Republican Period

447 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Balkan Antantı ve Türk Edebiyatı: Cumhuriyet devrinde Balkanlara dönük edebiyatın doğuşu ve gelişmesi

1930'ların kültür ve sanat hayatı gözden geçirildiğinde, Türk edebiyatında Balkanlara yönelik yeni bir ilginin oluşmaya başladığı görülmektedir. 1930 başlarında imzalanan Balkan Antantı ve çeşitli ikili anlaşmaların ardından başlayan büyük Balkan göçlerinin de tesiriyle, Türkiye kamuoyunda Balkanlara yönelik ilginin had safhalara ulaştığını söylemek mümkündür. Dönem boyunca ortaya çıkan gelişmeler gerek yönetici sınıflar, gerekse halk üzerinde Balkanlara yönelik ilgiyi beslerken, Osmanlı dönemine ait yaşanmışlıkları gün yüzüne çıkarmaya ve ortak hafızayı harekete geçirmeye başladığı görülmektedir. Bu gelişmeler aradan fazla bir zaman geçmeden edebiyata da yansımış, Balkanlara yönelik sayısız inceleme ve araştırmaya, makale yazımına, seyahatnamelere vücut vermiştir. Bunun yanı sıra doğrudan edebî verimler olarak şiir, hikâye ve roman alanında da dikkate değer gelişmeler kaydedilmiştir. İlgili dönem şimdiye kadar uluslararası ilişkiler ve Cumhuriyet tarihi bağlamında ele alınmış olmakla beraber, dönem içi gelişmelerin edebiyata yansıması bakımından müstakil bir değerlendirmeye tabi tutulmadığı görülmektedir. Bu bakımdan, 1930'larla İkinci Dünya Savaşı sonrası dönem arasında gerek önemli edebiyat-sanat dergilerinde ve gerek kitap olarak yayımlanan edebî verimlerin tespiti üzerinden Balkanlara yönelik edebiyatın boyutlarının ele alındığı bu tezde, dönem boyunca ortaya çıkan inceleme, makale, seyahatname, şiir, hikâye ve roman türündeki eserler topluca değerlendirilmeye çalışılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Balkan Antantı, Balkan Göçleri, Balkanlara yönelik edebiyat, Balkan dillerinden tercümeler.

Balkan AntantıCumhuriyet DönemiEdebi eserler+5
Saadet Çetin
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası hukuku çalışmak ve öğretmek: Türkiye'de erken Cumhuriyet Döneminde uluslararası hukuk eğitimi ve literatürünün analizi (1923-1945)

Bu tezde ilk olarak uluslararası hukuk eğitiminin Türkiye'de erken cumhuriyet döneminde kimler tarafından, ne şekilde, hangi kurumlarda verildiği, Osmanlı İmparatorluğu döneminde verilen uluslararası hukuk eğitimi ile benzerlikleri/ farklılıkları ve imparatorluktan cumhuriyete geçişte uluslararası hukuk eğitiminde devamlılık/değişimlerin neler olduğu sorularına yanıt aranacaktır. Bu çerçevede bu tez Türkiye'de uluslararası hukuk eğitiminin Osmanlı İmparatorluğu'ndan tevarüs eden kurumsal ve kuramsal bazı devamlılıklar gösterdiğini, ancak cumhuriyete geçişle beraber gerek yeni kurumların tesisi veya eski kurumların reformu, gerekse hukuk eğitiminin cumhuriyet ideallerine göre yeniden tasarlanması ile önemli farklılıkların da ortaya çıktığını iddia etmektedir. Bu tezde ikinci olarak Türk uluslararası hukuk akademyasının erken cumhuriyet döneminde hangi konuları tartıştığı, bu konuların Avrupa'daki tartışmaları takip edip etmediği ve uluslararası hukuk literatürünün gelişiminde Türkiye'nin dış politika sorunlarının nasıl bir rol oynadığı sorularına yanıt aranacaktır. Bu dönemde az sayıda özgün uluslararası hukuk tartışması yapılmış olmakla birlikte büyük ölçüde Avrupa'daki literatür takip edilmiş; ancak literatürde ağırlığı Türk dış politikasının birçoğu Lozan Antlaşması ile doğrudan ya da dolaylı olarak alakalı meselelerinin hukuki analizi oluşturmuştur. Anahtar Kelimeler: Uluslararası Hukuk, Erken Cumhuriyet Dönemi, Hukuk Eğitimi, Türk Dış Politikası, Lozan Antlaşması.

Cumhuriyet DönemiHukuk eğitimiLiteratür taraması+3
Sevgi Tansu Yavuz
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Dönemi edebiyat dergilerinde edebiyat eleştirisi (1928-1940)

Edebiyat eleştirisi, Tanzimat Dönemi'yle birlikte Türk edebiyatına giren bir tür olarak edebî faaliyetlerin değişim ve gelişimini besleyen bir alan olmuştur. 19 ve 20. yüzyılda çıkan edebiyat dergileri, edebiyat dünyasının canlılığını yansıtan panoramik bir görüntü sunmaktadır. Dolayısıyla edebî yönelişlerin en uygun şekilde takip edebileceği ortam edebiyat dergileridir ve edebiyat dünyasının gelişiminde eleştirinin etkisi çok önemlidir. 1928-1940 yılları arasında çıkarılan edebiyat dergileri üzerinden inceleme yapılmasının sebebi ise 1928 yılında Harf İnkılabı'nın gerçekleştirilmesi ve 1940 yılına kadar çok hareketli toplumsal ve edebî hayatın varlığının eleştiri türüne de yansımış olmasıdır. 1940 yılıyla incelemenin sonlandırılmasının sebebi ise İkinci Dünya Savaşı'nın toplumsal, ekonomik etkisinin yanında edebiyatta büyük kırılmaların başlangıcı oluşudur. Bu çalışma kapsamında 1928-1940 yılları arasında çıkarılan başlıca edebiyat dergileri üzerinden roman, şiir, tercüme ve eleştiri türleri üzerine yapılan tenkit içerikli yazılar incelenmektedir. Ayrıca bu çalışmada münekkitlerin üzerinde tartışmaya değer gördükleri bazı yazar ve şairler hakkındaki düşünceleri değerlendirildikten sonra münekkitlerin ve dönemin tenkit üslubu üzerinde durulmaktadır. Bu çalışmayla Cumhuriyet Dönemi'nin edebiyat sahasındaki yansımaları ve edebiyat eleştirisinin gelişimi ile özellikleri hakkında genel bir değerlendirme yapılmaya çalışılmaktadır.

Cumhuriyet DönemiDergilerEdebi eleştiri+3
Şeyma Dayı
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bankacılık tarihi gelişmeleri

Bu araştırma bankacılık sektörünün Türkiye'de tarihsel süreçteki değişimini ifade etmek ve bankacılık sektöründe yaşanan değişimlerin ülke ekonomisinde yarattığı durumları ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır. Osmanlı Devleti'nden başlayarak Türkiye'de bankacılık sektörünün mevcut durumunun ifade edilmesi amaçlanan bu araştırmada literatür taraması yöntemi kullanılmıştır. Birincil ve ikincil kaynaklardan yararlanılarak Osmanlı'dan günümüze bankacılık sektöründe yaşanan değişimler ve gelişmeler aktarılmıştır. Anahtar Kelimeler: banka, bankacılık, Osmanlı, Türkiye

BankacılıkBankacılık sektörüCumhuriyet Dönemi+2
Özge Güven
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Türkistan'dan 1950'li yıllarda Türkiye'ye göç eden kazakların tarihi ve sosyo-ekonomik gelişimi

Doğu Türkistan'daki Çin zulmünden kaçarak önce Keşmir sonra Hindistan ve Pakistan'a gelen Kazaklar daha sonra buradan Türkiye'ye göç etmişlerdir. Kazaklar, Doğu Türkistan'dan Türkiye'ye göç ettikten sonra Türkiye'de çeşitli illere yerleşmişlerdir. Buralarda tarım ve hayvancılık ile meşgul oldular. Köylerde geçimin zorlaşmaya başlamasıyla birlikte İstanbul'a göç etmişler, burada önce el emeği ile çeşitli ürünler yapmışlar, deri işine girmişler, plastik fabrikaları kurmuşlardır. Bu dönemde Kazaklar arasında eğitim konusuna önem verilmemiştir. Ancak deri ve plastik işlerinin duraklamaya başlamasıyla beraber eğitim konusu önem kazanmıştır. Bu süreçten itibaren Kazaklar ortak atalardan gelme akrabalarının yurdu olarak benimsedikleri Türkiye'de pek çok meslek dalında görünmeye başlamışlardır. İstanbul'a geldikten sonra çeşitli ilçelere yerleşen Kazaklar İstanbul Güneşli'de "Kazakkent" adıyla müstakil bir yerleşim kurmuşlardır. Bugün Türkiye'de kendi kültürlerini devam ettiren Kazaklar yıllar içinde çok büyük mesafeler kat etmişlerdir.

Cumhuriyet DönemiDoğu TürkistanGöçmenler+6
Harun Mesut Akgün
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tekirdağ'da Milli Bayram kutlamaları (1950-1980)

Tarih boyunca devletlerin başından önemli olaylar geçmiştir. Bu önemli olaylar karşısında verilen mücadele ve bu mücadelenin sonunda elde edilen başarı, unutulmamak adına kalıcı hale getirilmek istenmiştir. Milli Bayramların ortaya çıkmasında da önemli olaylar etkili olmuştur. TBMM'nin açılması ile birlikte bir Milli Bayram oluşturma çabasına girişilmiş ve 23 Nisan 1920 günü açılan meclisin gününe özel 23 Nisan Hakimiyet Bayramı olması ve daha sonra Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanması amaçlanmıştır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a çıktığı 19 Mayıs 1919 günü de daha sonra 19 Mayıs Atatürk'ü Anma ve Gençlik Spor Bayramı olarak kutlanmıştır. 30 Ağustos günü zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz Harekâtı ise unutulmaması adına 30 Ağustos Zafer Bayramı olarak anılmıştır. Saltanatın kaldırılmasının ardından yeni bir rejim arayışına girişilmiş ve yeni yönetim anlayışımızın Cumhuriyet olacağı benimsenmiş ve 29 Ekim 1923 günü Cumhuriyet ilan edilmiştir. Cumhuriyetin ilan ediliş tarihi de Cumhuriyet Bayramı olarak kutlanmıştır. Tüm yurtta coşkuyla kutlanan bayramlar Tekirdağ'da da coşkuyla kutlanmıştır. Çalışmanın konusunu 1950-1980 yıllarında Tekirdağ'da Milli Bayram kutlamaları oluşturmaktadır. Törenlerin nasıl gerçekleştirildiği ve Tekirdağ halkının törenlere karşı tutumunun aktarılması amaçlanmıştır.

BayramlarCumhuriyet DönemiKutlamalar+2
Onur Reyhan
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Dönemi lise tarih ders kitaplarında II. Mahmut imajı

Bu çalışmanın amacı, dünyada ve Türkiye'de büyük değişimlerin yaşandığı XIX. yüzyılın başında tahta çıkan ve padişahlığı süresince içte ve dışta birçok zorluklara maruz kalan II. Mahmut'un, ortaöğretimde okutulan tarih ders kitaplarındaki imajını ortaya koymaktır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden olan durum çalışmasından, veri toplama tekniği olarak doküman incelemesinden ve verilerin analizi ve yorumlanmasında betimsel analizden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler, Türk Tarih Tezi'ne Hazırlık Dönemi, Türk Tarih Tezi Dönemi, Hümanist Dönem, Türk-İslâm Sentezi Dönemi ve Yapılandırmacı Eğitim Dönemi olmak üzere beş kategori altında incelenmiştir. Çalışma; Giriş, Kavramsal Çerçeve, Yöntem, Bulgular ve Yorum, Tartışma ve Sonuç olmak üzere beş bölümden oluşmaktadır. Bu çalışmanın sonucunda II. Mahmut imajının, Osmanlı Devleti'nin dağılma dönemindeki diğer bazı padişahlar kadar olumsuz olmadığı, özellikle Hümanist Dönemden itibaren olumlu olduğu tespit edilmiştir. II. Mahmut, Türk Tarih Tezi'ne Hazırlık Dönemi ve Türk Tarih Tezi Dönemlerinde daha çok Osmanlı Devleti'nde, merkeziyetçi idare sistemini kurmaya çalışan, "müstebit, aydınlanmacı münevver" bir padişah olarak anlatılırken; Hümanist Dönemden itibaren ıslahatçı bir padişah olarak anlatılmıştır. Bu çalışma kapsamında incelenen tarih ders kitaplarında, II. Mahmut dönemi siyasî olayları içerisinde en çok Sırp Yunan isyanlarına yer verildiği tespit edilmiştir. Yunan İsyanı'na bu kadar geniş yer verilmesine karşın, isyan sırasında meydana gelen Türk katliamına çok az yer verildiği tespit edilmiştir. Ders kitaplarında milliyetçi azınlık isyanlarından sonra ikinci olarak Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasına geniş yer verildiği tespit edilmiştir. Bu olay hakkında, incelenen tarih ders kitaplarında görüş farklılıklarının var olmadığı ve hemen hemen bütün olayın olumlanarak Vak'a-i Hayriye olarak aktarıldığı görülmüştür. II. Mahmut döneminin diğer önemli olgusu olan ıslahatlara, ders kitaplarında, Türk Tarih Tezi'ne Hazırlık Dönemi ile Türk Tarih Tezi Dönemi'nde az yer verilirken; Hümanist Dönemden itibaren, II. Mahmut'un ıslahatçı yönünün öne çıkarılmasıyla beraber, geniş yer verildiği tespit edilmiştir. Bu dönemin önemli siyasî olaylarından Mısır Meselesi'nin ders kitaplarında geniş olarak yer verilen dördüncü olay olduğu ortaya konulmuş ve olayın tarih anlayışları dönemlerinde geçirdiği değişim ortaya konulmuştur. Yine II. Mahmut döneminin önemli figürleri olan Kavalalı Mehmet Ali Paşa, Alemdar Mustafa Paşa, Tepedelenli Ali Paşa, Halet Efendi'nin ders kitaplarındaki imajlarının değişimi ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Tarih Eğitimi, Tarih Öğretimi, Tarih Ders Kitapları, Padişah II. Mahmut

Cumhuriyet DönemiDers kitaplarıMahmud II+6
Mesut Sülün
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk dış politikasında süreklilik unsuru: İdeoloji, eylem ve güvenlik 1876-1960

Osmanlı Devleti gücünün azalmasıyla birlikte devletler karşısında üstün konumunu da kaybetmiştir. Savaşlarda eski başarının sağlanamaması, başarılı olunan durumlarda da devletlerin uyguladıkları politikalar istenen sonuçların alınmasını engellemiştir. Osmanlı Devleti zamanla diplomasinin önemini daha iyi kavramış ve bu alana gerekli ilgi gösterilmeye başlanmıştır. Hariciye alanında yapılan reform çalışmaları diplomasinin ve diplomatik personelin yetişmesi açısından faydalı olmuştur. Devletin yıkılış döneminde diplomasiye önem verilmişse de çöküş engellenememiştir. Birinci Dünya Savaşı sonunda yıkılan Osmanlı Devleti'nin yerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti pek çok konuda ve özellikle diplomasi alanında Osmanlı Devleti'nin mirasçısı olmuştur. Bu çalışmada ki amaç Osmanlı Devleti'nin son döneminden itibaren uygulanan dış politika ile Türkiye Cumhuriyeti'nde uygulanan dış politika arasındaki sürekliliğin incelenmesidir. Dış politikadaki süreklilik özellikle ideoloji, eylem ve güvenlik açısından ele alınarak daha detaylı ve sistematik bir çalışma olmasına özen gösterilmiştir. Çalışmada öncelikle arşiv, meclis tutanakları olmak üzere kitap ve makalelerden yararlanılarak sürekliliğin varlığı ve ne derecede olduğu açıklanmaya çalışılmıştır. Bu detaylı çalışmanın sonucunda Osmanlı Devleti'nin son döneminden itibaren uygulanan dış politika ile Türkiye Cumhuriyeti'nde uygulanan politikalar arasında bazı istisnai durumlar olsa da çoğu uygulamada süreklilik olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Diplomasi, Dış Politika, Osmanlı Hariciyesi, Türk Dış Politikası, Dış Politikada Süreklilik

Cumhuriyet DönemiEylemGüvenlik+6
Seda Kantar
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yassıada Mahkemesi: Anayasa ihlal davasında yargılanan dört kişi

Türkiye, 1950 yılında 27 yıl aradan sonra farklı bir parti tarafından yönetilmeye başlandı. Artık Demokrat Parti 27 Mayıs 1960 yılına kadar ülkenin idaresinde yegâne güçtü. İktidarın el değiştirmesiyle ülkenin üzerindeki tek parti havası giderilmeye çalışıldı. Muhalefet, iktidarı kaybetmenin etkisindeyken iktidar daha da güçlenmenin peşindeydi. Demokrat Parti iktidarının her çeşit siyasi tasarrufları muhalefet tarafından şiddetle eleştirildi. Menderes'in kabul ettiği bazı kanunlar Anayasaya aykırı kabul edildi. Hem muhalefet hem basın DP hükümetini şiddetle eleştirdiler. DP tarafından çıkarılan kanunlar ve Menderes'in tutumu orduyu da rahatsız etmişti. Böylece askeri bir cunta iktidarı düşürmek ve ülkeye demokrasi getirmek amacıyla harekete geçtiler. Menderes bir darbe ile yerinden indirildi. Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes'le birlikte DP'li bütün arkadaşları tutuklanarak Yassıada Mahkemelerinde yargılandılar. Yaklaşık bir yıl süren mahkemelerde koca bir devrin muhasebesi yapıldı. En ince ayrıntısına kadar hazırlanan iddianamelerle, çok sayıda şahidin dinlenerek sanıkların çapraz sorgulamasıyla gergin geçen duruşmalar neticesinde Mahkeme 15 kişiye idam cezası verdi. Fakat neticede 3 kişinin cezası MBK tarafından kesinleştirilerek infazı gerçekleştirildi.

AnayasaAnayasa yargısıAskeri müdahale+6
Tuba Nur Yıldız
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Adalet Partisi- CHP ilişkileri (1961-1962)

Cumhuriyet'in ilanıyla Türkiye, demokrasi açısından yeni bir döneme girmiştir. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra değişen koşullar ile beraber çok partili hayata geçilmiş ve 1950 yılından itibaren 10 yıllık Demokrat Parti iktidarı başlamıştır. Ancak 27 Mayıs 1960 darbesi ile DP'nin iktidarı sona ermiştir. 7 Temmuz 1960'da durdurulmuş olan siyasi faaliyetler, 6 Ocak 1961'de Kurucu Meclisin açılmasıyla 13 Ocak 1961 tarihinde yeniden başlamıştır. 11 Şubat 1961'de Adalet Partisi başta olmak üzere birçok yeni siyasi parti kurulmuştur. Adalet Partisi, ilk teşkilatını 27 Şubat 1961'de İzmir'de kurmuş ve parti ülke çapında teşkilatlanmak üzere yurt gezileri düzenlemiştir. Bu dönemde CHP de aynı şekilde yurt içi gezileri düzenlemiş ve 24 Ağustos'ta CHP 15'inci kurultayını yapmıştır. Nitekim 15 Ekim'de genel seçimler yapılmış ve bu seçimlerden sonra yeni bir düzene geçilmiştir. Siyasi partiler arasındaki görüşmelerden sonra CHP-AP arasında Cumhuriyet tarihinin ilk koalisyon hükümeti kurulmuştur. Bu dönemde DP'li milletvekillerinin af meselesi, AP'nin en önemli gündemi olmuştur. Nitekim af meselesi, mecliste huzursuzluklara yol açmış ve koalisyon yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Ortaklar arasında ilk görüş ayrılığı memur ve mebus maaşları konusu olmuştur. Tedbirler Kanunu ve 147 öğretim üyesinin üniversitelere dönmeleri koalisyon hükümetinin en önemli kazanımları olarak görülürken, 22 Şubat darbe girişimini yapanların affedilmesi koalisyonun sonunu getirmiş böylece AP-CHP iş birliği 1 Haziran 1962 itibariyle sona ermiştir. Anahtar Kelimeler: 27 Mayıs Darbe Girişimi, Adalet Partisi, CHP, Seçimler, Koalisyon

Adalet PartisiCumhuriyet DönemiCumhuriyet Halk Partisi+5
Adem Oliger
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet'in seyyahları: Türk aydınının gözünden Avrupa'ya bakmak (1923-1960)

Türklerin yüzyıllardır süregelen Avrupa'yı tanıma çabası, Cumhuriyet dönemi ile zirvesine ulaşmış ve bizatihi devletin öncülüğünde Batılı kurumlar, alışkanlıklar ve sosyal düzen Türkiye şartlarına uyarlanmaya çalışılmıştır. Askeri, siyasi ve mali bakımdan örnek alınan Batılı devletlere İmparatorluk döneminden başlayarak yapılan gezilerle de modernleşmenin kutup yıldızları mesabesinde görülen memleketler ve milletler yerinde gözlemlenerek her alandaki usulleri idrak edilmeye uğraşılmıştır. Cumhuriyet döneminde hız kazanan Batı'yı tanıma çabası, tersine bir oryantalizm, garbiyatçılık ve Türklerin Batı'yı Osmanlı İmparatorluğu'nu kurtarma gailesinden münezzeh surette keşfetmesi süreci olarak nitelendirilebilir. Keşif sürecinin mühim basamaklarından biri olan geziler ve yolculuk sırasında kaleme alınan seyahatnameler, Türk aydınlarının zihnindeki Batı imgesinin anlaşılması bakımından net örnekler ortaya koymaktadır. 1923-1960 yılları arasında Almanya, Fransa, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri üzerine yoğunlaşan geziler sırasında kaleme alındığı tespit edilen otuz bir farklı seyahatname vasıtasıyla Türk aydınlarının Batı'yı nasıl gözlemlendiği ve üzerlerinde nasıl bir etki bıraktığı sorusu Türk düşünce tarihinin dikkate değer bir mevzusudur.

AlmanyaAmerika Birleşik DevletleriAydınlar+7
Mehmet Mert
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Rauf Mutluay'ın eleştirmen kimliği

Eleştiri; yargılama, kritik etme, hüküm verme ve inceleme işidir. Türk edebiyatı dönemlerinde münakaşa, muahaze, mübahase, takriz, mukakeme, intikad ve tenkid kelimeleri kullanılmış ve eleştiri şeklinde son halini almıştır. Cumhuriyet döneminde eleştirinin iki temel koldan ilerlediği görülür. Bunlar birbirine zıt olan izlenimci ve nesnel eleştiridir. Bu dönemde 1950'lere kadar izlenimci eleştiri hakimken daha sonra nesnel eleştiri anlayışı görülmeye başlanır. Rauf Mutluay da öznel ve nesnel eleştiri anlayışları arasında kalan ve eserlerinde her ikisinden de veriler bulunan bir eleştirmendir. Bu çalışma giriş, dört ana bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Girişte eleştirinin Cumhuriyete kadar olan gelişimi, Cumhuriyet dönemi eleştiri ve Rauf Mutluay'ın konumu işlenmiştir. Birinci bölümde Rauf Mutluay'ın hayatına, yapıtlarına ve eleştiri anlayışına yer verilmiştir. İkinci bölümde Mutluay'ın 100 Soruda Türk Edebiyatı, 100 Soruda XIX. Yüzyıl Türk Edebiyatı (Tanzimat ve Servet-i Fünun), 100 Soruda Edebiyat Bilgileri ve 100 Soruda Çağdaş Türk Edebiyatı (1908-1972) eserlerinden hareketle nesnel eleştirmen kimliği ele alınmıştır. Üçüncü bölümde Pas Demiri Yiyor, Bende Yaşayanlar, Yaz Dersleri ve Sebiller Su Vermiyor eserleri bağlamında öznel eleştirmen yönü incelenmiştir. Dördüncü bölümde 50 Yılın Türk Edebiyatı eseri bağlamında edebiyat tarihçiliği açıklanmıştır. Sonuç bölümünde ise Rauf Mutluay'ın, Cumhuriyet dönemi öznel ve nesnel eleştiri anlayışlarının tam ortasında kalan konuma sahip bir eleştirmen olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler Cumhuriyet Dönemi, Rauf Mutluay, eleştiri, nesnel eleştiri, öznel eleştiri.

Cumhuriyet DönemiEleştiriEleştirmenler+1
Sena Merve Köhnetarfun
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yerli Mallar Sergileri - Erken Türkiye Cumhuriyeti uygulamaları

Tez çalışmasında, 1929 – 1939 yılları arasında Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti öncülüğünde gerçekleştirilen onbir Yerli Malları Sergisi incelenmiştir. Sergiler biri dışında diğerleri İstanbul Galatasaray Lisesi'nde gerçekleşmiştir. Birinci bölümde Yerli Mallar Sergisi kavramının gelişiminin anlaşılabilmesi için tarihi kapsamı incelenmiştir. İncelemeye Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde başlayan sanayileşme hareketi, uluslararası sergilere katılım ve yerli malı kavramının ortaya çıkışı ile başlanmıştır. Osmanlı modernleşmesi ile başlayan sürecin Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu öncesi ve sonrasında ekonominin içinde bulunduğu sorunların çözümü ile bağlantılı nasıl geliştiği tarihi kapsam içerisinde araştırılmıştır. 1921 sanayi sayımları, İzmir İktisat Kongresi verileri doğrultusunda Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti'nin kuruluşu ile ortaya çıkan gelişmelere yer verilmiştir. İkinci bölüm İstanbul Galatasaray Lisesi Yerli Mallar Sergileri sıralanmıştır. Her sergi organizasyonunda farklılaşan unsurlar vurgulanmıştır. Sergilere ait dönemin Cumhuriyet gazetesi haberleri taranmıştır. Tezin üçüncü bölümü Yerli Mallar Sergileri'nde yer alan sanatçılara ayrılmıştır. Sergilerin düzenlenmesinde planlama açısından bir kaygı taşınmadığı ancak sergilerin gördüğü ilgiden dolayı sergicilik adına adım atıldığı görülmüştür. Dönemin önde gelen grafik sanatçısı, heykeltıraşı, mimarı bazı isimlerin sergi, pavyon tasarımı yaptığı, serginin duyurulması için özel afiş tasarımlarının yapıldığı görülmektedir. Bu bölümde sergiler için tasarım geliştirmiş bazı isimler incelenmiştir. Tezin dördüncü bölümünde ise yerli malı kavramı beraberinde sergileme, tüketimin özendirilmesi ile ilgili günümüzden bir örnek ile birlikte değerlendirilmiştir. Sonuç bölümünde 1929-1939 yılları arasında düzenlenen "Yerli Mallar" sergilerinin öne çıkan özellikleri, benzerlikleri ve farkları derlenmiştir.

Cumhuriyet DönemiEndüstrileşmeGalatasaray Lisesi+6
Fatma Filiz Özsuca
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Yakın dönem siyasi tarihinin karikatür üzerinden analizi: Karagöz 1922-1939

Basın ve iktidar (egemen güç) arasındaki ilişki karşılıklı bir ilişkidir ve birbirini besleyen bir niteliğe sahiptir. İktidar kendi hegemonik gücünü basın yoluyla pekiştirirken basın da varlığını muhafaza etmek için iktidarın gücünden beslenmektedir. Başka bir ifadeyle basın iktidarın söylemini dile getiren ve yeniden inşa eden bir işleve sahiptir. Bir basın aracı olan gazeteler ve gazetelerdeki karikatürler de bu amaca hizmet etmektedir. Muhalif basının varlığı söz konusu olsa da bu durum, genel itibarıyla kaçınılmazdır. II. Meşrutiyet'in ilanının akabinde yayın hayatına başlayan uzun soluklu siyasi, mizahi bir halk gazetesi olan Karagöz, bir basın aracı olarak bünyesinde barındırdığı ve arşivlerde tamamıyla muhafaza edilmiş tüm yazılı ve görsel verisiyle yakın dönem Türkiye siyasi tarihi için kayda değer bir tanıklığa sahiptir. Bu çalışma, Türkiye Cumhuriyeti'nin 1922-1939 yılları arasında yaşamış olduğu siyasi gelişmeleri, değişim ve dönüşümü Karagöz gazetesi karikatürleri, karikatürlerin söylemi üzerinden konjonktürel olarak güç/iktidar ilişkisi çerçevesinde (egemen ya da muhalif) çarpıcı örneklerle sunmayı ve o dönemin panoramasını bugünün okuyucusunun gözleri önüne sermeyi amaçlamaktadır. Karagöz'ün gelişim serüvenini anlayabilmek adına mizahın ve karikatürün kuramsal çerçevesi ve tarihsel gelişiminin serüveni anlatılmakta, akabinde gazetenin Türk mizah ve karikatürü içindeki yeri değerlendirilmektedir. Süreli yayınlar ve yayınlandıkları dönemle ilişkisini değerlendirmek ve ilgili literatüre katkı sağlamak üzere gazetenin teknik özellikleri, baskı sayısı, okuyucu profili, ebatları, neşredildiği günler, abonelik şartları, yazarçizer kadrosu, karikatürlerde işlenen konu başlıkları gibi teknik detaylara değinilmektedir. Sonuç olarak Türkiye siyasi tarihinin 1922-1939 yıllarının iç ve dış meselelerine ait konular ve o konular üzerine yaşanan tartışmalar genel hatlarıyla okuyucuya sunulmaktadır. Bu bilgiler ışığında Karagöz karikatürleri ve alt yazıları, söylem ve göstergebilimsel yöntemle analiz edilmektedir.

Cumhuriyet DönemiCumhuriyet tarihiKaragöz gazetesi+7
Ayşe Bedir
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bir geminin hikâyesi: Germanic/Gülcemal Vapuru (1874-1950)

1492 yılında Kristof Kolomb'un farkında olmadan keşfettiği ve talihsiz bir biçimde Amerika olarak adlandırılacak olan yeni kıta Dünya'nın algılanış biçimini değiştirecekti. Amerika'nın keşfini izleyen birkaç yüzyıl içerisinde dünyanın tamamı sömürge imparatorlukları tarafından paylaşılacaktı. Atlantik ticareti ile gelişen Batı Avrupa Ülkeleri ile Yeni Dünya arasında kesintisiz ticaret ağları oluşacaktı. Ticaret yolları üzerindeki yegâne ulaşım aracı olan yelkenli gemiler, Sanayi Devrimi sonrası yerlerini daha hızlı ve güvenli yolculuk imkânı sunan buharlı gemilere bırakacaktı. Osmanlı Devleti; II. Mahmut Dönemi'nde tanıştığı buharlı gemilere çabuk adapte olmuştur. Balkan Savaşları'nın hemen öncesinde Osmanlı Devleti tarafından satın alınan Germanic/Gülcemal Vapuru, Türklerin sahip olduğu ilk transatlantik yolcu gemisidir. Uzun yıllar hizmet verecek olan Gülcemal, devrin birçok önemli hadisesine şahitlik edecekti.

Cumhuriyet DönemiDeniz yolu taşımacılığıGemiler+4
Fatih Demircioğlu
Hacettepe University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlıdan günümüze bir yerel kamu hizmeti olarak İstanbul itfaiyesi

"İstanbul'un Ateşle İmtihanı" başlığını taşıyabilecek bu çalışmanın konusu, teknik boyutu ile yanma olayı, bu kimyasal olgunun istem dışı bir biçimde, istenmedik bir sonuca dönüşmesi demek olan yangın olgusunun kentleşme sürecinde meydana getirdiği tahribat, hasar, maddi ve manevi kayıpların incelenmesi ve bu sürecin İstanbul özelinde irdelenmesidir. Bir Yüksek Lisans Tezi'nin sınırlılıkları çerçevesinde kentleşme sürecinin kuramsal boyutlarına değinilmesi kaçınılmazdı. Ne var ki, sıkıcı olabilecek bir kuramsal yoğunluktan kaçınmak gerekiyordu. Buna karşılık, günümüz İstanbul'unun ateşle imtihanını kavrayabilmek için tarihsel bir arka-planı, ana çizgileri ile de olsa, sergilemekte yarar vardı; bu yüzden, geçmişten geleceğe bir yaklaşımı benimsedik. Bu bakış açısı ile, bir itfaiye çalışanı olarak konunun bizzat içinde yer almanın avantajından yararlandık, hem de, öte taraftan, aynı konumun nesnel bakışı engelleyebileceği riskini göze almamız gerekti. Geçmişi ele alırken pek bir sakıncası olmayabilen bu durum, günümüz İstanbul İtfaiyesini incelerken, "kendi kurumumu" eleştirel bir yaklaşımla ele almada mesleksel/kurumsal dayanışma duygusunun bilimsel/nesnel ölçütlerle bağdaştırılmasında gerekli titizliğin ve özenin gösterilmesini gerekli kılacaktı. Bu bilimsellik/nesnellik kaygısı ile mesleksel deneyim ve "yangın olunca yangına gitmenin pratik bilgi birikimini bağdaştırabildiğimi düşünüyorum: Yeterince kuramsal bir temel üzerinde, somut, pratik bilgileri sergilemek ve günümüz İstanbul İtfaiyesini eleştirel bir yaklaşımla ele alabilmek ve somut öneriler sunabilmek için, hem geçmişin birikimi ile, hem de başka, gelişmiş ülkeler pratiği ile karşılaştırmalar yapmanın gerekli olduğunu kabul etmek gereğinden hareket etmek istedik. İtfaiye teşkilatı içinde çalışan bir personelin, yangını ve yangına bağlı diğer olayları, yaşadığı mesleki deneyim ve birikimle ve bilimsel bir çaba ile, eleştirel bir yaklaşımla inceleme çabası, konu ile ilgilenecekler için de özendirici olacaktır. Çalışmamızda kısaca da olsa yer verdiğimiz Osmanlı ve Cumhuriyet kaynaklarının araştırılması sonucunda elde edilen bilgiler ışığında, Türk itfaiye teşkilatının İstanbul'un fethinden günümüze kadar olan süreç içinde geçirdiği tüm evrelerin, elden geldiğince, tarihi belgelerle desteklenerek aktarılması hedeflenmiştir. Kısaca bu çalışma, genel olarak bu karmaşık süreçlerin sonucunda, günümüz Türk itfaiye teşkilatının geldiği noktanın değerlendirilmesidir. Özel olarak da, çalıştığım kurumun, yaşadığım şehir olarak İstanbul 'un ateşle imtihanında taşıdığı değeri ve önemi vurgulama ve İstanbul'lu hemşerilerimizin yangın afeti karşısında, endişesiz ve tedirginlik duymaksızın, huzur içinde, yapılmış olanların ve yapılması gerekli ve mümkün olanların bilimsel olarak dile getirilmesi çabasıdır. İstanbul itfaiyesinin bugün geldiği noktanın değerlendirilmesi, yaşanan sorunlar, eksiklikler ve son nokta olarak da İstanbul itfaiyesinin, önemli dünya şehirlerinde bulunan itfaiye teşkilatlarının durumunu ve yangın politikalarını rakamlarla ortaya koymak suretiyle bazı karşılaştırma öğeleri sergilenmiştir. Bu karşılaştırmanın sonucu olarak ortaya çıkan olumlu ve olumsuz yönlerin değerlendirilmesi, daha iyi bir itfaiye hizmeti sunabilmek amacına yöneliktir ve kamu hizmetinin yeniden yapılandırılmasını, kamu yönetiminde reformun kesintisiz bir süreç olduğu gerçeğinin bir kez daha vurgulanmasıdır.

Cumhuriyet DönemiOsmanlı DevletiOsmanlı Dönemi+4
Ömer Ersin Erdoğan
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

1923-1950 yılları arası Cumhuriyet Dönemi kadın kıyafetleri

Cumhuriyet'in ilanıyla her alanda başlayan modernleşme, çağdaşlaşma hareketleri, kadının toplumsal statüsünün gelişimi ile birlikte kıyafetlerinde de değişikliklere sebep olmuştur. Bu araştırmada Cumhuriyet'in ilan edildiği 1923-1950 yılları arası kadın kıyafetleri dönemlere ayrılarak incelenmiştir (1920, 1930 ve 1940'lı yıllar). Dünyada hala büyük ölçüde etkilerini gördüğümüz Batı (özellikle Paris) modasının, Türk kadını kıyafetlerine etkileri gözlenmiştir. Cumhuriyet Dönemi kadın kıyafetlerini incelemeye başladığımızda, kıyafetlerin, Atatürk devrimlerinden çok daha önce başlayan bir değişim hareketinin sonucunda modernleştiğini görüyoruz. Tanzimat'ın ilanıyla başlayıp, I. ve II. Meşrutiyet'in ilanıyla devam eden süreçteki, toplumsal gelişmeler, getirilen kanunlar ve yenilikler, Cumhuriyet kadınının kıyafetlerinin modernleşmesine zemin hazırlamıştır. Bu sebeple, Tanzimat Dönemi, Meşrutiyet Dönemleri ve savaşın etkileri ile oluşan değişimler de incelenmiştir. Araştırma 1950 yılı ile sınırlandırılmıştır. Bu dönemde moda, savaşın getirdiği olumsuz sonuçlara bağlı olarak Paris etkisinden çıkıp, daha çok Amerika etkisine geçerek, değişimler göstermiştir. Aynı şekilde 1950'li yıllarda Türkiye'de çok partili döneme geçiş olmuş, sanayileşmenin de başlamasıyla, kıyafetler Cumhuriyet'in ilk yıllarına göre farklılaşmıştır. Anahtar Kelimeler: Cumhuriyet, Osmanlı, Kadın Kıyafetleri, Moda, Modernleşme.

Cumhuriyet DönemiGiysi tasarımıGiysiler+5
Fatma Keser
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Döneminde kadın-erkek eşitliği, Şırnak özeli

Kadın sorunu eski tarihlere dayanan ve günümüzde de daha köklü bir çözüme kavuşmamış sorunlar kümesidir. Kadın sorunu sadece bir var olma sorunundan daha fazlasıdır. Kadın yaşamın her alanın da arka plana atılmıştır. Ailenin içinde hizmetçi, tarlada bedava emek gücü, erkeğin gözünde nüfusu artırmaya, soyunu devam ettirmeye yarayan adeta bir obje olarak görülmüştür. Kadınları birçok din yorumcuları, pek haksız şekilde, 'acıların kaynağı, günahın sembolü, şeytanın aracı' gibi göstermeye çalışmışlardır. Semavi ve Tek tanrılı inançlarda olsun diğer semavi olmayan ve çok tanrılı dinlerde olsun kadın hep arka planda kalmış, erkekler gibi hak etiği rolü toplumsal alanda edinememiştir. Kadın antik çağda hor görülmüş köle, bakıcı, hizmetçi bir insandan çok obje olarak görülmüş olmasından kaynaklı geçmişten günümüze yaşadıkları sorunlar, ötelenmeler ve benzeri sıkıntılar kadınları birlikte bir amaç doğrultusunda bir araya getirmiş ve zaman içerisinde örgütlenme kültürü edinmişlerdir. Kadınlar haklarını Cumhuriyetin ilanından günümüze modern dönemde yüksek teknolojik olanaklar, siber ortam gibi mecralarda, televizyon kanallarında, sokakta ve diğer şekillerde meramlarını dile getirme yolunda süren bir süreç izlenmiştir. Kadınlar bir birey olarak yaşamın kısaca her alanında haklarını edinmek için tarih içerisinde çok meşakkatli bir mücadele vermişlerdir. Türkiye'de Cumhuriyet döneminden önce kadınlar Vapurlarda alt kısımda oturmalarına müsaade edilen, eğitim hakları olmayan, siyasal alanda temsil hakkı olmayan bireylerdi. İkinci Meşrutiyet ile beraber adım adım haklarını almaya başlamış ve örgütlenmişlerdir. Cumhuriyetin İlanını takiben Türk Medeni Kanunundan başlayarak, 1930 yılında seçme hakkı, 1934 yılında ise seçilme hakkı gibi yaptığı reformlarla arzu edilen seviyede olmasa da bazı haklar tanındı. Devletin yapısının Cumhuriyete dönüşmesi ile eğitim, hukuk, kadının statüsünü laikleştirmek, kimsenin dini inancına ve vicdan hürriyetine karışmadan din ve devleti, din ile hukuku ayırmayı çağın bir gerekliliği olarak görülmüştür. Kadınlar Cumhuriyetin ilanından sonra Ekim 1923'te Türk Kadınlar Birliğini kadın haklarını aramak için kurmuşlardır. Kadınlar haklarını aramak ve seslerini duyurmak için çeşitli şekillerde örgütlenmişlerdir. Türkiye'de kadınlar siyasal alanda çok partili sisteme geçiş ile beraber daha fazla siyasal alanda yer almalarına rağmen istenen seviyede değildir. Şırnak ilinde ise; Kadın hareketi ve kadın hakları gelişmelerini il genelinde gerek aşiret, oba sisteminin etkinliğini koruması gerekse ülkemize sınır komşu ülkelerin geri kalmışlığının etkisinde kalmasından dolayı ülke geneline göre geride takip etmiştir. Şırnak ilinin sosyal ve kültürel yapısı araştırılmış bundan yola çıkılarak kadının toplum içindeki statüsü, yaşadığı sıkıntılar, aile içinde ve toplum içinde maruz kaldığı sorunlar ve şiddet araştırılmıştır. Şırnaklı kadınların kendine özgüveni, toplum içindeki saygınlığı, eğitim durumu gibi durumları da araştırılmıştır. Şırnak ilinde toplumun inanç öğeleri üzerinden kadına bakışı inanç yapılarına göre kadının toplumdaki yeri incelenmiştir. İl genelinde aile içi evlilikler, töre cinayetleri gibi sorunlar ve adli makamlara yansıması araştırılmıştır. Şırnak ili il Milli Eğitim Müdürlüğünün verdiği rakamlardan yola çıkılarak belli bir tarihi kronolojiye göre eğitime devam eden ilk ve orta öğretim ile yükseköğretime geçen kız çocuk sayısı araştırılmıştır. Ekonomik anlamda ise yeterli sayıda istihdam olanağı olmayan Şırnaklı kadınların emek gücü ve iş kaynakları araştırılmıştır. Şırnak ilinde kadın bireylerin siyasal mecradaki yeri, kendilerine tanınan kota seçimlerde İl Meclisi, Belediye Meclisi, Belediye Başkanlığı, Milletvekilliği gibi temsiliyetler araştırılmıştır. Kadın sorunu henüz tamamen çözülmüş bir sorun değildir. Şırnak ilinde de kadın sorunları ve mücadelesi devam etmektedir. Bu araştırma ile kadının meslek, ekonomik gücü, yaş, eğitim, ilişki durumu ve aile durumuna göre toplumun kadına bakışı, kadına karşı uygulanan şiddet ve kadının statüsü araştırılmaktadır.

Cumhuriyet DönemiEşitlikKadın sorunları+3
İkbalhan Miroğlu
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet sonrası logo ve amblem

CUMHURĠYET SONRASI LOGO VE AMBLEM Sıddık DURUR DanıĢman: Yrd. Doç. Demet KARAPINAR Cumhuriyet dönemi ile baĢlayan yenilikçi politika; yeni kurum, kuruluĢların ortaya çıkmasını sağlamıĢtır. Dönemin ilk yıllarında kitle iletiĢim araçları ne kadar yetersiz olsa da firmalar kendi imkânlarıyla isimlerini tanıtma yapma çabası içerisinde olmuĢlardır. ĠĢletmeler geleneksel yapıdan geldiklerinden tam anlamıyla kurumsallaĢma da gerçekleĢmemiĢtir. ĠĢletmeler reklam, afiĢ, kartvizit, ilan gibi çalıĢmalar ile bu dönemde birazda olsa marka ve kurumsallaĢma çabası içinde olmuĢlardır. Marka kavramı, zaman içinde daha da önem kazanmıĢtır. Gerek ekonomik, gerek kurumsal açıdan belirli mesafeler alabilmek için kurumsal vizyonunu geniĢ tutup, daha fazla kitleye ulaĢmaya çabalayan kurumlar; logo veya amblem çalıĢmalarına önem vermiĢlerdir. Bu çalıĢmada Cumhuriyet döneminden günümüze dek geliĢen kurumsal yapıların logo ve amblemleri ve kurumsal kimlikleri değiĢim süreçleriyle birlikte incelenmiĢtir

AmblemCumhuriyet DönemiGrafik tasarımı+4
Sıddık Durur
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Cumhuriyet sonrasında yayınlanan dergilerde grafik tasarım uygulamalarının incelenmesi

Avrupa'da ortaya çıkan ve bilim adamları arasında bir iletişim aracı olarak da kullanılan dergi, Türkiye'ye gecikmeli olarak geldi. Derginin İngiltere'den ortaya çıkışı gazete ile kitabın varlığından sonradır. Gazete ile kitap arasında bir iletişim kanalı sayılan dergi, daha çok bilim adamlarının yeni buluşlarını paylaştıkları bir araç olarak kullanılmıştır. İngiltere'den doğup, Avrupa'ya ve oradan da dünyaya yayılan dergi, ülkemizde de yine aynı amaçlar doğrultusunda kullanılmıştır. Derginin Avrupa'nın birçok merkezinde(İngiltere ile birlikte Almanya ve Fransa'da) sahiplenilmesinin amacı da Avrupa'da çok hızlı yayılmış olmasıdır. Cumhuriyetten günümüze Türkiye'deki dergilerde grafik tasarım uygulamarının da derginin kendisi gibi batıdan etkilenerek geliştiğini görmekteyiz. Yine dergilerde kullanılan grafik tasarım uygulamalarının da derginin kendisi gibi ülkemize gecikmeli olarak aktarıldıklarını görmekteyiz. Avrupa'dan dünyaya yayılan derginin; ABD, İngiltere, Almanya gibi ülkelerde gelişen grafik tasarım uygulamları ile birlikte daha etkili bir iletişim kanalı haline geldiği görülmekte. Gelişen tasarım uygulamalarının ülkemize sırasıyla aktarıldıklarını yıllar boyunca izlenen çalışmalarda çok açık şekilde görmek mümkündür. Özellikle dergi kapak görsellerinin çalışılmasından içeriklerin oluşturulmasına ve haber yorum içeriklerinin oluşturulması ile pekçok uygulamanın aktarıldığı izlenmekte. Ülkemizde Cumhuriyetten önce yaygınlaşmaya başlayan derginin her gün biraz daha gelişerek cumhuriyetten sonra da artan iletişim ve ulaşım kanallarının da etkisiyle daha hızlı şekilde takip edildiği ve dönüştüğü görülmektedir. Anahtar kelimeler: Türkiye'de dergi tasarım uygulamaları, Türkiye'de dergicilik, Dergi tasarımı, dergi ve grafik tasarım, Grafik tasarım uygulamaları.

Cumhuriyet DönemiDergilerGrafik tasarımı+1
Bilal Dayan
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessEN

A descriptive study on the Turkish translation of Captains Courageous

The aim of this thesis is to conduct a thorough descriptive analysis on one of the Turkish translations of Captains Courageous (1897) by Rudyard Kipling. The original novel is regarded as one of the early examples of young adult fiction, a genre that has been underresearched both in literary studies and translation studies. Captains Courageous seems to have a special place in the systems of translated young adult and children's literature in Turkey since there are twenty-six translations of the book in total, all conducted after the establishment of the Republic of Turkey. The translation that was carried out by Kamuran Şerif [Saru] and published in Arabic letters in 1928 right before the alphabet reform is selected as the focus of the descriptive analysis since it is the first translation of the work and it represents one of the most critical periods in Turkish history, namely the early Republican Period. The methodology of the descriptive analysis is mainly based on the theoretical contributions of the prominent members of the Descriptive School. While Gideon Toury's target-oriented theory (1985) is used to observe the norms governing the translation process, Itamaar Even-Zohar's Polysystem Theory (1978) and Andre Lefevere's notion of "patronage" (1992) are also benefitted from in an attempt to clarify the parallels between the translator's strategies and the dominant ideological and poetological tendencies of the early Republican Period. The findings of the descriptive study indicate that the equivalence relationship between the source and the target texts could generally be defined as "acceptable" (Toury, 1995, 56) although when lower-level decisions of the translator are taken into account, it could be claimed that the translator skillfully moves back and forth between the adequacy and acceptability poles. The findings also reveal that most choices of the translator are in accord with the poetics of his time and that the ideological tendencies of the period could be observed in the decisions of the translator as well as in the foreword written by Ahmet Cevat [Emre], one of the prominent Turkologists of the period in question.

Republican PeriodYouth literatureNormlar+4
Şeyma Gezen Kanacı
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Dönemi tiyatro eserlerinde aile (1923-1969)

Refik Halid Karay, Reşat Nuri Güntekin, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Ahmet Kutsi Tecer, Cevat Fehmi Başkut, Ahmet Muhip Dıranas, Oktay Rifat, Necati Cumalı, Orhan Asena ve Turgut Özakman'ın aile ve kadın odaklı bir yaklaşım güderek yazdığı tiyatro eserleri, toplumsal gerçekliklerin ve modernizm hareketlerinin aile hayatı üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini ortaya koyar. Bu bağlamda, tiyatro eserlerindeki gelenek ve kültürel değerlerle bütünleşmiş aile modelleri tasnif edilerek incelenmiş ve toplumun zihin dünyasındaki ideal kadın ve aile olgusunun nasıl olduğu, kırsal ve kentsel bölgelerdeki aile ilişkilerini belirleyen dinamiklerin neler olduğu sorularına cevap aranmıştır. Türk ailesinin hayat tarzını değiştiren modernizm hareketinin etkileri "Toplumsal Değişim ve Aile" ve "Kadınlar ve Evlilik Hayatı" olmak üzere iki başlık altında ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Aile, Kadın, Toplum, Gelenek

AileCumhuriyet DönemiGelenekler+6
Büşra Çelebi
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

İmparatorluk'tan Cumhuriyet'e geçiş sürecinde bir kadın figürü: Safiye Ayla

Osmanlı İmparatorluğu'ndan Cumhuriyet'e geçiş, Türkiye tarihi açısından önemli bir dönemi işaret etmektedir. Bu dönemde meydana gelen sosyal, kültürel ve ekonomik değişimlerle toplumun anlayış biçimi ve paralelinde yaşayış şekli de değişikliklere sahne olmuştur. Bu dönemde kadınların özgürleşmesi ve toplumsal alanlarda görünür olmaya başlaması ile kadınlar müzik ve sahne sanatlarında da kendilerini gerçekleştirmeye olanak tanıyan bir ortamı yakalayabilmişlerdir. Bu tez çalışması ile plağa okuyan müslüman ve Türk ilk kadın icracılar arasında yer alan, bu geçiş döneminin sembol kadın icracılarından Safiye Ayla özelinde Türk müziğinde kadın figürü açısından Osmanlı'dan Cumhuriyet Türkiyesi'ne, tarihsel ve biyografik bir bakış gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Klasik Türk müziği alanında icracı ve yetkin kişilerin görüşlerine yer verilerek, klasik Türk müziğinde üslup ve tavır kavramları tanımlanmaya çalışılmıştır. Klasik Türk müziğinde icracının yorum özelliklerini, üslubunu ortaya koymamızda yol gösterici olan yorum unsurları ele alınarak, ses icrasında sıkça kullanılan süslemeler anlatılmıştır. Safiye Ayla ve döneminde meşk etmiş klasik Türk müziği alanına bu anlamda katkı sağlayan sanatkârlarla röportajlar yapılmış, Ayla'nın sanat hayatına dair bilgiler aktarılmıştır. Araştırmacı yazar Murat Bardakçı "Safiye" adlı biyografik kitabında Ayla'nın sanat hayatını dört ana başlık altında değerlendirmiş ve bu dönemsel bölümlenme çalışmamızın sınırlılıklarını belirlemiştir. Ayla icralarına dönemsel açıdan yaklaşılmış, bu dönemlerde Safiye Ayla üslubunu ortaya koyacak, O'nunla özdeşleşmiş eserler seçilerek, icra kayıtları notaya alınmış, Safiye Ayla üslubuna klasik Türk müziği yorum unsurları çerçevesinde açıklık getirmek amaçlanmıştır. Bu çalışma bir dikte çalışmasından ziyade, icra analiz çalışmasıdır. Klasik Türk müziğinde icra ve Safiye Ayla'nın konu edildiği diğer araştırmalardan farklı olarak, Safiye Ayla üslubu, dönemsel farklılık gösteren icra kayıtları üzerinden ele alınarak, Ayla'ya ait üslup özelliklerine açıklık getirilmeye çalışılmıştır. Bu anlamda bu tez çalışmasının alanda klasik Türk müziği icrası ve Safiye Ayla'ya dair yapılacak diğer çalışmalara kaynak teşkil edeceği ve klasik Türk müziği icracılarına ışık tutacağı düşünülmektedir.

Ayla, SafiyeCumhuriyet DönemiErken Cumhuriyet Dönemi+5
Gülşah Sönmez
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet dönemlerinde estetik eğitimi (1883-1933)

Osmanlı Devleti'nde Batılılaşma ile birlikte sanat, edebiyat ve düşünce akımlarının yakından takip edilmesiyle özellikle edebiyatçıların üzerinde durduğu konuların estetik hakkındaki teorik tartışmalar için hazırlayıcı bir ortam yarattığı görülür. Bu tez çalışması Geç Osmanlı Dönemi'nin modern yükseköğretim kurumlarından Darülfünun ve Sanayi-i Nefise Mektebi'nin kuruluşundan reformasyon dönemine kadar faaliyet gösterdiği 1883 – 1933 yılları arasındaki sürece odaklanmaktadır. Bu okulların programlarında yer alan estetik dersleri ve bu dersleri veren isimler tarafından yapılan estetik konulu çalışmaları inceleyerek estetiğin ders programlarındaki yerini saptamayı ve derslerinin muhtemel içeriği hakkında bir izlenim oluşturmayı amaçlamaktadır.

Cumhuriyet DönemiDers programlarıEstetik+2
Cansu Karamustafa
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00

Related subjects