Estetik

Bu konu başlığı altında 220 tez

Yüksek LisansAçık ErişimEN

Investigation of aesthetic experience as a potential functional aspect of architecture

This research investigates the potential influence of the aesthetic experience and the functional aspect of architecture on each other. Accordingly, this study aims to present a philosophical investigation of the emergence of aesthetic experience in relation to the functional aspect of architecture as well as its potential of being an architectural function. It is possible to claim that humanity can interact with its environment through the functional aspect of architecture. There are discussions that the relationship between users and architectural spaces can go beyond benefiting from the necessary physical conditions that architecture provides for its users to execute their required and desired actions. An architectural space having a sensuous impact on its users supports the existence of certain experiences. Philosophy discusses such phenomena with phenomenological thinking as one of its branches and psychology studies them with perceptual and cognitive science. The user-architecture relationship and its intellectual and psychological causes can be considered as a case of aesthetic experiences. Therefore, at the point where quantitative properties of architectural spaces achieve non-measurable qualities, the user-architecture connection can be moved to the field of aesthetics discipline as a form of communication, recognition, and a way of knowing. The overall focus of the discipline of aesthetics has been the study of the experience and the judgment of taste that occurs as a result of the interaction between the aesthetic subject and the aesthetic object. It is possible to claim that, in architecture, the aesthetic subject resembles the user and the aesthetic "object" corresponds to the space that architecture defines and its overall form. To be able to investigate the aesthetic relationship between the user and space through the functional aspect of architecture, the concept of appropriateness is explored. This concept argues for the emergence of an aesthetic quality from what is made appropriately to its intended use. This understanding originates from the philosophers of Antiquity, yet it is also possible to see architects throughout the history of architecture stressing the notion of being appropriate in their practice. It is possible to see this consideration through the form-function relation as well as user-function relation in architecture. This indicates that function-related investigations can be conducted through concepts of aesthetics. Accordingly, this research articulates aesthetics' potential place among varying functions that architecture possesses by conducting philosophical investigation and explores its functional characteristics.

AestheticsAesthetic perceptionAesthetic inclination+7
Yiğit Beyler
TOBB Economics and Technology University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Aestheticism and identity information in Walter Pater's Marius The Epicurean

The novel of formation, or the Bildungsroman, is among the most popular types of fiction in Victorian England, especially with realists. Opposed to realism and representing one of the most powerful late-nineteenth-century avant-garde trends is aestheticism. Its initator, Walter Pater, is mostly known and widely acclaimed as the theoretician of this innovative aesthetic movement. In this respect Pater's novel Marius the Epicurean is written in accord with the Bildungsroman, but,distinguishably in the sense of its thematic and narrative elements, the text differs from both socially and morally concerned realistic novel of formation. Even if Marius have found no appropriate philosophy and ended prematurely his life, nevertheless he continuously investigate and prove distinctive philosophical systems objectifiying Pater's unique aesthetic doctrine. To Pater, carrying the spirit to the fleeting chain of impressionisms in a powerful way is the keystone for a succesful and productive life. The aim of the present thesis is to explain the literary importance of the novel, reveal its non-realistic pattern and show the ways in which Pater follows the tradition of the Bildungsroman while relating it to the philosophical and aesthetic issues in many aspects.

AestheticsAesthetic novelIdentity+4
Ayça Yavuz
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Levinas ile Ettinger'da ben ve başkası sorunu

Bu tezin amacı, Bracha L. Ettinger'ın feminist ve psikanalitik kuramları sonucunda oluşturduğu etik görüşünü Emmanuel Levinas'ın başka kavramıyla birlikte okumaktır. Levinas'ın etik temelli teolojik kuramı, feminist bir bakış açısıyla ele alınacaktır. İki filozofun ben ve ben- olmayan arasındaki ontolojik yarığı nasıl çözebildiği incelenecektir. Bu tez, Ettinger'ın sanat ve sanat eseriyle olan bağlantısını da ele alacak ve sanatın etik kuramlarında nasıl bir rol oynadığını tartışacaktır. Tez, Ettinger ve Levinas'ın kuramlarını ayrı ayrı inceleyecek ve sonrasında ortak kavramlar çerçevesinde karşılaştırmalı bir okuma yapacaktır. Bu çalışmada, Ettinger ve Levinas'ın ontolojik yarığın üstesinden gelmek için sundukları alternatiflerin feminist etik teoriler için ne tür fırsatlar sağlayabileceğini inceleyecek ve ben'den çıkışın sanat yoluyla mümkün olup olmayacağını yorumlanacaktır.

Doğum travmasıEstetikFeminist sanat+1
Melis Altay
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Felsefede sanat yapıtının değerlendirilmesi: Platon, Aristoteles, Heidegger ve Collingwood

"Sanat nedir?", "Güzel nedir?", "Sanat yapıtı nedir?" soruları felsefe tarihi boyunca sorulmuş sorulardır. Bu çalışmada "güzel"in, "sanat"ın, "sanat yapıtı"nın neliği üzerine dört filozofun (Platon, Aristoteles, Heidegger ve Collingwood) görüşleri ele alınacaktır.

AristotelesCollingwood, Rabin GeorgeEstetik+5
Emre Alptekin
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Sofra eşyası tasarımının estetik değeri

İlkel dönemde başlayan kap-kacak yapımı, tarihsel süreç içerisinde dünyanın farklı bölgelerinde toplumsal, sosyal ve kültürel farklılıkların da etkisiyle geçirmiş olduğu değişim ve gelişim dönemlerinin yanı sıra Sanayi Devrimi sonrası ortaya çıkan üretimdeki genişleme ile birlikte hız kazanarak devam etmiştir. Atölye çömlekçiliği hareketleri ile pozitif bir dinamizm kazanan zanaatın, sanatsal bir bilinç düzeyinde kabul görmesiyle seramik sanatı hak ettiği değeri görmeye başlamıştır. Modernizmin en büyük katkılarından biri olan tasarım vizyonu ve sonrasında kavramsal sanatın ortaya çıkışıyla devam eden süreçler göz önünde bulundurulduğunda genellikle ihtiyaç ve gereksinimler nedeniyle üretilmiş olan seramik sofra eşyaları için Postmodernizm'in katkısı ile alışılagelmiş ölçüt ve standartların ötesinde bir alan açılmıştır. Endüstri ve zanaattan beslenen işlevsel faydanın amaç dışı bırakılmasıyla daha özgün ve özgür biçimler üretilmiş, galerilerde izleyiciye ulaşan sanatsal söylemler daha fazla karşılık bulmuştur. Bu çalışma ile literatür taramalarından elde edilen dokümanlar detaylı bir biçimde incelenmiş, seramik sanatı ile paralel bir süreç geçirmiş olan sofra seramiklerinin gelişim ve değişim geçirdiği dönemler ve etkileyen hareketler belirtilmiştir. Süregelen dönüşüm ile birlikte günümüzde tüketim ve popüler kültürün etkisiyle artık galerilerde sergilenebilecek düzeyde üretilen sofra eşyalarında yapılan yemek sunumlarının ne ölçüde yaygınlaştığı ve zenginleştiği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Postmodernizm sonrası kabul gören algılama biçimlerinden faydalanılarak tasarlanan yeni, farklı ve bilindik kalıpların dışında bir çizgide yer alan sanatsal önermeler üretilmiştir. Üretilen çalışmalarda işlevselliği tamamen amaç dışı bırakmadan görsel ve estetik normların ötesinde ölçütlerin deneyimlendiği formlar yapılmıştır.

EstetikMutfak kaplarıPostmodern sanat+6
Hasan İn
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnsan bedeninde melankoli estetiği

İnsanoğlunun çok çeşitlilik gösteren ruh hallerinin içinde melankolinin özel bir yeri vardır. İki bin yıllık tarihi boyunca melankoliye, onu paradoksal bir şekilde karmaşık ve tamamıyla benzersiz bir olgu haline getiren çeşitli anlamlar yüklenmiş, semboller ve nitelikler atfedilmiştir. İçeriğinde esasen insanın dış dünya algısının hususiyetleri olan melankoli, Batı Avrupa tarihinde uzun zaman merkezi bir kültürel fikir olarak yer etmiş, bu sayede geçmiş tarih çağlarınca miras kalan birçok sanat eserinde yansımasını bulmuş ve sonuçta, bütün dünya kültürüne muazzam bir etki bırakmıştır. Doğası gereği değişken, çok anlamlı bir kavram olan melankoli, bununla beraber kendisinde, benzersiz bir biçimde insan bedeninde yansımasını bulan özel bir estetik derinlik barındırmaktadır. Bu tez çalışması, melankolik estetiğin insan bedeninde tezahürünün ve yansımasının hususiyetlerinin incelenmesi ve ortaya çıkarılması adına yapılmıştır. Yazar esas olarak kendisine şu soruların cevaplanması ödevini biçmiştir: Melankoli kavramının fenomenal oluşu neye bağlıdır? Melankolinin depresyondan farkı nedir? Melankolik estetiği benzersiz kılan nedir? Melankolinin tensel dili nedir? Melankolinin insan bedeninde estetik anlamda tezahür etmesinin hususiyetleri nelerdir? Bu çalışmada yazar ayrıca, kendi hayatı içinde yaşadığı melankoli deneyimlerini de paylaşmaktadır. Yazarın, insan bedeninde melankolik estetik temasına adanan sanatsal çalışmaları, bu deneyimlere dayanarak üretilmiştir.

BedenBeden diliEstetik+3
Aıgul Zhaparbekova
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Grafik tasarımda toplumsal olgu ve estetik kaygıların tasarım sürecine etkileri

Bu çalışmanın amacı, toplumsal olgu ve estetik kaygıların grafik tasarımda tasarım sürecine etkilerini ortaya koymaktır. Bu amaç çerçevesinde çalışma üç bölümde tamamlanmıştır. Birinci bölüm, giriştir. İkinci bölümde grafik tasarımın kavramsal çerçevesi ele alınmıştır. Burada öncelikle tasarımın tanımı, tasarım problemi, ilkeleri açıklanmış; ardından grafik tasarım sunulmuştur. Grafik tasarımın tanımı, tarihsel gelişimi, önemi, elemanları, ilkeleri, baskı teknikleri ve grafik tasarımda fotoğraf açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise toplumsal olgu ve estetik kaygıların grafik tasarım süreciyle ilişkisi ele alınmıştır. Burada öncelikle toplumsal olgu açıklanmış ve tasarım sürecine etkisi ele alınmış; ardından estetik kaygı açıklanmış ve tasarım sürecine etkisi sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Estetik Kaygı, Grafik Tasarım, Tasarım Süreci, Toplumsal Olgu

EstetikEstetik kaygıGrafik tasarımı+3
Tuba Kıldıran
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir grafik tasarım sorunu olarak görme engellilere yönelik karton ambalaj tasarımında estetik ve işlevsellik algısı üzerine uygulamalar

Bu tezin çıkış noktası, göremeyen bireylere yönelik dokunsal yöntemlerle üretilecek ambalaj tasarımlarının işlevsellik ve estetik algısını irdeleme fikrine dayalıdır. Bu nedenle, tasarımların merkezine yerleşen görme duyusunun yerine, daha çok dokunma duyusu ile meseleye yaklaşılmıştır. Bu bağlamda hedef, görsel iletişimi sağlayan tek duyu hakimiyetinin yanına, dokunma duyusunu ekleyerek grafik tasarımca çözümler üretebilmektir. Dokunsal tasarımların hedef kitlesi görme engelli bireylerle sınırlandırılmış ve görme engelli olmanın tanımı üzerinde durulmuştur. Bu bilgiler, görme engelli bireylerin gereksinimleri doğrultusunda yapılacak ambalaj tasarımı uygulamalarının işlevsellik ve estetik düzenlemeler üzerine düşünsel sorguların temelini oluşturur. Bunun içinde öncelikle, göremeyen bireylerin temel ihtiyaçlarına göre birbirinden farklı üç sektör (sağlık sektörü, gıda sektörü, kozmetik sektörü) belirlenmiştir. Bu sektörlere ait tasarlanan karton ambalajların, tasarım niteliklerinin ve basım tekniklerinin yanısıra dokunsal yapıyı olanaklı kılan teknik yoldan üretilebilirlikleri de incelenmiştir. Belirlenen bu sektörlere yönelik tasarım uygulamalarında işlevsellik, estetik, okunabilirlik, sürdürülebilirlik ve fikir üretme gibi tasarım süreçlerinin açılımları, bu tezin oluşmasına kılavuzluk etmiştir. Böylece tüm bu bütünlüklü açıklamalar içerisinde görme engellilere yönelik tasarımda çözümcü yaklaşımların nedenleri ve sonuçları açıklanabilmiştir. Ayrıca ulusal ve uluslararası tasarım örnekleri bu tezin yapılanmasında referans alınmıştır. Tüm bu teknik ve kuramsal bilgi doğrultusunda sektörlere ait ambalajlar tasarlanarak; temel nitelikleri ve uygulamaları 'Altı Nokta Körler Derneği (İstanbul Şubesi)' ve 'Emirgan Altı Nokta Görme Engelliler Rehabilitasyon Merkezi' ndaki görme engelli bireylere sunulmuş ve test olarak çözümün doğruluğu denetlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Grafik Tasarım, Ambalaj Tasarımı, İşlevsellik, Estetik, Dokunsal Tasarım, Görme Engelli olmak.

Ambalaj tasarımAmbalajlamaDokunsal algılama+5
Pelin Hayta
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Çağdaş sanat yöneylemlerinde yeni kültürel ekolojiler

Kültür sosyolojisi, benzerliklerin ve farklılıkların birlikte dinamik kıldığı yerel, ulusal ve küresel yaklaşımları belli işlem sahalarında yeniden yorumlamak amacındadır. Sanat, bu işlem sahalarının başında gelmektedir. Sanatın hem kültürel antropoloji, hem kültürel psikoloji hem de kültürel ekoloji ile doğal işbirliği söz konusudur. Bugün yeni kültürel ekolojilerden bahsedebiliyoruz. Medya, teknoloji, internet, kent yaşamları, kamusal eylem alanları, popüler kültür yönelimleri ve nihayetinde kitle kültürü hakimiyeti, yeni kültürel ekolojiler için birkaç örnektir. Kültürün çoklu nitelikleri kadar çoklu kültür teşkilleri ile temas halinde olduğumuzda sanat, özellikle kültürün sol tarafına yerleştirilen kavramlar tarafından tesir altına alınabilmektedir. "Çağdaş Sanat Yöneylemlerinde Yeni Kültürel ekolojiler" isimli bu çalışma, kültürel genetik ve sanatsal pratikler ilişkisinde kültürel üretim süreçleri, normatif inanç, tutum, davranış ve tasavvurların kalıtsal ve geleneksel konformizmi ile çağdaş dünyanın günlük yaşama monte ettiği gereksemelere göre kültürel standart ve sistem yaratımını karşılaştırarak, kültürel genetiğin kavramsal ve toplumsal bağlamını yeniden ele almak amacını sergilemektedir. Yeni kültürel üretim süreçleri, sanatsal üretimlerin kültürel üretimler ile kapsam ilişkisine potansiyeller ve ideolojilerin epistemolojik gerektirmesi olarak bir dönüşüm yaşamaktadır. Dolayısıyla kültürel genetiğin geleneksel, beşeri, sosyal, inançsal ve eğitsel anlamı ile yeni kapsamları arasındaki farkı betimleme olasılığı ilgi alanımızı oluşturmuştur. Anahtar Sözcükler: Sanat, Sanatta Çağdaşlık, Çağdaş Sanat, Kültür, Kültürel Üretim, Kültürel Tüketim, Kültür Endüstrisi, Ekoloji, Yeni Kültürel Ekolojiler, Konformizm, Estetik.

EstetikKültür sosyolojisiKültürel ekoloji+5
Sedat Özer
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rıza Tevfik'in sübjektivizm anlayışı ve estetik alanına etkisi

Rıza Tevfik Felsefe alanında Sübjektivizm mesleğini kabul etmektedir. Onun sübjektivizm anlayışının etkisiyle Estetik ve Sanat felsefesi ile ilgili yazılarında ortaya koyduğu argüman, varlığın hakikatinin duyu verileriyle bilinemeyeceği fikridir. Rıza Tevfik'e göre hakikat bilgisi ancak insanın şahsî hissiyatlarından doğan, sübjektif bir bilgidir. Tabiat ise sembolik bir yapıdır. Estetik ve Sanat, bu sembolik yapıda hakikat bilgisine erişebilmek kabiliyetine ve bu bilgiyi diğer insanlara aktarabilme kudretine sahiptir. Estetik ilminin unsurları ve sanatların menşei meselelerinin Sübjektivizm doğrultusunda ele alınmasıyla görülmektedir ki, sanatın gayesi şahsi hissiyatın ifade edilmesidir. İfade biçimi olarak estetik bir bilgi türü olarak temellendirilmektedir.

EstetikFelsefeSanat felsefesi+3
Memduh Yasin Özyalvaç
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İslam medeniyetinde bir sembol olarak cami: Günümüzdeki camiler etrafında dini, siyasi ve estetik tartışmalar

İslam medeniyetinde bir sembol olarak cami: Günümüzdeki camiler etrafında dini, siyasi ve estetik tartışmalar isimli bu çalışma; İslam mimari ve toplumsal tarihi açısından taşıdığı önemin yanında küreselleşen dünya ve değişen algılarla bugün tartışmalı bir şekilde ulusal ve uluslararası düzeyde ele alınan camileri incelemektedir. İslam medeniyetinin bir sembolü olarak caminin anlamı nasıl bir değişim göstermiştir? Bu bağlamda günümüzdeki camiler etrafında dini, siyasi ve estetik tartışmalar nelerdir? Sorusu irdelenmektir. İslam medeniyetinde merkezi bir öneme sahip olan cami, hem estetik hem de sosyal önemi açısından klasik ve güncel örnekler ile incelenmekte, medeniyetin değişim ve dönüşüm süreci bu güçlü sembol üzerinden okunmaya çalışılmaktadır. Yakın tarihte İstanbul'da inşa edilmiş; Şakirin Camii, Ataşehir Mimar Sinan Camii, Çamlıca Camii bu çalışmanı ana örneklerini oluştururken toplumsal tartışmalara konu olmuş farklı örnekler olan Köln Merkez Camii ve Roxbury Camii ve Kocatepe Camii de incelenen camiler arasında yer almıştır. Anahtar Kelimeler: İslam Medeniyeti; Sembol; Cami; Estetik; Mimari

CamilerDini mimariDini semboller+5
Hümeyra Doruk Keskin
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de kamusal alan estetiği ve heykel

Bu çalışma, Türkiye'de kamusal alanda yapılan plastik sanat uygulamaları özelinde heykel sanatının kent mekânıyla ilişkisini irdelemektedir. Araştırmanın zeminini ?Kamusal alan? kavramı ve ?Heykel sanatı?nın açık kent mekânıyla kurduğu ilişki, ülkenin içinde bulunduğu siyasi ve sanatsal olguları, fiziksel estetik toplumsal ve ekonomik koşulların içinde kamusal alanda yapılan heykel sanatının kent mekânıyla ilişkisi oluşturur. Kamusal alan kavramı, Türkiye'de XX. yüzyılın son çeyreğinde siyasi alanda ortaya çıksa da daha önceki dönemlere baktığımızda heykel sanatının kamusal açık mekânlarda üç boyutlu bir formla siyasi göstergeye dönüşmüş ve kamusallığı egemen ideolojinin aracı olarak kullandığını söyleyebiliriz. Heykel sanatı, siyasal erkin himayesinde, kamusal açık mekânlarda kendine yer bulmuştur. Genellikle, egemen ideolojinin aracı ve simgesi olarak kamusal alandaki heykel topluma egemen ideolojiyi yaymıştır. Türkiye'de kamuya açık mekânlarda XX. yüzyılın son çeyreğine kadar sergilenen üç boyutlu çalışmalar, daha çok anıt-heykel mantığı çerçevesinde çıkarken modern özgün heykele rastlamak oldukça güçtür.Kamusal alan, toplumsal yaşam ve öznenin varoluş temelinde önemli bir yere sahiptir. Bu anlamda, kamusal kavramının toplumların sosyal, siyasal ve günlük hayatlarını fiziksel ve düşünsel bir platformda meydana getirmesinde ve estetik düzeyini oluşturarak entelektüel bir bilinç ve yaşam kalitesinde belirleyici rol üstlenmektedir. Bu bağlamda kamusal alan ve öznenin ortak bir konsülde birbirine bağlı olarak gelişerek, olgunlaşarak yaşamsal ve özgün bir platform üretebilir.Anahtar Kelimeler: Kamusal Alan, Heykel, Kamusal Alanda Sanat, Türkiye'de Anıt-heykel, Kent Mekânı, Heykel ve Çevre.

EstetikHeykelHeykel sanatı+4
Fahrettin Kuzu
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sanatta ve sı̇yasette sensorium kavramı ve katılımcıya dönüşen ı̇zleyı̇cı̇

Sanat ve siyaset, öznelerin, nesnelerin bağlı oldukları tecrübe alanının şekillendirilmesidir. Siyaset kadar sanat da var olabilmek için gören, duyan, algılayan 'izleyicilere' ihtiyaç duyar. Bu çalışmanın amacı, sanat ve siyaset kavramlarının ortaklığı bazında yaşanan olayları analiz etmektir. Böylece bu ilişkinin yaşamın içindeki farklı formlarını, katılımcıların da katkısıyla yeniden şekillenişini göstermek ister. Bu çalışmada ağırlıklı olarak Jacques Ranciére'in kuramları, özellikle de "sensorium" kavramını şekillendirişi ve estetik düşünce biçimi olarak ele alışı işlenmektedir. Estetik düşünce, sanat ve siyaset ilişkisinin katılımcı izleyici kapsamında algılanışı ve özgül mekan konfigürasyonunda birey ile kolektivitenin yeri tartışılacaktır.

EstetikSanatSensorium+1
Cansu Kuman
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hegel'den Derrida'ya sanatın sonu olgusu

Bu çalışma, Sonlar Meselesinin temelindeki en önemli etken olan tarih anlayışının değişimini, Tarihin Sonu nitelemesiyle Derrida'nın yeni tarih anlayışı üzerinden aktararak, günümüz düşünürlerine meseleyle ilgili yolu açan Hegel'in Mutlak Tini ve Nietzsche'nin 'Üst İnsan'ını dile getirerek başlıyor. Toplumsal alandaki tüm değişimi, Daniel Bell'in İdeolojilerin Sonu anlatımına ve Fukuyama'nın en ideal rejimi ilan edişine değinerek ve Slavoj Zizek'in evrenin sonunu sorgulayışını dile getirerek devam ediyor. Soncu argümanlar ekseninde, dönemin sanattaki yansımalarını 'Sanatın Sonu' adı altında ele alırken, yapısalcıların kurduğu sistematik dizgeyi söküme uğratma çabalarını; Walter Benjamin'in sanat yapıtındaki aura kaybını dile getirişiyle başlatıyor. Ranciere'in 'Temsiliyetten Kopuş'la gelen yeni estetik kaygılarla ilgili düşüncelerini, Roland Barthes'ın sanat yapıtından egemenliğini çeken sanatçısını, Baudrillard'ın gerçekliğin kayboluşunu, simülasyon dünyasını ve 'Sanat Komplosu' tanımlarını, Kuspit'in 'Sanatın Sonu'nu ilan edişini ve son olarak da Arthur Danto'nun 'Sanatın Sonundan Sonra' olarak ifade ettiği gelinen noktada, sanatın ne'liği sorunsalını ele alışını ortaya koyarak meseleyi irdeliyor.

Derrida, JacquesEstetikHegel, Georg Wilhelm Friedrich+3
Esen Öztaş
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sanatta kolektivite ve eylemselliğin estetiği

Bu çalışma sanatın kolektiviteyle ilişkisi bağlamında eylemsel pratiklerin estetik olduğu önermesini ileri sürmektedir. Bu çalışma, önermesini avangard olgusunun sanat-hayat ilişkisi bağlamından hareketle, sanatın bir deneyim yaratma aracı olarak siyasal olduğuna, eylemsel oluşun da siyasal vurgusu yanında kolektif bir deneyim yaratma yoluyla yeni hayat olanakları ortaya koymakla estetik olduğuna dayandırmaktadır. Çalışma özellikle 2000'li yıllarda sıklıkla görülmeye başlanan neoliberal politikalara karşı, kamusal alanı kullanma saikiyle düzenlenen sivil itaatsizlik eylemlerinin, estetik ile ilişkisini kuramsal bir temel üzerine yerleştirmeye odaklanmıştır. Çalışmanın çerçevesini Terry Eagleton, Jacques Ranciére, Gilles Deleuze, Felix Guattari gibi düşünürlerin kuramsal önerileri ve sensorium, rhizome, minörite-majorite ve çokluk gibi kavramları oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kolektivite, Avangard, Eylemsellik, Sensorium, Kamusal Sanat.

Avangard sanatDemokrasiDireniş+7
Gökçe Erel
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beden kullanımı ve performans sanatı

Bu çalışma İlkel Kabilelerin ayinlerinde yapılan danslar temelinde ele alınarak modern zamanlara gelinen süreçte Performans ve Beden Sanatı bağlamında eylemselliğin sanat olduğu görüşünü ileri sürmektedir. Çalışma, geleneksel sanat estetiğine karşı gelerek sanatın avangard önermesiyle hayat sanat sınırını ortadan kaldıran yaklaşımlar ışığında sanatsal pratiklerde bedenin doğrudan malzeme olarak kullanılmasıyla gerçekleştirilen eylemsel odaklı oluşumlara dayanmaktadır. Çalışma sürecince bedenin sahibi kim sorunsalının cevabı aranarak bedenin bir başkaldırı aracı olarak kullanılması yoluyla gerçekleştirilen Performans Sanatının nitelikleri incelenmiştir. Çalışmanın kuramsal çerçevesini Michel Foucault ve Pierre Bourdieu düşünürlerinin biyo-iktidar, panoptikon ve habitus gibi kavramları oluşturmaktadır

BedenBiyoiktidarEstetik+7
Eda Şenkan
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Alımlama estetiği açısından, keşif, haz ve sağaltım ilişkisi

İnsanı ve dünyayı bir bütün olarak kabul eden sanata göre, sanatçı kendi kişiliği ve duygularında bu dünyaya sahip çıkarak eserlerinde onu yeniden şekillendirir ve yaratır. Sanat, sanatçının bilinçaltında yatan, açığa vuramadığı içsel tepkilerinin dışavurulması sonucunda, bu tepkilerin bir somut nesneye dönüşme halidir. Sanatçı, hayata dair meselelerini, maddeye aktararak eserleri üzerinden çözümler. Sanat bu ikili yapısıyla bir yandan maddeler dünyasına bağımlı görülürken diğer taraftan onu aşan ruhsal bir yolculuktur. Sıradan olanın, benlikle anlamlandırılması sonucunda ortaya çıkan sanatın, insanın içindeki duygu karmaşaları, iç çelişkileri ve dürtüleriyle, toplum arasında bağlantı kurma görevi vardır. Sanat eseri, sanatçının yaşam serüveninden yansımaları izleyicisine aktarmaktadır. İzleyici bu serüvenle karşılaştığında bir izlek ortaya çıkarır. Bu izleğin duygusu, onda hangi duygu durumu ile eşleşmişse o şekilde alımlama yapar. Son kertede o duyguyla alımladığı eser bir anlam kazanır ve sağaltım sağlanmış olur. Sanat eserleri estetik beğeninin ötesinde izleyicisi tarafından anlamlandırılıp çözümlendiğinde var olma sürecini yaşar. Her bir eser, estetik alımlamada yeniden inşa edilir. Bu çalışmada alımlama, sanatçı açısından ve eseri alımlayan açısından iki şekilde ele alınmıştır. Sanatçının bir eseri yaratma sürecindeki kendini keşfi ve yarattığı eser ile yaşadığı sağaltım, Antik Yunan'dan itibaren felsefenin, güzelin ne olduğu sorusuna aradığı yanıt üzerinden araştırılmıştır. Eseri alımlayanın eserle yaşadığı duygudaşlık ve eser üzerinden yaşadığı tedavi süreci de sağaltım kavramı ile açıklanmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak, iyileştirici bir güç olarak sanatın incelendiği bu tezde sağaltım kavramından yola çıkarak "alımlama estetiği ile sağaltıma nasıl gidilir" sorusuna yanıt aranmıştır. Anahtar Kelimeler: Alımlama Estetiği, Estetik, Sağaltım, Sanat Terapisi, Sanat

AlımlamaAlımlama estetiğiArıtma+5
Banu Başkaya
Feyziye Schools Foundation Işık University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ekran sanatlarında çirkinin üretimi: American Horror Story- Freak Show "Dot ve Bette" karakterinin analizi

Bu çalışmada çirkinlik kavramı, estetik ve sanat felsefesi bağlamında, gömülü teori yöntemi ile incelenmektedir. İnceleme Brad Falchuk ve Ryan Murphy' nin yazarlığını ve yönetmenliğini yaptığı American Horror Story antoloji serisi 4. Sezon: Freak Show'da yer alan ikiz bedenli Dot ve Bette karakteri üzerinden gerçekleştirilmiştir. Çalışmada amaçlanan çirkinlik kavramının, insanlığın bir topluluk olarak var olduğu tüm dönemlerde, kendi varlığını ve normalliğini doğrulamak için tekrar tekrar başvurduğu, ilgi çekici ve heyecan verici bir kavram olduğunu araştırmak ve ekran sanatlarında üretimini incelemektir. İnceleme sırasında estetik felsefenin kapsamına giren estetik fenomen, estetik duygu ve haz kavramlarının yanı sıra çirkin estetiği bağlamında çirkin kavramından türeyen tuhaf, tekinsiz, grotesk kavramlarına ulaşılmış ve bu kavramların beden, deforme beden, ucube beden ve ikiz beden ile ilişkileri araştırılmıştır. İkiz Beden'in ekran sanatlarındaki izdüşümü: American Horror Story: Freak Show adlı bölümde, yapılan teorik araştırma seçilen vaka üzerinden örneklerle açıklanmıştır. Örnekler teknik yapım incelemeleriyle detaylandırılmıştır. Dot ve Bette; Sarah Paulson'ın oyunculuğunu üstlendiği, kozmetik, efekt, plastik makyaj, bilgisayar destekli efektler ve animatronik efektlerle hayat bulan ikiz bedenli bir ekran karakteridir. 1900'lü yıllarda Amerika'da yaygın bir eğlence olan insan sirklerinde sergilenen ucubelerden esin alarak yazılmıştır. Seçilen vaka insanın kendisini ve normalliğini doğrulama çabasına, çirkinliğin cazibesinin yeniden canlandırılmasına muhteşem bir örnek oluşturmaktadır. Makyaj sanatının günümüzde ulaşılan teknoloji ile zenginleşen teknik altyapısının verdiği imkanlar, oyuncunun sergilediği özgün performans, yönetmenin kullandığı görsel anlatı yaklaşımı, çirkinin senaryodaki konumu ve tüm bu öğelerin bir araya geldiğinde izleyiciye sunduğu sınırsız haz olgusu vaka üzerinde örneklendirilerek detaylı biçimde incelenmiştir. Yapılan inceleme ve araştırma sonucunda fiziksel ve dijital teknolojilerle üretilen çirkinin zamana ve topluma göre değişkenliği tespit edilmiş, geçmişte çirkin olan bir varlığın günümüzde yeniden canlandırılmasının güzel bir kavram olarak haz verici duygular üretebildiği ortaya konmuştur.

EkranEkran estetiğiEkran yönetimi+7
Sezen Can
Feyziye Schools Foundation Işık University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet dönemlerinde estetik eğitimi (1883-1933)

Osmanlı Devleti'nde Batılılaşma ile birlikte sanat, edebiyat ve düşünce akımlarının yakından takip edilmesiyle özellikle edebiyatçıların üzerinde durduğu konuların estetik hakkındaki teorik tartışmalar için hazırlayıcı bir ortam yarattığı görülür. Bu tez çalışması Geç Osmanlı Dönemi'nin modern yükseköğretim kurumlarından Darülfünun ve Sanayi-i Nefise Mektebi'nin kuruluşundan reformasyon dönemine kadar faaliyet gösterdiği 1883 – 1933 yılları arasındaki sürece odaklanmaktadır. Bu okulların programlarında yer alan estetik dersleri ve bu dersleri veren isimler tarafından yapılan estetik konulu çalışmaları inceleyerek estetiğin ders programlarındaki yerini saptamayı ve derslerinin muhtemel içeriği hakkında bir izlenim oluşturmayı amaçlamaktadır.

Cumhuriyet DönemiDers programlarıEstetik+2
Cansu Karamustafa
İstanbul Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Estetik operasyon geçirmiş bireylerde beden algısı ve sosyal kaygı arasındaki ilişki

Çağın getirilerinden biri olan ideal vücut formu ve güzelliğin insanlar üzerinde yeni beden algıları yaratarak, bireyin zihninde beden algısıyla karşılaştırılarak belli bir sonuca ulaşılmaktadır. Bireyin beden algısının nasıl oluştuğunu ve onu nelerin şekillendirdiğini, kaygı ve sosyal kaygının kavramlarının ne oldukları, özellikleri ve çeşitli yaklaşımlarla nasıl tanımlandıkları açıklanmakta, bununla birlikte ilgili çalışmaları da ele alınmaktadır. Beden algılarının sosyal kaygıyla olan ilişkisinin bağlantıları, bireyi nasıl etkilediğini ve hangi durumların içinde bıraktığı gözlemlenirken, sosyal kaygı kavramının da içeriği ve kapsamı anlatılmaktadır. Bireylerin beden algısı ve buna bağlı olarak yaşadıkları sosyal kaygının benzer gelişim süreçleri ve meydana geldikleri dönem sırasındaki belli etmenler ön plana çıkmaktadır. Bu çalışma da ise, estetik cerrahideki gelişmelerin insan hayatında daha ulaşılabilir olması nedeniyle, bozuk beden algısından dolayı sosyal kaygı yaşayan bireylerin arasındaki ilişki incelenmektedir. Yapılan araştırmanın sonucunda vücut algısı ve sosyal görünüşün cinsiyetlere göre incelenmesi sonucunda kadınların ve erkeklerin vücut algıları ve sosyal görünüş kaygıları arasında anlamlı fark olmadığı belirlenmiştir. Rekonstrüksiyon operasyon geçiren bireylerde yükselen vücut algısının ise kaygı ve kaçınma skorlarını azalttığı belirlenmiştir.

Beden imajıEstetikKaygı+1
Bağlan Keskin
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gadamer'in Hermeneutik anlayışına göre bir tiyatro metninin yorumu örnek metin: Arthur Miller – Satıcının Ölümü

Tiyatro insanlığın beraber yarattığı bir sanattır. İnsanlığın geçirdiği her türlü değişimden etkilenmektedir. Bu değişimler tiyatro metinlerine de yansımaktadır. Bazen metin en önemli unsur haline gelmiştir. Bazen fazla önemsenmemiştir. Ancak ne olursa olsun değerinden hiçbir şey kaybetmemektedir. Çünkü tiyatro metinleri birer sanat eseridir. Bu sanat eserleri her okunduğunda, her sahnelendiğinde, her izlendiğinde yeni bir anlama ortaya çıkmaktadır. Bu anlamayı nitelikli hale getirmek için de bazı anlama ve yorumlama öğretilerinden yardım alınmaktadır. Hermeneutik de bu anlama ve yorumlama öğretilerinden biridir. İsmini Antik Yunan mitolojisindeki tanrı Hermes'ten almıştır. Hermes'in en önemli görevi tanrıların buyruklarını insanlara iletmektir. Buyrukları iletirken de anlaşılması için yorumlamaktadır. Bu yüzden tanrısal metinleri yorumlama etkinliğine hermeneutik denmiştir. Hermeneutiğin ismi aynı kalsa da uygulama alanları zaman içinde bazı değişimler geçirmiştir. 20. Yüzyıla gelindiğinde de Gadamer tarafından temel bir felsefe disiplini haline getirilmiştir. Bugünkü anlamı çıkış noktasındaki anlamına göre çok daha gelişmiştir. Bugün, insanın eylemlerinin, sözlerinin, yarattığı ürünlerin, kurumların anlamını kavrama ve yorumlama öğretisi olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmada da Gadamer'in hermeneutik anlayışından yola çıkılarak bir tiyatro metninin nasıl yorumlanabileceği gösterilmeye çalışılmıştır. Arthur Miller'ın Satıcının Ölümü isimli tiyatro metni örnek metin olarak alınmıştır. Satıcının Ölümü, modern bir tragedya olarak görülen bir sanat eseridir. Aynı zamanda da estetik bir objedir. Hermeneutik de bu nitelikleri göz önünde bulundurarak metni yorumlamaya çalışmaktadır. Bu bilgilerin ışığında ilk olarak bu tezde estetik öğretisinden kısaca bahsedilmiştir. Daha sonra hermeneutiğin tanımı ve geçirdiği değişimler anlatılmıştır. Özellikle Gadamer'in hermeneutik anlayışı üzerinde durulmuştur. Yoruma geçmeden önce Arthur Miller'ın dahil olduğu Amerikan tiyatrosuna değinilmiştir. Daha sonra, metin modern bir tragedya olduğu için tragedya kavramına dair bazı bilgiler verilmiştir. En son Satıcının Ölümü yorumlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Hermeneutik, Gadamer, Arthur Miller, Satıcının Ölümü, Estetik, Tragedya

Amerikan tiyatrosuEstetikGadamer, Hans Georg+4
Pelin Oruç
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

21. yüzyılda Türkiye'de mücevhere yönelik reklam fotoğraflarının teknik ve estetik açıdan incelenmesi

Takı geçmiş çağlardan itibaren halk arasında değer verilen ve kendisinden sağ-lık, güç, kötülüklerden korunma, güzellik vb. vermesi beklenen bir eşya olmuştur. Takıların üretimi ve sergilenmesi çağlar içinde gelişme göstermiştir. Günümüzde bir takı yapımında bir çok değerli ya da az değerli metal ve taşlar kullanılmaktadır. Takı halk arasında insanların kendilerine özendiklerini ya da değer verdiklerini gösteren sembolik bir değere de sahiptir. Özellikle değerli taş ve madenlerden üretilmiş takıla-rın halen bir meta olarak büyük değerleri bulunmaktadır. Takı ürünlerinin bu yaygın kullanımına paralel olarak ve resim ve fotoğrafın gelişmesi ile birlikte bu ürünlerin halk arasında resimlerinin ya da fotoğrafların da yayılması söz konusudur. Bu resim ve fotoğraflar takı ürünlerine yönelik ilgiyi artırmakta ve onları reklam faydası bekle-nen görsel bir materyale dönüştürmektedir. Bu eserde dünya tarihindeki önemli me-deniyetlerin ve daha sonra modern dönem Avrupa ve Türkiye'sine ait bir çok esere ait resim ve reklam fotoğraflar ele alınmış ve teknik ve estetik açılardan incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Takı, Ürün Fotoğrafı, Reklam, Fotoğraf.

21. yüzyılEstetikFotoğraf+4
Serkan Özer Ayyıldız
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bertolt Brehct'in Antigone, Jeanne D'arc ve Coriolanus uyarlamalarının Frankfurt Okulu'nun estetik anlayışı açısından incelenmesi

Bu çalışma, BertoltBrecht'inAntigone, Coriolanusve Jan Dark uyarlamalarını Frankfurt Okulu estetik anlayışı açısından incelenmesini konu almaktadır. Ele alınacak eserlerin savaş teması üzerine kurulu olmaları ve modern edebiyat öncesi dönemlerden günümüze aktarılmış öyküleri esas almaları gibi bazı ortak yanları bulunmaktadır. Bununla birlikte seçilen eserler, Brecht'ten önce başka yazarlarca da kaleme alınmış olduğundan, yazarın uyarlamalarının Sophokles, Shakespeare ve Bernard Shaw gibi yazarların yapıtlarından hangi açılardan farklılık gösterdiğine de değinilecektir. Söz konusu farklılıkların nasıl bir amaç ve estetik görüşün ürünü olduğu da ortaya konacaktır. Çalışmanın temel amacı, Brecht'in ideolojik tavrını eserlerini temeline oturtma çabasının estetik düzlemde bir erozyona sebep olup olmadığının ortaya konmasıdır. Böyle bir kanıya ulaşabilmek içinse, incelemelerin sağlam teorik temellere dayandırılması gerekmektedir. Teorik temellerin oluşturulabilmesi adına, ilk bölümde, Frankfurt Okulu ve bu okulda öne çıkan iki estetik anlayış -avangartçı estetik ve Brecht'in diyalektik estetiği- üzerinde durulacak, Brecht'in bakış açısının sahnede vücut bulduğu BerlinerEnsemble kısaca tanıtılacaktır. İkinci kısımda sırasıyla Antigone, Coriolanus ve Jan Dark uyarlamaları iki zıt estetik görüş bağlamında değerlendirilmeye çalışılacaktır. Bu değerlendirmelerin daha sağlıklı olması adına, eserlerin orijinal öyküleri özetlenecek, BertoltBrecht'in uyarlamalarının ana öykü ve yazardan önce bu eserleri kaleme almış yazarların (Sophokles, Shakespeare ve Bernard Shaw) metinlerine kıyasla gösterdiği farklılıklar üzerinde durulacaktır. Bu tür değişiklikler, yazarın estetik ve ideolojik yaklaşımını kendinden önceki yazarların metinlerine nasıl uyguladığını göstermeleri açısından son derece önemlidir. Son kısımda ise, tüm incelemeler ışığında, yazarın uyarlamalarında estetik düzlem açısından herhangi bir daralma ya da erozyonun söz konusu olup olmadığı tartışılacak, bu konuda görüşlerini bildiren bazı araştırmacıların argümanlarına kısaca değinilecektir. Tezin yazıldığı dönemde, çalışmada konu alınan iki eserin, Coriolanve Saitnt Of TheJoan Dark of Stockyards'ın Türkçe çevirilerinin henüz yayımlanmamış olduğundan metinlerin İngilizce versiyonları esas alınmış, bu nedenle bazı kısımlarda doğrudan alıntılar bu dilde kullanılmıştır. Bu tercihin nedeni, çeviride yapılacak çok küçük bir hatanın dahi çıkarımların desteklenmesini engelleyebileceğidir.

Brecht, BertoltEstetikEstetik duyarlılık+5
Raci Durak
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Adalet Ağaoğlu'nun öykülerinde estetik ve ideoloji

Estetik, yaratıcı bilincin dünyayı ve toplumsal gerçekliği öznel edimler neticesinde biçimlendirme ve dönüştürme sürecidir. Tarihsel çizgi içerisinde güzel ideası üzerine düşünme edimi veya duygusal bir bilgi alanı olarak değerlendirilen estetik, birey figürünün ve toplumsal yapının değişmesi ile birlikte, sosyal ilişkilerin ve anlamlandırma pratiklerinin merkezi unsuru olan ideoloji nosyonu ile paylaşımlı bir ilişki içerisine girer. Özellikle, sınıflar arası toplumsal hareketliliğin dinamik bir yoğunluk kazandığı süreçte estetik; ideoloji olgusunu, eleştirel bir referans noktası olarak daha yoğun bir biçimde kendi özerk yapısına dahil eder. Edebi yaratım süreci içerisinde estetik, ideoloji ile olan ilişkisini metin olgusu üzerinden kurar. Metin, anlatı estetiğinin kompozisyonel düzenini ve bütünlüğünü sağlayan temel unsurdur. Adalet Ağaoğlu, Türk edebiyatında toplumsal gerçekliği ve ideolojik içerikleri, estetik bir dikkatle dönüştüren ve yeniden biçimlendiren önemli yazarlardandır. Ağaoğlu'nun öykü kitapları, estetik ve ideolojinin paylaşımlı ilişkisinin metinsel bir yapıda tezahür ettiği önemli türsel oluşumlardır. Tez çalışmasının amacı, Ağaoğlu'nun öykülerinde estetik ve ideolojinin kompozisyonel bütünlük içerisinde edindiği metinsel ilişkileri "kurgu, yapı ve teknik" açısından incelemektir. Ağaoğlu'nun Yüksek Gerilim, Sessizliğin İlk Sesi, Hadi Gidelim, Hayatı Savunma Biçimleri, Düşme Korkusu adlı öykü kitapları; kurgu başlığı içerisinde yer alan, karakter retoriği, semptom/ideolojik düzlem, ortam/mikrokozmos, anlatı temposu; yapı başlığı içerisinde yer alan, diyalektik imge, söylem tasarımı, yazar imgesi; teknik başlığı içerisinde yer alan, perspektif/bilinç merkezleri, simgesel dolayım, dışavurumsal tonlama kavramları çerçevesinde ele alınacaktır.

Ağaoğlu, AdaletEstetikHikaye+2
Hüseyin Soylu
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00

İlgili konular