Spirituality

114 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Sağlık kurumlarında sağlık personeli dışında çalışanların spiritüalite ile ilgili görüş ve tutumları

Çalışma, sağlık kurumlarında sağlık personeli dışında çalışanların spiritüalite ile ilgili tutumlarını, görüşlerini ve bunları etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde 110 çalışanla gerçekleştirildi. Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte olan araştırmanın verileri, literatür taraması sonrasında araştırmacılar tarafından oluşturulan anket formu kullanılarak elde edildi. Elde edilen verilerin analizin için frekans, yüzde, ortalama ve standart sapma analizleri, Chi-Square Test, Shapiro-Wilk Testi, Independent Samples T Test, Mann-Whitney U Test, One-Way ANOVA ve Kruskal-Wallis Testi kullanıldı. Araştırmaya katılan çalışanların yaş ortalaması 31,74±7,27, %71,8'i kadın, %28,2'si erkek, %13,6'sı ilköğretim ve altı, %40,9'u lise, %45,5'i lisans ve üzeri eğitim düzeyine sahip idi. Çalışanların gelir durumlarına göre ise %59,1'nin iyi, %40,9'nun düşük gelir düzeyine sahip olduğu, %52,7'sinin evli, %47,3'nün bekâr, ortalama 1,51±0,5 çocuğa sahip oldukları, çoğunun (%63,6) kendi memleketlerinde veri giriş personeli (%67,3) olarak görev yaptığı saptandı. Çalışanların %40,9'u spiritüaliteyi güçlüklerle baş etmede kullandığı ve spritüalitenin yaşadıkları stresi azalttığı, %35,5'i moralini düzeltmek için spritüaliteye başvurduğu, %36,4'ü spritüalitenin kendisini yaşama bağladığı, %33,6'sı diğer kişilerle olan iletişimini etkilediği, %31,8'i hastane ortamında spiritüel gereksinimlerini karşılamak istediği, sadece %19,1'nin spiritüel gereksinimlerinin herkes tarafından bilinmesinin kendisini tamamen rahatsız ettiği saptandı. Çalışanların %35,4'ü hastaların spritual bakım gereksinimlerinin karşılanmasında hastanede görev yapan sağlık çalışanları ile birlikte sağlık çalışanı olmayan tüm sağlık kurumu personelinin de görev yapması gerektiğini, %78,2'si hastanede verilen spiritüel bakımın yetersiz olduğunu düşündüğü, sadece %11,8'i spiritüel bakıma destek verme isteğinde bulunmadığı belirlendi. Çalışanların %91,8'i hastaların spiritüel hastane ortamında karşılanması gerektiğini, %31,8'i hastanede hastaların spiritüel gereksinimlerinin karşılanması için kesinlikle danışılabilecek bir uzman olması gerektiğini, %35,5'nin hastaların spiritüel desteği isteme ya da reddetme hakkına sahip olduğunu düşünmekte idi. Sonuç olarak, araştırmamızda çalışanların spiritüel desteği yeterli bulma durumu ile eğitim düzeyleri, spiritüel desteğin hastaların psiko-sosyal iyileşmesine katkısı olduğunu düşüncesi ile hastanedeki görevleri, spiriüalitenin hastalıklarla baş etmede ve hastalara moral vermede etkili olduğu düşüncesi ile medeni durumları, spiritüalitenin sağlığı olumsuz etkileyecek davranışları hastalarda engellediğini düşüncesi ile çocuk sahibi olmaları ve yaşları, spiritüalitenin hastalarda iletişimi etkilediği düşüncesi ve çalışma hayatlarında hastaların spiritüel gereksinimlerini daha fazla göz önünde bulundurması ile memleketlerinde görev yapma durumları arasında anlamlı ilişki saptandı (p˂0,005).

Dini imanManeviyatSağlık kuruluşları+3
Nur Boztepe
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

1945-1960 döneminde Türkiye'de İslami canlanış: Dergiler ve söylemler

Cumhuriyet Dönemi Türk düşünce tarihine katkı sağlaması umulan bu doktora tezinin amacı, 1945-1960 yılları arasındaki İslami canlanma atmosferinde kendilerini millî ve dinî değerler üzerinden tanımlayan ve kendileri için zaman zaman dindar-milliyetçi ya da mukaddesatçı isimlendirmelerini kullanmış bir grup dergi ve aktörün ürettikleri milliyetçi ve maneviyatçı içeriği analiz etmek ve bu içeriği besleyen unsurlar üzerinde argümanlar oluşturmaktır. İslam düşüncesinin 1960 sonrasında tercüme hareketleri ile kazandığı evrensel çizgisinden farklı olarak 1945-1960 arasında milliyetçilik ile ne şekilde iç içe geçtiği bu tezin cevabını aradığı sorulardan biridir. Diğer yandan "maneviyatçılık" gibi genel bir başlığın altında hangi alt başlıkların yer aldığı sorusu da cevabı aranacak diğer bir problematiği oluşturmaktadır. Bu çerçevede ele alınan on beş periyodik yayın hakkında ansiklopedik bilgiler, yazar kadrosu ve milliyetçi-maneviyatçı yönelimlerinin analizi tezin güzergâhını belirlemiştir. Çalışmada geniş bir dergi arşiv taramasının yanı sıra Cumhuriyet Arşivi, Meclis tutanakları, kanun maddeleri ve anılardan da faydalanılmıştır. Çalışmada doküman analizi metodu ve yer yer niceliksel bir çizgi takip edilmiştir. Öncelikle konu kapsamına alınabilecek yazılar tespit edilmiştir. Bir yandan dergilerde görülen milliyetçilik türü analiz edilirken diğer yandan bu görüşleri serdeden başlıca yayınlar ve aktörlerin genel profilleri çıkarılmıştır. Bu resim ortaya çıkarılırken tasvirî olmakla yetinilmeyip dergilerin milliyetçi ve maneviyatçı tonunu belirleyen nedenler sorgulanmıştır. Milliyetçiliği besleyen muhtemel nedenler arasında dönemin aydınlarının dinî içerikli bir milliyetçiliği doğal bir biçimde kimliklerinin bir parçası olarak görmeleri ve dönemin komünizm karşıtlığı gibi hususlar gözlenmektedir. Maneviyatçı söylemlerinin arkasında ise dönemin bir önceki dönem İslamcılık düşüncesinden farklı olarak "devleti kurtarmak" değil "bireyi kurtarmak" dönemi oluşu ve dergiyi çıkaran kişilerin felsefi ve tasavvufi yönelimleri rol oynamış görünmektedir. Mukaddesatçı olarak nitelenen bu grup şüphesiz kendi içinde farklılıklar barındırmaktadır. Bu çalışmada önemli görüş farklılıkları göz ardı edilmeden, ortak tema ve yaklaşımları olarak milliyetçilik ve maneviyatçılık başlıkları ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: İslami canlanma, Çok Partili Dönem, mukaddesatçılık, İslamcılık, Türk milliyetçiliği, maneviyatçılık, komünizm karşıtlığı.

DergilerKomünizmManeviyat+6
Canan Özkılıç Cebeci
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

On the road to heaven: An evaluation of spirituality in the works of Jack Kerouac

ON THE ROAD TO HEAVEN: AN EVALUATION OF SPIRITUALITY IN THE WORKS OF JACK KEROUAC ABSTRACT In this thesis study, Jack Kerouac's spirituality is investigated in his two important novels: On the Road and Desolation Angels. Jack Kerouac had been accused of writing indecent, obscene, and worthless. The literary critics of the time of publishing of On the Road, find the book also not to mention as literary work. All the comments about On the Road were derogatory, pejorative and belittling. Nobody mentioned the book's highly spiritual content and the author's thought sphere, philosophy and spirituality and mysticism. In fact On the Road was highly spiritual and the author was really in relationship with mysticism and other religions other than his familial and national involvement. And Kerouac's another book, Desolation Angels was proof of his deep understanding of spirituality with giving his discourse on notion of his spiritual road with highs and lows. But that book was lately published in 1965 and Kerouac was well known so far with his other explanations and interviews, so the comments were not so far from the reality and then the Kerouac's spirituality. But On the Road was scapegoat of its time. All the negativity of the time was emerging from the novel, or the novel's author's so called "rebellious understanding of life". Jack Kerouac's spirituality is not suitable to a certain religion or a spiritual sect. He had accepted all of them by heart in spite of their paradoxical position as in Buddhism vs. Christianity (at least on reincarnation matter). But many think he was devoted Catholic. I argued also this is not a true comment in this thesis. If that allegation was true he wouldn't so keen to investigate other religions or spiritual thought systems. He could only make some improvisations on Catholicism. Yet he even didn't make any pure investigation solely on body of Christianity. He always searched what he thought was missing, and that was purely spirituality. The other concerns were only details, collateral involvements. The core, the essence of his search for was the spirituality itself. And he found that spirituality from time to time as it is written in his different novels. These moments were not only possess certain religion. Then, one could even find some Islamic spirituality, without Kerouac's authentic considerations because he was not an advocator of a certain religion in spite of his deep concern of Catholicism. He was only a champion of spirituality. The proof was also his novel On the Road because it is not even accepted as a decent novel at the publication time but all the details in the book rounding around spirituality. And institutional reaction moreover religious rejection was obvious on the face of the current criticism at that time. On the Road from the beginning to the end filled with author's spiritual concerns which are defined in various ways. This spirituality is not really related to any religion. But in Desolation Angels the religious concerns are much visible. The attachment of Christianity and Buddhism is obvious while effects of Islam are not exposed. On the Road is not dealing with spirituality directly—apart from an unnamed quest, but overall tone with aura encompasses the reader with spirituality. The author's attempts, madly mobility with words along with earthly movement make sense with transcending voice. Kerouac makes this by words, connotations, intonations, variations of words, with a brilliant word reservoir, and with his immense energy. Keywords: Spirituality, Mysticism, The Beats, Jack Kerouac

American literatureAmerican novelKerouac, Jack+3
Cüneyd Atamal
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessEN

Christopher isherwood: A life story dedicated to the act of writing in search of an artistic, sexual and spiritual identity

As an author who attributed a deeply significant personal meaning to writing, Christopher Isherwood's main purpose in fiction was to discover who he really was and what his life meant to him. The act of writing was not something mundane for Isherwood. The raw material of his art was his own personal experience and life story. For this reason, the structure of his many works are autobiographical and self-defining. Therefore, interpreting Isherwood's fiction independently of his life story is impossible. The theoretical framework that strengthens this study is the 'Life Story Model of Identity' theory presented by personality psychologist Dan P. Mc Adams. Beginning from his early career as a writer until the end, Isherwood's motivation for writing was to speak out of his own experiences, making meaning out of them and reflecting them into his fiction. The incidents he went through in life play a critical role in understanding his fiction and, years later, Dan McAdams has provided an ideal approach that helps us to grasp what Isherwood was really doing with his fiction. During my research, what thrilled me most was exploring how the relationship between Christopher Isherwood's life story and his fiction chime with McAdams' claims and observations about life narratives. McAdams claims that personal stories are our identities. Like a novelist, we work on our lives to make sense and meaning out of them. Our experiences, values, beliefs and objectives in life affect the formation of our identities. For McAdams, identity is a story which has a beginning, a middle and an ending, with a plot, theme and characters in it. Drawing upon the framework of Dan P. McAdams' life story model of identity, the aim of this study is to portray the relationship between personal story telling and identity construction in Isherwood's novels. By analyzing Christopher Isherwood's fiction within the performance of his life story, my intention in this research is to unravel the formation of the artistic, sexual and spiritual identities that he constructed in different periods of his life. McAdams notes that there are key scenes in every individual's life story and Isherwood's life was full of with transitions, gains, losses and struggles that stand out as turning points. For this reason this study focuses on three different episodes of his life: London, Berlin and California. The experiences he had in these cities contributed Isherwood's storytelling and help us to reach a better understanding of the fiction he produced these distinct times and places. Starting from his early work All the Conspirators continuing with The Memorial, Mr. Norris Changes Trains, Goodbye to Berlin, Prater Violet, The World in the Evening and finally until his most critically acclaimed novel, A Single Man, it is possible to observe how the identities of Christopher Isherwood have been shaped, changed, developed and integrated into a coherent life story as an author, as a homosexual and as a spiritual individual.

Gender identityIsherwood, ChristopherIdentity+2
Gökben Güçlü
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Evlilik uyumunun ilişki özyeterliği ve spiritüel iyi oluş ile ilişkisi

Bu araştırmanın amacı, evlilik uyumu, ilişki özyeterliği ve spiritüel iyi oluş arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın yöntemi korelasyonel araştırma modelinde nicel bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemini Türkiye'de yaşayan en az 1 yıllık evli 578 birey (177 erkek, 401 kadın) oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak, Kişisel Bilgi Formu, Yakın Doğu Evlilik Uyumu Ölçeği, İlişki Özyeterlik Ölçeği ve Spiritüel İyi Oluş Ölçeği kullanılmıştır. Veriler bağımsız örneklemler için t testi ve Pearson korelasyon katsayısı ile analiz edilmiştir. Aracılık analizinde değişkenlerin doğrudan ve dolaylı rollerini ortaya çıkarmak için regresyon temelli aracılık makrosu (Process Model 4) kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre bağımsız örneklemler için t testinde, evli bireylerin evlilik uyumu ve ilişki özyeterliği puanları cinsiyetlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşırken spiritüel iyi oluş puanları farklılaşmamıştır. Buna göre erkeklerin evlilik uyumu ve ilişki özyeterliği puanları kadınlardan daha yüksektir. Korelasyon analizine göre evlilik uyumu ile ilişki özyeterliği arasında pozitif yönde yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki, evlilik uyumu ile spiritüel iyi oluş arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Spiritüel iyi oluş ile ilişki özyeterliği arasında ise pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki ortaya çıkmıştır. Aracılık analizi sonucuna göre ilişki özyeterliği evlilik uyumunu hem toplam olarak hem de doğrudan pozitif yönde ve anlamlı düzeyde yordamıştır. İlişki özyeterliğinin spiritüel iyi oluş aracı değişkeninin varlığında evlilik uyumu üzerindeki etkisi de anlamlı bulunmuştur. Bu sebeple spiritüel iyi oluş, ilişki özyeterliği ile evlilik uyumu arasındaki ilişkiye kısmen aracılık etmiştir. Araştırmanın sonuçları ilgili literatür çerçevesinde yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Evlilik uyumu, ilişki özyeterliği, spiritüel iyi oluş, maneviyat

EvlilikEvlilik uyumuManevi iyi oluş+3
Sümeyye Aydın Özdemir
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bağımlılığın psikososyal rehabilitasyon sürecine maneviyat boyutunun dahil edilmesine yönelik uzman görüşlerinin incelenmesi

Bu çalışmada bağımlılığın psikososyal iyileşmesinde hizmet veren ruh sağlığı uzmanlarının, bağımlılık hastalığının psikososyal rehabilitasyon sürecine maneviyat boyutunun dahil edilmesine yönelik nasıl düşündüklerini kavramak amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik olarak, nitel araştırma yöntemi tercih edilmiş olup fenomenoloji deseni uygulanmıştır. Araştırma süresince yarı yapılandırılmış soru formu eşliğinde derinlemesine mülakat tekniği kullanılarak veriler toplanmıştır. Bağımlılık alanında en az 12 aylık süre ile hizmet veren uzman/klinik psikologlar ve sosyal hizmet uzmanlarından 23 ruh sağlığı uzmanı ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiş, bunlardan 2 pilot görüşmenin verileri hariç 21 görüşme analize tabi tutulmuştur. Araştırmaya katılım gösteren katılımcılara ait veriler bilgisayar ortamında yazıya aktarılmış ve araştırmanın amacına uygun olacak şekilde betimsel analiz yapılarak, araştırmacının yorumlarıyla birlikte bulgularda ortaya koyulmuştur. Araştırma sonucunda elde edilen veriler eşliğinde bağımlılık ve maneviyat ilişkisi; bağımlılık tedavisinde maneviyatın rolü, bağımlılık ve maneviyat ilişkisinde aile ve maneviyatın bağımlılık tedavisine entegre edilmesi olmak üzere 3 ana tema etrafında sunulmuştur. Bağımlılık ve maneviyat ilişkisi incelendiğinde bağımlı bireylerin; bağımlılık döngüsündeki sürecine, iyileşme sürecine maneviyatın olumlu katkı sağlaması veya olumsuz anlamda etki etmesine ve maneviyat türlerine göre bağımlılık tedavisinde çeşitli manevi kaynakları kullandıkları görülmüştür. Bağımlılık ve aile ilişkisi incelendiğinde aile sistemi içerisinde bağımlı bireyin bulunmasının anlamlandırılmasından, tedavi sürecinin yönetilmesine ve ailenin bağımlılık hastalığı ile baş etmede bir kaynak olarak maneviyat kavramını kullandığı durumlarının tedaviyi nasıl şekillendirdiği tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda ortaya koyulan bağımlılık ve maneviyat ilişkisi ve buna yönelik paylaşılan tespitler neticesinde bağımlılık tedavisine maneviyatın entegrasyonuna dair ruh sağlığı uzmanlarının eğitim, deneyim ve bireysel süreçlerinden temel alarak oluşturdukları perspektifler sunulmuştur. Elde edilen bulgulardan hareketle, bağımlı birey ve sosyal çevresinin iyileşme sürecine olumlu katkı sunabilecek manevi kaynak ve ihtiyaçlarının bulunduğu, ruh sağlığı uzmanlarının bu kaynakları ve ihtiyaçları tespit ederek iyileşme sürecinin faydasına olacak şekilde kullanılmasını gerekli gördüğü ve bu alanda ruh sağlığı uzmanları tarafından geliştirilmiş, bilimsel temelli, kanıta dayalı ve yapılandırılmış çalışma programlarına ihtiyaç olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Bağımlılık, Maneviyat, Bağımlılık Tedavisi, Entegrasyon, Ruh Sağlığı

BağımlılıkManeviyatPsikososyal destek+4
Hümeyra Mutlutürk
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Askeriyede manevi danışmanlık ve rehberlik

Ordu teşkilatlarında manevi danışmanlık ve rehberlik hizmeti Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinin askeri teşkilatlarında süregelen bir yapı olarak karşımıza çıkmaktadır. Tespit edebildiğimiz kadarıyla günümüzde dünya ordu teşkilatlarında din hizmetleri bulunmayan sadece 21 ülke mevcuttur. Dünyanın birçok ülkesinde Din İşleri Subaylığı (military chaplain) kurumu bulunmakta ve manevi danışmanlar yüzyıllardır ordu içerisinde çeşitli vazifelerde görev almaktadır. Türk tarihinin farklı dönemleri incelendiğinde de askeriyede din hizmetleri ve manevi danışmanlığa dair köklü bir geçmişe sahip olduğumuz görülmektedir. Özellikle Osmanlı Devleti'nde sistematik hale gelmiş ordu şeyhliği ve askeri imamlık müessesi bir anlamda askeri manevi danışmanlık ve rehberlik hizmetinin kapsamına girmektedir. Günümüzde ise Türk Silahlı Kuvvetleri'nde din subaylığı ve askeri manevi danışmanlık alanı yeni bir akademik ve fiili hizmet sahası olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı başta din subaylığı ve askeri manevi danışmanlık müessesini yüzyıllardır bünyesinde barındıran ABD başta olmak üzere bazı dünya ülkelerindeki askeri manevi danışmanlığın tarihi, sistemi, organizasyonu ve güncel durumundan haberdar olarak ülkemizde yapılacak çalışmalar için akademik zemin oluşturmaktır. Araştırma çeşitli ülkelere dair askeri manevi danışmanlık üzerine yazılmış eserler, akademik tezler, makaleler ve haberler incelenerek yapılandırılmıştır. Araştırma neticesinde 21. yüzyılda faal olarak birçok ülkenin doğrudan ya da dolaylı olarak askeri manevi danışmanlık ve rehberlik hizmetinden yararlandığı ve din subaylığı müessesinin ordunun içerisinde önemli bir birim olduğu ortaya koyulmuştur.

DinDini danışmanlıkDini rehberlik+4
Enes Kavas
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Devlet yurtlarında kalan üniversite öğrencilerinde maneviyat ile kaygı ve yalnızlık duygusu arasındaki ilişkinin incelenmesi: İstanbul ili örneği

Bu araştırmanın amacı İstanbul'daki devlet yurtlarında kalan öğrencilerde maneviyat ile yalnızlık ve kaygı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın yöntemi nicel araştırma yöntemlerinden korelasyonel araştırma modelidir. Araştırmanın örneklemini İstanbul'daki devlet yurtlarında kalan 464 (373 kadın- 91 erkek) üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak, Kişisel Bilgi Formu, Üç Faktörlü Spiritüel İyi Oluş Ölçeği, Yaygın Anksiyete Bozukluğu-7 Ölçeği, UCLA Yalnızlık Ölçeği kullanılmıştır. Veriler, gruplar arası farkların belirlenmesi için bağımsız gruplar t testi ve ANOVA ile analiz edilmiştir. Değişkenler arası ilişki için Pearson Korelasyon Katsayısı ve aracılık analizinde değişkenlerin doğrudan ve dolaylı rollerini analizi için regresyon temelli aracılık makrosu (Process Model 4) uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre üniversite öğrencilerinin manevi iyi oluş, kaygı ve yalnızlık puanları cinsiyetlerine ve sınıf düzeylerine göre anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Korelasyon analizi sonuçlarına göre manevi iyi oluş ile, kaygı ve yalnızlık arasında negatif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Kaygı ile yalnızlık puanı arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Aracılık analizi sonucuna göre yurtta kalan üniversite öğrencilerinin manevi iyi oluş düzeylerinin kaygı düzeyleri üzerindeki anlamlı derecede dolaylı etkisini ortaya koymuştur. Manevi iyi oluşun aracı değişken olan yalnızlığın varlığında kaygı üzerindeki doğrudan anlamlı etkisinin olduğu görülmüştür. Yalnızlık, manevi iyi oluş ile kaygı arasındaki ilişkiye kısmen aracılık etmiştir. Araştırmanın sonuçları ilgili literatür çerçevesinde yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Üniversite öğrencileri, yalnızlık, kaygı, maneviyat, manevi iyi oluş

KaygıManeviyatPsikoloji+1
Yasemin Ekici
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin spiritüel iyi oluşları ve akran ilişkileri ile psikolojik sağlamlıkları arasındaki ilişkiler: İmam-Hatip liseleri örneklemi

Bu araştırmanın amacı, ergen bireylerde spiritüel iyi oluş, akran ilişkileri ve psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkiyi incelemektir Çalışma ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak "Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği", "Akran İlişkileri Ölçeği" "Spiritüel İyi oluş Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili Üsküdar ilçesindeki imam hatip liselerinde öğrenim gören %47.1'i kız, %52.9'u erkek öğrenci olmak üzere 344 ergen bireyden oluşmaktadır. Bulgular betimsel analizler, fark analizleri (t-testi, ANOVA), korelasyon ve regresyonel analizler kullanılarak elde edilmiştir. Regresyon analizinde değişkenlerin doğrudan ve dolaylı rollerini ortaya çıkarmak için çoklu regresyon modeli kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre ergenlerin spiritüel iyi oluş puanları cinsiyetlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşmazken psikolojik sağlamlık puanları erkek ergenler lehine, akran ilişkileri puanları kız ergenler lehine anlamlı farklılık göstermiştir. Pearson korelasyon analizine göre ergenlerin spiritüel iyi oluşları ile akran ilişkileri arasında pozitif yönde yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki, ergenlerin psikolojik sağlamlıkları ile spiritüel iyi oluşları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Ergenlerin psikolojik sağlamlıkları ile akran ilişkileri arasında da pozitif yönde anlamlı bir ilişki ortaya çıkmıştır. Çoklu regresyon analizi sonucuna göre spiritüel iyi oluş ve akran ilişkileri, psikolojik sağlamlık değişkenindeki toplam varsayın yaklaşık %32'lik bölümünü açıklamaktadır. Araştırmanın sonuçları ilgili bulgular literatür çerçevesinde yorumlanmıştır. Araştırma sonuçları dikkate alındığında lise öğrencilerinin spiritüel iyi oluşlarının ve akran ilişkilerinin psikolojik sağlamlıklarını açıklamada bir rol oynadığı ifade edilebilir.

Maneviyat
Ayşe Hümeyra Koyuncu
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde spiritüel iyi oluş, beden algısı ve benlik saygısı arasındaki yordayıcı ilişkilerin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin spiritüel iyi oluş, beden algısı, benlik saygısı düzeylerini ve aralarındaki ilişkileri incelemektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini, Türkiye genelinde farklı üniversitelerden seçilen 261 kadın ve 200 erkek olmak üzere toplam 461 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Veriler Demografik Bilgi Formu, Spiritüel İyi Oluş Ölçeği, Bedeni Beğenme Ölçeği ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler, grup farklılıklarını incelemek amacıyla bağımsız gruplar t-testi ve ANOVA; değişkenler arası ilişkileri ve yordayıcı etkileri belirlemek amacıyla Pearson korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizi ile değerlendirilmiştir. Korelasyon analizleri sonucunda, spiritüel iyi oluş ile beden algısı ve benlik saygısı arasında pozitif yönlü, orta düzeyde anlamlı ilişkiler; beden algısı ile benlik saygısı arasında da pozitif yönlü anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Regresyon analizleri, spiritüel iyi oluşun beden algısı ve benlik saygısını anlamlı düzeyde yordadığını ortaya koymuştur. Cinsiyet değişkenine göre yapılan analizlerde, erkeklerin hem benlik saygısı hem de beden algısı puanlarının düzeylerinin kadınlara kıyasla daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Yaş değişkenine göre, yaş ilerledikçe spiritüel iyi oluş düzeyinde artış gözlenmiş; ancak beden algısı ve benlik saygısı açısından anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ayrıca, estetik müdahale yaptırmayı düşünen bireylerin spiritüel iyi oluş ve beden algısı puanlarının, estetik yaptırmayı düşünmeyen bireylere göre daha düşük olduğu bulunmuştur. Ancak estetik yaptırma durumu, benlik saygısı üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturmamıştır. Araştırmanın genel bulguları, spiritüel iyi oluşun üniversite öğrencilerinin beden algısı ve benlik saygısı üzerinde anlamlı bir yordayıcı etkisi olduğunu göstermektedir. Elde edilen sonuçlar, ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış ve ileride yapılacak çalışmalara yönelik öneriler sunulmuştur.

Dini danışmanlıkManevi iyi oluşManeviyat
Saliha Sena Kavas
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Maneviyatın kaygı ve psikolojik iyi oluş ile ilişkisi

Bu araştırmanın amacı İstanbul'da yaşayan 18-65 yaş aralığındaki yetişkin bireylerde kaygı ile maneviyat ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın yöntemi nicel araştırma yöntemlerinden korelasyonel araştırma modelidir. Araştırmanın örneklemini İstanbul'da yaşayan 18-65 yaş aralığındaki 603 (453 kadın-150 erkek) yetişkin birey oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak, Kişisel Bilgi Formu, Maneviyat Ölçeği, Yaygın Anksiyete Bozukluğu-7 Ölçeği, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği kullanılmıştır. Veriler, gruplar arası farkların belirlenmesi için bağımsız gruplar t testi ve ANOVA ile analiz edilmiştir. Değişkenler arası ilişki için Pearson Korelasyon Katsayısı ve aracılık analizinde değişkenlerin doğrudan ve dolaylı rollerini analizi için regresyon temelli aracılık makrosu (Process Model 4) uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre, bireylerin cinsiyetlerine göre psikolojik iyi oluş puanları anlamlı bir farklılık göstermemiş olup maneviyat ve kaygı puanlarında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Buna göre, kadınların maneviyat ve kaygı puanları erkeklerden daha yüksektir. Bireylerin medeni durumlarına göre maneviyat, kaygı ve psikolojik iyi oluş puanlarında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Buna göre, evlilerin maneviyat ve psikolojik iyi oluş puanları, bekarların da kaygı puanları daha yüksek bulunmuştur. Bireylerin kaygı bozukluğu tanısı alma durumuna göre maneviyat, kaygı ve psikolojik iyi oluş puanlarında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Buna göre, tanı alanların kaygı puanları, tanı almayanlara göre daha yüksek; tanı almayanların psikolojik iyi oluş ve maneviyat puanları, tanı alanlara göre daha yüksektir. Bireylerin yaş düzeylerine göre maneviyat, kaygı ve psikolojik iyi oluş puanlarında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Buna göre, 18-29 yaş aralığındaki bireylerin 41-65 yaş aralığındaki bireylere göre kaygı puanları daha yüksek; 18-40 yaş aralığındaki bireylerin 41-65 yaş aralığındaki bireylere göre maneviyat ve psikolojik iyi oluş puanları daha düşük bulunmuştur. Korelasyon analizi sonuçlarına göre; maneviyat ile kaygı arasında negatif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki, psikolojik iyi oluş ile maneviyat arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki ve psikolojik iyi oluş ile kaygı arasında negatif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Aracılık analizi sonucuna göre bireylerin psikolojik iyi oluşları kaygı düzeylerini hem toplam hem de doğrudan negatif yönde ve anlamlı düzeyde yordamıştır. Psikolojik iyi oluşun aracı değişken olan maneviyatın varlığında kaygı üzerindeki doğrudan etkisi de anlamlı bulunmuştur. Maneviyat, psikolojik iyi oluş ile kaygı arasındaki ilişkiye kısmen aracılık etmiştir. Araştırma bulguları ilgili literatür çerçevesinde tartışılıp yorumlanmış ve çeşitli öneriler sunulmuştur.

KaygıManeviyatPsikolojik iyi oluş
Büşra Çiçekci
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Akademisyenlerin çevre algısı ve çevreye dini ve manevi yaklaşımları

Bu çalışmanın amacı, akademisyenlerin çevreyi nasıl algıladıkları ve çevreye yönelik dini ve manevi açıdan nasıl bir yaklaşıma sahip olduklarını analiz etmektir. Çalışma kapsamında kavram olarak çevre, çevre algısı ve çevre sorunları, sorunların kaynağındaki nedenler, olası çözüm önerileri, çevre algısı ve çevre sorunlarının dini inançla olan ilişkisi, akademide ve eğitimde çevrenin önemi, modernite ve teknolojik gelişmelerin etkisinde insan ve çevre ilişkisi ve korona virüs tecrübesi ile insan ve çevre ilişkisi akademisyenlerin görüşlerine başvurularak mukayeseli bir biçimde incelenmektedir. Bugün, fen bilimlerinin yanı sıra sosyal bilimlerde farklı açılardan araştırma konusu yapılan çevre ile ilgili hemen her gün yeni bir çalışma yapılmaktadır. Ancak literatürde çevre algısına yönelik akademisyenlerin yaklaşımlarına başvurularak yürütülen herhangi bir araştırmaya rastlanamamıştır. Mevcut çalışmada, akademisyenlerin çevreyi ve çevre sorunlarını algılayışlarında dini ve manevi değerlerin etkisi sorgulanmıştır. Sahip olunan çevre algısında dinin yegâne etken olduğu söylenememekle birlikte, dinden bağımsız bir çevre anlayışının da mümkün olamayacağı bulgusuna rastlanmıştır. Söz konusu çalışma, akademisyenlerle yapılan derinlemesine mülakatlardan elde edilen nitel verilerin yanı sıra çevre ile ilgili bugüne dek yürütülen çalışmalara ve geliştirilen teorilere dayanmaktadır. Bu açıdan araştırmanın sosyolojik bir nitelik taşıdığı ifade edilmelidir. Çalışmada çevrenin ele alınış şekli bakımından daha çok beşerî yönü üzerinde durulmuş olup toplumsal bir olgu olarak insan ve çevre ilişkisine odaklanılmıştır. Ayrıca, araştırmada fiziki çevreye yönelik değerlendirmeler yer almakla birlikte, çevrenin sosyal ve manevi yönüne de vurgu yapılmaktadır. Bu araştırmanın evrenini akademisyenler oluşturmakta olup örnekleminde ise sosyal bilimler alanı ağırlıklı olmak üzere İstanbul'da bulunan ve farklı bölümlerde görevli olan 13 akademisyen yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Akademisyenler, Çevre algısı, Çevre sorunları, Çevre ve Din, İnsan ve Çevre.

AkademisyenlerDin sosyolojisiDini bilgi+7
Abdullah Ayaz
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin psikolojik sağlamlıklarını yordamada bilişsel esneklik ve maneviyatın rolü

Araştırmanın temel amacı, pozitif psikoloji için önemli kavramlardan olan ve bireylerin güçlü yanlarının varlığına işaret eden bilişsel esneklik, maneviyat ve psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmanın yaklaşımı nicel yöntemlerden olan betimsel ilişkisel tarama modelidir. Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin bazı demografik özellikleri ile birlikte bilişsel esneklik, maneviyat ve psikolojik sağlamlık düzeyleri belirlenerek bu değişkenler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırma 250 kadın, 199 erkek olmak üzere toplam 449 kişiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemi Sakarya Üniversitesi'nde çeşitli fakültelerde lisans okuyan öğrencilerden oluşmaktadır. Örneklem uygun örnekleme yöntemiyle ve gönüllülük esasına dayanılarak seçilmiştir. Öğrencilere çevrimiçi kanallar vasıtasıyla ulaşılmıştır. Veriler katılımcıların bazı demografik değişkenlerini tespit edebilmek adına araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ve nicel değişkenlerin ölçümlerini yapabilmek için geçerli ve güvenilir ölçekler olan Bilişsel Esneklik Ölçeği (BEÖ), Manevi Yönelim Ölçeği (MYÖ), Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (KPSÖ) ile toplanmıştır. Toplanan veriler SPSS 25 yardımıyla analiz edilmiştir. Veri analizi için betimsel istatistikler, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi, Pearson momentler korelasyon katsayısı ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda psikolojik sağlamlık katılımcıların erkek veya kadın olmasına göre farklılaşmazken, bilişsel esneklik erkeklerde kadınlara göre, maneviyat ise kadınlarda erkeklere göre anlamlı bir şekilde farklılaşmış ve yüksek bulunmuştur. Araştırmada öğrencilerin "sosyal aktivitelere haftalık katılım" ve "aylık gelir seviyeleri" ile psikolojik sağlamlık becerileri arasında anlamlı bir fark bulunurken, "sınıf düzeyleri" ve "algılanan aile tutumuna" göre psikolojik sağlamlık puanları arasında herhangi anlamlı bir fark bulunamamıştır. Bununla birlikte, yapılan korelasyon analizine göre katılımcıların bilişsel esneklik ve psikolojik sağlamlık puanları arasında orta düzey pozitif yönlü bir ilişki varken, maneviyat ile bilişsel esneklik ve maneviyat ile psikolojik sağlamlık arasındaki korelasyon düşük düzeyde anlamlıdır. Bilişsel esneklik ve maneviyatın yordayıcı değişken, psikolojik sağlamlığın yordanan değişken olarak ele alınmasıyla kurulan çoklu doğrusal regresyon modeli düşük düzeyde anlamlı bulunmuştur. Modeli anlamlı kılan yordayıcı değişken bilişsel esneklikken, maneviyat model içerisinde anlamlı bir yordayıcı değildir.

Bilişsel esneklikDemografik özelliklerManeviyat+3
Emre Gürkan
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Connections of mental disorders and psychological wellbeing with religious attitude and religious struggle

Religiosity is a fundamental element in human lives that influences behavior, emotions and cognition, through religious beliefs, values, practices, and experience. Recently, it appears to gain an increasing attention for its potential relationship with mental health indicators. The aim of this study was to investigate the relationship between mental disorder symptomatology and psychological wellbeing of University samples aged from 18 to 40 years in terms of religious attitude and religious struggle. To address this issue PERMA Profiler Scale, DSM-5 Self-Rated Level 1 Cross-Cutting Symptom Measure, the brief form of Personality Inventory for DSM-5 Measure, Ok-Religious Attitude Scale, and Religious Struggle Scale was administered to 269 participants, which consisted of 174 (65%) female and 91 (34%) male. According to results, old age was related with religious attitude; low education level with high religious experience; high income and education level with high psychological wellbeing, and high mental disorders were associated with young age, low income and education level. Religious attitude was associated with low mental disorder symptoms except for anger, mania, anxiety, somatic, psychosis, memory problem, dissociation and negative affectivity, and with high psychological wellbeing except for accomplishment and negative emotions. In addition to this, religious struggle was associated with high mental disorder symptoms except for mania and substance use, and with low psychological wellbeing. Religious people were associated with low religious struggle except for demonic and moral struggles, and psychological wellbeing was associated with low mental disorder symptoms except for mania and substance use. Implication from the findings, which are mainly consistent with previous studies, that religiosity provides a sense of structure in life and promotes mental health yet conflict in religion may reflect negatively on mental health.

Religious conductsReligious attitudesSpirituality+5
Hatice Kübra Bolat
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Stresli yaşam olayları ve depresyon ilişkisinde şükür ve maneviyatın rolü

Depresyon, kişinin iş ve okul hayatınındaki işlevselliğini, aile hayatını ve ilişkilerini birçok açıdan olumsuz şekilde etkileyebilen, dünyada en yaygın görülen ruhsal rahatsızlıklardan birisidir. Kişilerin depresyona girmelerine neden olan temel etkenlerden biri, stresli yaşam olaylarına maruz kalmaktır. Bu araştırmanın amacı, şükür ve maneviyat düzeylerinin stresli yaşam olayları ve depresif belirti düzeyi ilişkisindeki rollerini tespit etmektir. Araştırma kapsamında, amaçlı örnekleme yöntemi ile internet üzerinden 291 kişiye ulaşılmıştır. Katılımcılara Yaşam Olayları Ölçeği (YOÖ), Takdir Etme Ölçeği (TEÖ), Maneviyat Ölçeği (MÖ) ve Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) uygulanmıştır. Korelasyon analizleri sonucunda, stresli yaşam olayları arttıkça depresif belirti düzeyinin arttığı, şükür ve maneviyat seviyeleri arttıkça depresif belirti düzeyinin azaldığı bulunmuştur. Ayrıca, stresli yaşam olayları arttıkça şükür seviyesinin azaldığı görülmektedir. Yapılan hiyerarşik regresyon analizinin son aşamasında, düşük ekonomik durumun ve artan stresli yaşam olaylarının depresif belirti düzeyini arttırıcı bir yordayıcı etkisinin olduğu; artan yaşın ve şükür düzeyinin ise depresif belirti düzeyini azaltıcı bir yordayıcı etkisinin olduğu bulunmuştur. Aracı değişken analizi sonucunda, şükür düzeyinin stresli yaşam olayları ve depresif belirti düzeyi ilişkisine kısmi aracılık ettiği tespit edilmiştir. Düzenleyici değişken analizi sonucunda ise, maneviyat düzeyinin stresli yaşam olayları ve depresif belirti düzeyi ilişkisinde düzenleyici bir rolünün olmadığı bulunmuştur. Mevcut araştırmanın depresyon tedavisinde ve depresyondan koruyucu çalışmalarda, şükür ve maneviyatın daha etkin şekilde kullanılması için önemli bir adım olduğu düşünülmektedir.

DepresyonManeviyatStres+3
Esra Özsoy
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Metaforik hikayelerle yapılandırılmış maneviyat temelli psiko-eğitim çalışmasının lise öğrencilerinin psikolojik iyi oluşlarına etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı metaforik hikayelerle yapılandırılmış maneviyat temelli psiko-eğitim çalışmasının lise öğrencilerinin psikolojik iyi oluşlarına etkisinin incelenmesidir. Bu araştırma, maneviyat ve psikolojik iyi oluş arasında ki ilişkiyi deneysel olarak inceleyen Türkiye'de ki ender çalışmalardan biridir. Araştırma 2020-2021 eğitim-öğretim yılında, Özel Bir Anadolu Lisede eğitim gören 9., 10, 11, ve 12. sınıf öğrencileri ile çalışılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma grubunda 11 erkek 13 kız olmak üzere toplam 24 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada öntest, sontest ve izleme teslerinden oluşan deney ve kontrol gruplarından oluşan deneysel bir araştırmadır. Katılımcıların psikolojik iyi oluş düzeylerini ölçmek için Psikolojik İyi Oluş Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada deney gruba ile çevrimiçi 6 haftalık psiko-eğitim çalışması ile haftada bir kez olacak şekilde oturumlar yapılmış ve iki ay sonra izleme testi ile birlikte veri toplama işlemi tamamlanmıştır. Verilerinin analizinde parametrik olmayan istatistikler kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 15.0 istatistik programı kullanılarak, hipotezlerin sınanması Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ile yapılmıştır. Verilerin analizi sonucunda deney grubunda katılımcıların son testinde ön test puanlarına göre Psikolojik İyi Oluş düzeylerinin anlamlı düzeyde artığı bulunmuştur. Sontest ölçümünden 2 ay sonra katılımcılara izleme testi yapılmış ve deney grubunda maneviyat temelli psiko-eğitim çalışmasının etkisinin katılıcılarda etkisinin devam ettiği gözlemlenmiştir. Sonuç olarak maneviyat temelli psiko-eğitim çalışmasının, psikolojik iyi oluşa anlamlı düzeyde pozitif katkısı ve sürdürülebilir bir etkisi olduğu gösterilmiştir. Covid-19 salgının küresel krizine rağmen, maneviyatın bireylerin psikolojik açıdan güçlü kalmalarını sağladıkları gözlemlenmiştir. Bunun yanında metaforik hikayelerin psiko-eğitim çalışmalarında kullanımının verimliliği ortaya konulmuştur. Böylece bu çeşit bir metodun psikolojik danışmanlar tarafından uygulanacak psiko eğitim ve psikolojik danışma oturumlarında kullanabileceği gösterilmiştir.

Din psikolojisiHikayeLise öğrencileri+6
Cihat Bozkurt
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hekimlerin ve hemşirelerin spiritüel iyi oluş düzeylerinin belirlenmesi: Bir eğitim araştırma hastanesi örneği

Bu çalışma, tanımlayıcı ve kesitsel bir yaklaşım kullanarak, bir eğitim araştırma hastanesinde çalışan hekimlerin ve hemşirelerin spiritüel iyi oluş düzeylerini belirlemeyi amaçlamaktadır. İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çalışan hekimler (n=123) ve hemşirelerden (n=155) oluşan toplam 278 katılımcı ile örneklemi oluşturulmuştur. Çalışma 1 Mart-31 Aralık 2023 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veriler, "Üç Faktörlü Spiritüel İyi Oluş Ölçeği" ve "Hemşire ve Hekim Kişisel Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 25.0 kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin karşılaştırılmasında normal dağılım için, t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Post-Hoc testleri kullanılmıştır. Fark yaratan verilerin tespiti için ise Bonferroni testi kullanılmıştır. Çalışmada hekimlerin SİOÖ (Spiritüel İyi Oluş Ölçeği) puan ortalaması 105,9±13,46, hemşirelerin ise 115,21±13,09 olarak bulunmuştur. SİOÖ, Aşkınlık, Doğayla Uyum alt boyutları ile demografik ve çalışma özellikleri arasında anlamlı farklar bulgularına ulaşılmıştır(p<0,05). Araştırma, demografik ve sosyo-ekonomik faktörlerin her iki meslek grubunda spiritüel iyi oluş üzerinde benzer etkiler yarattığını göstermektedir. Bulgular, genç hemşirelerin doğayla daha az uyumlu spiritüel iyi oluş düzeylerine sahip olduğunu, kadınların ise erkeklere göre daha yüksek spiritüel iyi oluş seviyelerine sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Ekonomik durum ve çalışma koşulları, özellikle düşük gelirin hemşirelerde spiritüel iyi oluş üzerinde olumsuz etkisi olurken, hekimlerde farklı sonuçlar göstermektedir. Araştırma, meslek seçimi, iş tatmini ve eğitim düzeyinin de SİO üzerinde etkili olduğunu göstermiştir. Sağlık profesyonellerinin spiritüel iyi oluşluk düzeyinin kişisel sağlık ve hizmet kalitesi üzerindeki önemi ve bu alanda destekleyici politikaların geliştirilmesinin önemi vurgulanmaktadır.

DoktorlarHemşirelikManevi iyi oluş+1
Oğuzhan Koca
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Mutluluk iktisadının haz, anlam ve maneviyat boyutlu değerlendirilmesi: Van ili örneği

İktisat genel bir ifade ile bireylerin refahının nasıl artırılacağı sorunsalı üzerinde durmaktadır. Bu ise Neo-klasik iktisat düşüncesi açısından, tüketicilerin fayda maksimizasyonu, üreticilerin ise kâr maksimizasyonu amacıyla hareket etmeleriyle sağlanmaktadır. Üreticiler ile tüketicilerin bunu sağlamaya çalışırken rasyonel davrandıkları kabul edilmektedir. Bu açıdan kısaca serbest piyasa sistemin hazları maksimum kılmakla, insanı mutlu kılabileceği varsayımı üzerinde durduğu ifade edilebilir. Ancak mutluluğun tek kaynağının bu haz duygusuna bağlı olmadığı, bunun yanında hayata ilişkin anlam ve mana boyutlarının da mutluluğu artırıcı etkileri olduğu düşünülmektedir. Easterlin Paradoksu ve Maslow ihtiyaçlar hiyerarşisinin üst katmanları buna ilişkin bir takım önemli ipuçları sağlamaktadır. Bu açıdan bu çalışma, mutluluğun ekonomik unsurlarıyla birlikte, mana ve anlam boyutlarının da etkisini belirlemek üzere bir alan çalışması sunmaktadır. Van ilinde 18 yaş üstü toplam 420 kişi ile yapılan anket çalışmasında Mutluluk, haz, anlam ve maneviyat boyutlarını ölçmek üzere sınıflandırılmış sorular ile birlikte demografik değişkenlere ilişkin sorular yer almıştır.

EkonomiGayri safi ülke mutluluğuHaz+3
Berivan Özay
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ceza infaz kurumlarında manevi danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin verimliliği: Nitel bir araştırma (Ağrı örneği)

Özellikle son birkaç yüzyılda gerçekleşen bilimsel keşifler ve gelişmeler ile insanlık bugün, bu zamana kadarki elde ettiği toplam birikiminin binlerce kat fazlası bir sıçramayı gerçekleştirmiştir. Bu değişim ve dönüşüm hayata, evrene, olgulara, bireye ve topluma olan bakış açımızın yeniden şekillenmesini beraberinde getirmiştir. İnsanlık çok farklı evrelerden geçmiş ve sonunda ne kendisinin ne de evrenin sadece maddi bir yapıdan ve görünen bağlardan müteşekkil olmadığını keşfetmiştir. Psikolojik unsurlar her geçen gün aydınlanmakta, insanın manevi boyutu günbegün elle tutulur göz ile görülür bir noktaya doğru gitmektedir. Bugün, bilim bireyin bir davranışı ne gibi hisler ve duygularla gerçekleştirdiğini keşfetmiştir. Bir insanın karşılaştığı bir duruma verdiği tepkiyi hangi duygularla ve psikolojiyle verdiği, bedeninde gerçekleşen değişimler gözlemlenerek anlaşılabilmektedir. İnsanın manevi boyutu keşfedildikçe, hayatını yaratılışına uygun ve en selâmetli bir şekilde nasıl devam ettirmesi gerektiğinin kodları da zamanla gün yüzüne çıkmaktadır. Bu bağlamda çalışmamız, maneviyatın bir dalı olan, son yüzyılda üzerine yoğunlaşılan manevi danışmanlık ve rehberlik alanına dair ceza infaz kurumlarında yürütülen manevi danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin verimliliğini incelemek istemiştir. Bu araştırmada 'ceza infaz kurumlarında manevi danışmanlık ve rehberlik hizmetleri verimli bir şekilde yürütülmekte midir?' sorusuna cevap aranmaktadır. Ceza infaz kurumlarında manevi danışmanlık ve rehberlik hizmetleri ile bu hizmetlerin verimlilik bağlamında ne şekilde yürütüldüğü, manevi danışmanlık ve rehberlik hizmetlerindeki eksiklikler ve çözüm önerilerini ortaya koymak tezimizin konusu olacaktır. Analiz ve değerlendirmelerle tavsiye ve önerilerde bulunularak ceza infaz kurumlarında gerçekleştirilen manevi danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin verimliliğine katkıda bulunmak tezimizin amacı olacaktır. Tez çalışmamızda literatür tarama tekniği kullanılarak kavramsal çerçeve oluşturulmuştur. Bununla birlikte nitel araştırma yöntemlerinden birisi olan yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Elde edilen veriler neticesinde ceza infaz kurumlarında yürütülen manevi danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinde yürütülen çalışmaların bir kısmında verimlilik yüksek seviyedeyken bazı çalışmalarda verimliliğin düşük olduğu tespit edilmiştir. Verimliliği düşüren unsurlar sıralanarak çözüm yolları tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Maneviyat, Manevi Danışmanlık ve Rehberlik, Ceza İnfaz Kurumu, Verimlilik.

AğrıCeza infaz kurumlarıDini danışmanlık+4
Muhammed Emin Gül
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Jinekolojik kanser hastaları ve bakım verenlerinde maneviyatın psikolojik sağlamlık ve umuda etkisinin aktör partner karşılıklı bağımlılık modeli ile incelenmesi

Bu araştırma, jinekolojik kanser hastaları ve bakım verenlerinde maneviyatın psikolojik sağlamlık ve umuda etkisinin Aktör Partner Karşılıklı Bağımlılık Modeli (APKBM) ile incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Kesitsel tipte gerçekleştirilen araştırma iki üniversite hastanesinin jinekolojik onkoloji kliniklerinde yürütülmüştür. Araştırmaya 107 jinekolojik kanser hastası ve bakım vereni dahil edilmiştir. Araştırma verileri Jinekolojik Kanser Hastası ve Bakım Veren-Tanıtıcı Özellikler Veri Toplama Formu, Spiritüel İyi Oluş Ölçeği, Connor-Davıdson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği ve Sürekli Umut Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, Spearman korelasyon analizi ve APKBM kullanılmıştır. Araştırmaya katılan jinekolojik kanser hastalarının yaş ortalaması 57,98 ± 11,43 yıl, bakım verenlerin yaş ortalaması ise 40,83±14,53 'dir. Araştırmaya katılan jinekolojik kanser hastalarının %52,3'ü over kanseri ve %63,6 'sı III. evredir. Araştırmada bakım verenlerin %56,1 'i hastanın kız kardeşidir. Araştırma sonuçlarına göre; jinekolojik kanser hastası ve bakım verenlerinin sırasıyla Spiritüel İyi Oluş Ölçeği toplam puan ortalamasının 126,46 ± 18,77 ve 120,94 ± 21,64; Connor Davıdson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği toplam puan ortalamasının 75,51 ± 20,78 ve 75,07±17,07; Sürekli Umut Ölçeği toplam puan ortalamasının 49,81±7,82 ve 50,82±9,48 olduğu saptanmıştır. Araştırmada jinekolojik kanser hastalarının maneviyatının psikolojik sağlamlık ile pozitif yönlü, yüksek düzeyde (r= 0,706; p=0,001) ve umut ile pozitif yönlü, orta düzeyde ilişkisi (r= 0,656; p=0,001) olduğu belirlenmiştir. Bakım verenlerin maneviyatının ise psikolojik sağlamlık ile pozitif yönlü, yüksek düzeyde ilişkisi olduğu (r= 0,715; p=0,001) ve umut ile pozitif yönlü, orta düzeyde ilişkisi olduğu saptanmıştır (r= 0,675; p=0,001). APKBM'e göre jinekolojik kanser hastalarında maneviyatın psikolojik sağlamlık ve umut üzerindeki aktör etkilerinin olduğu (sırasıyla; B=0,918 p<0,001; B=0,350 p<0,001 ) ancak partner etkilerinin olmadığı (sırasıyla; B=0,118 p<0,052; B=-0,012 p=0,810); benzer şekilde bakım verenlerde maneviyatın psikolojik sağlamlık ve umut üzerindeki aktör etkilerinin olduğu (sırasıyla; B=0,435 p<0,001; B=0,246 p<0,001 ) ancak partner etkilerinin olmadığı (sırasıyla; B=-0,150 p<0,052; B=0,073 p=0,157) ortaya çıkarılmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda maneviyatın hem hasta hem de bakım verenler için umudu ve psikolojik sağlamlığı arttıran önemli bir kaynak olduğu söylenebilir. Bu nedenle jinekolojik kanser hastalarına bakım veren hemşirelerin hasta ve bakım verenlerinin maneviyat, umut ve psikolojik sağlamlık düzeylerini değerlendirmesi ve bakıma maneviyat temelli müdahaleleri dahil etmeleri önerilmektedir.

Bakım verenlerBakım verme yüküJinekoloji+6
Tülay Yıldız
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

"Moving beyond qualitative and quantitative methods": Experimenting sequential mixed methods while studying spirituality

Researchers in social sciences often choose from qualitative, quantitative or mixed research methods while working on empirical research projects. It is often argued that in mixed methods designs, bias or weaknesses that are associated with a particular approach are expected to be balance each other (Creswell, 2013, p. 18-19). As mixed research methods blends quantitative and qualitative methods while studying the same event to be able to get a fuller understanding of the issue, mixed methods researches usually result in more profound findings because of "methodological pluralism" or "eclecticism" manifests (Johnson and Onwuegbuzie, 2004, p. 14). This study aims to discuss and present potentials that combine qualitative and quantitative methods. To be able to examine the argument above, issues regarding the design and major components of basic sequential mixed methods studies are discussed throughout this writing. Those issues may be summarized as decisions about the model and priority of methods, mixed methods sampling, timing, order, and sequence in different stages of the research as well as the issues related to the integration of both methods and databases. To carry out this discussion, this thesis will provide the necessary arguments and definitions in the literature on methodological challenges of mixed methods approach in addition to theoretical framework for the illustrative research which is designed to study "spirituality". As spirituality is a hard-to-grasp and rather sensitive subject with relatively small study population available, different aspects of mixed methods approach seemed to be suitable to reflect on it. Thus, this writing will be able to provide examples and illuminate the steps of sequential mixed methods researches and providing a discussion that is beyond theoretical. Combining different elements of these established methods and considering the solitary advantages, this research project will try to test the argument presented as well as the necessary design steps along the way.

Mixed methodsSpiritualityQuantitative research+1
Hande Gür
Hacettepe University · Nüfus Etütleri Enstitüsü
2020
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Tinsel formlar

Bu çalışma, ölümle anlık bir tanışma sonucunda değişen gerçekliğimin, sanatla dışavurumudur. Çevremdeki herşeyi farklı şekilde algılamamla başlayan yeni hayat yolculuğumda, canlıların, maddesel dünyanın ve düşüncenin gücünün bilmediğim taraflarını görme imkanı buldum. Zihinle bilinenin dışında, duyuların üstünde, boyutların ve bilgilerin var olduğunu, ancak bunların insanın kalbine doğru açılan yolda keşfedilebileceğini gördüm. Kendimi keşif yolunda, karşılaştığım mucizelerin bende yarattığı merak, sanatsal malzeme seçimlerinde ve zaman döngüsü gözetilen yaratım yöntemlerinde etkili oldu. Zaman içinde verdiğim sınavlar, benzer serüvenler yaşayan insanların bilhassa da sanatçıların tecrübelerini öğrenme isteği uyandırdı. Süreç, doğal hayatın elementlerini derinden hissetmemi ve varoluş döngüsüne daha da hayran olmamı sağladı. Bu sayede, çalışmaların yaratıcı aşaması, ruhsal birer ritüele dönüşerek, yolculuğumu manevi farkındalıklarla, sanatımı da fiziksel yansımalarla besledi. Soyut ve organik formların yoğunlukta olduğu farklı boyutlarda yapıtlar gerçekleşti. Bunlara ilişkin teorik anlamda, özellikle günümüz sanatı çerçevesinde karşılaştırma ve temellendirme çalışmaları yapıldı. Bu tez, ölüm ve yaşam arasındaki duyuüstü boyutların, etkilerine uygun plastik öğeler kullanılarak, izleyicinin kendindeki algı mertebesinin keşfine fırsat veren bir tavırla, tinsel soyut formlara bürünerek sanata aktarımını anlatmaktadır. Anahtar sözcükler: Algı, boyut, ruhsal, duyuüstü, mistisizm

AlgıMistik motiflerResim sanatı+5
Nazlı Manyas
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kanser tanısı almış çocukların ebeveynlerinde spiritüel iyi oluş, bakım yükü ve konfor ilişkisi ve etkileyen faktörler

Ebeveyn, bireylerin sağlığının korunması ve sürdürülmesinde önemli bir yere sahiptir. Hastalığın sağaltımında ebeveyn veya bireylerin spiritüel gereksinimlerinin desteklenmesi gerekir. Çocuk hasta söz konusu olduğunda hastalık sürecinin olumsuz sonuçları yada hastalık sürecinde ortaya çıkan olumsuz durumlarda spiritüalite, ebeveyne pozitif baş etmede yarar sağlar. Son yıllarda spiritüel sağlık gibi konulara ağırlık verilmeye başlanmıştır. Bu çalışma, kanser tanisi almiş çocuklarin ebeveynlerinde spiritüel iyi oluş, bakım yükü ve konfor ilişkisi ve etkileyen faktörleri incelemek amacıyla yapılan tanımlayıcı bir çalışmadır. Araştırma, İzmir "Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Tülay Aktaş Çocuk Onkoloji" Bilim Dalı polikliniğinde 11 Haziran- 11 Eylül 2018 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırma, kanser tanısı almış çocuğun birinci derece yakını (anne-baba) olan, iletişim sorunu olmayan, 18-65 yaş arasında olan, okumayı ve yazmayı bilen, örneklem seçim kriterlerine uyan ve katılmayı kabul eden ebeveynlerle yapılmıştır. Araştırmada, örneklem büyüklüğünü Haziran 2018- Eylül 2018 tarihleri arasında polikliniğe ayaktan başvuran kanser tanısı almış çocukların ebeveynleri oluşturmuştur. Araştırma 102 ebeveyn ile gerçekleştirilmiştir. Veriler; "Birey Tanıtım Formu (BTF), Üç-Faktörlü Spiritüel İyi Oluş Ölçeği (SİOÖ), Zarit Bakıcı Yükü Ölçeği (ZBYÖ), Genel Konfor Ölçeği (GKÖ)" kullanılarak toplanmıştır. Araştırmaya katılmayı kabul eden ebeveynlerden "Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu" ile yazılı ve de sözlü onam alınmıştır. Elde edilen veriler ''Statistical Package for Social Science (SPSS) 20'' programı kullanılarak tanımlayıcı analizler, ''Bağımsız Gruplarda T testi'', ''Tek Yönlü Varyans analizi'', ''Kruskal Wallis Varyans analizi'', ''Mann-Whithney U testi'', korelasyon analizleri yapılarak değerlendirildi. Yaş grubu 21-56 arası olan ebeveynlerin SİOÖ puan ortalaması 120.19 ± 12. 94, ZBYÖ puan ortalaması 40, 21 ± 11. 49, GKÖ puan ortalaması 2.79± 0, 036 olarak bulunmuştur. Ebeveynlerin yaş grubu, medeni durum, eğitim durumu, ekonomik durum, çocuk yaş grubu, çocuk kanser tanısı, ebeveynlerin bakımda karşılaştıkları güçlükler ve maneviyatlarına göre SİOÖ, ZBYÖ ve GKÖ puan ortalamalarında bir fark bulunamamıştır (p>0.05). Ebeveynlerin cinsiyet ve ekonomik durumlarına göre ZBYÖ puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Ebeveynlerin, çocukların kanser tanı süreleri ve bakım gereksinimi olan başka çocuğunun olması durumlarına göre GKÖ puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0. 05). Ebeveynlerin SİOÖ ve ZBYÖ arasındaki ilişki anlamsız bulunurken (p>0.05), SİOÖ ve GKÖ arasındaki ilişki pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı bulunmuştur (p=0.006, r= 0.271). ZBYÖ ve GKÖ puan ortalamaları arasındaki ilişki negatif yönde düşük düzeyde anlamlı bulunmuştur (p=0.003, r= -0.295). Ebeveynlerin yaş ortalamaları ve çocukların yaş ortalamaları ile SİOÖ, ZBYÖ ve GKÖ puan ortalamaları arasındaki ilişki anlamsız bulunmuştur (p>0.05). Çocukların kanser tanı süreleri ile ebeveynlerin GKÖ puan ortalamaları arasındaki ilişki pozitif yönlü orta düzeyde anlamlı bulunmuştur (p=0.002, r= 0.301*). Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, 21-56 yaş arasındaki ebeveynlerin spiritüel açıdan bilgilendirilmeleri, manevi açıdan destek sağlanması ile spiritüel iyilik düzeyinin arttırılabileceği düşünülmektedir. Olumsuz bir deneyim yaşayan ebeveynler için başa çıkma yöntemleri ile desteklenmesi, gerekli ise uzman görüşü alarak desteklenmesinin spiritüel iyiliği arttıracağı bu doğrultuda da bakım yüklerinin hafifleyeceği ve konfor düzeylerininde artacağı düşünülmektedir.

Ana-babaBakım verenlerBakım verme yükü+6
Sıddıka Karatay
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Huzurevinde yaşayan yaşlılarda spiritüel iyi oluş, konfor ilişkisi ve etkileyen faktörler

Türkiye'de ve Dünya'da artan yaşlı nüfusuyla birlikte yaşlı sağlığı, kaliteli sağlıklı yaşlanma, spiritüel sağlık gibi konulara ağırlık verilmeye başlanmıştır. Bu çalışma huzurevinde yaşayan yaşlıların spiritüel açıdan iyilik hallerinin konforlarına etkisini incelemek amacıyla yapılan tanımlayıcı bir çalışmadır. Araştırma 11 Haziran-05 Aralık 2018 tarihleri arasında İzmir Narlıdere Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi'nde yürütülmüştür. Araştırmaya katılmayı kabul eden, en az üç haftadır kurumda yaşayan, iletişim kurabilen, demans, major depresyon veya nörolojik hastalık tanısı almamış, 65-84 yaş arasındaki örneklem seçim kriterlerine uyan yaşlılarla yapılmıştır. Veriler; "Yaşlı Tanıtım Formu" (YTF), "Üç-Boyutlu Spiritüel İyi Oluş Ölçeği" ve "Genel Konfor Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Araştırmaya katılmayı kabul eden yaşlı bireylerden "Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu" ile yazılı ve de sözlü onam alınmıştır. Araştırma verileri (SPSS) 22 programı kullanılarak tanımlayıcı analizler, korelasyon ve regresyon analizleri yapılarak değerlendirildi. 65-74 yaş arası yaşlıların spiritüel iyi oluş puan ortalamaları 124.7±7.6 olarak bulunmuştur. 65-74 yaş arası yaşlıların spiritüel iyi oluş puan ortalamaları, 75-84 yaş arası yaşlıların ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Yaşlıların sosyodemografik özelliklerine göre spiritüel iyi oluş ölçeği ve alt boyut puan ortalamaları, genel konfor ölçeği ve alt boyut puan ortalamaları arasında bir fark bulunmamıştır (p>0.05). Olumsuz bir deneyim yaşadıklarını belirten yaşlıların, olumsuz bir deneyim yaşamayanlara göre spiritüel iyi oluş ölçeği, aşkınlık ve doğayla uyum alt boyut puan ortalamaları daha düşük bulunmuştur (p<0.05). Huzurevinde 6-11 yıl arasında yaşayan yaşlıların ise genel konfor ölçeği sosyokültürel alt boyut puan ortalamasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, 75-84 yaş ileri yaşlılık dönemi yaşlıların spiritüel açıdan bilgilendirilmeleri, manevi açıdan destek sağlanması spiritüel iyilik düzeyinin arttırılabileceği düşünülmektedir. Aynı zamanda olumsuz bir deneyim yaşayan yaşlılar için başa çıkma yöntemleri ile desteklenmesi, gerekli ise uzman görüşü alarak desteklenmesinin spiritüel iyiliği arttıracağı düşünülmektedir. Kurumda 6-11 yıl arasında yaşayan yaşlıların sosyokültürel açıdan daha aktif hale getirilmesi için desteklenmeleri önerilmektedir.

GeriatriHuzurevleriKonfor+3
Emiray Yılmaz
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00

Related subjects