Deformasyon
59 theses under this subject heading
Sanal ortamda cisimlerin haptic kol ile manipülasyonu ve deformasyonu
Bu tez çalışmasındaki temel amaç, gerçek hayatta algıladığımız 3 boyutlu cisimleri sanal ortama taşıyarak, cisimlere işlevsellik kazandırmaktır. Son yıllarda sanal gerçeklik ile ilgili yapılan çalışmalar geniş bir alanda (eğitim, sağlık, ulaşım, sanayi, vb.) devam etmektedir. Bu sebeple bilgisayar grafikleri alanında geliştirilen yöntemler ile kullanılan yazılım ve programlar incelenerek çalışmalar sürdürülmüştür.Cisimlerin modellenmesinde ve deformasyonunda hesaplamalı güç arttığından öncelikli olarak geometrik cisimlerin kullanımına ağırlık verilmiştir. Düzgün yüzeye sahip olmayan cisimler ise üçgensel ağ yapısına bölünerek modellenmiştir. Modellemede OpenGL ve 3 boyutlu grafik programı kullanılmıştır. Cisimlere renk, ışık, hareket, haritalama (texture mapping) gibi fonksiyonlar eklenerek haptic kol ile manipülasyonu sağlanmıştır. Tezin ilerleyen bölümlerinde modellenen cisimlerin deformasyonu ile ilgili simülasyon çalışmaları sürdürülmüştür. Cisimler geometrik üçgensel bir yapıyla moleküler modellemeye uygun uyarlanmaya çalışılmıştır. Moleküler modellemeden elde edilen parçacık (atom) metodu deformasyonların modellenmesinde kullanılmaktadır. Moleküler modellemede nesnelerin ağ yapısı yapay sinir ağları ile birleştirilmektedir. Deformasyona uğrayan cisimlerin yapısında meydana gelen iç kuvvetlerin hesaplanmasında CMAC sinir ağı algoritması geliştirilmiştir.Sanal ortamda cisimler fiziki çevrede gösterdiği benzer özellikleri ile simüle edilmeye çalışılmıştır. Haptic kol ile etkileşimi sağlanan cisimlerde gerçek zamanlı dokunma duyusu sağlanmıştır. Bilgisayar grafikleri alanında ilerleyen çalışmalar, geliştirilen yöntemler takip edilerek cisimlerin deformasyonu ile moleküler modellemede hesaplamalara yeni bir boyut kazandıran yapay sinir ağları ile ilgili çalışmalar sürdürülmektedir.
Zonguldak-Devrek Bartın yol ayrımı ve tünel güzergahlarının mühendislik jeolojisi incelemesi
Zonguldak-Devrek Bartın Yol Ayrımının Mühendislik Jeolojisi İncelemesi adlı çalışma ile 35 km'lik bir hattın mühendislik jeolojisi çalışılmış; biri 900 m, diğeri ise 800 m uzunluğunda iki tünel gereksinimi çıkmıştır. Ayrıca 10 adet alt geçit ve 34 adette sel geçidin yapılması zorunludur. Tüneller, ani topoğrafik değişimlerin gözlendiği arazilerde çizgisel mühendislik yapılarının en önemli bileşenini oluştururlar. Mühendislik Projelerinde genel jeoloji, hidrojeoloji, morfolojik özellikler ve mühendislik jeolojisi modelleri güvenilir bir jeoteknik modelin ana bileşenlerini oluştururlar. Yapılan çalışmalar ile Üzülmez tünelinin Karbonifer yaşlı birimlerde, Sapça tünelinin ise Kretase yaşlı birimde açılacağı görülmüştür. Tünel güzergahları boyunca yapılan arazi çalışmalarından tünellerin yeraltısu seviyesinin üzerinde açılacağı anlaşılmıştır. Mühendislik jeolojisi çalışmaları ile tünel güzergahları boyunca 1/2000 ölçekli ayrıntılı mühendislik jeolojisi harita ve boy kesitleri hazırlanmıştır. Ayrıca yol hattı boyunca eğim haritası hazırlanmıştır. Tünel tasarımlarında RMR ve Q ampirik yöntemleri kullanılmış, tünellerin orta-zayıf kalite kaya sınıfı içinde açılacağı görülmüştür. Analitik yaklaşımlarda ise Phase2 (4.05) bilgisayar programı kullanılarak, yerinde gerilmelerin etkisi ve kaya kütle özelliklerine göre gerilme-deformasyon analizleri ve kazı-destek etkileşimi incelenmiştir. Birimlerin indeks özellikleri belirlenmiş, tek eksenli basma dayanımı ile schmidt sertlik değeri arasında doğru orantılı bir ilişki belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler:Mühendislik jeolojisi, tünel tasarımı, kaya sınıflaması, gerilme- deformasyon, kazı-destek etkileşimi
Taksim Kabataş füniküler hattında deformasyon ölçmeleri
Günümüzde, büyük mühendislik yapılarının ve bu yapıların çevrelerinde olusan hareketlerin izlenmesi, mühendislik yapılarına etki eden büyüklüklerin zamana baglı olarak yapıda meydana getirdigi deformasyon degerlerinin belirlenmesi ve bu degisimlerin yapıda herhangi bir hasara neden olup olmayacagının önceden tespit edilebilmesi insan ve çevre güvenligi için çok büyük önem tasımaktadır. Özellikle büyük mühendislik yapılarında deformasyon ölçmelerinin yapılması ve ölçümler sonucu elde edilen verilerin dogru yorumlanması gerekmektedir. Bu çalısmada, Taksim ? Kabatas Füniküler Sistemine iliskin düsey deformasyonları belirlemek üzere yapılan ölçme verileri degerlendirilmistir. Ölçümler için güzergah üzerinde üç farklı alan seçilmistir. Genel olarak seçilen alanlar; çalısma hattı boyunca yeryüzünde mevcut olan binaların köse noktalarını ve ayrıca füniküler hattın bu bina alanlarına denk gelen güzergahlarını kapsamaktadır. Seçilen alanların karakteristik özelliklerinin olmasına dikkat edilmistir. Bu durum göz önünde bulundurularak; Alman Konsoloslugu, Atatürk Kültür Merkezi' nin Yemekhanesi ve binaların yogun oldugu yerlesim alanı seçilmistir. Çalısmada; yeryüzü ölçümleri için, yersel jeodezik ölçüm olarak nivelman ölçümleri baz alınırken; tünel içinde ise konverjans ölçümleri yapılmıstır. Anahtar Kelimeler: deformasyon analizi, deformasyon, nivelman ölçümü, füniküler sistem, konverjans ölçüleri
Killi zeminlerde kayma düzlemleri boyunca oluşan dokusal (fabrik) değişimler
Doktora tezi olarak hazırlanan bu çalışmanın amacı, zeminlerde maksimum asal gerilme altında kayma düzlemleri boyunca oluşan dokusal değişiklikleri araştırmaktır. Kayma düzlemleri arazide fay, heyelan veya herhangi bir mühendislik yapısından dolayı temel zeminde meydana gelen yenilme düzlemleri olarak karşımıza çıkabilir. Çalışmada özel olarak hazırlanmış zemin örnekleri üzerinde sabit bir normal yük altında, ancak farklı kesme hızlarında ve deformasyonlarında yapılan kesme kutusu deneyleri sonucu oluşan zemin dokusu (fabrik) değişimleri ve bu farklı zemin dokularıyla maksimum asal gerilme arasındaki ilişkiler (maksimum asal gerilmenin yönü, büyüklüğü) incelenmiştir. Bunun için önce laboratuvar ortamında, 0,021 kgf/cm2 ön konsolidasyon basıncı altında 1/3 oranında mika kumu ve kil karışımından oluşmuş bir yapay blok zemin numunesi elde edilmiştir. Bu blok zeminden kesme kutusu deneyleri için uygun örnekler elde edilerek sabit bir normal yük altında farklı kesme deformasyonlarında suya doygun 10 adet konsolidasyonlu-drenajsız (CU), 10 adet de konsolidasyonlu-drenajlı (CD) kesme kutusu deneyi yapılmış, farklı deformasyonlarda farklı zemin dokuları oluşturulmuştur. Killi zemin örneklerinden doku analizleri için ince kesitler hazırlanmış, bu ince kesitler bilgisayar ortamında ve polarizan mikroskopta büyütülerek incelenmiştir. Her farklı kesme deformasyonu sonunda mika, boşluk ve yönlenme özelliği gösteren diğer zemin bileşenlerinin uzun eksenlerinin yatay ile yaptıkları dar açılar ölçülmüş, uygun durumlarda bu zemin dokularının fotoğrafları alınmıştır. Zemin taneleri (çoğunluğu mika) ve boşluk yönlenme ölçümlerinden elde edilen açılar gül diyagramlarıyla değerlendirilerek, her kesme deformasyonu sonunda zemin dokusundaki değişikliği meydana getiren maksimum asal gerilmenin yönlenme üzerindeki etkisi saptanmıştır. Anahtar kelimeler: İnce Kesit, Kesme deformasyonu, Yönlenme, Zemin dokusu
Esnek kaplamalı karayollarında meydana gelen deformasyonların değerlendirilmesi: Kırıkkale Keskin yolu örneği
Ulaşım, ülkenin sosyo-ekonomik yapısının en önemli temellerinden biridir. Otoyollar ülkemizdeki en aktif ulaşım sistemidir. Ülkemizin hemen hemen tamamı esnek asfalt yollarla çevrili olup, toplam yol ağı 68.526 km'dir ve bunları hepsi asfalttır. Ülkemizde artan nüfus ve gelişen teknoloji ile beraber ağır taşıt trafiği git gide artmakta bu unsurlarda yol yapısında birtakım bozulmaların meydana gelmesine sebep olmaktadır. Bununla birlikte ülkemizin dağlık ve engebeli coğrafik bir yapıya sahip olması bununla birlikte farklı iklim özelliklerinin var olması nedeniyle, artan dingil yükleri pek çok yol problemlerini meydana getirmektedir. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda günümüzde aktif olarak hizmet vermekte olan karayolu ağının bakım ve onarımlarının tam zamanında en kaliteli biçimde yapılması zorunlu olmaktadır. Bir ülkenin ekonomisinin negatif yönde etkilenmesine meydan vermemek adına halihazırda bulunan karayolu ağının sık sık yenilenmesi yerine faal olan yol güzergahlarının bozulma sebeplerini tespit ederek yahut öngörerek yeniden tasarlamak mühimdir. Çalışma içerisinde esnek kaplamalı yollarda ortaya çıkan deformasyonların nedenleri, çözüm yolları Kırıkkale örneği baz alınarak sunulmuştur.
Yumuşak zeminler üzerine oturan dolgu barajlarda deformasyonların deneysel ve nümerik yöntemlerle belirlenmesi
ÖZET Yumuşak zemin tabakaları üzerine inşa edilecek toprak dolgular altında, temel zemininde meydana gelecek deformasyonlar, düşey deformasyonlar ve yanal deformasyonlar olarak genelleştirilebilir. Yumuşak suya doygun kohezyonlu bir zemin tabakası üzerine toprak dolgu yerleştirildiğinde temel zemininde meydana gelecek ani ve zamana bağlı düşey ve yanal hareketlerin belirlenmesi için ise deformasyon analizlerinin yapılması gerekmektedir. Bu çalışmada davranışı incelenen Alibey barajı ve temel zemini sonlu elemanlar yöntemi kullanılarak nümerik olarak modellenmiştir. Barajın temel zeminindeki jeolojik katmanlar ve barajın aşamalı dolgu inşaatının gözönüne alındığı sonlu elemanlar modelinde gerilme-şekil değiştirme ve konsolidasyon analizleri birlikte yapılmıştır. Dolgu aşamaları ayn ayrı gözönüne alınarak herbir aşama sonunda temel zemininde meydana gelen gerilme artışları ve yer değiştirmeler ile boşluk suyu basınçlanndaki artışlardan dolayı ortaya çıkan konsolidasyon oturmaları, inşaat sırasındaki bekleme sürelerine göre analiz edilmiştir. Arazi ölçümleri ile nümerik analizden belirlenen sonuçlar karşılaştırıldığında oturmaların birbiriyle uyumlu olduğu belirlenmiştir. Ancak yanal yer değiştirmeler ve boşluk suyu basıncı değişimlerinde aynı uyum sağlanamamıştır. Deformasyonlann laboratuarda deneysel olarak belirlenebilmesi için yürütülen çalışmada laboratuarda yeniden yapılandırılmış, blok zemin örnekleri kullanılmıştır. Hazırlanan blok örnekten üç eksenli hücreye zemin örneği aktarılmış ve non-lineer elasto-plastik nümerik analizlerden aşamalı yükleme sonucunda elde edilen yanal ve düşey efektif asal gerilmeler deney örneği üzerine anizotropik koşullarda aşama aşama uygulanarak oluşan düşey yer değiştirmeler ölçülerek birim deformasyonlar belirlenmiştir. Herbir kesitte yeşil kilde ve siyah kilde ölçülen ve hesaplanan düşey birim deformasyon değerlerinin birbiriyle oldukça uyumlu olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler : Yumuşak zemin, deformasyonlar, gerilme ve şekil değiştirme, oturma, sonlu elemanlar metodu, coupled analiz, non-lineer analiz. XV
Yer ve duvar karosu üretiminde deformasyon ve su emme kriterlerine etki eden parametrelerin incelenmesi
Yer ve duvar karosu üretim tesislerinde; üretim aşamaları, üretim de karşılaşılan deformasyon ve su emme problemleri deneysel verilerle anlatılmıştır. Tezin amacı, yer ve duvar karosu üretim yapan tesiste deformasyon ve su emme nedenlerini inceleyerek kalitesizliğin önüne geçmektir. Deformasyon karoda düzlemsel hatalar olup uygulama ve sonraki aşamalarda çok ciddi sorunlara neden olan istenmeyen bir durumdur. Su emme de karonun yararlı ömrünü azaltacak bir etmendir. Deneyler iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda deformasyon problemlerinin nedenleri araştırılmıştır. Deformasyon konusunda; masse, sır ve engop etkileşimleri incelenmiş, hammadde kimyasal analizleri ve reçete analizleri yapılmıştır. Sonuçta masse ile sır ve engobun termal genleşme uyumunun önemi tespit edilmiştir. Feldspat ilavesi bünyenin termal genleşme katsayısını düşürdüğü, feldspatlar termal genleşmeyi etkilediğinden boyutsal olarak deformeyi de etkilediği deney çalışmalarında tespit edilmiştir. İkinci kısımda su emme deneyleri yapılmıştır. Su emme deneylerinde karo bünyesindeki gözeneğin ve ergitici hammaddelerin su emmeye etkisi araştırılmıştır. Sonuçta porlar hacmi ile su emmenin ters orantılı olduğu, ergitici hammaddenin su emmeyi düşürdüğü tespit edilmiştir. Fırınlama süresi arttıkça sinterleme (yani ısı ile taneciklerin katı olarak birbirleriyle kaynaşma işlemi) daha fazla olacağından porlar (granül taneleri arası boşluklar) arası mesafe pişirim süresi arttıkça azalmaktadır. Özetle; gözenekler azalmakta ve su emme değeri düşmektedir. Pres basıncının artması ile de karo bünyesi daha yoğun hale geleceğinden, yani taneler arası mesafe azalacağından su emme düşmektedir. Yapılan deneysel çalışmalarda, hacimsel yoğunluğun artması ile porların hacminin küçüldüğü tespit edilmiştir.
Sonlu elemanlar modeli destekli soğuk dövme filtre kovanı üretim tasarımı geliştirilmesi ve doğrulanması
Yüksek basınçlı hidrolik filtre kovanları, madencilik, denizcilik, otomotiv ve havacılık gibi zorlu ortamlarda kullanılan, doğrudan yağ filtreleme işlevi gören filtrelerin basınç altında çalışabilmelerini sağlayan kritik bileşenleridir. Bu filtre kovanları, özellikle uçak motorları ve iniş takımları gibi yüksek öneme sahip alt sistemlerde kullanıldıkları için, beklenen servis ömrü öncesinde dayanıklılık sorunları nedeniyle hasar görebilirler. Bu bağlamda, yüksek basınçlı hidrolik filtre kovanları, güvenlik açısından kritik bileşenler olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmada, soğuk dövme yöntemiyle üretilen filtre kovanlarının, kullanım alanlarının gereksinimlerine uygun fiziksel ve mekanik özelliklerinin elde edilmesi hedeflenmiştir. Ayrıca, mevcut üretim yöntemleriyle hammadde maliyetlerinin düşürülmesi ve katma değerli ürünler arasına dahil edilmesi amacıyla ülke ekonomisine katkı sağlanması planlanmıştır. Sonlu elemanlar modeli (FEM) destekli simülasyon yazılımları kullanılarak, soğuk dövme işlemi analiz edilerek yüksek mukavemetli ürün üretimi için gerekli parametreler belirlenmiştir. İş parçasının soğuk şekillendirme sürecinde, hacim sabitliği ilkesi göz önünde bulundurularak, hammadde parça geometrisi, uygun pres özellikleri, operasyonel kalıp tasarımları ve kalıp özellikleri belirlenmiştir. Sonlu elemanlar destekli analizler ile sekans tasarımları tamamlanmış ve prototip üretimi gerçekleştirilmiştir. Soğuk dövme operasyonlarının dijital ikizi oluşturularak, simülasyon ve gerçek veri karşılaştırmaları yapılmış; deformasyon kuvveti, malzeme akışı, temas basıncı, gerilme ve birim şekil değişimi ile nihai üründe meydana gelen boyutsal değişiklikler detaylı bir şekilde incelenmiştir. Tahribatlı ve tahribatsız muayene yöntemleri kullanılarak numuneler üzerinde yapılan incelemelerde, hedeflenen mekanik ve fiziksel özellikler değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, kullanım amacına göre değişkenlik gösteren yüksek mukavemet gereksinimlerini karşılayabilen filtre kovanı tasarımı, hidrolik sistemlerde hizmet verecek şekilde optimize edilmiştir. Böylece, gerilme ve birim şekil değişim oranları artırılarak, ürünün fiziksel ve mekanik özellikleri iyileştirilmiştir.
Traktörlerde üç nokta askı düzenine ait alt kol elemanının tasarımı ve yorulma analizi
Bu çalışmada, bir traktörde bulunan üç nokta askı düzeninin bir elemanı olan alt kaldırma kolunun tasarımı ve 55Cr3 ile 42CrMo4 çelikleri ele alınarak farklı konumlarda etkisi altında olduğu kuvvetler ile bunlara bağlı oluşan statik gerilme ve yorulma analizlerinin gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Alt kaldırma kolunun tasarımı Solidworks programı ile gerçekleştirilmiştir. Analiz işlemeleri için Ansy Workbench yazılımı kullanılmıştır. Analizler için sisteme etki eden kuvvetler, alt kaldırma koluna ait maksimum yük kaldırma durumu, alt konum durumu, yatay konum durumu, üst konum durumu ve çeki durumu olacak şekilde ele alınmıştır. Ansys Workbench yazılımında malzemelerin özellikleri ve sınır şartları tanımlanmıştır. Buna göre, statik gerilme analizi çözüm bilgisi olarak toplam deformasyon asal gerilme ve elastik asal birim şekil değişim seçilmiştir. Ayrıca yorulma analizinde çözüm bilgisi olarak, x ve y eksenlerinde oluşan toplam deformasyonlar, yorulma ömrü, güvenlik faktörü seçilmiştir. Öncelikli olarak, maksimum yük kaldırma, alt konum, yatay konum, üst konum ve çeki olmak üzere farklı durumlarda statik gerilme analizleri yapılmıştır. Statik gerilme analizlerinin ardından yorulma analizleri gerçekleştirilmiştir. Analizler sonucunda, toplam deformasyon, asal gerilme, elastik asal birim şekil değişim gradyanları ile yorulma ömürleri, güvenlik faktörleri farklı her konum için belirlenmiştir. Buna göre; en yüksek asal gerilme maksimum yük kaldırma durumunda, en düşük asal gerilme ise çeki durumunda oluşmaktadır. Malzemelerdeki akma dayanımlarının farklılığından dolayı, aynı konumda elde edilen gerilmeler yaklaşık değerde olsa da malzemelerin sağladığı emniyet katsayıları farklıdır. Yorulma ömrü her iki malzeme içinde 10 6 çevrim olarak elde edilmiştir. Minumum güvenlik faktörü 55Cr3 çelik için 3,41; 42CrMo4 çelik için 2 olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: 55Cr3, 42CrMo4, asal gerilme, toplam deformasyon
Yüksek ve ultra yüksek mukavemetli çeliklerin ılık şekillendirme sıcaklıklarındaki deformasyon davranışlarının karakterize edilmesi
Günümüzde gerek fosil yakıt kaynaklarının azalması ve gerekse de bunların çevreye vermiş olduğu zararlı etkenlerden dolayı özellikle yeni nesil araçlarda hafif ve yüksek mukavemetli malzemeler tercih edilmeye başlanmıştır. Bu bağlamda, yüksek ve ultra yüksek mukavemetli çelikler, düşük alaşımlı çeliklere göre sahip oldukları yüksek mukavemetleri sayesinde otomotiv parçalarının daha ince üretilebilmesine olanak sağlamış ve otomotiv sektörünün geleceğinin şekillenmesinde önemli bir yer edinmiştir. Buna karşın yüksek ve ultra yüksek mukavemetli çeliklerin göstermiş olduğu yüksek mukavemet değerleri, bu malzemelerin şekillendirilebilmesi açısından zorlukları da beraberinde getirmekte ve daha karmaşık geometriye sahip parçaların şekillendirilmesindeki kullanımlarını kısıtlamaktadır. Ilık şekillendirme yöntemiyle birlikte, bu çeliklerin şekillendirilebilme kabiliyetleri bir miktar daha arttırılabilmektedir. Fakat öncelikle bu çeliklerin ılık sıcaklıklar etkisi altındaki deformasyon davranışının karakterize edilip, ılık sıcaklıkların bu çeliklerin deformasyonunda nasıl bir etkene sahip olduğunun anlaşılması gerekmektedir. Bu sebeple, bu çalışmada DP600 ve DP800 yüksek mukavemetli çelikler oda sıcaklığı (OS), 75 °C, 175 °C, 275 °C ve 375 °C, MART1200 ve MART1400 ultra yüksek mukavemetli çelikler ise OS, 175 °C, 275 °C, 375 °C ve 475 °C sıcaklıklar altında ve iki farklı gerinim hızı değerlerinde (0,05 s-1 ve 0,005 s-1) çekme testlerine tabi tutulmuştur. Çekme deneylerinden elde edilen verilerle birlikte çeliklerin anlık deformasyon yaşlanması ve anlık deformasyon hız hassasiyetlerindeki değişimleri, sertleşme ve uzama kapasitelerindeki değişimleri, ve mikroyapıda oluşan değişiklikler araştırılmıştır. Deney sonuçlarına göre her iki malzeme içinde 175 °C ve 275 °C sıcaklık değerlerinde dinamik deformasyon yaşlanması (DSA) belirtilerine rastlanmış ve bu sıcaklıklar altında gerçekleştirilecek olan deformasyon işlemlerinin şekillendirilebilirlik açısından avantajlı olmayacağı sonucuna varılmıştır. Yüksek mukavemetli çeliklerde 75 °C ve 375 °C sıcaklıklar altında gerçekleştirilen çekme deneylerinde çeliklerin uzama kapasitelerinde önemli bir artış görülürken, ultra yüksek mukavemetli çeliklerde bu artış 375 °C ve 475 °C sıcaklıklarda gözlemlenmiştir. Yüksek mukavemetli çeliklerde gözlemlenen bu artışın malzemenin mikroyapısında bulunan ferrit ve martenzit taneleri arasındaki sertlik farkındaki düşüşten dolayı meydana gelebileceği, ultra yüksek mukavemetli çeliklerde ise martenzit yapısının temperlenmesinden dolayı meydana gelebileceği sonucuna varılmıştır.
Çağdaş resim sanatında desen ve deformasyon
Sanat insanın kendini en iyi ifade etme biçimi olarak tarihsel gelişimi içerisinde farklı anlayış ve kavramlar üzerinde meydana geldiği bilinmektedir. Buna bağlı olarak sanat tarihinin başlangıcından itibaren insanlar, iletişim aracı olarak yazıdan önce çizgi, sembol ve şekilleri kullanmıştır. Mağara duvarlarına ve yüzeylerine yapılan bu desenler, modern dönemin ikinci yarısına kadar olan süreçte sanatçılar tarafından boya resminin bir ön taslak, eskiz ve hazırlık aşaması olarak kalmıştır. Desen sanatçıların kişisel üslup arayışlarıyla birlikte gözlemlerini aktarırken duygu ve düşüncelerini ifade etmek istemeleri sonucu gelişim göstermeye başlamıştır. Bundan kaynaklı sanatçının doğada var olan nesneleri ve imgeleri duygusal yönden algılayıp tekrar biçimlendirmesi sonucu deformasyonlar da ortaya çıkmaya başlamıştır. Sanatçıların üslup arayışlarına girmeleri, zaman içerisinde gelişen toplumsal olayların var olması, teknolojinin gelişmesi ve günümüz sanatında sınırsız malzemenin sanata dahil edilmesi ile desen ifade aracı olarak ele alınmıştır. "Çağdaş Resim Sanatında Desen ve Deformasyon" konulu bu tezde, desenin ilk oluşumundan günümüz resim sanatına kadar sanatçıların, yeni üslup arayışları ve yaratma olguları bağlamında farklı disiplinler açısından ele alınmıştır. Bu doğrultuda yaratıcı bireylerin, "deformasyon (biçim bozma)" yaratım sürecine etkisi ve çizilen formların deformasyon yoluyla betimlenmesi bu tezin özünü oluşturmaktadır. Ortaçağ temel alınarak, modern döneme kadar sanatçıların biçimleri, biçim bozumuna uğratmaları, örnek desenler üzerinden incelenmiştir. Desen, çağdaş sanatın getirmiş olduğu olanaklarla, yaratıcı bireylerin farklı malzemeleri ifadeyi daha güçlü hale dönüştürmek için kullandığı bilinmektedir. Bu doğrultuda, sanatçıların biçimleri estetik kaygı gütmeden çizmeleri, beraberinde deformasyonunda kullanımını arttırmış, düşünceler ve kavramlar eserlerde daha ön planda tutulmuştur. Çağdaş sanatta, desen ve desende deformasyon, sanatçıların bazı çizimleri üzerinden akımlar göz önünde bulundurularak araştırılmıştır.
Otomotiv sektöründe deformasyona uğrayan şaside mekanik özelliklerinin incelenmesi
Türkiye'de 2010 yılında 1.104.388 adet trafik kazası meydana gelmiştir, bu kazalarda 4.045 kişi hayatını kaybetmiş ve 211.496 kişi yaralanmıştır.Trafik kazaları sıralamasında Avrupa'da ilk sırada ve Dünya'da ilk 10 arasında yer almaktayız.2010 yılında 25.000 adet araç pert'e (kullanılamayacak olup aracın % 60'ından fazlası hasar gördüğü için hurdaya ayrılan araç) ayrılmış ve diğer araçlar tamir edilerek tekrar kullanılmıştır.Bu tez çalışmamızda araçlarda önemli bir yere sahip olan,kazalarda genellikle hasar gören şasiler üzerine yapacağız,bir şasinin üretim aşamalarını ve kazaya uğrayan bir aracda şasinin mekaniksel değişimlerinin incelenmesi amaçlanmıştır.Numuneler orijinal sac, deformasyona uğradıktan sonra soğuk düzeltilen ve deformasyona uğradıktan sonra sıcak düzeltilen sac olarak 3 farklı şekilde hazırlanmıştır.Numuneler çekme testi,darbe çentik testi,yorulma testi ve sertlikleri ölçülerek birbirleriyle arasında ki farklılıklar karşılaştırılmıştır.Yapılan çekme testleri sonucunda orijinal 3 adet sacın ortalaması 26,877 mm kopmuş, soğuk şekillendirilen numunelerin 17,317 mm'de koptuğu görülmüştür,en farklı değişim sıcak şekillendirilen numunelerde görülmüştür,1. Numune 8 mm'de, 2. Numune 13 mm'de 3. Numune 18 mm olmak üzere ortalama 13,250 mm'de kopmuştur.Yapılan darbe çentik testlerinde ise orijinal sacdan alınan 5 adet numune sonucunda ortalama 26,6 joule de kırıldığı, soğuk olarak düzeltilen sacdan alınan 5 adet numunede 24,6 joule de kırıldığı, sıcak olarak düzeltilen sacdan alınan 5 adet numunede de 24,4 jolue de kırıldığı tespit edilmiştir.Yapılan sertlik ölçümlerinde alınan 9 farklı ölçüm noktasında orijinal sacda 112,2 hrb sertlik, soğuk olarak düzeltilen sacda 111 hrb sertlik ve sıcak olarak düzeltilen sacda 50,3 hrb sertlik tespit edilmiştir.Sonuç olarak yapılan bütün test sonuçlarında ister soğuk isterse sıcak olarak düzeltilsin şasilerin mekaniksel olarak değişikliğe uğradığı ve yapısında ciddi değişikliklerin oluştuğu görülmüştür, özellikle sıcak olarak düzeltilen şasilerde bu değişiklik daha da çarpıcı olarak dikkat çekmektedir.Anahtar Kelimeler : Otomotiv sektörü,úasi,deformasyon
Kübizmden sürrealizme resim sanatında deformasyon
Modernizm aydınlanma dönemini ve devamında kapsadığı yüzyılı bilişsel ve bilimsel yaklaşımlarla ifade eden terimdir. Sanayi devriminin, bilimsel teknolojik ivmelerinin hız kazandığı süreç, kalkınma göstermenin akabinde sanayi toplumunun manevi sorunlarını da beraberinde getirmiştir. Bu yeniliklerin içinde asimile olmak istemeyen toplumun sesi sanata yansımıştır. Zamanla modernizm kavramı sanatın belli bir zamanına tekabül eden modernlik kavramını tanımlamak için kullanılmıştır. Bu süreçte toplumun bir parçası olan sanatçılar, buluşların ardında yenilik arayışlarına girerek toplum için sanat olgusundan, sanat için sanat olgusunu savunmuş ve gittikçe bireyselleşen özgün tavırlarla yenilik arayışlarına girmişlerdir. Nitekim bunun sonucunda modern sanat akımları adı altında anılacak birçok avangart akımın doğumuna sebep olmuşlardır. 20. yüzyılın o zamana değin hiç görülmemiş bir bollukla içinde barındırdığı akımlar; empresyonizm akımının son dönemlerinden başlayarak biçim üzerinde arayışlara girmiş ve devamında biçimin özünü aramaya, daha sonrasında da biçimin özünün sanatçının iç dünyasına yansımasının dışavurumuna ulaşabilmek için deformasyonlara başvurmuşlardır. Bu araştırmada empresyonizmle başlayarak devam eden modern sanat akımlarının; fovizm, ekspresyonizm, fütürizm, kübizm, soyut resim ve sürrealistlerin başvurdukları tekniklerde deformasyonların yeri irdelenmiş ve anlatılmıştır.
Eşit kanal açısal yoğunlaşma/presleme (EKAY/EKAP) yöntemi ile alüminyum tozlarda ince taneli yapıların üretilmesi ve bu malzemelerin deformasyonu
Bu çalışmada, toz metalurjisi ile üretilen alüminyum tozlarına, hidrolik pres bağlantılı ısıl işlem fırınında Eşit Kanal Açısal Yoğunlaşma/Presleme (EKAY/EKAP) yöntemi uygulanarak, çok düşük sıcaklıklarda ince taneli ve yüksek yoğunluklu malzemelerin üretilmesi ve bunların deformasyon özellikleri araştırılmıştır.EKAY/EKAP işlemleri; 90º'lik kanal açılı, yüksek tokluğa sahip bir kalıp kullanılarak, oda sıcaklığı, 50ºC, 100ºC ve 200ºC sabit kalıp sıcaklıklarında, farklı geçiş sayılarında, 1mm.s-1 pres zımbası ilerleme hızında ve rota C kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Üretilen numunelerden çekme test numuneleri hazırlanmış ve bu numuneler (10-3 s-1) hızında oda sıcaklığında çekme testlerine tabi tutulmuştur. Alüminyum tozlardan EKAY/EKAP ile üretilen numunelerden elde edilen sonuçları EKAY/EKAP yapılmadan üretilen numunelerle karşılaştırmak için kalıp içerisinde farklı sıcaklıklarda (200ºC, 100ºC ve 50ºC) alüminyum tozlardan numuneler üretilmiştir. Üretilen bu numuneler de aynı deformasyon şartlarında teste tabi tutulmuş ve sonuçlar karşılaştırılmıştır. Yapı, işlem, özellik ilişkileri arasında bağlantı kurabilmek için üretilen numunelerin mikroyapısal kareterizasyonu, Taramalı Elekton Mikroskobu (SEM) ve Geçirimli Elektron Mikroskobu (TEM) kullanılarak yapılmıştır.Sonuç olarak; alüminyum tozların EKAY/EKAP'ı ile oldukça yüksek mekanik özelliklere (yüksek yoğunluklu, ince taneli yapı, yüksek dayanım, yüksek sertlik) sahip malzemelerin elde edildiği görülmüştür.Anahtar Kelimeler :Eşit Kanal Açısal Yoğunlaşma/ Presleme (EKAY/EKAP), Toz Metalurjisi, Alüminyum Tozlar, İnce Taneli Yapı, Mikroyapısal Karekterizasyon
Soyutlama, biçmbozma, başkalaşım ve eğretileme kavramlarının güzel sanatlar fakülteleri resim bölümü dersleri bağlamında incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, soyutlama, biçimbozma, başkalaşım ve eğretilemekavramlarının Güzel Sanatlar Fakülteleri Resim Bölümü lisans programlarındaişlenişine ilişkin görüşlerin belirlenmesidir. Bu niteliklerin belirlenmesi için GaziÜniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi veMarmara Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü ders programlarında kavramlarınişlenişi incelenmiştir. İlgili kavramların işlenişindeki verimliliğinin tespit edilmesiamacıyla oluşturulan görüşme formu ile akademisyenlerin görüşleri saptanmayaçalışılmıştır.Bu araştırma, tarama yöntemi ile yapılmıştır. Yönteme ilişkin veriler, kaynaktaraması ve bilgi toplama formları ile elde edilmiştir. Bu araştırmanın çalışma grubu,Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Hacettepe Üniversitesi Güzel SanatlarFakültesi ve Atılım Üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve MimarlıkFakültesi'ndeki sanat eğitimcilerinden oluşmaktadır. Araştırmada, bilgi toplamaformu ile elde edilen veriler, yüzde % ve frekans içeren betimsel istatistiktekniklerinden yararlanılarak analiz edilmiştir.Araştırma bulgularına bakıldığında; sanat eğitimcilerinin soyutlama,biçimbozma, başkalaşım ve eğretileme kavramlarını öğrenmenin, tartışmanın veanaliz etmenin sanat eğitiminde bireylerin estetik bakış açısını geliştireceğivkonusunda görüş birliği içinde oldukları gözlemlenmektedir. Sanat eğitimi alanöğrenci, gözlemi üzerinde düşünmeli, biçim araştırmaları yaparken de soyutlama,biçimbozma, başkalaşım ve eğretileme kavramlarından yararlanmalıdır.GSF Resim Bölümü lisans ders programlarının, öğrencilerin görselbiçimlendirme kavramlarını yeterli düzeyde anlayıp uygulamasına elverişliolmaması, ders içerik ve sürelerinin kısıtlılığı, atölyelerin fiziki ortamı ve kuramsalderslerdeki teknoloji kullanımının yetersizliği, ilgili kavramların işlenişini olumsuzyönde etkilemektedir. Öğretim elamanlarıyla yapılan görüşme sonuçları da bugörüşü desteklemektedir.Bu araştırma sonuçlarına göre, soyutlama, biçimbozma, başkalaşım veeğretileme kavramlarının ders programlarında işlenişine, ortam boyutunun yenidenyapılanmasına, kavramlar işlenirken öğretim elamanları ve öğrencilerin tutumlarınayönelik öneriler getirilmiştir.
Ç 1010 yapı çeliğinde soğuk çekme ile sağlanan deformasyonun malzemenin yorulma davranışına etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada, % 15 soğuk deformasyon uygulanarak 0 7mm'lik başlangıç çubuk malzemeden, 0 6mm çapa düşürülen Ç1010 bir malzemenin, yorulma davranışı ve soğuk deformasyonun yorulmaya etkileri incelenmiştir. ÇÎ010 çeliğinde, soğuk deformasyon ile çekme dayanımı ve sertlik artmış; süneydik azalmıştır. Mikroyapıda ise, filmaşinde eş eksenli tane yapısı mevcutken, soğuk çekilmiş malzemede soğuk çekme işlemi ile tanelerin çekme yönünde uzadığı gözlenmiştir. Soğuk çekme sonucu sağlanan % 15'lik deformasyonla malzemenin yorulma ömründe yaklaşık % 22'lik bir artış gözlenmiştir. Bilim Kodu Anahtar Kelimeler Sayfa Adeti Tez Yöneticisi : 626. 19. 00 : Soğuk Çekme, Tel ve Çubuk Çekme, Yorulma :83 : Doç. Dr. Burhannetin İNEM
Abaka doğal kompozitlerin üretimi ve delinmesinin araştırılması
Çevre dostu, doğa ile uyumlu, düşük maliyetli, nispeten iyi mekanik özellikler gibi yönlerinden dolayı, doğal elyaf takviyeli kompozitler cam ve karbon elyaf gibi sentetik kompozitlerin yerini almaktadır. Bitki bazlı doğal lifler yenilenebilir ham maddelerdir ve düşük yoğunlukları ile karakterize edilirler. Böylece, doğal lifli kompozitler yenilikçi bir malzeme sınıfını temsil eder. Kompozit malzemeler arzu edilen şekle yakın üretilebilmelerine rağmen, bazen geleneksel imalat yöntemlerinden bazıları da kullanılmaktadır. Bu çalışmada, abaka takviyeli polimer (ATP) kompozit, dış yüzeylerinde birer tabaka cam elyaf olan cam abaka takviyeli polimer (CATP) kompozit ve dış yüzeylerinde birer tabaka karbon elyaf olan karbon abaka takviyeli polimer (KATP) kompozitler deney malzemesi olarak kullanılmıştır. Bu kompozitlerin ilk önce çekme deneyine tabi tutularak çekme hasar yükleri belirlendi. Daha sonra, bu kompozitlerin delinmesinde iş mili devrinin ve ilerlemenin kesme kuvveti, kesme sıcaklığı ve deformasyon faktörü üzerine etkileri araştırıldı. ATP kompozit numunelerden elde edilen çekme kuvveti CATP ve KATP kompozit numunelerden elde edilen çekme kuvvetinden düşük çıkmıştır. ATP, CATP ve KATP kompozit numunelerin çekme deneyinden elde edilen maksimum hasar yükleri sırası ile 2884 N, 6864 N ve 22100 N olarak elde edilmiştir. ATP, CATP ve KATP kompozitlerin delinmesinde oluşan kesme kuvvetleri iş mili devrinden ve ilerleme hızından etkilenmektedir. İş mili devrinin artması ile kesme sıcaklığı yükselmektedir. Bu da kesme kuvvetlerinin düşmesine neden olmaktadır. İlerlemenin artması kesme kuvvetlerini arttırmaktadır. İlerlemenin ve iş mili devrinin artması kesme sıcaklığı ve deformasyon faktörü arttırmıştır. ATP doğal kompozitlerin delinmesinde daha düşük deformasyon oluşurken, CATP ve KATP kompozitlerin delinmesinde cam ve karbon elyaf tabakaların varlığından dolayı daha yüksek deformasyon oluşmuştur.
Yumuşak dokuların 3B modellenmesi ve dokunsal cihazlar kullanılarak deformasyonun simülasyonu
Günümüz teknoloji çağında, bilgisayar grafiklerindeki gelişmeler sayesinde, birçok nesne asıllarına uygun şekilde sanal ortamda 3B modellenebilmesinde kayda değer gelişmeler elde edilmektedir. 3B modelleme ile iç içe olan sanal gerçeklik teknolojisi kullanılarak günlük yaşamda karşılaşılması muhtemel tepkilerin aynısı, sanal ortamda oluşturulan senaryolar ile birebir benzetilebilmektedir. Günümüzde, sanal gerçeklik teknolojisi kullanılarak, tıp eğitiminden pilotların uçuş eğitimlerine birçok alanda kullanılmak üzere simülatörler geliştirilmekte ve yaygın olarak kullanılmaktadır. Tıp eğitiminde, doktor adaylarının pratik eğitimi için oldukça maliyetli olan ve etik bazı sorunlara yol açan kadavralar kullanılmaktadır. Tıp eğitimindeki bakış açısının değişmesi ile birlikte, geliştirilen simülatörler ile doktor adaylarının çeşitli senaryolar kullanarak sayısız tekrar yapmalarına olanak sağlanarak pratik kazanmaları gerçekleştirilmektedir. Bunun yanında simülatör yazılımları ile birlikte kullanılan ve dokunsal geri bildirim sağlayan cihazlar ile psikomotor becerilerin kazanımı gerçekleştirilebilmektedir. Böylelikle adaylar, gerçek bir organa ya da dokuya dokunduklarında hissettikleri deneyimi bilgisayar ortamında modellenmiş model üzerinde aynı tepkiyi hissedebilmektedir. Bu tez çalışmasında, insan vücudu içerisinde bulunan safra ve dalak gibi organların deformasyon algoritmaları ile benzetimlerinin yapılabilmesi için bir simülatör yazılım platformu geliştirilmiştir. Sistemde öncelikle, organlar anatomik yapılarına uygun şekilde 3B olarak modellenmiştir. Geliştirilen simülatör üzerinde, tasarlanan dokunsal cihaz donanımı ile organ üzerine dokunulduğunda ya da çekme kuvveti uyguladığında model üzerinde gerçekleşen deformasyonun gerçekleşmesi sayesinde geri bildirim sağlanmıştır. Çalışmada, zengin grafikli 3B modellerdeki deformasyonun alınabilmesi için kütle yay metodu ve moleküler modelleme metodu kullanılmıştır. Ek olarak, dokunsal cihaz ile modellenmiş örgü yapısı içerisinde hangi noktaya temas edildiğinin tespiti için çarpışma tespiti yöntemi tercih edilmiştir. Tez çalışmasında geliştirilen simülatör üzerindeki tüm benzetimler, OpenGL kütüphanesi içerisinde bulunan fonksiyonlar kullanılarak gerçek zamanlı olarak gerçekleştirilmiştir.
Loft yapılarda anlam kaymasının incelenmesi ve yeni bir kavram arayışı
18. Yüzyılda sanatçıların ve heykeltıraşların maddi yetersizlikten dolayı stüdyolarını aynı zamanda yaşam alanlarına çevirmeye başlamaları loft tipi konutlara ihtiyaç duyulmasının temel sebebi olmuştur. Eski fabrika binalarının ya da depo alanlarının zamanla yaşam alanına dönüştürülmesiyle loft tipi konutların ilk örnekleri ortaya çıkmıştır. Böylelikle tek bir mekânda ucuz ve çoklu kullanım amaçlarına hitap edecek şekilde hem çalışma hem de yaşama alanı ihtiyaçlarını karşılama olanakları olmuştur. Tezde öncelikli olarak loft tipi yapılar tanımlanmaya ve loftların mekânsal özellikleri açıklanmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda bir dairenin ya da yapının loft olup olmadığını gösteren ve bu yapıyı diğer türlerden ayıran 5 temel ölçüt (Dönüşüm, Yüksek tavan, Serbest plan, Geniş pencereler, Çıplak strüktür olmak üzere) değerlendirilmiş ve açıklanmıştır. Loft mekânlar zamanla kullanıcılarının ihtiyaç ve isteklerinin değişmesiyle beraber anlam kaymasına uğramıştır. Bu tez, loft yapılardaki anlam kaymasının temel sebeplerini açıklayarak günümüzde bu yapılarda nasıl bir değişim meydana geldiğini araştırmayı amaçlamaktadır. Bu anlam kaymasıyla beraber loft tipi yapıların örnekleri ve sayısı da zamanla artmıştır. Özellikle üst gelir grubuna sahip müşterilerin ilgi odağını oluşturan bu yapıların, dördü yurtdışından; sekizi yurtiçinden olmak üzere, çeşitli örnekleri ilgili yazınlar taranarak tezin ileri bölümlerinde analiz edilmiştir. Son olarak, İngilizce kökene sahip olan ve dilimize olduğu gibi yerleşen loft kavramına Türkçe bir karşılık türetilerek, Türk literatürüne kazandırılmaya çalışılmıştır.
Yol yüzeyinde biriken killerin asfalt kaplamalar üzerindeki etkilerinin araştırılması
Karayollarında, asfalt kaplama parametreleri kaplamanın ömrü açısından büyük önem arz etmektedir. Asfalt kaplamalarda beklenen performansın sağlanması için servis ömrü boyunca ekonomik, güvenilir, konforlu ve çevre koşullarına dayanıklı olmak gibi bazı koşulların sağlanması beklenir. Bununla birlikte kaplamalar trafiğin etkisi, kimyasal etkiler ve çevre etkisi gibi birçok sebepten dolayı olumsuz etkilenmektedir. Bu sebeplerden dolayı kaplamalarda deformasyonlar görülebilmektedir. Bu deformasyonların başında çevresel etkilere bağlı su hasarı gelmektedir. Çevreden asfalt kaplamalara nüfuz eden killer ile kaplamada bölgesel soyulmalara neden olan su hasarı oluşmaktadır. Killer, bitüm ve agrega bünyesinde bulunduğunda adezyon bağının zayıflamasına sebep olarak soyulmalara ve buna bağlı derin deformasyonların oluşmasında rol oynar. Bu nedenle, bitüm-su-kil etkileşimi asfalt kaplamalarda göz önüne alınması gereken bir durumdur. Bu kapsamda Karayolları Genel Müdürlüğü teknik şartnamesine uygun Marshall Stabilite numunelerine farklı katkılı-katkısız koşullama yöntemleriyle kil nüfuz edilmiş, Modifiye Lottman deneyi ile oluşan dayanım farklılıkları irdelenmiştir. Deney sonucunda katkılı malzemelerin daha fazla dayanım gösterdiği ve kile maruz kalma süresiyle orantılı olarak direncin düştüğü gözlemlenmiştir.
IGS istasyon noktalarının sabitliğinin araştırılması: TRAB IGS noktası örneği
Günümüzde deformasyon ölçmeleri her alanda göze çarpan bir disiplin haline gelmiştir. Ölçü alet ve yöntemlerinin gelişimi ve istatistik analizlerin birlikte kullanımı ile deformasyon ölçü ve analizi birçok uygulama alanında yerini bulmuştur. Gittikçe gelişen deformasyon ölçü yöntemleri uzay ve uydu gözlemleri alanına taşınmış ve sabit GPS (Global Positioning System) istasyonları deformasyon analiz amaçlı kullanılmaya devam edecektir.Bugünün tarihi itibarıyla Uluslararası GNSS Servisi (IGS) eski adıyla Uluslararası GPS Servisi dünyanın dört bir yanındaki 377'si aktif toplam 421 IGS noktasından elde edilen verilerini toplar, arşivler ve dağıtır. Bu istasyonların bazılarında sadece uydu gözlemleri ile değil aynı zamanda uzak yıldız gözlemleri, galaksi gözlemleri ve radar gözlemleri ile ölçüler toplanmaktadır. IGS İstasyonları kuruldukları bölgenin karakteristik deformasyon hareketlerini diğer sabit GPS istasyonlarına göre daha iyi belirleyebilmektedir.Bu tez çalışması kapsamında; Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Kanuni Kampüsü, Harita Mühendisliği Bölümü binası üzerine tesis edilmiş ve sabit olarak kabul edilen TRAB IGS noktasının sabitliğinin irdelenmesi, TRAB IGS noktasının üzerine tesis edildiği Harita Mühendisliği binası ve çevresinde oluşan deformasyonların belirlenmesi, sonuçların, jeolojik olarak belirlenmiş araştırma alanının aktif fay kinematiği ile karşılaştırılması ve sonuçların yorumlanması yapılmıştır.
Resim sanatında stilizasyon ve deformasyon
Bu çalışma, resim sanatında stilizasyon ve deformasyonun, biçimsel anlatımın güçlenmesi ve sanatçının kişiliğine uygun bir anlatım dili geliştirmesi açısından öneminin araştırılmasından oluşmaktadır.Bilinç ve bilinçdışı arasında ortaya çıktığı söylenebilen biçim bozma anlayışı, bir noktadan sonra her sanatçıda kendine özgü bir ifade biçimi olup çıkar. Bunu, sanatın tarihsel süreci içersinde incelediğimizde, her yeni akımda ve her yeni oluşumda görmemiz mümkündür.?Resim Sanatında Stilizasyon ve Deformasyon? adlı bu araştırmanın birinci bölümünde; yaratıcılık ve sanatçının yaratma süreci üzerinde durulmuş, süreç sonunda gerçekleşen biçimlendirme aşaması araştırılmıştır. Sanatçının yaratma süreci ve biçimsel anlamda gelişimi, evrim kuramıyla temellendirilmiş, bu yüzden evrim ve mutasyonla ilgili araştırmalara yer verilmiştir. Öz ve biçim ilişkisi incelenmiş, stilizasyon ve deformasyonun sanatçının bireysel üslup oluşturması açısından önemi üzerinde durulmuştur. Sanatta stilizasyon ve deformasyonun gerekçeleri ve ifade açısından önemine değinilmiştir.İkinci bölümde, tarihsel bir inceleme yapılmıştır. 19. yüzyıla kadar biçimin ön planda olmaması ve sanatın daha çok bir amaca hizmet etmesine rağmen, bu süreçte dahi stilizasyon ve deformasyonun var olduğu tespit edilmiş, akımlar ve sanatçılar üzerinde incelemelerde bulunulmuştur. Stilizasyon ve deformasyonun 19. yüzyıldan sonra daha bilinçli bir hal aldığı, özellikle de 20. yüzyılda biçimin ön planda olduğu tespit edilmiştir. Yine bu yüzyıllardaki, konu açısından önemli olduğu düşünülen akımlar ve sanatçılar üzerinde durularak, sanat yapıtları incelenmiştir. Aynı şekilde Çağdaş Türk Sanatını 1950 öncesi ve 1950 sonrası olmak üzere iki bölüme ayırarak, konuyla ilgili araştırmalar ve incelemeler yapılmıştır. Son olarak da, resim sanatının diğer sanat dallarıyla etkileşim halinde olduğu düşünülerek, Batı sanatında ve Çağdaş Türk Sanatında, özgün baskı resim, heykel ve grafik sanatında üretilen sanat yapıtları üzerinden konuyla ilgili değerlendirmeler yapılmıştır.
30 Ekim 2020 ( Mw= 6.9) Sisam depremi sonrası İzmir bölgesi kadastral nokta koordinat değişimlerinin incelenmesi
Bu araştırmada İzmir sınırları içerisinde yer alan 18 adet kadastro noktasının, 30 Ekim 2020 Mw=6.9 Sisam depremi sonrasında koordinatlardaki değişimler ele alınmıştır. Bu amaçla 18 noktada 2021 ve 2022 yıllarında GNSS ölçüleri gerçekleştirilmiştir. Tüm veriler GAMIT yazılımı ile değerlendirilerek noktalara ait güncel koordinatlar hesaplanmış ve deprem öncesi duruma göre koordinat değişimleri belirlenmiştir. Depremden hemen sonrasındaki yıl olan 2020-2021 ve 2021-2022 yıllarındaki koordinat değişimleri incelendiğinde sırasıyla 1-40 ve 1-35 mm kadar farklar hesaplanmıştır. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde özellikle deprem sonrası dönemlerdeki hız farklılıklarından dolayı yeni nokta tesis edilmesinden kaçınılması ve kadastral alt yapılarda güncellemeler yapılması gerekli olduğu düşünülmektedir.
Mermerlerin basınç altındaki davranışlarının incelenmesi
in ÖZET Metamorfizma geçirmiş kristalize mermer, gerçek mermer örneklerinin (GM1, GM2, GM3) ve metamorfizma geçirmemiş kireçtaşı, mikritik mermer örneklerinin (KÇT1, KÇT2, KÇT3) farklı yüklerde basınç altındaki davranışları strain gauge (deformasyon ölçer) kullanılarak araştırılmıştır. Deneylerde, B 66 ve h=2R ölçülerinde karotlar, tabakalanmaya dik yönde alınmış silindir örnekler ve FLA 10- 1 1, 120 Q, 2.12 gauge faktör özelliklerine sahip dinamik strain gauge kullanılmıştır. Araştırma konusu yükler, örneklerin tek eksenli basınç dayanım değerleri, mermer kesme ve işleme makinalarının mermer blok ve ürünlerine uyguladığı maksimum yük değeri olan 5000 kgf ve örneklerin tek eksenli basınç dayanım değerlerinin % 75' ine karşılık gelen yük değerleridir. Örneklerin tek eksenli basınç dayanım yükü altındaki deformasyon değişimleri düşey ve yatay strain gauge ile izlenmiştir. Çalışmanın esas amacım oluşturan "Zamana Bağlı Deformasyon" deneylerinde, farklı yükler altında ve yedi saat süre ile örneklerde oluşan deformasyon araştırılmıştır. Zamana bağlı deformasyon deneylerinde, sadece düşey yönde strain gauge kullanılmış ve düşey deformasyon ölçülmüştür. Strain gauge ile örneklerden alınan deformasyon değerleri kaydediciye aktarılmış ve burada sayısallaştırılmıştır. Kaydediciden okunan değerlere bağlı olarak her örnek için deformasyon grafiği çizilmiştir. Zamana bağlı deformasyon deneylerinde, 5000 kgf yük altında yapılan II. grup deneylerin deformasyon grafiklerinde az sayıda elastik bölge gözlenmiştir. II. grup ve III. grupta (örneklerin tek eksenli basınç dayanım değerlerinin % 75' ine karşılık gelen yük grubu) yapılan tüm deneylerin deformasyon grafiklerinde I. bölge (geçiş bölgesi) ve II. bölge (kararlı bölge) gözlemlenmiştir. Deney süresi nedeniyle, her iki örnek grubuna ait deformasyon grafiklerinde III. bölge, kırılma bölgesiIV gözlemlenmemiştir. Bununla birlikte, zamana bağlı deformasyon deneylerinin tamamında olağan II. bölge akması devamlılık göstermiştir. Her iki örnek grubunda II. bölgeye, 2 tonf/dk' lık yükleme hızı ile, genellikle ilk 100 dakikada girilmiştir. Zamana bağlı deformasyon deneylerinde, daha büyük yük altında oluşan deformasyonun daha az yük altında oluşan deformasyondan büyük geliştiği, yük ve deformasyonun doğru orantılı olduğu gözlemlenmiştir. Aynı mermere ait örneklerde, daha büyük yük değerine sahip tek eksenli basınç dayanım değerinin % 75' ine karşılık gelen yük altında oluşan deformasyon, 5000 kgf de oluşan deformasyondan daha büyük ölçülmüştür. Zamana bağlı deformasyon deneylerinde, mermer ve yük özelliklerine bağlı olarak yer yer düzenli deformasyon düşüşleri gözlemlenmiş ve bu durum ilgili deformasyon grafiklerinde gösterilmiştir. Düzenli düşüşler içeren deformasyon grafiklerinde, II. bölge' de normal devam eden seviye "dinamik seviye", deformasyon seviyesinin düştüğü ve en alt noktalarının oluşturduğu seviye, "stabil seviye" olarak tanımlanmıştır (az sayıda örnekte, I. bölge' de görülen deformasyon iniş ve çıkışları söz konusu değerlendirmenin dışında tutulmuştur). II. bölge' de, karalı bölgede görülen deformasyon düşüşleri zamanla sonlanmış, dinamik seviye ile stabil seviye bir süre sonra eşit hale gelmiştir. Dinamik ve stabil seviye eş hale geldikten sonra deformasyon hareketi II. bölge' de düzenli bir yol izlemiş, örnek, göreceli olarak kararlı bir akma hali göstermiştir. Zamana bağlı deformasyon deney grafiklerinde, II. bölge' de doğrusal akma gösteren veya nispeten kararlı hareket eden örnekler "duraylı", stabil seviyenin dinamik seviyeye oram "duraylılık oram" olarak tanımlanmıştır. Duraylılık oram 1' e yaklaştıkça mermerin kararlılığı da artmıştır. Duraylılık oranının 1 olması durumunda, deformasyon aşamasında örnek, mümkün olan en kararlı akma hali içerisinde gözlenmiştir. Örneklerin tek eksenli basınç dayarımı değerlerinin % 75' ine karşılık gelen yükler altında (III. grup) belirlenen duraylılık oranlan GM2 dışında 1' dir. III. grupta oluşanakmaların, 5000 kgf yük altında yapılan II. grup deneylerden sonra örneklerde gelişen akmalardan daha kararlı olduğu görülmüştür. Yük arttıkça kararlılık da artmıştır. Örnekler arası duraylılık oranı farkı kristalize mermer örneklerinde (GM1, GM2, GM3) daha azdır. Buna karşılık, kireçtaşı örneklerinde (KÇT1, KÇT2, KÇT3) daha kararlı bir akma gözlemlenmiştir. Strain gauge ile yapılan deformasyon araştırması sonrası örneklerden yatay ve dikey yönde ince kesitler alınmıştır. İnce kesitler, örneklerdeki deformasyon sonrası genel durumu (400 büyültmeli) ve kristalize mermer örneklerinde (GM1, GM2, GM3) kristal boyutta deformasyon hareketlerini (1250 büyültmeli) görmek amacıyla farklı iki ölçekte mikroskopta incelenmiş ve fotoğraflanmıştır. Kireçtaşı örnekleri (KÇT1, KÇT2, KÇT3), sadece genel durumu görmek amacıyla mikroskopta incelenmiş ve fotoğraflanmıştır. înce kesitlerde, aynı koşullar içerisinde, deformasyon ve diğer yükler altında tane boyu çok daha küçük olan kireçtaşı örneklerinde (en büyük tane boyuna sahip KÇT31 ün tane boyu, 57.82 um) oluşan kırık açıklıklarının, kristalize mermer örneklerinde (en küçük tane boyuna sahip GM1' in tane boyu, 616.32 um) oluşan kırık açıklıklarından daha küçük geliştiği görülmüştür. Kristalize mermer örneklerinde de kristal boyu arttıkça kırık açıklığı artmıştır. Söz konusu bulgular, tane boyu arttıkça kırık açıklığının arttığım göstermiştir. Ayrıca, aynı mermere ait örneklerin farklı yükler altında gelişen kırıklarında yük arttıkça kırık açıklığının arttığı gözlemlenmiş, yük artışı ile birlikte kırık oluşumu artmıştır. Zamana bağlı deformasyon deneyleri sonrasında örneklerden alman ince kesitlerin 400 büyültmeli mikroskop araştırmasında, örneklerin genel yapılarında herhangi bir kırık izine rastlanmamıştır. Bu sonuçla, incelen kristalize mermer ve kireçtaşı örneklerinin kesilmesi, işlenmesi ve kullanını süreçlerinde, yüke bağlı olarak mikro yapılarında kullanımlarını etkileyecek herhangi bir deformasyonun gelişmediği görülmüştür.VI İnce kesitlerin mikroskop araştırmasında, örneklerde akma veya tanelerde şekil değişimi gözlemlenmemiştir. Kireçtaşı örneklerinde (KÇT1, KÇT2, KÇT3), fosil ve eski kırıklarına ait kalsit dolgularında da herhangi bir değişim görülmemiştir. Örneklere ait fiziko-mekanik deney sonuçlan ve üç eksenli deney sonrası ince kesit fotoğrafları Ek. 1' de verilmiştir.