Capital market

114 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

Türkiye'de pay takas sistemi

This paper examines the role of clearing and settlement system in capital markets and explains how clearing and settlement process works particularly in Turkey. Based on this basic information, this study tries to explain the working mechanism and efficiency of Turkey's experience. Although clearing and settlement processes do not known clearly by end investors, it is very crucial part of financial markets because of its power to decrease risk, increase safety, provide efficiency and stabilize the market. First, we clarify equity clearing and settlement process with daily cycles and examples. In the first part of paper, we start with the main institutions for capital markets and then continue with trading, clearing and settlement processes. In the second part of the study, we explain clearing and settlement in the world by investigating the historical process of post trade institutions, international organizations and standards that are used in the developed countries. Finally, we emphasize on Turkey's effort for efficient mechanism in clearing and settlement system by explaining historical process, services, values, targets and of Takas Istanbul. We aim to detail clearing and settlement process that is not discussed broadly academically before this study and enlighten all stakeholders of the capital market about this process.

Stock exchangeİstanbul Stock ExchangeStocks+5
Anıl Coşkun
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Borçlanma araçları piyasasında borçlanma aracının özelliklerinin yatırımcı tercihlerine etkisinin belirlenmesi: Türkiye örneği

Ülkemizde borçlanma araçları piyasası uzun süre gelişim gösterememiş ve bu piyasalarda kamu kesimi ağırlığını devamlı korumuştur. Dışlama etkisiyle piyasalarda özel sektör fon bulamamış ve uzun süre ya borçlanma aracı ihraç edememiş ya da çok düşük miktarlarda ihraç edebilmiştir. Fakat 2006 yılından itibaren ihraçlar tekrar özel sektör tahvili ile başlamış, diğer borçlanma araçlarının ihracı da özel sektör tarafından takip eden yıllarda devam etmiştir. Çalışmada borçlanma araçları piyasasında işlem gören araçların seçiminde hangi bağımsız değişkenin etkili olduğu araştırılmıştır. Veri seti olarak borçlanma piyasasında işlem gören ve itfa tarihi henüz dolmamış olan 303 borçlanma aracı kullanılmıştır. Multinomial logit ve multinomial probit modellerle elde edilen sonuçlar ortaya konulmuştur. Göreceli risk oranı hesaplaması yapılırken devlet tahvili temel seçim senaryosu olarak belirlenmiştir. Yatırımcıların bunun yerine hazine bonosunu seçmesinde temiz fiyat kriterinin etkili olduğu belirlenmiştir. Özel sektör tahvilinde kapanış, hacim, basit ağırlıklı ortalama kriterleri etkili olmuştur. Finansman bonosunda temiz fiyat, hacim ve birikimli hacim etkili olmuştur. Kapanış fiyatları açısından değerler incelendiğinde finansman bonosu ve hazine bonosunun tercih edilmesinde risk çok fazladır. Marjinal etkilere bakıldığında, temiz fiyata göre devlet ve özel sektör tahvillerini tercih ettiği görülmüştür. Kapanış fiyatına göre ise hazine ve finansman bonosu tercih edildiği ve finansman bonosunun daha fazla tercih edildiği bulunmuştur. Hacim olarak devlet tahvili ve hazine bonosu öne çıkmaktadır. Birikimli hacimde finansman bonosu dışındaki tüm araçlar tercih edilmektedir. Nominal değerde yalnızca finansman bonosu tercih edilmektedir. Basit ağırlıklı ortalamada devlet tahvili ve finansman bonosu tercih edilmektedir. Böylece iki model üzerinden yatırımcıların hangi aracı hangi kritere göre tercih ettiği ortaya konulmuştur.

BorçlanmaBorçlanma yöntemiDevlet tahvilleri+7
Görkem Nergiz
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sermaye piyasası yatırımlarında yeni yatırımcı davranışı "algoritmik trade"

İletişim teknolojilerindeki ilerleme ve borsaların dijitalleşmesi, piyasalara erişim maliyetlerini azaltmıştır. Son yıllardaki önemli gelişmelerden bir tanesi de, yatırımcıların veri işleme hızını artıran, ticaret stratejilerinin uygulama maliyetini azaltan ve menkul kıymet ticaretini hızlandıran algoritmik ticarettir. Alım satım algoritmaları, tüm alım satımların büyük çoğunluğunu yürütebilme potansiyeline sahip olduğundan sermaye piyasalarda bir devrim yaşanmaktadır. Algoritmik ticaret uygulamalarının, piyasa verimsizliklerini ortadan kaldıraraksermaye piyasalarının daha etkili ve verimli çalışmasına yardımcı olacağı düşünülmektedir. Bu çalışmada, basit hareketli ortalama genetik algoritma kullanılmıştır. Algoritma kısa ve uzun vadeli (pozisyon) farklı senaryolarda tasarlanan BİST 30 endeks portföyüne yapılan bir yatırıma uygulanmıştır. Genetik algoritmanın uygulamasının sonucunda yatırımın farklı senaryolardaki getirileri ve performansları analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre; BİST 30 endeks portföyüne yapılan farklı senaryolardaki yatırımlarda benzer veya farklı SMA genetik algoritmalar kullanılarak farklı oranlarda pozitif veya negatif getiriler elde edilebilmektedir. Elde edilen sonuçlar, BIST 30 endeks portföyünün satın alınmasna ve elde tutulmasına uygulanan algoritmik ticaret işlemlerinin normal ticaret işlemlerine göre daha iyi getiriler ve performanslar sağlayabileceğini göstermektedir.

AlgoritmalarAlgoritmik işlemlerSermaye piyasası+6
Aysema Sert
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Terör olaylarının sermaye piyasasına etkisi

Çalışmada, terörizmin sermaye piyasalarına etkisi incelenmiştir. Uygulamada 2014-2016 yılları kapsamında panel veri analizi yapılmıştır. Bağımlı değişken, küresel terörizm veritabanında yer alan ülkelerden borsasına ulaşılabilen 89 ülkenin hisse senedi endeks değerleridir. Bağımsız değişken ise, Vision of Humanity tarafından yayınlanan ülkelerin küresel terörizm endeks değerleridir. Kontrol değişkenlerimiz ise hisse senedi getirileri üzerinde etkili olan makroekonomik faktörlerden seçilen gayrisafi millî hâsıla, tüketici fiyatlar endeksi ve cari işlemler dengesidir. Mevcut literatürde Küresel Terörizm Veritabanı'nda günlük yayınlanan terör olaylarıyla incelemeler gerçekleştirilmiş ancak ülkelerin Küresel Terörizm Endeks değerleriyle yapılan çalışmalara rastlanılmamıştır. Sonuçlara göre hisse senedi getirileri ile küresel terörizm endeks değerleri arasında pozitif ancak istatistiksel olarak anlamsız bir ilişki bulunmuştur. Kontrol değişkenlerden gayrisafi millî hâsıla ve cari işlemler dengesi ile hisse senedi endeks değerleri arasında pozitif ve anlamsız bir ilişki elde edilirken, tüketici fiyatları endeksi ile hisse senedi endeksi arasında ise pozitif ve anlamlı bir ilişkiye ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre yaşanan terör olayları ile sermaye piyasaları arasında bir ilişki yoktur.

Ekonomik etkiFinansal etkiHisse senedi endeksi+5
Sümeyye Daşdelen
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İslam iktisadı perspektifinden hisse senedi piyasalarının analizi

Bu araştırma, genel çerçevesi itibariyle İslam iktisadı, hisse senedi piyasaları ve İslami endeksler konularını kapsamaktadır. Özel anlamda, çalışmayla amaçlanan durum ise; İslam iktisadı açısından teori ve pratikte mevcut hisse senedi piyasalarının incelenmesidir. Bu amaçla; yapılan teorik çalışmanın dışında, anket yöntemi uygulanarak katılımcıların konuya bakışları incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre hisse senedi piyasalarının, teoride pay ortaklığını ifade eden halinin İslam iktisadı prensipleriyle çelişmediği söylenebilir. Fakat, hisse senedi piyasalarının işleyiş kısmı olarak ifade edilen uygulama noktasında ise, İslam iktisadı prensiplerine uygun olmayan durumlar bulunmaktadır. Bu durumların başlıcaları; açığa satış işlemi, mahzurlu görülen alanlardan elde edilen gelirler, imtiyazlı ortaklıklar, faizli işlemler, spekülasyon gibi durumlardır. Yapılan anket sonucuna göre; katılımcıların İslam iktisadı ve hisse senedi piyasaları hakkındaki bilgi seviyelerinin yetersiz olduğu ifade edilebilir.

Açığa satışBorsaFaizsiz bankacılık+5
Oktay Karaçay
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Menkul kıymet aracı kurumlarında yatırım danışmanlığı faaliyetinde bulunan kişilerin yatırım eğilimleri

Finansal sistem içerisinde, bir tarafta gelirlerinin tamamını tüketmeyen, fon fazlasına sahip bir kesim, diğer tarafta fon ihtiyacı içerisinde olan bir kesim yer alır. Yapılan düzenlemelere rağmen yatırım kararlarının hammaddesi olan bilgiye tüm tarafların aynı hızda ve tam olarak ulaşması mümkün değildir. Finansal aracı kuruluşlar bu alanda tecrübe kazanmış ve uzmanlaşmış olmaları nedeniyle tasarruf sahipleri söz konusu uzman kuruluşların yardımından faydalanmaktadırlar. Piyasanın gerektirdiği söz konusu ihtiyaç nedeniyle yatırım danışmanlığı faaliyeti ortaya çıkmış ve profesyonel bir meslek olarak gelişme göstermiştir. Bireysel yatırımcılar, getirilerini en yüksek seviyeye çıkarabilmek için çeşitli stratejiler araştırmakta ve bunları başarılı bir biçimde uygulamaya çalışmaktadır. Bunu yaparken yatırım danışmanlığı faaliyetinde bulunan kişilerden karar alışlarında etkili danışmanlık bilgisi ve stratejileri edinerek uygulamaya geçerler. Bu araştırmada yatırımcılara yatırım danışmanlığı faaliyeti ile yön veren kişilerin kendi yatırımlarını nasıl ve ne yönde yaptıklarını, gelir, tüketim, tasarruf ve yatırım eğilimlerinin tespit edilmesi amaçlanmaktadır.Çalışmada Türkiye'de menkul kıymet aracı kuruluşlarında yatırım danışmanlığı faaliyetinde bulunan Sermaye Piyasası faaliyetleri İleri Düzey Lisans Belgesine sahip olan, Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği Lisanslama ve Sicil tutma sisteminde kayıtlı 1618 kişinin 2008 yılı itibariyle yatırım eğilimlerinin tespit edilmesine çalışılmıştır. Bu çalışma ile yatırımcılara yatırım danışmanlığı faaliyetinde bulunan kişilerin yatırım eğilimleri saptanacak ve bu sayede genel trendler, davranışlar ve fikirler ortaya çıkacak ve gelecekteki yatırımcılara fikir ve bakış açısı sunacaktır.Anahtar Kelimeler: Yatırım, Tasarruf, Eğilim, Yatırım Danışmanlığı, Aracı Kurum

Aracı kurumlarSermaye piyasasıSermaye piyasası araçları+2
Hüseyin Yılmaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Aracı kurumlarda kapsamlı gelirin raporlanması ve faaliyet sonuçlarına etkisinin incelenmesi

Sermaye piyasalarında aracılık faaliyetlerinde bulunan aracı kurumlar finansal raporlama esasları olarak Uluslararası Muhasebe Standartlarını benimsemiştir. Aracı kurumların faaliyet sonuçlarının raporlanması açısından değerlendirildiğinde bu durum geleneksel gelir tablosu uygulaması yerine kapsamlı gelir tablosu uygulamasına geçildiğini göstermektedir. Kapsamlı gelir tablosu uygulaması, dönem içinde raporlanan gelir ve gider kalemlerine ek olarak öz kaynaklarda raporlanan gerçekleşmemiş kazanç ya da kayıpların da gelir tablosuna ilave edilmesini gerektirmektedir. Bu uygulama aracı kurumların finansal performansını daha geniş bir bakış açısı ile değerlendirmeye imkan tanımaktadır. Kapsamlı gelir tablosu, dönem karı ya da zararı kalemine öz kaynaklarda raporlanan gerçekleşmemiş kazanç ya da kayıpların ilave edilmesi ile hesaplanan toplam kapsamlı gelir kalemi ile son bulmaktadır.Bu çalışmada, sermaye piyasalarının önemli oyuncularından biri olan aracı kurumların dönem karı ya da zararı kalemi ile toplam kapsamlı gelir kalemleri karşılaştırılarak kalemler arasındaki değişimler tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, aracı kurumlar ile ilgili genel bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde, aracı kurumların muhasebe sistemleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde gelir kavramı ve kapsamlı gelir kavramları ile ilgili açıklamalara yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise aracı kurumlarda kapsamlı gelirin raporlanmasına ilişkin uygulama örneğine yer verilmiş sonuçları yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Aracı Kurumlar, Uluslararası Muhasebe Standartları, Toplam Kapsamlı Gelir, Kapsamlı Gelir Tablosu.

Aracı kurumlarFaaliyet raporuFaaliyet sonuçları+7
Kadir Tutkavul
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Dördüncü kuşak finansal kriz modeli: 1975–2011 Amerika Birleşik Devletleri uygulaması

Son iki yüzyıl, dünya çapında sermaye hareketlerinin önemli boyutlarda iki kez artışına tanıklık etti. Bunlardan ilki, 1860'lardan Birinci Dünya Savaşı'na değin geçen dönemde yaşandı. 1. Dünya Savaşıyla ekonomik ilişkiler neredeyse durma noktasına geldi. 1973'te Bretton Woods sisteminin yıkılmasıyla da ikinci büyük sermaye akımı başladı. Bu ikinci artış da, 1980'lerde Latin Amerika ülkelerinin tecrübe ettiği borç krizi ve 1990'larda Meksika, güney doğu Asya, Rusya ve Brezilya'da yaşanan krizlerle kesintiye uğradı. 20. yüzyılın son yirmi yılında yaşanan bu krizlerin ardındaki mekanizmayı açıklamak amacıyla bir dizi kriz modeli geliştirildi. Bunların sonuncusu olan dördüncü kuşak finansal kriz modelinin teorik temelini kuran Krugman, finansal piyasalardaki genel bir fiyatı ve hanehalklarıyla firmaların özsermayelerini de içeren bir modelin sadece döviz krizlerini değil, genel anlamda finansal krizleri açıklayabileceğini ileri sürdü. Tezin teorik çatısı belli varsayımlar altında davranışsal denklemlerle kuruldu. Ekonomideki genel üretim ve döviz kuru eksenlerinde şekillerle ve bu değişkenlere göre türevlerin alınmasıyla matematiksel olarak kısa ve uzun dönem dengelerinde bir finansal krizin oluşumu ele alındı. Bu teorik yaklaşımın gerçek hayatta bir finansal krizi açıklayıp–açıklayamayacağını belirlemek için 1975–2011 yıllarına ilişkin verilerle ABD ekonomisi incelendi. Kullanılan logit yönteminin sonuçları güçlü bir şekilde tezin teorik modelini doğruladı: Ekonomik bireylerin GSYH'ya oranla özsermayelerinin (servetin) artması kırılgan ve spekülatif sermaye piyasası ortamında finansal krize karşı koruyucu bir zırh işlevini görürken, bu bireylere reel ekonomik güçleriyle orantısız şekilde çok ucuz ve kolay şartlarda bol kredi sağlanması da olası bir krizin dâvetçisi olmaktadır. Anahtar Kelimeler: Uluslararası Sermaye Hareketleri, Sermaye Piyasalarının Liberalleşmesi, Mundell–Fleming Modeli, Döviz Krizleri, Finansal Krizler, Logit Analizi

Amerika Birleşik DevletleriFinansal krizLiberalleşme+4
Hasan Alpat
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Portföy oluşturma ve portföy yönetiminde etkinlik ve etkinliğin artırılmasına yönelik alternatif stratejiler

Portföy oluşturma ve portföy yönetimi özellikle finansal piyasaların gelişmesiyle gündeme gelen bir konu olmuştur. Ülkemizde finansal piyasalarda işlem gören enstrümanların azlığı yakın zamana kadar yatırımcıları bireysel olarak portföy oluşturmaya yöneltmişti. Ancak son birkaç yıldır özellikle sermaye piyasasında görülen değişmeler, portföy yönetiminde kurumsallaşmayı gündeme getirmiştir. Sermaye piyasasına yeni enstrümanların girmesi, işletmelerin halka açılmasının özendirilmesine paralel borsada işlem gören hisse senetleri sayısındaki artış, yatırımcıları portföylerini daha profesyonelce yönetmeye sevketmiştir. 1993 yılında Sermaye Piyasası Kurulu'nca portföy yönetimine izin verilmesiyle, yetki belgesi alan kuruluşlarca portföy yönetim hizmeti verilmeye başlanmıştır. Günümüzde de, bu hizmet ağırlıklı olarak bankalar ve aracı kurumlar tarafından verilmektedir. Profesyonel portföy yönetiminde uygun yatırım araçlarının seçimiyle en yüksek getirinin elde edilmesi amaçlanmakta; bu amaca ulaşmak için de çeşitli stratejiler geliştirilmektedir. Aktif ve pasif olmak üzere iki grupta incelenebilecek bu stratejiler, portföy yönetiminde etkinlik ve etkililiğin artırılmasında en büyük yararı sağlamaktadır.

Aracı kurumlarPara piyasasıPortföy+4
Mine Işıklı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1995
00
DoctorateOpen AccessTR

Uluslararası sermaye hareketlerinin finansal gelişme sürecine katkısı ve ülke borsaları üzerindeki etkisi: Gelişmekte olan ülkeler örneği

Bu çalışmanın amacı, gelişmekte olan ülkelerde uluslararası sermaye hareketlerinin finansal gelişme üzerindeki etkisini ortaya çıkarmaktır. Gelişmekte olan ülkeler, MSCI(Morgan Stanley Capital İnternational) endeksi tarafından belirlenen 21 ülkeden oluşmaktadır. Bu amaç için 1995-2018 yıllık veri ile model-1; 1996-2017 yıllık verileri ile model-2 oluşturulmuştur. Çalışmanın analiz sürecinde ilk olarak ülkelerin finansal verilerine ait tanımlayıcı istatistikler sunulmuş ve yorumlanmıştır. İkinci aşamada, LLC, IPS, CIPS panel birim kök testleri kullanılmıştır. Çalışmanın üçüncü aşamasında model-1 ve model-2 için katsayı tahmini yatay kesit bağımlılığını dikkate alan Panel AMG(Augmented Mean Group) katsayı tahmincisi tercih edilmiştir. Çalışmanın son aşamasında heterojen paneller için geliştirilmiş olan Dumitrescu-Hurlin (2012) nedensellik testleri ile değişkenler arasında nedensellik ilişkileri irdelenmiştir. Elde edilen bulgular neticesinde doğrudan yabancı yatırımlar ve GSHM, finansal gelişim endeksi üzerinde istatistiksel olarak anlamlı pozitif bir ilişkiye sahiptir ve aradaki ilişkide çift yönlü nedensellik bulunmaktadır. Portföy yatırımları ve ticari açıklık değişkenleri ile finansal gelişim endeksi üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. İlave olarak, doğrudan yabancı yatırımlar ile piyasa kapitalizasyonu arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif bir ilişki olmakla birlikte değişkenler arasında çift yönlü nedensellik ilişki tespit edilmiştir. Diğer taraftan, Portföy yatırımları ile piyasa kapitalizasyonu arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif bir ilişki tespit edilmiş ancak nedensellik bulunamamıştır. Ticari açıklık ve GSMH ile kurulan modellerde piyasa kapitalizasyonu üzerinde anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir.

BorsaFinansal gelişmeGelişmekte olan ülkeler+5
Hakan Tatar
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Asya ve Avrupa sermaye piyasaları arasında etkileşim ve belirsizliklerin rolü

Hisse senedi piyasalarının entegrasyonu uluslararası yabancı sermaye yatırımları ve piyasa etkinliği açısından çok önemlidir. Hisse senedi piyasaları arasındaki entegrasyonun piyasalar arası getiri ve oynaklık yayılımları üzerinde önemli etkisi vardır. Bu nedenle hisse senedi piyasaları arasındaki entegrasyon ve uzun dönem ilişkisinin bilinmesi küresel yatırımlar, uluslararası portföy yönetimi ve risk değerlendirmesi için önemlidir. Dolayısıyla hisse senedi piyasaları arasındaki entegrasyon derecesi ve uzun dönem ilişkileri hakkında bilgi sahibi olmak yatırımcılara piyasada oluşacak risklerden korunmada yardımcı olmaktadır. Çalışmada 2006-2021 dönemini kapsayan Borsa İstanbul ile çalışma kapsamında incelenen Asya, Avrupa, iki önemli ABD borsaları, belirsizlik endeksleri ve VİX endeksi arasındaki eşbütünleşme derecesi, getiri ve oynaklık yayılımı incelenmiştir. Borsa İstanbul ile şeçilmiş Asya, Avrupa ve ABD hisse senedi ve belirsizlik endeksleri arasındaki uzun dönem ilişkisi 2006-2021 dönemine ait 192 aylık kapanış verisi kullanılarak ARDL (Gecikmesi Dağıtılmış Otoregresif Model) modeli ile araştırılmıştır. Borsa İstanbul ile gelişmiş ve gelişmekte olan Asya, Avrupa ve ABD borsaları arasındaki getiri ve oynaklık yayılımı ise 2006 - 2021 dönemini kapsayan borsaların günlük logaritmik getiri verisi kullanılarak GARCH modelleri ile araştırılmıştır. Veriler finance.yahoo, investing.com ve policyuncertainty.com veri tabanlarından temin edilmiştir. Çalışmada ARDL sınır testi sonuçlarına göre Borsa İstanbul ile AEX (Hollanda), DAX (Almanya), DJI (ABD), GSPC (ABD), N225 (Japonya), N100 (Euronext Paris), KS11 (Güney Kore), Niffty50 (Hindistan), SZSE (Çin) ve WİG100 (Polonya) hisse senedi piyasalarının uzun dönemde eşbütünleşik olduğu bulunmuştur. GARCH modelleri tahmin sonuçlarına göre ise analiz kapsamında incelenen çoğu hisse senedi piyasasının Borsa İstanbul üzerindeki etkisinin istatiksel olarak anlamlı ve pozitif bulunmuştur. Ayrıca Borsa İstanbul'un oynaklığının asimetrik yapıda olduğu, oynaklık ve oynaklık kalıcılığının yüksek olduğu bulunmuştur. Bunların dışında kötü haber ve negatif şokların Borsa İstanbul'un oynaklığı üzerinde iyi haber ve pozitif şoklardan daha fazla etkili olduğu tespit edilmiştir

AsyaAsya ülkeleriAvrupa+6
İbrahim Halil Uçar
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Vekalet teorisi: Firma sahiplik yapısı ve performans ilişkisi Türkiye uygulaması

Yeni fînansal araç ve yöntemleri bünyesine katarak baş döndürücü bir hızla gelişen sermaye piyasalarının, uygun koşul ve miktarda fînansal kaynak sağlamasıyla ortaya çıkan modern firma, firma yönetişimi ve söz konusu kavramları araştıran Vekâlet -Temsil- Teorisi, literatürde oldukça geniş bir çalışma alanı bulmaktadır. Teoriyi oluşturan vekâlet problem ve maliyetleri; temel olarak firmanın sahipliği ile yönetiminin ayrı ellerde toplanmasından, daha açık bir ifadeyle "firma sermaye sahiplerinin (yetki veren), sözleşmeye dayalı bir bağ ile yetkilerini kendi çıkarlarını gerçekleştirmeye yönelik olarak beşeri sermaye sahibi yöneticilere (vekil) devretmelerinden" kaynaklanmaktadır. Ancak sorun, söz konusu problem ve maliyetleri tanımlamaktan çok, nasıl ölçümlenebileceğinde düğümlenmektedir. İncelenen daha önceki çalışmaların rehberliğinde, konunun analizi için en geçerli yöntemlerden birisinin, değişik düzeylerde yetki devrinin görüldüğü farklı sahiplik yapısındaki (halka açık ve halka kapalı) firmaların karşılaştırılarak, performans (kârlılık) değişiminin belirlenmesi olduğu anlaşılmaktadır. Bu çalışmada; vekâlet teorisi çerçevesinde firma çıkar grupları arasındaki ilişkiler ve bu ilişkiler sonucu ortaya çıkan sorunlar tartışılarak, firma sahiplik yakısının firma performansı üzerinde herhangi bir etkisinin olup olmadığı eğer oluyorsa ne yönde etkisi olduğu, farklı sahiplik yapısındaki Türk firmaları konu edilerek araştırılmaktadır.IV Konunun temelini oluşturan modern firma olgusundan başlayarak firma yönetişimi kavramı, firma çıkar grupları, çıkar gruplarının arasındaki "kendi çıkarını maksimize etme" ilkesinin yol açtığı çatışmalardan kaynaklanan problemler ve canlı bir varlık olarak görülen firmanın devamlılığını sağlamak amacıyla söz konusu problemlerin çözümü için katlanılması gereken maliyetler literatürdeki çalışmalar incelenerek, anlam ve konu bütünlüğünü bozmayacak bir biçimde sunulmaktadır. Uygulama aşamasında ise, firma sahiplik yapısı ve performans ilişkisi temelinde, ilgili literatürle uyumlu değişken ve modeller oluşturulup gereksinim duyulan veriler derlenerek, vekâlet maliyetlerinin Türk firmaları için herhangi bir sorun oluşturup oluşturmadığı, yatay kesit ve panel veri analizleri yardımıyla araştırılmaktadır. Farklı sahiplik yapısındaki Türk firmalarının performansları arasındaki ilişkinin incelendiği uygulama sonuçlan, sahiplik yapısındaki farklılıktan kaynaklanan herhangi bir performans değişikliğine işaret etmemektedir.Anahtar Kelimeler: Vekâlet Teorisi, Vekâlet Problem ve Maliyetleri, Firma Çıkar Grupları, Firma Sahiplik Yapısı, Firma Performansı.

Firma performansıSermaye payıSermaye piyasası+1
Tuncay Turan Turaboğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde sermaye piyasalarının entegrasyonu

Avrupa Birliği, sermaye piyasalarında uyumlaşma ve bütünleşme sağlarken, Türkiye tam üyelik kapsamında sermaye piyasası ve borsası ile birlikte tüm finansal sistemini AB'ye uyumlaştırma çabasındadır. Üye ülke piyasalarında görülen aksaklıklar ve ülkelerarası fon hareketlerinde çıkan uyuşmazlıklar, topluluğu yeni standartlar belirlemeye ve uygulamaya yöneltmektedir. Bu nedenle, heterojen yapıya sahip üye ülkeler arasında işbirliği ve koordinasyonla birlikte kademeli yakınlaşma sağlanması esas alınmaktadır. 1992 yılında Maastrich anlaşması ile topluluk, AB olarak daha geniş boyutlu bir hedefe hazırlanmaktadır. Anlaşma ile, ekonomik ve parasal birlik kurmak, uyumlu ve dengeli olarak ekonomik faaliyetlerde süreklilik sağlamak, dışsal faktörleri de dikkate alarak enflasyonsuz bir büyümeyi gerçekleştirmek ve yüksek seviyede istihdam olanağı ve sosyal güvence amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Sermaye Piyasası, Entegrasyon. vıı

Avrupa BirliğiBütünleşmeSermaye piyasası+4
Vedat Koşar
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Tahvil ve hisse senedi piyasalarının ortak hareketi: Gelişmekte olan ülkeler üzerine bir inceleme

Tahvil Ve Hisse Senedi Piyasalarının Ortak Hareketi: Gelişmekte Olan Ülkeler Üzerine Bir İnceleme Modern portföy teorisi etkin bir portföy için risk ve getiri ilişkisini kurmada, birbirleriyle negatif korelasyona sahip yatırım araçlarından faydalanılmasının gerektiğini savunmaktadır. Finansal krizler ile ekonomik liberalizasyon süreçleri hisse senedi piyasaları arasındaki korelasyonu arttırmaktadır. Dolayısıyla yatırımcılar sabit faizli piyasalara yönelmektedir. Sabit faizli bir enstrüman olan tahviller ile hisse senetleri arasındaki korelasyon tespit edilmesi yatırımcılar için önemlidir. Finansal literatürde tahvil ve hisse senedi piyasaları arasındaki korelasyon kaliteye doğru kaçış (flight-to-quality) adı altında ifade edilmektedir. Bu tezin amacı gelişmekte olan Türkiye, Çek Cumhuriyeti, Yunanistan, Macaristan ve Rusya ülkelerinin borsaları için kaliteye doğru kaçış hipotezini araştırmaktır. Çalışmada JP Morgan Emerging market veri tabanından Ekim 31, 2012 ile Ekim 11, 2016 dönemi kapsamında borsa serilerinin günlük frekanslı verilerle ilk olarak oynaklığı hesaplamak için GARCH ve GJR-GARCH modelleri, ikinci olarak zamana bağlı değişen korelasyon olup olmadığını bulmak için DCC-GARCH ve DCC-GJR-GARCH modelleri kullanılmıştır. Sonuç olarak gelişmekte olan ülkelerin hisse senedi ve tahvil piyasaları arasında pozitif korelasyon bulunduğu için hipotez reddedilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hisse Senedi, Tahvil, Kaliteye Doğru Kaçış, DCC-GARCH, DCC-GJR-GARCH

GARCH modelGelişmekte olan ülkelerHisse senetleri+3
Özlem Çavdar
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Risk and return relationship in African stock exchanges

This study examines the relationship between risk and return in African stock mark exchanges. It specifically addresses the connection between risk and return by explaining the concept behind it and the trade-off investors and portfolio managers must make in their daily investment decisions. An African stock market is critical for market investment and can provide access to trading to achieve the shareholder's vision. Moreover, the African stock market is connected to various markets in the world. The African Stock Exchange usually sets and maintains various market levels and specific sector indicators. It also supports different levels of business as it is a place where people can buy and sell shares and securities. In this study, we have mentioned African stock exchanges as trading activities and infrastructure that can facilitate stock trading. The results of the study carried out on the returns of the stock market indices of four African countries, namely Egypt, Kenya, Morocco, and Tunisia. Data sets were collected daily from 5 April 2017 to 5 April 2021. According to the results of the Jarque Bera test performed within this framework, it can be said that the series is not suitable for normal distribution. The volatility of stock market returns for the countries covered in the study period was modeled using the GARCH-M model. the GARCH-M model is one of the most commonly used models to study the relationship between return and risk. The basic expectation here is that there is a positive relationship between risk and return, which automatically results an increase in risk and return. Keywords: Risk-return relationship, African stock market, African stock exchange GARCH-M

AfricaStock exchangeGain-risk relation+4
Houssein Elmi Aden
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Finansal raporlamada şeffaflığın önemi ve XBRL uygulamalarının şeffaflığa etkisi: ABD örneği ve Türkiye kıyaslaması

Küreselleşme sonucu ülkeler arası ekonomik ilişkilerin gelişmesi, sermaye piyasalarında işlem gören firmaların sayılarının ve iş hacimlerinin artmasına neden olmuştur. Sermaye piyasalarındaki bu büyümeye karşılık son yıllar içerisinde yaşanan finansal skandallar sonrası yatırımcıların ciddi boyutlarda zarar görmesi bu hızlı gelişimin ve finansal tablolara olan güvenin yitirilmesine neden olmuştur. Kaybolan güvenin kazandırılması finansal tabloların daha şeffaf hale getirilmesi ile mümkün görünmektedir. Finansal verilerin artması ve daha karmaşık hale gelmesi şeffaflığın sağlanmasını önlemektedir. Bu olumsuzlukların giderilmesinde bilgi teknolojilerinden yararlanılmaya başlanmış ve bu alanda web tabanlı merkezi raporlama dillerinden en gelişmişi olan XBRL finansal raporlama sürecinde kullanılmaya başlanmıştır. XBRL, finansal raporlama sürecinde finansal manipülasyon riskinin azaltılıp, finansal şeffaflık ortamının tekrar kuvvetlendirilmesi hedeflenerek önemli beklentiler doğrultusunda oluşturulmuş bir raporlama aracıdır. Çalışmanın temel amacı, finansal tablolara güvenin yeniden sağlanmasında finansal şeffaflığının önemini incelemek, piyasada kaybolan güvenin kazandırılmasında bilgi teknolojilerinin etkisini vurgulamak ve XBRL'in finansal tabloların şeffaflığı üzerinde etkili olup olmadığını belirlemektir. ABD'de yapılan bir çalışma ile XBRL'in finansal şeffaflığın sağlanmasındaki etkinliği araştırılıp, Türkiye'de yapılan çalışma ile ileri ki yıllarda yapılabilecek muhtemel bir XBRL uygulamasında Türkiye'deki kullanılabilirliği tespit edilmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Sermaye Piyasası, Ekonomik Büyüme, Finansal Şeffaflık, XBRL.

Amerika Birleşik DevletleriFinansal raporlamaSermaye piyasası+3
Meriç Doymaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Genel olarak finansal okuryazarlık ve İslami finansal okuryazarlık: Adana ili'nde bir araştırma

Finansal açıdan bakıldığında okuryazarlık, para ve sermaye piyasaları hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapabilme, tasarruf sahibi olma ve hatta doğru yer ve zamanda yatırımlar yapabilme gibi durumlar iken ''islami finansal okuryazarlık'' kavramı da bütün bu kavramların yanısıra her şeyden önce İslami inanca sahip olma, bu inanç üzerine yaşantısını sürdürebilme ve aynı zamanda da para ve her türlü maddi iş ve işlemlerinde İslami kuralları gözetip o kurallara göre hareket etme; aynı zamanda İslami finansal kavramlara yönelik bilgi sahibi olma ve hatta bunları kullanabilme yetkinliği olarak değerlendirilebilir. İslami finans piyasaları özellikle 1980'lerin başında Türkiye'de ve daha da öncesinde dünya çapında uygulamaya konulmuş bir sistem olup, para ve sermaye piyasalarında İslami kural ve şartlara göre iş ve işlem yapmak isteyen kişi ve kurumlara altyapı sağlayan aracı kurumların barındırıldığı bir sistemdir. Gelişmeye son hızla devam eden bu sistem, özellikle İslam ülkelerince ilgi görmekte ve bu bağlamda araştırmaya değer bir konu olarak ele alınabilmektedir. Türkiye'de bir çok ilde, özellikle üniversiteler bazında yapılan birkaç çalışmada finansal ve İslami finansal okuryazarlık kavramları incelemeye alınmış ve kişilerin bilgi, tavır, tutumları finansal boyutta araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlarda genel olarak finansal okuryazarlık düzeyi ortalama seviyelerde bulunmuş, erkek öğrenci ya da katılımcıların kadınlara görece bilgi düzeylerinin yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Elde edilen bulgular, özellikle belirli kitleleri hedef almak isteyen kişi ve kurumlarca bilgi/veri olarak görülüp kullanılabilecek birer kaynak teşkil etmektedir. Dünya çapında finansal okuryazarlıkla alakalı çalışmalar mevcuttur, bunların arasında önem kazanmış olan bir çalışma, OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) tarafından 12 ülkeden katılım yapan vatandaşlar üzerine uygulanmış, finansal bilgi, finansal davranış ve finansal tutumları gözlemlenmiştir. Bu çalışmada, Adana ili içerisinde yaşayan farklı yaş ve meslek gruplarından katılımcılardan oluşan bir anket üzerinden araştırma yapılmış ve bulgular incelenmiştir. Anket çalışmasının yapıldığı dönem, Mart 2019 – Mayıs 2019 arasındadır. Çalışma sonuçlarına göre, katılımcıların genel anlamda finansal bilgileri sıklıkla kullandıkları finansal ürünler olan kredi/banka kartı ve mevduat hesabı gibi finansal ürünler hakkında yüksek olmakla birlikte, kadın katılımcı sayısı daha fazla olmuştur, erkek katılımcıların bilgi düzeyi daha yüksek çıkmıştır. Ayrıca ankete katılan bireyler finansal bilgi konusunda önce çevresine ve banka personellerine danışmaktadır. Çalışmada ayrıca islami finansal okuryazarlık konusu da incelenmiş olup, katılımcılarda genel olarak islami finansal okuryazarlık düzeyleri son derece düşük bulunmuştur. Katılımcıların faiz konusundaki inanca yönelik algısı, faizin haram olmadığı şeklinde tespit edilmiştir. Çalışmada cinsiyet faktörü ile ankette sorulan sorular üzerinde anlamlı farklılık oluştuğu, meslek ve yaş faktörü ile anket soruları üzerinde ise anlamlı bir farklılık oluşmadığı gözlemlenmiştir.

AdanaEkonomi okuryazarlığıFinansal okuryazarlık+4
Toprak Ferdi Karakuş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Sermaye piyasalarında muhasebe bilgilerinin kalitesi: Borsa İstanbul üzerine bir uygulama

Muhasebe literatürü incelendiğinde, muhasebe kalitesi ile ilgili genel kabul görmüş bir tanımın olmadığı görülmektedir. Bununla birlikte, muhasebe standartlarını hazırlayan otoritelerin (FASB ve IASB) konuya yaklaşımı, muhasebe bilgilerinin kullanıcılara karar verme aşamasında faydalı olması esasına dayanmaktadır. Bu otoriteler tarafından faydalı muhasebe bilgilerinin sahip olması gereken temel niteliksel özellikler, "ihtiyaca uygunluk (ilgililik)" ve "gerçeğe uygun sunum" şeklinde belirlenmiştir. Bu çalışmanın amacı, sermaye piyasalarında raporlanan muhasebe bilgilerinin kalitesinin ölçülmesidir. Çalışmada muhasebe kalitesi, FASB ve IASB'ın bakış açısına uygun olarak "kullanıcıların ekonomik kararlar verirken ihtiyaç duydukları işletmenin finansal durumu, faaliyet sonuçları ve nakit akışları hakkında faydalı bilgilerin sağlanması" şeklinde tanımlanmıştır. Muhasebe kalitesi, birçok boyutu içerisinde barındıran geniş bir kavramdır. Bu çalışmada, önceki çalışmalardan farklı olarak muhasebe kalitesinin ölçümünde çok boyutlu bir yaklaşım sergilenmiştir. Analizlerde, Gretl Ekonometri Yazılımı 1.9.14 versiyonu kullanılmıştır. Uygulama sonuçları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, teorik beklentilere uygun ve birbirleriyle tutarlı sonuçlara ulaşıldığı görülmüştür. Elde edilen bulgular neticesinde, çalışma dönemi, gözlem kümesi ve ele alınan kalite boyutları bağlamında Borsa İstanbul'da raporlanan muhasebe bilgilerinin genel olarak kaliteli olduğu sonucuna varılmıştır.

Borsa İstanbulMuhasebeMuhasebe bilgi sistemleri+4
Nuray Demirel Arıcı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessEN

Testing the weak and semi-strong form of stock market efficiency: evidence from developed and developing countries` stock markets indexes

Bu çalışma, gelişmiş (Avustralya, Almanya, Japonya, Birleşik Krallık ve ABD), gelişmekte olan üst-orta gelirli (Brezilya, Çin, Malezya, Güney Afrika ve Türkiye ), ve gelişmekte olan alt-orta gelirli (Mısır, Hindistan, Kenya, Sri Lanka ve Tunus) ülkelerin hisse senedi piyasası etkinliğinin zayıf ve yarı güçlü formlarını araştırmayı amaçlamaktadır. Hisse senedi piyasası etkinliğinin zayıf formu, 8 Ocak 2000'den 28 Aralık 2019'a kadar olan dönem ve üç alt dönem için (1/8/2000 -8/ 26/2006, 9/1/2006 – 27/04/2013 ve 5/5/2013 – 12/31/2019) örnek hisse senedi endeksi getirilerinin haftalık gözlemi kullanılarak incelenmiştir. Otokorelasyon testi, Koşu testi, birim kök testleri (Artırılmış Dickey-Fuller (ADF) testleri, Phillips-Perron (PP) testi ve Kwiatkowski, Phillips, Schmidt ve Shin (KPSS) testi) ve Lo ve MacKinlay varyans oranı testi hisse senedi piyasası etkinliğinin zayıf formunu incelemek için uygulanmıştır. Yarı güçlü etkinlik formu, Ocak 2000'den Aralık 2019'a kadar olan dönem için hisse senedi piyasası endekslerinin ve seçilen makroekonomik faktörlerin (enflasyon, para arzı, döviz kurları, faiz oranları, sanayi üretim endeksi ve ham petrol fiyatı) aylık gözlemleri kullanılarak araştırılmıştır. Yarı güçlü etkinlik formunu incelemek için eşbütünleşme analizi ve Granger nedensellik testleri kullanılmıştır. Otokorelasyon ve Koşu testi sonuçları, üçüncü alt dönemde gelişmekte olan-alt-orta gelirli ülkelerde hisse senedi endeksleri dışındaki tüm hisse senedi endekslerinin zayıf formda etkin hale geldiğini göstermektedir. Aksine, birim kök ve varyans oranı test sonuçları, tüm hisse senedi endekslerinin tüm ve alt çalışma dönemlerinde zayıf formda etkin olmadığını göstermektedir. Eşbütünleşme testi sonuçları, yarı güçlü etkinlik biçiminde yalnızca gelişmiş ve gelişmekte olan üst-orta gelirli ülke endekslerinin etkin göründüğünü ortaya koymaktadır. Ayrıca Granger nedensellik testi sonucu, gelişmiş ve gelişmekte olan tüm ülke hisse senedi piyasalarının yarı güçlü etkinlik biçiminde etkin olduğunu göstermektedir. Uygulanan metodolojiler arasındaki sonuçların tutarsızlığı, gelecekteki araştırmaların borsa etkinliğini test etmek için kullanılan yöntemlere odaklanması gerektiğini göstermektedir. Anahtar kelimeler: Zayıf-formda etkinlik, yarı-güçlü formda etkinlik, borsa endeksleri

Stock exchangeStock exchange indexDeveloping countries+5
Suadıq Mehammed Haılu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

BİST ile seçilmiş Körfez ülke sermaye piyasaları arasındaki çeşitlendirme fırsatlarının analizi

Bu çalışmanın amacı, Türkiye hisse senedi piyasası ile, Körfez İş Birliği Konseyi Üyesi, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Kuveyt, Ürdün, Umman, Katar ve Bahreyn hisse senedi piyasaları arasında uzun dönemli bir eşbütünleşme ilişkisi olup olmadığını araştırmak, Arap yatırımcılar için Türkiye sermaye piyasalarının çeşitlendirme fırsatı sunup sunmadığını tespit etmek ve yatırımcılar için yatırım kararlarını değerlendirirken faydalanabilecekleri bir kaynak sunmaktır. Çalışmada belirtilen amaç doğrultusunda araştırma yöntemi olarak Johansen Koentegrasyon Analizi seçilmiştir. Analize başlamadan önce ülkelerin tanımlayıcı istatistikleri ve korelasyon katsayıları incelenmiş, araştırma kapsamında kullanılan ülke endekslerinin düzeyde durağan olup olmadıkları Genişletilmiş Dickey-Fuller ve Phillips Perron birim kök testleri ile araştırılmıştır. Piyasalar arasındaki olası kısa dönemli ilişkilerin tespitinde ise Wald Dışsallık/Nedensellik testlerinden yararlanılmıştır. Tarih aralığı 04.01.2006-31.12.2010, ve 05.01.2011-31.12.2015 olarak iki dönem altında incelenip, detaylandırılmıştır. Her endeks için 522 gözlem, 9 endeks için ise toplamda 4698 gözlem yapılmıştır. Türkiye'nin verileri www.borsaistanbul.com adresinden, Kuveyt'in verileri www.kuwaitse.com'dan, araştırmaya dahil edilen diğer ülkelerin hisse senedi endeksleri ise www.marketstoday.net'ten elde edilmiştir Analiz sonucunda, Türkiye ve Körfez ekonomik birliği üyesi olan; BAE, Ürdün, Bahreyn, Katar arasında birinci ve ikinci dönemleri içeren 5'er yıllık periyodlarda %5 düzeyinde uzun dönemli denge ilişkisi (eşbütünleşme) bulunmuştur. Abu Dhabi, Dubai, Ürdün, Umman, Katar ve Türkiye arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir ve Türkiye'nin incelenen ülkeler ile uzun dönemde finansal açıdan eşbütünleşik olduğu bulunmuştur. Piyasaların aynı yönde hareket etmesi yatırımcılar için minimum risk seviyesinde maksimum getiri elde etme olanağını engellemektedir.

Borsa İstanbulFinansal piyasalarHisse senetleri+4
Olcay Yaman Nacar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de özel emeklilik fonlarının Türkiye'de sermaye piyasasına katkıları açısından değerlendirilmesi

Son yıllarda hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde çarpıcı olarak sosyal güvenlik sorunlarına çözüm arayışında özel emeklilik fonlarının öneminin arttığı görülmektedir. Aynı zamanda sermaye piyasasına katılan kurumsal yatırımcılar arasında da önemli bir kimliğe sahip olan özel emeklilik fonları, uzun vadeli olarak bu fonların sermaye piyasasına yönlenmesinde de etkili rol oynamıştır. Türk sermaye piyasasında da bu gelişmelerin paralelinde Ekim 2003'ten itibaren uygulamaya konan özel emeklilik fonları Türkiye'de piyasaya katkıda bulunacak finansal aracılar arasında görülmektedir. Bu amaçla çalışmamızda Türkiye'de özel emeklilik fonlarının piyasaya getireceği katkı üzerine değerlendirmeler yapılmıştır.

Emeklilik fonlarıFonlarKurumsal yatırımcılar+4
Şule Kırkık
Manisa Celal Bayar University
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal kiralama işlemleri ve vergilendirilmesi

Ülkemizde, sermaye piyasasının, bankacılık sektörünün, finansal kiralama sektörünün yeterince gelişememiş olması 1980 sonrası dönemde yüksek enflasyon süreci ile birlikte tasarrufların kısa vadeli getirisi yüksek alanlara yönlenmesine neden olmuştur. Bu durum bir taraftan yatırımların finansmanında kaynak sıkıntısı yaşanmasına, diğer yandan borçlanma gereksinimimizin artmasına bağlı olarak reel faizlerin yükselmesi sonucunu doğurmuştur.3226 sayılı kanunla 1985 yılından itibaren ülkemizde uygulanmaya başlayan finansal kiralama; yatırımcıların yapmak istedikleri yatırımları kendi öz kaynaklarından karşılamak yerine kullanabilecekleri alternatif finansman yöntemlerinden biridir. Bu yöntemde malın kullanım hakkı sözleşme ile belirli bir kira bedeli karşılığında, belirli bir süre için kiracıya bırakılmaktadır.Finansal kiralama kanunun çıkarılış amacı, genellikle işletme kredisi bulamayan kişilere işletme kredisi temin etmek ya da işletmelerin modernizasyonunu gerçekleştirmektir. Dolayısıyla söz konusu kanun ile gerçekleştirilmek istenen yatırımların arttırılması neticesinde tam istihdamın sağlanması ve ekonomik büyümenin gerçekleştirilmesidir.Bu çalışmada, 1985 yılından itibaren ülkemizde uygulanmaya başlanan finansal kiralama kanunu ve finansal kiralama işlemlerinin tabi olduğu vergi mevzuatı değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bunun sonucu olarak da çalışmada vergi politikalarında görülen değişimler ve bu değişimlerin finansal kiralama sektörüne etkileri üzerine durulmuştur.

Finansal Kiralama KanunuFinansal kiralamaMali hukuk+4
Pelin Mastar Özcan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Küresel piyasa koşullarında Türk sermaye piyasası ile uluslararası sermaye piyasaları arasındaki eşbütünleşme: İMKB örneği

Bu çalışmanın amacı, Türkiye hisse senedi piyasası ile ABD, Almanya, Arjantin, Brezilya, Çin, Endonezya, Fransa, Güney Kore, Hollanda, İngiltere, İsviçre, Japonya, Malezya, Meksika, Singapur, Tayvan, Viyana, Yunanistan'ın hisse senedi piyasaları arasında uzun dönemli bir ilişkinin olup olmadığını belirlemektir. Yöntem olarak, Genişletilmiş Dickey-Fuller ve Phillips Peron birim kök testleri, Johansen eşbütünleşme testi, VECM modeli, Varyans Ayrıştırması ve Granger nedensellik testi kullanılmıştır. Ayrıca analize başlamadan önce ülkelerin tanımlayıcı istatistikleri ve korelasyon katsayıları incelenmiştir. Veriler Ocak 2000'den Ekim 2012'ye kadar olan dönem boyunca finance.yahoo internet adresinden ve İMKB'nin internet sitesinden elde edilen aylık hisse senedi endeksleridir. Analizler için bu dönem Ocak 2000-Mayıs 2006, Haziran 2006-Ekim 2012 olarak iki alt dönem şeklinde incelenmiştir.Yapılan analizler sonucunda, Türkiye'nin incelenen ülkeler ile uzun dönemde finansal açıdan eşbütünleşik olduğu bulunmuştur. Ayrıca ilk dönem Türkiye'nin 5 ülke ile, ikinci dönemde 6 ülke ile arasında çift yönlü nedensellik olduğu tespit edilmiştir. Piyasaların aynı yönde hareket etmesi yatırımcılar için minimum risk seviyesinde maksimum getiri elde etme olanağını engellemektedir. Küreselleşmeyle oluşan finansal eşbütünleşme sonucunda portföy çeşitlendirme fırsatları gitgide azalmaktadır.Anahtar Kelimeler: Finansal Eşbütünleşme, Hisse Senedi Piyasaları, Uluslararası Çeşitlendirme, Portföy Yatırımları, İMKB.

AlmanyaAmerika Birleşik DevletleriArjantin+6
Gülgün Karagözoğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Sermaye piyasalarında likidite riskine yönelik yatırımcı risk toleransı: Farklı piyasalarda uygulamalar

Bu çalışma, yatırımcı risk toleranslarının piyasa likiditesi üzerindeki etkileri ve farklı gelişmişlik seviyesine sahip on üç ülke sermaye piyasalarında 01/ 01/ 2008- 30/08/2019 dönemleri için tespit edilmeye çalışılmıştır. Sermaye piyasaları, Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından hazırlanmış olan ülke sınıflandırmasında yer alan gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler sınıflandırmasına bağlı olarak, gelişmiş ve gelişmekte olan ülke piyasaları şeklinde gruplandırılmıştır. Bu iki grup içerisinde yer alan her bir piyasanın likidite düzeyleri Amihud (2002) likidite yetersizlik ölçütü kullanılarak tespit edilmiştir. Yatırımcı risk toleransları da aynı şekilde her bir piyasa için Froot & Connell (2003) risk toleransı endeksi kullanılarak hesaplanmıştır. Piyasa likiditesinin bağımlı, risk toleransının ise bağımsız değişken olduğu bu çalışmada, bu iki değişken arasındaki ilişki için panel veri Westerlund eşbütünleşme testi, Pesaran CCE eşbütünleşme regresyon katsayı tahmin testi ve Demitrescu-Hurlin nedensellik testleri uygulanmıştır. Analizler sonucunda yatırımcı risk toleransı ile piyasa likiditesi arasında eşbütünleşme olduğu bulunmuş, eşbütünleşme regrasyon katsayıları belirlenen güven aralıklarında gelişmiş ülkelerden ABD ile İngiltere için, gelişmekte olan ülkelerde ise Endonezya için elde edilebilmiştir. Örneklem içerisinde yer alan diğer ülke piyasaları için ise tahmin edilen eşbütünleşme regresyon katsayıları güven aralığının dışında yer almıştır. Nedensellik testi sonucunda ise piyasa likiditesi ile yatırımcı risk toleransı arasında herhangi bir nedensellik ilişkisine rastlanmamıştır. Anahtar Kelimeler: Piyasa likiditesi, Likidite riski, Risk toleransı

LikiditeLikidite etkiRisk+2
Gönül Çifçi
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00

Related subjects