Diyaliz

71 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Rutin hemodiyaliz uygulanan hastalarda mevsimsellik ve diyet alımına bağlı sıvı elektrolit ve asit baz değişikliklerinin değerlendirilmesi

Son dönem böbrek hastalığı (SDBH) olan bireylerde ilerleyici renal fonksiyon kaybı çoklu elektrolit düzensizliklerine sebep olur. Mevsimsel değişikliklerin insan fizyolojisine geniş bir etkisi vardır ve diyet davranışını belirlemektedir. Toplumda yaygın olarak kutlanan özel günlerde de diyet değişikliklerinin olduğu bilinmektedir. Mevsimlere bağlı fizyolojik değişiklikler ve diyet alımında farklılıklar SDBH'lı bireylerde asit-baz ve elektrolit dengesini etkileyebilmektedir. Çalışmamızda Eskişehir'deki dört farklı hemodiyaliz ünitesinde haftada üç gün rutin hemodiyaliz alan hastaların 2021 yılına ait bir yıllık verileri retrospektif olarak değerlendirildi. 168 hastaya ait toplam 35 parametre (hematolojik, biyokimyasal ve klinik parametreler) ele alındı. Parametreler ile aylar, mevsimler ve özel günler (dini bayramlar ve yılbaşı) arasındaki ilişki uygun istatistiksel yöntemlerle analiz edildi. Diyaliz giriş potasyumu en yüksek temmuzda (5,342 ± 0,054 mEq/L) idi. Diyaliz giriş potasyum değeri 5,5 mEq/L ve üzerinde olan hastalar en yüksek sayı ve oranda temmuz ayında (n=68, %40,5) saptandı. Fosfor değerinin ocak ayında (4,875 ± 0,087 mg/dL) en yüksek olduğu görüldü. Fosfor değerinin 5,5 mEq/L ve üzerinde olduğu hastalar en yüksek sayı ve oranda şubatta (n=51, %30,4) idi. En az kilo artışı ağustosta (2,08 ± 0,083 kg) saptandı. Bikarbonat değerleri arasında mevsimsel fark izlenmedi (p>0,05). SDBH'lı bireylerde elektrolit ve asit baz düzensizliklerinin yaşamsal etkileri olabilmektedir. Bu nedenle farklı mevsim dönemleri ile bayramlar ve yılbaşı gibi özel günlerde hastaların potasyum ve fosfor düşürücü medikal tedavi seçeneklerini gözden geçirmek gerekmektedir.

Asit-baz dengesiBöbrek hastalıklarıBöbrek yetmezliği-kronik+5
Ayşe Erçin Kundağ
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Rezidüel böbrek fonksiyonları olan periton diyalizi hastalarında serum n-terminal probrain natriüretik peptit (NT-proBNP), nötrofil gelatinase-associated lipocalin ilişkili protein (NGAL) ve fibroblast growthfactor (FGF23) ilişkisi

Amaç ve metod: Kronik kalp yetmezliği olan ve glomerüler filtrasyon oranıhafif derecede azalmış olan hastalarda Gelanitase lipocalin ilişkili protein (NGAL)düzeylerinin arttığı bildirilmiştir. Bu durum böbrek interstisyelinde kronik olarak basınçartışına ve böbrek hasarına bağlı olabilir. Kalp yetmezliği hastalarında serum Nterminal-pro brain natriuretic peptide (NT-proBNP) düzeyleri artmaktadır. Bu pilotçalışmada rezidüel böbrek fonksiyonu olan ve NT-proBNP yüksek olan ayaktan peritondiyalizi hastaları (PD) ile rezidüel böbrek fonksiyonu olan ve NT-proBNP düzeyleridaha düşük hastaların çalışmanın başlangıcında ve 3 ay sonraki ölçümlerde serumNGAL düzeyleri yönünden karşılaştırılmasını amaçladık. Yaş, cinsiyet yönünden farklıolmayan 20 ayaktan periton diyalizi hastasında ve 20 sağlıklı kontrol grubunda serumNT-proBNP, NGAL ve fibroblast growth faktör 23 (FGF23) ölçüldü.Sonuçlar: Hastalarda serum NT-proBNP, NGAl ve FGF 23 düzeyleri anlamlıolarak hastalarda daha yüksekti (p <0.05). NT-ProBNP düzeyleri 1000 pg/ml üzerindeolan (10 hasta: hipervolemik grup) hastalar ile NT-ProBNP düzeyleri 1000 pg/mlaltında olan hastalar (10 hasta) arasında yaş, cinsiyet, vücut kitle indeksi, serumkreatinin, Parathormon, NGAL, FGF23 kan ure azotu (BUN), idrar volümü, Cockroft-Gault ve Modification of Diet in Renal Disease Study formulüne göre hesaplananglomerüler filtrasyon oranı ve ekokardiyografik incelemede sol ventrikül diyastol sonuçapı, sol atrium çapı, aort kökü genişliği yönünden çalışma başlangıcındaki ve 3 aysonraki değerlendirmede bir farklılık saptamadık (p>0,05). NT-ProBNP düzeyleri 1000pg/ml üzerinde olan (hipervolemik grup) hastaların ortalama NT-proBND düzeyleri13323,3±11235,9 pg/ml, NT-ProBNP düzeyleri 1000 pg/ml altında olan hastaların ise456,1±266,7 pg/ml idi. NGAL düzeyleri ile ekokardiyografik incelemede sol ventriküldiyastol sonu çapı, sol atrium çapı, aort kökü genişliği, rezidü idrar miktarı arasında dabir ilişki saptayamadık. NT-ProBNP düzeyleri 1000 pg/ml üzerinde olan hastalar ileNTProBNP düzeyleri 1000 pg/ml altında olan hastaların 3 ay sonraki 2. ölçümlerindeNT-ProBNP düzeyleri ilk ölçümlerine göre istatistiksel olarak anlamlı olarak(13323,3±11235,9 pg/ml den 9667,3±9483,2 pg/ml) azaldı (p<0.05). NGALdüzeylerinde ise anlamlı bir değişiklik saptanmadı. NT-ProBNP düzeyleri 1000 pg/mlaltında olan hastalar 3 ay sonraki 2. ölçümlerinde serum NT-ProBNP ve NGALdüzeylerinde anlamlı bir değişiklik bulamadık. Her iki grup arasında hastaların 3 aysonraki değerlendirilmelerinde Cockroft-Gault ve Modification of Diet in Renal DiseaseStudy formülleri ile hesaplanan tahmini glomerüler filtrasyon hızı yönünden fark yoktu.Serum NGAL ilk ölçümünün belirleyicilerini saptamak amaçlı multivariate regresyonanalizinde modele grup 1 (hipervolemik grup) olmak, yaş, serum albumin ve NTproBNP alındığında NGAL'in bağımsız belirleyicisi olarak albumini saptadık. SerumNGAL ikinci ölçümün belirleyicilerini saptamak amaçlı multivariate regresyonanalizinde modele grup 1 (hipervolemik grup) olmak, yaş, serum albumin ve serum NTproBNP düzeyleri arasındaki değişiklik alındığında NGAL in bağımsız belirleyicisiolarak albumini saptadık. Diğer faktörlerin ise bir etkisi olmadığını saptadık.Sonuç olarak hasta grubunda sağlıklı kontrollere göre serum NT-ProBNP,NGAL ve FGF 23 düzeyleri anlamlı olarak yüksekti. Periton diyalizi hastalarında vücutvolüm durumunun bir göstergesi olarak değerlendirilen serum NT-ProBNP ile NGALdüzeyleri arasında bir ilişki yoktu. Periton diyalizi hastalarında albumin gibi diğerfaktörler serum NGAL düzeylerinin belirleyicisi olarak görünüyor.

BöbrekBöbrek fonksiyon testleriBöbrek yetmezliği-kronik+6
Derya Şahin
İnönü University
2012
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

SAPD hastalarında plazma ve diyalizat NtproBNP düzeyleri ve klinik önemi

GİRİŞBrain Natrüretik peptid(BNP) ve N-TerminalproBrain Natriüretik Peptid(NTproBNP) aynı molekülün alt parçaları olup kana eşit molar konsantrasyondasalınırlar. Her iki molekül de kalp hastalıklarının tanısında ve hastaların risk durumununbelirlenmesinde kulanılırlar.AMAÇBu çalışma, öncelikli olarak, PD hastalarında, plazma ve diyalizat NTproBNPilişkisini, ikincil olarak da palzma ve diyalizat NTproBNP konsantrasyonlarınınhastaların klinik ve laboratuar verileriyle ilişkisini araştırmak amacıyla düzenlendi.YÖNTEMTurgut Özal Tıp Merkezi Nefroloji kliniğinde takip edilen 44 periton diyalizhastasından (19 erkek 25 kadın ) eşzamanlı olarak alınan plazma ve diyalizatörneklerinde NTproBNP tayini yapıldı. Diğer klinik ve laboratuar veriler hastadosyalarından alındı. Veriler standart istatistiksel yöntemlerle değerlendirildi.BULGULARBütün plazma ve diyalizat örneklerinde NTproBNP tespit edilebildi. Medianplazma NTproBNP 3327, diyalizat NTproBNP 510 ve plazma/diyalizat (P/D)NTproBNP oranı ortalama 5.5±0.5 olarak bulundu. Deneklerdeki P/D oranları sabitdeğildi; her ölçümde farklı bulundu. Log10plazma ve Log10diyalizat NTproBNPdüzeyleri arasında yüksek düzeyde korelasyon tespit edildi (r = 0,928, p=0001, R2 =0,861). Plazma NTproBNP düzeyi 300 pg/mL'den düşük olan hasta oranı %6,8, 2000- 28 -pg/mL'den büyük olan hasta oranı %64 idi. Median plazma ve diyalizat NTproBNPdüzeyleri membran geçirgenliğine göre, büyükten küçüğe doğru şu şekilde idi: Yüksekgeçirgen (YG)>yüksek orta geçirgen (YOG)>düşük orta geçirgen (DOG). YG ve DOGgurupları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlıydı. Log10plazmaNTproBNP veLog10diyalizat NTproBNP düzeyleri ile ortalama arter basıncı, serum sodyum vealbümin arasındaki korelasyon katsayılarıve istatistiksel önemlilik düzeyleri benzerdi.SONUÇDiyalizat NTproBNP, kendi plazma eşdeğerinin sağladığı yararların tamamınısağlama potansiyeline sahiptir. Yüksek geçirgenliğe sahip membran yapısındakihastalarda NTproBNPkonsantrasyonu daha yüksek bulunmuştur; bu bulgu, peritondiyaliz hastalarında alt guruplardaki risk durumunu belirlemede faydalı olabilir.

Böbrek hastalıklarıDiyalizNatriüretik ajanlar+3
Süleyman Köz
İnönü University
2013
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Periton diyalizi yapan kronik böbrek yetmezliği hastalarında vitamin D ile immün sistem arasındaki ilişki

Vitamin D `nin kemik metabolizması üzerindeki klasik rolü dışında birçok biyolojik fonksiyonun olduğu oldukça iyi bilinen bir durumdur. Bu çalışmanın amacı vitamin D eksikliği olan peritoneal diyaliz hastalarına kolekalsiferol desteği yapılmasının, pro-inflamatuvar sitokin IFN-? ve anti-inflamatuvar sitokinler IL-4, IL-10 ve pentraxin-3 ve serum total lökositlerin yüzdesinde, granülositler, lenfositler ve periferal kan mononükleer hücre alt gruplarında (CD3, CD4, CD8, CD45) ve CD4/CD8 oranında herhangi bir değişikliğe sebep olup olmadığını bulmaktır. Biz 31 sürekli ayaktan periton diyaliz hastalarının (15 erkek, 16 kadın, yaş ortalaması 48,6±14,8 yıl ) vitamin D durumu (serum 25-hidroksivitamin D3 [25(OH)D3)]) ve spesifik plazma sitokin konsantrasyonları (interferon-gamma [IFN-?], interleukin [IL]-4, ve IL-10), pentraxin-3, CD3, CD4, CD8 ve CD45 seviyesi için açlık kan örnekleri alarak analiz ettik. 25(OH)D3?ün bazal ortalama seviyesi 6,1±2,1 ng/dL ve kolekalsiferol desteğinin ardından 25(OH)D3?ün ortalama seviyesi 39,7±10,9 ng/dL (p<0,05). Hastalarımızın 24 tanesi (%77,4) paratiroid hormonu kontrol altında tutmak için alfacalsiferol almaktaydı. Alfa-kalsiferol alan ve almayan hastaların kolekalsiferol desteği öncesi ya da sonrası süreçlerinde hastaların CD4, CD8, CD4/CD8 oranı ve CD45, serum IL-4, IL-10, interferon-?, pentaxin-3 seviyelerinde bir farklılık olmadı (p>0,05). Vitamin D desteğinin ardından CD3, CD4, CD8, CD4/CD8 oranında ve CD45, serum IL-4, IL-10 ve pentraxin-3 seviyelerinde bir değişiklik olmadı ancak beyaz kan hücre sayısında, IFN-? seviyelerinde anlamlı bir düşüş oldu (p < 0.05). Sonuçlar: Bizim çalışmamızda kolekalsiferol desteği sonucunda proinflamatuvar sitokin IFN-? seviyesinde düşüş olurken kolekalsiferol tedavisi antiinflamatuvar sitokin IL-4 ve IL-10 serum seviyelerinde artışa neden olamamıştır. Görülmektedir ki, birçok sitokin üretimini aynı anda stimule eden bir uyaran olduğu halde, her bir sitokinin vitamin D?nin farklı şekillerde etkileyebileceği başka yollardan da türeyebileceği söylenebilir.

Böbrek yetmezliği-kronikDiyalizPentraksin 3+6
İbrahim Orman
İnönü University
2013
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Son dönem böbrek yetmezliği nedeni ile periton diyalizi alan hasta grubunda hipertansif retinopati ile plazma BNP düzeylerinin ilişkisi

AMAÇ: SDBY nedeni ile periton diyalizi alan hasta grubunda hipertansif retinopati ile plazma BNP düzeylerinin ilişkisini araştırmak. GEREÇ ve YÖNTEM: SDBY nedeni ile PD uygulanan 29 hasta ve kontrol grubu olan 29 hasta çalışma kapsamına alındı. Hastaların yaşı, cinsiyeti, diyalize girdikleri süre, KBY süresi, sistolik ve diyastolik kan basınçları, idrar miktarı kaydedildi. Tüm hastaların görme keskinliği, göz içi basınç değerleri ve fundus muayeneleri yapıldı. Fundus muayenesinde Keith, Wagener and Barker sınıflamasına göre hipertansif retinopati değerlendirildi. Ek olarak kan örneklerinde NT-proBNP düzeyleri değerlendirildi. NT-proBNP düzeyleri İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Biyokimya Laboratuvarında İmmulite 2000 hormon analizör cihazında çalışıldı. Yöntem olarak, immunoassey yöntemlerden olan kemiluminesans kullanıldı. BULGULAR: Ortalama yaşları 53±15,7 olan SDBY nedeni ile PD alan 29 hasta değerlendirildi. Ortalama 5 yıl (3-20 yıl) süre ile KBY tanısıyla takip edilen hastalar ortalama 4 yıldır (7 ay-14 yıl) KBY nedeni ile PD tedavisi görmekteydiler. Ortalama idrar miktarı 400cc ( 0-1500cc) idi. Ayrıca hasta grubunda ortalama sistolik kan basıncı 140±24 mmHg ve diyastolik kan basıncı 80±13 mmHg olarak değerlendirildi. Hasta ve kontrol gurubu arasında yaş ve cinsiyet bakımından anlamlı fark yoktu. BNP düzeyleri bakımından hasta ve kontrol grubu arasında istatistiksel anlamlı fark tespit edildi. Kontrol gurubunda ortalama plazma NT-proBNP düzeyi 42,80(20-468) pg/ml iken periton diyalizi hastalarında 5921(300-35000) pg/ml olarak değerlendirildi. Çalışmaya dahil edilen 29 periton diyalizi hastasının 58 gözü hipertansif retinopati açısından 3 gruba ayrıldı. 1.Grup, hipertansif retinopatisi olmayan; 2.Grup, grade I hipertansif retinopatisi olan; 3.Grup, grade II hipertansif retinopatisi olan hastalardan oluşmakta idi. Gruplar arasında yaş, cinsiyet, KBY süresi, idrar miktarı ve sistolik kan basınçları bakımından anlamlı fark tespit edilmedi. Grup 1 ,2 ve 3?de sırası ile diyaliz süresi 6±4 yıl, 5±4 yıl, 3±2 yıl idi. Grup1?de diyaliz süresi en uzun iken grup 3?de diyaliz süresi en kısa tespit edildi. Diyaliz süresi bakımından grup 1 ile 3 ve grup 2 ile 3 arasında anlamlı fark vardı. Grupların diyastolik kan basınçları ise sırası ile 76±11 mmHg , 77±11 mmHg , 90±14 mmHg idi. Diyastolik kan basınçları bakımından grup 2 ve 3 arasında istatistiksel olarak anlamlı fark belirlendi. Grup 1,2 ve 3?de ortalama NT-proBNP değerleri sırası ile 1854, 2775, 10565 pg/ml idi. Grup 1?de BNP değeri en düşük iken grup 3?de en yüksek değer tespit edildi. BNP değerleri bakımından gruplar arası istatistiksel anlamlı fark izlenmedi. SONUÇ: SDBY hastalarında artmış volüm yükü nedeni ile ortaya çıkan hipertansiyon ile hipertansiyona sekonder gelişen sol ventrikül hipertrofisi ve azalmış renal NP klirensi plazma BNP düzeylerinde artış ile sonuçlanmaktadır. SDBY nedeni ile periton diyalizi alan hastalarda serum NT-proBNP düzeylerinin kontrol grubuna kıyasla anlamlı oranda yüksek tespit ettik. Bu sonuç daha önceki çalışmalarla uyumlu olarak, KBY bulunan diyaliz hastalarında görülen serum BNP düzeyi artışını desteklemektedir. SDBY hastalarında KKY morbidite ve mortalitesi yüksek bir hastalıktır. Prevalansının hipertansif retinopati ile korele olduğu düşünülürse, bu hasta grubunda fundoskopik muayenenin erken dönemde, HT?un derecesi ve end organ hasarını belirlemede büyük önem taşıdığı anlaşılmaktadır. Ayrıca non-invaziv bir yöntem olan serum BNP düzeyi ölçümünün kardiyorenal hastalıkların değerlendirilmesinde yeni bir bakış açısı kazandıracağı, tanısal değerine ilişkin daha detaylı çalışmalarla klinik tanı koymada yararlı bilgi sağlayacağı kanısındayız.

Böbrek hastalıklarıBöbrek yetmezliğiDiyaliz+4
Tuğba Kandi
İnönü University
2013
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Son dönem böbrek yetmezliği nedeni ile diyaliz tedavisi alan hastalarda selenyum düzeyi ve kognitif fonksiyonlar arasındaki ilişki

Amaç: Kronik böbrek hastalarının (KBH) %16-38'inde geliştiği bildirilen kognitif fonksiyonlarda bozulmanın morbidite ve mortaliteyi artırıcı bir faktör olduğu bilinmektedir. Selenyumun antioksidan etkiyle serbest radikallerin neden olduğu nöronal hasarı önleyerek kognitif bozulmayı engelleyici etki gösterdiği bilinmektedir. Bu çalışmada KBH olanlarda serum selenyum düzeyinin kognitif fonksiyon bozukluğu ve depresyon ile ilişkisi araştırılmıştır. Gereç ve yöntem: Bu klinik kesitsel çalışmaya 20-65 yaş arasında toplam 100 katılımcı [hemodiyaliz tedavisi uygulanan (HD) (n=25), sürekli periton diyaliz tedavisi uygulanan (PD) (n=25), evre 3-4 KBH (n=25), KBH olmayan kontrol grubu (n=25) katılımcı] dahil edildi. Kognitif fonksiyonları değerlendirmek için Standardize Mini Mental Test (sMMT), depresyon varlığının tespiti için ise Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) uygulandı. Eş zamanlı, serum selenyum düzeyi ölçümleri için kan örnekleri alındı. Bulgular: KBH olan hastaların (n=75) %16'sında, diyaliz tedavisi uygulanan hastaların (n=50) %30'unda ve KBH olmayan kontrol grubunun %4'ünde kognitif fonksiyon bozukluğu tespit edilmiştir. HD hastalarının %44'ünde, PD hastalarının %50'sinde, evre 3-4 KBH hastalarının %40'ında ve kontrol grubunun %16'sında orta veya şiddetli depresyon saptanmıştır. KBH olmayan kontrol grubunda sMMT puanları diğer gruplara göre anlamlı olarak daha yüksek iken (sırasıyla, P<0,001, P<0,001, P<0,001), BDÖ skoru daha düşüktür (P=0,003). Post-hoc test analizlerinde serum selenyum düzeyleri; diyaliz uygulanmayan KBH'lılar ve kontrollerde, HD ve PD gruplarından anlamlı olarak yüksek bulunmuştur (sırasıyla, P=0,001, P<0,001, P<0,001, P<0,001). Serum selenyum düzeyi ile sMMT skorları arasında pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı korelasyon saptanmıştır (r=0,299; P=0,003). Serum selenyum düzeyi ile BDÖ skorları arasında negatif yönde anlamlı ilişki saptanmıştır (r=-0,301; P=0,002). Sonuç: KBH hastalarında özellikle diyaliz hastalarında kognitif bozulma ve depresyon sık görülmektedir. Bulgularımız bu hasta popülasyonunda serum selenyum eksikliğinin hem kognitif bozulma hem de depresyon üzerine katkısı olabileceğini düşündürmektedir. Bununla birlikte, bulgularımız daha kapsamlı araştırmalar ile desteklenmelidir.

Biliş bozukluklarıBöbrek hastalıklarıBöbrek yetmezliği-kronik+6
Duygu Tutan
Hitit University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik böbek yetmezliği olan hastalarda lipid parametrelerinin değerlendirilmesi

Kronik böbrek yetmezliği, böbreklerin nefron kütlesinin ilerleyici ve geri dönüşü olmayan dejenerasyonu ile karakterizedir. Son dönem böbrek yetmezliği varılan en son nokta olarak kabul edilir. Bu noktadan itibaren hastanın artık hayatını devam ettirebilmesi için renal replasman tedavilerinden hemodiyaliz, periton diyalizi veya transplantasyondan birinin kullanılması zorunlu hale gelmiştir. Hemodiyaliz halen dünyada son dönem böbrek yetmezliği tedavisinde kullanılan en yaygın yöntemdir. Yapılan çalışmalarda etkin bir hemodiyalizin morbidite ve mortaliteyi azalttığı gözlenmiştir. Bu çalışmada kronik böbrek yetersizliği ile hemodiyaliz tedavisi gören hastalarda lipid parametrelerinin etkileri araştırıldı. Çalışma grubumuzu, 12'si erkek toplam 23 diyaliz hastasının kan örnekleri ile yine 12'si erkek toplam 26 sağlıklı grup oluşturdu. Biz bu çalışmamızda üre, kreatinin, trigliserit, kolesterol, HDL kolesterol, LDL kolesterol ve VLDL kolesterol analizlerini tayin ederek kontrol grubumuz ile istatistiki açıdan değerlendirmesini yaptık. Sonuç olarak kolesterol değerlerimiz kontrol grubumuza göre biraz yüksek çıkmakla birlikte istatistiki açıdan bir önemlilik tespit edilemedi. Diğer parametrelerimiz arasında sırasıyla üre, kreatinin, HDL kolesterol değerlerinde (p < 0,0001), LDL kolesterol (p < 0,4552), trigliserit ve VLDL kolesterol (p < 0,020) değerleri arasında istatistiki açıdan önemlilik tespit edilmiştir. Yine yapmış olduğumuz üre-kolesterol ve üre-LDL kolesterol arasında da pozitif bir korelasyon tespit edildi.

Böbrek yetmezliği-kronikDiyalizKolesterol+7
Ali Bozdağ
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Son evre kronik böbrek yetmezliği olgularında serebral mikrokanamanın nörokognitif fonksiyon bozukluğu üzerine etkisi

Amaç Son dönem böbrek yetmezliği (SDBY) olan hemodiyaliz (HD) olgularında, Susceptibility Weighted Imaging (SWI) Manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ile intraserebral mikrokanama tespiti ve nörokognitif fonksiyon üzerine etkisini araştırmak. Gereç ve Yöntem Son dönem böbrek yetmezliği tanılı 49 hemodiyaliz olgusu çalışma kapsamına alındı. Konvansiyonel ve SWI MRG ile beyindeki parankimal mikrokanama varlığı, lokalizasyonları, mikrokanamanın komorbiditeleri (Hipertansiyon ve Diyabetes Mellitus) ve mikrokanamanın yaş, dializ süresi faktörleriyle ilişkisi incelendi. İnme geçirmiş 6 olgu dışındaki 43 olguya Uzman Nörolog tarafından nörokognitif minimental test yapıldı. Toplam test puanı 30 üzerinden değerlendirilmiş olup, 9 ve daha az puan şiddetli, 10-18 puan orta derecede, 19-24 puan hafif derecede kognitif fonksiyon bozukluğu olarak değerlendirildi. Minimental test yapılan olgular, mikrokanama saptanan (Grup 1, n: 26) ve saptanmayanlar (Grup 2, n: 17) olarak iki gruba ayrıldı. Mikrokanamanın nörokognitif fonksiyon üzerine etkisi araştırıldı. Bulgular Olguların %59'unda mikrokanama, %14'ünde ise makrokanama izlendi. Makrokanamalı olguların tümünde aynı zamanda mikrokanama da mevcuttu. Grup 1'de toplam 10 olguda (% 38,4) kognitif fonksiyon bozukluğu saptanmış olup, bu olguların 6'sında hafif derecede kognitif fonksiyon bozukluğu, 4'ünde orta derecede kognitif fonksiyon bozukluğu izlendi. Grup 2'de 2 olguda (% 11,7) kognitif fonksiyon bozukluğu saptanmış olup, ikisi de hafif derecedeydi. Mikrokanama varlığı ile kognitif gerileme arasında pozitif korelasyon saptandı (p=0,031). Minimental test esnasında sorgulanan dikkat bozukluğu ile mikrokanama varlığı arasında korelasyon saptanmazken, yakın bellek bozukluğu ile mikrokanama arasında pozitif korelasyon izlendi (p=0,027). Diyabetes Mellitus (DM) varlığı ile mikrokanama varlığı arasında pozitif korelasyon saptandı (p=0,027). Sonuç Hemodiyaliz olgularında nörokognitif fonksiyonlardaki azalmanın en önemli nedeni mikrokanama varlığıdır. Tedavi protokollerine yol gösterici olabilmesi açısından mikrokanamanın erken dönemde saptanması önem arzetmektedir. Nörokognitif fonksiyon bozukluğu ve DM'un eşlik ettiği hemodiyaliz olgularında SWI MRG rutin görüntülemede yer almalıdır. Anahtar Kelimeler: Kronik böbrek yetmezliği, Son Dönem Böbrek Yetmezliği, Diyaliz, SWI, Mikrokanama

BilişBiliş bozukluklarıBilişsel işlev+6
Musa Atay
Bezmialem Vakıf University
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Evaluation of quality of life and fluid accumulation problem in patients with renal failure in hospital dialysis centers in Diyala / Iraq

Background: Renal failure is a global public health problem, and in Iraq, hospital dialysis centers are facing an increasing demand for services. Patients with renal failure often experience a decrease in their quality of life due to physical, psychological, and social factors. This study aimed to investigate the quality of life of patients with renal failure in hospital dialysis centers in Diyala, Iraq, based on demographic characteristics. Methods: A cross-sectional design was used, and data on age, gender, education, work status, comorbidities, dialysis treatment, and diet were collected using a personal information form. The Kidney Disease Quality of Life Short-Form (KDQoL-SF) questionnaire was used to assess quality of life, consisting of 36 items organized into 5 sub-dimensions. The data were analyzed using descriptive statistics and One-Way ANOVA analysis. The study highlights the importance of understanding the relationship between demographic factors and the quality of life of patients with renal failure to develop targeted interventions to enhance their well-being. Results: This study found significant associations between various demographic and treatment-related factors and the quality of life of patients with renal failure in hospital dialysis centers in Diyala, Iraq. Age, education level, income, frequency and duration of hemodialysis sessions, gender, marital status, and residence were identified as potential factors that can influence quality of life (p<0.001). Conclusion: These findings highlight the need for tailored interventions that address the unique needs and challenges faced by different patient subgroups. However, the limitations of the cross-sectional design and potential confounding factors should be acknowledged, and further research is needed to validate and expand on these findings in diverse populations.

FluidsKidney failureKidney failure-chronic+5
Hayder Husseın Mohammed Mohammed
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hemodiyaliz tedavisi alan bireylere bakım veren aile üyelerinin bakım veren yükü, psikolojik dayanıklılık ve algılanan sosyal destek düzeylerinin ve aralarındaki ilişkinin incelenmesi

Hemodiyaliz tedavisi alan bireylere bakım veren aile üyelerinin bakım veren yükü, psikolojik dayanıklılık ve algılanan sosyal destek düzeylerinin ve aralarındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmış tanımlayıcı kesitsel bir araştırmadır. Örneklem, 229 aile üyesinden oluşmaktadır. Veriler, Tanıtıcı Bilgi Formu, Zarit Bakım Verme Yükü Ölçeği (BVYÖ), Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (KPSÖ) ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ) ile toplanmıştır. Veriler yüz yüze görüşme yöntemi ile 5 farklı hemodiyaliz merkezinde, Aralık 2021-Nisan 2022 tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde, ortalama, Kruskal-Wallis H, Mann-Whitney U, t testi ve tek yönlü ANOVA, pearson korelasyon ve doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Bakım verenlerin yaş ortalaması 47,59±13,41, % 62'si kadın, %87,8'si evli, %34,1'i 4 ve üzerinde çocuğa sahip, %43,7'si ilkokul mezunu, %74,2'si çalışmamakta, %50,7'si 1-6 yıldır bakım vermekte, %58,5'u bakımda bir başkasından destek almaktadır. BVYÖ toplam puan ortalaması 19,48±11,42, KPSÖ toplam puan ortalaması 19,18±7,80, ÇBASDÖ toplam puan ortalaması 50,44±14,07'dir. Aileden algılanan sosyal destek ve psikolojik sağlamlık düzeyi bakım yükünü negatif yönde yordamaktadır (p<0,05). Bakım verenlerin sosyal destek düzeyi ve psikolojik sağlamlık düzeyi arttıkça bakım verme yükü azalmaktadır. Hemşireler aile üyelerine danışmanlık ve eğitim vererek sosyal kaynaklara yönlendirebilir, psikolojik dayanıklılık düzeyini arttıracak girişimleri rutin uygulama içerisine entegre edebilir. Anahtar Kelimeler: Algılanan Sosyal Destek, Bakım Veren, Bakım Yükü, Hemşirelik Bakımı, Psikolojik Dayanıklılık.

AileAlgılanan sosyal destekBakım verenler+7
Semra Usta
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin hemodiyaliz bilgi ve beceri düzeylerinin ve etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi

Giriş: Böbrek yetmezliği dünya çapında yaklaşık 200.000 kişiyi etkileyen hayatı tehdit eden bir hastalık olarak kabul edilmekle beraber, hemodiyaliz, böbrek yetmezliği için en yaygın kullanılan tedavilerden biridir. Amaç: Bu çalışmada hemodiyaliz ünitesinde çalışan hemşirelerin hemodiyaliz konusundaki bilgi ve becerileri ile sosyodemografik veriler arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Bu çalışmada tanımlayıcı kesitsel tasarım kullanılmış olup, ve çalışma 1 Kasım 2021-31 Nisan 2022 tarihleri arasında AL-Najaf AL-Ashraf'ta bulunan Al-Sadder Tıp Kenti Hemodiyaliz ünitesinde gerçekleştirilmiştir. Hastane araştırma örneklemindeki toplam hemşire sayısı 182'dir. %95 ve %50 güven aralıklarına göre örneklem büyüklüğü 110 olarak belirlenmiştir. Dahil edilme kriterlerini karşılayan ve bu çalışmaya katılmayı kabul eden toplam 110 hemşire çalışmaya dahi edilmiştir. Veriler, "Tanımlayıcı Bilgi Formu", "Hemodiyaliz Bilgi Testi ve Hemodiyaliz Beceri Testi" kullanılarak toplanmıştır.. Bulgular: Çalışmanın sonuçlarına göre, hemşirelerin bilgi puan ortalamaları 12,48 ± 1,81 olup iyi düzeyde; beceri puan ortalamasının ise 14,76 ± 2,25 olup orta düzeydedir. "32-40" yaş grubunda olan hemşirelerin "Hemodiyaliz Bilgi Testi" (H=3,988; p<0,05) ve "Hemodiyaliz Beceri Testi" (H=1,845; p<0,05) puanlarının diğer yaş gruplarına göre anlamlı olarak yüksek olduğu saptanmıştır. "Hemodiyaliz Bilgi Testi" puanları evlilerde bekarlara göre anlamlı olarak yüksek bulunmuştur (u=1200, p<0.05). Hemodiyaliz konusunda eğitim kurslarına katılan hemşirelerin "Hemodiyaliz Bilgi Testi" puan ortalamaları, eğitim kurslarına katılmayan hemşirelere göre anlamlı olarak yüksek bulunmuştur (u=1198; p<0,05). "Hemodiyaliz Bilgi Testi" ile hastane deneyim yılı arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki bulunmuştur (r=0,072; p<0,05). Sonuç: Bu çalışmada "Hemodiyaliz Bilgi ve Beceri Testi"nin yaş, medeni durum ve daha önce eğitime katılma faktörleri arasında anlamlı bir ilişki ortaya koyduğu belirlenmiştir. Hemodiyaliz becerilarına ilişkin bilgi ve beceri puan ortalamalarının belirlenmesi için daha detaylı ve daha geniş örneklemli çalışmaların yapılması önerilmektedir.

BeceriBilgi düzeyiDiyaliz+5
Zaınab Alı Husseın Al-jaafarı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Assessment of nursing staffs' knowledge concerning patient with vascular access in dialysis center at al Zehra Teaching Hospital in Iraq

Background: Hemodialysis (HD) is widely acknowledged as a feasible and required alternative. Safe and maintainable vascular access (VA) is factually a lifeline for most ESRD patients (Japanese Society for Clinical Renal Transplantation, 2017). Objective: to assess nurses' knowledge concerning patients with vascular access in Dialysis. Methods: a descriptive cross-sectional study was carried out at Al-Zahra Hospital from 1th November 2022 to 10 th Febraury 2022. Data collected using the instrument contains two parts: the first part is concerned with the nurse's demographic data; the second part is composed of (63) items related to the nurse's knowledge through face-to-face questioning. A non- probability (purposive) sample of 100 nurses working at Al-Zahra Hospital / Kidney Dialysis Center in Wasit Governorate of Iraq. The evaluation was made with a percentage analysis. Results: It was observed that the majority of the participants with a mean age of 28±5.5, 60% of them are men, 52% are single, 60% are college graduates or above, and 52% did not receive a training session. As for those who received training, they all received training inside Iraq. As for the number of years of experience in the hospital, 84% of them were between 1-5 years, while the number of years of experience in the hemodialysis unit was 62% of them 1-5 years. Conclusion: The study concluded that the majority of participants (%56) have a moderate level of knowledge concerning Patients with Vascular Access for dialysis patients. There was a significant relationship between age, sharing training sessions, and Nurses' knowledge about vascular access for dialysis patients. Recommendations: The study recommended engaging hemodialysis unit nurses in special training courses to improve knowledge concerning vascular access for dialysis patients.

Level of knowledgeDialysisTraining and research hospitals+7
Alı Ismael Mhmood Al-mayyah
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Biochemical investigations on lipid peroxidation in the serum of renal failure patients pre and post-dialysis

In this study, oxidative stress was investigated in renal failure patients, as well as, the effect of dialysis operation on oxidative stress by measuring the lipid peroxidation biomarker, MDA, pre- and post-dialysis in the same patients. The study was controlled with healthy people on similar ages to avoid its influence on the clinical data. The level of MDA was increased significantly in renal failure patients compared to control. Furthermore, the patients with renal failure patients post-dialysis have shown significant increase in the level of MDA compared to the same patients pre-dialysis. Additionally, the levels of urea, creatinine, TGs, LDL, and VLDL were increased significantly in renal failure patients compared to control. GFR and HDL were reduced significantly in renal failure patients compared to control. In renal failure patients pre-dialysis, MDA was correlated positively with TGs and VLDL. In conclusion, dialysis operation results in increasing lipid peroxidation and oxidative stress in people with renal failure disease.

Kidney diseasesDialysis
Saja Basım Jumaah Al-maadhadı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessEN

An evaluation of knowledge and attitudes to nutrition in type 1 and type 2 diabetes patients receiving hemodialysis

Background/aim: In chronically ill patients, there are progressive and irreversible changes in bodily function. This has a negative effect on the quality of life. One of these diseases is kidney disease related to diabetes, diabetic nephropathy. The aim of the study was to evaluate the knowledge and attitudes to nutrition of type 1 and type 2 diabetes patients receiving hemodialysis treatment. Methods: The research was conducted as a descriptive and cross-sectional study in the Dialysis Unit of the Diwaniyah Hospital in Iraq. Quantitative research was used in the design of the study. 30 type 1 and 30 type 2 DM patients who agreed to participate were taken into the study without any sample selection process. The patients were asked questions on their sociodemographic characteristics to evaluate their knowledge and attitudes on nutrition. Data collection was by the face to face questioning technique. Evaluation was performed with the use of percentages, chi-square, and independent t-test. Results: In type 1 and type 2 diabetes patients, statistical significance was found in age, marital status, income status and primary kidney disease in those who took snacks and in those who used a number of methods to quench their thirst (p<0.05). Significance was found between type 1 and type 2 DM patients, between weight before and after dialysis, and between systolic and diastolic blood pressure before and after dialysis (p<0.05). Also, statistical significance was found between HbA1c and blood sugar levels in these patients (p<0.05). Conclusion: In dialysis patients with type 1 or type 2 DM, Hb1Ac and glucose levels are high, and diabetes management was inadequate, and sociodemographic characteristics such as age, marital status, economic level, the presence of kidney disease in the family, BMI and snacking had an effect on diabetes management. It is recommended that new experimental nursing planning and the implementation of interventions be carried out focused on solving problems in strengthening diabetes self-management through individualized training, monitoring and counselling for patients. Keywords: Diabetes, kidney disease, nutrition, nursing method.

NutritionLevel of knowledgeDiabetes mellitus-type 1+5
Ahmed Mohsın Abbas Altabtabaeı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

The effects of compassion fatigue on job satisfaction among nurses working in hemodialysis units in baghdad city

It was conducted to examine the relationship between the levels of compassion fatigue and job satisfaction of nurses working in the hemodialysis center and the factors affecting it. The sample of this study, which used a cross-sectional descriptive research design, consisted of 230 nurses working in the hemodialysis units of state hospitals in Baghdad, Iraq. Data were collected online between August 1th 2020 and November 15th 2020, using a socio demographic questionnaire, compassion fatigue scale (CFS) and nurses' job satisfaction scale (NJSS). It was determined that 57% of the hemodialysis nurses had moderate compassion fatigue, and 75.7% were not satisfied with their jobs. There was no significant relationship between nurses' socio-demographic characteristics, compassion fatigue and job satisfaction (p>0.05). About half of the nurses experience compassion fatigue and more than half are dissatisfied with their jobs. Especially young nurses are more risky than older nurses to experience compassion fatigue. Keywords: Compassion Fatigue, Job Satisfaction, Hemodialysis, Nurse

DialysisNursesIraq-Baghdad+4
Mohammed Abdulkareem Hadı Al-saeed
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlılarda hemodiyalizin yaşam kalitesine etkisi

Kronik böbrek yetmezliği tüm dünyada önemli bir sorun haline gelmektedir. Tüm popülasyona kıyasla hastalarda kalıcı morbidite ve mortalite ile birlikte daha düşük yaşam kalitesi ile ilişkilidir. Çalışma, diyalize giren kronik böbrek yetmezliği olan hastaların yaşam kalitesini değerlendirmeyi ve hastaların yaşam kalitesi ile demografik ve klinik verileri arasındaki ilişkiyi bilmeyi amaçlamaktadır. 26 Mart - 7 Eylül tarihleri arasında AlSadr Medical City / Hemodiyaliz Ünitesinde (200) CRF hastasının olasılık dışı. (objektif) örneklemesi ile kesitsel tanımlayıcı bir tasarım çalışması yapılmıştır. , 2022. Araştırmanın görünür geçerliliğini belirlemek için, Anketin geliştirilip, görüşme tekniği ile Arapçaya çevrilmesinin ardından verilerin toplanması. Araştırmacı, tanımlayıcı ve çıkarımsal istatistiksel analiz prosedürleri kullanarak verileri analiz etti. Çalışmanın sonuçları, kamusal alanın ortalama bir yaşam kalitesi olduğunu, fiziksel alanda yaşam kalitesinin düşük olduğunu ve bağımsızlık düzeyinin düşük olduğunu, ancak çevresel, psikolojik ve ruhsal alanlarda orta düzeyde bir yaşam kalitesinin olduğunu, buna karşın yaşam kalitesinin orta düzeyde olduğunu göstermiştir. sosyal alan yüksekti. yaşam kalitesi. Çalışma, diyaliz tedavisi gören kronik böbrek yetmezliği hastalarının çoğunun sosyal alanda yüksek bir yaşam kalitesine sahip olduğu sonucuna varmıştır. Kronik böbrek yetmezliği vakalarının çoğu, diyalize yanıt veren hastaların düşük düzeyde bağımsızlığa ve fiziksel kapsama sahip olduğunu göstermektedir. Diyalize giren kronik böbrek yetmezliği olan hastaların yaşam kalitesi (cinsiyet, eğitim düzeyi, medeni durum ve hastalık öncesi meslek durumu) arasında da güçlü bir ilişki vardır. Çalışma, diyaliz ünitesine yeni atanan hemşirelerin, diyaliz prosedürleri ve ilaçları, KBY hastaları ve aileleri ile kapsamlı bir şekilde nasıl başa çıkılacağı ile ilgili eğitim kurslarına katılmalarını ve HD geçiren KBY hastalarına gerekli broşürleri, posterleri ve broşürleri içeren talimatları içeren broşürleri sağlamalarını önermektedir. bilgi. Diyaliz tedavisi, beslenme programı, ilaçlar, yaşam tarzı değişiklikleri vb. hakkında.

Böbrek hastalıklarıBöbrek yetmezliğiBöbrek yetmezliği-kronik+7
Ahmed Abdulaalı Abdulhasan Abdulhasan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Prevalence hepatitis C virus and contributing factors in the elderly patient in hemodialysis unit in lraq

Objectives: Identification of hepatitis C virus prevalence and associated risk factors among hemodialysis patients. Methodology: A descriptive cross-sectional study was conducted at Between February 22, 2022, and May 22, 2022, data was collected from two dialysis center in Thi-Qar/Al-Hussein Teaching Hospital and Al-Nasiriya Teaching Hospital. sample size were 130 patients on hemodialysis included 103 were negative and 27 were positive for hepatitis C virus, Data were Research data were collected by using of questionnaire composed of 3 parts: Socio-demographic form: The form has 10 questions to establish age, gender, marital status, educational level, financial situation, resident, smoking, alcohol, duration of hemodialysis weekly, and duration of hemodialysis hours, Second part :investigation :AST ,ALT , Albumin level and GGT. Third part: questions about risk factors of prevalence of hepatitis C the Response options are based on a two-point Cronbach-type scale ranging from 1 (No) to 2 (Yes). Data were analyzed through the application of descriptive and inferential statistical approaches by using Statistical Package for Social Science (IBM SPSS) version 25.0. Results: The findings indicated that age are (60-64) years within age groups account for (51.5%) from total study sample and male 72.3%, So and majority of study sample were marriage also have primary school related to level education accounted for 43.1%. Recommendations: The study recommended to Encouraging educational training sessions intended at enhancing hemodialysis patients' awareness of factors that can increase their likelihood of getting the hepatitis C virus. Keywords: Hemodialysis Patients, Prevalence of Hepatitis C Virus, Risk Factors, elderly.

DialysisHepatitis CIraq+4
Alı Sattar Abed Abed
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Diyaliz hasta yakınlarının kronik böbrek yetmezliği hastalığı hakkındaki bilgi, tutum ve davranışları

Bu çalışmanın amacı, Kronik Böbrek Yetmezliği (KBY) olan hastaların hasta ile ilgilenen yakınlarının, hastalık hakkındaki bilgi, tutum ve davranışlarını incelenmektir. Bu çalışma kesitsel tanımlayıcı türde olup, 2022 yılında hemodiyaliz hastaları ile birebir ilgilenen yakınları veya bakıcıları arasında yapılmıştır. Çalışmaya 239 hasta yakını veya bakıcı gönüllü olarak katılmıştır. Veriler araştırmacılar tarafından hazırlanan anket formunun yüz yüze görüşülerek doldurulmasıyla toplanmıştır. Hasta yakınlarının %86.2'si hastanın birinci dereceden yakınıdır. Çalışmaya katılanların KBY hastalığı hakkındaki bilgileri genel olarak %89.5'i doktorlardan, %49.0'u diğer sağlık personelinden aldığını belirtmiştir. Hasta yakınlarının böbreklerin işlevleri hakkındaki bilgi düzeyi, %24.3'ünün düşük, %59.4'ünün orta ve %16.3'nün ise yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Çalışmaya katılanların KBY'nin nedenleri hakkındaki bilgi düzeyi, %33.1'i düşük, %56,9'u orta ve %10'u ise yüksek olarak saptanmıştır. Çalışmaya katılanların KBY bilgi düzeyi yüksek olma olasılığı, yaşın artması, kadın olmak ve eğitim seviyesinin (p=0.052) yükselmesi istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. KBY hastalığı belirtileri hakkındaki bilgi düzeyleri, %30.1'inin düşük, %51.9'unun orta ve %18.0'inin yüksek olduğu saptanmıştır. KBY hastaları ile ilgilenenlerin büyük bir çoğunluğu birinci derece akrabalarıdır. Hasta yakınlarının KBY hakkındaki bilgi düzeyleri genel olarak orta düzeydedir. Hasta yakınları, KBY hastalığı hakkında daha fazla bilgilendirilmeli ve desteklenmelidir. ANAHTAR KELİMELER: Kronik böbrek yetmezliği, Bakıcılar, Bilgi, Tutum, Davranış

Bilgi düzeyiBöbrek hastalıklarıBöbrek yetmezliği-kronik+3
Yeliz Gayret Başer
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hemodiyalize giren pediatri hastalarında anemi sıklığı ve böbrek yetmezliği nedenleri

Hemodiyaliz, böbrekler işlevlerini yerine getiremediğinde kanı tedavi eder. Belirli bir makine kullanarak atık ve sıvıları uzaklaştırır. Bu genellikle anemiye yol açar, yorgunluk, depresyon, sınırlı egzersiz ve nefes darlığı gibi belirtilerle kendini gösterir. Anemi ayrıca morbidite, mortalite ve kalple ilgili hastaneye yatırılma riskini artırır. Bu çalışma, 2020-2023 yılları arasında Bağdat AL-Karama Hastanesi Pediatrik Nefroloji Merkezi'ndeki diyaliz hastalarında anemi sıklığını ve böbrek yetmezliği nedenlerini araştırmak amacıyla boylamsal olarak yürütülmüştür. Ocak 2020'den Ocak 2023'e kadar olan kayıtlardan toplanan 120 hasta dahil edilmiştir. Veri sonuçlarına göre, hastaların ortalama yaşı 13,50\pm2,25 ve hastaların %65,8 i \geq13 yaş ve %34,2' si ise \le12 yaş olarak bulunmuştur. Hastaların %62,5'i erkek ve %37,5'i kızdır. Böbrek yetmezliğinin nedenlerine bakıldığında, en sık neden %45,8 glomerülopatidir. Konjenital nedenler %29,2, alt üriner sistem tıkanıklıkları %18,3, kalp sorunları %4,2 ve en az neden ise %2,5'i ile yaralanmalar olarak bulunmuştur. Hemoglobin düzeyleri ise hastaların %57,5 inde ≥11 g/dl ve %42,5'in de ise <11 g/dl olarak bulunmuştur. Hastaların hemodiyaliz öncesi ortalama ağırlığı 41,16±9,02, hemodiyaliz sonrası ağırlığı 40,61±9,02 ve diyaliz süresi ortalaması 2,55±0,93 olarak bulunmuştur. Bu çalışma, yaş ile hedef hemoglobin düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif bir ilişki olduğunu göstermiştir.

AnemiBöbrek hastalıklarıBöbrek yetmezliği-kronik+4
Zaınab Mohammed Abed Al-khuzamee
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bir vakıf üniversitesindeki öğrencilerde kronik böbrek yetmezliği risk faktörlerinin incelenmesi

Bu araştırma, bir vakıf üniversitesindeki öğrencilerde kronik böbrek yetmezliği (KBY) risk faktörlerinin incelenmesi amacı ile tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırmaya başlamadan önce etik kurul izni, çalışma yapılacak kurumdan ve çalışmaya dahil edilen öğrencilerden izin alındı. Araştırmanın evrenini Gaziantep ilinde bulunan bir vakıf üniversitesinde 2019-2020 güz döneminde öğrenim gören lisans (5562) ve ön lisans (565) olmak üzere 6127 öğrenci oluşturdu. Araştırmanın örneklemini çalışmaya gönüllü olarak katılan 1142 katılımcı oluşturdu. Veri toplamada Sosyo-Demografik Özellikler formu ve FİNDRİSK ölçeği kullanıldı. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemleri olarak sayı, yüzde, ortalama, standart sapma kullanıldı. Bağımsız gruplar arasındaki verilerin karşılaştırılmasında t-testi ve ANOVA kullanıldı. Gruplu değişkenler arasındaki ilişki ki-kare analizi ile test edildi. Araştırmaya katılan öğrencilerin yaş ortalaması 20.67±2.08 yıl, sistolik kan basıncı ortalaması 112.0±12.2 mmhg, diyastolik kan basıncı ortalaması 71.8±9.32 mmhg, bel çevresi ortalaması 75.89±11.08 cm ve kilo ortalaması 64.2±13.5 kg olarak belirlendi. Araştırmaya katılan öğrencilerin ailede kronik hastalık varlığına göre FİNDRİSK puan ortalamalarına bakıldığında; ailesinde kronik hastalık olanların puan ortalamasının 11.6±3.1, olmayanların 10.1±3.3 olduğu, aralarındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlendi. Bekarların evli olanlara göre puan ortalamalarının daha yüksek olduğu, aralarındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlendi ( p<0.05). Araştırmanın sonucunda bel çevresi ve kilo arttıkça KBY'nin risk faktörleri arasında yer alan diyabet hastalığının gelişiminin arttığı belirlendi. Ailede kronik hastalık varlığı diyabet gelişiminde etkili olabileceği belirlendi. Hastalıkların kalıtımsal olarak aile bireylerine geçmesinden dolayı Hipertansiyon ve Diyabet kronik hastalıkların varlığı KBY'nin oluşumu açısından risk oluşturmaktadır.

Böbrek yetmezliği-kronikDiabetes mellitus-tip 2Diyaliz+6
Aynur Ekren
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hemodiyaliz tedavisi alan hastalarda sosyal destek ve semptom durumu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışma, hemodiyaliz tedavisi alan hastalarda sosyal destek ve semptom durumu arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı bir çalışma olarak yapıldı. Çalışma, Eylül 2022-Ocak 2023 tarihleri arasında, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Diyaliz Merkezi, Türkoğlu Dr. Kemal Beyazıt Devlet Hastanesi Diyaliz Merkezi ve Özel 12 Şubat Diyaliz Merkezinde gerekli izinler alınarak yürütüldü. En az altı aydır hemodiyaliz tedavisi alan, 18 yaş ve üzerinde olan, iletişim sorunu olmayan 164 hasta araştırmanın örneklemini oluşturdu. Veriler, hastaların sosyo-demografik ve tıbbi bilgilerini içeren Hasta Tanıtıcı Özellikler Formu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Diyaliz Semptom İndeksi kullanılarak toplandı. Araştırmadan elde edilen verilerin istatistiksel analizleri SPSS Statistics 18 paket programı kullanılarak, Dunnett-C tekniği, Mann-Whitney U ve Kruskal Wallis H testleri ile yapıldı. Çalışmaya katılan hastaların Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği toplam puan ortalaması 52.98±16.63, aile alt boyutu puan ortalaması 24.66±5.73, arkadaş alt boyutu puan ortalaması 14.91±8.53 ve özel bir insan alt boyutu puan ortalaması 13.41±7.90 olarak bulundu. Erkek, evli, eğitim düzeyi yüksek, çalışan, gelir durumu iyi olan hastaların, algıladıkları sosyal destek anlamlı düzeyde daha yüksekti. Hastaların Diyaliz Semptom İndeksi puan ortalaması 66.80±22.88 olarak orta düzeyde bulundu. Hastalar en fazla yorgun hissetme/enerjide azalma, uykuya dalmada zorlanma, uykuyu sürdürmede zorlanma, üzgün ve kaygılı hissetme sorunları yaşadıklarını; en az olarak da ishal, göğüs ağrısı, bacaklarda şişlik, kusma, nefes darlığı, iştahsızlık ve kas ağrıları semptomlarını yaşadıklarını ifade etti. İleri yaş grubunda, kadın, eğitim düzeyi düşük, eşlik eden diğer hastalıkları bulunan ve günlük gereksinimlerini bağımsız karşılayamayan hastaların semptom yaşama durumları anlamlı olarak daha yüksek bulundu. Ölçek puan ortalamaları arasında negatif yönde, zayıf ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulundu. Hemodiyaliz hemşirelerinin hastaların sosyal destek ve semptom durumunu geçerli ve güvenilir ölçüm araçlarıyla değerlendirmeleri, hastaların sosyal destek ve yaşadıkları semptomların şiddetini etkileyen sosyodemografik ve tıbbi özellikleri dikkate alarak hemşirelik bakımını planlamaları, hasta ve ailesini bakım sürecine dahil etmeleri önerildi.

Belirti ve semptomlarDiyalizRenal diyaliz+1
Mesut Akgül
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Diyaliz öncesi ve diyalize giren kronik böbrek yetmezlikli olgularda sağlık anksiyetesinin değerlendirilmesi

Çalışmamıza Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Nefroloji Bilim Dalı'nda yataklı tedavi gören ve poliklinikten izlenmekte olan, herhangi bir psikiyatrik hastalık öyküsü bulunmayan, kreatinin klirensi 30 ml/dk altında olan prediyalitik kronik böbrek yetmezliği hastaları ile hemodiyaliz tedavisi alan 18 yaş ve üstü erkek ve kadın hastalar dahil edildi. Çalışmaya alınan iki grup sosyodemografik bilgi formu, SF-36 yaşam kalitesi ölçeği, sağlık anksiyete ölçeği ve bedensel duyumları abartma ölçeği ile değerlendirmeye alındı. Prediyalitik evre ve diyaliz tedavisi alan hastalar anksiyete belirtileri ve yaşam kalitesi yönünden birbiriyle karşılaştırıldı. Hasta grubunda 32 (%53,3) erkek, 28 (%46,7) kadın hasta vardı. Prediyalitik hastaların yaş ortalaması 57,67±14,28 iken diyaliz hastalarının yaş ortalaması 54,20±19,15 olarak saptandı. Hastaların sosyodemografik özellikleri (medeni durum, eğitim durumu, meslek, sosyal güvence) değerlendirildiğinde iki grup arasında anlamlı fark saptanmadı. Prediyalitik ve diyaliz hasta gruplarında yaşam kalitesi değerlendirilmesi amacıyla kullanılan SF-36 formunun değerlendirilmesinde fiziksel rol güçlüğü (p=0,077) dışında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Fiziksel rol fonksiyonu; fiziksel sağlık sorunlarına bağlı rol kısıtlılıklarını (çalışma saatlerinde kısıtlanma, çalışırken ve günlük aktivitelerde aşırı efor sarf etme gibi) değerlendirmekte olup diyaliz grubunda saptanan düşük skor bu açıdan yaşam kalitesinin azaldığını göstermektedir. Çalışmamızda interdiyalitik kilo alımı bedensel duyumları abartma ölçeği toplam skoru ile değerlendirildiğinde bedensel duyumları abartma skorunun yüksekliği ile interdiyalitik kilo alımı arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı (p=0,021). Anksiyete düzeyi arttıkça interdiyalitik kilo alımında artış olduğu görüldü. Sağlık anksiyete ölçeği prediyaliz ve diyaliz hastalarında kıyaslamalı olarak değerlendirildiğinde istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (p=0,288) ancak prediyaliz grubunda ortalama skor (18,06±10,34), diyaliz grubuna (17,86±9,03) göre yüksek olarak saptandı. Bedensel duyumları abartma ölçeği her iki grupta kıyaslamalı olarak değerlendirildiğinde istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (p=0,726) ancak diyaliz grubunda ortalama skor (30,76±7,20) prediyaliz grubuna (27,36±5,69) göre yüksek olarak saptandı. Tüm bulgular değerlendirildiğinde prediyaliz ve diyaliz hasta gruplarında anksiyete düzeyleri açısında anlamlı farklılık saptanmamıştır. Kronik böbrek yetmezliği hastaları prediyaliz evresinden diyalize başlanması ve sonraki dönemi kapsayan süreçlerde anksiyete semptomları açısından psikiyatrik muayeneden geçmelidir. Psikiyatrik destek ile yaşam kalitesinde artış sağlanarak ve hastaların tedaviye uyumu arttırılarak mortalite ve morbidite oranlarında azalma sağlanabilir.

AnksiyeteBöbrek hastalıklarıBöbrek yetmezliği-kronik+2
İhsan Dinçer Soyer
Manisa Celal Bayar University
2015
00
Medical Sub-SpecialtyOpen AccessTR

Prediyalitik hastalarda malnütrisyon ile ambulatuar kan basıncı parametreleri arasındaki ilişki

Amaç ve Kapsam: Kronik böbrek yetmezlğinde malnutrisyon prediyalitik evreden itibaren çok sık görülmektedir. Çalışmamımızın amacı volüm- malnutrisyon arasındaki ilişkinin araştırılmasıdır.Gereç- Yöntem: Çalışmaya prediyalitik dönemdeki kronik böbrek yetmezlikli 109 hasta alındı. Subjektif global değerlendirme ile malnutrisyon durumları değerlendirildi, hastalar aldıkları puanlara göre 3 gruba ayrıldı; SGD A;iyi beslenen grup, SGD B; hafif-orta derecede malnutrisyon ve SGD C;ağır derecede malnutrisyon. Tüm hastaların antropometrik ölçümleri yapıldı (BMI, MAC,MAMC,TSF,BSF). Çalışmaya alınan tüm hastalardan alınan kan örneklerinde albumin, total kolesterol, trigliserid, neopterin, adiponektin ,serum aminoasit düzeyleri çalışıldı. Volüm durumunu belirlemek için 24 saatlik tansiyon holter takılarak gündüz ve gece kan basınçları ölçüldü.Bulgular: Hastaların ortalama yaşı 59,92 yıl, ortalama GFR 23,56 ml/dak olarak saptandı. SGD A; iyi beslenen grup hastaların %22,01 `ini, SGDB-C;hafif-orta ve ağır malnutrisyon grubu hastaların % 77,98 `ini oluşturmaktaydı. Analizlerde albumin , BMI, MAC, MAMC, TSF ölçümleri ile SGD skoru arasında anlamlı negatif korelasyon, NTSBP ile SGD skoru arasında anlamlı, pozitif korelasyon saptanmıştır. Adiponektin düzeyi SGD grupları arasında farklı saptanmadı.Neopterin düzeyi hafif ?orta derecede malnutrisyon olan grupta yüksek saptanmıştır, SGD skoru arttıkça neopterin düzeyi düşmüştür.Tartışma ve Sonuç: Malnutrisyon ve hipervolemi KBY hastalarında iki önemli kardiyovasküler risk faktörüdür. Çalışmamızda hipervolemi ile malnutrisyon arasındaki ilişki prediyalitik hastalarda incelenmiştir.. Bu çalışma kesitsel olduğu için ve volüm parametresi olarak sadece ambulatuar kan basıncı ölçümleri kullanıldığı için hipervolemi-malnutrisyon arasında neden sonuç ilişkisine varılamaz. Ancak, prediyalitik hastalarda malnutrisyonla ambulatuar kan basıncı arasındaki ilişkinin incelendiği, aminoasit düzeyleri ile kan basıncı parametreleri arasındaki anlamlı ilişkilerin ortaya konulduğu ilk çalışma olduğu gerçeği göz önüne alınmalıdır.

Beslenme bozukluklarıDiyalizKan basıncı+1
Ayça İnci
Manisa Celal Bayar University
2012
10
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hemodiyaliz hastalarında serum sklerostin ve FGF-23 seviyesinin kemik mineral dansitometri ölçümleri ve osteoporoz arasındaki ilişki

Giriş: Bilindiği üzere Kronik Böbrek Hastalığı'nda (KBH) evre ilerledikçe plazmada fosfor birikimi ile başlayan bir süreç hiperparatroidizm ve sonrasında kemik mineral bozukluklarıyla seyreden bir sürece neden olmaktadır ve azalmış kemik kütlesi ciddi boyuta ulaşmadan belirgin bulgu vermemekte ve sinsi seyreden bu süreç sonrasında hastalarda kemik kırıkları ile giden bir tabloya neden olabilmektedir. Çalışmamızda güncel araştırmalarda yer bulan iki molekül olan FGF-23 ve Sklerostin düzeyi ölçümünü hastaların bakılan DEXA (Dual Enerji X-ray Absorbsiyometri) ile ölçülen BMD (Bone Mineral Disorder-kemik mineral yoğunluğu) skorları ile kıyasladık. Kronik böbrek yetmezliği (KBY) hastalarında DEXA yanıltıcı sonuç verebilmesine rağmen yakın zamanlı yapılan çeşitli literatür sonuçlarında anlamlı sonuç alınmış olup non-invaziv olması ve uygulama kolaylığı nedeniyle tanıda yer bulmuştur. Biz bu süreci göz önünde bulundurarak güncel çalışmalarda BMD'nin standardizasyonu ile daha doğru sonuca varmayı hedefleyerek Fracture Risk Assessment (FRAX) yöntemini kullandık. Bu sayede KBH hastaları ve kontrol grubunda serum Sklerostin ve FGF-23 düzeyini ölçerek hastaların DEXA ile ölçülen BMD değerlerini FRAX ile standardize edip daha doğru bir sonuca ve mevcut değerlerin yüksekliğinin 10 yıllık kırık riski üzerine etkisini görmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Prospektif olarak yapılan çalışmamızda, Eylül 2022-Şubat 2023 tarihleri arasında Düzce Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları ve Nefroloji polikliniğine başvuran ve hastanemiz hemodiyaliz merkezinde tedavi gören hemodiyaliz hastalarından %5 önemlilik düzeyinde,%80 güç ve 0.72'lik etki büyüklüğü ile klinik ve istatistiksel açıdan anlamlı farklılığı elde etmek için çalışma protokolüne uygun toplam 40 vaka ve benzer yaş aralığı ve cinsiyet dağılımındaki sağlıklı gönüllülerden 26 kişilik kontrol grubu bilgilendirilmiş onam formu alındıktan sonra çalışmaya dahil edilmiştir. 18 yaşının altında olan, karaciğer yetmezliği, akut enfeksiyonu, malignite hikayesi olanlar, gebeler ve kooperasyon ve oryantasyonu yetersiz hastalar çalışma dışında bırakılmıştır. KBY hastalarında osteoporoz ve osteodistrofi gibi patolojiler normal popülasyona göre sıklığı artması nedeniyle rutin olarak belirli aralıklarla kemik mineral dansitometrisi yapılmakta olup son 3 ay içinde yapılmamış olan hastaların KMD tetkiki düzenlenerek yakın zamanlı yapılmış olanların verileri sistem üzerinden kontrol edilmiştir. Hastaların onamları alınarak kemik mineral yoğunluğu ölçümü için DEXA yapılıp, demografik verileri kaydedilmiştir. Hastaların normal takibi sırasında alınmış venöz kan örneklerinin fazla kanlardan ayrılmış serum örnekleri -80 derecede muhafaza edilerek, Sklerostin, FGF-23 düzeyleri Elisa yöntemi ile ölçülmüştür. Diğer parametreler rutin takiplerinde yapılmış tetkiklerde mevcut olduğundan elektronik ve yazılı arşivlerden alınmıştır. Bulgular: Gruplar yaş açısından homojen iken cinsiyet açısından heterojen yapıdaydı. Hemodiyaliz grubundaki kadınların oranı kontrol grubundakinden anlamlı düzeyde daha düşük iken tam ters bulgu erkekler için de elde edildi. Bu nedenle parametreler her iki cinsiyette ayrı ayrı değerlendirildi. Kilo, BMI, sigara kullanımı, yaşam tarzı dışında diğer özellikler açısından gruplar arasında anlamlı düzeyde fark yoktu (p>0.05). Gruplara ve cinsiyete göre ölçülen Sklerostin, FGF-23 molekülü ve diğer ölçütler açısından anlamlı düzeyde fark saptandı (p<0.05). Hemodiyaliz grubunda ölçülen KMD skorları değerleri hem kadınlarda hem erkeklerde kontrol grubunda ölçülen değerlerinden anlamlı düzeyde daha düşüktü. Ayrıca Hemodiyaliz grubunda ölçülen Sklerostin (p=0.001, p<0.001), FGF-23 (p<0.001), FRAX majör Osteoporotic fracture (p<0.001), FRAX Hip Fracture (p=0.001) değerleri hem kadınlarda hem erkeklerde kontrol grubunda ölçülen değerlerinden anlamlı düzeyde daha yüksek saptandı. Sonuç: Çalışmamızda hemodiyaliz hastalarında ölçülen FGF-23 ve Sklerostin düzeyleri hem kadın hem erkek hastalarda kontrol grubuna göre yüksek saptanmış olup, yine bu hastalarda yapılan DEXA ile ölçülen BMD değerleri FRAX yöntemi kullanılarak 10 yıllık kırık riski üzerinde etkili olabileceği ve mevcut parametrelerin kırık riskini ön görmek amaçlı kullanılabilineceğini düşünmekteyiz. Anahtar kelimeler: Kronik böbrek hastalığı, FGF-23, Sklerostin, Osteoporoz, DEXA, FRAX

Böbrek hastalıklarıBöbrek yetmezliği-kronikDEXA+6
Feyza Bircan
Düzce University
2023
00

Related subjects