilir. Bu tezde Cumhuriyet Dönemi'nde gerçekleştirilen MEŞ'ler din eğitimi ve değer eğitimi ile ilgili verilen kararlar açısından incelenmiştir.
Spinoza'da bilgi ve etik ilişkisi
On yedinci yüzyıl bir yandan gelenekten kopuşu ifade ederken öbür yandan da modern ve yeni bir özne inşa etmektedir. Bu yenilik felsefenin varlık, bilgi ve değer alanlarının yeniden konumlanmasını da zaruri kılmıştır. Çağın bir filozofu olarak Spinoza'nın felsefesi de hem modern hem de geleneksel özellikleri bir arada bulundurur. Bu anlamda Spinoza, kendi düşüncelerini varlığın temel olduğu bir bilgi ve etik ilişkisi üzerine bina etmektedir. Biz bu çalışmamızda Spinoza'nın bilgi ve etik düşüncelerini birbiri ile olan ilişkisi bakımından ele aldık. Spinoza'nın etiği bir bilinçlenme etiği olarak anlaşıldığı için bilgi onun için ahlaklı olmanın ön şartıdır. Bu anlamda biz bilgiyi ele alırken, öncelikle Spinoza'nın yönteminden, bilginin tanımından, doğasından ve türlerinden söz edip bir bilinç varlığı olarak insana nihai bir amaç tayin etmeye çalıştık. Benzer şekilde etik söz konusu olduğunda, ahlaki değerlerden, tutkuların doğasından ve özgürlükten söz edip, etik bir varlık olarak insanın nihai gayesini anlamaya çalıştık. Son olarak da bilginin etik için gerekli ve zaruri olan önceliğinden hareketle, ahlakı, tutkulardan kaçınmayı ve özgürlüğü bilinç varlığı olan insan açısından nihai bir varış noktası olarak kritik etmeye çalıştık. Bu anlamda Spinoza'nın etiğinin, "doğru eylem için upuygun bilgi" olarak insanı Tanrı'nın sevgisine yönelten bir gayede olduğunu göstermeye çalıştık. Anahtar Kelimeler: Bilgi, Etik, Bilgi ve Etik İlişkisi, Tutku, Özgürlük
Understanding of political and moral thought of Benjamin Constant in his historical and intellectual context
Benjamin Constant (1767-1830) was a Swiss-French philosopher in the late eighteenth and early nineteenth century. As well as one of the France's leading writers, Constant was also a journalist and an active politician. The importance of Constant stems from the fact that he was the first thinker in France who used the term 'liberal' to describe his political stance. Constant constructed his ideas mainly on liberty, more specifically individual liberty, and opposition to despotism and absolute authority. Although he experienced the Age of Enlightenment, he got inspired by romanticism and therefore he did not only eulogize pure reason, but also he embraced the importance of sentiments. In this context, this thesis was a descriptive study which is mainly based on literature review and Constant's own works. It was aimed to analyze Constant's political and moral philosophy in his intellectual and historical context from a liberal perspective. It was focused on his intellectual biography and his thoughts on the concepts of liberty, sovereignty, constitutional order, commerce, romanticism and religion. It was reached the conclusion that Constant's ideas were a composition of republican, conservative and liberal values and because he modified or reconstructed his ideas in accordance with social structure and conditions of the period, he was a pragmatic liberal. Finally, there were no sufficient studies on Constant in Turkey. Therefore, it is thought that this thesis contributed to the literature of political theory by introducing Constant's philosophy in details. Keywords: Benjamin Constant, Liberalism, France, Liberty
Muhasebede etik ilkeler ve Mersin ilinde bir uygulama
Toplumlarda ahlak kuralları tüm toplumu alakadar etmektedir. Etik kavramı da toplumsal bir olgunun yanında aynı zamanda mesleki bir olgu olarak ta ifade edilmektedir. Meslek etiği genel olarak ifade edilen etik anlayışlarının mesleki alanlarda somutlaşmış şekli olarak ifade edilmektedir.Sorumluluk meslek etiğinin temelini meydana getirmektedir. Sorumluluk, toplumsal değerlere göre değişim göstermekle birlikte kişilerin yapacakları davranış ve sorumlu oldukları işlerle ilgili yaptıkları faaliyetlerin sonuçlarını kabul etme duygusu olarak ifade edilmektedir. Modern çağda ifade edilen toplum kavramına göre kişilerin etik davranışlarında destek aldıkları güç etik sorumluluklarıdır.Diğer tüm meslek dallarında olduğu gibi muhasebe mesleğinde de dikkat edilmesi gereken ve muhasebecilerin en önemli sorumluluklarından biri olan kavram etik kavramıdır. Günümüzde finansal bilgilerin doğru tarafsız, bağımsız ve güvenilir olarak kamuya sunulması muhasebecilerin meslek etiği algılarıyla doğrudan ilişkilidir.Toplumda yaşanan ticari, sosyal ve ekonomik yaşam muhasebe meslek mensuplarının etik kurallara uygun olarak davranmasıyla bağdaştırılabilir. Etik kural ve ilkelere uyan muhasebe meslek mensupları toplumda doğru kişi olarak algılanacak ve işinde daha başarılı hale gelecektir. Bu araştırma muhasebe meslek etiği algısını ifade etmek ve bu alanda yapılan çalışmalara örnek teşkil etmesi amacıyla hazırlanmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda birinci bölümde kavramsal açıdan etik kavramı değerlendirilmiştir. İkinci bölümde muhasebe meslek etiği ele alınmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise araştırmanın amacına yönelik anket çalışması yapılmıştır. Araştırmaya 200 kişi dahil edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiş ve bulgular ortaya konmuştur. Elde edilen bulgular doğrultusunda araştırma sonuçlandırılarak tamamlanmıştır.
The development of guilt and shame attributions to moral and conventional norm transgressors
Children distinguish between moral and conventional norms very early. Past research points to the role of emotions in children's understanding of and distinguishing between different social norms such as moral and conventional norms. The present study investigated the development of guilt and shame attributions to moral and conventional norm violations. Five-6- and 9-10-year-olds (Experiment 1, n = 133) and adults (Experiment 2, n = 177) were randomly assigned to moral or conventional norm transgression conditions. Participants were asked (1) to rate how much guilt and (2) shame the transgressor should feel using a 5-point scale, (3) to choose which of the two emotions (guilt vs. shame) the transgressor should feel more and (4) to rate how bad and (5) how shameful (ayıp) the violations are. Results suggested that all age groups had higher ratings regarding emotions (guilt and shame) and badness and shamefulness to moral compared to conventional violations. Although emotion ratings did not differ across guilt and shame, 5-6, and 9-10-year-olds and adults distinguished guilt and shame in forced-choice attributions. As expected, older children attributed more guilt to moral, but more shame to conventional norm transgressors. Younger children ascribed more guilt to moral, and adults ascribed more shame to conventional transgressors, but other attributions did not differ. Affective empathy was also found to play a role in children's ability to distinguish the emotions these norms violations elicit.
Erken Cumhuriyet Dönemi çocuk dergilerinde bedeni, ahlaki ve terbiyevi özellikleriyle inşa edilen çocuk
Cumhuriyetin ilanıyla kurulan ulus-devlet yapısının, en önemli ihtiyaçlarından biri de ulus-devlet paradigması ve Cumhuriyet rejiminin tasavvur ettiği yeni insanın inşasıdır. Bu yanıyla Cumhuriyeti kuran kadronun en önemli amaçlarından biri de Cumhuriyet rejiminin kendisiyle özdeşleştirdiği çocukluğun inşasını sağlamaktır. Bu tez çalışmasında erken Cumhuriyet döneminde Cumhuriyeti kuran kadronun, Cumhuriyet rejimi ve ulus-devlet paradigması çerçevesinde inşa etmek istedikleri çocukluğu, dönemin popüler yayını olarak da tanımlayabileceğimiz süreli çocuk yayınlarından, çocuk dergilerine odaklanılarak, çocukluğun bedeni ahlaki ve terbiyevi inşasının hangi koşullarda, hangi nedenlerle, hangi söylemler ve kavramlar çerçevesinde nasıl ortaya konulduğunu konu edinmiştir. Tez çalışması çerçevesinde ele alınan uzun dönem aynı zamanda Türkiye modernleşmesinin önemli bir kırılma evresini de oluşturmaktadır. Bu nedenle ele alınan uzun süreç geniş bir modernite bağlamıyla ele alınarak değerlendirilmiştir. Erken Cumhuriyet dönemi çocuk yayınlarında, Cumhuriyet yönetiminin, geleceğin makbul vatandaşı olarak tasavvur ettiği modern çocukluğun inşasında üzerinde durulan ve bir noktada Cumhuriyet rejiminin, "İstikbal davası" olarak adlandırılan çocuk nüfusun sağlıklı ve güçlü kılınarak, nüfusun arttırılmasına çalışılmış, bu yanıyla nüfusa çeşitli yönleriyle müdahale edilerek, bu alan düzenlenip, denetim altına alınmaya çalışılmıştır. Cumhuriyetin ilan edilmesi, imparatorluk sonrası süreçte ulus-devlet projesinin ilanıydı. Cumhuriyetin, ulus-devlet ve laik-seküler temelli devlet ve toplum modeli beraberinde bu siyasal ve toplumsal projeyi meşrulaştıracak yeni bir ahlak ve terbiye anlayışına dayalı olan "iyi-kötü", "doğru-yanlış", "makbul ve makbul olmayanı" kapsayan yeni ahlaki erdem, alışkanlıklar ve davranış kalıpları üretmeyi amaçlamıştır. Bu yanıyla kurulmak istenen yeni toplum anlayışının merkezinde, inşa edilmek istenen "yeni insan" bulunmaktaydı. Dolayısıyla Cumhuriyetin "yeni insanının" Cumhuriyetin, aydınlanmacı ve ilerlemeci anlayışı ekseninde, yeni bir ahlak anlayışı çerçevesinde, içerisinde yaşanılan zamanın ve toplumun ihtiyaçları ve gereklerine cevap verebilecek nitelikte, rasyonel laik-seküler, pozitivist bir yaklaşımla inşa edilmesi amaçlanmıştır. Bu tez çalışması çerçevesinde Cumhuriyet çocuğunun hangi ahlaki ve terbiyevi kavram ve söylemlerle inşa edildiği ortaya konulurken, bunun, içerisinde yaşanılan siyasal, sosyal ve ekonomik konjonktür ile olan bağının yanı sıra geç Osmanlı modernleşmesi ile olan süreklilik ve kopuşu da sorunsallaştırılmıştır.
Değerler eğitimine okul ve aile katkısının öğretmen ve veli açısından değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, değerler eğitimine okul ve aile katkısının öğretmen ve veli açısından değerlendirmektir. Araştırma modelini nicel ve nitel desenlerin bir arada olduğu karma araştırma yöntemi oluşturmaktadır. Nicel boyutta betimsel tarama modeli nitel boyutta durum çalışması modeli kullanılmıştır. Araştırmadaki veriler araştırmacı tarafından geliştirilen "Değerler Eğitimi Uygulamalarına Okul ve Aile Katkısının İncelenmesine İlişkin Öğretmen Tutumu Ölçeği" ve öğretmen ve velilere yönelik görüşme formları ile elde edilmiştir. Araştırmanın örneklemeni, nicel boyutta Samsun iline bağlı ilkokullarda görev yapan farklı branşlardan 319 öğretmen ile nitel boyutta görüşme yapılan 14 öğretmen ve 14 veli oluşturmaktadır. Araştırma ölçeğine ilişkin hesaplanan Cronbach Alfa iç tutarlık katsayısının .93 olduğu tespit edilmiştir. 26 maddeden oluşan beşli likert tipi ölçek basit seçkisiz yöntemlerinden maksimum örnekleme modeli ile seçilen örneklem üzerinde uygulanmıştır. Verilerin normal dağılım gösterdiği belirlendiğinden analiz sürecinde t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) testlerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucuna göre nicel boyutta öğretmenlerin değerler eğitimi uygulamalarında okul ve aile katkısına ilişkin tutumları yüksek düzeydedir. Öğretmenlerin görüşleri cinsiyet değişkenine göre aile katkısı alt boyutunda erkek öğretmenlerine lehine anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Yaş değişkenine göre ise 20-30 yaş arası öğretmenlerin 31-40 yaş arası öğretmenlere göre okul katkısı alt boyutunda tutumları daha yüksektir. Öğretmen görüşleri medeni durum, mesleki kıdem, dersleri yürüttükleri sınıf, öğrenci sayısı, branş, eğitim durumu ve değerler eğitimine ilişkin seminerlere katılma durumu değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmamıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise veli ve öğretmen görüşlerine ilişkin sonuçlara yer verilmiştir.
Bireysel etik değerlerin örgütsel bağlılık kapsamında whistleblowing (bilgi sızdırma) davranışı üzerindeki etkisi
Bu çalışmada her geçen gün önemi ve etkisi artan bireysel etik değerlerin, karşılaşılan etik ve/veya kanun dışı olayların ortaya çıkarılması olarak özetlenebilen whistleblowing davranışları üzerindeki etkisinin, çalışanların örgüte karşı duyduğu bağlılık ilişkisi bağlamında araştırma yapılmıştır. Çalışmada öncelikle literatür taraması yapılarak bireysel etik, örgütsel bağlılık ve whistleblowing konularına ilişkin bilgi verilmiş ve daha sonra bu kapsamda uygulama yapılmıştır. Uygulama Ankara'da güvenlik sektöründe faaliyet gösteren bir örgütte anket yöntemi ile yapılmıştır. Katılımcıların demografik özelliklerini, bireysel etik değerlerini, örgütsel bağlılık düzeylerini ve whistleblowing davranışlarını belirleyebilmek adına 4 bölümden oluşan 48 adet soru yöneltilmiştir. Yapılan araştırma sonucu elde edilen veriler istatistiksel olarak SPSS Statistics 22.0 programı ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda, bireysel etik değerlerin örgütsel bağlılık ile pozitif yönde doğrusal olarak ilişkili olduğu, bireysel etik değerlerin örgütsel bağlılığı anlamlı olarak etkilediği, bireysel etik değerlerin çalışanların whistleblowing davranışını anlamlı bir şekilde etkilediği ortaya çıkmıştır. Ayrıca örgütsel bağlılık ve whistleblowing'in ilişkili olduğu ve çalışanların örgütsel bağlılığa sahip olmaması durumunda, yine de bireysel etik değerlerin tek başına whistleblowing'i etkilediği sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Bireysel etik , Örgütsel Bağlılık, Whistleblowing, Bilgi sızdırma İngilizce terimler: Individual ethics, Individual ethical values organizational commitment
Çizgi filmlerde değer yüklü mesajlarda içerik analizi: Şeker Hoca ve Yusuf'un Dünyası örneği
Genelde televizyonun özelde ise çizgi filmlerin çocuklar üzerindeki etkileri pek çok farklı disiplin tarafından araştırılan önemli araştırma konularından birisidir. Özellikle internetin yaygınlaşmasıyla birlikte gerek youtube gerekse televizyon kanallarının internet siteleri üzerinden çizgi filmlerin hem canlı olarak hem de eski bölümlerinin izlenebiliyor olması görsel yayınların varlığının ve çocuklar üzerindeki etkisinin televizyondan bağımsız olarak ve daha güçlü bir şekilde etkisini göstermesine neden olmaktadır. Bu çalışmamız bir kültür yayıncılığı yapan Diyanet TV kanalında yer alan çizgi filmlerin değerler açısından içerik analizlerinin yapılması açısından önem arz etmektedir. Elde edilen sonuçlar ayrıca Diyanet TV yetkililerine ulaştırılarak yapılan çalışmanın teorik alandan uygulama sahasına aktarılması açısından da önem arz etmektedir. Biz bu çalışmada Diyanet TV kanalında yayınlanan çizgi filmlerin değerler açsından analizini yapacağız Çalışmamız teorik ve uygulama olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Teorik kısımda çalışmamızla ilgili literatür taraması yapılarak kavramsal ve teorik çerçeve oluşturulmaya çalışmıştır. Uygulama kısmında ise nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizini kullandık. Bu amaçla belirlediğimiz çizgi filmlerin ilk on bölümü izlenerek görsel veri analizi yapılmıştır. Bu yöntemi kullanmamızın nedeni araştırmanın doğasına en uygun yöntem olmasından kaynaklanmaktadır. Bu yöntemle çizgi filmlerin ayrıntılı çözümlemesi ve elde ettiğimiz bulguların kategorileri kolaylıkla yapılabilmektedir. Anahtar Kavramlar: Çizgi Film, Değerler, Çocuk, Gelişim Dönemleri, Ahlak.
Mâverdî'de mürüvvet kavramı: Edebü'd Dünyâ ve'd dîn merkezinde bir inceleme
İslam ahlakının temelleri içinde ilk olarak Kuran-ı Kerim, sünnet tamamlayıcı olarak da kelam, tasavvuf, fıkıh ve İslam felsefesi olarak sayılabilir. Geniş ahlak tanımlaması yapmak içinse dini ahlakın temeli üzerine İslam düşüncesinin ürünleri olan kelam, tasavvuf ve fıkıh eklenmiş hali ile felsefî ahlak yani İslam ahlak felsefesi gereklidir. Bu doğrultuda özellikle İslam ahlak felsefesi ahlaka dair meseleleri anlamlandırmak ve çözmek için mühim bir alandır. İslam ahlak felsefesinde ahlaki incelemelerimiz ahlakla ilgili yazılan eserler çevresinde olacaktır. Kendi kategorileştirdiğimiz bu eserler: 1. Ahlaki teoriler ışığında yardımcı ahlak eserleri, 2. Ruhani terapi ve ruhani tıp geleneği içerisinde gelişen ilk felsefi ahlâk eserleri, 3. Ayrıntılı, şematik ve sistematik ahlak eserleri. Bu doğrultuda bizim yardımcı metinlerahlak eserleri içinde saydığımız Maverdi'nin Edebü'd-dünya ve'd-din adlı eseri dinî ahlak kategorisine bağlı en önemli kaynak olarak karşımıza çıkmaktadır. Eserde Maverdi'nin düşünce sisteminin önemli kavramı olarak "mürüvvet" öne çıkmaktadır. Ahlaki yetkinlik olarak tanımlanan mürüvvet Edebü'd-dünya ve'd-din' de ki tüm konuları kapsıyor olsa da Maverdi'nin özel olarak saydığı mürüvvetin şartları etrafında düşünmeye çalıştık: 1.Kişinin kendi şahsı ile ilgili mürüvvet şartları (iffet, nezahet ve sıyanet), 2. Kişinin kendi dışındakilerle ilgili mürüvvetin şartları (Müâzere, Müyâsere ve ifdâl). Çalışmamızda İslam ahlak felsefesi alanında mürüvvetin etkin yerine geri gelmesi gayesiyle Mâverdî'de ki kullanımı ve literatür içerisin de ki yeri ve önemi anlaşılmaya çalışılmıştır.
İlkokul öğretmenlerinin aksiyonda değerler ve örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişki (Beşiktaş ilçesi örneği)
Bu araştırma İstanbul ili Beşiktaş ilçesindeki ilkokul öğretmenlerin aksiyonda değerler ve örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla rastgele küme örnekleme yapılmış ve seçilen 25 ilkokulda toplam 277 ilkokul öğretmenine ulaşılmıştır.Araştırmada Dündar ve arkadaşları (2008) tarafından geliştirilen Aksiyonda Değerler Ölçeği ve Yücel (2009) tarafından geliştirilen Örgütsel Vatandaşlık Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın ana ve alt amaçlarına yönelik hipotezlerini denetlemek için elde edilen verilerle, Pearson korelasyon analizi, bağımsız grup t testi ,tek yönlü varyans analizi (ANOVA), ANOVA sonucunda gruplar arasında fark bulunduğunda, farklılıkların kaynağını (hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek üzere post-hoc LSD, Scheffé analizleri yapılmıştır.Analizler sonucunda aksiyonda değerler ile örgütsel bağlılık değişkenleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Örgütlerde etik değerlere önem veren çalışanların örgütsel bağlılığı artırmaktadır. Araştırmanın sonunda elde edilen bulgular bağlamında araştırmacılara ve uygulayıcılara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler : Aksiyonda değerler, örgütsel bağlılık, örgütsel güven
Bingöl masallarındaki ahlakî değerler
Masallar, hem eğitici hem de eğlendirici olmaları sebebiyle geçmişten günümüze sahip olduğumuz değerleri gelecek nesillere aktarmak amacıyla hep tercih edilen yöntemlerden biri olmuştur. İnsanlar, yüzyıllar boyunca edindikleri tecrübelerini, bilgi birikimini, geleneklerini ve göreneklerini bu yolla gelecek kuşaklara aktarmış; onları uyarmayı, eğitmeyi ve zorluklara karşı hazır tutmayı arzulamıştır. Bu nitelikleriyle masallar, kişiye kazandırılmak istenen değerlerin aktarılmasında en etkili yollardan birisi olmuş ve değerler eğitimin vazgeçilmez yöntemlerinden birisi haline dönüşmüştür. Bu çalışmanın amacı, Bingöl ilinde derlenen masallardan oluşan Okan Alay 'ın "Bingöl Masalları (İnceleme - Metin)" (2005) ve Faruk Kayman'ın "Bingöl'de Anlatılan Masalların Çocuk Eğitimi Açısından İncelenmesi" (2011) adlı eserlerinde yer alan on masalın içinde barındırdığı olumlu ve olumsuz ahlaki değerleri tespit etmek ve bu bağlamda değerlendirmelerini yaparak değerler eğitimine katkı sunmaktır.
Kaygusuz Abdal'ın eserleri üzerine felsefi bir değerlendirme
Kaygusuz Abdal, Alevî-Bektaşî edebiyatının kurucusu ve önemli bir temsilcisidir. Türk dili, kültürü ve tarihi için oldukça kıymetli olan yaklaşık on beş eserin şairi ve müellifidir. Alevî-Bektâşi geleneği içinde yetişmiş olan şair, Elmalı'da yaşayan Hacı Bektâş-ı Veli silsilesinden Abdal Musa'ya intisap etmiş ve uzun bir süre onun terbiyesinde ve hizmetinde bulunmuştur. Bu inceleme, XIV-XV. yüzyıllar arasında Anadolu ve Teke İli'nin tarihi ve sosyal durumunu ele alırken, aynı zamanda Kaygusuz'un bu bölgelerdeki hayatına ve düşünce yapısına da değinmektedir. Onun; tespit edilen eserleri çerçevesinde bilgi vererek, düşünce yapısı hakkında bir değerlendirme sunmayı amaçlamaktadır. Ayrıca, çalışmada Kaygusuz Abdal ile ilgili yapılan bibliyografya araştırmasına da yer verilmiştir. Alevî-Bektâşi düşüncenin önde gelen isimlerinden biri olan Kaygusuz Abdal hakkında birçok edebî ve tasavvufî inceleme yapılmıştır. Ancak, bu çalışma önceki araştırmalardan farklı olarak Kaygusuz Abdal'ın eserlerini felsefi açıdan değerlendirmektedir. Kaygusuz Abdal düşüncesindeki Tanrı tasavvurunu izah ederek onun eserlerindeki teolojiyi detaylı bir şekilde ele almaktadır. Bu yönüyle tez, Kaygusuz Abdal'ın zihninde Tanrı algısı ve Tanrı'nın nitelikleri hakkında bir inceleme sunmaktadır. Alevî-Bektâşi geleneğinde, insanın değerinin ahlaki erdemlerle yakından ilişkilendirildiği görülür. Kaygusuz Abdal'ın Tanrı hakkındaki felsefi görüşlerinin yanı sıra edep, hoşgörü ve sabır gibi ahlaki değerlere verdiği önem de dikkate değerdir. Bu sebeple, Kaygusuz Abdal'ın eserleri Tanrı hakkındaki felsefi düşünceleriyle birlikte ahlaki öğretileri de içerdiğinden bu çalışma ona ait eserleri değerlendirerek yorumlamayı amaçlamaktadır. Bu çalışma, Kaygusuz Abdal'ı bazı İslam filozoflarıyla ilişkilendirmiş ve onun İslam felsefesi geleneğindeki önemini vurgulamıştır. Eserlerinde konu ile alakalı bazı temel tasavvufi kavramlar araştırılmıştır. Buna göre Kaygusuz Abdal'ın vahdet'i vücud anlayışını içeren ifadelerin yer aldığı görüşüne varılmıştır.
Elazığ masallarındaki ahlakî değerler
Masallar, insanların tarihsel süreç içerisinde sosyal ve kültürel alanlarda tecrübe ettikleri birikimleri, gelecek nesillere aktarmak için kullandıkları yöntemlerden biri olmuştur. Kendi içinde barındırdıkları özellikleriyle, nesilleri terbiye etmede ve hayata hazırlamada sıkça başvurulan araçlar arasında yerlerini almışlardır. Bu yönleriyle masallar, geçmişte ve günümüzde, özellikle değerler eğitimi çalışmalarında çokça tercih edilen önemli bir eğitim yöntemine dönüşmüşlerdir. Bu çalışmanın amacı, 1970 yılında Elazığ ilinde toplanan masallardan oluşan Umay GÜNAY'ın "Elazığ Masalları ve Propp Metodu"adlı eserinde yer alan on masalın barındırdığı olumlu ve olumsuz ahlaki değerleri tespit etmek ve bu çerçevede değerlendirmelerini yaparak değerler eğitimine katkıda bulunmaktır.
Edib Ahmet B. Mahmud Yükneki'nin Atabetü'l Hakayık adlı eserinin sosyal bilgiler öğretim programında yer alan değerler açısından incelenmesi
Toplumun bir parçası olan bireyler, ilk olarak ailelerinde ve yakın çevresinde daha sonra ise eğitim kurumlarında sosyal yaşamın gerektirdiği bilgi, beceri, değer, tutum ve davranış özelliklerini kazanmaktadır. Bu doğrultuda eğitimin bir parçası olan değerler eğitimi ilkokulun ilk yıllarında ve daha sonra da Sosyal Bilgiler dersinde önemli bir yere sahiptir. 2005 yılında hazırlanan ve uygulanmaya başlanan Sosyal Bilgiler öğretim programında değerler eğitimi üzerine ayrıca durulmuştur. Söz konusu programda ilköğretim 4. 5. 6. ve 7. sınıf düzeylerinde öğrencilere kazandırılması hedeflenen değerler belirlenmiştir. Değerlerin öğrencilere kazandırılması sürecinde birçok yöntemle birlikte edebi eserlerden de faydalanılabileceği belirtilmiştir. Bu çalışma on ikinci asırda Edib Ahmed B. Mahmud Yükneki'nin bir ahlak kitabı olarak kaleme almış olduğu Atabetü'l Hakayık'ta bulunan değerler ele alınacaktır. Çalışma nitel araştırma yaklaşımında olup, veri toplamak amacıyla doküman incelemesi tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Eserde İlköğretim Sosyal Bilgiler dersinde kazanması amaçlanan bilimsellik, dürüstlük, yardımseverlik ve duyarlılık vb. değerlerin yanında sözün değeri, alçakgönüllülük, cömertlik ve kanaatkârlık gibi toplumsal ve dini diğerler de tespit edilerek değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda tespit edilen değerler Sosyal Bilgiler programı değerleri ışığı altında yorumlanmıştır ve çeşitli önerilerde bulunulmuştur. ANAHTAR KELİMELER: Sosyal Bilgiler, Değerler Eğitimi, Atabetü'l Hakayık.