Minyature
68 theses under this subject heading
Necil Kâzım Akses'in minyatürler albümünün solo ve iki gitar transkripsiyonunun yapılması ve karşılaşılan problemlerin çözümleri
Cumhuriyetin ilk bestecilerinden Necil Kâzım Akses'in solo piyano için yazdığı 'Minyatürler" albümünün solo ve iki gitarda icra edilebilmesi bu araştırmanın temelini oluşturmaktadır. Giriş bölümünde, piyano repertuvarı ve gitar repertuvarından bazı transkripsiyon örnekleri verilmiştir. Ardından Piyano ve gitarın teknik farklarına değinilmiştir. Birinci bölümde Necil Kazım Akses'in hayatı, Minyatür Sanatı ve Minyatür Sanatının Müzikteki örnekleri açıklanmıştır. Bulgular bölümünde farklı çalgılardan yapılmış transkripsiyon örneklerinden yola çıkarak alt problemler incelenmiş ve çözüm önerileri verilmiştir. Daha sonra minyatürlerin solo gitar, iki gitara transkripsiyon yöntemleri araştırılarak gitar transkripsiyonları yapılmıştır.
Osmanlı minyatürlerinin sinemasal dil açısından Surname-i Vehbi örneğinde incelenmesi
Osmanlı minyatür sanatı, özellikle Fatih Sultan Mehmet'in sanata ilgisi ve sanatı destekleyici özellikleri sayesinde onun döneminden itibaren gelişerek ve saray içerisinde teşkilatlanarak devam etmesi üzerine hem korunmuş hem de oldukça fazla eseri ve gelişimi beraberinde getirmiştir. Sanatçıların hayal dünyaları kadar gerçekleri de ön plana çıkarmaları nedeniyle tarihi gerçeklikleri ve olayları birincil gözden anlatan minyatür örnekleri, yaklaşık 500 yıl Osmanlı sanatı içerisinde oldukça fazla miktarda yer almıştır. Olayların içinde yer alan nakkaşlar çalışmalarına gözlemlediklerini olduğu gibi geçirmelerinin yanı sıra sanatçıya özgü eserini kendi biçim ve üsluplarını da katarak meydana getirmişlerdir. Sinemaya özgü niteliklerin Osmanlı minyatür sanatında kullanılıp kullanılmadığını incelediğimiz bu çalışmada örnek olarak Surnâme-i Vehbî tercih edilmiştir. Kendine has tarzı ile Levnî'nin yapıtlarından olan Surnâme-i Vehbî, Osmanlı minyatür sanatında önemli bir yer edinmiştir. Sinemanın temel öğelerini baz alarak yürüttüğümüz bu çalışmadaki minyatürler aynı zaman göstergebilimsel açıdan da ele alınmışlardır. Birinci Bölüm, Osmanlı minyatür sanatına giriş niteliğinde ve dönemlere göre ayrılarak incelenmiştir. Sarayın sanata bakışı ve dönemin şartları ışığında değerlendirilen minyatür sanatının en iyi eserlerinin yer aldığı, klasik dönem olarak da anılan 16. Yüzyıl ve Batılılaşmanın ipuçları görülen 17. yüzyıl ve 18. yüzyıl yapıtları ve sanatçıları, bu bölümün konusunu oluşturmaktadırlar. İkinci bölümde ise sinemasal dilin öğeleri olarak ışık, renk, hareket, kurgu, kompozisyon tanımlanmıştır. Üçüncü bölüm göstergebilime giriş yapılmış ve düz anlam, yan anlam konuları üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölüm ise Surnâme-i Vehbî minyatürlerinden örnek olarak seçilenler ışığında sinemasal dil çözümlemesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Minyatür Sanatı, Surname-i Vehbi, Sinemasal Dil, Sinemasal Dilin İlkeleri, Göstergebilim
Kıyamet ve son yargı tasvirlerinde hibrit ikonografisi
Başlangıcı olan her şeyin bir sonu olduğu bilincinden hareketle, gelecekte insanlığı nasıl bir sonun beklediğine ilişkin merak sorunsalı, toplumların inanç biçimlerine göre şekillenmektedir. Apokaliptik düşünce yapısının, Antik dönemden bu yana sunduğu kaynakların yansımaları aydınlanma çağının da ötesine geçerek etkisini sürdürmektedir. Bu araştırma, 16. ve 17. Yüzyıl Post-Bizans dönemi Ortodoks Son Yargı İkonaları ile İslâm kıyamet kültürünün yansımasını bulduğu, yaklaşık aynı döneme tarihlenen Osmanlı kıyamet minyatürlerinin incelenmesi temelinde ele alınmıştır. Bununla birlikte, aynı kutsal kaynaklardan beslenen bu iki semavi dine ait iki kültürün etkileşim sürecinde apokaliptik hibrit tasvirlerin ikonografik biçimlenişi ve tipolojik karşılaştırması araştırmanın ana konusunu oluşturmaktadır. Ortodoks Hıristiyan teolojisinde ikonalar, kutsallıklarıyla litürjinin bir parçası konumundadır. İslam sanat geleneğinde tasvirlerin böyle bir kutsallık alanı olmamakla birlikte, çeşitli konulardaki tasvirlerin yanında dini içerikli olanlar da bulunmaktadır. İnanç bağlamında araştırmanın odaklandığı temel sorunsal, iki kültürün kıyamet tasvirlerinde yer alan hibrit imgelerin yazınsal alandan imgesel olana aktarımında kollektif hafızanın biçimlenişine etki eden dinamiklerin gelenekler doğrultusunda değerlendirilmesi, ikonografik ve ikonolojik bir okumayla benzerlik ya da farklılıkların saptanmasıdır. Bizans ve İslam geleneklerinde hibrit tasvirlerin gelişiminin izlenmesi bu değerlendirmede tezin önemli bir aşamasını oluşturur. Araştırmada kullanılan metodoloji, araştırma sürecinde elde edilmiş verilerin "nitel veri analizi" yöntemi çerçevesinde, bulguların ayıklanmasını içeren eksiltme yöntemidir. Bu bağlamda araştırmada kullanılan veriler, konu bütünlüğünün sağlanması bakımından örneklem amacıyla azaltılarak seçilmiş bulguları içermektedir.
Minyatür sanatının 4-6 yaş çocuk kitapları illüstrasyonu olarak kullanımının görsel iletişim tasarımı bağlamında incelenmesi
Yazı bulunmadan önce duyguları ve olayları anlatmak için kullanılmış olan resim yazı sonrası metinleri desteklemek için de kullanılmaya başlanmış ve varlığını çağlar boyu sürdürmüştür. Yazılı metinleri destekleyen ve bir konuyu anlatan resimlere genel olarak illüstrasyon denilirken kitaplardaki metinlerin yanında yer alarak bilgileri destekleyen ve açıklayan resimler kitap illüstrasyonu olarak adlandırılmışlardır. Bu doğrultuda tezde kitap illüstrasyonu tarihçesi konusunda geniş bir literatür araştırması yapılmış, eksikliği gözlenen kitap illüstrasyonu ve çocuk kitabı ilüstrasyonu tarihçeleri için literatür oluşturulmuştur. Kitap illüstrasyonu tarihçesine M.Ö. 13. yüzyılda Mısır'da bulunan Ölüler Kitabı içinde yer alan papirüs resimleri ile başlanmış 20. yüzyıla kadar olan süreç anlatılmıştır. Çocuk kitapları illüstrasyonu olarak dünyada ilk resimli çocuk kitabından başlanarak İngiltere, Rusya, Amerika ve Avrupa ülkelerinde illüstrasyonlu çocuk kitapları tarihçeleri görsel örneklerle desteklenerek detaylı anlatılmışlardır. Türkiye'de Cumhuriyet öncesi ve sonrası kitap illüstrasyonları tarihçesi ayrı bir başlık altında, çocuk kitapları illüstrasyonları tarihçesi ayrı bir başlık altında ele alınmıştır. Minyatür sanatının kitap illüstrasyonu olarak tarihçesi M.S. 3. yüzyılda Rahip Mani'nin kutsal metinleri için yaptığı minyatürlerden başlatılarak Mezopotamya minyatürlerine kısaca değinilip Osmanlı minyatürlerinin Cumhuriyet'e kadar olan tarihsel süreci dönemlerine ayrılarak ele alınmıştır. Cumhuriyet'in başlangıcından günümüz Türkiye'sine kadar olan süreçte minyatür sanatının yeniden ele alınışı ve gelişimi görsel örneklerle anlatılmıştır. 21. yüzyıl Türkiye'sinde minyatür sanatı ile yapılan çocuk kitaplarından örneklere tez çalışmasında yer verilerek illüstrasyonlarının analizleri yapılmıştır. Uygulama projesi olarak seçilen 19. yüzyıla ait bir Batı masalı yeniden yazılarak 13. yüzyıl tarihli bir Doğu masalı yazma eserine ait resimleme üslubundan yararlanılarak illüstrasyonları yapılmıştır. Uygulama projesi masal kitabı için okul öncesi eğitimi alan öğrencilere beğeni ve yorum testi uygulanmıştır. Test sırasında çocukların uygulama projesi illüstrasyonları hakkında görüşleri alınmış ve çıkan sonuçlar doğrultusunda çocukların kendileri için üretilmiş resimli kitaplarda yer alan illüstrasyonlardan beklentileri ortaya konulmuştur. Bu doğrultuda 4-7 yaş aralığındaki 30 çocuk ve 6 sınıf öğretmeninden oluşan sınırlı evrende ulaşılan okul öncesi çocuk kitaplarında illüstrasyon olarak minyatür sanatının kullanılmasının çocuklar üzerindeki etkileri ve sonuçları ile çocukların resimli kitaplarından beklentileri teze yazılmıştır.
Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nde bulunan 1984 envanter numaralı Firdevsi Şehnamesi Minyatürleri
Bu tezin konusunu Türk ve İslam Eserleri Müzesi, yazma eserler koleksiyonu 1984 envanter numaralı Firdevsi Şehnamesi nüshası oluşturmaktadır. Eser H. 956/ M. 1549 yılında Muhammed Kâtib Şirazi tarafından istinsah edilmiştir. Safevi Dönemi'ne ait Şiraz ekolü elyazmasıdır. Üzerinde Pertevniyal Valide Sultan vakıf mührü bulunan eserin hangi yolla ve ne sebeple Osmanlı eline ulaştığı bilinmemektedir. 37x23 cm ölçülerindeki elyazması 618 yapraktan oluşmaktadır. Farsça yazılan eser dört sütun düzeninde yirmi bir satır halinde yazılmıştır. Eserde toplam yirmi dört adet minyatür bulunmaktadır. Elyazması eser on iki sanatçı tarafından yedi yılda tamamlanmıştır. Herhangi bir bilimsel çalışmaya konu olmayan elyazması eser minyatürleri 16. yüzyıl Şiraz üslubunda resmedilmiştir. Dönemin Şiraz ekolü kendinden önceki dönemlerin sanatsal üsluplarını taşıması ve bu etkilerle birlikte yeni bir senteze kavuşması açısından oldukça önemlidir. Bu el yazması eserden yola çıkarak ait olduğu dönemin minyatür üslup özelliklerinin minyatürlere ne derece yansıdığı, kendinden önceki ve çağdaşı olan sanat ekollerinden ne derece etkilendiğini, bunun yanısıra çağdaşı sanat ekolleri üzerindeki etkileri belirlenmiştir.
İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesindeki T.6045 numaralı Tarih-i Feth-i Yemen minyatürleri
Osmanlı minyatür sanatı, Orta Asya'dan Anadolu'ya asırlardır devamlılığı sürdürmüş bir gelenektir. Minyatür şüphesiz, üretildiği dönemin birçok verisini bünyesinde barındıran en net belgelerdir. İncelenen eser, Koca Sinan Paşa'nın Yemen ve Tunus seferlerini konu almaktadır. Dolayısıyla söz konusu seferlerin en net belgeleri, incelenen eserin minyatürleri olmuştur. Bu bilgiler doğrultusunda, Osmanlı Devleti'nde 16. yüzyılın en önemli belgelerinden olan Tarih-i Feth-i Yemen'in 88 konu başlığı altındaki 107 minyatürü inceleme konusu olmuştur. Araştırmanın ilk aşamasında, konuyla ilgili kaynaklar tespit edilmiştir. Daha sonra söz konusu eserin minyatürleri, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi'nden temin edilmiştir. Çalışma aşamasında ilk olarak Osmanlı minyatür sanatının genel hatlarından bahsedilmiştir. Bir sonraki süreçte yazma eserin özelliklerine değinilmiştir. İncelenen minyatürler katalog başlığı altında tanımlanmıştır. Değerlendirme bölümünde minyatürlerin konuları, kompozisyon özellikleri, kompozisyonu oluşturan unsurları irdelenmiştir.
16. ve 17. yüzyıl Osmanlı minyatür sanatının seramik sanatındaki etkileri ve günümüz yorumları
"16. ve 17. Yüzyıl Osmanlı Minyatür Sanatının Seramik Sanatındaki Etkileri ve Günümüz Yorumları" konulu bu çalışmada Osmanlı İmparatorluğu'nun; idari, siyasi, sosyal ve kültürel yapısını inceleyerek, Osmanlı Devleti'nin minyatür sanatına olan katkılarına ayrıca diğer sanat dallarına kısaca değinilmiştir. Bu tez çalışmasında, Osmanlı döneminden önce minyatür sanatının çıkış noktası, etkileri, sebepleri, nerelerde ve ne şekilde yaygınlaştığı ele alınmıştır. Osmanlı devletinde saray içerisinde ve dışında minyatür sanatının nasıl var olduğunu, sanatçıların neleri konu ettiğini, ne şekilde çalıştıkları anlatılmıştır. O dönemlere ait ün yapmış minyatür sanatçılarından ve günümüze kadar gelmiş eserlerinden bahsedilmiştir. Nakkaş olarak adlandırılan minyatür sanatçıları, dönemin padişahlarının portrelerini, yaşantılarını, çıktıkları seferleri, av sahnelerini, sadrazamların sünnet düğünlerini vb. konu etmişlerdir. Osmanlı minyatür sanatının gelişim evreleri, en parlak dönemleri ve bu dönemlere ait örnek eserlere değinilmiştir. Osmanlı Minyatür sanatını çağdaş minyatür sanatına taşımış sanatçılar ve örnek çalışmaları verilmiştir. Günümüz seramik sanatçılarından minyatür işlemiş sayılı sanatçıdan bahsederken, ticari amaçlı minyatür eserleri, figürleri kullanarak çini ve seramik yüzeylere aktarılan ürünlerden bahsedilmiştir. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Minyatür, Nakkaş, Seramik, Çini.
İslam'ın Osmanlı minyatürüne etkileri üzerine Orhan Pamuk'un "Benim Adım Kırmızı" kitabındaki yorumuna bakış
Bu çalışmanın amacı; Orhan Pamuk'un "Benim Adım Kırmızı" eserindeki yorumlarına göre İslam dininin Osmanlı minyatürlerini nasıl etkilediğini belirlemektir. Romanda, 16. yüzyılda İstanbul'da olan olaylardan bahsedilmektedir. Eski üstadların minyatürlerini iyi bir şekilde kopyalayan ve taklit eden ve aynı zamanda kendi özel üslubuyla yorumlayan Osmanlı nakkaşhanesindeki sanatçıların hayatı anlatılmaktadır. Bu dönemde, Avrupa yavaş yavaş Osmanlı İmparatorluğu'na olan etkisini göstermektedir. 16. yüzyıl, Avrupa'da Yüksek Rönesans dönemidir. Avrupa'daki sanatın minyatürden farklı olmasına rağmen, romanda büyük bir karşılaştırma yapılmaktadır. Siyaset ve din sanatı güçlü bir şekilde etkilemektedir. Asıl sorun, tasvirlerin insanlara gerçekçi olarak benzememesi ve dindar toplumlar tarafından kınanmasıdır. Minyatürde; dünya kağıt üzerinde çok değişik açıdan gösterilmektedir. Ayrıca İslam'da Kuran'ı Kerim'i tasvir etmek genellikle yasaktır. Rönesans sanatında, aksine İncilde olan karakterler, hikayeler resmedilmektedir. Bu kadar büyük kültürel farklılıklar muhafazakarlar tarafından öfkeyle karşılanmaktadır. Bu çalışmada, Orhan Pamuk Batı ve Doğu sanatında kültürel ve manevi dünyasını karşılaştırmaktadır. Önemli olan akıl ve iman arasındaki noktadır. Çünkü bu bilim ile sanatın gelişmesine doğrudan ilgilidir.
Orta Çağ Avrupa el yazmalarındaki illüstrasyonların çizgi roman sanatına uyarlanması ve bir çizgi roman uygulaması
İllüstrasyonlar, kitaplardaki anlatımın pekişmesine yardımcı olmak için kullanılmaktadır. Kitap illüstrasyonu yapımının kökenleri ise Orta Çağ'a kadar dayanmaktadır. Orta Çağ'daki Avrupa el yazmalarındaki minyatürler kitaplardaki olayların anlatımına hem yardımcı olmuştur, hem de sayfa tasarımlarının estetik birer öğesi olarak kullanılmıştır. Bazı Orta Çağ Avrupa el yazmalarının sayfa tasarımlarındaki illüstrasyonları incelendiğinde çizgi romanın atası kabul edilebilecek bulgulara ulaşılmaktadır. Bu bilginin bize göstermiş olduğu örnekler doğrultusunda günümüz çizgi romanın kökenini Orta Çağ minyatürlerinde aramamız gerekliliğini ortaya koymaktadır. Orta Çağ'dan sonra bazı sanat akımlarıyla ve ideolojik propaganda amaçlı tasarımlarla uğraşan insanlar, Orta Çağ'ın resimsel estetiğini referans alarak eserler üretmişlerdir. Ayrıca 21. yüzyılda çağdaş sanatçılar bazı Orta Çağ imgelerini kullanmaktadırlar. Bu tez çalışmasında öncelikle, Orta Çağ Avrupa minyatürlerinin gelişimi ve grafik tasarım ile ilişkisi anlatılmıştır. Orta Çağ Avrupa'sındaki estetik üslup, el yazmaları ve kültürel yapı incelenmiştir. Daha sonra çizgi roman sanatının kökenleri ve üretim yöntemleri incelenmiştir. Yüzyıllar önce yapılmış olan el yazmalarındaki minyatürlerin, dijital ortama taşınan ve çağdaş baskı teknikleriyle üretilen örnekleri araştırılmıştır. Ayrıca çizgi roman sanatının gelişiminde minyatür sanatının etkisi örneklerle anlatılmıştır. Uygulama çalışması olarak Orta Çağ Avrupa el yazmalarındaki minyatürlerde kullanılan üslup ile günümüz çizgi roman tekniklerinin bir araya getirilmesi ve seçilmiş bir eserin resimlemesi yapılmıştır. Bu sayede minyatürlerin modern üsluplarla çizgi roman üretiminde yer alması amaçlanmıştır. Orta Çağ Avrupa minyatür üslubu günümüz çizgi romancılığında yeni bir görsel ifade şekli olarak kullanılmalı mıdır? Sorusunun cevabı aranarak sonuçları bu tezde ortaya konulmuştur. Anahtar sözcükler: Çizgi roman, orta çağ, minyatür, illüstrasyon, el yazmaları, grafik tasarım.
Nusret Çolpan minyatürlerinde İstanbul camileri
Bu çalışmamızda, minyatür nakkaşı Nusret Çolpan'ın hayatı incelenmiş ve "İstanbul Camileri" minyatür eserlerinin kompozisyon özellikleri açısından analizi ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Nusret Çolpan, minyatür sanatıyla özdeşleşmiş, tarihe mal olmuş minyatür nakkaşıdır. Şehir minyatürü tarzıyla; hayatını, yaşadığı kültürel ortamı, içinde bulunduğu etkileşimi günümüze yorumlayarak yansıtmıştır. Nusret Çolpan 1952-2008 yılları arasında yaşamış, Cumhuriyet Dönemi Türk Minyatür Sanatının Ord. Prof. Süheyl Ünver ve Azade Akar gibi en önemli şahsiyetlerden ders almış, birçok talebe yetiştirmiş, Türkiye ve dünya şehirlerinden birçok eserler nakşetmiştir. Nusret Çolpan minyatür sanatına kattığı yeni üslubuyla ve hem yerel hem de özgün kalışıyla, bu yüzyılda yetişmiş kıymetli sanatkârlarımızdan olması açısından büyük önem arz etmektedir. Nusret Çolpan'ın en ayırt edici vasfı, minyatürün ana hatlarını zedelemeden ve sürekliliğini sağlayarak özgün ve yeni bir stil kazandırmasıdır. Tez çalışmamızda Nusret Çolpan'ın ailesi, dostları ve öğrencileriyle röportajlar yapılmış, kronolojik sıra ile hayatına yer verilmiştir. Nusret Çolpan'ın minyatüre bakışı, sanatını icra ederken gösterdiği hassasiyeti ve sanatının inceliklerini örnekler ile ele alınmıştır. Nusret Çolpan'ın sadece İstanbul camilerini çalıştığı minyatürler ele alınmış, analiz ve değerlendirmeleri yapılmıştır. Bununla birlikte Nusret Çolpan'ın tüm eserlerinin sergilendiği etkinliklere de yer verilmiştir. Bu çalışma, Nusret Çolpan'ın üslup ve tarzını daha iyi anlamak, minyatür eserlerinin kompozisyon özelliklerini gelecekteki nakkaş adaylarına aktarmak ve rehberlik etmesi açısından literatüre katkı sağlama amacı taşımaktadır. Anahtar kelimeler: Nusret Çolpan, Minyatür, Minyatür Sanatı, Çini, Nakkaş
Bin yıl boyunca Macar ile Türk Türk ile Macar resmi üzerine bir inceleme
Bu tez konusu; Macar Resim Sanatı ve Türk Resim Sanatı'nın özellikle duvar resim olmayan, farklı teknikler ya da farklı malzemelerle yapılmış olan tablo resim sanatının 12-21. yüzyıl arasında kalan döneminin tarihsel süreci ve bu süreçte her iki ülkenin ortak veya ayrı değerlerinin olup olmadığının araştırılarak irdelenmesi amacıyla çalışılmıştır. Bu nedenle Macaristan ve Türkiye'nin yaklaşık olarak bin yıllık minyatürlerden günümüze kadar süregelen özellikle tablo resim sanatına ait eserler ve gruplar, bu süreçleri anlatan paragraflarla birlikte tarihsel sıra göz önünde bulundurularak yazılmıştır. Bu çalışmada, her iki ülkenin sanatsal süreçleri, ülkelerin sanat eğitimine, ekonomik ve siyasi konularına değinerek araştırılmaya çalışılmıştır. Eserlere ait görseller ise bu süreçlerle eşzamanlı olarak seçilmiş ve değerlendirilmiştir.
Analysis of Kitap-al Mawalid miniatures
The aim of this dissertation study was to introduce Abu Ma'sher, one of the most important astrologist of the Islamic world, and to reveal one of his important works. Ebû Ma'ser is a scientist who had a great influence on the astrologists of the Renaissance. One of the objectives of the study is to preserve this legacy that Ebû Ma'ser left to the world of science, which was also addressed by Prof. Dr. Fuat Sezgin. Manuscripts are among the most significant resources that shed light on history. The Islamic world has a rather rich literary heritage in terms of manuscripts. Miniatures in manuscripts consist of illustrations explaining and supporting the text. The manuscript called "Kitap-al Mawalid" (Kitap al-Mawalid), the subject of this thesis, is also a miniature manuscript and its subject is astrology. The miniatures of work written by the famous Islamic astrologist Abu Ma'sher, who lived in the 8th and 9th century were analyzed in this study. "Kitap-al Mawalid" comprises two parts. There are thirty-six miniatures in total. The artist of the miniatures is Kanber Ali Shirazî. This copy, whose miniatures we analyzed in the present study, is located at BNF (French National Library). According to the library catalog record, this work was copied in Cairo in 1300. However, considering the clothing on the figures in miniatures, it is obvious that there is a problem with dating. The dissertation consists of an introduction and six chapters. The introductory part covers resource search and the purpose, scope, method and justifications of the dissertation. In the first chapter miniature art was addressed within the scope of a general evaluation. In the second chapter, manuscripts with miniatures from the beginning to the 15th century were analyzed to determine the artistic surrounding of the artist's period. In the third chapter, information was given in the field of astrology, being the subject of the manuscript. In the fourth chapter, after the introduction of the work "Kitap-al Mawalid", the life of Ebû Mâ'sher was addressed and miniaturist was examined. The fifth chapter is for the catalog study and the thirty-six miniatures were examined from the perspective of history of art. The sixth section is for the discussion of the study.
Matrakçı Nasuh'un şehir minyatürlerinin incelenmesi ve uygulama örneği
16. yüzyılın Rönesans sanatçısı olarak nitelendirilen Matrakçı Nasuh (?-1564), Osmanlı Tasvir Sanatları içinde oluşturduğu özgün üslubu ile varlık göstermiş ve kendinden sonraki nakkaşlara da örnek teşkil etmiştir. Minyatürün Osmanlı tasvir sanatları içinde bir yazma eser sanatı olarak yer alması, resim-metin ilişkisi içinde değerlendirilebileceğini ortaya koymaktadır. Bu tez çalışmasında Matrakçı Nasuh'un, Menazilname ve Sinan Çavuş'un Tarih-i Feth-i Sikloş, Estargon ve İstol(n)i Belgrad (Süleymanname) eserlerinden seçilen yirmi şehir minyatürü, dönemin kompozisyon özellikleri ve tasarım ilkeleri göz önünde bulundurularak betimsel analizleri yapılmıştır. Şehir minyatürleri incelenirken, minyatür sanatına ait temel kavramlar, kullanılan teknikler, tasarım ve kompozisyon özellikleri belirlenmiş, bu bağlamda Türk minyatür sanatının gelişimi ve dönem özellikleri de örnek eserlerle açıklanmıştır. Osmanlı minyatür sanatında erken dönem ve klasik dönem özellikleri, dönemin üslup çerçevesi içinde tanımlanarak, bu döneme örnek olan nakkaşlardan ve eserlerinden de bahsedilmiştir. Matrakçı Nasuh'un hayatı ve eserleri ele alınarak döneminin dil, kültür ve inanç çeşitliliği vurgusu ile onun entelektüel kişiliğinde ve eserlerinde nasıl hayat bulduğu ve yansıdığı ortaya konmuştur. Uygulama örneği olarak Matrakçı Nasuh'un İznik kent minyatürü seçilmiştir. Günümüz İznik Ayasofya Camii mimarisinin, karşıdan ve kuşbakışı fotoğraf çekimi yapılarak, orijinal minyatüre Matrakçı Nasuh'un teknik ve kompozisyon özellikleri model alınarak, çini yüzeye aktarımı sağlanmıştır. Farklı disiplinlerde olan bu iki sanatın uygulanabilirliği ve elde edilen tespitler sonuç bölümünde değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çini, Minyatür, Osmanlı Devleti, Tasvir Sanatları, Topografya
İslâm sanatlarında kullanılan tezyîni rûmînin analizi
İslâm sanatlarında birçok motif bulunmaktadır. Bu motiflerden en çok kullanılanları bitkisel ve hayvansal kökenli olanlardır. Rûmî motifi eski Türklerden bu yana bezemelerde yer alan figürler arasındadır. Rûmîlerin bir çeşidi olan tezyini rûmîler İslâm sanatlarının vazgeçilmez tezyinat öğesi olmuştur. Tezyini rûmînin en eski örnekleri Anadolu Selçukluları döneminden günümüze ulaşan taş eserlerde görülmüştür. Bu mimarî parçalar ve mezar taşlarının üzerindeki rûmî bezemelerinin iç bünyelerinde geometrik formlarda desenlere rastlanmıştır. Tezyini rûmî motifinin yolculuğu XVI. yüzyıl Osmanlı sanatında iç bünyelerinde bitkisel ve bulutlu desenlerin de eklenmesiyle en güzel şeklini almıştır. Araştırmamızda İslâm sanatlarının, tezhip, minyatür, çini, dokuma sanatları ile taş ve maden işçiliklerinde tezyini rûmîlerin seçili örnekleriyle beraber analizleri yapılmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: İslâm Sanatları, Tezhip, Motif, Rûmî, Tezyini
Dıoscorıdes'in De Materıa Medıca eserinin 11-14.yy İslâm geleneğindeki bitki tasvirlerinin analizi
Bu çalışma Dioscorides'in Latince ismiyle De Metaria Medica eserinin İslâm yazma geleneği içerisinde farklı yüzyıllarda yapılmış Arapça çevirilerindeki resimli 4 el yazması eserde tespit edilen ortak 7 bitki tasvirlerinin analizini yapmaktadır. Ortak bitkiler tespit edilirken De Materia Medica eserinin ilk resimli nüshası ve çevirilerin bu eser üzerinden yapılmış olmasından dolayı Anicia Juliana Kodeksi temel alınmıştır. Tezimizde Kodekste yer alan bitki çizimlerinin hangi yazmalarda mevcut olduğu, önceki ve sonraki dönemlerde nasıl takip edilip ne şekilde çizildiği sorularının cevapları bulunmaya çalışılmıştır. Böylelikle aynı bitkinin farklı yüzyıllardaki Arapça çevirilerinde nasıl çizilip yorumlandığı tespit edilmiştir. Tezin amacı, Dioscorides'in De Metaria Medica kitabının İslâm geleneği içerisinde yapılmış olan çeviri nüshalarında yer alan bitki çizimlerinin tarihi süreç içerisindeki kıyaslanmasıdır. Çalışmanın birinci bölümünde Dioscorides'in hayatı ve yazmış olduğu De Metaria Medica adlı eserinin İslâm literatürü tarafından alımlanışı hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde; 11-14.yy. arası inceleyeceğimiz De Metaria Medica'ya ait Arapça resimli el yazmalarına ve dönemin tasvir sanatına dair bilgiler verilmiş; üçüncü bölümde ise; 11-14.yy. arası incelenen yazma eserlerde ortak olarak tespit edilen 7 bitkinin kadrajlı çizimleri yapılmış ve bu çizimler, biçimsel özellikleri ile ve sanatsal değerleri açısından analiz edilmiştir. Dördüncü bölümde, tespit edilen yedi ortak bitkiye ait 11-14. yüzyıllar arasındaki yazma eserlerde yer alan tam sayfa görüntüleri ve çizimleri tablo haline getirilmiş; bitkilerin sayfadaki konumu, biçimsel ve sanatsal özellikleri yüzyıllar arasındaki farklılıklar açısından karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: Botanik, Bitki Çizimi, Dioscorides, Peri Hiles İatrikes, De Materia Medica, Kitabül Haşâiş
Resimli bir Osmanlı gazânâmesi: Gelibolulu Mustafa Ali (1541-1600) ve Nusretnâme'si (İstanbul Topkapı sarayı müzesi h. 1365)
Topkapı Sarayı Hazine Bölümü 1365 numarası ile kayıtlı olan Nusretnâme, Gelibolulu Mustafa Âlî tarafından yazılır. III. Murad'ın taht döneminde 1584 yılında Mustafa bin Abdülcelil tarafından istinsah edilir. Eserin 10 tanesi çift sayfa olmak üzere toplam 46 resmi İstanbul'da Sultan Murad'ın saray nakkaşhanesinde hazırlanır.Nusretnâme, 1578-1590 tarihleri arasında aralıksız süren Safevî seferinin ilk iki yılını, 1578-1580 tarih aralığını anlatır. Mustafa Âlî'nin Osmanlı Türkçesi ile yazılan Nusretnâme'nin türü gazavatnâmedir.İstanbul nakkaşhanesinde birden fazla nakkaşın hazırladığı Nusretnâme'nin resimleri Lala Mustafa Paşa'nın III. Murad'ın huzuruna çıkıp duasını alarak sefere çıkması ile başlar, tahtında oturan III. Murad'ın resmi ile sona erer. İki yıllık bir sürecin 56 resimle görselleştiği eserde Osmanlı, Safevî, Kırımlı Gürcü ve Balkan kökenli askerlerin yörelerine özgü kılık-kıyafetler ile resmedilir. Ayrıca seferde başrol oynayan Lala Mustafa Paşa ve diğer paşaların ve diğer önemli kişilerin isimlerinin yanlarına yazılması önemlidir.Nusretnâme'nin resimlendirme aşamasında yazar, nakkaş ve hattat birlikte çalışmıştır. Seferin iki yıllık sürecini gerçekçi bir şekilde aktaran nakkaşın, bazı resimlerde Zeyrek Ağa, Mehmed Ağa ve en son resimde de III. Murad'ın yanında resmedilen, aynı zamanda Nusretnâme'nin padişaha sunulmasında aracı olan Gazanfer Ağa'nın resmedilmesi, dönemin kitap sanatında etkin kişileri fiziksel özellikleri ile günümüze taşımaktadır.
Türk minyatür tekniği ile çizgi roman tasarımı
Minyatür; zengin tarihe ve kültüre, kendine has teknik ve özelliklere sahiptir. Geçmişten günümüze gelişen, kalıcı ve sağlam temeli olan bir değerdir. Yüzyıllar boyunca resim sanatının önemli bir parçası olmuştur. Minyatür günümüze kadar gelmiş ve Türk kültürünü yansıtmaktadır. Günümüzde, geleneksel yöntemlerden sıyrılmadan nitelikli eser üreten minyatür sanatçısı oldukça azdır. Minyatür sanatçıları minyatürde farklı tarz ve alanlarda yeni uygulamalar denemişlerdir. Bu denemeler Türk minyatürünün, özünü kaybetmeden, yenilenerek dünyaya açılmasını sağlamıştır. Çizgi roman art arda gelen çok resimli kareler, gerçekçi, fantastik, destansı, ironik öyküleri anlatan metinler, olayı destekleyen konuşma balonları ile akıcı ve güçlü bir anlatım şeklidir. Çizgi romanın gelişmesi baskı tekniklerinin ilerlemesiyle doğru orantılı olduğundan günümüzde ulaşması ve bu sanattan faydalanması daha kolaydır. Bu araştırmanın konusu: "Türk Minyatür Tekniği İle Çizgi Roman Tasarımı"dır. Bu konu kapsamında, Türk minyatür sanatı incelenmiş ve bu sanat tarzı kullanılarak, yeni bir çizgi roman tekniği yapılması hedeflenmiştir. Bu araştırmanın ürünü olarak hazırlanan çizgi romanda, bir Osmanlı efsanesi "Osmanlı Robotu Alamet" in öyküsü yer almaktadır. Araştırmacı bu öyküdeki metni, kompozisyonu ve kurguyu kendi hayal gücüne dayanarak detaylandırmış ve tasarlamıştır. Araştırmacı "Osmanlı Robotu Alamet" adlı çizgi romanında Osmanlı tarihine ait bir efsaneyi yeniden canlandırmış ve araştırma konusu doğrultusunda Türk minyatür sanatını güncel sanat anlayışına uyarlayarak gelecek kuşaklara hem yazılı hem görsel bir bilimsel kaynak bırakmıştır. Anahtar Kelimeler: Minyatür sanatı, Çizgi roman, Öykü, İllüstrasyon.
XVI. yüzyıl Osmanlı minyatürlerinde astronomi, kozmoloji ve astroloji
Osmanlı Devleti'nde astronomi ilmi kendinden önceki İslam astronomisinin devamı şeklinde gelişmiştir. Kuruluş yıllarından itibarenastronomi ilmi çalışmaların varlığına rastlanılmaktadır. Özellikle Şirazi'nin Sivas gök medreseye gelmesi ile Merega astronomi ekolü Osmanlıya taşınmıştır. Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u almasının ardından, şehir bilim merkezlerinden biri haline getirilmiştir.On altıncı yüzyıl Osmanlı Astronomi tarihi içinde önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemdir. Bilhassa İstanbul Rasathanesinin kurulması ve Takiyüddin'in çalışmaları bu dönemi daha değerli kılmaktadır. Bu dönem minyatürleri, dönemin astronomi ilminin gelişmesini anlamak için önemlidir.Mamafih, bu döneme ait minyatürlerde usturlap, rubu tahtası, zatü'l kürsi, yer küre, gök küre, cetvel, zatü'l halak, libne, duvar kadranı, zatü'l irfita, zatü's sukbeteyn, zaman çarkları gibi araçlar ve bu araçların nasıl kullanıldığı açık bir şekilde tasvir edilmiştir. Bu aletlerin kullanımı sadece İstanbul gözlem evi ile sınırlı kalmamış, muvakkithanelerde gözlem yapılmaya devam edilmiştir. Mamafih on altıncı yüzyıl sonrası yapılan astronomi çalışmaların sayısında artış olmuştur. Minyatürler, dönemin kozmoloji anlayışını yansıtması açısından da önemlidir.Minyatürler incelendiğinde Devlet-i Aliye'nin, kendinden önceki İslam alimlerinin kabul ettiği dünya merkezli küre katmanları sistemini kabul ettikleri görülmektedir. Evrenin merkezinde dünya vardır ve çevresini eter adı verilen dokuz küre sarmaktadır. İlk kürede Ay, ikinci kürede Merkür ve sırasıyla Venüs, Güneş, Mars, Jüpiter ve Satürn bulunmaktadır. Ardından gelen kürede Zodyak kuşağı yer alır ve son küre atlas feleği olarak adlandırılmakta olup hiçbir gök cisminin bulunmadığı bir katmandır. Astroloji ve gök cisimleri minyatürlerde işlenen diğer konular arasındadır. II. Beyazıt döneminden itibaren sarayda kurulan müneccimlik kurumu, Devlet-i Aliye'de astrolojiye gösterilen ehemmiyeti anlamak açısında önemlidir. Nitekim, saray dışında kurulan bir nevi gözlem evi olarak kullanılan muvakkithanelerde astrolojik yorumlarda da bulunulurdu. Minyatürlerde betimlenen gök cisimleri, sahip oldukları astrolojik özellikleri yansıtacak şekilde tasvir edilmiştir.
Nakkaş Osman ve Livni minyatürlerinde tasarım anlayışının dönemin çalgıları ve gösteri sanatları bağlamında incelenmesi
Osmanlı minyatürleri, dönemin gerçeklerini yansıtan tarihi belge niteliğindeki eserlerdir. Bu nedenle, bir metni görsel dille aktarmaya çalışan Türk minyatür sanatçısı için, konunun anlatımı ve anlayan (izleyici) önemli olmuştur. Dolayısıyla metne bağlı olarak minyatür ile resimlenen kitaplarda kullanılan görsel dil, çoğu zaman daha açıklayıcı olmakta, eser sanatçıya özgü bir boyut kazanmaktadır. Minyatür sanatçısının amacı, eserlerindeki anlamın izleyici tarafından algılanabilmesidir. Sanatçının ulaşmak istediği sonuç, iyi bir tasarımdır. Osmanlı minyatür sanatçısı tarafından, önce "bütün" tasarlanmakta, sonra bütün iki sayfadan oluşan "içbütün"e, içbütünlerde "parça bütün"lere ayrılmaktadır. Oluşan parça bütünler, istif ve gruplanmalar ile toplanarak, belli oranlarda ve bir düzen içinde sıralanmaktadırlar. Bazen anlatım karışık olaylar dizini olarak gösterilmektedir. Böylece eş zamanlıymış gibi tasarlanan sahneler ortaya çıkmaktadır. Bu sahneler incelendiğinde anlatımın içinde farklı zaman ve farklı mekanda oluşan olayların yani çok zamanlılık boyutunun, resim düzleminde eş zamanlılık boyutuna dönüştürüldüğü görülmektedir. Sanatçı, bilimsel perspektif ve resim kurallarına pek itibar etmeden, zaman kavramı ve kendine özgü bir derinlik boyutu kullanarak, minyatürünü çok boyutlu hale getirmektedir. Anlatılan; yalnızca düzlemde bir düzenleme ve çeşitleme ile sınırlı kalmayıp, zamanda bir düzenleme ve çeşitleme haline gelmektedir. Bu çalışmada, Nakkaş Osman ve Nakkaş Levni'nin minyatürlerindeki tasarım anlayışı için, ünlü surnâmelerindeki dönem çalgıları ve gösteri sanatlarını içeren minyatürler incelenmiştir. Bunların zaman ve mekan farklılıklarının belirginleşmesinde ayırıcı özelliğe sahip oldukları gözlemlenmiştir. Her iki sanatçının tasarım anlayışları; bütünlük, parça bütünlük, anlamsal istif, çok zamanlılık ve düzlemsel örtme yöntemi ile derinlik kavranılan açısından irdelenmiştir. İnceleme sırasında minyatürler bu kavramalar doğrultusunda şeffaf kağıtlar üzerine şematik olarak kopya edilmiş, çok zamanlılığı oluşturan istif ve grupların ayrıldığı düzlemler belirlenmiş ve suali olarak dizilmiştir. Böylece tasarım çözümlemesi yapılarak eş zamanlılık gösterimi içindeki çok zamanlılık belirlenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı minyatürü, tasarım anlayışı, dönem çalgıları, gösteri sanatları, zaman. XII
Osmanlı minyatür sanatında şehir tasvirleri ve günümüzdeki uygulamaları
İlk Türk medeniyetlerinden başlayarak günümüze kadar ulaşan köklü bir tarihe sahip olan minyatür sanatı, kendine özgü teknikleriyle öne çıkan bir resim sanatıdır. Bu sanatın içinde yer alan Osmanlı minyatür sanatı bağlamındaki şehir tasvirleri veya betimlemeleri, belge niteliği taşıması açısından genellikle sadece topografik kent tasviri veya kartografya yönüyle ele alınmaktadır. Ancak minyatür, esasen bir resim sanatı olduğundan, bu tasvirlerin yalnızca coğrafya bilimine ait kavramlarla açıklanması yetersiz kalmaktadır. Minyatürdeki şehir tasvirleri, yalnızca mekânın fiziksel yapısını değil, aynı zamanda dönemin sosyal, kültürel ve estetik anlayışını da yansıtmaktadır. Bu nedenle bu tez çalışmasında topografya, portolan, kartografya ve harita gibi terimler, sanatın doğasıyla ilişkilendirilerek yeniden tanımlanacak ve şehir tasvirli minyatürler sanatsal açıdan incelenecektir. Birçok kitap ve makalede şehir tasvirli minyatürlerin yalnızca Matrakçı Nasuh ve Piri Reis'e atfedildiği görülse de bu tür eserlerin aslında pek çok farklı nakkaş tarafından da üretildiği bilinmektedir. Bu bağlamda, Osmanlı minyatür sanatındaki şehir tasvirlerinin yalnızca belirli isimlerle ilişkilendirilmesi, yani bu tasvirlerin sadece bu nakkaşlarla mı sınırlı kaldığı incelenecek ve günümüzdeki yansımaları da araştırılacaktır. Şehir tasvirlerine atfedilen harita, topografya ve portolan kavramlarının tanımı da yapılarak, Osmanlı minyatür sanatındaki eserler belirli bir çerçevede ve şehir tasvirlerinin ulaşılabilirliği nispetinde hangi açılardan incelenebileceği değerlendirilerek sınıflandırılmaya çalışılacaktır
Hz. Yusuf konulu minyatürlerde kompozisyon düzeni ve sanatsal üretimler
Yusuf kıssası, kutsal kitaplar Tevrat ve Kur'an-ı Kerim'de detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Bu kıssanın ders niteliğinde vermiş olduğu mesajlar kendisinden Ahsenü'l-Kasas yani, kıssaların en güzeli diye adlandırılmasına neden olmuştur. Bu zengin konu şairler ve yazarlar tarafından sık sık işlenmiştir. Konu zenginliğinden dolayı yazarlar ve şairlerle sınırlı kalmamıştır. Konu yelpazesinin genişliği nedeniyle minyatür sanatçılarının da dikkatini çekmiştir. Bununla ilgili farklı dönemlerde ve farklı sanatçılar tarafından kıssanın birçok minyatürleri yapılmıştır. Kıssayla ilgili minyatürler Hz. Yusuf'un hayatının bütün dönemlerini konu ediniştir. Bu dönemler kıssaya göre; Hz. Yusuf'un rüyasına, rüyasından kardeşleri tarafında kuyuya atılmasına ve kuyudan çıkarılıp Mısır'a Aziz olmasına kadar geçen bütün evreleri içermektedir. Bu bağlamda Hz. Yusuf'un hayatı ele alınarak minyatür sanatında işlenen çalışmaların kompozisyon düzeni açısından değerlendirilmesi yapılmaya çalışılmıştır.
Matrakcı Nasuh minyatürlerinde mekân ve zaman anlayışı
Minyatür, kendine özgü bir biçimi olan Türk sanatıdır. İlk örneklerini Uygurlarda gördüğümüz minyatür sanatının, en verimli dönemi 16. yüzyıla denk gelmektedir. Bu dönemde yaşamış isimlerden biri ise Nasuh b. Abdullah (Karagöz) el-Silahi el-Matraki el-Bosnavi'dir. Günümüzde bilinen diğer adı ile Matrakçı Nasuh'un hayatı hakkında kesin bir bilgiye ulaşılamasa da II.Beyâzıd döneminde küçük yaşta saraya alınıp Enderun'da eğitim gördüğü bilinmektedir. Ressam ve tarih yazarı olan Nasuh, Kanuni Sultan Süleyman ile birlikte katıldığı seferlerde gördüğü yerleri kendine özgü bir üslupla resmetmiştir. Bu nedenle minyatür sanatında yeni bir üslubu oluşturması bakımından önemli bir yere sahiptir. Sanat tarihi sürecinde Batı sanatını ve minyatür sanatını mekân ve zaman açısından değerlendirdiğimizde iki farklı mekân anlayışıyla karşılaştığımızı görmekteyiz. Fakat zamanla mekân-zaman Batı sanatında değişime uğrarken, minyatür sanatında mekân-zaman iki boyutlu yüzeyde ve mutlak zaman anlayışıyla ifade edilmesi fikri değişmemektedir. Bu bağlamda minyatür sanatında mekân ve zaman kavramları ele alınarak, Matrakçı Nasuh eserlerindeki mekân ve zaman anlayışı açıklanmaya çalışılmıştır.
Hz. Süleyman konulu minyatürlerde kompozisyon düzeni
Genel olarak "küçük resim" anlamında kullanılan "minyatür" kelimesinin etimolojik manasını ve kaynaklarda geçen farklı tanımlarını incelediğimiz bu çalışmamızda minyatürün tarihsel değişimi ele alınarak, ait olduğu dönemlerdeki yaklaşımlar açıklanmaya çalışılmıştır. Literatür araştırması kısmında öncelikle minyatürün tanımı, dönemleri geniş pir perspektif ile ele alınmış ve ardından Hz. Süleyman'ın hayatına yer verilmiştir. Hz. Süleyman'ın yaşamında bilinen ve bütün kutsal metinlerde kabul edilen önemli kesitlere yer verilerek Hz. Süleyman konulu minyatürlerde kompozisyon düzeni incelenmiş ve ulaşılan eserlerin kompozisyon düzenleri değerlendirilmiştir. Minyatürler gerek yurtiçi gerekse yurtdışındaki kütüphanelerde olan yazma eserlerden, kitaplardan, makalelerden ve doktora tezlerinden alınarak, genel olarak Hz Süleyman'ın Yahudi ve İslam dinindeki yeri ve önemi üzerinde durulmuştur. Hz. Süleyman'ın insanlara, hayvanlara ve cinlere hükmetmesi gibi konular, Kur'an-ı Kerim'deki ayetlerin yanı sıra tefsirler ve Tevrat'taki bilgilerden de faydalanılarak hazırlanmış olup kompozisyon düzeni bakımından aynı olan çalışmaların biçim, üslup, renk vb. açıdan farklılıkları tezin ilgili bölümlerinde ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesinde bulunan A.3595 envanter numaralı Şehname-i Selim Han minyatürlerinde figür anlayışı
Topkapı Sarayı Müzesi III.Ahmed kitaplığına (3595) kayıtlı olan Şehname-i Selim Han el yazması Seyyid Lokman tarafından Farsça ve manzum olarak yazılmıştır. El yazmasının konusu Sultan II.Selim'in cülusundan ölümüne kadar geçen olaylardır. Eserde 44 adet minyatür bulunmaktadır. Tasvirlenen minyatürlerin Nakkaş Osman ve Nakkaş Ali'nin olduğu bir ekip tarafından yapıldığı bilinmektedir. Ancak el yazmasında sanatçısı belli olmayan minyatürler bulunmaktadır. Bu bağlamda minyatürlerdeki figürler incelenerek farklı sanatçı üsluplarının belirlenmesi önem taşımaktadır. Selim Han el yazması içerisinde figürlerle tasvir edilen minyatürler incelendiğinde üslup farklılıklarının ayrımları gruplara ayrılarak açıklanmaya çalışılmıştır. Tez çalışmasında Şehname-i Selim Han el yazmasında yer alan minyatürlerde bulunan figürlerin incelenmesi amaçlanmıştır.