Freedom

Bu konu başlığı altında 193 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Voltaire ve Diderot'nun din anlayışları

Kant'ın "aklını kullanma cesareti göster" mottosu ile özdeşleşen aydınlanma, Avrupa tarihi açısından belli bir dönemin adı olduğu kadar; bir düşünüş tarzı, birey, toplum ve siyaset tasarımı anlamına da gelmektedir. 18. yüzyıla damgasını vuran aydınlanma dönemi için söylenebilecek ilk şey tek bir aydınlanmanın değil, farklı ülke gelenekleri ile şekillenmiş aydınlanma düşünüşlerinin olduğudur. Aydınlanma dönemi olarak bahsedilen 18 yy'da farklı değerlerin ve ilkelerin daha fazla öne çıkarıldığı Fransız, Alman, İskoç, Amerikan tarzı aydınlanmalardan bahsedilebilir. Her bir aydınlanma geleneği kendi toplumuna damgasını vurmuş, kendi toplumunun kültürel, siyasal ve birey anlayışını yansıtmış, önemli felsefecilerin çalışmaları ile şekillenmiş, kendine özgü ilkeleri öne çıkartmıştır. Farklı aydınlanmaların ortaya çıkışında toplumların tarihi, kültürel yapısı, siyasal yapısı, sınıfsal yapısı hatta ekonomik yapısındaki değişim dönüşüm belirleyici olmuştur. Farklı noktalarla birlikte her bir aydınlanma akılcılığı öne çıkartarak, bireyci düşünceyi, geleneksel politik ve toplumsal yapıları dönüştürmeyi ve metafizikten kurtulmayı murat etmiştir. Her bir aydınlanma belirlediği temel ilkeler çerçevesinde toplumun, bireyin ve politik yaşamın farklı yöntemlerle yeniden şekillendirilebileceğini düşündürtmek istemiştir. Tezin konusu, salt akıl, mantık, bilimsel yöntem, dinin sorgulanması temalarını öne çıkartan Fransız aydınlanması ve onun iki önemli temsilcisi Voltaire ve Diderot'nun düşüncelerinde din, birey, toplum, akıl, hoşgörü, özgürlük kavramlarının nasıl ele alındığının incelenmesidir. Her iki düşünür aklı öne çıkartarak politik ve toplumsal yapıyı dönüştürmek istemiştir. Voltaire din konusunda daha deist çizgide yer alırken; Diderot din konusundaki farklı görüşlere saygı duymakla birlikte fikren ateizme daha yakın bir yerde durmaktadır. Anahtar Kelimeler: Fransız Aydınlanması, Voltaire, Diderot, Din, Özgürlük

AydınlanmaAydınlanma felsefesiDiderot, Denis+5
Seray Altun
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Üniversite yönetiminde yöneticilerin düzen ve özgürlük ikilemi algısının incelenmesi

Bu araştırmada, üniversite yönetiminde orta kademe yöneticilerin düzen ve özgürlük ikilemleri olan bürokratik disiplin, mesleki uzmanlık; eşgüdüm, iletişim; yönetsel planlama ve bireysel girişim ikilemlerini nasıl yönettiğinin bir üniversite örneği üzerinde incelenmesi amaçlanmıştır. Tarama modelinde gerçekleştirilen araştırmada iki farklı örneklem grubundan veriler toplanmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini, 2014-2015 Eğitim-Öğretim yılında, Dumlupınar Üniversitesi Evliya Çelebi Yerleşkesi'nde bulunan altı fakülte ve iki yüksekokulda, orta kademe yönetici kadrosunda ve akademik kadroda görev yapan 607 öğretim elemanı oluşturmaktadır. Araştırmanın amacına yönelik veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen "Düzen ve Özgürlük İkilemi Ölçeği" ve "Düzen ve Özgürlük İkilemine İlişkin Görüşler" adlı yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; orta kademe yöneticileri, düzen ve özgürlük ikilemi yönetiminde, seçimini düzen öğesinden yana daha ağırlıklı kullanmaktadır. Ayrıca, araştırma sonuçlarına göre, seçimin hangi düzen ve/ya özgürlük alt boyutunda olduğunun önemli olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, düzen ve özgürlük öğelerine ait boyutların kendi içinde sürekli geliştirilmeye gereksinimi olduğu saptanmıştır. Sonuçlar bağlamında, bireysel yönelimler ile mesleki normlar, idealler ve mesleki denetimin, kurumsal yapı gerekleriyle örtüşerek geliştirilmesi ve uygulamalarda daha etkin hale getirilmesi önerisi getirilmiştir. Ayrıca, orta ve alt kademede karşılıklı, etkili ve sürdürülebilir bir iletişim mekanizması kurularak çalışanların birbirine daha sağlıklı ve yakın bir iletişim alanı içinde ulaşmasına destek sağlanması belirtilmiştir. Anahtar Sözcükler: Üniversite yönetimi, İkilem, Orta kademe yönetici, Düzen, Özgürlük

DüzenEğitim yönetimiYöneticiler+3
Figen Karaferye
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cumhuriyetçi özgürlük kavrayışı: Philip Pettit'in politik ideali

Özgürlük kavramı şüphesiz tarih boyunca siyaset felsefesinin temel değerlerinden biri olmuştur. Ancak siyasal düşünceler içerisinde özgürlüğün birey için mi yoksa toplum için mi öncelikli olacağına dair tartışmalar yıllar boyunca süregelmiştir. Bu tartışmalarda özellikle kendini bireyin özgürlüğünü sağlamada tek yol olarak gören liberal düşünceye karşı cumhuriyetçi düşünce geleneği karşımıza çıkmaktadır. Cumhuriyetçilik, antik çağlardan beri çeşitli tarihsel süreçleri yaşayan ve bugün etkisini sürdüren bir düşünce geleneğidir. Cumhuriyetçi düşünce geleneğinde önemli olan ve çalışmamız gereği üzerinde yoğunlaştığımız kavramlardan biri özgürlüktür. Özgürlük kavramı cumhuriyetçi gelenek içerisinde dönemin sosyal ve siyasal şartlarına bağlı olarak şekillenmiştir. Bu çalışmada özgürlük kavramı, cumhuriyetçi düşünce geleneği temelinde ele alınmıştır. 20.yüzyılda cumhuriyetçiliği bir yönetim biçimi olarak inceleyen Philip Pettit'in geliştirmiş olduğu özgürlük teorisi kapsamlı bir biçimde incelenmiştir. Bununla birlikte cumhuriyetçi geleneğin daha iyi anlaşılabilmesi adına çalışma içerisinde tarihsel serüveni aktarılmıştır. Farklı dönemlerde farklı yorumlamalara bağlı olarak öne çıkan yurttaşlık, özgürlük ve eşitlik gibi cumhuriyetçi değerler incelenmiştir. Çalışmanın amacı, cumhuriyetçi düşünürler arasında özgürlük kavramını kendine özgü bir şekilde ele alan Philip Pettit'in 'tahakkümsüzlük' idealini soruşturmak, bu politik idealin cumhuriyetçi yönetim içerisinde gerçekleştirebileceği gerekli koşulları açığa çıkarmaktır.

CumhuriyetçilikPettit, PhilipSiyaset felsefesi+2
Sinem Güzey
Hitit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Nizam-ı Cedid'ten Tanzimat'a Osmanlı zihniyet yapısının çözümlenmesi bağlamında Batı'nın siyaset bilimi kavramlarının (Özgürlük, eşitlik, vatan ve millet) dönüşümü

Osmanlı Modernleşme Tarihinin başlangıcı meselesi üzerine yapılan çalışmalar, ekseriyetle Sultan III. Selim'in başlattığı Nizam-ı Cedid dönemi ile Sultan II. Mahmud saltanatının sonlarında ortaya çıkan Tanzimat dönemi arasında değişkenlik göstermektedir. Osmanlı Devleti'nin modernleşme serüveninin teşekkülü ile alakalı cevapların farklı olmasının nedeni, araştırmacıların meseleyi hangi bağlam üzerinden değerlendirdikleri ile yakından alakalıdır. Biz çalışmamızda meseleye, Osmanlı'nın siyasi zihin yapısı üzerinden cevap aramaya çalıştık. Fransız İhtilali ile sonrasında ortaya çıkan özgürlük, eşitlik, millet ve vatan kavramları, Avrupa siyasi söylemini belirleyen kavramlar olarak ortaya çıkmıştır. Avrupa'nın bu siyasi dönüşümü karşısında Sultan III. Selim'in Osmanlı Devleti'ni muhafaza edebilmek için Avrupa'da ilk ikamet sefirlikleri açması, iki farklı zihniyetin karşılaşması bağlamında önemlidir. Özellikle sefirlerin Avrupa'da siyasi söylem anlamında karşılaştıkları özgürlük, eşitlik, millet ve vatan kavramlarını nasıl idrak ettikleri ve tanımladıkları, Osmanlı siyasi düşüncesini anlamak için kıymetlidir. Özellikle Nizam-ı Cedid ile birlikte Osmanlı Devleti'nde gerçekleştirilen köklü ıslahatların gayesinin Avrupa siyasi düşüncesi ile eklemleme mi yoksa kendi fikri mirası üzerinden kendini tanımlama mı olduğu soruları çalışmamızın yanıtlamaya çalıştığı konulardan birisidir. Dolayısıyla Osmanlı siyasi düşünce mirasını besleyen bir takım ahlaknameler, söz konusu ettiğimiz kavramlar bağlamında ele alınmaya çalışılmıştır. Böylece ahlaknamelerin siyasi teklifinin, esasında nasıl bir varlık anlayışına sahip olduğu ortaya çıkacaktır. Sultan II. Mahmud'un saltanatı ile birlikte değişen siyasi ve sosyal şartlar karşısında Avrupa'ya sefir olarak giden Mustafa Reşid ve Sadık Rıfat Paşalar, Osmanlı Devleti'nin muhafazası için devletin Avrupa siyasi uyumuna katılmasını önermişlerdir. Bu doğrultuda söz konusu ettiğimiz kavramlar bağlamında köklü ıslahatlara girişerek, Tanzimat Fermanı'nın ilan edilmesine neden olmuşlardır. Nitekim bu durum Tanzimat'ın, Osmanlı siyasi düşüncesinden kopuşu mu temsil edip etmediğini ortaya çıkaracaktır.

EşitlikMilletNizam-ı Cedid+7
Mustafa Enes Aktürkoğlu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Modern dünyanın özgürlük yanılsaması

Modern dünyamız büyük bir bunalımı yaşamaktadır. Kültürel, politik,ekonomik, dinsel, kimliksel olarak bu bunalım kendisini gezegenin her yanındahissettirmektedir. Modern dünyada insanlar kendilerini güvende hissedemiyorlar. Savaş,çatışma, ekonomik kriz ve salgın hastalıklar, insanlar üzerinde büyük bir korku unsuruoluşturmaktadır. Kavramların içerikleri politikalar tarafından değiştirilmekte ve çıkarpolitikaları doğrultusunda bu kavramlara (özgürlük, eşitlik, demokrasi, adalet vb.)anlamlar yüklenmektedir. Özgürlük adı altında savaşlar yapılmakta, onlarca insanhayatını kaybetmekte ve onlarcası da yurtlarından sürgün olmaktadır. Olanakların veuygun çözüm politikalarının olmasına rağmen, dünyamız yağmalanmakta, yoksullukartmakta ve ekolojik felaketler çoğalmaktadır. Demokrasi ise sözde olarak hepvurgulanır, öneminden sözedilir, ancak içerik olarak yaşanmaz. Demokrasi araçsal akılve politikalar doğrultusunda şekillenmekte olup, demokrasi modern dünyanın hiçbiryerinde tam olarak yaşanmamaktadır. İktidarları, yönetimleri seçimler değil, savaşlar vesilahlar belirlemektedir. İletişim olanakları ve insan ihtiyaçlarını karşılayacak ürün vegıda olanakları bol olduğu halde insanların büyük bir çoğunluğu yoksul yaşamaktadır.Açlıktan hergün onlarca insan yaşamını yitirmektedir. Ayrıca iletişim çağındayaşanmasına rağmen insanlar arasındaki iletişimsizlik artmaktadır. Savaş, çatışma veküresel kapitalizm sonucunda meydana gelen küresel ısınma dünya ve canlılar üzerindebüyük yıkım ve tahribatlara yol açmaktadır. Tüm bunlar modernitede ortaya konulanhedeflerin (demokrasi, özgürlük, eşitlik, daha güzel bir dünya) gerçekleşmediğinigöstermektedir. Modern olanaklar bir azınlık tarafından daha çok kullanılırken, büyükbir çoğunluk ise bu imkanlardan yararlanamamaktadır. Tüm bunlar modern dünyanınbir özgürlük yanılsamasının içinde olduğunu bize göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Demokrasi, Ekoloji, Kapitalizm, Modernite, Özgürlük, Teknoloji.

AdaletDemokrasiKapitalizm+3
Sebatullah Tekin
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Halide Edip Adıvar?ın ?Seviyye Talip? ve Michael Cunningham?ın ?Saatler? eserlerinde kadının özgürlük arayışı

The present thesis examines the restrictive effects of patriarchal system and the female quest for freedom who try to get rid of these oppressions in the patriarchal Victorian and Ottoman societies by focusing on Michael Cunningham?s The Hours and Halide Edib Adıvar?s Seviyye Talip. The two novels are analyzed and evaluated by putting the feminist and comparative approach on the basis of the historical contexts and cultural traits of the mentioned countries. Feminism that forms the basic point for this thesis and the superiority relationship between men and women are analyzed and subsequently the transformations of the female identity from tradition to modernity in the West and Ottoman Empire are explained in the first part. In the second part; the personal life stories and women perceptions of Michael Cunningham; Virginia Woolf who is claimed to give him muse and Halide Edib Adıvar are studied in details with the analyses of causal connections. Afterwards, female quest for freedom in the Hours and Seviyye Talip is analyzed on different points. At the end of the thesis, it is concluded that in the east or west ? even if the periods are different - the patriarchal system and conservative constitutions related to the religious-cultural norms are universal and unavoidable factors for shepherding women towards freedom quest. As a result, it is also seen that Halide Edib Adıvar, a woman writer brought up in such a country, is exposed to the social norms of the mentioned period, as well, and she reflects her personal experiences in her works naturally. Similarly, Cunningham analyses women issue successfully thanks to his talent of empathy.Keywords: Patriarchal, Oppression, Freedom, Quest, Woman, Feminism, Struggle

Adıvar, Halide EdipPatriarchalCunningham, Michael+4
Nurcan Kocaçay
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eğitime alternatif felsefi yaklaşımlar

İnsanlık tarihi kadar eski bir olgu olan eğitim toplumun en önemli sosyal kurumlarından birisidir. Bireylerin sahip olduğu ilgi ve yeteneklere eğitim aracılığıyla ulaşılmakta ve insanın insan olarak varlığını ortaya koyması eğitim üzerinden gerçekleşmektedir. Eğitim olgusu da bu işlevini gerçekleştirirken kaynağını sahip olduğu felsefi düşünce yapısından almaktadır. Felsefi düşünce yapısında insanı algılama biçimimize dair sorduğumuz sorular onu nasıl bir eğitimden geçireceğimizin de cevabını vermektedir. Eğitim olgusu felsefi yaklaşımlar ekseninde incelenirken geleneksel eğitim yaklaşımlarının çağdaş dünyada yaşanan değişim ve gelişimlerini yakalayacak bireyleri yetiştirmede yetersiz kaldığı görülmektedir. Geleneksel eğitim yaklaşımlarının hem düşünsel alt yapı hem de öğretim müfredat, metot ve uygulamalarında etkin öğrenmeyi sağlamadaki yetersizliği eğitimde değerler dizisi değişikliğini meydana getirmektedir. Eğitimde değerler dizisi değişikliği de farklı eğitim felsefelerinin ortaya çıkmasını sağlamaktadır. Farklı eğitim felsefeleri üzerinden geleneksel eğitim anlayışına eleştiriler geliştirilerek klasik eğitim anlayışına alternatif felsefi yaklaşımlar geliştirilmiştir. Eğitimde alternatif felsefeler öğretim sürecinde alternatif uygulama modelleri geliştirme hareketinin de bir ifadesidir. Eğitime karşı geliştirilen alternatif felsefi yaklaşımlarda öğretme kavramından çok öğrenme kavramına, öğrenmeyi gerçekleştirecek bireylerin özelliklerine, öğrenme sürecinin planlanması ve yaşanmasında demokratik süreçlere önem verilmiştir.Bu araştırmada da geleneksel eğitimin dışında ?alternatif eğitim paradigmaları? şeklinde yer alan eğitime farklı felsefi yaklaşımlara yer verilmiştir. Bu yaklaşımların düşünürlerle ilişkisi ortaya konarak nasıl bir eğitim anlayışı geliştirdikleri açıklanmaya çalışılmıştır. Eğitime alternatif geliştiren yaklaşımların tümü, insanı görme biçimine eğitim algılarında verdikleri cevapları ile irdelenmiştir. Bu eğitim yaklaşımlarının temel eğitim ilkelerinde; çocukluk, öğrenme, okul ve öğretmen gibi kavramlara yüklenen anlamlar farklılaşsa bile hepsini ortak paydada birleştiren eğitim ile insanı merkeze alarak özgürleştirme arzuları olmuştur. Özgürleştirme arzusu bazı eğitim yaklaşımında insan üzerine konumlanırken bazısında toplum üzerinden yükselmesinin düşlenmesi paradoks oluşturmuştur. Bu paradoks irdelendiğinde; düşündüklerimiz ve düşünmediklerimiz, öğrendiklerimiz ve öğrenmediklerimiz, sorguladıklarımız ve sorgulamadıklarımızla toplumsal yapımızın da ipuçlarını ortaya koymuş oluyoruz.Çalışmada eğitime alternatif felsefi yaklaşımların gelişmesine kaynaklık eden aydınlanma çağı eğitim felsefelerinden natüralizm, pragmatizm ve varoluş felsefesinin eğitim yaklaşımı ile çağdaş eğitim akımları içerisinde ilerlemecilik, yeniden kurmacılık, politeknik eğitim, holistik eğitim, çocuktan hareket eğitim akımı, kır yurdu eğitim akımı, iş eğitimi akımı, kolektif eğitim akımı ve özgürlükçü eğitim akımı yaklaşımları yer almıştır. Bu eğitim yaklaşımları içerisinde ilerlemeci eğitim yaklaşımı William Kilpatrick'in ?proje tabanlı öğrenme? metodu örneği ile, çocuktan hareket eğitimi akımı ise John Dewey'in ?laboratuar okul? ve Maria Montessori'nin ?Montessori okul? örneği ile ele alınmıştır.Anahtar Kelimeler: Eğitim Felsefesi, Yeni Eğitim, Alternatif Eğitim, Çağdaş Eğitim, Özgürlükçü Eğitim.

EğitimEğitim düşüncesiEğitim felsefesi+4
Rezzan Özgen
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kader ve özgür irade tartışmaları: Necati Öner, Hüseyin Atay ve W. Montgomery Watt örneği

Kader ve özgürlük her zaman üzerinde tartışılan bir konu olmuştur. Bu konu geniş bir yelpazede yer aldığından, insanın Allah karşısındaki durumu ele alınarak bir çerçeve oluşturulmuştur. Özellikle, özgür irade ve kaderin insan özgürlüğünü nasıl şekillendirdiği, Allah'ın iradesi kapsamında insan iradesinin ne durumda olduğu, Allah'ın ilminin fiillerin tayinine etki edip etmediği gibi sorular çerçevesinde cevap aranmıştır. Kader ve özgür irade meselesi her ne kadar klâsik kelâm ve felsefe literatüründe popüler bir konu ise de bu çalışma, bu ilişkiyi Necati Öner, Hüseyin Atay ve W. Montgomery Watt örneği çerçevesinde ele almış olması bakımından, günümüz literatürü açısından önem taşımaktadır. Konu itibari ile kelâmi düşünce yoğunluk kazanmıştır. Bu yoğunluk özellikle Montgomery Watt ve Hüseyin Atay'da hissedilmiştir. Necati Öner ise, daha çok kendini felsefi tabanlı yaklaşımlarıyla hissettirmiştir. Bu çalışmada, düşünürlerin aynı konu çerçevesinde ortaya attıkları fikirlerin ortak bir nokta oluşturup oluşturmadıklarını tespit etmek amaçlanmıştır.

AllahAtay, HüseyinDin felsefesi+6
Damla Demir
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir demokrasi ve özgürlük savaşçısı: Sadık Aldoğan

1945 yılında dünya siyasetinde değişimler yaşanırken Türkiye'de bu değişimlerin etkisi altında kalmıştır. Yaşanan değişimlerin etkisiyle çok partili siyasi hayata geçen Türkiye'nin siyasi seyri de değişime uğramış, Demokrat Parti adında yeni bir parti kurulmuştur. O dönemde iktidar partisi olan CHP'ye karşı olanlar Demokrat Parti'ye katılmışlardır. Sadık Aldoğan, askerlik mesleğinden ayrıldıktan sonra DP saflarında siyasete katılan kişilerdendir. Milli Mücadele döneminde yapılan savaşlarda başarılar göstermiş olan Aldoğan, siyasi hayatta da kendisinden söz ettirmiştir. Bu çalışmanın amacı; Türkiye'nin kuruluş aşamasında yaşanan sıkıntılara tanıklık etmiş, Türkiye'nin bağımsızlığı adına verilen savaşlarda görevler alarak mücadele vermiş ve daha sonra mücadelesini siyasete taşımış olan General Sadık Aldoğan'ın, demokrasi ve özgürlük uğruna harcadığı çabaları ortaya koymaktır. Bu çalışmayla Aldoğan'ın, askeri hayattaki hizmetleri, söylemleri ve Türk siyasal hayatına katkıları genel çerçevede analiz edilmeye çalışılmıştır. Aynı zamanda o dönemde görülen siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik olaylar hakkında bilgi edinmemize olanak sağlamıştır.

Aldoğan, SadıkBiyografiDemokrasi+4
Seher Kandemir
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İbn Hazm'da irade ve insanın hürriyeti problemi

?İbn Hazm'da İrade ve İnsanın Hürriyeti Problemi? isimli tezimizin konusu, İbn Hazm'ın Kelam ilminin konuları kapsamına giren ve hem kelamcıları hem de filozofları ilgilendiren irade ve insanın hürriyeti meselesindeki görüşlerinin araştırılmasıdır. Bu sebeple İbn Hazm'ın görüşlerini hem kelamcılar hem de filozoflarla karşılaştırmalı olarak incelemeye çalıştık.Birinci Bölüm'de Endülüs'ün siyasî, dinî, sosyo-kültürel yapısı, İbn Hazm'ın hayatı, siyasî, ilmî ve mezhebî şahsiyeti, usulü ve Endülüs'ün İbn Hazm üzerindeki etkileri gibi konuları ele almaya gayret ettik.İkinci bölümde ise ?İbn Hazm'da İrade ve İnsanın Hürriyeti Problemi? başlığı altında öncelikle araştırmamızın temel kavramları olan irade ve hürriyet kavramlarını inceledik. Yine bu bölümde irade ve hürriyet probleminin felsefede nasıl ele alındığını, İslam felsefesinde konunun nasıl değerlendirildiğini, kelam ekollerinin konuya nasıl yaklaştıklarını göstermeye çalıştık. Bu bölümü incelerken hürriyet problemi ve bu problemi yakından ilgilendiren irade, kudret-istitâat, fiil, kaza ve kader gibi konulara özellikle İbn Hazm'ın bakışına kelam ekollerinin görüşleriyle karşılaştırmalı olarak yer vermeye çalıştık.Anahtar Kelimeler: İbn Hazm, İrade, Fiil, İnsan Hürriyeti, Kelam.

FelsefecilerKelamÖzgürlük+3
Şule Burcu Çam
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ütopyalarda devlet tasarımı: Platon, More, Campanella

İnsanların varoluşundan beri ideal arayışı da vardır. Özellikle devlet rejimleri söz konusu olunca bu ideal arayışı, içinde bulunulan kültüre, toplumsal ve ideolojik yapıya göre çeşitlilik kazanmıştır. Kimileri bu ideali totaliter rejimlerde bulurken kimileri de hukuk kurallarında bulmuştur. Bu çalışmanın amacı da günümüzde ?en ideal? olarak düşünülen ?hukuk devleti? modelinden yola çıkarak Platon'un Devlet, T. More'un Ütopya, T. Campanella'nın Güneş Ülkesi örneklerinde eşitlik, özgürlük, adalet ve birey kavramları çerçevesinde devlet tasarımında hukukun rolünü incelemektir.

AdaletCampanella, TommasoDevlet+8
Zuhal Şan
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The concept of freedom of existentialist philosophers

Existentialism, one of the present day philosophy movements, was indeed born as a reaction to traditional philosophy currents. As a refutation to the Cartesian philosophy, strict lines of rationalist thought, abstract philosophy and Aristotelian metaphysics, it attaches importance to the absolute existence of human and centering on human. It bases existence on freedom, voices the human as a free creature, is impressed from human's life philosophy, proposes the art of understanding and give importance to phenomenological approaches. Existentialist philosophy is considered as a philosophy lack of system and as a stream advocating that the existence precedes the spirit. The pioneers of existentialist philosophers are presented on a very wide scale and like Soren Kierkegaard, Martin Heidegger, Karl Jaspers, Gabriel Marcel, Jean-Paul Sartre, Albert Camus, Merleau Ponty, Martin Buber, Paul Tillich and Simone de Beauvoir do not exhibit a routine approach to the philosophy. While some of these philosophers known as existentialists, exhibit an atheist approach, some give importance to the religious experiences. Furthermore while some of them put forwards individualism, the some care about the social dimension and communication of human with others. Existentialist philosophers stand out with their historicitical, phenomenological, hermeneutical individualist and feministic methods and approaches. Existentialist philosophers stand out with their philosophical dialectics as well as their skills in literature, poetry, art, theater, music and writings. Human centered existentialist philosophers remark that human being is not there as the object but at the very inside of the world. They emphasize the subjectivity of the human and give importance to where Dasein stands in the analysis of existence. They develop the concept of humanism of existence, by considering the humans' search for meaninig. Defending that the core of humanism of existence is composed of freedom, the existentialist philosophers refuses determinist approaches giving a special importance to the freedom of choice and care about the design of humanity. They deal the concept of freedom with an emotion of responsibility rather than a random sense of freedom. Although they deny universal laws, rigid moral rules and hierarchy of norms, they did not move very away from ethical patterns. They propose a life based on ethical patterns, the presence of ethical codes and that people create their own rules. They develop an ontology based on freedom and specially a phenomenological theory of ontology. Although the atheist existentialists deny the existence of God, the existentialist philosophers caring about the religious experiences, set a network of relations between the freedom and belief. They thought that the belief rescues the individual from the dependence upon the material, material world and some worldly passions. Existentialist philosophers remark the relation with the others, and justify that our freedom may only be limited with the freedom of others.

Religious philosophyExistentialismFreedom+1
Ahsen Şeyma Özköse
Yozgat Bozok University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinde anomi: MCBÜ örneği

Norm, belirli olaylar karşısında toplumun diğer üyeleri tarafından bireyden beklenilen davranışlardır. Normsuzluk yani anomi ise bu normların belli olmaması durumudur. Bireylerin toplumla bağını sağlayan, adeta pusula işlevini ifa eden normların işlevlerini yitirmesi ise bireyin belirli olaylar karşısında nasıl davranacağını bilememesi ile sonuçlanmaktadır. Normlar, her ne kadar bireylerin özgürlüğünü kısıtlayan ve bireyin davranışlarını belirleyen hayali bir çember çizmiş olsa da aynı zamanda bireylere o çember içinde özgürlük imkânı sağlar. Üniversite öğrencilerinin özgürlükle olan bağları, çoğu zaman bu çemberi görmezden gelme ile sonuçlandığı görülmektedir. Bireylerin özellikle de üniversite öğrencilerinin topluma yönelik algıları, toplumun geleceğine ve sürdürülebilirliğine yönelik önemli bir konum teşkil etmektedir. Bu noktada araştırmada üniversite öğrencilerinin anomik sayılabilecek tutumlara sahip olup olmadıkları ve bu tutumların hangi bağımsız değişkenlerle ilişkili olduğunun tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırma tanımlayıcı nicel bir saha araştırmadır. Manisa Celal Bayar Üniversitesinde 400 öğrenci örneklem olarak belirlenmiş ve tamamına anket uygulanmıştır. Toplanan veriler SPSS.26 programı aracılığı ile değerlendirilmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde anomi ile ilgili araştırmada kullanılan kavram ve kuramların bir çerçevesi oluşturulmuştur. İkinci bölümde modern ve postmodern toplumda anominin yansımaları ele alınmış ve bu doğrultuda literatürde yapılan çalışmalara ve tartışmalara yer verilmiştir. Araştırmanın son bölümünü ise saha araştırması oluşturmaktadır. Araştırmada katılımcıların orta düzeyde anomi yaşadıklarına ulaşılmıştır. Yüksek düzeyde anomi yaşanılan durum, katılımcıların toplumla bağını sağlayan önderlere ilişkin anomi düzeylerinde görülmektedir. Katılımcıların düşük düzeyde anomi yaşadıkları durum ise aile kurumuna yönelik norm ve değerlere ilişkindir. Bağımsız değişkenler ve anomi düzeyleri incelendiğinde dindarlık düzeyleri ve tanımlanan kimlikler ile anomi düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

AnomiBireyNorm+6
Dilara Saraç
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Heyecan arayışı ile yaşam doyumu ve serbest zamanda algılanan özgürlük düzeyi ilişkisi: İzmir korku evleri örneği

Çalışmanın amacı İzmir ilinde bulunan korku evlerindeki seanslara katılan bireylerin heyecan arayışı ile yaşam doyumu ve serbest zamanda algılanan özgürlük düzeyi arasındaki ilişkilerin incelenmesi ve çeşitli demografik değişkenlere göre karşılaştırılmasıdır. Çalışmanın evrenini İzmir ilinde bulunan korku evlerindeki seanslara katılan bireyler oluştururken, çalışma grubunu ise bireyler içerisinden kolayda örneklem metodu ile seçilen, yaş ortalamaları 197 erkek (Ortyaş=25.89 ± 7.71) ve 155 kadın (Ortyaş=25.56 ± 7.11) olmak üzere 352 (Ortyaş=25.74 ± 7.44) gönüllü birey oluşturmuştur. Katılımcılara araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu, Türkçe'ye uyarlama çalışmaları; Çelik ve Turan (2016) tarafından "Heyecan Arayışı Ölçeği Kısa Formu" (HAÖ), Durak, Şenol Durak ve Gençöz (2010) tarafından "Yaşam Doyumu Ölçeği" (YDÖ) ve Yerlisu Lapa ve Ağyar (2017) tarafından yapılan "Serbest Zamanda Algılanan Özgürlük Düzeyi Ölçeği" (SZAÖÖ) uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde istatistiki yöntem olarak; frekans, aritmetik ortalama, standart sapma; bağımsız örneklemler için t testi, ANOVA ve Pearson Korelasyon testleri kullanılmıştır. Verilerin parametrik testlerin ön şartlarını sağlayıp sağlamadığına Skewness ve Kurtosis (verilerin normal dağılım durumu) değerleri ve Levene (varyans eşitliği) testi sonuçları incelenerek karar verilmiştir. Sonuç olarak, katılımcıların serbest zamanlarını değerlendirirken bazen zorluk çektikleri, korku evi seanslarına genellikle arkadaşlarıyla katıldığı, fiziksel etkinliklere katılımın tüm ölçek ortalama puanlarını artırdığı sonucuna varılmıştır. SZAÖÖ, YDÖ ve HAÖ toplam ortalama puanlarının yüksek olduğu ve çeşitli demografik değişkenlere göre farklılaştığı, SZAÖÖ ile YDÖ arasında düşük seviyede ve pozitif yönde SZAÖÖ ile HAÖ arasında orta seviyede ve pozitif yönde bir ilişki olduğu görülmektedir. Anahtar kelimeler: Korku evi, Yaşam Doyumu, Heyecan Arayışı, Serbest Zamanda Algılanan Özgürlük, Serbest Zaman

Boş zamanları değerlendirmeHeyecanHeyecan arayışı+5
Elvan Deniz Yumuk
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Serbest zamanda algılanan özgürlük ve mutluluk düzeyi ilişkisi (Dans okulları örneği)

Araştırmanın amacı, Türkiye'de çeşitli illerde dans okullarından rekreasyonel amaçlı eğitim alan bireylerin, serbest zamanda algılanan özgürlük ve mutluluk düzeyi ilişkisinin belirlenmesidir. Araştırmanın evrenini Türkiye illerinde bulunan dans okullarındaki eğitimlere katılan bireyler oluştururken, çalışma grubu ise dans okullarından eğitim alan bireyler içerisinden 424 erkek ve 563 kadın olmak üzere toplam 987 (Ortyaş=25.43 ± 6.66) gönüllü birey oluşmaktadır. Katılımcılara araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu, Türkçe'ye uyarlama çalışmaları; Doğan ve Çötok (2011) tarafından yapılan "Oxford Mutluluk Ölçeği Kısa Formu-OMÖ-K" ve Yerlisu Lapa ve Ağyar (2017) tarafından yapılan "Serbest Zamanda Algılanan Özgürlük üzeyi Ölçeği" (SZAÖÖ) uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde istatistiki yöntem olarak; frekans, aritmetik ortalama, standart sapma; bağımsız örneklemler için t testi, ANOVA ve Pearson Korelasyon testleri kullanılmıştır. Verilerin parametrik testlerin ön şartlarını sağlayıp sağlamadığına Skewness ve Kurtosis (verilerin normal dağılım durumu) değerleri ve Levene (varyans eşitliği) testi sonuçları incelenerek karar verilmiştir. Bulgulara göre, dans okullarında eğitim alan bireylerin medeni durum, çalışma durumu, haftalık serbest zaman süresi, serbest zamanda güçlük çekme durumu, dans okullarına üyelik durumu, eğitimlerden yararlanma sıklığı ve aldığı dans eğitim değişkenleri bakımından algılanan özgürlük düzeylerinde; medeni durum, yaş, haftalık serbest zaman süresi, serbest zamanda güçlük çekme durumu, dans okullarına üyelik durumu, eğitimlerden yararlanma sıklığı ve aldığı dans eğitim değişkenleri bakımından ise mutluluk düzeylerinde anlamlı farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, SZAÖ ile OMÖ-K arasında düşük seviyede ve pozitif yönde bir ilişki olduğu görülmektedir. Sonuç olarak, Türkiye'de faaliyetlerini sürdüren dans okullarında etkinliklere katılan bireylerin serbest zamanda algıladıkları özgürlük ve mutluluk seviyelerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca çalışmada, mutluluğun bir belirleyicisi olan serbest zamanda algılanan özgürlük, doğrudan ve dolaylı olarak bir şekilde kişinin mutluluğuna etki ettiğini göstermektedir. Bu açıdan çalışmamızın örneklem grubunu oluşturan bireylerin dans merkezlerinde yapılan etkinlik/eğitimlere katılımı algılanan özgürlük ve mutluluk düzeylerini artırdığı söylenebilir.

Boş zamanDansDans okulları+4
Selçuk Demirdöğen
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

John Rawls'un adalet teorisi ve ekonomik özgürlükler: Türkiye örneği

John Rawls, 1971 yılında yayımlanan "Bir Adalet Teorisi" isimli eseriyle adalet tartışmalarının ahlak ve siyaset felsefesinin merkezine yerleşmesini sağlamıştır. Ekonomik özgürlük kavramı ise özellikle 1980 sonrası küreselleşme ve serbestleşme hareketleriyle hem ekonomi politikaları hem de birey-toplum açısından önem kazanmıştır. Bu çalışma, Rawls'un adalet anlayışı çerçevesinde ekonomik özgürlüklere normatif bir yorum getirmeyi amaçlar. Adalet ile özgürlük arasında ayrılmaz bir ilişki vardır. Aristo'dan Rawls'a kadar birçok düşünürün görüşlerinde bu bağ görülebilir. Rawls, adaleti belli bir iyi anlayışına dayandırmayarak Aristo'dan ayrılırken, ihtiyaç temelli bir yaklaşımla Aristo'ye benzer şekilde pozitif özgürlüklere vurgu yapar. Bireyin özgürlüğü için Thomas Hobbes ve John Locke'un aksine negatif özgürlükleri yeterli bulmamıştır. J. J. Rousseau'nun adalet duygusu kavramını dikkate alan Rawls, Immanuel Kant'ın izinden giderek adalete dair kesin buyruklara erişmiştir. Rawls, adalet teorisinde temel özgürlükleri kendisinden asla feragat edilemeyecek bir değer olarak kabul eder. Adaleti sağlama noktasında en büyük problem eşit temel özgürlükleri muhafaza etmektir. Bu yüzden adaletin birinci ilkesi herkesin temel özgürlüklerden eşit bir şekilde faydalanmasını içerirken, ikinci ilkesi de temel özgürlükleri korumayı amaçlar. Bu minvalde adaletin ikinci ilkesiyle ekonomik özgürlükler sınırlanır. Bu sınırlama hem eşit temel özgürlükleri koruyacak hem de toplumun en az avantajlı üyelerini gözeterek adaleti tesis edecektir. Yani ekonomik özgürlüklerin kısıtlanması adalete zarar vermez aksine adaletin bir gereğidir. Çalışmanın ulaştığı sonuç, hakkaniyet olarak adalet ile sınırlandırılmış ekonomik özgürlüklerin, en az avantajlıların durumunu iyileştireceği ve daha adil bir toplumsal düzeni mümkün kılacağıdır. Böylece Türkiye'de asgari ücretliler veya en yoksul yüzdelik dilimlerin temel özgürlüklerinin zarar görmeyeceği ve refah düzeyinin artacağı söylenebilir.

AdaletAdalet kuramlarıEkonomi+5
Hasan Tahsin Yöyen
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kadının fiillerinde irade hürriyeti

Yakın dönem kelamcıları, kadın meselesini onun hakları, statüsü, varlığı, değeri üzerinden ele almıştır. Daha önce kadının fiillerinde irade hürriyeti açısından konu ele alınmadığı için böyle bir çalışmaya gereksinim duyulmuştur. İslâm toplumlarında kadına biçilen roller erkeğe biçilen rollerden daha farklı işlenmiştir. Birtakım İslâmi öğretilerle iradesi sınırlandırılan kadın, sosyal alanda kendini ifade edememiştir. Bu sebeble İslâm'ın daha doğru anlaşılmasını sağlayabilmek adına birtakım izahlarla konu ele alınmıştır. Çalışmada dini öğretilerde yer alan problemli yaklaşımlara hukuk, sosyo-kültürel ve din anlayışları perspektifinden yaklaşılarak kadına verilen sorumluluk, rol-model ve fiil ehliyeti meselesi aydınlığa kavuşturulmaya çalışılmıştır.

FiilFiil ehliyetiKadınlar+6
Fatma Betül Temel
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

1949-1964 yılları arasında Doğu Türkistan'da istiklal mücadelesi ve Türkiye'ye yapılan göçler

Yapmış olduğumuz bu çalışmamız 1911 yılında Qing İmparatorluğu'nun yıkılması sonrasında yaşanan siyasi mücadeleleri ve bu mücadeleler sonrası anavatanlarını terk etmek zorunda kalan Uygur ve Kazak Türklerinin göçleri konusunu ihtiva etmektedir. Bu sayede Doğu Türkistan tarihi içinde yaşanmış olan hâkimiyet mücadeleleri ve göç ile ilgili konuların daha sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesine imkân sağlanmıştır. Çalışmamız sırasında Doğu Türkistan ile ilgili olarak farklı dillerde yayınlanmış kitap, makale, gazete haberleri ve raporlar ile Türkiye'de kaleme alınmış eserler sayesinde Doğu Türkistan'da yaşanan istiklal mücadelesi ve bu mücadeleler sonucunda yaşanan göçler konusunda bilgi veren eserlerden faydalandık. Ayrıca 1952'den sonra Türkiye'ye göç etmek zorunda kalan ve bu göçü yaşamış kişilerle yapılan mülakatlar ile göç konusunda hatıratlarını yayınlayan kişilerin hatıratlarından ve bu kişilerin ellerinde bulunan belgelerden faydalandık. Bu çalışma ile bilhassa 1949-1964 yılları arasında Doğu Türkistan'da yaşanan siyasî gelişmeler ile göçe neden olan konulara ışık tutmaya çalıştık. Göç ile ilgili olarak tüm konuların aydınlandığını söylemek zordur. Bu konuda özellikle yazılı materyallerin az olmasının yanında göçe katılmış kişilerin bir kısmının yaşlı olması sebebiyle olayların kronolojisini ve yaşadıklarını hatırlamakta zorluk çekmektedirler. Göç sırasında yaşları küçük olanlar ise olayları hatırlamamakta veya büyüklerinin kendilerine böyle anlattıklarını dile getirmektedirler. Ayrıca göçe katılan kişilerin büyük çoğunluğunun okuma yazma bilmemesi ve okuma yazma bilenlerin de yaşananları kayıt altına almaması göç konusunun tam manasıyla ortaya konulamamasında önemli bir etkendir. Yine göç sırasında yaşanan baskınlar sırasında değerli eşyaların da arasında bulunduğu evrakların yok olması bu konunun tam manasıyla ortaya konulmasını zorlaştıran bir başka önemli etkendir. Her şeye rağmen 1949-1964 yılları arasında Doğu Türkistan'da yaşanan siyasî, ekonomik ve toplumsal gelişmeler objektif olarak değerlendirilmiştir. Bu vesile ile çalışmamızın bundan sonra yapılacak olan Doğu Türkistan araştırmalarına katkı sağlayacağı umut etmekteyiz.

Doğu TürkistanGöçlerKurtuluş Savaşı+2
Tekin Tuncer
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Homotopi analiz metodu' nun farklı tipte diferansiyel denklemlere uygulanışı ve adomian decomposıtıon metodu, dıferansıyel transform metodu ile karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı; ?Homotopi Analiz Metodu?, ?Differential Transformed Metot (DTM)? ve ?Adomian Decomposition Metot (ADM)? ile bazı lineer ve nonlineer problemlerin çözümlerini elde etmek ve çözümlerin tam çözümlerle karşılaştırmasını yapmaktır. Bu çalışmada homotopi kavramı kısaca verilmiş, Homotopi Analiz metodu tanıtılmış, bu metotla ilgili bazı teoremler yanında, DTM ve ADM hakkında teorik bilgilere de yer verilmiştir. Daha sonra ise örnek olarak lineer olmayan bazı denklemler ele alınmış, bu denklemlerin Homotopi Analiz metodu, DTM ve ADM ile çözümleri yapılarak bulunan çözümlerin tam çözüme yakınsaklıkları hakkında bilgi verilmiştir.

Analitik yöntemDoğrusal fonksiyonlarDoğrusal olmayan denklemler+3
Şeyma Erdoğan
Manisa Celal Bayar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rasim Özdenören'in eserlerinde adalet ve hürriyet teması

Postmodernizm dönemi roman ve öykücüleri, varoluş sancısı yaşayan kahramanlarını ve parçalanmış benliklerini kültür şoku çerçevesinde ele almışlardır. Bunun yanında Türk edebiyatına, manevi duyarlılık taşıyan, geleneği unutmayan ve ona yeni değerler katan yazarlar da bulunmaktadır. Rasim Özdenören bu yazarlar içerisinde önemli bir yere sahiptir. Türk Edebiyatının Dostoyevski'si olarak anılan yazarın, ayrıntılı eserleri sayısız çalışmaya konu olmuştur. Yazarın İslam Ahlakı çerçevesinde kurduğu fikir dünyası geniş perspektifi ile zengin metinler oluşturmasını sağlamıştır. Ahlakın ve erdemlerin, hem denemelerinde hem de kurgusal eserlerde yeri oldukça önemlidir. Müslüman kimliğinin öneminden bahseden yazar, bu noktada evrensel değerlere yer verir. Hak, kanun, adalet, eşitlik gibi kavramlar gerek düşünce yazılarında gerekse kurgusal eserlerinde yer bulur. Ahlak ve özellikle İslam Ahlakı bu açıdan önemlidir. Bunlar içerisinde de adalet ve hürriyet en kadim erdemlerden biri olarak tüm kutsal dinlerin özellikle üzerinde durduğu hatta üzerine doğduğu kavramlardır diyebiliriz. Bu iki kavram elbette Rasim Özdenören'in insanı ve insan davranışlarını anlamlandırmasında yararlandığı önemli değerlerdir. Çalışmamızda Özdenören'in eserlerini adalet ve hürriyet temaları açısından inceleyerek elde edilen bulguları tablolaştırdık.

AdaletBiyografiDeneme+5
Ümmihan Kurt
Düzce University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk İş Hukuku'nda sözleşme özgürlüğünün kapsam ve sınırları

Sözleşme özgürlüğü, temel olarak Borçlar Hukuku'nda düzenlenmiştir ancak öneminden dolayı özel hukukun birçok alanında uygulanabilmektedir. Sözleşme özgürlüğüne göre taraflar, kanundaki temel sınırlara uymak şartıyla bir sözleşmenin içeriğini istedikleri gibi belirleyebilecektir. İş Hukuku'nda da temel olarak sözleşme özgürlüğü benimsenmiştir. Fakat bu özgürlük, sosyal ve ekonomik düşüncelerle birtakım sınırlandırılmalara tabi tutulmuştur. Buna göre işveren için kimi durumlarda sözleşme yapma yasakları getirilmişken kimi durumlarda da sözleşme yapma zorunluluğu öngörülmüştür. İş Hukuku'ndaki sözleşme özgürlüğünün kapsam ve sınırlarının anlaşılabilmesi için sözleşme ve özgürlük kavramlarının ayrıntılı olarak incelenmesi ve sonrasında da sözleşme özgürlüğü kavramının özellikle Borçlar Hukuku, Anayasa Hukuku, Medeni Hukuk, Roma Hukuku ve Uluslararası Sözleşmeler açısından ne anlam ifade ettiğinin irdelenmesi gerekir. İşte bu amaç doğrultusunda konu, sistematik olarak incelenecek ve varılan sonuç da vurgulanacaktır

Sözleşme serbestisiSözleşmelerTürk iş hukuku+3
Özenç Dönmezer
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimEN

An analysis of academic staff members perceptions of the problem solving processes, general administrative problems and the academic rights and freedoms at Turkish public universities

Pages Since the emergence of contemporary higher education in Turkey, governance models, institutional autonomy, academic freedom and the administrative problems of the academe have been discussed widely. From time to time these issues have been the dividing force both between governments and academic intellectuals, faculty and administration. Academic staff members working at the universities have never had a proportionate weight in shaping the so-called reform acts introduced successively for the reorganization of higher education institutions in Turkey. As the developmental phase has revealed during the Republican Period, political unrest and democratic inconveniences, experienced nationwide, have driven academics out of the inner circles of decision making processes at all levels. This background gave rise to the research problems. This study attempts to gauge the academics' perceptions of the administrative problems and the problem solving processes at the public universities through analyses of first hand data gathered from 1 1 public universities. Therefore, this study aims at investigating three major issues of university governance, namely; academics' perceptions of the operation of problem-solving mechanisms; academics' attitudes toward the commonly voiced administrative problems, and their perceptions of the academic rights and freedoms available at the public universities.The objectives have been achieved via administering a questionnaire for an extensive coverage of the targeted problem areas.The 761 subjects were academic teaching staff members at all levels of the hierarchical pyramid and the administrative posts. Throughout the study, statistically significant difference was sought between the academics of differing titles and administrative post and their perceptions of the problems posed in the survey. The ultimate goal of the whole study would be to obtain concrete data whether academics, in general, have a consensus concerning the administrative problems they face. Furthermore, the subjects' were asked to choose a solution, among three possible alternatives, which they thought to be the best remedy for each given problem. Analysis of the data revealed that academic staff members, regardless of their titles and administrative responsibilities, have agreed both on the administrative problems and their solutions suggested in the survey. Another significant finding has been the subjects' perception of their academic administrators behaviour that they were not sensitive in the identification and solution of the administrative problems. The means and ways that the academic administrators employed in their executions were not found to be participative. As for the academic freedoms and rights, there was not much remarkable dissatisfaction, however, the results indicated the existence of some inconveniences among the academics, as regards to the lack of freedom in joining legal associations and unions. The overall awareness of the academic freedoms and rights seemed to be relatively low among the subjects who actually joined the survey.

Academic personnelAcademiciansProtection of rights+4
Mehmet Semih Summak
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1997
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rekabet hukukuna göre sözleşme özgürlüğünün kısıtlanması

Özel hukukun temel ilkelerinden birisi olan sözleşme özgürlüğünün varlığı, Anayasa ile güvence altına alınmıştır. Bununla birlikte, Anayasa'da devletin, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alacağı; piyasalarda fiili veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önleyeceği düzenlenmiştir. Bu doğrultuda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu sözleşme özgürlüğünün sınırlarının çatısını oluşturmuştur. 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'da sözleşme serbestîsine bir takım sınırlamalar getirilmiştir; ancak yapılan bu sınırlamalar rekabet hukuku kapsamında anlaşma olarak kabul edilen ilişkilere getirilmektedir. Çalışmada öncelikle rekabet hukukuna göre yapılan sınırlamaların anlaşmalara getirilmesi sebebiyle anlaşmanın unsurları ve kapsamı ele alınacaktır. Borçlar hukukunda düzenlenen sözleşmeden farkları değerlendirilecektir. İdari kararlar ve mahkeme kararları ile kabul edilen anlaşma örneklerine yer verilecektir. Ek olarak sözleşme özgürlüğünün sınırlandırılmasının Anayasa'da, Türk Borçlar Kanunu'nda ne şekilde düzenlendiği açıklanacaktır. Daha sonra sözleşme özgürlüğünün rekabet hukukunda hangi hükümler ve yöntemler doğrultusunda sınırlandırıldığı ele alınacaktır. Son olarak ise rekabet hukukuna göre sözleşme özgürlüğünü sınırlandıran düzenlemelerde beklenen etkinliğin ne olduğu, mevzuatın ne hallerde sözleşmelere müdahale ettiği veya sustuğu ve kamu politikalarının yeri değerlendirilecektir. Anahtar Kelimeler: Anlaşma, Sözleşme, Sözleşme Özgürlüğü, Sınırlandırma, Etkinlik, Kamu Politikası, Rekabet.

KısıtlamaRekabetRekabet hukuku+3
Dilara Nur Cansu
Ankara Social Science University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Israeli policies on changing the identity of Bayt al-Maqdis

This master's thesis aims to identify the policies and methods that are employed by the Zionist State of Israel to change the identity of Bayt al-Maqdis. Within this context, the policies, methods and tools serving their interest are scrutinized in a detailed way. Not only the ones having direct impact inevitably, but also the other actions taken and regulations put into effect by the Israeli government that contributes to their ultimate goal indirectly are also elaborated. In this sense, it is argued that the Zionist State, aiming at turning the Occupied Palestine Territories in general and Bayt al-Maqdis in particular into a region possessed by Jewish identity, culture and values under the Israeli hegemony, go to any lengths and take advantage of everything serving their interest. Taking all methods and policies that are applied by the Israeli government into the consideration, it is concluded that every policy followed, every regulation put into action is closely intertwined. In other words, it is connected with each other in many ways and approaching from this perspective, it can be said that these are the cogs in the wheel in a sense. Basically, one regulation or policy followed by them comes with multiple outcomes that serve the Israelis' interest one way or another and it impacts the Palestinian society economically, politically and socially in negative ways without exception. Besides, what has been done by the occupying authority is nothing but apartheid and it is argued that the State of Israel is a settler colonial state in many aspects. In the dissertation that majorly deductive and inductive approach, constructionism and statistical analysis are employed, it is also aimed at researching the impacts of what has been done by the Israelis to change the identity of Bayt al-Maqdis and Judaize the land. In this context, the question that the impacts of Israeli policies in Bayt al-Maqdis are whether permanent or temporary is quite significant, because it is argued that the destiny of Bayt al-Maqdis will be shaped according to the answer of this question in a sense. Considering the cruciality of it, the possible solution ways that get them closer to the salvation and liberation of Bayt al-Maqdis are critical to minimize the impacts of what has been done by the Israelis. Hence, it is discussed and elaborated in a detailed way in the last section of the work. What is covered in the thesis is not merely regional and it cannot be narrowed as something that is only related to Turkey or Palestine. On the contrary, it is an international issue and it should be solved with the help of international law and even the thesis, considering its content, can be used as a material providing a detailed analysis on the issue. Individuals studying on this field in particular and anyone who is interested in the issues related to Bayt al-Maqdis can benefit from what is discussed in the thesis. Besides, there are not many studies made on this specific issue. So, it is doubtless that it will contribute to knowledge and fill the gap in the available literature in this regard.

IslamicjerusalemPalestine-JerusalemPalestine-Israeli conflict+7
Ahmet Gökhan Mete
Ankara Social Science University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00

İlgili konular