Family education

98 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

Causal effects of education on the behaviour of parents toward their children

The research question is whether there is a causal impact of parental education on the behaviors of parents toward their children. The goal, in particular, is to investigate how the education of parents affects their punishment styles. The methodology that is used is the Fuzzy Regression Discontinuity Design. The 1997 education reform is used as an instrumental variable. The results indicate that maternal education raises the probability of banning the children from using mobile phones, playing games, watching TV, and also the probability of not giving pocket money and slapping. The negative impacts of maternal education on the usage of punishment are presented. The outcomes for region categorization reveal that there is a positive correlation between maternal education and the probability of banning the children from using mobile phones, playing games, watching TV, and also the probability of not buying what children want, and slapping in high-income regions. But, the probability of beating, punishments, not talking with them, not letting them see friends, and banning the children from the internet was lower among mothers with more education and living in high-income regions. The findings are checked for household income level, labor force participation, and the exclusion of the 1986 birth cohort. The outlines of this research are as follows. Chapter I is the introduction section. In chapter II, education, parental education, and child discipline methods are described. Then, the identification problem and its solution are explained. In chapter III, the data, methodology, and model are offered. In chapter IV, the findings are presented. Chapter V is the conclusion section of the research.

Family educationParents attitudeParenting behaviors+5
Esra Düzgün
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

"0-6 yaş" çocuğu olan ailelerin özellikleri ve toplumsal cinsiyet temelli yaşadıkları sorunlar: Çözüme yönelik eğitim programının hazırlanması

Aile yaşam döngüsünün küçük çocuklu ve okul öncesi çocuklu ailelerin yer aldığı evrelerinde, ebeveynlerin çocuk bakımı ve ev içi faaliyetlerin yapılması noktasında toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle sorunların yaşandığı ve bu sorunların aileyi mikro ve makro düzeyde etkilediği bilinmektedir. Bu açıdan düşünüldüğünde bu çalışma, çocukları 0-6 yaş aralığında olan ailelerin toplumsal cinsiyet temelli yaşadıkları sorunların çözümüne yönelik aile yaşantısı eğitimi programının geliştirilmesi amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırmada betimsel ve deneysel yöntemler bir arada kullanılmıştır. Betimsel boyutta, 0-6 yaş aralığında çocuğu olan ebeveynlerin ev içi ve çocuk bakımı faaliyetlerinin gerçekleştirilmesinde toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarını belirlemek amacıyla "0-6 Yaş Çocuğu Olan Ebeveynlerin Toplumsal Cinsiyet Rollerine İlişkin Tutum Ölçeği" ev içi sorumluluk paylaşımını belirlemeye yönelik ise "0-6 Yaş Çocuğu Olan Ebeveynlerin Ev İçi Rol ve Sorumluluk Paylaşımı Ölçeği" geliştirilmiştir. Araştırmanın deneysel boyutunda ise 0-6 yaş aralığında çocuğu olan ebeveynlerin toplumsal cinsiyet temelli sorunlarına ilişkin farkındalık kazandırmak, sorunlarla başetmeye yönelik bilgi düzeylerini artırmak, ile tutum ve davranış değişikliği yaratmak amacıyla "0-6 Yaş Çocuğu Olan Ailelerin Toplumsal Cinsiyet Temelli Sorunlarının Çözümüne İlişkin Aile Yaşantısı Eğitimi Programı" geliştirilmiştir. Çalışmada "Ön Test- Son Test Kontrol Gruplu Desen" kullanılmış, 16 ebeveynden oluşan deney (8 anne- 8 baba) ve kontrol (8 anne- 8 baba) grupları oluşturulmuştur. Aile Yaşantısı Eğitim Programına başlamadan önce deney ve kontrol gruplarına ön test uygulanmış, ardından deney grubuna 7 haftalık eğitim verilmiş ve eğitim sonrasında her iki gruba da son test uygulanmıştır. Deneysel işlemin etkililiği iki faktörlü ANOVA testi ile incelenmiştir. Deneysel işlemin etkililiğinin sınandığı çalışmanın deneysel boyutuna ilişkin elde edilen veriler incelendiğinde; çalışma kapsamında hazırlanan 0-6 Yaş Çocuğu Olan Ailelerin Toplumsal Cinsiyet Temelli Sorunlarının Çözümüne İlişkin Aile Yaşantısı Eğitim Programı'nın deney grubunda yer alan ebeveynlerin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarına ve ev içi sorumluluk paylaşımlarına etkisinin olduğu sonucuna varılmıştır. Elde edilen bulgular, konu ile ilgili alan yazın çerçevesinde tartışılmış ve 0-6 yaş aralığında çocuğu olan ebeveynlere, ailelere, aileye hizmet veren tüm kurum kuruluşlara ve sosyal politika geliştiren birimlere ve araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.

AileAile eğitimiAile hayatı+7
Birgül Çiçek
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Duygu rehberi ebeveynlik eğitiminin annelerin ebeveynlik tutumları üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, Duygu Koçu Ebeveynlik Eğitimi'nin, annelerin ebeveynlik tutumları üzerindeki etkisinin araştırılmasıdır. Yöntem; ön test son test kontrol gruplu araştırma yöntemi olarak belirlenmiştir. Bağımsız değişken; Duygu Koçu Ebeveynlik Eğitimi (DKEE), bağımlı değişken; ebeveynlik tutumlarıdır. Veri toplama araçları; demografik bilgi formu, Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ), (Demir ve Şendil, 2007) ve Duygu Stili Ebeveynlik Ölçeği'dir (Lagacé-Séguin, 2005). Katılımcılar; İstanbul, Büyükçekmece ilçesi Akçansa Fatih Sultan Mehmet Ortaokulundaki öğrencilerin anneleri arasından, gönüllülük ilkesine bağlı olarak belirlenmiştir. Örneklem, deney grubunda 43 kişi ve kontrol grubunda 41 kişi olmak üzere 84 kişiden oluşmaktadır. Deney grubuna ön test, DKEE ve son test uygulanmıştır. Kontrol grubuna yalnızca ön test ve son test uygulanmış, başka bir çalışma yapılmamıştır. Deney ve kontrol gruplarının ebeveynlik tutumlarının son test puanları arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını araştırmak için, tek yönlü kovaryans analizi (One-way ANCOVA) yapılmış, veriler .05 istatistiksel anlamlılık seviyesi üzerinden değerlendirilmiştir. Analiz sonuçlarına göre; Duygu Koçu Ebeveynlik Eğitimi'ne katılan deney grubundaki annelerin demokratik ebeveyn tutumu puanları ve duygu koçu ebeveyn puanları, kontrol grubundaki annelere göre anlamlı biçimde artmıştır. Deney grubundaki annelerin otoriter ebeveyn tutumu puanları, duyguyu dikkate almayan ebeveyn tutumu puanları ve aşırı koruyucu ebeveyn tutumu puanları kontrol grubundaki annelerin puanlarına göre anlamlı biçimde azalmıştır. Analiz sonucunda, deney grubundaki annelerin, izin verici ebeveyn tutum puanlarında kontrol grubundaki annelere göre anlamlı bir değişikliğe rastlanmamıştır. Elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmıştır.

Aile eğitimiAile tutumuAna-baba eğitimi+7
Ayşe Kızıltan Ütkü
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin eğitimleri çalışıp çalışmama durumuna göre lise öğrencilerinin duygusal zekȃ mutluluk ve sosyal kaygı düzeylerinin karşılaştırılması

Çevrenin duygusal zekâya olan etkisi onlarca parametreye bağlı olmakla birlikte, bir çocuğun duygusal zekâsının gelişmesinde annenin rolünün önemi yadsınamayacak ölçüdedir. Bu araştırma duygusal zekâyı ölçmekle beraber, lisede okuyan öğrenci gruplarının mutluluk düzeyleri ve sosyal kaygı durumlarını belirlemek amacıyla yapılmış bir çalışmadır. Bu çalışmadaki en önemli husus ankete katılan öğrencilerinin annelerinin çalışan olması ya da olmaması durumu ve bu durumun çocuğun duygusal zekâsına, mutluluğuna ve sosyal kaygıya olan etkisini ve bu değişkenler arasındaki ilişkinin anlaşılmasıdır. Bu amaçla, betimsel tarama yöntemi uygulanan bu çalışmada, Aydın ilinin Nazilli ilçesinde bulunan başarı düzeyleri farklı dört lisede 9, 10 ve 11. sınıflarda öğrenim görmekte olan 311 öğrenci örnekleme alınmıştır. Bu çalışmada literatürde sıklıkla kullanılan dört farklı ölçüm aracı kullanılmıştır. Bunlar; Oxford Mutluluk Ölçeği, Schutte Duygusal Zekâ Ölçeği, Ergenler İçin Sosyal Kaygı Ölçeği ve düzenlenmiş Kişisel Bilgi Formu'dur. Araştırmadan elde edilen istatistiksel bulgulara göre, cinsiyetler arasında sadece duygusal zekâ analizlerinde kızların daha yüksek puanlar aldığı sonucuna ulaşılırken, mutluluk ve sosyal kaygı düzeylerinde anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Öğrencilerin okuduğu okul değişkenine göre duygusal zekâ puan ortalamasının bakıldığında, Duygusal zekâ puan ortalamasının Fen Lisesi öğrencilerinde en yüksek olduğu, Ticaret Lisesi öğrencilerinde ise en düşük olduğu görülmektedir. Yine Okul değişkenine göre Mutluluk düzeyi puanlarına bakıldığında en yüksek puan ortalamasının Anadolu Lisesi öğrencilerinde olduğu görülmektedir. Farklı liselerde okuyan öğrencilerin sosyal kaygı puan ortalamaları arasında ise anlamlı bir farklılık olmadığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Duygusal Zekâ, Mutluluk, Sosyal Kaygı

Aile eğitimiAnne eğitimiAnneler+5
Fulya Özberk
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İskenderun özel eğitim merkezlerindeki otizmli bireylerin beslenme durumlarının değerlendirilmesi

Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), dil, sosyal ve iletişim becerileri etkileyen nörogelişimsel bir hastalık tablosudur. OSB prevelansı son yıllarda hızla artmaktadır. Doğru beslenme alışkanlıkları ve gastrointestinal sistemin düzenlenmesi ile hastalık tablosu iyileştirilebilmektedir. Bu çalışma, İskenderun'da bulunan özel eğitim kurumlarında eğitim gören 6-18 yaş arası 50 otizmli 21 kız ve 29 erkek bireyin beslenme durumlarının tanımlanması amacıyla planlanmıştır. . Bu çalışma kapsamında ailelerden onay alınarak aile ile ilgili genel bilgiler, otizmli birey ile ilgili genel bilgiler, beslenme bilgileri ve üç günlük besin tüketim kaydı alınmıştır. Anket verileri SPSS 16.0 (Statistical Package for Social Sciences) paket programında analiz edilmiştir. Analiz kapsamında, frekans tabloları, betimleyici istatistikler, Bağımsız Örneklem T Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Ki Kare Testi, Pearson Korelasyon Analizinden faydalanılmıştır. Elde edilen verilerden günlük enerji alımı ve besin öğeleri değerleri BEBİS (Beslenme Bilgi Sistemi) programı kullanarak hesaplanmıştır. Araştırmaya katılan kızların %20'si, erkeklerin %18'i persentil değerlerine göre zayıf (≥5 - <15) bulunmuştur. Çocukların %10'unda yutma ve çiğneme sorunu olduğu gözlemlenmiştir. Ailelerin eğitim düzeylerine bakıldığında babaların %54'ü, annelerin ise %44'ünün ilköğretim mezunu olduğu saptanmıştır. Annenin eğitim durumu ve otizmli çocuğa özel yemek yapma durumu arasındaki ilişkiye bakıldığında eğitim düzeyi düşük ilköğretim olan annelerin % 40'ının çocuğuna özel yemek yapmadığı görülmektedir. Çalışmaya katılan bireylerin beslenmesinde karbonhidrat ve yağ yeterli alınırken, protein, kalsiyum, lif ve demir alımları RDA değerlerine göre düşük çıkmıştır. Sonuç olarak otizmli çocukların beslenme durumlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır.

Aile eğitimiBeslenmeHatay-İskenderun+4
Seher Begüm Bor
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönem çocuğu olan ebeveynlerin kendi ebeveynlik tutumlarına ilişkin değerlendirmeleri

Bu araştırmanın temel amacı, okul öncesi dönem çocuğu olan ebeveynlerin kendi ebeveynlik tutumlarına ilişkin değerlendirmelerinin incelenmesidir. Bu amaç kapsamında öncelikle, ebeveynlerin sahip oldukları tutumların ebeveyn tutum ölçeğiyle belirlenmesi ve ardından ebeveynlerin kendi ebeveynlik tutumlarını nasıl değerlendirdiklerinin görüşme yoluyla ortaya koyulması hedeflenmiştir. Ayrıca ebeveynlerin ebeveynlik tutumları demografik değişkenler açısından incelenmiştir. Açıklayıcı karma araştırma yönteminin kullanıldığı bu araştırmanın çalışma grubunu Kars İli Sarıkamış İlçesinde yaşayan ve okul öncesi dönem çocuğu olan 429 ebeveyn oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Ebeveyn Tutum Ölçeği", "Ebeveyn Görüşme Formu" ve "Demografik Bilgi Formu" kullanılmıştır. Toplanan nicel veriler SPSS-26 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Nitel veriler için ise içerik analizi yapılmıştır. Ebeveyn Tutum Ölçeğinden elde edilen verilere göre, çalışmaya katılan ebeveynlerin hiçbiri demokratik ebeveynlik tutumunu benimsemezken büyük çoğunluğu, otoriter tutuma sahiptir. Bunu sırasıyla, izin verici ve aşırı koruyucu ebeveynlik tutumları izlemiştir. Ebeveynlerin kendi değerlendirmelerine göre ise, çoğu ebeveyn demokratik bir tutuma sahipken, bunu sırasıyla izin verici, aşırı koruyucu ve otoriter ebeveynlik tutumlarının takip ettiği belirlenmiştir. Bu durumda ebeveynlerin, Ebeveyn Tutum Ölçeğine göre belirlenen ebeveynlik tutumlarıyla kendi değerlendirmelerine göre ortaya çıkan tutumları arasında farklılıklar olduğu görüşmüştür. Ebeveynlerin ebeveynlik tutumları, çocuğa yakınlık durumlarına, çocuğun cinsiyetine ve yaşına, annenin ve babanın yaşına, çocuk sayısına, anne ve baba eğitim durumuna göre Ebeveyn Tutum Ölçeğinin bazı alt boyutlarında anlamlı farklılık göstermiştir

Aile eğitimiErken eğitimÇocuk-okul öncesi
Abdülselam Koçak
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Otizmli çocuğa sahip ailelere uygulanan aile eğitim programının ailelerin stresle baş etme, yaşam kalitesi ve sosyal destek düzeylerine etkisinin incelenmesi

Yapılan araştırmada, otizmli çocukların ebeveynlerine uygulanan ebeveyn eğitim programının ebeveynlerin stresle baş etme, yaşam kalitesi ve sosyal destek düzeyleri üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu Bartın ili merkez ilçesindeki okullara devam eden, 5-17 yaş arasında otizmli çocuğa sahip ebeveynlerinden oluşmaktadır. Araştırma, deney ve kontrol gruplarında aile eğitim programı öncesi ve sonrasında ölçmeyi gerektiren ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılarak tasarlanmıştır. Ailelerle odak grup görüşmeleri gerçekleştirilerek ihtiyaçları doğrultusunda oluşturulan ebeveyn eğitim programına 15 ebeveyn katılmış, program haftada bir gün olacak şekilde planlanmış ve toplam 9 hafta sürdürülmüştür. Kontrol grubunda yer alan ailelere herhangi bir eğitim uygulanmamıştır. Deney ve kontrol grubunda yer alan ebeveynlerin stresle baş etme düzeyleri, "Stresle Çift Olarak Baş Etme Envanteri", yaşam kalitesi düzeyleri "Otizmde Yaşam Kalitesi Anketi" ve sosyal destek düzeyleri "Yenilenmiş Anne-Baba Sosyal Destek Ölçeğinden" elde edilen veriler aracılığı ile değerlendirilmiştir. Katılımcıların ölçeklerden aldıkları ön test-son test puanları arasındaki farkın tespit edilebilmesi için grup içi analizlerde Wilcoxon, gruplar arası analizlerde Mann Whitney U Testi kullanılmıştır. Analizlerden elde edilen sonuçların anlamlılık düzeyleri 0,05 olarak ele alınmıştır. Araştırmanın sonucunda, uygulanan ebeveyn eğitim programının stresle baş etme, yaşam kalitesi ve sosyal destek düzeyleri üzerinde olumlu yönde etkili olduğu belirlenmiştir.

AileAile eğitimiOtistik bozukluklar+7
Ayşenur Nazik Fayız
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Prososyal Destek Eğitim Programının (Pro-DEP) ailelerin ve çocukların prososyal becerileri üzerindeki etkisinin incelenmesi

Yapılan çalışmanın amacı ilkokulda çocuğu olan aileler için geliştirilen Prososyal Destek Eğitim Programının çocukların ve ebeveynlerinin prososyallik düzeyleri üzerine etkisini incelemektir. Yapılan araştırma Ağrı İl Merkezinde 2021-2022 bahar döneminde çocuğu ilkokula devam eden aileler ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada karma yöntemlerden olan Gömülü Desen (Embedded Design) kullanılmıştır. Program öncesinde ve sonrasında odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Nicel desen ise ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel desen şeklinde planlanmıştır. Araştırmanın örneklemini deney grubunda 16 ebeveyn ve 17 çocuk, kontrol grubunda 20 ebeveyn ve 20 çocuk olmak üzere 73 kişi oluşturmuştur. Deney grubundaki ailelere çevrimiçi olarak on hafta, haftada bir gün olmak üzere "Prososyal Destek Eğitim Programı (Pro-DEP)" uygulanmıştır. Kontrol grubundaki ailelere herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Çocukların prososyallik düzeyleri "Çocuk Prososyallik Ölçeği: Çocuk Formu" ve "Çocuk Prososyallik Ölçeği: Anne-Baba-Öğretmen Formu" kullanılarak, ebeveynlerin prososyallik düzeyleri ise "Yetişkin Prososyallik Ölçeği" kullanılarak değerlendirilmiştir. Yapılan analizlerde bağımsız grupların karşılaştırılmasında Mann Whitney U, bağımlı grupların karşılaştırılmasında Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi anlamlılık düzeyi p<0,05 alınarak kullanılmıştır. Anlamlı farklılıklar elde edilen gruplardaki etki büyüklüğü Cliff's Delta kullanılarak hesaplanmıştır. Elde edilen bulgulara göre uygulanan eğitim programının deney grubundaki katılımcıların, eşlerinin ve çocuklarının üzerinde orta etki düzeyinde olumlu etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcılar program uygulanmasından sonra kendilerinde, eşlerinde ve çocuklarında prososyal becerilerin arttığı ve Pro-DEP'in etkili olduğu görüşlerine de sahiptir.

Aile eğitimiSosyal psikoloji
Samet Ata
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Dil gelişimi açısından risk altında olan çocukların ailelerine yönelik oluşturulan müdahale programının etkisinin incelenmesi

Bu çalışma dil gelişimi açısından risk grubunda olan ve okul öncesi kurumlara devam eden 48-72 aylık çocukların gereksinimlerini belirleme, bu gereksinimleri temel alan ve erken çocuklukta dil gelişimini desteklemeyi hedefleyen bir gelişimsel erken müdahale programı hazırlama, hazırlanan programın etkililiğini belirleme ve programa ilişkin annelerin görüşlerini inceleme amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcılarını 94 çocuk ve bu çocukların anneleri oluşturmaktadır. Karma yöntem deneysel desenin kullanıldığı araştırmada Gelişimsel Erken Müdahale Programının çocukların dil gelişimi üzerinde etkisini inceleme amacı ile Türkçe Erken Dil Gelişimi Testi (TEDİL), anneler üzerindeki etkilerini incelemek için ise Aile-Çocuk İlişkileri Ölçeği (anne formu), Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri ve uygulama sürecinin aileler üzerindeki yansımalarını incelemek için nitel veri toplama teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Gelişimsel Erken Müdahale Programının katılımcılara katkı sağladığı görülmüştür. Sonuçlar çocukların dil gelişimlerinde deney grubu lehine anlamlı ve kalıcı bir farklılık olduğunu göstermiştir. Annelerin çocuklarıyla ilişkilerinde aile kabul ve reddetme geneli, sıcaklık ve sevgi, saldırganlık ve kin, ilgisizlik ve ihmal, ayrıştırılamamış reddetme boyutları arasında anlamlı bir farkın olduğu sonucuna varılmıştır. Gelişimsel Erken Müdahale Programının uygulandığı deney grubunda hem durumluk kaygıda hem de sürekli kaygıda anlamlı bir fark oluşmuşken kontrol grubunda sürekli kaygıda herhangi bir anlamlı fark bulunmamıştır. Gelişimsel Erken Müdahale Programı aileler tarafından eğitimci, program ve katılımcı boyutlarıyla incelenmiş, programın ve uygulama sürecinin nitelikli, bilgi artırıcı, aile içi iletişimi artırıcı, faydalı, aile katılımına teşvik edici ve olumlu duygular uyandırıcı olduğu sonucuna varılmıştır. Sonuçlar genel olarak Gelişimsel Erken Müdahale Programının ve uygulama sürecinin katılımcılara olumlu ve çok yönlü katkı sağladığını göstermiştir.

Aile eğitimiAile müdahalesiDil gelişimi+6
Zübeyde Zeynep Özen Tuncer
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokullarda aile eğitimi uygulamalarının etkililiğine yönelik çok aşamalı bir değerlendirme: Bir karma yöntem araştırması

Bu araştırmanın amacı, ilkokullarda yürütülen aile eğitimi uygulamalarını; veliler ve eğitimcilerin (eğiticiler, öğretmenler ve okul yöneticileri) görüşleri doğrultusunda bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmektir. Bu kapsamda, mevcut aile eğitimi uygulamaları içerik, uygulama süreci, okullarda aile katılımına etkisi ve genel etkililik düzeyi açısından incelenmiştir. Araştırmada karma yöntem ve çok aşamalı desen bir arada kullanılmış olup, çalışma üç aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci aşamada, Türkiye genelinde ailelere yönelik yürütülen aile eğitimi programlarının etkililiği; okul yöneticileri, öğretmenler, programlarda görev alan eğiticiler ve bu programlara katılan velilerin görüşleri doğrultusunda değerlendirilmiştir. İkinci aşamada, söz konusu aile eğitimlerine katılan veliler, öğretmenler, okul yöneticileri ve eğiticiler aracılığıyla programın uygulanışına, içeriğine, işleyişine ve okul-aile etkileşimine katkısına ilişkin derinlemesine veriler elde edilmiştir. Üçüncü aşamada ise her iki aşamadan elde edilen bulgular karşılaştırmalı olarak analiz edilerek yorumlanmış; uygulamaların güçlü ve gelişime açık yönleri belirlenmiş, geliştirilmesine yönelik somut öneriler sunulmuştur. Araştırmanın çalışma grubunu, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Ordu ilindeki Millî Eğitim Bakanlığına bağlı ilkokullarda ve Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde görev yapan eğitimciler ile bu kurumlarda düzenlenen aile eğitimlerine katılan veliler oluşturmaktadır. Nicel veriler 106 veli ve 112 eğitimciden; nitel veriler ise 10 veli ile 10 eğitimciden elde edilmiştir. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen ölçme araçları kullanılmış; analiz sürecinde betimsel istatistikler ve tümevarımsal analiz yöntemi tercih edilmiştir. Elde edilen bulgular; aile eğitimlerine tüm bireylerin katılımının önemli olduğunu, bu eğitimlerin çocukların gelişimini desteklediğini, tanıtım faaliyetlerinin yetersiz kaldığını ve çok amaçlı aile eğitim merkezlerine ihtiyaç duyulduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca, eğitim içeriklerinin güncellenmesi, eğiticilerin özel bir eğitim sürecinden geçirilmesi, materyallerin zamanında ve eksiksiz sağlanması, programların esnek yapıda tasarlanması ve uygulamalı örneklere daha fazla yer verilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Eğiticiler ile Millî Eğitim Bakanlığı arasında köprü görevi üstlenecek bir koordinatör ihtiyacı ve eğitimlerin ailelerin okul etkinliklerine katılımını artırıcı etkisi dikkat çekici diğer bulgular arasında yer almıştır. Sonuç olarak, çok aşamalı desen ve karma yöntem yaklaşımıyla yürütülen bu araştırmanın, ilkokul düzeyindeki aile eğitimi uygulamalarını çok boyutlu ve kapsamlı bir şekilde ele alarak mevcut uygulamaların geliştirilmesine katkı sunması ve bu yönüyle alanyazına özgün bir katkı sağlaması beklenmektedir.

AileAile eğitimiAile katılımı
Uğur Teke
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Bilinçli farkındalık aile eğitim programının ebeveynlerin bilinçli farkındalıkları, yetkinlik algıları ve iletişim düzeyleri ile çocukların davranış sorunları üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, okul öncesi dönem çocuklarının ebeveynlerine yönelik geliştirilen Bilinçli Farkındalık Aile Eğitim Programı'nın ebeveynlerin bilinçli farkındalıkları, yetkinlik algıları ve iletişim düzeyleri ile çocukların davranış sorunları üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Ankara ili Keçiören ilçesindeki bağımsız anaokuluna devam eden 4-6 yaş arası çocuklar (38) ile çocukların ebeveynleri (38) oluşturmaktadır. Araştırmada, eğitim öncesi ve sonrası kontrol ve deney gruplarında ölçme yapılmasını gerektiren ön-test son-test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. İhtiyaç analizi çalışması yapılarak oluşturulan Bilinçli Farkındalık Aile Eğitim Programı toplamda 19 anneye haftada 1 kez olmak üzere 11 hafta boyunca uygulanmıştır. Programın etkililiğini değerlendirmek amacıyla oluşturulan kontrol grubuna herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Araştırmada verilerin elde edilmesinde Ebeveynlikte Bilinçli Farkındalık Ölçeği, Ebeveyn Yetkinlik Ölçeği, Ebeveynin Çocuğuyla İletişimi Ölçeği, Okulöncesi ve Anaokulu Davranış Ölçeği ve ebeveynler ile ilgili demografik bilgileri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen 'Aile Bilgi Formu' ile davranış sorunları olan çocukların demografik özelliklerini belirleyebilmek amacıyla 'Öğretmen Bilgi Formu' kullanılmıştır. Eğitim tamamlandıktan 1,5 ay sonrasında verilen eğitimin etkili olup olmadığının değerlendirilmesi amacıyla sadece deney grubuna kalıcılık testi uygulanmıştır. Verilerin analizinde; Mann Whitney U testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ve etki büyüklüğü analizleri kullanılmıştır. Tüm analizlerde anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak alınmıştır. Araştırmanın sonucunda, uygulanan Bilinçli Farkındalık Aile Eğitim Programı'nın ebeveynlerin bilinçli farkındalıkları, yetkinlik algıları ve iletişim düzeyleri ile çocukların davranış sorunları üzerinde olumlu yönde etkili olduğu ve bu etkilerin kalıcı olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Bilinçli farkındalık aile eğitim programı, okul öncesi, davranış sorunu, bilinçli farkındalık.

Aile eğitimiAlgıAna-baba+6
Esra Işık
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağında yanık önleme programı'nın bakım vericinin bilgi düzeyine ve ev ortamı risk faktörlerinin azaltılmasına etkisi

Bu çalışma, yanık geçiren çocuğun bakım vericilerine yönelik "Çocukluk Çağında Yanık Önleme Programı" geliştirilmesi ve bu programın etkinliğinin değerlendirilmesi amacıyla tek grup ön test–son test desenli yarı deneysel olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Ankara ili Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesi ve Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Çocuk Hastanesi yanık ünitelerine Kasım 2019-Şubat 2020 tarihleri arasında başvuran 154 bakım verici oluşturmuştur. Araştırma örneklemine, örnekleme dahil edilme kriterlerine uyan ve yanık geçirmiş 35 çocuğun bakım vericisinden biri olan ilk 35 kişi dahil edilmiştir. Araştırmada ev ziyareti, eğitim ve afiş içeren "Çocukluk Çağında Yanık Önleme Programı" geliştirilmiştir. Bakım vericilere bu program dahilinde iki kez ev ziyareti yapılmıştır. Birinci ev ziyaretinde bakım vericilere yanık önlemeyle ilgili eğitim verilmiş ve evlerine yanık risk faktörlerini içeren afiş asılmıştır. Ayrıca birinci ve ikinci ev ziyaretlerinde bakım vericilerin yanıkla ilgili bilgi düzeyleri ve ev ortamındaki risk faktörleri araştırmacı tarafından geliştirilen formlar ile değerlendirilmiştir. Araştırmada ev ortamındaki yanığa ilişkin toplam risk faktörü eğitim öncesi 28,94±6,24 iken eğitim sonrası 14,68±3,74'dir. Eğitim sonrası toplam risk faktöründe %50 oranında azalma görülmüş ve bu azalma istatiksel açıdan anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Ayrıca bakım vericilerin eğitim öncesinde yanığa ilişkin toplam doğru yanıt sayısı 8,60±2,62 iken eğitim sonrasında 11,71±1,70'dır. Bakım vericilerde eğitim sonrasında yanığa ilişkin toplam doğru yanıt sayısında istatiksel açıdan anlamlı bir artış olduğu saptanmıştır (p<0,05). Çalışma sonucunda yanık önlemeye daha fazla önem verilmesi, toplumu bilgilendirme ve farkındalık çalışmalarının arttırılması önerilmektedir.

Aile eğitimiAnne eğitimiBakım verenler+6
Zeliha Yöndem
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Aile eğitim programı ve ebeveynlik becerileri arasındaki ilişkilerin karşılaştırmalı olarak incelenmesi

Bu araştırma Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca düzenlenen aile eğitim programının pozitif ebeveyn-çocuk ilişkisi kurma ve ebeveynlik becerilerini geliştirmeyle olan ilişkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamınca nicel desen kullanılmıştır. Katılımcılar Karabük ilinde aile eğitim programına katılan 77 kişiden oluşan uygulama grubu ve bu eğitime katılmamış 100 kişiden oluşan kontrol grubunu içermektedir. Katılımcıların anket sorularına verdikleri cevaplardan oluşan veriler SPSS programı ile analiz edilmiş, uygulama ve kontrol grubunun cevapları karşılaştırılarak aile eğitim programının ebeveynlik becerileriyle olan ilişkisi ortaya konmuştur. Araştırma sonuçlarına göre; uygulama ve kontrol grubunun sosyo-demografik özelliklerinin birbiriyle benzer özellikler gösterdiği, uygulama grubunun kontrol grubuna göre çocuğun gelişim dönemleriyle ilgili daha çok bilgi sahibi olduğu, uygulama grubunun %88'inin kontrol grubunun ise %66'sının çocuklarına mahremiyet eğitimi verdiği, uygulama grubunun %90.9'unun, kontrol grubunun ise %69'unun çocuğuna sorumluluk bilinci kazandırdığını ifade ettiği, çocuğu disiplin yöntemi olarak kontrol grubunun %56'sının sözlü şiddet, %17'sinin fiziksel şiddet uyguladığını belirtirken uygulama grubunda sözlü şiddetin %23.4 fiziksel şiddetin %1.3'e düştüğü görülmektedir. Çocuk-Anababa ilişki ölçeğinin ölçek puanlarına bakıldığında kontrol grubunun ortalama puanının 63.8, uygulama grubunun ortalama puanının ise 50.1 olduğu, ölçek üzerinden alınan yüksek puan olumsuz ilişkiyi göstermekte olup uygulama grubunun kontrol grubuna oranla çocuklarıyla daha olumlu bir ilişki içinde olduğu görülmektedir. Ayrıca gruplar arasında uygulama grubunda cinsiyetler arası anlamlı bir farklılık gözlemlenmezken (p=.233) kontrol grubunda cinsiyete göre anlamlı bir farklılık özlemlenmektedir(p=.023). Bu bağlamda aile eğitim programından faydalanan ebeveynlerin cinsiyete göre kalıplaşmış ebeveynlik rollerinden sıyrılarak çocuklarıyla daha olumlu bir ilişki kurabildiği görülmektedir. Benzer şekilde uygulama grubunda eğitim düzeyine bağlı anlamlı bir farklılık gözlemlenmezken (P=.150) kontrol grubunda eğitim düzeyine göre anlamlı bir farklılık gözlemlenmektedir(P=.017). Aile eğitim programının düşük eğitim seviyesinin yarattığı dezavantajları ortadan kaldırarak daha olumlu bir ebeveyn çocuk ilişkisi kurulmasına katkı sağladığı söylenebilir. Sonuç olarak aile eğitim programının ebeveynlik becerilerini geliştirmeye ve daha olumlu bir ebeveyn-çocuk ilişkisi kurmaya katkı sağladığı görülmektedir. Programın daha işlevsel olması için katılımcıların gelişimini ölçen öncesi-sonrası araştırmalarının yapılması ve çeşitli destek hizmetlerini, grup çalışmalarını ve ev ziyaretlerini içerecek şekilde eğitim programın güncellenmesi önerilmektedir.

AileAile eğitimiEbeveyn-çocuk ilişkisi+4
Öznur Şen Karadağ
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Serebral palsili çocukların ebeveynlerine uygulanan aile eğitimi programının aile işlevleri, yılmazlık ve umutsuzluk üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, 7-18 yaş arasında Serebral Palsi'li çocuğu olan ebeveynler için geliştirilen aile eğitim programının ebeveynlerin; aile işlevleri, yılmazlık ve umutsuzluk düzeyleri üzerindeki etkisini ve bu etkinin kalıcılığını incelemektir. Araştırma, Ankara'da Milli Eğitim Bakanlığı İller Bankası Özel Eğitim İş Uygulama Merkezi Okulu'nda Mayıs 2017 ile Haziran 2018 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırmada ön test son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu; deney grubunda 14, kontrol grubunda 14 olmak üzere toplam 28 ebeveynden oluşmuştur. Deney grubunda yer alan ebeveynlere haftada bir gün olmak üzere sekiz ardışık hafta boyunca araştırma kapsamında geliştirilmiş olan "Serebral Palsi Aile Eğitim Programı" uygulanmış, kontrol grubunda yer alan ebeveynlere ise herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Deney ve kontrol grubunu oluşturan ebeveynlerin aile işlevleri 'Aile Değerlendirme Ölçeği'nden, yılmazlık düzeyleri 'Aile Yılmazlık Ölçeği'nden, umutsuzluk düzeyleri ise 'Beck Umutsuzluk Ölçeği'nden elde edilen veriler aracılığı ile değerlendirilmiştir. Her iki gruba da adı geçen ölçekler aracılığı ile ön test ve son test uygulamaları yapılmış, kalıcılık testi uygulamaları ise sadece deney grubuna son test uygulamalarından dört hafta sonra gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında yapılan analizlerde; gruplar arası karşılaştırmalarda Mann-Whitney U-Testi, grup içi karşılaştırmalarda ise Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Tüm analizler %95 güven aralığında yapılmış ve p<0,05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Verilerin analizinden elde edilen bulgulara dayanılarak; deney grubuna uygulanan Serabral Palsi Aile Eğitim Programı'nın ebeveynlerin aile işlevleri, yılmazlık ve umutsuzluk düzeyleri üzerinde olumlu yönde etkisinin olduğu ve bu etkinin kalıcı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Aile eğitimiAile işlevleriAna-baba eğitimi+6
Habibe Dilsiz
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitimde aile uyumunun çocukların okul performansına etkisi

Bu araştırma Niğde ili merkezinde bulunan anaokullarında yapılmak üzere, ebeveynlerin aile içerisindeki uyumlarının, çocuğun okuldaki başarı ve performansına etkisinin incelenmesi amacı ile yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2024-2025 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Niğde ili merkezinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ve özel anaokullarına devam eden 36-60 ay yaş grubundan oluşan 193 öğrenci adına 24 öğretmene ve 193 ebeveyne uygulanmıştır. Araştırmaya ilişkin verilerin toplanabilmesi amacıyla; anne-babalara yönelik bilgileri içeren "Kişisel Bilgi Formu", anne-babaların aile içindeki uyumlarını ölçmek amacıyla "Yenilenmiş Çift Uyum Ölçeği" çocukların sosyal uyum becerilerini ölçmek ve okul içerisindeki başarısını ölçmek amacıyla "Anaokulu ve Anasınıfı Davranış Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS paket programı kullanılmıştır. Bilgisayar ortamında SPSS paket programı ile çözümlenen verileri frekans ve yüzde değerleri hesaplanmıştır. Verilerin bir faktöre göre farklılaşması üzerine yapılacak istatistik için önce verilerin normal dağılım gösterip göstermediklerine bakılmıştır. Çocuğun başarısını belirleyen "Anaokulu ve Anasınıfı Davranış Ölçeği" ile çocuğun ailesinin uyumunu belirleyen "Yenilenmiş Çift Uyumu Ölçeği" nin karşılaştırılmalı analizini yapmak üzere yapısal eşitlik modeli analizi gerçekleştirilmiştir. Aile çift uyumu, bir çiftin birbirleriyle olan ilişkilerindeki doyum, uzlaşma ve görüş birliği düzeyini ifade eder. Araştırma sonucunda, aile uyumu ile çocuğun okul içerisindeki başarısı arasında anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Evlilik ve aile dinamikleri çocukların gelişimi üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Ebeveynlerin birbirleriyle olan uyumları ve çocuklarıyla olan ilişkileri, çocukların psikolojik ve fiziksel gelişimini doğrudan etkiler. Evlilikteki uyum ve uyumsuzluklar çocukların sosyal becerilerinden duygusal durumlarına, okul içerisindeki başarılarına kadar pek çok alanı etkilediği tespit edilmiştir. Duygusal uyuma sahip ebeveynlerin çocuklarının okul içerisindeki sosyal iş birliği becerileri, sosyal bağımsızlık ve sosyal kabul becerileri, sosyal etkileşim becerileri ve dışa yönelimleri yüksek düzeydeyken içe yönelimleri, antisosyal davranışları, ben merkezci yapıları düşük olduğu belirlenmiştir.

Aile eğitimiEbeveyn-çocuk ilişkisiErken çocuk eğitimi+2
Nurise Evren
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Postmodernizm bağlamında Niyazi Zorlu'nun eserlerinde toplumsallık ve eğitim

Çalışmada Niyazi Zorlu'nun Hergele Âşıklar ve Şehiriçi Öyküleri isimli eserleri üzerinden postmodern edebiyatın imkânları sınanacaktır. Postmodern edebiyat kuramının biçimi önceleyen yapısına karşılık içerik konusu üzerinde yeterince durulmamıştır. Söylenebilecek her şeyin söylendiği, yeni yazarlara söyleyecek bir şey kalmadığı düşüncesi; gerçeğin temsili sorunsalı gibi konular yazarları toplumsal meselelerden gittikçe daha çok uzaklaştırmıştır. Salt biçimsel kaygı peşinden koşulan yeni eserlerde içerik, fantastik ve polisiye unsurlar veya bireysel dertler üzerinden ilerlemektedir. Seneler boyu toplumsal meseleleri ele alan yazarlar eleştirilmiş, edebi yetkinlikleri sorgulanmıştır. Anlatacak derdi olan yazarlar bazen estetik kaygıları unutarak edebiyatın toplumsal misyonunu öne çıkarmışlardır. Seneler süren birikimi arkasına alarak biçimsel mükemmelliği yakalamayı başaran postmodern edebiyat ise yaslandığı postmodern felsefe gereği toplumsalın izini sürmez. Postmodernizm kuramı, toplumsalın sonunun geldiğini dile getirmektedir. Bir tarafta bazı kuramcılar toplumsalın sonunun geldiğinden bahsederken öte yandan toplumsal sorunlar çığ gibi büyümeye devam etmekte ve insanlar bireysel hayatlarında toplumsal sorunların ortaya çıkardığı bedelleri ödemektedir. Toplumun afaziye uğratılmış, ses çıkaramayan halini onun artık yalnızca bir kitle olduğu gerçeği ile açıklayan Baudrillard'a karşılık bizce bireylerin bir araya gelme yetilerini kaybetmiş olmaları onları toplum olmamaktan alıkoymaz. Şayet aynı şartlarda yaşayan ve o şartların ortaya çıkardığı durumlardan aynı şekilde etkilenen geniş halk kitleleri toplumu oluşturur. Toplumun sonunun geldiğini iddia etmek yapacak bir şey kalmadığı düşüncesini yaygınlaştırarak toplumu edilgenliğe sürükler. Edilgenlik var olmamak anlamına gelmez. Edebiyatta her zaman toplumsal konulardan bahsetmenin eserin edebî değerinden alıp götüreceği yargısı vardır. Postmodern edebiyat kuramının açtığı biçimsel çığır edebiyatın imkânlarını genişletmektedir. Ancak postmodern edebiyatın zihinlerde oluşturduğu algı sebebiyle içerik açısından kısırlaşmalara mahal verilmektedir. Hergele Âşıklar ve Şehiriçi Öyküleri teknik olarak postmodern metnin bütün özelliklerini göstermenin yanında belirgin bir ideolojik altyapıya da sahiptir. Kentin varoşlarına sığınmış alt sınıf insanların yaşama uğraşlarına odaklanan eserler sistemdeki çürümeyi ve insanın çaresizliğini açıkça ortaya koyar. Bu sebeple metin toplumsallık bağlamında değerlendirilmeye son derece uygundur. Eğitim meselesi ise metinlerdeki temel konular arasında yer almaz. Formel eğitimin alt sınıf çocuklar için içinde bulundukları çaresizlik sarmalının bir parçası olmaktan ileri gidemediği görülür. Toplumun içinde gerçekleşen informel eğitim ise itaatin, suçun ve yılgınlığın aktarılmasından ibarettir. Anahtar Kelimeler: Postmodern edebiyat, eğitim, toplumsallık

Aile eğitimiEdebiyat eğitimiPostmodernite+7
Gizemnur Çetin
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mükerrem Kâmil Su'nun romanlarında eğitim konusu

Mükerrem Kâmil Su'nun Romanlarında Eğitim Konusu, isimli çalışmada yazarın yetişkinler için olan yirmi bir romanı incelenmiştir. Yazarın çocuklar için yazdığı romanları da bulunmaktadır fakat bu romanlar çalışmaya dahil edilmemiştir. Mükerrem Kâmil Su, Cumhuriyet döneminin ilk kadın öğretmenlerinden biridir. Oldukça idealist biri olduğunu gerek yazılarından gerek ise yaptığı çalışmalardan anlamaktayız. Yazar Atatürk İlke ve İnkılaplarını romanlarında sıklıkla işler. Romanlar yazıldıkları dönemi mutlaka yansıtırlar; millî mücadele ve yazarın yaşadığı dönem romanlarda bir fon olarak kullanılır. Yirmi bir romanın tamamında başkahramanlar kadınlardır. Yazar romanlarında bir kadın imajı yaratmak istemektedir. Yazar kadının toplumda eğitimli bir birey olarak var olmasını istemekte ve buna uygun karakterler oluşturmaktadır. Bununla birlikte söz konusu romanlarda geleneksel anlayışı benimsemiş eğitimsiz kadınlar da romanlarda yer almaktadır. Romanlarda eğitimli kadınlar başlarına kötü olaylar gelmesine rağmen ayakta kalıp mutlu olmanın bir yolunu bulurlar, eğitimsiz kadınlar ise mutsuzluğa sürüklenirler. Romanlardaki karakterler; öğretmen, doktor ve avukat olarak karşımıza çıkar. Herhangi bir devlet dairesinde çalışan, iş adamı olan karakterler de olmakla birlikte roman kahramanlarının büyük çoğunluğu öncelikle öğretmenler daha sonra doktor ve avukatlardan oluşur. Kadın öğretmenler çoğunlukla idealist karakterlerden oluşur. Her zaman Anadolu'da çalışmak isterler. Fakat bu kasabalarda köylerde asla huzuru bulamazlar ve buraların bağnazlığı ve ahlâksızlığı ile mücadele etmek zorunda kalırlar. En sonunda da memleketleri olan büyük şehre geri dönerler. Romanlardaki kadın öğretmenler, Mükerrem Kâmil Su'nun hayatından izler taşımaktadır. Öğretmenlikten emekli olduktan sonra ya da öğretmenlik yaptıkları esnada kitap yazmaları. Balıkesir, Ankara ve İstanbul üçgeninin romanlardaki ağırlıklı mekânları oluşturması bu izlerden sadece bir kaçıdır. Mükerrem Kâmil Su'nun eserlerinde eğitim beş ana başlık çerçevesinde incelenmiştir. 1- Ailede Eğitim, 2- Kadın Eğitimi, 3- Öğretmen Karakterler, 4- Sanat ve Eğitim. Çalışmanın sonucunda görülmüştür ki aile, evlilik, sanat, eğitim hepsi birbirinin içinde yer almakta birbirini tamamlamaktadır. Eğitimin olmadığı bir yerde sanatın olamayacağı romanlarda vurgulanır. Hemen hemen bütün eğitimli karakterler, özellikle yazarın ilk romanlarında, sanata karşı derin bir ilgi beslemektedirler.

Aile eğitimiBiyografiEğitim+6
Yurdagül Kılınç
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Aileye verilen etkileşimli okuma eğitiminin ortaokul öğrencilerinin okuduğunu anlama düzeylerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, aileye verilen etkileşimli okuma eğitiminin ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama becerilerine etkisini ve ailelerin etkileşimli okuma eğitimi konusundaki görüşlerini belirlemektir. Ülkemizde yapılan etkileşimli okuma ile ilgili çalışmalar önceki yıllara kıyasla artış göstermiş olsa da hâlâ sınırlı sayıda çalışma mevcuttur. Yapılan çalışmaların çoğunlukla okul öncesi dönemi ve ilkokul çağındaki çocukları kapsadığı görülmektedir. Ülkemizde yapılan çalışmalar incelendiğinde ailelere etkileşimli okuma eğitimi verilmediği görülmüştür. Bu çalışmanın ilk kez ortaokul öğrencilerinin ailelerine etkileşimli okuma eğitimi verilerek çalışılacak olması çalışmayı özgün kılmaktadır. Bu araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin birlikte uygulandığı karma yöntem uygulanmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda, etkileşimli okuma yönteminin öğrencilerin okuduğunu anlama becerileri üzerindeki etkisini tespit etmek için ön test- son test kontrol gruplu yarı deneysel desene başvurulmuştur. Araştırmada yarı deneysel desen kullanıldığı için evren ve örneklem seçilmemiş, bunun yerine çalışma grupları alınarak grupların eşitliği üzerinde durulmuştur. Araştırmanın nitel boyutunda ise uygulamaya katılan ailelerle yarı yapılandırılmış görüşme tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırma bir imam hatip ortaokulunun iki proje sınıfında öğrenim gören 6. sınıf kız ve erkek öğrencilerinden oluşmaktadır. Kontrol grubunda 13 kız, deney grubu ise 13 erkek öğrenci bulunmaktadır. Aileye verilen etkileşimli okuma eğitimi ise deney grubunda yer alan erkek öğrencilerin annelerinden oluşan 13 kişilik bir grupla gerçekleşmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşmeler okuma eğitimi alan annelerle gerçekleştirilmiştir. Kontrol grubunda yer alan kız öğrencilere hiçbir müdahalede bulunulmamış, Türkçe Eğitim Programına uygun olarak derslerine devam etmişlerdir. Çalışmada ölçme aracı olarak Okuma Anlama Testi, görüşme için ise Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu ses kaydına alınarak uygulanmıştır. Araştırmanın sonunda deney grubu öğrencilerinin ön test son test puanları arasında son test lehine farklılık olduğu, kontrol grubu öğrencilerinin ön test son test puanları arasında son test lehine farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Ebeveyn eğitimine katılan annelerle yapılan görüşmelerde eğitim süreciyle ilgili tamamen olumlu görüş bildirildiği ve uygulamayı faydalı buldukları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Aileye Verilen Etkileşimli Okuma Eğitimi, Etkileşimli Okuma, Okuduğunu Anlama

Aile eğitimiEtkileşimli kitap okumaOkuma
Büşra Gülcan Tankara
Balıkesir University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Uyku düzenleme eğitiminin ebeveyn-bebek bağlanmasına ve bebeklerin uyku düzenlerine etkileri

Bu araştırma uyku düzenleme eğitiminin, ebeveyn–bebek bağlanması ve bebek uyku düzenine etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma karma modelde ön test-son test-kalıcılık testi kontrol gruplu tasarımda yürütülmüştür. Araştırmanın araştırma grubunu, Çorum İl merkezinde bulunan Hitit Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Çocuk ve Sağlığı Hastalıkları Poliklinikleri'nde takip edilen normal gelişim gösteren 6-12 ay aralığındaki bebeklere sahip ebeveynler oluşturmuştur. Araştırmada nicel veri toplama aracı olarak, ebeveynlerin bebeklerine bağlanmalarını ölçmek için geliştirilen Ebeveyn-Bebek Bağlanma Ölçeği ve bebeklerin uyku düzenlerini ölçmek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen Bebekler için Uyku Düzeni Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerini toplamak üzere, eğitimin hemen sonrasında deney grubundaki anne ve babaların eğitim hakkındaki görüşleri ve eğitimin etkililiğini belirlemek üzere yarı yapılandırılmış Eğitim Değerlendirme Formu kullanılmıştır. Ayrıca araştırmanın deney grubundaki aileler ve bebekleri hakkında genel bilgi edinmek için Genel Bilgi Formu kullanılmıştır. Bebeklerin uyku düzenlerini desteklemek üzere, bebeklerin anne ve babaları için hazırlanan Uyku Düzenleme Eğitimi geliştirilmiş ve 6-12 aylık beş bebeğin ebeveynlerinden oluşan, beş anne beş baba on ebeveynle grup etkinliği şeklinde uygulanmıştır. Uygulama süreci sekiz hafta, sekiz oturum olacak şekilde ebeveynlerin birlikte katılımıyla yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda, deneysel uygulama öncesi ve sonrası yapılan ölçüm sonuçları karşılaştırıldığında, uygulama sonrasındaki, deney grubundaki annelerin bebeklerine bağlanma puanları ile kontrol grubundaki annelerin bebeklerine bağlanma puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu (p<0,05) görülmüştür. Deney grubundaki babaların uygulama sonrasındaki bebeklerine bağlanma puanları ile kontrol grubundaki babaların uygulama sonrasındaki bebeklerine bağlanma puanları arasında da anlamlı bir fark olmadığı (p>0,05) belirlenmiştir. Deney grubundaki annelerin deneysel uygulama öncesi, sonrası ve kalıcılık testleri arasındaki ölçüm sonuçları karşılaştırıldığında ise, annelerin bağlanma puanları arasında anlamlı fark olmadığı (p>0,05) görülmüştür. Deney grubundaki babaların, deneysel uygulama öncesi, sonrası ve kalıcılık testleri arasındaki ölçüm sonuçları karşılaştırıldığında ise, babaların bebeklerine bağlanma puanları arasında anlamlı fark olmadığı (p>0,05) belirlenmiştir. Kontrol grubundaki annelerin bebeklerine bağlanma puanları ön test-son test puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı (p>0,05) ve kontrol grubundaki babaların bebeklerine bağlanma puanları ön test-son test puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı (p>0,05) görülmüştür. Uyku düzeni açısından, deneysel uygulama öncesi ve sonrası yapılan ölçüm sonuçları karşılaştırıldığında, uygulama sonrasındaki, annelere göre bebeklerinin uyku düzeni puanları ile kontrol grubundaki annelere göre bebeklerinin uyku düzeni puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu (p<0,05) belirlenmiştir. Uygulama sonrasındaki, deney grubundaki babalara göre bebeklerinin uyku düzeni puanları ile kontrol grubundaki babalara göre bebeklerinin uyku düzeni puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu (p<0,05) görülmüştür. Deney grubundaki annelerin deneysel uygulama öncesi, sonrası ve kalıcılık testleri arasındaki ölçüm sonuçları karşılaştırıldığında ise, annelere göre bebeklerinin uyku düzeni puanları arasında anlamlı fark olduğu (p<0,05), bu farkın öntest sontest ve ön test-kalıcılık testi arasında olduğu görülmüştür. Deney grubundaki babaların deneysel uygulama öncesi, sonrası ve kalıcılık testleri arasındaki ölçüm sonuçları karşılaştırıldığında ise, babalara göre bebeklerinin uyku düzeni puanları arasında anlamlı fark olduğu (p<0,05) ve bu farkın öntest-sontest ve öntest-kalıcılık testi arasında olduğu belirlenmiştir. Kontrol grubundaki annelere göre bebeklerinin uyku düzeni puanları ön test-son test puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu (p<0,05) ve kontrol grubundaki babalara göre bebeklerinin uyku düzeni puanları ön test-son test puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı (p>0,05) görülmüştür. Araştırmanın nitel bulguları incelendiğinde, ebeveynlerin bebeklerinin uyku düzenlerinde gelişmeler görüldüğüne, eğitimin olumlu etkileri olduğuna dair açıklamalar yaptıkları belirlenmiştir. Son olarak nitel ve nicel veriler birlikte incelendiğinde, uygulanan eğitimin ebeveynlerin beklentilerini büyük ölçüde karşıladığı görülmüştür. Uygulanan eğitimin, bebeklerin uyku düzenleri konusunda ebeveynlerin ihtiyaçlarına uygun olarak tasarlanıp uygulandığı, bebeğin uyku düzenlerinde ebeveynleri desteklediği ve bebeklerin uyku düzenlerinde olumlu etkileri olduğu belirlenmiştir.

Aile eğitimiAna-babaya bağlanmaBağlanma+4
Emel Okur Fatih
Ankara University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

Family education policies in Turkey: A critical discourse analysis of a family life education program

The purpose of this study was to examine the construction of family within the Family Education Program (FEP) of the Ministry of Family, Labor and Social Services. This qualitative study utilized Critical Discourse Analysis. Seven textbooks from the field of family education and communication were chosen as the data of the study. FEP posits a claim to "strengthen and protect" the family and improve its wellbeing through education. This study reveals that the authors utilized a number of textual instruments to normalize the nuclear family as a privileged institution in society. In the texts a heteronormative discourse with an emphasis on reproductivity is reinforced. It is also apparent that no attention is paid to diverse families from different social, economic, and cultural backgrounds. The study also reveals that women were presented as the primary care providers in the family. In this regard, it is argued that the lack of progressive or critical approaches to the conceptualization of family inhibits a wider understanding of families and therefore limits understandings of needs and educational practices available. It is concluded that by understanding multiplicity, complexity, and diversity of families it becomes possible to envision new opportunities for support and education.

FamilyFamily educationParents education+3
Ayça Günaydın Kaymakçıoğlu
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitim kurumlarında uygulanan programlara ailelerin ilgi ve katılımları ile okulöncesi eğitim kurumlarının aile eğitimine katkısı konusunda anne-baba görüşleri

YÜKSEK LİSANS TEZ OZU OKULÖNCESİ EĞİTİM KURUMLARINDA UYGULANAN PROGRAMLARA AİLELERİN İLGİ VE KATILIMLARI İLE OKULÖNCESİ EĞİTİM KURUMLARININ AİLE EĞİTİMİNE KATKISI KONUSUNDA ANNE-BABA GÖRÜŞLERİ Özlem Melek KAYA İlköğretim Anabilim Dalı Okulöncesi Öğretmenliği Programı Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Haziran 2002 Danışman: Yrd. Doç. Dr. Mehmet GÜLTEKİN 0-6 yaş çocuğunun iki önemli eğitim ortamı, ailesi ve okulöncesi eğitim kurumlandır. Bu eğitim ortamından ailenin sosyo-kültürel düzeyi, çocuk eğitimine bakış açısı ve bu konudaki tutumları, çocuğun gelecek yaşamım önemli ölçüde etkilemektedir. Bu nedenle ailelerin, çocuk gelişimi ve eğitimi konusunda eğitim yaşantısı geçirmeleri, çocukların daha iyi yetişmelerinde önemli rol oynamaktadır. Bir çok ülke bu konudaki çözümü, iyi planlanmış örgün ve yaygın okulöncesi eğitim çalışmaları aracılığıyla, çocuğa ve anne-babaya gereksinim duydukları hizmeti götürmekle sağlamaktadır. Ailelerin okulöncesi eğitim kurumlarında uygulanan programlar ve etkinliklere katılımları, aile, çocuk ve öğretmen açısından olumlu sonuçlar doğurmaktadır. Bu katılım ile ailelerin çocuklarının gelişimleri ve eğitimleri konusunda doğrudan eğitilmeleri ve çocuklarının gereksinimleri konusunda bilgilenmeleri sağlanmaktadır. Diğer yandan okulöncesi eğitim kurumlan tarafından doğrudan anne-babaların eğitimine yönelik düzenlenen çalışmalar da bu konuda yararlı olmaktadır.Bu araştırma ile ailelerin okulöncesi eğitim kurumlarında uygulanan programlara karşı ilgi ve katılımları ile okulöncesi eğitim kurumlarının aile eğitimine katkısı araştırılmaya çalışılmış, bu amaçla anne-babaların görüşleri alınmıştır. Araştırma, Eskişehir'de, 1 'i özel 4'ü Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı anaokulu, biri Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü, biri de Üniversiteye bağlı yuva olmak üzere toplam 6 okulöncesi eğitim kurumuna çocukları devam eden ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan 24 anne-baba ile yürütülmüştür. Anne-babaların okulöncesi eğitim kurumlarında uygulanan programlara karşı ilgi ve katılımları ile okulöncesi eğitim kurumlarının ailelerin eğitimine katkısı konusundaki görüşlerini almak üzere yan yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. Anne-babaların tümü ile ayrı ayrı uygun oldukları gün, saat ve yerde görüşmeler gerçekleştirilmiş ve ses kayıt cihazı ile kaydedilmiştir. Daha sonra dökümleri yapılan görüşmeler, betimsel analiz tekniği ile analiz edilerek bulgular sayısallaştırılmış ve niceliksel olarak sunulmuştur. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, anne-babaların okulöncesi eğitim uygulanan programlara karşı ilgili ve işbirliğine açık olduklarını göstermektedir. Araştırma kapsamında görüşleri alınan anne ve babaların çoğunun istekli olmalarına karşın, eğitim programı ve etkinliklere katılımları gerçekleşmemiştir. Öte yandan, araştırma kapsamındaki okulöncesi eğitim kurumlarından biri dışında diğerlerinde anne babaların eğitimine yönelik çalışmaların yapılmadığı, ailelerin bu konuda da istekli ve işbirliğine hazır oldukları belirlenmiştir. Ayrıca, araştırmada aileler, etkinlikler ve eğitim programlarına katılımları ile kendilerine yönelik düzenlenecek eğitim programlan ve bu çalışmaların yaşamlarındaki etkileri konusunda çeşitli görüş ve önerilerim dile getirmişlerdir. m

Aile eğitimiAile katılımıAna-baba tutumu+3
Özlem Melek Kaya
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Bağımsız otistik çocuklar eğitim merkezi hakkında uzaktan eğitime dayalı aile eğitim programının etkililiği

Bu araştırmanın amacı, uzaktan eğitim uygulaması ile gerçekleştirilen ?Bağımsız Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi (OÇEM) Hakkında Uzaktan Eğitime Dayalı Aile Eğitim Programı?nın etkililiğini belirlemektir. Araştırma 2005-2006 öğretim yılında, İstanbul ilinde bir Bağımsız Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi'ndeki 72 otistik çocuğun anne-babalarıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma, ailelerin Bağımsız Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi (OÇEM) hakkındaki program öncesi bilgi düzeyleriyle, program sonrası bilgi düzeylerinin belirlenmesine yönelik öntest-sontest kontrol gruplu deneysel bir modeldir. Aile eğitimi programındaki öğretim süreçleri, her biri yaklaşık 20 dakikalık programla ilgili görüntülerden oluşan beş adet Vcd, beş adet Bilgilendirici El Kitapçığıdır. Araştırma verileri OÇEM Bilgi Testi öntest-sontest oturumları düzenlenerek toplanmış, elde edilen veriler SPSS paket programı aracılığıyla değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, Bağımsız Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi (OÇEM) Hakkında Uzaktan Eğitime Dayalı Aile Eğitim Programı'nın, ailelerin OÇEM hakkında bilgi düzeylerinde anlamlı bir artışa yol açtığını, kontrol grubundaki ailelerin OÇEM hakkındaki bilgi düzeylerinde ise istatistiksel olarak anlamlı bir ilerlemenin olmadığını göstermektedir. Bu sonuçlar uzaktan eğitim uygulaması ile gerçekleştirilen ?Bağımsız Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi Hakkında Uzaktan Eğitime Dayalı Aile Eğitim Programı?nın ailelerin bilgi düzeylerinde etkili olduğu biçiminde yorumlanabilir.

AileAile eğitimiEngelli çocuklar+5
Gamze Yücel
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuğu ilköğretim kademesinde kaynaştırma uygulamalarına devam eden anne-babaların kaynaştırmaya ilişkin görüş ve beklentileri

Bu araştırmanın genel amacı, çocuğu ilköğretim kademesinde kaynaştırma uygulamalarına devam eden anne-babaların; kaynaştırma uygulamalarına ilişkin görüş ve beklentilerini belirlemektir. Araştırma, 28 anne-babanın katılımıyla yürütülmüştür. Bu amaçla, betimsel araştırma veri toplama tekniklerinden yarı-yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın verileri betimsel istatistiklikler ile analiz edilmiştir.Araştırmada, anne-babaların demografik özellikleri üzerinde durulmuş ve elde edilen bulgularda; anne-babalarının yaş gruplarının orta yetişkinlik (30?65) döneminde olduğu, babalarının meslek gruplarının işçi, annelerin ise ev hanımı kategorisinde yoğunlaştığı görülmüştür. Anne-babaların ilkokul mezunu eğitim grubunda yoğunlaştığı belirlenmiştir.Araştırmada kaynaştırma öğrencisinin özellikleri ve aldığı eğitim üzerinde durulmuştur. Elde edilen bulgularda kaynaştırma öğrencilerinin yoğunlukla; ?Orta Düzeyde Zihinsel Yetersiz? tanısına sahip oldukları, anasınıfına gitmedikleri, kaynaştırma eğitimi dışında destek eğitim almadıkları belirlenmiştir. Kaynaştırma öğrencilerinin, okul ve sınıf değişikliği yapmadığı ancak öğretmen değişikliği yaptığı görülmüştür. Bulgularda ayrıca, kaynaştırma öğrencilerinin, arkadaşları ile sorun yaşamadığı ve sınıfındaki diğer öğrencilerin anne-babalarının kaynaştırma öğrencisine yönelik görüşlerinin olumlu olduğu belirlenmiştir.Araştırmada anne-babaların; çocuklarının toplum içinde, arkadaşları ile birlikte olduğu, sosyalleştiği ve eğitim aldığı için kaynaştırma eğitiminden memnun oldukları görülmüştür. Anne-babalara göre kaynaştırma öğrencisi, öğretmenini, arkadaşlarını, okulunu sevdiği için ve kaynaştırma ortamında eğitim almaktan memnun olduğu elde edilen bulgular arasındadır.Anne-babaların beklentilerinin yoğunlukla; çocuğunun geleceğe hazırlanması, toplumsallaşması, daha iyi bir eğitim alması; çocuğa ek çalışma ve ilgi gösterilmesi olduğu belirlenmiştir. Anne-babaların diğer beklentileri; sınıf mevcutlarının azaltılması, öğretmenlerin aileleri yönlendirmesi ve bilgilendirmesi olduğu saptanmıştır.Araştırma kapsamında elde edilen bulguların, çocuğu ilköğretim kademesinde kaynaştırma uygulamalarına devam eden anne-babaların kaynaştırma uygulamalarına ilişkin düşünceleri hakkında bilgi vereceği, kaynaştırma uygulamalarına katılan ailelere verilecek hizmetlerin ve bu ailelere uygulanacak aile eğitim programlarının düzenlenmesinde yol göstereceği ve başarılı kaynaştırma uygulamalarının gerçekleştirilmesine yönelik önerilerin oluşmasını sağlayacağı umulmaktadır.

AileAile eğitimiAna-baba+7
Sibel Yigen
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İşitme kayıplı çocuğu olan bir ailenin aile eğitimi sürecinin incelenmesi

Bu eylem araştırmasının amacı işitme kayıplı çocuğu olan bir ailenin, aile eğitimi sürecinin incelenmesidir. Araştırmanın katılımcıları işitme kayıplı bir çocuk, annesi ve eğitimci/araştırmacıdır. Araştırma verileri, aile eğitimi uygulamaları videoteyp kayıtları, anneyle yapılan görüşmeler, geçerlik güvenirlik komitesi ses kayıtları, araştırmacı günlükleri yoluyla toplanmıştır. Araştırma sürecinde toplam on aile eğitimi yapılmıştır. Aile eğitimi sürecinin incelenmesi için tüm aile eğitimlerinin genel dökümü yapılmış ve elde edilen verilere tümevarım analizi uygulanmıştır. Araştırmanın geçerliği, işitme kayıplı çocukların eğitimi alanında çalışan aile eğitimi uzmanı ve eylem araştırması uzmanı tarafından sağlanmıştır. Araştırma sürecinde eğitimci/araştırmacı tarafından gerçekleştirilen aile eğitimi uygulamaları, aile eğitimi uzmanı tarafından incelenerek uygulamada gözlenen sorunları çözmek amacıyla öneriler verilmiştir. Geçerlik-güvenirlik toplantısında veriler doğrulanmış ve yeni eylem planı yapılmıştır. Bu eylem planı çerçevesinde eğitimci-araştırmacı tarafından sonraki aile eğitimini planlamış ve uygulanmıştır. Araştırma sürecinde bu döngü sistematik bir şekilde sürdürülmüştür. Aile eğitimi sürecinin incelendiği bu araştırmanın bulguları aile eğitimi sürecinin; hazırlık, uygulama ve değerlendirme aşamalarında gerçekleştiğini göstermektedir. Eğitimler süresince etkili bir iletişim ortamı yaratmak amacıyla çocuğun yaş ve gelişim düzeyine uygun oyunlar kullanılmıştır. Bu oyunlar süresince eğitimci annenin eğitime aktif katılımını sağlamaya çalışarak dil gelişimini desteklemeye yönelik stratejileri annenin kazanmasını hedeflemiştir. On seans eğitim sonrasında annenin çocuğun gelişimini destekleyen olumlu davranışlarında artış ve eğitimcinin aile eğitimi uygulamasında olumlu değişikler gözlenmiştir. Anahtar Sözcükler: İşitme kayıplı çocuklar, Aile eğitimi, Doğal işitsel-sözel yöntem, Uygulama süreci.

Aile eğitimiİşitme engelli çocuklarİşitme engelliler
Aslı Koca
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2016
00

Related subjects