Veri güvenliği
71 theses under this subject heading
Bilgisayar ağlarında anormal veri trafiği tespiti için parametre optimizasyonu
İletişim teknolojilerinin ve özellikle de internetin insan hayatı üzerinde geniş bir yer edinmesi sonucunda, bilişim sistemlerinin ve verilerin güvenliğinin sağlanması oldukça önemli bir siber güvenlik problemi haline gelmiştir. Olası bir saldırı durumunda sistemlerin ve kullanıcıların oluşan tehlikeden olabildiğince az etkilenmesini sağlayabilmek amacıyla, bilgisayar ağlarında anormal veri trafiği tespitinin mümkün oldukça hızlı ve doğruluk oranı yüksek bir şekilde raporlanması gerekir. Bu doğrultuda araştırmacılar tarafından pek çok farklı yaklaşım ve yöntem ortaya konulmaktadır. Ancak bu çalışmaların pek çoğu, algı süresi veya sınıflandırma başarımı göz önüne alındığında yeterli olmamaktadır. Bu çalışmada, ağ trafiği üzerinde anormal davranışlar gösteren eylemlerin ve siber saldırı sonucu, oluşabilecek zararlı ağ trafiğinin tespiti ve önlenmesi amacıyla seçilen bir grup sınıflandırma algoritmasının başarım değerlendirmesi yapılmıştır. Buna ek olarak yüksek başarı gösteren sınıflandırma algoritmaları üzerinde ReliefF Öznitelik Seçimi, Mahalanobis Uzaklığı ve Ki Kare Testi (Chi-Square) gibi veri ön işleme adımları kullanılarak daha az veri özniteliği kullanımının sınıflandırma algoritmalarının başarımı üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir. Değerlendirmeler sonucunda az sayıda öznitelik ile birlikte, öznitelik seçimi olmadan gerçekleştirilen sınıflandırma işlemine oranla yarısı kadar daha az bir sürede yüksek sınıflandırma başarısı elde edilmiştir. Öznitelik seçimi işlemleri neticesinde seçilen bir grup makine öğrenmesine ait en yüksek sınıflandırma başarısı %99,2187 oranı ile Random Forest algoritmasına aitken en düşük sınıflandırma başarısına sahip olan yöntem %90,5778 oranı ile Bayes Network Classifier algoritmasıdır. Yapılan başarım testleri için NSL-KDD (Network Security Laboratory - Knowledge Discovery and Data Mining) veri kümesi kullanılmıştır. Yüksek performans ve minimum zaman aralığında daha az öznitelik verisi kullanılarak maksimum başarım oranı elde edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Anormal Veri Tespiti, Öznitelik Seçimi, Makine Öğrenmesi, Veri Güvenliği, Saldırı Tespit Sistemleri
Kişisel verilerin korunması
Çalışmanın amacı giderek daha da önem kazanan kişisel verilerin hayatın her alanında korunması gerekliliğini açıklığa kavuşturmak ve konunun önemini vurgulamaktır. Zira gün geçtikçe kişilerin özel nitelikteki bilgilerinin izinsizce ele geçirilmesi gelişen teknoloji sayesinde daha da kolay hale gelmektedir. Kişilerin telefon konuşmalarının izinsizce dinlenmesi, kayıt altına alınması, görüntülerinin kayıt altına alınması, iletişim bilgilerinin, banka hesap bilgilerinin aynı şekilde ele geçirilmesi veya ifşa edilmesi özel hayatın gizliliğinin giderek ortadan kalkması sonucunu beraberinde getirecektir.
Üniversite kütüphanelerinde bilgi güvenliği yönetimi ve bir rehber önerisi
Bilgi merkezleri arasında özgünlükleriyle öne çıkan üniversite kütüphaneleri, bünyelerindeki bilgi varlıklarında kurumsal ve kişisel birçok veri ve bilgiyi barındırmaktadır. Bu nedenle üniversite kütüphanelerinde bilgi varlıklarının güvenliği önemli bir konudur. Bu itibarla araştırmanın amacı, üniversite kütüphanelerinde bilgi güvenliği yönetimi konusunda mevcut durumu ve olası tehditleri incelemek, uygun önlemler ve politikalar önermek ve bu yönetimin iyileştirilmesi için çözüm önerileri sunmaktır. Araştırmada, nicel araştırma modeli olan tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evreni Türkiye'de faaliyet gösteren üniversite kütüphanelerinde görev yapan personeldir. Amaçlı örnekleme yöntemi ile bu evren içerisinde belirlenen örnekleme anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Katılımcılardan elde edilen verilere göre, Türkiye'de üniversite kütüphanelerinde teknolojik ve kurumsal bilgi güvenliği önlemlerinin çoğunun "iyi" düzeyde uygulandığına ilişkin katılımcı görüşlerinin yüksek oranlarda olduğu görülmüştür. Fakat bu önlemlerin "hiç uygulanmadığını" veya "kötü" ve "orta" düzeylerde uygulandığını belirten katılımcı görüşlerinin oranlarının da kayda değer düzeylerde olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle, üniversite kütüphanelerinde daha etkili ve standart bir bilgi güvenliği yönetim sisteminin oluşturulmasına katkı sağlaması amacıyla çalışma sonunda bir "Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi Rehberi" önerisi sunulmuştur.
E-ticarette tüketici siber güvenliği
İnternetin yaygınlaşması, elektronik ticaret gibi yeni bir ticaret modelinin doğmasına yol açmıştır. Şirketler, müşterilerine yönelik kişisel hizmetleri sunmak ve ürünlerini hedef kitlelerine daha etkin bir şekilde pazarlamak amacıyla internet araçlarını kullanmaktadır. E-ticaret, mal ve hizmetlerin elektronik olarak satın alındığı ve satıldığı bir ticaret modelidir. İnternet üzerinden yapılan alışverişlerin artmasıyla birlikte, e-ticaret hızla büyüyen bir sektör haline geldi. E-ticaret, tüketicilere kolay ve hızlı bir alışveriş deneyimi sunarken, işletmeler için daha düşük işletme maliyetleri ve daha geniş bir müşteri tabanı sağlamaktadır. Öte yandan e-ticaretin yaygınlaşması, siber güvenlik konusunda yeni risklerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. E-ticaret işletmeleri, müşterilerin kişisel ve finansal bilgilerini tutarken, bu bilgilerin siber suçlular tarafından ele geçirilmesi gibi birçok tehditle karşı karşıya kalmaktadır. Bu nedenle, tüketicilerin siber güvenliği, e-ticaret işletmeleri için kritik öneme sahiptir. Tüketiciler, online ortamda alışveriş yaparken kimlik avı veya diğer adıyla oltalama, üçüncü taraf ihlali, istenmeyen spam e-posta, kötü amaçlı yazılımlar, veri hırsızlığı veya bunun gibi çeşitli siber saldırılara maruz kalmaktadır. Bu siber güvenlik tehditleri, hem tüketiciler hem de işletmeler için ciddi sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Tüketicilerin kişisel ve finansal bilgilerinin çalınması, maddi zararlar ve güven kaybı yaratmaktadır. Öte yandan e-ticaret işletmelerinin itibarını kaybetmesi de müşteri kaybı ve buna bağlı yaşanabilecek maddi zararlar meydana getirmektedir. Bu nedenle, e-ticaret işletmeleri, siber güvenlik önlemleri almak ve müşterilerinin verilerini korumak için güvenlik protokolleri, şifreleme teknolojileri ve diğer siber güvenlik araçları kullanmalıdır. E-ticaret işletmeleri ve tüketiciler, siber güvenlik ve bilgi güvenliği konusunda gerekli tedbirleri almalıdır. E-ticaret işletmeleri, güvenli bir alışveriş deneyimi sunmak için siber güvenlik teknolojileri ve araçları kullanmalıdır. Bunun yanı sıra, tüketicilerin bilgi güvenliğinin sağlanması açısından çıkarılan yasalar; gizliliğinin sağlanması, siber suçluların bu bilgilere erişiminin engellenmesi ve kötü amaçlar için kullanılmasının önlenmesi açısından önem arz etmektedir. Bu faktörler, tüketicinin e-ticaret ortamında güvende hissetmesi açısından önemlidir. Çünkü güven duygusu, satın alma niyetini etkilemektedir. Sonuç olarak, siber tehditlerin arttığı günümüzde tüketicilerin e-ticaret üzerindeki endişesini ortadan kaldırarak güvenli bir alışveriş ortamı yaratmak için siber güvenliğin etkin önlemler alınarak sağlanması gerekmektedir. Bu çalışma kapsamında; gizlilik (kişisel verilerin başka amaçlarla kullanılması, kişisel verilerin gizliliği, ziyaret edilen web sitelerinin diğer siteleri bilmesi / takip etmesi ve kişisel bilgilerin diğer taraflarla paylaşılması), güvenlik (e-ticaret sitelerinin müşterilerini koruması için güvenlik önlemleri alması, kimlik doğrulama yeteneği ve bilgilerin işlem sırasında değiştirilmesine veya çalınmasına karşı koruma sağlaması), finansal (kişisel verilerin online ortamda paylaşılmasıyla paranın başkaları tarafından çalınması korkusu, banka hesap numarasının online alışveriş yapmak için kullanılması xv korkusu, kredi kartının online alışveriş yapmak için kullanılması korkusu, benim adıma online alışveriş yapılabileceği korkusu, kişisel verileri kullanarak online alışveriş yapabilecek birisi konusundaki endişe, online alışveriş yapmak için kredi kartı numarası verilmesi gerektiğinde kötüye kullanılabileceği korkusu, online alışveriş yapmak için banka hesap numarası verilmesi gerektiğinde kötüye kullanılabileceği korkusu ve online alışverişte bir yabancının kişisel verilere erişebileceği korkusu), teknik (e-ticaret web sitelerinin online alışveriş yapanlara dijital imza özelliği sunması, e-ticaret web sitelerinin tüketici verilerinin yetkisiz olarak değiştirilmesini önleyecek mekanizmalara sahip olması ve e-ticaret web sitelerinin taraflar arasındaki mesajların yetkili olmayan taraflarca izlenmesini önlemesi) riskleri ve yasal koruma (Türkiye'deki mevcut yasaların tüketicilerin online gizliliğini korumak için yeterli olması, online alışverişte bireylerin kişisel bilgilerini korumak için bağlayıcı yasaların varlığı ve tüketicilerin online gizlilik ihlallerine karşı yeterince korunması) değişkenlerinin tüketici güvenini ve buna bağlı olarak satın alma niyetini ne ölçüde etkilediği araştırılmıştır. Araştırmanın verileri çalışmanın kapsam ve konusuyla da uyumlu olacak şekilde internet ortamında anket yolu ile toplanmıştır. Bu çalışmada 348 kişi ankete katılmıştır. Ancak bunların 31'i (%8,9) gönüllü katılım formunu onaylamadığı için ankete katılım sağlayamamıştır. Bu neticede, analizlerde kullanılmak üzere 317 geçerli anket sayısına ulaşılmıştır. Katılımcılardan elde veriler ile tanımlayıcı istatistikler, güvenilirlik analizi, faktör analizi ve yapısal eşitlik modeli oluşturularak sonuçlar raporlanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, tüketicilere sunulan gizlilik politikalarının tüketici güvenini sağlama konusunda yetersiz olduğu, algılanan finansal risklerin tüketici güvenini olumsuz yönde etkilediği, e-ticaret sitelerinin güvenlik ve teknik risklere karşı uyguladığı önlemlerin tüketici güvenini olumlu yönde etkilediği, tüketicilerin siber risklere ilişkin yasal çerçeve hakkında bilgi sahibi ve haberdar olmasının güveni olumlu yönde etkilediği, bunların sonucunda tüketicide oluşan güvenin satın alma niyetini olumlu yönde etkilediği sonucuna varılmıştır. Buna göre, çalışmada e-ticarette tüketici siber güvenliğinin sağlanmasına yönelik çeşitli öneriler belirtilmiştir. Çalışma kapsamında, e-ticaret işletmelerinin tüketici gizliliğini ve güvenliğini sağlamasına ilişkin önemli faydaları olacağı düşünülmektedir.
Kişisel verilerin Ceza Hukuku yoluyla korunması
Kişisel veri kavramı en genel anlamda; kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek bir kişiye ilişkin her türlü bilgi olarak tanımlanmaktadır. Bu anlamda kişinin fiziki görüntüsü, karakteri, ekonomik veya sağlık durumuna ilişkin bilgileri kişisel veri olarak kabul edilmektedir. Toplumsal yaşamda, bu bilgiler hem kamusal hem de özel sektörler tarafından çeşitli sebeplerle işlenebilmektedir. Kişisel verilerin hukuka uygun işlenmesine ilişkin esas ve usuller 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nda düzenlenmiştir. Bu esas ve usullere aykırı olarak kişisel verilerin işlenmesi; veri sorumluları ve işleyicilerinin, idari veya cezai sorumluluğunu gündeme getirecektir. 5237 sayılı TCK'nın 135., 136. ve 138. maddelerinde korunması gereken hukuksal bir yarar olarak, kişinin özel yaşamı ve mahremiyeti dahilinde kişisel verileri kabul edilmiştir. Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi, ele geçirilmesi, yayılması ve yok edilmemesi Kanun'un suç olarak düzenlendiği eylemlerdir. Böylelikle ceza hukuku yoluyla kişilerin, kişisel verilerinin korunması hakkı güvence altına alınmıştır. Bu çalışmanın temel amacı da, ceza hukukumuzun sağlamış olduğu bu korunmanın daha üst bir düzeye taşınmasını sağlayacak akademik faydanın gerçekleştirilmesidir. Bu doğrultuda çalışmada kişisel verilerin korunmasını konu edinen hem uluslararası hem de ulusal güncel metinlerden faydalanılarak, uygulamada verimlilik toplumsal yaşamda ise farkındalık yaratılmaya çalışılmıştır.
Türk idare hukukunda kişisel verilerin korunması
Türk İdare Hukukunda Kişisel Verilerin Korunması isimli yüksek lisans tez çalışması giriş, üç bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Bu çalışmada idarenin kamu hizmetini yerine getirmek amacıyla işlediği kişisel verilerin niteliği, idarenin sorumluluğu ve hukuki denetimi incelenmiştir. Bu doğrultuda birinci bölümde; kişisel veri kavramının doğuşu, hukuki dayanağı, kişisel verinin tanımı, unsurları, çeşitleri, veri işleme faaliyetinin tarafları, veri işlerken uyulması gereken genel ilkeler ve işleme şartları tespit edilmiştir. İkinci bölümde; Kişisel Verileri Koruma Kurumuna, idarenin veri işleme faaliyetinden kaynaklanan hukuki sorumluluğuna ve bu sorumluluğu etkileyen hallere değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise; veri işleyen idarenin hukuki denetiminin gerekliliği, idarenin yargı dışı denetimi ve yargısal denetimine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kişisel veri kavramı, idarenin sorumluluğu, idarenin hukuki denetimi.
Unutulma hakkı: Mahremiyet, veri gizliliği ve etik tartışmalar
Dijitalleşmeyle birlikte hem çevrimiçi ortamda geçirilen zaman hem de bu ortamda kişisel verilerin paylaşımı ve kontrolsüz dolaşımı hızla artmıştır. Bu durum da mahremiyetin, özel hayatın ve kişisel verilerin ihlali tartışmalarını beraberinde getirmiştir. İhlaller karşısında kişinin ihlale konu içeriğin silinmesini talep etme hakkı olarak adlandırılan unutulma hakkını kullanmak istemektedir. Unutulma hakkı bir yandan kişi hak ihlallerinin giderilmesine olanak sağlarken diğer yandan da kamu yararı, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü tartışmalarını beraberinde getirmektedir. Bu durum unutulma hakkının sadece hukuki açıdan değil etik açıdan da incelenmesi gerektiğini göstermektedir. Bu çalışmada temel olarak hukuk ve iletişim fakültelerinde çalışan akademisyenlerin internette unutulma hakkının etik şekilde kullanılmasıyla ilgili görüşlerinin ortaya çıkarılması ve görüşleri arasında disipliner farklılıklar bulunup bulunmadığının sorgulanması amaçlanmıştır. Amaçlı örnekleme yöntemiyle belirlenen akademisyenlerle yapılan derinlemesine görüşmeler sonucunda elde edilen veriler temalar altında sınıflandırılarak sunulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre unutulma hakkına genel olarak kişi hak ve özgürlükleri, mahremiyetin ihlali, özel hayatın gizliliği, veri gizliliği, kişinin gündelik yaşamı üzerindeki olumsuz etkileri çerçevesinde yaklaşılmaktadır. Dezavantajlı gruplar arasında yer alan çocukların unutulma hakkından yararlanması bir gereklilik olarak görülmektedir. Taleplere objektif yaklaşılması, her olayın kendi özelinde ve bağlamında değerlendirilmesi, haklar arasında denge kurulması, basın yayın kuruluşlarının ve diğer paydaşların da dahil edildiği bir kurul oluşturulması önerilmektedir.
Kişisel verilerin korunması konusunun anayasa hukuku açısından incelenmesi
Veri güvenliği; verileri izinsiz erişime ve kullanıma karşı korumak amaçlı oluşturulan, veriler üzerinde yalnızca veri sahibi ve veri sahibinin açık izni (onay) bulunan kişilerin erişimini ve verileri kullanmasını sağlayan koruyucu güvenlik önlemleridir. Teknolojinin hızla ilerlediği günümüzde veri güvenliği oldukça önemli bir konudur. Akıllı cihazlar, taşınabilir telefon, tablet, ses kaydı vb. türden cihazın kişisel kullanımın yaygınlaşmasıyla birlikte verilerin yayılması kolaylaşmaktadır. Bu nedenle her ne kadar şahsi önlemler alınsa da gündelik yaşamda veri güvenliğini sağlamak sıkıntılı noktalara gelmiştir. Kişisel verileri koruma hukuku; bireylerin Anayasa güvencesi altındaki temel hak ve özgürlükleri çerçevesinde bir özel yaşamları olduğunu, aynı zamanda kişilik haklarının bir uzantısı olarak ifade özgürlüğü, haberleşme özgürlüğü vb. türden birçok özgürlüğe sahip olduklarını ve bu özgürlükleri kullanırken kişisel verileri üzerinden kısıtlanmamaları ve bir tehdide uğramamaları gerektiğini kabul etmektedir. Bu çerçevede hukuk düzeninde kişisel verilerin korunması adına kanun ve düzenlemeler ortaya koymaktadır. 5982 sayılı Kanunla yapılan Anayasa değişikliği ile Anayasa m.20'ye "özel hayatın gizliliği ve korunması hakkı" eklenmiş ve bu madde ile birlikte kişisel verilerin korunması Anayasal güvence altına alınmıştır. Böylece kişi hak ve özgürlükleri çerçevesinde verilerin korunmasının gerekliliği, Anayasa ile teminat altına girmiştir. Bu yüksek lisans tez çalışmasında kişisel verilerin korunması Anayasa Hukuku açısından değerlendirilmiştir. Giriş, birinci ve ikinci bölüm olmak üzere üç bölümden oluşan ve literatür araştırması yöntemiyle hazırlanan tez çalışmasında; Giriş bölümünde tezin genel çerçevesi çizilmiş, Birinci bölümde kişisel veriler, kişisel verilerin korunması gibi konular üzerinden genel literatür sunulmuş, İkinci ve son bölümde ise Anayasa Hukuku çerçevesinde kişisel verilerin korunması konusu ele alınmıştır.
Kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu (TCK M. 136/1-2)
Kitle iletişim araçlarının ve bilişim sistemlerinin etkinlik alanlarının genişlemesi ile kişisel verilerin çeşitliliği ve dolaşımı fevkalede artmıştır. Hayatımızın hemen her alanına ilişkin olan kişisel verilerin hukuk düzeni tarafından korunması, içinde bulunduğumuz ve bilişim çağı olarak ifade edilen bu dönemde oldukça önemlidir. Bu kapsamda ülkemizde diğer hukuk dallarının yanı sıra hak ve özgürlüklerin etkili koruma yollarından biri olma özelliğini sürdüren ceza hukukuna da başvurulmaktadır. Bu çalışmanın konusu, kişisel verilerin korunmasına yönelik ihdas edilen suç türlerinden biri olan ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 136. maddesinde düzenlenen kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçudur. Çalışma konusu suç; suç genel teorisi çerçevesinde ele alınmış, suçun maddi ve manevi unsurları itibariyle aydınlatılması açısından oldukça önemli olan "kişisel veri" ve "hukuka aykırılık" kavramları detaylı bir şekilde irdelenmiş ve bu kapsamda öğretide ileri sürülen görüşlere yer verilmiştir. Bununla birlikte suç, yargı kararları ışığında analiz edilmiş olup mevzuat ve uygulama noktasında karşılaşılan sorunlara çözüm önermeye gayret edilmiştir.
Elektronik haberleşme sektöründe işlenen kişisel verilerin korunması
Elektronik haberleşme sektöründe çok sayıda ve sürekli şekilde veri işlenmesi sebebiyle kişisel verilerin korunması konusu önem arz etmektedir. Aboneden alınan kişisel verilerin yanı sıra haberleşme hizmetlerinin kullanımından kaynaklanan kişisel veriler de ortaya çıkmaktadır. Veri sorumlusu olan elektronik haberleşme sektöründeki işletmecilerin faaliyetlerine ilişkin abonelerin Kişisel verilerinin korunmasına yönelik hukuki düzenleme yapılması ihtiyacı geçmişten beri mevcuttur. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bu düzenlemelerin de güncellenme ihtiyacı doğmaktadır. Çalışmada özellikle elektronik haberleşme sektöründe kişisel verilerin korunması hakkında AB düzenlemeleri incelenmiştir. Söz konusu düzenlemelerin Türk hukukundaki yansımalarına yer verilmiştir. Unutulma hakkı ve büyük veri gibi kişisel verilerin korunması konusunda önemli olan kavramlar açıklanmıştır. Elektronik haberleşme sektöründeki terimler, kişisel verilerin korunması bağlamında değerlendirilmiştir. İşletmecilerin, haberleşme hizmetlerinin sunumu esnasında kişisel verilerin korunmasını öncelemesi gerekmektedir. Ayrıca elektronik haberleşme sektöründeki abonenin kimliğinin uzaktan doğrulanabilmesine yönelik gelişmeler ele alınarak; kişisel verilerin korunmasıyla ilgili uygulamadaki sorunlar analiz edilmiş ve çözüm önerileri getirilmiştir.
Veri güvenliği için gizlilik paylaşımı temelli bir uygulama
Bilgisayar ve Sayısal İletişim teknolojilerinin kullanılması günlük hayatımızda vazgeçilmez bir unsur haline gelmiştir. Bununla birlikte sayısal ortamlarda saklanan veya iletilen verilerin güvenlikleriyle ilgili sorunlar da giderek artmaktadır. Bu sorunlardan birisi de gerek arşivlenmiş haldeki gerekse iletişim halindeki sayısal ses verilerinin istenmeyen kişiler tarafından ele geçirilmesidir. Bu sorunun çözümü için kullanılan yöntemlerden birisi de Gizlilik Paylaşımı Yöntemi olabilir. Gizlilik Paylaşımı yöntemi, gizlenecek verinin paylara ayrılması ve gizlenmiş veriyi tekrar oluşturabilmek için belirli sayıda payın bir araya getirilmesini gerektiren bir yöntemdir. Bu tez çalışmasında gizlilik paylaşımı yöntemine dayanan iki uygulama yapılmıştır. Bunlardan ilki, ses dosyalarının gerçek zamanlı iletimi sürecindeki güvenliğin sağlanmasına yönelik FPGA (Sahada Programlanabilir Kapı Dizeleri) tabanlı donanımsal bir gerçekleştirme uygulamasıdır. İkincisi ise sayısal ses arşivlerindeki ses dosyalarını yetkisiz kişilerin veya tek bir kişinin dinlemesini önlemek amacıyla yapılmış bir yazılım aracıdır. Yapılan uygulamaların sonuçları analiz edilerek, FPGA donanımsal uygulama sonuçlarının, gerçek zamanlı ses uygulamaları için yeterince güvenilir olduğu ve arşivleme yazılımının da arşivlenmiş ses dosyalarının sadece yetkilendirilmiş kullanıcı gurupları tarafından dinlenebildiği gözlemlenmiştir. Sonuç olarak her iki uygulamanın da pratikte kullanılabilir olduğu gösterilmiştir.
Veri kurtarma yöntemlerinin başarımlarının değerlendirilmesi
Yaşadığımız çağ bilgi çağıdır. Bilgi çağının temelinde ise verilerin işlenmesi ve saklanması esasına dayanan bilgi teknolojileri yer almaktadır. Bilgisayar insan hayatının her alanına girmesiyle bilgi teknolojilerinin paralelinde bilginin artmasına neden olmuştur. İşleri kolaylaştırmak adına bilgisayarlar hangi alanda kullanılacaksa, o alana dair bilgilerin bilgisayarlara yüklenmesi ihtiyacı doğmuştur. Kişisel bilgisayarların ve mobil bilişim teknolojisinin olanca hızıyla yaygınlaşmasının yanında farklı ölçekte bilgisayar ağları ve dünya çapında internet göz önüne alındığında elektronik ortama aktarılan bilginin miktarı çok yüksek boyutlara ulaşmış ve bu durum artarak devam etmektedir. Bu kadar yüksek boyutlardaki bilgilerin saklanması ve kullanılabilmesi için veri depolama ortamlarına ihtiyaç vardır. Bu amaçla çok çeşitli veri depolama aygıtları geliştirilmiştir. Büyük veri bankalarından, küçük flash belleklere kadar kurumsal veya kişisel ihtiyaca göre çeşitli kapasitelerde depolama araçları geliştirilmiştir. Verilerin bu depolama araçlarında saklanması, beraberinde bir takım riskleri de getirmektedir. Ancak geliştirilen veri koruma teknolojileri ve kurtarma araçlarıyla bu risklerin düşürülmesi sağlanmaktadır. Bu tez çalışmasında, çeşitli nedenlerle hasara uğramış, silinmiş veya kaybolmuş verilerin depolama ortamlarından kurtarılması ile ilgili kullanılan yöntemlerin analizleri yapılmıştır. Elde edilen uygulama sonuçları neticesinde, veri kurtarma metotlarının birbirine kıyasla başarımları ortaya konulmuştur.Anahtar Kelimeler: Veri kurtarma, Bilgi güvenliği, Bilgisayar güvenliği, Adli bilişim.
Veri madenciliği teknikleriyle saldırı tespiti ve bir uygulama
Bilginin her geçen gün daha da önem kazanması ile birlikte arttırılan güvenlik önlemleri arasında saldırı tespit sistemleri de yer almaktadır. Saldırı Tespiti Sistem'leri; bilgisayar sistemine ve ağ kaynaklarına olan saldırıları tespit etmek, saldırıların kimden geldiğini tanımak, sistemi izleyip anormal olan durumları saptamak ve bunlara karşı gerekli önlemleri almayı amaçlayan güvenlik sistemleridir. Sistemlerdeki anormal olan durumları saptamak ise veri madenciliği konusu içinde yer almaktadır.DoS atakları; bir ağa ya da kaynağa ulaşımı engellemek için kullanılır ve kötü niyetli kullanıcıların saldırılarını kolaylıkla gerçekleştirebilmeleri açısından ilk deneyecekleri saldırı tipleridir. Bu ataklardan birisi olan Brute Force saldırısı; sistemin kullanıcı hesabını ve şifresini kırmak için tahminlere dayalı deneme yanılma yöntemini kullanır.Bu tezde, veri madenciliği tekniğini kullanarak nasıl saldırı tespit edileceği açıklanmış ve DoS ataklarından biri olan Brute Force tipi bir saldırının veri madenciliği teknikleri ile tespit edilip engellendiği bir saldırı tespit uygulaması tasarlanmıştır. Tasarım Visual Studio.NET 2005 C# ve Microsoft Office 2007 Access programları kullanılarak geliştirilmiştir. Uygulamada geliştirilen saldırı tespit sistemi saldırıyı ip tabanlı tespit etmesi ve gerçek zamanlı bir saldırı tespit sistemi olmasından dolayı önemlidir.
Bir insan hakları kavramı olarak ?kişisel verilerin korunması?
Son çeyrek asırdır bilişim sektöründe gözlemlenen hızlı teknolojik gelişme, tamamen kişilerin özel alanlarını ilgilendiren ve gizli kalması gereken verilerin çok kolay şekilde ve büyük süratle kaydedilmesi olanağını beraberinde getirmiştir. Sadece yetkisi olan kişilerce erişilmesine ve üçüncü kişilere aktarılmasına müsaade edilen bu verilerin yetkisi olmayan kişilerin eline geçmesi ise hak ihlallerine neden olacaktır.En yüksek değer olarak bireyi esas alan modern hukuk anlayışı, kişilik haklarının ihlalini kolaylaştıran teknolojik ilerlemeye karşılık, kişisel verilerin hukuka aykırı amaçlarla işlenmesini engellemek suretiyle kişilik haklarını korumaktadır. Öte yandan, günümüzde özellikle uluslararası veri transferlerinin gerçekleştirilmesinde kişisel verilerin korunması yönündeki düzenlemelerin o ülkede yapılmış olması temel şart olarak ileri sürülmektedir. Bu eksikliği gidermek üzere, ülkeler gerek kişisel verilerin işlenmesini, gerekse de sınır ötesi akışa tabi tutulmasını ilkelere bağlayan yasal düzenlemelere gitmektedir.Bu noktadan hareketle, tezimiz konuya ilişkin kavramsal çerçeve ve kişisel verilerin korunması hakkının tarihsel gelişimi ile uluslararası düzenlemeleri, çeşitli ülkelerin bakış açılarını ve Türkiye'deki mevzuatı kapsamaktadır. Çalışmamızda çeşitli kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerin görevini yerine getirirken elde ettiği ve işlediği kişisel verilerin özellikleri ile koruma karşısındaki hukuki durumunu ve veri paylaşımında kapsam ve sınırlılıkları ortaya koymak amaçlanmıştır.
Assessing the contribution of the CJEU to developing the EU fundamental right to protection of personal data
The goal of the present dissertation was to investigate what is the fundamental right to protection of personal data. In the EU, this right gained prominence in the last decade especially. It was the cause of the pivotal legislative changes (i.e. GDPR) as well as the seminal decisions of the Court of Justice of the European Union (CJEU) invalidating both the EU legislative instruments and international agreements on data transfers. Judgments such as Digital Rights Ireland, Tele2 Sverige, Schrems II, Privacy International, La Quadrature du Net, as well as Opinion 1/15 have demonstrated the importance of the right to data protection. Despite the visible prominence, little consensus is found regarding its scope and limits. This research was designed in a doctrinal methodological framework. The focus of the research was to analyze the meanings of the right as provided by the CJEU and in scholarly opinions. The scholarly works analyzed include close to 150 publications, while the cases considered account for 51 judgments of the CJEU. The primary aim of close reading of this case law and sources is to provide a thorough examination of the structural aspects of the fundamental right to protection of personal data. The results support the persisting lack of consensus, but they also show that sufficient material was produced to sketch out individual characteristics of the right. Regarding the scope of the right, the prevailing approach instructs that the states discharge their positive obligations towards data protection adequately by putting in a legislative framework. Ultimately, this understanding shifts the focus of any inquiry on the adequacy of protection to an analysis of whether the provisions limiting or removing data protection safeguards are justifiable under Article 52(1) of the EU Charter of Fundamental Rights (CFREU). While the CJEU has not fully entered the unknown terrain of determining permissible limitations distinctively for Article 8 CFREU, the present dissertation analyses the most important findings in that regard thus far. Overall, the study contributes to the literature on the general CFREU doctrine on the example of the right to protection of personal data. It provides a theoretical perspective on recent developments in the data protection field suggesting it is likely to be further amplified in practice and scholarship.
Tedarikçi seçiminde kişisel verilerin korunması
Bu tezin amacı; günümüz dijitalleşen dünyada daha da önem kazanan kişisel verilerin tedarikçiler tarafından korunması gerekliliğini açıklığa kavuşturmak ve konunun önemini vurgulamaktır. Her geçen gün kişilerin özel nitelikteki bilgileri güvenlik zafiyetleri, ihmal, bilgi eksikliği ya da farkında olmayarak istenmeyen kişi/kurumlarca ele geçirilmekte ve izin alınmadan birçok alanda kullanılmaktadır. Bu durum gelişen teknoloji sayesinde daha da kolay hale gelmektedir. Kişisel verilerin korunmasında kurumsal destek alınarak yasal prosedürler kapsamında gerekli güvenlik tedbirlerinin uygulanması ve belli aralıklarla kontrol edilerek güncellenmesi gerekmektedir. Bu aşamada alınacak hizmette tedarik seçim ve yöntemleri önem arz etmektedir.
Türkiye ve Avrupa Birliği'nde kişisel verilerin korunması ve uygulanacak hukuk
Çalışmanın temel amacı Türkiye ve Avrupa Birliği'ndeki kişisel verilerin korunması ile ilgili düzenlemeleri karşılaştırmak ve mevzuatlar arasındaki benzerlikler ile farklılıkları ortaya koymaktır. Özellikle Genel Veri Koruma Tüzüğü'nün bölgesel kapsam maddesi doğrultusundaki sınır ötesi etkisinin milletlerarası özel hukuk kuralları kapsamında Türkiye'deki mevzuatı ve pratik hayatı ne kadar etkilediğini araştırmaktır. Çalışma, kişisel veri kavramı ve tarihçesini detaylı bir şekilde verdikten sonra Türkiye ve Avrupa Birliği'ndeki güncel mevzuatı irdelemiş, milletlerarası özel hukuk kuralları kapsamında kişisel verilerden kaynaklı çıkan uyuşmazlıkların nasıl çözümlenmesi gerektiğini ve hangi hukukun uygulanması gerektiği konularında yol gösterici olmuştur. Çalışma, Genel Veri Koruma Tüzüğü'nün sınır ötesi etkisinin olası sonuçları ile ilgili görüşleri ortaya koymuş ve milletlerarası usul hukuku kuralları doğrultusunda Türk mahkemelerinin yetkisi ve yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi konularına değinmiştir. Teorideki ve uygulamadaki kişisel verilerin korunması konseptini birtakım belirli yargı kararları ile beraber aydınlatmıştır.
Gizli görüntü paylaşım şemalarının iyileştirilmesi ve geometri tabanlı yeni bir yöntemin tasarımı
Çalışma kapsamında gizli görüntü paylaşımı alanındaki problemler irdelenmiş ve bu sorunlara çözüm getirecek şekilde yeni görüntü paylaşım şemalarının tasarlanması gerçekleştirilmiştir. Üretilen stego görüntülerin PSNR değerinin iyileştirilmesi, stego görüntüleri doğrulamada kullanılan bit sayısının görüntü kalitesini bozmadan artırılması, pay görüntülerini saklamada kullanılan örten görüntü büyüklüğünün küçültülmesi, gizli görüntünün yeniden yapılandırılmasının ardından örten görüntülerin tekrar elde edilmesi, örten ve gizli görüntü büyüklüğüne bağlı olarak adaptif doğrulama tekniklerinin geliştirilmesi problemlerine çözüm getiren yeni gizli görüntü paylaşım şemalarının tasarımı yapılmıştır. Gizli görüntü olarak medikal görüntülerin seçilmesi durumu çalışma kapsamında tasarlanan yeni bir paylaşım şeması ile ayrıca değerlendirilmiştir. Önerilen gizli görüntü paylaşım şeması, literatürdeki medikal görüntü güvenliğini sağlayan çalışmalardan farklı olarak; Medikal görüntü güvenliğini, elektronik hasta kaydı iletimini ve gruba güven mekanizmasını bir arada sunmaktadır. Tez çalışmasında önerilen ve Morley'in üçgen teoremini kullanan geometri tabanlı bir diğer gizli görüntü paylaşım şeması, literatürde ilk olarak, pay görüntülerinin bozulması durumunda dahi gizli görüntüyü yeniden yapılandırabilme yeteneğine sahiptir. Önerilen gizli görüntü paylaşım şemalarından elde edilen sonuçların literatürdeki benzer çalışmalarla kıyaslaması gerçekleştirilerek üstünlükleri ortaya konmuştur.
Kişisel verilerin korunması hukukunda düzenlenen idari yaptırımlar
Bu çalışma, teknolojik gelişmelerle birlikte korunmaya her geçen gün daha çok ihtiyaç duyan kişisel verilerin korunması hukuku alanında düzenlenen idari yaptırımları ele almaktadır. İdari yaptırımlar, bu alanda düzenlenen suçlar ve cezalarla birlikte kişisel veri hukukunun gerektirdiği ilke ve kurallara uyulmaması durumlarını caydırıcı yaptırımlara bağlayarak kişisel verilerin korunmasına hukuki bir güvence getirmektedir. İdari yaptırımların koruduğu alanın ilke ve kuralların belirlenmesi bu nedenle önem taşımaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde bu nedenle kişisel veri kavramı ve hukuki çerçevesi incelenmiştir. Ayrıca çalışmanın ilerleyen bölümlerinde sıkça kullanılacak teknik kavramlara ilişkin açıklamalar da bu bölümde yapılmıştır. Kişisel veri hukukuna hâkim olan ilke ve kuralların belirlenmesinin ardından, bu ilke ve kurallara aykırı fiiller olarak kabahatler inceleme konusu yapılmıştır. Bu inceleme kabahatler hukukunun gelişimi etrafında Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nda düzenlenen kabahatlerle sınırlı tutulmuştur. Böylece veri sorumlusunun aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmeme, veri güvenliğine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmeme, Kurul tarafından verilen kararları yerine getirmeme ve nihayet veri Sorumluları Siciline kayıt ve bildirim yükümlülüğüne aykırı hareket etme kabahatleri, kabahatler genel teorisinin ilke ve kurallarıyla birlikte incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise kişisel verilerin korunması hukukunda düzenlenen kabahatler karşılığı verilen idari para cezalarının hukuki niteliği, bu yaptırımlara karşı başvurulabilecek yargı yolları araştırılmıştır. Çalışma veri sorumlusunun yükümlülükleri ile hakları arasında bir denge kurma ihtiyacına yönelik hipotezle başlamış olup, özellikle Kişisel Verileri Koruma Kurulu kararlarından yola çıkarak bu alanda ortaya çıkabilecek hukuk uyuşmazlıklarına ve gerek idari gerek yargı aşamasında verilen kararlara odaklanılmıştır. Kanunda düzenlenen idari yaptırımlara karşı başvurulacak yargı yolunun ve görevli mahkemenin tam olarak saptanamaması, güncel tarihli farklı Yüksek Mahkeme kararlarında farklı yargı yollarının görevli olduğunun tespit edilmesi ve bu durumun aynı uyuşmazlığa ilişkin farklı yaklaşımlar gündeme getirmesi sebebiyle uygulamada oluşacak çelişkilerin bir nebze giderilmesine katkı sağlamak amaçlanmıştır.
İşçinin işyerinde izlenmesi ve gözetlenmesinin hukuki sonuçları
Teknolojinin günden güne ilerlemesi ve gelişmesi ile iletişim araçları evlerimizde ve iş yerlerimizde kullanılmaya başlanmıştır. Bilgisayar, internet, kamera ve mobil cihazların insan hayatlarını kolaylaştırması, çalışma hayatını da etkilemiş olup, işverenlerin teknolojik aletleri iş hayatına entegre etmesini sağlamıştır. Böylelikle işveren, iş yeri güvenliğinin sağlanması, verimliliğin artması, üretim kapasitesinin ölçümü gibi konularda işyerlerini kamera ile gözetleme imkânına sahip olmuştur. TBK m.417/2 ve 6331 s. K. m.4 gereği, işverenin çalıştırdığı her işçisinin kişisel bütünlüğünü ve sağlığını korunması ile uygun tedbirleri alması gerekmektedir. İşverenin işçisini koruma borcu, işverene işçilerini işyeri ortamında koruma amaçlı olarak izleme ve gözetleme imkânı tanımaktadır. Elektronik iletişim araçlarının iş hayatında kullanılması işçi ve işveren bakımından birçok kolaylık sağlamış olsa da; işçi bakımından kişilik hakları, özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması hususunda bir takım sorunlara yol açmıştır. Birinci bölümde işçi, işveren ve işyeri kavramı üzerinde durulmuş, ikinci bölümde kişilik hakları kavramına yer verilmiş, kapsamı üzerinde durulmuş ve kişilik haklarının iş hayatına etkisi incelenmiştir. İşçilerin işveren tarafından elektronik iletişim araçları ile yaptıkları denetimler, gerek işçilerin kişilik hakları, gerekse çalışma hayatları yönünden ulusal ve uluslararası düzeyde koruma altına alınmaktadır. Bu nedenle üçüncü bölümde işçinin işyerinde gözetlenmesinde kişilik haklarının korunmasına ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. Dördünce bölümde işçinin iş yerinde izlenmesi ve gözetlenmesi sebeplerinden bahsedilerek, bu eylemlerin yapılmasında kullanılan yöntemler sıralanmış ve konuya ilişkin AİHM kararları üzerinde durulmuştur. Beşinci ve son bölümde işçinin iş yerinde izlenmesi ve gözetlenmesinin işçi ve işveren bakımından sonuçları üzerinde ayrıntılı durulmuştur.
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında kişilik haklarının korunması
İnsan sosyal bir varlık olması nedeniyle gerek fiziksel gerek duygusal varlığını sürdürebilmesi için diğer insanlara ihtiyaç duyar. Bu ihtiyaç insanları topluluk halinde yaşamaya yönlendirmiştir. Sürekli etkileşim içinde olan insanlar, topluluktaki diğer insanlarla ilişkilerinin özelliklerine göre paylaşım içinde olurlar. "Diğer" insanları merak etme ve onlar hakkındaki bilgileri öğrenme isteği insan var olduğundan beri var olan bir duygudur. Bu merak sonucunda yapılan paylaşımlarla bilgiler değiş tokuş edilir. Bilgilerin çoğu bir insanla ilişkilendirilebilen bilgilerdir. Bir başka deyişle, bu bilgileri elde eden kişi bilginin ait olduğu kişiyi tespit edebilmektedir. Günümüzde belirli ya da belirlenebilen bir kişi ile aralarında ilişki kurulabilen bu bilgiler "kişisel veri" olarak adlandırılmaktadır. Özellikle bilişim teknolojilerinin gelişmesiyle internetin daha çok kullanıcıya ulaşması, kullanım alanı ve amacının genişlemesi ve değişmesi ile insanlar arasındaki bilgi paylaşımı farklı ve karmaşık boyutlara ulaşmıştır. İnsanlar önceleri kendi aralarında konuştukları, sadece birkaç kişi arasında yayılabilen bilginin yayılma hızını, yöntemini ve bilginin ulaştığı kişileri kontrol edemez hale gelmiştir. Bu durum sadece insanlar arasındaki ilişkiler bağlamında değil, insan ve kurumlar hatta devlet arasındaki ilişkide de ortaya çıkmıştır. Devletlerin çeşitli nedenlerle kişilerin bilgilerini toplamaya başlaması, bilgilerin korunması ve yayılma hızının kontrol edilememesi kaygısını oluşturmuştur. Bu durum kişisel verilerin korunması ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Kişisel verilerin korunması, verinin korunması değil, veri ile ilişkilendirilebilen insanın kişiliğinin korunmasıdır. Kişisel verilerin korunması kişinin verisi üzerindeki hakimiyetini geri kazanmasını ve verisinin geleceğini belirleyebilmesini sağlayarak bireysel özerkliğin korunmasına hizmet eder. Bu kapsamda kişilik değerleri ve kişisel verilerin korunması arasında yakın bir ilişki vardır. Kişisel verilerin korunması kişiliğin korunmasının bir parçasını oluşturmaktadır. Kişisel verilerin uygun olmayan şekilde kullanılması kişilik haklarına hukuk dışı müdahaledir. Genel hükümler kapsamında korunan kişilik hakkı ve değerlerine, teknolojik gelişmelerle birlikte yapılan müdahalenin çeşitlenmesi ve çoğalması nedeniyle teknolojik gelişmelerle uyumlu, güncel ve daha etkin bir koruma sağlanabilmesi adına özel bir kanuna ihtiyaç duyulmuştur. Çalışmamızda kişilik hakkı ve kişisel veriler arasındaki ilişki incelenmiş, kişiliğin ve kişisel verilerin Türk Hukuku'nda Anayasa, Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu hükümleri kapsamında korunması konusu ele alınmıştır. Daha sonra kişilik hakkının korunmasının bir parçasını oluşturan kişisel verilerin korunması hakkının etkin bir şekilde sağlanabilmesi adına kabul edilen özel kanun olan 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamındaki koruma ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun kişiliğin korunmasında alternatif bir yol olmadığı, günümüz koşullarına uyum sağlayabilen özel hükümler içeren, özel hayatın gizliliği konusunu öne çıkaran, etkin bir koruma sağlaması nedeniyle genel hükümleri desteklediği ve bu bağlamda genel hükümlerle tesis edilen korumaya ek koruma sağladığı görüşü desteklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kişisel Veri, Kişilik Hakkı, Kişilik Değerleri, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, Açık Rıza
Kamuda bilgi işlem birimlerinde çalışan personelin bilgi güvenliği farkındalıkları: Bilecik ili örneği
Günümüzde bilgi ve iletişim teknolojilerinin hızla gelişmesi, bireylerin ve kurumların dijital sistemlere olan bağımlılığını artırmış, bu durum bilgi güvenliğinin sağlanmasını kritik hale getirmiştir. Özellikle kamu kurumları, hassas ve kritik verileri koruma sorumluluğu nedeniyle bilgi güvenliği konusunda daha titiz yaklaşımlar benimsemelidir. Bilgi işlem birimleri, kamu kurumlarının dijital altyapısını yöneten kritik bir rol üstlenmekte ve hassas verilerin korunması, sistem güvenliğinin sağlanması gibi görevlerde önemli sorumluluklar taşımaktadır. Bu araştırma, kamu kurumlarında görev yapan bilgi işlem çalışanlarının bilgi güvenliği farkındalığını incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın nicel kısmında, bilgi güvenliği farkındalığı ve alt boyutları olan saldırı-tehditler ile kişisel verilerin korunması, cinsiyet, son 12 ayda eğitim alma durumu, mesleki tecrübe ve unvan gibi değişkenler açısından değerlendirilmiştir. Cinsiyete göre erkeklerin bilgi güvenliği farkındalığı ve saldırı-tehdit düzeyleri kadınlardan anlamlı derecede yüksek bulunurken, kişisel verilerin korunması alt boyutunda anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Son 12 ayda bilgi güvenliği eğitimi alanların, almayanlara göre bilgi güvenliği farkındalığı ve her iki alt boyutta da daha yüksek puanlara sahip olduğu ve bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür. Mesleki tecrübe süresi arttıkça hem bilgi güvenliği farkındalığı hem de saldırı-tehditler ve kişisel verilerin korunması alt boyutlarında anlamlı bir artış tespit edilmiştir. Personellerin bilgi güvenliği farkındalığı arttıkça, alt boyutları olan saldırı-tehditler ve kişisel verilerin korunması düzeylerinin de anlamlı şekilde arttığı, ayrıca bu iki alt boyut arasında da anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Saldırı-tehdit düzeylerinin artışıyla, kişisel verilerin korunması düzeylerinin de paralel olarak yükseldiği görülmüştür. Bu bulgular, bilgi güvenliği farkındalığının demografik ve mesleki faktörlerle birlikte alt boyutları üzerinde de etkili olduğunu göstermektedir. BT teknik personelinin, bilgi güvenliği farkındalığı ile saldırı ve tehditlere yönelik farkındalığının büro ve destek personeline kıyasla anlamlı derecede yüksek olduğu belirlenmiştir. Ancak, kişisel verilerin korunması konusunda unvanlar arasında anlamlı bir fark bulunmaması, tüm personel gruplarının bu konuda benzer farkındalığa sahip olduğunu göstermektedir. Araştırmanın nitel kısmında risk yönetimi, veri ve bilgi yönetimi ile bilgi güvenliği farkındalığı olmak üzere üç ana tema keşfedilmiştir. Kamu kurumlarında risk yönetimi süreçlerinin verimliliğini doğrudan etkileyen unsurların, bütçe yetersizliği, insan kaynağı eksikliği, mevzuat ve regülasyonlardaki yaptırım belirsizlikleri ile merkeziyetçi kurumsal yapının bilgi güvenliği yönetimi üzerinde doğrudan etkili olduğu ortaya çıkmıştır.
Kişisel sağlık verilerinin korunmasının pozitif temelleri ve AİHM kararlarından örnekler
İnsan haklarının korunması bilincinin giderek artması ve bilgi teknolojilerindeki hızlı gelişim karşısında bireylerin özel hayatlarının ve kişisel verilerinin korunması her geçen gün önem kazanmaktadır. "Hassas veri" olarak nitelendirilen kişisel sağlık verilerinin hukuka aykırı kullanımı, kişilerin hem özel hayatın gizliliğini ihlal etmekte, hem de anayasal hak olan sağlık hakkını kullanmasının önüne geçmektedir. Kişisel sağlık verilerinin hukuka aykırı kaydedilmesi, ele geçirilmesi veya paylaşılması başta "insan Onuru"na aykırılık olmak üzere, giderek somut kimi olaylarda ayrımcılık da yaratabilmektedir. Örneğin HIV virüsü taşıyan kişinin (ki bu kişi henüz hasta değil, virüs taşıyıcısıdır) "kodlama usulü bilgi"leri idare tarafından gizlenmediği takdirde topluma ifşa olma nedeniyle dışlanmaya bağlı olarak sağlık yardımı almaktan kaçınacaktır. Bu durum hastanın sağlık hakkının kullanılmasının engellenmesi ve HIV virüsünün topluma yayılması riski nedeniyle toplumsal sorunlar da yaşanabilecektir. Bu nedenle kamu yararı ve kişinin sağlık hakkının kullanılmasından kaynaklanan özel yarar her somut olayda "ölçülülük ilkesi" çerçevesinde değerlendirilecektir. Çalışmamızda, kişisel sağlık verilerinin hukuka aykırı kullanımından kaynaklanan idarenin hukuki sorumluluğunun neler olduğu, kişisel sağlık verilerinin korunmasında idarenin hangi önlemleri alması gerektiği konuları pozitif hukuk ve AİHM kararlarından örnekler ışığında incelenmiştir. Çalışmamız, ülkemiz Anayasası, uluslararası mevzuat, 6698asayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu başta olmak üzere mer'i diğer mevzuat, öğreti ve konu hakkındaki literatürün taranarak değerlendirilmesi ile hazırlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Sağlık Hakkı, Kişisel Sağlık Verisi, Özel Hayatın Gizliliği, AİHM' in Özel ve Aile Hayatına Saygı Hakkı Kararları, Verilerin Korunması.
Web based electronic personal health portfolio
Within the overall context of protection of health care information, privacy of prescription data needs special treatment. First, the involvement of diverse parties, especially nonmedical parties in the process of drug prescription complicates the protection of prescription data. Second, both patients and doctors have privacy stakes in prescription, and their privacy should be equally protected. Third, the following facts determine that prescription should not be processed in a truly anonymous manner; certain involved parties conduct useful research on the basis of aggregation of prescription data that are linkable with respect to either the patients or the doctors; prescription data has to be identifiable in some extreme circumstances, e.g., under the court order for inspection and assign liability. In this study, we propose an e-prescription system to address issues pertaining to the privacy protection in the process of drug prescription. To make the system more realistic, we identify the needs for a patient to delegate his signing capability to other people so as to protect the privacy of information housed on his cell. A strong proxy signature scheme achieving technologically mutual agreements on the delegation is proposed to implement the delegation functionality. Our system enables checking the drug allergies and reactions. By this automation the time consuming processes in hospitals and pharmacies will be removed. Web based access fits the system anywhere and anytime structure. Keywords : Web, Database, Prescription, Health, Data Security