İşlevsellik

Bu konu başlığı altında 87 tez

DoktoraAçık ErişimTR

Kültür ve gelenek aktarımı bağlamında coğrafi işaret sisteminin işlevleri

Coğrafi işaret sistemi, birtakım hukuki yaptırımlara sahip üreticiyi, tüketiciyi ve ürünü koruyan bir sistemdir. Sistem; kalitesi, ait olduğu yöreden elde edilen hammaddesi, gelenekselliği ile belli bir üne sahip ürünlerin korunmasını sağlar. Coğrafi işaret tescili alan ürünler, kendine ait karakteristik özellikleri sayesinde yöresiyle özdeşleşen ürünlerdir. Bu ürünlerin oluşumunu belirleyen temel faktörler mevcuttur. Bu faktörler doğal ve beşeri kaynaklıdırlar. Doğal kaynaklı faktörler, ürünün oluştuğu coğrafyayı, iklimi, toprak yapısını, su kaynaklarını kapsarken beşeri kaynaklı faktörler ise, insan faaliyetlerini kapsar. Bu yönüyle coğrafi işaret tescili alan ürünler, yöre halkının kültürünü ve geleneğini yansıtır. Ürüne benzersizliğini veren faktörlerin birleşimiyle meydana gelen ürünler, yöre insanının maddi kültür ürünleridir ve kültürel miras niteliğindedir. Bu bağlamda halkbilimi disiplini kapsamına giren coğrafi işaret tesciline sahip ürünler, kültürü, kültürel mirası, geleneği ve geleneksel bilgiyi gelecek nesillere aktarma işlevine katkı sunar. Bu çalışmada, Türkiye'de coğrafi işaret uygulamasının mevcut durumu hakkında bilgi verilmiş ve coğrafi işaret tescili alarak koruma altına alınan geleneksel bilgi ve becerilerle üretilen ürünlerin kültür ile gelenek aktarımı bağlamında işlevleri, İşlevsel Kuram temelinde incelenmiştir. UNESCO'nun Somut Olmayan Kültürel Miras Sözleşmesi ile Yaşayan İnsan Hazineleri Sistemi kültür ve gelenek aktarımı noktasında coğrafi işaret sistemiyle benzer işlevlere sahip olduğu ortaya konulmuştur. Böylece coğrafi işaretler sisteminin işlevleri halkbilimi disiplini kapsamında incelenmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Coğrafi İşaret, Kültür, Kültürel Miras, Gelenek, Geleneksel Bilgi, Halkbilimi, İşlevsel Kuram.

Coğrafi işaretlerGeleneklerKültür+4
Yasemin Domaç Yaşar
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İşlevsellik, yetiyitimi ve sağlığın uluslararası sınıflandırması bakış açısıyla işitme kaybı olan yetişkinlerin yaşama katılımlarının ve çevresel faktörlerin etkisinin incelenmesi

İşitme sorunları, günlük aktivitelerde ve toplumsal katılımda kısıtlamalara neden olabilir. Bu da bireyin sağlıkla ilgili yaşam kalitesini, bilişsel ve duygusal işlevlerini etkileyebilir(1-3). Akustik ortam gibi dış faktörlerin ve başa çıkma stratejileri gibi kişisel faktörlerin bireyin işlevselliğini etkilediği gösterilmiştir. Bu çalışmada işitme kaybı olan erişkin bireylerin işitme kaybına bağlı olarak etkilenen yaşama katılımlarının ve katılımcıları etkileyen çevresel faktörlerin ICF bakış açısıyla incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Türkçe geçerlik-güvenilirliği yapılmış, erişkin bireylerde işitme kaybının etkilerini değerlendirmede yaygın olarak kullanılan ölçekler ve ICF sınıflandırma sistemi temel alınarak kullanılacak değerlendirme araçları belirlenmiştir. Çalışmaya 18-60 yaş aralığında işitme güçlüğü şikayetiyle başvurmuş; çok hafif dereceden çok ileri dereceye kadar farklı derecelerde iletim, sensörinöral ve mikst tipte tek taraflı veya bilateral işitme kaybı olan bireyler dahil edilmiştir. Değerlendirme sürecinde bireylerin yaşama katılımlarının değerlendirilebilmesi amacıyla İşitme Engeli Ölçeği Erişkin Formu, Amsterdam İşitsel Yetersizlik ve Engellilik Anketi, Dünya Sağlık Örgütü Yetiyitimi Değerlendirme Çizelgesi (WHODAS), İşitme cihazı kullanan bireyler için İşitme Cihazı Memnuniyet Anketi (APHAB); çevresel faktörlerin etkisini değerlendirme amacıyla Çevre Kalite Ölçeği kullanılmıştır. ICF İşitme Kaybı Kapsamlı Temel Set İle İEÖ Erişkin Form, Amsterdam İşitsel Yetersizlik ve Engellilik Anketi ve İşitme Cihazı Memnuniyet Anketi (APHAB) maddeleri eşleştirilmiştir. Eşleştirme sonucunda ICF İşitme Kaybı Kapsamlı Temel Set maddeleri ile eşleştirilen üç değerlendirme aracının eşleşme oranı % 29 olarak bulunmuştur. Yaşama katılımı değerlendirme amaçlı kullanılan ölçekler arasında pozitif yönlü, yüksek düzeyde anlamlı ilişki gözlenmiştir. Çevresel faktörleri değerlendirme amaçlı kullanılan ölçek ile yaşama katılımı değerlendirme amaçlı kullanılan ölçekler arasında özellikle çevresel engel maddelerinde yüksek düzeyde anlamlı ilişki gözlenmiştir(p<0.05).

EngellilikSınıflandırmaUluslararası hastalık sınıflandırması+7
Şeymanur Tahtacı
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Müzik öğretmenlerinin görüşlerine göre ortaöğretim kurumlarındaki müzik eğitiminin öğrenciler üzerindeki etkinliğinin incelenmesi

Bu araştırma, ortaöğretim kurumlarında sürdürülen müzik dersinin bu kurumlarda görev yapan müzik öğretmenlerinin görüşleri doğrultusunda öğrenciler üzerindeki etkilerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu çalışmada ayrıca 1071 Malazgirt savaşından itibaren Anadolu coğrafyasında kurulan Anadolu Selçuklu Devleti, Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti'nde dönemin örgün ve yaygın eğitim kurumlarında yürütülen müzik eğitiminin tarihsel süreç içerisindeki değişimi ve gelişimine de değinilmiştir. Ayrıca tarihsel süreç içerisinde öğrencilerin müzik eğitimine ne derecede ilgi duydukları ne tarz bir eğitim sistemine tabi tutuldukları ve müzik eğitimini alma amaçları araştırma kapsamında belirlenmeye çalışılmıştır. Ortaöğretim kurumlarında sürdürülen müzik dersinin bu kurumlarda görev yapan müzik öğretmenlerinin görüşlerine bağlı kalınarak öğrenciler üzerindeki etkilerinin incelenmesi amacıyla yapılmış bu araştırmada, öğretmen görüşlerini belirlemek için uzman görüşleri doğrultusunda hazırlanmış yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma kapsamında ulaşılan sonuçlar literatür taramasına bağlı olarak ulaşılan ve araştırma konusu ile paralellik gösteren çalışmaların sonuçları ile büyük oranda benzerlik göstermektedir. Ayrıca yine Araştırmada elde edilen sonuçlara göre ortaöğretim kurumlarında sürdürülen müzik eğitiminin yetersiz olduğu saptanmıştır.

Lise öğrencileriMüzik dersiMüzik eğitimi+5
Süleyman Süer
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnternet bağımlılığı ile dikkat süreçleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada internet kullanan kişilerin, kullanım sürelerinin ve bağımlılık düzeylerinin dikkat süreçleri üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Çalışmaya İstanbul'da çeşitli üniversitelerde öğrenim gören 59'u kadın, 47'si erkek olmak üzere toplam 106 öğrenci katılmıştır. Araştırmada yer alan katılımcıların internet kullanım tutumlarını ve internet bağımlılık düzeylerini belirlemek amacıyla İnternet Bağımlılığı Ölçeği uygulanmıştır. Dikkat süreçleri, Stroop Testi ve Sayı Menzili Testi ile değerlendirilmiştir. Veriler IBM SPSS Statistics 21 paket programında analiz edilmiş ve bağımsız örneklem t-testi ve Pearson korelasyon analizinden faydalanılmıştır. Cinsiyet değişkeni açısından sonuçlarda, erkek katılımcıların kadın katılımcılara oranla sosyal izolasyon düzeylerinin daha yüksek olduğu; erkek katılımcılarda sosyal izolasyon düzeyi yükseldikçe sürdürülen dikkat becerisinde düşüş olduğu gözlenmiştir. Eğitim değişkenine göre çıkan sonuçlarda, ortaöğretim (0-12yıl) mezunlarında işlevsellikte bozulma düzeyi yükseldikçe, stroop testinde daha fazla hata yaptıkları ve sürdürülen dikkat beceresinde düşüş yaşadıkları görülmüştür. Tüm katılımcılar ele alınarak sonuçlara bakıldığında ise katılımcılardan işlevsellikte bozulma düzeyi yüksek olanların, ileri sayı menzili testinde yaptıkları hataların arttığı görülmüştür ve işitsel dikkat, konsantrasyon ve kısa süreli bellek becerilerinde düşüş yaşadıkları gözlenmiştir. Bununla birlikte internet bağımlılığı düzeyi yüksek olan katılımcıların dikkatlerini sürdürebilme becerilerinde ve dikkat süreçlerinde bozulma yaşadıkları tespit edilmiştir. Bir diğer önemli sonuç ise, katılımcıların internet kullanım süreleri arttıkça internet bağımlılık oranlarının da artış gösterdiğidir. Anahtar Kelimeler: İnternet, İnternet Kullanımı, İnternet Bağımlılığı, Dikkat, Dikkat Süreçleri.

BağımlılıkBellek gelişimiBellek sistemleri+7
Burak Tetik
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir grafik tasarım sorunu olarak görme engellilere yönelik karton ambalaj tasarımında estetik ve işlevsellik algısı üzerine uygulamalar

Bu tezin çıkış noktası, göremeyen bireylere yönelik dokunsal yöntemlerle üretilecek ambalaj tasarımlarının işlevsellik ve estetik algısını irdeleme fikrine dayalıdır. Bu nedenle, tasarımların merkezine yerleşen görme duyusunun yerine, daha çok dokunma duyusu ile meseleye yaklaşılmıştır. Bu bağlamda hedef, görsel iletişimi sağlayan tek duyu hakimiyetinin yanına, dokunma duyusunu ekleyerek grafik tasarımca çözümler üretebilmektir. Dokunsal tasarımların hedef kitlesi görme engelli bireylerle sınırlandırılmış ve görme engelli olmanın tanımı üzerinde durulmuştur. Bu bilgiler, görme engelli bireylerin gereksinimleri doğrultusunda yapılacak ambalaj tasarımı uygulamalarının işlevsellik ve estetik düzenlemeler üzerine düşünsel sorguların temelini oluşturur. Bunun içinde öncelikle, göremeyen bireylerin temel ihtiyaçlarına göre birbirinden farklı üç sektör (sağlık sektörü, gıda sektörü, kozmetik sektörü) belirlenmiştir. Bu sektörlere ait tasarlanan karton ambalajların, tasarım niteliklerinin ve basım tekniklerinin yanısıra dokunsal yapıyı olanaklı kılan teknik yoldan üretilebilirlikleri de incelenmiştir. Belirlenen bu sektörlere yönelik tasarım uygulamalarında işlevsellik, estetik, okunabilirlik, sürdürülebilirlik ve fikir üretme gibi tasarım süreçlerinin açılımları, bu tezin oluşmasına kılavuzluk etmiştir. Böylece tüm bu bütünlüklü açıklamalar içerisinde görme engellilere yönelik tasarımda çözümcü yaklaşımların nedenleri ve sonuçları açıklanabilmiştir. Ayrıca ulusal ve uluslararası tasarım örnekleri bu tezin yapılanmasında referans alınmıştır. Tüm bu teknik ve kuramsal bilgi doğrultusunda sektörlere ait ambalajlar tasarlanarak; temel nitelikleri ve uygulamaları 'Altı Nokta Körler Derneği (İstanbul Şubesi)' ve 'Emirgan Altı Nokta Görme Engelliler Rehabilitasyon Merkezi' ndaki görme engelli bireylere sunulmuş ve test olarak çözümün doğruluğu denetlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Grafik Tasarım, Ambalaj Tasarımı, İşlevsellik, Estetik, Dokunsal Tasarım, Görme Engelli olmak.

Ambalaj tasarımAmbalajlamaDokunsal algılama+5
Pelin Hayta
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bipolar bozuklukta mesleki işlevselliğin iyileştirilmesinde sosyal biliş ve etkileşim terapisinin etkisi

Bipolar Bozukluk (BB) kronik bir ruh sağlığı sorunu olarak, tanı alan hastalarda çeşitli işlevsellik alanlarının ve bilişsel süreçlerin gerilemesi ile sonuçlanabilmektedir. Temel işlevsellik alanlarından biri olan mesleki işlevselliğin iyileştirilmesi, bu hastalarda ekonomik bağımsızlığın yanı sıra tedavi hedeflerinden olan duyguların yönetilmesi, kişilerarası ilişkilerin düzenlenmesi ve damgalanma ile başa çıkma açısından önem kazanmaktadır. Bu araştırmanın temel amacı, Sosyal Biliş ve Etkileşim Terapisi (SBET) yoluyla BB hastalarının mesleki işlevselliklerinin iyileştirilmesidir. Seçkisiz kontrol gruplu ön test-son test deneysel çalışma olarak tasarlanan bu araştırmanın evrenini İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Duygudurum Birimi'nde tedavi ve takipleri devam eden BB tanılı hastalar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise evrenden belli kriterlere göre seçilen deney (n1=12) ve kontrol (n2=16) grubu olmak üzere toplam 28 BB-I tanılı birey oluşturmuştur. Deney grubu standart tedaviye (ilaç tedavisi ve psikiyatrik görüşme) ek olarak 8 hafta SBET' ne katılmış, kontrol grubuna herhangi bir terapi uygulanmamıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Katılımcı Bilgi Formu, Hamilton Depresyon Değerlendirme Ölçeği (HDDÖ), Young Mani Derecelendirme Ölçeği (YMDÖ), Gözler Testi (GT), Üst Biliş Ölçeği (ÜBÖ), Ruhsal Hastalıklarda İçselleştirilmiş Damgalama Ölçeği (RHİDÖ) ve Kısa İşlevsellik Değerlendirme Ölçeği (KİDÖ) kullanılmıştır. Elde edilen veriler bilgisayarda SPSS 21 programında analiz edilmiş, demografik veriler betimsel istatistik yöntemlerinden frekans, yüzdelikler ve aritmetik ortalama ile gösterilmiş, araştırmadaki analizlerin kullanımında grup sayısına dikkat edilmiştir. Gruplar arası ve grup içi karşılaştırmalarda n<0,05 olduğu için parametrik olmayan testlerden Mann-Whitney U Testi, Wilcoxon Testi ve Kruskal-Wallis Tek Yönlü Varyans Analizi ile değerlendirilmiştir. Yapılan nicel analizlerde uygulamanın sosyal biliş, mesleki işlevsellik ve damgalanma üzerindeki etkilerine odaklanılmıştır. Bulgular her hafta iki oturum halinde uygulanan 8 haftalık SBET grup sürecinin hastalarda sosyal biliş ve mesleki işlevsellik üzerinde anlamlı farklılıklar sağlayabildiğini ancak damgalanma üzerinde anlamlı bir farklılık sağlamadığını göstermektedir. Araştırma sonucunda SBET grup uygulamasının BB tanılı hastaların mesleki işlevselliğini iyileştirici yönde etkilemiş olması dikkat çekicidir. Tüm bulgular ilgili literatür çerçevesinde tartışılarak gelecek araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur.

Bipolar bozuklukDamgalamaEtkileşim+5
Zeynep Anaforoğlu Bıkmaz
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimEN

A study on operationalizing applied English translation programs in Turkey: An examination in terms of competencies, sector and academy

In Turkey, translator education has become an area of frequent research since the foundation of the 'Translation and Interpreting' and 'Translation Studies' departments, which provide undergraduate education. In addition, Applied English Translation programs that provide associate degree education are also included in translator training. On the other hand, the Vocational Qualifications Authority has determined the profession of "Translator" as Level 6 and this level indicates the undergraduate level. This leads to some problematic issues concerning theory and practice at the workplace. Employment of students who graduate from this program is at the forefront of these problems. In addition, it has been determined that holding a bachelor's degree is a main requirement in terms of having a position as a translator at governmental institutions such as Ministry of Foreign Affairs etc. The aim of this study is to examine the employment opportunities of the students of Applied English Translation programs and to determine the positions and sectors where the students can be employed. Thus, by increasing the functionality of the program, it will be possible to train semi-skilled staff who can speak languages for different sectors. The research was designed as a qualitative study and different data sources were included in the research in accordance with the purpose of the study. The first of these is the internship reports of the students. As a result of the analysis of internship reports, it was determined that the students completed their internships in many different sectors (tourism, industrial services, transportation, logistics, health, education, etc.) and used their foreign language skills effectively in this process. It supports the idea that students can be employed not only in the field of translation services, but also in different fields. The second data source of the research is the job advertisements offered by job advert web sites. In the process of examining the employment opportunities of the students of the Applied English Translation programs, Turkey's leading employment websites were included in the scope of the research. To analyze the adverts in a convenient way, semi-skilled worker positions that require English skills were included and analyzed. As a result of the analysis, the potential positions for the graduates of Applied English Translation programs have been found out. Findings from students' internship reports and job adverts showed that graduates of the Applied English Translator program may have different options for employment opportunities. In order to examine this situation in a more detailed way, semi-structured interviews were conducted with two different groups. These are managers from different sectors and human resources specialists. The result of the interviews supports the findings from internship reports and data from job search engines. For instance, semi-skilled staff who can speak foreign languages are needed in different sectors; the the managers from various sectors stated that the students of Applied English Translatiom programs can be employed more easily and effectively with some additional skills they will acquire. To discuss the current situation of Applied English Translation programs and to analyze future directions regarding the curriculum of the program, faculty members were invited to a focus group interview. The interview was held both in person and online and a report was prepared. Analyzing the data of the focus group interview, the problems related to the effectiveness of the program and possible suggestions for them were clarified. When the data from different sources are analyzed, it has been concluded that students of Applied English Translation programs have more employment opportunities as semi-skilled workers in different sectors. However, in its current curriculum design, it can be said that Applied English Translation programs do not provide basic skills in addition to foreign language skills in different sectors. This is also evident from the aims of the program and the syllabus. This issue brings the necessity of reorganizing the program, namely a curriculum evaluation process. It is suggested that the implementation of a modular program, content based course design and double major/minor programs are suitable for students who want to work in the sector and students who want to continue their undergraduate programs. As a result, the functionality of the program will be increased by taking the needs of students with different educational and professional goals into account.

Education programsTranslationScience of translation+6
Ferit Acar
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aziz Nesin'in eserlerinin Arapça çevirilerinin toplumsal ve siyasi mizah açısından değerlendirilmesi

Bu çalışmada genel hatlarıyla mizah çevirisi üzerinde durularak Aziz Nesin'in Ölmüş Eşek, Memleketin Birinde, Surname ve Tek Yol adlı eserlerindeki toplumsal ve siyasi mizahi ögelerin çevirmen Abdulkadir Abdelli tarafından nasıl çevrildiği Peter Newmark'ın çeviri yöntemleri ve stratejileri ışığında incelenmiştir. Hans J. Vermeer'in ve Katharina Reiss'in Skopos Kuramı ve Christiane Nord'un 'işlev artı bağlılık' yaklaşımı çerçevesinde kaynak metinler ile erek metinler arasında amaç açısından bir farklılık olup olmadığı ve çevirmenin çeviri sürecindeki ortaklarına (kaynak metin göndericisi, hedef metin muhatapları ve çeviri başlatıcısı) bağlılık düzeyi değerlendirilmiştir. Ayrıca kaynak metinlerin yazıldığı dönem ile çevirilerin yapıldığı dönem benzerlik ve farklılık açısından incelenmiştir. Aziz Nesin'in Arap dünyasındaki rolü mercek altına alınmış ve özellikle Suriye'de 1990'lı yıllarda Aziz Nesin'in eserlerinin çevirilerinde patlama yaşanmasının arkasındaki olası sebepler araştırılmıştır. Bu araştırmanın genel olarak amacı, işlevsel bir kuram çerçevesinde Türkçe-Arapça toplumsal ve siyasi mizah çevirilerini değerlendirmek, çevirmenin bu süreçte oynadığı role ışık tutmak ve sansürü aşma aracı olarak çevirinin önemini ortaya çıkarmaktır.

ArapçaBağlılıkMizah+6
Sema Sevil
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nazan Bekiroğlu'nun "Nar ağacı" adlı romanında işlevlerine ve yapılarına göre devrik yapılar

Bu çalışmada; bazı aydınlarımızın sorun olarak gördüğü, bazı aydınlarımızınsa Türkçenin doğal yapısında var olduğunu düşündüğü "devrik yapılar" konusu, Nazan Bekiroğlu'nun "Nar Ağacı" adlı romanında incelendi. Amaç, Türkçenin bir zenginliği olan devrik yapıları araştırmaktır. Her dilin kendine özgü bir söz dizimi vardır. Türkçenin klasik cümle yapısı, özne+ tümleç+ yüklem şeklindedir. Ancak özellikle konuşma dilinde zaman zaman bu yapıdan uzaklaşıldığı görülmektedir. Bu bir kuralsızlık mıdır, yoksa dilimizin zenginliği midir? Nazan Bekiroğlu'nun Nar Ağacı adlı kitabındaki devrik cümleleri inceleyen bu tezde, yapılarına ve işlevlerine göre devrik yapılar incelenmiş, sınıflandırılmış ve değerlendirilmiştir. Böylece yüklemden sonra kullanılan sözcük ya da sözcük gruplarının anlam üzerindeki etkisi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: cümle, devrik cümle, devrik yapı, işlev, söz dizimi

Bekiroğlu, NazanCümleDevrik cümle+4
Nurhan Uzun
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkçe öğretim programlarının işlevsel okuma açısından incelenmesi (1924-2015)

Bu çalışmanın amacı, 1924-2015 yılları arasında uygulanan ortaokul Türkçe öğretim programlarının işlevsel okuma açısından incelenmesidir. Ayrıca her program kendi içinde sınıflar bazında ve diğer programlarla da işlevsel okuma açısından karşılaştırılmıştır. Araştırma evrenini 1340 (1924) Lise Birinci Devre Müfredat Programı, 1929 Orta Mektep Türkçe Programı, 1931-1932 Ders Senesi Tadilatı Türkçe Programı, 1938 Ortaokul Türkçe Programı, 1949 Ortaokul Türkçe Programı, 1962 Ortaokul Türkçe Programı, 1981 Temel Eğitim Okulları Türkçe Eğitim Programı, 2005 Türkçe 6-8. Sınıflar Öğretim Programı, 2015 Türkçe 1-8. Sınıflar Öğretim Programı oluşturmaktadır. Öğretim programlarını işlevsel okuma açısından inceleyebilmek amacıyla uzman görüşü alınarak işlevsel okuma listesi hazırlanmış, programlar bu liste baz alınarak incelenmiştir. Programlar işlevsel okuma açısından incelenirken programlardaki kazanımların işlevsel okuma becerisiyle aynı olmasına değil işlevsel okuma becerisini kazandırabilecek özellikte olmasına dikkat edilmiştir. Araştırmanın sonucunda programların işlevsel okumaya yer verme açısından yıllar içinde değişkenlik gösterdiği, bir program içinde yer verilen işlevsel okuma becerisi ile ilgili kazanımların ise farklı sınıflarda tekrar edilmediği görülmüştür. İşlevsel okuma açısından en güçlü program 1949 Ortaokul Türkçe Programı, en zayıf program ise 1340 (1924) Lise Birinci Devre Müfredat Programı'dır. Anahtar kelimeler: Okuma, okuma eğitimi, işlevsel okuma, öğretim programı.

OkumaOkuma davranışlarıOkuma eğitimi+6
Mehmet Soyuçok
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kronik bel ağrılı bireylerde temel beden farkındalığı terapisinin postür, ağrı, yeti yitimi, yaşam kalitesi, uyku kalitesi ve beden farkındalığı üzerine etkisi

Bu çalışma kronik bel ağrılı bireylerde konvansiyonel tedavi ve konvansiyonel tedaviye ek olarak uygulanan Temel Beden Farkındalığı Terapisi (BBAT) 'nin postür, ağrı, yeti yitimi, yaşam kalitesi, uyku kalitesi ve beden farkındalığı üzerine etkilerini incelemek amacıyla planlandı. Çalışmaya 18-65 yaş arasındaki kronik bel ağrısı tanılı 28 birey dahil edildi. Bireyler, 6 hafta boyunca haftada 3 gün toplam 18 seans olmak üzere sadece konvansiyonel tedavinin uygulandığı "kontrol grubu" (n=14) ve konvansiyonel tedaviyi takiben her seans sonunda ek olarak Temel Beden Farkındalığı Terapisi'nin uygulandığı "tedavi grubu" (n=14) olmak üzere randomize olarak iki farklı gruba ayrıldı. Bireyler tedaviye alınmadan hemen önce ve 6 haftalık tedavi programları sonrasında olmak üzere toplam 2 defa postür, ağrı düzeyi, yeti yitimi, yaşam kalitesi, uyku kalitesi ve beden farkındalığı parametreleri açısından değerlendirildi. Çalışma sonuçlarında her iki grupta da tedavi sonrasında postür, ağrı yoğunluğu, yeti yitimi, fiziksel yaşam kalitesi ve lumboservikal, perine, uyluk ve diz bölgesi farkındalıklarında tedavi öncesine göre özellikle tedavi grubunda olmak gelişmeler gözlemlendi (p<0,05). Yalnızca tedavi grubunda ise duyusal ve algısal ağrıda, öznel uyku kalitesi ve uyku latansında, toplam uyku skorlarında, mental yaşam kalitesinde, beden imajı algısında, emosyonel durumda ve birçok bölgesel beden farkındalığına ek olarak genel beden farkındalığında gelişmeler görüldü (p<0,05). Bu bulgular, kronik bel ağrılı bireylere konvansiyonel tedavi yöntemlerinin yanında uygulanan BBAT'nin destekleyici bir tedavi yöntemi olarak kullanılabileceğini gösterdi. Sonuç olarak kronik bel ağrılı bireylerin ilave olarak uygulanan BBAT programından da fayda gördüğü ve BBAT'nin mevcut yaklaşımların özellikle mental yönünü destekleyebileceği düşünüldü. Bununla birlikte bu faydaların uzun dönemdeki etkilerinin belirlenebilmesi için tedavi sonrası takip çalışmalarına ihtiyaç olduğu sonucuna varıldı. Anahtar Kelimeler: Kronik bel ağrısı, farkındalık, ağrı, postür, fonksiyon urulacaktır.

AğrıBeden imajıBedensel farkındalık+7
Kaniye Üneş
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yapay zeka ve mekan tasarımı etkileşiminin günümüz tasarım eğitiminde değerlendirilmesi

Araştırmada, yapay zeka ve mekan tasarımı etkileşiminin günümüz tasarım eğitiminde değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yapılan bu çalışmada iç mekan tasarımı ve yapay zeka entegrasyonuna ilişkin iç mimarlık ve çevre tasarımı eğitimi alan öğrencilerin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda çalışmanın araştırma problemi; "İç mekan tasarımı ve yapay zeka entegrasyonuna ilişkin iç mimarlık ve çevre tasarımı eğitimi alan öğrencilerin görüşleri nelerdir?" Çalışmanın alt problemleri; "İç mimarlık ve çevre tasarımı eğitimi alan öğrencilerin iç mekanda biçim ve işlevsellik hakkındaki görüşleri nasıldır?", "İç mimarlık ve çevre tasarımı eğitimi alan öğrencilerin yapay zeka hakkındaki görüşleri nasıldır?", "İç mimarlık ve çevre tasarımı eğitimi alan öğrencilerin iç mekan ve yapay zekanın ilişkisine yönelik görüşleri nasıldır?" Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması (case study) ile desenlenmiştir. Araştırmanın örneklemini Hacettepe Üniversitesi, İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı 2021-2022 öğretim yılı 4.sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Bu bağlamda araştırmada ölçüt; mekan algısı, yapay zeka farkındalığı, mekan ve çevre ilişkileri belirli bir seviyede olan ve iç mimarlık kariyerine başlayacak olan son sınıf öğrencileri ile çalışılması olarak belirlenmiştir. Öğrencilerin gönüllülük ilkesi dahilinde araştırmaya katılımları sağlanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak görüş formundan yararlanılmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan görüş formunda iç mimarlık ve çevre tasarımı eğitimi alan öğrencilerin yapay zeka ile ilgili farkındalıkları ve iç mekan tasarımı ve yapay zeka entegrasyonuna ilişkin görüşlerini irdeleyen açık uçlu sorulara yer verilmiştir. Anket, katılımcıların görüşleri aracıyla yapay zeka ve mekan tasarımı etkileşiminin günümüz tasarım eğitiminde değerlendirilmesi adına 13 soruluk açık uçlu bir form olarak düzenlenmiştir. Katılımcıların görüşleri aracıyla yapay zeka ve mekan tasarımı etkileşiminin günümüz tasarım eğitiminde değerlendirilmesi için yapılan anket sonucu elde edilen veriler, nitel veri çözümlemesi ile değerlendirilerek içerik analizi yapılmıştır. Yapılan bu içerik analizi sonrasında veriler tema ve temalara ait kategorilere ayrılmıştır. Yapılan çalışmada, iç mekan ile ilgili bulgular iki ana temada incelenmiştir; iç mekanda biçim ve iç mekanda işlevsellik. İç mekanda biçim; iç mekan tasarımı, kullanıcı odaklı tasarım, iç mekan form ilişkisi kategorilerinde incelenirken iç mekanda işlevsellik teması; iç mekanda fonksiyonel yaklaşımlar kategorisi altında incelenmiştir. Yapay zeka ile ilgili bulgular bir ana temada incelenmiştir; yapay zeka. Yapay zeka; zaman tasarrufu sunan yeni çağ sistemi, robot teknolojisi, sanatta yaratıcılık, geleceğin teknolojisi, azalan insan gücü, endüstriyel gelişim, tasarım programları, sanal gerçeklik, iç mimarlık eğitiminde yapay zeka kategorileri altında incelenmiştir. İç mekan ve yapay zeka ile ilgili bulgular bir ana temada incelenmiştir; iç mekan ve yapay yapay zeka ilişkisi. İç mekan ve yapay yapay zeka ilişkisi; akıllı evler, ürüm tasarımları, enerji tasarrufu, kullanıcı odaklı tasarım, yapay bir yaşam kategorileri altında incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda, iç mimarlık ve çevre tasarımı eğitimi alan 4. sınıf örencilerinin insanoğlunun evrimi ve günümüzde her alanda kullanımı zamanla büyüyen yapay zeka hakkında farkındalığa sahip oldukları tespit edilmiştir. Elde edilen veriler sonucunda gelişime ve değişime açık olup aynı zamanda konu hakkında merak sahibi oldukları gözlemlenmiştir. Bununla birlikte, çağımızın gerçeklerini daha yakından takip etmeleri için öğrencilere doğrudan yapay zeka hakkında daha fazla bilgi sunulması ve verilen cevaplar ve beklentiler doğrultusunda yapay zekanın iç mimarlık eğitimine doğrudan dahil edilmesi gerekliliğine ulaşılmıştır. Teknolojinin tasarımdan uzak olmadığı bilinci ile tasarım sürecinde birlikte düşünmeleri beklenmektedir. İç mekanda yapay zeka uygulamarının denendiği, insanlar ve çevre üzerindeki etkilerinin araştırıldığı, ekonomik ve sürdürülebilir çıktıların yer verildiği, iç mimarlık ve çevre tasarımı eğitiminde yapay zeka ile ilgili çalışmaların çeşitlenmesi önerilmektedir. Buna ek olarak, globalleşen dünyada multidisipliner bilincin, gelişime katkı sağlayacağı öngörülmektedir. Anahtar sözcükler: yapay zeka, iç mekan, biçimlenme, işlevsellik, tasarım

TasarımYapay zekaİç mekan+1
Ekin Bayrak
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şizofreni tanılı bireylerle yapılan ritm-müzik grubunun umut, kaygı, depresyon, duygu düzenleme, işlevsellik ve bilişsel işlevler üzerindeki etkisinin incelenmesi

Giriş: Müzik terapi, müziğin ve psikoterapinin içindeki farklı alanların birleştiği ve kendi başına bir terapi yöntemi haline gelmiş, çok çeşitli amaçlarla kullanılan bir yöntemdir. Amaç: Bu tezde, farmakolojik tedavi gören, remisyonda olan ve terapi almayan, şizofreni tanılı bireylerle yapılan orta (16 hafta) süreli ritm-müzik grubunun; umut, kaygı, depresyon, bilişsel işlevler, duygu düzenleme güçlüğü ve genel işlevsellik düzeyleri üzerindeki etkisinin ve grup sürecinde hangi grup sağaltıcı etmenlerinin yararlı olduğunun incelenmesi amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, ön-test son-test randomize kontrol gruplu deneysel bir çalışma olarak, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi (İÜ İTF) Ruh sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı (AD)'nda gerçekleşmiştir. Örneklem, İÜ İTF Ruh sağlığı ve Hastalıkları AD'da farmakolojik tedavi gören, Sanat Psikoterapisi ve Rehabilitasyon Programı (SPR)'na sevk edilen 18-50 yaş arası 16 gönüllü katılımcıdan (8 kişi araştırma grubu, 8 kişi ise kontrol grubuna dahil olmak üzere) oluşmuştur. Ayrıca deney ile kontrol grubu katılımcıları ve deney grubunun bakım verenleriyle ön ve son görüşme yapılmıştır. Bu görüşmelerde deney ve kontrol grubuna uygulanan ölçekler, "Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği, Durumluk ve Sürekli Umut Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği, Beck Anksiyete Ölçeği, Nöropsikolojik Test Bataryası (Sayı Menzili, Benton Çizgilerin Yönünü Belirleme, Saat Çizimi, Londra Kulesi ve İz Sürme Testi), Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği, Global İşlevsellik Değerlendirme Ölçeği ve Grup Sağaltıcı Etmenler Listesi"dir ve sosyodemografik bilgi için "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Deney grubuna dair gözlem verileri her hafta araştırma yürütücüsü tarafından tutulmuştur ve nitel veri olarak araştırmada yer almıştır. Terapi süreci haftada 1 gün, 2 saat içerisinde, yarı yapılandırılmış bir plan çerçevesinde gerçekleşen, toplam 16 haftalık bir çalışmadır. Terapi yaklaşımı olarak psikodinamik temelde, destekleyici ve "şimdi ve burada"ya odaklı ilişkisel, eklektik müzik terapi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler nonparametrik istatistiksel testlerden Wilcoxon İşaretli Sıralar ve Mann Whitney-U testleri kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Deney grubu katılımcıları için, İşlevselliğin Genel Değerlendirilmesi Ölçeği (GAF)'ne bakıldığında Belirtiler ve İşlev Kaybı alt boyutlarında işlevsellikte artış; Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği (DDGÖ) sonucu Kabul Etmeme ve Stratejiler alt boyutlarında anlamlı azalma görülmüştür. Deney ve kontrol grubunun DDGÖ puanları karşılaştırıldığında Hedefler ve Stratejiler alt boyutlarında anlamlı farklılık bulunmuştur. Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) deney grubu son test puanlarında anlamlı derecede azalma gözlenmiştir. Deney grubu için Grup Sağaltıcı Etmenler'den "İç Boşaltma (Katarsis), Varoluşsal Etmenler, Aile Ortamının Yeniden Sahneye Koyulması, Grup Bağlılığı ve Evrensellik" alt boyutlarından daha fazla yararlandıkları görülmüştür. Sonuç: Eklektik müzik terapinin kullanımı, kaygı düzeyini azaltmış, öz bakım becerisini ve ilişki kurma kapasitesini geliştirmiş, genel ve mesleki işlevsellik düzeylerini artırmış, duygu düzenleme kapasitelerini geliştirmiş, grup bağlılığıyla birlikte müziğin kapsayıcılığında bir araya gelen kişiler güvenli bir alanda kendilerini ifade etme olanağı bulmuştur.

Bilişsel işlevlerDepresyonDuygu düzenleme+7
Ruhicem Yalabık
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkçede -mAk ve -mAklIk eylemlikleri üzerine işlevsel bir inceleme

Dil bilgisi kitaplarında "Mastar, Ad-fiil" olarak nitelendirilen -mAk ve -mAklIk ekleri, fiil kök ve gövdelerine eklenerek geçici hareket adları yaparlar. Bu hareket adları çeşitli oluş, kılış ve durumları gösterirler. -mAk ve -mAklIk ekleri, hareket işlevinin yanı sıra kalıcı ad yapma özelliği de taşırlar. Eski Türkçeden Türkiye Türkçesine kadar kullanımı devam eden -mAk eki ve geçmişte kullanılan ancak günümüzde kullanımdan düşen -mAklIk eki bu tez çalışmasının ana konusudur. Bu tez çalışması iki ana bölümden oluşmaktadır. Öncelikle "Giriş" kısmında, -mAk ve -mAklIk eklerine dair çeşitli araştırmacıların sunduğu bilgiler derlenmiştir. "Birinci Bölüm"de -mAk ekinin cümledeki konumuna göre (yüklem, özne, nesne, dolaylı tümleç, zarf tümleci) hareket işlevi ve kalıcı ad yapma işlevi incelenmiştir. "İkinci Bölüm"de ise -mAklIk ekinin cümledeki konumuna göre (yüklem, özne, nesne, dolaylı tümleç, zarf tümleci) hareket işlevi ve kalıcı ad yapma işlevi incelenmiştir. Bu araştırmalar, Türkçenin tarihî ve günümüz metinlerinden alıntılanan örneklerle yapılmıştır. Son olarak iki ekin cümledeki işlevselliği ve eklerle olan kullanımları gibi karşılaştırmalar "Sonuç" kısmında tablolarla değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler: -mAk eki, -mAklIk eki, Eylemlik, İşlev, İşlevsellik

Dil bilgisiDil bilgisi-eklerEylemlilik+2
Beste Gülen
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sanatsal yaklaşımlı nesne-algı üzerine uygulamalar

Özne ve nesne bağımlı var olan unsurlardır. İnsan-özne, doğa nesnesinden ayrı, kendi işlev ve anlam müdahaleleri ile yeni bir nesne anlayışı oluşturmuştur ve tarih boyunca evrimine nesnelerle eş doğrultuda devam etmiştir. Nesnenin neliği, öznenin nesneye atfettiği işlevsel algı ile yok olmuş ve öznenin nesne ile olan ilişkisi yüzeyselleşmiştir. Modern dünya işleyişinin getirisi olan seri ve tek tip üretim de işlev nesnesinin öncesinde sahip olduğu biriciklik öğesini ortadan kaldırarak bu yüzeyselliği pekiştirmiştir. İşlev nesnesinin yerinden edilmesi; biçimsel, düşünsel, uzamsal değişimlere maruz bırakılması, nesnenin işlevselliğini, anlam katmanları arasında silikleştirir. Böylece öznenin öznel deneyimleri ile nesneye yaklaşımı; nesneye nesneliğini kaybettirmeden yeni ontolojik anlam katmanları kazandırır. Nesnenin bu anlamsal kazanımındaki asıl değişim nesnenin görünümündeki değişimden ziyade öznenin algısındaki, yaklaşımındaki değişimdir. Özne ile nesnenin ortak bir varoluş paydasında buluşması sanatsal ilişkiyi ve sanat nesnesini doğurur. Sanat nesnesi her zaman için özne tarafından duyumsanan gerçekliğin bir temsili olarak oluşmuştur. Özne nesneyi kullanan değil onu farkedip ilişkisini oluşturan ögedir. Sanatsal farkındalık nesneyi belirli anlam ve işlev bilgilerinden soyutlayarak nesneyi algılanabilir, deneyimlenebilir bir görüngü olarak görmeye çalışır. Kendisi olarak nesne, öznenin algılama yoluyla mümkün değildir çünkü öznenin bilincindeki yansıması, her zaman öznenin kişisel ve kolektif anlam şebekesinden yorumlanmak zorundadır. Sanat nesnesinde nesnenin o ana kadar ne olduğu, tanımı, işlevi, estetiği ya da nesneye yapılan müdahalenin biçimi, derecesi önemli değildir. Önemli olan nesne ile sanat nesnesi arasındaki geçişte tanımsız ve bilinmeyene yönelik eğilimdir. Böylece öznenin bilincindeki bilinmeyen nesnenin özünü işaret eder.

AlgıAnlamNesne+3
Zeki Zihni Kıvanç Yılmaz
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İşlevsellik, yetiyitimi ve sağlığın uluslararası sınıflandırması kapsamında serebral palsili çocuklarda alt ekstremite ortez kullanımının değerlendirilmesi

İşlevsellik, Yetiyitimi ve Sağlığın Uluslararası Sınıflandırması (ICF) bireylerin sağlık durumunu evrensel bir şekilde tanımlamak için geliştirilmiş bir kodlama sistemidir. Giderek yaygınlaşan çekirdek setler ise hastalıklara özel olarak seçilmiş ICF kategorilerinden oluşan kısa formlardır. Çalışmanın amacı Serebral Palsili (SP) çocuklarda sıklıkla kullanılan alt ekstremite ortezleri ile vücut yapı ve fonksiyonları, aktivite ve katılım seviyesi arasındaki ilişkileri incelemek ve klinikte kullanılan testlerle çekirdek set arasındaki ilişkiyi belirlemekti. Bu amaçla, yaşları 3 ile 18 arasında değişen 77 SP'li çocuk, yürüme ortezi kullanan, dinlenme ortezi kullanan ve hem yürüme ortezi hem de dinlenme ortezi kullanan çocuklar olmak üzere 3 gruba ayrıldı. Klinikte sıklıkla kullanılan testlerle çocukların kas tonusu, eklem limitasyonları, kaba motor fonksiyonları, denge becerileri, aktivite ve katılım seviyeleri ve yaşam kaliteleri ayrı ayrı olarak ve çekirdek seti kullanılarak bütüncül bir şekilde değerlendirildi. Çekirdek set puanına ve klinikte kullanılan testlerin sonuçlarına göre gruplar arasında hem vücut yapı ve fonksiyon bozukluklarında, hem aktivite ve katılım seviyesinde hem de yaşam kalitesinde anlamlı farklılıklar bulundu (p<0,05). Dinlenme ortezi kullanan çocuklar bütün parametreler açısından diğer gruplara göre daha düşük seviyedeydi (p<0,05). Çekirdek set ile klinikte kullanılan diğer testler arasında anlamlı ilişkiler bulundu (p<0,01). Dinlenme ortezi kullanan çocukların aktivite ve katılım seviyesi düşüktü. Aktivite ve katılımı kısıtlayan en önemli faktör ambulasyon seviyesi idi. Çekirdek set ile klinikte kullanılan testler arasında güçlü ilişkiler bulunmasına dayanarak çekirdek setin klinikte kullanılabilir olduğunu düşünmekteyiz. SP'li çocukları değerlendirmede ve ortez kullanımı için klinik karar verme sürecinde çekirdek setler fizyoterapistlere yeni bir bakış açısı geliştirebilir. Anahtar Kelimeler: ICF, çekirdek set, serebral palsi, alt ekstremite, ortezler

Alt ekstremiteKatılımOrtotik cihazlar+5
Sefa Üneş
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Özgül işlevsellik düzeyi değerlendirme ölçeği geçerlik ve güvenirliği

Araştırmanın amacı, şizofreni hastalarında özgül işlevsellik düzeyini belirlemek amacıyla Schneider ve Struening tarafından geliştirilen Özgül İşlevsellik Düzeyi Değerlendirme Ölçeği (SLOF)'nin geçerlik ve güvenirlik çalışmasını yaparak, Türk toplumuna uyarlamaktır. Metodolojik olarak planlanan araştırmanın örneklemini, İzmir İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri (Menemen Devlet Hastanesi Toplum Ruh Sağlığı Merkezi, Buca Seyfi Demirsoy Toplum Ruh Sağlığı Merkezi, İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi Toplum Ruh Sağlığı Merkezi, İzmir Ödemiş Devlet Hastanesi Toplum Ruh Sağlığı Merkezi), EÜ Tıp Fakültesi Psikiyatri AD polikliniği ve EÜ Tıp Fakültesi Psikiyatri AD, Toplum Ruh Sağlığı Merkezi, Manisa İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Polikliniği ve Toplum Ruh Sağlığı Merkezi'ne çalışmanın yapıldığı tarihte başvuran ve gönüllü olarak araştırmaya katılmayı kabul eden 220 kişi oluşturmuştur. Çalışmada, veri toplama aracı olarak, Şizofreni Tanısı Almış Bireylerin Tanıtıcı Özelliklerini İçeren Anket Formu ve Özgül İşlevsellik Düzeyi Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Ölçeğin geçerlik çalışmasında, içerik geçerliği için 10 uzman görüşü alınmış ve uzmanların önerileri doğrultusunda ölçekte gerekli düzenlemeler yapılmıştır. Kendall Uyuşum Katsayısı korelasyon testi uygulanarak ölçeğin içerik geçerliği saptanmıştır. Yapı/Kavram geçerliği için faktör analizi yapılmış, Açıklayıcı Faktör Analizi neticesinde Özgül İşlevsellik Düzeyi Değerlendirme Ölçeği'nin 5 faktörden oluştuğu görülmüştür. Ölçeğin her bir boyutunda yer alan maddeler göz önünde bulundurularak: Birinci faktör "Aktivite ve Çalışma Becerileri", ikinci faktör "Kişilerarası İlişkiler", üçüncü faktör "Kişisel Bakım", dördüncü faktör "Sosyal Kabul" ve beşinci faktör "Fiziksel İşlevsellik" olarak isimlendirilmiştir. Ölçeğin güvenirlik çalışmasında, iç tutarlılığı belirleyen Cronbach Alpha katsayısı 0,977 ve Maddeler Arası Korelasyon Katsayıları' nın pozitif işaretli olduğu, Madde-Toplam Korelasyon puanının 0,290-0,909 arasında değiştiği görülmüştür. Zamana karşı değişmezlik için Test-Tekrar Test Yöntemi uygulanmış , aynı ölçme aracı iki hafta sonra tekrarlanmış, iki testin sonucu arasındaki tutarlılık için korelasyona bakılmış ve yapılan korelasyonla güvenirlik katsayısı 1,00 olarak belirlenmiştir. Bu veriler doğrultusunda, Özgül İşlevsellik Düzeyi Değerlendirme Ölçeği'nin geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Şizofreni, İşlevsellik, Ölçek, Geçerlik ve Güvenirlik.

Güvenilirlik ve geçerlilikTürkçe uyarlamaÖlçekler+2
Dilek Yorgancıoğlu Cılasun
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Assessing the disabled, making 'The state'

This thesis aims to analyze the contemporary framework and practices of disability classification and assessment in Turkey from a political anthropological perspective. The practices of assessment and classification are considered as governmental interfaces; that is, as determining the modes in which citizens encounter the state, and in which ?the state? makes its population legible and governable. Disability as it is being re-defined, becomes an interface of encounters, which mutually construct new forms of statecraft and new forms of citizenship. The thesis maps out the forms of discourses and practices that emerge with this new classification framework in a three-fold perspective; first, from the perspective of governors, as the policy-makers who introduced this new framework; then from that of doctors and officers in a provincial state hospital, who take on the duty of assessors, day-to-day appliers of this new framework within the institutional conditions of state hospitals, which are undergoing a large-scale transformation; lastly, the thesis moves to the perspective of citizens, who apply for being assessed as disabled, to the everyday experiences of procedures of assessment and the mode of sharing these experiences online, through a which novel forms of disabled communities arise. Throughout this three-fold perspective, this thesis aims to map out a relational epistemology of state-making and cultural practices of experiencing the modern state. It is argued through this mapping, that the re-definition of disability within this new framework and the re-structuring of the state-citizen relations in contemporary Turkey are co-constitutive, and the one cannot be understood without the other. Consequently, disability can no longer be understood only as a medical or social phenomena; it involves a complex interaction of bodies, cultures, politics and socialities.

Human capitalState hospitalsState theory+7
Can Evren
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İşlevsel halkbilim kuramına göre Altay destanlarında hediyeleşme

Türk halk anlatıları arasında önemli bir yere sahip olan ve medeniyetlerin milli kimliklerini, toplumsal düşüncelerini yansıtan bir tür olan destan metinlerinde hediye ve hediyeleşme örneklerine rastlanmaktadır. Hediyeleşmeler kültürlerin belleğini ve ruhunu yansıtmaktadır. Bu tez çalışmasında Altay destanları özelinde hediye ve hediyeleşme örnekleri incelenmiştir. Altay destanlarında hediye ve hediyeleşme örneklerinin çok çeşitli olduğu görülmektedir. William Bascom'un oluşturmuş olduğu "İşlevsel Halkbilimi Kuramı" yalnızca halk edebiyatı ürünlerine değil kültür aktarıcılığını üstelenen gelenek ve göreneklere de uygulanmaktadır. "İşlevsel Halkbilim Kuramı" bağlamında Altay destanlarında hediye ve hediyeleşme örneklerine açıklık getirilmiştir. Altay destanlarındaki hediyeleşme örnekleri destanın olay örgüsüne katkısı ve Türk toplumsal yaşamından izler barındırması bakımından önemlidir. İşlevsel halkbilimi kuramına göre Altay destanlarında hediyeleşme örnekleri, ağırlıklı olarak değerlere, toplum kurumlarına ve törelere destek işlevi görmektedir. Bununla beraber hoşça vakit geçirme, eğlenme ve eğlendirme, eğitim ve kültürün gelecek kuşaklara aktarılması, toplumsal ve kişisel baskılardan kurtulma mekanizması işlevlerine örnek teşkil edecek hediye ve hediyeleşme örnekleri mevcuttur. Bu çalışmayla Türk toplumsal yaşamında öne çıkan geleneklerden biri olan hediye ve hediyeleşmenin, Altay destanlarındaki işlevi ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: İşlevsel Halkbilimi Kuramı, Altay Destanları, Hediye, Hediyeleşme, Destan

Altay TürkleriDestanlarHalk bilimi+5
Rabia Kaçmaz
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Alkol ve madde bağımlılığında işlevselliğin karşılaştırılması ve sosyoekonomik etmenler, tercih maddesi ve bağımlılık şiddetinin işlevsellik üzerindeki yordayıcı etkisi

Bu çalışma, alkol ve madde kullanım bozukluğu olan bireylerin işlevsellik ve sosyoekonomik etmenleri arasındaki ilişkileri; işlevsellik düzeyinde kullanılan alkol veya madde türüne göre görülebilecek farklılıkları ve sosyoekonomik etmenler, alkol ve madde kullanım bozukluğunda bağımlılık şiddeti ve işlevsellik arasındaki yordayıcı ilişkileri saptamayı amaçlamaktadır. Bu amaçla özel bir psikiyatri hastanesinde yatarak tedavi görmekte olan 109 alkol/madde kullanım bozukluğu olan bireylerin Dünya Sağlık Örgütü İşlevsellik ve Yetiyitimi Değerlendirme Ölçeği (World Health Organization Disability Assesment Schedule, WHODAS 2.0) ile işlevselliği, Bağımlılık Profil İndeksi Klinik Form (BAPİ-K) ile alkol ve madde bağımlılık özellikleri ve Demografik Bilgi Formu ve BAPİ-K ile sosyoekonomik düzeyleri ölçülmüştür. Analizler esnasında korelasyon analiz türleri, hiyerarşik regresyon ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Yapılan araştırmanın bulgularına göre; bağımlılık şiddeti ile işlevsellik arasında negatif yönde korelasyon bulunmuştur. Sosyoekonomik etmenler adına ise cinsiyet, algılanan aile ilişkileri ve yoğun alkol ve madde kullanan arkadaş sayısının işlevsellikle ilişkili olduğu bulunmuştur. Sosyoekonomik etmenlerin işlevsellik ile doğrudan açıklayıcı ilişkisi incelendiğinde; yaş, cinsiyet, medeni durum, çocuk sahibi olma, yaşam biçimi, eğitim düzeyi ve meslek durumunun işlevselliği yordamadığı; alkol ve madde kullanan arkadaş sayısı ve algılanan aile ilişkilerinin düşük düzeyde işlevselliği açıkladığı gözlemlenmiştir. Regresyon modeline bağımlılık şiddeti dahil edildiğinde sosyoekonomik etmenlere yönelik yordayıcı ilişkilerin marjinal anlamlılık ile istatistiksel gücünün düştüğü, bağımlılık şiddetinin tek başına işlevselliği yordadığı görülmüştür. Bu tez çalışmasının sonucunda bağımlılık şiddetinin işlevselliği açıklamada sosyoekonomik etmenlerden daha önemli bir değişken olduğu görülmüştür. Aynı zamanda kullanılan alkol veya madde türüne göre gruplar arasındaki işlevsellikte anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.

Alkol bağımlılığıAlkolle ilgili bozukluklarBağımlılık+7
Ali Pamir Kaplan
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kurumsal etik kodların performans denetimi

Araştırmanın temel amacı kurumsal etik kodların işlevselliğinin belirlenmesi, güncellenmesi ve performans denetimi hususlarının ortaya konmasıdır. Bu amacı desteklemek adına etik kodların görünürlüğü, erişilebilirliği ve etik şikâyetlerin değerlendirilmesine dönük bir sistem oluşturulmaya çalışılacaktır. Araştırmada olgu ve olayları doğal ortamında gerçekçi ve bütüncül inceleme ve analizi esas alan yorumlamacı (hermeneutic) nitel paradigma ile 1967 yılında Barney Glaser ve Anselm Strauss tarafından geliştirilen nitel araştırma yöntem deseni olarak ortaya atılan Gömülü Teori metodolojisi benimsenmiştir. Kamu sektöründe dış ticaret alanında faaliyet gösteren bir Bölge Müdürlüğü amaçlı örneklem kapsamında araştırma alanı olarak belirlenmiş olup, araştırma, 2017-2018-2019-2020 yılları ile 2021 yılının ilk 6 ayını kapsamaktadır. Verilerin toplanmasında doküman analizi tekniği, veri analizinde ise betimsel analiz, içerik analizi ve karşılaştırmalı analiz kullanılmıştır. Veriler açık kodlama, eksen kodlama, seçici kodlama ve sürekli karşılaştırmalı analiz yoluyla çözümlenmiştir. Araştırmada kurumsal etik kodların belirlendiği ve güncellendiği, ancak etik şikâyet incelemesine ve etik kodların performans ölçümü yapıldığına ilişkin herhangi bir veriye rastlanılmamıştır. Araştırma bulguları, tartışma bölümünde "mevzuat boşluğu", "etik kodların görünür ve erişilebilir olmaması", "etik kodların tek yanlı (resen) belirlenmesi" ve "etik performans denetim yokluğu" olarak gerekçelendirilmiştir. Netice itibariyle, etik kod ihtilafları dikkate alınmadan oluşturulan etik kodların işlevselliğinin bulunmadığı, etik kod ihtilaflarını dikkate alan etik altyapının bulunmamasının etik kod performans ölçümünü engellediği, etik kodların işlevselliği ve performans ölçümünün yargı yetki alanı, idari yetki alanı ile etik kodlar yetki alanı tarafından doğrudan belirlendiği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma sonucunda önerilen "Kurumsal Etik Kodlar Yetki Alanı İhtilaf Şeması"nın, kurumsal etik yönetiminde etik kodların işlevselliği ve performans ölçümünde sistemsel boşluğu dolduracağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Etik, Etik Kodlar, Etik Kodlar Performans Denetimi, Gömülü Teori.

AhlakEtikGömülü teori+4
Mustafa Hünkaroğlu
Avrasya University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Psikotik hasta grubunda otistik özelliklerin hastalık sonuçları açısından incelenmesi

Amaç: Otizm ile psikotik bozukluklar arasında klinik görünüm ve etyopatogenez açısından anlamlı derecede örtüşme olduğunu öne süren literatür giderek daha fazla ilgi görmektedir. Psikoz popülasyonlarında otistik özelliklerin yaygınlığı genel nüfusa kıyasla önemli ölçüde daha fazladır. Fakat bu birlikteliğin önemi yeterince araştırılmamıştır. Otistik özelliklerin klinik açıdan neden önemli olduğunun anlaşılması hastaların en uygun tanı ve tedaviyi alması açısından önem arz etmektedir. Gereç ve Y öntem: Çalışmaya hastalık seyri üzerinde önemli etkisi olan en az bir psikotik atak geçirmiş ve tedavi süresinin çoğunda antipsikotik ilaç kullanmış veya kullanmakta olan 125 hasta dahil edilmiştir. Hastalar ile yapılan anamnez görüşmesi ışığında; yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi, ilk psikiyatrik belirtilerin ortaya çıkma yaşı, ilk psikiyatri başvurusunun ne zaman olduğu, psikotik belirtilerin ortaya çıkması ile antipsikotik ilaç başlanması arasında geçen süre, psikiyatri servisine yatış sayısı, psikiyatri servislerindeki toplam yatış süresi, psikotik atak sayısı, aldığı psikotrop tedaviler, tıbbi ve nörolojik komorbiditeler, adli olay öyküsü, alkol-madde ve sigara kullanımı, akran zorbalığına uğrama gibi bilgileri içeren sosyodemografik bilgi ve anamnez formu doldurulmuştur. Ayrıca araştırmacı tarafından hastanın tedavi uyumunu değerlendirmek amacıyla Modifiye Morisky İlaç Uyumu Ölçeği (MMS), işlevselliğini değerlendirmek amacıyla Bireysel ve Sosyal Performans Ölçeği (PSP) ve İşlevselliğin Genel Değerlendirilmesi Ölçeği (İGD), içgörü düzeyini değerlendirmek amacıyla İçgörünün Üç Bileşeni Ölçeği(İÜBÖ), hastalık şiddetini belirlemek amaçlı Klinik Global İzlenim Ölçeği (CGI), pozitif ve negatif belirtilerinin şiddetini değerlendirmek amacıyla Pozitif ve Negatif Sendrom Ölçeği (PANSS), anksiyete ve depresyon şiddetini belirlemek amacıyla sırasıyla Hamilton Anksiyete Ölçeği(HAM-A) ve Hamilton Depresyon Ölçeği (HAM-D), intihar davranışını değerlendirmek amacıyla Columbia İntihar Şiddetini Derecelendirme Ölçeği (C-İŞDÖ) doldurulmuştur. Hasta tarafından doldurulan ölçekler ise şu şekilde sıralanabilir; otistik özellikleri değerlendirmek amacıyla Otizm Spektrum Anketi (OSA), yaşam kalitesinin değerlendirilmesi amacıyla Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Değerlendirme-Kısa Formu (WHOQOL-BREF) ve aleksitimi düzeyini değerlendirme amacıyla Toronto Aleksitimi Ölçeği(TAÖ). Bulgular: Çalışmamızda otistik özellikler ile işlevsellik, yaşam kalitesi ve öznel tedavi yararı arasında negatif yönlü; aleksitimi, aile eleştirelliği, hastalık şiddeti, anksiyete ve depresyon şiddeti, pozitif ve negatif belirti şiddeti, intihar düşüncesi ve davranışı, psikotik atak sayısı arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki olduğu gösterilmiştir. İlaç uyumu açısından bakıldığında, motivasyonu yüksek olan grup ile düşük olan grup arasında otistik özellik düzeyi açısından anlamlı fark elde edilirken; bilgi düzeyi yüksek olan grup ile düşük olan grup arasında anlamlı fark elde edilmemiştir. Sigara kullananlar, kullanmayanlara kıyasla OSA iletişim alt ölçeğinde daha az otistik özellik bildirmiştir. Psikiyatrik belirtilerin ortaya çıkma yaşı ile OSA dikkati kaydırabilme alt ölçeği puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif yönlü bir ilişki olduğu gösterilirken; ilk psikiyatri başvuru yaşı, ilk psikotik belirtiler ile antipsikotik ilaç başlanması arasında geçen süre, psikiyatri servisi yatış sayısı ve süresi, cinsiyet, medeni durum, çocuk sahibi olma, alkol madde kullanımı, mevcut antipsikotik ilaçlar ve içgörü düzeyi ile otistik özellikler arasında anlamlı bir ilişki gösterilmedi. Sonuç: Birlikte ele alındığında, bulgularımız psikotik hasta grubunda otistik özelliklerin önemini göstermektedir. Otizm ile psikoz arasındaki ilişkiye ilişkin klinik bilgide önemli bir boşluk olduğu, tanı araçlarında ve tedavi seçeneklerinde daha fazla iyileştirmeye ihtiyaç olduğu açıktır. Çalışmamız tasarımı gereği kesitsel bir çalışma olduğundan nedensellik konusundaki spekülasyonlar sınırlıdır ve daha fazla ileriye dönük araştırmaya ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Psikotik Bozukluklar, Otizm Spektrum Bozukluğu, Otistik Özellikler, Boyutsal Yaklaşım, İşlevsellik

Otistik bozukluklarOtizm spektrum bozukluğuPsikiyatrik hastalar+3
Ezgi Sıla Ahi Üstün
Ankara University
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal dayanıklı mahalle bağlamında kamusal açık alanların işlevselliği: Muğla-Menteşe örneği

Bu çalışmada, kamusal açık alanların, mahalle sakinlerinin maruz kaldığı olumsuz değişimleri absorbe edebilme kabiliyeti üzerindeki etkilerini analiz etmek amaçlanmıştır. Bu anlamda, çalışmanın odağındaki kamusal açık alanlar ve mahalleler, öngörülmesi güç krizler sonucunda ortaya çıkan gerilim ve streslerle başa çıkabilme becerisi anlamı taşıyan sosyal dayanıklılık kavramı ile ilişkilendirilmiştir. Sosyal dayanıklılık ile mahalleyi entegre etme uğraşından doğan yeni bir kavram olan "sosyal dayanıklı mahalle", mahalle sakinlerinin sahip olduğu sıkı ilişkiler sayesinde, maruz kalınan olumsuz duruma birlikte tepki vererek "normale" dönebilme ve kriz deneyiminden ders alarak daha güçlü bir topluluk hâline gelebilme anlamı taşımaktadır. Kamusal açık alanlar ise komşuları karşılaştıran ve bir araya getiren sosyal bağlayıcılar olarak, sosyal dayanıklı mahallenin önemli parametrelerden biridir. Bu doğrultuda sosyal dayanıklı mahalle kavramı, mahalle ölçeğinde bulunan kamusal açık alanların toplumsal etkileşim üzerindeki işlevselliği bağlamında işlenmiştir. Bu işlevsellik, Muğla'nın merkez ilçesi olan Menteşe'nin üç mahallesinde (Orhaniye Mahallesi, Emirbeyazıt Mahallesi ve Karamehmet Mahallesi) yapılan alan araştırması ile ele alınmıştır. Bu üç mahalleden toplamda 64 kişi ile yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yapılan görüşmelerden elde edilen bulgular doğrultusunda; mahalle ölçeğindeki kamusal açık alanların, sahip olduğu sosyal işlevleri sayesinde, mahallelinin olumsuz değişimlere karşı birlikte mücadele edebilmelerine ve böylece krizin olumsuz etkileriyle nispeten daha kolay baş edebilmelerine katkı sağladığı sonucuna ulaşılmıştır.

Açık alanlarDayanıklılıkKamusal alan+5
Merve Kırkan
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Basın çevirilerinde diller ve kültürlerarası farklılıklar

Bu çalışmanın amacı İngilizcedenTürkçeye yapılan basın çevirileri kapsamında dilsel ve kültürel farklılıklarınhangi biçimlerde ortaya çıktığını ve sonuç olarak ürüne ne gibi etkilerde bulunduğunu değerlendirmektir. Bu kapsamda İngilizceden Türkçeye yapılan basın çevirileri değerlendirilmeye alınmış olup elde dilen verilere diller ve kültürlerarası çeviri ve etkileşim açısından bir analiz yapılmıştır. 2016, 2017 ve 2018 yıllarında sunulmuşBBC (20), Euronews (8) ve Sputnik News (4) haber ajanslarından toplamda 32 adet haber metni ve çevirileri ele alınmıştır. Spor, sağlık, kültür ve sanat, bilim ve teknoloji, politik ve yaşam ve seyahat başlıklı alanlarından metinler derlenmiştir. Bu inceleme nesnelerine dilsel ve kültürel farklılıklar özelinde işlevselci bir yaklaşım modeli olan ve göndergesel, anlatımsal, duyumsal ve ilişkisel işlevden oluşan Christiane Nord'un Dört İşlev Modeliuygulanmıştır. Elde edilen bulgular ışığında, ele alınan bütün metin türleri açısından göndergesel ve ilişkisel işlevlerin çoğu zaman çevirmen tarafından uygun stratejiler doğrultusunda yerine getirildiği ancakanlatımsal ve duyumsal işlevin tam manasıyla gerçekleştirilemediği gözlemlenmiştir. İngilizce ve Türkçe arasındaki dilsel farklılıkların, iki ülke arasındaki coğrafi uzaklığın, kültüre özgü dil kullanımlarının ve evrensel dil kullanımlarının dilsel ve kültürel farklılıklar noktasında en önemli faktörler oldukları belirlenmiştir. Bunun yanı sıra, Türkçeye yapılan basın çeviri metinlerinin çeşitli adaptasyonlarla sunulduğu ve birçok noktanın eksik olarak verildiği de belirlenmiştir. Bu adaptasyonlar içerisinde içermeme, ekleme, açımlama ve yeniden düzenleme süreçleri mevcuttur. Yeni bir bilim dalı olan Çeviribilim kapsamında basın çevirilerinin dünya genelinde 2000li yılların başından itibaren ele alındığı dikkate alınarak Türkiye genelinde oldukça az çalışıldığı gözlemlenmiş ve bu doğrultuda daha fazla çalışma yapılması tavsiye edilmektedir.

BasınKültürel farklılıkKültürlerarası iletişim+4
Emrah Eriş
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00

İlgili konular