Türk bankacılık sektörü
301 theses under this subject heading
Döviz kuru ile sorunlu krediler ilişkisi: Türkiye örneği
Küresel konjonktürde, sorunlu krediler, banka bilançolarının aktif kalitesinin bir göstergesi olarak ifade edilmektedir. Özellikle, Türkiye gibi, bankacılığın finansal sistemdeki yerinin oldukça önemli olduğu ülkelerde, banka aktiflerinin kalitesinde bozulma meydana gelmesi, finansal piyasaların yanı sıra tüm ekonomiyi etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de son yıllarda kur şoklarıyla yeniden gündeme gelen döviz kurları ile sorunlu krediler ilişkisinin 2005:Q4-2017:Q4 dönemi için ARDL analiz yöntemiyle araştırılmasıdır. Çalışmada, öncelikle kredi ve sorunlu krediler ele alınmış olup, sorunlu kredilerin Türk bankacılık sektöründeki durumu incelenmiştir. İkinci bölümde döviz kuruyla ilgili temel kavramlar, döviz kuru rejimleri ve döviz kurunu etkileyen faktörler üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde, döviz kuru ile sorunlu krediler ilişkisine yönelik teori ve literatür araştırmasına yer verilmiştir. Yapılan literatür araştırmasında, döviz kuru ile sorunlu krediler arasında güçlü bir ilişkinin olduğu anlaşılmıştır. Son bölümde ise çalışmaya ait ampirik bulgulara yer verilmiş olup, ele alınan değişkenler arasındaki ilişki ekonometrik olarak incelenmiştir. Çalışmada analiz yöntemi olarak ARDL sınır testi yaklaşımı kullanılmıştır. ARDL yöntemiyle, değişkenler farklı düzeylerde durağan hale gelseler dahi eşbütünleşme ilişkisi tespit edilebilmektedir. Aynı zamanda, ARDL analizi kapsamında kurulan hata düzeltme modeli, hem kısa dönem hem de uzun dönem için değişkenlerle ilgili bilgi vermektedir. ARDL analiz yönteminin diğer bir özelliği ise az sayıda gözlem içeren serilerle çalışıldığında bile sapmasız ve tutarlı sonuçlar vermesidir. Çalışmanın analiz kısmında, ARDL eş bütünleşme testi kapsamında, öncelikle sınır testi uygulanmış ve çalışmada ele alınan değişkenler arasında eş bütünleşme ilişkisi olduğu belirlenmiştir. Eş bütünleşme ilişkisi tespit edildikten sonra ARDL modeli kurulmuş ve değişkenler arasındaki ilişki uzun ve kısa dönem için analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, hem uzun hem de kısa dönemde, reel efektif döviz kuru artınca, sorunlu kredilerin de arttığı sonucuna ulaşılmıştır.
Türkiye'de İslami bankacılığın etkinliği
Islam is complete code of life. It provides guidance to its followers in each field of life. It has its own educational, judicial, social and economic systems, and requires its believers to lead their lives accordingly. One of the important components of Islam is its financial system. Islamic financial system is unique in the sense that it provides guidance not only on the economic aspect but also covers the moral and ethical aspect of the transactions. Banking system is crucial constituent of any financial system. Islam recognizes the importance of banking and requires that the banking system must adhere to the principles of Islam. This thesis is written to show the development of Islamic finance and banking in Turkey, and to analyze which banking sector (Islamic/Conventional) is more efficient. The thesis consists of three chapters, the first chapter of the thesis answers two questions; what is Islamic finance and what are the modes of Islamic banking and finance. The Islamic modes of finance for retail, partnership and enterprises are explored with the capital market products of Islamic finance. The second chapter is about the development of Islamic finance and banking in Turkey, 4 participation banks with their products and services are explained in this chapter. This chapter also focuses on social responsibilities of the participation banks and their contribution to the Turkish economy. In chapter three of the thesis, DEA Data Envelopment Analysis model is used to measure the efficiency level of both sectors. Data from 3 participation banks and 26 conventional banks are used between 2010-2015. In the study, it was found out that participating banks in Turkey are more efficient than conventional banks for the period. Anahtar kelimeler: İslami finans, katılım bankacılığı, Türkiye'de İslami finans, İslamibankacılık.
Türkiye'de bankacılık türleri açısından kredi risk yönetiminin analizi
Finans sektöründe farklı alanlarda birden çok işlemi gerçekleştiren bankalar, yaptıkları işlemlerin fazlalıkları ve iş yükümlülükleri sebebiyle her zaman farklı risk gruplarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Bu sebeple bankalar her zaman riskle iç içe ve bu risklere karşı mücadele etmek zorundadır. Bankaların önemli faaliyetleri arasında yer alan kredi işlemleri beraberinde kredi riskini getirmektedir. Kredi riski, firma ya da bi-reysel müşterilerin bankalardan aldıkları kredileri zamanında geri ödememesi, ödeye-memesi ve kredi sözleşmesinde yer alan hükümlere uymamalarından dolayı ortaya çık-maktadır. Kredi riskinin olmaması mümkün değildir. Bu sebeple kredi riskinin düzgün ve etkin yönetilmesi bankalar açısından oldukça önemlidir. Koşulların değişmesi rekabet ortamını da arttırmaktadır. Bu nedenle bankalar rekabet ortamına uyarak varlıklarını sürdürebilmek için kredi vermek durumundadırlar. Fakat verilen krediler iyi bir şekilde yönetilirse bankalara gelir sağlamaktadır. Bu çalışmada bankacılık sektöründen bahsedi-lerek, bankacılıkta kredi riski, risk türleri, kredi riskinin ölçümü ve yönetimi ele alınarak, Türkiye'de faaliyet gösteren özel ve kamu sermayeli bankaların 2007-2017 yılların arasında kredi riskini ortaya koyacak değişkenlerin belirlenmesi amaçlanarak, uygulanan analizler ile bankaların kredi riskine etki eden değişkenler saptanmaya çalışılmıştır. Çalışmada Kamu Sermayeli Mevduat Bankaları olarak sınıflandırılan Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası A.Ş., Türkiye Halk Bankası A.Ş, Türkiye Vakıflar Bankası T.A.Ş. bankaları ile; Özel Sermayeli Mevduat Bankaları sınıflandırılan Akbank T.A.Ş, Anadolubank A.Ş., Fibabanka A.Ş., Şekerbank T.A.Ş., Turkish Bank A.Ş., Türk Eko-nomi Bankası A.Ş., Türkiye İş Bankası A.Ş., Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. bankalarına ilişkin 2007 ve 2017 yılları arasına ait finansal verilere Türkiye Bankalar Birliği sayfa-sından ulaşılarak Logit ve Probit Regresyon Analizleri yapılmıştır. Türkiye' de 3 adet Kamu Sermayeli Mevduat bankası ve 9 adet Özel Sermayeli Mevduat Bankası yer al-masına rağmen Özel Sermayeli Bankalar grubunda yer alan Adabank A.Ş. ait verilerde süreklilik olmadığından çalışmaya dahil edilmemiştir. Takipteki Alacaklar ile Kredi ve Alacaklar hesapları için 2 Model kurgulanmış olup, Model 1 için Logit Marjinal Etki sonuçlarına göre, Toplam Mevduat/ Toplam Aktifler (X15), Toplam Gelirler/ Toplam Giderler (X41), Şube Başına Toplam Aktif (X52) değişkenlerinin pozitif yönde marjinal etkiye sahip olduğu Faiz Gelirleri / Faiz Giderleri (X40), Faiz Giderleri/ Toplam Giderler (X45), Şube Başına Toplam Mevduat (X53) değişkenlerinin ise negatif yönde marjinal etkiye sahip olduğu görülmüştür. Model 2 sonuçlarına göre de Özkaynaklar / Mevduat + Mevduat Dışı Kaynaklar (X4), Toplam Mevduat (X48) değişkenleri pozitif yönde marjinal etkiye sahip iken, Sermaye Yeterlilik Oranı (X1), TP Mevduat / Toplam Mevduat (X13), Net Dönem Karı- Zararı / Ödenmiş Sermaye (X33) değişkenlerinin negatif yönde marjinal etkiye sahip olduğu görülmüştür. Anahtar Kavramlar: Türk Bankacılık Sektörü, Takipteki Krediler, Kredi ve Alacaklar, Lojistik Regresyon, Kredi Riski
2008 küresel finans krizi sonrası Türk bankacılık sektöründe performans değerlendirmesi
İnsanlığın ilkel olduğu zamandan modern hayata geçiş sürecine kadar ülkelerin zenginlikleri doğal koşullarla ölçülmekteydi. Paranın icadından sonra yaşanan finansal zenginlik hem ülkelerin hem de insanların finansal alana yönelmesini sağlamıştır. Bu bağlamda gün geçtikçe yapılan işlemlerin artması bazı finansal kurumların oluşmasını zorunlu hale getirmiştir. Bu finansal kurumlardan birisi olan bankalar, zamanla etkinliğini artırarak finansal sistemin temel bir faktörü haline gelmiştir. Artan işlem hacmi ve piyasaların derinleşmesi bankaların, finansal sistemin neredeyse tamamına yakın bir oranda yer almasına olanak sağlamıştır. Bankaların finansal sistem içerisinde öneminin artması, bankalar arasındaki rekabeti de artırmıştır. Birbirleri ile aralarındaki kârlılık, yeni ürünler sağlama, piyasada etkin olma gibi etkenler çoğaldıkça bankaların bu alanlara yönelmesi de kaçınılmaz olmuştur. Piyasada daha iyi bir pozisyon almak isteyen bankalar, kârlılıklarını artırıcı faktörleri araştırmaya koyulmuştur. Bu konu hakkında çeşitli araştırmalar yapılmış ve bankaların performanslarını etkileyen belirleyiciler analiz edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın amacı, 2008 küresel finans kriz, sonrası, 2009-2018 dönemleri arasında faaliyetlerine devam eden 24 bankanın, performanslarına etki eden faktörlerin belirlenmesidir. Çalışmada bağımlı değişkenler olarak başlıca; sermaye yeterlilik oranı, likidite ve kredi riski, kredilendirme düzeyi, banka büyüklüğü, yoğunlaşma ve mevduat oranı değişkenleri kullanılmıştır. Panel veri regresyon yönteminin kullanıldığı çalışmada ulaşılan bulgulara göre; sermaye oranı, likidite riski, kredilendirme düzeyi, banka büyüklüğü, sermaye oranı ve yoğunlaşma değişkenlerinin performans üzerindeki değişimi açıklamada istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar verdiği gözlemlenmiştir. Ayrıca çalışmada ulaşılan diğer önemli sonuç ise kredi riski değişkeninin tüm performans ölçütleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı herhangi bir değişim meydana getirememesidir. Daha açık bir ifade ile bankaların verdikleri ve geri dönüşü olmadığı için takibe düşen kredilerde meydana gelen değişimlerin performans oranlarını anlamlı bir şekilde artırıcı veya azaltıcı bir etkisi olmamaktadır. Anahtar Kavramlar: Banka performansı, 2008 Küresel Finans Krizi
Bankacılık sektöründe karlılığı belirleyen faktörlerin analizi
Bankacılık sektöründe karlılık konusu, sektörün ayakta kalabilmesinde önemli bir etken olarak ortaya çıkmaktadır. Banka türlerine göre farklılık gösteren karlılık unsuru, bu çalışmada banka türleri için karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Analize dahil edilen bankalar; ticari bankalar ve katılım bankaları arasından seçilmiş olanlardır. Ticari bankalar için 2010-2017 aralığındaki dönem; Katılım bankaları için ise, 2010-2018 yılları arasındaki dönem ele alınmıştır. Ticari bankaların 2018 yılına ait verilerine ulaşılmadığı için bu yılın verileri analiz edilememiştir. Ayrıca; katılım bankalarının sektörde çok yeni olmalarından ötürü de bu yıla ait verileri analize dahil edilmiştir. Ticari bankalar sınıfındaki Özel Sermayeli Bankalardan; Akbank, Anadolubank, Şekerbank, Turkish Bank, Türk Ekonomi Bankası, Türkiye İş Bankası ve Yapı ve Kredi Bankası analiz edilmiştir. Yabancı Sermayeli Bankalardan; Arap Türk Bankası, Deniz Bank, Finans Bank, HSBC, Citibank, Deuscthe Bank ve Kamu Sermayeli Bankalar da Vakıfbank, Halkbank ve Ziraat Bankası analiz edilmiştir. Çalışmada analize dahil edilen Katılım Bankaları ise; Albaraka Türk Katılım, Türkiye Finans Katılım, Vakıf Katılım ve Ziraat Katılım Bankalarıdır. Bu çalışmanın amacı; banka türlerinin verilen dönemdeki karlılık performanslarını etkileyen faktörlerin tespit edilmesidir. Analiz edilecek bankalarla ilgili veriler; Türkiye Bankalar Birliği (TBB) ve Türkiye Katılım Bankaları Birliği'nden (TKBB) alınmıştır, Çalışmada; bankaların karlılık ölçümü için parametrik olmayan regresyon yöntemlerinden biri olan MARS ® (Multivariate Adaptive Regression Splines) yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntem; bir bağımlı değişken ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişkiyi belirleyebilmek için kullanılmaktadır. Çalışmadaki bağımlı değişkenler; Aktif Karlılık (ROA) ve Özkaynak Karlılığı (ROE) olarak belirlenmiştir. Bağımsız değişkenler ise; Şube Başına Aktif (AKTIF_SUBE), Şube Başına Mevduat (MEVD_SUBE), Şube Başına Kredi (KRD_SUBE) ve Şube Başına Net kar Oranı (NETKAR_SUBE), Personel Başına Aktif (AKTF_PERS), Personel Başına Mevduat (MEVD_PERS), Personel Başına Kredi (KRD_PERS) ve Personel Başına Net Kar (NETKAR_PERS) şeklindedir. Analiz sonucunda ROA bağımlı değişkeninin iki banka grubu açısından farklı sonuçlar ortaya koyduğu belirlenmiştir. Özellikle modeldeki anlamlı değişken sayısına bakıldığında ticari bankaların katılım bankalarına göre daha fazla değişkeni anlamlı olarak bulunmuştur. Katılım bankalarında ise yalnızca iki adet anlamlı değişken bulunmuştur. Ticari bankaların ROA bağımlı değişkenine göre analizi sonucunda; (NETKAR_PERS), (NETKAR_SUBE), (KRD_SUBE) ve (MEVD_PERS) değişkenleri istatistiki açıdan anlamlı bulunmuştur. Ticari bankaların ROE bağımlı değişkenine göre anlamlı değişkenleri; NETKAR_PERS, NETKAR_SUBE, AKTF_SUBE ve KRD_PERS olarak bulunmuştur. Katılım Bankalarının ROA değeri açısından bakıldığında; MEVD_PERS ve NETKAR_PERS değişkenleri yüksek oranda anlamlı çıkmıştır. Katılım Bankalarının ROE bağımlı değişkeni için analiz gerçekleştirildiğinde ise; KRD_PERS ve AKTF_SUBE değişkenleri; modeli istatistiki olarak açıklayabilen anlamlı değişkenler olarak bulunmuşlardır. Anahtar Kavramlar: Ticari Bankalar, Katılım Bankaları, MARS ® Yöntemi, Karlılık Analizi
Kamu ve özel bankaların karlılık duyurularının piyasa üzerindeki etkisi: BİST 100 endeksinde bir uygulama
Bu çalışmada, 2014-2019 yıllarında BİST 100 endeksinde işlem gören kamu ve özel bankaların karlılık duyurularının piyasa üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde bankacılıkla ilgili temel bilgilere değinilmiş, ikinci bölümde ise etkin piyasalar hipotezi hakkında bilgiler verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise karlılık duyurularının hisse senetleri üzerine etkisi olay çalışması yöntemi ile incelenmiştir. Çalışma boyunca konuyla ilgili önceden yapılan teorik ve ampirik çalışmalardan yararlanılmıştır.
Çorum il örneğinde eğitim sektörü çalışanlarına yönelik internet bankacılığı kullanım analizi
2008 küresel krizi ile birlikte gittikçe yoğunlaşan rekabet ortamında bankacılık sektörü, artan müşteri taleplerini karşılamak amacıyla çareyi dijitalleşmekte aramış, sektörde halihazırda kullanılmakta olan teknolojilerin dönüşümünü sağlayarak yeni geliştirilen dijitalleşme ve akılcılaşma atılımlarını kendine uyarlamayı başarmıştır. Tüm bunları yaparken müşteri memnuniyetini ve güvenliği ilk sıraya koyan sektör, yaptığı atılımlarla büyük teknoloji şirketlerinin en önemli rakibi haline gelmiştir. Transatlantik kablonun döşenmesi neticesinde ortaya çıkan FinTech 1.0 ile atılan temel, FinTech 2.0 vasıtasıyla farklı bir boyut kazanmış ve elektronik ödeme, takas sistemleri ile ATM'lerin yanı sıra online bankacılığın kullanılmaya başlandığı bir döneme girilmesine aracılık etmiştir. 2008'den günümüze devam eden süreci kapsayan FinTech3.0 ise bir dönüm noktası olarak kabul görmektedir. Geleneksel bankacılığın rakibi olarak hızla büyüyen girişimcilik alanlarından biri olan FinTek'ler, genel olarak kredi, mevduat ve sermaye artırıcı hizmetler, dijital para birimleri dahil olmak üzere ödemeler, takas ve uzlaştırma hizmetleri, yatırım yönetimi hizmetleri ve sigorta işlemleri alanlarını kapsamaktadır. FinTech kavramındaki gelişimin bir sonucu olan mobil bankacılık, kısmen müşteri memnuniyetini sağlayan önemli bir adım olsa da uzayan iletişim süresi ve yavaş ilerleyen işlemlerin varlığı nedeniyle yerini dijital bankacılığa bırakmıştır. Mobil veri ve internet ağı üzerinden ulaşımı sağlanan dijital bankacılık ile bankaların maliyeti azalmış ancak kimi güvenlik sorunları ortaya çıkmıştır. Bu güvenlik sorunlarının çözümünde kullanılacak en etkili sistem ise "Endüstri 4.0" kavramı ile gelişen yapay zeka teknolojisi ve kimlik doğrulama sistemidir. Bu teknolojiler vasıtasıyla dolandırıcılık faaliyetlerinin en aza indirilmesi mümkün olup, çalışanlar üzerindeki denetimler de arttırılabilmektedir. Ayrıca hata oranında sağlanan önemli düşüş, yine bankaların maliyetlerini düşüren bir diğer önemli gelişme olarak kayda geçmiştir. Endüstri 4.0'a ait unsurlardan biri olan "Büyük Veri" ise, bankacılık sektöründe neredeyse her gün oluşmaktadır. Ancak Dördüncü Endüstri Devrimi sonrası yaşanan değişimler ile Büyük Veri de yer alan bilgiler, neredeyse olayın gerçekleştiği an ile birlikte kayda geçmekte ve kullanışlı şekilde ayıklanmaktadır. Bunları sağlayan "Nesnelerin İnterneti" kavramı ise yine Endüstri 4.0'ın bir sonucu olup, müşteri memnuniyetini arttıran önemli bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. Finans ve bankacılık dünyasında nesnelerin interneti ile desteklenen iş modelleri "Nesnelerin Fin-terneti (Fin-ternet of Things)" adı altında değerlendirilmektedir. Teknolojik alanda yaşanan keskin dönüşümlerin bir diğer sonucu olan kripto paralar ise klasik bankacılık sistemine rakip bir başka kavramdır. Başını "Bitcoin" in çektiği kripto paralar sistemi Blockchain teknolojisi paralelinde ortaya çıkmıştır. Soyut ya da somut yatırımları içerebilen bu sistem geleneksel bankacılık sektöründen farklı olarak tek bir merkezden yürütülmemektedir. Açık bankacılık ise müşterilere ait bilgilerin bankalar tarafından üçüncü bir kuruluşa verilmesi durumudur. Bu teknoloji sayesinde ise bankalar müşterileri için uygun olan cazip teklifleri ve yenilikçi ürünleri sunabilmekte ve doğru adımlar atabilmektedir.
Basel standartları ve bankacılık sektörüne etkileri
Türkiye'de bankacılık sektörü incelendiğinde bankaların kuruldukları ilk yıllardan itibaren birçok finansal krizle karşı karşıya kaldığı görülmektedir. Bu krizlerle birlikte bankacılık sektöründe önlem olarak yeni kurallar belirlenmiştir. Bu kurallar ile bankacılık sektörünü korumak ve bankacılık sektörüne olan güvenilirliği artırmak planlanmıştır. Bu kurallar Basel komitesi tarafından oluşturulmuştur. Basel I, Basel II ve Basel III olarak birbirlerinin devamı niteliğinde uygulamaya geçilmiştir. Basel I standardı 1992-2011 yılları arasında uygulanırken Basel II standartları 2012 yılında uygulanmaya başlanmıştır. Hala da Basel II standartlarının uygulanması devam etmektedir. 2022 yılı itibari ile Basel III standardına geçme durumu planlansa da uygulamada mevcut değildir. Bu çalışma uygulanmaya konulan Basel standartlarının bankalar üzerindeki durumunu yıllar itibari ile incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde bankacılık sisteminin gelişimi ve bankacılık sektöründe karşılaşılan risklerden bahsedilmektedir. İkinci bölümde bankaların karşı karşıya kaldıkları krizler ve bu krizler sonucunda ortaya çıkarılan Basel standartları ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde Basel standartlarının etkileri 2002-2021 yılları arası Türk bankacılık sektörü açısından ve bu yıllarda faaliyette olan mevduat bankalarının sermaye yeterlilik rasyoları açısından karşılaştırılmalı olarak incelenmektedir. Türk bankacılık sektörünün sermaye yeterlilik rasyoları, banka türlerine göre sermaye yeterlilik rasyoları ve her banka türünden en yüksek- en düşük rasyoya sahip bankalar incelenmektedir. Çalışma da elde edilen sonuçlara göre Basel I standardının bankaları risklere karşı yeterli oranda koruyamadığı yüksek çıkan sermaye yeterlilik rasyolarından anlaşılmaktadır. Basel II standardının uygulanmaya başladığı 2012 yılı itibari bankaların sermaye yeterlilik rasyolarında bir önceki yıllara oranla düşüş olduğu gözlemlenmektedir. Elde edilen sonuçlara çalışmanın üçüncü bölümü ve sonuçlar kısmında yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Basel Standartları, Bankacılık Sektörü, Sermaye Yeterlilik Rasyosu, Mevduat Bankaları
Finansal yenilikler ve Türkiye'deki ticari bankaların performasına etkileri
Finansal piyasalar 1980'li yıllardan sonra hızla gelişme göstermiş ve uluslararası alanda etkinlik göstermeye başlamıştır. Uluslararasılaşmayla birlikte özellikle bankacılık sektöründe modernleşme ve yeniden yapılanma süreci başlamış hızla gelişen teknolojik gelişmeler finans piyasalarında da gerçekleşmiştir. Bu teknolojik gelişmeler, artan rekabet ve talep sonucu var olan kurum ve kuruluşları kendilerini geliştirip ve yenilemek duruma bırakmış yeni finansal ürün ve süreç yeniliklerini ortaya çıkarmıştır. Türkiye'de finansal sektör bankacılık ağırlıklı yapıya sahiptir. Bu nedenle bankacılık sektöründe gerçekleşen performansın düşük ya da yüksek olması finansal sisteme ve tüm ekonomiye etki etmektedir. Bu çalışmada finansal yenilikler ve bu yeniliklerin ticari bankalara etkileri araştırılmıştır. Buna göre, Türk bankacılık sektöründe faaliyet gösteren bankaların 2013-2021 döneminde müşterilerine sunduğu finansal yenilik hizmetlerinin finansal performanslarına etkisi çoklu regresyon analizi yöntemi ile incelenmiştir. Literatüre katkı sağlamak adına, sermaye gruplarına göre kamu-özel sermayeli bankalar ve tüm bankalar için analiz gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular bankaların aktif ve özsermaye karlılığı açısından değerlendirilmiştir.
Türk sigortacılık sisteminde katılım sigortacılığının yeri ve önemi
Özellikle son yıllarda önemli ölçüde gelişme gösteren ve bankacılık sektöründe gittikçe büyümekte olan bir yere sahip olan katılım bankacılığı, verdiği hizmetler açısından konvansiyonel bankacılıkla eşit düzeye yaklaşmıştır. Katılım sigortaları tarafından sunulan sigortacılık hizmetleri, İslami usullere uygun tekafül sisteminin ön plana çıkmasını sağlamıştır. Bu çalışmada Türkiye Finans ve Vakıf Katılım Bankaları'nın 2016-2021 yılları arası sundukları hizmetler TKBB raporları çerçevesinde karşılaştırılmış ve katılım sigortacılığının Türk bankalarında ülke ekonomisine sağladığı katkı ortaya konmuştur.
Tükenmişlik sendromunun örgütsel vatandaşlık davranışı üzerine etkisi ve bankacılık sektörü üzerine bir uygulama
Günümüzde çalışma hayatını olumsuz yönde etkileyen unsurlardan birisi olan tükenmişlik sendromu, hem bireysel hem de örgütsel açıdan olumsuz etkilere sahip bir olgudur. Tükenmişlik, özellikle insanlarla birebir iletişimde bulunulmasını gerektiren hizmet sektörlerinde kendini gösteren bir sorundur. Bu sendrom, bireyin çalışma hayatından ayrılmasına, ekonomiye katkısının azalmasına, bazı durumlarda uzman desteği olmaksızın çözülemeyecek psikolojik sorunlara sebep olmaktadır. Örgütsel vatandaşlık davranışı ise işgörenin, standart iş tanımı ya da rol gereklerinin dışına çıkarak kendi kişisel tercihi ile örgütsel etkinliği artıracak bazı tutum ve davranışlar sergilemesidir. Günümüzde örgütler, varlıklarını sürdürebilmek ve örgütsel etkinliği ve performansı yükseltebilmek için örgütlerine gönüllü olarak önemli katkılar sağlayan çalışanlara daha çok ihtiyaç duymaktadır. Bu çalışmanın amacı, hizmet sektörünün en önemli faaliyet dallarından birisi olan banka işletmelerinde çalışan işgörenlerin mesleki tükenmişliklerinin örgütsel vatandaşlık davranışları üzerindeki etkisini belirlemektir. Çalışmada tükenmişlik modeli olarak Maslach ve Jackson (1981) modeli (duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı hissinde azalma); örgütsel vatandaşlık modeli olarak ise Organ (1988) modeli (diğergamlık, vicdanlılık, nezaket, centilmenlik ve sivil erdem) kullanılmıştır. Veriler Kütahya ili sınırları içerisinde faaliyet gösteren kamu ve özel sektöre ait bankalarda çalışan işgörenlerden toplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda, genel olarak mesleki tükenmişliğin örgütsel vatandaşlık davranışı üzerinde negatif ve anlamlı bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte örgütsel vatandaşlık davranışını negatif yönde etkileyen tükenmişlik alt boyutunun kişisel başarı hissinde azalma boyutu olduğu görülmüştür. Ayrıca mesleki tükenmişliğin alt boyutları ile örgütsel vatandaşlık davranışının alt boyutları arasında da negatif ve anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tükenmişlik, Örgütsel Vatandaşlık, Bankacılık Sektörü.
Kredi riski ve Türk bankacılık sektörünün kredi riski görünümü
Bankalar kredi arz eden ve gelirlerini ödünç alıcılara yükledikleri faizden elde eden işletmelerdir. Kredi riski, bir bankanın ödünç alıcı ya da karşı tarafın sözleşme şartlarına uygun olarak yükümlülüklerini yerine getirmesinde başarısızlığa uğraması olasılığıdır. Kredi riski bankacılık sektöründeki finansal riskler arasında tipik ve en önemli risktir. Günümüzde bankalar kredi riskini analiz etme, ölçme ve yönetmede ödünç alıcıların kredi değerliliğinin fiyatlanmasını sağlayan gelişmiş özel metotlara ve modern risk değerlendirme ve ölçme metodolojilerine sahiptir.Bu çalışmanın amacı, bankaların sistematik bir şekilde kredi riskini fiyatlama, yönetme ve önleme süreçlerini incelemek ve Türk bankacılık sektörünün kredi riski görünümünü göstermektedir. Çalışmanın birinci bölümünde kredi sürecinin temel unsurları gösterilmiş ve bankaların maruz kaldığı en yaygın risk kaynakları tanımlanmıştır. İzleyen ikinci bölüm bankalarda kredi riski yönetimine genel bir açıklama sağlamaktadır. Bu bölümde bankaların kredi riski stratejilerini nasıl belirledikleri, kredi riskini nasıl ölçtükleri ve bankalarda uygulanan dışsal ve içsel kredi derecelendirme sistemleri açıklanmıştır.Türk bankacılık sektörünün kredi riski görünümü son bölümde değerlendirilmiştir. Bu bölümdeki istatistiksel analiz Türk bankalarının kredi riski yönetimine çok önem verdiğini ve maruz kalınan kredi riskini yeterli derecede önlediğini göstermiştir. Bankalar 2007'de ortaya çıkan küresel finansal krize rağmen, kredi riskini yönetebilmişlerdir. Kütahya'da altı banka ile yapılan mülakatın sonuçları, her bankanın kredi riski stratejisine ve hemen hepsinin kredi riski politikasına sahip olduğunu göstermiştir. Türk bankaları tarafından kullanılan kredi riski yönetimi araçları bankadan bankaya değişmekle birlikte, en çok kredi limitlerini kullanmaktadırlar.Anahtar Kelimeler: Kredi, Kredi Riski, Kredi Riski Yönetimi, Türk Bankacılık Sektörü.
Türk ticari bankacılık sektörünün 2001 Krizi öncesi ve sonrası CAMELS analizi
Türk bankacılık sektörü, 1980 sonrası finansal liberalleşme hareketleriyle dünya ekonomilerine uyum sürecine girmiştir. Gerekli altyapı ve tecrübe eksikliği nedeniyle bankacılık sektörü çeşitli aralıklarla finansal türbülanslara yakalanmış; kriz ortamına girmiştir. Şüphesiz krizlerin bankacılık ve reel sektöre maliyeti ağır olmuştur. Bu tez, Türk ticari bankacılık sektörünün 1995-2008 yılları arasındaki performansını, 2001 bankacılık krizi çerçevesinde inceler. Performans değerlendirmesi, CAMELS derecelendirme sistemiyle yapılmıştır. Analiz, CAMELS'ın altı bileşenine (sermaye yeterliliği, aktif kalitesi, yönetim kalitesi, kârlılık, likidite, piyasa risklerine duyarlılık), seçilen yirmi beş finansal gösterge aracılığıyla yapılmıştır. Bileşenlerin gelişimi, hesaplanan performans endeksi yardımıyla açıklanmıştır. Bulgular, Türk ticari bankacılık sektörü 2001 krizinde ciddi hasar görmüştür. Ancak, 2001 bankacılık krizi sonrası uygulanan makroekonomik politikalar ve siyasi istikrar, ticari bankaların performanslarını olumlu etkilemiştir. Ayrıca, CAMELS değerlerinin son gözlem yılı bozulmaya başlaması, küresel finans krizinin yansımasını göstermiştir.Türk bankacılık sektörünün 2009 sonu itibariyle BDDK ve TBB verilerine göre finansal kesimdeki payı % 80'dir. Türk ticaret bankalarının bankacılık sektöründeki payı ise % 96'dır. Buna göre, Türk ticaret bankacılık sektörü finansal sistemin en büyük aktörüdür. Bunun için, ticari bankacılık sektörünün sağlamlığı, finansal sistemin gelişimi ve reel sektörün finansmanı açısından önemlidir. Türkiye'de erken uyarı sistemi olarak, CAMELS derecelendirme sistemi tüm bileşenleriyle kullanılmalıdır.Anahtar Kelimeler: Ticari Bankacılık, 2001 Krizi, CAMELS Derecelendirme Sistemi.
Belirlilik, belirsizlik ve risk durumlarında sermaye bütçelemesi: Türk bankacılık sektörü üzerine bir uygulama
İşletmeler genellikle çeşitli kaynaklardan sağladıkları fonları çeşitli yatırım araçlarında değerlendirmekte ve işletme değerini maksimize edecek yatırım bileşimlerini bulma konusunda çalışmalar yapmaktadırlar. Sermaye bütçelemesi de uzun süreli varlık yatırımlarını ifade ettiğinden dolayı yatırımlar içerisinde en fazla öneme sahip, geri dönülebilirliği düşük ve likiditesi az olan yatırımlardır. Bu sebeple işletme açısından riski en fazla olan yatırımlardır. Belirli bir üretim gücünün elde edilebilmesi için yapılan yatırımlar içerisinde sabit varlıklara yaptıkları yatırımların kapsamı bu araştırmanın konusunu oluşturmaktadır. Günümüzde yaşanan ekonomik krizler, konjonktürel durum ya da mevsimsel etkiler işletmelerin yatırım kararları üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Ekonominin genel trend etrafındaki bu hareketliliği işletmeleri belirsizlik ve risk ortamını tanımlama ve buna uygun politikalar geliştirmeye zorlamaktadır.Bu tezde İMKB'ye kote olmuş bankaların sabit varlık yatırımlarının hangi seviyede olduğu ve likidite durumları ile karlılıkları arasında bir ilişki olup olmadığını belirlilik, belirsizlik ve risk koşulları altında belirlenmeye yönelik bir denemede bulunulmaktadır. Bu amaca ulaşmada ilgili veriler, banka bilançoları ve gelir tablolarından yararlanılarak oran analizi ve risk analizi yöntemleri ile elde edilmiştir.Tez üç bölümden oluşmaktadır. Tezin ilk bölümünde sermaye bütçesi teknik yönden ele alınmış, ikinci bölümünde ise araştırmanın uygulama bölümüne ışık tutacak belirlilik, belirsizlik ve risk kavramları ele alınmıştır. Son bölümde ise İMKB'deki bankacılık sektörüne ilişkin likite, karlılık, sermaye oranları hesaplanmış ve risk analizleri yapılmıştır. Sonuç ve öneriler kısmında ise sermaye bütçelemesi analizinin bankacılık sektörü için hayati öneme sahip olduğu, finansal şirketlerin karlılık oranlarının büyümeleri üzerinde pozitif bir etkiye sahip olduğu, sermayenin aktiflere oranını yüksek olan işletmelerin bu dönemde daha çok karlılık gösterdiği görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Sermaye Bütçelemesi, Risk Analiz Yöntemleri, Belirlilik, Belirsizlik, Risk, Sermaye Yapısı, Sermaye Maliyeti, Net Bugünkü Değer Yöntemi.
Avrupa Birliği'nde ve Türkiye'de sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir bankacılık uygulamaları
ÖZET AVRUPA BİRLİĞİ'NDE VE TÜRKİYE'DE SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA VE SÜRDÜRÜLEBİLİR BANKACILIK UYGULAMALARI KILIÇ, Zehra Yüksek Lisans Tezi, İktisat Ana Bilim Dalı Tez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Ayşen ALTUN ADA Temmuz, 2014, 130 sayfa Sürdürülebilir kalkınma, gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılayabilmelerini tehlikeye atmadan, bugünkü neslin kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmelerini ifade eder. Bu kavramın temelinde insan yatar. İnsan ile doğa arasında denge kurarak doğal kaynakları bilinçli kullanmayı ifade eder. Sürdürülebilir kalkınma sürecinde başta devletler olmak üzere, şirketlere, sivil toplum örgütlerine ve tüketicilere önemli görevler düşmektedir. Ancak, bankacılık sektöründe çevresel ve sosyal konulara ilişkin farkındalık, diğer sektörlere kıyasla daha geç gelişme göstermiştir. 1990'lı yıllardan sonra sürdürülebilir kalkınma kavramı finansal kuruluşların faaliyetlerinin arasına dahil olmuştur. Sürdürülebilir bankacılık, bankaların finansal ürün ve hizmetlerinin sürdürülebilir kalkınmayı destekleyecek şekilde dizayn edilmesine denir. Sürdürülebilir bankacılık anlayışının günümüzde özellikle de Avrupa Birliği ülkelerinde çok sayıda finansal kuruluşlar tarafından benimsendiği görülmektedir. Türkiye'de ise sürdürülebilir bankacılık anlayışının gelişmesine engel olan nedenler; yasal düzenlemelerin yetersizliği, sürdürülebilir kalkınma politikalarının istikrarsızlığı, siyasal yapının sürekli değişmesi, finansal kuruluşların sürdürülebilir finansa ilişkin bilgi yetersizliği ve toplumun sürdürülebilir kalkınma konusundaki bilinçsiz oluşu olarak dikkat çekmektedir. Çalışmada, Türkiye'de ve Avrupa Birliği'nde faaliyet gösteren bankaların sürdürülebilir kalkınmaya katkıları, sürdürülebilir kalkınmaya destek vermek için hangi yöntemleri kullandıkları ve hedeflerine ulaşabilme konusundaki başarıları incelenmiştir. Bu doğrultuda, sürdürülebilir kalkınma kavramı ve geçmişten günümüze geçirdiği evreleri araştırılıp, Türkiye ve Avrupa Birliği'ndeki bankaların sürdürülebilir kalkınmaya katkıları ortaya konulmuştur. Çalışmanın sonucunda Türkiye'deki bankaların Avrupa Birliği'ndeki bankalara kıyasla sürdürülebilir bankacılık konusunda rakamlarla geride olduğu görülmüştür. Ancak son yıllarda müşterilerin ve bankaların etik bilincinin artmasıyla bankacılık sektörünün sürdürülebilir kalkınmaya katkılarının arttığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir Kalkınma, Bankacılıkta Sürdürülebilirlik, Avrupa Birliği, Türkiye
Türk bankacılık sektöründe türev araç kullanımı
Hayatın her alanında karşımıza çıkan risk, finans piyasalarında özellikle bankacılıkta büyük önem taşımaktadır. Küreselleşme ile birlikte başlayan uluslararası sermaye hareketleri, ülkemizdeki bankacılık sektörünü de içine almıştır. Bankalarda varlık yönetimiyle ilgili risklerin önem dereceleri değişmiş ve yenileri eklenmiştir. Bütün bu gelişmeler "risk" kavramının iyi anlaşılması gerekliliğini doğurmuş ve risk ölçme ve riskten kaçınma yöntemlerine olan ihtiyacı arttırmıştır. Risklere karşı önlem olarak, yeni piyasa araçları türetilmiştir. Bu yeni finansal araçlar arasında en önemlileri türev piyasaları kavramı olup bu kavram forward, futures, opsiyon ve swap sözleşmelerini içermektedir. Tezgah üstü (OTC) piyasalar ve borsalarda işlem gören bu ürünler esas olarak fiyat dalgalanmalarının açığa çıkardığı riskleri ortadan kaldırmak amacıyla kullanılmaktadır. Bu çalışmada, dünyada 1980'lerden itibaren ortaya çıkan risk yönetimi anlayışı sonucu ilgi görmeye başlayan türev araç piyasalarının önemi, tarihi gelişimi işleyiş esasları ve Türkiye'de türev piyasalara ilişkin gelişmelere ayrılmış mevcut durum ve sorunlar incelenmiştir. Son yıllarda ülkemizde bu ürünlerin işlem hacminde ciddi artışlar ortaya çıkmıştır. Buna rağmen türev ürünlerin kullanımı Türkiye'de yeterince gelişmemiştir. Çalışmada izlenilen yöntem, türev ürünler ve türev piyasalara ilişkin veri taramasıdır. 2005-2013 dönemi incelenmiştir. Sonuç olarak Türkiye'de faiz oranına kıyasla döviz kuru riskine karşı daha fazla risk algılamasının olduğuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Türev Piyasalar, Vadeli Piyasalar, Opsiyonlar, Swap, Risk Yönetimi
Mevduat bankalarında şeffaflığın performans üzerindeki etkisinin incelenmesine yönelik bir araştırma
2008 küresel ekonomik kriz tüm dünyada çok sayıda şirketin ciddi şekilde zarar görmesine neden olmuştur. Bu durum, kurumsal yönetim kavramının gerekliliğini ve şeffaflığın önemini ortaya koymuştur. Bununla birlikte yöneticiler şirketlerin adil, sorumlu, hesap verebilir ve şeffaf yönetilmelerini sağlamak için çeşitli düzenlemeleri gündeme getirmiştir. Şeffaflık sadece kurumsal yönetimin dört temel ilkesinden birisi olarak bilinirken yaşanan krizlerden sonra daha geniş anlamlar kazanmıştır. Bu çalışmanın amacı, Türkiyede faaliyet gösteren mevduat bankalarının şeffaflık seviyelerinin banka performansı üzerinde etkili olup olmadığını ortaya çıkarmaktır. Şeffaflık seviyelerinin sayısal olarak ifade edilebilmesi için literatürde sıklıkla tercih edilen, güvenilirliği test edilmiş Standard & Poor's (S&P) tarafından geliştirilen şeffaflık ve kamuyu aydınlatma metodolojisi kullanılarak endeks oluşturulmuştur. Banka performansı, ana degişken olan aktif kârlılık (KAR), Borsa Getirisi, Mevduat Miktarı ve Takipteki Krediler oranları ile temsil edilmektedir. Araştırma kapsamında Türkiye'de 2011-2019 yılları arasında faaliyet gösteren Katılım Bankaları ve Yatırım ve Kalkınma Bankaları dışında kalan Mevduat Bankaları incelenmektedir. Verilerinde süreklilik olan 22 mevduaat bankasına ait 9 yıllık veri GMM yöntemi ile araştırılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre şeffaflığın takipteki krediler ve karlılık ile negatif ve anlamlı bir etkileşimi ve hisse senedi getirileri ile pozitif ve anlamlı bir etkileşimi olduğu, mevduat üzerinde ise anlamlı bir etkisi olmadığı gözlemlenmiştir.
Gölge bankacılığının Türk bankacılık sektörünün performansı üzerine etkisi
Bankacılık sektörünün bir parçası olan gölge bankacılık, risk yönetimi ve performansa etkisiyle Türk Bankacılık sisteminde yerini almıştır. Bu sistemin, özellikle 2008 Dünya ekonomik krizinden sonra ülkemizde de öneminin arttığı görülmektedir. Bu çalışmada gölge bankacılık türev finansal araçlar, taahhütler, emanet ve rehinli kıymetler vasıtasıyla incelenmiş olup, bankaların 2010 yılı ile 2019 yılları arasında aktif karlılığına, net faiz marjına ve öz kaynak karlılığına etkisi araştırılmıştır. Dinamik panel veri analizi sonuçlarına göre gölge bankacılık uygulamaları bankaları iflas riskine karşı koruduğu gibi karlılık durumlarını da olumlu yönde etkilediği gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Gölge Bankacılık, Bilanço Dışı İşlemler, Banka Performansı, GMM
Finansal serbestleşmenin Türk bankacılık sektörü'ne etkileri
Dünyanın önde gelen ülkeleri, ekonomik büyümeyi hızlandırmanın yerel kaynaklarla sınırlı kalacağını; bu nedenle daha fazla finansal kaynağa erişimin gerekliliğini düşündüklerinden 1970'li yıllardan itibaren finansal serbestlik politikalarına ağırlık vermişlerdir. Bu süreçte finansal serbestleşme uygulamalarının sonuçlarına bakıldığında ise uluslararası serbest sermaye akımlarının bir yandan gelişmekte olan ülkelerin büyümesine olumlu katkı sağlayabildiği, ancak buna karşın oldukça oynak olmaları sebebiyle döviz kuru dalgalanmalarına, cari açıklara ve sonrasında da özellikle bankacılık krizleri olmak üzere finansal ve ekonomik krizlere neden olabildiği gözlemlenmiştir. Bu çalışmada gelişmekte olan ülkelere örnek olarak seçilen Türkiye'de finansal serbestleşmenin bankacılık sektörünün karlılık ölçütlerine etkileri analiz edilmektedir. Bu bağlamda 1999-2019 dönemi için finansal serbestleşme göstergeleri ile bankacılık sektörü karlılığı arasındaki çift yönlü nedensellik ilişkisi Toda-Yamamoto yöntemi ile incelenmektedir. Yapılan analiz sonucunda finansal serbestleşmeden bankacılık karlılığına doğru bir nedensellik ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bankacılık düzenlemelerinin bankacılık performansı üzerine etkileri: Hırvatistan, Bosna Hersek, Sırbistan ve Türkiye örneği
Finansal piyasaların önemli sektörlerinden birisi bankacılık sektörüdür. Bu sebeple bankacılık sektörü, etkileri bakımından piyasaya yön veren sektörlerden birisidir. Sektörü etkilemesi beklenen en önemli unsurlardan birisi de düzenleyici otoriteler ve politika yapıcılar tarafından uygulamaya konulan bankacılık düzenlemeleridir. Bankacılık düzenlemeleri, riskleri minimize ederek performans artışında devamlılığı ve finansal piyasaların istikrarını sağlamaktadır. Bu çerçevede bankacılık düzenlemelerinin bankacılık sektörü performansına etkilerinin incelenmesi önem taşımaktadır. Bu çalışmada, bankacılık düzenlemelerinin bankacılık sektörü performansına etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada sermaye yeterliliği, likidite ve toplam karşılıklar olarak belirlenen temel bankacılık düzenleme göstergelerinin bankacılık performans göstergelerinden aktif karlılığı, özsermaye karlılığı ve iflas riskini ölçen performans göstergesi olan z-skoru üzerindeki etkileri incelenmiştir. Birbirinden farklı gelişmişlik düzeyleri olan Hırvatistan, Sırbistan, Bosna Hersek ve Türkiye'nin bankacılık sektörlerinin 2010-2019 dönemlerine ait yıllık verileri ile genelleştirilmiş momentler yöntemi uygulanmıştır. Literatür incelemelerinde bankacılık düzenlemelerinin farklı gelişmişlik düzeyinde olan ülkeler için olumlu ve olumsuz sonuçlarının olduğu gözlemlenmektedir. Bu sebeple düzenleme otoriteleri ve kanun yapıcılar tarafından, ülke ve sektör farklılıkları göz önünde bulundurularak yapılacak olan düzenlemelerin daha faydalı olacağı öngörülmektedir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre özellikle düzenlemelerin en önemli göstergelerinden birisi olan sermaye yeterliliğinin bankacılık performansına etkisi Hırvatistan, Bosna Hersek ve Sırbistan'da anlamlı ve pozitif yönde gerçekleşmiştir. Bu da düzenlemelerin gelişmişlik düzeyleri ve sektör performansları farklı olsa da ülkeler açısından genel olarak bankacılık performansına etkilerinin olumlu olduğunu göstermektedir.
Finansal başarının ölçümünde kullanılan yöntemler: BİST finans sektöründe bir uygulama
İşletmelerin hedefi olan kar elde etme ve sürdürülebilirlik, artan rekabet ve serbest piyasa koşulları nedeniyle zorlaşmaktadır. Başarılı işletmeler küresel rekabet ortamına uyum sağlayarak varlıklarını devam ettirirken, uyum sorunu yaşayanlar iflas veya tasfiye durumlarıyla karşılaşabilirler. Küreselleşme, teknolojik gelişmeler ve ekonomik koşulların değişimi işletmeleri finansal başarısızlıklarını öngörmeye teşvik etmektedir. Çalışmada finansal başarısızlığı öngörebilmek amacıyla BIST Finans sektöründe yer alan faktoring, leasing ve bankacılık alanlarında faaliyet gösteren yirmi işletmenin finansal performansı, karlılık oranları ve Altman Z-skor ile incelenmiştir. Devletin faiz ve kredi politikalarının, 2018 senesinde döviz kurlarında yaşanan volatiliteyle birlikte TL'nin değer kaybetmesinin ve Covid-19 pandemisinin bankacılık, leasing ve faktoring şirketleri üzerinde etkisi olduğu görülmüştür. Z-skor analizinde uygun sonuçlar elde edilememiş, bu nedenle finans sektöründe Z-skor ile değerlendirme yapılmasının zor olduğu sonucuna varılmıştır.
Bankacılık sektöründe karlılığın belirleyicileri üzerine karşılaştırmalı bir analiz
Bu araştırmanın amacı, Türk bankacılık sektöründe faaliyet gösteren ticari bankaların banka kârlılığını belirleyen bankaya özgü faktörlerin tespit edilmesi ve karşılaştırılmasıdır. Bankalar, yabancı sermayeli, özel sermayeli ve kamu sermayeli olmak üzere sermaye yönünden gruplara ayrılarak incelenmiştir. Araştırma kapsamında 2018-2022 yılları arasında faaliyet gösteren 12 bankanın finansal tablolarından elde edilen veriler kullanılmıştır. Bu kapsamda bankaların finansal verileri Eviews13 ve Stata17 programları ile panel veri yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırmada aktif kârlılık ve özkaynak kârlılığının bağımlı değişken olduğu ve bankaya özgü 11 değişkenin bağımsız değişken olduğu çoklu regresyon denklemi kurulmuştur. Bu doğrultuda bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkenler üzerindeki etkisi banka grupları arasındaki ilişki incelenmiştir. Analiz sonucuna göre her bir banka grubu için kârlılığa etki eden faktörler farklılık göstermektedir. Elde edilen sonuçlara göre aktif kârlılık ve özkaynak kârlılığının banka grupları arasında farklı ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir.
Türk bankacılık sisteminde kurumsal yönetim süreci: Borsa İstanbul'da bir uygulama örneği
Tez çalışmasının gerekçesi; finans sektöründe çok önemli bir yeri olan bankacılık sektöründe kurumsal yönetim sürecinin öneminin vurgulanmasıdır. Bu çalışmada öncelikle banka ve bankacılık kavramları ele alınmış, daha sonraki bölümlerde kurumsal yönetim süreci ile bunun bankacılık sektöründe uygulanabilirliği incelenmiştir. Çalışmanın amacı; hisse senetleri Borsa İstanbul'da işlem gören bankalardaki kurumsal yönetim sürecinin nasıl uygulandığının tespit edilmesidir. Bunun için Borsa İstanbul'da işlem gören bankalardan sadece aktif büyüklükleri en yüksek olan on banka ele alınmıştır. Bu bankalar, SPK Kurumsal Yönetim İlkeleri'ne göre tek tek incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında incelenen bu on banka: İş Bankası, Ziraat Bankası, Halk Bankası, Akbank, Garanti Bankası, Yapı Kredi Bankası, Finansbank, Denizbank, Vakıfbank ve Türk Ekonomi Bankası (TEB)'dır. Anahtar Kelimeler: Banka, bankacılık, kurumsal yönetim.
Türk bankacılık sektörünün kümeleme analizi ile finansal göstergeler temelinde performans sınıflandırması
Finans piyasasının kurumsal yapısını oluşturan en önemli aktör Bankacılık sektörüdür. Hassas bir yapıya sahip olmasından dolayı bankacılık sektörü, sektörel dalgalanmalara maruz kalarak yoğun tartışmaların odağı haline gelmektedir. Bu çalışma Türkiye'de faaliyet gösteren ticari bankaların bilânço ve gelir tablolarından elde edilen finansal oranları kullanılarak bankaların risk ve finansal performanslarındaki benzerlik ve farklılıklar yönüyle, çok değişkenli bir istatistik yöntem olan kümeleme analizi ile sınıflandırmayı amaçlamaktadır. Söz konusu sınıflandırma hiyerarşik kümeleme analizi yöntemlerinden biri olan Ward yöntemi, hiyerarşik olmayan kümeleme analizi yöntemlerinden biri olan K-ortalamalar yöntemi ve hiyerarşik-hiyerarşik olmayan yöntemlerin birleşimi olarak hibrid bir yöntem olan İki adımlı kümeleme yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda, kamu bankaları, özel sermayeli bankalar ve yabancı sermayeli bankalar ayrımı yapılmaksızın bankaların bir araya gelerek mevcut durumlarından çok farklı kümeler oluşturdukları görülmüştür. Fakat ele alınan 3 yönteme göre yapılan analizlerin ortak noktası kamu bankalarının birbirinden hiç ayrılmadığı fakat özel sermayeli ve yabancı sermayeli bankalarda kümeler arası değişimlerin görülmesidir.