Patient rights
59 theses under this subject heading
COVID-19 salgını süresince hasta ve yakınlarının şikâyetlerindeki değişikliklerin retrospektif analizi
Sağlık hizmetlerinin başlıca hedefleri; sunulan sağlık hizmeti kalitesini arttırmak, toplumun her yerine ve tüm bireylerine eşit, etkili, kaliteli sağlık hizmeti sunmak, hasta memnuniyetini yükseltmek, sağlık hizmetlerinin verimliliğini ve etkinliğini daha yüksek seviyelere ulaştırmaktır. Sağlık sektöründe sunulan hizmetin kalitesini belirlemek için hizmet kalitesini oluşturan bileşenleri incelemek gereklidir. Hizmet kalitesini etkileyen faktörler; ortamın fiziksel özellikleri, hizmetin zamanlaması, hizmetin alındığı kişinin konusunda uzman olması, hizmetin sürekliliği, güvenilir ve doğru olmasıdır. 31 Aralık 2019'da Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Çin Ülke Ofisi, Çin'in Hubei eyaletinin Wuhan şehrinde etiyolojisi bilinmeyen pnömoni vakalarını bildirmiştir. 7 Ocak 2020'de etken daha önce insanlarda tespit edilmemiş yeni bir koronavirüs (2019- nCoV) olarak tanımlanmıştır. Daha sonra 2019-nCoV hastalığının adı Covid-19 olarak kabul edilmiş, virüs SARS-CoV'e yakın benzerliğinden dolayı SARS-CoV-2 olarak isimlendirilmiştir. Ülkemizde Covid-19 ile ilgili çalışmalar 10 Ocak 2020'de başlamış ve 22 Ocak 2020'de T.C. Sağlık Bakanlığı Bilimsel Danışma Kurulu ilk toplantısı gerçekleştirilmiş, alınan önlemler ile ilk Covid-19 vakası 11 Mart 2020 tarihinde ülkemizde görülmüştür. Bu çalışma Mart 2019 ile Kasım 2019 ve Mart 2020 ile Kasım 2020 tarihleri arasında Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi (UÜTF) hastanesine yönelik yapılmış olan şikâyet başvurularının araştırılması ve Covid-19 pandemisi döneminde şikâyet nedenlerinde farklılık görülüp görülmediğinin belirlenmesi amacıyla yapılmış olup böylece gerekli tedbirlerin alınabilmesi amaçlanmıştır. Araştırmamızda 2019 yılı için 840, 2020 yılı için 668 toplamda 1508 veri incelenmiştir.vi Sağlıkta Dönüşüm Programı (SDP) kapsamında artık hastaların beklentileri de artmıştır. Hasta memnuniyetinin arttırılması, ancak mevcut olan aksaklıkların değerlendirilmesi ve aksaklıklarla ilgili olarak düzenlemelere gidilmesi ile sağlanabilir.
Fiziksel şiddete uğramış kadınlar ve tıptan beklentileri: Kadın hasta hakları çerçevesinde bir değerlendirme
Kadına yönelik şiddet, kadın hasta hakları, kadının insan hakları ve halk sağlığı açısından günümüzde tüm dünyada önemli ve yaygın bir problemdir. Birleşmiş Milletler Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Bildirgesi'nde kadına yönelik şiddet, ?ister kamusal isterse özel yaşamda meydana gelsin, kadınlara fiziksel, cinsel, psikolojik acı veya ıstırap veren ya da verebilecek olan cinsiyete dayalı bir eylem, uygulama ya da bu tür eylemlerle tehdit etme, zorlama veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma? şeklinde tanımlanmaktadır. Tez çalışmasının amacı, fiziksel şiddet mağduru kadınların başvurdukları sağlık kurumlarında karşılaştıkları var olan davranışlar ve uygulamalar ile bu konudaki beklentilerini belirlemektir. Sekiz ilde kadın sığınma evlerinde kalan 51 fiziksel şiddet mağduru kadınla yüz yüze yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmelerden 48'i değerlendirilmiştir. Kadınlara ve sağlık çalışanlarına yönelik olarak toplumsal cinsiyet rolleri, kadına yönelik şiddet, kadının insan hakları ve kadın hasta hakları konularında farkındalık ve duyarlılık gelişmesini sağlayacak eğitim programları oluşturulması gerekmektedir. Bu çalışmaların devlet politikası olması gerektiği ve sağlık alanında kadınlar için pozitif ayrımcılık uygulamalarına gereksinim bulunduğu sonucuna varılmıştır.
kadın hastalıkları ve doğum servislerinde yaşanan tıbbi hataların Sağlık Hukuku yönünden değerlendirilmesi
Bu çalışma, kadın hastalıkları ve doğum kliniklerindeki tıbbi müdahalelerintüm aşamalarında yapılan tıbbi uygulama hatalarının (malpraktis) incelenmesini içerir. Çalışmanın amacı kadın hastalıkları ve doğum alanında çalışan sağlık personelinin standardize tıbbi uygulamayı yapmaması durumunda oluşabilecek zararlara karşı bilgilenmelerini sağlamaktır. Mesleki bilgi ve beceri eksikliğinden kaynaklanan durumlara farkındalık sağlayarak çözümler bulmalarına yardımcı olmak ve hastaya tedavi verilmemesi ile oluşan zararlarda hukuki zorunluluklar açısından uyarmak, tıbbi hatalarda sağlık personelinden kaynaklanan hataları incelemektir. Ayrıca, çalışmada son iki yılda kadın hastalıkları ve doğum alanındaki Yargıtay Kararları da verilmiştir. Böylece bu alandaki dava konuları hakkında bilgi sahibi olunması sağlanmıştır. Birinci bölümde hasta ve hekimin hak ve yükümlülükleri ile tıbbi müdahale ve tıbbi uygulama hatasının tanımına yer verilmiştir. Ayrıca, tıbbi müdahale farklı yönlerden değerlendirilmiş, tıbbi uygulama hataları hukuksal açıdan incelenmiştir. İkinci bölümde kadın hastalıkları ve doğum kliniklerinde yaşanan tıbbi hatalar ile bu konuya ilişkin Yargıtay ve Danıştay Kararları değerlendirilmiştir.
Tıbbi malpraktis: Ulusal Tez Merkezi'ndeki lisansüstü tezler üzerinde bir inceleme
Geçmişi binlerce yıl öncesine dayanan bir konu olan tıbbi malpraktis, günümüzde sağlık ve hukuk gibi meslek disiplinlerinin konularından biri olması, etik ve hukukla yakından ilişkili olması nedeniyle, geniş bir yelpazede irdelenmesi gereken bir konudur. Bu çalışmada literatürde karşımıza çıkan ve tıbbi malpraktisin tanımında kullanılan tıbbi hata, tıbbi malpraktis, komplikasyon gibi farklı kavramların tanımlanması ve Ulusal Tez Merkezi'nde bulunan tezlerin sistematik olarak incelenmesiyle tıbbi malpraktisin akademik yazındaki yerinin ele alınması amaçlanmıştır. Bu çalışma retrospektif, tanımlayıcı ve derleme yöntemleri kullanılarak yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak tıbbi malpraktise ilişkin belirlenmiş olan anahtar kelimeleri içeren ve Ulusal Tez Merkezi'nde yayımlanmış olan lisansüstü tezler incelenmiştir. Çalışmada elde edilen verilerin doküman analizi yapılarak incelenmiştir. İstatistiksel olarak sayı ve yüzde değerleri kullanılmıştır. Ulusal Tez Merkezi'nde tıbbi malpraktise ilişkin belirlenen anahtar kelimelerle (Tıbbi hata, Malpraktis, Tıbbi malpraktis, Tıbbi uygulama hatası, Uygulama hatası, Hatalı uygulama, Hatalı tıbbi uygulama, Hatalı tıbbi müdahale, Kötü uygulama, Komplikasyon) yapılan taramalarda, en erken rastlanılan tezin tarihi olan 2000 yılından itibaren 2022 yılı sonuna kadar kayıtlı 350 adet tez çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışma kapsamına alınan 350 adet tez; türlerine, araştırma yöntemlerine, yayın yıllarına ve yazarlarının alanlarına göre incelenmiştir. Çalışmada alanların tıbbi malpraktise yönelik ilgileri incelendiğinde hemşirelik alanında 91, hukuk alanında 86 ve sağlık yönetimi alanında 71 adet tez yazıldığı tespit edilmiştir. Tıp Tarihi ve Etik alanında altı adet tez bulunmaktadır. Çalışmada; tıbbi malpraktise daha fazla ilgi duyan akademik alanların hemşirelik, hukuk, sağlık yönetimi ve adli tıp olduğu tespit edilmiştir. Yüksek risk grubundaki cerrahi branşların ise tez çalışmalarında bu konuya ilgilerinin çok düşük olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hasta güvenliği, lisansüstü tez, tıbbi hata, tıbbi malpraktis, tıp etiği
Sağlık çalışanlarına yönelik yapılan hasta ve yakınlarının şikayetlerinin analizi
AMAÇ: İyi sağlık hizmeti verebilmek için alınan hizmetin kalitesinin ölçülmesi gerekmektedir; bu da memnuniyet araştırmaları ve hasta şikayetlerinin değerlendirilmesi ile mümkündür. Bu çalışmanın amacı; hastaların şikâyetlerini tanımlayarak hasta hakları birimlerinin kullanılma durumunun araştırılması, birime başvuru yapan hastaların veya yakınlarının demografik özelliklerinin ortaya çıkarılması, şikâyet konularının belirlenmesi ve bu değerlendirmeler neticesinde şikâyet konusu olan yetersizliklerin tespit edilmesi, gerekli olan konular hakkında çözüm fikirleri ortaya çıkarılması ve böylece bu hususlarda özel tedbirler alınabilmesidir. MATERYAL VE METOD: Çalışma Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde yapılmıştır. Hasta hakları birimine 2018 yılından itibaren 2019 yılı sonuna kadar yapılan başvuru kayıtlarının geriye dönük analizi yapılarak başvurulara ve başvuranlara ait özellikler incelenmiştir. Başvuranların, yaş, cinsiyet ve öğrenim durumu gibi demografik özellikleri incelenmiştir. Başvuruları analiz ederken ise, başvuru yapılmasına sebep olan birim, başvuru yapılmasına sebep olan meslek grubu ve şikâyet konuları hakkındaki tüm veriler incelenmiştir. BULGULAR: Araştırma için 1385 başvuruya ait veriler toplanmıştır. Başvuranların cinsiyete göre ayrımı yapıldığında erkek cinsiyetin daha fazla başvuru yaptığı görülmektedir. En sık Lise mezunları şikâyet başvurusu yapmışlardır. En sık başvuru yapan yaş aralığı 20-40 yaş aralığıdır. En çok pediatri kliniği ile ilgili şikâyet başvurusu yapılmıştır. Hakkında en sık başvuru yapılan meslek grubu ise hekim ve sekreter olmuştur. SONUÇ: Hasta hakları birimlerinin çok önemli oldukları, hasta memnuniyetinin arttırılmasının yanında kurumların kalitelerinin değerlendirilmesi ve mevcut olan aksaklıkların belirlenmesinde önemli rolleri olduğu sonucu elde edilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Hasta Hakları; Hasta Hakları Birimi; Şikâyet Analizi; Sağlık Yönetimi
Sağlık felsefesi çerçevesinde anestezi ve cerrahi birimlerde hasta savunuculuğu tutumlarının belirlenmesi
Hastalanan bireyin insan olmaktan doğan haklarının yanı sıra hastalığı dolayısıyla sahip olması gereken hakların tümüne hasta hakları denilmektedir. Hasta hakları daha iyi sağlık ortamı için hasta ve sağlık personelinin birlikte sahip çıkması gereken haklardır. Savunuculuğun önemi, hasta haklarını koruma konusunda yatar. Savunuculuk olmadan, hakların etkin korunduğu söylenemez. Hasta haklarının korunabilmesi için sağlık ekibi üyelerine önemli görevler düşmektedir. Bu araştırma ile Antalya Eğitim Araştırma Hastanesi'nde ameliyat olacak ve anestezi uygulanacak hastaların, hasta hakları konusunda bilgi ve tutumlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, çalışmayı kabul eden 400 hastaya, 32 sorudan oluşan anket formu uygulandı. Ameliyat olacak hastaların çoğunluğunun hasta hakları birimleri hakkında ve hasta hakları konusunda yeterli bilgi sahibi olmadığı ve sağlık personelleri tarafından yeterince aydınlatılmadıkları tespit edilmiştir. Toplumumuz insanının haklarını bilinçli bir şekilde savunabilme ve aldığı hizmeti sorgulayabilme eksikliği toplumsal ve kültürel bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Hasta haklarının sağlık hizmetlerinin önemli bir destekleyici öğesi haline gelmesine yönelik kapsamlı çabalara ihtiyaç vardır. Sağlık hizmetlerinin hasta memnuniyetine uygun şekilde insan hak ve onuruna yakışır biçimde sunulması için, hasta ve hasta yakınları ile sağlık personelinin eğitimini hedefleyen çalışmalar gereklidir.Anahtar Sözcükler1. Hasta Savunuculuğu2. Tıp Etiği3. Anestezi4. İnsan Hakları5. Sağlık Felsefesi
Hasta hakları kapsamında tıbbi tedaviyi reddetme hakkı
Sağlık sektörünün ve imkânlarının gelişmesi ile birlikte; yeni tedavi imkânlarının ortaya çıkması, hastalıklarla baş etme umudunun artması gibi nedenlerle insanlar sağlık problemleri ile daha fazla içli dışlı olmaya yönelmiş ve böylece hasta hakları kavramı da gündemdeki yerini almıştır. Hasta hakları, bireylerin en temel ve hayatları boyunca vazgeçemeyecekleri haklardan biridir. Hasta hakları; yalnızca hasta bireylerin değil, aynı zamanda sağlıklı tüm bireylerin ve özellikle de hekim ve sağlık çalışanlarının bilmesi, koruması ve sahip çıkması gereken haklardır. Hasta hakları ve bu kapsamda tıbbi tedaviyi reddetme hakkı; insan hayatı açısından bu kadar önemli olmakla birlikte ne yazık ki ele alınıp incelenmesine son yıllarda başlanmıştır. Çalışmamızda, bu zamana kadar fazla ele alınmayan bu konu üzerinde durulmuştur. Hasta hakları kapsamında tıbbi tedaviyi reddetme hakkı konulu tez, iki bölüm halinde sunulmuştur. İlk bölümde; ulusal ve uluslararası mevzuat çerçevesinde hasta hakları, hasta hakları kurulu ile birimleri işlenmiş ve hasta hakları sınıflandırılmıştır. İkinci bölümde ise; tıbbi tedaviyi ret hakkının kapsamı, tedavinin reddi durumunda hastanın aydınlatılması, tedaviyi redde ilişkin özel haller ve tedaviyi ret kapsamında canlandırma yapmama talimatı üzerinde durulmuştur.
Bir üniversite hastanesine başvuran hasta ve yakınları ile araştırma görevlilerinin hasta hakları konusundaki bilgi, tutum ve yararlanma durumlarının değerlendirilmesi
Bir Üniversite Hastanesine Başvuran Hasta ve Yakınları ile Araştırma Görevlilerinin Hasta Hakları Konusundaki Bilgi, Tutum ve Yararlanma Durumlarının DeğerlendirilmesiBu çalışmada bir üniversite hastanesine Ekim 2008'de ayaktan tedavi almak amacıyla başvuran hasta ve yakınlarının hasta hakları konusunda bilgileri ve yararlanma durumları ile aynı dönemde üniversite hastanesinde çalışan araştırma görevlilerinin hasta hakları konusunda bilgi ve tutumlarını incelemek amaçlanmıştır.Bu tanımlayıcı araştırmanın katılımcılarını 18 yaş ve üzeri 1101 hasta ve hasta yakını ile dahili ve cerrahi birimlerde çalışan 314 araştırma görevlisi oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama aşamasında hasta ve hasta yakınlarına ayrı, araştırma görevlilerine ayrı anketler uygulanmıştır. Anket soruları kişilerin tanımlayıcı özellikleri, hasta hakları genel bilgi düzeyi, hasta hakları yönetmeliği ve hasta haklarından yararlanma durumu veya hasta hakları tutumu ile ilgili sorulardan oluşmaktadır. Hasta ve hasta yakınları için hazırlanan anket formu yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak, araştırma görevlileri için hazırlanan anket formu ise gözlem altında uygulanmıştır.Araştırma sonuçlarına göre; hasta ve hasta yakınlarının %53.0'ı hasta hakları ile ilgili bilgisinin olmadığını ifade etmiştir. Büyük kesimi bazen veya nadiren hekimini seçebildiğini belirtmiştir. Muayene eden doktorun kendini bazen tanıttığını, diğer sağlık personelinin ise hiçbir zaman kendini tanıtmadığını belirtenler çoğunluktadır. Haklarının daha çok hemşireler ve hekimler tarafından ihlal edildiğini düşünmektedirler. Hasta ve hasta yakınlarının hasta hakları yönetmeliğini duyma ve okuma yüzdeleri sırasıyla 12.6 ve 2.3, araştırma görevlilerinin ise 30.9 ve 7.0'dır. Araştırma görevlilerinin %70.1'i hasta haklarıyla ilgili eğitim almamıştır ve %61.5'i eğitim ihtiyacı olduğunu düşünmektedir. Araştırma görevlilerinin tutum puanı ortalaması 44 puan üzerinden 32.9±4.6 bulunmuştur. Türkiye'de ve çalıştıkları sağlık kuruluşunda hasta hakları ile ilgili neler yapıldığı sorgulandığında büyük kısmı hiçbir şey yapılmadığını belirtmiştir. Hangi yolla hasta haklarının daha iyi olacağına inandıkları sorgulandığında hem hasta ve hasta yakınlarının hem de araştırma görevlilerinin en çok verdikleri yanıt eğitim olmuştur.Sonuç olarak hekimlerin bazı hasta haklarını bildikleri ve savundukları ancak hasta hakları konusunda yeterli bilgiye sahip olmadıkları, hastaların da hasta olarak haklarını iyi bilmedikleri ve bu haklardan yeterince yararlanmadıkları bulunmuştur. Hasta hakları konusunda topluma bilgi verilerek bilinçlendirilmeli, hekimlerin mezuniyet öncesi ve sonrası eğitimlerinde hasta hakları konusuna yer verilmeli, sağlık kurum ve kuruluşlarında yönergede yer alan hasta hakları birimleri olmalı ve nitelikli personel çalıştırılması sağlanmalıdır.Anahtar kelimeler: Hasta hakları, bilgi ve tutum, hasta ve araştırma görevlisi.
Aydınlatılmış onam ve insan hakları
Ötanazi, intihara yardım, tedavinin reddi gibi birçok tartışmalı konu tıp etiği ve hukukun işbirliğini gerektirmektedir. Tıbbi müdahalelerin ilgililerin hür iradesine dayanması gerekliliği de yine hukuk sistemlerince güvence altına alınmalıdır. Bu bağlamda, karşımıza çıkan kavram aydınlatılmış onam olacaktır. Hastaların kendilerine uygulanacak tıbbi müdahaleler hakkında yeterince bilgilendirildikten sonra ilgili müdahaleyi kabul ya da reddetmeleri anlamına gelen aydınlatılmış onam insan onuru ve özerkliğinin bir gereğidir. Aydınlatılmış onamın; insan onuru ve kendi kaderini belirleme hakkı, yaşama hakkı, sağlık hakkı gibi en önemli insan hakları ile yakın ilişkisi sebebiyle başlı başına bir insan hakkı olduğu ileri sürülebilir. Bu kabul aydınlatılmış onamdan beklenen faydaların gerçekleşebilmesi ve hasta özerkliği ve kendi geleceğini belirleme hakkının kâğıt üzerinde soyut bir kavram olarak kalmaması açısından önemlidir. Bu sebeple çalışma, aydınlatılmış onam hakkının etkinliği ve etkililiği bakımından tespit ve fikirler sunmayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda çalışma aydınlatılmış onamı; etik ve ahlak boyutu, neliği ve aydınlatılmış onam hukuku olmak üzere üç ayrı başlık altında irdelemektedir. Birinci bölüm aydınlatılmış onamın bir insan hakkı olarak kabulüne gerekli altyapıyı hazırlarken, ikinci bölüm çalışmanın teknik yönünü oluşturmaktadır. Üçüncü ve son bölüm ise uluslararası ve ulusal hukukta aydınlatılmış onamın konumuna ve bu konumun geliştirilmesi için yapılması gerekenlere işaret ettiği için önemlidir. Anahtar Kelimeler: aydınlatılmış onam, hasta özerkliği, kendi geleceğini belirleme hakkı, tıp etiği, insan hakları
Sağlık sektöründe hasta haklarını kullanma tutumunun toplam kalite uygulamarından hasta memnuniyetine etkisi
Küreselleşen dünyada tüm sektörlerde müşteri memnuniyeti uzun vadede işletmelere karlılık sağlayan ve müşteri sürekliliği ile piyasada tutunmalarında önemli etkisi olan bir yönetim anlayışı olmuştur. Toplam kalite yönetiminin unsurlarından müşteri memnuniyetinin sağlanması, verimlilik ve kalitenin yükseltilmesi, daha az şikayet alınması, şikayetlerin oluşmasının engellenmesi ve ortadan kaldırılmasına yönelik yaklaşımlarla örgütsel faaliyetlerin şekillenmesinde önemli bir yer tutmaktadır. Tüm sektörlerde olduğu gibi sağlık sektöründe de toplam kalite yönetiminin müşteri memnuniyetinde önemli bir yeri vardır. Bu strateji ile birlikte sağlık sektörü hizmet kalitesi arttırmayı ve yüsek müşteri memmuniyetini sağlamayı amaçlamaktadır. Gün geçtikçe artan rekabet ortamında toplam kalite yönetiminin de önemi artmıştır. Minimum maliyet ile maksimum kar hedefleyen ve müşteri memnuniyeti sağlayarak bu karlılığı daimi kılmayı hedefleyen kurum ve kuruluşlar her geçen gün toplam kalite yönetimine örgütsel stratejileri içerisinde yer vermeye başlamışlardır. Araştırmada İstanbul'da faaliyet gösteren özel bir hastaneden hizmet alan 475 hasta ve bu hastaların yakınlarına anket uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre hasta haklarını kullanma tutumu ve hasta memnuniyeti kişilerin eğitim düzeyine ve sosyal güvence durumlarına göre farklılıklar göstermektedir. Hasta hakları kullanma tutumunun hasta memnuniyetine etkisini incelemek üzere yapılan regresyon analizinde; genel memnuniyet; hasta haklarından bilgilendirilme ve saygılı hizmet alma, personeli seçme, kayıtları inceleme ve bilgilerinin gizli tutulmasını isteme hakkı kriterlerinden etkilenmektedir. Diğer kriterlerin kayda değer etkisi bulunmamaktadır.
Sağlık hakkı kapsamında hekimin cezai sorumluluğu
Tıp bilimi, sürekli gelişen ve değişen bir bilim alanıdır. Bu yüzden, bu bilim dalı ile ilişki içinde bulunan, sağlık hukuku da, bu değişime paralel olarak dinamik bir süreç yaşamaktadır. Bununla birlikte sağlık hizmetlerinin sunucusu olan hekimlerin de, bu sürece, ayak uydurması gerekmektedir. Çalışmamızda, sağlık hizmetlerinden faydalanan insanların, karşılıksız olarak hekimlere olan güvenini, hekimlerin birçok hak ve sorumluluklarının olduğunu ve bunların hukuk alemine yansımalarını ortaya koymaya çalıştık. İnsan hakları boyutuyla, hasta ve hekimlerin haklarının, yargı kararlarınca nasıl algılandığı ve bunların sonuçlarını tartışmaya çalıştık. Çalışmamızda, hekimin ceza hukuku açısından işleyebileceği suçlar incelendi. Hekimlerin cezai sorumlulukları kapsamında, uyguladıkları tıbbi müdahalenin hukuka uygun olması için gereken hukuka uygunluk nedenleri ortaya koyulmuştur. Ülkemizde sağlık hizmetlerinin daha kaliteli hale gelmesi için; hekimin hak ve sorumluluklarının içinde bulunduğu hukuki bir mevzuat ortaya konulması gerekmektedir ve bununla birlikte sağlık hizmetlerinde ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda, uzmanlaşmış yargı organlarının görev alması gerektiği tespitleri yapılmıştır.
Türkiye' de hasta haklarının kapsamlı bir araştırması
Hasta Hakları kavramı, son yıllarda insan hakları, bireysel hak ve özgürlükler ve tüketici hakları kavramları ışığında gelişen ve sağlık hizmet sunumunda bu kavramların karşılığı olarak somutlaşan, yükselen bir değerdir. Bu çalışmada Türkiye' de hasta haklarının kapsamlı bir araştırması yapılması amaçlanmıştır. Çalışmada, hasta haklarının hekimler ve hastalar tarafından genel olarak algılanışını incelemek ve yakın zamanda Türkiye' de ''Hasta Sorumlulukları'' adıyla ortaya çıkan kavram bağlamında katılımcıların hasta sorumlulukları konusunda bilgi düzeylerini yansıtmak hedeflenmiştir. Araştırma icin farklı branşlarda hizmet veren hekimler ve farklı hastalıklarla mücadele eden hastalar seçilmiş ve hasta hak ve sorumluluklarına dair yarı yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Yapılan mülakatların içerik analizi gerçekleştirildikten sonra elde edilen konu başlıkları hasta ve hekimlerin genel olarak hasta hakları ve hasta sorumlulukları üzerine bilgi ve algılayışlarını yansıtmayı hedeflemektedir.
Türkiye'de hasta haklarının evrimi
Sağlık hizmetlerinden yararlanma ihtiyacı olan bireylerin, sırf insan olmaları nedeniyle sahip oldukları haklar olarak tanımlanan hasta hakları, temel insan haklarının sağlık hizmetleri alanındaki yansımasıdır. Sağlık hizmetinin sunumu sırasında hastanın korunması gereği, hastanın sosyal konumundan bağımsız olarak, sırf hasta olması nedeniyle ortaya çıkmaktadır ve dünyada hem uluslararası metinlerle hem de ulusal düzeyde korunmaktadır. Çalışmada tarihçi metot ve kaynak taraması tekniği esas alınmıştır. Türkiye'de ve uluslararası belgelerde hasta hakları ile ilgili konulara yer verilmektedir. Ülkemizde hasta haklarının en büyük dayanağı 1961 yılında çıkartılan Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi' dir. 1 Ağustos 1998 tarihinde Resmi Gazete' de yayınlanarak yürürlüğe giren Hasta Hakları Yönetmeliği, bu konuda atılmış yakın tarihli bir adımdır. Bu düzenlemenin son bölümünde hasta haklarının ihlali durumunda hukuksal yaptırımlara yer verilmiştir. Hasta hakları, hasta ile sağlık personeli arasındaki iletişimin geliştirilmesi için tarafların uymakla zorunlu oldukları esas ve kuralları kapsar. Ülkemizdeki Hasta Haklarının nasıl bir evrime uğradığı ilgili dokümanlarla ortaya konulmuştur.
Hasta bilgilendirme ve yönlendirmelerin hasta memnuniyeti üzerine etkisi; (Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi örneği)
Çalışmanın Amacı, "Ülkemizdeki kamu hastanelerinde hasta bilgilendirme ve yönlendirmelerin hasta memnuniyeti üzerine etkisini ve bu etkileşimin sayısal veriler olarak ortaya konmasını'' hedeflemiştir. Hastaları bilgilendirme yöntemleri olarak kitle iletişim araçları, yazılı, işitsel ve görsel iletişim araçları, elektronik iletişim araçları, yine hasta bilgilendirilmesinde genel olarak hastane içinde kullanılan broşür, pano, hasta danışma ve hasta yönlendirme birimleri olmak üzere seçenekler ortaya koyulmuştur. Hastanede yaşanan olumsuzluklar hastane kaynaklı, sağlık sistemi kaynaklı, fiziki koşulardan kaynaklı, doktor kaynaklı, sağlık personeli ve hasta kaynaklı başlıklar altında incelenmiştir ve bu olumsuzlukların hastaları nasıl etkilediği ve hasta yönünden önemi açıklanmıştır. Çalışmada, teknik olarak, literatür taraması ve anket uygulaması yapılmıştır. Anket sonuçlarının bilgisayar destekli istatistik programı yardımıyla yapılan analizlerini kapsamaktadır. Tez çalışması kapsamında Sağlık Bakanlığı Medeniyet Üniversitesi Göztepe Eğitim Araştırma Hastanesinde gönüllü 150 hastaya uygulanmıştır. Elde edilen bilgiler değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonucu olarak, özellikle ev hanımlarının sağlık okur-yazarlığı ve sağlık bilgisi yeterlilikleri diğer katılımcılara göre daha düşük çıkmış olup, ev hanımlarına yönelik sağlık bilgilerini geliştirici programların hedef gruba yönelik iletişim araçlarıyla geliştirilmesi önerilmektedir.
Refakatçı hasta yakınlarının hasta haklarına ilişkin bilgi düzeyi ve hastalarına yönelik hizmetlerden memnuniyeti(Çal Devlet Hastanesi Dahiliye servisi hasta yakınları örneği)
Sağlık, insanların fiziksel, sosyal,ruhsal ve ekonomik yönden tam iyilik halinde olma hali olarak tanımlanmaktadır. Yaşına ve konumuna göre nerede ve nasıl davranacağını bilen, yaşadığı çevre ile aynı dili konuşarak bulunduğu ortama ayak uyduran,vücudunda herhangi bir hastalığı,hastalık belirtisi ve sakatlık durumu olmayan kişiler sağlıklı kişilerdir. Sağlık alanında kaliteli hizmetin önemli bir göstergesi, hizmeti alanların memnuniyet düzeyidir.Memnuniyet düzeylerinin belirlenmesi, hizmet kalitesinin artırılması,beklentiler doğrultusunda daha nitelikli hizmet sunulması bakımından önem kazanmaktadır. Hasta hakları insanların hasta olmadan önce sağlık hizmetlerinin önceden hazır,yeterli olması ve ulaşımının kolay olmasını, hastalandığında sağlık kurumundan en iyi şekilde sağlık hizmeti almayı,hastalıklar sonucunda kalan sakatlık durumlarında tekrar hayatta kalmak için gerekli malzemelerden yararlanmayı kapsayacak kadar geniş bir anlama sahiptir. Yapılan çalışma sonucunda refakatçi hasta yakınlarının Çal Devlet Hastanesinin verdiği bütün hizmetlerden memnun oldukları ve tekrar tercih edecekleri tespit edildi.
Türkiyedeki hasta hakları uygulamaları çerçevesinde çocuk hastaların durumu
Çalışmanın amacı; genelde hasta haklarının gelişimi ve ülkemizdeki hasta haklarının gelişim süreci, özelde ise ülkemizde ki hasta hakları uygulamaları içinde çocukların durumu ve sahip oldukları hakları incelemektir. Bu amaçla çalışma üç bölüm halinde planlanmış, birinci bölümde hasta haklarının doğuş süreci ve temel tanımlara yer verilmiş, ikinci bölümde Türkiye'deki hasta hakları ile ilgili gelişmeler ve uygulamalardaki hasta hakları incelenmiş, üçüncü bölümde ise Türkiye'deki hasta hakları ile ilgili yazılı mevzuat içinde çocuk hastaların durumu ve sahip oldukları haklar ele alınmıştır. Çalışmada kullanılan metot olarak tarihçi metot ve buna bağlı olarak kaynak taraması tekniğinden faydalanılmıştır. Çalışma içersinde mesleki bilgi ve gözlemlere yer verilmiştir. Çalışmada esas olarak hasta hakları konusu derinlemesine araştırılarak ele alınmış, ülkemizdeki mevzuat ve hasta hakları uygulamaları içersinde çocuk hastaların durumu ve sahip olduğu haklar ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın sonucunda çocuk hastaların durumu ve sahip oldukları haklar konularında farkındalık ve duyarlılık gelişmesini sağlayacak eğitim programları oluşturulması, çocuk hastaların haklarının korunması ve geliştirilmesini sağlayacak yasal düzenlemelere ve politikalara ihtiyaç duyulduğu görülmüştür. Bu çalışmaların devlet politikası olması gerektiği ve sağlık alanında çocuklar için daha fazla pozitif ayrımcılık uygulamalarına gereksinim bulunduğu, çocuk hasta haklarının ayrıca tanımlanması gerekliliği sonucuna varılmış.
Sağlık çalışanlarında hasta güvenliği algısının belirlenmesi
Sağlık hizmetleri, sağlık çalışanları eliyle yürütülmektedir. Yoğun uzmanlık gerektiren emek yoğun bir sektör olan sağlık hizmetleri günümüzde hasta için en iyi ve kaliteli hizmetin sağlanması hedefiyle yürütülmektedir. Sağlık çalışanları sağlık hizmetlerinin yerine getirilmesinde hasta ve yakınlarının sağlık hizmetinden en iyi ve kaliteli biçimde yararlanması yönünde emek harcarken aynı zamanda hasta haklarına ve hasta güvenliğine riayet ederek bu hizmeti yerine getirmek durumundadırlar. Hasta hakları ve hasta güvenliği sağlık hizmetleri alanına ve sağlık hizmetleri yönetimi literatürüne son yıllarda giren, ülkemizde de mevzuat temelinde sağlık kurumlarında uygulanması yönünde yoğun çaba sarf edilen bir husus olarak göze çarpmaktadır. Sağlık çalışanlarının hasta hakları ve güvenliği hususuna riayet ederek ve benimseyerek hizmet sağlamaları sağlık hizmetlerinin kalitesini de artıran önemli bir aşamadır. Bu çalışma, sağlık çalışanları açısından hasta güvenliğinin nasıl algılandığının belirlenmesini amaçlamaktadır. Bu konuda Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yapılan anket çalışması ile elde edilen bulgular tanımlayıcı bir şekilde değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler : Sağlık ÇalıĢanları, Hasta Hakları, Hasta Güvenliği
Sağlık kurumlarında iletişim, uygulama ve sorunlar: Hasta ile sağlık personeli iletişimi üzerine bir uygulama (Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi örneği)
Yaşadığımız çağda bilgi ve bilginin aktarımı her zamankinden çok önem kazanmıştır. Bilgi, yazılı ve/veya sözlü olarak ve sıklıkla görsel malzemeyle desteklenerek aktarılmaktadır. Sağlık çalışanları ve hastalar arasındaki ilişki birçok faktörün etkisi altındadır. İlişkinin özelliğini belirleyen, bazen sağlık çalışanlarının özellikleri olabildiği gibi bazen de hastaların özellikleri olmaktadır. Bu araştırmada; sağlık çalışanları-hasta ilişkisini hasta bakış açısına göre değerlendirmek ve hastaların sağlık çalışanları-hasta ilişkisini tanımlayan boyutlara ilişkin görüşlerinin sosyo-demografik özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğini incelemek amaçlanmıştır. Araştırma sonunda; sağlık çalışanları teknik yeterliliği, bunlara duyulan güven, davranış şekli, hekimin hastayı bilgilendirme düzeyi, sağlık çalışanlarının kullandığı dil ve iletişim ile hekimle ilgili genel izlenimin; hastaların yasına, sağlık çalışanının adını bilip bilmemelerine, görüşme süresine, genel sağlık durumlarına ve başvurdukları polikliniğe göre farklılık gösterdiği, buna karşın cinsiyet, medeni durum ve eğitim düzeyinin sağlık çalışanları ile ilgili değerlendirmeler üzerinde anlamlı olmadığı bulunmuştur. Sağlık sisteminin pek çok çıktısı sağlık çalışanları-hasta iletişiminin niteliğinden yakından etkilenmektedir. Hekim tatmini, hasta memnuniyeti, hemşire ve diğer sağlık personelinin memnuniyeti sağlık çalışanları-hasta iletişiminden etkilenen unsurlardan bazılarıdır. Bu kadar çok çıktıyı etkileyen bir konunun daha derinlemesine incelenmesi gerektiği düşünülerek bu araştırma kapsamında hekim ve hasta iletişimini inceleyen bir ön çalışma yapılmıştır. Yazın incelendiğinde hekimlerin tıbbi terminolojiyi kullanmasının sağlık çalışanları-hasta iletişimini olumsuz yönde etkilediğini ortaya koyan pek çok çalışma göze çarpmaktadır. Ancak sorunun daha açık bir biçimde ortaya konması için öncelikle soruna her iki taraf açısından bakmak daha yararlı olacaktır. Bu doğrultuda söz konusu araştırmada öncelikle sağlık çalışanlarının ve hastaların karşılıklı olarak bir iletişim sorunu yaşayıp yaşamadıkları saptanmaya çalışılmıştır. Öte yandan, varsa eğer, böyle bir sorunun kimden kaynaklanıyor olabileceği, tarafların bu tür sorunları çözdükleri gibi sorulara da yanıt aranmıştır. Bu çalışmanın amacı; iletişim kavramından hareketle, sağlık iletişimine odaklanarak gerek sağlık profesyonelleri gerekse de sağlık hizmeti ihtiyacı duyan hasta ve hasta yakınlarının sağlık iletişimi durumlarını değerlendirmektir. Çalışmada literatür tarama yönteminin yanı sıra, mesleki bilgi ve deneyimlerden faydalanılmış, gözlemlere yer verilmiştir. Sağlık hizmetinde yer alan tüm sağlık profesyonellerinin birbirleriyle, hasta ve hasta yakınları ile kurduğu iletişimin kalitesi ve etkililiği, sağlık hizmetlerinin sonucunu etkileme özelliğine sahiptir. Bu bağlamda, sağlık profesyonellerinin birbirleriyle, hasta ve hasta yakınlarıyla iletişim kurma biçimleri incelenmiştir. Sağlık iletişimi ile ilgili yapılan çalışmalarda sağlık profesyonellerinden daha çok hekim-hasta ve hemşire-hasta iletişimi üzerinde durulduğunu göstermektedir. Sağlık profesyonelleri ve hasta arasındaki iletişimsizliğin en büyük sebebinin sağlık hizmetlerinin özelliklerinden kaynaklandığı ve bu özelliklerden de en çok etkileyenin bilgi asimetrisi olduğu görülmektedir. Yani sağlık profesyonellerinin tıbbi terimleri kullanması hasta ve hasta yakınlarıyla olan iletişimi zorlaştırmaktadır. Hem hasta hem hizmet profesyonellerinin memnuniyeti iletişimin olumlu ya da olumsuzluğuna göre değişmektedir.
Hemşirelerin hasta hakları hakkındaki bilgi düzeyleri
Hasta hakları konusunda sağlık meslek grubu içerisinde hasta ile iletişimi en fazla olan çalışan grup hemşirelerdir. Bu tez çalışmasında hemşirelik mesleği ile hasta hakları kavramları ele alınmış, hemşirelik mesleğinde çalışanların hasta hakları konusundaki bilgi düzeyleri incelenmiştir. Hak kavramı geniş anlamıyla ele alınıp, hasta haklarının tarihi gelişiminden bahsedilmiştir. Hem hasta penceresinden hem de çalışan penceresinden hasta hakları incelenip, bu konuda hasta eğitimleri ve hasta açısından hak kavramları bilgi düzeyleri de incelenmiştir. Dünyada ve Türkiye' de hasta hakları gelişimlerinden bahsedilmiştir. Hasta hakları yönetmeliği içerisinde geçen tüm haklar ayrıntılı incelenmiştir. Hastanın sağlık kuruluşuna başvurusundan başlayarak taburcu olana kadarki süreçte sağlık hizmetlerinden faydalanma hakkı, bilgi alma hakkı, bilgileri gizli tutma ve tıbbi müdahale rızası hakkı, insani değerlere saygı hakkı gibi geniş çaplı haklardan bahsedilerek konu irdelenmiştir. Hemşirelerin hasta hakları konusundaki bilgi düzeylerinin grafiklerle anlatılarak karşılaştırmalar ve açıklamalar yapıldı. Grafikler ve tablolar incelendiğinde eğitimin gerekli ve acil olduğu ortaya çıkmıştır. Hastaların hasta hakları konusunda gün geçtikçe eğitimlerle ve bilgi paylaşımları ile farkındalığı arttığını, hemşirelerin de bu farkında olma durumundan yararlanarak eğitim alması gerektiği ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler : Hak Kavramı, Hasta Hakları, HemĢirelerin Hasta Hakları Bilgisi
Özel hastanelerin türleri ve statüleri bağlamında hukuki sorumlulukları
Sağlık hizmetleri insan hayatında kritik öneme sahip bir sektörüdür. Bu nedenle sağlık hizmetlerinin kolay ulaşılabilir olması toplum sağlığı açısından oldukça önemlidir. İnsanların sayıca artması sağlık hizmetlerine olan ihtiyacı gün geçtikçe artırmaktadır. Artık günümüzde kamu sektörü tüm sağlık hizmetlerine cevap verebilecek konumda değildir. Kamu sektörü sağlık hizmetlerine olan talebi karşılamakta yetersiz kalmaktadır. Bu durum toplum sağlığını olumsuz etkileyebilecek önemli bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Kamu sektöründe var olan bu yetersizliğin kapatılmasında ise özel sektör devreye girmektedir. Özel sağlık hizmetleri, sağlık hizmetlerinin yeterliliği konusunda günümüz kamu sağlık hizmetleri göz önünde bulundurulduğunda vazgeçilmez bir konumdadır. Özel hastanelerin hastaları tedavi etmek dışında, hastaları hastane bünyesinde barındırmaları, yedirmeleri ve içirmeleri gibi faaliyetler hasta hakları açısından önemlidir. Bu durum hasta haklarının aynı zamanda özel hastanelerin hukuksal yükümlülüğü olmasına neden olmaktadır. Hastalarla kurulan kabul sözleşmeleri eser, vekalet ve hizmet sözleşmelerine özgü nitelikler taşıması karma sözleşmeler olarak değerlendirilmesine sebep olmuştur. Ancak bu olguyla alakalı farklı görüşler de bulunmaktadır. Özel hastanelerin kendilerinin veya çalışanlarının haksız eylemleri neticesinde hastalar maddi ve manevi tazminat isteme hakkına sahip olmaktadır. Bunun dışında özel hastanelerin organizasyon yapıları hukuki sorumluluklarının oluşumuna katkı sağlamaktadır. Sağlık hizmetlerine olan talebin büyük olması birçok özel hastanenin kurulmasına neden olmuştur. Bu durum özel hastaneler arasında rekabete neden olmaktadır. Rekabet koşulları altında özel hastanelerin ne gibi hukuki sorumlulukların ortaya konulması hasta haklarının korunması açısından çok önemli olacaktır. Bu çalışmada özel hastanelerin hukuki sorumlulukları kanuni şartlar göz önüne alınarak incelenmiştir.
Hasta hakları çalışanlarının danışma ihtiyacına yönelik çevrimiçi mesleki gelişim programının değerlendirilmesi
Bilginin hızlı değişip eskimesi özellikle sağlık gibi dinamik bir alanda çalışan kişilerin mesleki yeterliliklerini muhafaza edebilmelerini zorlaştırmaktadır. Bir zorunluluk haline gelen sürekli mesleki gelişim etkinliklerine katılmak, iş günü kayıplarının yanı sıra yolculuk, zaman kaybı ve maddi külfetler gibi anlamlara geldiğinden dolayı birer yetişkin olan ve aile vb. başka sorumlulukları da bulunan profesyoneller için daha da sıkıntılı bir hale gelmektedir. İnternet üzerinden uzaktan eğitim bu kişilerin eğitiminde yüz yüze eğitimin bir alternatifi olarak kullanılabilir.Hasta hakları uygulamaları Türkiye'de 2003 yılında başlamıştır. Hasta hakları çalışanları bu alanda çalışmaya başlayan ilk kişilerdir ve sürekli yeni problemlerle karşılaşmakta ve danışmanlığa ihtiyaç duymaktadırlar. Fakat alanda çok fazla kaynak ve çalışan uzman bulunmamaktadır. Bu danışma ihtiyacı göz önüne alınarak internet üzerinden bir danışma programı hazırlanmıştır. Çalışma yaklaşık 5 ay süren, nitel veri yönü ağırlıklı bir karma araştırma olup 15 eşzamanlı çevrimiçi toplantıyı ve 47 katılımcıyı kapsamaktadır. Katılımcıların programdan beklentileri, beklentilerinin karşılanma düzeyi ve program hakkındaki görüşleri belirlenmeye çalışılmıştır. Veriler Likert tipi ve açık uçlu soruların kullanıldığı anketler ve gözlem ile elde edilmiştir.Program katılımcıların beklentilerini karşılamıştır. Katılımcılar programın mesleki gelişimlerine faydalı olduğunu, çevrimiçi yapılmasının daha uygun olduğunu, meslektaşlarıyla iletişimde olup samimi bir grup kurmaktan motive olduklarını, uzmanlara danışabilmelerinin bir fırsat olduğunu belirtmişlerdir. Sorunların ortaya çıkmasının, ortak sorunların görülerek çözüm üretilmesinin faydalı olduğunu vurgulayan katılımcıların %87'si çalışmadan öğrendiği bilgileri uygulamıştır. Katılımcıların çevrimiçi toplantılar hakkındaki olumsuz görüşleri ise iletişim eksikliği olarak belirlenmiştir.
I.Basamak sağlık hizmetlerinde hasta hakları bilinirlik düzeyinin ölçülmesi: Bahçelievler örneği üzerine bir araştırma
Bu Tez Çalışmasında, sağlık hizmeti kalitesi ve hasta memnuniyetinde önemli yeri olan hasta hakları konusunda Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinde görev yapan sağlık personelinin bilgi düzeyi ve tutumlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Bununla birlikte Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinde sağlık çalışanlarının hasta haklarına yönelik tutumlarının belirlenmesine yönelik yeterince çalışma olmadığı düşünülmektedir.Araştırma Bahçelievler Sağlık Grup Başkanlığına bağlı sağlık ocakları, ana çocuk sağlığı ve verem savaş dispanserlerinde çalışan ebe, hemşire ve doktor gruplarına uygulanmıştır.139 sağlık çalışanından 127 kişi çalışmaya katılmıştır.(%91)Anahtar kelimeler : Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri, Sağlık Personeli, Hasta Hakları, Bilgi ve Tutumi
Türkiye'de hasta hakları
Yirminci yüzyılda dünyada hasta hakları konusunda yoğun bir gelişme yaşanmıştır. Hekimlerin veya diğer sağlık personelinin hastalara vereceği hizmet, uluslararası belgelerde koruma altına alınmıştır. Türkiye de bu gelişmelerden etkilenmiş ve bu konuda girişimler başlatmıştır. 1928 yılında ?Tababet ve Şuabat-ı Sanatlarının Tarz-ı İcrasına Dair Kanun?, 1961 yılında ?Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi? ve 1998 yılında da ?Hasta Hakları Yönetmeliği? yayınlanmıştır. Nitekim Anayasamızın 56. maddesinin 3. fıkrasında, Devletin, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Devlet, sağlık hizmetlerini imkânlarının elverdiği ölçüde bizzat kendisi kamu hizmeti şeklinde sunabileceği gibi özel kesimler aracılığıyla da yürütebilmektedir. Ayrıca 5237 sayılı Yeni Türk Ceza Kanunu ile hasta haklarının garanti altına alınması için yeni düzenlemeler getirilmiştir.Sağlık hizmetlerinin, bizzat Devlet tarafından kurulan kamu hastanelerinden, kamu personeli statüsünde bulunan hekimler tarafından sunulması durumunda, kamu hizmeti sayılacak ve idare hukuku ilkelerine tabi olacaktır. Dolayısıyla, bu hekimlerin hastanın haklarını ihlal ederek, zarar vermeleri durumunda, bu zarar hizmet kusuru kapsamında idare tarafından tazmin edilecektir.Özel hastanede veya serbest çalışan hekimin, sağlık hizmeti verirken hastanın haklarını ihlal etmesi durumunda da sorumluluğu doğmaktadır. Haklarının ihlal edildiğini düşünen hasta ve/veya hasta yakını hakkını idari ve hukuki yollarla arayabilmektedir. Bu çalışmamızda, Türkiye'deki ve uluslararası belgelerdeki hasta hakları, tarihi gelişimi, sağlık kurumlarının, sağlık çalışanlarının, meslek örgütlerinin, bilirkişi kurumlarının ve toplumdaki diğer bireylerin hasta hakları açısından sorumlulukları taranarak; Türkiye'de bir hasta ve/veya hasta yakının hakkını hangi yollarla nasıl arayacağı incelenmiş ve toplanan bilgiler tekrar değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Hasta hakları, hasta hakları ile ilgili uluslararası belgeler, sağlık çalışanlarının sorumluluğu, sağlık kurumlarının sorumluluğu, sağlıkla ilgili bilirkişi kurumları, tıpla ilgili meslek örgütleri, sorumluluk, tıp idari hukuku, tıp ceza hukuku.
Tedaviye son vermenin etik boyutu
Hasta bireyin sağlık durumu ve kendi kendine yetebilme seviyesi hangi düzeyde olursa olsun sağlık çalışanlarının amacı hastanın rahatsızlık durumunu tedavi etmek, hasta bireyi gelebilecek en iyi yeterlilik düzeyine getirmek ve hayat konforunu sağlamaktır. Çeşitli nedenlerle (kısmi yada tam bağımlı) hayatını makinelere bağlı olarak yaşamak zorunda kalan bireyler kısmi yada tam olarak başka bir bireyin yardımına ihtiyaç duymaktadırlar.Yaptığımız çalışmada makinelere bağlı yaşamak zorunda kalmaları durumunda sağlık çalışanları ve hasta yakınlarının da kendilerine yakınlarının bakmasını istemeyip, sorun giderilemiyorsa makinelere bağlı yaşamak yerine ölmeyi tercih ettikleri görülmektedir. Ancak hasta birinci derece yakınları olduğunda sonuna kadar desteği isteyip her koşulda evde bakmayı kabullenmektedirler. Bunun yanında sağlık çalışanları geri dönüşümü olmayacak hastalar için yasal düzenlemelerin yapılması konusunda hemfikirde oldukları görülmüştür.Her canlı gibi ölümlü olan insanında belli bir yaşam süresi bulunmaktadır. Önemli olan bu sürenin en iyi şekilde geçirilmesidir. Bireyin istemediği sadece yakınlarının vicdani rahatlama için hastanın yaşamının desteklerle devam ettirilmesi soru işaretlerinin olduğu bir konudur. Yaşamı yaşamak zorunda kalan bireyin fikri ön plana alınmalı bunun yanında yakınları vicdani olarak yük altında bırakmamak amacıyla yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Burada yine asıl görev sağlık çalışanları hasta ve hasta yakını arasındaki iletişime düşmektedir. Hasta yakınları açısından olaya baktığımızda tedavinin ne olursa olsun sonuna kadar devam etmesini istemelerinin nedeni dini inançlar olarak karşımıza çıkmaktadır. İyi bir iletişim ve doğru bir yönlendirme ile hasta istemediği bir yaşamı yaşamak zorunda kalmaz ve hasta yakını da bilgilendirmeyle ortak alınan karar neticesinde vicdanen kendini rahatsız hissetmesinin önüne geçilir. Sağlık çalışanın, hasta ve hasta yakını arasındaki iletişimin uygun olması, tedavi olarak yapılabilecek bir şey kalmadığında bireyin haysiyet ve onuruna yakışır bir şekilde semptomatik tedavisinin gerçekleştirileceği, kalan yaşam süresini acı çekmeden geçireceğini bilmeleri makine desteği ile bir süre daha istenmeyerek yaşanmak zorunda kalınacak yaşam süresinin devam etmesinin önüne geçilecektir. Bu çalışmanın amacı, solunum destek ünitesine bağımlı olan hastanın yaşamıyla ilgili alınacak kararın kendi özgür iradesine bırakılması gerektiği, karar veremeyecek durumda olan hastalarda bilgilendirilmiş hasta yakınının bu kararı vermesinin uygun olduğu kararına varmaktır. Bu çalışmayla solunum destek ünitesi konusuna dikkatleri çekerek konuyla ilgili yasal düzenlemelerin yapılmasına yardımcı olmaktır. Solunum destek ünitesinin kapatılması kararının yasalarla desteklenmesi ile doktor, hasta ve hasta yakınlarının yaşamla ilgili karar vermede yasal engellerle karşılaşmalarını önlemektir.Anahtar kelimeler: Sağlık, hasta, solunum desteği, iletişim, bilgilendirme, ortak karar.