Bread wheat
83 theses under this subject heading
Arpa ve buğday çeşitlerinin besin madde ve fiziksel özelliklerinin yem mikroskopisi ve laboratuar analizleri ile belirlenmesi
Yapılan bu tez çalışması; yemlik olarak kullanılabilen buğday ve arpa çeşitlerinin, besin madde ve fiziksel özelliklerinin, yem mikroskopisi ve laboratuar analizleri ile ortaya konabilmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma için 6 adet buğday (Selimiye, Pehlivan, Golia, Kızıltan91, Zenit, NKÜZiraat) ve 6 adet arpa çeşidi (Bolayır, Barberousse, Lord, Martı, Sladoran, Harman) kullanılmıştır. Çalışmada danelerin fiziksel ölçümleri yapılmış, stereo ve elektron mikroskobu ile mikro fotoğrafları çekilmiştir. Dane ve öğütülmüş numunelerde renk ölçümleri yapılmıştır. Ayrıca tüm örneklerin besin madde içerikleri de belirlenmiştir. Buğday ve arpa çeşitlerindeki analizler sonucunda çeşitler arasında belirgin besin madde farklılıklarının olduğu ve bazı çeşitlerde bu durumun fiziksel ölçümler ile mikroskopik olarak yapılan gözlemlerle de ilişkili olabileceği ortaya konmuştur. Sonuç olarak; besin madde kapsamlarının geleneksel metotlar olan laboratuar analizleriyle belirlenmesi yanı sıra, yapılacak morfometrik ve mikroskobik ölçümlerin yemlik olarak kullanılan tahılların kalitesinin belirlenmesinde kullanılması yem kalitesinin belirlenmesinde yardımcı olacak bir yöntem olarak fayda sağlayacaktır.
Ekmeklik buğdayda (Triticum aestivum L.) line tester melezlerinde kahverengi pasa dayanıklılığın morfolojik karakterizasyonu
Araştırma, 2016-2017 yetiştirme döneminde Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Deneme Alanı'nda tesadüf blokları deneme desenine göre yürütülmüştür. 2016 yılında ekimi yapılan Pehlivan, Sana, Tina, Tekirdağ, Gelibolu, Nina, Flamura-85, Saban, Kate A-1 buğday genotiplerine Lr 9, Lr 14, Lr 19, Lr 22, Lr 24, Lr 34 kahverengi pas dayanıklılık genlerini içeren izogenik hatlardan baba olarak kullanılarak melezleme yapılmıştır. Araştırmada ekmeklik buğday genotipleri, Lr genleri içeren izogenik hatlar ve bunların melezlenmesi sonucu elde edilen F2 populasyonları deneme alanına her genotip için 2 sıra olmak üzere 5 metrelik sıralara 3 tekrarlamalı olarak ekilmiştir. Ekim sırasında denemenin başına, sonuna ve her 10 sırada bir olmak üzere kahverengi pasa hassas olan Morocco genotipi ekilmiştir. Deneme alanındaki bitkilerde hastalık değerlendirmeleri 2 dönemde (erken - geç) Modifiye edilmiş Cobb skalası (Peterson et al. 1948) baz alınarak yapılmıştır. Tarla koşullarında yapılan hastalık okumalarına göre ekmeklik buğday çeşitleri ve Lr 9 ve Lr 24 izogenik hatları arasındaki tüm melez kombinasyonlarının kahverengi pasa dayanıklılık özelliği gösterdiği belirlenmiştir. Buna karşın bu üç ekmeklik buğday çeşidi ile Lr 14, Lr 19, Lr 22 ve Lr 34 dayanıklılık genlerini taşıyan izogenik hatlar arasında yapılan melez dölleri ise kahverengi pasa karşı hassas özellik göstermiştir. Flamura-85, Pehlivan, Saban ekmeklik buğday genotipleri ve 6 farklı kahverengi pasa dayanıklılık geni taşıyan izogenik hatlar arasındaki melez popülasyonlarda yapılan SSR analiz sonuçlarına göre Lr 9 ve Lr 19 genini tüm bireylerin taşıdığı belirlenmiştir. Lr 22 geninin ise F2 bitkilerinde farklı oranlarda aktarıldığı belirlenmiştir. Lr 24 geni ise Flamura çeşidi ile yapılan melezlerin tümünde, Saban melezlerinde ise % 33 oranında aktarılmıştır. Lr 34 geni melez populasyonlarda ise melezlenen buğday genotipine göre farklı oranlarda bulunmuştur. Elde edilen veriler Trakya Bölgesi için özellikle Lr 9 ve Lr 24 dayanıklılık geninin önemli seleksiyon kriteri olduğunu göstermektedir. Ekmeklik buğday çeşitleri ile Lr 22 geni bulunan izogenik hat arasındaki melez kombinasyonlarda Lr 22 geninin bulunmaması bu gen yönünden daha ayrıntılı çalışmalar yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Yapılan melez popülasyonlarda Lr 14, Lr 19 ve Lr 34 kahverengi pasa dayanıklılık genleri bulunmasına rağmen yüksek oranda hastalık oluşması Trakya Bölgesi' nde hastalık ırkları yönünden önem taşımadığını göstermektedir.
Ekmeklik buğday genotiplerinin kurağa tolerans yönünden karşılaştırılması
Çalışma 3 aşamalı olarak yapılmıştır. Laboratuvar koşullarında 43 genotip PEG6000 ile yaratılan 5 farklı kuraklık ortamında (0,00 MPa, 0,25 MPa, 0,50 MPa, 0,75 MPa ve 1,00 MPa uygulamaları) 5 tekrarlamalı olarak Tesadüf Parselleri Deneme Desenine göre denemeye alınmıştır. Laboratuvar çalışmalarında bitki ağırlığı, kök sayısı, kök uzunluğu, kök ağırlığı, sürgün uzunluğu ve sürgün ağırlığı karakterleri belirlenmiştir. Tüp denemesi 24 Ekmeklik buğday genotip ile yürütülmüştür. Bu 24 genotip çalışmada kullanılan 39 adet ekmeklik buğday, 1 adet çavdar, 1 adet kavlıca, 2 adet siyez popülasyonu olmak üzere 43 adet genotipin arasından laboratuvar koşullarında PEG ile yapılan kuraklık çalışması sonucu belirlenen genotiplerdir. Çalışmada bitki boyu, başak boyu, başakta başakçık sayısı, başakta dane sayısı, başakta dane ağırlığı, kök uzunluğu, kök ağırlığı özellikleri incelenmiştir. Tüp çalışması Tesadüf Blokları Deneme Desenine göre 4 tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Kasa denemesi 10 metre uzunluğunda ve 1,2 metre genişliğinde oluşturulan kasalara 45 genotip 1 metre boyunda sıra olarak ekilmiştir. Çalışmada genotiplerin erken dönemde kurağa toleransları incelenmiştir. Çalışmada fide canlı kalım oranı, fide gelişimi, bitki örtüsü sıcaklığı, klorofil oranı, stoma eni, uzunluğu ve boyu özellikleri incelenmiştir. İncelenen özelliklerde yapılan varyans analizi ve önemlilik testi sonucunda PEG uygulamaları, kuraklık seviyesi uygulamaları ve kasada fide canlı kalım oranları yönünden genotipler incelendiğinde genotipler arasında önemli bir değişimin olduğu gözlemlemiştir. Laboratuvar koşullarında 43 genotip ile yürütülen çalışmalarda incelenen kurağa tolerans özelliği yönünden en iyi genotipler Enola, NKÜ Ergene, Bezostoja 1 ve Maden genotipleri olurken, bunları Aglika, Falado, Anopa, Selimiye, Bora ve Hakan genotipleri izlemiştir. Kurağa tolerans yönünden en alt değerler ise Siyez-1, Siyez-2 ve Kavlıca genotiplerinde elde edilmiştir. Tüp ortamında yapılan çalışmada incelenen kurağa tolerans özelliği yönünden Enola ve NKÜ Ergene en üstte yer alırken, bunları Rumeli, Prima, Esperia ve Bora genotipleri izlemiştir. Tüp ortamında en düşük değerler ise Kavlıca Beyaz, LG59, Adelaide ve Rebelde genotiplerinde elde edilmiştir. Kasa ortamında ise fide canlı kalım oranı yönünden Esperia, Rumeli, Krasunia Odes'ka, Almeria ve Falado genotipleri daha iyi sonuçlar gösterirken, Adelaide, LG59, Siyez-1 ve Siyez 2, Başkan ve Anopa ise düşük değerler vermişlerdir. Kasa ortamında incelenen tüm özellikler dikkate alındığında Enola, Mihelca, Maden, Hamza ve Aglika genotipleri kuraklık yönünden daha iyi bulunurken, Adelaide, Başkan, Spelta Beyaz, Siyez-1 ve Aldane ise düşük değerler vermişlerdir.
Yerli ve yabancı kökenli ekmeklik buğday (Triticum aestivum L.) çeşitlerinin tane verimi ve bazı verim komponetleri açısından karşılaştırılması
Araştırma, 2018-2019 ve 2019-2020 yetiştirme dönemlerinde Tekirdağ ekolojik koşullarında 10 u yurtiçi ve 5 i yurtdışı kaynaklı olmak üzere toplam 15 ekmeklik buğday çeşidi ile tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Denemeye alınan ekmeklik buğday çeşitlerinin tane verimi ve bitki boyu, başak uzunluğu, başakta başakçık sayısı, başakta tane sayısı, başakta tane ağırlığı, başak fertilite indeksi, başak indeksi, hasat indeksi ve bin tane ağırlığı gibi verim unsurları incelenmiştir. İncelenen özellikler bakımından çeşitlerin ortalamaları arasındaki farklılıklar ile yıl x çeşit interaksiyonları 0.01 olasılık düzeyinde istatistiki anlamda önemli bulunmuştur. Yıllar arasında ortalama farklılıklar başakta tane ağırlığı ve başak indeksi için 0.05 düzeyinde önemli iken diğer özellikler için 0.01 düzeyinde önemli bulunmuştur. İki yetiştirme mevsimi süresince yürütülen denemelerden elde edilen veriler üzerinden ekmeklik buğday çeşitlerinin bitki boyu, başak uzunluğu, başakta başakçık sayısı, başakta tane sayısı, başakta tane ağırlığı, hasat indeksi, başak indeksi, başak fertilite indeksi, bin tane ağırlığı ve tane verimi ortalamaları sırasıyla 75,2 ile 97,7 cm, 8,57 ile 11,25 cm, 18,13 ile 21,95 adet, 42,9 ile 56,8 adet, 1,865 ile 2,452 g, 44,10 ile 48,90, 76,42 ile 81,41, 64,03 ile 85,25, 36,2 ile 50,5 g ve 614,7 ile 769,3 kg da-1 arasında değişmiştir. Sonuç olarak tane verimi ve incelenen verim komponentleri birlikte değerlendirildiğinde Glosa, Prima, NKÜ Lider, Rumeli, Orfeas ve Gogas R2 ekmeklik buğday çeşitlerinin diğer çeşitlere oranla daha yüksek performansa sahip oldukları ve bu çeşitlerin başta Trakya bölgesi olmak üzere ülkemizin ekmeklik buğday üretim bölgelerine en uygun çeşitler olabileceği sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Ekmeklik Buğday, Tane Verimi, Başak Özellikleri, Hasat İndeksi, Bin Tane Ağırlığı.
Dokuz ekmeklik buğday (Triticum aestivum L.) çeşidinin yarım diallel melez F2 generasyonlarında bazı verim ve kalite komponentleri için kombinasyon yeteneklerinin belirlenmesi
Bu çalışma, farklı orijinli dokuz buğday (Triticum aestivum L.) genotipinin resiproksuz yarım diallel melez F2 döllerinde bazı agronomik ve kalite özellikleri bakımından kombinasyon yetenekleri ve heterosis değerlerinin incelenmesi amacıyla 2019-2020 yetiştirme sezonunda Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri deneme alanında yürütülmüştür. Çalışmada bitki boyu, başak uzunluğu, başakta tane sayısı, başakta tane ağırlığı, bin tane ağırlığı, hasat indeksi, tane verimi, hektolitre, yaş gluten oranı, sedimantasyon, protein içeriği özellikleri incelenmiştir. İncelenen her özellik için kombinasyon yetenekleri analizleri, Griffing Metot II, Model I e göre yapılmıştır. İncelenen tüm özellikler için anaçların Genel ve Özel Kombinasyon Yeteneği etkileri istatistiki olarak önemli bulunmuştur. Genel Kombinasyon Yetenekleri göz önüne alındığında verimi artırmaya yönelik ıslah programlarında Maden ve NKÜ Ergene ve Glosa çeşitlerinin, kaliteyi artırmaya yönelik ıslah programlarında ise Segor ve Maden çeşitlerinin anaç olarak kullanılmasının uygun olacağı görülmüştür. Bu çalışmada incelenen tüm özellikler bakımından σ2GKY /σ2ÖKY oranı birden büyük bulunmuştur. Bu değer kalıtımda tüm karakterler bakımından eklemeli gen etkilerinin söz konusu olduğunu ifade etmektedir.
Bazı yerli ve yabancı ekmeklik buğday genotiplerinde kahverengi pasa dayanıklılığın moleküler belirteçler ile belirlenmesi
Geçmişten günümüze buğday insan beslenmesinde önemli bir besin maddesi olmuştur ve gelecekte de bu önemini korumaya devam edecektir. Buğdayın; adaptasyon yeteneğinin yüksek, işlemesinin kolay ve az maliyetli olmasından dolayı dünyanın birçok bölgesinde üretimi gerçekleştirilebilmektedir. Geniş alanlarda yayılış göstermiş olan buğday, sadece insan beslenmesinde değil hayvan beslenmesinde ve endüstri alanında da kullanılmaktadır. Birçok alanda kullanılan buğdayın gelecekteki talebi karşılayabilmesi için verim kayıplarının önüne geçilmesi ve birim alandan elde edilen veriminin arttırılması gerekmektedir. Buğdayda verim kayıplarının nedenlerinden biri de kahverengi pas hastalığıdır. Bu kayıpların engellenebilmesi ve verimin arttırılabilmesi için yeni çeşitlerin ıslah edilmesi gerekmektedir. Çeşitlerin ıslahında, moleküler destekli ıslah ile klasik ıslah metotlarının birlikte kullanılması daha etkili ve hızlı sonuçlar alınmasını sağlayabilmektedir. Yapılan tez çalışmasında buğdayda kahverengi pas dayanıklılık geni olan Lr gen bölgelerinden; Lr1, Lr9, Lr10, Lr13, Lr14a, Lr19, Lr21, Lr22a, Lr24, Lr34, Lr35, Lr37, Lr39, Lr46, Lr47, Lr49 ve Lr58 gen bölgeleri çalışılmıştır. Çalışma da PCR optimizasyonu sağlanan Lr13, Lr14a, Lr19, Lr22a, Lr24, Lr34, Lr37 ve Lr47 gen bölgeleri ile 96 buğday genotipi kahverengi pasa dayanıklılık açısından test edilmiştir. Çalışmadan elde edilen verilerin kahverengi pasa dayanıklılık genleri içeren çeşitlerin buğday ıslah programlarında kullanılmasına önemli bilgiler sağlayacağı ve etkili ıslah programlarının oluşturulmasında önemli paya sahip olacağı düşünülmektedir.
Gama ışınlaması ile oluşturulan ekmeklik buğday (L.) M4 populasyonlarının bazı morfolojik ve agronomik özelliklerindeki değişimlerin belirlenmesi
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümü'nde 2019-2020 yetiştirme döneminde tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre 4 tekrarlamalı olarak yürütülen bu çalışmada, 5 adet farklı ekmeklik buğday ticari çeşidi ve bu çeşitlerin 60Co kaynağından 4 farklı gama dozu (100, 200, 300 ve 400 Gy) uygulaması ile elde edilmiş olan 20 adet M4 populasyonu materyal olarak kullanılmıştır. Araştırmada incelenen tane verimi ve kalite özellikleri için genotip ve mutasyon dozu ortalamaları arasındaki farklılıklar ile başakta tane sayısı ve yaş gluten oranı hariç diğer tüm özellikler için genotip x doz interaksiyonu istatistiki olarak önemli bulunmuştur. Genel olarak kontrolle karşılaştırıldığında düzenli olmamakla birlikte; gama ışını dozlarının bitki boyu, başak uzunluğu, başakta tane ağırlığı, protein oranı, yaş gluten oranı, zeleny sedimantasyon değeri, enerji değeri ve tane sertliği için pozitif yönde değiştirici ve başakta başakçık sayısı, başakta tane sayısı, bin tane ağırlığı, hasat indeksi, hektolitre ağırlığı ve tane verimi için ise negatif yönde değiştirici etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Ekmeklik buğday mutasyon ıslahı çalışmalarında verim ve verim kompanentlerinin iyileştirilmesi için 100 ile 200 Gy arasında gama ışını dozlarının, tane kalite özelliklerinin iyileştirilmesi için de 300 ile 400 Gy arasında gama ışını dozlarının daha etkili sonuçlar oluşturabileceği anlaşılmıştır. Çalışmamızda fenotipik varyasyon katsayısı (PCV) değerleri (%1,47-14,90) ile genotipik varyasyon katsayısı (GCV) değerleri (%1,31-14,29) orta ve düşük olarak tahmin edilmiştir. Geniş anlamda kalıtım derecesi ve %10 seleksiyon şiddetinde beklenen genetik ilerleme değerleri sırasıyla %53,66-96,31 ve %0,53-67,85 arasında değişmiştir. Yüksek kalıtım derecesi ile birlikte yüksek genetik ilerlemenin tahmin edildiği alveograf enerji değeri için seleksiyonun M4 generasyonunda etkili olabileceği görülmektedir. Başakta tane sayısı ve tane sertliği değeri için yüksek kalıtım derecesi değeri ile orta genetik ilerlemenin tahmin edilmiş olması bu özellikler için seleksiyonun sonraki generasyolara bırakılmasının daha uygun olabileceğini göstermektedir.
Tekirdağ koşullarında buğday bitkisinin gerçek bitki su tüketim değerleri ile referans bitki su tüketim değerlerinin karşılaştırması
Bu çalışmada bitki su kullanımının arttığı bahar aylarından hasata kadar olan süre içerisinde buğdayın bitki su tüketiminin belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca bölge koşullarında iyi sonuçlar verebilen referans bitki su tüketim yöntemlerinden Penman-Monteith ile Blaney-Criddle yönteminin gerçek bitki su tüketim sonuçlarıyla kıyaslanması gerçekleştirilerek en uygun yöntemin belirlenmesi hedeflenmiştir. 2018-2019 buğday yetiştirme sezonunda Mart ayının sonu ile beraber toprak nemi ölçümlerine başlanmış yaklaşık 7 gün aralıklarla hasata kadar devam etmiştir. Toprak nemi takibi gravimetrik esasa göre her 30 cm'de bir olmak üzere 90 cm derinliğine kadar yapılmıştır. Yetiştirme periyodunda 395 mm yağış düşmüş, ölçüm periyodunda ise 95 mm yağış ölçülmüştür. Su bütçesi yöntemine göre hesaplanan bitki su tüketim sonuçları ortalama olarak 291.61 mm olarak tespit edilmiştir. Referans bitki su tüketimi yöntemlerinden Penman-Monteith yöntemi ile elde edilen referans bitki su tüketim değeri 272.22 mm olurken, Blaney-Criddle yöntemine göre 251.1 mm olarak elde edilmiştir. Gerçek bitki su tüketim sonuçlarına Penman-Monteith yöntemi daha yakın sonuçlar vermiştir. Dolayısıyla bölgede buğday sulamasında Penman-Monteith yönteminden elde edilen referans bitki su tüketim sonuçlarının kullanılması önerilebilir.
Farklı biçim zamanlarının buğday ve tritikalenin ot verimi ve kalitesine etkileri
Bu çalışma buğday ve tritikalede biçim zamanlarının verim ve kaliteye olan etkisini araştırmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Ülkemiz farklı bölgelerinde farklı toprak ve iklim çeşitlerine sahip olduğu için birçok yem bitkisinin yetiştiriciliğine ev sahipliği yapmaktadır. Günümüzde kaba yem ihtiyacı her geçen gün artmakta ve nitelikli şekilde karşılanamamaktadır. Kaba yem açığını kapatmak için Buğdaygiller iyi bir alternatiftir. Bu çalışmada Buğday ve Tritikalenin en yüksek verimli ve kaliteli ot ürettiği dönemler araştırılmıştır. Araştırma Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi uygulama alanında 2022-2023 yılları arasında gerçekleştirilip tesadüf blokları deneme deseni uygulanarak 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Denemede Ekmeklik Buğdayın (Triticum aestivum) Stoyana ve Prima çeşidi ile Tritikale (xTriticosecale Wittmack) kullanılmıştır. Bitkiler Zadoks43-45, Zadoks50-57, Zadoks60-69, Zadoks75 ve Zadoks83 olmak üzere 5 farklı dönemde hasat edilmiştir. Hasat edilen ot örneklerinde bitki boyu, KOV, YOV, KMO, HK, selüloz oranı, ADF, ADL, ve NDF değerleri incelenmiştir. En yüksek yeşil ot verimi 3726 kg/da ile 3. Biçim döneminde Stoyana çeşidinde gözlemlenmiştir yine en yüksek kuru ot verimi 4. Biçim döneminde Stoyana çeşidinde 1300 kg/da'dır. En yüksek ham protein oranı %18,45 ile Prima çeşidinde 1.biçim döneminde gözlemlenmiştir. Araştırmamızda en düşük yeşil ot verimi 1.biçim döneminde 1860 kg/da ile Prima çeşidinde olduğu görülmüştür, en düşük kuru ot verimi yine Prima çeşidinde 1. Biçim döneminde 413,3 kg/da olarak ölçülmüştür. En düşük ham protein oranı 5. Biçim döneminde biçilen Tritikale çeşidinde %9,66 olarak ölçülmüştür. ADF oranları karşılaştırıldığında en yüksek ADF oranı %28,06 ile 5. Biçim döneminde Stoyana çeşidinde ölçülürken en düşük ADF değeri %22,48 ile Stoyana çeşidinin 1. Biçim döneminde gözlemlenmiştir.
Buğday (Triticum aestivum L.) bitkisinde kuraklık ile ilişkili bazı hareketli genetik elementlerin (transpozon) ve fizyo-biyokimyasal parametrelerin incelenmesi
Biyotik ve abiyotik stres etmenleri çeşitli bitkilerde önemli ürün kayıplarına neden olmakta, insan ve hayvan beslenmesini olumsuz yönde etkilemektedir. Kuraklık en bilinen abiyotik stres faktörlerinden birisidir. Dünya üzerindeki kullanılabilir alanlar stres faktörlerine göre sınıflandırıldığında doğal bir stres faktörü olan kuraklık stresi %26' lık payıyla en büyük dilimi içermektedir. Bitkilerde kurağa dayanıklılık mekanizmasının geliştirilmesi oldukça karmaşık ve uzun bir süre gerektiren işlemdir. Bu yüzden bitkinin bazı moleküler, biyokimyasal fizyolojik ve morfolojik özelliklerinin degişik çevre kosulları altında büyük önem taşımaktadır. Bitkilerin yetistirildikleri çevrede, kurağa dayanımını etkileyen çok sayıda faktör vardır. Bu durum, kurağa dayanıklı genotiplerin geliştirilmesini oldukça güçleştirmektedir. Kurağa dayanıklılık gösteren bitkilerdeki moleküler fizyolojik ve biyokimyasal sistemler ise karmaşık yapıyı olusturmaktadır. Kurak koşullar altında bu sistemler arasındaki etkileşimler ve verim ile olan ilişkileri yapıyı daha da karmaşık hale getirmektedir. Bu tez çalışmasında, kuraklık stresi uygulanmış farklı buğday çeşitlerinde (Gün91, Bezostaja), gen fonksiyonu ve genom üzerinde önemli etkileri bulunan bazı transpozon genlerinin ifade seviyeleri eş-zamanlı PZR ile ölçülmüştür. Elde edilen sonuçlar, bitki gelişimi için önemli olarak tanımlanan klorofil, glutatyon redüktaz, yaprak oransal su içeriği, kuru ve yaş ağırlık gibi bazı fizyo-biyokimyasal parametreler ile karşılaştırılmıştır. Dolayısı ile ekmeklik farklı buğday çeşitlerininın kuraklık stresine karşı gösterdiği moleküler fizyolojik cevaplar ortaya konulmuştur. Sonuç olarak, bu tez çalışması ile kuraklık stresi altında ki buğdayın geliştirdiği moleküler ve fizyo-biyokimyasal değişimler ile ilgili literature yeni bilgiler kazandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Antioksidan, Buğday, Gen İfadesi, Kuraklık Stresi, Klorofil, Transpozon
ACC deaminaz ( 1-amin-cyclopropone-1-carboxylic acid deaminase) aktivitesi gösteren bitki gelişimini teşvik edici bakteri (PGPB) ve biyokömür (biochar) uygulamalarının ekmeklik buğdayda gelişme, verim ve verim öğeleri üzerine etkisinin belirlenmesi
Bu çalışma 2019-2020 yılları içerisinde Siirt Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Laboratuvarları ve Mardin ili Artuklu ilçesinde, tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Daha önceden tanısı yapılan Serretia grimesii TV62D (azot bağlayıcı), Brevibacillus choshinensis TV53D (azot bağlayıcı) ve bu bakterilerin iklili kombinosyonunun (TV62D+TV53D) yanısıra 1 ton/da Biyokömür uygulamalı ve uygulama yapılmayan parsellerde Ceyhan-99 ekmeklik buğday çeşidinin gelişimi, verim ve verim öğeleri üzerine olan etkilerinin belirlenmesi, amaçlanmıştır. Deneme parsellerinde bitki boyu (cm), başak boyu (cm), kardeş sayısı, metrekarede başak sayısı, başakta başakçık sayısı, başakta tane sayısı, bin tane ağırlığı (gr), tane verimi (kg/da), biyolojik verim (kg/da), hektolitre ağırlığı (kg/100 l), Onbaşak ağırlığı(gr), hasat indeksi (%), yaş gluten (%), sedimantasyon oranı (ml), protein oranı (%) değerleri belirlenmiştir. Yürütülen çalışma sonucunda; Ceyhan-99 buğday çeşidinde yapılan uygulamalar ile bitki boyunun 64.6-86.9 cm, başak boyunun 6.73-9.00 cm, kardeş sayısının 2.80-4.73 adet, metrekarede başak sayısının 51.7-75.7 adet, başakta başakçık sayısının 15.8-20.1 adet, başakta tane sayısının 43.0-54.1 adet, bin tane ağırlığının 28.6-40.6 g, tane veriminin 252.7-372.1 kg/da, biyolojik verimin 1262.5-2306.9 kg/da, hektolitre ağırlığının 77.3-80.1 kg/100, on başak ağırlığının 14.0-25.6, hasat indeksinin ise % 13.7-22.6, yaş gluten 33.2-34.7 ,sedimantasyon oranı 51.9-56.1, protein oranı 13.5-14.2 arasında değiştiği gözlenmiştir Sonuç olarak Ceyhan-99 buğday çeşidinde en düşük tane verimi Biyokömür uygulaması yapılmayan TV62D (Serretia grimesii) bakteri uygulaması ile 252.7 kg/da, en yüksek tane verimi Biyokömür uygulamasında 372.1 kg/da ile elde edilirken; bakteri uygulamaları arasında en yüksek verim 354.1 kg/da ile azot bağlayıcı ve fosfat ve çözücü bakteri çeşidi olan TV53D (Brevibacillus choshinensis) uygulamasında elde edilmiştir.
Buğday yetiştiriciliğinde enerji verimliliği ve sera gazı emisyonunun belirlenmesi üzerine bir araştırma
Bu araştırmada, buğday üretiminde enerji verimliliği ve sera gazı emisyonunun belirlenmesi üzerine araştırma yapılarak, üretimdeki girdilerin birim üretim alanı başına düşen enerji karşılıkları, elde edilen ürünün enerji verimi ve sera gazı değerleri hesaplanmıştır. Araştırmada kullanılan veriler 2021 yılında 175 farklı buğday üretimi yapan işletmeden, oransal örnekleme yöntemine göre yüz yüze anket yapılarak elde edilmiştir. Araştırmada buğday üretiminde doğrudan ve dolaylı enerji kullanım miktarları ve toplam enerji tüketimindeki payları belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, buğday üretiminde toplam enerji tüketimi 19024.21 MJ ha-1, enerji çıktısı ise 80585.40 MJ ha-1 olarak hesaplanmıştır. Enerji tüketiminin en fazla olduğu girdinin 8748.38 MJ ha-1 değeri ile gübrelemeye ait olduğu belirlenmiştir. Bunu sırasıyla; tohum enerji girdisi 4626.79 MJ ha-1 (% 24.32), yakıt enerjisi 2697.25 MJ ha-1 (%14.18), sulama enerjisi 2362.50 MJ ha-1 (% 12.42), kimyasal enerji 269.19 MJ ha-1 (% 1.41), alet/makine enerjisi 309.52 MJ ha-1 (%1.63), insan enerjisi 10.58 MJ ha-1 (%0.06) takip etmiştir. Enerji oranı, enerji verimliliği, spesifik enerji ve net enerji verimi değerleri sırasıyla 4.24, 0.29 kg MJ-1, 3.47 MJ kg-1 ve 61561.19 MJ ha-1 olarak belirlenmiştir. Buğday üretimi için toplam GHG emisyonu 3784.60 kgCO2-eş ha–1 olarak hesaplanmıştır. Toplam GHG emisyonları içerisinde en yüksek pay tohuma (%59.41) aittir. Tohumu sırasıyla sulama (%16.84), azot gübre kullanımı (%14.60), fosfat gübre kullanımı (%3.99), yakıt kullanımı (%3.49), kimyasal ilaç kullanımı (%0.98), alet makine kullanımı (%0.58) ve insan işgücü (%0.10) takip etmiştir. Buna ilave olarak, buğday üretiminde GHG oranı 0.69 kgCO2-eş ha–1olarak hesaplanmıştır.
ACC deaminaz (1- amin-cyclopropone -1-carboxylic acid deaminase) aktivitesi gösteren bitki gelişimini teşvik edici bakteri (PGPB) uygulamalarının ekmeklik buğdayda (dinç) gelişme, verim ve verim öğeleri üzerine etkisinin belirlenmesi
Bu çalışma 2019-2020 yılında Siirt Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Laboratuvarlarında hazırlanan aşılı ekmeklik buğday tohumlarının, Mardin İli Artuklu İlçesi Çıplaktepe mahallesinde bulunan 108/8 nolu parselde tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekerrürlü ve 24 parsel olacak şekilde uygulanmıştır. Daha önceden tanısı yapılan Bacillus megaterium TV61C (azot bağlayıcı), Pseudomonas agarici TV24C (azot bağlayıcı), Brevibacillus choshinensis TV53D (azot bağlayıcı-fosfat çözücü), Arthrobacter globigormis TV126C (azot bağlayıcı) ve Serretia grimesii TV62D (azot bağlayıcı) bakterilerinin Dinç ekmeklik buğday çeşidinin gelişimi üzerine olan etkilerini belirlemek amaçlanmıştır. Yapılan testlerle bitki boyu (cm), başak boyu (cm), kardeş sayısı (adet), metrekarede başak sayısı (adet/m 2 ), başakta başakçık sayısı (adet/başak), başakta tane sayısı (adet/başak), bin tane ağırlığı (gram), tane verimi (kg/da), biyolojik verim (kg/da), hektolitre ağırlığı (kg/100 l), on başak ağırlığı (gram), protein (%), sedimantasyon (ml), yaş gluten (%) ve hasat indeksi (%) belirlenmiştir. Yürütülen çalışmada; Dinç ekmeklik buğday çeşidinde yapılan uygulamalarla bitki boyunun 49,63-57,80 cm, başak boyunun 6,06-7,70 cm, kardeş sayısının 2,50-3,10 adet, metrekarede başak sayısının 59,66- 79,66 adet/m 2 , başakta başakçık sayısının 13,86-17,23 adet/başak, başakta tane sayısının 16,56-47,23 adet/başak, bin tane ağırlığının 30,91-33,25 gram, tane veriminin 273,636-437,192 kg/da, biyolojik veriminin 837,2-1332,0 kg/da, hektolitre ağırlığının 79,36-83,36 (kg/100 l), on başak ağırlığının 16,30-23,16 gram, protein (%) 13,10-14,16, sedimantasyonunun (ml) 49,06-58,23, yaş glutenin (%) 32,30-34,63 ve hasat indeksinin ise % 26,9506-34,6627 arasında değiştiği belirlenmiştir. Sonuç olarak Dinç ekmeklik buğday çeşidinde tane verimi en düşük 273,636 kg/da ile Brevibacillus choshinensis TV53D (B3: azot bağlayıcı-fosfat çözücü) ile elde edilmiş olup, aşısız ve tam doz gübreleme uygulamasında tane verimi 373,450 kg/da olurken, en yüksek tane verimi 437,192 kg/da ile Serretia grimesii TV62D (B5: azot bağlayıcı) ile inokule edilmiş uygulamadan ve 397,711 kg/da ile Bacillus megaterium TV61C (B1: azot bağlayıcı) elde edildiği ve bu iki bakteri uygulamasının tane verimini önemli ölçüde arttırması sebebiyle mikrobiyal gübre materyali olarak kimyasal gübrelemeye alternatif olabileceği düşünülmektedir.
Trehalozun buğdayda (Triticum turgidum ssp. durum L.) kuraklık stres toleransına etkisinin fizyolojik ve moleküler düzeyde incelenmesi
Dünya nüfusunun artışı ve tarımsal alanların azalması gibi faktörler, tarımsal üretimde verim ve kalite kayıplarına neden olmaktadır. Bu zorluklarla başa çıkmak için bitkileri çeşitli stres faktörlerinden korumak gerekmektedir. Kuraklık stresi, bitkilerin büyüme ve verimliliğini olumsuz etkileyebilir; bu nedenle, bitkileri bu tür stres koşullarına karşı hazırlamak önemlidir. Trehaloz, bitkilerin kuraklık stresiyle başa çıkmasına yardımcı olan bir ozmolit olarak öne çıkar. Tohum-priming uygulamaları, tohumların çimlenmeden önce belirli hazırlık süreçlerine tabi tutulmasını sağlayarak, bitkilerin çimlenme hızını ve fide gelişimini iyileştirir. Trehaloz ile yapılan tohum-priming, bitkilerin kuraklık stresine karşı dayanıklılığını artırabilir ve verimliliği iyileştirir böylece tarımsal üretimde sürdürülebilirliği destekler. Çalışmamız, rulo ve saksı yöntemleri kullanılarak iki farklı teknikle gerçekleştirilmiştir. Rulo yönteminde, 40 saat boyunca 5 ve 10 mM Trehaloz veya distile su ile tohum-priming yapılan bitkiler, belirli bir büyüklüğe ulaştığında PEG 8000 ile kuraklık stresi altında bırakılmıştır. Sonuçlar, Trehaloz uygulamalarının kuraklık stresine karşı bitki büyüme parametrelerinde istatistiki olarak anlamlı bir iyileşme sağladığını göstermiştir. Saksı yönteminde ise, 40 saat süresince 5 ve 10 mM Trehaloz veya distile su ile tohum-priming yapılan bitkiler, belirli büyüklüğe ulaştıklarında tarla kapasitesinin %50'si kadar kuraklık stresine maruz bırakılmıştır. Bu uygulama sonucunda da Trehalozun bitki büyüme parametrelerinde kuraklık stresine karşı istatistiki olarak anlamlı düzeyde iyileştirme sağladığı gözlemlenmiştir. Trehaloz tohum priming uygulaması yapılan bitkiler, kuraklık stresi altında klorofil pigmentlerinde artış göstermiştir. Ayrıca, eksojen Trehaloz hem stres uygulanmış hem de kontrol koşullarında DPPH yöntemi ile antioksidan aktivitesini artırmıştır. Trehaloz tohum priming uygulamalarının kuraklık stresi üzerindeki moleküler etkilerini anlamak için hem rulo hem de saksı çalışmalarından bitki örnekleri alınmış ve bitki bağışıklığına yönelik bazı önemli genlerin (WRKY75, ERF1, MYB3, SOD1, CAT1 ve DREB1) transkripsiyonel değişimleri incelenmiştir. qRT-PCR sonuçları, saksı yönteminde CAT1 hariç diğer genlerin petri grubunda arttığını ve rulo yönteminde ise 5 mM Trehaloz-normal su ile 10 mM Trehaloz-%10 PEG gruplarında gen ifadelerinde belirgin bir artış gözlemlendiğini göstermiştir. Çalışmamızın bulguları, Trehaloz tohum priming uygulamalarının mevcut literatüre önemli katkılarda bulunacağını ve bitkilerde stres toleransı alanında olumlu sonuçlar doğurabileceğini ortaya koymaktadır. Trehalozun bitkilerde stres toleransını artırma ve verimliliği yükseltme potansiyeli, bu alandaki araştırmalar için yeni bir bakış açısı sunmaktadır.
Hümik asit, rizobakteri (PGPR) ve kimyasal gübre uygulamalarının bazı ekmeklik buğday (Triticum aestivum ssp. vulgare) çeşitlerinde verim ve verim öğelerine etkisi
Bu araştırma, 2016/2017 sezonunda Van ekolojik şartlarında Hümik asit, Rizobakteri (PGPR) ve kimyasal (N+P) gübre uygulamalarının bazı ekmeklik buğday (Triticum aestivum ssp. vulgare) çeşitlerinde verim ve verim öğelerine etkisi belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Denemede Altay-2000, Gelibolu, Saroz-95, Kırgız-95, Sultan-95, Karasu-90, Mızrak, Müfitbey ve Yakar-99 çeşitleri kullanılmıştır. Deneme Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesine ait deneme tarlalarında Tesadüf Bloklarında Bölünmüş Parseller deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Çalışmada, hümik asit, PGPR ve kimyasal gübre uygulamalarının buğday bitkisinde; başaklanma süresi (gün), erme süresi (gün), m²'deki başak sayısı (adet), bitki boyu (cm), başak boyu (cm), başakta başakçık sayısı (adet), başakta tane sayısı (adet), toplam verim (kg/da), tane verimi (kg/da), hasat indeksi (%), bin tane ağırlığı (g), üzerine etkileri incelenmiştir. Başaklanma süresini 150 ile 155 gün arasında, erme süresi 44.6-51.3 gün arasında, m2'de başak sayısı 327.6-630.3 adet arasında, başak boyu 6.3-10.3 cm arasında, başakta tane sayısı 40.3-67.6 adet arasında, toplam verim 385.6-1209.0 kg/da arasında, tane verimi 116.6 ile 405 kg/da arasında bin tane ağırlığı ise 32.6 ile 46.6 g arasında değişmiştir. En yüksek tane verimi Mızrak çeşidinde 405 kg/da ile PGPR uygulamasından elde edilirken, en düşük değer ise Gelibolu çeşidinde 116.6 kg/da ile kontrol parsellerinden elde edilmiştir. Anahtar kelimeler: Ekmeklik buğday, Hümik asit, Kimyasal gübre, PGPR, Tane verimi, Verim ögeleri
Kuraklık stresinin farklı buğday çeşitlerinde çimlenme ve fide büyümesi üzerine etkileri
Bu araştırma, Doğu Anadolu Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından geliştirilen Doğu-88, Nenehatun, Lancer ve Alparslan ekmeklik buğday çeşitleri ile Van gölü çevresinde yaygın olarak ekimi yapılan Tir buğdayı kullanılarak, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Laboratuvarlarında, tesadüf parselleri deneme desenine göre beş tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Araştırmada beş farklı çeşit (Doğu-88, Nenehatun, Lancer, Alparslan ve Tir buğdayı) PEG 6000 ile oluşturulan farklı osmotik basınca sahip kuraklık stresi koşullarında (Kontrol, -0.45, -0.77, -1.03 Mpa) yetiştirilerek çimlenme ve fide büyümesine olan etkileri araştırılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, kuraklık osmotık stresi yaratan polietilen glikol miktarı artıkça incelenen özelliklerin (çimlenme hızı, çimlenme gücü, koleoptil uzunluğu, kök uzunluğu, sürgün uzunluğu, sürgün yaş ağırlığı, kök yaş ağırlığı, kök kuru ağırlığı, sürgün kuru ağırlığı, kök/sürgün uzunluğu, nispi su içeriği) negatif yönde etkilendiği belirlenmiş olup, tir buğdayının kuraklığa dayanıklılık bakımından en toleranslı olduğu ve bu çeşidi Lancer çeşidinin takip ettiği tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Ekmeklik buğday, Kuraklık stresi, Kuraklık tolerans, PEG 6000, Osmotik stres.
Bazı ekmeklik buğday çeşitlerinin fonksiyonel ve tam buğday ekmeği özelliklerinin karşılaştırılması, kalite ve fonksiyonel özellikler bakımından iyileştirilme olanaklarının araştırılması
Bu çalışmada, Türkiye'de yaygın olarak yetiştirilen altı ekmeklik buğday çeşidi (yeni çeşitler), 1970 yılı ve öncesinde tescil edilen dokuz farklı ekmeklik buğday çeşidi (eski çeşitler) ve Anadolu'da geçmişten günümüze yetiştirilen üç farklı yerel buğday (landraces) kullanılmıştır. Yeni çeşitlerin geliştirilmesi ve yaygınlaşması, yerel çeşitlerin üretiminde önemli ölçüde azalmaya neden olmuştur. Bu tezin temel amacı, yeni ve eski ekmeklik buğday çeşitleri ve yerel buğdayların kalite, fonksiyonel ve beslenme özelliklerini belirlemek ve karşılaştırmaktır. Buğdayların, fiziksel özellikleri (hektolitre ağırlığı, bin tane ağırlığı ve SKCS sertlik indeksi), Zeleny sedimentasyon değeri, protein, suda çözünen / toplam arabinoksilan, çözünür ve toplam besinsel lif, fitik asit, mineral madde ve fenolik madde içerikleri, safra asidi bağlama kapasiteleri belirlenmiştir. İkinci amaç, yeni ve eski ekmeklik buğday genotipleri kullanılarak üretilen tam buğday ekmeklerinin (TBE) kalite, fonksiyonel ve beslenme özelliklerini belirlemek ve karşılaştırmaktır. Üçüncü amaç, enzimin (ksilanaz) TBE'nin kalite ve fonksiyonel özellikleri üzerindeki etkisini incelemektir. Dördüncü amaç, yeni ve eski ekmeklik buğday çeşitleri kullanılarak üretilen TBE'lerin in vitro tahmini glisemik indeks değerlerini belirlenmek ve karşılaştırmaktır. Sonuçlar, eski ve yeni buğdaylar arasında fiziksel özellikler açısından büyük bir fark olmadığını göstermiştir. Bununla birlikte, eski çeşitlerin endospermleri yeni çeşitlerinkinden daha yumuşaktır. Yerel çeşitlerin, tüm örnekler arasında en yüksek ortalama protein içeriğine sahip olduğu tespit edilmiştir. Yeni çeşitlerin ortalama sedimentasyon, modifiye sedimentasyon, Farinograf gelişme süresi, stabilite ve kalite sayısı değerlerinin eski çeşitlerden daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Yeni çeşitlerin en yüksek ortalama toplam besinsel lif ve toplam arabinoksilan içeriğine sahip olduğu tespit edilmiştir. Yerel çeşitlerin en yüksek ortalama çözünen besinsel lif, fenolik madde, fitik asit, Ca, K, Mg, Mn, P ve Zn içeriğine sahip olduğu, ancak tüm genotipler arasında en düşük safra asidi bağlama kapasitesine sahip olduğu belirlenmiştir. Yeni çeşitlerden üretilen TBE'lerin, eski çeşitlerden üretilen TBE'lere kıyasla daha yüksek ortalama hacim ve daha düşük sertlik değerlerine sahip olduğu görülmüştür. Eski buğday çeşitlerinin TBE'lerinin, yeni buğday çeşitlerine kıyasla daha yüksek ortalama çözünen besinsel lifi içeriğine sahip olduğu tespit edilmiştir. Enzim eklenen TBE'lerin (TBE-E), kontrol TBE'lere kıyasla daha yüksek hacim ve daha düşük sertlik değerlerine (1. gün) sahip olduğu belirlenmiştir. TBE-E'lerin, kontrol TBE'lere kıyasla daha yüksek WEAX (water extractable arabinoxylan; suda çözünen arabinoksilan) içeriğine sahip olduğu ortaya konulmuştur. Yeni buğday çeşitlerinden üretilen TBE'lerin, eski buğday çeşitlerine kıyasla en yüksek ortalama Ca, Cu ve Zn içeriğine ve en düşük P içeriğine sahip olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Yeni buğday çeşitlerinden üretilen TBE'lerin, eski buğday çeşitlerine kıyasla en yüksek ortalama Cu ve S biyoyararlanımına ve en düşük ortalama Ca, Fe ve Mn biyoyararlanımına sahip olduğu belirlenmiştir (p <0.05). Yeni çeşitler ve eski çeşitlere ait TBE'lerin ortalama tahmini (in vitro) glisemik indeks (GI) değerleri karşılaştırıldığında, aralarındaki farklar önemli bulunmamıştır. Bu çalışmada incelenen özellikler yönünden elde edilen sonuçlar, bazı kalite/fonksiyonel/besinsel özellikler bakımından yeni buğdayların, diğer kalite/fonksiyonel/besinsel özellikler bakımından da eski çeşitler veya yerel buğdayların öne çıktığını göstermektedir. Islah programlarında arabinoksilan içeriği özellikle WEAX içeriği, mineral madde ve fenolik madde içeriği, mineral biyoyararlanımı, safra asidi bağlama kapasitesi daha yüksek, fitik asit içeriği daha düşük olan buğday hatlarını seçecek şekilde düzenlemeler yapılmalıdır. Bu çalışmanın sonuçları, eski çeşitlerin ve yerel buğdayların öne çıkan özellikleri bakımından iyi bir gen kaynağı olabileceğini ve yeni çeşitler geliştirmek için buğday yetiştirme programlarında kullanılabileceğini göstermiştir.
Ekmeklik buğday (Triticum aestivum L.) F2 populasyonlarında verim ile diğer agronomik özellikler arasındaki doğrudan ve dolaylı etkilerin belirlenmesi
Bu çalışma, Tekirdağ Namıkkemal Üniversitesi'nde yapılan melezleme çalışmasında oluşturulan F1 döllerinden elde edilen F2 generasyonu populasyonların Ege Bölgesi Menemen Ovası'nda adaptasyon ve tarımsal özelliklerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Temin edilen 23 adet melez populasyonu ve 15 adet ebeveyn olarak kullanılan hat veya çeşidin tesadüf blokları deneme desenine göre Ege Üniversitesi Menemen Araştırma ve Uygulama Çifliği'nde 2017-2018 yetiştirme döneminde denemeye alınmıştır. Denemede her parselden tesadüfi alınan 10 bitki üzerinden bitki boyu, başaklanma gün sayısı, olgunlaşma gün sayısı, üst boğum uzunluğu, bayrak yaprak alanı, başak uzunluğu, başakta başakçık sayısı, başakta tane sayısı, bin tane ağırlığı, bitki tane verimi gibi tarımsal özelliklerin tartım, ölçüm ve hesaplamaları yapılmıştır. Bu araştırmanın temel amacı; ekmeklik buğday genotiplerinde verimi doğrudan ve dolaylı etkileyen parametreleri belirlemek ve bu konuda yapılacak olan gelecekteki ıslah çalışmalarına seleksiyon kriteri sağlayabilmektir. Araştırma bulgularına göre kullanılan melez ve ebeveynleri ortalama değerleri ölçüldüğünde bitki boyu 73,60-123,47 cm, başaklanma gün sayısı 128,33-152 gün, olgunlaşma gün sayısı 151,33-180,67 gün, üst boğum uzunluğu 4,77-14,97 cm, bayrak yaprak alanı 31,92-15,88 cm2, başak uzunluğu 7,7-11,5 cm, başakçık sayısı 15,82-23,85 adet, başakta tane sayısı 33,60-62,17 adet, bin tane ağırlığı 25,60-40,71 gram, her bitkiden tartılan tane verimi ortalaması için ise 4,00-8,67 gram olarak bulunmuştur. Yapılan çalışmanda sonuç olarak melez ve ebeveynlerin her kriter için farklı üstünlükler gösterdiği tespit edilmiştir. Başak tane verimi bakımından NZFE-67 çeşidi en yüksek verime sahip, başaklanma gün sayısı bakımından erkenci olgunlaşma gün sayısı bakımından da en geç olgunlaşan çeşit olduğu tespit edilmiştir. Bayrak yaprak alanı, başaklanma gün sayısı, bin tane ağırlığı karakteri için 4162-28 x Tekirdağ melezi, üst boğum uzunluğu özelliği için NZFE-62 x Tekirdağ melezi, başakta başakçık sayısı için NZFMT-14 hattı, başak uzunluğu ve başakta tane sayısı özellikleri için 4162-28 hattı ön plana çıkmıştır.Melezler içerisinde de NZFE-62, Tekirdağ, 4162-28 çeşitlerinin ebeveyn olarak kullanıldığı melezler genel anlamda daha yüksek performanslar göstermiştir. Korelasyon katsayıları incelendiğinde tane verimi ile bayrak yaprak alanı hariç diğer tüm özellikler arasında olumlu ilişki olduğu, üst boğum ve bin tane ağırlığı ile % 95 olasılıkla ve başakta tane sayısı ile %99 olasılıkla istatistiksel açıdan önemli bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca path analizi ile başakta tane sayısı ile bin tane ağırlığı kriterlerinin doğrudan etkileri önemli düzeyde bulunmuştur. Üst boğum uzunluğu ve bitki boyu özellikleri ikili ilişkilerde önemli bulunmuş fakat doğrudan etkileri düşük kaldığı için dolaylı etkileri incelenmesi gerektiği sonucu çıkarılmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda ekmeklik buğday ıslah çalışmalarında başakta tane sayısı ve bin tane ağırlığı özellikleri seleksiyon kriteri olarak kullanılabileceği belirlenmiştir.
Buğday üretiminde risk analizi ve risk yönetimi: Ankara ili Polatlı ilçesi örneği
Tarım işletmeleri üretimin doğal şartlara bağlılığı, pazar koşullarında değişim gibi faktörler bakımından üretimden pazarlamaya kadar geçen süreçte birçok riskle karşı karşıya kalmaktadırlar. Üretimde kayıplara neden olan bu riskler işletmelerin gelirlerinde istikrarsızlıklara yol açmaktadır. Üreticilerin gelirlerindeki düşüş, tarım işletmelerinin sürdürülebilirliğini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle tarımsal üretimde meydana gelebilecek riskleri tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmasa da bu risklerin azaltılması ve yönetilmesi gerekmektedir. Üretimde meydana gelebilecek risklerin azaltılması için riskler belirlenmeli ve önlemler alınmalıdır. Bu çalışmada, Ankara ili Polatlı ilçesinde, stratejik bir ürün olan buğday üretiminde risk analizi yapılmıştır. Araştırmanın verileri 70 adet üretici ile yüz yüze yapılan anketler sonucunda elde edilmiştir. Tarım işletmelerinin belirlenmesinde tabakalı tesadüfi örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu yönteme göre işletmeler 3 grupta incelenmiştir. 1. grup işletmeler 10-59 dekar, 2. grup işletmeler 60-99 dekar, 3. grup işletmeler ise 100 dekar ve üstü arazi büyüklüğüne sahiptir. Fine-Kinney Risk Analiz Metoduna göre meydana gelme olasılığı bulunan doğal, ekonomik ve sosyal riskler saptanmıştır. Buna göre incelenen işletmelerin en çok karşılaştığı doğal riskler kuraklık, yetersiz yağış, dolu, zararlılar ve dondur. Sosyal riskler; teknolojik gelişime yetişememe, örgütlenmenin olmaması ve yabancı işgücü bulma güçlüğüdür. Ekonomik riskler ise girdi fiyatlarındaki artış, destek ve teşviklerin yetersizliği, ürün fiyatındaki istikrarsızlık, ürün verimindeki değişiklikler ve çiftlik sermayesinin yeterli olmamasıdır. Bu risk faktörlerine karşı alınabilecek önlemler belirtilmiştir.
Yarı kurak koşullarda bazı spektral yansıma aletlerinin ekmeklik buğday genotiplerinde verim ve kalite özelliklerini belirlemede kullanılabilirliği
Tarımsal ürünler insan yaşamında önemli bir yere sahiptir. Bu tarım ürünleri içerisinde buğday dünyada ve ülkemizde temel besin kaynağı olarak stratejik öneme sahip bir bitkidir. Spektral yansıma aletleri, bitki gelişiminin takip edilmesinde ve yapılacak işlemlerle ilgili ekonomik çözümler sunan güvenilir aletlerdir. Teknolojik gelişmeler paralelinde araştırmacılar tarafından spektral yansıma aletleri buğday bitkisinin gelişim dönemlerinin izlenmesinin yanı sıra verim ve kalite özellikleri arasındaki ilişkiyi belirlemede tercih edilmektedir. Bu araştırma, yarı kurak koşullarda yetiştirilen ekmeklik buğday genotiplerinin farklı gelişim dönemlerinde (Sapa Kalkma, Başaklanma, Çiçeklenme ve Süt Olum) SPAD metre, GreenSeeker (NDVI) ve CM 1000 klorofil metre yardımıyla ölçülen değerler ile verim unsurları ve kalite özellikleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla 2021-2022 üretim sezonu boyunca Diyarbakır ekolojik şartlarında 8 adet ticari ekmeklik buğday çeşidi ve 14 adet ileri kademe ekmeklik buğday genotipi olmak üzere 22 ekmeklik buğday genotipi tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Araştırmada incelenen özelliklerden yalnızca başaklanma döneminde ölçülen SPAD ve NDVI ile süt olum döneminde ölçülen CM 1000 değerleri istatistiksel olarak önemsiz bulunmuştur. Korelâsyon ve biplot analizine göre sapa kalkma, çiçeklenme ve süt olum döneminde ölçülen SPAD değerleri ile verim ve kalite özellikleri arasında pozitif yönlü önemli ilişki bulunmuştur. Sapa kalkma, çiçeklenme ve süt olum döneminde ölçülen NDVI değerleri ile verim unsurları arasında pozitif yönlü önemli ilişki ve başaklanma döneminde ölçülen CM 1000 değeri ile tane verimi arasında pozitif yönlü önemli ilişki bulunmuştur. Araştırma sonucuna göre yarı kurak koşullarda ekmeklik buğday bitkisinin verim ve kalite özelliklerini belirlemede SPAD metrenin, tane verimini belirlemede GreenSeeker ve CM 1000 klorofil metrenin kullanılabilir olduğu; aynı zamanda bu spektral yansıma aletlerini kullanarak yapılacak ıslah çalışmalarında bitki gelişim dönemi de gözönüne alındığında seleksiyon aracı olarak kullanılabileceği kanaatine varılmıştır.
Bazı ekmeklik buğday hatlarında yüksek ve düşük molekül ağırlıklı glutenin ve reolojik özelliklerinin belirlenmesi
Bu çalışma bazı ileri kademe ekmeklik buğday genotiplerinde yüksek ve düşük molekül ağırlıklı glutenin allelleri ile ileri düzey kalite parametleri, alveograf ve farinograf ögelerinin belirlenmesi ve ilişkilendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada materyal olarak 10 ileri hat ve 1 çeşit kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre yüksek molekül ağırlıklı glutenin alt bantlarını kodlayan Glu-A1 lokusunda 3 adet allel, Glu-B1 lokusunda 3 adet allel ve Glu-D1 lokusunda 2 adet allel belirlenmiştir. Düşük molekül ağrılıklı glutenin alt bantlarını kodlayan Glu-A3 lokusunda 2 adet allel, Glu-B3 lokusunda 4 adet allel ve Glu-D3 lokusunda 3 adet allel olmak üzere toplamda 17 adet allel belirlenmiştir. Glu-A1 lokusunda "2*", Glu-B1 lokusunda "7+9" ve "17+18", Glu-D1 lokusunda "5+10", Glu-A3 lokusunda "c", Glu-B3 lokusunda "b" ve Glu-D3 lokusunda "b" bantları en çok görülen allel olarak tespit edilmiştir. Yapılan kalite parametreleri ve SDS-PAGE analizleri sonucunda ekmeklik kalitesi daha düşük olan genotipler ESWYT-105 ve ESWYT-106 hattı olduğu, ekmelik kalitesi iyi olan genotipler ise ESWYT-109 ve ESWYT-122 hattı olduğu tespit edilmiştir. Ekmeklik kalitesi iyi olan hatların ıslah programlarına dahil edilmesi ve melezleme çalışmalarında ebeveyn olarak kullanılması önerilmiştir.
Ekmeklik buğday çeşitlerinde (Triticum aestivum L.) farklı tohum sıklığı ve gelişme döneminde tane verimi ile ışık kullanım etkinliği arasındaki ilişkiler
Bu araştırma; 2018-2019 yetiştirme mevsiminde Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Araştırma Merkezi deneme arazisi koşullarında yürütülmüştür. Denemede dört farklı ekim sıklığı (350, 450, 550 ve 600 tohum/m²) uygulamasının iki ekmeklik buğday (Triticum aestivum L.) çeşidinin (Pehlivan, Golia) verim, verim unsurları, kalite ve bazı fizyolojik özellikleri üzerine etkilerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; m2'de başak sayısı, başakta tane sayısı ve ağırlığı, 1000 tane ağırlığı ve tane verimi belirli tohum sıklığına kadar artış gösterirken, daha sonraki sıklıklarda ise azalmalar meydana gelmiştir. En yüksek tane verimi Golia çeşidinde 550 tohum/m2 tohum sıklığı uygulamasından alınırken, en düşük tane verimi 450 tohum/m2 tohum sıklığında Pehlivan çeşidinden elde edilmiştir. Işık tutumu, ışık tutum etkinliği, bayrak yaprak klorofil içeriği (spad) ve bayrak yaprak alanı özelliklerinde tohum sıklıklarına bağlı olarak bir farklılık belirlenememiş, yalnızca bayrak yaprak klorofil içeriği bakımından çeşitler farklılık göstermiştir. Bursa koşullarında yürütülen bu çalışmada; ekmeklik (Triticum aestivum L.) buğday çeşitlerinde ışık kullanım etkinliği özellikleri ile verim arasındaki ilişkiler karşılaştırılmıştır. İncelenen buğday çeşitlerinde, bitki örtüsünde tane verimi ile ışık tutumu arasında olumsuz ve önemsiz, ışık tutum etkinli ile olumlu ve önemli, bayrak yaprak klorofil içeriği (spad) arasında olumlu ve önemsiz, bayrak yaprak alanı ile olumsuz ancak önemli ilişki bulunmuştur. Anahtar kelimeler : Ekmeklik Buğday, Ekim Sıklığı, Tane Verim ve Verim öğeleri, fizyolojik öğeler 2022, vii + 78 sayfa.
Ekmeklik buğday (Triticum aestivum L) çeşitlerinde farklı bor dozu uygulamalarının verim ve verim komponentleri üzerine etkilerinin belirlenmesi
Bu çalışma Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Uygulama ve Araştırma Merkezi deneme alanında 2018-2019 yetiştirme sezonunda iki faktörlü tesadüf blokları deneme deseninde üç tekerrürlü olarak ekmeklik buğday (Triticum aestivum L.) çeşitlerinde farklı bor dozu uygulamalarının verim ve verim komponentleri üzerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada Golia ve Pehlivan çeşitleri kullanılmıştır. B gübrelemesi için bor kaynağı olarak boraks (Na2B4O7.10H2O) kullanılmış ve B düzeyleri için gerekli boraks (Na2B4O7.10H2O) miktarları (0, 0,15, 0,3, 0,45 ve 0,6 kg B da-1) arazide deneme planına uygun olarak parsellere toprak yüzeyine sıvı olarak püskürtülerek dağıtılmıştır. Çalışmada; bitki boyu, başak uzunluğu, başakta başakçık sayısı, başakta tane sayısı, başakta tane ağırlığı, tane verimi, 1000 tane ağırlığı ve hektolitre ağırlığı özellikleri incelenmiştir. Çalışmada topraktan uygulanan bor dozlarının araştırmada incelenen başakta tane ağırlığı, 1000 tane ağırlığı, hektolitre ağırlığı ve tane verimi özelliklerine etkisinin önemli olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, en yüksek tane verimi 531,95 kg da ile 0,3 kg B da-1 uygulanmasından elde edilirken, bunu 531,35 kgda-1 ile 0,15 kg B da-1 ve 527,43 kgda-1 ile 0,45 kg B da-1 dozu izlemiştir. Tane verimi özelliği bakımından Çeşit x Bor dozu interaksiyonları incelendiğinde; Golia çeşidinde en yüksek tane veriminin 550,43 kg da-1 ile 0,15 kg B da-1 dozundan elde edildiği, en düşük değerin ise 454,43 kg da-1 ile kontrol uygulanmasından elde edildiği saptanmıştır. Pehlivan çeşidinde ise en yüksek ve düşük değerler sırasıyla 578,43 kg da-1 ile 0,3 kg B da-1 dozundan ve 512,26 kg da-1 ile 0,15 kg B da-1 dozundan elde edilmiştir.
Balıkesir ili Bandırma yöresinde ekilen ekmeklik buğday (Triticum aestivum L.) çeşitlerinin bazı kalite özelliklerinin belirlenmesi
Bu çalışma Balıkesir ili Bandırma yöresinde 2017-2018 sezonunda yetiştirilen 17 adet ekmeklik buğday çeşidinin (Triticum aestivum L.) kalite özellikleri yönünden incelenmesi amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada kalite özellikleri olarak; çeşitlerin bin tane ağırlığı, tane en ve boy uzunluğu, hektolitre ağırlığı, protein oranı, Zeleny sedimantasyon değeri, gecikmeli sedimantasyon değeri, düşme sayısı, rutubet, yaş gluten miktarı ve gluten indeks değerleri incelenmiştir. Araştırma sonucunda 44,76 g ile Sagittario çeşidi en yüksek bin tane ağırlığına sahip olan çeşit olarak saptanmıştır. Tane eni en fazla olan çeşit 3,32 mm ile Forblanc, tane boyu en fazla olan çeşit 7,64 mm ile Renan olmuştur. Nusrat 83,76 kg/hl değeri ile en yüksek hektolitre değerine ve %16,92 değeriyle de en yüksek protein oranına sahip çeşit olmuştur. Çalışmada %39,26 ile Nusrat, % 38,90 ile Tigre yaş gluten miktarı en yüksek çeşitler olmuşlardır. Hanlı 56 ml ile en yüksek Zeleny sedimantasyon değerine sahip çeşit olmuştur. Esperia, Golia, Hanlı ve Renan çeşitlerinin gecikmeli sedimantasyon değerlerine göre, bu çeşitlerde süne zararı gördükleri tespit edilmiştir. Çalışmada, ele alınan özelliklerin birçoğunda ilk beş çeşit içerisinde yer alan Glosa, Tigre, Nusrat, Kaşifbey, Hanlı ve Rumeli çeşitlerinin yörede kalite özellikleri açısından ön plana çıkan çeşitler oldukları sonucuna varılmıştır.