Çoklu zeka
Bu konu başlığı altında 91 tez
Okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin çatışma yönetimi stillerinin sosyal zekâ ve bazı kişisel değişkenlere göre incelenmesi
Araştırma, sosyal zekanın, cinsiyetin, kıdemin, yapılan görevin ve medeni durumun öğretmenlerin ve yöneticilerin çatışma yönetimi stilleri düzeyleri üzerindeki etkisini incelemeye yönelik olarak yapılmış olan betimsel bir çalışmadır. Araştırma, 2015 - 2016 eğitim öğretim yılı İstanbul ili, Avrupa yakası,Bahçelievler, Bakırköy, Bağcılar ve Küçükçekmece ilçelerindeki resmi ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında görev yapan 275 öğretmen ve 76 yönetici olmak üzere toplam 351 kişiye uygulama yapılmıştır. Araştırmada gerekli verileri elde etmek için "Tromso Sosyal Zeka Ölçeği (TSZÖ)", "Çatışma Yönetimi Stratejileri ölçeği" ve "Kişisel Bilgiler Formu" kullanılmıştır. Verilerin toplanması amacı ile ölçekler öğretmenlere ve yöneticilere uygulanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde SPSS 21 Paket Programı'ndan yararlanılmıştır. Araştırmada, öğretmenlerin ve yöneticilerin çatışma yönetimi stilleri düzeylerinin sosyal zekaya, cinsiyete, kıdeme, yapılan göreve ve medeni durumagöre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirleyebilmek için MANOVA, Fisher LSD (Least Significant Differences Test/En Küçük Anlamlar Farkı) Testi ve t-testi yapılmıştır. Araştırmada, anlamlılık düzeyi .05 olarak alınmıştır. Araştırmada, sosyal zekânın, okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin çatışma yönetimi stilleri üzerinde anlamlı bir etkisi olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda, sosyal zekası yüksek olan yöneticilerin ve öğretmenlerin ödün stili, hükmetme stili ve kaçınma stili düzeyleri, sosyal zekası düşük olan yöneticilere ve öğretmenlere gore anlamlı düzeyde yüksek çıkmıştır. Araştırmada, cinsiyetin okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin çatışma yönetimi stilleriüzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda, erkek yöneticilerin ve öğretmenlerin ödün stili ve hükmetme stili kadınlardan anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. Araştırmada, kıdemin okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin çatışma yönetimi stilleriüzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda, yöneticilerin ve öğretmenlerin kıdemi azaldıkça ödün stili de anlamlı düzeyde azalmaktadır. Araştırmada, yapılan görevin (yönetici ve öğretmen) okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin çatışma yönetimi stilleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda, yöneticilerin tümleştirme ve ödün stili düzeyleri öğretmenlerinkinden anlamlı düzeyde yüksek çıkmıştır. Araştırmada, medeni durumun okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin çatışma yönetimi stilleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda, medeni duruma göre yöneticilerin ve öğretmenlerin çatışma yönetimi stilleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Zeka, Çatışma Yönetimi, Yönetici, Öğretmen
Multiple intelligence theory in multiple children: Twins and triplets
The aim of this dissertation is to investigate 6/7- 11/12 year-old 679 co-twins and 33 triplet siblings' multiple intelligence types in Turkish context and to find out how they differ in terms of birth order, zygote type, gender and grade level factors. The subjects, aged 7- 12 were chosen from the 1st and 6th grade levels, in 42 schools (21 Primary, 21 Middle schools) in Esenler/Istanbul during the Spring Term of 2014-2015 and the Fall Term of 2015-2016 academic years. The data of the study was gathered through two data collection instruments. The first data collection instrument was an adapted version of Shearer's (2007) "Multiple Intelligences Development Assessment Scales (MIDAS)" and the second one was a "Family Information Form". The analysis of the data obtained from 679 co-twins and 11 sets of triplets (712 children in total) tried to answer four research questions. The first research question aimed at investigating the relationship between birth order and multiple intelligence, and it was found that there was no statistically significant relation between birth order (Child A, Child B and Child C) and multiple intelligence types in twins and triplets. The second research question focused on analyzing the effect of twin types (zygote types) on multiple intelligence type, and it was found that fraternal/DZ twins had significantly higher scores on verbal/linguistic and musical intelligences than identical/MZ twins. However, zygote type was not considered and analyzed in triplet students since their zygote types were not known. The third research question was on the analysis of gender factor among twins and triplets and it was found that female co-twins had significantly higher scores on verbal, musical and inter-personal intelligences than male co-twins. However, male co-twins had significantly higher scores than female co-twins on mathematical intelligence. As gender factor was analyzed, no significant difference was found in triplet students. Last research question aimed at investigating the relationship between grade level and multiple intelligence in multiple children. It was found that there were significant differences at four intelligences in twins: mathematical/logical intelligence, kinesthetic/bodily intelligence, nature intelligence and intrapersonal/individual intelligence. At mathematical/logical intelligence,5th grade students had significantly higher scores than 1st grade students. At kinesthetic/bodily intelligence,5th grade students had significantly higher scores than 1st and 2nd grade students. At intra-personal/individual intelligence, 4th, 5th and 6th grade students had significantlyhigher scores than 1st grade students. At nature intelligence, 3rd, 4th and 5th grade students had significantly higher scores than 1st grade students. Among triplet siblings, it was observed that 6th, 5th and 4th graders have significantly higher spatial/visual intelligence scores than 1st graders. As a result, it was seen that even though twins were born together, their multiple intelligence rates and types were different from each other, and were affected by "twin type", "gender" and "grade level" factors but not by "birth order" factor. In triplets, it was found that there was a statistically significant relation between grade level factor and multiple intelligence types but not between gender and birth order factors and multiple intelligence types. Keywords: Twins, Triplets, Multiple Intelligences.
Sinirbilimsel araştırmaların eğitimdeki uygulamaları
21.Yüzyılın pedagojik ve epistemik meydan okumaları ile karakterize edilen bir küresel konjonktürün doğurduğu diyalektiksel ilişkiler ağı içerisinde sinirbilimsel araştırmalar, uygulamalar ve modaliteler düzleminde daha iyi bir beyin inşasının gerçekleştirilmesine, daha sağlıklı bir zihinsel, entelektüel gelişimin sağlanmasına ve daha sürdürülebilir bir bilişsel rezervin ortaya konulmasına yönelik giderek artan bir ihtiyaç ve bu ihtiyacın disiplinlerarası bir kontekst içinde karşılanmasına dönük giderek artan bir eğilim belirginleşmiştir. Eğitimsel sinirbilim söz konusu ihtiyacı karşılamaya dönük olarak ortaya çıkmış disiplinlerarası bir alandır. Bu doktora tezimizde eğitimsel sinirbilimin dayandığı prensip ve paradigmalarına ilişkin hem disiplinlerarası hem de meta disipliner bir bakış açısı benimsenmiş ve bu bakış açısı doğrultusunda sinir bilimlerinin çeşitli modaliteler düzleminde eğitim - öğretim ortamlarına uyarlanması ile alakalı olarak İslami öz referansiyel değerlerimizin yansıtıldığı bir söylem analizi tezimizin dokusunun içerisine serpiştirilmiştir. Bu amaçla sinirbilimsel araştırmaların eğitim-öğretim ortamlarına daha doğru, sağlıklı ve etkin bir biçimde uyarlanması ve daha etkin bir öğrenme eyleminin geliştirilip teşvik edilebilmesi için İslami öz referansiyel değerler ve postulatlar bağlamında geniş bir interdisipliner ve metadisipliner bir araştırma repertuarının baz alındığı yeni ve heyecan verici bir takım çalışmalar tezimizde ortaya koyduğumuz problemin durumuna ışık tutmak için betimsel bir metodoloji bağlamında ve tezimizin kuramsal çerçevesinin içerisinde ele alınarak incelenmiştir. Ayrıca bu çalışmada çoklu okuryazarlıkların ve çoklu zeka biçimlerinin geliştirilmesine büyük bir vurgu yapılmış ve zihinsel ve entelektüel gelişime aracılık edebilecek bir takım davranışsal, bilişsel öz düzenleme becerileri, yüksek düzey düşünme biçimlerinin pedagojik ortamlara uyarlanmasının önemine işaret edilerek bu alanda çeşitli araştırma kuruluşları tarafından gerçekleştirilmiş çalışmaların ortaya koyduğu bilgi, bulgu ve verilere dayalı olarak nöropedagojik etkinliği kanıtlanmış çeşitli modaliteler geliştirilerek daha iyi bir eğitimsel iyi oluş durumunun tesis edilmesi ve daha sağlıklı bir nöro pedagojik, nöro epistemolojik ve nöro fenomenolojik profil ve rezervin geliştirilebilmesi için her türden eğitim – öğretim kurumları düzeyinde program geliştirme alınında benimsenip hayata uyarlanması gereken bir takım öneriler ve postulatlar ortaya konulmuş, uygulama ve modaliteler geliştirilerek tanıtılmıştır. Anahtar sözcükler: sinirbilim, pedagoji, eğitim, program geliştirme, çoklu okuryazarlık, çoklu zeka, interdisipliner çalışmalar
İlkokul 3. ve 4. sınıf fen bilimleri ders kitaplarının çoklu zeka kuramı açısından incelenmesi
Bu çalışmada ilkokul 3. ve 4. sınıf Fen Bilimleri ders kitapları Gardner'ın Çoklu Zeka Kuramı ile ortaya koyduğu zeka alanları göz önüne alınarak incelenmiş, ders kitaplarında hangi zeka alanına ne düzeyde yer verildiğini belirlemek amaçlamıştır. Bu amaç doğrultusunda Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanarak 2021-2022 Eğitim-Öğretim yılında okullarda okutulan ilkokul 3. ve 4. sınıf Fen Bilimleri ders kitapları Gardner'ın çoklu zeka kuramı doğrultusunda incelenmiştir. Yapılan incelemede nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Veriler toplanırken Gardner'ın belirlediği zeka alanları ve bu zeka alanlarına sahip kapasiteler göz önünde bulundurulmuştur. Araştırma başlangıcında öncelikle konu ile ilgili kaynaklar taranarak her bir zeka alanına yönelik birer beceri listesi oluşturulmuştur. Ardından ders kitaplarındaki konu anlatımı, etkinlik ve değerlendirme kısımları incelenerek ilgili kısımlarda çoklu zeka alanlarına ne sıklıkla yer verildiğini belirlemek amacıyla kontrol listeleri hazırlanmıştır. Her bir ünitenin konu başlıkları, etkinlikleri ve değerlendirme bölümleri, oluşturulan beceri listelerine göre değerlendirilmiş ve ulaşılan sonuçlar çizelgeye kaydedilmiştir. Çizelgede yer alan veriler betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiş, veriler üzerinden ders kitaplarında Gardner'ın çoklu zeka kuramında yer alan bilişsel boyuta sahip zeka alanlarının (sözel-dilsel, mantıksal-matematiksel, görsel-uzamsal, sosyal-kişilerarası, bedensel-kinestetik, müzikal-ritmik ve doğacı) ne sıklıkla yer aldığına dair çıkarımlarda bulunulmuştur. Araştırma sonunda her iki ders kitabı için de benzer sonuçlara ulaşılmıştır. İki ders kitabında da en çok yer verilen zeka alanları görsel-uzamsal, mantıksal-matematiksel ve sözel-dilsel zekadır. Bu üç zeka alanı, çoklu zeka ile ilişkili toplam tespit edilen davranışların yaklaşık üçte ikisinde yer almaktadır. Kitaplarda müzikal-ritmik, sosyal-kişilerarası, doğacı ve bedensel-kinestetik zeka alanlarına ise daha az yer verilmiştir. Farklı ders kitaplarını, farklı araştırma yöntemlerini ve farklı zeka kuramlarını konu edinerek yapılacak benzer araştırmaların alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Farklı branştaki sporcuların bilişsel davranışçı ve fiziksel düzeylerinin çoklu zeka üzerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, farklı branştaki sporcuların bilişsel davranışçı ve fiziksel düzeylerinin çoklu zeka üzerine etkisini incelenmektir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden ölçek yöntemi kullanılmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modeli ile yapıldı ve araştırma verileri anket yöntemiyle elde edildi. Araştırmanın örneklemini Hatay ilinde farklı branşlardaki spor kulüplerinde oynayan 414 sporcu oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, birinci bölümde kişisel bilgiler, ikinci bölümde "Bilişsel Davranışçı ve Fiziksel Aktivite Ölçeği" (BDFAÖ), üçüncü bölümde "Çoklu Zeka Ölçeğinden" (ÇZÖ), oluşan anket kullanıldı. Ölçekteki ifadelerin değerlendirilmesinde, 5 puanlı Likert tipi (1= hiç katılmıyorum – 5 = tamamen katılıyorum) ölçeklerden faydalanıldı. Araştırmanın sonuçlarına göre sporcuların cinsiyet değişkenine göre sonuç beklentisi alt boyutunda kişisel engeller, mantıksal-matematiksel zeka, bedensel-kinestetik zeka alt boyutları arasında anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Fakat diğer alt boyutlarda anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Eğitim durumu değişkeninde sonuç beklentisi alt boyutunda istatistiksel bakımdan anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. Üniversite ve üstü eğitim programından mezun olan sporcuların lise ve altı mezun olan sporculara göre sonuç beklentisi değişkeni sıra ortalamalarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Gelir düzeyi değişkenine göre istatistiksel bakımdan herhangi bir anlamlı farklılık bulunamamıştır. Branş değişkenine göre mantıksal-matematiksel zekada Kruskal-Wallis testi sonucunda anlamlı bir farklılık tespit edilirken diğer alanlarda istatistiksel bakımdan anlamlı farklılık bulunamamıştır (p<0,05). Daha sonra branşlar arasında mantıksal-matematiksel zeka alt boyutunda anlamlı farklılığın hangi branştan kaynaklandığını tespit etmek amacıyla tekrarlı Mann-Whitney U testi uygulanmıştır. Yapılan Mann-Whitney U testleri sonucunda her ne kadar branş değişkenine göre mantıksal-matematiksel zeka alt boyutunda anlamlı farklılık tespit edilse bile Tip1 hataya neden olmamak için P değerinin belirlenen yeni anlamlılık seviyesinin altında olduğu için istatistiksel bakımdan anlamlılık yoktur şeklinde değerlendirilmiştir. Hobi değişkeninde öz düzenleme alt boyutunda istatistiksel bakımdan anlamlılık tespit edilirken diğer alt boyutlarda anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Spor yaşı ile ilgili sadece doğacı zeka pozitif yönlü düşük düzeyde anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bilişsel Davranışçı ve Fiziksel Aktivite, Çoklu Zeka, Spor, Zeka
Beden eğitimi ve spor yüksekokulu öğrencilerinin çoklu zekâ kuramına göre zekâ alanlarının incelenmesi
Bu çalışmada temel amaç, özel yetenek sınavıyla öğrenci alan Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu'ndaki Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği, Antrenörlük Eğitimi, Spor Yöneticiliği ve Rekreasyon bölümlerinde öğrenim gören öğrencilerin cinsiyet, yaş, bölüm, sınıf, genel not ortalaması, yetiştiği yerleşim yeri ve yaşamında öne çıkan spor dalı değişkenlerine göre çoklu zekâ alanlarındaki farklılaşmaların incelenmesidir. Çalışma nicel araştırma yöntemlerinden genel tarama modeli kullanılarak yapılmıştır. Çalışmanın evrenini 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu'nda öğrenim gören 766 öğrenci; örneklemini ise bu evrenden basit seçkisiz örnekleme yöntemi ile belirlenen 233'ü erkek, 151'i kadın olmak üzere toplam 384 gönüllü öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, öğrencilerin demografik yapılarını ortaya koyan 7 soruluk kişisel bilgi formu ile McClellan ve Conti (2008) tarafından geliştirilen Multiple Intelligence Survey'in (Çoklu Zekâ Ölçeği), Babacan ve Dilci (2012) tarafından Türkçe'ye uyarlanarak geçerlilik ve güvenilirlik çalışmaları yapılan "Çoklu Zekâ Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin istatistiksel çözümlemeleri IBM SPSS 26.0 programı kullanılarak yapılmış ve anlamlılık düzeyi (p<.05) olarak kabul edilmiştir. Dağılımın normalliğini belirlemek için çarpıklık (Skewness) ve basıklık (Kurtosis) değerleri incelenmiş her bir alt boyuta ait değerlerin -1 ile +1 aralığında olduğu ve böylelikle dağılımın normal olduğu görülmüştür. Normal dağılım gösteren verilerde ikili gruplarda Independent Sample T Testi, ikiden fazla gruplarda ise ANOVA testi uygulanmıştır. İkiden fazla gruplar arasındaki anlamlı farkın tespiti için ise Post Hoc (Tukey - LSD) testleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği, Antrenörlük Eğitimi, Spor Yöneticiliği ve Rekreasyon bölümlerinde okuyan öğrencilerin cinsiyet, yaş ve yaşamında öne çıkan spor branşı değişkenlerinde anlamlı farklılıklar gözlemlenmiştir.
Öğretmen adaylarının çoklu zekâ alanları ile yaşam boyu öğrenme eğilimleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, öğretmen adaylarının çoklu zekâ alanları ile yaşam boyu öğrenme eğilimleri arasındaki ilişkiyi incelemek üzere gerçekleştirilmiştir. Betimsel tarama niteliğinde gerçekleştirilen araştırmanın evrenini Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesindeki Eğitim Fakültesi ve Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim görmekte olan öğretmen adayları oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise kolayda örnekleme yöntemiyle ulaşılan 754 öğretmen adayı oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak Coşkun (2009) tarafından geliştirilen "Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimleri Ölçeği" ve McClellan ve Conti (2008) tarafından geliştirilmiş, Babacan ve Dilci (2012) tarafından Türkçeye uyarlanmış "Çoklu Zekâ Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizi bir istatistik programı aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda; öğretmen adaylarının çoklu zekâ alanlarından en çok içsel zekâ ve varoluşçu zekâ alanlarına; en az ise görsel zekâ ve kişilerarası zekâ alanlarına sahip oldukları görülmüştür. Bunun yanında çoklu zekâ alanlarında cinsiyete, öğrenim görülen programa, sınıfa ve öğrenim görülmekte olunan programı tercih sırasına göre anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimi ölçeğinden almış oldukları puanların ortalamanın üzerinde olduğu gözlemlenirken, diğer yandan yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin cinsiyete, öğrenim görülmekte olan sınıfa, programa, öğrenim görülen programı tercih sırasına ve öğrenim görmekte oldukları programdan memnuniyet durumlarına göre anlamlı olarak farklılaştığı görülmüştür. Ayrıca öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin çoklu zekâ alanlarına göre öğrenmeyi düzenlemede yoksunluk ve merak yoksunluğu boyutlarında anlamlı bir farklılık bulunurken; motivasyon ve sebat boyutlarında anlamlı bir farklılaşma olmadığı görülmüştür. Yaşam boyu öğrenme eğilimi ve çoklu zekâ alanları arasındaki ilişkiler incelendiğinde ise; bedensel zekâ türüyle öğrenmeyi düzenlemede yoksunluk ve merak yoksunluğu arasında negatif yönlü zayıf; varoluşçu zekâ türüyle motivasyon, sebat ve merak yoksunluğu boyutları arasında pozitif yönlü zayıf; kişilerarası zekâ türüyle motivasyon, sebat ve merak yoksunluğu boyutları arasında negatif yönlü zayıf ve son olarak içsel zekâ türüyle öğrenmeyi düzenlemede yoksunluk boyutları arasında pozitif yönlü zayıf bir ilişki bulunduğu tespit edilmiştir.
İlköğretim ikinci kademe müzik dersi başarı durumlarının diğer derslerdeki başarı durumlarıyla ilişkisi
Bu çalışmada, ilköğretim ikinci kademesinde eğitim-öğretim gören öğrencilerin müzik dersi başarı durumları ile diğer derslerdeki başarı durumları arasındaki ilişkiler incelenip değerlendirilmiştir.Veriler, ilköğretim ikinci kademe öğretmenlerinin I.- II. dönem notları ve öğrencilere uygulanan anket soruları ile elde edilmiştir. Ayrıca araştırmanın yapıldığı kurumdaki öğrencilerin bireysel ve sosyo-ekonomik özellikleri ile müzik ve diğer derslerdeki başarı durumları arasındaki ilişki araştırılmıştır.Araştırmada, veriler SPSS yazılımında işlenmiş elde edilen veriler ışığında tablolar hazırlanmış ve yorumlar yapılmıştır. Bulgular ve yorumlar kısmı sonucunda araştırma probleminin sonuçları saptanmış, araştırma sonuçları doğrultusunda öğrencilerin müzik dersi başarı durumları ile diğer dersler arasındaki başarı durumlarının anlamlı bir ilişkisi olduğu belirlenmiştir.
İlköğretim 5. sınıf fen ve teknoloji dersi programındaki kazanım ve etkinliklerin çoklu zekâ kuramı açısından değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim 5.sınıf Fen ve Teknoloji dersi programında, ?Dünya, Güneş ve Ay? ve ?Yaşamımızdaki Elektrik? ünitelerindeki kazanım ve etkinliklerin Çoklu Zekâ Kuramı açısından değerlendirilmesine ilişkin öğretmen görüşlerini belirlemektir. Bu nedenle tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, Malatya ili merkez ilçesi belediye sınırları dâhilindeki ilköğretim okullarının 5. sınıflarında görev yapan 262 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Örneklemi, seçkisiz biçimde ulaşılabilen toplam 190 sınıf öğretmeni oluşturmuştur. Veri toplamak amacı ile anket kullanılmıştır. Ankette 5'i kişisel bilgilere; 65'i ise Fen ve Teknoloji dersi programının ?Dünya, Güneş ve Ay? ve ?Yaşamımızdaki Elektrik? ünitelerindeki kazanım ve etkinliklerin Çoklu Zekâ Kuramı açısından değerlendirilmesine yönelik olmak üzere toplam 70 madde vardır. Kazanım ve etkinliklerle ilgili maddelerin karşısında ise Çoklu Zekâ Kuramı'nı oluşturan 8 zekâ alanı sıralanmıştır. Anketin geçerlik ve güvenirliği uzman kanısı ve ön uygulama ile sağlanmıştır. ?Dünya, Güneş ve Ay? ve ?Yaşamımızdaki Elektrik? ünitelerindeki kazanım ve etkinliklerin Çoklu Zekâ Kuramı açısından değerlendirilmesi ile ilgili olarak, öğretmenlerden 65 kazanım ve etkinliğin her birinde, baskın olan bir zekâ alanını işaretlemeleri istenmiştir.Verilerin istatistiksel analizi için bilgisayar paket programı kullanılmış; bu ünitelerde yer alan kazanım ve etkinliklerin hangi zekâ alanına uygun olduğu ile ilgili olarak; mesleki kıdem, mezun olunan yüksek öğretim kurumu, öğrenme-öğretme kuram ve yaklaşımlarıyla ilgili hizmet-içi eğitim alıp almamalarına göre, öğretmen görüşlerinin dağılımı, frekans ve yüzdeleri ile çapraz tablolar şeklinde verilmiş ve yorumlanmıştır.Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre öğretmenlerin; İlköğretim 5.sınıf Fen ve Teknoloji dersi programında ?Dünya, Güneş ve Ay? ve ?Yaşamımızdaki Elektrik? ünitelerindeki kazanım ve etkinliklerin, Çoklu Zekâ Kuramı açısından değerlendirilmesi ile ilgili olarak, öğrenme-öğretme sürecinde yapılan tüm faaliyetler dikkate alındığında, hemen hemen tüm zekâ alanlarına dağılmasına rağmen, daha çok görsel-uzamsal, mantıksal-matematiksel ve sözel-dilsel zekâ alanlarında odaklandığını; ayrıca mesleki kıdemleri, mezun oldukları yüksek öğretim kurumu ve öğrenme-öğretme kuram ve yaklaşımlarıyla ilgili hizmet-içi eğitim alıp almamaları bakımından da benzer düşündükleri belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayalı olarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
Yeni ortaöğretim matematik programı kapsamında, ortaöğretim matematik öğretmenlerinin çoklu zekâ kuramı uygulamalarına ilişkin görüşleri
Bu çalışma, yeni ortaöğretim matematik programı kapsamında, ortaöğretim matematik öğretmenlerinin çoklu zekâ kuramı uygulamalarına ilişkin görüşlerini ortaya çıkarmak ve uygulamadaki aksaklıkları tespit ederek buna uygun çözüm önerileri sunmak amacıyla yapılmıştır. Araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden tarama metodu kullanılmış, araştırmanın kuramsal boyutunda konuya ilişkin literatürden yararlanılmıştır.Bu araştırmanın örneklemini 2011?2012 eğitim öğretim yılında Malatya ili merkez ilçesi belediye sınırları dâhilindeki ortaöğretim okullarında görev yapan 47'si bayan, 136'sı erkek olmak üzere 183 matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Veri toplamak amacı ile 3 seçenekli bir anket kullanılmıştır. Ankette 3'ü kişisel bilgilere, 25'i ise Çoklu Zekâ Kuramı uygulamalarına ilişkin öğretmen görüşlerini belirlemeye yönelik olmak üzere toplam 28 madde bulunmaktadır.Verilerin istatistiksel analizi için bilgisayar paket programı kullanılmış, araştırmaya katılan öğretmenlerin kişisel bilgileri ile ilgili tanımlayıcı istatistiksel analizler için frekans ve yüzde alma teknikleri uygulanmış, sonuçlar tablo halinde verilmiş ve yorumlanmıştır. Öğretmen görüşlerinin cinsiyet, mesleki kıdem ve mezun olunan kurum değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığı ki kare (chi-square) testi kullanılarak incelenmiş, sonuçlar tablolar halinde verilmiş ve yorumlanmıştır.Araştırma; öğretmenlerin ortaöğretimde uygulamaya konulan çoklu zekâ kuramına dayalı yeni matematik programına karşı olumlu tutuma sahip olduklarını ortaya koymakla birlikte, öğretim süreci içerisinde bazı problemlerle karşılaştıklarını da göstermektedir. Bununla birlikte öğretmenler, okulun fiziki imkânlarının çoklu zekâ kuramına dayalı etkinliklerin kullanımına uygun hale getirilmesi ve hizmet içi eğitim alınması gibi düzenlemelerle, matematik öğretiminin çok daha verimli hale geleceğini düşünmektedir. Çalışmanın ?sonuç ve öneriler? bölümünde bu veriler ışığında birtakım öneriler sunulmuştur.
Elit düzey atletizm sporcularında iletişim becerileri ve çoklu zeka alanlarının araştırılması
Bu çalışmanın amacı, atletizm yarışmalarına aktif olarak katılan sporcularda ve sedanter bireylerde iletişim becerilerinin, demografik özellikler ve çoklu zeka alanları arasındaki ilişkisini ortaya koymaktır. Araştırmada nicel araştırma modeli kullanılmıştır. Turkcell Atletizm Süper Ligi 1. Kademe sporcuları 179 kişi, Spor Toto Atletizm 1.Lig sporcuları 163 kişi, spor yapmayan bireyler 375 kişi olmak üzere 18-35 yaş arası toplam 717 kişi katılmıştır. Katılımcılar tarafından imzalı şekilde "Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu" doldurulduktan sonra gönüllülük beyanı da dikkate alınarak çalışma yürütülmüştür. Katılımcılara Demografik Bilgi Formu "Çoklu Zeka Ölçeği" ve "İletişim Becerileri Envanteri" uygulanmıştır. Çalışma verilerinin tanımlayıcı istatistiklerinde frekans, yüzde ve ortalama standart sapma verilmiştir. Sayısal verilerin normal dağılıma uygunluğu Skewness (-.60 ile 1.56 arası) ve Kurtosis (-.56 ile 1.99 arası) ile değerlendirilmiştir. Bağımsız değişkenlere göre bireylerin İletişim Becerileri Envanteri puan ortalamaları arasındaki farkın karşılaştırılmasında iki gruplu değişkenlerde örneklem sayısına göre bağımsız gruplarda t testi ve Mann Whitney U testi, üç ve daha fazla grubu olan değişkenlerde gruplardaki örneklem sayısına göre bağımsız gruplarda tek yönlü varyans analizi (ileri analizi Tukey HSD) ve Kruskal Wallis testi (ileri analizi Bonferroni düzeltmeli Mann Whitney U testi ve Tukey) kullanılmıştır. Bireylerin Çoklu Zeka Ölçeği puanları ile İletişim Becerileri Envanteri puanları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesinde Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Bireylerin iletişim becerileri puanı üzerine primer analizlerde etkisi bulunan bağımsız değişkenler çoklu linear regresyon (backward yöntemi) analizi ile değerlendirilmiştir. Yapılan bu çalışma sonucunda; kadınların erkeklere, sedanter ve 1. Lig sporcularının süper lig sporcularına, yaşı, eğitim seviyesi, aylık geliri yüksek olanların düşük olanlara, çalışanların çalışmayanlara oranla iletişim becerilerinin daha yüksek olduğu, bireylerin zeka puanları arttıkça iletişim beceri puanlarının azaldığı, sedanter bireylerin bedensel zeka puan ortalamasının sporculara göre çok yüksek düzeyde olduğu görülmektedir.
Fen bilimleri öğretmen adaylarının 21. yüzyıl öğrenen becerileri ile öğrenme biçimleri, öğrenme stilleri ve çoklu zeka alanları arasındaki ilişkilerinin incelenmesi
Fen Bilimleri Öğretmen Adaylarının 21.Yüzyıl Öğrenen Becerileri İle Öğrenme Biçimleri, Öğrenme Stilleri ve Çoklu Zekâ Alanları Arasındaki İlişkilerin İncelenmesi Bu çalışmanın amacı, Fen Bilimleri öğretmen adaylarının 21. yüzyıl öğrenen becerileri ile öğrenme stilleri, öğrenme biçimleri ve çoklu zekâ alanları arasındaki ilişkilerin belirlenmesidir. Çalışmanın örneklemi, Türkiye'de üç devlet üniversitesinin eğitim fakültelerinin Fen Bilimleri öğretmenliği bölümünün üçüncü ve dördüncü sınıfında öğrenim gören 318Fen Bilimleri öğretmen adayıdır. Araştırmada; "21. Yüzyıl Öğrenen Becerileri Ölçeği", "Kolb Öğrenme Stilleri Envanteri", ve "Çoklu Zekâ Envanteri" veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler basit doğrusal korelasyon, ANOVA ve basit regresyon analizleri ile analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, 21.yüzyıl öğrenen becerileri ile öğrenme biçimleri arasında ki korelasyon analizi soncunda Otonom becerisinin "Somut Yaşantı" ve "Soyut Kavramsallaştırma" öğrenme biçimleri ile pozitif yönde, "Yansıtıcı Gözlem" ve "Aktif Yaşantı" öğrenme biçimi ile negatif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Fen Bilimleri öğretmen adaylarının Bilişsel becerisinin "Soyut Kavramsallaştırma" öğrenme biçimleri ile pozitif yönde, "Yansıtıcı Gözlem" öğrenme biçimi ile negatif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Fen Bilimleri öğretmen adaylarının öğrenme stillerine göre 21.yüzyıl öğrenen becerileri arasında fark bulunamamıştır.21.yüzyıl öğrenen becerileri ile Çoklu zeka alanlarına göre yapılan basit korelasyon ve basit doğrusal regresyon analizlerinden elde edilen bulgulara göre 21. yüzyıl öğrenen becerileri ile çoklu zeka alanları ile pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler olduğu ve çoklu zeka alanlarının 21.yüzyıl öğrenen becerilerinin yordadığı tespit edilmiştir. Fen Bilimleri öğretmen adaylarının farklı öğrenme stillerine sahip olması farklı 21.yüzyıl öğrenen becerileri kazanabilirler ve geliştirebilir. Fen Bilimleri öğretmen adaylarının çoklu zekâ alanlarını geliştirilmesi ile 21.yüzyıl becerileri kazandırabilir ve geliştirebilir. Anahtar kelimeler: 21. yüzyıl öğrenen becerileri, çoklu zekâ, fen bilimleri eğitimi, öğrenme stilleri
İlköğretim 3,4 ve 5. sınıf öğrencilerinin çoklu zeka kuramına göre sahip oldukları zeka alanları ve akademik başarının karşılaştırılması
Beyin ve insan zekâsı üzerine çok eski dönemlerden itibaren araştırmalar yapılmaktadır. İnsan beyninin tam olarak işlevleri tam olarak çözülememiştir ve bu konuda araştırmalar devam etmektedir.Zekâ soyut bir kavramdır. Bu nedenle tanımlamak, sınırlarını çizmek için birçok düşünür ve bilim adamı çeşitli fikirler üretmişlerdir. Zekâ, bir ya da birden fazla kültürde değer bulan bir ürün ortaya koyma kapasitesi; gerçek hayatta karşılaştığı problemlere etkili ve verimli çözümler üretebilme becerisi; çözüme kavuşturulması gereken yeni ve karmaşık yapılı problemleri keşfetme yeteneğidir.Yakın zamana kadar, insan zekâsının doğumla kazanıldığı, hayat boyu devam ettiği ve bu zekânın geliştirilmesinin mümkün olamadığı görüşü hâkim iken, çoklu zekâ kuramına göre günümüzde insan zekâsının insanın sahip olduğu ufkuna göre değiştiği kabul edilmektedir.Milli eğitim sistemimizde de çoklu zekâya yönelik uygulamalar yapılmaktadır. Bu çalışmada çoklu zekâ kuramına göre okulda öğrencilerin derslerde gösterdiği başarılar incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Çoklu zekâ, öğrenci, eğitim,
Fen öğretiminde yapay zekâ ile belirlenen çoklu zekâ alanlarına göre hazırlanmış e-öğrenme ortamlarının farklı değişkenler açısından incelenmesi
Bu çalışmada, fen öğretiminde yapay zekâ ile belirlenen çoklu zekâ alanlarına göre hazırlanmış e-öğrenme ortamlarının, ortaokul öğrencilerinin akademik başarılarına, fen tutumlarına ve teknoloji tutumlarına etkisinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışma, karma yöntem desenlerinden çok aşamalı desen çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma, toplamda üç etaptan oluşmaktadır. Çalışmanın ilk etabında, ikinci etapta kullanılacak olan veri seti için hazırlık yapılmıştır. Çalışmanın ikinci etabında, makine öğrenmesi modeli oluşturmak için bir web sitesi tasarlanmıştır. Web sitesinin tasarlanması, geliştirilmesi, uygulaması, değerlendirilmesi ve raporlandırılması amacıyla bu aşamada "tasarım tabanlı araştırma yöntemi" kullanılmıştır. Çalışmanın bu etabı 2021-2022 eğitim öğretim yılı Elâzığ iline bağlı beş farklı okulda öğrenim görmekte olan 246 kız, 281 erkek olmak üzere toplamda 527 kişiden oluşan 5. sınıf öğrencisi ile yürütülmüştür. Çalışmanın üçüncü etabında ise, ikinci etapta oluşturulan model yardımıyla deney grubundaki öğrencilerin baskın zekâ türleri tahmin edilmiş ve belirlenen baskın zekâ türüne uygun eğitim almaları için e-öğrenme ortamı oluşturulmuştur. Çalışmanın üçüncü etabı 2022-2023 eğitim öğretim yılı Elâzığ iline bağlı bir ortaokulda öğrenim görmekte olan biri deney, üçü kontrol olmak üzere 58 kız, 72'si erkek toplamda 130 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın ikinci etabında kullanılan nicel veriler; Kişisel Bilgi Formu, Öğrenme Alanlarına Yönelik Video Sıralaması ve Çocuklar için Çoklu Zekâ Ölçeği' dir. Nitel veriler ise; odak grup görüşmeleri ve öğretmenler ile yapılan mülakatlar ile toplanmıştır. Çalışmanın üçüncü etabında kullanılan nicel veriler ise; Kişisel Bilgi Formu, Öğrenme Alanlarına Yönelik Video Sıralaması, Akademik Başarı Testi, Fen Bilimleri Dersi Tutum Ölçeği ve Teknoloji Tutum Ölçeği'dir. Nitel veriler ise; deney grubu öğrencileri ile yapılan mülakatlar ve kontrol gruplarında yapılan gözlem ile toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde SPSS 23 paket programı kullanılmıştır ve ANCOVA yapılmıştır. Çalışmanın nitel verileri ise içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Çalışmanın birinci etabında hazırlanan videoların geçerlik ve güvenirlikleri uzman görüşleri doğrultusunda sağlanmıştır. Çalışmanın ikinci etabından elde edilen sonuçlara göre, en iyi doğruluk sonucuna ulaşan modelin %97.24 ile Ekstra Ağaçlar (EA) algoritması olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın ANCOVA sonuçlarına göre; deney grubu öğrencilerinin akademik başarı düzeyleri ile kontrol grubu 1 ve kontrol grubu 3 öğrencilerinin akademik başarı düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmezken, deney grubu ile kontrol grubu 2 arasında deney grubunun lehine anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Deney grubu öğrencileri ile tüm kontrol grubu öğrencilerinin fen bilimleri dersine yönelik tutumları arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmezken, teknoloji tutumlarında deney grubu ile tüm kontrol grupları arasında anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın nitel verilerinde öğrenciler, yapay zeka tarafından baskın zekâ türlerini öğrenmelerinin eğitim hayatları için oldukça önemli olduğunu, seçim haklarının olması durumunda yapay zeka tabanlı baskın zekâ türlerine uygun eğitim almak istediklerini, süreç boyunca işlenen üniteyi daha kolay anladıklarını, fen dersine ve teknolojiye karşı ilgi, istek ve meraklarının arttığını, uygulamanın birçok fayda sağladığını ve bu tür uygulamaların sadece fen dersinde bir ünite ile sınırlı kalmamasını ve farklı dersler içinde yapılması gerektiğini sıklıkla dile getirmişlerdir.
Behiç Ak'ın çocuk kitaplarının doğacı zekâ alanı açısından incelenmesi
Bu çalışmada, Behiç Ak'ın çocuk kitaplarında yer alan doğa ile ilgili durumları, doğacı zekâ alanıyla ilişkilendirme amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda öncelikle alanyazın taranarak doğacı zekâ alanına ilişkin özellikler belirlenmiştir. Bu özellikler kendi içinde gruplandırılmış; oluşturulan liste, alanında uzman olan üç kişiye gösterilmiştir ve alınan görüşler doğrultusunda inceleme ölçeğine son şekli verilmiştir. Buna göre ölçek, ?sınıflandırma?, ?doğa sevgisi? ve ?farkında olma? şeklinde üç boyuta ayrılmıştır.Araştırmanın çalışma grubunu, Behiç Ak'ın çocuklar için yazdığı kitaplar oluşturmaktadır. Yazarın yirmi bir kitabı, hazırlanan ölçek doğrultusunda incelenmiştir. Buna göre araştırmada, ?sınıflandırma? boyutunda yer alan ?Doğadaki canlıları tanır ve özelliklerini bilir.? ve ?Doğadaki canlıların benzer ve farklılıklarını ayırt ederek onları sınıflar.? maddelerine en çok yer verildiği belirlenmiştir. İncelenen kitaplarda, canlıları tanıma ve sınıflandırma ön planda yer almaktadır.Gözlem, merak ve fark etme bir konuda araştırma yapmanın temelini oluşturan önemli özelliklerdir. Bu açıdan, incelenen kitaplarda ?farkında olma? boyutu çerçevesinde pek çok örneğe yer verildiği belirlenmiştir. Sadece ?İnsanın var oluşunun nedenlerini ve kendi var oluşunu düşünür.? maddesine az örnek bulunmuştur. Çalışmada, en düşük tekrarlanmanın doğa sevgisi boyutunda olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu açıdan doğa sevgisi boyutunun, diğer boyutlara göre daha az ele alındığı ifade edilebilir.Araştırmada, her bir kitapta hangi maddelere yer verildiğine de bakılmıştır. Buna bağlı olarak doğacı zekâ alanına ilişkin özelliklerin en çok ?Ayşe'nin Bulut Projesi? ve ?Dikkat Su? kitaplarında yer aldığı belirlenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına bağlı olarak incelenen kitaplarda doğacı zekâ alanının pek çok özelliğine uygun örnekler bulunduğu için bu kitaplara eğitimde yer verilebileceği belirtilmiştir.
Zeka oyunlarının 5-6 yaş çocuklarının dil gelişimine etkisinin incelenmesi
Bu araştırma okul öncesi dönem 5-6 yaş grubu çocukların dil gelişiminde zeka oyunlarının etkisini belirleyebilmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma bu amaç doğrultusunda, deneme modeli ile yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubu uygun örnekleme ile belirlenen 25 deney ve 27 kontrol olmak üzere toplam 52 çocuktan oluşmaktadır. Bu çocukların tamamı 2019-2020 eğitim ve öğretim yılında Muş ili Malazgirt ilçesinde okul öncesi eğitimi alan çocuklardır. Araştırma verilerinin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu ve Peabody Resim Kelime Testi kullanılmıştır. Araştırmanın deneysel bölümünde ise deney grubu çocuklarına 8 hafta ve 32 etkinlik saatini kapsayan zeka oyunları uygulaması yapılmıştır. Araştırma sürecinde elde edilen verilerin normal dağıldığı belirlenmiş ve deney ve kontrol gruplarının araştırma öncesindeki denkliklerini belirleyebilmek için bağımsız gruplar t testi kullanılmıştır. Ayrıca araştırma problemlerine yönelik analizler, Karışık Desenler İçin Varyans Analizi (Split-Plot ANOVA) kullanılarak yapılmıştır. Araştırma sonucunda deney ve kontrol grubundaki çocukların dil gelişimi puanlarında son test lehine anlamlı farklılaşma saptanmıştır. Ayrıca, deney grubu çocuklarının son test puanları kontrol grubu çocuklarına göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Deney grubunda yer alan kız ve erkek çocukların dil gelişimi puanlarında son test lehine anlamlı farklılaşma saptanmıştır. Ayrıca, kız çocuklarının son test puanları erkek çocuklarına göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Deney grubunda yer alan 5 ve 6 yaşındaki çocukların dil gelişimi puanlarında son test lehine anlamlı farklılaşma saptanmıştır. Ayrıca, 6 yaşındaki çocuklarının son test puanları 5 yaşındaki çocuklara göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Deney grubundaki çocukların dil gelişimi puanları daha önce okul öncesi eğitim alma durumuna göre incelendiğinde, son test lehine anlamlı farklılaşma saptanmıştır. Ayrıca, daha önce okul öncesi eğitim almış çocuklarının son test puanları daha önce okul öncesi eğitim almamış çocuklara göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Bu bağlamda zeka oyunlarının çocukların dil gelişimi üzerinde olumlu etkisi olduğu söylenebilir. Dolayısıyla, zeka oyunlarının okul öncesi dönem çocuklarının farklı gelişim alanlarına etkisine bakılması gerekmektedir.
Yükseköğretim kurumuna özel yetenek sınavı ile giren öğrencilerin çoklu zekâ alanlarının incelenmesi
Bu çalışma, Yükseköğretim Kurumuna özel yetenek sınavı ile giren öğrencilerin çoklu zekâ alanlarının incelenmesi amacıyla yapılan betimsel bir çalışmadır. Araştırma tarama modeli kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 2018-2019 ve 2019-2020 eğitim öğretim yılları için Gaziantep Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi, Türk Musikisi ve Devlet Konservatuarı ve Güzel Sanatlar fakültesine özel yetenek sınavı ile yerleşen öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklem grubunu rastgele yöntemle seçilen 408 (240 erkek, 168 Kadın) öğrenci oluşturmaktadır (Spor Bilimleri 180, Konservatuar 100, Güzel Sanatlar 128). Çalışmada veri toplamak amacıyla, Gardner (1993) tarafından geliştirilen ve Saban (2001) tarafından Türkçeye çevrilen "Çoklu Zekâ Alanlarında Kendini Değerlendirme Envanteri" kullanılmıştır. Araştırmanın amacı çerçevesinde toplanan verilerin, istatistiki çözümlemeleri için SPSS 20.0 (Statistical Packet for the Social Science) paket programı kullanılmıştır. Öğrenciler hakkındaki genel bilgilerin değerlendirmesinde frekans (f) ve yüzde (%), ortalama (X) ve standart sapma (Ss) değerleri hesaplanmıştır. Gruplar arası karşılaştırmalarda independent sample t testi ve One Way Anova testleri, yaş grupları ile zekâ türleri arasındaki ilişkiler için Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır ve anlamlılık düzeyi p= 0.05 kabul edilmiştir. Araştırmamızın sonucuna göre Yükseköğretimi özel yetenek sınavı ile kazanan öğrencilerin cinsiyet, yaş, bölüm, gelir durumu değişkenlerine göre farklı zekâ alanlarına sahip olduğu ve bu zekâ alanlarının farklı düzeyde geliştiği görülmüştür. Bu zekâ alanlarının sosyal, çevresel, ekonomik vb. durumlardan etkilendiği düşünülmektedir. Çoklu zekâ teorisini sadece bir zekâ teorisi olarak değil, eğitim ve öğretim felsefesi olarak değerlendirmek gereklidir. Bireylerin öğrenme ortamındaki rolü açısından kendi zekâ alanlarının farkında olmaları da önemlidir. Özel yetenek sınavı yapan bölümler örneğin; spor bilimleri fakültesi sadece bedensel zekâ alanına göre değil içerisinde bireylerin diğer zekâ alanlarını da kapsayan özel yetenek sınavları uygulamaları getirilebilir. Anahtar Kelimeler: Özel Yetenek, Güzel Sanatlar, Konservatuar, Spor Bilimleri, Çoklu Zekâ
Okul Öncesi Öğretmen Adaylarının Çoklu Zeka Alanları ile Yaratıcılık Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
Yapılan araştırmada, okul öncesi öğretmen adaylarının çoklu zekâ alanları ile yaratıcılık düzeyleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu amaca uygun olarak araştırmada ilişkisel tarama modeline dayalı betimsel yöntem kullanılmıştır. Araştırmada, 2020-2021 yılı bahar döneminde Bursa ili Nilüfer ilçesinde bulunan Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği bölümünde eğitim- öğretime devam eden 1. ,2. ,3. ve 4. sınıfta olan toplam 489 öğrenci ile çalışma grubu oluşturulmuştur. Araştırmada okul öncesi öğretmen adaylarının çoklu zekâ alanları ile yaratıcılık düzeylerinin bazı değişkenlere göre değişip değişmediği ve öğretmen adaylarının çoklu zekâ alanları ile yaratıcılık düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmada okul öncesi öğretmen adaylarına, kişisel bilgi formu, Çoban (1999) tarafından Türkçe' ye uyarlanan "How Creative Are You?" (Ne Kadar Yaratıcısınız?) yaratıcılık ölçeği, Saban (2001) tarafından, bireylerin çoklu zekâ alanlarını keşfetmeleri amacıyla geliştirilen, likert tarzı bir ölçek olan Çoklu Zekâ envanteri uygulanmıştır. Kişisel bilgi formu, Ne kadar yaratıcısınız? Yaratıcılık ölçeği ve çoklu zekâ envanterinden elde edilen nicel veriler SSPS (Sosyal Bilimler için İstatistik Programı) ile analiz edilmiştir. Belirlenen problem, alt problemler ve frekans değerleri tablolaştırılmıştır. Sonuç olarak; okul öncesi öğretmen adaylarının yaratıcılık puanlarına göre erkek öğretmen adaylarının lehine farklılık olduğu sonucuna varılmıştır. Birinci öğretim olan öğrenci grubunun yaratıcılık puanlarının yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda birinci öğretim okul öncesi öğretmen adaylarının tüm zekâ alanları puanlarının daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırmada okul öncesi öğretmen adaylarının "Ne kadar yaratıcısınız?" ölçeği puanlarının; cinsiyet, yaş grubu, öğrenim türü, bulunduğu sınıf, okul öncesi öğretmen adayının sahip olduğu kardeş sayısı ve kardeş sıralaması, anne-baba öğrenim durumu, anne ve baba yaşı, anne ve baba mesleği, öğretmen adayının sanat, spor, vb. aktiviteler ile uğraşma durumuna göre farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmaya katılan okul öncesi öğretmen adaylarının yaratıcılık puanları ile çoklu zekâ türleri arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır. Okul öncesi öğretmen adaylarının yaratıcılık ve çoklu zekâ alan puanlarına, birinci veya ikinci öğretim olma durumlarının, katılımda bulundukları etkinliklerin, anne veya babanın sağ olup olmama durumunun etkisi olduğu gözlemlenmiştir. Öğretim türü değişkenine göre, birinci öğretim okul öncesi öğretmen adaylarının yaratıcılık ve çoklu zekâ alanlarının puanları ikinci öğretim puanlarına göre daha yüksektir. Sanat ve spor ile ilgilenme durumunun, öğretmen adaylarının yaratıcılık ve çoklu zekâ puanlarına etkisi yüksektir. Bu duruma ek olarak anne veya babası sağ olmayan çocukların yaratıcılık ve çoklu zekâ alan puanlarının daha yüksek olduğu bulunmuştur.
Çoklu Zekâ Kuramı destekli kubaşık öğrenme yönteminin Türkçe dersine ilişkin tutum ve okuduğunu anlamaya yönelik akademik başarı üzerindeki etkisi
Bu deneysel çalışmada, çoklu zekâ kuramı destekli kubaşık öğrenme yönteminin ilköğretim beşinci sınıf Türkçe dersinde, öğrencilerin okuduğunu anlamaya yönelik akademik başarıları ve derse ilişkin tutumları üzerinde etkisi olup olmadığı araştırılmıştır.Çoklu zekâ kuramı destekli kubaşık öğrenme yöntemi, araştırmanın bağımsız değişkenini oluştururken, okuduğunu anlama başarısı ve Türkçe dersine ilişkin tutum ise bağımlı değişkenlerini oluşturmaktadır. Araştırma, öntest-sontest kontrol gruplu deneme modelinde tasarlanmıştır. Uygulama, 2005-2006 eğitim-öğretim yılı güz yarıyılında, Adana İli Seyhan ilçesinde yer alan orta sosyo-ekonomik düzeydeki bir devlet ilköğretim okulunun üç dersliğinde okuyan toplam 115 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir.Araştırmada, bir deney ve iki kontrol grubu kullanılmıştır. Uygulama, 12 hafta sürmüştür. Dersler, deney grubunda çoklu zekâ kuramı destekli kubaşık öğrenme yöntemine, kontrol gruplarında ise 2005?2006 Türkçe Dersi Öğretim Programı'na göre hazırlanan ders planları doğrultusunda işlenmiştir. Dersler, deney ve birinci kontrol grubunda araştırmacı tarafından yürütülürken, ikinci kontrol grubunda sınıf öğretmenleri tarafından yürütülmüştür. Çalışmada, ÇZK destekli kubaşık öğrenme yönteminin öğretim sürecindeki etkisinin ortaya konulabilmesi için nitel ve nicel araştırma yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen ?Okuduğunu Anlama Başarı Testi? deney ve kontrol gruplarına öntest-sontest olarak, ?Türkçe Dersi Tutum Ölçeği? işlem öncesinde ve işlem sonrasında uygulanmıştır. Ayrıca ?Teele Çoklu Zekâ Envanteri? araştırmanın başında öğrencilerin zekâ alanlarını belirlemek, ?kişisel bilgiler formu? çalışma gruplarında yer alan öğrencilerin kişisel bilgilerini almak üzere kullanılmıştır. Nitel verilerin toplanmasında deney grubunda yer alan öğrencilerin sürece ilişkin görüşlerini belirlemeye yönelik yarı yapılandırılmış görüşme formu ile ?Grup Çalışmalarını Değerlendirme Formu? kullanılmıştır.Araştırmada başarı testi ve tutum ölçeğinden elde edilen veriler üzerinde, istatistiksel teknik olarak kovaryans analizi kullanılmıştır. Analizlerde anlamlılık düzeyi p<.05 olarak alınmıştır. Grup çalışmalarını değerlendirme ve yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen veriler, nitel araştırmalarda kullanılan içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir.Araştırma sonunda elde edilen verilere göre, başarı testi ve tutum ölçeği sontest puanları açısından deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunurken; kontrol grupları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen sonuçların bir kısmı aşağıdaki gibi özetlenebilir.Öğrenciler, çoklu zekâ destekli kubaşık öğrenme yöntemi sayesinde, Türkçe derslerini daha çok sevdiklerini, derse daha çok katılma isteği duyduklarını söylemişlerdir. Ayrıca, bu yöntemin, başarılarını arttırdığını; arkadaşlarıyla daha iyi kaynaşmalarını sağladığını; dayanışmayı, paylaşmayı ve birlikte çalışmayı öğrettiğini ifade etmişlerdir.
Üniversitelerin hazırlık okullarındaki başarılı yabancı dil öğrencilerinin kullandıkları öğrenme stratejileri ve çoklu zeka özellikleri arasındaki ilşkisi
Üniversitenin Hazırlık Okullarındaki Başarılı Yabancı Dil Öğrenicilerinin Kullandıkları Öğrenme Stratejileri ve Çoklu Zeka Özellikleri Arasındaki îlişki Yazar: Gülsen Can Danışman: Yrd. Doç. Dr. Z. Hülya Bartu Bu araştırmanın genel amacı, eğitimde görev alan öğretmen ve yöneticilerin, üniversitelerin yabancı dil (İngilizce) hazırlık okullarındaki öğrencilerin yabancı dil öğrenirken kullandıkları öğrenme stratejilerinin, çoklu zeka özelliklerinin, yaş, cinsiyet, güdülenme, tutum, endişe, öğrenme biçimleri ve özerkliklerinin farkında olabilmeleri için bu değişkenler arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak ve yabancı dil öğretiminin kalitesini arttırmaktır. Bu araştırmada problem, üniversitelerin yabancı dil (İngilizce) hazırlık okullarında okuyan başarılı öğrencilerin öğrenme stratejileri ve çoklu zeka özellikleri arasında ilişkinin bulunup bulunmadığının incelenmesidir. Öğrencilerin yaş, cinsiyet, güdülenme, öğrenme biçimleri, ve becerileri/yetenekleri, devlet ve vakıf (özel) üniversitelerinde öğrenci olma, aile teşviği, ailede yabancı dil bilen birinin olup olmaması, erek dil (İngilizce) ve o dilin kültür ve toplumuna karşı tutumlar, lise türü, lisedeki haftalık yabancı dil dersi saati, lisedeki bölüm, İngilizce öğrenme süresi değişkenler olarak kabul edilmiştir. Başarılı yabancı dil öğrenicilerinin hangi stratejiden ne oranda yararlandıkları ve hangi çoklu zeka özelliklerine ne oranda sahip oldukları da incelenmiştir. Araştırmanın evreni, İstanbul ilindeki tüm devlet ve vakıf (özel) üniversitelerinde yabancı dil hazırlık okullarında öğrenim gören başarılı öğrenicileri kapsamaktadır. Araştırmanın örneklemi ise ikisi devlet ve üçü vakıf üniversitesinden 42 kız ve 41 erkek olmak üzere toplam 83 öğrenciden oluşmaktadır. mÖğrenme stratejilerini ölçmek için Oxford'un (1990) îngilizceyi yabancı dil olarak öğrenen öğreniciler için geliştirdiği Dil Öğrenme Strateji Envanteri (Strategy Inventory for Language Learning - SILL) ve bu envanter için geliştirilmiş ölçek kullanılmıştır. Bu ölçekte, öğrenicilerin altı öğrenme stratejisinden hangilerini ne oranda kullandıklarım anlamaya yönelik 50 soru sorulmaktadır. Çoklu zeka özelliklerini ölçmek için ise Wingate'in (1997) ve Gregory ve Chapman'nın (2002) Gardner'm Çoklu Zeka Kuramı'na dayanarak hazırladıkları Çoklu Zeka Envanteri (Muliple Intelligences Inventory) ve bu envanter için geliştirilen Ölçek kullanılmıştır. Bu ölçekte, öğrenicilerin sekiz çoklu zeka türlerinden hangilerine ne oranda sahip olduklarını bulmaya yönelik 56 soru sorulmaktadır. Değişkenleri içeren bir sormaca da benim tarafımdan hazırlanmıştır. Bu sormacada, öğreniciler hakkında bilgi toplamaya, onların yabancı dil öğrenimi, erek dil toplumu hakkında neler düşündüklerini, İngilizce öğrenme nedenlerini, yabancı dili konuşurken neler hissettiklerini ve yabancı dil öğrenme biçimlerini ortaya çıkarmaya yönelik 25 soru sorulmaktadır. Hazırlanan envanter ve değişkenler sormacası, envaterler çeviri yapılıp tekrardan düzenlendikleri, kendi hazırladığım sormaca ilk kez benim tarafımdan uygulanacağı ve ileride karşılaşılacak eksikliklerin önceden giderilmesinin gerektiği düşünüldüğünden, 10 üniversite yabancı dil hazırlık öğrenişinden pilot grubu oluşturularak pilot grubunun öğrenicilerinden sormacaların yanıtlamaları istenmiştir. Pilot çalışmada ortaya çıkan eksiklikler not alınarak sormacalarda gerekli düzenlemelere gidilmiştir. Araştırma sonuçlarına gore, üniversite yabancı dil hazırlık sınıfı öğrenicilerinin sözel/dilsel zekalarıyla tüm zihinsel işlemleri kullanma, eksik bilgiyi giderme, duygularını kontrol etme ve başkalarıyla öğrenme stratejileriyle; doğa zekalarıyla da tüm zihinsel işlemleri kullanma ve duygularını kontrol etme stratejileri arasında anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. ivBazı değişkenler ile öğrenme stratejileri ve çoklu zeka özellikleri arasında anlamlı ilişkilerin olduğu (örneğin, 'cinsiyet' değişkeni ile etkin anımsama stratejisinin kullanımı arasında anlamlı bir ilişki olması ve 'kız' öğrenicilerin etkin anımsama stratejisini erkeklere oranla daha fazla kullanmaları; aynı değişken ile mantıksal/matematiksel zeka arasında anlamlı bir ilişki olduğu ve 'kız' öğrenicilerin erkeklere oranla mantıksal/matematiksel zeka oranının daha yüksek olduğunun bulunması gibi) tespit edilmiştir. Bazı değişkenlerin sadece öğrenme stratejileri ile aralarında anlamlı ilişki olduğu (örneğin, öğrenicilerin 'yabancı dili öğrenme süreleri' değişkeni ile öğrenmeyi düzenleme ve değerlendirme ve başkalarıyla öğrenme stratejilerini kullanma arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu ve bu farkın yanıtı 'bir yıldan daha az süredir yabancı dil öğrendiğini' belirten öğrenicilerin bu iki stratejiden daha fazla yararlandıklarının; bu değişken ile çoklu zeka özellikleri arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığının bulunması gibi) bulunmuştur. Bazı değişkenlerin sadece çoklu zeka alt boyutları ile aralarında anlamlı bir ilişki olduğu (örneğin, İngilizce konuşurken kendini o dilin konuşucusu gibi hissetme değişkeni ile öğrenme stratejilerini hiç biriyle anlamlı ilişkinin olmadığı; bu değişken ile mantıksal/matematiksel zeka, bedensel/devinduyusal zeka ve doğa zekası arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu ve bu soruyu 'Evet' olarak yanıtlayanların bu üç stratejiyi de etkin olarak allandıklarının bulunması gibi) tespit edilmiştir. Bazı değişkenlerin ise ne öğrenme stratejileri ne de çoklu zeka alt boyutlarıyla aralarında ilişkinin olmadığı (örneğin, aile teşviği değişkeni ile öğrenme stratejilerini kullanma ve çoklu zeka türleriyle aralarında anlamlı ilişkinin bulunmaması gibi) tespit edilmiştir.
Dokuzuncu sınıf öğrencilerinin öğrenme stilleri ve çoklu zekâ alanlarının incelenmesi
Bu araştırma ile; dokuzuncu sınıf öğrencilerinin cinsiyet, anne-baba eğitim düzeyi ve okul türü değişkenlerine göre öğrenme stilleri puanları ile çoklu zekâ alanları puanlarının anlamlı bir şekilde farklılaşıp farklılaşmadıkları; öğrencilerin öğrenme stilleri puanları, çoklu zekâ alanları puanları ve akademik başarıları arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı, çoklu zekâ alanları puanlarının öğrenme stilleri puanlarını ne kadar yordadığı araştırılmıştır.Araştırmanın evrenini Adana ili Seyhan ve Çukurova merkez ilçelerinde yer alan, 2008-2009 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören, özel ve devlet ortaöğretim kurumları dokuzuncu sınıf öğrencileridir. Araştırma oranlı küme örnekleme yoluyla tesadüfi olarak seçilen 254'ü devlet okullarında ve 264'ü özel okullarda okuyan öğrenciler olmak üzere, 235 erkek, 283 kız ve toplamda 518 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir.Araştırmanın modeli ilişkisel taramadır. Araştırmada üç veri toplama aracı kullanılmıştır. Bunlar; araştırmacı tarafından geliştirilen ?Kişisel Bilgi Formu?, Seber (2001) tarafından geliştirilen ?Çoklu Zekâ Alanlarında Kendini Değerlendirme Envanteri? ve Şimşek (2002) tarafından geliştirilen ?BİG 16 Öğrenme Biçemleri Envanteri? dir.Verilerin çözümlenmesinde, frekans ve yüzde, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson momentler çarpımı korelasyonu ve aşamalı çoklu doğrusal regrasyon analizi kullanılmıştır. Tüm istatistiksel analizlerde 0.05 anlamlılık düzeyi ölçüt alınmıştır. Analizlerin yapılmasında, SPSS 11.5 istatistik paket programından faydalanılmıştır.Araştırmadan elde edilen sonuçlar aşağıda özetlenmiştir:Öğrencilerin, öncelikle görsel, daha sonra işitsel ve bedensel/kinestetik öğrenme stillerini tercih ettikleri belirlenmiştir. Ayrıca cinsiyet açısından ?işitsel öğrenme stilinde? kızlar lehineiianlamlı bir farklılaşma olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin öğrenme stili puanlarının anne-baba eğitim düzeyine göre farklılaşmadığı bulunmuştur. Okul türü açısından ise, ?işitsel öğrenme stilinde? devlet okulu öğrencileri lehine anlamlı bir farklılaşma olduğu ortaya çıkmıştır.Çalışmada çoklu zekâ alanları ile ilgili sonuçlara bakıldığında, öğrencilerin en yüksek ortalamaya ?içsel/özedönük? zekâ alanında sahip oldukları; ?mantıksal/matematiksel? zekâ alanında ise en düşük ortalamaya sahip oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin, ?sözel/dilsel, görsel/uzamsal, bedensel/kinestetik, müziksel/ritimsel ve sosyal/kişilerarası? zekâ alanları puanları ile cinsiyet arasında kızların lehine anlamlı bir farklılaşma olduğu saptanmıştır. Anne-baba eğitim düzeyi açısından ise öğrencilerin, çoklu zekâ alanları puanlarından ?müziksel/ritimsel ve doğa zekâ alanı? ile anne eğitim düzeyi arasında; ?müziksel/ritimsel zekâ alanı? ile baba eğitim düzeyi arasında anlamlı bir farklılaşma olduğu belirlenmiştir. Okul türü açısından; hem ?sözel/dilsel? hem de ?doğa? zekâ alanlarında devlet okulları lehine anlamlı bir farklılaşma olduğu ortaya çıkmıştır.Araştırmada öğrencilerin öğrenme stilleri puanları ile akademik başarı puanları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Çoklu zekâ alanları puanları ve akademik başarı puanları arasında ise; en az iki zekâ tipine birden sahip olan, yani karma zekâ alanlarına sahip olan öğrencilerin çoklu zekâ puanları ile akademik başarı puanları arasında düşük pozitif doğrusal bir ilişki olduğu bulunmuştur.Son olarak da bu araştırmada, öğrencilerin öğrenme stilleri puanları ve çoklu zekâ alanı puanları arasında ; ?görsel öğrenme stili ile görsel/uzamsal zekâ alanı?, ?bedensel/kinestetik öğrenme stili ile bedensel/kinestetik zekâ alanı?, ?işitsel öğrenme stili ile sözel/dilsel zekâ alanı? arasında pozitif doğrusal bir ilişki olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin çoklu zekâ alanı puanlarının öğrenme stilleri puanlarını ne kadar yordadığına bakıldığında ise; ?görsel/uzamsal çoklu zekâ alanının görsel öğrenme stilini %35, bedensel/kinestetik çoklu zekâ alanının bedensel/kinestetik öğrenme stilini %28 ve sözel/dilsel çoklu zekâ alanının işitsel/öğrenme stilini %25 oranında? açıkladığı ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Öğrenme, Öğrenme Kuramları, Öğrenme Stilleri, Zekâ, Çoklu Zekâ Kuramı.
Spor lisesi ile güzel sanatlar lisesi öğrencilerinin çoklu zeka alanları ile problem çözme becerilerinin belirlenmesi
Bu çalışmada lise öğrencilerinin çoklu zeka alanları ve problem çözme becerilerini araştırmak ve spor liseleri ile güzel sanatlar lisesindeki öğrencileri bu doğrultuda karşılaştırmak amaç edinilmektedir. Farklı liselerde eğitim gören öğrencilerin çoklu zeka alanları açısından farklılıklarını ortaya koymak araştırmanın temel olgusunu oluşturmaktadır. Gardner çoklu zeka kuramında öğrencilerin zeka alanlarını sözel-dilsel, mantıksal-matematiksel, görsel-uzamsal, bedensel-kinestetik, sosyal-içsel, müziksel- ritmik ve doğa zekası olarak sekiz farklı bölüme değinmiştir. Bu kurama göre, öğrenme ve bilgiyi işleyerek kullanma, problem çözme durumlarında bu farklı sekiz alanın öğrencilere yol gösterici bir araç olduğu belirtilmektedir. Öğrencilerin problem çözme envanteri ile çoklu zeka ölçeği ve demografik bilgileri arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik yapılan bu çalışmada genel tarama modellerinden betimsel nitelikte ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 155 spor lisesi, 192 güzel sanatlar lisesi olmak üzere toplam 347 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Problem Çözme Envanteri ve Çoklu Zeka Ölçeği kullanılmıştır. Demografik değişkenlere göre dağılımların belirlenmesi amacıyla frekans (f) ve yüzdeler (%) hesaplanmıştır. Ölçeklerin boyutlarına ait madde toplamları ve ortalamaları bulunmuştur. Ortalamalar ve standart sapmalar hesaplanmıştır. Problem Çözme Envanteri ve Çoklu Zekâ düzeylerinin demografik değişkenlere göre değişip değişmediğini belirlemek amacıyla bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans (anova) analizleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin çoklu zeka düzeylerinin problem çözme becerileri üzerinde etkisinin olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Çoklu Zeka, Çoklu Zeka Kuramı, Problem Çözme
Lise öğrencilerinin çoklu zeka alanları ve sporda yaşam becerilerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın genel amacı, lise öğrencilerinin çoklu zekâ alanları ile sporda yaşam becerileri arasındaki ilişkinin incelenerek, çeşitli değişkenlerle karşılaştırılmasıdır. İlişkisel tarama modelindeki bu araştırmanın evrenini 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Yozgat ilinde eğitimine devam eden 9., 10., 11. ve 12. sınıf öğrencileri, içerisinden kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile belirlenen 200 kadın 338 erkek olmak üzere toplam 538 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak,araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", öğrencilerin hangi zeka alanında baskın olduklarını belirleyebilmek amacıyla "Çoklu Zeka Ölçeği (ÇZÖ)'' ve sporda yaşam becerilerini belirlemek amacıyla ''Sporun Yaşam Becerilerine Etkisi Ölçeği (SYBÖ)'' kullanılmıştır. Elde edilen verilerin sonucunda güven aralığı a=95, hata miktarı ise 0.05 olarak hesaplanmıştır. Verilerin analizinde; ölçeklerin geçerliği ve güvenirlikleri faktör analizinin varsayımları incelenerek, yapısal doğruluğu doğrulayıcı faktör analizi ile test edilmiştir. İkili ve ikiden fazla grupların çoklu karşılaştırma testleri için ''t''testi ve ''Kruskal Wallis H''testleri kullanılmıştır. İstatistiki açıdan anlamlı sonuçların elde edildiği durumlarda ikili karşılaştırmalarda ''Mann Whitney U'' testi kullanılmıştır. Fark analizleri, korelasyon ve regresyon analizleri SPSS 20.0, Doğrulayıcı Faktör Analizi Mplus 8.5 ile yapılmıştır.Araştırma sonucunda; cinsiyet değişkeni açısından öğrencilerin sporunyaşam becerilerine etkisi ölçeğinden aldıkları puan ortalamaları erkek öğrencilerin lehine anlamlı düzeyde yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Cinsiyet değişkeni açısından bedensel ve kişiler arası zeka puan ortalamalarının erkek öğrencilerin lehine sözel zeka düzeyinde ise kadın öğrencilerin lehine anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Spor yapma değişkenine göre öğrencilerin sporun yaşam becerilerine etkisi ölçeğinden aldıkları puan ortalamaları incelendiğinde, spor yapan öğrencilerin puan ortalamaları spor yapmayan öğrencilere kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Spor yapma değişkenine göre öğrencilerin çoklu zekâ özellikleri incelendiğinde spor yapan öğrencilerin çoklu zeka puan ortalamalarının spor yapmayan öğrencilere kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, öğrencilerin çoklu zeka alanlarının sporun yaşam becerileri üzerindeki etkilerin yordanmasına ilişkin regresyon analizi incelendiğinde; çoklu zekanın SYBE'nin anlamlı bir yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir.
Çoklu zeka kuramına göre hazırlanan öğretim etkinliklerinin 4. sınıf öğrencilerinin matematik başarılarına ve kaygı düzeylerine etkisi
Bu çalışmada, Çoklu Zekâ Kuramına göre hazırlanan öğretim etkinliklerinin ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin matematik başarılarına ve kaygı düzeylerine etkisi olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırmada, Çoklu Zekâ Kuramına göre hazırlanan etkinlikler ile yapılan öğretim bağımsız değişken, matematik dersi başarısı ve kaygı düzeyi ise bağımlı değişkendir. Araştırma, öntest-sontest kontrol gruplu deneme modeline göre tasarlanmıştır. Araştırma, 2016-2017 eğitim-öğretim yılı bahar yarıyılında, Osmaniye ili merkez ilçesinde yer alan orta sosyo-ekonomik düzeydeki bir devlet ilkokulunda iki derslikte okuyan toplam 55 öğrenci ile yürütülmüştür. Bir deney ve bir kontrol grubu ile yürütülen araştırma dokuz hafta sürmüştür. Dersler, deney grubunda Çoklu Zekâ Kuramına göre hazırlanan öğretim etkinlikleri doğrultusunda araştırmacı, kontrol grubunda ise 2015 İlkokul Matematik Dersi Öğretim Programı (MEB, 2015) doğrultusunda hazırlanan ders planları doğrultusunda sınıf öğretmenleri tarafından işlenmiştir. Çalışmada, Çoklu Zekâ Kuramına göre hazırlanan etkinliklerin etkisinin ortaya konulması için nitel ve nicel araştırma yöntemleri bir arada kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen "Başarı Testi", deney ve kontrol gruplarına öntest ve sontest olarak; kaygı düzeylerini belirlemek içinde "İlköğretim Öğrencileri için Matematik Kaygı Ölçeği" araştırma işlem öncesinde ve işlem sonrasında uygulanmıştır. Ayrıca "Kişisel Bilgi Formu" çalışmaya katılan öğrenciler hakkında bilgi almak için kullanılmıştır. Nitel veriler, deney grubunda yer alan öğrencilerin sürece yönelik düşüncelerini saptamak için beşi erkek beşi kız olmak üzere toplam 10 öğrenciyle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak toplanmıştır. Araştırmada başarı testi ve kaygı ölçeğinden elde edilen veriler, kovaryans analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Analizlerde anlamlılık düzeyi p<.05 olarak alınmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen nitel veriler, betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonunda elde edilen verilere göre, başarı testi öntest-sontest puanlarının karşılaştırılması sonucunda; deney grubunun daha başarılı olduğu görülmüştür. Ek olarak kaygı puanları açısından gruplar arasında anlamlı bir farka rastlanmamıştır. Ancak; deney grubunun kaygı sontest puanlarında, öntest puanlarına göre ciddi derecede bir azalma görülmüştür. Yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen sonuçlara göre öğrenciler, Çoklu Zekâya göre hazırlanan etkinlikleri zevkli/eğlenceli bulduklarını, bu etkinlikler sayesinde matematik derslerine olan korkularını yenerek dersi sevmeye başladıklarını ve derse katılmayı istediklerini belirtmişlerdir. Ayrıca uygulamadan sonra, Matematik dersinden korkmayıp, öz güvenlerinin arttığından söz etmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Çoklu Zekâ Kuramı, Matematik Öğretimi, Matematik Kaygısı, Akademik Başarı