Animal husbandry
103 theses under this subject heading
Hatay/Kırıkhan yörüklerinde halk bilimi unsurları
Konargöçerlik, temeli hayvancılığa dayanan Türklerle özdeşleşen Anadolu'yu vatan haline getirdikten sonra da uzun yıllar sürdürülen bir yaşam biçimidir. Tarihi süreç içerisinde bu yaşam biçimi merkezinde kendine özgü bir kültür oluşmuştur. Hatay, Antep, Maraş, Kayseri ve Adana bölgeleri tarih boyunca konargöçer yaşam biçiminin sürdürüldüğü daha çok kışlak olarak kullanılan ardından yerleşik hayata geçilen bir coğrafya olmuştur. Söz konusu yaşam biçimi günümüzde, geçmişteki kadar canlılığını korumamakla birlikte, bölgede yaşamaya devam etmektedir. Bu çalışma Hatay bölgesinde konargöçerliği geçmişte yaşamış ve halen yaşamaya devam eden Yörük ve Türkmenleri konu edinmektedir. Bu çalışmada binlerce yıllık, göçebe Türk kültürünün son temsilcisi olan Yörüklerin yaşam biçimini, kültürel hayatımıza katkılarını, binlerce yıllık Türk tarihindeki oynadıkları rolleri ele alınmıştır. Türk toplumunun içerisindeki bazı gruplar yerleşik hayata geçip, şehirler kurup, tarım yaparak yaşamış olsalar da Türklerle ve Türk kültürü ile özdeşleşen yaşam biçimi konargöçerlik olmuştur. Yine çalışmamızda Yörüklerin nereden geldiği ve Yörük- Türkmen kavramlarının açıklanması ve Yörük soy ağacından bahsedilmiştir. Kırıkhan Yörüklerinde geçiş dönemleri olan doğum, evlilik ve ölüm konuları ile birlikte işlevlerinden ve uygulamalarından dinî-millî bayramlar ve törenlerin nasıl yapıldığı ve mevsimlik uygulamaların nasıl olduğundan bahsedilmiştir. Yörüklerde hayvancılık hakkında bilgi verilmiş Yörüklerde deve ve deve ile ilgili terimler, devenin ekonomik katkılarından; koyun ve koyun ile ilgili ekonomik faaliyetler ve koyun ile ilgili terimlerden keçi, keçi adları ve hayvanlardan yapılan süt ve et ürünleri ile alakalı bilgiler verilmiştir. Hayvan hastalıkları ve tedavi yöntemlerinden bahsedilmiştir. Sosyokültürel yapı çerçevesinde, Yörüklerde kültürel yapı, yardımlaşma dayanışma, eğitim öğretim, teknolojik araçlar, göçebelik ve göç ve yaşam tarzları hakkındaki konulardan ve yaşam tarzları ile kıl çadırın yapılışı ile ilgili çalışmalara yer verilmiştir. Halk kültürü ve buna bağlı meslekler ile birlikte halk hekimliği ve halk hekimliğine bağlı olarak kullanılan şifalı bitkiler ve uygulamaları hakkında bilgi verilmiştir. Yörüklerde lakaplar ve kullandıkları öz Türkçe sözcükler ve anlamlarından bahsedilmiştir. Yörüklerde çocuk oyunları, köy seyirlik oyunları ve giyim kuşam bahsedilmiştir. Yörüklerde anonim ve ferdi halk anlatımlarından bunların içerisinde yer alan atasözü, deyim, ağıt, masal, hikâye, şiir, fıkra anlatıları hakkında bilgi verilerek örnekler verilmiştir. Bu çalışmayla Kırıkhan bölgesindeki konargöçer halk kültürünü tespit etmek, tarihi süreç içinde söz konusu kültürde yaşanan değişim ve dönüşümü ortaya koymak, konargöçerlerin oluşturdukları ve konargöçerliği konu edinen halk bilimi ürünlerini kayıt altına almak, benzer çalışmalara katkı sağlamak amaçlanmıştır.
Manisa bölgesinde meraya çıkan koyunlarda dışkı bakısına göre helmintlerin yayılışı
Türkiye'de özellikle koyun sayısı ve yetiştiriciliği giderek artmaktadır. Türkiye'de kayıtlı koyun sayısının %2,5 kadarına sahip Manisa ili, diğer iller arasında koyun varlığı ile 8.sırada yer almaktadır. Bu araştırma, bölgede meraya çıkan koyunlarda dışkı bakısıyla tespit edilebilecek helmintlerin varlığını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Yapılan çalışmada Manisa ili içerisinde farklı coğrafi konum ve koşullara sahip altı bölge seçilmiştir. Bu bölgeler; Manisa il merkezi, Alaşehir, Akhisar, Demirci, Kula ve Salihli'dir. Seçilen bölgelerdeki koyun varlığı tüm ildeki koyun varlığının yaklaşık %63'ü kadardır. Bu bölgelerdeki koyun varlığına bağlı olarak farklı coğrafi koşullara sahip, farklı konumlarda, meraya çıkan, hayvan varlığı yüz başdan fazla olan yüz işletme belirlenmiştir. İşletmeleri temsil edecek şekilde alınan taze dışkı örnekleri; sedimantasyon, flotasyon, akciğer nematodları için Baermann-Wetzel ve kültivasyon işlemlerini gerçekleştirmek için dört farklı guruba ayrılmış ve her gurup için ilgili metot uygulanmıştır. Yapılan mikroskobik muayenelerle yumurta ve larvalar incelenmiştir. Sonuç olarak incelenen sürülerin %78'inde en az bir helmint enfeksiyona rastlanmıştır. Gastro-intestinal helmintler bakımından 100 işletmenin 70'inde Trichostrongylus sp., 56'inde Ostertagia sp., 53'sinde Oesophagostomum sp., 25'inde Haemonchus sp., 17'sında Cooperia sp., 13'ünde Nematodirus sp., 3'ünde Moniezia sp., 2'sinde Strongyloides sp. tespit edilmiştir. Karaciğer trematodları olarak 100 işletme içinde, 10 işletmede Fasciola sp., 8 işletmede Dicrocoelium sp. görülmüştür. Akciğer kıl kurtları açısından 100 işletmede Protostrongylus sp. 15 işletmedeki varlığıyla en yaygın tür olarak görülürken Dictyocaulus filaria 12, Muellerius capillaris 4, Cystocaulus ocreatus 2 işletmede tespit edilmiştir. Bu çalışma ile Manisa ilinde koyunlarda dışkı bakısı ile tespit edilebilen helmintlerin yaygınlığına ilişkin veriler ortaya konmuştur. Sonuçların bölge ve ülke helmint faunasına katkı sağlayacağını umuyoruz.
Keçilere karprofenin ağız, damariçi ve derialtı yol ile uygulanmasını takiben farmakokinetiğinin karşılaştırılması
Bu çalışmada nonsteroidal antiinflamatuvar ilaçlardan karprofenin keçilere ağız, damariçi ve derialtı yol ile uygulanmasını takiben farmakokinetik parametrelerinin belirlenmesi ve karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışmada deneme hayvan materyali olarak canlı ağırlıkları 33-38 kg, yaşları 12-14 aylık toplam 15 baş sağlıklı Alphin ırkı keçi kullanıldı. Keçiler ortalama canlı ağırlıkları dengeli olacak şekilde her biri 5 hayvan içeren ağız (Grup I), damar içi (Grup II) ve deri altı (Grup III) olmak üzere üç guruba ayrılarak ayrı bölmelere konuldu. Hayvanlara 1,4 mg/kg dozda karprofen ağız, damariçi ve derialtı yolla uygulandı. İlaç uygulanmadan önce ve ilaç uygulamasını takiben 2. dk ile 120. saatler arasında Vena jugularis'ten kan örnekleri (5 ml) heparinli tüplere alındı. Alınan örneklerde karprofen miktarı yüksek basınçlı sıvı kromatografisi ile belirlendi. Çalışma süresince ilaç kaynaklı hayvanlarda herhangi bir yan etki gözlenmedi. Uygulama sonrası 120. saate kadar plazmada ilaç tespit edildi. İlacın doruk plazma yoğunluğu damariçi uygulamada (11,92±0,76 µg/ml) derialtı (4,11±1,51 µg/ml) ve ağız yolu ile uygulamaya göre (3,71±0,26 µg/ml) istatiksel olarak daha yüksek bulundu. Doruk plazma yoğunluğuna ulaşma zamanının ise derialtı uygulamada (5,00±2,45 saat), ağız yolu ile uygulamaya göre (7,00±1,22 saat) daha kısa olduğu tespit edildi. Yarılanma ömrü ağız yolu ile uygulamada (27,43±1,78 saat), deri altı (33,93±7,48 saat) ve damariçi yol (30,99±2,00 saat) ile uygulamaya göre istatiksel olarak daha kısa bulundu. Ortalama kalış süresi damar içi uygulamada (34,54±1,35 saat) ağız (37,09±3,85 saat) ve deri altı (39,71±1.34) uygulamaya göre istatiksel olarak daha kısa tespit edildi. Sonuç olarak bu çalışmada keçilerde farklı yollarla uygulanan karprofenin biyoyararlanımı deri altı yol ile uygulamada daha yüksek tespit edildi. İlaçla en kısa sürede en yüksek plazma yoğunluğu elde edilmek isteniyorsa damar içi, derialtı ve ağız yolu sıralamasına göre uygun olan tercih edilebilir.
Çorum Sancağı'nın İskilip Kazasına bağlı Bayat Nahiyesi'nin idari statüsü ve 19. yüzyıl ortalarındaki sosyo-ekonomik yapısı
Osmanlı Devleti Tanzimatla birlikte yeni bir değişim ve Batılılaşma sürecine girmiştir. Yapılacak olan bu değişim ve yeniliklerin birisini de yeni vergi düzeni oluşturmaktadır. Uygulanacak olan bu vergide, herkesin kazancı esas alınmıştır. Ayrıca halkın emlak, arazi ve hayvan gelirlerinin sayılması da uygun görülmüştür. Bu sayım sonucu oluşturulan temettuat defterleri, günümüzde ait oldukları bölgenin sosyal ve ekonomik yapısı hakkında ayrıntılı ve önemli bilgiler vermektedir. Biz de bu doğrultuda 1844-1845 yıllarında Ankara Eyaleti Çorum Sancağı sınırları dâhilinde bulunan İskilip Kazasına bağlı Bayat Nahiyesi'nin toplumsal ve iktisadi yapısını araştırdık. Çalışmamızda ana kaynak olarak, Bayat temettuat defterlerinden faydalandık. Fakat sadece vergi hakkında bilgi veren bu kayıtlarda, kurumlar ve idari yapı gibi bilgiler bulunmamaktadır. Bu konudaki eksik olan bilgileri diğer arşiv kaynakları ve bölgeyle alâkalı çalışmalarla tamamlamaya çalıştık. Çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın birinci bölümüne ilk olarak Bayat adının anlamını açıklayarak başladık. Bayat adı hakkında bilgi verdikten sonra İskilip-Bayat çevresinin ilkçağlardan günümüze kadar olan tarihi hakkında bilgi vererek, Tanzimat sonrası idari ve mali reformlardan da bahsettik. Daha sonra Osmanlı Devleti'nin vergi düzeni ve tahrirlerin yapılışı konularına değindik. Bu tahrirler kapsamında yer alan temettuat tahrirleri ile bu kayıtların tutulduğu temettuat defterleri hakkında da genel hatlarıyla bilgi verdik. Çalışmamızın ikinci bölümünde ilk olarak nahiyenin Osmanlı dönemindeki idari statüsü hakkında bilgi verdik. Ayrıca temettuat kayıtlarına göre nahiyenin 19. yüzyıl ortalarındaki sosyal yapısına ve meslek gruplarına değinerek, nüfus defterlerine göre nahiyenin nüfusu ve köyleri hakkında da bilgi vermeye çalıştık. Üçüncü bölümde Bayat'ın tarım ve hayvancılığa dayanan ekonomik faaliyetleri hakkında ayrıntılı bilgi vererek, özellikle tarım yapılan toprak miktarlarını ve ziraatı yapılan ürünleri türlerine göre tablo ve grafikler yardımıyla daha anlaşılır hale getirmeye çalıştık. Hemen ardından hayvanları türlerine ve hasılat gelirlerine göre ayrıntılı bir şekilde incelemeye çalıştık. Dördüncü bölümde ise 19. yüzyıl ortalarında Bayat Nahiyesi'nin ekonomik yapısına değinerek, gelir getiren kaynaklar ile nahiyede ek gelir olarak kazanç elde edilen ticaret faaliyetlerine değindik. Ayrıca bu bölümde nahiyeden alınan vergiler ile vergilerin çeşitleri ve bu vergilerin dağılımı üzerinde durduk. Bu çalışma ile Çorum Sancağı'nın İskilip kazasına bağlı Bayat Nahiyesi'nin, Cumhuriyet öncesi tarihini aydınlatmaya çalıştık. Anahtar Kelimeler: Bayat, Hane, Hayvancılık, Nüfus, Öşür, Tarım, Temettuat, Vergi
XIX. yy. ortalarında Hüdavendigar Eyaleti Domaniç Kazasına bağlı Burhanlar, Fıranlar, Göçebe, Güney, Karamanlar, Kozcağız, Kozluca, Omerler ve Yörgüç köylerinin sosyo-ekonomik yapısı (Temettuat Defterlerine göre)
Osmanlı Devleti'nin ıslahat ve yenilik hareketleri tarihi içerisinde Tanzimat dönüm noktası olmuştur. Ekonomik alandaki düzenlemeler ile maliyeyi merkezileştirme, vergilerin halkın kazancına göre aracısız olarak toplanması, vergi çeşitliliğinin azaltılması hedeflenmiştir. Mükelleflerin yeni vergilerini tespit için halkın kazançlarının, mal ve hayvanlarının sayımı yapılarak temettuat defterleri hazırlanmıştır. H. 1260/61 yıllarında hazırlanan bu defterler yerleşim yerlerinin demografik, sosyal ve ekonomik durumlarının tespit edilmesinde en değerli kaynak olmuştur. Bu çalışma Hüdavendigar Eyaleti Domaniç kazasına bağlı Burhanlar, Fıranlar, Göçebe, Güney, Karamanlar, Kozcağız, Kozluca, Ömerler ve Yörgüç köylerinin 1844-1845 tarihli temettuat defterlerinin incelenmesiyle ortaya çıkmıştır. Defterlerin transkripsiyonu yapılarak elde edilen veriler tablo ve grafikler eşliğinde değerlendirilmiştir. XIX. yüzyıl ortalarında Domaniç kazasına bağlı 9 köyün ekonomik yapısı tamamen tarıma ve hayvancılığa dayanmaktadır. Halkın yıllık gelirlerinin % 83'ünü tarım gelirleri oluşturmaktadır. Tarım faaliyetleri daha çok halkın ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik geçimlik tarım şeklinde yapılmaktadır. Mevcut arazinin % 52.4'ü ekili olup % 95 oranında tahıl ekimi yapılmaktadır. Tarımın yanında kereste ve kürek ticareti ile hizmetkârlık, çobanlık ve orakçılık gibi tarım işçiliğinden de gelir elde edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Domaniç, Tarım, Hayvancılık, Temettuat, Vergi, Meslek, Ekonomi,
Kütahya'nın Gireği nahiyesine bağlı Ballıbaba, Kureyşler, Göynükören, Karadiğin ve Pınarbaşı köylerinin sosyo-ekonomik durumu (Temettuat Defterine göre)
İkinci Mahmud döneminde yapılan köklü reformlardan sonra Tanzimat'ın ilanı ile birlikte vergiler konusunda da düzenlemeler yapıldı. Tanzimat dönemine kadar gerek Gayrimüslimlerden gerek Müslümanlardan çeşitli isimler altında farklı vergiler tahsil ediliyordu. 1839 yılında Gülhane Hatt-ı Hümayunu'nun ilan edilmesiyle beraber tebaanın hukuki, sosyal ve ekonomik açıdan eşitliği kabul edilmiş ve vergilerde düzenleme yapılarak tek bir vergi alınması ilkesi benimsenmiştir. Verginin tahsili için önce tebaanın gelirlerinin bilinmesi gerekliydi. Bu maksatla 1844-1845 yıllarında "temettü" sayımları (halkın mal ve hayvanlarının sayımı, gelir ve giderlerinin tespiti) yapıldı. Bu sayımlara dayanarak köy veya mahallelerde yaşayan insanların gelirleri ve verecekleri vergi miktarları da belirlendi. Bu çalışma Kütahya'nın Gireği Nahiyesine bağlı Ballıbaba, Kureyşler, Göynükören, Karadiğin ve Pınarbaşı köylerinin temettuat defterlerinin değerlendirilmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Defterlerin çevirisi yapılmış ve ortaya çıkan veriler tablo ve grafiklerle değerlendirilmiştir. 19. yüzyıl ortalarında Kütahya'nın Gireği Nahiyesine bağlı beş köyün genel olarak tarım ve hayvancılıkla uğraştığı görülmektedir. Zirai faaliyetler ve hayvancılık ticari faaliyetten öte halkın gündelik ihtiyaçlarını karşılamaya yöneliktir.
Meraların hayvancılığa katkısının sosyo ekonomik boyutu Eskişehir örneği
Dünya nüfusu hızlı bir şekilde artmaktadır. Ancak bu nüfusu beslemek için gerekli üretim yeterli düzeyde değildir. Azalan yiyecek kaynaklarına karşı hızla artan dünya nüfusunun nasıl besleneceği bugün küresel anlamda büyük bir problem teşkil etmektedir. Bu problem, üretim-bölüşüm ilişkilerini belirleyen ekonomi politikalarına da yön vermektedir. Çok yakın bir gelecekte dünya nüfusunun önemli bir kısmının açlık tehlikesinde olacağı çok açıktır. Günümüzde doğal kaynakları koruma konusunda alınan tedbirlerin en üst düzeyde olması durumun ciddiyetinin kavrandığını göstermektedir. Artık ülkeler ucuz ve sağlıklı yiyecek kaynaklarına sahip olmanın ve bu kaynakları korumanın yollarını aramaktadırlar. Hayvancılık maliyetlerinden yem giderlerinin büyük bir kısmını karşılayan meralar tarım için hayati öneme sahiptir.
Enfektif ishalli ve sağlıklı neonatal buzağılarda serum amyloid a, serum calprotectin ve fekal calprotectin arasındaki ilişkilerin ve inflamatuvar marker olarak diagnostik önemlerinin belirlenmesi
Bu çalışmada neonatal dönemdeki enfektif ishalli buzağılarda serum amyloid A (SAA), serum calprotectin (SCalp) ve fekal calprotectin (FCalp) düzeyleri araştırıldı. Çalışma gruplarını etiyolojik teşhislere göre, E.coli (n=17), C.parvum (n=11), C. Parvum + viral (mix) (n=8), viral (n=19) ve kontrol grubu (n=15) olacak şekilde toplam 70 buzağı oluşturdu. İshalin ilk tespit edildiği an olan 0. günde ve tedavi sonrası 7. günde buzağıların vücut sıcaklığı, respirasyon ve pulzasyon sayıları, dışkı, emme ve mental statü skorları kayıt altına alındı. Bu günlerde ayrıca kan ve dışkı örnekleri alındı. 0. gün kan örneklerinden WBC, serum GGT, SAA ve SCalp; dışkı örneklerinden ise FCalp düzeyleri belirlendi. Bütün klinik parametrelerde 7.günde istatistiksel olarak anlamlı düzelmeler saptandı. 0.günde ölçülen ortalama SAA konsantrasyonları, ishalli ve sağlıklı grup için sırası ile 0,54 (0,16 – 2,18) ng/ml ve 38,40 (8,28 – 83,96) ng/ml olarak ölçüldü ve iki ölçüm günü arasında istatistiksel fark elde edildi (P < 0,001). Sunulan çalışmada 0. gün SCalp düzeyleri açısından ishalli (68,02 ng/ml) ve kontrol (24,05 ng/ml) grubu arasında anlamlı istatistiksel fark elde edildi (P < 0,001). E.coli pozitif buzağıların oluşturduğu gruptaki SCalp ve FCalp değerleri diğer etiyolojik etkenlerdeki düzeylere göre daha yüksek saptandı. Ayrıca bakteriyel ve viral kökenli ishal vakaları ayırt etme gücünün tespiti için yapılan ROC analizinde SCalp'ın cut-off değeri ≤ 70,969 ng/ml (Sens: %94, Spec: 62,5, AUC: 0,842, P=0,002) olarak bulundu. FCalp düzeyleri 0.günde ishalli ve sağlıklı grupta sırasıyla, 98,23 ng/ml ve 87,91 ng/ml olarak bulundu ve iki grup arasında istatistiksel fark elde edildi (P = 0,01). ROC analizlerine göre FCalp'ın cut-off konsantrasyonu > 91,804 ng/ml olarak bulundu (AUC: 0,694, P = 0,0057). Ayrıca yapılan lojistik regresyon analizinde, 0.gün FCalp Odds Ratio değerinin 6,316 (P = 0,009) olduğu belirlendi. Bu çalışmada; veteriner literatüründe buzağı ve sığırlarda ilk kez değerlendirilen FCalp ve SCalp'ın önemleri vurgulanmaktadır. Bu çalışmada, buzağılarda enfektif intestinal hastalıklarda, SCalp ve FCalp ile elde edilen verilerin ileride yapılacak çalışmalara ışık tutacağı, sahada kullanışlı bir parametre olarak yangısal sürecin monitarizasyonunda kullanılabileceği düşünülmektedir.
Adana ili ve çevresindeki hayvancılık tesislerinde ortaya çıkan atıkların yarattığı çevre kirliliği üzerinde bir çalışma
Bu çalışmada, Adana ili ve çevresinde bulunan hayvancılık tesislerinin özellikle de süt ve et üretimi yapan büyükbaş hayvancılık tesislerinde oluşan hayvansal katı ve sıvı atıkların durumları, depolama sorunları ve atık depolama sistemleri, ilgili yapıların yer seçimlerinde gerekli yasal ve teknik kriterlerin uygulanma dereceleri, bu olumsuz koşulların neden olduğu sorunlar, yarattığı çevre kirliliği faktörleri kapsamında irdelenmiş ve elde edilen sonuçlar konuyla ilgili literatür bilgileri ile kıyaslanarak ifade edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Çiftlik Yerleşimi, Çiftlik Atık Depolan, Hayvansal Atıklar, Katı ve Sıvı Hayvansal Atık Depoları.
Hatay ili kentiçi ve varoşları hayvan yetiştiriciliğinin (küçükbaş ve büyükbaş) yapısı ve çevresel etkileşimi
Bu çalışma da, Hatay ili Antakya ve İskenderun ilçelerinde kent içi ve çevresi, küçükbaş ve büyükbaş hayvancılığı teknik, sosyal, ekonomik ve çevre sağlığı yönünden incelenmiştir. Araştırmada kent içi hayvancılığının teknik yönden çok yetersiz olduğu, sosyal anlamda kent içi hayvancılığından dolayı çevre insanlarının koku, sinek ve gürültü gibi olumsuz faktörlerden son derece rahatsızlık duydukları, ayrıca hayvan barınaklarının insan, toplum ve çevre sağlığının korunması açısından pek uygun olmadıkları, yapılan işin ekonomik olmadığı,üretimin düşük olduğu belirlenmiştir. Kent İçi hayvancılığın genellikle insanların evsel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yapıldığı düşünülürse, bu durumun ileriki dönemler için teşvik edici olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Antakya, İskenderun, Büyükbaş, Küçükbaş, Kent İçi ve Çevresi Hayvancılığı
İçel bölgesi küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinin yapısal durumu, ekonomik verimliliği, sorunları ve çözüm önerileri
Bu çalışmanın amacı, İçel ve çevresinde koyun ve keçicilik konusunda uğraş veren işletmelerin teknik açıdan varolan yapısal durumları ve ekonomik yönden verimlilik düzeylerini incelemek ve bu konuda çözüm önerileri getirmektir. Gayeli örnekleme metodu kullanılarak, 250 işletmeden anket yolu ile toplanan veriler araştırmanın esas materyalini oluşturmuştur. İşletmeler üç büyüklük grubuna ayrılarak incelenmiştir. 1. grup işletmeler 30-60 anaç keçi veya koyuna, 2. grup işletmeler 61-160 anaç keçi veya koyuna, 3. grup işletmeler ise 161 ve daha yukarı anaç keçi veya koyuna sahip işletmelerdir. Yapılan analizler sonucuna göre keçicilik işletmelerinde ortalama nüfus 5.22, koyunculuk işletmelerinde 5.02 kişidir. Keçicilik işletmelerinde nüfusun %48.85'i erkek, %51.15'i kadınlardan, koyunculuk işletmelerinde ise %51.11'i erkek, %48.49'u kadınlardan oluşmaktadır. Keçicilik işletmelerinde aile reislerinin %5.60'ı, koyunculuk işletmelerinde %4'ü okuma-yazma bilmemektedir. Aile işgücü varlığı keçicilik işletmelerinde 3.47 ve koyunculuk işletmelerinde 3.37 erkek işgücü birimi olarak hesaplanmıştır. İşletme ortalamasına göre bir üretim birimi için yapılan masrafların toplamı, keçicilik işletmelerinde 55.693.594 ve koyunculuk işletmelerinde 57.992.186 TL, elde edilen GSÜD ise keçicilik işletmelerinde 51.579.120 TL ve koyunculuk işletmelerinde 58.858.025 TL'dir. Ayrıca bu araştırmada 1 kg sütün maliyeti, keçicilik işletmelerinde 151.351 TL, koyunculuk işletmelerinde 164.923 TL ve 1 kg canlı ağırlık maliyeti ise keçicilik işletmelerinde 1.970.760 TL; koyunculukta 1.505.889 TL olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Koyunculuk, keçicilik, ekonomik analiz
Ceylanpınar tarım işletmesinde yetiştirilen akkeçi x kilis melezlerinde besi karkas performansı üzerine bir araştırma
Bu araştırma, "Ceylanpınar Tarım İşletmesinde Damızlık Süt Keçisi üretimi" isimli genel projenin (Fi) melezi erkek oğlaklarında, besi ve karkas performansını karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın materyalini, Ak keçi X Kilis ve Saanen Kilis melezi (Fi) 5 aylık 20 şer adet tek doğan erkek oğlak oluşturmuştur. Besi denemesi, 85 gün sürmüştür. Beside ele alman özellikler ve elde edilen bulgular, aşağıda özetlenmiştir : 1. Toplam Canlı Ağırlık Artışı Akkeçi X Kilis ve Saanen X Kilis melezi (Fi) oğlaklar, 85 gün süren beside toplam canlı ağırlık kazancı bakımından istatistiki olarak önemli bir üstünlük göstermemişlerdir (Çizelge S). Birinci grup, 11. Sİ kg ağırlık artışı kazanırken, ikinci grup 1S.S5 kg kazanmıştır. S. Günlük Canlı Ağırlık Artışı 4 Aynı genotip sırasına göre besi boyunca ortalama günlük canlı ağırlık artışı, 1. grup için 131. BB g iken, ikinci grup için 14A.SS g bulunmuştur (çizelge 3). 3. Kesif ve Kaba Yem Tüketimi Besi boyunca (B5 gün) günlük kesif yem tüketimi, 1. grup için ortalama olarak 986. BA g/gün ve ikinci grup için58 1064.76 g/gün bulunmuştur. Aynı şekilde bir kg canlı ağırlık artışı için, besi boyunca gruplarda ortalama tüketilen kesif yem miktarı sırasıyla 7.394 ve 7-301 kg dır. Buna ek olarak gruplar, sırasıyla 1.962 ve 1.827 kg kuru yonca otu da tüketmişlerdir. 4. Kesimde Sakatat özellikleri Gruplar arasında, kan ağırlığı, kelle ağırlığı ve deri ağırlığı vb. özellikler bakımından istatistiki olarak önemli farklar saptanamamıştır (Çizelge 7). 5. Soğuk Karkas ölçü ve Tartıları Gruplar arasında, sıcak ve soğuk karkas ağırlığı ve göz kası alanı ve vb. özellikler bakımından da, istatistiki olarak önemli farklar saptanamamıştır. Sıcak karkas ağırlığı 1. grup için 15.25 kg ve ikinci grup için 16.14 kg bulunurken, soğuk karkas ağırlığı 1. grup için 15.16 kg ve ikinci grup için 15.83 kg bulunmuştur. Göz kas alanı da aynı sıraya göre 13.30 ve 14.09 cm2 dir. Diğer karkas ölçü ve tartıları, anılan özellikler gibi birbirlerine benzer bulunmuştur (çizelge 8). 6. Karkas da Et, kemik ve Yağ Oranları Akkeçi X Kilis ve Saanen X Kilis melezi oğlaklar, kas, yağ ve kemik oranları bakımından birbirlerine benzer bulunmuştur (Çizelge İO). Birinci grupta, kas oranı X61.30, yağ oranı '/.12.79 ve kemik oranı V.24.23 bulunurken, ikinci53 grupta aynı özellikler, sırasıyla y.60.55, %12.13 ve %24.56 dır. öte yandan birinci grubun et/kemik ve et/yağ oranı sırasıyla 2.474 ve 4.82 iken» ikinci grubun ise 2.46 ve 4.99 dur. Bu özellikler bakımından da gruplar birbirine benzer bulunmuştur. 7. Karkas Randımanı Gruplar arasında sıcak ve soğuk karkas randımanı ile buharlaşma kaybı bakımından, önemli fark tesbit edilememiştir (Çizelge 10). Birinci grup da sıcak ve soğuk karkas randımanı, y.49.76 ve '/.48.5 bulunurken, ikinci grupta aynı özellikler sırasıyla y.49.47 ve 5448.5 bulunmuştur. Ele alınan besi ve karkas performansı bakımından genotip grupları, birbirlerine büyük oranda benzer bulunmuştur. Bu nedenle Ceylanpınar Tarım İşletmesinde uygulanacak melezleme programında, baba olarak kullanılacak Saanen genotipi yerine, Türkiye'de daha ucuz ve daha kolay bulunabilen Akkeçi genotipinin seçimi, başarıyı daha fazla arttırabilir.
Cibuti tarımının coğrafi analizi
Cibuti nüfusunun %70'i kentsel alanlarda yaşarken, geri kalan %30'luk kısmı ise kırsal alanlarda yaşamaktadır. Ülkede ekilebilir arazinin varlığının az olmasından kaynaklı olarak tarımsal faaliyetler daha çok hayvan otlatıcılığına dayanmaktadır. Kırsalda yaşayan toplulukların ekonomik ihtiyaçlarının ve hayvansal üretim miktarının iyileştirilmesi için suya erişim imkânlarının iyileştirilmesi temel önceliktir. Yeraltı su kaynakları yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Bu durumun avantaja dönüştürülmesi için yetkili birimlerin yüzey suyunu toplamaya daha fazla odaklanması gerekmektedir. Cibuti Cumhuriyeti Devleti'nin mevcut ekilebilir arazisinin yüz ölçümü %1'lik bir orana denk gelmektedir. Tarımsal faaliyetler için kullanılan bu alan yaklaşık 600 hektara denk gelmektedir. Bu sınırlı alanda üretim, ülke nüfusunun ihtiyaçlarının yalnızca %10'unu karşılayabilmektedir. Dolayısıyla Cibuti'nin tarımsal kaynakları sınırlıdır, başta coğrafi koşullar olmak üzere birçok engelleyici faktör bulunmaktadır. Tarım hem gıda güvenliği hem de devletin egemenliği için stratejik bir faaliyet olmasının yanı sıra bir istihdam ve zenginlik kaynağı durumundadır. Küresel ısınmadan dolayı meydana gelen iklim değişikliği ve kuraklıkların bu derece yoğunlaşması, küresel gıda ticaretini ve küresel gıda krizini etkilemektedir. Bu bağlamda Cibuti'nin de tarımını iyileştirmek ve gerçekleşebilecek olan küresel krizler için yiyecek depolamak amacıyla önlemler alması gerekmektedir. Halkının büyük çoğunluğu yoksul olan Cibuti'de muhtemel gıda krizleri için alınacak önlemlerin planlarının hızla yapılması gerekmektedir. Yeni bir salgının ne zaman patlak vereceği, bir sonraki savaşın ne zaman başlayacağı, yeni bir krizin ne zaman ortaya çıkacağı bilinmediğinden, gıda arzını artırmak için ne gerekiyorsa yapılmalıdır. İnsan yaşamının sona ermesine neden olan kıtlık ve diğer felaketlerin önlenmesi hayati önem taşımaktadır, tarımın tüm yönleriyle gelişmesi bütün bu sorunların önlenmesinde kilit rol oynamaktadır.
19. yüzyılda Erbaa kazasına bağlı Karayaka nahiyesinin sosyo-ekonomik yapısı
Bu çalışmada Karayaka Nahiyesi'nin 16146 numaralı temettüat defterine göre sosyo-ekonomik yapısı ortaya konulmuştur.Bunun için Osmanlı Arşivi'nde Maliye Nezareti Varidat Defterleri Fonu'nda yer alan H. 1256/M. 1840 tarihli ve 16146 numaralı temettüat defterleri esas alınmıştır.Amacım Tanzimat reformuyla başlatılan Kazanca (temettüat) ait vergilendirme sistemi ile tutulan temettüat defterlerine göre bir çalışma yapmak suretiyle 19. Yüzyıla ait Erbaa'nın sosyo-ekonomisine ışık tutulmaya çalışılmıştır.Buna göre incelenen temettüat defteri ile 26 köye ait bilgiler yer almıştır. Köylere ait hane sayısı, kişilerin adları, lakapları, fiziksel özellikleri, emlak dönümleri, ekili arazi dönümü, büyükbaş ve küçükbaş hayvan adeti, çift ve koşum hayvanları adetleri, arı kovanı adeti, yaptıkları işler ve en sonunda emlak ve hayvan kıymetleri ile temettü gelirleri ve toplamından oluşan kıymetleri gibi bilgiler işlenerek tablo ve grafik haline getirilmiştir.Bu çalışmada tablo ve grafikler oluşturulmak suretiyle konunun anlaşılmasında etkili olabilecek yöntemler izlenmiştir. Ayrıca hazırlanan dönemle günümüz arasında mukayese yapmak suretiyle o dönemin daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Erbaa kazası, Karayaka nahiyesi, Tanzimat Dönemi, Temettüat defterleri.
Proje yönetimi teknikleri ve kara salyangozu üretim çiftliği projesi üzerine bir uygulama
Günümüzde projelerin stratejik amaç ve hedeflerinin optimum zamanda ve optimum maliyette gerçekleşebilmesi için proje yönetimi teknikleri her firma için bir zorunluluk haline gelmiştir. Projelerin gecikmeden, mevcut kaynaklar kullanılarak tamamlanabilmesi, hata ve başarısızlık riskinin en aza indirgendiği çalışma ortamının yaratılması için etkin bir proje yönetim sistemi gereklidir. Bu amaçla projelerin yönetilmesinde proje yönetim teknikleri olan PERT ve CPM sıklıkla kullanılmaktadır.Bu çalışmanın temeli proje yönetiminin faal firmalar için önemli olduğu kadar yeni yatırımcılar içinde çok önem arz ettiğini göstermektir. Ölçek olarak büyük ve karmaşık işlemler gerektiren projeler, proje yönetim teknikleri sayesinde daha anlaşılır ve küçük parçalara ayrılır. Buradan hareketle yeni yatırımcılar, uygulamayı istedikleri projelerdeki belirsizlikleri, oluşabilecek aksaklıkları, daha projeye başlamadan görebilmekte ve buna göre önlem alabilmektedirler. Belirsizliklerin, riskin ve hata payının en aza indiği bu durum yeni yatırımcıları cesaretlendirmektedir.Bu çalışmada proje yönetim teknikleri olan PERT ve CPM hakkında genel bilgiler verilmiş ve bu tekniklerden günümüzde en çok kullanılan CPM ile bir kara salyangozu çiftlik projesi uygulaması yapılmıştır. Öncelikle projeye ilişkin iş akış programı oluşturulmuş, daha sonra hazırlanan tablolar yardımıyla işin takip ve kontrolü gerçekleştirilmiştir. Projede, çiftlik vaziyet planının oluşturulmasında AutoCAD, Gantt şeması analizleri içinde Microsoft Office Project programlarından faydalanılmıştır.
Türkiye'de kırmızı et arzının analizi
Bu çalışmada, Türkiye'de, 1991-2011 yılları arasındaki kırmızı et arzı incelenmiştir. Bu amaçla, Türkiye'de hayvancılık sektörünün tarihsel gelişimi ele alınmış ve ekonometrik bir model kurulmuştur. Çalışma kapsamında, ulusal ve uluslararası kaynaklardan yararlanılarak, Türkiye'nin büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığı ve dış ticareti, grafik ve çizelgeler vasıtasıyla incelenmiştir. Ayrıca kırmızı etin ikame ürünü olan beyaz et sektörü, kırmızı et arzı ve süt sektörü incelenmiştir. Makro verilerin yanı sıra, Türkiye'de hayvancılık sektörü genetik materyaller, canlı hayvan fiyatları, yem bitkileri üretimi ve fiyatları, hayvancılık politikaları da incelenmiştir. Yıllar içerisindeki değişimlere bir kırmızı et arz modeli kurulmuş, Türkiye'de kırmızı et arzının ana bileşeni olan kırmızı et üretimini belirleyen faktörlerin etkileri ve kurulan ekonometrik modelin sonuçları tartışılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye'de kırmızı et arzı, talebi karşılayacak düzeyde değildir. Ülke nüfusu yıllar içerisinde artarken, canlı hayvan varlığı azalmıştır. İncelenen dönemde, büyükbaş hayvan varlığında yaşanan azalma görece az iken, küçükbaş hayvan varlığı neredeyse yarıya yakın azalmıştır. 2009 yılında yaşanan krizin ardından alınan ithalat ve destekleme kararlarına rağmen, yurtiçi kırmızı et arzı ancak 2009 öncesi seviyeye çekilebilmiştir. Ancak kişi başına düşen arz miktarı, halen gelişmiş ülkelerin oldukça gerisindedir. Ayrıca süt-yem paritesinin yıllar içerisinde azalma eğilimi göstermesi, Türkiye'de kırmızı et üretim koşullarını olumsuz etkilemiştir.
Süt sığırcılığında risk kaynakları ve yönetim stratejileri: Adana ili örneği
Bu tez süt sığırcılığında çiftçilerin risk algıları ve risk yönetim stratejilerini analiz etmeyi ve belirlemeyi amaçlamıştır. Veriler Türkiye'nin Adana İlinin Yüreğir ve Sarıçan İlçelerinde rastgele belirlenen 96 süt sığırı yetiştiricisinden 2014 (Aralık) ve 2015 (Şubat ve Mart) yıllarında yüz yüze görüşme ile toplanmıştır. Risk kaynakları ve stratejilerini daha az sayıda değişkene indirgemek için faktör analizi kullanılmıştır. Ardından, sosyoekonomik değişkenler ve haberleşme davranışlarının çiftçilerin risk algıları ve yönetim stratejilerine etkilerini değerlendirmek için faktör yüklerinin bağımlı değişken olarak kullanıldığı çoklu regresyon modeli kullanılmıştır. Çalışma sonuçları göstermiştir ki, çiftçi algılarına göre en önemli risk kaynağı yem fiyatlarındaki değişkenlik, en önemli risk yönetim stratejisi de hastalıklara karşı önceden önlem almaktır. Faktör analizi sonuçlarına göre risk kaynakları ölçeği toplam varyansın % 70,24'ünü açıklayan 8 faktörden oluşmaktadır. Ölçeğin Cronbach Alfa değeri 0,808 ve KMO örneklem yeterlik ölçüsü 0,732 olarak hesaplanmıştır. Risk yönetim stratejileri ölçeği toplam varyansın % 67,78'ini açıklayan 6 faktörden oluşmaktadır. Ölçeğin Cronbach Alfa değeri 0,775 ve KMO örneklem yeterlik ölçüsü 0,775 olarak hesaplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre algılar çiftçilere özeldir, bir kısım sosyoekonomik değişkenler ve haberleşme davranışları risk ve risk yönetimi ile ilgili bulunmuştur. Risk yönetim stratejilerinin geliştirilmesi çiftçiler için faydalı olabilir ve bir kısım risklerden ve kayıplardan korunmalarını sağlayabilir.
Fırat havzasında kırsal kalkınmanın gerçekleştirilmesinde başarılı tarımsal üretim için üretim parametrelerinin belirlenmesi
Bu çalışma Türkiye'nin en önemli hayvancılık üretim merkezlerinden olan Fırat Havzasının hayvansal potansiyeli ile başarılı üretim için gerekli olan faktörlerin belirlenmesi için yapılmıştır. Fırat Havzasında yer alan illerden, Adıyaman, Bingöl, Diyarbakır, Gaziantep, Elâzığ, Erzincan, Malatya, Şanlıurfa, Tunceli illerindeki faaliyette olan tarım işletmeleri çalışmanın materyalini oluşturmuştur. Araştırmada Fırat Havzasında bulunan ve tarımsal üretim yapan tarım işletmelerinden elde edilen birincil veriler kullanılmıştır. Bu amaçla Fırat Havzasında yer alan çalışma sahasını oluşturan illerdeki tarım işletmeleri sahipleriyle kör deneme ile test edilen anketler kullanılmıştır. Örnek sayısı Yemane eşitliğine göre belirlenmiştir. Çalışmada incelenen karakter arasındaki farklılığın önemli olup olmadığını belirleyebilmek için Ki kare test istatistiği kullanılmıştır. Kırsalda yaşayan ve tarımsal faaliyetlerle uğraşan çiftçilerin yoksulluk riskini azaltmak ve onları tekrar üretime kazandırmak için mevcut destekleme ve hibe olanaklarının arttırılması gerekmektedir. Ülkemizde bölgesel farklılıkların giderilmesine yönelik ve üretici ihtiyaçlarına daha etkin cevap verecek ve çiftçileri tekrar tarımsal faaliyetler yapmaya teşvik edecek yeni bir tarımsal destekleme modeline ihtiyaç olduğu düşünülmektedir.
Kırşehir ili Mucur ilçesi halk kültüründe yer alan geleneksel eşya
Halk kültüründe geleneksel eşyaların önemli bir yeri vardır. Geleneksel eşyalar, halk bilgisinin geleneksel öğretilerinin somut örnekleridir. Bir toplumun tarihsel süreçte, geçmişte ve yakın zamanda kullandığı geleneksel eşyalar, toplumsal bellekte yer ederek, kültürünün aynası olmaktadır. Halk bilimsel ve halk kültürüne yönelik çalışmalarla, kişinin yaşamı boyunca kullanmış olduğu gereçlere dayanılarak, yani kişinin özünden yola çıkılarak, bütün bir toplumu tanıyabilmek mümkündür. Hızla gelişen teknoloji ve değişen yaşam koşullarının koşutunda, günümüzde bu alanda kaydedilen en önemli sorun, geleneksel eşyalara sahip çıkılmaması sonucu yok olmalarıdır. Geleneksel eşyaları, resmi veya özel, derlem bütünlüğünde saklayan ve koruyan bireysel derlemciler vardır. Bu derlemcilerin geleneksel eşyaları gelecek kuşaklara aktarma çabalarının yanı sıra, bağışçılar sayesinde de günümüzde müzelere kazandırılmış parçalara rastlamak mümkündür. Aynı zamanda, geleneksel eşyalar, fiziksel olarak yok olsalar bile, o eşyayı kullanmış veya kullanıldığına tanıklık etmiş kişilerin belleğinde ya da eski fotoğraflarda yaşayabilmektedirler. Mucur yöresi özelinde, böyle bir örnekleme, emekli öğretmen Muzaffer Yıldırım'ın, kişisel çabalarıyla topladığı derleminde rastlanılmıştır. Tarım, hayvancılık, ev eşyaları gibi alanlara özgü, yörede eskiden üretilmiş ve kullanılmış, böylece Mucur halk kültüründeki yerini almış birçok eşya derlemin kapsamındadır. Bu tezin amacı, Muzaffer Yıldırım derleminde bulunan, Kırşehir ili Mucur ilçesi halk kültüründeki geleneksel eşyaların tespitini yapmak ve kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel kültürde yer alan araçların korunmaya alınmasına katkıda bulunmaktır. Ana amaç doğrultusunda, bu eşyaların yapıldığı malzeme ve yapım tekniğini, yöreye özgü adlandırmalarını, kullanım alanlarını, varsa bilinen hikayelerini derlemek, eşyaları fotoğraflarla belgelemek hedeflenmiştir. Muzaffer Yıldırım derleminde yer alan geleneksel kullanım eşyaları on bir bölümde sınıflandırılıp, listelenerek incelemeye alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Halk Kültürü, Halk Bilimi, Geleneksel Eşya, Mucur.
Küresel süt piyasaları ve politikaları: Türkiye'nin konumu
Bu çalışmada dünya ve Türkiye'de 2000-2020 dönemlerinde süt ve süt ürünlerinin üretimi, dış ticareti çiğ süt fiyatları ile sektöre yönelik politikalar incelenerek Türkiye'nin küresel piyasalardaki konumunun ortaya konulması ve sorunların tartışılarak çözüm önerilerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada ikincil veriler kullanılmış; TUİK, USK, SBB, TRADEMAP, FAO ve OECD gibi ulusal ve uluslararası kuruluşların dokümanları, ayrıca konuyla ilgili yerli ve yabancı çalışmalar materyal olarak kullanılmıştır. Türkiye'de 2000-2020 döneminde hayvan varlığı, süt ve süt ürünleri üretim miktarlarında artış yaşanmıştır. Türkiye'de süt ürünlerinde en fazla peynir ihraç edilmekte olup süt tozu ihracat miktarları çok düşük düzeydedir. Çiğ süt fiyatları incelenen dönemde reel olarak artış göstermiştir. Türkiye'de son yıllarda yüksek yurtiçi fiyatlarının dışa karşı korunması politikasında değişikliğe gidilerek yurtiçi süt piyasaları dünya piyasaları ile uyumlu hale getirilmiştir. Türkiye'de hayvancılık ve süt sektöründe mevcut üretim ve ihracat potansiyelinin değerlendirilebilmesi için sektörün yapısal ve istikrarlı politikalarla desteklenmesi gerekmektedir.
Demirci Kazası Karataş Nahiyesi Temettuat Defterleri
Osmanlı Devleti'nden günümüze kadar gelen zengin arşiv belgeleri içinde Temettuat Defterleri'nin önemli bir yeri vardır. Bu defterler on dokuzuncu yüzyılda Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu iktisadi, sosyal ve ticari hayatı açık bir şekilde bizlere sunmaktadır. Temettuat Defterleri genel olarak bir bölgenin; demografik, etnik yapısına, fert düzeyinde menkul ve gayr-ı menkul kaynaklara, şahısların yıllık kazancına, işletmelerin büyüklüğüne, toplam ve ayrıntılı vergi yüküne, işgücü ve kişilerin mesleğine, yetiştirilen tarım ürünlerine ve beslenen hayvanlara, ticari ve sınai müesseselerine ışık tutmaktadır. Temettuat Defterleri on dokuzuncu yüzyıl ortalarındaki Osmanlı sosyal ve ekonomik durumunu yansıtacak içerik ve zenginliğe sahiptir. Kişilerin sahip olduğu tüm mal varlıklarını ayrıntılarıyla kaydeden Temettuat Defterleri, Osmanlı taşrasına ait ayrıntılı bilgiler vermektedir. Temettuat Defterleri toplam toprak miktarı, toplam ekili ve nadas alanların miktarı, üretime ayrılan topraklar, ürün çeşidine göre ayrılan toprak miktarı ve bu ürünlerden sağlanan hasılalar, hayvan sayıları ve gelirleri, çeşitli sınai, ticari ve hizmet iş kolları hususlarında ayrıntılı bilgiler vermektedir. Bu çalışmada, Manisa'nın Demirci Kazası'na bağlı üç nahiyeden biri olan Karataş Nahiyesi'nin 47 köyüne ait Temettuat Defterleri incelenmiştir. Çalışmamız, giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında, Demirci coğrafyası ve tarihi ele alınıp, Temettuat Defterleri'nin Osmanlı sosyo ekonomik tarihi için önemi ve Demirci Kazası Karataş Nahiyesi Temettuat Defterleri'nin tanıtımı yapılmıştır. Birinci bölümde, idari yapı ve nüfus, Temettuat Defterleri'ndeki vergi mükelleflerinin sektörel dağılımı ve vergi mükelleflerinin sosyal statüleri ele alınmıştır. İkinci bölümde ise iktisadi yapı, hayvancılık ve nahiyedeki üretim miktarları ve vergiler konusuna değinilmiştir. Çalışma bir sonuç ve kaynakça ile son bulmaktadır.
Demirci Kazası Şehir Nahiyesi Temettuat Defterleri
Osmanlı şehir ve kasabaları üzerine pek çok çalışma yapılmıştır. Şehir tarihi çalışmaları genelde XVI. yüzyıl için tahrir defterleri, XIX. yüzyıl için ise temettuât defterleri kullanılarak yapılmıştır. Bunların dışında şer'iyye sicillerine dayalı değişik yüzyılları kapsayan şehir tarihi çalışmaları yapılmıştır. Şehir tarihi çalışmaları daha çok sancak ve kaza düzeyinde yapılmıştır. Nahiye ve köyleri ele alan çalışmalar daha sınırlı sayıdadır. Ele aldığımız bu çalışmada Saruhan sancağının Demirci kazasına bağlı Şehir nahiyesi köylerinin XIX. yüzyılın ikinci yarısındaki sosyal ve ekonomik yapısı ele alınmıştır. Çalışmanın kaynağını köylere ait temettuât defterleri oluşturmaktadır. Temettuât defterleri XIX. yüzyıl ortalarındaki Osmanlı şehirlerinin sosyo-ekonomik yapısı hakkında bilgi vermektedir. Bu defterlerde şahısların sahip oldukları mal varlıkları ayrıntılı olarak ayrıntılı olarak kaydedilmiştir. Bu defterlerde bölgenin toprak miktarına, toprakların kullanım alanlarına, hangi ürünlerin yetiştirildiğine, bunlardan elde edilen ürünlere ve vergi miktarına, mesleklere, şahısların kazançlarına, hayvan sayılarına, mükelleflerin sektörlere göre dağılımına, hayvancılığa, hayvanlardan elde edilen gelirlere dair bilgiler bulunmaktadır. Bu çalışmada, Manisa'nın Demirci kazasına bağlı üç nahiyeden biri olan Şehir nahiyesinin 34 köy ve dokuz çiftliğine ait temettuât defterleri incelenmiştir. Çalışma giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında Demirci coğrafyası ve tarihi ele alınıp temettuât defterlerinin Osmanlı sosyo-ekonomik tarihi için önemi ve Şehir nahiyesine ait temettuât defterlerinin tanıtımı yapılmıştır. Birinci bölümde nahiyenin idari yapısı ve nüfusu, vergi mükelleflerinin sosyal statüleri ele alınmıştır. İkinci bölümde ise iktisadi yapı, hayvancılık, nahiyedeki tarımsal üretim ve vergi konularına değinilmiştir. Çalışmanın son bölümünde sonuç ve kaynakça bulunmaktadır. Çalışmanın sonunda çalışmanın değerlendirme kısmında kullanılan bazı tablolar ile Yassıca köyüne ait temettuât defterinin çevirisine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Demirci, Temettuat Defteri, Manisa, Karataş, Kökboya
Tanzimat'tan II. Meşrutiyet'e Turgutlu: 1839-1908
Çalışma konumuz, 1839-1908 yılları arasındaki dönem dâhilinde, Osmanlı Devleti'nin yapısını önemli ölçüde etkileyen Tanzimat'ın ilanı ile II. Meşrutiyet idaresi arasındaki modernleşme sürecinin, Turgutlu ölçeğinde yansımalarını ve izdüşümlerini kapsamaktadır. Şehrin bulunduğu coğrafyanın ve dönemin gelişmelerinin, Turgutlu'ya yaptığı etkiler, bilhassa nüfus ve iktisadi yapı üzerindeki değişmeler çalışmamızda ele alınmıştır. Kaza'da, nüfusun doğal seyri dışında hızla artması, tarım ürünlerinde pamuk ve üzümün, hububata nazaran daha çok ekim alanı olarak tercih edilmesi, küçük ölçekli işletme sayısında artış ve fabrikaların kurulmaya başlama süreci, eserde ayrıntılı bir şekilde açıklanmaya çalışılmıştır. Ayrıca bu süreçte Turgutlu'nun, bir köyden tam anlamıyla bir "Kaza" hüviyetine kavuşması, idari yapının dönemin usulüne göre teşekkül etmesi, gayrimüslim nüfusun genel nüfus içerisindeki yerinin, sadece oran bakımından değil, sosyal ve iktisadi hayattaki etkisine göre de arttırması ve 1866 yılında şehre demiryolunun gelmesinin, Turgutlu'ya etkileri değerlendirilmiştir. Kısacası bu çalışmada, Tanzimat'tan II. Meşrutiyet'e (1839-1908) kadar geçen süre içerisinde Turgutlu'nun sosyal, ekonomik, idarî ve demografik yapısı işlenmiştir. Şehrin nüfusu, dinî yapısı, meslekî teşekkülleri, eğitim ve kültürel yapısı, tarım, hayvancılık, ticaret, sanayi gibi iktisadî yapısını oluşturan unsurları, idarî teşkilâtı ve yönetim evreleri ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Turgutlu, Kasaba, Tanzimat, Meşrutiyet, Kasaba Demiryolu.
Maliye Nezareti Temettuat Defterlerine göre Gördes kazasının sosyal ve ekonomik durumu
ÖZET "Maliye Nezareti Temettuat Defterlerine Göre Gördes Kazası'nın Sosyal ve Ekonomik Durumu" başlıklı çalışmamız, 1845 yılında yapılan Temettuat tahrirleri esnasında hazırlanan Gördes kazası Temettuat defterlerine dayanmaktadır. Söz konusu sayımlar, Tanzimat döneminde malî alanda yapılan düzenlemeler içinde önemli bir yer tutar. Malî alanda yapılan düzenlemelerle beraber vergilerin de daha düzenli ve adil bir şekilde toplanması gündeme gelmiştir. Bu amaçla halkın servet ve gelirine göre vergi talep edilmesi kararlaştırılmıştır. Halkın malî gücüne göre vergi tespit edilebilmesi amacıyla, Anadolu ve Balkanlar' daki şehir, kasaba ve köylerde yaşayan halkın emlak, arazi, hayvan ve gelirlerinin sayımı yapılmıştır. Ülke genelinde, dahil-i Tanzimat olan bölgelerde yapılan sayımlar esnasında hazırlanan Temettuat Defterleri, sayımın yapıldığı dönemde Osmanlı İmparatorluğu'nun sosyo-ekonomik yapısı hakkında zengin bilgiler içermektedir. Biz de Gördes kazasının Temettuat Defterleri temelinde, kazanın 1844 yılında sosyo-ekonomik durumunu inceleyerek bazı değerlendirmeler yapmaya çalıştık. Bu sayede 1844 yılında kazanın nüfusu, yörede kullanılan âile-şahıs adlan ve lakapları, halkın meslekleri, bu mesleklerden bir yıllık kazançları, arazileri, binaları ve hayvanları tespit edilmiştir. Kazada yetiştirilen ürünler ve devlete ödenen vergiler de tespit edilerek, çalışma tablolarla zenginleştirilmiştir. Ayrıca, Gördes halıcılığı da çalışmamıza dahil edilerek, çalışmanın alanı genişletilmiştir. Çalışmamızda Gördes kazasının hem mahalleleri hem de köyler incelenmiş; yapılan karşılaştırmalarla da kasaba ve köylerin sosyal ve iktisadî yapılarının farklı özellikleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Yaptığımız araştırmada ulaştığımız bazı sonuçlar, Batı Anadolu bölgesinde yer alan diğer şehir ve kasabalar üzerine yapılan çalışmalarda ulaşılan sonuçlarla karşılaştırılarak, Gördes kazasının sosyo-ekonomik yapısı hakkında daha tatmin edici değerlendirmelere ulaşılmaya çalışılmıştır. m