Family education
81 theses under this subject heading
İşitme kayıplı çocuğu olan bir ailenin aile eğitimi sürecinin incelenmesi
Bu eylem araştırmasının amacı işitme kayıplı çocuğu olan bir ailenin, aile eğitimi sürecinin incelenmesidir. Araştırmanın katılımcıları işitme kayıplı bir çocuk, annesi ve eğitimci/araştırmacıdır. Araştırma verileri, aile eğitimi uygulamaları videoteyp kayıtları, anneyle yapılan görüşmeler, geçerlik güvenirlik komitesi ses kayıtları, araştırmacı günlükleri yoluyla toplanmıştır. Araştırma sürecinde toplam on aile eğitimi yapılmıştır. Aile eğitimi sürecinin incelenmesi için tüm aile eğitimlerinin genel dökümü yapılmış ve elde edilen verilere tümevarım analizi uygulanmıştır. Araştırmanın geçerliği, işitme kayıplı çocukların eğitimi alanında çalışan aile eğitimi uzmanı ve eylem araştırması uzmanı tarafından sağlanmıştır. Araştırma sürecinde eğitimci/araştırmacı tarafından gerçekleştirilen aile eğitimi uygulamaları, aile eğitimi uzmanı tarafından incelenerek uygulamada gözlenen sorunları çözmek amacıyla öneriler verilmiştir. Geçerlik-güvenirlik toplantısında veriler doğrulanmış ve yeni eylem planı yapılmıştır. Bu eylem planı çerçevesinde eğitimci-araştırmacı tarafından sonraki aile eğitimini planlamış ve uygulanmıştır. Araştırma sürecinde bu döngü sistematik bir şekilde sürdürülmüştür. Aile eğitimi sürecinin incelendiği bu araştırmanın bulguları aile eğitimi sürecinin; hazırlık, uygulama ve değerlendirme aşamalarında gerçekleştiğini göstermektedir. Eğitimler süresince etkili bir iletişim ortamı yaratmak amacıyla çocuğun yaş ve gelişim düzeyine uygun oyunlar kullanılmıştır. Bu oyunlar süresince eğitimci annenin eğitime aktif katılımını sağlamaya çalışarak dil gelişimini desteklemeye yönelik stratejileri annenin kazanmasını hedeflemiştir. On seans eğitim sonrasında annenin çocuğun gelişimini destekleyen olumlu davranışlarında artış ve eğitimcinin aile eğitimi uygulamasında olumlu değişikler gözlenmiştir. Anahtar Sözcükler: İşitme kayıplı çocuklar, Aile eğitimi, Doğal işitsel-sözel yöntem, Uygulama süreci.
Üstün zeka tanısının öğrencilerin çeşitli algıları üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada üstün zeka tanısının üstün zekalı öğrencilerin çeşitli algıları üzerindeki etkileri incelenmiştir. Aynı zamanda üstün zeka tanısının etkilerinin cinsiyet ve sınıf düzeyine gore farklılık gösterip göstermediği de incelenmiştir. Kardeş sayısı, doğum sırası ve anne - baba eğitim durumunana gore farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Araştırma 2013 yılında Kırşehir ve Kaman'daki iki bilim - sanat merkezi ile dört ilköğretim okulunda eşzamanlı olarak yürütülmüştür. Araştırmaya üstün zeka tanısı almış 128 öğrenci, hiçbir şekilde etiketlenmemiş 123 öğrenci olmak üzere toplam (5. ve 6. sınıf) 251 öğrenci katılmıştır. Veri toplama aracı olarak Üstün Zeka Etiket Etkileri Ölçeği (ÜZETÖ) kullanılmıştır. Ölçek, 24 maddeden oluşmaktadır ve kendilik algısı, ebeveyn tutumu algısı ve arkadaş tutumu algısı olmak üzere üç alt ölçek alanını kapsamaktadır. Verilerin analizinde ilişkisiz örneklemler için t testi, ayrıca iki faktörlü ANOVA ve korelasyon kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, üstün zeka tanısı alan öğrencilerin kendilik algılarının, ebeveyn tutumu ve arkadaş tutumu algılarının etiketlenmeyen öğrencilerin algılarından farklılık göstermediğini ortaya koymuştur. Üstün zeka etiketi alan kız öğrencilerin ebeveyn tutumu algısı, üstün zeka etiketi alan erkek öğrencilerin ebeveyn tutumu algısından anlamlı derecede düşük bulunmuştur. Anne ve babanın eğitim düzeyi yükseldikçe üstün zeka etiketi alan öğrencilerin ebevyn tutumu algıları düşmektedir. Anahtar Sözcükler: Üstün zeka etiketi, Etiket etkileri
Çok ileri dereceli işitme kayıplı çocuğu olan işiten bir annenin etkileşim davranışlarının aile eğitimi bağlamında incelenmesi
Bir eylem araştırması olan bu araştırmanın amacı, çok ileri dereceli işitme kayıplı bir çocuğun annesinin etkileşim davranışlarının aile eğitimi bağlamında incelenmesidir. Araştırmanın katılımcıları çok ileri dereceli işitme kayıplı bir çocuk, onun annesi ve aile eğitimlerini yürüten öğretmen/araştırmacıdan oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, aile eğitimleri bağlamında anne-çocuk etkileşimlerinin videoteyp kayıtları, anneyle yapılan görüşmeler, izleme toplantıları ile geçerlik güvenirlik toplantıları ses kayıtları ve araştırmacı günlükleri yoluyla öğretmen/araştırmacı tarafından toplanmıştır. Toplamda sekiz aile eğitimi yapılmıştır ve annenin etkileşim davranışlarını incelemek amacıyla anne-çocuk etkileşimine ayrılan on dakikalık bölümlere tümevarım analizi uygulanmıştır. Annenin etkileşim davranışlarında değişikliklerin incelenmesi amacıyla da, ikinci, dördüncü, altıncı ve sekizinci aile eğitimlerinde anne-çocuk etkileşimi bölümlerinin temsili videoteyp kaydı olmasına karar verilmiştir. İşitme kayıplı çocukların eğitimi ve araştırmaları alanında çalışan aile eğitimi uzmanı ile eylem araştırmaları uzmanı, bu araştırmanın geçerliliğini sağlamışlardır. Aile eğitimlerinin uygulanmasında hazırlık ve uygulama aşamaları, annenin etkileşim davranışlarında ve uygulamada görülen problemlerin çözümü aşamaları aile eğitimi uzmanı tarafından izlenmiş ve uygulamaya yönelik çözüm önerileri geliştirilmiştir. Aile eğitimi uzmanının değerlendirmeleri ve geçerlik güvenirlik toplantıları sonucunda eylem planları ortaya çıkmıştır. Öğretmen/araştırmacı bir sonraki aile eğitimini bu eylem planına göre planlamış ve uygulamasını yapmıştır. Bu döngü sonucunda ortaya çıkan veriler yine bu döngü çerçevesinde eleştirel bir şekilde yorumlanmıştır. Aile eğitimi uygulamalarında oluşturulan ortam ve uygulama biçimi kuramsal çerçevesini sosyal etkileşim ve sosyo-kültürel tarihsel gelişim kuramlarından almaktadır. Bu sebeple, aile eğitimi uygulamaları da yine aynı kuramlardan beslenen doğal/işitsel sözel yaklaşım ve aile merkezli yaklaşım ilkeleri çerçevesinde yürütülmüştür. Sistematik ve döngüsel olarak, annenin etkileşim davranışlarının incelendiği bu eylem araştırmasında yürütülen aile eğitimleriyle birlikte annenin etkileşim davranışlarında olumlu gelişmeler meydana gelmiştir. Annenin işitme kayıplı çocuğuyla olan etkileşiminde, etkileşimi olumsuz etkileyen davranışlarının azaldığı, etkileşimi destekleyen davranışlarının arttığı görülmüştür. Aile eğitimi bağlamında gerçekleştirilen bu araştırmanın, anne-çocuk etkileşimi ve aile eğitimiyle ilgili ulusal ve uluslararası alan yazına katkıları olacağı düşünülmektedir. Aynı zamanda, Türkiye'de işitme kayıplı çocukların aile eğitimleri uygulaması alanında çalışan uygulamacı ve araştırmacılara yararlı olabilir. Anahtar sözcükler: İşitme kayıplı çocuklar, anne-çocuk etkileşimi, aile eğitimi, erken müdahale
Aile eğitimine devam eden işitme kayıplı çocuk babalarının babalık deneyimlerine ilişkin algılarının incelenmesi
Görüngübilim çalışması olarak desenlenen bu araştırmanın amacı aile eğitimine devam eden işitme kayıplı çocuk babalarının babalık deneyimlerine ilişkin algılarının incelenmesidir. Araştırmanın katılımcıları aile eğitimine devam eden, 0-3 yaş aralığında çok ileri dereceli işitme kayıplı çocuğu olan yedi babadır. Araştırma verileri yarı-yapılandırılmış görüşmeler, yansıtmalı araştırmacı günlükleri ve doküman incelemesi teknikleriyle toplanmıştır. Görüşme verileri yazıya dökülmüş ve kodlanmıştır. Görüngübilim yöntemi analizi yoluyla 91 kod, 13 alt-tema ve 5 temaya ulaşılmıştır. Araştırma bulguları; babaların rol, görev ve sorumluluklarını genellikle normal işiten çocuk babalarıyla benzer şekilde algıladığını, fakat çocuklarının kullandığı işitme teknolojilerinin ve bakımlarına ilişkin ekonomik durumların önemini farklılık olarak vurguladıklarını göstermektedir. Bunun yanında babaların çocuklarının gelecekleriyle ilgili kaygılarını ve buna bağlı desteklerini dile getirdikleri görülmektedir. Ayrıca babaların çocuklarının devam ettiği aile eğitimi programına ilişkin olumlu bakış açılarına sahip oldukları ve faydalı olduğuna inandıkları ortaya çıkmıştır. Diğer taraftan aile eğitimi programlarına yönelik memnuniyetlerinin yanında babalar, aile eğitimlerinin çalışma takvimleri düşünülerek daha uygun zamanlarda gerçekleştirilmesi, çocuklarının eğitimleriyle ilgili daha fazla bilgilendirilmek, diğer ailelerden destek almak istedikleri ve psikolojik rehberliğe ihtiyaç duydukları bulgular arasındadır. Bu araştırmanın işitme kayıplı çocuk babalarının deneyimleri ve algılarıyla ilgili alan yazına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Ayrıca ilgili alanda çalışan uzmanlara, öğretmenlere ve ailelere babalar konusunda yol gösterici olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Babalar, İşitme kaybı, Babalık deneyimi, Görüngübilim.
Yenidoğan işitme tarama sonrası tanı, cihazlandırma ve aile eğitim programlarına yönlendirilme sürecinin incelenmesi
Durum çalışması olarak desenlenen bu araştırmanın amacı, bir ileri tanı merkezinde yenidoğan işitme taramasından eğitime yönlendirmeye kadar olan süreci incelemek, bu sürece ilişkin hem sağlık çalışanlarının hem de ailelerin görüşlerini, karşılaştıkları zorlukları, sundukları çözüm önerilerini belirlemek ve işitme kayıplı çocukların yönlendirildikleri eğitim programlarını araştırmaktır. Bu araştırmaya, ileri tanı merkezinden dört odyometrist, bir uzman odyolog, bir kulak burun boğaz hekimi ve çocuğu bu ileri tanı merkezinde tanılanan yedi aile katılmıştır. Bu araştırmanın verileri; aile ve sağlık çalışanları ile yapılan görüşmelerle, ilgili merkezde yapılan gözlemlerle, belgelerle, süreç ürünleriyle ve araştırma günlüğü yoluyla toplanmıştır. Toplanan verilerin tümevarımsal analizinden elde edilenler her bir araştırma sorusunu cevaplayacak şekilde raporlaştırılmıştır. Araştırma sonucunda, ileri tanı merkezlerinin ve işitme kayıplı çocuklar için eğitim veren devlet kurumlarının arttırılmasına ihtiyaç duyulduğu belirlenmiştir. Ailelerin ise süreçte psikolojik ve ekonomik olarak desteklenmeye ihtiyaç duyduğu ortaya çıkmıştır. Sürecin daha etkin bir şekilde işlemesi için, sağlık çalışanlarına geri bildirim veren bir takip sistemine ve işitme kayıplı çocukların eğitiminde uzman kişilerin sağlık çalışanları ile işbirliğinin arttırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Yapılan bu araştırma; sağlık çalışanlarının, ailelerin neler yaşadığını daha iyi anlamalarına ve eğitimcilerin işitme kayıplı çocukların tanılanma süreci hakkında daha detaylı bilgi sahibi olmalarına katkı sağladığı düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: İşitme kayıplı çocuk, Yenidoğan işitme taraması, Erken müdahale, Aile Katılımı, Takip Sistemi.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocuğa sahip ailelerin katıldıkları aile eğitimi programı sonrasındaki yaşam döngüsüne ilişkin görüşleri
Araştırmanın genel amacı aile eğitim programlarına katılan ebeveynlerin çocuklarına, aile içi ve toplumsal etkileşimlerine ve katıldıkları aile eğitimi programına ilişkin görüşlerini belirlemektir. Araştırmanın katılımcılarını, OSB'li çocuğa sahip altı anne ve iki baba oluşturmaktadır. Fenomenolojik desenle yürütülen bu araştırmanın verileri, nitel veri toplama yöntemlerinden yarı-yapılandırılmış görüşmeler ile toplanmıştır. Veriler içerik analizi tekniğiyle analiz edilmiştir. Veri analizi sonucunda sekiz tema elde edilmiştir. Elde edilen temalar araştırmanın bulgularını oluşturmuştur. Araştırmanın bulgularına göre, aileler sıklıkla çocuklarında problem davranışlarla karşılaştıklarını belirtmektedirler. Aileler, aile eğitim programlarına katılmadan önce kullandıkları davranış problemleri ile başa çıkma yöntemlerinin katıldıkları aile eğitim programı sonrası farklılaştığını ifade etmektedirler. Aileler OSB'li çocuklarıyla iletişim kuramadıklarını, ancak katıldıkları aile eğitimi programı sonrası çocuklarına fırsat sunarak iletişim kurmayı başardıklarını ifade etmişlerdir. Bulgular, ailelerin çocuklarının OSB'li olması nedeniyle eşleriyle olan etkileşimlerinde, toplumsal yaşama katılımlarında çeşitli zorluklarla karşılaştıklarını göstermektedir. Katıldıkları aile eğitimi programı sonrası eşlerin birbirlerine karşı daha anlayışlı oldukları, birçok problemi atlattıkları ve sosyalleşmeye başladıkları gibi olumlu gelişmelerden söz etmişlerdir. ise kendilerini akraba ortamından soyutlamayı tercih ettikleri izlenimi edinilmiştir. Aileler katıldıkları aile eğitimi programıyla ilgili genel görüşlerinin olumlu olduğunu ve yüksek düzeyde yarar sağladıklarını, ancak aile eğitim programlarının daha uzun süreli planlanması gerektiğini belirtmektedirler. Anahtar Kelimeler: OSB'li çocuğu olan aileler, aile eğitimi, aile eğitimi programları, anne-baba görüşleri, yarı-yapılandırılmış görüşme.
Sınıf öğretmenlerinin, çocukların gelişimine ilişkin eğitsel rolleri ile ilgili aileden beklentileri
Çocuğun gelişiminde en etkin rolleri üstlenen aile ve öğretmen arasındaki beklentilerin belirlenmesi, ailenin evde yapabileceği faaliyetleri öğrenebilmesi açısından önemlidir. Sınıf öğretmenlerinin, çocukların gelişimine ilişkin eğitsel rolleri ile ilgili aileden beklentilerini belirlemeyi amaçlayan bu araştırma, nitel ve nicel verileri içeren Betimsel Yöntem ve İlişkisel Tarama Modeline göre desenlenmiş bir araştırmadır. İzmir ili merkez ilçeleri olan evreni temsil etmek üzere Basit Tesadüfi Yöntem ile seçilen öğretmenlerden 306 öğretmen ve yine bu öğretmenler arasından Amaçlı Örneklem Metodu kullanılarak seçilen 14 öğretmen araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmanın verilerinin toplanması için araştırmacı tarafından geliştirilen ''Aile Beklenti Ölçeği'' kullanılmıştır. Ölçeğin geçerliliği için faktör analizi yapılmıştır. KMO ve Bartlett's Testi sonucu 0,832 bulunmuştur. Ölçeğin güvenirliği için Cronbach Alfa Testi yapılarak sonucu 0,838 bulunmuştur. Bulgular ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğunu göstermiştir. Araştırmanın nitel verileri içinse araştırmacı tarafından geliştirilen ''Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu'' kullanılmıştır. Araştırmanın alt problemlerine yanıt bulmak amacıyla yüzde, frekans, standart sapma, ortalama, Anova, t testi, Games-Howell çoklu karşılaştırma testi gibi istatistik tekniklerinden yararlanılmıştır. Nitel verilerin analizi Betimsel Analiz yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, öğretmenlerin ailelerden beklentilerinin yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Aileden beklentilerin, bazı tanımlayıcı verilere göre anlamlı farklılıkları bulunmuştur. Araştırmaya katılan öğretmenlerin % 80'i aile eğitimi ile ilgili bir eğitime katılmak istemektedir. Ayrıca öğretmenlerin %73'ü Ailenin Eğitimine dair bir eğitim almadıkları belirlenmiştir. En fazla madde ortalaması değeri olan beklentiler; "Öğretmene güvenip, gereken değeri vermelerini beklerim" ve "Çocuklarını zararlı alışkanlıklardan korumalarını beklerim" maddeleridir. Araştırmanın nitel verilerinin analizinde, öğretmenlerin daha çok sosyal ve duygusal gelişim özelliklerine göre beklentilerinin yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın nitel verilerinde, nicel verileri destekleyici bulgular olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Çocuk gelişimi, aile eğitimi, öğretmen beklentisi
منهج القرآن الكريم في التربية الأسرية موعظة لقمان أنموذجاً: دراسة تحليلية عنوانالأطروحـة:
The purpose of this thesis is to study and analyze the commandments of Luqman al-Hakim to his son as mentioned in the Holy Qur'an as a model for the Holy Qur'an's approach to family education. The importance of this study comes from the importance of the Holy Qur'an's call to human education, preparation and rehabilitation, and from the status of Luqman's commandments in the conscience of the Islamic nation. God gave him great wisdom, careful consideration, and a high sense of everything that is morally valuable. Since the wills of his son are a high model of education that the world seeks today to theorize and solve its problems, the study followed the descriptive approach in its historical part when translating the Prophet Luqman, and reviewing what the books have found about him, likewise, the descriptive approach, with its inductive and analytical part, is the shortest and most useful method for addressing the problem of the study and achieving its objectives, which is represented by the analysis of the testaments to extract its educational principles. The study concluded the following: The Holy Qur'an is a way of life that should be referred to when setting educational policies, plans and programs to meet contemporary educational challenges, and because it is valid for all times and places. Luqman's commandments are considered among the most brief and informative of what was said in family education and morals. Therefore, they are a unique educational model and the basis of Islamic education, as they contain many values and principles that form a strong general philosophy for all programs that can be built upon to establish morals in modern societies. And that these commandments centered on basic values that are being lost today, and attacked in a blatant way, such as: the value of monotheism, honoring parents, prayer, enjoining good and forbidding evil, acclamation and public morals, each of which is a pillar that if it collapses, society will fall, he also notes the distinguished educational method that Luqman presented to every father, advisor, or caller to God, which is based on humility, gentleness, and teaching with love and kindness. This can be sought from the divine discourse that conveyed the words of Luqman in the most eloquent language, and the most delicate of what is kindness and dialogue.
Oyuncak ve kitap kütüphanesi temelli oku oyna aile eğitim programının aile çocuk okuma ve oyun davranışlarına etkisi
Araştırmanın amacı, sosyoekonomik açıdan dezavantajlı ebeveyn ve çocukların yer aldığı bağımsız resmi bir anaokulunda; araştırmacı, üniversite ve sivil toplum kuruluş örgütü işbirliğiyle oluşturulan Oyuncak Kitap Kütüphanesini temele alarak, Oku Oyna Aile Eğitim Programının ebeveyn ve çocukların oyun oynama ile kitap okuma davranışları üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Literatür taraması ve uzman görüşü çerçevesinde oluşturulan Oku Oyna Aile Eğitim Programında; üç-beş yaş döneminin gelişimsel özellikleri, resimli çocuk kitaplarının önemi ve kriterleri, sesli okuma sürecinin nitelikli kılınması, ebeveyn ile çocuk arasındaki oyun oynama davranışlarının geliştirilmesi konularına değinilmiştir. Oku Oyna Aile Eğitim Programında grup görüşmeleri, bireysel görüşmeler, tartışma, örneklendirme, karşılaştırma, anlatım vb. tekniklerden faydalanılmıştır. 7 haftada toplam 7 saat süren yüz yüze ve çevrimiçi ebeveyn eğitiminin etkilerine çalışmada yer verilmiştir. Çalışmada karma araştırma yöntemlerinden paralel karma desen kullanılmıştır. Nicel aşamada tek gruplu, eşleştirilmemiş, ön test-son test deneysel desen modeli kullanılmıştır. Nitel aşamada ise doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada oyuncak ve kitap kütüphanesinin kurulduğu okulda 2022-2023 eğitim öğretim yılına kayıtlı üç-altı yaş arasındaki çocukların ebeveynlerinden 15'i çalışma grubu olarak belirlenmiş ve ölçüt örneklem yöntemi benimsenmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda Çocuk-Ebeveyn Birlikte Okuma Etkinlikleri Ölçeği ve Oyuna Katılım Anket Formu kullanılarak ön test ve son test verileri alınmıştır. Nicel veriler cinsiyet, eğitim düzeyi, gelir düzeyi gibi sürekli değişkenlerin gruplara göre analizinde Mann Whitney U, genel olarak ve grup ayrımında ölçek puanlarının ön test-son test olarak zamansal karşılaştırma analizinde Wilcoxon İşaretli Sıralı testi kullanılmıştır. Nitel boyutta veriler ise 5 ila 15 dakikalık ebeveynlerle çocukların birlikte oyun ve okuma davranışına ilişkin video kayıtlarından oluşmaktadır. Video kayıtları doküman analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda ebeveyn eğitimlerinin, ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte oyun oynama ve kitap okuma davranışları üzerinde etkili olduğu bulunmuştur. Bu araştırmadan elde edilen etkili sonuçlar dikkate alınarak özellikle düşük sosyoekonomik statüdeki ebeveynlere yönelik eğitimler yaygınlaşabilir, anaokullarında oyuncak ve kitap kütüphaneleri açılabilir, ebeveynlerin çocuklarıyla hem oyun hem de okuma davranışlarına yönelik daha çok bilimsel araştırma yapılabilir.
"Ebeveynim Dijital Oyun Rehberim" aile eğitim programının çocukların dijital oyun bağımlılıkları ile dijital oyun ebeveyn rehberlik stratejilerine etkisi
Oyun oynamak, çocukluk çağı başta olmak üzere yaşam boyu vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Teknolojik gelişmeler, şehirleşmenin artması, oyun alanlarının azalması gibi sebeplerden dolayı dijital oyun oynama eğiliminin arttığı bilinmektedir. Bu bağlamda çocukların dijital oyun tercihlerinde ve oyun oynama süreçlerinde ailelerin farkındalık kazanmasının önemli olduğu düşünülmektedir. Bu araştırmanın amacı okul öncesi yaşta çocuğu olan ebeveynlere yönelik olarak hazırlanan eğitim programının dijital oyun ebeveyn rehberlik stratejilerine etkisinin incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma türlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2022-2023 öğretim yılı Ankara ili merkez ilçesinde bulunan okul öncesi dönem çocuklarının ebeveynlerinden seçilen 200 ebeveyn oluşturmaktadır. Ebeveynler, kolay örneklem tekniği ile belirlenmiştir. Bu araştırma için veri toplama aracı olarak ''Dijital Oyun Bağımlılık Eğilimi (DOBE)'', ''Dijital Oyun Ebeveyn Rehberlik Stratejileri Ölçeği (DOERS)''( Budak, 2020) ve ''Kişisel Bilgi Formu'' olmak üzere üç veri toplama aracı kullanılmıştır. "Ebeveynim Dijital Oyun Rehberim'' programı toplamda yedi hafta yedi saat olarak uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular, okul öncesi çocuğu olan ebeveynlere ilişkin ortalama değerlere parametrik test varsayımlarını test etmek için normallik ve homojenlik testleri yapılmıştır. Bulguların elde edilmesinde; Kolmogorov-Smirnov Z testi, Homogeneity of Variances testi, Mann Whitney U testi ve Kruskal Wallis H analizi, Wilcoxon işaretli sıralar analizi yapılmıştır. Araştırma sonucuna göre, aile eğitim programının uygulama öncesi ve sonrası arasında anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Analiz sonuçlarına göre aile eğitim programının ebeveyn dijital oyun rehberlik stratejileri üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca, dijital oyun bağımlılık eğilimlerinin erkek çocukların kız çocuklarına göre daha fazla bağımlılık eğiliminde olduğu görülmüştür. Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayanarak yönelik dijital oyun rehberliği içeren ebeveyn eğitim programları yaygınlaştırılabilir.
Hiperaktivite ve dikkat eksikliği (HADE) teşhisi konulmuş ilköğretim birinci kademe öğrencilerinin annelerine yönelik psikososyal yardım uygulaması: Deneysel çalışma
Bu çalışmada, Hiperaktivite ve Dikkat Eksikliği (HADE)/Öz denetim ve Motivasyon Sorunu (ÖMS) yaşayan ilköğretim 1. Kademe öğrencilerinin annelerine yönelik olarak, Diana Baumrind'in (1967) çalışması doğrultusunda hazırlanan bir psikososyal yardım programı uygulanmış ve bu eğitim sonucunda öğrencilerin HADE/ÖMS puanlarında farklılaşma olup olmadığı incelenmiştir. Eğitimde, annelerin çocuklarıyla ilişkilerini yeniden düzenlemelerinde yardımcı olmak amacıyla doğru ve etkili iletişim, çocuklarının yaşlarına uygun sosyal, bilişsel, duygusal, davranışsal talepler, gelişimi destekleyici denetim kurma biçimleri, sıcak, yakın ve destekleyici bir ilişki kurmanın yolları konuları hakkında bilgi verilmiştir. Örneklem Adana Seyhan ilçesinde bulunan iki, Mersin Toroslar ilçesinde bulunan bir ilkokuldan seçilen 50 öğrenci ve bu öğrencilerin annelerinden oluşmaktadır. Veriler, Conners Öğretmen Değerlendirme Ölçeği (CÖDÖ), Conners Anababa Değerlendirme Ölçeği CADÖ), Aile Değerlendirme Ölçeği (ADÖ) ve Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumu Ölçeği (AHÇYTÖ) ile toplanmıştır. Araştırmanın deneysel kısmından elde edilen nicel veriler, 2009-2012 yılları arasında yürütülmüş olan Evde Destek Çalışması'na (EDÇ) katılan 4 anne ile yarı yapılandırılmış görüşme formuyla elde edilen bilgilerle desteklenmiştir. Evde Destek Çalışması da Baumrind'in bulguları doğrultusunda olgunluk talepleri, iletişim, denetim, sevecenlik çatısı üzerine oturtulmuştur; deneysel çalışmadan farklı olarak, ev ortamında anne ve çocukla yoğun ve yakın bir ilişki kurmayı, gözlem yapmayı, dönüt vermeyi, model olmayı, eşlik etmeyi, anne ve çocuğun gerilimini azaltmayı, ailenin yıpranmış ilişkilerini yeniden doğru bir şekilde kurmayı içermektedir. EDÇ'den elde edilen bilgilerin değerlendirilmesinde betimsel analiz tekniğinden faydalanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, deneysel çalışmada annelere verilen 2 aylık eğitim sonucunda, anne-çocuk ilişkilerinin gelişim açısından destekleyici bir niteliğe bürünmesinde önemli olan problem çözme, iletişim, duygusal tepki verebilme, genel işlevler ve demokratik tutum puanlarında olumlu yönde bir artış görülmüştür. Gelişim açısından engelleyici aşırı koruyuculuk, sıkı/katı disiplin, ev kadınlığı rolünün reddi, karı koca geçimsizliği gibi tutumlara dair puanlarda azalış görülmektedir. Öğrencilerin HADE/ÖMS'ye özgü davranış puanlarında ise .05 güven aralığında anlamlı bir farklılaşma olduğu (p=0.008), puan ortalamalarının %25 azalarak 63,08'den 47,32'ye düştüğü tespit edilmiştir. EDÇ grubunda yer alan çocukların puan ortalamaları ise %61,6 azalarak 41,75'ten 16,00'ya düşmüştür. EDÇ'ye katılan annelerin, deneysel çalışmaya katılan annelerin kazanımlarına ilaveten roller ve gereken ilgiyi gösterme alt boyutlarında gelişim kaydettikleri gözlemlenmiştir. Anahtar Sözcükler: HADE/ÖMS, psikososyal yardım, aile, çocuk yetiştirme tutumları
Akılcı duygusal aile eğitim programının anne babaların akılcı olmayan inançları ve anne babalık stresleri üzerine etkisi
Bu araştırmanın genel amacı, Akılcı Duygusal Davranışçı Yaklaşıma dayalı olarak geliştirilen Akılcı Duygusal Aile Eğitim Programı'nın anne babaların akılcı olmayan inançlarının ve anne babalık streslerinin azaltılmasında etkili olup olmadığının incelenmesidir. Çalışmaya çocukları ilkokula devam eden 4 baba ve 22 anne katılmıştır. Katılımcılardan 2 baba ve 11 anne deney grubunu oluştururken, yine 2 baba ve 11 anne kontrol grubunu oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında Abidin (2012) tarafından geliştirilen Anne Baba Stres Ölçeği (ABSÖ) Türkçe'ye uyarlanmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkenleri anne babaların akılcı olmayan inançları ve stres düzeyleridir. Anne babaların stres düzeyleri araştırmacı tarafından uyarlanan Anne Baba Stres Ölçeği ile değerlendirilirken, anne babaların akılcı olmayan inançları Kaya ve Hamamcı (2011) tarafından geliştirilen Anne Babaların Akılcı Olmayan İnançları Ölçeği (ABAOİÖ) ile incelenmiştir. Uygulama öncesinde deney ve kontrol gruplarına ABSÖ ve ABAOİÖ uygulanmıştır. Ön-test ölçümlerinin ardından deney grubunda yer alan anne babalarla 7 oturumdan oluşan Akılcı Duygusal Aile Eğitim Programı gerçekleştirilmiştir. Kontrol grubu ile herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Deney grubu ile uygulamaların bitiminden 1 hafta sonra son-test, 1 ay ve 3 ay sonra ise izleme ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde 2x4 yönlü varyans analizi tekniği kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda deney grubunda yer alan anne babaların kontrol grubundakilere göre anne baba olmaya ve rollerinin kısıtlanmasına ilişkin stres düzeylerinin azaldığı, anne babalık rollerine ilişkin mükemmeliyetçi inançları ve çocuklarına ilişkin gerçekçi olmayan beklentilerinin azaldığı bulumuştur. Elde edilen bulgular, araştırmacı tarafından geliştirilen Akılcı Duygusal Aile Eğitim Programının anne babaların anne babalık streslerinin ve akılcı olmayan inançlarının azaltılmasında etkili olduğunu göstermektedir. Anahtar kelimeler: Aile , Akılcı Duygusal Eğitim, ebeveyn stresi, ebeveynlerin akılcı olmayan inançları.
Serebral palsili çocuklarda aile eğitiminin çocuklarda fonksiyonel düzey ve aktivite seviyesi ile aileler üzerine etkisi
Çalışmamızda, SP'li çocuklarda aile eğitiminin çocuklarda fonksiyonel düzey ve aktivite seviyesi ile aileler üzerine etkisi araştırıldı. Çalışma iki aşamadan oluştu. Birinci aşamada, Gaziantep il genelinde rehabilitasyon merkezlerine devam eden 3-18 yaş arası 258 serebral palsili çocuk ve ebeveyni alınarak tanımlayıcı bir çalışma yapıldı. Bu kapsamda, çocuklardaki fonksiyonel düzey ve aktivitenin değerlendirilmesinde; kaba motor durumu için Kaba Motor Fonksiyonel Sınıflandırma Sistemi (Gross Motor Function Classification System – KMFSS/GMFCS), el kullanma becerileri için Serebral Palsili Çocuklarda El Becerileri Sınıflandırma Sistemi (Manual Ability Classification System - MACS) ve iletişim becerilerini saptamak için İletişim Becerileri Sınıflandırma Sistemi (Communication Function Classification System - CFCS) kullanıldı. Aynı zamanda Pediatrik Özürlülük Değerlendirme Ölçeği (Pediatric Evaluation of Disability Inventory - PEDI), Kaba Motor Fonksiyon Ölçeği (Gross Motor Function Measurement – KMFÖ-66/GMFM-66) ve ABILHAND-Çocuk Ölçeği (ABILHAND-Kids) yer aldı. Ailelerin depresyon durumlarını belirlemek için Beck Depresyon Envanteri ve etkilenim durumları için ise Aile Etki Ölçeği (IPFAM) değerleri kayıt altına alındı. Çalışma 169 (%65,5) erkek, 89 (%34,5) kız çocuk üzerinde gerçekleştirildi, yaş ortalamaları 10,8 ± 4,6 olarak bulundu. Çalışmaya 219 (%85,2) anne, 38 (%14,7) baba dahil edildi. Fonksiyonel sınıflandırmaya göre en kalabalık grubun 97 (%37,6) ile hemiplejik SP olduğu, GMFCS skoruna göre 112 (%43,4) seviye II, MACS skoruna göre 96 (%37,2) seviye II, CFCS skoruna göre ise 94 (%36,4) seviye I'in yer aldığı gözlendi. Beck depresyon sonuçlarına göre ailelerde minimal depresyonun gözlendiği bulundu. Çalışmanın ikinci aşamasında dahil edilme kriterlerine uyan toplam 34 SP'li çocuk alındı. Çalışma ve kontrol grubu olarak her grupta 17'şer çocuk yer aldı. Çocuklar 3-6, 7-12, 13-18 şeklinde yaş gruplarına ayrılarak kapalı zarf usulü ile randomize edildi. Her iki gruba da rehabilitasyon merkezlerinde haftada 2 seans, 40'ar dakikalık rutin fizyoterapi programı uygulandı. Çalışma grubuna rutin programa ek olarak aile eğitimi verildi. Aile eğitim programı 6 hafta boyunca sürdürüldü. Her iki grup için de eğitimin başında ve 6 haftanın sonunda olmak üzere iki kez değerlendirme yapıldı. Her çocuk için birinci aşamada yer alan değerlendirme parametrelerine ilave olarak görme kabiliyetlerini tanımlamak için Görsel Fonksiyon Sınıflandırma Skalası (Visual Function Classification Scale - VFCS), yeme-içme fonksiyonlarını tanımlamak için Yeme İçme Becerileri Sınıflandırma Sistemi (Eating and Drinking Ability Classification System - EDACS) ve konuşmalarını tanımlamak için Viking Konuşma Ölçeği (Vikingen Speech Scale - VSS) uygulandı. Aileler için yine Beck Depresyon Ölçeği ve IPFAM kullanıldı. PEDI Fonksiyonel beceriler kendine bakım ölçütü ((F=1,648; p=0,208), mobilite ölçütü (F=3,994; p=0,054) ve sosyal fonksiyon ölçütü (F=0,305; p=0,585) için ön test- son test karşılaştırıldığında çalışma grubunun kontrol grubuna üstünlüğü bulunamadı. PEDI çocuğa bakan kişinin yardım düzeyi kendine bakım ölçütü (F=2,830; p=0,102) ve sosyal fonksiyon ölçütü için (F=0,005; p=0,944) anlamlı bir fark gözlenmezken, mobilite ölçütü (F=6,095; p=0,019) için çalışma grubu lehine fark olduğu bulundu. ABILHAND-Kids envanteri için (F=1,771; p=0,193) ve Aile Etki Ölçeği için (F=0,183; p=0,672) gruplar arası anlamlı bir fark saptanamadı. KMFÖ-66 testi için (F=10,703; p=0,003) ve Beck Depresyon Envanteri için (F=5,017; p=0,032) çalışma grubunda fark belirlendi. Her çocuk için ikişer adet kurgulanan GAS skorlamasında ise her hedef için çalışma grubu lehine anlamlı sonuç elde edildi (GAS1: p=0,002, GAS2: p=0,00). Sonuç olarak aile eğitim programının çocukların aktivite ve fonksiyonel durumlarını değerlendiren mobilite, el becerileri ve kaba motor ölçütleri ile hedefe ulaşma ölçeklerinde ve ebeveynlerin depresyon düzeylerinde avantaj sağladığı görüldü. Elde edilen sonuçlar göre, yapılandırılmış aile eğitim programlarının SP'li çocukların rutin tedavilerine ilave olarak uygulanmasının, çocuklardaki fonksiyonel düzey ve aktivite seviyesi ile birlikte aileler için de etkili olacağı görüşündeyiz. Anahtar Kelimeler: Serebral Palsi, Aile Eğitimi, Fonksiyonel Durum, Aktivite, ICF
Aile eğitim programının annelerin ebeveynlik davranışlarına ve çocuklarında gözlenen davranış problemlerine etkisi
Bu araştırma ADDT'ye dayalı Aile Eğitim Programının annelerin ebeveynlik davranışları üzerindeki etkisini ve annelerin çocukların da algıladıkları davranış problemleri üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlanmıştır. Çalışmaya çocukları ilkokula devam eden 28 anne katılmıştır. Katılımcılardan 14 anne deney grubunu oluştururken 14 anne kontrol grubunu oluşturmaktadır. Uygulama öncesinde deney ve kontrol gruplarına Alabama Ebeveyn Davranışları Ölçeği ve Conners' Anababa Derecelendirme Ölçeği uygulanmıştır. Öntest ölçümlerinin ardından deney grubunda yer alan anneler ile 7 oturumdan oluşan Akılcı Duygusal Aile Eğitim Programı gerçekleştirilmiştir. Kontrol grubu ile herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Deney grubu ile uygulamaların bitiminden 1 hafta sonra sontest ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde 2x2 yönlü varyans analizi tekniği kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda aile eğitim programına katılan annelerin çocuklarında bu eğitim programına katılmayan annelerin çocuklarına göre annelerin çocukları için algıladıkları davranış problemlerinde önemli düzeyde azalma olduğu annelerin işlem öncesine göre kendi ebeveynlik rollerine ilişkin olumlu tutum ve davranışların arttığı olumsuz tutum ve davranışların azaldığı görülmektedir.
Bir biyoiktidar aygıtı olarak aile: eğitimci ebeveynler üzerine bir araştırma
Biyoiktidar, modern ulus devletlerin nüfus kontrolünde kullandıkları iktidar araçlarını ifade eden bir kavramdır ve günümüz toplumlarında, ailelerin çocukları üzerindeki etkilerini tanımlamak için de kullanılmaktadır. Araştırmanın temel amacı, aile içindeki iktidar ilişkilerinin nasıl oluştuğunu ve nasıl işlediğini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda kurgulanan araştırma nitel araştırma yöntemi ile yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini amaçlı örnekleme yöntemi olan maksimum çeşitlilik örneklemesi yöntemi oluşturmaktadır. Bu araştırmada, bilgi ve iktidarın birbirine eklemli olması perspektifinden yola çıkarak, iktidarı mesleki bilgi ve yaşam pratikleri üzerinden üreten ve aktaran eğitimci ebeveynlerin, çocukların özneleşme süreçleri üzerindeki etkilerini incelemek önceliklidir. Araştırmacının katılımcı grubun doğal bir üyesi olarak aynı zamanda katılımcı gözlemci rolünü üstlenmesinden dolayı, eğitimci ebeveynler araştırmanın örneklemi olarak belirlenmiştir. Mevcut araştırma Düzce ilindeki eğitimci ebeveynler ile sınırlandırılmıştır. Araştırmanın verileri, yarı yapılandırılmış görüşme formundan yararlanılarak toplanmıştır. Veri toplama süreci ise Zoom© platformu üzerinden gerçekleştirilen derinlemesine görüşmelerle yürütülmüştür. Elde edilen veri setinin analizinde ise içerik analizinden yararlanılmıştır. Bu araştırmanın bulgularına göre, aile kurumu, iktidarın en temel aygıtı olarak bireylerin düşünce ve davranışlarını şekillendirir, toplumsal cinsiyet rollerini yeniden üretir ve öznelliğin oluşumunda merkezi bir rol oynar. Bu araştırma, ailelerin her birinin özgün iktidar dinamiklerine sahip olduğunu ve aynı zamanda toplumsal iktidar ilişkilerinin üretilmesi ve sürdürülmesinde önemli bir rol oynadığını göstermiştir. Özellikle öğretmen ebeveynlerin yer aldığı ailelerdeki iktidar ilişkileri üzerine daha derinlemesine çalışmalar yapılması, bu bulguları daha zengin bir perspektifle değerlendirmemize olanak sağlayacaktır. Anahtar Sözcükler: Biyoiktidar, İktidar Aygıtı, Eğitim, Ebeveyn, Aile
İlköğretim okullarında aile katılımı: Ölçek uyarlaması
Bu çalışmada Sheldon ve Epstein (2007) tarafından geliştirilen ?İlköğretimde Okul ve Aile Katılımı Ölçeğinin? veli ve öğrenci alt ölçekleri ile Epstein ve Salinas (1993) tarafından geliştirilen ?İlköğretimde Okul ve Aile Katılımı? öğretmen alt ölçeğinin Türkçeye uyarlanması amaçlanmaktadır. Çalışmada, Düzce ve Kastamonu ili ilköğretim okullarında bulunan 353 öğretmen, 319 veli ve 382 öğrenci çalışma grubunu oluşturmaktadır.Türkçeye uyarlanan ölçeklerin güvenirlilik düzeyi Cronbach Alfa iç tutarlılık katsayısı hesaplanarak belirlenmiştir. Ölçeklerin yapı geçerliliği ise doğrulayıcı faktör analizi kullanılarak belirlenmiştir. Öğretmen ölçeğinin bütününün güvenirlilik düzeyi .89 bulunurken, ölçeğin dokuz boyutunun güvenirlik düzeyleri .67-.91 arasında değişmektedir. Veli ölçeğinin bütününün güvenirlilik düzeyi .95 olarak bulunmuş ve ölçeğin alt boyutlarının güvenirlilik düzeyleri .73 ile .93 arasında değişmektedir. Öğrenci ölçeğinin bütününün güvenirlilik düzeyi .93 bulunmuştur, ölçeğin üç boyutu bulunmaktadır ve güvenirlilik düzeyleri .78 ile .91 arasındadır. Öğretmen ölçeğinin yapı geçerliliği için hesaplanan ki-karenin (?2) serbestlik derecesine (sd) oranı (?2 /sd) 2.1'dir. Doğrulayıcı Faktör Analizi ile hesaplanan uyum iyiliği indekslerinden; RMSEA değeri .06, SRMR değeri .072 ve CFI değeri .89 olarak bulunmuştur. Veli ölçeğinin ?2 /sd oranı 2.023'dir. RMSEA değeri .059, SRMR değeri .060 ve CFI değeri .95 olarak bulunmuştur. Öğrenci ölçeğinin ?2 /sd oranı 2.9 olarak bulunmuştur. RMSEA değeri .071, SRMR değeri .066 ve CFI değeri .95 bulunmuştur. Bu sonuçlar doğrultusunda ölçeğin Türkiye'de kullanılmasının uygun olduğu belirlenmiştir.
İlkokul ve ortaokul öğrencilerinin akademik başarılarının yordanmasında ana babanın akademik başarıya ilişkin beklentisi ve eğitime katılımının rolü
Bu çalışma, ilkokul ve ortaokul öğrencilerinin akademik başarıları ile ana babalarının katılımları ve gelecekteki eğitimlerine yönelik beklentileri arasındaki ilişkinin ortaya konmasını amaçlayan betimsel bir araştırmadır. Çalışma Kastamonu ilinde yürütülmüş, araştırmanın örnekleminin belirlenmesinde sosyoekonomik düzey çeşitliliği dikkate alınmıştır. Buna göre, araştırma verileri, Kastamonu il merkezi ve farklı sosyoekonomik ve sosyokültürel özellikleri olan Devrekani, Daday, Taşköprü, İhsangazi ve İnebolu ilçelerindeki ilkokul ve ortaokullardan elde edilmiştir. Belirtilen özellikler temelinde, çalışmaya toplamda dokuz ilkokul ve dokuz ortaokul dahil edilmiştir. Çalışmaya 420 ana baba, araştırma amacı açıklandıktan sonra gönüllü olarak katılmıştır. Çalışmanın verileri, Sheldon ve Epstein (2007) tarafından geliştirilip Oğuz (2012) tarafından Türkçeye uyarlanan "İlköğretimde Okul ve Aile Katılım Ölçeği"nin Veli Alt Ölçeği yoluyla elde edilmiştir. Çalışmanın tek bir bağımlı değişkeni (akademik başarı) varken, altı bağımsız değişkeni (ana babanın eğitim düzeyi, ailenin gelir düzeyi, çocuğun cinsiyeti, evde ana baba katılımı, okulda ana baba katılımı, ana baba beklentisi) vardır. Araştırma kapsamında değişkenler arasındaki ilişkilerin belirlenmesinde t testi, Ki-Kare kullanılmış; ilişkili değişkenlerin akademik başarıyı yordama düzeyleri ile ilgili verilerin analizinde ise Lojistik regresyon analizi kullanılmıştır. Analizler sonunda; akademik başarı ile ana babanın eğitim düzeyi, ailenin gelir düzeyi, ana baba beklentisi ve ana babanın eğitime evde katılımı arasında olumlu yönde bir ilişki bulunmuştur. Bununla birlikte, akademik başarı ile çocuğun cinsiyeti ve ana babanın eğitime okulda katılımı arasında anlamlı bir ilişki olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bir çocuğun akademik açıdan yüksek başarı göstermesinin en büyük yordayıcısı ana babanın öğrenciden beklentisi olarak görülmektedir.
Altı yaşında çocuğu olan annelere uygulanan aile eğitimi programının aile işlevleri ve anne baba tutumları ile çocuğun gelişimi üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, altı yaşında çocuğu olan annelere yönelik uygulanan ?eğitici anne eğitimi?, ?anneden anneye eğitim? ve ?haber mektupları yoluyla eğitim? yaklaşımlarının, annelerin aile işlevleri ve çocuk yetiştirme tutumları ile çocukların gelişimleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Ankara'da, 2010-2011 eğitim öğretim yılı içerisinde gerçekleştirilen araştırma; ön test, son test kontrol gruplu deneysel desene göre modellenmiştir.Araştırma, altı yaşında çocuğu olan 128 anne ile yürütülmüştür. Eğitici anne eğitimi (s = 28), anneden anneye eğitim (s = 28) ve haber mektupları yoluyla eğitim (s = 32) gruplarında bulunan annelerin aile işlevleri ile çocuk yetiştirme tutumlarını geliştirmek amacıyla 16 hafta boyunca aile eğitimi programı uygulanmıştır. Kontrol grubuna (s = 40) ise aile eğitimi programı uygulanmamıştır. Araştırmanın verileri, Aile Değerlendirme Ölçeği, Aile Tutum Envanteri ve Ankara Gelişim Tarama Envanteri ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde Wilcoxon işaretli sıralar testi ve Kruskall-Wallis H testi kullanılmıştır.Verilerin analizi sonucunda elde edilen bulgulara göre, deney grubunda yer alan annelerin aile işlevleri ve çocuk yetiştirme tutumlarının olumlu yönde değiştiği görülmüştür. Deney ve kontrol gruplarında yer alan annelerin çocuklarının sosyal beceri-öz bakım gelişim alanlarında anlamlı bir farklılık görülmemiştir.Gruplararası karşılaştırmalarda eğitici anne eğitim alan grup lehine anlamlı bir farklılık saptanmıştır. Haber mektupları yoluyla eğitim alan grup ile karşılaştırıldığında ise anneden anneye eğitim alan grup lehine anlamlı bir farklılığın olduğu görülmüştür.
Farklı eğitim modelleri kullanılarak uygulanan aile eğitim ve aile katılım programlarının okul öncesi öğretmenlerinin uygulamalarına ve ebeveynlerin görüşlerine etkisinin incelenmesi
Okul öncesi eğitim kurumlarında, aile katılım etkinliklerinin tam olarak gerçekleştirilebilmesi için, öğretmenlere ve öğretmenler aracılığıyla ebeveynlere yönelik olarak araştırmacı tarafından hazırlanarak uygulanan aile eğitim ve aile katılımı programının etkililiğini deneysel olarak araştırarak, öğretmen eğitiminde en etkili modeli saptamak amacı ile yapılmıştır.Araştırmada, tek denekli, yarı deneysel, ön test-son test kontrol gruplu desende nitel ve nicel yöntemlerin bir arada kullanıldığı karma yöntem uygulanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Ankara'daki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilköğretim okullarının anasınıflarında görev yapan toplam üç öğretmen ve bu öğretmenlerin sınıfına devam eden çocukların ebeveynleri oluşturmaktadır (n=52). Araştırmanın nicel ve nitel boyutuna yönelik çalışma grubunun seçilmesinde amaçlı örnekleme yönteminden ölçüt örnekleme kullanılmıştır.Araştırmada nicel ve nitel yöntemler bir arada kullanılmıştır. Nicel veriler araştırmacı tarafından geliştirilen ?Ebeveyn İçin Öğretmen ve Okula Yönelik Görüş Formu?, ?Ebeveyn İçin Aile Katılımını Değerlendirme Formu?, yolu ile nitel veriler ise, öğretmen ve ebeveynlerle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler, doküman inceleme ve gözlem yolu ile toplanmıştır..Nicel verilerin analizinde Kruskall Wallis, Wilcoxon sıralı işaretler testi kullanılmıştır.Deney1 ve deney 2'ye araştırmacı tarafından Öğretmen Eğitim Programı uygulanmıştır. Eğitim programı üç hafta, haftada üç gün olmak üzere toplam 10 saat sürmüştür. Araştırmanın kontrol grubunu oluşturan öğretmene eğitim verilmemiştir. Ö.E.P. katılan öğretmenlerden ebeveynlere Ebeveyn Eğitim Programını uygulamaları istenmiştir. E.E.P.'ı beş hafta, hafta da iki gün olmak üzere toplam 10 saat sürmüştür. E.E.P. sırasında deney 1'e araştırmacı tarafından yüz yüze rehberlik, deney 2' ye ise uzaktan rehberlik sağlanmıştır. Kontrol grubunda yer alan ebeveynlere eğitim verilmemiştir.Araştırmanın nicel verilerine ilişkin sonuçlar; Deney 1 de yer alan ebeveynlerin, öğretmenlere yönelik görüşlerinde olumlu oldukları ancak okula yönelik görüşlerinde fark olduğu, karşılaştıkları aile katılım etkinliklerinin çeşitliliğinde artış olduğu saptanmıştır.Deney 2 de yer alan ebeveynlerin, öğretmen ve okula yönelik görüşlerinde son test lehine fark olduğu, karşılaştıkları aile katılım etkinliklerinde ?Ebeveyn için Aile Katılımını Değerlendirme Formu? unda son test lehine farklılığın olduğu, ancak görüşlerinin bu sonucu desteklemediği sonucuna ulaşılmıştır.Araştırmanın nitel verilerine ilişkin sonuçlar; Deney 1 için elde edilen sonuçlar, öğretmen a'nın, Öğretmen Eğitim Programı sonrasında aile eğitimi ve aile katılımı konusunda bilgi düzeyinin arttığı, yüz yüze rehberlik sağlanması ile aile eğitimi ve aile katılım çalışmalarını uyguladığı, aile katılım çalışmalarına ilişkin dokümanlarının olduğu saptanmıştır.Deney 1de yer alan ebeveynlerin, aile katılımının gerekliliğine inandıkları, aile eğitimi ve aile katılım çalışmalarına katılmada istekli oldukları sonucuna ulaşılmıştır.Deney 2 için elde edilen sonuçlar, öğretmen b'nin, Ö.E.P. sonucunda aile eğitimi ve aile katılımı konusunda bilgi düzeyinin arttığı, uzaktan eğitim modeli ile rehberlik sağlanmasına rağmen aile eğitimini uygulamadığı, aile katılımına yönelik dokümanlarının olmadığı saptanmıştır.Deney 2 de yer alan ebeveynlerin, aile eğitimi ve aile katılım çalışmalarının gerekliliğine inandıkları, aile eğitimi ve aile katılım çalışmalarına katılmada istekli oldukları sonucuna ulaşılmıştır.Kontrol grubunda yer alan öğretmen ve ebeveynlerin görüşlerinde nicel ve nitel verilere göre herhangi bir değişikliğin olmadığı saptanmıştır.
Öğretmenlerin yapmış olduğu ev ziyaretlerinin aile üzerindeki etkisi
Bu araştırmada, öğretmenlerin yapmış olduğu ev ziyaretlerinin aile üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu doğrultuda araştırma ön-test, son test kontrol gruplu deneysel desen üzerine modellenmiştir.Araştırmanın örneklemini 2009-2010 eğitim öğretim yılında Bolu ilinde bulunan, sadece veli toplantılarıyla sınırlı olarak aile katılım çalışmaları yapan bir okul öncesi eğitim kurumu ve bu kurumun 5-6 yaş grubuna devam eden il merkezinde yaşayan 20 çocuk ve annesi; köyde yaşayan 20 çocuk ve annesi deney grubunu; il merkezinde yaşayan 10 çocuk ve annesi; köyde yaşayan 10 çocuk ve annesi kontrol grubunu oluşturmak üzere, toplam 60 anne-çocuk araştırmanın örneklem grubunu oluşturmuştur.Araştırmada ön test, son test ve kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından deney grubundaki annelere uygulanmak üzere Ev Ziyareti Programı hazırlanmıştır. Programın uygulanması on dokuz hafta sürmüştür. Ev ziyareti programında annelere okul öncesi eğitimin önemi, gelişim alanlarına etkisi ve anne çocuk iletişimi, oyun ve oyuncakların çocuklar üzerindeki etkileri hakkında bilgi verilmesi, annelerle çocuklarına oynamaları için artık materyalle dokunma kartı hazırlanması, maske ve kukla yapılmasına yönelik uygulamalara yer verilmiştir. Kontrol grubuna ise ev ziyareti yapılmamıştır.Deney ve kontrol gruplarında yer alan anne babalara ve çocuklarına demografik bilgilerini almak amacıyla ?Genel Bilgi Formu? ; deney ve kontrol grubunda yer alan annelerin ev ziyaretleri hakkındaki düşüncelerini belirlemek amacıyla Mann ve Meyer tarafından geliştirilen ?Ev Ziyareti Değerlendirme Formu araştırmacı tarafından düzenlenerek kullanılmıştır. Bu formlar deney grubundaki annelere, ?Ev Ziyareti programından önce ön test, programın uygulanmasından sonra ise son test olarak verilmiştir. Aynı form kontrol grubuna ön test ve son test olarak uygulanmıştır.Genel Bilgi Formu ve Ev Ziyareti Değerlendirme Formu aracılığıyla toplanan veriler SPSS 15 paket programı yardımı ile değerlendirilmiştir. Anne babalara ve çocuklara ait demografik bilgilere ilişkin dağılımları frekans ve yüzde değerleri olarak verilmiştir. Ev Ziyareti Değerlendirme Formunda deney ve kontrol grubuna ait ön test ve son test verilerini analiz etmek için Student t testi kullanılmıştır. Ev Ziyareti Değerlendirme Formunda deney ve kontrol grubunda ön test ve son testlerin karşılaştırılması için bağımlı gruplarda t testi kullanılmıştır. Ev Ziyareti Değerlendirme Formunda deney grubunda yaşanılan yere , annenin öğrenim durumuna göre, çocukların cinsiyetine, doğum sırasına göre ev ziyaretleri etki puanı değerlendirmesi ön test ve son test karşılaştırılmasında Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Ev Ziyareti Değerlendirme Formunda deney grubunda çocukların kardeş sayılarına ve annenin yaşına göre ev ziyaretleri etki puanı değerlendirmesi ön test ve son test karşılaştırılmasında Kruskall-Wallis H testi kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubunda yer alan annelerin çocuğun eğitiminde rolüne ve yerine, çocuğun eğitiminde kendini yeterli bulma durumuna, ev ziyaretlerinin faydasına, ev ziyaretlerinin çocuğa ve öğretmene faydasına, ev ziyaretlerinin günlük işleri engelleme durumuna ilişkin görüşleri frekans ve yüzde değerleri olarak verilmiştirEv ziyareti programı sonrasında; öncelikle test puanları arasında anlamlı farklılık olduğu, uygulanan ev ziyareti programı sonrasında deney grubunun son test puan ortalamasının ön test puan ortalamasından yüksek olduğu, deney grubunun son test puan ortalamasının kontrol grubunun son test puan ortalamasından yüksek olduğunu ve uygulanan ev ziyareti programının etkili olduğunu görülmüştür. Ev ziyaretlerinin pek çok yararı olduğu yapılan çalışma sonucunda görülmüştür. Bunun sonucunda öğretmenlerin programlarında ev ziyaretlerine gereken önemi gösterip, ev ziyaretleri yapmalarının gerektiği düşünülmektedir.
Aile eğitimi programlarında eğitimcilerin ve annelerin kültürel çeşitliliğe ilişkin görüşleri
Bu araştırmanın amacı, aile eğitimi sürecinde yer alan eğitimci ve katılımcıların, kültürel çeşitliliği nasıl algıladığı ve içinde bulundukları Aile Eğitimi programının kültürel çeşitliliğe ilişkin bakış açıları üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktır. Bu nedenle çalışmada, eğitimci ve annelerin konu ile ilgili düşünce, görüş ve tutumlarının belirlenerek, değerlendirmelerin yapılması ve önerilerin geliştirilmesi hedeflenmiştir.Araştırma başta Samsun İli Merkez Halk Eğitim Merkezi olmak üzere 7 ayrı ilçe Halk Eğitim Merkezinde (Yakakent, Alaçam, Bafra, Ondokuzmayıs, Çarşamba, Terme ve Havza) gerçekleştirilmiştir. Araştırma gurubunu; Halk Eğitim Merkezleri bünyesinde faaliyet gösteren, Aile Eğitim Programlarının Samsun ili merkez ve ilçelerde devamlığını sağlayan tüm takip ve işlemlerini yürüten toplam 13 eğitimci ve aile eğitimi programının katılımcı grubunu oluşturan, eğitim sürecinde aktif olarak yer alan 25 gönüllü anne olmak üzere toplamda 38 kişi ile çalışılmıştır.Araştırma için gerekli veriler, eğitimciler ve katılımcılar için ayrı ayrı geliştirilen ?kişisel bilgi formu? ve yarı yapılandırılmış ?Eğitimci ve Katılımcı Görüşme Formu?nun kullanıldığı odak grup görüşmeleriyle toplanmıştır. Görüşmeler ses kayıt cihazına alınmış ve sonrasında kaydedilen veriler çözümlenerek yazılı hale getirilmiştir. Yazılı hale getirilen veriler araştırma amaçları çerçevesinde sistematik bir biçimde yorumlanarak sunulmuştur. Veriler yorumlanırken sıklıkla eğitimci ve katılımcıların doğrudan ifadelerine yer verilmiştir.Araştırma bulgularına göre, toplumda kültürün yaşatılması ve korunmasında, farklılıklara olan bakış açısı üzerinde eğitimciler ve anneler önemli kişiler olarak görülmekte ve model alınmaktadır. Eğitimcilik görevini yürütenlerle ebeveynlerin sahip oldukları kültürel özelliklerini (eğitim, bakış açısı, davranış, bilgi, örf, adet vb) doğru bir şekilde aktarımlarında; Aile Eğitim programlarının katkısının büyük olduğu, özellikle de kişilerin başta kendileri olmak üzere çevresine ve yetiştirmekle sorumlu oldukları çocuklarına karşı davranışlarında doğrudan gözlenebilir olumlu bir etkisinin ortaya çıktığı görülmektedir. Özellikle Aile Eğitimi Programının eğitimci ve annelerin bakış açılarında önemli farklılıklar meydana getirdiği, farklı bakış açılarına yaklaşımlarını değiştirdiğini bu anlamda kendilerini zenginleştirdiklerini ortaya koymaktadır. Aile Eğitimi Programının araştırma grubu tarafınca çok önemsendiği ve bu programın desteklenip yaygınlaşması gerektiği ortaya çıkmıştır. Ayrıca Halk Eğitim Merkezlerinde revize edilerek uygulanan Aile Eğitimi Programları ile ilgili yapılan bir çalışmaya rastlanmamış olup alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Aile, Kültür, Kültürel Çeşitlilik, Aile Eğitimi Programı
Görme engeli olan çocuklara özbakım becerilerini kazandırmada video ile model olunarak sunulan aile eğitim programının etkililiği
Bu araştırmanın genel amacı; Video ile Model Olunarak Sunulan Aile Eğitiminin, araştırmaya katılan annelerin, özbakım becerilerini öğretme basamaklarını uygulama düzeylerinde etkili olup olmadığı ve görme engelli çocukların, anneleri tarafından kendilerine öğretilen özbakım becerilerini gerçekleştirme düzeyleri ve gerçekleştirdikleri becerileri sürdürme düzeylerinde ki etkililiğini belirlemektir.Araştırmanın iki bağımlı değişkeni bulunmaktadır. Birincisi, ?araştırmaya katılan annelerin özbakım becerilerini öğretme basamaklarını gerçekleştirme düzeyleri?. İkinci ise ?görme engelli çocukların, anneleri tarafından kendilerine öğretilen özbakım becerilerini kazanma ve kazandıkları becerileri sürdürme durumlarıdır?. Araştırmanın bağımsız değişkeni ise geliştirilen Video ile Model Olunarak Sunulan Aile Eğitim Programıdır. Bağımsız değişkenin, birinci bağımlı değişken üzerindeki etkililiği test edilirken ?denekler arası çoklu yoklama deseni?; ikinci bağımlı değişken üzerindeki etkisi test edilirken de ?beceriler arası çoklu yoklama deseni? kullanılmıştır. Araştırmanın deneklerini, 2009-2010 yıllarında Milli Eğitim Bakanlığı' na bağlı Özel Adnan Ağır Özel Eğitim Okuluna devam eden, görme engelli ve okul öncesi dönemde bulunan üç çocuk ve bu üç çocuğun anneleri oluşturmaktadır.Araştırmada, annelere görme engelli çocuklarına özbakım becerilerini öğretme basamaklarını uygulayabilmeleri amacıyla Video ile Model Olunarak Sunulan Aile Eğitim Programı geliştirilmiştir. Geliştirilen program, Cavkaytar (1999) tarafından geliştirilen Özbakım ve Ev İçi Becerilerinin Öğretimi El Kitabından uyarlanmış ve video görüntüleri ile desteklenerek ölçüt temelli olarak hazırlanmıştır. Program, annelere beş oturumda sunulmuştur. Oturumların sunumunda; ?bilgilendirme, örnek video filmlerinin izlettirilmesi ve uygulama? aşamaları izlenmiştir. Birinci oturumda; özbakım becerileri ile ilgili temel bilgiler ve çocukların ihtiyaç duyduğu özbakım becerilerinin öncelik sırasının anneler tarafından belirlenmesi amaçlanmıştır. İkinci oturumda; annelere beceriyi basamaklarına ayırma sürecini öğretme amaçlanmıştır. Üçüncü oturumda; annelere ipucu çeşitlerinin ne olduğu ve ipuçlarının kullanımını öğretme amaçlanmıştır. Dördüncü oturumda; annelere özbakım becerisi öğretiminde ortam düzenlemesinin nasıl yapılması gerektiği, araç-gereç seçimi ve seçilen araçlarda gerekli uyarlamaların nasıl yapılması gerektiği, öğretim zamanını belirleme, ödül çeşitleri ve ödül kullanımının nasıl yapılması gerektiğini öğretme amaçlanmıştır. Beşinci oturumda da; annelere özbakım becerisinin öğretimini yaparken hangi basamakların izlenmesi gerektiğini öğretme amaçlanmıştır.?Uygulama? aşaması rehberli uygulama ve bağımsız uygulamalar olmak üzere iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Rehberli uygulama aşamasında ev ortamında ve araştırmacı gözetiminde annenin çocuğuyla, izlediği video filmlerindeki becerilerden farklı bir beceriyi öğretmeye çalışmış ve gerekli yerlerde araştırmacı anneye düzeltici dönütler vermiştir. Bağımsız uygulama aşaması ise programı tamamlayan annenin ev ortamında çocuğunun ihtiyaç duyduğu bir özbakım becerisini yine araştırmacı denetiminde uygulamasıdır. Araştırmanın bütün aşamalarındaki veriler, araştırmacı tarafından videoya kayıt edilip veri kayıt formlarına geçirilmiştir.Araştırma sonunda elde edilen bulgular şu şekildedir; Araştırmaya katılan annelerin üç'ü de, Video ile Model Olunarak Sunulan Aile Eğitim Programına katılmadan önce çocuklarına özbakım becerilerini öğretebilmeyle ilgili oniki öğretim basamağından sadece bir'ini gerçekleştirdiği görülürken. Video İle Model Olunarak Sunulan Aile Eğitim Programını tamamlayan annelerin çocuklarına özbakım becerilerini öğretebilmeyle ilgili oniki öğretim basamağının tamamını gerçekleştirmiştir. Araştırmaya katılan çocukların tamamı anneleri onlara öğretim çalışmaları yapmadan önce ihtiyaç duydukları özbakım becerileri ile ilgili başlama düzeyi verileri ve annelerinin Video İle Model Olunarak Sunulan Aile Eğitim Programını tamamladıktan sonra çocukların ihtiyaç duydukları özbakım becerileri ile ilgili öğretim sonu verileri arasında büyük farklılıklar ortaya çıkmıştır. Araştırmaya katılan çocukların ihtiyaç duydukları özbakım becerileri ile ilgili anneleri öğretim çalışmalarını tamamladıktan sonra beş'er gün ara ile süreklilik verileri toplanmıştır. Toplanan süreklilik verileri, bütün becerilerdeki öğretim sonu toplanan verilerle aynı düzeyde olduğu görülmektedir. Bu verilere dayanarak çocukların öğrendikleri becerileri sürdürdükleri görülmüştür.
Anneden-kızına evde cinsel sağlık eğitimi programının etkililiğinin incelenmesi
Bu araştırma ?Annelere Uygulanan Cinsel Sağlık Eğitimi Programının(AK-ECSEP) Anne-Kızın Cinsel Konularla İlgili Bilgileri, Hissettikleri ve Tutumları Üzerindeki Etkisinin İncelenmesi ? amacıyla yapılmıştır.Araştırmanın örneklemini 2009-2010 eğitim ve öğretim yılında Zonguldak il merkezinde bulunan M.E.B' na bağlı Zonguldak Kız Teknik ve Meslek Lisesi 9.sınıfta öğrenim gören,30 öğrenci ve annesi olmak üzere toplam 60 kişi oluşturmuştur. Araştırmada ön test, son test ve kontrol gruplu araştırma deseni kullanılmıştır.Araştırmacı tarafından hazırlanan cinsel sağlık eğitim programı deney grubu anne-kız çiftine 10 hafta sürdürülmüştür. Program konuları?Yetişkinliğe Aralanan Kapı! Ergenlik, Bedenimi Bilmeliyim, En Tehlikeli Virüs! Bilgisizlik ve Korunmayı Öğreniyorum? olmak üzere 4 bölümde ele alınmıştır. Program; her bir eğitim bölümünün içeriğine uygun olarak araştırmacı tarafından tasarlanmış eğitim materyalleri ile desteklenmiştir. Kontrol grubu anne-kız çiftine herhangi bir cinsel eğitim programı uygulanmamıştır.Eğitimden önce deney ve kontrol grubu annelere sosyo demografik özelliklerini belirlemek amacıyla ?Kişisel Bilgi Formu? uygulanmıştır. Araştırmaya katılan deney ve kontrol grubu anne-kız çiftinin cinsel sağlık bilgilerini, cinsel konularla ilgili hissettiklerini ve tutumlarını belirlemek için araştırmacı tarafından hazırlanarak güvenilirlik çalışması yapılan ?Cinsel Sağlık Eğitimi Bilgi Formu ve Cinsel Konularla İlgili Hissettikleri/Tutumları Formu? kullanılmıştır. Bu anketler deney grubu anne-kız çiftine cinsel eğitim programından önce ön test, programın uygulanmasından sonra son test olarak verilmiştir. Aynı anketler kontrol grubu anne-kız çiftine de ön test ve son test olarak uygulanmıştır.Verilerin analizinde; Shapiro-Wilk testi, Mann-Whitney U testi, Wilcoxen işaret testi Kruskall-Wallis H testi kullanılmıştır.Deney ve kontrol gruplarının son test sonuçlarına göre, deney grubu annelerin tüm eğitim konularında son test cinsel sağlık bilgi puanlarının arttığı, eğitim konuları açısından ?Üreme Organlarının Anatomisi ve Fizyolojisi? ile ?Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar? bilgi puanlarında anlamlı bir farklılığın olduğu saptanmıştır(p<0.05). Kontrol grubu annelerin ?Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar? bilgi puanı dışındaki eğitim konularında anlamlı bir farklılığın olmadığı bulunmuştur(p>0.05). Deney grubu kızların tüm eğitim konularında son test cinsel sağlık bilgi puanlarının arttığı, eğitim konuları açısından?Ergenlik Dönemi, Üreme Organlarının Anatomisi ve Fizyolojisi ve Gebelikten Korunma Yöntemleri? bilgi puanlarında anlamlı bir farklılığın olduğu saptanmıştır(p<0.05). Kontrol grubu kızların son test cinsel bilgi puanlarında anlamlı bir farklılığın olmadığı bulunmuştur(p>0.05).Deney grubu annelerin son test çocuklarına cinsel konularla ilgili bilgi verirken, ?Endişelenme, Sıkılma ve Utanma? hissettiklerine ilişkin oranlarda anlamlı bir düşüş, ?Memnun Olma ve Rahat Hissetme? oranlarında ise anlamlı bir artış olduğu saptanmıştır. Kontrol grubu annelerin çocuklarına cinsel konularla ilgili bilgi verirken, hissettiklerine ilişkin oranlar arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Deney grubu kızların son test bulgularına göre, annelerine cinsel konularla ilgili soru sorarken, ?Korkma, Sıkılma, Pişman Olma Bazı Meraklarını Gizleme ve Utanma hissettiklerine ilişkin oranlarda anlamlı bir düşüş, ?Rahat Hissetme? oranlarında ise anlamlı bir artış olduğu saptanmıştır. Kontrol grubu kızların cinsel konularla ilgili bilgi verirken, hissettiklerine ilişkin oranlar arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir.Deney grubu annelerin son test çocuklarının cinsel konularla ilgili soruları karşısında olumsuz tutum gösterme oranlarında anlamlı bir düşüş, olumlu tutum gösterme oranlarında ise anlamlı bir artış olduğu görülmüştür. Kontrol grubu annelerin çocuklarının cinsel konularla ilgili soruları karşısında, olumlu ve olumsuz tutum oranları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Deney grubu kızların son test bulgularına göre, annelerinden cinsel konularla ilgili bilgi alırken, olumsuz tutum gösterme oranlarında anlamlı bir düşüş, olumlu tutum gösterme oranlarında ise anlamlı bir artış olduğu görülmüştür. Kontrol grubu kızların annelerinden cinsel konularla ilgili bilgi alırken, olumlu ve olumsuz tutum oranları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.Anahtar Kelimeler: Cinsel Sağlık Eğitimi, Cinsel Eğitim Programı, Ergenlik
Özel gereksinimli çocukların rehabilitesinde ailelerin işlevsellik düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu çalışmanın temel amacı; özel gereksinimli çocuklara sahip ailelerin çocuklarının eğitimleri konusundaki farkındalık durumlarını, ailelerin sergiledikleri tutum ve davranışları ve çocukların rehabilitesinde ailelerin rehabilitasyona katılım düzeylerini belirlemektir. Araştırmada, özel gereksinimli çocukların rehabilitesinde ailelerin işlevsellik düzeylerinin incelenmesi amacıyla nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada, verilerin elde edilmesinde Abaoğlu(2015)tarafından geliştirilen Rehabilitasyonda Aile İşlevselliği ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu ise Isparta il ve ilçe merkezlerinde bulunup bir yıldır rehabilitasyon programlarına devam eden özel gereksinimli çocuklara sahip 315 aileden oluşmaktadır. Verilerin analizinde ise istatistiksel SPSS 23.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmada Skweness-Kurtosis testi, Levene testi, Games-Howell testi ile Kruskal Wallis H testi, Mann- Whitney U, Tamphane's T2 testleri ile veriler analiz edilmiştir. Ayrıca araştırmada; frekans, minimum, maksimum, ortalama, standart sapma, alt sınır, üst sınır, ortalama fark gibi betimsel değerlerden yararlanılmıştır. Araştırmada sonucunda, özel gereksinimli çocuklara sahip anne ve babaların yaşları, eğitim durumları ve aylık gelirin ailenin tutum ve davranış düzeyi ile ailenin rehabilitasyonakatılım düzeyi üzerinde etkili olmadığı, ancak çocuğun sahip olduğu yetersizlik türünün ailenin tutum ve davranış düzeyi ile ailenin rehabilitasyona katılım düzeyini etkilediği belirlenmiştir. Bununla birlikte, özel gereksinimli çocuğa sahip anne ve babaların yaşları, anne eğitim düzeyi ve aylık gelirin ailenin toplumsal katılım düzeyini etkilemediği, ancak baba eğitim düzeyi ile özel gereksinimli çocuğun yetersizlik türünün ailenin toplumsal katılım düzeyi üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir.