İnceleme

70 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Hamza-nâme (23.cilt) inceleme-metin-sözlük-indeks

Türk Edebiyatı bünyesinde ele alınan Hamza-nâmeler, ilk defa Emir Süleyman Çelebi'nin musahiplerinden şâir Ahmedî'nin kardeşi Hamzavî tarafından yazıya geçirilmiştir. 14. yüzyılda Türkler tarafından şekillendirilen bu eser, millî bir hüviyet kazanmış ve Türkler arasında itibar görmüştür. İçeriğinde gazâ anlayışından dolayı teşekkül eden dinî motifler barındırır. İslâm peygamberi Hazret-i Muhammed'in kendisinden bir yaş büyük olan amcası Hazret-i Hamza'nın merkeze alınarak, ailesi ve çevresi etrafında gelişen bu hadiseler, okunduğu kitleye kahramanlık, cesaret, adalet, hak ve hukuk duygularını aşılamayı amaçlamıştır. İncelediğimiz metnin içinde olağanüstü ögeler fazlaca bulunmaktadır. Bu ögeler, yine dinî motiflere dayandırılarak işlenmiş ve metinde yaşanan gündelik hayata dâhil olmuştur. 23. ciltte Hazret-i Hamza'nın, İran şahı Nûş-i Revân'a ve Salsal'a yaptığı savaşlar anlatılır.Çalışmamızı Eski Anadolu Türkçesi dönemine uygun nitelikte metin ve sözlük ile tamamladık. Metinde geçen kişi ve yer adları sözlük dışında indeks başlığı altında verilmiştir. Üzerinde çalıştığımız 23. cildin, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesinde ve Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesinde birer nüshası bulunmaktadır. Metin bu iki nüshadan yararlanılarak oluşturulmuştur.

14. yüzyılDestanlarDilbilgisi+7
Begüm Hande Çay
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hamzanâme (6. Cilt 2. Kısım) İnceleme-Metin-Sözlük

14. yüzyıl şairi olan Ahmedî'nin kardeşi Hamzavî tarafından yazılan ve Hz. Hamza'nın cesaretini, dürüstlüğünü ve savaşçılığını anlatan Hamzanâme, Türkler arasında ilgiyle okunan ve meddahlar tarafından anlatılan destansı halk hikâyeleridir. Hz. Muhammet'in amcası olan Hz. Hamza'nın, İslamiyetin ilk yıllarında Müslümanlığın yayılması hususunda gösterdiği çaba ve kahramanlıklar Hamzanâme'nin konusunu teşkil etmektedir. Eski Anadolu Türkçesinin dil özelliklerini iyi bir biçimde yansıtan Hamzanâme'nin bilinen yetmiş iki cildi vardır. Biz, yapmış olduğumuz çalışmada Hamzanâme'nin altıncı cildinin ikinci kısmını ele aldık. Öncelikle metnin transkripsiyonlu çevirisini yaptık. Ardından metnin özetini hazırladık. Daha sonra metnin tüm söz varlığını yansıtan kapsamlı bir sözlük oluşturduk. Anahtar Kelimeler: Hamzanâme, Hamzavî, 14. yüzyıl, Eski Anadolu Türkçesi.

14. yüzyılEski Anadolu TürkçesiEski Türk edebiyatı+7
Serhat Kaplan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın dergisi inceleme, fihrist, seçme yazılar

Kadın dergisi Rumî 11 Ağustos 1327 (24 Ağustos 1911) ile 9 Ağustos 1328 (22 Ağustos 1912) tarihleri arasında yayımlanmış haftalık kadın dergisidir. Bu tez çalışmasında Kadın dergisinin incelemesi yapılmış; yazar, konu, resim ve fotoğraf fihristi çıkarılmıştır. Tez beş ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde II. Meşrutiyet devrinde kadın ve kadın yayıncılığı hakkında bilgi verilmektedir. İkinci bölümde, 1327-1328 yılları arasında yayımlanan derginin şekil ve içerik özellikleri, yazar kadrosu ile ilgili bilgilendirme yer almaktadır. Üçüncü bölüm, yazar adlarına, konularına göre fihrist ile fotoğraf ve resim fihristini içermektedir. Dördüncü bölümde, Kadın dergisinden seçilmiş metinler bulunmaktadır. Beşinci bölümse sonuç yazısı ve kaynakçadan oluşmaktadır. Anahtar Kelimeler: Meşrutiyet, Kadın, Dergi, Gazete.

DergilerEdebi metinlerFeminist yayıncılık+6
Kübra Erbalıkçın
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bir grup profesyonel futbolcunun futbolu bırakmadan önce ve bıraktıktan sonra madde kullanım profilinin incelenmesi

Bu çalışmada madde kullanımının profesyonel futbol oynamış ve bırakmış kişiler arasında yaygınlığı incelenmiştir. Bu kişilerin madde kullanım profillerini araştırarak, aktif sporculuk dönemi içerisinde sigara, alkol ve diğer madde kullanımının değerlendirilmesi yapılmıştır. Madde kullanımı, futbolu bırakmadan önce ve bıraktıktan sonra, her iki dönemi ele alarak çok yönlü değerlendirilmiştir. Bu çalışmadaki amacımız; geriye dönük sorgulamaya dayanarak sporcuların hem futbolculuk dönemi hem günümüzdeki madde kullanma davranışlarının sosyo-demografik bileşenlerini saptamaktır. Çalışmanın futbolu bırakmış kişiler ile yapılmasının nedeni, profesyonel olarak aktif oynayan futbolculardan mesleki kaygıları sebebiyle madde kullanımı ile ilgili sorulan sorulara samimi cevaplar alınamayacağının düşünülmesidir. Yapılan araştırmada, çalışma evrenini İzmir'de yaşayan profesyonel futbolu bırakmış kişiler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, İzmir ili içinde yaşayan, 25-65 yaş aralığında olan, en az 5 yıl futbol oynamış ve bırakmış bir grup eski futbolcu oluşturmaktadır. Örneklemin tamamı erkektir. Herhangi bir istatistiki seçme yöntemi kullanmadan 238 gönüllü kişiye bireysel olarak anket uygulaması yapılmıştır. Çalışmamızın konusunu teşkil eden profesyonel futbolcuların futbolu bırakmadan önce ve bıraktıktan sonra madde kullanım alışkanlıklarının olduğu ortaya çıkmaktadır. Sonuç olarak, çalışmamıza katılan futbol oyuncuların genelinde özellikle alkol ve sigara gibi zararlı alışkanlıkların yaygın olduğu ve bu maddelerle tanışmaları futbol ortamında gerçekleştiği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler; Profesyonellik; Futbolcu; Madde Kullanımı

Alkol içmeBağımlılıkFutbol+7
Işıl Bektaş
Ege University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Erotik eserleri ve kadın figürünü ele alışı bağlamında Gustav Klimt üzerine bir inceleme denemesi

Bu çalışmada, Gustav Klimt'in kadın figürünü nasıl ele aldığı ve bu ele alış biçimiyle ortaya çıkan erotik etkiler incelenmiştir. Bunun için yerli ve yabancı literatür taramasının yanında sanatçının bazı eserleri üzerine yapılan incelemelere yer verilmiştir. Gustav Klimt, kadın figürünü tarihselci bir biçemle idealize etmekten kaçınmış, mitolojik veya kanonik temalara bağlı kalmayı reddetmiştir. Bunun yerine, çalışmalarında insanın gerçekliğini çıplağa yansıtmaya çalışmıştır. Tuvalde kadın imgesi Klimt sayesinde bir zaman, bir kimlik ve bir kişilik kazanmıştır. Bunun bir sonucu olarak da erotizm hissi yoğun bir şekilde kadın imgesi ile buluşmuştur.

ErotizmKadın bedeniKadın figürü+4
Cem Gürbüz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışma hayatında denetimin etkinliği ve yeni denetim sistemi model önerisi

Çalışma hayatı, Türk idare sisteminde ve toplumunda her zaman önemli bir yer edinmiştir. Denetim konusu çalışma hayatının ayrılmaz bir parçasıdır. Çalışma hayatının denetiminin tam olarak sağlanamamasının bir sonucu olarak ortaya çıkabilecek risklerin artacağından hareketle, denetim olgusu çalışma yaşamının önemli bir ayağını oluşturmaktadır. Güncel durumda sosyal güvenlik denetmenliği, sosyal güvenlik müfettişliği ve bakanlık iş müfettişliği gibi üçlü parçalı bir yapıda denetim organizasyonu yürürlüktedir. Bu anlayışın yerine kamu yararını da düşünerek çalışma hayatının denetiminde tekliğin sağlanması, çalışanların ve sigortalıların çalışma yaşamı içerisinde karşılaştıkları problemlerin çözüme kavuşturulması noktasında başvurulacak mercii belirsizliğinin ortadan kaldırılması, çalışma yaşamında birbirleri ile benzer yada bağlantılı olan başta sigortalılık, ölümlü ve yaralanmalı iş kazaları, ücret, ihbar ve kıdem tazminatı, yıllık izin ve kayıt dışı istihdam gibi birçok konuda tek denetim elemanı ile muhatap olunması, çalışma yaşamında yer alan işverenlerin üç farklı denetim elemanın incelemesine maruz kalması nedeniyle ortaya çıkan denetim baskısının ortadan kaldırılması, sigortalılar bakımından bu sorunların devletin tek bir denetim birimi ile ve daha kısa zaman dilimi içerisinde çözülebilmesi gerektiği açıktır. Çalışmamız bağlamında; Bakanlık Teftiş Kurulunun yeniden kurulması, idari teftiş ile çalışma yaşamının denetiminin birbirinden ayrıştırılması önerilmektedir. SGK denetmenliği, SGK müfettişliği ve Bakanlık iş müfettişliğinin "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Rehberlik ve Denetim Başkanlığı" çatısı altında "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Müfettişi" ünvanıyla birleştirilmesi ile denetim grup başkanlıklarının bir hizmet birimi olarak kurulması esas alınmalıdır.

DenetimDenetim sistemleriSosyal Güvenlik Kurumu+2
Turay Kezer
Hitit University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Manzum halk hikayeleri: İnceleme-metin-dizin

Bu çalışma XV. yüzyılda yazıldığını tahmin ettiğimiz beş manzum halk hikayesinden oluşmaktadır. Hikayelerin hiçbirinde yazar adı bulunmamaktadır. Eserin yazma nüshası, Göttingen'de (Almanya), Georg-August Üniversitesi Kütüphanesinde, Türkçe yazmalar arasında `Turc. 9/4' numarada kayıtlıdır. Mecmua niteliğindeki yazma içinde sırasıyla Kitab-ı Muhammed Hanifi, Kitab-ı Cafer-i Dayyar, Kitab-ı Kesük Baş, Kitab-ı Cümcüme-i Sultani, Dasitan-ı İbrahim Mahluk olmak üzere beş adet hikaye bulunmaktadır. 20x15 cm. boyutlarında 42 varaktan oluşan eser, harekeli nesih ile yazılmıştır. Başlangıcı XIV. yüzyıla kadar çıkan bu hikayeler, halk arasında büyük beğeni toplamış ve yaygınlaşmıştır. Metin, şiir sanatı bakımından olmasa bile halk dilinin kullanıldığı saf bir Türkçenin taşıyıcısı olması ve dönemin söz varlığı ve dil özelliklerini yansıtması bakımından oldukça zengin bir malzemeye sahiptir.Çalışma, dil incelemesi, metin ve dizin olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm manzum halk hikayeleri hakkında genel bir bilgi ile başlamaktadır. Ardından eserde bulunan beş hikaye tanıtılmış ve içerikleri hakkında bilgi verilmiştir.Dil incelemesi söz dizimi konusu hariç, yazım, ses bilgisi ve yapı bilgisini içermektedir. Yazım konusunda metnin yazım özellikleri üzerinde durulmuş, sözcüklerin yazımındaki benzerlik ve farklılıklar incelenmiştir.Ses Bilgisi başlığı altında metindeki başlıca ses olayları, ses değişmeleri ve ünlü uyumları işlenmiştir.Yapı bilgisi bölümünde Türkiye Türkçesinden farklı olan yapılar üzerinde durulmuş ve örneklendirilmeye çalışılmıştır.Metin bölümünde eserin çeviri yazısı verilmiştir.Dizin bölümünde ise metinde geçen bütün sözcükler madde başı olarak alınmış ve metindeki kullanımlarına göre anlamlandırılmışlardır. Her anlam için geçtiği yer ve beyit numaraları belirtilmiştir. Metnimizde anlamı bulunabilen sözcüklerin kökenlerine inilerek tam bir gramatikal dizin oluşturulmaya çalışılmıştır.

15. yüzyılDil özellikleriHalk hikayeleri+7
Çiğdem Türker
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Derviş Hüseyin Sa'id Morevî-Müsbitnâme (İnceleme-metin-dizin)

Bu çalışma XVIII. yüzyılda Dervîş Hüseyin Sa'îd Morevî tarafından yazılan ?Müsbitnâme? adlı eser üzerinedir. Eser, 1798 (1213) yılında Ahmed Nazif tarafından istinsah edilmiştir. Üzerinde çalışılan bu nüsha, 223×140 (160×85) mm ölçülerinde, nesih ile yazılmış 50 varaktan oluşan bir elyazmasıdır. Her varak 21 satırdan oluşmaktadır. Nüsha, Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesi'nde, 565/1 arşiv numarasında kayıtlıdır.Osmanlı Türkçesinin bir ürünü olan eser; yazıldığı dönemin yazılış, ses ve biçim bilgisi özelliklerini yansıtması bakımından önemlidir. Çalışmanın amacı, eserin dil özelliklerini inceleyerek Türkiye Türkçesinden farklı olan kullanımları açıklamak ve söz varlığını ortaya koymaktır.Çalışma; dil incelemesi, metin, dizin olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Giriş Bölümünde ?Hz. Ali Divanı? ile ilgili genel bilgilere, yazarla ilgili araştırmalara ve metnin içeriği ile ilgili açıklamalara yer verilmiştir.Dil İncelemesi Bölümü; yazım, ses bilgisi ve yapı bilgisini içermektedir. Yazım bölümünde metnin yazım özellikleri üzerinde durulmuş, sözcüklerin yazımındaki benzerlik ve farklılıklar incelenmiştir. Yazım özelliklerinin rahatlıkla görülebilmesi için metindeki orijinal kullanımlar gösterilmiştir. Ses Bilgisi başlığı altında metindeki başlıca ses olayları, ses değişmeleri ve ünlü uyumları işlenmiştir. Yapı Bilgisi bölümünde ise Türkiye Türkçesinden farklı olan yapılar üzerinde durulmuş ve metinden örnekler verilmiştir.Metin bölümünde eserin çeviri yazısı verilmiştir. Metinde geçen sözcüklerin tümünün gramatikal dizini yapılmıştır.Dizin Bölümünde ise metinde geçen bütün sözcükler madde başı olarak alınmış ve metindeki kullanımlarına göre anlamlandırılarak her anlam için geçtiği yer ve satır numaralarla verilmiştir.

18. yüzyılDerviş Hüseyin Sa'id MoreviEdebiyat+5
Ezgi Çırak
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Terceme-i Ahlâk-ı Muhsînî (1a ? 99b)(inceleme-metin)

Yaptığımız bu çalışma XVI. yüzyılda Kütahya'daki edebî muhitin en önemli âlim şairlerinden Firâkî Abdurrahman Çelebi'nin ?Ahlâk-ı Muhsînî? isimli eserini içermektedir. ?Ahlâk-ı Muhsînî? Firâkî'nin en önemli ve kaynaklarda en çok adı zikredilen eseridir.Eserde metin kısmına geçilmeden önce, eserin ana temasını oluşturan ahlâk kavramı üzerinde durulmuştur. Burada ilk olarak ahlâk ilminin özelliklerine ve diğer bilimlerle olan ilişkisine değinilmiş, ardından ahlâk kavramının İslam öncesi ve İslam sonrası özellikleri üzerinde durulmuş ve İslamiyeti kabulle birlikte Türklerde oluşan yeni ahlâk algısı verilmeye çalışılmıştır.Daha sonra Türk ? İslam kültürü ve edebiyatı içerisinde yazılmış olan önemli ahlâk kitapları kronolojik bir sıra içerisinde verilmiştir. Ayrıca bu eserler verilirken telif ya da tercüme oluşlarına göre de tasnif edilmişlerdir.?Ahlâk-ı Muhsînî? her ne kadar genel bir ahlak kitabı olarak bilinse de oluşturulduğu gelenek içerisinde bir ?siyasetnâme? olarak algılamak gerekmektedir. Çalışmamızda ?Ahlâk-ı Muhsînî?nin neden bir siyasetnâme olarak ele alınması gerektiği sebepleriyle birlikte açıklanmıştır. Eserin siyasetnâme özelliği taşıması itibariyle de Türk ? İslam kültüründeki siyasetnâmelerle ilgili geniş bilgi verilmiştir.Firâkî Abdurrahman Çelebi, eserini Farsçadan tercüme etmiştir. Eserin müellifi ise Hüseyin Vâiz Kâşifî'dir. Bu sebeple Kâşifî'nin hayatı, edebî kişiliği ve eserleriyle ilgili bilgi verilmiştir. Ardından da Firâkî ve eserin ithaf edildiği Şehzâde Bayezid ile ilgili gerekli bilgiler verilmiştir.Eserin incelemesinde Süleymâniye Kütüphânesi, Reşid Efendi Bölümü, nr.1077'de kayıtlı olan nüsha kullanılmıştır. Bu nüsha toplam 183 varaktan oluşmaktadır.Anahtar Kelimeler :Kütahya, Ahlâk, Siyasetnâme, Nasihatnâme, Firâkî, Kâşifî

16. yüzyılAhlak-ı MuhsinEdebiyat+11
Mehmet Avçin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Şihâbî'nin Hüsnü'l-Mahâdır'ı: İnceleme - metin

Celâleddin Suyûtî'ye ait olan Hüsnü'l-Mahâdır adlı bu eser dilimize Şihâbî tarafından Arapçadan çevrilmiştir. Bu eser eski Mısır tarihiyle ilgili birçok bilgi içerir. Mısır'ın kuruluşundan itibaren Hz. Ömer'in devrine kadar olan dönemi içine alan bu eser; Mısır'da yapılan savaşları, kurulan şehirleri, insanoğlunun yapmış olduğu yapıtları, Mısır'da çıkan madenlerden insanların faydalanma yöntemlerini, piramitlerin kim yada kimler tarafından yapıldığını ve büyük tufan hakkında bilgiler yer alır. Yaptığımız çalışma altı bölümde incelenmiştir. İlk bölümde Şihâbî'nin hayatı, sanatı, eserleri ve yaşadığı dönemin siyasi ve edebi durumu verilmeye çalışılmıştır. Hayatıyla ilgili bilgilere sadece kendi eserlerinde ulaştığımız Şihâbî ile ilgili çok fazla bilgi verilememiştir. Divanından ve bu eserinden yola çıkarak elde edilen bilgiler verilmeye çalışılmıştır. 2. bölümde ise metin transkribe edilmiştir. Eser transkribe edilirken karşılaşılan en büyük problem şahıs ve mekan isimlerinin çokluğu olmuştur. Bu özel isimlerin doğru yazılabilmesi için Mısır'la ilgili birçok kaynak taranmıştır. 3. bölümde metin tahlil edilmeye çalışılmıştır. Eser konularına göre din, şahıslar, şehirler, kavimler, dağlar ve nehirler başlığı altında verilmiştir. İncelenen her başlıkla ilgili beyitlerden örnekler verilmiştir. 4. bölümde manzum olan eser daha iyi anlaşılabilmesi için içerisinde yer alan konular nesre çevrilmeye çalışılmıştır. Konuyla ilgili yer yer verilen ayet ve hadislerin Türkçe karşılıkları dipnot şeklinde verilmiştir. 5. bölümde ise beyitlerin daha iyi anlaşılabilmesi için sözlük ve çalışma sürecinde faydalanılan kaynaklar yazılmıştır. 6. bölümde metnin orijinalinden baştan, ortadan ve sondan olmak suretiyle ikişer sayfa eklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Mısır, Şihâbî, Hüsnü'l-Mahâdır, Eski Türk Edebiyatı

Celaleddin es-SuyutiEdebiyatEski Türk edebiyatı+5
Orhan Balcı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ahmed-i Dâî'nin Ukûdü'l-Cevâhir'i inceleme-Tenkitli metin-sözlük

Ahmed-i Dâî, divân şiirinin kurucularından ve XIV. yüzyılın büyük şâirlerindendir. Divân şiirinin tekâmülünde önemli bir yere sahiptir. Edebiyat, tefsir, hadis, lugat, aruz, tıp, tarih, astronomi, inşâ, rüyâ tabiri gibi birçok alanda eser vermiş çok yönlü, ansiklopedist bir şahsiyettir. Bu tezin mevzûunu teşkil eden Ukûdü'l-Cevâhir, Ahmed-i Dâî tarafından yazılmış Arapça-Farsça manzûm bir sözlüktür. Eser, Ahmed-i Dâî tarafından öğrencisi II. Murad'a ithaf edilmiştir. Anadolu Türk edebiyatının kuruluş evresinde örneklerini gördüğümüz Arapça-Farsça manzûm sözlükler, sonraki yüzyıllarda yazılan Arapça-Türkçe ve Farsça-Türkçe manzûm sözlüklerin prototipleri olarak kabul edilmektedir. Bu sözlükler, tahsil çağındaki çocuklara kelime ezberletmek, aruz ve kâfiye gibi edebiyât bilgilerini öğretmek amacıyla yazılmış eserlerdir. Ukûdü'l-Cevâhir 13. ve 15. yüzyıllar arasında yazılmış benzerleri gibi manzûm-sözlük yazma geleneğinin ilk örneklerindendir. Ukûdül-Cevâhir üzerinde yapılan bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölüm şâirin hayatı, edebî kişiliği ve eserleriyle ilgili kısa bir özetten oluşmaktadır. İkinci Bölüm Arapça-Farsça manzûm sözlük geleneğine dair bir girişten sonra Ukûdü'l-Cevâhir'in incelenmesine ayrılmıştır. Üçüncü Bölüm eserin Türkiye el yazma kütüphanelerinde bulunan beş nüshası karşılaştırılmak suretiyle hazırlanan tenkitli metindir. Dördüncü ve son bölüm ise metinde yer alan Arapça-Farsça ve satır altı Türkçe kelimelerin Türkiye Türkçesi karşılıkları da verilerek gösterildiği mukayeseli tablolardan oluşan sözlüktür. Anahtar Kelimeler: Ahmed-i Dâî, Ukûdü'l-Cevâhir, Arapça-Farsça, manzûm sözlük, tenkitli metin.

14. yüzyılAhmed-i DaiDivan şiiri+5
Şükrü Özdemir
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sırduu Sandık/Comoktor (Sihirli Sandık/Masallar) adlı Kırgızca masal kitabı (metin ve inceleme)

Çalışma, "Sırduu Sandık/Comoktor (Sihirli Sandık/Masallar) Adlı Kırgızca Masal Kitabı (Metin ve İnceleme)" Adını taşımaktadır ve kitapta yer alan metinlerin Türkiye Türkçesine aktarımı, bu metinlerin tip sıralaması ve motif yapılarının incelenmesinden oluşmaktadır. Bu çalışma, Kırgızların sözlü kültür unsurlarından "masallar" üzerinde durularak, Kırgız masallarını Türkiye'de tanıtmak ve bu alanda yapılan çalışmalara bir yenisini daha eklemek niyetiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın kapsamını halk anlatılarından "masallar", sınırlılığını "Kırgız masalları" oluşturmakta olup örneklemi ise "Sırduu Sandık/Comoktor (Sihirli Sandık/Masallar)" Adlı masal kitabında yer alan masal metinleridir. Araştırmaya, ilk olarak kitaptaki masal metinlerini Türkiye Türkçesine aktarmakla başlanmıştır. Masalların çevirisi yapılırken Kırgızca sözlüklerden faydalanılmıştır. Ayrıca konuyla ilgili kaynak taraması yapılmıştır. Çalışmada metin merkezli halk bilimi kuramlarından "Tarihi Coğrafi Fin Metodu" kullanılmıştır. Masalların tip sıralaması yapılırken W. Eberhard-Pertev Naili Boratav'ın çalışması ve Antti Aarne-Stith Thompson tarafından hazırlanan çalışma esas alınmıştır. Masalların motif yapıları ise, Stith Thompson tarafından hazırlanan Motif Indeks'e göre incelenmiştir. Araştırmanın sonunda Kırgız masallarının motif bakımından çok zengin olduğunu, masal tiplerinin ise Türk masal tipleriyle benzerlik gösterdiğini tespit ettik. Elbette ki çok sayıda masala sahip olan Kırgız Türklerinin hazine değerindeki masallarının küçük bir bölümünü Türkiye'de tanıtmaktan dolayı mutluyuz. Anahtar Kelimeler: Kırgız Türkleri, Sırduu Sandık, masal, motif, tip.

KitaplarKırgız edebiyatıKırgızca+6
Sonuç Akyol
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Başlangıcından günümüze Türkiye Cumhuriyeti imam hatip okulları, ortaokulları ve liselerinde okutulan Arapça kitapların incelenmesi ve değerlendirilmesi

Araştırmanın konusu, başlangıcından günümüze Türkiye Cumhuriyeti İmam Hatip Okullarında, Ortaokullarında ve Liselerinde okutulan Arapça ders kitaplarının tahlili ve değerlendirilmesidir. Çalışmamız toplam dört bölümden oluşmuş olup, giriş bölümünde araştırmanın amacı, önemi ve sınırlılıkları yer almıştır. Birinci bölümde İmam Hatiplerin tarihçesi ve bu okullarda Arapça öğretiminin genel olarak değerlendirilmesi, ikinci bölümde yabancı dil öğretim metotları ve İHL'de Arapça öğretiminde karşılaşılan sorunlar, üçüncü bölümde İmam Hatiplerde okutulan Arapça ders kitaplarının tahlili ve genel değerlendirmesi, dördüncü bölümde ise sonuç ve araştırmacılara öneriler ele alınmıştır. Bu araştırmada genel tarama modeli kullanılmıştır. Daha önceden bu konuda hazırlanmış benzer Arapça tezler, Arapça ve yabancı dil öğretimi hakkında telif edilen kitaplar, İmam Hatip Liseleri ve Arapça öğretimi için yazılan çeşitli makaleler, İmam Hatip Liselerinde Arapça öğretimi için hazırlanan öğretim programları ve İmam Hatip Liselerinde okutulan ders kitapları taranmıştır. Elde edilen veriler derlendikten sonra eleştirel bir bakış açısı ve bilimsel bilgiler çerçevesinde yorumlanmıştır. Sonuçta İmam Hatip Liselerinde okutulan ders kitaplarının daha etkin ve verimli hazırlanmasına ilişkin öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: İmam Hatip, Arapça kitaplar, tahlil, değerlendirme

ArapçaDers kitaplarıDeğerlendirme+6
Murat Gök
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ticaret Sicili Müdürünü'nün inceleme görevi ve yetkisi"

Sürekli ve hızlı bir değişiklik içerisinde bulunan ticaret hayatının belirli bir düzen içerisine oturtulması, açık, şeffaf ve düzenli bir sistem içerisinde kaydedilerek kontrol edilmesi ile mümkün hale gelir. İşte bu noktada ticaret sicilinin önemi ortaya çıkmakta; ticaret ile iştigal eden kişilerin ticaret hayatını takip edebilmesi ile bu faaliyet alanında bulunan kişiler ile ilişki kuracak kişilerin sağlıklı ve güvenli bir şekilde hareket etmesi açısından sicilin önemi büyüktür. Dolayısıyla bu sistemde kayıt altına alınacak hususların hukuka ve gerçeğe uygun olması gerekmekte olup, aksi halde sicil kayıtlarından kaynaklı zararların ortaya çıkması kuvvetle muhtemel olacaktır. Bu anlamda hukuka aykırı ve zararın meydana gelmesine sebep olacak bu kayıtların önüne geçilebilmesi amacıyla, kanun koyucu tarafından ticaret sicili müdürüne, ticaret siciline kaydedilmek istenen hususları inceleme görev ve yetkisi tanınmıştır. Bu sayede hukuka, gerçeğe, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve üçüncü kişileri yanıltabilecek hususların sicile tescil edilmesinin önüne geçilecek ve meydana çıkması muhtemel zararlar önlenmiş olacaktır. Bu anlamda konumuzun daha iyi anlaşılabilmesi açısından çalışmamızın ilk bölümünde, genel olarak ticaret sicilini, tarihi gelişimini, sicilin özelliklerini ve benzer bazı sicillerle karşılaştırarak ortak ve farklı yönlerini ortaya koyduk. Tez konumuzun asıl kısmını da ihtiva eden ikinci bölümde ise, genel olarak ticaret sicili teşkilatını, ticaret sicili müdürünün konumunu, görev ile yetkilerini, yükümlülüklerini ve bunlara bağlanan hukukî sonuçları ayrıntılı bir şekilde irdeleyerek ortaya koymaya gayret gösterdik. Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise, genel olarak ticaret sicili müdürünün sicilin tutulmasından kaynaklanan zararlardan sorumluluğu ile birlikte zararlardan doğrudan sorumlu tutulan Devlet ve ilgili odanın sorumluluğu konuları incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ticaret Sicili, Sicil Müdürü, İnceleme Yetkisi, Tescil, Sorumluluk.

MüdürlerSorumlulukTescil+7
Abdulkadir Darı
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Teori ve uygulamada vergi incelemesinde mükellef hakları

Günümüz çağdaş devletlerinde olduğu gibi ülkemizde de vergi sistemi beyan esasına dayanmaktadır. Bu sistemde mükellefler, kendi kazançlarını tespit etmekte ve bunun üzerinden beyanda bulunmaktadırlar. Beyan esası olarak adlandırılan bu usulün uygulanması mükelleflerin beyanlarının denetlenmeyeceği anlamına gelmemektedir.Beyan esasının geçerli olduğu vergi sistemlerinde, mükelleflerin beyanlarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığının tespiti ve kontrolünde en etkili denetim türü vergi incelemeleridir. Vergi incelemeleri, vergi inceleme elemanları aracılığı ile gerçekleştirilmektedir. Vergi İnceleme elemanları, vergi inceleme yetkisine sahip, vergi inceleme görevini ifa eden, bu sıfatla hem ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştıran, tespit eden ve sağlayan, hem de idari vergi cezalarını tespit eden kamu görevlisidir.Vergi incelemeleri, mükellefleri olumsuz etkileyen bir süreci kapsamaktadır. Bu nedenle vergi incelemeleri gerçekleştirilirken mükelleflerin yükümlülükleri kadar hakları konusunda da bilgilendirilmesi ve vergi idaresinin mükellef odaklı bir anlayış ile hareket etmesi, mükelleflerin sahip olduğu bu olumsuz bakış açısını değiştirici etki yapabileceği gibi vergi bilinci ve vergi ahlakının gelişmesine de olumlu katkıda bulunacaktır. Dolayısı ile sadece mükellef aleyhine olan durumlar değil, lehine olan durumlarında göz önünde bulundurulması, vergisel gerçeklerin mükellefleri zor durumda bırakmadan ortaya konması gerekmektedir.

BeyanMali hukukMükellef+5
Hande Emiroğlu
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Peşteli Hisali Metali'ün-neza'ir (II. cilt) inceleme-metin

Bu çalışmanın konusu, XVII. yüzyılın şair, nazire mecmuası sahibi Peşteli Hisâlî'nin Metâli'ü'n-nezâ'ir adlı eserinin II. cildinin transkripsiyonlu metninin hazırlanmasıdır. Eserin II. cildi, ?gayın ? ye? harfleri arasındaki beyitleri kapsamaktadır. (gayın ve ye harfleri dâhil) Metâli'ü'n-nezâ'ir, adından da anlaşılacağı gibi; Hisâlî'nin yüzlerce şairin nazire matlalarını topladığı mecmuasıdır. Günümüze kadar bilinen diğer nazire mecmuaları, nazire şiirleri ihtiva ederken Metâli'ü'n-nezâ'ir'in sadece matlaları bir araya getirmesi diğer mecmualardan farklı bir özelliktir. Bu çalışmada, nazire mecmuaları ve Türk Edebiyatındaki görünümleri üzerinde durulmuştur. Bunun yanı sıra Hisâlî'nin hayatı, edebî şahsiyeti ve eserleri hakkında bilgiler verilmiştir. Eserin transkripsiyonlu metni hazırlanarak dizini oluşturulmuştur. Peşteli Hisâlî eserinde Anadolu sahasında gelişen Türk edebiyatına mensup şairlerin matlalarının yanı sıra Balkanlar ve Orta Asya'da gelişen edebiyatımızın pek çok şairinin matlalarına da yer vermiştir. Bu açıdan bakıldığında Hisâlî'nin çok geniş bir coğrafyada gelişen, varlığını sürdüren Türk edebiyatına mensup şairlerin matlalarını biraraya getirmesi dikkat çekicidir. Metâli'ü'n-nezâ'ir'in Türk edebiyatının 13. ve 17. yüzyıllar arası şiirlerinin özeti niteliğinde olduğunu söyleyebiliriz.Metâli'ü'n-nezâ'ir'in I. Cildi Bilge Kaya tarafından doktora tezi olarak hazırlanmıştır. Tarafımızdan Metâli'ü'n-nezâ'ir'in II. cildi üzerinde yapılan bu çalışma ile Hisâlî'nin eserlerinin gün yüzüne çıkarılıp edebiyat dünyasına tanıtılmasına katkıda bulunulması hedeflenmiştir. Bu çalışma ile aynı zamanda edebiyatımızın yüzlerce şairinin şiir örneklerinin bir arada görülmesi mümkün olacaktır.Anahtar Sözcükler1. Türk edebiyatı2. Divan şiiri3. Nazire4. Peşteli Hisâlî5. Metâli'ü'n-nezâ'ir

17. yüzyılDivan edebiyatıEdebiyat+7
Abuzer Kalyon
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

XVIII. Yüzyıl Dîvân Şâiri Mehmed Sıdkî Esîf ve Dîvânı (İnceleme-Metin)

Esîf, XVIII. yüzyılın ilk yarısında yaşamış olan Mevlevî bir dîvân şâiridir. Asıl adı Mehmed'dir. Kütahya'nın Tavşanlı kasabasında doğmuş ve burada bir Mevlevîhâne kurarak ömrünün sonuna kadar bu dergâhta şeyhlik makamında bulunmuştur. Şiirlerinin büyük bir kısmında Esîf mahlasını kullanan şâir, birkaç şiirinde ise Sıdkî mahlasını tercih etmiştir. Mutasavvıf bir şâir olan Esîf Dede'nin şâirlik yönü çok kuvvetli değildir. Mevlevîlik ve tasavvuf, onun şiirlerinde önemli bir yer tutar.Esîf'in tek eseri, çalışmamıza konu olan tek nüsha dîvânıdır. Üzerinde çalıştığımız bu tek nüshada oldukça fazla imlâ hatası vardır. 78 varaktan oluşan eserde 187 manzûme bulunmaktadır.Tezimiz, Esîf'in hayatı, edebî şahsiyeti ve divânı; Esîf Dîvânı'nın şekil, dil ve muhtevâ özellikleri bakımından incelenmesi ve dîvânın metni olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde, Esîf'in hayatı, edebî şahsiyeti ve dîvânı çeşitli kaynaklardan hareketle ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır.İkinci bölümde, dîvânda yer alan şiirlerin nazım şekilleri, vezin, kafiye ve redifleri ele alındıktan sonra dîvânın dil ve anlatım özellikleri üzerinde durulmuştur. Dîvânın muhtevâsında öne çıkan hususiyetler, şiirlerden verilen örneklerle açıklanmıştır.Üçüncü bölümde ise, dîvânın metni transkripsiyon alfabesi ile yazılmış, şiirler kafiyelerinin harf sırasına göre dizildiği için nüshadaki sıralamaya müdahale edilmemiştir.Anahtar Kelimeler: Esîf, Sıdkî, dîvân, metin, Mevlevî.

18. yüzyılDivan edebiyatıDivan şiiri+7
Reyhan Dinç
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Baba Rahim Meşreb'in Kitab-ı Mebde-i Nur Mesnevisi (İnceleme-metin-gramer-dizin)

Baba Rahim Meşreb'in Kitab-ı Mebde-i Nûr Mesnevîsi (İnceleme - Metin - Dizin), Baba Rahim Meşreb'i ve onun bir eseri olan Kitab-ı Mebde-i Nûr'u konu edinmektedir. Baba Rahim Meşreb, 1640 - 1711 yılları arasında Orta Asya'da yaşamış mutasavvıf bir şairdir. Melamî - Kalenderî bir derviş olan Baba Rahim Meşreb, ilk eğitimini Nemengan'da sufî Ahund Molla Bazar'dan almıştır. Daha sonra eğitimine Kaşgar'da meşhur sufî Afak Hoca'nın tekkesinde devam etmiştir. Afak Hoca tekkesinde yedi yıl kalmış ve dinî-tasavvufî bilgisini geliştirmiştir. Ancak tekkede bulunan kızlardan birine âşık olması onun kovulmasına sebep olmuştur. Ömrünün bundan sonrasını gezgin bir derviş olarak geçirmiştir. Baba Rahim Meşreb'in yazdığı eserlerden biri Kitab-ı Mebde-i Nûr'dur. Mebde-i Nûr, Mevlana Celaleddin-i Rumî'nin Mesnevî-yi Manevî'sinden ilham alınarak yazılmıştır. Eser, mesnevî tarzında yazılmış manzum bir eserdir. Mesnevî-yi Manevî ile aynı vezinde ve ona benzer bir tarzda yazılmıştır. Eserin içerisinde Mesnevî'den alınma kırk iki Farsça beyit bulunmaktadır. Bu beyitlerdeki düşünceler açıklanmakta ve hikayelerle, gazellerle dinî-tasavvufî öğütler verilmektedir. Eser üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde 3978 beyit, ikinci bölümde 3663 beyit, üçüncü bölümde ise 1267 beyit bulunmaktadır. Eserde toplam 8908 beyit mevcuttur. Çağatay Türkçesinin son dönemine ait olan Mebde-i Nûr, hem kelime hazinesi bakımından hem de dil özellikleri bakımından önemli bir eserdir. Klasik Çağatay Türkçesinin dil özellikleri bilinmektedir ve bu döneme ait eserlerin büyük çoğunluğu incelenmiştir. Ancak Çağatay Türkçesinin son döneminin dil özellikleri tam olarak ortaya çıkarılmış değildir. Mebde-i Nûr, dil malzemesi bakımından oldukça zengindir. Mebde-i Nûr'da, Çağatay Türkçesinin Klasik Dönem dil özelliklerinden farklı birtakım dil özellikleri görülür. Kitab-ı Mebde-i Nûr, Mevlana Celaleddin-i Rumî'nin Orta Asya'ya kadar nasıl etkilediğini göstermesi bakımından da önemlidir. Eser, Orta Asya'da çok okunan bir eserdir. Bu çalışmada böyle bir eser her yönüyle incelenmiştir.Anahtar Sözcükler1. Baba Rahim Meşreb2. Kitab-ı Mebde-i Nûr3. Çağatay Türkçesi4. Tasavvuf5. Mevlana ve Mesnevîsi

Dil bilimKitab-ı Mebde-i NurMesnevi+6
Sadi Gedik
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Şair, Büyük Mecmua ve Güneş dergileri: İnceleme, tahlili fihrist ve seçilmiş metinler

Türk kültür ve edebiyat tarihi için önemli olduğu düşünülen Şair (1918-1919), Büyük Mecmua (1919) ve Güneş (1927) dergilerinin okunup incelenmesinin ve araştırmacıların istifadesine sunulmasının amaçlandığı bu çalışmada, dejgilerin tanıtımı yapılıp tahlilî fihristleri çıkarılmıştır. Fihristten de anlaşılacağı üzere dergilerde Ömer Seyfettin, Ali Canip, Mehmet Emin ve Ziya Gökalp gibi Millî Edebiyat Akımının önde gelen şahsiyetlerinin yanında; Cenap Şebabettin, Abdülhak Hâmit ve Nazım Hikmet gibi diğer bazı önemli edebiyatçıların da yazılarını görmek mümkündür. Bir diğer bölümde, makale ve başka edebî türler hem yazar hem de eser adma göre listelenmiş ve dergilerde hangi yazarın veya hangi eserlerin bulunduğunun kolayca görülebilmesi sağlanmıştır. Dergide yer alan yazılardan seçilen pasajlara dayalı olarak yapılan dil incelemesiyle 1918 - 1919 ve 1927 yıllan arasında yazı dilindeki sadeleşme tespit edilmiş, konuşulan Türkçenin yazı dili hâline gelmekte olduğu anlaşılmıştır. Seçilen pasaj lardaki 8020 kelimenin kökenleri tespit edilmiş ve ulaşılan sonuçlar grafikler hâlinde gösterilmiştir. Ayrıca, Türkçenin sadeleşmesi açısından önemli görülen, Arapça ve Farsça tamlama oranları yine seçilen pasajlardan hareketle belirlenmeye çalışılmıştır. Dergilerdeki 287 şiir tek tek vezin, kafiye, nazım şekilleri ve tema açısından incelenmiş ve sonuçlar tablolar hâlinde gösterilmiştir. Son bölümde, her üç dergiden seçilen edebî ağırlıklı metinler Lâtin menşeli Türk alfabesine çevrilmiştir. Günümüz alfabesine aktarılırken metinlerin aslına sadık kalınmış, anlatımla ve noktalamayla ilgili yanlışlıklar orijinal şekliyle gösterilmiştir. Bu metinler şiir, hikâye, tiyatro, sohbet ve makale türlerinde olup yayımlandıkları dönemin edebiyat ve fikir dünyasını yansıtabilecek yazılardır.

Büyük MecmuaDergilerEdebi eserler+5
Mustafa Hacıosmanoğlu
Karadeniz Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Mecmûa-i Fünûn dergisi ( İnceleme, tahlilî fihrist ve seçilmiş metinler )

Türk bilim ve kültür tarihi açısından büyük öneme sahip olan Mecmûa-i Fünûn (1862- 1883) dergisinin okunup mcelenmesinin ve araştırmacıların istifadesine sunulmasının amaçlandığı bu çalışmada, derginin tanıtımı yapılıp tahlilî fihristi çıkarılmıştır. Fihristten de anlaşılacağı üzere dergide Münif Paşa, Âli Paşa, Ethem Pertev Paşa, Kadri Bey, Mehmet Cemil Paşa, Halil Kâmil Paşa, Ebûbekir Efendi, Muhammed Şevki, Bekir Sıtkı Efendi, Ahmet Rıfat Bey, Aziz Bey gibi bilim ve devlet adamlarını görmek mümkündür. Diğer bölümde dergideki yazıların toplu olarak görünmesini sağlamak amacıyla dergide yer alan yazıların sayı numarasına göre fihristi verilmiştir. Bir diğer bölümde, makale, fıkra, deneme ve diğer türler hem yazar hem de eser adına göre listelenmiş ve dergilerde hangi yazarların veya hangi eserlerin bulunduğunun kolayca görülebilmesi sağlanmıştır. Diğer bölümde dergiden seçilen makale ağırlıklı metinler Lâtin menşeli Türk alfabesine çevrilmiştir. Günümüz alfabesine aktarılırken metin aslına mümkün olduğunca sadık kalınmaya çalışılmıştır. Dergide noktalama işaretlerinden sadece nokta (.) ve iki nokta (:) kullanılmış olup metnin daha iyi anlaşılmasını sağlamak amacıyla diğer noktalamalar tarafımızdan yapılmıştır. Seçilen metinler makale, fıkra, deneme, tenkit, sohbet, tüzük, önsöz, ilân, dil bilgisi türlerinde olup yayımlandıkları dönemin bilim ve kültür dünyasını yansıtabilecek yazılardır. Son bölümde bilim ve devlet adamhğıyla dönemin önemli aydınlarından olan, derginin yayın hayatına başlamasında ve yayın hayatım sürdürmesinde çok büyük hizmetleri olan, Türkiye'de modern eğitimin ve bilimin öncülerinden olan Münif Paşa ve dergiyi çıkaran bilim organı olan Cemiyet-i Hmiye-i Osmaniye hakkında bazı bilgiler verilmiştir. vn

DergilerEdebiyatEdebiyat dergisi+3
Engin Sağlam
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeni Türk Ticaret Kanunu'na göre anonim ortaklıklar hukukunda azınlığın bilgi alma ve inceleme hakkı yoluyla korunması

Anonim ortaklıklar, ekonomik ve hukuki yaşamımızın önemli bir parçasıdır. Tüzel kişiliği haiz olan anonim ortaklıklar, toplum içinde sosyal bir organizma olarak serbestçe hukuki işlemler yapabilmektedir. Tüzel kişilerin faaliyetlerini sürdürebilmesi hem dış hem de iç ilişkide iletişim ile mümkündür. Çünkü tüzel kişiliklerde irade oluşumu iletişime bağlıdır. Bu nedenle, kanun koyucu, anonim ortaklıkların organizasyonuna büyük önem vermektedir. Örneğin, kanun koyucu, anonim ortaklıklarda zorunlu organları ve bu organlar arasındaki ilişkileri, önemli ölçüde ve doğrudan doğruya Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlemiştir. Organlar ve organ üyeleri arasındaki ilişki iletişim gerektirmektedir. Tüzel kişilerdeki iletişimin konusu daima "bilgi"dir. Anonim ortaklıklar, pay sahiplerinden oluşmaktadır. Pay sahipleri, yatırımlarını yönetmek ve ortak sıfatından kaynaklanan haklarını kullanmak için ortaklık hakkında bilgiye ihtiyaç duyarlar. Bu çalışma, Türk Ticaret Kanunu'nun özellikle pay sahiplerinin bilgilendirilmesine yönelik hükümlerini değerlendirmektedir. Çalışmanın ana hipotezi, yasada çeşitli hükümlerde yer almasına rağmen, anonim ortaklıklarda üç aşamadan oluşan bir bilgilendirme sisteminin var olduğu savunusudur. Bu nedenle, pay sahibinin bilgilendirilmesine yönelik tüm kurallar, aynı yasal zeminde ve söz konusu sistem gözetilerek, yorumlanmalıdır. Bunun için önce, söz konusu sistemin oluşturulmasının ardında yer alan ekonomik ve yasal gereklilikler ortaya konmaya çalışılmıştır. Daha sonra, bu genel esaslar temelinde, pay sahibinin talebe bağlı bilgilendirmeye yönelik haklarına ilişkin yasal hükümler sistemli bir şekilde incelenmiştir. Çalışmada aynı zamanda, pay sahiplerinin bilgi alma ve inceleme haklarını dava yoluyla kullanımı da değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yeni Türk Ticaret Kanunu, Anonim Ortaklıklar Hukuku, Bilgi Alma Hakkı, İnceleme Hakkı.

Anonim ortaklıklarAzınlık haklarıAzınlıklar+7
Direnç Akbay
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Rekabet Kurulu'nun inceleme ve araştırmalarında izlediği usul

Ülkemizde mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hâkim olan teşebbüslerin bu güçlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak rekabetin korunması Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun ile sağlanmaktadır. Rekabet Kurulu gerek kendiliğinden gerek kendisine intikal eden başvurular üzerine öğrendiği rekabeti sınırlayıcı uygulama hakkında ya doğrudan soruşturma açılmasına ya da soruşturma açmaya gerek olup olmadığını anlamak için ön araştırma yapmaya karar verir. Soruşturma açmaya karar verilirse, taraflar bundan bilgilendirilir. Önce yazışma, yazılı iddia ve savunmaların ileri sürülmesi aşaması vardır. Daha sonra sözlü savunma aşaması başlar; bundan sonra karara ulaşılır. Tezimizde, bu safhalara hâkim olan ilkeler, idari usul ve medeni usul ilkeleri ışığında tek tek incelenmiştir. İlk olarak Rekabet Hukuku?nun konusu, amacı ve tarihsel gelişimi ele alınmış, sonrasında da Rekabet Hukukuna egemen olan ilkeler açıklanmıştır. Tezimizin devamında da, ön araştırma- soruşturma- sözlü savun¬ma toplantısı- nihaî karar ve Kurul kararlarının yargısal denetimine egemen olan ilkelerle ilgili ayrı ayrı açıklama yapılmıştır.

Bilimsel araştırmalarDenetimKontrol yöntemleri+3
Ecem Hamzaoğlu
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Topkapı Sarayı Kütüphanesi revan no: 1969'da kayıtlı Mecmū'a-ı Eş'ār (vr. 1-168) (İnceleme-metin)

Bu çalışma Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Revan 1969 numarada kayıtlı olan Mecmû'a-i Eş'âr adlı şiir mecmûasının inceleme ve çeviriyazılı metnini içermektedir. Mürettibi ya da müstensihi bilinmeyen mecmûa 168 varak olup içinde 815 şiir bulunmaktadır. Belli bir tertip gözetilmeden düzenlenen mecmûada 639 gazel, 92 ferd, 54 murabba, 12 kıta, 7 mesnevî, 4 rubâ'î, 3 muhammes, 1 müseddes, 1 terkîb-bend, 1 tercî-bend ve 1 lugaz olmak üzere toplam 11 farklı nazım şekli kullanılmıştır. İstinsah tarihi belli olmayan mecmûanın 16. yüzyıl ortalarında yahut sonlarında tertip edildiği düşünülmektedir. Çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır: Giriş kısmında mecmûa ve mecmûa türleri hakkında bilgi verilmiştir. İnceleme kısmında çalışmanın konusunu oluşturan eserin şekil ve muhteva özellikleri incelenmiştir. İkinci bölümde ise eserin çeviriyazılı metni ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Mecmū'a, Klasik Türk Edebiyatı, Osmanlı şiiri.

DergilerEdebiyatEdebiyat dergisi+5
Büşra Çelik
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Lâpseki ve yöresi ağızları (İnceleme metin sözlük)

Türkoloji çalışmalarının ayrılmaz kollarından biri durumundaki ağız çalışmaları, hem çalışma yapılan bölgeye özgü kültürel değerlerin bir ögesi ve taşıyıcısıdır hem de tarih ve etnoloji çalışmalarının yanı sıra Türkçenin fonetik ve morfolojik gelişiminin göstergelerinden biridir. Bu konu üzerine yapılan çalışmaların hızlanması da çeşitli etkenlerle kaybolmaya başlayan ağız özelliklerinin tespiti açısından önemlidir. Çanakkale ili de daha önce üzerinde kapsamlı bir çalışma yapılmayan ağız bölgelerinden biridir. Bu çalışmada Çanakkale ili Lâpseki ilçesi köyleri ele alınmıştır. Bu yerleşim yerinin ağız açısından en önemli özelliği hem yörük köylerinin hem de göçmen köylerinin birlikte ve birbirlerine çok yakın olmalarıdır. Lâpseki ilçesi 2 belde ve 40 köy olmak üzere toplam 42 yerleşim biriminden oluşmaktadır. Lâpseki Belediyesi verilerine göre ilçe merkezinde 10.365, beldelerde toplam 5.884, köylerde toplam 9.592 kişi olmak üzere toplam 26.365 kişi yaşamaktadır. Bu çalışmada, Lâpseki ilçesi idari sınırları içinde yer alan söz konusu yerleşim birimlerinin ağız özellikleri incelenmiştir. Çalışma İnceleme, Metin ve Sözlük bölümlerinden meydana gelmiştir. İnceleme bölümünde bölgenin kısaca tanıtıldığı Giriş bölümü ile fonetik ve morfolojik özelliklerin ele alındığı Ses Bilgisi ve Şekil Bilgisi bölümleri yer almaktadır. Ardından, bölgeye mahsus ağız özelliklerinin kısaca özetlendiği Sonuç bölümü gelmektedir. Metinler bölümünde, sahadan derlenen ve çevriyazı işaretlerine aktarılan 54 metin bulunmaktadır. Sözlük bölümünde de ses, şekil veya anlam bakımından farklı olan kelimeler metin ve satır numarasıyla birlikte verilmiştir. Lâpseki ve yöresi adını verdiğimiz bu çalışma, hem Çanakkale ili bünyesinde bulunan ağız özelliklerinin hem de dil verileri aracılığıyla korunmuş kültürel özelliklerin bir bölümünün de olsa tespiti açısından önemlidir. Ayrıca, ileride yapılması planlanan ağız atlasları için de bir referans teşkil edebilir. ANAHTAR KELĠMELER: Ağız, Ağız incelemesi, Ağız bölgesi.

Anadolu ağızlarıAğızlarMetin+5
Birsen Doğar
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00

Related subjects