Osteoartrit

138 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Diz osteoartritli hastalarda fiziksel performans, fonksiyonel durum, yürüme ve denge parametrelerinin incelenmesi

Bu çalışma, evre 2 ve 3 diz OA'lı bireyler ile sağlıklı bireylerin ağrı, fiziksel performans, fonksiyonel durum, yürüme ve denge parametrelerini incelemek amacı ile yapılmıştır. Çalışmaya ACR (American College of Rheumatology) kriterlerine göre evre 2 düzeyinde 17 (yaş ortalaması 49,24±8,22yıl), evre 3 düzeyinde 17 (yaş ortalaması 45,47±4,27yıl) diz OA'lı kadın ve sağlıklı 34 kadın (yaş ortalaması 47,35±6,73yıl) olmak üzere toplam 68 kişi dahil edilmiştir. Demografik veriler kaydedildikten sonra çalışmaya katılan tüm bireylerin ağrı şiddeti (Görsel Analog Skalası), Q açısı, normal eklem hareketi (gonyometre), fiziksel performans testleri (Otur Kalk Testi, Kalk ve Yürü Testi, 20 metre yürüme testi), yaşam kalitesi (Nottingham Sağlık Profili), fonksiyonel durum(WOMAC Osteoartrit İndeksi), denge (Berg Denge Ölçeği) ve yürüme parametreleri (Zebris-FDM-2 platformu) değerlendirilmiştir. Çalışma ve kontrol grubu karşılaştırıldığında; ağrı şiddeti, normal eklem hareketi, fiziksel performans testleri, denge, yaşam kalitesi, fonksiyonel durum ve yürüyüş parametreleri açısından çalışma grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Aynı zamanda Evre 2 diz OA'lı bireyler ile evre 3 diz OA'lı bireylerin ağrı şiddeti ve yaşam kalitesi ağrı alt skalasında Evre 2 lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Bu çalışmanın sonuçları diz OA'lı kişilerin ağrı, fonksiyonel durum ve yaşam kalitesi ile ilişkili sağlık durumlarının sağlıklı kişilere göre olumsuz yönde etkilendiğini, ancak farklı 2 evredeki osteoartritli bireylerin ölçüm sonuçlarının benzer olduğunu (yaşam kalitesi ile ilişkili ağrı değerlendirmesi dışında) göstermiştir. Bu çalışmanın sonucu diz osteoartritli bireylerin günlük yaşamlarının sağlıklı bireylere göre farklı boyutlarda olumsuz yönde etkilendiğini göstermesi açısından önemlidir. Bu nedenle bu hastaların değerlendirme ölçeklerinin seçilmesinde ve tedavinin planlanması aşamasında hastalık modelinden ziyade bireye özgü yaklaşım modelinin göz önünde bulundurulması oldukça önemlidir.

AğrıAğrı ölçümüDenge+7
Cansu Şahbaz Pirinççi
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Diz osteoartiti olan yaşlılarda çörek otu ekstresi yağı ile uygulanan ayak refleksolojisi ve diz masajının ağrı ve yorgunluk semptomlarına etkisi

Bu çalışmada Diz Osteoartriti (OA) olan yaşlı bireylerde çörekotu ekstresi yağı ile uygulanan ayak refleksolojisi ve diz masajının ağrı ve yorgunluk semptomları üzerine etkisini incelemek ve bu iki uygulamanın hangisinin daha etkin olduğunu araştırmak amaçlanmıştır. Randomize kontrollü deneysel bir çalışma olarak planlanan çalışma toplam 150 katılımcıdan oluşmaktadır. Veriler bir üniversite hastanesinde Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ünitesinde ayaktan tedavi gören, 65 yaş üstü, Mini Mental Test sonrası algılamasında sorunu olmayan katılımcılardan oluşturmaktadır. Randomizasyon sonrası katılımcılar her grupta 30 katılımcı olmak üzere beş gruba ayrıldı. Gruplar; 1) Çörek Otu ile Refleksoloji, 2) Placebo Refleksoloji, 3) Çörekotu ile Diz Masajı, 4) Placebo Diz Masajı ve 5) Kontrol gruplarından oluşmaktaydı. Katılımcılara "Hasta Tanıtıcı Bilgi Formu", "Kellgren ve Lawrence", "Ağrı-Visual Analog Skala (A-VAS)", "Yorgunluk Şiddet Skalası ve Western Ontario and McMaster Universities Osteoarthritis Index "WOMAC" uygulandı. Uygulama gruplarındaki katılımcılara 6 hafta boyunca haftada bir seans 30 dk. süren uygulama yapıldı. Kontrol grubuna ise; bir girişim yapılmayarak rutin tedavi ve bakıma devam etmesi sağlandı. Katılımcılara 1. ve 6. haftalarda soru formları uygulanarak veriler toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde IBM Statistical Package for Social Sciences 22.0 yazılımından yararlanılmıştır. Değişkenler bağımsız iki gruptan oluşuyorsa ve normal dağılıyorsa Parametrik testlerden Independent Sample t testi veya veriler normal dağılmıyorsa Non-parametrik testlerden Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Bununla birlikte üç ve daha fazla gruptan oluşuyorsa ise ANOVA veya Kruskal Wallis testleri kullanılmıştır. OA hastalarında çörek otu yağı ile yapılan ayak refleksolojisi ve diz masajının, yağ kullanılmadan yapılan gruba göre ağrı ve yorgunluk şiddetini daha çok azalttığı, tüm gruplarda ise; çörek otu ile yapılan ayak refleksolojisinin ağrı ve yorgunluk şiddetini en etkin azalttığı belirlenmiştir.

AyakAğrıBitki özütü+7
Ercan Bakır
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Diz osteoartritinde yüksek yoğunluklu lazer ve pulse elektromanyetik alan tedavisinin klinik ve sonografik parametreler üzerine etkinliklerinin karşılaştırılması

Bu çalışmayı diz osteoartritinde yüksek yoğunluklu lazer (HILT) ve pulse elektromanyetik alan (PEMA) tedavisinin klinik ve sonografik parametreler üzerine etkinliğini belirlemek ve karşılaştırmak amacıyla yaptık. Çalışmamıza Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon polikliniklerine başvuran bilateral primer diz osteoartriti tanısı konulmuş 40-75 yaş arası 88 hasta alındı. Birinci grup 30 hastaya 2 hafta boyunca haftada 5 gün toplam 10 seans HILT, ikinci grup 30 hastaya yine 2 hafta boyunca haftada 5 gün olmak üzere toplam 10 seans PEMA tedavisi uygulandı. 28 hasta kontrol grubu olarak değerlendirildi. Her 3 gruba da 20 dakika hotpack ve diz eklem hareket açıklığı, germe, güçlendirme egzersizlerini içeren ev egzersiz programı verildi. Hastalar tedavi öncesi, tedavi sonrası ve tedavi sonrası 1. ayda VAS (Vizüel Analog Skala), WOMAC (Western Ontario and McMaster Universities Arthritis Index), Lequesne algofonksiyonel diz indeksi ve ultrasonografi ile diz femoral kıkırdak kalınlığı (medial, lateral ve interkondiler) ölçülerek değerlendirildi. Gruplar arasında demografik veriler açısından istatistiksel anlamlı fark yoktu. Tüm gruplarda tedavi öncesine göre tedavi sonrası ve tedavi sonrası 1. ayda VAS skoru, WOMAC ağrı ve WOMAC toplam puanlarında istatistiksel olarak anlamlı düşüşler ve her iki dizde kıkırdak kalınlığı değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı artışlar saptadık. WOMAC sertlik puanlarında hiçbir grupta istatistiksel olarak anlamlı düşüş olmadı. Grup zaman interaksiyon değerlerine bakıldığında WOMAC fiziksel fonksiyon puanı, Lequesne algofonksiyonel diz indeksi skoru ve sol diz medial femoral kondil değerlerinde HILT ve PEMA grubunda kontrol grubuna kıyasla istatistiksel olarak anlamlı iyileşme saptadık. Ancak HILT ve PEMA grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu. Sonuçta HILT ve PEMA tedavisinin diz osteoartritinde ağrıyı azalttığı, fiziksel fonksiyonu iyileştirdiği ve kıkırdak rejenerasyonunu artırdığı fakat birbirlerine üstünlükleri olmadığını tespit ettik. Çalışmamızın sonuçları diz osteoartriti tedavisinde yol gösterici olabilir ancak bu konuda daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç olduğu düşüncesindeyiz. Anahtar kelimeler: Diz Osteoartriti, Lazer, Manyetik Alan, Femoral Kıkırdak Kalınlığı

Elektromanyetik alanlarFemurKıkırdak+3
Fatih Ulu
Gaziantep University
2021
00
DoctorateOpen AccessEN

Study of pregnant rat maternal serum effects on chondrogenesis in osteoarthritis in vitro model

Fetomaternal Microchimerism defined as the presence of fetal cells inside the maternal circulation during pregnancy. Our study addressed its possible regenerative capacity role for osteoarthritis (OA) invitro by challenging its chondrogenesis ability on the osteoarthritic chondrocyte that harvested from an osteoarthritic patient. After primary culturing the chondrocyte from an OA patient, cells were subcultured on a 24-well plate and divided into four different groups for study. Our examination group composed of the cells treated with pregnant rat maternal serum (PRMS). For comparison, we considered a main, negative, and positive control groups by not adding anything extra than normal complete medium, adding non-pregnant rat serum (NPRS), and adding Hanks' Balanced Salt with calcium and magnesium solution respectively. All of the independent variabilities added at the same time and for 10% of total media in culture plates. We consider the same add-on amount for the main control group from the normal complete medium as well. After the subculturing day, cell media were refreshed with the same explained method for the next 10 days. On the day 11th wells were fixed and stained with Alician blue, Sirius Red, and Alizarin red for evaluating chondroitin and keratan sulfate, collagen, and calcium deposition respectively. The cellular morphology, chondron processes' length, cell and chondron counts were also considered as comparison factors in our study. The group treated with PRMS shown much higher cell and chondron counts, less chondron process length, and higher Sirius red stain (P.Values: Collagen staining intensity<0.001, chondron count<0.000, chondron length<0.015). In addition, we found better qualitative data in PRMS treated group as cellular and chondron geometric morphology (Polygonality), normal chondrocyte similar shapes with good amount and distribution in the intraterritorial and extracellular matrixes as well as less chondroptosis. Pregnant maternal serum shown its potential to being considered as a promising therapeutic way for OA treatment.

PregnancyChimerismChondrocytes+2
Alı Torabı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2020
10
Master'sOpen AccessTR

L-tiroksin'in in vitro osteoartrit modeli üzerine etkileri

Osteoartrit, artiküler kıkırdak kaybıyla karakterize olmasıyla bilinen engellilik nedenlerinden biridir. OA'nın patofizyolojisine bakıldığında, hasarlı kıkırdakta rejeneratif kapasitenin sınırlı olduğu görülmektedir. Bu nedenle yapılacak müdahale kritik önem arz etmektedir. Herhangi bir dokuda hücrelerin metabolik aktivitesinde ana rol oynayan ana hormonlardan biri olan tiroid hormonları, rejeneratif tıpta büyük bir odak noktası olabilir. Tiroid hormonlarının kemik, kas ve eklem kıkırdağının anahtar regülatörü olarak birçok araştırmada ortaya çıkmıştır. Kondrositlerin ardışık kıkırdak dejenerasyonu ile terminal farklılaşmasını önlemek için, kıkırdak hücresinin lokal T3 mevcudiyetinin hücre içi deiyodinaz sistemi tarafından tam olarak düzenlenmesine bağlıdır. T3 hormonu OA patogenezinde önemli bir role sahip olabilir. Çalışmamızda L-Tiroksinin bütün bu rejeneratif etkilerine dayanarak osteoartritik insan kondrosit kültürü olarak stimüle edilmiş osteoartritik ortamda LTiroksin hormonunun kondrojenez yeteneği sorgulandı. İlk aşamasında OA hastalığı nedeniyle Total Diz Protezi ameliyatı olan hastaların, bu ameliyat sonucunda oluşan atık dokusu kullanıldı. Atık kıkırdaktan primer hücre kültürü elde edildi. Ana kontrol grubunda, kültüre hiçbir şey eklemeden normal bir şekilde bırakıldı. Negatif kontrol grubunda, yanıt beklenmeyecek olan hanks dengeli tuz çözeltisi karışımındaki oranı %10'u olacak şekilde eklendi. Deney grubunda ise L-Tiroksin, T4 12.5ng/ml, 25 ng/mL, 50ng/ml, 100ng/ml olarak 4 farklı grupta hücrelere eklendi. Sonuç olarak; 3 farklı plakla çalışılan her gruptaki kondrosit sayıları Toplam alt bölümün ortalama puanları sırasıyla kontrol grubu için 9.33 ± 1.15, HBBS grubu için 12.66 ± 1.52, 12.5 ng/ml grubu için 5 ± 2. 25 ng/ml grubu için 4.33 ± 1.52, 50 ng/ml grubu için 6.66 ± 0.57 ve 100 ng/ml grubu için 8.66 ± 1.15 olarak bulunmuştur. Kontrol grubu ile HBBS grubu (p:0.039), 12.5 ng/ml grubu (p: 0.031), 25 ng/ml grubu (p:0.011) ve 50 ng/ml grubu (p: 0.039) arasında anlamlı sonuçlar görülmüştür. Sonuç olarak L-Tiroksinin OA'lı hücre kültürüne anlamlı etkileri gözlendi.

KıkırdakOsteoartritRejenerasyon+2
Azize Akıncı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Unikondiler diz protezinde postoperatif dizilimin diz fonksiyonları ve hasta memnuniyeti üzerine etkileri

Amaç: Medial kompartman gonartroz tedavisinde unikondiler diz ptotezi (UDP) uyguladığımız hastaların, ameliyat sonrası dizilimin diz fonksiyonları ve hasta memnuniyeti üzerine etkilerinin görülmesi amaçlanmıştır. Hastalar ve Yöntemler: Çalışmamızda 2011- 2014 yılları arasında UDP uyguladığımız 55 hastadeğerlendirildi. Bu hastaların 6 tanesine aynı seansta bilateral uygulandı. Toplam 61diz çalışmamıza dahil edildi. Hastalarımızın takip süresi ortalama 18.3 (9 – 43) aydır. Hastaların 49'u (%89.1) kadın, 6'i (%10.9) erkekten oluşmaktadır. Hastaların ortalama yaşı 63 (46 – 82)'dür. Hastalarımız ameliyat sonrası dizilimlerine(Mekanik aks) göre üçe ayırılmıştır. Zone 1'den geçenlere 1. Grup, Zone 2'den geçenlere 2. Grup , Zone C'den geçenler ise 3. Grup olarak adlandırılmıştır. Hastaların klinik ve fonksiyonel değerlendirilmeleri ameliyat öncesi ve ameliyat sonrası 9. ayda Diz Cemiyeti(Knee Society) Skorlaması , WOMAC ve VAS skorlarına göre yapılmıştır. İstatiksel sonuçları SPSS 19.0 programı kullanılarak hesaplanmıştır. Bulgular: Her üç grubun yaş dağılımı ve VKİ(Vücut kitle indeks) birbirine benzer bulunmuştur. Diz cemiyeti(Knee socitey) skoruna göre 2. ve 3. gruplar sırasıyla 80, 90, 92.5 bulunmuş ve bu üç gruptaki farklılık statistiksel olarakanlamlı çıkmıştır. WOMAC skalasına göre sırasıyla 1. 2. ve 3. gruplar31.8, 24.9 ve 23.0 bulunmuştur.1. grup ile2. ve 3. gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı çıkmıştır(p<0.001). VAS skoruna göre ise 1. 2. ve 3.gruplar sırasıyla 2.0, 1.33 ve 0.89 bulunmuştur. 1. grup ile3. gruparasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı çıkmıştır (p<0.001). Sonuçlar: Medial kompartman gonartrozun tedavisinde, deneyimli ellerde yapılması ve ameliyat öncesi hastanın hassas değerlendirilmesi şartıyla UDP yüksek klinik başarıya sahiptir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan birisi alt ekstremite dizilimin(mekanik aksın) optimum noktaya getirilmesidir. Bu çalışmamız göstermektedir ki; dizilimin diz ekleminin ortasından geçtiği(Zone C) vediz eklemimin hafif medialinden(Zone 2) geçtiği hastalarda, hem diz fonksiyonu hem de hasta memnuniyeti açısından daha iyi sonuçlar elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Diz, Unikoniler diz protezi, Dizilim, WOMAC,

DizDiz proteziHasta memnuniyeti+3
Ahmet Can Erdem
Bezmialem Vakıf University
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kadın gonartroz hastalarında kuadriceps, tibialis anterior ve gastroknemius kaslarının mimarisi ile kas kuvvetlerinin ilişkisinin araştırılması

Amaç: Diz OA hastalarında diz ekleminde diz ekstansör kasları dışında, ayak bileğinde etkilenebileceğini düşündüğümüz kasların kas mimarisi ile el dinamometresiyle ölçülen izometrik diz ekstansiyon, ayak bileği dorsifleksiyon ve plantar fleksiyon kas güçleri ve fonksiyonel parametreler arasındaki ilişkinin araştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya unilateral evre 2 ve üzeri diz OA mevcut olan 30 kadın hasta dahil edildi. Diz OA bulunmayan/ağrısız ve hasta tarafa göre daha düşük evre olan diz kontrol olarak alındı. Hastaların Vastus lateralis(VL), Tibialis Anterior(TA) ve Gastroknemius medial başı(GKM) ile lateral başı(GKL) kaslarının ultrason aracılığıyla kas mimari parametreleri olan kas kalınlığı(MT), pennasyon açısı(PA) ve fasikül uzunlukları(FL) değerlendirildi. USG ile değerlendirme de ayrıca OMERACT Diz OA USG skorlarına bakıldı. El ile tutulabilen dinanometre aracılığıyla izometrik maksimal ve ortalama olmak üzere: diz ekstansiyonu, ayak bileği plantar fleksiyonu ve ayak bileği dorsifleksiyon güçleri ölçüldü. Hastaların ağrı ve dizabilite durumlarını değerlendirmek amacıyla NRS(Numeric Rating Scale), WOMAC(Western Ontario and McMaster Universities Osteoarthritis) ve HAQ(Health Assessment Questionnaire) ölçekleri kullanıldı. Bulgular: İzometrik maksimum ve ortalama diz ekstansiyonu, ayak bileği plantar fleksiyonu ve ayak bileği dorsifleksiyon güçleri hasta tarafta anlamlı azalmış olarak saptandı. Kas mimarisi parametrelerinden VL kası MT ve FL; TA kası MT; GKL kası MT ve FL değerleri hasta tarafta anlamlı azalmış saptanırken GKM kas mimarisi parametrelerinde kontrol ile anlamlı farklılık saptanmadı. GKM kası PA dışında diğer hiç bir kasın mimari parametreleri ile kasın sorumlu olduğu hareketin gücü arasında anlamlı ilişki saptanamadı. OMERACT Diz OA USG skorları ile kas güçleri arasında ilişki saptanamazken; kas mimari parametrelerine bakıldığında sinovit alt ölçütü ile GKM kasında MT ve FL arasında ve kartilaj evrelemesi alt ölçütü ile yine GKM kası FL ile ilişki saptandı. Sonuç: Diz OA'da alt ekstremitede dizin yanı sıra ayak bileği kaslarında da belirgin kas tutulumu gözlenmekte ve diz çevresi kasları dışında ayak bileği kaslarında da güç kaybı gözlenmektedir. OA'ya bağlı kas tutulumu USG ile kas mimarisi aracılığıyla değerlendirilebilmektedir. Ancak kas gücü kaybı kas mimarisindeki değişim ile ilişkili değildir. Bu nedenle kas mimarisi aracılığıyla yapılacak bir değerlendirme kas güçleri hakkında fikir sağlamayacaktır.

OsteoartritOsteoartrit-diz
Mert Kara
Bezmialem Vakıf University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Irak'ta osteoartritli yaşlı insanların yaşam kalitesi

Bu çalışma Irak'ta osteoartritli yaşlı insanların yaşam kalitesini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı-kesitsel tipteki bu araştırma, 15 Mart 2022-15 Eylül 2022 tarihleri arasında, Irak Al-Hussein Eğitim Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji polikliniğine osteoartrit tanısı ile başvuran toplam 150 hasta ile gerçekleştirildi. Veriler, araştırmacılar tarafından hazırlanan soru formu ve osteoartrit yaşam kalitesi ölçeği ile toplandı. Verilerin analizinde karşılaştırmalar için Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis testi kullanıldı. Ölçek skorları arasında ilişkiyi incelemek için ise Kendall Tau-b korelasyon analizi kullanıldı. p<0,05 olduğu durum anlamlı kabul edildi. Osteoartrit yaşam kalitesi ölçeğine göre, hastaların yaşam kalitesi skor düzeylerinin 33,2±6,8 olduğu belirlendi. Osteoartrit yaşam kalitesi ölçeği yaş değişkeni ile ilişkilendirildiğinde negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı güçlü ilişki görüldü (r= -0,539; p<0,0001). Osteoartritin demografik özelliklerle (cinsiyet, sigara kullanımı ve gelir durumu) ilişkili parametrelerinin, yaşam kalitesi ölçek skorunu anlamlı düzeyde etkilemediği tespit edildi. Çalışmada, osteoartrit hastalığının yaşam kalitesi üzerinde yaşa bağlı bir etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Osteoartrit yaş artışı ile ilişkili bir hastalıktır. Hastalık sürecinde yaşa bağlı olarak yaşam kalitesi etkilenebilmektedir. Çalışma sonucunda elde ettiğimiz bulgularımızın başka araştırmalarda çok merkezli çalışmalarla desteklenmesi uygun olacaktır.

EklemlerGeriatriIrak+4
Asaad Kareem Salman Alhameedah
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Diz osteoartritinde terapötik ultrasonun etkinliği

ÖZETAmaç: Diz osteoartritinde (OA) terapötik ultrason uygulamasının ağrı, fonksiyon ve günlük yaşam aktiviteleri üzerine etkisini araştırmaktır.Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya diz osteoartritli 78 kadın hasta dahil edildi. Hastalar terapötik ultrason (US) ve sham ultrason (Sham) şeklinde iki gruba randomize edildiler. US sürekli modda, 5 dakika, 1 MHz frekansında, 1 watt/cm2 yoğunluğunda toplam 10 seans uygulandı. Tüm hastalara korunma önerileri ve ev egzersiz programı verildi. Hastalar tedavi öncesinde, tedavinin 2. ve 12. haftasında Vizüel Analog Skala (VAS), Western Ontario ve McMaster Üniversiteleri Osteoartrit İndeksi (WOMAC), 50 metre yürüme süresi ve Nottingham Sağlık Profili (NHP) ile değerlendirildiler.Bulgular: Çalışmayı 70 hasta tamamladı. Hastaların 50 metre yürüme sürelerinde ve NHP anketinde anlamlı bir değişiklik gözlenmedi. VAS değerlerinde her iki grupta belirgin azalma saptandı ve bu azalma US grubunda daha belirgindi (p=0,016). Gruplar arasındaki fark anlamlı olmamakla birlikte US grubunda WOMAC ağrı (p=0,009), günlük yaşam aktivitesi (p=0,018) ve total skorlarda (p=0,015) belirgin iyileşme saptanırken, sham grubunda değişiklik saptanmadı. US tedavisi sırasında ve izlem süresince hiçbir yan etki gözlenmedi.Sonuç: Terapötik US tedavisi diz OA'lı hastalarda ağrının azaltılması ve günlük yaşam aktivitelerinin düzelmesinde etkin ve güvenilir bir yaklaşım olabilir ve etkinliği 12. haftada devam etmektedir.Anahtar sözcükler: Diz, osteoartrit, terapötik ultrason, WOMAC

DizOsteoartritOsteoartrit-diz+2
Emine Ganidağlı
Çukurova University
2012
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Diz osteoartritinde farklı egzersiz uygulamalarının femoral kartilaj kalınlığı üzerine etkisinin ultrasonografi ile değerlendirilmesi

Diz Osteoartritinde Farklı Egzersiz Uygulamalarının Femoral Kartilaj Kalınlığı Üzerine Etkisinin Ultrasonografi ile Değerlendirilmesi

DizDiz eklemiEgzersiz tedavisi+5
Ayşe Bahşi
Gaziantep University
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Osteoartritli hastalarda biyolojik markerlarla kuadriseps kas gücü arasındaki ilişki

Amaç: Diz osteoartritli (OA) hastalarda biyolojik markerlar başta olmak üzere antropometrik veriler, kemik mineral yoğunluğu, radyolojik evre, ağrı ve fonksiyonel durum gibi değişkenlerin kuadriseps kas kuvveti ile ilişkisini değerlendirmek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 40-70 yaş arası primer diz OA tanısı alan 152 hasta dahil edildi. Hastaların diz grafileri Kellgren-Lawrence evrelemesi ve medial tibiofemoral eklem aralığı ölçümü evrelemesine göre evrelendi. Leptin, C-terminal telopeptid tip II kollajen, osteokalsin, C-terminal telopeptid tip I kollajen, 25-hidroksivitamin D gibi adipoz doku, kıkırdak ve kemiğe ait biyolojik markerlar enzim-linked immunosorbent assay (ELISA) metoduyla değerlendirildi. Kuadriseps kas kuvveti manuel olarak (MicroFET3 cihazıyla) ve bilgisayarlı izokinetik dinamometre ile ölçüldü. Hastaların ağrı ve fonksiyonel durumları Western Ontario ve McMaster Üniversiteleri Osteoartrit İndeksi (WOMAC) kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Hastaların %77'si obezdi. Biyolojik markerlardan serum leptin seviyeleri ile vücut ağırlığı, vücut kütle indeksi ve bel çevresi ölçümleri orta-iyi derecede koreleydi (sırasıyla r=0,52, r=0,61, r=0,43). Leptin seviyeleri ile kuadriseps kas kuvveti arasında (manuel MicroFET3 ve izometrik ekstansör kas kuvveti) zayıf negatif korelasyon bulundu. Vizüel analog skala, WOMAC ağrı, fonksiyon alt skalaları ve total skoru ile kas kuvveti parametreleri arasında zayıf negatif korelasyon saptandı. WOMAC ağrı alt skalası ise izometrik ekstansör ve fleksör, izokinetik 60°/sn ve 120°/sn ekstansör, izokinetik 60°/sn ve 120°/sn fleksör kas kuvvetleri ile zayıf negatif korelasyon gösteriyordu. Sonuç: Çalışmamızda diz OA'lı hastalarda kuadriseps kas kuvvetini belirleyen bağımsız bir faktör bulunamamıştır. Kuadriseps kas kuvvetini belirlemede hastaların ağrı ve fonksiyonel durumlarının etkili olabileceği yani kas kuvvetinin OA'ya bağlı ağrı nedeniyle azalmış olabileceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Diz osteoartriti, leptin, kuadriseps kas kuvveti, izokinetik test

Diz eklemiEgzersizEgzersiz testi+4
Neslihan Gökçen
Çukurova University
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Osteoartrit'te UCMA'nın moleküler mekanizmasının incelenmesi

Osteoartrit (OA), dünyada en yaygın görülen dejeneratif eklem hastalığıdır. OA'nın tedavisi ve önlenmesi için yeni tedavi edici ajanların ve moleküler hedeflerin tanımlanmasına önemli derecede ihtiyaç duyulmaktadır. UCMA K vitaminine bağımlı bir proteindir. UCMA'nın moleküler fonksiyonu henüz tam olarak bilinmemekle beraber güncel çalışmalarda yangı ve kalsifikasyonla ilişkili olabileceği vurgulanmaktadır. Bu çalışmada, OA'da UCMA'nın moleküler mekanizmasını inceledik. IL-1β ile uyarılan hFOB1.19 hücre dizileri kullanarak UCMA'nın OA ile ilişkili genler arasındaki ilişkisini gösterdik. Bu çalışmada, 16 tane genin ifade düzeyi Real Time PCR yöntemi ile analiz edildi. UCMA protein düzeyleri ise Western Blot yöntemi ile gösterildi. Hücre kültürü süpernatantlarında MMP1, IL-17 ve OPG seviyeleri ELISA ile analiz edildi. In vitro OA modelinde, UCMA gibi yeni moleküler hedef olabilecek MGP, UTS2 genlerinin ifade düzeylerinde anlamlı düzeyde artış olduğunu gözlemledik. Çalışmamızda, IL-1β'nın kemik oluşumunda rol alan temel transkripsiyon faktörlerini (RUNX2 ve OSX) tetiklediğini ve UCMA'nın bu genlerle ilişki içerisinde olabileceğini belirledik. Ayrıca, ilk defa OA gelişiminde rol alan pek çok gen ile UCMA arasında pozitif bir korelasyon olduğunu, OA'dan en fazla etkilenen genin UCMA olduğunu gösterdik. Ek olarak, hFOB1.19 hücre dizilerinde IL-1β ile tetiklenen Caspase-3,-8,-9 yolağı aracılığıyla apoptozda UCMA'nın gen ifadesinde anlamlı düzeyde artış olduğunu belirledik. MMP1 ve OPG salgıları kontrole göre anlamlı düzeyde artmıştı. Bu çalışmadan elde edilen bulgular, UCMA'nın osteoblast farklılaşmasında, kemik oluşumunda, OA gelişiminde ve osteoblast apoptozunda rol alabileceğini göstermektedir. Sonuç olarak, bu çalışma OA patofizyolojisinde UCMA'nın potansiyel değeri için iyi bir kanıt sağlamaktadır ve UCMA'nın OA'ya karşı yeni tedavi edici yaklaşımlar geliştirmek için gelecek vaat eden bir moleküler hedef olduğunu göstermektedir.

Gen ifadesiGenlerHücre dizisi+5
Hamza Malik Okuyan
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2017
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Diz osteoartritinde ultrasonun farklı yoğunluklarının klinik ve sonografik parametreler üzerine etkisi

Bu çalışma diz osteoartritinde ultrasonun farklı yoğunluklarının, klinik ve sonografik parametrelere etkinliğini karşılaştırmak amacı ile yapılmıştır. Çalışmaya primer diz osteoartriti tanısı konulan, 45-70 yaş arası 90 hasta alındı. 30 kişilik üç gruba ayrılan hastalar 3 hafta süreyle, haftada 5 gün, toplamda 15 seans tedaviye alındı. Tüm hastalara her iki dize 20 dakika hotpack, 20 dakika transkutanöz elektriksel sinir stimülasyonu (TENS) ve 5'er dakika sürekli ultrason (birinci gruba 1 MHz, 1 W/cm2; ikinci gruba 1 MHz, 1.5 W/cm2; üçüncü gruba 1 MHz, 2 W/cm2) tedavisi uygulandı. Tüm hastalara izometrik egzersiz programı verildi. Hastalar tedavi öncesi, tedavi sonrası ve tedavi sonrası 1. ayda vizuel analog skala (VAS), WOMAC (Western Ontario and McMaster Universities Arthritis Index), Lequesne algo-fonksiyonel diz indeksi ve ultrason eşliğinde femoral kıkırdak kalınlığı ölçümü ile değerlendirildi. Çalışmaya alınan gruplar arasında demografik veriler açısından anlamlı fark bulunmadı. Her üç grupta tedavi öncesine göre tedavi sonrası ve tedavi sonrası 1. ayda VAS ağrı (p=0,001), WOMAC ağrı, sertlik ve fiziksel fonksiyonellik (p=0,001) ile Lequesne indeksi skorlarında (p=0,001) anlamlı bir azalma, femoral kıkırdak kalınlığı ölçümlerinde ise anlamlı bir artış tespit edildi (p=0,001). Gruplar arası değerlendirmelerde anlamlı bir farklılık saptanmadı. Grup*interaksiyon değerlendirmelerine bakıldığında, 2 W/cm2 yoğunlukta ultrason tedavisi uygulanan grupta diğer gruplara göre, femoral kıkırdak kalınlığı ölçümlerinde anlamlı artış saptandı (p<0,05). Sonuç olarak; diz osteoartritinde sürekli ultrason tedavisinin farklı yoğunluklarının klinik ve fonksiyonel parametreler üzerine iyileştirici, kıkırdak rejenerasyonunu arttırıcı etkisi gözlendi. Bu sonuçların, diz osteoartriti tedavisinde yol gösterici olacağı düşüncesindeyiz. Anahtar kelimeler: Diz, Osteoartrit, Ultrason, Femoral Kartilaj Kalınlığı

DizDiz eklemiFemur+4
Şeyma Büyükkömürcü
Gaziantep University
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Yapay zeka büyük dil modellerinin diz osteoartriti fizyoterapi ve rehabilitasyonundaki kullanılabilirliğinin incelenmesi

Bu çalışma, yapay zeka büyük dil modellerinin (BDM) diz osteoartriti fizyoterapi ve rehabilitasyonundaki potansiyel kullanılabilirliğini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmaya kırk diz osteoartriti hastası dahil edildi. Bu çalışma, üç deneyimli fizyoterapist tarafından geliştirilen diz OA fizyoterapi programlarını ve BDM'ler ChatGPT-4o ve Gemini Advanced tarafından oluşturulan programları karşılaştırdı. Kırk hasta OARSI tarafından önerilen kriterler kullanılarak değerlendirildi. Rehabilitasyon programları, fizyoterapistler arasındaki işbirliği yoluyla geliştirilen fizyoterapistlerin önerdiği program (FÖP) ve her BDM tarafından oluşturulan bireyselleştirilmiş programlar ile bu verilere dayanarak tasarlandı. Bu programların etkililiği, programlar arasındaki uyumu inceleyerek ve istatistiksel önemi p < 0,05'te belirlemek için ki-kare testleri kullanılarak değerlendirildi. ChatGPT-4o ve Gemini Advanced, Faz 1'de FÖP'ten daha sık ultrason önerdi (p<0,001), FÖP ise kalça mobilizasyon egzersizlerini (p<0,001), kalça abdüksiyonunu ve hamstring curl'ü (p<0,001, p<0,05) vurguladı. Faz 2, FÖP'ün TENS ve kalça stabilizasyon egzersizlerini ChatGPT-4o ve Gemini Advanced'a tercih ettiğini vurguladı (p<0,001). Faz 3'te, ChatGPT-4o NMES ve RUS akımlarını önemli ölçüde daha fazla önerdi (p<0,001), dinamik denge egzersizleri ise FÖP ile uyumluydu ancak Gemini Advanced'da daha düşüktü (p<0,001). ChatGPT-4o, 50 parametrenin 13'ünde FÖP ile tutarsızlıklar gösterdi ve %74'lük bir uyum oranına ulaştı. Bunun aksine, Gemini Advanced %70'lik bir uyum oranına karşılık gelen 15 parametrede tutarsızlıklar gösterdi. Her parametre için önerilerin ortalama yüzdeleri şu şekilde hesaplandı: 1. Aşamada, öneriler FÖP için %82,5, ChatGPT-4o için %75 ve Gemini Advanced için %76,11; 2. Aşamada, FÖP için %90,66, ChatGPT-4o için %72,24 ve Gemini Advanced için %62,5; ve 3. Aşamada, FÖP için %82,15, ChatGPT-4o için %84,42 ve Gemini Advanced için %68,08 idi. Bu çalışma, ChatGPT-4o ve Gemini Advanced'in klinisyenlerin hastaya özgü diz OA rehabilitasyon programları oluşturmalarına yardımcı olma potansiyelini vurgularken, tam klinik entegrasyon için kılavuzlara uyumun ve veri doğruluğunun iyileştirilmesi ihtiyacını vurgulamaktadır.

OsteoartritYapay zeka
Ömer Alperen Gürses
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2025
10
Master'sOpen AccessTR

Osteoartritli bireylerin ağrı algısı öz-etkililik düzeylerini etkiler mi?

Amaç: Bu araştırmanın amacı; osteoartritli hastalarda ağrı algısının öz-etkililik düzeylerine etkisini belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı olarak yapılan bu araştırmanın örneklemini; Nisan-Eylül 2017 tarihleri arasında bir devlet hastanesinin fizik tedavi ve rehabilitasyon kliniğinde yatan ve polikliniklerine başvuran 200 osteoartritli hasta oluşturdu. Araştırma verileri hasta tanıtım formu, vizuel analog skala (VAS) ve Artritlerde Öz-Etkililik Ölçeği (AÖÖ) ile elde edildi. Verilerin istatistiksel değerlendirilmesinde; ortalama ± standart sapma (Ort ± SS), sayı, yüzde dağılımlar, t testi ve Pearson korelasyon testi kullanıldı. Bulgular: Yaş ortalaması 59,14 ± 9,17 yıl olan osteoartritli hastaların VAS puan ortalaması 7,07 ± 1,63 olarak belirlendi. Hastaların AÖÖ toplam puan ortalaması 101,82 ± 17,95 olup AÖÖ alt boyutlarından aldıkları puan ortalamaları; Ağrıda Öz-Etkililik 20,53 ± 4,09, Ayak-Bacak Fonksiyonunda Öz-Etkililik 22,32 ± 6,94, El-kol Fonksiyonlarında Öz-Etkililik 35,80 ± 7,9 ve Diğer Fonksiyonlarda Öz-Etkililik 23,18 ± 6,67 olarak bulundu. VAS ile öz-etkililik ölçek toplam puanı ve alt boyutları arasında negatif yönde anlamlı korelasyon bulundu. Cinsiyete ve medeni duruma göre öz-etkililik ölçek puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmazken, yaş ile ayak bacak fonksiyonları alt boyut puanları arasında negatif yönde anlamlı korelasyon bulundu. Sonuçlar: Osteoartritli hastaların öz-etkililiklerinin orta düzeyde ve ağrı algılarının fazla olduğu belirlendi. Yaş arttıkça ayak bacak fonksiyonlarının azaldığı ve ağrı algısı arttıkça öz-etkililik düzeylerinin azaldığı belirlendi. Bu sonuçlara göre; osteoartritli hastaların ağrı algılarının ve öz-etkililik düzeylerinin iyi değerlendirilmesi, öz-etkililik düzeyini artırmak için ağrıda etkili baş etme yöntemlerinin kullanılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Osteoartrit, Öz-yeterlilik, Ağrı.

AğrıAğrı algısıOsteoartrit+1
Cevriye Evrim Yıldız
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Gonartroz tanısı almış kadın hastalarda plateletten zengin plazma (PRP) tedavisi ve fizyoterapinin ağrı, fonksiyonellik, kinezyofobi ve yaşam kalitesi üzerine etkilerinin karşılaştırılması

Gonartroz (diz osteoartriti), diz eklem kartilajının ilerleyici ve geri dönüşümsüz şekilde kaybına yol açan, eklem ağrıları ve eklem disfonksiyonu ile karakterize dejeneratif bir hastalıktır. Çalışmamızda diz osteoartriti tanısı almış, 40 yaş ve üzeri kadın hastalarda plateletten zengin plazma –platelet-rich plasma- (PRP) tedavisi ve fizyoterapinin etkinliğinin sorgulanması ve bu tedavilerin ağrı, fonksiyonellik, kinezyofobi ve yaşam kalitesi üzerine etkilerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışmamızda PRP grubunda 31, FTR (fizyoterapi ve rehabilitasyon) grubunda 30 hasta olmak üzere toplam 61 hasta değerlendirildi. PRP grubuna her biri 4 hafta aralıklarla olmak üzere toplam 3 doz PRP enjeksiyonu uygulandı. FTR grubuna ise 3 hafta (15 seans) boyunca manuel terapi, transkutanöz elektriksel sinir stimülasyonu, ultrason ve sıcak uygulamayı içeren bir fizyoterapi programı uygulandı. Her iki gruba da ev egzersiz programı önerildi ve hastalar 12 hafta takip edildi. Hastalar tedavi öncesi, 4. hafta, 8. hafta ve 12. haftada ağrı için Vizüel Analog Skala (VAS), fonksiyonellik için Western Ontario ve McMaster Üniversiteleri Osteoartrit İndeksi (WOMAC) ile Lysholm Diz Skorlama Ölçeği, kinezyofobi için Tampa Kinezyofobi Ölçeği ve yaşam kalitesi için Kısa Form-36 (SF-36) kullanılarak değerlendirildi. İki grubun da VAS, WOMAC ve Tampa skorlarının tedavi öncesi skorlara göre azaldığı, Lysholm skorlarının ise tedavi öncesi skorlara göre arttığı görüldü. İki grup arasında bu parametrelerde bir fark bulunmadı (p>0.05). SF-36 anketinin fiziksel işleyiş ile fiziksel sağlık alt parametrelerinin 8. hafta değerlendirmesi ve sağlık değişikliği alt parametresinin 12. hafta değerlendirmesi skorlarında PRP grubu lehine fark tespit edildi (p<0.05). Ankete ait diğer bölümlerde ise iki grup birbiri ile benzer bulundu (p>0.05). Çalışmamızın sonucu olarak diz osteoartriti tedavisinde iki tedavinin de ağrıyı ve kinezyofobiyi azaltma, fonksiyonelliği ve yaşam kalitesini arttırma konusunda etkinliğinin iyi bulunduğunu ve benzer sonuçlar verdiklerini söyleyebiliriz. Buradan yola çıkarak kullandığımız nispeten daha düşük maliyetli ve invaziv olmayan fizyoterapi programının diz osteoartriti tedavisinde öncelikli olarak tercih edilmesi gerektiği sonucuna varabiliriz.

AğrıEklem hastalıklarıFizik tedavi+7
Fatma Nur Çevik
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Diz osteoartritli hastalarda denge egzersizlerinin santral sensitizasyon üzerine etkisi

Amaç: Bu çalışmanın amacı, diz osteoartritli hastalarda denge egzersizlerinin, fonksiyonel durum, ağrı, denge ve ağrının santral sensitizasyonu üzerine etkisinin değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Bilateral evre 2 ve üzeri primer diz osteoartriti tanısı alan ve buna bağlı santral sensitizasyon gelişen 40 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastalar 2 gruba randomize edildi. Tedavi grubuna haftanın 3 günü alterne günlerde olacak şekilde 6 hafta boyunca uzman fizyoterapist tarafından denge egzersiz programı uygulandı ve diz osteoartriti ile ilgili bilgilendirme broşürü verildi. Kontrol grubuna diz osteoartriti ile ilgili bilgilendirme yapıldı, yazılı broşür verildi. Her iki grup da tedavi öncesi, tedavi sonrası (6. hafta) ve 12. haftada değerlendirildi. Değerlendirme yöntemleri olarak Santral Sensitizasyon Ölçeği (SSÖ), Görsel Analog Skala (VAS), Western Ontario ve McMaster Üniversiteleri Osteoartrit İndeksi (WOMAC), Berg Denge Ölçeği ve Y Denge Testi kullanıldı. Bulgular: Gruplar arasında demografik veriler açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık yoktu. Tedavi grubunda tüm klinik parametrelerde önemli iyileşme sağlandı. Tedavi sonunda (6. hafta) SSÖ skorunda, WOMAC ağrı, fiziksel fonksiyon ve total skorlarında, her iki bacak için yapılan Y denge testinin tüm yönlerdeki skorlarında ve VAS aktivite skorunda meydana gelen düzelme tedavi grubunda kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha fazlaydı (p<0,001). Tedavi başlangıcı ile 12. hafta arasında meydana gelen değişiklikler incelendiğinde; WOMAC ağrı (p=0,05), Berg denge (p=0,257) ve VAS istirahat (p=0,078) skorları dışındaki tüm parametrelerin düzelmesinde tedavi grubunun kontrol grubuna göre üstün olduğu belirlendi. Sonuç: Denge egzersizlerinin, diz osteoartritli hastalarda santral sensitizasyon, fonksiyonel durum ve dinamik dengenin iyileştirilmesinde kullanılabilecek etkin bir tedavi metodu olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar sözcükler: Egzersiz, Osteoartrit, Diz, Santral sensitizasyon, Denge

DengeDuyarlılıkEgzersiz+2
Emre Tıraşçı
Çukurova University
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Geriatrik diz osteoartritlilerde modifiye otago ve nöromuskuler egzersiz programlarının düşme, yürüyüş, fiziksel fonksiyon ve yaşam kalitesine etkilerinin araştırılması

Bu çalışma geriatrik diz osteoartritlilerde Modifiye Otago ve Nöromuskuler egzersizlerin düşme, yürüyüş, fiziksel fonksiyon ve yaşam kalitesine etkilerini incelemek amacıyla yapıldı. Çalışmada 88 birey yer aldı ve bireyler Modifiye Otago, Nöromuskuler ve Kontrol grubu olarak üçe ayrıldı. Bütün gruplara geleneksel fizyoterapi uygulamaları (Hotpack + Ultrason (US) + Transkutanöz Elektrik Stimülasyonu (TENS) yapıldı. Egzersiz gruplarına bu uygulamalara ek olarak Modifiye Otago ve Nöromuskuler egzersizler klinik ortamda haftada 2 gün, 12 hafta fizyoterapist eşliğinde yaptırıldı. Kontrol grubu sadece takip edildi. Hastalar tedavi öncesi ve sonrası temel parametreler açısından değerlendirildi. Bireylerde denge ve düşme riski için Berg Denge Ölçeği (BDÖ) ve Zamanlı Kalk Yürü Testi (ZKYT), düşme korkusu için Uluslararası Düşme Etkinlik Ölçeği (UDES), semptomlar ve fonksiyon için Western Ontario and McMaster Üniversiteleri Osteoartrit İndeksi (WOMAC), kinezyofobi için Tampa Kinezyofobi Ölçeği (TKÖ), fonksiyonel kapasite için 6 dakika yürüme testi (6DYT), yaşam kalitesi için Nottingham Sağlık Profili (NSP), ağrı için McGill Kısa Form (MKF) anketi, yürümenin spatio-temporal değişkenleri için "Gait Analyzer" adlı android tabanlı bir akıllı telefon uygulaması kullanıldı. Eklem pozisyon hissi (EPH) gonyometre ile ölçüldü ve diz fleksiyonu 30° ve 60° hedef açılar olarak belirlendi. Tedavi sonrası egzersiz yapan grupların egzersiz deneyimleri cevapları 0-10 arasında değişen üç soru sorularak değerlendirildi. Modifiye Otago ve Nöromuskuler egzersizlerin kontrol grubuna göre düşme riskini ve düşme korkusunu azalttığı, dengeyi artırdığı, klinik semptomları ve ağrıyı azalttığı, fonksiyonu ve yaşam kalitesini artırdığı, yürümenin spatio-temporal parametrelerinde olumlu değişiklikler sağladığı ve eklem pozisyon hissinde kısmen iyileşme sağladığı görüldü (p<0,05). Egzersiz grupları karşılaştırıldığında Modifiye Otago grubu Nöromuskuler egzersiz grubuna göre yaşam kalitesi ve ağrı üzerinde daha olumlu sahipti (p<0,05). Ayrıca bu grupta bireyler egzersizleri daha az sıkıcı ve daha az yorucu olarak değerlendirdi (p<0,001). Modifiye Otago ve Nöromuskuler egzersizlere geriatrik diz osteoartritli bireylerin tedavi programlarında olası düşmeleri azaltmayı amaçlayan egzersizler olarak yer verilebilir. Bireylerin uyum ve memnuniyeti açısından Modifiye Otago egzersizlerinin daha üstün ve bu nedenle daha tercih edilebilir sonucuna varıldı.

Diz eklemiDüşmeDüşme kazaları+6
Mehmet Ercan Odabaşıoğlu
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

El osteoartritli hastalarda nöromobilizasyon, tendon kaydırma ve robotik yardımcı cihaz kullanımının ağrı, kavrama kuvveti ve el fonksiyonlarına etkisinin araştırılması

El osteoartritli hastalarda nöromobilizasyon, tendon kaydırma ve robotik yardımcı cihaz kullanımının ağrı, kavrama kuvveti ve el fonksiyonlarına etkisini araştırmak amaçlandı. Çalışmaya 30 kadın, 9 erkek ve yaşları 45-87 yıl arasında değişen 39 hasta dahil edildi. Bireyler nöromobilizasyon (n=13), tendon kaydırma (n=13) ve robotik yardımcı cihaz (n=13) grubu olarak üç gruba ayrıldı. Tüm gruplara egzersiz eğitimi verildi. Nöromobilizasyon (NM) grubuna ek olarak median, ulnar ve radial sinir mobilizasyonu, tendon kaydırma (TK) grubuna tendon kaydırma egzersizleri, robotik yardımcı cihaz (RYC) grubuna robotik eldiven ile pasif eklem hareketleri uygulandı. Bireyleri değerlendirmek için vizüel analog skalası (VAS), Avustralya- Kanada el osteoartrit indeksi (AUSCAN), McGgill Ağrı Ölçeği, kol, omuz ve el sorunları hızlı anketi (QUİCK DASH), jebsoen taylor el fonksiyon testi (JHFT) ve dinamometre kullanıldı. Çalışma 8 hafta, haftada 3 gün olarak yapıldı. Ağrı açısından incelendiğinde NM ve TK grubunda RYC grubuna göre anlamlı fark görüldü(p<0.05). Çalışma boyunca NM ve TK gruplarında ağrı azalırken RYC grubunda ağrı değişmedi (p>0.05). Kavrama kuvveti tüm gruplarda çalışma boyunca gelişme gösterdi, istatistiksel açıdan anlamlı değildi (p>0.05) ve fakat gruplar arasında fark görülmedi. AUSCAN ve QUICKDASH skorlarında bütün gruplarda tedavi öncesi ve sonrası karşılaştırmada iyileşme görüldü (p<0.05). NM ile TK grupları QUICKDASH skoru kıyaslamasında iyileşme NM grubu lehineydi (p<0.05). Sonuç olarak el OA'da ağrı kontrolü için NM ve TK uygulamaları tercih edilebilirken kavrama kuvveti ve fonksiyonel durumda iyileşme sağlamak için NM, TK ve RYC uygulamalarının üçü de birbirine alternatif kullanılabilir. Robotik cihazların rehabilitasyon programlarında yerini almasıyla beraber giyilebilir cihazların kullanıldığı çalışmalarda farklı fizyoterapi teknikleri ile karşılaştırıldığı çalışmalar yapılarak etkinliği araştırılabilir.

Egzersiz tedavisiFizik tedaviFizik tedavi yöntemleri+1
Kübra Coşkun
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Dejeneratif osteoartritte polifenol bileşenlerin intraatiküler uygulanmasının kıkırdak üzerine olan etkisini gross morfolojik, radyolojik ve histolojik olarak değerlendirilmesi: Tavşan modeli

Amaç: Sızma zeytinyağında bulunan Polifenol bileşenlerinin osteoartrit oluşumunu azaltabiliceği ve kondroprotektif özellikte olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada deneysel osteoartrit oluşturulmuş olan tavşanlara intraartiküler uygulamasıyla Polifenolden zengin sızma zeytinyağının osteoartrit tedavisindeki etkilerinin araştırılması amaçlamıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda her grupta 8 tavşan olmak üzere toplam 32 Yeni Zelanda beyaz ırkı tavşan kullanıldı. İlk önce rastgele olarak iki ana grup şeklinde 16 tavşanın sağ diz diğer 16 tavşanın ise sol diz MRG'ı çekildi. Tüm tavşanların ön çapraz bağları kesilerek sağ diz MRG'ı çekilen tavşanlara insizyon hattından 0.2 ml Polifenolden zengin sızma zeytinyağı, sol diz MRG'ı çekilen tavşanlara ise 0.2 ml serum fizyolojik uygulandı ve serbest dolaşıma bırakıldı. 5. haftanın sonunda her iki gruptan rastgele 8'er adet tavşan seçilerek kısa vadeli alt grup olarak MRG'ları çekildi daha sonra sakrifiye edildi. 2. haftanın sonunda polifenol uygulanan tavşan grubuna ikinci doz 0.2 ml polifenolden zengin sızma zeytinyağı uygulandı ve kontrol grubunun tavşanlarına ek tedavi verilmedi. 10. haftanın sonunda uzun vadeli grupların MRG'ı çekildi ve sakrifiye edildi. Sakrifikasyonlar sonucu elde edilen spesmenler gross morfolojik, radyolojik ve Mankin sınıflaması kullanılarak histolojik değerlendirilmesi yapıldı. Bulgular: Oluşturulmuş olan ostteoartritte kısa (5 hafta) ve uzun (10 hafta) vadede polifenol uygulanması sonrası ve kontrol grubu sonuçlarının gross morfolojik (p=0.055/p=0.0041), radyolojik (p=0.017/p=0.041) ve histolojik olarak mankin skorlaması olarak (p=0.001/ p=0.004) olarak karşılaştırılması sonucunda anlamlı farklılık saptandı. Sonuç: Çalışmamızda intraartiküler uygulanan polifenolden zengin sızma zeytinyağının eklem üzerinde osteoartritin dejeneratif etkisini azalttığı ve kondrosit rejenerasyon özelliği göstererek kondroprotektif etkisi olduğu gözlemlendi. Anahtar sözcükler: Polifenol, Osteoartrit, İntraartiküler enjeksiyon

EnjeksiyonlarHayvan deneyleriKıkırdak-artiküler+5
Ahmad Seeyar Pamiry
Çukurova University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Medial gonartroz nedeniyle kapalı kama yüksek tibial osteotomi yapılan hastaların orta dönem klinik ve radyolojik sonuçları

Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde 1998-2009 yılları arasında aynı cerrah tarafından 109 hastanın 115 dizine lateral kapalı kama yüksek tibial osteotomi uygulanmıştır. Bu hastalardan ameliyat sonrası en az 5 yılını dolduran (60-156 ay) 75 adet hasta (80 diz) çalışma için kontrol muayenesine çağrılmıştır. Çağrımıza yanıt vererek kontrole gelen 35 diz çalışma materyalimizi oluşturmaktadır. Ortalama takip süresi 87,65 aydır. Olgu serimizin ameliyat öncesi 54,68 olan ortalama Knee Society Score (KSS) skorunun son değerlendirmede 70,17'ye çıktığı saptanmıştır. KSS skoruna göre çok iyi ve iyi olan dizlerin oranı %77,1 olarak bulunmuştur. Minimum beş yıllık takip sonuçlarımıza göre son kontrol muayenesine göre en kötü klinik sonuçlar (KSS skoru 40) varus dizilimi gelişmiş olan dizlerde, en iyi klinik sonuçlar (KSS skoru 86) 4 derece valgus dizilimi olan dizlerde alınmıştır. Kapalı kama yüksek tibial osteotomi sonrası tibial eğim ve patella yüksekliği anlamlı derecede azalmaktadır. Tibial eğimde ve patella yüksekliğinde görülen değişiminin hasta memnuniyeti ve fonksiyonları üzerine etkisi yoktur. Tibial eğim ve patella yüksekliğinde meydana gelen azalmanın koreksiyon derecesi ile ilişkisi yoktur. Çalışma sonuçlarımıza göre ameliyat sırasında cinsiyet ve ameliyat sonrası geçen sürenin ameliyat sonuçlarına bir etkisi yoktur. Sonuçları olumsuz etkileyen en önemli faktörler gonartroz evresinin ileri olması ve elde edilen valgus diziliminin değerinin korunamamasıdır. Valgus dizilimi korunan dizlerde başarılı sonuçlar yıllarca devam etmektedir. Hasta yaşı ve obezite sonuçları kötüleştiren diğer faktörlerdir. Yüksek tibial osteotominin lateral kompartman üzerine olumsuz etkisi yoktur. Lateral kompartmanda dejenerasyon gelişen olgular koreksiyon kaybı olan ve dizin tüm kompartmanlarında artrozu ilerleyen olgulardır.

DizDiz eklemiOrtopedik cerrahi+4
Önder Uyanık
Manisa Celal Bayar University
2014
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Shear wave elastografi ve t2* haritalamanın erken evre troklear kıkırdak hasarı tanısına katkısı

Amaç: Erken diz patellofemoral osteoartrit hastalarında femoral troklear kıkırdağı MR T2* haritalama ve ultrason shear wave elastografi yöntemlerini kullanarak incelemek ve bu iki tekniğin tanıya katkısını değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Teknik değerlendirmeler Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı'nda Siemens marka 3T MRG cihazı (Siemens Magnetom Skyra, Germany) ile herhangi bir nedenle klinik branşlar tarafından istenilen diz MRG incelemeleri üzerinden prospektif olarak yapıldı. MRG'de troklear kıkırdak yapısı değerlendirilerek normal bulguları olan 41 olgu ve erken kartilaj hasarı bulguları olan 41 olguya MRG T2* haritalama, gri skala ultrason ve VTQ/ARFI yöntemiyle shear wave elastografi yapıldı. Troklear kıkırdakta T2* haritalamada relaksasyon zamanı ölçümleri aksiyel planda medial kondil (MK), lateral kondil (LK) ve interkondiler (İK) alandan olmak üzere 3 bölgeden 5 mm2 ROI'ler kullanılarak aynı kesit alanından 3 değer ölçülerek ortalamaları kaydedildi. Shear wave elastografi yönteminde troklear kıkırdak shear wave hız ölçümleri aksiyel planda MK, LK ve İK alandan olmak üzere 3 bölgeden önceden belirlenmiş 5x5 mm'lik ROI'ler kullanılarak aynı kesit alanından 3 değer ölçülerek ortalamaları kaydedildi. Her iki inceleme için de troklear kıkırdağın MK, LK ve İK bölgeden kalınlıkları ölçüldü. Bulgular: Ultrasonda kıkırdak kalınlıkları açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılık saptandı. Kıkırdak kalınlıklarının çalışma grubunda normal gruba göre MK (p=0,002), İK (p=0,002) ve LK'de (p=0,001) istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek değerler oldukları gözlendi. MRG incelemede kıkırdak kalınlıkları açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılık saptandı. Kıkırdak kalınlıklarının çalışma grubunda normal gruba göre MK (p=0,003), İK (p=0,001) ve LK'de (p=0,001) istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek değerler ölçüldü. Shear wave hız değeri açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılık izlendi. Shear wave hız değerinin çalışma grubunda normal gruba göre MK (p=0,023), İK (p=0,001) ve LK'de (p=0,753) istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşük değerler ölçüldü. T2* haritalama değeri açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılık gözlendi. T2* haritalama değerinin çalışma grubunda normal gruba göre MK (p=0,001), İK (p=0,001) ve LK'de (p=0,001) istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek değerler oldukları tespit edildi. Sonuç: Çalışmamızda erken kartilaj hasarı bulguları olan grupta hem gri skala ultrason hem de MRG'de kıkırdak kalınlığında artış izlenmiştir. Patolojik grupta kıkırdaktaki yumuşamaya sekonder shear wave hız değerlerinde düşüş ve T2* haritalamada transvers relaksasyon zamanında uzama görülmüştür. Shear wave elastografi ve MRG T2* haritalama tekniklerinin diz OA hastalarında özellikle erken evrede troklear kıkırdaktaki değişiklerin değerlendirilmesinde güvenilir yöntemler olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Osteoartrit, Shear wave elastografi, Troklear kıkırdak, T2* haritalama, MRG

ElastografiKıkırdakManyetik rezonans görüntüleme+2
Meral Kaplan
Düzce University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Ratlarda oluşturulan deneysel diz osteoartriti modelinde intraartiküler hyalüronik asit ve glukozamin sülfat uygulamalarının kondroprotektif etkinliklerinin karşılaştırılması

Giriş: Osteoartrit (OA) ağrı ve fonksiyonel kayıplara yol açan, dünya üzerinde en sık rastlanan kronik eklem hastalığıdır. OA tedavisinin amaçları ağrıyı ve disabiliteyi azaltarak yaşam kalitesini artrmaktır. Tedavide kullanılan başlıca yöntemler arasında basit analjezikler ve non-steroid anti-İnflamatuar ilaçlardan oluşan medikal tedaviler, egzersizler, fizik tedavi yöntemleri, steroid ve hyalüronik asit gibi intraartiküler ajanlar, yardımcı cihazlar, iş-uğraşı terapisi, hasta eğitimi, glukozamin-kondroitin sülfat preparatları ve topikal kapsaisin gibi destekleyici yöntemler ve cerrahi tedavi yöntemleri sayılabilir. Kıkırdak yaralanmalarında uzun süredir kullanılan hyalüronik asidin, invitro çalışmalarda lökosit fonksiyonlarını azalttığı ve inflamatuar hücrelerin proliferasyon, migrasyon, kemotaksis ve fagositoz işlevlerini etkilediği gösterilmiştir. Hyalüronik asit insanlarda osteoartritli eklemlerde özellikle ağrıyı gidermek ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak için kullanılmaktadır. Hyalüronik asidin ratlarda, epifizyel büyüme plağı ve eklem kıkırdağında proteoglikan kaybını azalttığı, yapısal kıkırdak hasarını önlediği, artritik eklemde akut enflamasyonu azalttığı gösterilmiştir.Glukozamin bir aminomonosakkarittir, glikozaminoglikanların disakkarit ünitesinin prekürsörüdür. Kartilaj matriksin proteoglikan komponentinin yapısını oluşturur. N- asetil glukozamin artiküler kondrositlerdeki nitrik oksit, siklooksijenaz?2 (COX?2) ve IL-2'yi inhibe eder.Amaç: Bu çalışmada deneysel olarak osteoartrit oluşturulan ratlarda glukozaminsülfat ve hyalüronik asidin uygulamalarının kondroprotektif etkinliğinin sonuçlarının karşılaştırılması amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntemler: Çalışmada her grupta 15 olmak üzere toplam 45 rat kullanılmıştır. Ratların dizlerine patella üst polünden başlayıp tüberositas tibiaya kadar longütidinal insizyon yapıldı, daha sonra medial parapatellar ile artrotomi yapılmış, patella laterale devrilerek, ön çapraz bağ makroskopik olarak görülmüş ve eksize edildilmiştir. Eksizyon sonrası ön çekmece testi yapılarak işlem doğrulanmıştır. Cerrahi işlemden 2 hafta sonra her gruba 1 hafta ara ile 3 kez intra artiküler enjeksiyon uygulanmıştır. 1. grupta (glukosamin sülfat grubu) 12mg/0.06cc glukosamin sülfat insülin enjektörü ile intraartiküler uygulanmıştır. 2. grupta (HA grubu) ratların dizine 50µg/0.05cc insülin enjektörü ile intraartiküler HA uygulandı. 3. grupta (kontrol grubu) intraartiküler 50µl/0.05cc %0.9 luk NaCL(Sodyum klorid) uygulandı. Cerrahi sonrası 8. hafta ratlar sakrifiye edilmiştir ve elde edilen preparatlar histopatolojik olarak değerlendirilmiştir.Bulgular: Sonuç olarak osteoartritli ratlarda Glukozamin sülfat ve HA uygulamasının kontrol grubuna kıyasla rejenerasyon dokusundaki histopatolojik etkilerinin istatiksel açıdan anlamlı olduğu ortaya konmuştur.Sonuç: Glukozamin sülfat intraartiküler uygulaması osteoartritli dizlerde kullanılabilecek alternatif bir tedavi yöntemi olarak değerlendirilebilir.Anahtar Kelimeler: Glukozamin sülfat, hyalüronik asit, rat, osteoartrit, diz, ön çapraz bağ.

DizDiz eklemiGlükozamin sülfat+6
Zekeriya Okan Karaduman
Düzce University
2011
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Gonartrozlu hastalarda hamstrı?ng/kuadrı?seps tork oranlarının ı?zokı?netı?k dı?namometre ı?le deg?erlendı?rı?lmesı? ve sag?lıklı bı?reylerle kıyaslanması

Osteoartrit (OA) du?nyada en yaygın go?ru?len eklem hastalıg?ıdır. İnsidansı ve prevalansı yaş ile artar. Diz en sık etkilenen eklemlerden biridir. OA eklem kıkırdag?ı ile subkondral kemikte yapım ve yıkım olayları arasındaki normal dengenin bozulması sonucu geliG?en kronik bir hastalıktır. Ag?rı ve fiziksel yetersizlik en o?nemli semptomlardır.Diz OA patogenezinde kas disfonksiyonunun yer aldıg?ını go?steren araştırmalar mevcuttur . Son yıllarda, diz eklemi ile ilgili kas kuvveti o?zelliklerinin tanımlanmasında konsantrik ya da eksantrik kasılmalar kullanılarak hesaplanan konvansiyonel H/K (Hamstring konsantrik/Kuadriseps konsantrik ya da Hamstring eksantrik/Kuadriseps eksantrik) tork oranlarının yerine fonksiyonel H/K tork oranlarının (fleksiyon ic?in Hamstring konsantrik/Kuadriseps eksantrik; Hkon/Keks, ekstansiyon ic?in Hamstring eksantrik/Kuadriseps konsantrik; Keks/Hkon) kullanılması o?nerilmektedir. Ancak bilgimize go?re, diz OA'inde fonksiyonel H/K oranlarını veren ve bu oranları sag?lıklı kontrollerle kıyaslayan yayın yoktur. Bu nedenle biz c?alışmamızda bunu araştırmayı amac?ladık.C?alışmaya, 50-80 yaG? arası, 20 sag?lıklı kadın go?nu?llu? ile radyolojik evresi 2-3 olan, primer diz osteoartritli 20 kadın hasta alındı. Vaka ve kontrol gruplarına 20'şer olgu alınmasına yapılan gu?c? analizi ile karar verildi. İzokinetik dinamometre kullanılarak, olguların hamstring ve kuadriseps kasları konsantrik ve eksantrik pik tork o?lc?u?mleri yapıldı. Test protokolu? olarak her iki gruba da 90°/sn hızda 5 kez maksimal konsantrik-eksantrik ekstansiyon ve 5 kez de konsantrik-eksantrik fleksiyon yaptırıldı. Daha sonra fonksiyonel H/K oranları manuel olarak hesaplandı.İki grup arasında yaş, boy vu?cut ag?ırlıg?ı ve vu?cut kitle indeksi ortalama deg?erleri yo?nu?nden anlamlı fark izlenmedi. Kontrol grubuna go?re vaka grubunun hamstring konsantrik ve eksantrik ile kuadriseps konsantrik pik tork deg?erleri istatistiksel anlamlı olarak daha du?G?u?k bulundu (p<0,05). Gruplar arasında kuadriseps eksantrik pik torku yo?nu?nden istatistiksel olarak anlamlı farklılık go?ru?lmedi (p>0,05). Kontrol grubuna go?re vaka grubunun ekstansiyon ic?in H/K oranı (Hamstring eksantrik/ Kuadriseps konsantrik pik tork oranı) anlamlı olarak daha yu?ksek bulunurken, fleksiyon ic?in H/K oranı (Hamstring konsantrik/ Kuadriseps eksantrik pik tork oranı) ise istatistiksel anlamlı olarak daha du?G?u?k bulunmuştur (p<0,05).Sonuc? olarak; c?alışmamızda diz osteoartritli hastalarda hem kuadrisepste hem de hamstringlerde gu?c?su?zlu?k saptanmıG?tır. Kuadrisepslerin yalnız konsantrik kasılma modunda gu?c?su?zlu?k bulunurken hamstringlerin hem konsantrik hem de eksantrik kasılma modunda gu?c?su?zlu?k go?ru?lmu?ştu?r. Hamstring ve kuadriseps kaslarının konsantrik ve eksantrik kuvvetleri o?lc?u?mu?nu?n fonksiyonel H/K oranı ile kombine edilmesi diz fonksiyonunun analiz edilmesine, patolojik durumların nedenlerinin anlaşılması ve o?nleyici-tedavi edici yaklaG?ımları oluşturulmasına katkıda bulunabilir.

DizDiz eklemiHamstring tendonları+3
Özlem Aslan
Gazi University
2012
00

Related subjects