Kodlama
Bu konu başlığı altında 70 tez
Ses kodlayıcılarının kodlama niteliklerine göre tek ve iki kere kodlanmış seslerden tespiti
Bu çalışmada sunulan araştırma, kodlanmış bir ses verisinin kodeğini tespit etmeye yönelik özgün bir yöntem önermektedir. Önerilen yöntem herhangi bir kod çözümü içermediği, kodlama üstverisinden faydalanmadığı ve bir kodeğin bit dizisi formatına ait bilgileri göz önüne almadığı için basit ve hızlıdır. Yöntemin temel aldığı düşünce, kodek tasarımına etki eden sıkıştırma oranı, ses kalitesi ve karmaşıklık gibi faktörlerin kodlanmış ses üzerinde etkilerini gösterecek olmasıdır. Bu etkileri açığa çıkarmak amacıyla, önerilen yöntem, kodlanmış verinin rasgele yerlerinden aldığı 2 ile 4 KB uzunluğundaki bayt dizilerinin kaotik ve rasgelelik niteliklerini analiz ederek farklı kodeklere ait kodlama süreçlerini ifade eden istatistiksel modeller kurmaktadır. Yöntemin kodek tespit etme başarımını ölçmek adına, testlerde, PSTN, GSM ve VoIP iletişim ortamlarında kullanılan konuşma kodekleri ile yüksek kaliteli ses sıkıştırma amacıyla kullanılan toplam 16 farklı ses kodlayıcı, en sık kullanılan kodlama parametreleri ile kullanıldı. Ses içeriğinin oluşturabileceği etkilerden kurtulmak için testler hem konuşma hem de müzik veri kümeleri üzerinde yapıldı. Sonuçlar incelendiğinde, bir kere kodlanmış bir ses verisinin kodeği %95'ten yüksek bir başarım ile tespit edilmiştir. kili kodlama senaryolarını da içeren birçok deney yapılmıştır. kili kodlama test sonuçlarına göre, önerilen yöntem, iki kere kodlanmış seslerin ilk kodeğini %80'den daha yüksek bir başarım ile tespit edebilmektedir. Bu testlere ait tek kısıt; ikinci kodlayıcının ilk kodlayıcıdan daha yüksek bir bit hızına sahip olması gerekmektedir.
Yazılım sektörünün ekonomiye katkısı: Türkiye örneği
Günümüzde yazılımın kullanılmadığı herhangi bir sektör yok denecek kadar azdır. Bankalardan tutun ufak ölçekli firmalarda bile yazılımdan destek alınmaktadır. Bu kadar yaygın olan ve hemen her sektörde kullanılan yazılımın ekonomiye katkısı da yadsınamayacak derecededir. Bu bağlamda çalışmamın iki önemli amacı bulunmaktadır. Birincisi Yazılım'ın önemi, ikincisi ise yazılımın ekonomik açıdan ülkelere katkısının neler olduğunun gözlemlenmesidir. Anahtar Kelimeler: Yazılım, Ekonomi, Programlama, Kodlama, Araştırma Geliştirme
Okul öncesi öğretmenlerinin bilgi-işlemsel düşünme becerilerinin desteklenmesi: Tasarım temelli hizmet içi eğitimin etkisi
Bu araştırmanın amacı, tasarım temelli öğrenme yaklaşımı ile hazırlanan hizmet içi eğitim programının, okul öncesi öğretmenlerinin kodlama ve bilgi-işlemsel düşünme becerilerine etkisini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubu, 20 deney ve 20 kontrol grubu olmak üzere 40 okul öncesi öğretmeninden oluşmaktadır. Çalışmanın verileri, eğitim programının uygulanmasının öncesi ve sonrasında nicel ve nitel olarak toplanmıştır. Bu nedenle araştırma karma araştırma yöntemi desenlerinden biri olan müdahale deseni olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda, ön test son test kontrol gruplu yarı-deneysel desen kullanılmıştır. Nitel boyutu durum çalışması şeklinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında deney grubu öğretmenlerine 21 oturumdan oluşan 3 modül hizmet içi eğitim programı beş günlük bir eğitimle uygulanmıştır. Bu kapsamda nicel veriler, "Kodlama ve Bilgi-İşlemsel Düşünme Hakkında Öğretmen İnanışları Ölçeği", "Bilgisayarca Düşünme Ölçeği" ve "Hesaplamalı Düşünmenin Öğretimine İlişkin Öz yeterlik Algısı Ölçeği" ile toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde, tekrarlı ölçümler için çok faktörlü varyans analizi (MANOVA) ve bağımlı örneklemler için t testi kullanılmıştır. Nitel veriler ise içerik analizi yöntemi kapsamında çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda tasarım temelli hizmet içi eğitim programının okul öncesi öğretmenlerinin kodlama ve bilgi-işlemsel düşünme becerileri üzerinde olumlu etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca araştırmanın nicel bulguları nitel bulguları tarafından desteklenmektedir.
Okul sonrası robotik kodlama eğitiminde öğretmenlerin rolleri ve görevlerinin sosyal duygusal öğrenme temelinde incelenmesi
Öğretmenlerin rol ve görevleri mevcut şartlara bağlı olarak değişmektedir. Okullardaki formal eğitimle okul dışında eğitim çeşitlerinden olan okul sonrası yapılan eğitim faaliyetleri kıyaslandığında öğretmenin rol ve görevleri farklılıklar göstermektedir. Bu tez çalışmasında okul sonrası yapılan kodlama ve robotik kodlama üzerine olan eğitim faaliyetleri incelenmiştir. Kodlama ve robotik kodlama üzerine okul dışı olarak resmi (Deneyap atölyeleri vb.) ve özel olarak Türkiye'de ve dünyada birçok faaliyet gerçekleştirilmektedir. Bu faaliyetler öğretmenler ve teknoloji ile ilgili kişiler tarafından yapılabilmektedir. Ayrıca, bu faaliyetlerde öğrenciler sosyal duygusal açıdan desteklenebilmektedir. Fakat, bu ortamlarda eğitim veren kişiler öğrencilerini sosyal duygusal öğrenme (SDÖ) açısından desteklemek istediklerinde beklenen rol ve görevler net değildir. Bu tez çalışmasında okul sonrası yapılan kodlama ve robotik kodlama eğitim faaliyetlerinde öğrencilerin sosyal duygusal öğrenmesini desteklemek amacıyla öğretmenlerin üstlendikleri rol ve görevleri belirlemek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, Öğretmenlerle 15 birebir ve dört odak grup görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilere içerik analizi ve çerçeve analizi yapıldıktan sonra Nvivo programı kullanılarak kelime sıklığı ve kelime benzerliği analizi yapılmıştır. Öğretmen rol ve görevlerinin akran ilişkileri, özdüzenleme ve görev bilinci temalarında toplandığı görülmüştür. Ortaya çıkan roller; gözlemci, destekleyici, iletişimci, planlayıcı, rehber ve yönetici rollerdir. Kodlamada akran sorunlarını çözme, zorlukları yenme ve duygu kontrolü; robotik kodlamada ise iletişim fırsatlarının artırılması ile mevcut ilerlemesine göre hedeflerini ve planlarını ayarlaması alt temaları ön plana çıkmıştır. Okul sonrası kurslarda formal eğitimden daha fazla rehber ve destekleyici rol için öğretmenlerin imkanının olması ulaşılan sonuçlardandır.
Grafik tasarım ile görsel sanat disiplinleri arasındaki ilişki ve yeni yaklaşımlar
Disiplinlerarasılık çeşitli disiplinlerden elde edilen bilgi, veri, teknikler, araçlar, bakış açıları, kavramlar ve kuramları bütünleştirmeye, anlamlandırmaya yönelik bir çalışma biçimi olarak tanımlanmaktadır. Sanat alanı içerisinde ise disiplinler arası kavram ele alındığında iki farklı eğilimin varlığından söz etmek mümkündür. Bu eğilimlerden ilki, sanat disiplinlerinin kendi aralarında var olan etkileşim ve ilişkisi, diğeri de sanat kavramının bilimsel ve teknolojik alanlardaki disiplinlerle arasındaki etkileşimidir. Grafik tasarımda en temel amaç olan mesaj iletmek görevini yerine getirmek için farklı mecralar kullanarak birçok sanat/tasarım dalıyla disiplinler arası ilişki içine girme gerekliliğindedir. Tarihsel süreç içerisinde grafik tasarım; resim, heykel, mimari ve fotoğraf gibi alanla bilgi ve teknik alışverişi yaparak birbirlerini etkilemişlerdir. Günümüzde hedefine ulaşmış başarılı bir grafik tasarım materyallerinin sadece tasarıma yakın olan disiplinlerle ilişki içine girmediğini, artık teknoloji ile multidisipliner etkileşim kurduğunu ifade etmek gereklidir. Kodlamadan yapay zekaya, arttırılmış gerçeklikten üç boyutlu yazıcılara kadar birçok teknolojik gelişmeyle işlevsel ve estetiksel olarak etkileşim içerisindedir. Bu çalışmada grafik tasarımın gelinen son noktada nasıl bir disiplinler arası ilişki içinde olduğu en güncel örneklerle anlatılmaya çalışılmıştır.
Wavelet based image coding and interpolation
The need of higher resolution on imaging systems and displays increases everyday.Data rates and bandwidth are still limited to satisfy the demands of enhanced resolutions.So, we should develop intelligent enhancement tools which yield higherresolution images with comparably limited bitrate. In this thesis, we examine thequality enhancement capabilities of two dierent approaches, i.e. image codingand image interpolation. Better image coding algorithms are capable of producingenhanced higher detail images at the same bitrate. For that purpose, wedesign an ecient and intelligent wavelet based image coding algorithm that codesthe hierarchical description of wavelet coecients instead of coding themselves.Namely, we introduce the hierarchical quantization index tree which is composedof quantization index classes. These index classes are constructed using combinationof similar wavelet coecients which leads an adaptive structure. Then,this hierarchical tree is optimized by a simple rate-distortion analysis to achieveecient bit allocation among various dierent regions of natural images. In thesecond part of the thesis, we propose a wavelet based interpolation algorithm thatexploits the correlation between high resolution(HR) and low resolution(LR) images.Basically, we design linear minimum mean square error lters between HRand LR images to recover lost high frequency information. For modeling the relationshipbetween two resolutions, we use two dierent approaches, i.e. blockbased lter design and context adaptive lter design. In block based lter designalgorithm, we partition the image into blocks to capture local frequency variations.In context adaptive algorithm, we use a simple context to adapt dierentimage structures. We also briey mention how these new approaches can beintegrated into a novel coding + resolution enhancement joint framework. Simulationsshow that both our coding and interpolation algorithms perform betterthan most existing schemes.
Dijital hikâye oluşturmanın ortaokul 7.sınıf öğrencilerinin yaratıcı düşünme becerisine katkısı
Bu araştırmanın amacı dijital hikâye oluşturmanın ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin yaratıcı düşünme becerisine katkısını ortaya koymaktır. Bunun için araştırma karma yöntem olarak tasarlanmış, çalışmanın verileri öğrencilerin oluşturduğu dijital hikâyelerden elde edilmiştir. Elde edilen veriler analiz edilerek betimlenmiştir. Öğrencilerin hikâye yazma tutumları uygulamanın başında ve sonunda yapılan ölçümlerle incelenmiştir. Ayrıca süreç içerisinde yapılan video kayıtları ve süreç sonunda yapılan öğrenci görüşmeleriyle dijital hikâye oluşturma süreci derinlemesine incelenmiştir. Araştırma 2019-2020 eğitim-öğretim yılı birinci döneminde Uşak'ta bir devlet okulunda, yedinci sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Yaklaşık olarak 19 hafta süren araştırmada öğrenciler kodlama yoluyla bireysel olarak dört dijital hikâye oluşturmuşlardır. Elde edilen bulgulara göre ilk uygulama ve son uygulamada yapılan ölçümlerde; akıcılık, özgünlük, hayal gücü, analitik düşünme, farklı bakış açısı, medya unsurları ve içerik boyutlarında gelişmeler olduğu görülmüştür. Benzer şekilde kalıcılık testi puan ortalamasında artış olduğu belirlenmiştir. Hikâye yazma tutum açısından bakıldığında ise öğrencilerin tutum ölçeğinden uygulama öncesi ve sonrası aldıkları puanların arttığı fakat bu artışın istatistiksel açıdan anlamlı olmadığı belirlenmiştir. Diğer taraftan öğrenciler genel anlamda dijital hikâye oluşturma etkinliklerini eğlenceli bulduklarını, uygulama öncesi yapılan beyin fırtınası etkinliği sayesinde düşünmenin sağlandığını, taslak hikâye oluşturmanın yararlı olduğunu, hikâye tahtasının dijital hikâye sürecini kolaylaştırdığını, kontrol listesi sayesinde hikâye hakkında değerlendirme yapıldığını, farklı bakış açısı, analitik düşünme, akıcılık, özgünlük boyutlarında gelişmenin yaşandığını, çoklu ortam ögelerinin hikâyeyi güzelleştirdiğini, hikâye unsurlarının daha kolay fark edildiğini belirtmişlerdir. Ayrıca dijital hikâye oluşturma etkinliklerinin Türkçe dersi üzerinde olumlu etkisinin olduğu, dijital hikâye sürecinde geleneksel hikâye yazmaya kıyasla kolaylık yaşandığı kadar zorluk da yaşandığı, eğlenceli olması sebebi ile Türkçe derslerinde dijital hikâye etkinliklerinin yapılmasının istendiği belirlenmiştir. Süreç içerisinde dijital hikâye ile sınıf içerisinde öğrenci etkileşimleri gelişmiş, dijital hikâye oluşturma sürecine katılma istekleri artmıştır. Ulaşılan bu bulgular sonucu günümüz araştırmacıları, eğitimcileri ve uygulamacıları için kodlama ve dijital hikâyenin öğrenme ortamlarında kullanılması ve bu sayede aktif bir öğrenme ortamının yaratılabileceğine ilişkin birtakım öneriler ileri sürülmüştür.
Yaratıcı kodlama tekniğinin oto üretken tasarımlarda kullanılması ve bir uygulama
Yaratıcı kodlama veya aracı bir program ile sanatsal yaratım, günümüzde tasarımın her alanında olduğu gibi grafik tasarım alanında da ilgi çekmektedir ve bu yöntemi destekleyen yeni yazılımların ortaya çıkmasıyla alandaki çalışmalar hızla devam etmektedir. Öte yandan yaratıcı kodlamanın nasıl yapıldığı ve bu yöntemin biz grafik tasarımcılar açısından tasarım sürecine nasıl katkılarının olduğu sorusu cevaplanmaya değer bir konudur. Programlama dilinin kodlama eylemi ile birlikte oto üretken tasarım uygulamaları alanında kullanım pratiklerinin araştırılması bu tezin konusunu oluşturmaktadır. "Yaratıcı Kodlama Tekniğinin Oto Üretken Tasarımlarda Kullanılması ve Bir Uygulama" adlı bu tez çalışmasının amacı grafik tasarımcılar için yaratıcı kodlama tekniğinin oto üretken sanat alanında kullanım pratiklerine dair hem teknik anlamda hem de sanatsal boyutta temel bir kaynak oluşturmaktır. Kodlama diline yabancı olan grafik tasarımcılara temel tasarım prensiplerinden başlayarak sistemin sunduğu imkanların açıklanması ve tasarım süreçlerinin örnekler eşliğinde anlatılması hedeflenmektedir. Yaratıcı kodlamanın bu araştırmada sadece bir yöntem olduğu unutulmamalıdır. Tasarım süreci boyunca oto üretken sanatın dijital çağdan önce var olan analog yöntemler ile oluşturulan örneklerinin incelenmesi ve oto üretken sanatın "estetik" bağlamına dair tasarım ölçütlerinin ortaya konulması da bu tezin amaçlarından birisidir. Çalışmanın ilk bölümünde, kodlama etkinliğinin dijital dönem öncesi kaynakları belirlenmiş, grafik tasarım ile buluştuğu noktaya dek geçirdiği süreç tasarım kavramları çerçevesinde incelenmiştir. İkinci bölümde araştırmaların ortaya koyduğu yeni başlıklar ışığında yaratıcı kodlamanın tasarım alanındaki yansımaları irdelenmiş, oto üretken tasarımlarda uygulamaları teknik süreçler ve yazılımlar da dahil olmak üzere ayrıntılı şekilde ele alınmıştır. Tezin üçüncü bölümünde yaratıcı kodlama yönteminin temelleri açıklanmış, grafik tasarım alanındaki güncel örnekleri yaratıcı kodlama tekniğinin sunduğu avantajlar bağlamında tartışılarak anlatılmıştır. Dördüncü bölümde ise süreç boyunca öğrenilenler çerçevesinde yaratıcı kodlama tekniği ile bir uygulama yapılmıştır.
Kodlama eğitiminde robot kullanımının ortaokul öğrencilerinin erişi, motivasyon ve problem çözme becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, kodlama eğitiminde robot kullanımının 5. ve 6. sınıf öğrencilerinin erişi, motivasyon ve problem çözme becerilerine etkisini belirlemektir. Araştırma Bolu ili Merkez ilçesinde 87 öğrenciyle yürütülmüştür. Yarı deneysel desenlerden kontrol gruplu ön test – son test deney modeline göre hazırlanan araştırmada, altı haftalık temel programlama eğitiminin ardından, deney grubu öğrencileri altı hafta süresince robot kullanarak kodlama öğrenirken kontrol grubu öğrencileri aynı süre boyunca robot kullanmadan kodlama öğrenmişlerdir. Araştırma kapsamında veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Programlama Erişi Testleri", "Çocuklar İçin Problem Çözme Envanteri" ve "Motivasyon Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde bağımsız örneklem t-testi, eşleştirilmiş örneklem t-testi ve kovaryans analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda programlama erişi testi sonuçlarına göre her iki grupta da ön test - son test puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Grupların son test puanları karşılaştırıldığında deney grubu lehine anlamlı bir artış olduğu tespit edilmiş, ön test puanları kontrol altına alınarak yapılan analiz sonucunda ise deney grubu lehine anlamlı bir fark ortaya çıkmıştır. Problem çözme envanteri sonuçlarına göre deney grubu ön test - son test puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuş, kontrol grubu ön test - son test puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Grupların son test puanları karşılaştırıldığında gruplar arasında anlamlı bir farklılık ortaya çıkmamış, ön test puanları kontrol altına alınarak yapılan analiz sonucunda ise deney grubu lehine anlamlı bir farklılık ortaya çıkmıştır. Motivasyon son test sonuçlarına göre ise robotik kodlama faaliyetlerinin öğrencilerin motivasyonlarını arttırdığı ancak bu artışın istatistiksel olarak anlamlı bir fark yaratmadığı belirlenmiştir.
Eşli programlamada çeşitli bireysel farklılıkların grup uyumu, akış ve kodlama performansına etkisi
Bu tez çalışmasının amacı eşli programlamada eşlerin bireysel farklılıklar açısından homojen ve heterojen olmasının grup uyumu, akış ve kodlama performansına etkisini araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda tez çalışmasında eşli programlamada, eşlerin belirlenmesinde kullanılmak üzere "cinsiyet, öğrenme stili, arkadaşlık, kişilik özelliklerinden dışa dönüklük ve sorumluluk bileşenleri, kodlama öz-yeterliği ile kodlama ön bilgisi" şeklinde yedi bireysel farklılık değişkeni belirlenmiştir. Karma desende tasarlanan bu tez çalışması bir çoklu durum çalışmasıdır. Tez çalışmasının nicel kısmında son testli eşit olmayan kontrol gruplu deneysel desenden yararlanılmıştır. Tez çalışmasına, 2018-2019 eğitim-öğretim yılı güz döneminde büyük bir devlet üniversitesinin BÖTE bölümünde seçmeli "Bilişim Yönetim Uygulaması" dersini alan 64 gönüllü 3. ve 4. sınıf lisans öğrencisi katılmıştır. Araştırma sonucunda bütün bireysel farklılık durumlarında grupların homojen veya heterojen eşleştirilmelerinden bağımsız olarak grup uyumunun ve akışın yüksek, kodlama performansının ise orta seviyede olduğu bulunmuştur. Ayrıca, öğrenme stili durumunda homojen grubun daha yüksek düzeyde akış deneyimledikleri görülmüştür. Öte yandan arkadaşlık durumunda homojen grup daha yüksek düzeyde akış deneyimlerken, heterojen grup daha yüksek düzeyde kodlama performansı ortaya koymuştur. Kişilik özelliklerinden sorumluluk bileşeni durumunda heterojen grup daha yüksek düzeyde kodlama performansı göstermiştir. Öğrenciler eşli programlamada çeşitli nedenlerle arkadaşlık ve kodlama ön bilgisi düzeyine göre homojen veya heterojen olarak eşleşmeyi tercih etmektedirler. Ayrıca, görev sorumluluğu yüksek öğrencilerle eşleşmek de tercih edilmektedir. Bu şekilde öğrenciler, daha yüksek grup uyumu, akış ve kodlama performansı elde edeceklerini düşünmektedirler. Bu bağlamda eşli programlamada akış deneyimini artırmak için öğrenme stili ve arkadaşlığa göre homojen, kodlama performansını artırmak için ise kişilik özelliklerinden sorumluluk bileşenine ve arkadaşlığa göre heterojen grupların oluşturulması önerilebilir.
Sonlu uzunluklu kutupsal kodlar için üretim matrisi seçimi
Polar coding is a recently proposed coding technique, which has been proven to achieve the channel capacity. The original 2x2 generator matrix polarizes the channels and a portion of channels' capacity approach 1, while the remaining channel capacities approach 0. In the literature, it was shown that, as the codelength goes to infinity, polarization performance of Arıkan's 2x2 matrix is better than any matrix of size less than 16x16. In this thesis, we show that this observation does not necessarily hold for the finite-length case and the channel polarization is attainable by using different generator matrices. The main contribution of this thesis consists of filling the gap on the analysis of the finite-length polar code generation. A normalized polarization distance measure was defined and polar codes from different generator matrices showing different amount of polarization effects were obtained using this measure. Also, the coding structure for these generalized polar codes were obtained. Polarization performances in both asymptotical and finite-length cases were investigated especially for generator matrices of size 3x3 and 4x4 using Bhattacharyya parameter histograms, polarization rate exponents and normalized polarization distance measures; also upper bound on block error probabilities for these matrices were analyzed. Moreover, the recursive likelihood ratio equations for a specific 4x4 matrix showing the best polarization performance among all 4x4 generator matrices were defined. A decoding algorithm was implemented for a generator matrix from the best group of 4x4 generator matrices and its erasure rate was compared with the Arıkan's original generator matrix' decoding performance.
An investigation of spelling skills in Turkish: The Role of phonological encoding and rapid naming in the literacy skills of third and fourth graders
The present study investigated the role of phonological encoding (PE) skills and rapid automatized naming (RAN) in predicting reading and spelling achievement of Turkish-speaking children. It compared the underlying processes of spelling with those involved in reading with reference to developmental differences across grade levels and the transparent orthography of Turkish. Besides, it explored variations in the spelling errors found in the students' handwritings in word and text level spelling based on grade levels and task modality (copying vs. dictation). The participants were 77 students attending Grade 3 and Grade 4. A number of literacy tests were used to collect data, and the data were analyzed both quantitatively and qualitatively. Although the fourth graders had similar levels of PE skills with the third graders, they performed significantly better in RAN, word reading and word spelling tests. Regression results showed that RAN was a strong precursor of reading while PE was a significant predictor of spelling in Turkish. Still, RAN made significant contributions to spelling skills beyond PE at both grade levels. In addition, PE significantly contributed to the reading skills of the third graders while it did not account for significant amounts of variance in the reading skills of the fourth graders. As the grade level increased, the effect of phonological knowledge tended to decrease whereas automatization gained more importance in predicting reading and spelling performance. The results of the error analysis revealed some variations in the error patterns across modalities, but no striking differences were found across grade levels.
Ortaokul öğrencileri için yapay zekâ okuryazarlığı öğretim programının geliştirilmesi
Çalışmada ortaokul düzeyindeki öğrencilere yapay zekâ okuryazarlığı yeterliliklerini kazandırmak amacıyla bir öğretim programı tasarlanmış, geliştirilmiş ve uygulaması yapılmıştır. Öğretim programının oluşturulmasında yapay zekâ okuryazarlığı yeterlilikleri, tasarım ilkeleri temel alınmış ve Taba-Tyler program geliştirme modeli kullanılmıştır. Araştırma, bir tasarım ve geliştirme araştırması olarak yapılandırılmış ve gerekliliklerine göre üç uygulama fazı oluşturulmuştur. Fazların her birinde öğretim programında düzenlemelerin yapılmasını sağlamak için veri toplama araçları kullanılmıştır. Nicel olarak yapılan analizler SPSS25 programı, nitel olarak yapılan analizler ise MAXQDA programı kullanılarak analiz edilmiştir. Fazların çalışma grupları yedi öğrenci, on iki öğretmen adayı ve yirmi dört öğretmen şeklinde ayrılmaktadır. Öğrenci grubu ile yapılan birinci faz uygulaması öğretim programının hazırlanmış olduğu şekilde 12 haftalık olarak uygulanmıştır. Uygulama esnasında erişi testi, dereceli puanlama anahtarı, araştırma günlükleri ve ders gözlem formu veri toplama araçları kullanılmış ve edinilen verilerin analizleri sonucunda öğrencilerin konuya dair hedeflenen kazanımları edindikleri tespit edilmiştir. Öğrencilerin öğrenimleri konusunda kontrol sağlanabilmesi adına yapılan erişi testlerinin Friedman testi ile incelemesi yapılmış ve testler arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Diğer veri toplama araçlarından da veriler alınarak öğretim programında düzenlemeler yapılmıştır. Öğretim programının düzenlenmesinin ardından öğretmen adaylarıyla ikinci faz uygulaması yapılarak dereceli puanlama anahtarı ile veriler toplanmıştır. Uygulama doğrultusunda yeniden programda düzenlemeler ve örnek çeşitlendirilmesi yapılarak üçüncü faz uygulaması yapılmıştır. Öğretmenler ile yapılan son uygulamada görüşme veri toplama aracı kullanılarak öğretmenlerin öğretim programının içeriği, etkinlikleri ve konu başlıkları öğretim programının son haline gelmesi sağlanmıştır. Geliştirilen öğretim programı ve yapılan analizler doğrultusunda ortaokul öğrencilerine bu programın uygulanmasının yeterlilik kazanımı için katkısı olacağı söylenebilir.
10-12 yaş grubu öğrencilerinin kodlamaya ilişkin tutumlarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı 10 – 12 yaş grubu öğrencilerinin kodlamaya ilişkin tutumlarının belirlemektir. Ayrıca öğrencilerin tutumlarının cinsiyet, sınıf ve yaş değişkenleri açısından anlamlı farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırma tarama modeli kullanılan betimsel nitelikli bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında İstanbul İli Çekmeköy ilçesindeki Bahçeşehir Koleji'nde öğrenim gören 64 kız 71 erkek olmak üzere toplam 135 öğrenci oluşturmuştur. Veriler Kodlama Eğitimine Yönelik Tutum Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizi için frekans, yüzde ve aritmetik ortalamalar yanında, gruplar arası karşılaştırmalar için ilişkisiz örneklemler t-testi ve tek yönlü anova kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin kodlamaya yönelik yüksek düzeyde olumlu tutumlara sahip olduğu belirlenmiştir. Ayrıca erkek öğrencilerin, 5. sınıf öğrencilerinin ve yaşı daha küçük olan öğrencilerin kodlamaya yönelik daha olumlu tutumlara sahip olduğu görülmüştür. Bu araştırma ileride gerçekleştirilecek yeni araştırmalara yol gösterici olması bakımdan önem taşımaktadır.
A mixed-method study: Pre-service teachers' learning of block-based programming and computational thinking
The purpose of this explanatory sequential mixed-method study is to examine the effect of pair programming on pre-service teachers' computational thinking skills and coding achievement and to explore pre-service teachers' learning experiences of programming. The participants were 36 pre-service teachers who took the Instructional Technologies and Material Development course at Boğaziçi University. Online tasks and activities were designed on a web-based block coding platform (Scratch) and given to the two sections of the course. In the sections, the experimental group completed the Scratch tasks in pairs and, the control group completed the same Scratch tasks individually. The analysis showed that there was no statistically significant difference between the computational thinking skills scores and coding achievement test scores of the experimental group and the control group. However, when the pre-test and post-test results were compared within each group, the experimental and the control group significantly increased their computational thinking and coding achievement. The themes that emerged in the qualitative analysis, on the other hand, showed the importance of pair programming. This study underscored the benefits of pair programming in early error detection, increasing coding quality, facilitating knowledge transfer, enhancing problem-solving, and developing creativity. This study contributes significantly to the literature by emphasizing the importance of programming instruction given to pre-service teachers by using pair programming.
LEGO robotikle kodlamanın ilkokul öğrencilerinin akademik başarısı ve fen bilimlerine karşı tutum ve bilimsel süreç becerilerine etkisi
Akademik başarı her eğitim kademesindeki bireyler için önemli bir ölçüttür. Akademik başarının ölçülmesi gelecek eğitim planlarının yapılmasında önemli bir alandır. Çocukların okul öncesi eğitimden sonra okuma yazma öğrenmekle başladıkları ilk eğitim safhası ilkokullardır. Bu nedenle ilkokul öğrencilerinin akademik başarılarının ölçülmesi önemlidir. Fen bilimleri ise öğrencilerin eğitim hayatında önemli yer tutan bir çalışma alanıdır. Öğrencilerin fen bilimlerine karşı tutumları bilimsel süreçlerine de etki etmektedir. Bu noktada teknolojinin sunduğu imkanlardan yararlanmak hem öğrenciler hem de toplumlar açısından avantajlar yaratabilir. Günümüz teknolojisinin ulaştığı noktada pek çok işlem dijital ortamlarda bilgisayarlar aracılığı ile yapılmaktadır. Dolayısıyla bu ortamın gereklerinden biri olan kodlamanın yani bilgisayar programlarını kullanmanın ve bu programları yazmanın ve kullanılabilirliğinin önemi artmıştır. Gelişmiş bir ülke olma amacında olan ülkelerin bu konuya ayrıca önem verdikleri görülmektedir. Türkiye'de de son yıllarda bu konudaki çalışmalara ağırlık verdiği görülmektedir. Yine son yıllarda bu konuda yapılan yani LEGO robotik kodlama, bilgisayar programcılığı, program geliştirme vb. alanlarda yapılan akademik çalışmaların arttığı gözlemlenmektedir. Bu çalışmada LEGO robotikle kodlamanın ilkokul öğrencilerinin akademik başarıları ve fen bilimlerine karşı tutum ve bilimsel süreç becerilerine etkisi incelenmiştir. Çalışmanın verileri TED Hatay Koleji'nde 4A ve 4C sınıfında eğitim gören toplam 33 öğrenci katılmıştır. Çalışmaya 4A sınıfından 16, 4C sınıfından ise 17 öğrenci katılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin %45,2'sinin ailesinin geliri iyi ve %45,2'sinin çok iyidir. Öğrencilerin %59,4'ü erkek, %40,6'sı kızdır. Çalışmanın verilerinin toplanmasında "Fen bilimleri dersine yönelik tutum ölçeği", "Bilimsel süreç becerileri testi" ve "Sınıf fen ve teknoloji dersi kuvvet ve hareket testi" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda LEGO robotikle kodlamanın ilkokul öğrencilerinin başarılarına, fen bilimlerine karşı tutumlarına ve bilimsel süreç becerilerinde pozitif yönde etkisi olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.
Başlangıç aşamasındaki müzik öğrencilerinde piyanodaki nota gruplarını deşifre etmedeki kodlama süreci
Deşifre becerisini, psikolojinin görece yeni bir alanı olan "uzmanlık bilimi" bakış açısıyla (Ericsson ve Pool, 2018:24) incelediğimiz çalışmamızın temel amacı, farklı beceri düzeyindeki müzik öğrencilerinin notaları nasıl kodladığını incelemektir. Konservatuvar eğitimi veya özengen piyano eğitimi alan 10–16 yaşlarında 52 katılımcının yer aldığı çalışmamızda, beceri düzeyinin (uzman, amatör) ve müzikal uyaranların modalite türünün (görsel, işitsel, görsel-işitsel) katılımcıların tepki doğrulukları ve tepki süreleri üzerindeki etkisini inceledik. Tanıma testinde, müzikal uyaranları katılımcılara görsel, işitsel ve görsel-işitsel modalitelerde "aynı" veya "farklı" versiyonlarla sunarak katılımcıların tepki doğruluklarını ve tepki sürelerini karşılaştırdık. Analizlerde 2 (beceri düzeyi) x 3 (genel modalite türü) faktörlü karma ANOVA ve 2 (beceri düzeyi) x 7 (modalite türü) faktörlü karma ANOVA kullandık. ANOVA sonuçlarına göre, katılımcıların tepki süreleri sadece müzikal uyaranların modalite türüne bağlı olarak farklılaşırken, tepki doğrulukları beceri düzeyine, müzikal uyaranların modalite türüne ve bu iki değişkenin ortak etkisine bağlı olarak farklılaşmaktadır. Genel olarak, işitsel ve görsel–işitsel modalitede sunulan müzikal uyaranlar görsel olarak sunulan müzikal uyaranlara göre daha kısa sürede ve daha fazla sayıda tanınmaktadır. Uzman gruptaki öğrenciler amatör gruptaki öğrencilere göre müzikal uyaranları daha fazla sayıda tanımaktadır. Uzman gruptaki öğrencilerde işitsel ve görsel–işitsel modaliteler arasında tepki doğruluğunda bir farklılık ortaya çıkmazken, amatör gruptaki öğrencilerde işitsel modalitede sunulan müzikal uyaranlar görsel–işitsel modalitede sunulan müzikal uyaranlardan daha fazla sayıda tanınmaktadır. Bu sonuçlara dayanarak, uzman grupta yer alan öğrencilerin notaları işitsel ve görsel–işitsel modalitelerde kodladığı, amatör grupta yer alan öğrencilerin ise notaları işitsel modalitede kodladığı çıkarımında bulunabiliriz.
Mantık ve kodlama eğitimi alan öğrencilerin başarılarının belirlenmesi
Bilimsel ve teknolojik gelişmeler toplumsal ihtiyaçların değişmesine ve yeni mesleklerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Gelişme ve değişimler eğitim sürecini de etkilemekte eğitimi gelişmeye ve değişmeye zorlamaktadır. Bilgisayar ve internet teknolojilerindeki gelişmeler ile birlikte eğitim kurumlarında kodlama derslerine yer verilmeye başlanmış olup, eğitim kurumlarının rekabet gücünü artıran bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Kodlama eğitiminin temelini oluşturan mantık olmakla birlikte, sadece ortaöğretim 9.sınıf matematik dersi öğretim programında yer verilmektedir. Bu araştırmanın amacı, mantık ve kodlama eğitimi alan öğrencilerin başarılarının belirlenmesidir. Bu kapsamda Matematik öğretim programında yer alan kazanımlara uygun Mantık Başarı Testi geliştirilmiştir. Araştırma tarama modelinde tasarlanmış ve örneklemi amaçlı örnekleme desenine göre seçilmiştir. Araştırma sonucunda, kodlama eğitimi alan 9. Sınıf öğrencilerinin Mantık Başarı testinden daha yüksek puan aldıkları belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Mantık, Kodlama, Bilimsel kodlama, Robotik kodlama
Bilişim teknolojileri öğretmenleri bakış açısıyla robotik ve kodlamanın bilişim teknolojileri ve yazılım dersine entegrasyonunun niteliklerinin belirlenmesi
Günümüzde teknolojinin gelişmesi ile Bilişim Teknolojileri ve Yazılım dersinin de önemi artmaktadır. 21. yüzyılın gerektirdiği beceriler doğrultusunda yeni nesillerin teknolojik becerilerle donatılması gerekmektedir. Bu becerilerden birisi de robotik kodlamadır. Bu alan ile ilgili konular Bilişim Teknolojileri ve Yazılım dersi kapsamında anlatılsa da öğretim programında yer almamaktadır. Bu nedenle öğretmenlerin insiyatifinde anlatılabilir. Bu tezin amacı, Milli Eğitime bağlı okullarda görev yapmakta olan Bilişim Teknolojileri öğretmenlerinin görüşleri doğrultusunda robotik ve kodlama konularının öğretim programına entegrasyonuna yönelik niteliklerin belirlenmesi ve bir öğrenme öğretme çerçevesi oluşturmaktır. Çalışmanın amacı doğrultusunda araştırmada Delphi yöntemi kullanılmıştır. Delphi yönteminin amacı uzman görüşleri doğrultusunda belirli bir konu üzerinde uzmanlar arasında uzlaşma sağlanmasıdır. Araştırmada kullanılan Delphi yöntemi 2 aşamada gerçekleştirilmiştir. Delphi çalışmasının birinci aşamasında robotik kodlama konusunda uzman 9 Bilişim Teknolojileri öğretmeni ile robotik kodlama öğretiminde yer alması gereken kazanımlar, robotik kodlama derslerinde kullanılabilecek donanım ve yazılım araçları, öğretim yaklaşımları, ölçme ve değerlendirme yaklaşımları öğrenme ortamı nitelikleri ve robotik kodlama entegrasyonunun boyutları ile ilgili yarı yapılandırılmış bir görüşme formu çerçevesinde görüşmeler yapılmıştır. Uzmanlardan gelen cevaplar içerik analizi ile analiz edilmiş ve 8 tema belirlenmiştir. Bu temalar altında toplam 111 kod ortaya çıkarılmıştır. İkinci Delphi aşamasında bu kodlar ile 7'li likert tipi bir anket hazırlanmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında uzmanların belirledikleri kodlar ile oluşturulan anket uzmanlarla birlikte 46 Bilişim Teknolojileri öğretmenine ulaştırılmıştır. Uzmanlardan anketin her bir maddesini 1-7 arasında değerlendirmeleri istenmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda her bir maddenin ortalama, medyan ve çeyrekler arası açıklık değerleri hesaplanmıştır. Yapılan istatiksel analizler sonucunda medyanı 7,00 altında olan maddeler elenmiştir. Medyanı 7,00 olan maddeler tekrar incelenerek çeyrekler arası açıklık değerleri 1,00'in üzerinde olan maddeler de elenmiştir. Kalan maddeler robotik kodlama öğrenme öğretme çerçevesine dahil edilmiştir. Araştırma sonucu elde edilen robotik kodlama öğrenme öğretme çerçevesi toplamda 8 bölüm ve 83 maddeden oluşmaktadır.
A comparative study on the place of coding education in secondary school curriculum and textbooks of Turkey, the UK and Russia
The teaching of coding which is the foundation of the 21st century skills is followed with great interest in the world. Recently, as a result of STEM education, which is an interdisciplinary teaching approach, the significant of coding education and its relation with other disciplines is more important. As in Turkey, it is the most important mistakes in front of the coding training that thinks that coding is related only to the informatics course. The mathematics that forms the basis of the coding course must be at the point of coding education. When countries with proven success in coding education are examined, the importance given to mathematics is understood. In this study, the determination of the place of coding training in computing and computing curriculum textbooks in Turkey, UK, and Russia is made. The similarities and differences between the coding trainings in these three countries were evaluated using CIPP model and Gagne's Nine Events of Instruction. In study, as the textbooks Information Technologies and Software Course 5th Grade Teacher's Guide (online book), Matrix Computing for 11-14, 8th Informatics course book and as the curriculum, The Information Technologies and Software Curriculum for Turkey in 2017, Computing in the National Curriculum Key Stage 3 for England in 2014, the informatics curriculum for Russia in 2012 were used. With this study, the adequacy of curricula and textbooks in Turkey were implemented by the Ministry of Education was evaluated. In addition, the similarities and differences of curricula and textbooks in Turkey, England and Russia compared and evaluated. As a result of the study, identified deficiencies in terms of suggestions for coding training in Turkey.
Robotik ve kodlama eğitiminin meta-tematik analizi
Son yıllardaki teknolojik gelişmelerle birlikte, robotik ve programlama eğitimi konusunda yoğun uygulamaların yapıldığı görülmektedir. Bu bağlamda, bu eğitimlerin içeriği ve kullandıkları temaların dağılımı merak konusudur. Bu amaçla, robotik ve kodlama eğitimi alanında yapılan ulusal ve uluslararası çalışmaların meta-tematik analizi yapılması gerekmektedir. Araştırma kapsamında, Google Scholar, Dergipark, YökTez, ProQuest, ERIC, Science Direct ve Web of Science veritabanları incelenmiş ve 2012-2022 yılları arasında Türkçe ve İngilizce olarak yayınlanan 1203 çalışmaya ulaşılmıştır. Bu çalışmada, Prisma Akış Diyagramı kullanılarak etki algısı üzerine çalışılmış, davranışsal ölçüt doğrultusunda seçim yapılmış ve meta-analiz için 58 çalışma kullanılmıştır. Araştırmaya göre, robotik ve kodlama eğitiminin meta-tematik analiz sonuçları değerlendirildiğinde robotik ve kodlama eğitiminin bilişsel boyutta bireyin bilgiyi anlamasını ve öğrenmesini kolaylaştırdığı, zihinsel becerilerini güçlendirdiği ve problem çözme becerilerini geliştirdiği gibi katkıları olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Duyuşsal boyutta eğitimin eğlence ve deneyimlerle memnuniyet gibi etkileşimli bileşenlerin olduğu, sosyal amaçlar için sürekli işbirlikçi öğrenmenin sürdürüldüğü ve bireysel seçeneklerin uygun şekilde korunduğu ortaya çıkmıştır. Öte yandan, robotik ve kodlama eğitiminin olumlu katkılarının yanı sıra, altyapı yapısı, malzeme eksikliği ve öğretmen yeterliliğinin aşılması gibi bazı sorunlarla karşılaşıldığı ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, robotik ve kodlama eğitimi için öğrenme ortamlarının uygun hale getirilmesi ve bu alanda eğitimli eğitmen eksikliğinin azaltılması gerektiği belirtilmektedir. Anahtar sözcükler: Robot, Robotik, Robotik Kodlama, meta-tematik analiz, doküman incelemesİ
Üstün yetenekli 9-11 yaş grubu öğrencileri için oyun tasarımı ve kodlama eğitimi- Kodu game lab örneği
Tarihte büyük olayların arkasındaki kişilerin karakteristik özelliklerine ve yaşantılarına bakıldığında hepsinin üstün yetenekli bireyler oldukları görülmektedir. Önemli gelişmelerin arkasındaki bu kişilerin eğitimi, geçmişten günümüze her zaman tartışma konusu olmaktadır. 21.yüzyıl becerilerine ulaşılmada oyun tasarımı ve kodlama eğitimi önemli eğitimlerden biri olarak görülmektedir. Bu araştırma ile 9-11 yaş grubu öğrencilerin; oyun tasarımı ve kodlama eğitimi hakkında tutumları üzerine çalışılmıştır. Başarı zekâ kuramı temel alınarak hazırlanan 8 haftalık eğitim sonucunda, üstün yetenekli ve normal gelişim gösteren öğrencilerin alan ve üst düzey kazanımları arasındaki farklar ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Ayrıca üstün yetenekli öğrencilerin oyun tasarımı ve kodlama eğitim programı olan Kodu Game Lab hakkında görüşlerine ulaşılmaya çalışılmıştır. Karma yöntem araştırmalarından yakınsayan paralel desen kullanılan araştırmanın nicel araştırma bölümü için "Eğı̇tsel Bı̇lgı̇sayar Oyunları Destekli̇ Kodlama Öğrenı̇mı̇ne Yönelik Tutum Ölçeği", öğrencilerin ders içi başarılarını puanlamak için "Alan ve Üst Düzey Kazanım Tabloları" ve öğrenci görüşlerini elde etmek için yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi Bursa ilinde bulunan Potansiyel Üstün Yetenekliler Derneği (PÜYED)'nde eğitim gören 9-11 yaş grubu 65 üstün yetenekli ve 15 normal gelişim gösteren öğrenci olmak üzere toplam 80 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilerin eğitsel bilgisayar destekli kodlamaya ilişkin tutumlarını ölçmeye yönelik Keçeci, Alan ve Zengin (2016) tarafından geliştirilen "Eğitsel Bilgisayar Destekli Kodlama Öğrenimine Yönelik Tutum Ölçeği" isimli ölçek kullanılmıştır (Ek 2). Elde edilen bulgulara göre üstün yetenekli ve normal gelişim gösteren öğrencilerin eğitsel bilgisayar oyunları destekli kodlama öğrenimine yönelik tutumları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında ise 8 saatlik oyun tasarımı kodlama eğitimi programı, Sternberg başarılı zekâ kuramı temel alınarak zenginleştirme ile planlanmış, ardından eğitim PÜYED bünyesinde 65 üstün yetenekli ve 15 normal gelişim gösteren öğrenciye uygulanmıştır. Öğrencilerin alan kazanım puanları ve Sternberg başarı zekâ kuramına göre hazırlanan üst düzey kazanım puanları ayrı ayrı hesaplanmıştır. Araştırma sonucuna göre üstün yetenekli ve normal gelişim gösteren öğrencilerin alan ve üst düzey kazanımları arasında anlamlı farklar bulunmuştur. Üstün yetenekli 65 öğrencinin alan ve üst düzey kazanım puanları arasında ise cinsiyete göre anlamlı bir fark bulunamamıştır. Üçüncü araştırmada ise üstün yetenekli 12 öğrenci ile Kodu Game Lab programı hakkında yarı yapılandırılmış bir görüşme gerçekleştirilmiş ve ortaya çıkan sonuçlara göre Kodu Game Lab programının üç boyutlu görüntü desteği öğrenciler tarafından çok beğenilmiştir. Fakat program içerisine dışarıdan herhangi bir nesne, arka plan veya görüntü yüklenilememesi programın en büyük eksiklik olarak belirlenmiştir. Ayrıca öğrencilerin görüşlerine göre program hayal güçlerine ve programlama mantığı öğrenimine katkı sağlamaktadır.
Ortaokul öğrencilerinin ders içi robotik kodlama etkinliklerinin blok tabanlı programlamaya ilişkin öz yeterlilik algısına etkisi ve robotik kodlama hakkındaki görüşleri
Bu çalışmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin bilişim teknolojileri dersinde robotik kodlama etkinlikleriyle ortaokul öğrencilerin blok temelli programlamaya ilişkin öz-yeterlik algıları arasında bir ilişki olup olmadığını araştırmaktır. Ayrıca araştırmaya katılan öğrencilerin robotik kodlama çalışmalarına ilişkin düşüncelerinin ortaya konması, cinsiyete göre blok tabanlı programlamaya ilişkin öz yeterlilik algılarının belirlenmesi, bilişim teknolojileri dersi dışında Scratch kullanan öğrencilerle kullanmayan öğrenciler arasındaki öz yeterlilik algılarındaki farkın belirlenmesi ve online eğitim alan öğrencilerle almaya öğrenciler arasındaki öz yeterlilik algılarındaki farkın belirlenmesi de çalışmanın diğer amaçları arasında yer almaktadır. Araştırma kapsamında karma yöntem araştırma desenlerinden gömülü (içeyerleşik) (embedded) desenden yararlanılmıştır. Araştırmanın nicel aşamasında tek gruplu ön test-son test modeli, nitel aşamasında durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Bursa ilinin Nilüfer ilçesinde yer alan özel bir okulda öğrenim gören 61 kız, 61 erkek toplamda 122 6.sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Öğrencilerin robotik kodlama etkinliklerine yönelik düşünce ve duygularını belirlemek için araştırmacı tarafından geliştirilen yarı-yapılandırılmış mülakat formu 4 kız, 8 erkek toplam 12 6.sınıf öğrencisine uygulanmıştır. İlişkili-Örneklem t Testi sonuçlarına göre öğrencilerin blok tabanlı programlamaya ilişkin öz yeterlilik algılarında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p=0,000). Ayrıca etki büyüklüğü (d=1,28) blok tabanlı programlamanın öz yeterlilik algısı üzerinde çok büyük düzeyde bir etkisi olduğunu göstermektedir. Bağımsız (İlişkisiz)-Örneklem t testi (Independent-Samples t Test) sonuçlarına göre blok tabanlı programlamaya ilişkin öz yeterlilik algısının cinsiyete göre (p=0,629), bilişim teknolojileri dersi dışında Scratch kullananlara göre (p=0,272) ve online eğitim alan öğrencilere göre (p=0,292) istatistiksel olarak farklılık göstermemektedir. Araştırma kapsamında elde edilen nitel sonuçlara göre öğrenciler, robotik kodlama etkinliklerini eğlendirici ve kişisel gelişimlerine katkı sağlayan etkinlikler olarak görmektedir. Robotik ve kodlama alanında ilerlemek isteyen öğrenciler ilerde insanlığa fayda sağlayacak, insanların ihtiyaçlarını giderecek robotlar tasarlamak istediklerini belirtmişlerdir.
EBA kodlama modülü kullanımının ortaokul öğrencilerinin programlamaya ilişkin öz yeterlik inançlarına etkisi ve modüle ilişkin öğrenci görüşleri
Bu çalışmanın amacı kodlama eğitiminde kullanılmak üzere oluşturulan EBA Kodlama modülünün ortaokul 5.sınıf öğrencilerinin programlamaya ilişkin öz yeterliklerine etkisini ve öğrencilerin ortama ve ortamın kullanılabilirliğine ilişkin görüşlerini incelemektir. Çalışma 2017-2018 eğitim-öğretim yılı II. döneminde Hatay Anayazı Ortaokulu 5.sınıfta öğrenim gören öğrenciler içerisinden Bilişim Teknolojileri ve Yazılım Dersi Destekleme ve Yetiştirme Kursu'na katılan deney grubunda 15, kontrol grubunda 15 olmak üzere toplam 30 öğrenci ile karma yöntemde yürütülmüştür. Çalışma süresince deney grubuna EBA Kodlama modülü kullanılarak, kontrol grubuna ise gösterip yaptırma yöntemi kullanılarak eğitim verilmiştir. Çalışma sonunda EBA Kodlama modülü kullanılarak yapılan eğitimin gösterip yaptırma yöntemiyle yapılan eğitime göre öğrencilerin programlamaya ilişkin öz yeterliklerini artırmada daha etkili olduğu, ayrıca öğrencilerin EBA Kodlama modülünü yararlı ve bilgi verici olarak gördükleri, programlama eğitimde kullanılabilir bir ortam olarak niteledikleri sonuçlarına ulaşılmıştır.