Allah

Bu konu başlığı altında 69 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinde Allah tasavvuru-Siirt Üniversitesi örneği

İnsanlık tarihinde insanlar her zaman bir veya birden fazla yaratıcının varlığını kabul etmiştir. Ancak bu noktada insanların zihninde yaratıcının varlığı veya yaratıcının tasavvuru farklılıklar göstermiştir. Oluşan yaratıcı tasavvurları incelendiğinde teizm, ateizm, panteizm, deizm, agnostisizm belli başlı dünya görüşleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Yaratıcı tasavvurunun insan yaşantısına etkisinden dolayı, insanların nasıl bir yaratıcı tasavvuruna sahip olduklarını bilmek oldukça önem arz etmektedir. Bu bağlamda bu çalışma Siirt Üniversitesi örnekleminde Türkiye genelindeki üniversite öğrencilerinin nasıl bir Allah tasavvuruna sahip olduklarını açığa çıkarmayı amaçlamaktadır. 250 öğrenciyle bire bir görüşülerek yapılan anket çalışmasında üniversite öğrencilerinin nasıl bir Allah tasavvuruna sahip oldukları bağımlı ve bağımsız değişkenler çerçevesinde ele alınmıştır.

AllahAllah'ın isimleriAllah'ın varlığı+3
Yahya Harun Toprak
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

İlâhî hitâbın karakteristiği

Yüce Allah, imkânlar âleminde, insana iki alan üzerinden hitâp etmektedir. Biri " kevnî hitâp"; diğeri ise, "kelâmî hitâp"tır. Bu iki hitâp şekli, yüzleri birbirine dönük, her biri diğerinin tecelligâhı olan anlamlı simgeler bütünüdür. Yani, Kur'ân, muhtasar bir doğa; doğa ise, mufassal bir Kur'ân'dır. İlâhî hitâpta insanlar dışında; melekler, cinler, hayvanlar, yer ve gök gibi canlı–cansız tüm varlıklar da muhatap alınmıştır. İlâhî hitâbın, metafizik âleme tekabül ettiği ve bu manâda erişilmez olduğu için hakîkatini ve gerçek mahiyetini Allah'tan başka kimse bilemez. Ancak bu hususta âyetlerden ve sahih hadislerden yararlanılabilir. Yine bu hakîkat ve muhtevanın, müfessirler tarafından nasıl ele alındığı tespit edilerek, âyetler ve sahih rivâyetler ışığında tahlil yapmak büyük önem arz etmektedir. Konumuzun seçimi bu amaca matuftur. Bu sebeple İlâhî hitâpla ilgili klasik ve yeni dönemde yazılmış eserler esas alınmış ve onların sundukları bilgiler çerçevesinde tezimizin inşâsı gerçekleşmiştir. İlâhî hitâbın kaynağı, şeytan ve kötü unsurların erişimine kapalı ve İlâhî bilgilerin hazinesi konumundaki "Levh-i Mahfûz"dur. Bu hitâp, "Levh-i Mahfûz"dan, "inzâl-tenzîl" gibi özel bir süreç ile Resûlullah'a (sas) bildirilmiştir. Diğer İlâhî hitâplarda sadece manâ Allah'a ait iken; Kur'ân hitâbında hem lafız hem de manâ Allah'a ait olmaktadır. İlâhî hitâbın, ilham, rûh ve rüyâ gibi olgularla birtakım benzerlikleri vardır. İlâhî hitâp, itikadî konularda sabit kalmakla beraber, teşriî hususunda toplumların değişim ve gelişiminin yanı sıra, örf ve adetlerini, algılarını dikkate alarak yenilikler getirmiş, toplumun dinamik olması gibi, o da dinamik olmuştur. Dolayısıyla İlahi hitâptaki farklılıkları, toplumdaki değişim, gelişim ve ihtiyaçları dikkate alarak değerlendirmek gerekir. Yine İlâhî hitâbın gerçekleşmesi konusunda, hatip ile muhatap arasındaki varlık farklılığından kaynaklanan iletişim sorununun "elçi", "kelam" ve "Arap Dili" gibi vasıtalarla mümkün hâle getirilmiştir. İlahi hitâbın sona ermesi demek "masiva"nın yok olması anlamına gelmektedir. Nitekim Yüce Allah'ın peygamberlere olan teşriî hitâp aşaması, bütün zamanlar için bitmiş olmasına karşın; diğer tüm çeşitleriyle hitâbı devam etmektedir. Aynı şekilde Yüce Allah, Kur'ân ile bizlere olan hitâp ve konuşmasını sürdürmektedir. Çünkü Kur'ân'ın canlı, güncel ve sonsuz oluşuyla, hep yeni, açıklanmaya hazır, geniş ufuklu ve açık uçlu, kesintisiz bir hitâp ve iletişim potansiyeline sahip bir kitap olduğunu ifade edebiliriz.

AllahHitabetHitaplar+4
Mazhar Dündar
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fahreddin Er-razi'de yaratılış teorisi

İnsanlık tarihiyle başlayan yaratılış meselesine tarihin her döneminde ve günümüzde izahlar getirilmeye çalışılmıştır. Tarihsel süreçte, konuyla ilgili akli ve dini verileri temel alan birçok fikir ortaya atılmıştır. Kuran-ı Kerim, yaratılışı olayını tek, yetkin, her şeye gücü yeten bir Allah profili üzerinde kurar. Allah, her şeyin sebebi ve var edicisidir. Çalışmamızda, hem bir kelamcı hem de bir filozof kimliğine sahip olan Fahreddin er-Razi'nin yaratılış konusuyla ilgili düşüncelerini incelemeye çalıştık. Razi, varlık kavramından görünen, görünmeyen her şeyin kastedildiğini, bu varlıkların tamamının oluşturduğu kavramın âlem olduğunu, âlemi de Allah'ın yarattığını ifade eder ve bunu temellendirmeye çalışır. Bu temellendirmeyi yaparken filozoflar ve kelamcıların; Allah'ın ezeli maddeden mi yarattı yoksa yoktan mı yarattı tartışmalarını ortaya koydukları deliller ile sonuçlandırmaya çalışır. Ayrıca Kur'an-ı Kerimde yer alan insanın yaratılışıyla ilgili ayetleri de insanın yaratılış aşamalarını yorumlayarak bilimsel verilerle mukayesesini yapmaktadır.

AllahFelsefeRazi+3
Seyithan Can
Şırnak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'an'da Peygamberlerin Allah'tan talepleri

Kur'an Peygamberlerden bahsederken onların hayat mücadelelerini kimi yerde özlü kimi yerde de ayrıntılı bir şekilde aktarmıştır. Görevleri sırasında Peygamberlerin, Allah'tan yardım talep etme ve bağışlanma hakkındaki yakarışları, yani dua ve talepleri büyük önem arz etmektedir. Bu talepler bir yönden onların psiko-sosyal açıdan yaşantıları hakkında bilgi sunarken, diğer taraftan örnek almamız gereken davranışlar çerçevesinde bize takdim edilir. Bu çalışmada, Kur'an'da geçen peygamber dua ve talepleri, bahsedilen bu açıdan ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler:Dua, Talep, Peygamber

AllahDuaKur'an-ı Kerim+3
Mehmet Faruk Kaplan
Şırnak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kelâm geleneğinde Esmâ-i Hüsnâ'ya yaklaşımlar: Fahreddin Râzî örneği

İslâm itikadının temelini Allah inancı oluşturur. Özellikle bu inancın ekseninde ele alınıp tartışılan Esmâ-i hüsnâ meselesi aslında naslara dayalı olduğundan temel olarak naklî değerlendirmede bulunulması gereken bir konu olmalıdır. Ancak geleneksel dönemde münhasıran aklî ve naklî delilleri bir arada kullanan kelâm ilminin bir problemi olarak değerlendirilmiştir. İslâmî kaynaklar tarandığında Esmâ-i hüsnâ ile ilgili ilk yorumların muhaddis ve müfessir âlimlerce yapıldığı görülmüştür. Bu alandaki klasik eserlerin ilkleri incelendiğinde, Allah'ın isimleri-sıfatları hususunda kelâmî tartışmaların olmadığı gözlemlenmiştir. Erken dönem selef âlimleri isimler-sıfatlar hususunda te'vil yapmaktan kaçınmışlardır. Allah'ın isimleri-sıfatlarıyla ilgili problemin vahyin nâzil olduğu sahâbe döneminde ortaya çıkmadığı anlaşılmıştır. Bu meselenin sonraki dönemde özelde iç dinamiklerin, genelde farklı kültürlere, inançlara mensup insanların Müslüman olmasının ve felsefenin etkisiyle ortaya çıkan bir durum olduğu anlaşılmıştır. Çalışmada Allah'ın isimleri-sıfatları meselesinin tarihi süreçte nasıl itikadî bir probleme dönüştüğü, sonraki dönemlerde meselenin farklı kelâmî ve felsefi münakaşalara sebep konulara nasıl evirildiği ve bu değişim sürecindeki yanılsamaların neler olduğu hususu değerlendirilmiştir. Birinci bölümde Esmâ-i hüsnânın Kur'ân ve sünnet çerçevesindeki naklî delillerine yer verilmiştir. Ardından bu kavramının ortaya çıkış sürecine ve erken dönemde kelâmî bir problem olarak ele alınan alt başlıklara ve etrafındaki kelâmî münakaşalara değinilmiştir. İkinci bölümde ise müfessir ve kelâmcı filozof olarak anılan Fahreddin Râzî'nin gözünden kelâmî bir problem olarak görülen isim-sıfat tartışmaları ve bunlardan kaynaklanan tâli konular zikredilmiştir. Râzî'nin kaleme aldığı Esmâ-i hüsnâ'ya dair eserinden, tefsirinden yararlanılmış ve bazı isimlerin-sıfatların yorumlarına yer verilmiştir. Konuyla ilgili hadis rivayetindeki isim sırasına göre etimolojik incelemelerin de yapıldığı örnek isimler ele alınmıştır. Araştırmada başka âlimlerin ve özellikle Râzî'yi etkileyen Gazzâlî'nin de düşüncelerine bazen başvurulmuştur. Bu meselenin aslında itikadî bir problem olarak görülmekten öte kaynağı bakımından tefsir ve hadis ilmindeki olağan bir problem olarak ele alınması ve değerlendirilmesi gerektiği gibi bir yaklaşım ileri sürülmüştür. Bu mevzuda yapılması muhtemel sonraki çalışmalara kaynaklık etmesi ve ilham verici olması düşüncesiyle araştırma tamamlanmıştır.

AllahAllah'ın isimleri
Hayrettin Camcı
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Elmalılı Hamdi Yazır'da Allah âlem ve insan tasavvuru

Bu çalışma, Elmalılı Hamdi Yazır'ın Allah, âlem ve insan tasavvurunu ele almakta ve Elmalılı, Elmalılı'nın yaşadığı dönemin özellikleri ve temel varlık alanlarına dair sunduğu resim açısından önem arz etmektedir. Elmalılı'nın Allah âlem ve insan tasavvuru çeşitli alanlarda kaleme aldığı eserler dikkate alınarak ortaya konulmuştur. Yapılan çalışma ile "Allah Tasavvuru" başlıklı Birinci Bölümde Elmalılı'nın fâil-i muhtâr bir Tanrı anlayışına sahip olduğu anlaşılmaktadır. "Âlem Tasavvuru" başlıklı İkinci Bölümde Elmalılı'ya göre, fâil-i muhtâr Tanrı anlayışına uygun olarak âlemin hâdis olduğu ve âlemin Allah'ı gösteren ve anlatan bir alem olduğu ortaya konulmaktadır. Ona göre tabiat kanunları Allah'ın âleme nasıl etki ettiğini gösteren, Allah'ın yaratma şekilleri olarak değerlendirilir. Bu kanunlar arasında bulunan illiyet kanununun Elmalılı'ya göre özel bir önemi olmakla beraber yaratıcı Allah düşüncesi merkezî konumunu korumaktadır. Âlemde görülen düzen ve farklılıklar çeşitli tabiat kanunları ile açıklanmaktadır. İşleyişini anlamaya çalıştığımız âlem, tesadüfün değil; Allah'ın tasarrufunun sonucu meydana gelmiştir. "İnsan Tasavvuru" başlıklı Üçüncü Bölümde ise âlemde özel bir konumu olan, varlığını, yaşadıklarını anlamlandıran ve bu yeteneğinin farkında olan insan, mana ve madde yönüyle bir bütün olarak ortaya konulur.

AlemAllahAllah'ın isimleri+7
Zuha Döndü Seven
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kırgızistan'da bid'at ve hurafelerin kelâm ilmi açısından değerlendirilmesi

Kırgızlar, İslamiyet'öncesinde Eski Türk inançlarına dayanan bir varlık ve Tanrı anlayışı geliştirmiştir. Bu çalışma, Kırgızların İslamiyet'öncesi ve sonrasındaki inananç sistemlerine odaklanmaktadır. Türklerin İslamiyet'öncesi dönemde Totemizm, Şamanizm, Zerdüştlük ve Tengricilik gibi çeşitli inanç sistemlerine sahip oldukları ifade edilmiş, bu inançların temel esasları eski Kırgız kaynakları temelinde incelenmiştir. İslamiyet'in kabulü, Türk tarihinde önemli bir inanç dönüşümünü beraberinde getirmiştir. İslamiyet'öncesi Türklerin yaygın inanç sistemini "Gök Tanrı" dini oluşturmuş ve bu inanç sistemi ile İslam arasında, şirkten uzak bir tek Tanrı inancı bulunması, iki din arasında inanançsal bir yakınlaşmayı ve kabul sürecinde kolaylaşmayı beraberinde getirmiştir. İslamiyet'öncesinde coğrafi koşullar Türklerin dini hayatını çeşitli şekillerde etkilerken, yeterli dini yapıya sahip olamayışlarından ötürü, gelenekler ve destanlar dini ve sosyal yaşamlarını şekillendirmiştir. Günümüzde Kırgızlar arasında eski inanançların izini belirlemek ve bu inanançların İslamiyet'le nasıl bir uyum içine girdiğini incelemek, inanç tarihinin önemli bir konusudur. Eski inançların yeni inanca göre tashihi ve âdeta yeniden İslam'ın itikadi yapısı içine bürünmesi önem arz eden bir husustur. Kutsal İslam inancının globalleşen dünyada Türk-İslam coğrafyası için birleştirici ve uzlaştırıcı özelliği, gün geçtikçe önemini daha da artırıyor. Bu bağlamda, varlık, millet ve Allah inancı çerçevesinde sahih bilgilere ve güçlü argümanlara dayanarak ortaya konulan bu çalışma, bu alanda atılan küçük fakat anlamlı bir adım olarak değerlendirilebilir.

AllahDinKelam+1
Busalıkha Uraım Kyzy
Pamukkale University · İslami İlimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Haris el-Muhâsibî'de Tanrı insan ilişkisi

İnsan ile Tanrı arasındaki ilişki, tarih boyunca düşünce dünyasının en temel meselelerinden biri olmuştur. Bu çalışmada, İslâm düşüncesinin önemli isimlerinden Haris el-Muhâsibî'nin (ö. 243/857) Tanrı–insan ilişkisine dair görüşleri, akıl, kalp ve nefis kavramları çerçevesinde felsefî ve tasavvufî bir bakış açısıyla incelenmektedir. Muhâsibî'nin Kur'ân merkezli yaklaşımı, psikolojik derinliği ve ahlâkî sorumluluğa verdiği önem, onun düşüncesini yalnızca dönemine özgü değil, aynı zamanda evrensel düzeyde dikkate değer kılmaktadır.Tez üç ana bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde, Muhâsibî'nin yaşadığı dönemin tarihî, kültürel ve entelektüel arka planı ele alınmış; dönemin kelâmî ve tasavvufî problemleri bağlamında onun düşünsel yönelimi değerlendirilmiştir.İkinci bölümde, akıl, kalp ve nefis kavramları merkeze alınarak Muhâsibî'nin insan anlayışı ayrıntılı biçimde incelenmiş; bu kavramların Tanrı–insan ilişkisine nasıl temel oluşturduğu tartışılmıştır.Üçüncü bölümde ise bu üçlü yapının metafizik bütünlüğü, özellikle marifetullah ve ahlâkî sorumluluk bağlamında ele alınmış; Batı düşüncesiyle karşılaştırmalı bir analiz yapılmıştır.Bu çalışma, Muhâsibî'nin insanı çok katmanlı bir varlık olarak ele almasının, onun Tanrı ile kurduğu ilişkiye nasıl yön verdiğini ortaya koymaktadır. Aklın muhasebesi, kalbin arınması ve nefsin terbiyesi gibi unsurlar yalnızca bireysel bir arınmanın değil, aynı zamanda ilahî hakikate yönelen bir bilme ve olma sürecinin temel taşlarıdır.

AhlakAkılAllah+4
Nigar Yıldız
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'an da nebi ve resul kavramları

Yüce Allah'ın mesajlarını insanlara ileten peygamberlere inanmak, İslâm Dini'nin inanç esaslarındandır.Peygamberler, insanların hayatı anlamlandırmalarına yardım ederler. Kulluğu öğretip insan ruhunu huzura kavuştururlar. Adaletli bir toplum oluştururlar.Kur'an-ı Kerim, ifrat ve tefritten uzak bir şekilde peygamberlere hak ettikleri değeri verir.İslâm Ekolleri peygamberliğin zorunluluk ve mümkünlüğünü tartışırken, Kur'an-ı Kerim, peygamberliği bir vakıa olarak ele alır.İslâm Ekollerinin çoğunluğu mucizeyi, peygamberliğin delili olarak kabul ederler.Kur'an-ı Kerim, peygamberliği ?resul? ve ?nebi? kavramlarıyla ifade eder.Peygamberliğin olmazsa olmaz şartı; peygamberlerin vahiy almalarıdır.Tebliğin iki temel boyutu, ?uyarı? ve ?müjdeleme? dir.Bütün peygamberler doğruluk, güvenilirlik, akıllı ve zeki olma, hata ve günahlardan uzak durma, Yüce Allah'ın mesajlarını olduğu gibi iletme özelliklerine haizdirler.Kur'an-ı Kerim'e göre peygamberlerin insanlardan olması gereklidir ve öyle de olmuştur.Anahtar Kelimeler: Allah, Kur'an, Nebi, Resul, Beşer ve Hatmu-n-Nübüvve.

AllahKur'an-ı KerimPeygamberlik+2
Mehmet Ali Durur
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
20
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tanrı'nın Âdemi kendi sûretinde yaratmasının üç kutsal dindeki tasavvuru

Allah'ın varlığının akıl yoluyla kavranabilmesi mümkün olsa da mahiyetinin akıl yoluyla kavranabilmesi mümkün değildir. Biz onu ancak kendi bildirdiği kadarıyla bilebiliriz. Üç kutsal dinin birçok yönden benzerliği bulunsa da İslam dinini diğer kutsal dinlerden ayıran en önemli farkı Tanrı anlayışıdır. İslam dininde Tanrı her yönüyle eşsiz ve benzersiz olmakla birlikte birdir ve ortağı yoktur. Kur'an'da Allah'ın bir olduğu ve hiçbir yönden bir denginin olmadığı vurgulansa da gerek diğer dini etkileşimler gerekse nasslarda yer alan ifadelere yaklaşım biçimleri sonucunda Âdem'in Allah'ın sûretinde yaratıldığına dair bir inanç oluşmuştur. Ancak Kur'an'da Âdem'in Allah'ın sûretinde yaratıldığına dair hiçbir ayet yoktur. Bunun yanı sıra sûret hadisi diye bilinen hadis bu inancın oluşmasının dayanak noktası olmuştur. Allah'ın Adem'i kendi suretinde yarattığı inancı da bu hadis etrafında şekillenmiştir. İslam'daki Tanrı anlayışıyla bu hadisi bir araya getirdiğimizde hadisi zahiri anlamıyla kabul etmek mümkün görünmemektedir. Çünkü İslam, Yahudilikteki insan Tanrı, Hristiyanlıktaki Tanrı insan anlayışına karşı çıkarak, Allah'ın her yönden eşsiz ve benzersiz olduğunu savunmuş ve O'nun hiçbir yönden dengi olmadığını belirtmiştir. Ancak Kur'an'da Allah ile ilgili anlatımlar da çok farklı anlayışları ortaya çıkarmıştır. Bazıları Allah'ın kendini anlattığı ayetlerdeki ifadeleri zahiri anlamlarıyla anlarken bazıları tevil etmişlerdir. Bazıları tenzih ve temsili dil anlayışıyla yaklaşırken bazıları teşbih ve tecsim yolunu seçmişlerdir. Nitekim hadislerde de bu durum böyledir. Allah'ın suretiyle ilgili nakledilen hadisler sonucunda çeşitli görüş ayrılıkları ve farklı yaklaşımlar ortaya çıkmıştır. Allah'ın mahiyeti ve suretiyle ilgili tartışmalar'ın İslamiyetten önceki kutsal dinlerde de tartışıldığını görüyoruz. Allah'ın mahiyeti ve sûreti'nin tartışılmasında eski dinlerin etkileri olmuş ve dinlerdeki bazı anlayışların izleri varlığını devam ettirmiştir. Allah'ın sûretiyle ilgili tartışmalar'ın üç kutsal din içerisinde Yahudilikle başladığını ve diğer dinlerde de bu etkinin sürdüğünü görmekteyiz. Gerek dini metinlerdeki anlatımlar gerek anlayış biçimleri bu tartışmaların devam etmesini sağlamıştır. Bazı âlimler bu inancın dış etkenler sonucunda oluştuğunu savunurken, bazı âlimler ise iç etkenlerin bu anlayışın oluşmasını sağladığını iddia etmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Kelam, Tanrı, Rahman, Âdem, Sûret

AllahHz. AdemSuret
Kübra Akgündüz
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lise gençliğinde Allah inancının gelişimi ve eğitiminde etkili olan faktörler

Lise yıllarında gençler, yakın çevresinden edindiği bilgi ve kazanımları, kendi akıl süzgecinden geçirerek yeniden değerlendirmeye alır. Dinî bilgi ve inançlarını eleştiriye tabi tutan ve ön öğrenmelerini gözden geçiren genç, bazı noktalarda şüpheye düşebilir. Başta Allah inancı olmak üzere dinî konularda mantıksal temellendirme ihtiyacının belirdiği bu süreçte, gençlerin sahip olduğu Tanrı tasavvurunu ve bu tasavvurun oluşumunda etki eden faktörleri belirlemek büyük önem arz eder. Bu önemden hareketle araştırmamızın amacı; lise gençliğinde Allah inancı gelişimini olumlu veya olumsuz yönde etkileyen faktörleri incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında, Bursa il merkezinde, ortaöğretim düzeyindeki 7 farklı okulda öğrenim gören 910 lise öğrencisine anket uygulanmıştır. Din öğretiminin yoğunluğu ve akademik başarı açısından farklılık arz eden okullar çalışmaya dâhil edilmek istendiği için amaçlı örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Belirlenen çalışma evreninden alınan örneklemin rastgele örnekleme yoluyla belirlenebilmesi için ise, kümelere göre örnekleme (tek aşamalı küme örneklemesi) yöntemi kullanılmıştır. Lise gençliğinin sahip olduğu Allah inancı yaş, cinsiyet, okul başarısı, ailevî faktörler (anne babanın eğitim düzeyi, din ve inançlara karşı tutumu vs.), kurumsal din öğretimine yönelik tutumlar vb. gibi çeşitli değişkenler açısından incelenerek, betimsel ve ilişkisel analiz yöntemleriyle açıklanarak yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda genel olarak ailenin, özelde ise anne babanın din ve inançlara karşı tutum ve yaklaşımlarının, gençlerin öğrenim gördükleri lise türünün (İmam Hatip, Fen, Sosyal Bilimler ve diğer liseler) DKAB/İHL meslek derslerine ve öğretmenlerine yönelik algının ve okul dışında herhangi bir yerden din eğitimi almış olma durumunun lise gençliğinde Allah inancının gelişimi ve eğitiminde etkili olduğu görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Allah İnancı, Tanrı tasavvuru, deizm, ateizm, lise gençliği, aile, din eğitimi

AllahAteizmDeizm+6
Kevser Baytemur
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gazâlî'nin düşünce sisteminde irade varlığı olarak Tanrı

İrade kelimesi Allah'a atfedilip atfedilmeyeceği hususunda filozoflar ve kelamcılar arasında tartışmalara neden olan bir kavramdır. Problemin kaynağı Tanrı-âlem ilişkisine dayanmaktadır. Tanrı ve âlem arasındaki ilişkiyi sudur teorisi ile açıklayan filozoflar için irade kelamcıların anladığı manada "âlem ile Tanrı arasına giren zaman" şeklinde kabul edilemez bir sıfat iken, zamansal yaratmayı kabul eden kelamcılar için ise olmazsa olmaz bir sıfat olup, Tanrı ile âlem arasına zaman girmesinde problem yoktur. Çalışmamız, kavramın içerdiği anlamlar ve ihtilafa sebep olan yönleri ile beraber Gazâlî'nin içerisinden geldiği kelam geleneği ve üzerinde çalışmalar yaptığı felsefe geleneği arasında 'İrade Varlığı Olarak Tanrı'nın nasıl temellendirildiğini incelemeyi hedeflemektedir. Key Words: Islamic Law, Formalism, Formalism, Formalism, Law, Legal Interpretation, Legal Uncertain, Chill, Remedy

AllahBiçimcilikGazzali+4
Hatice Nur Kırıcıoğlu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kelâm ilminde gayb âlemi

Bu çalışmada "Kelâm İlminde Gayb Âlemi" konu edinilmiştir. Beş duyu organımızla idrak ettiğimiz âleme şahâdet; idrâk edemediğimiz âleme ise gayb âlemi denilmiştir. Varlık düzeni içinde şehâdet âlemi ilimlerle, gayb âlemi ise vahye dayanan kutsal kitaplarla anlaşılmıştır. Görünür âlemde bilimin ortaya koyduğu görev ve itibar inkâr edilemez. Bununla beraber varlıklığı sadece bilimin ortaya koyduğu evren algısı üzerinden kabul etmek, vahyin bildirdiği gayb âlemini görmezden gelmek doğru değildir. Kelâm ilminde gayb ve şehâdet âlemi, varlık içerisinde bir bütün olarak kabul edile gelmiştir. Şehâdet âlemini hayal veya gerçek dışı, gayb âlemini ise yanıltıcı ve ispatlanamayan olarak görmek kabule şayan değildir. Nitekim Kelâm ilminde şehâdet âleminin varlığı hayal ürünü olmayıp varlığı olan bir realite, gayb âlemi ise aklen mümkün ve vahiy ile sabit olduğu kabul edilmiştir. İnsan görünür âleminin hikmetine ise ancak gayb âlemine inanmakla ulaşabilir. Bu çalışma, giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmamızın amacı, metodu, sınırları; birinci bölümde varlık ve âlem kelimelerinin etimolojik tahlillerine ve çeşitlerine yer verilmiştir. İkinci bölümde, bilgi edinme yolları, üçüncü bölümde ise gayb âleminin canlı ve cansız olan cennet, cehennem, melek ve cin gibi varlıkları üzerinde durulmuştur.

AhiretAlemAllah+7
Faruk Gün
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kur'ân'da Allah'a itaatin dünyadaki karşılığı

İnsanın tüm davranışları gibi dinî davranışlarının da çeşitli amaçları ve hedefleri vardır. Bunlar arasında cezadan kurtulma ve ödül beklentisi önemli bir yer tutar. Kur'ân-ı Kerîm'in pek çok âyetinde bireysel ve toplumsal dinî davranışların (iman ve itaat, inkâr ve isyan) karşılığı olarak uhrevi vaatlerde bulunulmaktadır. Ancak bazı âyetlerde bu davranışların dünya hayatında da karşılığı olduğu, doğrudan veya dolaylı bir şekilde ifade edilmektedir. Dünya hayatındaki karşılığını dile getiren âyetlerin büyük çoğunluğu, olumsuz dinî davranışlarla (inkâr ve isyan) ilgilidir. Ancak olumlu davranışların (iman ve itaat) karşılığıyla ilgili âyetler de azımsanmayacak derecededir. Bu çalışmada, iman ve itaatin dünya hayatındaki karşılıklarını belirten, ima eden veya bu bağlamda yorumlanan bazı âyetlere odaklanılmıştır. Nitel bir araştırma olan çalışmada, konulu tefsir yöntemi esas alınmıştır. Âyetlerle ilgili açıklama ve yorumlar, belirlenen tefsir eserlerinden derlenmeye ve karşılaştırmalı bir şekilde analiz edilmeye çalışılmıştır. İman ve itaatin dünya hayatındaki karşılıklarını bildiren âyetler, sadece maddi/somut açıdan değerlendirildiğinde hayatın olağan akışındaki olgu ve olayların yanı sıra farklı âyet ve hadislerle çelişebilmektedir. Müfessirlerin de farkında olduğu bu durum, çeşitli açılardan problem yaratmaktadır. Bu sebeple söz konusu âyetler, çoğu zaman manevi/soyut karşılıklar açısından yorumlanmaya çalışılmaktadır. Ayrıca sünnetullah, fıtrat, hikmet gibi kavramlar aracılığıyla, davranışların sebep-sonuç ilişkileri çerçevesinde açığa çıkan etkileri üzerinde durulmaktadır. Bu yaklaşım, sosyolojik çıkarımların ağırlıkta olduğu yakın dönem tefsir eserlerinde daha yoğun ve daha açık bir şekilde görülmektedir. Sonuç olarak iman ve itaatin dünya hayatındaki karşılıklarını ifade eden âyetlerin, maddi/somut şeylerden ziyade manevi/soyut açıdan değerlendirilmesi daha uygun olacaktır. Söz konusu âyetlerin çoğu, ahiret hayatıyla ilişkilendirilmeye de müsaittir. Bazıları sebep-sonuç ilişkisi çerçevesinde psikolojik ya da sosyal etkiler olarak yorumlanabilir.

AllahKur'an-ı KerimTefsir+2
Muhammed Sadık Subaşı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yakın dönem isbât-ı vâcib çalışmaları

"Yakın Dönem" ismi, içinde bulunduğumuz zaman dilimine göre yakın dönemde yapılmış isbât-ı vâcib çalışmalarını ifade edebilmek için tercih ettiğimiz bir adlandırmadır. Biz, "Yakın Dönem İsbât-ı Vâcib Çalışmaları" adlı bu tez araştırmasında 19. Yüzyılın ikinci yarısından 20. Yüzyılın ilk yarısına kadar yaklaşık yüz yıllık dönem içinde isbât-ı vâcib çerçevesinde eser veren üç düşünürün Allah'ın varlığını ispatlamada klasik ve modern hangi delilleri kullandıklarını, mevcut delilleri geliştirme anlamında bir katkı sağlayıp sağlamadıklarını ve ne gibi özgün deliller geliştirdiklerini araştırdık. Tezimiz bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Girişte araştırmanın amacı, önemi, kapsam ve sınırlılıkları, yöntemi, kaynakları ve görüşlerini incelediğimiz üç düşünürün kelâm ilmi açısından konumlarını ele aldık. Temel amacımız, yakın dönem düşünürlerinin isbât-ı vâcib çalışmalarını ortaya çıkarmak olmakla birlikte birinci bölümde kavramsal zemin oluşturmak için isbât-ı vâcib geleneğini ve isbât-ı vâcib terminolojisini inceledik. Burada kelâm tarihinde Allah'ın varlığını ispatlamak için ortaya konulan literatür tanıtıldı ve örnek olarak Kâtibî ve Tûsî'nin birbirlerine yazdıkları isbât-ı vâcib risaleleri incelendi. İsbât-ı vâcible ilgili temel kavramlar kapsamında varlık, mahiyet, vucub (zorunluluk), imkân, imtinâ' (imkânsızlık), kıdem, hudûs, devr, teselsül, illet, fâil, delâlet, istidlâl ve ispat kavramları tanımlanıp incelendi; ayrıca vâcibü'l-vucûd ve isbât-ı vâcib terkipleri açıklandı. "Yakın Dönemde İsbât-ı Vâcib Delilleri" adlı ikinci bölümde üç düşünürün isbât-ı vâcibde kullandıkları delilleri inceledik. Bu çerçevede her düşünürün çeşitli eserlerine gerektikçe başvurduk, ama özellikle Harpûtî'nin Tenkîhu'l-Kelâm'ı, Filibeli'nin Allah'ı İnkâr Mümkün mü adlı kitabı ve İzmirli'nin Yeni İlm-i Kelâm'ı adı geçen düşünürlerin görüşlerini tespit açısından en çok başvurduğumuz eserler olmuştur. Hudûs, imkân, gâye ve nizâm delilleri üç düşünürün de küçük farklarla kullandığı klasik deliller olurken, fıtrat ve vicdan, inâyet ve itkân, ihtirâ ve ibda, ahlâk, kemâl ve kabul-i âmme delilleri bazı düşünürler tarafından kullanılmışken bazıları tarafından kullanılmamıştır. Batılı filozoflara dayanarak sadece İzmirli'nin kullandığı modern deliller inhisar, sonsuz, künhî (özsel), ezelî hakikatler ve psikolojik güçler delilleridir. Filibeli, Kur'anî bir referansla kısmen hudûs, gâye ve nizâm delillerine benzer şekilde kâinat delili de denebilecek âfâk delilinden ve vicdan delilini kastederek enfüs delilinden bahsetmiştir. "İnkârcıların İtirazlarına Verilen Cevaplar" adlı üçüncü bölüm, üç düşünürün kendi çağlarındaki inkârcılar tarafından ortaya atılan şüphe ve itirazlara cevap vermek için geliştirdikleri açıklama ve karşı delilleri konu almaktadır. Kelâm sistematiğine uygun isbât-ı vâcib delili geliştirme ve kullanma konusunda öne çıkmayan Filibeli, inkârcılara cevap verme konusunda daha yüksek başarı sağlamıştır. Tez çalışmamız, en azından, üç düşünürü benzer ve farklı yönleriyle ele alması itibarıyla kelâm araştırmalarına mütevazı bir katkı olarak değerlendirilebilir. Anahtar Kelimeler: Delil, Hudûs, İmkân, İsbat-ı Vacib, Yakın Dönem

AllahAllah'ın varlığıKur'an-ı Kerim+2
Özkan Tekin
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'an'da kudret kavramı ve Allah'ın kudreti

Kâinâtın yaratılışındaki nizâmı teemmül ettiğimizde onun arkasında çok ince prensipleri olan ve yegâne kudrete sahip olan bir ilâh profili buluruz. Bu ilâhın kudreti, önce gökyüzünün ve içindeki gök cisimlerini yaratmasında, daha sonra yeryüzünün ve içindeki coğrafya, bitki, hayvan ve insanı yaratmasında tezâhür etmektedir. Bu yaratılış evresi gerçekleştikten sonra, Allah Teâlâ'nın yarattığı bu varlıkları başıboş bırakmayıp yürütmesi, yönetmesi ve dünyanın sonunda yok etmesi, yaratmanın devamı sayılan kudretin başka bir tezahürü sayılır. Tez iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, kudret kelimesinin lüğavi ve terim anlamları, Kur'ân'da geçen eş ve zıt anlamları, türevleri ve takdîr kavramıyla ilişkisi olmak üzere kavramsal boyutu incelenmiştir. İkinci bölümde, Allah'ın kudret sıfatının, O'nun ilah ve rab, yaratıcı, mâlik, rezzâk, yönetici, kahhâr vb. sıfatlarıyla ilgisi ve tezâhürü, çeşitli tefsir kaynaklarından ve ilgili diğer kaynaklardan hareketle incelenmiştir.

AllahKudretKur'an-ı Kerim+1
Hale Garip
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocuklarda Allah tasavvurlarının gelişmesinde sevgi ve güvenin etkisi (9-12 yaş grubu)

Dünya var olduğundan beri, içinde yaşayan insanlar, insan toplulukları, kavimler kendilerinden daha yüce olan varlığa inanma ihtiyacı hissetmişlerdir. İnanma ihtiyacı, insanın fıtratında var olan duygudur. İnsanlardaki inanma duygusu, onları arayış içine sokmuştur. Arayış içine girmeleri ise çocukluk çağına denk gelmektedir. Çocukların tanrı tasavvuru pek çok faktöre göre etkilenmekte ve şekillenmektedir. Aile ise bu faktörlerin başında gelmektedir. Aile fertlerinin iletişimi, birbirlerine olan duyguları, özellikle sevgi ve güven duygusu çocuğun olumlu bir tanrı tasavvuru geliştirmesinin sağlar. Günümüzde boşanmaların, ayrılıkların ve pek çok nedenden dolayı ailesinden ayrı kalan ya da sokakta yaşayan pek çok çocuk bulunmaktadır. Bu çocuklar her şeyden önce sevgi yoksunu olarak büyümekte ve güven duygusunu yaşayamamaktadır. Bu çocukların tanrı tasavvurları, aileleriyle beraber yaşayan çocukların tanrı tasavvurlarına göre çok daha farklı olacaktır. Anahtar Kelimeler: Çocuk, Allah, Allah Tasavvuru, Sevgi ve Güven

AllahAllah'ın varlığıDin psikolojisi+5
Ceyda Ayaz
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

4. ve 5. sınıf din kültürü ve ahlak bilgisi ders kitaplarında Allah inancının öğretimi

Bu çalışmada ilköğretimin 4. ve 5. sınıflarında 1982-2000 yılları arasında uygulanan programa göre yazılan, devletin resmi okullarında okutulmuş olan ve şu anda yürürlükten kaldırılan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders kitaplarında Allah inancının öğretimi incelenmeye çalışılmıştır. Bu araştırmada ilk bölümde temel eğitim çağındaki çocukların dini gelişimleri hakkında giriş niteliğinde bilgiler sunulmaktadır. Bundan sonra çalışmada din dersi kitaplarında Allah inancının öğretimine dair içerik dil ve anlatım, yararlanılan kaynaklar, hazırlık çalışmaları, okuma parçalan, görsel materyaller ve değerlendirme çalışmaları gibi konuyu destekleyici unsurlar açısından incelenmeye çalışılmıştır. Ders kitapların incelenmesinin neticesinde, muhteva ve öğreticilik özelliği bakımından kitapların istenilen gelişme ve ilerlemeyi tam olarak sağlayamadığı görülmektedir. Hızla değişen dünya ve toplum şartlarına rağmen kitapların muhteva ve anlatım açısından birbirine benzediği, hatta ilk kitaplardan esinlenildiği tespit edilmiştir. Kitaplarda genelde dini bilgiler, dini, ahlaki ve toplumsal beklentiler yanında çocukların beklenti ve problemlerine yeterli derecede yer verilmediği, psikolojik ve pedagojik özelliklerinin dikkate alınmadığı sonucu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: İnanç, Allah İnancı.

Ahlak bilgisiAhlak eğitimiAllah+6
Emine Kazan
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2003
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kelâm ekollerinin Allah tasavvurunda insan unsuru

ÖZET KELÂM EKOLLERİNİN ALLAH TASAVVURUNDA İNSAN UNSURU Nail KARAGÖZ Yüksek Lisans Tezi, Temel İslâm Bilimleri Anabilim Dalı Danışman: Yrd.Doç.Dr. İsmail YÖRÜK Temmuz 2004, 138 sayfa Bu çalışmada kelâm ekollerinin Allah tasavvurunda insana verdikleri yer tartışılmaya çalışılmıştır. Şurası muhakkak ki Allah, kelâmın en önemli konularından biridir. Hem Kur'an hem de kelâmcılar Allah'ı değişik usullerle tanıtmışlardır. İslâm inancının merkezinde olan Allah'ın muhatap aldığı tek varlık olan insanın konumu ve değerini ortaya koymak, çalışmamızın esasım oluşturmaktadır. Kur'an'da Allah, hem sonsuz gücü olan-hem merhametli, hem ulaşılmaz-hem kullarına çok yakın, hem insana yetki veren-hem de sorumluluklarını hatırlatan bir yüce yaratıcı olarak tanıtılır. İnsanın bu yüce yaratıcıya, kendisine ve evrene karşı olan sorumluluklarının yer aldığı ayetler, Kur' an' in çok geniş bir kısmını kapsar. Kelâmcıların Allah tasavvurları da Kur'an paralelinde gelişmiştir. Ancak zamanla onun kullanmadığı kavram ve yöntemler kelâmın malzemeleri arasına girmiştir. İnsan ise kelâm için bir konu olarak ancak Allah tasavvurları ile ilgili tartışmalar sırasında ele alınmıştır. Bu noktada Kur'an ile kelâmın farkı ortaya çıkar. Zira Kur'an'da her ne kadar Allah, merkezi bir yere sahipse de O'nun muhatap aldığı varlık olma balonundan insana yapılan vurgu kelâmdakinden daha belirgindir. Konuyu, kelâmın ilahiyat ve insanın fiilleri konulan çerçevesinde inceledik. Bu iki konudaki düşüncelerin birbirlerini nasıl etkilediklerini belirlemeğe çalıştık. Çalışma, literatür taraması yoluyla, ekollerin Uderlerinin görüşleri çerçevesinde yürütülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kur'an, Allah, insan, kelâm ekolleri, yaratma.

AllahKelamKur'an-ı Kerim+2
Nail Karagöz
Çukurova University
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kader ve özgür irade tartışmaları: Necati Öner, Hüseyin Atay ve W. Montgomery Watt örneği

Kader ve özgürlük her zaman üzerinde tartışılan bir konu olmuştur. Bu konu geniş bir yelpazede yer aldığından, insanın Allah karşısındaki durumu ele alınarak bir çerçeve oluşturulmuştur. Özellikle, özgür irade ve kaderin insan özgürlüğünü nasıl şekillendirdiği, Allah'ın iradesi kapsamında insan iradesinin ne durumda olduğu, Allah'ın ilminin fiillerin tayinine etki edip etmediği gibi sorular çerçevesinde cevap aranmıştır. Kader ve özgür irade meselesi her ne kadar klâsik kelâm ve felsefe literatüründe popüler bir konu ise de bu çalışma, bu ilişkiyi Necati Öner, Hüseyin Atay ve W. Montgomery Watt örneği çerçevesinde ele almış olması bakımından, günümüz literatürü açısından önem taşımaktadır. Konu itibari ile kelâmi düşünce yoğunluk kazanmıştır. Bu yoğunluk özellikle Montgomery Watt ve Hüseyin Atay'da hissedilmiştir. Necati Öner ise, daha çok kendini felsefi tabanlı yaklaşımlarıyla hissettirmiştir. Bu çalışmada, düşünürlerin aynı konu çerçevesinde ortaya attıkları fikirlerin ortak bir nokta oluşturup oluşturmadıklarını tespit etmek amaçlanmıştır.

AllahAtay, HüseyinDin felsefesi+6
Damla Demir
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İbnü'l Arabî'nin eserlerinde akıl ve kalp

İnsanlık tarihi boyunca insanın var oluşu ve varlığının en önemli özelliğinin ne olduğu sorgulanmıştır. İnsan, maddi ve manevi evrene ilişkin bu araştırmaların hem öznesi hem de nesnesi olmuştur. İnsanın bu sorgulama çabası tatmin edici cevaplar alana kadar devam etmiştir. İbnü'l Arabî, zihnini kurcalayan konuları sorgulayarak sistematik cevaplar bulmak ve bunu yaşam felsefesi haline getirmeyi hedeflemektedir. Metafiziksel ve fiziksel problemlere çözüm arayan İbnü'l Arabî'nin sahih düşüncelerinin kaynağını, takip ettiği rotayı eserleri göstermektedir. Eserlerinden ve düşüncelerinden hareketle İbnü'l Arabî denildiğinde akla vahdet-i vücûd gelmektedir. Her ne kadar eserlerinde bu deyimi kullanmasa da Vahdet-i vücûd felsefesini ilk sistematikleştiren ve en zirveye taşıyan İbni Arabi'nin bizzat kendisidir. Zirveye taşınan bu düşünceye tezin ilk kısmında değinilmiş olsa da asıl dikkat çeken ve heyecan uyandıran nokta akıl ve kalp kavramları olmuştur. Eserleri akıl ve kalp çerçevesinde okuduğunda aslında her şeyin akıl ve kalp arasındaki ilişkiye uygun vücud bulduğunu, tüm düzenin sonunun yine akıl ve kalpte biteceği görülmektedir. Akıl ve kalp kavramları iki farklı alana hitap eder gibi görünse de gayesi tek olana işaret etmektir. İbnü'l Arabî'nin eserlerinde akıl ve kalp konusunun hem bilgi felsefesine hem de aşk felsefesi alanında yeni kapıların anahtarı olacağı kanısı güdülmüştür. Aynı zamanda insanların en büyük psikolojik ile felsefi problemlerin dayanağı aklı ve kalbi arasındaki zahiri savaşlardan meydana gelmektedir. Eğer insan bunların arasındaki ilişkiyi olması gereken düzeyde bilirse ve pratik hayatına uygularsa aklına güvenip kalbine de sevgi tohumları atmış olur. Akıl ve kalbin birbiriyle ilişkisini keserek tek başına hükümdar olduğu ve hüküm sürdüğü zaman insan, çıkmaz sokaklara sapıp oralarda kapana kısılacaktır. Cüzi/sınırlı akıl olarak adlandırılan insan aklı ve insan kalbinin ilişkisinin nasıl olması gerektiği de bu çalışmada ortaya çıkacaktır. Anahtar Kelimeler: Gaye, Vahdet-i Vücûd, Akıl, Kalp, Zahir.

AkılAllahKalp+4
Büşra Demirci
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sırât-ı Müstakîm mecmûasında nübüvvet meselesi

Nübüvvet kelâm ilminin ana konularındandır. İslâm tarihinde kelâm âlimleri, İslâm filozofları nübüvvet ile alakalı geniş bir literatür ortaya koymuşlardır. Nübüvvetin imkânı konusunda ortaya konulan fikirler günümüzde hâlâ geçerliliklerini korumaktadır. Bu bağlamda nübüvvet hâlâ güncel bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Biz bu çalışmamızda İkinci Meşrutiyet'in ilanıyla yayın hayatına başlayan ve günümüzde hâlâ Sebîlürreşâd ismi ile yayınlanmaya devam eden Sırât-ı Müstakîm mecmûasında nübüvvet konusunun nasıl işlendiğini inceledik. Çalışmamızı giriş ve iki ana bölümden oluşturmayı tercih ettik. Giriş bölümünde derginin fikrî yapısını anlaşılır kılmak için Sırât-ı Müstakîm ve devamı olan Sebîlürreşâd mecmûalarının tarihçelerine yer verdik. Mecmûaların yazarlarına ve ele aldıkları konulara değindik. Birinci bölümde konu ile alakalı kavramları kısaca açıkladıktan sonra Mâtürîdilik bağlamında nübüvvet meselesine değindik. Nübüvvetin imkânı, hükmü, peygamberlerin özellikleri, Hz. Muhammed 'in nübüvveti, hissî, aklî ve manevî mucizeler, Miraç Olayı, Kur'ân-ı Kerîm mucizesi, peygamberlerin günah işleyip işlemediği ifade eden ismet kavramı, peygamberlerin sayısı, evliyaların kerameti gibi konuları ele aldık. İkinci bölümde ise nübüvvet meselesini Sırât-ı Müstakîm bağlamında ele aldık. Mecmûada ele alınan nübüvvetin gerekliliği, Hz. Muhammed'in manevî mucizesi olarak nitelenen ahlakı, aklî mucize olarak nitelenen Kur'ân mucizesi gibi konulara değindikten sonra genelde dönemin müsteşriklerine karşı verilen cevaplar, özelde Manastırlı'nın Dozy'e verdiği cevaplar, nübüvvet bağlamında değerlendirilen Garânîk Olayı, Nuh Tufanı, Avrupalıların Kur'ân ve Hz. Muhammed algılarına dikkat çektik.

AllahKelamMiraç+4
Ali Eşgünoğlu
Yozgat Bozok University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Va'd ve Va'îd bağlamında Allah kelamında değişmezlik ve teolojik yansımaları

Allah kelamında, özellikle haber verdiği va'dve va'îdinde değişimin olup olmayacağı meselesi Tanrı'nın adaleti ve O'nun insan tarafından tanınması için oldukça önemlidir. Allah'ın gelecekle ilgili mükafat haberleri için va'd, ceza haberleri için kullanılan va'îd ve bunlarla ilişkisi olan adalet, zulüm, tebeddül, teğayyür gibi kavramların lügat ve ıstılah bakımından izah edilmesi meselenin sağlıklı bir şekilde ele alınmasına zemin oluşturmuştur. Kur'anî bağlamda ele alınan Allah kelamında va'd, dünyevî ve uhrevî olmak üzere peygamberlere ve müminlere yöneliktir. Dünyevî va'dler daha çok yardım ve zafer şeklinde gerçekleşir. Ahirette de peygamber ve müminlere yaptıkları iyilikler ve taatler karşılığında cennet ve bazı üstünlüklerin verileceği va'dedilir. Va'îdin ise kâfirler ve günahkârlar için söz konusu olduğuna vurgu yapılır. Allah'ın insanlara verdiği sözlerde herhangi bir değişimin olup olmayacağı meselesi kelam ekollerince genellikle va'd ve va'îd başlığı altında tartışılır. Onlar Allah'ın, Kur'an'da va'd ettiklerini vereceği hususunda hem fikirdirler. Ancak bu ekoller büyük günah, adalet, tevbe ve şefaat gibi meseleler nedeniyle O'nun va'îdinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği konusunda farklı düşüncelere sahiptirler. Şiî düşüncesinde ise bu mesele "beda" anlayışı çerçevesinde değerlendirilir.

AllahGelecekGelecek zaman+4
Hamdi Akbaş
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'an'da Allah'a iman edenler için kullanılan kavramlar

Bu çalışmamızda Kur'ân'da mü'minleri ifade eden kavramları işledik. Araştırmamız sonucunda, Kur'ân'da mü'min kavramıyla beraber Yüce Allâh'a îmân edenleri ifade etmek üzere toplam 13 tane kavram olduğunu tespit ettik. Bu kavramlar şunlardır: mü'min, müslim, muhsin, mûkin, müttakî, sâdık, şâhid, muhlis, muhtedî, âbid, şâkir, sâlih ve hâşi'. Çalışmamız iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, îmân, İslâm ve ihsân kavramlarının birlikte geçtiği meşhur Cibrîl hadisinden yola çıkarak mü'min, müslim ve muhsin maddelerini ele aldık. İkinci bölümde, Kur'ân'da mü'minleri ifade eden diğer kavramları inceledik. Çalışmamızda, mü'minleri ifade eden her kavramın; kelime anlamını, îmân ile olan ilişkisini ve Kur'ân'daki kullanımını ele aldık. Daha sonra da kavramın geçtiği âyetleri müfessirlerin yorumlarıyla değerlendirerek ilgili kavramın mü'min anlamına geldiğini ortaya koymaya çalıştık.

AllahKur'an-ı KerimMuhsin+4
Vahit Demiral
Yozgat Bozok University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00

İlgili konular