Glaucoma

62 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessEN

The frequency of alzheımer related dementıa ın patıents wıth pseudoexfolıatıon syndrome

PURPOSE: To investigate the frequency of Alzheimer related dementia in patients with pseudoexfoliation syndrome (PES).MATERIAL AND METHODS: 67 patients with pseudoexfoliation syndromeand 67 control individuals who was similar to the patients group for age, gender and educational background were compared for the possibility of Alzheimer related dementia ( according to the criterias of DSM-IV-TR). The effects of cataract, glaucoma and systemic diseases over the dementia were evaluated in patients with PES and control group.RESULTS: The frequency of Alzheimer related dementia was higher statistically in patients with PES (p=0.0001). The frequency of dementia in patients who had cataract was higher than patients who hadn?t (p=0.0003). There was no association between systemic diseases and dementia (p>0.05). Furthermore, there was no difference for the frequency of dementia between patients who had glaucoma and who hadn?t in patients with PES (p=0.953).CONCLUSION: The statistically significant increased frequency of Alzheimer related dementia in patients with PES is important for a possible association between PES and Alzheimer disease.Key Words: Pseudoexfoliation syndrome, Alzheimer related dementia, Cataract, Glaucoma.

Alzheimer diseaseDementiaGlaucoma+4
Ferhat Dorak
İnönü University
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni proton transfer bileşiklerinin antiglokom aktivitesinin incelenmesi

Bu çalışmada karbonik anhidraz izoenzimlerinin insan eritrositlerinden saflaştırılması ve daha önce sentezlenen bileşiklerin; glokom tedavisinde rolü olan HCA I ve HCA II enzimleri üzerinde inhibisyon etkilerinin in vitro olarak incelenmesi amaçlanmıştır.Önce insan eritrositlerinden karbonik anhidraz enzimleri afinite jeli kullanılarak (Sepharose-4B-L-tirozin-sülfonilamid) saflaştırılmış ve daha sonra bu enzimlerle kinetik çalışmalar yapılmıştır.Daha sonra Hsba ve serbest ligandlardan (en ve amp) sentezlenen yeni bileşiklerin (1 ve 2) insan eritrosit CA izoenzimleri üzerindeki inhibisyon etkisi incelendi. Çalışmalarda karbonik anhidraz aktivitesinin belirlenmesinde hidrataz ve esteraz aktivitelerinden faydalanıldı. HCA'nın hidrataz ve esteraz aktivitesi üzerinde Hsba, 1 ve 2 no'lu bileşiklerin inhibisyon etkisi gösterdiği belirlenmiştir. İnhibisyon etkisi gösteren ilaçlar için %aktivite-[I] grafikleri çizilerek I50 değerleri bulunmuştur. CO2-Hidrataz aktivitesine göre inhibisyon gösteren Hsba, 1 ve 2 bileşiklerinin I50 değerleri (enzimli reaksiyon süresini yarıya düşüren inhibitör konsantrasyonu); HCA I için sırasıyla 0.45 ? M , 0.15 ? M ve 0.32 ? M ve HCA II için 0.40 ? M, 0.06 ? M ve 0.15 ? M bulundu. Esteraz aktivitesine göre ise; HCA I için sırasıyla 3.2 ? M, 0.13 ? M ve 0.8 ? M, HCA II için 18 ? M,0.14 ? M ve 0.1 ? M I50 değerleri bulundu.

GlokomKarbonik anhidrazSülfonamitler
Burcu Çınar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı aminlerin formaldehit ile mannıch bazı sentezi ve glokom enzim aktivitesinin incelenmesi

Mannich bazı yeni bileşiklerin sentezinde önemlidir. Mannich bazı doğrudan veya ara ürün olarak kullanılabilir. Mannich reaksiyonu aktif hidrojen taşıyan bir bileşik ile formaldehit ve bir 1o veya 2o amin varlığında gerçekleşir.Mannich bazlarının en önemli uygulamaları ilaç kimyası (antineoplastik ilaçlar, analjezikler, antibiyotikler), polimer kimyası, yüzey aktif maddeleridir. Ayrıca Mannich bazı iyi bir kimyasal ve çözücüdür.Bu çalışmada kısa, etkili ve yeni bir yöntem olan mikrodalga yöntemi ile N,N'-bis(2-florofenil) metandiamin, N,N'-bis (4-florofenil) metandiamin, N,N,N',N'-tetrametilmetandiamin, N,N'-diizopropilmetandiamin sentezlendi. Sentezlenen bu Mannich bazlarının yapıları 13C-NMR, 1H-NMR ve FT-IR yöntemleri ile aydınlatılmıştır. Ayrıca bu Mannich bazlarının glokom enzim aktivitesi incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Enzim Aktivitesi, Glokom, Mannich Bazı, Mikrodalga.

Enzim aktivitesiFormaldehitGlokom+2
Çiğdem Kocayel
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

5-amino-1,3,4-tiyadiazol türevlerinin karbonik anhidraz enzimi üzerinde inhibisyon etkilerinin araştırılması

Karbonik anhidraz (EC. 4. 2. 1. 1), CO2'in, HCO3 - ve H+ iyonlarına iki basamakta dönüsümlü hidratasyonunu katalizleyen, çinko iyonlu metaloenzimlerden biridir. nsan gözünde CA-I, CA-II ve CA-IV izoenzimleri bulunur. Karbonik anhidraz inhibitörleri, aköz humorun salgılanmasıyla olusan yüksek göz içi basıncın (IOP) düsürdükleri için, glaucoma hastalıgı tedavisinde etkili olarak kullanılırlar. Bu çalısmada glaucoma hastalıgı tedavisinde kullanılmaya aday yeni karbonik anhidraz (CA) inhibitörlerinin, karbonik anhidraz enzimi üzerinde inhibisyon etkileri arastırılmıstır. Önce sıgır eritrositlerinden karbonik anhidraz enzimleri afinite jeli kullanılarak (Sepharose-4B-L-tirozin-sülfonilamid) saflastırılmıs ve daha sonra bu enzimlerle kinetik çalısmalar yapılmıstır. Daha sonra sentezlenen yeni bilesiklerin (1, 2, 3) sıgır eritrosit BCA enzimleri üzerindeki inhibisyon etkisi incelendi. Çalısmalarda karbonik anhidraz aktivitesinin belirlenmesinde hidrataz ve esteraz aktivitelerinden faydalanıldı. BCA'nın hidrataz ve esteraz aktivitesi üzerinde 1, 2, 3 no'lu bilesiklerin inhibisyon etkisi gösterdigi belirlenmistir. nhibisyon etkisi gösteren ilaçlar için % aktivite-[I] grafikleri çizilerek I50 degerleri bulunmustur. CO2-Hidrataz aktivitesine göre inhibisyon gösteren 1, 2 ve 3 bilesiklerinin I50 degerleri (enzimli reaksiyon süresini yarıya düsüren inhibitör konsantrasyonu); BCA için 1,79.10-7 ile 9,78.10-7 M arasında bulundu. p-Nitrofenil asetatı hidroliz aktivitesi olan esteraz aktivitesine göre ise; BCA için 1,94.10-7 ile 2,25.10-7 M arasında I50 degerleri bulundu. Anahtar Kelimeler: Glokom, I50 Degerleri, Karbonik Anhidraz, Sülfonamidler

GlokomSülfonamitler
Serap Vural
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi göz hastalıkları polikliniğinde takipli medikal tedavi alan glokom tanılı hastalarda COVİD--19 salgınının etkileri

Bu çalışmanın amacı, göz hastalıkları polikliniğinde takipli medikal tedavi alan glokom tanılı hastalarda COVID-19 salgınının etkilerinin değerlendirilmesidir. Araştırmaya 01.04.2020-01.10.2020 tarihleri arasında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Polikliniğine başvuran geçmişte düzenli takipleri ve poliklinik kayıtları bulunan 100 hasta dahil edilmiştir. Çalışmada sosyodemografik bilgiler yanında tedavi süreçleri ve COVID-19 pandemi süreci deneyimleri ile ilgili soruları içeren bilgi formu kullanılmıştır. Katılımcıların %17'si evde kalmaya uyum gösterememiştir. Kadınlar anlamlı farkla evde kalmaya daha fazla uyum göstermiştir. Çalışmayan katılımcılar çalışan katılımcılara göre ve evli olanlar evli olmayanlara göre anlamlı farkla pandemide evde kalmaya daha fazla uyum sağlamıştır. Katılımcıların %87'si pandemide market ve pazar gibi kalabalık ortamlara girmekten çekinmiştir. Market ve pazar gibi kalabalık ortamlardan kaçınanların yaş ortalaması daha yüksektir. Kadınların, maddi durumu yeterli olan, evli olan, kronik bir hastalığı olan ve çalışmayan katılımcıların COVID-19 pandemisinde kalabalık ortamlardan daha fazla kaçındıkları bulunmuştur. Kadınların erkeklere göre ve çalışmayan katılımcıların çalışan katılımcılara göre daha fazla eldiven kullandıkları sonucuna ulaşılmıştır. Pandemi döneminde katılımcıların %66'sı glokom hastalık belirtilerini yaşadığını ifade etmiştir. COVID-19 pandemisinde %47'sinde glokom medikal tedavisinde aksama olmuştur. Maddi durumu yetersiz olanların medikal tedavisinde anlamlı farkla daha fazla aksama olmuştur. Maddi durumunu yetersiz olanlar glokom belirtilerini anlamlı farkla daha fazla yaşamıştır. Katılımcıların %67'si COVID-19 pandemi döneminde göz muayenesine gidemediklerini bildirmiştir. Cinsiyet, medeni durum, maddi durum, kronik hastalık varlığı ve çalışma durumuna göre göz muayenesine gidememe durumunda anlamlı farklılık gözlenmemiştir. Göz muayenesine gidemeyen katılımcıların yaş ortalamasının daha yüksek olduğu görülmüştür. Göz muayenesine gidemeyenler daha fazla glokom hastalık belirtileri göstermiştir. Anahtar Kelimeler: COVID-19, Glokom, Göz Muayenesi, Pandemi.

COVID 19Fizik muayeneGaziantep+2
Şeyma Çetin
Gaziantep University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İnce kornealı hastaların glokom riski açısından arka kutup asimetrisi analizi ile değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmada merkezi kornea kalınlığı ince olan, primer açık açılı glokom şüphesi tanısı konulan hastaların herhangi göz hastalığı bulunmayan sağlıklı olgularla maküler retina ve ganglion hücre kompleksi kalınlık değerleri karşılaştırıldı. Spektral-domain optik koherens tomografi (OKT) (Spectralis; Heidelberg Engineering) kullanılarak arka kutup asimetri analizi (AKAA) ile retina kalınlık ölçümlerinin ince kornealı hastalarda glokomu erkenden tespit etmedeki rolünün araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada Ağustos 2022-Mart 2023 tarihleri arasında hastanemizin göz hastalıkları polikliniğine başvuran merkezi kornea kalınlığı (MKK) 500µm ve daha düşük olan rutin oftalmolojik muayeneleri sırasında primer açık açılı glokom şüpheli 31 hastanın 59 gözü ile 30 sağlıklı olgunun 60 gözü olmak üzere toplam 119 gözde AKAA yöntemiyle retina ve ganglion hücre kompleksi (GHK) kalınlığı değerlendirmeye alındı. Hastaların yaşı, cinsiyeti, göz içi basıncı (GİB), makula kalınlığı (MK), retina sinir lifi tabakası (RSLT) kalınlığı, ganglion hücre tabakası (GHT) kalınlığı, iç pleksiform tabaka (İPT) ve MKK değerleri kaydedildi. Çalışmaya dahil edilen olgular MKK'sı ince olan primer açık açılı glokom şüpheli ve sağlıklı göz bulguları olanlar olarak iki guba ayrıldı. Değişken parametreler gruplara göre karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hastaların yaş ortalaması 55,36 ± 13,36 (dağılım aralığı 18-71)'tir. Katılımcıların 51'i (%83,6) kadın iken, 10'u (%16,4) erkeklerden oluşmaktadır. Çalışmaya katılanların 31'inde (%50,8) ince kornealı glokom şüphesi bulguları saptanmışken, 30 kişi ise (%49,2) normal göz bulgularına sahip olarak bulunmuştur. Yaş ve cinsiyet değerleri açısından glokom şüphesi bulunan hastalar ile kontrol grubundaki olgular arasında istatistiksel olarak anlamlı fark görülmemiştir. Glokom şüphesi grubunda total makula kalınlığı (T-MK), üst hemisfer makula kalınlığı (S-MK), alt hemisfer makula kalınlığı (İ-MK) ve zonlara ayrılmış olarak zon 1 total makula kalınlığı (Z1 T-MK), zon 1 üst hemisfer makula kalınlığı (Z1 S-MK), zon 1 alt hemisfer makula kalınlığı (Z1 İ-MK), zon 2 üst hemisfer makula kalınlığı (Z2 S-MK) değerleri kontrol grubu değerlerine kıyasla istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur. Glokom şüphesi grubunda superior peripapiller retina sinir lifi tabakası (S-ppRSLT) ve inferior peripapiller retina sinir lifi tabakası (İ-ppRSLT) değerleri kontrol grubu değerlerine kıyasla istatistiksel olarak anlamlı şekilde düşük bulunmuştur. Gruplar arasında ppRSLT, temporal RSLT (T-RSLT), nazal RSLT(N-RSLT), Z2 T-MK, Z2 İ-MK, Z3 MK, Z3 S-MK, Z3 İ-MK ve GHK kalınlık değerleri açısından istatiksel olarak anlamlı fark izlenmedi. Yaş ile retina kalınlığı ve ganglion hücre kompleksi kalınlığı korelasyon analizleri sonucunda istatistiksel olarak anlamlı negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Optik sinir başı çukurluk/disk oranı (c/d) ile ppRSLT korelasyon analizınde istatistiksel olarak anlamlı negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Peripapiller RSLT ile MK, GHK kalınlık değerlerinin korelasyon analizlerinde istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Göz hastalığı bulunmayan olguların üst ve alt hemisferler arasındaki fark araştırıldığında, Z2, Z3 MK, Z1, Z2, Z3 GHK kalınlıklarında ortalama alt hemisfer kalınlık değerlerinin üst hemisfer değerlerine göre istatistiksel olarak anlamlı yüksek tespit edilirken, Z1 MK'nın ortalama üst-alt hemisfer kalınlık değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark görülmemiştir. Glokom şüphesi olan hastaların Z1, Z2, Z3 GHK kalınlıklarının ortalama alt hemisfer kalınlık değerlerinin üst hemisfer değerlerine göre istatistiksel olarak anlamlı yüksek tespit edilirken, Z1, Z2, Z3 MK'nın alt-üst hemisfer kalınlık değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark görülmemiştir. Glokom şüphesi bulunan hastalar ile kontrol grubundaki olguların makula kalınlıklarının üst ve alt hemisferler arasındaki farkları (MK (S-I)) karşılaştırıldığında ve ayrıca ganglion hücre kompleksi kalınlıklarının üst ve alt hemisferler arasındaki farkları (GHK (S-I)) karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmedi. Sonuç: Bildiğimiz kadarıyla bu çalışmamız ince kornealı glokom şüphesi olan hastalarda AKAA yöntemi ile arka kutuptaki yapısal retina kalınlık değişikliklerini inceleyen ilk çalışmadır. Çalışmamızda AKAA'nın ince kornealı hastalarda normale göre makula kalınlık değerlerinin daha yüksek olduğu tespit edildiğinden, ince kornealı hastalarda glokomun erken tanısında ppRSLT'nin daha değerli olduğu sonucuna varıldı. Anahtar kelimeler: Glokom şüphesi, arka kutup asimetri analizi, ince kornea, glokom, retina.

GlokomGözGöz hastalıkları+2
Khalıl Safarov
Bezmialem Vakıf University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Trabekülektominin oküler kan akımı ve oküler puls amplitüdüne etkisi

Amaç: Glokomlu hastalarda trabekülektominin göz içi basınç, oküler kan akımı, oküler puls amplitüd üzerine etkisini araştırmakGereç ve yöntem: Eylül 2009 - Aralık 2010 tarihleri arasında, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göz Hastalıkları Anabilim Dalı kliniğine başvuran, primer açık açılı glokom tanısı alan ve operasyonu planlanan 25 hastanın 25 gözü prospektif olarak incelendi. Tüm gözlere ameliyat öncesi sırasıyla Pascal dinamik kontür tonometre (DKT) ile göz içi basıncı (GİB) ve oküler puls amplitüdü ölçümü (OPA), Goldmann applanasyon tonometresi (GAT) ile GİB ölçümü, santral kornea kalınlığı (SKK) ölçümü, renkli doppler ultrasonografi görüntüleme tekniği ile kısa posterior siliyer arter (KPSA) kan akım ölçümü yapıldı. Çalışmaya alınan tüm gözlere, trabekülektomi ameliyatı uygulandı. Postoperatif 1.ay ölçümler tekrarlandı. Operasyon öncesi ve sonrası yapılan ölçümler istatistiksel olarak karşılaştırıldı.Bulgular: Ameliyat öncesi sırasıyla DKT, GAT ile ölçülen GİB, OPA ve nazal ve temporal KPSA rezistif indeks (RI) değerleri; 26,55±4,28, 26,92±4,75, 4,06±0,90 ve 0,61±0,07, 0,62±0,10 bulundu. 1 ay sonraki ölçümler DKT, GAT, OPA, nazal ve temporal KPSA RI; 14,36±2,49, 14,16±2,44, 2,52±0,56, 0,49±0,09 ve 0,52±0,09 saptandı. GİB ve OPA'daki azalma istatistiksel olarak (p<0,001, p<0,001) anlamlı bulundu. Nazal ve temporal KPSA RI (p<0,001, p:0,001) değerlerindeki düşüşte istatistiksel olarak anlamlı idi.Sonuç: Ameliyat öncesine göre ameliyat sonrasında GİB, OPA değerlerinde azalma, nazal ve temporal KPSA maksimum, minimum, ortalama kan akım hızında artış, RI değerlerinde azalma saptandı. OPA ile nazal KPSA RI arasında güçlü pozitif korelasyon izlendi. Bu bulgular altında OPA değerinin glokom takibinde kullanılabilecek, oküler kan akımı ve rezistif indeks hakkında bilgi verebilecek faydalı bir gösterge olabileceği kanısına varıldı.

Cerrahi-gözGlokomKan akış hızı+3
Ayşe Sevgi Tandoğan
Çukurova University
2011
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Retina ven tıkanıklığında glokom ve aksiyal uzunluk

Amaç: Retina ven tıkanıklığı olgularında glokom sıklığını, risk etkenlerini değerlendirmek. Retina ven tıkanıklığı gelişiminde aksiyal uzunluğun etkisini araştırmak.Materyal ve Metod: Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı'nda 2006-2010 yılları arasında takip ve tedavi edilen retina ven tıkanıklığı tanısı alan 120 olgunun kayıtları retrospektif olarak incelendi. A-scan ultrasonografi ile aksiyal uzunluk ölçümleri yapılan 49 santral retinal ven tıkanıklığı, 71 ven dal tıkanıklığı olan olguların hasta gözleriyle sağlam gözlerinin aksiyal uzunlukları ve kontrol grubunun aksiyal uzunlukları karşılaştırıldı. Çalışmamızda olguların yaşı, cinsiyeti, retina ven tıkanıklığının tipi, yerleşim yeri, glokom varlığı, eşlik eden sistemik hastalıklar değerlendirildi.Bulgular: Çalışmamıza 120 olgu alındı. Olguların 57'si kadın, 63'ü erkek olup yaş ortalaması 61,9 ± 9,4 yıl idi. Retina ven tıkanıklığı risk etkenlerinden, hipertansiyon 75 olguda (% 62,5), diabetes mellitus 26 olguda (% 21,7), hiperlipidemi 41 olguda (% 34,2), aterosklerotik kalp hastalığı 23 olguda (% 19,2) görüldü.Santral retinal ven tıkanıklığı olan 49 olgunun 15`inde (% 30,6), retina ven dal tıkanıklığı olan 71 hastanın 7`sinde (% 9,9) glokom mevcuttu. Olguların retina ven tıkanıklığı geçiren gözlerinde ortalama aksiyal uzunluk değeri 22,2 ± 0,9 mm iken diğer gözlerinde ortalama 22,6 ± 0,9 mm olarak ölçüldü. Kontrol grubunun ortalama aksiyal uzunluk değeri 22,8 ± 0,9 mm olup hasta gözler ile kontrol grubu arasındaki fark istatistiksel olarak anlamı idi (p<0,0001).Sonuç: Primer glokom ve kısa aksiyal uzunluk retina ven tıkanıklık gelişiminde önemli risk faktörleridir. Tek taraflı retina ven tıkanıklığı olan olgularda sistemik ve oküler risk etkenlerinin araştırılması ven tıkanıklığı gelişimini ve glokoma bağlı hasarı önlemek için önemlidir.Anahtar Sözcükler: Retina ven tıkanıklığı, glokom, aksiyal uzunluk

GlokomGöz hastalıklarıRetina+1
Emine Çiloğlu
Çukurova University
2011
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Glokom hastalarında uyku bozukluğu ile fotosensitif retina ganglion hücreleri arasındaki ilişki

Amaç: Glokom hastalarında, progresif fotosensitif retinal ganglion hücrelerinin hasarı sonrasında sirkadiyen ritimdeki bozukluğun hastaların gece uyku kalitesi ve gündüz uykululuk durumu üzerine etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Yöntem: Çalışmaya Ağustos 2020 ile Şubat 2021 tarihleri arasında Yozgat Bozok Üniversitesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı glokom birimine başvuran primer açık açılı glokom tanısı olup takiplerine gelen 37 hasta ile glokom tanı ve şüphesi olmayan 34 olgu alındı. Tüm hastalara Epworth Uykululuk Ölçeği (ESS) ve Pitsburg Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) aynı tecrübeli kişi tarafından yapıldı. Çalışmaya katılan bireylere uyku bozukluğuna yol açabilecek anksiyete, depresyon, OSAS gibi hastalıklar için dışlama anketleri de (Beck Anksiyete, Beck Depresyon, Berlin ve Stop-Bang) yapıldı. PAAG tanılı bireyler ile sağlıklı bireylerin RSLT, GCC, FLV ve GLV değerleri optik koherens tomografi (OKT) ile ölçüldü. Tüm hastalara perimetri yapıldı ve ortalama sapma (MD) değeri elde edildi. Glokom hastalarında tespit edilen glokomatöz hasar ile hastaların gece uyku kalitesi ve gündüz uykululuk durumu arasındaki ilişki yapılan anketler ile değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya katılan gruplar arasında yaş, cinsiyet ve eğitim düzeyleri arasında fark yok idi. PAAG grubunda ortalama sapma (MD) değerlerinin sayısal değeri arttıkça, bireylerin ESS, PUKİ toplam, PUKİ uyku kalitesi, PUKİ uyku latansı, PUKİ uyku süresi, PUKİ uyku etkinliği ve PUKİ gündüz fonksiyonları değerlerinde de istatistiksel olarak anlamlı bir artış görüldü (p<0.05). PAAG grubunda ortalama RSLT, superior RSLT ve inferior RSLT değerlerindeki azalma ile ESS ve PUKİ toplam değerlerindeki artış istatistiksel olarak anlamlıydı (p<0.05). Ayrıca superior RSLT ve inferior RSLT değerlerindeki azalma ile PUKİ alt bileşenlerinden uyku kalitesi, uyku latansı, uyku süresi ve uyku etkinlik değerlerindeki artış istatistiksel olarak anlamlıydı (p<0.05). PAAG grubunda GCC değerlerindeki azalma ile ESS, PUKİ toplam, PUKİ uyku kalitesi, PUKİ uyku latansı, PUKİ uyku süresi ve PUKİ uyku etkinliği değerlerindeki artış istatistiksel olarak anlamlıydı (p<0.05). Kontrol grubunda ise MD, RSLT, GCC, FLV ve GLV değerleri ile ESS, PUKİ ve PUKİ alt bileşenleri ile istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu. Sonuç: Glokom, fotosensitif retina ganglion hücrelerinde (ipRGC) progresif kayıplara yol açabilmektedir. İpRGC'lerin progresif kaybı azalmış ışık iletimi nedeni ile sirkadiyen ritmin senkronize edilememesine yol açabilmektedir. Glokomatöz hasarın miktarı artıkça PAAG hastalarında uyku kalitesinde azalma ve gündüz uykululuk halinde artma olmaktadır. Glokom hastalarında glokom tedavisine ek olarak çeşitli profilaktik tedavilerin verilmesi ile yaşam kalitelerindeki bozulmanın önüne geçilecektir. Anahtar kelimeler: Primer açık açılı glokom, fotosensitif retina ganglion hücreleri, uyku bozuklukları, Epworth Uykululuk Ölçeği, Pittsburg Uyku Kalitesi İndeks

GanglionGlokomGlokom-geniş açılı+5
Fatma Bozbay Erkan
Yozgat Bozok University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Proliferatif diyabetik retinopatiye bağlı gelişen neovasküler glokomda koroid kalınlığının değerlendirilmesi

Proliferatif Diyabetik Retinopatiye Bağlı Gelişen Neovasküler Glokomda Koroid Kalınlığının Değerlendirilmesi Dr. İffet Yarımağa Kaçarlar Uzmanlık Tezi, Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Tez Danışmanı: Prof. Dr. Oğuzhan SAYGILI NİSAN-2018 Amaç: Neovasküler glokom gelişmiş olan diyabetik hastalarda koroid kalınlığını değerlendirmek Materyal- Metod : Bu prospektif karşılaştırmalı çalışmaya kliniğe başvuran proliferatif diyabetik retinopati tanısı olan 68 hasta dahil edildi. Hastalar neovasküler glokomu olanlar ve neovasküler glokomu olmayanlar olacak şekilde iki gruba ayrıldı.Ayrıntılı oftalmik muayeneleri tamamlanan hastaların OKT (Optik Koherans Tomografi) ile tek, horizontal ve fovea merkezli kesitten görüntüleri alınarak, subfoveal, nazal ve temporal alandan koroid kalınlıkları ölçüldü. Hastaların yaş, cinsiyet, refraktif kusur ve aksiyel uzunlukları kaydedilerek analiz edildi. Koroid kalınlıkları karşılaştırıldı. Bulgular: DEİGK (Düzeltilmiş en iyi görme keskinliği) düzeyi çalışma grubunda kontrol grubuna göre anlamlı ölçüde düşük bulunmuştur(p=0,001).NVG (Neovasküler glokom) olanlar ve olmayanlar arasında SE (sferik ekivalan) değerleri açısından anlamlı fark bulunmamıştır(p:0,064).NVG olan grupta GİB (göz içi basıncı), diğer gruba göre anlamlı ölçüde yüksek bulunmuştur(p:0,001).İki grup arasında AXL (aksiyel uzunluk) değerleri açısından anlamlı fark görülmedi(p:0,068). Ortalama subfoveal koroid kalınlığı, fovea merkezinin 1000 mikron temporali ve fovea merkezinin 1000 mikron nazalinden koroid kalınlığı NVG olanlarda, olmayanlara oranla önemli ölçüde azalmıştır(hepsi için p:0,001). Sonuçlar: NVG olan hastalarda koroid kalınlığı; subfoveal, nazal ve temporal kadranlarda incelmektedir. NVG olanlarda görme keskinliği düzeyleri, NVG olmayanlara göre önemli ölçüde düşüktür. Anahtar Kelimeler: Proliferatif diyabetik retinopati, neovasküler glokom, koroid kalınlığı

Diabetes mellitusDiabetik retinopatiGlokom+3
İffet Yarımağa Kaçarlar
Gaziantep University
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Glokom hastalarının erken tanısında optik koherens tomografi ile gangliyon hücre kompleks kalınlığı ve lamina kribrosa derinliği parametrelerinin kullanımının değerlendirilmesi

Amaç: Glokom şüpheli hastalarda hastalığın erken tanısı ve ilerlemesinde gangliyon hücre kompleks ölçümünün ve lamina kribrosa derinliğinin parametrelerinin kullanımının değerlendirilmesi Gereç ve Yöntem: 31 glokom şüpheli hasta ve 42 sağlıklı kişiler çalışmaya dahil edildi. Her iki gruptaki hastalardan Heidelberg Spektral Domain Optik Koherens Tomografi ile ölçümler alındı. Segmentasyon analizi ile gangliyon hücre kompleks kalınlıkları enhanced depth imaging ile lamina kribrosa derinlikleri ölçüldü. Bulgular: Glokom şüpheli grupta gangliyon hücre tabakası kalınlığı ortalama 11,46 , kontrol grubunda 12,19  olarak bulunmuştur. İki grup arasında gangliyon hücre tabakası kalınlığı farkı istatistiksel olarak anlamsız çıkmıştır (p=0,094). Lamina kribrosa derinliği glokom şüpheli grupta ortalama 579,3  , kontrol grubunda 399,62  bulunmuştur. İki grup arasında lamina kribrosa derinliği açısından fark istatistiksel olarak anlamlıdır. (p<0,05) Sonuç: Glokom, optik disk ve makülayı da etkileyen bir patogeneze sahiptir. Göz hekimlerine glokom hastalarının tanısı ve takibi için yardımcı olup non invaziv olarak ölçülen gangliyon hücre tabakası ve lamina kribrosa derinliği erken tanı için yol gösterici olabilecektir. Anahtar Kelimeler : Gangliyon Hücre Kompleks Kalınlığı, Glokom Şüphesi, Lamina Kribrosa Derinliği

GlokomGöz hastalıklarıLamina cribrosa+4
Şule Barman
Çukurova University
2017
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Çukurova bölgesinde görülen primer konjenital glokomlu olguların moleküler genetik analizi

Amaç: Çukurova bölgesinde görülen PKG hastalığının genetik temelinin araştırılması, saptanan gen mutasyonları ile hastalığın klinik bulguları ve ciddiyeti arasındaki ilişkinin ortaya konulması. Gereç ve Yöntemler: Çalışmaya 2005 ile 2021 yılları arasında Çukurova Üniversitesi Göz Hastalıkları Anabilim dalında primer konjenital glokom tanısı ile takip edilen 26 hastanın 42 gözü dahil edildi. Genetik analiz için alınan venöz kan örnekleri etilendiamintetraasetik asit içeren tüplere alınarak Çukurova Üniversitesi Adana Genetik Hastalıklar Tanı ve Tedavi Merkezi ve Tıbbi Genetik Anabilim Dalı bünyesinde analiz edildi. Alınan kan örneklerinde CYP1B1, MYOC gen mutasyonları araştırıldı. Mutasyon tespit edilen hastaların ebeveynlerinden de kan örnekleri alınarak genetik analiz yapıldı. Bulgular: Hastaların 12'sinde (% 46,2) (20 göz) CYP1B1 gen mutasyon varlığı tespit edildi (Grup 1). Bu hastalardan ikisinde CYP1B1 ve MYOC gen mutasyonu kombinasyonu saptandı. 14 (% 53,8) hastada (22 göz) mutasyon görülmedi (Grup 2). İki grup arasında demografik verilerde farklılık yoktu ( p:> 0,05 ). Mutasyonun olduğu Grup 1 olgularında yatay kornea çapı daha yüksek seyretti (p: 0,006). Aynı zamanda buftalmus görülme oranı da daha fazla idi (p: 0,057). Mutasyon olan olgularda en sık rastlanılan patojenik varyant c.1405C>T (p.R469W) (n: 5, 9 göz) mevcuttu ve diğer mutasyonlara göre prognoz kötü seyretti (p: 0,014). İkinci en sık görülen varyant ise c.3987G>A (p.G61E) (n:3, 4 göz) idi, tedavi ile prognozları iyiydi. Mutasyonu olan hastaların ebeveyn analizlerinde ise anne ve babada heterozigot taşıyıcı oldukları tespit edildi. Ebeveynlerde glokom görülmedi. Sonuç: Bu çalışmada primer konjenital glokom olgularında sık rastlanılan genetik mutasyonların hastalığın klinik şiddeti ile ilişkili olduğu gözlemlendi. Genetik araştırma bu hastalarda klinik prognoz açısından yol gösterici olabilir. Bunun yanında ailelere verilecek genetik danışmanlık hizmetleri ile hastalığın görülme oranları azaltılabilir. Anahtar Kelimeler:, CYP1B1, Genetik Analiz, MYOC, Primer Konjenital Gloko

GenetikGlokomKonjenital anomaliler+3
Ahsen Nazire Akbaş
Çukurova University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Glokom hastalarında 24 saatlik göz içi basınç takibi

AMAÇ: Triggerfish kontakt lens (TKL) kullanarak PEX (psödoeksfolyasyon) glokomu, PAAG (primer açık açılı glokom) ve PEX sendromunda sirkadiyen göz içi basınç (GİB) paternlerini incelemek ve TKL'nin tolerabilitesini ve oküler yüzey etkilerini değerlendirmek. YÖNTEM: Yeni glokom tanısı almış ve ilaç kullanmayan 3 PEX glokom hastası, 2 PAAG hastası ile PEX sendromu bulunan 1 olgu olmak üzere, toplam 6 olgunun 6 gözüne 24 saatlik GİB monitörizasyonu için TKL takıldı. GİB eğrisine cosinor ve bifazik cosinor analizleri yapıldı. Akrofaz ve batifaz zamanları ve amplitüdleri hasta grupları arasında karşılaştırıldı. Bir gün sabah (6:00-11:00), öğleden sonra - akşam (12:00- 23:00) ve gece (24:00- 5:00) olmak üzere 3 farklı periyotta değerlendirilerek, en düşük ve en yüksek GİB ilişkili mV eq değerleri hasta grupları arasında karşılaştırıldı. GİB pikleri incelendi ve bir saati aşan pikler "uzamış pik " olarak kabul edildi. TKL kullanımının tolerabilite ve güvenirliliğini incelenmek için her iki göze işlem öncesi ve sonrası en iyi düzeltilmiş görme keskinliği(EDGK), santral korneal kalınlık (SKK) ölçümleri, Oküler Cevap Analizörü (ORA) ile korneal biyomekanik ölçümler ve biyomikroskopik muayene yapıldı. Konjonktival hiperemi ORA Kırmızılık Skalası, korneal boyanma Modifiye Oxford Skalası (MOS) ile değerlendirildi. BULGULAR: Katılımcıların ortalama yaşı 61.6±7.7 olup 5' i (%83.3) erkek, 1' i (%16.7) kadındı. Toplam 5 glokomlu olgunun 4'ünde (% 80) nokturnal akrofaz paterni görüldü; 1 olguda düşük amplitüdlü akrofaz paterni izlendi. PEX glokomlu olguların hepsinde gece uyku döneminde uzamış GİB piki görüldü. PAAG'de ise daha az sayıdaki uzamış pikler gündüz veya gece döneminde görüldü. Hastaların TKL takılan gözleri ile diğer gözleri arasında TKL takılmadan önce ve sonrasında SKK ve ORA parametreleri ve EDGK açısından anlamlı bir fark bulunamadı (P>0.05). MOS ve ORA skalası TKL uygulaması öncesinde olguların iki gözü arasında farklı değilken (P>0.05), TKL uygulaması sonrasında her iki skor da anlamlı düzeyde farklıydı (sırasıyla P= 0.003 ve P=0.004). Bir olguda TKL intolerans nedeniyle 3 saat erken çıkarıldı. SONUÇ: TKL uygulaması ile 24 saatlik GİB profilinin incelenmesi glokom hastalarının ofis saatleri dışındaki GİB davranışı hakkında kıymetli bilgiler vermektedir. PEX glokomda nokturnal akrofaz ve uzamış GİB piklerinin sıklığı dikkati çekmiştir. TKL kullanımı güvenilir ve hastalarca iyi tolere edilebilir bir yöntem olup, korneal parametreler ve oküler yüzey üzerine anlamlı ve kalıcı bir değişiklik oluşturmamaktadır. Anahtar kelimeler: göz içi basıncı, kontakt lens, psödoeksfolyasyon sendromu, primer açık açılı glokom, psödoeksfolyasyon glokomu, sirkadiyen

GlokomGlokom-geniş açılıGöz hastalıkları+4
Mehmet Şirin Türkoğlu
Manisa Celal Bayar University
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Glokom hastalarında oküler yüzey değişikliklerinin incelenmesi

AMAÇ: Glokom hastalarında prezervanlı topikal ilaç kullanımına bağlı oluşabilecek gözyaşı ve oküler yüzey değişikliklerini ve bunlarla ilişkili semptomları incelemek. YÖNTEM: Çalışmaya 100'ü ilaç kullanan glokom hastası (1. grup),25'i ilaçsız takip edilen glokom hastası (2. grup) ve 75'i kontrol olgusu (3. grup) olmak üzere toplam 200 olgunun 200 gözü dahil edildi. İlaç kullanan 1. grubun kullandığı antiglokomatöz ilaçlar, bunların kullanım süreleri ve günlük damla sayıları kaydedildi. Tüm olgulara sırası ile gözyaşı ozmolaritesi ölçümü, Schirmer 1 testi, gözyaşı kırılma zamanı (GYKZ) ölçümü, floresein ile oküler yüzey boyanma değerlendirmesi yapıldı ve son olarak da oküler yüzey hastalık indeksi (OSDI) anketi uygulandı. Test sonuçları oküler yüzey hasarının durumuna göre normal, hafif-orta ve şiddetli olarak 3 ayrı kategoride derecelendirildi. Sonuçlar gruplar arasında istatistiksel olarak karşılaştırıldı ve p<0.05 değeri anlamlı kabul edildi. BULGULAR: Katılımcıların yaş ortalaması 61.9 ± 8.7 (45-87) olup 106'sı (%53) kadın, 94'ü (%47) erkekti. Çalışma grupları arasında yaş ve cinsiyet dağılımı açısından anlamlı farklılık bulunmadı (p>0.05). Birinci gruptaki hastalar en az 6 ay süreyle, ortalama 2.08 antiglokomatöz ilaç kullanmaktaydı. İlaç kullanan glokom hasta grubunda (1. grup) diğer iki gruba (2. ve 3. gruplar) göre gözyaşı ozmolaritesi ve boyanma skorları anlamlıolarakyüksek(sırasıylap=0.00ve p=0.000), GYKZ ise anlamlı olarak kısa bulundu (p=0.006). Schirmer testi ve OSDI anketi sonuçlarında ise gruplar arasında anlamlı farklılık izlenmedi (p>0.05). Test sonuçları oküler yüzey hasarının durumuna göre derecelendirildiğinde, ozmolarite, GYKZ ve oküler yüzey boyanma dağılımları ilaç kullanan grupta diğer iki gruptan anlamlı farklılık gösterdi (sırasıyla p=0.007, p=0.015 ve p=0.000). İlaç kullanan grupta %44 oranda gözyaşı ozmolaritesi, %60 oranda GYKZ ve %76 oranda oküler yüzey boyanma anormalliği tespit edildi. İlaç kullanan hastalarda tedavisüresi, kullanılan etken madde sayısı ve günlük damla sayısı ile test sonuçları arasında korelasyon saptanamadı (r<0.3). SONUÇ: Bu çalışmada prezervanlı topikal ilaç kullandırılan glokom hastalarında ilaç kullanımına bağlı olarak gözyaşı ozmolaritesi, GYKZ ve oküler yüzey boyanmasında anormallikler tespit edilmiştir. Bu nedenle glokom hastasının topikal ilaç tedavisinin seçiminde ve sürecinde gözyaşı film tabakası ve oküler yüzeyin de değerlendirilmesi önem arz eder. Anahtar kelimeler: Glokom, gözyaşı, oküler yüzey hastalığı, ozmolarite, prezervanlar

Belirti ve semptomlarGlokomGöz+3
Seçil Şencan
Manisa Celal Bayar University
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Psödoeksfolyayon sendromu ve psödoeksfolyatif glokom olgularında speküler mikroskopi bulguları

AMAÇ: Psödoeksfoliasyon (PEX) sendromlu ve psödoeksfoliatif glokomlu olgularda speküler mikroskopi ile endotel hücre tabakası parametrelerini değerlendirmek YÖNTEM: Çalışmaya PEX sendromlu 77 hastanın 94 gözü, PEX glokomlu 63 hastanın 71 gözü ve 53 kontrol olgusunun 84 gözü olmak üzere toplam 193 göz dahil edilmiştir. PEX glokomu grubundaki tüm hastaların kullandıkları antiglokomatöz ilaçlar, etken madde sayısı ve kullanım süreleri kaydedildi. Tüm olgulara nonkontakt speküler mikroskopi (Konan CellChek XL) ile muayene yapıldı. Endotel hücre yoğunluğu (hücre/mm2), varyasyon katsayısı, hekzagonalite oranı (%) ve santral kornea kalınlığı (µm) değerleri kaydedildi. Tüm parametreler gruplar arasında istatistiksel olarak karşılaştırıldı ve p<0.05 değerler anlamlı kabul edildi. BULGULAR: Ortalama yaş 68.91 ± 7.09 (52 – 85 yaş) olan olguların % 44.2 'si kadın, % 55.8'i erkek idi. PEX glokom grubu ile kontrol grubu arasında yaş açısından anlamlı fark saptandı (p=0.001). Endotel hücre yoğunluğu PEX sendromu ve PEX glokom grubunda kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşük olarak belirlendi (sırasıyla p=0.002 ve p=0.000). Hekzagonalite oranı PEX glokom grubunda kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde düşük idi (p=0.004). Santral kornea kalınlığı PEX glokom grubunda PEX sendromu grubu ve kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde daha ince bulundu (p=0.005 ve p=0.004). Varyasyon katsayısı açısından gruplar arasında farklılık saptanmadı (p>0.05). PEX glokom grubunda topikal antiglokomatöz ilaç etken madde sayısı ve ilaç kullanım süresi ile speküler mikroskopi bulguları arasında korelasyon bulunamadı (r≤0.3). SONUÇ: PEX sendromlu ve PEX glokomlu olgularda, speküler mikroskopi ile endotel hücre yoğunluğu, hekzagonalite oranı kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde düşük saptanmıştır. Endotel hücre tabakasındaki etkilenme glokom eşlik eden PEX sendromlu hastalarda daha ciddi görünmektedir. Speküler mikroskopi incelemesi ile bu hastalarda erken hasarın tespiti mümkündür. Böylece intraoküler cerrahi planlanmasında ve cerrahi sırasında özel önlemler alınabilir ve bu hastalarda akılcı topikal antiglokomatöz tedavi seçimi ile kornea dekompanzasyonu riski azaltılabilir. Anahtar kelimeler: Psödoeksfoliasyon, glokom, kornea endoteli, speküler mikroskopi

GlokomGöz hastalıklarıKornea+3
Ece Tiryaki Şahin
Manisa Celal Bayar University
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Psödofakide selektif lazer trabeküloplastinin etkinliği

Amaç: Çalısma kapsamında psödofakide selektif lazertrabeküloplastinin göz içi basıncını düsürmedeki etkisini değerlendirmeyiamaçladık.Gereç ve Yöntem: Çalısmaya Celal Bayar Üniversitesi Tıp FakültesiHastanesi Göz Hastalıkları Kliniği Glokom biriminde açık açılı glokom nedeniyletakip edilen ve tolere edilen maksimal medikal tedavi ile göz içi basınçlarıhedeflenen düzeyde seyretmeyen 22 hastanın 30 gözü dahil edildi. Çalısmayadahil edilen gözlerin tümüne farklı zamanlarda, çesitli hastanelerdefakoemülsifikasyon yöntemi ile komplikasyonsuz katarakt cerrahisi uygulanmısve arka kamara göz içi yerlestirilmisti. Hastalara Aralık 2008- Mart 2009 tarihleriarasında bir hafta ara ile iki seansta toplam 360 derece selektif lazertrabeküloplasti uygulandı ve ardından 1. saat, 1. hafta, 1. ay ve 3. ay kontrolleriyapıldı.Bulgular: 14 hastanın tek gözüne, 8 hastanın da her iki gözüne olmaküzere toplam 30 göze selektif lazer trabeküloplasti uygulandı. Hastaların yasaralığı 46-81 ve yas ortalaması 69.09±10.44 idi. Çalısma grubundaki gözlerin6'sında (%20) psödoeksfolyatif glokom, 24'ünde (%80) primer açık açılı glokommevcuttu. Preoperatif GİB ortalama 20.47±3.94 mmHg idi. SLT sonrası 1. haftaGİB ortalama 3.60±3.55 mmHg düserek 16.87±3.45 mmHg'ya geriledi. Yapılan1. ay kontrolünde ise G?B preoperatif GİB'dan 4.13±3.67 mmHg azalarakortalama 16.33±3.27 mmHg'ya düstü. GİB 3. ayda ise 5.30±3.58 mmHgdüserek 15.17± 2.39 mmHg'ya geriledi. Basarı kriteri olarak iki parametre elealındı. Basarı kriteri 3 mmHg ve üzeri düsüs alındığında 1. hafta %63, 1. ay%63, 3. ay %80 hastada SLT basarılı sonuç sağlandı. Basarı kriteri olarakpreoperatif GİB'ndan %20 ve üzeri düsüs alındığında ise 1. haftada %53.3, 1.ayda %56.7, 3. ayda ise %60 hastada SLT basarılı sonuç vermistir.Sonuç: SLT öncesi bazal GİB ile 1. hafta, 1.ay ve 3. ay GİB'larıkıyaslandığında tüm takiplerdeki sonuçlar istatistiksel olarak anlamlı idi. GİB'daen fazla düsüs 3. ayda sağlandı. Ciddi olmayan ve geçici özelliktekomplikasyonlar meydana geldi. Çalısma sonucunda SLT'nin psödofakgözlerde GİB düsüsünü sağlamada etkili ve güvenli bir yöntem olduğudüsünüldü.

GlokomGlokom-geniş açılıGöz hastalıkları+3
Meliha Cinali
Manisa Celal Bayar University
2010
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İleri glokom olgularında diod laser siklofotokoagulasyon tedavisinin etkinliği

Amaç: Diod laser siklofotokoagulasyon tıbbi ve cerrahi tedavi yöntemlerinin göziçi basıncı kontrolünü sağlayamadığı dirençli glokom olgularında tercih edilmektedir. Çalışmamızda ileri dönemdeki refrakter glokom hastalarında diod laser siklofotokoagulasyonun göz içi basıncının düşürülmesi ve tedavinin göziçi basıncını düşürmede etkinliğinin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır.Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza Ocak 2008 ? Mayıs 2011 tarihleri arasında kliniğimiz glokom biriminde takipte olan veya yeni başvuran ileri glokom olguları katıldı. Hastaların görme keskinlikleri, göziçi basınçları (Goldmann applanasyon tonometre ile), biyomikroskopik muayene bulguları, fundus muayene bulguları, glokom tipi, kullanılan antiglokomatöz ilaç sayısı, önceki glokom cerrahileri kaydedildi. Hastaların göziçi basınçları tedavi öncesi ve tedavi sonrası 1. gün, 1. hafta, 6. hafta, 3. ay, 6. ay ve 1. yılda ölçüldü.Bulgular: Çalışmaya katılan 51 hastanın 49'u 1 yıllık takiplerini tamamladı. Sonuçlar 49 hastanın 49 gözü (25 sağ göz, 24 sol göz) üzerinden verildi. Yaş ortalaması 61.4 ? 12.8 (23?79) olan 49 hastanın 17'si kadın, 32'si erkekti. 25 hasta (%51.2) neovasküler glokom, 9 hasta (%18.4) primer açık açılı, 6 hasta (%12.2) primer dar açılı, 4 hasta (%8.2) psödoeksfolyatif, 5 hasta (%10.2) sekonder glokom tanılıydı. Çalışmamızda preoperatif ortalama GİB 44.1 ? 11.3 mmHg dan bir yıl sonunda %63.4 oranında azalarak 17.0 ? 9.8 mmHg ya düştü ve bu istatistiksel olarak anlamlıydı (p ? 0.05). Tedavi edilen 49 gözün 37'sinde yani % 75.5 oranında GİB'ı 22 mmHg altına düşerken 49 gözün 43'ünde (%87.8) GİB'da % 30 ve daha fazla düşüş gözlendi. Hastalara ortalama 1851 mW (1500-2000) gücünde, ortalama 1554 msn (600-2000) laser uygulandı, ortalama 20.9 atış (10-35) yapıldı, ortalama 59.7 ? 22.3 J enerji uygulandı. Uygulanan enerji ile GİB'nın 22mmHg altına düşmesi ve GİB'nda %30 azalma saptanması arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamadı. Hastalara en fazla iki seans tedavi uygulandı. Kullanılan antiglokomatöz ilaç sayısı preoperatif 1.8 ? 0.9 iken postoperatif 1.3 ? 1.0 idi (p ? 0.05). Hastaların 32'sinde herhangi bir komplikasyon izlenmezken (%67.3), 5 hastada hifema (%10.2), 7 hastada hipotoni (%14.2), 2 hastada korneal epitel defekti (%4.0), 1 hastada büllöz keratopati (%2.0), 3 hastada üveit (%6.1), 1 hastada görme keskinliğinde azalma (%2.0) izlendi.Sonuç: Diod laser transskleral siklofotokoagulasyon tıbbi ve cerrahi seçenekleri ile kontrol altına alınamayan ve görsel prognozu sınırlı olan glokom olgularının tedavisinde etkili ve güvenilir bir tedavi seçeneğidir.Anahtar kelimeler: Glokom tedavisi, Göziçi basıncı, Siklodestrüksiyon, Diod laser siklofotokoagulasyon

Diyod lazerGlokomKan pıhtılaşması+3
Bilge Öztürk Şahin
Manisa Celal Bayar University
2011
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Psödoeksfoliasyon sendromu olan ve olmayan gözler arasında hümör aköz ve kanda TIMP, MMP, VEGF ve CTGF düzeylerinin araştırılması

Amaç: Ülkemizde sık rastlanan psödoeksfoliasyon sendromunda (PES) etiopatogenez halen tartışmalı bir konudur. Bu çalışmada PES bulunan ve PES bulunmayan bireyler arasında hümör aközde (HA) ve serumda matriks metalloproteinaz doku inhibitörleri 1 (TIMP-1), matriks metalloproteinaz 9 (MMP-9), bağ dokusu büyüme faktörü (CTGF) ve vasküler endotelyal büyüme faktörü (VEGF) düzeylerinin farklı olup olmadığını ve dolayısıyla bu maddelerin regülasyonunun gelecekte PES tedavisinde potansiyel rolü olup olamayacağını incelemeyi amaçladık.Gereç ve Yöntem: Çalışmaya katarakt ameliyatı geçiren toplam 72 hastanın 72 gözü (PES grubu n:30, katarakt haricinde okuler patolojisi bulunmayan kontrol grubu n:42) dahil edildi. Pseudoeksfoliatif glokomu (PEG) olan PES hastaları ?PEG +? alt grubu, glokom saptanmayan PES hastaları ise ?PEG -? alt grubu olarak belirlendi. Hastalardan operasyon gününde koldan 5 ml kan örneği, operasyon başlangıcında ön kamaradan 100-200 ?l HA örneği alındı. Kan örneklerinin santrifüjü sonrası elde edilen serum örnekleri ile HA örnekleri derin dondurucuda analiz edilinceye kadar muhafaza edildi. HA örneklerinde TIMP-1 ve MMP-9 düzeyleri, serum örneklerinde TIMP-1, MMP-9, CTGF ve VEGF düzeyleri ELİSA kitleri kullanılarak belirlendi.Bulgular: Ortalama HA MMP-9 ve TIMP seviyeleri PES grubunda sırasıyla 3,54±5,09 ng/ml ve 31,2±37,9 ng/ml, kontrol grubunda sırasıyla 4,16±6,11 ng/ml ve 21,1±16,08 ng/ml olarak saptandı (p>0.05). Serum MMP-9 ve TIMP seviyeleri PES grubunda sırasıyla 283,7±348,6 ng/ml ve 122,4±150,3 ng/ml, kontrol grubunda sırasıyla 427,4±435,7 ng/ml ve 97,5±57,9 ng/ml olarak saptandı (p>0.05). Serum örneklerinde ortalama VEGF ve CTGF düzeyleri PES grubunda sırasıyla 333,08±241,73 ng/ml ve 570,95±1222,13 ng/ml, kontrol grubunda sırasıyla 381,73±226,2 ng/ml ve 449,48±459,64 ng/ml olarak saptandı (p>0.05). HA' de ortalama TIMP-1 seviyesi PEG+ alt grubunda PEG- alt grubuna göre belirgin derecede yüksek (p=0.012), HA ortalama MMP-9 seviyesi ise PEG+ alt grubunda PEG- alt grubundan daha düşük olarak belirlendi (p>0.05). Ortalama serum TIMP-1 seviyesi PEG- alt grubunda PEG+ alt grubuna göre daha yüksek, ortalama serum MMP-9 seviyesi PEG+ alt grubunda PEG- alt grubuna göre daha düşük olarak saptandı (p>0.005). Ortalama serum CTGF düzeyi PEG+ alt grubunda PEG- alt grubundan daha yüksek iken (p>0.005), ortalama serum VEGF düzeyi iki alt grup arasında çok yakın düzeydeydi (p>0.005).Sonuç: PES bulunan olgularda gerek HA gerekse serumda MMP , TIMP ve CTGF düzeylerinde PES bulunmayan olgulardan farklılıklar mevcuttur. Bu durum ekstrasellüler matriks homeostazının ekstrasellüler matriksin birikimi yönünde bozulduğunu desteklemektedir. PEG mevcut olgularda MMP-9, TIMP ve CTGF düzeylerinin glokomu olmayan PES olgularından farklı bulunması PEG' in PES tablosunun daha ileri bir formu olduğunu düşündürmektedir. Gelecekte MMP-9, TIMP ve CTGF arasındaki ilişkileri düzenleyecek koruyucu tedavilerin geliştirilmesiyle PES' in gelişiminin engellenebileceği veya yavaşlatılabileceği öngörülebilir.Anahtar kelimeler: psödoeksfoliasyon sendromu, psödoeksfoliasyon glokomu, hümör aköz, ekstrasellüler matriks, MMP-9, TIMP-1, CTGF.

Aköz sıvıEkstrasellüler matriksGlokom+5
Ceren Gülhan Top
Manisa Celal Bayar University
2011
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Glokom hastalarında HRT 3 cihazında MRA ve GPS programlarının tanısal değerlerinin karşılaştırılması

GLOKOM HASTALARINDA HRT 3 CİHAZINDA MRA VE GPS PROGRAMLARININTANISAL DEĞERLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASIAMAÇÇalışmanın amacı Moorfields regresyon analizi (MRA) ve glokom probabilite skoru(GPS)'nun tanısal doğruluklarını incelemek ve bu iki algoritmanın gözleri normal veyaanormal olarak sınıflamadaki uyumu incelemektir.METODÇalışmaya kliniğimiz glokom biriminde takip edilen 150 glokom hastası ve glokomuolmayan 120 kontrol olgusu dahil edildi. Tüm olgulara total oftalmoskopik muayene,standart akromatik perimetri muayenesi ve HRT III yazılımı/ Version 3.0 kullananHRT II cihazı ile optik sinir başı muayenesi yapıldı. Elde edilen HRT parametreleri ikigrup arasında karşılaştırıldı. Her iki analiz sisteminde sınıflamaya göre sınırda olanolgular normal kabul edildiğinde ?en yüksek spesifite kriteri?, sınırda olan olgularanormal kabul edildiğinde ?en yüksek sensitivite kriteri? ile tanısal kesinlik değerleribelirlendi. MRA ve GPS aralarındaki uyum kappa (?) katsayısı hesaplanarakincelendi.BULGULARÇalışmada incelenen HRT parametrelerinden konturdeki yükseklik değişimi dışındatümü hasta ve kontrol grupları arasında anlamlı olarak farklı bulunmuştur (p=0.000).Eğri altında kalan alan değerleri en yüksek değerdeki parametrelerin GPS skoru(0.817), lineer çukurluk/disk oranı (0.816), çukurluk/disk alanı (0.808) ve çukurlukalanı (0.783) olduğu görüldü. En yüksek spesifite kriterine göre MRA'nın sensitivitesi%66 spesifitesi %89.1, GPS'in ise sensitivitesi %62.7 spesifitesi %81.6 olarak56bulundu. En yüksek sensitivite kriterine göre MRA'nın sensitivitesi %85.3, spesifitesi%68.3, GPS'in ise sensitivitesi % 90, spesifitesi % 60.8 olarak bulundu. MRA veGPS arasında 0.47'lik kappa değeriyle orta düzeyde %65.9 (178 göz) uyumbulundu.SONUÇÇalışmamızda sonuç olarak GPS ve MRA birbirine benzer düzeyde sensitivitegöstermekle birlikte, MRA'nın spesifitesi GPS'e göre daha yüksek bulunmuştur. Heriki analiz programı arasında ise ılımlı bir uyum bulunmuştur.

GlokomGüvenilirlik ve geçerlilikRegresyon analizi+2
Mahmut Oğuz Ulusoy
Manisa Celal Bayar University
2012
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Diyabetik retinopatiye bağlı gelişen neovasküler glokom olgularında korneal topografi, speküler mikroskopi ve optik sinir analiz bulgularının değerlendirilmesi

Amaç: Neovasküler glokom gelişen hastalarda korneal topografi bulgularının ve kornea yapısındaki değişimlerin değerlendirilmesi Materyal- Metod : Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları kliniğinde gerçekleştirilmiş olan bu çalışma retrospektif bir çalışmadır. Bu çalışmada diyabetik retinopati sonrası neovasküler glokom gelişen 30 hastanın gözü nonproliferatif diyabetik retinopatili 30 hastanın gözüyle karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma verileri olarak Korneal topografi bulguları, RNFL değerleri ve Speküler Mikroskopi ölçümleri karşılaştırılmıştır. Bulgular: Korneal tanjansiyel eğim haritaları değerlendirildiğinde iki grup arasında santral 5mm ve 7mm değerleri açısından anlamlı bir fark bulunmuştur(p<0,05). Ön kamara hacmi, ön kamara derinliği ve iridokorneal açı NVG grubunda anlamlı olarak daha yüksektir(p<0,05). RNFL sonuçlarında nöral rim NVG grubunda anlamlı olarak daha incedir(p<0,05). Speküler mikroskopi açısından iki grup arasında anlamlı bir fark mevcut değildir. Sonuçlar: Neovasküler glokom hastalarının kornealarında tanjansiyel eğimler artmaktadır. NVG hastalarında ön kamara hacmi ve derinliği artmaktadır. Anahtar Kelimeler: Proliferatif Diyabetik Retinopati, Neovasküler Glokom, Korneal Topografi, Speküler Mikroskopi, Optik Sinir Analizi

Diabetes mellitusDiabetik retinopatiGlokom+3
Ömer Koyuncu
Gaziantep University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Dopamin reseptör gen polimorfizmlerinin (DRD2, Taq1A ve Taq1B)) glokom hastalığı patogenezindeki rolü

Glokom hastalığı dünya çapında başlıca körlük sebebidir. Primer açık açılı glokom (PAAG) en sık görülen glokom tipidir ve sekonder bir neden olmaksızın glokoma özgü optik nöropatinin varlığı ile karakterizedir. Göz içi basıncındaki (GİB) anormal yükseliş hastalık için majör risk faktörüdür. Hastalığın gelişmesinde hem genetik hem de çevresel faktörlerin rolü olduğu düşünülmektedir.Dopamin (DA) insanda ödül, motor etkinlik, ruh hali, hafıza, prolaktin salgılanması ve görme olayında yer alan bir maddedir. Çalışmalar DA'nın GİB'in düzenlenmesinde katkısı olduğunu ve gözde GİB'in kontrolünde yer alan dokularda DA reseptörlerinin bulunduğunu göstermiştir. Bu çalışmalara göre D1 reseptörleri uyarımı GİB'de artışa, D2 reseptörleri uyarımı ise GİB'de düşüşe sebep olmaktadır. Buna göre bir polimorfizm sonucu D2 reseptör fonksiyonunda meydana gelebilecek bir değişiklik PAAG hastalığındaki GİB artışında rol oynayabilir. Bu araştırmada Türk PAAG hastalarında DRD2 geni Taq1A ve Taq1B polimorfizmleri araştırılmıştır. Bu amaçla 99 PAAG hastası ve 135 kontrol bireyde polimeraz zincir reaksiyonu restriksiyon parça uzunluk polimorfizmi (PZR-RPUP) yapılmıştır. Dünyada ilk defa yapılan bu çalışmada DRD2 geni Taq1A polimorfizmiyle PAAG hastalığı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Sonuçlarımız DRD2 geni Taq1A polimorfizminin PAAG hastalığı gelişmesinde bir risk faktörü olabileceğini düşündürmektedir.

Genler-DRD2GlokomGlokom-geniş açılı+3
Erkan Şahin
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2011
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Yeni tanı almış psödoeksfoliyatif glokomlu olgular ile primer açık açılı glokomlu olguların glokomatöz parametrelerinin karşılaştırılması

Bu çalışmada yeni tanı almış psödoeksfoliyatif glokomlu olgular ile primer açık açılı glokomlu olguların glokomatöz parametrelerini karşılaştırmayı amaçladık. Çalışmamıza Nisan 2007-Aralık 2009 tarihleri arasında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı polikliniğine başvuran ve rutin oftalmolojik muayene sırasında GİB'i 22 mmHg'nın üstünde olan, glokomatöz görme alanı ve optik disk değişiklikleri bulunan PEG'lu 32 olgunun 44 gözü ile PAAG'lu 26 olgunun 52 gözü dahil edildi. Olguların yaş, cinsiyet, uzak ve yakın görme keskinliği, göz içi basıncı (GİB), iridokorneal açı genişliği, iridokorneal açıda pigmetasyon derecesi, merkezi kornea kalınlığı, renkli görme, cup-disk oranı, görme alanı bulguları açısından prospektif olarak araştırıldı. PEG'lu olgular ile PAAG'lu olguların yaş, cinsiyet, MKK, RG, MD ve yakın görme keskinlikleri arasında anlamlı fark tespit edilmedi. Uzak görme keskinlikleri karşılaştırıldığında PAAG'lu olgulara daha iyi görme keskinliğine sahipti. PEG'lu olgular ile PAAG'lu olgular arasında iridokorneal açı genişliği karşılaştırıldığında ise PAAG'lu olgular daha geniş açıya sahip olmalarına rağmen her iki grupta geniş açılı glokomdur. İridokorneal açıda pigmentasyon oranları karşılaştırıldığında ise PEG'lu olgularda pigmentasyon oranı daha fazlaydı. Olguların C/D oranı karşılaştırıldığında PEG'lu olgular daha geniş C/D oranına sahipti. PEG'lu olguların göz içi basınçları PAAG'lu olgulardan daha yüksekti.Sonuç olarak PEG'lu olgular PAAG'lu olgulara göre, daha yüksek ortalama göz içi basıncına, daha büyük optik sinir başı çukurlaşmasına ve görme alanı defektlerine sahiptir. Glokom, PEG olgularında PAAG olgularına göre daha hızlı ilerlediği, daha fazla gün içi göz içi basıncı değişimi gösterdiği ve bu olgular daha yüksek tedavi direncine sahip olduğu gözlemlendi.Anahtar kelimeler: Psödoeksfoliyatif Glokom, Primer Açık Açılı Glokom, Göz İçi Basıncı, Görme Keskinliği.

GlokomGlokom-geniş açılıGörme keskinliği+2
İbrahim Gözen
Gaziantep University
2010
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Olanzapinin rat retinasında NMDA ile oluşturulan iskemide nöroprotektif rolü

Glokom
Halil İbrahim Önder
Düzce University
2007
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Glokom hastalarında oküler kan akımının değerlendirilmesi

Amaç: Glokom hastalarında oküler kan akımı parametrelerinin renkli Doppler ultrasonografi (USG) ile değerlendirilerek sağlıklı bireylerle karşılaştırılması ve glokom etiyopatogenezine dair katkılar elde edilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Yaş ve cinsiyet dağılımları bakımından istatistiksel olarak farklı olmayan 30 primer açık açılı glokom (PAAG), 20 normal tansiyonlu glokom (NTG) ve 28 sağlıklı bireyden oluşan kontrol grubu olmak üzere toplam 78 birey çalışmaya dahil edildi. Rutin oftalmolojik muayenelerinin ardından tüm bireylere renkli Doppler USG ile oftalmik arter (OA), santral retinal arter (SRA), kısa arka siliyer arterlerden (KASA) pik sistolik hız (PSH), end diyastolik hız (EDH) ve rezistif indeks (RI) ölçümleri yapıldı. Sonuçlar gruplar arasında karşılaştırıldı. Bulgular: OA'daki PSH değerlerinin NTG grubunda kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde azaldığı (p=0.028) ve PAAG grubunda kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde azaldığı (p=0.026) saptanmıştır. SRA'daki RI değerleri PAAG grubunda kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p=0.039). KASA'daki PSH değerleri PAAG grubunda kontrol grubuna göre anlamlı olarak düşük bulunmuştur (p=0.005). KASA'daki EDH değerlerinin NTG grubunda kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde azaldığı (p=0.006) ve PAAG grubunda kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde azaldığı (p<0.001) saptanmıştır. Sonuç: Kolay uygulanabilen ve tekrarlanabilen yöntem olan renkli Doppler USG ile glokom hastalarında oküler kan akım ölçümleri yapılarak glokom etiyopatogenezinde hemodinamik değişikliklerin rolü olduğuna dair kanıtlar elde edilmiştir. Bu kanıtların artması ile glokom oluşumu daha iyi anlaşılarak takip ve tedavisinde yeni yaklaşımlar geliştirilebilir. Anahtar Sözcükler: Glokom, oküler kan akımı, Renkli Doppler Ultrasonografi, pik sistolik hız, end diyastolik hız, rezistif indeksi.

EtyopatogenezGlokomGöz hastalıkları+3
Hakan Sağlam
Düzce University
2016
00

Related subjects