Sağlıklı yaşam
Bu konu başlığı altında 178 tez
Sağlıklı yaşam motivasyonu: Güdüleyici unsurların çok boyutlu incelenmesi ve ölçek geliştirme çalışması
Bu araştırmanın amacı, bireylerin sağlıklı yaşam motivasyonunu etkileyen faktörleri belirlemek ve bu faktörler doğrultusunda bireylerin sağlıklı yaşam motivasyonunu ölçen geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirmektir. Bu bağlamda bu araştırma, keşfedici sıralı desen ile nitel ve nicel aşamaları içeren bir karma yöntem araştırması olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın ilk aşamasında, fenomenolojik desen benimsenerek bireylerin sağlıklı yaşama yönelik motivasyonlarını anlamaya odaklanılmıştır. Bu kapsamda, sağlıklı yaşam davranışlarını benimseyen 18 bireyle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yapılan tematik analiz sonucunda, "Sağlıklı Yaşama Motive Eden Unsurlar", "Sağlıklı Yaşama Motive Eden Dürtüler" ve "Sağlıklı Yaşamın Yansımaları" olmak üzere üç kapsayıcı tema ortaya konmuştur. Sağlıklı Yaşama Motive Eden Unsurlar temasında, bireylerin gelecek kaygısı, fiziksel sağlıklarını koruma, psikolojik iyi oluşlarını artırma, sosyal çevrelerinden destek görme ve sosyal olarak beğenilme gibi faktörlerden etkilendikleri belirlenmiştir. Sağlıklı Yaşama Motive Eden Dürtüler kapsamında, bireylerin sağlıklı yaşamı benimsemelerinde geçmiş hastalıkları, olumsuz geçmiş yaşantıları, aile, arkadaş ve sağlıksız insanlar gibi motivasyon faktörleri sağlıklı yaşamı benimseme kararlarını doğrudan etkileyen unsurlar arasında yer almıştır. Sağlıklı Yaşamın Yansımaları temasında ise, sağlıklı yaşam davranışlarının bireyler üzerindeki olumlu etkileri ortaya konmuştur. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarını sürdüren bireylerin fiziksel sağlıklarının güçlendiği, sosyal ilişkilerinde daha aktif oldukları ve psikolojik olarak kendilerini daha iyi hissettikleri görülmüştür. Ayrıca, sağlıklı yaşamın bireylere özgüven kazandırdığı, özsaygılarını artırdığı ve genel yaşam kalitelerini olumlu yönde etkilediği saptanmıştır. Bu temalar, bireylerin sağlıklı yaşamı benimseme süreçlerini, hangi faktörlerden etkilendiklerini ve bu sürecin sonuçlarını ortaya koyarak ölçek geliştirme sürecine temel oluşturmuştur. Bu kapsamda araştırmanın ikinci aşamasında, nitel aşamada elde edilen bulgular ışığında Sağlıklı Yaşam Motivasyonu Ölçeği (SYMÖ) geliştirilmiştir. SYMÖ'nün geliştirilmesi için üç farklı örneklemde beş farklı çalışma grubu olmak üzere toplam 976 bireyden veri toplanmıştır. Birinci grupta pilot çalışma için 50 bireye, ikinci grupta Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) ve güvenirlik analizi için 474 bireye, üçüncü grupta Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA), madde analizi ve madde tepki kuramı için 271 akademisyene, dördüncü grupta ölçüt bağıntı geçerliği için 172 üniversite öğrencisine ve dördüncü grupta test-tekrar test için 50 katılımcıya ulaşılmıştır. Gerçekleştirilen tüm analizlerin sonucunda 4 alt boyuttan ve 18 maddeden oluşan SYMÖ geliştirilmiştir. Elde edilen tüm bulgular, alan yazın ışığında tartışılarak yorumlanmıştır. Sağlıklı yaşam davranışlarının sürdürülebilmesi için motivasyon kaynaklarını anlamanın önemi vurgulanarak, sağlık politikaları, toplumsal eğitim programları ve bireysel müdahalelere yönelik stratejiler geliştirilmesi için uygulayıcılara ve araştırmacılara dair öneriler sunulmuştur. Bu araştırma, bireylerin sağlıklı yaşam davranışlarını anlamaya ve desteklemeye yönelik çalışmalara rehberlik edecektir.
Sıhhi sınırlılıklar çerçevesinde iç mekânın biçimlenişi
Dünya pek çok salgın hastalıklar ile geçmişten günümüze mücadele içinde olmuştur. Bu mücadele insan ve çevre ilişkisinin varlığından bu yana insanlık tarihinde de yerini korumaya devam etmektedir. Günümüzde ise bu durum Dünya Sağlık Örgütü'nün 11 Mart 2020 tarihide Koronavirüs kaynaklı Covid-19 hastalığını, küresel salgın (pandemi) ilan etmesi ile güncelliğini uzun bir süre korumuştur. 2021 yılının sonlarında vaka sayılarında görülen azalma ilk dalganın atlatılma noktasına geldiğini göstermektedir. Fakat bilim insanları tarafından tespit edilen yeni varyantlar, bu salgının etkisinin az da olsa hala devam ettiğini ortaya koymaktadır. Koronavirüs salgınının yayılma hızının en yüksel olduğu zaman dilimi içerisinde sosyal mesafeyi korumak, maske takmak, tecrit altında kalmak gibi içinde sınır kavramı olan önlemlerin sosyal hayatın bir parçası olduğu gözlemlenmiştir. Bu durum sosyal hayatı etkilediği gibi iç mekân organizasyonlarını da etkileyerek mekân tasarımında sıhhi düzenlemelerin şekillenmesine olanak sağlamıştır. Bu bağlamda ilk olarak hasta ve sağlıklı insanlar arasına bir sınır koyarak tecrit etmek ve karantinaya almak yöntemleri ile ele alınan sınırlar daha sonra mekânı oluşturan dış kabuk ve iç yaşamsal alanın sınırları çerçevesinde şekillenen mekânsal sıhhi düzenlemeler ile sınırlılık oluşturmaktadır. İnsanın beden ve zihin sağlığına önem veren iç mimarlık ve tıbbın kurduğu işbirliği sonucunda ortaya çıkarak bir tür panzehir işlevi gören bu sıhhi düzenlemelerin incelenmesi hedeflenmiştir. Söz konusu bu düzenlemeler hem sağlık bilimleri dalı olan tıp hem de mekân tasarımına dayalı bilim dalı olan iç mimarlığın öncülüğünde yapılan literatür taramaları ile incelenerek örneklem yöntemi yardımıyla ortaya konması amaçlanmaktadır. Bu çalışma kapsamında insanın ruhsal, fiziksel, psikolojik ve sosyal refahının korunması ve sürdürülebilmesi için "salgın, mekân ve çevre" üçlüsünün şekillenmesinde büyük rol oynadığı savunulan tıp ve mekân tasarımının işbirliği ele alınmıştır. Bu bağlamda somut ve soyut tehditlere karşı yaşayan çevrenin tasarlanmasının engelleyici, tedavi edici ve iyileşme sürecinin hızlanmasındaki oynadığı rol incelenmektedir. Söz konusu bu işbirliğin merkezinde yer alan insanın çevresinde görünmez katmanlar şeklinde var olan fiziksel sınırlar ve bu sınırların dış dünya ile iletişimini sağlayan bedenin sınırları, hem mekânın hem de salgınlar kapsamında mekânı etkileyen sıhhi düzenlemelerin şekillenmesindeki etkisi nedeniyle ele alınmıştır. Sınır kavramı her ne kadar ayrışma ve uzaklaşma gibi bağlamlar ile ilişkilendirilmiş olsa da bu araştırma kapsamında insan, mekân ve salgın kavramlarını sağlık noktasında birleştirici bir kavram olarak mekân tasarımındaki yeri üzerinde durulmuştur. Bir bakıma bu araştırma başta Koronavirüs olmak üzere mekânı kimi zaman etkileyen kimi zaman ise etkilenen olarak karşımıza çıkan salgın hastalıklar ile mücadelede iç mimarlığın da bir cephe olarak varlığını ve önemini gözler önüne sermektedir. Bu araştırma gelecekte ortaya çıkabilecek benzer bir risk durumunda olası bir küresel salgın sürecine karşılık verebilecek mekânların hazır olabilmesi için geçmişe ışık tutan bir yaklaşım ile ele alınmıştır. Buna ek olarak araştırmanın devamında döneme hâkim olan yıkıcı salgının bir tekerrür olduğunun kavranması ve içinde bulunduğumuz çağın imkânları sayesinde tanık olunan bazı mekânsal sıhhi sınırlılıkların kayıt altına alınması hedeflenmiştir. Bu araştırma mekânın oluşmasında makro ölçekten mikro ölçeğe kadar birçok disiplinin koordine bir şekilde çalışarak ölümcül salgına karşı güçlü bir ortak cephe oluşturulabileceği yönünde geçmişten günümüze incelenen mekânsal örnekler ile farklı yaklaşımlar ve tartışmalar sunmaktadır.
Kadınların sağlıklı bedeni kavrayışı: İnstagram örneği
Bu çalışmanın amacı, sosyal medya platformlarından biri olan İnstagramda yapılan sağlıklı beden paylaşımlarına odaklanarak günümüz tüketim toplumunun ve onun beslediği sağlıklı yaşam endüstrisinin sağlıklı beden kavramında meydana getirdiği değişimleri ve kadınların sağlıklı beden olgusunu nasıl anlamlandırdıklarını ortaya koymaktır. Kadın bedeni, yıllardır nesneleştirilmiş ve üzerinde çalışılması gereken bir proje olarak görülmektedir. Bu sebeple günümüzde kabul gören sağlıklı kadın bedenin ne anlama geldiği ve nasıl kurulduğu toplumsal ve bireysel perspektiflerden yaklaşılarak incelenmiştir. Bu bağlamda kadınların kendi bedenleri üzerinden geliştirilen sağlıklı beden anlatısına dair anlamlarını ortaya koymak için İnstagramı aktif olarak kullanan 12 kadın katılımcı ile derinlemesine görüşmeler yapılmış ve bu kadınların İnstagramda takip ettikleri ve içeriğini sağlık, kozmetik ve spor oluşturan hesaplar incelenmiştir. Bu hesaplarda yapılan paylaşımlar çeşitli diyet egzersiz, bakım, kozmetik ürün ve güzellik önerilerinden ile ideal bedenlere dair görsellerden oluşmaktadır. Sonuç olarak İnstagram, kadınlara yoğun olarak sağlıklı yaşam endüstrisinin sağlığa olan olumlu etkilerini sunmaktadır. Fakat aynı zamanda İnstagram, sağlıklı yaşam endüstrinin ekonomik kaygılarını da beslemektedir. Bu kaygıların baskın olduğu sağlıklı bedene dair yapılan paylaşımların kadınları hem psikolojik hem de fiziksel olarak olumlu ve olumsuz yönde etkilediği ortaya çıkmıştır. İnstagramda sunulan sağlıklı beden paylaşımlarının kadın bedenini, dönemin moda estetik değerleri üzerinden inşa ettiği belirlenmiştir. Kadının sahip olması gereken beden ve bu bedene ait tüm fiziksel ayrıntılar (yüz hatları, dudaklarının kalınlığı, dişleri, göz biçimi, kaşları, kirpikleri,…) tüketim toplumunun sağlıklı yaşam endüstrisi tarafından belirlenmektedir. Bu endüstri içinde bedenin kendisi sürekli tüketen bir nesne olarak ayakta kalmalı ve tüketim toplumunun devam etmesine bir kaynak sağlamalıdır. Bu amaçla kurgulanan derinlemesine görüşme soruları sonucunda kadınların İnstagram'da sağlıklı beden bağlamında denk geldikleri ve inceledikleri görsellerle farklı şekillerde etkileşime girdiği belirlenmiştir. Sağlıklı yaşam endüstrisi ve tüketim toplumunun sürekliliğinin araçlarından biri olan İnstagram paylaşımlarının, farklı dönemlerde değişen 'ideal beden' kurgusunu, sağlıklı beden olarak sunduğu ve bu durumun kadın bedeni üzerindeki tartışmalı yaklaşımı pekiştirdiği görülmüştür.
İstanbul'da bir sağlıklı hayat merkezinde diyetisyen desteği alan kadınların çocukluk çağı ruhsal travmasının yeme tutumu ve psikolojik iyi oluş üzerindeki etkisinin incelenmesi
Çocukluk çağı travmalarının bireysel, toplumsal ve kişilerarası birçok etkileri olabilmektedir. Çocukluk çağı travmaları ve psikopatolojik hastalıklar arasındaki ilişkinin doğasını anlamak için etiyolojik, epidemiyolojik, tedavi ve klinik görünüme yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Yapılan çalışmalarda çocukluk çağı travmalarının bireylerin yeme tutumunu etkilediği, yeme bozukluklarının oluşmasında bir risk etkeni olabileceği görülmüş ve bu alanda daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulmuştur. Bu çalışmanın amacı, diyetisyen desteği alan kadınların çocukluk çağı travmasının yeme tutumu ve psikolojik iyi oluş üzerindeki etkisini belirlemektir. Ayrıca yeme tutumu, çocukluk çağı travması, psikolojik iyi oluş ile demografik değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Çalışmaya aktif olarak diyetisyen desteği alan 211 kadın katılmıştır. Katılımcıları değerlendirmek üzere "Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği-Kısa Formu (CTQ-28)", "Yeme Tutumu Testi-Kısa Formu (YTT-26)", "Psikolojik İyi Oluş Ölçeği-Kısa Formu (PİO-42)", "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi için SPSS 22.0 ve AMOS 23 paket programları kullanılmıştır. Çalışma sonucunda; çocukluk çağı travması alt boyutu olan duygusal istismarın, psikolojik iyi oluşu yordadığı ve bu değişkendeki değişimin %14'ünü açıkladığı bulunmuştur. Beden kitle indeksine (BKI) göre ise "obez" bireylerin "normal" ve "zayıf" kilodaki bireylere göre fiziksel ihmal ve duygusal istismar alt boyutlarından daha yüksek puan aldıkları bulunmuştur. Psikolojik iyi oluşun aracılık etkisi Regresyon Analizi ve Yapısal Eşitlik Modeli istatistik yöntemleri ile sınanmıştır. Psikolojik iyi oluşun çocukluk çağı travması ile yeme tutumu arasındaki ilişkide aracı rolünün olduğu hipotezi desteklenmemiştir. Sonuç olarak; çocukluk çağı travmasının psikolojik iyi oluş düzeyine, yeme tutumuna ve Beden Kitle İndeksine (BKI) olan etkisinin anlaşılması için daha geniş örneklemde ve klinik görüşmelerle yapılacak olan çalışmalara ihtiyaç vardır.
Yoğun bakım hemşirelerinin sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve etkileyen faktörler
Amaç: Bu araştırma yoğun bakım hemşirelerinin sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve bu davranışları etkileyen faktörleri saptamak amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Yöntem: Araştırma Haziran - Eylül 2021 tarihleri arasında hastanelerde çalışan yoğun bakım hemşirelerine kartopu örnekleme yöntemi kullanılarak, online anket ile veri toplanarak yapılmıştır. Çalışmaya katılmaya gönüllü olan 222 hemşire araştırma kapsamına alınmıştır. Araştırmanın verileri "Sosyodemografik Veri Formu" ve "Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. İki bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında Mann Whitney - U testi, ikiden fazla bağımsız grup arasındaki verilerin karşılaştırılmasında Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin sağlıklı yaşam biçimi davranışları ölçeği puan ortalaması 127,32±24,42 - orta düzey olarak saptanmıştır. Ölçeğin alt boyutlarına bakıldığında en yüksek ortalamanın sağlık sorumluluğu alt boyutuna 23,66±4,96, en düşük ortalamanın ise fiziksel aktivite alt boyutuna 16,89±5,9 ait olduğu belirlenmiştir. Çalışmaya katılan yoğun bakım hemşirelerinin ölçekten aldıkları toplam puan ortalamasının yaş ve çalışma süresi ile istatiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır (p<0,05). Buna göre 25-31 yaş grubunun aldığı toplam puan 32-38 yaş grubunun aldığı toplam puandan düşük olduğu saptanmıştır. Ayrıca 11-15 yıl çalışma süresine sahip hemşirelerin 6-10 yıllık deneyime sahip hemşireye göre sağlık sorumluluğunun daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Yapılan bu araştırmada yoğun bakım ünitesinde çalışan hemşirelerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının orta düzeyde olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Hemşire, Yoğun bakım ünitesi, Sağlıklı yaşam biçimi davranışları
COVID-19 pandemisi sürecinde sağlık bilimleri fakültesi öğrencilerinin sağlık algısı, sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve yaşam kalitelerinin belirlenmesi.
Amaç: Bu araştırma, Covid-19 pandemisi sürecinde üniversite öğrencilerinin sağlık algısı, sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve yaşam kalitelerinin belirlenmesi ile bunların sosyodemografik özellikler ile olan ilişkilerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Gereç-Yöntem: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel model kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma evreni 2022-2023 eğitim öğretim yılında Iğdır'da bir üniversitenin Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim gören 500 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın örnekleminde olasılık temelli örnekleme yöntemlerinden tabakalı rastgele örnekleme modeli kullanılmıştır. Bu doğrultuda çalışmaya gönüllü bir şekilde katılan 448 öğrenci ile süreç tamamlanmıştır. Çalışmanın verileri, Birey Tanıtım Formu, Sağlık Algısı Ölçeği, Sağlıklı Yaşam Biçim Davranışları Ölçeği II (SYBDÖ II) ve Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği-Kısa Formu (WHOQOL-BREF) ile elde edilmiştir. Veriler normal dağılım gösterdiği için verilerin analizinde parametrik testler kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan öğrencilerin sağlık algılarının yüksek, sağlıklı yaşam biçimleri davranışlarının orta ve yaşam kalitelerinin ise ortalamanın üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada kullanılan üç ölçekte cinsiyet, bölüm ve anne eğitim durumu değişkenlerinde anlamlı farklılıkların olduğu görülmüştür. Sağlık algısı ile sağlıklı yaşam biçimleri davranışları ve yaşam kalitesi alt boyutları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Son olarak sağlıklı yaşam biçimleri davranışları ile yaşam kalitesi alt boyutları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Sonuç: Sonuç olarak sağlık algısı, sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve yaşam kalitesi arasında pozitif bir bağlantının olduğu tespit edilmiştir. Bu tespite göre bireyin yaşam kalitesinin arttırılması için olumlu sağlık algısını ve sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını geliştirici planlar hedeflenmelidir. Üniversitelerin sağlık bölümü öğrencilerinin sağlığının halk sağlığı açısından değerlendirilerek sosyodemografik özellikleri dikkate alınarak sağlık algısını ve sağlıklı yaşam biçimi davranışları konusunda bilgilendirme eğitimleri yapılarak farkındalığın oluşturulması sağlanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Covid-19 Pandemisi, Üniversite Öğrencileri, Sağlık Algısı, Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları, Yaşam Kalitesi
Bir grup ruh sağlığı çalışanında iş doyumunun psikolojik dayanıklılık ve sağlıklı yaşam biçimiyle ilişkisi
Amaç: Bu araştırma, bir grup ruh sağlığı çalışanında psikolojik dayanıklılık ve sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının iş doyumuna etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Yöntem: Araştırma evrenini İstanbul ilindeki kamu hastanelerinde çalışan ruh sağlığı çalışanları; psikiyatristler, psikologlar ve psikiyatri hemşireleri oluşturmaktadır. Araştırma örneklemini ise izin alınan Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma, Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma, Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Sultan Abdülhamid Eğitim ve Araştırma, Medeniyet Üniversitesi Göztepe Eğitim ve Araştırma, Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma, İstanbul Tıp Fakültesi Hastanelerinde çalışmakta olan ruh sağlığı çalışanları oluşturmaktadır. Bu çalışmaya 61 psikiyatrist, 41 psikolog, 54 psikiyatri hemşiresi olmak üzere toplam 156 kişi katılmıştır. Veriler; Sosyodemografik Form, Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği (YPDÖ) ve Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği (SYBDÖ), Minnesota İş Doyum Ölçeği (MİDÖ) kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılanların %72'sini kadın %28'ini erkek bireyler oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan kişilerin psikolojik dayanıklılık, iş doyumu ve sağlıklı yaşam biçimi davranışları değerlendirildiğinde; değişkenlerin kendi aralarında pozitif ve anlamlı bir ilişkisi olduğu bulunmuştur. Psikolojik dayanıklılık ile iş doyumu arasında pozitif ve zayıf düzeyde bir ilişkinin olduğu görülmektedir. Ayrıca psikolojik dayanıklılık değişkeninin iş doyumu üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu görülmektedir. Sağlıklı yaşam biçimi davranışları ile iş doyumu arasında pozitif ve zayıf düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Sağlıklı yaşam biçimi davranışları, iş doyum puanı ile anlamlı ancak zayıf bir ilişki vermektedir. Sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının iş doyumu üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu görülmektedir. Sonuç: Araştırmada, psikolojik dayanıklılık ve sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının iş doyumu üzerinde anlamlı bir yordayıcı rolü olduğu bulunmuştur. Bunun yanında sosyodemografik özelliklere göre de ruh sağlığı çalışanlarının psikolojik dayanıklılıkları, sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve iş doyumları istatistiksel olarak anlamlı fark göstermiştir. Elde edilen tüm bulgular literatür ışığında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ruh sağlığı çalışanları, psikolojik dayanıklılık, iş doyumu, sağlıklı yaşam biçimi davranışları, devlet hastaneleri
Ergenlerde algılanan psikolojik istismar ve sağlıklı yaşam biçimi davranışları arasındaki ilişkide duygusal özerkliğin ve öz şefkatin aracı rolü
Bu çalışmada 14-18 yaş arası ergenlerde algılanan psikolojik istismar ve sağlıklı yaşam biçimi davranışları arasındaki ilişkide duygusal özerkliğin ve öz şefkatin aracı rolleri araştırılmıştır. Ayrıca sosyodemografik değişkenlerden cinsiyet, yaş, sınıf, algılanan aylık gelir, kardeş varlığı, kardeş sayısı, psikolojik/psikiyatrik tedavi durumu, anne-babanın medeni durumu, anne-babanın yaşı ve anne-babanın eğitim düzeyinin ergenlerin sağlıklı yaşam biçimi davranışları üzerindeki rolü incelenmiştir. Çalışma, kartopu ve uygun örnekleme yöntemleri kullanılarak 14-18 yaşları arasında 217 ergen ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın veri toplama araçları sırasıyla; araştırmacılar tarafından hazırlanan Sosyodemografik Bilgi Formu, Duygusal Özerklik Ölçeği (DÖÖ), Psikolojik İstismar Ölçeği (PİÖ), Adolesan Yaşam Biçimi Ölçeği (AYBÖ) ve Öz Şefkat Ölçeği Kısa Formu (ÖŞÖ-K) şeklindedir. Çalışmada temel hipotezleri test etmek için aracı değişken analizi ve sosyodemografik değişkenlerin değerlendirilmesi için bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda algılanan psikolojik istismar, duygusal özerklik, öz şefkat ve sağlıklı yaşam biçimi davranışları arasında anlamlı ilişkilerin olduğu görülmüştür. Duygusal özerkliğin ve öz şefkatin ergenlerde algılanan psikolojik istismar ve sağlıklı yaşam biçimi davranışları arasındaki ilişkiye tam aracılık ettiği tespit edilmiştir. Diğer yandan, ergenlerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının tüm sosyodemografik değişkenler arasında yalnızca babaların yaşına göre anlamlı olarak farklılaştığı bulunmuştur. Ergenlerin babalarının yaşı artıkça sağlıklı yaşam biçimi davranışları düzeylerinin azaldığı görülmüştür.Psikolojik istismarın birey üzerindeki olumsuz etkileri bilinmektedir. Yapılan çalışmanın bulguları olumsuz etkileri olan psikolojik istismar için duygusal özerkliğin ve öz şefkatin koruyucu rollerini göstererek bu koruyucu faktörler bireylerin olumlu sağlık davranışlarına yönelmesini sağlamaktadır. Mevcut bulgular literatür ışığında tartışılarak araştırmanın sınırlılıklarına ve gelecek araştırmalar için önerilere değinilmiştir.
Özel Fatih Hastanesi'ne müracaat eden 18-65 yaş arası obez kadınlarda sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının ağırlık kaybı üzerine etkisi
Başakıl E., Özel Fatih Hastanesi'ne Müracaat Eden 18-65 Yaş Arası Obez Kadınlarda Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışlarının Ağırlık Kaybına Etkisi, İstanbul, 2018. Bu çalışmada Özel Fatih Hastanesi'ne başvuran 18-65 yaş arası obez kadınlarda sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının ağırlık kaybı üzerine etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışma, Ocak-Mayıs 2018 tarihleri arasında 80 obez kadın bireyin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların, demografik özellikleri, sağlık durumları, beslenme alışkanlıkları ve besin tüketim sıklıklarını saptamak amacıyla soruşturma yöntemi kullanılarak anket (EK 1) uygulanmıştır. Bireylerin antropometrik ölçümleri Biolelektrik İmpedans Analizi (BİA) ile saptanmıştır. Fiziksel aktivite düzeylerini belirleyebilmek için Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (IPAQ-UFAA) kısa formu kullanılmıştır. 52 sorudan oluşan Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği (SYBDÖ II) bireylerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını belirleme amacıyla uygulanmıştır. Araştırmanın istatistiksel verileri için SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 24.0 kullanılmıştır. Çalışma sonucunda bireylerin SYBDÖ II puanlarına bakıldığında toplam ölçek puan ortalaması 131,6±21,2; SYBDÖ II alt ölçek ortalamaları ise beslenme 20,7±7,8; kendini gerçekleştirme 22,5±8,0; sağlık sorumluluğu 26,0±7,6; egzersiz 17,0±4,7; kişilerarası destek 23,5±8,7 ve stres yönetimi 21,9±6,7 olarak saptanmıştır. Bireylerin ağırlık ve BKI değişimleri, vücut yağ kütlesi farkı, bel çevresi ve bel/kalça oranı ortalama farkları ile SYBDÖ II puanları arasında anlamlı fark saptanmıştır (P<0,05). Fiziksel aktivite düzeyleri ile SYBDÖ II arasında pozitif yönde anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Buna göre aktif olan katılımcıların SYBDÖ II puanlarının diğerlerine nazaran daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Bu çalışmada da görüldüğü gibi tıbbi beslenme tedavisine başlanmadan önce bireylere beslenme ve sağlıklı yaşam ilkeleri eğitimi verilmeli, sağlıklı olma halinin sürdürülebilmesi hususunda dengeli ve düzenli beslenmenin oynadığı rol açıkça gösterilmelidir. Anahtar Kelimeler: sağlıklı yaşam biçimi davranışları, beslenme, obezite, ağırlık kaybı
Dislipidemili hastalarda içecek tüketiminin değerlendirilmesi
Dislipidemi başta ateroskleroz olmak üzere diyabet, yüksek kan basıncı, abdominal obezite ve metabolik sendrom gibi birçok hastalıkla ilişkilidir. Dislipidemi, lipoproteinlerin fazla üretimi veya eksikliğinden kaynaklanan bir lipoprotein metabolizma bozukluğudur. Bu çalışma 1 Kasım–31 Aralık 2018 tarihleri arasında İstanbul'da Özel Diyabet Hastanesi'nde yatmakta olan ve poliklinik hizmeti gören 19-50 yaş grubunda 60 dislipidemi tanısı konmuş (27'si erkek ve 33'ü kadın) hastanın içecek alışkanlıklarını ve dislipidemi üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla planlanmıştır. Çalışmada, katılımcıların sosyo-demografik bilgileri, beslenme durumları ve sağlık öykülerini saptamaya yönelik bir anket formu ve 24 saatlik geriye dönük besin tüketim formu uygulanmıştır. Bireylerin antropometrik ölçümleri alınmış ve biyokimyasal parametreleri değerlendirilmiştir. Çalışma grubunun yaş ortalaması 47.7±19.0 yıl olarak bulunmuştur. Çalışma sonucunda, BKİ'si yüksek dislipidemi tanılı hastaların, karbonhidrat tüketimleri ile BKİ'si normal dislipidemili hastaların karbonhidrat tüketimleri arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Dislipidemi ile içecek tüketim arasında anlanmlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0,05). Dislipidemiden korunma yöntemlerinin başında, hastalığa neden olan sağlıksız yaşam tarzını ve çevresel faktörleri değiştirmek gelmektedir. Sağlıksız yaşam tarzı faktörlerinden biri de aşırı alkol tüketimidir. Benzer ve daha ileri çalışmalarla içecek ve dislipidemi arasındaki ilişkiyi tanımlamak önemlidir. Dislipidemiden korunmada, tıbbi beslenme tedavisinde yer alması ve almaması gereken içeceklerin rolü anlaşılmalıdır.
Stres üriner inkontinansı olan ve olmayan kadınların yaşam biçimi davranışlarının incelenmesi
Bu çalışma, stres üriner inkontinansı olan ve olmayan kadınların yaşam biçimi davranışlarının incelenmesi, karşılaştırılması ve yaşam biçimi davranışlarının stres üriner inkontinans üzerine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma Mart-Nisan 2019 tarihleri arasında, çalışmaya gönüllü olarak katılmayı kabul etmiş 25-50 yaş arası Memorial Şişli Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü tarafından stres üriner inkontinans tanısı konmuş 30 kadın (Çalışma grubu) ve çalışmaya dahil edilme kriterlerine uygun olan 30 sağlıklı kadın (Kontrol grubu) olmak üzere toplam 60 kadın ile yapıldı. Veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan kadınların demografik bilgileri ve üriner inkontinans risk faktörlerini içeren araştırmacı anket formu, sağlıklı yaşam biçimi davranışları Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II (SYBDÖ-II), stres üriner inkontinans ICIQ-SF (Türkçe versiyonu) anketleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Gruplar arasında eğitim düzeyi, medeni durum, menopoz, kronik hastalık varlığı, sigara kullanımı, çay ve kahve tüketimi açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmedi (p>0,005). Gruplar arasında yaş, kilo, VKİ, meslek, gelir durumu, evlilik süresi, doğum sayısı, doğum şekli, konstipasyon varlığı, idrar yolu enfeksiyonu geçirme sıklığı, düzenli spor yapma durumu, spor süresi, su ve asitli/gazlı içecek tüketimi açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<0,005). Grupların SYBDÖ-II puanlarına bakıldığında stres üriner inkontinansı olan grubun puanlarının daha düşük olduğu gözlendi ve gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı (p<0,005). Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları alt ölçeklerinden olan beslenme ile ICIQ-SF4 idrar kaçırma miktarı arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p=0,041). Sağlık sorumluluk düzeyi gelişmiş stres üriner inkontinanslı kadınların günlük yaşam kalitesi daha az etkilenmiştir. Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları alt ölçeklerinden olan sağlık sorumluluğu ile ICIQ-SF5 idrar kaçırmanın günlük yaşama etkisi arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki gözlendi (p=0,029). Grupların SYBDÖ-II toplam puanı ile ICIQ-SF toplam puanı arasında negatif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulundu (p=0,026). Sonuç olarak; sağlıklı yaşam biçimi davranışları, stres üriner inkontinans ile ilişkilidir ve uygun yaşam biçimi ile stres inkontinans olumlu yönde etkilenebilir. Anahtar Kelimeler: Stres üriner inkontinans, Sağlıklı yaşam biçimi davranışları, Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II, ICIQ-SF Ölçeği, Kadın
Hematopoetik kök hücre transplantasyonu uygulanan bireylerde sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve yaşam kalitesinin incelenmesi
Araştırma hematopoetik kök hücre transplantasyonu uygulanan bireylerde altı ay ve sonrasında sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve yaşam kalitesini incelemek amacı ile tanımlayıcı bir çalışma olarak gerçekleştirildi. Araştırmanın evrenini bir üniversite hastanesinde altı ay ve daha uzun süre önce hematopoetik kök hücre transplantasyonu olan yetişkin bireyler oluşturdu. Araştırmanın örneklemini olasılıksız örnekleme yöntemlerinden gelişigüzel örnekleme yöntemiyle araştırmaya dahil olan 76 olgu oluşturdu. Veriler; Hasta Bilgi Formu, Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği –II, SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği ve FACT-BMT ölçeği ile toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel analizler, bağımsız gruplar t testi, Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis testi ve Spearman korelasyon analizi ile gerçekleştirildi. İstatistiksel anlamlılık p<0.05 olarak kabul edildi. Yaş ortalaması 42,99±13,72 yıl olan olguların, %57,9'unu erkeklerin oluşturduğu, %67,1'inin evli olduğu, %44,7'sinin otolog nakil, %51,3'ünün allojenik nakil olduğu, %89,5'inin bir kez hematopoetik kök hücre transplantasyonu olduğu, kök hücre nakli sonrası %40,8'inde komplikasyon geliştiği saptandı. Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği-II, SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği Fiziksel, Mental Komponent ve FACT-BMT ölçeği toplam puan ortalamaları sırasıyla 134,34±19,81, 49,54±23,27, 52,95±21,31 ve 98.56±23,02 olarak bulundu. Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği-II puan ortalamasında eğitim durumu ve radyoterapi tedavisi alma durumuna göre istatistiksel anlamlı farklılık saptandı (P<0,05). SF-36 Fiziksel Komponent puan ortalamasının, çalışma durumu, radyoterapi tedavisi alma, komplikasyon gelişme, taburculuk sonrası tekrar hastaneye yatma durumuna göre istatistiksel anlamlı farklılık gösterdiği belirlendi (p<0,05). SF-36 Mental Komponent puan ortalamasının çalışma ve hematopoetik kök hücre transplantasyonu sonrası aşılarını düzenli yaptırma durumuna göre istatistiksel anlamlı farklılık gösterdiği saptandı (p<0,05). Transplantasyon sonrası komplikasyon gelişme durumuna göre FACT-BMT puanları arasında istatistiksel anlamlı farklılık saptandı (p<0,05). Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği–II puan ortalaması ile SF-36 Fiziksel Komponent puan ortalaması (r=0,273 p<0,017) ve FACT-BMT toplam puan ortalaması arasında (r= 0,385 p<0.001) zayıf düzeyde anlamlı ilişki saptandı. Araştırmanın sonucunda hematopoetik kök hücre transplantasyonu sonrası geç dönemde olguların sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının ve yaşam kalitesinin orta düzeyde olduğu belirlendi. Eğitim düzeyi yüksek olanların ve radyoterapi tedavisi almayanların sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının anlamlı olarak daha iyi olduğu saptandı. Çalışan hastaların, radyoterapi tedavisi almayanların, komplikasyon gelişmeyenlerin, taburcu olduktan sonra tekrar hastaneye yatmayanların yaşam kalitesinin fiziksel alanında anlamlı olarak daha iyi olduğu belirlendi. Komplikasyon gelişmeyen ve aşılarını düzenli yaptıran hastaların yaşam kalitesinin mental alanında daha iyi olduğu saptandı. Yaşam kalitesinin fiziksel alanındaki değişimin %7'sinin, kansere özgü yaşam kalitesindeki değişimin %15'inin sağlıklı yaşam biçimi davranışları ile açıklandığı saptandı. Anahtar Kelimeler: Kök Hücre Nakli, Hematopoetik, Yaşam Kalitesi, Sağlığı Geliştirme, Transplantasyon Hemşireliği.
12-14 yaş arası öğrencilerde aerobik egzersiz ve sağlıklı yaşam eğitimlerinin beslenme, fiziksel aktivite ve obezite farkındalık düzeyleri üzerine etkisi
12-14 Yaş Arası Öğrencilerde Aerobik Egzersiz ve Sağlıklı Yaşam Eğitimlerinin Beslenme, Fiziksel Aktivite ve Obezite Farkındalık Düzeyleri Üzerine Etkisi, Yükseklisans Tezi, Van, 2019. Çocukluk dönemi obeziteye, uzun süreli enerji alımı ve enerji harcanması arasındaki dengesizlik neden olduğu bilinmektedir. Bu gerekçeyle bu çalışmada 12-14 yaş arası öğrencilerde aerobik egzersiz ve sağlıklı yaşam eğitimlerinin beslenme, fiziksel aktivite ve obezite farkındalık düzeyleri üzerine etkisini araştırmak amaçlanmıştır. Çalışmanın başında okuldaki kadın tüm öğrencilerin antropometrik ölçümleri; boy, vücut ağırlığı alınıp, BKİ, percentile ve Z-skoru hesaplanarak 12-14 yaş grubunda normal kilolu ve obez sınıfına giren; 25 deney obez, 25 obez kontrol ve 25 normal kilolu toplam 75 bayan öğrenciden oluşan guruplar belirlenmiştir. Daha sonra tüm guruplara fiziksel aktivite ve obezite farkındalık anketi fiziksel uygunluk ölçümleri, okul içi ve dışı hafta sonu adım sayıları kayıt altına alınmıştır. Denek grubuna haftada 3 gün 8 hafta süresince aerobik egzersiz programı uygulanarak haftada 1 gün sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivitenin önemi içerikli eğitimler verilmiştir. Çalışmanın başındaki uygulanan tüm testler çalışmanın sonunda da tekrarlanmıştır. Elde edilen verilere Shapiro-Wilk normalite testi uygulanmıştır. Çalışma öncesi ve sonrası verilerin değerlendirilmesinde normal dağılım gösteren değişkenler için Paired Samples T-Testi normal dağılım göstermeyen veriler için Wilcoxan İşaretli sıralar Testi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, deney grubunun BKİ, Percentil ve Z-Skoru ortalama değerlerinde ön test - son test ölçüm ortalamalarında istatistiksel olarak anlamlı bir değişim elde edilmiştir (p<0.01). Adım sayılarına baktığımızda deney grubunun hafta içi adım sayılarında pazartesi günü 11042.7±1596.7 adım'dan 15449.9±1024.2 adıma, çarşamba günü 10504.6±988.0 adım'dan 10504.6±988.0 adıma, cuma günü 12730.9±1241.2 adım'dan 15290.8±1063.6 adıma yükselirken, hafta sonu adım sayıları Cumartesi günü 9445.6±1954.3 adım'dan 11148.0±1124.9 adıma, Pazar günü 9435.3±842.4 adım'dan 1352.4±938.8 adıma yükselmiştir (p<0.01). Yine benzer şekilde deney grubunda Obezite farkındalık ve fiziksel aktivite toplam puanlarında anlamlı artışlar elde edilmiştir(p<0.01). Elde ettiğimiz araştırma sonuçları ile literatür taraması göz önüne alındığında 8 hafta süresince uygulanan aerobik egzersizlerin ve fiziksel aktivite ve sağlığın önemi içerikli seminerlerin etkisi ile deney grubunun vücut kompozisyonunda, fiziksel uygunluk parametrelerinde, hafta içi ve sonu adım sayılarında, obezite farkındalık ve fiziksel aktivite düzeylerinde olumlu yönde değişim edilmiştir. Sonuç olarak erken dönemde obezitenin zararları, fiziksel aktivite yapmanın ve beslenmenin önemi konusunda verilen eğitimlerin uzun dönemde çocukluk dönemi obezitesinin olumsuz sağlık etkilerinden korunma anlamında önemli bir fiziksel aktivite ve sağlık hizmeti olacağı düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler Obezite, beslenme alışkanlıkları, aerobik egzersiz, fiziksel aktivite, sağlıklı yaşam.
Ortaokul öğrencilerinin (özel-kamu) fiziksel aktivite düzeylerinin, vücut kompozisyonlarının ve yaşam biçimlerinin incelenmesi.
Bu araştırma özel okul ve devlet okullarında okuyan ortaokul öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeylerini, vücut kompozisyonlarını ve yaşam biçimlerini incelemek aynı zamanda karşılaştırılmalı bir çalışma ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın evrenini Bitlis'in Tatvan ilçesine bağlı Cumhuriyet Devlet Ortaokulundan 60 kadın, 62 erkek, Özel Okyanus Koleji Ortaokulundan 59 kadın, 56 erkek olmak üzere toplam 237 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Verilerin toplanması aşamasında Pender ve ark. Tarafından geliştirilen ve güvenirlik, geçerliliği yapılan Adolesan Yaşam Biçimi anketi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin fiziksel aktiviteleri günlük adımsayar (pedometre) ile ölçülmesi yöntemi uygulanmıştır. Vücut kompozisyonlarını belirlemek amacıyla bioelektirik impedans aletiyle yağ oranları ölçülmüştür, boy ve kilo ölçümlerinden yararlanılarak vücut kitle indeksi (kg/boy2) hesaplanmıştır. Öğrencilerden pedometreyi boyunlarına asarak elbiselerinin içinde tutmaları istenmiş olup pedometreleri banyo ve yüzme dışında uyanık oldukları tüm saatlerde takmaları gerektiği belirtilmiştir. Pedometrelerin takılı kalma süresi yedi iş günüdür. Verilerin analizinde SPSS paket programı kullanılmıştır. Normallik sınaması için Kolmogorov Smirnov testi yapıldı, normal dağılım gösteren veriler için ikili karşılaştırmalarda bağımsız t-testi ikiden fazla değişkenin karşılaştırıldığı durumlarda tek yönlü ANOVA testi, Parametrik olmayan değişkenleri için ikili karşılaştırmalarda Mann- Whitney U testi, ikiden fazla değişkenin karşılaştırılması için Kruskal – Wallis testi kullanıldı. Bu çalışmada anlamlılık düzeyi (p<0.05) olarak belirlenmiştir. Okullara göre kadın öğrencilerin haftalık adım ve hafta içi adımlarında istatistiksel anlamda farklılık bulunurken hafta sonu adımlarında farklılık bulunamamıştır. Erkek öğrencilerin gittikleri okullara göre haftalık adım, hafta içi adımlarında anlamlı farklılık bulunurken hafta sonu adımlarında anlamlı farklılık bulunamamıştır(p>0,05). Adolesan Yaşam Biçimi alt boyutları incelendiğinde kadın öğrencilerin gittikleri okullara göre alt boyutlar arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır. 8. Sınıf erkek öğrencilerin gittikleri okullara göre fiziksel aktivite alt boyutunda farklılık bulurken diğer boyutlar arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır. Anahtar sözcükler: fiziksel aktivite, pedometre, adolesan, sağlıklı yaşam, vücut kompozisyonu.
Alzheimer hastalarına bakım veren kişilerin bakım yüklerinin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarına etkisi
Alzheimer hastalığı, aşamalı olarak ilerleyen bilişsel ve işlevsel eksikliklerin yanında davranış değişiklikleri içeren nörodejeneratif bir hastalıktır. Alzheimer hastaları, hastalığın ileri evrelerinde bilişsel kayıp nedeniyle tam zamanlı bakıma ihtiyaç duymaktadırlar. Bu araştırmanın amacı, Ankara'da bir üniversite hastanesinin demans polikliniğine başvuran Alzheimer hastalarına bakım veren bireylerin bakım verme yüklerinin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarına etkisini değerlendirmektir. Ayrıca Alzheimer hastalarına bakım veren kişilerin bakım yükleri ve sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının, bakım veren ve alan kişilerin sosyodemografik özeliklerine göre değişip değişmediği de incelenmiştir. Çalışmada Novak ve Guest (1989) tarafından geliştirilen ve Küçükgüçlü ve arkadaşları (2009) tarafından Türkçeye uyarlanan "Bakım Verenlerin Yükü Envanteri" ile Walker ve arkadaşları (1996) tarafından geliştirilen, Bahar ve arkadaşları (2008) tarafından Türkçeye uyarlanan "Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II" kullanılmıştır. Anketler 18.06.2021–15.04.2022 tarihleri arasında demans polikliniğine başvuran 84 Alzheimer hastasına bakım veren kişiye uygulanmıştır. Verilerin analizinde; iki ortalama arasındaki farkın önemlilik (t) testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), pearson korelasyon analizi (r) ve regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre 50-64 yaşlarındaki bakım verenlerin 34-49 yaşlarındakilere, hasta ile aynı evde yaşayanların aynı evde yaşamayanlara, bir işte çalışanların emekli olanlara, evde 1-2 kişi olarak yaşayanların 3 ve üzeri kişi olarak yaşayanlara göre bakım verme yükünün daha fazla olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, hastaya 2 ve daha az yıldır bakım verenlerin 3-4 yıldır bakım verenlere göre daha fazla sağlıklı yaşam biçimi davranışı gösterdiği saptanmıştır. Bakım Verenlerin Yükü ile Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları arasında negatif yönlü ve anlamlı bir ilişki (r=-0,396, p≤0,001) saptanmıştır. Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları değişiminin %16'sı bakım verme yükü tarafından açıklanmaktadır. Bakım veren kişilere Alzheimer hastalığı konusunda bilgilendirici ve destekleyici eğitimler verilmesinin veya programlar sunulmasının planlanması önerilmiştir.
COVİD-19 pandemisi sürecinde bireylerin sağlıklı yaşam biçimi davranışları üzerine etki eden faktörlerin incelenmesi
Covid-19 pandemisi 2019 sonlarından beri toplumlara ve kişilere sağlıklı yaşam biçimi algısını hatırlatmıştır. İnsanlarda bazı pozitif ve negatif sağlık davranışları artma veya azalma şeklinde değişim göstermiştir. Bu çalışmada pandemi döneminde SYBDÖ-II (Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği-II) ve sigara, alkol kullanma davranışları, beslenme, fiziksel aktivite durumu ve ek supleman kullanımını içeren sorularla 18 yaş üstü bireylerin yaşam biçimi davranışlarının değerlendirilmesi ve bu davranışlarla ilişkili olabilecek olan değişkenlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada 82 sorudan oluşan bir anket, elektronik ortamda katılımcılarla paylaşılmıştır. Ankette sosyodemografik bilgiler, sağlıkla ilgili bilgiler, pandemi öncesi/sonrası sigara, alkol, multivitamin, gıda takviyesi kullanımı, uyku, fiziksel aktivite ve beslenme durumları, Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği-II ve Koronavirüs Anksiyete Ölçeği uygulanmıştır. Toplamda 649 kişi çalışmaya dahil edilmiştir. Katılımcıların %59,6'sı kadın, %40,4'ü erkekti. %67,5'i üniversite mezunu, %45,6'sı sağlık personeli idi. %16,5'unun kronik hastalığı vardı. KAÖ (Koronavirüs Anksiyete Ölçeği) puanı ortalaması 2,04 ±3,27, SYBDÖ-II (Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği-II) puanı ortalaması 123,49±18,47'dir. Total SYBDÖ-II puanı 35 yaş üstü grupta ve sağlık dışı meslek mensuplarında daha yüksekti. Alt ölçek puanları ise değişkenlik göstermekle beraber, genel olarak multivitamin ve gıda takviyesi başlayan ve kullananlarda, egzersiz yapanlarda, pandemi sürecinde daha düzenli beslenenlerde anlamlı düzeyde daha yüksekti. Evliler manevi gelişim ve beslenme alt gruplarında daha yüksek skora sahipti, stres yönetiminde ise bekarlar daha iyi durumdaydı. Ve çalışmanın genelinde sağlık mensuplarının alt ölçek puanlarında ve total puanda daha kötü durumda oldukları görülmüştür. Katılımcıların %73,8'i hiç sigara kullanmamışken, %79,3'ü hiç alkol kullanmamıştır. Kadınlarda, sağlık personellerinde sigara içme oranı daha düşüktü. Sigara kullanmayanlarda stres yönetimi alt puanı daha yüksekti. Alkol kullanma 35 yaş altında ve bekarlarda daha fazlaydı ve yine bu gruplar pandemide daha çok tüketimi artırma davranışı göstermişti. Evde çocuk olmayanlarda alkol kullanma ve pandemide aynen devam etme eğilimi daha fazlaydı. Katılımcıların %27,1'i multivitamin kullanmakta olup; %9,9'u pandemi döneminde başlamıştır. %22,1'i ise gıda takviyesi kullanmakta olup; %14,3'ü pandemi döneminde kullanmaya başlamıştır. Sağlık personelleri multivitaminleri gıda takviyelerine göre daha çok tercih etmiştir. Evliler her ikisinde de bekarlara göre daha çok kullanma eğilimide olmuştur. Katılımcıların %65,9' unun beslenme düzeni pandemi öncesine göre aynı iken, %17,0'ının beslenmesi pandemi öncesine göre daha düzenliydi. Katılımcıların %44,7'si pandemi öncesinden beri düzenli egzersiz yapmıyorken, %21,7'si eskiden yaparken pandemi sürecinden beri yapamıyordu. %13,2'si ise pandemi döneminde egzersiz yapmaya başlamıştı. Bu sonuçlara göre kişilerin egzersiz durumu pandemiden negatif şekilde etkilenmiştir. Bu çalışma ile kişilerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının birçok sosyodemografik ve sağlıkla ilgili faktörden etkilendiğini saptadık. Pandeminin sağlıkla ilgili bazı davranışları kısa vadede değiştirdiğini gözlemledik. Koronavirüs anksiyetesi de bu faktörlerden biridir ve sağlıklı yaşam biçimi ile bu anksiyete azalmaktadır. Pandeminin daha uzun vadeli etkilerini saptamak henüz mümkün görülmemekle beraber buna yönelik çalışmalar gereklidir.
İdrar yolu enfeksiyonu görülen ve görülmeyen gebelerde yorgunluk ve sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının karşılaştırılması
İDRAR YOLU ENFEKSİYONU GÖRÜLEN VE GÖRÜLMEYEN GEBELERDE YORGUNLUK VE SAĞLIKLI YAŞAM BİÇİMİ DAVRANIŞLARININ KARŞILAŞTIRILMASI Amaç: Bu araştırma gebelerde görülen idrar yolu enfeksiyonlarının gebelerin yorgunluk ve sağlıklı yaşam biçimi davranışlarına etkisi incelenmek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Araştırma kesitsel ve olgu-kontrol çalışmasıdır. Araştırmada gebelerin sosyo-demografik ve obstetrik özelliklerine yönelik Gebe Tanıtım Formu; Yorgunluk İçin Görsel Benzerlik Skalası ve Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II kullanılmıştır. Araştırma verileri, yüz yüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul ili Aile Sağlığı Merkezi'ne kayıtlı 209 gebe oluşturmaktadır. Gebelerde idrar yolu enfeksiyonu varlığı Sağlık Bakanlığı'nın materyallerle, non steril idrar örneği ile yapılan strip taraması ile belirlenmiştir. Araştırmada örneklem seçimine gidilmeyip, araştırmaya katılmayı kabul eden, araştırmaya dâhil edilme kriterlerine uyan tüm gebeler araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırma, idrar yolu enfeksiyonu olan ve olmayan şeklinde iki grup olarak yürütülmüştür. Araştırma örneklemini; enfeksiyonu olan (n=47) ve enfeksiyon bulgusu olmayan (n=77) toplam 124 gebe oluşturmuştur. Verilerin analizi SPSS paket programında yapılmıştır. Bulgular:. Gebelerin yaş ortalaması 27.52±5.46 (Min=18.0, Max=40.0), eğitimi düzeyi ise en yüksek oranda lise ve üzeri eğitime sahip oldukları saptanmıştır. Gebelerin Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları toplam puan ortalaması tüm gebelerde 130.0±18.8 (Min=74.0-189.0) olarak belirlenmiştir. Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları toplam puan ortalaması ve alt ölçekleri Manevi Gelişim, Sağlık Sorumluluğu, Fiziksel Aktivite, Beslenme, Kişilerarası İlişkiler ve Stres Yönetimi puan ortalamaları idrar yolu enfeksiyonu olma durumları karşılaştırıldığında istatistiksel farklılık saptanmamıştır (p>0.05). Gebelerin Yorgunluk puan ortalaması 542.2±243.9 ve enerji alt ölçeği puan ortalaması ise 241.4±102.5 (Min=25.0-Max=458.0) olarak belirlenmiştir. Yorgunluk ve Enerji alt ölçeği ile idrar yolu enfeksiyonu olma durumu karşılaştırıldığında istatistiksel olarak farklılık saptanmamıştır (p>0.05). Sonuç: Gebelerin Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışlarının tüm alt boyutları ve yorgunluk ve enerji düzeyi ile idrar yolu enfeksiyonuna sahip olma durumu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Çalışmamızın sonucu, gebelerde var olan sorunlardan idrar yolu enfeksiyonu sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını etkilememekte ve yorgunluğa da neden olmadığını söylemek mümkündür. Anahtar Kelimeler: idrar yolu enfeksiyon; sağlıklı yaşam biçimi davranışları; yorgunluk; enerji.
İzmir ilindeki spor ve sağlıklı yaşam merkezlerinde çatışma yönetimi: Çalışanların algılarının incelenmesi
Çatışma, iş hayatının kaçınılmaz bir parçasıdır. Bu araştırmanın temel amacı, spor ve sağlıklı yaşam merkezi çalışanlarının işyerlerindeki çatışma nedenleri ve çatışma yönetim stratejilerine dair algıları belirleyebilmektir. Bir diğer amaç ise çatışma nedenleri ile çatışma yönetim stratejileri arasındaki olası ilişkileri ortaya çıkarabilmektir. Spor ve sağlıklı yaşam merkezi çalışanları araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemi İzmir ilinde, en az on personeli bünyesinde bulunduran, spor ve sağlıklı yaşam merkezlerinin araştırmaya gönüllü katılım gösteren çalışanlarından oluşmaktadır. Katılımcılara ulaşmak için kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama aşamasında, nicel araştırma yapabilmek amacıyla anket yönteminden yararlanılmıştır. Anket formu üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde araştırmacı tarafından oluşturulan kişisel bilgi formu yer almaktadır. İkinci bölümde ÖÇNÖ (Örgütsel Çatışma Nedenleri Ölçeği), üçüncü bölümde ise ROCI-II (Rahim'in Örgütsel Çatışma Envanteri) bulunmaktadır. Verilerin analizi için SPSS 24 aracılığıyla Bağımsız Örneklem T Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi ve Basit Korelasyon testi uygulanmıştır. Bulgularda, çatışma nedenlerine dair yanıtlarda cinsiyet değişkeni dışında hiçbir değişken açısından gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmamaktadır. Ancak çatışma yönetimi stratejilerine dair yanıtlarda kazanılan ücret algısı, eğitim düzeyi, görev ve örgüte hizmet yılı değişkenleri açısından anlamlı farklılıklar bulunmaktadır. ÖÇNÖ'ye ait "Yönetsel Nedenler" alt boyutu ile ROCI-II'ye ait "Tümleştirme" alt boyutu katılımcıların yanıtlarına göre en yüksek ortalama puanlara sahip alt boyutlardır. Ayrıca araştırma ölçeklerinin alt boyutları arasında zayıf ve çok zayıf düzeyde anlamlı ilişkiler bulunmaktadır. Sonuç olarak, spor ve sağlıklı yaşam merkezlerinde çalışanların örgütsel çatışma yönetimi stillerine yönelik algılarının, bağımsız değişken grupları arasında değişkenlik gösterebildiği fakat örgütsel çatışma nedenleri için aynı durumun geçerli olmadığı anlaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Çatışma, Örgütsel Çatışma, Çatışma Nedenleri, Çatışma Yönetimi
İzmir'de Kredi Yurtlar Kurumu erkek yurtlarında kalan yabancı uyruklu öğrencilerin sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve Türk öğrencilerle karşılaştırılması
Amaç: Bu araştırmada İzmir'de Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) erkek yurtlarında kalan yabancı uyruklu öğrencilerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının belirlenmesi ve Türk öğrencilerle karşılaştırmasını amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Kesitsel tipte olan araştırmanın evrenini 2015-2016 öğretim yılında İzmir'de KYK Erkek Yurtlarında kalan ve toplam sayısı 5.258 olan Türk ve yabancı uyruklu öğrenciler oluşturmuştur. Türk öğrencilerin sayısı 4.633, yabancı öğrencilerin sayısı 625'tir. Erasmus programıyla giden ve gelen öğrenciler bu sayılara dâhil değildir ve kapsam dışı bırakılmıştır. İzmir'de KYK erkek yurtları sekiz adettir ve yabancı öğrencilerin konakladığı yedi yurdun tamamı çalışma kapsamına alınmıştır: Hacı Ahmet Tatari Yurdu, Bornova Erkek Yurdu, Atatürk Yurdu, Barbaros Yurdu, Çiğli Erkek Yurdu, Urla Yurdu ve Çakabey Yurdu. Bu yurtlarda hem yabancı uyruklu öğrencilerin hem Türk öğrencilerin sayılarına orantılı olarak evreni temsil edecek iki örneklem grubu seçilmiştir. Çalışmanın örneklem büyüklüğü 252 öğrenciden oluşmuştur. Öğrenciler, yurtlara ve uyruğa tabakalı olarak seçilmiştir. Toplam seçilmesi gereken 126 yabancı öğrenci, mevcut 625 yabancı öğrenci içinden, 126 Türk öğrenci de mevcut 4.633 öğrenci içinden sistematik rastgele yöntemle seçilmiştir. Verilerin toplanmasında "Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçegi II" (SYBDÖ-II) ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Sosyo-demografik Anket Formu" kullanılmıştır. Çalışmanın bağımsız değişkenleri yaş, medeni durum, anne-babanın öğrenimi, kayıtlı olduğu eğitim programı, kalınan yer, kaldığı yerden memnuniyet, ekonomik durum algısı, sağlık algısı, boy, kilo, kronik hastalık varlığı, sigara, alkol kullanımı ve İzmir'de zorlandığı konulardır. Bağımlı değişkenler SYBDÖ toplam ve alt boyut puanlarıdır. Ölçeğin altı alt boyutu bulunmaktadır. Ölçeğin ve alt boyutlarının skorları yükseldikçe sağlıklı yaşam biçiminin daha olumlu olduğu anlaşılmaktadır. Verilerin değerlendirmesinde; bağımsız gruplarda t testi ve tek yönlü varyans analizi veya Mann-Whitney U testi ve Kruskal-Wallis varyans analizi kullanılmıştır. Önemlilik düzeyi p<0.05 olarak alınmıştır. Bulgular: Her iki gruptan 124'er öğrenci çalışmaya katıldı (%98.4 kapsayıcılık). Yabancı uyruklu öğrencilerin SYBDÖ-II toplam puan ortalaması 129.29±17.60, Türk öğrencilerin toplam puan ortalaması 130.73±20.56 olarak belirlendi ve aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı (p=0.555). Her iki grupta da en yüksek puan ortalamasının ölçeğin manevi gelişim alt boyutundan (yabancı uyruklu öğrencilerin 26.31±4.22, Türk öğrencilerin 26.20±4.19), en düşük puan ortalamasını ise fiziksel aktivite alt boyutundan (yabancı öğrencilerin 17.99±4.29, Türk öğrencilerin 19.02±5.39) alındığı bulundu. Alt boyutlar içinde sadece kişilerarası ilişkiler açısından Türk ve yabancı öğrenciler arasında istatistiksel anlamlı fark saptandı. Türk öğrencilerin 25.04±5.04 olan ortalaması, yabancı öğrencilerin 23.73±3.10 olan ortalamasından daha yüksekti (p=0.016). Yabancı öğrencilerin SYBDÖ-II puan ortalamalarının eğitim düzeyi, kaldıkları yurt, ekonomik durum, sağlık durumu, kronik hastalık varlığı, burs durumu, eğitimden memnuniyet, arkadaş ilişkilerinde zorlanma ve kültür farklılığından zorlanma durumlarına göre, Türk öğrencilerin ise üniversite, yurt, ekonomik durum, sağlık durumu, burs durumu ve arkadaş ilişkilerinde zorlanma durumlarına göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği saptandı (p<0.05). Sonuç: Araştırmaya katılan yabancı uyruklu öğrencilerin SYBDÖ-II toplam puan ortalaması, Türk öğrencilerin ortalamasına benzerdir. Her iki grupta araştırma kapsamına alınan öğrencilerin SYBDÖ-II toplam puanının orta düzeyde olduğu ve alt boyutlar içinde manevi gelişimin en yüksek olduğu, fiziksel aktivitenin en düşük puanı aldığı saptandı. Öğrencilerin yeterli fiziksel aktivite ve düzenli egzersiz yapmadıkları görülmektedir ve bu nedenle yurtlarda spor salonlarının kurulması önerilebilir. Bu sonuç doğrultusunda KYK tarafından sağlığın korunması programları ve sağlık seminerlerinin yapılması, KYK yurtları içinde sağlığı geliştirici davranışların desteklenmesinin sağlanması uygun bir yaklaşım olabilir. Yabancı öğrencilerin kişiler arası ilişkilerinin geliştirilmesi için Türk öğrencilerle ortak sosyal etkinliklerin düzenlemesi hem dil gelişimi hem de arkadaşlık kurma anlamında yararlı olabilecektir.
Ebelik ve hemşirelik öğrencilerinin premenstrual semptomlarının sağlıklı yaşam biçimi davranışları ile birlikte değerlendirilmesi
Amaç: Bu çalışma, ebelik ve hemşirelik öğrencilerinde premenstrual semptomlar ile sağlıklı yaşam biçimi davranışları arasındaki ilişkiyi değerlendirmek ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla gerçekleştirildi. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma tanımlayıcı ve ilişki arayıcı nitelikte bir araştırmadır. Araştırma bir vakıf üniversitesinin Hemşirelik ve Ebelik bölümlerinde 15.03.2018-31.03.2018 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın örleklemini bu tarihlerde okulda olan ve araştırmaya katılmayı kabul eden toplam 328 kız öğrenci oluşturmuştur. Araştırma veriler "Öğrenci Bilgi Formu", "Premenstrual Sendrom Ölçeği" ve "Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II" kullanılarak toplanmıştır. "Premenstrual Sendrom Ölçeği" 9 alt boyut 44 ifadeden ve "Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II" ise 6 alt boyut 52 ifadeden oluşmaktadır. Bulgular: Çalışmaya %15,55'i (n=51) ebelik, %84,45'si (n=277) hemşirelik olmak üzere toplam 328 öğrenci katılmıştır. Öğrencilerin %70,43'ünün (n=231) geliri giderine eşittir ve %60,67'si (n=199) ailesi ile birlikte yaşamaktadır. Öğrencilerin %76,22'si (n=250) düzenli adet gördüğünü, %45,12'si (n=148) ise ağrılı adet gördüğünü belirtmiştir. Premenstrual Sendrom Ölçeği toplam ortalama değeri 141,19±37,99 (min.44-max.220), Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II toplam ortalama değeri ise 128,24±20,43 (min.82-max.200)'tür Sonuç: Bu çalışmada, öğrencilerin büyük çoğunluğunda premenstrual sendrom ortalama değerin üzerinde, sağlıklı yaşam biçimi davranışları ise ortalama değerin altında bulunmuştur. Sağlıklı yaşam biçimi davranışları alt boyut puanları ile premenstral sendrom alt boyut puanları arasında genel olarak negatif yönlü zayıf derecede bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ebe ve hemşirelere premenstrual semptomların yönetimine ilişkin farkındalığın arttırılması için eğitim programlarının düzenlenmesinin yararlı olacağı düşünülmektedir. Anahtar sözcükler: Premestrual sendrom, Sağlıklı yaşam biçimi, Ebe, Hemşire, Egzersiz.
Ameliyathane hemşirelerinin sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi
Araştırma, ameliyathane hemşirelerinin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını belirleyerek ve bu davranışları etkileyen faktörlerin belirlenmesini sağlamak amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, SBÜ Kanuni Eğitim Araştırma Hastanesi Kanuni Kampüsü, Kanuni Eğitim Araştırma Hastanesi Numune Kampüsü, KTÜ Farabi Hastanesi ameliyathanelerinde çalışan 100 ameliyathane hemşiresi oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini araştırmayı kabul eden 80 ameliyathane hemşiresi oluşturmuştur. Araştırmanın verileri; sosyodemografik özellikler, hastane-ameliyathane çalışma ortamı kaynaklı risk ve tehlikeler, sağlık durumları ve çalışma şartlarını içeren sorular ile sağlıklı yaşam biçimi davranışları ölçeği sorularından oluşan anketin direkt gözlem altında uygulanmasıyla toplanmıştır. Verilerin analizi frekans, t testi, tek yönlü varyans analizi ve korelasyon analizi kullanılarak yapılmıştır. Ameliyathane hemşirelerinin %90.0'ı (72 kişi) kadın, %10.0'ı (8 kişi) erkek olup yaş ortalamaları 36.05±8.11'dir. 1-3 saat dinlenmeden aralıksız çalışan ameliyathane hemşirelerinin SYBDÖ puan ortalamaları yüksek bulunmuştur (p=0.05, KW=2.9). Bu araştırmada ameliyathanede görev yapan hemşirelerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının orta düzeyde olduğu bulunmuştur.
Hipertansiyonlu bireylere pender'in sağlığı geliştirme modeline dayalı verilen eğitimin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarına etkisi
Bu tez çalışması hipertansiyon hastalarına Pender'in Sağlığı Geliştirme Modeli'ne dayalı verilen eğitimin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının iyileştirilmesine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu araştırma, randomize kontrollü girişimsel (yarı deneysel) bir çalışmadır. Balıkesir ili Edremit ilçesinde bulunan Devlet Hastanesi'nde 15 Ekim 2021- 15 Nisan 2022 tarihleri arasında 114 hipertansiyon hastası ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri, "Kişisel Bilgi Formu" ve "Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II" ile yüzyüze görüşme tekniği ile toplanmıştır. Ön test uygulaması sonrası, eğitim grubu hastaları ile birebir görüşülerek eğitim sunulmuştur. Eğitim sonunda hazırlanan eğitim kitapçığı hastaya verilmiş, iletişim bilgileri kaydedilmiştir. Eğitim grubu hastalarına sekiz haftalık bir izlem süreci uygulanmıştır. Bu zaman diliminde hastalara haftada iki- üç kez kısa mesaj gönderimi yapılarak eğitimin etkin kalması hedeflenmiştir. Son test uygulaması için kontrol ve eğitim grubu hastaları randevu verilerek yeniden hastaneye davet edilmişlerdir. Verilerin analizinde sayı, yüzde, ortalama ± standart sapma, ortanca (minimum- maksimum), Kolmogorov-Smirnov testi, bağımsız iki örnek t testi, Mann Whitney U testi, Pearson's ki-kare ve Yates düzeltmeli ki-kare testi, Wilcoxon testi, Robust iki yönlü varyans analizi, Bonferroni testi kullanılmıştır. Tüm istatistikler, p<0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Araştırmanın ön test uygulamasında grupların homojen olduğu saptanmıştır. Ancak son test uygulamasında elde edilen SYBDÖ II ölçek toplam puanlarında, yapılan eğitim sonrası eğitim grubunun ölçek puanı istatistiksel olarak daha yüksek çıkmıştır. Bu durum, hipertansiyon hastalarına uygulanan eğitim girişimlerinin hipertansiyon yönetiminde etkili olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Hasta eğitimi, hipertansiyon, pender, sağlığı geliştirme modeli, sağlıklı yaşam biçimi davranışları.
Kuzey Ege kömür havzasındaki bir bölgede madenciler ve diğer 18-50 yaş arası erkeklerde; hipertansiyon ve obezite sıklığı, sağlıklı yaşam biçimi davranışları, kardiyovasküler ri̇sk faktörlerine ilişkin tutum ve davranışlar
Araştırma erkek nüfusunun önemli bir çoğunluğunun geçim kaynağı madencilik olan Balıkesir iline bağlı Sarıbeyler mahallesinde yaşayan 18-50 yaş grubu erkeklerin genel iyilik hallerini saptamak, sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını ölçmek, kardiyovasküler risk düzeylerini tespit etmek ve mesleği madencilik olan ile olmayanlar arasındaki riskli davranışların, yüksek kan basıncıun, obezitenin sıklığını karşılaştırmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Kesitsel tipteki araştırmamızda veri toplama Temmuz- Ağustos 2022 tarihleri arasında anket formu ile yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Evren Balıkesir ili Savaştepe ilçesi Sarıbeyler mahallesinde ikamet eden 18-50 yaşında 409 erkekten oluşmaktadır. Evrene ulaşılmak hedeflenmiş olup 323 (%78.9) kişiye ulaşılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkenleri; yüksek kan basıncı ve abdominal obezitedir. Tanımlayıcı analizlerde kategorik yapıdaki veriler için sayı ve yüzde; normallik varsayımına uyan sürekli olan veriler için ortalama ve standart sapma; normallik varsayımına uymayan sürekli olan veriler için ortanca, 25.-75. yüzdelikler verilmiştir. Tek değişkenli analizlerde, kategorik olan veriler için Ki-kare testi; sürekli olan verilerde parametrikler için Student T test, non parametrikler için ise Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Çok değişkenli analizlerde Binary Logistic Regresyon kullanılmıştır. Araştırmada 323 kişiye ulaşılmıştır. Katılımcıların %41.8' i madenci, %58.2' si ise madencilik dışındaki mesleği olan gruptur. Madenciler maden dışı meslek grubuna göre daha çok ağır kaldırarak, sürekli terletecek kadar fiziksel aktivitede çalışmaktadır ve öğrenim düzeyi daha düşüktür. Tüm katılımcıların %25.4' ünde yüksek kan basıncı saptanmıştır. Madencilerdeki yüksek kan basıncı saptanması (%34.2) maden dışındaki mesleğe sahip olan gruba (%20.7) göre daha sıktır. Yeraltında çalışmak, kömür madencileri için yüksek kan basıncı saptanması sıklığını arttırmaktadır. Madenlerde önemli derecede toza maruziyetin olduğu çalışma türlerinde çalışanlarda maden dışındaki çalışanlara göre daha fazla yüksek kan basıncı saptanmıştır. Madencilerde mesleği madencilik dışı olan gruba göre daha fazla abdominal obezite saptanmıştır. Sonuç olarak madencilik mesleği, yüksek kan basıncı ve abdominal obezite verilerine dayanarak kardiyovasküler açıdan daha çok tehlike oluşturmaktadır.
Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp fakültesi ve sağlık bilimleri fakültesi hemşirelik bölümü öğrencilerinde sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının değerlendirilmesi
Amaç: Çalışmanın amacı, üniversitemizde hemşirelik ve tıp eğitimi gören öğrencilerin sağlığı geliştirme davranışlarının değerlendirilmesi ve bu davranışları etkileyen sosyodemografik özelliklerin saptanmasıdır. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın örneklemini Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümünde okuyan 534 öğrenci oluşturdu. Veriler, isimsiz olarak bir anket formu ve Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları (SYBD-II) ölçeği ile Mart -Mayıs 2016 tarihleri arasında toplandı. Bulgular: Çalışmaya katılan bireylerin %26,8' i (n=143) erkek, %73,2' si (n=391) kadındır. Bireylerin 283'ü Tıp bölümünde, 251'i Hemşirelik bölümünde yer almaktadır. Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları-II ölçeği puan ortalamasının orta düzeyde olduğu (130.00 ± 17.62), en yüksek puanın tinsellik, en düşük puanın fiziksel aktivite alt ölçeğinden alındığı saptandı. Hemşirelik öğrencilerinin genel ölçek, sağlık sorumluluğu, beslenme, kişilerarası ilişki puanları tıp öğrencilerinden anlamlı olarak daha yüksek olduğu saptandı. Sağlık sorumluluğu ve kişilerarası ilişki puanı kadınlarda, fiziksel aktivite puanı erkeklerde istatistiksel olarak daha yüksektir. Anne ve/veya babasıyla kalan öğrencilerin SYBD ölçek, sağlık sorumluluğu, beslenme, kişilerarası ilişki alt boyut puanları anne ve/veya babasıyla kalmayan öğrencilere göre anlamlı olarak daha yüksektir. Kronik hastalığı olan bireylerin Sağlık Sorumluluğu alt boyut puanı olmayanlara göre anlamlı olarak daha yüksek olduğu saptanmıştır. Sonuç: Tıp ve hemşirelik öğrencilerini kapsayan çalışmamızda sağlıklı yaşam davranışlarının uygulanması orta düzeyde bulunmuştur. Sağlık bilincini artırmaya yönelik programların düzenlenmesi, mevcut olan sağlık bilincini artırmaya yönelik eğitim programlarının gözden geçirilip geliştirilmeleri, fiziksel aktivite programlarının yaygınlaştırılması gerekmektedir. Anahtar kelimeler: Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği-II (SYBD-II), Tıp öğrencileri, Hemşirelik öğrencileri