Öğrenme stilleri
Bu konu başlığı altında 95 tez
Ergenlerde öğrenme stili, bedensel zekâ ve spora yönelik tutum ilişkisi
Bu çalışmanın amacı, lise eğitimi gören 14-18 yaş arası ergenlerin kinestetik öğrenme stilleri ile kinestetik zeka alanlarının baskınlıklarını inceleyerek spora yönelik tutumları ile ilişkilendirmektir. Araştırmanın problem cümlesi; "Ortaöğrenime devam eden 14-18 yaş arası ergenlerin kinestetik öğrenme stilleri ile kinestetik zeka alanlarının, spora yönelik tutumlarına etkisi var mıdır?" şeklinde oluşturulmuştur. Çalışmanın genel evrenini Köyceğiz ilçesinde ortaöğretim çağındaki tüm ergenler oluştururken, çalışma evrenini ise ilgili okullarda öğrenime devam eden ergenler oluşturmaktadır. Bu doğrultuda araştırmaya, veri toplanılması planlanmış olan okullarda eğitim görmekte olan 812 öğrenciye ulaşılmış olup, çalışmaya 695 öğrenci gönüllü olarak katılım sağlamıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Gökdağ tarafından 2004 yılında geliştirilmiş olan Öğrenme Stilleri Ölçeği'nin kinestetik stil alt boyutu (α=,80), Saban (2001) tarafından geliştirilmiş Çoklu Zeka Envanteri'nin kinestetik zeka alanı alt boyutu (α=,73) ve Şentürk (2015) tarafından geliştirilen Spora Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Pandemi şartlarında çevrimiçi toplanabilen verilere güvenirlik, normallik, sıklık ve parametrik karşılaştırma, ilişki ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre örneklem grubundaki öğrencilerin fiziksel aktivite sıklıklarının, akademik başarıları ile doğru orantılı olarak arttığı görülmüştür. Düzenli fiziksel aktivitenin akademik başarıyı olumlu yönde desteklediği çalışmanın ortaya çıkardığı önemli sonuçlardan bir tanesi olarak göze çarpmaktadır. Çalışmanın problem cümlesine ilişkin olarak ortaya konan sonucu, kinestetik öğrenme stili ve kinestetik zeka alanı baskın olan ergenlerin, aynı doğrultuda spora yönelik tutumlarının da yüksek düzeylerde olumlu sonuçlar oluşturmasıdır. Sonuç olarak ergenlerde kinestetik zeka ve kinestetik öğrenme stilinin baskınlığı, spora yönelik tutumları oldukça yüksek bir oranda olumlu yönde etkilemektedir. Sadece beden eğitimi ve spor derslerinde değil, tüm derslerde kinestetik zeka alanı ve öğrenme stili baskın öğrencilere sınıf içi bedensel görev ve sorumluluklar verilerek hem doğal liderler yaratılmış hem de ilgili öğrencilerin öğrenme motivasyonları üst seviyeye çekilmiş olacaktır. Anahtar Kelimeler:"Ergen", "Bedensel zeka", "Öğrenme stili", "Spora yönelik tutum", "Kinestetik"
Lise öğrencilerinin öğrenme stillerinin lise türü, akademik başarı ve cinsiyete göre karşılaştırılması
Bu araştırmada farklı lise türündeki öğrencilerin öğrenme stilleri incelenmiş, öğrencilerin öğrenme stillerinin akademik başarı ve cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2010-2011 eğitim ? öğretim yılında Elazığ ili Merkez ilçesinde öğrenim gören 10. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada öğrencilerin öğrenme stillerini belirlemek için Grasha ? Reichmann tarafından geliştirilen öğrenme stilleri ölçeği, öğrencilerin akademik başarı düzeylerini belirlemek için okul müdürlüklerinden alınan birinci döneme ait akademik başarı ortalamaları kullanılmıştır. Araştırmanın verileri, bağımsız gruplar için t-testi, tek yönlü varyans analizi (One ? Way Anova) kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçları, lise öğrencilerinin öğrenme stillerinin kaçınan, işbirlikçi, bağımlı, rekabetçi, katılımcı alt boyutlarında anlamlı bir farklılık göstermediğini, yalnızca bağımsız alt boyutunda akademik başarı düzeyine göre anlamlı bir farklılık gösterdiğini ortaya koymaktadır. Akademik başarı düzeyi yüksek olan öğrenciler bağımsız öğrenme stiline sahiptirler. Araştırma sonuçları ayrıca öğrenme stillerinin lise türüne göre farklılık gösterdiği sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Son olarak araştırma sonuçlarına göre kız öğrenciler erkek öğrencilere göre daha bağımlı ve işbirlikli öğrenme stiline sahiptir.
Deniz Harp Okulu 1'inci sınıf öğrencilerinin mezun oldukları lise ve lisans ders grupları ile öğrenme stilleri ve akademik başarıları arasındaki ilişki
Bu araştırmada, Deniz Harp Okulu l'inci sınıf öğrencilerinin mezun oldukları lise kaynağı ve lisans ders grupları ile öğrenme stilleri ve akademik başarılan arasındaki ilişkiler ortaya konmaya çalışılmıştır. Araştırmada betimsel yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu; 2003-2004 eğitim ve öğretim yılında Deniz Harp Okulu Komutanlığı'nın l'inci sınıfinda öğrenim gören 231 öğrenciden oluşturulmuştur. Öğrencilerin öğrenme stillerini tespit etmek maksadıyla; Nurettin ŞİMŞEK tarafindan ortaöğretim ve yükseköğretim öğrencilerinin öğrenme stillerini (biçemlerini) tespit etmek amacıyla 2002 yılında geliştirilen "BİG 16 Öğrenme Biçemleri Envanteri" kullanılmıştır. Söz konusu envanter, uygulanan grubun öğrenme sırasında kullandığı öğrenme ortamı ve yöntemlerine ilişkin olarak, öğrencilerin sahip oldukları öğrenme stillerini; bedensel (kinesthetic), işitsel (auditory) ve görsel (visual) olmak üzere üç temel öğrenme stiline ayırmaktadır. Öğrencilerin akademik basanlarına ilişkin olarak da, 2003-2004 eğitim ve öğretim yık l'inci dönem sonu notlan kullanılmıştır. Veri çözümlemesi esnasında, değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı ve ortalamalar arasında farklılık olup olmadığını tespit etmek amacıyla Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA)'nden istifade edilmiştir. Ortalamalar arasında çoklu kaşılaştırma gerektiği durumlarda da "Tukey HSD" testinden yararlanılmıştır. Söz konusu işlemler "SPSS 9.01" paket programı vasıtasıyla, 0.05 anlamlılık düzeyinde yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda; - Deniz Harp Okulu l'inci sınıf öğrencilerinin BİG 16 Öğrenme Stilleri (Biçemleri) Envanterinden aldıklan görsel, işitsel ve bedensel stil puan ortalamalan arasında 0.05 manidarlık düzeyinde anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Aynca, öğrenme stili puan ortalamalan arasında, yine 0.05 manidarlık düzeyinde en yüksek olanın, "görsel öğrenme stili" puanlan olduğu tespit edilmiştir. -II-- Deniz Harp Okulu Find sınıf öğrencilerinin sahip oldukları öğrenme stilleri ile lise kaynağı (askeri lise-sivil lise) arasında 0.05 manidarlık düzeyinde anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. - Deniz Harp Okulu l'inci sınıf öğrencilerinin envanterden aldıkları öğrenme stili puanlan ile ders gruplarına göre akademik başarılan arasında 0.05 manidarlık düzeyinde bir ilişki olup olmadığı araştırılmış ve yalnızca "savaş beden eğitimi dersi notlan" ile "bedensel öğrenme stili puanlan" arasında (r=0.13; p=0.05) ve yine "savaş beden eğitimi dersi notlan" ile "görsel öğrenme stili puanlan" arasında (r=0.15; p=0.02) pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. - Farklı öğrenme stili gruplarındaki öğrencilerin, belirli bir ders grubuna ait akademik başarılan arasında 0.05 düzeyinde anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. -III-
Ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin sınıf iklimi algıları ile öğrenme stillerinin çeşitli değişkenler aracılığı ile incelenmesi
Bu araştırmanın amacı ortaokul yedinci sınıf öğrencilerinin sınıf iklimi algıları ve öğrenme stillerini incelemektir. Çalışmanın örneklemini Çankırı il merkezinde bulunan ortaokullarda öğrenim gören 353 öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın katılımcıları belirlenirken küme örnekleme ve seçkisiz örnekleme yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmanın veri toplama araçları olarak; Kişisel Bilgi Formu, Sınıf İklimi Ölçeği ve Grasha-Riechmann Öğrenme Stili Envanteri kullanılmış, elde edilen verilerin analizi SPSS 22 ve Lisrel 8.80 paket programlarıyla yapılmıştır. Yapılan analizler öğrencilerin sınıf iklimi algıları içinde en çok sınıflarındaki kuralların açıklığı ile, en az ise düzen ve organizasyon yapısı ile ilgili fikir birliğine sahip olduklarını göstermiştir. Öğrenme stilleri incelendiğinde ise öğrenciler arasında en fazla bağımlı, en az ise kaçınan öğrenme stiline rastlanılmıştır. Öğrencilerin sınıf iklimi algılarının demografik bilgilerine göre karşılaştırılması cinsiyete, baba çalışma durumuna, anne ve baba eğitim düzeyine, çalışma odasına sahip olma durumuna, internete bağlanabilecek cihaz ve bağlantı sahibi olma durumuna göre algılarında farklılıklar olduğunu göstermiştir. Öğrenme stillerinin demografik bilgilerine göre karşılaştırılmasında ise cinsiyete, baba eğitim düzeyine, çalışma odasına ve internet bağlantısına sahip olma durumuna göre öğrencilerin öğrenme stillerinde farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan korelasyon analizleri öğrencilerin sınıf iklimi algısı ve öğrenme stillerinin birbirleriyle, aynı zamanda ders başarıları ve sınıf mevcutlarıyla da ilişkili olduklarını göstermiştir.
Dokuzuncu sınıf öğrencilerinin öğrenme stilleri ve çoklu zekâ alanlarının incelenmesi
Bu araştırma ile; dokuzuncu sınıf öğrencilerinin cinsiyet, anne-baba eğitim düzeyi ve okul türü değişkenlerine göre öğrenme stilleri puanları ile çoklu zekâ alanları puanlarının anlamlı bir şekilde farklılaşıp farklılaşmadıkları; öğrencilerin öğrenme stilleri puanları, çoklu zekâ alanları puanları ve akademik başarıları arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı, çoklu zekâ alanları puanlarının öğrenme stilleri puanlarını ne kadar yordadığı araştırılmıştır.Araştırmanın evrenini Adana ili Seyhan ve Çukurova merkez ilçelerinde yer alan, 2008-2009 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören, özel ve devlet ortaöğretim kurumları dokuzuncu sınıf öğrencileridir. Araştırma oranlı küme örnekleme yoluyla tesadüfi olarak seçilen 254'ü devlet okullarında ve 264'ü özel okullarda okuyan öğrenciler olmak üzere, 235 erkek, 283 kız ve toplamda 518 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir.Araştırmanın modeli ilişkisel taramadır. Araştırmada üç veri toplama aracı kullanılmıştır. Bunlar; araştırmacı tarafından geliştirilen ?Kişisel Bilgi Formu?, Seber (2001) tarafından geliştirilen ?Çoklu Zekâ Alanlarında Kendini Değerlendirme Envanteri? ve Şimşek (2002) tarafından geliştirilen ?BİG 16 Öğrenme Biçemleri Envanteri? dir.Verilerin çözümlenmesinde, frekans ve yüzde, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson momentler çarpımı korelasyonu ve aşamalı çoklu doğrusal regrasyon analizi kullanılmıştır. Tüm istatistiksel analizlerde 0.05 anlamlılık düzeyi ölçüt alınmıştır. Analizlerin yapılmasında, SPSS 11.5 istatistik paket programından faydalanılmıştır.Araştırmadan elde edilen sonuçlar aşağıda özetlenmiştir:Öğrencilerin, öncelikle görsel, daha sonra işitsel ve bedensel/kinestetik öğrenme stillerini tercih ettikleri belirlenmiştir. Ayrıca cinsiyet açısından ?işitsel öğrenme stilinde? kızlar lehineiianlamlı bir farklılaşma olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin öğrenme stili puanlarının anne-baba eğitim düzeyine göre farklılaşmadığı bulunmuştur. Okul türü açısından ise, ?işitsel öğrenme stilinde? devlet okulu öğrencileri lehine anlamlı bir farklılaşma olduğu ortaya çıkmıştır.Çalışmada çoklu zekâ alanları ile ilgili sonuçlara bakıldığında, öğrencilerin en yüksek ortalamaya ?içsel/özedönük? zekâ alanında sahip oldukları; ?mantıksal/matematiksel? zekâ alanında ise en düşük ortalamaya sahip oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin, ?sözel/dilsel, görsel/uzamsal, bedensel/kinestetik, müziksel/ritimsel ve sosyal/kişilerarası? zekâ alanları puanları ile cinsiyet arasında kızların lehine anlamlı bir farklılaşma olduğu saptanmıştır. Anne-baba eğitim düzeyi açısından ise öğrencilerin, çoklu zekâ alanları puanlarından ?müziksel/ritimsel ve doğa zekâ alanı? ile anne eğitim düzeyi arasında; ?müziksel/ritimsel zekâ alanı? ile baba eğitim düzeyi arasında anlamlı bir farklılaşma olduğu belirlenmiştir. Okul türü açısından; hem ?sözel/dilsel? hem de ?doğa? zekâ alanlarında devlet okulları lehine anlamlı bir farklılaşma olduğu ortaya çıkmıştır.Araştırmada öğrencilerin öğrenme stilleri puanları ile akademik başarı puanları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Çoklu zekâ alanları puanları ve akademik başarı puanları arasında ise; en az iki zekâ tipine birden sahip olan, yani karma zekâ alanlarına sahip olan öğrencilerin çoklu zekâ puanları ile akademik başarı puanları arasında düşük pozitif doğrusal bir ilişki olduğu bulunmuştur.Son olarak da bu araştırmada, öğrencilerin öğrenme stilleri puanları ve çoklu zekâ alanı puanları arasında ; ?görsel öğrenme stili ile görsel/uzamsal zekâ alanı?, ?bedensel/kinestetik öğrenme stili ile bedensel/kinestetik zekâ alanı?, ?işitsel öğrenme stili ile sözel/dilsel zekâ alanı? arasında pozitif doğrusal bir ilişki olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin çoklu zekâ alanı puanlarının öğrenme stilleri puanlarını ne kadar yordadığına bakıldığında ise; ?görsel/uzamsal çoklu zekâ alanının görsel öğrenme stilini %35, bedensel/kinestetik çoklu zekâ alanının bedensel/kinestetik öğrenme stilini %28 ve sözel/dilsel çoklu zekâ alanının işitsel/öğrenme stilini %25 oranında? açıkladığı ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Öğrenme, Öğrenme Kuramları, Öğrenme Stilleri, Zekâ, Çoklu Zekâ Kuramı.
İlköğretim öğrencilerinin öğrenme stilleri ile bazı derslerdeki akademik başarıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada ilköğretim beşinci sınıf öğrencilerinin öğrenme stilleri ile Türkçe, matematik, fen ve teknoloji, sosyal bilgiler derslerindeki akademik başarıları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bunun yanı sıra beşinci sınıf öğrencilerinin öğrenme stillerinin cinsiyet, kendi odaları olup olmaması, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi gibi değişkenlere göre anlamlı bir şekilde farklılaşıp farklılaşmadıkları incelenmiştir. İlişkisel tarama modelinde yürütülen çalışmanın evrenini 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Adana ili merkez ilçelerindeki ilköğretim okullarında öğrenim gören beşinci sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemi ise altı ilköğretim okulunun beşinci sınıfında okuyan beş yüz sekiz öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada öğrencilerin öğrenme stillerini belirlemek üzere Ö. Şimşek (2007) tarafından geliştirilen Marmara Öğrenme Stilleri Ölçeği, araştırmacı tarafından geliştirilen öğrencilerin demografik değişkenlerine ilişkin soruların yer aldığı kişisel bilgi formu ve öğrencilerin notlarını gösteren not çizelgeleri kullanılmıştır. Bu araştırmada öğrencilerin öğrenme stillerinin belirlenmesi için frekans ve yüzde analizleri yapılmıştır. Öğrencilerin kişisel bilgilerine göre öğrenme stillerinde anlamlı farklılaşma olup olmadığını belirlemek ve öğrencilerin öğrenme stilleri ile akademik başarıları arasındaki ilişkiyi incelemek için ki-kare testi yapılmıştır. Bu araştırma sonucunda öğrencilerin sesli ortamı, düşük ışığı, ılık ortamı, rahat oturmayı ya da uzanarak çalışmayı, sabah çalışmayı, öğrenirken bir şeyler atıştırmamayı tercih ettikleri saptanmıştır. Öğrencilerin motivasyon düzeyleri ve sorumluluklarını bilmeleri oldukça yüksek orandadır. Öğrencilerin aile ile öğrenmeyi, tek başına çalışmayı, öğrenirken açıklama istememeleri, öğrenmede farklı yolları kullanmayı tercih ettikleri saptanmıştır. Öğrencilerin öğrenme esnasında hareket etmemeyi ve işitsel öğrenme stilini tercih ettikleri saptanmıştır. Öğrencilerin ses, sabırlılık durumu ve çeşitli yollarla öğrenme tercihlerinin kızlar lehine; ses, yiyecek, sabırlılık durumu, çeşitli yollarla ve işitsel öğrenme tercihlerinin kendi odası olanlar lehine; işitsel öğrenme stilini tercih edenlerin anne ve babaları üniversite mezunu olan öğrenciler lehine, sıcaklık ve yetişkinle öğrenmeyi tercih edenlerin anne ve babası ortaokul ve lise mezunu olanlar lehine anlamlı bir şekilde farklılaştığı belirlenmiştir. Ayrıca bu çalışmada Türkçe, matematik, fen ve teknoloji, sosyal bilgiler derslerinde, çeşitli yollarla ve işitsel öğrenmeyi; Türkçe, fen ve teknoloji, sosyal bilgiler derslerinde, düşük ışığı ve bir şeyler atıştırmadan öğrenmeyi; Türkçe, matematik, fen ve teknoloji derslerinde, ılık ortamda öğrenmeyi tercih edenlerin akademik başarısı yüksek olan öğrencilerin lehine anlamlı bir şekilde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Öğrenme Stilleri, Akademik Başarı, İlköğretim, Öğrenme
4MAT öğretim modelinin ilkokul 4. sınıf İngilizce dersi öğrenci başarısına etkisinin incelenmesi
Bu araştırma ile sınıftaki tüm öğrencilerin öğrenme stillerine uygun olarak öğrenme öğretme ortamları sunan 4MAT öğretim modelinin ilkokul 4. sınıf İngilizce dersinde öğrenci başarısı üzerine etkisi ortaya koyulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda İlkokul 4. Sınıf İngilizce öğretim programında bulunan "Cartoon Characters, "My Day" ve "Doing Experiment" ünitelerindeki etkinlikler 4MAT öğretim modeline uygun olarak düzenlenmiştir ve 4MAT öğretim modelinin öğrenci başarısına etkisi incelenmiştir. 4MAT öğretim modelinin akademik başarıya etkisi ön test son test kontrol gruplu zayıf deneysel yöntem kullanılarak araştırılmıştır.Bu araştırma 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ilindeki bir devlet okulunda uygulanmıştır. Deney grubunda 17 erkek 13 kız, kontrol grubunda 16 erkek 14 kız olmak üzere toplam öğrenci sayısı ise 60'tır. Deney grubu olarak seçilen öğrencilere 4MAT öğretim modeline dayalı İngilizce öğretimi gerçekleşmiştir. Kontrol grubuna ise ilkokul 4. sınıf öğretim programında yer alan etkinliklerle doğrultusunda öğretim gerçekleşmiştir. Uygulama deney ve kontrol gruplarına 12 hafta 24 ders saati olarak uygulanmıştır. Araştırmacı, Eğitim Programları ve Öğretim alanının uzmanı ile iki İngilizce öğretmeninin görüşlerini alarak hazırladığı başarı testini deney ve kontrol grubundaki öğrencilere öğretimden önce ve sonra uygulamıştır. Araştırma sonucunda 4MAT öğretim modeline uygun olarak öğretim yapılan deney grubu öğrencilerinin daha başarılı oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmaya derinlik katmak için deney grubu öğrencilerinin 4MAT öğretim modeli ile ilgili görüşleri alınmıştır.Öğrencilerin verdikleri cevaplar doğrultusunda İngilizce dersine dair olumlu his geliştirdikleri ve uygulamadan memnun kaldıkları sonucuna ulaşılmıştır.
Yaratıcı drama yönteminin öğrencilerin öğrenme stillerine göre sosyal bilgiler dersine yönelik tutumlarına, akademik başarılarına ve kalıcılığa etkisi
Bu çalışma ilkokul dördüncü sınıf sosyal bilgiler dersi "İyi ki Var" ünitesi öğretiminde kullanılan yaratıcı drama yönteminin, öğrencilerin öğrenme stillerine göre, sosyal bilgiler dersine yönelik tutumlarına, akademik başarılarına ve kalıcılığa etkisini ortaya çıkarmak ve bu süreç sonunda öğrencilerin görüşlerinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma yarı deneysel bir çalışma olup, bu süreç sonunda öğrencilerin görüşlerinin alınmasıyla da nitel bir çalışma özelliği göstermektedir. Araştırmanın evrenini 2014–2015 eğitim öğretim yılında Adana ilindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilkokullarının dördüncü sınıflarında öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu, Adana ili Yüreğir ilçesinde bulunan, bir devlet okulunda okuyan dördüncü sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Okuldaki dördüncü sınıflar içerisinden seçkisiz örnekleme yöntemiyle iki sınıf deney; iki sınıf kontrol grubu olarak seçilmiştir. Deney grubunda 42; kontrol grubunda ise 39 öğrenci bulunmaktadır. Toplam 81 öğrenci araştırmanın çalışma grubunu oluşturmaktadır. Öğrencilerin öğrenme stillerini belirlemek üzere "Marmara Öğrenme Stilleri Ölçeği"; öğrencilerin sosyal bilgiler dersine tutumlarını belirlemek için "Sosyal Bilgiler Dersine Yönelik Tutum Ölçeği"; öğrencilerin akademik başarılarını ve kalıcılığı ortaya çıkarmak için "Akademik Başarı Testi" kullanılmış ve öğrencilerin görüşlerini ortaya çıkarmak amacıyla yazılı görüş alınmıştır. Deney ve kontrol grubunun genel olarak öğrenme stili tercihlerinin frekans ve yüzdelik değerleri oluşturulmuştur. Ön ölçüm ve son ölçümden elde edilen veriler üzerinde kovaryans analizi uygulanmıştır. Yazılı görüş verileri üzerinde içerik analizi yapılmıştır. Bu araştırma sonucunda öğrenciler çevresel boyutta, sessiz ortam, düşük ışık, ılık ya da serin ortam, dik oturma; duygusal boyutta, yüksek motivasyon, sorumluluklarını yapar, sabırlı ve kararlı olma, açıklamaya ihtiyaç duyma; sosyolojik boyutta, tek çalışma, yetişkin biri ya da anne–baba, benzer yolları kullanma; fizyolojik boyutta, görsel öğrenme, çalışırken atıştırma, öğleden sonra çalışma ve hareket etmeden oturma tercihinde bulunmuşlardır. Araştırma sonucunda, yaratıcı drama yönteminin öğrencilerin öğrenme stillerinden, düşük ışık, ılık ya da serin ortam, dik ve rahat oturma, sorumluluklarını yapar, sorumlulukları hatırlatılmalı, sabırlı ve kararlı, açıklama istemez, açıklamaya ihtiyaç duyar, yetişkin biri ya da anne-baba, benzer yolları tercih etme, hareket etmeden oturma ve harekete ihtiyaç duyma tercihlerine göre sosyal bilgiler dersine yönelik tutumları üzerinde; düşük ışık, parlak ışık, ılık ya da serin ortam, sıcak ortam, dik oturma, sorumluluklarını yapar, sorumlulukları hatırlatılmalı, sabırlı ve kararlı, sabırsız ve kararsız, açıklama istememe ve açıklamaya ihtiyaç duyma, yetişkin biri ya da anne-baba, öğretmen, benzer yolları tercih etme, farklı yolları sevme, hareket etmeden oturma ve hareket etmeye ihtiyaç duyma tercihlerine göre akademik başarı üzerinde; parlak ışık tercihine göre kalıcılık üzerinde etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Yazılı görüş bulgularında ise öğrencilerin yaratıcı dramayla işlenen sosyal bilgiler dersine yönelik olumlu tutumlarının geliştiği, yaratıcı dramanın öğrenmelerinde etkili olduğu, olumlu duygular oluşturduğu, yaratıcı drama hakkında bilgi sahibi olunduğu, iletişim ve etkileşimde kullanılan kavramların farkına varıldığı sonucu görülmüştür. Anahtar Sözcükler : Yaratıcı drama, öğrenme stilleri, sosyal bilgiler, akademik başarı, sosyal bilgiler dersine yönelik tutum, kalıcılık
Lise öğrencilerinin Almanca öğrenmede özerk öğrenme düzeylerinin, motivasyonlarının ve öğrenme stillerinin incelenmesi
Seçmeli Almanca dersleri ortaöğretim programlarında diğer dillere göre daha geniş biçimde yer almaktadır. Bu araştırmanın amacı, lise öğrencilerinin seçmeli Almanca öğrenmede özerk öğrenme düzeylerinin, motivasyonlarının ve öğrenme stillerinin incelenmesidir. Nicel ilişkisel (korelasyonel) tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilen bu araştırmanın çalışma evrenini Aydın ilinde bulunan tüm ortaöğretim öğrencileri oluşturmaktadır. Aydın ilinde bulunan farklı lise türlerinde 9-10-11-12. sınıflarda eğitim gören ve Almanca dersini seçen lise öğrencileri ise örneklem grubunu oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında öğrencilere 'Öğrenme Stilleri Envanteri, Dil Öğrenimine Yönelik Motivasyon Ölçeği, Dil Öğrenmeye Yönelik Güçlük Ölçeği ve İkinci Yabancı Dil Olarak Almanca Dersine Yönelik Özerk Öğrenme Ölçeği' olmak üzere dört farklı ölçme aracı tamamen gönüllülük esasına göre uygulanmıştır. Öğrencilerin öğrenme stilleri ile cinsiyet değişkeni arasında anlamlı ilişki bulunmaktadır. Öğrencilerin öğrenme stilleri ile onların bölümleri arasında anlamlı ilişki yoktur. Öğrencilerin öğrenme stilleri ile sınıf düzeyleri arasında anlamlı ilişki vardır. İlgi, istek ve uygulama alt boyut puanlarına bakıldığında bu durum dil öğrenme güçlüğü çeken aileler lehinedir. Bölüm/alan değişkenine göre ADÖGÖ bulguları karşılaştırıldığında eşit ağırlık ve sayısal bölüm öğrencilerinin bölüm seçmeyen öğrencilere göre dil öğrenmede daha az güçlük yaşadıkları belirlenmiştir. Ayrıca ailede herhangi bir yabancı dil bilenin bulunmasının dil öğrenmede özgüven alt boyutunda anlamlı bir farklılık oluşturduğu görülmüştür. Gerçekleştirilen araştırmada özerk öğrenme ve başarı yönelimleri kavramlarının birbiri ile ilişkili oldukları tespit edilmiştir. Özerk öğrenme alt boyutları olan 'bağımsız öğrenme ve ders çalışma' alışkanlıkları düzeylerinin başarı yönelimleri düzeyini olumlu yönde yordadığı tespit edilmiştir.
Ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin öğrenme stilleri ile yaratıcılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın genel amacı ortaokul yedinci sınıf öğrencilerinin yaratıcı düşünme becerileri ve öğrenme stilleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma, tarama modelinde ilişkisel desene göre yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Adana Merkez ilçelerindeki ortaokullara devam eden yedinci sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Bu evrenden oransız küme örnekleme yöntemi kullanılarak dört devlet okulunda yedinci sınıfa devam eden 141 ortaokul öğrencisi belirlenmiştir. Araştırmada Torrance Yaratıcı Düşünce Testi ve Kolb'un Öğrenme Stilleri Envanteri veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Ayrıca yedinci sınıf öğrencilerine kişisel bilgi formu doldurularak kişisel bilgileri alınmıştır. Bilgisayar ortamına aktarılan veriler SPSS 25 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada, aritmetik ortalama ve standart sapma gibi betimsel analizlerin yanında, Kay-Kare ve Anova analizleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularından elde edilen sonuçlar aşağıdaki gibi özetlenebilir: • Araştırmaya katılan öğrencilerin akıcılık, esneklik ve orijinallik düzeyi aritmetik ortalamalarının en yüksek puan değeri olarak esneklik düzeyinde olduğu görülmüştür. En düşük ortalamanın ise akıcılık düzeyinde olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte akıcılık, esneklik ve orijinallik değerlerinin birbirine oldukça yakın olduğu görülmektedir. • Öğrencilerin sırasıyla en çok özümseyen öğrenme stiline, sonra değiştiren öğrenme stiline, daha sonra ayrıştıran öğrenme stiline ve son olarak da yerleştiren öğrenme stiline sahip olduğu belirlenmiştir. Özümseyen ve değiştiren öğrenme stillerine sahip öğrenci sayılarının birbirine oldukça yakın olduğu ve en çok kullanılan stiller olduğu görülmüştür. Bu stillerden sonra tercih edilen stil ayrıştıran ve en az tercih edilen öğrenme stili ise yerleştiren olarak belirlenmiştir. • Ayrıştıran öğrenme stiline sahip öğrencilerin yaratıcılık düzeylerinin değiştiren öğrenme stiline sahip bireylerin yaratıcılık düzeylerinden daha yüksek olduğu görülmüştür. Yapılan araştırma sonucunda öğrencilerin en fazla özümseyen öğrenme stiline sahip oldukları belirlenmiştir. Özümseyen öğrenme stiline sahip olan öğrenciler Somut yaşantı ve aktif yaşantı öğrenme biçimlerini daha az tercih etmelerinden dolayı bu öğrenme biçimlerini geliştirmeye yönelik etkinlik ve çalışmalara ağırlık verilebilir. Değiştiren ve ayrıştıran öğrenme stiline sahip öğrencilerin yaratıcı düşünme düzeylerinin farklılıklarına yönelik olarak daha derinlemesine ve detaylı nitel çalışmalar yapılabilir. Anahtar Kelimeler: Ortaokul öğretimi, yaratıcı düşünme, öğrenme stilleri
Resmi ve özel ortaokul 5. ve 8. sınıf öğrencilerinin İngilizce dersinde kullandıkları öğrenme stillerinin incelenmesi
Bu çalışmanın genel amacı; resmi ve özel okullarda öğrenim gören ortaokul düzeyindeki öğrencilerin İngilizce dersinde kullandıkları öğrenme stillerini belirlemektir. Bu araştırma, betimsel türde ilişkisel tarama modelinde bir çalışmadır. Araştırmanın evren örneklemi Adana İl merkezinde bulunan ve "Uygun Örnekleme" yöntemiyle seçilen, resmi bir ortaokulda 5. ve 8. sınıflarda öğrenim gören 214 ve özel bir ortaokulda 5. ve 8. sınıflarda öğrenim gören 140 öğrenci olmak üzere toplam 354 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Gökdağ (2004) tarafından geliştirilmiş olan 'Öğrenme Stilleri Ölçeği' ve Ilke Evin Gencel (2006) tarafından geliştirilmiş olan Kolb'un Öğrenme Stilleri III yarı yapılandırılmış 12 soru kullanılmıştır. Uygulama sonucunda elde edilen verilerin analizi için ölçek puanlarının sınıf ve okul türüne göre karşılaştırılmasında öncelikle bağımsız gruplar t testi kullanılmıştır. Sınıf ve okul türü ayrımında ölçek puanları arasındaki ilişkinin belirlenmesinde ise pearson korelasyon testi kullanılmıştır. Ve son olarak okul ayrımı arasında ki ilişkinin belirlenmesinde ki-kare testi kullanılmıştır. Yapılan analizlerin sonuçlarına göre; resmi ortaokuldaki öğrencilerde, 5.sınıf ve 8.sınıf öğrencilerinin Görsel Öğrenme Stili, İşitsel Öğrenme Stili, Somut Deneyim, Soyut Kavramsallaştırma, Aktif Deneyim ve Yansıtıcı Gözlem puanları arasında anlamlı fark belirlenmiştir. Diğer taraftan özel okulda öğrenim gören öğrencilerde ise; 5.sınıf öğrencileri ile 8.sınıf öğrencilerinin Görsel Öğrenme Stili, İşitsel Öğrenme Stili, Somut Deneyim, Soyut Kavramsallaştırma, Aktif Deneyim ve Yansıtıcı Gözlem puanları arasında herhangi anlamlı bir fark bulunmamıştır. Diğer taraftan 5.sınıflarda öğrenim gören öğrencilerde Kinestetik Öğrenme Stili, Somut Deneyim, Soyut Kavramsallaştırma, Aktif Deneyim ve Yansıtıcı Gözlem puanları okul türüne göre (özel veya resmi) farklılık göstermektedir. 8.sınıf öğrencilerinde ise okul türlerine göre yalnızca Somut Deneyim puanları farklılık göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Öğrenme stilleri, özel ve resmi okullar, İngilizce öğretimi
Ortaokul öğrencilerinin akademik başarı, öğrenme stilleri ve yaratıcı düşünme eğilimlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; ortaokul sekizinci sınıf öğrencilerinin akademik başarıları, öğrenme stilleri ve yaratıcı düşünme becerileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın katılımcıları; Gaziantep merkez ilçelerinden birinde bulunan alt sosyo-ekonomik düzeydeki bir ortaokulda, sekizinci sınıfta öğrenim görmekte olan 71 öğrencidir. Bu araştırmada, Grasha-Riechmann (1994) tarafından geliştirilip Sarıtaş ve Süral (2010) tarafından Türkçe' ye uyarlanan Grasha-Riechmann Öğrenme Stili Ölçeği; Torrance (1966) tarafından geliştirilip Aslan (2001) tarafından Türkçe' ye uyarlanan Torrance Yaratıcı Düşünce testi ve öğrencilerin e-okul üzerinden elde edilen ders notları kayıtları, veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Katılımcılardan toplanan veriler; SPSS 22 programına aktarılıp betimsel analizler, Anova ve t-testi analizleri kullanılarak çözümlenmiştir. Yapılan analizlerden elde edilen bulgulara göre; araştırmaya katılan öğrencilerin en çok paylaşımcı öğrenme stline sahip olduğu, bunu sırasıyla rekabetçi, bağımlı ve işbirlikli öğrenme stillerinin izlediği, en az bağımsız ve çekingen öğrenme stillerine sahip oldukları görülmüştür. Öğrencilerin yaratıcılık alt boyutları aritmetik ortalamalarının en yükseğinin akıcılık, ardından orijinallik, en düşüğünün esneklik alt boyutlarına ait olduğu belirlenmiştir. Bu araştırmaya katılan öğrencilerin; ders notlarının aritmetik ortalamalarının en yüksekten en düşüğe doğru; İngilizce, sosyal bilgiler, matematik, Türkçe ve fen bilimleri şeklinde sıralandığı görülmüştür. Öğrencilerin ders notlarının cinsiyete göre dağılımları incelendiğinde; kız öğrencilerin Türkçe, matematik, fen bilimleri ve İngilizce notları ile genel not ortalamalarının, erkek öğrencilere göre anlamlı olarak daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin akademik başarıları ile öğrenme stilleri arasındaki ilişki incelendiğinde; Türkçe, sosyal bilgiler ve İngilizce dersleri ve genel not ortalamaları arasında öğrenme stilleri bakımından anlamlı bir fark bulunduğu görülmüştür. Öğrencilerin notlarının hangi öğrenme stilleri arasında anlamlı olarak farklılaştığı incelendiğinde ise; paylaşımcı öğrenme stiline sahip öğrencilerin bağımlı öğrenme stilindeki öğrencilere göre Türkçe dersi ve genel not ortalamalarının anlamlı olarak daha yüksek bulunduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin yaratıcı düşünme becerileri ile akademik başarıları arasındaki ilişki incelendiğinde; bütün alt boyutlara ait puanlar ve toplam yaratıcılık puanları ile farklı derslerin notları arasında anlamlı, pozitif yönlü, düşük ile orta düzey arasında değişen ilişkiler bulunduğu görülmüştür. Bu araştırmaya katılan öğrencilerin öğrenme stillerine göre yaratıcılık testinden aldıkları puanlara göre, en yüksekten en düşüğe doğru; işbirlikli, paylaşımcı, rekabetçi, bağımlı, bağımsız ve çekingen öğrenme stiline sahip öğrenciler şeklinde sıralandıkları görülmüş, ancak; öğrencilerin yaratıcılık puanları arasındaki bu farkların istatistiksel olarak anlamlı olmadığı belirlenmiştir. Bu araştırmadan elde edilen sonuçlar, ilgili araştırma sonuçları ve kuramsal açıklamalar bağlamında yorumlanıp tartışılmış; sonuçlar ışığında araştırmaya ve uygulamaya yönelik öneriler geliştirilmiştir. Anahtar kelimeler: Ortaokul öğrencileri, akademik başarı, öğrenme stilleri, yaratıcı düşünme.
Matematik öğretmen adaylarının demografik özelliklerine göre öğrenme stillerinin değişimi
Bu çalışmada, matematik öğretmen adaylarının demografik özelliklerine göre öğrenme stillerinin değişiminin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, 2022-2023 eğitim-öğretim yılı güz döneminde Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Matematik Eğitimi'nin 1 inci, 2 nci, 3 üncü ve 4 üncü sınıflarında öğrenim görmekte olan 185 matematik öğretmen adayı ile birlikte gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, nicel araştırmalarda sıklıkla kullanılan modellerden biri olan ve genel olarak var olan bir durumu ya da gerçekliği olduğu gibi açıklamayı hedefleyen genel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak, Türkçe formu Şeker (2013) tarafından oluşturulan "Vermunt'un Öğrenme Stilleri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel veriler SPSS paket programı yardımı ile analiz edilmiş ve grup ortalama puanlarına göre farklılık olup-olmadığını belirlemek için ANOVA ve t testi uygulanmıştır. Veriler, ölçekte yer alan çalışma aktiviteleri, çalışma güdüleri ve çalışmaya yönelik görüşler doğrultusunda demografik özellikler açısından yorumlanmıştır. Çalışmanın sonucunda elde edilen istatistiksel verilere göre, öğrencilerin kullandıkları öğrenme stillerinin iş veya ödev dışında bilgisayar veya akıllı telefonu kullanım sürelerine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Ancak diğer değişkenlere (cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi, gelir durumu ve bilgisayarla tanışma dönemi) göre öğrencilerin öğrenme stillerinin anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Matematik öğretmen adayı, öğrenme, öğrenme stili, demografik özellikler.
Students' learning styles, self-efficacy at GUSFL and its correlation with their social interaction
This study aims to examine learning styles that students at Gaziantep University School of Foreign Languages (GUSFL) are relying on while learning English as a Foreign Language (EFL). Additionally, it examines students' self-efficacy along with investigating how these two elements are correlated with the students' social interaction. The study mainly attempted to dig more and more into the realm of the three elements mentioned above to get a more experienced overview that would help make useful conclusions. In details, this study reveals the most followed learning styles and whether students tend to follow a certain learning style rather than others, the level of self-efficacy these students show, and finally this is correlated with the students' social interaction. In line with this purpose and to fulfill this task, a mixed research design was chosen which means that quantitative and qualitative procedures were utilized. Three-section questionnaire was designed and 312 students participated. The sections embraced questions related to learning styles, self-efficacy, and social interaction. In addition to the quantitative data represented by applying the three-section questionnaire, semi-structured interviews were also used to stand for the qualitative data. The results displayed that students at GUSFL do not have a dominant learning style and scores of all tested learning styles were close. As self-efficacy, students at GUSFL turned to have a high level of self-efficacy. More importantly, results explained how all these three variables are correlated and linked to each other. Keywords: Learning styles, self-efficacy, social interaction
Öğrenme stili ve öz düzenleme beceri düzeyinin başarı hedefleri üzerindeki etkisi
Bu araştırmanın amacı; üniversite öğrencilerinin öğrenme stili ve öz düzenleme becerisi ile başarı hedef yönelimleri arasındaki ilişkileri, bununla beraber başarı hedef yönelimlerinin; cinsiyet, akademik başarı algısı, ebeveyn öğrenim durumu ve sosyoekonomik düzey gibi değişkenler açısından nasıl farklılaştığı incelenmektir. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye de bulunan yükseköğretim kurumlarında öğrenimine devam eden 300 gönüllü üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Veriler online form üzerinden sosyal medya aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma verileri; Demografik Bilgi Formu, Maggie Mcvay Lynch Öğrenme Stili Ölçeği, Öz-Düzenleme Ölçeği ve 2x2 Başarı Yönelimleri Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmada incelenmek üzere toplanan verilerin analizi, SPSS 24.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Ulaşılan bulgular %95 güven aralığı ve .05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Verilerin normal dağılıma sahip olup olmadığı tespit edildikten sonra demografik verilerin analizi yapılmıştır. Bağımsız gruplar t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Analizler sonucunda farklılığa sebep olan grubu bulmak adına Post-hoc Testi yapılmıştır. Örneklem büyüklüklerine göre uygun olan Post-Hoc testleri kullanılmıştır. Öğrenme stili ile başarı yönelimleri arasında yine öz düzenleme ile başarı yönelimleri arasında bir ilişki olup olmadığı Korelasyon analizi ile incelenmiştir. Öğrenme stili ve öz düzenleme becerisinin başarı yönelimlerine etkisi Regresyon analizi ile tespit edilmiştir. İncelenen demografik değişkenlerden; cinsiyet, akademik başarı algısı, babanın öğrenim durumu ve sosyoekonomik düzeye göre başarı yönelimleri alt boyutlarında anlamlı farklılık görülürken sınıf düzeyi ve anne öğrenim durumuna göre bir farklılık olmadığı bulunmuştur. Öğrenme stili ile başarı yönelimleri arasındaki ilişkilere bakıldığında; öğrenme yaklaşma ve öğrenme kaçınma başarı yönelimi arttıkça görsel, işitsel ve kinestetik öğrenme stilinin arttığı bulunmuştur. Performans yaklaşma başarı yönelimi arttıkça işitsel ve kinestetik öğrenme stilinin, performans kaçınma başarı yönelimi arttıkça görsel, işitsel ve kinestetik öğrenme stilinin arttığı görülmektedir. Öz düzenleme ile başarı yönelimleri arasındaki ilişkilere bakıldığında; öğrenme yaklaşma başarı yönelimi arttıkça öz pekiştirme ve öz izleme becerisi artarken öz değerlendirme becerisi azalmaktadır. Öğrenme kaçınma başarı yönelimi arttıkça öz pekiştirme becerisi artarken öz izleme becerisi azalmaktadır. Performans yaklaşma ve performans kaçınma başarı yönelimi arttıkça öz izleme becerisi azalırken öz değerlendirme becerisi artmaktadır. Üniversite öğrencilerinin öğrenme stilleri ve öz düzenleme becerilerinin başarı yönelimlerini (öğrenme yaklaşma, öğrenme kaçınma, performans yaklaşma ve performans kaçınma) yordama düzeyini belirlemek için yapılan çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre; Bağımsız değişkenlerin öğrenme yaklaşma başarı yönelimindeki varyansın % 34' ünü, öğrenme kaçınma başarı yönelimindeki varyansın % 21' ini açıkladığı görülmektedir. Ulaşılan diğer sonuçlara göre; bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken olan performans yaklaşma başarı yönelimindeki varyansın % 12' sini, performans kaçınma başarı yönelimindeki varyansın % 20' sini açıkladığı bulunmuştur. Sonuç olarak öğrenme stili, öz düzenleme ve başarı yönelimleri arasında ilişki olduğu, öğrenme stili ve öz düzenlemenin başarı yönelimlerini yordadığı anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Öğrenme Stili, Öz Düzenleme, Başarı Yönelimleri.
9. sınıf kimya dersi kimyasal bağlar konusunun öğrencilerin öğrenme stilleri ve geleneksel öğretim yaklaşımı ile işlenmesinin öğrenci akademik başarısına etkisinin tespit edilmesi
Bu araştırmanın amacı, öğrencilerin öğrenme stilleri göz önünde bulundurularak öğrenme stillerine yönelik materyallerle işlenen dersin, geleneksel öğretim yaklaşımına göre işlenen derse göre öğrenci başarısına etkisini belirlemek ve öğrenme stillerine yönelik hazırlanan materyalle işlenen dersin bütünsel/ analitik öğrencilerin başarısını nasıl etkilediğini tespit etmektir. Uygulama 9. sınıf öğrencileri ile ?Kimyasal Bağlar? konusunda gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin kimya dersine olan tutumları, kimyasal bağlar konusu ile ilgili ön bilgileri, bilimsel işlem becerileri göz önünde bulundurularak akademik başarılarının geleneksel öğretim yaklaşımına göre değişip değişmediği araştırılmıştır. Araştırma, öntest- sontest kontrol gruplu yarı deneysel desende gerçekleştirilmiştir. 2010- 2011 eğitim öğretim yılı güz döneminde Sincan?daki bir anadolu lisesinde öğrenim gören ve 9. sınıf öğrencilerinden oluşan 4 sınıfta gerçekleştirilmiştir. Araştırmacının derse girdiği rastgele 2 sınıf deney grubu olarak, 2 sınıf da kontrol grubu olarak alınmıştır. Öğrenci özellikleri açısından, her iki grubun denk olduğu çalışmaya, deney (n=59) ve kontrol (n=56) gruplarından toplam 115 öğrenci katılmıştır. Çalışmada, deney grubunda, öğrenme stillerine yönelik materyallerle ders işlenirken, kontrol grubunda geleneksel öğretim yaklaşımına göre ders işlenmiştir. Araştırmanın alan çalışması, ön-test ve son- testlerin uygulama süreleri ile birlikte 8 hafta sürmüştür. Araştırma hipotezlerini test etmek için, veri toplama araçlarından elde edilen nicel veriler ve mülakattan elde edilen nitel veriler kullanılmıştır. Nicel veriler; SPSS istatistik programında yer alan bağımlı ve bağımsız gruplar için t testi ve ANCOVA kullanılarak değerlendirilmiştir. Yapılan nicel ve nitel analizler; öğrenme stillerine yönelik materyallerle yapılan deney grubundaki dersin, geleneksel öğretimle yapılan kontrol grubundaki derse göre akademik başarıyı artırdığını göstermiştir.
Flüt öğretiminde psikolojik tip kuramına dayalı öğrenme stili odaklı öğretim uygulamalarının öğrenci başarı düzeyine etkisi
Bu çalışmanın genel amacı; flüt öğretiminde psikolojik tip kuramına dayalı öğrenme stili odaklı öğretim uygulamalarının, öğrenci başarı düzeyine etkilerini araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda, deneysel araştırma modellerinden karışık deneme (mix type) modeline göre bir araştırma deseni oluşturulmuştur. Söz konusu araştırmada, 2010-2011 öğretim yılı bahar döneminde, Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Anabilim Dalı'nda okuyan flüt öğrencileri (n=22) ile çalışılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilere, Myers-Briggs Tip Belirleyicisi'nin Türkçe versiyonu uygulanarak 9 farklı tip kombinasyonuna dayalı 9 farklı öğrenme stiline (ESTJ, ISTJ, INTP, ESTP, ENFP, ENTJ, INTJ, INFJ, ISFP) ulaşılmıştır. Deneysel işlem öncesi, öğrencilerin başarı düzeyinin eşitlenmesi amacıyla, araştırmacı tarafından oluşturulan başarı düzeyi ölçüm formu ile, biri araştırmacı olmak üzere 3 uzman tarafından ölçüm yapılmış ve öğrencilerin ön test başarı düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark çıkmamıştır (p= .619>.05). Katılımcılar eşitlendikten sonra, deney ve kontrol grubu olarak seçkisiz (random) atanmışlardır. Toplam 10 hafta süren deneysel işlemin ilk 5 haftasında deney grubuna , araştırmacı tarafından uzman görüşü ve onayı alınarak tasarlanan, psikolojik tip kuramına dayalı öğrenme stili odaklı flüt öğretim uygulamaları ile eğitim verilirken kontrol grubu tip kombinasyonlarının dikkate alınmadığı, olağan (geleneksel) öğretim uygulamaları ile öğrenim görmüştür. 5 haftanın sonunda katılımcılar ara test başarı düzeyi ölçümüne alınmıştır. Ara test ölçümünden sonra gerçekleştirilen son 5 haftada deneysel işlem deney grubunda sürdürülürken, kontrol grubu olağan öğretim uygulamalarından psikolojik tip kuramına dayalı öğrenme stili odaklı öğretim uygulamalarına geçirilmiştir. Araştırmanın 10 haftalık süreci tamamlandığında deney ve kontrol grubu son test ölçümüne alınmıştır. Ölçüm sonrası öğrencilerden dersin işlenişine ilişkin yazılı geri bildirim vermeleri istenmiştir. Araştırma kapsamındaki deney ve kontrol grubu üzerinden elde edilen veriler SPSS paket programı ile çözümlenmiştir. Uzman değerlemeleri arasındaki güvenirliğin yüksek (p=.000<.01) , ilişkinin pozitif yönde olduğu saptandığından, araştırmanın alt problemlerine ilişkin veriler, araştırmacının değerlemeleri kullanılarak çözümlenmiştir. Uzman değerlemeleri arasındaki uyumun saptanmasında Kendall'ın Uyum Katsayısı (W), denekler içi ve denekler arası ölçümlerde ilişkili ve ilişkisiz örneklemler için Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ve Mann Whitney U-Testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında; Deneysel işlemin ilk 5 haftası sonunda yapılan ara test başarı düzeyi ölçümünde; deney grubu öğrencileri (n=11) ile kontrol grubu öğrencilerinin (n=11) başarı düzeyi arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p=.014<.05). Deneyin son 5 haftası deneysel işleme geçirilen kontrol grubunun ön test- ara test, ara test- son test puan aralığının karşılaştırmasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p= .003< .05). Diğer bir ifadeyle psikolojik tip kuramına dayalı öğrenme stili odaklı öğretim uygulamalarının, katılımcıların başarı düzeyini yükselttiği görülmüştür. Araştırma sonunda, öğrencilerden alınan yazılı geri bildirim formlarından elde edilen nitel bulgular, araştırmanın nicel bulgularını destekler niteliktedir. Anahtar Kelimeler: Flüt Öğretimi, Psikolojik Tipler , MBTI, Öğrenme Stili, Başarı Düzeyi.
İlköğretim öğrencilerinin öğrenme stillerine göre okuma güçlüklerinin giderilmesi
Bu araştırmada ilköğretim 4. ve 5. Sınıf öğrencilerinin sesli okuma hatalarını düzeltmede ve okuduğunu anlama becerilerini geliştirmede öğrenme stillerinin etkisi incelenmiştir. Araştırma, Zonguldak ili Kdz. Ereğli ilçesinde Kışla Mahmut Likoğlu ve Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulundan araştırmanın amacına uygun olarak seçilen 4 öğrenci ile yürütülmüştür. Seçilen öğrenciler zeka, işitsel ve görsel yönden herhangi bir problemi olmamasına rağmen okuma güçlüğü yaşayan öğrencilerdir. Araştırma, örneklemde yer alan her öğrenciyle 32'şer saat olmak üzere, sekiz haftada toplam 128 saat yürütülmüştür. Araştırmada Talim Terbiye Kurulu tarafından onaylanmış İlköğretim 1,2,3,4,5 ve birinci sınıf düzeyinde ilkokuma kitapları ile alıştırma kitapları kullanılmıştır. Belirlenen 4 öğrenciye Marmara Öğrenme Stilleri Ölçeği uygulanarak öğrencilerin öğrenme stilleri tercihleri belirlenmiştir. Dört öğrenciden üçü işitsel, biri görsel öğrenme stillerini tercih etmişlerdir. İşitsel öğrenme stilini tercih eden 3 öğrenci için belirlenen metinlerden kullanılarak araştırmacı tarafından öğrencilerin okuma düzeylerine uygun vurgu ve hızda ses kayıtları oluşturulmuştur. Öğrencilere metin okunmadan önce bu ses kayıtları kulaklıklar yardımı ile dinletilerek aynı anda metinleri takip etmeleri sağlanmıştır. Uzun metinler için 2 kez dinleme fırsatı verilmiştir. Dinledikten sonra kulaklıklar çıkarttırılarak sesli okuma yapmaları istenmiştir. Eğer öğrenci okuduğu metni, bir önceki okuduğu metinden daha alt bir düzeyde okuduysa öğrencinin metni bir daha kulaklık ile dinlemesi sağlanmış ve tekrar sesli okuma yaptırılmıştır. Bunun yanında kelime kutusu stratejisi kullanılarak okuma esnasında yaptığı hatalar belirlenerek bu kelimeleri düzeltmeleri sağlanmıştır. Görsel öğrenme stilini tercih eden öğrenci için ise; resimle desteklenmiş metinler, renkli harfler ile vurgulanmış kelime, hece ve cümlelerin yer aldığı altı çizilmiş kelimelerin yer aldığı metinler kullanılarak ve öğrencinin kendisinin de gerekli görüldğü yerde renkli kalemler kullanarak altlarını çizdiği metinler kullanılarak öğretim yapılmıştır. Bunun yanında kelime kutusu stratejisi kullanılarak okuma esnasında yaptığı hatalar belirlenerek bu kelimeleri düzeltmesi sağlanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; görsel öğrenme stiline sahip öğrenci B.C 'nın çalışma sonunda yapılan son okuma sonucu endişe düzeyinde (%90), işitsel öğrenme stiline sahip öğrenci B.G ve K.D.'nin son okuma sonuçları öğretim düzeyine, öğrenci M.Ş.'nin ise serbest okuma düzeyine geçtiği belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, öğrencilere uygulanan öğrenme stillerine göre düzenlenmiş okuma ve anlama etkinliklerinin ilköğretim öğrencilerinde okuduğunu güçlüğünün giderilmesinde etkili olduğu bulunmuştur.
Rehberli-sorgulamaya dayalı öğretimin öğrencilerin kavramsalanlama, sorgulayıcı öğrenme becerileri ve öğrenme stillerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, rehberli-sorgulamaya dayalı öğretim yaklaşımının 7. sınıf öğrencilerinin kavramsal anlama, sorgulayıcı öğrenme becerileri ve öğrenme stillerine olan etkisini belirlemek ve öğrencilerin rehberli-sorgulamaya dayalı öğretim sürecine yönelik görüşlerini ortaya koymaktır. Araştırmada, nicel ve nitel verilerin bir arada kullanıldığı ve bir durumu farklı açılardan analiz etmeye olanak sağlayan karma yöntem desenlerinden açımlayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Açımlayıcı sıralı desenin doğası gereği araştırmada ilk aşamada nicel, ikinci aşamada nitel araştırma deseni benimsenmiştir. Nicel verilerin toplandığı birinci aşamada model olarak ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen, nitel veriler için deney grubunda yer alan öğrenciler ile yarı yapılandırılmış mülakat formundan elde edilen veriler kullanılmıştır. Ayrıca, öğrenme stilleri ile kavramsal anlama testi arasında sorgulayıcı öğrenme becerisinin aracılık etkisinin incelenmesi amacıyla yapısal eşitlik modellemesinden yararlanılmıştır. Araştırmaya, 2020-2021 eğitim öğretim yılının bahar döneminde Elazığ ilçe merkezinde yer alan bir ortaokulda öğrenim gören 7. sınıf öğrencileri katılmıştır. Araştırmanın nicel boyutuna ait örneklemi; 35'i deney ve 35'i kontrol olmak üzere toplam 70, nitel boyutuna ait örneklem ise uygulama sonunda deneysel işlem sürecine katılan 12 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma, fen bilimleri dersinin "Işığın Soğrulması ve Aynalar" konularında yürütülmüş olup, altı hafta uygulama süreci ve iki hafta veri toplama süreci olmak üzere toplam sekiz hafta sürmüştür. Bu süreçte deney grubundaki derslerde rehberli-sorgulamaya dayalı öğretim yaklaşımına uygun olarak hazırlanan etkinlikler yürütülürken; kontrol grubundaki derslerde ise mevcut öğretim programı uygulanmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında, Sorgulayıcı Öğrenme Becerisi Ölçeği (SÖBÖ) ve Öğrenme Stilleri Ölçeği (ÖSÖ) ile araştırmacı tarafından geliştirilen Kavramsal Anlama Testi (KAT) ve yarı yapılandırılmış mülakat formu kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutuna ilişkin elde edilen veriler, SPSS paket programından yararlanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın nicel verilerinden elde edilen bulgulara göre deney ve kontrol grubunda yer alan öğrencilerin kavramsal anlama, sorgulayıcı öğrenme becerileri sontest puanları arasında deney grubu lehine anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, öğrencilerin öğrenme stilleri sontest puanlarının da deney grubu lehine anlamlı farklılık gösterdiği ve işbirlikli ve rekabetçi öğrenme stillerinin baskın olduğu görülmüştür. Araştırmanın nitel bulgularına göre, deney grubu öğrencilerinin rehberli-sorgulamaya dayalı öğretim yaklaşımına ilişkin olumlu görüşlere sahip oldukları belirlenmiştir. Rehberli-sorgulamaya dayalı öğretim yaklaşımına göre yürütülen öğrenme ortamı ile ilgili öğrenciler; sorgulayıcı öğrenme becerilerini geliştirdiğini, bilim insanlarının çalışma yöntemlerini anlama, etkinlik süreci içerisinde alternatif fikirler üreterek neden-sonuç ilişkisi kurma, çözüm yolları arama, öğrendiklerini sentezleyip modellemesinde kolaylık sağlayarak bilimsel yollar kullanma vb. süreçlerde yardımcı olduğunu belirtmişlerdir. Ayrıca bu öğretim yaklaşımı ile öğrenciler; eğlenceli, etkileşimli ve özgür bir sınıf ortamı sunulduğunu ve iş birliğine dayalı öğrenme sürecine yönelik becerilerini geliştirdiğini savunmuşlardır. Anahtar Kelimeler: Rehberli-Sorgulamaya Dayalı Öğretim, Sorgulayıcı Öğrenme Becerileri, Öğrenme Stilleri, Kavramsal Anlama, Fen Bilimleri Eğitimi.
Fen bilgisi öğretmen adaylarının öğrenme stilleri ve bilişüstü öğrenme stratejilerinin incelenmesi
Bu araştırmada, fen bilgisi öğretmen adaylarının sahip oldukları öğrenme stillerini ve kullandıkları bilişüstü öğrenme stratejilerini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma, ilişkisel tarama yöntemi kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 yılında Elazığ Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği Bölümü 1.sınıf, 2.sınıf, 3.sınıf ve 4.sınıflarında öğrenim görmekte olan toplam 186 fen bilgisi öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmada, fen bilgisi öğretmen adaylarının sahip oldukları öğrenme stillerini belirlemek amacı ile Kolb(1984) tarafından geliştirilen Gencel (2006) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Kolb Öğrenme Stilleri Envanteri" kullanılırken, öğretmen adaylarının bilişüstü öğrenme stratejilerini belirlemek için ise Çöğenli ve Güven (2014) tarafından geliştirilen "Bilişüstü Öğrenme Stratejileri Belirleme Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin istatistiksel çözümlemeleri SPSS paket programı kullanılarak yapılmıştır. Analiz basamağında araştırmada cevap aranan sorulara yönelik, sayı ve yüzdelerden, aritmetik ortalama ve standart sapma hesaplamalarından ve tek yönlü varyans analizinden (ANOVA) yararlanılmıştır. Araştırma sonunda, fen bilgisi öğretmen adaylarının çoğunun (%70.96) ayırt edici öğrenme stiline sahip oldukları bulunmuştur. Sınıf düzeyine göre öğrenme stilleri incelendiğinde, fen bilgisi öğretmen adaylarının bilişüstü öğrenme stratejilerinin sınıflar arasında anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir (F (3, 182)= 3.836, p=.011<.05). Fen bilgisi 2. sınıf öğretmen adaylarının ortalama puanlarının 3.sınıf fen bilgisi öğretmen adaylarının ortalama puanları ile anlamlı bir şekilde farklı olduğu görülmüştür. Bilişüstü öğrenme stratejilerinin alt boyutları sınıf düzeylerine göre incelendiğinde, 3.sınıf fen bilgisi öğretmen adaylarının planlama stratejileri alt ölçeğinin puan ortalamaları ile 1.sınıf fen bilgisi öğretmen adaylarının ortalama puanları ile anlamlı bir şekilde farklı olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, fen bilgisi öğretmen adaylarının bilişüstü öğrenme stratejilerinin cinsiyete göre farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır (U= 2424.50, p>.05). Aynı zamanda erkek ve kadın fen bilgisi öğretmen adaylarının BÖSBÖ alt ölçeklerinden elde edilen puanların aritmetik ortalamalarının sonucunda kadın fen bilgisi öğretmen adaylarının puan ortalamalarının izleme stratejileri (X̄= 4,2175), planlama stratejileri (X̄= 4,1753), duyuşsal stratejileri (X̄= 4,1039), değerlendirme stratejileri (X̄= 4,0779) şeklinde sıralandığı görülmüştür. Erkek fen bilgisi öğretmen adaylarının ise izleme ve değerlendirme stratejilerinin eşit olduğu görülmektedir. Bununla birlikte fen bilgisi öğretmen adaylarının öğrenme stilleri ile bilişüstü öğrenme stratejileri arasında anlamlı bir ilişki olmadığı görülmüştür (F (3, 182)= .466, p> .05). Bu çalışmada fen bilgisi öğretmen adaylarının öğrenme stilleri ile bilişüstü öğrenme ve bilişüstü öğrenme alt boyutları; planlama stratejileri, izleme stratejileri, değerlendirme stratejileri ve duyuşsal stratejileri arasında bir ilişki olmadığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Bilişüstü Öğrenme Stratejileri, Fen Bilgisi Öğretmen adayları, Öğrenme Stilleri
Öğrenme stillerine göre yapılandırılmış öğretim ilke ve yöntemleri dersinin öğretmen adaylarının epistemolojik inançlarına, üstbiliş düşünme becerilerine, akademik öz-yeterliklerine ve akademik başarılarına etkisi
Bu araştırmanın amacı öğrenme stillerine göre yapılandırılmış Öğretim İlke ve Yöntemleri dersinin öğretmen adaylarının epistemolojik inançlarına, üstbiliş düşünme becerilerine, akademik öz-yeterliklerine ve akademik başarılarına etkisini incelemektir. Çalışmada deneysel araştırma yöntemlerinden Öntest-Sontest Kontrol Gruplu Model kullanılmıştır. Deney grubunda baskın öğrenme stillerine göre öğretim yapılırken, kontrol grubunda dersin içeriğine uygun yöntem ve teknikler kullanılarak öğretim yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi 2018-2019 yılı güz döneminde Türkçe Öğretmenliği ve Fen Bilgisi Öğretmenliği bölümündeki 109 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada öğretmen adaylarının baskın öğrenme stillerini belirlemek amacıyla Grasha - Reichmann Öğrenme Stilleri Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca öğretmen adaylarının üstbiliş düşünme becerilerini ölçmek amacıyla Tuncer ve Kaysi tarafından geliştirilen "Üstbiliş Düşünme Becerileri Ölçeği", akademik özyeterlik düzeylerini belirlemek amacıyla Ekici tarafından Türkçeye uyarlanan "Akademik Özyeterlik Ölçeği" ve epistemolojik inançlarını belirlemek amacıyla Deryakulu ve Büyüköztürk tarafından Türkçeye uyarlanan "Epistemolojik İnançlar Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca araştırmada öğretmen adaylarının Öğretim İlke ve Yöntemleri dersine ilişkin akademik başarılarını belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından güvenirliği ve geçerliği yapılan "Öğretim İlke ve Yöntemleri Başarı Testi" kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları incelendiğinde her iki bölümde de baskın öğrenme stillerine göre yapılan öğretimin, akademik başarı üzerinde güçlü düzeyde etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Baskın öğrenme stiline göre öğretimin yapıldığı deney grubunda yer alan öğretmen adaylarının üst biliş düşünme becerilerinin, kontrol grubundaki öğretmen adaylarına göre anlamlı düzeyde artış gösterdiği belirlenmiştir. Dolayısıyla baskın öğrenme stillerine göre yapılan öğretimin üstbiliş düşünme becerisini geliştirdiği söylenebilir. Araştırma sonucunda deney ve kontrol gruplarının epistemolojik inançları ve akademik özyeterlikleri karşılaştırıldığında anlamlı farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada öğrenme stilleri ile akademik başarı arasında kurulan yapısal eşitlik modelinin doğrulanmadığı belirlenmiştir. Ayrıca öğrenme stilleri ile akademik başarı arasındaki ilişkide üstbiliş düşünme becerisi ile epistemolojik inancın aracılık etkisine dair kurulan modelin kabul edilebilir düzeyde olduğu görülmüştür. Bu araştırma sonuçları öğretmen adaylarına yönelik öğretim süreçlerinde, baskın öğrenme stillerinin dikkate alınmasının gerekliliğini göstermiştir. Ayrıca baskın öğrenme stillerine göre yapılandırılmış öğretimin üstbiliş düşünme becerisi üzerindeki olumlu katkısı dikkate alındığında, üstbiliş düşünme becerilerine yönelik yapılacak etkinliklerde öğrenme stillerinin dikkate alınması faydalı olacaktır.
Sınıf öğretmeni adaylarının öğrenme stillerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Sınıf Öğretmenliği adaylarının öğrenme stillerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırmanın evrenini 2008-2009 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde, Gazi Üniversitesi, Kırıkkale Üniversitesi, Ahi Evran Üniversitesi, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi ve Kafkas Üniversitesi'nin Eğitim Fakültelerinin Sınıf Öğretmenliği lisans programı 1. ve 4. sınıflarında öğrenim gören 2136 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise 1124 sınıf öğretmeni adayı oluşturmaktadır.Araştırmada veri toplama araçları olarak, fen öğretimine yönelik tutum ölçeği, bilimsel süreç becerisi ölçeği, Kolb Öğrenme stili ölçeği ve Torrance Yaratıcı düşünme ölçeği kullanılmıştır. Ölçme araçlarının uygulanması sonucu elde edilen veriler SPSS 15 istatistik programına girilerek araştırmanın veri seti oluşturulmuştur. Verilerin analizinde ise AMOS 7.0 istatistik programı kullanılmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgulara göre sınıf öğretmeni adaylarının;1.Baskın öğrenme stilleri ayrıştıran olarak tespit edilirken, yerleştiren öğrenme stilinin ise en az sahip oldukları öğrenme stili olduğu görülmektedir.2.1. ve 4. sınıfta öğrenim görüyor olma durumlarına göre fen öğretimine yönelik tutum, bilimsel süreç becerisi puanlarına göre 4. sınıflar lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunurken, yaratıcı düşünme açısından sınıf düzeyine göre anlamlı farklılık bulunmamıştır.3.Cinsiyetlerine göre yaratıcı düşünme ve bilimsel süreç becerisi puanlarına göre kadın öğretmen adayları lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunurken fen öğretimine yönelik tutum da ise erkek öğretmen adayları lehine anlamlı farklılık bulunmuştur.4.Baskın öğrenme stillerine göre fen öğretimine yönelik tutum, yaratıcı düşünme ve bilimsel süreç becerisi puanlarında ayrıştıran öğrenme stili lehine anlamlı farklılık bulunmuştur.5.Öğrenme stillerinin belirlenmesini sağlayan dönüştürme ve kavrama puanlarına öğretmen adaylarının cinsiyetlerine göre elde edilen bulgular, kadın öğretmen adaylarının bilimsel süreç becerilerinin 0,08, fen öğretimine yönelik tutumlarının 0,11 ve kavrama puanlarının ise 0,15 düzeyinde etkilediği görülmektedir. Erkek öğretmen adaylarının ise fen öğretimine yönelik tutumlarının 0,12 ve yaratıcı düşünme puanlarının ise 0,18 düzeyinde etkilediği görülmektedir.6.Öğrenme stillerinin belirlenmesini sağlayan dönüştürme ve kavrama puanlarına öğretmen adaylarının baskın öğrenme stillerine göre elde edilen bulgular, ayrıştıran öğrenme stiline sahip öğretmen adaylarının bilimsel süreç becerilerinin 0,08, fen öğretimine yönelik tutumlarının 0,06 ve yaratıcı düşünmelerinin ise 0,07 düzeyinde etkilediği görülmektedir. Kavrama puanının ise dönüştürme puanını -0,14 düzeyinde etkilediği görülmektedir. Değiştiren öğrenme stiline sahip öğretmen adaylarının fen öğretimine yönelik tutumlarının 0,10 düzeyinde etkilediği görülmektedir. Özümseyen öğrenme stiline sahip öğretmen adaylarının yaratıcı düşünmelerinin 0,11 düzeyinde etkilediği görülmektedir. Yerleştiren öğrenme stiline sahip öğretmen adaylarının fen öğretimine yönelik tutumlarının 0,11 ve bilimsel süreç becerilerinin ise 0,10 düzeyinde etkilediği görülmektedir.
Akıllı elektronik danışmanlık sisteminin öğrencilerin akademik gelişimine etkisi
Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler ve bu gelişmelerin eğitim alanına yansımasıyla yüz yüze verilen eğitimler çevrimiçi olarak sunulmaya başlanmıştır. Eğitim ortamlarının çevrimiçi ortamlara taşınması, beraberinde eğitimin bir parçası olan danışmanlık hizmetinin de sınıf veya okul ortamından çıkmasına yol açmıştır. Yüz yüze yapılan danışmanlığın çevrimiçi olarak sunulmasıyla E-danışmanlık kavramı ortaya çıkmıştır. Bu sayede öğrenciler öğretmenleri ile eşzamanlı veya eşzamansız olarak sürekli iletişim kurabilmektedirler. Okullardaki öğrenme süreci için kullanılan zaman ve mekân kavramları bu sayede çevrimiçi olarak oldukça genişlemiştir. E-danışmanlık sistemleri ile öğrenciler öğretmenlerinden okul ortamı dışında da yardım alabilmekte, öğretmenlerinin deneyimlerinden faydalanabilmektedirler. E-danışmanlık sisteminde danışmanın yoğunluğunu azaltmak ve sistemin verimliliğini arttırmak için yapay zekâ ve uzman sistemler kullanılarak e-danışmanlık sistemi akıllı hale getirilmiştir. Bu sayede sistem öğrenciyi tanımakta, ihtiyaç analizi yapmakta, öğrenme ihtiyaçlarını karşılamak için gerekli materyal, yönlendirme ve desteği sağlamaktadır. Eğer sistem çözüm üretemezse veya öğrenci danışmandan destek almak isterse danışman devreye girmektedir. Bu sayede danışmanın yoğunluğu azaltılmış olmaktadır.Bu çalışmada, bireylerin öğrenme stillerine göre ders materyalleri ve danışmanlık hizmeti sunmak için Akıllı Elektronik Danışmanlık Sistemi (AKEDAS) adlı sistem geliştirilerek ve bu sistemin hali hazırdaki öğretim sürecine uygulanmasıyla, öğrencilerin akademik gelişimlerine yönelik etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. AKEDAS'ın geliştirilmesinde uzman sistem tekniklerinden, bilginin kural tabanlı sunumu ve yapay zekâ kullanılmıştır. AKEDAS bireyin öğrenme stiline ve bireyin bilişsel bilgi düzeyine uygun ve kişiselleştirilmiş bir öğrenme içeriği sunmaktadır. Ayrıca bireylere alanında uzman danışmanlar tarafından eşzamanlı veya eşzamansız olarak danışmanlık hizmeti sunulabilmesi için gerekli özellikleri barındırmaktadır.Araştırma, deneysel bir çalışma olup, öntest ve sontest kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmaya, deney (n=30) ve kontrol (n=30) gruplarının denk olduğu toplam 60 öğrenci katılmıştır. Araştırma sürecinde, kontrol grubu uygulanmakta olan öğrenme çevrelerinde öğrenimlerine devam ederken, deney grubu ise mevcut öğrenme çevrelerine ek olarak AKEDAS içerisinde yer almışlardır.Araştırmada, veri toplama aracı olarak, öğrenme stili envanteri, öğretimi yapılan üç ayrı modül için başarı testleri, genel akademik başarı testi ve kalıcılık testi kullanılmıştır. Araştırma hipotezlerini test etmek için veriler yüzde frekans ve bağımlı-bağımsız gruplar için t-testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Veri toplama araçlarından elde edilen nicel verilerin analizinde bilgisayar destekli istatistik yazılımı olan ?SPSS 19 for Windows? kullanılmıştır.Araştırma bulguları incelendiğinde başarı testi öntestlerinde deney ve kontrol grupları arasında anlamlı bir farkın olmadığı görülmüştür. Başarı testi sontestlerinde ise iki grup arasında deney grubu lehine anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. Kalıcılık testinde ise iki grup arasında deney grubu lehine anlamlı fark görülmüştür. Sonuç olarak AKEDAS'ın öğrencilerin akademik başarısına ve kalıcılığa yönelik olumlu etkisinin olduğu ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Akıllı elektronik danışmanlık sistemi, Öğrenme stilleri, uzman sistem, yapay zekâ, e-öğrenme
Öğrenme stillerine uygun sanal öğrenme çevrelerinin öğrenci başarısı ve görüşlerine etkisi
Bu araştırmada; öğrenme stillerine uygun olarak tasarlanan sanal öğrenme ortamlarının öğrenci başarısına ve görüşlerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Buna bağlı olarak öğrenme stillerine uygun sanal öğrenme ortamının tasarlanması, öğrenme stillerinin çevrimiçi olarak tespit edilebilmesi için bir platform hazırlanması ve öğrencilerin sanal öğrenme ortamlarına ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır.Araştırmada deney-1 ve deney-2 gruplarına uygulanan öğrenme stillerine dayalı sanal öğrenme çevreleri ile kontrol grubuna uygulanan geleneksel öğrenme çevrelerinin; öğrenci başarısı ve görüşleri üzerindeki etkisi araştırılmaktadır. Bu doğrultuda bağımsız değişkenler olan öğrenme stillerine dayalı sanal ve geleneksel öğrenme çevrelerinin; bağımlı değişken olan öğrenci başarısı ve görüşlerine etkisi belirlenmeye çalışılmaktadır. Bu araştırma, deneme modelinde bir araştırmadır. Araştırmanın çalışma grubunu Gaziantep Şehitkamil ilçesinde bulunan Cemil Alevli İlköğretim okulunun yedinci sınıflarında öğrenim gören öğrenciler oluşturmuştur.Araştırmada öğrenme stillerinin belirlenmesi amacıyla 12 maddeden oluşan Kolb Öğrenme Stili Envanteri (Learning Style Inventory) kullanılmıştır. Araştırmayla ilgili istatistiksel çözümlemelerde SPSS paket programından yararlanılmıştır. Grupların ortalama puanları ile puan dağılımlarının standart sapmaları hesaplanmıştır. Grup içi ve gruplar arası karşılaştırmalarda t testi ve varyans analizinden yararlanılmış ve anlamlılık düzeyi olarak .05 güven düzeyi belirlenmiştir.Araştırmanın sonucunda öğrenme stillerine uygun öğrenme ortamlarının öğrencilerin akademik başarılarına anlamlı bir şekilde etkisine rastlanmamıştır. Katılımcılar ile yapılan sanal öğrenme ortamlarına ilişkin görüşmeler neticesinde; gerçekleştirilen çalışmanın öğrenciler tarafından eğlenceli ve zevkli bulunduğu, bir çok öğrencinin daha önce böyle bir ortamla tanışma fırsatı bulamadığı ve bu çalışmanın bir çok öğrenci için bir ilk olduğu görülmüştür. Yapılan görüşmeler sonucunda oluşan ortak kanı ise sanal öğrenme ortamlarının sınıf ortamlarına işlenen konuların daha zevkli bir şekilde tekrar edilmesini sağlayabilecek ve hemen her ders için kullanılması gereken yardımcı bir ortam olduğu yönündedir.