Gıda tüketimi

72 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Sağlık riskleri algısının gıda tüketimine yansımaları: Eskişehir örneği

20. yüzyılın ikinci yarısından sonra sistematik bir şekilde hızla artan dünya nüfusunun gıda ihtiyacını rahat karşılamak amacıyla ortaya çıkan gıda endüstrisi, sağlıkla ilgili birçok sorunu da beraberinde getirmiştir. Gıdanın ve gıdanın üretildiği yerin hijyeni, gıdaya katılan katkı maddelerinin belirsizliği başta olmak üzere, gıdanın tüketiminde tüketiciye ne tür zararlarının olabileceği belirsiz kalarak sağlık korkularına neden olmuştur. Gıda güvenliği eksikliği, bireylerde kaygı ve korkulara neden olarak güven erozyonu yaratmış, tüketicilerde gıda tüketimi konusunda kaygı oluşmaya başlamıştır. Tüketicilerin gıda tüketimine yönelik korku, kaygı veya güvenlerinin, sosyo-ekonomik yapılarıyla nasıl ilişkilendirildiğinin ele alınacağı bu araştırmada, nitel ve nicel yöntem kullanılmıştır. Eskişehir Tepebaşı ve Odunpazarı ilçelerinde iki farklı sosyo-ekonomik yapıya sahip 4 mahallede seçilen 400 kişiye anket tekniği uygulanarak ve 12 kişi ile derinlemesine görüşme yapılarak; bireylerin sağlıkla ilgili risk tutumlarının gıda tüketimine nasıl yansıdığı araştırılmış ve analiz edilmiştir. Gıda tüketiminde gösterilen tutumun bireylerin sosyo-ekonomik yapılarıyla ne denli bağlantılı olduğu, bireylerin riskin farkında olduklarında tüketim faaliyetlerinin nasıl değiştiği, kaygı, korku ve risklerin tüketim davranışlarını ne derece etkilediği üzerinde durulmuştur. Araştırmanın bulgularında, sosyo-ekonomik farklılıkların sağlık riski algısında pek farklılık yaratmadığı, genel anlamda tamamına yakın kısmının sağlık riski korkusu içerisinde olduğu, tükettiklerinden şüphe ettiği, devlete, üreticiye ve aracılara güven duymadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Aylık hane geliri yükseldikçe organik ürün tüketimi artmaktadır. Bunun yanında genetiği değiştirilmiş ürünlerin hastalık yapıcı etkisinin varlığına inanç söz konusudur. Bu konuda yeterli önlem alınmadığı savunulmakta ve tüketicilerin bilinçlendirilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Gıda güvencesi, sağlık, risk, korku, güven ve gıda tüketimi

EskişehirGıda tüketimiRisk+6
Betül Yurt
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Sınıfiçi farklılaşma ve sınıfiçi bütünleşme biçimi olarak Eskişehir'de orta sınıfın yeme-içme örüntüleri

Gıda ve beslenme sosyolojisi 1980'lerden itibaren sosyoloji disiplini içerisinde bir alt disiplin olarak ortaya çıkmıştır. Dünyada son iki ya da üç on yıllık zaman diliminde, sağlıklı beslenme, halk sağlığı ve diyet tartışmaları ile gündeme gelen gıda ve beslenme sosyolojisi (sociology of food and nutrition); yeme-içme alışkanlıklarının, kültürlerinin ve pratiklerinin ele alındığı oldukça yeni bir araştırma alanıdır. Bu tez çalışması literatürde gıda sosyolojisi, yeme-içme sosyolojisi olarak kabul edilen bazen ortak, kimi zaman aralarında nüans bulunan bir alanda, gıda ve beslenme sosyolojisi alanında gerçekleştirilmiştir. Çalışma birincil olarak Eskişehir'de orta sınıfın gıda tüketimlerini sosyolojik olarak saptamayı, yeme-içme pratiklerini ve dışarıda yeme alışkanlıklarını, yeme-içme mekânları ile kurdukları ilişkileri, bu anlamda mekânların sosyolojik incelemesini gıda ve beslenme sosyolojisi bağlamında anlama amacı taşımıştır. Gıda ve beslenme sosyolojisi üzerine Türkiye'de çok az sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu araştırmada küreselleşen ve kentsel alanda dönüşen, nezihleşen Eskişehir'de orta sınıfın yeme-içme pratiklerini, gıda harcamalarını ve dışarıda yeme alışkanlıklarını, yeme-içme mekânları ile kurdukları ilişkileri gıda ve beslenme sosyolojisi bağlamında yapılmıştır. Nitel bir anlayışın benimsendiği, alan araştırmasına dayalı, özgün bir çalışma olma özelliği taşımaktadır. Gıda ve beslenme sosyolojisi alanındaki ilk görgül araştırmalardan biri olma iddiası taşımaktadır. Alan araştırmasının evreni Eskişehir'deki orta sınıf hanelerdir. Araştırmanın örneklemini ise orta büyüklükteki bir kent olan Eskişehir'de kartopu örnekleme ile oluşturulmuş olan orta sınıf aileler meydana getirmektedir. Örneklem dahilinde 23 derinlemesine görüşme yapılmıştır. Orta sınıfın zevk ve beğenileri doğrultusunda ekonomik ve kültürel sermayeleri doğrultusunda tüketmeyi tercih ettiği 16 yeme-içme mekânı işletme sorumlusu ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gıda ve beslenme sosyolojisi, tüketim sosyolojisi, orta sınıf, habitus, kültürel sermaye, tüketim, mekân

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıBeslenme davranışı+7
Erhan Akarçay
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin yeme- içme deneyimlerinin konum tabanlı mobil uygulamalar üzerinden paylaşım motivasyonlarının incelenmesi: Swarm örneği

Günümüzde firmaların pazarlama çalışmalarını ve pazarlama çabalarını teknoloji ve bilgiyle evrimleşen değişime göre yapılandırması kaçınılmaz hale gelmiştir. İşte söz konusu değişimden yola çıkarak yapılmış bu araştırma tüketici istek ve beklentilerini anlamak adına işletmeler için önemli bilgiler sunmaktadır. Çalışmanın konusunu, özellikle üniversiteli gençler arasında çok popüler konum tabanlı mobil uygulamalardan biri olan Swarm uygulaması oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında nicel araştırma yöntemi kullanılmış ve veriler anket tekniği ile toplanmıştır. Araştırmada, tüketicilerin bu tip uygulamaları kullanım motivasyonları Kullanımlar ve Doyumlar Yaklaşımı çerçevesinde ele alınıp değerlendirilmiştir. Sonuç olarak Swarm kullanıcılarının bu uygulamayı en çok bilgi edinmek ve etkileşim maksadıyla kullandıkları tespit edilmiştir. Kullanıcılar, ziyaret etmeyi düşündükleri mekan hakkında bilgi almak ve arkadaşlarını takip etmek gibi sebeplerden dolayı Swarm uygulamasını kullanmaktadırlar. Araştırma bulguları arasında dikkat çeken ayrıntılardan bir diğeri de, Swarm kullanıcılarının dışa dönük insanlar olmadıkları şeklindedir. Swarm kullanıcıları dışa dönüklük motivasyonuna ilişkin verilen ifadelere katılım dereceleri ile asosyal bir eğilim içinde olduklarını göstermektedirler. Anahtar Sözcükler: Konum tabanlı mobil uygulamalar, Kullanımlar ve doyumlar yaklaşımı, Tüketici davranışları, Swarm, Sosyal medya

Gıda tüketimiKonumsal bilgi sistemiKonumsal veri değişimi+7
Hasan Alp Şaşmaz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Gıda kaybı ve israf sorunu

Gıda kaybı ve israfı, dünya ve Türkiye için endişe verici bir durum haline gelmiştir. Günümüz dünyasında milyonlarca insan açken birçok insan ise obezite ile mücadele etmektedir. İnsanların bir kısmı gıda yardımına ihtiyaç duyarken bir kısmı tarafından da tonlarca gıda israf edilip çöpe atılmaktadır. Gıdaların savurgan ve bilinçsiz bir şekilde tüketimi, gıdanın üretiminde kullanılan tüm kaynakların boşa harcanmasına neden olmaktadır. Bu çalışmanın amacı, gıda kaybı ve israfına dikkat çekmektir. Bu çalışmada, tüketim, israf ve tasarruf kavramlarına değinilmiştir. Ayrıca bu çalışmada, gıda kaybı ve israfının tanımına, gıda tedarik zincirinde yaşanan gıda kaybı ve israfının sebeplerine, dünyada ve Türkiye'de gıda israfının boyutu incelenmiş olup Türkiye'de gıda israfını azaltmaya yönelik yapılan çalışmalara yer verilmiştir. Son olarak da Gaziantep ilinde serpme kahvaltıda meydana gelen tahmini israf miktarı ve maliyetleri ile ilgili beş işletme ile birebir görüşmeler yapılmış olup görüşme sonuçları tablolaştırılmıştır.

Gıda israfıGıda tüketimiGıdalar+2
Sevda Akan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kahramanmaraş ili kentsel alanda hayvansal gıda maddeleri tüketimi ve gelir-harcama esneklikleri

Bu çalışma, KMaraş ili kentsel alanda hayvansal gıda maddeleri tüketim durumu ile gelirin tüketim üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın ana materyalini, KMaraş ili kentsel alanda kümelendirilmemiş olasılık örneklemesi metodu ile belirlenen 192 aileden, Ekim-Kasım 1996 tarihleri arasında anket yoluyla derlenmiş veriler oluşturmaktadır. Ailelerin gelir, tüketim ve harcamalarına ait veriler 1996 yılı Eylül ayını kapsamaktadır. Araştırma alanında, 1996 yılı Eylül ayında, aileler aylık 47.739.000 TL olan ortalama gelirlerinin %12,1'ini oluşturan 5.756.000 TL'sını hayvansal gıda maddeleri tüketimi için ayırmaktadırlar. Bunun %24,2'si kırmızı et, %11,1'i beyaz et, %8,1'i et mamulleri, %10,2'si süt, %37,2'si süt mamulleri ve %9,2'si yumurta tüketimi için harcanmıştır. Gelir-harcama esneklikleri sığır etinde 0.62, koyun etinde 0.63, keçi etinde 0.65, tavukta 0.73, balıkta 0.97, et mamullerinde 1.24, sütte 0.75, yoğurtta 0.37, tereyağında 0.96, peynirde 1.09, dondurmada 0.56 ve yumurtada 0.19 olarak hesaplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, KMaraş ili kentsel alanda anket yapılan ailelerin gelirleri arttıkça genellikle hayvansal gıda maddeleri tüketim miktarlarının arttığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Hayvansal Gıda Tüketimi, Gelir-Harcama Esnekliği, KMaraş

Gıda tüketimiHayvansal ürünlerKahramanmaraş+1
Mücahit Paksoy
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Adana ili üniversite yurt öğrencilerinin gıda tüketim harcamalarının yapısı ve sorunları

Bu araştırmada, Çukurova Üniversitesi Fevzi Çakmak Öğrenci Yurdu'nda barınan öğrencilerin gelir düzeyleri, tüketim harcamaları ve toplu yemek yedikleri kantin, kafeterya vb. kurumlarda karşılaştıkları beslenme sorunları incelenmiştir. Araştırmanın materyalini Çukurova Üniversitesinde öğrenim gören ve Fevzi Çakmak Öğrenci Yurdu'nda kalan öğrencilerden anket yoluyla derlenen veriler oluşturmuştur. Çukurova Üniversitesinde 1991-1992 yılı itibariyle 5.677'si kız, 10.733'ü erkek olmak üzere toplam 16.410 öğrenci öğrenim görmektedir. Bu öğrencilerin %20,8'i yurtlarda barınmaktadır. Yurtlarda barınan öğrencilerin $88,4'ü Fevzi Çakmak Öğrenci Yurdun'da kalmaktadır. Bu öğrencilerden %2,5 örnekleme oranı ile toplam 350 kişi ile anket yapılmıştır. Anket yapılan öğrenciler tesadüfi olarak seçilmiştir. Anket çalışması 1 Ocak - 1 5 Ocak 1 993 tarihleri arasında yapılmış olup,' 1 992 yılını kapsamaktadır. Fevzi Çakmak Öğrenci Yurdunda kalan öğrencilerin $65,4'ünü erkek, % 34,6'sım ise kız öğrenciler oluşturmaktadır. Öğrencilerin aileleri ortalama 5,6 kişidir, %52,6'sı yurtta kalmaktan memnun iken, bu oran düşük gelir grubunda $73,3, yüksek gelir grubunda $32,3 olarak ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin $55,7'si yurt kantinlerindeki yiyecek hizmetlerini, %36,3'ü içecek hizmetlerini kısmen yeterli bulmuşlardır. Öğrencilerin %84,6'sı kahvaltıyı yurt kantinlerinde, %65,1'i öğle yemeklerini üniversite merkezi kafeteryasında yedikleri belirlenmiştir Yine öğrencilerin $56,7'si üniversite merkezi kafeteryasında çıkan yemeklerin yeterli derecede besin maddeleri içerdiklerini belirtmişlerdir. Ocak- 1 993'te Üniversite merkezi kafeteryasında uygulanan yemek listesine göre öğrencilerin $51,8'i Tavuk-P.Pilavı-Yoğurdu en iyi pişirilen yemek, $32.5'i Pırasa-P.Pilavı-Tatlıyı iyi pişirilmeyen yemek, %59,6'sı Tavuk-P.Pilavı-Yoğurdu en çok beğenilen yemek, %30,7'si Pırasa-P.Pilavı-Tatlıyı en çok beğenilmeyen yemek ve %30,3'ü de Pırasa-P.Pilavı-Tatlıyı en çok artık veren yemek olarak belirtmişlerdir. Öğrencilerin 153, 1'i Üniversite merkezi kafeteryasında çıkan yemeklerin yağını, $65,4'ü yemeklerin tuzunu ve %70,2'si de yemeklerde kullanılan etin pişiminin normal olduğunu belirtmişlerdir.57 Üniversite merkezi kafeteryasında verilen öğle yemeklerinin saatleri öğrencilerin 893,3'ü tarafından uygun görülmektedir. Yemek sırasında oluşan kuyruklara engel olmak için öğrencilerin %75,9'u yemek dağıtım yerlerinin çoğaltılmasını istemişlerdir. Çeşitli nedenlerden dolayı çarşıya çıkan öğrencilerin %66,9'u çarşıda yemek yemektedirler, %59,7'sı sadece dönem sonlarında memleketlerine giderlerken, bunların %80,7'si dönüşlernide yiyecek getirmektedirler. Fevzi Çakmak Öğrenci Yurdunda kalan öğrencilerin en büyük gelir kaynaklarım %67,0 ile aileleri, %20,5 ile de aldıkları öğrenim kredileri oluşturmaktadır. Öğrenciler toplam harcamalarının ^26,2'sini gıdaya, 819,4'ünü ulaşıma, %19,0'ım giyime, ^13,7'sini kültürel harcamalara, %11,3'ünü içeceklere, %8,1'im temizliğe ve % 2,4'ünü de sağlık, gezi ve özel durumlarda yapmış oldukları harcamalara yapmaktadır lar.

BeslenmeGıda tüketimiÖğrenciler+1
Ahmet Tan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1993
00
Master'sOpen AccessTR

Adana ili kentsel alanda hayvansal gıda tüketim yapısı

Bu çalışma, Adana kentsel alanda hayvansal gıda maddeleri tüketimi ile gelirin tüketim üzerine olan etkisi belirlenmek amacıyla yapılmıştır. Aynı zamanda, tüketim üzerine etkisi olduğu düşünülen tüketici özellikleri ile tüketicilerin satın alımına ve tüketimlerine etkisi olan zevk, tercih ve alışkanlıkları da incelenmiştir. Bu amaçla 200 aile ile anket yapılmıştır. Araştırma alanında, 1993 yılında, aileler ortalama gelirlerinin %11,2'sini oluşturan 8.161.247TL"sini hayvansal gıda maddeleri tüketimi için ayırmaktadırlar. Bu miktarın ?539,42'si et, %18,12'si süt mamulleri, £15,14'ü süt, %15,06"sı tavuk eti ve 9512,26'sı yumurta tüketimi için harcanmıştır. Gelir- harcama esneklikleri ise ette 0,60, sütte 0,38, süt mamullerinde 0,52, tavuk etinde 0,24, yumurtada 0,17 ve toplam hayvansal gıda maddelerinde 0,44 olarak hesaplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, Adana kentsel alanda anket yapılan ailelerin gelirleri arttıkça genellikle hayvansal gıda maddeleri tüketim miktarlarının arttığı ve gelir-harcama esnekliklerinin ise düştüğü saptanmıştır.

AdanaGıda tüketimiHayvansal ürünler+1
Belgin Hanta
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Höyüktepe insan popülasyonlarının Geç Doğu Roma ve Erken Tunç Çağı dönemleri arasındaki besin ekonomisi farklılıklarının zooarkeolojik açıdan incelenmesi

Bu tez çalışması, Kütahya ili, Aslanapa ilçesinin, Kureyşler Köyü içerisinde yer alan Höyüktepe yerleşimi ve beraberinde bulunan diğer Nekropollere ait arkeolojik eserlerin kurtarılması amacıyla Devlet Su İşleri (DSİ) Eskişehir 3. Bölge Müdürlüğü tarafından inşaatı gerçekleştirilen Kureyşler Barajının yapılması nedeniyle sular altında kalacağından Mayıs 2014 tarihinde Kütahya müzesi müdürlüğü tarafından yapılan kazı çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Bu tez söz konusu çalışmalar sonucunda elde edilen kemik materyallerinin incelenmesini ve buna bağlı olarak yerleşmenin besin ekonomileri ve faunası hakkında bilgi vermeyi amaçlamıştır. 2014-2016 yılları arasında yapılan kazı çalışmaları sonucunda Erken Tunç Çağı, Orta Tunç Çağı ve Geç Doğu Roma Dönemlerine ait arkeolojik eserler tespit edilmiştir. Faunal kalıntılar içerisinde toplamda 3.000'den fazla hayvan kemiği ele geçmiştir. İncelenen kemiklerin toplam ağırlığı 59,317 kg'dır. Toplamda 1086 kemiğin tür tayini yapılmıştır. Gerçekleştirilen analiz çalışmaları Höyüktepe yerleşiminde koyun/keçi, domuz ve sığırlar baskın olduğunu bize göstermiştir. Yerleşmede besin ekonomisinin evcil hayvanlar üzerine odaklı olduğu araştırmalar sonucunda anlaşılmıştır. Avcılık faaliyetleri az da olsa gözlemlenir. Av hayvanları içinde çeşitli geyik türleri, bunun yanı sıra tavşan ve tilki gibi küçük boy memeliler tespit edilmiştir. Uzun kemiklerin kaynaşma durumlarına bakıldığında koyun, keçi, domuz ve sığırların büyük oranda iki ve üzeri yaşta tüketildiklerini göstermektedir. Dişlerin yıpranma durumları üzerinde yapılan incelemelerde uzun kemiklerden elde edilen sonuçlarla paralellik göstermektedir. Bu durum koyun/keçi ve sığırların etleri dışında süt, yün gibi ikincil ekonomik girdiler içinde kullanıldıklarını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Zooarkeoloji, Besin Tüketimi, Arkeoloji, Höyüktepe

Gıda tüketimiHöyüktepeZooarkeoloji
Dilber Sağdıç
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de hanehalkı gelir gruplarına göre önemli gıda ürünlerinin talep analizleri

Bu çalışmanın temel amacı, hanehalklarının ekonomik ve demografik özelliklerini de dikkate alarak, toplam tüketim harcamaları, ana mal ve hizmet grupları ve gıda alt ürün grupları harcamaları genel talep parametreleri ile harcama ve gelir esnekliklerini hesaplamaktır. Ayrıca çalışmada hanehalkları yıllık kullanılabilir gelire göre küçükten büyüğe doğru sıralanmış ve %20'lik beş eşit gruba ayrılmıştır. Böylelikle çalışmanın bir başka amacı olan hanehalklarının sosyoekonomik özellikleri ile harcama tutar ve dağılımları bu gruplar ayrımı itibariyle analiz edilmiştir. Bu amaçlar doğrultusunda Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanlığı'ndan sağlanmış olan "Hanehalkı Bütçe Araştırması (HBA)" 2015-2016-2017 yıllarına ait mikro veri setinden yararlanılmıştır. Verilerin analizinde, toplam tüketim harcamaları ekonometrik analizlerinde Çift Logaritmik Fonksiyon yöntemi ve ana mal ve hizmet grupları ile gıda alt ürün gruplarının ekonometrik analizlerinde Working-Leser modeli yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada yansız ve tutarlı tahminler için sıfır harcamalı gözlemler dikkate alınarak Heckman İki Aşamalı Talep Modeli yöntemi ile Ters Mill's Oranları tahmin edilmiş ve analizlerde kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre; hanehalklarının toplam yıllık kullanılabilir gelirinin dengesiz dağıldığı saptanmıştır. Bu dengesiz dağılımın gelir gruplarına göre hanehalklarının toplam harcamaları ile toplam gıda harcamalarında da gözlemlendiği sonucuna ulaşılmıştır. Birinci ve beşinci %20'lik gelir grupları arasındaki toplam harcama farklılığı 2015-2016-2017 yıllarında sırasıyla 4,86; 4,23; 4,36 kat ve toplam gıda harcama farklılığı ise 1,91; 1,87; 1,95 kat daha fazla olan beşinci gelir grubu lehine olarak bulunmuştur. Hanehalklarının toplam harcamalar içerisinde gıda harcama oranları 2015-2016-2017 yıllarında sırasıyla %22,0; %21,2 ve %21,6 olarak bulunmuş ve "Gıda ve Alkolsüz İçecekler" harcamalarının beklenildiği gibi tüm yıllarda gelir artışı ile birlikte mutlak olarak artmakta, nispi olarak azalmakta olduğu görülmüştür. Çalışmada tüm yıllarda hanehalkları için sırasıyla "Konut ve Kira, Su, Elektrik, Gaz ve Diğer Yakıtlar", "Alkollü İçecekler, Sigara, Tütün Mamulleri", "Gıda ve Alkolsüz İçecekler" harcamaları en düşük gelir esnekliği ve zorunlu harcama grupları arasında bulunmuştur. Yine sırasıyla "Eğitim" ve "Ulaştırma" harcamaları ise en yüksek gelir esnekliği ve lüks harcama grupları arasında bulunmuştur. Gıda alt ürün grupları gelir esnekliklerinde ise "Et ve Et Ürünleri" harcamaları gelir esneklikleri tüm yıllarda en yüksek 1'den küçük birim esnek gıda harcama değerine yakın bir değer olarak bulunmuştur. Çalışmada tüm yıllarda "Kahve ve Çay", "Alkolsüz İçecekler" ve "Ekmek ve Diğer Tahıl Ürünleri" (2017 yılı hariç) gıda alt ürün grupları en düşük gelir esneklikleri ve zorunlu gıda harcamaları olarak tahmin edilmişlerdir.

Gelir esnekliğiGıda tüketimiHanehalkı tüketimi
Evren Yıldırım
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de hanehalkı gıda harcamalarının belirleyicileri: Karşılaştırmalı bir analiz

Tüketim harcamaları bilindiği gibi her toplumda, toplumun en küçük yapı taşını oluşturan aile ve bu aile bireylerinden başlayarak tüm toplumu etkileyen bir konu olmuştur. Gıda ve barınma ihtiyacı ise insanoğlunun varoluşundan beri süregelen bir durumdur. Gıda harcamalarını etkileyen pek çok faktör vardır. Bunlar, hanehalkı geliri, hanehalkı büyüklüğü, yaş, eğitim durumu, medeni durum, hanedeki çocuk sayısı, meslek, yaşanılan yer, servet, bireylerin kültür ve yaşam biçimleri, tüketici tercihleri, planları ve iyimser ve kötümser ruh halleri gibi demografik ve davranışsal faktörlerdir. Bu çalışmanın ilk amacı, TÜİK tarafından gerçekleştirilen, 2007, 2012 ve 2016 yılları Hanehalkı Bütçe Anketi mikro veri seti kullanılarak, Türkiye'de gıda harcamalarını belirleyen unsurları analiz etmek ve zaman içerisindeki değişimi görebilmektir. İkinci amacı ise yarı logaritmik regresyon ve YSA modelleri ile hanehalklarının yapmış olduğu gıda harcamalarının öntahminini yaparak ve her iki yöntemin tahmin performansını karşılaştırarak literatüre katkı sağlamaktır. Analizlerde modellerden elde edilen bulgulara göre, hanehalkı reisinin yaşının ve gelirinin artmasıyla birlikte gıda harcamalarında da artış meydana gelmektedir. Gıda harcamalarının artmasına sebep olan değişkenlerin, ele alınan yıllar itibariyle hanehalkı büyüklüğü, yaş, eğitim ve gelirdeki artışa bağlı olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca tahmin yöntemleri karşılaştırıldığında YSA, yarı logaritmik modellemeye göre daha güçlü ve alternatif bir yöntem olarak bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Hanehalkı Gıda Harcaması, Yarı Logaritmik Model, Yapay Sinir Ağları, Öntahmin, Türkiye.

Gıda maddeleriGıda tüketimiHanehalkı+6
Ezgi Demirkıran
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Duygusal yemenin depresyon, anksiyete ve stres belirtileri ile olan ilişkisi

Bu çalışmada, duygusal yeme ile depresyon, anksiyete ve stres belirtileri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda yaş, cinsiyet, medeni durum ve kilo ile ilgili değişkenlerin duygusal yeme ile depresyon, anksiyete ve stres belirtileri üzerindeki etkisinin de incelenmesi hedeflenmektedir. Çalışmaya, İstanbul'un çeşitli ilçelerinde oturan 18-68 yaş arası 785 yetişkin gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmada, duygusal yemeyi ölçmek için 1986 yılında Van Strein, Frijters, Bergers ve Defares tarafından geliştirilen ve 1988 yılında Tekok tarafından Türkçeye uyarlanan Hollanda Yeme Davranışı Anketi, depresyon anksiyete ve stres belirtilerini ölçmek için 1995 yılında Lovibond ve Lovibond (Lovibond ve Lovibond, 1995) tarafından geliştirilen, Türkçeye standardizasyonu Çetin, Abacı ve Akın (2006) tarafından yapılan depresyon, anksiyete ve stres ölçeği (DASO) kullanılmıştır. Duygusal yeme puanları yüksek olan kişilerin depresyon (9,95±8,61), anksiyete (11,25±8,34) ve stres (16,53±12,68) puanları duygusal yeme puanları düşük olan kişilerin depresyon (6,97±7,55), anksiyete (8,34±6,70) ve stres (12,68±8,36) anlamlı ölçüde daha yüksektir. Ayrıca, cinsiyet, yaş, medeni durum ile kilo memnuniyeti ve kilo algısı; duygusal yeme ile depresyon, anksiyete ve stres seviyelerinde anlamlı derecede değişiklik oluşturmaktadır. Bu bulguların önemi önceki araştırmaların ışığında tartışılmış ve gelecek araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: duygusal yeme, kilo algısı, depresyon, stres, anksiyete

AnksiyeteBeslenme bozukluklarıDepresyon+7
Gül Senem Özdemir
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Piyasada satılan antep fıstıklarının mineral içeriği ve tüketim durumları

Bu çalışma, Antep fıstığının tüketim özelliklerini ve mineral içeriğini saptamak amacıyla yapılmıştır. Gaziantep'in 8 farklı sosyoekonomik bölgesindeki Aile Sağlığı Merkezine başvuran 400 kişi gelişigüzel örneklem yoluyla seçilmiş ve Antep fıstığı tüketim durumları araştırılmıştır. Bireylerin %11.5'i her gün, %36.2'si haftada bir gün Antep fıstığı tüketmektedir. Çalışmaya katılan bireylerin %94.5'i Antep fıstığını çerez olarak tüketirken, %71.5'i tatlılarda, %37'si yemeklerde tüketmektedir. Antep fıstığı çerez haricinde tatlılarda, dolmalarda, pilavlarda ve içli köftelerde kullanılmaktadır. Bireylerin %63.2'si Antep fıstığını satın alırken fiyatına dikkat ederken %60.8'i küflenme durumuna, %51.5'i iriliğine dikkat etmektedir. Bireylerin %93'ü Antep fıstığını serin ve kuru ortamda saklamaktadır. Çalışmaya katılan bireylerin ortalama Antep fıstığı günlük tüketim miktarı erkeklerde 27.6 g, kadınlarda 14.5 g olarak bulunmuştur. Antep fıstığı erkek bireylerin günlük protein gereksinmesinin %7.3'ünü karşılamıştır. Diğer besin ögelerinin gereksinmelerini karşılama oranı ise, bakırda %33.3, demirde %9, fosforda %17.7dir. Antep fıstığının E vitamini, B1, B2 ve biyotin gereksinmesine katkısı ise sırasıyla %7.3, %16.7, %7.7 ve %14.7 dir. Kadınların tükettiği ortalama 14.5 g Antep fıstığı'nın günlük gereksinmeye katkısı sırasıyla proteinde %4.6, bakırda %11.1, demirde %2.2, fosforda %9.3, B1 vitamininde %9.1 ve biotinde %7.7'dir. Antep fıstıklarının mineral analizi yapılmış ve 100 g antep fıstığında ortalama kalsiyum miktarı 136.31 mg, magnezyum 146.38 mg, sodyum 17.08 mg, potasyum 759.21mg, fosfor 504 mg, demir 3.23 mg, bakır 1.49 mg ve çinko 2.47 mg olarak bulunmuştur. Bütün bu bulgular sonucunda antep fıstığının besin ögesi içeriği ve günlük alıma katkısının daha kapsamlı incelenmesi gerektiği kanısına varılmıştır.

Antep fıstığıBesin analiziBesinler+3
Enes Bahadır Kılıç
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya'da bir aile sağlığı merkezine başvuran 3-18 yaş aralığındaki bireylerin beslenme durumunun ve Allura Red AC (E129) bulunan besinlerin tüketim miktarının saptanması

Bu çalışma; Malatya il merkezindeki 3-18 yaş arası bireylerin beslenme durumunu saptamak ve değerlendirmek, tüketilen besinler içerisinde kırmızı renk veren Allura Red AC (E129) bulunan besinlerin cins ve miktarlarını saptamak amacıyla yapılmıştır. Araştırma Malatya ilinde bulunan Bostanbaşı 2 Nolu Aile Sağlığı Merkezinde (ASM) yürütülmüştür. Kasım 2016 – Aralık 2017 tarihleri arasında ASM'ye başvuran 3-18 yaş grubu 46 erkek ve 58 kız çocuk olmak üzere toplam 104 birey araştırma kapsamına alınmıştır. Bireylerin beslenme durumunu değerlendirmek ve Allura Red AC (E129) bulunan besinlerin tüketim miktarını saptamak için 1 günlük besin tüketim kaydı tartı yöntemiyle alınmıştır. Besin tüketim kaydı değerlendirilmesi ise BEBİS 7.1 öğrenci sürümü ile yapılmıştır. Çocukların antropometrik ölçümleri alınmış ve Beden Kütle İndeksi (BKI) hesaplanmıştır. Yaş gruplarına göre vücut ağırlıkları (kg) Türkiye'ye Özgü Beslenme Rehberi'yle karşılaştırıldığında; 1-3 yaş grubu, 7-9 yaş grubu ve 10-13 yaş grubu çocukların vücut ağırlıklarının fazla olduğu görülmüştür. Çocukların enerji alımları değerlendirildiğinde; 1-3 yaş grubu, 4-6 yaş grubu, 7-9 yaş grubu ve 10-13 yaş grubu kız çocukların enerji gereksinimini sırasıyla %123.8, %76.0 , %71.9 ve %75.9'unu karşıladığı; 10-13 yaş grubu erkek, 14-18 yaş grubu erkek ve kız çocukların enerji gereksinimini ise sırasıyla %56.0, %54.1 ve %61.6'sını karşıladığı bulunmuştur. Allura Red AC (E129) içeren besinleri tüketen bireylerin oranı %5.8'dir. Tüm yaş gruplarında günlük ortalama E 129 (Allura Red AC) tüketim miktarının Günlük Kabul Edilebilir Alım Miktarını (ADI) aşmadığı görülmüştür.

Aile sağlığı merkeziAllura red ACBeslenme+6
Büşra Öztürk
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Gaziantep İlinde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan 3-18 yaş grubu çocukların beslenme durumlarının ve e-110 (sunset yellow) katkı maddesi bulunan besinlerin tüketim miktarlarının saptanması

TAYŞİ, S. Gaziantep İlinde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Olan 3-18 Yaş Grubu Çocukların Beslenme Durumlarının ve E-110 (Sunset Yellow) Katkı Maddesi Bulunan Besinlerin Tüketim Miktarlarının Saptanması. Hasan Kalyoncu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Beslenme ve Diyetetik Programı, Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep, 2018 Bu çalışma; dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan çocukların beslenme durumlarını saptamak, E-110 Sunset Yellow içeren besinlerin tüketim miktarını araştırmak ve ebeveynlerin gıda katkı maddesi ile ilgili tutumlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya; 3-18 yaş aralığında, DEHB tanısı almış toplam 130 çocuk dahil edilmiştir. Araştırma Gaziantep ilinde bir devlet hastanesinde yürütülmüştür. Çocukların antropometrik ölçümleri alınmış ve Beden Kütle İndeksi (BKİ) hesaplanmıştır. Beslenme durumunu değerlendirmek ve ambalajlı tüketilen besinlerin içindeki E-110 katkı maddesinin tüketim miktarını saptamak amacı ile 24 saatlik besin tüketim kaydı alınmış, enerji ve besin ögeleri alım miktarları Beslenme Bilgi Sistemi (BEBİS) programı kullanılarak saptanmıştır. Günlük alınan E-110 miktarları ise E-110 içeren besinlerin tüketim miktarları ile Türk Gıda Kodeksi'nde besinlere katılmasına izin verilen en yüksek E110 miktarları göz önüne alınarak hesaplanmıştır. Tüm çocukların, %9.2'si çok zayıf, %50.8'i normal, %18.5'i hafif şişman, %13.0'ü şişmandır. Tüm yaş grubu çocukların protein gereksinimini yeterli miktarda karşıladığı bulunmuştur. Posa, potasyum ve kalsiyum tüketimi tüm yaş gruplarında yetersiz olup, gereksinen miktarın sırasıyla %51.6-60.6, %34.7-54.3 ve %39.9-88.6'sı karşılanmıştır. Üç yaş grubu demir gereksinmesini karşılarken, 4-6 yaş grubu gereksinmelerinin %77.3'ünü, 7-9 yaş grubu %96.0'sını, 10-13 yaş grubu erkekler %98.8'ini, kızlar %72.9'unu, 14-18 yaş grubu ise erkekler %104.5'ini, kızlar %56.0'sını karşılamıştır. Enerji gereksinmesi ise, 3 yaş grubunda %102.6, 7-9 yaş grubunda %87.5, 10-13 yaş grubunda erkeklerde %68.1, kızlarda % 66.7, 14-18 yaş grubunda ise erkeklerde %62.4, kızlarda %76.5 oranında karşılanmıştır. C vitamini gereksinmesinin 14-18 yaş grubu kızlar %91.7'sini karşılarken, diğer yaş grupları tümünü karşılamışlardır. Ailelerin %58.8'i renklendirici gıda katkı maddelerinin tüketiminin DEHB'nu etkilediğini düşünmektedir. Ailelerin %27.0'si DEHB ile ilişkili beslenme bilgisi aldığını ve %22.8'i bu bilgiyi diyetisyenden aldığını belirtmiştir. DEHB olan çocukların ortalama E 110 Sunset Yellow tüketim miktarlarının 0.0033 – 0.021 mg/kg arasında olduğu hesaplanmıştır. Bu miktarlardaki tüketim ile günlük alınabilir miktar (ADI: 0-4 mg/kg/gün) aşılmamaktadır. Ambalajlı besinlerin etiket bilgilerine dikkat edilmesi, DEHB'nu etkileyen yapay renklendiricileri içeren besinlerin tüketiminin azaltılması ve yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması konusunda aileler ve çocuklar eğitilmelidir. Anahtar Kelime: Dikkat Eksikliği ve Hperaktivite Bozukluğu (dehb), Beslenme, Sunset Yellow (E-110)

BeslenmeBeslenme durumuErgenler+6
Saadet Tayşi
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi öğrencilerinin ultra işlenmiş besin tüketiminin belirlenmesi ve beden kütle indeksi değerlerinin araştırılması

Bu çalışma, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi öğrencilerinin ultra işlenmiş besin (UİB) tüketimlerini ve Beden Kütle İndekslerini(BKİ) araştırmak amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya toplam 195 öğrenci (%40,5 erkek, %59,5 Kadın) katılmıştır. Erkek ve kadın öğrencilerin BKİ'leri sırasıyla 23,32 ve 22,12 kg/m²'dir. Öğrencilerin %5,6'sı tek ana öğün, %49,3'ü 2 ana öğün ve %45,1'i 3 öğün beslenmektedir. Öğrencilerin enerji, posa, E vitamini, B1, folat, C vitamini, K, Ca, Mg ve Fe alımları gereksinmelerini karşılayamamaktadır. Bunun yanısıra kadın öğrencilerin protein, B6, biyotin, pantotenik asit ve B12 tüketimleri de yetersizdir. Öğrencilerin % 19'u her gün çikolata gofret,% 13,8'i paketli unlu besinler, %10,3'ü gazlı içecek, %9.8'i sürülebilir çikolata, fındık ezmesi, %8,7'si şeker eklenmiş içecek tüketmektedir. Haftada 3-5 kez çikolata gofret tüketen öğrenci oranı % 25,6 iken bu oran cips ve şekerli içecekler (meyve suları, soğuk çaylar) için %19'dur. Haftada 1 – 2 kez gazlı içecek ve şekerli içecekleri tercih edenlerin oranı %23,6 iken, çikolata, gofret tüketenlerin oranı %30.8'dir. Öğrencilerin %66,7'si enerji içeceği tüketmemektedir. UİB'lerden sağlanan enerji toplam enerjinin %18,3'ünü oluşturmaktadır. Günlük tüketilen şekerin %21,9'u, sodyumun %7,3'ü, doymuş yağın %21,3'ü, kolestrolün %8,05'i UİB'lerden gelmektedir. BKİ ve UİB tüketimi arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır ( p>0,05). Öğrencilerin yetersiz ve dengesiz beslenmenin ve UİB tüketiminin sağlık üzerine etkileri konusunda bilinçlendirilmeleri gerekmektedir.

Beslenme alışkanlıklarıBeslenme incelemeleriGıda tüketimi+3
Didem Tıraş
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Çevresel ve sosyo-psikolojik faktörlerin organik gıda tüketim niyeti üzerine etkileri

Dünya nüfusundaki artış, bu artıştan kaynaklanan aşırı tüketim ile doğaya verilen zarar insan yaşamının sürdürülebilirliği önündeki en önemli tehditlerdir. İnsanların çevreye zarar veren davranışlarını değiştirmeleri, azaltmaları veya yeni davranışlar benimsemeleri sürdürülebilir bir yaşam için kaçınılmazdır. Sürdürülebilir üretim ve tüketim şekillerinin benimsenmesi ile mevcut nesillerin ihtiyaçları karşılanırken doğal kaynakların muhafaza edilmesi ve gelecek nesillere aktarılabilmesi sağlanacaktır. Nüfus artışı ile gıdaya yönelik artan talep, tarım faaliyetlerinin çevre üzerindeki doğrudan ve dolaylı olumsuz etkilerinin artmasına sebep olmuştur. Sürdürülebilir tarım uygulamaları ile çevreye verilen zararın azaltılması ve gıda ürünlerinin kalitesinin artması mümkündür. Bu çalışmanın amacı çevresel ve sosyo-psikolojik faktörlerin, sürdürülebilir tarım uygulamalarının çıktısı olan, organik gıda tüketimine yönelik tüketici niyeti üzerine etkilerinin ortaya konmasıdır. Araştırmanın modeli, çevreci davranışı açıklamada kullanılan Norm-Aktivasyon Modeli (Schwartz, 1977) ile Planlı Davranış teorisinin (Ajzen, 1985, 1991) birleştirilmesi ve modele çevreci değerler, çevresel bilgi sosyal etki ve alışkanlıklar değişkenlerinin eklenmesi ile oluşturulmuştur. Sosyal etkinin kişinin sahip olduğu çevresel bilgi ile davranışlarının çevresel sonuçlarına yönelik farkındalığı arasında düzenleyici etkisi araştırılmıştır. Karma veri toplama yöntemi kullanılan bu çalışmada, derinlemesine görüşmeler ve telefon görüşmeleri aracılığıyla uygulanan nitel araştırma bulguları ve ilgili alan yazın çalışmaları, organik gıda tüketimine yönelik tutum ve davranış arasında yer alan boşluğa dikkat çekmiştir. Bu bulgulardan yola çıkarak nicel araştırma kapsamında organik gıda tüketim niyeti incelenmiştir. Çevrimiçi anket uygulaması ile 682 tüketiciden veri toplanmış, veriler Smart PLS programı kullanılarak yapısal eşitlik modellemesi ile test edilmiştir. Analiz sonuçları tutum, alışkanlık, norm ve algılanan davranışsal kontrol faktörlerinin organik gıda tüketim niyeti üzerinde anlamlı etkileri olduğu görülmüştür. Altruistik, biyosferik ve ben merkezi değerlerin, davranışların sonuçlarının farkındalığı üzerine anlamlı etkisi olduğu saptanmıştır. Çevresel bilginin insan sağlıyla ilişkilendirilmesi durumunda kişilerin, davranışlarının çevresel etkilerine yönelik farkındalık sahibi olduğu tespit edilmiştir. Yapısal eşitlik modeli analizi sonucunda sosyal etki değişkenin çevresel bilgi ve davranışların çevresel sonuçlarına yönelik farkındalık değişkenleri arasında düzenleyici etkisinin olmadığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: Sürdürülebilirlik, sürdürülebilir tüketim, organik gıda tüketim niyeti, planlı davranış teorisi, norm aktivasyon modeli, niyet

Gıda tüketimiGıdalarOrganik gıda+5
Duygu Gür
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeyleri ile aşırı besin tüketim isteğinin araştırılması

Araştırma Düzce Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinin; Spor Yöneticiliği, Antrenörlük Eğitimi, Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümlerinde öğrenim gören 280 öğrenciden ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinin; Spor Yöneticiliği, Antrenörlük Eğitimi, Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümlerinde öğrenim gören 256 öğrencilerden oluşmaktadır. Toplam gönüllü 536 öğrenciye ulaşılmıştır. Çeşitli değişkenler açısından değerlendirilmesinin amaçlandığı bu araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Öğrencilerin aşırı besin tüketim isteklerini belirlemek için FCQ'nun Türkçeye çevrilmiş formu olan, 9 faktör ve 39 maddeden oluşan "aşırı besin isteği ölçeği" (ABİS), fiziksel aktivite düzeyleri için, "Uluslararası Fiziksel Aktivite Değerlendirme Anketi Uzun Formu (IPAQ), sosyo-demografik bilgiler için, "Kişisel Bilgi Formu" uygulatılmıştır. İstatistiksel analizde boy, kilo ve BMI değişkenleri için tanımlayıcı, diğer değişkenlere frekans analizi yapılmıştır. Verilerin normal dağılıp dağılmadığının tespiti için yapılan normallik testi sonucunda verilerin normal dağılmadığı tespit edilmiştir. Normal dağılmadığı için istatistiksel analizde non parametrik testler kullanılmıştır. İki değişkenli karşılaştırmalarda Mann-Whitney U testi, ikiden fazla değişkenli karşılaştırmalarda Kruskal- Wallis H testi kullanılmıştır. Aşırı besin isteği ile fiziksel aktivite durumu arasındaki ilişkinin belirlenmesinde ise Spearman korelasyon testi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Sonuç olarak, spor bilimleri öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeylerinin çok aktif olduğu bulunmuştur. Üniversite öğrencilerinin fiziksel aktivite durumlarının aşırı besin isteği ile ilişkisinde öğrencilerin bölümleri ve cinsiyetleri açısından anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Anahtar sözcükler: Beslenme, Fiziksel Aktivite, Sağlık, Spor, Üniversite Öğrencisi

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıBeslenme ve yeme bozuklukları+3
Arzu Süsler
Düzce University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı çalışanlarının sürdürülebilir beslenme konusundaki bilgi ve tutumlarının değerlendirilmesi

Son zamanlarda önemi artan sürdürülebilir beslenme kavramı, günümüzdeki ve gelecek bireylerin sağlığını, herkesin yeterli, güvenli ve çevresel etkileri düşük besinlere erişimini hedeflemektedir. Bu çalışmada Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı çalışanlarının sürdürülebilir beslenme konusundaki bilgi ve tutumlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya toplam 240 birey katılmıştır. Anket formu; bireyin sosyodemografik bilgileri, beslenme alışkanlıkları, Sürdürülebilir ve Sağlıklı Beslenme Davranışları Ölçeği, Akdeniz Diyeti Bağlılık Ölçeği, 24 saatlik besin tüketim kaydı, besin tüketim sıklığı ve Diyet Kalite İndeksini kapsamaktadır. Bireylerin boy uzunluğu ve vücut ağırlıkları kaydedilmiş ve beden kütle indeksleri hesaplanmıştır. Katılımcıların %59,6'sı kadın, %40,4'ü erkektir ve toplam yaş ortalaması 40,96±9,32 yıldır. Bireylerin %69,6'sı lisans, %20,8'i lisansüstü, %9,6'sı lise ve altı öğrenim düzeyine sahiptir. Katılımcıların yalnızca %23,3'ü daha önce sürdürülebilir beslenme kavramını duymuştur. MEDAS puanına göre bireylerin Akdeniz diyetine uyumu orta düzeyde iken Diyet Kalite İndeksi düzeyleri orta düzeyin biraz üzerindedir. Katılımcıların Sürdürülebilir ve Sağlıklı Beslenme Davranışı Genel Ölçek puanları BKİ gruplarında farklılaşmamaktadır. Sağlıklı beslendiğini düşünen katılımcıların Sürdürülebilir ve Sağlıklı Beslenme Genel Ölçeği ortalamaları daha yüksek çıkmıştır. Bireylerin Sürdürülebilir ve Sağlıklı Beslenme Davranışı Ölçek puanı ve et tüketiminin azaltılmasıyla MEDAS puanları arasında güçlü bir ilişki vardır. Besin tüketim kaydına göre katılımcıların toplam enerji ve karbonhidrat tüketimi TÜBER referans değerlerinin altında, toplam yağ tüketimleri referansın üstünde, toplam protein tüketimleri ise uygun referans aralığındadır. Sonuç olarak katılımcıların MEDAS puanları ile Sürdürülebilir ve Sağlıklı Beslenme Davranışları arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: Akdeniz Diyeti, Besin Tüketimi, Diyet Kalitesi, Sürdürülebilir Beslenme

Akdeniz diyetiBesinlerBeslenme+3
Güler Ertuş
Ankara Medipol University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklardaki besin reddi ve seçici yeme davranışlarının ebeveyn yeme tutumu ve ebeveyn stresi ile ilişkisi

Çocuğun ebeveynlerde büyük endişe uyandıran yeme davranışlarından biri besin neofobisidir. Çocukların yeme alışkanlıkları, sosyal rol modelleri olan ebeveynleri tarafından etkilenebilir. Bu nedenle, ebeveyn ve çocuk beslenmesi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi, sağlıklı beslenme alışkanlığının erken yaşlardan itibaren geliştirilmesini etkileyen faktörlerin ortaya çıkarılması ve yetişkinlikteki beslenme sorunlarının önlenmesi açısından önemlidir. Bu çalışma; 2-6 yaş aralığındaki çocuklarda besin reddi ve seçici yeme davranışlarının ebeveyn yeme tutumu ve ebeveyn stresi ile ilişkisini değerlendirmek amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırmaya Eylül - Aralık 2022 tarihleri arasında Ankara İl Sağlık Müdürlüğü Yenimahalle İlçe Sağlık Müdürlüğüne bağlı Kaletepe Sağlıklı Hayat Merkezi, Beslenme ve Diyet Polikliniğine başvuran ve 2-6 yaş arası çocuğu bulunan ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan anneler dahil edilmiştir. Çalışmada kullanılan anket formu; anne ve çocuğa ait genel bilgiler ve sağlık bilgileri, Ebeveyn Yemek Zamanı Davranışları Ölçeği (EYZDÖ), Ebeveynlik Stres Ölçeği (ESÖ), Çocuk Besin Reddi Ölçeğini (ÇBRÖ) içermektedir. Katılımcılar en yüksek puan ortalamasını olumlu ikna alt boyutundan (9.6±1.59) en düşük puan ortalamasını ise yeme konusunda ısrar alt boyutundan (4.6±1.48) almıştır. EYZDÖ özel yemekler alt boyutu ile ÇBRÖ seçicilik alt boyutu (r=0.26), ÇBRÖ neofobi alt boyutu (r=0.29) ve ÇBRÖ toplam puan (r=0.30) arasında pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<0.05). ESÖ toplam puanı ile ÇBRÖ seçicilik puanı (r=0.16, p<0.05), ÇBRÖ neofobi puanı (r=0.21, p<0.01) ve ÇBRÖ toplam puanı (r=0.2, p<0.01) arasında pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmıştır. Ebeveynlerin yüksek kaygı düzeyi anne çocuk etkileşimini olumsuz etkileyerek çocukların yeme reddi davranışını arttırır. Bu açıdan; ebeveyn yeme davranışının ve ebeveyn stresinin çocuklarda görülen besin reddi ve seçicilik üzerindeki etkisini daha net ortaya koyabilmek için başka çalışmaların yapılmasının yararlı olacaktır.

Ana-babaBesinlerGıda tüketimi+4
Aysu İlhan
Ankara Medipol University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yiyecek korkusu ve merakının kaygı, güven ve yerel yiyecek tüketim niyetine etkisi

Günümüzde beslenme zorunlu yemek tüketiminin yanında bir zevk, sosyalleşme ve kültürel aktarım kaynağı haline gelerek her geçen gün artan bir ilgiye sahiptir. Gastronomi alanındaki gelişmeler eşliğinde yeni reçeteler, farklı kültürlere ait pişirme yöntemleri ile malzemelerin bir araya gelmesiyle meydana gelen yenilikler yiyecek içecek sektörünü ilerletmektedir. Her ne kadar yiyecek içecek endüstrisinde meydana gelen gelişmeler yeni yiyeceklere olan ilgiyi arttırsa da bu tür yiyecekleri tüketme veya deneme isteksizliğini de beraberinde getirmektedir. Bu araştırma kapsamında yemek korkusu (yiyecek neofobisi) ve merakının (yiyecek neofilisi) psikolojik etkenlerden kaygı ve güven ile yerel yiyecekleri tüketme niyetine etkilerinin ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır. Akdeniz bölgesinde bulunan Antalya, Burdur ve Isparta illeri ve bu illeri ziyaret eden turistler araştırma sahasını ve katılımcıları oluşturmaktadır. Bölgeye gelen yabancı turistlerden kolayda örneklem yöntemiyle 493 katılımcı çalışmaya katılmış ve 467 kişilik veri setine ulaşılmıştır. Çalışma kapsamında hazırlanan anket ülkemize en çok ziyaretçi gelen ülkeler dikkate alınarak İngilizce, Almanca ve Rusça hazırlanmıştır. Bu çalışmada ortaya çıkan sonuçlara bakıldığında; yiyecek korkusunun kaygıyı pozitif yönde etkilediği, yiyecek merakının güven duygusunu hissettiremediği ve yiyecek korkusunun yerel yiyecek tüketimini negatif şekilde etkilediği görülmektedir. Yeni yiyecekler insanların ilgisini çekmesine karşın kaygı duygusunun önüne geçemediği ulaşılan bulgulardan bir tanesidir. Yeni yiyeceklerin seçimi insanın merakından kaynaklanmasına karşın insanın zararlı sonuçlardan çekinmesi nedeniyle yeni yiyecekleri denemek istemeyebilmektedir. Daha önceden deneyimlenmeyen yerel yiyecekler insanlar tarafından tercih edilmemektedir. Çalışmadan elde edilen bir diğer bulgu ise yiyecek merakı güven duygusunu etkilememektedir. Duygular yiyecek tüketimini artırabilmekte veya azaltabilmektedir. Güvenin zedelenmesi ya da riskin varlığı yeni yiyeceklere yönelime engel olabilir. İnsanların sağlık sorunları, ekonomik koşulları, yiyecek hakkında bilgi sahibi olmaması ya da yiyeceğin görünümü tüketimi engelleyebilir. İnsanlar yeni yerler görmek yeni destinasyonlar keşfetmenin yanında yeni lezzetler aramak içinde seyahat etmektedir. Çalışmanın sonuçlarından bir tanesi de bunu ortaya koymaktadır. Yiyecek merakı yerel yiyecek tüketimine olumlu etki yapmaktadır. Bu araştırmada kaygı ve güven gibi psikolojik faktörlerin yiyecek korkusuna ve merakına aracılık ederek yerel yiyecek tüketim niyetine etkisinin ortaya konması, benzer çalışma sayısının da kısıtlı olması elde edilecek bulgu ve sonuçları önemli kılmaktadır.

GüvenGıda tüketimiKaygı+6
Engin Pulluk
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tokat ilinde gıda alışverişi esnasında halkın etiket okuma alışkanlığının saptanması

Bu araştırmanın amacı, Tokat İlinde gıda alışverişi yapan tüketicilerin etiket okuma alışkanlığının saptanmasıdır. Araştırma örneklemini 03.06.2009 ve 13.07.2009 tarihleri arasında Tokat İlindeki alışveriş merkezlerinde alışveriş yapan 183 tüketici oluşturmaktadır. Araştırma verileri anket formları kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin frekans, yüzde ve ki-kare analizleri yapılmıştır.Araştırma bulgularına göre; araştırmaya katılan tüketicilerin satın aldığı gıda ürününün ambalajı üzerindeki yazıları %51.4'ü okurken, %40.4'ü bazen okumaktadır. Tüketicilerin %8.2'si ise gıda ambalajı üzerindeki yazıları hiç okumamaktadır. Kadın tüketicilerin %92.1'inin, erkek tüketicilerin ise %91.5'inin etiket bilgilerini okudukları tespit edilmiştir. Etiket bilgilerinin okunmasıyla cinsiyet arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Tüketicilerin etiket üzerindeki bilgilerden en çok üretim ve son kullanma tarihi bilgilerini okuduğu bulunmuştur.Etiket okuma alışkanlığı ile eğitim durumu arasında anlamlı bir ilişki vardır. Bu sonuçla eğitim düzeyinin tüketicilerin daha bilinçli gıda alışverişi yapmasında etkili olduğu söylenebilir. Tüketicilerin çoğunluğu, doğru ve dengeli beslenmeyi sağlayacağı ve besin değeri yüksek olan yiyeceklerin seçimine yardımcı olacağı için etiketi gerekli görmektedir. Tüketicilerin etiket üzerinde dikkatini en çok; işaretler ve yazılar çekmektedir.Araştırmaya katılan tüketicilerin, yarıya yakının etiket üzerinde TSE garantisi olup olmadığına dikkat ettiği saptanmıştır. Araştırmaya katılan tüketicilerin, yarıdan fazlası etiketle ilgili bir problem karşılaştıklarında nereye başvuracaklarını bilmemektedir. Tüketiciler etiketle ilgili bir problemle karşılaştıklarında öncelikle TÜKODER ve Tüketici mahkemelerine başvurmaktadır.

AlışverişEtiketGıda kontrolü+5
Murat Çelik
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim öğrencilerinin gıda tüketimleri, tercihleri ve beden kütle indekslerinin incelenmesi

Bu araştırma, Ankara ili Polatlı ilçesinde bulunan iki devlet ilköğretim okulunda öğrenim gören 7 ? 15 yaş arası çocuklar üzerinde yürütülmüştür. Öğrencilerin demografik özellikleri, gıda tüketimleri, tercihleri ve bunların BKİ'leri arasında ilişki olup olmadığını belirlemek amacıyla anket formu ve 24 saatlik hatırlatma tekniği uygulanmıştır. Elde edilen verilerin frekansları alınmış, veriler SPSS ve BeBIS programlarından yararlanılarak değerlendirilmiş ve Pearson korelasyon katsayısı ile korelasyon analizi yapılmıştır.Çalışmaya, 297 kız ve 182 erkek olmak üzere toplam 461 öğrenci katılmıştır. Öğrencilerin % 43.2'si 13-15 yaş, % 37.5'i 10-12 yaş arasındadır. Araştırmaya katılan kızların ağırlıkları ortalama 40.4±11.3 kg, erkeklerin ise 38.3±12.2 kg'dır ve kızların boy ortalamaları 1.46±0.13 m, erkeklerin ise 1.45±0.14 m olarak bulunmuştur. Çalışma kapsamındaki öğrencilerin % 61.3'ünün BKİ değerleri normal sınırlardan daha düşük iken 7-9 yaş arası öğrencilerde bu oran % 87.6'dır. Kızların BKİ ortalamaları 18.4±2.9, erkeklerin ise 17.8±3.0 olarak saptanmıştır. Öğrencilerin % 96.6'sının kantinden poğaça ve simit almayı tercih ettiği, % 56.0'sının okula yürüyerek 10 dakika ve daha az sürede gittiği ve % 51.0'inin amatörce sporla uğraştığı saptanmıştır. Öğrencilerin % 69.4'ünün yağdan gelen enerji değerinin alınan referans değerlere göre olması gerekenden fazla olduğu ve % 63.6'sının karbonhidrattan gelen enerji değerinin olması gerekenden az olduğu saptanmıştır. Yapılan değerlendirmede enerji alımı ile BKİ arasında istatistiki açıdan anlamlı ilişki bulunmamıştır (r= .07; p =0,13; p > 0,05).Bu dönemde kazanılan beslenme alışkanlıkları yetişkin döneme yansıyacağından, okul çağı çocukların beslenme durumları değerlendirilmeli, çocuklara yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırılmalıdır.

Ankara-PolatlıBeslenme alışkanlıklarıGıda tüketimi+5
Bedia Yücel Süren
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Beden kitle indeksi ve enerji dağılım dengesi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma, İstanbul ili Esenler ilçesinde bulunan bir devlet ilköğretim okulunda öğrenim gören 12 ? 15 yaş arası çocuklar üzerinde yürütülmüştür. Öğrencilerin demografik özellikleri, gıda tüketimleri ve bunların BKİ'leri arasında ilişki olup olmadığını belirlemek amacıyla anket formu, 1 günlük besin tüketim ve 1 günlük fiziksel aktivite kaydı yapılmıştır. Ayrıca Tanita BC 420 S Vücut Analiz cihazı ile vücut yağ yüzdeleri (VYY) ve vücut sıvı yüzdeleri(VSY) ölçümleri yapılmıştır. Elde edilen verilerin frekansları alınmış, veriler SPSS ve BeBIS programlarından yararlanılarak değerlendirilmiş ve Pearson korelasyon katsayısı ile korelasyon analizi yapılmıştır.Çalışmaya, 97 erkek ve 168 kız olmak üzere toplam 265 öğrenci katılmıştır. Öğrencilerin, %46,0'si 14 yaşında, %33,6'sı 13 yaşındadır ve yaşlarının ortalaması 13,51'dir. Araştırmaya katılan kızların ağırlıkları ortalama 47,72 ±10,39 kg, erkeklerin ise 48,71±11,45 kg'dır ve kızların boy ortalamaları 155,85±6,30 cm, erkeklerin ise 158,15±9,22 cm olarak bulunmuştur. Çalışma kapsamındaki öğrencilerin % 54,3'ünün BKİ değerleri normal sınırlardadır. Kızların BKİ ortalamaları 19,50 ±3,48, erkeklerin ise 19,21±3,41 olarak saptanmıştır. Öğrencilerin %51,3'ü günlük 3 öğün tükettikleri saptanmıştır. Öğrencilerin % 38,1'i düşük VYY sahipken, öğrencilerin %73.2'si normal VSY sahip olan olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin % 75,1'inin yağdan gelen enerji değerinin alınan referans değerlere göre olması gerekenden fazla olduğu ve % 65,2'sinin karbonhidrattan gelen enerji değerinin olması gerekenden az olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin günlük enerji alımı ile günlük enerji harcanması arasında anlamlı farklılıklar bulunmamıştır(r= 0.10; p =0,07; p > 0,05).Bu dönemde kazanılan beslenme alışkanlıkları yetişkin döneme yansıyacağından, okul çağı çocukların beslenme durumları değerlendirilmeli, çocuklara yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırılmalıdır.

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıDemografik özellikler+6
Ömer İstik
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin organik gıdaları tercih etme durumlarının saptanması

Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin organik gıda tüketimleri konusunda bilgilerinin, tüketip tüketmeme nedenlerinin, tercihinde göz önünde bulundurdukları özelliklerin yerleşim yeri, cinsiyet ve medeni durum açısından incelenmesidir.Araştırma, Trabzon'un Maçka ve İzmir'in Konak ilçesindeki okullarda yürütülmüş ve tarama modeli kullanılarak araştırmaya konu olan öğretmen kendi koşulları içinde var olduğu gibi tanımlanmaya çalışılmıştır. Çalışma, Tesadüfi Örnekleme Yöntemiyle seçilen, Trabzon Maçka'dan 112, İzmir Konak'tan 88 olmak üzere toplam 200 öğretmen üzerinde yürütülmüştür. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen anket formu kullanılmış ve öğretmenlerin organik gıdalara ilişkin düşüncelerinin belirlenmesinde frekans (f) ve yüzde (%) alınmıştır. Bununla birlikte öğretmenlerin organik gıdaları tercih etme durumları bazı kişisel özellikleri açısından incelenerek farkın belirlenmesinde tek yönlü varyans analizi (F testi) ve t-testi kullanılmıştır.Bulgular, araştırmaya katılan öğretmenlerin genel olarak organik gıdaları tercih ettiklerini, tercih etme nedenlerinin başında ise sağlıklı ve besin değerinin daha yüksek olduğunu düşündüklerini göstermektedir. Organik gıdaların tüketiciler tarafından tercih edilememesinin en önemli nedeni ise pahalı olduğunu düşünmeleri olarak belirlenmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin yarıdan fazlası organik gıdalarla ilgili bilgilerini yeterli görmemektedir ve bu konudaki bilgilerini daha çok internet ve televizyondan edindiğini belirtmektedir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin tamamına yakını tarım ürünlerinin üretiminde kullanılan kimyasalların kansere neden olabileceğini düşünmeleri araştırmanın diğer önemli bulgularındandır. Bu bulgular ışığında, bireylerin organik gıdalar konusunda bilinçlenmesine yönelik ve ileride yapılabilecek bilimsel araştırmalara dair öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Organik gıda, organik tarım, tercih etme.

Gıda tüketimiOrganik gıdaOrganik tarım+3
Emine Betül Kavalcı Hasançebi
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00

Related subjects