Fotoğraf sanatı
Bu konu başlığı altında 87 tez
Yeni iletişim ortamlarının etkisiyle, tasarım sürecinde fotoğraf sanatının rolü
Hız ve tüketim, günümüz baş döndürücü dünyasında neredeyse kontrolden çıkmış bir şekilde yaşantımızı denetim altına almaktadır. Teknoloji-Bilim-Sanat (Tasarım) üçgeninde gelişmelere ve değişimlere tanıklık etmekteyiz. Bu bağlamda tasarım süreci, gelişen teknoloji ile birlikte özellikle de fotoğraf sanatındaki gelişme ile grid (iç içe geçmiş) bir yapı oluşturduğu düşünüldüğünde arasındaki ilişkiyi inceleme gerekliliğinden doğmuştur. Fotoğraf görüntü oluşturma tarihinde, gözlemci ile gözlemlenenin arasına giren ilk teknolojik yaratıcı araçtır. Analog fotoğraf döneminde fizik kuralları ile birlikte kimyasal bir süreç bulunurken, günümüzde bilgisayar teknolojisi bu kuralları zenginleştirdi. Gözlemleme eylemini tasarımcı tasarım sürecine dahil etmek zorundadır. Fotoğraf kamerası aracılığı ile kaydederek gözlemlediği ve elde ettiği görüntü sonucu, tasarlama eyleminin dinamiklerini tasarımcı yeniden kurgular. Sonuç bölümünde, fotoğrafik düşünme mantığının tasarımcı tarafından ana fikri (konsept) anlatacağı bir rol üstlendiği anlatılmaktadır.
Grafik tasarımın fotoğraftan etkileşimi
Grafik tasarım ile birlikte fotoğraf tekniklerinin gelişimine en önemli desteği verenler arasında teknoloji ön plana çıkmaktadır. Fotoğraf analog dönemden sayısal döneme doğru bir süreç tamamlamış ve bu sayede sayısal verilere dönüştürülmüş görüntüler üretme olanağı sunmuştur. Dijital görüntüler görme biçimlerimizi ve algılarımızı değiştirerek, tasarım süreçlerinde daha yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Bu gelişim sürecinde de olduğu gibi her teknolojinin arka planında birikimle birlikte ilerleyen temel bilgi vardır. Analog dönemin karanlık odası neyse dijital dönemin ki de bilgisayar olmuştur. Fotoğraf ortaya çıktığı andan itibaren anlatım dili bulunan ve mesajını izleyicisine direkt aktaran en güçlü iletişim aracı olarak grafik tasarım süreçlerinde iletişimsel bir işlev görerek kullanılmıştır. Bir grafik tasarımcı daha etkili tasarım ürünleri ortaya çıkartabilmek için fotoğraf ögesi üzerinde de uzmanlaşmalıdır. Çünkü fotoğraf tarihsel ilerleyişi ve toplumlar üzerinde yaratmış olduğu gerçeklik algısını günümüzde koruyarak, kendine has teknikleriyle geniş bir alandır. Fotoğrafın Grafik Tasarımın birçok alanında hizmet verdiği kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Fotoğraf ögesinin yadsınamaz görsel algı gücü, bilgisayar ortamında ki yazılımlar ile görüntü işleme tekniklerinin aşamalarında kullanılması grafik tasarımın fotoğraftan etkileşimini göstermektedir. Bu nedenledir ki fotoğraf bilgisi doğrultusunda tasarlanacak görsellerin daha etkili ve doğru bir şekilde hedef kitleye iletildiği düşünülmektedir. Fotoğrafın, Grafik Tasarım alanlarında ki kullanımını ve iletişim sürecine olan etkisini gösteren, faydalı bilgiler sunmak amaçlanmıştır.
Sanat akımlarında portrenin yeri
Sanatın başlangıcı ilkel dönemlerdeki mağara duvarlarına yapılan çeşitli şekillere dayandırılmaktadır. Birçok sebebe dayanarak oluşturulmuş bu şekiller insanoğlunun hayatta bıraktığı ilk "iz"lerdir. Sanat tarihçileri ve sanat uzmanlarınca değerlendirilen biçimler, zamanla belli bir akım ve döneme dahil edilmiştir. Çağdan çağa, insandan insana değişen hayatı yorumlayış biçimi çeşitli unsurlarla ele alınmıştır. Hiçbir sanatçı belli bir döneme dahil olmak için veya belli bir akım yaratmak için sanatını icra etmemiştir. Portreler, sanat tarihini en iyi açıklayan görgü tanıkları olmuştur. Sanatçılar kendi portrelerini veya başkalarına ait yüzleri tasvir ederken yaşanan dönemin özelliklerini yansıtmışlardır. Tezimde, geçmişten günümüze değin ortaya konan portre çalışmaları, kronolojik sıralama ile sanat akımlarına göre yorumlanmış ve aradaki farklar nedenleriyle açıklanmıştır. Dönemlerin sanatsal anlayışı, kültürü, hayata bakış açısı, ruhsal betimlemeleri portreler sayesinde anlatılmıştır. Tezin ilk bölümünde problem durumu özetlenmiş, araştırmanın amacı ve önemi belirtilmiştir. Bu bölümde tezin sınırlılıkları, varsayımlar ve tezde geçen tanımlar açıklanmıştır. İkinci bölümde araştırma konusuna giriş yapılmış, sanat akımlarının oluşma süreci ve sanatta portrenin yeriyle ilgili açıklamalarda bulunulmuştur. İlkel çağlardan Rönesans dönemine kadar sanatın gelişim süreci, sanat tarihi açısından ele alınmıştır. İnsanların yaşam biçiminden, kültüründen ve inancından hareketle ortaya koymuş oldukları sanatsal anlayış değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda sanatçıların portreleri nasıl ve hangi amaçla yaptıkları örneklerle incelenmiştir. Aynı bölümde, Rönesans döneminin getirdiği yeni bakış açısının sanata olan etkisi, sanatçıların eserleriyle açıklanmıştır. İnsanların özgür düşünebildiği ve birçok bilimsel gelişmelerin yaşandığı dönemde farklı üsluplara rastlanmaktadır. Çeşitli sanat anlayışlarının doğduğu yüzyıllarda sanatçılar duygu ve düşüncelerini üsluplarına yansıtmıştır. Yüzyıllar içerisinde yapılan sanat eserleri birbiriyle karşılaştırılmış; yapılma nedenleri ve sanatçıların düşünce biçimleri açıklanmıştır. 19. yüzyılın Sanayi Devrimi'nde teknolojinin ilerlemesiyle birlikte sanatçıların yeni keşifler yaptığı görülür. Modern girişimler ve hayata karşı geliştirilen birçok bakış açısının oluşması sanatı da etkilemiştir. Çağdaş düşüncenin meydana getirdiği sanatsal anlayışlar, yaratıcılarının yapıtlarıyla bu bölümde açıklanmıştır. Dünya Savaşları'nın insan psikolojisi ve yaşam şartları üzerindeki olumsuz etkilerinin sanata yansımaları üzerinde durulmuştur. Sanatın yeniden kendini bulması ve sanatçıların kendilerine olan güvenlerinin gelmesi onları farklı arayışlara itmiştir. Yeni Dünya'nın yeni yaklaşımı kendini birçok sanat dalında gösterecek ve portrelere yansıyacaktır. Üçüncü bölümde, tezin konusunu oluşturan "portre"nin tanımı yapılmış, teknik açıdan ele alınmıştır. Öz-portreler sanatçıların konuya bakış açıları doğrultusunda değerlendirilmiştir. Portre çalışmalarında ışık, renk, kadraj, arka plan araçları sanatçıların örnek çalışmalarıyla incelenmiştir. Sanat tarihi boyunca resim, heykel, fotoğraf ve edebiyatta portrenin nasıl değerlendirildiği açıklanmıştır. Portresi yapılan model ile sanatçının etkileşimi, sanat eseri üzerinde büyük rol oynamıştır. Portre sanatında kişiliğin yansıtılmasının önemi üzerinde durulmuş, çeşitli değerlendirmeler yapılmıştır. Dördüncü ve beşinci bölümde "yöntem" ve "sonuç"lar açıklanmış, konunun özeti yapılmıştır. Araştırmanın literatüre katkısı ve geleceğe yönelik araştırma alanları üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sanat Akımları, Üslup, Portre, Öz-portre (Oto-portre), Portre Ressamlığı, Portre Fotoğrafçılığı, Edebiyatta Portre
Süleymaniye Camii'nin gösterge bilimi açısından incelenmesi
Fotoğraf sanatı ortaya çıktığından beri,fotoğraf ve fotoğrafçılık, birçok tarihsel, toplumsal ve siyasal gerçekliğe; sanatın gelişim ve yansımasına hizmet etmiştir. Fotoğraf sanatı alanındaki gelişmeler, beraberinde değişik görme biçimleri yaratmış ve yeni zenginlikler oluşturmuştur. Bu noktandan hareketle,"Süleymaniye Camii'nin Gösterge Bilimleri Açısından İncelenmesi" başlıklı çalışmamız ile, tarihe damga vurmuş bir büyük mimari eserin tarihsel ve mimari bilgiler yanında görsel öğelerle zenginleştirilmiş bir varyasyonu; ve değişik bir çalışma örneği ortaya konulması hedeflemiştir. Çalışmada, tarihsel süreçten yola çıkarak,bir yandan eserin farklı açılar ve kompozisyonlar ile fotoğrafik zenginliği ortaya çıkarılırken, diğer yandan da mimari fotoğrafın zenginliğinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Yine çalışmamızda, sanatsal yönelimler, ilahi betimlemelerle ile zenginleştirilip göstergebiliminin eşsiz zenginliğine sunulmuştur. Çalışmada, Süleymaniye Camii'nin gösterge bilimleri açısından incelenmesinden yola çıkılarak, eseregörsel öğelerle destekli farklı bir bakış açısından kazandırılması hedeflenmektedir. Bu hedef ve temelden hareketle, birincibölümde çalışmanın amaç ve metodolojisi ve caminin mimari açıdan özelliklerine;ikinci bölümde Süleymaniye'nin tarihçesine ve genel bilgilere; üçüncü bölümde mimari fotoğrafçılıkta ilgili tarihsel gelişim ve teknik bilgi ve değerlendirmelere yer verilmiş;Dördüncü bölümde ise Süleymaniye'ye gösterge bilimlerinden yola çıkarak çeşitli açılardan farklı fotoğraf kareleri eklenmiş ve Mimar Sinan'ın İstanbul'un siluetine kazandırdığı güzellik sergilenmeye çalışılarak fotoğraflar üzerinden değerlendirmeler yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Gösterge Bilimi, Süleymaniye Camii, Fotoğraf, Grafik ve Fotoğraf
İllüstre edilmiş fotoğrafların grafik tasarım ilkeleri bağlamında değerlendirilmesi
Grafik tasarım iş hayatında, günümüz teknolojisiyle, görsel sanatları kullanarak fayda sağlayacak iş ögeleri yaratılmasını sağlar. Grafik tasarım sanat için yapılmaz fakat sanat ile yapılır. Farklı sektörlerde kar amacı güden faaliyetlerin içerisinde bir basamak olarak kullanılır. İllüstrasyon ise grafik tasarımın en yaygın kullanılan güncellemelerin den bir tanesidir. Grafik tasarımın belli unsur ve ilkeleri vardır. Bu çalışmada illüstre edilmiş fotoğrafların grafik tasarım bağlamında incelenecektir. Bu ilkeler açısından illüstre edilmiş fotoğrafların grafik tasarım ihtiyaçlarına ne kadar cevap verebildiği sorgulanacaktır. Bu maksatla belirlenmiş bir illüstrasyon serisi grafik tasarımı prensipleri bağlamında değerlendirilecektir.
Grafik tasarımda fon ve arka plan malzemesi olarak soyut fotoğraf ve uygulamaları
Bu çalışmanın birinci bölümünde grafik tasarım ürünlerinde görsel algı çerçevesinde, 20. yy.'ın ortalarında Almanya'da ortaya çıkan "Gestalt" prensipleri tüm bileşenleriyle ele alınmıştır. Görsel sanatların çoğunda görmezden gelinemez bir geçerliliğe sahip olan Gestalt prensiplerinin, önemli bir bileşeni olan figür-zemin ilişkisi üzerinde ise ayrıca analizler yapılmış ve örneklerle açıklamalarda bulunulmuştur. İkinci bölümde, bir grafik tasarım ürününde mesajın eksiksiz ve açıkça algılanabilmesi için gerekli olan fon ve arka plan uygulamaları değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmelerde renk ve doku başlıkları üzerinde durulmuştur. Renk ve doku uygulamalarının sanat tarihi içerisinde resim sanatındaki yansımaları ve kullanım amaçlarına değinilmiş, ayrıca bu bağlamdaki tercihlerin algıyı ve mesajı ne şekilde etkilediği örneklerle açıklanmıştır. Üçüncü bölüm grafik tasarım ve fotoğraf ilişkisi üzerine kurulmuştur. Birçok grafik tasarım ürününün temel unsuru olan fotoğrafın bir tasarım içerisindeki işlevi ve uygulama biçimleri değerlendirilmiş; konu, ilgili örneklerle detaylıca irdelenmiştir. Dördüncü bölümde fon ve arka plan malzemesi olarak soyut fotoğraf ele alınmış ve kendi içerisindeki tüm yönleri örneklerle açıklanmıştır. Fotoğraf sanatı içinde, grafik tasarım anlayışına en yakın bakış açısına sahip türlerden birisi olan "soyut fotoğraf"ın, türleri ve teknikleri madde madde incelenmiş, her maddeye örneklik teşkil edecek fotoğraflar üzerinden analizlere yer verilmiştir. Teorik bilgi ve örnek analizlerin ardından, soyut fotoğraf üretme mantığı üzerine makaleler yazarak sahaya bir takım teoriler kazandıran Cemal Ekinci ile gerçekleştirilen röportaj yine üçüncü bölümde yer almaktadır. Beşinci bölüm, tüm çalışmanın araştırma ve değerlendirmelerinin sonuçlandırıldığı ve eserler üretilerek örneklendirildiği bölümdür. Bu bölümde bir sivil toplum kuruluşu olan "Tema Vakfı" için toplam 13 adet afiş ve poster üretilmiştir. Bu üretim esnasında, önceki bölümlerde ele alınan konular çerçevesinde her afiş ve poster için öncelikle fon ve arka planda kullanılmak üzere soyut fotoğraflar çekilmiştir. Tasarım aşamasında, çekilen fotoğraflardan 10 adeti hiçbir değişikliğe tabi tutulmadan kullanılırken, diğer 5 adeti renk ve doku olarak çeşitli alternatifler oluşturacak şekilde tasarlanmıştır. Böylelikle sadece fon kullanımına bağlı olarak görsel algı üzerinde meydana gelebilecek değişiklikler ortaya konmuştur. Anahtar kelimeler: Soyut Fotoğraf, Gestalt Prensipleri, Figür-Zemin ilişkisi, Arka Plan, Tasarım
Avangart fotoğraf ve avangrat fotoğrafın tipografiyle etkileşimi
Bu tezin amacı; fotoğrafın bir sanat disiplini hâline gelme sürecini ve bu süreçte grafik tasarım çalışmalarında nasıl yer edindiğini göstermektir. Avangart akımlar iki dünya savaşı arasında ABD, Avrupa ve Sovyetler Birliği'nde ortaya çıkmış, yenilikçi vizyonuyla sanat ortamlarını etkileyerek güç kazanmıştır. Geçmişin gelenekçi sanatlarına bir tepki olarak, dönemin kaotik ortamında gelişmiş, sanata yeni bir kimlik oluşturmaya çalışmıştır. Bu kısa dönemde çok sayıda deneysel çalışmalar üretilmiştir.Avangart akımların başlama süreciyle fotoğrafın bir sanat disiplini hâline gelmesi aynı dönemde olmuştur. Öncesinde fotoğraf geliştirilmiş, teknik açıdan yeterlilik elde etmiş ve sonrasında sanatın içerisine eklenmeye çalışılmış, fakat yeni sanatsal araçlardaki arayış sayesinde fotoğraf resime eklenti olmaktan çıkarak, ayrı bir disiplin hâline gelebilmiştir. Bu değişim fotoğrafta deneyselliği sanatsal bir düzleme taşıyarak farklılıkları ortaya çıkarmıştır. Sanattaki bu arayışlar, ilk fotoğraftan avangart sanatlara yaklaşık doksan yıl geçmişine rağmen, fotoğrafın çok hızlı gelişmesini sağlamıştır. Fotoğrafın bir etki alanı da ticari üretimler olmuş, gelişen endüstri ve toplumların ekonomik gelişme arzuları nedeniyle fotoğrafın ticari yönü de önem kazanmıştır. Görsel bir dil olan fotoğraf, tipografiyle birleşerek daha güçlü bir dil yapısına ulaşmıştır. Avangart sanatçıların yenilikçi sanat anlayışlarıyla bu iki enstrüman birleştirilerek, yeni bir görsel dil arayışına girilmiştir. Bu çalışmanın ilk bölümünde; fotoğrafik görüntüye dair görsel arayışlar anlatılmıştır. İkinci bölümde; fotoğrafın keşfiyle, fotoğraftaki arayışlara değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise fotoğrafın bir kimlik oluşturduğu, avangart akımlar (staight fotoğraf, fütürizm, neue scheilkent, konstrüktivizm, Dadaizm ve sürrealizm) ele alınmış ve her akım içerisinde fotoğrafla tipografinin etkileşimine değinilmiştir. Böylelikle fotoğrafın grafik sanatlarda edindiği yer gösterilmeye çalışılmıştır.
Jeff Wall fotoğraflarında gerçeklik ve kurgusallık ilişki üzerine bir inceleme
Fotoğraf tarihinde kurgusal ve gerçek olan üzerine yapılan tartışmalar hem fotoğrafın hem de doğrudan kurgu ve gerçek kavramlarının kaçınılmaz bir biçimde sorunsallaşmasına neden olmuştur. 'Gerçek nedir?' ve 'kurgu nedir?' soruları bu tartışmaların ilk elden kavram olarak incelenmesini zorunlu kılmıştır. Gerçek ve kurgu ayrımı Platon'dan beri yapılagelen bir ayrım olsa da bu ayrımın aslında günümüz fotoğraf sanatında 'sözde bir ayrım' olarak ortaya konması söz konusudur. Gerçek ve kurgu arasındaki bu ayrımın 'sözde bir ayrım' olduğunun bir kanıtı olarak Kanadalı fotoğraf sanatçısı Jeff Wall gösterilebilir. Gerçek ve kurgu olanın bir harmonisi olan Wall'un çalışmaları her iki kavramın aslında nasıl 'gidişli – gelişli' bir ilişkisi olduğunu göstermektedir. Bu gidişli-gelişli ilişki ise gerçek olmadan kurgu, kurgu olmadan gerçek olmayacağını ortaya çıkarmaktadır. Dolayısıyla hem gerçek hem de kurgu birbirlerinin varlık nedenidir ve bu ilişki başka bir kavramın olanağını yaratmaktadır: kurgusal gerçeklik. Wall'un fotoğrafları kurgusal gerçeklik olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle aslında berraklaşan ve göz önünde bulundurulması gereken 'fotoğrafın gerçekliği'nden, başka bir şey değildir. Bu tezde öncelikle birer kavram olduklarından ötürü gerçek ve kurgu kavramları kendi kavramsallıkları içinde incelenecek, daha sonra fotoğrafla ve özel olarak Wall'un fotoğraflarının ilgisinde açımlanacaktır.
Dijital sanatın oluşumunda resim sanatının etkileri
Sanatın oluşumu, doğadan doğrudan etkilenerek mağara duvarına yapılan çizimlerle başlandığı bilinmekte. İnsanın duygularını, gözlemlerini ifade etmek istemesi mağara döneminden başlamış. İnsan varlığı devam ettiği sürece duygularını ifade etmek için daima resim sanatına ve sanat adı altında birleşen diğer disiplinlere ihtiyaç duyacaktır. Her ne şekilde olursa olsun haz duygusunun ortaya çıkması muhakkak ki sanatın yüceliğine dayanır. Resim sanatı antik çağlardan Rönesans'a kadar primitif olarak ilerlemiş, Rönesans da aydınlık ve bilim kavramlarının öne çıkmasıyla gerek teknik anlamda gerek ise sanata bakış açısında önemli değişiklikler meydana gelmiştir. 1830 da fotoğraf makinesinin icadının ardından fotoğraf, bazı ressamlar tarafından korkuyla karşılanan bir durum olarak algılansan da fotoğrafın getirdiği yenilikler resim sanatının gelişimine katkı sağlamış hatta pek çok ressam tarafından kullanılmıştır. Camera Obscura, sanatçının elde edeceği görüntüyü net olarak yüzey üzerine aktarma ihtiyacının neticesi olarak sanatçıların yaşamında yer edinmeye başlamıştır. Bununla beraber resim ve fotoğraf arasındaki ilişki zamanla birbirine paralel bir durumda olumlu yönde ilerlemiştir. Fotoğraf, gerçeği taklit etmek yerine, resimde gerçeğe farklı bakış açısı ile yeni bir alan önermiş ve fotoğraf bu öneriye ortam hazırlamıştır. Sanayi devrimiyle resim sanatında dijitalleşme dönemi başlamış ve sanatın pek çok disiplin ile bir arada kullanılması yeni anlatım biçimlerinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Makineyle yaratılan yeni görüntülü/optik deneyimler Post İzlenimci, Sürrealist ve Kübist akımları etkilemiştir. Gelişen teknoloji ile birlikte dijital sanata yönelik yeni olanaklar, geleneksel sanata meydan okuyarak, yeni bir üslup ortaya koymuştur. Dijital sanatın tuvali olan bilgisayar, sanat eseri oluşturma da değişime etken olmuş ve sanatın yeniden oluşumunu gerçekleştirmiştir.
Yaban hayvanlarının doğal yaşam ortamlarında fotoğraflanması
Türkiye'deki yaban hayatı fotoğrafçılığı faaliyetlerinin, II. Dünya Savaşı öncesinde ülkeye göç eden Alman bilim insanları ile başladığı kabul edilmektedir. Batı ölçeğinde, bu konudaki faaliyetlerin, nerede ise fotoğrafın bulunuşuna kadar geriye götürülebildiği düşünüldüğünde, ülkemiz için sözü edilen bu tarih çok geç sayılmalıdır. Üstelik, yurdumuzdaki çalışmalar, 2000'li yıllardaki sayısal fotoğraf devriminden sonra bir miktar artış gösterse de hala istenilen düzeylerde olmaktan çok uzaktır. Öyle ki, kendi içinde, memeli, kuş, makro fotoğrafçılık gibi alt dallara da ayrılabilen yaban hayatı fotoğrafçılığı alanında, tek bir kuş fotoğrafçılığı tezi dışında başka bir tez çalışması bulunamamıştır. Yaban hayatı fotoğrafçılığının, olası bilimsel, belgesel, sanatsal, ekonomik ve turistik faydaları ve işlevleri düşünüldüğünde, bu kabul edilebilir bir durum değildir. Bunun altında yatan sebepler, yüksek maliyetli ekipmanlar, hatırı sayılır seyahat masrafları veya faaliyetin hakkıyla icrasının geniş bir zamana ihtiyaç duyması olabilir. Sahada karşılaşılması olası güç koşullar, karmaşık ekipmanların işleyişinin öğrenilmesindeki zorluklar, geniş tecrübe ve bilgi birikimi gerekliliği de bu konudaki diğer olumsuz etkenlerdir. Üzerinde çalışılan hayvan türleri ve bu türlerin davranışlarının çözülmesi de ayrı bir ihtisas ve araştırma konusudur. Bu hayvanların yaşadıkları yerlerin sadece bilinmesi yetmez, bu hayvanların sahada bulunması ve tespit edilmesi de gerekir. Bu konularda yerel insanlar ve rehberlerle kurulması gereken ilişkiler ise işin başka bir sosyal yönünü oluşturur. Açık arazide yaşamanın ve çalışmanın kendine mahsus birçok zorlukları ve sağlık riskleri söz konusudur. Ayrıca görüntülenen hayvanlar da kırılgan varlıklardır; kolayca zarar görebilir, huzursuzluk yaratıldığında kendi yavrularını bile yuvada bırakıp bölgeyi terkedebilirler. Yaban hayatı fotoğrafçılığına ilişkin, yukarıda bahsi geçen bütün bu konularda, güvenilir, geniş ve yetkin bir bilgi birikimi meydana getirmek amacıyla hazırlanan bu akademik çalışma, daha çok Türkiye doğal alanlarına ve hayvan türlerine odaklanmıştır. Konular oldukça detaylı incelenmekle beraber, işleniş sırasında, her yerde kolaylıkla bulunabilecek temel fotoğrafçılık bilgilerinin, yaban hayatı platformu üzerinden bir kere daha tekrar edilmesinden özellikle kaçınılmış ve tez hacminin aşırı büyümesinin önüne geçilmek istenmiştir. Yaban hayatı fotoğrafçılığının alt dallarını oluşturan memeli, kuş ve makro fotoğrafçılığının kendine özgü yönleri ve ekipmanları mevcuttur. Bu durum, bu alt dalların kendi başlıkları altında, ayrı ayrı incelenmelerini gerektirmiştir. Ayrıca, daha önce, akademik anlamda üzerinde hiç çalışılmayan bir yaban hayatı makro video bölümü, pratik saha uygulamaları gözetilerek hazırlanmıştır. Dalış ve özel fotoğraf ekipmanlarının birlikte geliştirilmesini gerektiren ve ayrı bir tarihsel gelişim süreci izleyen sualtı fotoğrafçılığı konusuna ise girilmemiştir. Teze eşlik eden sahada görüntüleme çalışmaları sırasında elde edilmiş ve doğada serbest yaşayan ve çoğu yurdumuzdan seçilmiş hayvan türlerinden oluşan bir fotoğraf portfolyosu da ana metne ek olarak sunulmaktadır. Sonuç olarak bu tez, ülkemiz özelinde, kendi alanındaki ilk kapsamlı akademik çalışmayı temsil etmekte ve konuyu, uzun zamandır yurdumuz doğal alanlarında çalışan ve doğa korumacı zihniyete sahip bir yaban hayatı fotoğrafçısının bakış açısından ele almaktadır.
Postmodern sanat nesnesı̇ olarak fotoğraf ve günümüz olanakları ı̇le alternatı̇f baskı önerı̇sı̇
Fotoğrafın icadından bu yana birçok sanatçı fotoğraflarında anlatmak istediği kavrama, teknik ya da estetik farklılıklar yaratarak dikkat çekmek istemiştir. Fotoğrafın sanat olup olmadığı tartışmaları literatürde halen devam ederken Modernizm akımı savunucuları fotoğrafı, ayrı bir disiplin olarak konumlandırmış ve resimden uzak bir noktada tutma çabası içerisine girmişlerdir. Takip eden dönemde, postmodernizm akımın eğilimleri ile hareket eden sanatçılar, daha resimsel çalışmalara imza atmışlardır. Kimi sanatçılar da baskı ve sergileme yöntemlerinde farklılıklar göstererek fotoğrafın çekimden sonraki etkisi üzerine çalışmalar yapmış, bunun sanatsal katkılarını irdeleyen eserler oluşturmuşlardır. Postmodernizm ile devam eden süreçte fotoğraf sanatı, çekim sonrası fotoğraf üzerindeki kimyasal manipülasyonlar ile baskı yöntemlerinde çeşitliliğe ve deneyselliğe yönelmiştir. Diğer yandan, üretim biçimlerini kökten bir değişikliğe iten postmodernizm ile hazır malzeme kullanımı, sanatçılar için yeni bir yaratım alanı olmuştur. Bu çalışmada postmodernizm akımı, öncesinde yaşanan Modernizm, Dadaizm, Sürrealizm ve Popart süreç örnekleri ile birlikte ele alınacak, alternatif ve deneysel yöntemler kullanan sanatçıların işleri incelenecektir. Bu çalışmaların ışığında, buluntu aile fotoğrafları ve alternatif baskı çözümlemeleri ile "Terkedilmiş Hatıralar" isimli deneysel baskı çalışması tamamlanmış ve teknik detayları ile sunulmuştur.
Hava fotoğrafı ve çağdaş fotoğraf sanatında kullanımı
İlk hava fotoğrafçılığı 1856'da Nadar'ın bir balonu ile çekilmiştir. Ardından, hava fotoğrafçılığı I.Dünya Savaşı sırasında düşman bölgelerin keşfi için yararlı bir veri kaynağı haline gelmiştir. İlerleyen süreçlerde arkeoloji, antropolojik araştırma, haritalandırma, coğrafya ve şehir planlaması gibi alanların çoğunda yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu gelişmelerle birlikte fotoğraf sanatçıları, farklı bir bakış açısıyla dünyayı gökyüzünden çekmeyi tercih ederek hava fotoğrafçılığını estetik bir düzlemde ele almaya başlamışlardır. 21. yüzyılda teknolojinin her alanda gelişerek hayatımıza girdiği gibi görüntüleme ve resimleme alanında da hayatımızın önemli bir parçası haline gelmeye başlamıştır. Hava fotoğraflarının da bu doğrultuda günümüz çağdaş fotoğraf sanatındaki kullanımı gün geçtikçe geniş bir alana yayılmaya başlamıştır. Son teknolojiyle birlikte dronelar ve insansız hava uçakları sayesinde yeryüzünde kuş bakışı ile yakalanan tüm görüntüler, yüksek çözünürlük performansıyla çekilebilmektedir. Sanata bakan yönüyle fotoğraf daima tartışılmıştır. Fotoğrafın bir sanat olup olmadığına dair bir tartışma, sanattaki insan yaratısının arka plana atılıp teknolojik yaratının ön plana çıkmasından kaynaklanmaktadır. Söz konusu fotoğraf, genellikle sanatsal yanı haricinde toplumlarla iç içe olduğu için, yani teknik, endüstriyel ve bilimsel yönden olan hizmetleri insan topluluklarına daha çok sunulmuş olduğundan sanat olarak gerçek değerinin farkına varılamamaktadır. Tüm bunlarla birlikte bu çalışma giriş ve sonuç bölümlerinin haricinde üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde fotoğrafın tarihi gelişimine değinilerek hava fotoğrafçılığının tarihsel temelleri üzerinde durulmuştur. Yine aynı bölümde hava fotoğrafının ve hava fotoğrafçısının özellikleri değerlendirilmiştir. İkinci bölümde hava fotoğrafından kullanılan teknik ekipmanlara dile getirilerek hava fotoğrafının kullanım alanları olan askeri, arkeoloji ve coğrafya disiplinleri için ifade ettiği önem açıklanmıştır. Son bölüm olan üçüncü bölümde ise çağdaş bir sanat çerçevesinden hava fotoğrafçılığının estetik algısı ve bu estetik algıyı şekillendiren görsel faktörler değerlendirilmiştir. Bunlara ek olarak dünyaca ünlü hava fotoğrafçılarının sanat tavırları ve eserleri üzerinden hava fotoğrafı estetik düzlemde değerlendirilmiştir. Ayrıca ulusal bazda hava fotoğrafçısı olan isimlere ve onların eserlerine de yer verilmiştir. Sonuç kısmında hava fotoğrafının diğer bilimsel disiplinlere kaynaklık eden görsel bir veri olmasının yanında sanatsal bir estetik kaygı ile ortaya konulduğu üzerine genel bir değerlendirme yapılarak çalışma nihayete erdirilmiştir.
Farklı manipülasyon tekniklerinin fotoğrafa katkıları
Bu araştırmanın amacı manipülasyon, fotoğraf ve sanat ilişkisi üzerine fotoğrafçı görüşlerinin incelenmesidir. Fotoğraf bir sanat olarak her zaman manipülasyonla birlikte ele alınmış bir sanat olarak son yıllarda dijital teknolojilerin de gelişmesiyle birlikte fotoğraf manipülasyon ilişkisinin yeniden farklı açılardan değerlendirilmesini gerekli kılmıştır. Araştırmada bu önem bağlamında nitel araştırma yöntemine uygun olarak profesyonel 13 fotoğrafçıdan nitel veri toplama araçlarından olan görüşme formu aracılığıyla veriler toplanmıştır. Çalışmanın literatür bölümünde de fotoğraf, manipülasyon ve sanat ilişkisi incelenmiştir. Bununla birlikte manipülasyon teknikleri ve manipülasyon uygulama yöntemleri aktarılmıştır. Ayrıca sadece fotoğraf sanatında değil sanatın diğer alanlarında da (sinema, resim vs.) dijital teknolojilerin sanata eklemlendiği gözlemlenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular değerlendirildiğinde fotoğraf sanatında da dijital teknolojilerin yaygın bir şekilde kullanıldığı saptanmıştır. Nitekim dijital yolla uygulanan birçok basit manipülasyon tekniğinin amatör fotoğraf çekenler tarafından da kullanıldığı görülmektedir. Söz konusu profesyonel fotoğrafçılar olduğunda da bir sanat dalı olarak fotoğrafın manipülasyondan soyutlanamadığı tespit edilmiştir. Bu argümanın ortaya çıkmasında fotoğraf sanatında teknolojinin dışsal değil içkin olması fikri etkili olmuştur. Nitekim birçok katılımcı görüşünde de belirtildiği üzere fotoğraf makinelerinde yapılan her türlü ayarlama sürecinde manipülasyon da başlamış olmaktadır. Manipülasyon ve fotoğraf ilişkisi fotoğraf çekme öncesinde, fotoğraf çekme sırasında ve çekim sonrasında yapılan manipülasyonlar olarak ele alınmıştır. Bununla birlikte araştırmada en çok kullanılan manipülasyon tekniklerinin başında kesme, ekleme, çıkarma ve toz/leke silme işlemleri geldiği belirlenmiştir.
Ticari fotoğrafçılıkta estetik kaygılar
Bu araştırmanın amacı, ticari fotoğrafçılık konusunun estetiksel yaklaşımla birlikte sanatla olan ilişkisini fotoğrafçı görüşleri üzerinden değerlendirmektir. Fotoğrafın estetik olup olmadığı dijital teknolojilere bağlı olarak tartışılmıştır. Literatürde bir yandan bu tartışma devam etmekle birlikte fotoğrafta tıpkı sinema gibi sanat olarak genel bir bakışla kabul edilmektedir. Ancak bu araştırma katılımcı görüşleri bağlamında düğün, moda ya da spor ve basın gibi fotoğraf türlerinin de sanat olarak değerlendirilmesi sürecini sorgulamaktadır. Nitel bir yönteme göre yapılan araştırmada görüşme metodu kullanılmış ve toplanan veriler analiz edilmiştir. Veriler nitel veri toplama araçlarından olan görüşme formu ile elde edilmiştir. Veriler analiz edildiğinde bulgular üç kategoriye ayrılarak incelenmiştir: fotoğraf-estetik ilişkisi, farklı alanlarda çekilen fotoğrafların sanatsal değeri ve sanat, pazarlama ve ticari kaygılar ilişkisinin fotoğraf sanatı açısından incelenmesi. Katılımcı görüşleri irdelendiğinde düğün, moda ya da basın-spor alanlarında çekilen fotoğraflarda da estetik kaygının öne çıktığı tespit edilmiştir. Diğer yandan bu fotoğrafların ticari kaygıyla çekilmesi sorununun diğer sanat dallarında da olduğu belirlenmiştir. Nitekim sanat pazarlaması gelişmekte tablo ve heykeller de alınıp satılabilmektedir. Bununla birlikte, bu alanlarda çekilen her fotoğraf nasıl aynı sanat değerinde değilse bu sorun diğer sanat dalları için de geçerlidir. Dolayısıyla düğün, moda ya da diğer alanlardaki fotoğrafların sanat açısından değerlendirilebilmesi için bu alanda daha fazla akademik çalışmanın yapılması gerekliği ve sendikal desteklemelerin de yapılması gerekliliği öneri olarak öne çıkmıştır.
Flanözün sanatı: Fotoğraflarla otoetnografik bir yürüyüş
Bu çalışmanın ana kahramanı flanözdür. Ancak flanöz, başlangıçta flanör kavramının cinsiyet üzerinden çevrimi ile tanımlandığından, ona ulaşmak adına kentli, aylak ve gezgin sözcüklerinin birleşimini karşılayan flanör figürü irdelenmiştir. Kadının kamusal alanda varlık göstermesiyle beraber ise artık, kalabalıkların arasında görünmez bir gözleyici olan flanör, bakışın yegane sahibi olmayacaktır. Nitekim flanözün varoluşu, özellikle bu çalışma kapsamında bakış ile beraber anlam kazanır. Bunun nedenlerinden biri literatürde flanözün mevcudiyetinin bakış üzerinden tartışılması iken, esas neden çalışmanın öznesi flanözün aynı zamanda fotoğrafçı olmasıdır. Tez çalışmasında günümüz kentinde fotoğraf sanatçısı bir flanözün deneyimine odaklanılmıştır. Çalışmada benimsenen yöntem ise otoetnografiktir. Dolayısıyla bahsi geçen özne bizzat kendim, fotoğraflar yoluyla aktarmayı hedeflediğim de kendi flanözlük deneyimimdir. Sonuç olarak bu tez çalışması bir anlamıyla kişisel bir nitelik taşımaktadır.
Erken Cumhuriyet Dönemi fotoğraf sanatı: İdeoloji ve inşa
Türkiye'de fotoğrafın yaygınlaşması ve bir sanat disiplini olarak görünür hale gelmesinde, Osmanlı İmparatorluğu'ndan devralınan mirasın, Erken Cumhuriyet Dönemi devlet politikalarını destekler nitelikteki fotoğraf kullanımıyla sürmesi etkili olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti'nin ideallerini ve anlatısını oluşturmakta, ulus devletin ve toplumsal belleğin inşasında sanat, başat aygıtlardan biri olmuştur. Tez kapsamında, bu inşa sürecinde, fotoğrafın rolü araştırılarak, gerçekleştirilen çalışmaların, amatör fotoğrafçılığa ve fotoğraf sanatına katkıları irdelenmiştir. Fotoğrafa dair, özellikle devlet kurumları aracılığıyla yapılan çalışmalar, göstergebilimsel ve içeriksel yöntemlerin sentezinden yararlanılarak ele alınmıştır. Fotoğrafın sosyokültürel bağlamla ilişkisi nedeniyle, Erken Cumhuriyet Dönemi'nin fotoğraf anlayışı, kültürel ve toplumsal bellek, ideoloji, iktidar ve söylem gibi kavramlarla bağlantılı olarak değerlendirilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nin, hemen hepsi "yeni" olan endüstri, tarım, savunma, havacılık, eğitim gibi alanlardaki yatırımları ve sosyal politikaları tanıtılmaya çalışılmış, öte yanan, fotoğrafçılar da kurguladıkları fotoğraflarla gerek bu sürece gerekse amatör fotoğrafçılığa ve fotoğraf sanatına katkı sunmuştur. Devlet kurumlarının yanı sıra, dönemin gazete ve süreli yayınları da Türkiye'de fotoğrafın bir sanat disiplini olarak görünür olması ve yaygınlaşması için çalışmıştır.
Fotoğrafta gerçeklik ve manipülasyon: Türk basınından karşılaştırmalı bir analiz
Fotoğraf, tarih sahnesine ilk çıktığından beri gerçek ve gerçeği yansıtma kapasitesi açısından ele alınmıştır. Gerçek kavramı modernizm ve postmodernizm paradigması açısından farklı şekillerde açıklanmıştır. Modernizmin evrensel, nesnel, ölçülebilir ve tanımlanabilir olarak öngörülen gerçek anlayışı; gerçeği, kültürel, bireysel, toplumsal bağlamlara göre değişebilen bir fenomen olarak ele alan postmodernist paradigma kapsamında eleştirilmektedir. Bu iki farklı anlayışın fotoğrafa yaklaşım açısından da belirgin farklılıkları bulunmaktadır. Sanayi Devriminin getirdiği ilk teknolojik gelişmeler içinde genellikle sayılmasa da onlardan biri olan fotoğrafın gelişimi, toplumsal ve kültürel yaşamda geri dönülemez değişiklikleri tetiklemiştir. Günümüzde kitle iletişim araçlarının büyük bir çoğunluğunda fotoğraf kullanılmaktadır. Gazete ve dergi gibi basılı yayın organlarında haberin değeri büyük oranda kullanılan fotoğrafa bağlıdır. Fotoğraf gerçeği göstermek kadar yeniden üretmek ya da değiştirmek amacıyla da kullanılmaktadır. Fotoğrafın gerçekliği ve manipülasyon olgusu, sanatsal fotoğraflardan daha çok, belgesel fotoğraf veya basın fotoğrafçılığı alanlarında tartışılmaktadır. Fotoğraf, gazete veya dergiye basılana kadar birden çok aşamada manipüle edilmektedir. Toplumun basın aracılığı ile doğru bilgi alma hakkı açısından basın fotoğraflarında manipülasyon önüne geçilmesi gereken bir olgudur ve bu konuda etik kurallar bulunmaktadır. Hal böyleyken, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye'de de basın fotoğrafları, okuyucuları belli bir tutum veya duygu durumuna yönlendirmek amacıyla manipüle edilebilmektedir. Bu tez kapsamında, yapılan basın fotoğrafları analizi göstermiştir ki, basın fotoğraflarının manipülasyonu ağırlıkla gazetede fotoğrafa eşlik eden yazılı unsurlarla konuyu çerçeveleyerek veya fotoğrafın kadrajını değiştirerek yapılmaktadır.
Fotoğraf sanatında hipermetin ve değişen estetik anlayışı
Bu çalışma 21. yüzyıla damgasını vuran bilgisayar ve internet teknolojileriyle ortaya çıkan hipermetnin fotoğraf sanatını estetik düzeyde nasıl bir değişime uğrattığının tespitini amaçlamaktadır. Bu bağlamda estetik kavramı; ilk ortaya çıktığı Antik Yunan felsefesinden çağdaş yaklaşımlara kadar incelenmekte, metin ve sanat yapıtı arasındaki ilişki ortaya konulmaktadır. Duyularla algılanan dış dünyaya ait olgulara dair edinimler düşünceyi, düşüncenin yazılı sembollerle aktarımı ise metini oluşturmaktadır. Olguların varlığı tıpkı onu algılayan süje de olduğu gibi zaman-mekân eksenindeki yerlerine bağlıdır. Başta iletişim ve ulaşım araçlarında yaşanan teknolojik gelişmeler, zaman-mekân ekseninde paradigma değişikliklerini beraberinde getirmekte, algılanan gerçekliği ve süjenin ürettiği metini etkilemektedir. Postyapısal teori bağlamında metin olarak kabul edilen sanat yapıtı ve fotoğraf için de bu paradigma değişimleri etkili olmaktadır. Bu bağlamda modernizm, postmodernizm ve dijimodernizm; zaman-mekân ve gerçeklik ayrıca süje üzerinden incelenmektedir. Modernizmde fotoğraf, modern sanat akımlarının ve diğer sanatların etkisinde estetik anlayışını geliştirmiştir. Postmodern fotoğrafta, metinlerarasılık estetik üstünlüğünü hissettirmektedir. Dijimodernist fotoğrafta, hipermetin etkisinde yeni bir estetik anlayış gelişmektedir. Böylelikle hipermetnin fotoğraf anlayışı üzerindeki estetik etkisini karşılayan estetik kodlar belirlenerek, ilk örnekleriyle incelenmektedir. Son bölümde hipermetin kavramının fotoğraf sanatında değişen anlayışını tespit etme amacına yönelik belirlenmiş çalışmaların analizi yapılmaktadır. Bu bağlamda Maisie Crow'un Yarım Hayatlar: Günümüzde Çernobil İşçileri multimedya hikaye anlatımı, Taryn Simon'un Bölüm XI'i köksap, Jokakim Cortis ve Adrian Sonderegger'in 9/11'i Yapmak'ı karşı-hafıza, Erik Kessels'in Fotoğraflarla 24 Saat'i akışkan/sınır metin, Lev Manovich'in İstisnai ve Gündelik: Kiev'de 144 Saat'i rastlantısallık, Hebe Robinson'un Johan Kristian Alfred Nilsen ve Hanna Sofie Petersdatter'i hiperzaman, Aydın Büyüktaş'ın Sultanahmet'i hipermekân, Michael Wolf'un Paris-028'i sanal gerçeklik, Thomas Ruff'un Jpeg ny02'si metinlerin anonimleşmesi, Penelope Umbrico'nun Gün Batımı Portreleri ise anonim, çoklu ve sosyal yazarlık bağlamında yapısökümüne uğratılarak incelenmektedir.
Sanat ve grafik tasarımda disiplinlerarası etkileşim, fotoğraf ve resimleme etkileşimi ve uygulamaları
Tarihsel süreçte, tıpkı insanlığın geçirdiği evreler gibi, sanat, sürekli gelişim ve dönüşüm içerisindedir. Hızla gelişen makineleşme süreci ile, sosyal, ekonomik dönüşümler sanatçıya yeni açılımlar sağlanmıştır. Fotoğraf, fotomekanik baskı işlemleri gibi icatların bulunması, Kübistlerin deneysel arayışları sayesinde kolaj ve asamblaj tekniğinin bulunması, Dada, Pop, Kavramsal Sanat gibi akımların doğmasına, sanatçının kendi yeteneğini daha belirgin bir biçimde ifade etmesini sağlamıştır. Bu süreçle birlikte sanatta deneysel arayışlar ve disiplinlerarası etkileşimler söz konusu olmaya başlamıştır. Sanatta disiplinlerarası etkileşim fotoğraf ve resim sanatında da görülmüştür. Bu çerçevede fotomontaj, fotokolaj, kolaj ve asamblaj gibi tekniklerle fotoğraf ve resim sanatının disiplinlerarası etkileşimine dayanan yapıtlar ortaya çıkmıştır. Fotoğraf ve resimleme tekniği birlikte kullanıldığında anlatım açısından yeni bir etki ve boyut kazanmaktadır. Diğer sanat dallarında görülen disiplinlerarası etkileşim grafik tasarımda da ortaya çıkmış, fotoğraf ve resimleme (illüstrasyon) arasında da söz konusu olmuştur. Bu araştırmada, fotoğraf ve resimleme sanatının etkileşimi çerçevesinde yeni deneysel arayışlara gidilmiş; uygulanan resimlemelerde, kâğıt, çıta, kumaş, iplik gibi malzemeler kullanılarak anlatıma yeni bir boyut kazandırılmaya çalışılmıştır. Bu malzemelerle yaratılan üç boyutlu etki ile çeşitli duyu ve duygulara hitap ederek beslenme, barınma ve sevgi gibi hayvan hakları konusunda farkındalık yaratılmak hedeflenmiştir.
Grafik tasarımda fotoğraf ve tipografi
Bu tez çalışmasının amacı grafik tasarıma etki eden en önemli iki elemanın yani fotoğraf ve tipografinin geçmişten günümüze kadar süren tarihsel serüvenini aktarmaktır. Tezin ilk bölümünde grafik tasarımın tanımından, tarihi gelişiminden ve günümüzü tamamen etkisi altına almasından bahsedilmiştir. Fotoğraf ve tipografiyi anlatmadan önce grafik tasarımın tanımını bilmek ve tarihini anlamak gerekmektedir. İkinci bölümde fotoğrafın kısa tarihi, insanların yaşamına dahil olması ve değişen zamanla birlikte hem bilimsel hem de görsel olarak geliştiği gibi toplumlar üzerinde oluşturduğu etkileri, iletişim ve reklamcılık alanında görsel bir araç olarak kullanımı dijital çağda bilgisayarın da icadıyla birlikte grafik tasarım içerisindeki önemi anlatılmıştır. Üçüncü bölüm tipografinin incelenmesine ayırılmıştır. Tipografinin tarihsel gelişimi, değişen zamanla ve akımlarla biçimlenmesi, günümüzde tipografinin kullanım alanları ve grafik tasarımdaki yeri tanımlanmaktadır. Bu çalışma ile sadece zamanın grafik tasarım ve öğeleri üzerine etkilerinden değil, grafik tasarımda fotoğraf ve tipografinin kullanımının toplumlar üzerine etkilerinden de bahsedilmektedir.
Küreyerel fotoğrafa özdüşünümsel bir yaklaşım: Bir sosyal medya tasarımı
Küresel ve yerel durumların iç içe geçtiği sosyo-kültürel, teknolojik ve sanatsal değişimler bağlamında, herhangi bir fotoğraf çalışmasının, nasıl anlamlandırılması gerektiği sorgulanabilir. Bu sorudan yolan çıkan bu çalışma, Gillian Rose'un (2012) eleştirel görsel yöntembiliminin ve Pierre Bourdieu'nun (2010: 36) özdüşünümsel yaklaşımının, söz edilen bağlamda, fotoğraf değerlendirmesini ne ölçüde karşılayacağını araştırmayı amaçlamaktadır. Bu iki yaklaşımın kapsayıcılığı, bu çalışma için tasarlanmış olan Web sitesi üzerinde gerçekleştirilen bir durum çalışması üzerinden araştırılmıştır. Rose'un (2012) değerlendirme soruları doğrultusunda, bir grup fotoğrafçının, eleştirmenin ve izleyenin katılımcıları oluşturması plânlanmıştır. Araştırmada, katılımcıların Web sitesi üzerindeki faaliyetlerine yönelik yarı katılımcı gözlem ve katılımcılarla yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler, veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. İki dönemin değerlendirmeleri karşılaştırıldığında, bir fotoğrafın "bağlam"ının bilinmesinin, önemli temalardan biri olarak ortaya çıktığı görülmüştür. Belirtilen yöntembilimin ve yaklaşımın uygulanması, eleştiri sürecinde, bir fotoğrafın toplumsal, teknolojik, estetik bağlamının ve eleştirmenlerin, izleyenlerin ve araştırmacının özdüşünümsel değerlendirmelerinin önemini ortaya koymuştur. Sonuç olarak, bu çalışma üzerinden, fotoğraf eleştirisi ölçütlerine dair önemli konular ve fotoğrafçıların, izleyicilerin, eleştirmenlerin ve araştırmacının kişisel ve toplumsal altyapılarıyla ilişkili olan eğilimlerinin (habituslarının) fotoğraf üretim ve değerlendirme sürecine etkileri tespit edilmiştir.
Çağdaş sanatın farklı formlarında dijital sanat, disiplinlerin birbirleri ve animasyon ile etkileşimleri
Yaşadığımız çağın getirdiği teknolojik yenilikler ve imkanlar sonucunda değişen hayat koşulları, aşina olduğumuz sanat formlarından uzaklaşarak daha farklı yapıtların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Günümüz sanatında, kavramsallığın ön plana çıkması ve dijital teknolojilerin bizlere sunmuş olduğu imkanları kullanan sanatçıların yaptıkları deneysel çalışmalar neticesinde tamamen yeni ve özgün sanat formları doğarken, bir çok sanat hareketi de dijital teknolojilerle birlikte gelişerek melez sanat biçimlerini oluşturmuşlardır. Bu tez çalışmasının birinci bölümünde, günümüz sanat anlayışını kavrayabilmek adına, çağdaş sanat ve çağdaş sanat hareketlerinin gelişimine yardımcı olan deneysellik hakkında bilgiler verilmiştir. Daha sonra çağdaş sanatın en önemli formlarından biri olan kavramsal sanat ve sanatta kavramsallığın getirdiği yenilikler doğrultusunda sanatın değişen anlamından bahsedilmiştir. Yine bu çalışmanın temel konularından biri olan dijital sanat ayrı bir başlık altında anlatılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, çağdaş sanat formlarından; performans sanatı, fotoğraf, video sanatı, interaktif sanat bağlamında animasyon kullanımı ve birbirleri ile etkileşimleri incelenmiştir. Daha sonra bir uygulama ile çalışma sonlandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dijital Sanat, Çağdaş Sanat, Kavramsal Sanat, Performans Sanatı, Fotoğraf, İnteraktif Sanat, Video Sanatı, Animasyon
Sinema ve resim ilişkisi bağlamında Nuri Bilge Ceylan filmlerinin resimsel kadrajdaki etkisi
Sinema ve resmin, sanatsal bağlamda dünden bugüne etkileşim içinde olduğu gözlemlenmiştir. Sinemanın yedinci sanat olarak tanımlanmasından bu yana, sinemacılar bir çok sanat dalı ile ilişki içinde olup, sanat tarihinin ustalarından beslenerek sinema filmleri üretmiştir. Sinema sanatının doğuşu yirminci yüzyılın başlangıcında Lumiére kardeşlerin "sinematograf" aygıtını kullanarak hareketli görüntüleri akıtmaya başlamasıyla gerçekleşmiştir. Bu buluş, dünya için yepyeni bir dönemin başlangıcına vesile olmuştur. Fotoğraf ve sinemanın tarihine bakıldığında, yirminci yüzyılın ortalarında modern sanatta teknik anlamda meydana gelen tıkanmanın etkili olduğu gözlemlenmektedir. Sinema ve resim sanatının içinde bulunduğu etkileşime önemli bir katkıyı ressam sinemacılar sağlamıştır. Akira Kurosawa, David Lynch, Peter Greenaway, Alfred Hitchcock gibi sanat eğitimi almış sinemacılar, hayallerini tuvale veya kağıda aktararak, sahnelerin kurgularını oluşturmuşlardır. Film öncesi hazırlık aşaması olan bu yöntem, sinema dilinde story-board olarak adlandırılmaktadır. Türk sinemasının başarılı isimlerinden Nuri Bilge Ceylan'ın filmleri incelendiğinde fotoğrafçılık geçmişinden beslendiği açıkça gözlemlenmektedir. Ceylan'ın filmlerinde minimalist bir yaklaşım hakimdir. Durağan sahnelerde kullandığı geniş açı doğa görüntüleri uzun uzun izlenmektedir. Dış mekan sahnelerde oldukça az sayıda kullanılmış olan objeler, mekana belli mesafelerle dağılmaktadır. Ceylan, iç mekan çekimlerine de benzer bir fotoğrafik hassasiyetle yaklaşmakta, ışık, gölge, renk ve perspektif gibi unsurları ustaca kullanarak anlatımını biçimlendirmektedir. Bu çalışmada, resim ve sinema sanatının tarihten bugüne içinde bulunduğu etkileşim araştırılırken, Nuri Bilge Ceylan filmleri, resimsel bir bakış açısıyla izlenerek, Filiz Piyale resimleriyle Nuri Bilge Ceylan filmlerinin kadrajları arasındaki ilişki incelenecektir.
Deneysel fotoğraf anlayışının teknik gelişimi ve avangard sanat ilişkisi
Fotoğrafın icadı ve oluşum sürecinden başlayıp avangard dönem içerisindeki gelişimleri "Deneysel Fotoğraf" üzerinden inceleyen bu tez; tarihsel ve teknik açıdan fotoğrafa müdahaleyle yapılan deneysel çalışmaların amacının ne olduğuna ve kendi dönemi için ne ifade ettiğine dair veri taramasına dayalı bir araştırma içerir. Fotoğrafın icadıyla giriş yapılan ilk başlığın ardından, fotoğraf üretimine yansıyan "mimesis, yeniden üretim, hakikilik, gerçeklik ve biriciklik" gibi düşünce ve yaklaşımlar kavramsal açıdan incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise fotoğrafın eksik yönlerini tamamlamak, daha iyi bir görüntü elde etmek ve insanların beğenisini kazanmak adına yapılan ve ilk olma özellikleriyle önem arz eden müdahale edilmiş çalışmalar yer alır. Hemen sonraki süreçte fotoğrafın sanat türleriyle aynı statüye sahip olmasını isteyen fotoğrafçıların kurduğu High-Art, Pictorializm akımlarının kapsamlı incelemesi ve konu çerçevesinde iş üreten fotoğrafçıların çalışmalarının önemi vurgulanır. Son bölümde modern sanat çerçevesinde fotoğrafın sanatsal bir malzeme olarak kullanımı doğrultusunda konulara paralel olarak üretilen çalışmaların teknik başlıklar altında incelemesi yapılmıştır.