Marital satisfaction
91 theses under this subject heading
Dindarlığın evlilik doyumu üzerindeki etkisinin araştırılması
Evlilik doyumu, eşlerin kendi evliliklerini genel olarak değerlendirdiğinde, evliliklerinden elde ettikleri hissi durum ve evliliklerine dair zihinsel algıları olarak tanımlanabilir. Cinsiyet, yaş, evlenme yaşı evlilik süresi, ekonomik durum, çocukların sayısı ve eğitim durumu gibi evlilik doyumunu etkileyen pek çok demografik faktör bulunmakla birlikte dindarlık da evlilik doyumunu etkileyen değişkenlerden birisidir. Bu araştırmada, bireylerin dini motivasyon ile evlilik doyumu düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesini amaçlamıştır. Bu amaç doğrultusunda, bireylerin evlilik doyumu düzeylerinin cinsiyet, evlilik süresi, çocuk sayısı, eğitim durumu ve ekonomik durumlarına göre farklılaşıp farklılaşmadığı ve dindarlık ile evlilik doyumu arasında ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmamız üç bölümden oluşmaktadır; evlilik ve evlilik doyumu, din, dindarlık ve aile, araştırma bulguları ve yorumları. Araştırmanın evrenini, 2020 yılı Kayseri ili, Kocasinan ve Talas merkez ilçelerinde yaşayan evli bireylerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise çeşitli meslek gruplarına mensup, farklı ekonomik seviye ve eğitim seviyesine sahip, farklı yaş gruplarından 137'si kadın, 73'ü erkek 210 katılımcıdan oluşmaktadır. Örnekleme alınan katılımcılar olasılıksız örnekleme yöntemlerinden gelişigüzel örnekleme yoluyla seçilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen veriler Sosyal Bilimler İstatiksel Paket Programı (SPSS) 21.0. ile çözümlenmiştir. Veri toplama araçları olarak; Evlilik Doyum Ölçeği ve Deruni Dindarlık Ölçeği kullanılmıştır. Kayıp veride örüntü olup olmadığı Little's MCAR testi ile irdelenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, evlilik doyumu ile cinsiyet, evlilik süresi, ekonomik durum, çocukların sayısı ve eğitim durumu değişkenleri arasında anlamlı bir farklılığa ulaşılamamıştır. Ayrıca dindarlık ile evlilik doyumu arasında anlamlı bir farklılığa ulaşılamamıştır.
Dinin eşler arası ilişkiler üzerine etkisi: Dindar evli çiftlerin algısı üzerine nitel bir araştırma
Bu çalışma, dindar eşlerin ilişkilerine dinin nasıl etki ettiğine ilişkin algılarını anlamayı amaçlamaktadır. Dinin Eşler arası ilişkiler üzerine etkisinin nasıl algılandığı anlamanın yanı sıra, dinin evlilik ilişkisinin kurulmasına, anne-baba ve çocuk ilişkilerine, eşler arasında yaşanan sorunların önlenmesine, aile sorunlarının ve krizlerinin çözümüne etkileri anlaşılmak istenmektedir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden kuram oluşturma yaklaşımına dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda amaçlı örnekleme yöntemi ile ulaşılan, yaşları 32 ile 63 arasında değişen, en az 10 yıldır evli bulunan 30 çiftle (60 kişi) yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmada içerik analizi ve betimsel analiz yapılmıştır. Araştırmamıza katılan dindar eşlerin algısında, din, eş seçiminden itibaren aile ilişkilerini etkilemekte, hem eşler arası ilişkilere hem de anne-baba ve çocuk ilişkilerine olumlu katkılar sağlamaktadır. Araştırmamızın sonuçları dinin aile ilişkilerine etkilerini ele alan literatür ile uyumludur. Araştırmamız, dindar eşlerin, dini, aile sorunlarının oluşmasında önleyici ve ortaya çıkan aile sorunlarının çözümünde destek sağlayıcı olarak gördüklerini ortaya koymaktadır. Bu nedenle din, aile sorunlarının çözülememesinden kaynaklı içsel aile krizlerinin ortaya çıkmasını engelleyici, dışsal nedenli aile krizlerinin aşılmasında destek sağlayıcı ve aile yılmazlığını güçlendirici bir faktör olarak algılanmaktadır. Araştırmanın bulguları ilgili literatüre dayalı olarak tartışılmış, elde edilen sonuçların literatürle uyumlu olduğu görülmüştür. Son olarak ileri çalışmalar ve aile üzerinde çalışma yapan kurumlar için önerilerde bulunulmuştur.
Evlilik doyumunun yordayıcıları: Aldatma eğilimi ve ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmalar
Bu araştırma kapsamında evli öğretmenlerin evlilik doyum düzeyi üzerinde aldatma eğilimi ve ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaların yordayıcı etkiye sahip olup olmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkamil ilçelerinde görev yapan 381 evli öğretmen oluşturmuştur. Araştırmada evli öğretmenlerin demografik özellikleri hakkında veri toplamak için Kişisel bilgi Formu, evlilik doyum düzeyini ölçmek için Evlilik Yaşamı Ölçeği(EYÖ), aldatma eğilimi düzeyini ölçmek için Aldatma Eğilimi Ölçeği(AEÖ) ve ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaları ölçmek için İlişkilerle İlgili Bilişsel Çarpıtmalar Ölçeği(İİBÇÖ) kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde Bağımsız Örneklem t-testi, Tek Yönlü Varyans Analizi(ANOVA), Pearson Korelasyon Katsayısı ve Çoklu Regresyon yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda aldatma eğiliminin ve ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaların evlilik doyumunun anlamlı yordayıcıları olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan analizle aldatma eğilimi ve ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaların evli öğretmenlerin evlilik doyumunun %30'unu açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda evlilik doyumu ile aldatma eğilimi, aldatma eğilimi ile ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmalar ve ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmalar ile evlilik doyumu arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Kişisel değişkenler açısından bakıldığında evlilik doyumunun yaş, evlilik öncesi birliktelik süresi, evlilik süresi ve çocuk sayısına göre anlamlı farklılık gösterirken; cinsiyet, evlilik yaşı, algılanan sosyoekonomik düzey ve evlilik biçimine göre anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir. Aldatma eğilimi düzeyinin cinsiyet, yaş, evlilik öncesi birliktelik süresi, evlilik süresi ve çocuk sayısına göre anlamlı farklılık gösterirken; evlilik yaşı, algılanan sosyoekonomik düzey ve evlilik biçimine göre anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir. İlişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaların evlilik öncesi birliktelik süresi değişkenine göre anlamlı farklılık gösterdiği elde edilen sonuçlar arasında yer almaktadır.
İlköğretime devam eden öğrencilerin anne-çocuk ilişkisini kabul ve reddedici algılama düzeyinin annenin evlilik doyumu ve evlilik uyumu düzeyiyle ilişkisi
Bu araştırmada ilköğretime devam eden 4., 5. ve 6. sınıf öğrencilerinin anne-çocuk ilişkisini kabul ve reddedici algılama düzeylerinin annelerinin evlilik uyum ve doyum düzeyiyle bir ilişkisi olup olmadığını belirlemek amaçlanmıştır. Ayrıca, öğrencilerinin anne-çocuk ilişkisini kabul ve reddedici algılama düzeyleri ile annenin evlilik doyum ve uyum düzeylerinin bazı değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir.Araştırmanın evrenini, Adana ili merkezinde ilköğretim okullarına devam eden 4., 5., 6. sınıf öğrencileri ve anneleri oluşturmuştur. Adana Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı Seyhan ve Yüreğir ilçesinde bulunan beş ilköğretim okulu araştırma kapsamına alınmıştır. Araştırma örneklemi 220'si kız, 193'ü erkek çocuk ve annelerini kapsamaktadır.Çalışmada, öğrencilerin anne çocuk ilişkisini algılama düzeylerini belirlemek amacıyla Aile Kabul ve Reddetme Ölçeği, annelerin evlilik doyum düzeylerini belirlemek için Evlilik Doyum Ölçeği ve evlilik uyumunu belirlemek amacıyla da Evlilikte Uyum Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca annelerin yaşı, çocuk sayısı, evlenme biçimi ile ilgili soruların ve sosyo-ekonomik düzeylerini belirlemek amacıyla Sosyo-Ekonomik Düzey Ölçeği'nin bulunduğu kişisel bilgi formu kullanılmıştır.Araştırma sonuçları annelerin evlilik uyum ve doyum düzeylerine göre çocukların anne-çocuk ilişkisini kabul ve reddedici algılama düzeylerinin anlamlı olarak farklılaştığını göstermiştir. Annelerin evlilik uyumu ve evlilik doyumu düzeylerine göre Aile Kabul ve Reddetme Ölçeği'nin alt ölçekleri arasında anlamlı farklılık bulunmuş; anne-çocuk ilişkisini kabul ve reddedici algılama düzeylerinin bazı değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığına bakıldığında, çocukların anne-çocuk ilişkisini reddedici algılamalarında sınıf düzeyine ve ailedeki çocuk sayısına göre anlamlı bir farklılık olduğu; ancak cinsiyetin, sosyo-ekonomik düzeyin ve annenin evlenme biçiminin çocukların anne-çocuk ilişkisinde reddedici algılama düzeylerinde anlamlı farklılık oluşturmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Annelerin evlilik doyumu, evlilik uyumu, annelerin kabul, reddedici algılanması ve Aile Kabul ve Reddetme Ölçeği'nin alt ölçekleri arasındaki korelasyona bakıldığında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Annelerin evlilik doyum ve uyum düzeylerinin bazı değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığına bakıldığında ise, anlamlı olarak farklılaştıkları bulunmuştur. Yukarıda özetlenen bulgular literatürdeki araştırma bulguları ışığında tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler : Anne-Çocuk İlişkisi, Algılanan Kabul ve Reddetme, Evlilik Doyumu, Evlilik Uyumu
Evli öğretmenlerin yükleme tarzları ve evlilik doyum algılarının bazı demografik değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, evli öğretmenlerin yükleme tarzları (alt boyutları olan nedensellik-sorumluluk yüklemeleri ve onların alt boyutları olan odak, istikrar, genellik, niyet, güdü, suçlama) ve evlilik doyum algılarının, cinsiyet, yaş, evlenmeden önceki tanışma süresi, evlilik yaşı, evlilik biçimi, çocuk sahibi olma durumu gibi değişkenler açısından incelenmesidir.Bu çalışma, 2008-2009 eğitim-öğretim yılında Adana ili Seyhan ve Çukurova ilçelerinde bulunan okullarda görev yapan toplam 165 evli öğretmen (91 Kadın, 74 Erkek) üzerinde yürütülmüştür. Araştırmanın verileri ?Evlilik Yaşam Ölçeği? (EYÖ) ve ?İlişki Yükleme Ölçeği? (İYÖ) ile toplanmıştır. Veriler SPSS-WINDOWS 11.5 paket programıyla çözümlenmiştir. Sonuçların yorumlanmasında p<0.5 anlamlılık düzeyi kabul edilmiştir. Verilerin analizinde tek yönlü varyans analizi ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon analizi teknikleri kullanılmıştır.Araştırmanın sonuçlarına göre evli öğretmenlerin eşlerinin davranışlarına yaptıkları sorumluluk ve nedensellik yüklemeleri ve evlilik doyumu arasında negatif yönde anlamlı bir faklılık bulunmuştur. Yükleme tarzlarının nedensellik boyutunun alt boyutlarından istikrar ve genellik ile evlilik doyumu arasında anlamlı bir farklılık bulunurken, odak boyutu ile evlilik doyumu arasında anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür. Yükleme tarzlarının sorumluluk boyutunun alt boyutlarından niyet, güdü ve suçlama ile evlilik doyumu arasında anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür.Demografik değişkenlerle evlilik doyumu ve yükleme tarzları arasındaki anlamlı farklılığa bakıldığı zaman, cinsiyet değişkeni ile evlilik doyumu arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı, yükleme tarzlarında ise sadece sorumluluk yüklemelerinin alt boyutu olan güdü boyutunda kadınların erkeklere göre eşlerinin davranışlarını açıklarken daha fazla güdü boyutuna başvurdukları görülmüştür. Demografik değişkenlerden yaş, tanışma süresi, evlenme yaşı, evlenme biçimi ve çocuk sahibi olma durumu ile evlilik doyumu ve yükleme tarzları açısından anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Evlenme süresine bakıldığı zaman ise, evlilik doyumuyla anlamlı bir farklılık bulunamamış, yükleme tarzlarının ise sadece nedensellik boyutunda ve onun alt boyutu olan genellik boyutunda anlamlı bir farklılık bulunmuşturAnahtar Kelimeler: Öğretmenler, Evlilik Doyumu, Yükleme
Evli ve çalışan yetişkinlikerin toplumsal cinsiyet rolleri ile evlilik doyumu ve iş doyumu ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, evli ve çalışan yetişkinlerin toplumsal cinsiyet rolleri ile, evlilik doyumu ve iş doyumu ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırma, hem evli olan hem de çalışan 180 yetişkin birey ile gerçekleştirilmiştir. Bireylerin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin veriler, ?Bem Cinsiyet Rolü Envanteri? (Bem, 1974) ile, evlilik doyumlarına ilişkin veriler ?Evlilik Yaşam Ölçeği? (Tezer, 1986) ile iş doyumları da ?Minnesota İş Doyum Ölçeği? (Weiss, Davis, England ve Lofquist, 1967) ile ve kişisel bilgileri ise araştırmacı tarafından oluşturulan ?Kişisel Bilgi Formu? ile toplanmıştır. Verilerin analizinde, t-testi, Mann-Whitney U testi, tek yönlü varyans analizi ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır.Araştırma bulgularına göre, evli ve çalışan yetişkinlerin cinsiyetlerine, yaşlarına ve ailelerinin aylık ortalama gelirlerine göre evlilik doyumları arasında anlamlı bir fark bulunmazken, bireylerin eğitim düzeylerine ve eşlerinin eğitim düzeylerine göre evlilik doyumları arasında anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur. Ayrıca, evli ve çalışan yetişkinlerin cinsiyetlerine, yaşlarına, mesleklerine ve ailelerinin aylık ortalama gelirlerine göre iş doyumları arasında anlamlı bir fark bulunmazken, bireylerin eğitim düzeylerine göre iş doyumları arasında anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Bununla birlikte adrojen cinsiyet rolüne sahip bireylerin evlilik doyumları, belirsiz cinsiyet rollerine sahip bireylerin evlilik doyumlarından anlamlı bir şekilde yüksekken, erkeksi cinsiyet rolüne sahip bireylerin iş doyumları belirsiz cinsiyet rolüne sahip bireylerin iş doyumlarından anlamlı bir şekilde yüksektir.Ayrıca, yapılan çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre, bireylerin kadınsılık ve erkeksilik puanlarından erkeksilik puanlarının, evlilik doyumunun ve iş doyumunun anlamlı bir yordayıcısı olduğu bulunmuştur.Son olarak ise, araştırmaya katılan evli ve çalışan yetişkinlerin evlilik doyumları ve iş doyumları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Sözcükler: Toplumsal cinsiyet rolleri, evlilik doyumu, iş doyumu.
Öğretmenlerin evlilik uyumlarının, iş ve yaşam doyumları ve bazı değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmada, öğretmenlerin, evlilik uyumlarının iş ve yaşam doyumları ve bazı değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma Adana ilinde ilkokul, ortaokul ve lisede görev yapan 250 evli öğretmenle gerçekleştirilmiştir. Öğretmenlerin evlilik uyumlarına ilişkin veriler "Evlilik Uyum Ölçeği" (Locke ve Wallace, 1959) ile iş doyumuna ilişkin veriler "Minnesota İş Doyumu Ölçeği" ile, yaşam doyumuna ilişkin veriler "Yaşam Doyumu Ölçeği ile, kişisel bilgileri ise araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Verilerin analizinde Mann-Whitney U tesi, Kruskal Wallis ve Spearman Sıra Katsayıları korelasyonu kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, öğretmenlerin yaşlarına, kıdemlerine ve evlilik süresine göre evlilik uyumlarında anlamlı düzeyde farklılaştığı bulunurken, bireylerin cinsiyetlerine, çalışma süresine, ek iş yapma durumuna, ek iş yapma süresine, gelirine, eş gelirine, aylık ortalama gelirine, eş mesleğine, eş eğitim düzeyine, çocuk sayısına, köken aile ile aynı kentte yaşama durumuna göre evlilik uyumlarında anlamlı bir fark olmadığı bulunmuştur. Son olarak ise, araştırmaya katılan öğretmenlerin evlilik uyumu ile yaşam doyumu ve yaşam doyumu ile iş doyumu arasında anlamlı bir ilişki bulunurken, evlilik uyumu ve iş doyumu arasında anlamlı bir ilişki olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Evlilik uyumu, iş doyumu, yaşam doyumu
Evlilik uyumu ve doyumunun yordayıcısı olarak çocukluk çağı örselenme yaşantıları
Bu araştırmada evli bireylerin çocukluk çağı örselenme yaşantıları ile evlilik uyumu ve doyumları arasındaki ilişkilerin ortaya çıkarılması ve evlilik uyumu/doyumunu etkileyen sosyo-demografik değişkenlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçlarla, 1112 katılımcıya (1024 kadın ve 88 erkek), "Çocukluk Çağı Örselenme Yaşantıları Ölçeği", "Evlilik Uyum Ölçeği" ve "Evlilik Doyum Ölçeği" uygulanmıştır. Kişisel verilerin elde edilmesi için ise araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde Pearson korelasyon analizi, bağımsız gruplar t testi, tek yönlü ANOVA ve çoklu regresyon analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, katılımcıların genel örselenme düzeyleri, fiziksel istismar düzeyleri, cinsel istismar düzeyleri, duygusal istismar ve ihmal düzeyleri ile evlilik uyumu ve evlilik doyumu düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulgulanmıştır. Örselenme yaşantılarının evlilik uyumu ve evlilik doyumunu anlamlı bir düzeyde yordadığı ve her iki değişken için de etki düzeyi en yüksek olan alt boyutun duygusal istismar olduğu tespit edilmiştir. Evlilik uyumuna etki eden sosyo-demografik değişkenlerin cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, evlilik öncesi tanışma biçimi, evlilik süresi, evlilik sayısı, çocuk sayısı, aile gelir düzeyi, daha önce bireysel/çift psikolojik desteği almış olma durumu, büyüme ortamı ve aile ile aynı yerde yaşama durumu olduğu saptanmıştır. Çiftin yaşadığı yerin ise evlilik uyumunu etkilemediği anlaşılmıştır. Son olarak, evlilik doyumuna etki eden sosyo-demografik değişkenlerin ise cinsiyet, eğitim düzeyi, evlilik öncesi tanışma biçimi, aile gelir düzeyi, daha önce bireysel/çift psikolojik desteği almış olma durumu ve aile ile aynı yerde yaşama durumu olduğu belirlenmiştir. Yaş, evlilik süresi, çocuk sayısı, evlilik sayısı, büyüme ortamı ve çiftin yaşadığı yerin ise evlilik doyumuna anlamlı etkileri olmadığı görülmüştür.
Evli bireylerin birlikte ebeveynlik yeterliliklerini yordayan değişkenlerin CHAID analizi ile incelenmesi
Bu araştırmanın amacı evli bireylerin birlikte ebeveynlik yeterliliklerini etkileyen psikososyal değişkenleri belirlemektir. Çalışmada 304'ü kadın ve 75'i erkek olan toplam 379 gönüllü ebeveyn yer almıştır. Katılımcılar, evli ve çocuk sahibi bireylerden oluşmaktadır. Çalışmada veriler; Birlikte Ebeveynlik Yeterlilikleri Ölçeği (BEYÖ), Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği (TCAÖ), Evlilik Doyumu Ölçeği (EDÖ), Beş Faktör Kişilik Ölçeği (BFKÖ) ve araştırmacı tarafından hazırlanan Demografik Bilgi Formu (DBF) aracılığıyla toplanmıştır. Evli bireylerin birlikte ebeveynlik yeterliliklerini yordayan psikososyal değişkenlerin (yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, yaşanılan yerleşim yeri, çocuk sayısı, çocukların cinsiyeti, ortalama gelir, algılanan sosyoekonomik düzey, toplumsal cinsiyet algısı, evlilik doyumu ve kişilik özellikleri) belirlenmesinde CHAID (Ki-kare otomatik etkileşim tespiti) analizi kullanılmıştır. Çalışma kapsamındaki tüm veriler çevrim içi olarak toplanmıştır. CHAID analizi sonuçları; evlilik doyumu, eğitim, çocuk sayısı, sorumluluk, uyumluluk, cinsiyet, toplumsal cinsiyet algısı, uyumluluk, yaş ve ebeveyn gelir düzeyi değişkenlerinin birlikte ebeveynlik yeterliliklerini anlamlı olarak yordadığını göstermiştir. Bu değişkenlerin tahmin edici önem değerleri incelendiğinde evlilik doyumu ve ebeveyn eğitim düzeyi önem değeri en yüksek değişkenler olarak dikkat çekerken, ebeveyn yaşı ve gelir düzeyi ise önem değeri en düşük değişkenlerdir.
Evlilik uyumu-dindarlık ilişkisi: Adana örneği
Bu çalışmanın amacı, evlilik uyumu ve dindarlık arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemi, en az bir yıllık evli olan 418 bireyden oluşmaktadır. Veriler demografik bilgi formu, Çift Uyum Ölçeği ve Dinsel Yaşayış Ölçeği ile toplanmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından hazırlanan evlilikte dinin etkisini hissetme, evlilikteki cinsiyet rolleri, eşe yapılan yüklemeler ve akraba ilişkilerine dair tutum maddelerine de yer verilmiştir. Toplanan veriler Pearson Moment ve Spearman Rho korelasyon analizi, bağımsız gruplar t testi, tek yönlü ANOVA, tek yönlü MANOVA ve çoklu doğrusal regresyon analizi ile incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre evlilik uyumu ve dindarlık arasında pozitif yönde, anlamlı, ancak düşük düzeyde bir ilişki tespit edilmiştir. Aynı şekilde dindarlık ve evlilik uyumunun alt boyutları ile evlilik uyumu ve dindarlığın alt boyutları arasında da pozitif yönde, genellikle anlamlı ve düşük düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Araştırmaya ait diğer bulgular şu şekildedir: 1. Evlilikte dinin etkisini hissetmeye dair değişkenler ile evlilik uyumu arasında anlamlı bir ilişki vardır. 2. Evlilikteki cinsiyet rolleri, eşe yapılan yüklemeler ve akraba ilişkilerine ait değişkenlerle hem evlilik uyumu hem de dindarlık arasında anlamlı bir ilişki vardır. 3. Erkeklerin evlilik uyumu, kadınlara göre daha yüksektir. 4. Görücü usulü ve isteyerek evlenenlerin dindarlık düzeyi, tanışarak evlenenlere göre daha yüksektir. 5. Evlilik yaşı arttıkça evlilik uyumu artmakta, dindarlık ise azalmaktadır. 6. Eşle yaş farkına dair bazı gruplar, evlilik uyumu açısından farklılaşmaktadır. 7. Evlilik süresi arttıkça dindarlık artmaktadır. 8. Çocuk sayısı ve planlanan çocuk sayısı arttıkça dindarlık artmaktadır. 9. Çalışan erkeklerin evlilik uyumu, çalışan kadınlardan daha yüksektir. 10. Çalışmayan kadınların dindarlık düzeyi, çalışan kadınlardan daha yüksektir. 11. Eşi çalışmayan katılımcıların evlilik uyumu, eşi çalışan katılımcılara göre daha yüksektir. 12. Eşi çalışmayan erkeklerin evlilik uyumu, eşi çalışmayan kadınlara göre daha yüksektir. 13. Geliri eşinden az olan kadınların dindarlık düzeyi, geliri eşinden fazla olan kadınlara göre daha yüksektir. 14. Evlilik öncesi cinsel tecrübe yaşamayanların dindarlık düzeyi, evlilik öncesi cinsel tecrübe yaşayanlara göre daha yüksektir. 15. Evlilik öncesi cinselliği onaylamayanların dindarlık düzeyi, evlilik öncesi cinselliği onaylayanlara ve kararsızlara göre daha yüksek, evlilik öncesi cinselliği onaylayanların dindarlık düzeyi de kararsızlara göre daha yüksektir. 16. Evlilik dışı cinsel tecrübe yaşamayanların hem evlilik uyumu hem de dindarlık düzeyi, evlilik dışı cinsel tecrübe yaşayanlara göre daha yüksektir. 17. Evlilik dışı cinsel tecrübeyi onaylayanlar ve onaylamayanların dindarlık düzeyi, kararsızlara göre daha yüksektir. 18. Anne-babanın evliliğine ait mutluluk düzeyi arttıkça hem evlilik uyumu hem de dindarlık artmaktadır. Ortaya çıkan bu araştırma bulguları ilgili literatür bağlamında tartışılmış ve yorumlanmış, ileride yapılacak çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur.
Evli bireylerde yaşam doyumunun yordayıcısı olarak evlilik doyumu ve bağlanma boyutları
Bu araştırmada evli bireylerin yaşam doyumunun yordayıcısı olarak evlilik doyumu ve bağlanma boyutlarını incelemek ve ayrıca belirlenen demografik değişkenlere göre evlilik doyumu ve yaşam doyumunun anlamlı farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırma, Türkiye'nin çeşitli illerinde yaşayan 374 (259 kadın, 115 erkek) evli bireyden kartopu örnekleme yöntemi ile toplanan verilerle gerçekleştirilmiştir. Bireylerin yakın ilişkilerde yaşantılarına yönelik bağlanmaya ilişkin kaygı ve bağlanmaya ilişkin kaçınma boyutu verileri "Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri II (YIYE II)", evlilik doyumuna ilişkin veriler "Evlilik Doyum Ölçeği", yaşam doyumuna ilişkin veriler "Yaşam Doyumu Ölçeği" ve kişisel bilgiler ise araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" ile toplanmış olup; verilerin analizinde IBM SPSS 25 Programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde Bağımsız Gruplar T-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Basit Regresyon Analizi, Çoklu Regresyon Analizinden yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; bağlanmaya ilişkin kaygı ve kaçınma boyutlarının birlikte evlilik doyumunu anlamlı bir şekilde yordadıkları, evlilik doyumuyla orta düzeyde anlamlı bir ilişki içinde oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Bağlanmaya ilişkin kaygı ve kaçınma boyutlarının birlikte yaşam doyumunu anlamlı bir şekilde yordadıkları, yaşam doyumuyla düşük düzeyde anlamlı bir ilişki içinde oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Kaygı ve kaçınma boyutu puanlarının her ikisinin de cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermediği bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen diğer bulgulara göre; evlilik doyumu cinsiyet, evli olma süresi ve sahip olunan çocuk sayısına göre anlamlı bir farklılık göstermezken, eğitim düzeyi, ailenin aylık geliri ve evlilik biçimine göre anlamlı şekilde farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Yaşam doyumu eğitim düzeyi, evlilik biçimi, evli olma süresi ve sahip olunan çocuk sayısına göre anlamlı bir farklılık göstermezken, cinsiyet ve ailenin aylık gelirine göre anlamlı şekilde farklılık gösterdiği bulgularına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bağlanma boyutları, evlilik doyumu, yaşam doyumu
Manevi iyi oluşla aile doyumu arasındaki ilişkide aile desteği ve bütünlüğünün rolü
Bu araştırmada evli bireylerin manevi iyi oluşlarıyla aile doyumları arasındaki ilişkide aile desteği ve aile bütünlüğünün aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya Aydın ili Efeler ilçesinde ikamet eden, en az bir çocuklu, 10 yıl ve daha fazla süredir evli olan 235'i anne (% 57, 5) 174'ü baba (% 42, 5) olmak üzere toplamda 409 evli birey katılmıştır. Araştırmada betimsel ilişkisel desen kullanılmıştır. Spiritüel İyi Oluş Ölçeği, Aile Yaşam Doyumu Ölçeği, Aileden Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Aile Bütünlük Duygusu Ölçeği Kısa Formu ve Kişisel Bilgi Formu veri toplama araçları olarak araştırmada kullanılmıştır. Korelasyon analizleri sonrasında regresyonel yaklaşımla incelenmiş olan araştırmanın hipotez modelinin incelenmesinde Koşullu İşlem Analizinden (Conditional Process Analysis) yararlanılmıştır. Araştırma sonucuna göre manevi iyi oluş, aile doyumu, aile desteği ve aile bütünlüğü değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Manevi iyi oluş aile doyumunu pozitif yönde açıklamaktadır. Manevi iyi oluşun aile doyumuna olan etkisinde aile desteği ve aile bütünlüğünün kısmi aracı oldukları belirlenmiştir. Bu durum manevi iyi oluşun aile doyumunu etkilemesinde aile desteği ve aile bütünlüğünün de dolaylı katkısı olduğunu göstermektedir. Aile eğitimi veya danışmanlığı alanında ailelere yönelik hazırlanabilecek psikoeğitim ve müdahale programlarında bu araştırmada aile doyumu üzerinde etkili olduğu belirlenen aile desteği ve aile bütünlüğünü arttırmaya yönelik çalışmalar yapılabilir. Daha sonraki araştırmalarda manevi iyi oluşun aile ilişkileriyle ilgili değişkenler, evlilikle ilgili değişkenler ya da romantik ilişkilerle ilgili değişkenler üzerindeki etkisi de incelenebilir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Maneviyat, Manevi İyi Oluş, Aile Desteği, Aile Bütünlük Duygusu, Aile Doyumu.
Planlanmış Davranış Teorisi bağlamında evliliği sürdürme ve sonuçları
Evliliklerin sürdürülmesi zor fakat önemli bir süreçtir. Bu süreç kişinin gerek var olan ilişkiyi devam ettirmek gerekse onarmak için belli davranışlarda bulunmasını gerektirir. Bilimsel çalışmalar doyum sağlanan, ödülü yüksek, bedeli düşük evliliklerin sürdürüldüğünü ve evliliklerin sürdürülmesinde sosyal çevrenin ve benlik kurgularının etkili olduğunugöstermektedir. Doyum sağlanan, mutlu bir evliliğin hem kadın hem de erkeğin sağlığını olumlu etkilediği görülmektedir. Evliliğin sürmesi, kişinin ilişkiyi sürdürme isteği de dahil pek çok değişkenden etkilenmektedir. Bu çalışma kapsamında evliliği sürdürme niyeti ve bu yönde gösterilen sürdürme davranışları "Planlanmış Davranış Teorisi (PDT)" bağlamında ele alınmıştır. Bu amaçla evliliği sürdürme niyetine yönelik PDT temelli bir ölçek hazırlanmış ve ölçek maddelerinin hazırlanması, geçerliği ve güvenirliğin test edilmesi amacıyla pilot bir çalışma yapılmıştır. Ana çalışmada evliliği sürdürme niyeti ve bu yönde gösterilen davranışlar üzerinde evlilik doyumu, algılanan ödül-bedel, benlik kurguları, PDT değişkenleri olan inançlar, evliliğe yönelik tutum, öznel normlar ve algılanan davranışsal kontrolün nasıl etki ettiği incelenmiştir. Ayrıca çiftlerin evliliği sürdürme niyeti, evlilik doyumu ve ruhsal sağlık arasındaki etkileşimde ilişkiyi sürdürme davranışlarının rolünün hem bireysel hem de ikili ilişki düzeyinde incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya çiftlerin ikili analizleri için 168 evli çift ve PDT kapsamında yol analizleri için de 183 kadın 178 erkek olmak üzere 361 evli kişi katılmıştır. Katılımcılara araştırmacı tarafından pilot uygulaması gerçekleştirilmiş olan PDT'nin boyutlarını içeren Evliliği Sürdürme Niyeti Ölçeği'nin yanı sıra İlişki Sürdürme Mekanizmaları Ölçeği, Evlilik Yaşamı Ölçeği, Algılanan Ödül-Bedel Ölçeği, Genel Sağlık Anketi-12, İlişkisel-Özerk Benlik Kurgusu Ölçeği ve demografik bilgi formu uygulanmıştır. Gerçekleştirilen yol analizleri sonucunda, PDT'nde yer alan davranışsal inançlar, normatif inançlar ve kontrol inançları boyutlarının, ana değişkenler olan davranışa yönelik tutum, öznel normlar ve algılanan davranışsal kontrolle olumlu yönde ilişkili olduğu; ancak inançlar üzerinden çizilen modelin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür. Bunun yanı sıra PDT'nin ana değişkenlerinin yer aldığı model anlamlı bulunmuştur ve modelin sonucuna göre evliliği sürdürmeye yönelik davranışsal tutumların, öznel normların ve algılanan kontrolün yüksek olması evliliği sürdürme niyetini olumlu yönde etkilemekte; bunun sonucunda da sürdürme niyeti ilişki sürdürme mekanizmalarına yol açmaktadır. Bu süreçte ilişkisel benlik kurgusu düzeyinin yüksek olduğu kişilerin evliliği sürdürmeye yönelik daha olumlu tutumlar ve daha yüksek öznel normlara sahip olduğu görülürken; ilişkisel benlik kurgusu düzeyinin yüksek olmasının algılanan davranışsal kontrol ile ilişkisi anlamlı bulunmamıştır. Ayrıca PDT değişkenlerine ek olarak, evlilik doyumunun sürdürme mekanizmaları ile ilişkisinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı; ancak algılanan ödül-bedelin sürdürme mekanizmaları üzerinde anlamlı ve orta düzeyde etkiye sahip olduğu görülmüştür. Gerçekleştirilen Aktör-Partner Karşılıklı Bağımlı Aracılık Modeli analizleri sonucunda erkeklerin evliliklerini sürdürme niyetleri ile ruh sağlıkları arasında kendilerinin sürdürme mekanizmalarını kullanması ve partnerinin sürdürme mekanizmalarını kullanması aracılık ederken; evlilik doyumu ve ruh sağlığı arasındaki ilişkide ise, yalnızca erkekler için partnerinin sürdürme mekanizmalarını kullanması aracılık etmektedir. Evliliği sürdürme niyeti ve evlilik doyumu arasındaki ilişkide sürdürme mekanizmalarını kullanmanın etkisinin incelendiği modelde, hem kadın hem de erkeğin evliliği sürdürme niyeti ile evlilik doyumu arasında kendisinin sürdürme mekanizmalarını kullanmasının aracılık ettiği görülürken; erkeğin evliliği sürdürme niyeti ile kadının evlilik doyumu arasında kadının sürdürme mekanizmalarını kullanmasının aracılık ettiği bulunmuştur. Bulgular alanyazın ışığında tartışılmış, çalışmaya dair sınırlılıklar ele alınmış ve gelecek çalışmalar ile uygulamaya dair önerilerde bulunulmuştur.
Hatırlanan anne-baba kabul ve reddi ile ebeveyn öz yeterliği, evlilik doyumu ve yaşam doyumu arasındaki ilişkide temel psikolojik ihtiyaçların aracı rolü
Temel psikolojik ihtiyaçların doyurulmasında yaşanacak sıkıntılar ve eksiklikler bireylerin kişilik gelişimlerinde olumsuzlukların yaşanmasına neden olurken, temel psikolojik ihtiyaçları sağlıklı bir şekilde doyurulan çocuklar, yetişkinlik dönemlerinde daha sağlıklı dinamikler gösterirler. Bu çalışmanın temel amacı hatırlanan anne-baba kabul reddi ile ebeveynlik doyumu, evlilik doyumu ve yaşam doyumu arasındaki ilişkide temel psikolojik ihtiyaçların aracı rolünü incelemek olarak belirlenmiştir. Aynı zamanda çalışmanın diğer amacı doğrultusunda hatırlanan anne-baba kabul reddi ile ebeveynlik doyumu, evlilik doyumu ve yaşam doyumu arasındaki ilişkide temel psikolojik ihtiyaçların aracı rolününün cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Aydın ilinde ikamet eden evli ve çocuk sahibi 250 yetişkin birey oluşturmuştur. Katılımcılara demografik bilgilere ilişkin kişisel bilgi formuyla birlikte beş öz-bildirim ölçeği (Yetişkin Ebeveyn Kabul-Red Ölçeği- Kısa Formu, Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği, Evlilik Yaşamı Ölçeği, Ebeveyn Rolüne İlişkin Kendilik Algısı Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği) uygulanmıştır. Verilerin analizinde SPSS ve LISREL programlarından yararlanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiler yapısal eşitlik modeli (YEM) ile analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre aracılığı test edilen temel psikolojik ihtiyaçlar değişkeninin erkeklerin hatırladıkları baba kabul-reddi ile ebeveynlik doyumu, evlilik doyumu ve yaşam doyumu arasındaki ilişkide tam aracılık ettiği ancak anne kabul reddiyle arasında ilişki olmadığı görülmüştür. Yapılan araştırma sonucunda cinsiyete göre elde edilen diğer bulgu ise; temel psikolojik ihtiyaçlar değişkenin kadınların hem anne hem de baba ile olan ilişkilerinden hatırladıkları kabul red ile evlilik doyumu ve yaşam doyumu arasındaki ilişkide tam aracılık ettiği ancak ebeveynlik doyumuyla arasında ilişki olmadığı şeklindedir. Araştırma bulguları ilgili alanyazın bağlamında tartışılmış, araştırmanın sınırlılıkları, güçlü yönleri belirlenmiş ve araştırmacılar ile aile danışmanlığı alanında çalışanlara yönelik öneriler sunulmuştur.
Evli çiftlerin benlik kurguları ve benlik kurguları benzerliğinin evlilik uyumu ve doyumu ile ilişkisi
Toplumun temel birimi sayılan ailenin başlangıcı evlilik kurumudur. Evliliklerin uyumlu ve doyumlu bir şekilde devam edebilmesini etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Bu çalışmada, evli çiftlerin benlik kurgusu benzerliğinin evlilik uyumuna ve doyumuna etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Örneklem büyüklüğü, güvenilir sonuçlara ulaşabilmek için G-Power programından yararlanılarak hesaplanmış ve örnekleme Aydın-Efeler ilçesinde ikamet eden en az 1 yıldan beri evli olan 150 evli çift dâhil edilmiştir. Veriler, gönüllülük esasına dayalı olarak bireysel yüz yüze görüşme yoluyla toplanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, 'Evlilik Bağlamında Benlik Kurgusu Ölçeği', 'Çiftler Uyum Ölçeği', 'İlişki Doyumu Ölçeği' ve 'Demografik Bilgi Formu'nu içeren bir anket kullanılmıştır. Araştırmada, amaca uygun olarak betimsel ve ilişkisel analizler (korelasyon ve regresyon) yapılmıştır. Sonuçlara göre, kadının ilişki doyumunu özerk-ilişkisel benzerlik, erkeğin ilişki doyumunu ise özerk benzerlik anlamlı şekilde yordamaktadır. Genel olarak; kadının ve erkeğin ilişkisel ve özerk-ilişkisel benlik kurguları, eşlerin evlilik uyumu ve ilişki doyumunu pozitif şekilde açıklamaktadır. Aynı zamanda araştırmada, evlilik uyumu ve ilişki doyumuyla bazı sosyo-demografik değişkenlerin ilişkili olduğu bulunmuştur. Bulgular ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış ve gelecek çalışmalar açısından hem uygulayıcılara hem de araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.
Evli çiftlerin kişilik özelliklerinin evlilik doyumu ile ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışma evli çiftlerin kişilik özelliklerinin evlilik doyumu ile ilişkisinin incelenmesi amaçlamaktadır. Çalışmaya İstanbul ili Göztepe ilçesinde yaşayan 25 y - 60 y arasındaki 50 evli çift katılmıştır. Araştırma, Goldberg (1990) tarafından kişilik özelliklerini ölçmek amacıyla geliştirilen, Türkiye ayağı kapsamında güvenilirliliği ve geçerliliği Sümer ve Sümer tarafından yapılan Beş Faktör Kişilik Ölçeği (BFKÖ), Tezer tarafından 1996 geliştirilen ve geçerlik, güvenirlik çalışmaları yapılan Evlilik Yaşam Ölçeği (EYÖ) kullanılmıştır. Çalışmadaki bulgular SPSS programı kullanılarak elde edilmiştir. Sorumluluk ve deneyime açıklık puanı yüksek olan erkeklerin evlilik doyumu puanları daha yüksek, nörotizm puanları düşük olan erkeklerin ise evlilik doyumu puanları daha yüksek bulunmuştur. Dışadönüklük puanı yüksek olan kadınların evlilik doyum puanları daha yüksektir. Eşlerarası sorumluluk puanları arasındaki fark ile eşlerin evlilik yaşam ölçekleri puan toplamları arasında negatif yönde orta düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Uyumluluk puanı yüksek olan erkeklerin eşlerinin evlilik puanları daha yüksek iken nörotizm puanları yüksek olan erkeklerin eşlerinin evlilik doyum puanları daha düşük bulunmuştur. Uyumluluk ve sorumluluk kişilik özelliğine sahip olan kadınların eşlerinin evlilik doyum puanları daha yüksek bulunmuştur. Çalışmanın sonuçları, sınırlılıkları ve gelecek araştırmalar için öneriler literatür doğrultusunda tartışılmıştır.
Topluluk içi ve topluluk dışı evlilik yapan bireylerin evlilik doyumu, evlilik uyumu ve yaşam doyumlarının incelenmesi
Araştırma topluluk içi ve topluluk dışı evlilik yapan bireylerin evlilik doyumu, evlilik uyumu ve yaşam doyumlarının incelendiği ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırma grubunu 2017-2019 yıllarında Hatay İlinde yaşayan evli bireyler oluşturmaktadır. Araştırma grubuna kartopu yöntemi ile ulaşılmış ve araştırma grubu 174 kadın-139 erkek olmak üzere toplam 313 evli bireyden oluşmuştur. Çalışmaya katılan evli bireyler etnisite açısından değerlendirildiğinde %65.5'i (n=205) topluluk içi, %35.5'i (n=108) topluluk dışı; mezhep açısından değerlendirildiğinde %70.6'sı (n=221) topluluk içi, % 29.4'ü (n=92) topluluk dışı şeklinde olduğu görülmüştür. Araştırmanın verileri 'Yaşam Doyumu Ölçeği', 'Evlilik Doyumu Ölçeği', 'Evlilik Uyumu Ölçeği' ve araştırmacı tarafından hazırlanan 'Kişisel Bilgi Formu'ndan toplanmıştır. Araştırmada ikili karşılaştırmalar için Whitney U-Testi ve çoklu karşılaştırmalar için Kruskall-Wallis paramedik olmayan testleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, etnisite temelinde topluluk içi ve topluluk dışı evlilik yapan bireylerde evlilik doyumunda, evlilik uyumunda ve yaşam doyumunda anlamlı fark bulunmuştur. Mezhep temelinde ise topluluk içi ve topluluk dışı evlilik yapan bireyler arasında evlilik doyumunda, evlilik uyumunda ve yaşam doyumunda anlamlı bir fark bulunmamıştır. Gruplar arası sonuçlara bakıldığında ise evlilik doyumunda ve evlilik uyumunda sıra ortalamalarının benzer olduğu ve sıralamanın en yüksek sıra ortalamasından başlayarak şu şekilde olduğu görülmektedir: ''aynı etnisite- aynı mezhepten (topluluk içi) olan bireylerin sahip olduğu, bunu farklı etnisite-farklı mezhep (topluluk dışı), aynı etnisite-farklı mezhep (topluluk dışı) ve farklı etnisite –aynı mezhepten (topluluk dışı)''. Yaşam doyumu açısından gruplar arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Anahtar kelimeler: topluluk içi-topluluk dışı, (Etnisite-mezhep), evlilik doyumu, yaşam doyumu, evlilik uyumu
Erken dönem uyumsuz şemaların evlilik doyumu ile ilişkisi: Duygulanımın aracı değişken rolü
Bu çalışmanın amacı, evli ya da boşanmış yetişkinlerin erken dönem uyumsuz şemaları ile evliliklerinde yaşadıkları doyum arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkideki pozitif ve negatif duygulanımın aracı rolünü incelemektir. Rastgele seçilen, 132'si erkek ve 168'i kadın olmak üzere toplam 300 kişi çalışmaya dahil edilmiştir. Tüm katılanlara, Kişisel Bilgi Formu, Young Şema Ölçeği Kısa Form (YŞÖ-KF3), Pozitif ve Negatif Duygulanım Ölçeği ile Evlilik Yaşam Ölçeği uygulanarak veriler elde edilmiştir. Elde edilen veriler, SPSS 21.0 programı kullanılarak regresyon analizi sonuçlarına göre değerlendirilmiştir. Veriler, üç model çerçevesinde incelenmiştir: İlk modelde erken dönem uyumsuz şema alanları ve evlilik doyumu arasındaki ilişkiye; ikinci modelde pozitif ve negatif duygulanımın evlilik doyumu ile ilişkisine; üçüncü modelde ise şema alanları ve evlilik doyumu arasındaki ilişkide, duygulanımın aracı değişken rolüne bakılmıştır. Araştırma bulguları, erken dönem uyumsuz şema alanlarından, duygusal yoksunluk, başarısızlık, karamsarlık, sosyal izolasyon, duyguları bastırma, onay arayıcılık, iç içe geçme/bağımlılık, ayrıcalıklılık/yetersiz özdenetim, terk edilme, kusurluluk, tehditler karşısında dayanıksızlık ve yüksek standartların, evlilik doyumunun anlamlı birer yordayıcısı olduğunu göstermiştir. Pozitif ve negatif duygulanım da evlilik doyumunu anlamlı bir şekilde yordamıştır. Araştırma sonuçları bize; erken dönem uyumsuz şemaların, evlilik doyumu ile olumsuz bir ilişkisi olduğunu, bireylerin pozitif ve negatif duygulanımlarının bu ilişkiyi anlamlı bir şekilde etkilediğini göstermektedir.
İlişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaların evlilik doyumunu yordama gücü
Bu araştırmada, evli bireylerin sahip oldukları ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaları ile evlilik doyumu arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın evreni Gaziantep'te yaşayan evli bireylerdir. Örneklem Gaziantep'te bulunan bir özel üniversite, bir kamu hastanesi, bir özel anaokulu, bir fabrikada çalışan evli bireylere, ölçeklerin gönüllülük şartıyla uygulanmasıyla oluşturulmuştur. Araştırmaya 336 birey katılmıştır. Katılımcıların 170'i kadın, 166'sı erkektir. Ölçme araçları, demografik bilgiler formu, ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmalar ölçeği, evlilik yaşam ölçeğidir. Analizler sonucunda, evlilik doyumu ile bilişsel çarpıtmalar arasında negatif yönde bir korelasyon bulunmuştur. Yaş ile bilişsel çarpıtmalar arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Fakat yaş ile evlilik doyum arasında pozitif yönde anlamlı bir korelasyon olduğu görülmüştür. Kadınların erkeklere kıyasla bilişsel çarpıtma düzeyleri daha yüksek bulunmuştur. Evlilik süresi ile bilişsel çarpıtmalar ve evlilik doyumu arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Eğitim seviyesi ile bilişsel çarpıtmalar arasında negatif yönde bir ilişki varken, eğitim seviyesi ile evlilik doyumu arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.
Evli kadınlarda evlilik doyumu, yetişkin bağlanma stilleri ve depresyon düzeyinin ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, evlilik ilişkisinde bireylerin evlilikten doyum almasına etki ettiği düşünülen yetişkin bağlanma stilleri ile kişilerin depresyon düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Katılımcılara, İlişki Ölçeği Anketi, Evlilik Yaşam Ölçeği ve Beck Depresyon Ölçeği uygulanmıştır. Ayrıca Kişisel Bilgi Formu ile katılımcılarla ilgili demografik bilgiler toplanmıştır. Ölçekler, 219'u online, 121'i ise yüz yüze yapılan görüşmeyle olmak üzere toplam 340 evli kadına uygulanmıştır. Bu araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre; depresyon ile evlilik doyumu arasında negatif ve anlamlı ilişki bulunmuştur. Evlilik yaşam puanlarının bağlanma tarzları açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği saptanmıştır. Depresyon düzeylerinin bağlanma tarzları açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur.
Ebeveynini kaybetmiş evli bireylerde evlilik doyumunun aile işlevselliği açısından açıklanması
Bu araştırmanın amacı ebeveynini kaybetmiş olan evli bireylerde aile işlevselliğinin evlilik doyumu ile ilişkisinin incelenmesidir. Çalışmanın örneklemini, Batman'da yaşayan evlilik öncesi ya da sonrasında ebeveynlerinden birini kaybetmiş 103 erkek, 134 kadın olmak üzere 237 evli birey oluşturmaktadır. Çalışmada Evlilik Yaşam Ölçeği (EYÖ), Aile İşlevselliği Ölçeği (AİÖ) ve araştırmacı tarafından hazırlanmış Sosyo–demografik Bilgi Toplama Formu kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS 23.0 paket program kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen bulgulara göre EYÖ ile AİÖ ve ölçeğin alt boyutlarından aile içi destek, aile içi roller, aile içi bağlılık, aile içi ritüeller, aile içi iletişim ve aile içi sınırlar arasında pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Aile içi bağlılık, aile içi ritüeller ve aile içi sınırlar alt boyutları kişilerin Evlilik Yaşam Ölçeği puanlarını istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yordadığı bulunmuştur. Tüm modelin evlilik doyumundaki toplam varyansın % 26'sını açıkladığı bulunmuştur.
Evlilik çatışması ve evlilik doyumu arasındaki ilişkide affetmenin aracı rolü
Bu çalışmada, evli bireylerin evlilik çatışması ve evlilik doyumu arasındaki ilişkide affetmenin aracı rolü incelenmiştir. Araştırma grubu 204 (% 64.2) kadın, 113 (% 35.5) erkek, cinsiyetini belirtmeyen 1 katılımcı olmak üzere toplamda 318 evli bireyden oluşmaktadır. Araştırmada katılımcıların çatışma sıklığını belirlemede Evlilik Çatışma Ölçeği, evlilik doyumunu değerlendirmede Evlilik Yaşam Ölçeği, affetme eğilimlerini ölçmede Heartland Affetme Ölçeği ve genel kişisel bilgileri elde edilmek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır. Araştırmanın veri analizinde SPSS 21 istatistik programından yararlanılmıştır. Yapılan betimsel analizler sonucunda, evlilik çatışma sıklığı cinsiyete göre anlamlı farklılık gösterirken, affetme ve evlilik doyumu cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermemiştir. Evlilik çatışma sıklığı, evlilik doyumu ve affetme arasında anlamlı ilişkiler olduğu gözlenmiştir. Evlilik çatışma sıklığı ile affetme arasında negatif ve anlamlı; evlilik çatışma sıklığı ile evlilik doyumu arasında negatif ve anlamlı; evlilik doyumu ve affetme arasında ise pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu gözlenmiştir. Aracılık rolünün test edilmesi için PROCESS makro kullanılmış ve evlilik çatışma sıklığı ve evlilik doyumu arasında affetme alt boyutlarından kendini affetme ve durumu affetmenin negatif yönde kısmi aracılık rolünün olduğu görülmüştür. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ilgili alanyazın bağlamında tartışılmış ve araştırmacı ve uygulamacılar için araştırma sonuçlarına dayalı öneriler sunulmuştur.
Evli bireylerde yaşanan çatışma ve affetme durumlarının evlilik doyumu ile ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışma eşler arası yaşanan çatışma ve algılanan affetme durumunun evlilik doyumu ile ilişkisini incelemektedir. Araştırma grubu 369 kadın ve 306 erkek olmak üzere toplamda 675 evli bireyden oluşmaktadır. Araştırmada katılımcıların evlilik ilişkisinden sağladıkları doyum düzeyini belirlemek amacıyla Evlilik Yaşam Ölçeği, eşleri/partnerleri tarafından affedildiklerini hissetme durumlarını ölçmek amacı ile Öznel Eş/Partner Affediciliği Ölçeği, evlilikte yaşanan çatışmaların sıklığını ölçmek için Evlilik Çatışma Alanları Belirleme Ölçeği ve demografik bilgileri elde edilmek amacıyla Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır. Araştırmanın veri analizinde SPSS 22 istatistik programından yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda evlilik doyumu, affetme ve evlilikte çatışma sıklığı arasındaki ilişkilerin anlamlı olduğu gözlenmiştir. Evlilik doyumu ve affetme arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki, evlilik doyumu ile evlilikte çatışma arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki ve affetme ile evlilikte çatışma arasında negatif yönde anlamlı ilişki olduğu görülmektedir. Sonuç bölümünde araştırma bulgularına yönelik önerilere detaylı olarak yer verilmiştir.
Kadınlarda cinsel mitler, evlilikte güç algısı ve evlilik doyumu
Bu araştırmada evli kadınlarda cinsel mit ve evlilikte algılanan gücün evlilik üzerindeki etkisi incelenmiştir. Cinsel mit ve evlilikte algılanan gücün evlilik doyumu üzerindeki etkisini incelemek amacıyla faktöriyel ANOVA kullanılmıştır. Katılımcılara Cinsel Mitler Ölçeği, Evlilik Yaşamı Ölçeği ve Çift Güç Ölçeği uygulanmıştır. Ölçekler çevrimiçi olarak kartopu tekniğiyle 410 evli kadına uygulanmıştır. Araştırma sonucuna göre evli kadınların evlilik doyumu yalnızca evlilikte algılanan güç düzeyine göre farklılaşmaktadır. Evli kadınlarda cinsel mit düzeyleri ve cinsel mit ve evlilikte algılanan gücün ortak ilişkisi evlilik doyumunda bir farklılaşma yaratmamaktadır. Bu çalışmada evlilik doyumu, cinsel mitler ve evlilikte algılanan güç bazı demografik değişkenler açısından incelendiğinde; evlilik süresi yalnızca evlilik doyumu ile pozitif yönde anlamlı bir ilişki gösterirken evlilik doyumu ve cinsel mitler çocuk sayısına göre anlamlı farklılık göstermektedir. Son olarak, evlilik doyumu ve evlilikte algılanan güç cinsel ilişki sıklığına göre anlamlı bir farklılık göstermektedir. Sonuçlar literatür ışığında tartışılmış ve ortaya çıkan sonuçlar doğrultusunda uygulayıcılara ve gelecekteki araştırmalara önerilerde bulunulmuştur.