Hepatit B virüsü

69 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

HBV ve HDV nedeniyle karaciğer nakli yapılan hastalarda HBV nüksü

HBV ve HDV Nedeniyle Karaciğer Nakli Yapılan Hastalarda HBV Nüksü Amaç: İnönü Üniversitesi karaciğer nakli enstitüsünde Mart 2003, Haziran 2013 tarihleri arasında, HBV ve HBV+HDV nedeniyle karaciğer nakli yapılan hastalardaki HBV ve HDV nüksünü araştırmayı amaçladık. Materyal ve Metod: İnönü Üniversitesi, Karaciğer Nakli Enstitüsü?nde Mart 2003, Haziran 2013 tarihleri arasında, HBV nedeniyle ve HBV+HDV nedeniyle karaciğer nakli olmuş ve halen yaşamakta olan 312 hastanın verileri geriye dönük olarak incelendi. Hepatoselüler kanserli olanlar (n=40), Alkolik sirozlu (n=2), Hepatit C?li (n=1), düzenli kontrole gelmeyen hastalar (n=14) dışlandığında, kalan 255 hasta çalışmaya dahil edildi. HBV nedeniyle KN yapılan 127 hasta grup 1, HBV+HDV nedeniyle karaciğer nakli yapılan 128 hasta grup 2 olarak ayrıldı. Nakil öncesi viral serolojisinde HDV Ab pozitifliği HBV+HDV olarak belirlendi. Sonuç : Çalışmaya dahil edilen 255 hastanın 127?si HBV (Grup 1); 128?si HDV(Grup 2) nedeniyle nakil yapılan hastalardı. Hastaların ortlama yaşı 47.31±10.97 yıl idi. Grup 1 için 47.67 ±11.63, Grup 2 için 46.96±10.34 idi. Ortalama takip süreleri 30.25±22.76 aydı. Grup 1 için 30.25 ±24.27, Grup 2 için 30.26 ± 21.26 aydı. Çalışmaya alınan 255 hastanın 13?ünde HBs Ag pozitif saptandı (%5,1). Grup 1?de 9 hastada HBs Ag pozitif (%7,1); Grup 2?de 4 hastada pozitif saptandı (%3,1). İki gurup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamadı (p=0.150). Tartışma : Nakil sonrası HBV nüksü halen karaciğer nakli hastalarının büyük bir problemidir. Merkezimizde uygulamakta olduğumuz proflaksi protokolü sonucunda HBV nüksü oranımız literatüre kıyaslandığında daha düşüktür. HDV koenfeksiyon varlığında, HBV nüksü istatistiksel olarak anlamlı olmasa da, nakil sonrası HBV nüksü daha az oranda görülmektedir. Ayrıca Nakil sonrası hiçbir hastamızda HDV nüksüne rastlanmadı.

Hepatit BHepatit B virüsüHepatit D+5
Adil Başkıran
İnönü University
2013
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Bursa Uludağ Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde immünsüpresif tedavi nedenli hepatit B reaktivasyon riski olan hastalarda profilaktik tenofovir alafenamid kullanımının retrospektif incelenmesi

Hepatit B virüsü (HBV) ile enfekte olmuş bireyler immünsüpresif veya antikanser tedavileri aldıklarında HBV reaktivasyonu (HBVr) riski artmaktadır. HBV reaktivasyonu ciddi morbidite ve mortalite ile sonuçlanabilmektedir. Günümüzde kanser tedavileri, monoklonal antikor tedavisi, steroid kullanımı, biyolojik ajanlarla tedavi olan hastaların sayısı giderek artmaktadır. İmmünsüpresif tedavi öncesi hepatit taraması yapılmalı, hepatit B reaktivasyon riskine göre proflaktik antiviral tedavi başlanmalıdır. Çalışmamızda Ocak 2019-Mart 2022 tarihleri arasında immünsüpresif tedavi nedenli proflaktif tenofovir alafenamid fumarat (TAF) kullanan 211 hastanın retrospektif incelenmesi yapılmıştır. Hastaların demografik özellikleri, tedavi öncesi ve sonrası hepatit serolojisi ve laboratuvar özellikleri, altta yatan hastalıkları, immünsüpresif tedavileri, serolojik riskleri, HBV reaktivasyon risk durumları değerlendirildi. Tanı anında 26 (%12,3) hasta HBsAg pozitif olup, 185 (%87,7) hasta ise HBsAg negatif/ anti-HBc total pozitifliği vardır. Anti-CD20 monoklonal antikorları HBV reaktivasyonu için yüksek riskli immünsüpresif ajan olup, %23,70 hastanın tedavisinde kullanılmıştır. Tedavi öncesi ve sonrası değerler karşılaştırılığında HBsAg, anti-HBc total, anti-HBs serolojisinde ve labarotuvar özelliklerinde anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. HBV DNA ise tedavi sonrasında anlamlı olarak azalmıştır. Sonuç olarak; retrospektif olarak analizi yapılan 211 hastada reaktivasyon gözlenmemiştir. Bu çalışmada TAF'ın da HBVr önlemede diğer antiviraller kadar etkin olduğu gösterilmiştir. Renal fonksiyon bozukluğu olanlarda renal doz ayarı gerektirmemesi ve renal fonksiyonlar üzerine olumsuz etkisi olmaması, HBV DNA'yı baskılaması, yan etki profilinin az olması gibi sebeplerle güvenle proflaksi tedavisinde de kullanılabilir. Anahtar kelimeler: HBV, reaktivasyon, immünosüpresyon, tenofovir alafenamid fumarat.

BursaHepatit BHepatit B virüsü+4
Seray Türe Aydın
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Irak, Al-Muthanna eyaletinde Hepatit B virüsünün moleküler ve immünolojik araştırılması

Hepatit B virüsü (HBV) enfeksiyonu Irak'ta önemli bir halk sağlığı sorunudur. Kronik HBV enfeksiyonu, karaciğer sirozu (LC) ve hepatoselüler karsinom (HCC) için bir risk faktörüdür, ancak HBV ile ilişkili hastalıkların ilerlemesinde yer alan mekanizmalar hakkında çok az şey bilinmektedir. Konak immün yanıtının, HBV enfeksiyonu olan hastaların klinik sonuçları ile ilişkili olduğu bilinmektedir. Sitokinler gibi immünomodülatör faktörler, HBV ile ilişkili hastalıkların ilerlemesinde ve tedavisinde rol oynarlar. İnterlökin-35 (IL-35) yeni tanımlanmış bir inhibitör sitokindir. IL-35'in enflamasyonu kontrol edebileceği ve böylece HBV karaciğer hasarını sınırlayabileceği vurgulanıyor. Bu nedenle IL-35'in hepatit B hastalığına yönelik yeni tedaviler için bir hedef olma olasılığını artırmaktadır. Çalışmaya Al-Muthanna Eyaletinde HBV enfeksiyonu olan 120 hasta (84 kronik hepatit ve 36 akut hepatit) ile 30 sağlıklı kontrol grubu dahil edilmiştir. Bu gruplarda IL-35 serum seviyeleri ölçülmüş ve viral DNA amplifikasyonu yapılmıştır. Bulgulara göre, HBV hastalarında IL-35 seviyelerinin sağlıklı kontrollere göre anlamlı şekilde azaldığı bulunmuştur. HBV enfeksiyonu olan hastaların serum örneklerinden 10 viral DNA ekstrakte edilmiştir. HBV genomundan polimeraz geninin amplifikasyonu ve genin Sanger dizilimi için bir PCR protokolü tasarlanmıştır. Diziler, filogenetik analiz ve genetik çeşitliliğin karakterizasyonu için HBV referans dizileriyle hizalanmıştır. Popülasyonlar, HBV genotip frekans dağılımlarında heterojenlik göstermektedir. Altı HBV genotipi tanımlanmıştır (A, B, C, D, E ve H). En sık rastlanan genotip D (%47) olurken, C genotipi sıklık oranı (%4 ile) en az gözlenen genotip olmuştur. Ek olarak, hastaların çoğunluğu farklı genotipik kombinasyonlarla karışık HBV genotipleri (iki, üç, dört veya beş) göstermiştir. Sonuç olarak, HBV genotiplerinden D'nin, Al-Muthanna Eyaletinden Iraklı HBV hastalar arasında en yaygın genotip olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak, bu çalışma HBV enfeksiyonunun halk sağlığı üzerindeki etkisini ve bu enfeksiyonun mekanizmalarının anlaşılmasına yönelik yapılan bir çalışmanın temel bulgularını içermektedir.

Hepatit B virüsüİnterlökin 35
Mudhafar Saud Dakhıl Alshaher
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Study of some biochemical parameters in patients with hepatitis B in al-anbar governorate/iraq

The Hepadnaviridae family includes the hepatitis B virus, a partially double-stranded virus. Anyone may get infected with acute HBV, whether or not they're sick. Symptoms of a significant HBV infection include muscle pains, tiredness, and a lack of energy. The present work focuses on the impact of hepatitis B on liver function tests and a number of biochemical indicators. The results showed a huge discrepancy between the mean Age in (year) and VITB12 scores. However, the statistical significance of the discrepancies between GGT and ALP's approaches is low. Men and women in group A had significantly different mean values for the aforementioned biomarkers than did men and women in group B, who served as controls (P 0.05). According to the Pearson correlation analysis test for connection between VITB12 and other chemical tests, there seems to be a significant association between the R-value and VITB12. (VITB12) exhibited a substantial link with (GGT), however (ALP), GPT, GOT, TG, Tc, and FBS had no correlation with (VITB12). Research shows that viral hepatitis is more prevalent among the elderly and those who are weak in vitamin B12. The GPT and GOT both have substantial statistical differences from the other two groups.

Biochemical propertiesEnzymesHepadnaviridae+7
Qaher Mosleh Jaber Al-hardanee
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hepatit b virüslerinde hematoloji ve immünoloji göstergeleri ve bazı mutasyonların belirlenmesi

Bu tez çalışması, hematoloji ve immünolojinin göstergelerini doğrulamak amacıyla Mart 2021'den Temmuz 2021'in sonuna kadar Irak Cumhuriyeti Thi-Qar ilinde gerçekleştirilmiştir. Nasiriyah kentindeki ana kan bankasındaki kan bağışçılarına ve Thi-Qar ilindeki Al-Hussein Eğitim Hastanesine kabul edilen hastalara klinik öykülerini belirlemek amacıyla anket uygulanmıştır. Bu çalışma, Hepatit B virüsü ile enfekte olan erkek ve kadınlardan alınan 120 numuneyi içermektedir. Çalışma alanındaki Hepatit B virüslü erkek sayısı (84) ile %70, kadın sayısı (36) ile %30 olmuştur. Ayrıca enfeksiyonun yerleşim yerlerine göre oranına baktığımızda, Kırsal kesimde oran %46,67 iken kentlerde %53,33 olmuştur. Hastaların yaşları 20-69 yaş arasında değişmektedir. En yüksek hasta yoğunluğu %42 oranında 50-60 yaş kategorisinde ve en az %9'u ile 60 yaş üstü kategorisinde saptanmıştır. Hastaların öğrenim düzeylerine göre %45 enfeksiyon oranı ile eğitim düzeyi yüksek ve %55 enfeksiyon oranı ile eğitim düzeyi düşük olanlar olarak iki gruba ayrılmıştır. Kan gruplarıyla ilgili olarak, en yüksek enfeksiyon insidansının %27 ile O Rh+ kan grubu ve %17 ile O Rh- kan grubunda olduğunu, en düşük enfeksiyon yüzdesinin ise %8 ile ABRh+ kan grubu ve %5 ile AB Rh- kan grubu için olduğunu göstermiştir.

EnfeksiyonlarEnzime bağlı immünosorbent testiGenler+2
Samer Kareem Hanoon
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Evalution of some biochemical markers in serum and semn in male reproductive with HBV-Alfalluja city

Our goal will be to assess the risk of male infertility based on sperm count and some reproductive hormones in individuals with (HBV) infection. The age distribution of 90 newly diagnosed and treated hepatitis B virus (HBV) patients revealed that fifteen (50 in newly diagnosed) patients (84%) were under the age of 35, eight patients (8) were over the age of 35, and seventy-four percent (74%) of the treatment group were under the age of 35. There was a highly significant increase in AST and ALT and an increase in ALP, TBI, and DBI, in comparsion to healthy subject (P<0.01). Infertile HBV and control groups evaluated their testosterone, IL-6, and Selenium levels in a univariate method. Il-6 indicators were associated with sperm count, motility and the percentage of healthy spermocyte. All of the research groups' spermiograms revealed a strong negative connection with serum IL-6. Only the activity of sperm of the oligozoospermics and the total count of the healthy control subtect were positively linked to serum selenium. The percentage of sperm and testosterone levels were found to be connected. Unlike previous research, the seminal spermiograms in both groups had a significant relationship with oligozoospermic, asthenozoospermic linear activity, and the fraction of normal sperms.

Hepatitis B virusInfertilitySpermatozoa+2
Alı Rasool Allawı Alısawı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Assessment of the nurses knowledge about hepatitis b disease and vaccination at Al Diwaniyah Teaching Hospital in iraq

The hepatitis B virus infects the liver; it can cause a potentially fatal infection (HBV). An enormous public health issue. It can lead to chronic liver disease and illness, increasing the risk of liver cirrhosis and liver cancer. This study aims to assess the knowledge of nurses' about hepatitis B vaccination at Al-Diwaniyah teaching Hospital, to find the relationship between demographic data and nurses' knowledge about hepatitis B disease and vaccination at Al-Diwaniyah teaching Hospital, and to assess the understanding of nurses' about hepatitis B disease at Al-Diwaniyah teaching Hospital. A descriptive design study was conducted at Al-Diwaniyah Teaching Hospital. The study population was selected among nurses of a Diwaniyah teaching hospital. A total of 200 nurses were included in the study. Data was collected by using a self-administered questionnaire. The study included 200 nurses aged 20 to 29 (32%). Male nurses outnumber female nurses by more than half (53%). Nurses were married and comprised most of the study sample (59%). At the same time, only 34% have less than five years of nursing experience. Finally, most participants (60.5%) did not attend training courses. The findings show that 61% of nurses do not know about hepatitis B. Then those who said yes (33%) and those who said no (6%). The findings show that most nurses (78%) did not know the Hepatitis B vaccine, followed by those who said yes (12.5%). And who said no (9.5%). The study confirmed that most nurses do not have sufficient knowledge due to a lack of training courses. 2022, 107 pages Keywords: HBV, Knowledge, Vaccination, Assessment, Nurses.

VaccinationLevel of knowledgeNurses+6
Azhar Jabbar Dawood Delesat
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

An epidemiological molecular and immunological study of hepatitis B virus type among blood donors in Dhi Qar governorate

Background: Hepatitis B virus infection is an infection that affects all aspects of quality of life, whether partial or total. Objective: The aim of this study is to identify some indicators of immunity against hepatitis B. Methodology: A descriptive cross-sectional study. The study was conducted at Al-Hussein Teaching Hospital between January 2022 and July 2022, and the study sample consisted of a control group of 55, a group of 55 females and 55 males. With varying degrees of disease activity in the data analysis, the number, percentage, and mean tests, the Kruskal-Wallis test, and the Dunn test were used. Results: The mean age of the control group was 45.65 ± 15.66, the mean age of the positive group was 48.98 ± 16.66 and the mean age of the negative group was 54.57 ± 18.56. There is a statistically significant relationship between age group, Albumin, ALT, White blood cells between these demographic data and interaction in HBV screening tests (R) total GGT showed statistically higher values in the positive group when compared to the control group and the interactive groups (p < 0.05). The m-GGT and S-GGT fraction showed significantly higher values in the positive group than in the other two groups. Conclusion: The idea that the s-GGT fraction is a particular biomarker of hepatocyte destruction, as seen in hepatitis C patients, is supported. Despite the fact that the 5-GGT fraction was larger in the positive group, the b-GGT/S-GGT ratio had the lowest values in this group; it is worth noting that the 75th percentile in the b-GGT/S-GGT-positive group was less than 25% in both the control and interaction groups.

Gamma glutamyl transferaseHepatitis B virusPolymerase chain reaction+1
Rabab Abbas Ghaleb Alabbas
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik HBV ve HCV hastalarının metabolik sendrom ile ilişkisi

Hepatit B ve hepatit C, tüm dünyada yaygın görülen önemli bir kronik karaciğer hastalığı sebebidir. Kronik karaciğer hastalığına yol açtığı gibi, son yıllarda kronik hepatit ve karaciğer yağlanması birlikteliği gündeme gelmiştir. Bu durum, virüsün hepatit yapmanın yanı sıra metabolik değişikliklere de neden olduğunu düşündürmüştür. Literatürün, karaciğer yağlanmasını Metabolik Sendrom (MS)'un hepatik tezahürü olarak göstermesi, HBV ve HCV ile MS ilişkisini dikkat çekici kılmıştır. Bu çalışmada, kronik hepatit B ve hepatit C'nin MS ve komponentleri ile ilişkisini araştırmayı planladık. Çalışmaya 62 kronik hepatit C (erkek/kadın: 22/40) ve 358 kronik hepatit B hastası (erkek/kadın: 219/139) dâhil edildi. Hastaların demografik bilgileri alındı ve sonra serolojik ve biyokimyasal testler yapıldı. Uluslararası Diyabet Federasyonu kriterlerine göre MS tanısı araştırıldı. Hastalarda insülin direnci (IR), Homeostasis model assesment (HOMA) indeksi kullanılarak belirlendi. Tüm hastaların yaş ortalaması 43,43±13,42, VKİ ortalaması 27,69±4,96 olarak saptandı (p<0.05). Çalışmamızda, 62 HCV'li hastanın 24'üne (%38,7), 358 HBV'li hastanın 97'sine (%27,1) MS tanısı konuldu. İki grup arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildi (p=0,086). HCV'li hastaların 11'inde (%17,7), HBV'li hastaların ise 32'sinde (%8,9) diyabet olup iki grup arasında fark saptanmadı (p= 0,059). Hastaların 207'sinde (%49,3) IR saptandı. Hepatit C'lilerin 31'inde (%50) IR varken, hepatit B'lilerin ise 176'sında (%49,2) IR tespit edildi. İki grup karşılaştırıldığında fark saptanmadı (p=0,987). Ayrıca, MS tanısı olan HCV ve HBV hastaları arasında da diyabet ve IR açısından fark yoktu (p=0,857). Hasta popülasyonumuzda %38,3 oranında karaciğer yağlanması olduğunu gördük. HCV'lilerde 24 (%38,7) kişide yağlanma varken, HBV'lilerde ise 137 (%38,3) kişide yağlanma vardı, iki grup arasında fark saptanmadı (p=0,939). MS tanısı alan HCV ve HBV hastaları arasında da yağlanma açısından anlamlı fark yoktu (p=0,933). Sonuç olarak, kronik HBV enfeksiyonunun da tıpkı HCV enfeksiyonu gibi karaciğer yağlanmasında rol oynayan ve MS açısından risk teşkil eden bir enfeksiyon olduğu söylenebilir. Dolayısıyla HBV'nin, MS ve karaciğer yağlanmasının getirdiği bütün risklere tıpkı HCV gibi sahip olduğu öne sürülebilir. Bununla birlikte, bu konuda yapılacak daha ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.

HepatitHepatit BHepatit B virüsü+6
Seda Ünsal
Gaziantep University
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hepatit B enfeksiyonunda aile içi geçiş, risk faktörleri ve aile bireylerinin bilgi düzeylerinin araştırılması

Giriş Hepatit B virüsü (HBV) dünya genelinde bir sağlık problemidir. Dünyada iki milyar insan HBV ile enfekte olmuştur ve 257 milyondan fazla birey kronik hepatit B yüzey antijen (HBsAg) taşıyıcısıdır. HBV taşıyıcılarındaki ana endişelerinden birisi ise enfeksiyonun aile üyelerine bulaşmasıdır. Bu çalışmanın amacı kronik HBV hastalarının aile üyelerinin bilgi düzeylerini değerlendirmek ve aile içi bulaşın incelenmesidir. Gereç ve yöntem Bu kesitsel çalışmaya 11.07.2019 ile 11.07.2020 tarihleri arasında Yozgat Bozok Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji polikliniğine başvuran HBsAg pozitif hastaların birinci derece akrabaları dahil edildi. Katılımcıların HBsAg, Anti-HBs ve Anti-HBc IgG düzeyleri ELISA yöntemiyle değerlendirildi. Sosyodemografik verilere ek olarak, HBV hakkında genel bilgiler, bulaş yolları ve korunma yollarından oluşan anket ile katılımcıların HBV hakkındaki bilgi düzeyi değerlendirildi. Bulgular Kronik hepatit B hastalarının birinci derece akrabalarından oluşan 266 katılımcının yaş ortalaması 42.6 ± 14.7 (18-75) yıldı. Katılımcıların %41'i erkek, %59'u kadındı, %59'u HBV hakkında daha önce bilgi almamıştı. HBsAg, Anti-HBs ve Anti-HBc IgG seropozitifliği sırasıyla %7,7, %69,5 ve %35,7 idi. Katılımcıların %84,6'sı hastalığı önleyen aşı olduğunu bilmekte iken sadece %39,9'ü aşı yaptırmıştı. Aşı yaptırma durumlarıyla eğitim düzeyleri arasında anlamlı ilişki saptandı. Katılımcıların HBV genel bilgi düzeyine, bulaş yolları ve korunma yöntemlerine yönelik sorulara vermiş oldukları median doğru cevap oranları sırası ile %64, %64, %57 idi. Katılımcıların genel bilgi düzeyi ile katılımcıların yaşları (p<0,001), eğitim düzeyi (p<0,001), yaşadığı yer (p<0,001), çalışma durumu (p=0,003), mesleki durumları (p<0,001), gelir düzeyi (p<0,001) ve sosyal güvenceleri (p=0,003) arasında istatistiksel anlamlı ilişkili bulundu. Sonuç Hasta yakınlarının kronik HBV hakkında yeterli düzeyde bilgi sahibi olmadıkları ve aşılanma oranlarının düşük olduğu izlenmektedir. Bu nedenle, hastalığın akılcı kontrolü ve yönetimi için hastanede veya toplumsal ortamlarda hastalara ve yakınlarına kapsamlı sağlık eğitimleri sağlanmalıdır. Anahtar kelimeler: Kronik hepatit B, Aile içi bulaş, Bilgi düzeyi, Aşılama

AileAşılamaAşılar+7
Osman Kocabıyık
Yozgat Bozok University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik hepatit B tanılı hastaların tedavi sonrası karaciğer histopatolojik bulgularındaki değişikliklerin değerlendirilmesi

Kronik hepatit B virüs enfeksiyonu karaciğerle ilişkili mortalitenin başlıca sebeplerindendir. Bu çalışmada, en az üç yıl boyunca lamivudin, entekavir veya tenofovir oral antiviral tedavilerini alan kronik hepatit B hastalarına kontrol karaciğer biyopsisi yaptık ve oral antivirallerin etkinliğini değerlendirdik. Çalışmaya 2015 Mart – 2016 Mart tarihleri arasında en az üç yıldır lamivudin (100 mg/gün), entekavir (0.5 mg/gün) veya tenofovir disoproksil (245 mg/gün) tedavisi almakta olan HBeAg negatif veya pozitif 79 hasta dahil edildi. Hastaların 23' ü lamivudin, 21' i entekavir, 35' i ise tenofovir kullanmaktaydı. Hastaların tamamına kontrol karaciğer biyopsisi yapıldı. Hastaların biyokimyasal, serolojik, virolojik ve histopatolojik verileri kaydedildi ve oral antiviral tedavinin üç yıl ve üzeri kullanımı sonrasında elde edilen verilerle karşılaştırıldı. 3, 4 veya 5 yıl boyunca oral antivirallerden birini alan hasta gruplarının tamamında ALT normalizasyonu sırasıyla % 60, % 73.3 ve % 72.2 idi. 3, 4 veya 5 yıl boyunca oral antivirallerden birini alan hasta gruplarının tamamında virolojik yanıt (HBV DNA < 20 IU/ml) sırasıyla % 60, % 60 ve % 83.3 saptandı. HBeAg pozitif hastalarda tedavi öncesi ve kontrol ölçümler arasında her üç oral antiviral alan hastalar arasında düzelme oldu, fakat anlamlı değişim saptanmadı. Lamivudin, entekavir ve tenofovir alan gruplarda histolojik aktivite indeks skorunda gerileme saptandı (sırasıyla p=0.011, p=0.002 ve p=0,001). Lamivudin ve tenofovir alan gruplarda fibrozis skorunda anlamlı bir iyileşme görülürken (sırasıyla p=0.033, p=0.001), entekavir alan grupta fibrozis skorunda anlamlı bir iyileşme görülmedi (p=0.090). Oral antiviral tedavi öncesinde interferonu hem kullanan ve hem de kullanmayan hasta grupları arasında kontrol HAİ ve fibrozis skoru açısından anlamlı düzelme görüldü. Sonuç olarak çalışmamızda uzun dönem oral antiviral tedavi alan hastalarda biyokimyasal, virolojik, serolojik ve histopatolojik (histolojik aktivite indeksi ve fibrozis) düzelmeler görülmüştür. Histopatolojik düzelme için oral antivirallerin uzun süreli kullanımı ile HBV DNA' nın sürekli süpresyonu gerekmektedir.

Antiviral ajanlarBiyopsiFibroz+5
Ahmet Şahin
Gaziantep University
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Hepatit B virus ilaç direnci mutasyonlarının pyrosequencing metodu ile tespiti

Kronik hepatit B virus (HBV) enfeksiyonun uzun süreli tedavisi sırasında nükleoz(t)id analoglarına karşı ilaç direnci mutasyonlarının gelişmesi tedavi başarısızlığına yol açan önemli bir sorundur. Bu çalışmanın amacı kronik hepatit B enfeksiyonu olan hastalarda HBV ilaç direnci gen mutasyonlarının pyrosequencing metodu ile araştırılmasıdır. Kasım 2013 ve Mayıs 2014 tarihleri arasında kronik hepatit B enfeksiyonu olan 89'u tedavi almayan (naif) ve 48'i tedavi alan toplam 137 hastaya ait serum örnekleri lamivudin (LAM), adefovir (ADV), telbivudin (TEL), entecavir (ETV) ve tenofovir (TDF) ile ilişkili ilaç direnç mutasyonlarının tespiti için real-time PCR testi sonrası pyrosequencing metodu (PyroStar HBV Drug Resistance Test, Altona Diagnostics, Germany) ile analiz edilmiştir. Tedavi almayan 89 hastada TDF'e duyarlılığı azaltan rtA194T mutasyonu 1(%1.1) vakada bulunmuştur. Tedavi edilen 48 hastada LAM ve TEL'e ilaç direnci ve ETV'e karşı da çapraz dirence sebep olan rtM204I mutasyonu 1 (%2.1) vakada tespit edilmiştir. Kompensatuvar mutasyon olan rtL180M 2 (%4.2) hastada gözlenmiştir. ETV direncini gösteren rtT184S mutasyonu ile birlikte rtM204V'in varlığı 1 (%2.1) hastada tespit edilmiştir. Sonuç olarak, ilaç direnci mutasyonlarının insidansı tedavi alan hasta grubunda %8.3 ve tedavi almayan grupta %1.1 olarak bulunmuştur. Kronik hepatit B enfeksiyonu olan hastalarda tedavi öncesi ve sırasında pyrosequencing metodu ile ilaç direnci mutasyonlarının erken tanısı uygun antiviral ilaç seçimine katkıda bulunacaktır. Anahtar Sözcükler: Hepatit B virus ilaç direnci, pyrosequencing metodu, lamivudin, adefovir, telbivudin, entecavir, tenofovir.

EntekavirGenomHepatit B+7
Mehmet Çimentepe
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2013
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik hepatit B tanılı çocuk hastaların tanı, tedavi, takip ve prognozlarının retrospektif araştırılması

Amaç: Kronik hepatit B, çocuklarda asemptomatik taşıyıcılıktan siroza kadar ilerleyebilen, ergenlik çağında hepatoselüler karsinom ile karşımıza çıkabilen geniş spektrumlu kronik bir hastalıktır. Tedavisiz hastalar spontan serokonversiyona uğrayabilir. İnterferon merkezli tedavilerin çocukluk çağında sınırlı etkisi mevcuttur. Bu çalışmanın amacı Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Kliniğinde Kronik Hepatit B tanısı ile izlenen hastaları değerlendirmek ve iki tedavi şeklinin etkinliğini araştırmaktır. Gereç ve yöntem: Bu retrospektif çalışmada Balcalı Hastanesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Kliniğimizde Ocak 2008 tarihi ile Aralık 2013 tarihleri arasında Kronik Hepatit B tanısıyla takip edilen 227 çocuk hasta incelendi. Hastaların demografik ve klinik özellikleri, biyokimyasal, serolojik ve virolojik özellikleri değerlendirildi. 227 hastadan 70 (%30,8)'i spontan serokonversiyon geliştirdi. Spontan serokonversiyon geliştirmeyen diğer 157 hastanın 49 (%31.2)' u monoterapi ve kombine terapi olarak iki farklı tedavi modeli ile tedavi edildi. Monoterapi grubu (grup 1); interferon alfa tedavisi verilen (5 MU/m2 doz, haftada 3 kez, subkütan enjeksiyon ile 6 ay) 25 hastadan oluştu, kombine terapi (grup 2) ise 12 ay lamivudin tedavisi (4mg/kg hergün, oral, maksimum 100 mg) ve interferon (5 MU/m2 doz, haftada 3 kez, subkütan enjeksiyon ile 6 ay) verilen 24 hastadan oluşmuştur. Tüm Testler Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Merkez Laboratuarlarında çalışıldı. İstatistiksel analiz bioistatistik anabilim dalında İBM SPSS version 20 ile değerlendirildi. P <0.05 değerleri anlamlı kabul edildi. Sonuçlar: 227 Kronik Hepatit B tanılı çocuk hasta retrospektif incelendi. 70 hasta (%30,8) tanı anında veya izlem süresinde spontan serokonversiyon geliştirdi. 157 hastada spontan serokonversiyon gelişmedi ve 49 hasta iki farklı tedavi yöntemi ile tedavi edildi. Hastaların %56'sına tanı aile taraması sırasında konuldu. Hastaların aile bireylerinden en az birisinde hepatit B enfeksiyonu pozitifliği oranı %85,9; annede bu oran %60,4 olarak bulundu. Vertikal geçiş %54,6 iken hastaların % 74 ü asemptomatik idi. Spontan serokonversiyon geliştiren hastalar spontan serokonversiyon geliştirmeyen hastalar ile karşılaştırıldı. Spontan serokonversiyon geliştiren hastaların ortalanca yaşı (192 ay) ve ortanca tanı yaşı (132 ay) spontan serokonversiyon geliştirmeyen hastalara oranla istatistiksel olarak daha yüksek bulundu (156 ve 109 ay) (p<0,05). Spontan serokonversiyon oranı erkeklerde istatistiksel daha düşük idi(p<0,05). Spontan serokonversiyon oranı, düşük viral yükü olanlarda, tanı esnasında düşük ALT değerleri olanlarda ve anti HAV IgG pozitif olanlarda daha yüksek bulundu (p<0,05). Spontan serokonversiyon geliştirmeyen grupta yüksek ailesel ve vertikal bulaş oranı saptandı. Tartışma:Bu çalışmanın sonuçlarina göre Kronik Hepatit B tanısı konulan hastalar tedavi kriterlerini karşılamıyor ise, spontan serokonversiyon gelişimi açısından ortalama 10 yıl izlenmelidir. Hepatit A seronegatif hastalarda Hepatit A aşılaması spontan serokonversiyonu başlatabilir. Bu konuda daha fazla detaylı çalışma gereklidir. Bu çalışmada interferon monoterapisi ile interferon ve lamivudin kombine tedavisi alan grupların tedaviye cevap ve serokonversiyon oranlarının karşılaştırılmasında istatistiksel anlamlı fark bulunmadı. Bu iki tedavi çeşidinin potansiyel faydalarını ortaya koymak için geniş çaplı hasta grupları ile çalışmalara ihtiyaç vardır.

Hepatit BHepatit B virüsüPrognoz+5
Ergin Cucu
Çukurova University
2014
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Acil serviste gizli viral hastalıklar(HBV, HCV, HIV taraması)

AMAÇ: Bu çalışmada Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Erişkin Acil Servisi'ne 01.10.2018-01.12.2018 tarihleri arasında başvuran, daha önce hepatit veya HIV tanısı olup olmadığını bilmeyen hastalarda randomize şekilde HBsAg, Anti-HCV, Anti-HIV tetkiklerini çalıştık ve gizli kalmış kronik viral hastalıkların oranını tespit etmeyi hedefledik. MATERYAL VE METOD: Acil Tıp Anabilim Dalı'na bağlı olarak çalışan Erişkin Acil Servisine 01.10.2018 ile 01.12.2018 tarihleri arasında herhangi bir sebeple başvuran ve bulaşıcı viral hastalığı olup olmadığını bilmeyen sağlıklı erişkin hastalarda randomize olarak HBsAg, anti HCV ve Anti HIV tetkikleri çalışıldı. Tetkik sonuçları SPSS 23.0 ve AMOS programı kullanılarak analiz edildi. BULGULAR: Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Erişkin Acil Servis'ine 01.10.2018-01.12.2018 tarihleri arasında başvuran ve daha önce bilinen bulaşıcı viral hastalığı olmayan 800 hasta çalışmaya alınmıştır. Bu hastalara ait kan örneklerinden HBsAg, Anti-HCV, Anti-HIV tetkikleri çalışılmıştır. Çalışma sonucunda HBsAg pozitifliği %2, Anti-HCV pozitifliği %0,8 bulunmuştur. HIV pozitif hastaya rastlanmamıştır. Hastaların ortalama yaşı 32,7 (±16,9), kadın/erkek oranı %54,2 / %45,8 dir. Daha önce herhangi bir cerrahi operasyon öyküsü olanlar %16,3, kronik hastalığı olanlar %23,3, kronik ilaç kullanımı olanlar %21,9'dur. Alkol/madde kullanımı öyküsü sorusunda madde kullanımı belirten hasta olmamıştır. Düzenli şekilde alkol kullandığını belirten olmamakla birlikte ara sıra alkol aldığını (sosyal içici) beyan edenlerin oranı %8'dir. Daha önce kendisine kan verildiğini beyan edenlerin oranı %5,6'dır. Hastaların yaşadığı evde bulaşıcı viral hastalığı olanlar sorgusunda 8 tanesi (%1) HBV, 4 tanesi (%0,5) ise HCV pozitif birey olduğunu söylemiştir. HBV'ye karşı aşılanma öyküsü oranı toplamda %15,5'tir TARTIŞMA VE SONUÇ: Türkiye'de rutin çocuk HBV aşılamasının başladığı 1998 tarihinden sonra doğanlarda HBV pozitifliği görülmemiş olması aşılamanın başarısını göstermektedir. Bu nedenle HBV'nin ilerleyen yıllarda prevalansının düşeceği ön görülmektedir. HCV için herhangi bir koruyucu aşı bulunmaması nedeniyle geçmiş yıllara oranla prevalansta belirgin bir değişme görülmemiştir. Ev içi bulaşların önlenmesi için HCV'ye karşı etkin bir aşı geliştirilinceye kadar toplumsal farkındalık oluşturulmalıdır. HIV ülkemizde çok düşük oranlarda görülmesine karşılık hala günümüzde önemli bir toplum sağlığı konusudur. Çalışmamızda HBV/HCV/HIV sıklığı düşük görünse de bulaş riskinin yüksek olması nedeniyle sağlık personellerinin kişisel korunma yöntemlerine tamamiyle riayet etmesi gerekmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Acil servis, HBV, HCV, HIV, Kronik, Viral.

Acil servis-hastaneAcil tıpBulaşıcı hastalıklar+7
Cuma Kılıçoğlu
Gaziantep University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Thi-Qar ilinde bazı HBS mutasyonlarının belirlenmesi ve Hepatit B'de bazı kan göstergelerinin tespiti

Viral hepatit , karaciğer dokusu için tropizmi olan hepatit A virüsü ( HAV ) , hepatit B virüsü ( HBV ) , hepatit C virüsü ( HCV ) , hepatit delta virüsü ( HDV ) ve hepatit E virüsü ( HEV ) gibi beş etiyolojik ajanın neden olduğu enfeksiyonlardır . Hepadnaviridae ailesinin bir üyesi olan Hepatit B virüsü ( HBV ) , DNA genomu yaklaşık 3,2 kb olan küçük , zarflı bir virüstür . Bu çalışmada , Thi - Qar ilinde bulunan hastalarda HBS mutasyonlarının belirlenmesi ve hepatit B deki bazı kan göstergelerinin tespiti yapılmıştır . Bu amaçla 100 uygulama gurubunda 100 de kontrol gurubunda olmak üzere 200 hasta üzerinde karşılaştırmalı örnekler toplandı ve incelendi . Hasta sayısı erkek 63 , kadın 47 idi . Numunelerin izolasyon tarihleri Mayıs 2020 ile Nisan 2021 arasında yer almıştır . Erkekler kadınlardan daha baskındı ve toplam katılımcı sayısının yarısından biraz fazlasını oluşturuyordu ( % 57.6 ) . Kontrolün yaşı ( n = 100 ) 8 ay ile 88 yıl arasında değişmekteydi ( ortalama : 31.6 yil : standart sapma : 20.0 ) . Çalışmanın ilk aşamasında elde edilen ve ELISA ile analiz edilen 110 ömegin 56'sı ( % 50.7 ) HBV serolojik belirteçlerinden herhangi biri için pozitifti ve n - 2 ömnek HBV için tanımlanmamış seroloji olarak sunuldu . İstatistiksel analiz için HBV HBsAg . Anti - HBc Total ve Anti - HBs serolojik belirteçlerinin prevalansı ve analiz edilen her bireyin yaşına göre serolojik profillerin belirlenmesi için belirsiz olarak sınıflandırılan tüm sonuçlar ( n - 8 ) 68.8 hariç tutulmuştur . Sonuç olarak , yakın zamanda mükemmelleştirdiğimiz " Immuno - Real Time PCR tekniğinin ELISA testinden daha duyarlı olduğu bulundu . Ayrıca dünyada ilk kez antijenik determinant " a " da erken bir " stop " kodon mutasyonunu da ortaya çıkardık . Dhi Qar Valiliği / Irak'ta bulunan HBV virüslerinde bazı genetik mutasyonlar keşfedildi .

Enzime bağlı immünosorbent testiHepatit B virüsüMutasyon
Wafıyah Raısan Mohan Alkassar
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hepatosellüler karsinomalarda HBV ve aflatoksin metabolitleri ile aflatoksin maruziyetinin patogeneze katkısının gen düzeyinde araştırılması

Hepatosellüler karsinoma (HSK), dünyada erkeklerde beşinci, kadınlarda ise yedinci sırada görülen yaygın malignitelerden birisi olup primer karaciğer kanser olgularının %70-90'ını oluşturur. Kronik Hepatit B Virüsü (HBV) enfeksiyon prevalansı ve yüksek aflatoksin maruziyeti, HSK'nın önemli risk faktörlerini oluşturmaktadır.Diğer taraftan özellikle gıda menşeili aflatoksin ve metabolitlerinin karaciğerde neoplastik değişikliklere yol açtığı veya ko-faktör olarak katkı sağladığı uzun süreden beri speküle edilmektedir. Çalışmamızda, özellikle iklim ve beslenme tipi sebebi ile gıda menşeili Aflatoksin maruziyetine açık olan bölgemizde HSK gelişimi üzerinde Aflatoksin B1 (AFB1)'in ve kronik HBV'li hastalarda HBx geninin rolleri değerlendirilecektir. HBV ve Aflatoksinin hepatotoksisitede önemli olduğu düşünülen P53 gen bölgesindeki mutasyonlar üzerinde sinerjistik ilişkisi sorgulanacak ve moleküler mekanizmaları araştırılacaktır. Bu amaçla kronik HBV taşıyıcısı HSK'li hastaların parafine gömülü karaciğer biyopsi örneklerinden deparafinizasyon sonrasında AFB1 seviyesi ve Hbx onkoproteinini kodlayan gen bölgesinin varlığı araştırılacaktır. HBV ve AFB1'in HSK riski üzerindeki sinerjistik etkisi, tümör supresör p53 geninin kodon 249'da hotspot mutasyon sıklığı DNA dizi analizi veya B planı olarak RFLP yöntemi kullanılarak tespit edilecektir. Çalışmamız sonucunda bölgemizdeki HSK hastalarında Aflatoksine maruziyet durumu ile HSK gelişiminde bir risk faktörü olarak Aflatoksin B1'in önemi belirlenecek ve kronik HBV enfeksiyonlu HSK hastalarının tedavisinde göz önünde bulundurulacak önemli bir veri sağlanacaktır. Çalışmamız sonucunda çalışmaya dahil edilen HSK+HBV'li hasta grubunda yer alan bireylerin ortalama idrar AFM1 konsantrasyon seviyeleri, kontrol grubunda yer alan bireylerin ortalama konsantrasyon seviyeleri ile kıyaslandığında, hasta idrarlarında 0.130absorbans/2600pg/ml, kontrol grubunda ise 0,179 absorbans/1600 pg/mL değerleri ile hasta grubundaki AFM1 konsantrasyonunun daha yüksek olarak bulunmuş, kontrol grubu bireylerden 3 (%14.2)'ünün, hasta grubunda ise 4 (%11.4)'ünün idrar AFM1 tespit seviyesi altında kalmıştır. R249S mutasyon varlığının belirlendiği DNA örneklerinde HSK'lı hastalara ait örneklerin 6/35 (%17.1)'sında ve 5'inde (%14.3), kontrol grubu bireyleri arasında ise her iki yöntem ile yalnızca 2'sinde (%9.6) tümör supresör geni p53'de ilgili kodonda AGG>AGT mutasyon varlığı tespit edilmiştir. DNA dizi analizi yöntemi ile p53 geninde R249S mutasyonu tespit edilen 5'i HSK'lı 6 bireyin tamamında da PCR-RFLP ile mutasyon tespit edildiği görüldü.Hasta grubunda AFM1 konsantrasyonu en düşük 1340pg/ml ve en yüksek 5015pg/ml,DNA dizi analizi yöntemi ile mutasyon belirlenen 5bireyin ortalama AFM1 miktarı ise 3139 pg/ml olarak belirlendi.

AflatoksinlerGenlerGenler-P53+6
Illa Lawalı Na Awache
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Hepatit b virus ile ilişkili hepatosellüler karsinomada potansiyel biomarker olan mikrorna'ların serum ve dokuda araştırılması

Hepatosellüler karsinoma (Hepatocellular Carcinoma; HCC) primer karaciğer kanserin %90'ını oluşturur ve bütün dünyada en yaygın beşinci kanser ve kanserle ilişkili ölümün ikinci sebebidir. Hepatit B virus (HBV) enfeksiyonu HCC gelişimi için en önemli risk faktörlerinden biridir. mikroRNA'lar (miRNA'lar) tamamlayıcı mRNA'ların hem stabilitesini hem de translasyonunu etkileyerek transkripsiyon sonrası düzeyde gen ekspresyonunu düzenleyen 22 nükleotid uzunluğunda yüksek oranda korunmuş küçük kodlayıcı olmayan RNA'lardır. miRNA'lar düşük pH ve RNAaz'a direnç gibi koşullar altında önemli stabilite gösterdiğinden dolayı HCC'nin erken tespiti için yeni potansiyel biomarker olarak kullanılabileceğini göstermiştir. Bu çalışmanın amacı HBV ile ilişkili hepatosellüler karsinomada potansiyel biomarker olan miRNA'ların serum ve dokuda araştırılmasıdır. Mart 2016-Aralık 2019 tarihleri arasında HBV ile ilişkili 35 HCC hastası, 35 kronik HBV hastası (KHB) ve 30 sağlıklı bireylerden alınan serum ve doku örneklerinde miR-21-5p, miR-122a-5p, miR-182-5p, miR-221-5p ve miR-223-5p'nin ekspresyon seviyeleri kantitatif real-time PCR testi (miScript SYBR® Green PCR Kit, Qiagen, Germany) ile analiz edilmiştir. Serum miR-21-5p, miR-122a-5p, miR-182-5p ve miR-221-5p ekspresyon seviyesi HCC'li hastalarda KHB'li hastalar ve kontrol grubuna göre upregüle iken serum miR-223-5p ekspresyon seviyesi HCC'li hastalarda KHB'li hastalar ve kontrol grubuna göre downregüle bulunmuştur. Doku miR-21-5p, miR-182-5p ve miR-221-5p ekspresyon seviyesi HCC'li hastalarda KHB'li hastalar ve kontrol grubuna göre upregüle iken doku miR-122a-5p ve miR-223-5p ekspresyon seviyesi downregüle olarak tespit edilmiştir. İstatiksel olarak anlamlı bulunan serum ekspresyon seviyelerinin HCC'li hastalarda kontrol grubuna göre ROC (Reciever Operator Characteristic Curve; ROC) analizi ile tanısal değerlendirilmesinde miR-21-5p'nin AUC (Area Under Curve; AUC) değeri 0.763, miR-122a-5p AUC değeri 0.819, miR-221-5p'nin AUC değeri 0.721 ve miR-223-5p'nin AUC değeri 0.801 olarak tespit edilmiştir. İstatiksel olarak anlamlı bulunan doku ekspresyon seviyelerinin HCC'li hastalarında kontrol grubuna göre ROC analizi ile tanısal değerlendirilmesinde miR-21-5p'nin AUC değeri 0.801, miR-122a-5p AUC değeri 0.629, miR-221-5p'nin AUC değeri 0.706 ve miR-223-5p'nin AUC değeri 0.560 bulunmuştur. Sonuç olarak, HCC'yi KHB ve sağlıklı bireylerden doğrulukla ayıran miR-21-5p, miR-122a-5p, miR-221-5p ve miR-223-5p'nin HCC'li hastaların erken tanısı ve prognozunda potansiyel biomarker olarak kullanılabileceği gösterilmiştir. Bu miRNA'ların serum ve doku ekspresyon seviyeleri KHB'nin siroz ve HCC'ye ilerlemesinin bir göstergesi olarak kullanılabilir.

Biyobelirteçler-tümörDokularHepatit+6
Mehmet Çimentepe
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

2008-2018 yılları arasında kronik hepatit B tanısı ile izlenen çocuk hastalarda hastalığın doğal seyri ve tedavi sonuçlarının değerlendirilmesi

Amaç: Kronik Hepatit B enfeksiyonu çocukluk çağında asemptomatik seyirden fulminan Hepatite, hatta ergenlik döneminde siroz ve hepatosellüler kansere kadar giden geniş bir klinik seyir gösterir. Bu araştırmada, Kronik Hepatit B enfeksiyonu tanısı ile izlenen çocuk hastaların, demografik, epidemiyolojik, klinik ve laboratuvar sonuçlarını değerlendirmeyi, tedavi başlanan hastalarda tedavi sonuçlarını değerlendirilmesini ve tedaviye yanıtta etkili olan faktörleri saptanmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Bu araştırmada, 1 Ocak 2008 ve 31 Aralık 2018 yılları arasında, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları polikliniğinde, en az 5 yıl süre ile izlenen Kronik Hepatit B enfeksiyonu tanılı, 0-18 yaş arasında çocuk hastalar retrospektif olarak incelenmiştir. Veriler hastane otomasyon sisteminden ve hasta dosyalarından elde edilmiştir. İstatistiksel değerlendirme ÇÜTF Biyoistatistik Anabilim dalında yapılmış, veri analizinde p<0,05 değeri anlamlı olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Araştırmamızda incelenen 121 hastanın ortalama tanı yaşı 8,7 yıldır. Hastalardan 53'ü (%43,8) kız, 68'i (%56,2) erkek cinsiyettedir. Hastaların %64,5'i aile taraması sürecince tanı almıştır. Ailede Hepatit B enfeksiyonu varlığı %81'dir. Hastalığın en sık bulaş yolu %59,5 ile vertikal bulaş, ikinci olarak %19,8 ile horizontal bulaştır. Araştırmamızdaki hastaların ortalama izlem süresi 101,2 ay, maksimum izlem süresi ise 194 aydır. İzlenen 121 çocuk hastadan 42'si (%34,7) spontan serokonversiyon geliştirmiştir. Spontan serokonversiyon geliştiren hastalarda tanıdaki ALT değerleri, spontan serokonversiyon geliştirmeyen gruba göre istatistiksel olarak anlamlı olarak daha yüksek (p=0,023), HBV DNA düzeyleri ise istatistiksel olarak anlamlı oranda düşüktü (p=0,001). Ayrıca spontan serokonversiyon geliştiren grupta tanıda HAV IgG pozitifliği (%83,3) istatistiksel olarak anlamlı oranda daha yüksekti (p=0,015). Hastalardan izlem süresi boyunca, spontan (n=6) ve tedavi ile (n=10) HBsAg/AntiHBs serokonversiyonu geliştiren toplam 16 hasta ile serokonversiyon geliştirmeyen 105 hasta demografik, klinik ve laboratuvar özellikler açısından karşılaştırıldığında HBsAg/Anti-HBs serokonversiyonu geliştiren grubunun tanı yaşının, istatistiksel olarak anlamlı daha büyük olduğu saptanmıştır (p=0,017). HBsAg/AntiHBs serokonversiyonu geliştiren tüm hastalar aynı zamanda HBeAg/AntiHBe serokonversiyonu geliştirmişlerdir. Araştırmamızda toplam 72 (%59,5) hastaya KHB tedavisi başlandı. Başlangıç tedavisi olarak 37 hasta IFN, 27 hasta IFN+LAM, 7 hasta Lamivudin ve 1 hasta Adefovir tedavisi aldı. Bu hastalardan 36'sında ardışık tedavi ile devam edildi. Tedaviye yanıt oranı (kısmi yanıt ve/veya tam yanıt) %55 olarak saptanmıştır. IFN monoterapisi alan hasta grubu ile (n=37) kombine tedavi (IFN+LAM) alan hasta grubu (n=27) tedavi bitiminde 6 ay sonra, tedaviye verdikleri yanıt açısından değerlendirildi. Tedaviye serokonversiyon yanıtı, IFN monoterapisinde (%43), IFN+LAM kombine tedavisine (%29) göre oransal olarak daha yüksektir fakat istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır (p=0,225). Sonuç: Bu araştırmada, Kronik Hepatit B enfeksiyonu ile izlediğimiz 121 hastadan 42'si (%34,7) spontan HBeAg/Anti-HBe serokonversiyonu geliştirmiş, 72 hastaya KHB tedavisi başlanmıştır. Tedavi başlanan hastalardan 30'u (%41,6) tedaviye kısmı yanıt (biyokimyasal + serolojik yanıt), 10'u (%13,8) tam yanıt (biyokimyasal+ serolojik + virolojik yanıt) vermiştir. Tedaviye yanıt veren hastaların tanıda ALT değerleri ve HBV DNA düzeyleri anlamlı olarak daha yüksekti. IFN monoterapisinde serokonversiyon oranı, kombine tedaviye göre oransal olarak daha yüksekti. Ancak bu fark istatistiksel olarak anlamlı değildi (p=0,225). 2010 yılından sonra kliniğimize başvuran KHB enfeksiyonuna sahip çocuk hastaların giderek azalması, ulusal Hepatit B bağışıklamasının ve gebelikte Hepatit B taramalarının önemini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Anahtar Kelimeler: İnterferon, Kombine tedavi, Kronik Hepatit B enfeksiyonu, Lamivudin, Spontan serokonversiyon,

Antiviral ajanlarHepatit BHepatit B virüsü+5
Büşra Özge Bezirganoğlu
Çukurova University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Viral nükleik asitlerin izolasyon yöntemleri

Recent developments in molecular biology, especially nucleic acid amplification during the in vitro conditions, are frequently used for the diagnosis the diseases and for the forensic medicine. In amplification technique genetic materials are insulated from different organs, cambiums and fluids, are augmented by using enzymes. Amplification techniques are promptly, safe, sensitive, and specific but they aren?t affected by old materials, and timbleful factors or inactivity in body. Amplification methods are very beneficial to modify bacterial and viral agents that are insulate, generate, or identification very hardly. These techniques supply to economize on time and employees and minimize the employee fault and the laboratory infections altough costly, experienced, and learned employee and improved materials are needed (Arda,1995). Polymerase Chain Reaction, founded by RNA and DNA?s amplifications, is in the most used techiques. In this study, Hepatitis B and Hepatitis C, very important health problem over the world in recent years, amplifications are satisfied in PCR by making Hepatit B and Hepatit C viruses? insulations. There are two methods called conventional method and commercial kits, which are used in stage of virus insulation in the PCR technique. Our purpose is comparing reliability, loss of time, contamination, and cost between conventional method, having used previously, and commercial kits, whose usage become widespread. For the amplification of HBV DNA 5 standard (Fluorion HBV QNP 2.0) is used and for the amplification of HBV RNA (Fluorion HCV QNP 2.1 ) is used. Insulation for getting HBV RNA and HBV DNA is done by using the conventional method (Phenol-chloroform ve Guanidinium Thiocyanate method ) and kit method (Roboscreen, NucleoSpin ). After the insulation, measurements of total DNA and total RNA are done with the spectrophotometer. Maximum value of HBV DNA is confirmed between 90?g/ml -107,5 ?g/ml by Phenol-chloroform method. Maximum value of HBV RNA is determined 86?g/ml -108?g/ml by Guanidinium Thiocyanate method. Afterwards, satisfied amplification of DNA and RNA sources with PCR. According to spectrophotometer and PCR results, a comparison between conventional and commercial kit methods and modified advantages and disadvantages of these methods. Peak values are produced by conventional method but as to time insulation by kit is more easy and quick. Conventional method is more risky than kit method in contamination. Key words : HBV, HCV, Polymerase Chain Reaction, Spectrophotometer, Amplification.

Hepatit B virüsüHepatit C virüsüPolimeraz zincirleme reaksiyonu
Nagehan Şakrucu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik viral hepatit B'de fibrozisin noninvaziv biyokimyasal testlerle değerlendirilmesi

GĠRĠġ VE AMAÇ: Kronik Viral Hepatit B (HBV) sık görülen, siroza ve karaciğer kanserine sebep olan bir hastalıktır. Bu hastalığın erken tanı ve tedavisi, olası komplikasyonların önlenmesi açısından önem arz etmektedir. Fibrozisin gösterilmesinde altın standart olan karaciğer biyopsisi; invaziv, komplikasyona sebep olabilen ve pahalı bir tanı yöntemdir. Bu nedenle, son yıllarda, karaciğer fibrozisini gösteren invaziv olmayan ve pratik testlerin geliştirilmesi önem kazanmıştır. Çalışmamızın amacı, bu testlerin karaciğer fibrozisini öngörmede altın standart olan karaciğer biyopsisi ile karşılaştırmak ve değerlendirmektir. MATERYAL VE METOT: Gaziantep üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji ve Hepatoloji polikliniğinde 2010-2020 yılları arasında kronik Hepatit B tanısı almış ve karaciğer biyopsisi yapılmış 1051 hasta retrospektif olarak değerlendirildi. Hastaların yeni tanı konduğu dönemdeki AAR, APİ, APRİ, FIB-4, KİNG skoru, FİBROQ skoru hesaplandı. Bu hastaların her birine skorlar ayrı ayrı uygulandı. Tüm skorlar karaciğer biyopsisi ile karşılaştırıldı. Ayrıca GAZİANTEP skoru ile tüm diğer skorlar karşılaştırıldı. BULGULAR: Çalışmamızda eğri altında kalan alan değerleri API skoru için 0.648, APRI skoru için 0.711, FIB-4 skoru için 0.716, KİNG skoru için 0.723, FİBROQ skoru için 0.595, GAZİANTEP skoru için 0.701 olarak bulundu (p<0,05). AAR skoru için istatistiksel olarak anlamlı p değeri elde edilemedi. ROC analizinde ileri fibrozisi saptamada en iyi belirteçler KİNG, FİB-4, APRI ve GAZİANTEP skorlarıydı. KİNG, FİB-4, APRI ve GAZİANTEP skoru için ileri fibrozisi saptamasının en iyi kesim değerleri sırasıyla ≥ 8.67, ≥ 0.94, ≥ 16.24 ve ≥ 9.63 olarak alındığında; sırasıyla sensitivite %50.52, %56.77, %59.64 ve %52.34, spesifite %87.26, %74.96, %73.61 ve %78.11 olarak saptanmıştır ( p<0.05). Çalışmamızda, GAZİANTEP skoru formülünde kullandığımız globulin ve GGT parametreleri ile fibrozis karşılaştırıldı. Fibrozis olan grupta globulin ve GGT ortalaması anlamlı olarak daha yüksek bulundu ( p<0.05). Fibrozis ile; globulin ve GGT değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptandı (sırasıyla, p<0,05; r=0,230; p<0,05; r=0,305). SONUÇ: Çalışma sonucunda King skoru kronik HBV‟li hastalarda hepatik fibrozisin noninvaziv tespitinde en güvenilir yöntem olarak saptandı. Aynı zamanda FIB-4, ARPI ve GAZİANTEP skorunun da karaciğer fibrozisini belirlemede etkin olduğu bulundu. AAR skorunun hepatik fibrozisi tespit etmede yeterli olmadığı saptandı. Yeni bir noninvaziv test olan GAZİANTEP skoru, kronik viral hepatit B‟li hastalarda karaciğer fibrozisini değerlendirmek için yararlı ve kolay bir araçtır ve AAR, API ve FIBROQ'den daha iyi bir doğruluğa sahiptir. Etkinliğini doğrulamak için ileriye dönük çalışmalar yapılması gerekmektedir. Anahtar kelimeler: Kronik hepatit B, Fibrozis, Non-invaziv testler

FibrozHepatitHepatit B+4
Adem Kaya
Gaziantep University
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İnaktif hepatit B virüsü taşıyıcıları ve aktif kronik hepatit B hastalarında serum sitokeratin 18 düzeyi ile karaciğer histopatolojisi arasındaki ilişki

Giriş ve amaç: Kronik karaciğer hastalığının patogenezinde hepatik apopitozis temel bir rol oynamaktadır. Sitokeratin 18 (CK18), hepatik apopitozis sırasında ortaya çıkan kaspazların en bilinen substratıdır. Çalışmamızda, inaktif hepatit B virüsü (HBV) taşıyıcılarında ve aktif kronik hepatit B (KHB) hastalarında, serum CK18 düzeyi ile karaciğer hasarının şiddeti arasında ilişkinin olup olmadığını değerlendirmeyi amaçladık.Metod: Sağlıklı kontrollerde (n=43), inaktif HBV taşıyıcılarında (n=104) ve aktif KHB hastalarında (n=100) serum CK18 düzeyleri ölçüldü. İnaktif HBV taşıyıcıları ve aktif KHB hastalarında karaciğer biyopsisi ve histopatolojik değerlendirme yapıldı.Bulgular: İnaktif HBV taşıyıcılarında, orta-ağır derecede histolojik aktivite indeksi (HAİ) (?4/18) oranı %24 (25/104) ve fibrozis (?2/6) oranı %33 (34/104) bulundu. Aktif KHB hastalarında, orta-ağır derecede HAİ (?4/18) oranı %72 (72/100) ve fibrozis (?2/6) oranı %65 (65/100) bulundu. Serum CK18 düzeyi, inaktif HBV taşıyıcılarında (198.77 ± 77.62 U/L) sağlıklı kontrollere (146.92 ± 40.18 U/L) göre anlamlı olarak daha yüksek, aktif KHB hastalarında (283.02 ± 147.45 U/L) ise inaktif HBV taşıyıcılarına göre anlamlı olarak daha yüksek bulundu (p=0.001). HBeAg negatif KHB hastalarını inaktif HBV taşıyıcılarından ayırmada CK18'in tanı koyma etkinliği, orta derecede (c-istatistik: 0.695) bulundu ve tanıda CK18'in cut-off değeri 262 U/L olarak tespit edildi (spesifite %85, sensivite %48, pozitif olabilirlik oranı 3.35, negatif olabilirlik oranı 0.60). Aynı şekilde, ALT normal HBeAg negatif KHB hastalarında CK18'in tanı koyma etkinliği, orta derecedeydi (c-istatistik: 0.677). İnaktif HBV taşıyıcılarında ve aktif KHB hastalarında, serum CK18 ile ALT ve HAİ arasında pozitif korelasyon görülürken, HBV DNA ve fibrozis evresi arasında bir korelasyon görülmedi.Sonuç: Serum CK18 düzeyleri, KHB hastalarında karaciğer hasarının şiddeti ile ilişkilidir ve nekroinflamasyonu öngörmede kullanılabilir. İnaktif HBV taşıyıcıları ve HBeAg negatif KHB hastalarını ayırmada CK18, ALT ve HBV DNA düzeyleri ile birlikte kullanıldığında oldukça faydalı bir test olabilir. Ayrıca, inaktif HBV taşıyıcılığı masum bir süreç değildir ve erken dönemde histopatolojik inceleme gerekli olabilir.Anahtar Kelimeler: İnaktif HBV taşıyıcıları, Kronik Hepatit B, Sitokeratin 18, Karaciğer, Histopatoloji

ApoptozisGenomHepatit B+6
Ayhan Balkan
Gaziantep University
2011
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik hepatit C,kronik hepatit b ve alkolik olmayan yağlı karaciğer hastalarının serum pin-1 protein düzeyleri ile demografik, klinik ve histopatolojik özelliklerinin karşılaştırılması

Kronik hepatit B (HBV), kronik hepatit C (HCV) ve non alkolik steatohepatit (NASH) hastalıkları toplumda sık görülen karaciğer hastalıklarındandır. Pin-1 proteini izomerizasyonda görev alan ve çeşitli inflamatuar süreçlerde rol oynayan önemli bir proteindir. Pin-1 proteinin, HCV, HBV ve NASH'nın patogenezindeki rolü ile ilgili henüz bir çalışma bulunmamaktadır. Pin-1 proteinin inflamatuar, steatoz ve fibrozis süreçlerinde yer aldığı değişik bazı deneysel fare çalışmalarında gösterilmiştir. Bu çalışmanın amacı serum Pin-1 protein düzeylerinin sağlıklı kontrol grubu, NASH ve kronik viral hepatit hastalarındaki konsantrasyonlarını belirlemek, bu hasta gruplarında biyokimyasal ve histopatolojik özellikleriyle ilişkisini değerlendirerek, steatozis, inflamasyon ve fibrozisi tahmin etmede tanısal bir belirteç olarak kullanılıp kullanılamayacağını araştırmaktır. Prospektif olarak 66 kronik HCV,28 kronik HBV, 55 NASH hastası çalışmaya alındı ve karaciğer biyopsileri yapıldı, 29 da sağlıklı gönüllü kontrol grubu olarak çalışmaya dahil edildi. Histolojik değerlendirmede kronik hepatitlerde Ishak skorlaması ve NASH için Brunt skorlaması kullanıldı. Serum Pin-1 protein düzeyleri kontrol grubunda: 27,11±7,07 pg/ml, HBV'de: 27,79± 11,69 pg/ml, HCV'de: 35,72±14,33 pg/ml ve NASH hastalarında: 43,56±20,88 pg/ml ve P < 0,01 olarak bulundu. HBV-kontrol grupları arasında P = 0,64, kontrol-HCV grupları arasında P = 0,003, kontrol-NASH grupları P < 0,001, HBV-HCV arasında P = 0,017, HBV-NASH arasında P < 0,001 ve HCV-NASH grupları arasında da P = 0,05 olarak bulundu. En yüksek değerler NASH grubunda görülürken en düşük değerler kontrol grubunda bulundu. Kronik hepatit hastalarının hem NIA hem de fibrozis histolojik özellikleriyle istatistiksel anlamlı ilişki bulundu P < 0,001. NASH hastalarının histolojik özellikleri ile Pin-1 düzeyleri arasındaki ilişki araştırıldığında steatozis, inflmasyon, balonlaşma ve fibrozis ile anlamlı düzeyde ilişki olduğu tespit edildi P<0,001. Ayrıca NASH hastalarının ileri fibrozis tahmin edilebilirliği için yapılan multivariate analizde de Pin-1 düzeyinin bağımsız bir predikte edici faktör olduğunu bulduk OR:1,052, %95 CI:1,014-1,091), P = 0,008. Sonuç olarak serum Pin-1 düzeyinin kronik viral hepatit ve NASH hastalarının fizyopatolojisinde yer alabileceği ve hastalık progresyonunda rolü olabileceğini tespit ettik.

Hepatit B virüsüHepatit CKaraciğer yağlanması+1
Mustafa Cengiz
Gazi University
2013
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik hepatit ve siroz tanılı hastalarda hepatit E virüs enfeksiyonunun sıklığı

Hepatit E virüsü; Hepeviridae ailesinin Hepevirus cinsinde yer alan RNA virüsüdür. Hepatit E virüs enfeksiyonu klinik olarak genellikle çocuklarda asemptomatik, erişkin yaş grubunda ise semptomatik seyreder. İyi pişmemiş enfekte hayvanların etlerinin tüketilmesi ve kan transfüzyonu ile bulaşabilse de temel bulaş yolu fekal-oral yoldur. Kronik hepatit ve siroz tanılı hastalarda hepatit E enfeksiyonu akut alevlenmeler, akut karaciğer hasarı, dekompansasyon ve ölüm gibi kötü sonuçlara neden olmaktadır. Hepatit E enfeksiyonu varlığını araştırmak için; 30 otoimmün hepatit, 30 siroz ve 40 kronik HBV tanılı hasta çalışmaya dahil edildi. Bu hastalardan elde edilen serum örneklerinde mikro ELISA ile anti HEV IgM ve anti HEV IgG, RT-PCR ile HEV RNA araştırıldı. Otoimmün hepatit grubunda %13 oranında anti HEV IgM ve anti HEV IgG pozitifliği görüldü. Siroz grubunda %33 anti HEV IgM, %50 anti HEV IgG pozitifliği görüldü. Kronik HBV grubunda ise %7,5 anti HEV IgM, %17,5 anti HEV IgG pozitifliği görüldü. Her üç hasta grubunda da beklenenden yüksek HEV seropozitifliği saptandı. Hastaların hiçbirinde HEV RNA saptanamadı. Kronik hepatit ve siroz tanılı hastalarda klinik yaklaşımlarda HEV enfeksiyonu göz ardı edilmemeli ve HEV bulaşının önüne geçilmesi için hastaların temiz içme suyu ve iyi pişmiş et tüketimi açısından bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Anahtar kelime: Hepatit E virüsü, Siroz, Kronik hepatit, Hepatit B virüsü, Otoimmün hepatit

HepatitHepatit B virüsüHepatit E+3
Sümeyra Kayalı
Fırat University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hepatit B virüsü ve hepatit delta tanılı hastalarda interferon dört lambda polimorfizminin değerlendirilmesi

İnterferon lambda (IFN-λ); enfeksiyonlarda ve otoimmün hastalıklarda, indüklenen genlerin oluşturduğu bir iletişim ağı aracılığıyla, immüniteyi modüle eder. IFN-λ'lar, STAT fosforilasyon bağımlı sinyal kaskadını aktiveden, heterodimerik IFN-λ reseptörüne (IFNLR) bağlanarak etki etmektedir. Böylece IFN ile stimüle edilen yüzlerce gen indüklenir ve bu kompleks ileri besleme ve geri besleme döngüleri üzerinden çeşitli bağışıklık fonksiyonlarını modüle eder. Bu çalışma ile kronik Hepatit B virüs tanılı, Delta Hepatit tanılı ve HBV geçirmiş olan hastalarda IFN-λ4 polimorfiziminin allel ve genotip sıklığının bulunması amaçlandı. Bu çalışmaya; Fırat Üniversitesi Hastanesi Gastroenteroloji kliniğine başvuran 92 HBV geçirmiş, 122 kronik Hepatit B ve 76 Delta Hepatit tanısı olan toplam 290 hasta alındı. Hastalardan başvuru anında 5 ml kan örneği EDTA'lı tüplere alındı, -80 derecede saklandı. Bu kanlardan IFNλ4 rs12979860 ve rs11322783 polimorfizimleri çalışıldı ve her tanı grubu allel ve genotip sıklığı açısından birbirleriyle karşılaştırıldı. Gruplar arası karşılaştırma sonucunda IFNλ4 rs12979860 polimorfiziminin allel ve genotip sıklığının karşılaştırılmasında gruplar arası farklılık saptanmadı. IFNλ4 rs11322783 polimorfizim analizi için DNA eldesi aşamasında kronik HBV hastaları ve HBV geçirmiş olan grupta IFNλ4 rs12979860'nın allel ve genotip sıklığının karşılaştırılmasında, G/G allelinin HBV geçirmiş hastalarda kronik HBV hastalarına göre daha sık görüldüğü saptanmıştır [p=0,04; OR: 3,55 (1,29-9,74)]. Yine co-dominant allellerin birleştirilerek değerlendirilmesinde, benzer şekilde geçirilmiş grupta resesif allelin kronik HBV olan gruba göre daha sık olduğu görülmüştür [p=0,013; OR: 3,55 (1,29-9,74) 3,30 (1,26-8,68)]. Diğer gruplarda karşılaştırmada anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Bu çalışmada HBV geçirmiş hastalarda rs11322783 polimorfizimin daha sık olduğu saptandı. Bu polimorfizim, bulaşa maruz kalan bireylerde hastalığın kronikleşmeyi önlediğini düşünmemize neden olabilir. Literatürde bizim çalışmamıza benzer bir çalışma mevcut değildir. Bu sonuçların geniş hasta serilerinde konfirmasyonuna gereksinim vardır. Anahtar Kelimeler: HBV, DELTA, IFNλ4, rs12979860, rs11322783

Hepatit BHepatit B virüsüHepatit D+3
Fariz Emrah Özkan
Fırat University
2020
00

Related subjects