Gender discrimination

75 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Algılanan cinsiyet ayrımcılığının örgütsel adalete olan etkilerinin belirlenmesine yönelik bir araştırma

Bireylerin çeşitli nitelikleri temel alarak birbirleri arasında ayrımcılık yaptıkları görülmektedir. Cinsiyet ayrımcılığı da günümüz toplumlarında sık görülen bir ayrımcılık türüdür ve özellikle kadınları olumsuz yönde etkilediği bilinmektedir. Hem iş hem de toplumsal yaşamın önemli bir sorunu olarak kabul edilen cinsiyet ayrımcılığı sadece bireysel değil, bireylerin bulundukları örgütlerde de birtakım sorunlara neden olabilmektedir. Örgütlerde bulunan bireylerin dahil oldukları cinsiyet gruplarına yönelik adil olmayan tutumları algılamalarının, örgütsel adalet algılarını da etkilediği düşünülmektedir. Bu sebeple, araştırmada cinsiyet ayrımcılığı algılarının, örgütsel adalet algılarına olan etkileri belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda algılanan cinsiyet ayrımcılığının örgütsel adalet ve alt boyutları olan dağıtımsal adalet, prosedürel adalet ve etkileşimsel adalet algıları üzerinde negatif yönde anlamlı etkisi olduğu tespit edilmiştir.

AyrımcılıkCinsel ayrımcılıkÖrgütsel adalet
Ufuk Şahin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessEN

Perception of gender discrimination in HRM practices and occupational turnover intention of women in STEM occupations: Evidence from Turkey, Jordan and USA

Women made significant progress in science, technology, engineering and mathematics (STEM) fields. However, the gender gap in STEM workforce still exists. One reason that contributes to the formation of this gap is the withdrawal of women from these fields due to the discriminatory practices they are exposed to in the workplace. Gender discrimination in the workplace has many dimensions and reasons that can be examined at the individual, organizational and national levels. At the organizational level, discrimination against women occurs to a large extent through human resource management (HRM) practices that lead to various negative consequences and encourage women to leave their entire careers . In other words, discrimination perceived by female employees through HR practices is a common phenomenon in daily practice for many businesses. On the other hand, the perception of discrimination against women varies from culture to culture. It is possible to expect that different national cultural acceptances and codes will determine what behavior or practice women perceive as discriminatory. In this study, firstly, an answer is sought to the question of whether there is a relationship between the gender discrimination in HRM practices perceived by women and their occupational turnover intention. The second question of the study is whether that perceived level of discrimination and the relationship between this perception and intention to leave a career vary across different cultural contexts. In this study, the interaction between women's perceived gender discrimination in HRM practices and their occupational turnover intention was discussed and investigated within the framework of social cognitive career theory (SCCT). According to the SCCT, the aforementioned relationship may also be affected by women's beliefs about their self-efficacy and ability to overcome barriers in the workplace. Hence, the third problem of this study is about how general self-efficacy, one of the basic concepts of SCCT, plays a role in the relationship between the two core variables. Guided by career development, gender discrimination and national culture literature, this study uses quantitative analysis, drawing on comparable questionnaires targeting women in STEM occupations from three counties (USA, Turkey, Jordan). Results revealed that gender discrimination has a significant positive impact on occupational turnover intention in all samples except in Jordan, while general self-efficacy has a significant moderating effect in this relationship only in the US sample. Further, perceptions of gender discrimination and the impact size of perceived gender discrimination on occupational turnover intention significantly differ among different cultural groups. This study contributes to the research field by adding a cross-cultural perspective to the phenomenon and consequences of gender discrimination in STEM professions. On the other hand, research findings are important in explaining the results of HRM practices, the effects of discriminatory practices against women, and how these effects differ between cultures. The study reveals results that will contribute to both theoretical and practical literature, especially in terms of understanding and improving the HR practices of multinational companies and the applicability of SCCT in workplace conditions.

United States of AmericaGender discriminationWomen+6
Seham Ahmad Abdulah Aljaafreh
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cam tavan sendromunun örgütsel bağlılık üzerindeki etkisini ölçmeye yönelik bir araştırma

Bu çalışmada, cam tavan sendromu ile örgütsel bağlılık konusu araştırılmış ve cam tavan kavramının örgütsel bağlılık üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla bir uygulama yapılmıştır. Çalışmada, cam tavan kavramının örgütsel bağlılığın alt boyutları ile olan ilişkisi de incelenmiştir. Ayrıca bu boyutların demografik değişkenlerle arasında fark olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemini Kütahya?da faaliyet gösteren iki özel işletmenin 46 kadın çalışanı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak anket kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS paket programında analiz edilmiştir. Veriler frekans analizleri, güvenilirlilik testi, T-testi, ANOVA testi, korelasyon ve regresyon analizleri ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucuna göre cam tavan sendromuna maruz kalan çalışanın örgütsel bağlılık düzeyi azalmaktadır. Anahtar Kelimeler: Cam tavan, Örgütsel Bağlılık, Duygusal Bağlılık, Devam Bağlılığı, Normatif Bağlılık

Anova testiBağlılıkCam tavan sendromu+6
Dilek Özünlü
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

İşletmelerde kadın-erkek ayrımcılığı ve cinsel taciz

ÖZET Tarihsel süreçte kadının toplum içindeki yeri ve konumuna ilişkin mücadelesi, önceleri daha çok sosyal konum itibarı ile olmuş, daha sonraları ise kadının çalışma hayatına katılması ile bu mücadele, ekonomik boyut da kazanmıştır. Toplumların gelişimi ile kadının sosyal statüsünde de bir gelişme kaydedilmiş, göreceli olarak kadınlar her alanda belli kazanımlar elde etmiştir. Çalışma hayatına kadının girmesinin sonucu olarak kadınla ilgili sorunların farklılaşmasıyla, sosyal, ekonomik ve hukuksal bazlı düzenlemeler, toplumsal hayatı giderek çevrelemeye başlamıştır. Bu noktada, kadınların çalışma hayatındaki sorunlarına ilişkin düzenlemelerin, kadınların sorunlarının erkeklere göre farklı olması ve sırf kadın oldukları için karşılaştıkları sorunlar yüzünden yapıldığı görülmektedir. Çalışma hayatında kadın olmanın getirdiği dezavantajlar, bir de onların cinsiyetlerine dönük zafiyetle birleştiğinde, bu düzenlemeler kaçınılmaz bir hal almaktadır. Kadının erkeğe göre daha zayıf olan konumu ve yapısı itibarı ile uygulama alanı bulan cinsiyet ayrımcılığı sorunu, kadının gerek işe girişte, gerek işe girdikten sonraki çalışma hayatında, ücret ödenmesinde ve sosyal güvenlik haklan bakımından kendini göstermektedir. Çalışan kadınlar, işyerlerinde cinsel tacize de uğramakta, böylece kadın çalışan olmak, bir başka sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle; çalışmamızda öncelikle, tarihten günümüze kadının sosyo ekonomik durumu incelenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda genel olarak ve günümüze doğru kadının çalışma hayatındaki durumu ortaya konmuş, ikinci bölümde kadınların çalışma yaşamına ilişkin sorunları, bu çerçevede genel sorunlar ile cinsiyet ayrımcılığı ve cinsel taciz sorunları ele alınmış, çalışmamızın son bölümünde ise, seçilen yüz çalışan kadın denekten alınan anket verileri değerlendirilmiş ve yorumlanmıştır.

AyrımcılıkCinsel ayrımcılıkCinsel taciz+3
Saadettin Gülcan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet araştırması: Turgutlu örneği

Sosyolojinin on dokuzuncu yüzyıla dayanan kökenine bakıldığında toplumsal cinsiyet kavramına rastlanmaz. İkinci dalga feminizmin etkisiyle 1960'ların ortasında sosyal bilimler literatürüne dahil olan bu kavram zaman içerisinde cinsiyet stereotipleri, erkekliğin ve kadınlığın kültürel inşası, yapısal olarak cinsiyet işbölümünü de kavramsal açıklamalara dahil ederek çalışma alanlarını daha da genişletmiştir. Bu bakımdan toplumsal cinsiyet, femineni yani kadınsılığı ve masküleni yani erkeksiliği sonuç olarak kadın ve erkek olmanın içinde yaşanılan toplumda ne anlama geldiğini ifade etmektedir. Buradan hareketle bu tez çalışmasında; kadınlık ve erkekliğin toplumsal yapı içerisinde farklı değişkenlere göre -yaş, cinsiyet, eğitim durumu, yaşanılan yer ve yaşama süresi, gelir seviyesi gibi demografik özellikler- nasıl tanımlandığını, toplumsal cinsiyet ayrımcılığı yönündeki tutumların tespitinin yapılmasını ve toplum tarafından inşa edilen kadınlık ve erkeklik dışında cinsel yönelim konusunda toplumsal farkındalığın ne yönde olduğunun tespit edilmesini amaçlamaktadır. Bu araştırma nicel bir alan araştırması olarak Turgutlu ilçesinde yapılan saha çalışmasından toplanan verilere dayanmaktadır. Araştırmanın evrenini 15 ve üzeri yaşa sahip Turgutlu ilçesi nüfusu oluşturmaktadır. Bu yaş sınırının belirlenmesindeki temel etkeni cinsiyet kimliğinin oluşum şartlarının dikkate alınması oluşturmaktadır. Evreni temsil özelliğine sahip örneklemin tespiti için olasılığa dayalı tabakalı örnekleme tekniği tercih edilmiştir. Araştırmanın örneklemini Turgutlu ilçesine bağlı 22 mahalleden toplam 384 kişi oluşturmuştur. Bu araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmanın odak noktasını oluşturan cinsiyet, toplumsal cinsiyet, toplumsal cinsiyet rolleri, toplumsal cinsiyet algısı, ayrım, ayrımcılık, cinsel yönelim ve toplumsal cinsiyet sosyalizasyonu kavramları açıklanmış beraberinde toplumsal cinsiyete yönelik oluşturulan kuramsal yaklaşımlar ele alınmıştır. İkinci bölümde toplumsal cinsiyet alanında yapılmış çalışmaların incelenmesi ile literatür özeti ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise araştırmanın saha çalışmasına ve bulgularına yer verilmiştir. Araştırmanın öne çıkan bulgularına bakıldığında araştırmanın ilk varsayımı olan kadınlık ve erkeklik tanımlamaları farklılaşmaktadır cinsiyet değişkenine göre ele alınmış ve kısmen desteklenmiştir. Bu varsayımı test etmek amacıyla 10 alt kategori (davranış ve görünüm, iş bölümü/yapılan işler, kavramsal tanımlamalar, mekan türleri, mesleki farklılıklar, müzik enstrümanları, sanat dalları, spor dalları, tanımlayıcı özellikler, zeka türleri) oluşturulmuş ve cinsiyete göre uygunluk arasındaki ilişki ortaya çıkarılmıştır. Araştırmanın ikinci varsayımı olan hak temelli toplumsal cinsiyet eşitliğinin benimsenme düzeyi ile sosyo-demografik özellikler arasındaki ilişki ele alınmış ve kısmen desteklenmiştir. Bu varsayımı test etmek amacıyla üç alt varsayım oluşturulmuş sivil, siyasi ve sosyal hakların kullanımı yönündeki toplumsal cinsiyet eşitliğinin benimsenme düzeyi ile sosyo-demografik özellikler arasındaki ilişki ele alınmıştır. Araştırmanın üçüncü varsayımı olan cinsel yönelime ilişkin tutumlar ile sosyo-demografik özellikler arasındaki ilişki ele alınmış ve kısmen desteklenmiştir.

Cinsel ayrımcılıkCinsiyet eşitsizliğiErkeklik+6
Yılmaz Yeşildal
Manisa Celal Bayar University
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The role of women in revolutions: Case study of Syrian women's role in the Syrian revolution from 2011 to 2024

This study explores the role of Syrian women in the Syrian revolution from 2011 to 2024, analyzing their contributions, the challenges they faced, the evolution of their roles over time, and their aspirations for the future. It investigates how women actively shaped revolutionary movements through political activism, humanitarian work, media engagement, and advocacy, despite facing systemic barriers rooted in sociocultural norms, conflict dynamics, and gender-based violence. The research highlights how women's participation transformed in response to evolving conflict conditions, moving from protest organization to leadership roles in civil society, advocacy networks, and humanitarian efforts. The study adopts a descriptive, inductive approach, analyzing quantitative data collected through a structured survey. A total of 470 respondents participated, selected through a combination of purposive and snowball sampling methods to capture diverse perspectives. Findings reveal that while Syrian women played pivotal roles in various revolutionary fields, their contributions were consistently challenged by gender norms, limited access to leadership, security threats, economic hardships, and marginalization by extremist groups. However, the study also underscores the resilience and adaptability of women in reimagining their activism and expanding their influence into humanitarian, media, and political spheres. Future aspirations expressed by respondents highlight a strong demand for greater inclusion of women in political processes, peacebuilding initiatives, education, economic empowerment, and social change. This research contributes to a deeper understanding of the intersection between gender, conflict, and political transformation in post-conflict societies. It provides actionable recommendations for policymakers, civil society organizations, and international stakeholders to strengthen women's roles in Syria's recovery and democratization efforts.

PeacebuildingGender discriminationGender roles+1
Majdoulın Eıbo
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Cinsiyet ayrımcılığının ve ötekileştirme pratiklerinin LGBTİ+'in cinsiyet algısına etkisi: İstanbul ve İzmir

"Cinsiyet Ayrımcılığının ve Ötekileştirme Pratiklerinin LGBTİ+'in Cinsiyet Algısına Etkisi: İstanbul ve İzmir Örneği" isimli bu tez çalışmasının amacı, LGBTİ+'ların toplumsal yaşamda deneyimlediği ötekileştirilme ve ayrımcılık süreçlerini etkileyen faktörleri tespit etmektir. Bu amaçtan hareketle; tez kapsamında sosyolojik olarak böyle bir analizin, toplumsal yaşamdaki görünmeyen süreçlerin ortaya çıkarılmasında ve konuyla ilgili çözüm politikalarının oluşturulmasında önemli olduğu düşünülmektedir. Bu çerçevede çalışmanın araştırma boyutunda; araştırma problemlerini kapsamlı olarak irdeleyebilmek, bir yöntemin zayıf yönünün diğer yöntemin güçlü yönüyle tamamlayabilmek amacıyla bir yöntemin diğer yöntemdeki eksik yönlerini güçlendirmek amacıyla, karma model yaklaşımı kullanılmıştır. Çalışmanın nicel aşamasında konuyla ilgili literatür doğrultusunda hazırlanan anket soruları, İstanbul ve İzmir'de ikamet eden, tesadüfi örnekleme modülüne dayalı olarak belirlenen, 146 kişiye uygulanmıştır. Araştırmanın nitel aşamasında 17 kişi ile görüşme yapılmıştır. Nicel kısımda SPSS15 analiz programı, nitel kısımda ise içerik analizi ve tematik analiz kullanılmıştır. Araştırmada, katılımcıların sosyo-demografik özellikleri, toplumsal cinsiyet algıları, cinsiyet kimliğinin toplumsal yaşamla ilişkisi, yaşanılan ayrımcılık ve önyargılara ilişkin cinsiyet algısını etkileyen unsurlar arasındaki anlamlılık düzeyi analiz edilmiştir. LGBTİ+'lar sosyalizasyon süreçlerinde sorunlarla karşılaşmakta ve bu sorunlar hayatlarının hemen her alanını etkilemektedir. Toplumda LGBTİ+'ların deneyimlediği önyargı ve ayrımcılığın iç içe geçmiş birçok nedeni araştırma bulguları arasında yer almaktadır. LGBTİ+'lar en fazla ayrımcılık ve ötekileştirme pratiklerine, LGBT+ hakkında bilgisi olmayan insanlar tarafından maruz kalmaktadırlar. Ayrıca toplumsal düzene tehdit görüldükleri için ayrımcılık pratiklerinin deneyimlendiği de yine bulgular arasındadır.

AyrımcılıkCinsel ayrımcılıkCinsel kimlik+5
Özge Arayıcı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet ayrımcılığı (Oğuzeli Belediyesi örnek olayı)

Dünyada ve ülkemizde de insan haklarının vazgeçilmez bir hak olduğu ve bundan dolayı da toplumsal cinsiyet eşitliliğinin toplum için vazgeçilmez bir olgu olduğu varsayılmaktadır. Bu anlayışla uluslararası ve ulusal sözleşmeler ve kanunlar hazırlanmıştır. Gerçek anlanma bu kanunların tam ve etkili bir şekilde uygulanıp uygulanmadığı ve toplumun bütün kurumları tarafından benimsenip benimsenmediği tartışmalıdır. Toplumsal cinsiyet eşitliliği sağlamada sosyal ve kültürel değişimler zorunludur. Toplumsal cinsiyet ayrımcılığı sadece kanunların oluşturulması ile olamayacağı, birçok alan çalışması ile ortaya konmuştur. Bu çerçevede sosyal ve kültürel çalışmaların yürütüldüğü kurumlardan birisi de belediyelerdir. Bu çalışmada da Gaziantep Oğuzeli Belediyesi özelinde belediye çalışanlarının toplumsal cinsiyet ayrımcılığı konusunda düşünceleri belirlenmeye çalışılmış. Belediye personeliyle mülakat yapılarak veriler toplanmış ve serbest kodlama ile kodlanarak analizler yapılmıştır. Bu kapsamda katılımcıların toplumsal cinsiyet ayrımcılığı nasıl tanımladığı, toplumsal cinsiyet ayrımcılığına ilişkin yaşanan olaylar ve sebeplerinin neler olduğu belirlenmiştir. Sonunda, bazı katılımcılar tarafından toplumsal cinsiyet ayrımcılığı inkâr edilmekle birlikte genel olarak kabul edilmektedir. Sebep olarak eğitimsizlik ve aile ile zihinsel önyargılar ön plana çıkmaktadır. Katılımcıların çoğunluğu kurumunda toplumsal cinsiyet ayrımcılığı olmadığını söylerken bir kısım katılıcılar kadınların ikinci planda görüldüğünü belirtmişlerdir. Toplumsal cinsiyet ayrımcılığını önlenebilir olup olmadığına ilişkin ise katılımcılardan 12'si eğitim, kültür, kanuni hakların bilinmesi ve kişiler arası iletişim yoluyla bunun önlenebileceğini savunmaktadır. Katılımcılardan üçü ise toplumsal yapının bu şekilde devam ederse önlenmenin zor ve iki katılımcı ise bunun önlenemez olduğunu düşünmektedir.

BelediyelerCinsel ayrımcılıkGaziantep-Oğuzeli+2
Canan Aktaş
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Alev Alatlı'nın romanlarında toplumsal cinsiyet

Toplumsal (gender) cinsiyet; biyolojik (sex) olarak kadın ve erkek kimliğinde dünyaya gelen kişilerin, toplumun kültürel değerleri doğrultusunda kadınlık ve erkeklik rollerini benimsemelerinin sonucudur. Bu bağlamda "Alev Alatlı'nın Romanlarında Toplumsal Cinsiyet" başlıklı yüksek lisans tezinde yazarın 1985'in Ocak ayında çıkan Yaseminler Tüter mi Hâlâ adlı romanından günümüze kadar yazdığı romanları "toplumsal cinsiyet eşitsizliği" üzerinden incelenmiştir. Alatlı, romanlarında "kadın" temasını sıklıkla işlemiştir. Eserlerinde merkezî bir noktada konumlanan kadınlar genellikle düşün dünyası geniş kişilerden seçilmiştir. Özgün bir kimliğe sahip olan aydın kadınları yazar ile bağdaştırmak mümkündür. Romanlarında kurban kadına da sıklıkla yer vermiştir. Romanlarında ataerkil aile yapısı, kadın-erkek ilişkileri, yozlaşma, namus, bekâret, annelik vasfı ile kuşanan kadın ve bireyselleşememe gibi konular toplumsal cinsiyet eşitsizliği yönünden işlenen önemli izleklerdir. Dolayısıyla Alatlı, kaleme aldığı romanlarda toplumların sosyo-kültürel yapılanmalarını da toplumsal cinsiyet yönünden irdeler. Toplumun kişilere biçtiği tutum ve davranışların cinsiyet inşasındaki rolüne değinir.

Aile içi şiddetAnatanrıça kültüCinsel ayrımcılık+7
Sinem Çelik Pinyaloğlu
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Etiyopya, Harari Bölge Devletinde kamu kuruluşlarında çalışan kadınların cinsiyet deneyimleri

Cinsiyetle ilgili çalışmalar dünya genelinde araştırılmakta olan konulardan biridir. Cinsiyet sorunlarıyla, farklı pek çok yer ve koşullarda karşılaşmak mümkündür. Bunlardan biri de istihdam alanıdır. Cinsiyetle ilgili sorunlar tarihsel bir problemdir. Bu sorunların izlerinin binlerce yıl öncesine dayandığı ve çağlar boyunca nesilden nesile aktarıldığı söylenebilir. İnsan topluluklarının yerleşik yaşam tarzını benimsemeye başlamasıyla oluşan erkek egemen toplumsal yapı ve bunun üzerine kurulu devlet, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin temellerini oluşturmaktadır. Bu araştırma, Harari Bölgesel Devleti'nde, kamu kurumlarında çalışan insanların, özellikle kadın çalışanların, cinsiyet faktörünü göz önünde bulundurarak çalışma koşullarını araştırmaktadır. Bu koşullar içerisinde kadın çalışanların cinsiyet kaynaklı eşitsizliğe uğrayıp uğramadığı sorusuna aranan cevaptan hareketle bu çalışma tasarlanmıştır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemi seçilen dört kamu kurumunda (Harari Denetim Bürosu, Eğitim Bürosu, Kamu Hizmeti Bürosu ve Harari Kadın, Çocuklar ve Gençlik Ofisi) çalışan 20 erkek ve 20 kadından oluşmaktadır. Görüşmeler yarı yapılandırılmış görüşme sorularıyla gerçekleştirilmiş ve analiz edilmiştir. Seçilen dört kamu kurumunda çalışmakta olan kadınların çok az bir kısmı yüksek kademelerde bulunmakla birlikte cinsiyete dayalı ataerkil tutum ve düşünceler dolayısıyla eşitsizliğe ve şiddete maruz kaldıkları görülmüştür. Buna ek olarak, işyerinde etnik köken, din, eğitim ve ekonomi gibi faktörler de çeşitli ayrımcılıklara yol açmaktadır. Böylece yalnızca kadın-erkek farkından kaynaklı değil kadınların hemcinsleri arasında da ötekileştirmeye ve mobbinge maruz kaldıkları görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Etiyopya, Feminizm, Harari, Toplumsal Cinsiyet, Ataerkil, Kamu Kuruluş, Görüşülen, Kadın, Erkek, Cinsiyet Deneyimi

AtaerkilCinsel ayrımcılıkEtiyopya+5
Mina Abubaker Ahmed
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türk İş Hukukunda kadın çalışanlara yönelik ayrımcılık kaynaklı uyuşmazlıklar

Kadın ve erkek arasındaki eşitlik anlayışı kadın ve erkeğin fiziksel ve biyolojik özelliklerine göre şekillenerek, zamanla toplumsal farklılığa dönüşmüş ve cinsiyetler arasında eşitsizliğin meşru bir sebebi hâline gelmiştir. Kadınların çalışma hayatında aktif olarak rol almaya başlamaları ile birlikte kadın ve erkek çalışanlar arasında eşitlik ilkesine ve ayrımcılık yasağına aykırı uygulamalar çalışma hayatına da sirayet etmiştir. Kadın çalışanlara ilişkin olumsuz uygulamalar dünya devletlerinin birçoğunda da sorun olmakla, uluslararası hukukta da kadın çalışanları koruyucu düzenlemelerin yapılmasını gerekli kılmıştır. AB uyum sürecinde olan ülkemizde de yasal mevzuatımızda uluslararası sözleşmelere paralel olarak bu yönde değişikler olmuştur. Çalışma hakkı temel insan haklarından olup, anayasal bir haktır. Kadın çalışanlar; biyolojik özelikleri, gebelik-analık ya da cinsiyet sebebiyle çalışma hayatında birçok sorunla karşılaşmaktadır. Kadın çalışanların da çalıştıkları işte aynı kıdem ve görevde çalışan erkeklere göre daha az ücretle çalışmasının önlenmesi, kadın çalışanlara istihdam alanın sağlanması, kadınların çalışma koşullarına yönelik koruyucu ve kollayıcı önlemlerin alınması sosyal devlet ilkesinin de gereğidir. Uluslararası düzenlemeler ile kadın çalışanlar yönünden yapılan düzenlemelere paralel olarak ülkemizde de bu yönde yasal düzenlemeler yapılmıştır. Özellikle Anayasa'nın 10'ncu maddesinde kadınlar lehine pozitif ayrımcılığın kabul edilmesi, İş Kanunu'nda kadın çalışanları koruyucu düzenlenmelerin yapılması kadın çalışanlar yönünden önemli bir gelişmedir. Bu çalışmada kadın çalışanlara ilişkin uluslararası antlaşmalardaki düzenlemeler ile 4857 sayılı İş Kanunu'ndaki düzenlemeler birlikte değerlendirilerek; yasal düzenlemelerin çalışma hayatındaki olumlu ve olumsuz yönleri incelenmiştir. Anahtar kelimeler: Cinsiyet Ayrımcılığı, Çalışma Hakkı, Eşitlik, Pozitif Ayrımcılık

AyrımcılıkCinsel ayrımcılıkEşitlik+7
Eda Karabulut
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kültürel bir değişken olarak güç mesafesi ve cam tavan engeli arasındaki ilişkiler üzerine ampirik bir araştırma

Yüzyıllardır kadınlara yönelik yapılan ayrımcılık, kadınların eğitim seviyesi arttıkça ve kadınlar iş dünyasında yer edindikçe daha çok hissedilir bir hal almıştır. Erkek egemen bir toplumda ve bu toplumun bireylerinin oluşturduğu organizasyonlarda pek söz hakkı olmayan kadınlar için artık günümüzde bu durum bir sorun olarak daha çok gündeme getirilmektedir. Kadın çalışanların önlerindeki engeller ve bu engellerin erkek egemen sistemde aşılmasının güç hale gelmesi kadınların yönetici kadrolarına yükselmelerine engel teşkil etmektedir.Bu araştırmanın amacı kadın çalışanların, kültürel bir değişken olarak örgütlerde güç mesafesini nasıl algıladıklarının ve bu kavramın cam tavanla ilişkisinin ortaya konulmasıdır.Bu araştırmada literatür taraması ile araştırma ile ilgili ayrıntılı bilgi elde edilmiş, elde edilen anket verilerinin analizi yapılarak problem durumu ortaya konulmuştur. Araştırmanın evrenini Ankara İlinde faaliyet gösteren bir nanoteknoloji merkezinde çalışan 111 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada katılımcılara dağıtılan anket soruları değerlendirilerek bulgular MATLAB ve SPSS 20 programları ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarında kadın çalışanların cam tavan ve güç mesafesini erkek çalışanlara göre daha yoğun algıladıkları ve kadın çalışanlarda güç mesafesi algısı ile cam tavan algısı arasında orta düzeyde bir ilişki olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Kariyer, Cam Tavan, Güç Mesafesi, Yönetici

Cam tavan sendromuCinsel ayrımcılıkGüç mesafesi+5
Naide Jahangırov
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışma hayatında cinsiyete dayalı ayrımcılığın Türk Hukuku ve Uluslararası Hukuk açısından incelenmesi: Kavram, köken, tarihsel süreç ve bugünü

Dünya nüfusunun yaklaşık yarısını oluşturan kadınların çalışma hayatında erkeklere göre daha düşük oranda yer almaları karşılaştıkları ayrımcı davranışlarla yakından ilgilidir. Cinsiyete dayalı ayrımcı davranışlar hemen her toplumda psikolojik ve sosyal kaynaklardan beslenmektedir. Böylelikle çalışma hayatının her aşamasında ayrımcı davranış ve uygulamalar ortaya çıkmakta ve kadınların çalışma hayatında var olmalarını güçleştirmektedir. Cinsiyete dayalı ayrımcılık hukuksal boyutta incelendiğinde ise uluslar arası anlaşmalar ve belgeler ışığında İş Kanunumuzda da eşit davranma ilkesi çerçevesinde cinsiyete dayalı ayrımcılığın yasaklandığını ve yaptırımlarının düzenlendiğini görmekteyiz.ANAHTAR KELİMELER:1. Ayrımcılık2. Cinsiyete Dayalı Ayrımcılık3. Çalışma Hayatında Cinsiyete Dayalı Ayrımcılık4. Uluslararası Sözleşmelerde Kadın Erkek Eşitliği5. Türk Hukukunda Kadın Erkek Eşitliği

AyrımcılıkCinsel ayrımcılıkKadın-erkek eşitliği+3
Duygu Aslanbumin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türk bankacılık sektöründe iktisadi bağlamda cinsiyet ayrımcılığı

Bu çalışmada Türk bankacılık sektöründe iktisadi bağlamda cinsiyet ayrımcılığı konusu ele alınmıştır. Bu kapsamda işgücü piyasasında cinsiyet ayrımcılığını açıklayan kuramlar incelenmiştir.Çalışmanın amacı, çalışma hayatında kadınların üst kariyer basamaklarına tırmanırken karşılaştıkları görünmez engeller ve mesleğe giriş, ücret ve terfi konularında kendini gösteren ayrımcılığın saptanması ile kadınların cam tavan algılarının ölçülmesidir. Bu amaçla hazırlanan anket formları bir bankanın genel müdürlük, bölge başkanlığı ve şube çalışanlarına dağıtılmıştır. Ankete 161'i erkek, 169'u kadın olmak üzere toplam 330 çalışanın cevapları değerlendirilmiştir.Çalışma sonucunda kadın çalışanların üst kariyer basamaklarına tırmanırken görünmez engeller ile karşılaştıkları anlaşılmıştır.

Banka çalışanlarıBankacılıkBankacılık sektörü+6
Tayra Devecioğlu Aydın
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessEN

Sexual orientation microaggressions and psychological distress in LGBQ adults: A mediation model

Discrimination can take a subtle and insidious form in social life. Such form of discrimination, called microaggressions, are verbal, behavioral, and environmental attitudes and actions carrying prejudice towards disadvantaged minority groups. Experiencing microaggressions has been found as a threatening factor for psychological well-being, particularly in minority groups. Although the detrimental influence of racial microaggressions is well-studied, more research is needed for possible interactions in sexual orientation microaggressions regarding psychological well-being especially in non-Western contexts. Thus, the current study seeks to contribute to the growing literature through investigating sexual orientation microaggressions and psychological distress in Turkey. Participants were 326 lesbian, gay and bisexual individuals (70 lesbian, 77 gay, and 179 bisexual) with a mean age of 23.97 (SD = 5.67) recruited on the internet. The data were collected through online self-administered questionnaires measuring microaggressions, social problem-solving (SPS), psychological distress, internalized homophobia, and perceived social support (PSS). Results showed that microaggressions was positively correlated with psychological distress, but negatively correlated with PSS and SPS. It was found that experiencing microaggressions was significantly associated with greater psychological distress. Total PSS, PSS from family, and one of the coping styles of SPS (negative problem orientation) mediated the association of sexual orientation microaggressions with psychological distress. Internalized homophobia was not found to be a mediator in the same association. Results of moderated mediation analyses showed that gender did not have a significant moderating role in the mediation models. These results indicate that facing and having to deal with microaggressions puts yet another psychological burden on the shoulders of LGBQ individuals who are already dealing with various kinds of stigma and discrimination.

DiscriminationGender discriminationSexual orientations+7
Kaan Dural
Koç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
10
Master'sOpen AccessEN

Gender, contested intimacies, and subjectivities in the field of theatre in Turkey

This thesis examines institutional and cultural structures that produce, sustain and normalize gender-based hierarchies and domination in Turkey's theatre field. Drawing upon the semi-structured interviews with 15 theatre professionals working in the field of theatre as an actor, writer, director, designer, or technician, the thesis brings a non-Eurocentric perspective to gender and art literature in the post-#MeToo era and a gender perspective to theatre studies in Turkey. Using the analytical lens of theatrical intimacy, I first argue that the ambiguous discourses and practices surrounding how performers' bodies act in intimate encounters, conceal and reproduce sexual harassment culture in Turkish theatre. Second, intimate encounters in theatre are not in and of themselves empowering or liberating for women and LGBTQIA+ individuals. On the contrary, uncharted territory of intimate encounters renders performers vulnerable to the unexpected forms of sexual harassment and contributes to the reproduction of hegemonic patriarchal conventions in society. Finally, as more women and LGBTQIA+ people share their uncomfortable experiences during theatre performances as well as their hidden and everyday strategies to prevent them, the seemingly progressive but mostly normative conventions become the subject of feminist discussion and intervention and pave the way to a more egalitarian and non-sexist education and production processes in theatre.

Gender discriminationSexual harassmentWoman body+7
Hazal Aydın
Koç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Cinsiyet ayrımcılığının ve cinsiyete dayalı nepotizmin çalışan performansı üzerindeki etkisi

Bu yüksek lisans tezinde anket çalışmasına dayalı olarak seçilen bazı kamu ve özel sektör finans kuruluşlarının örneklem grupları esas alınmak suretiyle cinsiyet ayrımcılığı ve cinsiyete dayalı nepotizmin çalışan performansına ne ölçüde etki ettiğinin araştırılması hedef alınmıştır. Literatürde nepotizm ve çalışan performansını etkileyen unsurlar ile ilgili yapılan araştırma sayısı çok fazla değildir. Cinsiyet ayrımcılığı ve cinsiyete dayalı nepotizm konuları ise yakın geçmişte araştırılmaya başlanmış ve üzerine yapılan araştırmaların arttığı, popülerlik kazanan konulardır. Ancak literatürde cinsiyet ayrımcılığı ve cinsiyete bağlı nepotizmin çalışan performansını aynı anda ölçümlemeye çalışan çalışmalar bulunmamaktadır. Bu amaçla, çalışma konusu olarak belirlenen cinsiyet ayrımcılığı ve cinsiyete bağlı nepotizmin çalışan performansı üzerindeki etkisinin sonuçlarını görebilmek için 39 sorudan ve üç bölümden oluşan, yedili Likert tutum ölçeğinin kullanıldığı bir anket uygulanılmıştır. Anket kamu ve özel kuruluşlarda çalışan 306 çalışana uygulanmıştır. Analiz sonuçlarında özellikle cinsiyet ayrımcılığının ve cinsiyete dayalı nepotizmin çalışan performansı üzerinde doğrudan ve kayda değer bir şekilde negatif yönde etkili olduğu gözlemlenmiştir. Diğer bağımsız değişkenlerin çalışan performansı üzerinde herhangi bir etkisine rastlanmamıştır. Ortaya çıkan sonuçlar doğrultusunda araştırmanın sonuçları tartışılmış, hem akademisyenlere hem de yöneticilere önerilerde bulunulmuştur.

Cinsel ayrımcılıkNepotizmPerformans+2
İrem Üstük
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışma hayatında cinsiyet ayrımcılığına yönelik algılar

Modern bir toplumun oluşumunda çok önemli bir yere sahip olan kadın olgusu; araştırılması, tartışılması ve çözüm bulunması gereken önemli bir toplumsal sorundur. Her ülkenin ekonomik, kültürel ve sosyal yapısının değişkenlerine göre kadınların yaşamış oldukları sorunlar çeşitlenmekte ve güçlenmektedir. Toplumun, bireysel ve kültürel farklılıkları nedeniyle cinsiyete olan algıları da değişmektedir. Cinsiyet, insanın doğuştan sahip olduğu biyolojik ve fizyolojik özellikleridir. Toplumsal cinsiyet ise bireyin yaşamış olduğu toplumun kültürüne, değerlerine göre değişen normlar olarak ifade edilmektedir. Bu tez çalışmasında cinsiyet ve toplumsal cinsiyet kavramları ve bu kavramların arasındaki farklılıkları, toplumsal cinsiyet rollerinin oluşumu ve nasıl algılandığı araştırılmıştır. Sosyalleşme sürecinde kazanılan toplumsal cinsiyet rolleri sosyal hayatta kadına ve erkeğe, tutumlar ve davranışlar belirlediği gibi çalışma hayatında da cinsiyetinden dolayı kadına ve erkeğe atfedilen geleneksel cinsiyet rollerine uygun davranılması beklenilmekte ve bu durum cinsiyet ayrımcılığına neden olmaktadır. Çalışma hayatında cinsiyete dayalı ayrımcılığın en önemli yansıması iş tanımlarının kadın işi ve erkek işi olarak ayrılmasıdır. Kadınların, eğitim ile başlayan mesleki yönelim, işe alma, yükseltilme, ücretlendirme ve sosyal haklardan yararlanma konularında yaşamış oldukları sorunlar cinsiyet ayrımcılığının önemini artırmaktadır. Çalışma hayatında yaşanan cinsiyete dayalı ayrımcılık konuları bu çalışmada teorik olarak incelenmiş ve yapılan anket uygulaması ile analiz edilmiştir.

AyrımcılıkCinsel ayrımcılıkCinsiyet+2
Yasemin Akkaba
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Alternatif medya bağlamında kadın odaklı habercilik: Bianet örneği

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve kadının ikincil konumda temsil edilişi ataerkil sistem üzerinden üretim yapan ve devamlılığına katkı sağlayan medya, eşitsizlik ve ayrımcılığın mücadelesi anlamında incelenmesi gereken önemli unsurlardan biridir. Medyada bulunan cinsiyet ayrımcılığına dair mücadele ile ilgili birçok yöntem bulunmaktadır. Bu bağlamda, kadınların kendi medyalarını yaratması önemli bir mücadele alanı olmuştur. Alternatif medya, ana akım medyada temsil edilmeyenlerin seslerini duyuran üretim sürecinin demokratik ve kolektif olduğu ana akım medyanın aksine, üretim sürecinde dinleyici/izleyici/okuyucu katılımlı yaklaşımı ve kar odaklı olmayan hiyerarşik kurum kültüründen uzak bir mecradır. Alternatif medya, geleneksel medyanın cinsiyete dayalı eşitsiz yapısına etkin bir alternatiflik sunma konusunda güçlü bir sisteme sahiptir. Bu bağlamda çalışmanın amacı, kadın odaklı habercilik bağlamında Bianet.org 'kadın' web sitesini alternatif medya örneği olarak araştırılması, ana akım medyanın cinsiyetçi ve eril tutumuna alternatif olup olmadığının incelenmesidir. Araştırmada yöntem olarak betimleyici analiz yöntemi uygulanmış, bianet.org 'kadın' bölümü editörü ile yüz yüze görüşmeler yapılmıştır

Alternatif medyaBianetCinsel ayrımcılık+6
Gözde Aktekin
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet bağlamında Türkiye'de kadınlara yönelik hazırlanan bloglarda kadın temsili üzerine bir inceleme

Toplumsal cinsiyet, kadın ve erkek arasında var olan biyolojik farklılıkların toplumsal ve kültürel düzlemler paralelinde geliştirilmiş yanlarına yönelik olan bir kavramdır ve tarihsel süreçte, kültürel ve sosyal devinimler kapsamında bireylere kadın ve erkek cinsiyetinin sınırlarına dair öğretilerin keskin olduğu toplumlarda yaygın olarak ortaya çıkmaktadır. Kadın ve erkeğin kamusal alandaki görünürlüğünün günümüzde birçok toplumda halen eşit olmaması ve kadının, ezilen, ikinci sınıf birey muamelesi görmesinin temelinde toplumsal cinsiyet ayrımcılığı yatmaktadır. Gelişmiş olarak nitelendirilen toplumlarda dahi, kadın cinsiyeti üzerinde kalan birtakım roller bulunmaktadır. Geleneksel ve modern roller yüklenen kadınlar ve erkekler açısından değerlendirildiğinde, bu rollere yönelik davranış, sorumluluk ve tutumların belirlenmesi noktasında en önemli etkenlerden biri medya olarak kabul edilmektedir. Medya ve kitle iletişim araçları, topluma sunduğu içerikleri vasıtası ile kadına ve erkeğe sunulan rolleri etkilemektedir. Bir anlamda medya, toplumsal cinsiyet rollerinin belirlenmesi noktasında önemli bir değişkendir. Bu durumda, kadının kamusal görünürlüğünün artması ve toplumsal cinsiyet ayrımcılığının azalması noktasında medyada sunulan içeriklerin bu yönde olması önemlidir ve fakat geleneksel medya araçlarında kadının temsilinin erkekler ile kıyaslandığında oldukça az olduğu fark edilmektedir. Bu noktada, küreselleşme ve internet teknolojilerinde ortaya çıkan gelişmeler ile paralel olarak yaygınlığı her geçen gün artan sosyal medya ve araçları devreye girmektedir. Günümüzde bireylerin kolaylıkla ulaşabildiği sosyal medya ve araçları, kadınların toplumsal cinsiyetçiliğe yönelik seslerini çıkartma, fikirlerini duyurma, özgürce kendini ifade edebilme ve kamusal alandaki görünürlüklerini arttırma noktada önemli bir aracıdır. Sahip olduğu bu önem ile paralel olarak, sosyal medyanın popüler araçlarından biri olan bloglar ve bu blogların kadın yazarlarının sundukları içerikler toplumsal cinsiyet kavramı bağlamında kadın temsilinin belirlenmesine yönelik değerlendirilmiştir. Araştırmaya, Türkiye'deki yedi kadın bloger gönüllülük esası ile katılmıştır. Araştırma betimsel analiz yöntemi ile yürütülmüştür.

AyrımcılıkBlogCinsel ayrımcılık+7
Kübra Özer
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İş yaşamında cinsiyete dayalı ayrımcılık:İstanbul ilinde bilişim sektöründe bir araştırma

Türkiye ve dünyada çalışan kadınların yaşadıkları zorluklar yıllarca toplumsal bir sorun olarak ele alınmaktadır. Öncelik olarak bireysel kalkınma ve kariyerleri için çalışan daha sonra da ülke ekonomisine katma değerde bulunan ve bu çabaların ya-nında iş-aile çatışması altında kalan tüm kadınların yaşamış olduğu zorluklar bütün toplumlarda bir sorun haline gelmiş ve bu durum çeşitli platformlarda araştırma konu-su haline gelmiştir. Bu araştırmanın amacı, kadınların iş hayatında yaşamış olduğu cinsiyet eşitsizliğini ele almak ve bu konu hakkında yapılan çalışmaları özetlemektir. Yapılan araştırmalar kadın çalışanların önünde toplumsal engeller ile beraber kadınla-rın kendi koymuş olduğu engellerin de var olduğunu açıklamaktadır. Araştırmada, literatür taraması yapılmış olup kadın çalışanları etkileyen engel-ler açıklanmıştır. Türkiye ve diğer ülkelerde yapılan araştırmalar ve istatistiksel veri-lerden yararlanılarak yorumlar yapılmıştır. İş yaşamında kadınların erkeklere oranla, üst yönetimlerde daha az yer alması ve erkeklere çalışanlara göre terfi alma oranlarının daha az olduğu incelenmiştir. Çalışmanın uygulama kısmında, İstanbul ilinde bilişim sektöründe çalışanların görüşlerini tespit etmek için 163 kadın, 123 erkek olmak üzere 286 çalışana anket yapılmıştır.

AyrımcılıkBilişim sektörüCinsel ayrımcılık+4
Özlem Erdil Fırat
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hizmet sektöründeki cinsiyet ayrımcılığının işe alımlardaki etkisi

Bir örgüt içerisinde çalışan bireylerin organize edilmesi anlamında kullanılan personel yönetimi insanlık tarihi kadar eski bir durumdur. Fakat özellikle yakın dönemlerde görülen gelişmeler, personel yönetiminin sadece organizasyon ve belge toplamadan ziyade çok daha kapsamlı ve stratejik bir uygulama olması gerektiğini ortaya çıkarmıştır. İnsan faktörünün önem kazanmasıyla beraber firmalar kalite ve verimliliği artırmak için insan sermayesine yönelmişlerdir. Sonuç olarak ortaya insan kaynakları yönetimi kavramı çıkmıştır. İnsan kaynakları yönetimi personelin işe alımı, eğitilmesi ve terfi edilmesi gibi birçok görevi yerine getirmektedir. Söz konusu görevlerden birisi de işe alınacak personelin seçilmesidir. Bu çalışmanın amacı, cinsel farklılıkların insanların işe alım süreçlerini etkileyip etkilemediklerinin anlaşılmasıdır. Bu amaçla heteroseksüel, homoseksüel, biseksüel, travesti ve transseksüellerden oluşan 32 ayrı kişiyle bireysel görüşme yapılmıştır. Bu kişilerden 14 tanesi eşcinsel, 9 tanesi heteroseksüel, 6 tanesi travesti, 1 tanesi transeksüel ve 2 tanesi biseksüel kişilerdir. Çalışmada elde edilen sonuca göre, özellikle eşcinseller insan kaynakları yönetimi personeli tarafından önyargılı bir şekilde değerlendirilmektedir.

Cinsel ayrımcılıkHizmet sektörüPersonel seçimi+3
Burak Yılmaz
İstanbul Beykent University
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Kadının korunmasına yönelik çalıştırılması yasaklanan işler ve çalışma sürelerine ilişkin sınırlamalar

Kadınlar, çalışma yaşamının içinde hep var olmuşlardır. Bunun doğal bir sonucu olarak, bu çalışmaların düzenlenmesine yönelik bir kısım kuralların oluşturulması gereklidir. İş Hukuku mevzuatımıza baktığımız zaman, kanun koyucunun işçiyi koruma ilkesi kapsamında pek çok hükümler tesis ettiğini görmekteyiz. Özellikle biyolojik yapılarının farklılık arz etmesi nedeni ve kadının bazı durumlarda daha fazla korunması gerektiği düşüncesiyle kanun koyucu, sadece kadınlar için öngörülen hükümler yaratma yoluna gitmiştir. Bu düzenlemelerin bir kısmı olumlu, yani kadına bazı haklar bahşetme şeklinde ortaya çıkarken, bir kısmı ise olumsuz olarak, yani kadının korunması amacıyla getirilen yasak ve sınırlamalar biçiminde kendini göstermektedir. Çalışmamızın özünü, esasen bu yasak ve sınırlamalar oluşturmaktadır. Ayrıca kadın işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu işler ile sürelere müteallik düzenlemelerin eşitlik ilkesine uygunluğunu belirlemek amacıyla eşitlik ilkesine ve ayrımcılık yasağına ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler üzerinde kısaca durulmuştur.

AyrımcılıkCinsel ayrımcılıkKadın hakları+7
Nilüfer Ayhan
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

1995 yılı Türkiye şehir nüfusu hayat tablosunun cinsiyetler ayrımında brass logit hayat tablosu yöntemi ile hesaplanması

Bu tezin amacı, Brass logit hayat tablosu sistemini kullanarak, 1995 yılı Türkiye şehir nüfusunun hayat tablosunu cinsiyetler ayrımında hesaplamaktır. Bu amaçla veri olarak, 1990 ve 2000 yıllarının genel nüfus sayımları ve 1995 yılının ölüm istatistikleri kullanılmıştır. İlk önce, 1995 yılı Türkiye şehir nüfusu ve 1995 yılı ölüm sayıları kullanılarak, Reed-Merrell yöntemi ile 1995 yılı Türkiye şehir nüfusu hayat tablosu hesaplanmıştır. Sonra, 1990 ve 2000 yılı Türkiye şehir nüfusları kullanılarak, Preston-Bennett yöntemi ile iki nüfus sayımı arası yani 1995 yılı Türkiye şehir nüfusu hayat tablosu tahmin edilmiştir. Daha sonra ise, Coale ve Demeny bölgesel model hayat tablolarının Batı modeli kullanılarak interpolasyon yapılmak suretiyle, Preston-Bennett yöntemi ile tahmin edilmiş olan 1995 yılı Türkiye şehir nüfusu hayat tablosu interpole edilmiştir. Böylece, Brass logit hayat tablosu sistemini uygulayabilmek için gerekli olan veriler elde edilmiştir. Buna göre, tahmin edilmiş hayat tablosu olarak Reed-Merrell yöntemi ile hesaplanan hayat tablosu, standart hayat tablosu olarak da Preston-Bennett yöntemi ile hesaplanan hayat tablosunun interpole edilmiş şekli seçilerek, Brass logit hayat tablosu sistemi ile 1995 yılı düzgünleştirilmiş Türkiye şehir nüfusu hayat tablosu oluşturulmuştur. Sonuç olarak, ülkemizde nüfus sayımlarından elde edilen verilerle yapılan ölümlülük hesaplamalarında erken yaşlarda hatalar ve sapmalar olduğu, ileri yaşların (erkeklerde 35, kadınlarda 45 yaş ve üzeri) ölümlülük seviyesini daha iyi temsil ettiği ve Brass logit hayat tablosu sisteminin, uygun model ve seviyesi (Coale-Demeny, Birleşmiş Milletler, genel standart, vb.) seçildiği takdirde doğruya yakın düzeltme yaptığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Genel nüfus sayımı, ölüm istatistikleri, Reed-Merrell yöntemi, Preston-Bennett yöntemi, Brass logit hayat tablosu sistemi

Cinsel ayrımcılıkNüfusNüfus sayımı+4
Deniz Özcan
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00

Related subjects