İşlevsellik

Bu konu başlığı altında 65 tez

DoktoraAçık ErişimTR

Basın çevirilerinde diller ve kültürlerarası farklılıklar

Bu çalışmanın amacı İngilizcedenTürkçeye yapılan basın çevirileri kapsamında dilsel ve kültürel farklılıklarınhangi biçimlerde ortaya çıktığını ve sonuç olarak ürüne ne gibi etkilerde bulunduğunu değerlendirmektir. Bu kapsamda İngilizceden Türkçeye yapılan basın çevirileri değerlendirilmeye alınmış olup elde dilen verilere diller ve kültürlerarası çeviri ve etkileşim açısından bir analiz yapılmıştır. 2016, 2017 ve 2018 yıllarında sunulmuşBBC (20), Euronews (8) ve Sputnik News (4) haber ajanslarından toplamda 32 adet haber metni ve çevirileri ele alınmıştır. Spor, sağlık, kültür ve sanat, bilim ve teknoloji, politik ve yaşam ve seyahat başlıklı alanlarından metinler derlenmiştir. Bu inceleme nesnelerine dilsel ve kültürel farklılıklar özelinde işlevselci bir yaklaşım modeli olan ve göndergesel, anlatımsal, duyumsal ve ilişkisel işlevden oluşan Christiane Nord'un Dört İşlev Modeliuygulanmıştır. Elde edilen bulgular ışığında, ele alınan bütün metin türleri açısından göndergesel ve ilişkisel işlevlerin çoğu zaman çevirmen tarafından uygun stratejiler doğrultusunda yerine getirildiği ancakanlatımsal ve duyumsal işlevin tam manasıyla gerçekleştirilemediği gözlemlenmiştir. İngilizce ve Türkçe arasındaki dilsel farklılıkların, iki ülke arasındaki coğrafi uzaklığın, kültüre özgü dil kullanımlarının ve evrensel dil kullanımlarının dilsel ve kültürel farklılıklar noktasında en önemli faktörler oldukları belirlenmiştir. Bunun yanı sıra, Türkçeye yapılan basın çeviri metinlerinin çeşitli adaptasyonlarla sunulduğu ve birçok noktanın eksik olarak verildiği de belirlenmiştir. Bu adaptasyonlar içerisinde içermeme, ekleme, açımlama ve yeniden düzenleme süreçleri mevcuttur. Yeni bir bilim dalı olan Çeviribilim kapsamında basın çevirilerinin dünya genelinde 2000li yılların başından itibaren ele alındığı dikkate alınarak Türkiye genelinde oldukça az çalışıldığı gözlemlenmiş ve bu doğrultuda daha fazla çalışma yapılması tavsiye edilmektedir.

BasınKültürel farklılıkKültürlerarası iletişim+4
Emrah Eriş
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimEN

An analysis of the functional moves in the introduction sections of research articles written by Turkish scholars

English is the main medium of communication among academic researchers. Publishing in international journals may become very challenging for non-native speakers who may have different conventions of writing research articles. In the existing literature, research articles (RAs) written in English and in other languages have been examined in order to explore whether the textual organization in various languages is similar or different. However, intercultural studies of texts produced by L2 writers in English are few in number - in particular studies focusing on the introduction section which is known to be troublesome for novice writers (Ahmed, 2004; Jogthong, 2001). Moreover, while abstracts in academic writing have received attention recently, much less research has investigated introduction sections and there has been little descriptive investigation of their move structure, including interdisciplinary variation. Introduction sections of RAs are of great importance because in these sections writers create rhetorical patterns in each language to claim knowledge. Due to lack of enough research in the introduction sections of RAs, this study aimed to examine research article introductions (RAIs) written in English and Turkish by Turkish speakers across two disciplines- Preschool Education and Special Education, using Swales' (2004) CARS Model to focus on the move and step structures. The analyses of the data indicated the existence of both similarities and also differences. The findings demonstrated that both native and non-native writers are well aware of the functional moves of the introduction sections of the research article proposed by Swales (2004). The results demonstrated that although less than half of the RAIs followed the move sequence of 1-2-3 in both of the disciplines, regardless of the sequence, all of the moves were existent to a high degree in the RAIs. A couple of implications were drawn from the study and some suggestions were made regarding teaching second language writing in general and also teaching English academic writing for Turkish advanced learners and Turkish scholars. Key words: Research Articles, Introduction Sections, Contrastive Rhetorics, CARS Model, Teaching Academic Writing.

Academic writingAcademic studiesAcademicians+4
Eda Duruk
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eğitim amaçlı derneklerin işlevselliği (İstanbul ili örneği)

Dernekler, toplumsal düzeydeki problemlerin çözülmesi için ortaya çıkan kuruluşlardır. İstanbul ilinde yer alan derneklerin işlevselliğinin tespit edilmesi amacıyla yapılan bu çalışmada, İstanbul'da yer alan eğitim derneklerinin, eğitim açısından faaliyet düzeyleri, karşılaştıkları problemler, diğer derneklerle olan ilişkiler, vb., konulardaki etkinlikleri incelenmektedir. Araştırmada model olarak nitel araştırma yöntemlerinden, fenomenoloji (olgu bilimi) kullanılmıştır. Çalışmada örneklemin belirlenmesi esnasında amaçlı örnekleme metotlarından maksimum çeşitlilik yöntemi kullanılmıştır. İstanbul ili sosyoekonomik gelişmişlik bakımından 7 bölgeye ayrılmış ve her bölgeden 5'er dernekle randevu alınmıştır. Toplam 35 dernekle yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen görüşme verileri içerisinden soruları uygun şekilde cevaplamış olan 33 adet dernek çalışma grubu olarak belirlenmiştir. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak görüşme tekniği kullanılmıştır. Veriler betimsel analiz tekniğiyle çözümlenmiştir. Analizlerde yüzde frekans değerleri incelenmiştir. Araştırma sonucunda derneklerin eğitim açısından yeterince faaliyet ve çaba içerisinde olmadıkları görülmektedir. Bazı dernekler neredeyse hiçbir faaliyette bulunmazken, bazı dernekler ise uluslararası bir yapıda faaliyetlerde bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: dernek, eğitim, işlevsellik

DerneklerEğitimEğitim dernekleri+1
Mehmet Gündüz
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Şizofreni ve benzeri psikotik bozukluk hastalarında uzun etkili enjektabl antipsikotikler'in oral antipsikotikler ile sosyal performans, yan etki, bakım veren yükü, kognisyon açısından karşılaştırılması

Şizofreni ve diğer psikotik bozukluklar; sanrı, varsanı, dağınıklık gibi pozitif belirtiler ve konuşmada fakirleşme gibi negatif belirtilerle karakterize, hastanın ve ailesinin yaşamını etkileyen kronik bir hastalıktır. Psikotik bozuklukların temel tedavisi antipsikotik tedavidir. Antipsikotik tedavi oral antipsikotik (Oral-AP) veya uzun etkili enjektabl antipsikotik (UEE-AP) olarak uygulanabilir. Bu çalışmada şizofreni ve diğer psikotik bozukluklar hastalarında, antipsikotiklerin UEE-AP veya Oral-AP uygulanmasının hastalık şiddeti, depresyon, sosyal işlevsellik, yan etki, kognisyon ve bakım veren yükü bakım veren yükü bakımından incelenmesi ve karşılaştırılması amaçlandı. Çalışmamıza Bursa Uludağ Üniversitesi Psikiyatri Polikliniği'nden takip edilen 49 uzun etkili enjektabl antipsikotik kullanan hasta ve bakım verenleri ile 50 oral antipsikotik kullanan hasta ve bakım verenleri dahil edildi. Katılımcılar bir defa kesitsel olarak görüldü; hastalar, Sosyodemografik Veri Formu, Anamnez Bilgi Formu, Calgary Şizofreni Depresyon Ölçeği (CŞDÖ), Şizofrenide Kısa Klinik Değerlendirme Ölçeği (ŞKKDÖ), Bireysel ve Sosyal Performans Ölçeği (BSPÖ), Glasgow Antipsikotik Yan Etkilerini Değerlendirme Ölçeği (GAYEDÖ), Montreal Bilişsel Değerlendirme Ölçeği (MOCA) ile; bakım verenleri Zarit Bakıcı Yük Ölçeği (ZBYÖ) ile değerlendirildi. UEE-AP grubundaki hastaların soygeçmişinde hastalık bulunma oranı, hastane yatış sayısı, şizofreni tanısı, işçi olarak çalışma oranı, çıldırı, varsanılar bakımından Oral-AP grubuna göre anlamlı olarak daha yüksek, soyutlama bakımından anlamlı olarak daha düşük skorlar aldığı görüldü. Şizofreni tanısı alan hastaların diğer psikotik bozukluklar grubuna göre; ŞKKDÖ, ZBYÖ bakımından daha yüksek skorlara sahip olduğu, BSPÖ, görsel mekânsal, yönetici işlevler, soyut düşünme skorları bakımından daha düşük skorlara sahip olduğu görüldü. Psikotik spektrumdaki hastaların ilaç uyumsuzluğu, bireysel farklılıklar açısından dikkate alınarak gereklilik halinde erken dönemde UEE-AP başlanmasının hastalık seyrine olumlu etkisi olabileceği düşünülmektedir.

Antipsikotik ilaçlarBakım verme yüküBilişsel işlevler+6
Umut Can Filiz
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İşlevsel kuram açısından masal ve günümüz Kütahya'sında masalların durumu ile ilgili bir değerlendirme

Bu çalışma, işlevsel kuram açısından masala yaklaşmak, masalın günümüz Kütahya'sındaki durumunu, yerini ve işlevini belirlemek ve analiz etmek amacıyla tarafımızdan hazırlanan 17 tanesi çoktan seçmeli, 1 tanesi ise açık uçlu olmak üzere 18 soruluk bir anketin Kütahya merkezinde rastlantısal ve gönüllülük esasına uygun olarak seçilen 235 ortaokul ve lise öğrencisine uygulanarak elde edilen sonuçların değerlendirilmesi üzerine kurulmuştur. İlk olarak farklı değişkenler göz önünde bulundurulmadan katılımcıların yanıtları genel olarak değerlendirilmiş, tablo ve grafikler ile gösterilmiştir. Sonrasında anket soruları; yaş ve cinsiyet değişkenlerine göre incelenmiş sonuçlar tablo ile gösterilmiştir; bu değişkenlere göre verilen cevaplar karşılaştırılmıştır. 18. soru açık uçlu olduğundan cevaplar ayrıca yorumlanmıştır. Ancak değişkenlerin aralarındaki ilişkinin anlamlı olup olmadığı araştırma dahilinde incelenmemiştir. Bunların dışında çalışmaya, masallarının şekil ve muhteva özellikleri, derleme alanı hakkında genel bilgiler, derleme sırasında edinilen gözlemler ve bu sırada karşılaşılan sıkıntılar, Türk masalları üzerine daha önceki yıllarda yapılmış olan çalışmalar, işlevsel kuram açısından halk edebiyatına genel bir bakış ve masalın çocuk gelişimine ve eğitimine katkısı dahil edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Folklor, Masal, İşlevsel Kuram, Çocuk Eğitimi, Masal Derlemesi.

Halk bilimiKütahyaMasallar+3
Hacer Akçaalan
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yönetici, öğretmen ve öğrenci görüşlerine göre ortaöğretimdeki sosyal etkinliklerin işlevselliğinin incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı; ortaöğretimdeki eğitsel kulüp çalışmalarının işlevselliğini yönetici, kulüp danışmanı ve öğrenci görüşleri doğrultusunda incelemektir. Bu genel amaç doğrultusunda katılımcıların eğitsel kulüplerin gerekliliğine olan inancına, öğrencilere sağladığı faydalara, kulüplerin uygulama sürecinde yaşanan problemlere ve daha etkin hale getirilmesi için yapılması gerekenlere ilişkin görüşlerine başvurulmuştur. Araştırmanın yöntemi, nicel ve nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma yöntem araştırmasıdır. Araştırmanın nicel boyutunu; Adana ili merkez ilçelerinde 2012 – 2013 yılında okul türü farklı ortaöğretim kurumlarında (Fen Lisesi, Anadolu Lisesi, İmam-Hatip Lisesi, Endüstri Meslek Lisesi ve Genel Lisesi) öğrenim gören 469 öğrenci oluşturmuştur. Ankete verilen cevapların ve demografik değişkenlerin yüzde ve frekansları çıkarılmıştır. Ayrıca demografik değişkenlerle anket maddelerine verilen cevapların çaprazlaması yapılmıştır. Elde edilen veriler bilgisayarda SPSS for Windows versiyon 15.0 yardımıyla istatistiksel teknikler kullanılarak çözümlenmiş ve yorumlanmıştır. Katılımcıların görüşlerini derinlemesine ve çok boyutlu olarak incelemek amacıyla veri toplama sürecinde görüşme yöntemi kullanılmıştır. Görüşme; Adana ili merkez ilçelerindeki ortaöğretim kurumlarında görev yapan 14 öğretmen ve bu kurumlarda görev yapan 6 yönetici ile yapılmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından hazırlanan yarı–yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, verilerin analizinde ise içerik analizi tekniğinden yararlanılmıştır. Öğrencilerin %31'nin üyesi oldukları eğitsel kulüplerin herhangi bir faaliyetinde yer almadığı belirlenmiştir. Öğrencilerin çoğunluğu kulüplerin gerekli ve kendilerine birçok yararı olduğuna katılmaktadır. Buna karşın olumsuz görüş bildiren öğrencilerin sayısının da azımsanmayacak düzeyde olduğu görülmüştür. Araştırma sonuçları okul türü değişkenine göre değerlendirildiğinde anket maddelerine verilen cevapların farklılaştığı görülmüştür. Anadolu Lisesi öğrencilerinin eğitsel kulüp çalışmalarının gerekliliğine ve sağladığı faydalara olan inancı diğer liselere (Genel Lise, Meslek ve İmam – Hatip Lisesi) göre daha yüksek düzeydedir. Buna karşın Fen Lisesi öğrencilerinin eğitsel kulüplerin gerekliliği ve kendilerine sağladığı faydalara olan inancı en düşük düzeydedir. Eğitsel kulüplerin daha işlevsel hale getirilmesine yönelik çalışmaların yapılması ve kulüp uygulamalarının önündeki engellerin kaldırılması gerektiğine öğrencilerin büyük çoğunluğu katılmaktadır. Ayrıca araştırma sonuçları cinsiyet değişkenine göre değerlendirildiğinde anket maddelerine verilen cevapların birbirine yakın değerlerde olduğu görülmektedir. Araştırmanın nitel verilerinin sonucunda öğretmen ve yöneticiler, MEB İlköğretim ve Ortaöğretim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliğinin evrak iş yükünü ön plana çıkardığını ve açıklayıcı nitelikte genelge ve yönergelere ihtiyaç duyulduğunu ifade etmişlerdir. Öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin nezdinde yeterince ilgi gösterilmediği ve öneminin anlaşılmasına rağmen uygulamaların çeşitli sorunlardan dolayı verimli yürütülemediği görülmüştür. Okulların fiziki donanımının kulüp faaliyetlerini gerçekleştirecek düzeyde olmaması, öğretmenlere maddi yönden bir getiri sağlamaması, okul ders yüklerinin fazla olması ve çalışmaların okul yönetimi ve öğrencilerce benimsenmemesi öğretmenlerin kulüp çalışmalarına karşı isteksiz olmasına yol açmaktadır. Öğrenci velilerinin akademik başarıya daha çok önem vermesi, eğitsel kulüplerin ikinci planda kalmasına neden olmaktadır. Bu durum öğrencilerin kulüplere olan ilgisini azaltmaktadır. Yöneticilerin tamamı eğitsel kulüp dosyasının öğretmenlerce düzensiz ve özensiz hazırlandığını, dosyaların özgün nitelikte etkinlik raporları içermediğini ve dosyadaki evrakların kağıt üzerinde kulüp yönetmeliğine uygun şekilde doldurulduğunu ifade etmiştir. Buna ek olarak okul yöneticileri öğretmenler tarafından internetten etkinlik örneklerinin indirildiğini sadece tarih ve isimlerin değiştirilip imzaya sunulduğunu belirtmişlerdir. Yöneticilerin öğretmenlerin ezberci çalışmalarından ve kulüplere olan ilgisizliklerinden yakındıkları görülmüştür. Sonuç olarak araştırmada; öğrenci, öğretmen ve yöneticiler eğitsel kulüplerin kişisel gelişime, sosyalleşmeye önemli katkılar sunduğunu düşünmelerine rağmen çeşitli nedenlerden dolayı bu faaliyetlerin amaçlarına ulaşamadığını belirtmişlerdir. Uygulamaların amacına ulaşamamasındaki en önemli faktör etkinliklerin öğrenci ve öğretmen bazında zorlamalara dayanmasına bağlı olarak çalışmalara katılımdaki isteksizliktir. Kulüp faaliyetlerinin amacına ulaşabilmesi için yönetici, öğretmen ve öğrencilerin gönüllülük esasına dayanarak çalışmalara katılımının sağlanması gerekmektedir. Ayrıca akademik başarıya odaklı ve öğrenci başarısının sadece sınavlarda alınan puanlarla değerlendirildiği bir eğitim öğretim ortamında sosyal ve sportif yöndeki başarılar ikinci planda kalmaktadır. Öncelikle öğrencileri sınav yarışından alıkoyan, sosyal ve sportif olarak gelişimlerine olanak sağlayan bireyler yetiştirmeyi amaçlayan bir eğitim programının uygulanması sosyal ve bedensel yönden gelişmiş nesillerin yetişmesine olanak sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Eğitsel kulüp, sosyal kulüp, ders dışı etkinlik, eğitici kol çalışmaları

Ders dışı etkinliklerEğitsel kollarLise öğrencileri+3
Remzi Köprübaşı
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geleneksel konut mimarisinin günümüz kentleri içindeki analizi ve değerlendirilmesi: Çorum geleneksel konutları

Bir toplumun yerel kültürünü, sosyo-ekonomik yapısını, yapım tekniği ve malzemesini yansıtan geleneksel konut mimarileri bulundukları yörelere özgü karakter ve kimlik oluştururlar. Tamamen yerel verilerle ortaya çıkan bu konut yapıları son yıllarda teknolojinin gelişmesine bağlı olarak insanların istek ve beklentilerini karşılayamadıklarından yok olma sürecini girmişlerdir. Ayrıca hızla büyüyen kentlerde kentleşme sorunlarıyla yüz yüze kalan geleneksel konutların sayıları her geçen gün azalmakta, yoğun yapılar içinde görünürlüklerini kaybetmektedir. Bu nedenle kentlerin geçmişi ile geleceği arasında önemli bağlar kuran ve kentlere kimlik, toplumlara aidiyet veren kültürel mirasın korunmaları insanlığın sorumluluğunda olan bir eylemdir. Tekrar yenilenemeyecek ve kentlere kimlik veren kültürel mirasların geleceğe aktarılması için envanterinin çıkarılması ve günümüz kullanımlarının tespit edilmesi koruma çalışmalarında öncelikle yapılması gereken bir aşamadır. Bu kültürel mirasların envanterlerinin çıkarılması ile başlayan koruma çalışmaları yapının bulunduğu konum, kültür ve ihtiyaçlar doğrultusunda yapılacak analizlerle yeniden kullanımının sağlanması ile devam ettirilmelidir. Böylece bulunduğu kentle bütünleşen, toplumların günlük yaşamlarına dahil edilen yapılar sürdürülebilir bir şekilde geleceğe taşınacaktır. Bu tezin amacı Çorum Geleneksel Konutları örneğinde envanterleri çıkarılmış geleneksel konutların günümüzdeki durum ve kullanımları analizleri yapılarak bu konutları kent yaşamına dahil edilmesi için yeni işlev önerilerinin verilmesidir. Literatür ve alan çalışması yürütülen bu tezde Çorum kent merkezinde yer alan geleneksel konut dokuları yerinde gözlem, inceleme ve görüşmelerle ortaya konulmuş ve analiz edilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda Çorum kent merkezinde yer alan geleneksel konutların bakımsız ve çoğunun kullanımlarının uygun olmadığı görülmüş olup geleneksel kent dokusunun bozulduğu tespit edilmiştir. Kentlerin kimlikli bir şekilde büyümeleri ve geleceğe taşınmalarında referans niteliğinde olan geleneksel konutların korunmalarına yönelik yapılan bu tez çalışması ile Çorum geleneksel konutlarına kentin ihtiyaç, beklenti ve kültürüne uygun yeniden kullanım önerileri yapılmıştır.

Geleneksel konut mimarisiKentleşmeKültür+3
Furkan Karahan
Yozgat Bozok University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul 4. sınıf öğrencilerinde aile işlevselliğinin ve algılanan ödev başarılarının bazı değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, İlkokul 4.sınıf öğrencilerinin aile işlevselliklerinin belirlenmesi ve başta algılanan ödev başarısı olmak üzere çeşitli değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırma betimsel tarama modelinde bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemini 2016-2017 yılında Osmaniye ili merkez ilçesindeki 6 ilkokulda öğrenim gören 1000 4.sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada veriler, Bulut (1990) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Aile Değerlendirme Ölçeği" (ADÖ), Hong ve Milgram (1996, 1998, 2001) tarafından geliştirilen ve İflazoğlu (2005) tarafından uyarlanan "Algılanan Ödev Başarı Ölçeği" ve demografik özellikleri Bacanlı tarafından (1997) geliştirilen ve araştırmacı tarafından düzenlenen ''Kişisel Bilgiler Formu'' ile toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler araştırmanın genel ve alt amaçları doğrultusunda SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı analizi kullanılmıştır. Araştırma bulguları araştırmaya katılan öğrencilerin gereken ilgiyi gösterme alt boyutunda aile işlevlerini sağlıksız olarak algıladıklarını; problem çözme, iletişim, roller, davranış kontrolü, duygusal tepki verebilme ve genel işlevler boyutlarında sağlıklı olarak algıladıklarını göstermiştir. Algılanan ödev başarı ölçeğinde ise araştırmaya katılan öğrencilerin kendi algıları doğrultusunda belirlenen ödev başarılarının yüksek olduğu görülmüştür. Aile işlevsellik puanları ile algılanan ödev başarı puanları arasında pozitif yönde düşük bir korelasyon olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin cinsiyete göre aile işlevselliği puanları incelendiğinde kız öğrenciler lehine anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Öğrencilerin aile işlevselliği puan ortalamaları ile toplam çocuk sayısı arasında anlamlı fark olduğu görülmüştür. Bulunan bu anlamlı farkın toplam çocuk sayısının artışı lehine olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin aile işlevselliği puan ortalamaları ile baba eğitim durumu arasında anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Bulunan bu anlamlı farkın iletişim, roller, duygusal tepki verebilme, gereken ilgiyi gösterme boyutlarında ve hiçbir okul mezunu olmayan ya da ilkokul, ortaokul mezunu olan babalar lehine olduğu görülmektedir. Öğrencilerin aile işlevselliği puan ortalamalarının anne eğitim durumuna göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için yapılan inceleme de bulunan anlamlı farkın tüm alt boyutlarda ve hiçbir okul mezunu olmayan ya da ilkokul/ortaokul mezunu olan anneler lehine olduğu görülmüştür. Öğrencilerin aile işlevselliği puanları sosyo-ekonomik düzeylerine göre incelendiğinde problem çözme boyutu dışındaki alt boyutlarda anlamlı fark olduğu belirlenmiştir. Buna göre problem çözme boyutu hariç diğer tüm boyutlarda alt sosyo-ekonomik düzeye sahip olan ailelerde aile işlevselliği daha yüksek görülmüştür. Öğrencilerin algılanan ödev başarı ölçeği puanlarının cinsiyet değişkeni ile arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılan incelemede kızların lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Öğrencilerin kardeş sayıları, anne baba eğitim durumları ve sahip oldukları sosyo-ekonomik düzeyleri ile algılanan ödev başarı ölçeğinden alınan puanlar arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılan incelemede ise anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Araştırma sonuçları öğrencilerin öğretmen ve velileri ile paylaşılabilir. Böylece velilerde aile işlevselliği konusunda farkındalık oluşturulabilir. Aile işlevselliği konusunda çeşitli seminer ve programlar düzenlenebilir. Anahtar kelimeler: Aile, aile işlevselliği, algılanmış ödev başarısı, ödev.

AileAile işlevleriBaşarı+6
İlhan Ecem Tapanyiğit Solmaz
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Adana'da anlatılan fıkraların mizah teorileri, bağlam, işlev ve yapı açısından incelenmesi

Fıkra, Türk halk edebiyatına ait anlatı türlerinden biridir. Fıkra anlatma geleneği, geçmişten günümüze yaygın bir şekilde devam etmektedir. Eski dönemlerden beri insanların eğlenmek, hoşça vakit geçirmek, yapılan işi kolaylaştırmak vb. gibi amaçlarla fıkralar anlattıkları görülmektedir. Fıkra, ait olduğu toplumun mizah anlayışını yansıtmaktadır. Bu nedenle bir toplumun mizaha bakışını ve mizah anlayışını algılayabilmek için o toplumun fıkra anlatma geleneğini incelemek gerekmektedir. Fıkraların ve fıkra anlatma geleneğinin daha iyi anlaşılabilmesi için bu konuda yapılan çalışmalar da önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Adana'da anlatıldığı tespit edilen fıkralar, mizah teorileri, bağlam, işlev ve yapı açısından incelenmiştir. Söz konusu çalışma ile Türk dünyasındaki fıkra derleme ve inceleme çalışmalarına katkı sağlanması amaçlanmıştır. "Adana'da Anlatılan Fıkraların Mizah Teorileri, Bağlam, İşlev ve Yapı Açısından İncelenmesi" adlı bu çalışma, yedi ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm olan "Giriş" bölümünde araştırmanın amacı, önemi ve yöntemi hakkında bilgi verilmiştir. Araştırma alanı olan Adana'nın coğrafi yapısı, nüfus durumu, ekonomik yapısı, tarihi yapısı ve sosyo-kültürel yapısı tanıtılmıştır. Araştırma konusuyla ilgili olarak daha önce yapılan çalışmalar hakkında değerlendirmeler yapılmıştır. Mizah kavramı, mizah teorileri ve bağlam merkezli halkbilimi kuramları (işlevsel halkbilimi yöntemi, performans teori) hakkındaki bilgilere bu bölümde yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümü, "Fıkra Kavramı ve Türk Fıkralarına Teorik Bir Bakış" başlığını taşımaktadır. Bu bölümde, fıkra Kavramı ve Türk fıkralarının biçim, dil-üslup ve içerik özellikleri üzerinde durulmuştur. Aynı zamanda, fıkraların diğer türlerle ilişkisi, Türk fıkralarıyla ilgili tasnif denemeleri ve Türk dünyasında fıkra kavramının kullanımı bu bölümde üzerinde durulan diğer konulardır. Çalışmanın üçüncü bölümünde Adana'da anlatılan fıkralar öncelikle tiplerine göre tasnif edilmiştir. Tip tasnifinin yanısıra, fıkraların biçim, dil-üslup ve içerik özellikleri üzerinde durulmuştur. "Adana'da Anlatılan Fıkraların İcra Bağlamı" başlığını taşıyan dördüncü bölümde, fıkra anlatıcılarının, dinleyicilerin ve icra ortamının özellikleri performans teoriye göre incelenmiştir. Derleme çalışmaları sırasında, fıkra metinlerinin yanısıra performansı belirleyen unsurlar da tespit edilmiştir. Bu nedenle, derlemeler video ile kayıt altına alınmış ve bu görüntüler izlenerek performans teori bağlamında değerlendirmeler yapılmıştır. Buna göre, fıkra anlatıcılarının ve dinleyicilerin icraya etkileri, fıkra ortamını etkileyen dış etmenler, fıkraların icra zamanı ve fıkraların icra edildiği mekanlar bu bölüm kapsamında değerlendirilmiştir. Çalışmanın beşinci bölümü "Adana'da Anlatılan Fıkraların İşlevleri Açısından İncelenmesi" başlığını taşımaktadır. Dördüncü bölümde, Adana'da anlatılan fıkraların işlevleri esas alınmıştır. Söz konusu işlevler, fıkra metinlerinden ve derleme kayıtlarından yola çıkılarak altı başlık altında incelenmiştir. Çalışmanın altıncı bölümünde, Adana'da anlatılan fıkralar mizah teorileri açısından ele alınmıştır. Bu fıkraların incelenmesi sırasında esas alınan mizah teorileri üstünlük teorisi, uyumsuzluk teorisi ve rahatlama teorisidir. Fıkralarda gülmeyi sağlayan unsurlar, söz konusu mizah teorileri kapsamında ele alınmıştır. Çalışmanın "Sonuç" bölümü olan yedinci bölümde Prof. Dr. Dursun Yıldırım'ın tip tasnifine göre Adana'da anlatılan fıkra metinleri tasnif edilmiştir. Bu bölüm, "Yazılı Bilgi Kaynakları", "Sözlü Bilgi Kaynakları", "Genel Ağ Kaynakları", "Yerel Kelimeler Sözlüğü" ve "Özgeçmiş" ile sona ermiştir. Anahtar Kelimeler: Halk edebiyatı, fıkra, mizah teorileri, bağlam, işlev, yapı.

AdanaBağlamFıkralar+3
Esra Tarhan
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Toplum Ruh Sağlığı Merkezi'ne (TRSM) kayıtlı psikotik bozukluğu bulunan hastaların TRSM programına katılım sıklıklarına göre sosyal işlevsellik,içgörü ve ilaç uyumu açısından karşılaştırılması

Bu çalışmada Toplum Ruh Sağlığı Merkezi'ne (TRSM) kayıtlı hastaların TRSM programına katılım sıklıklarına göre sosyal işlevsellik, içgörü ve ilaç uyumu açısından karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, Şahinbey Toplum Ruh Sağlığı Merkezi'ne Mart 2017 itibariyle en az bir yıldır kayıtlı olan şizofreni, şizoaffektif bozukluk ve belirlenmemiş organik olmayan psikoz tanısı almış, 20-70 yaşları arasında (X̅= 42.70±10.07), 10'u kadın, 95'i erkek olmak üzere 105 hastadan oluşmaktadır. Veri toplama araçları olarak Sosyo-demografik Bilgi Formu, Sosyal İşlevsellik Ölçeği, İçgörünün Üç Bileşenini Değerlendirme Ölçeği ve Morisky Uyum Ölçeği kullanılmıştır. Çalışma sonucunda TRSM programına katılım sıklığı fazla olan hastaların sosyal işlevsellik ve içgörü açısından daha iyi düzeyde oldukları ve düşük düzeyde ilaç uyumuna sahip hastaların orta ve yüksek düzeyde uyuma sahip hastalara göre anlamlı düzeyde daha az katılım gösterdikleri saptanmıştır. Elde edilen bulgular literatür doğrultusunda tartışılmıştır.

HastalarPsikotik bozukluklarToplum ruh sağlığı hizmetleri+7
Begüm Kaya
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Madde bağımlılarının erken dönem uyumsuz şemaları ve işlev bozucu baş etme biçimleri: Şema terapi perspektifinde bir inceleme

Bu araştırmada belirlenen temel sorular çerçevesinde madde bağımlılarının çeşitli demografik özellikleri, erken dönem uyum bozucu şemaları ve işlev bozucu başa çıkma biçimleri incelenmiştir. Araştırma Konya' da madde bağımlılarının hastane sonrasında sosyal rehabilite çalışmalarını yürüten Sosyal Rehabilitasyon Derneğinde yürütülmüştür. Araştırmaya 50 madde bağımlısı olan kişi ve 50 tane de madde kullanmayan kişi katılmıştır. Araştırmada hem olgu grubunun hem de karşılaştırma grubunun cinsiyet özellikleri, yaşları ve araştırmaya katılan kişi sayıları benzerdir. Bu çalışmada demografik bilgi formu, Young Şema Ölçeği Kısa Formu 3, Young Rygh Kaçınma Ölçeği ve Young Telafi Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın temel sorularına cevap bulmak için ki kare ve t testi kullanılmıştır. Yapılan analizler neticesinde madde bağımlısı olan grubun karşılaştırma grubuna kıyasla YŞÖ KF-3, YR-KÖ ve YTÖ ölçeklerinden anlamlı olarak yüksek puan aldıkları tespit edilmiştir. Madde bağımlısı olan grup karşılaştırma grubuna göre tüm şema boyutlarından ve kaçınma ile telafi ölçeklerinde yer alan tüm alt boyutlardan anlamlı olarak daha yüksek puan almıştır. Anahtar Kelimeler: erken dönem uyum bozucu şemalar, kaçınma baş etme biçimi, aşırı telafi

BağımlılıkBaşa çıkmaErken dönem uyum bozucu şemalar+3
Muhammed Arıkan
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Obsesif kompulsif bozukluk'ta işlev kaybı ve risk etmenleri (Kontrollü kesitsel bir çalışma)

Giriş: Obsesif Kompulsif Bozukluk(OKB), tekrarlayıcı obsesyon ve/veya kompulsiyonların olduğu , genellikle süreğen, kimi zamanda tekrarlayıcı gidiş gösteren , kişinin günlük işlevlerini belirgin olarak etileyen bir rahatsızlıktır. İşlevsellik tüm vücut fonksiyonlarını, aktivite ve katılımlarını kapsayan genel bir kavramdır. OKB kişinin sosyal ilişkilerini, mesleki işlevselliğini ve yaşam kalitesini olumsuz olarak etkilemektedir. Depresyonda da işlevsellik kaybı görünmesine depresyonda işlevsellik kaybının OKB ile şizofreniye oranla daha az olduğu saptanmıştır. Hastalıkların işlevsellik düzeylerini daha kısa ölçeklerle değerlendiren çalışmalar olsa da kapsamlı bir ölçek ile karşılaştırma yapan çalışma sayısı azdır. Amaç: Bu tez çalışmasında amaç Obsesif Kompulsif Bozukluğa sahip bireylerin işlevsellik ve işlevsellikte kayıp derecelerinin ölçülmesi ve kayba ilişkin risk etmenlerinin belirlenmesi ve işlevsellikte kayıp düzeylerinin depresyon hastalarının işlevsellikte kayıp düzeyleri ile karşılaştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: DSM-IV-TR tanı ölçütlerine göre Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) ve Major Depresif Bozukluk (MDB) tanısı konulmuş hastalardan çalışmaya katılmayı kabul eden ve çalışmaya dahil olma ölçütlerini karşılayan 60 OKB ve 60 MDB hastasından oluşmaktadır. Çalışmaya katılan hastalara SCID-I/CV psikiyatrik tanı değerlendirilmesi yapıldıktan sonra sosyodemografik veri formu, obsesif kompulsif belirtilerin türü ve şiddetini saptamak için Yale-Brown Obsesyon Kompulsiyon Ölçeği (YBOKÖ) - YBOKÖ Belirti Kontrol Listesi, depresif belirtilerin şiddetini 86 saptamak için Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeği (HDDÖ), anksiyete şiddetini saptamak için Hamilton Anksiyete Derecelendirme Ölçeği ve sosyal işlevsellik düzeyini belirlemek için hasta ve hasta yakınlarına Sosyal İşlevsellik Ölçeği (SİÖ) uygulandı. Tek değişkenli çözümlemelerde parametrik durumlarda Student's t testi; ANOVA ve Pearson korelasyonu; parametrik olmayan durumlarda Kruskal Wallis ANOVA ve Mann Whitney U önemlilik testleri ve Spearman's Rho korelasyonu kullanılmıştır. Bulgular: Depresyon hastalarında eğitim düzeyi ile işlevsellik düzeyinde artış saptanmıştır. Ayrıca evli olmayanlarda öncül sosyal etkinlik ve bağımsızlık performans puanları yüksek bulunmuştur. Genç bireylerde sosyal etkinlik puanlarında artış saptanmış olup; hastaneye yatışı olan depresyon hastalarında bağımsızlık performans puanları düşük saptanmıştır. OKB hastalarında en sık olarak kirlenme, kuşku, saldırganlık obsesyonları; temizleme/yıkama, kontrol etme, tekrarlama kompulsiyonları daha sık saptanmıştır. Saldırganlık obsesyonu, kuşku obsesyonu ve kontrol kompulsiyonlarının kişilerin işlevsellik düzeylerine olumsuz etkisi olduğu saptanmıştır. Evli olmayan OKB hastalarında mesleki işlevsellik; eğitim düzeyi yüksek olan OKB hastalarında öncül sosyal etkinlik, mesleki işlevsellik ve kişiler arası işlevsellik puanları yüksek bulunmuştur. Depresyon hastalarıyla benzer olarak hastaneye yatışı olan OKB hastalarının işlevsellik düzeyleri düşük saptanmıştır. Sonuç: OKB ve Depresyon hastaları bir arada değerlendirildiğinde eğitim düzeyinin ve hastaneye yatışların ortak olarak işlevsellik üzerine etkisi olduğu görülmüştür. Bu sebeple eğitim düzeyinin toplum bazında arttırılması, bireylerin eğitim kurumlarına yönlendirilmesi tedavi sürecini desteklemek açısından önemlidir. Bunun birlikte hastaneye yatış yerine mümkün olduğunca hızlı ve etkili bir biçimde ayaktan tedavi sürecinin tercih edilmesinin işlevsellik üzerine olumlu etkisi olacaktır.

DepresyonObsessif kompülsif bozuklukRisk faktörleri+2
Ecenur Aydın Aşık
Manisa Celal Bayar University
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şizofreni hastalarına verilen psikososyal beceri eğitiminin hastaların işlevsel iyileşme düzeylerine etkisi

Bu araştırma, şizofreni hastalarına verilen psikososyal beceri eğitiminin hastaların işlevsel iyileşme düzeylerine etkisinin belirlenmesi amacıyla ön test-son test kontrol gruplu yarı deneme modeli olarak planlanmış ve yapılmıştır. Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi polikliniklerinde araştırmanın yapıldığı tarihlerde DSM-IV tanı ölçütlerine göre şizofreni tanısı almış, ayaktan takip ve tedavisi yapılan, tüm hastalar araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemini ise araştırma kriterlerine uyan 50 deney ve 50 kontrol grubu hastası olmak üzere toplam 100 hasta oluşturmuştur. Veriler, 20 Eylül 2010- 21 Mart 2011 tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu ile Şizofreni Hastalarında İşlevsel İyileşme Ölçeği (ŞİLÖ) kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesine yüzdelik, aritmetik ortalama ve standart sapma, yates düzeltmeli ki-kare analizi, bağımlı ve bağımsız gruplarda t testi kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubundaki hastaların %68'ini erkek hastalar, %32'sini kadın hastalar oluşturmaktadır. Deney grubundaki hastaların %52'si, kontrol grubundaki hastaların ise %62'sini 36 yaş ve üzeri hastalar oluşturmaktadır. Deney grubunda ön test ŞİLÖ toplam puan ortalaması 49.00 ± 10.91, son test puan ortalaması ki 58.02 ± 9.96 olduğu ve gruplar arasındaki farkın ileri düzeyde önemli olduğu (p<0.001), kontrol grubunda ön test ŞİLÖ toplam puan ortalaması 50.30 ± 10.47, son test puan ortalaması 51.46 ± 10.00 olduğu ve gruplar arasındaki farkın önemli olduğu (p<0.05) bulunmuştur. Son testte kontrol grubundaki puan artışı 1.39 iken deney grubunda bu fark 9.02 puandır. Son testte deney ve kontrol grubu arasındaki fark karşılaştırıldığında, deney grubundaki artışın istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı olarak daha yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0.001). Sonuç olarak, çalışmamızda uygulanan psikososyal beceri eğitiminin şizofreni hastalarında işlevsel iyileşme düzeyini artırmada etkili olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: İşlevsel İyileşme Düzeyi, Psikososyal Beceri Eğitimi, Şizofreni

HemşirelikSosyal beceri eğitimiTedavi+2
Nurcan Gönüllüoğlu
Gaziantep University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Elazığ fıkraları ve fıkra tipleri (Bağlam merkezli bir inceleme)

Bu çalışmada Elazığ'da derlediğimiz fıkraları ve bu fıkralardaki fıkra tiplerini ele aldık. Çalışmanın özelliği, Elazığ'da derlenen fıkralar üzerine bağlam merkezli bir bakış açısıyla yapılan müstakil bir çalışma olmasıdır. Tezin genel başlıkları şunlardır: "Elazığ ile İlgili Genel Bilgiler", "Fıkra", "İşlevleri Açısından Elazığ'da Derlenen Fıkralar", "İcra Bağlamı Açısından Elazığ'da Derlenen Fıkralar", "Elazığ'da Derlenen Fıkralarda Fıkra Tipi", "Fıkra Tiplerine Göre Elazığ'da Derlenen Fıkraların İcra Bağlamları", "Sonuç", "Kaynakça", "Ekler". Fıkralar, anlatmaya bağlı folklor ürünleridir. Bu çalışmada fıkralar sahadan derlenirken bağlamı ile birlikte derlenmiş; böylece fıkraların icra bağlamına göre özellikleri ve işlevleri tespit edilebilmiştir. Sadece metni derlemek, fıkrayı eksik değerlendirmektir. Çünkü her folklor ürünü özel bir metindir ve anlatıcısından, anlatılma ortamından bağımsız düşünülemez. Bu bakımdan kaynak kişiler ve anlatma ortamlarıyla birlikte anlatıların sosyal hayatta hangi işlevleri yüklendiği de çalışmamızda yer almıştır. Ayrıca derlenen Elazığ fıkralarının fıkra tipleri de tespit edilmiştir. Anahtar sözcükler: Elazığ, fıkra, fıkra tipi, kuram, işlev, bağlam

BağlamElazığFıkralar+2
Aybala Dikbaş
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Modern bir problem olarak geleneksel sanatlarda işlev

Modern düşünce temelinde sosyoloji, antropoloji, felsefe ve sanat gibi alanlarda işlevsellik kavramı önemli tartışma konularından birine işaret etmektir. Alanlara ilişkin çalışma yürüten tarafların yapmış oldukları işlev ve işlevsellik tanımlamaları zamanla kavramların bulanıklaşmasına neden olmuştur. Sanat alanı bağlamında ele aldığımız bu işlev kavramı, nesnelerin işlev problemi olarak da adlandırılabilecektir. Nesnelerin işlevine ilişkin değerlendirme yapabilmek öncelikli olarak insanın algı ve yaşam koşulları temelinde, nesnenin var oluşuna ilişkin düşünmeyi gerektirmektir. Bir nesnenin var oluşu, o nesneye karşı duyulan ihtiyaçla ilişkili olarak görülmektedir. Özne, bulunduğu kültür ortamından yararlanarak nesneye bir işlev ya da bir anlam vermektedir. Nesnenin var oluş sürecinde özneye olan bu bağlılığı ona kimlik kazandırmaktadır. Bir amaca uygunluğu ifade eden işlev kavramı, öznenin nesneye kazandırdığı kimlik noktasında kendisini göstermektedir. O halde işlev kavramı, nesnenin kendi varlık nedeninin dışında, öznenin ideolojisini taşıyan soyut kavramsallaşmayı ifade etmektedir. Sanat alanı bağlamında ele aldığımız işlev kavramı özellikle sanatçı ve sanat eseri düşünmeyi gerektirmektedir. Sanat faaliyeti sürecinde nesneden faydalanan sanatçı, bulunduğu toplum içerisindeki etmenlere göre nesneye olan bakış açısını değiştirmekte ve nesnelere çeşitli anlamalar ve işlevler yüklemektedir. Araştırmamız temelinde ilkel dönemlerden başlayarak modern döneme kadar geleneksel olarak da tanımlanan süreç, nesnelerin işlevselliği tartışması bağlamında açıklanmış ve nesne, üreticisi ve üreticisinin bulunduğu sosyo-kültürel ortam bağlamında düşünülerek ele almıştır. Bu doğrultuda geleneksel ürünün/eserin işlevselliğine ilişkin çıkarım yapmak mümkün olup, modern ürünün/eserinde tıpkı diğer ürünler/eserler gibi işlevselliğini koruduğu görülmektedir. Ürün/eser söz konusu olduğunda her dönem, temelde aynı göstergeden hareket ederek nesnelere anlam yüklemekte ancak dönemlerin toplumsal değişimleri ile birlikte bu durumu, açık veya örtük bir biçimde sunulmaktadır.

Modern sanatSanat eserleriİşlev Teorisi+1
Kübra Atay
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul programı oyun ve fiziki etkinlikler dersinin işlevselliğinin ve geleneksel çocuk oyunlarının uygulanabilirliliğine göre incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ilkokul programı oyun ve fiziki etkinlikler dersinin işlevselliğinin ve geleneksel çocuk oyunlarına uygulanabilirliliğine göre incelenmesidir. Bu araştırma ile sınıf öğretmenlerinin ilkokul programı oyun ve fiziki etkinlikler dersini nasıl işledikleri ve ne tür problem yaşadıkları tespit edilmiştir. Ayrıca araştırmacı tarafından geleneksel çocuk oyunları belirlenerek öncelikle bu oyunların öğretmenlerin bilgi düzeyinin ve öğretim sürecinde kullanma sıklığının ne derecede olduğu da araştırılmıştır. Araştırma tarama modelinde olup, betimsel bir nitelik arz etmektedir. Araştırmanın çalışma grubu, 2012-2013 eğitim-öğretim Muş, Elazığ, Malatya ve Şanlıurfa illerinde görev yapan sınıf öğretmenlerinden oluşmaktadır. Veriler araştırmacı tarafından öğretmenlere anket uygulayarak elde edilmiştir. Bunun için araştırmacı tarafından hazırlanan anket sınıf öğretmenlerine uygulanmıştır. Verilerin analizi aşamasında, SPSS istatistik paket programı aracılığı ile % frekans, aritmetik ortalama, x², bağımsız gruplar t testi, tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Araştırmaya katılanların % 44,7'si erkek ve % 55,3'ü ise de bayandır. Sınıf mevcudu türüne göre araştırmaya katılanların, % 14.7'si 20 ve altı, % 49,8'i21-30, % 29.9'u31-40 ve % 5.7'si 41 ve üzeri sınıf mevcuduna sahiptir. Mesleki kıdem değişkenine göre araştırmaya katılanların % 24,4'ü 1-5 yıl, %25,3'ü 6-10 yıl, % 18.9'u 11-15 yıl, % 14,7'si 16-20 yıl ve % 16.6'sı ise 21 yıl ve üstü mesleki kıdeme sahiptir. Mezun olunan okul türüne göre, araştırmaya katılanların %13,0'üEğitim Enstitüsü-Eğitim Yüksek Okulu mezunu, % 81,5'i Eğitim Fakültesi Lisans mezunu ve % 5,5'i Diğer Lisans Programları mezunlarından oluşmaktadır. Araştırmaya katılan sınıf öğretmenlerinin "Sanal oyunların çocukları hapsettiği günümüzde geleneksel çocuk oyunlarına ihtiyaç daha çoktur", "Bilgisayar başında geçirilen oyunlar çocukları anti-sosyal hale getirmektedir", "Günümüz çocukları bilgisayar oyunlarıyla şiddete yönelmektedirler", Bilgisayar oyunlarıyla saatlerce hareketsiz kalan çocuklar obezite hastalığına yakalanmaktadırlar", "TV ve bilgisayar gibi teknolojik ürünler çocuklarda dikkat eksikliğine sebep olmaktadır" görüş maddelerine tamamen katıldıkları görülmüştür. Araştırmaya katılan sınıf öğretmenlerinin , "Oyun ve Fiziki Etkinlikler dersinde geleneksel çocuk oyunlarına yoğun bir şekilde yer verilmesi gerektiğini düşünüyorum", "Fiziksel etkinlik kartları derslerde işimi kolaylaştırıyor", "Oyun ve Fiziki Etkinlikler dersinde geleneksel çocuk oyunlarını oynatırım" görüş maddelerine katıldıkları görülmüştür. Araştırmaya katılanların mesleki kıdem değişkenine göre oyun ve fiziki etkinlikler dersine ilişkin görüşlerine yapılan varyans analizi sonucunda anlamlı farklılık bulunmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Oyun ve fiziki etkinlikler, geleneksel çocuk oyunları, oyun ve fiziki etkinlikler dersi, sınıf öğretmeni

Bireysel ve toplu etkinlik dersiDers dışı etkinliklerDers programları+6
İbrahim Celayir
Fırat University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bilim ve sanat merkezleri'nin etkililiği ve işlevselliğine ilişkin öğretmen, öğrenci, yönetici ve uzman psikolojik danışmanların görüşleri

Gelişimin hayatın her alanında hızla gerçekleştiği bir çağda devletler politikalarını bu hıza ayak uydurabilmeye yönelik yapmaktadırlar. Yönetici potansiyeline sahip, geleceğin lideri olan bireyleri yetiştirmek bir devletin geleceğine yapabileceği en büyük yatırım olacaktır. Buna yönelik olan eğitim politikaları üstün yetenekliler eğitimine büyük yer vermektedir. Türkiye'de Bilim ve Sanat Merkezleri üstün yetenekli bireylerin eğitimi için kurulmuş olan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bir kurumdur. Çalışmanın amacı, Elazığ Bilim ve Sanat merkezlerinin etkililiği ve işlevselliğinin belirlenmesidir. Araştırma, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Elazığ il merkezinde Bilim ve Sanat Merkez'ine devam eden öğrenciler, aynı dönemde merkezde görev yapmakta olan yönetici ve öğretmenler ile Elazığ Rehberlik ve Araştırma Merkezinde görev yapmakta olan uzman psikolojik danışmanlar üzerinde yürütülmüştür. Çalışmada nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise N-Vivo 11 programından yararlanılmıştır. Yapılan analizlere göre üstün yetenekli öğrencileri tanılama sürecinde eksik yönler olduğu, uygulanan eğitim programlarına ilişkin etkinliklerin bazı yönlerle geliştirilmesi gerektiği, öğrencilerin örgün eğitimle beraber BİLSEM'e devam etmelerinin sıkıntı oluşturduğu ve devamsızlık problemlerinin yaşandığı, BİLSEM'in fiziki şartlarının bazı yönlerden yetersiz olduğu, BİLSEM ile veliler arasındaki iletişimde problemler yaşandığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Üstün yetenek, Üstün zeka, Bilim Sanat Merkezi, Zeka, Yetenek

Bilim ve sanat merkezleriEtkililikEğitim programları+3
Taha Kaan Bulut
Fırat University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Özel gereksinimli çocukların rehabilitesinde ailelerin işlevsellik düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu çalışmanın temel amacı; özel gereksinimli çocuklara sahip ailelerin çocuklarının eğitimleri konusundaki farkındalık durumlarını, ailelerin sergiledikleri tutum ve davranışları ve çocukların rehabilitesinde ailelerin rehabilitasyona katılım düzeylerini belirlemektir. Araştırmada, özel gereksinimli çocukların rehabilitesinde ailelerin işlevsellik düzeylerinin incelenmesi amacıyla nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada, verilerin elde edilmesinde Abaoğlu(2015)tarafından geliştirilen Rehabilitasyonda Aile İşlevselliği ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu ise Isparta il ve ilçe merkezlerinde bulunup bir yıldır rehabilitasyon programlarına devam eden özel gereksinimli çocuklara sahip 315 aileden oluşmaktadır. Verilerin analizinde ise istatistiksel SPSS 23.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmada Skweness-Kurtosis testi, Levene testi, Games-Howell testi ile Kruskal Wallis H testi, Mann- Whitney U, Tamphane's T2 testleri ile veriler analiz edilmiştir. Ayrıca araştırmada; frekans, minimum, maksimum, ortalama, standart sapma, alt sınır, üst sınır, ortalama fark gibi betimsel değerlerden yararlanılmıştır. Araştırmada sonucunda, özel gereksinimli çocuklara sahip anne ve babaların yaşları, eğitim durumları ve aylık gelirin ailenin tutum ve davranış düzeyi ile ailenin rehabilitasyonakatılım düzeyi üzerinde etkili olmadığı, ancak çocuğun sahip olduğu yetersizlik türünün ailenin tutum ve davranış düzeyi ile ailenin rehabilitasyona katılım düzeyini etkilediği belirlenmiştir. Bununla birlikte, özel gereksinimli çocuğa sahip anne ve babaların yaşları, anne eğitim düzeyi ve aylık gelirin ailenin toplumsal katılım düzeyini etkilemediği, ancak baba eğitim düzeyi ile özel gereksinimli çocuğun yetersizlik türünün ailenin toplumsal katılım düzeyi üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir.

AileAile eğitimiFarkındalık+4
Asiye Kılıç
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Modern kentte üretilen türkülerin ve bunların icra ortamlarından türkü barların, işlev kuramı açısından incelenmesi

Bu çalışmada, türkü barlar ve modern kent ortamında üretilen türkülerin işlevleri üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde, türkü bar adından hareketle, söz konusu olan bu mekânlarda icra edilen müziğin türkü olup olmadığı tartışılmıştır. Sonuç olarak, alışılagelmiş tanımlamaların dışında bir halk müziği ve türkü tanımlamasına ihtiyaç olduğu görülmüş ve bu yönde çağdaş tanımlamalara ulaşılmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde ise, türkü barların oluşum gelişim süreci ele alınmış, bu mekânların oluşumuna etki eden faktörler tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümü, türkü barlar ve türkü barlarda icra edilen müziğin işlevinin ne olduğunun tespitine ayrılmıştır.Bütün bu çözümlemelerden sonra, modern kentte yaşayan bazı halk gruplarının, sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarından doğduğu anlaşılan türkü barların ve türkü barlarda icra edilen müziğin, hoş vakit geçirtme, eğlendirme ve estetik haz işlevi; kültürü gelecek kuşaklara taşıma ve eğitim işlevi; aidiyetlik duygusu yaratma ve kimlik kazandırma işlevi; baskılardan kurtarma, rahatlatma ve etkinliği azaltma işlevi; protesto işlevi, propaganda ve kamuoyu oluşturma işlevi; tarihsel veri olma işlevi gibi işlevlerinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Halk bilimiHalk kültürüHalk müziği+5
Gürbüz Gözüm
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hatay yöresi yörük fıkraları

Sözlü ve elektronik kültür ortamında karşımıza çıkan fıkralar, günlük yaşamı konu edinmiş, farklı işlevlere hizmet etmiş düz yazı biçimindeki bir anlatı türüdür. Güldürmenin yanı sıra toplumsal kurallara yer veren ve bunu eleştirel yolla gerçekleştiren fıkralar aynı zamanda bir iletişim aracıdır. Bu bağlamda fıkralar, insanlara düşüncelerini ve hayat tarzlarını aktarma imkânı sunmuştur. "Hatay Yöresi Yörük Fıkraları" isimli bu çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümü "Giriş"tir. Bu bölümde araştırmanın konusu, problemi, amacı, önemi, yöntemi ve kapsamı hakkında bilgiler verilmiştir. Araştırmamızın ikinci bölümü olan "Yöntem" bölümünde sahada elde edilen verileri tahlil etmekte kullanılmış "Mizah teorileri" ve "İşlevsel halk bilimi kuramı" ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Üçüncü bölüm olan "Bulgular" bölümünde ise yöreyle ilgili fıkraları daha iyi analiz etmek için "Araştırma Alanı ile İlgili Bilgiler, Yörükler Hakkında Genel Bilgiler, Araştırma Konusuyla İlgili Yapılan Çalışmalar, Kavramsal Çerçeve ve Fıkra Anlatma Geleneğine Genel Bir Bakış" başlıkları altında bilgi verilmiştir. Hatay yöresi Yörük fıkraları biçim, içerik, dil ve üslup açısından değerlendirilmiş; mizah teorileri bağlamında; işlevsel halk bilimi kuramı bağlamında Hatay yöresi Yörük fıkralarının tahlili yapılmıştır. Hatay yöresi Yörük fıkralarındaki kişiler tespit edilmiştir. Çalışmanın "Tartışma ve Sonuç" bölümünde derlenen fıkralarla ilgili değerlendirme yapılmıştır. Çalışmanın bulgular bölümünde verilen tespitler doğrultusunda bir sonuç elde edilmiştir.

FıkralarHalk bilimiHatay+3
Sermin Köz
Çağ University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Tek seviyeli lomber mikrodiskektomi sonrası erken dönemde yapılan aerobik egzersizin ağrı, fonksiyonellik ve işe dönüş üzerine etkisi

Bu çalışma, ilk kez tek seviyeli lomber mikrodiskektomi yapılan hastalarda cerrahiden 1 ay sonra başlanan aerobik egzersizin ağrı, fonksiyonellik ve işe dönüş üzerine olan etkilerini araştırmak üzere planlandı.Çalışmaya alınmak üzere 130 hasta değerlendirildi ve bunların 40'ı çalışmaya dahil edildi. 40 hastadan Ankara'da ikamet eden 18'i aerobik egzersiz grubuna, 22'si ev egzersiz programı verilen kontrol grubuna ayrıldı. Her iki gruba da ev egzersiz programı verildi. Aerobik egzersiz grubuna ek olarak cerrahiden 1 ay sonra başlanan toplam 20 seanslık yürüyüş bandı egzersizi verildi. Hastaların bel ve bacak ağrıları VAS (Visual Analogue Scale) skoru ile, fonksiyonellikleri Roland-Morris Özürlülük İndeksi ile, işe geri dönüşleri ise cerrahi sonrası işe dönmelerine kadar geçen gün sayısı ile değerlendirildi. Değerlendirmeler cerrahi öncesi son 1 hafta içinde, cerrahi sonrası 2. ayda ve cerrahi sonrası 8. ayda yapıldı.Her iki grupta da cerrahi öncesine göre cerrahi sonrasında, bel ve bacak ağrısı VAS skorları ile fonksiyonellik skorlarında anlamlı düzelmeler elde edildi. Fonksiyonel iyileşme, egzersiz programının hemen bitiminde aerobik egzersiz grubunda kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha fazlaydı. Ağrı skorları ve işe geri dönüş açısından aerobik egzersizin cerrahiye ek katkısı saptanmadı.Bu çalışmanın sonuçları gösteriyor ki, ilk kez yapılan tek seviyeli lomber mikrodiskektomiden 1 ay sonra yapılmaya başlanan aerobik egzersiz, ev egzersiz programına göre daha fazla fonksiyonel düzelme ile sonuçlanmaktadır. Ancak egzersiz programına devam edilmezse, fonksiyonel iyileşme de devam etmemektedir. Bizler, tek seviyeli lomber mikrodiskeketomi olan uygun hastaların cerrahiden 1 ay sonraki dönemde aerobik egzersiz yapmak için teşvik edilmelerini önermekteyiz. Tek seviyeli mikrodiskektomi sonrası erken dönemde yapılan aerobik egzersizin faydalarını göstermek için daha fazla sayıda hasta içeren, ileriye dönük, randomize kontrollü çalışmaya ihtiyaç vardır.

AerobikAğrıBel ağrısı+5
Aslı (gençay) Can
Gazi University
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de Kamu Denetçiliği Kurumu, hukuki yapısı ve işlevselliği

Tarihsel geçmişi 18. yüzyıla dayanan Ombudsmanlık Kurumu ilk defa İsveç'te 1809 yılında faaliyet göstermeye başlamıştır. Günümüzde halkın doğrudan, hızlı, etkin, verimli ve herhangi bir bedel ödemeden ulaştığı ve devletin denetleme işlevine katkı sağlayan Ombudsmanlık Kurumu, faaliyet gösterdiği ülkelerde değişik isimlerle çalışmalarını yürütmektedir. Bu çalışmada Ombudsmanlık Kurumu'nun tarihsel gelişimi, dünyadaki uygulama örnekleri, özellikleri, görevleri, yetkileri ve Kamu Denetçiliği Kurumu'nun Ülkemizde mevzuat yönüyle ve uygulama yönüyle işlevselliği analiz edilmiş olup, çağdaş bir hukuk sisteminde ombudsmanlığın ehemmiyeti üzerinde durularak idarenin hukukla bağlı olmasını ve denetlenmesini sağlamak amacıyla, seçilmiş olan İsveç, Danimarka, Fransa, Güney Afrika, Pakistan, Rusya ve Azerbaycan Ombudsmanlık sistemleri incelenmiştir. Bu amaçla öncelikli olarak yönetim kavramı, kamu yönetiminde denetim, ombudsmanlığın tanımı, tarihsel gelişimi ve genel çerçevesinin açıklanması tercih edilmiştir. Çalışma, kitap, tez, makale, rapor, akademik çalışmalar ve mevzuatlardan elde edilen verilerden oluşturulmuştur. Son olarak Kamu Denetçiliği Kurumu'nun Ülkemizde etkin faaliyet göstermesinin önemine dair değerlendirmelerde bulunulmuştur.

Hukuki yapıKamu Denetçiliği KurumuOmbudsman+2
Mehmet Asker
Bitlis Eren University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mustafa Kutlu'nun eserlerindeki kelime gruplarının işlevsel özellikleri

Kelime grupları; varlıkları, nesneleri ve hareketleri tek kelime ile ifade edemediğimiz durumlarda onları karşılayabilen ve cümle içerisinde belirli görevler üstlenebilen anlamlı kelime birlikleridir. Kelime gruplarının cümlede üstlendiği görevler, dilin kullanımı ve işleyişi hakkında bizlere çok önemli bilgiler verir. Dolayısıyla bu anlamlı birlikleri sınıflandırırken yapısal-gramatik özelliklerinin yanında aynı zamanda cümledeki işlevlerini de dikkate almak gerekir. Mevcut sınıflandırma yöntemleri, kelime gruplarının tüm yönleriyle tespitine ve izahına imkân vermemektedir. Geçmişten günümüze üretilen fikirlere ve ortaya konulan eserlere rağmen ortak bir sonuca varılamayan kelime gruplarının sınıflandırılması hususunda, muhtelif görüşler dile getirilmeye devam etmektedir. Çağdaş Türk edebiyatının önemli temsilcilerinden Mustafa Kutlu, zengin kelime dağarcığı ile dilimizin tüm güzelliklerini eserlerine yansıtabilmiştir. Bu sebeple Mustafa Kutlu'nun eserleri, çalışmamıza uygun bulunup inceleme konusu olarak seçildi. Giriş bölümünde kelime gruplarıyla ilgili genel bilgiler verilerek yapısal-gramatik düzeyde kelime gruplarının sınıflandırılması ele alındı. Birinci, ikinci ve üçüncü bölümde ise Mustafa Kutlu'nun eserlerinde tespit edilen kelime grupları, cümlede üstlendikleri görevlere göre sınıflandırıldı. İşlevsel-semantik plan düzeyinde; yapı tipi, modifikasyon ve varyantlarına ayrılarak görevlerine dair bilgiler verildi. Yapı tiplerinin verimliliğine göre kelime gruplarının tespiti değişkenlik gösterdiği için, varyantlarda örnek sayısı "en fazla" dört ile sınırlandırıldı. Sonuç bölümünde ise Mustafa Kutlu'nun eserlerinde tespit edilen kelime gruplarının yapı tipi, modifikasyon ve varyantlara göre dağılımı incelenerek verimlilikleri hakkında bilgiler verildi.

Kelime gruplarıKutlu, MustafaSöz varlığı+1
Gökhan Özbek
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoktoraAçık ErişimTR

Otizm spektrum bozukluğu olan bireylerin sınırlı ve tekrarlayıcı davranışlarının incelenmesi ve işlevsel analizi

Bu çalışmanın amacı 3-12 yaş arası Otizm Spektrum Bozukluğu olan bireylerin sınırlı ve tekrarlayıcı davranışlarının incelenmesi, Otizm Spektrum Bozukluğu olan bir grup bireyde görülen sınırlı ve tekrarlayıcı davranışlar ile bu bireylerin ifade edici dil seviyeleri arasındaki ilişkinin ortaya konulması, sınırlı ve tekrarlayıcı davranışların nedeninin işlevsel analizle belirlenmesi ve sınırlı ve tekrarlayıcı davranışların bu bireylerin günlük yaşam etkinliklerine katılımı üzerindeki etkisinin ortaya konulmasıdır. Çalışmada nicel ve nitel araştırma yöntemleri bir arada kullanılmış, böylece karma araştırma yöntemlerinden paralel karma yöntem kullanılmıştır. Çalışmada üç grup katılımcı yer almıştır. Birinci grupta, 3-12 yaş arasında, okulöncesi, ilkokul ve ortaokul eğitimine devam eden 301; ikinci grupta 10 Otizm Spektrum Bozukluğu olan birey ve üçüncü grupta ikinci grupta yer alan 10 Otizm Spektrum Bozukluğu olan bireyin sınıf öğretmenleri yer almıştır. Çalışmanın verileri Gilliam Otizm Derecelendirme Ölçeği-2-Türkçe Versiyonu, Tekrarlayıcı Davranışlar Ölçeği, Öncül-Davranış-Sonuç Kaydı Formu, Dil Örneği Analizi Formu, Demografik Bilgi Formu, Tekrarlayıcı Davranışlar İşlevsel Analiz Değerlendirme Formu ve Görüşme Formu ile toplanmıştır. Elde edilen veriler betimsel istatistikler, bağımsız örneklemler için t-testi, bağımsız örneklemler için ANOVA, korelasyon, dil örneği analizi, işlevsel analiz ve betimsel analiz ile çözümlenmiştir. Araştırmada sınırlı ve tekrarlayıcı davranışların cinsiyete, yaşa, ek engel durumuna, sağlık sorununa, kardeş sayısına, tanı alınan yaşa, özel eğitim alma süresine, Otizm Spektrum Bozukluğu olan etkilenme düzeyine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüştür. Ayrıca dil örneği analizine göre sınırlı ve tekrarlayıcı davranış düzeyi yüksek olan Otizm Spektrum Bozukluğu olan bireylerde, kullanılan toplam sözce sayısı ve anlaşılan sözce yüzdesi anlamlı derecede düşüktür. İşlevsel analiz sonucunda sınırlı ve tekrarlayıcı davranışların en çok kaçma/kaçınmaya; bununla beraber dikkat/ilgi elde etme, yalnız bırakma/görmezden gelme ve nesne elde etme işlevlerine hizmet ettiği sonucu elde edilmiştir. Son olarak sınırlı ve tekrarlayıcı davranışların Otizm Spektrum Bozukluğu olan bireylerin günlük yaşam becerilerini sergilemede engel teşkil ettiği, öğrenciyi-öğretmeni-öğretimi olumsuz etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.

Kısıtlanmış yaklaşımlarOtizm spektrum bozukluğuTekrarlayıcı davranış+5
Yusuf Alpdoğan
Bolu Abant İzzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00

İlgili konular