Müzecilik

Bu konu başlığı altında 83 tez

DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de çağdaş sanat müzeleri ve müzecilik anlayışları

Türkiye'de çağdaş sanat müzelerini, bu müzelerin oluşum koşullarını ve ortaya koydukları müzecilik anlayışlarını araştırmayı amaçlayan bu çalışmada 2000 öncesi ve sonrasında açılan çağdaş sanat eserleri müzelerinin koleksiyon oluşumlarını, bu koleksiyonların mekâna kavuşma serüvenlerini, vizyon ve misyonlarını, etkinliklerini, dönemin politik, ekonomik, sosyal değişkenleriyle birlikte analiz ederek süreci tartışmak hedeflenmiş, Osmanlı döneminden itibaren bu alanda yapılan girişimler ortaya konulmuştur. Tezin birinci bölümünde "Modern/Çağdaş Sanat Müzeciliğinin Tarihsel Gelişimi" başlığı kapsamında "Osmanlı Dönemi" ve "Cumhuriyet Döneminde Çağdaş Sanat Müzesi Girişimleri (1923-1980) olarak iki alt başlıkta ilgili dönemlerdeki müze girişimleri ve kültür sanat ortamı incelenmiştir. Tezin ikinci bölümünde "Küreselleşen Türkiye ve Çağdaş Sanat Müzeleri (1980-2000)" başlığında çağdaş sanat müzeleri oluşum koşullarıyla analiz edilmiş, üçüncü bölümde ise 2000'lerden itibaren açılan modern/çağdaş sanat müzeleri tezimizde ele aldığımız soru ve sorunsallarla döneminin güncel süreli yayınları ve günümüz uzmanları ile yapılan röportajlarla belgelenerek tartışılmıştır. Bu doğrultuda çalışmalara konu olan müzelerin Türkiye toplumu ve çağdaş müzecilik anlayışına katkıları/etkileri ve Türkiye müzeciliğindeki yer ve önemleri incelenmiştir. Sanat müzeciliği kavramının 2000'lerle birlikte özellikle özel girişimlerle kendini ortaya koyduğu ve küresel değişkenlerle yer yer örtüşen, kendi zorlu ve gecikmiş koşullarıyla ilgili olduğu tespit edilebilmiştir. Tez kapsamında detaylı bir biçimde incelenen Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, İstanbul Modern, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi ve Elgiz Müzesi hakkında pek çok konuda bilgi bir araya getirilerek değerlendirme şansı yakalanmış, ilgili bölümlerde bu müzelerin oluşum süreci elde edilen verilerle tartışılmıştır. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de çağdaş sanat müzeciliği -her ne kadar paylaştıkları ortak fonksiyon ve değerler olsa da- kurulan kurum sayısı kadar farklı işleyiş, işletme ve kurumsallaşma modelinde yapılandıklarını söylemek mümkündür. Türkiye'de 2000'ler gibi diğer ülkelerle kıyaslandığında geç bir tarihten itibaren açılan bu müzeler, sanat ortamına dinamizm getirmiş ve kurdukları uluslararası ilişkilerle de Türkiye sanatının ve sanat ortamının dünya sanat çevreleriyle de güvene dayalı güçlü bağlar kurulmasına aracı olmuşlardır.

Modern sanatMüzecilikMüzeler+2
İlbilge Eroğlu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Müzelerde kurumsal kimlik öğeleri

Grafik tasarımda ve diğer disiplinlerde, görsel öğelerle oluşturulmuş kompozisyonlar, tıpkı yazılı bir metin gibi anlatımları sonucu bir yargıda, önermede bulunurlar. Görsel öğelerin fonksiyonları bir cümledeki öğelerin fonksiyonlarına benzetilebilir. Bu öğeler hem bireysel olarak, hem de birbirleri ile bulundukları konum ve anlamsal ilişki sonucu bir yargı bildirebilir. Tasarımın öğelerinin ve prensiplerinin kullanım şekli, mesajın iletilmesi sürecini önemli bir şekilde etkiler. Sürecin ilk aşaması olan dikkat alanına girme ve seçilme ile tanımlanan algılama, bu öğelerin düzenleniş şekline bağlıdır. Anlamlandırma ise konu edilen tasarım öğelerinin hem bireysel olarak hem de birbirleri arasında konumlandırılışlarına göre üretilen tanımlarla son bulacak bir gözlem süreciyle ilgilidir. Bu tez müzelerde grafik tasarım aracılığıyla iletilen mesajlarda kodlanmış görsel öğeleri, bunların düzenlenişini ve izleyici algısıyla etkileşebileceği konuların tespit edilmesini inceleyecektir. Anahtar Kelimeler: Grafik Tasarım, Müze, Kurumsal Kimlik, Yönlendirme Levhaları

Grafik tasarımıGörsel ögelerKurumsal kimlik+2
Abdülmecit Arıgüzel
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hizmet kalitesi ile yenilenme arasındaki ilişkinin incelenmesi: Hatay Arkeoloji Müzesi örneği

Hizmet kalitesi, bir kurum veya işletmenin başarıya ulaşmasında belirleyici bir kriter olarak görülmektedir. Müzelerde sunulan hizmetlerin ziyaretçiler tarafından nasıl algılandığının bilinmesi, müzelere güçlü veya zayıf yönlerini görme ve kalitenin iyileştirmesi konusunda önemli bir katkı sağlamaktadır. Bireyler çeşitli zamanlarda yenilenmek, eğlenmek, farklı şeyler deneyimlemek ve kendilerini geliştirmek amacıyla farklı rekreasyon aktivitelerine katılmaktadır. Bu aktivitelerden bir tanesi de müze ziyaretidir. Araştırmanın ana amacı, Hatay Arkeoloji Müzesi ziyaretçilerinin hizmet kalitesi algıları ile yenilenme düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın amacı doğrultusunda veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmıştır. Anket verileri 17.09.2020-16.11.2020 tarihleri arasında tesadüfi olmayan kolayda örneklem yöntemine göre toplanmıştır. Anket uygulanırken Covid-19 salgının getirdiği riskler nedeniyle araştırma verilerinin bir kısmı yüz yüze, bir kısmı ise çevrimiçi ortamda elde edilmiştir. Araştırma kapsamında 404 anket formundan elde edilen veriler doğrultusunda analizler gerçekleştirilmiştir. Verilere frekans analizi, geçerlilik ve güvenirlik testleri, normallik testi, korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Katılımcıların Hatay Arkeoloji Müzesi'ne yönelik hizmet kalitesi algıları ile yenilenme düzeyleri arasında pozitif yönlü ve istatistiki açıdan anlamlı bir ilişki olduğu, ayrıca hizmet kalitesi algılarının yenilenme düzeyleri üzerinde pozitif yönde ve istatistiki açıdan anlamlı bir etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir.

Algılanan kaliteHatay Arkeoloji MüzesiHizmet kalitesi+6
Bertan Kalaba
İskenderun Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnteraktif sanat ve dijital müzeler

Teknolojik alanda yaşanan gelişmeler, insan hayatının tümünü etkilediği gibi sanatı da kaçınılmaz biçimde etkilemektedir. Bu bağlamda sanatçıların yeni formlar ürettiği ve bunların insanlara sunumunda büyük değişiklikler yaşandığı gözlenmektedir. Teknoloji, sanat etkileşimi ile yeni türler ortaya çıkmakta, teknoloji sanatın bir parçası haline gelmektedir. Müzeler de sanat ve teknolojinin bir araya geldiği bir ortam olarak öne çıkmaktadır. Bu bağlamda müzeler; geleneksel fonksiyonları olan eserlerin toplandığı, korunduğu ve saklandığı yer olma işlevinin ötesine geçmekte, benzersiz yeni tasarımlarla aktif yaşayan yerlere dönüşmektedir. Bunun sonucunda yeni medya olarak adlandırılan interaktif sanat, dijital sanat gibi güncel sanat formlarının oluşturduğu modern sanat müzeleri ortaya çıkmaktadır. Modern müzeler, sanal, dokunulabilir ve mobil yaklaşımlarla ziyaretçileri çekmeye çalışmaktadır. Bu çalışmada sanatın tarihsel süreç içindeki değişimi ve bu değişimin müze kurumu üzerindeki etkisi, gelişen teknolojilerin sanat ve müzecilik alanında getirdiği güncel uygulamalar, dijital sanat bağlamında sanat müzelerinin fonksiyonlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda interaktif ve dijital sanat formları, müzecilikte bu iki yaklaşımın etkisi incelenmiştir. Çalışma sonucunda interaktif sanat ve dijital sanat yaklaşımlarının müzecilikte sıklıkla kullanıldığı tespit edilmiştir. Bilhassa modern teknoloji ürünlerinden dijital sanat eserlerinin yaratılmasında ve sunulmasında faydalanıldığı gözlenmiştir. Diğer taraftan müzelere uzaktan erişimin sağlanarak bilginin yaygınlaşmasına olanak tanındığı gözlenmiştir. Müzelerde ise kullanıcı etkileşiminin ziyaretçilere kolaylıklar sağladığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Müze, dijital müze, dijital sanat, interaktif sanat

Etkileşimli sanatMüzecilikMüzeler+3
İpek Yılmaz
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şanlıurfa Müzesi'nde bulunan etnografik madeni takılar

El sanatları Anadolu geleneksel kültürünün vazgeçilmez bir parçasını oluşturmaktadır. El sanatlarının bir kolu olan takı ilk çağlardan beri kullanılmaktadır. İlk etapta dinsel simge, büyü, statü gibi işlevsel özelliklerin ön planda olduğu takı kullanımı zamanla estetik kaygıların ön plana çıktığı bir zemine oturmuştur. Peygamberler şehri olarak da adlandırılan, son yapılan arkeolojik araştırmalarla özellikle Göbeklitepe Tapınağı'nın keşfinden sonra geçmişinin milattan önce (M.Ö.) 11.000 yıllarına kadar uzandığı tahmin edilen Şanlıurfa şehri birçok medeniyetin yaşadığı bir alandır. Burada yapılan arkeolojik kazılar, hala varlığını sürdüren mimari eserler geçmişin birer belgeleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Anadolu'da yaşamış olan zanaatkarlar çeşitli yapım ve süsleme teknikleri ile birbirinden güzel eserler üretmişlerdir. Bu eserler geçmişten günümüze açılan pencereler olup bir topluluğun tarihini, kültürünü, yaşayışını tanımlamakta bize yardımcı olmaktadır. Şanlıurfa Müzesi'ndeki bir grup etnografik takı üzerine yapmış olduğumuz bu çalışmada, eserlerin kullanılan malzeme, yapım tekniği, süsleme yöntemleri gibi özellikleri incelenmiştir. Takının tanımı, tarihçesi, takı yapım ve süsleme teknikleri değerlendirilmiş olup Şanlıurfa İli ve Müzesi tanıtılmıştır. Çalışmaya müzede bulunan 29 adet etnografik madeni eser alınmıştır. Bu eserler hakkında oluşturulan bilgi formları ile özellikleri anlatılmıştır. Ele alınan takılar Osmanlı Dönemi ve Erken Cumhuriyet Dönemine aittir. Değerlendirme bölümünde ele alınan takılar hem kendi içlerinde hem de birbirleriyle karşılaştırılarak anlatılmıştır. Elde edilen veriler sonuç bölümünde kısaca verilmiştir.

Anadolu tarihiEl sanatlarıEtnografya+5
Zeynep Eviz
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İstanbul Yarihi Yarımadası'nda müzecilik ve müze turizmi

Bu araştırma İstanbul Tarihi Yarımadası'nda müzeler, müzecilik ve müze turizmini konu edinmiştir. Araştırmada, turizm, turist, müze, müze turizmi kavramları incelenmiş; Dünya'da ve Türkiye'de turizm sektörü, Türkiye'nin turizm politikası, Dünya'da ve Türkiye'de müzecilik, müze turizminin gelişimi ortaya konulduktan sonra, İstanbul Tarihi Yarımadası'nda müzeler ve müze turizmi ele alınmıştır. Türkiye'deki müzelere bakıldığında Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı 199 müze, Kültür ve Turizm Bakanlığı denetiminde faaliyet gösteren ise 239 özel müze bulunmaktadır. Bu müzelerden Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı 18 müze, Kültür ve Turizm Bakanlığı denetiminde faaliyet gösteren 112 özel müze ise İstanbul'da bulunmaktadır. Türkiye'deki müze ziyaretçilerine bakıldığında ziyaretçilerin yaklaşık %69'unu yabancıların, %31'ini Türkiye vatandaşlarının oluşturduğu görülmektedir. Müze ziyaretlerindeki en büyük payı alan yer ise %44 ile İstanbul'dur. Bunda İstanbul'da yer alan Topkapı Sarayı Müzesi ve Ayasofya Müzesi'nin Türkiye'de en çok ziyaret edilen müzeler olması oldukça etkili olmuştur. (Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017). Bu oranlara bakıldığında müzelerin Türkiye ve İstanbul turizmine önemli bir katkısından söz edilebilir. Bu araştırmada, İstanbul Tarihi Yarımadası'nda Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı 8 müzede ve Kültür ve Turizm Bakanlığı denetiminde faaliyet gösteren 1 özel müzede, gelen yerli ve yabancı ziyaretçilerin müzelere karşı güdü ve davranışlarını ölçmek amacıyla anket yapılmıştır. Yapılan anketlerden elde edilen veriler ışığında, müzelerin ve müzeciliğin mevcut durumu ortaya konulmuş, müzelere gelen turist sayısını ve müzelerin turizm sektörü içerisindeki önemini artırmak için uygulanabilecek önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Turizm, Müzeler, Müze Turizmi, İstanbul Tarihi Yarımadası, İstanbul.

Alternatif turizmBeşeri coğrafyaKültürel coğrafya+7
Burcu Temel
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yaşayan kültürel miras müzeciliği: Ünye örneği

Kültür, insanlığın tüm zamanlarını içerisinde barındıran; geçmişten bugüne dönüşerek gelmiş ve halen bu dönüşümünü sürdüren bir kavramdır. Kültürel Miras kavramı, UNESCO'nun 1972'de düzenlediği, "Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü Genel Konferansı'nda ortaya atılmış ve kültürel mirasın "Dünya Miras Sözleşmesi'ne konu olan yapıtların, tüm insanlığın ortak mirasının bir parçasını oluşturduğu kabul edilmiştir. Yaşayan Kültürel Miras (YKM) kavramı ise 2003 yılında UNESCO (United Nations Edicational, Scientificand Cultural Organization) tarafından hazırlanan ve imzalanan "Yaşayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi" ile net olarak şu şekilde tanımlanmıştır; "Yaşayan kültürel miras toplulukların, grupların ve kimi durumlarda bireylerin, kültürel miraslarının bir parçası olarak tanımladıkları uygulamalar, temsiller, anlatımlar, bilgiler, beceriler ve bunlara ilişkin araçlar, gereçler ve kültürel mekânlar anlamına gelir. " Somut Olmayan Kültürel Miras (SOKÜM) kavramı, karşılık geldiği anlam itibari ile 'Yaşayan Kültürel Miras (YKM)' olarak da adlandırılabilir. Türkiye'de yerleşmiş olan 'Somut Olmayan Kültürel Miras' kavramının İngilizce karşılığı 'Intangible Cultural Heritage'dır. 'Intangible' kelimesi 'canlı, elle tutulmayan, maddi olmayan, yaşayan, kültürde soyut vaziyette var olan' gibi anlamlar taşımaktadır. Dolayısıyla yaşayan ve aktarılan geleneksel bilgileri ifade ettiği söylenebilir. Bu çalışmanın konusuna ve tezine daha uygun olduğu düşünüldüğünden yaşayan kültürel miras ifadesi tercih edilmiştir. Türkiye'nin bu sözleşmeye 2006 yılında taraf olmasının ardından, yaşayan kültürel mirasa yönelik tanımlamalar, özellikle halkbilimciler ile yön bulmuş ve sonrasında farklı disiplinlerin de ilgi odağı haline gelmiştir. Kültürel Mirasın, halkların yaradılışından bugüne tüm kazandıklarının bir koleksiyonu olduğuna inanan halkbilimciler, 2000'li yılların başlarında müzelerin bu koleksiyonları saklayan depolardan daha fazlası olduğunu iddia etmişlerdir. Yaşayan Kültürel Müzeleri, kent kültürünün maddi ve manevi birikimlerinin daha anlaşılabilir olmasında, salt maddi mirasların değil, manevi mirasların da zengin bilgi potansiyellerini araştıran ve aktaran kurumlardır. Kent kültürünün, kimliğinin ve markasının araştırılmasında ve aktarımında, yaşayan kültürel miras çok yönlü işlevlere sahiptir. Bu çalışmada 24 Mayıs 2013 yılında Ünye Müze Evi adıyla hizmet veren geleneksel Karadeniz evinin, 2016 yılında Yaşayan Kültürel Miras Müzesi'ne dönüşümünden sonraki süreci ele alınacaktır. Aynı zamanda Türkiye'de faaliyet gösteren benzer müzeler de dikkate alınarak, yaşayan kültürel miras müzeciliğinin çok yönlü ve işlevli boyutu analiz edilecektir.

Halk bilimiKültürel mirasMüzecilik+3
İhsan Akbulut
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni medya teknolojilerinin müze farkındalığı üzerindeki etkisi: COVID-19 pandemi sürecinde Türkiye'deki sanal müzeler

En genel tanımıyla müzeler değerli eşyaların, koleksiyonların korunup saklandığı aynı zamanda sergilendiği yerler olmuştur. Yeni medya teknolojilerinin gelişmesi her alanda olduğu gibi müzeleri de etkilemektedir. Teknolojinin değişimi ve gelişimi sayesinde müzelerde zaman ve mekân sınırları ortadan kalkmakta, dünyanın her yerinden sanal müzeler aracılığıyla dijital ortamda sergiler gezilebilmektedir. 2000 yılında dünyada yaşanan küresel salgın insanların hayatını değiştirmiş, birçok kurum ve kuruluş geçici bir kapanma dönemi yaşamıştır. Bu süreçten müzeler de etkilenmiştir. Bu bağlamda var olan sanal müzelere her geçen gün yenileri eklenmekte ve sanal müzelerin reel müzelere göre bizde yarattığı etkileri, sanal müzeleri nasıl değerlendirdiğimiz ve çağdaş eleştirel yöntemlerimize nasıl katkı sağladığı araştırılmaktadır. Bu çalışma, pandemi sebebiyle ziyarete kapalı olan Türkiye'deki müzelerin, teknolojik gelişmelere ayak uydurarak sanal müzeye dönüştürülmesi ve erişilebilirliğinin arttırılıp insanların sosyal, kültürel, sanatsal, estetik, tarihsel, bilimsel gelişimlerine katkı sağlayıp sağlamadığının araştırılması açısından önem taşımaktadır. Bu araştırmanın temel amacı pandemi döneminde yeni medya teknolojilerinin müze farkındalığı üzerindeki etkisini derinlemesine incelemektir. Müzelerdeki sergilemelerin, teknolojinin gelişiminden ve pandemiden nasıl etkilendiğini ve nasıl bir dönüşüme uğradığını ortaya koymaktır. Araştırma kapsamında kaynaklar doğrultusunda ulaşılan bulguların gerçeği yansıttığı varsayılmıştır. Bu araştırma Türkiye'deki Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı sanal müzeler ile sınırlıdır. Tez dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde müze ile ilgili kavramlar açıklandıktan sonra, müzelerin tarihsel gelişim süreci incelenmiştir. Müzelerin işlevleri, türleri, sergileme anlayışı ve sergileme türleri işlenmiştir. İkinci bölümde Türkiye'de ve dünyada modern müzeler üzerinde durulmuştur. Türkiye'de Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı müzeler alt başlıklarıyla sunulmuştur. Üçüncü bölümde yeni medya teknolojileri ve pandeminin müzelere etkisi konusu üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde yeni medya teknolojilerinin müze farkındalığı üzerindeki etkisinin nitel araştırma analizi yapılmıştır. Bu araştırmada amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırma verilerinin toplanması için en az bir kere sanal müze gezmiş 15 kişi ile Google Meet üzerinden bireysel olarak görüşmeler yapılmış olup, görüşmeler sırasında, eksiksiz ve derinlemesine bilgi toplanabilmesi için sesli veya görüntülü kayıt yöntemi kullanılmıştır. Görüşmelerde derinlemesine bilgi almak amacıyla katılımcılara 6 ana ve 30 alt soru sorulmuştur. Katılımcıların sorulara vermiş oldukları yanıtlar ayrı ayrı gruplandırılmış ve değerlendirilmiştir. Elde edilen cevaplar içerik analiz yöntemiyle incelenmiştir. Araştırmanın amacı, araştırmanın kapsamı ve sınırlaması, araştırmanın türü, araştırmanın sorunsalı / hipotezi, araştırmada veri toplama yöntemi, araştırmanın evreni ve örneklemi, araştırma verileri ve bulguları ve sonuç kısmı da dördüncü bölümde işlenmiştir.

COVID 19Modern müzecilikMüzecilik+5
Özge Ortaç
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Osmanlı'dan Cumhuriyet'e müzecilik 1846-1938

Türklerin birtakım tarih ve sanat değeri taşıyan objeleri eski eser adı altında değerlendirmesi ve bunları müze çatısı altında koruması 19. yüzyılın ortalarına rastlamaktadır. Tanzimat süreciyle birlikte bir Batılılaşma ürünü olarak ortaya çıkan bu müzecilik serüveninin ise kendine has birtakım özellikler sergilediği görülmektedir. Öncelikle eski eser bakımından oldukça zengin Osmanlı topraklarına Batılıların ilgi duymaya başlamasıyla bir sürecin geliştiği görülmekte ve böylelikle Batılılardan sonra Türklerin kazı, eski eser, müze ve arkeoloji gibi kavramlarla tanıştığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bu tür kavramların farkında olunmadığı dönemlerde birtakım eşyaların saklanıp biriktirilmesini müze faaliyeti çerçevesinde değil, bir tür koleksiyonculuk veya koleksiyonculuğa giden evre içerisinde görmenin daha doğru bir yaklaşım olacağına inanılmaktadır. Bu sayede birçok yenileşme faaliyetinde olduğu gibi bazı eksikliklere rağmen ilk adımların 1846 yılı itibariyle atılmaya başlandığı ve müzecilik alanında yavaş yavaş bir gelişmenin yaşandığı süreç daha iyi anlaşılacaktır. Konuya kavramsal açıdan yeni bir yaklaşım getirmekle birlikte keskin ve basit ifadelerden kaçınılarak hazırlanan bu çalışmaya "Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Müzecilik 1846-1938" başlığı uygun görülmüş ve bu çalışmada müzecilik faaliyetleri kronolojik olarak ele alınmaya çalışılmıştır.

Cumhuriyet DönemiMüzecilikMüzeler+1
Mehmet Şahin
Hacettepe University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Postmodern müze pratikleri bağlamında Gertrude Stein'ın stüdyosu ve sanat müzeciliği

Günümüzde müzeler sergileme ve sunum tekniklerini, yaklaşımlarını, uygulama pratiklerini yeni sanatın üretildiği ortamlara, çağımıza uygun hale getirmeye çalışmaktadır. Uluslararası Müzeler Konseyi tarafından hazırlanan çağdaş müze tanımında müzenin, somut ve somut olmayan mirası araştıran, toplayan, koruyan, yorumlayan, sergileyen ve toplumun hizmetinde olan, kâr amacı gütmeyen, kalıcı bir kurum olduğu vurgusu yapılmıştır. Müze yeni tanımıyla işlevlerini de güncellemekle birlikte halka açık, erişilebilir ve kapsayıcı kurumlar olarak, çeşitliliği ve sürdürülebilirliği teşvik etmekle yükümlü hale gelmiştir. Eğitim, eğlence ve bilgi paylaşımı için çeşitli deneyimler sunmak; etik, profesyonel olarak ve toplulukların katılımıyla çalışmak ve beraberinde ziyaretçi ve izleyiciyle iletişim kurmak müzelerin sorumluluk üstlendiği işlevler olarak tanıma eklenmiştir. Bu bağlamda değişen tanımla birlikte müze ziyaretlerinin içeriği ve ziyaretçilerin beklentilerinde de önemli değişimler meydana gelmeye başlamıştır. Bireysel tecrübeler haline gelmeye başlayan müze ziyaretleri yeni tanımla birlikte gündeme gelen bu beklentiye uygun oluşturulan, postmodern müze kıstaslarından "kapsayıcılık", "paylaşarak öğrenme" gibi ilkelerin odağa alınarak kurgulandığı ve sunulduğu sergilerle hayat boyu öğrenmeyi destekleyecek deneyimler haline gelmektedir. Bu araştırmada, Amerikalı yazar Gertrude Stein'ın "ilk modern sanat müzesi" olarak nitelendirilen stüdyosu çağdaş mikro müze kavramı üzerinden ele alınmıştır. Bu bağlamda yurt dışında ve Türkiye'de, Gertrude Stein'ın "salon-stüdyo modeli" merkez alınarak düzenlenip, kapılarını izleyicilere açacak, kültürlerarası iletişimi cesaretlendirici, çeşitliliğe açık müze örnekleri araştırılmıştır. Salon – stüdyo modeline içerik bağlamında uygun olabileceği düşünülen İstanbul'daki Adam Michiewicz Müzesi, Doğançay Müzesi, Orhan Kemal Müzesi ve Ara Güler Müzesi incelenmiş, ele alınan yurt dışı örneklerle birlikte değerlendirilerek salon-stüdyo modelinin yaygınlaştırılmasının, postmodern müze kavramına ve çağdaş müze uygulamalarına ne şekilde katkı sağlayacağı tartışılmıştır.

KapsayıcılıkModern müzecilikMüze eğitimi+5
Kemal Barış İlbi
Ankara University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de en çok ziyaret edilen müzelerin erişilebilirlikleri yönünden değerlendirilmesi

Toplumdaki her birey, turizm faaliyetlerine katılma ve turizm aktivitelerine, tesislerine, hizmetlerine ve turistik destinasyonlara erişim konusunda eşit şartlara sahip olmalıdır. Bu açıdan, turizmin ana bileşenlerinden birini oluşturan müzelerin erişilebilir olması büyük önem taşımaktadır. Bu araştırmada, müzelerin daha erişilebilir olmalarına katkı sağlamak amacıyla, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı olan ve 2022 yılında en çok ziyaret edilmiş olan ilk on müze, bilgilendirme, iletişim, dış çevre ve müze girişi, iç mekanda yatay ve dikey hareket, iç mekandaki imkanlar, müze görevlileri, erişilebilir ve interaktif uygulamalar olmak üzere yedi kategori altında gruplandırılmış elli adet gösterge çerçevesinde nitel araştırma yöntemlerinden dokuman analizi ve gözlem yöntemleri kullanarak, erişilebilirlikleri yönünden değerlendirilmiştir. Araştırma kapsamında başvurulan göstergeler oluşturulurken, engelli bireyler dahil olmak üzere bireyler arasında hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm ürünlerin ve çevrelerin herkes tarafından kullanılmasına olanak sağlamak üzere oluşturulmuş Evrensel Tasarım İlkeleri (Connell vd., 1997) ve Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) tarafından hazırlanan Herkes için Erişilebilir Turizm Kitapçığı'nda (2015: 187-200) ortaya konmuş önerilerden yola çıkılmıştır. Araştırma kapsamındaki müzelerin erişilebilirlik yönünden sistematik bir şekilde değerlendirilebilmeleri için beş erişilebilirlik düzeyi belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, müzelerin genel olarak "Orta Düzeyde Erişilebilir" olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Müzelerin erişilebilir olmalarına katkı sağlanması ve engelli bireylerin müzecilik faaliyetlerine katılımının desteklenmesi açısından, ulaşılan erişilebilirlik düzeyinin arttırılmasına yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Engelliler turizmiErişilebilirlikModern müzecilik+4
Hatice Sena Erkan Balın
Pamukkale University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
11
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The historical development of museology in Turkey

The historical development of Turkish museology after 1980 will be re-searched in this thesis. The changes that happened before and after 1980 will be examined. The legal arrangements made after 1980 constitute the turning point for Turkey's museology. Law no. 2863 Code of Protection of Cultural and Natural Properties marks a drastic change in Turkish museology. "Regulation on Private Muse-ums and Their Auditing", published in the Official Gazette (no. 18289, 22 January 1984) allowed for the establishment of private museums. The number and variety of private museums has in-creased considerably since 1980. In 2000, the development of modern museology has brought new museum practices that are open to scientific applications and research. The architectural structures of the museums, exhibition aspects, and technology and management models have changed. After 2010, the number of the city, science, and university museums has increased. In addition, international exhibitions and museum awards that came with the membership to international organizations have created new sources for the change in the museum culture. With advancing technology, the mu-seum exhibition and presentation techniques have become more visitor-oriented. The use of touch screens, simulators, robots and, holograms in the exhibition areas have supported the modern new museology. The number of digital, mobile, and visual museums has increased rapidly. The increasing interest in the muse-ology in the culture industry and creative industries has led to a change in per-ception in the society. However, this has caused a lot of controver-sies about the sustainability of the development of the museums in Turkey. This thesis tries to contribute to the ongoing discussions.

Universal museumMuseologyMuseums+5
Fethiye Erbay
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Müze yöneticilerinin postmodern müzelerin pazarlama uygulamalarına yönelik görüşlerinin belirlenmesi: İstanbul örneği

Müzecilik ve turizm arasındaki ilişki, gün geçtikçe önemli bir çalışma alanı haline gelmektedir. Buna karşın turizm pazarlaması alanyazınında, postmodern müzelerin karakteristik özelliklerini ortaya koyan ya da bu müzelerin pazarlanmasında postmodern koşullara olan uyumu araştıran bir çalışmanın henüz yapılmadığı görülmektedir. Bu çalışmada postmodern müzelerin modern müzelerden farklı yanlarını belirlemek, postmodern müzelerin pazarlanmasına yönelik eğilimleri anlamak ve postmodern müzelerin pazarlanmasına ilişkin Türkiye'deki mevcut durumu ortaya koymak amaçlanmaktadır. Nitel bir bakış açısı ile ele alınan çalışmada, araştırmanın her aşaması ve izlenen yol detaylı olarak açıklanmıştır. Verilerin analizinde, veri içindeki örüntü, tema ve kategorileri keşfetmeyi içeren tümevarımsal içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma kapsamına alınan müzeler, araştırmacının ve uzmanların yargılarına dayanarak İstanbul'daki özel müzeler arasından amaçlı örnekleme yöntemi kullanılarak seçilmiştir. Araştırmada veri toplama tekniği olarak yarı yapılandırılmış görüşme kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından ilgili kaynaklar referans alınarak hazırlanan ve uzman görüşüne sunulan soruların, araştırmanın amacını desteklediği varsayılmıştır. Çalışma sürecinde toplanan veriler yoluyla, postmodern müzelerin modern müzelerden dokuz farklı açıdan ayrıldığı bulunmuştur: Ek mekânların kullanılması, müzelerin özel etkinlikler için kullanıma açılması, ziyaretçilerin motivasyonları, kullanılan sergileme teknikleri, kullanılan sergileme mekânları, sergilenen eserlerin yapısı, sponsorluk kabulü, şubesinin olması ve sosyal medya kullanımı. Ayrıca araştırma kapsamındaki müzelerin, postmodern koşullar olan üstgerçekliğe, parçalanmışlığa, karşıtlıkların birlikteliğine, üretimle tüketimin yer değiştirmesine ve öznenin merkezsizleştirilmesine yönelik eğilimleri ve uygulamaları olduğu da tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Müzecilik, Modern Müze, Postmodern Müze, İstanbul.

MüzecilikMüzelerPazarlama+7
Seda Sökmen
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Müzelerde bilgilendirme grafiği tasarımı ve Kütahya Çini Müzesi uygulama önerisi

Görsel iletişim araçlarından biri olan "bilgilendirme tasarımı" grafik dilin ve görsel iletişimin betimleme işlevinin kullanıldığı temel bir alandır. Birçok konuda olduğu kadar toplumsal mekânlarda da hayatı kolaylaştırmak, zamanı verimli kullandırmak ve kargaşayı önlemek bilgilendirme tasarımı tasarımının birincil görevleri arasındadır. Bilgilendirme tasarımları işlenmemiş bilginin, daha iyi ve ne şekilde insana aktarılabileceği problemine eğilir ve bu sayede insanların çevresini daha etkin algılayabilmesi için de gereklidir. Örneğin metro/otobüs güzergâh şemaları, form/doküman tasarımları, haritalar, eğitim dokümanları bilgilendirme tasarımlarının faaliyet alanına girmektedir. "Müzelerde Bilgilendirme Grafiği Tasarımı ve Kütahya Çini Müzesi Uygulama Önerisi" adlı tez çalışması sayesinde ziyaretçilere, Kütahya şehrinin en ayırt edici özelliği olan çini sanatını tanıma ve çini kültürünü yakından keşfetme imkânının sunulabilmesi amaçlanmaktadır. Bilgilendirme tasarımı, müze ziyaretçilerinin ve ilgililerin Çini Müzesi'ne olan ilgilerinin arttırılmasının yanı sıra müze koleksiyonlarının da gelecek nesillere aktarılmasına büyük katkı sağlayacaktır. Bilgi grafikleri ile ilgili sağlıklı örneklerin çoğalmasının, bu çalışmada da ileri sürüldüğü gibi, kültürel varlıkların akılda kalıcılığına ve korunmalarına büyük bir katkı sunması beklenmektedir. Araştırmanın birinci bölümünde, iletişimin tanımı, tarihi konumu ve görsel iletişimin günümüze kadar geçirdiği değişimlere değinilmiştir. İkinci bölümde, bilgilendirme tasarımı başlığı altında ilgili konular detaylı bir şekilde incelenmiş, bilgilendirme tasarımı diğer tasarım dallarına göre konumlandırılarak ortak ve farklılık arz eden noktalarına değinilmiştir. Araştırmanın üçüncü bölümünde ise müze terimi ve müzecilik ile ilgili literatür taraması yapılmış ve müze ve müzecilik kavramları ele alınmıştır. Görsel iletişim tasarım yöntemleri içerisinde ayrı bir disiplin olan bilgilendirme tasarımı tasarımı alanında hazırlanan bu tez çalışmasının alanla ilgili uygulama çalışmaları yapan tasarımcılar ve araştırmacılar için kaynak niteliğini taşıyan bir çalışma olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Görsel İletişim, Bilgilendirme Tasarımı, Müzeler, Çini Müzesi, Grafik Tasarım

Bilgi grafikleriBilgilendirme tasarımıGrafik sanatlar+7
Emine Sarı
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sanal müze arayüz tasarımı: Ressam Ahmet Yakupoğlu Sanal Müze uygulaması

İnternet hem kişisel hem de kurumsal olarak çağımızın gereksinimlerinden biri haline gelmiş bulunmaktadır. Bundan dolayı her birey veya kurum, teknolojik olarak sanal ortamın sağladığı imkanlar ölçüsünde işlemlerini gerçekleştirmektedir. Bu gelişmeler sayesinde her alanın kendisini internet ortamına entegre etmesi gerekmektedir.İnternet teknolojisi içerisinde her bir tasarımın görünen yüzü olan arayüz tasarımlarının, bilgiye ve görsellere ulaşımı kolaylaştırması gibi işlevel özelliği yanında, grafik tasarım ve estetik açıdan da bir örnek olması bakımından önemi büyüktür. Her bir arayüz tasarımı, kullanıcıya en kolay bir şekilde ziyaretçiyi bilgiye ulaştırma görevini yüklenmiştir. Bu anlamda sanal müzeler, ziyaretçiyi veya araştırmacıyı müzelerdeki kültürel, tarihi, sanatsal veya bilimsel bilgiye anında ulaştırabilmektedir. Bu sayede hem ulusal hem de evrensel anlamda o milletin kültür-sanatının paylaşımını kolaylaştırabilmektedir.Ahmet Yakupoğlu, Türkiye'nin ender sanatçılarından biridir. Onun sanat anlayışının kavranması, eserlerine kolay erişilebilmesi için çağın teknolojik imkanlarından yararlanılarak Grafik Tasarım ilkelerine göre sanal müze oluşturulması, tüm ziyaretçilerin izlenimine sunulması, bu alandaki bir boşluğu doldurması açısından son derece önemlidir. Bu yüzden grafik tasarım açısından gelecekte internet kullanımının ve sanal müze uygulamalarının artacağı dikkate alınarak, Ressam Ahmet Yakupoğlu Sanal Müze Arayüz tasarımı bu araştırmanın gerekçesini oluşturmuştur.Araştırmada nitel yöntemlerden yararlanılmıştır. Bu kapsamda döküman incelemesi, fotoğraf ve video çekimleri yapılmıştır. Sanal müze arayüz tasarımı oluşturulmadan once hem dünya hem de Türkiye'deki sanal müzeler incelenmiş, avantaj ve sınırlılıkları saptanmıştır. Daha sonra grafik tasarım ilkelerine göre tasarımlar yapılmış, bu tasarımlar uzman kanılarına göre revize edilmiş ve uygulanmıştır.

ASPArayüz tasarımıKoleksiyon+8
Ömer Zahid Kubat
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

İstanbul Arkeoloji Müzesi'nin ilk ve bugünkü müze politikaları

Founded in efforts of Westernization, in the most difficult times of the Empire politically and economically, Istanbul Archaeological Museum (IAM) was the first museum of the Ottoman Empire. As an imperial museum, IAM had different connotations for the West and the public, implying sovereignty of the state over the historical artifacts in its territory as well as underscoring `being modern? through the collections. As the state?s policy, regarding economic and political issues, both domestic and international changed, so did the collection and regulations of the museum. With the ending era of Osman Hamdi Bey, the museum had taken its current form in respect of museum premises and strict regulations on historical artifacts which were going to be in practice for long time even after the end of the Empire, had been enacted. Therefore, the process between the establishment of IAM in a time when there was not even a well constituted policy on cultural issues and the ending of the era of Osman Hamdi Bey is aimed to be studied with references to the State?s practices in respect of historical artifacts and implementations on IAM, whereby the museum policies of the time are aimed to be propounded.After the millennium, modern Turkey, in efforts of harmonization process to the EU, has faced certain changes in the perception of the role of the state in culture area, which has been under the strict authority of the state. According to this, Turkey has adopted an approach, which suggests that the state should assume a regulative, not determinative, role in respect of culture policies. Upon the accession to power of AKP (Justice and Development Party), several amendments to the legal framework were introduced as well as the enactment of several new regulations. IAM has been experiencing some changes accordingly in administrative issues and a new approach to the museum?s policy has been adopted. In this context, initial and current role of the museum for the state and people aimed to be studied.

MuseologyMuseumsİstanbul Archeology Museum
Banu Yorgancıoğlu
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Edebiyat ve müze: bir roman ve müze olarak masumiyet müzesi

Masumiyet Müzesi, sadece Orhan Pamuk'un yayımlanan son romanının adı değil, bu romanla yakında açılacağı duyurulan bir müzenin de adıdır. Masumiyet Müzesi romanının, içinde barındırdığı müze kurma fikri ve yazarı tarafından İstanbul'da gerçek bir müze mekânına dönüştürülecek olması, bu çalışmanın hareket noktası olmuştur. Romanın kurmaca bir dünyayı gerçekliğe taşıma iddiası, edebiyat ve müzecilik disiplinlerini yan yana getirdiğinden bir karşılaştırmalı edebiyat çalışması için uygun görülmüştür. Edebiyat ve müzeyi bazı ortak bileşenler üzerinden incelemek adına bellek, mekân, zaman ve nesneler olmak üzere dört temel izlek belirlenmiştir. Bu izlekler doğrultusunda Orhan Pamuk'un Masumiyet Müzesi adlı yapıtı hem bir roman hem de bir müze olarak incelenmiştir.Edebiyat ve Müze: Bir Roman ve Müze Olarak Masumiyet Müzesi adlı bu çalışmada amaç, bir edebî metni ve metnin gerçekliğe dönüşeceği mekân olan müzeyi, metnin bize sunduğu ipuçları ışığında ve belirlenen ortak noktalar doğrultusunda yorumlamak, farklı bir okuma önerisi sunmaktır.

BellekKarşılaştırmalı edebiyatMasumiyet Müzesi+8
Selmin Kuş
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Osmanlı Devleti'nde eski eser politikası ve Müze-i Hümayun'un kuruluşu

Osmanlı Devleti, Tanzimat dönemine kadar eski eserlerin korunması konusunda bir bilince sahip değildi. Ancak Tanzimat dönemi ile farklı bir süreç başlamış ve sahip olunan eserler için ilk defa müze kurma fikri ortaya çıkmıştır. 1846 yılında Ahmet Fethi Paşa tarafından, o döneme kadar silah deposu olarak kullanılan Harbiye Ambarında bir müze kurulmuş ve müze içerisinde ilk olarak Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan itibaren toplanmış olan eski silahlar ve değerli nesneler sergilenmiştir. Osmanlı müzeciliği ve eski eserler açısından ilk kurumsallaşma hamlesi 1869 yılından sonra gerçekleşecektir. Zira 1869 yılında müze için ilk kez ?Müze-i Hümayun? tabiri kullanılırken, Edward Goold `ta müze müdürü olarak atanacak ve eski eserlerin ülke dışına çıkarılmasına engel olmak amacı ile 1869 ve 1874 yıllarında ardı ardına Asâr-ı Atika Nizamnameleri yürürlüğe girecektir.Osmanlı Devleti'nde müzecilik ve eski eser konusunda ikinci kurumsallaşma hamlesi, Osman Hamdi Bey'in 1881 yılında müze müdürü olarak göreve başlamasıyla gerçekleşecektir. Hamdi Bey döneminde Osmanlı müzeciliği kavram olarak gerçek anlamda kendi kimliğine kavuşmuştur. Hamdi Bey'in müze yöneticiliği süresince gerçekleştirmiş olduğu idari, hukuki ve arkeolojik çalışmalar, müzenin sonraki gelişimi için temel oluşturmuş, onun döneminde çıkarılan 1884 ve 1906 nizamnameleriyle Osmanlı Devleti, eski eserler üstünde gerçek bir denetim sağlayabilmiştir.

Eski eser politikasıEski eserlerMüze-i Hümayun+4
Hüseyin Türkseven
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çağdaş müzecilikte teşhir ve mekân

İnsanlığın misyonlarından biri olarak düşünülmesi gereken "kuşaktan kuşağa aktarım" olgusu, müzelerin ortaya çıkmasında etken bir rol oynamaktadır. Müze nedir? Müzeler; içerisinde eserlerin konulduğu birkaç vitrinden mi ibarettir? Gelecek kuşaklara bu aktarım nasıl verimli bir şekilde yapılabilir sorularının cevabını da "Çağdaş Müzecilik" kavramı vermektedir. Her müzenin bir hikâyesi vardır. Bir müze ilk kurgu aşamasındayken öncelikle bu hikâyenin ortaya çıkarılması gerekir. Bu hikâye; ziyaretçiyi, sıkıcı, rutin müze gezisinden çıkarıp, ziyaretçinin o müzenin hikâyesinin içerisine girmesini, "öz" ünü almasını sağlamaktadır. İşte tam bu esnada işin içine çağdaş müzecilik kavramı girmektedir ki bu kavram müzelere özgünlük, anlaşılabilirlik, erişilebilirlik katmaktadır. Hikâye ile birlikte mekân ve tasarım kavramları işin içine girmektedir. Mekân ve tasarım ile birlikte, hikâye birleştiğinde kuşaktan kuşağa aktarım konusunda başarılı olunacağı gibi, müzeleri artık sıkıcı mekânlar kategorisinden de çıkarmak mümkün olacaktır. Çağdaş müzecilik kavramında sadece vitrinlere yer verilmemektedir. Vitrinler ile birlikte, vitrinlerin içindeki nesneler ile paralel birçok unsur müzeler içerisinde yer almaktadır. Bunların arasında interaktif uygulamalar, grafik uygulamaları, diaromalar, maketler, realistik silikon heykeller ile yapılan canlandırmalar, ses sistemleri, günümüz bilgisayar teknolojisinin sunduğu hemen hemen tüm imkânlar sayesinde günümüz müzeciliğine yeni bir soluk getirilmeye çalışılmaktadır. Çağdaş müzecilikte teşhir ve mekân konulu bu tezde yukarıda anılan unsurların nasıl ve ne şekilde olması gerektiğini tarif ederek, yapılacak bu işlerin güvenlik boyutunun da sorgulanarak, engelli ziyaretçiler de dâhil olmak üzere toplumun her kesimine hitap edebilecek bir müzenin nasıl olması gerektiği anlatılmaktadır.

MekanMekan tasarımıModern müzecilik+7
Çiğdem Demiroğlu
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de müzeciliğin tarihsel gelişiminin kurumsalcı bakış açısıyla analizi

Bu çalışma, ülkemizde 19. yüzyılın ortalarında kurulmaya başlayan müzelerin günümüze kadar niçin yeterli gelişimi gösteremediği; müzeciliğin bizde batıdan neden farklı olduğu gözleminden hareketle tasarlanmış, kurumsalcı bakış açısıyla bu kurumlar anlamaya ve açıklanmaya çalışılmıştır. Buna göre, (a) bir kurum olarak müzeciliğin ve müzelerin ülkemizde (Osmanlı ve Türkiye) nasıl ortaya çıktığı, (b) batıdan ithal edilen ve yerel kurumsal bağlamda meşru olmayan yeni bir kurumun nasıl bir kurumsallaşma süreci geçirdiği, bu süreçte kurumsal baskıların yön ve şiddetinin ne olduğu ve bunlarla nasıl başa çıkılabildiği, (c) bu süreçte -eğer var ise-hangi aktör(lerin)ün, nasıl bir rol üstlenmiş olabileceği sorularına yanıt aramak araştırmanın amacını oluşturmuştur.

KurumsallaşmaMüzecilikTarihsel gelişim+1
Murat Uçar
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Müzelerin araştırma işlevi ve müzelerde araştırma faaliyetleri yönetimi üzerine bir değerlendirme

21. yüzyılın başlarında müzecilik alanında iletişim temelli bir yaklaşım benimsenmiştir. Bu yaklaşımla birlikte müzenin işlevleri koruma, araştırma ve iletişim olmak üzere üç ana başlık altında toplanmıştır. Müzelerin koruma ve iletişim işlevlerine odaklanılırken diğer bir önemli işlev olan araştırmanın ne olduğunun ve kapsamına ne gibi faaliyetlerinin girdiğinin tespiti çoğu zaman yapılamamaktadır. Araştırma esasen müzenin var oluşunun temelinde yatar ve müzelerdeki işleyişin, işlevlerin ve etkinliklerin çekirdeğini oluşturur. Müze araştırması nesne ve alan araştırmasıyla başlar. Ancak bu işlev aynı zamanda birçok farklı çalışmayı da bünyesinde barındırmaktadır. Nesne ve alana yönelik araştırmaya ek olarak toplama, koruma ve iletişim gibi müze işlevlerine ilişkin araştırma ile izleyici araştırmaları, pazar araştırmaları ve yönetimsel araştırmalar gibi müzebilimsel araştırmalar da müzelerde yürütülen araştırma faaliyetlerinin kapsamına girmektedir. Etkili bir araştırma işlevi yürütebilmek için önceden hazırlanmış bir faaliyet planına ve belirli bir politikaya ihtiyaç vardır. Temel işlev olan ve diğer bütün işlev ve hizmetlere dayanak oluşturan araştırma işlevine önem verilmeli ve araştırma faaliyetleri yönetim aşamaları etkin bir şekilde uygulanmalıdır. Tezde müzelerde araştırma faaliyetlerinin ne olduğunun ve neleri kapsadığının irdelenmesi ile araştırma faaliyetlerinin nasıl etkin bir şekilde yönetilebileceğinin ortaya konması amaçlanmıştır. Ayrıca dünyadaki örneklere bakarak bir değerlendirme yapılmış, araştırma işlevinin yerine getirilmesinin birçok açıdan toplum için faydalı olacağı ortaya konmuş, müzelerde araştırma faaliyetlerinin yeterli düzeyde yapılmasını engelleyen unsurlar tespit edilmiş ve bu unsurları ortadan kaldırmak için önerilerde bulunulmuştur. Tezde, konu ile ilgili ulusal ve uluslararası kitaplar, makaleler, tezler ve bildiriler incelenmişve müzelerde araştırma faaliyetlerinin ne şekilde uygulandığı saptanmıştır. Sonuç olarak konu hakkında genel bir değerlendirme yapılmıştır. Müzelerde araştırma faaliyeti yönetiminin bir araştırma birimi tarafından, araştırma politikasına dayanarak, üniversitelerle iş birliği kurarak ve uzmanlar ile gönüllülerden destek alarak ve en sonunda bulguları toplumla paylaşarak yapılması gerektiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: müze, müze işlevleri, araştırma işlevi, koleksiyon, araştırma faaliyeti yönetimi, araştırma politikası.

Bilimsel araştırmalarMüzecilikMüzeler
Ece Irmak
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Led teknolojisi ve müzelerde kullanılırlığı üzerine değerlendirme

Aydınlatma alanında yeni teknolojiler geliştikçe, yenilikler müze yapılarında da yer bulmaya başlamıştır. Bunlardan en önemlisi LED ışık kaynakları ile ilgili gelişmelerdir. Müzelerde de kullanılmaya başlanan bu ışık kaynağının getiri ve götürülerinin (avantaj ve dezavantajlarının) ne olduğunun bilinmesi gereklidir. Piyasayı hızla kaplayan LED'li ışık kaynaklarının müzelere sokulması ne kadar doğrudur? Bu, araştırılması gereken bir konudur. Çünkü müzeler, herhangi bir konut, ofis ya da otel gibi yalnızca aydınlatma konuları ile ilgili değil, koruma konuları ile de önem kazanan farklı bir kategoridedir. Bu çalışmada, müze aydınlatmasında yaşanılan sorunlar, koruma için gereklilikler açıklanmış, bu doğrultuda müzelerde genellikle kullanılan ışık kaynakları incelenmiştir. LED'li ışık kaynakları açıklanarak, diğer ışık kaynakları ile karşılaştırma yapılmıştır. Böylelikle LED'lerin artı ve eksileri göz önüne serilmek istenmiştir. LED'li ışık kaynağı kullanan müzelerden örnekler verilmiş, araştırma verileri açıklanmıştır. Müzelerde LED'in kullanımı ile ilgili yaşanan tartışmalar ve yapılan çalışmalara değinilmiştir. Aydınlatma uzmanları ve müze yetkilileri ile görüşülmüş, görüşleri paylaşılmıştır. Aydınlatma ve müzecilik alanında olabildiğince etkinlik, kongre ve fuarlar ziyaret edilmiş; uzman görüşleri alınmıştir. Birçok müzenin LED'li ışık kaynaklarına geçişindeki ana neden, enerji verimliliği ile ilgili görünmektedir. Avrupa Birliği, bunun yanında pek çok ülkede yasaklanan akkor lambalar yerine, önerilen kompakt flüorışıl lambalar, enerji tasarrufu sağlasa da, zararlı ışınım yayımladıkları için müzelerde tercih edilmemektedir; ya da filtre ile kullanılmaktadırlar. Filtre de ekstra harcama getirmektedir. Oysa LED lambalar böyle sorunlar çıkarmamakta, ek parça gerektirmemektedir. Ancak LED'li ışık kaynaklarının halen çözülmesi gereken sorunları bulunmaktadır. Tez kapsamı içinde buna değinilecektir.

AydınlatmaIşıkIşık yayan diyot+4
Natali Nıvart Koçyan
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sanat müzelerinde etkileşimli alanlar

Çağdaş müzecilik anlayışının benimsenmesiyle beraber, nesne odaklı yaklaşım yerini izleyici odaklı yaklaşıma bırakmıştır. İzleyici odaklı yaklaşım, müze ve çevresinde değişimlere yol açmış, izleyiciyi ön planda tutan etkinlik ve uygulamalar yapılmıştır. Teknolojik gelişmeler ve sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçişle yaşanan toplumsal dönüşümler de, bu değişimleri desteklemiştir. Müzelerin toplumsal rolünün ve toplumla kurduğu ilişkinin zamanla değişmesi ve teknolojik gelişimin olanakları, sergileme yöntem ve tekniklerini etkileyerek sergilerin yapısını değiştirmektedir. Sergileme alanlarının da değişime uğradığı ve izleyicilere yönelik etkileşimli galerilerin ve alanların oluşturulduğu görülmektedir. Oluşturulan etkileşimli galeri ve alanlarda, süreç ve süreçte edinilen bilgiler ön plana çıkmaktadır. Tezle, fiziksel bağlamda sanat müzelerinin etkileşimli alanlarındaki sergilemenin anlaşılmasına katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Bu bağlamda, sanat müzeleri etkileşimli alanlarının doğası hakkında ve daha spesifik olarak hedef kitle için sanat nesnesinin dönüştürülmesi, yorumlanması, ve sunulmasıyla ilişkili sanat müzelerinin etkileşimli alanlarının sergi tasarım stratejileri hakkında veriler toplamak hedeflenmiştir. Tez kapsamında, sanat müzelerinde etkileşimli galeriler ve sergi alanlarına yönelik çalışmalar ve yaklaşımlardan yola çıkılarak anket yöntemiyle saha araştırması gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonunda etkileşimli galeri ve alanların çoğunlukla aile ve çocukları hedef aldığı, eğitimsel ihtiyaçlarla düzenlendiği ve müze koleksiyonuyla ilişkili olmak üzere bilginin aktarılması ve deneyimin sağlanması için çeşitli sergileme yöntem ve tekniklerin kullanıldığı anlaşılmıştır.

EtkileşimMüzecilikMüzeler+1
Saliha Nesli Gül
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Günümüz sanatında mimari ve heykelin müze ile ilişkisi üzerine bir yöntem önerisi

Mimari ve heykel ilişkisinin müze bağlamında inceleneceği bu eser metninin içeriği "sanatta yeterlik eser çalışması" kapsamında yapılmış olan sanatsal üretimler çerçevesinde belirlenmiştir. Günümüzde müze mimarilerinin, heykelsi tasarımlarıyla sanat eserlerine "barınak" olmak yerine kendilerini sergileyen birer sanat nesnesine dönüşmüş oldukları gözlemlenmektedir. Bu durum, sanat ve müze arasında bir işlev krizinin doğmasına sebep olmuş, sanat alanında birçok eleştirel düşünce ve eser üretiminin kaynağı olmuştur. Ancak araştırma sürecinde, birer heykel olarak karşılaştığımız müze mimarilerinin yarattığı bu krizin heykel ve mimari arasıdaki ilişkiyi de gündeme getirerek sanatsal üretim yolu ile tartışılmamış olduğu fark edilmiştir. Bu nedenle sanatta yeterlik eser çalışmasında, uzun zamandan beri yaygın olarak tartışılmakta olan sanat ve müze arasındaki işlev krizini heykel sanatının kendine özgü sanatsal dili aracılığıyla yeniden tartışılabilmek hedeflenmiştir. Eser metninin oluşturulması aşamasında mimari ve heykel ilişkisinin çağlar içerisindeki güçlü birliktelikleri ve ortaklaşa geçirdikleri dönüşümler dikkate alınmıştır. Mimari ve heykel ilişkisinin, günümüzde sanatsal üretimlerin öznesi haline gelmiş olan müzenin bir kavrama dönüşme sürecine katkısı araştırılmıştır. İlk müze yapısının tapınak temelli neoklasik üslubu nedeniyle çalışmanın tarih öncesi mimari ve heykel ilişkisi Yunan Sanatı ile sınırlandırılmıştır. İlerleyen bölümlerde postmodern dönemde imgeselleşen müze mimarisinin oluşmasında yirminci yüzyılın başından itibaren etkili olmuş sanat hareketleri, mimari ve heykel ilişkisi temel alınarak incelenmiştir. Son olarak, sanatçıların, mimari tasarımları ile sanatı gölgeleyen müze ve sanat arasında baş gösteren krizi nasıl sorunsallaştırdıkları araştırılmış, müze mekânını tanımlayan, heykelleştiren, yerine özel (in situ) sanatsal örneklere yer verilerek sanatta yeterlik eser çalışması sürecine geçilmiştir. Anahtar Kelimeler: müze, heykel, mimari, imgesellik, mekân, sanat

Güncel sanatHeykelMekan+7
Züleyha Altıntaş
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00

İlgili konular