Destanlar
Bu konu başlığı altında 169 tez
The mythical encounter of the two heroines: Ursula K. Le Guin's Lavinia and Madeline Miller's Circe
Ursula K. Le Guin's Lavinia and Madeline Miller's Circe are two of the most notable contemporary novels that masterfully retell the classical epics from the feminine perspective. Providing us with new insights and possibilities that women's fiction possesses, they fill in the gaps that masculine language-dominated ancient texts have. Moreover, they give voices to the silenced women characters in the ancient texts to rewrite their own stories. At the center of this study, we follow two different women protagonists called Lavinia and Circe on their journey to become heroines. Sharing similar experiences on their journeys, they represent the 'everywoman' figure. Analyzed in Jungian archetypes of the collective unconscious and mythic structure, these novel characters undergo both physical and psychological changes which lead them into self-integrity.
Gunnar Jarring koleksiyonunda bulunan Uygurca Hurliḳa ve Hemrah Destanı (Giriş-metin-inceleme-dizin)
Bu tezin konusunu Jarring Koleksiyonunda yer alan Hurliḳa-Hemrah Destanı oluşturmaktadır. Tez üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında çalışmanın konusu, amacı hakkında genel bilgiler bulunmaktadır. Tezin birinci bölümünde ise Doğu Türkistan tarihi, Çağatayca ve Yeni Uygurca, Hurliḳa-Hemrah destanı ve bunun gibi birçok el yazma eserinin İsveç'e götürülmesine vesile olan İsveçli Misyonerler ve onların Doğu Türkistan'da yürüttüğü faaliyetler, İsveç Lund Üniversitesine bağlı Gunnar Jarring Koleksiyonu, Türkolog Gunnar Jarring üzerinde yapılan araştırmalar yer almıştır. Destan hakkında bilgilerin verildiği ikinci bölümde destanın yazım ve dil özelliği gösterilmiş, destanın ses, biçim özelliği Çağdaş Uygurca ve Ağızları ile karşılaştırılmıştır. Son bölümde metnin standart çeviri yazısı verilmiştir. Metinde yer alan sözcüklerin yalın ve çekimli biçimleri anlamsal özellikleriyle birlikte dizin kısmında gösterilmiştir.
Kırgızcada durum kategorisi: Manas Destanı örneği
Durum işaretleyicileri, adlar ile eylemler ya da nadiren ad öbekleri arasında geçici kavram ilişkisi kuran dil bilgisi yapılarıdır. Durum kategorisi kapsamında ele alınan bu işaretleyiciler, tümce kuruluşunda çeşitli görev ve işlevler yüklendikleri için tümce yapısı incelemeleri açısından önem arz ederler. Bu tez çalışmasında durum kategorisi, Manas destanından hareketle Kırgızca örneğinde incelenmiştir. Çalışmanın amacı durum kategorisinin Kırgızca tümce kuruluşundaki rollerini ortaya koymaktır. Çalışmada durum kavramı alan yazını çerçevesinde açıklanmış, söz konusu kategoriye yönelik yaklaşım farkları Türkçe ve Kırgızca gramerlerle sınırlandırılarak değerlendirilmiştir. Çalışmanın işlevsel olması amaçlanmıştır. Bu sebeple inceleme kısmında durum eklerinin Manas destanındaki kullanımları tespit edilmiş ve örnekler işlevsel özellikler dikkate alınarak derlenmiştir. Çalışmanın sonucunda Kırgızcadaki durum işaretleyicilerinin destan metninden elde edilen örnek tümceler üzerinde birçok farklı işlev gösterdiği tespit edilmiştir. Bu sonuçların, Kırgızcayı durum kategorisi açısından tarihî ve çağdaş Türk dilleri ile yakınlaştırıp uzaklaştıran özelliklerle ilgili çeşitli yorumlara ulaştırması öngörülmektedir. Kırgızca durum kategorisi hakkında kaynaklar genel bilgi mahiyetinde bilgi sunmaktadır. Ancak konuya odaklanan bağımsız çalışmalar eksiktir. Bu tez ile bu eksiğin giderilmesine katkıda bulunulmaya çalışılmıştır.
Türk halk edebiyatının dili ve poetikası
Aristo'dan bu yana çok hızlı bir seyir izleyen poetika kavramı, zamanla dünya çapında önemli bir disiplin halini almıştır. Günümüzde daha çok şiir incelenmesiyle özdeşleşen, onun biçimini, içeriğini, üslubunu ve estetiğini kapsayarak bir örneğe bağlı kalmaksızın ortaya koyan poetika; edebiyatın varoluşuyla ortaya çıkan, gelişen ve zamanla değişik manalar kazanan bir bilimdir. Dil, sadece söylemek istediklerimizi aktarmakla kalmayıp, aynı zamanda kim olduğumuz ve nereden geldiğimiz konusunda bize bilgi verir. Folklorun işlevlerinden birisi de, bireylerin toplumda kabul edilmiş kültürel değerlere uyumunu sağlamasıdır. Folklor ve dili yüzyıllarca toplumun haberciliğini üstlenmiş, ezgiyle desteklenmiş şekil ve tür özellikleriyle günümüze taşınmıştır. Folklor, yalnızca bir kişinin ya da yazarın değil, bir milletin ortak dehasının ve yaratımının mahsulüdür. Türk Edebiyatının kadim örneklerinden Dede Korkut Kitabı ile Köroğlu gibi destanlar, türküler, ninniler, masallar, bilmeceler sözlü edebiyat geçmişleri boyunca yaşayan toplumu yansıtarak yazıya geçirildikleri için, toplumsal hayatların dönemsel özelliklerini net ve açık şekilde gözler önüne sermektedirler. Çalışmamızda Türk Halk Edebiyatının poetik unsurları, adı geçen iki destandan örneklerle kendisine yer bulmuştur.
Hamzanâme (5.cilt II. kısım) (İnceleme-metin-sözlük)
14. yüzyıl şairlerinden olan Ahmedî'nin kardeşi Hamzavî tarafından kaleme alınan Hamzanâme, Anadolu sahasında gerek gramer gerek halk edebiyatı açısından içinde zenginlikler barındıran nadide eserler arasındadır. Edebiyatımızda sade nesre güzel bir örnektir. Üzerinde çok fazla araştırma yapılmamış olan bu eserin günümüzde bilinen yetmiş iki cildi vardır. Biz de bu çalışmamızda Hamzanâme'nin 85 varak olan beşinci cildin II. kısmını ele aldık. Öncelikle metnin transkripsiyonlu çevirisini yaptık. Ardından metnin özetini hazırladık. Daha sonra metnin tüm söz varlığını yansıtan kapsamlı bir sözlük oluşturduk. Anahtar Kelimeler: Hamzanâme, Hamzavî, 14. Yüzyıl, Eski Anadolu Türkçesi
Hamza-nâme (6. cilt 1. kısım) inceleme- metin- sözlük
Hamzanâme, Hz. Hamza'nın maceralı hayatı ve yapmış olduğu savaşları anlatılan destani halk hikāyelerin adıdır. Hz. Hamza'nın İslam dini uğruna yapmış olduğu savaşlarla müslümanların arasında simgesel bir kahraman haline gelmiştir. Hamzanâmeler, İslam coğrafyasının farklı mekānlarında meddahlar tarafında anlatarak günümüze kadar gelmiştir. Hz. Hamza'nın menkıbevî hayatı 14. yüzyılda halk hikâyecileri tarafından Anadolu'da, Hamzanâme adıyla anlatılmaya başlanmıştır. Hamzavî tarafından yazıya geçirildiğini bilinmektedir. Türkler tarafından şekillenen bu eser, millî bir hüviyet kazanmış ve Türkler arasında itibar görmüştür. Hz. Hamza'yı merkeze alarak anlatılan hadiseler; kahramanlık, cesaret, adalet, hak ve hukuk duygularını amaçlamıştır. Hamzanâme adlı eserin toplamda bilinen yetmiş iki cildi vardır. Biz çalışmamızda Hamzanâme'nin altıncı cildin birinci kısmını ele aldık. Öncelikle metnin transkripsiyonlu çevirisini yaptık. Ardından metnin özetini hazırladık. Daha sonra metnin tüm söz varlığını yansıtan kapsamlı bir sözlük oluşturduk. Anahtar Kelimeler: Hamza-nâme, Hamzavî, 14. Yüzyıl, Eski Anadolu Türkçesi, Destansı hikâye.
Hamzanâme (11. cilt) (inceleme- metin-sözlük)
Türk edebiyatı bünyesinde ele alınan Hamza-nâmeler, ilk defa Emir Süleyman Çelebi'nin musahiplerinden şâir Ahmedî'nin kardeşi Hamzavî tarafından yazıya geçirilmiştir. 14. yüzyılda Türkler tarafından şekillendirilen bu eser, millî bir hüviyet kazanmış ve Türkler arasında itibar görmüştür. İçeriğinde gazâ anlayışından dolayı teşekkül eden dinî motifler barındırır. İslâm peygamberi Hazreti Muhammed'in kendisinden bir yaş büyük olan amcası Hazreti Hamza'nın merkeze alınarak, ailesi ve çevresi etrafında gelişen bu olaylar; okunduğu kitleye kahramanlık, cesaret, adalet, hak ve hukuk duygularını aşılamayı amaçlamıştır. 11. Ciltte Hazreti Hamza'nın, İran şahı Nûş-i Revân'la yaptığı savaşlar anlatılır. Söz varlığı ve gramer açısından oldukça verimli bir metin olan Hamzanâme'nin tespit edilmiş yetmiş iki cildi vardır. Biz çalışmamızda Hamzanâme'nin 11. Cildini ele aldık. Öncelikle metnin transkripsiyonlu çevirisini yaptık. Ardından metnin özetini hazırladık. Daha sonra metnin tüm söz varlığını yansıtan kapsamlı bir sözlük oluşturduk. Anahtar Kelimeler: Hamza, Hamzanâme, 14. yüzyıl, Eski Anadolu Türkçesi, destanî halk hikâyesi.
Hamzanâme 14.cilt (Metin-inceleme-sözlük)
Hz.Hamza'nın hayatı etrafında şekillenen Hamzanâmeler Hz. Hamza'nın savaşları, din adına yaptığı mücadeleleri, cesaretliliği, yiğitliği olağanüstü niteliklerle anlatılır.
Hamza-nâme (23.cilt) inceleme-metin-sözlük-indeks
Türk Edebiyatı bünyesinde ele alınan Hamza-nâmeler, ilk defa Emir Süleyman Çelebi'nin musahiplerinden şâir Ahmedî'nin kardeşi Hamzavî tarafından yazıya geçirilmiştir. 14. yüzyılda Türkler tarafından şekillendirilen bu eser, millî bir hüviyet kazanmış ve Türkler arasında itibar görmüştür. İçeriğinde gazâ anlayışından dolayı teşekkül eden dinî motifler barındırır. İslâm peygamberi Hazret-i Muhammed'in kendisinden bir yaş büyük olan amcası Hazret-i Hamza'nın merkeze alınarak, ailesi ve çevresi etrafında gelişen bu hadiseler, okunduğu kitleye kahramanlık, cesaret, adalet, hak ve hukuk duygularını aşılamayı amaçlamıştır. İncelediğimiz metnin içinde olağanüstü ögeler fazlaca bulunmaktadır. Bu ögeler, yine dinî motiflere dayandırılarak işlenmiş ve metinde yaşanan gündelik hayata dâhil olmuştur. 23. ciltte Hazret-i Hamza'nın, İran şahı Nûş-i Revân'a ve Salsal'a yaptığı savaşlar anlatılır.Çalışmamızı Eski Anadolu Türkçesi dönemine uygun nitelikte metin ve sözlük ile tamamladık. Metinde geçen kişi ve yer adları sözlük dışında indeks başlığı altında verilmiştir. Üzerinde çalıştığımız 23. cildin, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesinde ve Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesinde birer nüshası bulunmaktadır. Metin bu iki nüshadan yararlanılarak oluşturulmuştur.
Hamzavi'nin Hamzanamesi (26. cilt) giriş-inceleme-metin-sözlük
Konusu tarih olmamakla beraber tarihi eserlerden faydalanan ve tarihe ışık tutan Hamzanâme'nin, bilhassa halk edebiyatı ürünlerimizin içinde önemli bir yeri vardır. Bu ürünlerin başında, ilkçağın en uzak dönemlerinden günümüze kadar gelip varlığını koruyan destanlarımız yer almaktadır. Destanlar tarihi aydınlatır, fikir ve sanat hayatına kaynak olurlar. Bu bakımdan destanlar milletlerin efsanevi tarihi sayılırlar. Türklere dair çeşitli bilgileri ihtiva eden Türk destanları da "İslâmiyet'ten Önceki Destanlar" ve "İslâmiyet'ten Sonraki Destanlar" olmak üzere ikiye ayrılırlar. Hazret-i Hamza'nın hayatı etrafında teşekkül ettirilen, onun maceralarını ve din uğruna yaptığı savaşları konu edinen hikâyelerden oluşan Hamzanâmelerin de İslâmiyet'ten sonraki destanlarımız, halk hikâyelerimiz arasında yer aldığı bilinmektedir. Eserin biçim özellikleri, yazılış amacı ile eserdeki motifler ve kahramanların özellikleri irdelendiğinde, Hamzanâmelerin destandan menkıbeye geçiş dönemi ürünleri olduğu fikri ağırlık kazanmaktadır. Bu güne kadar yapılan araştırmalar sonucunda farklı kütüphanelerde olmak üzere çok sayıda Hamzanâme nüshasına ulaşılmıştır. Yüzün üzerinde Hamzanâme cildi bulunmasına rağmen, hakkında yapılan çalışmaların sayısının azlığı dikkat çekici bir durumdadır. Gerçekleştirdiğimiz bu çalışma ile 72 ciltlik Hamzanâme külliyatının bir cildi daha araştırmacıların dikkatine sunulmuş olmaktadır. Bu çalışmadaki amacımız; Eski Anadolu Türkçesinin kapsamlı ve önemli eserlerinden biri olan, fakat bu özelliğine rağmen araştırıcıların dikkatini çekip rağbet görmemiş bulunan Hamzanâme'nin bir cildini daha günümüz Türkçesine kazandırmak ve zengin söz varlığını gözler önüne sermektir. Bu çalışma giriş, inceleme ve iki bölümden meydana gelmektedir. Girişte Hazret-i Hamza, Hamzavî ve Hamzanâme hakkında genel bilgilere yer verilmiştir. İnceleme kısmında Hazret-i Hamzanın Hayatı, Hamzavî'nin hayatı ve eserleri hakkında geniş bilgi verilmiştir. Ayrıca tezimizin konusu olan 26. cildin olaylarının özeti yapılmıştır. Bunun yanında eserin biçim incelemesi yapılarak her sayfada kaç satır bulunduğu tespit edilmiştir. Daha sonra Hamzanâme'nin 26. cildinde geçen kelimeler kökenleri bakımından sınıflandırılıp bir grafik çıkarılmıştır. Birinci bölümde eski harfli metin, dönemin yani Eski Anadolu Türkçesinin dil hususiyetlerine uyularak transkripsiyonlu şekilde yeni harflere aktarılmıştır. Harekesiz bir metin olmasına rağmen eserin yazıldığı ve ait olduğu dönem göz önünde tutularak metnin okunması esnasında Eski Anadolu Türkçesinin dil hususiyetleri hakim kılınmıştır. Eserimiz halk diliyle yazılmış ve standart bir imla hususiyeti taşımadığı için metni oluşturan kelimelerin imlaları kimi zaman aynı sayfa kimi zaman da değişik sayfalarda farklı olarak yazılmıştır. Böyle durumlarda Arapça, Farsça kelimeler doğru şekilleri ile metnimizde yer aldı. Türkçe kelimeler ise orijinal metinde geçtiği şekliyle çeviri metnimizde gösterildi. İkinci bölümde söz varlığı bakımından oldukça zengin ve hacimli bir metin olan Hamzanâme'nin, kelime kadrosunu bütünüyle yansıtan bir sözlük hazırlanmıştır. Sözlükte madde başı yapılan kelimelerin metindeki anlamları verilmiş ve geçtikleri sayfa ve satırlar tek tek gösterilmiştir. Devamında ise Sonuç, Kaynaklar ve Hamzanâme'nin 26. cildinin yazma nüshası yer almaktadır. Anahtar Kelimeler : Hz. Hamza, Hamzanâme, destan, halk hikâyeleri
Hamzanâme (18.cilt) inceleme-metin-sözlük
Hamzaname, 14. yüzyılda şair Ahmedî'nin kardeşi Hamzavî tarafından kaleme alınmış, Anadolu'da ortaya çıkan klasik Türk nesrinin ilk ve meşhur örneklerindendir. Söz ve gramer açısından oldukça başarılı bir metin olan Hamzaname'nin tespit edilmiş yetmiş iki cildi vardır. Bu çalışmada, daha önce bu kapsam ve muhtevada incelenmemiş Hamzaname'nin onsekizinci cildi ele alınmıştır. Öncelikle metnin özeti sunulmuş, devamında metnin transkripsiyonlu çevirisi yapılmıştır. Daha sonra metnin tümünü kapsayan bir sözlük ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Hamzavî, Hamzanâme, Eski Anadolu Türkçesi, 14. Yüzyıl
Battalnâme Destanı ile Battal Gazî filmlerinin tip ve motif ekseninde karşılaştırılması
Destanlar milletlerin tarihlerini, milli değerlerini, sosyal ve kültürel hayatlarını yansıtan edebi eserlerdir. Halk muhayyilesinde derin izler bırakmış olan savaşları, göçleri ve doğal afetleri konu edinen destanlar Türk kültüründe oldukça önemli bir yere sahiptir. Türklerin Müslüman olmasından sonra edebiyatımızda dini destanlar teşekkül etmiştir. İslâmiyet'ten sonra oluşan destanlardaki konulardan birisi Anadolu'nun İslâmlaşması ve Türkleşmesidir. Çalışmamızda bu konular doğrultusunda anlatılan destanlardan biri olan ve Battal Gazî'nin gazâvatlarını anlatan Battal Gazî Destanı değerlendirilmeye tâbi tutulmuştur. Battal Gazî Destanı, Menakıb-ı Gazavât-ı Seyyid Battal Gazî, Hikâyet-i Seyyit Battal Gazî, Seyyit Battal Gazî Menkıbeleri, Kitab-ı Battal Gazî gibi isimlerle de anılır. Seyyit Battal Gazî VIII. yüzyılda Emevilerin Bizans'a karşı açmış oldukları savaşta kahramanlıklarıyla ün kazanmış olan Arap kumandanıdır. Bazı rivayetlerde Battal Gazî'nin Anadolu sahasında Malatya civarında yaşadığı dile getirilmektedir. Anadolu sahasında yaşadığı bilinen Seyyit Battal Gazî'nin lakabı bütün kaynaklarda yiğit, cesaretli, pek büyük anlamlarına gelen Battal olarak geçmektedir. Çalışmada, Battal Gazî'nin mücadelelerini konu edinen Battal Gazî Destanı ve bu destandan yola çıkarak senaryolaştırılmış olan ve başrollerini Cüneyt Arkın'ın oynadığı 1970'li yıllarda çevrilmiş olan Battal Gazî filmleri tip ve motif ekseninde karşılaştırılacaktır. Bu filmler, Türk sinemasında Yeşilçam dönemi olarak adlandırılan döneme ait filmlerdir. Çalışmada öncelikle Battal Gazî Destanı tip ve motif ekseninde değerlendirilmiş sonrasında ise bahsedilen filmler yine tip ve motif ekseninde değerlendirilmiştir. Bu iki değerlendirmenin sonuçları ise çalışmanın asıl çıktısını oluşturmuştur. Anahtar Kelimeler: Seyyit Battal Gazî, Battal Gazî Destanı, Tip, Motif, Destan
İslamiyet öncesi Türk destanlarının illüstrasyon ve göstergebilim olarak incelenmesi
Geniş bir coğrafyaya yayılan Türk Dünyası tarihsel süreçlerden beri kendi içerisinde kültürel paylaşımlar içerisinde olmuş, bu süreç içerisinde kurdukları beylikler, devletler, imparatorluklarla değişik toplumları da sosyal olarak etkilemiş ve aynı zamanda yazılı ve sözlü olarak kendi destanlarını örf, adet , gelenekleri içerisinde geliştirerek yeni nesillere aktarmışlardır. Destanlar nesilden nesile yazılı ve sözlü olarak da ağızdan ağıza anlatıldığı gibi yazılı olarak da saymalı taşlar, işaretler, semboller, illüstrasyonlar ve resimsel yorumlamaları kullanmışlardır. Bu nedenle çalışmamda İslamiyet Öncesi Türk Destanlarının neler olduğu açıklanarak bunlar göstergebilim çerçevesi içerisinde yorumlanarak açıklanmıştır.
Kitâb-ı Köroğlu (235a-257b) (İnceleme, metin ve dizin)
Çağatay Türkçesi dönemine ait olan Kitâb-ı Köroğlu adlı eser Mirza Halil Yüzbaşıyev Karabağî tarafından 1936-1937 yıllarında istinsah edilmiştir. Eser, Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Muhammed Fuzûlî El Yazmaları Enstitüsünde muhafaza edilmektedir. Bu çalışma Giriş bölümü ve Sonuç bölümü dışında üç bölümden meydana gelmektedir. Bu bölümler; İnceleme, Metin ve Dizin başlıklı bölümlerdir. Giriş bölümünde; destan, Köroğlu Destanı, Kitâb-ı Köroğlu hakkında bilgi verilerek 235a-257b sayfaları arası özet yapılmıştır. Metin kısmında bu varaklar arası transkripsiyon alfabesiyle Latin harflerine aktarılmıştır. Dizin kısmında ise okunan kısmın bütün kelimelerin alfabetik olarak anlamı verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kitâb-ı Köroğlu, Köroğlu Destanı, Çağatay Türkçesi, destan.
Kitâb-ı Köroğlu (211a-235a) (İnceleme, metin ve dizin)
Bu tezde, Çağatay Türkçesi dönemine ait olan Kitâb-ı Köroğlu adlı eserin 211a-235a sayfaları arası çalışılmıştır. Kitâb-ı Köroğlu adlı eserin müellifi belli değildir. Mirza Halil Yüzbaşıyev Karabağî bu eseri 1936-1937 yılları arasında istinsah etmiştir. Kitâb-ı Köroğlu Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Muhammed El Fuzûlî El Yazmaları Enstitüsünde bulunmaktadır. Eser Klasik dönem sonrası Çağatay Türkçesi dönemine ait olmasının yanında karışık saha özelliği de göstermektedir. Çalışmada Giriş, İnceleme, Metin ve Dizin olmak üzere dört ana başlık vardır. Giriş bölümünde; destan hakkında kısaca bilgi verilmiş olup Köroğlu Destanı'ndan bahsedilmiştir. Ayrıca çalışılan eser tanıtılarak 211a-235a sayfalarının özeti yapılmıştır. İnceleme bölümünde; dil incelemesi yapılarak çalışılan metnin ses ve şekil özelliklerine yer verilmiştir. Metin bölümünde; Kitâb-ı Köroğlu adlı eserin 211a-235a sayfaları transkripsiyon alfabesiyle Latin harflerine aktarılmıştır. Son bölüm olan dizinde ise; metnin dizini yapılarak sözlüğü oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kitâb-ı Köroğlu, Köroğlu Destanı, destan, Çağatay Türkçesi.
The portrayal of women and nature in the literature since 2700 B.C to present
Throughout history, literature with a great contribution to society has dealt with in a significant approach on every problems of society. The authors have interplayed with social problems in their literary works to be interpreted by the public.This shows us that literature is the reflection of the community, traditions, and culture.The constructive criticism of literature has explicated the valuable issues and changed the concept of old stable visions on the subject. Feminist theories and feminist movements consist of a great deal part of literature. Naturally, the critical component in lots of literary works is also women. Women have been described in different positions, with different aspects; for instance, they have been presented as a goddess in epics, myths, and old literature. But almost in every society, women have been abused in society because of the traditions that tend to patriarchy domination. However, in recent decades, dealing with women issues, literary works have held to support women to release from society's restrictions. In all works of literature, feminism, as literary theory and critical movement, has caused fluctuations on different levels in everywhere and every time. This paper aims to examine the women in the context of literature from 2700 B.C to the present by discussing several literary works and historical contents regarding feminism sort. The other aim of this research is to determine the successes and failures of feminism in societies, which has been ruled by the patriarchy system. Keywords: Gilgamesh epic, Greek goddess, Feminism, Ecocriticism, Ecofeminism
Kazak destanlarında kadın tipolojisi
"Kazak Destanlarında Kadın Tipolojisi" başlıklı tezimizde Kazak destanları içerisinde yer alan kadınların toplumdaki rolleri, konumları ve hayatın akışı içerisindeki işlevleri destanın yazıldığı dönem ve destan anlatıcısının aktarışı açısından tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmamız, giriş bölümüyle birlikte toplam dokuz bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde antropolojik (işlevsel) yöntem temel alınarak Kazak destanlarında yer alan kadınlar hakkında genel bir bilgi verilmiştir. Birinci bölümde, anne olarak kadın tipi ele alınmış, annenin toplumla özellikle eşi ve evlatlarıyla olan ilişkilerinden bahsedilerek destanların ele alındığı dönemde anneye duyulan saygı ve sevgi, annenin çocuğu üzerindeki hakkı ve evlatlarına karşı duyduğu şefkat ve onlar için gözyaşı dökmesi konularına değinilmiştir. Bu konulara ek olarak hemen hemen her destanda karşımıza çıkan üvey annenin eşi ve evlatları özellikle de kahraman ile ilişkisinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde kadının eş olarak üstlendiği rolü, eşlerin birbirlerine karşı sergilemiş oldukları sevgi, eşini kötülüklerden korumak isteyen uyarıcı, yol gösterici kadın, kadının kahramanlığı, kadına atılan iftira ve yas tutma görevinin yüklendiği kadın tipi incelenmiştir. Üçüncü bölümde, erkek ve kadın farketmeksizin evlenilecek kişide aranan özellikler, aşk, aşk uğruna yapılan savaş ve evlenme şekillerinde kadının hangi konumda olduğu ne kadar söz hakkı olduğu, çok eşlilik ve kuma konusunda ise toplumun ve kadınların bu duruma bakış açıları ele alınmıştır. Dördüncü bölümde, destanlarda yer alan kadınların kız evlat ve kız kardeş tipleri ele alınarak kız çocuğuna ve kız kardeşe davranış şekilleri belirlenmiştir. Beşinci bölümde, Kazak destanları içerisinde yer alan kadınlar bir nev'i erkeklerle kıyaslanmış, kadına yüklenen dedikodu ve kıskançlık gibi huyların kadınların üzerinden yansıması, kadının erkek karşısında hangi noktada yer aldığı, tehdit, küfür ve şiddetin kadın üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bunun ardından kısır, dul, hafifmeşrep ve düşman kadınlarından bahsedilmiştir. Altıncı bölümde, ihtiyar kadınlar ve cadılardan ve bu kadınların destanın akışını etkilemesindeki rolleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Yedinci bölümde, yardımcı kadın tipleri olan hizmetçiler, cariyeler ve kırk kız konuları ele alınmıştır. Sekizinci bölümde, Kazak destanları içerisinde çokça rastlamamızdan dolayı kadına yapılan benzetme ve tasvirler incelenmiştir. Sonuç bölümünde ise yapılan çalışmalara yönelik bir değerlendirme söz konusudur. Çalışmada yararlanılan kaynaklar kaynakça bölümünde belirtilmiş, modern dipnot kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kadın, Destan, Kazak, Tipoloji
Başkurt Destanlarında Şamanistik unsurlar
Çalışma, Avrupa ile Asya kıtaları arasında yer alan Ural Dağı'nın yamacında yaşayan Başkurt Türkleri'nin destan yaratılarına Şamanistik unsurları ne derece yansıttıklarını ortaya çıkarmak üzere yapılmıştır. Çalışma giriş, iki bölüm ve sonuç şeklinde düzenlenmiştir. Giriş bölümünde Başkurdistan ve Başkurt Türkleri, Destan ve Başkurt Destancılık Geleneği üzerine bilgiler verilmiştir. Başkurdistan ve Başkurt Türkleri başlığı altında Başkurdistan coğrafyası ve Başkurt Türkleri'nin tarihi, sosyal ve ekonomik durumları hakkında bilgi verilmiştir; Destan başlığında, destan üzerine yapılan tanım ve açıklamalara değinilmiştir. Bu bölümün son başlığında ise Başkurt Türkleri'nin destancılık geleneğine değinilmiştir. Birinci bölümde, Türk eski inancı Şamanizm hakkında literatür taraması yapılmıştır. Bu aşamada birçok kaynak incelenerek Şamanizm inancı temel nitelikleriyle tanıtılmıştır. Çalışmanın temelini oluşturan ikinci bölümde, Türk Dil Kurumunun 2015 yılında yayınladığı 4 ciltlik "Başkurt Destanları" serisi Şamanistik unsurların varlığı bakımından ele alınmıştır. Burada 74 destan, 14 ana başlık altında incelenmiştir. Sonuç kısmında ise Başkurt Türk destanlarında yoğun şekilde tespit edilen Şamanistik unsurlara dair yorumlar yapılmış ve nihayetinde çalışma hakkında genel bir değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Başkurt, Şamanizm, Destan, Motif
Uygur halk destanlarının tipolojisi
Uygur halk edebiyatında önemli bir yer tutan ve onların milli hafızalarını oluşturan destanlar, Uygur Türklerinin son birkaç yüz yıllık siyasal ve toplumsal tarihine tutulmuş bir ayna gibidir. Destanlar, ait oldukları toplumun sosyal, kültürel, dini ve siyasi unsurlarını barındırmaları bakımından da ayrıca değer taşır. Destanda yer alan tipler de bu unsurları yansıtması bakımından önemlidir. Çünkü tipler toplumdan bağımsız olarak düşünülemez. Tespit edilen tiplerde Uygurların tiplere nasıl bir anlam yüklediklerini, hangi konuma yerleştirdiklerini anlamamıza yardımcı olacaktır. Bu amaçla destanlardaki tipleri belirlemek için de tipoloji yöntemi uygulanmıştır. Bu çalışma, giriş dâhil dört bölümden ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde, Uygurların destancılık geleneği, tip ve tipoloji kavramları, epizot şemaları hakkında bilgi verilip çalışmamızın epizot şeması gösterilmiştir. Tezin amacı, kapsamı ve yöntemi de bu bölümde yer almıştır. Birinci bölümde, Uygur halk destanlarının epizotlarına göre özetlerine yer verilmiştir. İkinci bölümde, Uygur halk destanlarında tespit edilen tipler on iki başlık altında incelenmiştir. Üçüncü bölümde, Uygur halk destanlarının epizot ve motif yapısı oluşturulup tespit edilen tiplerin özellikleri verilmiştir. Sonuç bölümünde, çalışmamızın genel bir değerlendirilmesi verilmiştir. Bu değerlendirme sonucunda tipler, eski Türk kültürü özelliklerini yansıtmakla beraber İslamiyet'in etkisi altında yeni özellikler de kazanmıştır. Bu tipler daha realistik özellikler göstermektedirler. Bu tez çalışması kaynakça ile sona ermektedir.
Kazak dinî destanları üzerine inceleme
Destanlar, toplumun yaşam tarzını içinde barındıran kültürün en önemli taşıyıcılarından biridir. Destanlar milletlerin ideal millet yaratma anlayışının bir ürünü olması yanında dinî algılama biçimlerini de yansıtan edebî metinlerdir. Dinî destanlar, İslamiyet'in yayılma sürecinde halka İslam dinini benimsetme, anlatma ve yayma amacıyla yazılan ve bu amacı gerçekleştirmek için yaratılan ideal kahraman tipini gazi tipine dönüştüren dinî-ahlaki sosyal normların nesillere aktarıldığı, halka gaza ruhunu aşılayan metinlerdir. Türk Dünyası geniş bir coğrafi alanı kapsasa da bu mekân içinde yaşayan Türk toplulukları gerçek manada aynı duyguyu, yaşam tarzını, bakış açısını benzer edebî metinleri üreten aynı kültür kodlarını kullanan birlikteliğin adıdır. Anadolu sahasında Battalnâme, Cenknâme gibi türlerle isimlendirilen halk hikayeleri Kazak folklorunda dinî destan olarak ifade edilmektedir. Bu çalışmayla Kazak dinî destan anlatıcılarına verilen isimler, akınların repertuvarları, ait oldukları destan mektepleri, anlatma teknikleri, epizot ve motif yapıları, anlatılardaki tipler hakkında bilgiler verilmiş, Kazak sahası Battalnâme ve Cenknâmeleri Anadolu sahası ürünleriyle kıyaslanmış ayrıca Türk destancılık geleneği içinde Kazak dinî destan çalışmalarının yeri belirlenmeye çalışılmıştır. Babalar Sözi (Atalar Sözü) kitap serisinin 12. cildinde yer alan "Zarkum" 16. cildinde yer alan "Kıssa Seyitbattal" ve 10. cildinde yer alan "Muhammed Hanefi Hazreti Ali Oğlunun Tabut Padişahı ile Savaşı" adlı dinî destanlar Türkiye Türkçesi'ne aktarılmıştır.
Köroğlu Destanı'nın B1 düzeyine uyarlanmasının okuduğunu anlamaya etkisi üzerine bir araştırma
Bu çalışmada, Türk yurtlarında ve Türkler ile kültürel etkileşim içerisinde olan topluluklarda asırlar boyu anlatılagelen Köroğlu Destanı'nın Anadolu sahası anlatılarından biri olan "Behçet Mahir" anlatısında yer alan "Köroğlu'nun Zuhuru", "Köroğlu ile Demircioğlu" ile "Demircioğlu ile Reyhan Arap" adlı kolların Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi alanında okuma materyali olarak kullanılmasına yönelik B1 düzeyine uyarlanması ve uyarlanmış bu metinlerin de okuduğunu anlamaya etkisinin olup olmadığının tespiti amaçlanmıştır. Yapılan bu çalışmada yöntem olarak "Tek Gruplu Öntest - Sontest Zayıf Deneysel Desen" kullanılmıştır. Araştırma sürecinde öğrenci bilgi formu, uzman değerlendirme formu, özgün ve B1 düzeyine uyarlanmış metinler, okuduğunu anlama sınavları, okunabilirlik formülleri ve odak görüşme soruları olmak üzere toplam altı veri toplama aracı kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu ise 2020-2021 akademik yılı bahar döneminde Uşak Üniversitesi Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezinde B2 kurunda öğrenim gören 10 uluslararası öğrenci oluşturmuştur. Uygulama sürecinden önce araştırma kapsamına alınan ilgili kollar metin uyarlama tekniklerinden olan "Sadeleştirme", "Genişletme" ve "Kolaylaştırma" teknikleri kullanılmak suretiyle B1 düzeyine uyarlanmıştır. Uyarlama işleminin tamamlanması ve uygulama sürecinde kullanılacak veri toplama araçlarının oluşturulmasının ardından uygulama sürecine geçilmiştir. Araştırmanın uygulama süreci 14.06.2021- 30.07.2021 tarihleri arasındaki 7 haftalık zaman dilimini kapsamaktadır. Uygulama sürecinin ilk haftasında çalışma grubunda yer alan öğrencilere sürece yönelik detaylı bilgilendirmeler yapılmış olup geri kalan altı haftada ise metinler öğrenciler tarafından okunmuş ve okuduğunu anlama sınavları gerçekleştirilmiştir. Uygulama sürecinin ardından araştırmanın birinci, ikinci ve üçüncü alt problemlerine yönelik elde edilen veriler Excel dosyasına kaydedilmiş olup okuduğunu anlama sınavının tüm bölümlerine yönelik ayrı ayrı tablolaştırılarak yorumlanmıştır. Araştırmanın dördüncü alt problemine yönelik elde edilen öntest ve sontest sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farkın olup olmadığını tespit etmek amacıyla SPSS 22.0 programı yardımıyla non-parametrik testlerden biri olan Wilcoxon işaretli sıralar testi kullanılmıştır. Araştırmanın beşinci, altıncı ve yedinci alt problemlerine yönelik elde edilen nicel veriler iki farklı okunabilirlik formülü kullanılarak araştırma kapsamına alınan kolların hem özgün hem de uyarlanmış hâllerinin okunabilirlik puanları ve düzeyleri belirlenmiştir. Yapılan araştırmadan elde edilen bulgulardan hareketle çalışma grubunda yer alan uluslararası öğrencilerin tümü hem "Köroğlu'nun Zuhuru" hem "Köroğlu ile Demircioğlu" hem de "Demircioğlu ile Reyhan Arap" adlı kolların özgün hâllerine oranla B1 düzeyine uyarlanmış hâllerinden daha yüksek puanlar elde ettiği görülmüştür. Öğrenciler, "Köroğlu'nun Zuhuru" adlı kolun özgün hâlinden ortalama 42,65 puan aynı kolun B1 düzeyine uyarlanmış hâlinden ortalama 83,80 puan, "Köroğlu ile Demircioğlu" kolunun özgün hâlinden ortalama 49,90 puan, B1 düzeyine uyarlanmış hâlinden ortalama 85,50 puan, "Demircioğlu ile Reyhan Arap" kolunun özgün hâlinden ortalama 52,10 puan, B1 düzeyine uyarlanmış hâlinden ise ortalama 86,80 puan elde etmişlerdir. Ayrıca çalışma grubunda yer alan uluslararası öğrencilerin ilgili kollardan elde ettikleri öntest ve sontest puanlarının sontest puanları yönünde pozitif bir sıralama gösterdiği ve istatistiksel olarak da anlamlı bir şekilde farklılaştığı anlaşılmıştır (p: ,005< 0,05). Anahtar Kelimeler: Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi, Köroğlu Destanı, Behçet Mahir, Metin Uyarlama, B1 Düzeyi
Kazak destanlarındaki tiplerin tespiti ve tahlili
Destanlar; bir kahramanın hayatı etrafında oluşan ve çeşitli zıtlıkların çatışmasından meydana gelen anlatılardır. Bu çatışmada tarafların fikirlerinin, değerlerinin ve ideallerinin temsilcileri ise tiplerdir. Tipler, çatışma sırasında karakteristik eylemler sergileyerek destanın yapısında rol alırlar. Kazak destan tiplerinin konu edildiği bu tezde de destanın yapısını oluşturan tiplerin tespit edilmesi ve tespit edilen tiplerin tutarlı bir şekilde adlandırılıp tahlillerinin yapılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda tezin kapsamı "Türk Dünyası Destanlarının Tespiti ve Türkiye Türkçesine Aktarılması ve Yayılması Projesi" dâhilinde Türk Dil Kurumu yayınları arasından çıkan, 11 ciltlik Kazak Destanları'ndan 47 destan olarak belirlenmiştir. Bu incelemede, öncelikle yapısalcı yöntemden faydalanılarak metinler parçalara ayrılmış ve tekrar eden 46 karakteristik eylem tespit edilmiştir. Sonrasında da tipoloji yöntemiyle tipler sınıflandırılmıştır. Bu yöntemler kullanılırken geçmiş çalışmalardan faydalanılmakla birlikte özgün ölçütler belirlenmiştir. Belirlenen ölçütler doğrultusunda Kazak destanlarındaki tiplerin etkinlik alanları kahraman, olumlu ve olumsuz tipler olarak üçe ayrılmıştır. Ardından da kahramanla olan ilişkileri doğrultusunda olumlu ve olumsuz tipler, başlıklar halinde incelenmiştir. İlgili tasnifler sonucunda Kazak destanlarındaki olumlu tipler "kahramanın yardımcısı, olağanüstü kurtarıcı, ideal baba, ideal sevgili, ideal anne, haberci ve arabulucu" tipi olarak belirlenirken olumsuz tipler "düşman, hain, zalim ebeveyn, rakip, düzmece kahraman, hilekâr ve muhbir" tipleri olarak belirlenmiştir. Belirlenen bu tiplerin sergiledikleri eylemler ayrı ayrı incelenmiş, inceleme sırasında elde edilen bilgiler tablo ve grafiklerle gösterilerek eylemlerin yapısal ve bağlamsal işlevleri üzerinde durulmuştur. Böylece ilk kez "yapısalcı bir yöntemle" Kazak destanlarındaki bütün tipler tespit ve tahlil edilmiştir.
Türk kültüründe Battalname Kültü
Epik destanlar, bir toplumun hayatında önemli rol oynamış veya oynamış kabul edilen kahramanların kültleşmesi süreciyle birlikte gerçekliğine inanılarak anlatılan ve ritüelistik özellikler taşıyan anlatılardır. Türklerin Anadolu coğrafyasındaki epik destanlarının ilki Battal Gazi destanıdır. Bu destan sözlü kültür ortamında ortaya çıkmış, meclislerde okunmak üzere hazırlanmış metinlerle yazıya geçirilmiştir. Yazıya geçirilen bu metinlerle manzum ve mensur birçok Battalname ortaya çıkmıştır. Battalnameler, Müslüman Türklerin maddî ve manevî fetihlerini konu edinmesinden ve sade dille vücut bulmasından dolayı, devletin en uzak köylerinden sarayına, ordusundan edebiyat dünyasına kadar her muhitinde ilgi görmüş ve okunmuştur. Bu ilgi günümüze kadar gelmiş ve Battalname Türk kültüründe bir kült meydana getirmiştir. Türk kültüründe Battalname kültünü ortaya koymak amacıyla hazırlanan bu tezde Manisa İl Halk Kütüphanesinde bulunan, Miladi 1730 yılında yazılmış ve 640 sayfa olan el yazması Battalname'nin transkripsiyonlu metni hazırlanmıştır. Metin, Alex Olrik'in Epik Yasaları'na göre incelenmiş ve Battalname'nin bu yasalara uyduğu görülmüştür. Bu metinden hareketle Türk kültüründe Battalname kültünün sosyal boyutu İşlevsel Halkbilimi Kuramı, bireysel boyutu ise Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi bağlamında incelenmiştir.
Moğol destancılık geleneği ve Moğolca Cangar Destanı
Destanlar, bir milletin maddi ve manevi değerleri ile hayata bakış tarzını yansıtan ve coğrafi sınır tanımayan folklor ürünleridir. Moğollar, yaratıcı düşünce ve becerilerini yansıtan ve nesiller boyunca sözlü olarak aktarılan epik gelenekleri içerisinde Cangar, Gezer, Han Harangui, Bum-Erdene gibi ünlü ve büyük pek çok destanı bugüne taşımışlardır. Yüzlerce hatta binlerce dizeden oluşan ve özel melodilerle anlatılan Moğol kahramanlık destanları, Moğol halkının kahramanlık tarihinin en iyi koleksiyonu olarak kabul görmektedir. Moğolların kültürel mirasının muhteşem ifadeleri olan bu destanlar, dünya çapında da pek çok çalışmanın konusu olmuştur. Moğolca konuşan halkların günlük yaşamını, geleneklerini, dünya görüşlerini, ahlaki ve estetik değerlerini, arkaik ritüellerini yansıtan Cangar Destanı; cangarçi olarak adlandırılan anlatıcıları vasıtasıyla asırlarca halkın arasında yaşamış ve zamanla daha fazla popülerlik kazanarak manevi kültürün önde gelen sözlü yaratımlarından biri haline gelmiştir. İçinde efsaneler (domog), masallar (ülger), iyi dilekler (yerööl), kasideler (magtaal), beddua-lanetler (haral), atasözleri (züir tsetsen ügs) şarkılar (duu) ve tarihi olaylar barındıran, insanların tarihi ve kültürel hafızasını temsil eden Cangar, bu bağlamda bir tür ansiklopedi olarak kabul edilmektedir. Cangar araştırmalarının başlangıcının üzerinden neredeyse iki yüz yıl geçmiş; bu süreçte derleme, inceleme ve yayınlama çalışmalarında önemli mesafeler kat edilmiştir. Özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yoğunlaşan ilgi neticesinde anlatının detaylı analizlerini içeren karşılaştırmalı tipolojik çalışmaların da dâhil olduğu pek çok monografi, makale ve bilimsel tez hazırlanmıştır. Orta Asya ve Moğol halklarının destansı mirasında özel bir yere sahip olan Cangar Destanı'nın Kalmukya, Sincan Uygur Özerk Bölgesi ve Moğolistan olmak üzere üç büyük ulusal versiyonu bulunmaktadır. Moğol destancılık geleneği ve Moğolca Cangar Destanı üzerine hazırladığımız bu çalışmada destan metni Türkiye Türkçesine aktarılmış ve genel olarak Moğol destancılık geleneği, özel olaraksa Cangar Destanı, oluşum, konu, icra, araştırılma tarihi, kahramanlar vb. hususlar açısından değerlendirilmiştir.