Turkish Republic of Northern Cyprus

90 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Kıbrıs Türk tiyatrosunun toplumcu sesi: Bekir Kara

Bu çalışmada Bekir Kara'nın yayımlanmış ve yayımlanmamış tiyatro eserlerinin yapısalcı incelemesine yer verilmiştir. Kara'nın tiyatro eserlerini geniş bir perspektifte değerlendirebilmek için Kıbrıs Türk tarihine, tiyatro anlayışına ve oyunlarının tanıtımına açıklık getirilmiştir. Kara'nın bu doğrultuda otuz iki oyunu incelenerek içerisinde bulunduğu siyasi ve sosyal ortamın karşılığını tiyatrolarına yansıttığı tespit edilmiştir. Kıbrıs'ta 1963 yılında gerçekleşen Kanlı Noel olayı, Kıbrıs'ın İngiltere işgali altında kalması, EOKA teşkilatının eylemleri, Kıbrıs Türklerinin zorunlu göçlere mecbur edilmesi, 1974 yılında yaşanan Kıbrıs Türk Barış Harekâtı gibi durumlar Kara'nın tiyatro eserlerinde konu olarak yer almış ve milliyetçi kişileri ortaya çıkarmıştır. Kara, toplumun ona sundukları doğrultusunda Kıbrıs'ın toplumcu sesi olarak önemli bir konumda bulunmuştur. Kara, bilinenin aksine aynı zamanda bireysel muhtevalı oyunlar da kaleme almıştır. Özellikle 2000'li yıllardan sonra Kıbrıs'ın savaş ortamından çıkarak refah bir düzeye yükselmesiyle birlikte Kara'nın oyunlarında ekonomik sorunlar, ailelerinden ayrı büyüyen çocuklar, aile içi dinamikler, yozlaşan bürokrasi anlayışı ve gençleri eğitime teşvik eden konular yer bulmuştur. Bekir Kara, tiyatro türüyle yoğun bir şekilde ilgilenmiştir. Hem tiyatro eseri yazmış hem de yönetmenlik yapmıştır. Böylelikle Güzelyurt bölgesinde tiyatro faaliyetleri içerisinde bulunmasıyla sanat ortamının gelişmesini ve tiyatro alanında pek çok insanı yetiştirerek Kıbrıs Türk tiyatrosunun sürekliliğini sağlamıştır.

BiyografiKara, BekirKuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti+3
Nurgül Karakoca
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Halk Partisi'nin Kıbrıs politikası

1950'lerde uluslararası gündeme gelen Kıbrıs sorunu bu dönemden itibaren yaşanılan birçok tarihsel gelişmeyle şekillenmiş, çözümsüzlüğünü günümüze kadar devam ettirmiştir. 1983'te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kurulmasından sonra adada ayrı iki yönetim ortaya çıkmış, bu gelişmeden sonra da iki farklı yönetimin tek bir çatı altında birleştirilmesi için görüşmeler günümüze kadar sürmüştür. Kıbrıs sorunu, açık denizlerde doğalgazın keşfiyle ise farklı boyutlara ulaşmıştır. Kıbrıs sorununun ortaya çıktığı süreçte, Soğuk Savaş koşulları gereği aktif bir politika belirlemeyen Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi Yunanistan ile olan ikili ilişkilerin ve bölgesel barışın zedelenmemesi için Kıbrıs konusunun Türk kamuoyunda tartışılmasına engel olmuştur. 1961 yılında iktidar olan İnönü hükümetleri döneminde ise Kıbrıs konusu milli bir meseleye dönüşmüş, sorunun büyümesi üzerine adaya askeri harekât girişiminde bulunulmuştur. İnönü hükümetlerinin Kıbrıs konusundaki hassasiyeti, Başbakan Bülent Ecevit'in koalisyon hükümeti döneminde de devam etmiştir. Ecevit, adaya Barış Harekâtı'nı düzenleyerek, Kıbrıs sorununun çözümü noktasında Türk tarafının temel tezi olan taksim tezine zemin hazırlamıştır. Nitekim 1975 yılında Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin kurulması, 1983 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kurulması taksim tezinin hayata geçirilmesi hususundaki en önemli adımlardır. İnönü hükümetleri ile şekillenmeye başlayan Cumhuriyet Halk Partisi'nin Kıbrıs politikasında önemli test noktalarından birisi de Annan Planı olmuştur. Planı, Kıbrıs davasından taviz olarak değerlendiren Cumhuriyet Halk Partisi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin bağımsızlığından yana tavır takınmıştır. Bu çalışma Cumhuriyet Halk Partisi'nin Kıbrıs politikasının evrimleşme sürecini Kıbrıs sorununda meydana gelen gelişmelerle paralel bir şekilde inceleyecektir. Anahtar Kelimeler: Kıbrıs Sorunu, Cumhuriyet Halk Partisi, Kıbrıs Barış Harekâtı, Annan Planı

Annan PlanıBarış harekatıCumhuriyet Halk Partisi+6
Baybars Çelik
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Siyasal kurumların siyasal davranışlara etkisi: Kıbrıs örneği

Siyasal sistemin en vazgeçilmez unsuru olan demokrasi, katılım ile sağlanır. Bugün siyasal sisteme katılma araçları olan siyasal partilerin, baskı ve çıkar gruplarının, sivil toplum kuruluşlarının ortaya çıkış serüveni ne yazık ki siyaset kadar eski bir tarihe sahip değildir. Siyasi partilerin insan hayatına girmesi ve oy kavramının önem kazanarak zenginlere ait bir araç olmaktan çıkması imparatorluklardan ulus devletlere geçişte en önemli etken olmuştur. Etnik bağlarını siyasi bağlarla da pekiştirmek isteyen uluslar, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları sonrası kurulan uluslararası birliklerde bu isteklerini gerçekleştirmenin yolunu aramıştır. Kıbrıs Adası, üzerinde iki devletin yaşadığı, barışın hâkim olduğu bir Akdeniz adası olarak görünse de Rum kesiminin Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında Avrupa Birliğine alınması, bu cihetle tüm adayı sahiplenerek adada yaşayan Türk Halkını işgalci göstermesi; KKTC'nin uluslararası statüde tanınırlığının olmaması nedeniyle siyasi, sosyal ve ekonomik haklarının gasp edilmesi adada barışı olumsuz etkilemektedir. 1983 yılında cumhuriyeti ilan ederek hızla devlet kurumlarını oluşturan Türk halkı haklarını savunmak amacıyla sivil toplum yapılanmalarını da ihmal etmemiş, demokrasiyi hep ön planda tutarak azami derecede barış yanlısı olduğunu katıldığı bütün platformlarda gözler önüne sermiştir.

Baskı gruplarıKuzey Kıbrıs Türk CumhuriyetiKıbrıs+5
İsmail Tipi
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

KKTC ve Türkiye'de çalışan akademisyenlerin iş doyumlarının kaygı düzeylerine etkisi

Bu çalışmada akademisyenlerin iş doyumlarının kaygı düzeyleri üzerindeki etkisi keşfedilmeye çalışılmış ve KKTC ve Türkiye olarak ikiye ayrılan araştırma örneklemi ele alınmıştır. Araştırma kapsamında 200'ü Türkiye'de çalışan, 191'i ise KKTC'de çalışan toplam 391 akademisyene ulaşılmış ve araştırmanın verilerinin toplanmasında İş Doyumu Ölçeği ve Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda hem KKTC hem Türkiye hem de bütün örneklem çerçevesinde iş doyumu akademisyenlerin kaygı düzeylerinin önemli bir yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir.

Akademik personelAkademisyenlerKaygı+5
Aslıhan Boz
Haliç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki liselerde görev yapan öğretmenlerin okul akademik iyimserliğine ilişkin görüşleri

Bu çalışma öğretmenlerin akademik iyimserlik düzeyinin belirlenmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden olan tarama modeli ile yürütülmüştür. Araştırma evreni 2021 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki liselerde görev yapan öğretmenlerden oluşmaktadır. Araştırma örneklemi ise, bu evrenden rastgele seçki örnekleme yöntemi ile seçilen öğretmenlerden oluşmaktadır. Bu çalışmada kesitsel tarama modeli uygulanmıştır. Araştırmada veriler Okul Akademik İyimserliği ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Araştırma da kullanılan ölçeklerle toplanan verilerin istatistiksel çözümlemeleri SPSS 20,0 paket programı ile yapılmış; verilerin analizinde t-tesi, yüzde, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), frekans kullanılmıştır. İlk olarak araştırmada Okul Akademik İyimserliğine ilişkin ortalama, mod, medyan, standart sapma gibi betimleyici istatistikler yoluyla öğretmenleri akademik iyimserlik düzeyleri incelenmiştir. İkinci olarak öğretmenlerin Okul Akademik iyimserlik düzeylerinin yaş, cinsiyet, eğitim durumu, okulun bulunduğu ilçe, medeni durum, okulun sahip olduğu öğrenci sayısı ve okul türü gibi demografik değişkenler bakımından anlamlı farklılık gösterip göstermediği T testi (Bağımsız Örneklemler T testi) ve ANOVA (Tek Yönlü Varyans Analizi) ile incelenmiştir. Tek Yönlü Varyans Analizi de gruplar arasında anlamlı bir farklılaşma görüldüğünde Post-Hoc testler aracılığıyla farklılıklar hesaplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda öğretmenlerin Okul Akademik İyimserlik düzeyleri demografik değişkenler açısından anlamlı bir farklılık görülmemiştir.

Akademik iyimserlikKuzey Kıbrıs Türk CumhuriyetiLiseler+3
Rümeysa İneci
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kıbrıs Türk mücadele tarihinde spor kulüpleri

Kıbrıs'ın 1571'de tamamen Osmanlı İmparatorluğu egemenliğine geçmesi ile birlikte Ada'da bir Türk nüfus oluşumu başlar. Ancak, Osmanlı Devletinin 1878'de, çeşitli sebeplerle Ada'nın yönetimini kira yöntemi ile İngiltere'ye devretmesi neticesinde, Rum toplumunun Ada'yı Yunanistan'la birleştirmek yani Enosis yönündeki saldırgan girişimleri hız kazanır. Kıbrıs Türk toplumunun her geçen gün Ada'daki huzuru azalır, refah seviyesi düşer, nüfus dengesi Rum toplumu lehine değişir ve varlığı tehlikeye girer. Kilise önderliğindeki Rum toplum liderliğinin şiddeti her geçen gün artan Enosis faaliyetlerine karşılık, Kıbrıs Türk toplumu 1878'den, Ada'da toplumlar arası çatışmaların başladığı 21 Aralık 1963 tarihine kadar olan süreçte bir varoluş mücadelesi verir. EOKA tedhiş örgütünün Kıbrıs adasında Türk varlığını ortadan kaldırmak üzere, 1 Nisan 1955'te Ada çapında başlattığı tedhiş hareketlerine karşı, Kıbrıs Türk toplumu da canını, malını ve varlığını korumak için topyekûn bir toplumsal mukavemet hareketine girişir. EOKA tedhişine karşı 1955'lerden itibaren Türk toplum liderliğince bir takım öz savunma, direniş ya da mukavemet oluşumları meydana getirilir. İşte bu çalışmada, 1955-63 yılları arasındaki, bu oluşumlarda, teşkilatlanma faaliyetlerinde önemli bir rol oynadığı değerlendirilen Kıbrıs Türk spor kulüpleri incelenmiştir. İnceleme, Kıbrıs Türk toplumunun EOKA tedhişine karşı öz savunma amaçlı teşkilatlanma faaliyetlerini gerçekleştirdiği 1955-1963 yılları ve Türk spor kulüpleri ile sınırlı olarak yapılmıştır. Çalışmanın daha anlaşılır olmasını sağlamak için öncelikle Kıbrıs Meselesinin ve Ada'da sporun gelişim tarihi kısaca ortaya konulmuş, çalışmanın özgünlüğünü sağlamak için de dönemin yaşayan şahısları ile geniş çaplı görüşmeler gerçekleştirilerek, teşkilatlanma faaliyetinde spor kulüplerinin rolü tüm gerçekliği ile dönemin yaşayan aktörlerinin meseleye bakış açısı ile ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Kuzey Kıbrıs Türk CumhuriyetiKıbrısKıbrıs Türkleri+4
Faruk Kayadelen
Hacettepe University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde tüketilen süt örneklerinde aflatoksin M1 düzeylerinin araştırılması

AFM1, sitokrom P450 enzimleri tarafından karaciğerde oluşan ve memelilerin idrar, dışkı ve sütüne salgılanabilen, AFB1'in hidroksillenmiş metabolitidir. AFM1 karsinojen, sitotoksik, teratojenik, mutajenik ve genotoksik bir ajan olduğundan, hem insanlar hem de hayvanlar üzerinde önemli sağlık riskleri teşkil etmektedir. Bu çalışma, KKTC'de tüketilen çiğ ve UHT inek sütlerinde AFM1 varlığını tespit etmek ve halk sağlığı açısından risk oluşturup oluşturmadığını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada, KKTC'de üretilen ve piyasada tüketime sunulan 2 süt markasından toplam 20 UHT inek sütü ve farklı mandıralardan toplanmış 22 adet çiğ inek sütü örneği, immünoafinite kolon saflaştırmasından sonra yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC)-floresan belirleme ile AFM1 varlığı yönünden analiz edilmiştir. Analiz edilen çiğ ve UHT inek sütü örneklerinin hiçbirinde AFM1 tespit edilebilecek düzeyde bulunamamıştır. HPLC-FLD yönteminin LOD ve LOQ değerleri sırasıyla, 1,038 ve 3,145 μg L-1 olarak bulundu. Kör numunelerine üç farklı düzeyde AFM1 standart çözeltisi ilave edilerek analiz edilmesi sonucu elde edilen yöntemin ortalama geri kazanım ve tekrarlanabilirlik değerleri sırasıyla, % 95,6 ve % 4,9 olarak bulundu. Bu değerler yöntemin güvenirliğini kanıtlamaktadır. Sonuç olarak, KKTC'de tüketilen süt örneklerindeki AFM1 içeriği, halk sağlığı açısından önemli bir risk teşkil etmese de, daha fazla sayıda süt örneğinin ve hayvan yeminin sürekli takibi, olası tüketici maruziyetini azaltmak için gereklidir.

Aflatoksin M1AflatoksinlerAflatoksinler+7
Cengiz Bereket
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Bilişsel egzersiz terapi yaklaşımı değerlendirme ölçeği'nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki romatizmalı bireylerde geçerliği, güvenirliği ve duyarlılığının belirlenmesi

Bu çalışma biyopsikososyal model temelli Bilişsel Egzersiz Terapi Yaklaşımı (BETY) değerlendirme ölçeğinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)'ndeki romatizmalı bireylerde geçerliği, güvenirliğini ve duyarlılığını belirlemek amacıyla planlandı. Çalışmaya 150 birey dahil edildi. BETY ölçeğinin geçerliği için, Sağlık Değerlendirme Anketi (Health Assessment Questionaire-HAQ), Kısa Form-36 (Short Form 36-SF-36) ve Bilinçli Farkındalık Ölçeği (BİFO) ölçekleri kullanıldı. BETY ölçeğinin geçerliliğinin belirlenmesinde diğer ölçeklerle arasındaki korelasyon -0,424 ile 0,583 arasında ve anlamlı bulundu (p<0,001). Güvenirlik icin test-tekrar test yöntemi ve sınıf içi güvenirlik (ICC) katsayısına bakıldı. 30 bireyin 1 hafta arayla BETY ölçeğine verdiği yanıtların korelasyonu (r=0,948, p<0,001) ve ICC katsayısı (0,948, p<0,001) yüksek bulundu. Ölçeğin iç tutarlılığı Cronbach alfa katsayısına (0,912) bakılarak belirlendi ve ölçeğin iç tutarlılığı oldukça yüksek bulundu. Ölçeğin duyarlılığı için 3 ay sonra BETY ölçeği ile tüm ölçeklerin zamana bağlı değişimlerinin korelasyonuna bakıldı. SF-36'nın fiziksel fonksiy on, vitalite ve genel sağlık algısı alt parametreleri ve HAQ ile yüksek derecede, SF-36'nın fiziksel rol güçlüğü, ağrı, sosyal fonksiyon, mental sağlık ve emosyonel rol güçlüğü alt parametrelerinde orta derecede ilişkili bulundu. Çalışmamız sonunda BETY ölçeğinin KKTC'deki romatizmalı bireylerde geçerli, güvenilir ve duyarlı bir değerlendirme aracı olduğu ve sonuç olarak ölçeğin klinik çalışmalarda romatizmalı bireylerde kullanılabileceği görüşüne varıldı.

BilişBilişsel tedaviEgzersiz+5
Gizem Devaşan
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kıbrıs Doğu Mesarya Bölgesi (Mesarga Ovası)kına gecesi geleneğinde müzik

Bu tez, Doğu Mesarya Bölgesi içerisindeki kına gecelerinde yer alan pratiklerin edimsel ve söylemsel olarak kültürel zeminde irdelenmesine odaklanır. Kıbrıs adasında 1974 yılında, Türkiye Cumhuriyeti'nin garantörlüğünde kurulan "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin" bir devlet olarak uluslararası tanınırlığının olmaması, adanın Kuzey kısmındaki Türkler için kimlik ekseninde özellikle siyasal zeminde ciddi sıkıntıları beraberinde getirir. Bu siyasal sıkıntılar adanın bu kısmına yönelik akademik ve kültürel çalışmalara da yansır. Bu çalışma, Kıbrıs'taki güncel durumun yani iki devletli ve iki uluslu yapının tanımlanması üzerine inşa edilmiş ve mümkün olduğunca siyasal ve kültürel bir polemik üretmekten uzak durulmaya çalışılmış, yalnızca müzikbilimi açısından veriler toplanıp, kuramsal bir çerçevede değerlendirilmiştir. Günümüzde kültürün homojen olmadığına hatta aynı soydan gelen toplulukların bile kimi davranışlarıyla birbirlerinden ayrıştığına ilişkin genel kabule destek veren bir etnografik çalışma olarak bu tez, Kıbrıs adasındaki Türklerin bahsedilen siyasal konjonktür çerçevesinde müzik özelinde nasıl bir kimliksel alan yarattıklarına yönelir. Kıbrıs'taki Türkler, zaman içindeki kendi içlerinde farklılaşmalarına ve Türkiyeli Türklerin de Kıbrıs'a göç etmeleri sonucunda kültürel temas yoluyla yeni bir melez kültür ürettiğine de şahitlik eder. Dolayısıyla bu tezde kına gecesi ve müzik özelinde Kıbrıs'taki kültürel pratik sahipleri, Türklük ekseninde iki farklı kültürel grup olarak kategorize edilmiş ve Kıbrıslı yerleşik olarak yaşayan (yerliler) "Kıbrıslı Türkler"; Türkiye'den özellikle 1974 sonrası göç edenler ise (göçmenler) "Türkiyeli Türkler" olarak tanımlanmıştır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çatısı altında yaşamlarını sürdüren bu heterojen toplumun kına geceleri içerisinde uygulamış oldukları edimler irdelenerek, edimler arasında farklılığı üreten dinamikler çerçevesinde, özellikle müziksel eksende kültürel kimliklerini nasıl biçimlendirdikleri ortaya konmaya çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Kıbrıs, Mesarya Ovası, Müzik, Kına, Kültürel Kimlik

EvlilikGeleneklerHalk bilimi+7
Neriman Sunisioğluları
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

2002-2019 yılları arasında Türkiye'nin dış politikasında ve AB ile ilişkilerinde Kıbrıs meselesi

Bu tezin amacı 2002 ve 2019 yılları arasında Türkiye'nin, dış politikada ve Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerinde Kıbrıs sorununa yaklaşımı ve bu süreçte Türkiye-AB ilişkilerinde Kıbrıs meselesinin nasıl bir rol oynadığını incelemektir. Ayrıca Kıbrıs meselesinde Türkiye'nin politikalarını etkileyen olaylar ve gelişmeler de değerlendirilmektedir. T.C. Dışişleri Bakanlığı'nın yazılı açıklamaları ile birlikte tarihsel süreçler incelenerek bu dönem içerisindeki kırılma noktaları ve bunun hem Türkiye'nin Kıbrıs meselesine yaklaşımına etkileri hem de AB üyelik sürecindeki Türkiye'nin AB ile karşılıklı ilişkilerine etkilerinin neler olduğu ortaya konulmaktadır. Çalışma, yazılı açıklamalar üzerinden içerik analizi esas alınarak hazırlanmıştır.

Avrupa BirliğiDoğu AkdenizGüney Kıbrıs Rum Yönetimi+7
Adnan Ağaç
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Ekolojik sistem yaklaşımına göre tek ebeveyn kadınların sorunlarının ve ihtiyaçlarının incelenmesi: KKTC örneği

Boşanma tüm dünyada olduğu gibi Kıbrıs'ın kuzeyinde de giderek artan ve aile ve toplum yapısında değişimlere yol açan bir durum olarak görülmektedir. Boşanmış tek ebeveyn kadınların bu süreçte güçlenmesi, bağımsızlaşması ve yeni yaşam süreçlerine uyum sağlaması için sosyal hizmetlere erişmeye ihtiyacı vardır. İhtiyaç duydukları bu sosyal hizmetler, Kuzey Kıbrıs'ta güncel olmayan bir mevzuata dayalı sunulan kamu hizmetleri ve genellikle gönüllülük ilkesiyle çalışan sivil toplum örgütlerinin sunduğu desteklerle sınırlı kalmaktadır. Bu bağlamda bu çalışmanın temel amacı, Kıbrıs'ın kuzeyinde yaşayan boşanmış tek ebeveyn kadınların sosyal çevre ile etkileşimleri sonucunda yaşadıkları sorunların ve sosyal hizmet gereksinimlerinin insani gelişimin beş boyutu olan fiziksel, bilişsel, duyuşsal, sosyal ve tinsel açılardan incelemektir. Nitel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilen çalışma, fenomonolojik yaklaşım modelinde kartopu tekniği tasarlanmıştır. Toplam 21 kişiyle derinlemesine görüşmeler yapılarak veriler elde edilmiştir. Veriler MAXQDA-2022 nitel veri analiz programı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda aile ve sosyal çevre desteğinin kadınların boşanma sonrası süreçlere uyum sağlamada önemli olduğu, kültürdeki hakim ataerkil yapının ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yaşamın her alanında hem bir birey hem de anne olarak karşılarına güçlükler çıkardığı, ülkedeki sosyal politikaların ve yasal düzenlemelerin, sosyal hizmet uygulama alanlarının eksikliği ve yetersizliğinin hayatlarını zorlaştırdığı sonuçları ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda ekolojik sistem yaklaşımı odağında mikro, mezzo, ekzo, makro ve krono sistemler düzeyinde yaşanılan sorun alanları belirlenip her düzey için müdahale önerisinde bulunulmuştur.

Boşanmış kadınlarEkolojik sistem yaklaşımıKadın sorunları+4
Buse Erzeybek Şemi
Ankara University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk hukukuyla karşılaştırmalı olarak KKTC hukuku'nda destekten yoksun kalma tazminatı

Kişinin ölümünün ardından hayattayken fiilen destek olduğu ya da ölmeseydi ileride kuvvetle muhtemel destek olacağı kişilerin zarar verenden tazminat talepleri gündeme gelir. Destekten yoksun kalma tazminatı adı verilen bu maddi tazminatın şartları ve kimler tarafından talep edilebileceği her ülkenin hukuk sistemine göre değişir. Uzun yıllar boyunca İngilizlerin egemenliğinde kalan Kıbrıs adasının hukuk sistemi, yasal mevzuatı ve yargı örgütü İngiliz Hukuku'nun etkisinde kalmıştır. Bu sebeple, adada hala Anglo-sakson hukuk sisteminin etkileri sürmektedir. Destekten yoksun kalma tazminatı İngiliz döneminde yürürlüğe giren Haksız Fiiller Yasası'nda (HFY) düzenlenmiş, İngiliz Hukuku'nda kabul edilen esas aynen benimsenmiştir. Bu sebeple, destekten yoksun kalan kişiler kanun koyucu tarafından sınırlı olarak sayılmıştır. Türk Hukuku'nda ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu İsviçre'den iktibas edilmiştir. Bu sebeple, İsviçre Hukuku'nda olduğu gibi destekten yoksun kalma tazminatı destek ile destek gören arasındaki fiili ilişkiye dayandırılmıştır. KKTC ve Türk Hukuku'nda kural doğrudan zararların tazmin edilmesidir. Ancak her iki hukuk düzeninde de kanun koyucu HFY m. 58 ve TBK m. 53/b.3 hükümleriyle bir istisna getirmiş, üçüncü kişilerin zararlarının destekten yoksun kalma tazminatı kapsamında tazmin edilmesine imkân tanımıştır. Anahtar Kelimeler: Destek, Destekten Yoksun Kalma, Yansıma Zarar, Tazminat, Maddi Zarar

Destekten yoksun kalma tazminatıKarşılaştırmalı hukukKuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti+4
Eda Gülsüm Karasaç
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Turkish conservatives and Cyprus in foreign policy in the context of constructivist theory and identity; 1960-1980 era

Nearly all analysis of Turkish Foreign Policy in Cold War era has been made with rational approaches which are Realist/neo-realist power politics-based, up until today. Analyses are excluded from social factors as culture, value and history etc… However, Constructivist Theory of International Relations make an analysis by giving meaning to rational parameters as power, structure, anarchy, interest etc… by emphasising social construction process and putting forward Identity concept. Constructivist Theory claim that it is true way to evaluate realities with their all social aspects in contrary to rational theories. Besides, when Alexander Wendt, who is the most important name of theory, examines state acts in international politics, he uses state identity internationally. He does not evaluate internal-external connection of state identity. In this point, thesis tries to put forward existence of internal sub-identities of states and their impacts on state acts. Within this framework Turkish Conservatism is a main actor of thesis as a sub-identity of Turkish Republic state identity. Cyprus Question which has taken part in both domestic and foreign politics of Turkey for long years, is an analysis ground. In this context, Cyprus Question policy in 1960-1980 era which belongs to Conservative identity that is one of important component of Turkish Republic state identity is dealt.

IdentityTurkish Republic of Northern CyprusCyprus+7
Burak Bınarcı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessEN

Citizenship ambiguity in unrecognized states: The case of the Turkish Republic of Northern Cyprus

The Turkish Republic of Northern Cyprus (the TRNC) has received a significant number of Turkish migrants after Turkey's military intervention to Cyprus in 1974. However, academic research, so far, is unable to explain why some Turkish migrants try to acquire the citizenship of the TRNC, and with what kind of experiences these migrants encounter during citizenship application. The thesis seeks to fill this academic void by explaining the citizenship trajectory of Turkish migrants in northern Cyprus. Despite being an unrecognized state at the international level, the thesis argues that the citizenship status of the TRNC means a lot to Turkish migrants with the privileges and rights it offers at the domestic level. In addition, contrary to the widespread belief, Turkish migrants' access to TRNC citizenship is not taken for granted. The citizenship regime of the TRNC is an ambiguous legal procedure in which Turkish Cypriot authorities employ different citizenship acquisition methods in order to delay and hinder the citizenship acquisition of some people while prioritizing others' access to citizenship. The thesis will unpack the citizenship acquisition process in northern Cyprus by explaining the legal citizenship regime as well as elaborating on the experiences of Turkish migrants on the island.

EmigrantsTurkish Republic of Northern CyprusTurkish-Cyprus relations+2
Kayıhan Nedim Kesbiç
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kıbrıs Hür Söz Gazetesinde Türk edebiyatı ve edebiyatçıları (1946-1951)

Gazeteler geçmişten günümüze birçok edebî ve sosyolojik eserlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Gerek haber verme amacı olan gerekse edebî eserlerin yayımlanma safhasında öncülük eden gazeteler, edebiyatın ve edebiyatçının gelişimine katkı sağlamıştır. Birçok yazar, fikir yazılarını öncelikle gazetelerde yayımlama fırsatı bulmuştur. Şairler de şiirlerini ilk olarak gazetelerde yayımlamış, böylece kendilerini gerçekleştirme serüveninde gazetelere sığınmışlardır. Roman yazarları için de bu böyledir. Nitekim "tefrika" olarak bilinen romanların bölümleri gazetelerde yayımlanmış ve gazeteler romanların müstakil olarak basılmasına olanak sağlamıştır. Bu bağlamda gazetelerin yalnızca haber verme özelliği değil, aynı zamanda edebiyat zemininin sağlamlaşması hususundaki katkıları da net bir şekilde görülür. Kıbrıs'ta yayımlanan ve yayımlandığı yerin hem sözü hem sesi hem de edebî bir kılavuzu olan Hür Söz gazetesi, süreli yayınların anlam ve öneminin ifadesi bağlamında araştırılmaya değerdir. Hür Söz gazetesi 1946-1958 yılları arasında Kıbrıs'ta M. Fevzi Ali Rıza imtiyaz sahipliğiyle yayımlanmıştır. Günlük olarak çıkarılan 2-4 sayfa aralığında büyük boy şeklinde basılan bu gazete, döneminin sosyal, kültürel, ekonomik yaşamını yansıtmanın yanı sıra edebî türlere de içerisinde yer vermiştir.

BasınGazetelerHür Söz gazetesi+1
Büşra Işık
Hitit University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Doğu Akdeniz'deki Münhasır Ekonomik Bölgesinin belirlenmesi

Güney Amerika devletlerinin deniz alanlarındaki kaynaklardan daha fazla yararlanmak amacıyla ortaya attıkları ve temelde karasularının ötesindeki canlı ve cansız kaynaklar üzerinde devletlerin egemenlik hakkını gözeten münhasır ekonomik bölge, 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi ile uluslararası hukuka kazandırılmıştır. Kaynakların kıtlığı, artan enerji ihtiyacı, ulusal deniz yetki alanlarının belirlenmesi, kıyı bölgesinin yönetimi ve ulusal kalkınma gibi nedenler kıyı devletlerin münhasır ekonomik bölgeye olan ilgisi her geçen gün arttırmakta ve deniz yetki alanları birbiriyle çakışan devletler arasında sınırlandırma sorunlarını ortaya çıkarmaktadır. Stratejik önemi ve pek çok kıyı devletinin deniz yetki alanlarının bulunması sebebiyle Doğu Akdeniz bu sorunlu merkezlerden birini oluşturmaktadır. Doğu Akdeniz'deki Münhasır ekonomik bölgenin sınırlandırılması sorunu bölgedeki enerji krizinin doğmasına da neden olmaktadır. Bununla birlikte Kıbrıs adasındaki sürmekte olan siyasi sorun münhasır ekonomik bölge politikalarının arka planına itilmiştir. Bu noktada en uzun kıyıya sahip olan Türkiye ve Doğu Akdeniz'in merkezinde yer alan KKTC'nin münhasır ekonomik bölge sınırlarının belirlenmesi bölgedeki diğer sorunların çözülmesine ön ayak olacaktır. Anahtar Kelimeler: Münhasır Ekonomik Bölge, Doğu Akdeniz, Enerji, Sınırlandırma

Birleşmiş MilletlerBirleşmiş Milletler Deniz Hukuku SözleşmesiDoğu Akdeniz bölgesi+4
Çağatay Allı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Soğuk Savaş Sonrası Dönemde Türkiye'nin Kıbrıs özelinde Doğu Akdeniz bölgesine yönelik politikaları

1571'de Türklerin egemenliğine giren Kıbrıs Adası, 1878 Berlin Anlaşması ile Osmanlı egemenliğinden çıkmıştır. Osmanlı egemenliğinde 300 yılı aşan barış ve huzur dönemi de bu tarihlerden itibaren kademeli bir şekilde sona ermiştir. Özellikle 2. Dünya Savaşı sonrasında Yunanistan ve Rumların Megola İdea ve ENOSİS doğrultusunda hareket etmesi adada barışın tamamen ortadan kalkmasına yol açmış, Türklerin adadaki varlığının tehlikeye girmesi üzerine Türkiye ilki 1964 ikincisi 1974'te olmak üzere iki kere askeri müdahalede bulunmak zorunda kalmıştır. Türkiye'nin müdahaleleri sonrasında adadaki Türklerin varlığı güvenceye alınmış ve ardından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulmuştur. Uzun yıllar Rumların uluslararası çevrelerden aldıkları destekle olumsuz bir tutum takınması nedeniyle çözülemeyen Kıbrıs Sorunu konusunda 2004'te yapılan Annan Planı referandumu önemli bir fırsat olmuş ancak o tarihlerde AB üyeliği elde etmiş olan Rumların reddetmesi ile bu çözüm fırsatı da kaçırılmıştır. Annan Planının başarısızlığa uğramasından sonraki yıllarda tüm dünyayı etkisi altına alan küresel ekonomik krizin etkisi ile AB, Rumlara eskisi kadar destek veremez duruma gelmiştir. Bunun yanında Doğu Akdeniz'de yeni enerji sahalarının tespit edilmesi ve bu kaynakların Avrupa için önemi gibi konular Türklerin elini güçlendiren hususlar olmuştur. Öte yandan Arap Baharı dolayısıyla Mısır'da yönetimin değişmesi, Suriye'de iç savaşın çıkması ve Rusya ile ABD arasındaki vekalet savaşlarının Suriye'de yoğunlaşması gibi faktörler Doğu Akdeniz'deki konjonktürü önemli ölçüde değiştirmiştir. Bu yeni konjonktürde Türkiye'nin elini güçlendiren faktörlerin yanında etkinliğini olumsuz etkileyen faktörlerin de olduğu görülmektedir. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde öncelikle Akdeniz Bölgesi ve bu bağlamda Doğu Akdeniz bölgesi ele alınmıştır. Bölgede aktör olan ülkelerin özelliklerine, konumlarına ve birbirleriyle olan ilişkilerine değinilmiştir. İkinci bölümde, Kıbrıs Adası'nın tarihsel ve siyasi olarak yüzyıllar içerisindeki değişimi ve Türklerin elinden adanın çıkması ve Rumlar ile Türklerin adada birlikte yaşamaları adına Annan Planı çerçevesinde yapılan çalışmalara değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise Doğu Akdeniz'de bulunan enerji kaynaklarının bölge içi ve dışı aktörlerin politikalarına etkisi çerçevesinde değerlendirilerek Türkiye'nin Orta Doğu temelinde ve Kıbrıs özelinde Doğu Akdeniz politikalarına, deniz yetki alanlarının paylaşımında ülkelerin yetkilerine, bu bölge dışında kalan ülkelerin etkilerine ve bu bölgeden beklentileri doğrultusunda hukuki dayanaklarına değinilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kıbrıs Sorunu, Doğu Akdeniz, Enerji Güvenliği, Doğu Akdeniz Enerji Kaynakları

Doğu Akdeniz bölgesiKuzey Kıbrıs Türk CumhuriyetiKıbrıs+5
Barış Kaygısız
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kıbrıs'ta dondurulmuş bir sorun: Kapalı Maraş

Kıbrıs Sorunu uluslararası siyasetin gündemini meşgul eden en uzun süreli uyuşmazlıklardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Uyuşmazlığın kronikleşmesi, yıllar içinde esas bağlamından çıkarak içerisine sorunlu başka konu başlıkları eklenmesinden kaynaklanmaktadır. Günümüz konjonktürüne bakıldığında Kıbrıs Sorunu ne iki toplum arasındaki etnik bir uyuşmazlık ne de sadece bir Türk-Yunan çatışmasıdır. Soğuk Savaş sonrası dönemde dünyada çok sayıda aktörün stratejik bölgeler üzerinde rekabet ettiği bir süreç başlamıştır. Bu anlamda Doğu Akdeniz bölgesi güçlü aktörlerin rekabet ettiği bir mücadele alanı haline gelmiştir. Halihazırda yıllardır taraf devletlerin masasında çözülmeyi bekleyen Kıbrıs Sorunu yeniden ön plana çıkmıştır. Doğu Akdeniz'deki denklem çözülmesi daha zor bir hale gelmiş ve güç dengesinin korunması güçleşmiştir. Bunun sonucu olarak Doğu Akdeniz'e açılan kapı olan Kıbrıs Adası'nda mevcut statükoyu değiştirici hamleler meydana gelmiştir. 16 Ağustos 1974 tarihinde gerçekleşen İkinci Kıbrıs Barış Harekatı'ndan bu yana Türk Silahlı Kuvvetleri denetiminde bulunan Kapalı Maraş bölgesinin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin tek taraflı iradesiyle kısmi olarak halkın kullanımına açılması bu hamlelerden biri olmuştur. Literatür incelendiğinde Kıbrıs Sorunu bağlamında Kapalı Maraş Sorununu odak noktasına alan güncel bilimsel bir çalışmanın bulunmaması bu konu üzerine çalışılması ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Bu çalışma Kapalı Maraş sorununu uluslararası siyaset çerçevesinde hukuki, ekonomik ve siyasi boyutlarıyla ele alarak, literatürdeki boşluğun kapatılması amacıyla hazırlanmıştır.

Kuzey Kıbrıs Türk CumhuriyetiKıbrısKıbrıs sorunu+4
Aycan Kahya
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Annan Planı çerçevesinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde reel gayri safi yurtiçi hâsıla ile inşaat sektörü ve konut sahipliği sektörü arasındaki ilişki

Bu çalışmada, 1977-2018 yılları arasında Annan Planı kaynaklı ortaya çıkabilecek yapısal değişiklikler göz önünde bulundurularak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde reel GSYİH, inşaat ve konut sahipliği sektörleri arasındaki uzun dönemli ilişki araştırılmış ve tahmin edilmiştir. Bu amaçla, yıllık verilere Lee ve Strazicich (2003) birim kök sınaması uygulanarak, zaman serisi verilerinde yapısal kırılmalar olarak meydana gelebilecek çoklu yapısal değişiklikler varlığında serilerin durağanlık özellikleri incelenmiştir. Özellikle Annan Planı'nı gösteren yapısal kırılmaları gösteren birim kök sınamalarının yapılmasından sonra, ilk olarak Pesaran vd. (2001)'in uzun dönem ilişkisinde yapısal kırılmalara izin verecek şekilde gecikmesi dağıtılmış otoregresif (ARDL) model yöntemi uygulanmış ve eşbütünleşme ilişkisi bulunmuştur. İkinci olarak Johansen vd. (2000)'nin uzun dönem ilişkisinde yapısal kırılmalara izin veren eşbütünleşme yöntemi uygulanmış ve sistemde bir eşbütünleşik vektör olduğu bulunmuştur. Üçüncü olarak, reel GSYİH, inşaat ve konut sahipliği sektörleri arasındaki doğrusal regresyon ilişkisi, içsel olarak regresyon ilişkisindeki yapısal kırılmaları içeren Bai ve Perron (1998, 2003a) yaklaşımı kullanılarak tahmin edilmiştir. Pesaran vd. (2000) yaklaşımından sonuç alınamamıştır. Diğer her iki yaklaşım için de, Annan Planı'nın reel GSYİH, inşaat ve konut sahipliği sektörleri arasındaki ilişkide anlamlı bir yapısal olarak yer aldığı ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde inşaat ve konut sahipliği sektörlerinin reel GSYİH üzerinde pozitif etkilere sahip oldukları bulunmuştur.

ARDL Sınır TestiAnnan PlanıEv sahipliği+6
Erdem Söyler
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yerli Kıbrıslılar ile 1974 Türkiye göçmenlerinin dini inanç ve uygulamalarının karşılaştırmalı bir analizi: Güzelyurt ilçesi örneği

Bu çalışma, Kıbrıs toplumundaki yerli Kıbrıslılar ile 1974 iskân politikası kapsamında adaya nakledilmiş Anadolu göçmenlerinin dini inanç ve uygulamalarını karşılıklı mukayese ederek analizlerde bulunmayı amaçlamaktadır. Çalışma Güzelyurt ilçesi ve köylerinde gerçekleştirilmiştir. Yaklaşık 46 yıldır aynı mekânsal alanı paylaşan bu iki topluluğun dini konulardaki inanç ve uygulamaları farklılık göstermektedir. Farklılıkların nedeni, etkileşimde bulunulan konular ve etkileşim önündeki engellerin tespiti çalışmanın temelini oluşturmaktadır. Birinci bölümde yerli Kıbrıslıların dini hafızalarına etki eden tarihsel süreç, göçmenlerin adaya nakli, göç sonrası toplumda meydana gelen çatışmalar ve dini farklılıkların nedenleri incelenmiştir. İkinci bölümde ise elde edilen bulgular doğrultusunda yerli ve göçmenlerin dini inanç ve uygulamaları, halk inançları tespit edilerek karşılaştırılmıştır. Ayrıca toplumların karşılıklı etkileşime geçtikleri konular ve etkileşimin bulunmadığı alanlar, etkileşimi engelleyen sebepler değerlendirilmiştir.

Din anlayışıDin sosyolojisiDini hayat+7
Hasan Burak Aydın
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bütün yönleriyle 1974 Kıbrıs Harekatı

ÖZET Türkiye'nin 1974 yılında Kıbrıs'a yaptığı Barış Harekat'ı Cumhuriyet Tarihimiz'in askeri anlamda giriştiği en büyük ve sonuçları bakımından en etkili harekatı olmuştur. Bugün dünyada, üzerinde Türklerin yaşadığı, Kıbrıs diye bir yerden söz edebiliyorsak, bu büyük ölçüde 1974'te yapılan Barış Harekatı'nın sonucudur. Tarih'in çeşitli dönemlerinde birçok devlet tarafında istila ve işgal edilen Kıbrıs Adası'na Türkiye kesinlikle böyle bir niyetle askeri harekat yapmamıştır. Türkiye'yi Ada'ya askeri harekat yapmak zorunda bırakan sebep, Yunanlı Subayların Sampson önderliğinde Kıbrıs'ta Enosis'i gerçekleştirmek için, 15 Temmuz 1974'te Makarios'a karşı yaptıkları darbedir. Kıbrıs'ın Yunanistan'a ilhakı (Enosis) amacıyla başlatılan Yunan darbesinin öncesi 1930'lara kadar uzanır. O yıllarda Rumlar tarafından Enosis İçin çıkarılan isyan Ada'yı hakimiyetleri altında tutan İngilizler tarafından bastırılmıştı. Fakat Rumlar yaklaşık 20 yıl sonra Yunanistan'ın desteğiyle EOKA terör örgütünü kurarak Enosis için yine faaliyete geçmişlerdi. 4 yıl kadar süren bu faaliyetler Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla "durulmuştu. Ancak Megalo İdea ve Enosis hayaliyle şartlanmış Yunanistan ve onların güdümündeki Rumlar bağımsızlıkla yetinmediler. Enosis onlar için olmazsa olmazdı. Enosis için ilk engel olan İngiltere ortadan kalkmış şimdi tek engel Kıbrıslı Türkler'di. Bunun için Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ilanından hemen sonra AKTİRAS (Türkleri imha) planı yürürlüğe girdi ve tüm Ada'da bir soykırım hareketi başlatıldı. 1963- 1964 ve 1967 yıllarında doruk noktaya ulaşan katliamlarda 1210 Türk öldürüldü, ve binlercesi de yaralandı. 27 bin Türk göçmen durumuna düştü 103 köy boşaltıldı. Rumlar, Ada'da sükûneti sağlamak için bulunan Birleşmiş Milletler Barış Gücü askerlerini de dinlemiyor tedhiş hareketlerine devam ediyorlardı. Nihayet 1974 yılında Yunanistan'daki cunta idaresinin, bir oldu bittiye getirerek Ada'nın Yunanistan'la birleşmesini temin edecek darbe teşebbüsüne girişmesi üzerine, Ada'da yaşayan Türklerin hayatını korumak için Türkiye, 1960 Garanti Antlaşması'yla elde ettiği garantörlük hakkına dayanarak Kıbrıs'a Müdahale hakkını tek taraflı olarak kullandı.

Kuzey Kıbrıs Türk CumhuriyetiKıbrısKıbrıs Savaşı+2
Mehmet Yıldırım
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Kıbrıs anayasalarında hükümet sistemi: Kıbrıslı Türklerin anayasaları üzerine bir inceleme

Her devletin bir yönetim şekli bulunmaktadır. Anayasacılık akımının doğmasıyla birlikte yazılı anayasaların varlığı önem kazanmıştır. Bu anayasalar, kurdukları hukuk düzeni ile yasama ve yürütme organları arasında farklı şekillerde ilişkiler öngörmektedir. Bu ilişkiler sosyal bilimlerde hükümet sistemi olarak ifade edilmektedir. Bu çalışmada konu hükümet sistemleri açısından ele alınarak Kıbrıs tarihinde Kıbrıslı Türklerin taraf olduğu anayasalar incelenmektedir. Kıbrıslı Türkler Kıbrıslı Rumlar ile öncelikle 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'na taraf olmuş ve bu Anayasa kısa süre de olsa yürürlükte kalmıştır. 1974 Kıbrıs Harekâtından sonra Kıbrıs Türkleri 1975 Kıbrıs Türk Federe Devleti Anayasası'nı yürürlüğe koymuş ve bu Anayasa'nın çizdiği hükümet sistemi ile yönetilmiştir. 1983 yılına gelindiğinde ise Kıbrıslı Türkler self-determinasyon hakkı çerçevesinde bağımsızlıklarını ilan etmiş ve 1985 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Anayasası'nı hazırlamışlardır. Günümüze kadar hiçbir değişikliğe uğramayan 1985 Anayasası'nın kurmuş olduğu hükümet sistemi hâlâ bazı çevrelerde tartışılmaktadır. Çalışmamız Kıbrıslı Türklerin bu üç anayasasının öngördüğü hükümet sistemlerini inceleme gayesini taşımaktadır. Kıbrıs'taki hükümet sistemleri incelenirken konumuzun temelde bir anayasa hukuku çalışması olduğu göz ardı edilmeden, sınırlı bir ölçüde de olsa diğer hukuk dallarıyla dirsek temasında bulunulacaktır. Anahtar Kelimeler: Hükümet Sistemleri, Kıbrıs, Anayasa, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası, 1975 Kıbrıs Türk Federe Devleti Anayasası, 1985 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Anayasası

Anayasa hukukuHükümet sistemiKamu hukuku+6
Görkem Fırtına
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Güzelyurt Devlet Üretme Çiftliğinde yetiştirilen Şam (damascus) keçilerinde döl ve süt verimi özellikleri üzerine bir araştırma

Bu çalışma, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Güzelyurt Devlet Üretme Çiftliğinde yetiştirilen Damascus (Şam) süt keçilerinde yürütülmüştür. Deneme materyali keçilerde, doğumda oğlak verimi ortalaması, doğan oğlak teke altı keçiye göre % 111. 1, doğan oğlak doğuran keçiye göre % 135.1 olarak bulunmuştur. Farklı yaş grupları, doğumda oğlak verimini, Z testine göre önemli oranda etkilemiştir (P<0.05). Sütten kesimde oğlak verimi ortalaması, sütten kesilen oğlak teke altı keçiye göre % 102.2, sütten kesilen oğlak doğuran keçiye göre % 124.3 olarak bulunmuştur. Tüm sürüde kısırlık oram ise %15.5 olarak saptanmıştır. En düşük kısırlık oranına 6< yaşlılar (% 7.6), en yüksek kısırlık oranına ise 2 yaşlı (% 28.5) analar sahip olmuştur. Ortalama doğum oranı, doğuran keçi gebe keçiye göre % 97.3 olarak bulunmuştur. En yüksek çoğuzluk oranına 5 yaşlılarda (% 57.2) rastlanırken, en düşük çoğuzluğa 2 yaşlılarda (% 20) rastlanmıştır. Tüm sürünün genel çoğuzluk oranı ise % 32.4 olarak bulunmuştur. Farklı yaş gruplarında doğumda yaşama gücüne % 100 oranında rastlanırken, sütten kesimde yaşama gücü ortalaması % 92.0'a düşmüştür. Laktasyon suresi üzerine yaşın etkisi, yapılan varyans analizine göre önemsiz çıkarken (P>0.05), laktasyon süt verimi (ortalama 282.21 kg) ve günlük ortalama süt verimi (ortalama 1.06 kg) üzerine yaşın önemli etki yaptığı saptanmıştır (P<0.05). Doğum ağırlığı üzerine sadece doğum tipi ve ana yaşı önemli etki yaparken (P<0.05), sütten kesim ağırlığı üzerine ise sadece cinsiyet (P<0.01), doğum tipi (P<0.05) ve yaş (P<0.01 ) önemli etki yapmıştır. Anahtar Kelimeler: Damascus, Döl, Süt, Canlı Ağırlık.

FertiliteKeçilerKuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti+2
Salih Abbasoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yem üretimi ve ruminant besleme açısından optimizasyonu

Hayvansal üretimde masrafların yaklaşık % 70 'ini yem oluşturmaktadır. Bilindiği gibi hayvanların yaşamlarını sürdürebilmeleri ve çeşitli ürünleri verebilmeleri için çeşitli besin maddelerine gereksinimleri vardır. Hayvanlar bu besin maddelerini yedikleri yemler ile içtikleri sudan sağlarlar. Özellikle ruminant hayvanların beslenmesinde kaba yemler çok büyük bir öneme sahiptir. Ekonomik bir hayvansal üretim için bitkisel üretimden elde edilen kaba yemlerin etkin bir şekilde kullanılması şarllır. Bu çalışma ile K.K.T.C. yem rezervinin saptanması ve makro düzeyde ruminant hayvan varlığı ve yem üretiminin optimizasyonu amaçlanmıştır. Çalışmada iki optimizasyon modeli üzerinde durulmuştur. Birinci modelde mevcut yem üretiminin ülkede yetiştiriciliği yapılan ruminant hayvanların gereksinimlerini karşılamadaki payı saptanmıştır. İkinci model ise ülkedeki mevcut ruminant hayvan varlığının rasyonel beslenmesi için gerekli yem miktarları saptanmaya çalışılmıştır. Çalışmada ayrıca KK.T.C.'nde yem üretiminin çeşitlendirilmesi kantite ve kalitesinin artırılmasına yönelik somut öneriler ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: K.K.T.C, kaba yem, yem, ruminant, optimizasyon

BeslemeKaba yemlerKuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti+3
Muhiddin Kocadal
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2003
00

Related subjects