Ebeler

59 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Malatya merkez sağlık ocaklarında çalışan hekim, hemşire ve ebelerin şiddet deneyimleri ve kadına yönelik şiddetle ilgili tutum ve davranış düzeyleri

Kadına yönelik şiddet dünyada ve Türkiye'de gün geçtikçe artan bir halk sağlığı sorunudur. Bu araştırma sağlık ocaklarında çalışan personelin şiddete maruz kalma durumlarını ve sağlık personelinin kadına yönelik şiddet konusunda bilgi ve tutumlarını belirlemek amacıyla yapılmış kesitsel bir çalışmadır.Çalışmanın evrenini; Malatya il merkezinde bulunan 28 merkez sağlık ocağında çalışan hekim, hemşire ve ebeler oluşturmuştur. Araştırma evrenindeki 541 kişiden 512`si araştırmaya katılmıştır. Verilerin toplanmasında; Tanıtıcı bilgi formu, ?Hemşire ve Ebelerin Kadına Yönelik Şiddet Belirtilerini Tanımalarına İlişkin Ölçek Formu? ve hemşire, ebe ve hekimlerin kadına yönelik şiddetle ilgili olarak tutum ve davranış düzeylerini belirlemek için Tutum formu kullanılmıştır.Katılımcıların; yaş ortalaması 33,6±6,4`tür. Çalışmaya katılanların; %81,8'i kadın, %18.2'si erkektir, Araştırmaya katılan kadınların %51,1'i, erkeklerin %54,8'i yaşamı boyunca en az bir kere şiddete maruz kalmıştır. Erkeklerin babaları tarafından daha fazla şiddete maruz kaldığı tespit edilmiştir. (P<0.05) Araştırma kapsamındaki hemşirelerin %58,7'si, ebelerin %53,1'i ve hekimlerin %49,5'i iş yaşamı boyunca hasta, yasta yakını ve kendi çalışma arkadaşı tarafından en az bir kere şiddet görmüştür. Çalışanların %77,1'i mezuniyet öncesinde kadına yönelik şiddet eğitimi almamıştır. Mezuniyet sonrasında ise personelin %31,6'sinin kadına yönelik şiddet eğitimi almadığı belirlenmiştir. Ebelerin %79,5`i, hemşirelerin %57,5`i ve hekimlerin %69,9'u mezuniyet sonrası kadına yönelik şiddet eğitimi almıştır. Hekimlerin %74,3`ü, hemşirelerin %73,2`si ve ebelerin %67,5`i kadına yönelik şiddet olayı ile karşılaşmış, %81,8'i bildirim yapacağını ifade etmiştir. Sağlık çalışanlarının kadına yönelik şiddet belirtilerini tanımlarına ilişkin toplam ölçek puanı 18,6±3,7 olarak bulunmuştur. Katılımcıların ortalama14,7±3,2 tutum puanı aldığı saptanmıştır.Sonuç olarak; sağlık çalışanlarının kadına yönelik şiddet belirtilerini tanımlamada yetersiz kaldıkları belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Şiddet, kadın, tutum, hemşire, ebe

EbelerHemşirelikKadınlar+4
Meryem Sarıbıyık
İnönü University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Ebelerin malpraktis hakkında bilgi, düşünce, gözlem ve deneyimlerinin değerlendirilmesi

Tıbbi Malpraktis sağlık mesleği mensubunun tıbbi uygulamalar sırasında standart uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya gerekli uygulamayı yapmaması olarak tanımlanmaktadır. Sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde önemli görevler üstlenen mesleklerden biri olan "ebelik" tarihin çok eski dönemlerinden beri uygulanan bir meslektir. Ebelerin görevlerini yerine getirirken yaşadıkları herhangi bir başarısızlık veya ihmal malpraktis iddialarına neden olabilmektedir. Bu araştırma, ebelerin malpraktis ile ilgili bilgi, düşünce, gözlem ve deneyimlerinin belirlenip değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Adana il merkezinde bulunan üç ayrı yataklı tedavi kurumunun doğum ve doğum sonu servislerinde "Ebe" unvanı ile çalışanlar oluşturmuştur. Ebelerden çalışmaya katılımları ile ilgili onamları alınmıştır. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen veri toplama formu ile toplanıp SPSS 17.0 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda ebelerin yarısından çoğunun (% 53,3) malpraktis kavramından haberdar olmadıkları görülmüştür. Malpraktisin ortaya çıkmasında genel hata kaynağı olarak en çok meslekte acemilik-yetersizlik (% 90,7), dikkatsizlik (%86,7) ve özen/itina eksikliği (%40,0) gördükleri belirlenmiştir. Ebelerin %24,0'ünün bir meslektaşının hatasını gözlemlediği, %5,4'ünün ise kendilerinin tıbbi hata yaptıkları saptanmıştır. Araştırmanın sonunda ebelikte görülen tıbbi hataların azaltılması ve ebelerin malpraktisten korunmaları için öncelikle mesleki eğitime ve mezuniyet sonrası hizmet içi eğitimlere önem verilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Ayrıca kanıta dayalı uygulamaların araştırılması ve rutin ebelik girişimlerine dahil edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu çalışmanın, ebelerin malpraktis iddiasına neden olan tıbbi hatalara ilişkin gözlem ve deneyim sıklıklarını ortaya koyması açısından benzer çalışmalara katkıda bulunabileceği ve konuya ilişkin diğer çalışmalar için yol gösterici bir kaynak olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Ebelik, Tıbbi Malpraktis, Ebelikte Malpraktis.

EbelerEbelikHemşirelik+3
Burcu Tuncer
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Birinci basamak sağlık hizmetlerinde ebe- hemşirelik uygulamaları ve hukuki sorunlar

Birinci basamak sağlık hizmetleri; kişiye ve çevreye yönelik ilk kademede teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinin bir arada verildiği, kişilerin hizmete kolayca ulaşabildikleri sağlığın teşvikini, etkin ve yaygın sağlık hizmet sunumunu içermektedir.Türkiye'de birinci basamak sağlık hizmetleri Aile Sağlığı Merkezleri, Toplum Sağlığı Merkezleri, 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonları ve Entegre İlçe Devlet Hastaneleri tarafından sunulmaktadır. Bu kurumlarda görev alan ebe ve hemşireler Sağlık Bakanlığının belirlemiş olduğu usul ve esaslar çerçevesinde sağlığı geliştirici ve koruyucu hizmetler ile ana çocuk sağlığı hizmetleri, üreme sağlığı hizmetleri, gebe ve bebek izlemleri, aşılama, bulaşıcı hastalıklardan korunma, yeni doğan tarama programı gibi birçok hizmetin yürütülmesinde görev almaktadır.Bu çalışmada ebe ve hemşirelerin görev ve sorumluluklarını yerine getirirken karşılaşabilecekleri hukuki sorunları ve çözüm yollarını değerlendirmeye çalıştık. Anahtar Kelimeler: Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri, Ebelik, Hemşirelik, Hukuki Problemler

Ebe hemşirelerEbelerHemşireler+1
Şükran Abeş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Manisa Celal Bayar Üniversitesi ebelik öğrencilerinin profesyonel değerlerinin ve empatik eğilim düzeylerinin belirlenmesi

Amaç: Bu çalışma, Manisa Celal Bayar Üniversitesi ebelik öğrencilerinin profesyonel değerleri ile empatik eğilim düzeylerini belirlemek amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: Çalışma, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim gören 171 üçüncü ve dördüncü sınıf ebelik öğrencisi ile yapılan kesitsel tipte bir araştırmadır. Araştırmanın verileri 'Tanıtıcı Bilgi Formu', 'Empatik Eğilim Ölçeği' ve 'Ebelerin Profesyonel Değerleri Ölçeği' kullanılarak toplandı. Veriler, çevrim içi öğrenci gruplarında Google forms online anketlerin paylaşımıyla toplandı. Araştırma verileri SPSS 23.0 istatistik programı kullanılarak sayı, yüzde ve t test değerleri incelendi. Bulgular: Ebelik öğrencilerinin; empatik eğilim ölçeği puan ortalaması 70,24±9,51 ve ebelerin profesyonel değerleri ölçek puan ortalaması 125,62±33,92 olarak bulundu. Araştırmada ebelik öğrencilerinin empatik eğilim ölçeği puan ortalamaları ile ebelerin profesyonel değerleri ölçeği puan ortalamaları arasında pozitif yönde orta derecede anlamlı bir ilişki olduğu saptandı. Ebelik öğrencilerinin sınıfı, akademik başarı algı durumu, mezun olduğu lise, gelir durumu, babanın eğitim durumu, ebelik bölümünü tercih etme durumu ve ebelik eğitiminin mesleğe bakışa etkisinin empatik eğilim ölçek puan ortalamasını etkilediği ve istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu bulunmuştur(p<0,05). Ebelik öğrencilerinin yaşı, akademik başarı algı durumu ve ebelik bölümünü tercih etme nedeninin ebelerin profesyonel değerleri ölçek puan ortalamasını etkilediği ve istatiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu bulunmuştur(p<0,05). Sonuçlar: Ebelik öğrencilerinin empatik eğiliminin ve profesyonel değerlerinin iyi düzeyde olduğu belirlendi. Anahtar Kelimeler: Profesyonel Değerler, Empatik Eğilim, Ebelik, Öğrenci, Meslek

DeğerlerEbelerEbelik öğrencileri+3
Havva Taylan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ebelerin amniyotomi ile ilgili görüş ve uygulamaları

Amaç: Bu araştırmanın amacı ebelerin, amniyotomi ile ilgili görüşve uygulamalarını incelemektir. Gereç ve Yöntem: Araştırma, nitel araştırma desenlerinden fenomenoloji deseninde, Aralık 2020 ve Haziran 2021 tarihleri arasında İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi'de doğum kliniğinde yapılmıştır. Çalışmaya amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenen 11 ebe dâhil edilmiştir. Veriler, tanıtıcı bilgi ve yarı yapılandırılmış görüşme formları ile yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak elde edilmiştir. Veriler, içerik analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan ebelerin, amniyotomi ile ilgili görüş ve uygulamaları altı tema ve 19 alt tema altında toplanmıştır. Bu temaların "amniyotomi ile ilgili görüşler", "amniyotomi uygulama nedenleri","amniyotomi uygularken dikkat edilen durumlar", "amniyotomi sonrasında dikkat edilen durumlar" "amniyotomi uygulaması ile ilgili onam ve yasal süreç" ve "amniyotomi ile ilgili güncel bilgileri kullanma durumu" olduğu tespit edilmiştir". Sonuç: Bu araştırmanın sonucunda, ebelerin bir kısmının amniyotominin, doğumu kısalttığı ve anne, bebek sağlığı için faydalı olduğunu için uygulanması gerektiğini düşünmektedir. Diğer grup ebeler ise, amniyotominin doğumun doğal sürecini bozduğu için uygulanmaması görüşündedirler. Ebelerin amniyotomiyi, literatürde yer alan bilgilerine göre, uygun şekilde uyguladıkları ve gebeye uygulamadan önce bilgi vererek sözel onam aldıkları, amniyotomi ile ilgili yasal süreç yaşamadıkları, sonuçlarına varılmıştır. Ebeler, intrapartum dönemde müdahaleden kaçınarak, müdahalesiz doğum yönetimine katkıda bulunabilirler. Anahtar kelimeler: Amniyotomi, birinci evre, ebelik, doğum eylemi

AmnionAmniotik sıvıAmniyotomi+2
Pirozhan Ekin
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Doğum eyleminde ebelerle iletişimin doğum deneyimine etkisi

Amaç: Kadınların doğum deneyimlerinin iyileştirilmesi için doğum eyleminde ebelerin verdiği destek ve özellikle iletişim oldukça önemlidir. Araştırmanın amacı, kadınların doğum eyleminde ebelerle olan iletişimlerinin doğum deneyimlerine etkisini incelemektir. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma, tanımlayıcı tiptedir. Araştırmanın örneklemini, Mart 2016- Ekim 2016 tarihleri arasında İzmir'de Sağlık Bakanlığı'na bağlı bir devlet hastanesinde normal doğum yapmış 353 kadın oluşturmuştur. Araştırmanın verileri, "Lohusa Tanıtım Formu", "Kadınların Doğum Eyleminde Ebelerle İletişim Algısını Değerlendirme Formu" ve "Wijma Doğum Beklentisi/Deneyimi Ölçeğinin B Versiyonu" kullanılarak birebir görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS istatistik programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, ki kare ve korelasyona analizi kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan kadınların yaş ortalamaları 26,72 ± 5,05 olup ortalama doğum sayısı 2,08±1,07'dir. Doğumların %88,7'si gebeyi takip eden ebe tarafından, %11,3'ü ise takip eden ebe ve doktor tarafından yaptırılmıştır. Kadınların Doğum Eyleminde Ebelerle İletişim Algısını Değerlendirme Formundan aldıkları puan ortalaması 25,03±6,52 (Max: 33,00) bulunmuştur. Lohusaların Wijma Doğum Beklentisi/Deneyimi Ölçeğinin Versiyonu'ndan aldıkları puan ortalaması 89,95±23,08'dir. Lohusaların ebelerle olan iletişimleri ile doğum beklentisi/deneyimi arasında negatif yönlü, orta düzeyde güçlü, istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur (r= ­,36; p< 0,05). Lohusaların doğumlarını yaptırmalarını istedikleri kişinin kim olduğu ve doğum deneyimleri arasında istatiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). Sonuç: Kadınların doğum eyleminde algıladıkları ebelerle olan pozitif iletişim, doğum deneyimini olumlu yönde etkilemiştir. Anahtar Kelimeler: Ebe, İletişim, Doğum, Doğum Deneyimi.

DoğumEbelerEbelik+1
Tuğba Kaya
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Doğum deneyimi olan ebelerin etik ikilem yaşantıları

Amaç: Araştırmada, doğum salonunda çalışan ebelerin doğum takibi sürecinde yaşadığı etik ikilemler ve etik karar verme süreçlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Doğum deneyimi olan ebelerin etik ikilem yaşantılarını konu alan bu çalışmada, nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü'nde 2017 yılında öğrenim gören ebelik lisanüstü öğrencileri ile yürütülmüştür. Araştırma verileri, katılımcı ebelerin deneyimlerini ortaya koymak amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığı ile derinlemesine görüşme yapılarak ve ses kaydı alınarak toplanmıştır. Katılımcı sayısı belirlenen dönemde öğrenim görmekte olan ve araştırma kriterleri dahilinde belirlenen gönüllü 13 ebeden oluşmaktadır. Veriler, içerik analizi ile incelenmiş ve verilerin çözümlenmesinde Nvivo paket programından yararlanılmıştır. Bulgular: Araştırma verileri çözümlendiğinde, ebelerin doğum salonunda en çok yaşadığı etik ikilemler "hastane yönetimi", "doğum eylemine yaklaşımda farklılıklar", "ebe-hekim-hasta iletişimi", "zor doğum eyleminin yönetimi" ve "yenidoğana yaklaşım" olarak 5 ana tema altında toplanmıştır. Bu etik ikilemlerin oluşma nedenlerinde çeşitli faktörlerin etkili olduğu ve ebelerin etik karar vermede farklı yaklaşımlar gösterdiği görülmüştür. Sonuçlar: Çalışmanın bulguları, ebelerin doğum salonunda çalışırken çeşitli ikilemler yaşadıkları ve bunların çoğunun farkında olduklarını göstermektedir. Ayrıca ebelerin karar verme sürecinde sorumluluk aldıkları ve bu süreçte birçok duyguyu yoğun olarak yaşayarak bu duygularla da başettikleri görülmektedir. Anahtar Kelimeler: etik ikilem, ebelik, karar verme süreci, doğum

DoğumEbelerEtik+3
Hazal Türken
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Doğum eylemine katılan babaların doğum deneyimleri

Amaç: Bu araştırmanın amacı, eşlerinin doğumuna katılan babaların doğum deneyimlerini betimlemektir. Gereç ve Yöntem: Bu araştırmanın deseni nitel ve tanımlayıcı olup fenomenolojik yaklaşım kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini İstanbul Doğum Akademisi'nde doğum öncesi eğitim almış, travay sürecinde ve doğumda eşlerinin yanında bulunmuş, doğum deneyimi üzerinden üç yıl geçmemiş, ölçüt örneklem yöntemi ile ulaşılan 12 baba oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak "Birey Tanılama Formu" ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Araştırma verileri, Ocak- Şubat 2021 tarihleri arasında çevrim içi derinlemesine görüşmeler yapılarak toplanmıştır. Araştırma verilerinin içerik analizi MAXQDA programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın etik onayı, MCBÜ Tıp Fakültesi Sağlık Bilimleri Etik Kurul'undan (30.12.2020 tarih ve E-20478486-050.04.04-5655 sayılı) alınmıştır. Bulgular: Araştırma verileri çözümlendiğinde, doğuma katılan babaların doğum deneyimlerinin betimlendiği dört tema etiketi belirlenmiştir. Bunlar "doğum öncesi hazırlık", "babaların doğum desteği", "doğum sürecinde yaşanan duygular" ve "babaların doğum ile ilgili görüşleri". Sonuç: Babaların, doğuma katılmayla ilgili bilgi kaynaklarının doğum öncesi eğitim olduğu, eşlerine destek olmak istedikleri için doğuma katıldıkları, babaların doğumda eşlerine daha çok psikolojik destek sağladığı, doğum sürecinde pek çok zıt duyguyu bir arada yaşadığı, doğumu "inanılmaz" olarak tanımladığı, doğumda ebe desteğinin doğum deneyimi için önemli olduğu ve babaların yaşadığı doğum deneyiminin olumlu olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Doğum, Doğum deneyimi, Babaların deneyimi.

BabalarDeneyimDoğum+3
Pelin Başkurt
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ventrogluteal alana intramüsküler enjeksiyon uygulamasına yönelik hemşirelere ve ebelere verilen eğitimde nöro linguistik programlama tekniğinin etkisi

Amaç: Ventrogluteal alana intramüsküler enjeksiyon uygulamasına yönelik hemşirelere ve ebelere verilen eğitimde Nöro Linguistik Programlama (NLP) tekniklerinin etkisini belirlemek amacıyla planlandı. Gereç ve Yöntem: Uşak Devlet Hastanesi'nde görev yapan hemşireler ve ebelerle 18 Mayıs - 21 Eylül 2015 tarihleri arasında yürütüldü. Örneklem seçimine gidilmeyip araştırmaya katılmayı kabul eden ve NLP' ye ilişkin eğitim almayan tüm ebe ve hemşireler araştırmaya alındı. Verilerin toplanmasında ilgili literatür doğrultusunda araştırmacı tarafından geliştirilen, "Hemşire ve Ebe Tanıtım Formu", ''Hemşirelerin ve Ebelerin İntramüsküler Enjeksiyon Uygulamasına İlişkin Görüşleri Formu'', "Ventrogluteal Bölgeye İlişkin Bilgi Formu'' ve ''İntramüsküler Enjeksiyonda Ventrogluteal Bölge Kullanımı İşlem Basamakları Gözlem Formu'' kullanıldı. Araştırmadan elde edilen veriler (SPSS) 22.0 programında sayı, yüzde, ortalama, paired t testi, student t testi, ki kare testi, Kruskal-Wallis, Mann-Whitney U ve Mc-Nemar Testi kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin ve ebelerin yaş ortalaması deney grubunda 35,84±6,13, kontrol grubunda 39,29±7,91 olduğu, deney grubunda %93,3' ünün kadın, %6,7' sinin erkek, kontrol grubunda %100' ünün kadın olduğu, IM enjeksiyonlarda en sık kullandıkları bölgenin deney grubunda (%95,6) ve kontrol grubunda (%88,9) dorsogluteal bölge olduğu saptandı. ventrogluteal bölgeye ilişkin bilgi puan ortalamaları deney grubunda eğitim öncesi 14,29±8,34, eğitim sonrası 23,53±3,14 olduğu, kontrol grubunda eğitim öncesi 10,38±8,87, eğitim sonrası 18,76±6,80 olduğu saptandı. Sonuç: Araştırma bulguları doğrultusunda, verilen eğitimde NLP tekniği' nin etkili olmadığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Nöro Linguistik Program, Ventrogluteal bölge, Eğitim.

EbelerEnjeksiyonlar-intramuskülerGluteal bölge+5
Sinem Eroğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Gestasyonel diyabetli kadınlarda yorgunluğun yaşam kalitesi üzerine etkisi

Amaç:GDM'li kadınların, ebeler ve sağlık profesyonelleri açısından diyabet yönetimlerinin sağlanmasında, yorgunluğun saptanması ve yaşam kalitelerinin değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, GDM'li kadınların yaşadığı yorgunluğun yaşam kalitesi üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma TC Sağlık Bakanlığı Türkiye Kamu Hastaneler Kurumu, Manisa İli Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreterliğine bağlı Turgutlu Devlet Hastanesi Dahiliye Polikliniği ve Kadın Doğum Polikliniklerine başvuran, yasal izinler ilgili kurumlardan alındıktan sonra Mart 2015 – Eylül 2015 tarihleri arasında, 80 gestasyonel diyabetli kadınla yürütülmüştür. Veri toplama araçları olarak sosyo-demografik bilgileri almak amacıyla literatür doğrultusunda hazırlanan 26 soruluk bir form, 9 sorudan oluşan likert tipi ''Yorgunluk Şiddet Ölçeği'', 40 sorudan oluşan likert tipi ''Yorgunluk Etki Ölçeği'' ve yaşam kalitesini değerlendirmek için likert tipi 8 maddeden oluşan ''EUROHIS-QOL- Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Anketi'' kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 15.00 for Windows programı kullanılmıştır. Verilen değerlendirilmesinde korelasyon, ANOVA, İndependite Simple T Testi, Mann Whitney U, Kruskal Wallis testleri kullanılmıştır. Bulgular:Araştırmaya katılan GDM'li kadınların yaş ortalaması 30,30±4.84 (min:19, max:39) olarak belirlenmiştir. Kadınların %46,1'i ilköğretim mezunu, %83,8'i çalışmamaktadır. Kadınların %50,0'sinin ailesinde diyabet öyküsü olduğu, %5,0'inin gebelik öncesi diyabetinin olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Gestasyonel diyabetes mellitusun kadınlarda yorgunluğun yaşam kalitesi ile arasında negatif yönde ve anlamlı bir ilişkisi olduğu saptanmıştır. GDM'li kadınlarda yorgunluk arttıkça yaşam kalitesinin azaldığı belirlenmiştir.

Diabet-gebelik sırasındaEbelerEbelik+3
Ticen Altın
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Ebe liderliğinde Pender'in Sağlığı Geliştirme Modeline dayalı verilen eğitimin göçmen kadınların perinatal mental sağlığı üzerine etkisi

Randomize kontrollü deneysel tipte yapılan bu araştırma, göçmen kadınlara Ebe Liderliğinde Pender'in Sağlığı Geliştirme Modeline dayalı verilen eğitimin perinatal mental sağlık üzerine etkisini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, 52 müdahale ve 54 (son testte n=48) kontrol grubu ile yürütülmüştür. Araştırma, beş görüşmeden oluşmuştur. Veriler tanıtıcı bilgi formu, perinatal mental sağlık bilgi formu, Edinburgh Doğum Sonrası Depresyon Ölçeği ve Perinatal Anksiyete Tarama Ölçeği ile toplanmıştır. Non-parametrik dağılım gösteren verilerin analizinde uygun istatiksel analizler yapılmıştır. Müdahale grubuna 3 modül eğitim, kontrol grubuna rutin klinik bakım verilmiştir. Müdahale ve kontrol grubundaki kadınların ilk görüşme depresyon puanları sırasıyla (Medyan[IQR]) 5(4) ve 5(3); son görüşmede ise 5(4) ve 6(2)'dır. Müdahale grubundaki kadınların depresyon puanları, zaman içerisinde anlamlı bir farklılık göstermezken (p>0,05), kontrol grubunun puanlarında anlamlı farklılık görülmüştür (p<0,05). Gruplar arasında ise depresyon puanları üçüncü ve dördüncü görüşmede anlamlı farklılık göstermiştir (p<0,05). Müdahale ve kontrol grubundaki kadınların birinci görüşme anksiyete puanları sırasıyla (Medyan[IQR]) 9(5,75) ve 14(3,75); beşinci görüşmede ise 12(11,5) ve 17(9)'dir. Müdahale ve kontrol grubundaki kadınların anksiyete puanları zaman içerisinde anlamlı farklılık göstermiştir (p<0,05). Gruplar arasında ise anksiyete puanları açısından anlamlı bir farklılık görülmemiştir (p>0,05). Pender'in Sağlığı Geliştirme Modeline dayalı verilen eğitimin, perinatal sağlığı koruyucu ve iyileştirici bir etkisi olduğu söylenebilmektedir.

EbelerEbelikPerinatal bakım+2
Ayseren Çevik
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik ve ebelik öğrencilerinin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarının incelenmesi

Kesitsel tipteki bu araştırmanın amacı hemşirelik ve ebelik öğrencilerinin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarını incelemektir. Araştırma evrenini 2018-2019 Eğitim Öğretim yılında Gaziantep Üniversitesi hemşirelik ve ebelik bölümünde öğrenim gören 1305 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada örnekleme gidilmemiş evrenin tamamına ulaşılmaya çalışılmıştır. Araştırma verilerinin toplandığı günlerde okulda bulunan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 955 öğrenci araştırmaya dâhil edilmiştir. Araştırma verileri, Tanıtıcı Özellikler Formu ve Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği (TCRTÖ) ile toplanmıştır. Araştırma verileri SPSS programında değerlendirilmiştir. Araştırmaya katılanların %81.6'sı kız %18.4'ü ise erkektir. Araştırmaya katılan öğrencilerin %76.6'sı hemşirelik (732), %23.4'ü ise ebelik (223) bölümünde öğrenim görmektedir. Araştırmada kız ve erkek öğrencilerin TCRTÖ'den almış oldukları toplam puanlar karşılaştırıldığında kız öğrencilerin TCRTÖ'den aldığı puan ortalaması (155.36 ± 18.87), erkek öğrencilerin ölçekten almış olduğu puan ortalamasından (127.74 ± 18.14 ) daha yüksektir. Bu sonuca göre kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre daha eşitlikçi tutum içinde olduğu söylenebilmektedir. Araştırmada ebelik öğrencilerinin hemşirelik öğrencilerine göre Eşitlikçi Cinsiyet (36.01 ±4.39), Kadın Cinsiyet (27.93 ± 5.72), Evlilikte Cinsiyet (36.45± 3.62), Geleneksel Cinsiyet (29.41 ±5.22) ve Erkek Cinsiyet ( 24.97 ± 3.61) rollerine yönelik daha yüksek düzeyde eşitlikçi tutuma sahip oldukları bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak araştırmaya katılan 955 öğrencinin toplumsal cinsiyet rolleri tutum ölçeğinden almış oldukları puan ortalamasına (150.27 ± 21.5) göre öğrencilerin toplumsal cinsiyet rollerine yönelik eşitlikçi tutuma sahip oldukları belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Toplumsal Cinsiyet Rolleri, Tutum, Ebelik, Hemşirelik,

Cinsel kimlikCinsiyet rolleriEbeler+7
Uğur Canan Durak
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın doğum kliniklerinde çalışan hemşire ve ebelerin hatalı tıbbi uygulama yapma durumları ve hatalı tıbbi uygulama nedenlerinin önemine ilişkin görüşleri

ÖZETSağlık alanında her geçen gün büyüyen bir problem olarak karşımıza çıkan HTU'lar, hasta bakımında önemli görevler üstlenen hemşire ve ebeler açısından büyük bir önem taşımaktadır. Bu nedenle araştırmamız kadın doğum kliniklerinde çalışan hemşire ve ebelerin karşılaştıkları HTU'ların belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırma, Ankara il sınırları içinde yer alan toplam dokuz hastanenin kadın doğum kliniklerinde çalışan 365 hemşire ve ebe ile gerçekleştirilmiştir. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen veri toplama formu kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemi kullanılarak toplanmıştır. SPSS 15.0 paket programında; tanımlayıcı istatistikler (sayı, yüzde), Ki-kare testleri ve çok değişkenli lojistik regresyon analizi ile değerlendirilmiştir.Çalışmamızda hemşire ve ebelerin %14.2'sinin HTU yaptığı, %65.4'ünün HTU sonrası bildirimde bulunduğu ve HTU sonrası hiçbir hastanın zarar görmediği belirlenmiştir. Hemşire ve ebelerin en sık yaptıkları HTU'lar; ilaç uygulama hatası (%54.5), iletişim hatası (%18.3) ve izlem hatası (%16.8) olarak belirlenmiştir. Hemşire ve ebelerin %47.4'ü HTU'ların kişisel nedenlerden ve %32.2'si kurumsal nedenlerden kaynaklandığını düşünmektedir. Hemşire ve ebeler HTU'lara neden olabilecek faktörlerin HTU'ya etkisine ilişkin görüşlerini; dikkatsizlik (%98.6), ihmal (%98.6), sağlık çalışanı sayısının yetersizliği (%96.5) ve aşırı iş yükü (%96.5) olarak önemli/çok önemli şeklinde ifade etmişlerdir. Hemşire ve ebelerin yaş, meslekte çalışma yılı, bakım verdikleri hasta sayısı ile HTU yapma durumları arasındaki fark istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Bu sonuçlar doğrultusunda mesleki deneyimi az olan hemşire ve ebelerin HTU konusunda hizmetiçi eğitimlerle desteklenmesi ve hemşire/ebe sayısının arttırılması önerilmiştir.Anahtar kelimeler: Hatalı tıbbi uygulama, hemşire, ebe.

DoğumEbe hemşirelerEbeler+4
Meltem Öztunç
Gazi University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Doğum salonunda çalışan ebe ve hemşirelerin anne ve bebek güvenliğine yönelik uygulamalarının belirlenmesi

ÖZETÖlümle sonuçlanan olayların nedenleri incelendiğinde, sağlık hizmetlerinin sunumu sırasında yapılan hataların yol açtığı ölüm oranlarının dikkat çekici boyutlarda olduğu görülmektedir. Tıbbi hataların artış göstermesi hasta güvenliğine yönelik çalışmaların yapılmasını zorunlu hale getirmiştir. Özellikle doğum gibi doğal olan aynı zamanda karmaşık süreçlerin işleyişindeki hatalar nedeniyle geri dönüşsüz sonuçlara yol açabilen durumlar düşünüldüğünde hasta güvenliği çalışmalarının önemi anlaşılmaktadır.Tanımlayıcı olarak yapılan bu çalışmada doğum salonunda çalışan ebe ve hemşirelerin anne ve bebek güvenliğine yönelik uygulamalarının belirlenmesi amaçlanmıştır.Araştırmanın evrenini Ankara il merkezinde bulunan 8 üniversite ve eğitim araştırma hastanesinin doğum salonlarında çalışan 179 ebe ve hemşire oluşturmaktadır. Evrenin %78'ini oluşturan 140 ebe ve hemşire örnekleme alınmıştır. Araştırmada veriler; doğum salonunun genel özellikleri, sosyodemografik özellikler ve doğum salonu hasta güvenliği uygulamalarına yönelik soruları içeren anket formu ile yüz yüze görüşülerek toplanmıştır. Bulgular sayı ve yüzdelik dağılımla değerlendirilmiştir.Araştırma sonucunda 8 hastanenin doğum salonlarından 3'ünde kontrollü kapıların olmadığı, 1'inde küvöz olmadığı belirlenmiştir. Araştırmaya katılan ebe ve hemşirelerin %21,2'sinin anneyi doğum salonuna alırken kol bandı takmadığı, %34,3'ünün kimlik belirlemede oda/yatak numarası kullandığı, %63'ünün acil-steril uygulamalar sırasında verilen talimatları kayıt altına almadığı görülmüştür. Ayrıca ebe ve hemşirelerin %8,6'sının anne ve bebeği doğum salonunda yalnız bıraktığı, %41,4'ünün bebek taşınırken küvöz kullanmadığı, %27,9'unun bebeğin kol bandına tarih yazmadığı ve %11,4'ünün uterus involüsyonunu takip etmediği belirlenmiştir.Araştırma sonuçlarına göre doğum salonlarında anne ve bebek güvenliğinin sağlanmasına yönelik hedeflerin çoğunun gerçekleştirildiği ancak uygulamadaki eksiklerin azımsanmayacak ölçüde hasta güvenliğini tehdit ettiği belirlenmiştir. Kurumların, doğum salonlarında hasta güvenliği ile ilgili uygulamaları değerlendirip, aksaklıkları gidermeleri önerilir.Anahtar Kelimeler: Hasta güvenliği, Doğum Salonu, Anne, Bebek, Hemşire, Ebe

AnnelerBebek-yenidoğmuşDoğum+4
Gamze Kayalı
Gazi University · Institute of Health Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Elazığ ilinde görev yapan sağlık çalışanlarının çocuk ihmali ve istismarı konusunda farkındalık düzeyleri ve bu durumu etkileyen faktörler

Çocuk ihmali ve istismarı; tüm toplumlarda sık görülen ve yaşamda kalıcı olumsuz izler bırakabilen önemli halk sağlığı sorunlarından biridir. Bu araştırma Elazığ il merkezinde görev yapan sağlık çalışanlarının çocuk ihmali ve istismarı konusunda farkındalık düzeylerini ve bu durumu etkileyen faktörleri saptamak amacıyla gerçekleştirildi.Elazığ ilinde görev yapan sağlık çalışanları araştırmanın evrenini oluşturmuş, n=Nt²pq/d²(N-1)t²pq formülünden yararlanılarak (t=2.59,d=0.03, p=0.30), örnekleme 906 kişi seçildi ve 899 kişiye (%99.2) ulaşıldı. Çalışma verileri genelde çoktan seçmeli sorulardan oluşan bir anket formu ve "Çocuk İstismarı ve İhmalinin Belirti ve Risklerinin Tanılanmasına Yönelik Ölçek Formu" ile toplandı.Araştırma kapsamına alınan sağlık çalışanlarından %46.4'ü hekim, %53.6'sı hemşire ve ebedir. Sağlık çalışanlarının yaş ortalaması 33.6±7.7'dir ve %61.6'sı kadındır. Hekimlerin (3.67±0.29) çocuk istismarı ve ihmalinin belirti ve riskleri tanılama genel ölçek puanları hemşire ve ebelere (3.55±0.30) göre anlamlı düzeyde yüksek bulundu (p=0.001).Çocuk istismarı ve ihmalinin belirti ve riskleri tanılama ölçeği alt grupları puan ortalamaları hekim grubunda hemşire ve ebelere göre istatistiksel olarak anlamlı olduğu görüldü. Hekimler (3.83±0.53) ve hemşire ve ebeler (3.74±0.65) çocuk istismarı ve ihmalinin belirti ve riskleri tanılama alt ölçek gruplarından en yüksek puan ortalamasını ?çocuk üzerindeki ihmal belirtileri? alt ölçeğinden aldılar. Hekimlerin (3.41±0.49) ve hemşire ve ebelerin (3.21±0.50) çocuk istismarı ve ihmalinin belirti ve riskleri tanılama alt ölçek gruplarından en düşük puan ortalaması ?istismar ve ihmale yatkın çocuk özellikleri?dir.Sonuç olarak; Elazığ ilinde görev yapan sağlık çalışanlarının çocuk ihmali ve istismarına ilişkin farkındalık düzeyleri incelenmiş ve sağlık çalışanlarının bu konuda bilgi gereksinimlerinin olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Çocuk, Hekim, Hemşire,Ebe, İhmal, İstismar

DoktorlarEbelerElazığ+7
Fatoş Uncu
Fırat University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Hastanelerde doktor, hemşire ve ebelerin motivasyonunu etkileyen faktörler: Bir uygulama

Bütün işletmelerin varlıklarını sürdürebilmeleri ve amaçlarına en iyi şekilde ulaşabilmeleri için çalışanlarının motivasyonlarına önem vermeleri gerekmektedir. Motive olmuş her eleman, çalıştığı kurumun amacına ulaşmasında bir basamak rolünü üstlenmektedir. Bu basamakların sağlam olmaması zamanla işletmenin yıkımına yol açar. Yüksek motivasyona sahip kişiler verimliliği de beraberinde getirecekleri için çalıştığı kurumunun amacına ulaşmasında büyük fayda sağlarlar.Bu çalışmanın amacı hastanelerde doktor, hemşire ve ebelerin motivasyonunu etkileyen faktörleri tesbit etmektir. Bu amaçla Mersin Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi, Duygu Tıp Merkezi ve Yenişehir Hastanesinde çalışan 120 sağlık çalışanı üzerinde (40 doktor, 46 hemşire, 34 ebe) 51 sorudan oluşan bir anket çalışması yapılmıştır. Katılımcıların sorulara verdikleri cevapların değerlendirilmesinde; tanımlayıcı istatistikler, ortalamaların analizi yöntemi ve hipotezlerin testi için de T testi kullanılmıştır. Anket sonucunda elde edilen verilerin analizinde sağlık çalışanları toplu ve gruplara ayrılarak ayrı ayrı incelenmiştir. Toplu olarak incelemelerdeki amaç, genel olarak sağlık çalışanlarının hangi motivasyon araçlarına önem verdiklerini saptamak ve bu motivasyon faktörlerinden etkilenme derecelerini yansıtmaktır. Gruplara ayrılarak yapılan incelemelerdeki amaç ise her grubun (doktor, hemşire ve ebe) motivasyon faktörlerinden etkilenme derecelerini görmek ve varsa aralarındaki farkları tanımlayabilmektir.Elde edilen verilere göre çıkan bazı sonuçlar: Sağlık çalışanlarının iş performanslarında en etkili olan araç gelir (para) dir. Fiziki ortam özelliklerinden ortamın hijyen olması, havalandırma ve aydınlatma sistemlerinin sağlık çalışanlarının motivasyonu üzerindeki etkisi çok fazladır. Doktor, hemşire ve ebeleri en çok motive eden örgütsel ve yönetsel motivasyon araçları, en az motive eden ise psiko-sosyal motivasyon araçlarıdır.

DoktorlarEbelerHastaneler+2
Seyhan Korkmaz
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Elazığ il merkezi ve merkez ilçeye bağlı birinci basamak sağlık kurumlarında çalışan hemşire ve ebelerin ana çocuk sağlığı aile planlaması konusundaki bilgi düzeyleri

Elazığ ili merkez ve merkez ilçeye bağlı birinci basamak sağlık örgütünde çalışan hemşire ve ebelerin anaçocuk sağlığı ve aile planlaması konularındaki bilgilerini ve eğitimin etkinliğini araştırmak için bu çalışma yapıldı Araştırma gurubunu 16 Sağlık ocağı ve bir AÇSAP Merkezinde çalışan 224 ebe ve hemşireden 180 i (% 80,4 ) oluşturdu. Bu hizmetiçi eğitim programı öncesinde anket test uygulandı. Kişisel bilgileri içeren 11 soruluk bir anket formu ile ana sağlığı, çocuk sağlığı ve aile planlaması ile ilgili bilgi düzeylerini ölçen 54 soruluk bir test uygulandı. Çocuk sağlığı soruları 44 puan, ana sağlığı sorulan 26 puan ve aile planlaması soruları 30 puan verilerek toplam 100 puan üzerinden değerlendirme yapıldı. Aynı gün bu konularda eğitim yapılıp aynı test tekrar uygulandı. Araştırma grubundakilerin % 63,4ü 1-10 yıldır hizmet vermekteydi. Daha önceki yıllarda AÇSAP konularında kurs görenlerin oranı % 45. 0 idi. Hemşire ve ebelerin % 32.2 si bilgi ve becerilerini yeterli bulurken %26.7 si yetersiz olduklarını belirtmişlerdir. Araştırmaya alınan hemşire ve ebelerin AÇSAP bilgi puan ortalaması eğitimden önce 72. 57 ± 10, 94 iken eğitim sonrasında 82.64 ± 10.26 puan bulundu. Ön testte hemşireler 70.43 ±13.63 ebeler ise 73.08 ± 10.18 puan alırlarken son testte hemşireler 78.71 ± 10.76 ebelerde 83.70 ±9.91 puan aldılar. Bu çalışma Elazığ merkez ve merkez ilçesinde birinci basamak sağlık örgütünde çalışan hemşire ve ebelerin AÇSAP konusundaki bilgilerinin ne düzeyde olduğunu gösterdi. Halka hizmet sunan hemşire ve ebelerin görevleri ile ilgili konularda bilgi açıklarının ve hizmete olan ilgisizliklerinin giderilmesi için eğitim ve denetimin yapılması gereklidir.

Aile planlamasıAna-çocuk sağlığıEbeler+2
Edibe Dinç
Fırat University · Institute of Health Sciences
1996
00
Master'sOpen AccessTR

Hastanede çalışan ebe ve hemşirelerde tükenmişlik

Duygusal tükenme, duyarsızlaşma, kişisel başarı duygusunda azalma olmak üzere üç boyutu olan tükenmişlik, kişilerin karşılaştıkları zorluk ve yaşadıkları stresle başa çıkamamaları sonucunda duygusal ve fiziksel yönden tükenme hissetmeleridir. Bu araştırmanın amacı hastanede çalışan ebe ve hemşirelerin tükenmişlik düzeylerini belirleyerek, demografik değişkenlerle arasındaki ilişkinin etkisinin ölçülmesidir. Bu amaçla 187 kişiye ulaşılarak "sosyo-demografik özellikleri tanılama formu" ve "Maslach Tükenmişlik Ölçeği" olmak üzere iki bölümden oluşan anket uygulanmıştır. Veri toplama araçları ile elde edilen verilerin analizi SPSS 20 programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre evli olan ebe ve hemşirelerin bekar olanlara göre daha fazla tükenmişlik yaşadığı, yaş, cinsiyet, çocuk sayısı gibi demografik özelliklerin, kendini kuruma ait hissetme ve işini sevme ya da sevmemenin tükenmişlik düzeyini etkilemediği, fiziksel şartların kötü olması, aylık gelirin düşük olması, çalışma arkadaşlarıyla sorun yaşanması, meslekte çalışma süresinin uzun olması ve yıllık izin alma konusunda sorun yaşanmasının duygusal tükenmişlik düzeyini arttırdığı söylenebilir. Yine araştırma sonuçlarına göre kaynak yetersizliği, çalışma performansına yeterli geri bildirim olmaması, mesleki eğitimleri alamama, statü dışı görev yüklenmesi, karşılaşılabilecek şiddet durumlarına yönelik gerekli önlemlerin alınmaması ve uygulanmaması, tükenmişlikle nasıl mücadele edileceğinin bilinmemesi ebe ve hemşirelerin tükenmişlik düzeyini arttırmaktadır denilebilir. Anahtar Kelimeler :Tükenmişlik, Maslach Tükenmişlik Ölçeği, DuygusalTükenme, Duyarsızlaşma, Kişisel BaşarıDuygusunda Azalma

EbelerHastanelerHemşireler+2
Zerrin Şenyüz
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarının etik sorunlara yaklaşımı ve mesleki etik duyarlılığı (Pamukkale Üniversitesi hastaneleri örneği)

İnsanlığın var olması ile beraber oluşmaya başlayan etik değerler, insanların toplu bir halde yaşamaya başlaması, iş kollarının artması ile önemi artmıştır. Sanayi devrimi ile beraber teknolojinin hızla ilerlemesi ile sağlık alanında oluşturulan etik ilkeler, diğer meslek grupları içinde oluşturulmaya başlanmıştır. Etik değerler her geçen gün önemi artmaktadır. Bu çalışma Pamukkale Üniversite Hastanelerinde çalışan sağlık çalışanlarının etik sorunlara yaklaşımını ve meslek etik duyarlılığını ölçmek için yapılmıştır. Çalışma alanında, 284 kişiden oluşan gruba anket uygulaması yapılmıştır. Anket uygulamasına hastanın tanı ve tedavisinde birebir iletişim içinde olan; hekim, hemşire, ebe ve acil tıp teknisyeni branşlarındaki sağlık çalışanları katılmışlardır ve uygulamada gönüllülük esas alınmıştır. Üç bölümden oluşan ankette, birinci bölümde görüşülen kişiyi tanımaya yönelik sosyo-demografik sorular, ikinci bölümde etik değerler, üçüncü bölüm ise etik duyarlılık soruları yer almıştır. Araştırma sonucunda, saha çalışması verileri dikkate alındığında, etik duyarlılığın cinsiyet ve medeni durumu değişkenlerine bağlı olarak farklılaştığı ve sağlık çalışanları arasındaki iletişimin etik duyarlılık üzerinde etkilediği olduğu saptanmıştır.

Acil tıp teknisyenleriDoktorlarEbeler+6
Aysun Avcı
İstanbul Beykent University
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ebelerde duygusal emek davranışı ve etkili faktörler: Denizli Halk Sağlığı Müdürlüğü örneği

Sağlık hizmeti veren sağlık kurumlarında duygusal emek davranışlarının önemli bir yeri vardır. Bu çalışmada ebelerin duygusal emek davranışları ve etkileyen faktörleri belirlemek ve buna yönelik çözüm yollarını belirlemek amaçlanmıştır. Çalışma dahilinde 130 kişiyle anket yöntemi kullanılarak araştırma yapılmıştır. Anket çalışması birinci basamak sağlık hizmeti sunan bazı kurumlarda (Halk Sağlığı Müdürlüğüne Bağlı Toplum Sağlığı Merkezi, İlçe Devlet Hastanesi, Sağlık Evi, Aile Sağlığı Merkezi ve Halk Sağlığı Müdürlüğü) görev yapan ebelerle yapılmıştır. Anket çalışması kişilerin kendi istekleri ile katılımlarıyla yapılmıştır. Yapılan anket çalışması sonuçlarına göre; çalışılan kurum, birim, çalışma şekli, saatleri, mesleğini isteyerek seçme durumu, kurumda görevlendirme şekli gibi unsurların duygusal emek davranış modellerinin sergilenmesine hiçbir etki etmediği görülmüştür. Doğal duygusal amaç davranış sergilemeyi; eğitim, yaş, çalışma şekli, medeni durum, çocuk sahibi olma, meslekte çalışma yılı, yapılan işten duyulan memnuniyet gibi unsurların etki ettiği sonucuna ulaşılmıştır.

DenizliDuygusal emekEbeler+4
Mehmet Burdurlu
İstanbul Beykent University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ebelik mesleğinin temel boyutları, fonksiyonları, çalışma ilkeleri ve örgütlenmesi

Fizyolojik bir süreç olan gebelik ve doğum olayları önemli yaşam deneyimleridir. Sağlığın temeli, gebelik ve doğumla atılır. Sağlıklı aileler geleceğin anahtarıdır. Bu nedenle, ebelerin vereceği ebelik sağlık bakım hizmetleri ebe tarafından bireylere özel planlanmalı, risk faktörleri erken dönemde tespit edilerek anne, fetüs ve yenidoğanın sağlığı korunup geliştirilmelidir. Tüm dünyada aile sağlığını korumak ve yükseltmek için çalışan ebelik mesleği, yüklendiği bu önemli misyon ile, toplum için vazgeçilmez meslekler arasında yer almaktadır. Türkiye'de ise, ebelerin görev, yetki ve sorumluluk sınırlarının belli olmaması, görev tanımlarının yapılmaması nedeniyle ebeler, görevleri dışında alanlarda çalışmakta ya da çalıştırılmaktadırlar. Türkiye'de ayrıca, ana çocuk sağlığı hizmetlerinin büyük bir kısmı ebeler tarafından yürütülmesine rağmen, yürürlükte olan aile hekimliği uygulama yönetmeliğinde gebelik, doğum ve doğum sonu izlemleri yetkisi aile hekimlerinin görevleri içinde tanımlanmış olup, ebelere 'aile sağlığı elemanı' ünvanı verilerek ana çocuk sağlığı hizmetlerinin yürütülmesinde hekime yardımcı olma sorumluluğu verilmiştir. Böylece, ebelik mesleği kendi başına bir meslek iken, ebeler yardımcı sağlık personeli konumuna getirilmiştir. Anne ve çocuk hastalıklarının, ölümlerinin en sık görüldüğü gebelik, doğum ve doğum sonu döneme ait sağlık göstergelerini iyileştirmek, ana çocuk sağlığı hizmetlerini nitelik yönünden geliştirmek ve hizmetin ulaşılabilirliğini artırmak açısından ebelerin bu alanda daha etkin kullanılmaları ve bu bağlamda görev tanımlarının yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler : Ebe, Ebelik Mesleği.

EbelerEbelikİş tanımı
Filiz Aygün
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Balıkesir Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Ebelik Bölümü 4. sınıf öğrencilerinin birinci basamak uygulama becerilerine yönelik eğitim programının geliştirilmesi

Amaç: Araştırmanın amacı; Balıkesir Üniversitesi Balıkesir Sağlık Yüksekokulu ebelik bölümü dördüncü sınıf öğrencilerinin birinci basamak uygulama becerilerini geliştirmek geliştirmeye yönelik bir eğitim programının oluşturulmasıdır.Yöntem: İhtiyaç belirlemede; 2006 yılı ve 2007 yılında Balıkesir Sağlık Yüksekokulu Ebelik bölümünden mezun olan (n=10) ve birinci basamak sağlık kurumlarında çalışan ebelerin görüşlerine başvurulmuştur. İhtiyaç belirlemeden sonra, ebelik eğitiminde doğum öncesi bakım ve bebek çocuk izlemi eğitim programı geliştirilmiştir. Kontrol grubu, 2009-2010 eğitim-öğretim yılı güz döneminde halk sağlığı dersini alan 39 öğrenciden oluşmuştur. Girişim gurubu, 2010-2011 güz döneminde halk sağlığı dersini alan 40 öğrenciden oluşmuştur. Araştırmanın bağımlı değişkeni beceri düzeyi durumu, bağımsız değişkeni ise eğitim programıdır. Araştırmanın verileri değerlendirme rehberi, geri bildirim formu, ihtiyaç belirleme anket formu ile toplanmıştır. Öğrencilerin doğum öncesi bakım, bebek çocuk izlem puanları Mann-Whitney U testi ile çözümlenmiştirBulgular: İhtiyaç analizinde; Balıkesir Sağlık Yüksekokulu'ndan mezun ebelerin mezuniyet öncesi dönemde gebe izlem, bebek/çocuk izlem, aile planlaması, kayıtlar konusunda yetersiz düzeyde oldukları saptanmıştır. Geliştirilen eğitim programını almayan kontrol grubunun doğum öncesi bakımda (DÖB) gebeye karın muayenesi yapılması, folik asit, demir kullanımının anlatılması, laboratuar testlerinin değerlendirilmesi, muayene hakkında bilgi verme basamaklarını hiç uygulamadığı saptanmıştır. Bebek/çocuk izleminde, bebeğin hastalık bulgularının sorgulanması, bebeğin reflekslerinin kontrol edilmesi, aşılarının kontrol edilmesi, D vitamini kullanımının sorgulanması, işitme taraması için yönlendirme basamakları hiç uygulanmamıştır. DÖB ve bebek/çocuk izleminde diğer beceri basamakları ile iletişim becerilerini hiç uygulamamış ya da hatırlatıldığı zaman uygulamışlardır. Eğitim programı uygulanan girişim grubunun tamamına yakınının etkili iletişim becerilerini kullandığı, beceri basamaklarına göre izlem yaparak nitelikli DÖB ve bebek/çocuk izlemini eksiksiz yaptığı saptanmıştır.Sonuç: Geliştirilen eğitim programı beceri eğitiminin öğrenilmesi ve uygulanmasında başarılı ve etkili olmuştur. Girişim grubunun tamamına yakını izlem becerilerini eksiksiz uygulamıştır.Anahtar Kelimeler: ebelik eğitimi, halk sağlığı, eğitim programı, program geliştirme

EbelerEbelikEğitim programları+2
Selda Yörük
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Dr Lütfi Kırdar Eğitim ve Arastırma Hastanesinde çalısan sağlık personellerinin (hemşire, ebe, sağlık memuru ve acil tıp teknisyeni) depresyon ve tükenmişlik düzeyinin değerlendirilmesi

Depresyon! Çağımızın çalışanları arasında en yaygın hastalıktır. Bu hastalığın en büyük kaynağını ise iş yükü ve çalışma ortamı oluşturmaktadır. Bir de bu hizmet sektörü sağlık sektörü olursa ve bu hizmetin hastaya verilmesi vakit açısından kısıtlılık arzediyor ise ister istemez çalışanlarda bir yük oluşturacak ve bu yük o çalışanı bedensel, ruhsal ve sosyal yönden olumsuz yönde etkileyecektir. Etkilenen sağlık çalışanı kendini işine tam olarak veremeyecek ve çalışan tükenmişlik ve depresyon gibi iki hastalıkla karşı karşıya kalacaktır. Bu çalışma Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çalışan yardımcı sağlık personellerinin (hemşire, ebe, sağlık memuru ve acil tıp teknisyeni) hayatlarında varolan depresyon ve tükenmişlik düzeyini ölçmek iş hayatından gelen olumsuzlukların bu düzeyde ne kadar rol oynadığını saptamak amacıyla yapılmıştır. Katılımcı sayısı 200 olan çalışmamızda veriler anket formu ile toplanarak SPSS programı ile değerlendirilmiştir. İstatistiksel analizlerde Bonferroni düzeltmeli Anova varyans analizi, bağımsız gruplarda t testi,ve korelasyon analizi kullanılmış, analiz sonuçları %95 güven aralığında değerlendirilmiştir. Ortalama değerler "aritmetik ortalama ve standart sapma" olarak gösterilmiştir. Katılımcıların tükenmişlik ve depresyon durumları Maslach Tükenmişlik Ölçeği ve Beck Depresyon Envanteri ile değerlendirilmiştir. Depresyon ve tükenmişlik sağlık çalışanlarında varlığı hiç bitmeyecek ve engellenmezse varlığı büyüyecek olan bir hastalıktır. Çalışma koşullarının düzeltilmesi ve çalışanlara bu konuda psikolojik destek sağlanması ile tükenmişlik sendromu en alt düzeye indirilebilir. Anahtar Kelimler : Tükenmişlik Sendromu, Depresyon, Maslach Tükenmişlik Ölçeği, Beck Depresyon Envanteri

Acil tıp teknisyenleriDepresyonEbeler+6
Gökler Yakın
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Liderlik davranışlarının çalışanların iş tatmini ve örgütsel bağlılığı ile ilişkisi: Ebe ve hemşireler üzerine uygulama (Antalya Atatürk Devlet Hastanesi örneği)

Günümüzde sağlık hizmetlerinin sunumunda, gelişen teknolojiye uygun araç ve donanımların kullanmasına rağmen etkin ve verimli iş, büyük ölçüde profesyonelleşmiş gruplarının ortak ve uyumlu çalışmalarıyla gerçekleştirilmektedir. Sağlık hizmet sektörünün en kalabalık nüfusunu oluşturan ebe ve hemşireler bu hizmetlerin her alanında oldukça etkin bir role sahiplerdir. Son yıllardaki sağlık hizmetlerindeki kalite uygulamaları, sağlıkta dönüşüm programı, performansa dayalı ücretlendirme sistemleri, sürekli değişen ve gelişen yasal düzenlemeler, yoğun insan ilişkileri, tıp ve teknolojideki hızlı değişim ve gelişmeler, hemşirelik mesleğinde liderlere olan gereksinimi arttırmış ve hemşirelerin liderlik becerilerini geliştirmelerinin önemini ortaya koymuştur. Etkili ve kaliteli sağlık hizmeti sunumu, hizmetin iyileştirilmesi ve hemşirelik uygulamalarında kalitenin yakalanmasında, hemşire liderlerin çok önemli rolleri bulunduğu, sergilenen liderlik davranışlarının hemşirelerin iş tatmini ve örgütsel bağlılıklarının sağlanmasında yakından ilişkili olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle ebe ve hemşirelerin iş memnuniyetinin ve kuruma bağlılıklarının, kaliteli ve verimli hizmet sunumunda önemli role sahip olan yönetici hemşirelerin liderlik davranışlarının, onları izleyen ebe ve hemşirelerin bakışı ile değerlendirilmesinin yararlı olacağı düşünülmüştür. Bu tezde, öncelikle liderlik, örgütsel bağlılık ve iş tatmini konuları kuramsal olarak incelenmiştir. Daha sonra bu kuramsal bilgilerden yararlanılarak, Antalya ili merkezde bulunan Atatürk Devlet Hastanesinde çalışan ebe ve hemşirelerin; yöneticilerinin sergiledikleri temel liderlik davranışını ne biçimde algıladıklarını, ortaya çıkan bu algılarla, iş tatmini ve örgütsel bağlılık düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada Antalya Atatürk Devlet Hastanesi yöneticilerinin liderlik davranışlarını belirlemek, çalışanların iş tatminini ve örgütsel bağlılıklarını ölçmek için dört bölümden oluşan bir anket formu kullanılmıştır. Bu anket çalışması sonucunda elde edilen veriler SPSS yardımıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, "Destekleyici Liderlik Davranışları"nın "Yöneticiler" faktörü ile pozitif, "maaş" ve "iş memnuniyeti" faktörü ile negatif yönde, Teşvik edici liderlik davranışlarının işin içeriği faktörü ile negatif, terfi ve kariyer imkânları ile negatif yönde, destekleyici liderlik ve teşvik edici liderlik algısı ile normative bağlılık arasında negatif yönde, destekleyici liderlik, karizmatik liderlik ve vizyoner liderlik algısı ile devam bağlılığı arasında negatif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Ayrıca normatif bağlılığın iş arkadaşları ve işin içeriği faktörleri ile pozitif yönde, duygusal bağlılığın, iş arkadaşları ve işin içeriği alt faktörleri ile pozitif yönde ve devam bağlılığının yöneticiler alt faktörü ile negatif yönde anlamlı bir ilişkisinin olduğu sonucu ortaya çıkmıştır.

Devlet hastaneleriEbelerHastaneler+6
Fatma Banu Karakoyunlu
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00

Related subjects