PKK
61 theses under this subject heading
DEAŞ ve PKK/KCK'nın 2015-2020 yılları arasında Türkiye'ye yönelik algı yönetimi faaliyetlerinin karşılaştırmalı değerlendirilmesi
Terörizm kavramı korku, ideoloji, strateji ve güç kullanımı gibi olgular ekseninde geniş bir tanım yelpazesine sahiptir. Terörizm ve insanlığın terör algısı tarih boyunca çeşitli değişimler ve dönüşümler geçirmiştir. Terör ve terörizm kavramlarında yaşanan tanım çeşitliliği terör örgütlerinin küresel ölçekte faaliyet yürütmelerine zemin hazırlamış ve terörizmin etki alanının sınırlandırılması neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Terör örgütlerinin yapıları, farklı ideolojileri benimsemiş olmalarına rağmen genel anlamda benzerlik göstermektedir. Tarihsel süreç içerisinde terör örgütlerinin ideoloji ve yapılarının yanı sıra motif olarak kullandıkları yöntemler de oldukça benzerlik göstermektedir. Çeşitli ideolojik ve siyasal nedenlerle eylemlerini faaliyete geçiren terör örgütleri algı yönetimi faaliyetlerini propaganda aracılığıyla yürütmektedirler. Türkiye kuruluşundan itibaren terörizm tehdidine maruz kalmıştır. Jeopolitik ve jeostratejik konumu nedeniyle her dönem farklı amaçlarla varlığını sürdüren terörizm tehdidine karşı önlemler alarak güvenlik politikalarını şekillendirmektedir. Terör örgütlerinin uygulamış olduğu algı yönetimi faaliyetleriyle taraftar toplamak ve aynı zamanda kendilerini kamuoyu huzurunda meşru göstermek amaçlanmaktadır. Bu çalışmada terörizm, algı yönetimi ve propaganda kavramları detaylı olarak ele alınmış ve terörizmin tarihsel arka planı araştırılmıştır. Çalışma boyunca terör örgütlerinin yapısı incelenerek PKK/KCK ve DEAŞ terör örgütlerinin 2015-2020 yılları arasında Türkiye üzerinde gerçekleştirdikleri propaganda faaliyetleri açıklanmıştır. Bu kapsamda terör örgütlerinin propaganda faaliyetlerine karşı Türkiye'nin terörle mücadele yöntemleri incelenmiştir. Bu çalışmanın amacı, 2015-2020 yılları arasında PKK/KCK ve DEAŞ terör örgütlerinin Türkiye'ye yönelik algı yönetimi faaliyetlerinin analizini incelemek ve karşılaştırmaktadır. Çalışmanın önemini ise PKK/KCK ve DEAŞ terör örgütlerinin fiziksel saldırılarının yanı sıra algı yönetimi faaliyetlerini kullanması sonucunda Türkiye üzerinde bırakılan etkileri ortaya koymak ve Türkiye'nin mücadelesinin ortaya koyulması oluşturmaktadır. Sonuç olarak terör eylemlerinin tamamlayıcısı olarak gerçekleştirilen propaganda faaliyetlerinin karşılaştırmalı değerlendirilmesi yapılacaktır.
PKK-KONRA GEL terör örgütü ile mücadelede sorun çözücü olarak sivil toplum
Terör ve terörizm uzun yıllardan bu yana Türkiye'nin temel sorunu olmaya devam etmekte ve uzun yıllar daha bu yerini koruyacak gibi gözükmektedir. Geçen yıllar, sorunun çözümünde sosyal ve psikolojik temelleri ortaya çıkarmıştır. Dolayısı ile çözüm için, bilim insanlarına ve sıradan vatandaşlara da en az hükümetler kadar sorumluluk düşmektedir. Ama bu sorumluluk ne şekilde yerine getirilmelidir?Bir yanda, terör ve terörizm sorunu, Türkiye'yi uzun yıllardan bu yana epeyce meşgul eden, maddi ? manevi ağır maliyetler ödeten ve özellikle son yıllarda milli güvenliğin bir numaralı tehdit maddesi olarak karşımıza durmaktadır. Var olan Kürt sorununun devamı olarak ortaya çıkan şiddet sorunu artık kendi başına değerlendirilebilecek bir noktadadır. Her ne kadar iç içe geçmiş de olsalar, bu iki sorun karşısında ayrı ayrı çözüm paradigmaları geliştirilmesi zorunluluk arzetmektedir. Diğer yanda, Türkiye'de her geçen gün daha da gelişen ve inisiyatif alarak büyüyen bir sivil toplum bulunmaktadır. On yıllardır, Türkiye'de sivil toplumun kendi geleneğini oluşturduğunu söylemek bile iddialı olmayacaktır. Oluşturduğu geleneğini de arkasına alarak, geleneksel güç merkezlerini değişime zorlamaktadır. Gelişen sivil toplumun beraberinde getirdiği değişim, devletin aşmakta zorlandığı sorunların çözümü için ihtiyaç duyulan aklı geliştirebilecek midir?Bu çalışma, gelişen sivil toplum aklının, Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı, Kürt ve şiddet sorunları başta olmak üzere, sorunların çözümünde nasıl bir rol oynayabileceğinin araştırılmasıdır. PKK var olan Kürt protestosunun bir sonucu olarak ortaya çıkmış ve radikalleşerek terörize olmuştur. Kendisinde var olan ideolojik birikimi ve Kürt halkının taleplerini birleştirmiştir. Taleplerini gerçekleştirebilmesi içinse terörü bir araç olarak benimsemiştir. Devletin ukdesinde bulunan, meşru şiddet kullanma ve legal alanı belirleme, ayrıcalıklarını başarılı bir şekilde kullanamaması örgütün kitle kazanmasına neden olmuştur. Sonuç olarak, gelinen noktada Kürt sorunu ve şiddet sorunun kesişim kümesinde hayli büyük bir kitle bulunmaktadır. Bu kaygan kitle, ya Kürt sorununun çözülmesiyle marjinal şiddet hareketi olarak zayıflayacak yahut da Kürt sorununun çözümsüzlüğüyle şiddet sorunu çığırından çıkacaktır.Çalışmada sorunun tespiti ve sivil toplumun sorun çözücü rolü, bölgede yapılan derinlemesine mülakatlarla ve teorik tartışmalarla ortaya konulmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Sivil Toplum, PKK- KONRA- GEL, Talepler, Legal Alan.
1980-2021 döneminde jandarma bölgesinde meydana gelen terör olaylarının incelenmesi: Gaziantep ili örneği
Bu çalışmanın amacı Gaziantep ili Jandarma bölgesinde meydana gelen terör olaylarını incelemek ve bu özgün çalışma sonucunda elde edilen sonuçları alan yazına kazandırmaktır. Araştırmanın Gaziantep örneğinde yapılmasının sebebi: bu ilin terör eylemlerinin sıklıkla yaşandığı Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alması ve Türkiye'nin güvenlik stratejisi açısından önemli bir konumda bulunmasıdır. Araştırma Türkiye'de şiddetli terör eylemlerinin yaşandığı 1980-2021 yılları arası dönemi kapsamaktadır. Bu kapsamda Gaziantep Valiliği'nden ve Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığından alınan izinler doğrultusunda temin edilen ikincil veriler doküman analizi ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırmanın sonucunda Gaziantep ili Jandarma bölgesinde 1980-2021 yılları arasında toplam 492 adet terör eylemi olduğu, bu eylemlerin 21 farklı eylem şeklinde tezahür ettiği ve eylemlerin 9 farklı terör örgütü tarafından gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Bu örgütler arasında eylem sürekliliği bakımından PKK/KCK terör örgütü; eylem yoğunluğu bakımından ise PKK/KCK terör örgütünün yanı sıra FETÖ/PDY ve DEAŞ terör örgütleri ön plana çıkmaktadır. Yapılan araştırma neticesinde Gaziantep ilinde ilk terör olayının 1980 yılında başladığı ve yaşanan terör eylemlerinin 1990 yılı sonrasında dramatik bir şekilde artış gösterdiği saptanmıştır. Terör eylemlerinin en çok yaşandığı ilçe İslâhiye ilçesi olarak belirlenmiştir. Oğuzeli ilçesi ise 2014 yılından sonra bazı terör örgütlerinin hedefi haline geldiği görülmektedir. Gaziantep ilinde yaşanan terör eylemleri kolluk kuvvetleri tarafından başarılı bir şekilde opere edildiğinden 914 şüpheli etkisiz hale getirilmiştir. Bu terör eylemleri sonucunda 41 vatandaşımız mağdur edildiği ve 8 adet kritik tesisin ise zarar gördüğü tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Terör, Gaziantep, Güneydoğu Anadolu, Güvenlik, Jandarma.
Terörizmin az gelişmişliğe etkisi: Türkiye ve Nijerya'nın karşılaştırılmalı analizi
Bu araştırmada Türkiye ve Nijerya özelinde terörizmin az gelişmişliğe etkisi araştırılmıştır. Terörizmin az gelişmişliğe etkisinin her bölgede aynı olup olmadığı sorusu üzerinden hareket eden bu çalışma aynı zamanda ülkelerin siyasi, sosyal ve ekonomik yapılanmasının terörle mücadelede ki etkisinin üzerine odaklanmıştır. Terörizmin türlerinin arasında yıkıcılık açısından oluşan farklılıklar da ayrıca sorgulanmıştır. Bu çalışmanın iddiası hangi türü olursa olsun terörizmin aynı olumsuz etkiyi ortaya çıkardığı yönündedir. Çalışmanın ilk aşamasında konu ile ilgili kaynaklar taranarak, literatür taraması yapılmıştır. İkinci aşamada ise 2014-2022 yılları arasındaki Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde yaşanan olaylar, birebir gözlemler ve basından toparlanan gerçek olaylar üzerinden analiz edilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda terörizmin az gelişmişliğe net bir şekilde etkisi olduğu, oluşan etkinin ülkenin geneline yayılması ya da bir bölgede sınırlı kalmasının mümkün olduğu bu durumada ülkenin siyasi , sosyal ve ekonomik yapısının neden olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bu çalışmada örnek olarak seçilen dini istismar eden terör örgütü olan Boko Haram ve etnik yapıyı istismar eden terör örgütü olan PKK'nın terörizmin iki farklı türünün temsilcisi olmasına rağmen etki ettiği alanlarda aynı olumsuz etkileri oluşturduğu tespit edilmiştir. Terörizmin hangi türü olursa olsun etki ettiği alanda oluşturduğu etki aynıdır. Sosyal, siyasal ve ekonomik durumu bozduğu aşikardır.
PKK terör örgütünün 2010 sonrası dönemdeki ideolojik ve taktiksel dönüşümü
Son on yılda Suriye'de artan siyasi istikrarsızlık ve iç karışıklığın yarattığı otorite boşluğunu terör örgütleri doldurmaya başlamış ve bu durum Türkiye'nin de güney sınır güvenliği için tehdit haline gelmiştir. Yıllardır mücadele verdiği Kürdistan İşçi Partisi (Partiya Karkarén Kurdistané/PKK) terör örgütünün Suriye uzantısı olan Demokratik Birlik Partisi (Partiya Yekitiya Demokrat/PYD) terör örgütüne karşı sınır ötesi operasyonlar gerçekleştiren Türkiye, sınır güvenliğini sağlamak ve bölgeden zorunlu göç etmek durumunda kalan insanlara da ev sahipliği yapmak zorunda kalmıştır. Son dönemde PYD Suriye'nin kuzeyinde kısmen sağladığı kontrolle ve DEAŞ terör örgütüne karşı başka devletlerin gerek mühimmat gerekse finansal desteğini alarak ön plana çıkmıştır. Bu kapsamda çalışmamızda Suriye iç savaşıyla birlikte başlayan süreç, PKK geleceği için bir dönüm noktası olarak ele alınacaktır. Bu çerçevede 2010 sonrası dönemle birlikte PKK'nın Suriye'deki etki ve yetkisini PYD'ye bırakmaya başladığı ve PKK'nın geleneksel yönetici kadroları ile PYD'nin yönetim kadroları arasında ayrılık süreçlerinin hızlanma olasılığının artıp artmadığı iddiası araştırılacaktır. Söz konusu iddia dahilinde ise çalışmamızda PKK terör örgütünün kuruluşundan günümüze kadar yaşadığı ideolojik ve taktiksel dönüşüm analiz edilecek, PKK'nın uluslararası konjonktürle birlikte Suriye'de artan gücü, bu gücün bir sonucu olarak da PYD'nin gelişim süreci irdelenecektir. Sonuç olarak ise PKK ve PYD arasındaki ilişkinin geleceğine dair bir perspektif sunulmaya çalışılacaktır.
Sosyo-kültürel strateji ve projelerin PKK ile mücadelede etkisi
Türkiye yaklaşık 30 yıldır ulusal güvenliğini tehdit eden ayrılıkçı ve bölücü terörle mücadele etmektedir. Bu mücadelede her iki taraftan kaç kişinin öldüğü, kaç kişinin yaralandığı ve maliyetinin ne olduğu net olarak bilinmemektedir. Terörle mücadelede başarı için ortaya konan kavramlar ve stratejiler uygulamada ne kadar karşılığını bulduğu ise tam bir tartışma konusudur. Terörle mücadele adına son yıllarda özellikle sosyo-kültürel alanlarda bölge halkına yönelik çalışmalar dikkati çekmektedir. Bu çalışmada, günümüze kadar sosyo-kültürel alanda ayrılıkçı ve bölücü terörün önlenmesi maksadıyla ortaya konmuş projeler; raporlar, istatiksel veriler, üst düzey devlet yetkililerinin yazılı ve sözlü beyanları ışığında analiz edilmiş, başarı durumları belirlenmiş ve bu alanda yapılması gereken projeler ortaya çıkarılmıştır. Bu çalışma neticesinde terörü önlemeye yönelik ortaya konan sosyo-kültürel projelerin terörü önlemede olumlu yönde etkili olduğu ancak tek başına yeterli olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Terörle mücadele, Strateji, Sosyo-Kültürel
Terör örgütlerinin algı yönetimi faaliyetleri, PKK örneği
Türkiye'de terörizm uzun yıllar ülke gündemini meşgul etmiş ve halen de etmektedir. Ülke enerjisini terörizme harcayarak siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik alanda hedeflerinin gerisinde kalmıştır. Türkiye'nin terörle mücadelesi güvenlik boyutunda etkili düzeydedir ancak terörle mücadelede çok boyutlu ve etkin mücadeleyi sürekli kılamaması nedeniyle terör, Türkiye'nin en büyük sorunlarından biri olmaya devam etmektedir. Terörizmin değişen dünya şartlarına göre nasıl bir değişim ve dönüşüm geçirdiği, iletişim ve teknolojiden yararlanma kabiliyetleri, propaganda ve algı yönetimi faaliyetlerini kullanma biçimleri ele alınmıştır. PKK/KCK Terör örgütü özelinde terörizmin psikolojik boyutu ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışmada PKK/KCK Terör örgütü hakkında temel bilgilere yer verilmiş, ayrıntılara girilmemiştir. PKK/KCK Terör örgütünün propaganda ve algı yönetimi faaliyetlerindeki amacı, stratejileri, araç ve yöntemleri ele alınmıştır. Nitel ve Nicel araştırma yöntemleri ile ikincil kaynaklardan yararlanılmıştır. PKK/KCK Terör örgütü ile ilgili olarak alan çalışmalarından örnek olay/durum/tutumlarla, algı yönetimi faaliyetlerinin toplumsal hayata yansımaları ele alınmıştır. Anahtar kelimeler: Pkk, Terör, Propaganda, Algı Yönetimi
PKK'nın hâkimiyet stratejisinde şiddet kullanımı
Terör ve terörizm genel olarak baskı ve korku ile güvensizlik atmosferi oluşturarak halkı siyasi otoriteyekarşı caydırmaya çalışmaktır. Bu güvensizlik ortamında hem açık amaçlarını hem de gizli amaçlarına ulaşabilmek için şiddet kullanımını tercih eden bu tip illegal organizasyonlar hem halka hem de siyasi otoriteye karşı bu yöntemi kullanmaktadır. Bu açıdan bakıldığı zaman Türkiye Cumhuriyeti'nin uzun yıllardır karşı karşıya kaldığı terörizm faaliyetleri birçok olumsuz sonuçlara sebep olmuştur. Terör örgütü PKK'nın Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik yapısını, birlik beraberliğini, ekonomisini ve huzur ortamını hedef alan birçok eylemi olmuştur. Örgüt zaman içerisinde bu tür terör eylemlerini gerçekleştirerek silahlı mücadelenin yanında siyasallaşma çabasının da olduğugörülmektedir. Örgüt silahlı eylemler ve baskılar neticesinde baskı altında tuttuğu bölge halkının desteğini alarak siyasi anlamda amaçlarına ulaşmaya hedeflemiştir. Terör örgütü bu siyasallaşma sürecinde ortaya çıktığı coğrafyanın etnik anlamda temsilcisi olduğunu öne sürerek Kürt kökenli vatandaşları etkisi altına almaya çalışmıştır.
Terörün dönemsellik bağlamında trendleri: PKK örneği
Tarihsel süreçte güvenlik terimine farklı anlamlar yüklenildiğini görmekteyiz. Günümüzde ise küreselleşmenin de etkisiyle kavramın yeni çeşitleriyle karşılaşmaktayız. Bu kavramın değişmesinin yanında terör unsurlarının da değiştiğini yeni yöntemler geliştirerek taktik değişikliğine gittikleri ortadadır. Tabi bu taktik değişikliğine karşı, devletlerin buna nasıl karşılık verdiği, klasik yöntemlerle mi yoksa Türkiye'nin de yaptığı gibi yeni yöntemlerle mi mücadele verdiği önemlidir. Çalışmada PKK'nın Türkiye'nin güvenliğinin bozulmasında bir paravan olarak nasıl kullanıldığını araştırarak; Türkiye'de ki hangi gelişmelerin PKK'nın kullanılmasına sebep olduğu araştırılmıştır. İç güvenlikle birlikte ülke güvenliğine de olumsuz sonuçları sebep olan PKK'yı, PKK'yla mücadelede değişen, yerlileşen ve millileşen silah envanteriyle birlikte konsept; sorunun arkasındaki asıl amacın devletin güvenliğinin ve bekasının hedef alındığı araştırılmıştır. PKK'nın, Türkiye'nin ulusal ve bölgesel alanda daha etkin ve bağımsız kararlar alan bir devlet olmasının engellenmesinde kullanıldığı ortaya konulmuş olup, konu dünya konjonktürüyle birlikte incelenmiştir. Anahtar kelimeler: PKK/KCK, Proje Örgüt PKK, PYD/YPG, PKK'ya Verilen Dış Destek
Terörizmle mücadelede istihbarat kullanımı: Türkiye ve PKK terör örgütü örneği
Etnik sorunlar, başlangıçta iç politikanın bir parçası olarak ortaya çıksalar da kısa sürede uluslararası politikanın bir parçası haline gelerek devletlerin ulusal ve bölgesel varlığını tehlikeye atmaktadırlar. Etnik temelli terör örgütleriyle mücadele etmek zorunda kalan devletler, bu çatışmaların sona ermesi için çeşitli parametreleri kullanmaktadır. Başlangıçta askeri yöntemlere başvurularak belirli bir düzeyde başarı elde edilebilse de klasik terörle mücadele süreçlerinin etnik terörden kaynaklanan çatışmaların çözümünde yetersiz kaldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, etkin bir mücadele için sorunun temel nedenleriyle bütüncül bir şekilde mücadele etmek gerektiği anlaşılmıştır. Bu bağlamda, bilgiye olan ihtiyaç ve bu bilgiye erişme kapasitesi için oluşturulan istihbarat kurumlarının hayati öneme sahip olduğu açık bir gerçektir. Bu nedenle çalışmanın temel amacı, Türkiye'de terörizmle mücadelede istihbaratın rolünü ve istihbarat sağlayan kurumların tarihsel süreç içindeki yapısal, yasal ve teknolojik gelişimini açıklamaktır. PKK terör örgütü vaka olarak ele alınmış ve örgütün kuruluşundan bugüne kadar olan süreçte Türk istihbarat kurumlarının yapısal, yasal ve teknolojik değişiklikleri incelenmiştir. Araştırma, geleneksel güvenlik sistemlerinin, askeri veya istihbarat teşkilatlarının asimetrik tehditlerle etkili bir şekilde mücadele edemediğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle, terörizmle mücadele eden ülkelerin başında gelen Türkiye'nin, istihbarat kapasitesini artırmak ve güvenlik sistemlerini sürekli geliştirmek zorunda olduğu vurgulanmıştır. Ayrıca, araştırma Türkiye'nin terörizmle mücadelesinde istihbarat ihtiyaçlarının değiştiğini, askeri ve istihbarat kurumları arasındaki görev ve yetki dağılımının yeniden şekillendiğini, yeni sorumlulukları yerine getirecek organizasyon yapılarının oluşturulduğunu ve teknolojik gelişmelerin istihbarat kurumlarına entegre edilmeye çalışıldığını göstermektedir. Ayrıca, teknolojinin gelişmesiyle birlikte ortaya çıkan yapay zekâ destekli modelleme ve simülasyon çalışmalarının, terörizmle mücadelede kullanılabileceği gibi istihbarat kurumlarının gelişimi ve eksikliklerinin belirlenmesinde de kullanılabileceği vurgulanmaktadır. Böylece çalışma, terörizmle mücadele stratejileri ve istihbarat kurumlarının gelişimine katkı sağlamayı hedeflemektedir.
Terör, PKK ve dış destek
Özellikle 2.dünya savaşından sonra dünya dengelerindeki değişim ve uluslar arası ilişkilerde farklılaşmalar sıcak savaşların yerini soğuk savaşlara bırakmasına neden oldu. Soğuk savaşın gereği olarak ortaya çıkan psikolojik savaş ve bu savaşın vazgeçilmez unsuru, düşük yoğunluktaki çatışmalar, Amerika' ya yapılan saldırı ile ?Küresel Terör? şeklini aldı. Bu gün Terörizm tüm devletler, etnik yapılar ve toplumun tamamını tehtid eden çok önemli bir sorundur. Türkiye' de Terörün sebebi içinde bulunduğu koşullardan kaynaklanmaktadır ve dışarıdan desteklenmektedir. Bu çalışma Kürdistan işçi partisi (PKK) Terör örgütünün düşüncelerini, örgütsel yapısını ve siyasal şiddet stratejisini inceleyecektir. Kürt milliyetçiliğinin üzerine oturduğu, sosyal, ekonomik ve siyasi faktörler bağlamında son dönemde bu fikir sahipleri PKK Terör örgütünün ve uluslar arası güçlerle ilişkilerini de göz önüne alarak Tarihsel süreci anlatılmaktadır.
Terör ve devletleşme amacı: PKK üzerinden bir inceleme
Terörizm günümüzde etkinliğini sürdürürken terör örgütleri, ideolojileriyle birlikte faaliyetlerini gerçekleştirmekte ve zaman içerisinde devletleşme sürecine girmektedirler. 11 Eylül saldırıları sonrası oluşan uluslararası terörizm kavramı ve beraberinde terör örgütlerinin uluslararası alanda kimlik kazanması, terörizme olan bakış açısının değişmesine sebep olmuştur. Teknolojinin gelişmesi, terör örgütlerinin sahip olduğu kaynakların ve teçhizatın da gelişmesini etkilerken bir ülkenin tek başına mücadele edemeyeceği güç potansiyeline ulaşmalarını sağlamıştır. Bu sebeple terörizmle uluslararası bir mücadelenin yürütülmesi gerektiği düşüncesi hâkim olmuştur. Türkiye, stratejik konumu itibariyle her dönem terörden etkilenmiştir. Özellikle Suriye krizi sonrası bölgede faaliyet gösteren DEAŞ terör örgütünün gerçekleştirdiği saldırılar ve çözüm süreci sonrası PKK saldırıları Türkiye'nin hedef ülke olduğunu göstermektedir. Çalışma, PKK terör örgütünün yapısını ve ideolojisini saptayarak, devlet kurma amacı taşıyan bir strateji içinde olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda terör örgütlerinin devletleşme olasılığı değerlendirilmektedir.
Uluslararası bir terör örgütü olarak PKK ve Türkiye'nin mücadele politikaları üzerinden bir inceleme
Terörizm, geçmişten günümüze kadar varlığını sürdürerek devam etmiştir. Terör örgütleri kendi ideolojilerini ve varlıklarını kabul ettirmek için bir mücadele içerisine girmişler ve devletleşme amacı gütmüşlerdir. Dünya'nın kuruluşundan bu yana terör örgütleri farklı ülkelerde, farklı isimler altında terör eylemlerini günümüze kadar sürdürmelerine rağmen, 11 Eylül 2001'de ABD'de ki ikiz kulelere yapılan saldırılardan sonra uluslararası terörizme bakış açısı farklı boyutlara ulaşmıştır. Dünya üzerinde ki teknolojik gelişmelerin sürekli ilerleyerek devam etmesi, terörizm ile mücadele etmenin ve işbirliği olmadan bir ülkenin bu konuda başarıya ulaşmasının zorluklarını gözler önüne sermiştir. Terör örgütleri gelişen teknolojik ilerlemeler ekseninde kendilerini yenilemişler ve daha farklı ve daha etkili terör saldırıları düzenlemeye başlamışlardır. Bu ve daha birçok nedenlerden dolayı,terörizm ile mücadele de uluslararası işbirliğinin zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Türkiye, otuz yıldan uzun bir süredir çeşitli terör örgütlerinin saldırılarına uğramış ve bu saldırılar günümüze kadar devam ederek gelmiştir. Türkiye üzerine terör saldırıları düzenleyen örgütlerinin başında PKK gelmektedir. Türkiye'nin konumu itibari ile dünya üzerinde stratejik bir noktada bulunması, bu saldırıların temel kaynağını oluşturmuştur. Türkiye gelişen teknolojisi ve ekonomisi çerçevesinde, terörizmle yapılan mücadele de daha güçlü bir duruma gelmiştir. Son zamanlarda teröre karşı daha etkili sonuçlar alınmaya başlanmış ve PKK terör örgütüne akan finansın önü büyük ölçüde kesilmeye başlanmış ve aynı zamanda askeri önemli operasyonlarda etkisini göstermeye başlamıştır. Çalışma, ulusal ve uluslararası bir sorun olan terörizm kavramını, terör örgütlerinin yapısını, finans kaynaklarını, devletleşme çalışma ve girişimlerini, PKK terör örgütünün Türkiye'de yaptığı terör eylemlerini, terörizm ile mücadelede neler yapılabileceğini değerlendirmektedir.
Medya ve jeopolitik ilişki: Zeytin dalı operasyonu çerçeve analizi
Kaldor'un (1990) sözlerini açımlayacak olursak, dünyayı tasvir etme şeklimiz, seçtiğimiz kelimeler, onu nasıl gördüğümüzü ve nasıl davranmaya karar verdiğimizi tanımlar. Medya, dünyanın farklı yerlerindeki olayları yayınlayarak bu olayların önemliliğine ve aktörlerinin inşasına katkıda bulunabilir. Bu da, aynı olayın farklı medyalarca farklı şekilde betimlenmesi sonucuna yol açabilir. Buna uygun olarak, Eytan Gilboa (2009) medyayı jeopolitik kriterlere göre analiz etmek için multidisipliner bir yaklaşım önermiştir: yerel, ulusal, bölgesel, uluslararası ve küresel. Böylece, medyanın bu seviyeleri içerisinde, spesifik bir yerel oluşuma ilişkin söylem sapmalarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Zeytin Dalı Harekâtı'nın jeopolitik kriterlere göre farklı medyalar tarafından nasıl çerçevelendirildiğini anlamak için bu çalışmada uygulanan söz konusu yaklaşımın temel amacı; harekâtın kamuoyuna tanıtımı, amaçlarının açıklanması ve aktörlerinin karakterizasyonu ile ilgili ulusal ve uluslararası tasvirini anlamak ve bu üç çerçevenin birleşik bir bağlamsal bütünlük sunmak için bir araya gelip gelmediğini anlamaktır. Bunun için, bu makalenin 3 ana sorusu, 3 farklı mikro kategoride düzenlenmiştir: Giriş, amaçların açıklamaları ve aktörlerin tasviri. Bu mikro kategoriler de kendi içlerinde farklı medyaların Zeytin Dalı Operasyonu'nu her bir mikro kategoriye göre nasıl çerçevelediğinin tanımlarına karşılık gelen makro olarak alt-kategorilere ayrılmıştır. Bu doğrultuda Zeytin Dalı Operasyonu'nun 1. Günü olan 20 Ocak 2018 ve Türk Silahlı Kuvvetleri ve Özgür Suriye Ordusu'nun zafer ilan edişinin 2 gün sonrası olan 20 Mart 2018 tarihlerini kapsayan iki aylık bir zaman diliminde ulusal ve uluslararası yayınlar incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar, Zeytin Dalı Operasyonu'nun gerçekten de farklı medyalarda farklı olduğunu doğrulamıştır, ancak en çok çerçeve ulusal düzeyde bulunmuştur.
Terör kaynaklı iç göç: Nusaybin'den Mardin'e göç edenler üzerine bir araştırma
PKK terör örgütünün çatışma ortamını kırsaldan kentlere taşıması hem toplum hem de kamu güvenliği açısından tehlike arz etmiştir. Bu dönemde can ve mal güvenliği kalmayan, yaşam imkânları kısıtlanan insanlar göç etmek mecburiyetinde kalmışlardır. Hendek/barikat eylemleri nedeniyle yaşanan göç her ne kadar can güvenliği tehlikesini ortadan kaldırmış olsa da, aslında farklı birçok probleminde ortaya çıkmasına neden olmuştur. Çalışma, hendek/barikat eylemleri nedeniyle göç etmek zorunda kalan insanların yaşadıklarını ve hissettiklerini sosyolojik açıdan anlamayı ve açıklamayı amaçlamaktadır. Hendek/barikat eylemleri nedeniyle göç etmek zorunda kalan insanların yaşadıklarına ışık tutmayı amaçlayan bu çalışma, olaylar nedeniyle Nusaybin'den Mardin'e göç edenler arasından 380 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Bu 380 kişiye 67 sorudan oluşan bir anket formu uygulanmıştır. Çalışma neticesinde elde edilen görüşme verileri de ayrıca değerlendirmeye alınmıştır. Çalışma sonucunda, göç etmek zorunda kalan insanların maddi-manevi yönden, konut bulma açısından ve psikolojik bakımdan ciddi anlamda çok büyük sorunlar yaşadıkları bulgularına ulaşılmıştır. Göç edenlerin, genel anlamda yaşananların sorumlusu olarak PKK terör örgütünü gördükleri saptanmıştır. Yaşanan olayların kişilerin gerek siyasi görüşlerinde, gerek hayata bakış açılarında, gerek yaşam standartlarında kısacası hayatlarının birçok alanında büyük değişikliklerin yaşanmasına neden olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca göç edenlerin büyük çoğunluğunun, çatışmalar sona erdiğinde ve yaşam koşulları normale döndüğünde eski yerleşim yerlerine geri dönmek istediği anlaşılmıştır.
Terörle mücadelede psikolojik harekât ve psikolojik harekâtın PKK terör örgütü mensuplarının aileleri üzerindeki etkisi
Türkiye'de yıllardır devam eden terör sorununun oldukça büyük ekonomik maliyete ve insan kayıplarına sebebiyet verdiği bilinmektedir. Terörle mücadelede askeri önlem konseptine yönelik çabaların yetersiz kaldığı, bu tür gayretlerin yanı sıra; 'Bilgilendirme ve Önleme Faaliyetleri' kapsamında psikolojik harekât çalışmalarının da problemin çözümü için gerekli olduğu artık tartışma götürmez bir gerçektir. Bu faaliyetler, şüphesiz sadece güvenlik birimlerinin 'Bilgilendirme ve Önleme Faaliyetleri' ile sınırlı kalmamalıdır. Mücadele, şüphesiz devletin tüm organları ile topyekûn gerçekleştirildiği takdirde başarıya ulaşılabilir. Bu tez, Türkiye'nin kronikleşen sorunlarından biri olma konumunu sürdüren 'terör' gerçeğini bugüne kadar yürütülmüş olan psikolojik harekât çalışmaları bağlamında ve 'PKK' özelinde bilimsel verilere dayalı olarak değerlendirerek, şu ana kadar ortaya konulmuş olan parametreleri daha sağlıklı analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bu paradigma doğrultusunda örgüt mensuplarının aileleri ile 'derinlemesine mülakat' yöntemiyle yürütülen araştırmada; devlet kurumlarının bilgilendirme ve önleme faaliyetleri kapsamında uyguladığı psikolojik harekâtın bir değerlendirilmesinin yapılması hedeflenmiştir. Bu çalışma, sadece güvenlik birimlerinin önleme faaliyetlerinin nasıl ve ne şekilde olması gerektiğini değil, aynı zamanda tüm devlet organları tarafından yapılabilecek iş ve işlemlerin kuramsal dayanaklarının betimlemesini içermesi açısından da ayrıca öneme arz etmektedir. Bilimsel yöntemlere sadık kalınarak yürütülen bu araştırmada, sonuçları itibariyle değer atfedilmesi gereken bulgulara ulaşılmıştır. Bu bağlamda, "ÇÖZÜM" olarak adlandırılan ve 'toplumsal uzlaşı arama süreci' şeklinde ifade edilmesi mümkün olan sürecin bir değerlendirmesinin de yer aldığı bu çalışmanın; bugüne kadar eksik ve hatalı aşamaların tespit ve revize edilmesine ve toplumsal bir mutabakata zemin hazırlanmasına katkı sağlayacağı beklenmektedir.
Türkiye'de terör ve terör örgütlerinin sürekliliğine sebep olan faktörler: PKK örneği
Türkiye uzun bir süre çeşitli terör örgütlerinin hedefindeki bir ülke olmuş ve olmaya da devam etmektedir. Türkiye'ye yönelik en önemli terör saldırılarının başında PKK terör örgütü gelmektedir. PKK terörü gerek ekonomik olsun gerek insani olsun birçok yönden ciddi zararlara neden olmuş ve Türkiye'nin en büyük sorunlarından birini teşkil etmiştir. Türkiye, PKK terörüyle mücadelede önemli başarı sağlamıştır. Ancak bütün çabalarına ve gayretlerine rağmen etnik-ayrılıkçı terörü tamamıyla ortadan kaldırması mümkün olmamıştır. Bunun nedeni terör örgütlerini yaşatan ve hayatta tutan dış destek, önemli finans kaynaklarına sahip olmak, üye katılımlarının devamlılığı gibi birçok önemli faktörlerin PKK terör örgütü tarafından geniş kapsamlı bir şekilde kullanılması olmuştur. PKK, faaliyetlerini yürütmek ve sürekli hale getirmek için çeşitli kaynaklara yönelmek zorundadır. Çünkü terör faaliyetleri süreklilik gerektiren faaliyettir. Bu çerçevede PKK, devamlılığına etki edecek faktörlerden aynı anda hepsinden yararlanmaktadır. Bu bağlamda da Türkiye'nin PKK terörünü tamamıyla yok etmesi için PKK'nın bütün kaynaklarını kurutması gerekir. Ancak bu sayede terörün devamlılığının önüne geçebilir. Aksi takdirde teröre karşı tam anlamıyla başarı sağlamak hayal olacaktır. Bu çalışmada Türkiye'ye yönelik en büyük terör tehdidini oluşturan ve Türkiye'nin gündemini uzun süre meşgul eden bölücü terör örgütü PKK'nın kuruluşundan günümüze kadar sürekliliğini sağlayan etmenlerin neler olduğu incelenmiştir. Anahtar kelimeler: Terör, Terörizm, Terör Örgütleri, PKK, Terörün Sürekliliği.
Terörün ekonomik etkileri
Terörist eylemlerin ülke ekonomilerine büyük zararlar verdiği bilinen ve tartışılmaz bir gerçektir. Terör örgütleri, terör eylemlerinin amaçları ve terörün sonuçları kitaplara, makalelere, araştırmalara ve oturumlara konu olmaktadır. Dünyada terör örgütlerinin gerçekleştirdiği eylemlerin ülke ekonomilerine olan olumsuz etkileri ve terörün maliyetleri konusunda birçok araştırma ve hesaplama yapılmış olmakla birlikte, Türkiye'de bu konuda yapılmış çok fazla bir çalışma bulunmamaktadır. Son dönemlerde bazı siyasetçilerin ve akademisyenlerin telaffuz ettiği bazı rakamlar olsa da bu konuda daha ayrıntılı çalışma yapılması ve terörün ülke ekonomisine ve gelişmesine olan zararlarının ortaya konulması ihtiyacı duyulmuştur. Terörizmle mücadele ederken terörist faaliyetlerin ülke ekonomisine etkilerinin detaylı bir şekilde ortaya konulamaması sorunun anlaşılmasını güçleştirmiştir. Bunun yanında terörist eylemler sonucunda ülke ekonomisinin karşılaşacağı etkiyi en aza indirebilmek adına alınabilecek tedbirlerin eksik kalmasına neden olmaktadır. Bu çalışma da Türkiye'de yıllardır devam etmekte olan terörün ekonomik yönden maliyetinin, ülke ekonomisi için hayati önem taşıyan ticaret, turizm, ulaştırma, sigorta, finans, tarım ve hayvancılık gibi sektörleri nasıl etkilediğinin ortaya konulması ve terörist faaliyetlerin ülke ekonomisine verebileceği zararların büyüklüğünü rakamsal ifadelerle göstermek ve eylemler sonucunda ekonomik sektörlerdeki dinamiklerin verdiği olumsuz tepki sonucunda meydana gelen aksaklıkları göstermek amaçlanmıştır. Böylece terör örgütlerinin ve faaliyetlerinin sona erdirilmesinin, ülkenin kalkınmasına, bireylerin refah düzeylerinin artmasına yapacağı katkının gerek bilinçli gerekse bilinçsiz şekilde terör örgütlerine ve faaliyetlerine destek verenleri bir kez daha düşünmeye sevk edeceği kanaatindeyim. Anahtar Kelimeler: Terör, Terörizm, PKK, Ekonomi, Kalkınma
2003 yılı sonrası PKK terör örgütü ile ilgili gelişmeler
Bu yüksek lisans tezi, Türkiye'deki faaliyet gösteren bölücü terör örgütü PKK ve Türkiye'nin bu örgüte karşı verdiği mücadeleyi konu edinmektedir. Bu bağlamda Çalışmada dört bölüme ayrılmış ve dönemler itibarıyla 1984-2003, 2003-2006 ve 2006-2010 dönemleri ile gelinen son aşamayı incelemektedir. Bu çerçevede örgütün, TSK ile 2003 yılına dek giriştiği silahlı mücadele safhası ve bu safhayı kaybetmesinin ardından 2003 yılından itibaren yöneldiği siyasallaşma safhaları iki ayrı kırılma noktası olarak ele alınmıştır. Siyasallaşma safhası ile birlikte PKK terörünün sıradan bir bölücü hareket olmaktan çıkarak büyük güçlerin Ortadoğu bölgesine yönelik planları içerisine dahil edildiği ve otuz yıllık geçmişi olan terörün artık lokal bir problem olmaktan çıktığı anlatılmaktadır.Tez, 2010 yılı içerisindeki olayları da içermesi nedeniyle; gerek sürecin tam bir analizinin yapılabilmesi, gerekse geleceğe dair daha net çıkarımlar oluşturulabilmesi açısından kaynak olabilmesi düşünülerek hazırlanmıştır. Tezin hazırlanmasında kaynak taraması yönteminden faydalanılmıştır.Anahtar Kelimeler: PKK, Terörle Mücadele, Demokratik Açılım Politikası
PKK terör örgütünün ETA ve IRA terör örgütleri ile karşılaştırılması
Bu yüksek lisans tezi, Türkiye, İspanya ve İngiltere'nin bölücü teröre karşı verdiği mücadeleyi konu edinmektedir. Bu bağlamda çalışmada ETA, IRA VE PKK terör örgütleri ayrıntılı ve karşılaştırmalı analizlerle analiz edilmiştir. Çalışma yapısal olarak üç bölüme ayrılmış; ilk bölümde terörün kavramsal boyutu incelendikten sonra ikinci bölümde ETA-IRA ve PKK terörü incelenmiş, bunlar arasında karşılaştırmalar yapılmış, son bölümde ise İspanya, İngiltere ve Türkiye'nin terörle mücadele konusunda geliştirdikleri politikalar değerlendirilmiştir.Bu çalışma, son dönem sıkça gündeme gelen İspanya ve İngiltere modelleri ve PKK-ETA, PKK-IRA karşılaştırmalarına açıklık getirmesi açısından da önemli değerlendirmelerde bulunmaktadır.
Düşük yoğunluklu çatışma konseptinde PKK'nın siyasallaşma hareketleri ve kent faaliyetleri
Terör ve Terörizm, diğer bir tabirle siyasal şiddet hareketleri, insanlık tarihi kadar eski bir olgudur. Tarihte terör, bazen aşağıdan yani politik bakımdan zayıf bir oluşum tarafından egemen güce, bazen de yukarıdan egemen güç tarafından aşağıya, yani halka uygulanmıştır. 20. Yüzyılda özellikle 2. Dünya Savaşından sonra ise dünya dengelerinin değişmesi ve uluslararası ilişkilerin artmasıyla sıcak savaşlar yerini; askeri, politik, sosyolojik, ekonomik, psikolojik unsurlar gibi birçok gücün birlikte kullanıldığı Düşük Yoğunluklu Çatışmalara bırakmıştır. Çağın savaş konsepti olan DYÇ'ler çeşitli güç kullanımının yanında, tarafları ve aktörleri de diğer savaş türlerine göre fazla olan bir çatışma şeklidir. Nitekim, terör ve terör örgütleri Düşük Yoğunluklu Çatışma konseptinin araçları haline gelmiştir.Türkiye Cumhuriyeti Devleti de jeopolitik konumunun hassasiyetinden dolayı Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinden günümüze kadar, çeşitli isyanlarla ve terör hareketleri ile mücadele etmiştir ve bu mücadele halen devam etmektedir. Tezimizin konusu olan terör örgütü PKK da, DYÇ kapsamında değerlendirilebilecek olan Gerilla tarzı bir çatışma stratejisini benimsemiş ve bu yolla sözde temsilcisi olduğu Kürt halkının tümünün desteğini almaya çalışan bir örgüttür. PKK, bu amacına ulaşmak için ilk silahlı eylemi 15 Ağustos 1984 tarihinden itibaren çeşitli şiddet stratejilerine başvurmuştur.Bu bağlamda; PKK, 1999 yılında elebaşısı Abdullah Öcalan'ın yakalanmasının ardından, Düşük Yoğunluklu Çatışmalarda vazgeçilmez unsur olan halk desteğini alabilmek ve halkı örgüt ideolojisi ve yapılanması etrafında toplayabilmek için kır terörünün yanında siyasallaşma faaliyetlerine ağırlık vermiştir. Bu stratejisini, Türkiye'de çeşitli legal siyasi partiler, gençlik yapılanmaları ve kentlerde düzenlenen eylem ve organizasyonlarla uygulamaya koymuştur. Sonuç olarak, bu çalışma PKK'nın siyasallaşma stratejisini ne şekilde ve hangi faaliyetlerle yürüttüğünü ortaya koymak için hazırlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Terör, Düşük Yoğunluklu Çatışma, Gerilla, PKK, Siyasallaşma, Gençlik Yapılanması, KCK.
Türkiye'de Kürt sorunu ve barış süreci
Uzun bir geçmişi bulunan Kürt sorunu 1990?lardan sonra hızla dikkatleri üzerine toplamaya başlamıştır. Yükselen Kürt hareketi ve PKK terörü bu durumun başlıca sebeplerini oluşturmuştur. Yükselen Kürt hareketi ve PKK terörü, yine bu çerçevede değerlendirilmiştir. 1984 yılında Kürt hareketlerini bünyesinde barındıran PKK, Türkiye, İran, Irak ve Suriye?deki Kürtleri tek çatı altında birleştiren bağımsız Kürdistan anlayışını benimsemiştir. Günümüze kadar, PKK?nın silahlı eylemleri devam etmiştir. 1990?lı yıllar, diğer bir ifadeyle Soğuk Savaş?ın bitimi, Kürt sorununun mahiyetinde önemli değişikliklere sahne olmuştur. Bu dönemde Kürt sorunu, siyasal aktörler tarafından kabul edilmiş ve soruna yönelik demokratik çözüm arayışları başlamıştır. Ancak yine de, Kürt sorunu konusundaki geleneksel yaklaşımları kırmak mümkün olmadığından, çözüm arayışları söylem olarak kalmıştır. 2000?li yıllarda ise önceki dönemin söylemlerinin somut adımlara dönüştüğü görülmektedir. Bunun en önemli nedeni, Soğuk Savaş?ın sona ermesi ile başlayan, ?insan hakları? ve ?demokrasi? kavramlarının yükselişidir. Türkiye, uluslararası liberal sisteme uyum sağlayabilmek için, tüm demokrasi sorunlarını çözme zarureti ile karşı karşıya kalmıştır. Nihayetinde Hükümet, Kürt sorununun çözümü için, Demokratik Açılım Projesi?ni önermiştir. Demokratik Açılım Projesinde bugün, en son gelişmeler olarak demokratik açılım süreci devam etmekte ve meyvelerini vermeye başlamaktadır. Bu süreç içinde, esir memurların bırakılması, silah bırakılması ve PKK?nın geri çekilmesinin başlaması gibi olaylar örnek gösterilebilir. Yaşanan olumlu gelişmeler kapsamında bu süreç, ABD, AB ve diğer yabancı ülkeler tarafından da desteklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Kürt Sorunu, PKK, Demokrasi, Demokratik Açılım Projesi, Barış Süreci
Türkiye'ye yönelik terör örgütleri ve Türkiye'nin terörizmle mücadelesi
Terörizm, bugün Türkiye ve uluslararası toplumun en büyük sorunlarından birini teşkil etmektedir. Uluslararası arenada müşterek bir tanımlaması yapılamayan bir kavramın, çözümü de ne yazık ki bir türlü gerçekleşememektedir. Sahip olduğu coğrafyanın özellikleri, jeopolitik konumu, sahip olduğu ekonomik, sosyal, kültürel ögeleri ve insan kaynağı bakımından bölgesinde bir güç olması beklenen Türkiye; kuruluşundan günümüze kadar birçok terör dalgası ile karşı karşıya kalmıştır.Türkiye'nin en önemli sorunu olarak görülen bu sorunu irdelemeye yönelik olarak hazırlanan bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümününde; terörizm, terör ve terörizmle mücadele kavramlarını tanımlama sorunu ele alınmıştır. Tanımlama sorununun ışığında tanımlamaya yönelik çalışmaları değerlendirmeyi müteakip; terörizmin tarihi, nedenleri, amaçları, türleri ve ulusal ve uluslararası hukuktaki yeri ortaya konmuştur.İkinci bölümde ise, Türkiye'de faaliyet göstermiş olan terör örgütleri ve bu örgütlerin tarihi gelişimleri ortaya koyularak incelenirken, Türkiye'nin bu örgütlere karşı verdiği mücadele ortaya konulmaya çalışılmıştır. Özellikle, büyüklüğü ve uluslararası ortamdan sağladığı destek ile hala Türkiye'nin gündeminin ana eksenini oluşturan PKK terör örgütü ve bu örgüte karşı Türkiye'nin yürütmüş olduğu politikalar üzerinde durulmaya özen gösterilmiştir.Son bölüm ise, PKK terör örgütüne yönelik olarak ortaya konan çözüm önerileri değerlendirilmiştir. Bu kapsamda, ayrılıkçı terör örgütlerine karşı mücadele veren İspanya ve İngiltere örnekleri üzerinde durulmuştur. Bölümün sonunda ise, Türkiye'nin PKK terör örgütüne karşı verdiği mücadelede alması gerektiği düşünülen konular incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Türkiye, terörizm, terörizmle mücadele
The Northern Iraq policy of Turkey
Northern Iraq has been an interesting foreign policy area for the analysis of Turkish foreign policy due to the fact that security concerns have dominated the foreign policy agenda besides economic and socio-cultural issues. However, Turkish interest in Northern Iraq is not limited to security domain; there are other aspects of Turkish interest in Northern Iraq such as historical ties and socio-cultural bonds. Moreover, in order to understand the current relationships between the Kurdish Regional Government and Turkey to analyze Turkish foreign policy towards Northern Iraq, a multi-dimensional analysis on the historical and theoretical ground should be asserted. To assess the Northern Iraq policy of Turkey comprehensively, this study represents the analysis of Turkish foreign policy towards Northern Iraq on the periodical and theoretical basis which consists of the Motherland Party, the Welfare Party and the Justice and Development Party periods. As a result of the periodical and theoretical assessment of Turkish foreign policy towards Northern Iraq, this study has revealed that Turkish foreign policy witnessed foreign policy activism towards Northern Iraq in these periods through the introduction and a peaceful, pragmatist and Islamic identity.