Hayvancılık
Bu konu başlığı altında 125 tez
Süt ve süt ürünleri endüstrisinin sorunları ve çözümlerinin analizi: Tekirdağ örneği
Tekirdağ ili özellikle büyükbaş hayvan varlığı bakımından ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Özellikle süt hayvancılığı açısından bakıldığında kültür+melez büyükbaş hayvan varlığı oranı yaklaşık olarak %100'e yakın bir düzeye ulaşmıştır. Ayrıca Tekirdağ ilinde ilgili kuruluşlar tarafından hayvan giriş ve çıkışları ile kontroller tam olarak sağlandığı için bölge hayvan hastalıklarından ari, korunmalı bir bölgedir. Süt sektöründe faaliyet gösteren küçük ve orta ölçekte işletmeler faaliyet göstermektedir. Bu işletmeler daha çok Malkara ilçesinde yoğunlaşmaktadır. Özellikle sütün temel besin kaynağı olduğu düşünülürse, çiğ sütün kalitesi süt ve süt ürünlerinin kalitesini doğrudan etkilemektedir. Toplumun kaliteli süt ve süt ürünleri tüketmesi toplum beslenmesi açısından oldukça önemlidir. Tekirdağ'da elde edilen süt ve süt ürünlerinin kalitesi oldukça yüksektir. Süt sektöründe işletmelerin kuruluş düzeni ve yeri de çok önemlidir. Ayrıca sütün taşınmasından, fabrikada işlenmesine kadar hijyen kurallarına uygun teknoloji ve sistemlerin kullanılması gerekmektedir. Yoğurt, ayran, tereyağı, krema, peynir, kaşar, süt tozu gibi birçok besin kaynağının üretiminde kullanılan çiğ sütün kalitesinin korunması oldukça önemlidir. Sektörde soğuk zincir uygulamaları süt ürünleri kalitesini artırmada önemli rol oynamaktadır. Tekirdağ ilinde beyaz peynir üreten 7 süt işletmesinde de teknoloji kullanımı gelişmiş ve süt ürünleri üretiminde belli bir kaliteye ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Süt, Süt Ürünleri, Tekirdağ, Süt Sektörü, Hayvancılık
Türkiye'de çayır-mera ve yem bitkileri üretimindeki değişmelerin tarımsal gelişmeye etkisi
Günümüzde çayır ve mera alanları bilinçsiz kullanımı ve hukuki nedenlerden dolayı 14 milyon hektara kadar gerilemiştir. Çayır ve meraların 4342 sayılı Mera Kanunu'na aykırı sebeplerle tahribi söz konusu olmuştur ve bu alanlarda amenajman ve ıslah çalışmaları yaygınlaştırılarak, kaba yem üretimi artışı sağlanmıştır. Bir diğer kaba yem kaynağı olan yem bitkilerinin ekim alanı ve üretim yetersizliğinin günümüzde hayvancılık sektörüne etkisi sebebiyle tarım ve hayvancılıkta ilerlenememektedir. Yem bitkileri verimi her geçen yılda artış göstermektedir. Reel yem bitkileri destekleriyle, cari yem bitkileri destekleri arasındaki fark her geçen yıl artmaktadır. Yem bitkileri desteklemelerinin artırılması, yem bitkileri ekim alanlarında artış sağlayacaktır.
Bölgesel kalkınmada hayvancılık destekleme projelerinin değerlendirilmesi: Siirt ili örneği
Dünya üzerindeki ülkelerdeki gibi ülkemizde de hayvancılık sektöründeki gelişmeleri sağlayan etkileyici çalışmalardan bir tanesi kalkınmaya yönelik olan yatırıma destek nitelikli teşviklerdir. Her bölgenin ve yörenin gerek coğrafi gerek sosyo- ekonomik açıdan kendine has yapıları olmaktadır. Bu bölgelere has olan yapıları bölgesel kalkınmaya yönelik sağlanan yatırım uygulamalarında muhtelif problemleri beraberinde getirebilmektedir. Siirt ilinde hayvancılık alanında faaliyetlerine devam eden işletme sahiplerinin desteklemelerden hangi ölçüde yarar sağladıkları ve bu konu ile alakalı karşılaştıkları sorunlar Siirt ili Merkez, Şirvan, Eruh, Kurtalan, Pervari, Tillo, Baykan ilçeleri ve bağlı köylerde hayvan yetiştiricisi olan işletme sahipleri ve bölgesel kalkınma amaçlı hayvancılığa yapılan desteklemelerden yararlanan işletme sahipleri tesadüfi olarak seçilmiş olup anket yöntemi kullanılarak tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışma, Siirt ilinde mevcut hayvancılığın genel durumunu ve problemlerinin belirlenmesi, destekleme projelerinin analiz edilmesi, bilhassa hayvancılık sektöründe teşvik amaçlı destek alan işletme sahiplerinin desteklemelerden kaynaklı yaşadıkları problemlerin tespit edilmesi ve bu sorunların çözüme kavuşturulması maksadıyla yapılmıştır.
Bölgesel kalkınmada arıcılık sektörünün rolü: Bitlis ili örneği
Arıcılık ürünlerinin tüm dünyada üretiminin ve ticaret hacminin artması bu sektörün gelişme potansiyelinin yüksek olduğunu göstermektedir. FAO yayınladığı raporlarda arıcılığın ülke ekonomisi için önemli olmasından çok daha ötede çevre için önemli olduğunu belirtmekte ve arıcılığı teşvik edecek yayınlar yapmakta ve çalışmaları desteklemektedir. FAO başarılı bir yatırım politikası için 4 çeşit sermayenin (fiziksel, beşeri, doğal ve sosyal sermaye) gerekli olduğunu belirtmektedir. Bitlis'in nüfusu incelendiğinde şehrin net göç veren illerden biri olduğu ortaya çıkmaktadır. 2017 yılında yapılan sosyo-ekonomik gelişmişlik endeksine göre 76'ıncı sırada olması net göçün en önemli sebebidir. Bitlis'in topoğrafyası göz önüne alındığında ilin sadece %15,72'sinin tarıma elverişli alan statüsünde olması il için büyük bir kısıtın var olduğunu ortaya koymuştur. Bitlis'teki demografik ve coğrafik bilgiler derlenmiştir. Şehirdeki arıcılık faaliyetlerine ilişkin makro verilere ek olarak sahadaki mevcut durum ve yaşanan olumsuzlukların tespit edilmesi amacıyla 25 kişiye anket yapılmıştır. Bitlis coğrafi yapısıyla arıcılığa uygun, demografik yapısıyla da arıcılık gibi bir bölgesel kalkınma politikasına ihtiyaç duymaktadır. Bitlis'te arıcılığın geliştirilmesi belirtilen engellerin birçoğu devlet tarafından kolaylıkla ortadan kaldırılabilecek ve Bitlis halkının gelir seviyesinin artmasını sağlanabilecektir.
Diyarbakır ili göçer hayvancılık işletmelerinin yapısal, sosyal ve ekonomik özellikleri üzerine bir araştırma
Bu tez araştırmasının araştırma grubunu Diyarbakır ilinde göçer hayvancılık yapan 80 göçer (koçer) yetiştirici oluşturmuştur. Araştırmada göçer ailelerin kışlak olarak kaldıkları yerlere gidilmiş, yaşam tarzları gözlenmiş, hayvancılık faaliyetleri gözlenmiş ve işletmelerde anketler yapılmıştır. Anket soruları katılımcılarla yüz yüze görüşülerek uygulanmıştır. Araştırmada sürü durumuna ilişkin ortalama ve standart hatalar anaç koyun için 560±12.73; koç için 36±0.77, dişi toklu için 140±2.96; erkek toklu için 90±3.06 ve kuzu için 182±4.48 olarak belirlenmiştir. Koyunlarda ikizlik oranı (%), yılda iki kuzulama (%), günlük süt verimi (l), laktasyon süt verimi (l) ve kuzu Pazar ağırlığına (kg) ilişkin yanıtları sırasıyla 3.48±0.43, 1.74±0.24, 1.36±0.06, 210.38±11.02 ve 39.86±0.82 kg olmuştur. Araştırmada katılımcıların yarısı çoban tutmadıklarını, aile işgücünden yararlandıklarını, kışlak olarak Diyarbakır ilini kullandıklarını, yaz başlangıcında, Mayıs-Haziran aylarından itibaren, kuzeye doğru hareket ettiklerini, Kasım ayından itibaren ise Güneye doğru geri dönüş yaptıklarını, göç edilecek yerlerin inceden belirlendiği ve kiralandığını, iklim ve mera durumuna göre yer değiştirme ihtiyacı duyduklarını, çoğunlukla bir araziye sahip olmadıklarını, gittikleri yerlerde dışlandıklarını, kabul edilmediklerini, meraların kullanımında büyük engellerle karşılaştıklarını, mevcut mera uygulamalarının kendilerini kapsamadıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca otlatacak alan yetersizliği, alışkanlık ve sıcaklık, yem fiyatlarının pahalı olması, başka iş yapmayı bilmeme, işsizlik, kuraklık, tek geçim kaynağının bu olması, kuraklık gibi nedenleri göç sebepleri arasında ifade edilmiştir. Araştırmada göç nedeniyle yaşanan sıkıntılar genel olarak pazar, eğitim, ulaşım, sağlık, elektrik ve içme suyuna ulaşma olarak ayrılmıştır. Özellikle bir pazarlama biçimine sahip olmadıkları, mandıracılar ve canlı hayvan alıcılarından oluşan bir pazar ağına sahip oldukları, hayvansal ürünlerini değer fiyatta değerlendiremediklerini ifade etmişlerdir. Sonuç olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesini kışlak olarak kullanan göçerler hayvancılık faaliyetlerini yürütürken gün geçtikçe daha büyük sorunlarla yüz yüze gelmekte, mevcut üretim sistemleri yok sayılmakta, göçerler yerleşik hayata zorlanmaktadır.
Çiftçilerin silajlık mısır üretim desteğinden yararlanmasını etkileyen faktörlerin analizi: Denizli ili örneği
Bu çalışmada Denizli ilinde silajlık mısır üretim desteği uygulamasının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın ana materyalini 128 silajlık mısır üreticisi ile yüz yüze gerçekleştirilen anket sonucu elde edilen birincil veriler oluşturmuştur. Elde edilen veriler, üreticilerin silajlık mısır üretim desteğinden yararlanan ve yararlanmayan olarak iki gruba ayrılarak incelenmiş ve analiz edilmiştir. Araştırmada üreticilerin %67.2'sinin silajlık mısır desteklerinden yararlandıkları, %32.8'inin ise yararlanmadığı belirlenmiştir. Üreticilerin ortalama yaşlarının 47.6 yıl, ortalama çiftçilik deneyim sürelerinin 30.7 yıl, ortalama hayvancılık deneyim sürelerinin 19.7 yıl, ortalama silajlık mısır üretim deneyim sürelerinin 9.7 yıl ve ortalama işletme arazisi büyüklüğünün ise 77.8 dekar (da) olduğu saptanmıştır. Üreticilerin silajlık mısır üretim desteğinden yararlanmasını etkileyen faktörlerin belirlenmesi için yapılan ki-kare analizi sonucuna göre, bazı sosyo ekonomik değişkenler ile üreticilerin desteklerden yararlanması durumu arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Lojistik regresyon analizi sonuçlarına göre; üreticilerin silajlık mısır üretim desteklerinden yararlanıp yararlanmamaları ile yaş, toplam aile üye sayıları, silajlık mısır üretimi deneyim süresi, üreticilerin işletme kaydı tutma durumu, üreticilerin tarımsal kooperatiflere üyelik durumu, sosyal güvence durumu, düzenli olarak gazete okuma durumu, hayvan varlığı, silajlık mısır ekim alanındaki yıllık değişim ve yem bitkisi alet ekipman desteğinden faydalanma durumu değişkenleri arasında istatistiksel olarak önemli bir ilişki bulunmuştur. Araştırma bölgesinde rekabet gücü yüksek ve sürdürülebilir bir hayvansal üretim için silajlık mısır üretim miktarının artırılması önem arz etmektedir. Silajlık mısır üretim desteğinden üreticilerin daha fazla yararlanabilmesi için gerekli teknik, bürokratik ve politik önlemler alınmalıdır.
Parametrik olmayan regresyon metotların hayvancılıkta kullanımı
Çalışma 58 adet Japon bıldırcınlarından elde edilmiş hayvancılık verisi üzerinde mevcut parametrik olmayan regresyon yöntemlerinden Hodges-Lehmann, Theil-Sen, Mood Brown ve OLS yöntemleri kullanılarak, yöntemlerin nasıl uygulanacağı, parametre tahminlerinin nasıl yapılacağı ve gerçekleşen hata terimleri birlikte irdelenmiştir. Regresyon denklemindeki katsayılar incelendiğinde farklı yöntemlerde benzer katsayılar bulunduğu tespit edilmiştir. Hata terimi incelendiğinde Hodges-Lehman yönteminin daha yüksek hata terimine sahip olduğu, tahminlerdeki isabetin nispeten daha yüksek olduğu söylenebilir. Hata teriminin düşüklüğü bakımından Theil-Sen Regresyon Yönteminin çoğu özellikte düşük değerler alması yöntemin kullanabilirliğini destekler niteliktedir. Özellikle bağımsız değişkenin normal dağılım göstermediği ve aykırı gözlemlerin bulunduğu özelliklerde Theil-Sen Regresyon Yönteminin daha küçük hata terimlerine sahip olduğu tespit edilmiştir. OLS tahmin yöntemi genel olarak düşük hata terimine sahipken, özellikle bağımsız değişkenin normal dağıldığı durumlarda daha düşük hata terimlerine sahip olduğu tespit edilmiştir. Hodges-Lehmann tahmin yöntemi bazı özelliklerde katsayıları farklı ve hata terimleri değişken yani tutarsız sonuçlar vermiştir. Sonuç olarak parametrik olmayan regresyon analizi yöntemleri parametrik testlerin önşartlarının gerçekleşmemesi durumlarında, sapan değer, çoklu bağlantı gibi istenmeyen durumların gerçekleştiği durumlarda, gerek kullanım kolaylığı gerekse kolay hesaplanabilmesi bakımından araştırmacılar tarafından tercih edilebilecek alternatifler olarak değerlendirilebilir.
Kırsal kalkınmanın aracı olarak Van'da hayvancılık faaliyetleri
19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kırsal alana yönelik bilimsel çalışmaların arttığı görülmektedir. Dünyada ve Türkiye'de kırsal alanların içinde bulunduğu sosyo-ekonomik durum, kırdan kente göçün artmasına neden olmuştur. Göç olgusu kentleşmeyi de beraberinde getirmiş fakat kentlileşme aynı hızda gerçekleşmemiştir. Bu durum kırsal sorunların kentlere taşınmasına neden olmuş ve kırsal yapının bir bütün olarak kentlere taşınması "Kırsal Kalkınma" olgusunun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Kırsal nüfusun ekonomik gelirlerini ve yaşam kalitelerini arttırmayı amaçlayan kırsal kalkınmanın kapsadığı çalışmaların başında özellikle tarım ve hayvancılık faaliyetleri gelmektedir. Bu çalışmanın temel amacı bölge ve Türkiye küçükbaş hayvancılığında birinci sırada yer alan Van'ın hayvancılık faaliyetlerinin kırsal kalkınma üzerindeki etkisini ortaya çıkarmaktır. Yörenin sosyo-ekonomik yönden kalkınması bakımından hayati öneme sahip olan hayvancılık faaliyetlerinin önünde yatan engelleri tespit etmek hedeflenmektedir. İl hayvancılığının kültürel temellere dayanması, coğrafi koşullardan dolayı tarımın sınırlı olması ve kırsal nüfusun büyük çoğunluğunun temel geçim kaynağının sadece hayvancılık olması bu çalışmanın en önemli gerekliliklerindendir. Van, toplam hayvan sayısı bakımından Türkiye'de Konya'dan sonra ikinci sırada, küçükbaş hayvan sayısı bakımından da 2,7 milyon hayvan ile birinci sırada yer almaktadır. Buna rağmen yeterli verim sağlanamamakta ve hayvancılık faaliyetleri gittikçe azalmaktadır. Bu durumun temel nedenlerini ise toplam kırsal alanın yaklaşık % 30'unda güvenlik gerekçesiyle uygulanan yayla ve mera yasakları, yem ve saman fiyatlarının yüksek olması, yayla ve meraların aileler tarafından bölünmesi-sahiplenilmesi ve bazı yıllar etkili olan kuraklık oluşturmaktadır. Hayvan sayısı bakımından önemli olması, verimin yetersiz olması ve aşılabilir engellerin olması bu çalışmanın gerekli olduğu sonucuna varılmıştır. "Kırsal Kalkınmanın Aracı Olarak Van'da Hayvancılık Faaliyetleri" adını taşıyan bu çalışma doktora tezi olarak hazırlanmıştır. Çalışma beş ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümü alan ile ilgili temel coğrafi bilgileri ve çalışmanın metodolojisini içermektedir. Çalışmanın ikinci bölümünde kırsal kalkınma olgusuna yönelik temel kavramlar ve dünya ile Türkiye'deki durumları üzerinde durulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde dünyada ve Türkiye'de hayvancılığın tarihsel gelişimi, mekânsal dağılışı ve güncel durumu değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde Van'da hayvancılığının coğrafi temelleri, mekânsal dağılışı, yapılan hayvancılık faaliyetleri ile türleri, Van'da hayvancılığın tarihsel gelişimi, hayvancılığın il ekonomisi üzerindeki etkisi ve hayvansal üretim ele alınmıştır. Çalışmanın alan araştırmasına dayanan son bölümünde ise elde edilen bulgular üzerinde durulmuştur. Alan araştırması kapsamında Van'ın 75 kırsal mahallesinde (köyünde) 225 kişi ile görüşülerek karma yöntem ile veri elde edilmiştir. Sahadan elde edilen veriler ışığında Van'da hayvancılığın temel sorunları tespit edilmiş ve muhtemel çözümleri üzerinde durulmuştur. Bu veriler Coğrafi Bilgi Sistemlerinin mekânsal betimleme teknikleriyle görselleştirilmiş ve çalışmanın zenginleşmesi sağlanmıştır. Çalışmada aynı zamanda TÜİK ile Tarım ve Ormancılık Bakanlığı verilerinden faydalanılmıştır.
Türkiye'de hayvancılığa ilişkin yapılan yasal düzenlemeler ve sonuçları
Bu tezin amacı geçmişten günümüze Türkiye hayvancılığında yapılan yasal düzenlemeler ve bu düzenlemelerin hayvancılığımız üzerindeki etkilerini değerlendirmektir. Bu değerlendirmeyi daha sağlıklı yapabilmek bakımından bir anket çalışmasıyla da konuyla ilgili çevrelerin yasal düzenlemeler konusunda ne ölçüde bilgi sahibi oldukları da irdelenmiştir. Ayrıca Türkiye hayvancılığının mevcut durumu, sorunları ve çözüm önerileri de konu bağlamında tartışılmıştır. Hayvancılığa ilişkin özellikle son dönemde yapılan çok sayıda yasal değişiklikler hayvancılığımızın dünya ile ve özellikle de Avrupa Birliği ile entegre olma ve yarışabilmesi bakımından son derece önemli düzenlemeler içermektedir. Ancak bu önemli yasal düzenlemeler ve bunlara bağlı olarak yapılan iyileştirmelere rağmen hala ülkemizde hayvancıkta türlere özgü çok çeşitli ve önemli sorunların olduğu da bir gerçekliktir. Özellikle üretimden pazarlamaya ve hatta ürün işleme süreçlerinde sağlıklı bir altyapının oluşmasına önemli katkı sunacak olan sivil örgütlenmelerin yeterli ve etkili olamaması ve var olan mevcut örgütlerin de örgütlenme biçimleri ve etkinliklerinin daha çok kamu eli ile yürütülmesi, buna ilişkin yasal düzenlemelerin AB standartlarında olmaması hayvancılığımızı olumsuz yönde etkilemektedir. Hayvansal üretime yönelik yasal düzenlemeler yapılırken daha çok günün koşullarında mevcut sorunları çözmekten ziyade uzun vadede ve kalıcı çözümler getirecek, toplumun mevcut gerçekliği ile dünya gerçeklerine eş zamanlı cevap verebilecek içerikte olmalıdır. Bunun yapılabilmesi içinde konuyla ilgili tüm toplum kesimlerinin görüşleri alınarak ve dünyadaki sorun çözen uygumlalar ve düzenlemeler dikkate alınmalıdır.
Tarım sigortaları havuzu kapsamında devlet destekli hayvan hayat sigortalarının değerlendirilmesi
Bu çalışmada, tarımsal sigortacılık alanında önemli mesafe almış ülkelerin tarım sigortası havuz sistemleri incelenmiş, onların sahip oldukları deneyimlerinin kılavuzluğunda, Türkiye'deki tarımsal sigorta uygulamasının eksik kalmış yönlerine değinilerek, hem sigorta şirketlerine hem de yetiştiricilere tarım sigortacılığı ve risk yönetiminin önemi ve fırsatları hakkında gerekli bilgiler sunulmaya çalışılmıştır. Çalışmada, Türkiye'deki tarım sigortaları havuz sistemi'nin yapısal oluşumu ve işleyişi modelinin, ispanya modeline benzerlik gösterdiği, Türkiye'de tarım sigortası havuz sisteminde prim desteklemesinin ön planda olduğu, hayvan hayat sigortasının uygulamaya konulmasıyla nitelikli hayvan sayılarında ve hayvansal ürün miktarlarında artış olduğu belirlenmiştir. Bu kapsamda, stratejik önem taşıyan tarım sigortaları havuzu sisteminde, hayvan hayat sigortalarının, devlet tarafından desteklenmeye devam edilmesi, ayrıca yetiştiricilerin, hayvan hayat sigortası hakkında kapsamlı bilgilendirilerek, sigorta sistemine katılımlarının daha fazla sağlanması durumunda, hayvan hayat sigorta sisteminin, hayvancılık sektörünün daha fazla gelişmesine katkı sağlayacağı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tarımsal Risk Yönetimi, Tarımsal Sigorta Programları, Tarım Sigortaları Havuz Sistemi, Hayvan Hayat Sigortası
Besi sığırlarında refah
Bu çalışmada, besi sığırı yetiştiriciliğinde refah kavramı, refah ile stres, bakım-besleme, yönetim, yetiştirme sistemleri ile refahın karkas kalitesine etkisi gibi başlıkların bilimsel veriler ışığında ve mevzuatlar çerçevesinde açıklanması amaçlanmıştır. Çalışmanın materyalini, hayvan refahına ilişkin konuları yayınlayan tez, kitap, dergi, makale, bildiri, internet belgeleri ile Resmî Gazete'deki kanun ve yönetmelikler oluşturmuştur. Besi sığırları, hayvan refahı konusundaki bilimsel veriler ve yasal mevzuatlar dikkate alınarak, stres faktörlerinden uzak tutulduğunda, hayvanın biyolojik, fizyolojik ve psikolojik bütünlüğü korunacak, böylece hayvanın besi performansı ve karkas kalitesinde sorunlar oluşmadan, hayvan başına karkas veriminde artışın sağlanabileceği, işletmelerde refah olgusu altında ekonomik sürdürülebilir besi sığırı yetiştiriciliğinin yapılması durumunda, işletmelerin gelirlerini önemli ölçüde arttırabileceği ve ülke ekonomisine katkı sağlayacakları söylenebilir. Anahtar kelimeler: Besi sığırı, Refah, Stres, Mevzuat,
Farklı düzeylerde kekik yaprağı ilavesinin yonca kuru otunun in vitro sindirim parametrelerine etkisi
Bu projede, farklı düzeylerde kekik yaprağı ilave edilen yonca kuru otunun in vitro KM, OM sindirilebilirliği, ME düzeyleri ile rumen parametrelerine etkisinin belirlenmesi öngörülmüştür. Bu amaçla yonca kuru otuna sırası ile %2, 4 ve 6 düzeyinde kekik yaprağı ilave edilerek daisy inkübatörde 48 saat inkübasyona bırakılacaktır. İnkübasyonun başında ve sonunda rumen parametrelerinin belirlenmesi amacı ile rumen sıvı örnekleri alınacaktır. Bu örnekleme periyodunda da in vitro sindirim parametreleri belirlenecektir. Dünya'da ve ülkemizde giderek etkilerini artırmakta olan sera gazı salınımının iştirakçısı olan çiftlik hayvanlarının tüketmiş oldukları besin maddelerinin rumende fermantasyonu sonucu doğal olarak metan gazı oluşmakta ve böylelikle hem ekolojik riskler hem de önemli oranda enerji kaybı söz konusu olmaktadır. Hayvansal ürünlere olan talebin karşılanması ve artan hayvansal üretim faaliyeti açısından ruminantlarda besin maddelerinin sindirim parametrelerinin, söz konusu hayvan lehine aromatik bitkiler ile değiştirilmesine yönelik araştırma alanı oldukça günceldir. Dolayısıyla bu yüksek lisans tezinden elde edilebilecek sonuçların, hayvan besleme alanına katkı sağlayabileceği düşünülmektedir. Hayvan beslemede büyüme uyarıcıları olarak kullanılan antibiyotiklerin çiftlik hayvanlarında kalıntı bırakması ve dirençli bakterilerin gelişimini artırması nedeniyle alternatif doğal maddelerden yararlanma öncelik kazanmıştır. Bu maddeler içerisinde yer alan kekik yapraklarının bünyesinde bulunan etken maddelerin antimikrobiyal ve antioksidan etkileri sayesinde rumen fermantasyonu ve besin maddelerinin sindiriminde önemli rol oynadığı ileri sürülmektedir. Dolayısıyla yöreye özgü doğal olarak yetişen kekik bitkisinin ruminantlarda sindirim ve rumen parametrelerine etkisinin tespiti de bitkinin bünyesindeki aktif bileşiklerin etkinliğinin bilinmesi bakımından önemlidir.
Van ili Tuşba ilçesinde yeni doğan buzağıların bakım ve barınak şartları
Bu çalışmada Van ilinde büyükbaş hayvancılığın yoğun olarak yapıldığı ilçelerden biri olan Tuşba ilçesinde büyükbaş hayvan işletmeleri ve buzağıların bakımı ve barınak şartları incelenmiştir. Bu maksatla Van ili Tuşba ilçesinde 227 adet büyükbaş hayvan işletmesi sahiplerine buzağıların bakım ve barınma şartları ile ilgili soruları içeren anket uygulaması yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre; işletme sahiplerinin %17'sinin okul okumadığı, %45'inin ise sadece ilkokul mezunu olduğu görülmüştür. Yetiştiricilerin %62'sinin birliğe üye olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca %32'sinde 11-20 arası doğum yapan hayvan olduğu, %62'sinde son bir yılda 1-3 arası buzağı ölümü olduğu, %58'inde buzağı ölümlerinin ishal kaynaklı olduğu, %30'unda göbek kordonu bakımının sadece antiseptikli iple yapıldığı, %61'inin buzağı bölmesi bulundurmadığı, %38'inin kuru dönem aşılaması yapmadığı tespit edilmiştir. Bunların dışında işletmelerin %34'ünde buzağıların ilk 6 saatte 1-2 litre kolostrum tükettiği, işletmelerin %29'unda buzağılara 20. gün su ve kesif yem verilmeye başlandığı ve %40'ında ise 60. gün kaba yem verilmeye başlandığı, ortalama buzağı ölümlerinin ise %10.97 olduğu saptanmıştır. Bu bilgiler ışığında buzağılar işletmelerin devamlılığı bakımından en önemli unsurdur. Bu nedenle buzağıların bakım ve barınak şartlarının daha da iyileştirilmesi ile buzağı kayıplarının en aza indirilmesi gerekmektedir.
1844-1845 yılı temettuat defterlerine göre Alaşehir kazası'nın sosyo-ekonomik ve demografik yapısı
?1844-1845 Yılı Temettûat Defterlerine Göre Alaşehir Kazasının Sosyo-Ekonomik ve Demografik Yapısı ? başlıklı çalışmamız, Başbakanlık Osmanlı Arşivinde Maliye-i Varidat Muhasebe Bölümünde (ML. VRD. TMT) yer alan, 1844-1845 yılında yapılan temettûat tahrirleri esnasında hazırlanan 1403, 1409, 1412, 1414, 1418, 1423, 1425, 1427, 1430, 1431, 1432, 1434, 1435, 1438, 1441, 1446, 1455, 1459, 1460, 1462, 1465 numaralı Alaşehir kazası temettûat defterlerine dayanmaktadır.Söz konusu tahrirler, Tanzimat Döneminde yapılan mali düzenlemeler içinde önemli bir yere sahiptir. Tahrirlerin amacı, vergilerin daha düzenli ve adil bir şekilde toplanmasıdır. Bu amaçla halkın servet ve gelirine göre vergi talep edilmesi kararlaştırılmıştır. Halkın mali gücüne göre vergi tespit edilebilmesi amacıyla, Anadolu ve Balkanlar'daki şehir, kasaba ve köylerde yaşayan halkın emlak, arazi, hayvan sayımları yapılmış ve bunların gelirleri tespit edilmiştir. Osmanlı Devleti'nin genelinde yapılan bu sayımlar, Osmanlı toplumunun sosyo-ekonomik ve demografik yapısı hakkında bilgiler vermektedir.Çalışmamızda, Alaşehir kazasının 1844-1845 yılı sosyo-ekonomik ve demografik yapısını temettûat defterleri ışığında inceleyerek, değerlendirmeler yapmaya çalıştık. Bu sayede 1844-1845 yılında kazanın nüfusu, arazileri, hayvan cinsleri ve sayıları, yörede kullanılan aile-şahıs adları ve lakapları, halkın meslekleri ve bu mesleklerden elde edilen bir yıllık kazançlar, kazada yetiştirilen ürünler, devlete ödenen vergiler tespit edilmiş olup, elde edilen sayısal veriler tablolar halinde gösterilmiştir.Çalışmamızda Alaşehir kazasının merkezinde yer alan mahalleler incelenmiştir. Yapılan bu incelemelerle Alaşehir'in sahip olduğu sosyo-ekonomik, kültürel, demografik özellikleri ortaya koymaya, Tanzimat Fermanın ilanı ile başlayan ekonomik ve mali alandaki düzenlemeleri, Alaşehir ölçeğinde izlemeye çalıştık.Anahtar kelimeler: Alaşehir, Temettûat, Tarım, Hayvancılık, Vergi, Meslekler, Mahalle, Hane, Nüfus.
Çivril (dikey boyutta bir yerel tarih çalışması)
Araştırma konumuzu oluşturan Çivril, geniş ve verimli ovası nedeniyle tarihin her döneminde önemle seçilen bir yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Çevrede yapılan kazılardan anlaşıldığına göre, MÖ. 3000 yıllarına kadar uzanan geçmişte sırasıyla Hitit İmparatorluğuna bağlı "Arzava Krallığı" (MÖ.1324-1294), "Frigler, Lidyalılar, Selevki Krallığı, Bergama Krallığı, Roma ve 1119 yılına kadar Bizanslıların hâkimiyeti görülmektedir. 1119 tarihinden itibaren Çivril, Selçukluların eline geçmiştir. Tarihin önemli savaşlarından olan Myriokephalon savaşı da bu topraklar üzerinde gerçekleşmiştir. Ege bölgesinin İç Batı Anadolu'da Denizli ili sınırları içinde ve Denizli'ye 95 km uzaklıkta yer alan Çivril İlçesi; aynı zamanda Denizli ilinin yüz ölçümü bakımından en geniş ilçesidir. Yeryüzü şekilleri bakımından zengin ve verimli topraklara sahiptir. Çivril 1831 yılında Kütahya sancağına bağlı Şeyhlü kazasının bir köyüdür. 1880 yıllarında ise Çivril idari bakımdan Sandıklı kazasının Işıklı Nahiyesi'ne bağlı bir köy iken 1892 yılında nahiye olmuştur. 1910-11 yıllarında Afyon iline bağlı bir kaza haline dönüşen Çivril; 1925 yılında da Türkiye'nin Denizli iline bağlı bir ilçe konumundadır. Çivril ilçesi ile ilgili yapılan bu çalışmada eski dönemlerden beri Anadolunun genelinde görülen, ekonominin temelini meydana getiren, tarım ve hayvancılığın; dini hayatı hareketlendiren vakıf kültürünün ve eski dönem Çivril nüfusunun ayrıntıları incelenecektir. Bu incelemede Çivril'e kayıtlı olan hanelerin büyük çoğunun ziraatle uğraştığı ve nerdeyse her hanede hayvancılık yapıldığı görülmektedir. Şahıslar kendi geçimlerinin yanısıra tımar ve zaviyeler içinde üretimde bulunmuştur. Osmanlı Devleti vergilerin çoğunu tarımsal ürünlerden almıştır. Kayıtlarda geçen dini görevlilerin çokluğu ve zaviyelere verilen önemlere bakılacak olursa da dini hayatın canlılığını da edinilen diğer bilgiler arasındadır. Nüfus kayıtlarını incelediğimizde ise dinamik bir nüfusun varlığını görmekteyiz. Ayrıca kayıtlarda muhacir ve misafir kayıtlarına da yer verilmesi bize nüfus hareketliliği hakkında da bilgi vermektedir. Son olarak araştırmamızda geniş yer verdiğimiz Nüfus ve Temettuat kayıtlarındaki meslek durumlarına baktığımızda Çivril'in çok eskilerde köy hüviyetinde olsa dahi bir kasaba kadar hareketlilik sergilediği görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Çivril, Tarım, Nüfus, Ekonomi, Dini Hayat
Silifke(Mersin) İlçe'sinde göçebe hayvancılık ve yaylacılık faaliyetleri: Kavra Dağı örneği
Araştırma sahasını oluşturan Silifke, Mersin'e bağlı bir ilçe olup 2 945,5 km2 yüz ölçümüne sahiptir. İlçenin güneyinde Akdeniz, doğusunda Erdemli, batısında Mut ve Gülnar ilçeleriyle, kuzeyinde Karaman ili bulunur. İlçede Göksu deltasının bulunduğu alan dışındaki yerler dağlık ve engebeli bir yapıya sahiptir. Sahada Akdeniz ikliminin bariz özellikleri görülmektedir. Yıllık ortalama sıcaklık 19,20C, yıllık ortalama yağış 569,2 mm'dir. Göksu nehri ilçenin en önemli içme ve sulama suyu kaynağını oluşturmaktadır. Göksu deltasında alüvyal topraklar, dağlık kesimlerde ise kırmızı Akdeniz toprakları ile kahverengi orman toprakları yaygındır. Karakteristik bitki örtüsünü kızılçam ormanları ve maki bitki topluluğu olan çalılıklar oluşturur. Araştırma sahasının kırsal kesiminde en önemli geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. İlçenin dağlık ve engebeli yerleri tarımsal etkinliklere elverişli olmadığı için buralarda daha çok hayvancılık yapılmaktadır. Sahada geçmişten günümüze kadar süregelen göçebe hayvancılık faaliyetlerinin yerini artık yarı göçebe hayvancılık ve besi hayvancılığı almıştır. Yapılan hayvancılık faaliyetleri daha çok yarı göçebe halinde yapılır. Kavra Dağı ve kuzey kesimleri yaylak olarak kullanılırken, kışlak olarak ise Kavra Dağı'nın, Kaleli Dağ'ın güneyi ve Karakisle mevkiindeki korunaklı alanlar kullanılır. İlçedeki en büyük yükseltilerden biri olan Kavra Dağı ve çevresi genellikle Gündüzler, Yenisu, Karahacılı ve Kargıcak nüfusu tarafından kullanılmaktadır. Kavra Dağı ve yakın çevresinde sadece hayvancılık yapanlar, tarım ve hayvancılığı beraber yapanlar ve sadece tarım yapanlar mevcuttur. Kavra Dağı ve civarında hayvancılık yapılmasını en fazla maki bitki örtüsünün geniş yer kaplaması ve hayvancılığı desteklemek amacıyla yapılan tahıl tarımı etkilemiştir. Bazı kesimlerde yeryüzü şekillerinin engebeli ve toprak örtüsünün sınırlı olması tarımsal etkinlikleri engellerken halkı hayvancılığa yönlendirmiştir. Yaylacı göçebeler ve yarı göçebelerin yanı sıra göçebe Yörük aşiretlerinden Sarıkeçililer de araştırma sahasını kışlak olarak kullanmaktadır. Anahtar kelimeler: Mersin, Silifke, Maki bitki örtüsü, Göçebe hayvancılık, Gündüzler Köyü, Kavra Dağı, Yaylak, Kışlak, Tarım, Hayvancılık.
Değişen sosyo–ekonomik koşullarda Yörükler (Manavgat örneği)
Yörüklük günümüzde giderek kaybolan bir kültürdür. Yörüklerin hayat tarzları sürekli merak konusu olduğundan birçok araştırmalar yapılmıştır. Toroslar göçebe yörüklerin ekonomik faaliyetlerinin sürdürebilmeleri için elverişli doğal ortam şartları sunmaktadır. Manavgat çevresinde yürütülen bir hayvancılık türü olan yarı göçebelik yöre ekonomisi ve ülkemiz için önemlidir. Akdeniz iklim sahasında kalan alanda gür bir bitki örtüsü, verimli topraklar ve yükseltinin artışına bağlı olarak hayvancılık için elverişli otlak alanları bulunur. Yöre halkı topoğrafya şartlarının değişkenliğini iyi bir şekilde kullanmaktadır. Yükseltinin fazla olduğu ve engebeli alanlarda hayvancılığın yanında dar bir alanda tarımsal faaliyetler yapılırken, deniz seviyesine yakın alanlarda tarımsal faaliyetler için ayrılan araziler artmaktadır. Asıl geçim kaynağı hayvancılık olup tarımla da uğraşan yörükler tarımı kendi ihtiyaçları doğrultusunda ve hayvanları için yapmaktadır. Yörükler geçmişte yaylalara çıkış ve yaylalardan inişlerini yaya olarak hayvanları ile birlikte gerçekleştirirken günümüzde ulaşım araçları kullanılmaktan ve teknolojik gelişmelerden olabildiğince faydalanmaktadır. Araştırma sahasındaki önemli bir faaliyet kolu da turizmdir. Turizmle birlikte otel sayıları artmış ve hayvancılığı terk eden yörüklerin büyük bölümü turizmde çalışmaya başlamıştır. Ayrıca Manavgat Irmağı'nda su sporlarının gelişmesi ile Beşkonak civarındaki köylerde yaşayanlar da daha rahat yaşayabilme arzusu ile tarım ve hayvancılığı terk ederek turizme yönelmiştir. Okullaşma oranının artması da göçebe hayvancılığın bırakılmasında etkili olmuş ve okuyan çocuklar günümüz koşullarının etkisiyle göçebelikle uğraşmak istememektedir.
XII. yüzyıl Moğolistan coğrafyasındaki konar-göçerlerin içtimai yapısı
Bu çalışmada, temel olarak XII. yüzyıl Moğolistan cografyasındaki ulus'ların sosyal yapısını yeniden incelenmektedir. Uzun yıllardır XII. yüzyıl Moğollarının sosyal yapısına ait çalışmalara etki etmiş olan Marksist Tarih Teorisi ve Sosyal Evrim Teorisine göre her konar-göçer toplumunun sosyal yapısı şu şekildedir: "Gens (kandaş bir grup) – Fratri (birkaç genslerden oluşur) – Aşiret (birkaç fratrilerden oluşur) – Aşiret federasyonu (birkaç aşiretlerden oluşur) kurulur. Yani kan bağı üzerine dayalı akrabalık (kabilesel) düzenidir. Bu görüşün doğru ya da yanlış olduğunu değerlendirmek ve yanlış ise XII. yüzyıl Moğolistan coğrafyasındaki konar-göçerlerin sosyal yapısının ne şekilde olduğuna dair bir görüş ortaya koymak amacıyla bu çalışma hazırlanmıştır. XII. yüzyıl Moğolistan coğrafyasındaki konar-göçerlerin sosyal yapısı, devlet düzeni, idarî taksimatı, akrabalık düzeni ve sürek av düzeni ile hayvancılık düzeni dört bölüm, on iki alt başlık altında incelenmeye çalışılmıştır. Bu çalışmadan elde edilen başlıca sonuçlar; 1. XII. yüzyıl Moğollarının devlet idarî taksimatı yeniden çizilmiştir. Ulus kendi içerisinde iki büyük yönetim koluna ayrılır. Kollar ise güre'en'lere ayrılır. Kağan ya da han tarafından bir (sol) kol idare edilir ve diğer (sağ) kol ise kağanın tayin ettiği taizi unvanı taşıyan yönetici tarafından idare edilir. Bir kolu oluşturan her güre'en birer bey egemenliğindedir. Onlar beraber göç etmekte ve yeni bir yere yerleşirken birçok komşu güre'en'i de kurmaktaydılar. 2. V. Y. Vladimirtsov'dan başlayarak uzun zamandır birçok bilim adamı tarafından "Moğolca oboq kavramı, XII. yüzyıl Moğollarının devlet idarî taksimatının ana birimidir." şeklinde ileri sürülen görüşün doğru olmadığı anlaşılmıştır. Fakat, Moğolca oboq, uruq, yasun olmak üzere ana kavramlar hakkında yeniden inceleme yapılarak XII. yüzyıl Moğollarının akrabalık düzeni ortaya konulmuştur. Böylece, XII. yüzyılda Moğolistan coğrafyasında bulunan uluslardaki kol, güre'enlerden oluşan devlet idarî taksimatı ve oboq, yasun ve uruq başta olmak üzere çeşitli kavramlardan oluşan akrabalık düzeninin de aynı anda bulunduğunu ispatlamış olduk. 3. XII. yüzyıl Moğolistan coğrafyasında bulunan "konar-göçer hayvancılık düzeni"ni ve "sürek avı" düzenini ayrıca anlattık. Hayvancılık sistemi içerisinde o zamanki sosyal yapıya sıkı bir şekilde bağlı özel bir besicilik düzeni bulunduğu için o dönemdeki hayvancılık düzeni üzerine yeniden inceleme yaptık. Sonuçta, aile (ayil) usulü ile hayvancılık yapılması, oba (hot ayil düzeni) şeklinde hayvancılık yapılması ve reislere ait büyük hayvancılığın besicilik düzeni gibi konar-göçer hayvancılık içerisinde üç farklı besicilik düzeninin aynı anda birlikte bulunduğunu ispatlamış olduk.
Havacılık sektörünün ekonomik performansa etkisi
Havacılık sektörü çağımızın ve geleceğimizin en önemli yapı taşlarından birisidir. Aynı zamanda ülkeler, iktisadi olarak büyüme ve ekonomik performans kriterlerini sürekli olarak iyileştirmeye çabalamaktadır. Bu araştırmada havacılık sektörü ve ekonomik performans kriterleri ilişkisi araştırılmaktadır. Çalışmada gözlem grubu olarak G-7 ekonomileri ve dönem olarak ise 1997-2020 incelenmiştir. PVAR ekonometrik metodolojisinin ve Granger nedensellik tahmininin kullanıldığı ampirik analizde iki farklı model oluşturulmuştur. Model 1 ilk grup ekonomik performans kriterleri olarak kişi başı gelir, ticaret ve istihdam değişkenlerinden oluşmaktadır. İkinci grup ekonomik performans kriterleri olarak ise Model 2 oluşturulmuştur. Model 2'de döviz kuru, doğrudan yabancı yatırımlar ve ödemeler dengesi kullanılmıştır. Her iki modelde de hava taşımacılığı bağımlı değişken olarak CO2 ise kontrol değişkeni olarak yer almaktadır. Katsayı ve nedensellik tahminlerine göre Model 1 için; havacılık sektörü ve büyüme arasında iki yönlü ve istatistiki olarak anlamlı pozitif ilişki belirlenmiştir. Diğer taraftan havacılık sektörü ile ticaret ve CO2 arasında pozitif, istihdam ile negatif ilişki belirlenmiştir. Model 2 tahminlerine göre ise döviz kuru havacılık sektörünü negatif etkilemektedir. Ancak havacılık sektörü doğrudan yabancı yatırımları ve ödemeler dengesine pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı etkide bulunmaktadır. Aynı zamanda havacılık sektörü CO2 emisyonunu da pozitif yönde etkilemektedir. Ampirik sonuçlara göre G-7 ekonomilerinde havacılık sektörü ekonomik performans kriterleri üzerinde iyileştirici etkiye sahiptir ve büyümenin dinamikleri arasında yer almaktadır. Bu sebeple gözlem ülkelerinde havacılık sektörüne yapılan yatırımların arttırılması ve öncelikli alan olarak belirlenmesi oldukça önemlidir.
Sürdürülebilir kalkınma bağlamında tarım ve hayvancılığa yönelik mali teşvikler: Balıkesir bölgesi örneği
Tarım ve hayvancılık sektörü, küresel gıda üretimini ve dünya çapında milyonlarca insanın geçim kaynağını karşılamaktadır. Bununla birlikte, bu sektör ormansızlaşma, sera gazı emisyonları ve su kirliliği dâhil olmak üzere birçok çevresel sorunların doğmasında önemli bir rol oynamaktadır. Bu çevresel sorunların üstesinden gelmek için benimsenen sürdürülebilir kalkınma anlayışına dayalı tarım ve hayvancılık faaliyetleri mali teşvikler aracılığıyla uygulanabilmektedir. Mali teşvikler, sübvansiyonlar, vergi indirimleri ve yatırım teşvikleri dâhil olmak üzere birçok şekilde uygulanmaktadır. Mali teşvikler, çiftçileri haşere yönetimi, iyi tarım ve organik tarım uygulamaları gibi sürdürülebilir uygulamaları benimsemeye teşvik etmek amacıyla kullanılabilmektedir. Ek olarak, mali teşvikler, önceden maliyet gerektirecek fakat uzun vadede önemli faydalar sağlayacak olan sürdürülebilir uygulamalara geçişte ekonomik riskleri azaltmaya yardımcı olabilmektedir. Mali teşvikler, tarım ve hayvancılık sektöründe sürdürülebilir uygulamaları teşvik etmede önemli bir etkiye sahip olsa da hedefe yönelik, verimli ve etkili olmalarını sağlamak için planlı bir şekilde uygulanması gerekmektedir. Bu çalışmada, Türkiye ve Balıkesir ili özelinde sürdürülebilir kalkınma bağlamında tarım ve hayvancılık sektörüne yönelik uygulanan mali teşvikler incelenmiştir.
Ankara ilinde satışa sunulan içme sütlerinde antibiyotik kalıntısının araştırılması
Hayvancılıkta antibiyotiklerin yasal olmayan şekilde kontrolsüz kullanılmaları insan sağlığı açısından ciddi boyutlara varan tehlikeler oluşturmaktadır. Avrupa Birliği'nde, ülkemizde ve birçok diğer ülkede hayvancılıkta antibiyotiklerin kullanımına sınırlamalar getirilmiş ve kullanımı uygun mevzuatlarla düzenlenmiştir. Hayvansal ürün olarak en çok tüketilen besin inek sütüdür. 2020 yılında dünya toplam süt üretimi yaklaşık 875 milyon tona ulaşmıştır. Tüik verilerine göre ülkemizde 2021 yılında 23 milyon 200 bin 306 ton süt üretilmiştir. Süt ve sütten imal edilen ürünlere olan talep nüfus ve gelir artışına paralel olarak ciddi şekilde artmaktadır. Oluşan talep artışı hayvan sayısının artmasına yeni hayvancılık tesislerinin kurulmasına ve hayvansal üretimin artmasına neden olmaktadır. Bununla beraber ilaç tüketimi, özellikle antibiyotik kullanımı çok ciddi boyutlara ulaşmıştır. İlaç kullanımıyla beraber oluşan kalıntılar insan sağlığını tehdit etmektedir. Kalıntılar ülkeler tarafından çeşitli düzenlemelerle kontrol altında tutulmaya çalışılmaktadır. Çalışmamızda Ankara ilinde tüketime sunulan içme sütlerinde en çok kullanılan antibiyotik grubu olan beta-laktam'lar ELISA yöntemi kullanılarak incelenip kalıntı düzeyleri AB komisyonu ve Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği'nde bildirilen limit değerlere uygun olup olmadığı araştırıldı. 2022 yılı Temmuz ve Ağustos aylarında haftalık düzenli olarak 5 ayrı firmaya ait UHT ve pastörize sütlerden 25 'er adet süt örneği alındı. Aynı şekilde Ankara ilinde satışa sunulan sokak sütlerinden de süt toplama tanklarından (veya toplama kaplarından) 5 ayrı ilçeden gelen süt örneklerinden 5 farklı numune olmak üzere 25 adet çiğ inek sütü örneği alındı. Toplam 75 adet örnek alındı. Alınan örneklerden UHT ve pastörize sütte kalıntı bulunamadı. Çiğ sütlerde ise 1-3,1 ppb arasında kalıntı bulundu ve sonuçların yasal limitlerin altında kaldığı belirlendi. Anahtar Sözcükler: Ankara, Beta-laktam, Kalıntı, Süt, UHT.
Integrated wastewater management for sustainable agriculture operations using cyanobacteria
Continuous rise in world population causes higher demands for food and agricultural resources in an unsustainable way. To ensure growth and access to safe food now and meet demands in future, sustainable and economically feasible measures are needed urgently. One of the major problems in agricultural operations is management of wastewater. Despite the enriched nutrient and embedded energy contents of agricultural wastewater, environmentally sound and economically feasible methods to reuse these sources are still not at desired levels. In this thesis research, cyanobacteria A. maxima was cultivated in chitosan pretreated manure wastewater in custom-made photobioreactors. With pretreatment, total nitrogen, total phosphorus, and chemical oxygen demand were removed by 84.8%, 92.7%, 64.1%, respectively, and with cyanobacteria by 14.6%, 5.6%, 28.8%, respectively. Overall removal of 99.4% of total nitrogen, 98.1% of total phosphorus, and 92.9% of chemical oxygen demand were achieved. For comprehensive evaluation of biofertilizer use of biomass, protein, carbohydrate, lipid, fatty acid methyl esters, vitamins, amino acids, and elemental composition were analyzed. Biomass had protein content of 41.8%, total carbohydrate of 27.3% and total lipid of 24.1%. Biomass also had significantly higher amounts of B vitamins and considerable amounts of free and bound amino acids, some of which are key indicators of biostimulant presence. The study aimed to evaluate the use of cyanobacteria for wastewater treatment and harvested biomass as biofertilizer for farm applications. Overall aim was to suggest a sustainable livestock and farm management option that can manage its waste and resources in a sustainable and economically feasible way.
İzmir yöresindeki ithal sığırlarda neospora caninum enfeksiyonunun seroprevalansı
Amaç: Bu araştırma farklı ülkelerden gelen sığırlarda Neosporosis enfeksiyonunun yaygınlığı serolojik yöntemle incelemek amacı ile yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, Mart 2017- Şubat 2020 tarihleri arası, İzmir ilinin dört ilçesinde ve Aydın iline ait bir ilçede bulunan sığır ithalatı yapan farklı çiftliklerden toplam 613 adet sığır ile gerçekleştirilmiştir. SRS2 indirekt ELISA yöntemi ve ticari ELISA yöntemi ile kan serumu incelenmiş ve verilerin analizinde tanımlayıcı istatistik olarak ki-kare ve kappa testleri kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya dâhil olan sığırlar SRS2 indirekt ELISA yöntemi ile incelendiğinde; 613 örnekte 52 pozitiflik (%8,5) bulunurken, ticari ELISA yöntemi ile incelendiğinde 25 örnekte (%4,1) saptanmıştır. Sığırlarda ırk, menşei, hayvan durumu (inek, düve) açısından istatistiksel olarak önemli bir fark belirlenememiştir. Sonuç: Bu çalışma ile İzmir yöresine ithal edilen sığırlarda Neospora caninum seroprevalansının yapılan çalışmalar ile benzerlik gösterdiği saptanmıştır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda, hastalığın kontrolü için kesin tanı konulan hayvanların sürüden çıkartılması ve ithal damızlık hayvan girişlerinde menşei işletmelerden ''NEOSPORA ARİ'' belgesinin zorunlu tutulması ya da ithalatı yapılan hayvanlardan istenilen test listesinin içerisine N. caninum etkeninin eklemesi uygun olacaktır.
Hatay/Kırıkhan yörüklerinde halk bilimi unsurları
Konargöçerlik, temeli hayvancılığa dayanan Türklerle özdeşleşen Anadolu'yu vatan haline getirdikten sonra da uzun yıllar sürdürülen bir yaşam biçimidir. Tarihi süreç içerisinde bu yaşam biçimi merkezinde kendine özgü bir kültür oluşmuştur. Hatay, Antep, Maraş, Kayseri ve Adana bölgeleri tarih boyunca konargöçer yaşam biçiminin sürdürüldüğü daha çok kışlak olarak kullanılan ardından yerleşik hayata geçilen bir coğrafya olmuştur. Söz konusu yaşam biçimi günümüzde, geçmişteki kadar canlılığını korumamakla birlikte, bölgede yaşamaya devam etmektedir. Bu çalışma Hatay bölgesinde konargöçerliği geçmişte yaşamış ve halen yaşamaya devam eden Yörük ve Türkmenleri konu edinmektedir. Bu çalışmada binlerce yıllık, göçebe Türk kültürünün son temsilcisi olan Yörüklerin yaşam biçimini, kültürel hayatımıza katkılarını, binlerce yıllık Türk tarihindeki oynadıkları rolleri ele alınmıştır. Türk toplumunun içerisindeki bazı gruplar yerleşik hayata geçip, şehirler kurup, tarım yaparak yaşamış olsalar da Türklerle ve Türk kültürü ile özdeşleşen yaşam biçimi konargöçerlik olmuştur. Yine çalışmamızda Yörüklerin nereden geldiği ve Yörük- Türkmen kavramlarının açıklanması ve Yörük soy ağacından bahsedilmiştir. Kırıkhan Yörüklerinde geçiş dönemleri olan doğum, evlilik ve ölüm konuları ile birlikte işlevlerinden ve uygulamalarından dinî-millî bayramlar ve törenlerin nasıl yapıldığı ve mevsimlik uygulamaların nasıl olduğundan bahsedilmiştir. Yörüklerde hayvancılık hakkında bilgi verilmiş Yörüklerde deve ve deve ile ilgili terimler, devenin ekonomik katkılarından; koyun ve koyun ile ilgili ekonomik faaliyetler ve koyun ile ilgili terimlerden keçi, keçi adları ve hayvanlardan yapılan süt ve et ürünleri ile alakalı bilgiler verilmiştir. Hayvan hastalıkları ve tedavi yöntemlerinden bahsedilmiştir. Sosyokültürel yapı çerçevesinde, Yörüklerde kültürel yapı, yardımlaşma dayanışma, eğitim öğretim, teknolojik araçlar, göçebelik ve göç ve yaşam tarzları hakkındaki konulardan ve yaşam tarzları ile kıl çadırın yapılışı ile ilgili çalışmalara yer verilmiştir. Halk kültürü ve buna bağlı meslekler ile birlikte halk hekimliği ve halk hekimliğine bağlı olarak kullanılan şifalı bitkiler ve uygulamaları hakkında bilgi verilmiştir. Yörüklerde lakaplar ve kullandıkları öz Türkçe sözcükler ve anlamlarından bahsedilmiştir. Yörüklerde çocuk oyunları, köy seyirlik oyunları ve giyim kuşam bahsedilmiştir. Yörüklerde anonim ve ferdi halk anlatımlarından bunların içerisinde yer alan atasözü, deyim, ağıt, masal, hikâye, şiir, fıkra anlatıları hakkında bilgi verilerek örnekler verilmiştir. Bu çalışmayla Kırıkhan bölgesindeki konargöçer halk kültürünü tespit etmek, tarihi süreç içinde söz konusu kültürde yaşanan değişim ve dönüşümü ortaya koymak, konargöçerlerin oluşturdukları ve konargöçerliği konu edinen halk bilimi ürünlerini kayıt altına almak, benzer çalışmalara katkı sağlamak amaçlanmıştır.