İnceleme
66 theses under this subject heading
Çalışma hayatında denetimin etkinliği ve yeni denetim sistemi model önerisi
Çalışma hayatı, Türk idare sisteminde ve toplumunda her zaman önemli bir yer edinmiştir. Denetim konusu çalışma hayatının ayrılmaz bir parçasıdır. Çalışma hayatının denetiminin tam olarak sağlanamamasının bir sonucu olarak ortaya çıkabilecek risklerin artacağından hareketle, denetim olgusu çalışma yaşamının önemli bir ayağını oluşturmaktadır. Güncel durumda sosyal güvenlik denetmenliği, sosyal güvenlik müfettişliği ve bakanlık iş müfettişliği gibi üçlü parçalı bir yapıda denetim organizasyonu yürürlüktedir. Bu anlayışın yerine kamu yararını da düşünerek çalışma hayatının denetiminde tekliğin sağlanması, çalışanların ve sigortalıların çalışma yaşamı içerisinde karşılaştıkları problemlerin çözüme kavuşturulması noktasında başvurulacak mercii belirsizliğinin ortadan kaldırılması, çalışma yaşamında birbirleri ile benzer yada bağlantılı olan başta sigortalılık, ölümlü ve yaralanmalı iş kazaları, ücret, ihbar ve kıdem tazminatı, yıllık izin ve kayıt dışı istihdam gibi birçok konuda tek denetim elemanı ile muhatap olunması, çalışma yaşamında yer alan işverenlerin üç farklı denetim elemanın incelemesine maruz kalması nedeniyle ortaya çıkan denetim baskısının ortadan kaldırılması, sigortalılar bakımından bu sorunların devletin tek bir denetim birimi ile ve daha kısa zaman dilimi içerisinde çözülebilmesi gerektiği açıktır. Çalışmamız bağlamında; Bakanlık Teftiş Kurulunun yeniden kurulması, idari teftiş ile çalışma yaşamının denetiminin birbirinden ayrıştırılması önerilmektedir. SGK denetmenliği, SGK müfettişliği ve Bakanlık iş müfettişliğinin "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Rehberlik ve Denetim Başkanlığı" çatısı altında "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Müfettişi" ünvanıyla birleştirilmesi ile denetim grup başkanlıklarının bir hizmet birimi olarak kurulması esas alınmalıdır.
Terceme-i Ahlâk-ı Muhsînî (1a ? 99b)(inceleme-metin)
Yaptığımız bu çalışma XVI. yüzyılda Kütahya'daki edebî muhitin en önemli âlim şairlerinden Firâkî Abdurrahman Çelebi'nin ?Ahlâk-ı Muhsînî? isimli eserini içermektedir. ?Ahlâk-ı Muhsînî? Firâkî'nin en önemli ve kaynaklarda en çok adı zikredilen eseridir.Eserde metin kısmına geçilmeden önce, eserin ana temasını oluşturan ahlâk kavramı üzerinde durulmuştur. Burada ilk olarak ahlâk ilminin özelliklerine ve diğer bilimlerle olan ilişkisine değinilmiş, ardından ahlâk kavramının İslam öncesi ve İslam sonrası özellikleri üzerinde durulmuş ve İslamiyeti kabulle birlikte Türklerde oluşan yeni ahlâk algısı verilmeye çalışılmıştır.Daha sonra Türk ? İslam kültürü ve edebiyatı içerisinde yazılmış olan önemli ahlâk kitapları kronolojik bir sıra içerisinde verilmiştir. Ayrıca bu eserler verilirken telif ya da tercüme oluşlarına göre de tasnif edilmişlerdir.?Ahlâk-ı Muhsînî? her ne kadar genel bir ahlak kitabı olarak bilinse de oluşturulduğu gelenek içerisinde bir ?siyasetnâme? olarak algılamak gerekmektedir. Çalışmamızda ?Ahlâk-ı Muhsînî?nin neden bir siyasetnâme olarak ele alınması gerektiği sebepleriyle birlikte açıklanmıştır. Eserin siyasetnâme özelliği taşıması itibariyle de Türk ? İslam kültüründeki siyasetnâmelerle ilgili geniş bilgi verilmiştir.Firâkî Abdurrahman Çelebi, eserini Farsçadan tercüme etmiştir. Eserin müellifi ise Hüseyin Vâiz Kâşifî'dir. Bu sebeple Kâşifî'nin hayatı, edebî kişiliği ve eserleriyle ilgili bilgi verilmiştir. Ardından da Firâkî ve eserin ithaf edildiği Şehzâde Bayezid ile ilgili gerekli bilgiler verilmiştir.Eserin incelemesinde Süleymâniye Kütüphânesi, Reşid Efendi Bölümü, nr.1077'de kayıtlı olan nüsha kullanılmıştır. Bu nüsha toplam 183 varaktan oluşmaktadır.Anahtar Kelimeler :Kütahya, Ahlâk, Siyasetnâme, Nasihatnâme, Firâkî, Kâşifî
Şihâbî'nin Hüsnü'l-Mahâdır'ı: İnceleme - metin
Celâleddin Suyûtî'ye ait olan Hüsnü'l-Mahâdır adlı bu eser dilimize Şihâbî tarafından Arapçadan çevrilmiştir. Bu eser eski Mısır tarihiyle ilgili birçok bilgi içerir. Mısır'ın kuruluşundan itibaren Hz. Ömer'in devrine kadar olan dönemi içine alan bu eser; Mısır'da yapılan savaşları, kurulan şehirleri, insanoğlunun yapmış olduğu yapıtları, Mısır'da çıkan madenlerden insanların faydalanma yöntemlerini, piramitlerin kim yada kimler tarafından yapıldığını ve büyük tufan hakkında bilgiler yer alır. Yaptığımız çalışma altı bölümde incelenmiştir. İlk bölümde Şihâbî'nin hayatı, sanatı, eserleri ve yaşadığı dönemin siyasi ve edebi durumu verilmeye çalışılmıştır. Hayatıyla ilgili bilgilere sadece kendi eserlerinde ulaştığımız Şihâbî ile ilgili çok fazla bilgi verilememiştir. Divanından ve bu eserinden yola çıkarak elde edilen bilgiler verilmeye çalışılmıştır. 2. bölümde ise metin transkribe edilmiştir. Eser transkribe edilirken karşılaşılan en büyük problem şahıs ve mekan isimlerinin çokluğu olmuştur. Bu özel isimlerin doğru yazılabilmesi için Mısır'la ilgili birçok kaynak taranmıştır. 3. bölümde metin tahlil edilmeye çalışılmıştır. Eser konularına göre din, şahıslar, şehirler, kavimler, dağlar ve nehirler başlığı altında verilmiştir. İncelenen her başlıkla ilgili beyitlerden örnekler verilmiştir. 4. bölümde manzum olan eser daha iyi anlaşılabilmesi için içerisinde yer alan konular nesre çevrilmeye çalışılmıştır. Konuyla ilgili yer yer verilen ayet ve hadislerin Türkçe karşılıkları dipnot şeklinde verilmiştir. 5. bölümde ise beyitlerin daha iyi anlaşılabilmesi için sözlük ve çalışma sürecinde faydalanılan kaynaklar yazılmıştır. 6. bölümde metnin orijinalinden baştan, ortadan ve sondan olmak suretiyle ikişer sayfa eklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Mısır, Şihâbî, Hüsnü'l-Mahâdır, Eski Türk Edebiyatı
Ahmed-i Dâî'nin Ukûdü'l-Cevâhir'i inceleme-Tenkitli metin-sözlük
Ahmed-i Dâî, divân şiirinin kurucularından ve XIV. yüzyılın büyük şâirlerindendir. Divân şiirinin tekâmülünde önemli bir yere sahiptir. Edebiyat, tefsir, hadis, lugat, aruz, tıp, tarih, astronomi, inşâ, rüyâ tabiri gibi birçok alanda eser vermiş çok yönlü, ansiklopedist bir şahsiyettir. Bu tezin mevzûunu teşkil eden Ukûdü'l-Cevâhir, Ahmed-i Dâî tarafından yazılmış Arapça-Farsça manzûm bir sözlüktür. Eser, Ahmed-i Dâî tarafından öğrencisi II. Murad'a ithaf edilmiştir. Anadolu Türk edebiyatının kuruluş evresinde örneklerini gördüğümüz Arapça-Farsça manzûm sözlükler, sonraki yüzyıllarda yazılan Arapça-Türkçe ve Farsça-Türkçe manzûm sözlüklerin prototipleri olarak kabul edilmektedir. Bu sözlükler, tahsil çağındaki çocuklara kelime ezberletmek, aruz ve kâfiye gibi edebiyât bilgilerini öğretmek amacıyla yazılmış eserlerdir. Ukûdü'l-Cevâhir 13. ve 15. yüzyıllar arasında yazılmış benzerleri gibi manzûm-sözlük yazma geleneğinin ilk örneklerindendir. Ukûdül-Cevâhir üzerinde yapılan bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölüm şâirin hayatı, edebî kişiliği ve eserleriyle ilgili kısa bir özetten oluşmaktadır. İkinci Bölüm Arapça-Farsça manzûm sözlük geleneğine dair bir girişten sonra Ukûdü'l-Cevâhir'in incelenmesine ayrılmıştır. Üçüncü Bölüm eserin Türkiye el yazma kütüphanelerinde bulunan beş nüshası karşılaştırılmak suretiyle hazırlanan tenkitli metindir. Dördüncü ve son bölüm ise metinde yer alan Arapça-Farsça ve satır altı Türkçe kelimelerin Türkiye Türkçesi karşılıkları da verilerek gösterildiği mukayeseli tablolardan oluşan sözlüktür. Anahtar Kelimeler: Ahmed-i Dâî, Ukûdü'l-Cevâhir, Arapça-Farsça, manzûm sözlük, tenkitli metin.
Sırduu Sandık/Comoktor (Sihirli Sandık/Masallar) adlı Kırgızca masal kitabı (metin ve inceleme)
Çalışma, "Sırduu Sandık/Comoktor (Sihirli Sandık/Masallar) Adlı Kırgızca Masal Kitabı (Metin ve İnceleme)" Adını taşımaktadır ve kitapta yer alan metinlerin Türkiye Türkçesine aktarımı, bu metinlerin tip sıralaması ve motif yapılarının incelenmesinden oluşmaktadır. Bu çalışma, Kırgızların sözlü kültür unsurlarından "masallar" üzerinde durularak, Kırgız masallarını Türkiye'de tanıtmak ve bu alanda yapılan çalışmalara bir yenisini daha eklemek niyetiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın kapsamını halk anlatılarından "masallar", sınırlılığını "Kırgız masalları" oluşturmakta olup örneklemi ise "Sırduu Sandık/Comoktor (Sihirli Sandık/Masallar)" Adlı masal kitabında yer alan masal metinleridir. Araştırmaya, ilk olarak kitaptaki masal metinlerini Türkiye Türkçesine aktarmakla başlanmıştır. Masalların çevirisi yapılırken Kırgızca sözlüklerden faydalanılmıştır. Ayrıca konuyla ilgili kaynak taraması yapılmıştır. Çalışmada metin merkezli halk bilimi kuramlarından "Tarihi Coğrafi Fin Metodu" kullanılmıştır. Masalların tip sıralaması yapılırken W. Eberhard-Pertev Naili Boratav'ın çalışması ve Antti Aarne-Stith Thompson tarafından hazırlanan çalışma esas alınmıştır. Masalların motif yapıları ise, Stith Thompson tarafından hazırlanan Motif Indeks'e göre incelenmiştir. Araştırmanın sonunda Kırgız masallarının motif bakımından çok zengin olduğunu, masal tiplerinin ise Türk masal tipleriyle benzerlik gösterdiğini tespit ettik. Elbette ki çok sayıda masala sahip olan Kırgız Türklerinin hazine değerindeki masallarının küçük bir bölümünü Türkiye'de tanıtmaktan dolayı mutluyuz. Anahtar Kelimeler: Kırgız Türkleri, Sırduu Sandık, masal, motif, tip.
Başlangıcından günümüze Türkiye Cumhuriyeti imam hatip okulları, ortaokulları ve liselerinde okutulan Arapça kitapların incelenmesi ve değerlendirilmesi
Araştırmanın konusu, başlangıcından günümüze Türkiye Cumhuriyeti İmam Hatip Okullarında, Ortaokullarında ve Liselerinde okutulan Arapça ders kitaplarının tahlili ve değerlendirilmesidir. Çalışmamız toplam dört bölümden oluşmuş olup, giriş bölümünde araştırmanın amacı, önemi ve sınırlılıkları yer almıştır. Birinci bölümde İmam Hatiplerin tarihçesi ve bu okullarda Arapça öğretiminin genel olarak değerlendirilmesi, ikinci bölümde yabancı dil öğretim metotları ve İHL'de Arapça öğretiminde karşılaşılan sorunlar, üçüncü bölümde İmam Hatiplerde okutulan Arapça ders kitaplarının tahlili ve genel değerlendirmesi, dördüncü bölümde ise sonuç ve araştırmacılara öneriler ele alınmıştır. Bu araştırmada genel tarama modeli kullanılmıştır. Daha önceden bu konuda hazırlanmış benzer Arapça tezler, Arapça ve yabancı dil öğretimi hakkında telif edilen kitaplar, İmam Hatip Liseleri ve Arapça öğretimi için yazılan çeşitli makaleler, İmam Hatip Liselerinde Arapça öğretimi için hazırlanan öğretim programları ve İmam Hatip Liselerinde okutulan ders kitapları taranmıştır. Elde edilen veriler derlendikten sonra eleştirel bir bakış açısı ve bilimsel bilgiler çerçevesinde yorumlanmıştır. Sonuçta İmam Hatip Liselerinde okutulan ders kitaplarının daha etkin ve verimli hazırlanmasına ilişkin öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: İmam Hatip, Arapça kitaplar, tahlil, değerlendirme
Ticaret Sicili Müdürünü'nün inceleme görevi ve yetkisi"
Sürekli ve hızlı bir değişiklik içerisinde bulunan ticaret hayatının belirli bir düzen içerisine oturtulması, açık, şeffaf ve düzenli bir sistem içerisinde kaydedilerek kontrol edilmesi ile mümkün hale gelir. İşte bu noktada ticaret sicilinin önemi ortaya çıkmakta; ticaret ile iştigal eden kişilerin ticaret hayatını takip edebilmesi ile bu faaliyet alanında bulunan kişiler ile ilişki kuracak kişilerin sağlıklı ve güvenli bir şekilde hareket etmesi açısından sicilin önemi büyüktür. Dolayısıyla bu sistemde kayıt altına alınacak hususların hukuka ve gerçeğe uygun olması gerekmekte olup, aksi halde sicil kayıtlarından kaynaklı zararların ortaya çıkması kuvvetle muhtemel olacaktır. Bu anlamda hukuka aykırı ve zararın meydana gelmesine sebep olacak bu kayıtların önüne geçilebilmesi amacıyla, kanun koyucu tarafından ticaret sicili müdürüne, ticaret siciline kaydedilmek istenen hususları inceleme görev ve yetkisi tanınmıştır. Bu sayede hukuka, gerçeğe, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve üçüncü kişileri yanıltabilecek hususların sicile tescil edilmesinin önüne geçilecek ve meydana çıkması muhtemel zararlar önlenmiş olacaktır. Bu anlamda konumuzun daha iyi anlaşılabilmesi açısından çalışmamızın ilk bölümünde, genel olarak ticaret sicilini, tarihi gelişimini, sicilin özelliklerini ve benzer bazı sicillerle karşılaştırarak ortak ve farklı yönlerini ortaya koyduk. Tez konumuzun asıl kısmını da ihtiva eden ikinci bölümde ise, genel olarak ticaret sicili teşkilatını, ticaret sicili müdürünün konumunu, görev ile yetkilerini, yükümlülüklerini ve bunlara bağlanan hukukî sonuçları ayrıntılı bir şekilde irdeleyerek ortaya koymaya gayret gösterdik. Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise, genel olarak ticaret sicili müdürünün sicilin tutulmasından kaynaklanan zararlardan sorumluluğu ile birlikte zararlardan doğrudan sorumlu tutulan Devlet ve ilgili odanın sorumluluğu konuları incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ticaret Sicili, Sicil Müdürü, İnceleme Yetkisi, Tescil, Sorumluluk.
Teori ve uygulamada vergi incelemesinde mükellef hakları
Günümüz çağdaş devletlerinde olduğu gibi ülkemizde de vergi sistemi beyan esasına dayanmaktadır. Bu sistemde mükellefler, kendi kazançlarını tespit etmekte ve bunun üzerinden beyanda bulunmaktadırlar. Beyan esası olarak adlandırılan bu usulün uygulanması mükelleflerin beyanlarının denetlenmeyeceği anlamına gelmemektedir.Beyan esasının geçerli olduğu vergi sistemlerinde, mükelleflerin beyanlarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığının tespiti ve kontrolünde en etkili denetim türü vergi incelemeleridir. Vergi incelemeleri, vergi inceleme elemanları aracılığı ile gerçekleştirilmektedir. Vergi İnceleme elemanları, vergi inceleme yetkisine sahip, vergi inceleme görevini ifa eden, bu sıfatla hem ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştıran, tespit eden ve sağlayan, hem de idari vergi cezalarını tespit eden kamu görevlisidir.Vergi incelemeleri, mükellefleri olumsuz etkileyen bir süreci kapsamaktadır. Bu nedenle vergi incelemeleri gerçekleştirilirken mükelleflerin yükümlülükleri kadar hakları konusunda da bilgilendirilmesi ve vergi idaresinin mükellef odaklı bir anlayış ile hareket etmesi, mükelleflerin sahip olduğu bu olumsuz bakış açısını değiştirici etki yapabileceği gibi vergi bilinci ve vergi ahlakının gelişmesine de olumlu katkıda bulunacaktır. Dolayısı ile sadece mükellef aleyhine olan durumlar değil, lehine olan durumlarında göz önünde bulundurulması, vergisel gerçeklerin mükellefleri zor durumda bırakmadan ortaya konması gerekmektedir.
Peşteli Hisali Metali'ün-neza'ir (II. cilt) inceleme-metin
Bu çalışmanın konusu, XVII. yüzyılın şair, nazire mecmuası sahibi Peşteli Hisâlî'nin Metâli'ü'n-nezâ'ir adlı eserinin II. cildinin transkripsiyonlu metninin hazırlanmasıdır. Eserin II. cildi, ?gayın ? ye? harfleri arasındaki beyitleri kapsamaktadır. (gayın ve ye harfleri dâhil) Metâli'ü'n-nezâ'ir, adından da anlaşılacağı gibi; Hisâlî'nin yüzlerce şairin nazire matlalarını topladığı mecmuasıdır. Günümüze kadar bilinen diğer nazire mecmuaları, nazire şiirleri ihtiva ederken Metâli'ü'n-nezâ'ir'in sadece matlaları bir araya getirmesi diğer mecmualardan farklı bir özelliktir. Bu çalışmada, nazire mecmuaları ve Türk Edebiyatındaki görünümleri üzerinde durulmuştur. Bunun yanı sıra Hisâlî'nin hayatı, edebî şahsiyeti ve eserleri hakkında bilgiler verilmiştir. Eserin transkripsiyonlu metni hazırlanarak dizini oluşturulmuştur. Peşteli Hisâlî eserinde Anadolu sahasında gelişen Türk edebiyatına mensup şairlerin matlalarının yanı sıra Balkanlar ve Orta Asya'da gelişen edebiyatımızın pek çok şairinin matlalarına da yer vermiştir. Bu açıdan bakıldığında Hisâlî'nin çok geniş bir coğrafyada gelişen, varlığını sürdüren Türk edebiyatına mensup şairlerin matlalarını biraraya getirmesi dikkat çekicidir. Metâli'ü'n-nezâ'ir'in Türk edebiyatının 13. ve 17. yüzyıllar arası şiirlerinin özeti niteliğinde olduğunu söyleyebiliriz.Metâli'ü'n-nezâ'ir'in I. Cildi Bilge Kaya tarafından doktora tezi olarak hazırlanmıştır. Tarafımızdan Metâli'ü'n-nezâ'ir'in II. cildi üzerinde yapılan bu çalışma ile Hisâlî'nin eserlerinin gün yüzüne çıkarılıp edebiyat dünyasına tanıtılmasına katkıda bulunulması hedeflenmiştir. Bu çalışma ile aynı zamanda edebiyatımızın yüzlerce şairinin şiir örneklerinin bir arada görülmesi mümkün olacaktır.Anahtar Sözcükler1. Türk edebiyatı2. Divan şiiri3. Nazire4. Peşteli Hisâlî5. Metâli'ü'n-nezâ'ir
XVIII. Yüzyıl Dîvân Şâiri Mehmed Sıdkî Esîf ve Dîvânı (İnceleme-Metin)
Esîf, XVIII. yüzyılın ilk yarısında yaşamış olan Mevlevî bir dîvân şâiridir. Asıl adı Mehmed'dir. Kütahya'nın Tavşanlı kasabasında doğmuş ve burada bir Mevlevîhâne kurarak ömrünün sonuna kadar bu dergâhta şeyhlik makamında bulunmuştur. Şiirlerinin büyük bir kısmında Esîf mahlasını kullanan şâir, birkaç şiirinde ise Sıdkî mahlasını tercih etmiştir. Mutasavvıf bir şâir olan Esîf Dede'nin şâirlik yönü çok kuvvetli değildir. Mevlevîlik ve tasavvuf, onun şiirlerinde önemli bir yer tutar.Esîf'in tek eseri, çalışmamıza konu olan tek nüsha dîvânıdır. Üzerinde çalıştığımız bu tek nüshada oldukça fazla imlâ hatası vardır. 78 varaktan oluşan eserde 187 manzûme bulunmaktadır.Tezimiz, Esîf'in hayatı, edebî şahsiyeti ve divânı; Esîf Dîvânı'nın şekil, dil ve muhtevâ özellikleri bakımından incelenmesi ve dîvânın metni olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde, Esîf'in hayatı, edebî şahsiyeti ve dîvânı çeşitli kaynaklardan hareketle ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır.İkinci bölümde, dîvânda yer alan şiirlerin nazım şekilleri, vezin, kafiye ve redifleri ele alındıktan sonra dîvânın dil ve anlatım özellikleri üzerinde durulmuştur. Dîvânın muhtevâsında öne çıkan hususiyetler, şiirlerden verilen örneklerle açıklanmıştır.Üçüncü bölümde ise, dîvânın metni transkripsiyon alfabesi ile yazılmış, şiirler kafiyelerinin harf sırasına göre dizildiği için nüshadaki sıralamaya müdahale edilmemiştir.Anahtar Kelimeler: Esîf, Sıdkî, dîvân, metin, Mevlevî.
Baba Rahim Meşreb'in Kitab-ı Mebde-i Nur Mesnevisi (İnceleme-metin-gramer-dizin)
Baba Rahim Meşreb'in Kitab-ı Mebde-i Nûr Mesnevîsi (İnceleme - Metin - Dizin), Baba Rahim Meşreb'i ve onun bir eseri olan Kitab-ı Mebde-i Nûr'u konu edinmektedir. Baba Rahim Meşreb, 1640 - 1711 yılları arasında Orta Asya'da yaşamış mutasavvıf bir şairdir. Melamî - Kalenderî bir derviş olan Baba Rahim Meşreb, ilk eğitimini Nemengan'da sufî Ahund Molla Bazar'dan almıştır. Daha sonra eğitimine Kaşgar'da meşhur sufî Afak Hoca'nın tekkesinde devam etmiştir. Afak Hoca tekkesinde yedi yıl kalmış ve dinî-tasavvufî bilgisini geliştirmiştir. Ancak tekkede bulunan kızlardan birine âşık olması onun kovulmasına sebep olmuştur. Ömrünün bundan sonrasını gezgin bir derviş olarak geçirmiştir. Baba Rahim Meşreb'in yazdığı eserlerden biri Kitab-ı Mebde-i Nûr'dur. Mebde-i Nûr, Mevlana Celaleddin-i Rumî'nin Mesnevî-yi Manevî'sinden ilham alınarak yazılmıştır. Eser, mesnevî tarzında yazılmış manzum bir eserdir. Mesnevî-yi Manevî ile aynı vezinde ve ona benzer bir tarzda yazılmıştır. Eserin içerisinde Mesnevî'den alınma kırk iki Farsça beyit bulunmaktadır. Bu beyitlerdeki düşünceler açıklanmakta ve hikayelerle, gazellerle dinî-tasavvufî öğütler verilmektedir. Eser üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde 3978 beyit, ikinci bölümde 3663 beyit, üçüncü bölümde ise 1267 beyit bulunmaktadır. Eserde toplam 8908 beyit mevcuttur. Çağatay Türkçesinin son dönemine ait olan Mebde-i Nûr, hem kelime hazinesi bakımından hem de dil özellikleri bakımından önemli bir eserdir. Klasik Çağatay Türkçesinin dil özellikleri bilinmektedir ve bu döneme ait eserlerin büyük çoğunluğu incelenmiştir. Ancak Çağatay Türkçesinin son döneminin dil özellikleri tam olarak ortaya çıkarılmış değildir. Mebde-i Nûr, dil malzemesi bakımından oldukça zengindir. Mebde-i Nûr'da, Çağatay Türkçesinin Klasik Dönem dil özelliklerinden farklı birtakım dil özellikleri görülür. Kitab-ı Mebde-i Nûr, Mevlana Celaleddin-i Rumî'nin Orta Asya'ya kadar nasıl etkilediğini göstermesi bakımından da önemlidir. Eser, Orta Asya'da çok okunan bir eserdir. Bu çalışmada böyle bir eser her yönüyle incelenmiştir.Anahtar Sözcükler1. Baba Rahim Meşreb2. Kitab-ı Mebde-i Nûr3. Çağatay Türkçesi4. Tasavvuf5. Mevlana ve Mesnevîsi
Şair, Büyük Mecmua ve Güneş dergileri: İnceleme, tahlili fihrist ve seçilmiş metinler
Türk kültür ve edebiyat tarihi için önemli olduğu düşünülen Şair (1918-1919), Büyük Mecmua (1919) ve Güneş (1927) dergilerinin okunup incelenmesinin ve araştırmacıların istifadesine sunulmasının amaçlandığı bu çalışmada, dejgilerin tanıtımı yapılıp tahlilî fihristleri çıkarılmıştır. Fihristten de anlaşılacağı üzere dergilerde Ömer Seyfettin, Ali Canip, Mehmet Emin ve Ziya Gökalp gibi Millî Edebiyat Akımının önde gelen şahsiyetlerinin yanında; Cenap Şebabettin, Abdülhak Hâmit ve Nazım Hikmet gibi diğer bazı önemli edebiyatçıların da yazılarını görmek mümkündür. Bir diğer bölümde, makale ve başka edebî türler hem yazar hem de eser adma göre listelenmiş ve dergilerde hangi yazarın veya hangi eserlerin bulunduğunun kolayca görülebilmesi sağlanmıştır. Dergide yer alan yazılardan seçilen pasajlara dayalı olarak yapılan dil incelemesiyle 1918 - 1919 ve 1927 yıllan arasında yazı dilindeki sadeleşme tespit edilmiş, konuşulan Türkçenin yazı dili hâline gelmekte olduğu anlaşılmıştır. Seçilen pasaj lardaki 8020 kelimenin kökenleri tespit edilmiş ve ulaşılan sonuçlar grafikler hâlinde gösterilmiştir. Ayrıca, Türkçenin sadeleşmesi açısından önemli görülen, Arapça ve Farsça tamlama oranları yine seçilen pasajlardan hareketle belirlenmeye çalışılmıştır. Dergilerdeki 287 şiir tek tek vezin, kafiye, nazım şekilleri ve tema açısından incelenmiş ve sonuçlar tablolar hâlinde gösterilmiştir. Son bölümde, her üç dergiden seçilen edebî ağırlıklı metinler Lâtin menşeli Türk alfabesine çevrilmiştir. Günümüz alfabesine aktarılırken metinlerin aslına sadık kalınmış, anlatımla ve noktalamayla ilgili yanlışlıklar orijinal şekliyle gösterilmiştir. Bu metinler şiir, hikâye, tiyatro, sohbet ve makale türlerinde olup yayımlandıkları dönemin edebiyat ve fikir dünyasını yansıtabilecek yazılardır.
Mecmûa-i Fünûn dergisi ( İnceleme, tahlilî fihrist ve seçilmiş metinler )
Türk bilim ve kültür tarihi açısından büyük öneme sahip olan Mecmûa-i Fünûn (1862- 1883) dergisinin okunup mcelenmesinin ve araştırmacıların istifadesine sunulmasının amaçlandığı bu çalışmada, derginin tanıtımı yapılıp tahlilî fihristi çıkarılmıştır. Fihristten de anlaşılacağı üzere dergide Münif Paşa, Âli Paşa, Ethem Pertev Paşa, Kadri Bey, Mehmet Cemil Paşa, Halil Kâmil Paşa, Ebûbekir Efendi, Muhammed Şevki, Bekir Sıtkı Efendi, Ahmet Rıfat Bey, Aziz Bey gibi bilim ve devlet adamlarını görmek mümkündür. Diğer bölümde dergideki yazıların toplu olarak görünmesini sağlamak amacıyla dergide yer alan yazıların sayı numarasına göre fihristi verilmiştir. Bir diğer bölümde, makale, fıkra, deneme ve diğer türler hem yazar hem de eser adına göre listelenmiş ve dergilerde hangi yazarların veya hangi eserlerin bulunduğunun kolayca görülebilmesi sağlanmıştır. Diğer bölümde dergiden seçilen makale ağırlıklı metinler Lâtin menşeli Türk alfabesine çevrilmiştir. Günümüz alfabesine aktarılırken metin aslına mümkün olduğunca sadık kalınmaya çalışılmıştır. Dergide noktalama işaretlerinden sadece nokta (.) ve iki nokta (:) kullanılmış olup metnin daha iyi anlaşılmasını sağlamak amacıyla diğer noktalamalar tarafımızdan yapılmıştır. Seçilen metinler makale, fıkra, deneme, tenkit, sohbet, tüzük, önsöz, ilân, dil bilgisi türlerinde olup yayımlandıkları dönemin bilim ve kültür dünyasını yansıtabilecek yazılardır. Son bölümde bilim ve devlet adamhğıyla dönemin önemli aydınlarından olan, derginin yayın hayatına başlamasında ve yayın hayatım sürdürmesinde çok büyük hizmetleri olan, Türkiye'de modern eğitimin ve bilimin öncülerinden olan Münif Paşa ve dergiyi çıkaran bilim organı olan Cemiyet-i Hmiye-i Osmaniye hakkında bazı bilgiler verilmiştir. vn
Yeni Türk Ticaret Kanunu'na göre anonim ortaklıklar hukukunda azınlığın bilgi alma ve inceleme hakkı yoluyla korunması
Anonim ortaklıklar, ekonomik ve hukuki yaşamımızın önemli bir parçasıdır. Tüzel kişiliği haiz olan anonim ortaklıklar, toplum içinde sosyal bir organizma olarak serbestçe hukuki işlemler yapabilmektedir. Tüzel kişilerin faaliyetlerini sürdürebilmesi hem dış hem de iç ilişkide iletişim ile mümkündür. Çünkü tüzel kişiliklerde irade oluşumu iletişime bağlıdır. Bu nedenle, kanun koyucu, anonim ortaklıkların organizasyonuna büyük önem vermektedir. Örneğin, kanun koyucu, anonim ortaklıklarda zorunlu organları ve bu organlar arasındaki ilişkileri, önemli ölçüde ve doğrudan doğruya Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlemiştir. Organlar ve organ üyeleri arasındaki ilişki iletişim gerektirmektedir. Tüzel kişilerdeki iletişimin konusu daima "bilgi"dir. Anonim ortaklıklar, pay sahiplerinden oluşmaktadır. Pay sahipleri, yatırımlarını yönetmek ve ortak sıfatından kaynaklanan haklarını kullanmak için ortaklık hakkında bilgiye ihtiyaç duyarlar. Bu çalışma, Türk Ticaret Kanunu'nun özellikle pay sahiplerinin bilgilendirilmesine yönelik hükümlerini değerlendirmektedir. Çalışmanın ana hipotezi, yasada çeşitli hükümlerde yer almasına rağmen, anonim ortaklıklarda üç aşamadan oluşan bir bilgilendirme sisteminin var olduğu savunusudur. Bu nedenle, pay sahibinin bilgilendirilmesine yönelik tüm kurallar, aynı yasal zeminde ve söz konusu sistem gözetilerek, yorumlanmalıdır. Bunun için önce, söz konusu sistemin oluşturulmasının ardında yer alan ekonomik ve yasal gereklilikler ortaya konmaya çalışılmıştır. Daha sonra, bu genel esaslar temelinde, pay sahibinin talebe bağlı bilgilendirmeye yönelik haklarına ilişkin yasal hükümler sistemli bir şekilde incelenmiştir. Çalışmada aynı zamanda, pay sahiplerinin bilgi alma ve inceleme haklarını dava yoluyla kullanımı da değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yeni Türk Ticaret Kanunu, Anonim Ortaklıklar Hukuku, Bilgi Alma Hakkı, İnceleme Hakkı.
Rekabet Kurulu'nun inceleme ve araştırmalarında izlediği usul
Ülkemizde mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hâkim olan teşebbüslerin bu güçlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak rekabetin korunması Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun ile sağlanmaktadır. Rekabet Kurulu gerek kendiliğinden gerek kendisine intikal eden başvurular üzerine öğrendiği rekabeti sınırlayıcı uygulama hakkında ya doğrudan soruşturma açılmasına ya da soruşturma açmaya gerek olup olmadığını anlamak için ön araştırma yapmaya karar verir. Soruşturma açmaya karar verilirse, taraflar bundan bilgilendirilir. Önce yazışma, yazılı iddia ve savunmaların ileri sürülmesi aşaması vardır. Daha sonra sözlü savunma aşaması başlar; bundan sonra karara ulaşılır. Tezimizde, bu safhalara hâkim olan ilkeler, idari usul ve medeni usul ilkeleri ışığında tek tek incelenmiştir. İlk olarak Rekabet Hukuku?nun konusu, amacı ve tarihsel gelişimi ele alınmış, sonrasında da Rekabet Hukukuna egemen olan ilkeler açıklanmıştır. Tezimizin devamında da, ön araştırma- soruşturma- sözlü savun¬ma toplantısı- nihaî karar ve Kurul kararlarının yargısal denetimine egemen olan ilkelerle ilgili ayrı ayrı açıklama yapılmıştır.
Topkapı Sarayı Kütüphanesi revan no: 1969'da kayıtlı Mecmū'a-ı Eş'ār (vr. 1-168) (İnceleme-metin)
Bu çalışma Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Revan 1969 numarada kayıtlı olan Mecmû'a-i Eş'âr adlı şiir mecmûasının inceleme ve çeviriyazılı metnini içermektedir. Mürettibi ya da müstensihi bilinmeyen mecmûa 168 varak olup içinde 815 şiir bulunmaktadır. Belli bir tertip gözetilmeden düzenlenen mecmûada 639 gazel, 92 ferd, 54 murabba, 12 kıta, 7 mesnevî, 4 rubâ'î, 3 muhammes, 1 müseddes, 1 terkîb-bend, 1 tercî-bend ve 1 lugaz olmak üzere toplam 11 farklı nazım şekli kullanılmıştır. İstinsah tarihi belli olmayan mecmûanın 16. yüzyıl ortalarında yahut sonlarında tertip edildiği düşünülmektedir. Çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır: Giriş kısmında mecmûa ve mecmûa türleri hakkında bilgi verilmiştir. İnceleme kısmında çalışmanın konusunu oluşturan eserin şekil ve muhteva özellikleri incelenmiştir. İkinci bölümde ise eserin çeviriyazılı metni ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Mecmū'a, Klasik Türk Edebiyatı, Osmanlı şiiri.
Lâpseki ve yöresi ağızları (İnceleme metin sözlük)
Türkoloji çalışmalarının ayrılmaz kollarından biri durumundaki ağız çalışmaları, hem çalışma yapılan bölgeye özgü kültürel değerlerin bir ögesi ve taşıyıcısıdır hem de tarih ve etnoloji çalışmalarının yanı sıra Türkçenin fonetik ve morfolojik gelişiminin göstergelerinden biridir. Bu konu üzerine yapılan çalışmaların hızlanması da çeşitli etkenlerle kaybolmaya başlayan ağız özelliklerinin tespiti açısından önemlidir. Çanakkale ili de daha önce üzerinde kapsamlı bir çalışma yapılmayan ağız bölgelerinden biridir. Bu çalışmada Çanakkale ili Lâpseki ilçesi köyleri ele alınmıştır. Bu yerleşim yerinin ağız açısından en önemli özelliği hem yörük köylerinin hem de göçmen köylerinin birlikte ve birbirlerine çok yakın olmalarıdır. Lâpseki ilçesi 2 belde ve 40 köy olmak üzere toplam 42 yerleşim biriminden oluşmaktadır. Lâpseki Belediyesi verilerine göre ilçe merkezinde 10.365, beldelerde toplam 5.884, köylerde toplam 9.592 kişi olmak üzere toplam 26.365 kişi yaşamaktadır. Bu çalışmada, Lâpseki ilçesi idari sınırları içinde yer alan söz konusu yerleşim birimlerinin ağız özellikleri incelenmiştir. Çalışma İnceleme, Metin ve Sözlük bölümlerinden meydana gelmiştir. İnceleme bölümünde bölgenin kısaca tanıtıldığı Giriş bölümü ile fonetik ve morfolojik özelliklerin ele alındığı Ses Bilgisi ve Şekil Bilgisi bölümleri yer almaktadır. Ardından, bölgeye mahsus ağız özelliklerinin kısaca özetlendiği Sonuç bölümü gelmektedir. Metinler bölümünde, sahadan derlenen ve çevriyazı işaretlerine aktarılan 54 metin bulunmaktadır. Sözlük bölümünde de ses, şekil veya anlam bakımından farklı olan kelimeler metin ve satır numarasıyla birlikte verilmiştir. Lâpseki ve yöresi adını verdiğimiz bu çalışma, hem Çanakkale ili bünyesinde bulunan ağız özelliklerinin hem de dil verileri aracılığıyla korunmuş kültürel özelliklerin bir bölümünün de olsa tespiti açısından önemlidir. Ayrıca, ileride yapılması planlanan ağız atlasları için de bir referans teşkil edebilir. ANAHTAR KELĠMELER: Ağız, Ağız incelemesi, Ağız bölgesi.
Suyolcuzâde Mehmed Necîb'in hayatı, edebî kişiliği ve divan'ı (inceleme ve transkripsiyon)
Bu çalışma, daha çok hattatlığı üzerinde durulan, şairliği ve Divan'ı yeterince ilgi görmeyen 18. yüzyıl divan şairi Suyolcuzâde Mehmed Necîb'in Divanı'nın transkripsiyonlu metni, incelemesi ve günümüz Türkçesiyle nesre çevrilmesinden oluşmuştur. Çalışmamız üç bölümden meydana gelmiştir. Birinci bölümde şairin hayatı ve eserleri hakkında kaynaklardan bilgiler derlenmiş, Divanı'ndan hareketle şairin edebî kişiliği belirlenmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde şairin Divanı'ndaki beyitler tek tek fişlenerek "Din ve Tasavvuf", "Cemiyet", "İnsan" ve "Tabiat" olmak üzere dört ana başlık altında ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise Divan'ın transkripsiyonlu metni verilmiş ve Divan günümüz Türkçesiyle nesre çevrilmiştir. Bu çalışma ile Suyolcuzâde Mehmed Necîb Divanı'nın transkripsiyonlu metnini ortaya koymak, günümüz Türkçesiyle nesre çevirmek ve eserin tematik incelemesini yapmak suretiyle Necîb'in ve Divanı'nın daha iyi anlaşılması ve edebiyat tarihi acısından yeri ve öneminin belirlenmesi amaçlanmıştır.
Arapçadan Kürtçeye (Kurmancî diyalektine) geçmiş kelimelerin anlamsal analizi
Bu çalışma, Arapça ile Kürtçe arasındaki tarihsel, kültürel ve dilsel etkileşimleri inceleyerek Arapçadan Kürtçeye (özellikle Kurmancî lehçesine) geçmiş sözcüklerin anlam bakımından süreçlerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. 7.yüzyılda İslamiyet'in kabulüyle birlikte Arapça, sadece din dili olmanın ötesine geçerek Kürt toplumunda hukuk, edebiyat, eğitim, kültür yaşamının da önemli bir parçası haline gelmiştir. Tarihsel süreçte, iki topluluk arasında güçlü bir kültürel bağ kurularak diller arasındaki etkileşimin kalıcı hale getirilmesine zemin kurulmuştur. Araştırmada; nitel araştırma yöntemleri benimsenmiş, doküman analizi tekniğiyle Arapça-Kürtçe sözlükler, akademik makaleler ve tezler incelenmiştir. Araştırmada elde edilen veriler, betimsel ve karşılaştırmalı analiz yöntemiyle değerlendirilerek, Arapçadan Kürtçeye geçmiş sözcükler "anlamı değişen", "anlamı değişmeyen", "anlamı daralan" ve "anlamı genişleyen" şeklinde sınıflandırılmıştır. Bu sınıflandırma, sözcüklerin sadece biçimsel yönleriyle değil, kültürel ve kavramsal düzeyde geçirdiği dönüşümleri de ortaya koymuştur. Araştırma kapsamında elde edilen verilerde Arapça kökenli sözcüklerin Kürtçeye geçişinde sadece dilsel yapının değil, aynı zamanda toplumsal, düşünsel ve dini etkilerin de belirleyici olduğu anlaşılmıştır. İki dil arasındaki etkileşim süreci, sözcük alışverişinden ziyade inanç sistemleri ve yaşam tarzlarının da karşılıklı etkileşime girmesine yol açmıştır. Bu araştırmada, Arapça-Kürtçe arasındaki etkileşimin dilsel olduğu kadar kültürel bir nitelik taşıdığını; Arapçadan Kürtçeye geçmiş sözcüklerin anlam türlerine göre incelenmesinin, her iki toplum açısından tarihsel ve kültürel bağlamda önemli bir kaynak sunduğunu ortaya koymaktadır.
Medenî Usûl Hukukunda bilirkişi incelemesi
Bu çalışmada, bilirkişi incelemesini, onun medenî usûl hukukundaki yeri bakımından incelemeyi amaçladık. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, ilk olarak, bilirkişi incelemesinin kavramsal çerçevesini çizmeye çalıştıktan sonra, bilirkişi incelemesinin konusunu, vakıa ile hukuk ayrımı içerisinde inceledik. İkinci bölümde ise, bilirkişi incelemesine başvurulması süreci üzerinde durduk. Bu bağlamda, meseleyi, bilirkişi incelemesine başvuru koşulları, bu koşulların değerlendirilmesi, bilirkişi incelemesi hakkındaki karar ve içeriği, nihayet, bilirkişinin seçimi ve tayini noktalarında ele aldık. Son olarak, üçüncü bölümde, ilk olarak bilirkişi incelemesinin yerine getirilmesini, hâkimin, bilirkişinin ve tarafların, bu süreçteki rol ve işlevleri çerçevesinde değerlendirmeye çalıştık. Daha sonra, bilirkişi incelemesinin hükümdeki yeri, diğer bir deyişle, bilirkişi tarafından sunulan görüşün sunulması ve bunun hâkim tarafından değerlendirilmesi süreci üzerinde açıklamalarda bulunduk.
Birleşme ve devralmalarda inceleme prosedürü (Due diligence)
Çalışmamızda birleşme ve devralmalarda inceleme prosedürü (due diligence) konusu incelenmiştir. İnceleme prosedürü mevzuatımızda yer almamasına rağmen uygulamada sıklıkla kullanılan bir kavram olduğu için hukukumuzdaki yeri hakkında değerlendirmelerde bulunulmuştur. İlk bölümde; birleşme ve devralmalar ve inceleme prosedürü kavramları incelenerek tezimizde kullandığımız kavramların sınırı çizilmiştir. Tezimizde "due diligence" terimi yabancı kökenli olduğu için kavramın içeriği ve amacı göz önünde bulundurularak yerine "inceleme prosedürünün" kullanılması tercih edilmiştir. Birleşme ve devralmalar, malvarlığı ve hisse devrini kapsayacak şekilde üst başlık olarak kullanılmıştır. İkinci bölümde, birleşme ve devralma işlemlerinin hazırlık sürecine, inceleme prosedürünün çeşitlerine yer verilerek inceleme prosedürü ve sonrasındaki değerleme süreci açıklanmıştır. Son bölümde ise inceleme prosedürünün aydınlatma yükümlülüğü ve basiretli tacir olmaktan kaynaklanan sorumluluk çerçevesinde hukukumuzda geçirilmesi gereken zorunlu bir süreç olup olmadığı değerlendirilmiştir. Bölümün devamında inceleme prosedürünün ayıp ve sözleşme öncesi müzakerelerden sorumluluk kavramları ile ilişkisi incelenmiştir.
Sudanlı yazar Tayyib Salih ve Ursü'z-Zeyn (Zeyn'in Düğünü) adlı romanının metin merkezli eleştirel çözümlemesi: Yöntembilimsel bir inceleme
Tayyib Salih'in kaleme almış olduğu Ursü'z-Zeyn adlı roman, bu çalışmanın inceleme nesnesini oluşturmaktadır. Metin merkezli eleştirel bir çözümleme hüviyetinde olan bu çalışma, romanın kimlik, konu, olay örgüsü gibi biçimsel, ana düşünce, sembolik öğeler, kurgusallık gibi düşünsel yönlerini betimleyip açıklayarak değerlendirme gayesindedir; ancak böyle bir çalışmaya girişmeden evvel bütünsel bir bakış yakalamak gayesiyle eserin dış bağlamı statüsünde olan yazarın hayatı, eserleri, edebî kişiliği ve ayrıca onun doğmuş olduğu yerin tarihi, sosyokültürel yapısı araştırılıp çalışmaya eklenmiştir. Sudan'ın geçmişten günümüze tarihsel seyri ve toplumsal yapısına dair yapılan teknik araştırmayla Ursü'z-Zeyn romanının metninde yer alan tarihsel ve sosyokültürel yapı incelenebilmiş ve bu inceleme sonucunda romanın betimlenip değerlendirilmesine katkıda bulunan birtakım sonuçlara varılmıştır. Tayyib Salih'in kendisi, eserleri ve edebiyata dair düşüncelerinin mercek altına alınması ve ayrıca roman metninin çok yönlü biçimsel analizi, romanın fikirsel zemininin ve sembolik yönünün eleştirel bir biçimde işlenebilmesini sağlamış ve böylece romanın anlaşılıp açıklanmasına yardımcı olan birtakım bulgulara ulaşılmıştır. Ayrıca romanın düşünsel arka planını gösteren kurgusallığına dair birtakım betimleme ve açıklamaların ortaya çıkmasında karakterler, mekân, zaman, anlatım teknikleri, dil, üslûp gibi metin merkezli yapısal unsurların işlenmesi büyük önem arzetmiştir. Metin merkezli eleştirel bir çözümleme ortaya koyan bu dizgesel işlemler sonucunda, Ursü'z-Zeyn romanı betimlenip açıklanarak değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sudan, Tayyib Salih, Ursü'z-Zeyn, Modern Arap Dili Edebiyatı, Roman, Çözümleme
17. yüzyıl mensur Şehnâme tercümesi [350a - 380b], giriş - inceleme - metin - dizin - tıpkıbasım
6131 demirbaş numarasıyla İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesinde kayıtlı olan eserin tümü 1778 varaktır. Eser, 3 ciltten oluşmaktadır. Her varak 25 satırdan oluşmuş olup metnin bazı varaklarında minyatürler de bulunmaktadır. Üzerinde çalışma yapılan metin, yazmanın 1. cildinde bulunmaktadır. Boyu 39, eni 24,5, kalınlığı 7,5 cm'dir. Kelime kelime bir tercüme özelliği göstermeyen eser, Hicri 1187, Miladi1773 yılında tamamlanmıştır. Bu tez, yazmanın 350a-380b varaklarını içermektedir. Tezin hazırlanma amacı, Şehnâme'nin mensur tercümesini tanıtmaktır. Tezin giriş bölümünde, Firdevsi, Şehnâme, Şehnâme çevirileri ve üzerinde çalışma yapılan yazma hakkında bilgiler bulunmaktadır. İnceleme bölümünde ise dönemin imlâ özellikleri gösterilip metnin ses ve şekil bilgisi dönem özellikleri göz önüne alınarak aktarılmıştır. Metin bölümünde, varak ve satır numaraları verilmiş, günümüz nesir metinlerine uygun olarak noktalama işaretleri kullanılmış ve paragraflar şeklinde düzenlenmiştir. Dizin bölümünde, eserin söz varlığını göstermek adına indeks hazırlanarak eserdeki kelime ve birleşik şekillerin metindeki anlamı verilmek istenmiştir. Çalışmanın sonuna, 350a-380b varakların tıpkıbasımı ilave edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Şehnâme, Firdevsi, Metin, Metin İncelemesi, Dizin.
Mecmûa-i Eşâr Selimiye Kütüphanesi 22 SEL 2196: İnceleme - metin - dizin
Selimiye Kütüphanesinde 22 Sel 2196 numara ile kayıtlı bulunan "Mecmû‛a-i Eş‛âr" adlı eser incelenmiştir. 19. yy şairi Ahmed Bâdî tarafından tertip edilmiş olan mecmua, 6-19. yüzyıllarda yaşamış olan 152 şairin şiirlerini ihtiva etmektedir. Mecmuada ayrıca Farsça, Arapça şiirler ile mensur bölümler de bulunmaktadır. Mecmua'da, redif ve vezin esas alınarak tertip edilen birtakım bölümler olmakla beraber mecmuanın bütününde belli bir sistemin takip edildiği söylenemez. Bu çalışmada, mecmuanın çeviriyazısı yapılmış, mecmuda yer alan şairlerin şiirleri ulaşılabilen yayımlanmış divanlarla karşılaştırılmış, farklılıklar dipnotlarda belirtilmiş, tablolar yardımıyla şairlerin yaşadıkları yüzyıl, şiirlerinde kullandıkları vezinler ve şiirlerin nazım şekilleri gösterilmiştir. Ayrıca mecmuda Nâbî ve Âlî'ye ait münşeatların da çeviri yazıları yapılmış, yayınlanmış eldeki çalışmalarla karşılaştırılmıştır.