Midwives

76 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Ebelik ve ilk acil yardım öğrencilerine verilen simülasyon temelli mesleklerarası acil obstetrik ekip eğitimi programının değerlendirilmesi

Bu araştırma, ebelik ve ilk ve acil yardım öğrencilerine verilen simülasyon temelli mesleklerarası acil obstetrik ekip eğitimi programının değerlendirilmesi amacıyla yarı deneysel desen kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini, 2021-2022 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde, Amasya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü 4. sınıfta öğrenim gören 36 ve Sabuncuoğlu Şerefeddin Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Tıbbi Hizmetler ve Teknikler Bölümü İlk ve Acil Yardım Programı 2. sınıfta öğrenim gören 34 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma kapsamında, teorik eğitim ve standart hasta uygulamalarını içeren bir simülasyon temelli mesleklerarası acil obstetrik ekip eğitimi programı geliştirilmiştir. Geliştirilen bu eğitim programı doğrultusunda, öğrencilere, obstetrik acillere yönelik 3 saat 10 dakikalık bir teorik eğitim verilmiştir. Teorik eğitimin ardından, iki grupta üç ebelik ve iki ilk ve acil yardım öğrencisi, 15 grupta iki ebelik ve iki ilk ve acil yardım öğrencisi olacak şekilde toplam 17 grup oluşturulmuştur. İki buçuk gün süren standart hasta uygulamaları süresince, herbir grup, preeklampsi ve postpartum kanama senaryolarına girmiştir. Veriler, Tanımlayıcı Bilgi Formu, Mesleklerarası Öğrenmeye Hazırbulunuşluk Ölçeği, Öğrenmede Öğrenci Memnuniyeti ve Özgüven Ölçeği, Simülasyon Tasarım Ölçeği ve Eğitim Uygulama Anketi kullanılarak toplanmıştır. Öğrencilerin Öğrenmede Öğrenci Memnuniyeti ve Özgüven Ölçeği puan ortalamasının 56,41±7,92, Simülasyon Tasarım Ölçeği puan ortalamasının 93,74±6,58 ve Eğitim Uygulama Anketi puan ortalamasının 76,45±5,00 olduğu belirlenmiştir. Eğitim sonunda, öğrencilerin mesleklerarası öğrenmeye hazırbulunuşluk puan ortalamalarında anlamlı düzeyde bir artış olduğu saptanmıştır (p=0,00). Araştırmadan elde edilen veriler doğrultusunda, birlikte öğrenme deneyimlerinin öğrencilerin mesleklerarası öğrenmeye hazırbulunuşluk düzeylerinde artışa yol açtığı belirlenmiştir. Bu doğrultuda, simülasyon temelli mesleklerarası işbirliği eğitim programlarının müfredata entegre edilmesi önerilmektedir.

Acil servis-hastaneAcil tıpBenzetim+4
Duygu Murat Öztürk
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Van ili aile sağlığı merkezlerinde ve toplum sağlığı merkezlerinde görev yapan sağlık çalışanlarının kanser tarama testleri hakkındaki bilgi düzeylerinin ve farkındalık durumlarının araştırılması

ÖZET Amaç: Çalışmamızın amacı birinci basamakta hizmet veren sağlık çalışanlarının kanser tarama testleri (KTT) hakkındaki bilgi seviyelerini ölçmek, risk grubundaki sağlık çalışanlarının KTT yaptırma durumlarını belirlemek, farkındalık oluşturarak gerek sağlık çalışanlarımızın gerekse halkımızın KTT'ye katılımının arttırılması ve KTT'ye katılımın arttırılması için sağlık çalışanlarının önerileri belirlenerek önlem alınmasını sağlamaktır. Materyal metod: Çalışmamız Van İli Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM) ve Toplum Sağlığı Merkezlerinde (TSM) çalışan 301 sağlık çalışanı üzerinde anket yöntemiyle yapıldı. Anketimiz 32 sorudan oluşmaktadır. Cevaplar çoktan seçmeli ve boşluk doldurma şeklinde hazırlanmıştır. Anketler yüz yüze görüşme metodu ile doldurularak yapıldı. Sağlık çalışanlarının sosyodemografik özellikleri, kanserler hakkında bilgi seviyeleri, KTT hakkında ne derece bilgi sahibi oldukları, KTT yaptırma durumları, KTT yaptırmamışlarsa KTT yaptırmama sebeplerinin araştırılması ve KTT katılımını arttırmak için önerileri araştırılmıştır. Verilerin istatistiki incelenmesinde Statistical Package for the Social Sciences (SPSS 13) paket programı ve Ki-Kare testi uygulandı. Bulgular: Katılımcıların %3,3'ü (n:10) uzman aile hekimi, %36,5'i (n:110) pratisyen aile hekimi, %36,9'u (n:111) ebe, %20,6'sı (n:62) hemşire, %2,7'si (n:8) ebe ve hemşire harici aile sağlığı elemanı (acil tıp teknisyeni (ATT), paramedik, laborant) olarak çalışmaktaydı. Bireylerin %36,2'si (n:109) erkek, %63,8'i (n:192) kadın sağlık çalışanları olduklarını, %37,5 'i (n:113) bekar, %61,1'i (n:184) evli, %1,3'ü (n:4) boşanmış olduklarını belirttiler. Katılımcıların tamamı KTT'nin gerekli olduğunu düşünüyorken, %31,6'sı (n:95) KTT yaptırdığını bildirmiştir. KTT yaptıran sağlık çalışanlarının %37,8'i (n:36) ebe, %29,4'ü (n:28) pratisyen aile hekimi %25,3'ü (n:24) hemşire, %4,2'si (n:4) uzman aile hekimi ve %3,2'si (n:3) ebe ve hemşire harici aile sağlığı elemanı (ASE) olarak bulunmuş ve aralarındaki fark anlamlı bulunmuştur (p:0,001). Katılımcılardan %25,9'u (n:78) serviks kanseri taramaları için uygun yaş aralığında bulunmaktaydı. Bunlardan %55,1'i (n:43) KTT yaptırdıklarını, %44,9'u (n:35) KTT yaptırmadıklarını bildirdiler. KTT yaptırmayanların %34,2'si (n:12) KTT yaptırmama sebeplerini belirtmezken %20'si (n:7) risk grubunda olmadıklarını düşünmekteydi. Katılımcıların %2,9'u (n:9) meme kanseri taramaları için uygun yaş aralığında bulunmaktaydı. Bunlardan %66,7'si (n:6) KTT yaptırdıklarını, %33,3'ü (n.3) KTT yaptırmadıklarını bildirdiler. KTT yaptırmayanların tamamı, KTT yaptırmama sebeplerini belirtmediler. Katılımcıların %78,1'i (n:235) KTT eğitimi aldıklarını, %74'ü (n:222) verilen eğitimlerin yeterli olmadığını, %92,7'si (n:279) halkın KTT'ye katılımının yeterli olmadığını bildirmişlerdir. 40 yaş ve üzeri sağlık çalışanlarının %27,8'i verilen KTT eğitimlerinin yeterli olduğunu düşünürken, 26-30 yaş grubu sağlık çalışanlarının %15,3'ü verilen KTT eğitimlerinin yetersiz olduğunu belirtmişlerdir. Aradaki fark istatstiki olarak anlamlı bulunmuştur (p:0,004). Sağlık çalışanlarının KTT'ye katılımını arttırmak için katılımcıların sunduğu önerilerde; ilk üç sırada %29,5 (n:89) "Eğitim verilmeli.", %21 (n:63) "Eğitimin sıklığı arttırılmalı.", %12,6 (n:38) "Uygulamalı eğitim verilmeli." yer alırken, halkın KTT'ye katılımı için katılımcıların sunduğu önerilerde ilk üç sırada %40,8 (n:123) "Halkın eğitilmesi.", %32,5 (n:98) "Kamu spotu ile KTT tanıtılsın.", %14,2 (n:43) "Mobil KTT arttırılsın." yer almaktadır. Bireylerin %51,5'i (n:155) ülkemizde taramaları yapılan kanserleri, %75,4'ü (n:227) ücretsiz olarak uygulanan KTT'leri, %55,8'i (n:168) KTT'lerin ortak özelliklerini (ucuz olması, kolay uygulanabilir olması, yalancı negatifliğin düşük olması, yanlış pozitifliğin düşük olması, geniş kitlelere uygulanabiliyor olması), %33,9'u (n:102) KTT'den hangi kurumların sorumlu olduğunu doğru olarak bilmektedir. Sağlık çalışanlarının %51,2'si (n:154) ülkemizde en sık ölümlere yol açan iki hastalık grubunu, %83,1'i (n:250) en sık ölümlere yol açan kanser türünü doğru olarak cevaplamışlardır. En sık ölümlere yol açan kanser türü sorulduğunda pratisyen aile hekimlerinin %94,5'i (n:104), uzman aile hekimlerinin %90'ı (n:9), hemşirelerin %79'u (n:49), ebelerin %73,9'u (n:82), ebe ve hemşire harici ASE'lerin %75'i (n:6) doğru olarak cevap vermişler ve aralarındaki fark istatistiki olarak anlamlı bulunmuştur (p:0,001). Katılımcıların %36,9'u (n:111) ülkemizde kadınlarda en sık görülen kanser türünü doğru cevaplamışlardır. Kadınlarda en sık olarak görülen kanser türünü en yüksek oranda pratisyen aile hekimleri %75,5 (n:83) doğru cevap verirken, uzman aile hekimleri %70 (n:7) oranında doğru cevap vermişlerdir. En düşük oranda ise ebeler %46,8'i (n:52) doğru olarak cevaplamışlar ve aralarındaki fark istatistiki olarak anlamlı bulunmuştur (p:0,001). Erkeklerde en sık görülen kanser türü sorulduğunda, katılımcıların %28,9'u doğru cevap vermişlerdir. Uzman aile hekimleri ve ebe, hemşire harici ASE'lerin %50'si (n:9) doğru cevap verirken, pratisyen aile hekimlerinin %39,1'i (n:43), en düşük olarakta ebelerin %18'i (n:20) doğru cevap vermişlerdir. Aralarındaki fark istatistiki olarak anlamlı bulunmuştur (p:0,002). Ülkemizde kadınlarda en sık görülen kanser sorusuna, 40 yaş ve üzeri sağlık çalışanları %50 (n:9) oranında doğru cevap verirken, 18-25 yaş grubu sağlık çalışanlarında %14,3 (n:6) oranında doğru cevap verilmiştir ve aradaki fark istatistiki açıdan anlamlı bulunmuştur (p:0,01). Katılımcıların %74,1'i (n:223) meme kanseri taramasının kaç yılda bir yapılması gerektiğini, %21,6'sı (n:65) meme kanseri taramalarında uygun yaş aralığını, %67,4'ü (n:203) meme kanseri taramalarında kullanılan testleri doğru olarak cevaplamışlardır. Meme kanseri taramalarında kullanılan testler sorgulandığında, pratisyen aile hekimlerinin %82,7'si (n:91) en yüksek oranda doğru cevap verirken, uzman aile hekimlerinin %80'i (n:8) ebelerin ise %54'ü (n:60) en düşük oranda doğru cevaplamışlardır. Aralarındaki fark istatistiki olarak anlamlı bulunmuştur (p:0,001). Bu soruya verilen yanlış cevaplara bakıldığında, yanlış cevap verenlerin %68,3'ünün (n:67) USG'yi meme KTT'de kullanılıyor olarak bilmekte olduğu görülmüştür. Bu oran en yüksek ebelerde %31,5 (n:35) bulunurken, uzman aile hekimlerinde %10 (n:1) pratisyen aile hekimlerinde %.12,7 (n:14) olarak belirlenmiştir (p:0,006). Katılımcıların %53,2'si (n:160) serviks kanseri taramaları için uygun yaş aralığını, %86'sı (n:259) serviks kanseri taramalarında kullanılan testleri, %8'i (n:24) serviks kanseri tanısı konmuş hastalardaki Human Papilloma Virüs-Deoksiribo Nükleik Asit (HPV-DNA) pozitifliği oranını, %78,4'ü (n:236) serviks kanseri taramalarının kaç yılda bir tekrarlanması gerektiğini doğru olarak bilmektedirler. Serviks kanseri taramalarında uygulanan testler sorusuna ebeler %91 (n:101) doğru cevap oranı ile ilk sıradadır. Kolorektal kanser (KRK) risk grubunda katılımcı olmadığı için katılımcılardaki uygulanma oranı ile ilgili verimiz yoktur. Katılımcıların %89,7'sinin KRK taramalarında kullanılan yöntemleri doğru olarak bildikleri saptanmıştır. Çalışmamıza katılan bireylerin %28,6'sı (n:86) birinci derece akrabalarında KRK hikayesi olanların gaytada gizli kan (GGT) tarama testine kaç yaşında başlanması gerektiğini doğru olarak cevaplamışlardır. Birinci derece akrabalarında KRK olan kişilerde KRK taraması kaç yaşında başlanmalıdır sorusuna ebe ve hemşire harici ASE'lerin %37,5'i (n:3) doğru cevap verirken, uzman aile hekimlerinin %10'u (n:1), pratisyen aile hekimlerinin %36,4'ü (n:40) doğru olarak cevap vermişlerdir ve bu fark istatistiki olarak anlamlı bulunmuştur (p:0,002). Sonuç: Çalışmamızda birinci basamak sağlık çalışanlarının kanserler ve KTT'ler hakkında yeterince bilgiye sahip olmadıkları, bu konulardaki bazı bilgilerinin de yanlış olduğu saptanmıştır. Topluma bu anlamda danışmanlık yapan ve aynı zamanda rol model olan başta aile hekimleri olmak üzere sağlık çalışanlarımızdan kanserler için risk grubunda olanlarına bakıldığında kendilerine KTT yaptırma oranlarının son derece düşük olduğu belirlenmiştir. Hem sağlık çalışanlarının kendi sağlığı, hem de toplumdaki tüm bireylerin sağlığı açısından, sağlık çalışanı yetiştiren ya da çalıştıran tüm kurumlarda KTT'lere yönelik eğitimlere daha çok zaman ayrılarak sağlık çalışanlarının ve toplumun bu konuya dikkatinin çekilmesi gerektiğini düşünmekteyiz.

Aile sağlığı merkeziAnketlerDoktorlar-aile+7
Mustafa Gönen
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bir kadın sağlığı eğitim ve araştırma hastanesinde çalışan hemşire ve ebelerin kanıta dayalı uygulamalara yönelik tutumlarının ve araştırma sonuçlarını kullanmadaki engellerinin belirlenmesi

Bu araştırma, bir kadın sağlığı eğitim ve araştırma hastanesinde çalışan hemşire ve ebelerin kanıta dayalı uygulamalara yönelik tutumlarının ve araştırma sonuçlarını kullanmadaki engellerinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırma, 02 Ocak - 30 Haziran 2018 tarihleri arasında Dr. Zekai Tahir Burak Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 253 hemşire ve ebe ile yürütülmüştür. Verilerin toplanmasında; "Tanıtıcı Bilgiler Formu", "Hemşirelerin Araştırma Sonuçlarını Kullanımında Engeller Ölçeği (HASKEÖ)" ve "Kanıta Dayalı Hemşireliğe Yönelik Tutum Ölçeği (KDHYTÖ)" kullanılmıştır. Veri toplama araçlarının tamamı, hemşire ve ebeler tarafından doldurulmuştur. Verilerin analizinde sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, ortanca, birinci ve üçüncü çeyreklikler, Pearsonkorelasyon ve Spearman korelasyon analizleri kullanılmıştır.Araştırma sonuçlarına göre; ebe ve hemşirelerin araştırma sonuçlarını kullanma ile ilgili ilk üç engelinin sırasıyla "işyerinde araştırmaları okumak için yeterli zaman yoktur"(%96,5), "iş yerinde yeni fikirleri uygulamak için yeterli zaman yoktur" (%89,7) ve "hemşirelik uygulamaları için yeterli imkan yoktur" (%87,7) olduğu belirlenmiştir. Hemşire ve ebelerin HASKEÖ puan ortalamasının 1,98±0,71; KDHYTÖ puan ortalamasının ise 50,26±7,75 olduğu belirlenmiştir.HASKEÖ ve KDHYTÖ toplam puanları arasında orta düzeyde pozitif yönlü bir ilişki olduğu belirlenmiştir (ρ=0.523,p<0.001). Araştırma sonuçları doğrultusunda; kurum yöneticilerinin, kanıta dayalı uygulamaların kullanımını arttırmak amacıyla hemşire ve ebelerin araştırma bilgi ve becerilerinin geliştirilmesine yönelik bilimsel etkinliklere katılımlarını sağlaması, hemşire ve ebeleri araştırma yapma ve sonuçlarını kullanma konusunda teşvik etmesi ve bilimsel etkinliklere katılımları için daha fazla destek ve zaman sağlaması önerilmektedir.

Ebe hemşirelerEbelerHemşireler+4
Şeyda Arslanhan
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

0-6 yaş istismar ve ihmalin tanılanmasında ebelere verilen eğitimin etkinliğinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışma, ebelerin 0-6 yaş çocuk istismarını ve ihmalini tanılamaları ve gereken önlemleri alabilmeleri için verilen eğitimin etkinliğinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Çalışma, 15 Ocak 2019-22 Şubat 2019 tarihleri arasında, İzmir İl Sağlık Müdürlüğü Bornova ilçesinde Aile Sağlığı Merkezlerinde çalışan ebelerle yapılan eğitsel müdahale tipinde bir araştırmadır. Araştırmada örneklem seçimi yapılmamış, tüm evrene ulaşmak planlanmış, 73 ebe araştırmaya katılmayı kabul etmiştir. Ebelere tanımlayıcı ve sosyo-demografik bilgileri içeren bir anket formu (Ek 2) ile Ön Test- Son Test (Ek 3) uygulanmış ve "0-6 Yaş İstismar Ve İhmali" Eğitim Sunumu (Ek 4) yapılmıştır. Veriler SPSS 16.0 programında kodlanarak analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler (sayı, yüzde, ortalama, ortanca, standart sapma, minimum ve maksimum değerler), çapraz tablo, ki kare testi, Kolmogorov-Smirnov testi, Wilcoxon testi Mann-Whitney testi Kruskal-Wallis testi ve Sperman korelasyon analizleri yapılmıştır. Güven aralığı %95 (p=0.05) olarak belirlenmiştir. Bulgular: İzmir Bornova'da T.C.Sağlık Bakanlığına bağlı ASM ve TSM'lerde ortalama 9.14±7.869 yıldır (min=1-max=38) görev yapan, yaş ortalaması 39.78±8.162 (min=20-max=57) olan ve ortalama 225.11±107.651 (min=81-max=653) çocuğa hizmet vermiş olan ebelerin katıldığı çalışmada, ebelerin istismar veya ihmalle karşılaşma durumları %19.2 olarak belirlenmiştir. Araştırmaya katılan ebelerin; 20 fiziksel, 13 duygusal, 1 cinsel istismar, 5 de ihmal şüphesi olmak üzere toplam 39 vakadan şüphelendikleri fakat çalışmanın yapıldığı zamana kadar sadece 3 bildirimin yapılmış olduğu saptanmıştır. Ebelerin %56.2'si konuya ait yeterli kanıt olmaması gerekçesi ile bildirim yapmadığını, %89.0'u bir ebenin çocuk istismar ve ihmalini tanılayabileceğini, %91.89'u kanunlara göre ebelerin çocuk istismar ve ihmalini bildirmek zorunda olduklarını ve %43.8'i eksik bilgilerini tamamlamak amacıyla S.B.'nın bu konuda standart eğitimler planlaması gerektiğini belirtmiştir. Ebelerin 0-6 yaş istismar ve ihmali tanılama ve bildirme ile ilgili bilgi düzeylerini ölçmek için verilen eğitimden önce uygulanan ön testten 65.92±8.33 puan (min:48-max:88), son testten 77.92±9.82 puan (min:52-max:92) aldıkları ve istatistiksel olarak yapılan Wilcoxon analizinde öntest ile sontest arasındaki puan farkının anlamlı olduğu (p<0.05) saptanmıştır. Sonuç: Ebelerin hizmet verdikleri önemli bir popülasyonu oluşturan çocuklar, gelişimsel dönem özellikleri nedeniyle istismar ve ihmale oldukça açıktırlar. Sağlık profesyonelleri de dahil olmak üzere, istismar ve ihmalin tanılanması, şüphelenilmesi ve bildiriminin yapılmasını etkileyen başta bilgi düzeyi (nasıl, nereye vb bildirim) olmak üzere çok çeşitli faktörler bulunmaktadır. Çalışmamızda ebelerin 0-6 yaş istismar ve ihmali tanılama ve bildirme ile ilgili bilgi düzeylerini ölçmek için verdiğimiz eğitimden önce ve sonra ebelerin aldıkları puan farkının anlamlı olması (p<0.05) verilen eğitimin etkinliğini ortaya koymaktadır. Ebeler istismar ve ihmal vakalarını tanılayabilir, kurumlar arası işbirlikleri ile düzenlenecek eğitim programları sayesinde eksik bilgilerini en aza indirilebilirler. Böylece gelişmiş ülkelerde olduğu gibi çocuk istismarı ve ihmali konusunda ortak bir değerlendirme ve müdahale ağı kurulmasında öncü rol oynayabilirler. Anahtar Kelimeler; çocuk; istismarı ve ihmali; çocuğa kötü muamele; ebelik

EbelerEbelikKötü muamele+5
Sezin Keziban Gürsu
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bir kamu hastanesi sağlık çalışanlarında duygusal emek düzeyi ve etkileyen faktörler

Araştırma ile İzmir ilinde bulunan bir kamu hastanesinde görev yapan sağlık çalışanlarının duygusal emek düzeyleri ve etkileyen faktörlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Analitik bir çalışma olan araştırmanın verileri 01.02.2017-01.04.2017 arasında toplanmıştır. Araştırmaya 304 sağlık çalışanı katılmıştır. Araştırma verilerinin toplanması için sosyo-demografik özellikler soru formu, Duygusal Emek Ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, sağlık çalışanlarının duygusal emek düzeylerinin yüzeyel rol yapma ve doğal duygular boyutlarında yaş değişkenine göre istatistiksel bakımdan anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur. Duygusal emek alt boyutu olan yüzeyel rol yapma ile mesleki yıl ortalaması değişkeni arasında da istatiksel bakımdan anlamlı farklılık görülmüştür. Ancak diğer alt boyutlar olan derinden rol yapma ve doğal duygular arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Sağlık çalışanlarının memnuniyet düzeyleri ile duygusal emekleri arasında ise anlamlı fark bulunmuştur. Sağlık çalışanlarının duygusal emek düzeyleri ve tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkiye dair bulgular incelendiğinde tükenmişlik düzeyleri ile duygusal emekleri arasında anlamlı fark tespit edilmiştir.

Duygusal emekEbelerHastaneler+3
Oya Özbay
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Ebelerin yeterlik ve yetkinliklerinin değerlendirilmesi: Nitel bir araştırma

Amaç: Bu araştırma ebelerin yeterlik/yeterlilik ve yetkinliklerini nitel bir araştırma ile değerlendirmek amacıyla yapıldı. Yöntem: Araştırmanın veri toplama aşamasında görüşme ve gözlem yönteminin kullanıldığı, iki aşamalı niteliksel bir çalışmadır. Araştırma Ekim 2018-Haziran 2019 tarihleri arasında, T.C. Sağlık Bakanlığı Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Doğum ve Çocuk Acil Kampüsü'nde yapıldı. Veri toplamanın birinci aşamasında görüşme, ikinci aşamasında gözlem yöntemi uygulandır. Araştırmanın evreni, doğum salonunda çalışan 24 ebedir ve birinci aşamanın örneklemini 18 ebe, ikinci aşamanın örneklemini ise aynı ebelerin 14'ü oluşturdu. Birinci aşamada, ebelere "Ebe Tanıtım ve Görüşme Formu'nda" yer alan yarı yapılandırılmış sorular sorularak ses kaydı yapıldı (04-12 Ekim 2018). İkinci aşamada, "Ebelerin Yetkinlik Alanlarını Değerlendirme Formu" ve "Doğum Eyleminde Kullanılan Teknolojiyi Değerlendirme Formu" kullanılarak, her bir ebe beş gebe takibini gerçekleştirene kadar gözlendi (02 Ocak-14 Haziran 2019). Birinci aşamada MAXQDA 2018 Nitel Veri Analiz programı kullanılarak, betimsel ve içerik analizi yapıldı. İkinci aşamanın analizinde, "Ebelerin Yetkinlik Alanlarını Değerlendirme Formu" ile ebelerin yetkinlik alanları değerlendirildi,, her ebenin takip ettiği beş gebenin gözlemi excel tablosuna yazılarak, her tema, kategori ve alt kategoriler için toplam 165 puan üzerinden değerlendirme yapıldı ve her bir alt kategori 1 puan olarak hesaplandı. "Doğum Eyleminde Kullanılan Teknolojiyi Değerlendirme Formu" ile doğum eylemi süresince kullanılan teknoloji değerlendirildi, yetkinlik alanı ve kategoriye göre yapılan uygulamalar, her ebenin takip ettiği beş gebenin gözlemi excel tablosuna yazılarak hesaplandı ve her ebe yaptığı uygulamadan her bir gebe için bir, toplamda beş gebe için beş uygulama üzerinden değerlendirildi. Bulgular: Sekiz ebenin 30 yaş ve üzerinde, bir ebenin yüksek lisans, sekiz ebenin lisans, bir ebenin ön lisans ve sekiz ebenin lise mezunu olduğu, altı ebenin ebelik eğitimi dışında eğitim aldığı, altı ebenin 16 yıl ve üzerinde meslekte ve sekiz ebenin 6-8 aydır doğumhanede çalıştığı belirlendi. Nitel verilerin analizi sonucu 9 tema, 27 kategori, 61 kod ve bu kodlara ait toplam 503 kod sayısı oluşturuldu. Ebelerin, ebelikte yeterlilik kavramını uygun şekilde tanımladıkları, yetkinlik kavramını tanımlamada, kendi yetkinliklerinin farkında olma ve uygulamada kullanma açısından yeterli tanımlama yapmadıkları, yetkinlik alanlarına dair açıklamalarının ICM ve EUÇEP'in belirlediği yetkinlik alanlarıyla orantılı olduğu belirlendi. Eğitime, tecrübeye bağlı yeterlilik ve yeterli hissettiklerinde mesleki doyum ve özgüven kazanacakları, doğum eyleminde yüksek teknoloji olarak elektronik fetal monitörizasyonu, düşük teknoloji olarak indüksiyon için dosiflow kullandıkları belirlendi. Sonuç: Ebelerin, ebelikte yetkinlik kavramını tanımlamada, kendi yetkinliklerinin farkında olma ve yetkinliklerini uygulamada kullanma konusunda yeterli açıklama yapmadıkları, yetkinlik alanlarına dair açıklamalarında araştırma ve toplum sağlığı hizmetlerinin yer almadığı belirlendi. Teknolojinin zayıflattığı yetkinlikler temasında ebelerin belirttiği iletişim engeli, kadından uzaklaşma, başka işlerle ilgilenme gibi düşünceleri ile uygulamada gösterdikleri davranışların birbiriyle paralellik gösterdiği belirlendi.

Doğal doğumDoğumEbeler+6
Melek Balçık Çolak
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

İzmir ilinde doğumhanede çalışan ebelerin doğum hizmetleri ile ilgili görüş ve önerileri

Amaç: Tanımlayıcı kesitsel tipte nicel ve fenomolojik tipte nitel iki bölümden oluşan bu araştırmada, doğumhande çalışan ebelerin doğum hizmetleri ile ilgili görüş ve önerilerini değerlendirmek amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırmanın nicel bölümüne İzmir ilinde doğum hizmeti veren kamu sağlık kurumlarının doğumhane biriminde çalışan 162 ebe dahil edilmiş, nitel bölümünde ölçüt örneklem ve maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılarak belirlenen 21 ebe ile yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığı ile bireysel derinlemesine görüşme yapılmıştır. Niceliksel veriler SPSS istatistik programında, niteliksel veriler ise MaxQda 2018 nitel veri analiz programında analiz edilmiştir. Nitel veri analizinde Grounded teorinin kullandığı kodlama paradigması ve Straus ve Corbin'in kodlama paradigması kullanılmıştır. Bulgular: Niceliksel veriler ebelerin tamamına yakınının; "Kadın doğum uzmanları, gebelerin doğum şekline karar vermelerinde etkilidir" (%91,4), "Sezaryen doğum bir ameliyat olduğu için normal doğum tercih edilmelidir" (%92,0), "İnsan vücudu normal doğuma uygun olduğu için, tıbbi gereklilik olmadığında, sezaryen doğuma gerek yoktur" (%94,4), ifadelerine katıldığını göstermiştir. Ebelerden elde edilen nitel verilerin analizi sonucunda; 1) Doğum şekillerinin avantaj ve dezavantajları, 2) Sağlık personelinin doğuma yaklaşımı, 3) Kadınların doğuma bakışı ve tercihleri, 4) Sağlık kurumu yaklaşımı ve sağlık sistemi ile ilgili sorunlar, 5) Ebelik Mesleği ile ilgili sorunlar, 6) Doğuma hazırlık eğitimleri ve 7) Doğum hizmetlerini iyileştirmek için öneriler olmak üzere yedi ana tema belirlenmiştir. Sonuç: Araştırma sonucunda ebelerin normal doğum algılarının olumlu olduğu, normal doğumun sürdürülmesinde ebelerin önemli rol üstendikleri bununla birlikte bu rollerini tam olarak yerine getirmede multifaktöryel engeller ile karşı karşıya oldukları görülmüştür. Bu engellerin bir bölümü ebelik mesleğininin mevcut durumu, istihdam ve özlük haklarına yönelik, diğerleri, kadınların doğum algısı ve doğuma yeterince hazırlanmamaları, sağlık kurumlarının ve sağlık çalışanlarının doğuma yaklaşımları yanı sıra sağlık sistemine yönelik engellerdir.

Doğal doğumDoğumEbeler+4
Ummahan Yücel
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Planlı davranış teorisine dayalı kadına yönelik eş şiddeti eğitim programının hemşirelerin/ebelerin şiddet olgularına yönelik yaklaşımlarına etkisi

Giriş: Kadına yönelik eş şiddeti neden olduğu akut morbidite, mortalite ve kadın sağlığındaki kronik etkilerinden dolayı önemli bir halk sağlığı sorunudur. Hemşire ve ebelerin kadına yönelik şiddetteki rol ve sorumlulukları şiddeti saptamak, mağdurlara bakım vermek ve uygun kaynaklara yönlendirmektir. Bu açıdan hemşire ve ebelerin şiddet olgularına yönelik yaklaşımlarının belirlenmesi, farkındalıklarının arttırılması ve şiddete uğrayan kadına destekleyici ve yardım edici girişimlere yönelik çalışmaların yapılması şiddetle mücadelede önemlidir. Araştırmanın amacı; planlı davranış teorisine dayalı kadına yönelik eş şiddeti eğitim programının hemşirelerin ve ebelerin şiddet olgularına yönelik yaklaşımlarına etkisini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, randomize kontrollü ön test-son test düzeninde deneysel tasarımda yapılmıştır. Araştırma Denizli il merkezindeki 58 Aile Sağlığı Merkezinde aile sağlığı elemanı kadrosunda çalışan hemşire ve ebelerle Aralık 2016-Ağustos 2017 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırma girişim grubundan 50, kontrol grubundan 49 hemşire ve ebe ile tamamlanmıştır. Hemşire ve ebeler çalıştıkları Aile Sağlığı Merkezlerine göre yaş ve eğitim durumları göz önünde bulundurularak randomize edilmiştir. Veri toplamada, Birey Tanıtım Formu, Sağlık Çalışanlarının Kadına Yönelik Eş Şiddeti Konusunda Tutum ve Uygulamaları Ölçeği, Sağlık Çalışanlarının Kadına Yönelik Eş Şiddeti Bildirimi Yapma Niyeti/Davranışı Ölçeği ve kadına yönelik eş şiddeti bildirim formu kullanılmıştır. Araştırmanın başında girişim ve kontrol grubuna ön test değerlendirilmesi yapılmış, daha sonra girişim grubuna haftada bir kez, 60 dakikadan oluşan dört haftalık eğitim programı uygulanmıştır. Her iki gruba da eğitim programından iki hafta sonra son test, üç ay sonra 1. izlem, altı ay sonra 2. izlem değerlendirmeleri yapılmıştır. Araştırma verileri yüzyüze görüşme ve kâğıt kalem tekniği kullanılarak araştırmacı tarafından toplanmıştır. Araştırma için Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu'ndan, araştırmanın yürütüldüğü kurumdan ve katılımcılardan etik izin alınmıştır. Veriler; sayı-yüzde dağılımı, ortalama-standart sapma, ² analizi, tekrarlı ölçümlerde çift yönlü varyans analizi, bağımsız gruplarda t testi, tekrarlı ölçümlerde tek yönlü varyans analizi ve Bonferroni düzeltmeli eşleştirilmiş iki grup arasındaki farkın t testi ile SPSS 22.0 programında analiz edilmiştir. Bulgular: Girişim grubu hemşire ve ebelerin yaş ortalaması 39.660.61, kontrol grubunun 39.360.54, girişim grubunun %14.0'ı hemşire, %86.0'ı ebe, kontrol grubunun %8.2'si hemşire, %91.8'i ebedir. Girişim grubunun %52.0'ı lisans, kontrol grubunun %51.0'ı ön lisans mezunudur. Grupların kadına yönelik eş şiddeti konusundaki tutum ve uygulamaları ölçeği puan ortalamalarında grup, zaman ve grup*zaman etkileşimi açısından anlamlı düzeyde farklılık (p<0.001) bulunmuştur. Ölçeğin "hazır hissetme", "kendine güven", "uygulayıcının kontrol eksikliği", "profesyonel destekler" ve "şiddet araştırması" alt boyutlarında, kontrol grubuna göre ön test değerlendirmesi dışında tüm ölçüm zamanlarında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Ölçeğin "konuyu açmada rahatlık", "uygulamadaki engeller" ve "uygulayıcının sonuçları sorgulaması" alt boyutlarının puan ortalamalarının analizi sonucunda ise gruplar arasında anlamlı farklılık bulunmazken (p>0.005), zaman ve grup*zaman etkileşimi açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık (p<0.001) saptanmıştır. Grupların kadına yönelik eş şiddeti bildirimi yapma niyeti/davranışı ölçeği puan ortalamaları karşılaştırıldığında gruplar arasında anlamlı farklılık bulunmazken (p>0.005) zaman ve grup*zaman etkileşimi açısından anlamlı farklılık (p<0.001) bulunmuştur. Kadına yönelik eş şiddeti bildirim formu doldurmada, girişim ve kontrol grubu arasında yapılan istatistiksel analizde her iki grup arasında ön test ve izlemler sonunda istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Programın, hemşire ve ebelerin kadına yönelik eş şiddeti konusundaki tutum ve uygulamaları puan ortalamalarına etki düzeyinin büyük (d=0.886), kadına yönelik eş şiddeti bildirimi yapma niyeti/davranışı ölçeği puan ortalamalarına etki düzeyinin küçük (d=0.434) olduğu saptanmıştır. Sonuç: Bu sonuçlar eğitim programının hemşire ve ebelerin kadına yönelik eş şiddeti olgularına yönelik yaklaşımlarını geliştirmede etkili olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Kadına yönelik eş şiddeti; planlı davranış teorisi; eğitim programı; hemşirelik; ebelik.

EbelerEğitim programlarıHalk sağlığı hemşireliği+7
Nazan Koştu
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ebelik bölümü öğrencilerinde çocukluk çağı travmaları ve aktarılan psikolojik travmaların travmatik doğum algısı ile ilişkisi

Bu araştırma, ebelik bölümü öğrencilerinde çocukluk çağı travmaları ve aktarılan psikolojik travmaların, travmatik doğum algısı ile ilişkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu araştırmanın verileri Aralık 2022- Mayıs 2023 tarihleri arasında Türkiye'nin yedi bölgesinde, Yüksek Öğretim Kurumuna bağlı üniversitelerin ebelik bölümlerinden toplanmıştır. Araştırmada küme örnekleme yöntemi kullanılmış ve araştırmaya 1062 kişi alınmıştır. Araştırmanın verileri sosyodemografik bilgileri içeren "Kişisel Bilgi Formu", çocukluk çağı travmaları değerlendiren "Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği (ÇÇTÖ), aktarılan travmaları değerlendiren "Aktarılan Travma Ölçeği" ve travmatik doğum algısını değerlendiren "Travmatik Doğum Algısı Ölçeği (TDAÖ)" aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü ANOVA analizleri, Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmada katılımcıların çoğunluğunun orta gelir düzeyinde çekirdek aile tipine sahip oldukları görülmüştür. Katılımcılar çoğunlukla vajinal doğumla doğmuşlardır ve ortalama 3.13 kardeşe sahiptirler. Katılımcıların çoğunun en uzun yaşadıkları yerleşim yeri şehirdir, anne ve babalarının eğitim düzeyleri sırasıyla ilkokul ve lise ya da daha üzeridir. Aynı zamanda, katılımcıların çoğunluğunun ne kendi yaşantılarında ne de çekirdek ve geniş ailelerinde travmatik bir deneyimi yaşamadıkları da belirlenmiştir. Öğrencilerin ÇÇTÖ, APTÖ ve TDAÖ'den aldıkları toplam puan ortalamaları sırasıyla 49.43±23.26, 50.80±10.30 ve 61.01±23.35 olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin %62.9'unda orta düzey ve üzerinde TDA olduğu ve TDA'nda okunulan bölgenin ve annenin eğitim düzeyinin etkili olduğu belirlenmiştir (p<.05). TDA ile ÇÇTÖ toplam puan ve tüm alt boyutları arasında pozitif korelasyon, APTÖ toplam puan ve duygu-davranış düzenleme, geçmiş aile travmaları alt boyutu arasında pozitif korelasyon olduğu belirlenirken, aile işlevselliği alt boyutu arasında korelasyon olmadığı belirlenmiştir (p<.05, p>.05). Sonuç olarak, ebelik bölümü öğrencilerinin TDA'larında çocukluk çağı travmalarının ve aktarılan psikolojik travmaların etkili olduğu belirlenmiştir. Bu doğrultuda ebelik bölümü öğrencilerinin eğitim süreçlerinde, kendi travmalarına yönelik öz-farkındalıklarını geliştirmelerini ve psikolojik sağlamlıklarını arttırmayı amaçlayan eğitim içeriğinin müfredata entegre edilmesi, travma semptomlarına yönelik profesyonel destek alabilmesi için işbirliği yapılması ve yönlendirilmesi önerilebilir.

EbelerEbelikEbelik eğitimi+3
Venhar Köroğlu
Mersin University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde çalışan ebe ve hemşirelere yönelik travma bilgisi içeren bakım eğitim programının oluşturulması ve etkinliğinin değerlendirilmesi

Ebe/hemşireler yenidoğan yoğun bakım ünitesinde (YYBÜ) yenidoğan ile doğrudan temas halindedir. Dolayısıyla yenidoğan için travmatik bir deneyim olan ünitede TBB (Travma Bilgisi İçeren Bakım) sunmak için iyi konumdadırlar. Ancak ebe/hemşirelerin bu konuda yeterli bilgiye sahip olmadıkları ve bu nedenle uygulamaya karşı özgüvensiz oldukları belirtilmektedir. Bu araştırma, YYBÜ'de TBB eğitim programını oluşturmak ve etkinliğini değerlendirmek amacıyla bilgi, tutum ve beceri değişikliğini değerlendirmek amacıyla ön test- son test ve izlem testi kullanılarak yarı deneysel araştırma olarak yapılmıştır. Araştırmanın verileri 14-21 Ocak 2023 tarihleri arasında online platformda toplanmıştır. Eğitim programı araştırmacılar tarafından yapılandırılmış olup, çevrimiçi online platformda üç oturumda ve toplam 12 saatte gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak tanıtıcı bilgi formu ve bilgi, beceri ve tutumlarını değerlendirmeye yönelik ön -test, son-test ve izlem-testi kullanılmıştır. Araştırmaya 270 ebe/hemşire başvuru yapmış, 177 kişi ön testi uygulayarak eğitime katılmış, 146 kişi eğitim sonrası son teste katılmış ve 137 kişi TBB uygulamalarını yapıp izlem testi yaparak tüm sürece dahil olmuştur. Nicel verilerin analizinde, tanımlayıcı istatistikler, tek faktörlü tekrarlanan ölçümlerde ANOVA ve Cochran Q testi, nitel verilerin analizinde ise içerik ve tematik analiz kullanılmıştır. Katılımcıların ön-test, son test ve izlem testte bilgi ve beceriye yönelik puan ortalamalarının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde arttığı (p<.05), tutuma yönelik puan ortalamalarının ise eğitim sonrası ile karşılaştırıldığında uygulama sonrasında anlamlı düzeyde azaldığı belirlenmiştir. Katılımcıların eğitime yönelik görüşleri değerlendirildiğinde, TBB eğitimine ihtiyaç duydukları ve yenidoğan hemşire/ebelerinin bu eğitimi almalarını istediklerini belirlenmiştir. Eğitim sonrası TBB uygulama becerilerinin geliştiğini ve yenidoğana psikolojik bakımı da içeren bütüncül bakım sunabildiklerini belirtmişlerdir. Eğitimin ebe/hemşirelerin YYBÜ'de TBB sunumunun önemine yönelik farkındalıklarının arttığı ve uygulama sürecinde engelleri kaldırmaya yönelik eylem planı yapabildikleri saptanmıştır. YYBÜ'de çalışan ebe/hemşirelerin yenidoğan, ebeveynler ve kendileri için travmalarını tanılama, tedavi ve rehabilitasyon süreçlerinde aktif rol ve sorumluluk almaları önerilmektedir. Ayrıca katılımcıların eğitime olan ihtiyaçlarının belirlenmesi ve TBB kültürünün oluşturulması, gereksinim temelli yeni eğitim programlarının geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması önerilmektedir.

BebeklerEbelerEbelik eğitimi+6
Elif Yılmaz
Mersin University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İnfertilite tedavisi gören kadınların depresyon düzeyleri ile evlilik uyumları arasındaki ilişki

Bu çalışmanın amacı, infertilite tedavisi gören kadınlarda depresyon, evlilik uyumu arasındaki ilişkiyi ve depresyon, evlilik uyumunun sosyodemografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Çalışma, Nisan 2015-Temmuz 2015 tarihleri arasında, İstanbul'da Anadolu yakasında özel bir hastanenin tüp bebek kliniğinde ve İstnabul'da Avrupa yakasında özel bir tüp bebek merkezinde infertilite tedavisi gören gönüllü kadınlara (n=228) sosyodemografik kişisel bilgileri içeren Sosyodemografik Anket Formu, Beck Depresyon Ölçeği ve Evlilik Uyum Ölçeği uygulanarak yapıldı. Verilerin analizinde SPSS 21.0 programından yararlanıldı. Kadınların depresyon düzeyleri ile evlilik uyumları arasında anlamlı (p< 0,000), r= -0,656 düzeyinde ve ters yönlü ilişki olduğu saptandı. Çalışmaya katılan kadınların Beck Depresyon Ölçeği puan ortalaması 10,38 + 9,66; Evlilik Uyum Ölçeği toplam puan ortalaması ise 46,17 + 10,74 olarak bulundu. Sonuç olarak infertilitenin kadınları psikolojik olarak negatif yönde etkilediği ve bu durumun, kadınların evliliklerindeki uyumu etkilediği görüldü. Bu bağlamda infertil hastalara tedavi olanağı sağlayan kurum ve kuruluşlarda, infertilite tedavisi sürecinde kadınların yaşadığı depresyon düzeyini belirleyen çalışmalar yapılması ve sonuca göre gerekli olduğu düşünülen hastalara psikolojik olarak uzman yardımı verilmesi önerilebilir. Burada ebe ve hemşirelere düşen rolün önemi büyüktür. Kadınların evlilik uyumlarını ve psikolojik durumlarını desteklemeye yönelik girişimlerde bulunulması önerilebilir.

Danışmanlık hizmetleriDepresyonDölleme+5
Atiye Elif Eğin
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Doğum eylemini gerçekleştiren annelerin ve doğuma eşlik eden babaların kaygı düzeyleri

Anne ve babalar gebelik döneminden başlayarak doğum ve bakım süreçlerinde çeşitli nedenlerden kaygı duyabilirler. Kaygının derecesi arttıkça anne ve babalar çocuklarının bakım gereksinimini karşılamakta zorlanırlar. Amaç: Araştırma doğum yapan ve doğuma eşlik eden babaların kaygı düzeylerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Gereç ve Yöntem: Araştırma İstanbul'da bulunan özel bir klinikte 02.05.2016-02.08.2016 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Evreni kliniğe başvuran 58 anne ve 58 baba oluşturdu. Örneklem seçimine gidilmedi. Bu çalışma araştırmaya katılmayı kabul eden 50 anne ve 50 baba ile yürütüldü. Veriler kurum izni ve etik kurul onayı alınarak anket formu ve "Cambridge Kaygı Ölçeği" ile toplandı. Veriler SPSS 16.0 programı kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Annelerin %44'ü 26-30 yaş, babaların %40'ı 31-35 yaş aralığında, anne ve babaların çoğunluğunun üniversite mezunu, annelerin %80'inin çalıştığı,%58'inin 1-5 yıllık evli olduğu,%38'inin ekonomik durumunun orta olduğu belirlendi. Annelerin %58'inin ilk gebeliği, anne ve babaların yarısının doğum öncesi eğitim aldığı, tamamına yakınının ebeveynliğe hazır hissettiği görüldü. Gelir düzeyi düşük olan ailelerin kaygı puan ortalamalarının 9,18 olduğu ve ekonomik düzeyi iyi olan ailelere göre daha fazla kaygı yaşadıkları ve aralarında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu görüldü (p<0.05). Doğum öncesi eğitim alan ebeveynlerin kaygı puan ortalamalarının eğitim almayanlara göre daha düşük olduğu ve farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu görüldü (p<0,05). Sonuç: Ebeveynlerin kaygı puan ortalamaları incelendiğinde aylık geliri düştükçe kaygı puan ortalamalarının arttığı, doğum öncesi dönemde eğitim alan ailelerin almayanlara göre kaygı puan ortalamalarının azaldığı belirlendi. Annelerin en fazla kısa zamanda yeniden hamile kalma ve bebeğin gelecekteki sağlığı ile ilgili kaygı yaşadıkları, babaların en fazla ekonomik sıkıntılar ile ilgili kaygı yaşadıkları belirlendi.

AnksiyeteAnnelerBabalar+5
Hayriye Küçükberber
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ebelik öğrencilerinin doğum ağrısının yönetiminde kullanılan nonfarmakolojik yöntemlere ilişkin bilgi tutum davranışları

Amaç: Bu çalışma ebelik öğrencilerinin doğum ağrısının yönetiminde kullanılan nonfarmakolojik yöntemler konusundaki bilgi düzeylerinin belirlenmesi ve farkındalıklarının arttırılması amacıyla planlandı ve uygulandı. Gereç ve Yöntem: Araştırma İstanbul Bilim Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Ebelik bölümünde okuyan, araştırmaya katılmayı kabul eden 60 öğrenci ile tanımlayıcı olarak yürütüldü. Veriler kurum izni ve etik kurul onayı alınarak anket formu ile toplandı. Anketler SPSS 22.0 programı kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Araştırmaya göre ebelik öğrencilerinin %43.3'nün (n=26) nonfarmakolojik yöntemler hakkında bilgi sahibi olduğu ve bu yöntemlerden en az bir tanesini gebeye uyguladığı tesbit edildi. Doğum ağrısı yönetiminde kullanılan nonfarmakolojik yöntemlere ilişkin bilgi düzeyi değerlendirme formu puanları, ebelik öğrencilerinin yaş grubuna göre karşılaştırıldığında; davranış alt boyutu puanları arasında anlamlı bir fark olduğu, öğrenim gördükleri sınıfa göre karşılaştırıldığında; 2. sınıfların tutum alt boyutu puanlarının, 4. sınıfların puanlarına göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu, yaşları karşılaştırıldığında ise 18-19, 22-23 ve 24 yaş ve üzeri öğrenci ebelerin Davranış alt boyutu puanlarının, 20-21 yaş grubundaki öğrenci ebelerin puanlarına göre istatiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu ve daha önce doğum ağrısı yönetimine ilişkin bilgi alma durumuna göre karşılaştırıldığında ise Tutum alt boyutu puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu tesbit edildi (p<0,05). Sonuç: Öğrencilerin doğum ağrısının yönetiminde kullanılan nonfarmakolojik yöntemler konusunda bilgilerinin arttırılmasına gereksinim vardır. Bunun için öğrencilerin konu ile ilgili teorik eğitimlerinin yanı sıra, görsel öğrenme teknikleri ve simülasyon uygulama yöntemleri kullanılarak bilgileri pekiştirilmelidir.

Ağrı yönetimiDoğumDoğum ağrıları+7
Ayfer Arslan
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ebe ve hemşirelerin meme kanserinde birincil korunma önlemlerine ilişkin bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu araştırma, ebe ve hemşirelerin meme kanserinde birincil korunma önlemlerine ilişkin bilgi düzeylerini değerlendirmek ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla planlandı. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı tipteki bu çalışma özel bir hastanede çalışan tüm ebe ve hemşirelerde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini özel bir hastanede 09.01.2017- 09.04.2017 tarihleri arasında çalışan, araştırmaya katılmayı kabul eden 320 bayan ebe ve hemşire oluşturdu. Verilerin toplanmasında literatür bilgileri ışığında hazırlanan "Ebe ve Hemşire Bilgi Formu" ve "Meme Kanserinde Birincil Korunma Önlemlerine İlişkin Bilgi Düzeyi Formu" kullanıldı. Verilerin istatistiksel değerlendirmesi SPSS 16.0 kullanılarak gerçekleştirildi. Bulgular: Bu çalışmada araştırmaya katılan ebe ve hemşirelerin yaş ortalaması 29.66 ± 7.38 olup % 48.4'ü lisans mezunudur. Vardiyalı çalışan ebe ve hemşire oranı % 55.9'dur. Ebe ve hemşirelerin %10.6'sında birinci derece akrabalarında meme kanseri öyküsü olduğu tespit edilmiştir. "Meme Kanserinde Birincil Korunma Önlemlerine İlişkin Bilgi Düzeyi Formu"ndan alınan puanların ortalaması 29.62 ± 3.97'dir. Buna göre ebe ve hemşirelerin "Risk Faktörleri'' alt boyut puan dağılımı en yüksek, "Belirtiler'' alt boyut puan dağılımı en düşük bulunmuştur. Ebe ve hemşirelerin eğitim gereksinimleri ile ilgili algısı ise en yüksek "Risk Faktörleri" konusu ile ilgili olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Ebe ve hemşirelerin meme kanserinde birincil korunma önlemlerine ilişkin bilgi düzeylerinin orta düzeyde olduğu belirlendi. Bu konuda ebe ve hemşirelere eğitim programları düzenlenerek bilgi ve tutumlarının geliştirilmesi gerekmektedir. Anahtar Sözcükler: Ebe, hemşire, birincil korunma önlemleri, meme kanseri.

BilgiBilgi düzeyiEbeler+5
Cansu Kabacaoğlu
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ebelik ve hemşirelik öğrencilerinin premenstrual semptomlarının sağlıklı yaşam biçimi davranışları ile birlikte değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışma, ebelik ve hemşirelik öğrencilerinde premenstrual semptomlar ile sağlıklı yaşam biçimi davranışları arasındaki ilişkiyi değerlendirmek ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla gerçekleştirildi. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma tanımlayıcı ve ilişki arayıcı nitelikte bir araştırmadır. Araştırma bir vakıf üniversitesinin Hemşirelik ve Ebelik bölümlerinde 15.03.2018-31.03.2018 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın örleklemini bu tarihlerde okulda olan ve araştırmaya katılmayı kabul eden toplam 328 kız öğrenci oluşturmuştur. Araştırma veriler "Öğrenci Bilgi Formu", "Premenstrual Sendrom Ölçeği" ve "Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II" kullanılarak toplanmıştır. "Premenstrual Sendrom Ölçeği" 9 alt boyut 44 ifadeden ve "Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II" ise 6 alt boyut 52 ifadeden oluşmaktadır. Bulgular: Çalışmaya %15,55'i (n=51) ebelik, %84,45'si (n=277) hemşirelik olmak üzere toplam 328 öğrenci katılmıştır. Öğrencilerin %70,43'ünün (n=231) geliri giderine eşittir ve %60,67'si (n=199) ailesi ile birlikte yaşamaktadır. Öğrencilerin %76,22'si (n=250) düzenli adet gördüğünü, %45,12'si (n=148) ise ağrılı adet gördüğünü belirtmiştir. Premenstrual Sendrom Ölçeği toplam ortalama değeri 141,19±37,99 (min.44-max.220), Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II toplam ortalama değeri ise 128,24±20,43 (min.82-max.200)'tür Sonuç: Bu çalışmada, öğrencilerin büyük çoğunluğunda premenstrual sendrom ortalama değerin üzerinde, sağlıklı yaşam biçimi davranışları ise ortalama değerin altında bulunmuştur. Sağlıklı yaşam biçimi davranışları alt boyut puanları ile premenstral sendrom alt boyut puanları arasında genel olarak negatif yönlü zayıf derecede bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ebe ve hemşirelere premenstrual semptomların yönetimine ilişkin farkındalığın arttırılması için eğitim programlarının düzenlenmesinin yararlı olacağı düşünülmektedir. Anahtar sözcükler: Premestrual sendrom, Sağlıklı yaşam biçimi, Ebe, Hemşire, Egzersiz.

EbelerEgzersizHemşirelik+7
Selvi Öztürk
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ebelik ve hemşirelik öğrencilerinin anne sütü ve emzirme ile ilgili bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu araştırma; ebelik ve hemşirelik öğrencilerinin anne sütü ve emzirme ile ilgili bilgi düzeylerini değerlendirmek amacıyla gerçekleştirildi. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma tanımlayıcı niteliktedir. Araştırma örneklemi; İstanbul'da bir Vakıf Üniversitesi'nde Hemşirelik ve Ebelik bölümünde öğrenim gören, araştırmayı katılmayı kabul eden, mesleki ve teknik eğitim derslerini almış, hemşirelik ve ebelik 2., 3. ve 4. sınıf öğrencilerden oluşmaktadır. Araştırma verileri 'Ebelik/Hemşirelik Öğrenci Bilgi Formu' ve 'Anne Sütü ve Emzirmeye İlişkin Bilgi Durumlarını Değerlendirme Formu' ile toplandı ve SPSS 21 paket programı kullanılarak analiz edildi. Bulgular: Örneklemin yaş ortalaması 21,55 2,205 ve %15,8'i ebelik, %84,2'si hemşirelik bölümünde öğrenim görmektedir. Öğrencilerin anne sütü ve emzirmeye ilişkin bilgi durumlarını değerlendirme formu 69 puan üzerinden, ortalama 30,70 7,057 bulundu. Öğrencilerin ek gıda verilmeksizin sadece anne sütüyle beslenme süresine ilişkin soruya en çok doğru yanıt verdikleri (%93,8), kolostrumun doğumdan sonra hangi günler salgılandığına ilişkin soruya en fazla yanlış yanıt verdikleri (%93,8) belirlendi. Öğrencilerin yaşları ile anne sütü ve emzirmeye ilişkin bilgi durumlarını değerlendirme formu puanları arasında istatiksel olarak anlamlı (p<0,01) bulundu. Anne Sütü ve Emzirmeye İlişkin Bilgi Durumlarını Değerlendirme Formu puanları cinsiyete, okuduğu bölüme ve şu an öğrenim gördüğü sınıfa göre istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,05). Anne Sütü ve Emzirmeye İlişkin Bilgi Durumlarını Değerlendirme Formu puanlarının, medeni durum, mezun olduğu lise ve anne sütü ve emzirme konusunda başka bir kurs veya eğitim almalarına göre istatistiksel açıdan anlamlı olmadığı saptandı (p>0,05). Sonuç: Araştırma, anne sütü ve emzirme konusunda bilgi düzeylerinin teorik ve uygulamalı eğitimlerle desteklenmesi gerektiğini ve güncel standartlara uygun bilgi sunulmasına gereksinim olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Ebelik, hemşirelik, emzirme, bilgi düzeyi, öğrenci.

Anne sütüBilgi düzeyiEbeler+5
Hafsa Kübra Işık
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ebe ve cerrahi hemşirelerin doğum şekli tercihleri ve etkileyen faktörler

Bu çalışma cerrahi birimde çalışan ebe ve hemşirelerin doğum şekli tercihleri ve etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi amacıyla kesitsel-tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Çalışma, Ocak-Nisan 2021 tarihleri arasında Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi'nde cerrahi birimde çalışan, 60 ebe ve 110 hemşire ile yapılmıştır. Veriler, ''Birey Tanıtım Formu'' ile yüz yüze görüşülerek toplanmıştır. Anket formu iki bölümden ve toplamda 31 sorudan oluşmaktadır. Birinci bölümde katılımcıların sosyo-demografik özellikleri, obstetrik özellikleri, doğuma yönelik düşünceleri, doğum şekli tercihleri ve tercih nedenleri, ikinci bölümde ise katılımcıların doğum eğitimi ve doğum şekli kararını etkileyen faktörler yer almaktadır. Verilerin istatistik analizinde SPSS 22,0 programı kullanılmıştır. Sonuçlar %95 güven aralığında, p<0,05 anlamlılık ile değerlendirilmiştir. Katılımcıların yaş ortalaması 35,00±7,20 idi. Katılımcıların vajinal doğumu tercih etme oranı %55.9'dur. Sağlık çalışanlarının vaginal doğumu tercih etme nedenleri arasında en çok önceki sezaryende olumsuz deneyim yaşanması (%85.3) ve daha az kanama olmasıdır. (%81.1). Sezaryen doğumu tercih nedenleri arasında doğum korkusu (%82.7), doğum ağrılarının şiddetli olması (%80), epizyotomi korkusu (%56) gibi nedenler olmuştur. Çalışmada gebelerin doğum şekli tercihini yaş, ekonomik durum, medeni durum, meslek, mesleki deneyim, çalışılan birim ve çocuğu olma durumunun etkilediği (p<0,05) görülmüştür. Ebe\hemşirelerin doğum şekli tercihleri gebeler üzerinde etkili olabilmektedir. Sağlık çalışanlarının doğum şekli tercihleri dikkatle takip edilmeli, bu konudaki bilgi eksiklikleri giderilmeli ve onların rol model oldukları unutulmamalıdır. Anahtar Kelimeler: Ebe, Hemşire, Sezaryen Doğum, Vajinal Doğum, Doğum Tercihi

DoğumEbelerHemşireler+5
Fatma Gönan
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ebe ve hemşirelerin serviks kanserinin erken tanısına yönelik tutumları ve etkileyen faktörler

Kanserin, dünya genelinde insidansı ve mortalitesi giderek yükselmektedir. Jinekolojik kanserler içinde yer alan serviks kanseri kadınlarda önemli bir sağlık sorunudur. Serviks kanserinde taramanın önemli bir yeri vardır ve taramayla önlenebilecek kanserlerin başında serviks kanseri gelmektedir. Bu araştırma ile Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi'nde çalışan ebe ve hemşirelerin serviks kanserinin erken tanısına yönelik tutumları ve etkileyen faktörlerinin belirlenmesi amaçlandı. Çalışma analitik ve kesitsel olarak, 15 Şubat 2021- 26 Şubat 2021 tarihleri arasında Aydın Adnan Menderes Üniversitesi'nde 46 ebe ve 159 hemşire ile yapıldı. Araştırma verilerinin toplanmasında veri toplama formu ve Servikal Kanserin Erken Tanısına Yönelik Tutum Ölçeği (SKETTÖ) kullanıldı. Verilerin analizi için Kolmogorov-Smirnov testi, Levene testi, yüzdelik, ortalama, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis testi, Dunn-Bonferroni çoklu karşılaştırma testi kullanıldı. Çalışmaya katılan ebe ve hemşirelerin SKETTÖ puanı ortalaması 104.9±8.9 (min:77, max:124)'dür. Ebe ve hemşirelerin yaşları ilerledikçe, SKETTÖ toplam puanlarının da istatiksel anlamlı olarak artmakta olduğu tespit edildi. Ailesinde serviks dışı jinekolojik kanser öyküsü olanların SKETTÖ toplam puanlarının düşük olduğu belirlendi. Katılımcıların medeni durumu, tek başına yaşama, vajinal enfeksiyon öyküsü, Oral Kontraseptif kullanma ve daha önce Pap-Smear/Human Papilloma Virüsü (HPV) testi yaptırma durumlarının SKETTÖ toplam puanlarını etkilediği tespit edildi. Sonuç olarak bu araştırmada ebe ve hemşirelerin serviks kanserinin erken tanısına yönelik tutumlarını sosyo- demografik özelliklerinden ve obstetrik-jinekolojik özelliklerinden bazılarının etkilediği ve katılımcıların serviks kanseri erken tanı tutum ölçeği puanının yüksek çıkmasına rağmen Pap-Smear /HPV testini yaptıran katılımcı sayısının az olduğu sonucuna varıldı. Katılımcıların serviks kanserinin erken tanısı konusunda bilgilerinin olduğu ama tarama konusunda davranış değişikliğine ihtiyaçları olduğu ortaya çıkmış olup konu ile ilgili hizmet içi eğitim, kurs/konferans vb. herhangi bir eğitim programları gibi etkinliklerin faydalı olacağı düşüncesindeyiz. Anahtar Kelimeler: Serviks kanseri, Erken tanı, Tarama, Tutum

EbelerErken teşhisHemşireler+5
Elif Ayan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Partograf e-öğrenme aracının geliştirilmesi ve etkinliğinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışma partograf e-öğrenme aracının geliştirilmesi ve etkinliğinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma randomize kontrollü deneysel olarak, 2019-2022 tarihleri arasında Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü'nde yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü 3. sınıf öğrencileri, örneklemini (eğitim: 46 ve kontrol:47) toplam 93 ebelik öğrencisi oluşturmuştur. Eğitim grubuna örgün eğitime ilave olarak geliştirilen partograf e-öğrenme aracı ile partograf eğitimi uygulanmış, kontrol grubu ise örgün eğitimlerine devam etmiştir. Araştırmanın verileri "Tanıtıcı Bilgi Formu ve Ön test ve Son Test Eğitim Başarı Testi" ile toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, normal dağılımın değerlendirilmesinde Shapiro Wilk testi, verilerin analizinde ki-kare, Fisher's Exact testi Wilcoxon Signed Ranks testi ve Mann-Whitney U testi kullanılmış, p<0,05 istatistiksel anlamlı olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Araştırmada eğitim grubundaki öğrencilerin eğitim başarı testi son test toplam puan ortalamasının (45,54±8,86) ön test toplam puan ortalamasından (29,50±12,96) istatistiksel olarak anlamlı biçimde daha yüksek olduğu bulunmuştur (Z=-5,767, p<0,001). Benzer şekilde eğitim grubundaki öğrencilerin eğitim başarı testi bilgi (Z=-4,690, p<0,001), beceri (Z=-5,264, p<0,001) ve sentez (Z=-5,175, p<0,001) sorularından oluşan son test puan ortalamalarının ön test puan ortalamalarından anlamlı bir şekilde yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca eğitim grubundaki öğrencilerin eğitim başarı testi son test toplam puan ortalamasının (45,54±12,96), kontrol grubundaki öğrencilerden (34,51±14,19) yüksek olduğu ve bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur. Benzer şekilde eğitim grubundaki öğrencilerin eğitim başarı testi bilgi (Z=-3,044, p=0,002), beceri (Z=-2,815, p=0,005) ve sentez (Z=-3,624, p<0,001) sorularından oluşan son test puan ortalamalarının, kontrol grubu son test puan ortalamalarından anlamlı şekilde yüksek olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Öğrencilere geliştirilen partograf e-öğrenme aracı ile verilen eğitimin öğrencilerin partograf bilgi, beceri ve sentez kazanımları üzerinde olumlu etkisinin olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Partograf, E-Öğrenme, Ebelik, E-Partograf

EbelerEbelikElektronik öğrenme+2
Damla Kızılca Çakaloz
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sezaryen doğum sonrası emzirmenin başlatılmasında yaşanan sorunlar

Amaç: Bu araştırma sezaryen doğum sonrası emzirmenin başlatılmasında yaşanan sorunları belirlemek amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: Araştırma, kesitsel-analitik olarak, 09 Aralık 2019 ve 09 Aralık 2020 tarihleri arasında, Denizli Devlet Hastanesi'nde sezaryen doğum yapan 260 kadın ile gerçekleşti. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından hazırlanan "Tanıtıcı Bilgi Formu" ile LATCH Emzirme Tanılama Ölçeği ve Emzirme Tutumunu Değerlendirme Ölçeği kullanılarak, yüz yüze görüşme yöntemi ile toplandı. Çalışmanın verileri bilgisayar ortamında IBM SPSS Statistics 22 (PASW Inc., Chicago. IL. USA) programı kullanılarak, tanımlayıcı istatistikler (sayı, yüzde, ortalama ve standart sapma), bağımsız gruplarda t testi ve mann whitney u testi, tek yönlü varyans analizi, kruskal wallis, pearson ve spearman korelasyon analizi, çoklu regresyon analizi ile değerlendirildi. Bulgular: Araştırmaya katılan 260 anneden, 145'i (%55,8) emzirmede sorun yaşadığını bildirmiştir. Annelerin yaşadıkları emzirme sorunları; sütünün gelmemesi (%52,4), sezaryen sonrası ağrı (%31,7), rahat olmayan emzirme pozisyonu (%21,4), düz/çökük meme ucu (%14,5), ebeden yardım alamama (%2,8) ve diğer sorunlar (%7,6) şeklindedir. Annelerin LATCH Emzirme Tanılama Ölçeği toplam puan aralığı 3,50-9,50 olup ortalaması 7,21±1,27. Emzirme Tutumunu Değerlendirme Ölçeği puanı ise, 67,00-176,00 aralığında olup, ortalaması 118,70±19,30 olarak bulunmuştur. Sonuç: Annelerin çoğunluğunun sezaryen doğum sonrası emzirmenin başlatılmasında sorun yaşadıkları, emzirme başarısı düşük ve emzirme tutumu olumsuz olan annelerin daha çok sorun yaşadıkları tespit edilmiştir. Annelerin emzirme tutumlarının pozitif yönde olması için ebelik girişimleri sağlanarak emzirme başarıları yükseltilebilir, emzirmeye başlama sorunları azaltılabilir. Anahtar kelimeler: Ebe, Emzirmenin Başlatılması, Emzirme Sorunları, Sezaryen Doğum.

DoğumEbelerEbelik+2
Hatice Akkuş
Aydın Adnan Menderes University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşire ve ebelerin engelli kadınların üreme sağlığına ilişkin bilgi ve görüşleri

Amaç: Araştırma hemşire ve ebelerin engelli kadınların üreme sağlığına ilişkin bilgi ve görüşlerini saptamak amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: Araştırma, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'ne bağlı Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi'nde görev yapan 66 hemşire ve 102 ebe ile analitik-kesitsel olarak 25 Ocak – 8 Şubat 2022 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından literatüre göre hazırlanan soru formu ile toplandı. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 26.0 (Statistical Package for the Social Sciences) programı kullanılarak analiz edildi. Verilerin değerlendirmesinde tanımlayıcı istatikler, ki-kare testi kullanıldı. Bulgular: Araştırmadaki hemşire ve ebelerin çoğunun engelli yakını yoktu ve engelli kadına bakım vermemişti. Hemşire ve ebelerin çoğu engelli kadınların üreme sağlığına ilişkin eğitim almak istediğini ve daha çok iletişim becerileri konusunda eğitim almak istediğini belirtti. Hemşire ve ebelerin engelli kadınların üreme sağlığına ilişkin bilgileri incelendiğinde katılımcıların çoğunun engelli kadınların kürtaj ve plansız gebelik yaşama olasılıklarının daha yüksek olduğu konusunda yanlış cevabı verdiği görüldü. Bununla beraber katılımcıların çoğunun engelli kadınların gebeliklerinin ve doğumlarının yüksek riskli olduğu konusunda doğru cevabı verdiği saptandı. Araştırmada hemşire ve ebelerin yarısında fazlası engelli kadınların engelli olmayan kadınlara oranla daha çok jinekolojik problemler yaşarlar bilgisine doğru cevabını verdikleri görüldü. Hemşire ve ebelerin engelli kadınların üreme sağlığına ilişkin görüşlerinde ise katılımcıların çoğunun engelli kadınların aseksüel olduğuna katılmıyorum cevabını verdikleri görüldü. Ayrıca katılımcıların çoğu engelli kadınların gebe kalmaması gerektiğine katılmadığını belirtti. Bunlara ilaveten engelli kadınların doğum şekli tercihi kararlarının önemsenmesine katılıyorum cevabını verenlerin sayısının da fazla olduğu görüldü. Hemşire ve ebelerin yaşı, mesleği ve engelli kadına bakım verme durumları ile engelli kadınların üreme sağlığına ilişkin bilgileri arasında fark olmadığı görüldü. Engelli kadınların üreme sağlığına ilişkin eğitim almak isteyen katılımcıların bilgi sorularına doğru cevabını verme oranının daha yüksek olduğu görüldü. Katılımcıların yaşı ile engelli kadınların üreme sağlığına ilişkin görüşleri arasında fark olmadığı belirlendi. Engelli kadına bakım vermeyen ve engelli kadınların üreme sağlığına ilişkin eğitim almak isteyen hemşire ve ebelerin görüşlerinin engelli kadınların üreme sağlığını desekleyci ve olumlu yönde olduğu saptandı. Sonuç: Araştırma sonucunda elde edilen veriler ışığında, hemşire ve ebelerin engelli kadınların üreme sağlığına ilişkin bilgilerinin yeterli olduğu saptandı. Engelli kadınların üreme sağlığına ilişkin eğitim almak isteyen katılımcıların bilgi sorularına doğru cevabını verme, görüş sorularına ise engelli kadınları destekleyen yönde katılıyorum cevabını verme oranının daha yüksek olduğu belirlendi.

Bilgi düzeyiDüşünceEbeler+7
Mizgin Cebe Ertaş
Aydın Adnan Menderes University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya merkez sağlık ocaklarında çalışan hekim, hemşire ve ebelerin şiddet deneyimleri ve kadına yönelik şiddetle ilgili tutum ve davranış düzeyleri

Kadına yönelik şiddet dünyada ve Türkiye'de gün geçtikçe artan bir halk sağlığı sorunudur. Bu araştırma sağlık ocaklarında çalışan personelin şiddete maruz kalma durumlarını ve sağlık personelinin kadına yönelik şiddet konusunda bilgi ve tutumlarını belirlemek amacıyla yapılmış kesitsel bir çalışmadır.Çalışmanın evrenini; Malatya il merkezinde bulunan 28 merkez sağlık ocağında çalışan hekim, hemşire ve ebeler oluşturmuştur. Araştırma evrenindeki 541 kişiden 512`si araştırmaya katılmıştır. Verilerin toplanmasında; Tanıtıcı bilgi formu, ?Hemşire ve Ebelerin Kadına Yönelik Şiddet Belirtilerini Tanımalarına İlişkin Ölçek Formu? ve hemşire, ebe ve hekimlerin kadına yönelik şiddetle ilgili olarak tutum ve davranış düzeylerini belirlemek için Tutum formu kullanılmıştır.Katılımcıların; yaş ortalaması 33,6±6,4`tür. Çalışmaya katılanların; %81,8'i kadın, %18.2'si erkektir, Araştırmaya katılan kadınların %51,1'i, erkeklerin %54,8'i yaşamı boyunca en az bir kere şiddete maruz kalmıştır. Erkeklerin babaları tarafından daha fazla şiddete maruz kaldığı tespit edilmiştir. (P<0.05) Araştırma kapsamındaki hemşirelerin %58,7'si, ebelerin %53,1'i ve hekimlerin %49,5'i iş yaşamı boyunca hasta, yasta yakını ve kendi çalışma arkadaşı tarafından en az bir kere şiddet görmüştür. Çalışanların %77,1'i mezuniyet öncesinde kadına yönelik şiddet eğitimi almamıştır. Mezuniyet sonrasında ise personelin %31,6'sinin kadına yönelik şiddet eğitimi almadığı belirlenmiştir. Ebelerin %79,5`i, hemşirelerin %57,5`i ve hekimlerin %69,9'u mezuniyet sonrası kadına yönelik şiddet eğitimi almıştır. Hekimlerin %74,3`ü, hemşirelerin %73,2`si ve ebelerin %67,5`i kadına yönelik şiddet olayı ile karşılaşmış, %81,8'i bildirim yapacağını ifade etmiştir. Sağlık çalışanlarının kadına yönelik şiddet belirtilerini tanımlarına ilişkin toplam ölçek puanı 18,6±3,7 olarak bulunmuştur. Katılımcıların ortalama14,7±3,2 tutum puanı aldığı saptanmıştır.Sonuç olarak; sağlık çalışanlarının kadına yönelik şiddet belirtilerini tanımlamada yetersiz kaldıkları belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Şiddet, kadın, tutum, hemşire, ebe

EbelerHemşirelikKadınlar+4
Meryem Sarıbıyık
İnönü University · Institute of Health Sciences
2012
10
Master'sOpen AccessEN

Tobacco product use with a focus on e-cigarette among nurses and midwives: Attitudes and behaviors

This study aimed to estimate tobacco product use prevalence with a focus on e-cigarette use among the nurses and midwives working in the Istanbul Kartal Dr. Lütfi Kırdar Training and Research Hospital, to describe their opinions and attitudes toward tobacco use in general, and e-cigarette use in particular. This study is a descriptive, cross-sectional study. The nurses and midwives working in Istanbul Kartal Dr. Lütfi Kırdar Training and Research Hospital were surveyed. Instead of selecting a sample group, all of the nurses and midwives were included in the study. The data were collected by a self-administered anonymous questionnaire. The data were analysed using SPSS 25.0 statistical package program. The chi-square test was used for testing relationships between categorical variables. (p<0,05) level was considered to be significant for all comparisons. A total of 316 nurses and midwives participated in this research and their response rate was calculated as 74% (316/427). Of the participants 71,2% were women. The mean age (and its standard deviation) was 33,1±8,7. Of the respondents 48,7% (75,8% in males, 37,8% in females) were ever smokers, 39,6% (65,9% in males and 28,9 % in females) current smokers, 9,2% (9,9% in males, 8,9% in females) former smokers. The proportion of those who reported to have tried e-cigarettes was 13,3% (24,2% in men, 8,9% in women). The rate of current e-cigarette use was 1,9% (5,5% in men, 0,4% in women). Of the respondents 11,7% stated that e-cigarettes help quit smoking, and 11,4% stated that they would recommend e-cigarettes to people who want to quit smoking. Although e-cigarette has never been a legal product in Turkey, a considerable group of smoker nurses and midwives appeared to have started to use it.

DependencyMidwivesElectronic cigarettes+6
Engin Köse
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin ve ebelerin otizm ve erken tanısına yönelik bilgi düzeylerinin incelenmesi

Otizmli çocukların erken tanılanması, tedavi ve bakımının okul öncesi yıllarda yürütülmesi çocuğun tedavi ve uyum Ģansını arttırmaktadır. HemĢire ve ebeler otizmin erken tanısında anahtar bir rol oynayabilirler. Bu çalıĢma hemĢire ve ebelerin otizm ve erken tanısına yönelik bilgi düzeylerini incelemek amacıyla Nisan 2011- Haziran 2011 tarihleri arasında yürütülmüĢtür. AraĢtırmanın örneklemini 248 hemĢire ve ebe oluĢturmuĢtur. AraĢtırmanın verileri 30 sorudan oluĢan bir soru formu ile toplanmıĢtır. Veriler bilgisayarda SPSS 20 programında yüzdelik, Ortalama, Standart Sapma, Bağımsız Örneklemde T Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi ile analiz edilmiĢtir. Katılımcıların %56'sının hemĢire olduğu, hemĢire ve ebelerin % 93,5'inin otizm konusunda eğitim almadığı belirlenmiĢtir. Katılımcıların otizm ve erken tanısına yönelik bilgi puanlarının iyi düzeyde olduğu (ortalama: 71,31; SS: 17,74) saptanmıĢtır. Lisans ve yüksek lisans mezunu olanların bilgi düzeylerinin yüksek olduğu,11 yıldan uzun çalıĢanlar ile 33 yaĢın üstünde olanların bilgi puanlarının ise düĢük olduğu belirlenmiĢtir. Bu sonuçlar doğrultusunda hemĢire ve ebelere otizmin erken tanısındaki rollerini vurgulayan eğitimlerin düzenlenmesi, ayrıca otizmle ilgili broĢür, video vb. ile güncel bilgilerin sağlanması önerilebilir. Anahtar sözcükler: Otizm, Otizmli çocuk, Erken tanı, HemĢire, Ebe.

EbelerHastane hemşireleriHemşireler+6
Elif Bakır
Gaziantep University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2013
00

Related subjects