Law courts

87 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Yassıada Mahkemesi: Anayasa ihlal davasında yargılanan dört kişi

Türkiye, 1950 yılında 27 yıl aradan sonra farklı bir parti tarafından yönetilmeye başlandı. Artık Demokrat Parti 27 Mayıs 1960 yılına kadar ülkenin idaresinde yegâne güçtü. İktidarın el değiştirmesiyle ülkenin üzerindeki tek parti havası giderilmeye çalışıldı. Muhalefet, iktidarı kaybetmenin etkisindeyken iktidar daha da güçlenmenin peşindeydi. Demokrat Parti iktidarının her çeşit siyasi tasarrufları muhalefet tarafından şiddetle eleştirildi. Menderes'in kabul ettiği bazı kanunlar Anayasaya aykırı kabul edildi. Hem muhalefet hem basın DP hükümetini şiddetle eleştirdiler. DP tarafından çıkarılan kanunlar ve Menderes'in tutumu orduyu da rahatsız etmişti. Böylece askeri bir cunta iktidarı düşürmek ve ülkeye demokrasi getirmek amacıyla harekete geçtiler. Menderes bir darbe ile yerinden indirildi. Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes'le birlikte DP'li bütün arkadaşları tutuklanarak Yassıada Mahkemelerinde yargılandılar. Yaklaşık bir yıl süren mahkemelerde koca bir devrin muhasebesi yapıldı. En ince ayrıntısına kadar hazırlanan iddianamelerle, çok sayıda şahidin dinlenerek sanıkların çapraz sorgulamasıyla gergin geçen duruşmalar neticesinde Mahkeme 15 kişiye idam cezası verdi. Fakat neticede 3 kişinin cezası MBK tarafından kesinleştirilerek infazı gerçekleştirildi.

AnayasaAnayasa yargısıAskeri müdahale+6
Tuba Nur Yıldız
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yargı harçları (I sayılı tarife)

Tezin konusunu oluşturan yargı harçları, 1964 tarihli 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun birinci kısmında ve bu kanunun I sayılı tarifesinde düzenlenmiştir. Harçların ve yargı harçlarının temeli ise çok daha eski tarihlere dayanmaktadır. Geçmişten bugüne yargı harçlarının gelişiminin ele alınmasının ardından, harçların hukuki niteliği ve unsurları ve harçların güncel mevzuatımızdaki durumu incelenmiştir. Güncel mevzuatın incelenmesinin yanı sıra harç sisteminin adaletli bir yapıda olup olmadığı, harçların vatandaşların adalete erişimi noktasındaki yeri, teknolojik gelişmelerin harçlar hukuku bağlamında getirdiği dönüşüm ve değişim süreci de dikkate alınmıştır. Yargı harçlarının hukuk sistemi içerisindeki yeri hemen hemen her hukuki süreçte işlemi yapan tarafların harç ödemekle yükümlü olmasından veya olabileceğinden dolayı büyük önem arz etmektedir. Bu öneme binaen yapılan tespitleri somutlaştırmak adına çalışmada istatistiki verilerden, mahkeme kararlarından, örneklerden ve ulusal yargı ağı bilişim sistemi (UYAP) üzerinden alınan örneklerden faydalanılmıştır. Yargı harçlarının tarihsel gelişimi, hukuki niteliği ve unsurları, konusu ve türleri faydalanılan bu verilerle desteklenerek değerlendirilmiştir. Suret harçları, mahkeme harçlarından başvurma harcı, celse harcı, karar ve ilam harcı, temyiz, istinaf ve itiraz harçları, keşif harcı, icra harçlarından başvurma harcı, peşin harç, icranın yerine getirilmesi harcı, tahsil harcı, icra takibinden vazgeçme harcı, cezaevi harcı, merkezi takip sistemi harcı, iflas harçları, konkordato harçları, haciz, teslim ve satış harçları hukuki süreçlerde alınan harç türleri olarak başlık başlık incelenmiştir. Geçmiş ve güncel mevzuat, istatistikler ve örnekler ışığında yargı harçlarının mali hukuk çerçevesindeki yeri bu çalışmada analiz edilmeye çalışılmıştır. Yaklaşık bir asırlık uygulaması olan fakat adalet duygusunu zedeleyecek nitelikteki çocuk tesliminin icrası aşamasında alınan harçların kaldırılması gibi harç sistemi içerisinde yapılması gereken değişiklikler araştırılmıştır. Harçlar hukuku alanında bu olumlu örneklerin geliştirilebileceği noktalar mali hukuk ilkeleriyle birlikte değerlendirilmiştir. Netice itibariyle bu çalışmada yargı harçları mali hukuk odaklı olmak üzere çok yönlü olarak incelenmeye çalışılmıştır.

GiderlerHarçKamu maliyesi+5
Bersu Kılıç Kopan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ışığında kişisel verilerin korunması

Kişisel veri, belirli veya kimliği belirlenebilir nitelikte olan bir kişiye ilişkin tüm bilgileri ifade etmektedir. Bu kapsamda kişisel veriler sadece kişilere ait ad, soyad, doğum tarihi, doğum yeri vatandaşlık numarası gibi olağan kimlik bilgilerini değil, bunun yanında düşünce ve inanç, etnik köken, fiziksel özellikler, sağlık, öğrenim ve istihdam durumu, bireysel ve aile içi yaşantı, başkaları ile gerçekleştirdiği haberleşmeler, ikamet ve kredi kartı hakkındaki bilgiler gibi kişileri belirlenebilir kılan tüm bilgileri kapsamaktadır. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte yaygınlaşan bilgisayar sistemleri ve internet kullanımındaki artış ile sosyal medya ağlarının yaygın bir şekilde kullanımı kişisel verilerin çok hızlı bir şekilde işlenme, iletilme, saklanma ve kullanılma kapasitesinin artmasını sağlamış ve kişilerin kendileriyle ilgili bilgiler üzerindeki kontrol gücünü azaltmıştır. Kişisel verilerle ilgili söz konusu yoğun işlenmeyle ortaya çıkan hak ihlallerindeki artış ulusal ve uluslararası alanda kişisel verilerin korunmasına yönelik bir savunma mekanizmasının gelişmesini ve bu bağlamda kişisel verilerin korunması konusunda düzenleme yapılması gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Temel hak ve özgürlükler arasında yer alan kişisel verilerin korunması hakkı, hukuk devleti ilkesi ve demokrasinin gelişmesi bakımından büyük bir öneme sahiptir. Kişisel verilerin korunmasının en temel amaçları kişiliğin korunması ve serbestçe gelişmesine imkân vermek ve özel hayatın gizliliğinin korunmasını sağlamaktır. Başlangıçta özel hayatın gizliliği hakkı kapsamında ele alınan kişisel verilerin korunması süreç içerisinde kendine özgü birtakım kurallara ihtiyaç göstermiş ve zamanla özel hayatın gizliliği hakkından bağımsız olarak ayrı bir başlık altında hukukun konusunu oluşturmuştur. Kişisel verilerin korunmasıyla ilgili yaşanan gelişmeler bu hakkın pek çok ulusal ve uluslararası mevzuatın konusunu oluşturmasını sağlamıştır. Bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmelere de bağlı olarak kişisel verilerin korunması hakkı, özel hayatın gizliliği hakkından bağımsız olarak kendine özgü kuralları çerçevesinde özel bir koruma alanına sahip olmuştur. Kişisel verilerin korunması alanındaki son gelişmelere paralel olarak AB'de mevzuatında konuya ilişkin yapılan değişikliklerin iç hukuk sistemimize de uyarlanması kişisel verilerin daha kapsamlı, etkin bir şekilde korunmasına katkı sağlayacaktır.

Anayasa MahkemesiAvrupa İnsan Hakları MahkemesiKamu Hukuku+4
Berrak Yılmaz
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı maliye teşkilatında Mîrî Kâtibi Mahkemesi

Bu tezde Osmanlı Devleti'nin iktisadi yenileşme döneminde yaşanan değişmelere bağlı olarak ortaya çıkan mîrî kitâbeti ve mahkemesi incelenmiştir. İlk kez detaylı bir araştırmaya konu olan bu kurum ele alınırken mahkemeye havale edilen konuları yansıtan dava kayıtlarından yararlanılarak örneklem oluşturma yoluna gidilmiş, borç ve denetim meseleleri çerçevesinde bu kayıtlar incelenmiştir. Teşkilat yapılanması açısından Rumeli kazaskerine bağlı olarak görev yapan mîrî kâtibi, görevlendirilmesi durumunda mali işlemleri hukukî açıdan inceler, devleti ilgilendiren mali problemlerde uygun kararın alınmasına çalışırdı. Mîrî kâtibi mahkemesine havale edilen konuların ekseriyetle devletin borç tahsildarı durumunda olan başbâki kulu işlemleriyle alakalı olduğu göze çarpmaktadır. Nitekim mahkeme mekânı olarak kullanılan yer istinalar dışarıda tutulursa başbâki kulunun Topkapı Sarayı'nda yer alan odasıdır. Mîrî kâtibi mahkemesine yansıyan meseleler genellikle muhallefât, iltizâm, mâlikane sistemi gibi dönemin iktisadi ögeleriyle ilişkilidir. Mîrî kâtibi mahkemesi aynı zamanda şikâyet hakkının kullanımıyla yakından alakalıdır. İddia sahibi eğer devlet değil ise kişiler arzuhal yoluyla mali işlemlere dair taleplerini, şikâyetlerini ifade ederler, gerekli görüldüğü takdirde konu başbâki kulu ve mîrî kâtibine havale edilirdi. Bu şekilde toplumun her kademesinden kişiler, hukukî olarak devletten veya özel şahıslardan taleplerini dile getirebilirlerdi. Bahsedilen usulle bir mali denetim ögesi olan başbâki kulunun hukukî üst denetimi sağlanabilmişti. Anahtar Kelimeler: Mîrî kâtibi, başbâki kulu, merkez maliyesi, mahkeme, borç, şikâyet hakkı

EkonomiEkonomi tarihiMahkemeler+6
Deniz Vatansever
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Temel hak ve özgürlükler kapsamında Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yolu

Temel hak ve özgürlükler oldukça eski bir geçmişe sahiptir ve her dönem insan için önemi tartışılmaktadır. Hamurabi dönemi, Eski Yunan, İslam dönemi ilk önemli temek hak ve özgürlüklerin sistemleşmeye başladığı ve kayıt altına alındığı dönemler olarak karşımıza çıkmaktadır Amerika Devrimi ile Fransız Devrimi de temel hak ve özgürlüklerin önemini ortaya koymaları bakımından daha üst düzeyde anayasal hakları güvence altına alan girişimler olarak bilinmektedirler. Kişi için en temel haklar olarak düşünce özgürlüğü, basın hürriyeti, toplantı ve gösteri yürüyüşü gibi haklar her daim ihtiyaç duyulan ve siyasal alanla da ilişkili olarak gündeme gelen haklar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada kapsamı geniş olmakla birlikte genel olarak söz konusu hakların kullanılması ve kısıtlanması halinde de Anayasa Mahkemesi'ne başvurularak bu hakların elde edilmesi süreci ele alınacaktır. Güncel bazı davaların ele alınması ve bu kapsamda değerlendirilerek temel hak ve özgürlüklerin bu kapsamda hangi yasal süreçler çerçevesinde elde edilmesi gerektiği hususu işlenmiştir. Can Dündar ve Erdem Gül ve benzeri davalardaki basın hürriyeti ve ifade özgürlüğü gibi temel hak ve özgürlükler konusunda Türkiye'yi uluslararası alanda gündeme taşıyan davalarda basın hürriyeti konusundaki anayasal sürece vurgu yapmak ve süreci değerlendirmek, bu çalışma kapsamında üzerinde önemle durulan hususlardır.

Anayasa MahkemesiAvrupa İnsan Hakları MahkemesiBasın özgürlüğü+4
Suat Çakan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

XVIII. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı Anadolusu'nda kadı ve mahkeme (1760-1770)

Osmanlı devleti, adalet kavramına büyük önem vermiş, sınırları içerisinde yaşayan her kesime adaleti ulaştırma gayreti içerisinde olmuştur. Bu amaçla egemenliği altında bulunan coğrafyanın hemen her köşesinde askerî-idari birimler yanında adlî birimler olan ve ahalinin gerek birbirleriyle gerekse resmî kurumlarla olan hukuki sorunlarının çözüme kavuşturan kazaî birimler ihdas etmişlerdir. Kaza olarak adlandırılan bu adlî birimin başına ise en önemli görevi bir hakim olarak kaza mahkemelerinde ahalinin sorunlarını çözüme kavuşturmak olan kadılar atamışlardır. Ancak adaleti sağlama noktasında ahalinin başvurabileceği tek merci kaza mahkemeleri değildir. Devletin en önemli yönetim organı olan Divân-ı Hümâyûn da daha alt birimleri ile devletin her coğrafyasından ahalinin sorunlarının çözümü adına başvurabileceği diğer bir merci olmuştur. Bu durumda Osmanlı sınırları içerisinde yaşayan her kesimden ahalinin hukuki sorunlarının çözümü adına başvuruda bulunabileceği iki ana mercii olduğu görülmektedir. Bu çalışmada, 1760-1770 yılları arası on yıllık dönemde Osmanlı Anadolu coğrafyasında bulunan Kastamonu, Manisa, Ayıntab ve Adana kazaları örnekleminde, Osmanlı kaza mahkemelerinin yapısı ve işleyişi yanında, kaza mahkemelerine sorunlarının çözümü adına gelenlerin mekânsal dağılımı, mahkemelere hangi tür davaları daha yoğunlukta getirdikleri, bu davaları hangi ispat vasıtaları ile ne oranda kazandıkları, mahkemede görülen davaların çözümüne hangi görevlilerin ne oranda ne gibi katkılar yaptıkları ile ilgili hususlar ortaya konmaya çalışılmıştır. Bunun yanında diğer bir şikâyet mercii olarak görev yapan Divân-ı Hümâyûna, ilgili kazalardan ne sayıda ve türde şikâyet gittiği ortaya konularak, bunun kaza mahkemelerine gelen dava sayıları ve türleri ile karşılaştırması yapılmaya çalışılmıştır. Böylece ilgili kazalar ahalisinin şikâyet mercii tercihleri ve bunlara etki eden faktörler değerlendirilmeye çalışılmıştır. Ayrıca Divân-ı Hümâyûndan kazalara gönderilen hükümlerde, Divân-ı Hümâyûn ve kaza mahkemeleri ilişkisi, şikâyeti havi sorunun çözümü adına görevlendirilen görevlilerin kaza mahkemelerinde ne oranda sorunun çözümüne katkı sağladıkları, kaza mahkemelerine ve Divân-ı Hümâyûna birden fazla kez iletilen şikayetler üzerinden gerek kaza mahkemelerinin gerekse Divân-ı Hümâyûnun sorun çözebilme becerisi, aynı zamanda bir istinaf kurumu olarak görev yapan Divân-ı Hümâyûnun kaza mahkemelerinde görülen davaları ne oranda istinafen inceleyip ne gibi kararlar verdiği gibi hususlar bu çalışmada ortaya konulmaya çalışılan diğer hususlardır.

Divan-ı HümayunKadıMahkemeler+7
Feyzullah Yerlikaya
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Türk Anayasa Mahkemesi kararları kapsamında mülkiyet hakkı ve kamulaştırma

Temel bir insan hakkı olan mülkiyet hakkı zaman içerisinde farklı formlarda ortaya çıkmış ve dinamikliğini daima korumuştur. Günümüzde sosyal devlet anlayışının etkisiyle mülkiyet hakkı sınırlanabilir bir hak olarak kabul edilmektedir. Kamulaştırma işlemi ise bu hakka müdahale yollardan biridir. Ancak özel mülkiyet hakkına verilen önem de devam etmektedir. Nitekim anayasal düzeyde güvencesi olan mülkiyet hakkına müdahale biçimlerinden Kamulaştırma da yine Anayasada düzenlenmiştir. Bu bağlamda mülkiyet hakkı düzenlemesi ulusal ve uluslararası düzenlemelerde sınırlanabilir bir temel hak olarak yer almıştır. Söz konusu form elbette ki belirli bir sürecin sonucu olarak olgunlaşmıştır. Ancak özel mülkiyet ile bu hakka müdahale biçimlerinden Kamulaştırma, hala yargı organlarının sıklıkla incelediği bir konudur. Dolayısıyla güncelliği devam etmekte ve mülkiyet hakkı ile hakka müdahale arasında adil denge gözetmek üzere, yargı organlarınca da geliştirilen ölçütler oluşmaktadır. Sonuç olarak çalışmanın konusu ve sorununu; mülkiyet hakkının varlığı, hakkın kapsamının gelişimi, sosyal devlet formundaki kamulaştırma işleminin meşruiyet koşulları ve buna ilişkin düzenlemeler ile yargı organlarının kararları oluşturmaktadır. Anahtar Sözcükler Mülkiyet Hakkı, Kamulaştırma, Türk Anayasa Mahkemesi Kararları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları

Anayasa MahkemesiAvrupa İnsan Hakları MahkemesiKamu hukuku+5
Merve Güneş
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şartı

Anayasa Şikâyeti, ülkemizde oldukça yeni bir müessese olup 23 Eylül 2012 tarihinden itibaren yürürlüktedir. "Bireysel başvuru" olarak ifadesini bulan bu anayasal hak, temel hak veya hürriyetleri kamu gücü tarafından ihlal edilen kişilerce, hak ihlali iddiasının iç hukukta öngörülen tüm başvuru yolları tüketildikten sonra son çare olarak Anayasa Mahkemesi'nde açılan bir dava ile ileri sürülmesidir. Bireysel başvurunun kabul edilebilirlik koşullarından biri olan "olağan kanun yollarının tüketilmiş olması" şartının kapsam ve sınırlarının tartışıldığı bu çalışmada, uygulamada ortaya çıkan sorunlar, kuralın uygulanmadığı veya uygulanamayacağı durumlar etraflıca ele alınmaktadır. Çalışma boyunca, bireysel başvurunun insan haklarının korunmasına hizmet eden bir başvuru yolu olması esasında yol alınmış ve özün usule hâkim olması gerektiği savunulmuştur. Bireysel başvuruda bulunmadan önce tüketilmesi gereken başvuru yollarının tüketilmemesi, çoğu zaman bu konudaki bilgi ve tecrübenin yeterli olmamasından kaynaklanmaktadır. Bu çalışma ile bireysel başvuru sisteminin etkin uygulanmasına katkı sağlanması amaçlanmaktadır.

Anayasa MahkemesiBireysel başvuruDavalar+3
Özlem Öztürk Atalar
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Criminal prosecutions of the International Criminal Court a study on court standards for criminal justice in Africa

A major element of justice is that it must apply to all, regardless of power, status, or position. The International criminal court (ICC) was founded as a global court to ensure that every individual is held responsible for international crimes that they commit. However, the support enjoyed by this court is fast waning out owing to principles such as anti-impunity, complementarity and referral powers granted to the United Nations Security Council (UNSC). The ICC which was once greatly supported by African nations is now regarded as a racist organization by most African countries of its position in ensuring that justice is served to all. For this reason, the thesis explicitly discusses the position of the ICC regarding fairness and equity, therefore, analysing the reason for the change of friendship between the ICC and African countries. To do this, the thesis adopted a qualitative research methodology, using interviews. Interviews were made with 7 research participants who were professors and diplomats in Nigeria and Uganda. Nigeria and Uganda were selected since Nigeria is seen as a supporter of the court, whereas Uganda is an opposition of the ICC. Based on the interviews conducted, it was seen that the Nigerian research participants appraised the position and duties of the ICC, whereas the Ugandan participants expressed their concerns over issues such as the anti-impunity norm, and the UNSC referral rights which they felt should be scrapped or amended. The theoretical framework of the study is based on the norm localization model of Amitav Acharya, explaining how weaker states may want to repel or revolt against norms that they felt are not satisfactory or against their wishes. The repellent, in this case, is shown by African nations who believe that African leaders should enjoy immunity- a wish which goes against the general belief of anti-impunity.

African countriesPunishmentCriminal justice system+4
Assan Fai Latıfah
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Digital democratization: the place of smart card readers in the 2019 general election in Enugu West Senatorial Zone, Enugu State, Nigeria

Nigeria's electoral malpractices since 1999 have reduced electorates' chances of changing government, leading to fraud accusations and a need for improvement. Post-election violence and tribunals have exacerbated these anomalies, highlighting the need for improvement in the electoral process. INEC must align electoral system with global innovations for digital democratization in Nigeria, addressing anomalies in previous elections. The study used Davis' Technology Acceptance Model for a cross-sectional survey in Nigeria, involving 255 electorates in the 2019 election, using mean and standard deviation. In 2019, Nigerian election utilized smart card readers, simplifying voting and promoting INEC's online presence, reducing double registration and accreditation issues. Keywords: Tribunal, INEC, Global innovation, Digital democratization, Electorate, Online, Accreditation

AccreditationSmart cardsDigital democracy+7
Chılee Cynthıa Ugo
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Tanzimat and penal modernity: The abolition of torture in the mid-nineteenth century

This thesis studies the abolition of torture in the Ottoman Empire from 1840s up until the mid-1860s as a component of newly-raised Tanzimat legislation and, more generally, the Ottoman judicial transformation in the nineteenth century. It will be investigated the context in which the anti-torture law took place in this period and how this official policy came into practice after relevant laws and regulations were issued by the Sublime Porte. It will be argued that the anti-torture law was an outcome of global legislative wave against body-oriented punitive methods in penal proceedings, whose origins could be traced back to the mid-eighteenth century. Since this law was a part of penal modernity, which first occurred in Europe, this thesis tries to concentrate on its utilization in everyday court practices. It explores how ordinary Ottoman subjects made use of this Tanzimat novelty when they were encountering with legal discourse. Moreover, this thesis reevaluates foreign, mostly British, diplomatic pressure on the Tanzimat statesmen about ongoing practice of unlawful torture through the nineteenth century diplomatic environment. Intentionally, I establish a bond between a global legislative trend and simple judicial strategies of Ottomans. Broadly, the Ottoman judicial transformation in the first two decades of the Tanzimat era is examined by relying on archival documents, official correspondences, consular reports, and most importantly penal court records and interrogation procedures.

19. centuryPunishmentLaw courts+7
Tuna Başıbek
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sporcuların iş hukukundan doğan uyuşmazlıkları ve çözüm yolları: yargıtay kararları örneği

Bu araştırmanın amacı, sporcu sözleşmeleri ile futbol, basketbol ve voleybol branşlarında ki profesyonel sporcuların iş hukukuna göre uyuşmazlık durumlarını Yargıtay kararları kapsamında incelenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden, doküman incelemesi tekniği kullanılmıştır. Çalışmada, sinerji içtihat programından elde edilen, spor hukuku ile ilgili 2010-2020 yılları arası; Yargıtay kararları incelenmiştir. Yargıtay kararları konu, dava tarafı ve karar sonucuna göre (red, onama, bozma, takipsizlik vb.) sınıflandırılarak frekans ve yüzdelikleri bulunmuştur. Yargıtay kararları ilgili mevzuat ile ilişkilendirilerek her uyuşmazlık türüne uygun örnek kararlar analiz edilmiştir. Çalışmada spor hukukuna ilişkin yürürlükteki Anayasa, Kanun, Kanun Hükmünde Kararname, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, Yönetmelik, Federasyon Ana Statüleri ve Federasyon Talimatları ile bu mevzuat kapsamında ele alınan hukuki uyuşmazlıklara atıf yapılarak örnek mahkeme kararları incelenmiştir. İncelenen Yargıtay kararları sonucunda genellikle sporcular lehine kararlar bozulmuştur. En üst karar merci olan Yargıtay, sporcuların mağduriyetlerini kısmen gidermiştir. Sonuç olarak futbol oynayan profesyonel sporcuların daha çok dava yoluna başvurduğu ve tahkim yolunun yetersiz kaldığı görülmüştür. Sporcu sözleşmeleri ve basketbol oynayan profesyonel sporcuların futbol branşına göre daha az dava yoluna başvurduğu tespit edilmiştir. Voleybol oynayan profesyonel sporcuların ise en az dava yoluna başvuran spor dalı olmuştur. Söz konusu spor dallarında profesyonel sporcular yerel mahkemenin aleyhine vermiş olduğu kararlar sonucu en son karar verici merci olan Yargıtay'a başvurma durumunda kalmışlardır. Yargıtay Başkanlığı ise genellikle sporcular lehine kararları bozmuştur. Sporcuların haklarına geç ulaştığı ve mağduriyetleri olduğu tespit edilmiştir. Sporcuların İş Kanunu kapsamına alınmaması ülkemiz için boşluk yaratmaktadır.

Hukuki uyuşmazlıklarMahkemelerSpor+4
Mehmet Şükrü Gücal
Ankara University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi Dönemi siyasal rejimi ve Anayasal düzeni

Birinci Dünya Harbi sonrası, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluşuyla sonuçlanacak çok önemli anayasal ve siyasal gelişmelerin yaşandığı bir dönemdir. Bu dönem içerisinde yaşanan gelişmelerin merkezinde Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi bulunmaktadır. Birinci Meclis sadece milli mücadelenin yürütüldüğü bir komuta merkezi değil, siyasal rejimi temelinden değiştiren, anayasal düzenlemeleri hayata geçiren bir yasama organı olarak da tarihi bir role sahiptir. Osmanlı Devleti'nin sona ererek Türkiye Devleti'nin kurulduğu bu dönem içerisinde Birinci Meclis, kuvvetler birliği sistemini benimsemiş ve kendisini tek meşru iktidar olarak tanıtmıştır. Mütareke döneminin kendine has koşulları içinde, Osmanlı anayasal tecrübesinden ve parlamento geçmişinden gelen birikim, meşruti monarşiden cumhuriyete geçişin alt yapısını oluşturmuştur. Cumhuriyet döneminin siyasal rejimini belirleyen temel ilkeler yine bu dönemde ortaya çıkmıştır. Anayasal meselelerin müzakereleri esnasında Meclis'te çok çeşitli fikirler dile getirilmiş, özgür bir tartışma ortamında en temel siyasal ve anayasal konular uzun tartışmalara konu olmuştur. Bu minvalde Meclis'te yer alan Birinci ve İkinci guruba mensup vekillerin siyasi görüş farklılıkları da söz konusu tartışmalarda açığa çıkmaktadır. Siyasal rejim değişikliğinin yeni bir devletin kuruluşuyla sonuçlanacak gelişiminde; temel anayasal ve siyasal ilkeler olarak milli hâkimiyet, kuvvetler birliği, meclis üstünlüğü ve halkçılık benimsenmiştir. Bu ilkeler hukuki düzenlemelerin çerçevesini çizmiştir. 1921 Anayasasında meclis hükümeti sistemi benimsenmekle beraber, uygulamada yasama ve yürütme arasında yetki mücadelesi yaşanmıştır. Meclis'in yargı yetkisini kullandığı bir organ olarak İstiklal Mahkemeleri dönem içerisinde tartışmalara sebep olmuş, mahkemelerin görev ve yetkilerinin sınırlandırılması meclis gündemini işgal etmiştir. Anahtar Kelimeler: Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi Dönemi Anayasal Düzeni, Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi Dönemi Siyasal Rejimi, Meclis Hükümeti, Kuvvetler Birliği, Milli Hâkimiyet İlkesi

AnayasaAnayasal etkiKamu Hukuku+5
Murat Hacıfettahoğlu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Boys in court: Questioning child abuse cases between 1860 and 1865

This thesis explores how the sexual offenses committed against the male children were handled by the Ottoman courts and the society at large in the Ottoman lands between the years 1860 and 1865 together with the regulations drafted and implemented in the Ottoman reform period. As the study comprehensively analyzes the court cases in which numerous male children and their families stood as victims of sexual crimes and which were referred to Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliye, the official council formed to serve as the Supreme Court for legal matters and an ultimate court of appeals. This thesis reveals significant points regarding the court practices, interrogation methods, the concept of childhood and how the social and cultural codes were reflected on the court proceedings as well as the relations between the individual and state reshaped under the Tanzimat regulations and the relations between the center and the periphery.

BoysCourt decisionsLaw courts+5
Erkan Oruçoğlu
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessEN

Constitutional courts during political upheavals: The case of the Turkish Constitutional Court

Constitutional courts operate at the intersection of law and politics. Their task is to defend the normative superiority of the constitution by reviewing the constitutionality of laws. In doing so, they engage with other political institutions such as political parties, legislatures and executives. In times of political upheaval, the nature of the relationship between constitutional courts and other governmental organs is contested. This provides an ideal situation to observe the political dynamics of constitutional judicial review. This study aims to understand how constitutional courts fare during political upheavals by examining the Turkish Constitutional Court over an extended period of time. The Turkish Constitutional Court is a crucial case because Turkey has undergone episodic political upheavals where constitutional norms have been contested by different governmental institutions. The methodology of this study can be described as constitutional ethnography, which involves a close examination of the socio-political context that underlies legal institutions and relations. To this end, I examined politically salient court cases, interviewed judges, reviewed newspaper articles; I also used various secondary sources. My research has determined that the Turkish Constitutional Court has adopted one of three strategies during episodes of political crises: judicial activism, deference and avoidance. Furthermore, I contend that the court strategy depends on the degree of fragmentation of political power, the profiles of sitting justices, and extra-judicial alliances that the court can leverage against challengers.

Constitutional CourtCrisisCrisis management+2
Abdullah Erdem Demirtaş
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İş mahkemeleri ve iş mahkemelerinde yargılama usulü

İş uyuşmazlıkları, özel bir mahkeme olan iş mahkemesinde çözüme bağlanır. İş Hukukunun işçiyi koruma ilkesi ve iş uyuşmazlıkları üzerinde uzmanlaşma ihtiyacı, genel yargı mercileri yarımda iş mahkemelerinin de kurulmasına zemin hazırlamıştır. Diğer taraftan, iş mahkemelerinde görülen davaların çabuk, kolay ve masrafsız biçimde çözüme kavuşturulması ihtiyacı da, bu mahkemelerde özel birtakım usul hükümlerinin kabul edilmesine neden olmuştur. Bugün iş mahkemelerinde kural olarak sözlü yargılama usulü, bazı hallerde ise özel usul hükümleri uygulanmaktadır. İş mahkemelerinde sözlü yargılama usulünün uygulanmasının nedeni, bu usulde davaların yazılı yargılama usulüne göre daha çabuk sonuca bağlanacağı varsayımıdır. Öte yandan, iş mahkemelerinde uyuşmazlıkların uzlaşma ile çözümlenmesi esastır. Çünkü, bu mahkemeler tabiatları itibariyle uzlaşma mercileridirler. Çalışmamızın birinci bölümünde, iş mahkemelerinin kuruluşuna neden ihtiyaç duyulduğu, iş mahkemelerinin teşkilatı ve bu mahkemelerdeki görev ve yetki sorunu ele alınacaktır. İkinci bölümde ise, iş mahkemelerinde uygulanan yargılama usulü, bu mahkemelere özgü farklılıklar da dikkate alınarak incelenecektir.

MahkemelerYargılamaİş Hukuku+2
Güray Erdönmez
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1998
00
Master'sOpen AccessTR

55 numaralı Kütahya Şer'iye Sicili Defterinin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi

Osmanlı Devleti, temeli adalet olan güçlü bir teşkilattır. Bu yapı, büyük bir titizlikle korunmaya çalışılmıştır. Bunu en iyi o döneme ışık tutan hukuki belgeler sayesinde öğrenmekteyiz. Osmanlı Hukuki belgelerinin bir türü olan şer' iye sicilleri, dönemin birçok açıdan aydınlatılmasında yardımcı olmaktadır. Bu çalışmanın konusu olan 55 numaralı Kütahya şer'iye sicil defteri, ait olduğu H. 1297-1298-1299 /M. 1880-1881-1882 yıllarında Kütahya ve çevresinin dolayısıyla Osmanlı Devleti'nin sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel yapısı ile ilgili bilgiler vermektedir. 55 numaralı Kütahya şer' iye sicili, mahkeme kayıtlarını içermektedir. Mahkeme kayıtlarını; tezkere, vakıf, miras, tereke, müzekkere, resmi yazışmalar ve vekil tayini gibi belgeler oluşturmaktadır. 49 varaktan oluşan bu belgelerin bazı sayfalarında yazılar silik çıktığı için buralar (…) işareti ile gösterilmiştir. Çalışma: Özet, içindekiler, giriş, birinci bölüm (Türk Hukuk Tarihi'nin Anahatları), ikinci bölüm (55 numaralı Kütahya şer'iye sicilinin transkripsiyonu), genel bir değerlendirmenin yapıldığı sonuç kısmı ve kaynakçadan oluşmaktadır. Anahtar Kelimeler: Şer'iye Sicili, Kadı, Mahkeme, Dava, Kütahya

DavalarDefterlerKütahya+5
Seda Bıdak
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Medeni Usul Hukukunda mahkemelerin yetkisi

Bir davanın veya çekişmesiz yargı işinin görülmesi için neredeki görevli mahkemeye başvurulacağı konusuna ilişkin kurallar yetki kurallarıdır. Yetki kuralları çeşitli bağlantı noktaları dikkate alınarak konulur. Hangi bağlantı noktasının seçileceği ise konulan yetki kuralı ile ulaşılmak istenen amaç ya da uygulanmak istenen usul hukuku ilkesi dikkate alınarak belirlenir. Örneğin bazı hallerde henüz iddia seviyesinde olan davanın davalının yerleşim yerinde açılması gerekirken, bazı hallerde zayıf konumda olan davacının korunması amacı ile davacının yerleşim yeri mahkemesi yetkili kılınabilir. Yine bazı hallerde dava konusu bakımından delillere doğrudan ve daha hızlı ulaşım daha sağlıklı yargılama yapılması amacı ile dava konusunun bulunduğu ya da gerçekleştiği yer dikkate alınarak yetki kuralları konulur. Belli durumlarda yetki kuralı kesin olup davanın mutlaka yetki kuralında belirtilen yer mahkemesinde açılması zorunlu iken; belli durumlarda yetki kuralında belirtilen yer mahkemesinin yetkisi seçimlik yetki olup diğer yetkili mahkemelerin yetkisini ortadan kaldırmaz. Medeni usul hukukunda, hukuk mahkemelerinin yetkisi temel olarak HMK m.5-19 arasında düzenlenmiştir. Bu hükümler yanında özel kanunlarda yer alan yetki kuralları olduğu gibi, HMK'nın diğer kısımlarında yer alan bazı özel dava ve yargılama türleri için de yetkili mahkemeye ilişkin hükümler sevkedilmiştir. Uygulamada zaman zaman kanunlarda yetkili mahkemeye ilişkin kuralların öngörülmediği durumlarla karşılaşılmaktadır. Sık sık da yetki hükümlerinin yorumunda güçlükle karşılaşılan veya görüş ayrılıklarına yol açan durumlar ortaya çıkmaktadır. Mevcut yetki hükümlerinin yorumlanması ve yetki kuralı konulmamış dava ve işler bakımından yetkili mahkemenin tespitinde davanın en kolay açılabileceği, en çabuk ve en sağlıklı yargılamanın yapılabileceği ve tarafların menfaatlerinin en iyi şekilde dengede kalmasını sağlayacak yorum şekli tercih edilmelidir.

MahkemelerMedeni usul hukukuYargı yetkisi
Dilek Karademir
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi ihtilaflarının çözümünde yerel mahkemelerin rolü; Aydın ili örneği

Çalışmanın temel amacı; vergi ihtilaflarının çözümünde mahkemelerin rolünün incelenmesidir. Bu amaca yönelik olarak Türkiye'de ve Aydın ilinde Vergi ve Bölge İdare Mahkemelerinde vergi ihtilaflarının durumu incelenmiştir. Yıllar itibariyle görülen konuyla ilgili dava sayıları araştırılarak kıyaslama yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda, araştırmayı kapsayan 2010-2015 yılları arasında Türkiye'deki vergi mahkemelerinde açılan dava türü bakımından dava konusuna göre dava sayısı en yüksek vergi davalarının sırasıyla; 2010 yılında Diğer Vergi Cezaları, 2011-2012-2013 yılları arasında Vergi Cezaları ve 2014-2015 yılları arasında ise KDV'nin olduğu tespit edilmiştir. Aydın ili için ise; 2010-2015 yılları arasında Aydın Vergi Mahkemesinde karara bağlanan dava türü bakımından dava konusuna göre dava sayısı en yüksek vergi davalarının ise Vergi Cezaları davalarının olduğu görülmüştür. 2010-2015 yılları arasında Aydın ilindeki en fazla mükellef sayısının KDV mükellefi olduğu tespit edilmiş olup, yıl içinde Aydın Vergi Mahkemesinde açılan vergi davası sayılarının mükellef sayıları ile karşılaştırılması yapıldığı zaman; açılan dava sayısının mükellef sayısına göre düşük oranda olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Vergi, Vergi Davaları, Vergi Uyuşmazlıkları

AydınMahkemelerUyuşmazlık+6
Tarık Özdemir
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul İstiklal Mahkemesi

Farklı farklı yer ve zamanlarda kurulan İstiklal Mahkemeleri 1920-1927 yılları arasında faaliyet göstererek Türkiye Cumhuriyeti tarihinde büyük öneme sahip olmuştur. İstiklal Mahkemeleri bulunduğu dönemin şartlarına ve kurulduğu bölgenin özelliklerine göre farklılıklar göstermiştir. Fakat genel hatlarıyla mahkemeleri gruplandırmak gerekirse bu mahkemeleri Cumhuriyet öncesi ve Cumhuriyet sonrası İstiklal Mahkemeleri olarak ayırabiliriz. Cumhuriyet öncesinde yani Millî Mücadele döneminde faaliyet gösteren mahkemeler var olma mücadelesi niyetiyle kurulduğu için ihtilal mahkemeleri olarak adlandırılırken, Cumhuriyet sonrası İstiklal Mahkemeleri ise Cumhuriyet rejiminin devamını sağlamak ve inkılapların gerçekleşmesine yardımcı olmak maksatlı kuruldukları için inkılap mahkemeleri olarak adlandırılmaktadır. Bu çalışmada Cumhuriyet Dönemi İstiklal Mahkemeleri'nden olan İstanbul İstiklal Mahkemesi ele alınmıştır. Bu kapsamda mahkemenin kuruluşu öncesi siyasi durum, mahkeme üyeleri, mahkemenin faaliyetleri ve baktığı davalar ayrıntılı olarak incelenmiştir. Bununla beraber bu çalışmada mahkemenin kuruluş amacı olan halifelik sorunu irdelenmiştir. Anahtar Kelimeler: İstiklal Mahkemeleri, İstanbul İstiklal Mahkemesi, Halifelik

Cumhuriyet DönemiHalifelikMahkemeler+4
Emrah Terzi
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

A temporal analysis over the wealth of individuals in the Ottoman Empire, 1710-1919 (With specific references to inheritance record from sharia courts)

The main purpose of this thesis is to examine the wealth of individuals and its distribution through inheritance records in the Ottoman Empire. Inheritance records generate one of the oldest traditions of the Ottoman Empire from the middle of the fifteenth century. As a common practice, Ottoman courts contain inheritance records of individuals. An inheritance record provides information on the economic assets of deceased individuals. The aggregate level of these assets generates the wealth of individuals. Furthermore, these primary sources include information such as the socioeconomic status of individuals, types of economic assets, borrowing-lending relationship, costs of courts, and heirs. These characteristics of inheritance records have begun to attract the attention of economic historians in recent years. This thesis, in this sense, focuses on these primary sources to establish a comprehensive analysis, and it has a dual aim. The first is to present a dataset of inheritance records and average wealth levels from different regions, including commercial, agricultural and rural towns located in Anatolia. This aim continues corresponding to one of the primary questions of the thesis that established the dataset, that is, changes in average wealth levels over time. Average wealth levels have a declining pattern, spanning from 1710 to 1900, and a radical increase during the early twentieth century. This trend is compatible with recent historiography in some regards. This aim proceeds with average wealth levels of individuals from different segments of society, including titled and untitled individuals, males and females as well as Muslims and non-Muslims. These estimates include comparative analysis based on the wealthiest one percent, 10 percent as well as four quartiles starting from the wealthiest 25 percent. The first aim also includes the estimation of wealth distribution for the same period. To achieve this goal, this thesis employs Gini coefficients and Lorenz curves in the long-term perspective. The second aim is to test the effects of different variables, including titles, gender, religion, decentralization, tax revenues, consumer prices, wars, and weather, on changing levels of wealth distribution. This aim includes quantitative and systematic analysis through econometric models that allow for a deeper understanding of the relationship between wealth distribution and socioeconomic variables as well as non-economic parameters. To achieve these aims, this thesis uses more than 4.400 inheritance records. Other variables, including tax revenues, decentralization, consumer prices, wars, and weather, are derived from reliable secondary sources. The data limitations in establishing inheritance records entail employing 10-year intervals in time series, starting from 1710. The findings indicate that the distribution of wealth had an approximately inverted U-shaped pattern in the Ottoman Empire. Furthermore, wealth distribution is much better for untitled individuals, females, and non-Muslims than those of titled groups, males and Muslims. During the late nineteenth century and the early twentieth century, however, a convergence in average wealth levels of comparison groups in the Ottoman Empire. Finally, while advantageous groups, including titled individuals, males, Muslims, and wars have a significant effect on wealth distribution, no significant results are obtained for disadvantageous groups, including commoners, females, and non-Muslims, state finance, devaluations, and drought.

Law courtsInheritanceOttoman State+6
Hande Nur Kırmızıkuşak
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Milletlerarası özel hukukta çocukla kişisel ilişki kurulması

Bu tezde milletlerarası özel hukukta çocukla kişisel ilişki kurulması incelenmiştir. İlk bölümde, çocukla kişisel ilişki kurma kavramı, kavramın Türk hukukunda düzenlenmesi ve milletlerarası metinlerde ele alınışı incelenmiş, yabancılık unsuru içeren kişisel ilişki kurma uyuşmazlıklarına uygulanacak hukuk değerlendirilmiştir. Kişisel ilişkinin niteliği, kapsamı ve düzenlenmesi, kişisel ilişkinin kurulmasında uygulanacak hukukun nasıl tespit edileceği ve dikkate alınacak hususlar üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, kişisel ilişki kurulmasına dair uyuşmazlıklarda mahkemelerin milletlerarası yetkisi ve yabancı mahkemelerden verilen kişisel ilişki kurulmasına dair kararların tanınması ve tenfizi ele alınmıştır. Bu kapsamda MÖHUK'ta ve milletlerarası metinlerde yer alan milletlerarası yetki, tanıma ve tenfize ilişkin düzenlemeler incelenmiştir.

Kişisel ilişkiMahkemelerTürk hukuku+3
Hilal Büşra Osmanlı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

H.1053-1059 (M.1643-1659) tarihli 36 numaralı Ankara şer'iyye sicilinin transkripsiyonu ve değerlendirmesi

Türk siyasî tarihi içerisinde oldukça önemli ve büyük bir paya sahip olan Osmanlı Devleti tarihinin doğru analizi, birinci elden kaynakların rehberliğinde yapılabilmektedir. Bu bağlamda birinci elden kaynak konumundaki arşiv belgelerinin doğru okunması ve değerlendirilmesi oldukça önemli bir yere sahiptir. Bu arşiv kaynakları içerisinde bulunan ve şer'i mahkemelerde görülen dava kayıtları ile merkezden gönderilen belgeleri içeren şer'iyye sicilleri, Osmanlı Devleti tarihinin aydınlatılmasını sağlayacak dokümanlar içerir. Yazıldığı döneme ait siyasî, idarî, hukuki, askerî, iktisadi, mimari, demografik, sosyo-kültürel ve daha pek çok bakımdan önemli bilgiler içermektedir. Bu çalışmada 36 numaralı Ankara şer'iyye sicilinin transkripsiyonu ve değerlendirmesi yapılmış ve defterde yer alan belgeler ışığında H. 1053-1059 (M. 1643-1649) tarihleri arasındaki Ankara şehrinin idarî, sosyal, kültürel ve ekonomik durumu hakkında bilgiler elde edilmiştir.

AnkaraKadıMahkemeler+4
Süheyla Acar
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Amerikan hukuki realizminde hakimin rolü ve nitelikleri

Çalışmamızda 20. yüzyılın en etkili akımlarından olan Amerikan Hukuki Realizmi akımı çerçevesinde öngörülmüş olan, hâkimin rolü ve nitelikleri konusu ele alınmıştır. İlk olarak akımın ortaya çıkmasında hangi dinamiklerin etkili olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Pragmatizm, realizmin formalizme olan eleştirileri, realizmle benzer tezlere sahip görüşler ve realizm-formalizm gerilimine benzer nitelikteki karşı akımlar incelenmiştir. Akımın ortaya çıkmasına sebep olan siyasi ve kültürel iklim de bu kapsamda açıklanmıştır. Realizm mahkeme ve hâkim merkezli bir hukuk teorisi ortaya koymaktadır. Bu nedenle hâkimin rolü hususu akımın temel önermelerinden bağımsız bir şekilde açıklanamaz. Hukuki realizmin hukuk teorisine ilişkin açıklamaları hâkimin rolüyle ilgili birçok ipucu vermektedir. Özellikle hukuki belirsizlik karşısında kural şüphecisi ve olgu şüphecisi yaklaşım, hukukun araç olarak kullanılması ve yeni hukukun yaratılmasına ilişkin açıklamalar öngörülmüş hâkim figürünü ortaya koymaktadır. Hâkimin niteliklerini belirleyebilmek için öncelikle nasıl bir eğitimden geçmesi gerektiği ortaya koyulmalıdır. Çalışmamızda realistlerin eleştirdikleri ve önerdikleri eğitim sistemi açıklandıktan sonra Amerikan Hukuki Realizminin ortaya koymuş olduğu perspektiften hâkimin hangi niteliklere sahip olması gerektiği açıklanmıştır. Buna göre hukuki realizm sosyal bilimlere ilgisi olan, ahlaklı ve yenilikçi bir hâkim profili çizmektedir. Çalışmamızın son bölümünde yargı kararları ışığında realizmin öngörmüş olduğu hâkimin rolü ve nitelikleri incelenecektir. Belirlemiş olduğumuz rollerin ve niteliklerin yargı kararlarında nasıl somutlaştığı ve bu somutlaşmanın sonuçları incelenecektir.

Amerika Birleşik DevletleriAmerikan hukukuHakimler+3
Osman Nuri Güven
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00

Related subjects