Carbondioxide emission

72 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Termik santralin güneş destekli bir hibrit santrale dönüşümünün teknik analizi

Türkiye, özellikle son yıllarda, elektrik üretiminde yerli kömür ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını artırmayı hedef edinmiştir. Elektrik üretiminde kömürün daha fazla kullanılması çevreye zararlı olan emisyon gazlarının artışına neden olacaktır. Kömür kaynaklı bu problemlerin azaltılması için ise yenilenebilir enerji kaynakları kullanılabilir. Bu çalışmada, mevcut kömürlü bir termik santralin güneş destekli hibrit santrale dönüşümünün termodinamik ve ekonomik analizi yapılmıştır. Temel alınan santraller Yatağan ve Çan Termik Santralleridir. Çalışmada ilk olarak güneş alanının büyüklüğü optimize edilmiştir. Optimizasyon parametreleri olarak besleme suyu debisi ve modül sayısı alınmıştır. Optimizasyon yapılırken hibrit santralde güç artışının olmadığı, sadece yakıt tasarrufunun olduğu dikkate alınmıştır. Besleme suyu ön ısıtıcıları için çekilen ara buhar debisini sıfır yapacak güneş alanı değeri optimizasyonun sınır şartı seçilmiştir. Güneş destekli hibrit santral için tasarım şartları olarak kuzey yarım kürede en uzun günün yaşandığı tarih olan 21 Haziran, bu tarihte güneşin en yüksek noktada olduğu yerel saat olan 13.00, 900 W/m2 radyasyon değeri ve santralin %100 yük koşulları altında çalıştığı varsayımı kabul edilmiştir. Spesifik tarihler (21 Mart, 21 Haziran ve 21 Aralık), zaman, güneş radyasyon değeri, güneş alanı ve yük faktörü parametre olarak alınmıştır. Ele alınan parametrelere göre hibrit santralin enerji ve ekserji verimi ile özgül yakıt tüketimi hesaplanmış olup referans alınan santrallere göre değişimleri irdelenmiştir. Daha sonra %100, %75 ve %50 yük koşullarında ilk önce yıllık yakıt tasarrufu ve daha sonra yakıt tasarrufuna bağlı olarak yıllık karbondioksit emisyon azaltımı hesaplanmıştır. Son olarak ekonomik hesaplar için emisyon, güneş alanı ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) elektrik birim fiyatı parametre olarak alınarak yatırımların geri ödeme süreleri irdelenmiştir. Termodinamik analizler sonucunda, her iki santral için de güneş alanının yüksek basınç ön ısıtıcıların hepsine paralel olarak yerleştirilmesinin en uygulanabilir çözüm olduğu tespit edilmiştir. Güneş alanının yüksek basınç ön ısıtıcıların hepsine paralel olarak yerleştirildiği senaryolarda yıllık yakıt tasarrufu, Yatağan Termik Santrali için 16.513,3 t/yıl ve Çan Termik Santrali için 7.003,7 t/yıl değerini alarak en büyük değerine ulaşmıştır. Bu senaryolar için Yatağan Termik Santrali'nde %0,95'lik, Çan Termik Santrali'nde ise %0,61'lik yıllık yakıt tasarrufu ve yıllık emisyon azaltımı sağlanmıştır. Tasarım şartlarında, yıllık yakıt tasarrufunun en fazla olduğu senaryolar için termik verim Yatağan Termik Santrali'nde %8,9, Çan Termik Santrali'nde %7,2 düşüş göstermiştir. En iyi senaryolar için dahi güneş alanı birim fiyatının, Yatağan Termik Santrali için 138,9 €/m2'ye, Çan Termik Santrali için ise 127,1 €/m2'ye düşmesi durumunda yedi yıllık geri ödeme süresinin sağlanabileceği görülmüştür. YEKDEM elektrik birim fiyatı ise, Yatağan Termik Santrali için 0,24 €/kWh ve Çan Termik Santrali için 0,26 €/kWh olursa aynı şekilde yedi yıllık geri ödeme süresi sağlanabilir. Sonuç olarak, Türkiye'de uygulanacak bu hibrit sistemin finansal açıdan gelecek yıllarda çok daha ekonomik olabileceği görülmüştür.

Enerji santralleriFosil yakıtlı santrallerGaz emisyonu+5
Hakan Avcı
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bir sürdürülebilir kalkınma göstergesi olarak ekolojik ayak izi ve Türkiye

Sürdürülebilir kalkınma, bugünkü toplulukların ihtiyacı olan ekonomik gelişmenin gelecekte dünya üzerinde yaşayacak olan toplulukların ihtiyaçlarını karşılamada engel oluşturmayacak şekilde olmasını gerektirmektedir. Geleneksel enerji üretim ve tüketim alışkanlıklarının çevre ve doğal kaynaklar üzerinde yerel, bölgesel ve küresel ölçekte olumsuz etkilere neden olduğu bilinmektedir. Fosil yakıtların kullanımına bağlı olarak başta karbondioksit olmak üzere sera etkisi yaratan gazların atmosferde hızla artması insanlığın karbon ayak izini arttırmakta ve Türkiye'nin de aralarında bulunduğu gelişmiş ve gelişmekte olan bir çok ülkede ekolojik açık sorunu ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'nin karbon ayak izini azaltmaya yönelik yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmesinin ne derece gerekli olduğuna vurgu yapılmıştır. Temiz enerji üretim ve tüketiminin yaratacağı pozitif etkilerin çevresel, sosyal ve ekonomik yönleri sürdürülebilirlik yolunda büyük değer kazanmaktadır. Bu doğrultuda enerji kaynaklarından gerçekleştirilen enerji üretiminin yüksek verim ve temiz teknolojilerle gerçekleştirilmesi, fosil yakıtların yerine çevre dostu yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmasının teşvik edilmesi günümüzün en önemli hedefleri arasında yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir Kalkınma, Ekolojik Ayak İzi, Karbon Ayak İzi, Türkiye

Ekolojik ayak iziKalkınmaKalkınma politikaları+5
Ahmet Dinç
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Karbon emisyonu ve enerji tüketiminin büyüme üzerindeki etkileri: MIST ülkeleri karşılaştırması

Tezin amacı, yeni bir uluslararası oluşum olan MIST ülkelerinde (Meksika, Endonezya, Güney Kore ve Türkiye), karbon emisyonu ve enerji tüketimi ile ekonomik büyüme arasında nedensellik ilişkisinin test edilmesidir. Bu amaçla, MIST ülkelerinin her biri için, 1971-2010 dönemi için, kişi başına düşen karbondioksit emisyonu, enerji tüketimi ve Gayrisafi Yurt İçi Hasıla yıllık verilerine, önce Birim kök testi, daha sonra Johansen Eşbütünleşme testi ve son olarak da Granger Nedensellik Testi yapılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre, MIST ülkelerinde ekonomik büyümeden karbon emisyonu ve enerji tüketimine doğru tek yönlü bir nedensellik olduğu bulgusu elde edilmiştir. Ters yönlü, yani karbon emisyonu ve enerji tüketiminden ekonomik büyümeye doğru bir nedensellik eğilimi ortaya çıkmamıştır. Diğer bir deyişle ekonomik büyümedeki değişimler karbon emisyonu ve enerji tüketimindeki değişimlerden önce gelmektedir.

BüyümeElektrik enerjisiEmisyon+7
Mustafa Güllü
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kyoto döneminde BM'nin rolü: Karbon ticaretinin çevresel etkilerinin iktisadi analizi

Bu çalışmada, ilk olarak Türkiye'nin iklim değişikliğine karşı tutumu ve yeni bir piyasa olan karbon ticaretine yaklaşımını inceleyebilmek için, röportaj yöntemi kullanılarak betimsel analiz yapılmıştır. Sonrasında ise Kyoto Protokolü'nü imzalayan ülkeler için 1984-2004 ve 2005-2011 tarihleri arasında kişi başına CO2 emisyonları ve reel kişi başına GSYİH arasındaki ilişki panel DOLS yöntemiyle analiz edilmiştir. Betimsel analiz sonucunda, iklim değişikliğinin kişilerin, ülkelerin tüketim alışkanlıkları ve hayata bakış açıları ile alâkalı olduğu anlaşılmıştır. İnsanlar somut olarak iklim değişikliğinin etkileriyle karşılaştıkça farkındalık sağlanacak ve iklim değişikliğini önlemek için ulusal ve uluslararası çabalar artacaktır. Ekonometrik uygulamaların sonucunda, CO2 ve gelir arasında eşbütünleşme ilişkisi ve bağımsız değişken lnG'nin, bağımlı değişken lnC üzerinde pozitif etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.

Birleşmiş MilletlerEkonomik analizKarbon+5
Yağmur Uzoğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Mini-kanal içerisinde Taylor akışı ile geliştirilmiş fotokatalitik karbon dioksit redüksiyonu

Sera gazı emisyonları artışı sanayi devrimi sonrasında ivmelenmiştir. 1900 yılında 2 milyar tona yakın olan toplam karbondioksit emisyonu 2022 yılında 18.5 kat artmış ve 37.12 milyar ton seviyelerine ulaşmıştır. Artmakta olan dünya nüfusu karşısında endüstriyel ürünlere talep ve dolayısıyla fosil yakıt tüketimi kaynaklı karbondioksit emisyonları kaçınılmaz olarak artacaktır. Karbondioksit emisyonlarını, endüstri ve sürdürülebilir dünya arasında bir kazan kazan durumuna çevirmek karbondioksitin kimyasal dönüşümü yoluyla mümkündür. Yapılan bu çalışmada karbondioksiti ticari değeri olan diğer organik bileşiklere dönüştürmek amaçlanmıştır. Bu kapsamda fotokatalitik reaksiyonlar, gerekli aktivasyon enerjisi yüksek sıcaklık/basınç gibi kaynaklardan ziyade katalizörün ışık ile etkileşiminden geldiğinden "yeşil" bir teknolojidir ve karbondioksiti kimyasal olarak dönüştürmek için etkili bir metottur. Bu reaksiyonlar birim alana daha fazla ışık alabilmek ve kütle transferini akış ile birlikte daha etkili kılabilmek amacıyla UV-A geçirgen mini kanal içerisinde gerçekleştirilmiştir. Mikro ve mini akış reaktörleri, hacim başına düşen yüzey alanı fazla olduğundan; yüzeyden enerji transferi metodları kullanılıyorsa son derece verimli reaktörlerdir. Mini reaktörler difüzyon mesafesi çok kısa olduğundan kütle transferinde de konvansiyonel reaktörlere göre avantaj sağlar. Bu sebeple taylor akışı kanal içerisinde pasif karıştırma görevi üstlenmektedir. Sıvı faz içerisinde taylor vorteksi ismi verilen döngüleri oluşturan düşük ve yüksek basınç bölgeleri sayesinde, gaz fazdan sıvı faza difüze olmuş reaktanlar sıvı faz içerisinde karışır ve katalizör ile buluşarak kimyasal reaksiyonu başlatır. Bu çalışmada, 1 mm çapındaki mini kanal içerisinde, taylor akışı ile regüle edilmiştir. Ortamdaki metil gruplarından faydalanabilmek amacıyla sıvı faz olarak metanol kullanılmıştır. Reaksiyonlar güneş ışığını taklit etmek ve düşük enerji tüketimi ile çalışmak amacıyla 40 W gücünde lamba ile 365 nm dalga boyundaki UV-A bölgedeki radyasyon altında gerçekleştirilmiştir. Denemelerin tamamı oda sıcaklığında gerçekleştirilmiş ve yaklaşık olarak 30 saniye kalma süresi ile çalışılmıştır. Katalizör olarak çöktürme ve sol jel yöntemleriyle elde edilen partiküller ve bu partiküllere ıslak ve kuru emdirme yapılarak elde edilen doplu partiküller kullanılmıştır. Kütlece %0.50 (katalizör/sıvı faz) heterojen katalizör olarak sıvı faz metanol karışımında sisteme beslenen doplu ve dopsuz çinko oksit, alümina, titanyum dioksit ve silika katalizörlerinin toplam dönüşüme ve seçiciliğe etkisi incelenmiştir. Farklı katalizörlerle yapılan denemeler sonucunda formik asit, asetik asit ve 1-hekzanol ürünleri elde edilmiştir. Bu çalışma yarı iletken katalizörlerin karbondioksit dönüşümündeki rolünü açıklama amacını taşımakla birlikte gelecekte yapılacak reaktör ve reaksiyon şartlarının optimizasyonu çalışmaları için öncü olma niteliğindedir.

FotokatalitikKarbondioksit salınımıKatalizörler+3
Turgut Can Koloğlugil
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Karbon emisyonu ve uluslararası ticaret ilişkisi:Türkiye örneği

Dünya popülasyonundaki hızlı artış, teknolojik gelişmelerin sanayileşmeye pozitif katkısı, kaynaklara olan talebi de arttırmıştır. Faktörlerin bu ihtiyaçların karşılanması esnasındaki aşırı ve de bilinçsiz kullanımı, insanoğlunu, geçmişten günümüze kadarki en ciddi problemlerinden biri olan iklim değişikliği problemiyle yüzleşmesine neden olmuştur. Her ne kadar doğal nedenlerle ilintili iklim değişmeleri yaşansa da, insanların kısıtlı doğal kaynaklara olan talebinin artması, iklim değişikliğine insan etkilerinin gözle görülür şekilde katkısı olduğunu özellikle de 19.yüzyılın ortalarıyla beraber kanıtlar niteliktedir. Nitekim, insanın tarih sahnesine çıkışından, Sanayi Devrimi'ne, Sanayi Devrimi'nden günümüze kadar süren dönemde, hem yeryüzünün büyük buzul dağları ve buzullarla kaplandığı ''buzul dönemi''ne hem de buzulların gerilediği buzullar arası dönemden, bugüne kadar ki döneme dek yaşamış doğal ve beşeri çevreye büyük ölçüde zarar verdiği görülmüştür. Küresel ısınma ve iklim değişikliği, atmosferdeki gaz bileşenlerinin yapısını değiştirmiş ve ülkelerin problemi küresel ölçekte değerlendirmeye götürmelerini sağlamıştır. Önce Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçevesi Sözleşmesi (BMİDÇS), daha sonra Kyoto Protokolü ile birlikte ilk adımlar atılmış, son olarak da Paris Görüşmeleri ile bu süreç devam etmiştir. Ne var ki Amerika Birleşik Devletleri Paris İklim Görüşmeleri'nden de kendi çıkarlarına zarar vereceğini düşündükleri için çekileceklerini açıklamıştır. Anlaşmanın Çin ve Hindistan gibi ülkelere daha fazla taviz vermesi ve Amerika'nın refahını diğer ülkelere dağıtacağı düşüncesi ile bu tavrını açıklayan Amerika, aynı zamanda da Çin'in gelişen ekonomisi ve Avrupa Birliği üye ülkelerinin temiz çevre piyasasına yönelmesi sonucu avantaj elde edip, piyasadaki yerinden olmak istememesi ile de iklim görüşmelerine farklı bir boyut getirmiştir. Ayrıca ülkelerin dış ticaretlerini yakından ilgilendiren milli sorumluluklar, ilgili ülkelere belirtililerek karbon emisyon seviyelerinde azaltım yapılması istenmiştir. Ülkelerin sanayileşme kalkınmalarını, ekonomik büyüme ve kalkınmalarını etkileyecek düzeyde olan ve uluslararası ticareti hem doğrudan hem de dolaylı bir şekilde etkide bulunan bu evrensel düzenlemeler, pratikteki evrensel işbirliğini zorlaştırmıştır. Çalışma giriş ve sonuç bölümleri ile birlikte altı bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm, problemin konusu ve amacı, yöntemi ve planından oluşan girişten oluşmaktadır. İkinci bölümde ise küresel iklim değişikliği ve sera etkisi ile küresel iklim değişikliğinin geçmişten günümüze gösterdiği tarihsel değişiklikler ve sera etkisi ele alınmıştır. Üçüncü bölümde küresel iklim değişikliği konusunda atılan uluslararası adımlar incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise Amerika, Çin, Avrupa Birliği ve Türkiye'nin iklim değişikliği konusuna yaklaşımlarına değinilmiş aynı zamanda iklim değişikliğinin ekonomik değişkenlere olan etkisinden bahsedilmiştir. Beşinci bölümde öncelikle, literatür araştırması ve ekonometrik metodoloji ile başlanırken, karbon emisyonu ve uluslararası ticaret ilişkisini OECD ülkeleri için dinamik panel veri analizi kullanılarak test edilmesi yer almaktadır. Beşinci bölümün bir diğer yarısında ise karbon emisyonu ve dış ticaret ilişkisinin , Türkiye için örneği sunulmaktadır. Son olarak altıncı bölümde ise ampirik sonuçlar değerlendirilmektedir. Bu kapsamda karbon emisyonları ve uluslararası ticaret ilişkisinin arasındaki ilişkiyi incelemek, çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. İlk önce dinamik panel veri yöntemi ve GMM kullanılarak 33 OECD ülkesi için 2000-2013 yılları arası verileriyle karbon emisyonu ve uluslararası ticaret ile ilişkisi incelenmiştir. Uygulama sonucunda ithalat değişkeni ve karbon emisyonu arasındaki ilişki pozitif ve anlamlı çıkarken, ihracat ile karbon emisyonu arasındaki ilişki negatif ve de anlamlı çıkmıştır. Daha sonrasında Türkiye için karbon emisyonu ve uluslararası ticaret ilişkisinin uzun dönemli varlığını ARDL yaklaşımı ile tespit edilmek amaçlanmıştır. ARDL içinse Türkiye'nin 1960 ile 2013 yılları arasındaki karbon emisyonu, ithalat, ihracat ve ağır sanayi ürünleri değişkenleri kullanılarak ilişki incelenmiştir. Çıkan %1 ile %5 arasındaki F değeri sonucu ise, Türkiye'nin protokol yükümlülüklerinin az olması ve geç kabul edilmesi sebebiyle ticaret değişkenleri ve karbon emisyonu arasındaki ilişkiye dönük kesin bir şey söylenemeyeceğini göstermekdir. Anahtar kelimeler: Karbon Emisyonu, Uluslararası Ticaret, GMM, ARDL

ARDL Sınır TestiEmisyonEndüstriyel üretim+7
Selçuk Loğoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik büyüme, enerji tüketimi ve karbondioksit emisyonu arasındaki nedensellik ilişkisi: Türkiye örneği

Bu tezde, Türkiye'de 1990-2019 yılları arasındaki verileri kullanılarak, ekonomik büyüme, karbondioksit emisyonu ve enerji tüketimi arasındaki nedensellik ilişkisi incelenmiştir. Bu çalışmada literatürdekilerden farklı olarak, kullanılan veri setindeki enerji tüketimi, kişi başına petrol tüketimi (TEP) olarak alınmış ve ekonometrik analizler uygulanmıştır. Verilerin uygulanacak test sonuçlarında hataya sebep olmaması için ilk olarak durağanlığının kontrolü için ADF ve PP birim kök testleri uygulanmıştır. Karbondioksit emisyonu, ekonomik büyüme ve enerji tüketimi kavramları arasında bir nedenselliğin olup olmadığını Gragner Nedensellik Testi uygulanarak analiz edilmiştir. Çalışmada kullanılan yıllık veriler Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) ve World Bank sitelerinden alınmış ve E-Views 10 programı kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda ise Türkiye'de sadece enerji tüketiminden karbondioksit emisyonuna tek yönlü bir ilişki bulunuştur.

EkonomiEkonomik büyümeEkonomik etki+4
Enes Eylik
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mavi finansın bankacılık sektörü performansına etkisi: Mekansal bir analiz

Uluslararası ticaret, ülke ekonomilerinin büyüme ve kalkınma dinamikleri içinde belirleyici bir konumda yer almaktadır. Rekabet gücünün sürdürülebilmesi; maliyet avantajı, kalite standardı, katma değer üretimi ve markalaşma kapasitesi gibi çok boyutlu göstergelere dayanır. Son dönemde bu göstergelere, küresel ölçekte benimsenen sıfır karbonlu ekonomiye geçiş politikalarıyla uyumlu biçimde, düşük emisyonlu ürün ve süreçlerin geliştirilmesi gerekliliği eklenmiştir. Bu bağlamda emisyon azaltımı yalnızca üretim aşamasında yenilenebilir enerjiye yönelim ve geri dönüştürülebilir girdilerin kullanımıyla sınırlı görülmemekte; taşımacılık ve dağıtım süreçlerinde uygulanacak emisyon azaltıcı yaklaşımlar da bütüncül bir değerlendirme gerektirmektedir. Lojistik sektörü içinde denizyolu taşımacılığı, görece düşük yakıt maliyeti ve yüksek hacimli/tonajlı taşıma kapasitesi nedeniyle küresel ticarette yaygın biçimde tercih edilmektedir. Bununla birlikte gemilerin deniz ve okyanuslarda uzun süre bekleyebilmesi, bakım faaliyetlerinin yetersizliği halinde gövde yüzeyindeki oksitlenmenin (paslanma) deniz suyuyla etkileşimi, gemi içi makinelerin yakıt temelli çalışması ve fosil yakıt kullanımının sürmesi gibi unsurlar; deniz taşımacılığının çevresel etkilerini artırarak emisyon azaltımı ve kirliliğin önlenmesi için politika araçlarını zorunlu kılmaktadır. Sürdürülebilir uygulamaların yüksek maliyet yaratabilmesi, finansman boyutunu ön plana çıkarmakta; bu çerçevede 'mavi finans' yaklaşımı, deniz ve okyanuslarda karbon oranının düşürülmesi ve sürdürülebilirliğin güçlendirilmesine dönük projelerin finansmanını hedeflemektedir. Mavi firmaların gelişiminin desteklenmesi ve sürdürülebilir finansın yaygınlaştırılmasında bankaların aracılık ve yönlendiricilik rolü kritik önem taşımaktadır. Tez, 2012–2024 döneminde Avrupa Birliği ülkelerinde mavi finansın bankaların performansı üzerindeki etkisini mekânsal panel veri analizi yöntemiyle incelemektedir. Çalışma, literatürde ağırlıklı olarak yeşil finans–banka performansı ilişkisine odaklanan yaklaşımlardan ayrışarak, mavi finansın banka performansındaki rolünü mekânsal etkileşimleri dikkate alarak değerlendirmesi bakımından literatüre katkı sağlamayı amaçlamaktadır.

Deniz kirliliğiDeniz ticaretiKarbondioksit salınımı+7
Cemre Nehir Yılmaz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir kalkınma çerçevesinde doğrudan yabancı yatırımlar ve CO2 ilişkisi: Türkiye örneği

Küreselleşme süreci, sermayenin uluslararası serbestliğe sahip olmasına yol açmıştır. Sürdürülebilir ekonomik büyüme hedeflerine ulaşmak isteyen ve yeni yatırımları finanse etmeye çalışan ülkeler, sermayenin serbest hale geldiği bu ortamda uluslararası şirketler aracılığı ile yapılan DYY'leri çekmeye çalışmaktadır. Sanayileşme konusunda gelişmiş ülkeleri yakalamak için hızla büyümek zorunda kalan gelişmekte olan ülkeler için, DYY'ler çok daha önemli bir yere sahiptir. Sanayileşme ve ekonomik büyüme faaliyetleri sonucunda oluşan CO2 emisyonu ve çevreye verilen zararın sorumlusu olan gelişmiş ülkelerde, uluslararası sözleşmeler gereği sıkı çevre politikası uygulanmaktadır. Gelişmiş ülkelerde uluslararası şirketlerin, kirli endüstrilerini DYY yoluyla gelişmekte olan ülkelere yönlendirdiği göze çarpmaktadır. Literatürde bu konuda yapılan uygulamalı çalışmalar, Kirlilik Sığınağı Hipotezi üzerine kurulmuştur. Bu çalışmada, Türkiye'ye gelen DYY akımlarının CO2 emisyonu ve ekonomik büyüme ile olan ilişkisi araştırılmıştır. Türkiye'de CO2 emisyonu, DYY ve GSYİH arasında karşılıklı nedensellik ilişkisinin olduğu yönünde kurulan hipotez, 1980-2017 dönemi verileri kullanılarak Granger Nedensellik testi yöntemiyle incelenmiştir. Analiz sonucunda değişkenler arasında karşılıklı nedensellik bulunamamış fakat, DYY ve GSYİH'dan CO2 emisyonuna doğru tek yönlü bir nedensellik olduğu belirlenmiştir. Ayrıca GSYİH'nın da DYY'nin nedeni olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular, Kirlilik Sığınağı Hipotezini doğrular niteliktedir. Bu bilgiler ışığında, Türkiye'ye gelen DYY'nin ve ekonomik büyümeye bağlı olarak gerçekleşen üretim artışının, ülkede CO2 emisyonlarını arttırdığı ve çevreye zarar verdiği görülmektedir. Türkiye son yıllarda CO2 emisyonlarını azaltmak için çevreyle uyumlu olan yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmekle birlikte, henüz istenilen seviyeye ulaşmadığı söylenilebilir.

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıEmisyonGranger Nedensellik Testi+6
İdil Güner
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gelişmekte olan ülkelerde ekonomik büyümenin karbon emisyonuna etkisi: Türkiye örneği

Tezimizin yazılış amacı, dünyada artık global bir prosedür ve otoritelerle karbon emisyonunun denetilmesi sonucunda karbon emisyonunun gelişmekte olan ülkelerdeki ekonomik büyümeye ne şekilde etkileri var, bunları saptayabilmektedir. Konu hakkında gerekli literatür çalışmalarını yaptığımızda gördük ki, karbon emisyonu hem doğa koruma bilinci için, hem de ekonomik kalkınmalar için önemli bir rol üstlenmektedir. Emisyon pazarı diğer endüstri ve hali hazırda sürdürülen diğer pazarlar gibi fiyat bakımından büyük oynamalar ve değişiklikler göstermemektedir. Hızla gelişen ekonomiler, önü alınamaz dünya nüfus kalabalığı ve enerji tüketimleri bu pazarın gelişmesi ve daha etkin, daha büyük bir pazar olabilmesi yolunda çok etkili bir yol hazırlamaktadır. Daha önce hazırlanmış benzer çalışmalar, dünya karbon emisyon verileri, gazete, dergi çalışmaları ve pek çok makale incelenerek hazırlamış olduğumuz çalışmada, karbon emisyonunun gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerindeki etkilerini en iyi şekilde ortaya koymaya çalıştık. Çalışmamızın birinci bölümünde, genel olarak sera gazlarını, bunların emisyon faaliyetlerini, oluşturdukları piyasaları, devletlerin kendilerine has kurdukları emisyon sistemlerini araştırıp, detaylı bir şekilde incelemiş bulunmaktayız. Çalışmamızın ikinci bölümünde, konunun daha derinlerine inip, karbon emisyonlarının ekonomilerdeki rolünü, ekonomik büyümelerdeki etkilerini, fiyatlandırma çalışmalarını ve uluslararası otoritelerce hazırlanan emisyon ticaret sistemlerini detaylıca araştırıp, incelemiş bulunmaktayız. Çalışmamızın üçüncü yani son bölümünde ise internet kaynakları aracılığıyla ulusal ve uluslararası emisyon verilerine ulaşılmış, bu verilerin ekonomilerdeki yerini ve önemini saptayabilmek için gerekli analizler yapılmış, sonuçları çıkarılmıştır.

Ekonomik büyümeEkonomik etkiEmisyon+4
Tebriz Dumanlı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yenilenebilir enerji tüketiminin ekonomik büyüme üzerine etkisi: G20 örneği

Ekonominin lokomotifi konumunda olan enerji ülkelerin ekonomik büyüme hedeflerini gerçekleştirmede vazgeçilmez bir kaynaktır. Artan dünya nüfusu ve teknolojik ilerlemeler sonucu enerjiye olan talep gün geçtikçe artmaktadır. Ülkeler artan enerji talebini daha çok fosil enerji kaynaklarından karşılamaktadır. Fosil içerikli kaynakların rezervleri dünyanın belirli bölgelerinde bulunmakta olup, bu kaynaklara sahip olmayan ülkelerin enerjide dışa bağımlı hale gelmesine yol açmıştır. Ayrıca fosil nitelikli yakıtlar tükenebilir nitelikte kaynaklar olup yakıldığında CO2 yayarak çevre kirliliğine neden olurlar. Bu kaynakların günün birinde tükenme ihtimalinin bulunması ve çevre kirliliğine neden olması gibi sebepler ülkeleri alternatif kaynak arayışına girmişlerdir. Bu nedenle ülkeler hem çevre CO2 salınımını azaltmak hem de enerjide dışa bağımlılığı azaltmak için yerli kaynak olma özelliğine sahip yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmiştir. Yenilenebilir enerji kaynakları doğal düzen içinde sürekli var olabilen çevre dostu temiz kaynaklar olup ülkeleri enerji bağımlılığından kurtara bilecek potansiyele sahiptir. Bu çalışmada G20 ülkelerinde yenilenebilir enerji tüketiminin ekonomik büyüme üzerine etkisi araştırılmıştır. Bu bağlamda analize dâhil edilen ülkeler 1997-2018 aralığında yenilenebilir enerji tüketimi, CO2 emisyonu, yaşam beklentisi ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Değişkenler arasında uzun dönemli ilişkinin varlığı Pedroni ve Kao Eş bütünleşme testleri ile sınanmış ve değişkenlerin uzun dönemde eşbütünleşik olduğu saptanmıştır. Eş bütünleme testlerinden sonra Panel Vec Grenger Nedensellik testi ile değişkenler arasındaki nedenselliğe bakılmıştır. Yapılan nedensellik testi sonucunda CO2 emisyonu, yaşam beklentisi ve ekonomik büyüme arasında tek yönlü nedensellik ilişki olduğu sonucuna varılmıştır.

Ekonomik büyümeEnerjiEnerji tüketimi+4
Tuba Karademir
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Adana/Kozan ilçesinde Trabzon hurması yetiştiriciliğinde tarım makinaları kullanımında yakıt tüketimine bağlı enerji tüketimi üzerine bir araştırma

Bu çalışmada, Kozan ilçesinde Trabzon hurması üretiminde, alet ve makine kullanımı sebebiyle, toplam yakıt (motorin + motor yağı) tüketimi, yakıt tüketimine ait enerji kullanımı ve buna bağlı olarak karbondioksit (CO2) salımı değerlendirilmiştir. Kozan İlçesinde Trabzon hurması üretiminde, alet ve makine kullanımı neticesinde, toplam 135,30 L/ha yakıt (motorin + motor yağı) tüketilmektedir. Kozan İlçesinde Trabzon hurması üretiminde alet ve makine kullanımında, toplam 5021,40 MJ/ha motorin ve motor yağı tüketimine dair enerji tüketilmektedir. Kozan İlçesinde Trabzon hurması üretiminde alet ve makine kullanımında, toplam 135,30 L/ha motorin ve 0,05 L/ha motor yağı tüketimine dair 371,64 kg CO2/ha salımı gerçekleşmektedir. Kozan İlçesinde 1 ton Trabzon hurması üretmek için, 6,78 L toplam yakıt (motorin + motor yağı) ve 251,79 MJ enerji tüketilmektedir. Toplam 6,78 L yakıt tüketimi sonucunda, 1 ton Trabzon hurması üretimi için 18,63 kgCO2 salınmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kozan, Trabzon hurması, Yakıt tüketimi, Enerji tüketimi, Karbondioksit (CO2) salımı

Adana-KozanEnerji tüketimiKarbondioksit salınımı+2
Buğra Ergenekon Kunt
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tarla koşullarında farklı organik ve inorganik gübre uygulamalarının marul bitkisinin kök gelişimi ve atmosfere co2 salımı arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Çiftliğinde 1996 yılından beri devam eden, 5 uygulamalı (kontrol, mineral gübre, hayvan gübresi, kompost ve kompost+mikoriza) ve 3 tekerrürlü olarak tesadüf parselleri deneme desenine göre kurulmuştur. Araştırmanın amacı organik ve inorganik gübrelerin marul bitkisinin kök gelişimi ve atmosfere CO2 salımı, toprakta tutulan organik karbon miktarı üzerine olan etkilerini belirlemektir. Organik gübre uygulamaları yapılan parsellerde toplam ve organik karbon konsantrasyonları yüksek düzeyde ölçülürken, kontrol parsellerinde düşük düzeyde ölçülmüştür. Toprakta toplam azot değeri en çok hayvan gübresinin uygulandığı parsellerde elde edilmiştir. Hayvan gübrelemesi yapılan parsellerde fotosentez yolu ile kontrol parsellerine göre daha fazla karbon fikse edilmiş ve toprağa daha fazla karbon ve azot bağlanmıştır. Karbon/azot oranı açısından organik gübrelerin uygulandığı parsellerde genellikle en yüksek sonuçlar elde edilmiştir. Organik gübre uygulamalarının bitki kök morfolojik özellikleri üzerine etkilerinin yüksek olduğu görülmüşken, bitkinin kök infeksiyon oranlarında hayvan gübresinin en iyi sonucu verdiği görülmüştür. Genelde kompost, hayvan gübresi, kök bölgesi mikroorganizma zenginliği olan mikorizal uygulamanın yapıldığı ortamda atmosfere daha fazla CO2 salındığı, aynı zamanda bitki gelişimi daha iyi oluğu için fotosentez yolu ile daha fazla CO2 absorbe ettiği tespit edilmiştir. Organik gübre uygulamaları altında marul bitkisinin dokularında P ve Zn konsantrasyonu artmıştır. Anahtar Kelimeler: Organik gübre, İnorganik gübre, Marul bitkisi, Atmosfere CO2 salınımı ve Besin elementleri alımı

Besin elementleriKarbondioksit salınımıMarul+2
Hatice Alıcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Doğrudan yabancı sermaye ve CO2 emisyonu ilişkisi: Türkiye örneği (1974-2010)

Küreselleşmenin yaygınlaşmasıyla birlikte ülkeler arsındaki sınırlar ortadan kalkmış ve DYY dünyanın bir ucundan öteki ucuna akmaya başlamıştır. Sıkı çevresel düzenlemelerin yokluğu gibi nedenlerden ötürü kirli endüstrilerin gelişmiş ülkelerden, gelişmekte olan ülkelere doğru kayması ve gelişmekte olan ülkelerde kirlilik emisyonlarının artması söz konusu olmuştur. Literatürde bu durum "kirlilik sığınağı hipotezi" olarak belirtilmiştir. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de DYY ve CO2 emisyonu arasındaki ilişkileri belirlemektir. Bu çalışmada Engle-Granger Eşbütünleşme testi ve Toda ve Yamamoto Nedensellik testi kullanılarak, CO2 emisyonu ve DYY arasındaki ilişki 1974-2010 dönemi için yıllık verilerle incenmiştir. Eşbütünleşme testinden elde edilen sonuçlar CO2 emisyonu ve DYY'ın eşbütünleşik olduğunu göstermiştir. Ayrıca Hata Düzeltme modeli ve Toda ve Yamamoto nedensellik test sonuçları DYY ve CO2 emisyonu arasında çift yönlü bir nedensellik olduğunu göstermektedir. Amprik çalışmadan elde edilen sonuçlar Türkiye için Kirlilik Sığınağı Hipotezinin geçerli olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Doğrudan Yabancı Sermaye, Eşbütünleşme, Nedensellik, Kirlilik Sığınağı Hipotezi

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıEmisyonGranger Nedensellik Testi+7
Gözde Yılmaz
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Yenilenebilir enerjinin fosil yakıt tüketimi açısından çevresel etkileri

Yenilenebilir enerji teknolojileri temiz kaynak olarak kabul edilir ve bu kaynakların optimal kullanımı çevresel tahribat etkilerini minimuma indirir. Bugün karşı karşıya olduğumuz çevre sorunlarına çözüm bulmak, sürdürülebilir kalkınma için uzun vadeli potansiyel eylemler gerektirmektedir. Bu bağlamda yenilenebilir enerji kaynakları en verimli ve etkili çözümlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Avrupa Birliği 1990 yılına kıyasla sera gazı emisyonlarını 2050 yılına kadar %80-95 oranında azaltma hedefi belirlemiştir. Bu yol haritasını uygulamak için dünyamızın kaynak kullanma kapasitesini yenilenebilir enerji ile geliştirmesi gerekmektedir. Yenilenebilir enerji ile ilgili beklenen senaryolar bu çalışmada kapsamlı bir biçimde tartışılmıştır. Bu çalışmanın amacı enerji konusuna genel perspektiften bir bakış sunmanın ardından yenilenebilir enerji tüketimi ve fosil yakıt tüketiminin çevre üzerindeki etkilerini tartışıp, bulgulara paralel yönde yeni bir bakış açısı sunabilmektir. Bu çalışma yürütülürken yenilenebilir enerjinin yanı sıra; enerji tedarik sorununa, arz ve talep yönetimine, enerji güvenliği, verimlilik çalışmaları gibi enerji tabanlı diğer konulara da yer verilmiştir. Ayrıca yenilenebilir enerji teknolojileri ile birlikte mevcut çevre sorunlarına ve bu sorunların olası çözümlerine de yer verilmiştir. Çalışmanın uygulama kısmında ise 1992-2014 yılları için 23 Avrupa Birliği Ülkesi ve Türkiye'deki toplam fosil yakıt tüketimi, yenilenebilir enerji tüketimi, CO2 emisyonu ve GDP verileri Stata 14.2 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Sabit etkiler modeli ile elde edilen bulgular sonucunda yenilenebilir enerji ile fosil yakıt tüketimi arasında negatif bir ilişki olduğu ortaya konulmuştur. Bu negatif ilişki bize yenilenebilir enerjinin artmasıyla fosil yakıt tüketiminin düşebileceğini göstermektedir. Çalışmada bu ilişiğin katsayıları şu şekilde ifade edilmiştir; yenilenebilir enerjide meydana gelen %1'lik bir artış fosil yakıt tüketimini %0.05 azaltmaktadır.

Enerji güvenliğiEnerji tüketimiFosil yakıtlar+5
Büşra Yakşi
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de iklim değişikliği politikaları ve sürdürülebilir finans uygulamalarının önemi

Küresel iklim değişikliği konusu son yıllarda dünyanın en önemli gündem başlıklarından biri olagelmiştir. Çevresel risklerin yanı sıra ekonomik boyutta olumsuz etkilere sebep olan iklimsel felaketler, Türkiye'de son yıllarda kalkınma planlarında ve politik süreçte üzerinde önemle durulan bir konudur. İklim değişikliğine sebep olan karbon salınımlarına karşı, azaltım ve uyum faaliyetleri doğrultusunda sağlanabilecek bir dönüşümün finansmanı; iklim değişikliği ile mücadelede önemli bir husustur. Bununla birlikte yatırım süreçlerine çevresel, sosyal ve yönetişim kriterlerinin dahil edilmesi, ekonomik süreçte sürdürülebilir bir kalkınmanın yanı sıra çevresel hedeflere ulaşabilmek açısından önem taşımaktadır. Bu gibi sebeplerle, dünyada iklim değişikliğine karşı son yıllarda ön plana çıkan sürdürülebilir finans uygulamaları; Türkiye'de çeşitli kurum ve bakanlıklarca yürütülen çalışmalarla birlikte, Türk bankalarınca bu alanda sağlanan iyi uygulamalar ile gelişme göstermektedir. Bu araştırmada, Türkiye'nin küresel iklim değişikliğine karşı uluslararası anlaşmalardaki mevcut konumu, Sürdürülebilir kalkınma amaçları doğrultusundaki çalışmaları, iklim değişikliği politikaları kapsamında hazırlanan strateji ve eylem planları incelenerek, sürdürülebilir finansa yönelik çalışmalar ve bu çalışmaların iklim değişikliği ile önemli ilişkisi araştırılmıştır.

Finansal sürdürülebilirlikKalkınmaKalkınma planları+5
Abdurrahim Gök
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

CO2 emisyonları, doğal gaz, yenilenebilir enerji kaynakları ve ekonomik büyüme ilişkisi: Türkiye'deki dinamik değişkenlerin analizi

Enerji, her geçen gün yaşamımızda biraz daha fazla yere sahip olup önemli bir üretim faktörüdür. Özellikle 1990 yılından sonra enerji-ekonomik büyüme ilişkisine CO2 emisyonunun sonraki yıllarda spesifik değişkenlerin eklenmesiyle veri olarak kullanılıp üzerine çeşitli araştırmalar yapılmıştır. CO2 Emisyonları, Doğal Gaz, Yenilenebilir Enerji Kaynakları ve Ekonomik Büyüme İlişkisi: Türkiye'deki Dinamik Değişkenlerin Analizi üzerine yapılan bu çalışmada 1984-2017 yıllarına ait yıllık kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasıla, CO2 emisyonu, doğal gaz ve yenilenebilir enerji tüketim verileri kullanılmıştır. Bu değişkenler arasında uzun dönemli bir ilişkinin varlığının tespit edilebilmesi için eşbütünleşme testi uygulanmıştır. Ampirik sonuçlar ele alınan her iki model için değişkenlerin arasında durağan olmayan değişkenler bulunmasından ötürü nedensellik ilişkilerinin tespitinde klasik Granger Nedensellik testi yerine Toda ve Yamamoto (1994) nedensellik testinden faydalanılmıştır. Test sonuçlarına göre toplam gelirden karbondioksit salınıma doğru anlamlı bir nedensellik ilişkisinin varlığı tespit edilebilmiştir. Bu durum Türkiye'de ÇKE hipotezini desteklemekte ve gelecek dönemlerde Ters U şeklinde bir görüntü çizeceği ön görülmektedir. Bu durum uzun dönem gelir esnekliğinin zaman içinde azalacağını ve ekonomik büyümenin CO2 salınımının azaltılmasının yararlarının zaman içinde olacağını gösterecektir. Son olarak, politika önerileri sadece CO2 emisyonlarını azaltmak için değil, aynı zamanda doğal gaz ve yenilenebilir enerji endüstrilerinde büyümeyi teşvik etmek için de vurgulanmıştır. Anahtar Sözcükler CO2 emisyonları, Doğal gaz tüketimi, Yenilenebilir enerji tüketimi, Çevresel Kuznets eğrisi, ARDL, Türkiye

ARDL Sınır TestiDinamik değerlendirmeEkonomik büyüme+5
Sevgi Subaşı
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ticari açıklık ve iklim değişikliği: Karşılaştırmalı ülke analizi

Bu çalışmada ticari açıklık ve gelirin, kirlilik üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırmada, kirlilik göstergesi olarak İklim Değişikliğinin en önemli sebebi olan sera etkisinin %70'ine tek başına sahip olan ve fosil yakıtların yanmasıyla ortaya çıkan karbondioksit (CO2) kullanılmıştır. Ticari açıklık göstergesi olarak da son zamanlarda birçok akademik çalışmada olduğu gibi toplam dış ticaretin gayri safi yurtiçi hasılaya oranı kullanılmıştır. 1990-2009 yılları arasında 2011 yılı satın alma gücü paritesine göre hesaplanmış gayri safi yurtiçi hasılalarına bakımından dünyada ilk 20 büyük ekonomiye sahip ülke, Havuzlanmış En Küçük Kareler modeli ile analiz edilmiştir. Çalışmada ayrıca gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliğine katkıları karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.

Finansal açıklıkGelişmekte olan ülkelerKarbondioksit salınımı+4
Bayram Yıldırım
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Alfa-değer haritalama yöntemi kullanılarak Türkiye karbon salınım haritasının oluşturulması

Özellikle Sanayi Devrimi'nden sonra atmosferde biriken insan kaynaklı sera gazlarının artması sıcaklıkların yükselmesine ve dolayısıyla küresel iklim değişikliğine sebep olmaktadır. İklim değişikliği ile uyum ve mücadele kapsamında tüm ülkeler ürettikleri sera gazı miktarını tespit etmek ve bu konuda gerekli önlemleri almak için çalışmalar yapmaktadır. Bu tez çalışması ile Türkiye'de 2020 yılında illere göre elektrik, doğal gaz, katı yakıt, petrol ve sıvılaştırılmış petrol gazları (LPG) tüketimine bağlı olarak salınan karbondioksit (CO2) miktarının coğrafi dağılımının Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve alfa-değer haritalama yöntemi kullanılarak üretilen haritalar üzerinden izlenmesi ve irdelenmesi hedeflenmiştir. Bu amaç doğrultusunda 2020 yılı tüketim verileri belirli kaynaklardan toplanarak gerekli hesaplamalar yapılmış ve CO2 emisyon (t CO2e/Yıl) verileri elde edilmiştir. Ardından bu verilerin 2020 yılı Türkiye nüfus verisi ile birlikte değerlendirilebileceği alfa-değer haritaları, CBS yazılımı yardımıyla üretilmiştir. Ortaya çıkan haritalar analiz edilmiş ve alfa-değer haritalama yönteminin olumlu ve olumsuz yanları irdelenmiştir. Haritalar üzerinden hangi illerin nüfus miktarına göre daha fazla veya daha az karbon salınımı yaptığı tespit edilerek bunların sebepleri araştırılmıştır.

Alfa-değer haritasıCoğrafi bilgi sistemleriKarbondioksit salınımı+1
Eda Adanur
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Markov rejim değişimli vektör otoregresif modeller ve doğrusal olmayan nedensellik analizi: OECD ülkelerinde yenilenebilir enerji tüketimi, CO2 emisyonu ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki için bir uygulama

1980'lerden itibaren iktisadi değişkenleri daha doğru modelleyebilmek için klasik doğrusal zaman serisi modelleme yöntemlerine alternatif olarak geliştirilen doğrusal olmayan zaman serisi modelleme yöntemlerinden literatürde sıklıkla bahsedilmektedir. Doğrusal olmayan zaman serisi modellerinin klasik doğrusal zaman serisi modellerine göre değişkenlerin belirli özelliklerini açıklamada daha yeterli olduğu görülmektedir. Literatürde geliştirilen çok fazla doğrusal olmayan zaman serisi modeli bulunmakla birlikte, bu modeller arasında en fazla tercih edilen ve bu çalışmada kullanılan MS-VAR modelleme yöntemidir. MS-VAR modelleme yaklaşımı değişkenlerin sahip olduğu yapısal ve davranışsal değişiklikleri modellemek için farklı durum veya rejim kullanımına ve farklı rejimlerde dinamiklerin farklı olmasına izin veren bir yöntemdir. Bu çalışmanın amacı, ülkelerin kalkınmalarının en temel kaynağı olmakla birlikte üretimi ve yaşam standardını yükselten enerjinin temiz, yenilenebilir ve sürdürülebilir hedefler doğrultusunda şekillenmesine katkıda bulunmaktır. Bu bağlamda, çalışmanın teorik bölümünde bahsedilen MS-VAR modelleme yaklaşımı kullanılarak Avusturya, Kanada, Portekiz, İsveç, Amerika, Finlandiya, Avustralya ve Türkiye'nin de yer aldığı 8 OECD ülkesinin 1961-2011 dönemini kapsayan CO2 emisyonu, yenilenebilir enerji tüketimi ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki araştırılmıştır. Elde edilen analizler sonucunda CO2 emisyonu, yenilenebilir enerji tüketimi ve ekonomik büyüme serilerinin doğrusal olmayan, rejimlere göre değişen yapı sergilediği ve MS-VAR modellerin doğrusal VAR modellere göre ülkelerin ekonomisini daha iyi yansıttığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Markov Rejim Değişim, MS-VAR Model, MS-VECM, MS-Granger Nedensellik

Doğrusal olmayan nedenselllikEkonomik büyümeGranger Nedensellik Testi+7
Ayça Büyükyılmaz
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Havalimanı karbon akreditasyonu süreci uygulamalarının iyileştirilmesinde hata türü ve etkileri analizinin kullanılması üzerine bir araştırma

Günümüzde Dünya'yı tehdit eden sorunların en başlarında yer alan çevre sorunlarından biri küresel ısınmadır. Sera gazı emisyonlarının önümüzdeki yıllarda artacak olmasına rağmen, temel amaç 2050 yılında 1990 yılındaki emisyon seviyesinin %80 altına inilmesidir. Küresel ısınmanın ana faktörü karbondioksittir. Şirketler karbon emisyonunu azaltmak istemektedir.Çalışmanın amacı, şirketlerin karbon envanteri oluşturmasına yardımcı olmak, havalimanı karbon akreditasyon sürecindeki uygulamalarını incelemek ve iyileştirme önerileri sunmaktır. Bu çalışma 4 bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde genel olarak sera gazı protokolü ve kapsamı bahsedilmiştir. İkinci bölümde havalimanı karbon akreditasyon programı açıklanmıştır. Üçüncü bölümde kalite geliştirme yöntemlerinden biri olan Hata Türü ve Etkileri Analizi'nden (HTEA) bahsedilmiştir. Son bölümde, TAV İzmir'de karbon akreditasyon süreci uygulamalarından bahsedilmiş ve karbon emisyonu nedenlerinin incelenmesi için Hata Türü ve Etkileri Analizi (HTEA) yapılmıştır. Hata Türü ve Etkileri Analizi'ne (HTEA) göre iyileştirme önerileri sunulmuştur.

Hava alanlarıKarbonKarbondioksit salınımı+2
Pınar Göktaş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of energy consumption and carbon gas emmissions on economic growth in new EU member and candidate countries

Especially in the recent years, the concept of energy and the related issues such as energy reserves, environmental protection, renewable energy systems and nuclear energy have become very significant. One of the most important reasons underlying this reality is the fact that energy has become a vital input in both the production process and the daily life itself which consequently affects economic growth. Moreover, the fact that the reserves of the abundant energy sources that have been used for centuries are accumulated in specific regions which establish a kind of monopoly and these reserves are expected to diminish in the future holds critical importance.Furthermore, the uses of these sources are also vital due to the fact that, (1) they are emitting high amounts of carbon dioxide which leads to environmental degradation; (2) because the reserves are limited and obtained by specific countries, most of the other countries are importers which create a burden on their Gross Domestic Product (GDP).For the reasons asserted above, the relationship between energy consumption, carbon dioxide emissions and economic growth has been a topic of interest among economists especially in the recent years. In order to determine the adequate policy applications, the studies have investigated the direction of causal relationship using a variety of models, variables and different samples.The aim of this study is to reexamine the nexus between energy consumption, economic growth and carbon dioxide emissions using Arellano-Bond?s system Generalized Method of Moments (GMM) model and Granger Causality. The sample of the study consists of the European Union (EU) member states of Central Eastern Europe (CEE) namely; Estonia, Latvia, Lithuania, Poland, Czech Republic, Slovak Republic, Slovenia, Hungary, Bulgaria, Romania and the three candidate countries; Turkey, Macedonia FYR and Croatia for the data between the years 1997- 2008.

Economic growthEnergy consumptionCarbondioxide emission
Yavuz Selman Duman
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Ulaştıma sektörü ve hanehalkı tüketiminde enerji ikamesi ve sera gazı emisyon etkisi: Türkiye için bir çevresel girdi-çıktı analizi

Küresel ısınmaya bağlı oluşan iklim değişikliğinin en önemli nedenini sera gazı emisyonları oluşturmaktadır. Sera gazlarından çevreye en çok zarar veren gazların başında ise karbondioksit gazı gelmektedir. Karbondioksit emisyonuna neden olan etkenler ve bunların nasıl önlenebileceği veya azaltılabileceği konusu son yıllarda araştırmacıların ilgilendiği bir konu haline gelmiştir. Özellikle uluslararası literatürde bu konu ile ilgili önemli çalışmalar yapılmasına rağmen Türkiye'de hala bu konuya gereken önem verilmemekte ve bu konuda yeterli çalışma yapılmamaktadır. Bu çalışmanın amacı, ulaştırma sektörü ve hanehalkı kullanımında en çok karbondioksit emisyonuna yol açan fosil yakıtların daha az emisyona neden olan enerji kaynakları ile ikamesine dayanan senaryo analizleri ortaya koymaktır. Bu analizler çevresel girdi-çıktı tablosu kullanılarak yapılmaktadır. Çalışmada yapılan senaryo analizleri sonucu, enerji kaynaklarından elektrik kullanımı tercih edildiğinde karbondioksit emisyonlarının minimum düzeyde olacağı ve çevresel kazancın maksimum olacağı tespit edilirken elektrik enerjisinin sadece tüketim aşamasında temiz bir enerji çeşidi olduğu da özellikle belirtilmektedir. Elektrik ikamesinin en çok etkilediği sektörlerin ithalat yoğun sektörler olduğu vurgulanmaktadır.

Elektrik enerjisiEmisyonEnerji+7
Reyhan Özeş
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye için alternatif mitigasyon politikası uygulamalarının ekonomik analizi: Genel denge analizi

Bu çalışmanın temel amacı; genel denge analizi yardımıyla, 2008 yılından Kyoto protokolü ile gündeme gelen küresel ısınmanın başlıca sebebi olan karbondioksit salımının kontrol altına alınabilmesi için uygulanan yöntemlerden olan emisyon ticaretinin Türkiye ekonomisi açısından ekonomik maliyetleri analiz etmek ve geleceğe yönelik uygulanması gereken ekonomi politikaları için önerilerde bulunmaktır. Türkiye'de yapılan çalışmalarda, mitigasyon (sera gazı azaltımı) politikalarının (karbon vergisi ve emisyon ticareti) ekonomiye çok ağır yük getireceği iddia edilmektedir. Çalışmada bu savlarının doğruluğu tartışılarak karar vericilere politika oluşturmada yol gösterilmesi amaçlanmaktadır. İktisat literatüründe, özellikle Türkiye'de konu ile ilgili çok az sayıda çalışma olduğu göz önüne alındığında bu çalışmanın önemli bir boşluğu dolduracağı düşünülmektedir.Bu çerçevede çalışmada, karbon vergisi ve emisyon ticaretinin ekonomiye ve makroekonomik değişkenlere literatürde iddia edilenden daha az yük getireceği ve küresel ısınmayı azaltıcı yönde etkileyeceğini beklemekteyiz.

EkonomiEkonomik etkiEmisyon+5
Mehmet Mercan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00

Related subjects