Mimari özellikler

138 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Myken Tholos mezar anıtları tipolojisi ve mimari gelişimi

Bu tez çalışmasında Myken Tholos Mezar anıtı kavramının tam olarak hangi mimari forma karşılık geldiği araştırılmış ve bu kavramın karşılığı olan Myken Tholos Mezarların analizleri ve tipolojik bir değerlendirilmesi gerçekleştirilmiştir. Şimdiye kadar yapılan çalışmalarda Yunanistan Anakarasında tanımlanabilir durumda yalnızca 115 olarak tespit edilen bu mezarlar son çalışmalarla birlikte 139'a yükselmiştir. Merkezi Kıta Yunanistan olan Tholos Mezarların en yoğun tespit edildiği ikinci bölge Girit Adasıdır. Ayrıca Kiklad Adaları'nda, İonia Adaları'nda ve Anadolu'da da Myken Tholos Mezar anıtları tespit edilmiştir. II ana bölümden oluşan tez çalışmasının I. bölümünde mezarların bölümleri, karakteristik özellikleri, yapım teknikleri ve mezarların inşasında kullanılan materyaller ele alınmıştır. II. bölümde ise Tholos mezarların kökeni ve gelişimi hakkında ortaya konulmuş olan farklı görüşler bölgesel olarak mezarların dağılımı ile ilgili Messenia Bölgesi ve Girit Adası'ndaki mezar dağılımlarının detaylı olarak sorgulanması, mezarların kime ya da kimlere ait olduğu, mezarların ikincil kullanımları ve bu mezarlardaki ölü kültü uygulamaları sorgulanmış ve son olarak Myken Tholos mezarların kendinden sonraki dönemlere olan etkileri tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tholos, Myken Mezar, Tholos Mezar Mimarisi, Dromos, Stomion, Bindirme Kubbe.

Anıt mezarlarMezarlarMimari gelişim+3
Nil Dirlik
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Euromos Zeus Lepsynos Tapınağı

Euromos Zeus Lepsynos Tapınağı, kentin güneyinde, peribolos duvarları ile çevrili bir kutsal alanda yer almaktadır. Tapınağın Arkaik ve Hellenistik dönemlerine ait izlere rastlanmasına karşın, Klasik dönemine ait hiçbir bulguya rastlanmamıştır. Kutsal alanın en erken evresi olan Arkaik döneme ait buluntular, mimari blok ve terrakottalar, figürinler, seramikler ve bir adet kouros torsosusundan oluşmaktadır. Küçük buluntular homojen bir tabakadan gelmediği gibi mimari öğelerin de ait olduğu in situ yapı veya yapıların izlerine rastlanmamıştır. Dolayısıyla, Arkaik dönem tapınağının varlığına yönelik kesin bir yargıya varılamamıştır. Eldeki veriler, kutsal alandaki imar faaliyetlerinin MÖ 6. yüzyılın ikinci yarısında gerçekleştirildiğini göstermektedir. Tapınağın Klasik dönemine ait herhangi bir bulguya rastlanmazken, kentin Klasik dönemine ait yazılı kaynaklara ve arkeolojik verilere ulaşılmıştır. Kent geneline ilişkin elde edilen veriler, ilerleyen yıllarda kutsal alanda yapılacak detaylı çalışmalar ile tapınağın Klasik dönemine ait olası verilere ulaşılabileceğini göstermektedir. Temenos alanının Hellenistik dönemi, sunak, anıt mimari, künk sistemi, yazıtlar, sikkeler, seramikler ve bir adet heykel torsosu ile temsil edilmektedir. Söz konusu veriler, kutsal alanın Helenistik dönemde yoğun olarak kullanıldığını göstermektedir. Mimari ve küçük buluntular, alanın Hellenistik dönem içerisinde özellikle iki evrede imar faaliyetlerine sahne olduğunu göstermektedir. Roma İmparatorluk dönemi tapınağının sütun temel aralarından ele geçen bir yazıt, Zeus Lepsynos Tapınağı'nın MÖ 3. yüzyılda var olduğunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Yazıtın ele geçtiği yer dikkate alındığında, Hellenistik dönem tapınağına ait mimari elemanların ele geçmemiş olması, Roma İmparatorluk dönemi tapınağının temelinde kullanılmış olmaları ile açıklanabilir. Roma İmparatorluk dönemine ait tapınak, Anadolu'nun en iyi korunabilmiş tapınaklarından birisidir. Tapınağın temeli, ana yapı ve peristasis olmak üzere iki farklı yapıya sahiptir. Ana yapı temeli, yapı konturunu takip etme zorunluluğu nedeniyle radie-general olarak inşa edilmiştir. Peristasiste ise sütunlar birbirinden bağımsız 2.00 m yüksekliğe varan temeller üzerine oturtulmuş ve bu temellerin araları küçük yarı işlenmiş bloklar ile kapatılmıştır. Tapınağın krepidoması dört adet krepisten oluşmaktadır. Topoğrafik yapı nedeniyle, kuzey cephede krepidomaya ek olarak 1.34 m yüksekliğinde bir teras duvarı da inşa edilmiştir. Stylobat, 14.40x26.80 m ölçülerindedir. Stylobat, pronaos, pteroma ve opisthodomosta aynı kota, naosta ise daha yüksek bir kota sahiptir. Ana yapı, pronaos, naos ve opisthodomos olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Ayrıca, naos içinde, naiskos ve adyton gibi farklı yapılar da bulunmaktadır. Yapı duvarları, Attik-İon tipinde bir kaide, gövde, taç, arşitrav ve anta başlıklarından meydana gelmektedir. Sütunlar, Attik-İon tipinde bir kaide, üç tamburdan oluşan gövde ve korinth başlıklarından ibarettir. Yalın olarak bırakılan ariştrav, üç adet fascia, bir adet ince düz silme, bir adet astragalos, bir adet ovolo, bir adet cavetto ve son olarak bir adet ince düz silmeden oluşmaktadır. Frizlerin ana sahnesi, yüksek, geniş ve dışbükey profille sahip yalın bir alandan meydana gelirken, friz tacı, kyma reversa ve düz bir silmeden oluşmaktadır. Kornişler, aşağıdan yukarıya doğru geisipodes, geison ve üzerinde çörten barındıran "S" profilli simadan meydana gelmektedir. Günümüze kadar ulaşamayan çatı örtüsünün, alınlık ve kornişler üzerinde tespit edilen yuvalardan hareketle, ahşap olduğu söylenebilir. Yapının, stylobattan tepe akroterine kadar olan toplam yüksekliği 13.72 m'dir. Peripteros planlı tapınağın peristasisi 6x11 sütun ile çevrili iken, ana yapı opisthodomos bölümde in antis, pronaos bölümünde ise prostylostur. Mimari bezeme, ana yapı duvar kaidesi, naos kapısına ait söve ile lento blokları, sütun kaideleri, korinth başlıkları ve naiskos friz blokları üzerinde görülmektedir. Mimari bezemenin paralel örnekleri, tapınağın MS 2. yüzyılda inşa edildiğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Euromos, Zeus, Lepsynos, Tapınak, Mimari.

Dini mimariEuromos Zeus Lepsynos TapınağıMimari+2
Taylan Doğan
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Zelve Açık Hava Müzesi'nde bulunan Balıklı ve Üzümlü Kilise'nin mimarisi ve resim programı

Bu çalışmada Nevşehir ilinin Avanos ilçesine bağlı Zelve Açık Hava Müzesi'nde bulunan Balıklı ve Üzümlü Kilise'nin mimarisi ve resim programı konu edilmiştir. Kilise birbirine paralel dikdörtgen iki neften ve güneyde bir kişinin ibadet edebileceği ek bir şapelden oluşmaktadır. Vadide yer alan dini yapıların resim programında konulu sahne olmaması, vadiyi ve bu çalışmanın konusunu oluşturan Balıklı ve Üzümlü Kilise'yi tanımlamada dikkate alınması gereken önemli bir husustur. Erken dönemlerden itibaren ikonalara gösterilen ilginin bir ibadet sorunsalı olduğunu düşünen ikon karşıtlarının (ikonoklastlar) ibadet mekânlarını süslemede haç, balık, kuzu gibi sembolik tasvirler ile bitkisel-geometrik motifleri tercih ettikleri bilinmektedir. Çalkantılı dönemlerden geçen imparatorluk sınırlarında III. Leon'un tahta geçmesinin ardından 726/730 yıllarında ikonoklast ferman kabul edilmiş, 843 yılına kadar ikon karşıtlığı bir devlet politikası haline gelmiştir. Bu dönem aralığına tarihlenen kiliselerin en belirgin özelliği kiliselerin resim programlarında yoğun olarak haç, bitkisel-geometrik bezemeler ile sembolik hayvan tasvirlerinin yer alması; İsa, Meryem ve kaynağını İncil'den alan konulu sahnelere rastlanmamasıdır. Bu verilerin ışığında Balıklı ve Üzümlü Kilise'de yer alan haç, balık tasvirleri ile geometrik bezemeler ikonoklazma dönemi sanat anlayışı ile bağdaşsa da araştırmacılar vadide pre-ikonoklazma döneminde ikon karşıtı inananların varlığını savunmaktadırlar. Kilise ayrıca vadide ikonoklazma döneminden sonra resim programı değiştirilen tek kilisedir. Anahtar kelimeler: Zelve, balık, haç, üzüm, Bizans, pre-ikonoklazma, ikonoklazma.

Dini mimariKiliselerMimari özellikler+3
Hicran Tuncer
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Dağlık Frigya Bölgesi Bizans Dönemi kaya mimarisi

Tez çalışmasının konusunu, Dağlık Frigya Bölgesi'nde, Eskişehir, Kütahya ve Afyonkarahisar şehirleri çevresinde bulunan, tüf tipi kayalıkların oyulması ile oluşturulmuş Bizans Dönemi kiliselerinin plan tipleri, işlevleri ve dekoratif özellikleri ile tanımlanıp tanıtılmaları, Sanat Tarihi açısından değerlendirilmeleri oluşturmaktadır. Bölgeye ismini veren Frigler özellikle "Dağlık Frigya" olarak adlandırılan bölgede kayaya tapınaklar, sunaklar, mezar odaları oymuşlardır. Kaya oyma geleneği bölgede Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde de kesintisiz olarak devam etmiştir. Özellikle Bizans Dönemi'nde gündelik hayatın her türlü ihtiyacını karşılayan kaya mimarisi örnekleri ile karşılaşılır; bunların başında ise kaya kiliseleri gelir. Dağlık Frigya Bölgesi'nin kaya kiliseleri, Bizans kilise mimarisinin başlıca bütün tiplerini içermektedir: Başta tek nefli olmak üzere, iki nefli, üç nefli (bazilikal), haç planlı, kapalı Yunan haçı planlı kiliseler inşa edilmiştir. Kiliselerin duvarlarında kazıma ve boyama ile yapılmış çeşitli motifler, figürler ve yazıtlar da görülmektedir. Bu araştırmada, bölgedeki kaya kiliselerinin saptanması ve üzerlerinde belgeleme çalışmalarının yapılarak plan tiplerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Saptanan ve sınıflandırılan kiliselerin özellikle Anadolu'daki benzerleriyle karşılaştırılmasıyla, Bizans mimarisi içindeki konumunun ve benzerleriyle olan etkileşimlerinin de ortaya konulmasına çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Eskişehir, Afyonkarahisar, Kütahya, Kilise, Frigya, Bizans.

Bizans DönemiFrigyaKaya kiliseleri+6
Seçkin Evcim
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihi İnebolu evleri

İnsanoğlu yeryüzünde korunma içgüdüsünden hareketle doğumundan ölümüne kadar ihtiyaçlarını karşılayacağı, yaşamını sürdürebileceği evler inşa etmiştir. Yerleşik hayata geçen Türk toplulukları yaşam tarzlarına uygun mekânlar oluşturmuştur. Bu mekânlar geçmişten günümüze insanların değer yargıları, mahremiyet bilinçleri, aileye verilen önem ve değer, birlik beraberlik, bir arada yaşayabilme becerisi vb. gibi konular hakkında bizlere ipuçları vermekte ve yaşadığımız dönemde örnek olarak karşımıza çıkmaktadır. Anadolu'da Türklerin yaşadığı coğrafyalarda görülen bu yapılar Türk evi olarak adlandırılmış, zamanla bulundukları coğrafi konum, yapı malzemesi, yaşayanların adet, gelenek ve görenekleri doğrultusunda gelişim ve değişim göstermiştir. Çalışmamızda Kastamonu İli İnebolu ilçesinde bulunan doğa ile iç içe bütünleşmiş, Türkiye'de tek örneği mevcut olan, yöreye ait karakteristik kimlik kazanan, kırmızı renkli (FeO-demiroksit) aşı boyalı, tarihi Türk evleri incelenmiştir. Öncelikle çalışmamızın amacı, kapsamı, kaynak araştırması, literatür taraması hakkında bilgi verildi Birinci bölümde; İnebolu ilçesinin coğrafi, sosyal kültürel tarihi yapısı; İkinci bölümde; Türk evi özellikleri, Türk evinin tarihsel gelişimi, tanımı, plan tipi, cephe ve malzeme özellikleri; Üçüncü bölümde; Tarihi İnebolu Evleri katalog şeklinde sunuldu. Dördüncü bölümde ise; İnebolu ev mimarisi hakkında değerlendirme yapılarak sonuca yer verildi. Anahtar Kavramlar: Kastamonu, İnebolu, Aşı Boyalı Türk Evi

EvlerKastamonuKastamonu-İnebolu+4
Fatih Kırık
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihi süreç içinde Çorum Çarşısı'nın gelişimi

Yüksek lisans tezi kapsamında "Tarihi Süreç İçinde Çorum Çarşısı'nın Gelişimi'' incelenmiştir. Bu çalışmanın amacı geçmişten günümüze Çorum Çarşısı'nın gelişimini ortaya çıkartmak ve belgeleme yaparak gelecek kuşaklara çarşının aktarımını sağlamaktır. Kentin ana odak noktasını oluşturan çarşı üç ayrı bölümden oluşmaktadır. Bu üç grubu oluşturan dükkânlar plan, mimari ve tarihlendirme özelikleri bakımından ele alınmıştır. Ayrıca dükkânların fotoğrafları çekilerek ve katalog yapılarak sistematik bir şekilde değerlendirmeleri yapılmıştır. Ortaya çıkan bu bilgiler ışığı altında karşılaştırma ve benzer örneklerin yardımıyla Çorum Çarşısı'nın İslam Sanat Tarihi içindeki yeri belirlenmeye çalışılmıştır. Çorum Çarşısı ızgara plana sahip Çöplük Çarşısı, arasta planı şeklinde düzenlenmiş olan Dikiciler Arastası ve Ulu Cami'ye akarat olarak yapılan dükkânlar olmak üzere üç ana başlık altında incelenmiştir. Çöplük Çarşısı ızgara planı bakımından İslam ve Osmanlı Dönemi çarşı planında yaygın değildir. Türkiye'de tek ve en yakın örnek benzeri Muğla Arastası'nda görülmektedir. Çöplük Çarşısı dükkânlarında barok üslubu ile yapılan saçak altı korniş düzenlemesiyle 18. yüzyılın mimarisini yansıtmakla beraber 1913 yılında geçirmiş olduğu büyük yangın sonrasında büyük bir bölümü yanmış ve 1925-1926 yıllarında tekrar inşa edilmiştir. 1950 yılı sonrasında ise C ve S şeklindeki kıvrımlı olan saçak altı düzenlemelerinin çoğu yok edilmiştir. Özgün halini koruyabilen bu mimari öğeler tez içerisine incelenmiştir. Ulu cami dükkânları ile Dikiciler Arasta'sı ise diğer İslam Sanatı'ndaki arasta planları ile benzerdir. Ulu cami dükkânları diğer İslam şehirlerinde görülen planlara uygun olmakla beraber en son 19. yüzyılın üçüncü çeyreğinde yeniden yapılmıştır. Dikiciler Arasta'sı ise 1960 yılında inşa edilmiş olup Türkiye'de ki en son inşa edilen arastadır. Arnavut kaldırımı şeklinde döşeli çok dar olan sokağı ile şehrin ve Türkiye genelinde bir ilgi odağı haline dönüşmüştür. Ancak tescil kaydının olmasına rağmen tapu kaydının bulunmaması büyük bir sorundur. Günümüzde Arasta'nın bulunduğu sokak tapu plan paftasında yol olarak görülmektedir. Ortaya çıkan tüm verilerin ışığı altında Çorum Çarşısı bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilerek bir sonuca ulaşılmış ve Çorum Çarşının varlığına katkı sağlayacak önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Çorum, Dükkân, Çarşı, Arasta, Barok

ArastaDükkanlarMimari özellikler+5
Asaf Torun
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İç Anadolu hanlarından tarihî Çorum Veli Paşa Hanı

Anadolu, tarih boyunca kadim medeniyetlere ev sahipliği yapmış, hareketli bir coğrafyadır. Bunun temelinde Anadolu'nun jeopolitik konumu ve dolayısıyla sahip olduğu ticaret yolları bulunmaktadır. Ticaret yolları, sosyal ve kültürel hayatı yakından etkilerken ticaret hayatı da bu durumdan birinci derecede etkilenen olgulardandır. Ticaret hayatını canlandırmak, kolaylaştırmak ve güvenlik gibi sebeplerle kurulan hanlar bu durumun en belirgin sonucudur. Liman kentlerinde ve ticaret faaliyetlerinin yoğun olduğu şehirlerde inşa edilmiş olan tarihî Kızılören Hanı (Konya-Beyşehir Kara yolu üzeri, 1206), Karatay Hanı (Kayseri-Sivas Kara yolu üzerinde, 1240) ve Behram Paşa Hanı (Sivas, 1576) gibi hanlar İpek yolu üzerinde bulunan Sivas, Kayseri ve Konya gibi şehirlerde yapılanmıştır. Sadece ticaret değil mal hazırlama, kervanların ve yolcuların güvenliği, konaklama gibi işlevleri olan hanlardan günümüze kadar varlığını devam ettirenler bulunmaktadır. Birçoğu tarihî eser niteliği taşıyan Anadolu'daki hanlar arasında Karatay Hanı gibi hâlen lokanta ya da iş hanı olarak kullanılanlar mevcuttur. Behram Paşa Hanı ve Kızılören Hanı gibi bazı hanlar ise sadece tarihi yansıtan bir eser olarak ziyaretçilere açılmaktadır. Çalışma, bu hanlar arasında çok da adı geçmeyen ve zaman içerisinde tarihî niteliğini dahi kaybetme derecesine gelen Çorum Veli Paşa Hanı'nın geçmişini, geçirdiği bozulmaları ve dolayısıyla onarımları incelemek aynı zamanda inşa edildiği 1800'lü yılların başından günümüze kadarki mimari durumuyla ilgili ayrıntılı bir çalışma yapma amacı gütmektedir. Bu çalışma dâhilinde Çorum Veli Paşa Hanı'nın İç Anadolu'da bulunan tarihî hanlar içindeki yerini karşılaştırmak mümkündür. Çorum Veli Paşa Hanı'yla ilgili doğru bilgi veren kaynaklara ulaşmak, hanın geçirdiği yangınlar ve bozulmalar dolayısıyla zordur. Lakin mevcut vakfiyelerde geç dönem Osmanlı şehir içi hanlarından olduğu bilgisine ulaşılabilir. Yapının mimarisi incelendiğinde plan ve mimari açıdan 19. yy. özelliklerini yansıttığı söylenebilir. Çalışma süresince eserde 2019 Eylül, 2020 Mart, 2021 Ekim ve Kasım ayları ile son olarak 2022 Nisan ayı içinde incelemeler yapılmış, bu handa mimari incelemeler yapan ve Veli Paşa Hanı'nda onarım çalışmalarını tamamlayan Çorum Belediyesi çalışanları ile görüşmeler gerçekleştirilerek han hakkında bilgi alınmıştır. Yapılan çalışmalar dâhilinde Çorum Veli Paşa Hanı'nın özgün, tarihî bir yapı özelliği taşıdığının yakın zamanda anlaşılmaya başlandığı kanısına ulaşılmıştır.

HanlarMimari yapıMimari ögeler+5
Sevdanur Ahıskalı
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Alaca Höyük'te Hitit İmparatorluk Dönemi yerleşim modeli ve mimarisi

Alaca Höyük Hitit İmparatorluk Dönemi Yerleşim Modeli ve Mimarisi" adlı bu çalışmada Çorum İli Alaca İlçesi Alaca Höyük Köyü sınırları içerisinde yer alan Alaca Höyük'ün 2. yapı katı (Hitit İmparatorluk Dönemi) mimarisi incelenmiştir. Bu bağlamda eski yıllarda açığa çıkarılmış olan yapıların çizimleri revize edilmiş ve dijital ortamda (AutoCAD) çizimleri tekrar yapılmıştır. Yeni dönem kazılarında açığa çıkarılan yapıların çizimleri ile beraber değerlendirilip topografik haritada kent modeli oluşturulmuştur. Hitit İmparatorluk Dönemi'nde Alaca Höyük'te açığa çıkarılan yapılarda kullanılan malzemeler ve bu malzemelerin temini araştırılmıştır. Mimaride kullanılan yapı öğeleri ve mimari yapım teknikleri ışığında dönemin yapıları tek tek değerlendirilmiştir. Yapılar değerlendirilirken; planı, kullanılan yapı malzemeleri, çıkan buluntu konteksi ve yapım teknikleri ışığında yapıların işlevi tespit edilmeye çalışılmıştır. Dönemin mimari yapıları Hitit çekirdek bölgesindeki merkezler ile karşılaştırılmıştır. Alaca Höyük kent dışı yapılarının özellikleri, işlevleri araştırılmış ve yapıların kent ile bağlantısı, diğer merkezler ile karşılaştırma yapılarak tespit edilmeye çalışılmıştır. Alaca Höyük'ün yerleşim olarak seçilmesinin nedenleri Coğrafi Bilgi Sistemleri ışığında; iklimsel yapısı, coğrafyası, jeolojik yapısı ve hidrojeolojisi gibi birçok faktör açısından araştırılmış, yerleşimin tercih edilme sebepleri tespit edilmiştir. Yazılı belgeler ışığında dönemin şehircilik anlayışı araştırılmıştır. Diğer merkezlerle karşılaştırmalar yapılarak Alaca Höyük kentinin özellikleri belirlenmiştir. Bütün bu çalışmalar sonucunda Alaca Höyük Hitit İmparatorluk Dönemi mimarisi ve kentin yerleşim planı hakkında edinilen bilgilerle sonuca ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Alaca Höyük, Hitit İmparatorluk Dönemi, Mimari, Kent

AlacahöyükHitit DönemiHititler+3
Anıl Vural
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bursa Numaniye Dergâhı ve mimari özellikleri

Tasavvufî kimliğiyle ön plana çıkan Bursa'da inşa edilen tarikat yapıları, şehrin mimari karakterini oluşturan eserlerdendir. 18. yüzyılda Hekimoğlu Ali Paşa tarafından vakfedilen Numaniye Dergâhı, günümüze ulaşan tarikat yapıları arasında özgünlüğünü korumasıyla ilgi çekmektedir. Bu çalışmada Bursa Numaniye Dergahı'nın malzeme, teknik, mimari elemanlar ve süsleme unsurları bakımından incelenmesi amaçlanmıştır.

BursaMimari özelliklerNumaniye Dergahı+2
Fatıma Betül Karadoru
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı müelliflerinin kaleminden Ayasofya'nın inşaşı

Dünya tarihinin önemli miraslarından biri Ayasofya'dır. Bu önemli miras, tarihin değişik dönemlerinde ilgi odağı olmuş, tarih ve daha pek çok ilim dallarında araştırmacıların ilgisini çekmiştir. Bu çalışmada Ayasofya hakkında Fatih dönemiyle birlikte meydana getirilen Osmanlı Türkçesi eserlerden bazıları incelenerek ilim camiasının tartışmasına sunulmuştur. Kendine has özeliklere sahip olan Ayasofya'nın yapımına ilk defa 360'lı yıllarda başlanmış, 415'te ikinci defa inşa edilmiş, Justinianus devrinde ise üçüncü ve son yapımına ulaşmıştır. Ayasofya her dönemin gözbebeği olmuş, siyasi iradenin değişmesiyle niteliği de değişmiştir. Kilise olarak meydana getirilen Ayasofya, Latin istilasında yağmalanmaktan kurtulamamıştır. Osmanlı imparatorluğu hâkimiyetinde camiye dönüştürülmüş gördüğü onarım ve güçlendirme çalışmalarıyla günümüze ulaşmış günümüzde müze olarak canlılığını devam ettirmektedir. Yüksek lisans tezi olarak yaptığım bu çalışma Fatih dönemi yazmalarından Şemseddin Karamanî'nin "Haze Tarih-i Beyanı Bina-yı Ayasofya-i Kebir" eseri çerçevesine oluşturulmuş, Fatih dönemi ve sonrası Ayasofya Tarihi ile ilgili diğer Osmanlıca eserlerle birlikte değerlendilmiştir. Bu çerçevede eserlerden elde edilen bilgi ve bulgulardan yola çıkarak Ayasofya inşasının aşamaları safhalarıyla incelemiş ve bilim dünyasının tarttışmasına sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ayasofya, İgnatios, Agnadyus, Ustuyanoş, (Justiniaus) Mimar, Karamanî, Abdulkayyum, Ayasofya Tarihi

AyasofyaDini mimariMimari+2
Hüseyin Sarı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Seyitömer sivil mimarisinin özellikleri ve gelişimi

Bu çalışmada, Erken Tunç Çağı'ndan Roma Dönemi'ne kadar uzanan Seyitömer sivil mimarisinin özellikleri ve gelişimi ele alınmıştır. Höyükte Erken Tunç Çağı'nın yanı sıra Orta Tunç Çağı, Akhaemenid, Hellenistik ve Roma Çağlarına ait kalıntılar ortaya çıkarılmıştır.Seyitömer Höyük'ün mimari özellikleri ve gelişimini değerlendirebilmek için, her bir kültür katını en iyi temsil eden konut ve atölyelerden birer sivil yapı örneği seçilerek malzeme, inşa teknikleri, plan özellikleri ve kullanım amaçları açısından incelenip yerleşimin kendine has özellikleri ortaya konmaya çalışılmıştır.Yerleşimler bir sur veya teras-sur duvarlarıyla çevrelenmiştir. Yerleşimlerde anıtsal nitelikteki yapılara rastlanmamıştır. Özellikle Erken ve Orta Tunç Çağlarında konut tipi yapıların yanı sıra atölye/işlik ve depo olabilecek nitelikte mekânlar da görülmektedir.Erken Tunç Çağı'nda megaron planlı bir yapıya rastlanması, bu yerleşimin Batı Anadolu kültürel etki alanına girdiğini göstermektedir. Orta Tunç Çağı'nda ise daha ziyade Orta Anadolu etkisi ağırlık kazanmaktadır.Höyüğün en yoğun ve en geniş sınırlarına Erken ve Orta Tunç Çağı'nda ulaştığı; daha sonraki dönemlerde yerleşim alanının küçüldüğü ve daha az bir nüfusun yaşadığı anlaşılmaktadır. Seyitömer Höyük'ün özellikle Erken ve Orta Tunç dönemlerinde seramik ve maden üretiminde, ayrıca Anadolu'nun Doğusu ve Batısı arasındaki ticarette önemli bir rol üstlendiği açıktır. Akhaemenid ve Hellenistik Dönem mimari kalıntıları genellikle konutlardan oluşmaktadır. Dönemi karakterize eden yapı türlerine rastlanmaması ve daha ziyade yerel mimari özelliklerin görülmesi, höyüğün bu dönemde bir taşra yerleşimi niteliğinde olduğuna işaret etmektedir.Anahtar Kelimeler: Seyitömer Höyük, Mimari, Konut, Atölye, İşlik.

AtölyeHelenistik DönemMimari+5
Nazan Yüzbaşıoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Seyitömer Höyük 24 No'lu Orta Tunç Çağı (IVA) Mekânının değerlendirilmesi

Batı Anadolu'da Orta Tunç Çağı, siyasal ve sosyo-ekonomik açıdan doğusunda bulunan Assur Ticaret Kolonileri Çağı ve batısında yer alan Minos Uygarlığı'na göre daha az bilinen bir dönemi karakterize etmektedir. Bu durumun başlıca sebebi olarak bölgede gerçekleştirilen kazıların azlığı ve kazıların ayrıntılı yayınlarının henüz gerçekleştirilmemiş olması gösterilebilir. Son yıllarda bir kurtarma kazısı projesi olarak gerçekleştirilen Seyitömer Höyük Kazıları, sözü geçen döneme ait tabakalarının tümüyle kazılmış olması ve sunduğu veriler sebebiyle, Batı Anadolu'nun OTÇ için önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışmada; Seyitömer Höyük 24 No.lu OTÇ (IVA) mekanının, öncelikle yerleşimde bulunan diğer OTÇ yapılarıyla ve kendisinden önce gelen ETÇ yapılarıyla olan konum ve işlevi konusundaki benzer veya farklı yönleri incelenmiştir. Daha sonra Anadolu'da çağdaşı olan anahtar yerleşimlerde ortaya çıkartılan yapılarla olan plansal ve iç donanımsal benzerlikleri karşılaştırılmıştır. Son olarak da 24 No.lu Mekân'dan yola çıkarak mekânların hem kendi yerleşimlerinin içerisinde hem de diğer yerleşimlerle olan plansal benzerliklerini etkileyen etmenler yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Seyitömer Höyük, Orta Tunç Çağı, Mimari, Mekân, Konut.

Arkeolojik alanlarArkeolojik kazılarHöyükler+7
Osman Vuruşkan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ermeni Kilise ve okul yapıları; Bursa örneği

Bursa 1326 yılında Osmanlı Devleti'nin hakimiyetine girdikten sonra farklı etnik grupların bir arada yaşadığı bir şehir olmuştur. Kentte yaşayan yoğun gayrimüslim cemaatin bir kısmını Ermeniler oluşturmaktaydı. Ermeniler için devletin belirlediği şartlarda ibadethaneler ve okullar inşa edildi. 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra yeni bir kilise inşası olmamıştır. Bundan sonra 1915 yılında Ermenilere yönelik gerçekleşen Sevk ve İskân Uygulaması ile kilse ve okullar terk edilmiştir. Terk edilen bazı yapılar yıkılmış. Bazı yapılar kısmen de olsa günümüze ulaşmayı başarmıştır. Bu çalışmada bursa sınırları içerisinde tespit edilen yapıların plan tipi, mimari özellikleri, kullanılan malzeme ve süsleme programları incelenmiş olup bu yapıların varlığı belgelenmeye çalışılmıştır.

BursaBursaErmeniler+7
Sami Başak
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mudanya Giritli mahallesi geleneksel konutlarının mimarlık özellikleri üzerine bir araştırma

Günümüze ulaşmış bir çok eski Anadolu kentini meydana getiren, ancak sayıları giderek azalan geleneksel konutlar, mimarlık özelliklerinin yanı sıra, yaşandığı döneme ait kültürün geleceğe aktarılmasında katkıları büyüktür. Evler, insan yaşamının sosyal, kültürel, işlevsel ve estetik göstergesidir. Türkiye üzerindeki tüm sanat eserleri milli kültürün bir parçasıdır. Bu eserlerin sahibi değil, sadece koruma sorumlusu olduğumuz bilinci, devam ettiği sürece tüm sosyo-kültürel değerlerimizi gelecek kuşaklara aktarma sorunu çözüm bulacaktır. Bu düşünceler ışığında Mudanya'da günümüze ulaşmış geleneksel kent dokusu içindeki sivil mimarlık örnekleri incelenmiş ve bölgeye yönelik koruma önerileri hazırlanmıştır. Marmara Denizi'nin kuzeydoğusunda bulunan Mudanya, Türk ve Rum halkın bir arada yaşadığı bir kenttir. Mudanya kent yerleşimi incelendiğinde; Türk'lerin kentin iç kesimlerini, Rum'ların ise deniz ticareti ile ilgili olarak yerleşmek için Mudanya'nın kıyı kesimini tercih ettikleri görülür. Gelir düzeyi yüksek Rum tüccarların yaptırdıkları evler 2 katlı, bahçe içinde ve çok odalıdır. Gelir düzeyi orta Rum ailelerin evleri ise 2 veya 3 katlı bitişik düzende, dikdörtgen planlı ve sokağa cephelidir. Giritli Mahallesi evleri, Rum halkın Türk kültürü ile kaynaşması sonucu her iki toplumdan da özellikler taşımaktadır. Evler, sokağa çıkma yapan cumbaları, cephe biçimlenişi, kapı, pencere, konsol gibi yapı elemanları, komşuluk ilişkileri ile birlikte, kentin korunması gerekli geleneksel dokusunu oluşturmaktadır. Fiziksel ve tarihsel ışığında Mudanya ilçesini tanımaya yönelik bilgiler; coğrafi yapısı, iklimi, bitki örtüsü, sosyal ve ekonomik yapısı ile tarihsel gelişimi çalışmanın l.'ci bölümünü oluşturmaktadır. l.'ci bölümde.ayrıca Mudanya'nın tanınmasında önemli yeri olan Mütareke Evi ve dinsel amaçlı yapılar incelenmiş fiziksel çevreyi oluşturan, kamu ve ticaret yapıları ile ulaşım alanları, yeşil alanlar ve yapılanmamış alanlar hakkında bilgi verilmiştir. Bölgede yapı yoğunluğunu oluşturan konutlardan geleneksel olanlar ve yeni yapılar hakkında genel bilgi verilmiştir. VIIII. bölümde, Giritli Mahallesi geleneksel konutlarının parsel ve sokak ilişkisi incelenmiştir. Mahalleyi oluşturan Fevzi Paşa ve 12 Eylül caddeleri ile Akıncı Abidin Bey, Şükrü Çavuş, Ali Fuat, Çardaklı Kahve, Çınarlı Kahve, Harmanlar ve Geniş sokakta bulunan 352 adet geleneksel yapıdan korunması gerekli 106 geleneksel konutun plan oluşumları ve cephe biçimlenme özellikleri araştırılmıştır. Ayrıca geleneksel konutların yapım sistemleri ve kapı, pencere, pencere alt pervazı, tavan, kat silmesi, konsol gibi birim elemanları sınıflandırılarak tablolar ile sunulmuştur. III. bölümde ise Giritli Mahallesi'nde özgünlüğünü koruyan yapıların yoğun olduğu Fevzi Paşa caddesi örnek çalışma alanı olarak seçilerek mevcut durum tespitleri yapılmıştır. Bölgede yapılan analiz verileri doğrultusunda örnek çalışma alanı üzerine koruma projesi hazırlanmıştır. Bu çalışma doğrultusunda bölgeye yönelik genel koruma önerileri ve yeni yapı yapma ilkeleri belirlenmiştir.

Bursa-MudanyaGeleneksel konutGeleneksel mimari+1
Gülhan Aydoğan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Mimari özellikleri farklı ilköğretim okullarındaki öğrenci ve öğretmenlerin okullarının bina ve bahçeleri hakkındaki görüşlerinin incelenmesi

Bu araştırmada, mimari özellikleri farklı üç ilköğretim okulundaki öğrenci ve öğretmenlerin okullarının bina ve bahçeleri hakkındaki görüşleri ayrıntılı olarak incelenmeye çalışılmıştır. Araştırma, 2008-2009 Eğitim- öğretim yılında, Adana İli Merkez Seyhan ve Yüreğir ilçelerindeki resmi ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenler ile bu okullardaki 4.- 8. sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Örneklem seçimi içinse Adana il Milli Eğitim müdürlüğünden, müfettişlerden, öğretmenlerden alınan bilgiler doğrultusunda mimari özellikleri bakımından iyi, orta ve alt düzeyde üç okul belirlenmiştir. Daha sonra bu üç okuldaki tüm öğretmenlere ve 4.- 8. sınıflardan seçkisiz olarak belirlenen birer şubedeki öğrencilere anket uygulanmıştır. Araştırmada ayrıca, bu üç okuldan farklı branşlardan beşer öğretmen ile 4.-.8. sınıf düzeyinde ikişer olmak üzere onar öğrenci gönüllülük esasına göre belirlenerek, bu bireylerle görüşmeler yapılmıştır. Bu bağlamda anket uygulamasına 439 öğrenci ile 96 öğretmen katılırken, görüşmelere ise 15 öğretmen ile 30 öğrenci katılmıştır.Veriler, araştırma kapsamında geliştirilen ? Okul Bina ve Bahçelerine Atfedilen Metaforlar Anketi? (OBBAMA) ve yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir.Araştırma sonuçlarına göre, Okul bina ve bahçesinin genel görünümünün ve fiziki mekan uygunluğunun, eğitim-öğretim kalitesini etkilemede önemli bir faktör olduğu kullanıcı görüşleri doğrultusunda ortaya çıkmıştır. Okulun bina ve bahçesinin yeterli olarak kabul edildiği okullarda öğrenci ve öğretmenler daha çok olumlu temalar altında metafor üretmiş ve olumlu anlamda görüş bildirirken, bina ve bahçenin yeterli olarak kabul edilmediği okullarda ise öğrenci ve öğretmenler daha çok olumsuz temalar altında metafor üretmiş ve olumsuz görüş bildirmişlerdir. Mimari özelliklerin düzeyi olumlu anlamda arttıkça öğretmen ve öğrencilerin okullarına karşı olumlu tutum geliştirdikleri söylenebilir.Araştırma sonuçları doğrultusunda okullardaki gerekli olmasına rağmen bulunmayan bölümlerin il milli eğitim müdürlüğünce oluşturulacak bir komisyon tarafından tespit edilmesi ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın bundan sonra yapacağı projelerde eksik olan bu bölümlere yer vermesi gerektiği söylenebilir. Ayrıca binaların yapı aşamasında ve bahçe düzenlemesi sürecine mimarlar, mühendisler, eğitimciler ve çocuk gelişimcilerinin de katılması, kullanılan ve yapılacak olan okullarda renk seçiminin öğretmenler ve öğrenciler tarafından yapılması, sınıf ve çevre düzenlemelerinde öğretmen ve öğrencilerin fikirlerinin alınması önerilmektedir.Anahtar Kelimeler : Metafor, Okul Binası , Okul Bahçesi, Okul Bina ve Bahçelerine Atfedilen Metaforlar Anketi (OBBAMA)

BahçelerFiziksel çevreMetafor+7
Kürşat Karasolak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Başlangıcından Tunç Çağlarının sonuna kadar Anadolu'da savunma sistemleri mimarisi

Bu tezin amacı Neolitik Dönemden başlayarak Geç Tunç Çağının sonuna kadar Anadolu'da var olan yerleşim yerlerindeki savunma olgusunun mantığını ve gelişimini takip etmektir. Bu konu bağlamında yerleşmeler tek tek incelenirken bölgesel özellikleri ve çevresel koşullar gibi olguların savunma sisteminin oluşumunda nasıl bir rol oynadığı da irdelenmiştir. En başından beri insanların neden kendilerine savunma hattı çektikleri ve bu savunma hattı gerçekten de yerleşmeyi savunmak için miydi? gibi sorulara cevap bulmak ilk bölümün ana mantığını oluşturmaktadır.Diğer bölümler ile beraber yavaş yavaş şekillenip belli bir düzene oturmaya başlayan savunma sistemlerinin merkezler arasında değişen teknik anlayışları ile beraber kullanılan farklı materyallerin savunma sistemi üzerinde nasıl bir etki yarattığını tespit etmek asıl hedef olacaktır.Çalışmanın sonlarına doğru ise Anadolu'da değişen dengelerin savunma mimarisine nasıl katkı sağladığına vurgu yapılacaktır. Bu dönem içinde Anadolu'da bir güç olan ve geniş bir bölgede egemenlik kuran Hitit İmparatorluğu'nun başkenti Hattuşa ile beraber ondan pek de aşağı bir öneme sahip olmayan diğer Hitit yerleşimlerinin savunma sistemlerini ve bunların Anadolu mimarlığına kattığı yenilikler takip edilmeye çelışılacaktır.

AnadoluHititlerMimari+3
Mehmet Cevher
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Tasarım-uygulama birlikteliğinin kurgulanmasında uyarlanabilirliği sağlayan mimari detay tasarımına yönelik bir analiz yöntemi

Bu çalışma, bir yapının mevcut detay tasarımının uyarlanabilirlik seviyesinin tespiti ve gelecekte tasarlanacak yapıların kalıcı olmayan, uyarlanabilir mimari detay tasarımına sahip olmasını sağlayabilecek bir yöntem geliştirilmesini amaçlamıştır. Bu yöntem herhangi bir mimari yapının mevcut detay tasarımının uyarlanabilirliğini derecelendirmenin yanısıra, yeni tasarımlar için de rehber niteliğinde bir yardımcı araca ihtiyaç olduğu düşüncesi ile oluşturulmuştur. Detay tasarımının sonucu olan uyarlanabilme kabiliyeti en küçük ölçekte yapının öğeleri arasında tasarım esnekliği sağlamanın yanısıra, giderek artan ölçekte tüm yapının dönüştürülmesini ifade etmektedir. En geniş ölçekte ise yeryüzündeki sınırlı kaynakların yeniden kullanımı ile sürdürülebilirliğe katkı sağlamakta ve karmaşa yaratan yıkım süreçleri dönüşüm süreçlerine evrilmektedir. Mimari detayı oluşturan parçaların birbirlerine bağlantı biçimlerindeki anlayış, yapının varlığının her aşamasında onu değiştirmeye ve dönüştürmeye imkan verecek kontrol mekanizmasının anahtarıdır. Bu anahtar, detayın uyarlanabilirliğine imkan veren bağlantı biçimlerini şekillendiren ve bir kılavuz niteliğinde olan okunabilirlik, müdahale edilebilirlik ve basitlik ilkeleridir. Araştırma, bu ilkeler kıstas kabul edilerek ve mimari detayı etkileyen diğer unsurlar ile ilişki kurularak yapılmıştır. Çalışmada kuram oluşturma yaklaşımından ve nitel araştırma tasarımında etkileşimli yaklaşımdan yararlanılmıştır. Bu yaklaşımlar gereğince çalışmada analiz yöntemi bir model olarak ortaya konulmuştur. Modelin oluşumunda yöntem olarak örnek analizi yapılmıştır. Örneklem kümesi belirlenmiş, analiz adımlarının akış şemaları ve veri tabloları hazırlanmıştır. Örneklem oluşturmada sivil mimarinin el zanaatına dayanan, halk yapım sistemine sahip bir yapı ve çağdaş yapım sistemlerine sahip bir yapı belirlenmiştir. Böylece yapım sistemleri bakımından sivil ve çağdaş nitelikte olmak üzere iki uç noktada değerlendirilen karşıt iki yapının karşılaştırmalı analizi yapılmıştır. Analiz ile detay tasarımı, yapı sistemleri ve bunları oluşturan unsurlar arasındaki ilişkiler tanımlanmış ve sayısal olarak karşılaştırılabilen sonuçların elde edilmesi sağlanmıştır. Detay tasarımı ve yapının uyarlanabilirlik seviyesini ifade eden yapım dönüşüm hızı arasındaki ilişkiye dönük yeni bir yaklaşım ortaya konulmuştur.

AyrıntıDetay ölçümleriMimari tasarım+3
Onur Kılıç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sokullu Mehmet Paşa'nın bani kimliği ve inşa ettirdiği üç menzil külliyesi: Lüleburgaz, Havsa, Payas

Başarılı bir devlet adamı, dirayetli bir komutan ve iyi bir yönetici olan Sokullu Mehmet Paşa, üç padişah zamanında veziriazamlık görevinde bulunan önemli bir şahsiyettir. Siyasî ve askeri alandaki başarılarıyla bir döneme adını veren Sokullu Mehmet Paşa'nın bilim ve sanat hamiliği ile bani kimliği geri planda kalmıştır. XVI. yüzyılda sanatı ve sanatçıyı korumak Osmanlı yöneticilerinde aranan önemli vasıflar arasındadır. Sokullu Mehmet Paşa da sanatçıları himaye etmiş, dönemin kültür hayatını büyük ölçüde etkilemiştir. Baki, Nakkaş Osman, Seyyid Lokman gibi birçok sanatçıyı himayesi altına almıştır. Yeni eserlerin üretilmesine destek vermiş, devrin "en nefis" eserleri kendi adına ithaf edilmiştir. Ayrıca Osmanlı Devleti'ndeki dizi padişah portreciliği geleneğinin başlamasında en büyük etken olmuştur. Sokullu Mehmet Paşa'nın banisi olduğu yapılar camiden kiliseye, medreseden kervansaraya, köprüden darüşşifaya, hisara ve iskeleye kadar çok farklı işlevdedir. Balkanlar'dan Anadolu'ya, Anadolu dışından Arap coğrafyasına kadar uzanan yapıların sayıları 2.000'i aşmaktadır. Sokullu Mehmet Paşa vakfiyesi ışığında, bulunduğu yere, türlerine ve işlevlerine göre ele alınarak tasnif edilmiştir. Sokullu'nun banisi olduğu 12 külliyeden Lüleburgaz, Havsa ve Payas külliyeleri detaylı olarak ele alınmıştır. Tez kapsamında ele alınan Lüleburgaz, Havsa ve Payas'taki külliyeler ücra yerlerde inşa edilmeleri ile hem Sokullu Mehmet Paşa'nın hem devletin gücünü simgelemekte, büyük boyutları ve donanımlı olmaları ile ön plana çıkmaktadır. Mimar Sinan tarafından inşa edilmesi ile de ayrıcalıklı konuma sahiptir. Söz konusu külliyelerin özgün durumları ve tarih içinde geçirdiği değişimler irdelenmiş, külliyeleri oluşturan birimlerin nitelikleri ve ortak özellikleri ortaya konmuştur.

Edirne-HavsaHatay-PayasKülliyeler+5
Selahattin Öksüz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Müslümantepe kazıları ışığında yukarı Dicle bölgesi M.Ö. II. bin mimarisi

Konumları itibari ile Orta ve Doğu Anadolu kültürleri ile Suriye ve Mezopotamya kültürleri arasında kalan tampon bölgede yer alan Yukarı Dicle Bölgesi yerleşimleri, kuzeyinde ve güneyinde yer alan söz konusu bölgelerdeki kültürlerin etkilerini bünyesinde barındıran önemli yerleşim alanlarıdır. Yukarıda belirttiğimiz bu durum kültür çeşitliliği açısından bölge yerleşimlerini genellikle olumlu yönde etkilemiş olsa da zaman zaman kuzeyinde ve güneyinde yer alan büyük devlet oluşumları arasındaki sınır mücadelelerine maruz kalan bölge yerleşimlerinde, otorite boşlukları ve karmaşalardan dolayı kendine has köklü bir kültür oluşumunu olumsuz yönde etkilemiştir. Yukarı Dicle Bölgesi'nde M.Ö. 2. binin ilk yarısında yukarıda belirttiğimiz duruma benzer bir siyasi durum izlenebilmektedir. M.Ö. 2. binin ilk yarısında güçlü bir devlet otoritesinin yer almadığı bölgede, aşiret geleneklerini sürdüren Hurri kökenli yerleşik ya da yarı göçebe toplulukların oluşturduğu küçük devletler yer almaktadır. M.Ö. 2. binin ikinci yarısında ise bölge Hitit İmparatorluğu, Mitanni Krallığı ve Asur Devleti arasındaki egemenlik mücadelelerine sahne olmuştur. Yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığımız M.Ö. 2. binyılda meydana gelen otorite boşlukları ve siyasi çekişmelerin, başta Müslümantepe olmak üzere bölgede yer alan yerleşimlerdeki mimari yapılaşma üzerinde ne tür etkiler yarattığını izlemeye çalıştığımız tez çalışmamızda, kent ve kırsal kesimdeki yerleşim dokusu, sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik yapı bütünsel olarak aydınlatılmaya çalışılmıştır.

Arkeolojik alanlarArkeolojik kazılarAsur Ticaret Kolonileri Çağı+6
Ahmet Akkaya
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlıda hamam kültürü ve saray hamamları

Türk kültürünün önemli bir parçası olan hamamların değişikliğe uğradığı bilinse de günümüzde de varlığını koruyabilmiştir. Tez de Türk hamamlarının ve Saray hamamlarının tarihsel süreç içerisinde ne gibi değişikliklere uğradığı ve gelenekleri konu edilmiştir. Antik Çağdan bu zamana kadar insanların deniz ve nehir kenarlarında yıkandığı bilinmektedir. Daha sonra ki dönemlerde bu durumun nasıl geliştiği ve mekân haline geldiği tarihsel süreçle ortaya çıkmıştır. Romalılardan başlayıp, Bizans ve Selçuklulardan da Osmanlı devletine geçen bu kültürün, gündelik yaşamda ki önemi ise Tarihçiler tarafından belirtilmektedir. Osmanlı Devletine başkentlik yapan İstanbul şehrinin 1453'den başlayıp 1922' ye kadar ki en büyük gözde hamamlarının mimari özellikleriyle beraber nasıl değişikliğe uğradığına değinilmiştir. Özellikle Osmanlı Devletinin yapmış olduğu çarşı hamamları, gelir kaynağı olmuştur. Hamamların renkli hayatı özellikle kadınlar açısından önem arz etmektedir. Loğusa hamamı, nişan hamamı, asker hamamı, kız bakma hamamı gibi sosyal olayların gerçekleştiği yerdir. Saray hamamlarında da aynı durum söz konusudur. Saray hamamlarında ki fark şudur, cariyelerin, ağaların, valide sultanların, padişahların hamamları ayrıdır. Hepsi aynı düzen içerisinde farklı malzemelerle inşa edilmiştir. Zamanla Saray hamamları da tahribata uğrayıp, çıkan yangınlar sonucu ortadan kaybolmuştur ama tadilatlar neticesin de tekrar kullanıma açılmıştır. Anahtar Kelimeler: Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı, Saray, Hamam,

HamamlarMimari özelliklerOsmanlı Devleti+4
Meltem Fıstıkçı
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Anadolu sahil şeridi Kalkolitik Çağ mimarisi ve yerleşim modelleri

Bu çalışmada Batı Anadolu sahil şeridinde, kazısı yapılan Kalkolitik Çağ merkezlerinin mimarisi stratigrafik düzen içerisinde değerlendirilerek yapıların inşasında kullanılan malzeme, teknik, yapı tipleri ve yerleşim modelleri ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Ege Denizi boyunca, kuzeyde Çanakkale?den güneyde Muğla?ya kadar Batı Anadolu sahil şeridi içerisinde bereketli tarım ovaları üzerine kurulan Kalkolitik Çağ merkezlerinin birçoğu, Büyük ve Küçük Menderes, Bakır Çay, Gediz Çayı ve kollarının oluşturduğu alüvyon dolguları altında kalmıştır. Yeterince araştırılmayan ve içerisinde kronoloji sorunları bulunduran Kalkolitik Çağ, yaklaşık olarak M.Ö. 6000-3000 yılları arasında; Erken, Orta ve Geç olmak üzere üç dönem içeren uzun bir kültür sürecidir. Kullanılan malzeme, teknik ve yapı tipleri yerleşim yerleri içerisinde küçük farklılıklar olmasına rağmen genel olarak bir bütünlük arz eder. Yapıların inşasında kullanılan malzemeler, taş, ahşap, çamur harç, dal, saz ve otsu bitkilerden oluşmaktadır. Teknik olarak ise dal-örgü ve çamur-harç, taş temel üzeri kerpiç ve kerpiç duvar tekniği kullanılmıştır. Dal-örgü ve çamur-harç ve taş temel üzeri kerpiç mimari teknikleri tüm Kalkolitik Çağ boyunca kullanılmışken, kerpiç duvar tekniği Erken ve Geç Kalkolitik Çağ içerisinde kullanılmıştır. Bu tekniklerle inşa edilen, dikdörtgen, apsidal, ızgara, çukur ve dairesel planlı yapıların Kalkolitik Çağ merkezleri içerisinde farklı dönemlerde yoğun olarak kullanıldığını görmekteyiz. Dikdörtgen planlı yapılar, Kalkolitik Çağ?ın tüm evrelerinde kullanılırken Çukur ve dairesel planlı yapılar Orta ve Geç Kalkolitik Çağ içerisinde, apsidal ve ızgara planlı yapılar ise Batı Anadolu sahil şeridinde sadece Geç Kalkolitik Çağ içerisinde kullanılmıştır Batı Anadolu sahil şeridi Kalkolitik Çağ yerleşim modelleri, yetersiz mimari kalıntılardan dolayı birkaç merkez dışında tam olarak anlaşılamamıştır. Bu merkezlerden elde edilen mimari veriler ışığında, yerleşim yerleri; sokak veya açık işlik alanlarıyla ayrılmış açık bir yerleşim modeli sunmaktadır. Anahtar Sözcükler 1 Kalkolitik 2 Mimari 3 Yerleşim modelleri 4 Batı Anadolu 5 Yapı teknikleri

AnadoluBatı AnadoluKalkolitik Dönem+5
Ümit Gündoğan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kapı ağası Gazanfer Ağa'nın Anadolu'da yaptırdığı mimarî eserler

16. yüzyılın ikinci yarısında yaşanan politik organizasyonlar sonucu güç ve itibar kazanan kapı ağalarının önemli bir temsilcisi olan Gazanfer Ağa'nın Anadolu'da inşa ettirdiği mimarî eserler, dinamik bir süreci teşkil eden Osmanlı mimarlık tarihi içerisinde önemli bir yere sahiptir. Bu dönemde yaratıcı hamlelerin sonucu olarak karşımıza çıkan bu mimarî eserler bir taraftan bulundukları kentlerin ayırt edici mimarî unsurları diğer taraftan da bu kentlerin tamamlayıcı simgesel unsurları olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tez, tarihsel süreç boyunca geleneksel patronaj sistemi ile şekillenen mimarlık faaliyetlerinin kapı ağası Gazanfer Ağa'nın üstlenmesi ile ulaştığı boyutu kavramayı amaçlamaktadır. Aynı zamanda bu eserlerin kentsel alandaki statüsünü belirleyerek bunların kültürel ve mekânsal etkileşimlerini incelemeyi ve Osmanlı mimarî birikimine olan katkılarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Yapıların, kimlik, imge, temsil, işlev gibi özellikleri belirlenerek, şehrin görünürlüğüne etkileri, sanat tarihi çalışmalarına katkıları açıklanmaya çalışılarak Gazanfer Ağa'nın içerisinde bulunduğu mimarî faaliyetler analiz edilmiştir.

16. yüzyılGazanfer AğaKapıağası Yakup Ağa Hamamı+6
Leyla Kaya
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Midilli Adası Osmanlı çeşmeleri

Yüzyıllardır gelişmekte olan çeşme mimarisinin Anadolu' da rastladığımız ilk örnekleri 8-9. yüzyıllara tarihlenmesine karşın, Türk kültüründeki ilk örnekler Artuklu dönemine aittir. Osmanlı döneminde çeşitlenerek ve gelişerek kendini göstermeye devam eden çeşmeler, tüm hakimiyet alanlarında sıkça inşa edilen yapı türleridir ki yaklaşık 450 sene boyunca Osmanlı İmparatorluğu' nun toprağı olan Midilli ya da diğer adıyla Lesvos Adası' nda da bu yapı türü yaygın olarak görülmektedir. Türkiye' den ayrı düşünülemeyen Midilli' de, Osmanlı' ya dair pek çok dokunun bulunmasına karşın çalışma konumuzu adadaki çeşmeler oluşturmaktadır. Kolayca tahrip olabilen bu yapılara ait kısıtlı bulunan bilgi ve belgelerin yanı sıra çalışmamızla birlikte, çeşmelerin tasnifleri yapılarak bir belge niteliğinde envantere katkı sağlamak tarafımızca amaç edinilmiştir. Bu doğrultuda incelemelerimiz sonucunda Midilli' de Osmanlı dönemine ait 43 çeşmeye ulaşılmıştır. Çeşmelerden 23 tanesinde kitabe mevcut iken 20 tanesinde kitabeler ya sökülmüş ya da hiç konulmamıştır. Kitabesi bulunan çeşmelerden en erken tarihlisi 18. yüzyılın başlarına tekabül ederken, en geç inşa edilen çeşme 20. yüzyılın başında yapılmıştır. Genel itibariyle klasik düzende yapıldığını tespit ettiğimiz çeşmelerin yanı sıra, batı sanatı anlayışında üslup ve tekniklerin uygulandığı çeşmelerin de varolduğunu söylemek mümkündür. Türk mimari yapılanmasında ihtiyaç, hayır, inanç gibi çeşitli sebeplerle yapılan çeşmeler, Anadolu' da olduğu gibi Midilli Adası' nda da mimari ve sosyo- kültürel açıdan bulundukları yere büyük katkıda bulunmuştur.

Midilli AdasıMimari özelliklerSanat eserleri+2
Nazmiye Ezgi Küçük
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurul Kalesi Hellenistik Dönem mimarisi

Kurul Kalesi, Orta ve Doğu Karadeniz'i birbirinden ayıran Melet Irmağı'nın (Melanthios) kenarında ve Karadeniz'in (Pontos Aksenos/Euksenos) kuş uçuşu yaklaşık 9 kilometre güneyinde bulunmaktadır. 2010'dan beri süregelen kazılar hem Karadeniz, hem de Anadolu arkeolojisi açısından çok önemli sonuçlar sunmuştur. "Kurul Kalesi Hellenistik Dönem Mimarisi" adlı doktora tezi çalışması kapsamında 2010-2019 yılları arasında açığa çıkartılan yerleşime ve mimariye dayalı arkeolojik veriler irdelenmiştir. Kurul Kalesi'nde açığa çıkartılan otuz sekiz adet yapı, "Kaya" ve "Mekân" mimarisi olarak iki ayrı başlıkta incelenmiştir. Yerleşim dokusunu oluşturan unsurlar hakkında nicel-nitel gözlemler, veriler, düşünceler aktarılmış olup bu yapıların olası fonksiyonları hakkında bazı öneriler ileri sürülmüştür. Pontos Bölgesi'nde gözlemlenebilen Hellenistik Dönem'e ait diğer mimari veriler ile karşılaştırılarak Kurul Kalesi yapıları ve mimari teknikleri değerlendirilmiştir. Mimaride kullanılan materyallerin laboratuvar analizleri yapılmış ve bu materyallerin karakterleri ve arkeometrik özellikleri ortaya koyulmuştur. Kurul Kalesi'nin VI. Mitradates Dönemi'nde çok etkin bir biçimde kullanıldığı anlaşılmıştır. Kurul Kalesi'nin mimari açıdan değerlendirilmesi; kalenin yerleşim karakteri, yapıların ve mekânların olası fonksiyonlarının belirlenmesi, kültsel faaliyetlerin mekânlara yansıyışı ve ileriki dönemde bölgede yapılacak diğer kazı çalışmalarına bilimsel bir temel oluşturması açısından önem taşımaktadır.

Arkeolojik alanlarArkeolojik eserlerArkeolojik yerleşim+6
Ahmet Emirhan Bulut
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00

Related subjects