Enerji politikaları
179 theses under this subject heading
1980 sonrası Türkiye'nin enerji politikası
1980 yılında imzalanan 24 Ocak Kararları ile birlikte neoliberalizm ve küreselleşmenin hız kazanması ve 1973'de yaşanan Petrol Krizi sonucunda petrolün güvenilir bir enerji kaynağı olmaktan çıkıp enerji kaynaklarının çeşitlilik kazanmaya başlamasıyla birlikte 1980 sonrası Türkiye'nin enerji politikaları farklılaşmaya başlamıştır. Ülkede özel sektörün de enerji piyasalarındaki varlığı güçlenmiştir. Özellikle doğalgazın enerji karışımına girmesiyle birlikte ülkenin enerjide dışarıya bağımlılığı giderek artmış ve kömür ve hidrolik enerji gibi ülkede potansiyel anlamında bol miktarda bulunan kaynaklardan yeterli düzeyde fayda sağlanamamıştır. Özel sektörün de enerji piyasalarındaki etkisi giderek artmış, ancak özelleştirmeler genel anlamda liyakat temel alınarak yapılmadığından bu durum verimlilik artışlarını beraberinde getirmemiştir. Bu çalışmada 1980 sonrası Türkiye'nin uyguladığı enerji politikaları incelenirken; öncesinde enerji politikalarını etkileyen faktörler ve yenilenemeyen ve yenilenebilir enerji kaynaklarının geçmişten günümüze tüketim, maliyet ve çevresel etkiler anlamında dünyadaki genel durumu okuyucuya sunulmuş ve elde edilen bulguların Türkiye'nin uyguladığı enerji politikalarının değerlendirilmesinde yardımcı olması amaçlanmıştır. Sonrasında ise Türkiye'nin enerji kaynak ve potansiyelleri verilerek, bu veriler ve dünyadaki gelişmeler ışığında Türkiye'nin gelecekte yenilenebilir ve yenilenemeyen kaynaklar bağlamında uygulayabileceği enerji politikaları tartışılmıştır.
Crude oil, natural gas, politics, and economic growth: Impact and causality analysis in Caspian Sea region
The main objective of this study is to investigate the impact and causality of crude oil and natural gas with economic growth in Caspian Sea region. Alongside, analyzing the impact and causality of regional politics with crude oil and natural gas, and investigating the internal strengths and weaknesses as well as external opportunities and threats of the region are also the significant purposes of the study. Here, the study uses ordinary least square method and Granger causality test by considering time-series data from 1997-2015 to ascertain the impact and causality of crude oil, natural gas, politics, and economic growth. The results show that crude oil and natural gas has a significant impact on economic growth of the region. However, no significant regression model has been found considering the political variables which jointly has a significant impact on crude oil and natural gas. Now, considering Granger causality, from the economic perspective, GDP does granger cause crude oil price and export. It denotes that there is a unidirectional causal relationship between GDP and crude oil price, and GDP and crude oil export. Surprisingly, this direction is unlike for GDP and natural gas. Here, GDP and natural gas have opposite but unidirectional causal relationship—i.e., natural gas price and export do Granger cause GDP. On the other hand, considering political perspective, the findings of the Granger causality test show seven pairs which have a unilateral significant causal relationship between them.
Türkiye'de sektörel enerji tüketiminin büyümeye etkisi
Bu çalışma Türkiye'nin 1987-2015 yıllık verileri kullanılarak sektörel enerji tüketimi ile büyümenin gerçekleşebileceğini test etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın hipotezi Türkiye'nin tarım, sanayi, ulaştırma ve hizmetler sektöründeki enerji tüketiminin ekonomik büyümeyi sağladığını iddia etmektedir. Çalışmada sektörel enerji tüketiminin ekonomik büyümeyi sağladığını araştırmak için öncelikle modeldeki değişkenlerin durağanlık analizleri ADF testiyle yapılmıştır. Değişkenler arasındaki, uzun dönemli ilişkiler Johansen eşbütünleşme testiyle araştırılmış ardından Vektör hata düzeltme modeli kurulmuş ve Engle Granger nedensellik testi uygulanmıştır. Son olarak uzun dönem katsayıların tahmini için FMOLS, CCR ve DOLS yöntemleri kullanılmıştır. Uygulanan testlerde bulunan sonuçlar şu şekildedir: a) Augmented Dickey Fuller testi sonuçlarına göre değişkenlerin durağan olmadıkları, değişkenlere fark alma işlemi uygulandıktan sonra %5 seviyesinde durağanlaştıkları sonucuna ulaşılmıştır; b) Johansen eşbütünleşme testi ile değişkenler arasındaki uzun dönemli ilişki araştırılmış ve değişkenler arasında %5 seviyesinde uzun dönemli ilişki bulunmuştur; c) Vektör hata düzeltme modeline göre uzun dönem dengesinden sapmanın %24'ünün bir dönem içerisinde dengeye geldiği tespit edilmiştir; d) Engle Granger Nedensellik testi sonucuna göre tarım sektöründeki enerji tüketimi büyümenin nedeni olduğu sonucuna ulaşılmıştır; e) FMOLS, CCR ve DOLS'a göre uzun dönemde sanayi sektörü enerji tüketiminde meydana gelen %1'lik artış GSYH'yi sırasıyla %0,2516, %0,2573, %0,3105 kadar ve ulaştırma sektöründe meydana gelen %1'lik artış ise GSYH'yi sırasıyla %0,4770, %0,5116, %0,6549 kadar arttırmaktadır.
Kazakistan'ın Hazar Denizi konusunda enerji diplomasisi
Hazar bölgesi belirli bir coğrafi peyzaj alanına ve büyük maden rezervlerine sahip eşsiz bir su kütlesidir. SSCB'nin çöküşünden sonra denize erişimi olan ülke sayısının ikiden (SSCB ve İran) beşe (Rusya, İran, Kazakistan, Azerbaycan ve Türkmenistan) çıkmasıyla birlikte, Hazar'ın uluslararası hukuki statüsüne dair daha önceki anlaşmalar (Rusya Sosyalist Cumhuriyeti ile İran arasında 1921 ve SSCB ile İran arasında 1940) yeni devletler tarafından sorgulanmaya başlanmıştır. Hazar'ın hukuki statüsünün belirlenmesine ilişkin Hazar devletleri arasındaki anlaşmazlık, bu sorunun çözümüne engel olan birçok nedene dayanmaktadır. Çalışmada Hazar bölgesinin en son hukuki statüsünün pekiştirilmiş olduğu 20. yüzyıldaki tarihi arka planı ve 1991'den sonra ortaya çıkan yeni siyasi durumu incelenmektedir. Çalışmamızın temel konusu olan Kazakistan Cumhuriyeti'nin, ulusal çıkar, komşularla ve dünya güçleriyle iyi ilişkiler, denge ve çok yönlü politika ilkelerine dayalı dış politikası bağlamında, 1991'den itibaren Hazar bölgesi konusunda yürüttüğü diplomasi, aldığı siyasi kararlar, hukuki düzenlemelerin araştırılması neticesinde Kazakistan'ın ekonomi politikası, enerji politikası ve enerji güvenliği politikasının öncelikleri, prensipleri, araçları ve pratikteki sonuçları açıklanmaya çalışılmıştır. Aynı zamanda genel olarak bölgenin tarihsel arka planı da dikkate alınarak, söz konusu ekonomik ve siyasi çelişkinin temel aktörleri olan beş bölge ülkesinin (Azerbaycan, İran, Kazakistan, Rusya, Türkmenistan) Hazar su kütlesi konusunda uyguladıkları diplomasi ve verdikleri kararlar, giriştikleri iktisadi projelerde yaptıkları işbirlikleri de değerlendirilmiştir. Son olarak, Enerji güvenliğinin, Kazakistan devletinin ulusal güvenlik sisteminde önemli bir unsur olduğu, ülke ekonomisinin ağır payını oluşturduğu ve dış politikayı büyük ölçüde etkilediği sonucuna varılmıştır. Araştırma konusu, Kazakistan devletinin Hazar denizi enerji politikası olduğundan yola çıkarak, dış politika kavramının temel aktör sayılan devlet (Kazakistan) ile ilişkin olduğundan dolayı realist Uluslararası Ekonomi Politik teori çerçevesinde analiz edilmiştir.
Türkiye ekonomisinde cari açığın bir nedeni olarak enerjide dışa bağımlılık ve Türkiye'nin enerji politikası üzerine bir analiz
Ülkelerin ekonomik büyümesinde enerjinin önemli bir girdi olduğu düşünüldüğünde, enerji literatürünün başlangıçta ağırlıklı olarak ekonomik büyüme ekseni etrafında geliştiği ve klasik modeller çerçevesinde yapılan araştırmaların daha çok bu alanda yoğunlaştığı görülmektedir. Öte yandan 1970'li yıllarda yaşanan petrol şokunun sadece ülkelerin ekonomik büyüme oranlarında değil, enflasyon ve işsizlik gibi temel makroekonomik değişkenlerde de istikrarsızlığa neden olduğu görülmektedir. Türkiye'nin ödemeler bilançosu, Türkiye'nin 2004 yılından bugüne sürekli (2019 yılı hariç) cari açık verdiğini göstermektedir. Cari açık, kriz yıllarında azalan, diğer zamanlarda genellikle artan bir seyir izlemiştir. Aynı yıllarda Türkiye'nin enerji dengesinin dış ticaret dengesiyle paralel hareket ettiği, enerji açığının düştüğü dönemlerde dış ticaret açığının düştüğü, enerji açığının arttığı dönemlerde dış ticaret açığının arttığı görülmüştür. Bu kapsamda çalışmada; Türkiye'nin enerjide dışa bağımlılığı çerçevesinde cari açığın temel nedenleri, cari açığı azaltmak için sürdürdüğü enerji politikaları ve hedefleri incelenerek enerji stratejileri analiz edilmiştir. Çalışmanın ampirik bölümünde petrol fiyatlarının Türkiye'nin cari işlemler dengesini nasıl etkilediği incelenmiştir. Çalışmada petrol fiyatlarının, Türkiye GSYİH'sının, 27 Avrupa ülkesinin toplam GSYİH'sının ve reel efektif döviz kurunun cari işlemler dengesi üzerinde zamana göre değişen yapıda etkisi olup olmadığını görmek için hem en küçük kareler hem de maksimum entropi önyükleme tahmin yöntemine dayalı kayan pencere analizi (Rolling-Window Analysis) uygulanmıştır. Analiz sonucunda incelenen dönemde petrol fiyatlarındaki düşüşün cari açıkta olumlu etki yaptığı görülmüştür.
Türkiye'nin Kafkasya-Orta Asya dış politikasının enerji koridoru ve terminali olmasına etkileri
SSCB'nin dağılmasıyla beraber Güney Kafkasya ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri bağımsızlıklarını kazanmıştır. Güney Kafkasya ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri'nin petrol ve doğalgaz kaynaklarına sahip olması ve stratejik-jeopolitik önemi, bu bölgeyi küresel bir rekabetle karşı karşıya bırakmaktadır.Bu çalışmamızda, Kafkasya ve Orta Asya'nın petrol ve doğalgaz potansiyeli ele alınmış, enerji kaynaklarının çıkarılması ve taşınmasında devletlerin gizli-açık rekabetine, oynanan bu büyük oyunun bölgeye yansımalarına ve devletlerin enerji odaklı dış politikalarına değinilmiştir. Ayrıca, Kafkasya ve Orta Asya'nın petrol ve doğalgaz kaynaklarının taşınmasında yaşanan rekabette, Türkiye'nin stratejik ve jeopolitik konumu ele alınmıştır. Enerji koridoru ve terminali olmaya çalışan Türkiye'nin boru hatlarından sağlayacağı avantaj ve kazançlarla beraber ortaya çıkabilecek riskler belirtilmiştir.Anahtar Kelimeler: Boru Hatları, Doğalgaz, Enerji, Küresel Enerji Rekabeti, Petrol, Türkiye'nin Enerji Politikaları.
Yenilenebilir enerji kaynakları bakımından Türkiye'nin potansiyeli ve bu potansiyelin harekete geçirilmesine yönelik stratejiler
Yenilenebilir enerji; yerli, güvenilir, temiz ve çevreci nitelikleri ile Türkiye enerji tüketim ve üretimi bakımından stratejik bir önem arz etmektedir. Yenilebilir enerji kaynaklarının yerli nitelikli oluşu ve üretim maliyetinin düşük olması, enerji üretiminde daha çok kullanılmaları bakımından önemli birer enerji alternatifleridir. Ülkeler rekabet gücünü artırmak ve ekonomik kalkınmayı daha güçlü bir biçimde sürdürebilmek adına yaşam standartlarını daha da iyi bir duruma getirecek sonsuz, sürekli, güvenilir ve temiz bir enerjiye ihtiyaç duymaktadırlar. Türkiye, enerji kullanımı için çok büyük miktarda petrol, doğalgaz gibi yakıtlar ithal etmekte ve kalıcı büyümeyi arzulayan Türkiye'nin yeni ve yenilenebilir enerjileri büyük değer kazanmaktadır. Araştırmamızda, çağdaş, temiz, güvenli, enerji savaşlarının olmadığı, sağlıklı ve hayatta kalmanın mümkün olduğu bir dünyanın sürdürülebilmesi için yenilenebilir enerjinin zorunlu olduğu, hızla artan nüfus, kentleşme ve ilerleyen teknoloji ile beraber enerji talebinin de artarak süreceği belirtilmektedir. Enerji talebinin sağlanmasında çağdaş yaşantımızda fosil köken ağırlıklı kullanılan enerjiler yerine, çevreye duyarlı, küresel ısınma ve iklim değişikliğine sebep olmayan, dünyaya dost ve ekonomide dışa bağımlılığı ciddi biçimde azaltan enerjiler olan yenilenebilir enerjilerin kullanımının artırılması gerektiği açıklanmaktadır. Artan enerji ithalatı ve bununla bağlantılı bir şekilde yükselen enerji gücündeki dışarıya olan bağımlılık, Türkiye' de cari açığın genetik bir nitelik oluşturmasında etkili olmuştur. Enerjide dışa bağımlılık seviyesinin düşürülmesi amaçlı yenilenebilir olan enerji kaynaklarına önemli ölçüde yer verilmeli ve aynı ölçüde kabul edilebilir tasarruf stratejisi dahilinde enerji yoğunluğunun azaltılarak enerjideki verimliliğinin yükseltilmesi amaçlanmalıdır.
Uluslararası sistemde güvenlik anlayışı ile iktisadi ilişkilerin enerji kaynakları bağlamında analizi ve Hazar bölgesi örneği
ÖZET Soğuk Savaş sonrası dönem için, güçlü devletlerin sadece askeri kuvvetleri ile her şeyi yapamayacakları, uluslararası sisteme yön veren bir etkililiğe sahip olmanın, ekonomik geleceğini garantilemekten geçtiği bir anlayışa doğru değişim yaşanmaktadır. Bu çerçevede, uluslararası düzeyde meydana gelen tüm çatışmaların kıt olan kaynakların paylaşımı mücadelesinden kaynaklandığı, kaynak kıtlığı ile ekonomik güvenliği ve dolayısıyla ülke güvenliğini eş tutan bir bakış açısı ile devletlerin, ekonomik varlıklarının ve bu varlıklara dayalı güvenlik stratejilerinin giderek daha önemli bir hale gelmekte olduğu tespit edilebilir. Çalışmanın birinci bölümünde uluslararası sistemin teorik çerçevesi araştırılırken güvenlik ağırlıkta teorik yapılanmalar incelenmekte, uluslararası ilişkiler sistemi ile ilgili kavramsal inceleme yapılırken, aynı zamanda Dünya Savaşları ve sonrasında uluslararası sistemi meydana getiren güçlerin güvenlik algılaması ile oluşan uluslararası politik teorilerin güvenlik yapılanmaları hakkında tespitler yapılmaktadır. Soğuk Savaş sonrasının güvenlik yapılanmaları analizinin yapıldığı ikinci bölüm, iki alt bölümden oluşmaktadır. Birinci alt bölümde Soğuk Savaş dönemi çözülüşünün hemen sonrası uluslararası sisteme getirdiği yeni yapılanmalar ile ilgili analizler yapılmaktadır. Bu bölümün ikinci alt bölümü ise, Körfez Savaşları ve 1 1 Eylül terörist saldırılan ile uluslararası hegemonyanın enerji kaynaklan temelinde nasıl oluşmaya çalıştığı yönünde yapılan incelemelerle ilgilidir. Çalışmanın üçüncü bölümünde, enerji kavramının iktisadi analizi gerçekleştirilirken, sanayileşme tarihi açısından enerji kaynaklan irdelenmekte ve günümüze kadarki süreç incelenmektedir. Ekonomik gelişimin enerji kaynaklan ile olan pozitif yöndeki ilişkisi, enerji rezerv-üretim-tüketim istatistikleri bölümünde verilen ayrıntı grafik ve tablolar aracılığı ile ortaya konmaya çalışılmaktadır. Nihayet dördüncü bölümde, Hazar enerji kaynaklarının mevcut potansiyeli ve dünya enerji gereksiniminin karşılanabilir düzeyleri ile birlikte karşılaştırmalı bir analiz yapılmış, Hazar'ın enerji kaynaklarının geliştirilmesinde ve tüketim bölgelerine ulaştırılmasında ortaya çıkan Hazar'ın statüsü ve boru hattı sorunları ayrıntılarıyla incelenmiştir. Hazar Denizi'ne komşu ülkelerden Hazar'ın enerji kaynaklan açısından önem taşıyan üç ülke Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan'ın enerji kaynakları ve bu kaynakların nakli sorunları ile birlikte yürütülen enerji-politik mücadele, bölge ve bölge dışı aktörlerin stratejileri ile birlikte ele alınarak incelenmiştir.
Türkiye'nin enerji ithalatı, cari açık ve ekonomik büyüme ilişkisi ve yakın komşuları ile olan enerji politikalarının değerlendirilmesi
İnsanlık tarihi boyunca birçok sebeple enerjiye duyulan ihtiyaç, sadece hane tüketimi ile kalmamış, sanayileşen toplumlarda üretim faktörlerinden biri haline gelmiştir. Sanayi Devrimi'nin başlattığı makineleşme, ardından teknolojik ilerlemeler ve nüfusun artması makineleşme çağını oluşturmuş, özellikle sanayileşmiş ülkelerde daha çok enerjiye gereksinim duyulmuştur. Enerji kaynakları bakımından zengin ülke özelliğine sahip olmak, ekonomik güç haline gelmiştir. Türkiye gibi enerjide dışa bağımlı ülkeler ise, özellikle 1970 Petrol Krizi'nden sonra enerji güvenliğine yönelik politikalar izlemeye yönelmiştir. Bu çalışmada, Türkiye'nin enerji ithalatı, cari açık ve ekonomik büyüme ilişkisi incelenmiştir. 2000 ile 2020 yılları arasında zaman serisi uygulanmıştır. Çalışmanın modelinde, cari açık bağımlı değişken olurken, enerji ithalatı ve ekonomik büyüme bağımsız değişkenlerdir. İlk olarak Genişletilmiş Dickey Fuller(ADF) birim kök testi uygulanmış, büyüme değişkeninin bütünleşik olduğu bulunmuş, bütünleşme derecesine karar verebilmek için ise Zivot- Andrews birim kök testi tercih edilmiştir. Daha sonraki aşamada, değişkenler arasındaki uzun dönemli ilişki, Johansen Eşbütünleşme yöntemi ile test edilmiştir. Son olarak, eş bütünleşme vektörünün tahmini için Tam Değiştirilmiş En Küçük Kareler Yöntemi(FMOLS), ardından Granger Nedensellik Testi ile enerji ithalatı ve ekonomik büyümeden cari açığa tek yönlü nedensellik bulunmuştur.
The role of fiscal incentives on renewable energy: Comparison of Turkey in international context
It is one of the most important missions of many countries today to make the highest contribution to the welfare of the country by using energy resources and natural resources in an efficient and environmentally sensitive manner. In this context, it is seen that countries are making intense efforts to create a secure future in energy by meeting their increasing energy needs without being dependent on the outside. Considering that fossil energy resources will be depleted in the coming future, it is obvious that energy causes many conflicts around the world, including international wars. The tendency towards renewable energy resources, which has gained momentum in the recent past, has become the priority of many countries around the world with the advantages of these resources relative to fossil resources at the national and global level. The fiscal incentives provided by the state to renewable energy investments have become one of the main actors of the progress made by countries in this area. In recent years, there have been significant developments in increasing renewable energy production in many countries such as Germany, the USA, Japan, Spain, China, and most of the members of the European Union. This thesis analyzes and compares the fiscal incentives of Turkey in an international context. The concept and types of renewable energy are addressed in detail with its advantages and disadvantages. The history and current situation of our country in renewable energy is examined in the axis of legal regulations, and performance. The fiscal incentives in the field of renewable energy is investigated in an international context and compared with Turkey. Finally the thesis confirms the important role of government in the renewable energy sector and discusses the results with policy implications.
Yenilenebilir enerji cari açık ve tasarruf ilişkisi: Seçili AB ülkeleri ve Türkiye panel veri analizi
Günümüz dünyasında, artan enerji ihtiyacı ve bu ihtiyaç doğrultusunda büyük oranda kullanılan fosil yakıtların gerek çevreye verdiği zarar gerekse de orantısız dağılımı sebebiyle meydana gelen cari açık ve enerji krizleri, ekonomileri hem enerji tasarrufu hem de alternatif bir enerji üretimi arayışına itmiştir. Dolayısıyla, geçmişten günümüze kadar bu arayış doğrultusunda, alternatif enerji kapsamında yenilenebilir enerji türleri gündem oluşturmuştur. Bu alandan hareketle ülke grupları üzerine yapılan çalışmalarda çok sayıda enerji tüketimi ve üretiminin makroekonomik değişkenler üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Ancak tasarruf üzerine nadir çalışmalara rastlanılmıştır. Bu çalışmada 1990-2015 yıllarını kapsayan dönem baz alınarak 20 AB ülkesi ve Türkiye'nin yenilenebilir enerji tüketimi, yenilenebilir enerji üretimi ve fosil yakıt üretiminin tasarruf ve cari açık üzerindeki etkisi ve nedensellik ilişkisinin olup olmadığı araştırılmaktadır. Bu doğrultuda serilerin durağanlığını test etmek için Pesaran (2007), 2. Nesil birim kök (CIPS) testi, çalışmada doğru modellerin tahmin edilebilmesi için Hausman testi, bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkenler üzerindeki etkilerin gözlemlenebilmesi için Rassal Etkiler GLS Regresyonu tahmin edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkiyi tespit edebilmek için Kao (1999) eşbütünleşme testi ve değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisinin varlığını ve yönünü test etmek için Dumitrescu-Hurlin (2012) nedensellik testi kullanılmıştır. Ampirik sonuçlar; DREC, DREP ve DFEP'ten DCİD ve DGSYT'ye doğru 2. Gecikme düzeyi dikkate alınarak tek yönlü nedensellik olduğu gözlemlenmektedir. Yani yenilenebilir enerji tüketimi, yenilenebilir enerji üretimi ve fosil enerji üretimi Cari İşlemler Dengesinin nedenidir. Yenilenebilir enerji üretimi, tüketimi ve fosil enerji üretimi 2. Gecikme düzeyinde birbirlerinin nedenidir. Dolayısıyla, analiz sonuçlarına göre yenilenebilir enerji üretimi ve tüketimi tasarruf ve cari açık üzerinde olumlu bir etki bırakmaktadır.
Enerji ekonomisi üzerine üç deneme
This study examines the Turkish economy with respect to a number of energy related issues. It is comprised of three chapters, each utilizing a different methodology. Chapter One shows that Turkey has room for implementing energy efficiency policies without hampering economic growth. Chapter Two examines the level and the evolution of oil price pass-through over time. The findings indicate that oil price pass-through to domestic prices in Turkey increases over time. Chapter Three investigates the role of biofuels in commodity futures price linkages, which is relevant to energy policy issues in Turkey. The findings shows that a channel through biofuels has probably caused links between energy and agricultural commodities by increasing the correlation between them. Keywords: Granger Causality, Bootstrap, Turkey, Oil Prices, Domestic Prices, PassThrough, Wavelet analysis, Comovement, Energy futures, Agricultural Commodity Futures, Biofuels
Türkiye'nin enerjide dışa bağımlılığının endeks ayrıştırma analizi ile incelenmesi
Ekonomik büyüme için vazgeçilmez bir girdi ve politik kararları doğrudan etkileyen bir faktör olarak enerji, bir çok ülke için en stratejik gündem maddelerinden birini oluşturur. Yeterli enerji kaynaklarına sahip olmayan ülkeler, artan enerji talebi karşısında büyük enerji ithalatı faturalarını ödemek zorunda kalırlarken, enerji ithal ettikleri ülkelere de bağımlı hale gelirler. Türkiye de bu ülkelerden biridir. Sürekli artan enerji talebine parallel olarak Türkiyenin enerji ithalatı büyürken ekonomi ve enerji güvenliği için bir tehdit oluşturmaktadır. Bu tezin amacı, Türkiye'nin enerji ithalatı bağımlılığını inceleyerek yıllar içinde meydana gelen değişikliklere açıklama getirmektir. Bunu sağlamak içinindeks ayrıştırma yöntemi kullanılmıştır. İndeks ayrıştırma analiz yöntemienerji, ekonomi, çevre konularında başarı ile kullanılan bir yöntemdir. Bu yöntemin enerji ithalatının analizinde kullanılması bu tez ile bir ilktir. Burada geliştirilen formülasyonda toplam enerji ithalatındaki artış, büyüyen toplam enerji talebi, arzın kompozisyonu, ve değişik kaynakların ithalatla karşılanma oranları(ithalat yoğunluğu) ile bağlantılandırılmıştır. Sonuçlar, enerji talebindeki artişın, diğer iki faktöre, yani arzın kompozisyonu ile kaynakların ithalat yoğunluğuna nazaran enerji ithalatının artışındaki en baskın faktör olduğunu göstermiştir. Diğer iki faktöründe enerji ithalatının artışında açıklayıcı rolleri vardır. Bu faktörlerden ortaya çıkan etkiler yıllar bazında ve artırıcı veya eksiltici etkiler olarak farklılıklar göstermektedir. Verier ve analiz sonuçları ışığında Türkiye'nin enerji politikaları yapılırken, ekonomik büyümeyi etkilemeyecek şekilde enerji talebini düşürecek çözümlere yönelinmesi gereğiortadadır. Bunu sağlamanın bir yolu enerji verimliliği ve tasarruf uygulamalarıdır. Diğer bir yol ise, Türkiye'nin görece büyük yenilenebilir enerji kaynak potansiyeli dikkate alındığında, bu kaynakların geliştirilmesinin ve kullanılmasının desteklenmesi ve yaygınlaştırılmasıdır. Azalan enerji ithalatı ile birlikte enerji ithal edilen ülkelerin de çeşitlendirilmesi, Türkiyenin enerji güvenliğini ve dışa bağımlılığını düzeltici yönde etki yaratacaktır. Anahtar kelimeler: Endeks Ayrıştırma Analizi, Enerji İthalatı, Enerji Bağımlılığı
Bölgesel enerji kaynakları üzerinde rekabet ve Türkiye
Bu çalısmada, 1991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılıp, Soğuk Savas'ın sona ermesi ve tek kutuplu bir dünya düzenine geçilmesiyle baslayan süreçte Orta Asya ve Kafkasya'nın zengin enerji kaynaklarına sahip olmak ve bu kaynakların uluslararası pazarlara aktarılmasını sağlayacak boru hatlarının kontrolünü elinde tutmak isteyen aktörlerin rekabeti ele alınmıstır. 19. yüzyılda Britanya ve Rusya ?mparatorlukları'nın Orta Asya'daki mücadelesinden esinlenerek ?Yeni Büyük Oyun? ismi verilen bu güç mücadelesinin selefinden ayrılan özellikleri, temel unsurları, yasandığı coğrafya ve bu coğrafyanın özellikleri ?Rekabetin Merkezi: Orta Asya ve Kafkasya? ana baslığı altında incelenmistir. Petrol ve doğal gaz zenginlikleriyle ön plana çıkan bu bölgenin küresel ve bölgesel aktörlerin nasıl ve neden dikkatini çektiği istatistiksel verilerin de yardımıyla ortaya konulmus; mücadelenin en önemli unsuru olan kaynakların uluslararası pazarlara aktarılması konusunda yasanacak sorunlar, enerji güvenliği, etnik sorunlar, Hazar'ın hukuki statüsü ve enerji ihraç yollarında Rusya Federasyonu'na olan bağımlılık bağlamında ele alınmıstır. Çalısmanın ikinci bölümünde, rekabetin aktörleri, Türkiye'ye üçüncü ve son bölümde yer vermek kaydıyla, iki ayrı sınıflandırma altında devletler ve büyük petrol sirketleri olarak analiz edilmistir. ?Rekabetin Aktörleri? ana baslığı altında, ele alınan tüm oyuncuların, izledikleri stratejilere, ortaya attıkları projelere ve kazanımlarına-kayıplarına yer verilmistir. Türkiye'nin rekabetteki yerinin ele alındığı son bölümde ise, ülkenin Orta Asya ve Kafkasya'daki konumu, bölge ülkeleri, Rusya ve ?ran ile dıs politikası bağlamında incelenerek aktarılmıstır. Türkiye'nin Orta Asya ve Kafkasya'ya yönelik enerji politikasının da kapsamlı bir sekilde masaya yatırıldığı bu son bölümde, ülkenin enerji gereksiniminden hareketle olusturulan enerji stratejisi bünyesinde vücut bulan veya ileride yasama geçirilmesi düsünülen projelere yer verilmistir. Son olarak, Türkiye'nin Hazar enerji havzasında yürüttüğü faaliyetler de incelenerek çalısma tamamlanmıstır. Konu hakkında Türkiye'de basılmıs eserlerin büyük bölümünün kendine yer bulduğu bu çalısmada, kitap, makale, arastırma raporları, teknik dergi, gazete ve internet kaynaklarından yararlanılmıs ve tanıtıcı inceleme yöntemi izlenmistir. Anahtar Kelimeler: Enerji, Enerji Kaynakları, Enerji Güvenliği, Hazar Enerji Havzası, Yeni Büyük Oyun, Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC), Petrol ve Doğal Gaz Tasımacılığı, Boru Hatları, Enerji ?hraç Yolları, Türkiye.
Soğuk savaş sonrası enerji güvenliği bağlamında İran dış politikası
Enerji güvenliği, tüketici ülkelerin, makul fiyatlardan, farklı kaynaklardan ve sürdürülebilir bir şekilde arz güvenliklerinin sağlanması olarak tanımlanmaktadır. Jeopolitik istikrarsızlıklar, doğal afetler, terörizm veya yatırım eksikliği gibi nedenler bir ülkenin enerji güvenliği boyutunda sorun yaşamasına neden olabilmektedir. Bu nedenle, devletler enerji arz güvenliklerini sağlamak için farklı stratejiler geliştirmektedirler. Enerji güvenliği, özellikle hidrokarbon kaynakları bakımından zengin olan Ortadoğu için oldukça önemli bir kavram olarak ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada, Ortadoğu'nun en önemli ülkelerinden biri olan İran'ın Soğuk Savaş sonrası dış politikası enerji güvenliği bağlamında ele alınacaktır. Soğuk Savaş'ın bitmesiyle iki kutuplu sistemin sona ermesi, Humeyni'nin vefatı ve ABD'nin Irak müdahalesi gibi küresel etkileri olan olayların meydana gelmesi, İran dış politikasında önemli değişikliklere neden olmuştur. İran'ın coğrafi konumu ve zengin yeraltı kaynakları, bu olaylardan sonra enerji güvenliğinin dış politikada daha önemli bir faktör olarak yer almasına neden olmuştur. Özellikle İran'ın nükleer enerji çalışmaları, uluslararası gündemi ve İran dış politikasını meşgul eden en önemli konulardan biri olmuştur. Soğuk Savaş sonrası şekillenen yeni uluslararası sistemde enerji güvenliği, İran dış politikası açısından her geçen gün daha fazla önem kazanan bir parametre haline gelmiştir. Enerji güvenliğinin, İran'ın dış politikası açısından stratejik önemini koruyacağı tahmin edilmektedir.
Avrupa'nın enerji politikası ve Doğu Akdeniz stratejisi
Avrupa Birliği, bir yandan iklim değişikliği baskısı bir yandan arz güvenliği baskısı altında enerji güvenliği ve karbondan arındırma stratejilerini uyumlaştırmaya ve bir dengeye getirmeye çalışmaktadır. Son yıllarda karbondan arınmış bir ekonomi kurma hedefi enerji arz güvenliğine katkı sağlama ve sürdürülebilir enerji için kritik bir öneme ulaşmıştır. Politikaları birbiriyle uzlaştırma süreci AB içerisinde yerel, bölgesel ve küresel ölçekte enerji yönetimini zorunlu hâle getirmiştir. AB enerji ve iklim yönetimi 'Temiz Enerji Paketleri' sayesinde belirgin hâle gelmiştir. Avrupa Komisyonu'nun Paris ve Lizbon iklim zirveleri sonucu AB enerji politikasındaki yetki artışıyla Enerji Birliği yapısı altında karbondan arındırma stratejileri giderek daha fazla önem kazanmış ve üye ülkeleri bağlayıcı sonuçlar ortaya koymaya başlamıştır. Yenilenebilir Enerji hedefleri ve Yenilenebilir Enerji Direktifleri ile AB bir enerji yönetim mekanizması ortaya koymuştur. Fakat bu gelişmeler doğrultusunda AB enerji politikası ile özellikle fosil yakıt bağımlılıkları yüksek olan Doğu Avrupa ülkeleri arasında bir takım politik çekişmeler ortaya çıkmıştır. AB ekonomiyi karbondan arındırma stratejisinde 2020, 2030 ve 2050 enerji ve iklim hedefleri belirlemiştir. Bu hedeflere Yenilenebilir Enerji Kaynakları ile ulaşılması birincil strateji olmasına rağmen doğalgazın diğer fosil yakıtlara oranla daha az emisyon değerine sahip olması AB'nin doğalgazı bir geçiş enerji kaynağı olarak değerlendirmesine sebep olmuştur. Bunun yanı sıra AB'nin doğalgaz bağımlılığının yüksek olması kolay vazgeçilebilir bir kaynak olmamasına ve arz güvenliğini olumsuz etkilemesine neden olmaktadır. AB Güney Gaz Koridoru ile doğalgaz çeşitlendirme politikasını ortaya koymuştur. Bunun yanı sıra LNG talebi ile doğalgazın küresel bir piyasadan temin edilme fırsatı AB'yi farklı bir enerji yönetimi konseptini ele almaya zorlamıştır. AB, Doğu Akdeniz gazını ise bu politikanın diğer destek ayağı olarak tasarlamaya çalışmaktadır. AB'nin Enerji Birliği etiketi altında Enerji politikasının gelişen ve zenginleşen yapısını analiz etmek ve değişen eksenini değerlendirerek AB enerji stratejisinin önceliklerini yeniden düzenlemek amaçlanmıştır. Bunun yanı sıra AB'nin dış enerji yönetimi kapsamında jeopolitik yaklaşımının sonuçları ortaya konmuştur. Piyasa yaklaşımı ve jeopolitik kritiğin bir araya gelmeye başladığı AB enerji politikasının Doğu Akdeniz'e stratejik iz düşümü değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Avrupa Komisyonu, Enerji, Dış Yönetişim, Jeopolitik, Doğu Akdeniz, LNG
TÜRUSAV (Türkiye-Rusya-Avrupa) enerji denklemi: Rusya Türkiye enerji ilişkilerinin AB enerji güvenliğine etkisi
Enerji unsuru, her geçen gün artan bir ivmeyle uluslararası ilişkilerde devletlerin siyasi, politik ve ekonomik durumlarını belirlemektedir. Büyüyen ekonomilerin, ilerleyişlerini ve gelişimlerini sürdürebilmek için enerji ihtiyaçları daha fazla artmaktadır. Özellikle fosil yakıtların rezervlerinin tükeniyor olması ve çevreye olumsuz etkileri gibi hususlar meseleyi daha da önemli hale getirmektedir. Fosil yakıtlar ile ortaya çıkan sorun, sürdürülebilir ve yenilenebilir enerji kaynaklarını işaret etmektedir. Tüm bu sebeplerle enerji unsuru hem bölgesel hem de küresel olarak önemli bir faktör haline gelmiştir. Enerji kaynaklarından, petrol ve doğalgaz zenginliğini elinde bulunduran ülkeler bu güçlerini ekonomik ve siyasi arenada bir baskı unsuru olarak kullanabilmektedir. Enerji kaynakları bakımından güçlü olan Rusya, bu gücünü siyasi ve ekonomik çerçevede en aktif kullanan ülkelerin başında yer alır. Çok boyutlu ortaklık düzeyindeki Türkiye ve Rusya ilişkileri, güçlü aynı zamanda rekabet edilebilecek ekonomi olmanın gereklerinden olan enerji unsuru ile ilerleyişini sürdürmektedir. Dünya'daki en büyük gaz üretici Rusya yine dünyanın en büyük gaz piyasası olan Avrupa'ya gaz aktarımını sağlamak istemektedir. Bu kapsamda, Türkiye ortaya çıkan denklemin önemli aktörü durumundadır. Türkiye'de oluşan bu denklemin bir parçası olmak istemektedir. Türkiye petrol ve doğalgazın bulunduğu bölge ülkelerinden ve Rusya'dan gelen enerji kaynaklarını sistemin içerisinde yer alacak şekilde Avrupa'ya aktarımını sağlamayı hedeflemektedir. Türkiye bu bağlamda, hayata geçirilmiş projelerin içerisinde yer almayı başarabilmiştir. Ancak bu başarı, Türkiye'yi güçlü bir enerji aktörü yapmaya yeterli olamamıştır. Türkiye elinde var olan enerji kaynaklarını tam manasıyla değerlendirememektedir. Türkiye'nin yenilenebilir enerji konusundaki potansiyeli yeteri kadar açığa çıkarılamamıştır. Türkiye aktörü olmayı planladığı projelerin bazılarında kilit noktayı korumuştur. Bazı projelerde ise istediği noktada yer alamamaktadır. TÜRUSAV (Türkiye – Rusya- Avrupa) enerji denklemi; Türkiye'nin rekabet edebilen bir ekonomiye erişimde, enerji unsurunun aktörü olabilmesiyle sağlayabilecektir. Avrasya Birliği, Rusya ile gelişen ilişkilerin Rusya ile Türkiye'nin enerji ilişkilerinin şekillenmesinde önemli unsur olarak görülmektedir. Bu çerçevede gelişmekte olan ilişkiler ve ortaya çıkan fırsatlar, Avrupa Birliği'nin enerji güvenliği denkleminde Türkiye'nin önemini artırmaktadır. Anahtar Kelimeler: Rusya, Türkiye, Avrupa, Enerji Politikaları, Petrol, Doğalgaz
Yenilenebilir enerji ekonomisi: Türkiye (modelleme) İsrail ve İspanya örneği
Geçmişten günümüze gelişen teknoloji ve nüfus artışı, enerjiye olan talebi arttırmıştır. Gelecekte ise bu artışın devam edeceği öngörülmektedir. Artan enerji talebini karşılamak için enerji piyasasına yeni etmenler (yenilenebilir enerji kaynakları) eklenmektedir. Bu etmenlerin enerji piyasasına etkisi ve çevre konularındaki toplum duyarlılığı problemi oldukça karmaşık hale getirmektedir.Bu tez çalışmasında ileriye yönelik yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmasının ekonomiye katkısı incelenmiş ve doğrusal yeniden düzenleme koordinat yöntemle modelleme yapılarak Güneş enerjisinden elektrik enerji üretim maliyeti hesaplanmış ve diğer kaynaklardan üretilen elektrik enerjisi maliyeti ile karşılaştırılmıştır. Ayrıca alınan sonuçlar Güneş enerjisi kullanımında önemli aşama kaydetmiş İspanya ve İsrail'deki örneklerle karşılaştırılmıştır.Sonuç olarak, elektrik piyasasında yer alacak olan 6kW ve100 MW gücündeki Güneş panelli santraller ile 2020 yılında beklenen enerji talebinin %10 `nun rekabet edici fiyatlarla karşılanabileceği gösterilmiştir
An analysis of the energy resources in the Eastern Mediterranean as a game changer in the region
The world countries experience a new practice with the globalization process. Growing trade volume and the number of population and decreasing natural resources increase the importance of fossil energy resources. The unequal distribution of fossil energy resources, as one of the most important inputs of economic and daily life, deepens its geostrategic dimension. In this context, oil and natural gas reserve discoveries in the Eastern Mediterranean and especially around the island of Cyprus are closely related to the energy supply security of the countries neighboring the Mediterranean. The aim of this study is to discuss the importance of newly discovered energy reserves in the Eastern Mediterranean region, which can already be likened to a multivariate equation. The study focuses on the role of energy resources in the Eastern Mediterranean as a game-changing factor in the region, which contains many problems, crises and cooperation opportunities.
Dünyada ve Türkiye'de yenilenebilir enerji politikalarına yönelik vergi teşviklerinin karşılaştırmalı analizi
Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı, çevresel sürdürülebilirlik ve enerji güvenliği gibi nedenlerle hem dünya genelinde hem de Türkiye'de önemli bir öncelik haline gelmiştir. Bu bağlamda, yenilenebilir enerji politikalarını teşvik etmek için vergi teşviklerinin kullanılması yaygın bir yaklaşımdır. Dünya genelinde, birçok ülke yenilenebilir enerji yatırımlarını teşvik etmek için vergi indirimleri, muafiyetler ve diğer finansal teşvikler sunmaktadır. Türkiye'de ise yenilenebilir enerji politikalarına yönelik vergi teşvikleri daha yeni bir olgudur. Türkiye, son yıllarda yenilenebilir enerji sektörüne yapılan yatırımları artırmak amacıyla vergi indirimleri, gümrük muafiyetleri ve destekleyici mevzuatlar gibi önlemler almıştır. Ancak, Türkiye'nin yenilenebilir enerji politikalarında daha fazla teşvik ve destek sunması gerekmektedir. Çalışmanın amacı, dünya genelindeki vergi teşviklerini ve Türkiye'deki uygulamalarını incelemek ve karşılaştırmaktır. Bu çalışmada, Türkiye'deki vergi teşviklerinin yanı sıra belirli ülkelerde mevcut olan vergi teşviklerinin benzerlikleri ve farklılıkları ele alınmaktadır. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde, enerji kavramı ve önemi üzerinde durularak enerji kaynakları, türleri ve yenilenebilir enerjinin avantajları ve dezavantajları ele alınmıştır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının amacı, nedenleri ve sonuçlarından bahsedilmiştir. İkinci bölümde ise dünya genelinde uygulanan yenilenebilir enerji alanındaki teşvik mekanizmaları anlatılmıştır. Türkiye'deki yenilenebilir enerji kaynaklarının dağılımı, kurulu güç oranları ve teşvikleri incelenmiş, ardından Türkiye ve diğer ülkeler arasında karşılaştırmalı bir analiz yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yenilenebilir Enerji Kaynakları, Vergi Teşvikleri, Enerji Politikaları.
Neo-klasik realist teori bağlamında Almanya ve Rusya arasındaki ilişkilerin AB enerji politikasına yansıması
Bu tez çalışmasında Rusya ve Almanya arasındaki ilişkilerin, enerji özelinde ve neo-klasik realist teori çerçevesinde incelenmesiyle birlikte bu ilişkinin, AB enerji politikası üzerindeki etkilerinin çoğunlukla olumsuz bir nitelik taşıdığı ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda Rusya ve Almanya arasındaki ilişkiler lider ve devlet düzeyinde analiz edildiğinde; iki devlet arasındaki ilişki boyutunun Vladimir Putin ve Angela Merkel arasındaki diyaloglardan ortaya çıkarılan bulgular neticesinde de sahip oldukları ortak tarihi etkileşim geçmişi, stratejik kültür, değerler ve inançlar temelinde diğer aktörlerden daha ileri seviyede olduğu tespit edilmiştir. Bu durumun iki devletin dış politika kararlarına etkisi açısından, özellikle de AB'nin kurucu ve liderlik rolünü üstelenen Almanya'nın, enerji alanında Rusya ile olan ikili ilişkilerini ulusal çıkarları gereğince AB'de ortak bir dış enerji politikasının oluşturulmasından önde tutmuş olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca AB enerji hukukunun yeterli derecede düzenlemeye sahip olmayıp, bu alanda yasal boşluklar bırakması noktasında Rusya'nın AB üye ülkelerine yönelik ayrıştırıcı politikalarında da başarıya ulaşması ve Almanya ile ilişkilerini karşılıklı olarak bu açıklıktan faydalanarak geliştirmesi söz konusudur. Özellikle AB açısından en büyük doğal gaz tedarikçisi konumunda olan Rusya'nın sahip olduğu gücü, uluslararası ortamda kendisine yönelik tehlike algıladığında stratejik bir dış politika aracı olarak ithalatçı ülkelere karşı sık sık kullanması Birliğin enerji arz güvenliği açısından da büyük sorun teşkil etmiştir. Dolayısıyla Almanya-Rusya ilişkilerinde karşılıklı asimetrik bağımlılığın etkisi ile enerji ihtiyacının sistemsel zorunluluktan değil de bireysel nitelikte bir ihtiyaçtan kaynaklanması Almanya-AB ilişkilerine bu alanda negatif bir şekilde yansımıştır. Bu sonuca ulaşmada özellikle neo-klasik realizmin birim düzeyindeki değişkenlerinden olan lider imajları ve algıları ile enerji şirketlerinin, devletlerin dış politika çıktılarını oluşturmasında ve yönlendirmesinde önemli bir rol aldıkları da ortaya konulmuştur.
Kazakistan'da petrol ve doğal gaz rezervleri ve bunların Kazakistan dış politikasına etkisi
Sovyetler Birliği'nin dağılması ve iki kutuplu dünya sisteminin ortadan kalkmasıyla başlayan yeni dönemde ortaya çıkan bağımsız devletler, uluslararası düzende belirlenen koşullar çerçevesinde yeni ortama uymak için çaba sarf etmektedir. Fakat yine de büyük güçler bu düzenin ana oyuncuları rolünde devam etmek istemektedir. Enerji güvenliği açısından değerlendirildiğinde günümüzde Orta Asya, hidrokarbon kaynakları açısından zengin bölgelerden biri olarak ön plana çıkmaktadır. Dünya üzerinde geniş coğrafyaya sahip ve enerji kaynakları açısından zengin olan Kazakistan Cumhuriyeti, Orta Asya'da bağımsızlığına kavuşan diğer ülkeler arasında önemli bir konumdadır. Ancak Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra büyük güçlerin ilgi noktası haline gelen Kazakistan'da, demografik yapının ve askeri gücün zayıflığı, ülkenin güvenliğini tehdit eden önemli unsurlardır. Bu nedenle bağımsızlığına yeni kavuşan Kazakistan'ın serbest piyasa ekonomisine geçmesi ve büyük güçlerin enerji kaynaklarına olan ilgisini kullanarak kendi askeri, siyasi ve iktisadi olanaklarını kullanması bunların yanı sıra demografik yapı konusunda bazı adımların atması, ülkenin kalkınması doğrultusunda stratejik önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra bağımsızlığına kavuşan Kazakistan dış politikasının oluşturulmasında, petrol ve doğal gazın önemi anlatılmakta ve enerji kaynaklarının çök yönlü ülke politikasında nasıl kullanıldığı incelenmektedir. Tezin temel amacı, Kazakistan'da petrol ve doğal gaz üretimi ve gelişimi için büyük güçler ve şirketler tarafından yapılan projelerin ve işlevlerin tespit edilerek bunların Kazakistan enerji politikasına yönelik etkisinin analiz edilmesidir. Ortaya çıkan veriler ışığında ülkenin çok yönlü politikasında ve ekonomi kalkınmasında petrol ve doğal gazın, itici güç olup olmadığı tartışılmaktadır.
Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde enerjinin önemi ve Trans Anadolu doğalgaz boru hattı
Uluslararası ilişkilerde enerjinin son derece önemli hale geldiği günümüzde Türkiye-Azerbaycan ilişkileri enerji ilişkilerine dayalı olarak şekillenmektedir. Bu gelişme, ilişkileri bu düzeyde sürdürmek için karşılıklı siyasi irade ile desteklenen, iki ülkenin dış politika ve bölgesel politikadaki önceliklerine dayanmaktadır. Türkiye'nin Azerbaycan ile ilişkileri, tarihi, kültürel, etnik ve dini bağların yanı sıra stratejik ortaklık seviyesi ile belirlenmektedir. Enerji işbirliği, ikili ilişkilerde kilit bir faktör olmuştur. Türkiye'nin Azerbaycan ile ilişkileri, bölgedeki diğer ülkelerle ilişkilerin belirlenmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından bağımsızlığını kazanan Azerbaycan doğal kaynakların çıkarılması, işlenmesi ve uluslararası piyasalara ulaştırılmasına yönelik bağımsız enerji politikaları geliştirilmesini amaçlamıştır. Ancak bağımsızlığının ilk dönemlerinde karşılaşmış olduğu çok sayıdaki dış ve iç problem sebebiyle kendi enerji stratejisini geliştirme imkânı bulamamıştır. Azerbaycan`ın enerji siyasetinde bu süreçte en çok işbirliği içinde olduğu ülke Türkiye olmuştur. Bu işbirliğinin neticesinde enerji kaynaklarının taşınması noktasında iki ülke arasında çok sayıda başarılı projeler yapılmış ve bu projelerin geliştirilme süreci günümüzde de sürmeye devam etmektedir. Projelerin hayata geçirilmesiyle Türkiye, Azerbaycan petrol ve doğalgazının Batılı tüketicilere ulaştırılmasında bir köprü olmuştur. Projeler Azerbaycan'ın bölgesel bir aktör şeklinde pozisyonunu pekiştirmekle birlikte, Türkiye'yle enerji ağırlıklı işbirliğinin daha da artırılmasına olanak vermiştir. Bu projeler arasında önemli girişimler olan Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) ile Trans-Adriyatik Boru Hattı (TAP) projeleri, iki halkın ve devletin gelecekteki ilişkilerinin de temelini oluşturmuştur. Bu çalışma ile TANAP'ın iki ülke arasındaki enerji ilişkilerine katkıları irdelenecektir. Çalışmanın bu alanda bilime ve literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Enerji ekonomisi perspektifinden Türkiye'de cari açığın sürdürülebilirliği üzerine ekonometrik bir analiz
Cari dengenin sağlanabilmesi kapsamında Türkiye ekonomisi; ithalat bağımlılığı, dış borç yükü, tasarrufların yetersizliği, para ve maliye politikaları ve döviz kurları gibi birçok farklı sorunla yüzleşmektedir. Ülke ekonomisinin cari dengesinin açık vermesi büyüme ve kalkınma önünde bir set niteliği taşımaktadır. Bu bağlamda bakıldığında Türkiye'de cari açığın çok yüksek olmasının en temel sebeplerinden biri olan ve %70'ten fazla bir payla enerji ithalat bağımlılığı sorunu göze çarpmaktadır. Türkiye'de özellikle fosil yakıtlarının enerji üretiminde etkin olarak kullanılması ithalat bağımlılığını daha çok artırmaktadır. Bu noktada yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimine dayalı bir yol haritası çizilmesi ve daha kapsayıcı politikalar geliştirilerek yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmenin gerçekleşmesi hem bugün hem de gelecek nesiller için hayati önem taşımaktadır. Çünkü Türkiye, yenilenebilir enerji kaynakları açısında oldukça zengin bir ülke olmasına karşın, kaynakların yeterli olarak kullanılamaması nedeniyle enerji bağımlılığı artmaktadır. Bu tezin yazılış amacı, başta Türkiye olmak üzere gelişmekte olan ülkelere enerji potansiyelini göstermek ve yenilenebilir enerji kaynakları kullanımını yaygınlaştırma gereksiniminden hareketle özendirmek ve uygun politikaların geliştirilmesi gerekliliğini vurgulamaktır. Bu çalışmada, Türkiye'de cari açığın sürdürülebilirliği noktasında önemli değişkenlerin başında gelen enerji ithalatı, reel efektif döviz kuru ve büyüme verileri kullanılarak, 1998Q1-2018Q4 dönemini kapsayan Augmented Dickey Fuller (ADF) eş bütünleşme analizi yapılmıştır. Yapılan analiz sonucuna göre değişkenler arasındaki ilişkinin düşük düzeyde anlamlı olduğu anlaşılmıştır olup; uzun dönemde enerji ithalatı artışının cari açığı düşüreceği yönündeki sonuç teorik beklentiyi karşılamamaktadır. Sonrasında ise Toda-Yamamoto Nedensellik analizi ile çalışma desteklenmiş ve cari açığın, hem ekonomik büyümenin hem de enerji ithalatının nedeni olduğu sonucuna ulaşılmıştır.