Primary school teachers
227 theses under this subject heading
İlkokullarda değerler eğitiminde etkili olan faktörlere ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşlerinin değerlendirilmesi
Özet: Bu araştırmanın amacı ilkokullarda değerler eğitiminde etkili olan faktörlere ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşlerinin değerlendirilmesidir. Araştırma betimsel tarama modelinde nicel ve nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma yöntemle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel boyuttaki örneklemini 2015- 2016 eğitim öğretim yılında Batman ili merkez ilkokullarda görev yapan 606 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Nitel boyutun çalışma grubunu ise araştırma kapsamında görüşme yapılan 25 öğretmen oluşturmaktadır. Nicel verileri elde etmek için araştırmacı tarafından geliştirilen ilkokullarda değerler eğitiminde etkili olan faktörlere ilişkin ölçek, nitel verileri toplamak için yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen nicel verilerin analizinde ortalama, frekans, yüzde ve standart sapma değerleri; normallik testi için Kolmogorov –Smirnov testi, ikili gruplar için Mann-Whitney U testi, ikiden fazla gruplar için Kruskall Wallis- H testi; nitel verilerin çözümlenmesinde ise betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 (Statistical Package for the Social Science) programı kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda elde edilen sonuçlar şunlardır: Öğretmenler ölçeğin geneline katılıyorum düzeyinde görüş belirtmişlerdir. Öğretmen görüşleri arasında cinsiyet, derslerini yürüttükleri sınıf düzeyi, değerler eğitimiyle ilgili hizmet içi eğitim, seminer veya kurs alıp almama durumu, sınıfta değerler eğitimi köşesi veya panosu bulunup bulunmama durumu değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ancak meslekteki deneyim değişkeni açısından 1-5 yıl arası görev yapan öğretmenlerin lehine, mezuniyet alanı değişkenine göre ise eğitim fakültesi mezunları lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Araştırmanın nitel boyutunda şu sonuca ulaşılmıştır: Öğretmenler değerler eğitiminde aile, öğretmen, örtük program, sosyal çevre ve kitle iletişim araçlarını önemli birer faktör olarak görmektedirler
İşyeri ruhsallığının öğretmen görüşlerine göre incelenmesi: Karma yöntemli bir araştırma
Bu çalışmanın amacı öğretmenlerin işyeri ruhsallığına ilişkin algılarının incelenmesidir. Araştırma karma yöntemlerden açımlayıcı sıralı desene göre hazırlanmıştır. Araştırmanın nicel kısmında; Siirt ilinde 2021-2022 eğitim-öğretim yılında görev yapan 2666 öğretmen evreni oluşturmaktadır. Evrenin tamamına ulaşmadaki zorluktan ötürü örneklem alma yoluna gidilmiştir. Basit seçkisiz örnekleme yoluyla belirlenen 341 öğretmen araştırmaya dahil edilmiştir. Nicel verilerin toplanmasında İşyeri Ruhsallığı Ölçeği (Özğan, 2017) kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesine betimsel istatistiklerden ve fark testlerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın nitel kısmında; nicel analizler yapıldıktan sonra elde edilen bulgular ışığında 4 soruluk yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmış ve 25 katılımcıya ilgili form görüşme esnasında uygulanmıştır. Araştırmada verilerin analizi için içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin işyeri ruhsallığı algıları yüksek düzeydedir. Araştırma sonuçlarına göre; öğretmenlerin işyeri ruhsallığı algılarında yaş, medeni durum, meslekteki görev süresi ve branş değişkenleri anlamlı farklılık oluşturmamıştır. Cinsiyet değişkeninde örgütsel değerler alt boyutunda, okuldaki görev süresi değişkeninde özalgı ve anlamlı iş boyutlarında, öğretmen sayısı değişkeninde örgütsel değerler alt boyutunda, okul kademesi değişkeninde ölçeğin genelinde ve örgütsel değerler alt boyutunda anlamlı farklılık oluştuğu sonucuna ulaşılmıştır. Farkın kaynağına ilişkin öğretmenlerle görüşmeler yapılmıştır. Nicel ve nitel bulgular ışığında sonuçlar tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.
Erillik-dişillik kültür değeri ile kadınların kariyer engelleri arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, kamu ilkokullarında görev yapan öğretmenlerin algılarına göre; erillik dişillik kültür değeri ile kadınların kariyer engelleri arasındaki ilişkiyi tespit etmektir. Araştırma Siirt Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı kamu ilkokullarında görev yapan öğretmenlerden veri toplanarak yapılmıştır. Araştırmanın evreni Siirt il merkezi ve sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeylerine göre belirlenen Kurtalan, Pervari ve Tillo ilçelerindeki ilkokullarda görev yapmakta olan öğretmenlerdir. Evren, 168 okuldaki 1067 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise evrendeki sayıya orantılı şekilde "tabakalı örnekleme" yöntemine başvurularak belirlenmiştir. Öğretmenlerin Erillik dişillik kültür değer yönelimlerini tespit etmek için, Hofstede'nin kültür değerleri boyutları baz alınarak Yoo, Donthu ve Lenartowicz (2011) tarafından geliştirilen "Bireysel Kültür Değerleri Ölçeği (CVSCALE-Individual Cultural Values Scale)" kullanılmıştır. Ölçeğin Türkçe uyarlamasını Saylık (2019) yapmıştır. Ayrıca kadınların kariyer engellerini ölçmek amacı ile Karaca (2007) tarafından geliştirilen 38 ifadenin yer aldığı 7 boyuttan oluşan "Cam Tavan Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre öğretmenler dişil kültür değerlerine daha yakındır. Öğretmenlerinin erillik kültür değeri ile kariyer engelleri arasında pozitif yönlü yüksek seviyede bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Erillik kültür değeri algılarının kadınların kariyer engelleri algı düzeyleri üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Buna göre kadınların kariyerlerine ilişkin göreli olumsuz tutum ile kültürel sosyalizasyonda kazanılan eril-dişil değerler arasında anlamlı bir ilişki söz konusudur. Öğretmenlerin erillik dişillik kültür değeri düzeyleri ile görev, eğitim durumu, yaş, kıdem ve yaşadıkları yer değişkenleri arasında anlamlı bir fark bulunmazken cinsiyet, medeni durum ve yetiştirildiği aile tipi değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Araştırmada öğretmenlerin kariyer engelleri algı düzeyleri ile yetiştirildiği aile tipi değişkeni arasında anlamlı bir fark bulunmazken cinsiyet, medeni durum, görev, eğitim durumu, yaş, kıdem, yetiştirildiği aile yapısı değişkenleri arasından anlamlı bir farklılık bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Erillik, Dişillik, Kültür Değeri, Kadın, Kariyer, Kariyer Engelleri
İlkokul müdürlerinin öğretimsel liderlik davranışları ve öğretmenlerin iş doyumu
Bu çalışma okul müdürlerinin sergiledikleri öğretimsel liderlik davranış düzeylerini belirlemek ve öğretmenlerin iş doyumu üzerindeki etkilerini saptayabilmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın çalışma evreni 2021/2022 eğitim öğretim yılında Ankara ili merkez ilçelerindeki özel ve devlet ilkokullarında görev yapan 18,538 öğretmenden oluşmaktadır. Örneklem grubunda basit tesadüfi yöntemle belirlenmiş 483 öğretmen yer almaktadır. Çalışmada okul müdürlerinin öğretimsel liderlik davranışlarını ölçmek için Tanrıöğen'in geliştirdiği, 'Öğretimsel Liderlik Envanteri'nden, öğretmen iş doyumu düzeyinin belirlenebilmesi için de Şahin'in geliştirdiği 'İş Doyumu Ölçeği'nden yararlanılmıştır. Toplanan verilerinin analizinde aritmetik ortalama, standart sapma, Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis H testleri ile Spearman korelasyon analizi ve regresyon analizlerine başvurulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenler okul müdürlerinin öğretimsel liderlik davranışlarını genellikle sergilediklerine ilişkin algıya sahiptirler. Sınıf öğretmenleri ile branş öğretmenlerinin müdürlerinin gösterdikleri öğretimsel liderlik davranışlarına ilişkin algı düzeyleri branş öğretmenleri lehine istatistiksel olarak anlamlı biçimde farklıdır. Benzer biçimde; öğretmenlerin kendilerine ilişkin iş doyumu algı düzeyleri düşük, branş öğretmenlerinin iş doyumu algısı sınıf öğretmenlerinin algısından anlamlı biçimde yüksektir. Diğer yandan, öğretmenlerin müdürlerinin gösterdikleri öğretimsel liderlik davranışlarına ilişkin algıları ile kendi iş doyum düzeyi algıları arasında düşük düzeyde, istatiksel açıdan anlamlı bir ilişki vardır. Sınıf öğretmenlerinin müdürlerinin gösterdiği öğretimsel davranış düzeyi konusundaki düşük algı düzeylerinin yükseltilebilmesi amacıyla müdürlerle öğretmenler arasındaki iletişimin geliştirilmesi için daha çok fırsatlar yaratılabileceği, öğretmenlerin müdürlerinin öğretimsel davranışlarına ilişkin algı düzeyleri ile iş doyum düzeyleri arasındaki düşük düzeydeki ilişkinin yükseltilebilmesi için de hem öğretmenlere hem de müdürlere yönelik hizmet-içi eğitim etkinliklerinin düzenlenebileceği önerilmiştir.
Sınıf öğretmenlerinin kontrol düzeyleri ile ilkokul öğrencilerinin okul mutluluğu arasındaki ilişki
Bu çalışma, sınıf öğretmenlerinin kontrol düzeyleri ile ilkokul öğrencilerinin okul mutluluğu arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma verileri; 2022-2023 eğitim ve öğretim yılında Ankara ili Etimesgut ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilkokullarda çalışan 346 sınıf öğretmeni ve bu öğretmenlerin sınıflarında bulunan 7079 öğrenciden toplanmıştır. Nicel araştırma yaklaşımı kapsamında ilişkisel araştırma yönteminin kullanıldığı bu araştırmada sınıf öğretmenlerinin kontrol düzeyleri sınıf yönetimi kontrol düzeyi belirleme anketi ile öğrencilerin okul mutluluk düzeyi ise ilkokul çocukları için okul mutluluğu ölçeği ile belirlenmiştir. Araştırmanın sonucunda, öğretmenlerin genel olarak etkileşimci (orta düzey kontrol) yaklaşımı benimsedikleri tespit edilmiştir. Öğretmenlerin kontrol düzeyleri cinsiyete, eğitim durumuna, yaş gruplarına, okuttukları sınıf düzeylerine göre farklılık göstermemekle birlikte, erkeklerin müdahaleci yönetim yaklaşımına sahip olma oranlarının kadınlardan daha yüksek olduğu görülmüştür. Eğitim seviyesi arttıkça etkileşimci ve müdahaleci olmayan yönetim tarzının benimseme eğiliminin de arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Genç öğretmenlerin müdahaleci ve müdahaleci olmayan yönetim yaklaşım oranlarının diğer yaş grupların bu kategorilerdeki oranlarına göre daha fazla olması da dikkate değer bir sonuçtur. Öğretmenlerin sınıf içindeki kontrol yaklaşımları ile öğrencilerin mutlu olma durumları arasında manidar bir ilişki bulunamamıştır. Bunun yanında öğretmenlerin cinsiyetleri ile öğrencilerin mutlu olma durumları arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Kadın öğretmenlerin öğrencilerinin, erkek öğretmenlerin öğrencilerine göre daha mutlu olduğu görülmüştür.
Kapsayıcı ortamlarda kültüre duyarlı öğretim etkinliklerinin etkinlik kuramı ve yükleme kuramı perspektifiyle incelenmesi
Bu tezin temel amacı, ilkokul 4. sınıf öğretmenlerinin kapsayıcı kültüre duyarlı pedagojiyi öğretim ortamlarıyla bütünleştirme süreçlerini "Etkinlik Kuramı" ve "Yükleme Kuramı" perspektifinden inceleyerek kapsayıcı pedagojinin öğretimsel süreçlerde etkili bir şekilde kullanılmasını etkileyen faktörleri ortaya çıkarmaktır. Çalışma, amaçlı örnekleme tekniği kullanılarak bir devlet okulundan seçilen üç sınıf öğretmeni ile yürütülmüştür. Tezin çalışma grubunu, 2021-2022 eğitim öğretim yılının bahar döneminde Ankara'nın Altındağ ilçesindeki bir okulda görev yapan ve sınıfında zorunlu göç mağduru çocuklar bulunan ilkokul dördüncü sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Çalışmanın veri toplama araçları ve kapsayıcı kültüre duyarlı öğretim etkinlikleri uzman görüşleri alınarak araştırmacı tarafından hazırlanmıştır. Çalışma durum çalışması deseninde tasarlanmış olup veri toplama sürecinde gözlem formları, görüşme formları ve saha notlarından yararlanılmıştır. Çalışmada veri toplama ve veri analizi süreci eşzamanlı yürütülmüş olup betimsel analiz ve içerik analizi yöntemi, sürekli karşılaştırmalı metot ile birlikte kullanılmıştır. Çalışma sonucunda, sınıf öğretmenleri tarafından kapsayıcı kültüre duyarlı öğretim etkinlikleri işe koşulduğunda ortaya çıkan eylem ve işlemlerin öğretimsel boyutta ne gibi yansımalarının olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmada Etkinlik Kuramı ve Yükleme Kuramı perspektifi dikkate alınarak öğretmenlerin kapsayıcı kültüre duyarlı öğretim etkinliklerini uygulama süreçlerinde iyileştirilmesi gereken yönlerin açığa çıkarılmasına ve kapsayıcı öğretimin öğretmenlerdeki karşılığının ne olduğunun keşfedilmesine yönelik sonuçlara yer verilmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda kapsayıcı pedagojinin sahadaki öğretmenler tarafından etkili ve verimli kullanılmasına yönelik öneriler sunulmuştur.
Meslekte yeni olan ilkokul öğretmenlerinin sınıfta düzeni yeniden sağlamaya ilişkin uygulamaları
Bu araştırmada meslekte yeni olan ilkokul öğretmenlerinin sınıf yönetiminin düzeni yeniden sağlama boyutuna ilişkin deneyimlerini ve uygulamalarını betimlemek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda amaçlı örnekleme çerçevesinde ölçüt örneklem türü kullanılarak 2016-2017 eğitim öğretim yılında Muş ili merkezinde bulunan bir ilkokulda görev yapan üç yıl ya da daha az deneyime sahip dokuz ilkokul öğretmenine ulaşılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yaklaşımı kullanılmış ve nitel araştırma türlerinden olgubilim (fenomenoloji) deseninden yararlanılmıştır. Veriler yüz yüze görüşmeler ve gözlemler yoluyla toplanmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Gözlem sürecinde ise katılımcılar, araştırmacı tarafından katılımcı olmayan gözlemci rolüyle sınıf ortamlarında gözlemlenmiş ve gözlem formuna notlar alınmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin fiziksel ve öğretimsel düzen görüşlerinin yeterli olmadığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca her öğretmenin sınıfında istenmeyen davranışların sıklıkla görüldüğü ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerin düzeni yeniden sağlamaya yönelik en çok "aile ile iletişim kurma", en az "soru sorma, bireysel görüşme, farklı etkinlik yaptırma, rehberlik servisine yönlendirme, kuralları hatırlatma" gibi uygulamalarda bulundukları belirlenmiştir. Araştırmada öne çıkan sonuçlardan biri, fiziksel cezaların öğretmenler tarafından kullanılmadığının görülmüş olmasıdır. Sınıf öğretmenlerinin görüşleri doğrultusunda düzeni yeniden sağlamaya yönelik uygulamalarının belirlenmesinde "meslekte geçirilen toplam süre/mesleki deneyimin" etkili olduğu sonucuna varılmıştır.
İlk ve ortaokul öğretmen ve yöneticilerinin epistemolojik inançları ile problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Öğretmenler, bireyin kimliğinde yeni nesilleri yetiştiren; topluma yön veren insanlar olduklarından; çalışmamızda ilkokul ve ortaokul öğretmen ve yöneticilerinin sahip oldukları epistemolojik inançlar ile karşılaştıkları problemleri çözme yaklaşımları arasındaki ilişki araştırılmıştır. Tarama yönteminin kullanıldığı bu araştırmada, 2012-2013 Eğitim Öğretim yılında İstanbul Anadolu Yakasında, devlet okullarında görev yapan toplam 300 ilkokul ve ortaokul öğretmen ve yöneticilerine iki adet ölçek ile birlikte demografik bilgi formu uygulanmıştır. Verilerin toplanması için uygulanan ölçeklerden biri Shommer'in 1990 yılında, epistemolojik inançları ölçmek için geliştirdiği ve Deniz Deryakulu ile Şener Büyüköztürk'ün 2002 yılında Türkiye'ye uyarladığı "Epistemolojik İnanç Ölçeği" (EİÖ); ikincisi Heppner ve Peterson'ın 1982 yılında problem çözme becerilerini ölçmek için geliştirdikleri ve Şahin, Şahin ve Heppner tarafından Türkiye'ye uyarlanan "Problem Çözme Envanteri" (PÇE)'dir. Veriler SPSS15.0 paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. EİÖ ve PÇE'nin alt ölçekleri arasındaki korelasyona bakılmış; her iki ankete yönelik betimsel istatistikler, cinsiyete ve görev türlerine göre bağımsız t-testi, yaş, mesleki deneyim yılı ve branşa göre ANOVA Analizi, epistemolojik inançların problem çözme becerileri üzerine etkisini belirlemek amacıyla regresyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçları, epistemolojik (bilgibilimsel) inançların problem çözme becerileri üzerinde anlamlı farklılaşmalara neden olduğunu ortaya koymaktadır. "Gelişmiş/olgunlaşmış epistemolojik inançlar" ile "problem çözme becerileri algısı" arasında anlamlı ve pozitif ilişki saptanmış; epistemolojik inançları gelişmiş/olgunlaşmış bireylerin, problem çözme becerilerinin de gelişmiş olduğu görülmüştür.
Gerçek zamanlı sınıf içi davranış yönetim sisteminin geliştirilmesi
Güncel hayatta, eğitim ve öğretim kalitesinin ölçümü için bir çok kriter vardır. Bu kriterlerin her birinin kendine has bir öneme sahiptir. Ancak, bir öğretmenin sınıf içerisindeki hakimiyeti sağlaması, eğitim sürecinin kesilmeden devamını sağlayacak bir kriterdir. Öğretmenin alan bilgisinin derinliği bu noktada ortaya çıkmaktadır lakin sadece alan bilgisi de yeterli olmayacak, genel kültür seviyesi ve bu bilgilerini öğrencilerini aktarma kabiliyeti de yukarıda bahsedilen sınıf içi hakimiyete katkısı göz ardı edilemeyecek kadar büyük olmaktadır. Örgün eğitim veren okullarda sınıf içerisindeki öğrenci davranışı problemleri, eğitim sürecini en çok sekteye uğratan sorunlardır. Öğretmenin özellikle davranış problemlerine karşı bulduğu çözümler, o ortamda yapılacak eğitimin hem içerik kalitesinin artmasını hem de öğrenci tarafından kanıksanmasını sağlayacaktır. Bunun yanı sıra öğretmenin çalıştığı kurumdaki disiplin kültürünün gelişmemiş olması ve/veya problemli davranışlara karşı davranış politikasının yetersiz olması hatta hiç olmaması, o kurumda eğitim öğretimin tam anlamıyla yapılamayacağının da bir göstergesi olabilmektedir. Davranış yönetiminin eğitim öğretim faliyetlerideki yeri tartışılamayacak kadar önemlidir. Bir toplumun eğitim kalitesi o toplumun geleceğin şekillendirmektedir. Eğitim dünyasında davranış yönetiminin uygulanacağı alanlardan en önemlisi sınıf içidir. Öğrencilerin öğrenme faliyetlerinin hedef davranışlarını tam olarak kendi ile bütünleştirebilmesinin altında yatan etkenlerin en önemlileri arasında gelmektedir. Öğretmenin sınıf için uygulayacağı davranış yönetim metotları için çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Geliştirilen her yeni yöntemle okullardaki öğretme ve öğrenme faliyetleri daha işlevsel bir konuma getirilmiş, dolayısıyla toplumun maruz kaldığı eğitimin kalitesi de topyekün yükselmiştir. Teknolojinin gelişiminden etkilenen ve faydalanan her alan gibi eğitim dünyası da bu gelişime ayak uyduran sektörler arasında kendini göstermiştir. Özellikle eğitim-öğretim süreçlerinde kullanılabilecek cihazlara ilgi gösterilen eğitim sektörü, bunun akabinde bir çok yazılıma da kapılarını açmıştır. Öyleki bazı eğitim faliyetleri için geleneksel yöntemlerle gerçekleştirilen uygulamalar teknolojiyle uygulanmaya başlamış, geleneksel yöntem teknolojiye yenik düşmüş, yerini tamamiyle teknolojik gelişmelerin o alan için geliştirdiği yeni yönteme yerini bırakmıştır. Eğitim dünyası özellikle son beş yılda teknolojiyi kullanma konusunda bir kademe daha öteye giderek öğrencilerin mobil cihazlarla derslere girmesine izin vermiş, eğitimde mobil cihazlar yardımı ile ders yapma konusunda girişimler yapılmıştır. Bu zamana kadar öğretmen kontrolündeki teknoloji artık öğrenci eline geçmiş ve bu zamana kadar yapılan tüm uygulamalar şekil ve boyut değiştirmiştir. Tablet cihazların öğrenciler tarafından ders içerisinde kullanmasının sayısız faydasının yanı sıra bir çok handikapı da gün yüzüne çıkmış, henüz o zamanana kadar karşılaşılmayan sınıf için problemleri ile baş başa kalınmıştır. Sınıftaki bir çok istenmeyen davranış için öğretmenlerin yıllarca geliştirdiği ve artık kanıksanmış onlarca yöntem mevcuttur. Bu yöntemlere artı olarak öğretmen otokontrol sistemini sınıfında uygulayabilir hale geldiğinde ders işleyiş süreçlerinde genelde herhangi bir problem yaşamadan tamamlamaktadır. Tüm bu yöntemlerin tabletli eğitim ile birlikte tekrar revize edilmesi ve ondan sonra uygulanması gerekmektedir. Aksi takdirde, kendini geliştirmede yavaş kalan her öğretmen sınıf yönetim problemleri ile karşı karşıya kalacaktır. Gerçek Zamanlı Sınıf İçi Davranış Yönetim Sistemi - Dersteyiz.Net, tabletli eğitim yapılan sınıflarda ders işleyiş süreçlerinde yaşanan problemleri en aza indirgemek için geliştirilmiş bir yazılımdır. Yıllar boyu araştırılarak keşfedilen davranış yöntemleri ile teknolojiyi aynı noktada buluşturan sistem, teknolojinin kullanıldığı sınıflarda eğitimin daha sağlıklı devam etmesine katkı sağlamaktadır. Tabletli eğitim yaparak okullar eğitim kalitelerini bir üst seviyeye taşımak için gerekli adımı atmışlar demektir. Bu noktadan sonra geriye doğru hamlelerle doğru yöntemleri keşfedip uygulamak kalmaktadır. Eğitim dünyasında teknolojinin yıllar sonra ilk defa öğrenci merkezli kullanımına başlanıldığı düşünüldüğünde, bu alanda keşfedilecek yönetim stratejilerinin henüz hala bir çoğu araştırma yapılarak ortaya çıkarılmayı beklemektedir. Dersteyiz.Net öğrencilerin olumlu ve olumsuz davranışlarını puanlayarak, olumluların devamını sağlayarak, olumsuzların ise olumluya dönüşmesine katkıda bulunarak öğrenci davranışlarını yönetmeyi, öğretmenlerin amaçları doğrultusunda ders yapabilmelerine olanak sağlamak için geliştirilmiş bir uygulamadır.
Öğrencilerin cinsel istismara uğrama durumunda ilk ve ortaokullarda çalışan öğretmen ve okul yöneticilerinin tutum ve davranışları
Çocuk istismarı karmaşık nedenleri ve trajik sonuçları olan, tıbbi, hukuki, gelişimsel ve psiko-sosyal kapsamlı, ciddi bir sorundur (Ziyalar 1999 ve Polat 2002, Aktaran: Kara ve diğerleri 2004). Çocuk istismarı türleri içinde özellikle de cinsel istismar, en zor fark edilenidir. Çocuğun kendinden yaşça büyük biri tarafından cinsel tatmin amacıyla kullanılması olarak ifade edilebilen cinsel istismara, çocukta derin izler bırakabildiği için erken müdahale etmek, hayatidir. Cinsel istismar vakalarıyla karşılaşan, pek çok meslek mensubu vardır. Tıp hekimleri, adli tıp uzmanları, psikologlar, emniyet mensupları, hukukçular ve sosyal hizmet uzmanları, bu konuda donanımlı olmasına önem ve öncelik verilen uzmanlardır. Yapılan araştırmalara bakıldığında, genel manada çocukların cinsel istismara uğrama yaşının 7-12 yaş arasını (Polat 2007) kapsadığını görmekteyiz. Yaş sınırının 6-10 ve 12-14 yaşları arası olduğunu ifade eden uzmanlar da vardır. Kesin olan şey şudur ki, bu yaş aralığı çocuğun ailesinden ilk kez ayrıldığı zamanlardır. Çocuk, özellikle de okul çağında onu koruyan 2 temel yapının etkisini hissetmektedir; ailesi ve öğretmeni. Günümüzde özellikle de çocuklara yönelik cinsel şiddet suçlarının arttığını ortaya koyan hem ulusal hem de uluslararası sonuçlar vardır. UNICEF, 190 ülkeden verileri araştırarak hazırladığı raporunda, 2012'de 120 milyondan fazla genç kızın fuhşa zorlandığını ve cinayet kurbanlarının beşte birinin 20 yaş altı genç ve çocuklardan oluştuğunu (AA, 2014) açıklayarak kitleleri sarsmıştır. Türkiye'de ise genel manada veriler üzerinden konuşmak halen çok zordur. Az sayıdaki verilerden biri Adalet Bakanlığı'na aittir. Buna göre göre, Türkiye'de çocuğa karşı işlenen cinsel taciz, saldırı ve istismar suçlarının 2008'de 7 bin 500, 2009'da 13 bin 812 iken; 2011'de 18 bin 334, 2012'de ise 33 bin 992 olduğuna dikkat (Cumhuriyet, 2013) çekilmiştir. Görünen o ki çocuk cinsel istismarı, eğitim sistemi içinde erken müdahale edilmesi gereken güncel bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Araştırmamızın amacı, çocuğun cinsel istismara maruz kalması durumunda, çocuğa sadece eğitim vermek değil onu aynı zamanda korumaktan da sorumlu olan eğitimcilerimizin bu konudaki bilgi düzeyleriyle, olası durumdaki tutum ve davranışlarını ortaya koyabilmektir. Araştırmanın yöntemi, nitel araştırma yöntemi olup, yarı yapılandırılmış olarak hazırlanan görüşme formu kullanılarak yaklaşık 17 saat görüşme yapılmıştır. Örneklem olarak seçilen okulların biri ilkokul diğeri ortaokuldur. Okul yöneticisi ve öğretmenlerden oluşan gönüllü 44 eğitimciden veri toplanmıştır. Araştırma sonucunda eğitimcilerimizin neredeyse tamamının böyle bir duruma erken müdahale edebilecek bilgiye sahip olmadıklarını ve kimlerden yardım alınabileceğiyle ilgili kafa karışıklığı yaşadıkları görülmüştür. Bu konuda eğitim almaya ihtiyaç duydukları tespit edilmiştir. Eğitimcilerimizin önemli bir kısmının, böyle bir durumla karşılaştığında okulun içindeki sistemlerin yetmediği düşüncesiyle farklı yapılara başvurmayı tercih edecekleri görülmüştür. Eğitimcilerimizin suçu bildirme yükümlülüklerinden habersiz oldukları, kimi eğitimcilerimizin ise bazı durumlarda suçu görmezden gelebilecekleri görülmüştür. Ayrıca çocuk cinsel istismarı konusunda eğitim sistemimizde hem önleyici hem de erken müdahaleye yönelik olarak özellikle de okullarda uygulanan, ulusal düzeyde bir çalışma bulunmamaktadır. 2011 yılında Aşamalı Devamsızlık Yönetimi (ADEY) isimli proje Milli Eğitim Bakanlığı'nca uygulanmaya konmuş, lakin birkaç ay sonra mahkeme kararıyla kaldırılmıştır. Böylelikle risk altındaki çocukların korunması konusu halen yeri doldurulamamış alanlardan biridir. Önerilerimiz ise tüm eğitimcilerimize bu konuda nitelikli eğitim verilmesidir. Bunun için Milli Eğitim Bakanlığının diğer bakanlıklarla ortak çalışmalar yürütmesi çok büyük önem taşımaktadır. Okullarda rehber öğretmenlerin yanında sosyal hizmet uzmanlarının da bulunması, bu tür durumlarda okulun erken müdahale etmesini kolaylaştırarak, çocuk mağduriyetlerini azaltacaktır. Müfredata bu konunun yerleştirilmesi çocuğa kendini koruma ve gerektiğinde kimlerden yardım alabileceği bilgisini kazandıracaktır. Ayrıca çocuk kitapları ve dergilerinde bu konuya yer verilmesi, çocukları bu konuda güçlendirecektir. Kamu spotları, başta olmak üzere görsel ürünlerle kitlesel farkındalığın artırılması çok büyük değer taşır. Alandaki öğretmene Hizmet İçi Eğitimlerle bu konu hakkında bilgi verilmelidir. Ayrıca hem Eğitim Fakültelerinde hem de Pedagojik Formasyon eğitimlerine bu konuyla ilgili bir ders konulması öğretmen adaylarının bilgi ve farkındalık düzeylerini artıracağı için son derece önemlidir.
İlkokul öğretmenlerinin ve yöneticilerinin zorbalığa ilişkin tutum ve davranışları: Beşiktaş örneği
Okul ortamının huzurlu ve güvenli olması öğrencilerin gelişimi için oldukça önemlidir. Okullarda yaşanabilecek olumsuz tecrübeler çocuklar üzerinde uzun ve kısa dönemde olumsuz etkiler yaratabilmektedir. Okul ortamını oldukça olumsuz etkileyen ve okulda huzuru bozan davranışların başında kuşkusuz zorbalık olayları gelmektedir. Zorbalığa olabildiğince erken dönemde müdahale edilmesi öğrencilerin ilerleyen dönemlerde bu davranışlarından kaçınmasına olumlu etkide bulunacaktır.Zorbalık bugün önemli sayıda öğrenci nüfusunu etkileyen ciddi bir kişisel, eğitsel ve sosyal problem olarak kabul görmektedir. Bu bağlamda, öğretmenlerin ve yöneticilerin zorbalık olaylarına anında müdahale edebilecek yegane yetişkinler oldukları gerçeğine de göz önünde bulundursak, öğretmenlerin zorbalığa ilişkin tutumlarının ve bu vakalara verdikleri tepkilerin belirlenmesi oldukça önem kazanmaktadır. Öğretmenlerin zorbalık vakalarına müdahale ettiklerinde zorbalık olaylarının etkilerinin azaldığı ortaya çıkmaktadır. Bu özellikle zorbalıkla mücadele için oldukça önemlidir. Bu çalışmanın temel amacı ilkokul öğretmenlerin ve yöneticilerinin zorbalığa ilişkin tutumlar ve davranışlarını belirlemektir. Bunun için İstanbul, Beşiktaş ilçesindeki ilkokullarından 105 katılımcı ile görüşmeler yapılmış ve Okul Zorbalığına İlişkin Öğretmen Tutumları Ölçeği uygulanmıştır. Veriler Sosyal Bilimler için İstatistik Programı olan SPSS ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda katılımcıların okulda zorbalık davranışına ilişkin grupları oluşturan öğretmen ve yöneticilerin tutumları ile çeşitli demografik değişkenler arasında farklılık bulunmamıştır. Katılımcılar düşünce,davranış ve duygu toplam tutum puanları yüksek çıkmış olup katılımcıların istendik tutumlara sahip olduğu şeklinde yorumlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Zorbalık tutumları, İlkokul, Öğretmenler, Okul yöneticileri.
İlkokulda öğrencisi bulunan velilerin öğretmenlerden beklentileri
Bu araştırmanın amacı; ilkokullarda öğrencisi bulunan ailelerin görüşlerinden yararlanarak okul-aile, öğretmen-veli arasındaki işbirliğini güçlendirmek, velilerin sınıf öğretmenlerinden ne tür beklentileri olduğunu belirleyerek karşılaşılan aksaklıkların belirlenip daha etkili bir eğitim için çözüm önerileri geliştirebilmektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemiyle 2013-2014 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Üsküdar, Kadıköy ve Ümraniye ilçelerindeki 12 okuldan 30 katılımcıya araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu sorulmuş ve elde edilen veriler nitel veri çözümleme tekniği kullanılarak, içerik analizi yapılarak, bulgular tanımlanarak yorumlanmıştır. Araştırmaya katılan 30 katılımcının 15'i kadın, 15'i erkek veliden oluşmaktadır. Katılıcımların yaş ve meslekleri çeşitlilik arz etmektedir. Araştırmada elverişli örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik durum örneklemesi uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizi neticesinde ulaşılan sonuçlar aşağıdaki gibi özetlenebilir; Veliler öğretmenlerinin; öğrencilerle iyi bir iletişimlerinin olması, öğrencileri kendi çocukları gibi görmeleri, anlayışlı, hoşgörülü ve sabırlı olmaları özelliklerini taşıması gerektiğini düşünmektedirler. Öğretmenler mesleki açıdan kendilerini geliştirmeli ve yenilikleri takip edebilmelidirler. Sınıf öğretmenleri öğrencilere her alanda uygun bir rol model olabilmelidirler. Veliler öğrencinin okuldaki başarı ve davranış durumlarının kendileriyle paylaşılması gerektiği inancında olup, eğitim öğretim faaliyetlerinin içinde olmak istemektedirler. Veliler ayrıca çocuğun akademik başarısı için kendilerine gerekli rehberlik çalışmalarının yapılmasını beklemektedirler. Veliler öğretmenle belirli bir zamana bağlı olmaksızın gerektiğinde görüşme yapabilmeyi istemektedirler. Öğretmen veli iletişiminin empati kurarak, güler yüzlü, saygılı, anlayışlı olması gerektiği inancındadırlar. Ayrıca hem belirli aralıklarla hem de zamana bağlı olmaksızın gerektiğinde öğretmenleriyle sağlıklı bir iletişime geçebilmeyi beklemektedirler. Aileler çocuklarının akademik başarısından çok güzel davranışlı olmasını önemsemektedirler. Öğretmenin öğrencileri milli manevi değerler konusunda yetiştirmesini ve onlara örnek olmasını beklemektedirler. Veliler çocuklarının başarılarını geliştirmesi, davranışlarını güzelleştirmesi açısından sosyal kültürel faaliyetlere katılmalarını önemli buldukları görülmektedir. Veliler öğretmenlerin kendilerini ve çocuklarını eğitim konusunda motive etmelerini beklemektedirler. Bu amaçla öğretmenden; veli ziyareti yapmasını, veli toplantılarında ve birebir görüşmelerde gerekli rehberlik ve teşvik çalışmalarını yapmasını, eğitim konulu kitaplar tavsiye etmesini, hem kendilerinin hem de öğrencilerin okuma alışkanlığı kazanmasına katkı sağlamasını bekledikleri sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Veli, Veli Beklentisi, Öğretmen, Öğrenci, İlkokul
Epistemolojik İnanç Ölçeği'ne göre ilkokul ve ortaokul öğretmenlerinin resmi müfredata ilişkin görüşleri
Ülkemizin Cumhuriyet yönetimi ile başlayan çağdaş atılımları, eğitim sistemini de etkilemiş ve bu zaman zarfında, devletin kuruluş felsefesi ile değişen eğitim sistemi bütünleşerek eğitimde olumlu gelişmelerin yaşanmasına neden olmuştur. Bu dönemde monarşik-teokratik kurala göre uygulanan eski ders programları yerini, Cumhuriyet‟in kuruluş felsefesine uygun hazırlanmış çağdaş ders programlarına bırakmıştır. Bu bağlamda din temelli eğitim de yerini laik eğitim sistemine bırakmıştır. Fakat süreç içerisinde, eğitim felsefesinin etkin bir şekilde kullanılamayışı, kronikleşen sorunlar üretmiş ve bu durum, eğitim sisteminde günümüzde bile geçerliliğini koruyan problemlere kaynaklık etmiştir. Medreselerde eğitim dönemi programları, program öğeleri açısından incelenerek, eğitim sistemimizin temel felsefesi kabul edilen pragmatist ekole uygunluğunun değerlendirilmesini esas alan bu araştırmada ilk olarak, çağdaş eğitimin felsefi temelleri incelenmiştir. Bulgular bölümünde Cumhuriyet dönemi ilköğretim programları program öğeleri açısından incelenerek faydacı ve ilerlemeci ekole uygun olup olmadığı belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca görüşme formu kullanılarak 2015 programına yönelik öğretmen görüşleri değerlendirilmiştir. Görüşme formu, İstanbul ili Bağcılar ilçesindeki resmi okullarda görev yapan 361 öğretmene uygulanmıştır. Literatür taraması ve görüşme formundan elde edilen verilerin analizinde içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Sonuçta Cumhuriyetten günümüze okul programlarının teoride pragmatist ekole uygun olarak oluşturulduğu ancak uygulamada pragmatist yaklaşımın unsurlarından çok uzak kalındığı görülmüştür. Yapılan bu araştırmanın amacı epistemolojik inanç ölçeğine göre öğretmenlerin resmi müfredat düşüncelerine ilişkin algıları arasında cinsiyet, medeni durum, okulda çalışma süresi, mesleki kıdem yılı, eğitim durumu, yaş ve branşlarına göre olumlu ve olumsuz unsurlarını ortaya çıkarmak ve farklılığı araştırmaktır. Yapılan bu araştırmanın yöntemi konusunda, ilkokul ve ortaokul öğretmenlerinin epistemolojik inançlarının cinsiyete, akademik başarıya ve sınıf düzeyine olan ilişkisini incelemek için Schommer (1990) tarafından hazırlanmış olan „Epistemolojik İnançlar Ölçeği (EİÖ)‟nden yararlanılmıştır (Deryakulu, 2004: 264). Araştırmanın evrenini İstanbul Bağcılar ilçesinde yer alan 15 resmi okulda görev yapan 361 öğretmen oluşturmaktadır. İstanbul ilinin bu ilçe alanlarında bulunan özel ilköğretim okulları ise bu araştırmanın kapsamı dışında bırakılmıştır. Epistemolojik inanç ölçeğine göre ilkokul ve ortaokul öğretmenlerinin resmi müfredat kavramı ile ilgili elde ettiğimiz sonuçlar değerlendirildiğinde, epistemolojik eğitim inancı yüksek olan öğretmenin başarılı öğretmen sayıldığı görülmektedir. Öğrenciler, öğretmenlerini çok benimsemekte ve doğrudan model almaktadırlar. Bu nedenle bir öğretmenin entelektüel birikimi, öğrencilerin bilişsel, sosyal duygusal alanları başta olmak üzere bütün gelişim alanlarında etkilidir. Eğitimde öğretmenlerin ne kadar önemli bir yeri olduğu tartışılmazdır. Öğrencilerin başarısızlık nedenlerinden birisi de çalışma alışkanlığının henüz kazanılmamış olmasıdır. Bu alışkanlığı kazandırmada en büyük görev okul yöneticilerine ve öğretmenlere düşmektedir. Eğitim programları yenilenirken, yapılacak değişiklikler eğitimin sosyal, psikolojik, ekonomik ve felsefi özelliklerine uygun olmalıdır. Bir bütün içinde sistematik olarak geliştirilen programlar amacına ulaşabilir.
Sınıf öğretmenlerinin iş doyum düzeyini etkileyen faktörlerin incelenmesi: Bağcılar örneği
İnsanların yaşamındaki ihtiyaçlarını karşılayabilmesine, çevresine fayda sağlayabilmesine, toplum içerisinde değer görmesine olanak sağlayan en önemli olgu iştir. İş, bireylerin hayatlarını devam ettirmek için gelir sağlamasını, kendilerini özgür ve iyi hissetmesini, hayattan doyum almasını sağlayan bir araç olarak görülmektedir (Şahin, 2013). Günümüzde insanlar ya çevresindekilerin ve ailelerin yönlendirmeleriyle ya da kendi arzuları ve becerileri doğrultusunda mesleklerini seçmişlerdir. Ancak bazı durumlarda mesleğinden beklediği hazzı bulamama ya da iş olanaklarından dolayı sorun yaşanmaktadır. Bireylerin yaşamış olduğu olumsuzluklara çözüm bulunmadığında çalışan kişiler mutsuz olmakta ve güdülenmeleri azalmaktadır. Bu olumsuz durumlar çalışanlarda iş doyumsuzluğuna neden olmaktadır. Güdülenmede azalma ve iş doyumsuzluğu nedeniyle çalışma temposunda düşüklük, işe gitmeme arzusu, işten ayrılma isteği, iş yerindeki kişilerle zıtlaşma ve moral bozukluğu olmaktadır (Çelikkanat, 2000). İşinde mutlu olan insanların hayatının diğer alanlarında da mutlu olduğu; işinde mutsuz olanların ise çalıştığı ortamda ve çalışma hayatı dışında uyumsuz tavırlar gösterdiği belirtilmektedir (Erdoğan, 1999). İş doyumu kavramı hem eğitim alanında hem de diğer alanlarda üzerinde fazlaca çalışma yapılmış bir konudur. Bunun nedeni ise iş doyumunun insanlar için çok önemli olmasıdır. Öğretmenlikte iş doyumu diğer mesleklere oranla farklılık gösterebilir. Çünkü eğitimin önemi büyüktür ve öğretmenler eğitimin en önemli ögelerindendir. Bu nedenle öğretmenlerin yaşadıkları sıkıntılar tespit edilerek gerekli önlemler alınmalıdır. Meslek gruplarına bakıldığında stres oranı en fazla olan mesleklerden birinin de öğretmenlik olduğu belirtilmektedir. Bu stres bireylerde tükenmişliğe ve dolayısıyla iş doyumsuzluğuna sebep olmaktadır. Yaşanan bu tükenmişliğin sebebi olarak; öğrenci davranışlarındaki düzensizlikler, velilerle yaşanan problemler, sınıf mevcutlarının fazlalığı, fazla evrak işleri, ücretlerin yetersizliği, okulların fiziki yetersizliği, yükselme olanağının azlığı, toplumun destek vermemesi, politik baskılar, ödüllendirmelerin az olması ve alınan kararlarda öğretmenlerin fikirlerinin pek fazla alınmaması gösterilebilir. İş doyumsuzluğuna bağlı olarak yaşanan olumsuz durumlar bireylerin çalıştıkları kurumları, öğrencileri, velileri ve tüm toplumu etkilemektedir (Çokluk, 2003). İşteki doyum ya da doyumsuzluk sadece bireyleri değil çalışılan kurumu da etkilemektedir. Bu sebeple, eğitimin önemli parçası olan öğretmenlerin iş doyum düzeyleri incelenmeli ve gereken önlemler alınmalıdır. Eğitimin en önemli basamaklarından biri olan ilkokullarda da diğer eğitim kurumlarında olduğu gibi öğretmen en önemli unsurlardandır. Öğretmenlerin özellikleri ve eğitim öğretimdeki rolü öğretim kalitesini iyi ya da kötü bir biçimde etkiler. İlköğretimde öğretmen; sadece bilgiyi öğrencilere veren biri değil bunun yanı sıra bu yaş grubundaki çocuklarda temel beceri ve davranışların kazanılmasında öncülük eden, onları yönlendiren, kendi özellik ve davranışları ile onlara model olan kişilerdir (Gürkan, 1993). Eğitimin istenilen düzeyde olması, arzu edilen iyi nesillerin yetişmesi için öğretmenlerin işlerini severek ve isteyerek yapmaları gerekir. Ancak, böylesine önemli bir mesleği yapan öğretmenlerin problemleri yıllardır görmezden gelinmiş ve sorunlara geçici çözümler üretilmiştir (Adıgüzel vd., 2011). Araştırmanın genel amacı, İstanbul ili Bağcılar ilçesinde bulunan ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenlerinin iş doyum düzeyini etkileyen faktörlerin incelenmesi ve iş doyum düzeyinin hangi boyutlarda düşük olduğu incelenerek, gelişme sağlayıcı önerilerde bulunmaktır. Bu araştırmanın evreni, 2015-2016 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Bağcılar ilçesinde bulunan ilkokullarda görev yapan 150 sınıf öğretmeninden oluşmaktadır. Bu araştırmanın verileri 2015-2016 eğitim öğretim yılı güz döneminde toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak iş doyumu ölçek formu 11 okulda uygulanmıştır. Araştırmanın çözümlenmesinde SPSS 20 paket programı kullanılmıştır. Araştırma bulgularının; sınıf öğretmenlerinin iş doyumlarını etkileyen faktörlerin belirlenmesini sağlaması ve iş doyumlarını artırmak için yeni fikirler geliştirilmesine yardımcı olması umulmaktadır. Anahtar Kelimeler: İş Doyumu, Sınıf Öğretmeni, İlkokul
İlköğretim sınıf öğretmenlerinin köy enstitüleri hakkındaki görüşlerinin incelenmesi
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan sonra, kurucu iradenin en çok önem verdiği konulardan biri de eğitimdir. Eğitimin amacı, toplumu oluşturacak ve toplumsal hayatın devamını sağlayacak vatandaşlar yetiştirmektir. Cumhuriyetin halkta karşılık bulması ve yapılan uygulamaların halka ulaştırılmasın aracı olarak eğitime özel bir anlam yüklenmiştir. Eğitimin doğası gereği, öğretmenler aracılığı ile yürütülmesi ve halkın büyük bir çoğunluğunun düşük eğitim düzeyine sahip olması ve kırsalda yaşaması sebebiyle farklı eğitim modelleri arayışına yönelme çabaları göze çarpmaktadır. Köy enstitüleri de bu çabanın ürünüdür. Köy enstitüleri; 17 Nisan 1940'ta 3803 sayılı Köy Enstitüleri Kanunu ile köylüyü bilgilendirecek ve köyün kalkınmasını gerçekleştirecek eğitimcileri yetiştirmek amacıyla kurulmuştur. Eğitim yoluyla köy canlandırılacak, eğitimde sağlanacak fırsat eşitliği ile gelişmiş, uygar ve çağdaş bir toplum yaratılmak istenmiştir. Üretime yönelik, katılımcı, öğrenci merkezli ve sanatın da içinde olduğu bir eğitim anlayışını benimsemiştir. Köy enstitülerinin bu farklı eğitim anlayışı, eğitimde demokratik bilincin egemen olduğu iş içinde eğitim anlayışını ve kişinin bedensel, zihinsel tüm yönlerini kapsayan, çok yönlü gelişimini amaçlamıştır. Köy enstitüsü sistemi tamamen ulusal bir hareket olması sebebiyle kültürün yerel kalan yanlarının ulusallaşmasını sağlamıştır. Enstitülerde, halk oyunları, müzik, tiyatro gibi etkinlikler ile yerel unsurlar belirlenip, sergilenmiştir. Köy enstitüleri, 24 Ocak 1954 tarihinde ilk öğretmen okullarıyla birleştirilerek kapatılmışlardır. Kapatılma gerekçesi ise köy enstitülerinde öğrencilerin yurtsever yetiştirilmemesi, onlara ideolojik olarak ülke yapısını bozacak davranışların öğretilmesi, ahlaki yönden kız ve erkek öğrencilerin bir arada öğrenim görmelerinin sakıncalı olmasıdır. Köy enstitülerinin, kurulması üzerinden 50 yıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen halen tartışmaları sürmektedir. Çünkü enstitüler sadece birer eğitim kurumu olmamışlar, Türkiye'nin kültürel alanda, sosyal alanda ve ekonomik alanda eksikliklerini tamamlamak ve sorunlarını çözmek amacıyla oluşturulmuşlardır. Bu nedenle, hala güncelliğini korumaktadır. Bu araştırmada, günümüzdeki ilkokul öğretmenlerinin Köy Enstitüleri hakkındaki farkındalıklarını incelenmiştir. Araştırma, demografik özellikler ile 25 sorudan oluşturulan "Köy Enstitüleri Değerlendirme Ölçeği" maddeleri arasında kurulmuştur. Araştırmada genel tarama modeli kullanılmıştır Araştırmanın evreni Balıkesir'in Susurluk ilçesinde 2015-2016 öğretim yılı ikinci yarısında görev yapan tüm sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmada anket yöntemi kullanılmıştır. Toplanan anket cevapları SPSS for Windows 22.0 (IBM) programı kullanılarak analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda, demografik özelliklere göre köy enstitüleri hakkında günümüz öğretmenlerinin bakış açısı değişmektedir hipotezi kısmen kabul edilmiştir. Cinsiyete, yaşa, mesleki tecrübeye, mezuniyet durumuna göre köy enstitüleri hakkında günümüz öğretmenlerinin bakış açısı değişmektedir. Bu araştırma sayesinde elde edilecek bulguların öğretmen eğitim programları hazırlayan birimlere rehber olması araştırmanın amacını daha anlamlı hâle getireceği düşünülmektedir.
İlkokullardaki öğretmenlerin zamanı kullanma becerilerinin belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı ilkokullarda görev yapan öğretmenlerin zamanı kullanma düzeylerinin öğretmen görüşleriyle belirlenmesidir. Öğretmenlerin zaman kullanımını, karşılaştıkları zaman tuzaklarını ve zamanı etkili kullanma yöntemlerini belirlemek; zaman kullanımı, zaman tuzakları ve zamanı etkili kullanmayla ilgili öğretmen görüşlerinin öğretmenlerin cinsiyeti, mesleki kıdemi, görev yaptığı okulun öğretim şekli, branşı ve görev yaptığı ilçe değişkenlerine göre incelenmiştir. Araştırmanın evrenini Bağcılar, Bahçelievler ve Güngören'de görev yapan ilkokul öğretmenleri oluşturmaktadır. Evrende uygun örneklem yöntemiyle %95 güven aralığı ve %5 hata payı ile 536 ilkokul öğretmeni belirlenmiştir. Öğretmenlere zamanı kullanma, zaman tuzakları ve zamanı etkili kullanma boyutlarından oluşan ölçek uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS(v22) programı yardımıyla çözümlenmiş ve değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde bağımsız örneklem T-testi, bağımsız örneklemler için ise tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve gruplar arasındaki farkın yönünü belirlemek için ise Tukey testi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin zaman kullanımı boyutunda en sık okula zamanında gitme, en az ise zaman çizelgesi hazırlama davranışları sergiledikleri bulunmuştur. Öğretmenlerin zaman kullanımlarının tek yönlü varyans analizi sonuçları incelendiğinde öğretmenlerin zaman kullanmalarının mesleki kıdem değişkenine göre anlamlı bir farlılık bulunmuştur. Zaman tuzakları boyutunda öğretmenlerin zaman tuzaklarından en sık öğrencilerin seviyelerinin farklılığı en az ise veli görüşmelerinin ders saatinde yapılması adlı zaman tuzaklarına yakalandıkları görülmüştür. Zamanı etkin kullanma boyutunda öğretmenler en sık derse zamanında başlama, bitirme en az ise geç gelen öğrencileri sınıfa almama yöntemlerini kullanmaktadırlar. Zamanı etkili kullanma boyutunun okulun öğretim şekli değişkenine göre incelendiğinde normal öğretim yapan okullardaki öğretmenlerin ikili öğretim yapan okullardaki öğretmenlere göre zamanı daha etkili kullandıkları bulunmuştur.
İlkokulda görev yapan okul yöneticisi ve öğretmenlerinin mobbinge (psikolojik şiddete) maruz kalma düzeyleri
Bu araştırmada, ilkokullarda görev yapan öğretmen ve yöneticilerin, çalışma ortamında maruz kaldıkları yıldırma eylemlerinin düzeyi, özellikleri ve kimler tarafından uygulandığı incelenmiştir. Araştırma örneklemi, İstanbul ilinin üç ilçesinde bulunan, 10 ilkokulda görev yapan 155 öğretmen ve yöneticiden oluşmuştur. İlkokullarda görev yapan öğretmen ve yöneticilerin maruz kaldıkları yıldırma eylemleri ile ilgili veriler, beşli Likert sistemiyle hazırlanmış bir anket ile toplanmıştır. Veriler SPSS veri analiz programında işlenerek, aritmetik ortalama, Mann Whitney ve Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, İlkokullarda görev yapan öğretmen ve okul yöneticilerinin maruz kaldıkları yıldırma eylemlerinde, gruplar arasında en çok farkın ortaya çıktığı değişkenler, yaş, kıdem, medeni hal ve görevdir. Bu değişkenlere göre ortaya çıkan sonuçlar; 29-34 yaş arasında çalışanların diğer yaş gruplarına oranla, 6-10 yıl arasında görev yapan çalışanların diğer kıdem aralıklarına göre ,bekarların evli çalışana göre,yöneticilerin öğretmenlere oranla daha fazla yıldırma eylemlerine maruz kaldığı tespit edilmiştir. İlkokullarda meydana gelen yıldırma eylemlerinin çoğunluğunun erkekler tarafından uygulanmaktadır. Yıldırma uygulayan kişilerin yaş aralıklarının ise 36-48 yaş aralığında olduğu tespit edilmiştir.Ankete cevap veren katılımcıların %38,1'i farklı çekincelerden dolayı bu konuda bilgi vermemiştir.
İlkokul normal sınıf öğretmenleri ile özel alt sınıf öğretmenlerinin iş doyumu ve tükenmişlik düzeylerinin karşılaştırılması
Bu çalışmada ilkokullarda çalışan normal ilkokul sınıf öğretmenleri ve özel alt sınıf öğretmenlerinin iş doyumu, yaşam doyumu ve tükenmişlik düzeyleri karşılaştırılmıştır. Araştırmanın çalışma evreni 2017-2018 eğitim öğretim yılında İstanbul Kağıthane ilçesindeki Milli Eğitim Bakanlığına (MEB) bağlı ilköğretim okullarında çalışan 59 ilkokul özel eğitim öğretmeni ve 103 ilkokul normal sınıf öğretmeni değerlendirilmeye alınmıştır. Değerlendirmede yaşam doyumu, Minnesota iş doyumu ve Maslach tükenmişlik ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesi sonucunda bazı demografik değişkenlerin iş doyumu, yaşam doyumu ve tükenmişlik düzeyinden etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır. Özel alt sınıf öğretmenlerinin yaşam doyumu yükseldikçe iş doyumlarının da yükseldiği, yaşam doyumları yükseldikçe duygusal tükenmelerinin azaldığı, iş doyumları yüksek olan özel alt sınıf öğretmenlerinin tükenmişlik düzeyinde duygusal tükenme ve duyarsızlaşma alt boyutunda azalma olduğu bulgulanmıştır. Normal ilkokul sınıf öğretmenlerinin yaşam doyumları yükseldikçe duygusal tükenme boyutunda düşüş olduğu, kişisel başarı boyutunda yükselme olduğu, iş doyumları yüksek olan öğretmenlerin tükenme alt boyutunda kişisel başarının yükseldiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Fakat normal ilkokul sınıf öğretmenlerinin iş doyumu ve yaşam doyumu arasında istatiksel olarak anlamlı fark bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: özel alt sınıf, sınıf öğretmeni, iş doyumu, tükenmişlik, yaşam doyumu
İlkokul öğretmenlerinde psikolojik iyi oluş ile depresyon, anksiyete, stres, stresle başa çıkma tarzları ve yaşam doyumu arasındaki ilişki
Çalışmanın amacı ilkokul öğretmenlerinde psikolojik iyi oluşun, depresyon, stres, anksiyete, stres ile başa çıkma ve yaşam doyumuyla ilişkisini araştırmaktır. Çalışmaya 289 kadın ve 106 erkek olmak üzere 395 ilkokul öğretmeni katılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla ölçek ve formlar katılımcılara Google Forms üzerinden ulaştırılmış ve kolayda örneklem ile veri toplanmıştır. Öğretmenlerin iyilik hallerinin çeşitli değişkenlere göre incelendiği bu araştırmada katılımcılara; bilgilendirilmiş onam formu, demografik bilginin alındığı form, Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği Kısa Formu, Yaşam Doyum Ölçeği, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği, Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği doldurtulmuştur. Toplanan verilerde ölçeklerin birbirileriyle ilişkilerinin yanı sıra her bir ölçek cevaplarının demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığına da bakılmıştır. Ölçek puanları arasındaki ilişkilerde Pearson Korelasyon Analizi ve Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Gruplar arası farklarda ise ANOVA, Kruskal Wallis H Testi ve Bağımsız Gruplar t-Testi kullanılmıştır. Varyansların homojenliği varsayımı Levene Testi ile incelenmiştir. Varyansların homojen olmadığı durumlarda varyanslar homojen olmadığında kullanılan t testi istatistikleri kullanılmıştır. Veriler SPSS 25 programı ile analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, psikolojik iyi oluş arttıkça, stresle olumlu baş etme yöntemleri ve yaşam doyumu artmış; depresyon, stres, anksiyete ve stresle olumsuz baş etme yöntemleri azalmıştır. Psikolojik iyi oluşun yordayıcı etkisine bakıldığında depresyonu negatif yönde; kendine güvenli yaklaşımı, iyimser yaklaşımı ve yaşam doyumunu pozitif yönde yordadığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Psikolojik iyi oluş, Depresyon, Stres.
İlkokullarda görev yapan öğretmenlerin yıldırma yaşantıları ile yöneticilerin etik liderlik davranışları arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin etik liderlik algıları ile yıldırma yaşantılarının ilişkisinin belirlenmesidir. Bu çerçevede sınıf öğretmenlerinin etik liderlik algılarını etkileyen etmenler ve yıldırma yaşanmasına neden olan davranışlar araştırılarak alan yazına katkı sağlamak amaçlanmıştır. Araştırmada betimsel tarama modelinden yararlanılmıştır. Araştırma evreni 2018-2019 eğitim öğretim yılında Adana Çukurova ilçelerinde çalışan 698 sınıf öğretmenidir. Bu evren içerisinde 333 öğretmene ulaşılmıştır. Bu araştırmada ilkokullardaki sınıf öğretmenlerinin etik liderlik algılarını belirlemek için Yılmaz (2005) tarafından kullanılan Etik Liderlik Ölçeği (ELÖ) kullanılmıştır. Yıldırma davranışlarının sıklığını belirlemek için ise Einarsen ve Raknes, (1997) tarafından geliştirilen Cemaloğlu (2007) tarafından Türkçeye uyarlanan Olumsuz Davranış Ölçeği (ODÖ) kullanılmıştır. Veriler analiz edilirken tanımlayıcı analiz olarak; yüzde, standart sapma, varyans, aritmetik ortalama ve frekans değerlerinden; non parametrik testlerde ise Kruskal Wallis ve Mann Whitney U ve korelasyon analizi için Spearman Brown Sıra Farkları Korelasyonu (Spearman's Rank Order ) ndan yararlanılmıştır. Sınıf öğretmenlerinin okul yöneticilerini etik lider olarak görme düzeyleri oldukça yüksektir. Okullardaki olumsuz davranış (yıldırma) yaşama düzeyi ise düşüktür. Öğretmenlerin etik liderlik algıları yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi ve mesleki kıdem değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermemiştir. Fakat okulda çalışma süresi değişkenine göre öğretmenlerin etik liderlik algıları arasında anlamlı farklılık vardır. Olumsuz davranış (yıldırma) düzeyi yaş, cinsiyet, medeni durum, mesleki kıdem ve okulda çalışma süresi değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Fakat eğitim düzeyi değişkeni ile olumsuz davranış yaşama sıklığı arasında anlamlı bir farklılık olduğu gözlenmiştir. Araştırma sonucunda etik liderlik ve yıldırma davranışları arasında negatif yönde ve orta düzeyde ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
İlköğretim birinci kademe sınıf öğretmenlerinin rehberlik uygulamaları ve öğretmen yeterlilikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma ilköğretim birinci kademe sınıf öğretmenlerinin rehberlik uygulamaları ile öğretmen yeterlilikleri ve çeşitli değişkenlerle olan ilişkisini anlamaya yönelik olarak yapılan betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın modeli karşılaştırma türü ilişkisel tarama modelidir.Araştırmanın evreni Uşak ili merkezinde görev yapan ilköğretim birinci kademede sınıf öğretmenleridir. Araştırmanın örneklemini ise evreni oluşturan okullardan 2008-2009 eğitim-öğretim yılında Uşak ili merkezinde görev yapan öğretmenlerin sayıları değerlendirilerek tesadüfi örnekleme yoluyla seçilen 309 ilköğretim birinci kademe sınıf öğretmeni oluşturmaktadır.Araştırmanın verileri iki ölçek kullanılarak elde edilmiştir. Sınıf Öğretmenlerinin, rehberlik uygulamaları ?Rehberlik Uygulamaları Ölçeği? (Terekeci, Taşdelen_Karçkay, 2010) ile toplanmıştır. Ölçek, araştırmacı tarafından ilgili literatür taranıp Rehberlik ve Psikolojik Danışma alanında doktora eğitimini tamamlamış 3 alan uzmanın görüşleri alınarak geliştirilmiştir. Ölçeğin geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış olup ölçek tek boyutta toplanmıştır. Ölçekteki 21 maddenin toplam Cronbach Alpha katsayısı ,94'tür. Bulgular, Rehberlik Uygulamaları Ölçeği'nin uygulanabilecek düzeyde geçerli ve güvenilir olduğunu göstermektedir. Kullanılan ikinci ölçek ise; öğretmenlerin kendi yeterliliklerine yönelik Gibson ve Dembo (1984) tarafından geliştirilen ve daha sonra Guskey ve Passaro (1994) tarafından yeniden gözden geçirilen Öğretmen Yeterlilik Ölçeği'nin (Teacher Efficacy Scale) Diken (2006) tarafından Türkçe'ye uyarlanıp Türkiye'de Türk öğretmenler üzerinde geçerlik ve güvenirliği incelenen ölçektir. Ölçeğin güvenirlik çalışması Cronbach Alpha testi ile yapılmış; ölçeği oluşturan toplam 16 maddenin iç tutarlılık katsayısı .71, ilk boyutun .71 ve ikinci boyutun ise .73 bulunmuştur. Bulgular, Öğretmen Yeterlilik Ölçeği Türkçe versiyonunun Türk öğretmenleri ile uygulanabilecek düzeyde geçerli ve güvenilir olduğunu göstermektedir.Bu araştırmanın sonucunda, ilköğretim birinci kademe sınıf öğretmenlerinin rehberlik uygulamaları ve öğretmen yeterlilikleri arasında ise orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki vardır. Yapılan korelasyon analizine göre, öğretmenlerin rehberlik uygulamalarıyla en yüksek ilişki öğretmen yeterlilikleriyle ilgilidir. Aşamalı regresyon analizi sonucunda rehberlik uygulamalarında öğretmen yeterliliği önemli yordayıcı olarak bulunmuştur.Anahtar Kelimeler:Öğretmen yeterliliği, Rehberlik, İlköğretim öğretmenleri, Sınıf öğretmenleri, İlköğretim okulları, Öğretmenler, Rehberlik uygulamaları
İlkokullarda performans yönetimi uygulamaları ve öğretmenlerin örgütsel adalet algısı arasındaki ilişki
Bu çalışma ilkokullarda performans yönetimi uygulamalarının düzeyini, öğretmenlerin örgütsel adalet algı düzeylerini ve performans yönetimi uygulamaları ile öğretmenlerin örgütsel adalet algıları arasındaki ilişkiyi saptamayı amaçlamaktadır. Tarama modelindeki araştırmanın evrenini 2013 – 2014 öğretim yılında Uşak ilinde çalışan 3660 öğretmen oluşturmaktadır. Basit tesadüfi örnekleme yoluyla 48 ilkokuldan 500 öğretmen örneklem olarak alınmıştır. Dağıtılan 500 ölçekten 446 sı geri dönmüş, araştırmacı tarafından incelemeler sonucunda 372 anket kullanılabilir olarak belirlenmiştir ve araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmada kullanılan ölçme aracı "Öğretmen Performans Yönetimi Ölçeği" ve "Örgütsel Adalet Ölçeği" dir. Ölçek boyutlarının örneklemimize uygunluğunu test etmek için doğrulayıcı faktör analizi kullanılmış ve elde edilen verilerle ölçekler doğrulanmıştır. Verilerin analizi sonucunda performans yönetim sistemi uygulamalarının öğretmenlerin örgütsel adalet algıları üzerinde pozitif doğrusal etkisi olduğu saptanmıştır. Demografik değişkenler açısından ise bazı demografik değişkenlerin öğretmenlerin performans yönetim sistemi algılarını ve örgütsel adalet algılarını etkilediği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Performans, Adalet, Performans Yönetimi, Performans Değerlendirme, Örgütsel Adalet, Dağıtım Adaleti, İşlemsel Adalet, Etkileşim Adaleti
Eğitim örgütlerinde değişim sinizmi
Bu araştırmanın amacı, Uşak il sınırları içerisindeki kamu ilk ve ortaokullarında görev yapan okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin değişim sürecindeki sinizm düzeylerini belirlemektir. Aynı zamanda okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin örgütsel değişim sinizmi düzeylerinin cinsiyet, görev, branş, kıdem ve öğrenim durumu değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği saptanmak istenmiştir. Araştırmanın evrenini; Uşak merkezde 65 kamu ilk ve ortaokulunda, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında görev yapan 152 okul yöneticisi ve 1610 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini Uşak merkezde kamu ilk ve ortaokullarında görev yapan 434'ü öğretmen, 119'u okul yöneticisi olmak üzere toplam 553 katılımcı oluşturmaktadır. Örnekleme giren katılımcılardan, okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin değişim sürecindeki değişim sinizmi düzeylerine ilişkin gerekli verileri toplamak amacıyla, araştırmacı tarafından geliştirilen 'Değişim Sinizmi Ölçeği' uygulanmıştır. Ölçek üç alt boyuta sahip olup 5'lİ Likert türünden toplam 17 madde içermektedir. Toplanan verilerin çözümlenmesi SPSS paket programında gerçekleştirilmiştir. Analizlerde betimsel istatistikler, bağımsız örneklemler t-testi ve ANOVA testi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda, öğretmenlerin örgütsel değişim sinizmi düzeyinin genel ortalama bakımından 'orta düzeyde'; okul yöneticilerinin ise 'az düzeyde' olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin örgütsel değişim sinizminin alt boyutlarından duyuşsal boyutta öğretmenlerin örgütsel değişim sinizmi düzeyinin 'çok düzeyde' ; bilişsel boyutta öğretmenlerin örgütsel değişim sinizmi düzeyinin 'orta düzeyde' ; davranışsal boyutta öğretmenlerin örgütsel değişim sinizmi düzeyinin 'az düzeyde' olduğu görülmektedir. Okul yöneticilerinde ise duyuşsal boyutta örgütsel değişim sinizmi düzeyinin 'orta düzeyde' ; bilişsel boyutta 'az düzeyde' ; davranışsal boyutta 'az düzeyde' olduğu görülmektedir. Katılımcıların değişim sinizmine ilişkin görüşleri cinsiyet, kıdem ve öğrenim durumu değişkenleri bakımından anlamlı bir farklılık göstermediği; görev ve branş değişkenleri bakımından anlamlı bir farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sinizm, Örgütsel Sinizm, Örgütsel Değişim Sinizmi, Öğretmenlerde Sinizm, Okul Yöneticilerinde Sinizm
İlkokul ve ortaokullarda görevli öğretmenlerin algılarına göre örgütsel sinizm ile tükenmişlik arasındaki ilişki
Bu araştırmada, ilkokul ve ortaokullarda görevli öğretmenlerin algılarına göre örgütsel sinizm ile tükenmişlik arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın evrenini 2015-2016 Eğitim-Öğretim yılında Uşak İli Merkez ilçesinde bulunan temel eğitim okullarında görevli 1767 öğretmen oluşturmaktadır. Yapılan bu araştırmaya 191 kadın ve 184 erkek olmak üzere 375 öğretmen rastgele seçilerek örneklem oluşturulmuştur. Elde edilen veriler örgütsel sinizm ve tükenmişlik düzeylerini kapsayacak şekilde 32 maddelik bir ölçekle toplanmıştır. Araştırmada veri toplamak için "Kişisel Bilgi Formu", Türkçeye uyarlanan on üç madde ve üç boyuttan oluşan "Örgütsel Sinizm Ölçeği" ve on maddeden oluşan tek faktörlü 5'li likert tipi "Tükenmişlik Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek boyutlarının örneklemimize uygunluğunu test etmek için doğrulayıcı faktör analizi kullanılmış ve elde edilen verilerle ölçekler doğrulanmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen verilerin analizinde aritmetik ortalama, frekans, standart sapma gibi betimsel istatistiklerin yanında t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson Korelasyonu ve çoklu regresyon analizinden yararlanılmıştır. Veri toplama araçlarının yapı geçerliliği, doğrulayıcı faktör analizi (DFA) ile sınanmıştır. DFA sonucunda elde edilen uyum iyiliği değerleri, kullanılan ölçeklerin faktör yapılarının doğrulandığını göstermiştir. Öğretmenlerin örgütsel sinizm tutumlarının en yüksek davranışsal en düşük duyuşsal boyutta olduğu belirlenmiştir. Korelasyon analizinde, örgütsel sinizmin bilişsel, duyuşsal ve davranışsal boyutları ile tükenmişlik düzeyleri arasında pozitif yönlü orta dereceli ilişki tespit edilmiştir. Örgütsel sinizm tükenmişliğin anlamlı bir yordayıcısı olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar sözcükler: Öğretmen Algıları, Örgütsel Sinizm, Tükenmişlik Duygusu.