Data security
92 theses under this subject heading
Müzikle şifreleme-veri gizleme sistemi tasarımı ve gerçeklenmesi
Gizli kalması gereken verilerin hızlı bir şekilde verinin kaynağından hedefe ulaşması için günümüzde internet gibi herkese açık ve güvensiz kanallar kullanılmaktadır. Bu verilerin güvenliğini sağlamak kimi zaman hayati önem taşıdığından farklı şifreleme yöntemleri dünyanın dört bir yanında geliştirilmekte ve kullanılmaktadır. Bu duruma bir başka yaklaşım ise; veri güvenliğini veriyi gizleyerek sağlayan steganografik yöntemlerdir. Bu çalışmada, güvenlik seviyesini arttırmak için şifreleme ve veri gizleme bir arada kullanılmaktadır. Şifreleme için öncelikle AES-256 algoritması kullanılmakta ve algoritmanın çıktısı olan veriler, gizlenirken kullanılacak taşıyıcı ses dosyasındaki müzik eserinin notalarının kullanılan özelliklerinden elde edilen değerlerle sonlu alanda çarpma yapmak suretiyle şifrelenmektedir. Daha sonra, yine bu nota değerlerinden oluşturulan kurala göre, şifrelenmiş veriler, taşıyıcı ses dosyası içerisine gizlenerek ortaya şüphe çekmeyen ve şifrelenmiş veri taşıyan ses dosyaları çıkarılmaktadır. Taşıyıcı ses dosyasındaki müzik eserinden elde edilen değerler, hem şifreleme aşamasında hem de veri gizleme aşamasında anahtar niteliğinde kullanıldığından, kaynaktan hedefe yapılacak dosya aktarımından önce herhangi bir veri aktarımına ve anahtar paylaşımına ihtiyaç duyulmamakta ve güvensiz kanaldan anahtar paylaşımı yapılması sorununu ortadan kaldırmaktadır. Tasarlanan sistem, girdiler ne olursa olsun oluşacak çıktıdan aynı nota değerlerinin elde edilebileceğini ve yapılan işlemlerin matematiksel olarak tersinin yapıldığı veri ayıklama ve çözme aşamalarının ardından doğru veriye kesin olarak ulaşılacağını garantilemektedir. Tasarlanan sistemin gerçeklenmesi birbirleriyle haberleşen yazılım ve donanım birimleri tasarlanarak yapılmıştır. Hız kısıtları göz önünde bulundurularak sistemin yazılım ve donanımda çalışacak alt sistemleri belirlenmiş ve donanımda 2524 Mbps gibi bir şifreleme hızına ulaşılmıştır.
Çok çekirdekli görev-kritik işlemciler için önbellek tasarımı ve gerçeklenmesi
Çok çekirdekli sistemlerde paralel çalı¸smaya ba˘glı olarak performansı optimize etmek için çekirdeklere özgü ilk düzey önbellekler ve payla¸sımlı üst düzey önbellekler bulunmaktadır. Çekirdeklere özgü önbelleklerin varlı˘gı kullanılan verilerin aynı adresteki veriler olmasına ba˘glı olarak tutarlılık sorununu olu¸sturmaktadır. Modern sistemler bu sorunu tutarlılık protokolleri kullanarak çözmektedir. Tutarlılık protokollerinden MESI ve MOESI, günümüz sistemlerinde en çok kullanılan protokollerdendir. Bu protokoller tutarlılık sorununu ba¸sarılı bir ¸sekilde çözmelerine kar¸sın farklı amaçlarla da sistemde kullanılabilmektedir. Tez kapsamında tutarlılık etiketleri kullanılarak hata düzeltimi yapılabilece˘gi gösterilmi¸stir. Çekirde˘ge özgü önbelleklerde hata oldu˘gu zaman hata düzeltme kodu kullanmak boru hattı ile iç içe olduklarından hız gereksinimini kar¸sılamamaktadır. Güncel i¸slemcilerde bu önbellekler e¸slik bitleriyle ve hata olu¸sunca sistemi geri alma yöntemiyle korunmaktadır. Önerilen mekanizma ise var olan tutarlılık altyapısının kullanılarak hataları hızlı bir ¸sekilde düzeltmeyi amaçlamaktadır. Payla¸sımlı tutarlılık etiketine sahip önbellek satırlarını takip eden dizin(ler) yardımıyla, hata olu¸san önbelleklerdeki verileri düzeltmek mümkündür. Yapılan çalı¸smalar ı¸sı˘gında bu mekanizma kullanılarak programların dörtte birine kadar kısmını koruma altına almak mümkündür ve bu mekanizmanın kullanılamayaca˘gı bir an neredeyse hiç olu¸smamaktadır. Hata düzeltiminin yanında, Yao vd., tutarlılık etiketlerinin güvenlik açı˘gı yarattı˘gını ortaya koymu¸stur [1]. Buna göre "S" ve "E" etiketlerine yapılan eri¸simlerin deterministik olarak ayrı¸stırılabilir olması, sistemde çalı¸san ajan ve truva atı uygulamalarının bir zamanla yan kanalı olu¸sturarak aralarında seri haberle¸smesini mümkün kılmaktadır. ˙Ileti¸sim, KSM(kernel same page merging)'nin çalı¸smasına ba˘glı olarak kullanılabilmektedir ve bu uygulamanın kullanılmaması performansı ciddi ölçüde etkilemektedir. Bu çalı¸sma, tutarlılık etiketi kullanılarak olu¸sturulacak yan kanalları engellemek için KSM'nin kapatılmasına gerek olmayan bir çözüm öne sürmektedir. Önbellek satırlarına arka arkaya gelen yükle buyruklarını takip ederek ileti¸sime gürültü ekleyen bu yöntem, gönderilen bitlerin %90'ını bozabilecek kapasitede iken, en kötü ko¸sullar altında yakla¸sık %15, en iyi durumda %2 yürütme zamanı ekleyerek programın performansını dü¸sürmektedir. [1] Yao, F., Doroslovacki, M., and Venkataramani, G. (2018). Are Coherence Protocol States Vulnerable to Information Leakage? In: IEEE International Symposium on High Performance Computer Architecture, HPCA 2018, Vienna, Austria, February 24-28, 2018. IEEE Computer Society, pp. 168–179.
Kişisel verilerin korunması kapsamında unutulma hakkı
İçinde bulunduğumuz dijital çağda bütün endüstriler teknolojik değişim ve dönüşüm içine girmiştir. Bu süreçte veri ise, dönüşümün temeli olmuştur. Ancak, gelişime ayak uydurmanın, değişim ve dönüşümün öncüsü haline gelen verinin bu denli önem kazanması, özellikle kişisel verilerin hiç olmadığı kadar büyük tehditlerle karşı karşıya kalmasına yol açmıştır. Kişisel verilere yönelik tehditler, öncelikle kişilik değerleri ve özel hayatın gizliliği ile yakından ilintili olan kişisel verilerin korunması kavramının ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Teknolojik gelişmelere paralel olarak verilerin elde edilmesinin, saklanmasının ve yayılmasının oldukça kolaylaşması ise, kişilerin kendilerine ait veriler üzerinde hakimiyet kurmalarının giderek zorlaşmasına yol açmıştır. Bu kapsamda, çağın gereklerine cevap olarak unutulma hakkı kavramı ortaya çıkmıştır. Kanaatimizce, giderek kaybedilen kontrol gücünün yeniden tesisini sağlamaya hizmet eden unutulma hakkı, kişisel verilerin etkin korunmasında en önemli araçlardan biridir. Nitekim unutulma hakkı, teknolojik gelişmelerle birlikte kişisel verilerin korunması ve buna bağlı olarak özel hayat alanı ve kişilik değerleri aleyhine bozulan dengenin yeniden kurulması için elzem bir yöntemdir. Çalışmamızda kişisel verilerin korunması kapsamında unutulma hakkı, uluslararası metinler ve farklı hukuk sistemlerinin temel veri koruma mevzuatları çerçevesinde, ağırlıklı olarak karşılaştırmalı bir şekilde ele alınmıştır. Bu kapsamda çalışmamızın ilk bölümünde unutulma hakkının kavramsal çerçevesi çizilerek, hakkın tarihi gelişimi, görünüm şekilleri, unsurları, kapsamı ve sınırları incelenmiş, unutulma hakkına ilişkin temel tartışmalara yer verilmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde ise, unutulma hakkının temelini oluşturan kişisel verilerin korunması kavramı, buna ilişkin hukuki metin ve mevzuatlar çerçevesinde karşılaştırmalı hukuk bakış açısıyla incelenmiş, unutulma hakkının dayanağı olan temel düzenlemeler ele alınmıştır. Son bölümde ise, unutulma hakkının ihlalinde Türk hukuku çerçevesinde başvurulabilecek yöntemler ve hakka ilişkin idari ve yargısal karar örneklerine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kişisel verilerin korunması, unutulma hakkı, kişilik hakkı
Kamusal alanda idarenin video gözetiminin kişisel verilerin korunması hukuku bağlamında değerlendirilmesi
Günümüzde yaşanan teknolojik ve teknik gelişmeler kamusal alanlara yerleştirilen video kayıt cihazlarının kapasite ve sayılarında artışa sebep olmuştur. Bugün yapay zekâ kullanabilen akıllı kameralara da kamu otoritelerince çeşitli maksatlarla başvurulması durumu söz konusudur. Kamusal alanlardaki kameraların, bazı durumlarda kişisel veri elde etmesi ve bu verileri kaydetmesi veri işleme faaliyeti sayılacağından, bu faaliyetler bakımından kişisel verilerin korunması hukukuna uygun hareket edilmelidir. Bunun dışında kameraların kamu otoriteleri tarafından yaygın şekilde tercih edilmesi etik, sosyal, teknik kaygılar doğurmakta; işlevsellik, totaliterliğe veya kötüye kullanıma elverişlilik, insan hakları ve hukuk güvenliği açılarından eleştirilere konu edilmektedir. Çalışmada, gözetim ve mahremiyet tartışmalarından başlayarak kameralı izleme ele alınmış, kamusal alanda kullanılan video kayıt cihazlarının tercih edilme gerekçeleri incelenmiştir. Ayrıca video gözetim ile kişisel verilerin korunması hukuku arasındaki ilişki ortaya konarak, hukuk kurallarının kameralar karşısında bireysel özgürlüklerin koruması için tek başına yeterli olmayacağı fikri ifade edilmiştir. Çalışmanın amacı ve kapsamı genel olarak gözetim literatüründen ve yaygın gözetime yönelik sorgulamalardan dayanak almış, kişisel verilerin korunması alanında gelişimini sürdüren hukukun, sosyal yaklaşım ile zenginleştirilmesi gerektiği fikrine bağlı şekillenmiştir.
Kişisel verilerin korunması yükümlülüğünün ihlalinden doğan hukuki sorumluluk
Bu çalışma kapsamında kişisel verilerin korunması yükümlülüğü, bu yükümlülüğünün hangi yollarla ihlal edilebileceği ve bu ihlallerden doğan hukuki sorumluluk incelenmiştir. Çalışmamız üç bölümden oluşmakta olup ilk bölümde kişisel verilerin korunması ihtiyacının doğuşundan başlayarak, kişisel veri tanımı, kapsamı ve mevzuatın gelişim süreci incelenmiştir. Yine aynı bölümde 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile bu Kanunun hazırlanmasında temel alınan mevzuat olan 95/46/AT sayılı Direktif ve bu düzenlemeyi ilga eden Avrupa Veri Koruma Tüzüğü karşılaştırılmıştır. İkinci bölümde kişisel verilerin korunmasına ilişkin temel kavramlar incelenmiş akabinde veri ihlallerinin neler olduğu konusu açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise kişisel verilerin korunması yükümlülüğünün ihlalinden doğan hukuki sorumluluk incelenmiştir. Çalışmamızın üçüncü bölümü özellikle KVKK'da yer alan düzenlemelerin, genel hükümler çerçevesinde hukuki sorumluluğun şartlarının ve bu sorumluğun kapsamının değerlendirilmesi açısından önemlidir. Bu kapsamda mevcut yargı kararlarına, literatürdeki farklı görüşlere yer verilerek hukuki sorumluluk dayanakları ve başvurulabilecek hukuki yollar incelenmiştir.
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) kapsamında ortak veri sorumluluğu
Dünyada yaşanan teknolojik ve bilimsel gelişmeler, kişisel verileri hem bir hammadde hem de bir ürün haline getirmektedir. Bu gelişmelerin hızı ivmelendikçe kişisel verilerin korunması ihtiyacı artmakta ve her geçen gün bu ihtiyaç şekil değiştirmektedir. Kişisel verilerin korunması hukuku da bu ihtiyaca cevap vermek adına, kişisel veriyi işleyen veri sorumlusunun tek bir kişi olabileceği gibi birden fazla kişiden oluşabileceğini de kabul etmiştir. Bu yeni veri sorumluluğu türü, bir yandan kişisel verilerin korunma düzeyini arttırmayı amaçlarken öte yandan veri sorumlularına daha fazla yükümlülük ve sorumluluk olarak yansımaktadır. Bu çalışmada, ortak veri sorumluluğu kavramının yapısı, ortak veri sorumluları arasındaki ilişki ve ortak veri sorumlularının yükümlülükleri incelenmiş, bu inceleme doğrultusunda ortak veri sorumluluğu kavramının Türk hukukunda uygulanabilirliği değerlendirilmiştir.
Bankacılık sektöründe kişisel verilerin korunması ve işlenmesinin bireyler üzerinde algısı ve etkileri
İçinde bulunduğumuz bilgi çağında bilginin önemi ve değeri bir kez daha anlaşılmıştır. Günümüzde bilgi kavramı oldukça önemli bir kavramdır. Kişilere özgü bilgiler ise kişisel veriler olarak adlandırılmaktadır. Bunlar yaş, cinsiyet, telefon ve kimlik numarası, kredi kartı numarası gibi örneklenebilen bilgilerdir. Kişisel veriler bireyler için hassas bir niteliğe sahip olabilmektedir. Tüm dünya üzerinde önem teşkil eden bir konu olarak kişisel verilerin koruma altına alınması, artık giderek çok daha fazla dijitalleşen dünya açısından büyük bir gündem oluşmasına yol açmaktadır. Kişisel verilerin korunması işlevi, rutin hayatın bir gerçeği olarak gözler önüne serilmekle beraber ve bu vesile ile de birey yaşamının, özellikle yasal açıdan önemli bir bölümünü içermektedir. Bununla beraber mümkün olduğunca büyük ölçekli olarak bireylerin, sahip oldukları bilgilerin, dijital ve güvenilir şartlarda koruma altına alınması anlamına gelen bu işlev, hukuki zemin ile de sağlamlaştırılmak durumundadır. Bankalar ülke ekonomisine önemli faydalar sağlayan ekonomik kurumlardır. Her ülkede organize olmuş ve faaliyet gösteren bankalar mevcuttur. Bankalar yapısı gereği çok sayıda kayıtlı müşteriye sahiptir. Bu müşterilere ait bilgilerin korunması ve saklanması ve bu duruma karşı müşterilerin algıları bu çalışmanın temel konusunu oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Veri, Güvenlik, Bankacılık, Müşteri Algısı
Blokzincir bazlı hasta kan yönetim sistemi mimarisi geliştirme ve devreye alınması
Kan, insan hayatının devamlılığını sağlayan vücut sıvısıdır. Bağışçıdan alınan kanın kalite ölçütleri kadar bağışçıya ait bilgiler de medikal operasyonlarda önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle kalite kriterlerine, veri gizliliği standartlarına ve operasyonel emniyete uygun kan temini tüm paydaşlar için çok önemlidir. Kalite standartları ve veri gizliliğini sağlamak için bazı yaklaşımlar ve yöntemler geliştirilmiş olsa da insan hatası/manipülasyonu ve mevcut durumda kullanılan sistemlerin saldırılara açık olması nedeniyle veri ihlalleri mümkün olabilmektedir. Blokzincir, eşler arası ağ aracılığıyla dağıtılmış defterde veri depolamak için kullanılan bir teknolojidir. Sadece yetkisi olan kullanıcıların erişebileceği verilerin değişmezliğini teminat altına alan özelliklere sahiptir. Bu çalışmanın amacı, bağışçıya ait kişisel verileri korumayı, toplanan verilerin tutarlı olmasını sağlamayı ve operasyonel kaliteyi iyileştirmeyi amaçlayan bir kan transfüzyon yönetim sistemi için özel (private) bir blokzincir ağı geliştirmektir. Yaklaşımın uygulanabilirliğini test etmek için Hyperledger Fabric platformu üzerinden üç paydaşlı bir vaka çalışması geliştirilmiştir. Yapılan bu çalışma ile sağlık sisteminde önemli bir rolü olan kan transfüzyonu yönetiminde veri güvenliğinin önemi vurgulanmış ve benzer yöndeki çalışmalar için bir zemin oluşturulmaya çalışılmıştır.
Büyük veri teknolojisi çağında kullanıcı verilerinin gizlilik ve mahremiyetine ilişkin sosyolojik analiz
21. yüzyılın bilgi ve iletişim teknolojileri, dijital kullanıcı verilerini teknik bir araç olarak kullanmakta ve gelişmiş veri analiz teknolojileri ile endüstriyel üretimi daha verimli ve etkin bir hale getirmeyi hedeflemektedir. Büyük veri teknolojilerinin, internet kullanıcıları üzerinde sürekli bir gözetim sağlaması ve kullanıcılar tarafından üretilen verilerin analizinden yapılan çıkarımlar yolu ile gizlilik ve mahremiyete ilişkin endişeler yaratması söz konusudur. Veri zengini ulus-ötesi şirketler ve devletler ile internet kullanıcıları arasındaki güç eşitsizlikleri ise bu endişeleri bireysel düzeyden, toplumsal düzeye taşımaktadır. Özellikle hedefli reklamcılık ve davranışsal profilleme gibi tekniklerin kullanıcıları belirli özelliklerine göre kategorilendirme işlevleri, mevcut toplumsal eşitsizlikleri daha da derinleştirme ve yeni eşitsizlik biçimleri üretme tehditi taşımaktadır. Veri teknolojilerinin gelişim aşamalarına dair bir özet sunan ve bu teknolojilerin içerdiği tehlikeleri, kapitalizmin süregelen ve yeni dinamikleri ile bağlantısı dahilinde analiz eden bu çalışma, 307 kişi ile yapılan bir anket uygulamasını içermektedir. Anket, katılımcıların kişisel ve davranışsal verilerine ilişkin temkinlilik ve endişe düzeylerini, internet kullanım alışkanlıklarını, dijital becerilerini, veri gizliliği ihlallerine ilişkin farkındalık düzeylerini ölçen sorulardan oluşmaktadır. Örneklem 3 farklı teknolojik uzmanlık düzeyini içerecek şekilde, Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji, Felsefe ve Bilgisayar Mühendisliğinden öğrenciler ile Hacettepe Teknokent'teki teknoloji firması çalışanları arasından seçilmiştir. Bulgular, veri gizliliğine verilen önem, gizlilik endişeleri ve veri paylaşımına ilişkin farkındalık başlıkları altında değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda, katılımcıların günlük internet kullanma sıklıkları arttıkça davranışsal ve hassas verilerine ilişkin endişe duyma olasılıklarının da arttığı bulunmuştur. Kullanıcıların davranışsal verilerine ilişkin tutumları, günlük internet kullanma sıklıklarına ve katılımcıların uzmanlık seviyesine göre farklılık göstermektedir. Çevrimiçi profillemeye ilişkin farkındalığın, katılımcılar arasında yaygın olduğu ancak çevrimiçi davranışlarına ilişkin verilerini gizli tutma alışkanlığının yaygın olmadığı keşfedilmiştir. Katılımcıların, dijital verileri kullanılarak kim olduklarına dair gerçeğe dair çıkarımlar yapılamayacağını düşünme eğiliminde oldukları bulgusu bir önceki bulguyu desteklemektedir. Bulgular genel olarak değerlendirildiğinde, katılımcıların veri teknolojilerinin profilleme kapasitesi hakkında bilgi düzeylerinin düşük olması durumunda, davranışsal veri gizliliklerini sağlayamadıkları fark edilmektedir.
Veri sorumlusu ve veri işleyen arasındaki sorumluluk paylaşımının Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü ve Kişisel Verilerin Korunması Kanunu çerçevesinde değerlendirilmesi
İçinde bulunduğumuz 21. yüzyılda "veri" artık geleneksel anlamda bilginin karşılığı değildir. Verinin giderek artan ekonomik değeri ve verilerin korunmasının bir temel hak olarak kabul görmesi neticesinde, 1950'li yıllardan bu yana küresel ve ulusal düzeyde kişisel verilerin korunması hukuku alanında çalışmalar yapılmaktadır. Avrupa Birliği'nde yıllar süren uygulamaların sonucunda kapsayıcı ve detaylı bir düzenleme olarak kabul edilebilecek Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü 2016 yılında yürürlüğe girmiştir. Türk Hukuku bakımından ise kişisel verilerin korunması hukukuna ilişkin ilk yasal düzenleme, 7 Nisan 2016 tarihinde yürürlüğe giren 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'dur. Veri sorumlusu ve veri işleyen kavramları kişisel verileri koruma hukuku bakımından merkezi öneme sahip kavramlardır. Her ne kadar 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nda veri sorumlusu yükümlülüklerin ve yaptırımların neredeyse tamamı bakımından muhatap olarak karşımıza çıkıyor olsa da günümüzde teknolojik gelişmeler ve günden güne karmaşık bir hal alan iş yaşamının bir neticesi olarak veri işleyen kavramının önemi giderek artmaktadır. Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü ile, bu doğrultuda veri işleyen bakımından yükümlülükler öngörülmüş ve sorumluluk düzeyi arttırılmıştır. Bu açıklamalar doğrultusunda, üç bölümden oluşan tezimizin ilk bölümünde kişisel veri kavramı, kişisel verilerin korunması ihtiyacı ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin düzenlemelerin tarihsel gelişimi üzerinde durulmaktadır. İkinci bölümde, tez konumuzun temelini oluşturan veri sorumlusu ve veri işleyen kavramları açıklanmış, bu kavramlar ekseninde işleme faaliyetinin önemine binaen kişisel verilerin işlenmesine ilişkin temel prensipler ile kişisel verilerin işlenmesinde hukuka uygunluk nedenleri açıklanmıştır. Tezimizin son bölümünde ise veri sorumlusu ve veri işleyen arasındaki sorumluluk paylaşımı Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü ve 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu çerçevesinde değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Kişisel Verilerin Korunması, Kişisel Veri, Veri Sorumlusu, Veri İşleyen, Veri İşleme Sözleşmesi, GVKT, Veri Gizliliği
Üniversite kütüphanelerinde bilgi güvenliği ve kişisel verilerin korunması: Ankara'daki üniversite kütüphanelerinin değerlendirilmesi
Sanayi devrimi olarak adlandırdığımız endüstri 4.0'la şekillenen, gelişen ve değişen dünyamızda, verinin, bilginin, belgenin, insanın, mekânın korunmasını ve güvenilirliğini sağlamak oldukça önem arz etmektedir. Bu canlı ve cansız varlıkların her türlü tehdit, tehlike, hasar ve saldırılara karşı korunması bilgi güvenliğinin sağlanması ve oluşturulmasıyla mümkün olabilmektedir. Bununla birlikte, bilgi güvenliğinin temelinde insan olgusunun yer alması, insana dayalı olarak ortaya çıkan bilgi güvenliği sorunlarıyla birlikte insana yönelik kişisel verilerin korunması konusunun da ciddiyetini katlanarak arttırmıştır. Bu çalışmada Ankara'daki üniversite kütüphanelerinin bilgi güvenliği uygulamalarına ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevcut durumlarını tespit etmek amaçlanmıştır. Bu kapsamda, Ankara'da bulunan üniversite kütüphaneleri yöneticilerinin ve kütüphanecilerinin bilgi güvenliği ve kişisel verilerin yönetimi konusunda bilgi ve farkındalıkları görüşme ve anket tekniğiyle incelenmiştir. Bununla birlikte, Ankara'daki üniversite kütüphanelerinde bilgi güvenliği uygulamalarına yönelik (bina, koleksiyon, personel, vb.) gerçekleştirilen düzenlemeler araştırma çerçevesinde değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın sonucunda; Ankara'da yer alan üniversite kütüphanelerinde kişisel verilerin elde edilmesi, toplanması, kaldırılması, saklanması olmak üzere kişisel verilerin yönetimine yönelik düzenleme ve politikaların eksik olduğu, kişisel verilerin yönetiminden sorumlu bir personelin bulunmadığı, kullanıcılardan kişisel verilerin işlenmesine yönelik onay alınmadığı ve aydınlatma metinlerinin içeriğinde kişisel verilerin saklanması, silinmesi ve aktarılmasına yönelik bilgilere yer verilmediği, kütüphane yöneticilerinde ve kütüphanecilerinde kişisel verilerin yönetimi ve korunmasına yönelik yaklaşım ve farkındalık eksikliği tespit edilmiştir. Ayrıca, araştırma bulgularında üniversite kütüphanelerinde bina, koleksiyon, yazılım ve donanım olmak üzere bilgi güvenliği uygulamalarına yönelik yetersizlikler olduğu belirlenmiştir. Bu bağlamda "Üniversite kütüphanelerinde bilgi güvenliği ve kişisel verilerin yönetimine dönük karar verme ve uygulama düzeyindeki eksiklikler (politika, konuyla ilgili bilinç ve farkındalık, risk değerlendirmesi gibi konularda) bulunmaktadır." şeklinde olan hipotezimiz doğrulanmıştır. Son olarak araştırmada, üniversite kütüphanelerinin bilgi güvenliği ve kişisel verilerin korunmasını içeren yapılandırılmış bir politika oluşturmaları ve konuya yönelik bilinç ve farkındalık çalışmalarının yapılmasıyla ilgili önerilere yer verilmiştir. Anahtar sözcükler: Bilgi güvenliği, kişisel veri, kişisel verilerin korunması, kişisel verilerin yönetimi, üniversite kütüphaneleri
Malware analysis with side-channel information on android smartphones
In recent years, smartphones have become inseparable components of people's daily life. However, the great popularity of smartphones causes some security problems. For example, users may store their contact lists, passwords and other credentials in their smartphones. In addition to various features, smartphones also have various motion sensors like accelerometer and gyroscope. Therefore, number of malwares focused on smartphones goes up while capabilities of smartphones increase. It is well-known fact that Android has gained great popularity in smartphone technology and it is leader of smartphone market. This unluckily leads attackers to the Android platform. There are various malwares targeting Android smartphones like premium-SMS malwares. Since users intensely use touchscreen of their smartphones, attackers are highly interested in touchscreen nowadays. Furthermore, attackers use motion sensors as a side-channel information to obtain user's private data. There are several studies in the literature which show how motion sensors can be used as a side-channel. In this thesis, we firstly investigate malwares targeting Android smartphones, analyse their behavior and motivations. Then, we show that accelerometer sensor data can be used to infer user's input on touchscreen. We handle available studies in this area and propose new feature set for PIN inference by using accelerometer data. We considerably reduce the number of feature vectors while slightly improve the accuracy rate in PIN inference. Another important contribution of the thesis is to determine user's age interval by using accelerometer sensor as a side-channel. We show that by analyzing user's tap event on the touchscreen we can determine whether the user is child or adult. This is actually our great contribution to the literature because this information may give attackers extra avenues for their malicious acitivities.
Bilgi güvenliği bağlamında kişisel verilerin korunması ve elektronik harp
Bilgi, günümüzde bireylerin ve kurumların kendilerine özgü, birey ve kurum hakkında insanlara kimlik kazandıran her türlü veriden meydana gelmektedir. Günümüzde bilginin oluşumun da bireylerin zihinlerinde oluşan veriler neticesinde, insanları harekete geçiren ve verilerin bir bütün olarak anlamlı hale gelmesiyle oluşmaktadır. Bilginin önemi kadar bilginin yönetilmesi de ayrı bir çalışma alanı olarak incelenmektedir. Çalışma da bilgi güvenliği ve kişisel verilerin korunmasına yönelik incelemeler ve günlük hayatta kullanımı değerlendirilmektedir. Bilginin yönetim sürecinde bilgi sınıflandırılması ve bilginin hangi sınıflarda ne tür verileri işlendiğine dair konular incelenmektedir. Bilgi, yüzeysel bilgi, derin bilgi, teknik ve uygulanabilir bilgi, yoruma dayalı bilgi, açık ve örtülü bilginin ne ifade ettiği hakkında açıklanmaktadır. Bilgi yönetim sisteminde, bilginin sınıflandırılması ve verilerin işlenişini detaylı olarak ele alınmıştır. Çalışma da yer alan, bilgi kavramı, bilgi yönetimi, dijital bilgi ve bilgi güvenliği, risk yönetimi ve risk analiz raporlarının hazırlanmasına ilişkin konulara bilginin etkin ve aktif olarak nasıl kullanılacağına dair durum değerlendirilmesi yapılmakta ve elektronik harp'in tanımı ve unsurlarına yer verilmektedir.
ISO/IEC 27001 kapsamında bilgi güvenliği yönetim farkındalığının değerlendirilmesi: Ankara ili sağlık kurumları bilgi işlem birimi çalışanları örneği
Sağlık kurumları hastaların kişisel bilgilerinin yanı sıra tıbbi ve idari verilerin yoğun bir şekilde kullanıldığı ve bu bilgilerin tanımlaması, değerlendirilmesi, uygulanması, saklanması ve veri paylaşılmasına olanak sağlayan bilgi ve iletişim teknolojilerin yoğun ve etkin kullanıldığı bir sektör olarak yer almaktadır. Sağlık sektörü diğer sektörlere göre elde edilen verilerin önemi gereği daha büyük siber risklerle karşı karşıya kalmakta, karşılaşılabilecek veri ihlallerin kontrolü için de bilgi güvenliği politikalarının uygulanlması zorunlu bir süreç haline gelmektedir. Bilgi güvenliği yalnızca sağlık tesislerinin bilgi sistemlerinin güvenliğini ile ilgili olmadığı, bilgi güvenliği sürecinde insan faktörü, cihazların durumu, personel çeşitliliği, erişim yetkisi, mahremiyet, maliyet, etik, eğitim ve görev düzeyi ile ilgili birçok faktörün etki ettiği karmaşık bir süreç olarak karşımıza çıkmaktadır.Bu araştırmanın amacı, sağlık tesislerin bilgi işlem altyapısı anlamında her türlü operasyonel faaliyetlerin süreçlerinden sorumlu bilgi işlem personelinin Sağlık Bakanlığı Bilgi Güvenliği Politikaları Yönergesi kapsamındaki uygulamaların; ISO/IEC 27001 Bilgi Teknolojisi - Güvenlik Teknikleri - Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemleri - Gereksinimler dokümanı EK-A' da yer alan Referans Kontrol Amaçları ve Kontroller paralelinde (Kılıç 2019) tarafından hazırlanan ankete göre kavramsal farkındalık düzeyleri ile cinsiyete, deneyime, eğitim düzeyine, unvana, çalıştığı birime, çalıştığı kurumun türüne ve çalıştığı kurumun kapasitesine göre bilgi güvenliği yönetim farkındalığı arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Ankara İl Sağlık Müdürlüğü ve bağlı tüm sağlık tesislerinde (Merkez Müdürlük, Hastaneler, İlçe Hastaneleri, İlçe Sağlık Müdürlükleri, Entegre Hastaneler) bilgi işlem biriminde çalışan yönetici, mühendis, tekniker ve diğer kamu personeli çalışanlar ile hizmet alım yöntemi ile sağlık tesislerinde istihdam edilen bilgi işlem personelinden gönüllü olarak katılan 268 sağlık çalışanın veri toplama aracına verdiği cevaplar üzerinden çalışmanın amacına yönelik veriler elde edilmiş olup kayıp ve uç değerlere ilişkin ön analizi sonucunda 260 çalışana ait anket verileri SPSS 21 istatistik programı ile incelenmiştir. Çalışmada tanımlayıcı istatistikler ile birlikte bölüm puanları normal dağılmadığı için Mann_Whitney U testi ve grup ortalamalarının karşılaştırılmasında parametrik olmayan yöntemlerden Kruskall-Wallis H testi kullanılmıştır. Her bir araştırma problemi için alt amaç soru gruplarına ait Cronbach Alfa değerleri incelendiğinde sonuçların 0,88 ile 0,98 arasında olduğu görülmüş ve analizlerde kullanılan ölçeklerin güvenilir oldukları gözlenmiştir. Ankete katılan 260 sağlık çalışanın %66,2'si 2.ve 3.basamak sağlık tesisinde çalışmaktadır. Katılımcıların %35'i lisans eğitime sahip olup, %37,7'si 34-41 yaş grubunda olup %72,7'si erkek, ve %80,00'i evlidir. Katılımcıların %25'i 6-10 yıl hizmet süresine sahiptir. Katılımcılardan 163 kişi %62,7'si kamu alımları ile yerleşen tekniker, teknisyen veya hizmet alım yöntemi ile çalışan bilgi işlem/HBYS personelini ve personelin %66,2'sı bilgi işlem biriminde doğrudan çalışırken, %17,3'ü sağlık tesislerinde yönetici unvanında çalışmaktadır. Sağlık çalışanlarının bilgi güvenliği yönetim farkındalığını değerlendirme formunda yer alan her soruya verdikleri evet, kısmen ve hayır cevaplarına karşılık olarak bölümlere verdikleri cevapların en az %95,77'si evet yanıtı verdiği, çalışanların; eğitim durumu, unvan, çalıştığı kurum türü, çalıştığı kurum kapasitesi ile bilgi güvenliği yönetimi politikaları kavramsal farkındalık düzeyi arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
Bilgi güvenliği, kişisel verilerin korunması ve biyometrik verilerin işlenmesine ilişkin öneriler
Bilgi güvenliği, bilişim toplumu kavramının da ortaya çıkmasıyla birlikte önem kazanan kavramlardan birisi olmuştur. Türkiye'de de Devlet, bilgi güvenliğini sağlamak için çeşitli eylem planları hazırlamış ve bu eylem planlarını hayata geçirerek uygulamada birtakım yenilikler meydana getirmiştir. Kişisel verilerin olduğu kadar hem kamu hem özel sektörde tüzel kişilere ait veriler bilişim sistemleri aracılığıyla dijital ortama kaydedilmektedir. Kişisel verilerin düzenlenmesi ihtiyacı, 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ("KVKK") ile giderilmiştir. KVKK, 1995 yılında Avrupa Birliği tarafından çıkarılan 95/46 sayılı AB Verilerin Korunması Yönergesi de göz önünde bulundurularak yapılmıştır; ancak 25 Mayıs 2016 tarihinde 2016/679 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Tüzüğü (General Data Protection Regulation ("GDPR") yürürlüğe girerek AB Yönergesi güncellenmiştir. Türkiye kişisel veri mevzuatının AB düzenlemeleri temel alınarak oluşturulduğu ve kişisel verilerin işlenmesi ile ilgili uygulamadaki boşluklar düşünüldüğü takdirde Kanun'un güncellenmesi gerektiğini söylemek yerinde olacaktır. Kişisel veriler, genel olarak kişisel veriler ve özel nitelikli kişisel veriler olarak ikiye ayrılmaktadır. Özel nitelikli kişisel veri olan biyometrik veriler de en fazla başvurulan tekniklerden birisi olmuştur. Yasal mevzuat kadar teknik olarak da yüksek güvenilirlikli sistemler aracılığıyla biyometrik verilerin işlenmesi ve saklanması da önem teşkil etmektedir. Bu doğrultuda, biyometrik verinin kullanım alanları, ilgili mevzuat hükümleri çeşitli ülkelerin mevzuatları ile karşılaştırılarak öneriler sunulacaktır.
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında mesafeli sözleşmelerde kişisel verilerin korunması
Bu çalışmamızda tüketicinin mesafeli sözleşmeler aracılığı işe paylaştığı kişisel verilerin neler olduğu, bu verilerin işlenmesinde, korunmasında ve ve aktarılmasında veri sorumlusunun dikkat etmesi gereken unsurlar hakkında açıklamalarda bulunulmuştur. Tüketicinin mesafeli sözleşmeler aracılığı ile paylaşmış olduğu kişisel verilerin korunmasına ilişkin sahip olduğu haklar değerlendirilmeye çalışılmıştır. Son olarak ise mesafeli sözleşmelerin sona erme halleri ile bu hallerde kişisel verilerin durumuna değinilmiş ve elektronik ileti yönetim sistemi açıklanmıştır. Çalışmamızın amacı her geçen gün gelişen teknoloji sonucu artan mesafeli satış sözleşmelerinde elde edilen kişisel verilere biraz olsun açıklık getirmektir. Ayrıcalıklar tüketicinin hakları, veri sorumlusunun yükümlülüklerini güncel mevzuat ve Kurul kararları kapsamında değerlendirmeyi amaçlamaktayız.
It security incident response on DDOS attack using machine learning
This thesis aims to study Distributed Denial of Service (DDoS) attacks, a malevolent method used by attackers to prevent legitimate user access by overwhelming network resources. Specifically, these attacks often involve the attacker exploiting a multitude of client devices, infected with malware, and coordinating them to inundate the network infrastructure. In this thesis, a variety of machine learning algorithms will be utilized and investigated for their effectiveness in detecting DDoS attacks.
Digital forensics using machine learning methods
This research endeavors to construct an innovative solution for digital forensics investigations by integrating diverse machine learning methodologies into a unified framework. The proposed system aims to automate a multitude of tasks inherent to digital forensics, including the forensic analysis of digital evidence, Optical Character Recognition (OCR) for images and PDFs, metadata extraction, face recognition, and detection from videos and images.
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu çerçevesinde bulut bilişim sistemleri
Bulut bilişim sistemleri ile veriye, her yerden, kolay, hızlı ve ekonomik bir şekilde ulaşılması, kullanıcılara taleplerini karşılayabilecek hizmet modellerinin sunulması gibi pek çok avantaj nedeniyle bulut bilişim teknolojileri kullanıcılar tarafından tercih edilmektedir. Bulut bilişim sistemlerinin temeli, kullanıcıların yerel sunucular veya kişisel cihazlar yerine, internet üzerindeki sunucularda verilerini saklamalarını ve işlemelerini sağlamaktır. Söz konusu depolama faaliyeti ile günümüzde birçok kişisel ve özel nitelikli kişisel veriler işlenmektedir. Bu nedenle bulut bilişim sistemlerinin kişisel verilerin korunması hukukuna uygun veri işleme faaliyetini gerçekleştirmesi gerekmektedir. Verinin günden güne daha da önem kazandığı günümüzde, sınırsız depolama alanı sunan bulut bilişim sistemleri aktif olarak kullanılmaktadır. Bulut bilişim teknolojilerinin artmasına bağlı olarak veri ihlallerinde de artışlar yaşanmaktadır. Bulut bilişim sistemlerinde kişisel verilerin korunması mevzuatına uygun veri işlenmesi, bulut teknolojilerine duyulan gizlilik ve güvenliğe yönelik endişeleri azaltmaktadır. Hukukumuzda bulut bilişim sistemlerine yönelik hazırlanmış özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu kapsamda, çalışmamızda öncelikle bulut bilişim sistemlerinin çalışma mekanizması, hizmet modelleri ve dağıtım grupları incelenmiş olup ardından 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun bulut bilişim sistemlerinde yansımaları tartışılmıştır. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu doğrultusunda, bulut bilişim sistemlerinde gerçekleşen veri işleme faaliyetinin sorumluluğun kime ait olduğu, verilerinin niteliğinin tespiti, veri işleme ilkeleri, bulut hizmet sağlayıcının hukuki statüsü ile tarafların hak ve yükümlülükleri irdelenmiştir.
Kişisel verilerin korunmasının kişilik hakkı bağlamında ele alınışı
Dijital dünyada yaşamanın bir sonucu olarak kişisel verilerin işlenmesinin gerçekleştiği ortam bugün çoğunlukla dijital ortamlar olup verilerin saklanmasında, verilere yetkisiz erişimde, verileri hukuka aykırı kullanımda ciddi artış yaşanmıştır. İnternete bağlı dijital ortamlar; insanları sosyal, cezai, hukuki çeşitli sonuçlarla karşı karşıya bırakmıştır. Etkileşimin çoğunluğunun gerçekleştiği bu ortamlarda; giderek daha büyük hızlarla artan veri akışının ortasında hayatları şeffaflaşmış ve yalnız bırakılma hakkından yoksun bireyler artık sadece devlet tarafından değil, özel hukuk kişileri tarafından da gözetlenmektedir. Bu bağlamda temel hukuk normları ile korunan bireyin teknolojinin de getirdiği sosyal değişimle oluşan ihtiyaca binaen bazı hukuki konularda özel olarak korunması gerekmiştir. Bunlardan biri de, kişisel verilerin korunmasıdır. Kişisel verilerin korunması hukuku çok yönlü olup etki alanı da çok geniştir. Alman Federal Mahkemesinin "Nüfus Sayımı" kararının tüm dünyayı etkilemesi gibi Avrupa Birliğinin kişisel verilerin korumasına ilişkin düzenlemeleri de dünya çapında etki ve sonuçlarını doğurmaktadır. Türk hukukunda da tüm bu gelişmeler çerçevesinde değişiklikler yapılmaktadır. Kişisel verilerin korunma hakkının hukuki niteliğine ilişkin doktrinde çeşitli görüşler mevcuttur. Bunlardan kişilik hakkı görüşüne göre, kişisel veriler kişilik hakkı bağlamında korunmalıdır. Kişilik hakkının sağladığı koruma, kişisel verilere yönelik haksız saldırılarda önemli bir koruma yoludur. Dijital dünya ve teknolojik gelişmeler neticesinde mevcut genel hukuk normlarına yeniden ama bu sefer kişisel verilerin korunması bağlamında başvurulması gerekmiş ve kişilik kavramı, kişilik değerleri, kişilik hakkı, kişiliği koruma yolları yeniden önem kazanmıştır.
Bilgisayar ağlarında anormal veri trafiği tespiti için parametre optimizasyonu
İletişim teknolojilerinin ve özellikle de internetin insan hayatı üzerinde geniş bir yer edinmesi sonucunda, bilişim sistemlerinin ve verilerin güvenliğinin sağlanması oldukça önemli bir siber güvenlik problemi haline gelmiştir. Olası bir saldırı durumunda sistemlerin ve kullanıcıların oluşan tehlikeden olabildiğince az etkilenmesini sağlayabilmek amacıyla, bilgisayar ağlarında anormal veri trafiği tespitinin mümkün oldukça hızlı ve doğruluk oranı yüksek bir şekilde raporlanması gerekir. Bu doğrultuda araştırmacılar tarafından pek çok farklı yaklaşım ve yöntem ortaya konulmaktadır. Ancak bu çalışmaların pek çoğu, algı süresi veya sınıflandırma başarımı göz önüne alındığında yeterli olmamaktadır. Bu çalışmada, ağ trafiği üzerinde anormal davranışlar gösteren eylemlerin ve siber saldırı sonucu, oluşabilecek zararlı ağ trafiğinin tespiti ve önlenmesi amacıyla seçilen bir grup sınıflandırma algoritmasının başarım değerlendirmesi yapılmıştır. Buna ek olarak yüksek başarı gösteren sınıflandırma algoritmaları üzerinde ReliefF Öznitelik Seçimi, Mahalanobis Uzaklığı ve Ki Kare Testi (Chi-Square) gibi veri ön işleme adımları kullanılarak daha az veri özniteliği kullanımının sınıflandırma algoritmalarının başarımı üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir. Değerlendirmeler sonucunda az sayıda öznitelik ile birlikte, öznitelik seçimi olmadan gerçekleştirilen sınıflandırma işlemine oranla yarısı kadar daha az bir sürede yüksek sınıflandırma başarısı elde edilmiştir. Öznitelik seçimi işlemleri neticesinde seçilen bir grup makine öğrenmesine ait en yüksek sınıflandırma başarısı %99,2187 oranı ile Random Forest algoritmasına aitken en düşük sınıflandırma başarısına sahip olan yöntem %90,5778 oranı ile Bayes Network Classifier algoritmasıdır. Yapılan başarım testleri için NSL-KDD (Network Security Laboratory - Knowledge Discovery and Data Mining) veri kümesi kullanılmıştır. Yüksek performans ve minimum zaman aralığında daha az öznitelik verisi kullanılarak maksimum başarım oranı elde edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Anormal Veri Tespiti, Öznitelik Seçimi, Makine Öğrenmesi, Veri Güvenliği, Saldırı Tespit Sistemleri
Sağlık hizmetlerinin sunumunda kişisel verilerin sağlık hukukundaki yeri ve önemi
Başlık: Sağlık Hizmetlerinin Sunumunda Kişisel Verilerin Sağlık Hukukundaki Yeri ve Önemi Amaç: Çalışmamızın amacı, sağlık hizmetleri sunumunda kişisel verilerinin işlenmesinin süreçlerini inceleyerek genel bir kavram çerçevesi oluşturmaya çalışmak, sağlık hizmetleri sunucularının ve sağlık hizmetinden faydalanan bireylerin kişisel verileri hakkında bilgi düzeyini artırmak, yazılı kaynak oluşturmaktır. Yöntem: Çalışmamız, özellikle 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmelik ile sağlık alanındaki mevzuat hükümleri çerçevesinde, Türkiye Cumhuriyeti Yargıtay Başkanlığı'nın internet üzerinden karar arama sayfası ile Yargıtay kararlarında HUDOC Veri Tabanı üzerinden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin içtihatlarında ele alınmıştır. Bulgular: Kanunun genel düzenlemesine karşılık, kişisel sağlık verilerinin korunmasına ilişkin özel düzenlemelerinin yetersiz olması, kişisel sağlık verilerinin hükümlerin çeşitli kanunlarda ve dağınık bir şekilde bulunması, kişisel sağlık verilerinin işlenmesinin niteliğini gözetip denetleyecek bir mekanizmanın eksikliğinin hissedilmesi nedeniyle bazı hak ihlallerinin meydana gelmemesi adına bu alandaki çalışmaların gerekliliğini ortaya koymuştur. Diğer yandan hak ihlali konusunda soru işaretine sahip olan hasta bireylerin verilerinin paylaşılmaması durumunda bilgilere yasal erişim kapsamındaki belirsizlik sonucu gerekli tedavinin uygulanmasında aksamaya yol açabilmektedir. Sonuçlar: Yapılan güncel hukuki düzenlemeler ve mesleki bilgilendirmeler sağlandığında sadece hastaların haklarını korunmakla kalmaz, aynı zamanda sağlık hizmeti sağlayıcılarının ve kurumların hakları da koruma altına alınmış olur. Tartışma : Mevzuat düzenlemelerinin yanı sıra kurallarının etkin bir şekilde uygulanması, hastaların da bilinçlendirilmesi kişisel sağlık verilerinin gizliliğini güçlendirerek sağlık hizmetlerinin etkinliğini artırır. Böylelikle bireylerin sağlık sektörüne olan güveni pekişir ve sağlık çalışanları da görevlerini etkin bir şekilde yerine getirebilir.
Şifrelenmiş verilerde derin öğrenme modellerinin incelenmesi
Günümüzde verilerin saklanması ve işlenmesi süreçlerinde görülen en önemli sorunlardan biri de verilerin güvenliğini sağlamaktır. Veri güvenliğini sağlamak için çeşitli şifreleme algoritmaları kullanılırken, şifreli veri üzerinde yapılan hesaplamalardaki doğruluk ve kayıp değerleri ile performans da ayrı birer sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu araştırmada derin öğrenme yöntemleri (deep learning) kullanılarak şifrelenmiş resim verisinin analiz aşamaları uygulamalı bir şekilde sunulmuştur. Bunun için öncelikle ham veri alınarak şifrelenmiş ve bir model oluşturarak, veriler bu modelle eğitilmiş ve bu veriler üzerinde hesaplama ve analizler yapılmıştır. Yapılan hesaplama ve analizlerde parametre olarak verinin türü, boyutu, şifreleme anahtarı gibi özellikler kullanılmıştır. Ayrıca VGG16, VGG19, ResNet50 derin öğrenme modelleri cifar10 veri setine uygulanmış, MNIST resim verileri için de DES şifreleme algoritması uygulanarak bir model oluşturulmuş ve şifresiz veriye göre şifreli verileri tahmin etme olasılıkları hesaplanmıştır. Bu sürede ağın performansı ölçülmeye çalışılmış ve bu hesaplamalarda doğruluk ve kayıp değerleri grafiksel olarak gösterilmiştir.
Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü'nün incelenmesi ve şirketlere getirdiği sorumluluklar
Veri Koruma Tüzüğünün yürürlüğe girmesiyle birlikte AB'de bulunan birçok şirket gibi AB dışında bulunan ancak Tüzük kapsamı içinde kalan şirketler de (veri sorumlusu veya işleyen olabilir.) Tüzük uyum çalışmalarını başlatmışlardır. Tüzüğün hükümlerine uyulmaması durumunda yüksek miktarda para cezalarının öngörülmüş olması nedeniyle Tüzük içeriğinin iyice belirlenmesi ve veri sorumlusu veya işleyen konumundaki şirketlerin yükümlülüklerinin kendilerine açıklanması gerekmektedir. Bu eserde Tüzüğün genel bir incelemesi yapılacak, hangi durumlarda Türk Şirketleri için bağlayıcı olduğu, Tüzük kurallarının Türkiye'de icra edilebilirliği ve Tüzüğün Türkiye'de bulunan veri sorumlusu veya işleyen şirketlere ne gibi yükümlülükler getirdiği incelenecektir.