Gayrimüslimler

Bu konu başlığı altında 82 tez

DoktoraAçık ErişimTR

1945-1960 yılları arasında İstanbul ve Ankara'da cemiyet hayatı

İkinci Dünya Savaşı'nı takip eden yıllarda Türkiye'deki cemiyet hayatında önemli değişikliklerin yaşandığına tanıklık edilmiştir. Savaştan önce Türkiye'de gazete ve dergiler Hollywood yıldızları ve Avrupa sosyetesinin hayatlarını anlatan yazılara yer vermekteydi. Ancak İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra gazete ve dergilerde Türk cemiyet hayatına dair haberlere de yer verilmeye başlandı. Türk cemiyet hayatına yer veren yayınlar 1950 yılından sonra yaygınlık kazandı. İncelenen kaynaklarda ise cemiyet haberlerinin İstanbul ve Ankara özelinde yoğunlaştığı görülmektedir. Bu yüzden çalışma İstanbul ve Ankara cemiyet hayatı üzerinde durmaktadır. Çalışma kapsamında İstanbul ve Ankara'da sosyetenin kimlerden oluştuğu ve sosyeteye nasıl dâhil olunduğu ele alınmaktadır. Buna ilave olarak sosyetenin nasıl bir yaşam tarzına sahip oldukları gösterilmeye çalışılmıştır. Ayrıca söz konusu yaşantının özel ve kamusal alandaki yansımaları sosyetenin gerçekleştirdikleri etkinlikler üzerinden gösterilmiştir. Tezde ayrıca yüksek sosyetede moda belirleyicilerinin kimler olduğu ve modayı nasıl yönlendirdikleri de ele alınan konular arasındadır. Çalışma kapsamında son olarak Türk sosyetesinde yer alan gayrimüslim halkın 1942 yılında çıkarılan Varlık Vergisi Kanunu ve 1955 yılında 6-7 Eylül Olaylarında yaşanan gelişmelerden nasıl etkilendikleri üzerinde durulmaktadır.

AnkaraGayrimüslimlerModa+2
Fatma Dokuyucu Kaymakçı
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Serbest Cumhuriyet Fırkası İstanbul teşkilatı ve azınlıklar

Çalışmada, Türk siyasetinde önemli bir dönüm noktası olan Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın (SCF) kuruluşu, seçimler, fırkanın İstanbul teşkilatı ve Gayrimüslimlerle ilişkisi incelenmiştir. Ayrıca SCF'nin İstanbul'daki teşkilatlanmasına ve İstanbul'daki Gayrimüslimlerin siyasetteki rolünün önemine değinilmiştir. SCF tek fırkalı dönemde kurulan ikinci muhalefet fırkasıdır. Gazi Mustafa Kemal'in teşviki ve desteğiyle Fethi (Okyar) Bey tarafından İstanbul merkez olmak üzere kurulmuştur. 1930'lar Türkiye'sinin sosyal-ekonomik zorlukları arasında özellikle kıyı kentlerinde yoğun bir ilgiyle karşılanmıştır. Fethi Bey'in Ege gezisi bu ilgiyi doruğa çıkarmıştır. SCF'nin İstanbul teşkilatında Fethi Bey ve Süreyya Paşa etkin rol oynamıştır. İstanbul'un hemen hemen her ilçesinde teşkilat kurmuşlardı. Yoğun ilgiyle karşılaşan SCF'nin İstanbul teşkilatına her meslekten insanların üye olduğu görülmüştü. Faaliyet gösterdiği kısa süre içerisinde bir kez belediye seçimlerine katılan fırka, umulanın ötesinde başarı elde etmiştir. Başarı kazandığı şehirlerden biri de İstanbul olmuştur. SCF'nin Türk siyasal yaşamına getirdiği bir diğer yenilik de Gayrimüslimlere seçilme hakkı tanıyarak adaylarından bazılarını Rum, Ermeni, Yahudi Gayrimüslimlerden seçmesidir. SCF İstanbul'da Gayrimüslimlerden 13 aday göstermiştir. 117 kişilik İstanbul aday listesinde 6 Rum, 4 Ermeni ve 3 Yahudi vardı. Gayrimüslimlerin seçime aday olarak katılmaları sonraki süreçte birçok soruna yol açmasına rağmen Türk siyasal hayatı için olumlu bir adım olmuştur. Anahtar Kelimeler: Serbest Cumhuriyet Fırkası, Cumhuriyet Halk Fırkası, Siyasi Faaliyetler, Gayrimüslimler. Sayfa Adedi : 128 Tez Danışmanı : Doç. Dr. Mehmet PINAR

AzınlıklarGayrimüslimlerSerbest Cumhuriyet Fırkası+2
İlknur Koç
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Göçmen hukuku bağlamında 2011 sonrası Türkiye'deki gayrimüslim göçmenlerin durumu

Türkiye, 2011 yılı ve sonrasında komşu ülkelerden gelen kitlesel göçe maruz kalmıştır. Bu göçün büyük bir kesimini Müslüman ülke vatandaşları oluştursa da azımsanmayacak derecede Gayrimüslim azınlık da Türkiye'ye sığınmıştır. Bu araştırma temel olarak 2011 yılı ve sonrası göç eden Gayrimüslim azınlıkların Türkiye'deki durumlarını hukuken sorgulamak ve konuyla ilgili Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası antlaşmalara ne derece uyduğunu araştırmak üzerine şekillenmiştir. Göçmen hukuku bağlamında gayrimüslim azınlıkların haklarının ve hukuki statülerinin incelendiği bu araştırmanın birinci bölümünde; konuya dair ön bir bilgi sağlamak adına göç, göçmen, mülteci ve sığınmacı terimleri ile azınlık kavramları açıklanmıştır. Ayrıca, göçmen açısından göç ettiği yerde dini değerlere saygı; haklar itibariyle de özgür hissetme ve temel haklardan yararlanabilme durumları göç- din ilişkisi ve göç-hukuk ilişkisi ekseninde değerlendirilmiştir. Araştırmanın ikinci bölümünde, göçmen hukuku ana başlığı altında ulusal ve uluslararası mevzuat açıklanmıştır. Burada amaç, uluslararası mevzuatta yapılan sözleşmelerin ve düzenlemelerin ulusal mevzuattaki karşılığını ortaya koymaktır. Üçüncü bölümde, Türkiye'de yaşayan Müslüman olmayan azınlıkların hukuki durumları ve sahip oldukları dini kimlikleri ile bu kimliklerin Türkiye toplumuna yansımaları üzerinde durulmuştur. Araştırmanın son bölümünde ise, 2011 yılı sonrası Müslüman olmayan azınlıklara yönelik yapılan yasal düzenlemelere, Türkiye'nin AB ile uyumu neticesinde yürüttüğü entegrasyon politikalarına ve Türkiye'nin Müslüman olmayan göçmenlere yönelik yürüttüğü politikasına karşı AB'nin tutumuna değinilerek; 2011-2019 yılları arasındaki AB ilerleme raporları incelenmiştir.

Avrupa BirliğiAzınlık haklarıAzınlıklar+7
Sedat Anaran
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Osmanlı Devleti'nde kocabaşlar

Osmanlı Devleti'nde kocabaşlar, özellikle Rumeli ve Anadolu'nun Hristiyan nüfusun yoğunlukta olduğu bölgelerde, Hristiyan cemaatlerin idarî ve malî temsilcileri olarak merkezi bir rol oynamışlardır. Bu yönetici mevkie devletin Millet Sistemi içerisindeki gayrimüslim reayanın yönetiminde kilit bir aracı kurum olarak işlev görmüştür. Kocabaşlara dair ilk bilgiler, 1571 tarihli mühimme defterlerinde yer almakta olup, Osmanlı taşra idaresinde önemli bir yer tuttukları anlaşılmaktadır. XVI. yüzyılın ikinci yarısında, kurumsal bir yapıdan ziyade daha çok kişisel ilişkilere ve yerleşik geleneklere dayalı bir yapının parçası olarak ortaya çıkan kocabaşlık, zamanla saray tarafından önemli görevlerle tevdi edilmiş olsa da, bu yetkiler Osmanlı Devleti'nin belirlediği sınırlar dâhilinde kalmıştır. XVII. ve XVIII. yüzyıllarda Osmanlı Devleti'nin gücünün zirvesinde olduğu dönemde sadakatle hizmet eden kocabaşlar, XIX. yüzyıldaki Tanzimat ve Islahat Fermanları ile birlikte ortaya çıkan merkeziyetçi eğilimlere karşı çıkarak yerel hâkimiyetlerini korumaya çalışmışlardır. Bu yüzyılda kocabaşılık önemli bir yere sahip olarak resmileştirilmiş; kocabaşların görev ve yetkileri yeniden düzenlenmiş ve bu görevleri yerine getirmeleri karşılığında maaş ve mühür gibi resmiyet işareti addeden imtiyazlar verilmiştir. Ancak XIX. yüzyılın ikinci yarısından sonraki merkeziyetçilik politikalarıyla birlikte İstanbul başta olmak üzere bazı bölgelerde kocabaşların yetkileri kısıtlanmış ve peyder pey kaldırılması gündeme getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kocabaş, Millet Sistemi, Tanzimat Fermanı, Osmanlı, Gayrimüslim Cemaat

CemaatlerGayrimüslimlerHristiyanlar+5
Merve Akbulut Güler
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sicill-i Ahval kayıtlarına göre İzmir doğumlu gayrimüslim memurlar

Osmanlı Devleti, sınırları üç kıtaya ulaşmış, dönemindeki emsallerinden çok farklı bir devletti. Gerek kurulduğu coğrafyanın büyüklüğü ve kıymeti, gerekse değişen zaman şartları nedeniyle her daim yeniliklere açık olması gerekmekteydi. Bu nedenledir ki Osmanlı Devleti, kuruluşundan itibaren devletin teşkilatlanmasını kolaylaştırmak amacıyla birçok kurum ve kuruluş oluşturmuş, zaman içerisinde bu kuruluşlar değişen şartlara uygun olarak yenilenmiştir. Özellikle de Osmanlı Devleti III. Selim ve II. Mahmud döneminden itibaren köklü idari reformlar için çalışmalar yapılmış, Tanzimat Dönemi sonrasında ise, bürokraside Batı tarzında düzenlemelere ihtiyaç duyulmuştur. Memur sayısında yaşanan artış da düzenlemelerin arasında yer almıştır. Osmanlı Devleti'nin en uzun yüzyılı olarak nitelenen XIX. yüzyılda yapılan reformlardan biri de memurlarla ilgili düzenlemelerdir. Devlet idaresinde kurumsallaşmanın artışı, bürokrasinin uzmanlaştığı ve daha fazla merkeziyetçi bir görünüm kazandığı bu dönemde memur istihdamı konusunda birtakım köklü değişiklikler yapılmıştır. Yapılan değişiklikler Osmanlı Devleti'nde yer alan gayrimüslim unsurları da kapsamaktaydı. XIX. yüzyılla beraber gayrimüslimlere verilen yeni haklar ile devlet içerisinde daha etkin olmalarına imkân tanınmıştır. Osmanlı Devleti teşkilatında görev alan memurlara ait resmi belgelerin kaydedildiği defterlerin tescili işlemine Sicill-i Ahval, meydana gelen defterlere de Sicill-i Umumî adı verilmiştir. Sicill-i Ahval adını verdiğimiz defterlerde memurların, memurlukları süresince özel ve memuriyetleriyle ilgili durumları bulunmaktaydı. Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde 1873-1909 tarihleri arasında 201 defter tutulmuştur. Defterlerde memurların ismi, mahlası veya künyesi, babası memur ise rütbesi, bilinen bir kişi ise sülalesinin adı, göreve başlayış tarihi, tahsil durumu, liyakat ve ehliyet derecesi, azil, tayin ve muhakemeleri, gayrimüslim ise milliyeti kaydedilmiştir. Bu çalışmada Sicill-i Ahval kayıtlarından yararlanarak İzmir doğumlu gayrimüslim memurların; doğum tarihi, baba adı, milliyeti değerlendirilerek aileleri ve sülale adlarıyla ilgili bilgiler verilmeye çalışılmıştır. Bunun yanı sıra okudukları okullar, bu okullarda aldıkları dersler, yabancı dil durumları, memuriyete başladıkları tarih, maaşları, unvanları ve memuriyet sırasında ceza alıp almadıklarına dair bilgiler de verilerek İzmir doğumlu 68 gayrimüslim memur tanıtılmaya çalışılmıştır.

DefterlerGayrimüslimlerMemurlar+5
Sedef Kumsar
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İslamofobi: New York'taki Müslüman öğrencilerin İslam açısından algıladıkları sosyal mesafe ile Müslüman olmayan öğrencilerin hissettikleri sosyal mesafenin karşılaştırılması

Bu araştırmada, Müslüman üniversite öğrencilerinin İslam açısından algıladıkları sosyal mesafe ile Müslüman olmayan üniversite öğrencilerinin Müslümanlara ilişkin sosyal mesafe düzeylerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla Amerika Birleşik Devletleri New York şehrinde eğitimlerine devam eden Müslüman ve Müslüman olmayan üniversite öğrencilerine Demografik Bilgi Formu, İnanç Özgürlüğü Bilgi Formu ve Bogardus Sosyal Mesafe Ölçeği uygulanmıştır. Müslüman ve Müslüman olmayan katılımcılar için sorular, Müslümanların algısının ve Müslüman olmayanların bakış açısının anlaşılabilmesi için farklı şekillerde ifade edilerek sorulmuştur. Araştırma sonucunda Müslümanların, Müslüman olmayanlardan algıladıkları sosyal mesafe, Müslüman olmayanların gerçekte ortaya koydukları sosyal mesafeden anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur. Anahtar sözcükler İslamofobi, sosyal mesafe, sosyal kimlik, sosyal temas, inanç özgürlüğü, müslim, gayrimüslim

Amerika Birleşik Devletleri-New YorkGayrimüslimlerMüslümanlar+6
Neslihan Hıdırlıgil
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geleneksel sivil mimari doku üzerinden 19. yüzyıl gayrimüslim yapılarının incelenmesi; Ürgüp örneği

Son yıllarda gittikçe yaygınlaşan konut mimarisine yönelik araştırmalarda, Anadolu'nun birçok yerindeki yöresel konut mimarisi örnekleri çeşitli açılardan incelenmiş, fakat Ürgüp gayrimüslim konutlarının incelenmediği görülmüştür. Kapadokya Bölgesinin önemli yerleşimlerinden biri olan Ürgüp, Nevşehir kent merkezinin 20 km doğusunda yer alır. Ürgüp yerleşimi tarih boyunca çok sayıda uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Tarihi çok eskilere dayanan bu yerleşimde, 1923 nüfus mübadelesine kadar Hristiyan ve Müslüman halk beraber yaşamıştır. Kapadokya Bölgesinde önemli bir nüfusa sahip olan gayrimüslim halk, arkalarında kültür mirası eserleri bırakarak göç etmişlerdir. Ülkemizde kültürel mirasımızın önemli bir parçası olan gayrimüslimlere ait geleneksel konutlar hakkında yapılmış araştırma sayısı azdır. Bu çalışmanın amacı, Ürgüp gayrimüslim konutlarını sanat ve mimarlık tarihi açısından incelemek ve belgelemektir. Çalışmada Ürgüp yerleşiminin, iklim, doğal şartları, topografya, tarihi kent dokusu yanında gayrimüslimlerin kentle ilişkileri ve sosyo-kültürel ve ekonomik durumları hakkında bilgi verilmiştir. Gayrimüslim konutları sanat ve mimari oluşum yönünden incelenerek 18 evin kataloğu hazırlanmıştır. İncelenen konutların plan özellikleri, cephe düzeni, bezeme özellikleri ve malzeme-teknik bakımından bir değerlendirmesi yapılarak bir sonuca varılmıştır.

19. yüzyılGayrimüslimlerGeleneksel konut+7
Aytülü Dırık
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'nin azınlık politikası ve Türkiye'deki azınlıkların durumuna dair bir inceleme

Osmanlı Devleti uzun yıllar boyunca farklı etnik, dini ve kültürel grupları içinde barındırmaktaydı. Osmanlı'nın bu mirası Türkiye Cumhuriyeti'nde de varlığını korumuş ve hala korumaya devam etmektedir. Bu etnik, dini ve kültürel grupların bazıları Türkiye Cumhuriyeti'nde azınlık grupları olarak tanımlanmaktadır. Bu gruplar zamanla Türkiye Cumhuriyeti'nin de ulus kurma hedefiyle yürütülen politikalarla kaynaşarak yeni bir yapının içinde kısmen de olsa yer almıştır. Ulusun bir parçası haline gelmiş olsa da genel itibari ile bu gruplar hala azınlık statüsünde yer almaktadır. Dolayısıyla çalışmanın amacı toplumsal, bölgesel ve küresel bağlamlarda etkileri olan azınlık kavramını tarihsel gelişimi ile birlikte inceleyerek, Lozan Barış Antlaşması'nda azınlık statüsünde kabul edilen gayrimüslim azınlıkların durumunu Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş tarihi olan 1923 yılından günümüze dönemsel olarak incelemek, Türkiye'de bu yöndeki uygulanan politikalara ve yaşanan olaylara dair bir değerlendirme sunmaktır. Konunun tarihsel ve kavramsal arka planı oldukça geniştir. Dolayısıyla yöntem olarak mevcut kaynaklar incelenip, tarihsel ve kronolojik düzlemde ele alınarak, elde edilen verilerin günümüzdeki durumları ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda çalışmanın soruları şu şekilde sıralanabilir: Azınlık kavramı neyi ifade etmektedir, Türkiye'nin azınlık politikası nedir, bu politika neye/nelere dayanmaktadır, bir azınlık grubunu kimler oluştur, bu azınlıkların ülkedeki durumu ve konumu nedir? Bu çerçevede, azınlıklarla ilgili çalışmalarda görülen farklı uçlara savrulmadan, bu çalışmada azınlıklara dair toplumsal düzeydeki çeşitli sorunlara rağmen bunun sistemli bir politik dışlamaya erişmediği ve hukuki çerçevenin temel unsurları içerdiği sonuçlarına varılmıştır.

Azınlık haklarıAzınlıklarErmeniler+3
Mehtap Erörs
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The sultan's entrepreneurs, the entrepreneurs' sultan: Beratli Avrupa Tuccari and institutional change in the Nineteenth Century Ottoman Empire (1835-1868)

Bu tez 19. yy?da sultanın adına verilen özel beratlarla ticaret yapan ve Beratlı Avrupa Tüccarı olarak adlandırılan gayri-Müslim Osmanlı tüccarlarını incelemektedir. Tezin araştırması esas olarak Başbakanlık Osmanlı Devlet Arşivleri?nde mevcut belge ve defterlere dayanmaktadır. Tezin ulaştığı sonuçlara göre devletin ticaretdeki artışı ülkenin zenginliğiyle özdeşleştirdiği ve bunu mümkün kılmak için gerekli düzenlemeleri yapma görevini kendisinde gördüğü ve tüccarların güçlü bir şekilde devlet desteğini ve sistemik değişim talep ettikleri bir ortamda Osmanlı imparatorluğunun kurumsal dönüşüm yaşaması kaçınılmazdı. Hali hazırda artmakta olan iktisadi aktivite ve ticaretse devlet ve tüccar arasındaki bu etkileşime ivme kazandırmıştır. Sonuç olarak, 19. yy hukuki ve ticari reformları tüccarların uygulamaları, devletin aktif siyaset yapımı ve artan ticaret ve iktisadi büyüme koşullarının izlerini taşımaktadır.

WarrantsNon muslemEntrepreneurs+5
Said Salih Kaymakcı
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2013
00
DoktoraAçık ErişimTR

İstanbul örneğinden hareketle bir arada yaşama kültürünün sosyolojik boyutları

Bu araştırmada kültür ve din sosyolojisinin bilimsel birikim ve çalışma kavramları göz önünde bulundurularak asırlardır farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan ve çoğulcu toplum yapısının önemli bir kaynağını teşkil eden İstanbul'da uzun yıllardır ikâmet eden veyahut çeşitli sebeplerle bu şehre göç ederek yaşamlarını sürdürmeye devam eden farklı dinî ve etnik unsurlardan hareketle bir arada yaşama kültürü kavramının sosyolojik boyutları ile incelenmesi amaçlanmıştır.İstanbul, içinde barındırdığı farklılıkları, toplumsal ve günlük yaşamın her alanında ve çok yönlü olarak etkileşim içinde olduğu sağlam bir hoşgörü ortamı içerisinde yaşatmayı başarmıştır. Zira İstanbul, çoğulcu anlayış üzere inşa edilmiş, farklılıkları kendine özgü katkılar ile zenginleştiren önemli bir tarih ve kültür merkezidir. Bu çerçevede bir arada yaşama kültürü kavramının felsefi ve sosyolojik temelleri incelenerek İstanbul'da yaşayan farklı dinî ve etnik aidiyetlere mensup katılımcılara nitel araştırma yöntemleri içerisinde yer alan mülakat ve tarihsel dokümantasyon tekniği uygulanmıştır.

Birlikte yaşamaDin sosyolojisiGayrimüslimler+7
Reyyan Akkaş
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İslam'ın diğer dinlere ve mensuplarına dinlere yaklaşım modelleri çerçevesinde bakışı

"İslam'ın Diğer Dinlere Ve Mensuplarına Dinlere Yaklaşım Modelleri Çerçevesinde Bakışı" adlı bu çalışma İslam'ın diğer dinler ve mensuplarına yaklaşımını incelemeyi hedef almaktadır. Zira dinlerin birbirine yaklaşım modelleri bazı noktalarda farklılık arz etmektedir. Bu çalışma içerik itibariyle giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde öncelikli olarak çalışmanın önemi, konusu, kaynakları ve metodu üzerinde durulmuştur. "Din Olarak İslam" adlı birinci bölümde İslam Kaynaklarında yer alan bilgilere göre İslam'ın ortaya çıktığı dönemde Arap yarımadasında bulunan diğer dinler ve Kur'an'da belirtilen İslam'ın özellikleri incelenmiştir. "İslam'a Göre Gayrimüslimler" adlı ikinci bölümde ise İslam kaynaklarında yer alan gayrimüslim kavramı ve kapsamı ele alınmıştır. Daha sonra gayrimüslimlerle ilişkiler irdelenerek bu ilişkilere yön veren ilkeler incelenmiştir. Son olarak dinlerarası ilişkilerde yaklaşım modelleri dinsel dışlayıcılık, dinsel çoğulculuk ve dinsel kapsayıcılık şeklindeki kavramsal tasnif incelenerek, bu yaklaşımların Batı ve İslam dünyasındaki yansımaları arasındaki benzerlik ve farklılıklar hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca bu çalışma İslam geleneğinde dinsel kapsayıcılık olarak nitelendirilebilecek yaklaşımların varlığını ve bu yaklaşıma kaynaklık eden temel düşüncelerin neler olduğunu tartışmayı amaçlamıştır.

Din-toplum ilişkileriDinlerDinler arası diyalog+6
Yeliz Ekinci
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Homogenization and Turkification practices in Kuzguncuk, Istanbul in the context of the events of 6-7 september 1955

Kuzguncuk is a small, popular village in Istanbul near the Bosphorus. According to most official and unofficial written and oral documents, Kuzguncuk was a village of mostly Jews, Greeks, and Armenians rather than Muslim Turks up until the mid-twentieth century. In other words, the neighborhood is usually described by residents and in local and official discourses as a village of peace, harmony, and tolerance. Kuzguncuk's non-Muslim population started to decrease following the Turkification and homogenization practices of the Turkish nation-state such as Turkifying street names (the 1930s), a capital tax (1942), 6-7 September pogrom (1955), the deportation of Greek (1964), and the military operation in Cyprus (1974). Most of the Greeks and Jews were forcibly or voluntarily migrated to Greece and Israel. Specifically, the events of 6-7 September directly damaged Kuzguncuk's non-Muslims because looters attacked several non-Muslim houses and shops. Unfor-tunately, recent statistics reveal that the current non-Muslim popula-tion of Kuzguncuk is only 1 percent of the total population of the village. Kuzguncuk lost its multicultural characteristic though Muslim Kuzgun-cuk residents hold up the multiethnic characteristic of the village in their nostalgic discourses. The general objective of this research is to unpack the historical facts of the Turkish Republic's homogenization and Turkification practices via an analysis of the case of Kuzguncuk. In other words, this study is a memory work of one of the well-known villages of Istanbul.

Incidents of September 6-7 1955Non muslemHomogenization+5
Emircan Kürküt
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gerlach ve Tournefort Seyahatnamelerinde Osmanlı topraklarında yaşayan gayrimüslimler

Bu tez çalışmasında XVI. yüzyılda ve XVII. yüzyılda Stephan Gerlach ile Joseph de Tournefort'un Osmanlı Devleti'ne ziyaretleri sebebiyle yazdıkları seyahatnameler incelenmiştir. Osmanlı Devleti'nde yaşayan Hristiyan ve Yahudilerin ibadetleri, giyimleri, hakları, kiliseleri, din adamları, cenaze ve evlilik törenleri ele alınmıştır. Karşılaştırma maksadıyla ek kaynaklar da kullanılmıştır. Birinci bölümde seyahatnamelerin dinler tarihi açısından öneminden ve Osmanlı Devleti'ne gelen bazı seyyahların eserlerinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde Avrupa'da İslam araştırmaları için yapılan çalışmalar ve Avrupa'nın Müslümanlara olan tavrı hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise Gerlach ve Tournefort'un seyahatnamelerindeki ifadelere göre Osmanlı Devleti'nde yaşayan Hristiyan ve Yahudiler incelenmiştir.

Dinler tarihiGayrimüslimlerGerlach, Stephan+5
Zeynep Betül Kaplan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Osmanlı devletinde Nasâra taifesine verilen emânnâmalerin temel özellikleri

İslâm tarihinde ve beldelerinde gayr-i müslimlerin hak ve özgürlükleri akademik bir konu olarak her zaman önemini korumuştur. Yaşama hakkının yanı sıra gayr-i müslimlere can ve mal güvenliği de taahhüt edilmiştir. İslâm dinî, diğer din mensuplarına İslâm ülkesi içerisinde belirli şartlar altında yaşama hakkı tanımıştır. Diğer dinlerde başka dinlere mensup kişilere böyle sistematik hak ve imtiyazlar verilmediği anlaşılmaktadır. İslâm beldelerinde bulundukları sürece birçok hak ve imtiyazdan yararlanan gayr-i müslimler, can ve mal güvenliği taahhütlerini emân adı verilen anlaşmalarla elde etmişlerdir. Sözlü veya yazılı olan bu anlaşmalarla gayr-i müslimler zimmi statüsü kazanmışlardır. Zimmi statüsüyle o devletin bir vatandaşı olarak kabul edilmişlerdir. Bir İslâm Devleti olan Osmanlı İmparatorluğu da Emân geleneğini sürdürmüş ve çok etkin bir biçimde uygulamıştır. Feth ettiği bölgelerde savaş yapmadan önce, emân teklifinde bulunmuş birçok kale ve şehri bu yolla feth edilmiştir. Savaşılarak alınan bölgelere de emân verilmiştir. Osmanlı Devleti emân kapsamında zimmilere birçok imtiyaz tanımış ve bu imtiyazların korunmasına özen göstermiştir. Bu çalışmada işte bu haklar ve imtiyazlar tartışması kapsamında Osmanlı devletinde Nâsara Taifesine verilen Emânnâmelerin bir kısmı incelenmiştir.

Dinler tarihiEmanGayrimüslimler+7
Şeyma Nur Erkıran
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

İstanbul'daki Rum, Ermeni ve Levanten mezarlıklarında 19.yüzyıl figürlü mezar anıtları

Tez çalışmasının konusunu, İstanbul'daki Rum, Ermeni ve Levanten mezarlıklarında bulunan 19. yüzyıl figürlü mezar anıtları oluşturmaktadır. Araştırmada öncelikli olarak mezarlıklarda bulunan anıtlar ele alınsa da manastır, kilise kripta ve bahçeleri, hastane bahçelerine yapılan anıtsal nitelikli ve figürlü mezar anıtları da ele alınmıştır. Özellikle 19. yüzyılda gayrimüslimlere tanınan sosyal haklar ve mülk edinme hakkıyla birlikte anıtsal nitelikli sosyal ve dini nitelikli yapılar gibi mezar anıtları da dikkati çeken heykelli ve kabartmalı olarak yaptırılmıştır. Bu anıtlar ailelerin ve dönemin sosyal istek ve ihtiyaçlarını, sanatçıların becerilerini, anıtsal heykel ustalarının bu yüzyılda bir meslek olarak ortaya çıktığını, mezheplerin ikonografik taleplerini ve Avrupa'da aynı yüzyılda görülen mezar anıtları ve heykellerinin yansımalarını sunmaktadır. Mezar tiplerinde yüzyılın mimarlık akımlarıyla paralel beğeniler dikkat çekicidir. Neoklasik, Neobizans, Neogrek, Neomısır, Neogotik etkili anıtlar yapılmıştır. Bu anıtlarda İstanbul'a uzak yeni mezar tipleri yanında yüzyıllardır kullanılan lahit, levha, haç, tabut formlu eski mezar tipleri tercih edilmiştir. Avrupa'dan ithal edilen mezar heykelleri de dikkati çekmektedir. 19. yüzyılın bazı mezar anıtları dönemin önemli heykeltıraş, anıtsal mezar ustası veya mimarlarına yaptırılmıştır. Louvre Müzesi'nin duvarlarını süsleyen heykelleriyle bilinen Fransız heykeltraş Marius Jean Antonin Mercié, Luigi Giona, Geroloma Fiaschi gibi Avrupalı sanatçılar, Yunanistan'ın önemli heykeltıraşları olarak tanınan George Bonanos, Lazaros Sohos, Vitsares, Tombros gibi sanatçılar, Tinos adasından gelen Liritis, Krikelis, Ziotis aileleri, Periklis Fotiadis, Panayotidis gibi dönemin mimarları, Papazyan ve Yervant Osgan gibi Ermeni heykeltıraşlar gibi adından söz ettiren mimar, heykeltıraş ve mezar ustaları bu anıtlarda çalışmışlardır. Anahtar Kelimeler: İstanbul, Osmanlı, Gayrimüslim, Rum, Ermeni, Levanten, Latin, Mezar, Mezar anıtları, Mezarlık, Heykel, Heykeltıraşlar, İkonografi

19. yüzyılAnıt mezarlarAnıtlar+7
Selda Alp
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

İslami bankacılığa ilişkin algılar: Tanzanya'daki müslümanların ve gayri müslümlerin algılarının karşılaştırılması

This study investigated perceptions toward the introduction of Islamic banking in Tanzania, and measure the awareness of islamic banking products and services as well as the factors which influence citizens of Tanzania in choosing Islamic banking products and services in order to compare if there are any similarities and differences between Muslim and non-Muslim citizens. By using snow ball sampling techniques, a sample of 660 people has been surveyed, whereby 330 represented by Muslim and 330 by Non-Muslim. Chi-square test was used to explore if there is any significant difference between Muslims and non-Muslims perceptions toward islamic banking in Tanzania. With respect to the knowledge level about Islamic banking and perceptions towards Islamic banking it seems there is a significant difference between perception of Muslims and non-Muslims toward introduction of Islamic banking in Tanzania. It was found that nearly two thirds of Muslim respondents are aware of Islamic banking whereas only one third of non-Muslim citizens are aware of it. It seems that people learn about Islamic banking products and services mostly through friends or Islamic banks. Keywords: Islamic Banking, Perception, Awareness, Muslim, non-Muslim, chi-square test, Tanzania

BankingBanking sectorBanking system+6
Nahifa Said Soud
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hz. Ömer'in farklı icraatları

"Hz. Ömer'in Farklı İcraatları" konulu tez çalışmasında Hz. Ömer'in halifeliği döneminde gerçekleştirdiği faaliyetler ilk kaynaklar ışığında ele alınmıştır. Kronolojik sıralama dikkate alınarak hazırlanan bu çalışmada İslam tarihi açısından o zamana kadar farklı ve ilk olan uygulamaların aktarılması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda dört bölümden oluşan çalışmamızın ilk bölümünde, Hz. Ömer'in Cahiliye'den halifeliğine kadarki farklı tavırları hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde, Hz. Ömer'in halifeliğinde yapmış olduğu idari uygulamalar ele alınmış olup; şehirlerin kurulması, kuvvetler ayrılığı ilkesi doğrultusunda çeşitli alanlara tayin edilen görevliler ve bu görevlilerin uygulama alanları, birbiri ile bağlantısı incelenmiştir. Daha sonraki bölümde ekonomik uygulamaları olan; divan teşkilatı ve beytülmal gelirlerinin nasıl sınıflandığı ve son bölümde diğer uygulamalar başlığı altında dönemin ilkleri diyebileceğimiz çalışmaları hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Genişleyen İslam topraklarında faklı kültürden insanlar ile Müslümanlar arasındaki sorunlara dair Hz. Ömer'in nasıl çözümler getirdiği ve bu çözümler ile Hz. Peygamber'in uygulamaları arasındaki benzerlikleri veya farklılıkları tespit edilmiştir. Ayrıca kaynaklarda bir konuyla ilgili faklı bilgiler varsa onlara da yer verilerek birbiriyle kıyaslamaları yapılmıştır. Böylelikle net bir bilgiye ulaşmak hedeflenmiştir. Anahtar Kavramlar: Hz. Ömer, Halife, Divan, Ordu, Gayr-ı Müslim

Askeri faaliyetlerEkonomiGayrimüslimler+6
Rabia Yıldız Taşova
Hitit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tanzimat Dönemi'nde Biga sancağı'nda cizye rejimi

Cizye vergisi Gayrimüslim tebaadan alınan şer'i bir vergidir. Hz. Muhammed döneminden itibaren alınması zorunlu vergiler arasında gösterilen cizye, Osmanlı Devleti döneminde de aynı şekilde meşru vergiler arasında sayılmıştır. Her daim nakit olarak alınan cizye, Osmanlı maliyesi için önemli gelir kaynaklarından olmuştur. Cizye vergisinin tahsilinde genel olarak maktû (toplu olarak) ve ale'r-ruus (kişi üzerinden) olmak üzere iki sistem ön plana çıkmıştır. Bölgeye ve zamana göre bu iki sistem sürekli kullanılmıştır. 1691 reformu vergide köklü değişiklikler getirmiştir. Reform ile birlikte imparatorluk genelinde sabit bir oran üzerinden verginin alınması amaçlanmıştır. Diğer taraftan verginin tahsilinde ale'r-ruus sistem ön plana çıkmış; mükelleflerin âlâ (zengin), evsât (orta halli) ve ednâ (düşük gelirli) üzerinden evrak ile cizyesini ödemesi benimsenmiştir.II. Mahmud döneminde cizye vergisi ikinci kez ciddi bir değişim sürecine girmiştir. Verginin tahsilinde komisyon usulü benimsenmiş ve Gayrimüslim cemaat temsilcileri burada yer almıştır. Tanzimat döneminde ise ilk başta vergide an-cemaatin (topluluk üzerinden tahsili) sistem benimsenmiştir. Fakat kısa sürede gelirin azalması vergide devletin tekrar ön plana çıkmasına sebebiyet vermiştir. Nitekim 1844 nüfus sayımları bu hâkimiyetin izlerini göstermektedir. Sayımlar neticesinde Biga Sancağı kazaları için cizye defterleri oluşturulmuş, mükelleflerin yeniden tespiti amaçlanmıştır. 1851 senesinde gerek batı baskısı ve gerekse eşit toplum düşüncesinden hareketle verginin toplanmasında ikinci kez an-cemaatin sistem kabul edilmiştir. Fakat reaya bu sefer de Kale-i Sultaniye (Çanakkale) kazasında olduğu gibi amel-mande (işsiz) ve sagir (çocuk) özelliklerinden hareketle vergiden muaf olmaya çalışmıştır. Azalan gelir karşısında devletin müdahalesi ise gecikmemiş, 1853 senesinde Biga Sancağı genelinde olduğu gibi cizye geliri 1844 evresine çekilmeye çalışılmıştır.

CizyeGayrimüslimlerOsmanlı Dönemi+3
Behçet Loklar
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kütahya'da yaşayan gayrimüslimlerin sosyo-ekonomik yapıları (1900-1924)

Osmanlı Devleti XX. yüzyıla son yüzyılı olarak girdiğinde devlet artık yok olmanın eşiğine gelmişti. Avrupalı devletlerin baskıları neticesinde Osmanlı Devleti, bünyesinde yüzyıllardır barındırdığı ve her zaman için adaletli davrandığı gayrimüslim unsurlar açısından çeşitli sorunlarla boğuşmaktaydı. Islahat Fermanı ile gelen her anlamda eşitlik prensibinin bir sonucu olarak zaten ekonomik anlamda durumları Müslümanlardan daha iyi olan gayrimüslimler, reformların da etkisiyle XX. yüzyılda Türklerden bir adım daha önde yollarına devam etmişlerdir. Araştırmamızda, bu unsurların Kütahya'da XX. yüzyıl başlarından Lozan Antlaşması'na kadar geçen süre içerisinde sosyal ve ekonomik durumları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmamızın esas bölümünü oluşturan XX. yüzyılda Kütahya'da yaşayan gayrimüslim unsurlar, Osmanlı Devleti'ndeki duruma paralel olarak refah içerisinde yaşamlarını sürdürmekteydiler. I.Dünya Savaşı'nın getirdiği karışık ortamda dahi Kütahya'da yaşayan gayrimüslimler tehcire tabii tutulmamışlardır. Bu durum onların devletle ve Türklerle olan ilişkilerinde eski iyi ilişkilerini devam ettiğinin göstergesiydi. Fakat Lozan Antlaşması sırasında kabul edilen nüfus mübadelesi gereğince ülke genelinde yaşayan Rum tebaanın Yunanistan'a gönderilmesi neticesinde Kütahya'da her ne kadar iyi ilişkiler söz konusu olmuşsa da burada yaşayan Rumların ayrı tutulması düşünülemezdi. Lozan sonrası Kütahya'da gayrimüslimlerin boşalttığı alanları Türkler doldurmuştur.

GayrimüslimlerKütahyaNüfus+2
İbrahim Uğur Gül
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Varlık vergisi karşısında azınlıkların tutumu

Vergi; vatandaşların siyasal olarak bağlı oldukları devlete ödemek zorunda oldukları yükümlülüktür.Devletler, varlıklarını devam ettirebilmek ve vatandaşlarının refahını sağlamak için vergiler almaktadırlar. Ancak olağanüstü şartlarda olağanüstü vergiler de alınabilmektedir. Osmanlı Devletinde Avarız, Tekâlif-i Şakka, İttihat ve Terakki Hükümeti döneminde İktisad-i Buhran Vergisi, Milli Mücadele Döneminde Tekâlif-i Milliye Emirleri örneklerinde olduğu gibi.Olağanüstü durum denildiğinde akla ilk savaş gelmektedir. Türkiye'de olağanüstü koşulların yaşandığı dönemlerden biri olan İkinci Dünya Savaşı yılları savaşa girilmemesine rağmen savaş koşullarının insanların hücrelerine kadar hissettikleri bir süreç olmuştur.Savaşın devam ettiği yıllar süresince (1939-1945) Türkiye'de savaş ekonomisi uygulanmıştır. İhtikâr, karaborsa ve vurgunculuk dönemin başlıca sorunlarını oluşturmuştur. Alınan önlemlere rağmen ekonomik krizin önüne geçilememiştir.Varlık Vergisi savaşın tüm dünyayı etkisi altına almaya başladığı bir dönemde Başvekil Şükrü Saraçoğlu'nun istekleri doğrultusunda hazırlanmış, TBMM'nin ve Milli Şef İsmet İnönü'nün onayıyla yürürlüğe girmiştir. İçeriği ve uygulanışı itibari ile ekonomi bilimi ile örtüşmeyen bu olağanüstü vergi, yürürlüğe girmesinden günümüze kadar birçok yönüyle tartışılmıştır. Vergi, Müslim, Gayrimüslim ve Ecnebilerin ödeyecekleri vergi katsayılarını farklı farklı belirlemiştir.Osmanlı Devletinden genç cumhuriyete miras kalan ticari hayatın gayrimüslimlerin elinde olması geleneği, yeni kurulan devletin uyguladığı bir politika ile kökten değiştirilerek yerli Türk burjuvazisi yaratılmak istenmiştir. Varlık Vergisi yerli Türk burjuvazisinin oluşmasında fırsat bilinmiş ve bu konuda etkili bir rol oynamıştır. Vergi Müslüman Türk tüccarı korurken gayrimüslim tüccarı ağır yükümlülükler altına sokmakta idi.Bazı grupların vergilerinde indirimler yapılması verginin adaletini tartışılır hale getirmiştir. Vergi adaleti konusunda tartışılan bir diğer konu ise vergi tarh edilen kişilerin ödeme güçlüklerinin üzerinde vergiler konulması idi.Vergisini öde(ye)meyen yükümlülerin çalışma kamplarına gönderilmesi ve bunların sadece gayrimüslim yükümlülerden oluşması onlar arasında da bu kampların Hitler Almanya'sındaki ?toplama kampları?na benzetilmesi gayrimüslimler arasında bir korku fırtınasının esmesine sebep olduğu gibi vergiyi de bir açmaza sürüklemiş bu durumda verginin kaldırılmasına kadar devam etmiştir.Devlet ileri gelenleri tarafından desteklenen bu vergi, o gün için toplumda sosyal adaleti sağlama ve ?Harp zenginleri?nin cezalandırılmasında araç olarak kullanılmıştır.Basının etkili kalemleri dönem içerisinde rüzgârın esiş yönüne göre yelken açmışlar, vergi ilan edildiğinde ödenmesini teşvik etmişler, kaldırıldığında ise kaldırılmasının doğru olduğunu savunmuşlardır.Çalışmada kaynak olarak basın ve o dönem yayınlanan tetkik eserler ağırlıklı olarak kullanılmıştır. Bu kaynaklardan faydalanılırken zaman zaman alıntılar yapılmıştır. Alıntı cümlelerinde hiçbir imla ve yazım hatası ya da vurgulama düzeltilmeden olduğu gibi alınmıştır.Çalışmamda yardımlarını benden esirgemeyen sayın hocam Prof. Dr. Ali SARIKOYUNCU'ya teşekkürü bir borç bilirim. Ayrıca çalışmamda bana destek olan bölüm hocalarıma, arkadaşlarıma ve manevi desteklerini her zaman yanımda hissettiğim aileme teşekkürlerimi sunarım.

Dünya Savaşı IIEkonomiGayrimüslimler+2
Serkan Yel
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Zeydiyye fıkhında gayri müslimlerle ilişkiler ile ilgili hükümler ve Hanefi fıkhı ile mukayesesi

fakihlerinden Ebü'l-Hüseyn Ahmed b. Ebî Bekr el-Kudûrî'nin Muhtasar adlı eserinin "siyer" bölümlerinin çeşitli yönlerden karşılaştırılması suretiyle, bu iki mezhep arasındaki benzerlik ve farklılıkları ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Çalışma bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Girişte, araştırmanın konusu ve amacı, sınırları, metodu, literatür ve İslâm devletler hukukuna dair genel bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde çalışmaya konu edilen Tecrîd ve Muhtasar'ın müellifleri, Zeydiyye ve Hanefî mezhebinin başka bazı öncü imamları, bu iki mezhebe ait önemli bazı eserler ve mezheplerin yayıldıkları bölgeler hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde Tecrîd ve Muhtasar şekil, etkilendiği kaynaklar, dil ve üslup bakımından karşılaştırılmıştır. Üçüncü bölümde ise Tecrîd esas alınarak iki eserin "siyer" bölümlerinin mukayesesi yapılmıştır.

GayrimüslimlerHanefilerKur'an-ı Kerim+4
Emine Yavaş
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Selçuklu sultanlarının gayrimüslim kadınlarla evlilikleri ve bu evliliklerin Selçuklu din politikasına yansımaları

Selçuklu sultanları siyasi ilişki kurduğu devletler ile akrabalık bağı oluşturarak gayrimüslim kadınlar ile evlenmişlerdir. Bu evliliklerin amacı devletlerarasındaki ilişkileri güçlü tutmak, herhangi bir şekilde gelecek olan tehlikeyi bertaraf etmek, sınırları genişletmek ve bozulan politik ilişkileri düzeltmektir. Nitekim bu sebeplerle yapılan evliliklerdeki ana unsuru kadın oluşturmuştur. Selçuklu Devleti'nde de görülen bu siyasi evlilikler hanedanlar arası gerçekleştirildiği gibi hanedan dışından da gerçekleştirilmiştir. Özellikle sultanların gücüne güç katmak ve hükümdarlığının İslam dünyasınca onaylanması açısından halife ile akrabalık kurma teşebbüsleri Selçuklu Devleti açısından önemli rol oynamaktadır. Daha sonraları bu tür evlilikler İslamiyet'in dışına taşmış olup Selçuklu sultanları gayrimüslim kadınlar ile de evlenmişlerdir. Bu durum haliyle devletin din politikasına da etki etmiştir. Biz bu çalışmamızda hükümdarların gayrimüslim kadınlar ile olan evliliklerinin neticesinde sultanların Hıristiyanlığa temayül gösterip göstermediklerine, gayrimüslim halka karşı yaklaşımlarına ve Selçuklu Devleti'nin bu doğrultuda uyguladığı politikayı ele aldık.

Din politikasıEvlilikGayrimüslimler+5
Tuğba Özdemir
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimEN

Osmanlı toplumunda gayrimüslimler Ayıntab örneği (1785-1865)

In this study which aims to analyze and reveal the Ottoman non-Muslims, especially the Aintab non-Muslims in terms of administrative, economical, demographical, religious and social features, through the life experiences between the societies, rooted and deep cultural ties were studied rather than concentrating on grudge, hostility and violence that took place during the last terms of the empire. Rather than judging the past with the modern-day standard of judgment and generalize about the non-Muslim people who lived together with the Muslim community in a long period of time in Aintab, with the acquired data, typology and image study were made about the Aintab non-Muslims. This study, that was restricted with Aintab in which different religious societies lived all together, will make a significant contribution for understanding the non-Muslim society in the Ottoman empire.

Non muslemGaziantepOttoman State+1
Enver Demir
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Piskopos Mukataa Kalemi ve İstanbul Rum Patrikhanesi: Bürokratik ilişki ve kurumsallaşma (XVIII. yüzyıl ortalarından XIX. yüzyılın ilk çeyreğine)

Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşayan gayrimüslimler İslam hukuku çerçevesinde kendilerine tanınan belirli haklar ve sınırlılıklar içerisinde dinî ve sosyal yaşantılarına devam etmişlerdir. Ayrıca Patrikhanelere bağlı kilise teşkilatlarının işleyişini ve buna bağlı olarak dinî-hiyerarşik yapılarını da Osmanlı idaresi tarafından belirlenen kurallar çerçevesinde devam ettirmişlerdir. Osmanlı İmparatorluğu'nda gayrimüslimlerin bir yönüyle temsilcisi de olan bu yapı, genel olarak Rum ve Ermeni Patrikhaneleri altında teşkilatlanmıştır. Patrikhaneler, kilise teşkilatları sayesinde şehir, kasaba ve köylere kadar kendilerine bağlı cemaatler üzerindeki dinî otoritelerini sağlamaktadır. Bu durum Osmanlı idaresi tarafından kendilerine tanınan hak ve sorumlulukların dışına çıkmadan, devlet ile beraber bu süreci yürütebilmeleri sayesinde mümkün olmuştur. Kilise teşkilatını ilgilendiren malî ve idarî meseleler ile kilise teşkilatı içerisindeki görevlilere verilen berat ve ahkâm gibi resmi evrakın takip ve kontrolü için Osmanlı bürokrasisinde, maliye kalemleri içerisinde, Piskopos Mukataa Kalemi oluşturulmuştur. Tarihi süreç içerisinde dönüşümler geçiren büro, on sekizinci yüzyılın ortalarına doğru klasik şeklini almıştır. Bu zaman dilimi, kendi iç dinamikleri ve Osmanlı bürokrasi ile ilişkileri çerçevesinde değerlendirildiğinde, İstanbul Rum Patrikhanesinin daha kurumsal bir yapıya kavuşmaya başladığı dönem olarak dikkat çekmektedir. Bu tez çalışmasında Osmanlı bürokrasisi içerisinde, Piskopos Mukataa Kaleminin ihdası, gelişimi ve lağvedilme süreci, İstanbul Rum Patrikhanesi ve buna bağlı kilise teşkilatı çerçevesinde incelenmektedir. Böylece İstanbul Rum Patrikhanesinin, Osmanlı bürokrasisi içerisindeki konumunun açıklanması amaçlanmaktadır. Bu çalışmanın kaynaklarından en önemlisi, Piskopos Mukataa Kalemi tarafından tutulan ve içerisinde patrik, metropolit ve piskoposların berat kayıtları ile kilise teşkilatının işleyişi ile ilgili hükümlerin yer aldığı defter serisi olan Piskopos Mukataası Ahkâm ve Berevât Defterleridir. Bununla birlikte bürokratik işleyişi açıklamak adına Osmanlı Arşivi'ndeki diğer belge ve defterlerden de yararlanılmıştır. Çalışmada İstanbul Rum Patrikhanesinin, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki bürokratik konumu incelenmekte, özellikle maliye bürokrasisi ile ilişkisi ortaya konulmaktadır. Buna göre Patrikhanenin, kilise teşkilatı üzerinde idarî konulardaki yetkilerini kullanabilmesi, Osmanlı idaresinin izin ve bilgisi dâhilinde gerçekleşmektedir. Böylece İstanbul Rum Patrikhanesinin devlet teşkilatı içerisinde belirli görevleri yerine getirmekle yükümlü bir Osmanlı müessesesi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

19. yüzyılBürokrasiDini kurumlar+7
Abdurrahim İstemi Saylam
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00

İlgili konular