Coğrafya

Bu konu başlığı altında 307 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Etkili faktörleriyle Söğütlü Deresi Havzası'nda (Trabzon) taşkınlar ve taşkın risk analizi

Bu çalışmada, Karadeniz Bölgesi'nin Doğu Karadeniz Bölümü'nde yer alan Trabzon İli sınırları içerisindeki Söğütlü Deresi Havzası'nda taşkın risk analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışma sahası havza olması nedeniyle su bölümü çizgileri ile sınırlandırılmıştır. Havzanın toplam alanı 275,7 km2 yüz ölçümüne sahiptir.Dünya nüfusunun hızlı artışı insanların doğal kaynakları kullanmasını arttırmakta ve bu artış nedeniyle doğal kaynaklarda gün geçtikçe değişimler meydana gelmektedir. Doğada yaşanan değişimlerle beraber doğal afetlerde hızlı bir artış görülmektedir. Meydana gelen doğal afetlerde can ve mal kayıpları yaşanmaktadır. Son yıllarda gelişen teknoloji ile doğal afetler önceden tahmin edilmekte ve zararları en aza düşürmek için tedbirler alınmaktadır.Çalışmada öncelikle Söğütlü Deresi Havzasının fiziki ve beşeri coğrafya faktörleri incelenmiş ve Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ile Uzaktan Algılama (UA) yöntemlerinden yararlanılarak analizler yapılmış; daha sonra taşkınların oluşmasında etkili olan coğrafi faktörler belirlenmiş ve taşkınlar üzerindeki etki değerleri Analitik Hiyerarşi Süreci yöntemi kullanılarak hesaplanmıştır. Coğrafi faktörlerden litoloji, jeomorfoloji, yükselti, eğim, bakı, toprak, normalize edilmiş bitki örtüsü indeksi (NDVI), akarsuya yakınlık ve arazi kullanımı faktörlerinin inceleme alanında taşkın üzerindeki etki değerleri belirlenmiş ve CBS ile taşkın risk analizi yapılmıştır. Çalışma sahasının coğrafi özelliklerinin incelenmesi ve risk haritasının oluşturulması sonucunda havzanın %62,1 (171,3 km2)'i çok düşük riskli, %23,5 (64,7 km2)'i düşük riskli, %12,2 (33,5 km2)'ü orta riskli, %1,7 (4,6 km2)'si yüksek riskli, % 0,6 (1,6 km2)'i çok yüksek taşkın riskine sahip olduğu belirlenmiştir. Taşkın riski çok yüksek olan alanlar genel olarak havzanın aşağı çığırında olup akarsuya yakın, eğim değeri düşük, yükseltisi az, bitki örtüsünün zayıf, geçirimsiz yapının fazla ve beşeri faaliyetlerin yoğun olduğu yerlerde görülmektedir.

CoğrafyaDoğu Karadeniz bölgesiKaradeniz bölgesi+4
Furkan Saltoğlu
Samsun Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türk fetihleri çağında Phıladelphıa: Kendine özgü bir Bizans taşra kenti (11-14 yüzyıllar)

Philadelphia , Türk fetihleri çağında, yani 11. yüzyılın son çeyreğinden 14. yüzyılın sonlarına kadar, bölgedeki gücünü ve bağımsızlığını koruyan, bir başka ifadeyle Türklere karşı en uzun süre direnç gösteren ünik bir Bizans kentidir. Siyasi ve askerî açıdan dönemin bölgedeki en güçlü kenti olarak karşımıza çıkan Philadelphia bu gücünü bazen bağlı olduğu Bizans İmparatorluğu'na karşı sergilediği tavır ve tutumlarla da gösterirdi. Özellikle merkezi otoritenin zayıfladığı, siyasi ve ekonomik krizlerin yaşandığı dönemlerde merkezi yönetime karşı çıkardığı isyanlarla ve elde ettiği başarılarla dikkat çekmektedir. Bu başarı bazen yarı özerk bir statü elde ederek bölgedeki diğer kentlerden farklı bir sivil idare ortaya koymasıyla da kendini göstermiştir. Bütün bu başarıların veya farklılığın arkasında yatan pek çok sebepten bahsetmek mümkündür. Her şeyden önce kentin oldukça prestijli bir geçmişi vardı. Gerek kuruluşundan itibaren gerekse Hristiyanlık döneminde pek çok başarıya imza atmıştı. Coğrafi konumunun kendisine sağladığı imkanlardan fazlasıyla yararlanan kent bölgenin en önemli ekonomik güçlerinden biri haline gelmişti. Devlet denetiminde olan ipekli dokuma endüstrisinde faaliyet göstermeyi başaran önemli Bizans kentlerinden biri olmuştu. Ayrıca diğer endüstriyel üretimlerde, tarımda ve ticarette de parlak bir performans sergilemişti. Bizans taşra kentleri arasında kendine özgü niteliğe kavuşmasında bu ekonomik potansiyelin rolü büyüktür. Ama şehrin zaman içerisinde ara ara sahip olduğu karizmatik liderler sayesinde oluşturduğu idari gelenek, belki daha da önemlisi prestijli dinsel kimliği onu ayrıcalıklı kılan diğer yanlarını oluşturuyordu. Şehir daha Hristiyanlığın ilk dönemlerinden itibaren önemli bir dinsel merkez, Hristiyan hacıların uğrak yerlerinden biri haline gelmişti. Zira Hıristiyanların kutsal kitabında adından övgüyle söz edilen nadir kentlerden biriydi. İşte bu güçlü dinsel kimliği sayesindedir ki şehir Osmanlı egemenliğine girdiği dönemde dahi Hıristiyan kimliğini korumuş ve en fazla gayrimüslimin yaşadığı şehirlerden biri olmuştur. Yine kentte inşa edilen görkemli dini yapılar ve güçlü savunma binalarıyla da çağdaşı diğer bölge kentlerinden farklılaşmıştır. Philadelphia şehrini diğer Bizans taşra kentlerinden farklılaştıran bütün bu yönleriyle ele alan bu tezde öncelikle coğrafyanın ve tarihsel mirasının ona kattıkları üzerinde durulmuş, akabinde zaman içerisinde oluşturduğu idari gelenek ve bu geleneğin diğer Bizans taşra yönetimiyle ilintisi veya farklılığı irdelenmeye çalışılmıştır. Bu arada şehrin kendine özgülüğünü büyük ölçüde borçlu olduğu dinsel kimliği ve bu kimliğin inşa süreci de olabildiğince detaylı incelenmeye çalışılmıştır.

Bizans DönemiCoğrafyaDin+2
Nurcan Barman
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gelibolulu Mustafa Âlî Divanı'nda ülke ve şehirler

Edebiyat; malzemesi dil olan bir güzel sanat etkinliğidir ve psikoloji, sosyoloji, tarih, felsefe, coğrafya gibi pek çok bilim dalıyla ilişkilidir. Edebiyatın ilişkili olduğu bu dalların en başta geleni ise coğrafya ve tarihtir. Çünkü içinde bulunulan coğrafya ve yaşanılan dönem insan yaşamını şekillendiren, etkileyen en önemli faktörlerdir. Edebi metinler; eseri meydana getiren şair ya da yazar hakkında bilgi verirken aynı zamanda yazıldığı döneme ve topluma ışık tutan bir ayna işlevi görür. Edebi eser, onu meydana getiren yazar ve toplumdan bağımsız değildir. Bu bağlamda yaşanılan yer/ coğrafya ve yaşanılan çağ/ dönem şairin/ yazarın hayatında önemli bir faktör olarak göze çarpar. Dış dünyayı, kurmaca anlatımla bir araya getiren şair/ yazarlar coğrafyaya ve ona dair unsurlara eserlerinde yer verirler. Edebiyatımızda XVI. yüzyılın önde gelen şairlerinden olan ve aynı zamanda tarihçi ve seyyah kimliğiyle de tanınan Gelibolulu Mustafa Âlî Dîvân'ında edebiyat- tarih- coğrafya ilişkisinin en güzel yansımaları görülür. Bu çalışmanın konusunu Gelibolulu Mustafa Âlî'nin bizzat gittiği ülke ve şehirler oluşturmaktadır. Ortaya konulan çalışma klasik Türk şiirinde ülke ve şehirlerin sadece bir şair değil, aynı zamanda bir seyyah ve tarihçinin kaleminden bakışını yansıttığı için önemli olup klasik Türk edebiyatının zenginliğini de göstermeyi amaçlamaktadır. Anahtar Sözcükler Dîvân şiiri, Gelibolulu Mustafa Âlî, coğrafya, edebiyat, seyyah.

16. yüzyılCoğrafyaDivan edebiyatı+6
Sevgi Yerkel
Hacettepe University
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Halikarnas Balıkçısı'nın eserlerinde Antik Yunan kültürü karşısında Mavi Anadolu düşüncesi

Halikarnas Balıkçısı, kültür tarihi ile coğrafya arasında bağ kurarak bir kimlik, mitoloji, hümanizma anlayışı benimsemiştir. Bu unsurlar, coğrafyaya bağlı birer kurucu unsur olarak Antik Yunan ve Batı karşıtlığı şeklinde düşünce yazılarında işlenmiş ve edebî bir söylem olarak kurmaca eserlerinde estetize edilmiştir. Çalışmada bir metin tahliline girişilmiş, bu bağlamda Halikarnas Balıkçısı'nın düşünce yazıları, roman ve hikâyelerden oluşan kurmaca eserleri tematik ve estetik bağlamda tahlil edilmiştir. Coğrafyayı kültürel bir köken arayışında kaynak olarak kullanan yazarın Antik Yunan ile Anadolu'nun farkını ve Anadolu'nun Antik Yunan'a üstünlüğünü özellikle düşünce eserlerinde ortaya koyduğu gözlemlenmiştir. Bu üstünlük, Anadolu coğrafyasında yaşayan insanların bir kültürel köken olarak Anadolu'da yaşamış tüm ulusların birikimlerini sahiplenmesi gerektiği şeklinde ortaya konulurken Batı'ya da asıl kültürel kökenlerinin Anadolu'da doğduğu ispat edilmeye çalışılmıştır. Bu zıt kültürel unsurları bir araya getirme düşüncesi yazarın kendisinin de bazı çelişkiler yaşamasına, özellikle de tarih konulu kurmaca eserlerinde bu zıtlığın ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Kültürel köken arayışları düşünce yazılarında açık bir biçimde Antik Çağ'ın mirasını Anadolu ile özdeşleştirir. Kurmaca eserlerde ise bu kültürel unsurlar özellikle karakterler ve mekân unsurları üzerinden coğrafyaya dayalı olarak verilir.

CoğrafyaHalikarnas BalıkçısıHikaye+4
Fatih Yeşil
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Asbestin sağlık coğrafyası ve çevre perspektifinden uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemleri kullanılarak incelenmesi: Güneydoğu Anadolu Bölgesi

Günümüzde, çevresel sağlık riskleri, doğal kaynakların kullanımı ve çevre kirliliği gibi konuların insan sağlığı açısından önemi giderek artmaktadır. Bu nedenle, belirli minerallerin çevreye ve insan sağlığına olan muhtemel etkileri dikkatle incelenmektedir. Bu minerallerden birisi de asbesttir. Asbest liflerinin solunması sonucu akciğer zarında kireçlenme ve kalınlaşma, su toplanması, malign mezotelyomanın (MM) yanı sıra karın zarı kanserine neden olduğu da tıp otoriteleri tarafından tespit edilmiştir. Aynı zamanda, tıp dışında, coğrafya, jeoloji ve çevre mühendisliği gibi disiplinler tarafından da doğal bir mineral olan asbest araştırmacılar tarafından yoğun bir şekilde çalışılmaktadır. Bu çalışma, Güneydoğu Anadolu Bölgesi özelinde, söz konusu asbest minerali, sağlık coğrafyasının yöntem ve ilkeleri esas alınarak çevre, jeoloji, UA-CBS teknikleriyle incelenerek çevresel etkilerini değerlendirmeyi ve potansiyel sağlık risklerini belirleyerek, bu riskleri azaltmak için önerilerde bulunmayı hedefler. Sonuç olarak, bölgenin jeomedikal risk haritası oluşturulmuştur. Yanı sıra, MTA ve literatürden derlenen sayısal jeoloji haritaları CBS ortamında çözümlenerek, uydu görüntüleri yardımıyla ve arazi çalışmalarıyla da kontrol edilerek, bölgenin asbest emisyon kaynakları belirlenmiştir. Çalışma alanından alınan 34 adet toprak numunelerinin yüzde 35.29'sinda krizotil, yüzde 14.70'sinde tremolit mineralleri belirlenmiştir. Ayrıca, çalışma alanında yer alan dört ilçede (Ergani, Çermik, Çüngüş, Gerger) çevre ve halk sağlığı için "yüksek riskli" alanların olduğu tespit edilmiştir. Siverek ilçesinde ise riskli alan tespit edilememiştir. MM teşhisi konulan vakaların yaklaşık %56'sı yüksek riskli alanların ilk bir km mesafede olduğu, vakaların yaklaşık %70'i ise yüksek riskli alanların ilk dört km mesafesinde olduğu görülmüştür. Bu çalışma sonucunda elde edilen metodoloji ve yaklaşımların özellikle asbest maruziyeti gibi çevresel risk faktörlerinin incelenmesinde ve yönetilmesinde etkin bir şekilde kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. Bu çalışmanın çıktılarından konuyla ilgili çalışan yerel ve merkezi otoritelerin yararlanacağı önerilmiştir.

CoğrafyaSağlıkUydu görüntüleme+1
Abdullah İzzeddin Karabulut
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

2009-2017 tarihleri arasında Avrupa'ya giden göçmenlerin göç rotalarının CBS kullanılarak görsel analizi

Göç insanlık tarihi kadar eski bir kavram olmakla birlikte bir yerden başka bir yere kalıcı ya da geçici olarak gitmeyi ifade etmektedir. Her dönem için farklı anlam kazanmasına rağmen günümüzde göç olgusu özellikle savaş ya da doğal afet gibi nedenlere bağlı olarak gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülkelerden gelişmiş ülkelere doğrudur. Bununla birlikte daha genel olarak göçlere neden olan itme ve çekme faktörleri bulunmaktadır. Bunlardan itme faktörleri; Güvenlik problemleri, yüksek suç, özellikle kırsal kesimlerde üst üste yaşanan ürün telefleri, kuraklık, sürekli yaşanan taşkınlar, fakirlik ve savaştır. Çekme faktörleri ise; iş bulma kolaylığı, refah seviyesinin yüksek olması, iklim şartlarının iyi olması, daha güvenli ve az suç oranı, politik olarak istikrar, verimli topraklar, doğal afet riskinin daha az olması vb. dir. Günümüzde göç olgusunun en yoğun yaşandığı bölgelerin başında Avrupa Birliği ülkeleri gelmektedir. 2011 yılında başlayan ve Arap Baharı olarak nitelendirilen Kuzey Afrika ve Ortadoğu'daki siyasal istikrarsızlık ve çatışmalı duruma bağlı olarak bu bölgelerden Avrupa Birliği ülkelerine sürekli göç yaşanmaktadır. Bu göçlerin nedenleri arasında coğrafi yakınlığın payı büyüktür. Göçlerin yoğunlaşmasına bağlı olarak geçişlerin nispeten daha kolay olduğu yerlerde göç rotaları oluşmuştur. Bu rotalar özellikle kaçakçılar tarafından yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Coğrafi Bilgi Sistemleri göç çalışmaları açısından oldukça yararlı bir araç olarak kullanılabilmektedir. Bu özelliğine rağmen göç çalışmalarında CBS tabanlı pek fazla çalışma yapılmamıştır. CBS'nin en büyük yararı farklı verileri bir arada toplaması ile doğru analizlere imkân sağlamasıdır. Tez kapsamında yapılan çalışmada ulaşılan sonuçlar CBS'inden yararlanılarak ulaşılmıştır. Çalışmada ArcMap 10.2 kullanılmıştır. Çalışma alanı göçlerin nihai varış yeri olan Avrupa'dır. Bununla birlikte kaynak ülkeler ise büyük oranda Afrika ile Ortadoğu başta olmak üzere Asya ülkeleridir. Frontex ve IOM (Uluslararası Göç Organizasyonu) gibi farklı kurumlar tarafından göç rotaları belirlenmiştir. Çalışmada bu rotalar referans olarak kullanılmıştır. Bununla birlikte sadece rotalar belirlenmemiş olup bu rotaların tercih sebepleri de (coğrafi yakınlık ve çatışmadan kaçmak vb.) belirlenmiştir. Bunlara ilave olarak ülkemizin de içinde bulunduğu Doğu Akdeniz rotası ayrıntılı olarak incelenmiş ve bu rota içinde Türkiye'nin yeri detaylı olarak aydınlatılmaya çalışılmıştır. Doğu Akdeniz rotası içerisinde 10 ülke belirlenmiştir. Bu ülkeler bu rotayı en fazla kullanan ülkeler olmakla birlikte kapsamlı olarak analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Göç, Göç Rotaları, Coğrafi Bilgi Sistemleri, Avrupa, Ortadoğu

CoğrafyaGöçlerNüfus
Güneyi Vural
İstanbul Technical University · Bilişim Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Suriyelilerin Gaziantep kentinin sosyo-ekonomik yapısına etkileri

Göç olgusu, hedef bölgede toplumsal değişmeye neden olurken aynı zamanda da göç edenlerin de dönüştüğü bir sürece karşılık gelir. 2011 yılında Suriye'de meydana gelen iç karışıklık ve kaotik ortamdan kaynaklı olarak göç etmek zorunda kalan Suriyelilerin hedef bölge yer seçiminde Türkiye ilk sırada gelmektedir. Türkiye'ye yönelen Suriye kaynaklı göç dalgası, başta Türkiye'nin sınır illeri olmak üzere diğer birçok il de bu göçlerden etkilenmiştir. Sınır illerinden Gaziantep, 2011 Suriye savaşı sonrası Suriyelilerin en fazla tercih ettiği illerden biridir. Akrabalık, tanıdık ilişkileri, coğrafi yakınlık gibi nedenlerin yanında göç öncesi süreçte Gaziantep ve Halep arasında ciddi bir ekonomik ilişki olması da Gaziantep kentine yönelik Suriyeli göç sürecini etkilemiştir. Suriyelilerin kentsel mekâna yayılımları ve sosyoekonomik yapı kaynaklı mekânda oluşturdukları ayrışma/kümelenme şekillerinin hangi faktörlerden kaynaklı olarak meydana geldiği çalışmanın ana konusunu oluşturmaktadır. Buna bağlı olarak, Gaziantep kentinin merkez ilçeleri olan Şahinbey ve Şehitkâmil araştırma evreni olarak belirlenmiştir. Ön araştırmalar neticesinde, ilçelerde, Suriyeli nüfusun fazla ve yoğun olduğu 40 mahalle örneklem olarak tespit edilmiştir. Belirlenen sahada bulguların elde edilmesi için hem yerel hem de Suriyeli nüfus için ayrı ayrı anket formu hazırlanmıştır. Sorular yarı yapılandırılmış ve açık uçlu olmak üzere iki şekilde katılımcılara yöneltilmiştir. Anket formları her mahalleden rastgele 10'ar Suriyeli ve 10'ar yerli kaynak kişi olmak üzere toplam 800 kişiye yüz yüze uygulanmıştır. Ayrıca her bir mahalle muhtarı ile görüşülerek Suriyelilerin nüfus verilerinin yanında mahallelerdeki Suriyeliler hakkında genel bilgiler elde edilmeye çalışılmıştır. Suriyelilerin ekonomik gelirlerinin düşük olmasına ilk kümelenmeleri buna bağlı olarak gerçekleşmiştir. Kümelenmenin ve mekânsal ayrışmanın ikinci adımı etnik ve dil yapılarına göre oluşmuştur. Son olarak Suriyelilerin mekânsal kümelenmesi ağ ilişkilerine bağlı olarak gerçekleşmiştir. Suriyelilerin sosyoekonomik yapısına bağlı olarak gerçekleştirdiği kümelenmelere ek olarak yerel halkın da dışlama pratikleri ve söylemleri Suriyelilerin mekânsal ayrışmasında bir diğer önemli unsurdur. Bu bakımdan çalışma sahasındaki Suriyelilerin mekânsal yer seçimi ve mekânsal ayrışması hem Suriyelilerin iç dinamiklerinden hem de yerel halkın dışlayıcı tutumlarına bağlı olarak gerçekleşmiştir. Araştırmanın ulaştığı en kapsamlı sonuç yerel halkın son dönemlerde Suriyelilere karşı dışlama pratiklerinin arttığına dair çıkarımlar, yapılan saha çalışması sonucunda belirlenmiştir. Gaziantep kentinde mekânsal ayrışma pratikleri göç süreci ilerledikçe yerel halkın davranış biçimlerine göre daha da derinleşeceği öngörülmektedir.

CoğrafyaMekansal ayrışmaSosyo-mekansal ayrışma+2
Emrah Türkoğlu
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Toplumsal mekânın üretimi: Şanlıurfa şehrinde Suriyeli ve Şanlıurfalıların karşılaşması

İnsan topluluklarının karşılaştıkları ve iç içe geçiştikleri mekânlarda, mekân, insanları bedensel olarak birbirine yakınlaştırarak, temas ve etkileşimi sağlar. Mekân, insanları bir araya getirip nüfus yoğunluğunu artırdığı gibi (nicel olarak) ilişkileri de (nitel olarak) yoğunlaştırır. Kendisi de bu ilişkilerin bir sonucu olarak yeniden üretilir. Bu sebeple, ilişkisel mekân ve toplumsal mekân kavram ve kuramlarının merkezine oturtulduğu bu çalışmada, belli bir mekânı daha önce kullananlar ile bu mekâna göçle gelenlerin gündelik hayat deneyimleri üzerine eleştirel bir okuma yaparak, bu deneyimlerin ayaklarının oturtulduğu mekânı ve bunun toplumsal örüntülerdeki yerini, böylelikle toplumsal mekânın yeniden üretiminde göç olgusunun rolünü anlamayı amaçlamaktadır. Bu çalışma, Şanlıurfa şehrindeki Suriyelilerin ve Şanlıurfalıların, karşılaştıkları ve iç içe geçtikleri mekânlarda her iki halk arasındaki "uyum" ve "çatışma" noktalarının neler olduğuna ve bunların toplumsal mekânı nasıl ürettiğine odaklanmaktadır. Temelde alan araştırmasına dayanan bu çalışmada, nicel ve nitel araştırma yöntem ve tekniklerinin bir arada olduğu karma yöntem kullanılmıştır. Çalışmada, gözlem, görüşme, anket ve derinlemesine görüşme teknikleri birlikte kullanılmıştır. Buna göre, araştırma, Şanlıurfa şehrine bağlı, Haliliye ve Eyyübiye merkez ilçelerinin şehirsel alanında yer alan 45 mahallede, rastgele/tesadüfi yolla seçilen 360'ı Şanlıurfalı ve 360'ı da Suriyeli olmak üzere toplamda 720 kişiye uygulanan yarı yapılandırılmış ankete; Suriyelilerin görece yoğun olarak yaşadıkları 37 mahallenin muhtarıyla yapılan görüşmelere; 5'i Şanlıurfalı 5'i de Suriyeli olmak üzere toplam 10 kişiyle yapılan derinlemesine görüşmelere ve saha gözlemlerine dayanmaktadır. Şanlıurfa şehri, etnik ve kültürel çeşitlilik açısından Türkiye'nin başat şehirlerinden birisidir. Suriyelilerle birlikte, bu etnik ve kültürel çeşitlilik artmıştır. Ancak bununla birlikte, kültürel çatışma ve sosyal entegrasyon bağlamında çeşitli sorunların ortaya çıkması da kaçınılmaz olmuştur. Böylelikle Suriyeliler, Şanlıurfa şehri için bir taraftan "çok kültürlülüğe" ve "birlikte yaşama" katkı sağlarken, diğer taraftan da "sosyal entegrasyon" bağlamında yaşanan sorunların, "kültürel çatışmaların" ve "sosyal dışlanmaların" da merkezinde yer alarak sosyolojik dönüşümün gerçekleşmesine katkı sağlamışlardır. Netice itibariyle, yoksulların karşılaşması ve karşılaşma krizleri olarak kavramlaştırılan bu durum, toplumsal mekânın üretiminde önemli bir rol oynamıştır. Anahtar Kelimeler: Toplumsal Mekân, İlişkisel Mekân, Suriyeliler, Karşılaşma Krizleri, Şanlıurfa.

CoğrafyaEkonomik entegrasyonGöçler+7
Recep Baydemir
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Karabük şehri ve çevresinde doğal ortam ile insan arasındaki ilişkiler

Çalışma sahası, Karabük Merkez ilçesi ve yakın çevresi, Karadeniz Bölgesinin Batı Karadeniz Bölümünde, Filyos çayı havzası içinde yer alır. Alan yapısal bakımdan oldukça karmaşık ve jeomorfolojik açıdan da farklı reliefleri bir arada bulundurmaktadır. Ortalama 1000 km²'lik bir alanı kapsayan çalışma sahanın ana jeomorfolojik birimlerini; Dağlık sahalar, Platoluk sahalar, Vadi tabanları, Dik yamaçlar meydana getirmektedir. Araştırma sahasında, 1300 – 1700 metreler arasında zirve düzlükleri, 950 – 1300 metreler arasında yüksek düzlükler, 650 – 950 metreler arasında yüksek platoluk alanlar, 300 – 650 metreler arasında alçak platoluk alanlardan oluşmaktadır. Karabük Merkez ilçesi ve yakın çevresi Alt Kretase'den Kuaterner'e kadar süren yapısal oluşum faaliyetleri meydana gelmiştir. Çalışma sahası Alp Orojenik kuşağı içinde yer alan, Üst Eosen – Alt Miyosen arasındaki dönemde Türkiye orojenik kuşağının sıkışması ile Tetis denizi çekilmiş ve Pontid – Anatolid kuşağı yükselerek kara haline gelmiştir. Sahada buna bağlı farklı jeolojik yaşlarda litolojik birimler oluşmuştur. Araştırma alanında, farklı arazi kullanım kabiliyet sınıflarına ait araziler bulunmaktadır. Bu sahaların büyük çoğunluğunu orman ve fundalık araziler oluştururken, yer yer kuru tarım, bahçe tarımı, çayır ve mera arazileri de yer almaktadır. Karabük Merkez ilçesi zengin bitki örtüsüne sahip arazilerden oluşmaktadır. Hayvancılık faaliyetleri yönünden de uygun sahalar mevcuttur. Arazinin geneli dağlık ve engebeli olması sebebiyle tarımsal faaliyetler kısıtlı bir sahada yapılmaktadır. Doğal ortamın meydana getirdiği zenginlik, turizm faaliyetlerini de desteklemektedir. Mevcut akarsuların vadi tabanları ve alçak plato sahaları dar bir alanı kapsamaktadır. Araştırma sahasını oluşturan bölgede yanlış ve amaç dışı arazi kullanımı sahanın verim potansiyelinin düşmesine, ortadan kalkmasına ya da daralmasına neden olmaktadır. Böylece arazide tahribatlar, kirlilik ve bozulmalar ortaya çıkmaktadır. Akarsu vadi tabalarının oluşturduğu kısıtlı sulu tarım alanlarının yerleşme ve ticari sahalar olarak kullanılması, büyük bir sorun teşkil etmektedir. İnceleme alanı içerisinde yapılan beşeri faaliyetler, genel olarak sahanın fiziki şartlarına bağlı kalınarak gelişme ve ilerleme göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Jeomorfoloji, Doğal Ortam – İnsan İlişkileri, Filyos Çayı, Havza, Karabük

Batı Karadeniz HavzasıCoğrafyaDoğa+4
İlyas Çağlayan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Pervari (Siirt) Sinebel Yarma Vadisi ve yakın çevresinin jeomorfolojisi

Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmanın alanı, Siirt ili Pervari ilçesinin GD'sunda yer almaktadır. Çalışmaya konu olan Sinebel Vadisi Neotektonik hareketler sonucu faylanmaya yoğun şekilde maruz kalan bir alanda bölgesel yükselmeye ayak uyduran akarsuyun açtığı yarma karakterli bir vadidir. Antesedant özelliklerin görüldüğü Sinebel Yarma Vadisi' nde tektonizmayı yansıtan çok sayıda jeomorfolojik belirteç vardır. Bitlis Zagros Bindirme Zonu üzerinde yer alan Sinebel Yarma Vadisi, kireçtaşlı litolojide açılan bir vadidir. Bölgede kalkerlerin fazla olması ve diğer koşulların elverişli olmasından dolayı karst topoğrafyasına ait jeomorfolojik birimler de oluşmuştur. Sinebel Vadisi' nin aşağı çığırında ise azalan eğim değerlerinden dolayı flüvyal birikim şekilleri görülmektedir. Çalışma alanı faylanmaya yoğun şekilde maruz kaldığı için değişen eğim değerlerinden dolayı gevşek yapıda olan fliş tabakalarında kütle hareketleri görülmektedir. Çalışma alanında yer alan başlıca akarsular; Sinebel, Mansur, Çemekari, Kışlacık, Çatak ve Botan akarsularıdır. Bu akarsuların beslenme havzalarında yer alan litoloji ve iklimden dolayı rejimleri düzensizdir, debi değişkenliği oldukça fazladır. Nisan – Mayıs aylarında azami seviyeye ulaşan akarsularda Sonbahar ve Kış mevsimlerinde akım asgarisi yaşanmaktadır. Çalışma alanında litoloji, iklim, tektonizma ve flüvyal süreçlerin ortak ilişkisinden kaynaklı zengin bir jeomorfolojik görünüm vardır. Bu jeomorfolojik yapı tektonizma ile yakından ilişkili olduğu için morfotektonik anlamda çalışma alanı ve yakın çevresi aktif bir tektonik kuşak üzerinde yer almaktadır

CoğrafyaJeomorfolojiSiirt-Pervari+1
Yahya Öztürk
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Van gölü havzasının doğusunda heyelan duyarlılık analizi

Çalışma kapsamında heyelan duraylılığı haritası üretilmesi ve değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla heyelan yoğunluğu görece daha yüksek olan Van ilinin kuzeyi seçilmiştir. Analizlerde yükselti, eğim, bakı, yamaç eğriselliği, ana faylara yakınlık, akarsu aşındırma gücü indeksi, arazi örtüsü, litoloji ve toprak parametreleri, oluşturulan heyelan envanter haritasına göre değerlendirilmiş ve yeniden sınıflandırılmış parametre haritaları üretilmiştir. Bu parametreler haritaları coğrafi bilgi sistemleri yardımıyla üretilmiş ve arazi çalışmaları ile teyit edilmiştir. Daha sonra her bir parametre için frekans oranları elde edilmiş ve heyelan duyarlılık haritası üretilmiştir. Frekans oranı yöntemine göre hazırlanan heyelan duyarlılık haritası çok düşükten çok yükseğe doğru 5 sınıfa ayrılmıştır. Çalışma alanına ait yol ağı ve yerleşme yerleri verileri üretilerek heyelan duyarlılığının bu faktörlere etkisi incelenmiştir. Çalışma alanının özellikle kuzey ve kuzeybatı kesimlerinde duyarlılık değerleri yüksek çıkmıştır. Buralarda yapılacak her türlü beşerî etkinlikten önce mutlaka heyelan değerlendirilmesi yapılmalıdır.

CoğrafyaFiziki coğrafyaFiziki coğrafya+4
Hasan Sayın
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çermik-Çüngüş (Diyarbakır) arasında kalan sahanın karst jeomorfolojisi

Çermik-ÇüngüĢ (Diyarbakır) arasında kalan saha Güneydoğu Toroslar kuĢağında Diyarbakır havzasının kuzeybatısında yer almaktadır. AraĢtırma sahası, karstlaĢma koĢulları ve oluĢan karstik erime Ģekiller açısından oldukça zengin bir sahadır. Ġnceleme sahasındaki formasyonlar Paleozoyik ve Senozoik yaĢ aralığındadır. Ġnceleme sahasının en yaĢlı kayaç grupları Jura-Kratse yaĢ aralığında Koçali ve Karadut karmaĢıklarıdır. Sahanın en genç formasyonu Alt Miyosen yaĢ aralığındaki Lice formasyonudur. Sahada karstlaĢma koĢullarının yaygın olduğu formasyonlar Fırat, Gaziantep ve Hoya formasyonlarıdır. Fakat karstik Ģekiller yaygın olarak saf kireç taĢlarından oluĢan Fırat formasyonu üzerinde geliĢmiĢlerdir. Miyosen ortalarında baĢlayıp günümüze kadar devam eden neotektonik süreçler, güneydeki Arabistan levhasının Anadolu levhasını kuzeye doğru itmesi Güneydoğu Toroslar kuĢağında faylı, kırıklı bindirme sistemlerinin geliĢmesini neden olmuĢtur. Bu hareketler aynı zamanda sahadaki kireçtaĢlarının bol kırıklı ve çatlaklı olmasının sağlamıĢtır bu da sahada karstik erime Ģekillerinin geliĢimini hızlandırmıĢtır. YağıĢ, sıcaklı, hidrografya ve bitki örtüsü koĢulları sahadaki karstik Ģekillerin geliĢimini sağlayan diğer önemli faktörlerden olmuĢtur. Bunun sonucunda sahada karstik jeomorfoloji açısından oldukça zengin tipik ve zengin Ģekiller çıkmıĢtır. Bunlar içinden en önemlileri; Yeniköy Polyesi, Sinek Çayı Kanyonu, Hoya Kanyonu vadileri, Yeniköy Düdeni, ElifuĢağı Boğazı ve Gelincik Dağı Peribacaları sayılabilir. AraĢtırma sahasında yapılan incelemeler neticesinde karstik saha ve doğal ortam insan iliĢkisi çerçevesinde incelemeler yapılıp tarım hayvancılık faaliyetleri ve sahanın turizm potansiyeli değerlendirilmiĢtir.

CoğrafyaDiyarbakır-ÇermikDiyarbakır-Çüngüş+4
Berzan Dindaroğlu
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sahâbe Döneminde coğrafya ve kültürün hadis rivayetine etkisi

İnsan bir zaman diliminde, bir mekânda ve bir kültür ortamında yaşamını sürdürür. Bulunduğu kültürel çevre insanın yaşantısını her açıdan önemli ölçüde etkiler. Sahâbe de farklı sebeplerle çeşitli bölgelere gitmiş ve orada Hz. Peygamber'in söz ve uygulamalarını diğer nesillere aktarmışlardır. Çalışmada sahâbenin yaşadığı bölgenin beşerî coğrafya ve kültür özelliklerinin hadis rivayetine etki edip-etmediğini ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu noktada ilk olarak çalışmanın giriş bölümünde coğrafya, kültür ve rivayet kavramları tanıtılarak hadis ilmi açısından aralarındaki ilişki açıklanmaya çalışılmıştır. Bölgeler arasındaki önemli farklılıklardan birisi dildir. Dil ile bölge kültürü arasında karşılıklı bir etkileşim vardır. Sahâbenin naklettiği hadislerde kullandığı kelimeler de yaşadığı bölgeye göre farklılık gösterebilmektedir. Çalışmanın ikinci bölümünde ilk olarak coğrafya ve kültürün mana ile rivayete olan etkisi incelenmiş ve bölge ile kültürünün mana ile hadis rivayetine etkisi ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu bölümde ikinci olarak farklı bölgelerdeki fıkhî anlayışlardan yola çıkılarak bu anlayışlara sahâbenin naklettiği hadislerin etkisi incelenmiştir. Araştırma sonucunda bir bölgedeki sahâbenin hadis bilgisinin ve rivayetinin, o bölgedeki fıkhî anlayışın gelişmesinde etkili olduğu görülmüştür. İkinci bölümün son başlığında ise beşerî coğrafyanın hadis nakletmedeki rolünden yola çıkılarak sebeb-i rivayet kavramı yeniden tanımlanmıştır. Çalışmanın bu kısmında farklı bölgelerdeki siyasî tutumların ve beşerî coğrafyanın hadis rivayetine etki ettiği ve önemli bir sebeb-i rivayet olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın son bölümünde kültürel farklılıkların hadis uydurmadaki etkisi üzerinde durulmuştur. Beşerî coğrafya etkisiyle birlikte bölgenin siyasî tutumu doğrultusunda hadis uydurma faaliyetinin gerçekleştiği tespit edilmiştir. Irak bölgesinde Hz. Ali lehine, Şam bölgesinde ise Hz. Mu'âviye lehine hadis uydurulduğu saptanmıştır. Bununla birlikte hadis uyduran kişilerin içinde bulundukları toplumun kültürünü ve eski dinlerin mitolojik figürlerini uydurdukları rivayetlere yansıttıkları görülmüştür. Son olarak hadisin ve hadis tarihinin sosyoloji, antropoloji ve beşerî coğrafya ile birlikte ele alınmasının gerekliliği ortaya çıkmıştır.

CoğrafyaHadisKur'an-ı Kerim+5
Recep Emin Gül
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Amediye (Duhok - Irak) yakın çevresinde toprak erozyonu ve kontrol yöntemleri

Erozyon, verimli toprakların devamlılığı açısından önemli bir doğal süreçtir. Ancak insanoğlunun doğaya uygunsuz müdahaleleriyle doğal bir süreç olmaktan çıkıp tehlikeli bir doğal afet haline gelmiştir. Dünya çapında her yıl binlerce hektar verimli arazi geri dönüşü olmayacak şekilde tahrip olmaktadır. Coğrafyasının büyük kısmı eğimli ve bol yağış alan Kuzey Irak'taki erozyonun etkinliği tehlikeli boyutlardadır. Bu sebepten ötürü erozyonun bölgesel olarak gerek lokal gerekse genel olarak tanınması, analiz edilmesi ve erozyonun niteliğine göre gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir. Araştırma şunları amaçlamaktadır; Amediye ve yakın çevresindeki toprak erozyonunun gücünü etkileyen önemli faktörlerin (Fiziki - Beşeri) belirlenmesi, Amediye'deki toprak türlerini belirleyerek fiziksel ve kimyasal özellikleri. Bu çalışma kapsamında erozyon kavramı, erozyonun analiz yöntemleri ve erozyona karşı alınabilecek önlemler, gerek yerli gerekse dünya literatürü üzerinden incelenmiştir. Erozyon kontrolü, kavramı, çeşitleri ve temel mekanizmaları anlatılmış; erozyon analiz ve tahmin yöntemleri anlatılmış ve mevcut toprak örneklari üzerinden irdelemesi yapılmıştır. Amediye ilçesi Kuzey Irak bölgesinde yer alan ve Duhok iline bağlıdır. Amediye'de erozyon ve erozyon türleri açıklanarak; bir arazinin erozyona uğraması için toprağın mutlaka taşınmasının gerekli olmadığı açıklanmaktadır. Bazı türlerinde ise aşınma bir yıldan diğerine fark edilemeyecek mertebede olabilmekte ve bu kadarı d hi zamanla ciddi sorunlara yol açabilmektedir. Vaktinde müdahale II edilmemesi halinde etkinliğini belli mertebenin üzerine çıkaran erozyonun kontrolü, zamanında yapılabilecek basit müdahalelerle kıyaslandığında sonraki aşamalarında çok ciddi mali yükler getirebilmektedir. Erozyonun kontrol altına alınmaması halinde topraklarımız hızla kaybının geri dönüşü olmayacak şekildeolacaktır. Bu noktadan sonra ne kadar madd gücünüzün olduğunun bir önemi yoktur çünkü kaybın geri kazanımı mümkün değildir. Bölgenin fiziki coğrafya özelliklerini bilmek çok önemli bir konudur. Arc GİS 10.4.1 yazılımı ile bölgenin doğal yapısını iyi bir şekilde inceleme fırsatı elde ettik. Bununla beraber erozyon kontrol yöntemleri ve özellikle Amediye İlçesin'de erozyon iyi bir şekilde belirlendi ve Amediye İçesin'de insan faktörü erozyonun oluşmasında en büyük etkenlerden biridir. Ağaçların konutlar için kullanılması veya toprağın tarım faaliyetlerinde yanlış kullanımı, ilkel metodların kullanımı, hayvanların rastgele beslenmesi, özellikle 1957 – 2017 yılları arasında istatistiklere göre nüfusun hızlı artışı gibi etkenler Amediye İlçesinde toprak erozyonu üzerindeki ana faktörlerdir. Bu çalışmada erozyonun kontrolü üzerinde durulmuştur. Erozyon kontrolünde birinci adım erozyon kontrol planının oluşturulmasıdır. Bir erozyon kontrol planının hazırlanması ciddi bir saha araştırması gerektirmektedir. Erozyondan korunma, rüzg rın, yağmurun, sel suyunun ve orman yangınının etkilerinden sonra, açığa çıkan toprağın korunmasında hayati bir öneme sahiptir. Bunun nedeni sahadaki erozyon sorununun ve etkinliğinin doğru tanımlanması, erozyon kontrol maliyetlerini ciddi oranda düşürecektir. Anahtar Kelimeler: Amediye, Duhok, Toprak, Erozyon, Erozyon Kontrol.

CoğrafyaErozyonIrak-Duhok+2
Radhwan Mikaeel Ameen
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İktisadi kalkınmada coğrafyanın rolü

Bu çalışmanın amacı iktisadi kalkınmada coğrafyanın rolünün ne olduğunu belirlemeye çalışmaktır. Coğrafi özelliklerinden dolayı nüfus yoğunluğunun yüksek olduğu ülkelerin, akarsu ve nehir kaynaklarına sahip ülkelerin, göreli daha soğuk iklim koşullarına sahip ülkelerin iktisadi olarak daha kalkınmış olup olmadığını sorgulamak bu çalışmanın temel amacıdır. Çalışmada temel önkoşullar nüfus yoğunluğu, iklim, nehir ve akarsu gibi taşıma avantajları sağlayan coğrafi özelliklerin, iktisadi kalkınmada önemli bir etken olduğu varsayımına dayanmaktadır. Nüfus yoğunluğunun yüksek olması, birlikte yaşama pratiklerini artırırken aynı zamanda yenilikçi düşüncelerin gelişmesine de katkı sağlamaktadır. Bu durum iktisadi kalkınmada pozitif etki meydana getirmektedir. Benzer şekilde akarsu ve nehir kaynaklarının fazla olması, ülke içi ve ülke dışı ucuz taşıma maliyetleri açısından avantaj sağlamaktadır. Bu durum da ulaşım avantajları sağlayarak iktisadi kalkınmaya pozitif etki etmektedir. Ayrıca iklimin insan doğası ve davranışları üzerinde etkili olduğuna ilişkin tezlere dayanarak da sıcaklığın iktisadi kalkınma üzerinde etkisi olduğu düşünülmektedir. Çalışmada, coğrafya ve kalkınma arasındaki bu ilişkileri incelemek üzere panel veri analizi yapılmıştır.

Coğrafi özelliklerCoğrafyaEkonomik coğrafya+3
Muhamed Sabri Doğan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beylerhan ve Eskisaray köylerinin gelişmişlik bakımından karşılaştırılması

Bu çalışma Uşak Merkez Beylerhan ve Eskisaray Köylerinin gelişmişlik açısından ele alınıp, köylerin coğrafi konumu, tarihçesi, iklimi, toprağı, bitki örtüsü, hidrografyası, nüfusu, yerleşmesi, eğitimi vb. başlıklar çalışılmıştır.Bu başlıkların bilgilerine ulaşabilmek için, belge taraması, anket ve gözlem gibi çeşitli yöntemler kullanılmış ve bu bilgilere ulaşılmıştır.Yapılan çalışmalar sonucunda köyler coğrafi açıdan karşılaştırılıp farklılıkları, benzer yönleri tespit edilmiş ve bu farklılıkların nedenleri, sonuçları ortaya konmuştur.Sonuçlara bakıldığında köylerin coğrafi açıdan sabit kalmadığını dönem dönem nüfusta, tarımda, eğitimde, ekonomide yani beşeri özelliklerin değiştiğini; fakat fiziki özelliklerin sabit kaldığını görmekteyiz.Son olarak bu çalışmamızın kırsal yerleşmelerdeki değişimlerin, farklılıkların neler olduğunu ilerideki çalışmalara kaynak teşkil etmesini düşünmekteyiz.

Beşeri özelliklerCoğrafi özelliklerCoğrafya+6
Şahin Yörük
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kozak yaylasında (Bergama) fıstık çamının ekolojik şartları ve yetiştiriciliği

İnceleme alanı olan Kozak, Ege Bölgesi'nin Asıl Ege Bölümü'nde yer almaktadır. Araştırma sahası, Bergama ilçesinin kuzeyinde olup, ilçe merkezine uzaklığı 20 km. dir. Akdeniz iklim sahasında yetişme olanağı bulan Fıstık Çamı {Pinus pinea), çok özel bir bitkidir. Yetişmesi kolay ve ekonomiye olan katkısı çok büyüktür. Dünyada ılıman kuşak ve Akdeniz ülkelerinde yetişen bu çam türü dış görünüşü ile diğer çam türlerinden kolay bir şekilde ayırt edilebilir. Kullanım alanı ve besin değeri ile ekonomiye katkısı fazladır. Ekonomik değeri yüksek olması nedeniyle Fıstık Çamı, yetiştirildiği ülkelerde ticaret payını yükselten bir üründür.Bu çalışmada, Bergama - Kozak Yöresi'nde Fıstık Çamı'nın ekolojik şartları ve yetiştiriciliği hakkında bilgi toplamak amaç edinilmiştir. Bu ağacın özellikleri, optimum yetişme koşulları ve Kozak Yöresi'nde yayılmasının sebepleri araştırılmıştır. Araştırma sahasında Fıstık Çamı dikili alan yaklaşık olarak 16.000 ha dır. Türkiye'nin en büyük ve doğal Fıstık Çamı sahası olan Kozak Yaylası coğrafi açıdan önemli bir yere sahiptir. Tüm uygun şartlar bu havzada mevcuttur. İklim, toprak, jeolojik ve jeomorfolojik faktörlerin bir arada bulunması bu bölgede Fıstık Çamı'nın yetişmesini kolaylaştırmıştır. Granodiyoritlerin yayılış göstermesi bu yörede Fıstık Çamı için en önemli unsuru teşkil eder. Toprak karakteri olarak granitlerin üzerinde gelişen kumlu toprakları seven Fıstık Çamı, bu alanda rahat bir şekilde yetişmektedir. Bakımı da oldukça kolaydır. Bu nedenlerden dolayı Kozak tipi Fıstık Çamı'nda verim diğer Fıstık Çamı tiplerine göre daha yüksektir. Ülkenin ihraç ürünlerinde çam fıstığı, kuru meyve alanında büyük bir başarı yakalamıştır. Bu satış gelirlerinin yanında yöre halkına geniş bir istihdam sahası oluşturmaktadır.Fıstık Çamı'nı yine bir Akdeniz bitki elemanı olan zeytinle karşılaştırmak gerekirse, zeytinin bakımı daha zor ve uğraştırıcıdır. Fıstık Çamı bakımında ise böyle bir durum söz konusu değildir. Yetiştirilmesinde budama çok önemli bir yer tutar. Zeytinin yetiştirilmesinde olduğu gibi gerekli olan çapalama, gübreleme ve ilaçlama masrafları bulunmaz. Yetişme dönemi uzun olmasına rağmen getirmiş olduğu gelir çok yüksektir. Bu nedenle Bergama'nın ekonomik açıdan en zengin köyleri bu yörede yer alır.Fıstık Çamı yetiştiriciliğinin en önemli sorunu, hasat zamanı gelmeden toplanan kozalaklardır. Hırsızlık olayları nedeniyle köy halkı kozalaklarını olgunlaşmadan toplama gereği duymakta, bu da verimi düşürmektedir. Bu sorunun yetkililerce çözümlenmesi gerekir. Diğer sorunlar ise yetersiz tanıtım, kalifiye eleman eksikliği, eğitim ve pazarlama olarak söylenebilir.Sahanın Fıstık Çamı yetiştiriciliği dışında diğer geçim kaynakları ise; bağcılık, hayvancılık ve granit taşı işletmeciliğidir. Kozak Yaylası'nda ağırlıklı olarak büyükbaş hayvancılığının yapıldığı söylenebilir. Yöre halkına getirişi Fıstık Çamı'ndan sonra en fazla olan iş sahası granit işletmeciliğidir. Granit işletmecilikleri Terzihaliller ve Yukarıcuma Köyleri'nde faaliyet gösterir. Fakat bu granit taş işletmelerinin çevreye verdiği zararlar da önemli bir sorundur. İşletmelerin doğaya yaydıkları toz ve katı atıklar, çevre kirliliğine yol açmaktadır. Bu nedenle taş işletmeciliği konusun da gerekli tedbirler alınmalıdır.Anahtar Kelimeler: Fıstık Çamı, ekoloji, Kozak Yaylası, coğrafya, Pinus pinea

Bitki yetiştirmeCoğrafyaEkoloji+7
Şule Solbaş
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Turgutreis'de turizm

Turgutreis, Ege Bölgesinin kıyı (asıl) Ege Bölümü sınırları içinde yer alan Muğla ilinin Bodrum ilçesine bağlı bir beldedir. 6833 hektarlık yüzölçümüne sahip olan Tutgutreis, girintili çıkıntılı 38 km. uzunluğunda sahil boyunca geniş ve dik bir kıyı şeridine sahiptir. Turgutreis belediye örgütlü kasaba olmasının yanında dört köy (Akyarlar, Dereköy, İslamhaneleri, Peksiment) yerleşmesinden meydana gelmiştir.Sahanın iklimi Akdeniz iklimi olup yıllık ortalama 545,7 mm. yağış almaktadır. Yıllık sıcaklık ortalaması 18,5 °C yıllık ortalama deniz suyu sıcaklığı 19,2°C dir. Doğal bitki örtüsünü Akdeniz iklimine bağlı olarak kızılçam ormanlarının tahribiyle sahaya yerleşen makiler oluşturur. 1970 yılında 4436 olan nüfus, 1990 yılında 9403 olmuş, turizmin etkisiyle yoğun göç alan sahada emekli nüfusun ve çalışmaya gelenlerin yerleşmesiyle, 2010 yılı adrese dayalı nüfus kayıt sistemi verilerine göre nüfus 28.837 kişi olmuştur. Ekonomisi tarım, hayvancılık ve balıkçılığa dayanan yörede 1970 yılından sonra turizm faaliyetleri başlamış, 1990 yılından itibaren hızlanarak artmıştır. Turizm faaliyetlerinin etkisiyle değişmeye başlayan doğal çevre turistik bir kentleşmeye maruz kalmıştır. Turizm özellikleri sayesinde turizmde söz sahibi olan Turgutreis Bodrum'a alternatif bir turizm merkezi konumundadır.Turistik potansiyelini öncelikle deniz-kum-güneş anlayışı üzerine kurmuş olan Turgutreis'in Türkiye'nin Ege kıyısında yer alması ve deniz turizmi potansiyeli, yatçılığa elverişli koyları ve ikliminden dolayı ilgi çekmiş; yat limanının yapılmasıyla da deniz turizminde kendini ispatlar duruma gelmiştir. Doğal ve kültürel zenginlikleri, uygun coğrafi yapısı, neredeyse on iki ay yatçılığa elverişli iklimi sürdürülebilir bir gelişmeyi beraberinde getirmiştir. Yöreye her dönem ülke içinden ve dünyanın çeşitli yerlerinden ziyaretçiler gelmektedir.Anahtar kelimeler: Turgutreis, Turizm, Turist

Coğrafi etüdCoğrafyaEge bölgesi+3
Fatih Koç
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Coğrafi bakımdan Küçük Menderes Irmağı Havzası köy adları

Coğrafi Bakımdan Küçük Menderes Irmağı Havzası Köy Adları adındaki bu araştırmada temel amaç, şimdiye kadar gerek doğal, beşeri ve ekonomik coğrafya alanlarında gerekse farklı birçok alanda çalışma konusu olan Ege Bölgesi'nin Küçük Menderes ırmağı havzasındaki köy yerleşmelerinin adlarının nereden geldiğini ve neden o adları aldıklarını coğrafi bir sınıflama doğrultusunda ortaya koymaktır. Araştırma sahasının sınırları, 2007 yılında Harita Genel Komutanlığınca basılmış olan 1/ 250 000 ölçekli, NJ 35-7 ve NJ 35-11 adlı topografya haritalarında Küçük Menderes ırmağı su bölümü çizgisi içerisinde kalan 278köy yerleşmesi ile sınırlandırılmıştır. Bu köy yerleşmeleri idari açıdan İzmir ilinin ilçeleri olan, Tire'nin 47 - Torbalı'nın 38 - Ödemiş'in 75 - Kiraz'ın 37 - Beydağ'ın 21 - Bayındır'ın 39 - Selçuk'un 5 - Menderes'in 6 ve Kemalpaşa'nın 5; Manisa ilinin Turgutlu ilçesinin ise 5 köy yerleşmesidir Araştırma konusunu oluşturan yerleşmeler tespit edilirken 12.11.2012 tarihinde kabul edilen 6360 sayılı kanundan önceki köy yerleşmeleri temel alınmıştır. Küçük Menderes Irmağı Havzası'nda en fazla aile-aşiret adını almış köy sayısının fazla olduğu görülmektedir. Bu durumun sebebi sahanın zengin tarihe sahip olmasıdır. Çalışmanın adından da anlaşılacağı gibi köy adları coğrafi esaslar gözetilerek değerlendirildi. Bu nedenle ilgili anabilim dallarınca yapılması daha uygun olur düşüncesiyle köy adlarının kökenleri üzerinde fazla durulmamıştır. Anahtar Kelimeler: Coğrafya, Küçük Menderes Irmağı, Köy, Toponimi, Yer adları

AdlarCoğrafi adlarCoğrafya+4
Gülin Özçelik
Uşak University
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Polatlı'nın şehir coğrafyası

Polatlı Şehri İç Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Sakarya Bölümü'nde bulunan Ankara İli'ne bağlı bir ilçe merkezidir. Karasal İklim'in hakim olduğu şehir ve çevresinde yıllık ortalama sıcaklık değeri 11.6˚C, yıllık yağış miktarı 344 mm'dir. Şehir, alüvyal topraklı hafif engebeli plato üzerinde gelişmiştir. İlk iskan izlerine Antik çağlarda rastlanılan Polatlı şehrin yakın çevresi, ticaret yolları üzerinde yer alması sebebiyle tarih boyunca önemli yerleşim alanlarından birisi olmuştur. En parlak dönemi Frigya Devleti Dönemi'nde yaşamıştır. Şehir, Kurtuluş Savaşı'nda düşman saldırılarına karşı bir savunma hattı vazifesi görmüş ve bu savaşın önemli etkilerini yaşamıştır. Tarım ve ulaşım fonksiyonunu şehrin kurulmasında temel fonksiyon olarak kabul etmek mümkündür. Özellikle 1892'de inşa edilen Polatlı Tren Garı ve şehir merkezinden geçen Ankara-Eskişehir Karayoluşehrin gelişimini hızlandırmıştır. Şehrin gelişmesinde bu iki fonksiyonun yanında askeri ve sanayi fonksiyonu da etkilidir. 1927 yılında Polatlı şehrinde 420 kişi yaşarken, 2015 yılında 102430 kişi yaşamaktadır. Şehir nüfusunda bazı dönemlerde artış hızında azalmalar yaşanmış olsa da nüfus sürekli artış göstermiştir. Nüfus artışı sadece doğal nüfus artışı ile değil, şehrin almış olduğu göçler ile olmuştur. Günümüzde şehirde yaşayan nüfusun %50.3'ü erkek, %49.7'si kadın nüfustur. Şehrin okur-yazar oranı ise %94.4'tür. Polatlı hizmet fonksiyonunun oldukça gelişmiş olduğu bir şehir yerleşmesidir. 2015 yılı verilerine göre kent nüfusunun %59.6'sı (16020 kişi) hizmet sektöründe çalışmaktadır. Hizmet sektörünü %20.4'lük oranla (5474 kişi) tarım sektörü takip etmektedir. Polatlı sahip olduğu nüfus ve şehirsel fonksiyonları ile birlikte tam manasıyla bir şehir yerleşmesi özelliğindedir. Şehrin gelişmesinde faydalı olabilecek turizm gibi diğer fonksiyonların geliştirilmesinin oldukça önemli olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Polatlı, Şehir Coğrafyası, Şehirsel Fonksiyonlar, Şehirsel Gelişim

Ankara-PolatlıCoğrafyaKent coğrafyası
Hüseyin Melih Özdemir
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kızıltepe (Mardin) ilçesi ve yakın çevresinde arazi kullanımı

Kızıltepe İlçesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin Dicle Bölümü'nde Mardin İli sınırları içinde bulunmaktadır. Mardin ilinin güneyinde yer alan çalışma alanı doğal ortam özellikleri bakımından engebesiz bir görünüme sahiptir. Genel olarak ova özelliği gösteren sahada en önemli morfolojik birim, ilçenin Kuzey-Kuzeybatısında yer alan Güneydoğu Toros Dağlarıdır. Kızıltepe İlçesi'nin arazi kullanım durumu ve zamansal değişimlerinin tespit edilebilmesi için hazırlanan bu çalışmada 1985 ile 2017 tarihli LandSAT uydu görüntüleri CBS ve UA teknikleri ile incelenip karşılaştırılmış ve arazi kullanım haritaları oluşturulmuştur. Yapılan bu çalışmalar sonucunda çalışma sahası sınırları içerisinde 1985 yılından bu yana mera alanlarında azalma görülürken, tarım alanlarında da bir artış dikkat çekmektedir. 2017 yılına ait uydu görüntülerinden oluşturulan arazi kullanım haritalarında, araştırma sahasında sulu tarım arazileri ve meyve bahçelerinin artmış olduğu, kuru tarım arazilerinde azalma olduğu görülmektedir. Bu durum ilçede sulama imkanlarının arttığının göstergesidir. Sulu tarım alanlarında artış görülmesine rağmen, yine de araştırma sahasında sulama imkanlarının yetersizliği, bölge halkının bilinçsiz sulama yapması önemli bir sorun oluşturmaktadır. GAP projesinin tamamlanması ve sulama imkanlarının artmasıyla tarımsal faaliyetlerin artacağı ve yapılan faaliyetlerde yöreyi sınırlayan doğal sorunların ortadan kalkacağı öngörülmektedir. Bunun yanında halkın sulama konusunda bilinçlendirilmesi özellikle gerekmektedir

Arazi kullanımıCoğrafyaMardin-Kızıltepe
Müstecab Karadeniz
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Babadağ (Fethiye) çevresinde doğal ortam ve insan ilişkileri

Babadağ, Güneybatı Anadolu'da Muğla ilinin Fethiye ve Seydikemer ilçeleri sınırları içerisinde, Fethiye ilçesinin güneydoğusunda, Seydikemer ilçesinin ise güneybatısında yer almaktadır. 1969 m rakımı ile Fethiye'nin en yüksek dağıdır. Yamaç paraşütü için dünyadaki en elverişli alanlardan biri olan Babadağ'ın kuzeyinde Çamköy ve Karaçulha, doğusunda Alaçat, Girmeler ve Güneşli, güneyinde Akdeniz, batısında ise Ölüdeniz ve Kayaköy bulunmaktadır. Babadağ kuzeyinde Mendos (Arı) Dağı, Nohutlu Tepe, Halilbaba Tepe, Yarış Tepe, Pervane Tepe, güneydoğusunda Aksivri Tepe, güneyinde Akovacık Tepe, batısında ise Geymene Dağı, Karumca Dağı, Zeytin Dağı, Küllüsarnıç Tepesi ve Kayaköy Polyesi bulunmaktadır. Babadağ Fethiye'nin en yüksek dağıdır ve KB-GD yönünde uzanmaktadır. Babadağ'ın zirve noktasının Fethiye merkezine uzaklığı yaklaşık 26 km'dir. Babadağ çevresi, çok farklı litolojiler ve karmaşık bir yapı üzerinde gelişmiş, oldukça engebeli dağlık bir alan ve hemen gerisindeki bir ova ünitesinden müteşekkil bir sahadır. Böyle bir alan üzerindeki yapıyı etkileyen şekillendirici etken ve süreçler ile etkileme oranları ve sürelerinin ortak sonucu olarak birbirlerinden az çok farklı morfolojik bölümler oluşturmuştur. Babadağ çevresinde yükselti, bakı, eğim ve drenaj özellikleri farklı doğal ortamların meydana gelmesini sağlamıştır. Babadağ çevresinde yer şekilleri; ulaşımı, yerleşmeyi, nüfusu, tarımı ve diğer tüm sosyal ve iktisadi faaliyetlerin yapısını belirleyen esas faktördür. Fethiye ovası tabanından hemen 2000 m civarına ulaşan yükselti ulaşımı sınırlayan en önemli özelliktir. Bu özellik o kadar belirgindir ki Fethiye'den kuşuçuşu 2-3 km lik mesafede yer alan Babadağ'ına ulaşım ancak 26 km'lik bir yoldan mümkün olmaktadır. Babadağ'ın yüksek ve sarp bir topoğrafyaya sahip olmasından dolayı karayolları gelişememiştir. Ölüdeniz, Kayaköy, Faralya, Asarcık, Gökben, Esenköy, Gemiler, Hisarönü çevresinde kara yolu yoğun olarak kullanılır. Burada yolların düzenli olmasında ve gelişmiş olmasında ana faktör nüfusun fazla olması ve turizm varlığıdır. Faralya, Ölüdeniz, Gemiler, Kayaköy, Asarcık, Domuz Ovası etrafında falezli kıyı tipinin varlığı, Sarp ve yüksek topoğrafya kara yollarının yapımını güçleştirdiği gibi yol yapım masrafların da artmasına neden olmaktadır. Yapılan çok eğimli ve virajlı dar yollar, Babadağ ve yakın çevresindeki yerleşmelere ulaşmayı zorlaştırmaktadır. Yolların eğimli, dar ve virajlı olması ulaşım masraflarına etki etmektedir. Babadağ çevresinde ulaşım masraflı ve zordur. Mevcut yükselti ve eğim şartları yörede yerli halkın arazi şartlarına uygun araçlar almasına neden olmaktadır. (Köylerde eski tip motorsikletler, eski tip altı yüksek nispeten daha sağlam araçlar) ekonomik durumu iyi olan vatandaşlar ise yeni nesil arazi araçlarına sahip olmayı tercih etmektedir. Babadağ-Dokuzgöl arasındaki stabilize yol günümüzde kullanılmayan eski yerleşmelere baktığımızda bunların genellikle yüksek kesimlerdeki antik kentler olduğu görülecektir. Geçmişteki güvenlik sorunları çözüldüğünden insanlar artık buralarda yaşamamaktadırlar. Buna karşılık insanlar günümüzde bu yüksek yerleri kullanmasa da hemen yakınlarındaki polye tabanları gibi depresyonların olduğu düzlüklere inerek buralara yerleşmeye başlamışlardır ve bu düzlüklerde daha çok tahıl tarımı yapılmaktadır. Sidyma Antik Kenti, Ge Mahallesi gibi örnekler bunu göstermektedir. Antik dönemde özellikle insanlar yerleşmek için yamaçları (özellikle güney) tercih ederek hem gün ışığından daha çok faydalanmış, hem denizden gelecek tehlikeleri önceden görmüşlerdir. Bunun yanında ova tabanlarını tarımsal amaçlarla kullanmışlardır. Günümüzde ise bu durum tamamen tersine dönmüştür; öyle ki yamaçlar tamamen terk edilip verimli tarım arazilerinden oluşan ovalara büsbütün yerleşilerek işgal edilmiştir. Fethiye, Kayaköy, Hisarönü ovaları bugün tarım alanları yerine insanların ev yaptığı yerler halindedir. Bu çalışma Muğla ili, Fethiye ve Seydikemer ilçe sınırı içerisinde yer alan Babadağ çevresini kapsamaktadır. Çalışma alanı olan Babadağ çevresinin ülkemizin önemli turizm merkezlerinden birisidir. Henüz tam olarak bozulmamış doğal güzellikleri, ekolojik yapısı ve tarihten gelen kültürel zenginliği, iklim şartları ile turizm sektörü için önemli bir alan olmasının yanında, yer altı zenginlikleri, balıkçılık, tarım gibi ekonomik kaynakları ile de ülke açısından önemli bir alandır. Babadağ, ülkemizin önemli turizm alanlarını içinde barındırmaktadır. Özellikle Ölüdeniz dünyanın en güzel koylarından birisi olup her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlamaktadır. Ölüdeniz kumsalı Türkiye'nin en güzel kumsallarından biridir. Ayrıca Babadağ, dünyanın en önemli yamaç paraşüt pistlerinden birisi olup ünü dünyaca bilinmektedir 1969 m yükseltisi olan Babadağ'da genel olarak Akdeniz iklimi etkili olmaktadır. Ancak yükseltisinin etkisi ile sıcaklık farkları Fethiye'ye göre değişiklik göstermektedir.

BabadağBeşeri coğrafyaCoğrafya+3
Süleyman Tombak
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yalburt Dağı'nın jeomorfolojik özellikleri'nin CBS ile analizi

Yalburt Dağı, Konya ili Ilgın ilçesinin kuzeyinden yer almaktadır. Yalburt Dağı evrensel grid sisteminde 394074.63 X- 4262699.69 Y ile 414833.85 X -4264293.15 Y koordinatları arasında uzanmaktadır. Çalışma sahası yaklaşık 702 km2'dir. En yüksek noktası 1644 m en alçak noktası ise 970 m'de yer alan 674 m'lik yükselti farkı bulunmaktadır. Çevresinde Tekeler, Gölyaka, Kundullu, Yeşiloba, Hursunlu, Harunlar, Büyükova, Çobankaya ve Avdan köylerinin çevrelemiş olduğu karstik bir plato sahasına karşılık gelmektedir. Jeolojik olarak metamorfiklerden (mermerler) ve kalkerlerden oluşması sahada birçok karstik şeklin meydana gelmesine olanak sağlamamıştır. Çalışma alanında karstik şekillerden en yaygın olanı dolinlerdir. Yalburt Dağı yükselimi asimetrik bir duruşa sahip olup kuzeye eğilimli Monoklinal bir yapı özelliği göstermektedir. Çalışma alanının kuzeyinde yer alan akarsular menba kesimlerinden güney yönünde kuzeybatı ve kuzeydoğu mansap kısmına doğru iki kola ayrılarak bir eğim doğrultusunda hareket etmektedir. Güney de ise memba kısımları kuzeyden güneybatı ve güneydoğu mansap kısmına doğru iki kola ayrılarak hareket etmektedir. Araştırma alanında teşekkül etmiş akarsuların drenaj sistemi "Dandritik"tir. Alanın karstik olması ve bölgeye düşen yıllık yağış miktarının 400 mm. dolayında olması ve yağışların daha çok bahar mevsiminde düşmesi nedeniyle akarsular mevsimlik karakterdedir. Araştırma sahasında karstlaşmayı şiddetlendiren ve karakteristik şekillerin (lapya, dolin, uvala, polye) ortaya çıkmasını sağlayan bir diğer faktör ise tektonizmadır. Özellikle Neo-Tektonik dönemde genç yükselimlerin olduğu KB-GD istikametinde fayların ortaya çıkması karstlaşmayı olumlu yönde etkilemiştir. İnceleme alanında morfometrik hesaplamalar ile elde edilen sayısal veriler doğrultusunda CBS yazılım programıyla haritalar, grafikler yapılmıştır. Analizler sonucunda araştırma sahasının jeotektonik özellikleri belirlenmiştir. Sonuç olarak inceleme alanı güneyinde yer alan Sultan dağların horst kısımları ile Akşehir- Ilgın graben fay sisteminde kuzeye doğru çarpılarak yükselen çalışma alanı horst sisteminde platoluk sahaya denk gelmektedir. Bu sahanın yüksek kısımlarında yoğunlukla yer alan karstik şekiller jeolojik ve jeomorfolojik açıdan ele alınmıştır. Alanın jeo-tektonik özelliklerini belirlenmesi için morfometrik analizler doğrultusunda güney kesimlerindeki depresyonların kuzey kesimindeki depresyonlara göre genç olduğu tespit edilmiştir. Ancak sahanın geneline yapılan morfometrik analizler sonucunda Yalburt Dağı ve sınırları olgunluk evresinde olduğu, yeni bir epirojenik hareketlere kadar ihtiyarlık evresine kadar ilerleyeceği belirlenmiştir.

Coğrafi bilgi sistemleriCoğrafi özelliklerCoğrafya+3
Naile Köslüoğlu
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Salihli (Manisa) ilçesinde bağcılık

Araştırma sahası; Ege Bölgesi'nde Manisa iline bağlı bir ilçedir. Saha Gediz Havzası'nın orta bölümünde 28º 10' doğu meridyeni, 38º 10' kuzey paraleli coğrafi konumu batıdan Turgutlu, kuzeybatıdan Akhisar, kuzeyden Gördes, kuzeydoğudan Demirci, doğudan Kula, güneydoğudan Alaşehir ve güneyden Ödemiş ile çevrilidir. Salihli'yi çevreleyen ilçelerden Ödemiş İzmir'e, diğer ilçeler ise Manisa iline bağlıdır. Araştırma sahası merkezi, ilçenin güney kesiminde Bozdağ'ın eteklerine kurulmuştur. Kuruluşundan beri yeri değişmemiş, gelişmesini aynı yerde sürdürmüştür. İlçe merkezi ekonomisi ve nüfus büyüklüğü bakımından orta büyüklükte gelişmiş bir kent merkezi durumundadır. Salihli ilçesi her zaman yakın çevresinin tarım ve ticaret merkezi konumunda olmuştur. Bu özelliğini verimli ova toprakları ile bu ovayı sulayan Gediz Nehri, Alaşehir Çayı, Kurşunlu, Çakallar ve Gümüş dereleri gibi su kaynaklarına, zengin yeraltı su kaynaklarına ve elverişli iklim şartlarına bağlıdır. Araştırma sahası olan Salihli ilçesinde 2017 yılı itibari ile 8 belde, 72 köy bulunmaktadır. Yerleşmeler çoğunlukla suyun bol olduğu, tarımın yapılabildiği ovalık alanlara, bazen de yüksek kesimlerde vadi boylarına kurulmuştur. İlçenin temel ekonomik geçim kaynağı tarım, hayvancılık ve ticarettir. Ancak burada önde gelen ekonomik etkinlik tarımdır. Özellikle de sahada sultani çekirdeksiz kurutmalık üzüm yetiştiriciliği yaygındır. Bağcılık, ilçe ekonomisi için en önemli tarımsal geçim kaynaklarından biridir. Sultaniye çeşidi çekirdeksiz üzüm üretimi kuzey yarım kürede 10 ila 52 derece kuzey paralelleri arasında gerçekleştirilebilmektedir. Bu yönden Türkiye içinde bulunduğu coğrafi konumu ile bağcılık için uygun imkanlara sahiptir. Söz konusu çalışmada, araştırma sahasında önemli bir ekonomik faaliyet olan bağcılık, bağcılığın tarihsel gelişimi, bağcılık ile uğraşan aileler, bağcılık ile ilgili temel sorunlar ve çözümleri, üzümlerin değerlendirilme şekilleri üzerinde durulmuştur. Salihli'nin doğal özellikleri ve tarımsal potansiyeli incelenmiştir. Araştırmalar ve incelemeler sonucunda ilçedeki bağ-üzüm potansiyeli değerlendirilmiştir. İlçenin köylerine ait bağ alanları ile üzüm üretim değerleri araştırılmış ve ön plana çıkan köylerden bahsedilmiştir. Bu köylerde üretilen üzüm çeşitleri belirlenmiş ve üzümün değerlendirilme şekilleri saptanmıştır. Bölgenin sorunları ve bunlarla ilgili çözüm önerileri üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Salihli, Bağcılık, Üzüm Değerlendirilmesi

BağcılıkCoğrafi özelliklerCoğrafya+3
Bahar Poyraz
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00

İlgili konular