Hasta uyumu

59 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Diz üstü amputelerde vücut imajı algısının ve proteze uyumun kognitif performansa etkisi

Çalışmamızda amaç; diz üstü amputelerde vücut imajı algısının ve proteze olan uyumun, kognitif performansı nasıl etkilediğini incelemek, olası farklılıklara sebep olabilecek faktörleri ortaya koymaktı. Çalışmamıza Aralık 2016-Mart 2017 tarihleri arasında Bezmialem Vakıf Üniversitesi'nde takip edilen, yaş ortalaması 37,03±9,94 yıl ve amputasyon nedeni travma olan 30 erkek, 10 kadın toplamda 40 diz üstü ampute dahil edildi. Olguların sosyodemografik, amputasyona özgü ve protez kullanımına ilişkin bilgileri literatürdeki değerlendirmelerden yola çıkarak hazırlanan Genel Ampute Değerlendirme Anketi ile kaydedildi. Olguların vücut imajı algısı ve proteze olan uyumu ABIS (Ampute Vücut İmajı Ölçeği) ve TAPES (Trinity Amputasyon ve Protez Deneyim Ölçeği) ile değerlendirildi. Yaşam kalitesinin değerlendirilmesi NSP (Nottingham Sağlık Profili) ile yapıldı. MoCA (Montreal Bilişsel Değerlendirme Ölçeği) olguların bilişsel yeteneğini değerlendirmek amacıyla kullanıldı. Nöropsikolojik alt testler ambulasyon sırasında olgulara çift görev verme yöntemi ile uygulandı. İstatistiksel analiz için Windows tabanlı SPSS21 (Statistical Package for the Social Sciences) analiz programı kullanıldı, anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak alındı. Olguların amputasyon cerrahisini takiben geçen süre ortalama 12,68±9,41 yıl idi. Çalışmaya dahil edilen bireylerin ortalama 10,6±8,38 yıldır diz üstü protez kullandıkları görüldü. Olguların %45'inin düzenli spor alışkanlıkları olduğu, %55'inin spor veya fiziksel aktivitelere katılmadığı bulundu. Olgular kullanılan protezin türüne göre incelendiğinde %50'sinin mikroişlemcili, %50'sinin ise hidrolik diz üstü protez kullandığı görüldü. ABIS ve TAPES I. kısım alt parametreleri ile kognitif performans arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulundu (p<0,05). ABIS ile TAPES I. kısım alt parametreleri arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı idi (p<0,05). Vücut imajından duyulan memnuniyet ve proteze pozitif uyumun, yaşam kalitesini arttırdığı görüldü. Çalışmaya dahil edilen bireyler kullanılan protezin türüne göre 2 gruba ayrıldığında mikroişlemcili diz üstü protez kullananlar lehine ABIS, TAPES I. kısım, NSP ve kognitif performans değerleri arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı idi (p<0,05). Aynı değerlendirmeler bireylerin düzenli spor alışkanlıklarına göre incelendiğinde kognitif performans açısından düzenli spor yapanlarla yapmayanlar arasında anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). Çalışmamızdan elde edilen sonuçlar amputelerde vücut imajı algısının ve proteze uyumun, kognitif performansı etkileyebileceğini göstermektedir. Vücut imajı algısının düzenlenmesi ve psikososyal uyumun ampute rehabilitasyon programlarına ilave edilmesiyle, amputenin edinilen özüre uyum sağlama, protezini başarılı bir şekilde kullanma ve günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığın devamı için gerekli olan dikkat, bellek, oryantasyon gibi bilişsel fonksiyonlardaki performansını arttırabileceği görüşündeyiz.

AmpütasyonBacakBeden imajı+4
Şüheda Gözaydınoğlu
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İlçe devlet hastanesine başvuran kronik obstrüktif akciğer hastalığı olan bireylerin hastalığa uyum durumlarının incelenmesi

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı, dünya genelinde prevalansı, mortalitesi ve morbiditesi yüksek, ilerleyici, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. KOAH ile ilgili çalışmalar yapılmasına rağmen halen görülme sıklığı fazladır. KOAH sadece bireysel bir sorun değil toplumsal düzeyde tüm insanlığı etkileyen bir sorundur. Bu çalışmada ilçede yaşayan ve acil servise başvuran KOAH'lı bireylerin hastalığa uyum düzeyinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Veriler, çalışma kriterlerini karşılayan ve 2024 yılının Mart ve Temmuz ayları arasında İç Anadolu Bölgesi'nde bulunan bir ilin ilçesinde yer alan ilçe devlet hastanesi acil servisine başvuran 44 KOAH'lı bireyden elde edilmiştir. Veriler, yüz yüze görüşme yöntemiyle bireylerin onayı alındıktan sonra Kişisel Bilgi Formu ve Kronik Hastalık Uyum Değerlendirme Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Çalışmanın sonucunu etkileyen önemli faktörler ilçe devlet hastanesi acil servisini kapasitesi ve yataklı servisinin bulunmamasıdır. Tanımlayıcı bulgular için sayı, yüzde, minimum, maksimum, ortalama ve standart sapma değerleri belirlenmiştir. Bulgular için anlamlılık düzeyi p <0,05 olarak kabul edilmiştir. Bireylerin ölçekten elde ettikleri toplam puan ortalaması 59,90±3,85'tir. İlköğretim ve üzeri eğitim almış olan bireylerin Kronik Hastalıklara Uyumu Değerlendirme Ölçeği sosyal alt boyutundan aldıkları puan ortalaması eğitimi daha düşük seviyede olanlardan anlamlı ölçüde yüksektir (p=0,04). Kronik obstrüktif akciğer hastalığı dışı solunum yolu enfeksiyonu olan bireylerin spiritüel alt boyut puan ortalamaları anlamlı oranda yüksektir (p=0,03). Sonuç olarak, KOAH'lı bireylerin hastalığa uyum düzeyleri orta düzeyde olup, eğitim, yaş, psikososyal destek gibi faktörler bu uyumu etkilemektedir. Hastalığa uyumu etkileyen etmenler hemşirelik bakım planına entegre edilmelidir. KOAH'lı bireylere hastalığa uyum düzeylerinin arttıracak eğitim vermek hastalığın seyrini olumlu yönde etkileyebilir. Gelecekte KOAH için yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi bireylerin hastalığa uyumunu arttırabilir.

Hasta uyumuHemşirelikTedaviye bağlılık ve uyum
Tuğba Aktaş Yarbaşı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2025
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Diyabetes mellitus tanılı hastalarda tedavi uyumunun değerlendirilmesi

Amaç: Diyabetes mellitus (DM) istenmeyen tıbbi ve ekonomik sonuçlara sebep olan yaygın bir hastalıktır. Etkin DM tedavisi gelişecek komplikasyonların önlenmesi açısından çok önemlidir. Tedaviye uyumsuzluk, DM tedavi sürecinde doktorların karşılaştığı en büyük problemlerden birisidir. Birçok çalışma, DM hastalığında tedaviye uyumun istenilen düzeyde olmadığını göstermiştir. Basit, güvenilir ve öz bildirime dayalı geçerli bir araç, tedaviye uyumsuzluğu anlamaya yardımcı olabilir ve yeni tedavi yöntemlerinin önünü açabilir. Metot: Çalışmaya en az 1 yıldır DM tanısı olan Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları polikliniğine başvuran 300 hasta alındı. Hastaların demografik verilerinin yanında Morisky Tedavi Uyum Ölçeği uygulandı. Tüm hastalardan HbA1c için kan örnekleri alındı. Bulgular: HbA1c ile Morisky ölçeği arasında istatistiksel yönden anlamlı negatif korelasyon saptandı (r: -0,189, p<0,001). HbA1c ile hastanın kimlerle yaşadığı, kaç yıldır diyabet tanısı olduğu, hastalık hakkında bilgilendirilmiş oluşu, tedavi modalitesi, rutin kontrollerine gidiyor oluşu, beslenmesine dikkat edişi arasında anlamlı ilişki saptandı (sırası ile; p:0,04, p<0,001, p<0,001, p<0,001, p:0,09). Morisky toplam skor ortalaması 6,043 puandı. Bu skor hasta grubu popülasyonun tedaviye uyum düzeyinin orta olduğunu gösterdi. Sonuç: Diyabetik bireylerde tedaviye uyumu değerlendirmek için Morisky Tedavi Uyum Ölçeği ile HbA1c birlikte kullanılabilir.

Diabetes mellitusHasta uyumuHemoglobin A-glikolize+1
Mahmut Sami Şen
Gaziantep University
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Bipolar bozukluk tip 1 tanılı hastalarda uzun salınımlı intramuskuler enjeksiyon şeklinde uygulanan antipsikotik tedavisinin tedavi uyumu üzerine etkisi

Bipolar bozukluk tanısı olan hastalarda ilaç uyumsuzluğu, yaşam kalitesinin düşmesine, hastaneye yatış oranlarının artmasına, bakım masrafları ve mortalitenin yüksek olmasına, depresif ataklara, intiharlara, tedavi sonuçlarının olumsuz etkilenmesinin yanı sıra fonksiyonel durumun bozulmasına ve semptomların artmasına neden olmaktadır.Biz de bu çalışmamızda uzun etkili intramüsküler (UEİ)antipsikotik ve oral antipsikotik kullanan bipolar bozukluk tip 1 hastalarını tedavi uyumu açısından karşılaştırmayı planladık.

Bipolar bozuklukEnjeksiyonlar-intramuskülerHasta uyumu+4
Cansu Doğan
Gaziantep University
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Obsesif kompulsif bozukluk hastalarında içselleştirilmiş damgalanmanın yaşam kalitesi ve tedavi uyumu üzerine etkisi

İçselleştirilmiş damgalanma, toplumdaki kişilerin hasta hakkındaki olumsuz kalıp yargılarının hasta tarafından benimsenmesi ve bunun neticesinde değersizlik, yetersizlik gibi olumsuz duygu ve düşüncelerle kendisini toplumdan geri çekmesidir. Obsesif kompulsif bozukluk (OKB), bireyin mesleki ve sosyal işlevselliği üzerinde olumsuz etkileri olan, obsesyon ve/veya kompulsiyonlarla karakterize, kronik seyirli ruhsal bir hastalıktır. Bu çalışmada, obsesif kompulsif bozukluk (OKB) hastalarında içselleştirilmiş damgalanmanın, yaşam kalitesi ve tedavi uyumu üzerine olan etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmanın örneklemi, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi veya Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniklerine başvurmuş 55 OKB hastasından oluşmaktadır. Çalışmaya katılan hastalara Sosyodemografik Veri Formu, Yale-Brown Obsesif Kompulsif Skalası (Y-BOCS), Ruhsal Hastalıklarda İçselleştirilmiş Damgalanma Ölçeği (RHİDÖ), Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Form (WHOQL-BREF) ve Morisky Uyum Ölçeği (MUÖ) uygulanmıştır. Adli öyküsü olanların RHİDÖ puanlarının yüksek olduğu bulunmuştur (p=0,002). İçselleştirilmiş damgalanma düzeyi ile obsesyon düzeyi ve içselleştirilmiş damgalanma düzeyi ile kompulsiyon düzeyi arasında anlamlı düzeyde bir ilişki bulunmuştur (p=0,000). İçselleştirilmiş damgalanma düzeyi ile yaşam kalitesi arasında yüksek düzeyde ters yönlü bir ilişki bulunmuştur (p=0.000). İçselleştirilmiş damgalanma düzeyi ile tedavi uyumu arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır (p=0.061). Sonuç olarak, OKB hastalarının yaşam kalitesi çalışmalarında içselleştirilmiş damgalanma etkisi dikkate alınmalıdır.

DamgalamaHasta uyumuObsessif davranış+4
Hüseyin Mesut Mercan
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Epilepsi hastalarının tedaviye uyumları ve etkileyen faktörler

Bu çalışma; epilepsili hastaların ilaç tedavisine uyumu ve etkileyen faktörleri incelemek amacıyla, Mart 2017–Haziran 2017 tarihleri arasında, bir devlet hastanesinin nöroloji polikliniğine başvuran hastalar ile tanımlayıcı olarak yapıldı. Örneklemi belirlemek için yapılan güç analizi sonucu 325 epilepsili hasta araştırma kapsamına alındı. 18 yaş üstü olan, iletişim kurulabilen, çalışmaya katılmayı kabul eden, epilepsi tanısıyla izlenen, antiepileptik tedavi alan, psikiyatrik sorunu olmayan tüm hastalar çalışmaya dâhil edildi. Veri toplama aracı olarak literatür bilgisine dayalı hazırlanan soru formu ve Morisky uyum ölçeği kullanıldı. Çalışmada elde edilen verilerin değerlendirilmesinde Pearson Ki-Kare ve Fisher Exact testleri kullanıldı. Hastaların %58.2'sinin erkek, %28.5'inin üniversite mezunu, %32.3'ünün işsiz, %47.7'sinin hastalık süresinin 10 yıldan fazla olduğu, %40.6'sının tek ilaç kullandığı, %82.5'inin düzenli kontrole gittiği ve %59.7'sinin nöbet sıklığının ayda birden az olduğu saptandı.Hastaların %27,7'sinin yüksek, %58,5'inin orta ve %13,8'inin düşük düzeyde tedaviye uyum gösterdiği belirlendi.Hastaların yaş, cinsiyet, öğrenim durumu, meslek, yaşanılan yer ve ekonomik durumunun tedaviye uyum düzeyini etkilediği tespit edildi.Ayrıca hastalık süresi, hastalıkla ilgili bilgi alma, tıbbi tedavi dışında başka bir yöntem kullanma, kontrole gitme, kullanılan antiepileptik ilacın adını ve sayısını bilme, ilaç hakkında bilgi alma, ilaçla ilgili sorun yaşandığında yapılan girişim, ilaç düzeyini ölçtürme ve son bir yılda geçirilen nöbet sayısı ile tedaviye uyum düzeyi arasında anlamlı bir ilişki bulunduğu belirlendi. Elde edilen bu sonuçlar doğrultusunda hastaların tedaviye uyum düzeylerinin ve etkileyen faktörlerin analiz edilerek, olumsuzlukların giderilmesine yönelik girişimlerin yapılması önerilebilir. Anahtar kelimeler: Epilepsi, tedaviye uyum, etkileyen faktörler, hemşirelik

EpilepsiHasta uyumuHemşirelik+1
Salih Akoluk
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Roy adaptasyon modeline göre verilen eğitimin hemodiyaliz hastalarının stres, psikososyal uyum ve öz bakım gücüne etkisi

Araştırma, ayaktan hemodiyaliz tedavisi gören hastalara Roy Adaptasyon Modeline göre verilen eğitimin hastaların stres, psikososyal uyum ve öz bakım gücüne etkisini değerlendirmek amacıyla randomize kontrollü deneysel çalışma olarak yapılmıştır. Evreni; 01 Eylül- 30 Kasım 2016 tarihleri arasında Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Hemodiyaliz Bölümünde tedavisi süren 80 diyaliz hastası oluşturdu. Araştırmanın örneklemini 40 kontrol, 40 deney olmak üzere evrenin tamamındaki hastalar oluşturdu. Deney grubuna Roy Adaptasyon Modeline göre eğitimlerde bulunulurken, kontrol grubunun eğitimi hemodiyaliz kliniğindeki hemşireler tarafından yapıldı. Ön test verileri için deney ve kontrol grubuna tanıtıcı bilgi formu, kronik diyaliz hastalarının hastalıklarına yönelik öz-bakım gücünü değerlendirme ölçeği, hemodiyaliz stresör ölçeği ve hastalığa psikososyal uyum öz-bildirim ölçeği uygulanarak toplandı. Ön testten sonra deney grubundaki hastaların eğitim gereksinimleri belirlenip evlerinde ve klinikte ayda iki defa olmak üzere toplamda 6 kez eğitim yapıldı.Her ayın sonunda deney grubuna aynı veri toplama araçları uygulanarak ara test verileri toplandı. Ara testlerden 2 hafta sonra ölçümler tekrarlanarak son test verileri elde edildi ve hazırlanan eğitim kitapçığı çalışma sonunda hastalara verildi. Kontrol grubuna ara testler uygulanmadı ve son test verileri ise herhangi bir girişim yapılmaksızın deney grubunun son test verileriyle beraber toplandıktan sonra bu gruba da eğitim kitapçığı verildi. Deney ve kontrol gruplarının ön test karşılaştırmalarında; deney grubundaki hastaların öz bakım gücünü değerlendirme ölçeği alt boyutlarından olan hijyenik bakım puan ortalaması (5.0±1.0), kontrol grubunda ise; hastalığa psikososyal uyum öz bildirim ölçeği alt boyutlarından sağlık bakımına oryantasyon (7.8±4.5), mesleki çevre (10.8±3.3) , aile çevre (9.8±5.3), seksüel ilişki (10.7±4.1), geniş aile ilişkileri (4.9±3.5), sosyal çevre (7.8±4.6), ve ölçek toplam puanı (60.7±21.1) anlamlı şekilde daha yüksek saptanmıştır (p<0.05). Deney grubunun tekrarlı ölçümlerinde ise öz bakım gücünü değerlendirme ölçeği alt boyutlarından kendini izleme haricindeki tüm alt boyutlar anlamlı şekilde pozitif yönde ilerleme sağlanmıştır (p<0.05). Deney ve kontrol gruplarının son test karşılaştırmalarında ise, öz bakım gücünü değerlendirme ölçeği alt boyutlarından ruhsal durum haricindeki tüm alt boyutlar deney grubunda anlamlı şekilde istendik yönde değişim göstermiştir. Bu bulgular çalışmanın; Hemodiyaliz hastalarına Roy Adaptasyon Modeline göre verilen eğitimin hastaların stres düzeyini azaltmada, psikososyal uyum ve öz bakım gücünü arttırmada etkili olmuştur. Hemodiyaliz hastalarıyla çalışan hemşirelerin hasta eğitiminde Roy Adaptasyon Modeline göre eğitim vermeleri, eğitim etkinliğini değerlendirme araçları olarak da söz konusu ölçekleri uygulamaları önerilir. Anahtar kelimeler: Hemodiyaliz, Roy Adaptasyon Modeli, Stres, Özbakım Gücü, Psikososyal Uyum, Hemşirelik.

GerilmeHasta eğitimiHasta uyumu+3
Emine Kılıç
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Pozitif ve negatif belirtilerle seyreden şizofreni hastalarında tedavi uyumu ve yaşam kalitesi

Bu araştırmada pozitif ve negatif belirtilerle seyreden şizofreni hastalarının yaşam kalitesi ve tedavi uyumu incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini pozitif belirtilerle seyreden tam remisyonda olan 40, negatif belirtilerle seyreden tam remisyonda olan 40 olmak üzere toplam 80 şizofreni hastası oluşturmaktadır. Araştırmada hastaların klinik gözlemle yordanan pozitiflik ve negatiflik durumları Pozitif Belirtileri Değerlendirme Ölçeği( Scale for the Assessment of Positive Symptoms-SAPS) ve Negatif Belirtileri Değerlendirme Ölçeği (Scale for the Assessment of Negative Symptoms-SANS) ile teyit edilmiş olup yaşam kalitesi Yaşam kalitesi ölçeği ( WHOQOL-BREF-TR), tedavi uyumu Morisky tedaviye uyum ölçeği(MTUÖ) ile değerlendirilmiştir. Ayrıca hastaların sosyodemografik verilerinin kaydedildiği bir form kullanılmıştır. Yapılan analizlere göre pozitif belirtilerle seyreden şizofreni hastalarının genel yaşam kalitesi negatif belirtilerle seyredenlerden daha yüksektir.(%95 güven seviyesinde sig(2-tailed) değeri 0,016. Pozitif ve negatif belirtilerle seyreden hastalar arasında tedavi uyumu açısından anlamlı bir fark yoktur. .(%95 güven seviyesinde sig(2-tailed) değeri 0,808).Sonuç olarak şizofreni hastalarında hastalığın seyri yaşam kalitesini etkilerken tedavi uyumunu etkilememektedir. Anahtar kelimeler: Negatif şizofreni, Pozitif şizofreni, Şizofreni, Tedavi uyumu, Yaşam kalitesi

Belirti ve semptomlarHasta uyumuTedavi+3
Aslı Hilal Kalı
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Adet düzensizliği olan kadınların cinsel yaşam kalitesi ve evlilik uyumunun incelenmesi

Amaç: Bu araştırma, adet düzensizliği olan kadınların cinsel yaşam kalitesi ve evlilik uyumunun incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı olarak yapılan araştırma, Ağustos 2015- Eylül 2016 tarihleri arasında, Adana il merkezinde bulunan bir devlet hastanesinin kadın doğum polikliniğinde yapılmıştır. Araştırmanın evrenini hastanenin kadın doğum polikliniğine adet düzensizliği şikayeti ile başvuran kadınlar oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise araştırma katılım kriterlerine uyan ve araştırmaya katılmayı kabul eden toplam 211 kadın oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında kadınların tanıtıcı özelliklerini içeren "Kişisel Bilgi Formu", "Cinsel Yaşam Kalitesi Ölçeği- Kadın (CYKÖ-K)" ve "Evlilik Uyum Ölçeği (EUÖ)" kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesi SPSS 16.0 paket programında yapılmıştır. Bulgular: Adet düzensizliği olan kadınların CYKÖ-K toplam puan ortalamasının 60,93± 14,61 ve EUÖ toplam puan ortalamasının 48,68±4,18 olduğu saptanmıştır. Kadınların tanıtıcı özellikleri (eşin çalışma durumu ve sosyal güvence durumu hariç) ve tüm obstetrik özellikleri ile CYKÖ-K puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur (p<0.05). Kadınların tanıtıcı özellikleri (eşin çalışma durumu hariç) ve tüm obstetrik özellikleri ile EUÖ puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır (p<0.05). Kadınların menstrual özelliklerinden sadece adet düzensizliği şikayetlerini paylaşma durumu ile CYKÖ-K ve EUÖ puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır (p<0.05). CYKÖ-K ve EUÖ arasında, istatistiksel olarak pozitif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır (r=0,589 p<0,001). Sonuç: Adet düzensizliği olan kadınların cinsel yaşam kalitesinin iyi düzeyde olmadığı ve çoğunun evliliklerinde uyum olmadığı belirlenmiştir.

Cinsel birleşmeCinsellikEvlilik uyumu+6
Tuba Soylu
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Madde kullanım bozukluğu olan hastalarda içselleştirilmiş damgalanma, öz- etkililik ve tedavi motivasyonu

Bu araştırmada, madde kullanım bozukluğu olan hastalarda içselleştirilmiş damgalanma, öz-etkililik ve tedavi motivasyonu düzeylerini belirlemek ve içselleştirilmiş damgalamanın bu bireylerdeki öz-etkililik ve tedavi motivasyonu ile ilişkisini değerlendirmek amaçlandı. Araştırma 15 Haziran 2017- 15 Ocak 2018 tarihleri arasında Madde Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Merkezi'nde tedavi alan 181 hasta ile yapılmıştır. Araştırmanın verileri "Kişisel Bilgi Formu", "Ruhsal Hastalıklarda İçselleştirilmiş Damgalanma Ölçeği (RHİDÖ)", "Tedavi Motivasyonu Anketi (TMA)", "Öz-Etkililik Ölçeği (ÖEÖ)" kullanılarak toplanmıştır. Veriler SPSS'de sayı, yüzde, ortalama, standart sapma ve korelasyon analizleri yapılarak değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda RHİDÖ'nin toplam puanı ile ÖEÖ toplam puanı arasında negatif yönde anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir (p<0.05). RHİDÖ'nün toplam puanları ile TMA toplam puanı arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır (p<0.05). Tedavi Motivasyon Anketi'nin dışsal motivasyon alt boyut puanı ile öz-etkilik toplam puanı arasında negatif yönde anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Hastaların içselleştirilmiş damgalama düzeyleri arttıkça öz-etkilik düzeylerinin azaldığı, içselleştirilmiş damgalama düzeyleri arttıkça da tedavi motivasyonu düzeylerinin arttığı belirlenmiştir. İçselleştirilmiş damgalamanın bu hasta grubunda tedavi motivasyonu ve öz etkililik düzeylerine etkisini belirlemenin bu hasta gurubunda tekrarlayan yatışları ve madde kullanımını azaltmaya yol gösterici olacağı düşünülmektedir.

BağımlılıkDamgalamaHasta uyumu+6
Neslihan Bozdağ
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hiperemezis gravidarum tanısı alan gebelerde gebelik uyumunun sağlık uygulamalarına etkisi

Bu araştırma Hiperemezis Gravidarum tanısı alan gebelerde, gebelik uyumunun sağlık uygulamalarına etkisini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı nitelikte yapılan araştırma, Temmuz 2016- Nisan 2017 tarihleri arasında, Adana il merkezinde bulunan üniversite ve devlet hastanelerinin kadın doğum servislerinde yapılmıştır. Araştırmaya kadın doğum servislerinde Hiperemezis Gravidarum tanısı ile yatan, araştırma katılım kriterlerine uyan toplam 70 gebe alınmıştır. Verilerin toplanmasında kişisel bilgi formu, gebelikte sağlık uygulamaları ölçeği (GSUÖ) ve prenatal kendini değerlendirme ölçeği (PKDÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Araştırmada HG'li gebelerin %35,7' sinin 26-30 yaş aralığında olduğu, %31.4'ünün üniversite mezunu olduğu, %74.3'nün çalışmadığı saptanmıştır. Gebelerin %57,1' inin 9 ve üzeri gebelik haftasında olduğu, %52,9'nun gebelik sayısının 2 ve üzeri olduğu ve %65,7'sinin gebeliğinin planlı olduğu bulunmuştur. HG'li gebelerin PKDÖ toplam puan ortalaması 149,7 ± 26,8 olarak belirlenmiştir. HG'li gebelerin sadece gelir durumu ve gebeliğin planlı olma durumu ile PKDÖ toplam puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur (p<0.05). Gebelerin GSUÖ toplam puan ortalaması 116,0 ± 14,0 olarak saptanmıştır. HG'li gebelerin eğitim düzeyi, çalışma durumu, eşin eğitim düzeyi, aile tipi, gelir durumu, sosyal güvence varlığı, gebelik haftası yaşayan çocuk varlığı ve gebeliğin planlı olma durumu ile GSUÖ toplam puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir ( p<0.05). PKDÖ ile GSUÖ arasında anlamlı (p=0.000/r = -0.386) negatif ilişki olduğu bulunmuştur. Araştırmada HG'li gebelerin gebelik uyumlarının iyi olmadığı ve gebeliğe uyum arttıkça sağlık uygulamaları puan ortalamalarının arttığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler:Hiperemezis Gravidarum, Gebeliğe uyum, Gebelikte sağlık uygulamaları

GebelikHasta uyumuHiperemesis gravidarum+3
Öznur Akçayüzlü
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hipotiroidizmli bireylerin hastalığa uyumları ve fiziksel aktivite engelleririnin belirlenmesi

Amaç: Araştırmanın amacı hipotiroidizmli bireylerin hastalığa uyumları ve fiziksel aktivite engellerinin belirlenmesidir. Gereç ve Yöntem: Çalışma tanımlayıcı-kesitsel türde bir araştırma olarak yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini, Manisa'da bir ilçe devlet hastanesinin Dahiliye Polikliniği'ne bir yılda ayaktan başvuran yaklaşık 3000 hipotiroidizmli birey oluşturmaktadır. Örneklemi ise, çalışmanın yürütüldüğü tarihler arasında polikliniğe başvuran ve örnekleme dahil edilme kriterlerini karşılayan 344 hipotiroidizmli bireyden oluşmuştur. Araştırmada veriler Tanıtıcı Bilgi Formu, Kronik Hastalığa Uyum Ölçeği ve Fiziksel Aktivite Engelleri Ölçeği ile yüz yüze elde edilmiştir. Çalışmanın yürütülmesi için etik kurul onayı, kurum izni ve bireysel onam alınmış; tüm aşamalarda Helsinki Bildirgesi ilkelerine uyulmuştur. İstatistiksel verilerin analizi için IBM SPSS Statistics 27.00 paket programı kullanılmış; tanımlayıcı istatistikler, normal dağılım analizi, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H Testi, ileri analiz için Bonforenni Testi, değişkenler arasındaki ilişkiyi ortaya koymak için Spearman Korelasyon analizi yapılmıştır. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hipotiroidizmli bireylerin yaş ortalaması 50,79±15,17 (Min-Max: 18-84 yaş)'dir. Katılımcıların %89,5'inin kadın, %90,1'inin evli, %57,3'ünün ilköğretim mezunu olduğu; %42,7'sinin 11 yıldan uzun süredir hipotiroidizm hastası olduğu, %84,9'unun ilaç kullandığı, %57,3'ünün başka bir kronik hastalığının bulunduğu bulunmuştur. Kronik Hastalığa Uyum Ölçeği toplam puan ortalaması 71,16± 11,80 (Min-Max:33-112) ve Fiziksel Aktivite Engelleri Ölçeği toplam puan ortalaması 53,80±14,45 (Min-Max :21-105)'dir. Kronik Hastalığa Uyum Ölçeği toplam puanı ve Fiziksel Aktivite Engelleri Ölçeği toplam puanı ile arasında negatif yönlü zayıf düzeyde ilişki olduğu saptanmıştır (s=−0,192, p<0,001). Sonuç: Hipotiroidizmli bireylerin kronik hastalığa uyum düzeyleri ve fiziksel aktivite engel düzeyleri orta düzeyde bir eğilim göstermektedir. Fiziksel aktivite engelleri azaldıkça kronik hastalığa uyumun arttığı belirlenmiştir. Bu bulgular ışığında, hipotiroidizmli bireylerin fiziksel aktiviteye katılımını artırmaya yönelik bireysel engellere yönelik stratejiler ve uyumlarını destekleyici programların geliştirilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, Hipotiroidizm, Kronik Hastalık, Uyum, Fiziksel Aktivite, Fiziksel Aktivite Engelleri

Fiziksel aktiviteHalk sağlığı hemşireliğiHasta uyumu+1
Leyla Carık
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hipertansiyonlu hastalarda tedaviye uyum ve etkileyen faktörlerin incelenmesi

Bu çalışma, hipertansiyonlu hastalarda tedaviye uyum ve etkileyen faktörlerin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel olarak yapıldı. Araştırma Batman Bölge Devlet Hastanesinde 1 Temmuz 2016 ve 31 Eylül 2016 tarihleri arasında yürütüldü. Araştırmanın örneklemini tedavi ya da kontrol için başvuran ve çalışmaya katılma kriterlerini sağlayan 285 birey oluşturdu. Araştırmada veri toplama araçları olarak, Sosyo-demografik Frorm, Hastalık Algısı Ölçeği (HAÖ) ve Hill Bone Hipertansiyon Tedavisine Uyum Ölçeği (HBHTUÖ) kullanıldı. Araştırmanın uygulanması için etik kurul izni ve Batman Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreterliği yazılı izni ve araştırmaya katılan hastalardan bilgilendirilmiş onam alındı. Araştırmaya katılan hastaların %84,6'sının 50 yaşından büyük, %56,1i'nin kadın, %65,9'nun beden kitle indeksinin 25 ve üzeri olduğu görüldü. HAÖ puanlarının yaş ile korelasyonunda kişisel kontrol ve tedavi kontrolü alt boyut puanlarında pozitif anlamlı bir ilişki olduğu saptandı (p<0,05). HBHHTU ölçeğinin kontrole gitme değişkenine göre total puanları arasında anlamlı fark olduğu belirlendi (p<0,05). Sonuç olarak hipertansiyon hastalarının HBHTUÖ'ne göre yaş, eğitim durumu, ilacı kullanma durumu ve kan basıncı ölçme sıklığı ile anlamlı bir ilişki bulundu. HBHTUÖ ile HAÖ arasında negatif yönde güçlü bir ilişki bulundu. Tedaviye uyumu etkileyen bu faktörler göz önünde bulundurularak, hastaların uyumlarını arttırmaya yönelik uygun hemşirelik girişimlerinin planlanması önerilmektedir

AlgıBatmanHasta uyumu+3
Zekeriya Akın
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kolostomili hastalarda stomalı yaşama uyumlarının ve yaşam kalitelerinin incelenmesi

ÖZET Fazilet İSLAMTÜRK, Kolostomili Hastalarda Stomalı Yaşama Uyumlarının ve Yaşam Kalitelerinin İncelenmesi, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Hemşirelik AD Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep, 2018. Çalışmanın amacı kolostomili hastaların, stomalı yaşamlarına uyum durumları ve yaşam kalitelerin incelenmesidir. Araştırma, 15 Kasım 2016- 15 Nisan 2017 tarihleri arasında Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi genel cerrahi polikliniğinde yapılmış tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemini, kolostomi açılmasından itibaren en az iki en fazla 24 ay geçen ve örneklem ölçütlerini sağlayan 60 gönüllü hasta oluşturdu. Veriler literatürden yararlanılarak oluşturulan sosyo-demografik ve hastalık özellikleri yer alan Hasta Tanıtım Formu, Ostomili Bireylere Yönelik Uyum Ölçeği (OUÖ-23) ve Ostomili Bireylere Yönelik Yaşam Kalitesi Ölçeği (OBYYKÖ) kullanılarak elde edildi. Hastaların yaş ortalaması 49.83±13.85 yıl, %55.0'i erkek, %95.0'i evli ve %43.3'ü ilköğretim mezunudur. Hastaların yarısına yakınına (%45.0) kolon kanseri nedeni ile kolostomi açıldığı %56.7' si'nde geçici stoma olduğu, %58.3'ünün iki-sekiz aydır stoma ile yaşadığı tespit edildi. Hastaların stoma öncesi ve sonrası ibadet etme ve çalışma durumu oranları arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulundu(p<0.05). OUÖ-23 ile OBYYKÖ toplam ve alt boyutları arasında pozitif yönde istatiksel olarak ileri düzeyde anlamlı (p<0.001) kuvvetli ilişki olduğu saptandı. Sonuç olarak; bu çalışmada kolostomili hastaların stomalı yaşama uyumları artıkça yaşam kalitelerinin de arttığı kanısına varılmıştır. Anahtar Kelimeler; Kolostomi, Stoma, Uyum, Yaşam kalitesi, Hemşirelik.

Cerrahi stomalarHasta uyumuKolostomi+1
Fazilet İslamtürk
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik obstrüktif akciğer hastalıklı bireylerin hastalığa uyumları ve yaşam kalitelerinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmada amaç, kronik obstrüktif akciğer hastalıklı bireylerin hastalık uyumlarının ve yaşam kalitelerinin değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki araştırma, Manisa ilinde bir üniversite hastanesinin göğüs hastalıkları servisinde yatarak sağlık bakım hizmeti alan 208 kronik obstrüktif akciğer hastalıklı birey ile yürütüldü. Araştırmada veriler, Hasta Tanıtım Formu, Uyum Değerlendirme Formu ve St. George Solunum Anketi (SGRQ) ile toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel analizler ve korelasyon analizi yapıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan bireylerin yaş ortalaması 65,23±11,04 (42-87) yıl olup büyük çoğunluğu (%76,0) erkek idi. Çalışmaya katılan kronik obstrüktif akciğer hastalıklı bireylerin uyum değerlendirme formunun alt boyutlarından aldıkları sırası ile Benlik Kavramı Uyumu için 11,71±6,68, Fizyolojik Uyum için 10,09±5,43, Rol Fonksiyonu Uyum için 6,24±3,75 olarak bulundu. SGRQ'nun alt boyutlarından alınan puanlar ise sırası ile Aktivite alt boyutu için 67,0±25,5, Semptomlar alt boyutu için 63,4±25,5, Hastalığın Etkileri alt boyutu için 54,1±24,8 olduğu görüldü. Uyum Değerlendirme Formu ve SGRQ'nun puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu belirlendi. Sonuçlar: Araştırma sonuçları, kronik obstrüktif akciğer hastalıklı bireylerin hastalık uyumlarında en sık etkilenen alanın benlik kavramına uyum, yaşam kalitelerinde ise en çok etkilenen alanının aktiviteler olduğunu ve fizyolojik uyum, benlik uyumu, rol fonksiyonu uyumları azaldıkça yaşam kalitelerinin de olumsuz etkilendiğini gösterdi.

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifHasta uyumu+3
Arzu Sıdar Dilbaz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Stomalı hastalarda hemşire navigasyon programının uyum, yaşam kalitesi ve komplikasyonların önlenmesine etkisinin incelenmesi

Bu araştırma, intestinal stomalı hastalarda hemşire navigasyon programının uyum, yaşam kalitesi ve komplikasyonların önlenmesine etkisinin incelenmesi amacıyla, ön test-son test düzende tekrarlayan ölçümlü randomize kontrollü müdahale çalışması olarak uygulandı. Araştırma; Gaziantep il merkezinde bulunan ikisi eğitim ve araştırma hastanesi olmak üzere altı hastanede, 1 Ocak-31 Aralık 2021 tarihleri arasında, intestinal stoma açılmış 30 deney ve 28 kontrol grubu hasta ile tamamlandı. Deney grubundaki hastalara hemşire navigasyon programı kapsamında danışmanlık, uzaktan destek, yazılı ve görsel eğitimler, bilgilendirme mesajları, telefon görüşmeleri, randevu planlamaları uygulanırken, kontrol grubu hastalar standart bakım aldı. Hastalar ilk görüşmede, üçüncü ve altıncı aylarda Hasta Bilgi Formu, Stoma Komplikasyonları Değerlendirme Formu, Stomaya İlişkin Deneyimlenen Sorunlar Formu, Ostomi Uyum Ölçeği, Stoma Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanılarak değerlendirildi. Veriler SPSS 24.0 programı kullanılarak, ölçek puanları için zaman, grup, zaman ve grup interaksiyonu genelleştirilmiş tahmin denklemi (GEE) ve en küçük önemli fark (LSD) testleri kullanılarak değerlendirildi. Tekrarlanan ölçümler arasındaki kovaryansın değerlendirilmesinde Unstructured korelasyon yapısı kullanıldı. Araştırmada hemşire navigasyon programının hastaların stomaya uyum ve yaşam kalitelerinde anlamlı bir artış sağladığı, stomaya bağlı komplikasyonların görülme sıklığında anlamlı bir fark olmamakla birlikte azalma sağladığı görüldü. Deney grubu hastaların stomaya uyum ve yaşam kalitelerinde, her değerlendirmede grup içi ve gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<0,05). Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda; sağlık kuruluşlarının ihtiyaç duyulan birimlerinde hemşire navigasyon programlarının uygulamaya geçirilmesi, hastaların uyum ve yaşam kalitelerini etkileyen farklı kronik durumlarda uygulanması önerilmektedir.

Cerrahi stomalarHasta uyumuHemşireler+7
Gülistan Yurdagül
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Bir kentsel bölgede hipertansiyon hastalarında tedavi uyuncu ve bunu etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi

Bir Kentsel Bölgede Hipertansiyon HastalarındaTedavi Uyuncu Ve Bunu Etkileyen Faktörlerin Değerlendirilmesi Giriş: Hipertansiyon gibi sürekli ilaç alımı ve düzenli kontrol gerektiren kronik hastalıklarda tedavi uyuncunun olmaması, etkin kan basıncını sağlamanın önündeki önemli engellerden biridir. Bu çalışma ile uyumla ilişkili değişkenleri tespit etmek, kentsel bir bölgede aynı aile hekimine kayıtlı bir grup hastada antihipertansif tedavi uyuncunu ölçmek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem. Bu çalışmada, İzmir Konak Bölgesinde aynı aile hekimine 1 Ocak 2014 tarihi itibarıyla kayıtlı 3594 bireyden, 40 yaş üstü hipertansiyon tanısı almış 535 eski ve yeni hipertansiyon hastalarından basit rastgele örneklemeyle seçilmiş 300 hastaya; niteliksel ve niceliksel verileri toplamayı amaçlayan anket ve Kronik hastalık bakımını değerlendirme ölçeği (PACIC) ve Morisky 8 maddeli ilaca uyum anketi (MMAS-8) içeren anket formları yüzyüze uygulanmışır. Minimum örnek büyüklüğü Patent 2 çalışmasına göre Hipertansiyon prevelansı % 30,3 olarak alındığında, % 5 sapma ile 300 olarak hesaplanmıştır. Bulgular: Morisky 8 soruluk anket ölçeğine göre hastaların %74 ü tedaviye uyumlu iken %22,7 sinin tedaviye uyumsuz olduğu saptandı. Kronik hastalık bakım değerlendirme ölçeğinin(PACİC) ortalaması 3,5 ±028 olduğu saptandı.Araştırma sonucunda yaş,medeni durum, iş-eğitim durumu ve sosyoekonomik düzey ve uyum arasında bir ilişki bulunmadı. Hipertansiyon hakkında doğru ve geniş bilgiye sahip ve özellikle hekim tarafından bilgilendiren ,yaşam tarzı değişikliklerinden sigara bırakma ,tuz ve yağ kısıtlama davranışını gösteren ,iyi uyku düzenine sahip hastaların tedavi uyumunun daha iyi olduğu saptandı. Düzenli izlemin önündeki en büyük engelin tedaviye ulaşamama ile ilgili örgütsel sorunlardan kaynaklandığı saptandı. Her ne kadar hastaların büyük çoğunluğunun hastalıklarının kontrol altında olduğunu düşünmeselerde, teşhis ve tedavisi ikinci basamakta düzenlenen hastaların daha uyumlu olduğu saptandı. Sonuçlar: Hasta uyumunu arttırmada hekimin rolü çok önemlidir. Birinci basamak, hipertansiyon değerlendirme ve kontrol oranlarını arttırmaya yönelik desteklenmeli ,tedaviye ulaşmanın önündeki engeller sağlık sistemi üzerinden iyileştirilmeli, Uyku bozukluğu olan hastalar ve tedavi uyumu arasında ilişki incelenmelidir. Anahtar Kelimeler : Hipertansiyon, Uyum, Kronik hasta bakım değerlendirme ,MMAS-8 Antihipertansif tedavi

Antihipertansif ajanlarHasta uyumuHastalar+5
Jale Akgöl
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Hipertansiyonlu hastalarda roy adaptasyon modelinin hastalığa uyuma etkisinin incelenmesi

Randomize kontrollü ön test- son test düzeninde yarı deneysel olarak yapılan bu araştırmada, Roy adaptasyon modeline göre verilen eğitimin hipertansiyonlu bireylerde tıbbi tedaviye ve fizyolojik, psikolojik ve sosyal olarak hastalığa uyumuna etkisini saptamak amaçlanmıştır. Bu araştırma Fırat Üniversitesi Hastanesinde, Ocak- Haziran 2018 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Araştırmanın evrenini, 68 hipertansiyon tanısına sahip birey oluşturdu. Örneklemi ise 30'u deney, 30'u kontrol grubu olmak üzere toplam 60 hipertansiyonlu birey oluşturdu. Araştırmada veriler; Hasta Bilgi Formu, Tıbbi Tedaviye Uyum Oranı Ölçeği, Hastalığa Psikososyal Uyum-Öz Bildirim Ölçeği ile toplandı. Deney grubundaki bireylere Roy Adaptasyon Modeli doğrultusunda araştırmacı tarafından hazırlanan "Hipertansiyon Eğitim Kitapçığı" kullanılarak eğitim verildi. Araştırmanın verileri Mann Whitney U testi, Wilcoxon testi ve Ki-kare testi ile değerlendirildi. Deney grubundaki hastaların son test ölçümlerinde tıbbi tedaviye uyumlarının arttığı (p<0,05), ancak kontrol grubundaki bireylerin ise tıbbi tedaviye uyumlarında bir değişiklik olmadığı belirlendi. Deney grubundaki hastaların son test toplam PAIS-SR ve tüm PAIS-SR alt bileşen puan ortalamalarında anlamlı düşüş olduğu (p<0,05), buna karşın kontrol grubunda son test toplam PAIS-SR ve tüm PAIS-SR alt bileşen puan ortalamalarında bir değişiklik olmadığı saptandı. Roy Adaptasyon Modeli'ne göre verilen eğitimin hipertansiyonlu bireylerin tıbbi tedaviye ve hastalığa uyumunu arttırdığı sonucuna varıldı.

Hasta eğitimiHasta uyumuHipertansiyon+3
Cihat Demirel
Fırat University · Institute of Health Sciences
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Obstrüktif uyku apne sendromu (OSAS) ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı(KoAH) olan hastalarda evde noninvaziv mekanik ventilasyon uyumunu etkileyen faktörler

Amaç: Noninvaziv mekanik ventilasyon (NIMV), endotrakeal tüp kullanılmaksızın bir maske aracılığıyla basınçlı solunum desteği sağlayan bir yöntemdir. Evde uzun süreli noninvaziv mekanik ventilasyon hasta uyumu gerektiren, maliyetli bir tedavi olup hasta uyumu iyi olduğu takdirde NIMV'den daha fazla yarar sağlanabilir. Ayrıca kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), obstrüktif uyku apne sendromu (OSAS) ve diğer solunumsal bozukluğu olan hastaların tedavi maliyeti de oldukça azaltılabilir. Bu çalışmada NIMV'den daha iyi sonuçlar alınabilmesi için hasta uyumunu etkileyen faktörlerin araştırılması amaçlandı. Gereç ve Yöntemler: Ocak 2014 ve Aralık 2016 tarihleri arasında, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Kliniğince tedavi edilen ve uzun süreli "Noninvaziv mekanik ventilasyon (NIMV)" cihazı kullanması uygun görülen toplam 111 hastanın retrospektif olarak kayıtlarına ulaşıldı, hastalarla görüşüldü ve hazırlanmış olan anket verileri de eklenerek değerlendirme yapıldı. Bulgular: Hastaların 37'si KOAH, 74'ü OSAS hastası idi. OSAS hastaları Grup I ve KOAH hastaları Grup II olarak kabul edildi. İstatistiksel analizler SPSS versiyon 14.0 (Statistical Package for Social Sciences, for Windows, USA) yazılımı kullanılarak yapıldı. İstatistiksel analizde %95 güven aralığında p< 0.05 değeri anlamlı kabul edildi. Uyum değerlendirmesi için hastaların NIMV kullanım süresi (saat/gün), NIMV kullanım durumu (kullanıyor, bırakmış) ve memnuniyet dereceleri esas alındı. Sonuç: Çalışmamızda NIMV kullanımı öncesi pH ve PCO 2 değeri, acile başvuru sayısı, hastaneye yatış sayısı, NIMV'nin ne kadar zamandır kullanıldığı, günlük uzun süreli oksijen tedavisi (USOT) kullanım süresi, eğitim durumu, sağlık güvencesi, BMI ve EPAP değerlerinin NIMV uyumunu etkileyen faktörler olduğunu belirledik. Anahtar Sözcükler: Noninvaziv mekanik ventilasyon, Uyumu etkileyen faktörler, Kronik obstrüktif akciğer hastalığı, Obstrüktif uyku apne sendromu

Akciğer hastalıkları-obstrüktifHasta uyumuPozitif basınç solunumu+3
Zeynep Türe
Dicle University
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kardiyak cerrahide volüm kontrol autoflow ventilasyon modu ile akciğer mekanikleri

Amaç: Bu gözlemsel çalışmada, volüm kontrol AutoFlow (VKAF) ventilasyon modu kullanılarak açık kalp cerrahisi (AKC)'nin akciğer mekanikleri üzerine olan etkileri araştırıldı.Gereç Yöntem: Etik Kurul onayı ve hasta onamı sonrası AKC planlanan 30 olgu (cinsiyet; 17 E/13 K, ortalama yaş; 57.3±17.0 yıl, ortalama ağırlık; 74.9±13.6 kg) çalışmaya alındı. Mekanik ventilasyon; oto kontrollü kapalı devre altında VKAF modunda (VT: 5-8 mL/kg, I/E: 1/2, FiO2: 0.5-1.0; PEEP: Ø, SS: 10±2 fr/dk) uygulandı. İntraoperatif altı farklı dönemde dinamik kompliyans (Cdin) ve rezistans (R) değerleri kaydedildi. Shapiro-Wilk testi ile verilerin dağılımı değerlendirildi. Repeated Measure of Anova ve Bonferroni testleri (Cdin) ile Friedman Varyans Analizi ve Wilcoxon Signed Rank testleri (R) kullanıldı. Değerler ort.±SD ve/veya sayı olarak verildi ve p<0.05 anlamlı kabul edildi.Bulgular: Cdin (mL/mbar) ve R (mbar/L/sn), sırasıyla: (1) sternotomi öncesi; 49.9±17.1 ve 7.8±3.6, (2) sternotomi sonrası ve retraktör öncesi; 56.7±18.3 ve 7.1±3.7, (3) retraktör yerleştirildikten sonra; 48.7±16.1 ve 8.3±4.4, (4) kardiyopulmoner baypas (KPB)'tan ayrılma sonrası retraktör varlığında; 49.6±16.5 ve 8.1±4.0, (5) rekraktör çıkarıldığında; 56.5±19.6 ve 7.4±3.7 ve (6) sternumun kapatılması sonrası; 43.1±14.2 ve 9.6±9.1 olarak saptandı. Altı farklı zaman arasında Cdin (p<0.001) ve R (p<0.001) yönünden istatistiksel anlamlı farklar saptandı. Cdin'ta ve R'ta, sırasıyla; 1. ve 2. zaman ([p<0.001], [p=0.002]), 2. ve 3. zaman ([p=0.001], [p<0.001]), 4. ve 5. zaman ([p<0.001], [ p<0.001]), 5. ve 6. zaman ([p<0.001], [p<0.001]) arasında anlamlı farklar saptandı. Cdin'ta 1. ve 6. zaman (p=0.001) arasında anlamlı fark gözlenirken, R'ta 1. ve 6. zaman (p=0.10) arasında fark saptanmadıSonuç: AKC'nde mekanik ventilasyon için VKAF modu seçildiğinde; Cdin; KPB uygulamasıyla değil, başlıca sternumun kapatılması ile etkilenir. Bunun yanında, sternal retraktör varlığı, akciğer mekaniklerine ilişkin değerlerin intraoperatif dönemde elde edilmesi sırasında önemlidir ki bu durumun önemi önceki çalışmalarda belirtilmemiştir.

AkciğerAkciğer volüm ölçmeleriCerrahi-akciğer+6
Murat Arslan
Dokuz Eylül University
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Tip 2 diyabet hastalarının tedaviye uyumlarının ve insülin algılarının değerlendirilmesi

Bu çalışmada, tip 2 diyabet hastalarının tedaviye uyumlarının ve insülin algılarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel tipte planlanan bu çalışmanın evrenini, 2020 yılının ilk altı ayı içerisinde Karadeniz Teknik Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Farabi Hastanesi'nde Endokrinoloji Polikliniğine başvuran tip 2 diyabet tanısı olan hastalar oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Temmuz ile Eylül 2020 tarihleri arasında, Hasta tanıtım formu, Charlson Komorbidite İndeksi, Tip 2 DM Tedavisine Hasta Uyum Ölçeği ve İnsülin Tedavisi Değerlendirme Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizi SPSS paket programı ile yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde betimsel istatistikler, parametrik testlerden t-testi ve ANOVA, parametrik olmayan testlerden de Mann Whitney- U ve Kruskall Wallis H testleri kullanılmıştır. Çalışmaya katılan hastaların, yaş ortalaması 59.35±11.99 ve %58.1'i kadındır. Hastaların %57.6'sının 10 yıldan az süredir tip 2 diyabet hastalığı vardır ve %73.3'ünün diyabete ek hastalığı bulunmaktadır. Tip 2 DM Tedavisine Hasta Uyum Ölçeği toplam puan ortalaması 78.12±12.60 olan hastaların (%99) tedaviye uyumları "orta" düzeydedir. Hastaların İnsülin Tedavisi Değerlendirme Ölçeği'nden toplamda 54.49±15.75, pozitif değerlendirme alt boyutundan 15.03±3.53 ve negatif değerlendirme alt boyutundan ise 45.50±13.05 puan almışlardır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre hastaların diyabet tedavisine uyumları orta düzeydedir. Sadece oral antidiyabetik ilaç kullanan hastaların tedaviye uyumları insülin tedavisi alan hastalardan daha düşüktür. Hastaların insülin tedavisini olumsuz değerlendirdikleri, dolayısıyla insüline karşı negatif algılarının daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır.

AlgıDiabetes mellitus-tip 2Hasta uyumu+5
Müge Tezel
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Anksiyetenin obstrüktif uyku apnesinde tedavi uyumuna etkisi

Uykuda solunum bozuklukları tedavisinde en etkili yöntem hava yolu açıklığını sağlayan cihazlardır. Tedavi uyumunu etkileyen faktörler; tedavi yönteminin seçiminden hastanın kişilik özelliklerine, tedavi sürecinde ortaya çıkan yan etkilerden hastanın semptomatik fayda görmesine kadar birçok faktörden etkilenmektedir. Depresyon ve anksiyete bozukluğu kronik hastalıkların seyrinde, tedavi uyumunu azaltan faktörler olarak bulunmuştur. Çalışmamızda Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) ile pozitif hava yolu basıncı (PAP) tedavi uyumu arasındaki ilişkiyi ve hastalarımızın PAP tedavi uyumunu etkileyen faktörleri incelemeyi amaçladık. Çalışmamıza Ocak 2012-Aralık 2015 tarihleri arasında polisomnografi ve BAÖ uygulanan 98 hasta dahil edildi. Hastaların demografik özellikleri, komorbid durumları, semptomları, uyku düzeniyle ilgili alışkanlıkları, Epworth Uykululuk Skalası (EUS) ve Berlin anketi sonuçları kaydedildi. PAP tedavisi önerilen hastaların cihaz uyumu telefon görüşmesi yöntemi ile sorgulandı. Iki grup arasında demografik özellikler açısından fark yoktu. Tedaviye uyum gösterenlerin AHİ değerleri daha yüksek saptandı. Tedaviye uyum göstermeyenlerin ise BAÖ'inden aldıkları puan, uyum gösterenlere göre anlamlı derecede yüksek saptandı. Kadınların, ek hastalığı olanların ve EUS puanları yüksek olanların BAÖ puanları daha yüksekti. Yatak odasında televizyon bulunmasının ise tedavi uyumsuzluğunu 9.8 kat arttırdığı saptandı. Çalışmamız sonucunda tedaviye uyum ile BAÖ skoru ilişkisi bize anksiyete ile PAP uyumunun negatif yönde ilişkili olduğunu ve uyumu arttırmak için anksiyete semptomlarının iyi sorgulanması gerektiğini düşündürdü. Ayrıca yatak odasında televizyon bulundurmanın tedavi uyumsuzluğunu artırması nedeniyle PAP tedavisi planladığımız hastaların bu konuda bilgilendirilmesinin tedavi uyumunu arttıracağını düşünmekteyiz. PAP uyumu ile anksiyete arasındaki ilişkiyi inceleyen sınırlı sayıda çalışma olduğu için çalışmamızın literatüre katkı sağlayacağını düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Uykuda solunum bozuklukları, tedavi uyumu, anksiyete, televizyon

AnksiyeteAnksiyete bozukluklarıHasta uyumu+4
Gözde Ak
Başkent University
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik hastalıklarda ilaç tedavisi uyumu ve etkili faktörler

Tedavi uyumu, öngörülen tedaviler için verilen talimatları hastaların uygulama derecesi olarak tanımlanır (1). Tedaviye uyumun azalması, sağlık için kısıtlı kaynakların gereksiz kullanımına bağlı sağlık harcamalarının artışına ve tedavi rejimlerinin uygun şekilde yerine getirilmemesinden kaynaklanan ilaç etkilerinin gözlenmemesine veya geç ortaya çıkmasına ve hastalık sürecinin uzamasına neden olmaktadır (2). Kesitsel tanımlayıcı araştırma niteliğinde olan bu çalışma; hipertansiyon, diyabet, astım veya kronik obstrüktif akciğer hastalığı gibi kronik bir hastalığı bulunan kişilerde sosyodemografik özellikler, sağlık ile ilgili alışkanlıklar, ilaç uyumu ve ilaçlar hakkındaki inançları değerlendirmeyi amaçlayan, katılımcılarla yüz yüze uygulanan anket formu uygulama yöntemiyle yapılmıştır. Çalışma kapsamında, Ağustos 2017-Aralık 2017 tarihleri arasında, Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Ankara Hastanesi'nin Kardiyoloji, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları, Göğüs Hastalıkları polikliniklerinde ayaktan muayene olan, çalışmaya katılmayı kabul eden ve en az bir kronik hastalık nedeniyle en az bir adet ilacı en az bir yıldır düzenli kullanması gereken 18 yaşından büyük 747 hasta araştırmaya dahil edilmiştir. Veri toplama amaçlı uygulanan soru formunda 10 soru sosyo-demografik özellikler, 4 soru sağlık ile ilgili alışkanlıklar, 38 soru hastalık ve ilaç uyumu ile ilgili olmak üzere toplam 52 soru bulunmaktadır. Ayrıca 18 sorudan oluşan "İlaçlar Hakkında İnançlar Anketi" katılımcılara uygulanmıştır. Hastaların %27,4'ünün ilaçlarını düzenli ve önerildiği gibi kullanmadığı saptanmıştır. İlaç uyumu; DM hastalarında %73,2, HT hastalarında %62,7, astım/KOAH hastalarında %69,8 bulundu. DM'li erkek hastalarda ilaç bağlılığı kadınlara göre anlamlı şekilde düşük bulunurken HT ve astım/KOAH'da ilaç tedavisi bağlılığıyla cinsiyet arasındaki ilişki anlamlı bulunmamıştır. İlaç uyumu ile ilaçlarla ilgili endişeler arasında negatif, ilaçların gerekliliğine olan inanç arasında pozitif ilişki bulunmuştur. İlaçların aşırı kullanıldığına olan inanç ile ilaç uyumu arasında negatif bir ilişki saptanmıştır. Ayrıca ambalajı üzerinde hangi sırada alınacağını gösteren ibareler (gün/sayı vb.) olan ilaçların unutulma oranının daha düşük olduğu belirlenmiştir. Düzenli doktor kontrolüne uyma oranı diabetik hastalarda %79, HT hastalarında %70, astım hastalarında %71,8, KOAH hastalarında %55,3 bulundu. DM hastalarının %93,2'si, HT hastalarının %91,4'ü, astım hastalarının %91,9'u ve KOAH hastalarının %97,4'ü düzenlenen tedaviden memnun olduğunu belirtti. Bu çalışma ile kronik hastalıklarda tedavinin etkinliğini belirleyen ilaç uyumu olmaması sorununun arkasında yatan nedenler aydınlatılmaya çalışılarak sağlık harcamalarında önemli bir maliyet bileşeni olan ilaç uyumu sorununun önüne geçmede hangi özelliklere ve faktörlere dikkat etmek gerektiği tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu araştırmada bulunan sonuçlar yakın zamanda yapılan benzer araştırmalarda bulunanlarla uyumludur. Kronik hastalıklarda ilaç uyumu olmamasında etkili faktörler tespit edilerek hastaların tedaviden azami fayda görmesinin sağlanmasına yönelik gerekli müdahalelerin yapılması gerek toplum sağlığı ve birey sağlığı açısından gerekse hastalık maliyetleri açısından birçok olumsuzluğun engellenmesinde önemli rol oynayacaktır.

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifAstım+6
Özdemir Efe Kul
Başkent University
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Tip 2 diyabeti olan hastalarda yönetim planlarına uyum

GİRİŞ Diyabet tedavisinde amaç, yaşam kalitesini yüksek tutmak ve komplikasyon gelişimini önlemektir. Araştırmacılar son 10 yılda hastalarda tedaviye uyum konusuna yönelmiştir. Bunun için birçok ölçek geliştirilmiştir. En sık kullanılanı Morisky sekiz maddeli ilaç uyumu ölçeğidir (MMSA-8). Diyabete özgü olmadıkları gibi, ölçeklerin hepsi ilaç tedavilerine uyum üzerine odaklanmıştır. Oysa tip 2 diyabetli hastalarda yaşam tarzı değişikliği ilaç tedavisi kadar önemlidir. Çalışmanın amacı Aydın ilinde tip 2 diyabeti olan hastalarda yönetim planlarına hasta uyumunu değerlendirmek ve uyumun önündeki engelleri ve uyumu artırıcı kolaylaştırıcıları belirlemektir. YÖNTEM Çalışma Eylül 2016 ve Aralık 2017 tarihleri arasında Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi Endokrinoloji Polikliniğinde ve 1 No'lu Aile Sağlığı Merkezinde yapıldı. Örneklem büyüklüğü 384 olarak hesaplandı. Demografik ve diyabetle ilişkili verilerin toplanması için bir anket geliştirildi. Tedaviye uyum için Morisky uyum ölçeği kullanıldı. Yaşam tarzı değişikliklerine uyumu ölçmeye yönelik üç yeni soru geliştirildi. Anket uygulaması bir araştırmacı (NT) tarafından yüz yüze yapıldı. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra korelasyon analizlerinde Spearman ve Kendall's Tau_B korelasyonları, grup karşılaştırmalarında Mann Whitney U testi kullanıldı. İlişkili değişkenleri belirlemek için çoklu lojistik regresyon analizi yapıldı. Sürekli değişkenlerin dağılım normalliği Shapiro-Wilk testi ile değerlendirildi. Anlamlılık düzeyi olarak p<0,05 kabul edildi. BULGULAR Çalışmaya katılan 308 diyabetli hastanın %54,2'si kadın ve yaş ortalaması 59,1±10,6 yıl idi. Ortalama 10,7±7,5 yıldır diyabetli olan hastaların günde kullandıkları diyabet ilaç dozu sayısı 3,8±1,6 ve toplam ilaç dozu sayısı ise 7,6±3,9 idi. Açlık kan şekeri ortalaması 162,5±68,8 mg/dl ve HbA1c ortalaması %7,3±2,0 g/dl olan katılımcıların Morisky uyum ölçeğinden aldıkları toplam puan ortalaması ise 5,7±1,6 idi. Katılımcıların %58,8'inde (181 kişi) Morisky uyum ölçeğine göre tedaviye uyum yeterli idi. Kan şekeri kontrolünü de dikkate aldığımızda (tedaviye uyumun süreç ve çıktı bileşenleri birlikte) tedaviye uyum oranı %34,4'e (106 kişi) düşmekteydi. İkili analizlerde eğitim düzeyleri 9 yıl ve üzerinde olanlar, düzenli izlem tavsiyesi alanlar, insülin kullanmayanlar, evde ilaçlarını kullanmada yardımcısı olmayanlar, kan şekeri kontrolde olanlar, makrovasküler komplikasyonu bulunanlar, diyet ve egzersiz yapanlar ile verilen tavsiyelere uyanların tedaviye uyumlarının daha iyi olduğu saptandı. Oluşturulan lojistik regresyon modeline göre; kan şekeri kontrol altında olmayanlara göre kontrol altında olanlarda tedaviye uyum 4,3 kat, verilen tavsiyelere uymayanlara göre uyanlarda 6,3 kat daha fazla idi (p>0,05). SONUÇ Çalışma sonuçlarımıza göre verilen tavsiyelere uyum gösterenler tedaviye de uymaktadırlar. Tedaviye uyumun artması glisemik kontrolü artırmaktadır. Anahtar Kelimeler: diyabet, tedaviye uyum, Morisky ölçeği

Diabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 2Hasta uyumu+3
Nilüfer Turan
Aydın Adnan Menderes University
2018
00

Related subjects