Maneviyat
73 theses under this subject heading
Covid-19'a yakalanan bireylerde dini başa çıkma (Amasya örneği)
2019 yılında Aralık ayında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından Çin'in Hubei bölgesinde Wuhan kentinde deniz mahsülleri pazarında, sebebi belli olamayan fazlaca pnömoni hastası tesbit edilmiş ve bildirilmiştir. İlk defa 12 Ocak 2020'de bu tür şikâyetlerin nedenlerinin yeni tip bir koronavirüs olduğu (2019-nCoV) belirtilmiş ve 11 Şubat 2020 tarihinde bu salgın "Covid-19" pandemisi olarak adlandırılmıştır. Özellikle hastalığın tedavisi için herhangi bir yol ve yöntem belirlenememesi nedeniyle bu salgın insanlarda korku, tedirginlik ve strese sebep olmuş ve bu duygular da insanların davranış şekillerinde bozulmalara ve psikolojik sağlamlıklarında olumsuzluk durumunu ortaya çıkarmıştır. Bir şeye inanma yani din, hayatta karşımıza çıkan zor durumlara karşı bizi güçlü kılan, bize zorluklar karşısında güç veren özelliktir. Ayrıca din, insanlara karşısına çıkan problemlerin karşılığını vereceğini vaad etmektedir. Olağanüstü bir olay ve problemle baş başa kalan bireyler bu olayı anlamaya çalışırken diğer taraftan karşısına çıkan olaylarla dininden destek alarak başa çıkmaktadır. Hayatta karşı karşıya kaldığımız salgınlar, hastalıklar, tehlikeler veya bizi strese sokan olaylarla baş edebilmek ve bu durumdan kurtulmak için başa çıkma yöntemleri kullanmaktayız. Olumsuz durumlarla karşı karşıya kaldığımız bu gibi durumlarda ortaya koyduğumuz bu çabanın dini yönelimi ise dini başa çıkma metodumuzu ortaya koymaktadır. Bazı kişiler Allah'tan yardım isterken, bazı kişiler ise dinden uzaklaşma davranışı gösterebilmektedir. Bu çalışmada Amasya il ve ilçelerinde ikamet eden ve resmi olarak Covid 19 tanısı alıp hastalığa yakalanmış kişilerin bu hastalığa yakalandıklarında bu hastalığın bir sağlık sorunu mu olduğunu düşündükleri yoksa hastalığı bir ceza olarak mı nitelendirdikleri, bu hastalıkla başa çıkmada dini başa çıkma yöntemlerine başvurup başvurmadıkları, hastalık sürecinde dini inanç ve ibadetlerinde farklılıklar olup olmadığı ve alternatif tıp yöntemlerine başvurup başvurmadıklarını ortaya koymak amaçlanmıştır. Çalışmanın evrenini Amasya il merkezi ve ilçelerinde yaşayan ve 2020-2021-2022 yıllarında Covid-19 salgınana yakalanan hastalar oluşturmaktadır. Örneklem olarak da tesadüfi örneklem yöntemi ile seçilen bireyler ile derinlemesine görüşme yapılmıştır. Başkale'nin (2016) çalışmasında derinlemesine görüşmelerde örneklemin yaklaşık 30 kişi olması gerektiğini ifade etmiştir. Buradan hareketle çalışmanın örneklemini 31 katılımcı oluşturmaktadır. Bu katılımcıların cinsiyetlerine göre homojen olarak dağılımlarına dikkat edilmiştir. Kullanılan yöntem ise nitel araştırma yöntemlerinden biri olan mülakat tekniğidir. Elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştıma neticesinde varılan sonuç Covid-19 hastalığına yakalanan bireylerin çoğunluğu bu hastalığı küresel bir sağlık sorunu olarak görmektedirler. Covid-19 hastalığına yakalanan bireylerin bu hastalığa yakalandıklarında inanç durumlarını sorgulamadıklarını, dini başa çıkma yöntemlerini kullandıklarını, bu hastalıkla birlikte dini inanç ve ibadetlerinde farklılık olduğunu belirtmişlerdir. Bu hastalığa yakalanan bireylerin büyük çoğunluğunun Covid-19 hastalığı ile başa çıkmak için alternatif tıp'a yönelmekle birlikte dini başa çıkma yöntemlerine başvurdukları ortaya çıkmıştır.
Manevi danışmanlığın felsefi temelleri
Bu çalışmanın temel amacı, manevi danışmanlığın felsefi temellerini araştırmak ve bu doğrultuda felsefi kaynaklara bağlı bakış açısının manevi danışmanlık alanına sağlayacağı katkıları incelemektir. Bu bağlamda çalışmada, pratik felsefi geleneğin temeline inilerek felsefenin ruhun bakımı için gerekli görüldüğünün ve maneviyatı yadsımayıp aksine kucaklayan bir düşünme etkinliği olarak yürütüldüğünün altı çizilmiştir. Antik Yunan felsefesinin ve İslam ahlak metafiziğinin yol gösterici ve mutluluk verici boyutuyla ele alındığı çalışmada, modern manevi danışmanlık uygulamalarına teorik temel sağlayacak felsefi öğretiler ve temalar üzerinde durulmuştur. Manevi danışmanlıkta felsefi düşünmenin değerinin, modern bireyin belirsizliklerinin ve maneviyat arayışının, felsefenin din ve maneviyatla olan ilişkisinin tartışıldığı bu çalışmada, din felsefesinin temel problemlerinden olan kötülük problemi, danışanın aşkın varlıkla ilişkisi bağlamında incelenmiştir. Türkiye'de manevi danışmanlık alanına felsefi bir perspektiften bakan ilk çalışma olan bu araştırmada sonuç olarak; (i) manevi danışmanlık ve rehberliğin felsefi temellerinin olduğu; (ii) manevi danışmanlık hizmeti veren manevi danışmanların, gerek danışmanlığın amaçlarına ulaşmalarında gerekse kullandıkları teknikler açısından felsefi birikimden yararlanabilecekleri; (iii) manevi danışmanlık alanında, manevi danışman ve danışan arasında gerçek bir terapötik anlamanın sağlanıp sağlanamayacağının sorgulanabilmesi ve bu terapötik anlamanın ve yorumlamanın gerçekleşebilmesi için gerekli görülen teknikler açısından felsefi kaynaklardan yararlanılabileceği saptanmıştır.
Manevi destek uzmanlarına göre hastanelerdeki manevi destek hizmetinin psiko-sosyal uyuma etkisi
İnsanların giderek yalnızlaştığı günümüzde zor ve sıkıntılı süreçlerden geçerken gereksinim duyulan desteğin profesyonel yollarca sağlanması ihtiyacı hasıl olmuştur. Özellikle hastalık gibi ölümle yüz yüze gelinen bir süreçte kişiler psikolojik, sosyal ve manevi olarak çeşitli problemler yaşayabilmektedirler. Bütüncül bakımın bir gereği olarak hastaların tedavisi sürecinde ihtiyaç duyduğu psikolojik, sosyal ve manevi desteğin karşılanmasında moral ve motivasyon sağlanmasında görev alan hizmet kollarından biri de manevi destek hizmetidir. Manevi destek hizmeti, hastalık sürecinde yaşanan çeşitli problemlerde dini/manevi referanslarla hastalara eşlik etmeyi amaçlamaktadır. Bu çalışmada hastaların hastalığa psiko-sosyal uyumları sürecinde manevi destek hizmetinin rolü ve etkisi incelenmeye çalışılmıştır. Araştırma teorik ve alan araştırması olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde din, maneviyat ve manevi danışmanlık hakkında genel bilgiler verilmiş olup hastalık sürecinde görülen çeşitli psiko-sosyal sorunlar ele alınmıştır. İkinci bölümde ise mülakat yöntemiyle Ankara, Adana, Antalya, Bursa, Eskişehir, İstanbul illerindeki hastanelerde görev yapmakta olan 24 manevi destek uzmanıyla yapılan alan araştırmasında manevi destek hizmetinin hastaların uyum süreçlerine ne ölçüde etki ettiği tespit edilmeye çalışılmıştır. Sonuç bölümünde elde edilen bulgular özetlenerek katkı sağlayacağı düşünülen önerilere yer verilmiştir.
Manevi danışmanlık ve rehberlikte kriz terapisi üzerine düşünceler
Manevi danışmanlık ve rehberlikte kriz durumlarının aşılmasında manevî desteği konu edinen araştırmanın amacı, Allah tasavvurlarının ve varlık mertebelerinin doğru konumlandırılması ile kişinin mevcut durum ile başa çıkmasına yardımcı olmaktır. Temel sorusu "Allah tasavvuru ve varlık mertebeleri çerçevesinde, bireyin yaşadığı krizlerle başa çıkması arasında bir ilişki var mıdır" olan araştırma, Allah tasavvurlarını İslam doktrini çerçevesinde oluşturmayı konu edinmiştir. Literatürde sınıflandırılan Tanrı'nın olumlu veya olumsuz sınırlı tasavvurlarının kişinin olaylarla başa çıkmasında yetersizlik oluşturduğu görülmektedir, doğru bir Tanrı tasavvuru için İbnü'l Arabî'nin isim ve sıfatlar teorisi önerilmiştir. Yapılan çalışmalar Tanrı'yı sadece ʻsevgiʼ unsuru olarak görmenin basit maneviyata neden olduğu, Tanrı'nın tüm yönlerinin birlikte kabul edilmesi gerektiğini göstererek ʻisim ve sıfatlar teorisiniʼ desteklerken, Tanrı'nın bilinemez yönünün Jung'da Tanrı'nın arketipal formunun İbnü'l Arabî'de ahâdiyyet makamının kişinin sahip olması gereken bir zihinsel işlem olduğu bulunmuştur. Diğer taraftan bilincin katmanlarından bahseden Charles Tart'ın müşahede olarak isimlendirdiği Ken Wilber'da (universal mind) küllî akla dönüşen tevhid bilinci ile ilişkiye giren ʻgerçek benlikʼ ahâdiyyet makamı ile kurduğu ilişkinin sonucu olarak İbnü'l Arabî'nin bahsettiği varlık mertebelerinde yerini alır. Bu ise kişinin latif duygulara yakınlık ve uzaklığını belirler ve yaşamda başına gelen olayları bu hisler ile değerlendirmesini sağlar. Belgesel tarama yöntemiyle gerçekleşen araştırma bireylerin ʻDoğru Tanrı tasavvuru ve varlık mertebeleriʼ algılarının, krizleri aşmada etkili olduğunu göstermiştir. Allah'ı Aşkın ve İçkin olarak tasavvur edenlerin kriz zamanlarında kendilerine zor zamanlarda bir dayanak noktası olan Tanrı tasavvurunu doğru şekilde oluşturduğu ve bu olaylar ile başa çıkmada yeterlilik gösterdiği bulunmuştur. Ayrıca varlık mertebelerinde perdeleri kaldırıp yükseldikçe kişi Allah'a yaklaşacak ve zor zamanları bir fırsat olarak değerlendirecektir.
Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim gören öğrencilerin manevi destek algısını etkileyen etmenlerin belirlenmesi
Çalışma Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim gören öğrencilerin manevi destek algılarını etkileyen etmenlerin belirlenmesi amacıyla kesitsel ve tanımlayıcı türde yapılmıştır. Çalışmanın evrenini 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılında Bursa Uludağ Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim gören 802 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise 4 Şubat-4 Nisan 2019 tarihleri arasında araştırmaya gönüllü olarak katılan ve araştırma koşullarına uyan öğrenciler oluşturmuştur. Araştırma verileri toplanırken 'Sosyodemografik Veri Toplama Formu' ve 'Manevi Destek Algısı Tespit Ölçeği' kullanılmıştır ve araştırmadan elde edilen veriler SPSS-23.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Shapiro-Wilk Testi iki grup karşılaştırmasında Mann-Whitney U Testi ve ikiden fazla grup karşılaştırmasında Kruskal Wallis Testi kullanılmıştır. Öğrencilerin Manevi Destek Algı puan ortalaması 51.36±8.96'dır. Yapılan istatistiksel analiz sonucunda öğrencilerin yaşı, cinsiyeti ve hangi liseden mezun oldukları ile manevi destek algı puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak hemşirelik öğrencilerinin Manevi Destek Algısı toplam puan ortalaması düzeyinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ulaştığımız bu sonuç bize hemşirelik öğrencilerinin belirli oranda olumlu maneviyat ve manevi bakım algısına sahip olduklarını göstermektedir.
Depresyon ve anksiyete bozukluğu olan hastaların manevi yönelimleri ile intihar eğilimleri ve tedavi uyumları arasındaki ilişki
Bu araştırma, depresyon ve anksiyete bozukluğu olan hastaların manevi yönelimleri ile intihar eğilimleri ve tedavi uyumları arasındaki ilişkiyi belirlemek için tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırmanın örneklemini Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Uygulama ve Araştırma Hastanesinde psikiyatri kliniğinde yatan ve ayaktan tedavi edilmek üzere psikiyatri polikliniğine başvuran anksiyete ve depresyon tanılı 295 hasta oluşturdu. Veri toplama aracı olarak; Kişisel Bilgi Formu, Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ), Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), Manevi Yönelim Ölçeği (MYÖ), Morisky Tedavi Uyum Ölçeği (MTUÖ) ve İntihar Olasılığı Ölçeği (İOÖ) kullanıldı. Verilerin analizi SPSS İstatistik 26 versiyonu ile Independent Sample T testi, One Way Anova Testi, Post Hoc ve Pearson Testi kullanılarak değerlendirildi. Hastaların ölçek toplam puanları; BAÖ 25,53±13,58, BDÖ 26,25±13,29, MYÖ 85,48±28,17, MTUÖ 1,80±072 ve İOÖ 79,98±17,90 olarak belirlendi. MYÖ ile İOÖ toplam puan ortalaması arasında negatif yönde orta düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlendi (p<0.05). MYÖ ve MTUÖ toplam puan ortalaması arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı saptandı (p>0.05). İOÖ ile MTUÖ toplam puan ortalaması ile negatif yönde düşük düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlendi (p<0.05). Depresyon ve anksiyete hastalarında manevi yönelim düzeyleri arttıkça intihar olasılık düzeylerinin azaldığı, intihar olasılıkları azaldıkça tedavi uyumlarının arttığı belirlendi. Psikiyatri hemşiresinin hasta ile terapötik etkileşiminde ve bakım sürecinde hastanın manevi yöneliminin değerlendirilmesi ve desteklenmesi önerilmektedir.
Tasavvufi açıdan gece ibadeti ve kişinin manevi gelişimine katkısı
Bu tez çalışmamızda, gece ibadetinin öneminden, faziletinden, ayrıcalığından, manevi zevklerin kaynağından, berzah ve kıyamet azığı oluşundan, hayır kapılarının açılmasına vesile olabileceğinden, kişiyi günah ve gafletten koruyabileceğinden bahsetmeye çalıştık. Yine önceki ümmetlerdeki gece ibadeti, Allah'ın sevgisini kazanabilme yollarından birisi olarak gece ibadeti, Peygamberimizin vazgeçilmez nafile ibadetlerinden birisi olarak gece ibadeti ve onun faziletlerini incelemeye çalıştık. Sahabe, selef-i salihînin ve mezhep imamlarının gece ibadetlerinden ve geceyi nasıl ihya ettiklerinden söz etmeye çalıştık. Zirve seviyede gece ibadetine yer veren ehl-i tasavvuf ve bazı tarikatların uygulamalarını ulaşabildiğimiz ölçüde açıklamaya gayret ettik. Yine gece ibadetinin içeriğinden, gece kılınan namazların manasından, teheccüd namazının hükmünden, secde, gözyaşı, ilim tahsili, tefekkür, tezekkür, Kur'an-ı Kerim kıraati ile gece ibadetinin bağlantıları, kalkma zamanı, ihya etme süresi ve devamlılık esası, mazur ve muaf durumları, kalkamayanların durumu gibi hususları alt başlıklar halinde ele aldık. Ayrıca uyku ve gece ibadeti, ailece kalkabilme alışkanlıkları, kaylule uykusuyla gece ibadetini destekleme, gece ibadetine kalkabilmeyi kolaylaştıran ve zorlaştıran zahiri-batıni sebepleri ele alarak tezimizi neticelendirdik. Anahtar Kelimeler: Ömür, Gece İbadeti, Manevi Gelişim, Allah'ın Rızası, Teheccüd, İhya, Gece Kıraati, Zikir, Tefekkür, Tesbih, Takva, Seher Vakti, İhlâs, Şükür, Seyr-ü Sülûk, Dua
Palyatif bakım hastalarının manevi iyilik halleri ile ağrıyla başa çıkma durumları arasındaki ilişki
Bu araştırma palyatif bakım hastalarının manevi iyilik halleri ile ağrıyla başa çıkma durumları arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı, kesitsel ve ilişkisel olarak yapılmıştır. Araştırma bir şehir hastanesinin palyatif bakım ünitesinde yatan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 230 hasta ile yapılmıştır. Çalışma için etik kurul onayı, kurum ve hastaların yazılı izinleri alınmıştır. Veriler tanıtıcı özellikler formu, Ağrı İle Başa Çıkma Ölçeği ve Manevi İyilik Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzdelik, minimum ve maksimum değerler, ortalama ve standart sapma, student t testi, varyans analizi, spearman korelayon analizi, pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Hastaların yaş ortalaması 54,62±14,66, klinikte yattığı süre ortalaması ise 16,77±4,38 olup %56,5 'inin kadın olduğu saptanmıştır. Hastaların %61,7'si manevi bakıma ihtiyacı olduğunu belirtmiştir. Hastaların ağrıyla başa çıkma ölçeğinin alt boyutlarından aldıkları puanların dağılımları incelendiğinde; kendi kendine başa çıkma alt boyut puan ortalamasının 17,47±5,47, çaresizlik alt boyut puan ortalamasının 15,62±3,13, bilinçli bilişsel girişimler alt boyut puan ortalamasının 9,79±2,68, tıbbi çare arama alt boyut puan ortalamasının 15,31±2,66 olduğu saptanmıştır. Araştırmaya katılan hastaların, yaş, çalışma durumu, medeni durum, bir işte çalışma durumuna göre ağrıyla başa çıkma ölçeği alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlılık saptanmıştır (p<0,05). Hastaların manevi iyilik ölçeği genel toplam puanının 24,03±24, anlam alt boyut puanının 8,50±9,00, barış alt boyut puanının 6,33±6,00 inanç alt boyut puanının 9,20±9,00 olduğu belirlenmiştir. Araştırmaya katılan hastaların medeni durum, çalışma durumu, yaşanılan yer, aile tipi, kronik hastalık durumu ve günlük yaşam aktivitelerinde bağımlılık düzeyine göre manevi iyilik hali ölçeği genel toplam, anlam, barış ve inanç alt boyutlarından aldıkları puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlılık saptanmıştır (p<0,05). Hastaların anlam ve kendi kendine başa çıkma puanı (r= 0,641) arasında orta düzeyde pozitif yönde, anlam ve çaresizlik puanı (r= -0,621) arasında orta düzeyde negatif yönde, barış ve kendi kendine başa çıkma puanı (r= 0,646) arasında orta düzeyde pozitif yönde, barış ve çaresizlik puanı (r=-0,686) arasında orta düzeyde negatif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Çalışma sonucunda hastaların manevi iyilik düzeylerinin artırılması için hemşireler tarafından ağrı yönetiminin sağlanması ve hemşirelik bakımına manevi bakımı entegre etmesi önerilir. Anahtar Sözcükler: Palyatif Bakım, Ağrı, Hasta, Ağrıyla Başa Çıkma, Manevi İyilik, Maneviyat
Koroner yoğun bakımda yatan hastaların manevi iyilik hali ve ölüm kaygısı düzeyleri
Bu araştırma koroner yoğun bakımda yatan hastaların manevi iyilik hali ve ölüm kaygısı düzeylerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı, kesitsel ve ilişkisel olarak yapılmıştır. Araştırma bir şehir hastanesinin koroner yoğun bakım ünitesinde yatan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 222 hasta ile yapılmıştır. Veriler Tanıtıcı Özellikler Formu, Manevi İyilik Ölçeği ve Ölüm Kaygısı Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Levene testi, Shapiro-Wilk testi, Student's t Testi, Mann Whitney–U testi, Tek Yönlü Varyans Analizi ve çoklu karşılaştırma testlerinden Tukey HSD testi, Kruskal Wallis testi, Bonferroni-Dunn testleri, spearman korelasyon analizi ve pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Hastaların yaş ortalaması 59,15±12,70 olup %32,9'unun kadın, %83,3'ünün evli ve %34,2'sinin çalıştığı saptanmıştır. Araştırmaya katılan hastaların cinsiyet, eğitim, meslek, gelir düzeyi, medeni durum, çalışma durumu, kronik hastalık durumu ve sağlığını değerlendirme düzeyi gibi bazı tanıtıcı özelliklere göre manevi iyilik ölçeğinin anlam alt boyutlarından aldıkları puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır (p<0,05). Araştırmaya katılan hastaların, cinsiyet, medeni durum, meslek, aile durumu ve mevcut sağlık durumuna göre ölüm kaygısı ölçeğinden aldıkları puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır (p<0,05). Hastaların anlam ve manevi iyilik ölçeği puanı arasında anlamlı kuvvetli düzeyde pozitif yönde ilişki görülürken (r=0,797), barış ve ölüm kaygısı ölçeği puanı arasında anlamlı, zayıf düzeyde negatif yönlü ilişki bulunmuştur (r=-0,159). Çalışma sonucunda hastaların ölüm kaygısını azaltılması manevi iyilik düzeylerinin artırılması için hemşirelik bakımına manevi bakım uygulamalarının daha çok katılması önerilir.
Manevi danışmanlık ve varoluşçu psikoterapi
Bu çalışmada, manevi danışmanlık ile varoluşçu psikoterapinin araştırılması ve incelenmesi hedeflenmektedir. Dört bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde araştırmanın konusu, amacı, önemi, yöntemi ve sınırlılıkları ifade edilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde manevi danışmanlığın ne olduğu, neden ihtiyaç duyulduğu, tarihsel gelişimi ve uygulama alanları şimdiye kadar yapılan çalışmalardan da yararlanılarak açıklanmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde varoluşçu psikoterapi ile ilgili kaynaklar taranmış ve mevcut psikoterapi modelleri içerisinde bireyin "Aşkın Güç" ile olan ilişkisini yorumlama konusunda uygun olup olmadığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Dördüncü bölümde, ilk üç bölümde araştırılan konular arasındaki bağlantılar ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Psikolojik iyi oluş ve manevi yönelimin üniversite öğrencilerinin İnternet bağımlılığı düzeyi üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada belirlenmiş olan temel sorular çerçevesinde üniversite öğrencilerinde internet bağımlılığının psikolojik iyi oluş ve manevi yönelimle olan ilişkisi incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi Gaziantep'te üniversite okuyan öğrencilerden oluşmuştur. Araştırmaya Gaziantep'te farklı üniversitelerde okuyan 404 öğrenci katılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin cinsiyet özellikleri 200 kadın ve 204 erkekten oluşmuştur. Bu çalışmada Kişisel bilgi formu, Psikolojik iyi oluş ölçeği, BAPİNT Bağımlılık Profil İndeksi İnternet Bağımlılığı Formu, Manevi yönelim ölçeği kullanılmıştır. Dağılımın normalliği betimsel istatistikler ve normallik testleri üzerinden değerlendirilmiştir. İnternet bağımlılığı, psikolojik iyi oluş ve manevi yönelim arasındaki ilişkiler Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu ile incelenmiştir. İnternet bağımlılığının yordandığı regresyon modeline psikolojik iyi oluş ve manevi yönelimden önce demografik bir değişken olan cinsiyete yer verilmiştir. Değişkenler arasındaki basit korelasyonlar göz önüne alınarak, modele sırasıyla cinsiyet psikolojik iyi oluş ve manevi yönelim değişkenleri eklenerek hiyerarşik regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırmada manidarlık düzeyi olarak.05 esas alınmıştır. Verilerin analizi SPSS 22.0 programı ile incelenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre; , psikolojik iyi oluş düzeyi ile manevi yönelim düzeyi arasında pozitif yönde orta derecede bir ilişki bulunduğu görülmektedir. Psikolojik iyi oluş düzeyi ile internet bağımlılığı düzeyi arasında negatif yönde düşük düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Manevi yönelim düzeyi ile internet bağımlılığı arasında ise anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Bu sonuçlara göre; psikolojik iyi oluş düzeyi arttıkça internet bağımlılığının azaldığı söylenebilir.
Ergenlerde çoklu zekâ, dindarlık ve maneviyat ilişkisi
Bu araştırma dindarlık ve maneviyat algısı doğrultusunda ergenlerin dini yaşayış tarzlarının, dünyaya bakış açılarının ve dini kimliklerinin çoklu zekâ alanlarından nasıl etkilendiğini tespit etmek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmanın temel problemini ergenlerin dindarlık, maneviyat ve dinî kimlikleri üzerinde çoklu zekâ alanları bir etki yaratabilir mi? sorusu oluşturmaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden biri olan odak grup görüşmesi tekniği ile toplanan verileri önce gruplandırılarak temalar oluşturulmuş ve ardından anlayıcı geleneği doğrultusunda yorumlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden odak grup görüşmesi tekniği ile toplanan veriler önce gruplandırılarak temalar oluşturulmuş ardından anlayıcı gelenek doğrultusunda yorumlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, İstanbul Beşiktaş Kabataş Erkek Lisesi 2019-2020 öğretim yılı mezunu 12 katılımcıdan oluşmaktadır. Katılımcılar 6'sı Kadın 6'sı Erkek cinsiyetinde ve 18-20 yaş aralığındadır. Katılımcıların belirlenmesinde nitel araştırma örnekleme yöntemleri arasında bulunan "Kolay Ulaşılabilir ve Durum Örnekleme Yöntemi" kullanılmıştır. Ulaşılan sonuçlara göre; çoklu zekâ alanlarının ergenlerin dindarlık ve maneviyatına 3 şekilde etki ettiği tespit edilmiştir. 1. Dindarlık ergenler üzerinde sınırlı düzeyde etkiye sahiptir. Dindarlık olgusu ibadetler üzerinde değerlendirilmiştir. 2. Maneviyat ise ergenler üzerinde daha büyük bir etkiye sahiptir denilebilir. 3. Çoklu zekâ alanlarının genel olarak birçok alanının varlığına dair izler katılımcılar tarafından örneklerle ifade edilmiştir. Araştırma nitel bir çalışma olup, odak grup çalışması kapsamında durum çalışması deseniyle yürütülmüştür. Betimleme ve içerik analiz yöntemleriyle araştırma verileri çözümlenmiştir. Araştırmada ulaştığımız bulgulara göre, ergenlik dönemi dinî -manevi tutum ve yaşayışa etki eden faktörlerden çoklu zekâ alanları katılımcıların verdikleri bilgiler doğrultusunda yorumlanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ergenlik, çoklu zekâ, dindarlık, maneviyat
Ölüme karşı tutumlar ile manevi kaynaklar arasındaki ilişkide kişiliğin aracı rolü
Bu araştırmada ölüme karşı tutumların manevi kaynaklarla ilişkisinde kişiliğin aracı rolünün olup olmadığı araştırılmıştır. Bu çalışma, üniversitelerin lisans öğreniminde bulunan 241 kadın 161 erkek olmak üzere toplam 402 katılımcı ile yürütülmüştür. Katılımcılara Demografik Bilgi Formu, Ölüme Karşı Tutum Ölçeği, Manevi Kaynaklar Ölçeği ve Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizi sonucunda ölüme karşı tutumlar, manevi kaynaklar ve kişilik arasında anlamlı ilişkiler olduğu saptanmıştır. Kişilik ve manevi kaynakların ölüme karşı tutumlar üzerinde yordayıcı etkileri bulunmuştur. Bu çalışmada ölüme karşı tutumlar ile manevi kaynaklar arasındaki ilişkide kişiliğin hiçbir alt boyutunun (deneyime açıklık, sorumluluk, uyumluluk, dışa dönüklük, duygusal dengesizlik) herhangi bir aracı etkisinin olmadığı saptanmıştır.
Gebelerde maneviyatın doğum korkusu ve mutluluğa etkisi
Hemşirelik alanında gebelerin maneviyat düzeyinin gebeliğe etkisiyle ilgili literatür taraması yapıldığında bir eksiklik tespit edildi. Bu çalışmada gebelerde maneviyat düzeyinin doğum korkusu ve mutluluğa olan etkisini ortaya koymak ve literatüre katkı sunmak amacıyla yapıldı. Kesitsel tipteki çalışmanın verileri Eylül 2022 – Şubat 2023 tarihlerinde Gaziantep ilinde bulunan iki devlet hastanesi ve özel bir hastanede kadın doğum polikliniğine başvuran 18-49 yaş arasında 20-34 haftalık gebelerden toplandı. Yapılan güç analizine göre, %95 güven aralığında, (1-β) 0.85 olması istendiğinde 532 katılımcı ile çalışmanın yeterli olduğu görüldü (G-Power, v3.1.9.7). Çalışmamız 611 gebeyle yürütüldü. Araştırmanın verileri; "Kişisel Bilgi Formu," "Doğum Tutum Ölçeği (DTÖ)," "Maneviyat Ölçeği (MÖ)" ve "Oxford Mutluluk Ölçeği (OMÖ)" ile toplandı. Verilerin analizinde sürekli değişkenlerde ortalama (Ort.) ve standart sapma (SS) ile, kategorik değişkenlere ait veriler sayı (n) ve yüzde (%) kullanılarak raporlandı. İkili grupların değerlendirilmesinde Independent samples t testi, üç ve üstü grupların değerlendirilmesinde Oneway ANOVA testi kullanıldı. Sürekli değişkenler arasındaki ilişkide Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon analizi kullanıldı. Ölçeklerin birbirlerini yordamaları Basit Doğrusal Regresyon Analizi ile değerlendirildi. MÖ ile DTÖ arasında negatif yönde, zayıf düzeyde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptandı (r=-0.106, p=0.009). MÖ ile OMÖ arasında ise pozitif yönde, orta düzeyde ve istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edildi (r=0.427, p<0.001). Ayrıca DTÖ ile OMÖ arasında da negatif yönde, zayıf düzeyde ve istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu görüldü (r=-0.286, p<0.001).Maneviyat puanının; doğum korkusu ve mutluluk puanıyla istatistiksel olarak anlamlı bir yordayıcısı (açıklayıcısı) olduğu görüldü. Hemşirelerin gebelerde manevi bakıma yönelik uygulamalarının desteklenmesi ve bu konuda çalışmaların artırılması gerektiği önerilmektedir.
Kur'an-ı Kerime göre maddi ve manevi kazanç imkanları
Bu çalıĢmanın yapılmasında temel amaç maddî ve mânevi kazanç imkânlarının Kur‟ân-ı Kerîm çerçevesinden incelenmesidir. ÇalıĢma da literatür tarama yöntemi kullanılmıĢtır. Temel tefsir kaynaklarına inilmiĢ, konu bağlamında; lügat, hadis, fıkıh, tez makale ve dergilerden faydalanılmıĢtır. Kazanç; kiĢinin eylemleri sonunda elde ettiği her tür maddî ve mânevî değerdir. Ġslâm iktisadının temelini oluĢturan kazanç Kur‟ân-ı Kerîm‟de türevleriyle beraber pek çok defa geçmektedir. Kur‟ân‟da kazanç; kesb, ticaret, mal, meta„, sa„y, rızık, ecir, fevz, iĢtira, amel, bey„, nimet, hars, kavramları ile ifade edilmiĢtir. Bu kavramlar kiĢinin gerçek anlamda maddî ve mânevî kazanımları olan günah, sevap, mal, mülk ve benzeri Ģeyleri ifade eder. Kur‟ân‟da kazançla ilgili bir de zıt anlamlı kavramlar vardır. Bunlar; hüsran, ceza, bâtıl, fesat, azap, buhl/Ģuhh gibi kavramlardır. Bu kavramlar kiĢinin maddî ve mânevî her tür kaybını ifade eder. Kur‟ân‟da kazancın hangi kavramlarla ifade edildiği, meĢrû ve meĢrû olmayan kazanma yolları, dünya kazancını oluĢturan maddî boyutu, ahiret kazancını oluĢturan mânevî boyutu, âyetler ıĢığında ele alınmıĢ ve gerçek kazancın dünyalık maddîyattan ziyade ahirette Allah‟ın rızâsını kazanmak olduğu anlaĢılmıĢtır. Bunun için de Allah‟a iman etmek, sâlih amel iĢlemek, can ve mal ile Allah yolunda cihat etmek emredilmiĢtir. Bu bağlamda ahiret yurdunun imarı dünya hayatının Kur‟ân-î ilkeler doğrultusunda ihyasıyla mümkün olmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kur‟ân, Kesb, Ticaret, Rızık, Nimet, Dünya, Ahiret, Maddî Kazanç, Mânevî Kazanç. sonra doldurulacaktır.
Palyatif bakımda hemşire, hasta ve hasta yakını açısından spiritüel değerlendirmenin incelenmesi
Araştırma palyatif bakım sevisinde hemşire, hasta ve hasta yakını açısından spiritüel değerlendirmenin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı araştırma tipinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma Nisan 2021- Kasım 2021 tarihleri arasında Sakarya Eğitim Araştırma Hastanesi Korucuk Kampüsü Palyatif Bakım Servisinde yürütülmüştür. Araştırma evrenini Sakarya Eğitim Araştırma Hastanesi Korucuk Kampüsü Palyatif Bakım Servisindeki araştırmaya dahil edilme kriterlerine uyan ve power analiz sonucunda 60 hemşire, 60 hasta ve 60 hasta yakını gönüllülük ilkesi doğrultusunda araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmada veriler ''Birey Demografik Bilgi Formu'', ''Spiritüel İyi Oluş Ölçeği'', ''Maneviyat Ölçeği'' ve ''Manevi Destek Algısı Ölçeği'' ile elde edilmiştir. Tüm sonuçlar p<0.05 için anlamlı kabul edilmiş olup, ölçek güvenilirlikleri için ise Cronbach's alfa değerinden yararlanılmıştır. İki grup arasındaki fark olup olmadığına ilişkin bağımsız örneklem t testi, ikiden fazla grup arasında fark olup olmadığına ilişkin tek yönlü varyans analizi (One Way ANOVA) ile bakılmıştır. Araştırma kapsamına alınan hemşirelerin SİOÖ skor ortalaması 113,78±13,44 olarak bulunmuş ve spiritüel iyi oluşları yüksek olarak değerlendirilmiştir. Hastalara uygulanan SİOÖ puan ortalaması 106,28±14,35 olarak bulunmuş ve spiritüel iyi oluşları yüksek olarak değerlendirilmiş olup, hasta yakını SİOÖ skor ortalaması 119,15±12,49 olarak bulunmuş ve hasta yakınlarının spiritüel iyi oluşları yüksek olarak belirlenmiştir. Hemşirelerin evli, gelir durumu iyi, çalışılan bölümü isteyerek seçen ve kendini spiritüel açıdan iyi olarak değerlendirenlerin spiritüel iyi oluşları daha yüksektir(p<0,05). Hastaların eğitim durumu yüksek olanların spiritüel iyi oluşları fazla, geniş ailesi olanların spiritüalitesi yüksek olarak belirlenmiştir(p<0,05). Hasta yakınlarından çalışanların, ilde yaşayanların, çocuğu olanların, kendisini spiritüel açıdan iyi olarak değerlendirenlerin spiritüel iyi oluşları yüksektir(p<0,05). Sonuç olarak; palyatif bakım kliniğinde hemşire, hasta ve hasta yakınlarının spiritüel iyi oluşu ve spiritüalite düzeyi yüksek olarak belirlenmiştir.
İşyerinde maneviyat ve psikolojik sermaye arasındaki ilişkilerin incelenmesi üzerine bir araştırma
İnsanoğlunun varoluşundan bu yana süregelen, kutsala özgü inanışlar zaman içerisinde değişime uğramış ve son zamanlarda daha bireysel bir bakış açısıyla maneviyat kavramı ön plana çıkmıştır. Her ne kadar maneviyat kavramı, din kavramının içerisinde algılansa da farklı kavramlar olarak anlamlandırılmaktadırlar. Çalışmada bir taraftan maneviyat konusu üzerinde düşünülürken, diğer yandan 2000'li yıllarda hızlı bir ivme kazanan, pozitif psikoloji alanında öne çıkan, psikolojik sermaye kavramı üzerinde durulmaktadır. Psikolojik sermaye, diğer sermaye türlerinden ayrılarak, işletmenin değerinin yükseltilmesi konusunda öneme sahiptir. Psikolojik sermayenin boyutları olan, umut, iyimserlik, özyeterlilik ve psikolojik dayanıklılık kavramlarının, çalışanların çalışma ortamlarında oluşturduğu farklılık göz önünde bulundurulduğunda, işyerinde maneviyatın bu faktörler üzerindeki etkisi merak edilen bir konudur. Çalışmada, bu bağlamda, Kastamonu İli Merkez İlçede bulunan Gürmen Grup Ramsey Tekstil Fabrikası'nda çalışanlar ile "anket" yürütülmüştür. Öncelikle kavramlar ile ilgili literatür taraması yapılmış ve anketlerden elde edilen veriler analiz edilerek araştırma hipotezlerinin doğruluğu kanıtlanmıştır. Ayrıca maneviyat kavramı ile psikolojik sermaye kavramlarının birlikte anlamlandırılması ile literatüre farklı bir bakış açısı kazandırmak hedeflenmiştir.
Hemşirelerin psikolojik iyi oluş düzeyleri ve koruyucu faktörlerin incelenmesi
Bu çalışma COVID-19 tanılı hastalara bakım vermiş veya hala vermekte olan hemşirelerin psikolojik iyi oluş düzeylerini belirlemek ve psikolojik iyi oluşlarını etkileyen faktörleri incelemek amacıyla kesitsel, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte yapılmıştır. Araştırma Ankara Şehir Hastanesi, Nöroloji-Ortopedi Hastanesinde Haziran-Aralık 2021 tarihleri arasında, COVID-19 tanılı hastaların bakımında aktif görev almış ya da bu hastalara bakım vermeye devam eden 300 hemşire ile gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında; Kişisel Bilgi Formu, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği, Psikolojik Sermaye Ölçeği ve Maneviyat Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, Pearson Korelasyon analizi, Hiyerarşik Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi (Enter model) kullanılmıştır. Çalışmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 27.53±6.40 yıl olup, %65.7'si kadın ve %82.7'si lisans mezunudur. Hemşirelerin psikolojik iyi oluşunun psikolojik sermaye boyutları, maneviyat düzeyleri, beslenme, egzersiz, hobilerini sürdürme, sosyal destek, işinden memnun olma ve iş yaşam kalitesi düzeyleriyle pozitif anlamlı korelasyon gösterdiği saptanmıştır (p<0.0001). Regresyon analizi sonucunda 3. Modelde hemşirelerin hobilerini sürdürme durumunun (β = .51), psikolojik sermayenin öz-yeterlilik alt boyutunun (β = .49) ve maneviyatın (β = .05) psikolojik iyi oluş düzeyini anlamlı ölçüde yordadığı bulunmuştur (R=.76, R2 = .58, Düzeltilmiş R2 = .56). Bu model, hemşirelerin psikolojik iyi oluş düzeylerinde değişimin %56'sını açıklamıştır. ANAHTAR KELİMELER: Hemşire, Hobi, Maneviyat, Psikolojik iyi oluş, Psikolojik sermaye
Maneviyat düzeylerine göre stres, bilgece farkındalık ve ayrışma-bütünleşme farklılıkları
Bu araştırma, maneviyat ile stres belirtileri, bilgece farkındalık düzeyi ve dengeli benlik değişkenleri arasındaki ilişkiye odaklanmıştır. Çalışmada, 18 yaş üstü 266 kadın ve erkek katılımcının maneviyat düzeylerine göre, stres belirtilerinin, bilgece farkındalık düzeylerinin ve dengeli benliklerinin anlamlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığına bakılmıştır. Katılımcılar rastgele örnekleme yöntemiyle, çevrimiçi olarak çalışmaya katılmıştır. Çalışmada araştırmaya katılanlara; Demografik Bilgi Formu, Maneviyat Ölçeği, Stres Belirtileri Ölçeği, Beş Faktörlü Bilgece Farkındalık Ölçeği-Kısa Formu ve Dengeli Bütünleşme Ayrışma Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, manevi pratik yapan katılımcıların "duyumsal farkındalık" düzeyleri, manevi pratik yapmayanlara göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. Maneviyat ile Dengeli Bütünleşme Ayrışma Ölçeği'nin alt boyutları olan "kişiler arası" ve "öz gelişim" değişkenleri arasında çalışmada beklenildiği, gibi anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki gözlemlenmiştir. Maneviyat ile "duyumsal farkındalık", "duyguları isimlendirme" ve "etkilenmeden gözlemleme ve izleme" bilgece farkındalık alt boyutları, anlamlı ve pozitif yönde ilişkilidir. Maneviyat ve stres belirtileri arasında ise istatistiksel olarak yeterince güçlü bir ilişki bulunamamıştır. Maneviyat düzeyinin değişkenler ile anlamlı bir ilişkisi olup olmadığına bakıldığında ise; maneviyat düzeyi düşük ve orta alt olarak gruplandırılan bireylerin, maneviyat düzeyi orta üst ve yüksek bireylere göre, bilgece farkındalık düzeyi ve dengeli benlik puanı daha düşüktür. Maneviyat düzeyi stres belirtileri üzerinde yalnızca "duygusal belirtilerde" anlamlı, pozitif yönde sonuçlar vermiştir. Mevcut çalışmada, kadın ve erkek katılımcılar arasında farklılık olup olmadığını incelemek amacıyla SPSS'deki Split File yöntemiyle analizler yenilenmiştir. Bu analiz sonuçlarına göre; maneviyat düzeyi düşük, orta alt, orta üst ve yüksek olarak gruplandırılan kadın katılımcıların, kişiler arası, öz gelişim, duyumsal farkındalık, duyguları isimlendirme, etkilenmeden gözlemleme ve izleme ve duygusal stres belirti düzeyleri arasında anlamlı farklılıklar gözlemlenmiştir. Erkek katılımcılarda ise yalnızca, kişiler arası ve etkilenmeden gözlemleme ve izleme düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar tartışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Bilgece farkındalık, stres belirtileri, maneviyat, dengeli benlik
Hemşirlerde spirituel iyi oluş ve bilinçli farkındalık düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırma erişkin klinik ve yoğun bakım ünitelerinde görev yapan hemşirelerin spirituel iyi oluş ve bilinçli farkındalık düzeylerinin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırma Başkent Üniversitesi Hastanesi'nin Ankara, Adana, Alanya, Konya, İzmir ve İstanbul merkez hastanelerinde görev yapan 583 hemşire ile yapılmıştır. Araştırma verileri; bilgi formu, Spirituel İyi Oluş Ölçeği ve Bilinçli Farkındalık Ölçeği kullanılarak 10/07/2020-1/11/2020 tarihleri arasında toplanmıştır. Çalışmaya katılmaya gönüllü olan hemşireler çalışmaya dahil edilmiştir. Araştırmada hemşirelerin yaş ortalaması 26,35±6,97 olup, hemşirelerin %66,6'sı 18-25 yaş aralığındadır. Hemşirelerin %85,6'sı kadın, 73,1'i bekar, %27,9'u evli, %55,6'sı lisans mezunudur. Hemşirelerin meslekte çalışma sürelerinin ortalaması 5,77±6,33 olup en az 1 yıl ile en fazla 33 yıl arasında çalışmaktadır. Hemşirelerin %81,8'i spiritüalite hakkında ve %90,1'i bilinçli farkındalık hakkında eğitim almamışlardır. Araştırmada kendilerini spirituel ve spirituel belirten hemşirelerin spirtüel iyi oluş puan ortalamaları (107,83±17,52) yüksek düzeydedir. Araştırmada hemşirelerin bilinçli farkındalık düzeyleri puan ortalması (66,26±12,90) ortadır. Araştırmanın sonucu olarak bilinçli farkındalığın ve spiritüel iyi oluş seviyelerinin 31-40 yaş grubunda yüksek olduğu görülmüştür. Kendisini spirituel ve iannçlı olarak tanımlayan hemşirlerin spirituel iyi oluş puan ortalamalrı yüksek bulunmuştur. Hemşire olarak çalışmaktan memnun ve çalıştığı birimden memnun olan hemşirelerin spirituel iyi oluş puan ortalamaları yüksek bulunmuştur. Hemşirelerin meslekte çalışma süresi arttıkça bilinçli farkındalık ve spiritul iyi oluş puan ortalamalarının artmıştır. Daha önce meditasyon ve yoga yapan hemşirelerin bilinçli farkındalık puan ortalamalarının yüksek olduğu görülmüştür.Araştırmada elde edilen sonuçlar ile bilinçli farkındalık ve spirituelite eğitimlerinin önemi eklenebilir.
Manevi içerikli gelişim destek programının otizm spektrum bozukluğu olan çocuk sahibi ebeveynlerin umutsuzluk, dini başa çıkma ve psikolojik iyi oluş düzeylerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı manevi içerikli gelişim destek programının otizmli çocuğu olan ebeveynlerin umutsuzluk, dini başa çıkma ve psikolojik iyi oluş düzeylerine etkisinin nicel ve nitel yöntemler aracılığıyla incelenmesidir. Çalışma karma model araştırma desenlerinden olan açıklayıcı sıralı desene göre tasarlanmıştır. Araştırmanın nicel boyutu deney ve kontrol gruplu ön test, son test ve izleme testi modelinde deneysel desene dayanmaktadır. Araştırmanın nitel boyutunda ise Manevi İçerikli Gelişim Destek Programına katılan ebeveynlerle bireysel görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunda 30 ebeveyn (15 deney – 15 kontrol) yer almıştır. Araştırmanın verileri Beck Umutsuzluk Ölçeği, Kısa Dini Başa Çıkma Ölçeği, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği, kişisel bilgi formu ve yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde parametrik olmayan Mann-Whitney U Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Nitel veriler ise betimsel analizle çözümlenmiştir. Deneysel işlem sürecinde kontrol grubuna herhangi bir işlem uygulanmazken deney grubuna 10 seanstan oluşan manevi içerikli gelişim destek programı uygulanmıştır. Araştırmanın nicel bulgularına göre Manevi İçerikli Gelişim Destek Programına katılan ebeveynlerin program sonrasında kontrol grubundaki ebeveynlere göre umutsuzluk ve olumsuz dini başa çıkma düzeylerinde anlamlı bir azalış, olumlu dini başa çıkma ve psikolojik iyi oluş düzeylerinde ise anlamlı bir artış gerçekleşmiştir. Bununla birlikte ebeveynlerin izleme ölçümlerinde umutsuzluk düzeylerindeki azalış ve olumlu dini başa çıkma ile psikolojik iyi oluş düzeylerindeki artış kalıcılığını korurken olumsuz dini başa çıkma düzeylerindeki azalış ise devamlılık göstermemiştir. Araştırmanın nitel bulgularına göre deney grubunda yer alan ebeveynler yaşamlarıyla ilgili sevgi, sorumluluk ve öz kabul çerçevesinde bir anlam oluşturduklarını dile getirmişlerdir. Katılımcılar program sayesinde hem umutsuzlukla başa çıkabilecekleri psiko-sosyal ve manevi destek kaynaklarını öğrendiklerini hem bilişsel çarpıtmalarının yol açtığı olumsuz duygu, düşünce ve davranışlarını fark ettiklerini hem de manevi çatışmalarını çözerek çocuklarıyla olan problemli ilişkilerini düzelttiklerini belirtmişlerdir.
Minimalizm, maneviyat ve İslam'da sadelik üzerine nitel bir araştırma
18. yüzyılın sonlarından itibaren sanayi devriminin başlangıcı ve teknolojik ilerlemenin hızlanması, küreselleşen dünyada hem olumlu hem de olumsuz etkileri beraberinde getirmiştir. İnsanlar, bu olumsuz etkilerden kurtulmak amacıyla alternatif düşüncelere ve yaşam biçimlerine yönelmiştir. Bu yaşam biçimlerinden biri olan minimalizm, tüketim karşıtı bir yaşam biçimi olarak popülerliğini sürdürmektedir. Temelinde sadeliği önemseyen minimalist yaşam, insanların anlam arayışlarını ve daha mutlu bir yaşam isteklerini karşılamaktadır. Bu araştırmanın amacı, minimalizmin maneviyat ve İslâm'ın sadelik anlayışı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu araştırmada, yarı yapılandırılmış mülakat tekniği kullanılarak nitel bir yöntem benimsenmiştir. Kartopu örnekleme yöntemi ile belirlenen 21 katılımcıdan veri toplanmıştır. Toplanan veriler, betimsel ve içerik analizi tekniklerine tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda, elde edilen veriler "minimalizm", "maneviyat" ve "İslâm'da sadelik" olmak üzere üç tema altında incelenmiştir. Katılımcıların ana temalara dair kavram tanımları belirlenmiş, minimalist yaşam biçimlerinin etkileri ve yaşanan değişimler üzerinde durulmuştur. Maneviyat temasında, katılımcıların maneviyat tanımları ve maneviyat düzeyleri incelenmiş, ayrıca minimalizm ile maneviyat ilişkisine dair görüşler ele alınmıştır. İslâm'da sadelik teması kapsamında ise, katılımcıların dini yaşantılarına dair bulgular değerlendirilmiş ve İslâm'ın sadelik anlayışı ile minimalizmin ilişkisine dikkat çekilmiştir. Sonuç olarak, minimalist yaşam biçiminin getirdiği değişimler ile maneviyat arasında olumlu bir ilişki olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, minimalist yaşam ilkeleri ile İslâm'ın sadelik anlayışı arasında benzerlikler tespit edilmiştir.
Yetişkinlik döneminde manevi hayat ve psikolojik değeri(İstanbul- Bakırköy/ Güngören örneği)
Bu çalışmada İstanbul'un Güngören ve Bakırköy ilçelerinde ikamet eden yetişkinlik dönemindeki bireylerin manevi hayatı nasıl algıladıkları ve yaşamlarına olan etkisi incelenmiştir. Araştırmaya 25-40 yaş arasında, 109'u kadın, 51'i erkek olmak üzere toplam 160 kişi katılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen 5'li likert sistemi ile hazırlanmış anket formu kullanılmıştır. Anket soruları, maneviyatı din ile ilişkilendirme eğilimi, maneviyatı din dışı yaşantılarla ilişkilendirme eğilimi, maneviyatın yaşamsal etkileri ve batıl inançlara inanma eğilimini ölçen sorular olmak üzere dört alt boyuttan oluşmaktadır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde Bağımsız Örneklem t-testi, Cross Tabulation (Çapraz Tablo) ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Bakırköy'de ikamet eden yetişkin bireylerin maneviyata yükledikleri anlam ile Güngören'de ikamet eden yetişkin bireylerin maneviyata yükledikleri anlam arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Buna göre kişinin maneviyata bakışı sosyo-kültürel özelliklere göre değişmektedir. Ayrıca manevi hayatı din ile ilişkilendirme boyutu ile manevi hayatı din dışı yaşantılarla ilişkilendiren boyut ve batıl inanca yönelim boyutu arasında negatif bir ilişki, manevi hayatı din dışı yaşantılarla ilişkilendiren boyut ile batıl inanca yönelim boyutu arasında ise pozitif bir ilişki olduğu görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulgular alan araştırmaları çerçevesinde tartışılmıştır.
Palyatif bakımda hasta yakınlarının maneviyat düzeylerinin ölüme karşı tutumlarına etkisi
Modern tıbbın başlangıcında; antibiyotik, organ nakli, kan nakli, cerrahi müdahaleler ve çok sayıda kanser hastasında iyileştirici olan tedavilerdeki gelişmelere rağmen; tıbbi girişimler, beden ve hastalığa teknik bir yaklaşımla bakmaktaydı. Ancak günümüzde bedensel bakımın yanında varoluşsal veya manevi bakımı da önemseyen bütünsel sağlık paradigması yaklaşımı benimsenmeye başlamıştır. Bu amaçla gelişen palyatif bakım; ciddi ölçüde zayıflatıcı durumlara veya terminal tanılara sahip olan yaş spektrumundaki hastalara, tıbbi bakım, ağrı yönetimi hizmetleri ve tedavilerinin yanı sıra psikolojik, duygusal, sosyal ve manevi destek sağlamaktadır. Ölümcül bir hastalığın ve beraberinde getirdiği acı ve semptomların, hasta ve hasta yakının varlığının temellerini sarstığı bilinmektedir. Bu sebeple araştırmada, hastalara bakım veren yakınların, palyatif bakım tedavi sürecinde yüzleştikleri maneviyat ve ölüm kavramlarına bakışlarının demografik bilgilere göre farklılığı incelenerek, maneviyat düzeyinin ölüme karşı tutumda etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında konuyla ilgili literatür taraması ve anket çalışması yapılmış, verileri elde etmek için Erzurum Bölge Eğitim Araştırma Hastanesi Palyatif Bakım Servisi'nde yatan hasta yakınlarından 160 kişiye, sosyo-demografik formla birlikte Ölüme Karşı Tutum Ölçeği ve Maneviyat Ölçeği uygulanmış olup, veriler yüz yüze görüşmeler yapılarak toplanmış, SPSS 25 analiz programıyla analiz edilmiştir. İstatistiksel olarak t-testi, tek yönlü varyans analizi ve korelasyon testinden yararlanılmıştır. Hasta yakınlarının maneviyat düzeylerinin, ölüme karşı tutumları üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.