Child education

114 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Anneler tarafından sunulan video modelle öğretimin otizmli çocuklara oyun becerisi öğretmedeki etkililiği

Video modelle öğretim otizm spektrum bozukluğu olan bireylere öğretim sunmakta kullanılan bilimsel dayanaklı uygulamalardan biridir. Araştırma bulguları, bu öğretim stratejisinin öz-bakım becerileri, sosyal beceriler ve akademik beceriler gibi çeşitli alanlardan pek çok becerinin öğretiminde etkili olduğunu göstermektedir. Diğer yandan, bugüne değin yapılmış çalışmalarda video kayıtların araştırmacı ve öğretmenler tarafından hazırlandığı ve uygulandığı görülmektedir. Dolayısıyla, otizmli bireylerin aile üyelerine video kayıtları hazırlamayı ve video modelle öğretimi güvenilir bir şekilde uygulamayı öğretmenin önemli olabileceği düşünülebilir. Bu çalışmada (a) annelerin video kayıtları hazırlamayı ve video modelle öğretimi güvenilir bir şekilde uygulamayı öğrenip öğrenemeyeceğini, (b) anneler tarafından sunulan video modelle öğretimin otizmli çocuklara bir oyun becerisi öğretmede ve bu oyun becerisinin korunması ve genellenmesinde etkili olup olmayacağını belirlemek amaçlanmıştır. Çalışmada öğretimi hedeflenen oyun becerisi Legolarla tren yapma becerisidir. Araştırmada ayrıca, çalışmaya katılan annelerden öznel değerlendirme yoluyla sosyal geçerlik verisi toplanmıştır. Çalışma katılımcılar arası çoklu yoklama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bulguları annelerin video modelle öğretimi yüksek düzeyde uygulama güvenirliğiyle uygulayabildiğini göstermektedir. Çalışmaya katılan tüm çocuklar hedef beceriyi öğrenmiş, öğretimin ardından korumuş ve öğretim koşulları dışındaki koşullara genellemiştir. Çalışmada elde edilen sosyal geçerlik bulgularının olumlu olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimler: Video modelle öğretim, otizm spektrum bozukluğu, oyun becerisi, annelerin eğitimi, uygulama güvenirliği

Anne eğitimiEğitimOtistik bozukluklar+7
Fatma Besler
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Jean Jacques Rousseau'nun Emile eserindeki çocuk eğitimi düşüncesinin eğitim programlarına yansıması

Amaç: Araştırmanın temel amacı Jean Jacques Rousseau'nun Emile adlı eserindeki çocuk eğitimi ile ilgili düşüncelerinin öğretmen görüşleriyle birlikte değerlendirilerek günümüz eğitim sistemiyle örtüşen yönlerinin olup olmadığını belirmektir. Yöntem: Temel nitel araştırma deseni kullanılan bu araştırmaya Milli Eğitim Bakanlığı'nın ilk ve ortaokul kademesinde görev yapan 20 öğretmen katılmıştır. Araştırmada nitel veri toplama tekniklerinden doküman analizi ve araştırmacının hazırladığı yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz ve içerik analizi tekniğinden yararlanılmıştır. Bulgular: Araştırmada Rousseau'nun Emile adlı eserinde ortaya koyduğu çocuk eğitimi ile ilgili düşünceleri çoğunlukla günümüzde kullanılan eğitim programına yansıdığı belirlenmiştir. Öğretmenlerin görüşlerinden elde edilen bir başka bulgu ise Rousseau'nun kitabında ortaya koyduğu görüşleriyle günümüz eğitim programının özellikleri örtüşse de programın pratikte uygulamaya yansımadığı ya da yetersiz yansıdığı belirlenmiştir. Sonuç ve Öneriler: Araştırma sonucunda öğretmenlerin Rousseau'nun çocuk eğitimi ile ilgili görüşlerinin çoğuna katıldıkları bulunmuştur. Aynı zamanda öğretmenlerin Rousseau'nun düşüncelerinin büyük kısmının günümüz öğretim programlarına yansıdığı görüşünde oldukları belirlenmiştir. Bununla birlikte Rousseau'nun çocuk eğitimi ile ilgili görüşlerinin programların uygulama boyutunda yeterli yer bulamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Programların uygulanma sürecini etkileyen eksikliklerin ve aksaklıkların giderilerek yeniden düzenlenmesi için Rousseau'nun eğitim ile ilgili ortaya koyduğu düşüncelerinden yararlanılabilir.

Edebi eserlerEmileEğitim düşüncesi+3
Pınar Özöner
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İşlevsel kuram açısından masal ve günümüz Kütahya'sında masalların durumu ile ilgili bir değerlendirme

Bu çalışma, işlevsel kuram açısından masala yaklaşmak, masalın günümüz Kütahya'sındaki durumunu, yerini ve işlevini belirlemek ve analiz etmek amacıyla tarafımızdan hazırlanan 17 tanesi çoktan seçmeli, 1 tanesi ise açık uçlu olmak üzere 18 soruluk bir anketin Kütahya merkezinde rastlantısal ve gönüllülük esasına uygun olarak seçilen 235 ortaokul ve lise öğrencisine uygulanarak elde edilen sonuçların değerlendirilmesi üzerine kurulmuştur. İlk olarak farklı değişkenler göz önünde bulundurulmadan katılımcıların yanıtları genel olarak değerlendirilmiş, tablo ve grafikler ile gösterilmiştir. Sonrasında anket soruları; yaş ve cinsiyet değişkenlerine göre incelenmiş sonuçlar tablo ile gösterilmiştir; bu değişkenlere göre verilen cevaplar karşılaştırılmıştır. 18. soru açık uçlu olduğundan cevaplar ayrıca yorumlanmıştır. Ancak değişkenlerin aralarındaki ilişkinin anlamlı olup olmadığı araştırma dahilinde incelenmemiştir. Bunların dışında çalışmaya, masallarının şekil ve muhteva özellikleri, derleme alanı hakkında genel bilgiler, derleme sırasında edinilen gözlemler ve bu sırada karşılaşılan sıkıntılar, Türk masalları üzerine daha önceki yıllarda yapılmış olan çalışmalar, işlevsel kuram açısından halk edebiyatına genel bir bakış ve masalın çocuk gelişimine ve eğitimine katkısı dahil edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Folklor, Masal, İşlevsel Kuram, Çocuk Eğitimi, Masal Derlemesi.

Halk bilimiKütahyaMasallar+3
Hacer Akçaalan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessEN

School child feeding programmes management (SFP) within the epidemic COVID 19 in Northwest Syria

This study sought to identify how school feeding programs might effectively tackle the nutritional and educational needs of children in northwest Syria, with a view of exploring the feasibility of such programs and informing future implementation in the studied areas. The study explored the potential impacts of School Feeding Programmes (SFP) on nutrition, health, and education outcomes of school-aged children in northwest Syria. The study identified locally driven program planning as a key element to responding to these emergency-related implementation challenges. Here, implementing agency(s) should be able to clearly articulate and consider the specific comparative advantages of SFP, as well as manage all associated challenges/risks. Consequently, the SFP must be properly aligned with education sector support programs.

School administrationHealth managementChild nutrition+1
Arıj Shaaban
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

3-6 yaş çocuklarına uygulanan disiplin yöntemleri

Bu araştırına Adana II Merkezinde yasayan iki farklı sosyo kültürel düzeydeki ailelerin 3-6 yas çocuklarının eğitiminde uyguladıkları disiplin yöntemlerini tanımak ve bu yöntemlerin uygulanmasını etkileyebilecek ailesel, ekonomik, kültürel etmenler araştırmak amacıyla yapılan betimsel bir çalışmadır. Araştırmaya Sağlık Ocağına başvuran ve çocuklarını Okul öncesi Eğitim Kurumlarına göndermeyen 100 ve çocuklarını Okul öncesi Eğitim Kurumlarına gönderen 100 olmak üzere toplam 200 ebeveyn ile görüşülmüştür. Genel olarak olumsuz disiplin yöntemlerini anneler babalardan daha fazla kullanmaktadır; Dayak atan annelerin yüzdesi $36.3 iken. babaların yüzdesi %25'tir. Yine annelerin %12.5'i, babaların ise %5'i çocuklarını sözle hor görmektedir. Annelerin %21.9'u çocuklarını korkuturken, babaların £75 'i çocuklarını korkutmaktadır. Annelerin çocuklarını küçümseme oranı SKL1.3 iken, babaların %5'tir. Annelerin %11.3'ü çocuklarına beddua ederken, babaların yalnızca %5'i beddua etmektedir. Annelerin %22.5'i çocuklarına küsmeyi bir disiplin yöntemi olarak uygularken, babalarda bu oran %5'tir. Annelerin %13.8'ine karşılık babaların £75" i çocuklarına aldırmaz şekilde davranmakta, tek basına odaya bırakma oranı ise annelerde %13.8. babalarda %7.5'tir. Sözel disiplin yöntemlerinden azarlama, küsüp konuşmama, sevdiği şeyden mahrum etme. konuşarak hatasını kabul ettirme, tek basına odaya bırakma ve gözardı etme genellikle çocuklarını Okul öncesi Eğitim Kurumlarına gönderen, eğitim düzeyi yüksek, az çocuklu çocuklar, planlanmış olan, anlaşarak evlenen, kendilerini orta ve üstü ekonomik grupta hisseden aileler tarafından daha çok uygul anmaktadır. Dayak, sevgiyi esirgeme, beddua etme, korkutma yöntemleri de. Sağlık Ocağına başvuran ve çocuklarını Okul öncesi Eğitim Kurumlarına göndermeyen, eğitim düzeyi düşük, çok çocuklu, görücü usulüyle evlenen, çocukları planlanmayan, fakir aileler tarafından daha fazla kullanılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Çocuk. Çocuk Gelişimi, Çocuk istismarı. Çocuk Eğitimi. Disiplin.

DisiplinÇocuk eğitimiÇocuk gelişimi+1
Fatma Erat Çaydere
Çukurova University · Institute of Health Sciences
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumlarının öğrencilerin bilişötesi becerileri üzerindeki etkisi

Bu çalışmada, ebeveyn tutumlarının öğrencilerin bilişötesi becerileri üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır Çalışmaya düz liseye ve süper liseye devam eden 305 öğrenci ve bu öğrencilerin ebeveynleri katılmıştır. Çalışmanın sonuçları niceliksel veriler kullanılarak elde edilmiştir. Niceliksel veriler, öğrencilerin ebeveynlerine uygulanan "Ebeveyn Çocuk Yetiştirme Tutum Ölçeği (PARI)" ve öğrencilere uygulanan "Bilişötesi ölçeği" ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde t testi istatistiği kullanılmıştır. Ebeveyn Çocuk Yetiştirme Tutum Ölçeği (aşırı koruyucu tutum, demokratik tutum, ev kadınlığı rolünü red, geçimsizlik, sıkı disipline dayalı baskıcı tutum) ve Bilişötesi Ölçeğin alt boyutları (farkındalık, kendini kontrol, bilişsel stratejiler, değerlendirme) kapsamında ayrı ayrı yapılan analizlerin sonuçlan, demokratik ebeveyn tutumunun değerlendirme becerisi üzerinde, annenin ev kadınlığı rolünü reddetmesinin bilişsel yöntemler, değerlendirme becerileri üzerinde, sıkı disipline dayalı baskıcı tutumunun da bilişsel stratejiler becerisi üzerinde olumlu etkisi olduğunu göstermektedir. Diğer tanımların bu beceriler üzerinde anlamlı bir etkisi tespit edilmemiştir. iv

Ana-baba tutumuBeceriBeceri kazandırma+6
Cenk Şentürk
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
10
Master'sOpen AccessTR

Müzelerde çocuk eğitiminin müze koleksiyonları bağlamında değerlendirilmesi ve Rahmi M. Koç Sanayi Müzesi örneğinde irdelenmesi

EğitimMüzelerRahmi M. Koç Sanayi Müzesi+1
Arzu Yılmaz
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1996
00
DoctorateOpen AccessTR

Çocukların çevre bilinçli tüketici olarak sosyalleşmesinde annelerin çocuk yetiştirme tutumlarının rolü

20. yy' da, iklim dğişikliği ve küresel ısınma felaketi, su kaynaklarının azalması, tarım alanlarının zarar görmesi ve çevre kirliliği gibi birçok olumsuzluğu da beraberinde getiren çeşitli teknolojik gelişmeler yaşanmıştır. Bununla beraber, günümüzde insanlar refah düzeyini yükseltmek, daha fazla gelişebilmek uğruna doğal kaynakları kayıtsızca kullanarak, üretim ve tüketim düzeyini ekolojik dengenin bozulması pahasına arttırmaktadır. Bu nedenle günümüzde çevreyi düşünerek tüketim yapan çocuklar yetiştirmek eskisinden daha da önem kazanmıştır. Yeni nesil çocukların tüketici olarak sosyalleşmelerinde, tüketimi öğrendikleri ilk günlerden itibaren, planlı bir şekilde yetiştirilmeleri gerekmektedir.Bu araştırma, annelerin çocuk yetiştirme tutumları ile çocukların çevre bilinçli tüketici olarak sosyalleşmesi arasındaki ilişkiyi ortaya koymak üzere tasarlanmıştır. Araştırmanın amacı, farklı çocuk yetiştirme tutumlarına sahip annelerin, çocuklarının tüketim davranışını nasıl şekillendirdiğini ortaya çıkartmaktır. Araştırma, Adana ilinde ikamet eden, çocuğu 4-6 yaşında olan ve okul öncesi kurumlara devam eden anneler ve bu annelerin çocukları üzerinde yapılmıştır. Annelerin çocuk yetiştirme tutumlarını belirlemek amacıyla 354 anneye

Ana-baba tutumuAna-çocuk iletişimiBilinçli tüketim+6
Sezen Bozyiğit
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrenme güçlüğü olan çocuklarda eğitsel oyunların denge ve koordinasyona olan etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; zeka düzeylerinde herhangi bir problem olmamasına rağmen akademik ve sosyal alanlarda yaşıtlarına göre geride kalan ve temel akademik becerileri öğrenmede problemleri yaşayan, öğrenme güçlüğü tanısı almış çocuklara eğitsel oyunlar oynatarak bu çocukların denge ve koordinasyon becerilerine katkıda bulunmaktır. Öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar akranlarına oranla denge ve koordinasyon gibi motor becerilerde daha geridedirler. Bu durum aynı zamanda çocukların sosyal iletişim becerilerini de olumsuz yönde etkilemektedir. Tüm bu olumsuz durumlar göz önüne alındığında eğitsel oyunların bu çocuklar için hem fiziksel hem de psikolojik olarak fayda sağlayabileceği ön görülmektedir. Bu çalışmaya Kırşehir ilinde ikamet eden, öğrenme güçlüğü tanısı almış ve kaynaştırma eğitime devam eden 4 kız, 2 erkek olmak üzere toplamda 6 öğrenci katılmıştır. Bu öğrencilere 12'si denge, 12'si koordinasyon becerisine yönelik olarak çeşitli kaynaklardan derlenen toplamda 24 adet eğitsel oyun uygulanmıştır. Bu araştırmada tek grup ön test-son test deneysel model kullanılmıştır. Eğitsel oyun uygulamalarında her bir seans 40 dakika olarak planlanmış ve demostrasyon tekniği kullanılarak deneklerin eğitsel oyunları doğru ve amacına uygun olarak oynaması sağlanmıştır. Denge ve koordinasyon becerileri ile ilgili verileri toplamak için ise Lincoln Oseretsky Motor Gelişim Testi ve Motor Koordinasyon Alan Testi kullanılmıştır. Çalışmada veriler ön test ve son test uygulaması ile toplanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler, SPSS 22.00 paket programı ile çözümlenmiş ve ''Wilcoxon İşaretli Sıralar'' testi ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda ise uygulanan eğitsel oyunlar öğrenme güçlüğü tanılı deneklerimizin denge ve genel vücut koordinasyon becerilerine olumlu yönde katkı sağlarken, el-göz koordinasyonuna bir katkısının olmadığı ortaya çıkmıştır. Yapılan bu tez çalışması deneklerin az olması ve tek bir ilde yapılması nedeniyle lokal bir sonuç vermektedir. Bu çalışma alanda öncü olarak kullanılarak daha çok denekli ve eğitsel oyunlar çeşitlendirilerek de çalışmalar yapılabilir.

DengeEğitsel oyunlarKoordinasyon+4
Burcu Vahapoğlu
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukların öğrenmelerini resim yoluyla etkinleştirme "Bir öğrenme yöntemi olarak Fred Sedgwick modeli"

Sanat, mağara resimleriyle başlamış ve bugünkü yapısını alarak hayatımızın bir parçası olmaya devam eden uzun bir serüvendir. Mağara duvarlarındaki resimler, bakan ve soru soran tüm insanların içinde hala gizemini korumaktadır. Bugün, sanatın kökeni olarak tanımlamaya çalıştığımız bu mağara resimleri ve tabii ilkel araç gereç ve heykeller, onları yapan kişiler tarafından bizim algıladığımız şekliyle ortaya çıkarılmamış olsalar da, bu başlangıç noktalarının hayatı öğrenmenin en saf hali olduğunu söyleyebiliriz. Sanatın ilkel dönemde karşımıza çıkan belki de en önemli işlevi, hayatı öğrenme ve hayatla ilgili bir şeyler paylaşma içgüdüsüdür. Öğrenmenin kaynağı olan bilginin, sanatla ilişki kuran insanlar tarafından taşınması mağara atmosferinden yüzyıllar boyunca durmadan ilerleyerek ve genişleyerek günümüze kadar süregelmiştir. Bu araştırmada, sıklıkla üzerinde durulan 'bilgi' ve 'öğrenme' ilişkisinin de sanat alanı içindeki varlığı yukarıda bahsedilen temellere dayanmaktadır. Sanatı betimleme ve bilgi yoluyla öğrenmenin ve öğretilmenin nasıl olduğunu incelemek ve bunun farklı yöntemlerle özellikle Görsel Sanatlar Eğitimi içerisinde nasıl kullanılacağını çözümlemek sanat eğitimiyle uğraşan birçok kişi için önemli bir sorunsaldır. Yaptığımız araştırmada da farklı bir yöntem kullanılmaya çalışılmıştır. Bu araştırma, çocukların çizimleri yoluyla onları daha iyi anlamak ve onlarla daha iyi bir iletişim kurmak açısından önemli bir deneme çalışması olarak nitelendirilebilir. Anahtar kelimeler: Görsel sanatlar eğitimi, çocuklarda öğrenme, bilgi, betimleme.

BilgiGörsel sanatlar eğitimiResimler+4
Ezgi Yüksel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı Devleti'nde kız çocuklarının eğitimi ve dönemine etki eden kadın öğretmenler (1850-1918)

Bu çalışmanın başlıca amacı; Osmanlı Devleti'nde uzun süre göz ardı edilen kız çocuklarının eğitiminin 1850 ve 1918 yılları arasında ne şekilde ele alındığını, 19. yüzyılda yetişen kadın öğretmenleri, bu öğretmenlerin Osmanlı eğitim hayatına ve sosyal hayata katkılarını açıklamaktır. Çalışma için ana kaynaklardan konu araştırılmış, Başkanlık Osmanlı Arşivi ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) veri tabanı üzerinden gerekli belgeler taranmıştır. Bunların dışında konuyla ilgili müstakil çalışmalar ve makaleler incelenmiştir. Osmanlı Devleti'nin eğitim tarihi 19. yüzyıla kadar erkek çocukların eğitim alabildiği kurumlar ile sınırlı bir incelemeye tâbidir. Çünkü sıbyan mektebi dışında herhangi bir kurum kız çocuklarına açık değildir. Kızların eğitimi hususunda 1859'da açılan kız rüşdiyeleri ile ilk adım atılmış, kız idadilerinin açılığı ile bu süreç devam etmiştir. Kızlar için açılan okullarda eğitim verecek kadın öğretmen olmadığından Darülmuallimat açılmış, böylece kadınlar öğretmen olma yolunda ilk adımı atmışlardır. Sonraki dönemlerde kadın öğretmenlere duyulan ihtiyaç artınca kadın öğretmen yetiştiren farklı okullar da açılmıştır. Nihayetinde II. Meşrutiyet Dönemi'nde kadınlara üniversite yolu açılmıştır. Eğitim alanında varlık gösteren kızlara, kadın öğretmenler yol gösterici olmuşlardır. Osmanlı Devleti'nin Tanzimat Dönemi'nde birçok alanda modernleşme çabasına girmesi toplumdaki kadın algısını değiştirmiş, bu durum kız çocuklarının eğitim alanında görünür olmasını sağlamıştır. Kadın öğretmenlerin varlığı hem nitelik hem de nicelik açısından kızların eğitimde daha yoğun hissedilmesini sağlamıştır. Kadın öğretmenlerin kızların okullaşma oranının artmasında gayretleri etkili olmuş fakat Osmanlı maarif sistemi içerisinde kız öğrenci sayısı istenen düzeyin altında kalmış, yeterli sayıya ulaşılamamıştır. Anahtar Kelimeler: Darülmuallimat, İnas, Kadın Öğretmen, Kız Çocuklarının Eğitimi, Mektep, Muallime.

DarülmuallimatEğitimKadın öğretmenler+7
Rukiye Çağan
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

TRT yerli çocuk programlarında çocukluğun inşası

Her dönemde var olan çocuğun, toplumsal bir nitelik kazanması ile çocukluk düşüncesi meydana gelmiştir. Bu düşünce Modernizm'in bir ürünü olup, çocukluk bu toplum kuramı üzerinden Batı'da şekillenmeye başlamıştır. Teknolojinin gelişmesiyle elektronik çağın yükselmesi Postmodern bir çağa işaret ederken; çocukluk da yeni bir döneme girmiştir. Toplumu yapılandıran ve yeniden üreten medya, yalnızca yetişkinleri değil; geleceğin toplumunu da oluşturmaktadır. Bu amaçla özellikle televizyon programlarında toplumsal dönüşüm ivme kazanmaktadır. Bu çalışmamızda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin resmi yayın kurumu olan TRT'nin (Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu) çocukluğu inşa etme sürecini inceledik. Bu çalışmanın verileri programlardaki söylemlerden oluşmaktadır. Bu söylemler izleme ve dinleme tekniği ile elde edilmiştir. Araştırmamızda 1970 ve 2000 yılları arasında çocuk izleyiciye sunulan yerli TRT çocuk programları esas alınmıştır. Bu programlar tolumsallaşma, eğitim, politika, şiddet-korku, tüketim, diğer canlılar ve çocuk hakları-ötekileştirme temalarında değerlendirilerek seçilmiştir. Evren 581, örneklem ise 74 programdan oluşmaktadır. TRT yerli çocuk programlarından hareketle çocukluğun toplum, politik, tüketim, ötekileştirme, şiddet ve diğer canlılar temalarında dönüşümü analiz edilmiş ve çocukluğun geleneksel, modern ve postmodern toplum kuramları çerçevesinde inşası kurulmuştur. Sonuç olarak TRT çocuk programlarında çocuğun inşası konulu tez çalışmasının temalarında oluşan kırılma ve kopmalar Türkiye'nin de yaşadığı toplumsal dönüşümü desteklemektedir. Anahtar kelimeler: Modern ve Postmodern Çocukluk, TRT Çocuk Programları

GeçmodernizmKitle iletişim araçlarıKültürel inşa+6
Esra Karaduman
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokullarda öğrencilere önerilen Gülten Dayıoğlu öykü kitaplarının hikâye haritası elementleri ile değerlendirilmesi

Gülten Dayıoğlu, Türk Çocuk Edebiyatında yer etmiş, adını duyurmuş yazarlar arasındadır. Gülten Dayıoğlu her yaştan insana hitap eden eserler yazmıştır. Bu nedenle yediden yetmişe her yaşta okuyucusu vardır. 2010 yılı itibariyle yazdığı seksen üç eserin yetmiş biri çocuk edebiyatı ürünleri arasında sayılır. Bu da Gülten Dayıoğlu'nu çocuk edebiyatı yazarı olarak değerlendirmemizi sağlar. Öykü, çocuğa okumayı sevdiren edebî metinlerden biridir. Okuma yoluyla kurulan bu ilişki, çocuğu yaşam boyu etkiler. Bu durum, araştırmacıların dikkatini çekmiş; öykü üzerine yapılan incelemeler birçok bilimsel araştırmanın konusu olmuştur. Ancak bu çalışmanın kapsamı içinde yer alan 5 öykü kitabındaki toplam 24 öykü, metin öğretiminde kullanılan "Hikâye Haritası" yöntemine göre çözümlenmiş ve "Hikâye Elementleri Değerlendirme Ölçeğine" göre değerlendirilmiştir. Bu çalışmanın genel amacı, Gülten Dayıoğlu'nun çocuklara dönük öyküleri; hikâye haritalama yöntemine göre inceleyerek, bu öykülerin metin elementleri düzeylerini tespit etmektir. Bu amaç doğrultusunda, nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde doküman incelemesine başvurulmuştur. Çalışma materyalini, MEB tarafından ilkokullarda önerilen Gülten Dayıoğlu öykü kitapları oluşturmaktadır. Bu hikâyeler, betimsel analizle incelenmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin analiz sürecinde, betimlemeler Coşkun (2005) tarafından hazırlanan "Hikâye Elementleri Değerlendirme Ölçeği" ne göre yapılmıştır. Bu çalışmada, "Hikâyelerin hikâye elementlerine göre puanlaması nasıldır?'' ve "Hikâyelerdeki hikâye elementleri metin düzeyleri nasıldır?" sorularına cevap aranmıştır. Verilerin analizinde; yurt dışında geliştirilmiş ve Türkçeye çevrildikten sonra geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış olan "Hikâye Elementleri (Öykü Unsurları) Değerlendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışma sonucunda öykülerin çözümlenmesinde kullanılan hikâye haritası yönteminin dört temel dil becerisinin (dinleme, konuşma, okuma, yazma) gelişiminde önemli bir rol oynadığı sonucuna ulaşılmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Gülten Dayıoğlu, Çocuk Edebiyatı, Çocuk Öykü Kitabı, Hikâye Haritası, Hikâye Elementleri Değerlendirme Ölçeği.

Dayıoğlu, GültenHikayeHikaye haritası yöntemi+6
Pembe Gündeşli
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Jean Jacques Rousseau'nun "Emile" adlı eserinde çocuk, çocuk eğitimi ve ideal vatandaş

Bu araştırmanın temel amacı, aydınlanma dönemi düşünürlerinden Jean Jacques Rousseau'nun, çocuk imgesine bakışı, çocuk eğitimi ve hedeflediği ideal vatandaşı ortaya çıkarmaktır. J.J. Rousseau'nun görüşlerinin tespitinde 1762 yılında kaleme aldığı "Emile ya da Eğitim Üzerine" eseri kaynak alınmıştır. Tez beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmanın problemi, amacı ve önemine değinilmiştir. Görüşleri günümüz toplumsal yapının oluşmasında etkili olan düşünürün eğitim ile ilgili görüşleri üzerinden çocuk ve vatandaşlık eğitimi hakkındaki düşünceleri hem çocuk eğitimi hem de vatandaşlık eğitimi açısından önem arz etmektedir. İkinci bölümde araştırmanın kavramsal açıklamalarına ve literatür hakkında bilgilere yer verilmiştir. Bu bölümde J.J. Rousseau'nun hayatı ve eserleri, eğitim kavramı, eğitim felsefesi, aydınlanma dönemi eğitim, sosyal bilgiler programı ve vatandaşlık eğitimi üzerinde durulmuştur. Verilen bilgiler ile araştırma konusunun kavramsal çerçevesi oluşturulmuştur. Literatürde J.J. Rousseau'nun eğitim düşüncesi ile ilgili araştırmalara yer verilmiştir. Üçüncü bölüm ise araştırmanın yöntem bölümünü oluşturmaktadır. Emile ya da Eğitim Üzerine eseri Yaşar AVUNÇ'un, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlarından çıkan çevirisi üzerinden incelenmiştir. Beş bölümden oluşan eser incelenirken ilk üç bölüm ile sınırlandırılmıştır. Eser nitel araştırma yöntemlerinden doküman inceleme yöntemi ile incelenmiştir. Verilerin analizi yapılırken içerik analizi tekniği kullanılmıştır. İçerik analizi sonucunda elde edilen bulgular yorumlanmıştır. Dördüncü bölümde araştırmanın bulgularına yer verilmiştir. Araştırmanın bulgularında çocuk imgesiyle ilgili; gelişim, sağlık-beslenme, tutum, özgürlük, aile, mutluluk kavramlarıyla ilgili bulgular ortaya çıkmıştır. Çocuğun eğitimi ile ilgili; yöntem, amaç, ahlak eğitimi, öğretmen, düzeye uygunluk, meslek, eğitim tanımı ve ceza kavramlarıyla ilgili bulgular ortaya çıkmıştır. İdeal vatandaş ile ilgili; özgürlük, eşitlik gibi demokratik vatandaş özellikleri yanında bilimsel ve eleştirel düşünebilen, problem çözen, kendi özelliklerini bilen hak ve sorumluluklarının farkında olan, duyarlı ve ahlaki erdem sahibi ideal vatandaş bulguları ortaya çıkmıştır. Beşinci bölüm olan son bölümde ise araştırmanın sonuç ve tartışmasına yer verilmiştir. Araştırmanın sonucunda, J.J Rousseau'ya göre çocuğun özgürlüğünün korunması gerektiği, çocuğun gelişiminde doğal düzenin takip edilmesi gerektiği, çocuğun eğitiminde öğretmeni yönlendirici olması gerektiği, çocuğun yaparak yaşayarak öğrenme, problem çözme ve buluş yoluyla öğrenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca çalışmada ulaşılan diğer sonuç J.J. Rousseau'nun uyguladığı eğitim yapılandırmacı eğitim yaklaşımı ile uygunluk göstermektedir. J.J. Rousseau'nun hedeflediği ideal vatandaşlık profilinde özgürlükçü, eşitlikçi, kendi kendine yetebilen, çevresini ve kendini tanıyan vatandaş ön plana çıkmaktadır. Günümüzde yetiştirilmek istenilen ideal vatandaş özelikleri düşünüldüğünde J.J. Rousseau'nun hedeflediği ideal vatandaş özellikleriyle büyük oranda benzerlikler gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.

Değerler eğitimiEdebi eserlerEğitim+7
Turgut Yılmaz
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Erken Cumhuriyet Dönemi Türkiye'de çocuğa gösterilen özen ve çocuk koruma politikaları (1923-1940)

Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde gerçekleşen Millî Mücadele ve sonrası, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu gerçekleşmiş, ancak bu önemli başarı içerisinde; savaşlardan bıkmış, yorgun, sağlık yönünden kötü, eğitimsiz, yoksul ve salgın hastalıklarla mücadele eden bir toplumu barındırmıştır. Kuşkusuz savaşlardan, kıtlıklardan, salgın hastalıklardan en çok etkilenen kesim yaşlılar, kadınlar ve çocuklar olmuştur. Bu devrede, özellikle kimsesiz, öksüz veya korunmaya muhtaç olan çocukların himaye edilip gözetilmeleri önemli bir mesele olarak görülmüştür. Yeni kurulan devlet, geleceğine yön verecek olan neslin ulus-devlet çerçevesinde sağlıklı, gürbüz, ülkesine ve milletine bağlı, millî şuura sahip nesillere dayanmak gerektiğinin bilincinde idi. Bu doğrultuda, Cumhuriyet'in ilk yıllarında muasır medeniyetler seviyesine ulaşılması amacıyla sıkıntılı durumun bir an önce giderilmesi ve toplumun, bu içinde bulunduğu şartlarda gözetilmesine yönelik çalışmalar başlatılmıştır. Korunmaya muhtaç çocuklara ilişkin çıkarılan kanunlar, Erken Cumhuriyet Dönemi'nde önemli bir adım olmuş ancak, mevcut yapının ve meselelerin üstesinden gelinmesinde kifayetsiz kalmıştır. Çalışmada, Erken Cumhuriyet Dönemi çocuk koruma politikaları çerçevesinde, çocukların himayesine yönelik oluşturulan kurum ve kuruluşları ele alınarak, 1923-1940 arasında körpe cumhuriyetin korunmaya muhtaç çocuklara ilişkin yürürlüğe koymuş olduğu kanunlar ve bu kanunların yansımaları ele alınmış ve arşiv belgelerinden, meclis celse zabıtlarından, gazetelerden ve telif-tetkik eserlerden istifade edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Salgınla Mücadele, Çocuk Koruma Politikaları, Korunmaya Muhtaç Çocuk, Korunmaya Muhtaç Çocuk Kanunları.

Beden eğitimiErken Cumhuriyet DönemiKorunmaya muhtaç çocuklar+5
Şeymanur Sanatasan
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin çocuklarının tuvalet eğitimine yönelik bilgi, tutum ve davranışlarının incelenmesi

Bu çalışma, annelerin çocuklarının tuvalet eğitimine yönelik bilgi, tutum ve davranışlarının incelenmesi amacıyla yapılmış, tanımlayıcı tipte kesitsel bir araştırmadır. Çalışma Temmuz 2018 – Şubat 2019 tarihleri arasında, gerekli izinler alınarak, Gaziantep Cengiz Gökçek Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi, Süt Çocuğu Servislerinde gerçekleştirildi. Süt Çocuğu Servislerinde yatmakta olan 18-36 ay arası çocuğu olan anneler araştırmanın evrenini oluşturdu. Bu tarihler arasında, tuvalet eğitimine devam eden veya tamamlamış olan, fiziksel ya da mental engeli olmayan, mesane fonksiyonunu ve anal boşaltımını etkileyebilecek anomalisi olmayan sağlıklı çocuğa sahip, iletişim ve dil problemi bulunmayan ve araştırmaya katılmaya gönüllü 204 anne araştırmanın örneklemini oluşturdu. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından literatür incelenmesi sonucu geliştirilen ''Anne ve Çocuğu Tanıtıcı Bilgi Formu'' ile ''Annelerin Çocuklarının Tuvalet Eğitimine Yönelik Bilgi, Tutum ve Davranışlarını İnceleme Formu'' yüz yüze görüşme yöntemi kullanılarak toplandı. Araştırmadan elde edilen verilerin istatistiksel analizleri IBM SPSS STATİSTİCS 22 paket programı kullanıldı. Tanımlayıcı istatistikler olarak sürekli değişkenler için ortalama ± standart sapma, medyan, minimum – maximum değerleri, kategorik verilerde ise n ve % değerleri incelendi. Kategorik değişkenler arasındaki ilişkinin değerlendirilmesinde Ki- kare Testi, korelasyon analizleri için de Kruskal Wallis H Testi, Mann-Whitney U Testleri kullanıldı. Annelerin eğitim düzeyi, tuvalet eğitimine yönelik tutumları, çalışma durumu, yaşı ve deneyimleri çocuğun tuvalet eğitiminin başarısını etkilediği görüldü. Sonuç olarak; sağlık profesyonelleri özellikle çocuk sağlığı ve hastalıkları hemşiresinin annelere çocuğun tuvalet eğitimine hazır olduğunu gösteren ipuçları, yöntemler ve olumlu yaklaşımlar konularında bilgi vermelidir.

AnnelerBilgiDavranış+5
Emine Meltem Polat
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İbrahim Aşkî'nin [Tanık] çocuk edebiyatı ve eğitimindeki yeri

Bu çalışma, Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi'nde eğitimci ve yazar olarak tanınan İbrahim Aşkî'nin çocuk edebiyatı ve eğitimi alanındaki görüşlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, birincil kaynaklar olarak Aşkî'nin eserlerine, ikincil kaynaklar olarak da hakkında yapılan çalışmalara yer verilmiştir. Araştırmanın sonucunda, Aşkî'nin çocuk edebiyatı ve eğitimi hakkındaki görüşleri ortaya konmuştur. Yapılan incelemeler sonucunda onun eğitim düşüncesinin hem geleneksel hem de modern yaklaşımları içerdiği görülmüştür. Edebiyatla ilgili düşüncelerini, hazırladığı/yazdığı kitaplarla somutlaştırdığı ve bunların öğretimin çeşitli kademelerinde ders kitabı olarak okutulduğu belirlenmiştir. Aşkî, çocuk edebiyatı çalışmalarının hız kazandığı II. Meşrutiyet Dönemi'nde Çocukların Şiir Defteri'ni yazarak ülkemizde henüz emekleme çağındaki çocuk edebiyatına önemli bir katkıda bulunmuştur. Bu eseri yazmakla çocukları sanatın, edebiyatın estetik değerleriyle buluşturmayı amaçladığını söylemek mümkündür. Bunu yaparken çocuk gerçekliğini ve onların bilişsel, dilsel, ahlaki ve toplumsal özelliklerini göz önünde bulundurduğu bir gerçektir. İbrahim Aşkî'nin yazdığı eserlerin bir bütün olarak incelenmediği görülmüş olup dolayısıyla bütün eserlerini göz önüne almadan yapılmış ve yapılacak her çalışmanın kaderinin bir bitmemişlikle malul olacağı anlaşılmıştır. Bu sebeple çalışmamızda onun telif ve tercüme eserlerinin tamamı incelenmiştir. Hepsi ayrı bir değere sahip olan eserlerinin tamamı, bütüncül bir bakış açısıyla irdelenmeye çalışılmıştır.

Tanık, İbrahim AşkiÇocuk edebiyatıÇocuk eğitimi
Mamıka Yıldırım
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

The effects of game education on attention and concentration levels and hand-eye coordination of the sedentary chi̇ldren

In this study, the effects of game education on the attention and concentration levels and hand-eye coordination of sedentary children were researched. The research universe compose 6th, 7th, and 8th grade students of a secondary school where is in the city centre of Elazig. The sample of the research compose 450 students, including girls and boys (n=225) and control group (n=225) in the 12-14 age group randomly selected from the 6th, 7th and 8th grade students in this school. In the study, the experimental group played 16 educational games and threw dart that was thought to increase attention and concentration and hand-eye coordination levels during two course hours time among the eight weeks. For the control group, pre-test and post-test throwing darts were made. Developed by Brickenkamp (1962) d2 testing was used in the evaluation of attention and concentration. Eye-hand coordination was assessed through dart throws. Measurements were applied as pre-test and post-test; the data was evaluated with SPSS 22 packaged software, and the level of significance was seen to be p<0.05. No significant difference was found between experimental and control groups, pre-test d2 test scores and dart shots (p> 0.05). According to pre- and post-test results of the experiment group, it was observed a decrease in the total error and fluctuation levels (H, H%, DO); on the other side, it was observed an increase in the total number of work item (TM), total performance (TM-H) and concentration performance. 27-90 % a change was identified in favor of the experimental group in d2 test performance, hand-eye coordination and dart throws. As a result, when d2 test and dart throw performance scores are examined, it was identified that eight-week educational games and darts education have a high positive effect on attention and concentration of students and hand-eye coordination levels. These results reveal the importance of attention and concentration enhancing education, especially in physical education courses.

Bourdon Attention TestDartAttention+5
Selma Orhan
Fırat University · Institute of Health Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

İlköğretim birinci kademe öğrencilerinde ebeveyn katılım algısını açıklamaya yönelik bir model geliştirme

Bu araştırmanın genel amacı, çocukları ilköğretimde öğrenim gören ebeveynlerin motivasyonel faktörlerinin dışsal değişken ve diğerlerinden algılanan katılım daveti ile zaman ve enerji algısının aracı değişken olarak ele alınıp ebeveyn katılımıyla ilişkisini betimleyen bir model tanımlamaktır.Nedensel modelleme yapılan çalışmada araştırmada Aile Katılım Ölçeği, Ebeveyn Rol Yapısı Ölçeği, Okul Deneyimi Ölçeği, Ebeveyn Öz Yeterlik Ölçeği, Okul Personelinden Algılanan Katılım Daveti Ölçeği, Öğretmenden Algılanan Katılım Daveti Ölçeği, Rehber Öğretmenden Algılanan Katılım Daveti Ölçeği, Çocuktan Algılanan Katılım Daveti Ölçeği, Ebeveynin Zaman ve Enerji Algısı Ölçekleri kullanılmıştır. Bu kapsamda kullanılan veri toplama araçları, çocukları ilköğretim birinci kademede öğrenim gören 790 (418 anne, 372 baba) ebeveyne, sınıf öğretmenlerinin yardımıyla uygulanmıştır. Araştırmada veriler SPSS 16.0 ve AMOS 7.0 programlarıyla analiz edilmiştir.Araştırmanın sonuçlarına göre; ebeveynlerin özyeterlik düzeyleri yükseldikçe, rol yapıları aktifleştikçe ?çocuklarının eğitimlerinden birincil derece sorumlu olduklarına dair inanç arttıkça- ve geçmiş okul deneyimleri olumlu olarak algılandıkça çocuklarının eğitim yaşantılarına katılım düzeyleri artmaktadır. Ayrıca bu olumlu etkinin ebeveynlerin zaman ve enerji algısı ile diğerlerinden algıladıkları katılım daveti üzerinden olduğunu belirtmek mümkündür. Bir başka deyişle, motivasyonel faktörler, ebeveyn katılımını yeterli düzeyde zaman ve enerji algılayıp algılamamasına ile diğerlerinden katılım daveti algılayıp algılamamasına göre etkilemektedir.

Aile katılımıEbeveynlerEğitim+8
Özer Kaya
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Geçici koruma altındaki Suriyeli öğrencilerin Türkiye'ye entegrasyonunda eğitimin etkisi

2023 yılında Dünya, pandeminin, savaşların, doğal afetlerin, zorunlu göçlerin yaşandığı, iletişim ve ulaşım ağlarıyla örülmüş global bir yaşam alanı haline gelmiştir. Savaşlar ve politik çıkar çatışmaları, insanları zorunlu ve kitlesel olarak göçe sürüklemiştir. Kötüleşen ekonomik şartlar da bireysel ve ulus ötesi göçleri tetiklemiş, göç alan ve göç veren yerleşim yerlerinde göçün etkilerinin tekrar düşünülmesi gerekliliğini doğurmuştur. Göç, hem göç alan hem göç veren bölgelerde ekonomik, kültürel, sosyal pek çok alanda değişime sebep olur. Hem mekansal hem toplumsal yapının aynı anda değişmesi, göçün öznesini mücadele ederek kazanacağı bir yaşam savaşına sokar. 2011 yılında sınır komşumuz olan Suriye'de meydana gelen savaş ile başlayan göç hareketi, beklenenin üzerinde Suriyelinin ülkemize giriş yapmasıyla sonuçlanmıştır. Zorunlu göçün beraberinde getirdiği, konut, işsizlik, güvenlik gibi temel sorunların aşılması sosyal yapıdaki uyum ve entegrasyon problemlerinin çözülmesiyle birlikte tam olarak gerçekleşebilir. Göç ile gelen Suriyeli nüfusun 2 milyona yakın 18 yaş altı genç nüfus olduğu düşünülürse eğitim sistemimize binen yükün ağırlığı anlaşılabilir. Suriyeden ülkemize yönelik göçün ilk yıllarında geçici çözümlerle bertaraf edilen problemlere, ilerleyen yıllarda daha sistematik çözüm önerileri getirilmiş ve entegrasyonun anahtarı olan dil ve eğitim çalışmalarına önem verilmiştir. Eğitim ve dil öğretimi entegrasyonun öncülü olarak pek çok sosyal sorunun da çözülmesini sağlayacaktır. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği Projeleriyle de desteklenen Suriyeli öğrencilerin eğitimi halen devam etmekte olan Suriyeli Çocukların Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonunun Desteklenmesi (PİKTES) projesiyle sürdürülmektedir. Bu araştırmada, geçici koruma altında bulunan 6-14 yaş aralığındaki Suriyeli çocukların eğitime erişimi, eğitim sürecinde karşılaşılan zorluklar, sosyal entegrasyon çalışmaları ve entegrasyonu etkileyen faktörler, velilerin ve öğretmenlerin entegrasyona yönelik tutumları, uygulanan PİKTES projesi ve proje çıktıları değerlendirilmiştir.

BütünleşmeGeçici hukuki korumalarGöçler+5
Meryem Yaprak Ulukuş
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Maria Montessori'ye göre çocuğun doğası ve eğitimi

İtalyan eğitimci ve tıp doktoru Maria Montessori'nin `çocuğun doğası ve eğitimi' hakkındaki düşüncelerinin incelenmesi amacıyla yapılan bu çalışmada onun ortaya koyduğu metot, eğitimin çeşitli unsurları açısından ele alınıp incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda çalışmada, Montessori'nin eğitim alanında metot geliştirmesine neden olan düşünceleriyle metot hakkında ileri sürülen bilgiler bir bütünlük içinde sentez edilmiştir. Bu nedenle çalışma, hem kuram hem de uygulamalara ilişkin bilgilerden oluşmaktadır.Çalışmadaki kuramsal bilgilerin büyük bir bölümü Montessori'nin çocuk hakkındaki düşüncelerinden oluşmaktadır. Onun bu düşünceleri bilimsel bulgulara dayanmaktadır. Bu nedenle çalışmada, araştırmalar sonucu elde edilen bilimsel bulgulara da yer verilmiştir. Çalışmadaki uygulamaya yönelik bilgilerin büyük bir bölümü ise Montessori'nin kendi eserlerinden elde edilmiştir. Çalışmanın bu bölümü ağırlıklı olarak metodun temel unsurlarını oluşturan eğitim materyallerine ilişkin bilgilerden oluşmaktadır.Çalışmanın son bölümünde Montessori kurumlarının genel hatlarıyla tanıtıldığı bir bölüme de yer verilmiştir. `Montessori Kurumları ve Türkiye'deki Durum' başlığı altındaki bu bölümde dünyanın çeşitli ülkelerinde hizmet veren Montessori dernekleri ve okullarına yer verilmiştir. Bu bölüm, Montessori Metodu'nun aradan yüzyıl geçmesine rağmen dünyanın en yaygın eğitim metodu olarak uygulanmaya devam ettiğini göstermektedir. Ayrıca bu bölümde Montessori sistemi ile Türkiye'nin okul öncesi eğitim sistemi, amaçlar, eğitim ortamı ve öğretmene verilen rol bakımından birbiriyle karşılaştırılarak incelenmiştir.

Eğitim psikolojisiMontessori, MariaOkul öncesi eğitim+4
Abdullah Durakoğlu
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessEN

TUI Design Considerations for supporting young children's magnitude understanding

In this dissertation, I present my doctoral research on forming tangible user interface (TUI) design considerations for supporting young children's (ages 3 to 5) magnitude understanding. My work resides in the child-computer interaction (CCI) field that aims to develop interactive technologies for children to support their developmental processes. Previous CCI research neglected magnitude understanding (i.e., comparing amounts as 'more-less'), a foundational math ability that influences later academic achievements. Young children's magnitude understanding is influenced by the physical properties of objects (e.g., spatial arrangement, volume), suggesting that an object-based practice may be beneficial. In line with these, we investigated how TUIs, which embed computational capacity in physical objects and/or surroundings, may support young children's magnitude understanding. We followed research through design methodology, where we used artifacts to probe and reframe the research and embodied the learnings in the form of a final conceptual prototype called 'Storibles.' The key contributions of this thesis are: (i) Insights into how to support magnitude understanding, (ii) Design considerations for TUIs on magnitude understanding, (iii) TUI design concepts and prototypes on magnitude understanding, and (iv) Design knowledge informing TUIs for young children's cognitive development. Overall, my work may inspire researchers and practitioners to build tangible interfaces using an iterative and hands-on route with children to inspire interfaces beyond our adult mind's initial conception. This work leads to building TUIs in children's routines to support magnitude understanding and other related fields like spatial understanding.

Parents-child relationUser interface systemsChild education
Ceylan Beşevli Sabuncuoğlu
Koç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk yetiştirme tarzının bağlanma stillerine etkileri ve bunun da kişilerin romantik ilişkilerinde yaşadıkları kaygı ve yaşam doyumlarıyla ilişkisi

Bu araştırmada, çocuk yetiştirme tarzının bağlanma stillerine etkileri ve bunun kişilerin romantik ilişkilerinde yaşadıkları kaygı ve yaşam doyumlarıyla ilişkisini incelemeyi amaçlamıştır. Çalışma kapsamında en az üç aydır romantik ilişki içerisinde olan 192 lisans ve yüksek lisans öğrencisinin verilerinin analiz edilmesiyle araştırma değişkenlerinin aralarındaki ilişki ve farklılaşma düzeyleri değerlendirilmiştir. İlk olarak, kişilerin araştırmaya katılım onaylarını almak için "Onam Formu" verilmiştir. Daha sonra katılımcıların cinsiyeti, yaşı, çocukluklarını geçirdikleri yer, çocukken bakım verenin kim olduğu, kardeş sayıları, ilişki süreleri gibi değişkenleri hakkında veri toplamak için araştırmacı tarafından oluşturulan "Sosyodemografik Bilgi Formu" sorularına cevap verilmesi istenmiştir. Ardından öğrencilerin anne ve baba tutumlarını değerlendirmek için Yıldız Kuzgun tarafından geliştirilmiş olan "Anne – Baba Tutum Envanteri", katılımcıların bağlanma stillerini değerlendirmek için Sümer ve Güngör (1999) tarafından Türkçe'ye uyarlanması yapılan "İlişki Ölçekleri Anketi", romantik ilişkilerini değerlendirmek için Selçuk ve arkadaşları (2005) tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılan "Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri II (YİYE II), sürekli kaygılarını ölçmek için Öner ve LeCompte tarafından 1985 yılında Türkçe'ye uyarlanması yapılan "Durumluk ve Sürekli Kaygı Envanteri"nin sürekli kaygı maddeleri ve kişilerin yaşamdan aldıkları doyumu ölçmek için ise "Yaşam Doyumu Ölçeği (YDÖ)" kullanılmıştır. Araştırmanın istatistiksel analizi SPSS 23 (Statistical Package fort the Social Sciences) programında yürütülmüştür. Araştırmadan elde edilen verilerin istatistiksel analizi sonucunda romantik ilişkilerde kaygı ve yaşam doyumu ile sosyodemografik değişkenler arasında anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Bağlanma stillerinin aracı rolünü değerlendirmek için Paralel Çoklu Değişken Analizi (PROCESS) yürütülmüştür. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda anne – baba tutumları ile romantik ilişkide yaşanan kaygı arasında aracı rolü bulunmasıyla birlikte yaşam doyumu ile aracı rolü bulunmamıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular, ilgili literatür çerçevesinde tartışılmıştır, sınırlılıklar ve gelecek çalışmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Anne – baba tutumu, bağlanma, romantik ilişkide kaygı, yaşam doyumu.

Ana-baba tutumuBağlanmaBağlanma stilleri+6
Ceren Yeltekin
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Islahevlerindeki çocukların topluma kazandırılmasında seramik eğitiminin etkileri

ÖZET Çağdaş ve uygar bir yaşamın gelişmesindeki en önemli olgu eğitimdir. Ulusların gelişmişlik düzeyi yetiştirdikleri bireylerdir. Eğitim aileden başlayarak okul ve çevre ilişkisi içerisinde şekillenmeye ve bireyin kişiliğini oluşturmaya başlar. Çocuklar çevrelerinde gelişmekte olan olayları izleyerek kendilerine davranış modelleri oluştururlar. Sanat eğitimi, çocukların kişiliklerinin olumlu yönde gelişmesini, mutlu olmalarını, başkalarıyla barışık yaşamasını sağlar. Sanat bir ifade şeklidir. Çocuk kelimelerle anlatamadığı iç dünyasının zenginliğini; hüznünü, mutluluğunu, sanat sayesinde ifade eder. Her çocuk masum olarak doğar, büyüklerin ellerinde şekillenir. İlk eğitimi aileden alan çocuğun, Almış olduğu bu eğitim sağlıklı, bilinçli ve sevgi dolu ise ilerde yaşamla uyumlu bir yetişkin, bunların tam aksi olduğunda ise, kural tanımayan uyumsuz, antisosyal bir kişi olur ve suça yönelir. Suç "insanın kendi çıkarları için başkalarına isteyerek zarar vermesidir" (Adler) şeklinde tanımlanır. Çocuklar suçlu doğmaz, ancak suça itilirler. Buna etken olan aile, okul,çevre şartlandır. Suç işlemeleri halinde ise topluma kazandırılmak için yeniden eğitilmek üzere ıslahevlerine yerleştirilirler. Islah evinde çocukların meslek eğitiminden hariç, sanat eğitimiyle kendi dünyalarının ifade edilmesine olanak tanınır. Sanat eğitimi içinde yer alan Seramik eğitimi; hem psikomotor davranışları geliştirirken hem de çocuğun psikolojik olarak rahatlamasına olanak sağlar. Birey aldığı sanat eğitimiyle, düşünce, duygu ve becerilerini geliştirir.înce ayrıntıları görebilen duyarlı üretken, kendine güvenen bir yapı oluşturur. Kişilik; birey diğer bireylerden ayıran belirleyici bir özelliktir. Eğitim ve sanat eğitimi; kişiliğin olumlu olarak oluşmasını sağlar. Freud'a göre kişilik; id, ego, süper ego olmak üzere üç11 bölümden oluşur. Kişinin ruhsal dengesini sağlıklı bir biçimde devam ettirebilmesi için bu üç öğe denge içerisinde olmalıdır. Dengeyi sağlayan öğe ise egodur. Bireyler içsel çatışmalara çözüm bulabilmek ve gerilimden kurtulabilmek için çeşitli savunma mekanizmaları geliştirmişleridir. Bu yöntemler; bastırma, yadsıma, yüceltme, özdeşim kurma, kaçma, düş kurma, saplanma, dengeleme, yer değiştirme ve mantığa bürünmedir. Savunma mekanizmaları çok kullanıldığı zaman psikolojik sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Doğumdan itibaren öğrenmeye başlayan birey; çeşitli büyüme evrelerinde sorunlar yaşar. Özellikle ergenlik çağında yaşanılan sorunların çözümü, öncelikle aileden başlayarak okul-çevre ilişkisinde şekillenir. Bu dönemlerde aile, toplum ile aralarında çıkan çelişkiler sevgi ve eğitim ile çözüm bulabilir. Bu tezde yazılı kaynaklar belgesel tarama yöntemiyle araştırılmıştır. Ayrıca Keçiören Islahevi seramik öğretmeniyle yapılan röportaj da yer almaktadır. Bu ıslahevindeki çocukların Zafer Çarşısı'nda sergilenen ürünlerinin fotoğraflanarak belgelenmesi ve teknik olarak değerlendirilmesi de bunmakdatır. Islahevi seramik öğretmeni Yusuf Yıldız ile yapılan röportajda çocukların topluma kazandırılma çabası içerisinde Seramik eğitiminin önemi vurgulanmıştır.

Islah eviSanat eğitimiSeramik sanatı+4
Muhammet Ilgın
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2005
00

Related subjects