Kalp hızı

112 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Aktif video oyunlarının oksijen tüketimine ve enerji tüketimine etkisinin cinsiyetler arası karşılaştırılarak incelenmesi

Bu araştırmanın temel aldığı amaçlar (1) farklı aktif video (AV) oyunlarının bazı fizyolojik değişkenlere etkisini incelemek, (2) farklı AV oyunlarının fizyolojik etkilerini klasik egzersizle kıyaslamak ve (3) farklı AV oyunlarının fizyolojik etkilerini cinsiyetler arasında karşılaştırmaktır. Çalışmaya 43 (n=22 erkek, n=21 kadın) gönüllü katılımcı dâhil edilmiştir. Beş farklı koşulda (dinlenirken, televizyon seyrederken, tempolu yürüyüş sırasında, AV dans oyunu ve AV dövüş oyunu oynarken) oksijen tüketimi (VO2) ve karbondioksit üretimi (VCO2) ile kalp atım hızı (KAH) ölçülmüştür. Bunun yanı sıra enerji tüketimi (ET), metabolik eşdeğer (MET) ve solunum değişim oranı (SDO) hesaplanmıştır. Algılanan zorluk derecesi (AZD) ile eğlence puanı beş farklı koşulda kaydedilmiştir. Farklı koşulda kaydedilen VO2, KAH, ET, SDO ve MET değerleri istatistiksel açıdan farklı bulunmuştur (p<0,01). Bunun yanı sıra SDO hariç incelenen diğer fizyolojik değişkenler için grup x ölçüm etkileşimi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuş olup gruplar arasında önemli fark kaydedilmiştir (p<0,01). AZD ve eğlence puanı (dinlenik durum hariç) kadın ve erkek katılımcı grupları arasında karşılaştırıldığında gruplar arasında önemli fark bulunmamıştır (p>0,05). Bunun yanı sıra kadın ve erkek katılımcı gruplarında farklı koşullarda kaydedilen AZD ve eğlence puanları istatistiksel açıdan farklı bulunmuştur. Sonuç olarak AV dans oyunu ve AV dövüş oyunu yüksek şiddetli egzersiz kriterlerini sağladığı gösterilmiştir (>6 MET). Bundan dolayı AV oyunları ile fiziksel aktivite önerilebilir. Anahtar Sözcükler: Aktif video oyunları, Fiziksel aktivite, Enerji tüketimi, Oksijen tüketimi, Kalp atım hızı

Cinsel kimlikEnerji tüketimiFiziksel aktivite+4
Cihan Aygün
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda kalp hızı değişkenliği ve bunların klinik parametrelerle ilişkisi

Amaç: Bu çalışmanın amacı ilaç tedavisi kullanmayan DEHB tanılı hastalarda KHD parametrelerini sağlıklı çocuklarla arşılaştırmak ve KHD parametreleriyle klinik değişkenlerin ilişkisini araştırmaktır. Yöntem: Araştırmaya İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı polikliniğine dikkat eksikliği ve hareketlilik yakınmaları ile başvuran DSM IV tanı kriterleri ve Okul Çağı (6-18 Yaş) Çocukları İçin Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi-Şimdi ve Yaşam Boyu Versiyonu- Türkçe (ÇGDŞ-ŞY-T) göre DEHB tanısı alan 8-12 yaş aralığındaki 51 çocuk alınmıştır. Aynı yaş grubunda ve cinsiyetteki 51 sağlıklı çocuktan kontrol grubu oluşturulmuştur. Tüm çocuklar, Çocuklar için Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri (ÇDSKE), Çocuklar için Depresyon Ölçeği (ÇDÖ) ve Çocuklar için Anksiyete Duyarlılığı İndeksi (ÇADİ) ile değerlendirilmiştir. Anne ve babalar, sosyodemografik bilgi formu ve Conners Ebeveyn Değerlendirme Ölçeği-Yenilenmiş Uzun Formu (CEDÖ Y:U) ile değerlendirilmiştir. Klinik değerlendirmeleri yapılan çocuklar, 24 saatlik Holter cihazı ile KHD parametreleri açısından değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırma ve kontrol grubu arasında KHD parametreleri açısından her iki grup arasınd anlamlı bir fark bulunamamıştır. DEHB?nin alt tipleri ile KHD parametreleri arasındaki ilişki incelenmiş, fakat anlamlı bir fark saptanmamıştır. DEHB?si olan çocukların sağlıklı kontrol grubuna göre ÇDSKE, ÇDÖ ve ÇADİ puanları daha yüksek bulunmuştur. Tartışma: DEHB?li çocuklar ile sağlıklı kontrol grubu, Otonom Sinir Sistemini (OSS) değerlendirmede duyarlı bir yöntem olan 24 saatlik Holter cihazı takılarak değerlendirilmiş ve KHD açısından her iki grup arasında fark bulunamamıştır. Bu sonuç DEHB?nda KHD yöntemi ile ölçülen otonom sinir sistemi (OSS) işlevlerinde farklılık olmadığını desteklemektedir. Ancak, DEHB hastalarında OSS işlevini araştıracak daha ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.

Hiperaktiviteli dikkat eksikliği bozukluğuKalp hızıOtonom sinir sistemi+1
Tuğba Yüksel
İnönü University
2013
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Yoğun bakım ünitesinde çalışan hemşirelerde çalışma ve dinlenme zamanları arasında kalp hızı değişkenliğinin karşılaştırılması

Amaç Vücudun fonksiyonel görevlerinin düzenlenmesinde otonomik sinir sisteminin önemli etkileri vardır. Otonomik sinir sistemi birbirinin çalışmasını dengeleyen sempatik ve parasempatik sinir sisteminden oluşur. Nöbet sistemi ile çalışan sağlık personelinde gündüz stres ve gece uykusuzluk nedeniyle bu otonomi bozulmaktadır. Özellikle nöbet geceleri baskın olması gereken parasempatik sistem baskılanmakta ve sonuçta vücutta stres ortamı oluşmaktadır. 24 saatlik elektrokardiyografi(EKG)-holter ile ölçülen kalp hızı değişkenliği sempatik ve parasempatik sistemin çalışmasını gösteren kolay ve girişimsel olmayan bir yöntemdir. Bu çalışmada nöbet ve istirahat olmak üzere 2 farklı günde yoğun bakım hemşirelerinin EKG Holter kaydını alarak aradaki kalp hızı değişkenliği farkını ölçmeyi planladık. Böylelikle nöbetlerinin vücudun çalışması üzerine oluşturduğu olumsuz durumları ve arttırdığı riskleri göstermeyi amaçladık. Yöntem Çalışmaya Dumlupınar Üniversitesi Kütahya Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi yoğun bakım ünitelerinde çalışan 51 hemşire dâhil edildi. Yoğun bakımda çalışan hemşireler vardiya sistemine göre çalışmaktadırlar. Nöbet günlerinde 24 saatlik (09.00-09.00) vardiya uygulanmakta ve nöbet ertesi günlerde ise nöbet izni kullanmaktadırlar. Bu çalışma hemşirelerin 24 saatlik hafta sonu vardiyası ve izin günlerinde istirahatteki 24 saatlik zaman diliminde yapıldı. Yirmidört saatlik vardiya günü çalışma grubunu ve istirahat günü ise kontrol grubunu oluşturmaktadır. Bu holter kayıtlarından ise kalp hızı değişkenliği parametleri olan 5 adet zaman alanı ve 7 adet frekans alanı değerleri elde edildi. Bulgular Kalp hızı parametreleri olan ortalama kalp hızı ve minimum kalp hızı değerleri nöbet günü lehine değeri anlamlı yüksek olacak şekilde saptandı. Toplam ortalama NN, gündüz ortalama NN ve gece ortalama NN değerleri ise istirahat günü lehine değeri yüksek olacak şekilde anlamlı çıkmıştır. Yirmidört saatlik kalp hızı değişkenliği parametrelerinden SDNN, SDANN, pNN50, TP, VLF, rMSSD, HF ve HFnu parasempatik sistemin indirekt belirteçleridir ve istirahat günü nöbet gününe kıyasla anlamlı olarak yüksek çıkmıştır. LFnu ve LF/HF oranı ise sempatik sistemin indirekt belirteçleri olup nöbet gününde istirahat gününe göre yüksek saptanmıştır. Gündüz vakti ve gece vakti kalp hızı değişkenliği parametreleri kıyaslandığında ise nöbet gününde istirahat gününe göre sempatik baskınlık görüldü. Ayrıca kalp hızı parametreleri 24 saat bazında kıyaslandığında ise nöbet günü sempatik sistemin, istirahat gününe nazaran daha yüksek olduğu görüldü. İstirahat ve nöbet günlerinin her ikisinde de gündüzleri geceye göre sempatik baskınlık olduğu izlendi. Nöbet gecelerinde sempatik baskınlığın oluşmasının, istirahat gecelerine nazaran daha erken saatlerde başladığı görüldü. Sonuç Sonuç olarak nöbet günlerinde sempatik aktivasyon artmaktadır. Bu etki 24 saaat boyunca devam etmektedir. Nöbet ya da istirahat gününden bağımsız olarak gündüz sempatik baskınlık, geceye göre daha fazla olmaktadır. Bu da sirkadiyen etkinin olduğunun göstergesi olarak yorumlandı. Ayrıca nöbet günlerinde geceleri sempatik etkinin başlama zamanının, istirahat gününe nazaran daha erken başlaması ise kortizol salınım zamanının daha erken başlamasıyla ilişkili olabileceği düşünüldü. Çalışmanın önemli kısıtlılıklarından biri katılımcı sayısının az olmasıdır ve daha ideal sonuçlar için geniş katılımcı grupları ile yapılacak çalışmalara ve yeni verilere gereksinim vardır. Anahtar kelimeler: Kalp hızı değişkenliği, otonom sinir sistemi, nöbet ve istirahat zamanı, yoğun bakım hemşiresi

DinlenmeHemşirelerHemşirelik araştırmaları+6
Mehmet Özgeyik
Kütahya Dumlupınar University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Elit oryantiring sporcularının müsabaka esnasındaki performans hataları ile NON-invaziv kardiyak aktiviteleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Oryantiring, farklı arazi koşulları içeren haritada konumlanmış hedeflerin en hızlı ve en kısa sürede doğru sıralama ile bulunmasını gerektiren bir doğa sporudur. Oryantiring, sporcunun hedefe ulaşacağı en iyi rotayı bulmaya çalışırken fiziksel ve bilişsel yeterliği gerekli kılan çok yönlü bir dayanıklılık sporudur. Bu gibi sporlar, fiziksel ve zihinsel yüklenmenin kombinasyonu kardiyovasküler yanıtı önemli bir şekilde etkilemektedir. Ancak özellikle Oryantiring sporcularının müsabaka esnasındaki psikofizyolojik durumları ile yapılan performans hataları arasındaki ilişkiyi inceleyen herhangi bir çalışma bilgimiz dahilinde yoktur. Dolayısı ile bu tez çalışmasının amacı, elit oryantiring sporcularının müsabaka esnasında yapılan hata öncesi, esnası ve sonrası kardiyak aktivitelerinin değişip değişmediğini non-invaziv bir yöntem ile araştırmaktır. Çalışmaya, 18-40 yaş aralığında 40 (17 kadın + 23 erkek) elit oryantiring sporcusu gönüllü olarak katıldı. Veriler, Polar H10 göğüs bandı ve Polar V800 nabız monitörü ile yarışma boyunca kaydedildi. Elde edilen veriler, çevrimdışı analizler için Kubios HRV Premium yazılımı ile KAHD değerleri zaman ekseni, frekans ekseni ve doğrusal olmayan eksen olmak üzere toplam 3 eksende değerlendirildi. Çalışmaya katılan sporcuların, kalp atım hızı ve stres indeksi değerlerinde hata esnası ve sonrasında anlamlı farklılık bulundu (p<,05). Ayrıca KAHD'nin r-MSSD ve SDNN değerlerinde, yarışma esnasında yapılan hataların öncesi ve sonrasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edildi (p<,05). Veriler varyans analizi ile gruplar arası karşılaştırmalarda cinsiyet değişkenine göre kategorize edildiğinde, KAHD değerlerinden LF/HF, LF, HF ve SD1/SD2 için erkek sporcular lehine istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<,05). Sonuç olarak elit seviyede oryantiring sporu yapan sporcuların müsabaka esnasında yapmış oldukları hatalar bazı psikofizyolojik değişimler oluşturabilir ve bu durumun sporcuların performanslarını etkileyebileceği söylenebilir. Bu doğrultuda cinsiyet değişkeninden elde edilen bulgulara göre özellikle kadın oryantiring sporcularının yapılan hatalardan sonra daha olumsuz etkilendikleri görülmektedir. Oryantiringte performans geliştirmeyi hedefleyen antrenörler, antrenmanları sırasında KAHD'yi izlemenin sporcuların performanslarının hangi bölümlerinde ne gibi psikofizyolojik değişimler yaşadıklarını daha iyi anlamalarına olanak sağlayabilir. Gelecekteki araştırmalar, KAHD çalışmaları gerçekleştirirken sporcuların bireysel farklılıklarını (örn; kişilik, cinsiyet v.b.) dikkate almalıdır.

Fiziksel dayanıklılıkFizyolojiKalp hızı+3
Hilal Oruç
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Merkezi yolla uygulanan üridin ve üridin nükleotidlerinin kardiyovasküler parametreler üzerine etkileri

Üridin, dolaşımda serbest halde veya nükleotidlerin yapısında bulunan endojen bir nükleoziddir. Bu çalışmada intraserebroventriküler (i.s.v.) yolla uygulanan üridin ve nükleotidlerinin kardiyovasküler parametrelere etkileri ile muhtemel etki mekanizmalarının araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmada 120 adet 4-6 aylık Sprague Dawley cinsi erkek sıçan kullanılmıştır. Etki incelemesi için üridin, UMP, UDP ve UTP 0.1, 0.5 ve 1 mikromol (μmol) olmak üzere üç farklı dozda uygulanmıştır. Kan basıncı ve kalp hızı değerleri 60 dakika boyunca kaydedilmiştir. Mekanizma araştırmaları için üridin ve nükleotidlerinin en etkin bulunan dozunun enjeksiyonundan 15 dakika önce i.s.v. yolla P2Y reseptör antagonistleri (MRS2578, PPTN hidroklorür ve ARC-118925xx) enjekte edilerek kan basıncı ve kalp hızı kayıt altına alınmıştır. Ayrıca katekolaminler, oksitosin ve vazopressin analizleri için 0, 5, 10, 30 ve 60. dakikalarda kateter yoluyla kan toplanmıştır. Üridin ve UMP'nin kan basıncı ve kalp hızı üzerine anlamlı bir etkisi bulunamamıştır. UDP ve UTP'nin doz-yanıt gruplarında kalp hızını değiştirmediği, kan basıncını ise doza bağlı olarak anlamlı şekilde artırdığı bulunmuştur. P2Y reseptör antagonistleri ile ön tedaviler ise en etkin dozda (1 μmol) elde edilen kan basıncı artışını geri çevirmiştir. UDP ve UTP'nin en etkin dozunda serum vazopressin ve oksitosin düzeylerinin anlamlı olarak arttığı, katekolamin düzeylerinin ise değişmediği belirlenmiştir. Çalışmamızın sonuçları, merkezi yolla uygulanan UDP ve UTP'nin sıçanlarda kan basıncını anlamlı olarak artırdığını ve bu artışlara P2Y reseptör aktivasyonunun aracılık ettiğini literatürde ilk kez göstermektedir. Gözlenen etkilerin vazopressin ve oksitosin düzeylerindeki artışlarla ilişkili olması muhtemeldir. Bulgularımız, kan basıncının merkezi düzenlemesinde pirimidinerjik reseptör aktivasyonunun önemli bir mekanizma olabileceğini düşündürmektedir. Anahtar kelimeler: Üridin, üridin nükleotidleri, kan basıncı, kalp hızı, P2Y reseptörleri

Kalp hızıKan basıncıKardiyovasküler sistem+3
Berna Salman
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Koroner arter hastalarında perkütan transluminal koroner anjiyoplastinin kalp atım hızı değişkenliği

ÖZET Koroner Arter Hastalarında Perkütan Transluminal Koroner Anjiyoplastinin Kalp Atım Hızı Değişkenliği ve Sol Ventrikül Fonksiyonları Üzerine Etkileri Koroner arter hastalarında, perkütan transluminal koroner anjiyoplasti (PTKA) sonrası otonom sinir sistemi fonksiyon bozukluğu ve kalp atım hızı değişkenliğinde (HRV) azalma olduğu gösterilmiştir. Bununla birlikte hastalardaki HRV azalmasının hangi faktörlere bağlı olduğu tam olarak belirlenmemiştir. Bu çalışmada, koroner anjiyoplasti yapılmış hastaların PTKA sonrası klinik, sol kardiyak kateterizasyon ve anjiyoplasti ile ilgili faktörlerinin HRV ile ilişkisinin incelenmesi amaçlandı. PTKA yapılan 72 hasta (62 erkek, 10 kadın, yaş ort: 52.4±7.8 yıl) çalışmaya alındı. HRV analizinde frekans domain yöntemi kullanılarak düşük ve yüksek frekans güçleri (LFP ve HFP) ile total güç (TP) hesaplandı. İki boyutlu ve doppler ekokardiyografi ile sol ventrikül sistolik ve diyastolik fonksiyonu ölçüldü. Tüm ölçümler PTKA'dan 24 saat önce ve sonra 24.saat, 10.gün, 30.gün tekrarlandı. Hastalar lezyonlu koroner arter sayına göre; tek damar hastalığı, tek anjiyoplasti uygulaması olan grup (Grup I), iki-üç damar hastalığı, birden fazla anjiyoplasti uygulaması olan grup (Grup II) olmak üzere iki gruba ayrıldı. Her iki gruptaki hastaların yaş, cinsiyet ve koroner arter risk faktörleri açısından benzer özellikleri vardı. PTKA sonrası her iki grupta da HRV azaldı. Grup I' deki HRV azalması grup H'dekinden daha anlamlı bulundu (p<0.05). HRV'deki bu azalma anjiyoplasti sonrası revaskülarizasyon derecesi ile ilişkili bulundu (r=0.50, p=0.008). Grup II hastalarının HRVsinde azalma geçirilmiş miyokard infarktüsü ve sol ventrikül kontraktilite bozukluğu ile ilişkili bulundu (r=0.51, p=0.07 ve r=0.43, p=0.02). HRV'deki düzelme grup l'de anjiyoplasti sonrası 10.gün, grup ll'de ise 30.gün gerçekleşti. PTKA sonrası her iki grupta sol ventrikül diyastolik fonksiyon bozulurken, sistolik fonksiyon arttı. Diyastolik fonksiyon her iki grupta da 10.gün düzeldi. Sonuç olarak, tek damar hastalarındaki geçici olan ve hızlı düzelen, özellikle parasempatik modülasyonu ilgilendiren HRV azalmasının reperfüzyona bağlı olduğu düşünüldü. İki-üç damar hastalarındaki HRV azalmasının, geçirilmiş miyokard infarktüsü ile sol ventrikül kontraktilite bozukluğuna bağlı olduğu kanısına varıldı. Anahtar Kelimeler: Kalp atım hızı değişkenliği, sol ventrikül fonksiyonları, perkütan transluminal koroner anjiyoplasti

Anjiyoplasti-balon-koronerKalp hızıKoroner hastalık
Mehmet Kanadaşı
Çukurova University
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Prematüre bebeklerde kanguru bakımının perfüzyon indeksi, kalp tepe atımı ve oksijen satürasyonuna etkisi

Giriş: Kanguru bakımı, prematüre bebeğin sadece bebek bezi ve bir başlık ile ebeveynin göğüsleri arasına yüzükoyun dik pozisyonda yatırılmasıyla ten tene temasın sağlandığı, prematüre bebeklerin sağlığını ve iyilik halini korumak için kullanılan güçlü ve uygulanması basit bir yöntemdir. Amaç: Bu çalışma, prematüre bebeklerde kanguru bakımının perfüzyon indeksi, kalp tepe atımı ve oksijen satürasyonuna etkisini belirlemek amacıyla planlandı. Yöntem: Araştırma ön test son test kontrol gruplu deneysel bir tasarımdır. Çalışmada özel bir Üniversite hastanesinin yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yatan 76 prematüre bebek yer aldı. Kanguru bakımı yapılan (n=38 deney) kanguru bakımı yapılmayan (n=38 kontrol) 2 grup oluşturuldu. Çalışma verileri, "Anne Tanıtıcı Bilgi Formu", "Bebek Tanıtıcı Bilgi Formu" ve "Kanguru Bakımı İzlem Formu" ile elde edildi. Çalışma için etik kurul, kurum ve katılımcıların ebeveynlerinden gönüllü izni alındı. Bulgular: Hem deney hem de kontrol grubunun sosyodemografik ve klinik karakteristikleri birbirine benzerdi. Deney grubunda kontrol grubuna göre; kanguru bakımından 45 dakika önce perfüzyon indeksi, kalp tepe atımı ve oksijen satürasyonları arasında anlamlı bir fark yoktu (p>0,005). Ancak, kanguru bakımının 15-45. dakikası arasında kalp tepe atımları daha düşüktü, oksijen satürasyonları ise daha yüksekti . Bu değerlerdeki değişimler istatistiksel olarak anlamlıydı (p<0,005). Perfüzyon indeksi istatistiksel olarak kanguru bakımının 45. dakikasında anlamlı fark gösterdi . Sonuç: Kanguru bakımı uygulaması kalp tepe atımı ve oksijen satürasyonunu olumlu yönde etkiledi. Perfüzyon indeksi beklenen sonuçları için uzun süreli uygulanması önemlidir. Anahtar Kelimeler: Prematüre bebek, kanguru bakımı, perfüzyon indeksi, kalp tepe atımı, oksijen satürasyonu

Bebek-prematürBebeklerKalp hızı+3
Kübra Yılgör Becerikli
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Polikistik over sendromlu hastalarda kalp hızı toparlanma indeksinin serum bilirubin seviyesi ile korelasyonu

Giriş: Bilirubin hem metabolizmasının son ürünüdür ve antioksidan özelliklere sahiptir. Bununla birlikte Polikistik Over Sendromu (PKOS) fizyopatolojisindeki rolü konusunda yeterli bilgi bulunmamaktadır. Çalışmamızın amacı PKOS'lu hastalarda bilirubin seviyeleri ile birlikte kalp hızı toparlanma indeksini (KHTİ) araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Bu prospektif çalışmaya Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim dalına başvuran ve PKOS tanısı alan 34 hasta dahil edildi. Kontrol grubu olarak 27 genç sağlıklı bayan erişkin alındı. Her iki gruptaki hastalardan, bilirubin, homeostasis model assesment- insülin resistance (HOMA-IR) ve diğer kan parametrelerini saptamak için 12 saatlik açlık sonrası kan örnekleri. alındı. Tüm sağlıklı ve erişkin bireylere transtorasik ekokardiyografi ve Bruce protokuluna göre egzersiz stres testi uygulandı. Tüm deneklerin vücut kitle indeksleri (VKİ), bel çevreleri, sistolik ve diyastolik kan basınçları ve egsersiz testi parametrelerı kaydedildi. Bulgular: Total bilirubin seviyeleri PKOS tanısı alan hastalarda anlamlı olarak daha düşük bulundu (0.45 ± 0,08 mg/dl vs 0.38 ± 0,08 mg/dl, p=o.oo1) HOMA-IR düzeyleri. PKOS grubunda daha yüksek bulundu. (2,9± 0,9 vs 2 ± 0,5, p=o.oo1) KHTİ ise PKOS tanısı olan hastalarda daha düşük saptandı. (27,8 ± 11,2 vs 34,2 ± 10.8, p=o.o2) PKOS'lu hastalarda yapılan Pearson korelasyon testine göre KHTİ ile HOMA-IR ve bilirubin seviyeleri ile arasında anlamlı korelasyonu gözlendi. Sonuç: PKOS'lu hastalarda bozulmuş KHTİ ile bilirubin seviyeleri arasında anlamlı ilişki saptanmıştır. Bu hastalarda azalmış bilirubin seviyesi oksidatif stresi artırarak KHTİ'de bozulmaya yol açabilir. PKOS'lu hastalrın tedavisi planlanırken bu nokta göz önünde bulundurulmalıdır. Anahtar Sözcükler: bilirubin, kalp hızı toparlanma indeksi, polikistik over sendromu

BilirubinKalp hızıKorelasyon+1
Emin Asoğlu
Bezmialem Vakıf University
2014
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Heterozigot orak hücre anemisi taşıyıcılarında arteriyel sertlik ve nabız dalga yansıması

Amaç: Arteriyel sertliğin belirleyicileri olan nabız dalga hızı ve artırma göstergesi, vasküler hasarın şiddetini ortaya koymada kullanılan invaziv olmayan yöntemlerdir. Ancak bu değişkenlerin heterozigot orak hücre anemisi taşıyıcılarında nasıl seyrettiği bilinmemektedir. Bu çalışmada amaçımız heterozigot orak hücre anemili genç erişkinlerde nabız dalga hızı ve artırma göstergesindeki değişiklikleri ortaya koymaktır.Yöntem: Çalışmaya her iki cinsiyetten 18 - 40 yaşlarında 40 gönüllü katılımcı (20 taşıyıcı, 20 sağlıklı) alındı. Öyküleri alınan, fizik müayeneleri ve ekokardiyografik incelemeleri yapılan katılımcıların kan basıncı ölçüldü. Arteriyel sertliğin belirleyicileri olarak nabız dalga hızı ve artırma göstergesi ölçümleri arteriyografla degerlendirildi.Bulgular: Orak hücre anemisi taşıyıcılarında eritrosit ortalama hacmi ve eritrositlerde ortalama hemoglobin miktarı düşük (p=0,000), eritrositlerin büyüklüklerinin dağılımı (p=0,035), aortun sistolik çapı, aort basıncı, aortik artırma göstergesi, brakiyel artırma göstergesi ve sistolik-diyastolik nabız dalga hızı farkının değerleri kontrol grubuna göre sırasıyla yüksek bulundu. (p=0,000, 0,033, 0,011, 0,011, 0,040). İki grubun bütününde aortik nabız dalga hızı ile ortalama arteriyel basınç, yaş, aortik artırma göstergesi, brakiyel artırma göstergesi, ağırlık, düşük özgül ağırlıklı lipoprotein arasında ve aortik artırma göstergesi ile yaş arasında sırasıyla istatistiksel anlamlı pozitif ilişki bulundu (p=0,000, 0,017, 0,000, 0,000, 0,034, 0,05, 0,026). Aortik artırma göstergesi ile kalp hızı arasında ise ilişki negatifti (p=0,04). Taşıyıcı grubunda aortik nabız dalga hızı ve sistolik arteriyel kan basıncı, ağırlık, yaş arasında sırasıyla pozitif (p=0,027, 0,027, 0,016), aortik artırma göstergesi ve potasyum miktarı arasında negatif ilişki bulundu (p=0,007). Kontrol grubunda aortik nabız dalga hızı ile potasyum arasında istatistiksel anlamlı (p=0,028) pozitif ilişki gözlendi.Çalışmamızda ortalama arteriyel basınç ve kalp hızının aortik artırma göstergesi için, ortalama arteriyel basınç ve yaşın aortik nabız dalga hızı için bağımsız belirleyiciler olduğu bulundu.Sonuç: Heterozigot orak hücre anemisi taşıyıcısı genç erişkinlerde aortun sistolik çapı, santral kan basıncı, aortik artırma göstergesi, brakiyel artırma göstergesi, sistolik-diyastolik nabız dalga hızları farkı HbAS grubunda anlamlı derecede yüksekti. Arteryel sertlik ölçümü, heterozigot orak hücre anemisi taşıyıcılarında kardiyovasküler hastalığın erken belirlenmesinde başvurulabilecek kolay, ucuz ve güvenilir bir yöntemdir.Anahtar Kelimeler: Orak hücre anemi taşıyıcısı, artırma göstergesi, nabız dalga hızı

Anemi-orak hücreliAortArterioskleroz+4
Tünzale Bayramoğlu
Çukurova University
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Atıcılık branşında akut spor masajının atış isabet oranlarına etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı atıcılık branşındaki sporculara uygulanan spor masajı uygulamasının ağrı, kalp atım hızı ve atış isabet oranlarına etkisini incelemektir. Çalışmaya Atıcılık ve Avcılık Federasyonuna kayıtlı yaş ortalamalarının 18,35±1,63 yıl, boy uzunluğu 172,5±6,12 cm, vücut ağırlığının 69,07±10,51 kilogram, spor yaşlarının 5,07±2,28 yıl olduğu 9 erkek 5 kadın olmak üzere 14 lisanslı atıcılık sporcusu dahil edilmiştir. Sporcuların masaj öncesi ve masaj sonrası ağrı değerleri visual analog skalası ile, kalp atım hızları Polar saat ile ölçülmüştür. Bu çalışmada, ön test-son test deneysel desen kullanılmıştır. Cinsiyet ve masaj öncesi, sonrası ağrı skalası dinlenik kalp atım hızı, atış esnasındaki ortalama kalp atım hızı ve toplam atış puanları arasındaki farklar ise 2 x 2 (cinsiyet x masaj) Karışık Desen ANOVA ile test edilmiştir. Deneme etkisinin boyutu için, kısmi eta kare (ƞ2) hesaplanmıştır (ƞ²≤ 0,01 küçük etki, ƞ²≤0,06 orta etki ve ƞ²≤0,14 büyük etki) İstatistiksel işlemler istatistik paket programında (SPSS 25, ABD) yapılmış olup uygulanan tüm istatistiksel işlemlerde p=0.05 yanılma düzeyi kullanılmıştır. Elde edilen istatistikler sonucunda Kadın ve erkek katılımcıların ağrı skalasına ait değerlerinde cinsiyet (F(1;12)=,001; p=0,971; ƞ²=0,00) etkisinin anlamlı olmadığı görülürken, masaj etkisinin (F(112)=17,381; p=0,001; ƞ²=0,592) anlamlı olduğu görülmüştür. Kadın ve erkek katılımcıların Atış Ortalama Kalp Atım Hızına ait değerlerinde cinsiyet (F(1;12)=,166; p=,000; ƞ²=,014) etkisinin anlamlı olmadığı görülürken, masaj etkisinin (F(112)=64,050; p=000; ƞ²=0,592) anlamlı olduğu görülmüştür. Sonuç olarak spor masajının ağrıyı azalttığı ve atış performansını olumlu etkilediği düşünülmektedir.

AtıcılarAtıcılıkAğrı+6
Muhammet Çağlayan
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Koroner yavaş akımı olan hastalarda kalp hızı değişkenliği, elektrokardiyografik değişiklikler ile serum galectin 3 düzeyi ilişkisi

Amaç:Koroner yavaş akımda (KYA) inflamasyon, endotel disfonksiyonu ve koroner mikrovasküler disfonksiyon en çok sorumlu tutulan patofizyolojik mekanizmalar olarak bilinir ve iskemi ilişkili klinik tablolara neden olabilmektedir. Ayrıca KYA'da altta yatan mekanizmadan bağımsız, iskemi ve ventrikül heterojenitesi ile ilişkili olabilecek bazı elektrokardiyografik ve laboratuvar parametrelerinde değişiklikler gözlenebilmektedir. Bu çalışmada KYA'da iskemi ilişkili muhtemel fibrozisi göstermek için serum Galectin-3 (Gal-3) düzeyi ile elektrokardiyografik değişiklikler ve kalp hızı değişkenliği parametrelerinin incelenmesi amaçlandı. Yöntem: Çalışmaya koroner anjiyografi (KAG) yapılıp KYA saptanan 45 ve kontrol grubu olarak da normal koroner arter (NKA) saptanan 40 hasta alındı. Tüm hastalardan 12 saat açlık sonrası rutin biyokimyasal tetkikler, tam kan sayımı ve Gal-3 düzeyi için kan örneği alındı ayrıca elektrokardiyografik parametreler değerlendirildi ve kalp hızı değişkenliği analizi için 24 saatlik Holter elektrokardiyografi kayıtları alındı. Bulgular: KYA erkek cinsiyette (%67,4p=0,007) ve vücut kitle indeksi (VKİ) fazla olanlarda daha sık tespit edildi (NKA grubunda ortalama VKİ 29,6 kg/m2, KYA grubunda ise 31,8 kg/m2 olarak ölçüldü, p=0,02). Sigara ve ilaç kullanımı açısından her iki grup arasında anlamlı fark bulunmadı. Elektrokardiyografik parametrelerden PR mesafesi KYA grubunda anlamlı olarak daha uzun tespit edilmekle (p=0,038) birlikte diğer parametrelerde (QT mesafesi, QTd (düzeltilmiş QT) mesafesi, QTd dispersiyonu, Tp-e (Tpeak to end), Tp-e/QT oranı, Tp-e/QTd oranı, ST segment depresyonu, fragmente QRS (f-QRS), J dalgası vb) her iki grup arasında anlamlı fark bulunmadı. Benzer şekilde kalp hızı değişkenliği parametreleri (Ortalama Kalp hızı, Ortalama RR (ms), SDNN (ms), RMSSD (ms), SDNN indeks (ms), SDANN indeks (ms), PNN50 (%), VLF(ms2), LF(ms2), HF (ms2), LF/HF oranı vb) ve serum Gal-3 düzeyi açısından da gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı. Sonuç: Çalışmamızda elde edilen sonuçlar literatürde KYA ile ilgili elektrokardiyografi ve kalp hızı değişkenliği parametrelerinde gözlenen bulgular ile uyumlu değildi.Daha önce KYA'da çalışılmamış bir kardiyak fibrozis belirteci olan serum Gal-3 düzeyinin de bu çalışmada KYA ile ilişkisi gösterilememiştir. Ancak daha geniş hasta grubunda çalışıldığında ve koroner dolaşımı daha objektif olarak değerlendirebilen ek yöntemler (intravasküler ultrason (IVUS) ve optik koherens tomografi (OCT) vb)kullanıldığında bu sonuçların değişebileceği kanaatine varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Elektrokardiyografi,Galectin 3, Kalp Hızı Değişkenliği, Koroner Yavaş Akım

AterosklerozElektrokardiyografiFibroz+4
Aslıgül Cüreoğlu
Çukurova University
2017
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Sağlıklı görünen kişilerde; kardiyovasküler hastalık risk faktörleri bilgi düzeyi ölçeğinin kardiyak incelemelerle birlikte değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Bu çalışmada üniversitemiz bünyesinde çalışan sağlıklı görünen katılımcılarda kardiyovasküler sistem hastalık farkındalıkları ve 10 yıllık kardiyovasküler hastalık gelişme riski hesaplanıp nabız dalga hızı (NDH) ile arasındaki ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışma, üniversitemiz bünyesinde çalışan ve örnekleme çıkan 192 gönüllü katılımcı ile yapılmıştır. (89 erkek, 103 kadın, yaş ortalaması 45,3 ± 8,0). Katılımcıların farkındalığı kardiyovasküler hastalık risk farkındalığı bilgi düzeyi ölçeği (KARRİF-BD) ile 10 yıllık kardiyovasküler sistem hastalık gelişim riski ise Framingham risk skoru ile değerlendirildi. NDH değerleri invaziv olmayan arteriografi cihazı ile değerlendirildi. Bulgular: Katılımcıların ortalama yaşı 45,3 ± 8,0 yıl,% 53,6' sı kadın, % 62'si doktora mezunu, %13,5'i obez , ortalama KARRİF-BD puanı 20,4 ± 4,0, ortalama Framingham skoru 6,9±5,6 ve NDH ortalama 7,9±1,5 idi. NDH hem Framingham skoru hem de KARRİF-BD ile ilişkili olduğu bulundu (sırasıyla p<0.001,p=0.009). Ayrıca Framingham skorunun, vücut kitle indeksi, açlık kan şekeri, LDL-K, total kolesterol, Trigliserit, high sensitive C-reaktif protein (Hs-CRP) ve Vitamin D3 seviyeleri ile pozitif yönde HDL-K değerleri ile negatif yönde korelasyonu saptanmıştır. Framingham skoru arttıkça NDH değerleri artmakta idi (p=0.002). En yüksek KARRİF-BD skoru 10 yıllık Framingham risk skoru >20 olan katılımcılarda saptandı (p=0.024). Sonuç: Çalışmamızın bulgularına göre Framingham risk skoru, NDH ve kardiyovasküler hastalık risk farkındalığı bilgi düzeyi ölçeği skoru arasında pozitif yönde ilişki saptanmıştır. Bu sonuçlar kronik hastalıklara karşı birincil korunma için farkındalığın pratiğe yeterince aktarılmadığını ortaya koymaktadır. Birinci basamağa başvuran bilinen kardiyovasküler hastalık veya risk faktörü olmayan sağlıklı bireylerde koruyucu hekimlik adına farkındalığın arttırılması ve uygulamaya dönüştürülmesi için daha fazla gayret gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: KARRIF-BD skoru, Framingham skoru, Nabız Dalga Hızı,

Aile hekimliğiBilgi düzeyiKalp hastalıkları+5
Ayşe Nur Topuz
Çukurova University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde sanal gerçeklik ve gerçek dart atışı sırasında kalp atım hızı değişkenliğinin kişilik ile ilişkisinin incelenmesi

Amaç : Bu araştırmada, rekreatif olarak dart sporu ile uğraşan üniversite öğrencilerinin kişilik özellikleri ve kalp atım hızı değişkenliği ilişkisinin; sanal gerçeklik dart atışı ve gerçek dart atışı bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem : Araştırmanın örneklemini rekreatif olarak dart sporu ile uğraşan 18 yaş ve üzeri 17 kadın, 23 erkek (N=40) üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Katılımcılara, araştırmacı tarafından hazırlanan Sosyo Demografik Bilgi Formu ve 5 Faktör Kişilik Envanteri Kısa Formu uygulanmıştır. Kalp atım hızı değişkenliği ölçümü, BioTrace+ Nexus-10 cihazı ve ilgili eklentileri ile cihazın kendi yazılımı kullanılarak yapılmıştır. Sanal gerçeklik ortamı için HTC Vive sanal gerçeklik gözlüğü sistemi kullanılmıştır. Sanal gerçeklik dart atışı, Steam oyun kütüphanesinde bulunan VR Darts isimli oyun ile uygulanmıştır. Bulgular : Gerçek dart atışı esnasında elde edilen kalp atım hızı değişkenliği, kalp atım hızı ve solunum ile kişilik özellikleri arasında yalnızca ortalama solunum ile gelişime açıklık özelliği arasında bir korelasyon bulunmuştur. Sanal gerçeklik dart atışında ise herhangi bir korelasyon bulunamamıştır. Bu sebeple sanal ve gerçek dart atışında psikofizyolojik değişkenler ile kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin oldukça kısıtlı olduğu söylenebilir. Ayrıca sanal ve gerçek dart atışında psikofizyolojik değişkenlerin istirahat bölümünden atış bölümüne değişimleri karşılaştırıldığında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Bu sanal gerçeklik dart atışı ve gerçek dart atışı esnasında psikofizyolojik tepkilerin benzer olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler : Sanal Gerçeklik, KAHD, Dart Atışı, Kişilik

3D sanal dünyalarBeş faktör kişilik modeliDart+6
Said Enes Yılmaz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Farelerde farmakolojik ajanların kalp hızı değişkenliği ve karmaşıklığı üzerine etkisi

Izoproterenol (ISO)) ile oluşabilecek periyodik (frekans bazlı) ve doğrusal olmayan kalp hızı dalgalanmalarının karşılaştırmalı analizini yapmaktır. Bu sayede, FLEC ve ISO gibi ajanların kalp hızını belirleyen otonom sinir sistemi (OSS) üzerindeki etkileri anlaşılmaya çalışılacaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda otonom sinir sisteminin kardiyak dinamiklerinin araştırılması için 4-6 aylık 24 adet erkek fare kullanılmıştır. 3 gruba (n=8) ayrılmıştır: 1. Serum Fizyolojik (SF), kontrol amaçlı, 0.4 ml (i.p), 2. : FLEC 20 μg/g, 3. ISO 4 μg/g. Anestezi için tüm farelere 75 μg/g Na-pentobarbital + 0.04 μg/g Fentanil kombinasyonu i.p olarak uygulanmıştır. Tüm gruplarda ilaç uygulamasının öncesinde ve sonrasında Elektrokardiyografi (EKG) kayıtları alınmıştır. Bu çalışmanın esas konusu olan kalp hızı değişkenliği (KHD) analizlerini yapabilmek için LAB Chart 7 yazılımı ile spontan solunum frekansının sayı dizisi elde edildi. R-R intervali dizisi KUBIOS yazılımı (FINLANDIYA) ile analiz edilerek KHD analizleri tamamlanmıştır. Bulgular: EKG verileri, FLEC ve ISO gruplarda beklendiği gibi etkilemiştir. QJ intervali, ISO ' da FLEC' e göre azalmıştır. Fakat zaman ve frekans parametrelerinde anlamlı fark çıkmamıştır. Doğrusal olmayan parametrelerde ise Normal sinüs atımlarının standart sapması (SDNN) ve Normal kalp atışları arasındaki ardışık farkların kök ortalama karesi (RMSSD) anlamlı çıkmamıştır. Ama DFA1 değerinde ISO' nun hem FLEC hem de SF ' e göre azaldığı görülmektedir. Sonuçlar: FLEC ve ISO gruplarda EKG verileri hemen hemen literatür verilerine yaklaşık değerler çıkmıştır. Fakat KHD' de anlamlı sonuçlar çıkmamıştır. Bunun anlamlı çıkmamasının sebebi dataların standart sapmalarının çok büyük olmasından kaynaklanmaktadır. Doğrusal olmayan parametrelerde sadece DFA1 değeri anlamlı çıkmıştır. DFA1, kısa süreli olduğu için daha çok parasempatikliği yansıtmaktadır. Bu da karmaşıklığı baskıladığı anlamına gelmektedir.

EKGFarelerKalp hızı+1
Şeyda Avcıl
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Taraftarların spor kulüplerinin lisanslı ürünlerine yönelik psikofizyolojik tepkilerini anlamada kişilik, duygusal zekâ, tüketim davranışı ve takım bağlılığının rolü

Amaç: Bu çalışmanın birinci amacı, duygusal bir durum oluşturarak taraftarlarda gerçekleşen psikofizyolojik etkiler ile kişilik özellikleri, duygusal zekâ, tüketim davranışı ve takım bağlılığı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmanın ikinci amacı ise taraftarlar tarafından uyaranlara verilen tepki hızlarını, doğru tepkilerini incelemek ve verilen bu tepki hızları, doğru tepkiler ile taraftarların kişilik özellikleri, duygusal zekâ, tüketim davranışı ve takım bağlılığı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde eğitim görmekte olan 18 ile 30 yaşları arasında 33 kadın 97 erkek toplam 130 kişi dâhil edilmiştir. Kişilik özellikleri, duygusal zekâ, futbol taraftarı tüketim davranışı, takıma psikolojik bağlılık ve spor taraftarı özdeşleşme ölçeği katılımcılara deney öncesi uygulanmıştır. Deney 1'de 5 dakika, deney 2'de 4 dakika 30 saniye istirahat ve deney aşamasında Nexus-10 cihazı ile kalp atım hızı değişkenliği ve elektro dermal aktivite ölçümleri alınmıştır. Deney 2'deki doğru tepki ve tepki hızı ölçümleri SuperLab Version5 ve Cedrus RB730 ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 21 paket programı ile analiz edilmiştir. Bulgular: Galatasaray taraftarlarında kişilik özelliklerinden dışadönüklük ile DF/YF yüzde değişimi (r: .353 p<0.05) arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişkiye rastlanmıştır. Fenerbahçe taraftarlarında gelişime açıklık kişilik özelliği ile deney Fenerbahçe tepki zamanı (r: -.354 p<0.05) arasında anlamlı ve negatif yönlü bir ilişkiye rastlanmıştır. Sonuçlar: Dışadönüklük kişilik özelliğinin olumsuz uyaranların ortaya çıkardığı stresi baskılayamadığı sonucuna varılmıştır. Gelişime açıklık kişilik özelliğinin tepki sürelerini kısalttığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Lisanslı Spor Kulübü Ürünü, Kişilik, Duygusal zekâ, Tüketim, Bağlılık, Kalp atım hızı değişkenliği, Tepki.

Duygusal zekaKalp hızıKişilik+7
Tuncay Öktem
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Anestezi altındaki farelerde, anestezik maddelerin elektrokardiyografi üzerine etkilerinin incelenmesi

Amaç: Bu tez çalışmasında, farklı anestezik maddelerin elektrokardiyogram ve kalp atım hızı değişkenliği üzerine etkilerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada deney hayvanı olarak 10-12 haftalık, ortalama 26,2±2,1g ağırlığında 21 adet BALB/c türü fare kullanıldı ve üç grup oluşturuldu;1:Na-Pentobarbital (75 mg/kg, n=7), 2:Na-Pentobarbital/Fentanil (75 mg/kg+ 0,04 mg/kg, n=7), 3:Ketamin / Ksilazin (100 mg/kg+8 mg/kg, n=7). Bulgular: Deney sonuçlarımızda, Na-Pentobarbital ve Na-Pentobarbital-Fentanil grupları arasında sECG parametreleri açısından yalnızca PR intervalinde çok az bir artış görülmüştür diğer parametrelerde literatürle uyumlu olarak bir farklılık tespit etmemiştir. Ketamin+Ksilazin grubunda kalp atım hızının dramatik olarak düştüğü gözlemlenmiştir, Na-Pentobarbital ve Na-Pentobarbital+Fentanil kombinasyonuna göre VLF ve HF'yi azalttığı, LF ve LF/HF'yi arttırdığı bulunmuştur. Ketamin/Ksilazin kombinasyonunun Na-Pentobarbital ve Na-Pentobarbital+Fentanil kombinasyonuna göre HRV parametrelerini daha fazla etkilediği tespit edilmiştir. Sonuçlar: Yapılan çalışmada Ketamin/Ksilazin kombinasyonunun elektrokardiyografi ve kalp hızı değişkenliği üzerine olumsuz etkilerinin olduğu saptanmıştır. Sempatik parasempatik balansı etkileyip etkileyemediğine tam olarak karar verilemediyse de, RR intervalini azaltmış ve HRV' deki bütün bant değerlerini çok net bir şekilde değiştirmiştir. Ayrıca J ve Jc EKG parametrelerini de arttırdığı için kalpte iskemi yapma ihtimali olacağı da düşünülerek tavsiye edilebilecek bir anestezi metodu olmadığı kanaatindeyiz. Çalışmamızda Na- Pentobarbital'e ilave edilen Fentanil'in güvenli bir şekilde kullanılabileceğini gördük. Böylece kullanılan anestezik madde miktarını azaltarak daha güvenli analjezi seviyesi yüksek bir uygulama yapılabileceğini tavsiye edebiliriz. Anahtar kelimeler: Anestezi, Elektrokardiyografi, HRV, Fare

AnestetiklerAnestetiklerAnestezi+6
Mürüvvet Alenbey
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sporcularda gürültü, müzik ve sessizliğin sınav başarısı ve psikofizyolojik yanıtlara etkisi: Kişilik özellikleri ve duygusal zekanın rolü

Amaç: Bu araştırmada, gürültü, müzik ve sessizlik koşullarına sınav süresince verilen psikofizyolik yanıtlar incelenmiştir. Ayrıca kişilik ve duygusal zekanın psikofizyolojik yanıtlarla ilişkisi incelenmiştir. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya, Manisa Celal Bayar Üniverisitesi Spor Bilimleri Fakültesinden, 19-26 yaş arasında 45 kadın 45 erkek toplam 90 sporcu öğrenci katılmıştır. Katılımcılara ilk etapta kısa form Beş Faktör Kişilik Envanteri ve Schutte Duygusal Zeka ölçeği uygulanmıştır. Katılımcılar rastgele yöntem ile gürültü, müzik ve sessizlik grubuna dahil edilmiştir. Deneysel koşulda ise katılımcılar gürültü, müzik ve sessizlik ortamlarında her biri 4 dakikadan oluşan istirahat, okuma, sınav ve toparlanma koşullarını gerçekleştirdiler. Bu sırada KHD ve EDA kayıtları alınmıştır. Bulgular: Gürültü koşulunda HRV parametrelerinde bir düşüş gözlemlenmiştir. Sessizlik ve müzik koşulunda HRV parametrelerinde anlamlı bir değişim gözlemlenmemiştir. Deneyde kişilik özelliklerinden narsizm ve duygusal tutarsızlığın gürültü koşulunda HRV ile ilişkili bulunmuştur. Sonuçlar: Araştırmadan elde edilen sonuçlar narsizim ve duygusal tutarsızlığın bilişsel bir görev sırasında iken arka planda gürültü olması durumunda performansı etkileyebileceği yönünde kanıtlar sunmuştur. Anahtar Kelimeler: Sporcularda akademik başarı, Kalp atım hızı değişkenliği, Kişilik, Duygusal zeka.

Akademik başarıDuygusal zekaGürültü+7
İlker Balıkçı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Futbolda pas vererek ve pas vermeden yön değiştirmesiz ve çeşitli açılarda yön değiştirerek yapılan farklı hızlardaki koşuların oksijen kullanım farklılıkları

Amaç: Futbolculara uygulanan farklı hızlarda paslı passız düz ve yön değiştirmeli koşular arasındaki oksijen tüketimi farklıklarını incelemektir. Gereç ve Yöntem: Araştırma, Manisa, Celal Bayar Üniversitesi, Spor Bilimleri Fakültesi öğrencisi olan, 2018-2019 futbol sezonunda oynamış amatör futbolcular arasından gönüllü olan 18-24 yaşları arasında, 11 erkekten oluşmaktadır. Katılımcıların boy uzunluğu, vücut ağırlığı, vücut yağ yüzdesi analizi yapılmıştır. Katılan 11 gönüllüye, 48 saat aralıklarla altı farklı günde, 6 farklı koşu parkuru testi yapılmıştır. Katılımcıların oksijen tüketim kapasitesi, kalp atım sayısı ve test sonu laktat seviyesi ölçülmüştür. Verilerin değerlendirilmesinden önce verilerin normal dağılıp dağılmadığına bakılmak için kolmogorov smirnov testi uygulanmış daha sonra bu testin sonucuna göre eşleştirilmiş t testi kullanılmıştır. Bulgular: Oksijen kullanımı değişkeni açısından bulgular incelendiğinde, 8,0, 9,2 10,4, 11,6 ve 12,8 km/h'daki paslı ve passız yön değiştirmeli koşularda istatistiksel olarak anlamlı farklılık belirlenirken (p<0,05), 8 km/h' daki test sonuçlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık belirlenememiştir (p>0,05). Katılımcıların paslı passız düz ve yön değiştirmeli koşulardaki anaerobik ve aerobik eşik kalp atımı arasındaki eşleştirmelere baktığımızda istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p>0,05). Laktat düzeyleri incelendiğinde, karşılaştırmaların çoğunda istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p< 0,05). Sonuçlar: Araştırma verilerinden elde edilen sonuçlara göre; uygulanan test protokollerinden, paslı ve passız yön değiştirmeli koşuların oksijen tüketimi ve test sonu laktat değerleri açısından anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Antrenman, Kalp Atım Hızı, Laktik Asit, Oksijen Tüketimi

AntrenmanFutbolFutbolcular+7
Murat Pekderin
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Bilateral ve unilateral vagotominin kalp atım dinamikleri üzerine etkisi

Amaç: Spontan solunum yapan sıçanlarda sağ ve/veya sol vagotominin kalp hızı değişkenliği (KHD) üzerine etkilerinin araştırılması amaçlandı. Doğrusal ve doğrusal olmayan KHD yöntemleri ile parasempatik sinir liflerinin kalp üzerindeki asimetrik etkisini gösterebileceği hipotezini araştırdık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda 40 adet Wistar türü erkek sıçan, 5 gruba (n=8) ayrıldı:1. Kontrol (Sham) Grubu, 2. Sağ vagotomi Grubu, 3. Sol vagotomi grubu, 4. Bilateral vagotomi grubu, 5. Atropin Grubu (5 mg/kg, intraperitonal). Müdahaleden önce üretan anestezisi (1.5 g / kg) intraperitonal olarak uygulandı: Tüm hayvanlar, elektrokardiyogram (EKG) ve solunum frekanslarının eşzamanlı kayıtları sırasında spontan solunum gercçekleştirdi. Doğrusal HRV analizleri olarak frekans ve zaman tabanlı, doğrusal olmayan analizler olarak Poincare Plot, Detrended Fluctuation ve Entropi analizleri gerçekleştirildi. Bulgular: Atropin ve Bilateral gruplarda RR intervali, Sağ vagotomi grubunda QJ intervali azaldı. Sağ ve bilateral vagotomi QJc aralığını uzattı. Atropin ve Bilateral vagotomi, zaman ve frekans tabanlı ve doğrusal olmayan parametreleri etkiledi. Sol vagotomi yalnızca frekansa dayalı parametreleri etkilerken, Sağ vagotomi yalnızca ilk 10 dakikada zaman ve frekans alanı parametrelerini etkiledi. Doğrusal olmayan parametreler sadece Atropin ve bilateral vagotomiden etkilendi. Sonuçlar: Sol vagotomi yalnızca frekans tabanlı parametreleri etkiledi. Sağ vagotomi ise yalnızca ilk 10 dakikada hem frekans hem de zaman alanı parametrelerini değiştirdi. Bu sonuç, sağ vagotominin olası bir hormonal refleks mekanizmasını tetiklediğini, ancak sol vagotominin tetiklemediğini işaret etmektedir. Böylece, çalışmamızda sağ ve sol Vagus'un KHD parametrelerini asimetrik olarak etkilediği görüldü.

AsimetriHayvan deneyleriKalp hızı+4
Hasan Kazdağlı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Pilates egzersizi yapan ve yapmayan kadınlarda farklı ısınma protokollerinin kognitif, motor ve kardiyovasküler yanıtlara akut etkisi

Yapılan bu araştırmanın amacı, farklı ısınma protokollerinin alfa ve beta aktivitesi, dikkat düzeyi ve kalp atım hızı (KAH) değerleri üzerine akut etkilerinin incelenmesidir. Bu çalışmaya 20 kadın (yaş: 29,90±3,38; boy: 165,10±6,76 cm; vücut ağırlığı: 57,55±6,29 kg; vücut yağ yüzdesi: %21,02±1,93) katılmıştır. Örneklem, amaçlı örneklem yöntemlerinden ölçüt örnekleme ile oluşturulmuştur. Katılımcılar pilates yapma (ÇG) ve yapmama (KG) durumuna göre iki gruba ayrılmıştır. Ölçümler 5 farklı günde aynı sıra ile; kontrol (K), statik ısınma (SI), dinamik ısınma (DI), statik ısınma sonrası dinamik ısınma (SI+DI) ve dinamik ısınma sonrası statik ısınma (DI+SI) denemelerinin öncesinde ve sonrasında alınmıştır. Çalışmada; Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri, Erişkin DEHB Kendi Bildirim Ölçeği, Wender-Utah Derecelendirme Ölçeği, Sabahçılık-Akşamcılık Ölçeği, KAH belirlemek için Polar H10, beyin aktivasyonunu değerlendirmek için Neurosky MindWave Mobile 2 cihazı ve NeuroExperimenter yazılımı kullanılmıştır. Bulgulara göre; alfa ortalama güç değerlerinde, SI denemesinde her iki grupta ısınma sonrası 5. dakika (dk) ve 10. dk, DI denemesinde ÇG'da ısınma sonrası 10. dk ve KG'da ısınma sonrası 5. dk, SI+DI denemesinde ise KG'da ısınma sonrası 10. dk değerleri ısınma sonrası hemen değerlerine göre istatistiksel olarak anlamlı artış göstermiştir. KAH değerlerinde, DI denemesinde her iki grupta ısınma sonrası hemen, ısınma sonrası 5. dk ve 10. dk, SI+DI denemesinde KG'da ısınma sonrası hemen, DI+SI denemesinde her iki grupta da ısınma sonrası hemen değerleri ön teste göre istatistiksel olarak anlamlı artış göstermiştir (p<0.05). Sonuç olarak; bireyin özelliklerine göre müsabaka öncesi hangi ısınma protokolü uygulanması gerektiği EEG ölçümleriyle belirlenerek, sporculara özgü ısınma protokollerinin hazırlanmasının uygun olabileceği vurgulanabilir. Anahtar Sözcükler: alfa, beta, dikkat, EEG, ısınma

Bilişsel işlevlerEgzersizElektrokardiyografi+7
Tuğçe Şener Soptar
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

"Uzun süreli CPAP tedavisi alan Obstrüktif Uyku Apne Sendromlu hastalarda kalp hızı değişkenliğinin ve otonom sinir sistemi parametrelerinin değerlendirilmesi"

Bu çalışmada OUAS tanısı olan ve düzenli CPAP tedavisi almış bir hasta grubunda, kalp hızı değişkenliğine dair parametrelerin incelenerek kalp hızı değişikliğinde anlamlı bir farklılık olup olmadığı, bu yolla düzenli OUAS tedavisinin sempatik ve parasempatik otonomik sinir sistemi fonksiyonları üzerine etkilerinin değerlendirilmesi amaçlandı. Bu amaçla; hastanemiz uyku birimine başvurmuş, tanı için polisomnografi yapılmış ve OUAS tanısı almış, CPAP tedavisi planlanmış ve düzenli CPAP tedavisi uygulanmış 35-75 yaş(ortalama yaş: 56.8±8.8) arasındaki 21 hastanın(9 kadın, 12 erkek) verileri retrospektif olarak tarandı. CPAP tedavisi öncesi ve CPAP tedavisi sonrası ölçülen kalp hızı değişkenliği(HRV) parametreleri ayrı ayrı kayıt altına alınarak değerlendirme yapıldı. Tip 1 ve Tip 2 diyabetes mellitus, gebelik, atriyal fibrilasyon, ciddi sol ventrikül konsantrik hipertrofisi, obstrüktif koroner arter hastalığı, ciddi kapak hastalıkları, karaciğer , renal ve tiroid fonksiyon bozukluğu olanlar, kardiyomiyopatiler, sistolik disfonksiyon (LVEF: < %40), obstrüktif, restriktif ve infiltratif ciddi akciğer hastalıkları olanlar çalışma dışında bırakıldı. Çalışmamıza konu olan hastaların ritim kayıtları polisomnografi ile eş zamanlı olarak Medcare Flaga Reyjkavik İzlanda yapımı ?smart sleep system? uyku analizörü ile alınmıştır. Kalp hızı değişkenliği(HRV) parametreleri cihazdaki ?HRV report module? ile ölçülmüştür. OUAS?lı hastalarda tipik olan anormal torakoabdominal hareketler(solunum çabası) ve apnelerle ortaya çıkan HRV değişikliklerini dışlamak için HRV analizleri hastanın uyanık olduğu ve solunum hareketlerinin düzenli olarak saptandığı uyku analizinin başında kaydedilen 10 dakikalık sürelerde yapılmıştır. Kalp hızı değişkenliğinin değerlendirilmesi için zaman ve frekans temelli analizler kullanıldı. Çalışmamızın sonucunda; kalp hızı değişkenliğini değerlendirmek amaçlı kullanılan zaman temelli analiz ölçeklerinden RR, SDNN, SDANN, rMSSD ve pNN50 parametrelerinde ve frekans temelli analiz ölçeklerinden olan ve parasempatik(vagal) aktivitenin major belirleyicilerinden biri olarak kabul gören HF parametresinin CPAP tedavisi öncesi ve CPAP tedavisi sonrası değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı artış saptandı. Çalışmamızın sonucunda; RR mesafesiyle ölçülen ve artışı kardiyovasküler mortalite için bağımsız bir risk faktörü olarak kabul edilen kalp atım hızının anlamlı olarak düştüğü gözlendi. Ayrıca anlamlı olan zaman temelli analiz ölçeklerinin anlamlı frekans temelli analiz ölçekleriyle istatistiksel olarak korele olduğu; istatistiksel olarak anlamlı olan zaman temelli analiz ölçeklerinin kendi aralarında da istatistiksel olarak korele olduğu saptandı. bulgularımız daha önceki çalışmalara benzer şekilde OUAS tanılı hastalarda CPAP tedavisi ile gözlenen olumlu kardiyovasküler etkilerin temelinde CPAP?ın otonomik sisteme etkilerinin de rol alabileceğini düşündürmektedir. Biz bu etkiyi otonom aktivitenin bir göstergesi olarak kabul edilen; kolay uygulanabilen, acısız, hassas, ucuz ve tekrarlanabilir bir tetkik olan kalp hızı değişkenliğiyle saptanan değişik parametrelerle inceledik. Çalışmamızın sonuçları; uyku sırasında yapılması tavsiye edilmeyen HRV analizlerinin, solunumun düzenli olduğu ve hastanın uyanık olduğu zaman aralıklarında yapılmasıyla OUAS hastalarında otonomik aktivitenin tayininde kullanılmasının uygun olabileceğini düşündürmektedir. HRV analizi periferik sempatik sinir aktivite ve katekolamin ölçümünden çok daha ucuz, pratik ve noninvaziv bir yöntemdir.

Kalp hızıOtonom sinir sistemi hastalıklarıPolisomnografi+3
Bülent Özlek
Manisa Celal Bayar University
2013
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Romatoid artrit hastalarında egzersiz sonrası kalp hızındaki düzelmenin değerlendirilmesi

Romatoid artritte hem hastalığa hem de kullanılan ilaçlara bağlı olarak kalp tutulumu olabilmekte ve çoğunlukla sessiz seyretmektedir (53). Kapaklar, ileti sistemi, miyokard, endokard, perikard ve koroner arterler yani kalple ilgili tüm yapılar romatoid artritte tutulabilmektedir (2). Bu nedenle kardiyovasküler riskin değerlendirilmesi ve ani kardiak ölüm riskinin öngörülmesi çok önemlidir. Egzersiz sonrası kalp hızı toparlanma indeksi (HRR), kardiak otonomik aktivitenin sağlıklı ve kardiyovasküler hastalığı olan kişilerde belirlenebilmesine yarayan basit bir ölçümdür. Mortaliteyi belirlemede güçlü bir indeks olup son zamanlarda üzerinde daha çok çalışılmaya başlanmıştır. Bizim çalışmamızın amacı romatoid artritli hastalarda kontrol grubu ile egzersiz sonrası kalp hızındaki düzelmenin karşılaştırılmasıydı. Retrospektif incelediğimiz aktif eklem veya kardiyak yakınması olmayan romatoid artritli hastaların Efor testlerinde Heart Rate Recovery'nin 1. dakikasında kontrol grubuna göre azalma saptadık ki bu kardiyak otonomik disfonksiyonun özellikle kalp hızı toparlanma döneminde ilk dakika üzerinde etkili olan vagus tutulumunun bir göstergesiydi. Bizim çalışmamızda hasta grubunda kontrol grubuna göre HRR'de belirgin azalma saptandı ve HRR1-HRR5 arası ani azalma istatistiksel olarak anlamlı bulundu. HRR'nin 1-5. dakika arasında çıkan anlamlı hızlı azalma düşündürmektedir ki, romatoid artritli hastalarda sadece vagus disfonksiyonu değil aynı zamanda sempatik sistemde de etkilenme vardır. Egzersiz sonrası kalp hızı toparlanma döneminde 1-5.dakikalar arasını özellikle sempatik sistemin yönettiği düşünülürse romatoid artritli hastalarda sempatik sistem disfonksiyonu üzerine daha çok çalışma yapılması gerekliliği doğmaktadır. Elde ettiğimiz bu sonuçlar ileride yapılacak çalışmalara ışık tutabilecektir. Anahtar kelimeler; Romatoid artrit, Heart rate recovery, Kardiyak otonomik aktivite, Vagus tutulumu, Sempatik sistem disfonksiyonu

Artrit-romatoidKalp hızıKardiyovasküler fizyolojik fenomen+3
Canan Tüncel
Manisa Celal Bayar University
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda egzersiz sonrası kalp hızındaki düzelmenin değerlendirilmesi

Kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda kardiyovasküler hastalık riski artmıştır ve bu hastalarda mortalitenin en önemli nedeni kardiyovasküler hastalıklardır. Egzersiz sonrası kalp hızı toparlanma indeksi, kardiyak otonomik disfonksiyonu göstermede ve mortaliteyi öngörmede son yıllarda öne çıkan ve üzerinde pek çok çalışma yapılan bir tekniktir. KBY'li hastalarda kardiyak otonomik disfonksiyon varlığını egzersiz sonrası kalp hızı toparlanma indeksi üzerinden göstermeyi hedeflediğimiz bu çalışmaya Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi İç Hastalıkları ve Nefroloji polikliniklerine başvuran veya Nefroloji servisinde yatmakta olan evre 1-4 KBY'si olan 120 hasta alındı. Hastanemize başvuran ve herhangi bir sağlık problemi saptanmayan 30 olgu kontrol grubu olarak belirlendi. Hasta grubu her evreden 30'ar kişi olacak şekilde gruplandırıldı. Hasta ve kontrol grupları öykü, fizik muayene, EKG ve ekokardiyografi ile herhangi bir kardiyak hastalıklarının olmadığı tesbit edildikten sonra Bruce protokolüne göre egzersiz stres teste alındı. Egzersiz sonrası 1, 2, 3 ve 5. dakikadaki kalp hızı toparlanma indeksleri değerlendirildi. Çalışmada evre 3 ve 4 KBY'li hasta grubunda HRR'nin 1, 2, 3 ve 5. dakika ortalamaları ve evre 2 KBY'li hasta grubunda HRR'nin 1 ve 5. dakika ortalamaları kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha düşük bulundu. Evreler arasında yaptığımız kıyaslamada evre 4'ün tüm HRR fazlarında evre 1'e göre daha düşük HRR değerlerine sahip olduğu gösterildi. Ayrıca; GFR ile HRR 1, 2, 3 ve 5. dakika ortalamaları arasında korelasyon olduğu gösterildi. Bu veriler doğrultusunda; KBY'nin erken evrelerinden itibaren kardiyak otonomik disfonksiyonun başladığı, ileri evrelerde bu disfonksiyonun daha belirgin hale geldiği ve dereceli egzersiz sonrası kalp hızı düzelme indekslerinin kardiyak otonomik disfonksiyonun bir göstergesi olarak KBY'li hastalarda kullanılabileceği söylenebilir. Ancak bu yöntemin klinikte rutin kullanımı için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır. Elde ettiğimiz sonuçlar konuyla ilgili literatür bilgisine ve ileride yapılacak yeni çalışmalara katkı sağlayacaktır.

Böbrek hastalıklarıBöbrek yetmezliğiBöbrek yetmezliği-kronik+5
Emre Ali Acar
Manisa Celal Bayar University
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Zirve kalp atım hacmi ve civarına gelen egzersiz şiddetlerinin kardiyovasküler sapma üzerine etkileri

Bu çalışmanın amacı, zirve kalp atım hacmi düzeyindeki güç çıktısı (P@SVpik) ile P@SVpik%90 ve P@SVpik%110 düzeylerindeki egzersizlerin kardiyovasküler sapma (CV-Drift) üzerine etkilerini incelemekti. Çalışmaya orta ve iyi düzey antrenmanlı, 6 erkek bisikletçi katıldı (VO2maks: 63,2±5,21 ml/dk-1/kg-1; yaş: 21,7±2,42 yıl; boy: 176,8±5,3 cm; vücut kütlesi: 69,1±5,8 kg; vücut kütle indeksi: 22,1±1,3; vücut yağ oranı: %8,9±1,9). VO2maks düzeyinin %40-100'ü arasındaki yükler, nitröz-oksit tekrar soluma (N2ORB) methodu kullanılarak bireysel zirve kalp atım hacmi (SVpik) değerleri belirlendi. P@SVpik%90, P@SVpik ve P@SVpik%110 yüklerinde 30 dakikalık kesintisiz egzersizlerin 6., 9., 12., 15., 20., 25. ve 30. dakikalarında yapılan kalp debisi (Qc) ölçümlerinde 6. dakikaya kıyasla 9-30. dakikalar arasında CV-Drift; kalp atım hızında (HR) anlamlı bir yükseliş ve kalp atım hacminde (SV) anlamlı bir düşüş kriterleri gözlendi. P@SVpik%90 yükünde 6. dakikaya ait SV değeri 143,5 ml'den 9. dakikada 136,7 ml'ye (p<0.05); P@SVpik yükünde 6. dakikaya ait SV değeri 148,4 ml'den 15. dakikada 142,7 ml'ye (p<0.05) ve P@SVpik%110 yükünde 6. dakikaya ait SV değeri 143,6 ml'den 30. dakikada 138 ml'ye (p<0.05) düşmesi CV-Drift göstergesi olarak değerlendirildi. SV'nin anlamlı düşüş gösterdiği dakikalarda, CV-Drift saptanan tüm yüklerde HR anlamlı düzeyde arttı (p˂0.05) ve Qc sabit kaldı (p>0.05). Sporcuların bireysel P@SVpik yüklerinde tüm ölçüm zamanlarına ait ortalama SV yanıtları, P@SVpik%90 ve P@SVpik%110'a kıyasla daha yüksekti (p<0.05). Sonuç olarak bu çalışmada egzersiz yükü SVpik'e denk gelen yükten saptıkça, CV-Drift paterninin değiştiği gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kalp debisi, kardiyovasküler sapma, kalp atım hacmi, kalp atım hızı

KalpKalp fonksiyon testleriKalp hızı+3
Sinan Seyhan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2016
00

Related subjects