Güreşçiler
59 theses under this subject heading
Türkiye'deki güreş hakemlerinin iş doyumu ve mesleki tükenmişlik düzeylerinin çeşitli faktörler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; Türkiye?deki güreş hakemlerinin iş doyumu ve mesleki tükenmişlik düzeylerinin çeşitli faktörler açısından incelemektir. Araştırmanın yöntemi betimsel yöntemdir. Araştırma grubunu Türkiye genelinde 2010-2011 güreş sezonunda görev yapan 126 Uluslararası ve Milli güreş hakemi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Anket formu; Kişisel Bilgi Formu, Maslach Tükenmişlik Ölçeği ve Minnesota İş Doyumu Ölçeği olarak üç kısımdan meydana gelmiştir. Verilerin çözümlenmesinde ikili karşılaştırmalar için Mann- Whitney U Testi ve çoklu karşılaştırmalar için Kruskal-Wallis H Testi, Bonferroni düzeltmeli Mann-Whitney U Testi ve ilişki çözümlemelerinde Spearman korelasyonu analiz yöntemleri kullanılmıştır. Anlamlılık değeri için ?=0.05 değeri kritik nokta olarak belirlenmiştir. Araştırma bulgularında güreş hakemlerinin hakemlik kategorilerine göre duyarsızlaşma tükenmişlikleri arasında istatistiki açıdan anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,05). Yine güreş hakemlerinin aylık ortalama gelirlerine ve hakemlik görevlendirmelerinin asli mesleklerine etkileme görüşlerine göre duygusallık tükenmişlikleri arasında istatistiki açıdan anlamlı farklar bulunmuştur (p<0,05). Ayrıca güreş hakemlerinin hakemliğin maddi getirisi görüşlerine ve hakemliğin sosyal statüsüne göre iş doyumları arasında anlamlı bir farklar bulunmuştur (p<0,05). Bunlarla birlikte güreş hakemlerinin yaşlarına, medeni durumlarına, asli mesleklerine, eğitim düzeylerine, güreş yapma durumlarına, görev yaptıkları coğrafi bölgelere, hakemlik yıllarına, bir sezonda görev aldıkları müsabaka sayısına ve başka spor dallarında hakemlik yapmalarına göre iş doyumları ve mesleki tükenmişlikleri arasında istatistiki açıdan anlamlı bir fark bulunamamıştır (p>0,05). Ayrıca güreş hakemlerinin iş doyumları ile duygusal tükenmişlik arasında ters yönlü anlamlı zayıf bir ilişki (r= -0,255, p<0,01); duyarsızlaşma arasında ters yönlü anlamlı zayıf bir ilişki (r= -0,97, p<0,01); kişisel başarı arasında doğru yönlü anlamlı zayıf bir ilişki (r= 0,341, p<0,01) olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak, Uluslar arası ve Milli güreş hakemlerinin iş doyumları ve mesleki tükenmişlikleri çevresel ve kişisel özellikleri ile fazla etkilenmemekte; ayrıca hakemlerin iş doyumları ile mesleki tükenmişlikleri arasında zıt yönlü bir ilişki vardır. Anahtar Kelimeler: Güreş, Hakem, Meslek, iş doyumu, mesleki tükenmişlik
Elit genç güreşçilerin spor yaralanması kaygı düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmada, elit genç güreşçilerin spor yaralanması kaygı düzeyleri belirlenerek çeşitli değişkenlere göre incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın grubunu lisanslı 18-20 yaş arasında kadın-erkek kategorisinde yer alan toplam 172 elit güreşçi oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan demografik bilgi formu ve Rex ve Metzler (2016)'in geliştirdiği ve Caz, Kayhan ve Bardakçı (2019) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Spor Yaralanması Kaygı Ölçeği kullanılmıştır. Veriler anket uygulama yolu ile toplanmıştır. Araştırmanın analizinde, parametrik testlerden iki bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında bağımsız örneklem t-testi, ikiden fazla bağımsız grup arasında Tek yönlü Anova testi kullanılmıştır. Gruplar arasındaki farklılıkları belirlemek üzere post-hoc analizi olarak Tukey testi kullanılmıştır. Güreşçilerin stillerine göre yaralanma bölgeleri açısından spor yaralanması kaygı ölçeği alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Acı çekme kaygısı alt boyutunda erkek serbest stil güreşçilerin ortalamaları erkek grekoromen stil güreşçilere göre, yeniden yaralanma kaygı ortalamalarının ise, erkek serbest stil güreşçilerin kadın güreşçilerden anlamlı şekilde daha yüksektir (p<0,05). Erkek serbest stilde; boyun bölgesinden yaralanma yaşayanların, boyun bölgesinden yaralanma yaşamayanlara göre zayıf algılanma ve sosyal desteği kaybetme kaygı ortalamalarının anlamlı olarak yüksek olduğu görülmüştür (p<0,05). Rakip oyuncunun temasıyla yaralanma ve yaralanmanın gerçekleştiği yer değişkeni açısından kaygı ölçeği alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmemiştir (p>0,05). Sonuç olarak, güreşçilerin spor yaralanması kaygı düzeyi alt boyutlarında en fazla acı çekme ve yeniden yaralanma kaygı düzeylerinin etkilendiği, omuz ve boyun bölgesinde meydana gelen sakatlıklara göre kaygı puanlarının farklılık gösterdiği söylenebilir.
Elit düzeydeki güreş ve halter sporcularında lumbal vertebraların morfometrik olarak değerlendirilmesi
Bu araştırma, elit düzeydeki erkek güreş ve halter sporcuları ile erkek sedanter bireylerin lumbal vertebralarının, morfometrik olarak incelenerek yapısal farklılıkların ortaya çıkarılması amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya 12 güreş sporcusu, 12 halter sporcusu ve 12 sedanter birey olmak üzere toplam 36 erkek katılmıştır. Lumbal vertebraların iki boyutlu ve üç boyutlu ölçümleri için manyetik rezonans görüntüleme cihazı, elde edilen manyetik rezonans görüntülerinin analizinde ise stereolojik yöntemler kullanılmıştır. Verilerin analizinde, parametrik testlerden Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ile nonparametrik testlerden Kruskal Wallis test istatistiği kullanılmıştır. İstatistiki anlamlılık düzeyi için p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Yapılan ölçümler sonucunda vertebral korpus anterior yüksekliği, vertebral korpus posterior yüksekliği, bilonkav deformite oranı ve kompresyon deformite oranı bakımından sedanter bireyler ile halter sporcuları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark görülürken; intervertebral disk anterior yüksekliği, intervertebral disk medium yüksekliği, bikonveksite indeks oranı, vertebral korpus hacmi ve intervertebral disk hacmi bakımından ise güreş ve halter sporcuları arasında anlamlı fark bulunmuştur. Vertebral korpus medium yüksekliği, vertebral korpus çapı, anterior kama deformite oranı, intervertebral disk posterior yüksekliği ile farfan oranı bakımından gruplar arasında anlamlı farka rastlanmamıştır. Yapmış olduğumuz çalışma sonuçları ışığında, halter sporcularının omurgalarındaki yapısal dejenerasyonları azaltmak için, omurgalarına binen yükün minimal düzeye düşürülmesi gerekmektedir. Bu yüzden sporcuların iskelet sistemi biyomekaniğinin göz önünde bulundurularak, sportif faaliyetlerin gerçekleştirilmesi çok önemlidir. Bu bağlamda özellikle halter antrenörlerinin iskelet sistemi biyomekaniği hakkında eğitim almaları hususunda federasyonların spor kulüplerini yönlendirmeleri gerekmektedir. Sporcuların biyomekanik özelliklerinin belirlenmesi ve bu doğrultuda sporcuya uygun antrenman programının hazırlanması, teknik ve hareketlerin hem antrenman hem de müsabaka esnasında daha doğru ve bilinçli bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlayacaktır.
Elit güreşçilerde klasik direnç ve crossfit antrenman metotlarının kuvvet performansına etkisi
CrossFit antrenman metodunu çok sayıda sporcu ve antrenör kullanmasına rağmen CrossFit antrenman uygulamalarına ilişkin bilimsel çalışmalar sınırlı sayıdadır. Yapılacak bu araştırma ile elit güreşçilerde klasik direnç ve CrossFit antrenman metotlarının kuvvet performanslarına etkilerini ve hangi yöntemin kuvvet performansını korumada etkili olduğu ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. CrossFit Grubu (n = 20), Klasik Direnç Grubu (n = 20) kişi katılımcı olarak belirlenmiştir. Kuvvet ve antropometrik ölçümler 12 haftalık antrenman programından önce ve sonra yapılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 24.00 paket programında analiz edilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre; maksimum kuvvet parametrelerinden Squat ve Bench Press egzersizlerinde, klasik direnç grubunda kuvvet performansının arttığı, CrossFit grubunda performansın korunduğu gözlemlenmiştir. İzometrik güç parametrelerinden Hand Grip Strength (HGS) performans ortalaması CrossFit grubunda düşerken, klasik direnç grubunda korunduğu, Leg Strength (LS) performansının ise her iki grupta da arttığı gözlemlenmiştir. Kuvvette devamlılık parametrelerinden Pull-up egzersizinde; CrossFit grubunda kuvvet performansının korunduğu gözlenirken, klasik direnç grubunda düştüğü, Push-up egzersizinde ise; her iki grubunda kuvvet performanslarının korunduğu gözlemlenmiştir. Aktif sıçrama performansı; hem CrossFit hem de klasik direnç grubunda sabit kaldığı gözlenirken aerobik kapasitede; CrossFit grubunun performans ortalamasında artış, klasik direnç grubunun performans ortalamasında düşüş gözlemlenmiştir. CrossFit' in diğer modelleri ile farklı çalışmalar yapılabileceği önerilebilir.
Milli takım düzeyindeki güreşçilerin tükenmişlik durumlarının uyku kalitesi üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, milli takım düzeyindeki güreşçilerin tükenmişlik durumlarının uyku kalitesi üzerinde etkisinin incelenmesidir. Çalışma ilişkisel tarama modeli kullanılarak tasarlanmıştır. Çalışma grubunu Türkiye Güreş Federasyonuna bağlı 212 milli güreşçi oluşturmaktadır. Bilgi toplama araç ve tekniklerinden "anket tekniği" ile "basit tesadüfî örnekleme" metodu kullanılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", ikinci bölümde Kelecek ve diğerleri (2016) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Sporcu Tükenmişlik Ölçeği" (Athlete Burnout Questionnaire), üçüncü bölümde Buysse ve diğerleri (1989) tarafından geliştirilen ve Ağargün ve diğerleri (1996) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Pittsburg Uyku Kalite İndeksi" (Pittsburgh Slepp Quality Index) kullanılmıştır. Verilerin analizinde yüzde, frekans, parametrik testlerden ikili grup karşılaştırmalarında bağımsız grup t-testi, çoklu karşılaştırmalarda tek yönlü varyans analizi (anova), ilişkilerin kuvvetini ve yönünü tespit etmek için pearson korelasyon analizi ve bağımsız değişkenin bağımlı değişken üzerindeki etkisini belirlemek için regresyon analizi yapılmıştır. İstatistiki anlamlılık düzeyi için p>0,005 olarak kabul edilmiştir. Kişisel bilgi formuna göre tükenmişlik düzeyleri ve uyku kalitesi durumları incelendiğinde güreşçilerin cinsiyet, medeni durum ve eğitim durumuna göre gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı tespit edilirken (p>0,05); yaş grubu gelir düzeyleri, güreş stiline göre gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir (p<0,05). Yapılan korelasyon testi sonucuna göre ise tükenmişlik durumunun uyku kalitesi ile ilişkisi olduğu (p=0.01); ayrıca regresyon testi sonucuna göre tükenmişlik durumunun artmasının uyku kalitesi oranını arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır (F:14,444; p<0,05). Anahtar Kavramlar: Güreş, Tükenmişlik, Uyku Kalitesi Bilim Kodu: 130103
Elit güreşçilerde mental dayanıklılık ve yaşam kalitesi
Bu çalışmanın amacı, elit güreşçilerde mental dayanıklılık ile yaşam kalitesine yönelik tutum arasındaki ilişkinin tespit edilmesidir. Çalışma grubunu Türkiye Güreş Federasyonuna bağlı lisanslı Nerkek146= Nkadın 62) 208 güreşçi oluşturmaktadır. Bilgi toplama araç ve tekniklerinden "anket tekniği" ile "basit tesadüfî örnekleme" metodu kullanılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", ikinci bölümde Sheard ve arkadaşları (2009) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Sporda Mental Dayanıklılık Ölçeği (SMDÖ), üçüncü bölümde Eser ve arkadaşları (1999) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Kısa Formu Türkçe Ölçeği (WHOQOL-BREF-TR) kullanılmıştır.Verilerin analizinde IBM SPSS 27 paket programı kullanılmıştır. Araştırmadaki ölçekler ve boyutlarının, demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini tespit edebilmek amacıyla T-Testi ve Anova analizi kullanılmıştır. Anova analizi sonucunda anlamlı farklılığın hangi gruplar arasında olduğunu tespit edebilmek için Post-Hoc analizlerinden Scheffe Testi yapılmıştır. Sporda mental dayanıklılık ve alt boyutları ile yaşam kalitesi ve alt boyutları arasındaki ilişkinin tespit edilebilmesi amacıyla Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Sporda dayanıklılığın (bağımsız değişken) yaşam kalitesi (bağımlı değişken) üzerindeki etkisini tesit edebilmek amacıyla basit regresyon analizi yapılmıştır. Ayrıca sporda mental dayanıklılık alt boyutlarının, yaşam kalitesi üzerindeki etkisini tesit edebilmek amacıyla çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Verilerin analizinde anlamlılık düzeyi için %95 güven aralığı (p<,05) kullanılmıştır. Sonuç olarak; mental dayanıklılık ve yaşam kalitesine yönelik tutum açısından, mental dayanıklılık düzeyi arttıkça yaşam kalitesine yönelik tutum düzeyi de artış göstermektedir. Anahtar Kavramlar: Güreş, Mental Dayanıklılık, Yaşam Kalitesi
12 haftalık eksantrik-pliometrik antrenman programının genç güreşçilerin vücut kompozisyonu, anaerobik performans, bacak kuvveti ve vücut yağ yüzdeleri üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı; 12 Haftalık Eksantrik-Pliometrik Antrenman Programının Genç Güreşçilerin Anaerobik Performans, Bacak kuvveti, Vücut Kompozisyonu ve Vücut Yağ Yüzdelerinin araştırılmasıdır. Bu araştırmada 15-19 yaş grubu 15'i denek, 15'i kontrol grubu olmak üzere 30 güreşçi çalışma evreni olarak belirlendi. Denek ve Kontrol grubu güreşçiler çalışmaya gönüllü olarak katıldı. Ölçümlere katılan denek ve kontrol grubu sporcuların antrenman programlarına bağlı olarak fizyolojik ve fiziksel parametrelerinin başarı oranlarında ki değişkenleri incelenmeye çalışılmıştır. Araştırmaya konu olan sporculardan demografik özellikler olarak Adı, Soyadı, D.tarihi, Boyu, Kilo, Yağ Ölçümleri (Biceps, Triceps, Subscabula, Subrailiac, Abdominal, Uyluk, Baldır, Göğüs), Çevre Ölçümleri (Baş, Omuz, Göğüs, Kol, Ön-kol, Karın, Kalça, Uyluk, Baldır), Ölçümlerde skinfold, kayan kaliper ve mezura kullanılmıştır. Durarak Uzun Atlama(cm). Dikey Sıçrama, El Pençe Kuvveti, Bacak kuvveti, Kalp atım sayısı, 20m. sürat koşusu, Vücut yağ yüzdelerinin hesaplanmasında Durnin Womerseley formülü uygulandı. Elde edilen veriler SPSS 17,00 programıyla Denek ve Kontrol grubu sporcular arasındaki farklılıkları belirlemede α=0.05 anlamlılık düzeyinde bağımsız iki grup için t-test uygulanmıştır. Ayrıca deneklerden alınan ölçümlerin standart sapmaları ve ortalamaları analiz edilerek değerlendirilmiştir. Sonuçların anlamlılık derecesi P<0,05-0,01 seviyelerinde kabul edilmiştir. Yapılan çalışmada antrenman sonrası Pliometrik antrenman programının güreşçilerin vücut kompozisyonlarında vücut yağ yüzdelerinin denek grubu lehine anlamlı derecede farklılıklar ortaya koyduğunu göstermiştir. Test sonuçları, denek ve kontrol grubu güreşçilerde antrenman programına bağlı olarak grupların fiziksel p<0.05 patlayıcı güç p<0.05 ve vücut yağ yüzdeleri arasında p<0.05 önemli farklar olduğunu gösterdi. Bu çalışmada elde edilen bulgular; antrenman programlarının genç güreşçilerin patlayıcı güç, kuvvet ve vücut yağ yüzdeleri üzerinde etkili olduğunu göstermektedir. Anahtar kelimeler: Güreş, Antrenman, Vücut yağ oranı, Performans
Türkiye'de görev yapan güreş hakemlerinin klasmana göre kaygı durumlarının karşılaştırılması
Bu çalışmada Türkiye'de görev yapan güreş hakemlerinin (Uluslararası Güreş Hakemleri, 1. Kategori, 2. Kategori ve 3. Kategori ve Milli Hakemlerin) kaygı düzeylerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır.Türkiye genelindeki 57 Uluslararası güreş hakemlerinin tamamı ve faal 119 milli güreş hakeminin 57 tanesi olmak üzere toplam 114 güreş hakemi denek olarak katıldı. Kişisel ve Sosyo-Kültürel özelliklerin belirlenmesinde yaş, medeni hal, öğrenim düzeyi, eşin öğrenim düzeyi, mesleki aylık gelir, ikamet, ailedeki birey sayısı, hakemlik yapma sebebi ve geçmişte hangi spor branşlarının yapıldığı sorularından yararlanılmıştır. Sürekli kaygı puanlarının belirlenmesi için Spielberger'in 20 sorudan oluşan sürekli kaygı envanterinin doldurulması istenmiştir. Ayrıca durumluluk kaygı puanlarının belirlenmesi için de 27 sorudan oluşan ve bilişsel kaygı, bedensel kaygı, kendine güven durumlarını belirleyen Illinois kendini değerlendirme envanteri C.S.A.I.-2 kullanılmıştır İlk olarak grubun katılımcıların sürekli kaygı puanları üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu incelemek amacıyla Tek Yönlü Varyans Analizi uygulanmıştır. Ayrıca grubun, katılımcıların bilişsel kaygı, bedensel kaygı ve kendine güven puanları üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu incelemek amacıyla Tek Yönlü Varyans Analizi (one way anova) uygulanmıştır. Analiz sonuçları incelendiğinde bilişsel kaygı ve kendine güven üzerinde grubun temel etkisini görmekteyiz. Sonuçların kaynağını belirlemek amacıyla Tukey testi uygulanmıştır.Sonuç olarak, Milli Hakemlerin bilişsel kaygı puanlarının (x=18,86, ss=3,11), Uluslararası 1. Kategori hakemlerinin puanlarından (x=15,65, ss=2,74) yüksek olduğu bulunmuştur. Yine Milli Hakemlerin kendine güven puanlarının (x=29,60, ss=3,75), Uluslararası 1. Kategori hakemlerinin puanlarından (x=32,30, ss=3,88) düşük olduğu bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Hakem, Kaygı, Sürekli kaygı, Durumluluk kaygı
Güreşçilerin kişilik özellikleri ile stresle başa çıkma tarzları arasındaki ilişkinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı, erkek güreşçilerin kişilik tipleri ile stresle başa çıkma tarzları arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Çalışmada veri toplama aracı olarak, Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği (SBTO) ve Eysenck Kişilik Anketi-Kısaltılmış Formu (EKA-GGK) kullanılmıştır. Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği, Folkman ve Lazarus tarafından geliştirilmiş olup, ülkemiz için geçerlik ve güvenirlik çalışması Şahin ve Durak tarafından yapılmıştır. Eysenck Kişilik Anketi-Kısaltılmış Formu, Francis ve arkadaşları tarafından geliştirilmiştir. Ülkemiz için geçerlilik ve güvenirlik çalışması, Karancı ve arkadaşları tarafından yapılmıştır. Çalışmanın evrenini, 2012 yılında büyükler Türkiye şampiyonasına katılan tüm güreşçiler oluştururken, örneklemini ise çalışmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden 227 erkek güreşçi oluşturmaktadır. Verilerin çözümlenmesinde SPSS 15 paket programı kullanılmış olup verilerin normal dağılıma sahip olduğunu belirlemek için ?Kolmogorov-Smirnov? testi, homojenliğini belirlemek için ''Anova-Homogenety of variances? testi uygulanmış ve verilerin homojen ve normal bir dağılıma sahip olduğu belirlenmiştir. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistik ve güreşçilerin kişilik tipleri ile stresle başa çıkma tarzları arasındaki ilişkiyi belirlemek için pearson korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Çalışmanın sonunda, kendine güvenli yaklaşım ile psikotizm kişilik tipi arasında, iyimser yaklaşım boyutu ile nörotizim ve psikotizim kişilik tipleri arasında, çaresiz yaklaşım boyutu ile nörotizim kişilik tipi, sosyal destek arama boyutu ile yalan boyutu arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılık belirlenmiştir (p<0,05). Diğer boyutlarda is istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunamamıştır (p>0,05).
Güreşçilerde müsabaka öncesi imgeleme düzeyinin durumluk kaygıya etkisi
Bu araştırmanın amacı, güreşçilerde müsabaka öncesi imgeleme düzeyinin durumluk kaygıya etkisinin incelenmesidir. Çalışma grubunu, Ankara, Şanlıurfa, Elazığ, Kayseri illerinde, yapılan greko –romen güreş grup ve Türkiye şampiyonası müsabakalarına katılan 11-18 yaş arası 300 erkek güreşçi oluşturmuştur. Katılımcılara yaş, eğitim durumu, kaç yıldır güreş yaptığı, milli sporcu olma durumu, anne baba eğitim düzeyi gibi sorulara cevap arayan demografik bilgi formu, durumluk kaygı ölçeği ve sporda imgeleme envanteri uygulanmıştır. Envanterden çıkan veriler SPSS.22 paket programına işlenerek analiz işlemleri yapılmıştır. Demografik bilgilere yönelik aritmetik ortalama, standart sapma, frekans ve yüzde dağılımları içeren açıklayıcı istatistikler sunulmuştur. Durumluk kaygı ve sporda imgeleme ölçekleri alt boyutlarının bazı demografik değişkenlerle ilişkisini belirlemek amacıyla ilk etapta çarpıklık ve basıklık (SkewnessandKurtosis) testlerine bakılmış olup, testin neticesine göre Bağımsız Örneklem T (İndependentSample T) ve Tek Yönlü Varyans Analizi (OneWayAnova) testleri yapılmıştır. Değişkenler arasında farklılıklar bulunması durumunda ise bu farklılıkların hangi grup veya gruplardan kaynaklandığını belirlemek amacı ile ise Post-Hoc testlerinden homojen dağılım sonuçlarına göre Tukey HSD ve Dunnet T3 testleri kullanılmıştır. Ayrıca değişkenler arasındaki etki seviyesini belirlemek için regresyon analizinden yararlanılmıştır. Sonuçlar %95 güven aralığında, anlamlılık p<0.05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Yapılan regresyon analizi neticesinde, güreşçilerin müsabaka öncesi imgeleme dereceleri ile durumluk kaygı dereceleri arasında istatistikî olarak olumlu yönde anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Genel olarak araştırma sonuçlarına bakıldığında; imgeleme düzeyinde yaş, spor yılı, milli sporcu olma durumu, ailede güreş yapan kişi, baba eğitim düzeyi ve yaşanılan yer değişkenlerinin etkili olduğu, imgeleme düzeyinin artmasının durumluk kaygı düzeyinde düşüşe sebep olduğu tespit edilmiştir.
Güreş temel becerilerinin öğretiminde akran öğretim modelinin etkisi
Amaç: Bu çalışma ortaokul öğrencilerine serbest güreş temel becerilerinin öğretiminde akran öğretim yöntemi ile geleneksel öğretim yönteminin karşılaştırılması amacı ile yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma grubunu önceden güreş sporu yapmamış 50 kadın / erkek öğrenci oluşturmuş, araştırma hastalık ve devam edememe durumlarından dolayı 36 öğrenci ile tamamlanmıştır. Akran öğreticilere 4 hafta süreyle günde 2, toplamda 8' er saat olmak üzere diğer öğrencilerin görmeyeceği şekilde serbest güreşe ait bazı becerilerinin öğretimi gerçekleşmiştir. Güreş becerileri edinen akran öğreticiler elde ettikleri bu becerileri sonrasında akranlarına öğretmesi ile uygulama sürdürülmüştür. Kontrol grubu ise geleneksel öğretim metodu ile aynı teknikler eğitmen tarafından uygulatılarak öğretimi sağlanmıştır. Video sistemi ile kayıt altına alınan becerilerin uygulanması, deney ve kontrol grubu olduğu belirtilmeden değerlendiricilere gönderilmiş ve değerlendirmeleri alınmıştır. Bulgular: Deney ve Kontrol grupları arasında t test sonucuna göre Koltuk altından geçme ve Çift ayak dalma'' becerilerinde anlamlı farklar bulunurken, Tek ayak dalma ile Kol çekme becerisinde farklılık görülmemiştir. Kadınlarda ise Koltuk altından geçmede farkın olduğu görülürken (p<05), Kol çekme, Tek ayak dalma ve çift ayak dalma becerilerinde fark yoktur (p> 0,5). Erkeklerin son test puanlarında ''koltuk altından geçme'' ve ''çift ayak dalma'' becerisinde anlamlı fark vardır (p< 0,5). ''Tek ayak dalma'' ve ''kol çekme'' becerisinde anlamlı farklılık bulunmamıştır (p>0,5). Tekniklerin toplam puanları üzerinden yapılan istatistiksel analiz sonucunda ise deney grubunun değerlerininin kontrol grubunun değerlerine göre istatistiksel olarak yüksek olduğu görülmüştür. Sonuçlar: Araştırmamız sonuçlarına göre Güreş temel becerilerinin öğretiminde, Akran öğretim modeli ile geleneksel öğretim modeli karşılaştırıldığında beceri toplam puanları bakımından Akran öğretim modelinin daha etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Geleneksel Türk sporlarından kısa şalvar güreşinin uygulamaları ve kültürel boyutunun incelenmesi
Bu araştırmada Kısa Şalvar Güreşinin uygulamaları ve kültürel boyutunun incelenmesi amaçlanmıştır. Biyografik Anlatı Görüşmesi yöntemi ve literatür taraması yöntemleri uygulanmıştır. Kısa şalvar güreşinin tarihçesi hakkında genel bilgiler elde edilmiş olup kısa şalvar güreşinin geçmişten günümüze uygulamaları hakkında bilgiler toplanmıştır. Kısa şalvar güreşinin köylerde, düğünlerde yapılışı, halkın gösterdiği ilgi, güreşin yanı sıra güreşe yansıyan kültürel yaşam motifleri de irdelenmiştir. Bunun yanı sıra güreşin bir kültür olarak insan yaşamına yansımaları incelenmiştir. Güreşteki tekniklerin ve kuralların kültürel boyutuyla halkın yaşamındaki kültürel perspektifi ilişkilendirilip, törelerin güreş kurallarına yansımasına örnekler ortaya konulmuştur. Kısa şalvar güreşini uygulayan sporcuların anlayışları, izleyiciler açısından nasıl bir kültürel etki bıraktığı, toplumsal normlar, inanışlar bakımından aidiyet duygusu oluşturması, bu spor türünün sadece bir spor değil aynı zamanda eğlence, kaynaşma, paylaşma gibi insani değerlerin ortaya konmasındaki rolünün açığa çıkarılması beklenmektedir. Bu güreşe özgü motifler; müzik, uygulanış biçimi, güreşçi kıyafetleri, hakem kıyafetleri, müzisyen kıyafetlerinin ortaya konması, kültürel motiflerin incelenmesi, seyircilerin takdimi, sporcuların ve tüm iş birlikçilerin takdiminin yapılışına kadar ayrıntıların araştırılması ve belirlenmesi hedeflenmektedir. Anahtar Kelimeler: Türk sporları, şalvar güreşi, kültür
Serbest ve greko-romen güreş müsabakası sonrasında bazı serum beyin markerlerindeki akut değişimin incelenmesi
Çalışmanın amacı serbest ve grekoromen güreş müsabakalarında tek bir güreş karşılaşmasındaki aşırı yüklenmenin kas ve beyin hasarını gösterebilen bazı serum biyokimyasal markerlerdeki [miyoglobin, Kreatin kinaz kas izo enzimi (CK-MM), S100B, H tip yağ asidi bağlayıcı protein (H-FABP)] akut değişimin incelenmesidir. Çalışma grubu; 2009 yılında Manisa ve İzmir'de yapılan serbest ve grekoromen güreş müsabakalarına katılan, sağlıklı, 19 yaş ve üstü sporculardan oluşmaktadır. Çalışma grupları grekoromen stil güreş grubu (GR, n=15), Serbest stil güreş grubu (SR, n=16) olmak üzere iki gruptan oluşmaktadır. Güreşçiler sadece tek bir karşılaşma güreşmişlerdir. Güreşçilerin müsabaka öncesi ve 20 dakika sonrası kan alımları yapılarak örnekler biyokimya laboratuarında analiz edilmiştir. Ayrıca tüm müsabakalar ve güreşçilerin maruz kaldığı darbeler kamera ile kaydedilmiştir. Bir müsabaka sonrasında grekoromen stil güreşte serum CK-MM markerinde görülen istatistiksel anlamlı değişiklik, serbest stilde görülmemiştir. Diğer yandan hem SR hem de GR'de serum S 100 B, H-FABP ve miyoglobin değerleri istatistiksel anlamlı olarak artmıştır. Ancak her iki stil güreş sonrası miyoglobin, S100B, H-FABP parametrelerinde meydana gelen farklar karşılaştırıldığında istatistiksel anlamlı bir farklılık tespit edilmezken, CK-MM değerlerinde tespit edilmiştir. Ayrıca, FR'de toplam darbe ile S100B'de meydana gelen fark arasında; GR'de ise miyoglobinde meydana gelen fark arasında anlamlı korelasyon tespit edilmiştir. Sonuç olarak, her iki stil güreşmenin CK-MM hariç kas ve beyin hasarı gösterebilen markerlerde farklı etki yapmadığını söyleyebiliriz.
Güreşçilerde buz masajının toparlanmaya ilişkin bazı biyokimyasal parametrelere etkisi
Bu çalışmada Elit Güreşçilere Uygulanan Buz Masajının Toparlanmaya İlişkin Bazı Biyokimyasal Parametrelere Etkisinin incelenmesi amaçlandı. Araştırma da Türk Güreş Milli Takımlarında güreşen 14 erkek güreşçi denek olarak kullanıldı. Denekler kura ile deney ve kontrol grubu olmak üzere iki gruba ayrıldı. Aynı gün içerinde değişik dinlenme aralıkları verilerek 5 güreş müsabakası yaptırıldı. Deney grubuna müsabaka aralarında 8 dk'lık buz masajı yapılırken, kontrol grubuna ise 8 dk'lık normal masaj uygulandı. Deneklerden müsabakalar öncesi, 3. ve 5. müsabaka sonrası olmak üzere 3 kez kan örnekleri alındı. Alınan kan örnekleri 5000 devirde satrifuj edildikten sonra serumları ayrıştırılarak miyoglobin ve creatin kinaz tayinleri yapıldı. Deneklerin kalp atım hızları, laktat değerleri ve vücut sıcaklıkları her müsabaka öncesi ve sonrası olmak üzere 10 kez ölçüldü. Bulguların istatistiksel değerlendirilmesi SPSS 16.0 bilgisayar paket programı ile yapıldı. Elit güreşçilere yaptırılan 5 güreş müsabakası da deney ve kontrol grubuna ait güreşçilerin miyoglobin, creatin kinaz, kalp atım hızı ve laktat düzeylerini önemli ölçüde artırdı (P<0.05). Vücut sıcaklığı hem deney hem de kontrol grubunda müsabakalardan önemli şekilde etkilenmedi (P>0.05). Müsabakalar arasında verilen dinlenme sürelerinde deney grubuna yapılan 8 dk'lık buz masajı, sporcuların miyoglobin ve CK düzeylerini kontrol grubuna göre önemli şekilde düşürdü (P<0.05). Deney grubunda kalp atım hızı ve vücut sıcaklığı sadece 30 ve 15 dk'lık dinlenme aralıklarında, laktat ise sadece 15 dk'lık dinlenme aralığında buz masajının etkisiyle kontrol grubuna oranla önemli şekilde düştü (P<0.05). Sonuç olarak, güreşçilere uygulanan buz masajının egzersizden kaynaklanan kas hasarını önlemede etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca buz masajı müsabaka aralarında verilen 30 ve 15 dk'lık dinlenme aralıklarında kalp atım hızı ve vücut sıcaklığını, sadece 15 dk'lık dinlenme aralığında ise laktat düzeyini düşürmede aynı etkiyi göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Güreş, Toparlanma, Buz Masaj
Elit grekoromen güreşçilerde müsabaka süresince oluşan kilo kaybı ve laktik asit ilişkisi
Bu çalışma, elit grekoromen güreşçilerde müsabaka boyunca oluşan kilo kaybı ve laktik asit ilişkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma, Türkiye Güreş Federasyonu'nun 2011 yılı faaliyet programında yer alan ve 27-30/04/2011 tarihleri arasında Rusya'nın Rostov kentinde gerçekleştirilen Uluslararası Prix Samurgashev Turnuvası öncesindeki son hazırlık kampı olan Şampiyonlar Turnuvası Hazırlık Kampında gerçekleştirilmiştir. Çalışma, toplam 24 elit grekoromen güreşçinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya katılan güreşçilerin yaş ortalaması 18,61 ± 1,01 yıl boy uzunluğu ortalaması ise 173 ± 8,79 cm'dir. Araştırmaya katılanlar kendi sıkletlerindeki sporcularla bir kez müsabaka tipi antrenman yapmışlardır. Araştırmada toplam 12 müsabaka değerlendirmeye alınmıştır. Deneklerin; boy, vücut kompozisyonu, kalp atım sayıları, vücut ağırlığı, sıvı kaybı ve laktat düzeyleri ölçülmüştür. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 17 paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistiksel yöntemler, paired samples t testi, ilişkileri incelemek için korelasyon analizi kullanılmış ve anlamlılık p<0,05 düzeyinde sınanmıştır. Müsabaka süresince oluşan kilo kaybı ve laktik asit ilişkisi kendi arasında değerlendirildiğinde; vücut ağırlığı, kalp atım sayısı (HR) ve laktat değerlerinde müsabaka öncesi ve diğer ölçümler arasında anlamlı fark (p<0,05) bulunmuştur. Kilo kaybı ile laktik asit ilişkisi arasında, müsabaka öncesi ve diğer ölçümler arasında istatistiksel açıdan anlamlı fark yoktur. (p>0,05) Sonuç olarak; müsabaka süresince güreşçilerde meydana gelen kilo kaybı ile yorgunluk parametrelerinden birisi olan laktat arasında bir ilişki yoktur. Bu nedenle müsabaka boyunca oluşan kilo kaybı, kanda biriken laktat konsantrasyonu ile ilişkilendirilemez. Anahtar kelimeler : güreş, greko-romen, laktat, kilo kaybı.
Elit güreşçilerde post aktivasyon potansiyasyonunun performans üzerine akut etkisi
Bu araştırmanın amacı, elit güreşçilerde post aktivasyon potansiyasyonunun anaerobik Wingate ve SJFT performansları üzerine akut etkilerini belirlemektir. Araştırmada deneysel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmaya, 18-25 yaş aralığında 15 elit erkek güreşçi "Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu" doldurarak katılmıştır. Sporcular en az 48 saat aralıklarla önyükleme aktivitesi yapmayan (ÖAY) ve önyükleme aktivitesi squat (ÖAS) ve önyükleme aktivitesi Güreşe Özgü press (ÖAGP) uygulamaları sonrası SJFT ve anaerobik Wingate testleri gerçekleştirmiştir. Bu doğrultuda araştırma 8 farklı günde yapılan toplam 3 aşamadan oluşmuştur. İlk aşamada Demografik bilgiler, vücut kompozisyonu, dinlenik kalp atım hızı (KAHdin) ve 1 tekrar maksimum (TM) Squat ölçümleri belirlenmiştir. İkinci ve üçüncü aşamada ise sporculara farklı günlerde 20 dakika standart bir ısınmanın ardından randomize yöntemle belirlenen ÖAY veya ÖAS (3x3 %90 1TM) veya ÖAGP (3x %80, %85, %90 KAH) protokolleri gerçekleştirilmiştir. Daha sonra 8 dakika pasif dinlenen sporculara SJFT ve anaerobik Wingate testleri uygulanmıştır. Verilerin istatistiksel analizler için "Statistics 25.0" programı kullanılmıştır. Elde edilen verilerin değerlendirmek için "Tekrarlı Ölçümler İçin Tek Yönlü Varyans Analizi" kullanılmıştır. Tüm analizlerde anlamlılık düzeyi 0,05 olarak kabul edilmiştir. Güreşçilerin anaerobik Wingate peak power (W) değerlerinde ve benzer olarak SJFT Atış ve SJFT İndeks değerlerinde ÖAY, ÖAS ve ÖAGP grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (p < 0,05). Anaerobik Wingate average power verilerinde ÖAY gruba göre ÖAS ve ÖAGP gruplarının performanslarında artış gözlemlense de istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir (p > 0,05). Diğer verilerde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir (p > 0,05). Ayrıca güreşçilerin performans parametreleri arasında ilişki incelendiğinde peak power ile average power, SJFT İndeks ile SJFT atış, SJFT indeks ile SJFT KAH0, SJFT KAH0 ile SJFT KAH1dk aralarında istatiksel açıdan yüksek düzeyde bir ilişki olduğu görülmektedir (p < 0,01). Sonuç olarak bu çalışmanın bulguları incelendiğinde ÖAS ve ÖAGP protokollerinin SJFT ve Anaerobik Wingate performansı üzerinde olumlu etkisi olduğu tespit edilmiştir. Güreş antrenmanı ve özellikle müsabaka öncesi ısınmaya ilave yüksek şiddetli ÖA'nin sporcularda PAP etkisi oluşturarak performans artışı sağlayabileceği düşünülmektedir.
Antrenör-sporcu ilişkisini etkileyen faktörler (Güreş örneği )
Bu araştırmaya, 2009-2010 sezonunda Büyükler Türkiye Güreş Şampiyonasına katılan Türkiye'deki farklı il ve kulüplerde güreş sporuyla ilgilenen erkekler serbest ve grekoromen stilde mücadele eden 173 erkek güreşçi ve bayanlar serbest stilde mücadele eden 59 bayan güreşçiden oluşan toplamda 232 sporcu dahil olmuştur. Bu çalışmanın amacı Türkiye'deki erkek ve bayan güreşçilerin kişisel değişkenlere göre karşılaştırmalı olarak antrenörleriyle ilişkilerinin belirlenmesidir.Çalışmada ilk olarak araştırmanın amacına ilişkin mevcut bilgiler, literatürün taranmasıyla sistematik bir şekilde toplanmış ve böylece konu hakkında teorik bir çerçeve oluşturulmuştur. Daha sonra araştırmanın amacına ulaşmak için Jowett ve Ntoumanis tarafından geliştirilen 22 maddeden oluşan 7'li likert tipi antrenör-sporcu ilişki ölçeği Türkiye'de güreş sporcularına bizzat araştırmacı tarafından uygulanmıştır. Verilerin analizine geçmeden önce ölçeğin geçerliliği ve güvenilirliği test edilip faktör analizi yardımıyla ölçek üç alt boyuta indirgenmiştir.Araştırmadan elde edilen verilen istatistiksel analizinde bu üç alt boyuta göre t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi Testi ve gruplar arası farkları belirleyebilmek için de Tukey(HSD) Testi uygulanmıştır. İstatistiksel analizlerin sonucunda, antrenör-sporcu ilişkisindeki uyumlu çalışma ile yakınlık ve güven duygusu faktörlerinde cinsiyete göre bayan sporcular lehine farklılıklar bulunmuştur.Aynı zamanda erkek sporcularda güreş stiline göre ve sıkletlere göre farklılıklar tespit edilmiştir. Bayanlarda ise güreş sıkletlerine göre anlamlı farklılıklar gözlenmiştir.
Elit güreşçilerin somatotip özellikleri ile antropometrik oransal ilişkilerinin stiller ve sıkletler arası karşılaştırılması
?Elit Güreşçilerin Somatotip Özellikleri ile Antropometrik Oransal İlişkilerinin Stiller ve Sıkletler Arası Karşılaştırılması? başlıklı yüksek lisans tez çalışmasında elit güreşçilerin somatotip özelliklerinin ve antropometrik oransal ilişkilerinin stiller ve sıkletler düzeyinde karşılaştırılması ve güreş sporu ile profesyonel düzeyde uğraşan sporcuların gelişimine ve yönlendirilmesine katkı sağlamak amaçlanmıştır. Çalışmaya, Türk Güreş Büyükler Milli Takımı'nın, 05-24 Nisan 2006 tarihleri arasında düzenlenen Avrupa Şampiyonası Hazırlık Kampı'nda yer alan 57 elit güreşçi katılmıştır. Güreşçiler, 7'si hafif sıklet, 14'ü orta sıklet ve 10'u ağır sıklet olmak üzere 31'i greko-romen stilden (boy uzunluğu ortalamaları 168.9 cm, vücut ağırlığı ortalamaları 81.1 kg) ve 8'i hafif sıklet, 12'si orta sıklet ve 6'sı ağır sıklet olmak üzere 26 serbest stilden (boy uzunluğu ortalamaları 173.0 cm, vücut ağırlığı ortalamaları 87.9 kg olan) oluşmaktadır. Güreşçilerin yaşları ortalaması ise 23.35 yıldır. Gerçekleştirilen antropometrik ölçümler sonucunda serbest stil elit güreşçiler ile greko-romen stil elit güreşçiler arasında hem stil hem de sıklet olarak antropometrik veriler ve bu verilerin oranları açısından anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Güreşçiler somatotip açıdan değerlendirildiklerinde serbest ve greko-romen stil güreşçilerin endomorfik mezomorfi, hafif sıklet güreşçilerin dengeli mezomorfi, orta siklet güreşçilerin endomorfik mezomorfi ve ağır siklet güreşçilerin endomorfik mezomorfi özelliği sergiledikleri tespit edilmiş ve stiller arası bir fark gözlemlenmezken sıkletler arasında anlamlı fark bulgulanmıştır. Yürütülen çalışmanın sonuçları göstermektedir ki, güreş sporunu elit düzeyde icra edenlerin vücut kompozisyonları stiller arasında farklılık taşımamaktadır. Çocukluktan itibaren benzer antrenman, beslenme ve müsabaka programlarına dahil olan güreşçiler için stillerin ayrıştırıcı bir etkisi gözlenmemekte; buna karşılık boy uzunluğu, vücut ağırlığı, büst ve kol uzunluğu gibi unsurlar çerçevesinde somatotiplerin farklılaşmasına dayanan sıkletlerin ayrışıma kaynaklık ettiği görülmektedir. Anahtar Sözcükler: Greko-romen Stil Güreş, Serbest Stil Güreş, Antropometri, Somatotip
Elit güreşçilerde kısa süreli vücut ağırlığı kaybının turnuva şartlarında anaerobik performans ve reaksiyon zamanı üzerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı elit güreşçilerde kısa süreli vücut ağırlığı kaybının turnuva şartlarında anaerobik performans ve reaksiyon zamanı üzerine etkisini incelemektir. Bu çalışmaya daha önce müsabakalar için kilo kaybetmiş deneyimli 10 erkek güreşçi katılmıştır. Katılımcılar rastgele çapraz deney desenine göre bir hafta ara ile hem kontrol hem de deney uygulamasında yer almıştır. Tüm ölçümler kilo kaybı öncesi bazal degerler, kilo kaybı sonrası müsabakanın 1. günü 3 ölçüm ve müsabakanın 2. günü ise 2 ölçüm olarak alınmıştır. Sporcuların 48 saat içerisinde vücut ağırlıklarının % 5'ini, 72 saat içerisinde de vücut ağırlıklarının % 5'i üzerinden 1 kg tolerans uygulanarak kilo kaybetmeleri sağlanmıştır. Bu periyotta katılımcılara vücut kompozisyonu ölçümü, Wingate anaerobik performans testi (WAnT), dikey sıçrama (DS) ve görsel ve işitsel reaksiyon testleri uygulanmıştır. Verilerin analizi için tekrarlı ölçümlerde iki yönlü varyans analiz testi kullanılmıştır. İstatistiksel analizlere göre kısa süreli vücut ağırlığı kaybına bağlı olarak vücut kompozisyonunda; toplam vücut sıvısı (TVS), kas kütle (KK) ve yağ harici kütlede (YHK) anlamlı (p<0,05) düşüş meydana geldiği tespit edilmiştir. Bunun aksine vücut yağ yüzdesi ve yağ kütlede ise istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı belirlenmiştir (p>0,05). Kilo kaybının performans üzerine etkilerinde ise görsel ve işitsel reaksiyon zamanında, dikey sıçrama (DS) performansında, maksimum anaerobik güç (MAG) ve maksimum anaerobik kapasite (MAK) de anlamlı fark olmadığı tespit edilmiştir. Ancak, yorgunluk indeksinde (Yİ) anlamlı (p<0,05) artış olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, bu çalışmada 48 saat içerisinde % 5'lik vücut ağırlığı kaybının vücut kompozisyonunda anlamlı değişiklere neden olduğu bu değişimimde yorgunluk indeksini olumsuz yönde etkilediği ortaya konmuştur. Anahtar kelimeler: Güreşçi, hızlı kilo kaybı, anaerobik güç, anaerobik kapasite
Güreş antrenman ve müsabaka alanlarındaki hijyenik şartlar (Güreş salonları ve güreş eğitimi merkezleri üzerine bir araştırma)
Bu araştırma ile Türkiye'deki güreş antrenman ve müsabaka alanlarının hijyenik durumları, güreşçilerin ferdi hijyen alışkanlıklar, güreş alanlarının çevre hijyeni ve tesis görevlilerinin temizlik uygulamaları araştırılmıştır. Türkiye'deki güreş salonları ve Güreş Eğitim Merkezlerinin fiziki ve hijyenik durumunda farklılıklar gözlenmiştir. Yeni yapılan Güreş Eğitim Merkezlerinin eski güreş salonları ve eğitim merkezlerine göre hijyenik açıdan iyi durumda olduğu görülmüştür. Güreşçiler çalışmalar esnasında yeterli ilk yardım malzemeleri ve sağlık elemanı olmadan çalışma yapmak durumundadırlar. Alman fiziki ve tıbbi tedbirlerin ülke genelindeki güreş tesislerinde yetersiz olduğu tesbit edilmiştir. Araştırmaya katılan güreşçilerin, güreş yaşları ve öğrenim durumlarının artışı ile ferdi hijyene daha çok riayet ettikleri gözlenmiştir. Aynı şekilde güreşçilerin, güreş başarılarıyla hijyen alışkanlıkları arasında da bir ilişki belirlenmiştir. Güreşçilerin kişisel vücut bakımına (tırnak ve sakal temizliği, cilt bakımı) dikkat etmemeleri ve tesis görevlilerinin güreş çalışma alanlarım ve minder brandasını yetersiz temizlemeleri sebebiyle, güreşçilerin bir kısmmda deri hastalıkları ortaya çıkmıştır. Güreşçilerin yetersiz ısınması, fiziki emniyet tedbirlerinin alınmaması ve minder üzerinde kalabalık güreşçi grubuyla çalışma yapılması ile güreşçilerin büyük bir kısmında sakatlıklar oluşmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, faal Güreş Eğitim Merkezleri ile yeni yapılan Güreş Eğitim Merkezleri ve güreş salonlarının fiziki yapı ve hijyenik özelliklerine dikkat edildiği belirlenmiş, Güreş Eğitim Merkezlerindeki güreşçilerin ise, bazı temel hijyen alışkanlıklarına sahip oldukları gözlenmiştir.
Elit güreşçilerin antrenman öncesi ve sonrası pençe kuvvetlerinin belirlenmesi
Fiziksel bir özellik olan pençe kuvveti, günlük çalışmalar ve spor aktiviteleri sırasında çalışmaların etkili ve verimli olarak gerçekleşmesinde etkin rol oynar. Pençe kuvveti özellikle performans açısından, güreş sporunda çok önemli bir göstergedir.Bu araştırma Ankara'da bulunan spor kulüplerinde güreş yapan 22 elit güreşçi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada sadece 66 kiloda güreşen sporcuların pençe kuvvetleri ölçülmüştür. Güreşçilerin sağ ve sol kolları 90? ve 180? derecelik açılarda iken, maksimum ve minimum pençe kuvvetleri ölçülmüştür. Her ölçüm üç kez tekrarlanmıştır.Elde edilen veriler bağımlı iki değişkeni test eden Student-t testi aracılığıyla analiz edildi. Sonuçların değerlendirilmesinde MedCalc istatistik programı kullanıldı. Antrenman öncesi pençe kuvvetleri, antrenman sonrası pençe kuvvetlerine göre yüksek olmasına karşın sonuçlar istatistiksel açıdan anlamlı bulunmamıştır (p > 0.05).
Güreşçilerde vücut su yüzdesi ile alt ekstremite kas kuvveti, kassal endurans ve patlayıcı kuvvet arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Güreş bir sıklet sporu olması sebebiyle müsabaka dönemi sıkça kilo düzenlemeleri görülen bir spordur. Kısa sürede yüksek miktarda kilo kaybına maruz kalan güreşçilerin kaybettikleri kilo temelde vücut suyundan olabilir ve bu durum alt ekstremitenin çokça kullanıldığı güreş sporunda sportif performansı olumsuz etkileyebilir. Bu çalışmanın amacı güreşçilerde vücut su yüzdesi ile alt ekstremite kas kuvveti, kassal endurans ve patlayıcı kuvveti arasındaki ilişkinin araştırılmasıdır. Bu amaçla A Milli Takım düzeyinde serbest stilde güreşen ortalama yaşları 23±3,4 yıl olan 24 sporcu çalışmamızın örneklemini oluşturdu. Bireylerin vücut su yüzdesi ölçümü Inbody 770 (Inbody Co., LTD, Seoul, Korea) multifrekans biyoelektrik empedans analiz cihazı, kas kuvveti ve kassal endurans ölçümü Cybex Humac Norm model (Cybex International, Inc, Ronkonkoma, NY) izokinetik dinamometresi, patlayıcı kuvvet ölçümü ise durarak uzun atlama testi ile yapıldı. Kilo ve boy değişkenleri hariç tüm verilerin normal dağılım sergilediği görüldü. Bağımlı değişken ile bağımsız değişkenler arasında ilişki Pearson korelasyon analizi ile test edildi. Aralarında ilişki tespit edilen değişkenlere regresyon analizi uygulandı. Bulgulara göre vücut su yüzdesi ile dominant diz ekstansörleri (r=0,465), dominant diz fleksörleri (r=0,517), non-dominant diz ekstansörleri (r=0,552) ve non-dominant diz fleksörlerinin (r=0,620) kas kuvveti arasında ilişki bulundu (p<0,05). Vücut su yüzdesi ile dominant diz ekstansörleri (r=0,546), dominant diz fleksörleri (r=0,575), non-dominant diz ekstansörleri (r=0,588) ve non-dominant diz fleksörlerinin (r=0,561) kassal enduransı arasında ilişki bulundu (p<0,05). Vücut su yüzdesi ile alt ekstremite patlayıcı kuvveti arasında ilişki bulunmadı (p>0,05). Sonuç olarak güreşçilerde vücut su yüzdesinin, diz ekstansör ve fleksörlerinin kas kuvveti ve kassal enduransı üzerinde etkili olabileceği, bu nedenle vücut su yüzdesinin düşmesine sebep olan kilo kaybı yöntemlerinin müsabaka performansını olumsuz etkileyebileceği gibi eklem stabilitesini azaltarak yaralanma riskini artırabileceğini düşünmekteyiz.
12 haftalık çabuk kuvvet antrenman programının güreşçilerin dinamik denge, bacak kuvveti,relatif güç, sürat ve vücut kompozisyonuna etkisinin incelenmesi
12 Haftalık Çabuk Kuvvet Antrenman Programının Güreşçilerin Dinamik Denge, Bacak Kuvveti, Relatif Güç, Sürat ve Vücut Kompozisyonuna Etkisinin İncelenmesi Bu çalışmanın amacı; 12 Haftalık Çabuk Kuvvet Antrenman Programının Güreşçilerin Dinamik Denge, Bacak kuvveti, Relatif Güç, Sür'at ve Vücut Kompozisyonuna Etkisinin incelenmesidir. Çalışmaya, 18-25 yaşları arasında, aktif güreş yapan, ulusal düzeyde derece yapmış 21'i denek, 21'i kontrol grubu olmak üzere toplam 42 erkek sporcu gönüllü olarak katıldı. Denek ve kontrol grubu güreşçilerin ölçümleri çalışma öncesi ve çalışma sonrası alındı. Elde edilen veriler SPSS programıyla denek ve kontrol grubu güreşçiler arasındaki farklılıkları belirlemede bağımlı gruplarda t testi uygulandı ve p<0,05 değeri anlamlı kabul edildi. Araştırmaya konu olan sporculardan demografik özellikler olarak doğum tarihi, Boy, Kilo, Vücut Yağ Ölçümleri (Biceps, Triceps, Pectoralis Majör, Subscapula, Quadtriceps ve Soleus) alındı. Vücut Yağ Ölçümlerinde skinfold kullanıldı. Dinamik Denge Libra Seesaw Board Testi, Bacak kuvveti, Relatif Güç Wattbike Pro-Anaerobik Güç Bisikleti, 10 m-20 m sürat koşusu Newtest marka otomatik zaman analizörü ile yapıldı. Test sonuçları denek ve kontrol grubu güreşçilerde antrenman programına bağlı olarak vücut ağırlığı, dinamik denge, dinamik bacak kuvveti, relatif güç, power peak, power average,10 m sürat, biceps, triceps, pectoralis majör, subsucapula, abdominal, subrailiac, quadriceps ve soleus bölgelerinden alınan antrenman öncesi ve antrenman sonrası yağ ölçüm değerleri arasındaki farklar istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur (p>0,05). Deneklere uygulanan testlerden 10 m, 20 m sürat testinde denek grubundan elde edilen ölçüm değerleri istatistiksel açıdan anlamlı bulunmamıştır (p<0,05). Sonuç olarak yapılan antrenman ve antrenman programı deneklerin fiziksel, fizyolojik ve antropometrik özelliklerinde gelişim sağlandığı görülmüştür.
Güreş milli takım sporcularında kan gruplarının ve beslenme alışkanlıklarının başarılarındaki rolünün araştırılması
Bu araştırmada öncelikle Millilik düzeyine ulaşmış uluslararası birçok şampiyonada derece almış sporcuların hangi kan gruplarında yoğunlaştıklarının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Elde edilen bulgular neticesinde sporcu beslenmesi kriterleri ile birlikte değerlendirilerek sportif başarılarda kan grubunun ve beslenme ilkelerinin etkileri incelenmiştir.Çalışma kapsamına alınan 104 erkek, 24 kadın toplam 128 sporcuya 32 sorudan oluşan anket uygulandı. beş bölümden oluşan anket formu ile demografik, anatomik ve antropometrik bilgilerine, sosyal algı durumlarına, fizyolojik özelliklerine, beslenme alışkanlıklarına ve uluslararası başarı durumları değerlendirildi.Araştırmaya katılan sporcuların çalışma sonucunda elde edilen veri değerlendirmeleri SPSS?18 paket programında yapıldı. Milli güreşçilerin başarılarının karşılaştırılması sonucu ülkemizde görülme sıklığı yüksek olan A Grubu Rh (ARH) (% 42) ve 0 Grubu (0RH) (% 33,2) kan gruplarının genel dağılıma göre çalışmamızda da diğer gruplardan daha fazla sayıda başarılı olduğu konusunda anlamlı bir farklılık gözlendi.Milli takım güreşçilerimizin ilk uluslararası başarılarına bakıldığında Yıldızlar kategorisinde ilk kez derece alan sporcularımızla Gençler ve Büyükler şampiyonalarında ilk kez derece alanların karşılaştırılmasında Yıldızlar % 70,2, Gençler %24,2, Büyükler %5,6 oranları ortaya konularak yıldızlar kategorisinde başarılı olan sporcu sayılarının lehine anlamlı bir farklılık gözlendiği saptandı.Anketimizde milli güreşçilerimizin genel kan grubu dağılım değerleri ile her kan grubunun kendi iç dağılım değerleri karşılaştırıldığın da başarı faktöründe ülkemizde görülme sıklığı % 16 gibi düşük olan olan ( B RH) grubuna ait milli güreşçilerin diğer kan gruplarına sahip güreşçilerden daha başarılı olduğu belirlendi.Uluslararası müsabakalarda birçok kez yer alan sporcularımızın katıldıkları şampiyona sayıları ve beslenme alışkanlıklarının değerlendirilmesi sonucu güreşçilerimizin dengeli ve sağlıklı beslenme ilkelerinden protein, yağ, karbonhidrat ve sıvı tüketimlerine gerektiğinden daha düşük oranlarda riayet ettikleri görüldü.Çalışma grubumuzda bulunan milli sporcuların kilo dağılımlarının çoğunlukla 55 kg 66 kg ve 76 kg'da toplandığı tespit edildi. Bu sıkletlerdeki güreşçilerin kan grupları, yüzde oranlar açısından yüksek değerde (A RH+) kan grubunda yoğunlaşırken, görülme sıklığı az olan (A RH-), (B RH+) ve (B RH-) gruplarının da oran olarak bu sıkletlerde yüksek farklılığı görüldü.Araştırmanın sonuçlarına göre, uluslararası başarı kriterleri yükseldikçe kan gruplarının da belirli gruplarda yoğunlaştığı tespit edildi. Aynı zamanda beslenme alışkanlıklarının da başarı oranı düşük sporculara oranla daha sağlıklı ve dengeli oldukları gözlendi.Sonuç olarak Araştırmaya katılan milli güreşçilerin kan grubu dağılımlarının ülkemizdeki kan gruplarının genel dağılımlarına benzer oranlar gösterdiği görüldü. Ancak çalışmaya katılan sporcuların kan gruplarını ülke genelinin genel dağılımlarından ayrı tutarak kendi sayısal oranları içerisinde değerlendirdiğimizde başarıda yoğunlaşan grupların daha az sıklıkla görülen gruplarda öne çıktığı sonucu ortaya çıkarıldı. Aynı zamanda güreş milli takım sporcularının başarılarında dengeli ve sağlıklı beslenme ilkelerine yeterli düzeyde dikkat etmedikleri dolayısıyla başarı kriteri olarak beslenme konusunda bilinçlendirilmeleri gerektiği gözlendi.Dünyada bir çok spor adamı, spor uzmanı ve fizyoterapistler kan kimyası ve kan fizyolojisinin sportif performansa etkisi olabileceği düşüncesi ile ilgili yeni çalışmalar ve yaklaşımlar ortaya koymaktadırlar.(kaynak). Dolayısı ile çalışmamızın ülkemizde üst düzey sportif başarıların yakalanması amacıyla kan grubu, beslenme ve başarı arasında korelasyon olup olmadığının incelenmesine ihtiyaç duyulmuştur.Kan gruplarının ve beslenme alışkanlıklarının milli güreşçilerin başarıları etkisi üzerinde etkisinin daha geniş serili çalışmalarla ve kan biyokimyası ve kan grubu analizleri ve genetik araştırmalarla yapılarak tekrarlanmasının büyük katkı sağlayacağı düşüncesindeyiz.