Tanzimat Dönemi

Bu konu başlığı altında 138 tez

DoktoraAçık ErişimTR

Tanzimat'tan I. Meşrutiyet'e Antakya'nın sosyo-ekonomik yapısı (1839-1876)

Tanzimat dönemi (1839-1876), Osmanlı Devleti'nde bir taraftan klasik devlet anlayışının devam ettiği, diğer taraftan modernleşme sürecinde meydana gelen birtakım yeniliklerin uygulama alanı bulduğu bir dönemdir. Tanzimat Fermanı'nın ilan edilmesiyle birlikte devletin her kademesinde, merkezden taşraya doğru yayılan bir değişim ve dönüşüm başlamıştır. Bu dönemde Halep eyaletine bağlı bir kaza olan Antakya'da da bu değişim ve dönüşümü görmek mümkündür. Antakya'da ilk dönüşüm, idari alanda gerçekleşmiştir. Yerel yönetici konumundaki mültezimlerin yerine sırasıyla zaptiye müdürü ve kaymakamlar atanmıştır. Kaza, idare meclisinin oluşturulmasına kadar yeni bir örgütlenme biçimi olan muhassıllık meclisiyle idare edilmiştir. XIX. yüzyılın ortalarından itibaren gerek sosyal güvenlik konusunda, gerekse koruyucu sağlık uygulamaları kapsamında merkezde oluşturulan eytam sandıkları ve salgın hastalıklara karşı geliştirilen karantina faaliyetleri, Antakya kazasında da uygulanmıştır. Sosyal devlet anlayışı çerçevesinde vakıflar idaresinde meydana gelen merkezileşme sürecinde, Antakya Evkaf Müdürlüğü 8 Ağustos 1849 tarihli tahrirat ile müstakil hale getirilmiştir. Dönemin gereği olarak merkezin tarım ve sanayiyi geliştirmeye yönelik atılımları da Antakya kazasında etkili olmuştur. "Islah-ı Sanayi Komisyonu" çerçevesinde özel teşebbüse önem verilmiş, 1868'den itibaren Antakya'da ilk defa fabrika kurma girişimi gerçekleşmiştir. Vergiler ise herkesin ekonomik gücüne göre, senede iki taksit şeklinde toplanmıştır. İç ve dış ticaretin yoğun olduğu şehirde vergilerin herkesin gelirine göre alınması ticareti canlandırmış, bu durum devlete çeşitli isimler altında verilen vergi gelirlerinin artmasını sağlamıştır. Bu yeni vergilendirme düzeni içerisinde gerçekleştirilen emlak tahriri 1864-1865 yılları arasında tamamlanmıştır. Doktora tezi olarak hazırlanan bu çalışmada, Tanzimat dönemi uygulamalarının sosyo-ekonomik açıdan Antakya kazasına yansımalarının tespit edilebilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın temel kaynaklarını; şeriyye sicilleri, merkez-taşra arasında yapılan yazışmalar, devlet ve vilayet salnameleri, kronikler ile araştırma ve inceleme eserleri oluşturmaktadır.

Hatay-AntakyaKent tarihiMeşrutiyet+4
Samiye Tunç
Hatay Mustafa Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nüfus ve Temettüat defterlerine göre Beşkonak nahiyesi ve Işıklar karyesinin sosyo-ekonomik durumu (1844-1845)

Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan yıkılışına kadar en önemli gelir kaynağını vergiler oluşturmaktaydı. Daha önce tür ve miktar bakımından çeşitlilik gösteren vergiler 1839 Tanzimat'ın ilanından sonra birçok alanda(ekonomik, sosyal, tarımsal) olduğu gibi vergi alanında da yeni düzenleme yapılmış, vergi sistemindeki eski karışıklık giderilmiş ve daha sade bir hal almıştır. Vergi miktarı ve türünü belirlemek amaçlı temettü sayımları yapılmıştır. Vergiler kişinin yıllık kazancına göre hesaplanıp kayıt altına alınmıştır. Kayıtların tutulduğu defterlere de Temettüat Defterleri denilmiştir. Yüksek lisans tezi olarak yaptığım bu çalışma Teke Sancağının Serik kazasına bağlı Beşkonak Nahiyesi ve Işıklar karyesi Temettüat Defterleri transkribe edilerek temel kaynak olarak kullanılmıştır. Defterlerden elde edilen bilgi ve bulgulardan yola çıkarak bölgenin ve dönemin demografik, sosyal, ekonomik hayatı üzerine bir nebze de olsa ışık tutmaya çalışılmıştır. Beşkonak Nahiyesine ait defter ML.VRD.TMT.d koduyla 10537 numaralı defterdir. Bu defterin ebadı 18,7x88'dir. Defterin kaydedildiği tarih H.1260-1261/M.1844-1845'tir. Yazılı sayfa adedi 79, boş sayfa adedi 13 olup toplam 92 sayfadan müteşekkildir. Beşkonak nahiyesi karyeleri Karye-i Nefs-i Bucak, Karye-i Karadut, Karye-i Karabük, Karye-i Serik Der Karabük, Karye-i Tazı, Karye-i Bozyaka, Karye-i Bolasan, Karye-i Karataş olup toplamda 8 karyeden oluşmuştur. Işıklar karyesine ait defter ise ML.VRD.TMT.d kodlu 10538 numaralı defterdir. Ebadı 18x51 olup, toplam numaralı sayfa adedi 60'tır. Bu defter de H.1260-1261/M.1844-1845 yılları arasında tutulmuş resmi kayıtlardır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Tanzimat, Temettüat, Vergi.

19. yüzyılAntalya-Serik-BeşkonakNüfus Defterleri+6
Rıdvan Tunç
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Nizam-ı Cedid'ten Tanzimat'a Osmanlı zihniyet yapısının çözümlenmesi bağlamında Batı'nın siyaset bilimi kavramlarının (Özgürlük, eşitlik, vatan ve millet) dönüşümü

Osmanlı Modernleşme Tarihinin başlangıcı meselesi üzerine yapılan çalışmalar, ekseriyetle Sultan III. Selim'in başlattığı Nizam-ı Cedid dönemi ile Sultan II. Mahmud saltanatının sonlarında ortaya çıkan Tanzimat dönemi arasında değişkenlik göstermektedir. Osmanlı Devleti'nin modernleşme serüveninin teşekkülü ile alakalı cevapların farklı olmasının nedeni, araştırmacıların meseleyi hangi bağlam üzerinden değerlendirdikleri ile yakından alakalıdır. Biz çalışmamızda meseleye, Osmanlı'nın siyasi zihin yapısı üzerinden cevap aramaya çalıştık. Fransız İhtilali ile sonrasında ortaya çıkan özgürlük, eşitlik, millet ve vatan kavramları, Avrupa siyasi söylemini belirleyen kavramlar olarak ortaya çıkmıştır. Avrupa'nın bu siyasi dönüşümü karşısında Sultan III. Selim'in Osmanlı Devleti'ni muhafaza edebilmek için Avrupa'da ilk ikamet sefirlikleri açması, iki farklı zihniyetin karşılaşması bağlamında önemlidir. Özellikle sefirlerin Avrupa'da siyasi söylem anlamında karşılaştıkları özgürlük, eşitlik, millet ve vatan kavramlarını nasıl idrak ettikleri ve tanımladıkları, Osmanlı siyasi düşüncesini anlamak için kıymetlidir. Özellikle Nizam-ı Cedid ile birlikte Osmanlı Devleti'nde gerçekleştirilen köklü ıslahatların gayesinin Avrupa siyasi düşüncesi ile eklemleme mi yoksa kendi fikri mirası üzerinden kendini tanımlama mı olduğu soruları çalışmamızın yanıtlamaya çalıştığı konulardan birisidir. Dolayısıyla Osmanlı siyasi düşünce mirasını besleyen bir takım ahlaknameler, söz konusu ettiğimiz kavramlar bağlamında ele alınmaya çalışılmıştır. Böylece ahlaknamelerin siyasi teklifinin, esasında nasıl bir varlık anlayışına sahip olduğu ortaya çıkacaktır. Sultan II. Mahmud'un saltanatı ile birlikte değişen siyasi ve sosyal şartlar karşısında Avrupa'ya sefir olarak giden Mustafa Reşid ve Sadık Rıfat Paşalar, Osmanlı Devleti'nin muhafazası için devletin Avrupa siyasi uyumuna katılmasını önermişlerdir. Bu doğrultuda söz konusu ettiğimiz kavramlar bağlamında köklü ıslahatlara girişerek, Tanzimat Fermanı'nın ilan edilmesine neden olmuşlardır. Nitekim bu durum Tanzimat'ın, Osmanlı siyasi düşüncesinden kopuşu mu temsil edip etmediğini ortaya çıkaracaktır.

EşitlikMilletNizam-ı Cedid+7
Mustafa Enes Aktürkoğlu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Söğüt (1839-1923)

Kuruluşa ve Kurtuluşa beşiklik yapan Söğüt'ün tarihini milattan öncesine dayandırmak mümkündür. Bilinen ilk ismi İTEA'dır. Bizans döneminde THEBASİON veya SEBASİYON diye isimlendirilmiştir. SAFSAF ve BİD kelimelerinin ?Söğüt Ağacı? anlamına gelmesi sebebiyle Müslüman Türkler bu yöreye ?SÖĞÜT? demişlerdir.13. yüzyılda Kayı Boyu Söğüt'e yerleşmiştir. Bursa'nın fethine kadar Os¬manlı Devleti'nin başkenti olmuştur. 1921-1922 yıllarında üç kez Yunan işgaline uğ¬rayan Söğüt, neredeyse tamamı yakılıp yıkılmıştır. Eskiye ait pek fazla bir şeyi kalmayan Söğüt, Cumhuriyet döneminde yeniden inşa edilmiştir. Kuruluş ve Kur¬tuluşa beşiklik eden Söğüt İlçesinde, her yıl Eylül Ayının ikinci hafta sonu yeni nesillerimize Ecdada saygı ve vefa duygusunun, vatan sevgisinin verildiği, birlik ve beraberliğimizin pekiştirildiği ?Ertuğrul Gaziyi Anma ve Söğüt Şenlikleri? düzenlenmektedir.Kurtuluş Savaşının en çetin geçtiği yerlerden birisi de Metristepe'dir. Metristepe bölgeye hakim bir yer olup, İnönü Savaşları bu bölgede yapıl¬mıştır. II. İnönü Zaferi kazanıldığında, Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa'ya çektiği telgrafta " Siz orada yalnız düşmanı değil milletin makus talihini de yendiniz dediği yerdir. Kazanılan zaferlerin ve aziz şehitlerimizin adına bir anıt yaptırılmış¬tır.Anahtar Kelimeler: Söğüt, Metristepe, Cumhuriyet, Kayı

Bilecik-SöğütEkonomiMilli Mücadele Dönemi+5
Çiğdem Öteyaka
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tanzimat Dönemi romanlarında elit ve entelektüel temsili

Modern kültürel arayış, sosyal, siyasal, ekonomik, hukuki ve bilimsel alanda yeni bir bilinçli yapılanmaya işaret eder. Bu bilinçli inşa süreci toplumsal tabakalaşma sisteminde yeni sınıfların, farklı zümrelerin, modern düşünce öncülerinin, evrensel kültür adamlarının ortaya çıkmasını zorunlu kılar. Modernleşmeyle birlikte Batı'nın toplumsal gerçekliklerine tekabül eden bazı kavramların Türk yazınında ne tür bir gerçekliğe işaret ettiği tartışılır bir konudur. Bu argümanın kapsamını oluşturan kavramlardan ikisi 'elit' ve 'entelektüel'dir. Çalışma, 'elit' ve 'entelektüel' kavramlarının Tanzimat Dönemi romanlarında ne şekilde temsil edildiğini çözümlemeyi amaçlar. Son dönem Osmanlı'nın modernleşme çabaları, Tanzimat reformları, Batılılaşma ve yenileşme girişimleri bu dönemin ve konunun seçilmesinde etkili olmuştur. Böylece konu bağlamında çizilen çerçevede ilk olarak elit ve entelektüel kavramlarının tanımı ve tarihsel gelişim-dönüşüm evreleri verilmiştir. Tarihsel süreçte bu kavramların zihinsel olarak ortaya çıkış koşulları, farklı toplumlarda ve kamusal alanlarda anlamlandırılma biçimleri, literatüre dâhil edilmeleri, bireysel tanımlamalara, teorik olarak hangi sınıflandırmalara ve kuramlara tabii tutulduğu bir bütünlük içerisinde sunulmuştur. Tanzimat döneminin zihinsel, ekonomik, sosyal, hukuki, siyasal yapılanmasını anlamak roman karakterlerini çözümlemek adına önem arz eder. Bu nedenle ikinci aşamada elit ve entelektüel kavramlarının Osmanlı-Türk modernleşmesinde nasıl bir portre çizdiği açıklanmıştır. Kavramların tarihsel süreç içerisinde işaret ettikleri sosyal, kültürel, siyasal, ekonomik ve zihinsel pratikler 'zamanlarına ait insanlar' söylemini anlamlı kılar. Tanzimat dönemi yazarları yeni bir tür olan romanla bu anlamlandırılan pratiklerin ilk temsillerini yaratmışlardır. Romanlardaki karakterler dönemin gelişmeleri çerçevesinde bilgi, uzmanlık, özgürlük, kültür üreticisi-aktarıcısı, sürgün, yabancılaşma gibi özelliklerle entelektüel temsillerini; zenginlik, prestij, statü, ahlak gibi toplumsal kaynaklar ile karizma, motivasyon, enerji, zaman gibi bireysel kaynakların harmanlanmasıyla da elit temsil biçimlerini yansıtmada ayna görevi görür. Böylece araştırmaya konu edilen elit ve entelektüel temsili Ahmet Mithat Efendi'nin Felatun Bey'le Rakım Efendi, Namık Kemal'in İntibah, Recaizade Mahmut Ekrem'in Araba Sevdası, Samipaşazade Sezai'nin Següzeşt, Hüseyin Rahmi'nin Şıpsevdi, Fatma Aliye Hanım'ın Muhadarat, Mizancı Murat'ın Turfanda mı Yoksa Turfa mı? adlı romanlarındaki karakterlerden hareketle içerik ve söylem analizi yöntemiyle saptanmaya çalışılmıştır. Romanların çözümlenmesiyle yapılan tespitler sonucu elit ve entelektüel temsilleri sınıflandırılmıştır. Entelektüel temsilleri: Amatör entelektüeller, kültürel sembollerin kullanıcıları, aktarıcıları, üreticileri olarak tekrarlayıcı ve yaratıcı entelektüeller, 'insan özgürlüğünü ve bilgisini artırma' amacı taşıyan entelektüeller, sürgün entelektüeller. Elit temsilleri ise: Servet sahibi alafranga elitler, ekonomik ve kültürel sermaye sahibi elitler, "üst ahlaksızlık" söylemi çerçevesine elit temsili olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. Bunun yanı sıra elit dolaşımı teorisi de romanların çözümlenmesiyle Fazıla'dan Peyman'a, Peyman'dan Fazıla'ya elit dolaşımı ve ekonomik elitlerin dönüşümü olarak incelenmiştir.

Edebiyat sosyolojisiEntelektüelSeçkinler+4
Sevgi Çamur
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tanzimattan II. meşrutiyete Türk edebiyatında biyografi

Tanzimat dönemi, Türk Edebiyatında Batı edebiyatının tesiriyle yeni edebî türlerin ortaya çıktığı, önceden beri var olan türlerin de değiştiği bir dönemdir. Bu dönemde değişim gösteren edebî türlerden biri de biyografidir. Biyografi hakkında yapılan çalışmalarda genellikle bu edebî türün Eski Türk Edebiyatındaki tezkire geleneğinden etkilendiği ancak Tanzimat döneminden itibaren yavaş yavaş Batı edebiyatı etkisine girdiği anlatılır. Fakat bu çalışmalar söz konusu gelişimin seyrini gösterecek yapıda değildir. Elinizdeki tez çalışması, söz konusu eksikliği gidermek amacıyla yapılmıştır ve 1860-1908 yılları arasında biyografi türünde yayınlanan matbu eserlerin incelenmesinden müteşekkildir. Böylece Tanzimat döneminden II. Meşrutiyet dönemine kadar geçen zaman içinde biyografik eserlerin tezkire geleneğinden ayrılarak Batılı anlamda biyografi türüne nasıl yaklaştığı gösterilmek istenmiştir. Çalışmamızın 'Giriş' bölümünde öncelikle 'Türk Edebiyatı'nda Biyografi Türünün Gelişimi' üzerinde durulmuştur. Bu bölümde Tanzimat Dönemi Edebiyatından önce farklı adlar altında var olan biyografi geleneğinden bahsedilmiştir. İkinci olarak ise 'Tanzimattan İkinci Meşrutiyete Biyografi' başlığı altında türün, araştırdığımız dönemdeki gelişimi kısaca anlatılmıştır. Çalışmamızın ana bölümünü Tanzimattan II. Meşrutiyete kadar yazılan biyografi türündeki eserlerin incelemeleri oluşturur. Bu bölümde söz konusu dönemde Türk Edebiyatında yazıldığı ve yayınlandığı tespit edilen eserlerle ilgili incelemeler yer almaktadır. Bu incelemelerden hareketle varılan sonuçlar, çalışmamızın 'Sonuç' bölümünde dile getirilmeye çalışılmıştır.

BiyografiEdebiyatMeşrutiyet II+2
Gül Ayşe Akar
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tanzimat reformları sürecinde Vidin eyaleti (1839-1864)

19. yüzyıl dünya genelinde değişim ve dönüşüm çağı olarak hafızalarda yer edinmiş, bu süreçte yaşanan gelişmeler her devleti ve toplumu kendi iç dinamikleri açısından ayrı ayrı etkilemiştir. Bu yüzyıl, Osmanlı Devleti için de köklü değişikliklerin yaşandığı devletin ve toplumun yeniden şekillendiği bir asır olmuş, özellikle Tanzimat Dönemi, modernleşme açısından bir dönüm noktası teşkil etmiştir. Tanzimat Fermanı'nın ilan edilmesinden sonra idari, sosyal, askeri, ekonomik, kültürel vb. pek çok alanda modernleşme süreci içerisine girilmiştir. Tanzimat'la birlikte hayata geçirilen reformlar, Tanzimat'a dâhil edilen eyaletlerde uygulanmıştır. Vidin eyaleti de Tanzimat reformlarının uygulandığı bölgelerden biri olmuştur. Bu tez çalışmasında 1839-1864 yılları arasında şehirde yaşanan gelişmeler üzerine yoğunlaşılmış ve şehri etkileyen çeşitli iç ve dış dinamikler üzerinde durulmuştur. Vidin'in idari, sosyal, demografik ve fiziki yapısı Tanzimat reformları çerçevesinde ele alınarak bu süreçte devleti ve toplumu etkileyen unsurlar Vidin eyaleti örneğinde ortaya konulmuştur.

BalkanlarTanzimatTanzimat Dönemi+2
Fatma Atabey
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1800 - 1950 yılları arasında İstanbul'da faaliyet gösteren Rum mimarlar

19. yy ve 20. yy' in ortalarına kadar süren dönem içerisinde Osmanlı împaratorluğu'nun modernleşmesine koşut olarak Osmanlı Mimarisi'nin modernleşme çabalarına büyük ölçüde katkıda bulunmuş Rum kalfa ve mimarlarının çalışmaları dikkat çekicidir. Bu çalışmada, 150 yıllık süreç içerisinde faaliyet gösteren Rum mimar ve kalfaların yapılan ve çalışma koşullarının incelenmesi amaçlanmış ve tüm bu mimari faaliyetlerin Osmanlı mimarisine etkileri araştırılmıştır. Bunun için konuyla ilgili az sayıdaki Rumca ve Türkçe kaynak taranmış, büyük ölçüde Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nin belgelerinden yararlanılmış, ayrıca mimarların yapılarına yapıların üzerindeki ad yazıtlarından ulaşılmaya çalışılmıştır. 19.yy öncesinde Gayrimüslimler'e inşaat etkinliğinde çeşitli sınırlamaların olmasına rağmen bu dönemde de Rum mimar ve kalfaların çalışmalarından yararlanıldığı başlangıç olarak kabul edilmiştir. Rum mimar ve kalfaların 19.yy sonrasında ulusçuluk akımlarının etkisi ve Tanzimat'ın Gayrimüslimler'e verdiği haklar, Rum cemaatinin değişimi gibi çeşitli toplumsal veriler de göze alınarak değerlendirme yapılabilmiş ve 19. yy sonrasında inşaat etkinliğindeki sınırlamaların ortadan kalkmasıyla Rum mimar ve kalfaların çalışmalarının yoğunlaştığı belirlenmiştir. Rum mimar ve kalfaların 1930'lara dek etkili oldukları, 1930'dan 1950'lere kadar olan dönem içerisinde ise çeşitli toplumsal ve politik sebeplerden dolayı sayılarının ve faaliyetlerinin azalmış olduğu görülmektedir. Dolayısıyla, 19.yy'da sayılan Gayrimüslimler'e göre az olan Türk mimarların Cumhuriyetin ilanından sonraki yıllarda inşaat faaliyetlerinde Gayrimüslim mimarların yerini aldıkları belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Osmanlı mimarlığı, Tanzimat, mimarlık pratiğinin örgütlenmesi.

MimarlarOsmanlı mimarisiRum mimarlar+2
Oya Şenyurt
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dârülfünûn felsefe hocaları ve felsefî görüşleri

Yeni fikirler ve yeni sistemler geçmişte ortaya konmuş fikirler ve sistemlerin harmanlanması ve çarpışmasından doğar. Çalışmamız özel olarak Osmanlı modernleşmesinde mühim bir yere sahip olan Dârülfünûn'da tedris edilen felsefe derslerinin ve bu dersleri veren müderrislerin var olduğunu göstermesi bakımından önem arz etmektedir. Bu dönemde genel olarak Batı felsefî akımları ve filozoflarından etkilenildiği, destek alındığı ve yabancı eserlerin tercüme edilerek ders kitabı olarak okutulduğu görülmektedir. Tezimizde Darülfünûn felsefe hocaları üzerinden Osmanlı aydınının fikirlerinin ne yönde şekillendiği ve o günkü toplumun fikrî yapısını nasıl etkilediği hususları ele alınmaktadır. Çalışmamızın ilk bölümünde; modernleşme amacıyla ortaya çıkan Dârülfünûn kurma teşebbüslerine, kurulan bu Dârülfünûn'un hangi aşamalardan geçtiğine, ders programlarına ve bu dersleri hangi müderrislerin okuttuğuna değinilmiştir. İkinci bölümde ise Dârülfünûn'da felsefe hocalığı yapan Ahmet Mithat Efendi, Emrullah Efendi, Şehbenderzâde Filibeli Ahmed Hilmi, Babanzâde Ahmed Naim, Mehmed Ali Aynî, İsmail Hakkı İzmirli, Salih Zeki, Rıza Tevfik ve Ziya Gökalp gibi isimlerin öncelikle hayatları ve eserleri hakkında bilgi verilmiş, daha sonra kaleme aldıkları felsefe konulu eserler, ders notları ve makaleler tetkik edilerek felsefî görüşleri ortaya konulmuştur.

DarülfünunFelsefeFelsefi düşünce+3
Asım Onur Sayın
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Osmanlı mimarlığının son dönemi (Tanzimat Dönemi) ve Cumhuriyet Dönemi mimarlığında (1920-1950) yabancı mimarların çalışmaları üzerine bir araştırma

Bir ülkenin sosyo-ekonomik ve kültürel koşullarının o ülkenin sanatı üzerinde önemli bir etkisi vardır. Dolayısıyla, bir ülkenin belirli bir tarih dilimi içindeki sanat eserlerinin incelenerek o ülkenin ilgili zamandaki sosyo-ekonomik özellikleri üzerinde değerlendirmelerde bulunmak, tarihçiler için oldukça geçerli bir yol olmuştur. Böyle bir çalışma için ise, ülkenin yaşamı boyunca biriktirmiş olduğu mimari eserler en önemli inceleme kaynağı olarak ortaya çıkmıştır. Görülmektedir ki sözü edilen mimari birikim, ait olduğu toplumun bir yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır. O halde bu yansımayı, toplumun ortak hafızasına benzetecek olursak, o toplum hafızasına kayıtlı bilgiler ile kendini ifade edecektir. Bununla beraber günümüzde sağlıklı bir mimari yaklaşımın olabilmesi için hafızaya kaydedilmiş doğru bilgilere ihtiyaç vardır. İşte bu anafikirle yola çıkarak, ülkemizde 18.yüzyıl ile 19.yüzyıl ortalarına kadar süren dönem arasındaki yabancı mimarların çalışmaları üzerinde durulmuş ve bu döneme ait mimari kalıtım incelenmiştir.Bu araştırmada yabancı mimarların çalışmaları, dönemin mimarisi farklı bir açıdan incelenerek daha soma kaynak oluşturacak bir şekilde, saptanmıştır. Yapılan bu araştırmanın sonucunda bizce önemli olan, bir dönemin mimari hareket olarak ne gibi izler bıraktığının görülmesinin yanısıra, günümüzde de devam eden kimlik arayışı sonucunda ortaya çıkan karmaşanın bu araştırma ile gündeme getirilerek çözüm için gerekli çabalara yardımcı olmasıdır. Çalışmanın birinci bölümünde genel anlamda 19. yüzyıldaki mimarisi ele alınmış, sosyo-ekonomik ve kültürel durum ile çağın getirdiği teknolojik durumun oluşturduğu mimari incelenmiştir. İkinci bölümde, birinci bölüme paralel olarak Osmanlı Mimarlığı 'run son dönemi, sosyo ekonomik, kültürel ve teknolojik koşullar açısından incelenmiş, bu dönemde yabancı mimarların IVülkemizdeki rolleri araştınlmıştır.Aynca bu dönemde çalışmalar yapmış yabancı mimarlar, yapılan ve yaşantıları ile birlikte incelenmiştir. Tezin üçüncü bölümünde Cumhuriyet'in ilam ile birlikte karşımıza çıkan mimari yapı incelenmiş, bu dönem içinde çalışmalar yapmış yabancı mimarlar, gerek yapı ve gerekse de eğitim amaçlı çalışmaları ile incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise, bütün bu araştırmalar ışığında önceki bölümlerde sözü edilmiş mimarların çalışmaları, dönemin mimarlarının bu konudaki görüşlerine de başvurularak araştırılmıştır. Beşinci ve son bölümde ise, bahsedilen iki ayrı dönem (Tanzimat ve Cumhuriyet dönemi) yabancı mimarların çalışmaları doğrultusunda karşılaştirılmıştır.

Cumhuriyet DönemiMimarlık tarihiOsmanlı Dönemi+2
Özgür Ediz
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1995
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Osmanlı ilmiye sınıfı'nın emekliliği, İlmiye Tekaüd Sandığı'nın kuruluşu ve faaliyetleri

Osmanlı Devleti, diğer pek çok alanda olduğu gibi sosyal güvenlik ve emeklilik sistemleri konusunda klasik dönem ve Tanzimat dönemlerinde farklı uygulamalar gerçekleştirmiştir. Klasik dönemde sosyal güvenlik ve emeklilik konusu esnaf sandıkları, arpalık, vakıf gibi kuruluşlar vasıtası ile ele alınmıştır. Ancak zamanla bu uygulamaların ihtiyaçlara cevap verememesi yeni düzenlemeleri gerekli kılmıştır. Bundan dolayı Tanzimat döneminde bu konular ile ilgili Batı tarzında usuller benimsenmiştir.Tanzimat Dönemi?nde ilmiye sınıfının sosyal güvenliği ile ilgili olarak ilk önce Eytâm ve Erâmil-i İlmiye İaşe Sandığı açılmıştır. 1894 yılında bu sandığın adı İlmiye Tekaüd Sandığı olarak değişmiş ve sandık 1911 yılına kadar bu isimle varlığını devam ettirmiştir. Bu çalışmada, ilk önce ilmiye sınıfının klasik dönem sosyal güvenlik ve emeklilik sistemleri ortaya çıkarılmış, daha sonra Eytâm ve Erâmil-i İlmiye İaşe Sandığı ve İlmiye Tekaüd Sandığı?nın kuruluşu, yönetim kadrosu, mali durumu ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Güvenlik, Emeklilik Sistemi, Eytâm ve Erâmil-i ?lmiye ?a?e Sandığı, ?lmiye Tekaüd Sandığı, Klasik Dönem, Tanzimat Dönem

Emekli SandığıEmeklilikOsmanlı Devleti+3
Nazire Doğan
Yozgat Bozok University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tanzimat dönemi tiyatro eserlerinde kadın

Osmanlı Devleti'nde XVI. yüzyılın ortalarından itibaren başlayan askerî, ekonomik ve ilmî alanlardaki bozulma, XIX. yüzyılda kendisini iyice hissettirir. Devletin, Batı karşısında geri kalması ve bu durumu kabul etmesi sonucunda Osmanlı modernleşme hareketi başlar. Tanzimat döneminde (1839-1904) bürokrat ve aydınlar, devletin içinde bulunduğu olumsuz durum karşısında, çözüm arayışı içerisinde olur. Modernleşme süreci içerisinde atılan adımlar, sadece siyasi ve ekonomik süreci kapsamaz, sosyal değişimin de gerekliliğini zorunlu hâle getirir. Bu amaç doğrultusunda aydınlar, Türk edebiyatına giren yeni türler aracılığıyla bu sorunları irdeler ve çözüm önerilerinde bulunur. Tanzimat döneminde Türk edebiyatına giren yeni türlerden biri de tiyatrodur. Yazarlar bu tür aracılığıyla, Osmanlı toplumunda varolan ya da değişmesi öngörülen yanlışları/eksiklikleri sadece erkek temelli ele almayarak kadın düzleminde de sorgularlar. Toplumsal değişimin bilincinde olan aydınlar, değişime kaynaklık edecek ana unsurdan biri olarak gördükleri "kadın"ı, yeni nesli doğru bir biçimde yetiştirecek, eğitecek bir kurtarıcı olarak addederler. Modernleşme ile birlikte, sosyal hayatta meydana gelen değişimin ve ilerlemenin kadın merkezli olacağını düşünürler. Toplumun geri kalmışlığını, kadının gerek bazı haklardan mahrum bırakılması ve gerekse yeterli donanımda olmaması yönünde ele alırlar. Devletin varlığını devam ettirebilmesi ve ilerlemesi için kadının toplumsal hayatta varlığını konumlandıran iyileştirici ve bilinçlendirici çözümler sunarlar. Anahtar Sözcükler: Tanzimat, değişim, modernleşme, tiyatro, kadın

KadınlarModernleşmeTanzimat+5
Gökçen Sevim
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Meclis-i Mebusan zabıt ceridelerine göre Denizli mebuslarının meclisteki faaliyetleri (1908-1920)

Çalışmamızda 1908 ile 1920 yılları arasında Denizli sancağında gerçekleştirilen genel seçimler ve bu seçimlerin sonuçlarına değinilmektedir. Çalışmada seçimlerin gerçekleşme şekli, bununla birlikte seçilme hakkı kazanan mebusların meclisteki faaliyetleri hakkında malumat verilmiştir. 1908, 1912, 1914 ve 1919 yıllarında yapılan seçimlerin neticesine bağlı olarak Mebusan Meclisinde; Gani Bey, Ahmet Muhip Efendi, Rüştü Bey, Mehmet Sadık Efendi, İsmail Hakkı Bey (Behiç) ve Ortaköylü Müftüzade Mehmet Emin Efendi'nin Denizli mebusu olarak Meclis-i Mebusanda faaliyet gösterdikleri tespit edilmiştir.

19. yüzyıl20. yüzyılAnayasa 1909+2
Serhan Şener
Manisa Celal Bayar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimFR

Les influences du siecle des lumieres sur les intellectuels Turcs: Şinasi, Namık Kemal et Ziya Paşa

18. y.y. Fransız Aydınlanma Dönemi, tüm dünyada yankı uyandırmıştır. Büyük değişim Fransa'da gerçekleştikten sonra tüm dünya da bu değişimden etkilenmiştir. Ülkemizde de uyandırdığı yankıyı anlayabilmek için bu tez, Tanzimat Döneminde Fransız etkisini inceleme çalışmasıdır. Avrupa'yla, özellikle de Fransa'yla yürütülen ilişkiler ve oradaki ilerlemeyi takip etmek için sürdürülen çalışmalar, bu dönemi tarihimizde önemli safhalardan biri hâline getirmiştir. Bu çalışmamız beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, giriş bölümüdür. İkinci bölümde 18. y.y. Fransız Aydınlanma Dönemini oluşturan nedenler; dinin etkisi, 17. y.y., Rönesans, kilisenin egemenliği, akılcılık ve modernizm ele alınmaktadır. Aydınlanma Dönemi, aklın önemi, bu dönemin önemli düşünürleri ve Fransız Devrimi anlatılmaktadır. Fransız Aydınlanma Döneminde ve Devrime giden süreçte katkılarına tanık olunan Montesquieu, Voltaire, Rousseau ve Diderot gibi Fransız aydınların toplumsal, siyasi, felsefi düşüncelerine değinilerek Fransız toplumu ve siyasi yapısı da sunulmaktadır. Üçüncü bölümde ülkemizde Tanzimat Dönemini hazırlayan etkenler, bu dönemdeki değişimler ve Şinasi'nin, Namık Kemal'in, Ziya Paşa'nın bu döneme sunduğu katkılar incelenmektedir. Fransız Aydınlanma Döneminin etkileri, ülkemizde daha çok 19.y.y.'da görülür. Bu döneme Tanzimat adı verilir. 1839'da reform maksatlı olduğu söylenerek Tanzimat ilân edilir. Kimilerine göre Tanzimat, 1876'da ilân edilen Birinci Meşrutiyete kimilerine göre de 1908'de ilân edilen İkinci Meşrutiyete kadar sürer. Tanzimatla birlikte bilim, sanat, edebiyat, düşünce dünyası da değişime uğrar. Önceleri Doğu'dan etkilenilirken artık Batı'ya yönelinir. Genç Osmanlılar adını alan bu üç aydınımız Şinasi, Namık Kemal ve Ziya Paşa Avrupa ve Fransa'da bulunarak Fransız Aydınlanma Döneminin ve Devrimin getirdiği yeniliklere dair edindikleri deneyim ve düşünceleri ülkeye taşıyarak gerek edebi gerek siyasi alanda öncü olurlar. Ülkemizde köklü bir değişimin, yeniliğin, çağdaşlığın gerçekleşebilmesi için gazete yazılarıyla, eserleriyle toplumsal, siyasi, felsefi, edebi ve ekonomik gelişimin habercisi olan bu aydınlarımızın fikirlerine de yer vermekteyiz. Dördüncü bölümde Şinasi'nin, Namık Kemal'in ve Ziya Paşa'nın eserleri incelenerek Fransız Aydınlanma Dönemi etkilerinin hem edebi hem düşünsel anlamda izleri sunulmaktadır. Edebi anlamda Şinasi'nin ve Namık Kemal'in tiyatro eserlerinde Fransız Devrimiyle ortaya çıkan melodram türünün izlerini görmekteyiz. Devrimle birlikte önem kazanan birey ve onun duyguları, düşünceleri, hayatı melodram yapıtlarında kendini göstererek bu türün önemli özelliklerini oluşturmuştur. Düşünsel anlamda bu üç yazarımızın tiyatro oyunlarında ve şiirlerinde Fransız Aydınlanma Dönemiyle önem kazanan akılcılık, Devrimle birlikte gelişen millet, hak ve özgürlük kavramları yer almaktadır. Son bölümde de çalışmamızın sonuç kısmına varılarak öneri ve kaynakça belirtilmektedir. Anahtar Kelimeler: Fransız Aydınlanma Dönemi, Tanzimat Dönemi, Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa

Bircan Gürkal
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tanzimat Döneminde yayımlanan tercüme roman mukaddimeleri üzerine bir inceleme (1860-1896)

Batılılaşma fikrinin esas olduğu Tanzimat devri Türk edebiyatında tercümenin önemli bir yeri olduğu görülmektedir. Türk edebiyatında Batılı anlamda roman türünün "tercüme ve adaptasyonlar"la ortaya çıktığını göz önüne aldığımızda tercüme, Türkçe nesrin gelişimi için de dikkate değerdir. Tercüme faaliyeti, sosyolojik ve kültürel boyutuyla pek çok disiplini bünyesinde barındırdığı için çalışma alanı oldukça geniştir. Özellikle Çeviribilimin bir alt dalı olan "çeviri sosyolojisi" ile dil, edebiyat, kültür ve toplum ilişkisine dikkat edilmiştir. Klasik edebiyattaki mukaddime geleneği, Tanzimat'tan sonra yayımlanan kitaplarda da devam etmiştir. Telif eserlerin yanı sıra tercüme eserlerin mukaddimelerinde mütercim, kitabın yazarı ve konusuna değindikten sonra müellif hakkındaki kanaatlerine, eser seçiminde neleri dikkate aldığına yer vermiştir. Çalışmamızın konusu olan Tanzimat devri tercüme roman mukaddimelerini, çeviri sosyolojisi kuramcılarından Pierre Bourdieu'nun yöntemleriyle incelediğimizde mütercimin, metin seçiminde toplumun değer yargılarını göz önünde bulundurarak "ahlakilik" ve "faydacılık"ı dikkate aldığı görülür. Bunun yanı sıra mütercimlerin yakın çevresi, mesleği ve hitap ettiği okuyucu kitlesi de metin seçiminde etkili unsurlardır. Mütercimler, mukaddimede tercümenin yöntemine dair bilgiler de vermiştir. Bunlar tarihî süreç içerisinde değerlendirildiğinde başlangıçta "hülasaten" tercümenin esas alındığı daha sonra "mealen" tercüme yönteminin kullanıldığı ve 1880'li yıllarda "harfiyen" tercümeye yer verildiği görülür. Tanzimat devri tercüme roman mukaddimeleri "metin-mütercim ilişkisi" ve "mütercim-dil ilişkisi" bağlamında değerlendirildiğinde, Tanzimat devri telif romanlarında karşımıza çıkan "ahlakilik" ve "eğiticilik" prensiplerinin tercüme romanlar için de geçerli olduğu görülür. Tercüme yönteminde de mütercim, yabancı dil bilgisini, metnin konusunu, metin ile okuyucu arasındaki ilişkiyi göz önünde bulundurarak eseri, önceleri "özetleyerek, kısaltarak" tercüme etse de zamanla "harfiyen" tercüme yöntemini kullandığı tespit edilmiştir. Türk edebiyatında tercüme faaliyetinin gelişimini tespit etmek adına 1860-1896 yıllarına ait Tanzimat devri tercüme roman mukaddimeleri önemli kaynak vazifesi görmektedir.

MukaddimeOsmanlı DevletiOsmanlı Dönemi+4
Gülbahar Akçakale
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tanzimat'tan II. Meşrutiyet'e Turgutlu: 1839-1908

Çalışma konumuz, 1839-1908 yılları arasındaki dönem dâhilinde, Osmanlı Devleti'nin yapısını önemli ölçüde etkileyen Tanzimat'ın ilanı ile II. Meşrutiyet idaresi arasındaki modernleşme sürecinin, Turgutlu ölçeğinde yansımalarını ve izdüşümlerini kapsamaktadır. Şehrin bulunduğu coğrafyanın ve dönemin gelişmelerinin, Turgutlu'ya yaptığı etkiler, bilhassa nüfus ve iktisadi yapı üzerindeki değişmeler çalışmamızda ele alınmıştır. Kaza'da, nüfusun doğal seyri dışında hızla artması, tarım ürünlerinde pamuk ve üzümün, hububata nazaran daha çok ekim alanı olarak tercih edilmesi, küçük ölçekli işletme sayısında artış ve fabrikaların kurulmaya başlama süreci, eserde ayrıntılı bir şekilde açıklanmaya çalışılmıştır. Ayrıca bu süreçte Turgutlu'nun, bir köyden tam anlamıyla bir "Kaza" hüviyetine kavuşması, idari yapının dönemin usulüne göre teşekkül etmesi, gayrimüslim nüfusun genel nüfus içerisindeki yerinin, sadece oran bakımından değil, sosyal ve iktisadi hayattaki etkisine göre de arttırması ve 1866 yılında şehre demiryolunun gelmesinin, Turgutlu'ya etkileri değerlendirilmiştir. Kısacası bu çalışmada, Tanzimat'tan II. Meşrutiyet'e (1839-1908) kadar geçen süre içerisinde Turgutlu'nun sosyal, ekonomik, idarî ve demografik yapısı işlenmiştir. Şehrin nüfusu, dinî yapısı, meslekî teşekkülleri, eğitim ve kültürel yapısı, tarım, hayvancılık, ticaret, sanayi gibi iktisadî yapısını oluşturan unsurları, idarî teşkilâtı ve yönetim evreleri ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Turgutlu, Kasaba, Tanzimat, Meşrutiyet, Kasaba Demiryolu.

Ekonomik yapıHayvancılıkManisa-Turgutlu+7
İlker Mümin Çağlar
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tanzimat Döneminde eğitimin modernleşmesi ve Ahmed Kemal Paşa (1808/1887)

Osmanlı Devleti'nde eğitimin modernleşmesi sürecinde kritik rol oynamış figürlerin çok yönlü biyografilerini ortaya koymak ve yaşadıkları dönemin eğitim politika ve uygulamalarına katkısını kapsamlı ve özgün bir yaklaşımla analiz etmek Tanzimat Dönemi eğitim modernleşmesini anlama ve etkileri bugüne kadar süren bu bağlamdaki çıktıları gelişimsel ve bütüncül bir bakışla değerlendirme bakımından önemlidir. Bu araştırmanın amacı, Osmanlı Devleti'nde eğitimin modernleşmesi sürecinde öncü bir şahsiyet olan Ahmed Kemal Paşa'nın biyografisinin araştırılması ve farklı tarihlerde sürdürdüğü üst düzey eğitim yöneticiliği görevlerinde ortaya koymuş olduğu eğitim politika ve uygulamalarının incelenmesidir. Nitel yaklaşımın kullanıldığı bu araştırma, özgün ve birincil kaynaklara dayalı bir tarih araştırması olarak tasarlanmıştır. Araştırma verileri, doküman incelemesi tekniğiyle toplanmış olup Kemal Paşa'nın mühür ve imzasını taşıyan çok sayıdaki arşiv belgesi başta olmak üzere veri çeşitliliğini sağlayan farklı türden veri kaynakları kullanılmıştır. İçerik analizi ile çözümlenen verilere dayanılarak Kemal Paşa'nın farklı alanlardaki profil özellikleri gün yüzüne çıkarılıp çok yönlü biyografisi oluşturulmuştur. Aynı zamanda öncülük ettiği eğitim politikaları ortaya konularak Osmanlı eğitim modernleşmesi bağlamında değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda Kemal Paşa'nın, Tanzimat Dönemi'nin reformist ve aydın eğitimci-bürokratlarından biri olduğu ve özellikle de Osmanlı eğitim modernleşmesi sürecinde yön tayin edici, belirleyici ve öncü bir hizmette bulunduğu anlaşılmıştır. Yenilikçi, pragmatist özelliklere sahip bir eylem adamı olan Ahmed Kemal Paşa, Tanzimat Döneminde çok yönlü eğitim politikalarının geliştirilmesine ve uygulanmasına hem teorisyen hem de pratisyen rolleriyle katkı sağlamıştır.

Ahmed Kemal PaşaBiyografiEğitim politikaları+7
Eyüp Cücük
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kilis`te yaşayan gayrimüslimler (1850-1925)

Bu çalışmanın amacı, 1850-1925 tarihleri arasında Kilis'te yaşayan gayrimüslimlerin sosyal, ekonomik ve kültürel durumlarını ortaya koymaktır. Ayrıca gayrimüslimlerin kendi aralarında ve Müslüman halk ile olan ilişkileri, farklı yönleri ve birbirlerine bakış açılan incelenmeye çalışılmıştır. İncelediğimiz bu dönemde, gayrimüslimlerin toplumsal yaşamlarında önemli bir gelişme olduğu gözlenmiştir. Özellikle Tanzimat ve Islahat Fermanı'ndan itibaren, eğitim düzeylerini yükseltmeleri, ekonomik yönden refah içinde olan gayrimüslimlerin sosyal yaşamlarını da etkilemiş ve onlarda toplumsal bilinci uyandırmıştır. Toplumsal bilinçte Ermeniler, diğer gayrimüslimlere göre daha ileri bir düzeye ulaşmışlardır. Bunu somut olarak 1. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele döneminde daha net olarak görebilmekteyiz. Araştırdığımız bu dönem ve öncesinde, gayrimüslimlerin Müslüman nüfusa oranlarının daha az olduğu görülmüştür. Yine araştırmalarımızda gayrimüslimlerin ve özellikle Ermeniler'in sosyal, kültürel ve ekonomik bütün haklara sahip oldukları ve bunu hiçbir kısıtlama olmadan kullandıkları tespit edilmiştir. Türkiye genelinde olduğu gibi, Kilis'te de Ermeniler kadar, Rumlar ve Yahudiler de Müslümanlar ile iyi ilişkiler içinde olmuşlar; Kilis ekonomisinde söz sahibi olacak kadar önemli mevkilere gelmişlerdir. Mevcut iddiaların aksine, "Ermeni Sorunu" hiçbir zaman yaşanmamış; Türkler geçmişten günümüze hakimiyetleri akındaki gayrimüslimlere baskı ve zulüm yapmamışlardır.

ErmenilerGayrimüslimlerKilis+4
Kadriye Günver
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2003
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tanzimat Dönemi dört Türk romanında Doğulu ve Batılı medeniyet unsurları (Felâtun Bey ile Râkım Efendi, İntibah, Sergüzeşt, Araba Sevdası)

Tanzimat hareketiyle yüzünü Batı'ya çeviren Türk toplumu siyasi, sosyal ve edebi anlayış bakımından Batı'dan etkilenmiştir. Her edebi dönemin kendi zamanının sosyal olaylarından beslendiği bilinmektedir. Tanzimat ile ortaya çıkan yeni dönemde devlet ve toplum yapısında ortaya çıkan değişimler edebiyatı da etkilemiştir. Bu tez çalışması, Türk edebiyatının Batı etkisinde kalmaya başladığı en belirgin dönem olan Tanzimat dönemi edebiyatına Doğu-Batı çatışmasının ne şekilde yansıdığını dönemin önemli romanlarını inceleyerek ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu amaçla hazırlanan çalışmada, Batı etkisinin görüldüğü düşünülen dört Tanzimat dönemi romanı incelenmektedir. Tanzimat dönemi edebiyatında öncü olan dört yazarın önemli eserleri [Ahmet Mithat Efendi: Felâtun Bey ile Râkım Efendi (1875), Namık Kemal: İntibah (1876), Sami Paşazade Sezai: Sergüzeşt (1888) ve Recâizâde Mahmut Ekrem: Araba Sevdası (1896)] seçilip bu dört romanda Doğu-Batı çatışma olgusu incelenmiştir. Bu tez çalışmasının yöntemi betimsel araştırma yöntemidir. Romanların incelenmesinde doküman tarama yöntemi kullanılmıştır. Her roman ayrıntılı olarak okunup Doğu veya Batı kültürlerine ait olduğu düşünülen ifadeler toplanarak yorumlanmıştır. Söz konusu olgu, roman kahramanları, yer, zaman ve bunlara bağlı olarak gerçekleşen olaylar/durumlar açısından değerlendirilmiştir. Bu tez dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmanın amacı, önemi, yöntemi gibi bilgilerin bulunduğu Giriş bölümü yer almaktadır. İkinci bölümde kuramsal çerçeve başlığı altında, Tanzimat'tan önce ve Tanzimat döneminde Batılılaşma etkileri, Tanzimat dönemi romanlarına ve yazarlarına genel bakış vb. bölümler yer almaktadır. Üçüncü bölümde, çalışmada incelenen dört romana ait vaka takdimleri ile birlikte her bir romanda tespit edilen Batılılaşma etkisini yansıtan bahislere ayrıntılı olarak yer verilmektedir. Dördüncü bölümde ise çalışmadan elde edilen sonuçlara genel olarak yer verilip, sonraki araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Tanzimat edebiyatı, Türk romanı, Batılılaşma, Doğu-Batı çatışması.

Batı medeniyetiBatılılaşmaDoğu medeniyeti+5
Shıqıng Lı
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tanzimat romanı üzerinden bir inceleme: Batılılaşmanın toplumsal tezahürleri

Sosyoloji ve edebiyat, birbiriyle yakın ilişki içindeki iki disiplindir. Sosyoloji gibi edebiyat da insanların sosyal dünyası, toplumsal uyumu ve değişim isteği ile ilgilenir. Her iki disiplinin ana malzemesi insan ve insanın yaşadığı toplum olunca, toplumsal çözümlemelerde edebiyattan faydalanma sağlıklı sonuçlara varabilmenin de imkânını sağlar. Edebi türler arasında roman, sosyal, ekonomik ve siyasi unsurları içeren metinler olması bakımından sosyolojinin ilgi alanına dâhil olur. Topluma ayna tutan roman, yaşanan toplumsal değişimlerin kaydının tutulduğu bir belge niteliğine de sahiptir. Romanların derinlemesine bir incelemesi Türkiye'de yaşanan değişimlerin önemli bir dökümünü verebilir. Romanın bir edebi tür olarak edebiyatımıza girişi medeniyet dönüşümü de diyebileceğimiz Batılılaşma süreciyle beraberdir. Bu bağlamda Tanzimat romanları topluma dair verilerin yer aldığı önemli metinlerdir. İçine doğduğu toplumsal koşulların izlerini taşıyan Tanzimat romanı, halkı Batılılaşma hakkında bilgilendirmeyi de amaç edinmiştir. İçerdikleri önemli sosyal verilere rağmen romanlar, Türk toplumunu anlamada az başvurulan kaynaklardan olmuştur. Bu çalışmada edebiyatın toplumsal değişmeyi yorumlayan özelliğinden yola çıkarak, Batılılaşmanın toplumsal yansımaları Tanzimat romanı üzerinden incelenmeye çalışılmıştır. Osmanlı toplumunun kültürel dokusunda da önemli değişmelerin yaşandığı Tanzimat sonrası dönem, romanlara yansıdığı şekliyle söylem analizi ile derinlemesine bir çözümlemeye tabi tutulmuştur.

BatılılaşmaEdebiyatEdebiyat sosyolojisi+6
Zeynep Sancaktutan
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk basın tarihinde Takvim-i Ticaret Gazetesi (1866-1867)

Bu çalışma, Tazimat döneminin son yıllarında İstanbul'da yalnızca ticaret alanında yayın yapan ve resmi bir ticaret gazetesi olarak kabul edilen Takvim-i Ticaret gazetesinin yayın hayatını değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, gazetenin 1866-1867 yıllarında çıkan nüshalarındaki haber ve yazılar Osmanlı Devleti ekonomisinin gelişmesi kapsamında ele alınarak, Takvim-i Ticaret gazetesinin Osmanlı ekonomisinin gelişimi için faydalı gördüğü yenilikler ortaya konulmuştur. 1831 yılında Takvim-i Vekayi'nin yayın hayatına başlaması, Osmanlı Devleti tebaasında basına olan ilgiyi artırmıştır. Artan ilgi neticesinde çok sayıda özel gazete, genellikle siyasi yayın yapmak amacıyla yayın hayatına başlamıştır. İstanbul'da basın-yayın faaliyetlerinin yaygınlaşması, farklı fikir ve düşüncedeki pek çok yazar ve aydının, devletin birçok politikası hakkında gazeteler aracılığıyla fikir belirtmesini kolaylaştırmıştır. Takvim-i Ticaret gazetesi 1866 yılında işte böyle bir ortamda yayın hayatına başlamıştır. Gazete yayın hayatına başladıktan sonra Osmanlı Devleti ekonomisinin kalkınması amacıyla tarım, sanayi ve ticaret alanında üretim ve ihracatı arttırabilecek birçok farklı yeniliği Osmanlı Devleti kamuoyunun ilgisine sunmuştur.

BasınBasın tarihiGazeteler+5
Fatih Mehmet Nefes
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tanzimat romanında eğitim sorunu

19. yüzyıldan sonra dünyada yaşanan siyasi ve sosyal değişiklikler Osmanlı Devleti'nde Batılılaşma hareketlerinin başlamasına neden olur. 1839 yılında Tanzimat'ın ilanıyla netleşen Batı etkisi sosyal, kültürel, siyasi ve ekonomik olmak üzere pek çok alanda görülür. Bu değişim hareketinin sosyal ve kültürel boyuttaki tesiri bir toplumu yeni bir düzene hazırlamak açısından oldukça önemlidir. Bunun bilincinde olan dönemin aydın ve sanatçıları Batılılaşmayı ve yeni bir toplum anlayışını halka anlatmak gerektiğine inanırlar. Bu inançta birleşen Tanzimat yazarlarının üzerinde durulmasını düşündükleri konuların başında eğitim gelir. Halkı, eğitimin önemi noktasında bilinçlendirme kaygısı güden Tanzimat yazarları dönemin eğitim anlayışının eleştirisini yayımladıkları makalelerde, gazete yazılarında yaparken edebiyatta yeni bir tür olan romanlarda da ele alırlar. Modernleşmeyle birlikte bir toplumun sağlıklı gelişmesinin temeline eğitimi yerleştirerek bunu dönemin romanlarında farklı açılardan yorumlarlar. Batılılaşmanın ancak sistemli ve kaliteli bir eğitim anlayışıyla olacağı düşüncesi romanlarda önemle vurgulanan bir konudur. Ayrıca eğitim sisteminde nasıl bir değişimin yaşanması gerektiği de eğitim sorununa dair işlenen konular arasındadır. Bu nedenle Tanzimat dönemi yazarları eğitim anlayışından eğitimin kurumsal boyuttaki aktarılışına; çocuk eğitiminden anne baba eğitimine; sanat eğitiminden ana dili/yabancı dil eğitimine; din eğitiminden yurt dışında görülen eğitime kadar eğitimi ve eğitim sorununu çeşitli açılardan dile getirirler. Sanatçıların bu farkındalığı romanlar aracılığıyla edebî sahaya taşıması aynı zamanda onların modernleşmede de üstlendikleri öncü rolleri belirginleştirmektedir. Bu çalışmada, Batılılaşma sürecinde eğitimin rolü, eğitim anlayışının nasıl olduğu, eğitim sorunları ve Tanzimat dönemi yazarlarının bu sorunlara yaklaşımı dönem romanlarından hareketle değerlendirilir.

EğitimEğitim sorunlarıEğitim tarihi+4
İpek Yıldız
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tanzimat ve Servet-i Fünûn romanlarında edebî akımlar

Edebiyat akımları, belirli yazım teknikleri sunmasının dışında ortaya çıktığı dönemin sosyal, siyasi, ekonomik, felsefî vb. birçok alanı hakkında bir alt yapıya sahiptir. Bu sebeple bir dönemin analizini, o dönemin hangi edebî akıma bağlı olduğuna bakarak yapmak mümkündür. Türk edebiyatında yüzyıllarca hâkim olan divan şiiri geleneği içerisinde de çeşitli edebî hareketler görülmektedir. Batılı anlamda edebî akımlar ise Tanzimat dönemiyle birlikte Türk edebiyatında yer alır. Bu dönemde edebî akımlar bir tercih meselesi gibi anlaşılarak yazardan yazara farklılık gösteren bir olgudur. Çünkü Türk edebiyatında edebî akımlar, toplumsal ihtiyaçlardan ziyade aydınların dünya görüşüne göre şekillenir. Batılılaşmanın bir ölçüsü olarak Batılı edebî formların Türk edebiyatında yer almasıyla birlikte nazım geleneğinin yanında nesir geleneğinin de önemi artar. Roman türü de nesir geleneğinin en gelişmiş şeklidir. Türk edebiyatında daha önce yer almayan roman, ilk dönem sanatkârları açısından birbirinden farklı birçok amaç için kullanılır. Bu yeni türü edebî anlamda hem Batılılaşmanın bir yolu hem de gelenekten kopmanın bir aracı olarak görmek mümkündür. Roman formunu henüz nesri gelişmemiş bir edebiyatta uygulamak zor bir iştir. Tanzimat dönemi yazarları bu zorluktan kurtulmak için geleneğin imkânlarından faydalanmayı ihmal etmemişlerdir. Batılı bir form olarak gelişkin bir roman örneği verebilmek içinse edebî akımları sürekli göz önünde bulundurmuşlardır. Bu çalışmada Tanzimat ve Servet-i Fünûn dönemlerinde yer alan romanların Batılı edebî akımlarla olan ilişkisi değerlendirilmektedir. Bu değerlendirme sürecinde gelenekten kopuş, dönemin etkisi, yazarların sanatsal bakış açıları ve uygulama düzeyinde edebî akımların Türk edebiyatına katkısı göz önüne alınmaktadır. Anahtar Kelimeler: Tanzimat Dönemi, Servet-i Fünûn Dönemi, Roman, Edebî Akımlar, Gelenek.

DoğalcılıkEdebi akımlarGelenekler+6
Onur Tokiz
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şinâsi'nin şiirlerinde yapı-şekil ilişkisi

Tanzimat, Osmanlı Devleti'nin çeşitli kurumlarıyla Batı'ya yöneldiği bir dönemdir. Siyâsî, askerî, sosyal ve kültürel alanda pek çok yeniliğin yaşandığı bu dönemde, edebiyatın da söz konusu değişikliklerden etkilenmesi doğaldır. Türk edebiyatının Batı etkisine girdiği bu süreçte, daha çok fikirleriyle ön plana çıkan ve edebî alanda bir yol açıcı olarak görülen Şinâsi'nin şiirleri de, Türk edebiyatına verdiği yön açısından, en az fikirleri kadar önemlidir. Bu tez çalışmasında Şinâsi'nin şiirleri yapı-şekil ilişkisi açısından incelenmiştir. Şiirde yapı; ?âhenk?, ?muhtevâ?, ?şekil?, ?dil ve üslup? yapılarının bütünlüğünden oluştuğu gibi bunların tamamından da farklı bir görünüm arz eder. Yapı, kendisini oluşturan unsurlardan herhangi birine indirgenemez; ancak bu alanda daha sağlıklı sonuçlara ulaşılabilmesi için, metinler, söz konusu unsurlar açısından ayrı ayrı ele alınabilir. Şinâsi'nin şiirleri; öncelikle, ?âhenk?,?muhteva?, ?şekil?, ?dil ve üslup? unsurları açısından sırayla ele alınmıştır. Daha sonra bu şiirlerde şeklin bir yapı unsuru olarak yorumu yapılmış ve sonuçlara ulaşılmıştır.Anahtar Sözcükler:1. Tanzimat Dönemi2. Şinâsi3. Şiir4. Yapı5. Şekil

Tanzimat DönemiTürk şiiriŞiir+1
Ebru Özlem İncekar
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00

İlgili konular