Marital satisfaction

138 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Üniversite mezunu bireylerin evlilik doyumu ve cinsellik olgusuna bakışları

Bu araştırmanın temel amacı üniversite mezunu evli bireylerin evlilik doyumlarının çeşitli değişkenlere göre incelenmesi ve cinsellik olgusuna ilişkin algılarının metafor analizi yoluyla incelenmesidir. Araştırmada karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Öncelikle amaçsal örnekleme yöntemi ile ve nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli bağlamında nicel veriler toplanmış ardından amaçlı örnekleme yöntemi ile ve nitel araştırma yöntemlerinden metafor analizi yoluyla nitel veriler toplanmıştır. Bu karma yöntem araştırması literatürde "açıklayıcı ardışık desen" olarak adlandırılmaktadır. Araştırmanın nicel örneklemini 208 kadın 75 erkek olmak üzere toplam 283 evli birey oluşturmaktadır. Nitel örneklemi ise nicel veri toplama sürecine de katılmış ve nitel aşamaya da katılmaya gönüllü olan ayrıca araştırma amacına uygun 45'i kadın 30'u, erkek olmak üzere toplam 75 kişiden oluşmaktadır. Nicel veri toplama aracı olarak Çelik ve Yazgan İnanç (2009)'ın geliştirmiş oldukları "Evlilik Doyumu Ölçeği" kullanılmıştır. Nitel veri toplama aracı olarak ise katılımcıların cinsellik kavramına ilişkin sahip oldukları zihinsel imgeleri (metaforları) belirlemek için "cinsellik…… gibidir; çünkü ………" cümlesini tamamlamaları istenmiştir. Araştırmada elde edilen nicel bulgulara göre, üniversite mezunu evli bireylerin evlilik doyumlarının cinsiyet, yaş, evlilik yaşı, çocuk sahibi olup olmama ve gelir düzeyi değişkenlerine göre anlamlı düzeyde değiştiği görülmüştür. Cinsiyete göre bakıldığında, evlilik doyum ölçeği alt boyutlarından cinsel doyumun erkeklerde kadınlara göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Yaş değişkeni için ise, 35-39 yaş arasındaki bireylerin evlilik doyumu aile alt boyut puanlarının diğer yaşlarda olanlardan daha yüksek olduğu saptanmıştır. Evlilik yaşına dair sonuçlar ise, 25-29 yaş arasında evlenmiş olan kişilerin evlilik doyumu ölçeği cinsellik alt boyut puanlarının görece geç yaşlarda evlenmiş olanlardan daha yüksek olduğunu göstermektedir. Çocuk sahibi olmayan evli bireylerin evlilik doyumu cinsellik alt boyut puanlarının çocuk sahibi olanlardan daha yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Son olarak yüksek gelir düzeyine sahip bireylerin cinselliğe dair doyum puanlarının orta gelir düzeyinde olanlardan daha yüksek olduğu görülmüştür. Diğer yandan evlilik süresi ve eğitim düzeyi değişkenlerine göre herhangi anlamlı bir farklılığa ulaşılmamıştır. Nitel kısımda yürütülen metafor analizi sonuçlarına göre ise; katılımcıların cinsellik kavramına ilişkin toplam 75 adet ve 54 farklı geçerli metafor ürettikleri görülmüştür. Bu metaforlar ortak özellikleri bakımından 4 farklı kavramsal kategori (yiyecek-içecek olarak, bir eylem olarak, soyut bir kavram olarak, bir kavram/nesne olarak) altında toplanmıştır. Metaforların geliştiren katılımcı bağlamında yapılan incelemesinde; erkeklerin cinselliğe dair geliştirdikleri metaforların kadınların geliştirdikleri metaforlardan daha fazla olumlu içeriğe sahip oldukları, yine evlilik yaşı daha düşük olanların da diğer katılımcılardan farklı olarak metaforlarına çoğunlukla pozitif anlam yüklenmiş oldukları belirlenmiştir. Yine gelir düzeyi yüksek olan kişilerin cinselliğe dair geliştirdikleri metaforların orta gelirde olanlardan daha olumlu olduğu görülmektedir. Son olarak çocuk sahibi olmayan bireylerin cinselliğe ilişkin algılarının çocuk sahibi olanlardan daha olumlu olduğu görülmüştür. Elde edilen nicel ve nitel bulgular bir arada benzer çalışmalar bağlamında tartışılarak çeşitli öneriler getirilmiştir. Tüm nitel bulguların nicel bulgularla tutarlı ve onları açıklayıcı nitelikte olduğu ileri sürülebilir. Ayrıca buna benzer başka çalışmaların daha geniş ve farklı yapıları da yansıtan örneklemler ile yeniden yapılmasının alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

CinsellikEvlilikEvlilik doyumu+4
Özgür Yıldız
İstanbul Aydın University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Çatalca'da yaşayan evli bireylerin bağlanma stilleri, romantik kıskançlık düzeyi ve evlilik doyumu arasındaki ilişki

Bu araştırmada Çatalca'da yaşayan evli bireylerin bağlanma biçimleri, kıskançlık düzeyleri, evlilik doyumları arasında anlamlı düzeyde bir ilişki olup olmadığı ve bu değişkenlerin cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, evlilik süresi, evlenme biçimi ve çocuk sayısı açısından farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın örneklemi 200 kişiden oluşmaktadır (104 kadın- 96 erkek). Araştırma betimsel bir çalışma olup; örneklemi ise kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemine göre seçilmiştir. Katılımcılara araştırmacı tarafından hazırlanmış olan Kişisel Bilgi Formu (KBF) verilmiştir. Katılımcıların bağlanma biçimini ölçebilmek için 1998'de Brennan, Clark ve Shaver tarafından geliştirilen 'Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri II (YİYE II)' kullanılmıştır. Romantik kıskançlık düzeyini ölçmek için de Pines ve Arenson tarafından 1983'te geliştirilmiş olan 'Romantik Kıskançlık Ölçeği' kullanılmıştır. Araştırmada evlilik doyumu ise 2006 yılında Çelik tarafından geliştirilmiş olan 'Evlilik Doyumu Ölçeği (EDÖ)' ölçülmüştür. Verilerin analiz edilmesinde betimleyici istatistikler, Spearman Korelasyon Analizi, Mann-Whitney U analizi, Kruskal-Wallis H testi ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmadan sonuçları bağlanma stiline göre evlilik doyumu ve kıskançlık düzeyinin değiştiğini göstermektedir. Demografik değişkenlerden, maddi durum ve eşin eğitim durumunun evlilik doyumu ve bağlanma stili üzende etkisinden söz edilebilmektedir. Regresyon analizleri sonuçları ise evlilikten alınan doyumun yordayıcılarının kaçıngan bağlanma ve maddi durum olduğunu söyler iken; kıskançlık tetikleyicilerinin yordayıcıları ise kaçıngan bağlanma ve evlilik doyumu olduğu sonucu elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bağlanma Stilleri, Romantik Kıskançlık, Evlilik Doyumu.

BağlanmaBağlanma stilleriEvli çiftler+6
Büşra Girgin
İstanbul Aydın University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul 112 acil sağlık hizmetleri çalışanlarının mesleki tükenmişlik düzeyleri, algılanan stres düzeyi ve stresle başa çıkma stillerinin evlilik doyumunu yordama gücü

Bu araştırmanın amacı, İstanbul 112 acil sağlık hizmetleri çalışanlarının mesleki tükenmişlik düzeyleri, algılanan stres ve stresle başa çıkma stratejilerinin evlilik doyumunu yordama gücünü incelemektir. Ayrıca çalışmada cinsiyet, yaş, evlilik süresi, çocuk sayısı, evde eş ve çocuklarla birlikte yaşayan aile büyüğünün varlığı, mesleki unvan, eş çalışma durumu, 112 acil sağlık hizmetlerinde çalışma süresi, çalışılan birim, haftalık çalışma saati ve aylık gelir gibi değişkenlerin 112 acil sağlık hizmetleri çalışanlarının evlilik doyumunu nasıl etkilediğini ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi İstanbul 112 acil sağlık hizmetleri komuta kontrol merkezi, acil sağlık hizmetleri istasyonları ve ulusal medikal kurtarma ekibinde çalışan ve randomize olarak seçilen 410 acil sağlık hizmetleri çalışanından oluşmaktadır. Araştırmanın uygulama aşamasında bilgilendirme onam formu ve demografik bilgi formu ile birlikte çalışanlara uygulanan ölçekler bir paket halinde verilmiştir. İstanbul 112 acil sağlık hizmetleri çalışanlarına "mesleki tükenmişlik ölçeği kısa formu" "algılanan stres ölçeği" "başa çıkma stratejileri ölçeği kısa formu" ve çalışanların evlilik ilişkisinden sağlanan genel doyum düzeylerini ölçmek amacıyla da "evlilik yaşamı ölçeği" uygulanmıştır. Veriler; benferroni testi, t testi, games-howel testi, kruskal wallis testi, spearman korelasyon testi ve ANOVA ile analiz edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular sonucunda; İstanbul 112 acil sağlık hizmetleri çalışanlarının mesleki tükenmişlik düzeylerinin, algılanan stres ve stresle başa çıkma stratejilerinin evlilik doyumu ve evlilik yaşamı üzerindeki etkileri anlamlı bulunmuştur. Çalışmaya katılan acil sağlık hizmetleri çalışanlarının mesleki tükenmişlikleri ve evlilik doyumları arasında negatif yönde bir ilişkinin olduğu bulunmuştur. Yine algılan stres düzeyi ile evlilik doyumu arasında da ters yönde bir ilişkinin olduğu bulunmuş olup, stresle başa çıkma stratejileri ve evlilik doyumu arasında ise pozitif yönde bir ilişki tespit edilmiştir. İstanbul 112 acil sağlık hizmetleri çalışanlarının evlilik doyumu düzeylerinin cinsiyet, çocuk sayısı, evde eş ve çocuklarla birlikte yaşayan aile büyüğünün varlığı ve aylık gelir düzeyi açısından anlamlı farklılıklar göstermediği ancak; yaş, evlilik süresi, mesleki unvan, eş çalışma durumu, 112 acil sağlık hizmetlerinde çalışma süresi, çalışılan birim ve haftalık çalışma saati açısından anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: 112 Acil Sağlık Hizmetleri, Acil Sağlık Çalışanları, Mesleki Tükenmişlik, Algılanan Stres, Stresle Başa Çıkma, Evlilik Doyumu.

Acil servisEvlilikEvlilik doyumu+6
Çiğdem Urgancı
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerde bağlanma stilleri ve bilişsel esnekliğin ilişki doyumuna etkisi

Bu çalışmanın amacı, evli bireylerde bağlanma stilleriyle bilişsel esnekliğin ilişki doyumuna etkisinin incelenmesidir. Bu bağlamda öncelikli olarak evlilik kurumundan hareketle, bağlanma stilleri, daha sonraki bölümlerde ise bilişsel esneklik ve evlilikte ilişki doyumu konuları değerlendirilmiştir. Araştırmanın örneklemini ise, İstanbul ilinde yer alan 140 evli birey meydana getirmektedir. Araştırmada ölçme aracı olarak "Yakın İlişkilerde Yaşantılar II Envanteri", "Bilişsel Esneklik Envanteri", "Evlilik Yaşam Ölçeği" ve araştırıcının oluşturduğu "Demografik Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak da anket kullanılmıştır. Araştırmanın veri analizinde SPSS 23 programı kullanılmıştır. Ölçeklerin güvenilirliğini test etmek için Cronbach's Alpha katsayısı kullanılmıştır. Ayrıca, ölçeklerin ilişkisini incelemek amacıyla Pearson Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Gerekli görülen geçerlik ve güvenirlik analizlerine tabi tutulmuştur. Geçerlilik için yapı geçerliliği olan açımlayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Yanılma düzeyi (alfa değeri) % 95 olarak alınmıştır. Dolayısıyla olasılık (p) değerinin 0,05 ve daha küçük olduğu durumlar istatistiki olarak kabul edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, bireylerin olumlu bilişsel değerlendirmeleri, ilişki doyumunda önemli rol oynamaktadır. Güvenli bağlanma stiline sahip bireylerin, ilişki doyumunda beklenildiği gibi olumlu yönde ilişki bulunmuştur. Ayrıca, evlilik doyum düzeylerinin cinsiyet ve evlenme durumu açısından da anlamlı farklılık gösterdiği görülmüştür. Bulgulara göre, erkeklerin bilişsel yönden daha esnek oldukları ve olayları olumlu değerlendirebildikleri görülmüştür. Aile ortamında yetişkinlerin iyi olma durumları üzerinde olumlu etkisi olan bilişsel esneklik, bireylerin sağlıklı yaşam stilleri geliştirmelerinde önemli rol oynamaktadır. Araştırmadan elde edilen bulgular ışığında araştırmada bulunan sonuçlar tartışılmış ve gelecek araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Evlilik, Bağlanma, Bilişsel esneklik, Evlilik doyumu,

BağlanmaBağlanma stilleriBilişsel esneklik+4
İpek Toksöz
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerde evlilik doyumunu yordayan değişkenlerin incelenmesi

Birey ve toplum ilişkisi birbirini tamamlayan temel dinamiklerdendir. Sağlıklı bir toplumun olması içinde bireylerin kendi cinsiyetinin farkındalığını bilen, kendisini yetiştirmiş bireylerle sağlıklı bir etkileşim ve iletişim içinde olan bireylerden teşekkül etmesi önemlidir. Toplumun sağlıklı bir işleyiş içinde olması içinde barındırdığı en küçük toplum biri olan aile ilişkilerinin sağlam bir yapı üzerine kurulması büyük önem arz eder. Günümüzde boşanma oranlarının son yıllarda artmış olması bu evlilik temelli aile ilişkilerini gözden geçirmeyi lüzumlu hale getirmiştir. Çünkü aile toplumun en küçük yapı taşı olup diğer bütün sosyal kurumlarla ilişki içindedir. Evlilik ilişkilerinde olan doyumsuzluk ya da uyumu etkileyen birçok neden bireyin mutsuzluğu ve toplumsal yapının bozulmasına neden olabilmektedir. Evli bireylerin evlilik doyumunu etkileyen birçok değişkenin olduğunu belirten çalışmalar bulunmaktadır. Bu çalışmalardaki değişkenler bireyi doğrudan etkileyen değişkenler olan bağlanma örüntüleri, cinsel doyum, toplumsal cinsiyet rolleri, içinde bulunulan cinsiyetten memnuniyet, evli bireylerin kişilik özellikleri, fiziksel, psikolojik ve psikiyatrik rahatsızlıkları, dünyaya bakış açıları, dini, kültürel ve bireysel farklılıkların yanında eşleri ile etkileşimi noktasında dolaylı etkileyen değişkenlerde bulunmaktadır. Bu değişkenlerde yaşanan yerin sosyal yaşantıya etkisi, çocuk sayısı ve çocuk sahibi olma durumu, gelir ve eğitim düzeyi, eşlerin meslekleri, evliliğin ilk ya da sonraki evlilikler olması, evlilik süresi, evlilik biçimi, eşle arada olan yaş farkı gibi değişkenlerdir. Bizlerde bu çalışmamızda özellikle bağlanma stillerinin, toplumsal cinsiyet rollerini benimseme durumunun, cinsel yaşamlarında yaşadıkları doyumun, cinsiyetin, evlenme biçiminin, çocuk sahibi olmalarının, evliliğe bakış açılarının ve evlilikte eşitlik ve paylaşımın evlilik doyumu üzerinde etkisi olup olmadığına bakılacaktır. Bu sayede güvensiz bağlanma, geleneksel toplumsal roller, evlilikte yaşanan olumsuz davranış örüntüleri ve cinsel yaşam sorunlarının evlilik doyumunu etkileyeceği hipotezinden yola çıkarak ortaya konulacak araştırma sonuçlarıyla, evlilik ilişkilerinde yaşanan sorunların ve bunun yarattığı bireyin psikolojik ve sosyal yaşantısına yönelik olumsuz durumların iyileştirilmesine dair çalışmalara olanak sağlanabilmesi hedeflenmektedir. Araştırmamız 18-65 yaş aralığındaki en az ilkokul mezunu olup cinsiyet açısından eşitlenmiş ve İstanbul ilinde yaşayan evli bireylerle çalışılmıştır. Tesadüfi örnekleme yoluyla katılımcılar belirlenip bu bireylerin her toplumsal kesitten olmasına dikkat edilmiştir. Belirlenen katılımcılarımıza sosyo-demoğrafik form ve ölçekler dağıtılıp, aydınlatılmış onamları alındıktan sonra gönüllü olarak çalışmamıza katılıp bize yardımcı olmaları sağlanmıştır. Çalışmamız da araştırmaya katılan bireylerle alakalı en dikkat çekici nokta bazı katılımcıların cinsellikle ilgili soruların cevaplamak istememeleri hususuydu. Bize göre bu soruların cevaplanmak istememesinin nedeni cinsellikle ilgili tabuların hala aşılamadığının göstergesidir. Bu çalışmalar doğrultusunda literatür araştırılmış çalışmamızı destekleyen ya da desteklemeyen yönler taranıp çalışmamız nihayetlendirilmiştir.

BağlanmaBağlanma stilleriCinsel doyum+5
İrem Bedir
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerde kişilik özelliklerinin evlilik uyumu ve evlilik doyumu üzerine etkisi

Kişilik özellikleri, evlilik hayatları boyunca bireylerin etkilendikleri ve evlilik yaşamlarına yön veren kavramlardır. Bu araştırma literatür tarama yöntemiyle evli bireylerde kişilik özellikleri ile evlilik uyumu ve evlilik doyumunun ilişkisini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmanın verileri 125 evli kadın ve 125 evli erkek olmak üzere toplam 250 evli bireyden elde edilmiştir. Araştırmada bireylerin evlilik uyumları Locke ve Wallace (1959) tarafından geliştirilen Evlilik Uyumu Ölçeği kullanılarak belirlenmiştir. Bireylerin evlilik doyumları; Çelik ve Yazgan-İnanç (2009) tarafından hazırlanan Evlilik Doyumu Ölçeği kullanılarak belirlenmiştir. Evli bireylerin kişilik özelliklerini değerlendirebilmek için Bacanlı ve arkadaşları (2009) tarafından geliştirilen Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi kullanılmıştır. Araştırmada bireylerin kişisel özellikleri 13 sorudan oluşan Kişisel Bilgi Formu kullanılarak saptanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular değerlendirildiğinde, evlilik uyumu beş faktör kişilik özelliklerinden nevrotizm ile negatif yönde anlamlı ilişkiye sahiptir. Diğer taraftan, evlilik uyumu deneyime açıklık ve yumuşak başlılık ile pozitif yönde anlamlı ilişkiye sahiptir. Evlilik doyumu ile beş faktör kişilik özellikleri arasındaki ilişkiler incelendiğinde; evlilik doyumu ile nevrotizm arasında negatif yönde anlamlı ilişki görülmüştür. Diğer taraftan, evlilik doyumu yumuşak başlılık ile pozitif yönde anlamlı ilişkiye sahiptir. Anahtar kelimeler: Kişilik özellikleri, evlilik uyumu, evlilik doyumu

Evli çiftlerEvlilikEvlilik doyumu+3
Ahsen Tuzcu
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerin evlilik uyumu ve evlilik doyumu düzeylerinin aşk düzeyi açısından incelenmesi

Bu araştırmada, evli bireylerin evlilik uyumu, evlilik doyumu ve yaşam doyumu düzeylerinin aşk düzeyi ile ilişkilerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Aşk düzeyi kavramlaştırılması Sternberg'in Üçgen Aşk Kuramı kapsamında yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini yaşları 21-75 arasında değişen 153'ü kadın, 87'si erkek olmak üzere toplamda 240 evli birey oluşturmaktadır. Aşk düzeyini ölçümlemek için "Sternberg Üçgen Aşk Ölçeği", evlilik uyumunu belirlemek için "Evlilikte Uyum Ölçeği", evlilik doyumunu belirlemek için "Evlilik Yaşam Ölçeği" ve yaşam doyumunu belirlemek için "Yaşam Doyumu Ölçeği" uygulanmıştır. Ayrıca araştırmada kullanılan sosyodemografik ve ilişkisel değişkenleri belirlemek amacıyla, araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen verilerin, katılımcıların demografik özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğini saptamak amacıyla bağımsız t-testi ve tek yönlü ANOVA testi uygulanmıştır. Ölçüm yapılan değişkenler arasındaki ilişkileri saptamak amacıyla ise Pearson korelasyon analizi, basit regresyon analizi ve hiyerarşik regresyon analizi uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizi sonucunda evli bireylerin, evlilik uyumu, evlilik doyumu ve yaşam doyumu düzeylerinin, aşk düzeyi ile pozitif yönde ilişkili olduğu saptanmıştır. Ayrıca evli bireylerin; araştırma değişkenleri düzeylerinin, eşleri ile yaş farkı, eşler arası eğitim düzeyi farkı, evlilik öncesi flört süresi, çocuk sayısı ve evlilik tanımı (aşk evliliği/mantık evliliği) açısından karşılaştırıldığında, anlamlı farklılıklar olduğu saptanmıştır. Araştırma değişkenlerinin; cinsiyet, gelir düzeyi ve çalışma açısından karşılaştırıldığında anlamlı farklılıklar tespit edilememiştir. Tüm bulgular ilgili literatür çerçevesinde tartışılmıştır.

AşkDoyum düzeyiEvli çiftler+4
Gönül Öztürk
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Romantik kıskançlığın, bağlanma stilleri, benlik saygısı, kişilik özellikleri ve evlilik doyumu açısından yordanması

ÖZETROMANTİK KISKANÇLIĞIN, BAĞLANMA STİLLERİ, BENLİK SAYGISI, KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ VE EVLİLİK DOYUMU AÇISINDAN YORDANMASIMuharrem ÇAPKINYüksek Lisans Tezi, Psikoloji Anabilim DalıDanışman: Yrd. Doç. Dr. Ferzan CURUNAğustos, 2012 - 69 sayfaBu çalışmanın amacı evli kişilerin kıskançlık düzeyleri ile benlik saygısı, kişilik özellikleri, bağlanma stilleri ve evlilik doyumları arasındaki ilişkileri incelemektir. Bu amaçları incelemek için 99 katılımcı, Demografik Bilgi Formu, Çok Boyutlu Kıskançlık Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Anketi, Beş Faktör Kişilik Envanteri Kısa Formu ve Evlilik Yaşam Ölçeği doldurmuşlardır.Söz konusu ilişkiyi incelemek için öncelikle tüm değişkenler arasındaki korelasyonlara bakılmıştır. Yapılan Pearson korelasyon analizleri sonucunda, bağlanma stillerinde kaygı alt boyutu ile kıskançlık bilişsel alt boyutu arasında olumlu ve anlamlı ilişkiler bulunurken, diğer değişkenler arasında anlamlı ilişkiler bulunamamıştır.İkinci olarak kıskançlığı yordanması açısından tüm katılımcılar için kişilik özelliklerinden deneyime açıklık alt boyutu ile kıskançlık duygusal alt boyutu arasındaki pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Buna göre deneyime açıklık alt boyutu puanı arttıkça kıskançlık duygusal alt boyutu puanı da artmaktadır.Cinsiyete göre bakıldığında ise; erkek katılımcıların kıskançlık bilişsel boyutu ile bağlanmanın kaygı boyutu ve kişilik özelliklerinde sorumluluk arasında istatiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. Kadın katılımcılarda ise, kişilik özelliklerinden dışa dönüklük alt boyutu bilişsel kıskançlığı yordamıştır.Kıskançlığın duygusal boyutuna göre bakıldığında ise; kadın katılımcıların duygusal kıskançlık düzeyi ile kişilik özelliklerinden deneyime açıklık ve dışa dönüklük alt boyutları ile istatiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. Kıskançlıkla diğer değişkenler ve altboyutlar arasında hiçbir anlamlı yordayıcı bulunmamıştır.Araştırmadan elde edilen sonuçlar, konu ile ilgili kuramsal yaklaşımlar, yurt içi ve yurt dışında yapılan çalışmalar temelinde tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Romantik Kıskançlık, Benlik Saygısı, Bağlanma Stilleri, Kişilik Özellikleri, Evlilik Doyumu.

Bağlanma stilleriBenlik saygısıEvlilik+5
Muharrem Çapkın
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Eşlerde ilişki doyumunun belirleyicileri olarak yaşam pozisyonları ve temel psikolojik ihtiyaçlar

Bu araştırmanın temel amacı, yaşam pozisyonlarının ve temel psikolojik ihtiyaçların eşlerde ilişki doyumunun belirleyicileri olup olmadığını incelemektir. Bu amaç doğrultusunda hem kadının hem erkeğin yaşam pozisyonları ve temel psikolojik ihtiyaçlar ile olan ilişkisi araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemini İstanbul'da yaşayan toplamda 400 kişiden oluşan 200 kadın ve 200 erkeğin oluşturduğu evli çiftler oluşturmaktadır. Araştırmada İlişki Doyumu Ölçeği, Yaşam Pozisyonları Ölçeği, Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği, ayrıca hazırlanmış olunan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Çalışmada verilerin analizi için 'Hiyerarşik Regresyon Analizi' tekniği uygulanmıştır. Çalışmanın sonucunda, temel psikolojik ihtiyaçların, alt boyutları (özerklik, yeterlilik, ilişki) kadınlara göre incelendiğinde, kadınların 'yeterlik ve ilişki' düzeyi yükseldikçe erkeklerin ilişki doyumunun anlamlı ve yüksek olduğu bulunmuştur. Erkeklere göre incelendiğinde 'özerklik' ve 'ilişki' boyutunun anlamlı olduğu ve kadınların ilişki doyumunun yüksek olduğu görülmektedir. Kadınların ilişki doyumunda yaşam pozisyonları belirleyiciyken, erkeklerin ilişki doyumunda yaşam pozisyonlarının belirleyici olmadığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: İlişki Doyumu, Yaşam Pozisyonları, Temel Psikolojik İhtiyaçlar.

EvlilikEvlilik doyumuEvlilik ilişkisi+5
Merve Karamehmetoğlu Çemberci
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin aile aidiyeti, evlilik beklentileri ve evlilik tutumları arasındaki ilişki

Bireylerin psikolojik, sosyal ve fizyolojik gelişimlerinin başladığı ilk yer ailesidir. İnsanların hayattaki en önemli hedeflerinden birisi de mutlu bir evlilik hayatı geçirmektir. Aslında sağlıklı bireylerde mutlu ailelerden çıkmaktadır. Günümüz dünyasının belkide en fazla üzerinde durduğu konu aile konusu olmaktadır. Bu araştırma bu yüzden önemlilik arz etmektedir. Araştırmanın amacı ise; Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi öğrencilerinin aile aidiyeti, evlilik beklentileri ve evlilik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışma 2017-2018 eğitim-öğretim yılında farklı bölümlerde öğrenim gören 250 kadın ve 222 erkek olmak üzere toplam 472 birey üzerinde uygulanmıştır. Araştırmada öğrencilerin aile aidiyet düzeylerini belirlemek için aile aidiyeti ölçeği, evlilik beklentilerini belirlemek için evlilik beklentisi ölçeği ve evlilik tutumlarını belirlemek için evlilik tutumu ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 21.0 paket programından yararlanılmıştır. Verilerin analizinde demografik özelliklerin belirlenmesinde frekans dağılımı, iki bağımsız değişken ile aile aidiyeti, evlilik beklentisi, evlilik tutumu arasındaki ilişkiyi incelemek için Mann-Whitney U testi, ikiden fazla değişken ile aile aidiyeti, evlilik beklentisi, evlilik tutumu arasındaki ilişkiyi incelemek için Kruskall-Wallis H testi kullanılmış, aile aidiyeti, evlilik beklentisi, evlilik tutumu arasındaki ilişkiyi incelemek için de korelasyon analizi yapılmıştır. Değişkenler arasındaki fark P<.05 anlamlılık düzeyi esas alınarak yorumlanmıştır. Elde edilen bulgulara göre üniversite öğrencilerinin aile aidiyetini, evlilik beklentilerini ve evlilik tutumlarını; öğrencilerin cinsiyetleri, yaşları, ailelerinin aylık gelirleri, anne-babanın eğitim durumu gibi değişkenlerin etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır. Aile aidiyeti ile evlilik beklentisi ve evlilik tutumu arasında anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Evlilik beklentisi ile evlilik tutumu arasında anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Bu bulgular ışığında veriler tartışılıp yorumlanarak bundan sonra yapılacak araştırmalara faydalı olabilecek önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Aile Aidiyeti, Evlilik Beklentisi, Evlilik Tutumu, Üniversite Öğrencileri.

AidiyetAidiyet duygusuAile+5
Sebahattin Tunç
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bağlanma boyutları ve evlilik doyumu arasındaki ilişkide öz-şefkatin aracı rolü

Bu araştırmanın temel amacı, bağlanma boyutları (kaygılı ve kaçıngan bağlanma) ve evlilik doyumu arasındaki ilişkide öz-şefkatin aracı rolünü araştırmaktır. Araştırmada, katılımcı olmayı gönüllü olarak kabul eden 200 evli kadın ve 200 evli erkeğe Demografik Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri (YIYE I), Çift Uyum Ölçeği (ÇUÖ) ve Öz-Duyarlık Ölçeği uygulanmıştır. Bağlanma boyutları ve evlilik doyumu arasındaki ilişkide öz-şefkatin aracı rolünü test etmek için Bootstrap örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, mevcut örneklem üzerinde bağlanma boyutları ve evlilik doyumu arasındaki ilişkide bazı aracı mekanizmaların katkı sağladığı görülmüştür. Yapılan analizler, öz-şefkatin öz-sevecenlik alt boyutu için kaçıngan bağlanma ve evlilik doyumu arasındaki ilişkiye kısmen aracılık ettiğini; öz-şefkatin öz-yargılama alt boyutunun ise, hem kaçıngan bağlanmadan evlilik doyumuna giden ilişkiye hem de kaygılı bağlanmadan evlilik doyumuna giden patikaya kısmen aracılık ettiğini ortaya koymuştur. Öz-şefkatin tek bir boyut halinde bağlanma boyutları ve evlilik doyumu arasındaki ilişki üzerinde aracılık etkisi ise anlamlı çıkmamıştır. Bulgular, bağlanma boyutları ve evlilik doyumu arasındaki ilişkide öz-şefkatin altta yatan mekanizmalardan biri olduğunu ve önemini vurgulamıştır. Araştırmanın bulguları ilgili literatür çerçevesinde tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bağlanma boyutları, evlilik doyumu, öz-şefkat

BağlanmaEvlilikEvlilik doyumu+3
Emine Aras
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerde cinsel tutum ve bağlanma stillerinin evlilik doyumuna etkisinin incelenmesi

Evlilik, iki karşı cinsin çeşitli sebeplerle, hukuksal bir çerçevede beraber yaşayabilecekleri ve belirli sorumlulukları paylaşabilecekleri bir kurum olarak tanımlanmaktadır. Evlilik yaşantısında çiftler, yiyecek, barınma ve dıș tehlikelere karșı korunma gibi temel ihtiyaçları sağlamaya yönelik birlikte hareket ederler. Birlik ve beraberlik, olumlu çift ilișkilerinin yarattığı doyum ve cinsel doyum, rollerin paylaşımını içeren bir yaşantı sağlar. Bununla birlikte çiftlerin yaşamında, sosyal rol ve sorumluluklar, kișisel girișimcilik ve yaratıcılık desteklenir ve gelişir (Gülsün ve ark., 2009). Cinsellik, cinsel doyumu ve iki insanın uyum içerisindeki beraberliklerini içeren sosyal kurallar, değer yargıları ve tabular olarak belirlenmiștir. Aynı zamanda cinsellik biyolojik, psikolojik, sosyal yönleri de olan özel bir yașantı olarak tanımlanabilir. Cinsellik yoğun haz duyguları ile ilişkilidir fakat haza yönelik her davranış cinsellik içermemektedir (Gülsün ve ark., 2009). Bowlby (1969) bağlanma kavramını, bireylerin önemli olarak gördükleri ve değerlendirdikleri kişilere karşı hissettikleri ilişkilerdeki derin duygusal bağlar olarak tanımlanmaktadır. Bowlby insanların içgüdüsel bir şekilde bağlanma duygusuyla dünyaya geldiklerini ileri sürmüştür. Bununla birlikte Bowlby insanın dış dünyaya ile hiçbir bağlantısı olmadan yaşamını sürdürebilmesi için kendinden daha güçlü bir figüre bağlanması ve yaşamını onun çerçevesinde sürdürmesi fikrini savunmuştur. Bağlanma her tür canlı için gerekli olan bir durumdur. Bağlanma, bireylerarası ilişkilerin temelini oluşturmakta ve bakım veren ile bebek arasında kurulan ilişki sayesinde yetişkin ilişkileri de desteklenmektedir (Bowlby, 2008). Araştırma modeli, bir ilişkisel tarama modeli olarak tasarlanmıştır. Oluşturulan modele göre 18-65 yaş arası bireylerde cinsel tutum ve bağlanma ilişkisinin evlilik doyumuna etkisi belirlenerek, betimsel çalışma yapılmıştır. Araştırmanın veri toplama araçları; Demografik Bilgi Formu, Evlilik Yaşamı Ölçeği, Hendrick Cinsel Tutum Ölçeği ve Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri II'dir. Bu çalışmanın amacı evli bireylerin cinsel tutumları ve bağlanma ilişkilerinin evlilik doyumuna bir etkisinin olup olmadığını saptamak ve eğer etkisi varsa ne derece olduğunu araştırmaktır. Çalışma sonuçlarına göre, kaygılı ve kaçınmacı bağlanma evlilik doyumunu azaltmaktadır. Cinsel tutum arttıkça evlilik doyumu artmaktadır. Cinsellikte ben merkezci olmamak evlilik doyumunu arttırmaktadır.

Bağlanma stilleriCinsel doyumCinsel tutumlar+4
Esra Saraç
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin algıladığı stres düzeyi ve evlilik doyumunun, çocuklarını besleme tutumlarına etkisi

Bu çalışmada, 36-72 ay yaş grubu çocuğu olan annelerin algıladığı stres düzeyi ve evlilik doyumunun, çocuklarını besleme tutumlarına etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini 36-72 ay yaş aralığında çocuğu bulunan 270 anne oluşturmaktadır. Veri toplamak için demografik bilgi formu, Evlilik Yaşamı Ölçeği, Algılanan Stres Ölçeği-10 ve Beslenme Süreci Anne Tutumları Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, annelerin evlilik doyumunun ve algıladığı stres düzeyinin, çocuklarını besleme tutumları üzerinde etkisinin bulunduğu görülmüştür. Araştırmada evlilik doyumu, algılanan stres düzeyi, beslenme süreci anne tutumları değişkenlerinin katılımcıların demografik özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Bulgular neticesinde beslenme süreci anne tutumlarının ve evlilik doyumunun demografik değişkenlerine göre farklılık gösterdiği ve algılanan stres düzeyinin demografik değişkenlere göre farklılık göstermediği bulunmuştur. Son olarak, evlilik doyumunun beslenme sürecine etkisinde algıladığı stresin aracı rolü olduğu saptanmıştır. Alan yazın incelendiğinde bu değişkenlerin bir arada bulunduğu bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu sebeple bu araştırmanın anne çocuk arasındaki temel bir ilişki olan beslenme sürecine dair yeni bilgiler sunacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: evlilik doyumu, algılanan stres, beslenme, anne baba tutumları

Ana-baba tutumuAnne davranışıAnneler+5
Burcu Gerz
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Evlilik doyumunun değerler, iletişim becerileri ve sosyodemografik değişkenler bağlamında incelenmesi

Bu çalışmada, evlilik doyumunun değer odaklı yaşam, iletişim becerileri ve sosyo-demografik değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 23-67 yaşları arasında 229 kadın ve 116 erkek olmak üzere toplamda 345 kişi katılmıştır. Çalışma verilerinin toplanmasında Evlilik Yaşamı Ölçeği, Değer Odaklı Yaşam Ölçeği, İletişim Becerileri Ölçeği Yetişkin Formu ve sosyo-demografik anket formu kullanılmıştır. Çalışma verilerinin analizinde frekans analizi, betimleyici istatistik analizi, güvenirlilik analizi, pearson korelasyon analizi, aşamalı çoklu doğrusal regresyon analizi, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi ve iki yönlü varyans analizi yapılmıştır. Çalışma bulgularına göre evlilik doyumu değer odaklı yaşamda tutarlılık ile pozitif yönde, yaş ve evlilik süresiyle negatif yönde ilişkili bulunmuştur. Fakat evlilik doyumu değer odaklı yaşama önem verme ve iletişim becerileri ile ilişkisiz bulunmuştur. Ayrıca erkek grubunun evlilik doyum düzeyinin kadın grubunun evlilik doyum düzeyinden daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Çalışmada çocuk sahibi olmayan grubun evlilik doyum düzeyinin, iki çocuğu olan, üç çocuğu olan ve dört ya da daha fazla çocuğu olan grupların evlilik doyum düzeyinden daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ancak eğitim durumu gruplarının, çalışma durumu gruplarının, gelir durumu gruplarının, evlilik biçimi gruplarının, yaşanılan yer durumu gruplarının ve eşler arasındaki yaş farkı gruplarının evlilik doyum düzeyleri arasında farklılık olmadığı gözlenmiştir. Son olarak sosyodemografik değişken grupları arasında evlilik doyum düzeyi açısından etkileşim olmadığı belirlenmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular ile literatürde yer alan bulgular karşılaştırılarak tartışılmıştır.

EvlilikEvlilik doyumuSosyodemografik değişkenler+3
Amine Kübra Çalık
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerin bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin psikolojik iyi oluşları ve evlilik doyumları ile ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, evli bireylerin, bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin evlilik doyumları, psikolojik iyi oluşları ve sosyodemografik değişkenleri açısından incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırma, İstanbul ilinde yaşayan ulaşılabilir 200 evli bireyle gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aşamasında örneklem grubuna, Kişisel Bilgi Formu, Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği, Çift Uyum Ölçeği uygulanmıştır. Veilerin analizi SPSS V19 kullanılarak elde edilmiştir. Demografik değişkenler ile kullanılan ölçekler arasındaki ilişkiyi elde etmek için t-testi ve tek yönlü varyans analizi uygulanmıştır. Demografik değişkenlerden; yaş, eğitim düzeyi, meslek, evlilik süresi, çocuk sayısı, psikolojik iyi oluşu, evlilik doyumunu ve bilişsel duygu düzenleme stratejilerini yordamaktadır. Değişkenlerin arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla Pearson Moment Çarpımlar Korelasyonu ve Regresyon analizleri uygulanmıştır. Sonuçlara göre, psikolojik iyi oluş ve evlilik doyumu ilişkili bulunmuştur. Evlilik doyumu %10.1 varyans ile psikolojik iyi olmayı açıklayabilmektedir. Diğer değişkenlerin ise bazı alt boyutlarında anlamlı düzeyde ilişkiler tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Psikolojik iyi olma, Evlilik doyumu, Bilişsel duygu düzenleme.

Bilişsel duygu düzenlemeEvli çiftlerEvlilik+2
Sirem Özen Rıza
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Postpartum depresyonda evlilik doyumu ve benlik saygısının incelenmesi

Amaç: Gebelik ve doğum sonrası kadınlarda fizyolojik, psikolojik ve sosyal açıdan değişimlerin meydana geldiği bir dönemdir. Kadınların birçoğu bu dönemdeki değişimlere sağlıklı bir baş etme stratejisi geliştirebilmesine rağmen her kadın için aynı durum söz konusu olmamaktadır. Doğum sonrası dönemde görülen rahatsızlıklardan biri de postpartum depresyondur. Doğumun yol açtığı hormonal değişimler, aile düzeninin değişimi, çocuk sahibi olmasının getirdiği sorumluluklar düşünüldüğünde postpartum depresyon meydana gelebilir. Postpartum depresyonun birçok risk faktörü bulunmaktadır. Bu araştırmanın amacıpostpartum depresyon riski olan ve olmayan grupların karşılaştırılması, benlik saygısının, algılanan çok boyutlu sosyal desteğin ve evlilik doyumunun postpartum depresyon ile ilişkisinin incelenmesi ve risk faktörlerinni belirlenmesidir. Yöntem: Araştırma Samsun Liman Hastanesinde ve Ünye Sağlık Ocağında kontrollere gelen son bir yıl içerisinde doğum yapmış 205 kadın ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında doğum yapmış kadınlara Sosyodemografik Özellikler ve Bilgilendirme Formu, Benlik Saygısı Ölçeği, Çift Uyumu Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Edinburgh Doğum Sonrası Depresyon Ölçeğikullanılmıştır.Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Risk faktörünün belirlenmesine yönelik lojistik regresyon analizi uygulanmıştır ve değişkenler arasındaki ilişki spearman korelasyon analizi kullanılarak incelenmiştir. Bulgular: Yapılan analizler sonucunda, postpartum depresyon ile eğitim seviyesi, gelir düzeyi, depresyon öyküsü, planlı-plansız gebelik, gebelik dönemi yaşanan psikolojik-biyolojik sorunlar, bebek bakımında zorlanma, ailenin desteği ve annelik rolüne uyum sağlayabilme değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Benlik sayısı, algılanan sosyal destek ve çift uyumu postpartum depresyonda olan kadınlarda daha düşük bulunmuştur. Postpartum depresyon riski olan kadınların evlilik doyumları, benlik saygıları ve sosyal destek düzeyleri postpartum depresyon riski olmayan kadınlardan daha düşük bulunmuştur. Geçmiş depresyon öyküsü, plansız gebelik, gebelik döneminde yaşanan psikolojik ve biyolojik sorunlar postpartum depresyon riski olan kadınlarda istatistiksel olarak daha yüksek bulunmuştur. Sonuç: Araştırmanın sonuçlarına göre eğitim durumu, geçmiş depresyon öyküsü, benlik saygısı ve algılanan sosyal destek postpartum depresyon için risk faktörü oluşturmaktadır. Benlik saygısının düşük olması, algılanan sosyal desteğin yetersiz kalması ve çift uyumun yeterli seviyede olmaması ile postpartum depresyon arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur.

Benlik saygısıEvlilik doyumuPostpartum dönem+1
Fatma Cansu Karamustafa
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Evlilik doyumunun öncülleri ve sonuçları: Depresyon, kaygı, erken dönem uyumsuz şemalar

Amaç: Bu araştırma evlilik doyumunun erken dönem uyumsuz şemalar, depresyon ve kaygı belirtileri ile ilişkisini incelemeyi ve algılanan sosyal desteğin evlilik doyumu ile depresyon ve kaygı arasındaki ilişkide aracı rolünü ele almayı amaçlamaktadır. Yöntem: Araştırmada 106'sı kadın 44'ü erkek olmak üzere 150 evli birey yer almıştır. Veri toplama aşamasında katılımcılara, Sosyodemografik Bilgi Formu, Evlilik Yaşamı Ölçeği, Young Şema Ölçeği Kısa Form-3, Beck Depresyon Ölçeği, Beck Anksiyete Ölçeği ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği uygulanmıştır. Bulgular: Araştırmada yapılan analizlere göre katılımcıların güvensizlik ve iç içe geçme/bağımlılık şema boyutları evlilik doyumunu öngörmektedir. Tüm erken dönem uyumsuz şema alt boyutlarının depresyon ve kaygı ile istatistiksel açıdan pozitif yönde ve anlamlı bir ilişkisi olduğu bulunmuştur. Ek olarak evlilik doyumu düşük olan katılımcıların depresyon düzeyleri, duygusal yoksunluk şema boyutu ile; kaygı düzeyleri ise yüksek standartlar şema boyutu ile açıklanmaktadır. Çalışmada algılanan sosyal desteğin değişkenler ile ilişkisi incelendiğinde evlilik doyumu ile algılanan sosyal destek arasında ters yönlü anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Algılanan sosyal destek ile depresyon düzeyi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunurken kaygı düzeyi ile algılanan sosyal destek arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark bulunmamıştır. Son olarak evlilik doyumu ile depresyon düzeyi arasındaki ilişkide algılanan sosyal desteğin rolü incelendiğinde evlilik doyumu artıkça depresyon düzeyinin azaldığı; algılanan sosyal desteğin aracı rolü incelendiğinde ise yine evlilik doyumu artarken depresyon düzeyinin azaldığı ancak algılanan sosyal destek artarken depresyon düzeyinin de arttığı görülmüştür. Sonuç: Araştırmada erken dönem uyumsuz şemaların evlilik doyumunu öngördüğü bulunmuştur. Bunun yanında evlilik doyumu düşük olan katılımcıların depresyon ve kaygı düzeylerinin erken dönem uyumsuz şemalar ile açıklandığı görülmüştür. Algılanan sosyal desteğin evlilik doyumu ve depresyon ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Aynı zamanda algılanan sosyal desteğin evlilik doyumu ile depresyon arasındaki ilişkide aracı role sahip olduğu görülmektedir.

Algılanan sosyal destekDepresyonErken dönem uyum bozucu şemalar+4
Özge Zelal Yıldız
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Evlilik doyumunun sosyotropi-otonomi kişilik özellikleri ve problem çözme becerisi ile ilişkisi

Amaç: Bu çalışmanın amacı evli bireylerin evlilik doyumlarının sosyotropi-otonomi kişilik özellikleri ve problem çözme becerisi arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu yolla, evlilik doyumunu etkileyen kişilik özellikleri ve evlilikte problem çözme becerileri incelenerek, toplumun en küçük yapıtaşı olan aile kurumundaki problemlere etkili müdahaleler geliştirebilmek hedeflenmiştir. Yöntem: Bu araştırma www.docs.google.com bağlantısı yolu ile 18 yaş ve üzeri, okur-yazar, evli ve 269'u kadın 131'i erkek olmak üzere toplam 400 birey ile yapılmıştır. Araştırmada sırasıyla 'Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu' ile başlanmış, daha sonra sırası ile 'Sosyodemografik Özellikler ve Veri Formu', 'Evlilikte Uyum Ölçeği', 'Sosyotropi-Otonomi Ölçeği', 'Evlilikte Problem Çözme Ölçeği' ve 'Beck Depresyon Ölçeği' uygulanmıştır. Araştırmada ilk olarak normallik varsayımı sınanmıştır. Verilerin normallik sınamasında Kolmogorov-Smirnov testi ve eğiklik-basıklık değerleri incelenmiştir. Analizler sonucunda toplam puanların dağılımının normal olmadığı görülmüş ve parametrik olmayan testler tercih edilmiştir. Araştırmada ikili gruplar arasındaki farkı incelemede, Mann Whitney U, araştırma değişkenlerinin arasındaki ilişkiyi incelemek için ise Spearman's rho korelasyon analizi uygulanmıştır. Verilerin analiz edilmesinde SPSS.22 (Statistical Package for Social Science) paket programı kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan katılımcıların 269'u (%67,3) kadın, 131'i (%32,8) erkektir. 106'sı (%26,5) lise mezunu ve alt düzeyinde, 294'ü (%73,5) üniversite mezunu ve üzerindedir. 116'sının gelir durumu (%29) iyi ve 284'ünün (%71) orta ve altı gelir düzeye sahiptir. Araştırmaya katılan bireylerin evlilikte problem çözme becerisi ile evlilikte uyum, otonomi toplam ve kişisel başarı alt boyutu arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Bu sonuca göre evlilikte problem çözme becerisi arttıkça evlilikte uyum puanı da artmaktadır. Evlilikte uyum ile sosyotropi-otonomi kişilik özellikleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Sonuç: Araştırmanın bulgularına göre; kişinin evlilikte problem çözme becerisi arttıkça evlilikte uyum puanının da arttığı görülmüş olup, bireylerin evlilik hayatında problem çözme becerilerinin önemi belirlenmiştir.

Evli çiftlerEvlilikEvlilik doyumu+4
Tuğçe Kayış
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerde, problem çözme becerisi ve evlilik doyumu ile somatizasyon arasındaki ilişkinin incelenmesi

Amaç: Bu araştırma, evli bireylerde problem çözme becerileri ve evlilik doyumu arasındaki ilişkide, somatizasyonun aracı rolünü incelemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Çalışma, 282 kadın, 155 erkek olmak üzere toplamda 437 evli birey ile tamamlanmıştır. Araştırmada, "Sosyodemografik Özellikler ve Veri Formu", problem çözme becerisini ölçmek amacıyla "Evlilikte Problem Çözme Ölçeği", evlilik doyumlarını ölçmek amacıyla "Evlilik Yaşamı Ölçeği" ve somatizasyon düzeylerini ölçmek amacıyla ise "Somatizasyon Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veri SPSS 23 (Statistical Package for Social Sciences 23) programı kullanılarak incelenmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde cinsiyet farkına bakmak için t testi, değişkenlerin arasındaki ilişkileri incelemek için Pearson Korelasyon ve problem çözme becerisi ile evlilik doyumu arasındaki ilişkide somatizasyonun aracı rolünü incelemek için hiyerarşik regresyon analizi ile PROCESS Model (Hayes, 2013) kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmanın bulgularında, problem çözme becerisi ve evlilik doyumu arasında pozitif yönde ilişkili olduğu görülmüştür. Somatizasyon düzeyleri ise hem problem çözme becerisi hem de evlilik doyumu ile negatif yönde ilişkili bulunmuştur. Ayrıca problem çözme becerileri ile evlilik doyumu arasındaki ilişkide somatizasyonun aracılık rolü anlamlı bulunmuştur. Sosyodemografik bilgilere göre incelendiğinde ise kadınlar ve erkekler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir somatizasyon farkı bulunmuştur. Kadınlar erkeklere göre daha yüksek somatizasyon farkı göstermiştir. Çocuk sahibi olmayan bireylerin ise hem problem çözme becerisinin hem de evlilik doyumlarının daha yüksek olduğu bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgulara bakıldığında bulgular, alan yazın ile paralellik göstermiş ve desteklenmiştir. Sonuç: Araştırmada, evli bireylerde problem çözme becerisi arttıkça evlilik doyumunun da arttığı görülmüştür. Ayrıca, somatizasyon düzeyleri arttıkça evlilik doyumu ve problem çözme becerisi azalmaktadır. Evli bireylerin problem çözme becerisi ve evlilik doyumu arasındaki ilişkide somatizasyonun aracı rolünü anlamlı olarak desteklemiştir. Anahtar kelimeler: Evlilik, Evlilik Doyumu, Problem Çözme Becerileri, Somatizasyon

BedenselleştirmeEvli çiftlerEvlilik doyumu+2
Revan Kafkaslı
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Evli kadınlarda evlilik yaşı ve evlenme biçiminin evlilik doyumu ve depresyon düzeyine olan etkisi

Amaç: Bu çalışmada evli kadınların evlenme yaşı ve evlenme biçiminin depresyon ile evlilik doyumu üzerindeki ilişkisinin ve depresyonun evlilik doyumu üzerindeki aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: İstanbul ilinde yaşayan, evliliklerini 18 yaş altında ya da 18 yaş ve üzerinde yapmış olan 250 evli kadına anket uygulanmıştır. Katılımcılar, seçkisiz olmayan örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Katılımcılara, demografik bilgilerini öğrenmek amacıyla "Sosyodemografik Bilgi Formu", evlilik doyum düzeylerini ölçmek amacıyla "Evlilik Yaşam Ölçeği", depresyon düzeylerini ölçmek amacıyla ise "Beck Depresyon Envanteri" uygulanmıştır. Bulgular: Araştırmadan elde edilen bulgulara göre evli kadınlarda evlilik doyumu düzeyi evlenme yaşından pozitif yönde etkilenmektedir. Evlenme yaşı ile depresyon düzeyi arasında ilişkiye rastlanmamıştır. Evlenme biçimi ile evlilik doyumu ve depresyon düzeyi arasında ilişki olduğu saptanmıştır. Evlilik doyumu düzeyi ve depresyon düzeyi arasında negatif bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Evlenme yaşının evlilik doyum düzeyi üzerinde etkili olduğu, evlenme yaşı arttıkça evlilik doyum düzeyinin arttığı tespit edilmiştir. Evlenme biçiminin ise hem depresyon hem de evlilik doyum düzeyi üzerinde etkili olduğu saptanmıştır. Ayrıca evlilik doyumu düzeyi ve depresyon düzeyi arasında da anlamlı bir ilişki olduğu ve depresyon düzeyi arttıkça evlilik doyum düzeyinin düştüğü sonucuna varılmıştır. Ancak yapılan analizler sonucunda, evlenme yaşı ve evlenme biçimi ile evlilik doyumu arasında depresyonun aracı rolü olmadığı tespit edilmiştir.

DepresyonEvli kadınlarEvli çiftler+3
Büşra Kanburoğlu
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Aile içi iletişim kalıpları, benlik kavramı ve evlilik uyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Amaç: Bu araştırmada; evli bireylerin aile iletişim kalıpları ve özerk- ilişkisel benlik düzeylerinin, evlilik uyumu ile ilişkisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Aynı zamanda, katılımcıların aile içi iletişim kalıpları, evlilik uyum süreci ve benlik düzeyleri ile bazı sosyo demografik değişkenlerle aralarında ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Yöntem: Çalışmada 347 kişiye ulaşılmıştır. Evli çiftlerin ölçek yolu ile edinilemeyecek demografik bilgilerini öğrenmek amacıyla Sosyodemografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Ölçek olarak; Ailede Özerk-̇İlişkili Benlik Ölçeği, Aile İletişim Kalıpları Ölçeği, Evlilik Uyum Ölçeği kullanılmıştır. Bulgular: Evlilik uyumu ile cinsiyet arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Evlilik uyumu ile eğitim durumu ve evlilik uyumu ile evlilik kararı arasında anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Aile içi iletişim kalıpları alt ölçeklerinden uyum yönelimi ile cinsiyet arasında ve uyum yönelimi ile eğitim durumu arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Aile içi iletişim kalıpları ile evlilik kararı arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Aile içi iletişim kalıpları ile yaş arasındaki ilişki incelendiğinde; uyum yönelimi ile yaş arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Diyalog yönelimi ve yaş arasında ise negatif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Benlik düzeyleri ile eğitim durumu arasındaki ilişkiye bakıldığında, özerk benlik düzeyleri ve ilişkisel benlik düzeyi ile eğitim durumu arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Benlik tipleri ile yaş arasındaki ilişki incelendiğinde, özerk ilişkisel benlik tipi ile yaş arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Sonuç: Yapılan analiz sonucunda; evli bireylerin kök aileden getirdiği iletişim kalıplarının özerk-ilişkili benlik düzeyiyle birlikte evlilik uyumu alt ölçeklerinden doyum ve uzlaşma puanlarını anlamlı düzeyde pozitif yönde yordadığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: özerk benlik, ilişkisel benlik, özerk-ilişkisel benlik, evlilik uyumu, aile içi iletişim kalıpları,

Aile içi iletişimAile içi ilişkilerBenlik gelişimi+7
Melek Merve Erkılınç
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerde evlilik doyumu aldatma eğilimi ve kişilik özellikleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı, evli bireylerin evlilik doyumları, aldatma eğilimleri ve kişilik özellikleri arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Yöntem: Bu araştırmanın örneklemi, 20 ve 70 yaş arasında en az bir yıldır evli olan 99 erkek ve 212 kadın bireyden olmak üzere toplamda 311 kişiden oluşmaktadır. Veriler Ağustos 2019 – Ocak 2020 tarihleri arasında, İstanbul'da yaşamını sürdüren bireylerden toplanmıştır. Araştırmada, Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formunun ardından uygun örneklem yöntemine göre seçilmiş evli katılımcılara sırasıyla; Sosyo-demografik Bilgi Formu, Evlilik Yaşamı Ölçeği (EYÖ), On Maddeli Kişilik Ölçeği (OMKÖ) ve Aldatma Eğilimi Ölçeği (AEÖ) uygulanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 23.0 istatistik programı kullanılmıştır. T- Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmanın sonucunda, İstanbulda yaşama süresi, çalışma durumu, eğitim durumu, evlilik sayısı ve tanı almış rahatsızlığa sahip olma gibi sosyo- demografik değişkenlerin, EYÖ, AEÖ ve OMKÖ ile aralarında anlamlı bir farklılaşma göstermezken, cinsiyet, yaş, eş yaşı, eşin doğum yeri, eşin çalışma durumu, gelir düzeyi, evlenme yaşı, evlilik süresi, eş ile yaş farkı, çocuk sahibi olma, çocuk sayısı, evlenme biçimi, evlenmeden önce tanışıklık süresi, eşle akrabalık ilişkisi, evde yaşayan kişi sayısı, eşin tanı almış rahatsızlık sahibi olması gibi değişkenlerin ölçekler ile aralarında anlamlı ilişkiler görülmüştür. Araştırmada aynı zamanda EYÖ ve AEÖ arasında negatif yönde anlamlı bir korelasyon bulunmuştur. OMKÖ ile EYÖ ve AEÖ aralarında ise arasında anlamlı bir korelasoyon saptanamamıştır. Sonuç: Özetle araştırmamızda, evlilik yaşamında sıklıkla öne çıkan kavramlar olan evlilik doyumu ve aldatma eğiliminin birbirleri ile ilişkilerine odaklanılmış, kişilik özelliklerinin ise bu değişkenler ile arasında herhangi bir ilişki olup olmadığına bakılarak sonuçlar alanyazın kapsamında tartışmaya sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Evlilik, Evlilik Doyumu, Aldatma, Aldatma Eğilimi, Kişilik Özellikleri

AldatmaAldatma eğilimiEvli çiftler+4
Sena Alaçam
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travmaları ile evlilik doyumu ilişkisinde duygu düzenleme güçlüğünün ve stresle çift olarak baş etmenin aracı rolü

Amaç: Bu çalışmanın amacı evli bireylerin çocukluk çağı travma düzeyleri ile evlilik doyumları arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün ve stresle çift olarak baş etme düzeyinin aracı ilişkisini ele almaktır. Bunun yanı sıra söz konusu kavramlar arasındaki ilişkileri incelemek ve farklı sosyodemografik değişkenler açısından ele almak amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmanın örneklemi yaşları 18-65 yaş aralığında değişen 37.49±10.50 ortalamaya sahip 296'sı kadın 98'i erkek olmak üzere toplam 394 evli bireyden oluşmaktadır. Çalışmada Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği, Evlilik Yaşamı Ölçeği, Duygu Düzenlemede Zorluklar Ölçeği, Stresle Çift Olarak Baş Etme Envanteri kullanılmıştır. Veri analizinde, bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü Anova analizi, Pearson korelasyon analizi, basit doğrusal regresyon analizi ve PROCESS aracı etki analizi uygulanmıştır. Bulgular: Çalışmanın sonuçlarına göre çocukluk çağı travma düzeyleri duygu düzenleme güçlüğünü pozitif yönde; stresle çift olarak baş etme düzeyini negatif yönde yordamaktır. Çocukluk çağı travma düzeyleri ve duygu düzenleme güçlüğü evlilik doyumunu negatif yönde; stresle çift olarak baş etme düzeyi evlilik doyumunu pozitif yönde yordamaktadır. Çocukluk çağı travma düzeyleri ile evlilik doyumu arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün ve stresle çift olarak baş etmenin kısmi aracı rolü bulunmaktadır. Sonuç: Evli bireylerde çocukluk çağı travma düzeyleri, duygu düzenleme güçlüğü ve stresle çift olarak baş etme düzeyi, evlilik doyumunun yordayıcıları olarak bulunmuştur. Ele alınan aracı modellerde çocukluk çağı travma düzeyi ile evlilik doyumu ilişkisinin açıklanmasında duygu düzenleme güçlüğünün ve stresle çift olarak baş etmenin aracılık ettiği ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Çocukluk Çağı Travmaları, Evlilik Doyumu, Duygu Düzenleme Güçlüğü, Stresle Çift Olarak Baş Etme

Duygu düzenleme güçlüğüEvlilik doyumuStresle başetme+1
Simay Yılmaz
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerde ruhsal travmanın evlilik uyumu ve evlilik doyumuna etkisi

Bu çalışmanın amacı, evli bireylerde geçmiş travmatik öykünün ruh sağlığı üzerindeki etkilerinin, evlilik ilişkisinin niteliğini belirleyen evlilik uyumuna ve evlilik doyumuna etkisinin araştırılmak ve ilgili değişkenler arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını saptamaktır. Araştırmanın örneklemini 2020 yılında İstanbul ilinde ikamet eden, 18 yaş ve üzerinde olan, evrenden basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen, gönüllü katılım sağlayan 384 evli birey oluşturmaktadır. Çalışma için veri toplama aracı olarak kullanılan ölçekler; Kişisel Bilgi Formu, Travmatik Stres Belirti Ölçeği, Evlilik Uyum Ölçeği (EUÖ), Evlilik Doyum Ölçeği (EDÖ) olarak belirlenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre; cinsiyet ve algılanan gelir düzeyi ile evlilik uyumu arasında anlamlı bir ilişki olduğu; erkek evli bireylerin ve algılanan gelir durumu yüksek olan evli bireylerin evlilik uyumu yüksek olarak bulunmuştur. Cinsiyet ve algılanan gelir düzeyi arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Araştırma sonucunda TSSB puanları ile evlilik uyumu ve evlilik doyumu arasında orta düzey, negatif yönlü ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Depresyon ile evlilik uyumu ve evlilik doyumu arasında orta düzey, negatif yönlü ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Evlilik uyumu ve evlilik doyumu arasında yüksek düzey, pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre evlilik uyumu düzeyleri daha önce şiddete uğramış olmak ve daha önce fiziksel şiddete uğramış olmak değişkenleri açısından anlamlı bir şekilde yordanmaktadır. Geçmişte şiddete uğramış olmak ve geçmişte fiziksel şiddete uğramış olmak düşük evlilik uyumu düzeylerini anlamlı bir şekilde açıklamaktadır. Anahtar Kelimeler: ruhsal travma, travmatik yaşantılar, evlilik, evlilik uyumu, evlilik doyumu

Evli çiftlerEvlilikEvlilik doyumu+2
Semanur Kurucak
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00

Related subjects