Law courts

74 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İstanbul İstiklal Mahkemesi

Farklı farklı yer ve zamanlarda kurulan İstiklal Mahkemeleri 1920-1927 yılları arasında faaliyet göstererek Türkiye Cumhuriyeti tarihinde büyük öneme sahip olmuştur. İstiklal Mahkemeleri bulunduğu dönemin şartlarına ve kurulduğu bölgenin özelliklerine göre farklılıklar göstermiştir. Fakat genel hatlarıyla mahkemeleri gruplandırmak gerekirse bu mahkemeleri Cumhuriyet öncesi ve Cumhuriyet sonrası İstiklal Mahkemeleri olarak ayırabiliriz. Cumhuriyet öncesinde yani Millî Mücadele döneminde faaliyet gösteren mahkemeler var olma mücadelesi niyetiyle kurulduğu için ihtilal mahkemeleri olarak adlandırılırken, Cumhuriyet sonrası İstiklal Mahkemeleri ise Cumhuriyet rejiminin devamını sağlamak ve inkılapların gerçekleşmesine yardımcı olmak maksatlı kuruldukları için inkılap mahkemeleri olarak adlandırılmaktadır. Bu çalışmada Cumhuriyet Dönemi İstiklal Mahkemeleri'nden olan İstanbul İstiklal Mahkemesi ele alınmıştır. Bu kapsamda mahkemenin kuruluşu öncesi siyasi durum, mahkeme üyeleri, mahkemenin faaliyetleri ve baktığı davalar ayrıntılı olarak incelenmiştir. Bununla beraber bu çalışmada mahkemenin kuruluş amacı olan halifelik sorunu irdelenmiştir. Anahtar Kelimeler: İstiklal Mahkemeleri, İstanbul İstiklal Mahkemesi, Halifelik

Cumhuriyet DönemiHalifelikMahkemeler+4
Emrah Terzi
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Milletlerarası özel hukukta çocukla kişisel ilişki kurulması

Bu tezde milletlerarası özel hukukta çocukla kişisel ilişki kurulması incelenmiştir. İlk bölümde, çocukla kişisel ilişki kurma kavramı, kavramın Türk hukukunda düzenlenmesi ve milletlerarası metinlerde ele alınışı incelenmiş, yabancılık unsuru içeren kişisel ilişki kurma uyuşmazlıklarına uygulanacak hukuk değerlendirilmiştir. Kişisel ilişkinin niteliği, kapsamı ve düzenlenmesi, kişisel ilişkinin kurulmasında uygulanacak hukukun nasıl tespit edileceği ve dikkate alınacak hususlar üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, kişisel ilişki kurulmasına dair uyuşmazlıklarda mahkemelerin milletlerarası yetkisi ve yabancı mahkemelerden verilen kişisel ilişki kurulmasına dair kararların tanınması ve tenfizi ele alınmıştır. Bu kapsamda MÖHUK'ta ve milletlerarası metinlerde yer alan milletlerarası yetki, tanıma ve tenfize ilişkin düzenlemeler incelenmiştir.

Kişisel ilişkiMahkemelerTürk hukuku+3
Hilal Büşra Osmanlı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Döneminin ilk İstiklal Mahkemesine giden süreç ve İstanbul İstiklal Mahkemesi

Cumhuriyet tarihinin en tartışmalı konularından birisi olan İstiklal Mahkemeleri, ilk olarak Anadolu'da yeni bir otorite kurmaya çalışan Milli Mücadele hareketi tarafından Kurtuluş Savaşı esnasında hayata geçirilmiştir. İstanbul Hükûmeti ve İşgalci Devletler tarafından önlenmeye çalışılan Ankara merkezli yeni otorite; temellerini sarsmaya çalışan isyanları, askeri gücünü zayıflatan asker kaçağı sorununu önlemek, güven ve asayişi sağlamak için İstiklal Mahkemelerine başvurmuştur. İstiklal Mahkemeleri Kurtuluş Savaşı sürecinde Ankara Hükûmeti için önemli bir otorite kaynağı olmuştur. Kurtuluş Savaşı'ndan sonra Saltanatın kaldırılması ve Cumhuriyetin ilanı sürecinde, Mustafa Kemal Paşa'nın lider kadro içerisindeki bazı arkadaşlarıyla arasında anlaşmazlıklar ortaya çıkmıştır. Cumhuriyetin ilanı başta Hüseyin Rauf Bey olmak üzere bazı isimlerin tepkisine yol açmış ve bu tepki zamanla İstanbul basını ve hilâfet taraftarlarının desteğiyle büyük bir muhalefet hareketine dönüşmüştür. Hilâfetin, cumhuriyetin ilanıyla birlikte sorun haline gelmesi, Ağa Han ve Emir Ali gibi dış mihrakların da bu soruna dâhil olması, İstiklal Mahkemelerini yeniden gündeme getirmiş ve İstanbul İstiklal Mahkemesi kurulmuştur. Halifeyi ve muhalefeti açıkça destekleyen İstanbul basınını yargılayan bu mahkeme Cumhuriyet döneminin ilk İstiklal Mahkemesi olması açısından önemlidir. Bu mahkeme ile muhalefet susturulmuş ve Hilâfetin kaldırılması için uygun zemin hazırlanmıştır. Anahtar Kelimeler: İstiklal Mahkemeleri, Basın, Hilafet, Ağa Han, Emir Ali, Hüseyin Cahit, Velid Ebuzziya, Ahmet Cevdet

Cumhuriyet DönemiCumhuriyet tarihiMahkemeler+3
Abdullah Aydın
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Eskişehir İstiklal Mahkemeleri'nde casusluk davaları

1920-1927 yılları arasında görev yapmış ve bir döneme damgasını vurmuş olan İstiklâl Mahkemeleri, Milli Mücadele yılları ve Cumhuriyet Tarihi'nin ilk yıllarında özel yetkiler verilerek kurulmuş mahkemelerdir. İstiklâl Mahkemeleri'nin I. Dönemin de kurulan Eskişehir İstiklâl Mahkemeleri, bulunduğu konum itibariyle Türk İhtilali'nin başarıya ulaşmasında önemli bir görev üstlenmiştir. Nitekim savaş cephelerine ve İstanbul'a yakın olması nedeniyle Eskişehir ve çevresi asker kaçaklarının ve İstanbul'dan Anadolu'ya geçen casusların uğrak mekânı olmuştu. Bu çevre de kurulması planlanan bir İstiklâl Mahkemesi, Ankara hükümeti ve Büyük Millet Meclisi'nin yükünü büyük ölçüde hafifletecekti. Tüm bu hususlar doğrultusunda Büyük Millet Meclisi'nin almış olduğu karar sonucunda 20 Ekim 1920 yılında Eskişehir İstiklâl Mahkemesi kurulmuştur. Bu çalışma da Eskişehir İstiklâl Mahkemeleri ile ilgili bazı önemli bilgiler verilerek bu süreç içinde yaşanan yargılamalar hakkında temel kaynaklar kullanarak açıklayacağız.

CasuslukCumhuriyet tarihiDavalar+4
Alaattin Emre Aybak
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hukuk mahkemesinde verilebilecek kararlar

İnsanlığın varoluşundan beri fikir ayrılıklarına düşülmesi kaçınılmaz bir gerçektir. Uyuşmazlık konusu her ne olursa olsun, bir kontrol mekanizması olmadan vatandaşları uyuşmazlıklarını kendi çözümlerine terk etmek toplumsal sıkıntılara neden olabilir. Bu nedenle devletin üç ana erkinden bir olan yargı ile toplumun vicdanını kanatmayacak şekilde yürürlükte bulunan kanun maddelerine uygun olarak adaletin sağlanmasını amaçlanmaktadır. Taraflar arasındaki özel hukuka dayalı uyuşmazlıkların çözümünde de hukuk mahkemelerinin yargılamasına ihtiyaç duyulmaktadır. Yargılama yapılırken belirli bir prosedüre uymak gerektiğinden bazı hallerde usule ilişkin kararlar verilebilirken bazı hallerde de bu usuli prosedürlere tam olarak uyularak uyuşmazlıklar hakkında esasa ilişkin kararlar verilir. Gerek usuli gerekse de esasa ilişkin kararlara erişebilmek, yargılamayı ilerletebilmek için birtakım ara kararlara da ihtiyaç duyulmaktadır. Yine uyuşmazlık konusunun yargılama süresince korunabilmesi için geçici hukuki koruma sağlanmasına ilişkin ihtiyaç da yadsınamaz. Tüm bu karar çeşitleri çalışmamızda bir bütün halinde ele alınmış, güncel kararlar ile yeni gelişmeler aktarılmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Karar, nihai karar, ara karar, geçici hukuki koruma kararı, delil tespiti.

Delil tespitiHukuk mahkemesiMahkeme kararları+1
Ceren Gökçe Aydın
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Şer'iyye sicillerine göre Kastamonu (1699-1716)

Bu araştırmada, Kastamonu Kazâsı'nın 1699-1716 yılları arasındaki idarî, sosyal ve ekonomik yapısı ile kültürel hayatı incelenmiş, günlük hayatta meydana gelen olaylar çeşitli örnekler ile açıklanmış ve mahkemenin bu olaylar ile ilgili karar verirken izlediği yollar tespit edilmeye çalışılmıştır. Tezin hazırlanmasında şehir tarihleri açısından büyük bir öneme sahip ve tarihin ana kaynaklarından biri olan şer'iyye sicilleri kullanılmış, ihtiyaç duyulduğu yerlerde diğer kaynaklara da başvurulmuştur. Giriş bölümünde, çalışma boyunca kullanılan şer'iyye sicil defterleri ile konuyla ilgili diğer kaynaklar hakkında bilgilendirmeler yapılmış ve şehrin tarihçesine kısaca değinilmiştir. İdari yapının incelendiği bölümde, kaynaklara yansıdığı kadarıyla Kastamonu'nun kazâları ve bağlı birimleri, nahiyeleri ve bağlı birimleri, mahalleleri, köyleri ve divanlarının isimlerine ulaşılmıştır. Bu birimler incelenirken rastlanan ve şehrin tarihi, kültürü, coğrafyası ile ilgili çeşitli bilgiler içeren unsurlara da bu bölümde yer verilmiştir. Şehirdeki en üst yönetici konumundaki sancak beyinden başlayarak mahalle imamlarına kadar şehrin idarî yapısındaki görevliler ile ilgili bilgiler yine bu başlık içerisinde ele alınmıştır. Sosyal yapı incelenirken söz konusu dönemdeki toplumsal yaşantı üzerinde durulmuş, aile kavramı içerisinde kadın ve çocukların durumu incelenmiştir. Toplumda kullanılan ünvan ve lakaplardan söz konusu dönemdeki mesleklere, insanların evlerinde kullandıkları eşyalardan şahsi giyim eşyalarına, kadınların süs eşyalarından ziynet eşyalarına, çeşitli silah ve âletlerin isimlerine kadar kayıtlardan elde edilen birçok veri paylaşılmış ve çeşitli kıyaslamalar yapılmıştır. Sosyal yapı ve kültürel hayat bölümünde toplumun vazgeçilmez bir unsuru olan şehre ait vakıflar ile cami, mescid, tekke, zâviye, hamam gibi vakıf kurumları ve vakıf görevlilerine dair bilgilere de yer verilmiştir. Ticaret hayatının canlı olduğu şehirdeki han, bedesten, çarşı ve pazar gibi ticari yapılar incelenerek ve söz konusu dönemdeki çeşitli fiyat tespitlerine bakılarak söz konusu dönemin ekonomik hayatına ilişkin veriler elde edilmiştir. Son bölümde, ayrı ayrı başlıklar altında halkın gündelik hayatında meydana gelen olaylar, çeşitli örnekler çerçevesinde değerlendirilmiş ve mahkemenin çalışma prensipleri ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca şehrin idarî teşkilatına mensup kişilerin karıştığı olaylar da ayrı bir başlık altında, ehl-i örf ve ehl-i şer olarak iki grupta incelenmiştir.

KadıKastamonuMahkemeler
Ali Maden
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Medeni Usul Hukukunda kısa karar

Yargı erkinin en büyük görevi, mahkemelere yansıyan hukuki ihtilafların çözümünde en hızlı, en doğru ve vatandaş için en ucuz yol izlenerek, somut dosyada en adil kararı vermektir. Mahkemelerce verilecek bu adil kararlar sayesinde, halkın ve kamunun vicdani tatmin duygusu karşılanacak, böylece tüm bireylerin adalete olan güveni en üst noktaya taşınacaktır.Mahkeme önüne gelen ihtilafla ilgili dosyada, tahkikatını tamamlayıp, söz konusu ihtilafı çözecek duruma geldiğinde yargılamayı sonlandırarak, davayla ilgili son kararını açıklar. Anayasa'nın 141. maddesi gereği, mahkemeler her türlü kararlarını gerekçeli olarak yazmalıdır. HMUK' un 388. maddesi de Anayasa'nın söz konusu maddesini destekler niteliktedir. Bu yüzdendir ki, mahkemelerin gerekçesiz bir karar vermeleri, Anayasa ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun amir hükümlerine de aykırıdır.Gerekçe mahkemenin vardığı sonuca (hükme) dayanak teşkil eden sebeptir. Gerekçede, hâkimi o sonucu vermeye iten nedenlerin yanı sıra, tarafların dilekçe ve sözlü beyanlarından dile getirdikleri iddia ve savunmaların özeti, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, bu delillerin tartışılması sonucu hangilerinin ret ve üstün tutulduğu, hangi vakaların sabit görüldüğü ve bunların tümünden çıkarılan sonuç bulunmalıdır.Ülkemizdeki mahkemelerin yoğun iş yükü, teknik ve personel eksikliği gibi sebepler, adalet hizmetini yavaşlatmakta, bu da yapılan yargılama sonunda açıklanan hükümlerin, gerekçesiz olarak tefhim edilmesi sonucunu doğurmaktadır. Hal böyle olunca, kanun koyucu, uygulamadaki duruma paralel bir düzenleme yaparak, yargılama sonunda sadece hüküm fıkrasının tefhim edilmesini yeterli görmüş, hükmün tefhiminden itibaren onbeş gün içinde gerekçeli kararın yazılarak taraflara tebliği esasını benimsemiştir.Mahkeme yargılama sonunda hüküm sonucunu tutanağa geçirerek okur. Taraflara, yargılama sonunda yüklenen borç ve tanınan hakların belirtildiği hüküm sonucuna, uygulamada kısa karar denmektedir. Mahkemenin kısa kararını açıkladıktan sonra yapacağı iş, buna uygun bir gerekçeli karar hazırlamaktır.Gerekçeli kararla, kısa karar arasında oluşan çelişki, söz konusu gerekçeli karar, temyiz yoluyla Yargıtay'a taşınırsa bozma sebebidir. Karar bozulduktan sonra yerel mahkemenin yapması gereken iş, önceki kararla bağlı olmaksızın çelişikliği kaldırmak kaydıyla vicdani kanaatine göre karar vermektir.

Karar vermeKısa kararMahkemeler+3
Serdar Erdoğan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Irak'ta mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı

Ulusal rejim kurulduktan sonra, İngiliz işgali döneminde uygulanan yargısal sistemin aynısı Irak ulusal rejim(Irak Ulusal Hükümet) döneminde uygulanmaya devam etmiştir. Aslında söz konusu sistem veya düzen (yargısal sistem) Osmanlı döneminden uygulana gelen bir sistemdi. Ancak bu sistem 1917 tarihinde mahkemelerin oluşturulması beyannamesi ışığında tekrardan ele alınıp düzenlenmiştir. Hâkimlerin atanma koşulları ile ilgili hükümler, İngiliz işgali boyunca hiç değiştirilmeden aynen uygulanmıştır. Bu hal 1929 tarihine kadar devam etmiştir. Bu tarihte 31 sayılı Hâkimler ve Kadılar Kanunu çıkarılmıştır. Bahsedilen kanun hâkimlerin tayini, terfileri, azledilmeleri ve disiplin soruşturma ve yargılanmaları ile ilgili hükümleri içermektedir. 1925, 1968, 1970 ve 2005 Irak anayasalarında mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlerin garantileri hususundaysa, zikri geçen tüm bu anayasalarda, hâkimlerin bağımsızlığı ve kanun hükmü hariç bunların hiçbir devlet organının kontrolünde olmadıkları hükme bağlanmıştır, bunlar hiçbir vakit yasama ve yürütmenin kontrolüne tabi değiller. 2005 yılına kadar Irak'ta hâkimler adalet bakanlığı tarafından atanırlar. Adalet baklanlığı Hâkimler Enstitüsü mezunlarını hâkim olarak atar. Ancak 2005 anayasasında hâkimlerin atanmasını ve yargı organının yıllık bütçe tasarı önerisini, yüksek Yargı Kurulu'na vermiştir. Yargı organının yasama organının müdahalelerinden korumak yargısal denetim yoluyla sağlanmaktadır. 1925?2004 anayasalarında yargısal denetim sırasıyla şu şekilde sağlanmaktadır: 1925 Irak Esasi Kanunu (krallık dönemi Irak'ın anayasası) döneminde Yüksek Mahkeme, 1968 anayasasında Anayasa Mahkemesi, 2004 Irak Devleti Yönetimi yasasındaysa Yüksek Federal Mahkeme tarafından yerine getirilmektedir. Yargı organının yürütme organının müdahalelerinden korumak hâkimlere teminatlar sağlamak yoluyla yapılmaktadır. Bu teminatlar hâkimlerin yürütmeye karşı kendilerini koruyabilmeleri için yargısal dokunulmazlık bahsetmektedir. Hâkimlerin naklinin ve azil edilmelerinin mümkün olmadığı bu garantilerden biridir. Irak anayasalarına göre, kanun hükmü olmaksızın belirli süre geçmeden önce hâkimlerin nakli, azli veya emekliye ihale edilmeleri mümkün değildir. Hâkimlerin mali durumu çok yüksek olmalıdır, söyle ki hâkimler yaşamlarını sağlamak yüküyle uğraşacak durumda bırakılmamaları ve kendilerine konforlu bir hayat sağlanmalıdır ki davalara, şahsi çıkarlarını göz önünde bulundurmadan ve bunun peşinde olmadan, sırf yargısal vicdanlarına dayanarak bakabilsinler. 2005 tarihli Irak'ın anayasası hâkimlerin şahsi hak ve özgürlüklerini garanti altına almış ve kendilerine görüş belirtme özgürlüğü ve dernek kurma hakkı tanımıştır.Çalışmamız bir yüksek lisans tezi sınırları içerisinde Irak mahkeme bağımsızlığının hukuk temeli, Irak'ta mahkeme bağımsızlığı ve hâkim teminatını, Irak'ın 2005 Anayasası'ndaki mahkeme bağımsızlığını ve hâkim teminatını çalışmıştır.Anahtar kelimeler:1. Anayasa2. Irak3. Mahkeme4. Hakim5. Bağımsızlık

BağımsızlıkHakimlerHakimlik teminatı+4
Sunbul A. Ahmed
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Ceza muhakemesinde mahkemelerin madde ve yer yönünden yetkisine ilişkin kuralların değerlendirilmesi

Ceza muhakemesinin temel amacı şüpheli veya sanığın haklarını gözetmek suretiyle maddi gerçeğe ulaşmaktır. Maddi gerçeğin araştırılması ve adaletin yeniden tesisinde, mahkemelerin rolü çok büyük önem taşımaktadır. Ancak mahkemelerde yapılan yargılamalar vasıtasıyla maddi gerçekliğe ulaşılmaya çalışılırken, sanık için en teminatlı kararın hangi mahkeme tarafından verilebileceği anlayışıyla görev kuralları kabul edilmişken, usul ekonomisine uygun olarak yargılamaların daha kolay, daha hızlı ve daha ucuz yapılması amacıyla da yer yönünden yetki kuralları ve bağlantı kuralları kabul edilmiştir. "Ceza Muhakemesinde Mahkemelerin Madde ve Yer Yönünden Yetkisine İlişkin Kuralların Değerlendirilmesi" başlıklı bu çalışmada, mahkemelerin madde ve yer yönünden yetkisini ilgilendiren kurallar, bu kuralların istisnaları incelenirken mevzuatımızda yer alan muhtelif hükümler çerçevesinde bir değerlendirme yapılmış, söz konusu kurallara ilişkin ceza muhakemesi hukuku sistemimizde, gerek mevzuattan gerekse uygulamadan kaynaklanan mevcut olan sorunlar dile getirilmiş ve bunlara yönelik doktrinel ve içtihadi yaklaşımlarla çözüm önerileri sunulmaya çalışılmıştır Anahtar Kelimeler: Bağlantı, Mahkeme, Madde Bakımından Yetki, Yer Yönünden Yetki, Ceza Muhakemesi.

Ceza muhakemesi hukukuCeza yargılamasıDelil tespiti+7
İlhan Polat
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık turizminde ticari iş niteliğindeki sözleşmelerden çıkan uyuşmazlıkların milli mahkemelerce çözümlenmesi

Dünyada son yüzyılda sağlık turizmi hizmetlerinin ekonomik ve sosyal amaçlarla ortaya çıkması ve gelişmesi yanında ticari hizmet sektörüne dair hukuksal açıdan düzenleyici ortak kanun ve kuralların henüz oluşturulmaması bu sektörün en büyük sorununu teşkil etmektedir. Sağlık turizm hizmetlerinde en büyük unsuru uluslararası hasta oluşturmaktadır. Sağlık turizm hizmetlerinde uluslararası hasta ile ilgili olarak ceza kanunu, eğer hizmet bir kamu kurumundan alınmışsa idare hukuku, bu hastaların aracı firmalar acenteler ve hizmet sağlayıcı sağlık kuruluşları arasındaki hukuksal ilişki bakımından ticaret hukuku, arasında ilişki kurulmaktadır. Bu bakımdan oldukça geniş hukuksal ilişki içerinde bir hizmet alanını teşkil etmektedir. Teknik donanım ve insan gücü açısından kompleks bir hizmeti içeren sağlık turizmi hizmetlerinin ülkeler arası yapılması dolayısıyla, taraflar arasında hukuksal ilişkiler yabancılık unsurunu taşımaktadır. Bu bakımdan hizmeti sağlayan ve tüketici arasında, birtakım uyuşmazlıkların çıkması da muhtemel bir durumdur. Nitekim bu uyuşmazlıkların çözümlenebileceği ortak milletlerarası bir mahkeme ve ortak yasalar mevcut değildir. Süreç ülkelerarası antlaşma, bu antlaşmalarla kurulan örgütlerin politikaları ve taraflar arası serbest bırakılan sözleşme de geniş tasarruf alanları ile yönetilmektedir. Çalışmamızda bir ticari işletme olan özel hastanelerdeki sağlık turizm hizmetlerine dair sözleşmelerde çıkan uyuşmazlıkların milli mahkemelerce çözümlenme süreci, bu konuda yabancı mahkemelerce verilen kararların tanınma ve tenfizi araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ticari işletme, Ticari uyuşmazlık, Acente, Uluslararası sözleşme, Tanıma ve Tenfiz, Sağlık turizmi

Mahkeme kararlarıMahkemelerSağlık turizmi+6
Mehmet Sürücü
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni bir model olarak Anayasa Mahkemesi

Bu tezde, günümüzde Anayasa Yargısı ve Anayasa Mahkemesinin mevcut hali ve sorunlarından yola çıkılarak gelecek dönemde hukuk alanında, bu konularla ilgili yapılaması planlanan kapsamlı değişiklikler üzerinde durulmuştur. Dünyadaki Anayasa Yargısı Modelleri incelenmiş, incelenen bu modellerde ülke hukukumuza yararlı olabilecek kazanımlar değerlendirmeye alınmıştır. Anayasa Yargımızın daha işler, sorunlara karşı daha yapıcı olabilecek değişiklikleri tartışılmış, yöntem olarak da Anayasa Yargımızın ve Anayasa Mahkememizin hali hazırda işler sisteminin aksaklıklarından yola çıkılmıştır. Netice itibariyle, Anayasa Yargımızın ana amacı olan, temel hak ve özgürlüklerin korunması ile Hukuk Devleti olgusunun gerçekleştirilmesinde ön görülen arayışlar çalışmada yansıtılmaya çalışılmıştır.

Anayasa MahkemesiAnayasa yargısıHukuk devleti+2
Musa Erdem Altınhalka
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Toplulukları İlk Derece Mahkemesi'nin yapısı ve oluşumu

Bu tez , Avrupa Birliği Yargı Düzeni'nin bir parçası olan ve Lizbon Antlaşması ile adı ?Genel Mahkeme? olarak değiştirilen Avrupa Toplulukları İlk Derece Mahkemesi'nin yapısını ve oluşumunu ele alıp incelemek amacıyla hazırlanmıştır. Bu kapsamda tezin birinci bölümünde; ATAD ve ATİDM'in yapısı, oluşumu ve Lizbon Antlaşması sonrası AB Yargı Düzeni'ndeki durum, tezin ikinci bölümünde; ATİDM'in işlevi, yargı yetkisi, yargılama usulü ve kararlarına karşı yargı yolları İDM'ye ilişkin tablo ve grafiklerle de desteklenerek incelenmiştir.24.10.1988 tarihli konsey kararıyla kurulan ve 01.11.1989'da çalışmaya başlayan ATİDM özellikle Nice ve Lizbon Antlaşmalarıyla bazı önemli değişikliklere tabi tutulmuş olup, bu değişiklikler Avrupa Birliği'nin zamanın değişen şartlarına adaptasyonunun birer yansımalarıdır. Birliğe üye her ülkeden birer hâkimin bulunduğu mahkemenin mevcut yapısında bazı değişiklikler yapılarak yargılama ve karar alma süreçlerinin hızlandırılması mümkün gözükmektedir. Ülkemizde ve birçok ülkede muasır medeniyet olarak kabul edilen Avrupa'nın , Birliğin yargı düzeninin her geçen yıl artma eğiliminde olan iş yüküne karşın, yargılama ve karar alma sürelerini kısaltma çabasının doğal olarak karşılanacağı kesindir.

Avrupa BirliğiAvrupa Topluluğu İlk Derece MahkemesiMahkemeler+1
Burak Cenk İlhan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

H. 1048-1049/M. 1638-1639 tarihli Harput Şer?iyye Sicili: Transkripsiyon ve değerlendirme

Bu çalışma Harput Kazası'nın 1638-1639 tarihli Şer?iyye Sicilinin transkripsiyon ve değerlendirmesini içermektedir. Çalışmada, öncelikli olarak Osmanlı Devleti'nde kadılık kurumu, şer?iyye mahkemeleri ve şer?iyye sicilleri hakkında bilgi verildikten sonra, söz konusu sicil içindeki belgeler özetlenip, bunların konularına göre tasnifi ve genel değerlendirmesi yapılmıştır. Bundan sonra ise transkripsiyon metnine yer verilmiştir.İncelediğimiz Harput Şer`iyye Sicili ferman, berat, buyruldu, tezkere ve mektup gibi belgelerin suretleri ile alım-satım, borç tescilleri, miras davaları, vasi tayini, nafaka, mehir, yapılan sulh akideleri, vergi, emlak, yol anlaşmazlığı vb. belgeleri içermektedir. Bütün bu belgeler ve bilgiler ışığında, Harput Sancağı'nın söz konusu tarihlerdeki siyasi, iktisadi ve sosyal durumu hakkında bazı tespitlerde bulunulmaya da çalışılmıştır. Ayrıca sicilin hazırlandığı dönem, 1638-1639 Bağdad Seferi ve sonrasına rastladığı için, seferden dönen padişah ve askerlerin iaşe ihtiyaçlarının giderilmesi konusunda da önemli bazı bilgiler bulunmaktadır. Yine sefere katılmayan bazı tımarlı sipahilerin tımarlarının ellerinden alınarak daha liyakatli kişilere verilmesiyle ilgili emirler de yer almaktadır. Bütün bunlardan başka, Harput'ta meydana gelen eşkıyalık olayları ve devletin bu olaylara karşı almış olduğu tedbirler, halktan kanuna aykırı olarak vergi talep edilmesi, köylüler arasındaki çeşitli anlaşmazlıklar, yaralama ve darp olayları gibi, muhtelif konular da defterde yer almaktadır.

17. yüzyılElazığ-HarputKadılık kurumu+4
Celalettin Uzun
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

XVIII. yüzyılın ilk ve son çeyreğinde Çankırı (Şer'iyye sicillerine dayalı bir karşılaştırma denemesi)

Yaptığımız bu çalışmamız genel olarak Çankırı'ya ait olan şer'iyye sicillerinden iki tanesinin incelenmesinden oluşmaktadır. Bu iki defter 18. yy'a ait olup aralarında 47 yıl 8 ay bulunmaktadır. Çalışmanın esas noktası bu iki tarih ve iki defter arasında meydana gelen şekil farklılıkları ile Çankırı'nın idari taksimatı, idarecileri, iktisadi hayatında meydana gelen değişikliklerinin karşılaştırmalı olarak incelemedir.Çalışmamız giriş ve beraberindeki dört bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde şer'iyye sicillerinin önemi mahiyeti ve çalışma esnasında karşılaştığımız güçlükler hakkında bilgi vermektedir. İkinci bölümde Çankırı'nın adının menşei ile günümüze kadar kısa tarihçesi anlatılmaktadır. İkinci bölümde Osmanlı Devleti ve Çankırı'nın idari taksimatı hakkında bilgi vermektedir. Üçüncü bölümde ise Osmanlı Devleti devletindeki idari makamlar hakkında bilgi verildikten sonra idarecilerinin isimleri incelenmiştir. Dördüncü bölümde iki şer'iyye sicili defterinde geçen narhların karşılaştırılması yapılmıştır. Beşinci bölümde ise iki defterde kayıtlı belge çeşitlerinin mukayesesidir. Fiyatları çıkarıp iki defterdeki değişimi belirlemeye çalıştık. Çalışmamız Çankırı'nın idari ve iktisadi tarihi hakkında yapılan çalışmalara ışık tutacaktır.Anahtar kelimeler:1. Şer'iyye Sicili,2. Vali,3. Kadı,4. Ferman,5. Mahkeme

18. yüzyılFermanlarKadı+6
İsmail Yıldız
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

İdari yargıda istinaf kanun yolu

Bu çalışmanın konusu; idari ve vergi uyuşmazlıklarına karşı ilk derece mahkemelerinde açılan davalar sonucunda verilen kararlar üzerine başvurulacak kanun yolu olan istinaf kanun yoludur. 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 2577 Sayılı Kanun'da yapılan değişiklik ile kanun yolu sistemine dahil olan istinaf kanun yolu 20/07/2016 tarihinde uygulanmaya başlamıştır. Bu kapsamda, istinaf kanun yolunun hukuk sistemimize dahil olmasıyla birlikte, iki dereceli yargılama sisteminden, üç dereceli yargılama sistemine geçilmiştir. Bunun sonucunda, ilk derece mahkemelerince verilen kararların, maddi ve hukuki yönlerden bir kez daha istinaf mercileri nezdinde incelenmesi, daha doğru ve adil kararların verilmesi ile bireylerin yargı mercilerine ve adalete olan güvenlerinin artırılması sağlanmış olacaktır. Diğer taraftan, kararların büyük bir kısmının istinaf incelemesi sonucunda kesinleşmesi, yargılama sürelerinin kısaltılması ile Danıştay'ın iş yükünün azaltılmasına ve asıl fonksiyonu olan içtihat makamı olma görevini tam anlamıyla yerine getirmesi amaçlanmıştır. Çalışma, ana hatlarıyla üç bölümden oluşmuştur. İlk bölümde; idari yargılama usulünde kanun yolları ve kesin hüküm müessesesi, ikinci bölümde, idari yargıda olağan kanun yollarından istinaf müessesesi, son bölüm olan üçüncü bölümde ise, istinaf yargılama usulü konuları incelenmiş olup istinaf sisteminin işlevsel olup olmadığı ekseninde değerlendirmeler yapılmış ve muhtemel sorunlar ortaya konularak çözüm önerilerinde bulunulmaya çalışılmıştır.

Kanun yollarıMahkemelerTemyiz+4
Gün Yazıcı
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı'da yalancı şahitlik ve 1872 (1289) tarihli Tezkiye Mazbata Defteri

Bu çalışmada birinci el kaynaklar ele alınarak Osmanlı ilmiye teşkilatının en önemli unsurlarından biri olan şeyhülislamın huzûrunda görülen davaların bulunduğu bir "tezkiye defteri"nin transkripsiyonu yapılmıştır. Bu metnin ışığında görülen davaların içerikleri, mahkemede bulunan görevliler, şahitlerin meslekleri, şahitlerin davalara göre gizli veya açık şahitlikleri gibi konular ele alınarak detaylı bir araştırma yapılmıştır.

DavalarDefterlerMahkemeler+7
Arzu Çatalkaya
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarına göre idari yargının görev alanı

İdarenin her türlü işlem ve eylemine karşı yargı yolu açıktır. İdari rejimi kabul eden ülkemizde, idarenin "idari" nitelikteki işlem ve eylemleri "idari yargTda denetlenir. Dolayısıyla "idari yargının görev alanı"nı belirlemek gerekmektedir. Çalışmamız bu konudadır. Mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. İdarenin işlem ve eylemlerinin "idarilik" niteliğini tespit etmek ve idari yargının görev alanını belirlemek için 1868 yılında Şurayı Devlet' in kurulmasından bu yana kanun hükümleri ışığında pek çok kıstaslar geliştirilmiştir. 1945 yılında Uyuşmazlık Mahkemesinin kurulmasıyla bu kıstaslar daha güçlü şekilde vurgulanmaya başlamış ve neticede idari işlem, idari eylem ve idari sözleşme kıstaslarına gelinmiştir. Anılan kavramların da tarihsel süreç içerisinde işlenip geliştirilmesi, idari yargının görev alanını belirlemeye katkıda bulunmuştur. İdare faaliyetlerinin, "idarilik" niteliğinin tespitinde kamu hizmeti, idarenin üstün otoritesi, tek taraflı bağlayıcı karar alabilmesi, muhatabın durumu vs. dikkate alınmaktadır. Ülkemizde başlayan özelleştirme faaliyetinden sonra, KİT'lerin taraf olduğu davalar özellik arz etmeye başlamış, neticede KİT'lerin personelleriyle olan ilişkileriyle, kamu hizmeti niteliği ağır basan faaliyetlerinden doğan uyuşmazlıklarda idari yargı görevlendirilmiştir İdarenin taraf olduğu ve fakat idari yargının görev alam dışında kalan uyuşmazlıklar da hayli hacimlidir. Yasama ve yargı kısıntıları, yasama ve yargı organlarının asli faaliyetleri ve seçim işlerinden doğan uyuşmazlıklar idari yargının görevi dışındadır. Kanunun açıkça diğer bir yargı yolunu görevlendirdiği uyuşmazlıklar, idarenin davacı olarak takip ettiği davalar, idare ajanının kişisel kusuruyla sebep olduğu ihtilaflar da böyledir. Yine idarenin karıştığı sebepsiz zenginleşme davaları, idarenin haksız eylemine dayanan davalar ve idarenin taşıt araçlarının yaptığı kazalardan doğan uyuşmazlıklar, idari yargının görevine girmez. Adli yargı kararlarının infazından doğan uyuşmazlıklar da böyledir. Askeri idari yargının görevi kanunla ayrıca belirlenmiştir.

MahkemelerUyuşmazlık mahkemesiİdari yargı
Niyazi Acar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de memurlar hakkında ceza yargılaması ve mahkeme kararlarının disiplin hukukuna etkisi

Hukuka aykırı bir şekilde kamu görevlilerince yapılan bazı eylemler, bazen idari, bazen cezai, bazen de idari olmakla birlikte aynı zamanda cezai yaptırımları da gerektirmektedir. Cezai ve idari soruşturmalarda çoğu kez birbirine benzer ilkelerden faydalanılıyor olunsa da bunların arasında bazı farklılıklar da bulunmaktadır. Memur disiplin hukukunun genel anlamdaki çerçevesi yasal düzenlemeler ile belirlenmiş durumdadır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu da memur disiplin hukukunun temelini oluşturmaktadır. Bunun yanında yönetmelikler ile de memur disiplin hukukunun usul ve esasları düzenlenmiş bulunmaktadır. Mevzuat ve genellikle de yargı kararlarıyla ortaya çıkmış olan temel ilkelere uyulması da zorunluluk halini almıştır. Bozulmuş olan kurum düzeninin tekrar tesis edilebilmesi için yapılmakta olan disiplin soruşturmalarının yanında, verilecek cezaların da bu temel ilkelere göre verilmesi hukuk devletinin en önemli gereklerinden birisidir.

CezaCeza yargılamasıDisiplin+5
Mehmet Serinoğlu
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır'da suça sürüklenen çocuklar üzerine sosyolojik bir inceleme: Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi örneği

Bu çalışmanın amacı, Diyarbakır ilinde suça sürüklenen çocuklar kapsamında sosyolojik bir inceleme yapmaktır. Bu amaç çerçevesinde Diyarbakır'da Çocuk Ağır Ceza mahkemesi kapsamına girmiş olan suça sürüklenen çocukların sosyodemografik bilgilerini araştırıp, farklı suç tiplerindeki çocukların aile, eğitim, sosyal yaşamlarının farklılık ve benzerlikleri ortaya konulmuştur. Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi dosyaları kapsamında 2015-2018 yılları arasında sosyal inceleme raporu alınmış çocukların raporları araştırma verisi olarak kullanılmıştır. Suça sürüklenen toplam 250 çocuğun verileri araştırmaya dahil edilmiştir. Bu veriler SPSS istatistik programında analiz edilerek yorumlanmıştır. Araştırma sonuçları kapsamında yaş, cinsiyet, eğitim, çalışma durumu, yaşanan ilçe, sosyal çevre, aile türü, babanın çalışma durumu, gelir düzeyi ve aile içinde olumlu bir rol modelin olma durumunun çocuklarda suça sürüklenmeyi etkileyen faktörler olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi, Çocuk Suçlu, Çocuk Suçluluğu, Suça Sürüklenme, Sosyal İnceleme Raporu

Ceza mahkemesiDiyarbakırMahkemeler+4
Dilek Demir Yıldırım
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Suçlu çocuklarla ilgili kurumların incelenmesi ve bu kurumlarda verilen psiko-sosyal hizmetlerin değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de çocuk suçlarının yıllar itibariyle gelişimini incelemek ve suçlu çocuklara dönük olarak çocuk mahkemelerinde verilen psiko-sosyal hizmetleri değerlendirmektir. Bu kapsamda 1999-2001 yıllan arasında çocukların işlediği suçların niteliği ve değişimi ile sunulan piko-sosyal hizmetlerin etkililiği araştırılmıştır. Çalışmada özel durum araştırması yöntemiyle veri toplama tekniklerinden doküman, yarı yapılandırılmış görüşme metodu ve kısa bilgi formu kullanılmıştır. Doküman metodu yöntemi ile Devlet İstatistik Enstitüsü ve Adalet Bakanlığı verilerinden yararlanılmıştır Bu kapsamda İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Adalet Bakanlığı, DGM, ACM, AC, ASC, SC, İC, T ve ÇM ilgili istatistiksel sonuçlar kullanılmıştır. Psiko-sosyal hizmetlerin etkiliğini belirlemek amacıyla seçilen kişiler içinde beş hakim, bir savcı, beş avukat, beş uzman, beş polis bulunmaktadır. Bu kişilerden özel durum araştırması yöntemi ve yan yapılandırılmış görüşme metodu ile bilgiler toplanmıştır. Araştırmada aynı zamanda 30 suçlu çocuk belirlenmiş ve psiko-sosyal hizmetlere ilişkin değerlendirmeleri belirlenmiştir. Araştırmada elde edilen bilgiler nicel ve nitel yöntemlerle analiz edilmiştir. Nicel yöntemlerle suçların yıllar itibariyle gelişimi ve suçlu çocukların psiko-sosyal hizmetlerin etkililiği konusundaki görüşleri araştırılmıştır. Nitel yöntemlerle de suçlu çocuklarla ilgili olan personelin psiko-sosyal hizmetleri değerlendirmesi incelenmiştir. Araştırma Sonucunda 1999-2001 yıllan arasında suçlu çocukların sayısında belirgin bir artış olduğu gözlendi. Araştırmada elde edilen diğer bulgular dikkate alındığında, psiko- sosyal hizmetlerin yeterli düzeyde sunulmadığı belirlendi. Bu bulgular hem psiko-sosyal hizmetleri sunan personelin sayı olarak yetersizliğiyle hem de bu hizmetlerin etkililik düzeyinin düşük olmasıyla ilgilidir. DC

EtkililikHizmet sunmaMahkemeler+7
Engin Küçüköner
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Ceza muhakemesinde yeni bir alternatif uyuşmazlık çözme yöntemi modeli olarak sorun çözen mahkeme

Ceza muhakemesi hukukunun amacı maddi gerçeğe uygun adil bir hüküm verilerek failin cezalandırılmasıdır. Cezalandırma ise suç işlenmesini önlemeye hizmet eder. Cezanın bazı durumlarda suçun önlemesi amacını yerine getiremediği görülmektedir. Dahası tekerrür sayısının fazlalığı, mahkemelerin iş yükü ve kalabalık cezaevleri gibi sorunlar, ceza adalet sisteminin suç önleme konusundaki yetersizliğini yansıtmaktadırlar. Ceza muhakemesi hukukunda bu sorunlara eğilecek yeni yaklaşımların geliştirilmesi ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Amerika Birleşik Devletleri'nde ortaya çıkıp, Avustralya, Birleşik Krallık, İrlanda, Kanada ve Yeni Zelanda gibi pek çok ülkeye de yayılan sorun çözen mahkemeler geleneksel ceza muhakemesinin çözümleyemediği sorunlara yönelme ihtiyacının bir sonucudur. Uyuşturucu mahkemesi, akıl sağlığı mahkemesi, yerel mahkeme, aile içi şiddet mahkemesi gibi çeşitleri olan bu mahkemeler sadece cezai uyuşmazlığı değil, suç davranışının altında yatan fiziksel, zihinsel veya sosyal sorunu çözmeyi amaçlamaktadırlar. Sorun çözen adalet yaklaşımı ile faili suça iten uyuşturucu madde bağımlılığı, akıl hastalığı, çevresel etkenler ve şiddeti meşrulaştıran sosyal inanış ve değerler gibi nedenler mahkemenin sıkı denetimi ve kontrolü altında, çeşitli kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde ele alınmaktadır. Uyuşturucu ve akıl sağlığı mahkemelerinde failler cezaevine gönderilmek yerine, mahkeme güdümlü tedavi programlarına yönlendirilirken; yerel mahkemede yaşam kalitesini düşüren hafif suç faillerine topluma verdikleri zararı toplum hizmeti cezaları ile geri ödemeleri imkânı tanınmaktadır. Aile içi şiddet mahkemelerinde ise hızlandırılmış yargılama, ilgili kurumlarla işbirliği ve şiddete müdahale programları ile mağdurun güvenliğinin sağlanması, failin davranışlarının sorumluluğunu alması ve şiddet davranışlarını değiştirmesi amaçlanmaktadır. Araştırmalar sorun çözen mahkemelerin tekerrür oranlarını azalttığını göstermektedirler. Çalışmamızda bu mahkemelerin temel muhakeme ilkelerine ve yerel ihtiyaçlara uygun olarak Türkiye'de nasıl uygulanabilecekleri incelenmektedir. Anahtar Kelimeler: Sorun Çözen Mahkemeler, Ceza Muhakemesinde Alternatif Uyuşmazlık Çözme Yöntemi, Uyuşturucu Madde Bağımlılığı, Akıl Hastalığı, Aile İçi Şiddet, Tekerrür, Yerel Adalet.

Ceza Muhakemeleri Usul KanunuCeza muhakemesi hukukuKamu Hukuku+4
Emine Kabak Yüce
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Özel görevli ağır ceza mahkemeleri

Devlet Güvenlik Mahkemeleri 1961 Anayasa'sına yapılan 1973 tarihli değişiklik ile hukuk sistemimize girmiştir.Ancak Anayasa Mahkemesi tarafından dayanağı olan yasa iptal edilince kısa ömürlü olmuştur.Daha sonra 1982 Anayasasının 143.Maddesinde kurulması öngörülmüş ve 2438 sayılı yasa ile de 1.5.1984 tarihinden itibaren yargımla faaliyetlerine başlamıştır.5170 sayılı yasa ile Devlet güvenlik Mahkemeleri kaldırılmış,5190 sayılı yasa ile halen yürürlükte olan Özel Görevli Ağır ceza Mahkemeleri Kurulmuştur.Kuruluşundan günümüze kadar hukuki niteliği ve varlığının gerekli olup olmadığı tartışılmıştır.Genellikle de siyasi tartışmalar hukuki tartışmalardan daha fazla olmuştur.Ancak bazı suçlar için farklı yargılama usulünün olması çağdaş hukuk sistemleri tarafından da kabul edilmiştir.Bu sebeple kurulu bu mahkemeleri olağanüstü niteliği olmayan,ihtisas mahkemeleri olarak tanımlayabiliriz.Bu sebeple gerekli oldukları söylenebilir.Bu mahkemelerin yargılama yetkileri kanunla düzenlenirken yer,zaman madde ve görev yönünden yetkileri ayrıntılı olarak belirtilmiştir.Özel kanunu yürürlükten katlıktan sonra da benzer hükümler ceza muhakemesi kanununa yerleştirilmiştir.Zaman yönünden 1.5.1984 tarihinden itibaren işlenen suçlara bakmıştır.Kişi açısından ise bir farklılık gözlenmez.Asıl farklılık görev ve yer yönünden ortala çıkmaktadır.Her ilde bir tane kurulmamış,bunun yerine bölgesel olarak örgütlenmiştir.Hangi mahkemelerin nereye bakacağı halen Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu tarafından sayma sureti ile belirlenmiştir.Madde yönünden ise CMK 250 de belirtilen suçlarla yargı yetkisi sınırlanmıştır.Avrupa Birliği sürecinin ve değişen insan hakları anlayışının sonucu olarak bu mahkemelerin önce yapısı değişmiş, daha sonra da devlet güvenlik mahkemeleri kaldırılmıştır.Yargılama usulü de diğer mahkemelere yakınlaştırılmıştır.Böylece mahkemelerin tartışmalı yapısına son verilmek istenmiştir.Kanaatimizce değişiklikler yerinde olmuştur.Hukuk devleti ilkesine ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine uyum sağlanarak mahkemelerin yargılamaya devam etmesi daha yerinde olacaktır.

Devlet Güvenlik MahkemesiMahkemelerÖzel yetkili mahkemeler
Fehmi Öztürk
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir aile mahkemelerinde boşanma davası görülen kadınların eş şiddetine maruz kalma durumu

Bu araştırmayla aile mahkemelerinde boşanma davası devam etmekte olan kadınların evlilikleri süresince eşleri tarafından ne oranda ve ne şekilde şiddete maruz bırakıldığının, boşanma sürecinde ne tür problemlerle karşılaştıklarının, hukuki süreçte yaşadıkları sorunların ne olduğunun, hukuki destek alıp almadıklarının, evlilikleri sürecinde ve boşanma sürecinde danışmanlık hizmeti almak hususunda bir ihtiyaç duyup duymadıklarının, hukuki süreçle ilgili bilgi sahibi olup olmadığının incelenmesi amaçlanmaktadır.Araştırmanın evrenini İzmir Bayraklı Adliyesinde bulunan 13 Aile Mahkemesinde boşanma davası devam etmekte olan, hukuki olarak evli olan kadınlar oluşturmuştur. Araştırma sonunda ulaşılabilen kadın sayısı 218 olmuştur. Araştırmada, oranlı küme örnekleme şekli uygulanmıştır.Araştırmada İzmir Aile Mahkemelerinde boşanma davası görülen kadınların eş şiddetine maruz kalma durumu, boşanma davası sürecinde karşılaştıkları problemler, hukuki süreçle ilgili bilgi düzeyleri, hukuki süreçte karşılaştıkları sorunlar, boşanma davası öncesinde veya boşanma davası sürecinde aile veya evlilik danışmanlığı hizmeti alma durumları araştırılmış ve ?ilişkisel tarama modeli? kullanılmıştır. Araştırmada anketteki soruları yanıtlayan katılımcıların verdikleri cevaplar; frekans ve yüzdelik dağılımları, ilişki arayan istatistik yöntemlerinden khi-kare yöntemi kullanılarak ve SPSS programı kullanılarak analiz edilerek yorumlanmıştır.Araştırmadan elde edilecek sonuçların boşanma sürecinde kadının ihtiyaç ve problemlerinin tespit edilebilmesini sağlayacağı bununla birlikte elde edilen verilerin çözüm önerileri geliştirilebilmesi hususunda yol gösterici ve fikir verici olabileceği düşünülmektedir.Araştırma sonucunda elde edilen belli başlı bulgulara göre; istemeyerek evlenen kadınlarda fiziksel ve cinsel şiddete maruz kalma oranı daha yüksektir. Bununla birlikte isteyerek evlenen kadınlarda duygusal/sözel, ekonomik ve psikolojik şiddete maruz kalma oranı daha yüksektir. Bir başka bulguya göre çalışmayan kadınların fiziksel, duygusal/sözel, ekonomik ve psikolojik şiddete maruz kalma oranı daha yüksektir. Çalışan kadınların ise cinsel şiddete maruz kalma oranı daha yüksektir. Araştırmada elde edilen diğer bir sonuca göre sosyal güvencesi olmayan kadınlarda duygusal/sözel ve psikolojik şiddete maruz kalma oranı daha yüksektir. Sosyal güvencesi olan kadınlarda ise fiziksel şiddet, cinsel şiddet ve ekonomik şiddete maruz kalma oranı daha yüksektir. Çalışmayan kadınların boşanma davası sürecinde ekonomik problemler ve toplumsal baskıyla ilgili problemlerle karşılaşma oranları daha yüksektir. Çalışan kadınların hukuki süreçle ilgili, güvenlikle ilgili ve psikolojik ve duygusal problemler karşılaşma oranları ise daha yüksek bir orandadır. Başka bir bulguya göre 21 yaşın altındayken evlenen kadınların boşanma davası sürecinde ekonomik, psikolojik ve duygusal, toplumsal baskıyla ilgili ve güvenlikle ilgili problemlerle karşılaşma oranı daha yüksektir. 21 yaşından sonra evlenen kadınların ise hukuki süreçle ilgili problemlerle karşılaşma oranı daha yüksek bir orandadır. Ortaokul/lise mezunu olan kadınların boşanma davası öncesinde aile veya evlilik danışmanlığı hizmeti alma oranının daha yüksek olduğu bununla birlikte yüksekokul/üstü mezunu olan kadınların boşanma davası sürecinde aile veya evlilik danışmanlığı hizmeti alma oranının daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bir başka bulguya göre de çalışmayan kadınlar 4320 sayılı ailenin korunmasına dair kanun hakkında daha yüksek oranda bilgi sahibidir.Anahtar Kelimeler: Aile mahkemeleri, Eş şiddeti, Boşanma süreci

Aile içi şiddetBoşanmaBoşanmış aileler+6
Onur Uçar
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de vergi uyuşmazlıklarının çözümünde vergi mahkemelerinin yeri ve önemi

İdari işlem olan vergilendirme işlemlerinde her zaman hukuka uyarlılık bulunmamaktadır. Bu nedenle; vergilendirme işlemini gerçekleştiren vergi idaresi ile bu işlemlerin muhatabı durumundaki mükellefler arasında uyuşmazlıklar çıkmaktadır. Mükellefler bu uyuşmazlıklara karşı idari ve yargısal çözüm yollarına başvurarak haklarını aramaktadırlar.Vergi uyuşmazlıklarının yargısal aşamada çözüm yollarında görevli yargı mercileri; vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri ve Danıştay'dır. Vergi yargısının; yargısal denetim, uyuşmazlıkları çözme, içtihat yaratma ve hukuki güvenlik sağlama gibi işlevleri bulunmaktadır.1982 yılında büyük bir değişim geçiren Türk Vergi Yargısı, Türk yargı sistemi içinde idari yargıya bağlı olarak örgütlenmiştir. Bu yeniden yapılanma süreci sonrası, daha verimli çalışmaya başlayan vergi yargısı içinde vergi mahkemeleri ilk derece yargı mercileri olarak vergi uyuşmazlıklarının çözümünde önemli bir konuma gelmişlerdir. Vergi uyuşmazlıklarının çözümünde vergi mahkemelerinin rolü ve etkileri, uyuşmazlıkların ne oranda vergi mahkemelerinde çözümlendiği gibi hususlar vergi mahkemelerinin önemine ve verimliliğine ilişkin bilgi vermektedir.Çalışmamızda; vergi yargısı kavramı, çeşitli ülkelerde vergi yargısı sistemleri, vergi yargısının bağımsızlığı sorunu, vergi yargısının işlevleri, vergi uyuşmazlıklarının çözümünde vergi mahkemelerinin etkinliği, önemi ve yeri konuları açıklanmaya çalışılmıştır. Güncel verilerle desteklenen çalışmamızda vergi mahkemelerinin önemine ilişkin sorulara cevap aranmış, hak ettiği öneme kavuşması için gerekenler konusunda çözüm önerileri sunulmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Vergi mahkemeleri, vergi uyuşmazlıkları, Türk vergi yargısının bağımsızlığı, vergi mahkemelerinde iş yükü.

MahkemelerUyuşmazlıkVergi hukuku+3
Yiğit Aka
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00

Related subjects