Global crises

98 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Finansal krizler kapsamında Avrupa borsaları ile Borsa İstanbul arasındaki oynaklık ilişkisinin dinamik koşullu korelasyon modelleri ile analizi

Çalışmanın temel amacı; 2008 Küresel Krizi, Yunanistan Borç Krizi ve Avrupa Borç Krizi'nin, Borsa İstanbul ile Avrupa borsaları arasındaki oynaklık ilişkilerini değiştirip değiştirmediğinin belirlenmesi, oynaklık ilişkilerinde asimetri etkisinin varlığının test edilmesi ve oynaklık ilişkilerinde değişime neden olan spesifik olayların tespit edilmesidir. Bu amaç doğrultusunda Borsa İstanbul ile Avrupa borsaları arasındaki oynaklık ilişkileri, krizler baz alınarak belirlenen dönemler itibariyle dinamik koşullu korelasyon modelleri ile analiz edilmiştir. Yapılan analizlerle oynaklık ilişkilerinde asimetri etkisi bulunmadığı belirlenmiştir. Bununla birlikte belirtilen krizlerin Borsa İstanbul ile Avrupa borsaları arasındaki oynaklık ilişkilerini değiştirdiği tespit edilmiştir. Krizlerin ardından koşullu korelasyonların genel olarak kısa süreyle arttığı ve değişken bir yapı gösterdiği saptanmıştır. Ayrıca 2008 Küresel Krizi ve Yunanistan Borç Krizi'nin genel olarak borsalar arasındaki oynaklık ilişkilerinde şokların kısa ve uzun dönem kalıcılığını değiştirdiği belirlenmiştir. Belirlenen dönemlerde ülkeye özgü spesifik olayların yanında uluslararası gelişmelerin de koşullu korelasyonlarda değişime neden olduğu belirlenmiştir. Çalışma sonucunda analizlerden elde edilen bilgilere bağlı olarak benzer krizlerin yaşanması durumunda yatırımcılara uluslararası portföy çeşitlendirmesinde kullanabilecekleri bilgiler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Finansal krizler, Borsa İstanbul, Avrupa borsaları, oynaklık ilişkisi,dinamik koşullu korelasyon modelleri.

AvrupaBorsaBorsa İstanbul+7
Serap Kamışlı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Finansal krizlerde Borsa İstanbul alt sektörleri arasındaki oynaklık yayılımı: Yön, frekans boyutu ve şoklar bağlamında analiz

Araştırmanın temel amacı; 2001 Finansal Krizi ve 2008 Küresel Krizi esas alınarak belirlenen dönemlerde, krizler nedeniyle BIST alt sektör endeks getirilerinin kendi sektör grupları içinde değişen oynaklık yayılımlarının, yönünün, frekans boyutunun ve değişime neden olan olaylar bağlamında dinamik yapısının belirlenmesi ve farklı türdeki krizlerin oynaklık yayılımları üzerinde yarattığı etkilerin farklı olup olmadığının tespit edilmesidir. Tezde birbirlerini tamamlayan nitelikteki üç ayrı yöntem ile yapılan analizlerle, alt sektör endeks getirileri arasındaki oynaklık yayılımlarının yön ve frekans boyutu belirlenmiş, yayılımlar üzerinde hangi tür şokların daha etkili olduğu tespit edilmiştir. Uygulanan analizler ile 2001 Finansal Krizi ve 2008 Küresel Krizi'nin, sınai, hizmetler ve mali alt sektör endeks getirileri arasındaki oynaklık yayımlılarının yönünü ve frekansını farklı şekilde değiştirdiği belirlenmiştir. Bulgular, krizlerin ardından birçok alt sektör endeks getirisi arasındaki koşullu korelasyon yapısının değiştiğini, 2008 Küresel Krizi'nin ise koşullu korelasyon yapıları üzerinde daha fazla etkili olduğunu ortaya koymuştur. Bununla birlikte 2001 Finansal Krizi'nin ardından tüm alt sektörlerin politik şoklardan, özellikle mali alt sektör getirileri arasındaki oynaklık ilişkilerinin de ekonomik şoklardan diğerlerine göre daha fazla etkilendiği belirlenmiştir. 2008 Küresel Krizi'nin ardından ise ekonomik şokların sınai ve mali, toplumsal ve politik olayların da sınai ve hizmetler alt sektör getirileri arasındaki oynaklık ilişkilerinde daha fazla etkili olduğu tespit edilmiştir. Tez sonucunda elde edilen bilgiler ışığında aynı türde krizlerin gerçekleşmesi durumunda yatırımcılara çeşitlendirmeye ilişkin bilgiler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Finansal krizler, varyansta nedensellik, frekans temelli oynaklıkyayılımı, dinamik koşullu korelasyon, Borsa İstanbul

Ekonomik kriz Şubat 2001Finansal krizFiyat hareketi+7
Melik Kamışlı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

2001 Şubat krizi ve 2008 küresel krizlerinde Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı bankaların panel veri analizi ile değerlendirilmesi

Kriz, neredeyse bütün yaşam alanlarında çeşitli sebeplerden kaynaklı meydana gelen düzensizlik durumu olarak ifade edilebilmektedir. Ekonomi alanında etkiledikleri sektörler açısından krizler, mal ve hizmet sektörünü etkileyen reel sektör krizleri ve finansal piyasaları etkileyen finansal krizler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Türkiye yaşamış olduğu 1994, 2000 Kasım ve 2001 Şubat krizleri ile finansal kriz geçmişi olan bir ülke konumundadır. Son yıllarda finansal piyasaların gittikçe birbiri ile bütünleştiği uluslararası finansal sektörlerde, herhangi bir ülkenin finans piyasalarında oluşan kriz tüm dünyayı etkileyen küresel bir krize dönüşebilmektedir. Başlangıç noktası ABD olan mortgage krizi de kısa bir zamanda tüm dünyayı etkileyen küresel bir kriz haline gelmiştir ve Türkiye ekonomisi ve Türk bankacılık sektörü de bu krizden etkilenmiştir. Çalışmada 2001 Şubat ve 2008 küresel krizi hakkında genel bilgiler verildikten sonra analiz kısmına geçilmiştir. Analizde yöntem olarak Panel Veri Analizi kullanılmış olup 1997-2016 yılları arasında Türkiye'de faaliyet gösteren 12 yabancı banka analize dahil edilmiştir. Yapılan analiz çerçevesinde ise Türkiye'de faaliyet gösteren 12 yabancı bankanın 2001 Şubat ve 2008 küresel krizinden olumsuz etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kriz, Finansal Kriz, 2001 Şubat Krizi, 2008 Küresel Krizi ve Yabancı Bankalar.

Ekonomik kriz 2008Ekonomik kriz Şubat 2001Finansal kriz+4
Esra Özkahveci
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

2008 küresel finans krizi sonrası Türk bankacılık sektöründe performans değerlendirmesi

İnsanlığın ilkel olduğu zamandan modern hayata geçiş sürecine kadar ülkelerin zenginlikleri doğal koşullarla ölçülmekteydi. Paranın icadından sonra yaşanan finansal zenginlik hem ülkelerin hem de insanların finansal alana yönelmesini sağlamıştır. Bu bağlamda gün geçtikçe yapılan işlemlerin artması bazı finansal kurumların oluşmasını zorunlu hale getirmiştir. Bu finansal kurumlardan birisi olan bankalar, zamanla etkinliğini artırarak finansal sistemin temel bir faktörü haline gelmiştir. Artan işlem hacmi ve piyasaların derinleşmesi bankaların, finansal sistemin neredeyse tamamına yakın bir oranda yer almasına olanak sağlamıştır. Bankaların finansal sistem içerisinde öneminin artması, bankalar arasındaki rekabeti de artırmıştır. Birbirleri ile aralarındaki kârlılık, yeni ürünler sağlama, piyasada etkin olma gibi etkenler çoğaldıkça bankaların bu alanlara yönelmesi de kaçınılmaz olmuştur. Piyasada daha iyi bir pozisyon almak isteyen bankalar, kârlılıklarını artırıcı faktörleri araştırmaya koyulmuştur. Bu konu hakkında çeşitli araştırmalar yapılmış ve bankaların performanslarını etkileyen belirleyiciler analiz edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın amacı, 2008 küresel finans kriz, sonrası, 2009-2018 dönemleri arasında faaliyetlerine devam eden 24 bankanın, performanslarına etki eden faktörlerin belirlenmesidir. Çalışmada bağımlı değişkenler olarak başlıca; sermaye yeterlilik oranı, likidite ve kredi riski, kredilendirme düzeyi, banka büyüklüğü, yoğunlaşma ve mevduat oranı değişkenleri kullanılmıştır. Panel veri regresyon yönteminin kullanıldığı çalışmada ulaşılan bulgulara göre; sermaye oranı, likidite riski, kredilendirme düzeyi, banka büyüklüğü, sermaye oranı ve yoğunlaşma değişkenlerinin performans üzerindeki değişimi açıklamada istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar verdiği gözlemlenmiştir. Ayrıca çalışmada ulaşılan diğer önemli sonuç ise kredi riski değişkeninin tüm performans ölçütleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı herhangi bir değişim meydana getirememesidir. Daha açık bir ifade ile bankaların verdikleri ve geri dönüşü olmadığı için takibe düşen kredilerde meydana gelen değişimlerin performans oranlarını anlamlı bir şekilde artırıcı veya azaltıcı bir etkisi olmamaktadır. Anahtar Kavramlar: Banka performansı, 2008 Küresel Finans Krizi

Bankacılık sektörüBankalarEkonomik kriz 2008+5
Sevim Ergenoğlu
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Bankacılık krizlerinin önlenmesinde bankalar birliğinin rolü ve lonca teşkilatı

Bankacılık krizleri, 1980'li yıllardan itibaren yükselen piyasa ekonomilerinde sürekli tekrarlanmıştır. 2008 Küresel Krizi ise özellikle güçlü ekonomik ve finansal alt yapıya sahip gelişmiş ülkelerde önemli tahribata yol açmıştır. 2008 Küresel Krizi'nin özellikle gelişmiş piyasa mekanizmalarına sahip ülkelerde gerçekleşmesi, bankacılık krizlerini önleyici geleneksel tedbirlerin yetersizliğini kanıtlamıştır. Bu çalışma, bankacılık krizleri ile daha etkin mücadele için geleneksel tedbirler olan makro (kamusal) ve mikro (banka içi) tedbirlere ilaveten mezo (meslek birlikleri) düzeyde tedbirlere de ihtiyaç olduğunu vurgulamaktadır. Mezo düzeyde faaliyette bulunan ve banka birlikleri gibi bir meslek örgütü olan Osmanlı loncaları, geçmişte devlet ile esnaf arasında, özellikle devletin aldığı tedbirlerin etkinliğini arttıran tamamlayıcı çok sayıda fonksiyon icra etmişlerdir. Çalışma, bankacılık krizlerinin önlenmesinde loncaların banka birlikleri için bir rol model olabileceğini ortaya koyarak mevcut literatürde önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Çalışmanın temel amacı, bankacılık krizlerinin önlenmesinde banka birliklerinin tamamlayıcı rolünün makro tedbirler üzerindeki etkisini incelemektir. Bu kapsamda çalışmada "Bankacılık Krizlerini Önlemede Banka Birliklerinin Tamamlayıcı Rolünün Etkinliği Ölçeği" geliştirilmiştir. Geliştirilen ölçek emekli bankacı ve akademisyenlerden oluşan bir örnekleme uygulanmıştır. Elde edilen veriler, yapısal eşitlik modellemesi yöntemi ile test edilmiştir. Çalışmanın sonucunda banka birliklerinin bankacılık krizlerinin önlenmesinde üstlenmesi gereken tamamlayıcı roller tespit edilmiştir. Bu roller aracılığa, demokratik katılıma, otokontrole ve toplumsal faydaya ilişkindir. Anahtar Kelimeler: Küresel Finansal Kriz, Bankacılık Krizi, Osmanlı Loncaları, Mezo Tedbirler, Banka Birlikleri, Yapısal Eşitlik Modellemesi

Banka birlikleriBankacılık sektörüBankalar+5
İsmail Balkan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Küresel krizin bulaşma etkisi: Menkul kıymet borsaları üzerine bir uygulama

Küreselleşmenin bir sonucu olarak ülkeler arasında sınırların ortadan kalkması, piyasalar arası finansal ilişkilerde yoğunluk ve serbestliği de beraberinde getirmiştir. Bu serbestleşme piyasalarda yaşanan şokların ülkelerarası transferine olanak sağlayan bir yapı ortaya çıkartmıştır. Ekonomik şokların ülkelerarası transferi konusunda literatürde yapılmış birçok çalışma yer almaktadır. Bu çalışmalara ilave olarak son yıllarda finansal şokların transferi konusunda krizlerin bulaşıcılığı ön plana çıkmış ve birçok araştırmacı tarafından incelenmiştir. Bu çalışmada da çeşitli ülkelerde yaşanmış ve küresel çapta diğer ülkeleri de etkileyen birtakım krizlere değinilerek, bu krizlerin bulaşıcılığı incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde detaylı olarak küreselleşmeden bahsedilmiştir. İkinci bölümde finansal krizlerin bulaşma etkisi konusunda literatüre uygun bir alt yapı oluşturması için tanımlamalar yapılmış ve çeşitli küresel krizlerin bulaşıcılık etkileri incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise ABD kaynaklı 2007-2009 küresel finansal krizin bulaşma etkisi örneklem seçilen bir grup ülke için ampirik uygulama yapılmak sureti ile incelenmiştir. Ampirik Uygulamada DCC- GARCH modeli kullanılmıştır. Çalışma sonucuna göre kriz döneminde, kriz öncesi döneme göre DCC katsayıları yüksek çıkarak, örneklem seçilen ülkelere 2007-2009 Küresel finans krizin bulaşma etkisi gözlemlenmiştir. Bulaşma etkisi özellikle üst gelir grubu ülkelerde diğer ülkelere göre daha fazla görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Finansal Kriz, Bulaşma Etkisi, Küresel Kriz, DCC GARCH

BorsaBulaşma etkisiFinansal kriz+7
Fatih Kıraç
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Küresel krizde maliye politikasının etkinliği:Türkiye uygulaması

Devletin ekonomiye müdahale etmesi konusu iktisat literatüründe her dönem en başta gelen tartışma konularından birisi olmaktadır. 1929 Büyük Buhranı sonrasında J.M. Keynes'in görüşleri doğrultusunda devletin ekonomi içerisindeki rolüne yeni bir boyut getirilmiş ve ekonomik büyümenin sağlanmasında maliye politikasına aktif bir rol yüklenmiştir. Daha sonra, 1970'li yıllarda yaşanan petrol fiyatı şokları ve 1980'li yıllarda Avrupa'da uygulanan mali daralma politikaları sonucunda yaşanan gelişmeler, maliye politikasının etkinliği üzerine yeni tartışmaları beraberinde getirmiştir. Yaşanan gelişmeler sonucunda iktisatçılar, Keynes'in ekonomik büyümenin sağlanmasında maliye politikasına yüklediği görevin etkinliğine yönelik ciddi eleştiriler yapmışlardır. 2008 yılına kadar ekonomi politikaları içerisinde önemi geri planda kalan maliye politikası, ABD'de ortaya çıkan küresel krizle birlikte ekonomi politikaları içerisindeki önemi tekrar sorgulanmaya başlanmış ve küresel krizden çıkmak için yeniden maliye politikasına aktif rol yüklenmiştir. Türkiye 2001 yılında yaşadığı finansal kriz sonrasında daraltıcı maliye politikası uygulayarak mali dengesini sağlamış, küresel krizin etkilerini bertaraf edebilmek için dünyada olduğu gibi genişletici maliye politikası uygulamalarını krizden kurtulabilmek için aktif hale getirmiştir. Türkiye'de küresel kriz sonrası uygulanan maliye politikasının etkin olup olmadığı bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Çalışmada, zaman serisi analizi yöntemleriyle 2002:4-2014:4 dönemi baz alınarak Türkiye'de küresel kriz sürecinde uygulanan maliye politikası uygulamalarının ekonomik büyüme üzerindeki etkinliği incelenmiştir. Çalışma sonucunda Türkiye'de, küresel kriz sonrasında uygulanan maliye politikasının ekonomik büyüme üzerinde etkin olduğu, kriz döneminde kullanılan mali politika araçlarından kamu harcamalarının, vergilere göre daha etkin politika aracı olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Maliye Politikası, Küresel Kriz, Johansen Eşbütünleşme Analizi, VAR Analizi

Ekonomik krizFinansKamu maliyesi+4
Adil Akıncı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Küresel finansal krizler ve Türkiye'ye etkileri

Ekonomik krizler ülkelerin var oluşundan bu yana kaçınılmaz bir gerçektir. Tarih boyunca birçok yıkıcı ekonomik kriz yaşanmıştır. Bu çalışmanın ana konusu küresel etkiye sahip olan finansal krizler ve bu krizlerin Türkiye'ye olan etkileridir. Çalışmada kriz ve kriz çeşitlerini ilerleyen krizleri anlayabilmek adına açıklanmış ve anlatılmıştır. Üçüncü bölümde küresel çapta gerçekleşen ekonomik krizler anlatılmıştır. Bu krizlerin nasıl ortaya çıktığı, sebepleri, etkileri ve ülkelerin bu krizlere karşı nasıl önlemler aldığı detaylıca anlatılmıştır. Dördüncü bölümde anlatılmış olan krizlerden üç tanesinin Türkiye ekonomisi üzerinde nasıl bir etkisi olduğu anlatılmış ve ekonomik veriler incelenmiştir. Beşinci bölümde Türkiye'nin krizler esnasındaki genel performansında görülen sorunlar irdelenmiştir. Altıncı bölümde dolar/TL üzerinde belirli değişkenler alınarak yapılmış ekonometrik analizlere yer verilmiştir. FED faizinin ve ONS altın fiyatlarının çeşitli kriz dönemlerinde dolar/TL üzerinde önemli etkiye sahip olduğu gözlemlenmiştir. FED faiz oranları ve ONS altın fiyatları karşılaştırıldığında, dolar/TL paritesi için FED faiz oranlarının daha baskın olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç ve öneri bölümünde tüm çalışma kısaca özetlenmiş ve gelecekte yaşanabilecek finansal krizlere karşı nasıl önlemler alınabilir sorusuna çözüm önerilerinde bulunulmuştur.

COVID 19Döviz kuru riskiEkolojik kriz+6
Selin Ünal
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

2008 küresel finans krizinin Türk turizm sektörüne etkisi: BİST'de işlem gören turizm şirketleri üzerine bir uygulama

Bu çalışmada kriz kavramı turizm sektörü açısından ele alınmış, finansal krizlerin turizm sektörüne etkileri incelenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla, öncelikle turizm sektörünün finansal karakteristiği ortaya konulmaya çalışılmıştır. BİST'de işlem gören turizm şirketlerinin 1999-2015 dönemine ait bilanço ve tablosu verilerinden yararlanılarak hesaplanan finansal oranları kullanılarak faktör analizi tekniği ile turizm sektörünün genel finansal yapısının tespiti amaçlanmıştır. BİST'de işlem gören turizm şirketleri için 18 finansal oran 16 yıllık dönem için hesaplanmıştır. Faktör analizi ile bu oranlar özetlenerek likidite, kaldıraç, büyüme ve karlılık olmak üzere dört faktör altında toplanmıştır. 2000 Kasım-2001 Şubat ve 2008 küresel finans krizlerinden BİST'de işlem gören turizm şirketlerinin nasıl etkilendiği, kriz yılları ve sonrası şirketlerin finansal yapılarındaki değişiklik incelenerek ortaya konmaya çalışılmıştır. Finansal yapı etkileri bakımından, Türk Turizm sektörünün yerel kriz niteliğinde olan 2000 Kasım-2001 Şubat krizinden de, 2008 küresel krizinden de çok fazla etkilenmediği görülmüştür. Bununla beraber 2000 Kasım-2001Şubat krizinden nispeten daha fazla etkilendiği söylenebilir. Çalışmada ayrıca, BİST'de işlem gören turizm şirketlerinin, 2000 Kasım-2001 Şubat ile 2008 küresel finans krizi dönemlerinde beta katsayılarının nasıl değiştiği de belirlenmeye çalışılmıştır. 2000 Kasım-2001 Şubat krizi dönemine özgü beta katsayılarının, 1999-2015 dönemi verileriyle hesaplanan beta katsayılarından daha yüksek olduğu saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Finansal krizler, finansal oranlar, BİST, faktör analizi, beta katsayısı.

Borsa İstanbulEkonomik kriz 2008Faktör analizi+6
İbrahim Halil Uçar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Küresel kriz sonrası geleneksel olmayan para politikalarının enflasyon ve döviz kuru üzerine etkisi: Türkiye örneği

Bu araştırmanın amacı küresel kriz sonrası geleneksel olmayan para politikalarının enflasyon ve döviz kuru üzerine etkisinin Türkiye örneğinde incelenmesidir. Araştırmada ekonometrik model kapsamında değişkenler TCMB veri tabanından elde edilmiştir. Veriler 2008-2018 dönemini kapsamaktadır. Bu dönemin alınmasının nedeni 2008 kriz dönemine yönelik tespitin yapılmasıdır. Granger nedensellik testi sonucunda faizin döviz kuru ve enflasyon üzerinde etkili olmadığı tespit edilmiştir. Bu durum ülkedeki para politikalarının döviz kuru ve enflasyon üzerinde doğrudan etkili olmadığını göstermektedir. Araştırmada sonuç olarak değişkenler düzey değerlerinde durağan olmadıkları için regresyon modeli uygun bulunmamıştır. Farklı düzeylerde durağanlık söz konusu olduğu için Granger nedensellik testi yapılmıştır. Ancak test sonuçlarına göre faiz oranlarının döviz kuru ve enflasyon üzerinde etkili olmadığı tespit edilmiştir. Türkiye'de uygulanan 2008 sonrası para politikaları doğrudan döviz kuru veya enflasyon oranı üzerinde etkili değildir. Türkiye'nin üretimde ve petrolde dışa bağımlı olması, para politikalarının döviz kuru ve enflasyon üzerinde etkili olmamasında bir neden olarak ifade edilebilir. Anahtar Kelimeler: Küresel Kriz, Geleneksel Olmayan Para Politikaları, Enflasyon, Döviz Kuru

Döviz kuruEnflasyonEnflasyon riski+6
Alper Nurel
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de 1994 ve sonrasında yaşanan krizlerin insani gelişme endeksine etkisi

İkinci Dünya Savaşı'na kadar ekonomik büyüme ile eşdeğer tutulan kalkınma kavramı, özellikle savaş sonrasında insan odaklı bir kavrama dönüşmüştür. Yaşanan krizlerden çıkmaya çalışan, ekonomik olarak yeniden yapılanan ve küreselleşme sürecine giren ülkeler büyümenin tek başına yeterli olmadığı ve büyüme gösteren her ülkenin kalkınma yaşamadığı konusunda birleştiler. Bu sebeple Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (United Nations Development Programme- UNDP) sağlık, eğitim ve gelir unsurlarıyla insani gelişme adına bir ölçüt oluşturmuştur. 1990 yılından itibaren birçok ülke için hesaplanan ve her sene yayımlanan rapor; insani gelişmede gelir ile birlikle beşeri unsurların da yaşam kalitesinde önemli olduğunu vurgulamaktadır. Bu çalışmada; 1990 sonrasında Türkiye'de yaşanan ekonomik krizlerin insani gelişme endeksine ne şekilde etki ettiği ve insani gelişmeyi ülkede en çok etkileyen bileşenler üzerinde durulmuştur. Ekonomik krizlerin ardındaki yıllarda insani gelişme bileşenleri üzerinde varsayımlar yapılarak endeks rakamının değişimi konusunda tahminler ve karşılaştırmalar yapılmıştır.

Ekonomik büyümeEkonomik kalkınmaEkonomik kriz+5
Esra Gökay Zor
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yirmi yılın krizleri ile sistem analizi

Uluslararası İlişkiler disiplini, çalışılmaya başladığı zamanlardan günümüze kadar içerisinde her zaman sistem içerisindeki aktörlerin hamlelerini, durumlarını analiz etmektedir. Bunun yanında bir sonraki hamlelerinde karşı aktörün vereceği tepkinin ne olabileceğini belirleyebilmek de üzerinde tartışmaların olduğu bir alan olmuştur. Uluslararası sistemin genel durumunun analizi de bu tartışmaların odak noktasında bulunan temel bileşen olarak karşımıza çıkmaktadır. Fikirleri ve yayınları ile uluslararası ilişkiler literatürünün yerleşmesinde ve gelişmesinde büyük bir katkısı olan Edward Hallett Carr'ın özellikle 20. yüzyılın başlarında edindiği deneyim ve birikim ile uluslararası ilişkiler çalışmalarına yol göstermektedir. Ayrıca konuları ele alış şekli ile birlikte elde edilen düzey analizi, güç üzerine şekillenen sistemin bileşenleri hakkında araştırmacıları bilgilendirmektedir. Fikirlerinin hem akademik hem de bürokratik camiada tartışılmış ve tartışılıyor olması sistem aktörlerinin nitelikleri ile ilgili analizlerinin doğruluk payının yüksekliğini göstermektedir. Bu tezde, son yüzyıla görüşleri ile şekil vermiş olan Edward Hallett Carr'ın eserlerinden yola çıkılarak, genel geçer bir uluslararası sistem durumu analizinin ve formülünün bulunabileceği veya bulunamayacağı sorusu araştırılmıştır. Yapılan eser analizlerinin neticesinde bulunan sistem düzeyleri ve bileşenler sonuç bölümünde işlenmiş olup okuyucunun bilgisine sunulmuştur.

Carr, Edward HalletEleştirel kuramKriz+6
Ömer Ertuğrul Meral
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

1873, 1929, 1973 krizleri ve iktisat okullarının çözüm yaklaşımları

Bu çalışmanın amacı, üç iktisadi krize başlıca iktisat okullarının çözüm yaklaşımı üzerine değerlendirilmeleridir. Bu değerlendirmeler yapılırken öncelikli olarak 1873 krizi, 1929 Ekonomik buhranı, 1970' lerde ortaya çıkan petrol krizi üzerinde durulmuştur. Krizlerin ortaya çıkışı nedenleri yayılması ve sonuçları incelenerek ortaya konulmaya çalışılmıştır. Başlıca krizler içinde ilk ortaya çıkanı 1873 krizi olmuştur. Bu kriz dünyada etki alanı geniş olan ilk kriz olarak göze çarpmaktadır. Bu krize ilişkin klasik akımın bir takım çalışmaları olmuştur. Daha sonra krizlerin en büyüğü olarak nitelendirilen 1929 Dünya Ekonomik Buhranı ortaya çıkmıştır. Kriz ABD'de başlayarak kısa sürede tüm dünyaya yayılmış ve tarihin en büyük krizi olmuştur. Keynes krize ilişkin çözüm yaklaşımlarıyla kısa sürede aynı zamanda devlet müdahalesinin gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. 1973' te başlayan petrol krizi stagflâsyona yol açarak hem enflasyona hem de işsizliğe sebep olmuştur.

Amerika Birleşik DevletleriEkonomi okullarıEkonomi politikaları+5
Meryem Polat
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

2008 küresel krizini önlemede maliye politikalarının rolü: Türkiye örneği

Gayrimenkul sektörünün ABD'de 2007 yılının son çeyreğinde çökmesi sonucu, finansal bir kriz başlamış ve bu kriz 2008 yılında dünya genelinde birçok ülkeyi kısa sürede etkisi altına almıştır. Küresel kriz ve krize karşı uygulanan genişletici politikalar birçok gelişmiş ülkede bütçe açığını ve borç seviyesini yükseltmiştir. Bu sebeple, kamu maliyesinin sürdürülebilirliği tehlikeye girmiş, bütçe açığının azaltılması ve denetiminin arttırılması, kamu maliyesinde disiplinin sağlanması gibi konulara daha fazla önem verilmeye başlanmıştır. Bu çerçevede, bütçe gelirlerinde istikrarı sağlama ve kamu harcamalarını düzeltme hedefleri ile birlikte maliye politikalarının uygulanması da bir gereklilik halini almıştır. Yaşananlar sonucunda Türkiye'nin kriz boyunca aldığı maliye politikası önlemleri, piyasalarda oluşan belirsizliği ortadan kaldıracak şekilde düşünülmüş, özel kesim yatırım harcamalarındaki azalmayı ve hane halkı tüketim harcamalarındaki talep daralmasını telafi etmeyi amaçlamış, kamu gelirlerinde ve kamu harcamalarında düzenlemelere gidilmiştir. Çalışma, Türkiye'nin küresel krizden çıkışında etkili olan unsurları belirlemek ve maliye politikalarının rolünü ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır. Bu doğrultuda dünyada ve Türkiye'de maliye politikaları kullanılarak küresel krizle mücadele etme yöntemleri incelenmiştir. Makroekonomik göstergelere bakıldığında, alınan önlemler ve uygulanan politikalar sonucunda, küresel kriz ile mücadelesinin ardından Türkiye'nin, maliye politikası uygulamalarını yerinde ve doğru kullanarak kriz öncesi seviyeyi yakaladığına ulaşılmıştır. İlerleyen yıllarda ise büyüme oranı daha da yukarılara çıkmıştır. Böylelikle maliye politikalarının krizleri önlemedeki rolü küresel krizle birlikte bir kez daha anlaşılmıştır.

Ekonomik kriz 2008Ekonomik krizKriz+3
Berkan Evliyaoğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

2008 küresel finansal kriz sonrası seçili ülkelerdeki maliye politikalarının dönüşümünün değerlendirilmesi

İktisat/maliye literatüründe önemli bir konumda yer alan ekonomik kriz kavramı, insanlık medeniyetinin gelişmesi ile beraber binlerce yıldır hayatın bir parçası olarak karşımıza çıkmaktadır. Belirli sıklıklarla sürekli karşımıza çıkan ekonomik krizler, özellikle 19. yüzyıldan bu yana hayatın bir gerçeği olmuş durumdadır. Tarihte birçok kez görüldüğü üzere yaşanan büyük ekonomik krizlerin ardından iktisadi/mali düşünce teorileri ve politikaları yeniden gözden geçirilmekte ve hatta köklü değişimlerden geçmektedir. Bu çalışmanın amacı hâkim iktisat teorilerinin 2008 Küresel Finans Krizi'nden sonraki gelişiminin maliye politikaları ışığında incelenmesidir. İktisadi düşünce okullarının temel varsayımları ve teorilerindeki farklılıklar, para ve maliye politikası araçlarının kullanımının farklılaşmasına yol açmaktadır. 2008 Küresel Finans Krizi'nin ardından iktisatçılar ve maliyeciler arasında Keynesyen İktisadi Düşünce'nin tekrardan hâkim hale geldiği yorumları yapılmıştır. Bu çalışmada maliye politikalarına bakış açısının tarihsel gelişimi gösterildikten sonra, ABD, Almanya, İspanya, İtalya, Yunanistan ve Türkiye örneğinde kriz sonrasındaki maliye politikalarının incelenilerek hâkim iktisadi teorinin değişip değişmediği araştırılmıştır. Çalışmanın sonucunda uluslararası kuruluşların maliye politikalarına bakış açısı ve seçili ülkelerin uygulamaları doğrultusunda maliye politikalarının yalnızca kısa bir süreliğine Keynesyen politikalar tarafından yönlendirildiğini, ardından ülkelerin mali konsolidasyonlar/kemer sıkma programları uygulayarak kriz öncesindeki uygulamalarına dönmeye çalıştığı görülmüştür. Nihayetinde ülkelerin pragmatik davranarak kriz sonrasında Keynesyen teorilere sarıldığı, krizin ilk şokları atlatıldıktan sonra ise bu politikaları bıraktığı görülmüştür.

Ekonomik kriz 2008Ekonomik krizFinansal kriz+3
Şükrü Çağrı Çelik
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Ulusal ve küresel kriz dönemlerinde yabancı sermaye sahipliğinin firmaların performansı üzerine etkisi: Türkiye örneği (1995-2017)

Firmaların sahiplik yapıları halka açık veya kapalı, özel veya kamu, yerli veya yabancı olarak gruplandırılabilir. Mülkiyet yapısı ile kontrol arasında doğrudan bir ilişki vardır. Günümüzdeki firmalar daha rekabetçi bir yapı için dış pazarlara açılarak dış firmalarla iş birliği yaparlar, hatta birleşirler. Bu c amacı yabancı sahipliğin olduğu Türkiye'de faaliyet gösteren firmaların özellikle kriz dönemlerinde verdikleri tepkileri araştırmaktır. Dolayısıyla, bu tezde İstanbul Sanayi Odası (ISO) verilerinden elde edilen İmalat Sanayi sektöründeki 1995-2017 yılları arasında faaliyet gösteren "En Büyük 500" firmanın, 2001 ve 2008 kriz dönemlerindeki yabancı sermaye, istihdam, ihracat ve satış sonrası büyüme performansları Alvarez ve Gorg'un 2007 yılında Şili için yapmış olduğu ve ekonometrik altyapı kullanılarak incelenmiştir ve dengeli panel oluşturulmuştur. Bu çalışmanın asıl amacı Türkiye de faaliyet gösteren, yabancı mülkiyetli firmaların kriz dönemlerindeki performanslarını incelemektir Bulgularımız, çoğunluk yabancı mülkiyeti ile firmaların performansları arasında pozitif bir ilişki bulan önceki çalışmaların bulguları ile örtüşmektedir2001 krizinden firmalar olumlu etkilenirken 2008 krizinden olumsuz etkilenmişlerdir. Bir diğer ifade ile 2001 krizini şirketler fırsata çevirebilmişlerdir. Ancak kriz zamanlarında %50 ve %50'den fazla yabancı sermayeli şirketlerin 2001 ve 2008 krizlerinden olumsuz etkilendikleri görülmektedir. 2001 krizini, 2008 krizine göre daha zor yönettikleri görülmektedir. Anahtar kelimeler: doğrudan yabancı yatırımlar, imalat, finansal krizler, Türkiye, firma davranışları

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıEkonomik kriz 2008Ekonomik kriz+7
Özcan Özkan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ekonomisinde yaşanan krizlerin erken uyarı sistemi ile sınanması

Bu çalışmanın amacı, Kaminsky, Lizondo ve Reinhart (KLR) (1998) tarafından geliştirilen "Sinyal Yaklaşımı'nı" esas alarak 2004-2014 dönemi içerisinde Türkiye'de meydana gelen krizlerin sınanmasıdır. Çalışmamızda toplam 15 gösterge, 2004:Q1 – 2014:Q1 dönemi için sınanmaya çalışılmıştır. Elde edilen bulgulara göre krizi öngörmede işsizlik oranı doğru sinyal açısından; uluslararası rezervler, reel faiz oranı, reel döviz kuru ve tüketici fiyat endeksi ise krize öncülük etme olasılığı ve kriz öncesi dönemlerde sinyallerin sürekliliği açısından en iyi performansı sergileyen göstergeler olarak öneçıkmaktadır. Krizi öngörmede sinyal ve süreklilik açısından en kötü performansı sergileyen değişkenler ise cari işlemler dengesi, rezerv yeterliliği ve kamu harcamaları olarak belirlenmiştir. Çalışmamız sonucunda, başarısız olan değişkenler dışındakilerle oluşturulan Bileşik Öncü Göstergeler Endeksi'nin dönem içerisindeki krizleri öngörmede başarılı olduğu, seçilen öncü göstergelerin de bir bütün olarak krizi öngörmede başarılı sonuç verdiği anlaşılmıştır.

Ekonomik krizErken uyarı sistemleriFinansal kriz+4
Hüseyin Gökçe Karadeniz
Manisa Celal Bayar University
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de 1980 sonrası yaşanan krizlerin dış ticarete etkileri: Ekonometrik bir uygulama

Türkiye ekonomisi 1980'den itibaren küresel piyasalara eklemlenmeyi hedeflemiş ve bunu başarmayı teminen dışa açılma politikalarını benimsemiştir. Küreselleşmenin olumlu katkıları yanında olumsuz katkıları da vardır. Bunlardan birisi de uluslararası piyasalarda yaşanan ekonomik dengesizliklerin iç piyasaları hızlı bir şekilde etkilemesidir. Türkiye ekonomisi de dışa açılmasının sonucunda bu olumsuz sonuçlardan etkilenmiştir. Özellikle 2001 ve 2007 yıllarında gerçekleşen küresel durgunluk Türkiye'yi de olumsuz etkilemiş ve 2001 ve 2008-2009 ekonomik krizleri küresel piyasalardaki dengesizliğin yansıması olarak yaşanmıştır. Türkiye ekonomisinde, 1980, 1994 ve 2001 krizlerinde devalüasyon gerçekleştirilmiştir. 2008-2009 krizinde ise uluslararası piyasadaki durgunluk dış ticareti ve reel sektörü olumsuz etkilemiştir.Bu çalışmada kriz kavramı, nedenleri ve Türkiye'de 1980 sonrasında yaşananiktisadi krizlerin dış ticarete etkileri incelenmeye çalışılmıştır. Ayrıca döviz kurlarının dış ticarete etkisinin olup olmadığı VAR modeli kullanılarak tespit edilmeye çalışılmıştır. Analiz sonucunda döviz kurlarıyla dış ticaret arasında kuvvetli bir bağın olmadığı görülmüştür. Ancak ihracat ve ithalat arasında korelasyon tespit edilmiştir.

1980 sonrasıEkonometrik analizEkonomik kriz+6
Fatih Yumuş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

2008 küresel finansal krizi ve Uluslararası Para Fonu'nun rolü

IMF, parasal konularda uluslararası işbirliğini güçlendirmek, uluslararası ticaretin dengeli büyümesini sağlamak ve ödemeler dengesi sorunlarını çözmek için oluşturulmuştur. Ancak, dünya ekonomisinde yaşanan gelişmelere bağlı olarak IM'nin rolü de değişmiştir. 1980'1i yıllara kadar daha çok ödemeler dengesi sorunlarını gidermeye yönelik politikalar üreten IMF, 1980 sonrasında yapısal uyum programları adı altındaki uygulamaları denetleme yolu ile etkinliğini giderek artırmış, küreselleşme sürecine bağlı olarak yaşanan son finansal krizde de son kredi veren mercii rolünü üstlenmiştir.2007 yılında ABD'de Subprime konut sektöründe yaşanan çöküşle başlayan küresel finans krizi Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) küresel para sistemindeki ana rolünü yerine getirip getiremeyeceğinin bir testi niteliğinde olmuştur. IMF bu krizde, alışılmışın dışında bir harekette bulunarak krizden en çok etkilenen gelişmekte olan ülkelerin yanında Avrupa ülkelerine de borç vermiştir. Bu atılımının yanı sıra makroekomik düzenin varlığı için önemli fikirlerin kaynağı olan diğer uluslararası finans kuruluşları ile de rekabet etmiştir. IMF bu şekilde davranarak krizin bir sarmal şeklinde diğer az gelişmiş ülkleri de etkilemesini önlemeye çalışmıştır. IMF önemli bir kuruluş olduğunu ve ekonomik düzendeki yerinin vurgusunu yaparken iki boyutta hareket etmiştir. Bunlardan birincisi acil kriz yöneticisi, ikinicisi ise uluslararası finans sisteminin uzun dönemli sistemik reformcusu şeklindedir. Bu tez çalışmasında, IMF'de meydana gelen söz konusu değişiklikler ve IMF'nin dünya ekonomisinde üstlendiği yeni rol tartışılmaktadır.Anahtar Sözcükler1-2008 Küresel Finansal Krizi,2-Subprime Mortgage Kredileri,3-Uluslararası Para Fonu (IMF),4-IMF Programları,5-Reform.

Ekonomik kriz 2008Finansal krizIMF+2
Ebru Türkmen Bakır
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

2008 küresel finansal krizinin finansal oranlar üzerine etkisi: Borsa İstanbul'da işlem gören metal eşya, makine ve gereç yapım ve bankacılık sektörleri üzerine bir uygulama

Bu çalışmanın amacı 2008 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde mortgage adı altında başlayan küresel krizden Türkiye Ekonomisinin etkilenip etkilenmediğinin belirlenmesidir. Söz konusu etki Borsa İstanbul'da faaliyet gösteren metal eşya, makine ve gereç yapım ile bankacılık sektör firmalarının finansal oranları aracılığıyla gerçekleştirilecek analizler ile belirlenmeye çalışılmaktadır. Çalışmada ikincil veriler kullanılmıştır. 2005–2013 yılları arasında çeyrek dönemler itibariyle bilançolarına ulaşılabilen toplam 33 (otuzüç) işletme üzerinde bir uygulama gerçekleştirilmiştir. Çalışmada bulunan finansal oranlar Microsoft Office Excell programından faydalanarak hesaplanmış ve SPSS programına aktarılmıştır. İki veya ikiden fazla grubun ortalamaları arasındaki farkın anlamlılığıyla ilgili hipotezleri test etmek için kullanılan varyans analizi (anova) yapılarak krizin etkili olup olmadığı araştırılmıştır. Çalışma sonucunda metal eşya, makine ve gereç yapım sektörü için likidite oranlarında, performans oranlarında ve karlılık oranlarında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Faaliyet oranlarından olan stok devir hızı ve aktif devir hızı oranlarında istatistiki olarak anlamlı bir farklılığa rastlanmamaktadır. Fakat alacak devir hızı oranında kriz döneminde alacaklarını tahsil etme yeteneğinin azalması sebebiyle dönemler arasında anlamlı farklılıklar görülmektedir. Kriz döneminde yabancı kaynak kullanımının artması sebebiyle işletmelerin finansal yapı analizinde kullanılan kaldıraç oranlarında da dönemler arası anlamlı farklılıklar görülmektedir. Bankacılık sektörü için ise karlılık oranlarında anlamlı farklılığa rastlanmamaktadır. Fakat kaldıraç oranında ve performans oranlarında istatistiksel açıdan anlamlı farklılığa rastlanmaktadır.

BorsaBorsa İstanbulEkonomik kriz 2008+3
Gül Büşra Özdamar
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Terör ve ekonomik kriz olgularının yumuşak güç unsuru olarak turizme etkileri: 11 Eylül saldırıları ve 2008 krizi üzerinden bir inceleme

Turizm, esnek, heterojen ve hizmet yoğun özelliklere sahip hassas bir endüstridir ve dünyadaki her olaydan olumlu veya olumsuz etkilenmektedir. Buna istinaden, bu duruma verilebilecek en önemli örnekler arasında, 11 Eylül 2001 Saldırıları ve 2008 Küresel Ekonomik Krizi yer almaktadır. Çalışmanın amacı, kırılgan bir endüstri olan turizmle, ekonomik krizler ve terör saldırıları arasındaki ilişkinin 11 Eylül 2001 terör saldırıları ve 2008 Ekonomik Krizi örnekleri üzerinden incelenmesidir. Çalışmada, hassas bir niteliğe sahip olan turizmin hem terör saldırılarından hem de ekonomik krizlerden etkilendiği savunulmakta olup etki düzeyleri ve şekilleri saptanmaktadır. Çalışmanın amacına ulaşmak için, uluslararası ölçekte en önemli olaylar olarak bilinen 11 Eylül 2001 saldırıları ve 2008 Ekonomik Krizi'nin turizme olan etkileri ve yansımaları üzerine odaklanılmıştır. Bu bağlamda, elde edilen veriler irdelenerek, terör saldırılarının ve ekonomik krizlerin turizm ile ilişki düzeyi ve etki derecesi ortaya konmuştur. Nitel araştırma modeli kullanılan bu çalışmada içerik analizi yöntemlerinden sıklık analizi kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini, 11 Eylül 2001 terör saldırıları ve 2008 Ekonomik Krizi konularına hakim ve cevap verebilirliği olan akademisyenler ile bu olgular hakkında görüş ve bilgiye sahip, turizm işletmelerinde şuan yönetici konumunda bulunanlar oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklem büyüklüğü, maksimum çeşitlilik örnekleme stratejisi kullanılarak ve 30 katılımcı ile görüşülerek oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Terör, 11 Eylül 2001 Saldırıları, 2008 Küresel Ekonomik Krizi, Turizm.

11 Eylül 2001 olayıEkonomik kriz 2008Ekonomik kriz+6
Çiğdem Mutlu
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel olmayan para politikaları ve merkez bankası uygulamaları

Başta Amerika'da olmak üzere yanlış düzenlemeler sonucunda verilen kredilerin geri ödenememesi ve buna benzer sebeplerle ortaya çıkan 2007 – 2008 krizi hızla dünyaya yayılmıştır. Dünya genelindeki merkez bankalarının geleneksel olan para politikalarının süreci olumlu etkilemeye yetmemesiyle birlikte ortaya geleneksel olmayan para politikaları çıkmıştır. İlk olarak gelişmiş ülkelerin uygulamaya koyduğu bu politikalar gelişmekte olan ülkelerde de uygulanmaya başlanmıştır. Özellikle FED, BoJ, ECB gibi gelişmiş ülke merkez bankalarınca başvurulan politikaların Türkiye üzerinde de önemli etkileri olmuştur. Ülkemiz de bu sorunlarla mücadele için yeni para politikası araçları ortaya çıkarmıştır. Faiz koridoru ve zorunlu karşılıklar ile rezerv opsiyon mekanizması gibi değişiklikler ekonomik yapı içerisinde uyumlaştırılmaya çalışılmıştır. Gelişmiş ülkelerin uyguladığı parasal genişleme politikaları gelişmekte olan ülkelerin finansal istikrarını bozmuş, bunun sonucu gelişmekte olan ülkeler kendilerine en uygun olacak yeni para politikası araçlarını geliştirmişlerdir.

Ekonomik krizFaiz koridoruFaiz politikaları+7
Gökçe Ayşen
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Uluslararası finansal krizlerin ulusal finansal piyasalara olan etkilerinin analizi

Yenidünya düzeninde ekonomik ve finansal entegrasyonların şekillendirdiği piyasa yapısında, coğrafi sınırlar silik bir hat oluştururken ulusal ve uluslararası piyasalar birbirleriyle daha bütünleşik bir görünüm arz eder. Piyasalar arasında hassas bir duyarlılığın varlığını açıklayan bu yapı, özellikle az gelişmiş ülkeler için ekonomik ve finansal gelişme adına yeni fırsatlar yaratırken; sahip olduğu hassas duyarlılık sebebiyle, olumsuz piyasa koşullarının varlığı halinde önemli bir tehdit oluşturur. Öngörülmeyen bazı olumsuzlukların sonucu olarak ani ve beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan finansal krizler, bu tehditlerin en önemlilerini oluşturur.Bu çalışmada, uluslararası finansal krizlerin ulusal finansal piyasalara olan etkileri; finansal entegrasyon, küreselleşme, nedensellik esaslarında, coğrafi yakınlık ve gelişmişlik perspektiflerinde analiz ederek, farklı kombinasyonlarda kriz modelleri belirleyip, gelecek projeksiyonları oluşturma amaçlanmıştır. Bu bağlamda 1990-2010 arası 20 yıllık dönemde meydana gelen 6 finansal kriz, 14 ülke perspektifinde, coğrafi yakınlık ve gelişmişlik kriterlerine dayalı olarak irdelemiştir. Gerçekleşmiş krizleri tanımlayan modellerin oluşturulduğu, piyasalar arası mevcut eşbütünleşme durumunun belirlendiği, piyasalar arası ilişkilerde nedensellik ilişkilerinin irdelendiği çalışmada, ileride meydana gelebilecek bir şokun ulusal piyasalarda nasıl bir tepki bulacağına ilişkin bilimsel öngörülere yer verilmiştir. Uluslararası literatürde bu tür ilişkilerin belirlenmesine esas teşkil edecek yöntemlerden, regresyon ve korelasyon analizinden Granger Nedensellik Testine, Eşbütünleşme Analizinden VAR analizine, varyans ayrıştırmasından Etki -Tepki analizine kadar birçok ekonometrik modelden istifade edilmiştir.Anahtar Sözcükler: Finansal Kriz, Vektör Otoregresif Model (VAR), Eşbütünleşme, Etki-Tepki Analizi, Granger Nedensellik Testi

EtkileşimEşbütünleşmeFinansal etki+6
Oğuzhan Ece
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türk KOBİ'lerinin küresel krizden etkilenme dereceleri

ÇALIŞMADA, YAŞANILAN KÜRESEL KRİZİN KOBİ'LERE ETKİLERİNİN TESPİTİ, KOBİ'LERİN KRİZDEN EN AZ DÜZEYDE ETKİLENMESİNİN NASIL SAĞLANILABİLECEĞİ ÜZERİNDE ÇALIŞILMIŞTIR.

Ekonomik etkiEkonomik krizFinansman+4
Faruk Güven
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00

Related subjects