İç mekan tasarımı
Bu konu başlığı altında 158 tez
Pozitif tasarım ölçütlerinin aydınlatma ürünleri ve mekân ilişkisi bağlamında araştırılması
Kullanıcıların duygularına, ihtiyaçlarına ve beklentilerine önem verilmesi ve onları mutlu eden ürünlerin tasarlanması, son yıllarda tasarımın en önemli hedeflerinden biri haline gelmiştir. Buna bağlı olarak sürdürülen çalışmalarda, insanları hangi ürünlerin neden mutlu ettiği üzerine araştırmalar yapılmaktadır. Tasarım yazınında, mutluluk ve öznel iyi oluş kavramları üzerinden, insanların yaşamını daha kaliteli hale getirmek ve geliştirmek üzerine durulurken, aynı zamanda bu hedeflerin ürün tasarımıyla nasıl ilişkilendiğine de bakılmaktadır. Bu nedenle pozitif psikolojiden beslenen pozitif tasarım da, insanların öznel iyi oluşlarını arttırıp, onların yaşamlarını daha iyi hale getirmeyi beklemektedir. Pozitif tasarım boyutları izlenerek yapılan ürün tasarımında, ürün kullanıcı arasındaki ilişkileri gösteren belli ürünlerle yapılan çalışmalar bulunmaktadır. Buna rağmen, tasarım yazınında insan hayatında günlük ihtiyaçları da içerisinde bulunduran ürünler ile ilgili bazı eksiklikler bulunmaktadır. Bu kapsamda, bu araştırma ile insanların günlük hayatlarında hem bir ihtiyaç hem de farklılık yaratmak adına kullanmayı tercih ettikleri aydınlatma ürünleri üzerinden, pozitif tasarımın boyutları incelenecektir. Aynı zamanda ürünlerin deneyimleri ile birlikte, ürünlerin belirlenmiş olan mekânlarda kullanımın değerlendirilmesine de bakılacaktır. Toplamda 40 katılımcının, farklı özelliklere sahip 5 farklı aydınlatma ürününü, bir araştırma ortamında deneyimlemeleri sağlanmıştır. Ardından yarı yapılandırılmış mülakatlarla katılımcılara ürünler hakkındaki fikirleri sorulmuş ve katılımcıların deneyimleri ve fikirleri üzerinden pozitif tasarımın boyutları hem ürün bazında hem de ürün ve mekânın bir arada kullanılması üzerinden incelenmiştir. Ürünlerin bire bir deneyimlenmesi ile ortaya çıkan sonuçlar ve ürünlerin ortamlarda yerleştirilmiş halini gösteren ortam fotoğraflarıyla aydınlatma ürünleri özelinde pozitif tasarım boyutlarına göre değerlendirmeler yapılacaktır. Bu çalışmanın sonuç bölümünde ise, ürün tasarımı ve kullanıcı tercihlerinin hangi kriterlere göre şekillendiği, ürünlerin belirli mekânlar içerisinde kullanıcılar tarafından nasıl değerlendirildiği ve pozitif tasarımın boyutlarının kullanım deneyimine etkilerine bakılacaktır. Bu çalışmanın hem ürün tasarımı hem de iç mekân tasarımı yazınına, aydınlatma ürünleri özelinde pozitif tasarımın etkileri konusunda katkıda bulunması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Öznel İyi Oluş, Pozitif Tasarım, Ürün Deneyimi, Ürün Tasarımı, Aydınlatma Ürünleri
Havaalanı bekleme salonlarındaki tasarım parametrelerinin yön bulma davranışı üzerine etkileri
Günümüzde hızla gelişen ulaşım teknolojileri ve yolculuk sıklıkları artmaktayken geçiş mekânları olarak görülen havaalanları çağımızın önemli ve stratejik sosyal iletişim mekânları haline gelmektedir. Bu çerçevede bu alanlardaki mekânsal ilişkiler, mekân kurguları ve yönlendirme sistemleri ve bunların kullanıcılar ile iletişimi bu çalışmada ele alınmıştır. İç mekân tasarımı kapsamında büyük ölçeğe sahip alanlardan havaalanlarının kullanıcıları uçuş alanlarına doğru yönlendirme, hızlı ve aktif mekânsal çözümleme önerileriyle, havaalanlarının sunduğu ortam ele alınmış olup, giriş ve geçiş kısmına aracılık eden bu mekânların kullanıcılar ile kurduğu ilişkiler incelenmiştir. Çalışmada Ankara Esenboğa Havaalanı bekleme salonlarındaki mekânsal kurgular yönlendirme sistemleri ve bu ilişkilerin kullanıcılar üzerindeki etkisinin analizi yapılmıştır. Araştırmada yön bulma kavramının yolcular üzerinde mekânsal uyarıcı ve deneyimleri, mekân algısı, iç mekânda bulunan donatılar, ışık, renk, doku ve malzemeler üzerinden değerlendirilmektedir. Bu kapsamda, bu araştırma ile Ankara Esenboğa Havaalanında uçuş saatlerinin gelmesini bekleyen yolcuların mekânı deneyimleme, mekân algısı ve algıda seçicilik kavramları ele alınmıştır. Kadın ve erkek sayısının eşit tutulduğu anket çalışmasında kullanıcı tercihlerinin hangi kriterlere göre şekillendiği, öncelik sıralamaları araştırılmıştır. Bu çalışmanın hem havaalanı iç mekânının deneyimlenmesi sırasındaki yaşamsal ve mekânsal süreçlerin özelliklerini anlamak hem de buna bağlı olarak yoğun sirkülasyona sahip olan bu alanlardaki mekânsal ilişkilerin ve yönlendirme sistemlerinin kullanıcılara katkıda bulunması beklenmektedir.
Tasarım eğitiminde transdisipliner yaklaşım
21.yüzyılın küresel sorunları, değişen toplumsal yapı ile yalnızca pozitif bilimleri değil aynı zamanda sosyal bilimler, beşerî bilimler ve tasarım alanlarını da etkilemektedir. Bu karmaşık sorunların çözümü için tek bir disiplinin bilgisi yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle, dünyada disiplinler arası etkileşimi sağlayabilecek yeni akademik yaklaşımlar ortaya konulmuştur. Transdisiplinerlik de bu yaklaşımlardan biridir. İklim meseleleri, sürdürülebilirlik, mülteci sorunları gibi küresel sorunların çözümü için ortaya konan transdisipliner yaklaşım; disiplinlerin ortak bir çalışma yürüterek bu küresel sorunlara bütüncül bir bakış açısıyla bakılması gerektiğini savunmaktadır. Sadece akademik bir yaklaşım değil, aynı zamanda bir davranış ve tutum olan transdisiplinerliğin kavram olarak anlaşılması, Türkiye'de ve dünyada tasarım eğitimindeki yerinin belirlenebilmesi bu tez çalışmasının odak noktasını oluşturmaktadır. Türkiye'de transdisipliner yaklaşımla ilgili çalışmaların başlangıcı niteliğinde olan bu tez ile transdisiplinerliğin tasarım eğitimi alanında yeni bir bakış açısı oluşturması ve Türkiye'deki tasarım eğitiminin bu konuda dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olması yolunda ilerlemesine katkı sağlanması hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Transdisipliner, Tasarım, Tasarım Eğitimi, Disiplinlerarası
Aidiyet duygusu açısından konut mekan ve donatı tercihlerinde mesleğe bağlı değişkenler
İnsanın kimliğini dilediği gibi yansıtabildiği, gerek tek başına gerek aile ve arkadaşlarıyla dilediğince vakit geçirebildiği, anılar biriktirdiğin en mahrem, en özel mekan konuttur. İnsan hayatında bu denli önemli bir mekan olan evin kullanıcı ihtiyaç ve isteklerine cevap verebilmesi sağlıklı ve mutlu bir yaşamın vazgeçilmez şartıdır. İçinde geçirilen zamanla birlikte insan evi ile duygusal bir bağ kurarak mekansal aidiyet duygusu geliştirir. Bu çalışmada öncelikle mekansal aidiyet duygusu yaratmada rolü olan konut memnuniyeti, konut kalitesi, kendileme kavramları üzerinde durulacak daha sonra mekansal aidiyet duygusu incelenecektir. Tezin alan çalışması kısmında TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi bünyesinde çalışmakta olan akademik personele kendi konut mekanlarında, yaşam alanlarında yapmış oldukları mekan ve donatı tercihleriyle ilgili sorular bululan anket çalışması uygulanarak bu tercihlerde meslek gruplarına bağlı değişkenlikler olup olmadığı araştırılmıştır. Bu çalışmanın, meslek ve alınan eğitimin donatı tercihleri üzerinde etkili olup olmadığı, meslek gruplarının arasında ki tercih farklılıkları ve özellikle tasarım eğitimi almış kullanıcıların tercihleriyle diğer meslek grupları arasında belirgin bir fark olup olmadığını anlamak konusunda önemli bir katkı sağlaması beklenmektedir.
Müze sergileme tasarımında bir bütüncül yöntem olarak hizmet tasarımı PTT Pul Müzesi ve Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi örneği
"Hizmet Tasarımı" son on yıldan itibaren iş hizmetleri, iletişim, inşaat ve mühendislik, dağıtım, eğitim, çevre, finans, sağlık, turizm, eğlence, ulaşım olmak üzere tüm alanlarda oldukça güncel ve gelişmekte olan multi-disipliner bir yaklaşımdır (Shanker, 2008). Bu çalışmanın amacı soyut ve somut yönleriyle kapsamlı bir kavram olan hizmet tasarımının tasarım boyutunu ele almaktadır. Müzelerde sergileme tasarımı incelendiğinde mekânın cephesinden iç mekanına, basılı tasarım öğeleri, sergileme tasarımı, web tasarımı, hareketli görsel tasarımı, yönlendirme ve bilgilendirme tasarımı gibi tasarım kimliğini oluşturan hizmet tasarımı ile olan ilişkisi görülmektedir. Müzelerde sergileme tasarımı kimliği ziyaretçi tarafından algılanması gerektiği için de tasarımın her boyutu ile iş birliği içinde olan sergileme tasarımı kavramı hizmet tasarımı bağlamında ele alınmıştır. Bu bağlamda, çalışmanın birinci bölümünde hizmet tasarımının farklı disiplinlerden çeşitli metot ve araçları bir araya getiren disiplinler arası bir yaklaşım olduğu anlatılmıştır. İkinci bölümde, hizmet tasarımı müze ilişkisi kurularak müze ve müzeciliğin zamanla gösterdiği değişimler ele alınmış ve müzelerin sergileme işlevlerinden sergileme tasarımının bütüncül ilişkisi konum, cephe, logo tasarımı, afiş, broşür, müze rehberi, katalog tasarımları, yönlendirme ve bilgilendirme tasarımı, mekânsal, fotografik, illüstratif, tipografik ve dijital uygulamalar olarak ayrı başlıklar altında ele alınmıştır. Bu araştırmada tasarım yüksek lisansı disiplinler arası bakış açısıyla hizmet tasarımının müzelerdeki segileme tasarımı kimliği bütüncül bir yaklaşım ile ele alınmıştır. Hizmet tasarımı bütüncül yaklaşımı Ankara PTT Pul Müzesi ve ERİMTAN Arkeoloji ve Sanat Müzesi örneklemleri hizmet tasarımı, müzelerin sergileme yaklaşımı, müze sergileme tasarımı kimliği bağlamları üzerinden hizmet tasarımının ve sergileme tasarımının fiziksel içeriği bağlamında alt bileşenleri karşılaştırmalı olarak irdelenecektir. Anahtar Kelimeler: Hizmet Tasarımı, Sergileme Tasarımı, Bütüncül Tasarım
Deneyim tasarımı bağlamında ticari sergilemelerde bir tasarım ilkesi olarak geçicilik
Bu araştırma, mekânı, deneyim tasarımı bağlamında bir tasarım ilkesi olarak geçicilik kavramı üzerinden tartışmaya açmayı amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında, çok boyutlu bir deneyim alanı olarak kabul edilen mekân ve deneyim odaklı üretilen ticari sergileme mekânlarının tasarım üzerine olan etkileri ile bu mekânların yüklendiği anlamlara dair iş birlikleri sorgulanmıştır. Geçicilik kavramı, deneyim ve pazarlama kavramları üzerinden tariflenerek bir tasarım ilkesi olarak araştırmanın temelini oluşturmaktadır. Çalışma 'geçici mekân' olarak da tanımlanan 'pop-up mekân'ları analiz etmeyi amaçlamakta ve ticari sergileme mekânlarını bir 'deneyim tasarımı' problemi kabul etmektedir. Bu bağlamda geçicilik kavramı pazarlama ve tasarım alanlarının ara kesitinde, mekân algısı özelinde ele alınmıştır. Bu bağlamda tezin birinci bölümünde, konunun önemi, amacı – kapsamı, yöntemi ve kurgusu aktarılmıştır. İkinci bölümünde, tezin bağlamını oluşturan deneyim ve deneyim tasarımı kavramları okuyucuya sunulmuştur. Üçüncü bölümünde, tezin temelini oluşturan geçicilik kavramı detaylandırılmıştır. Dördüncü bölümünde, deneyim ve ticari sergilemeyle olan ilişkisini açıklamak adına pazarlama kavramlarına açıklık getirilmiştir. Beşinci bölümünde, örnekler üzerinden ticari sergileme mekânlarının geçiciliği tartışılırken; altıncı bölümde sonuç ve öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: deneyim, deneyim tasarımı, ticari sergilemeler, geçicilik
Engelli çocuklar için okul mekanlarında çevresel grafik ve yönlendirme tasarımının etkileri
Engellilik, gelişen dünyada hassasiyetin zaman içerisinde arttığı ve tasarım algısının yasal çizgilerine dâhil edildiği bir durumdur. Engelli bireyler, toplum içerisinde hem sosyal hem de fiziksel olarak kendilerine yer edinmede zorluk çekmektedirler. Bu durum bireylerin eğitim haklarını olumsuz etkilemektedir. Bu çalışmada, engelli okulları iç mekân ve çevre tasarım kriterlerinde çevresel grafik ve yönlendirme tasarımı etkileri araştırılmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı Örgün Öğretim Kurumları ve Özel Eğitim Kurumları tip projelerinin iç ve dış mekânlarının engelli erişim açısından, antropometri, ergonomi, renk, algılama iletişim, yönlendirme ve bilgilendirme tasarımı açısından detaylı incelenmesi yapılmış olup, mekân tasarımının engelli birey üzerine olan sosyolojik ve fizyolojik etkileri değerlendirilmiştir. Son yıllarda engelli bireylerin toplumdaki yeri, sosyalleşmesi ve istihdamı için devlet kapsamında olan özel proje içerik ve mekân tasarım ölçütleri de ele alınmıştır. Herkes için tasarım ilkesinin mekânlarda uygulanmasının, engelli bireyin toplum içerisinde yer edinip mekânsal haklarına sahip olması hususunda etkisi büyüktür. Çalışma, örnek projeler üzerinden karşılaştırma ve değerlendirme olarak engelli çocukların okullara erişilebilirliğini çevresel ve yönlendirme tasarımı açısından inceleme kapsamlıdır. Anahtar Kelimeler: Engelli Eğitim Hakları, Engelli Okulları, Erişilebilirlik, Çevresel Grafik Tasarım, Yönlendirme Tasarımı, Renk.
Mekan ve insan ilişkisinde yer duygusunun sanal gerçeklikle deneyimlenmesi üzerine bir inceleme
İnsan ve mekân ilişkisi kapsamında ele alınan yer duygusunun gerçek ve sanal mekanlar üzerinden ele alınmasıyla, sanal gerçeklik teknolojileriyle birlikte yer duygusu bağlamında kullanıcıların mekânsal tercihlerinin incelenmesi bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Çalışmada mekânın kavramsal karşılıkları literatür üzerinden incelenmiş, insan ve mekân ilişkisi algı ve deneyim konularıyla ele alınmıştır. İnsan ve mekân ilişkisi çerçevesinde yer duygusu kavramı incelenmiştir. Mekânsal ilişkilerin ve yer duygusunun teknolojik gelişmelerle birlikte incelenmesi ardından, mekânın kavramsal boyutunda ele alınan insanın var olma gayesinin fiziksel mekânlar dışında sanal mekânlar için de tartışılması için araştırmada deneysel yöntem kullanılmıştır. Deney çalışması için kontrol ve deney gruplarının, katılımcıların teknoloji ilgileri ve yetkinlikleri doğrultusunda belirlenmesi ardından yer duygusuna dair mekânsal değerlendirmeleri gerçek ve sanal mekânlar üzerinden karşılaştırılarak incelenmiş, yer duygusunun teknolojiyle ilişkisi gerçek ve sanal iç mekân kurguları üzerinden ele alınmıştır. Nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı çalışma sonrasında, sanal gerçeklik teknolojileri ile sanal mekân deneyimine katılanların; mekânı fiziksel olarak deneyimleyen gerçek mekân deneyimcilerine kıyasla yer duygusu bağlamında mekânsal tutumlarının daha olumsuz olduğu gözlemlenmiştir.
Paylaşımlı çalışma mekânlarında kişiselleştirme problemine yeni bir öneri: Genişletilmiş gerçeklik uygulamalarının kullanımı
Bu araştırmada, paylaşımlı çalışma mekânlarının kişiselleştirilememesi problemi ve kullanıcıların dijital bir kişiselleştirme yöntemi ile anonim mekanları kendilerine ait birer çalışma mekanına dönüştürebilme potansiyelleri incelenmiştir. Yapılan çalışmalar ile bu probleme günümüz teknolojik imkânları ve değişen çalışma kültürünün gereklilikleri doğrultusunda genişletilmiş gerçeklik ile yeni bir deneyim önerisi sunmak amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni ile gerçekleştirilen bu çalışmada veri toplama aracı olarak gözlem ve görüşmelerden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre kullanıcıların uygulama sayesinde, uygulama süresince hissedilen seçim ve yerleşim yapma özgürlüğü, özel alan kurgusu yaratabilme imkânı sağlaması gibi avantajlar yarattığı; bu nedenle motivasyon ve aidiyet durumlarını olumlu yönde etkilediği sonucu ortaya çıkmıştır. Kullanıcıların fiziksel mekânın hibrit deneyimdeki rolü üzerinden yaptıkları değerlendirmeler sonucunda; fiziksel mekânın yaratılan dijital kurgu için mekânsal referanslar sağladığı, bu nedenle hibrit mekânın fiziksel bağlamından tamamen kopmasını engellediği sonucu ortaya çıkmıştır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda araştırmanın; genişletilmiş gerçeklik teknolojisinin bu alanda özgün bir kişiselleştirme aracı olabilme potansiyeli konusunda daha sonraki araştırmalar için bir veri kaynağı olması hedeflenmiştir.
İçmimarlık öğrencilerinin tasarım yaklaşımının sinematik iç mekân analizleri ile desteklenmesi: Sineiçmekân ders modeli örneği
Bu çalışma, içmimarlık öğrencilerinin sinema filmi iç mekânlarını analiz etmeyi öğrenerek iç mekânda atmosfer tasarımı anlayışlarının ne derece gelişebileceğini araştırmak üzere yapılmıştır. Bu kapsamda Sineİçmekân adı verilen bir ders modeli kurgulanarak içmimarlık öğrencileri üzerinde araştırma yapılmıştır. Nitel araştırma modellerinden eylem araştırması yapılarak gerçekleştirilen bu çalışmada veri toplama aracı olarak mevcut durum analiz formları, mekân analiz formu, jüri değerlendirme formu, görüşmeler ve gözlem tekniği kullanılmıştır. Bu tezde; (1) sinema ve mekân ilişkisi kapsamında yapılan çalışmalara, (2) sinema ve içmimarlık disiplinlerinin etkileşimine, (3) sinemada iç mekân temsili ve bu temsilin araştırma için belirlenen kriterler ışığında nasıl incelendiğine, (4) yapım tasarımı ödüllü filmler üzerinden yapılan mekân okumalarına, (5) hazırlanan ders modelinin genel yapısı, içeriği ve sürecine, (6) araştırmanın yöntemine, (7) araştırmadan elde edilen bulgulara ve (8) bulguların yorumlanması ile araştırmadan elde edilen sonuca yer verilmiştir. Çalışmada Sineİçmekân ders modelinin içmimarlık öğrencilerinin mekân atmosferi oluşturmasına olumlu katkılarının olduğu ve ders modelinin öğrenciler ile uzmanlardan alınan dönütler doğrultusunda geliştirilebileceği tespit edilmiştir. Bu bağlamda tezin sinema ve içmimarlık disiplinlerinin etkileşimini kurmakla birlikte içmimarlık eğitimine katkı sağlaması hedeflenmiştir.
Mekanda olay ve zamanın inşası: Minyatürler ve yapılı çevre
Bu çalışmada mekân tasarımı ve temsilinin, sadece bir biçim ve nesne meselesi olmadığı, aynı zamanda mekânın olay yönünün de göz önüne alınması gerektiğine dair bir analiz sunulmuştur. Yapılı çevre mekânında olay ve zaman ilişkisinin incelenmesi, çalışmada minyatür sanatı üzerinden, disiplinlerarası bir perspektifle ele alınmıştır. İki disiplin arasındaki mekânsal ilişkide, Kemaleddin Behzad'ın minyatürlerinde olay mekânlarını zaman bağlamında nasıl temsil ettiği analiz edilmiştir. Bu analiz, yapılı çevre mekânının temsili ve tasarımına yönelik alternatif bir fikir vermektedir. Hermenötik bir yorumlama yöntemi kullanılarak yapılan analizde, minyatürlerdeki mekânlar olay bağlamında incelenmiş, bu mekânların yapılı çevrede mekânın olay yönünü nasıl inşa edebileceği üzerine bir öneri sunulmuştur. Çalışmada bir yorumlama yöntemi olarak hermenötik fenomenoloji ise dönüştürme ve tamamlama ilkeleri üzerine kurulmuştur. Fenomenoloji burada mekânın tarihsel, biçimsel, kültürel veya teknik yönlerinin ötesinde, tamamen bedensel deneyimle ilgilidir. Dönüştürme ilkesiyle, piktoryal mekândaki olay bir metin olarak dönüştürülmüş ve kökeninden koparılarak yapılı çevre mekânında okunmuştur. Tamamlama ilkesi ise her iki disiplindeki mekânsal formların tamamlanmamış bir şekilde temsilinin, deneyimleyen kişinin zihinsel inşa sürecinde tamamlanmasına odaklanmıştır. Bu anlamda çalışmanın hipotezi, mekânsal temsiliyetin o anki zamanın nasıl deneyimlendiğine bağlı olduğu ve mekân ile karşılaşan bedenin, zaman bağlamında anlık ve deneyimsel olmak üzere iki tür gerçeklikle karşılaştığıdır. Sonuç olarak, elde edilen bulgular bu hipotezi desteklemiş; mekân deneyiminin, temsil ve tasarım sürecini salt bir biçim ve nesne sorunu olarak değil, aynı zamanda süregelen zamanın deneyimsel bir olay gerçekliği olarak ele alınması gerektirdiğini göstermiştir.
İç mekan tasarımı yapı elemanlarında biyomimikri kavramının incelenmesi
Bu çalışmada iç mekân yapı elemanlarının tasarımında doğadan ilham alma, doğanın yapısını ve işleyişini değerlendirme, doğayı kendisine öncü alarak yapısal bileşenleri kullanma gibi anlamları barındıran biyomimikri tasarım kavramının iç mekân tasarımındaki yeri ve önemi araştırılılarak örnekler sunulmuştur. Çalışmada doğadan ilham alınarak yapılan tasarımların aktarım metot ve yöntemleri araştırılıp, mevcut uygulamalara ek olarak iç mekân tasarımına yönelik çeşitli öneriler verilmiş, bu yaklaşımın tasarıma sağlayacağı katkı tartışılmıştır. Tasarımda doğadan esinlenme yöntemleri ve boyutları araştırılmıştır ve iç mekân tasarımında yer alan yapı elemanlarının kavramları açıklanmıştır. Soyutlama yöntemi esas alınarak doğadan esinlenme, doğaya öykünme, doğayı taklit etme üzerine tasarlanan ve geliştirilen ürünlere yer verilerek iç mekân tasarımındaki karşılıkları aranmıştır. Doğanın işleyiş ve ilerleyişinin yöntem bilimi tartışılmış, biyomimikri yöntem biliminin süreçleri detaylı açıklamalar ile tariflenmiştir. Elde edilen veriler ile iç mekân tasarımına öneriler sunularak çalışma tamamlanmıştır. Anahtar sözcükler: Tasarım, Biyomimikri, iç mekân, doğa ve tasarım, iç mekân yapı elemanları.
Katılımcı mekân tasarım sürecinde sanal gerçekliğin kullanımı
Bilgisayar teknolojilerinde yaşanan gelişmeler birçok alanı olduğu gibi mimari tasarımı da etkilemiştir. Bilgisayar destekli tasarım yazılımları, sayısal simülasyonlar ve sanal gerçeklik uygulamaları, tasarım süreçlerinin hızını artırmakta, tasarım seçeneklerinin kolaylıkla değerlendirilebilmesine zemin hazırlamaktadır. Bunun yanı sıra, bu teknolojiler katılımcı tasarım süreçlerinde de faydalı olmakta, tasarımcılar, müşteriler ve diğer paydaşlar arasında daha etkin bir iletişim ve iş birliği olanağı yaratmaktadır. Özellikle sanal gerçeklik uygulamaları, mekânsal algıyı ve kullanıcı deneyimini bir üst seviyeye taşıyarak, projelerin daha ayrıntılı bir şekilde incelenmesine ve anlaşılmasına olanak sağlamaktadır. Bu durum, tasarım sürecinin sadece teknik bir uygulama olmaktan çıkıp, etkileşimli ve demokratik bir sürece dönüşmesini kolaylaştırmaktadır. Bu bağlamda tez çalışması, sanal gerçekliğin katılımcı bir mekân tasarım süreci içerisine nasıl entegre edileceğine dair nitel bir saha araştırmasından elde edilecek bulgularla bir uygulama modeli önerisi sunacaktır. Katılımcı tasarım için önemli bir uygulama alanı olan kentsel dönüşüm projelerinden bir örneğin ele alınacağı çalışmada, hak sahiplerine oturacakları konut hem iki boyutlu görseller hem de sanal gerçeklik ortamı aracılığıyla gösterilecek ve ardından yarı yapılandırılmış görüşmelerle kendilerinin fikir ve görüşleri alınacaktır. Elde edilen veriler nitel araştırma yöntemleri ile analiz edildikten sonra bir uygulama modeli önerisine ulaşılması hedeflenmiştir. Çalışma, alanyazın taramalarında yeni gelişen bir alan olan sanal gerçeklik ve mimari tasarım ilişkisine dair detaylı bir katkı sunmayı amaçlamaktadır.
Okul öncesi eğitim kurumlarının öğrenme alanlarının mekansal koşullarının incelenmesi: Kars ili örneği
0-6 yaş aralığını kapsayan erken çocukluk dönemi; çocuğun fiziksel, sosyal, zihinsel ve duygusal gelişiminin en hızlı olduğu, insan hayatının önemli bir dönemini ifade etmektedir. Okul öncesi eğitim kurumları ise çocukların her türlü gelişimlerinin sağlıklı bir şekilde desteklenmesi amacıyla kurulan, 0-6 yaş aralığındaki çocukların gelişim aşamaları için ihtiyaç duyulan eğitim programlarının uygulandığı eğitim yapıları olarak tanımlanabilmektedir. İyi düzenlenmiş bir okul öncesi eğitim kurumu çocuğun fiziksel, sosyal, zihinsel gelişimi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada amaç, okul öncesi eğitim kurumlarından anaokullarının öğrenme alanlarının mekânsal koşullarının çocukların gelişimleri için uygun olup olmadığını tespit etmek ve mekanın kullanıcıları olarak çocukların gelişimlerini destekleyecek nitelikte, konforlarının ve ihtiyaçlarının göz önünde bulundurulduğu bir öğrenme alanı tasarım önerisi sunmaktır. Araştırma kapsamında, Kars ili Merkez ilçesinde yer alan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bağımsız anaokullarında görev yapan, tam popülasyonu yansıtan 28 okul öncesi öğretmen ile öğrenme alanlarının mevcut durumları ve ihtiyaç duyulan gereksinimler üzerine gerçekleştirilen yüz yüze yarı-yapılandırılmış görüşmeler ve araştırmacının öğrenme alanlarının mekânsal koşulları özelinde gerçekleştirmiş olduğu gözlemler sonucunda bulgulara ulaşılmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen bulguların analizi içerik analizi yöntemiyle gerçekleştirilmiş olup, literatürde yer alan bilgiler, görüşme ve gözlem bulguları birlikte değerlendirilerek çocukların gelişimlerini destekleyecek öğrenme alanına yönelik tasarım önerisi sunulmuştur.
Yapı biyolojisi kapsamında enerji etkin iç mekan tasarımı: YBE Kadıovacık biyo evi örneği
1960'lı yılların sonlarında bir düşünce olarak ortaya çıkan yapı biyolojisi kavramı, günümüzde bir bilim dalı olarak varlığını sürdürmektedir. İnsan, çevre ve yapı arasındaki ilişkinin esenlikli olabilmesi için sağlıklı yapılar ve iç mekânlar tasarlanmasını amaçlamaktadır. Yapı biyolojisi, doğal yapı malzemelerin ve edilgen (pasif) sistemlerinin kullanımının önemini savunmaktadır. Ancak yapı ve iç mekânların tasarımında, iklim faktörü göz önünde bulundurulduğunda tek başına bu kullanımların yüzde yüz etkin olması beklenememektir. Yapının bulunduğu iklim bölgesinin verilerine bağlı olarak ısıl konforu sağlamak adına etken (aktif) sistemlerin kullanımı da söz konusu olmaktadır. Etken (aktif) sistemlerinin kullanımı en seviyede olmalı ve yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilmelidir. Yapı ve iç mekân tasarımları, çevreye ve insana her açıdan zarar verebilecek etkenlerin en az olması, enerjinin verimli kullanılması, sağlıklı ve konfor düzeyi en üst seviyede olması gerekmektedir. Bu kapsamlarda tezin son bölümünde, Kadıovacık Biyo Evi inceleme konusu olarak seçilmiştir. Yapının lokasyonu ve iklimsel verileri, iç mekân yerleşimi, yapının temeli ve taşıyıcı sistemi, iç mekânda döşeme kaplamaları, cephe farklılıklarına göre duvar uygulamaları, çatı uygulamaları, iç mekânda doğal ve yapay aydınlatma, edilgen (pasif) ve etken (aktif) iklimlendirme sistemleri, su temini ve yapının kullanıcı ile yapılan görüşme soruları başlıkları altında incelenmiştir.
Otel yapılarında engelli bireye yönelik çözümler
Mekân tasarımı, bireyin fiziksel, psikolojik, sosyolojik özellikleri açısından gündelik yaşamının bir parçasıdır. Tasarım, normal bir birey için bir gereklilik oluşturuyorsa, engelli birey için de eşit kullanım hakkı getirmektedir. Engelli birey de toplum içerisinde farklı olarak algılanmamalı, mekân çözümlemelerinde engeller düşünülerek tasarım yapılmalıdır. Mekân içerisindeki fonksiyonların amaç ve kullanımı, engelli bireye yönelik işlevsel olması gerekmektedir. Özellikle zihinsel, bedensel ve görme engellilerin sosyal yaşamına etki edecek tasarımlar yaşama daha kolay tutunmaları açısından önemli yer tutmaktadır. Engelli bireyin yaşam alanları tasarlanırken, tüm gereksinimine cevap veren detay çözümler, standartlar düşünülerek proje uygulamaları yapılmalıdır. Bu anlamda, engelli bireyin yaşamını kolaylaştıracak çözümlerin konut, kamu, eğitim yapılarının yanı sıra otel yapılarında da önemli bir yeri olmaktadır. Özellikle, engelli birey düşünülerek yapılmış olan otel yapısı oldukça azdır. Örneğin Türkiye'de engellilere yönelik bir tatil köyünün veya otel yapısının olmadığı dikkat çekmektedir. Bu anlamda İstanbul'daki farklı mekân tipolojileri incelenmiş, özellikle otel yapılarının engelli bireye ne derece hizmet ettiği irdelenmiştir. Araştırmalarda engelli bireyin gereksinimleri doğrultusunda ulaşılabilir, engelsiz otel tasarımlarının sayıca az olduğu ve mekânsal açıdan kullanım zorluklarının yaşandığı izlenmiştir. Bu nedenle, bu tezde engelli bireyin yaşamını kısıtlı hale getirmeyen ve ailesiyle bir arada konaklayıp, tatil yapabilecekleri otel yapılarına çözüm önerileri getirilmiştir.
Geçmişten günümüze animasyon filmlerinde mekân kullanım analizi
Mekân ve sinema arasındaki bağ günümüzde önemli bir konudur. Birbirinden farklı gibi görünen bu iki disiplin, filmlerdeki sanal karakterlerin yaşadığı üçboyutlu mekânların tasarım aşamasında birbirine oldukça yakındır. Mimarinin gelişim sürecine bakıldığında gelişen ve değişen yaşam şartları ile birlikte geleneksel çizimden bilgisayar destekli tasarıma doğru hızla ilerleyen bir teknoloji söz konusudur. Mimarlık sunum aşamasında animasyonu anlatım dili olarak kullanırken animasyon sineması da mimarlığı tasarım aşamasında anlatım dili olarak kullanmaktadır. Bu anlamda çalışmada, günümüz animasyon sinemasında mekân kullanımı ve zaman içindeki değişiminin irdelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, literatür araştırmasına ve film analizlerine dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Konu ile ilgili filmler izlenerek incelenmiş ve animasyon filmlerinin mekânsal analizleri; mekân-karakter, mekân-kurgu bağlamı üzerinden irdelenmiştir. Bu doğrultuda, dört bölümden oluşan tez çalışmasında sinema ile mekânın birbirlerine olan faydaları ve iki farklı alanın gelişimine katkıları ele alınmıştır. Animasyon sinemasının başlangıcından günümüze yapım özelliği, izlenme oranı, eleştiriler dikkate alınarak ödüllü filmler arasından 11 adet film seçilmiştir. 1929 yılından günümüze dönem özelliklerine göre isim yapan animasyon filmlerinin mekân ve karakter odaklı yaklaşımlar bağlamında, sinema kurgusunun mekân üzerinden izleyiciye nasıl yansıtıldığının ortaya konulması hedeflenmiştir. Bu anlamda çalışmada Animasyon tarihi ve animasyon filmlerinde tasarıma yönelik literatür araştırması yapılmış, kaynaklar incelenmiş, ilgili filmler izlenmiş, mekân, sinema kavramları ve animasyon filmlerinde mekânsal özellikler irdelenmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda, seçilen Animasyon filmlerinin mekânsal analizleri mekân, karakter, renk, anlatı değişkenleri üzerinden yapılmıştır. Araştırma sonucunda üç boyutlu animasyon filmlerindeki sahneler, mimari yaklaşımlarla birlikte değerlendirilerek incelenmiş ve filmlerin arka planlarını oluşturan sahne tasarımındaki mimari öğelerin filmin asıl karakterleri kadar önemli olduğu tespit edilmiştir.
İç mekan tasarımında sürdürlebilirlik: Sürdürülebilir yapı analizi örneği
İnsanlar tarih boyunca kendilerine ait bir yaşam alanı belirlemek amacı ile çevrelerine sınırlar belirlemiştir. Bu sınırlar ile ihtiyaçları ve istekleri doğrultusunda mekânları oluşturmuşlardır. İnsanlar her türlü ihtiyaçlarını doğal çevrenin sunduğu kaynaklardan sağlamaktadır. Zaman içerisinde bu kaynakların bilinçsiz bir şekilde tüketilmesi beraberinde birçok sorunu getirmiştir ve doğanın dengesini bozmuştur. Doğadaki kaynaklar ve enerjiler, etkileşim ve dönüşüm ilişkisi içerisindedir. Bu etkileşim bozulduğu zaman doğanın insanlara sunabileceği kaynaklar yok olmaya doğru gitmektedir. Sürdürülebilirlik, doğadaki kaynak ve enerjilerin doğal döngülerine zarar vermeden bu kaynakların ihtiyaçlara göre kullanılması anlamına gelmektedir. Sürdürülebilirliğin sözlük anlamı var olanı koruma durumu olarak tanımlanmıştır. Bugün birçok kurum ve kuruluş sürdürülebilirlik için çalışmakta ve kendini geliştirmektedir. Yeşil bina kavramının ortaya çıkmasıyla birlikte yeşil bina sertifikasyon sistemleri uygulanmaya başlanmıştır. Bu tür sistemler ilk önce gelişmiş ülkelerde geliştirilmiş ve daha sonra birçok ülkede kullanılmıştır. Birçok ülke kendi yeşil alan sertifikasyon sistemlerini geliştirmiştir veya diğer ülkelerin uluslararası sertifikasyonlarını kullanmaktadır Bu çalışma, 6 temel bölümden meydana gelmektedir. Girişte iç mekân analizinde sürdürülebilirlik kavramı genel olarak ele alınmıştır. 1. Bölümde; sürdürülebilirlik kavramının tanımı yapılarak, sürdürülebilir kalkınmanın boyutları açıklanmıştır. 2. Bölümde sürdürülebilir kalkınmanın iç mekân tasarımına etkisi incelenerek, mimarlık ve iç mimarlık ilke ve yöntemleri açıklanmıştır. 3. Bölümde sürdürülebilir tasarım esasları anlatılmıştır. İç mekân çevre koşulları, enerji tüketimi ve kullanımı, kaynak kullanımı açıklanarak, sürdürülebilir tasarım faktörlerinin iç mekânsal olarak değerlendirilmesi yapılmıştır. 4. Bölümde; sürdürülebilir iç mekân tasarım kriterleri bağlamında bir model olarak Temmuz 2014'te LEED Gold Sertifikası alan Torun Tower incelenmiştir. Proje hakkında genel bilgiler verildikten sonra projenin LEED sertifikası kapsamında analizi yapılmıştır. Proje analizi kısmında LEED Sertifikasının temel kategorileri olan; sürdürülebilir araziler, su verimliliği, enerji ve atmosfer, malzemeler ve kaynaklar, iç mekân çevre kalitesi, yenilik ve bölgesel öncelik irdelenmiştir. Burada her kategori için amaç, gereksinim ve modelin değerlendirilmesi ile puanı açıklanmıştır. Daha sonra projenin analizleri değerlendirilmiştir ve özet olarak sunulmuştur. Sonuç bölümünde ise yapılan çalışmadan elde edilen bulgular özetlenmiştir. Anahtar Kelimeler: LEED Sertifikasyon Sistemi, Sürdürülebilirlik, İç Mekân, Torun Tower, Ekolojik İç Mekân, Sürdürülebilir Malzeme
Tarihsel süreçten günümüze kahve mekânlarının iç mekân tasarımlarının incelenmesi
Mekân; her anlamı ve bütünüyle bir insanoğlu eseridir. Geçmişten günümüze insanlar barınma fonksiyonundan başlayarak eğitim, sosyalleşme gibi farklı ihtiyaçları doğrultusunda mekânlara ihtiyaç duymaktadır. Tarihsel süreçte etkileşim, iletişim ve sosyalleşmeyi sağlayan kahve mekânları, gündelik yaşamı biçimlendiren önemli unsurlar olmuşlardır. Modern yaşamda, kahve mekânları oluşturdukları sosyalleşme imkânından dolayı etkin toplumsallaşma alanları olarak öne çıkmaktadır. Oldenburg'un "üçüncü yer" kavramı ile vurguladığı sosyalleşme olgusu kahvenin mekânla ve yerle kurduğu ilişkiyi farklı ölçeklerde tanımlamaktadır. Kahve mekânları hem geçmişte hem de günümüzde sadece kahve içilen alanlar olarak değil, günümüz teknolojilerinin sağladığı olanaklarla farklı işlevlere ev sahipliği yapmıştır. Kahvenin hazırlanma, üretim ve pişirme ritüellerinin gelişimi ve değişimi kahve mekânlarının tasarımını ve mekânsal karakterini etkilemiştir. Bu bağlamda süreçler 1. dalga, 2. dalga ve 3. dalga olarak isimlendirilmiş, günümüzde söz konusu tanımlar kahveyi ve kahve mekânlarını da tanımlamak için kullanılmaktadır. Bu çalışmada; tarihsel süreçten günümüze kahve mekânlarının değişen ve gelişen tasarım anlayışı ve mekân algısı araştırılmış, 2. dalga ve 3. dalga kahve mekânlarının tasarım konseptleri, mekânsal atmosfer/ambiyans özellikleri incelenmiş ve seçilen 3. dalga kahve mekânlarının mekânsal karakteri detaylandırılmıştır. Dalga kahve mekânları malzeme, renk, aydınlatma bakımından farklılıklar gösterirken incelenen mekânlar birbirinden bağımsız kimliklere sahip mekânlardır. Beş bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde araştırma kapsamı ve yöntem tanımlanmıştır. İkinci bölümde, mekânın tanımı, algısı ve ambiyans özellikleri açıklanmıştır. Üçüncü bölümde, kahve, kahvehane tarihi, 2. dalga ve 3. dalga kavramları, kahve ve kahve mekânlarının özellikleri incelenmiştir. Dördüncü bölümde alan çalışması olarak belirlenen 3. dalga kahve mekânlarında mekân ambiyansını tanımlayan özellikler, yerinde gözlem ve görsel materyaller incelenerek oluşturulan matrisler ile analiz edilmiştir. Beşinci bölümde kullanıcı deneyimleri doğrultusunda kullanıcı açısından mekânın algısı ve anlamına dair veriler elde edilmiş, kullanıcılardan alınan cevaplar değerlendirilmiştir.
The human centric lighting concept: A proposal for an office interior
As people spend more time indoors, their contact with daylight decreases, and do not benefit sufficiently from daylight. Therefore, physical and psychological disorders occur in the human body. The international lighting standards consider only the visual effects of light; there is also non-visual effects of light which have been not enough placed in them. Considering this in lighting designs, a new lighting concept has been developed: Human Centric Lighting. In this study, the HCL concept has been explained, and how significant in people's lives. With the requirements of this concept, an office interior lighting design was implemented.
Highly-skilled migrants' adaptation process through participatory urban interior design
In this thesis the migration process of highly-skilled migrants is examined from a psychological viewpoint, especially with regards to factors supporting or hindering the adaptation process. The terms migrant and urban interior are linked to each other as a notion, by their temporality and mobility. A participatory urban interior design project is proposed as a measure to ease the adaptation process of highly-skilled migrants. With creating a participatory urban interior design platform, it is argued that becoming citizen is a condition that appears through spatial and expressive negotiations between the local society and the mobile people.
Hayvan klinik ve hastanelerinin Türkiye'deki örnekler üzerinden incelenmesi
Hayatımızda önemli bir yere sahip olan hayvanların sağlığı için rahat güvenli klinik mekânları tasarımında incelenmesi bakımından referans yaratmayı hedefleyen bu tez çalışmasında, evcil hayvan kliniklerinin iç mekân tasarımı ele alınmıştır. Bu tezin amacı; evcil hayvan klinikleri tasarlanırken önemli ve aynı zamanda dikkat edilmesi gereken faktörlerdir. Ek olarak, evcil hayvan kliniklerinin tasarımında dikkat edilmesi gereken hususlar klinik bölgelerinin ve bölümlerinin analizi ile ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Ayrıca, refakatçi klinik projelerinin kullanımı incelenmiştir. Çevre bakımının ve halk sağlığının önemi dikkate alınmaktadır. Mekânın tasarımı için oluşturulan koşullar ile mekân hazırlıklarının etrafında incelenip öğrenilen konu; hayvanların ve halkın sağlığını dikkate alarak, yeterli alana ve ihtiyaca sahip, konfor koşullarını karşılayabilen iç mekan tasarımını düzenlemeye çalışmıştır. Bu çalışmanın başlangıcı veteriner hekimlerin tanımını ve amacını açıklamak, bulunduğu hayvan hastanesinin tarihini incelemektir. Türkiye'deki veteriner okullarının tarihsel gelişiminden bahsetmişken, sayısal veriler, ayakta tedavi kliniklerini, kapsamlı klinikleri ve veteriner tesislerinin hayvan hastanelerini analiz etmek için kullanılmıştır. Evcil hayvan kliniklerinin mekânsal tasarım koşulları olarak; bulunduğu konumu, iç ve dış mekân üzerine durulmuştur. Mekânın konumunun önemi ve tasarıma olan etkisi incelenmiştir. Bu tez çalışmasının en önemli bölümü iç mekân tasarımıdır. Koşullar doğrultusunda iç ve dış mekânların görsel ve fonksiyonel ayrımları yapılmış olup bunun üzerine araştırılmış ve eklenmiştir. Fonskiyonellik hayvan kliniklerinde önemli bir yere sahiptir. Fonksiyonelliğin iç mekân tasarımında kullanılan yapı malzemeleri, ses kontrolleri, havanın kalitesi gibi koşullara bağımlı kalarak çözülmesi gerekmektedir. Bu sebeple iç mekânın tasarımsal özelliklerinin adı altında hava sıcaklığı, nem kontrolü, yapı malzemeleri, koku ve ses kontrolleri konularına bu çalışma içerisinde detaylı bir şekilde yer verilmiştir. Görsel olarak tamamlanabilmesi için iç mekânın anlaşılabilir olması ve rahatlığı sağlanması gerekmektedir. Bu nedenle mekânları sırası ile ölçüm ve orantı, renk, aydınlatma, doku ve yapı donatımları konuları altında da ele alınmıştır. Mekânların koşulları ve gereksinimleri sağlanarak mekan düzenlemeleri araştırılıp incelenmiştir. Hal ve çözüm önerileri incelenerek ve teknolojik olanaklar istikametinde imar edilen tavsiye ve teklifler bütün mekânlar için akıcı ve ayrıntılı bilgi sunabilmek maksatıyla planlar ve görseller ile bildirilmiştir. Sonuç bölümünde yapılan incelemeler, numuneler ve araştırmalar ile ele alınan bilgiler doğrultusunda mekânların iç mekânsal açıdan irdelenmesi ve değerlendirmesi yapılmıştır.
Akondroplazisi olan kişilerin fiziksel erişilebilirliği konusunun konutlar üzerinden incelenmesi
Erişilebilirlik kavramı, kişinin sosyal hayata katılabilmesi ve daha hızlı adapte olabilmesi için gerekli bir unsur olup, engelli kişiler için oldukça önemli bir yere sahiptir. Engelli kişiler sosyal yaşama, çevreye, kültürel aktivitelere, eğitime ve hatta bunlardan önce kişisel hayatlarına adapte olma konusunda zorlanmaktadırlar. Günümüzde engelli kişiler için yapılan sosyal aktivite ve yardımlaşma kampanyaları ne kadar önemli bir yere sahip olsa da, bu çalışmalar henüz yeterli kalmamaktadır. Engelli grubunda yer alan Akondroplazi, diğer adıyla anormal derecede boy kısalığı hastalığı olan kişiler, konutlarında yaşadıkları fiziksel zorluklar yüzünden sosyal hayata ve çevreye odaklanamayıp içe kapanık bireyler haline gelmektedirler. Yapılan bu çalışma, literatür taramasına dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Yedi bölümden oluşan bu tezin amacı, akondroplazisi olan kişilerin fiziksel erişilebilirliğinin konutlar üzerinden incelenmesi olarak açıklanmıştır. Seçilen konu örneği üzerinden akondroplazisi olan kişiler için ulusal ve uluslararası engelli standartlarının konutlara nasıl yansıtıldığının ortaya konulması hedeflenmiştir. Giriş bölümünde tezin amacı, yöntemi ve kapsamı belirtilmiştir. İkinci bölümde, engelli tanımı, engelli sınıflandırılması ve engelliler ile ilgili düzenlenen mevzuatlar incelenmiştir. Üçüncü bölümde akondroplazi tanımı yapılmıştır. Dördüncü bölümde konut tanımı ve tipleri, konutların iç mekan özellikleri ile alakalı yapılan akademik çalışma ve kaynaklar incelenmiştir. Beşinci bölümde, fiziksel erişilebilirlik tanımı, önemi, kapsamı, mevzuatları ve kavramları incelemiştir. Altıncı bölümde ise engellilerin konutta fiziksel erişilebilirliği ile alakalı akademik çalışma ve kaynaklar incelenmiştir. Yedinci ve son kısımda yapılan literatür araştırması sonucunda elde edilen bilgiler ışığında, akondroplazisi olan kişilerin konut yaşamını erişilebilir kılacak öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: akondroplazi, konut, erişilebilirlik, engelli, fiziksel erişilebilirlik, konut erişilebilirliği, iç mekan tasarımı
Tasarlanan mekanın retoriği
21. yüzyıl başından itibaren hızla gelişmekte olan nörobilim alanlarında yapılan araştırmalar insanların tüm düşünce, duygu ve davranışlarının beyinlerinde meydana gelen bir dizi elektrokimyasal reaksiyon sonucu oluştuğunu göstermektedir. Kişilerin çevrelerindeki mekândan aldıkları duyusal uyaranlar, vücutlarının içsel durumu hakkında bilgi veren duyguları ve önceki deneyimlerinden arta kalan anılarıyla birlikte, eylemlerini belirlemektedir. Dolayısıyla her mekân, o mekânı deneyimleyen kişiler için o veya bu şekilde davranmalarına neden olacak mesajlar içermektedir. İnsan-mekân etkileşimlerini inceleyen mevcut araştırmalar, konuya daha çok yapılı çevre üzerinden kullanıcı ekseninde yaklaşmakta; tasarımcıların malzeme, strüktür ve organizasyon tercihleriyle mekân kullanıcıları üzerinde ne tür etkiler oluşturabileceklerini inceleyen tasarımcı eksenli araştırmalar bulunmamaktadır. Bu çalışmada algı ve davranış yönetimi konusunda disiplinler arası bir çalışma alanı olan retorik, mekân tasarımı bağlamında ele alınmış; tasarımcıların retorik stratejilerini kullanarak mekân kullanıcılarını belli düşünce, duygu ve davranışlara sevk edebilecekleri öngörülmüştür. Algı ve davranış sistemlerinin nörolojik altyapısı üzerine temellendirilen çalışmanın ana bölümleri Aristoteles'in ikna kategorileri olan Logos, Pathos ve Ethos olarak belirlenmiştir. Logos bölümünde mekânsal söylemi oluşturan ışık, renk, form, ses gibi öğelerin algılanma biçimleri ve kişiler üzerinde oluşturabilecekleri etkiler incelenmiş; retorik figürlerin mekân tasarımında kullanım biçimleri açıklanarak örneklenmiştir. Pathos bölümünde tüm insanlarda ortak olan temel duygu sistemleri ve bunların mekân tasarımıyla ilişkileri irdelenerek mekânı deneyimleyen kişilerde bu temel duyguların nasıl uyandırılabileceği araştırılmıştır. Ethos bölümünde ise farklı mekân tiplerinde mekânsal karakter oluşumları örnekler üzerinde incelenmiştir. Yapılan incelemeler neticesinde retorik stratejilerinin mekân tasarımı dâhil iletişim kaygısı güden her alanda kullanılabileceği düşünülmektedir.